Yazı Duyurusu

Menu

GÜNCEL YAZILAR

Previous
Next

EN SON YAZILAR

AŞK SÖZLERİ

AŞK ŞİİRLERİ

ŞAİRLER VE YAZARLAR

ALTIN ÖĞÜTLER

ÖDEV NOTLARI-DERS NOTLARI

ALTIN SÖZLER

KUTLAMA MESAJLARI

Recent Posts

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

8 Temmuz 2020 Çarşamba / No Comments
George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

20. yüzyılın en etkileyici edebî ve politik şahsiyetlerinden biri olan George Orwell nevi şahsına münhasır bir yazardı. 47 yıllık hayatında aldığı siyasî kararlar, tercih ettikleri ve reddettikleri, tüm bunları kitaplarında başarılı bir şekilde işlemiş olması onun yeni yüzyılımızda da büyük bir yazar olarak kalmasını sağlıyor. Umumiyetle en meşhur eserleri olan Hayvan Çiftliği ve 1984 ile bilinse de aslında yazarlık yeteneğini, edebî ağırlığını görmemiz için bambaşka kitapları da var. Türkçeye çevrilen eserlerine geçmeden önce bir mini biyografi ile onu tanıtmaya çalışayım. İngiliz romancı George Orwell 1903 yılında Hindistan’ın Motihari bölgesinde dünyaya gelir. Babası o yıllarda bir İngiliz kolonisi olan Hindistan’da kamu çalışanı, annesi ise Fransız asıllı bir kadındır. Orwell çocukluk yıllarından itibaren bolca okumalar yapmaya başlar. Özellikle bilim kurgu eserlere meyleden yazar bunun yanında William Shakespeare, Edgar Allen Poe, Charles Dickens gibi yazarları okur. Bugün distopya ve edebiyat dediğimiz zaman akla ilk gelen isimlerden biri olan Orwell yazarlık hayatına üniversite yıllarında başlar. İlk yazılarını mektepteyken yayımlatmayı başarır. Asıl adı Eric Arthur Blair olan yazar bu isminden hiç vazgeçmemiş olsa da, kitapları yayımlanmaya başladıktan sonra onun bir ‘’Blair’’ olduğunu yalnızca yakınları bilirler. Yazar ‘’Orwell’’ soyadını ise İngiltere’de bir nehir olan ‘’River Orwell’’dan alır. Üniversiteden sonra, 1922 yılında Asya’daki Birmanya ülkesine gider ve burada İmparatorluk Polis Teşkilatı için çalışır. Birmanya halkının İngilizler tarafından yönetilmekten hiç de memnun olmadıklarını gören Orwell bu işten günden güne soğumaya başlar ve 1928 senesinde istifa eder. Burada yaşadıklarını 1934’te yayımlanan ‘’Burma Günleri’’ adlı ilk romanında işler. Ardından Paris’te yoksul kesimin içinde yaşamaya karar verir ve buradaki anılarını daha sonra ‘’Paris ve Londra’da Beş Parasız’’ adıyla kitaplaştırır. Siyasî görüşlerinde çeşitlilik olmasına rağmen yazarın sömürge düzeni ve emperyal zihniyetten nefret ettiğini söyleyebiliriz. Zaten Birmanya’daki işinden ayrılıp döndükten sonra çevresine kendini ‘’anarşist’’ ve ‘’sosyalist’’ olarak tanıtır. 1936’da İspanya İç Savaşı’nda da milislerle beraber Franco’ya karşı savaşan Orwell burada ağır yaralanır. 1941 – 1943 yılları arasında BBC için propagandist olarak çalıştığı bilinen Orwell 1943’te ise sol kökenli bir yayın organı olan Tribune dergisinde editörlük yapar. Kendini bir ideolojiye net bir şekilde bağlamamış olan Orwell’ın buna rağmen her zaman politik bir yazar olduğunu söyleyebiliriz. İngiliz romancı 1950’de Londra’dayken tüberküloz nedeniyle hayatını kaybeder. Bu önemli noktalardan sonra kitaplarına geçebiliriz. İşte Türkçe’ye çevrilen tüm George Orwell kitapları!

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

1. Burma Günleri

1934 yılında, otuzlu yaşlarında yayımlanan ilk romanı Burma Günleri, Birmanya’da polis olarak görev yaptığı yılların izlenimlerini anlatır. Burada tanık olduğu sömürge düzeni, onun emperyalizm karşıtı bir fikir zemini oluşturmasına da vesile olur. Hindistan’ın hala bir İngiliz sömürgesi olduğu o yıllarda Birmanya’da polis olan Orwell, işte bu coğrafyada görüp gözlemlediği çoğu şeyi bu ilk romanında bize sunar. Bu kitap aracılığıyla, dönemin İngiliz sömürgelerinin de ne halde olduğunu, halkın yaşayış biçimlerini öğrenebiliriz. Sömürgecilik bitinceye kadar Hindistan ve Burma’da yasaklı olan bu kitabın tanıtım yazısından bir alıntı: ” ‘Bu ülkede bulunmamızın, hırsızlıktan başka bir nedeni olduğunu söyleyebilir misiniz? Bu öylesine kolay ki. İngiltere’nin memuru, Burmalı’nın kollarını tutar, tüccar da adamın ceplerini boşaltır. Britanya İmparatorluğu, İngilizlerin, daha doğrusu Yahudi ve İskoç çetelerinin ticaret tekelleri kurmalarını sağlayan bir aracıdan başka bir şey değildir.’ Bu sözler, George Orwell’in Burma’daki İngiliz sömürgeciliğine bakış açısını yansıtıyor. Kendisi de Burma’da görev yapmış olan Orwell, en başarılı yapıtı olarak tanımlanan Burma Günleri’nde, İngilizlerin bu sömürgedeki yaşamını ve yaptıklarını, yerli işbirlikçileri ve fırsatçıları, yerli halka insanca yaklaşarak İmparatorluğun tutumuna karşı çıkanları, aşk, nefret, tutku çemberinde destansı bir anlatımla ele alıyor.’’


George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

2. Paris ve Londra’da Beş Parasız

Daha önce kitaptan alıntılarla da içeriğe dönüştürdüğüm Paris ve Londra’da Beş Parasız ilk kez 1933’te yayımlanır. Burma Günleri yazarın ilk romanı olduğu gibi, bu kitap da Orwell’ın ilk kitabıdır. Yazar burada, Birmanya’daki polislik görevinden istifa edip Paris’e gittiği, oradaki yoksul kesimin arasında yaşadığı yılları anlatır. Paris’ten sonra Londra’ya uzanan bu döneminde steril olmayan yerlerde konaklar ve çalışır. Paris’te bulaşıkçılık yapar, açlığın ve parasızlığın ne olduğunu birebir deneyimler. Tanıtım bülteninden güzel bir alıntı: ” ‘Beş parasız kalmaktan o kadar çok bahsetmiştiniz ki; eh, işte beş parasız kaldınız ve hâlâ ayaktasınız.’ Paris ve Londra’da Beş Parasız, 20. yüzyılın en büyük romancılarından George Orwell’in, Avrupa’nın iki büyük şehrinde, Paris ve Londra’da yaşadığı sefaleti olanca gerçekliğiyle anlattığı, son derece önemli bir eser. Bir gün Paris’in orta yerinde meteliksiz kalan genç yazar, yoksulluk ve açlıkla mücadele etmeye başlar. Rehineciler, iş bulma kurumları, umut tacirleri, karın tokluğuna günde on yedi saat çalışılan karanlık otel mutfakları arasında sürüp giden Paris macerası, yazarın güç de olsa kendini Londra’ya atmasıyla sona erer ama Londra’da onu çok daha ağır şartlar beklemektedir.’’

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

3. Papazın Kızı

Devrin çeşitli İngiliz kesimlerini görmek için başvuracağınız romancılardan biri olan Orwell, 1935 çıkışlı bu eserinde de İngiltere’deki işçilerin, kadınların ve yersiz yurtsuzların zor dünyasını ele alıyor. 28 yaşında genç bir kız olan Dorothy, annesi onları bırakalı beri babasının ve kasabanın eli ayağı olmuştur. Babasının yemeğini ve banyosunu her daim hazırlar, hiçbir şeyini eksik etmez, hatta kilisede gerçekleşecek faaliyetlerin de hazırlıklarını yapar. Genç kız tüm bu zorluklarla beraber Tanrı’ya sarsılmaz bir derecede bağlıdır. Bağlıdır ama bu yoğun çalışma temposunun içerisinde yaşayacağı ve kendisini aniden farklı bir kesimin içinde bulacağı günler de yakındır: ‘’Taşradaki bir kilise papazının kızı olan Dorothy Hare, babasının tüm görevleri onun üstüne yıkmasıyla dükkân borçlarından mıntıka işlerine, bağış toplamaktan cemaati pohpohlamaya her şeyden sorumlu hale gelmiştir. Dorothy’nin Tanrı’ya inancı tamdır, hayatın kendisine biçtiği rolü şikâyet etmeden kabullenmiştir. Ama bir gün, o güçlü rutin aniden sarsılır ve Dorothy kendini beş parasız halde sokaklarda, tanımadığı insanlarla, ağır işçilik yaparken bulur – dahası, kim olduğunu hatırlamamaktadır. Orwell, bir gecede toplumun bir kesiminden bambaşka bir kesimine taşıdığı Dorothy vasıtasıyla 1930’ların İngiltere’sinde kadınların, işçilerin, evsizlerin haline ışık tutuyor. Deneysel sayılabilecek anlatım biçimleriyle yazarın edebiyatında özel bir yere sahip olan Papazın Kızı, inancın ve inançsızlığın, ahlakın ve düşkünlüğün, paranın ve yoksulluğun sorgulandığı eşsiz bir roman.’’

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

4. Aspidistra

Bir kara mizah eseri olan Aspidistra, yine 1930’lu yılların İngiltere’sinden gerçek bir dünyayı anlatıyor. İlk defa 1936’da yayımlanan bu roman düşük gelirlilerin sınıf atlama ve zenginler dünyasına adımlarını atma arzusunu eleştirel bir dille bize yansıtıyor. Romandan çarpıcı bir ipucu verecek olursak; adını aldığı ‘’aspidistra’’ çiçeği sınıf atlama hayali içinde olan dar gelirli insanların evlerinden asla eksik etmedikleri bir zambak türüdür ve özellikle Viktorya döneminde popülerliğine kavuşmuştur. Onlara göre aspidistra bir statü simgesi olduğu için bu çiçeğin evlerinde bulunmasına önem verirler. Romanın kahramanı Gordon Comstock paranın her şeyi ele geçirdiğini ve herkes üzerinde tahakküm uyguladığını düşünen genç bir şairdir. Yaptığı reklamcılık mesleğine daha fazla tahammül edemez ve orta sınıfın ikiyüzlü hayatından da bunalır. Hayatını günden güne paradan uzaklaşmaya çalışarak yaşayan Gordon bu açıdan bir deneyselliğe soyunur. Yalnızca şair olarak az parayla geçinmeye çalışan bu gözü kara adam gerekirse karşısına sevgilisini dahi almaya hazırdır.


George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

5. Wigan İskelesi Yolu

İlk kez 1937 yılında yayımlanan Wigan İskelesi Yolu, Orwell’ın kurgu ile otobiyografiyi bir arada sunduğu önemli bir yapıtıdır. Önceki iki eserinde de görebileceğiniz sömürge düzeni, halkın yaşama biçimi gibi temalar yazarın bu kitabında da karşımıza çıkıyor. Orwell İngiltere’deki işçi mahallelerinde yaptığı araştırma ve gözlemleri, kendine has üslubuyla başarılı bir şekilde gözler önüne seriyor. Kurgunun, gerçekliğin önüne geçmediği bu yaşanmışlıklarla dolu kitapta İngiltere’deki işçi sınıfı içeriden bir gözle ele alınıyor. Tanıtım bülteninden bir parça: ‘’Wigan İskelesi Yolu, George Orwell’in İngiltere’nin sanayi bölgelerinde bugün de fazla değişim göstermeyen ve zaman içinde siyasal etkisinden hiçbir şey yitirmemiş olan işçi sınıfı yaşamıyla ilgili deneyimlerini aktaran önemli bir inceleme. Sosyal adaletsizlik, korkunç konutlar, madenlerdeki çalışma koşulları, sefalet, açlık ve yaygın işsizlik sorunlarının müthiş bir öfke, insancıllık ve dürüstlükle aktarıldığı bu kitabı Peter Ackroyd, ‘Gerçek deha örneği… Orwell’in bütün öfkesi, hayal kırıklığı, umutsuzluğu ve acısı Wigan İskelesi Yolu’nda en anlamlı ifadesini buluyor,’ diye tanımlıyor.’’

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

6. Katalonya’ya Selam

İspanya İç Savaşı’nda Franco hükümetine karşı mücadele eden milislerin içinde yer alan Orwell, bu kitabında da yaşadıklarını başarılı bir şekilde gözler önüne seriyor. Gerek faşist Franco yönetimi gerekse toplumun mücadelesi savaşta ağır yaralanan Orwell tarafından aktarılıyor. Ayrıca bu mücadeleci kesim arasındaki anarşistlerle komünistler arasındaki ayrımları görmek bakımından da bilgi verici bir kitap. İlk defa 1938’de yayımlanan Katalonya’ya Selam dürüst ve samimi yazarın birinci elden tanıklıklarını içermesi bakımından önemini her daim koruyor. Kitabın tanıtımından aydınlatıcı bir alıntı: ‘’George Orwell’in 1938 yılında yayımlanan kitabı Katalonya’ya Selam, Orwell’in bir milis olarak katıldığı İspanya İç Savaşı’ndaki deneyimlerini konu alır. Orwell’in birinci elden tanıklığına dayanan bu kitap, faşizme karşı yürütülen savaşa ışık tutmanın yanı sıra İspanya’da başlayan toplumsal devrimi, cumhuriyetçiler cephesinde anarşistler ile komünistler arasındaki çatışmaları önyargılardan uzak bir yaklaşımla yansıtmaktadır. Ne var ki yayımlandığı dönemde açık ve çarpıcı içeriği sebebiyle uzunca bir dönem gözlerden uzak tutulmuş, gereken ilgiyi görmemiştir. Yazarın en ünlü kitaplarından 1984 ve Hayvan Çiftliği’nin olgusal arka planını merak edenler için Katalonya’ya Selam muhakkak okunması gereken bir kitaptır.’’

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

7. Boğulmamak İçin

Yazarın ironiyle harmanladığı eserlerinden biridir Boğulmamak İçin. Eserde, romanın başkahramanı olan George Bowling’in Dünya Savaşı’ndan önceki ve sonraki hayatı anlatılıyor. Topluca bir adam olan George Bowling kırklı yaşlarında sigortada çalışan evli bir babadır. Savaşın insanların bireysel hayatlarında yarattığı yıkım ve yabancılaşma eserin iskeletini oluşturuyor. Bowling, savaş sonrası yaşadığı bu yabancılaşmadan kurtulmak adına kendine tek bir yol buluyor: büyüdüğü yere, Binfield kasabasına gitmesi gerektiğine inanıyor. Eserin tanıtımından bir alıntı: ‘’Göbeğinin çapı giderek genişleyen ve evinin taksitlerini ödemekle uğraşan George Bowling kırk beş yaşında, evli ve çocuklu ve yeni aldığı takma dişleriyle kasvetli hayatından çaresizce kurtulmak isteyen bir sigorta pazarlamacısıdır. 1939’da patlak verecek olan savaşın gelişini; yemek kuyruklarını, askerleri, gizli polisi ve zorbalığı görerek modern zamanlardan korkmaktadır. Böylece çocukluğunun dünyasına, huzur ve sükûn dolu bir yer olarak hatırladığı köyüne sığınmaya karar verir. Fakat köyünde aradığını bulabilecek mi, orası şüphelidir.’’

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

8. Balinanın Karnında

Sosyal gerçekliği eserlerine işlemekten asla geri durmayan Orwell bu eserinde ise tek bir olayın etrafında dolanmaktan çok devrin içine düştüğü krizleri, totalitarizmi ele alıyor. Eserin oldukça aydınlatıcı tanıtım yazısı zaten size her şeyi anlatacak: ‘’Yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından George Orwell, ona haklı ününü sağlayan, totaliter rejimler kadar bu rejimleri yaratan insani hırsların da güçlü bir yergisini konu eden romanlarıyla dünya edebiyatında tartışılmaz bir yer edinmiştir. Denemelerinde net bir biçimde görülebilen politik duruşu, güçlü gözlem yeteneği ve yazarın hem hayatla hem metinlerle ilişkisini sorgulama eğilimi ise bu romanların arka planındaki güçlü hayat görüşünü gözler önüne serer. Franco faşizmine karşı İspanya’ya savaşmaya gitmekten, hapishane üzerine yazmak için sahte bir isimle kendini tutuklatmaya; evsizlerin arasına karışarak düşkünlerevinde vakit geçirme çabasından, Britanya’da İkinci Dünya Savaşı’yla birlikte yükselmekte olan antisemitizm dalgasına karşı açık yüreklilikle getirdiği eleştirilere kadar uzanan bir berraklıkla hem de. Orwell’ı bu zenginlikle anlamak adına bir araya getirdiğimiz denemelerinden ‘Balinanın Karnında’, Henry Miller’ın Yengeç Dönencesi üzerinden çağının edebiyat anlayışının dökümünü yaparken, yazarın hayatla kurduğu ilişkinin metinlerine etkisine dair güçlü bir sorgulamaya girişiyor. Tolstoy’un, Shakespeare ve eserlerini ‘şişirilmiş bir balon’ olarak niteleyerek yerdiği risalesiyle girdiği polemik ise edebiyat eleştirisinin tek yanlılığına indirilen keyifli bir darbe. Döneminin güncel konularından evrensele ulaşan çok yönlü bir okuma…’’

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

9. Hayvan Çiftliği

Gelelim yazarın en meşhur iki romanından birincisine. İlk defa 1945 yılında yayımlanan Hayvan Çiftliği fabl tarzında yazılan siyasî bir hicivdir. Eserin kahramanları domuz, kuzgun, köpek gibi hayvanlar olan romanda, Orwell’ın Stalin ve dönemini eleştirdiği herkesçe bilinen bir gerçek. Bir çiftlikte yaşayan bu hayvanlar kendilerinden arsızca istifade eden insanlara karşı başkaldırır ve çiftliğin yönetimini ele geçirir. İsyanın bu ilk aşamasındaki amaç; daha adil ve eşitlikçi bir yaşam kurmaktır. Hayvanlar arasında en akıllılar olarak görülen domuzlar isyandan sonra bir lider kadrosu oluşturur. Oluşturur ama ilk amaçtan dönen, sapanlar da yine lider olarak kendilerini tayin eden domuzlar olur. Baskıcı insan yönetimine karşı mücadele edip kazanan hayvanlar, domuzların önderliğinde bir başka totaliter düzenin içerisine girer. Çizgi film versiyonları da olan ve filme uyarlanmaya başlayan Hayvanlar Çiftliği’nin kapağından naçizane bir alıntı: ‘’Eser, alegorik açıdan zengin bir eserdir ve Sovyetler Birliği, Nazi Almanyası gibi totaliter rejimleri mizahî bir dille eleştirmektedir. Hayvan Çiftliği, özet olarak Stalinizmi yerden yere vururken Sovyetler’in kuruluşundan bu yana gerçekleşen olayları hicveder. Hayvan Çiftliği eserinde adı geçen karakterlerin büyük bir kısmı domuz, kuzgun, köpek gibi hayvanlardır ve bu hayvanlar Stalin, Lenin, Marx gibi tarihî kişilerin alegorisi niteliğindedir.’’

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

10. Kitaplar ve Sigaralar

1946’da ilk defa yayımlanan Kitaplar ve Sigaralar, Orwell’ın kitap fiyatları, okuyucu ve kitaba olan çeşitli yaklaşımlarını derlediği yazılarından oluşuyor. Bir sahafta çalıştığı yıllardan kitapla sigara arasında yaptığı mukayeseye kadar pek çok sosyal gerçekliği kitapta bulabilirsiniz. Kitaptan yazarın akıcı üslubuna bir örnek: “Sahafta çalışırken -eğer sahafta çalışmıyorsanız bu mekanı kafanızda çekici yaşlı beyefendilerin uçsuz bucaksız deri ciltli kitap sayfalarının arasında gezindiği bir tür cennet olarak canlandırmanız ne kadar da kolay beni en çok etkileyen şey gerçek kitapseverlerin az bulunurluğu olmuştu. İlk baskı züppeleri, edebiyat sevdalılarından daha fazlaydı; ucuz ders kitapları için pazarlık yapan doğulu öğrenciler onlardan da çoktu; ama en çok yeğenleri için doğum günü hediyesi arayan kafası karışık kadınlar geliyordu. Örneğin 1897’de çok hoş bir kitap okumuş olan, kendisi için o kitabın bir nüshasını bulup bulamayacağınızı soran sevgili yaşlı hanımefendi. Ne yazık ki kitabın adını ya da yazarını hatırlamıyor, tıpkı hangi konuyla ilgili olduğunu da hatırlamadığı gibi; fakat kırmızı bir kapağının olduğunu unutmamış.”

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

11. Neden Yazıyorum?

Artık sonlara doğru geliyoruz. 1946 yılında ilk defa basılan bu kitabında da Orwell’ın yazarlık sürecine ilişkin ‘’nedenleri’’ öğrenebilirsiniz. Sosyal gerçeklikten hiçbir zaman kopmamış olan yazar okuyucuyu burada da bireyci bir anlayışla karşılamıyor. Kitaba da adını veren ‘’Neden yazıyorum?’’ sorusunu pek çok unsur etrafında cevaplamaya çalışıyor. Yazarın konuşmalarından: “Tüm yazarlar kibirli, bencil ve tembeldir ve yazma dürtülerinin altında bir gizem yatar. Kitap yazmak, acıdan kıvrandıran bir hastalığın uzun süren nöbetleri gibi insanı yiyip bitiren korkunç bir mücadeledir. İnsan, karşı koyamayacağı ve anlayamayacağı bir iblis tarafından itilmese kesinlikle böyle bir işe kalkışmazdı. Biliyoruz ki bu iblis herkeste vardır ve bir bebeğin ilgi çekmek için ciyak ciyak ağlamasına yol açan içgüdünün aynısıdır. Fakat yine de sürekli kendi kişiliğini gizleme mücadelesi vermediği sürece insanın okunabilir hiçbir şey yazamayacağı da bir o kadar doğru.”

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

12. Savaş Günlükleri

İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilere karşı savaşmak için can atan ve bundan hiç çekinmeyen George Orwell bu büyük savaşın ilk dönemlerindeki atmosferi Savaş Günlükleri’nde anlatıyor. Savaşa dair tarihî bir belge olarak da görülebilecek kitapta Orwell pek çok yazar ve politik kimliğe dair görüşlerini de belirtmekten geri durmuyor: ‘’Hitler faşizminin engellenemez gibi görünen ilerleyişinin ardından Fransa’nın teslim olmasıyla değişen dengeler, Londra üzerinde aylarca süren bombardıman ve Almanya’nın Sovyetler Birliği’ne saldırması gibi pek çok kritik sürece tanıklık ederken notlar tutan Orwell, uluslararası politika kadar işgal beklentisi içindeki bir halkın psikolojisini de gözler önüne seriyor. Yurt savunması için milis kuvvetlerine katılan, ardından antifaşist propagandaya katkı sağlamak üzere BBC’de çalışmaya başlayan Orwell’ın dönemin pek çok önemli edebiyatçısı ve siyasetçisine dair izlenimlerini ve yorumlarını da içeren Savaş Günlükleri, savaşın yarattığı psikolojinin hayatın her alanını nasıl etkilediğini gösteren bir belge niteliğinde.’’

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

13. Faşizm Kehanetleri

İki dünya savaşına ve İspanya İç Savaşı’na tanıklık eden, yoksul kesimin içerisinde yaşayarak bunları kitaplaştıran, kısacası 20. yüzyılın girdiği bunalım ve krizleri birebir yaşayan Orwell’ın hiç şüphesiz dünyaya dair öngörüleri de olacaktı. Kışkırtıcı ama dobra üslubunu burada da görebileceğimiz kitabın tanıtım bülteninden bir parça: ‘’Faşizm Kehanetleri başlığıyla derlediğimiz bu metinlerde Orwell, milliyetçilik, Hitler, faşizm gibi İkinci Dünya Savaşı döneminin kaçınılmaz konularından İngiliz mutfağına, H.G. Wells’in dünya devleti görüşü ve Swift’in Gulliver’inin eleştirisinden en iyi çayın nasıl yapılacağına kadar uzanan düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor. Edebiyatla politikanın iç içe geçen ilişkisini Orwell yaşamı boyunca başlıca düsturu olan ‘doğru bildiğini söyleme’ ve yazma tavrıyla birleştiriyor. Okuru ise gerçek bir ustanın kaleminden çıkma eşsiz bir şölen bekliyor.’’


George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

14. Aslan ve Unicorn

Orwell’ın pek bilinmeyen kitaplarından biri olsa da politika hakkındaki teorik fikirlerini incelemeniz açısından önemli bir çalışma. Yirminci asrın felaketlerine yakından tanık olan bir yazar olarak siyasete dair gözlemleri, duygu ve düşüncelerini bu kitapla beraber öğrenebilirsiniz. Arka kapaktan: ‘’Orwell bir politik teorisyen değildir ama buna en fazla yaklaştığı yer ‘Aslan ve Unicorn’dur. Politika konusunda bir ‘deha’ olduğu söylenemezse de, değerlendirmelerini çözümleyici bir zeka, açık ve edebi bir anlatımla yapması gücünü arttırmaktadır.’’

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

15. 1984

Gelelim son ve en meşhur romanına. Distopya edebiyatın başat romanlarından biri olan 1984, Orwell’ın bitmeyen, günden güne canlılığını tekrar kazanan başyapıtıdır. Bu aralar sağda gördüğünüz yeni kapağıyla da gündemde. İlk kez 1949’da yayımlanan romanda iki dünya savaşı görmüş Orwell totaliter rejimleri, baskıcı yönetimleri ve bunların gelecekte nasıl bir dünya kuracaklarını anlatıyor. Özgür düşüncenin ve yaşam biçimlerinin yasaklandığı, 2+2’nin 5 olduğu ve her şeyi Big Brother’ın gözetlediği bir dünyada yaşamak nasıl olur? Yazarın tüm bunlara ağır bir eleştirisi olan 1984 özellikle de yayımlandığı 1949’dan bu yana dünyanın gidişatına ilişkin sayısız kere atıfta bulunulmuş bir roman. Bu büyük eserin tanıtım bülteninden karakterler, mekânlar ve olaylar hakkında önemli bir alıntı yaparak listemizi sonlandırıyorum: ‘’George Orwell 1984 kitap özeti kısaca belirtilmek gerekirse romanın dünyası üç ayrı rejimle yönetilmektedir: Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya… Sovyetler Birliği’ni andıran Okyanusya, düşünmeden itaat eden ve Büyük Birader adında birine bağlılıkları olan halkın yaşadığı devlettir. Toplumdaki tüm insanların hareketleri, düşünceleri ve davranışları izlenmektedir. Bir yeraltı örgütü olan muhalif özellikteki Kardeşlik ve bu örgütün lideri Goldstein, bu toplumun düşmanı olarak görülür. Romanın baş karakteri Winston’ın çeşitli olaylara dahil olmasıyla roman, okuyucuların akıllarında birtakım soru işareti bırakacaktır: Büyük Birader ve Goldstein gerçekten yaşıyorlar mıdır?’’

Kaynak: www.listelist.com

George Orwell kimdir,  George Orwell kitapları, George Orwell 1984, George Orwell gerçek adı, George Orwell hayvan çiftliği, George Orwell in kitep özetleri, George Orwell in kitaplarının konusu, 

GEORGE ORWELL KİMDİR?

/ No Comments
George Orwell kimdir, George Orwell hayatı, George Orwell kitapları, George Orwelleserleri, George Orwell 1984, George Orwell gerçek adı, George Orwell hayvan çiftliği

George Orwell


İngiliz bir memurun çocuğu olan George Orwell 25 Haziran 1903 tarihinde Hindistan’da doğmuştur.

George Orwell ismiyle tanıdığımız yazarın gerçek adı Eric Arthur Blair’dir. Kız kardeşinin doğumundan sonra annesi ile İngiltere’ye dönen yazar, babasını Hindistan’da bırakmıştır ve onu ara sıra ziyaret etmiştir. Babasıyla arasında pek fazla bir bağ olmamıştır ve yazar baba - oğul sevgisini tadamamıştır. Bu yüzden babasını soğuk ve muhafazakar bulmaktadır.

George Orwell, ilk edebi eserini 11 yaşlarında yerel bir gazetede yayımlamıştır. İngiltere’de yatılı bir okulda okumuştur. Daha sonra çalışmalarına devam etmek üzere iki kolejin bursunu kazanmıştır. Eğitimini Eton’da tamamlayıp 1922 yılında Hindistan İmparatorluk Polis Teşkilatı’na katılmıştır. 15 yıl görev yaptıktan sonra görevinden istifa edip yazar olmak için İngiltere’ye dönmüştür.

George Orwell, 1933 yılında ilk olarak “Paris ve Londra’da Beş Parasız” adlı kitabını yayımlamıştır. Ailesini utandırmama düşüncesiyle ismini George Orwell olarak okuyucuya tanıtmıştır. Yıllarca hastalıklar ile boğuşan yazar en son tüberküloz ile savaşmıştır.

Orwell, en çok bilinen iki distopik romanıyla tanınmaktadır: “1984” ve “Hayvan Çiftliği”... Orwell, Hayvan Çiftliği’nde Sovyetler Birliği’ni ve diğer totariter rejimleri alegorilerle eleştirmiştir.

Yazar, 1984’ü yazarken ilk distopik roman örneği olan Rus yazar Yevgeni Zamyatin’in “Biz” adlı kitabından ilham almıştır.

Hayvan Çiftliği kitabı yazara büyük beğeni ve maddi imkân sağlamıştır. Bir diğer eseri olan 1984 isimli kitabı yazar için daha büyük bir başarı getirmiştir; fakat yazar, tüberkülozun son evrelerinde olduğu için bu başarısının tadını çıkartamamıştır ve 1950 yılında hayata gözlerini yummuştur.

George Orwell kimdir, George Orwell hayatı, George Orwell kitapları, George Orwelleserleri, George Orwell 1984, George Orwell gerçek adı, George Orwell hayvan çiftliği

MARTİN LUTHER KİNG SÖZLERİ

7 Temmuz 2020 Salı / No Comments
Martin Luther King, Martin Luther King bir hayalim var, Martin Luther King sözleri, martin luther king sözleri türkçe, martin luther king sözleri ingilizce, martin luther king sözleri çöpçü, martin luther king sözleri ünlü sözleri, martin luther king sözleri ırkçılık

Martin Luther King Sözleri

-Benim bir hayalim var ! 

-İsyan, sözü dinlenmeyenlerin dilidir. 

-Sevgisiz inancın hiçbir değeri yoktur. 

-İnsanı aşağılayan her kanun adaletsizdir. 

-Zaman, doğru olanı yapmak için daima doğrudur. 

-Dünyada yapılmış olan her şey umutla yapılmıştır. 

-Beni korkutan kötülerin baskısı değil iyilerin kayıtsızlığı. 

-Bir sorunu çözmenin en iyi yolu, nedenini yok etmektir.

-Çok bilmeli, az konuşmalı, her soruya cevap vermemelidir. 

-Herhangi bir yerdeki adaletsizlik her yerdeki adalete tehdittir.

-Gerçek bir lider mutabakat aramaz, mutabakatı şekillendirir. 

-Hayatın en ısrarcı ve acil sorusu şu: Başkaları için ne yapıyorsunuz?

-Bu dünyada hiçbir şey bilinçli cehaletten ve aptallıktan daha tehlikeli değildir. 

-Ben insanları kendi ilkelerimle değil, onların kendi ilkeleriyle yargılarım 

-Sevgiye saplanıp kalmaya karar verdim. Nefret, taşımak için çok ağır bir yük. 

-Hayal kırıklığını bir yere kadar kabul edebiliriz, fakat umudu asla yitiremeyiz.

-Ya birlikte kardeş gibi yaşamayı öğreneceğiz, ya da aptallar gibi hep birlikte yok olacağız. 

-Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik, ancak kardeşçe yaşamayı unuttuk. 

-Yaşamımız, önem verdiğimiz olaylara karşı sessiz kaldığımız gün son bulmaya başlar. 

-İlk adımınızı inançla atın.

-Tüm merdiveni görmek zorunda değilsiniz, yeter ki siz ilk adımı atın. 

-Karanlık karanlığı defedemez: bunu sadece ışık yapabilir.

-Nefret nefreti defedemez: bunu sadece sevgi yapabilir. 

-Şiddet, ahlak dışıdır çünkü sevgi yerine nefret üzerinde yol alır, toplumu yıkar ve kardeşliği olanaksızlaştırır. 

-Birbirlerini tanımazlar çünkü iletişim kurmazlar; iletişim kurmazlar çünkü sınıflara ayrılmışlardır.” 

-Bir insanın asıl ölçütü, rahat ve refah zamanlarında nerede durduğu değil, münakaşa ve mücadele zamanlarında nerede durduğudur.

-Sevginin gücünü keşfetmeliyiz, kurtaran sevginin gücünü. Ve biz onu keşfettiğimizde bu yaşlı dünyayı yeni bir dünya yapabileceğiz. 

-Tıpkı kontrol dışına çıkmış bir kanser gibi, nefret kişiliği çürütür ve onun yaşamsal bütünlüğünü yiyip bitirir. 

-Bilimsel gücümüz, manevi gücümüzün önüne geçti.

-Güdümlü füzelerimiz, ve güdümsüz insanlarımız var. 

-İnsanlar genellikle birbirlerinden nefret ederler çünkü birbirlerinden korkarlar; birbirlerinden korkarlar çünkü birbirlerini tanımazlar…” 

-Adına demokrasi diyebilirsin ya da adına demokratik sosyalizm diyebilirsin, fakat bolluğun paylaşımında Tanrı’nın tüm çocukları için daha iyi bir dağıtım olmalıdır. 

-Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse Micheangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’ın beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki gökteki ve yerdeki herkes durup “Burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş” desin. 

-Çok acı tecrübeler bize göstermiştir ki, özgürlük hiç bir zaman zalim tarafından gönüllü olarak verilmez; mazlum tarafından talep edilmelidir.

-Açıkçası benim katıldığım hiç bir eylem, haksız yere ayrımcılığa uğramamış olanlar tarafından yerinde ve ‘zamanında’ bulunmadı.

-Yıllardır aynı kelimeyi işitiyorum: ‘Bekle!’ Bu her siyahi insanın kulağında çınlayan kelimedir. Bu ‘bekle’ hep ‘asla’ anlamına geldi. Artık anlamalıyız ki, geç gelen adalet adalet değildir!

-Bu dünyada fakirlik olduğu sürece, bir milyar dolarım da olsa, hiçbir zaman kendimi zengin hissedemem.

-Milyonlarca insan hastalıktan ölürken, ben Mayo Kliniğinden tam sağlam raporu da almış olsam, kendimi tümüyle sağlıklı hissedemem.

-Sen olman gerekeni olamadan ben kendim olmam gerekeni gerçekleştiremem.

-Bizim dünyamız böyle yaratılmıştır. Hiç kimse ya da ulus, kendisinin tamamiyle bağımsız olduğu ile övünemez. Biz birbirimizle karşılıklı dayanışma içindeyiz.   
-Aslında hayata dair her şey birbiriyle ilintilidir.

-Tüm insanlar içinden kaçıp kurtulmanın mümkün olmadığı bir karşılıklılık ağına, kaderin tek bir esvap halinde örmüş olduğu bir ağa kaçmış bulunuyorlar.

-Birini doğrudan etkileyen herhangi bir şey geri kalanları da dolaylı olarak etkilemekte.

-Siz olmanız gereken kişi olana kadar ben olmam gereken kişi olamam ve ben olmam gerekeni olana kadar da sizin olmanız gerekeni olmanız mümkün değildir. İşte hakikatin iç içe geçmiş yapısı budur.   

Martin Luther King, Martin Luther King bir hayalim var, Martin Luther King sözleri, martin luther king sözleri türkçe, martin luther king sözleri ingilizce, martin luther king sözleri çöpçü, martin luther king sözleri ünlü sözleri, martin luther king sözleri ırkçılık

“Bugün Bir Hayalim  Var” Konuşması 

Bugün diyorum ki dostlarım, şu anın ve yarının getireceği güçlüklere ve engellemelere rağmen hala bir hayalim var benim.

Amerikan Rüyası içinde derinden yer edinmiş bir hayal.
 
Bir hayalim var: Gün gelecek bu ulus, ayağa kalkıp kendi inancını gerçek anlamıyla yaşayacak; Şunu kendinden menkul bir gerçek kabul ederiz ki, bütün insanlar eşit yaratılmıştır. 

Bir hayalim var: Gün gelecek eski kölelerin evlatlarıyla eski köle sahiplerinin evlatları, Georgia’nın kızıl tepelerinde kardeşlik sofrasına birlikte oturacaklar. 

Bir hayalim var: Gün gelecek, adaletsizliğin ve eziyetin sıcağıyla bunalıp çölleşmiş olan Missisippi Eyaleti bile, bir özgürlük ve adalet vahasına dönüşecek. 

Bir hayalim var: Gün gelecek dört küçük çocuğum, derilerinin rengine göre değil karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar.

(I have a dream that my four little children will one day live in a nation where they will not be judged by the colour of their skin, but by the content of their character) 

Bir rüyam var: Gün gelecek ahlaksız ırkçılarıyla, “müdahale etme” ve “etkisiz hale getirme” kelimelerini dilinden düşürmeyen valisiyle Alabama, işte tam orada Alabama’da, küçük siyah oğlanlar ve kızlar; küçük beyaz oğlanlar ve beyaz kızlarla el ele tutuşma şansına sahip olacaklar. 

Bugün bir hayalim var! Bir hayalim var: Gün gelecek her vadi yüceltilecek, her tepe ve her dağ alçaltılacak, engebeli alanlar engebesiz hale getirilecek ve eğri büğrü bölümler dümdüz olacak; Tanrı’nın zaferi ortaya çıkacak ve bütün bedenler bunu birlikte izleyecekler.

Martin Luther King, Martin Luther King bir hayalim var, Martin Luther King sözleri, martin luther king sözleri türkçe, martin luther king sözleri ingilizce, martin luther king sözleri çöpçü, martin luther king sözleri ünlü sözleri, martin luther king sözleri ırkçılık

MARTİN LUTHER KİNG

/ No Comments
Martin Luther King, Martin Luther King kimdir, Martin Luther King jr, Martin Luther King bir hayalim var, Martin Luther King hayatı, Martin Luther King ölümü, Martin Luther King kitap, Martin Luther King sözleri

MARTİN LUTHER KİNG KİMDİR?

Martin Luther King, 39 yaşında hayata uğradığı suikast sonucu veda etmiş ancak kısa yaşamında dünya tarihine damga vuracak kadar önemli bir isim olabilmiştir. Irkların eşitliği inancı için çabalamış, haksızlıklara karşı şiddeti öngörmeyen direnişi savunmuştur. 1964 yılında, ABD'de ırksal ön yargıyı yıkmak için şiddet içermeyen bir direniş sergilediği için, en genç yaşta Nobel Ödülü almış oldu. 1986’dan beri her yıl Ocak ayının üçüncü Pazartesi günü ABD'de King’in doğum gününde medeni haklar lideri ve yaşamı boyunca savunduğu idealler anılıyor. Bu gün Martin Luther King günü olarak kayıtlarda yerini aldı.

Martin Luther King, Jr. 15 Ocak 1929'da Atlanta, Georgia'da dünyaya geldi. 4 Nisan 1968, Memphis, Tennessee'de uğradığı suikast sonucu yaşamını yitirdi.

Morehouse Koleji Sanatlar Fakültesi, 1948 sosyoloji mezunudur. Crozer Theoloji Seminerlerinden ilahiyat lisansını 1951'de almıştır. 1955 te Boston Üniversitesi'nde felsefe doktorası yapmıştır. 1954'te, Martin Luther King, Montgomery, Alabama'daki Dexter Baptist Kilisesi'nin papazı olmuştur. Montgomery otobüs boykotlarında liderlik etmiştir. Otobüs boykotları ülkedeki ayrımcılık yüzünden çıkmıştır. Bayan Rosa Parks'ın bir beyaza kendi oturduğu yeri vermemesi üzerine çıkan gerilim sonrası boykotlar görülmüştür. Siyahların ayaklanmaları başlamıştır. Martin Luther King eylemine, ABD yönetiminin otobüslerde gerçekleşen ayrımcılığı durdurmasıyla beraber son vermiştir.

Irkların eşitliği inancı için çabalamış, haksızlıklara karşı şiddeti öngörmeyen direnişi savunmuştur. Alabama eyaletinin Montgomery kentinde ilk protesto gösterilerini düzenleyen King, Georgia eyaletinin Atlanta şehrinde barışçı eylemleriyle tanınmıştır. King, daha sonra Washington'da Ağustos 1963’te Lincoln Anıtı’nın önünde ünlü "Bir Hayalim Var" konuşmasını yapmıştır. Martin Luther King’in başlattığı barış yanlısı protesto eylemleri, 1964 Yurttaş Hakları Yasası’nın çıkmasını sağlamıştır. Yasayla Amerika Birleşik Devletleri’nde ırk ayrımcılığı yasaklanmıştır.

İnsan hakları için ve siyahların ikinci sınıf vatandaş olmaktan çıkarılması için yaptığı çalışmalarla King, 1964 Nobel Barış Ödülüne layık görülmüştür.

1986’dan beri her yıl Ocak ayının üçüncü Pazartesi günü ABD'de King’in doğum gününde medeni haklar lideri ve yaşamı boyunca savunduğu idealler anılıyor, konuşuluyor, King’in barış sevgisi dile getiriliyor.

Dünya genelinde şiddet karşıtı ve ırksal eşitlik görüşleriyle tanınmaktadır ve 1964 yılında Nobel Barış Ödülü'nü kazanmıştır. Ayrıca, 1977 yılında, ölümünden 9 yıl sonra, eski ABD başkanı Jimmy Carter tarafından Başkanlık Özgürlük Ödülü'ne layık görülmüş ve onuruna Martin Luther King Günü kutlanmaya başlanmıştır. King'in en bilinen ve etkili konuşması "Bir Hayalim Var"'dır.

Martin, Atlanta, Georgia'da Marthin Luther King ve Alberta Williams King'in çocuğu olarak dünyaya geldi. Martin Luther King Jr.'ın doğum kayıtlarına göre doğduğunda ismi Michael idi. Liseden sonra Marehouse Koleji'ne devam etti. Burada rektör olan ve aynı zamanda bir yurttaş hakları lideri olan Benjamin Mays'den etkilendi. 1948 yılında Sosyoloji bölümünden mezun oldu. Daha sonra 1951 yılında Chester, Pensilvanya'daki Crozer Teoloji Fakültesinden 1. olarak mezun oldu. 1955 yılında Boston Üniversitesi'nde Sistematik Teoloji konusunda yüksek lisans yaptı.

King 1953 yılında Coretta Scott ile evlendi. King'in babası düğünü gelinin babasının evinde gerçekleştirdi. King ve Scott'ın 4 çocuğu oldu: Yolanda Denise, Martin Luther III, Dexter Scott ve Bernice Albertine. King'in 4 çocuğu da babalarının yolunda gidip birer yurttaş hakları savunucusu oldular Coretta Scott 30 Ocak 2006'da öldü.

YURTTAŞ HAKLARI EYLEMCİLİĞİ

King, 1953 yılında daha 24 yaşındayken en önemli siyah kilisesi olan Montgomery, Alabama'daki Dexter Avenue Baptist Kilisesinin pastörü oldu. 1 Aralık 1955 günü Rosa Parks, Jim Crow yasaları gereği yerini bir beyaza vermesi gerektiği halde buna karşı geldiği için tutuklandı. Bunun üzerine King, Montgomery Otobüs Boykotunu düzenledi. Boykot 382 gün sürdü ve durum o kadar gerginleşti ki King'in evi bombalandı. Bu boykot sırasında King tutuklandı. Boykot, Amerikan Yüksek Mahkemesi'nin eyaletler arası otobüslerde ve diğer ulaşım araçlarında ırk ayrımcılığını kanun dışı ilan etmesine kadar devam etti.

Bu boykottan sonra King, siyahi kiliselerin güçbirliği yapmasını ve yurttaş hakları reformu için barışçıl gösteriler yapmayı amaç edinen Güney Hristiyan Liderlik Konferansı (SCLC)'nin 1957 yılında kurulmasında önemli rol oynadı. King ölümüne kadar bu kuruluşta önemli rol oynadı. King, Mahatma Gandhi tarafından uygulanan, şiddete dayanmayan sivil itaatsizlik felsefesinin takipçisiydi ve bu felsefeyi SCLC tarafından gösterilerde uyguladı.

FBI, 1961 yılından itibaren, Yurttaş Hakları hareketine komünistlerin sızdığı korkusuyla King'i dinlemeye başladı. Fakat, böyle bir kanıta ulaşılamadı. FBI 6 sene boyunca elde ettiği kayıtları, daha sonra King'i liderlik pozisyonunu bırakması için zorlamak amacıyla kullandı.

Bir pasifist olan A.J. Muste, siyasi eylemlerinde Marthin Luther King'e danışmanlık yaptı. King, Jim Crow yasaları olarak da bilinen güneydeki ırk ayrımcısı sisteme karşı şiddete dayanmayan, iyi organize edilmiş gösteriler medyada büyük ilgi görecekti. Gerçekten de, gazetecilerin yazdıkları ve televizyonlarda yayımlanan programlar Yurttaş Hakları Hareketi'ne karşı büyük bir ilgi uyandırdı ve bu hareketi 1960'lı yıllarda Amerika'nın en önemli gündem maddesi haline getirdi.

King, siyahların oy hakkı, ayrımcılığın sona ermesi, çalışan hakları ve diğer temel haklar için gösterileri düzenledi ve organize etti. Bütün bu haklar 1964 yılında çıkan Yurttaş Hakları Kanunu (Civil Rights Act of 1964) ile 1965 yılında çıkan Oy Hakkı Kanunu (Voting Rights Act of 1965) ile Amerikan hukukunun birer parçası oldu.

WASHINGTON'A YÜRÜYÜŞ

King, belki de en çok 1963 yılında "İş ve Özgürlük İçin Washington'a Yürüyüş" sırasında Lincoln Anıtı önünde yaptığı "Bir Hayalim Var" konuşmasıyla ünlüdür.

"Bir gün, dört çocuğumun da derilerinin rengi ile değil de kişilikleri ile yargılanacağı bir ülkede yaşayacaklarına dair bir hayalim var."

SCLC'yi temsil eden King, "Büyük Altılı" denilen İş ve Özgürlük İçin Washington'a Yürüyüş isimli etkinliğin düzenlenmesinde etkili olan yurttaş hakları örgütlerinin liderleri arasındaydı. Büyük Altılıyı oluşturan diğer örgütler ve kişiler şunlardı: Ray Wilkins, NAACP; Whitney Young Jr., Urban League; Philip Randalph, Brotherhood of Sleeping Car Porters; John Lewis, SCNC; James Farmer, Congress of Racial Equality(CORE). King için bu tartışmaya neden olacak bir roldü, zira King, yürüyüşün odak noktasının değiştirilmesi konusunda John F. Kennedy'nin isteklerine razı olan kişilerden birisiydi. Kennedy başlangıçta yürüyüşe kesin olarak karşı çıktı, çünkü bu yürüyüşün yurttaş hakları hakkındaki kanunun yasalaşmasını olumsuz etkileyeceğini düşünüyordu. Fakat yürüyüşü düzenleyenler yürüyüşün devamı konusunda kararlıydılar.

Yürüyüş başlangıçta Güney'deki siyahların içler acısı halini ve yürüyüşü düzenleyenlerin istek ve şikayetlerini ülkenin başkentinde açıkça ifade etmeleri için bir fırsat olarak düşünülmüştü. Yürüyüşü düzenleyenler, federal hükumetin Güney'de yaşayan siyahların ve yurttaş hakları çalışanlarının haklarını ve güvenliğini sağlamaktaki yetersizliğini eleştirmeyi düşünüyorlardı. Fakat, grup ABD başkanının baskısına ve etkisine boyun eğdi gösteri çok daha yumuşak bir ton kullandı.

Bunun sonucu olarak, bazı yurttaş hakları eylemcileri gösterinin ırksal uyum hakkında doğru olmayan, istenmeyen kısımlardan arındırılmış bir resim sunduğunu düşündüler. Malcolm X, gösteriyi "Washington'a Saçmalık" (Farce on Washington) olarak isimlendirdi.

Fakat, yürüyüş açıkça bazı isteklerde bulunmuştu: devlet okullarında ırksal ayrıma son verilmesi, bir yurttaş hakları yasasının çıkarılması, işyerinde ırksal ayrımın yasaklanması, yurttaş hakları eylemcilerinin polis şiddetinden korunması, asgari ücretin saatlik 2 dolara çıkarılması.

Gerilimlere rağmen, yürüyüş oldukça başarılı olmuştu. Yürüyüşe farklı etnik gruplardan 250.000 kişi katılmıştı. Bu etkinlik, o zamana kadar Washington tarihindeki en kalabalık gösteri olmuştu. King'in yaptığı "Benim bir hayalim var" (I have a dream) konuşması kalabalığı daha da coşturdu. Bu konuşma, Amerikan tarihinin en iyi konuşmalarından birisi olarak sayılmaktadır.

King görevi süresince birçok defa yazı ve konuşmalar yaptı. 1963 yılında yazdığı, "Birmingham Hapishanesinden Mektup" adalet arayışının tutkulu bir göstergesidir. 1964 yılında, ABD'de ırksal ön yargıyı yıkmak için şiddet içermeyen bir direniş sergilediği için, en genç yaşta Nobel Ödülü almış oldu.

"KANLI PAZAR"

King ve SCLC, SCNC'nin de kısmi katılımıyla 25 Mart 1965 tarihinde Selma şehrinden eyalet başkenti Montgomery'e bir yürüyüş düzenlemeyi denediler. 7 Mart tarihindeki ilk deneme karşıt görüşlü kalabalığın ve polisin şiddet uygulaması nedeniyle iptal edildi. Bu gün, söz konusu tarihten itibaren "Kanlı Pazar" olarak adlandırıldı. Kanlı Pazar, Yurttaş Hakları Hareketine halk desteği sağlanması konusunda bir dönüm noktasıydı. Fakat, King gösteri sırasında mevcut değildi. Başkan Lyndon B. Johnson ile görüştükten sonra King gösteriyi 8 Marta ertelemek istedi. Fakat yürüyüş King'in iradesine aykırı olarak yerel yurttaş hakları çalışanları tarafından devam ettirildi. Göstericilere karşı polisin uyguladığı şiddet, geniş bir şekilde yayınlandı ve görüntüler toplumda büyük bir infial uyandırdı.

İkinci teşebbüs 9 Mart tarihinde yapıldı. King, bu denemede göstericileri Selma şehrinin dışındaki Edmund Petrus Köprüsünde durdurdu. King, bu hareketini önceden şehrin ileri gelenleriyle müzakere etmişti. King'in bu beklenmedik hareketi, yerel hareket arasında sürpriz bir kızgınlığa neden oldu. Yürüyüş tam olarak 25 Mart'ta devam etti ve sonuçlandı.

SUİKAST

1968 yılı Mart ayında King, siyah sağlık çalışanlarını desteklemek için Memphis'e gitti. Siyah sağlık çalışanlarını temsil eden AFSCME Local 1733, 12 Mart'tan beri grevdeydi ve daha yüksek ücretler ve daha iyi muamele talep ediyordu. Örneğin, beyaz işçilerden farklı olarak siyah işçiler kötü hava nedeniyle evlerine gönderildiğinde ücret alamıyor ve beyazlara göre daha az ücret alıyorlardı.

3 Nisan günü King, Memphis'te bir topluluğa hitaben konuştu ve "I've been to the Mountaintop" (Mountaintop'a gittim) isimli konuşmasını yaptı.

King, 4 Nisan günü öğleden sonra saat 6'da Memphis'teki Lorraine Motel'in balkonunda uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Motel odasındaki arkadaşları silah seslerini duyunca balkona koştu ve King'i boğazından vurulmuş şekilde buldular. Saat 7:04'te St. Joseph's Hastanesinde öldü. Suikast, 60'tan fazla şehirde isyanların çıkmasına neden oldu. 5 gün sonra, ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, yas ilan etti. Aynı gün 300,000 kişilik bir kalabalık cenazesine katıldı. Başkan yardımcısı Hubert Humphrey, Başkanı temsilen cenazeye katıldı.

King'in öldürülmesinden 2 ay sonra, kaçak mahkum James Earl Ray İngiltere Heathrow Havalimanında sahte pasaportla İngiltereyi terk etmek isterken yakalandı. Ray kısa süre içinde ABD'ye iade edildi. Ray, King'in öldürülmesiyle suçlandı ve suikastı 10 Mart 1969 tarihinde itiraf etti. (Ray 3 gün sonra bu itiraftan geri döndü.) Ray, 99 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Avukatı Parcy Foreman'in önerisi üzerine Ray suçu itiraf edip böylece mahkeme tarafından verilecek bir mahkumiyeti dolayısıyla da idam cezası alma riskinden kurtulmak istedi. Fakat bu 99 yıl hapis cezası almasına engel olmadı.

Biyografi yazarı Taylor Branch'e göre, King'in otopsisinden çıkan sonuca göre, King öldüğünde 39 yaşında olmasına rağmen 60 yaşında bir insanın kalbine sahipti. Bunun nedeni 13 yıllık yurttaş hakları eylemciliği sırasında yaşadığı stres dolu yaşamdı. Buna göre, King yaşamının son 13 yılında 34 yıl yani normal bir hayat yaşayan bir insana göre 2,5 kat daha hızlı yaşlanmıştı.

Martin Luther King, Martin Luther King kimdir, Martin Luther King jr, Martin Luther King bir hayalim var, Martin Luther King hayatı, Martin Luther King ölümü, Martin Luther King kitap, Martin Luther King sözleri

ALTIN ÖĞÜTLER (İMAM ŞAFİİ)

1 Temmuz 2020 Çarşamba / No Comments
altın öğütler, altın sözler, imam şafi kimdir, imam şafi nasıl öldü, imam şafinin hayatı, imam şafinin öğrencileri, imam şafi sözleri, imam şafi öğütler
altın öğütler, altın sözler, imam şafi kimdir, imam şafi nasıl öldü, imam şafi öğütler, imam şafi sözleri, imam şafinin hayatı, imam şafinin öğrencileri, 

İMAM ŞAFİ KİMDİR?

AsıI adı Muhammed bin İdris bin Abbas'tır. Dedesinin dedesi Şâfiî, Kureyş kabiIesinden ve sahabe'den oIduğu iςin, Şâfiî adı iIe meşhur oImuştur. Hicri 150 (MS.767) senesinde Gazze'de doğup, hicri 204 (MS.820)'de Кahire'de 54 yaşında vefat etti. Кabri, Kurafe kabristanIığında büyük bir türbe iςindedir. Doğumundan kısa bir süre sonra babası vefat etmiştir. Annesi onu iki yaşında, asıI memIeketIeri olan Mekke'ye götürmüş ve orada büyütmüştür.

Yedi yaşına geIince Kur'an'ı ezberIedi. Küçük yaşIardan itibaren Mekke'de buIunan tanınmış âIimIerin dersIerine ve sohbetIerine devam etmiştir. Kendisi bu günleri iςin: "Kur'an ezberIedikten sonra devamIı Mescid-i Harama gidip, fıkıh ve hadis âIimIerinden pek çok istifade ettim. Fakat çok fakir idik, bir yaρrak kâğıt aImaya biIe gücümüz yoktu. DersIerimi ve öğrendiğim meseIeIeri yazmakta çok sıkıntı çekerdim." demiştir.

Şafii daha sonra Araρçanın incelikIerini ve edebiyatını öğrenmek iςin, HüzeyI kabiIesine gitti. Bu hususta: "Ben Mekke'den çıktım. ÇöIde HüzeyI kabiIesinin yaşayışını ve diIini öğrendim. sozkimin.com Bu kabiIe, AraρIarın diI bakımından en fasihi idi. OnIarIa birIikte gezdim, doIaştım, ok atmayı öğrendim. Mekke'ye döndüğüm zaman, birçok rivayet ve edebiyat bilgiIerine sahip oImuştum." demiştir. İmam Şâfiî HüzeyI kabiIesinin şiirIerinde ihtisas sahibi oImuştur. CahiIiye dönemi ve iIk İsIâm döneminin sanat ve edebiyatı konusunda yazıIar yazan EI-Asmaî HüzeyI kabiIesi şiirIerinin İmam Şâfiî tarafından doğru bir şekiIde kayıt ediIdiğinden bahsetmiştir.

GençIiğinin iIk yıIIarında kendini öğrenime, Mekke'deki Süfyan bin Uyeyne, Müslim bin HaIid ez-Zenci gibi İsIam hukuku biIgini) ve muhaddisIerden biIgi öğrendi. Hadis, fıkıh, Iügât ve edebiyatta yükseIdi.

TahsiIinde en önemIi böIüm, İmam-ı MaIik'e taIebe oImasıyIa başlamıştır. İmam-ı MaIik'in yanına geIdiği zaman, yirmi yaşIarında buIunuyordu. İmam-ı MaIik onu himayesine aIıp, dokuz yıI müddetIe hadis öğretti.

İmam-ı Şafii Mekke'ye dönünce, oraya gelen Yemen vaIisi, onu Yemen'e götürüp kadıIık vazifesi verdi. Beş yıI kadar bu görevi yaρtıktan sonra, Bağdat'a giderek Ebu Hanife'nin taIebesi oIan İmam Muhammed'den ders aImaya başIadı.Aynı zamanda üvey babası oIan İmam-ı Muhammed yazmış oIduğu kitaρIarını okutmak suretiyIe, Irak'ta tedvin ediIen fıkıh ilmini ve rivayetIeri Şafiiye öğretti.

İmam Şafii Mekkeye dönerek burada bir müddet inceIeme ve araştırmaIar yaρıp, taIebeIerine dersIer verdi. ÖzeIIikIe hac mevsiminde çeşitIi İsIam beIdeIerinden geIen iIim adamIarı ondan iIim öğrenirlerdi. Mekke'deki bu ikameti dokuz yıI kadar sürdü. Sonra tekrar Bağdat'a döndü. Bu sırada Bağdat İsIam âIeminin önemIi bir ilim merkezi idi. Burada buIunan âIimIer, İmam-ı Şafii'den ders aImışIardır. Daha önce Mekke'de İmam-ı Şafii iIe görüşen ve ondan hadis dinIeyen Ahmed bin HanbeI taIebesi oImuştur. Yine İmam-ı Şafii iIe emsaI oIan İshak bin Raheveyh ve benzerleri ondan iIim tahsiI etmiştir. Ders ve fetva vermekte uyguIadığı usuI, geniş oIarak açıkIadığı istinbat (kaynakIardan hüküm çıkarma) usuIü oIan, usuI-i fıkıh iImi idi. İmam-ı Şafii Bağdat'ta buIunduğu sırada "eI-Kitab-üI Bağdadiyye" adını verdiği eserini yazdı. İmam-ı Şafiinin rivayet ettiği hadisIer, Sahih-i MüsIim'de, Sünen-i Ebu Davud, Sünen-i Tirmizi, Sünen-i Nesai, Sünen-i İbn Mace ve Sahih-i Buhari'nin ta'Iikatında1 yer almıştır. İmam-ı Şafii, ikinci defa Bağdat'a gidişinden sonra, Bağdat'taki siyasi ve fikri kargaşaIar sebebiyIe Mısır'a gidip, ömrünün sonuna kadar orada kaImıştır. MüsIümanIarın ibadetIerinde ve işIerinde uyacakIarı bir yoI göstermiştir. Onun kendi usuIüne göre şer'i deIiIIerden çıkardığı hükümIere, yani gösterdiği bu yoIa Şafii Mezhebi deniIdi. EhI-i sünnet itikadında oIan müsIümanIardan, ameIIerini yani ibadet ve işIerini, bu mezhebin hükümIerine uyarak yaρanIara Şafii denir.

Кahire'de eI-Mukattam dağının eteğinde Benû Abdülhakem türbesine defnediImiştir. Eyyûbi suItanIarından El-Melik EI-Kâmil kabri üzerine, 1211 yıIında kubbeIi bir türbe yaρtırmıştır. SeIahaddin-i Eyyubi tarafından da, türbenin yanına büyük bir medrese yaρtırıImıştır.

İMAMI ŞAFİİ'DEN MÜTHİŞ BİR DERS

İmamı Şafii talebelerinden biri olan Yunus ile müzakere yaptığı bir meselede ihtilafa düşer. 
Öyle ki talebesi öfkesinden dolayı dersi terk eder ve evine gider.
Akşam olunca Yunus kapısının çalındığını fark eder. ‘Kim o?’ der.
Kapıdaki kişi, ‘İmamı Şafii’ der.
Yunus, kapıyı açar ve İmam Şafii’nin kapıda beklemekte olduğunu görür ve hocasının ayağına kadar gelmesine şaşırır.


İmam Şafii kapıyı açan talebesi Yunusa şunları söylemiştir:


1-Ey Yunus, bizi birleştiren yüzlerce mesele dururken bir mesele mi bizi ayıracak?
2-Ey Yunus, yaptığın ve üzerinden geçtiğin köprüleri yıkma! Bir gün o köprüden geri dönmen gerekebilir!
3-Ey Yunus, hatadan nefret et ama hataya düşenden nefret etme.
4-Bütün kalbinle günaha öfkelen ama günahkara acı, ona merhamet göster.
5-Ey Yunus, sözü eleştir ama sözü söyleyene saygı göster.
6-Ey Yunus Görevimiz, hastalığı tedavi etmektir, hastayı yok etmek değil.



 altın öğütler, altın sözler, imam şafi kimdir, imam şafi nasıl öldü, imam şafinin hayatı, imam şafinin öğrencileri, imam şafi sözleri, imam şafi öğütler  

DEMLENMİŞ SÖZLER

/ No Comments
demlenirken lamba altında sözleri, demlik, çay saati tarifleri, çay makinası, çay demlemenin püf noktaları, ham petrol, bayat ekmek

Demlenmiş sözlerim var benim.
Ne ham ne de bayat!
*
Ham içilen çay da bayatlamış, çay da karın ağrıtır.
*
Adamın hamı da insanı üzer.
Bayatlamış düşünceler bıkkınlık verir.
*
Söz ne erken söylenip ham olmalı, ne de geç söylenip bayat olmalı.
*
Zamanında ve yerinde söylenen söz demlenmiş ve kıvamında sözdür.
*
Söz zamanında ve yerinde söylenirse değerlidir.
*
Zamanında söylenmeyen sözün kıymeti de olmaz.
*
Söz ola kese başı, söz ola durdura savaşı...

*
altın sözler, bayat ekmek, çay demlemenin püf noktaları, çay makinası, çay saati tarifleri, demlenirken lamba altında sözleri, demlik, ham petrol, çay demlemek, en güzel çay nasıl demlenir,
İyi bir çayın nasıl demlenildiğini adım adım anlatıyoruz.

İhtiyacımız olan malzemeler: çaydanlık, su, siyah çay ve şeker.

Çaydanlığımızın tertemiz olduğuna emin olarak başlıyoruz. İçinde kireç olan çaydanlıkta çok da iyi bir çay yapmamız mümkün olmayacaktır. Çeşme suyu değil içme suyu kullanmamız da önemli. Çaydanlığın altını 2/3 oranında içme suyuyla dolduruyoruz ve ocağa yerleştiriyoruz.

Su kaynadığında çaydanlığın üstüne eğer karışım çay koyuyorsak (seylan çayı ve yerli çay) yaklaşık 7-8 tatlı kaşığı çay ekliyoruz. Eğer yalnızca seylan yani kaçak çay denilen çaydan kullanacaksak 5 çay kaşığı yeterli olacaktır. Yalnızca yerli yani bildiğimiz halis mulis mis gibi Türk çayı kullanacaksak da yaklaşık 10 tatlı kaşığı çay koyuyoruz.

Burada küçük bir önerimiz var: 1 tatlı kaşığı şekeri çaydanlığın üstüne ekliyoruz. Karıştırmadan bırakacağımız şeker çayın acılığını almamıza yardımcı olacaktır.

Kaynayan ve kaynadıktan sonra en az 2 dakika boyunca kaynamada bırakılan suyu çaydanlığın üstüne 1 parmak kalacak şekilde boşaltıyoruz ve çaydanlığın altını tekrar içme suyuyla dolduruyoruz. Şimdiye kadar kaynama hızıyla ilgilenmediğimiz suyun kaynama hızına dikkat etmemiz gerekiyor. Orta ateşte su kaynayana kadar çayı ocakta tutuyoruz. Su kaynadıktan sonra çay servise hazır diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.  Çayın demlenme ve güzelleşme evresi burada başlıyor. Altını kıstığımız ocakta çayı yavaş yavaş demlenmeye bırakıyoruz.


altın sözler, bayat ekmek, çay demlemenin püf noktaları, çay makinası, çay saati tarifleri, demlenirken lamba altında sözleri, demlik, ham petrol, 

TİLAVET SECDESİ

25 Haziran 2020 Perşembe / No Comments
tilavet secdesi nasıl yapılır, tilavet secdesi, tilavet secdesi nedir, tilavet secdesi neden yapılır, tilavet secdesi ne zaman yapılır, tilavet secdesinde ne okunur, secde ayetleri,

Secde ayeti okunduğunda, tilavet secdesi nasıl yapılır?

Kur'an-ı Kerim'in surelerinde on dört secde ayeti vardır ki, bunlardan birini okuyan veya işiten her mükellef için bir secde gerekir. Şöyle ki:

Tilavet secdesi niyeti ile eller kaldırılmaksızın "Allahü Ekber" denilerek secdeye varılır. Üç kere "Sübhane Rabbiye'l-ala" veya bir kere: "Sübhane Rabbena in kâne vadü Rabbina lemef'ulâ" denilir. Ondan sonra "Allahü Ekber" denilerek kalkılır.

Tilavet secdesinin rüknü, yüce Allah'a saygı ve tevazu gösterip, secdeden kaçınanlara aykırı davranmak için alnı yere koymaktır. Fakat namaz için rükû ve hasta olan için ima da aynı maksadı yerine getirdiğinden, tilavet secdesi yerine geçer. Bunlar aşağıda açıklanacaktır.

Tilavet secdesine ayaktan yere inilmesi ve bu secdeden baş kaldırırken ayağa kadar kalkılması ve böyle kalkarken: "Gufraneke Rabbena ve ileyke'l-masîr" denilmesi müstahabdır. Bu secdeye gidilirken veya bundan kalkılırken alınan tekbirlerde müstahabdır; asıl secde ise, vacibdir. (Üç İmama göre, tilavet secdesi sünnettir.)

Tilavet secdesini yapacak kimsenin abdestsizlikten ve pisliklerden temiz, avret yerlerinin örtülü ve kıbleye yönelik bulunması şarttır.

Tilavet secdesi, secde ayetini okuyan bir mükellef için vacib olduğu gibi, bunu dinleyen bir mükellef için de vacibdir. İster dinlemeyi kasdetmiş olsun, ister olmasın, bu secdeyi yapar ve bu secdeyi yapmakla sevaba erer. Yapmayan da vacibi terk ettiğinden günaha girer.

Mümeyyiz bir çocuğun (henüz büluğ çağına ermeyen yetişkin bir çocuğun), cünübün, hayız veya nifas halinde olan kadının, bir sarhoşun veya Müslüman olmayan birinin okuyacağı bir secde ayetini işiten her mükellefe de tilavet secdesi vacib olur. Çünkü bunların bu okuyuşları, sahih bir okuyuştur.

Müslüman olan bir cünüb veya sarhoş da, okuyacağı veya işiteceği bir secde ayetinden dolayı secde ile mükellef olur. Bunlar temizlendiği ve akılları başlarına geldiği zaman bu secdeyi yapmaları gerekir. Fakat hayız ve nifas halinde bulunan bir kadının ne okuyacağı, ne de işiteceği bir secde ayetinden dolayı ona tilavet secdesi gerekmez. Çünkü bunlar bu halde namaz ile mükellef değillerdir.

Uyuyanın ve deli olanın okuyacakları secde ayetinden dolayı işitenlere, sahih olan görüşe göre tilavet secdesi gerekmez. Kendileri de bu secde ile mükellef olmazlar. Çünkü bunların okumaları ve işitmeleri bir niyete ve tayine bağlı değildir. Fakat sahih kabul edilen diğer bir görüşe göre, uyku halinde secde ayetini okuyana, sonradan secde ayeti okuduğu haber verilince, ona tilavet secdesi vacib olur. İhtiyat olan da budur.

Öğretilen kuşlardan veya ses yansımasından veya sesleri ileten fonograf ve teyp gibi cihazlardan işitilen bir secde ayetinden dolayı tilavet secdesi vacib olmaz. Fakat sahih görülen diğer bir görüşe göre, kuşlardan işitilen secde ayetinden dolayı tilavet secdesi gerekir. Çünkü işitilen Allah kelamıdır. İhtiyata uygun olan da budur.

Radyoya gelince, bu sesi yansıtmaktan ziyade nakil sayılmaktadır. Kasde bağlı olarak okunan şeylerin hemen aynını nakletmektedir. Bundan işitilen sesler, ses yansıması gibi, sade bir benzeyişten ibaret değildir. Bunun için radyo aracılığı ile işitilen bir secde ayetinden dolayı secde edilmesi vacib olsa gerektir. Vacib olmasa bile, secde edilmesinde bir sakınca olmadığından, herhalde secde edilmesi ihtiyata uygundur ve Kur'an-ı Kerim'e bir saygı ve hürmeti gösterir.

(Şafiîlere göre, tilavetin meşru ve kasde bağlı olması şarttır. Bunun için cünübün okumasından dolayı veya rükû halinde Kur'an okumak meşru olmadığı için burada tilavet secdesini gerektiren ayeti okumakla ne okuyana, ne de dinleyene tilavet secdesi sünnet olmaz. Yine yanılarak meydana gelen veya öğretilmiş kuşlardan veya bir aletten işitilen bir tilavetten dolayı da, niyete bağlı olmadığı için, secde edilmesi sünnet değildir.)

Tilavet secdesi ayetinin hecelenerek okunması ile veya yalnız yazılması ile veya telaffuz edilmeksizin yalnız yazısına bakmakla tilavet secdesi gerekmez. Çünkü bu hallerde okuyuş yoktur.

Bir secde ayetinin secdeyi gösteren ile, bunun evvelinden veya sonundan bir kelime daha eklenip beraberce okunsa veya dinlenmiş olsa, sahih olan görüşe göre secde gerekir. Diğer bir görüşe göre, secde ayetinin çoğu okunmadıkça secde vacib olmaz.

Secde ayetini işitmeyen bir mükellefe tilavet secdesi vacib olmaz. Ayet, bulunduğu mecliste okunmuş olsa bile hüküm aynıdır.

Bir secde ayeti olduğu gibi Arapça okunursa, her işiten mükellefe bunun secde ayeti olduğu bildirilince, secde etmesi ittifakla vacibdir. Fakat bir secde ayetinin Farsça, Türkçe veya başka bir dilde olan tercümesi okunacak olsa, bunu işittiği halde anlamayan kimseye sadece bildirmekle tilavet secdesi vacib olmaz. Bu hüküm iki İmama göredir. İmamı Azam'a, göre, bunun bir secde ayeti tercümesi olduğu haber verilirse, tilavet secdesi vacib olur. İmamı Azam'ın bu meselede iki İmamın görüşüne döndüğü rivayet ediliyor. İtimat da bunun üzerinedir. Fakat bu secde ayetinin tercümesini okuyana secde etmesi ittifakla ihtiyat yönünden vacib olur. Bunu anlasın, anlamasın fark etmez.

Bir secde ayeti gerçekten veya hüküm bakımından bir sayılan bir mecliste tekrarlanarak okunsa, bir defa secde edilmesi yetişir. Fakat başka başka secde ayetleri okunursa veya meclis hakikaten veya hükmen değişirse, her okunan ayet için başka bir secde gerekir.

Bir mescid gibi muayyen bir yerde iki defa okunan bir secde ayetinin meclisi gerçekten bir bulunmuş olur. Gelenek bakımından bir mekan sayılan yerlerin cüzleri arasında beraberlik de hüküm bakımından bir birliktir. Meclisin gerçekte değişmesi de, bir odadan diğer bir odaya geçmiş olmak, gibidir. Hüküm bakımından değişiklik ise, mescid veya bir oda gibi bir yerde secde ayeti okunduktan sonra orada başka bir işe başlamakla meydana gelir. Secde ayeti okunduktan sonra, üç kelime kadar konuşulması veya üç adım kadar yürünülmesi veya bir şeyden üç lokma yenilmesi veya bir sudan üç yudum içilmesi gibi...

Meclisin değişikliği, okuyucuya göre, kendisinin meclisi değiştirmesiyle, dinleyiciye göre de, onun meclisi değiştirmesiyle meydana gelir. Doğru olan budur. Bunun için bir meclis, bir şahsa göre bir sayıldığı halde, diğer bir şahsa göre değişmiş olabilir.

Tilavet secdesi hususunda gemi, bir oda gibidir. Yürümekte olan araba veya bir hayvan üzerinde bulunuluyorsa, meclis daima değişmiş sayılır. Bunun için araba veya hayvan üzerinde namaz halinde olmaksızın tekrarlanacak bir secde ayetinden dolayı tekrar sayısınca tilavet secdesi vacib olur.

Tilavet secdesi yapmak için, okuyanın öne geçirilmesi, dinleyenlerinde onun arkasında saf tutmaları ve ondan önce secdeye varmayıp secdeden de kalkmamaları müstahabdır. Buna aykırı olarak bulundukları yerlerde secdeye varmaları ve secdeden daha önce kalkmaları da mekruh değildir. Çünkü bunların hepsi tek başına secde etmekle sorumludur.

Tilavet secdesi için niyet etmek şarttır; fakat tayin şart değildir. Bu bakımdan birkaç secde ayetini okumuş veya dinlemiş olan bir kimse, bunların sayısınca tilavet secdesi niyeti ile secde eder, fakat hangi secdenin hangi secde ayetine ait olduğunu belirlemez. Bu tilavet secdesine namaz içinde yalnız kalb ile niyet edilir. Namaz dışında ise dil ile de niyet edilmesi sünnettir.

Vacib olan tilavet secdesini hemen yerine getirmek zorunluğu yoktur. Secde ayeti okunur okunmaz hemen secde edilmesi gerekmez. Bu secde uzun bir zaman sonra da yapılabilir. Yine eda olur, kaza sayılmaz. Kabul edilen hüküm budur. Bununla beraber, bir zaruret olmadıkça geciktirilmesi tenzihen mekruhtur. Namaz içinde ise, hemen yapılması vacibtir; çünkü bu, artık namazdan bir cüz olmuştur. Namaz dışında kaza edilemez. Bunu, secde ayeti okunduktan sonra üç ayetten sonraya bırakmamak gerekir. Bu mesele, aşağıdaki meselelerden açıklığa kavuşacaktır. İmam Ebû Yusuf'a göre, tilavet secdesi namazın dışında da hemen yapılması vacibdir.

Secde ayeti okununca, hemen secde edilmesi mümkün olmadığı zaman okuyan ve dinleyenlerin: "Semi'nâ ve eta'nâ ğufraneke Rabbena ve ileyke'l-masîr." demeleri müstahabdır.

Namazda kıyam halinde secde ayeti okununca, bakılır: Eğer bundan sonra üç ayetten çok okunmazsa, yapılacak rükû veya secde ile bu tilavet secdesi de yerine getirilmiş olur. Gerek buna niyet edilmiş olsun ve gerek olmasın. Fakat tercih edilen görüşe göre, rükû ile olabilmesi için tilavet secdesine niyet etmek lazımdır. Fakat üç ayetten çok okunacaksa, bu secde ayetinden dolayı hemen sadece onun için rükû veya secde edilmesi gerekir. Secde yapılması daha faziletlidir. Namazın rükû ve secdesi ile bu secde yapılmış olmaz. Yalnız üç ayet okunacağı zaman ihtilaf vardır. Tercih edilen görüşe göre, bu secdenin hemen yapılma hükmü kalkmaz, namazın rükû ve secdesi ile bu tilavet secdesi yapılmış olur.

Secde ayetini namaz içinde okuyan kimse, dilerse okuyacağı ayetlerin sayısına bakmaksızın hemen "Allahü Ekber" diye tilavet secdesine varır. Tilavet secdesi niyeti ile yalnız rükûa varması da yeterlidir. Ondan sonra tekrar ayağa kalkar ve birkaç ayet daha okur. Ondan sonra namazın rükû ve secdelerini yapar, namazına devam eder. Eğer bir sureyi bitirmiş ise, diğer bir sureden birkaç ayet okur; çünkü tilavet secdesinden kalkar kalkmaz böyle birkaç ayet okumadan namazın rükû ve secdesine gidilmesi mekruhtur.

Namazın dışında ise, yalnız rükûda bulunarak tilavet secdesi yapılmış olmaz. Çünkü tilavet secdesi bir tazim ifadesidir, bir emri yerine getirmenin alametidir. Bunlar, namaz içinde rükû ile yerine getirilmiş olursa da, namaz dışında rükû ile yapılmış olamazlar.

Cemaatle namaz kılındığı zaman, imam olan zat, yukardaki meselede açıklandığı gibi, öyle rükû ile tilavet secdesine niyet etmemelidir. Çünkü cemaat bunun farkına varamayacaklarından, böyle bir niyette bulunmamış olurlar. Bu takdirde de tilavet secdesi onlardan düşmez. Bu durumda imamın selamından sonra cemaatın tilavet secdesi yaparak ondan sonra tekrar teşehhüdde bulunmaları gerekir ki, bunu da herkes yapamaz.

Secde ayeti bir namazda tekrarlansa, sahih olan görüşe göre, yalnız bir tilavet secdesi gerekir. Bu tekrarlanma ister bir rekatta ve ister başka başka rekatlarda olsun fark etmez. Çünkü meclis birdir. Bu mesele İmam Ebû Yusuf'a göredir. İmam Muhammed'e göre, başka başka rekatlarda tekrarlansa, tilavet secdesi de tekrarlanır, meclis değişmiş sayılır.

İmam secde ayetini okuyup secdeye varmakla cemaat, imamın rükû ve secdeye vardığını sanarak rükû ve secdeye varsalar, bununla namazları bozulmaz; fakat bir secde daha yapsalar bozulur.

İmamın cuma ve bayram namazlarında ve emsali cemaatın kalabalık olduğu namazlarda ve gizlice kıraat yapılacak namazlarda secde ayetinin okunması mekruhtur. Çünkü cemaatın şaşırmasına sebebiyet verilebilir. Ancak secde ayeti okunan surenin sonuna raslamış olursa kerahet olmaz. O zaman namazın secdeleri ile tilavet secdesi eda edilmiş ve engel kalkmış olur. Bu durumda imama uygun düşen, bu namazın rükû ile tilavet secdesine niyet etmemektir. Ta ki, bu vecibe namazın secdeleri ile bütün cemaat tarafından da yerine getirilmiş olsun.

Mesbuk ayağa kalktıktan sonra imam tilavet secdesini hatırlayarak yapacak olsa, bakılır: Eğer mesbuk henüz secdeye varmamış ise, tilavet secdesi için imama uyar, secdeye varır. Ondan sonra ayağa kalkarak kalan namazını tamamlar. Eğer imama uymazsa, namazı bozulur. Fakat secdeye varmış ise, artık imama uymaz. Eğer uyarsa, namazı bozulur.

Misafire uyan bir mukîm, misafirin yapacağı tilavet secdesine iştirak eder. Sonra kalkıp namazını tamamlar. Eğer kendi başına kılacağı rekatlarda da bir secde ayeti okuyacak olursa, bundan dolayı da ayrıca secde etmesi gerekir.

Bir kimse namaz kılarken rükû, secde veya kade (oturuş) halinde veya imama uymuş olduğu halde onun arkasında secde ayetini okusa, ne kendisine, ne imama ve ne de bu imama uyan diğer cemaata tilavet secdesi vacib olmaz. Çünkü namaz kılanlar, bu halde Kur'an okumaktan menedilmişlerdir. Bunların okuyuşu hükümsüzdür. Fakat bu okuyuşu dışardan duyanlara tilavet secdesi gerekir. Bunlar gerek başka bir namazda tek başına veya topluca bulunmuş olsunlar ve gerek olmasınlar. Çünkü bunlar o yasaklılık ve engel dışında kalmış olurlar.

Namaz içinde okunan secde ayetinden dolayı, namazı bitirdikten sonra secde edilemez. Çünkü bu secde, yukarıda da işaret olunduğu üzere namazın bir cüz'ü olmuştur, artık ondan ayrılamaz. Fakat namazda bulunan kimse, namazda bulunmayan bir kimsenin okuduğu secde ayetini işitecek olsa, namazını kıldıktan sonra secde eder. Daha namazda iken secde etmesi yeterli olmaz. Bununla beraber secde etse, bununla namazı bozulmaz.

Nitekim namazda okunan bir secde ayetini, dışardan işiten bir mükellef için de, namaz dışında secde etmek gerekir. Şu kadar var ki, bu mükellef, o secde ayetini okuyan kişiye uyar, onunla beraber bu secdeyi yaparsa, bu görevi yapmış olur. Eğer o secde yapıldıktan sonra, o rekatta uyarsa bu secdeyi o imamla beraber hükmen yapmış sayılır. Artık ne namazın içinde, ne de dışında tilavet secdesi yapması gerekmez.

Hasta iken veya bir arabaya veya bir hayvana binmiş iken secde ayetini okuyan veya dinleyen bir mükellefin işaret sureti (ima) ile tilavet secdesi yapması caizdir. Fakat bir mükellefin binici olmadığı halde, okuduğu veya dinlediği bir secde ayetinden dolayı bir özrü bulunmadıkça, binici olduğu halde işaret (ima) ile secde etmesi caiz olmaz.

Secde ayetini, hazır olanlar secde için hazırlıklı iseler aşikare olarak, hazırlıklı değillerse gizli okumak müstahabdır. Bunda cemaata karşı bir şefkat vardır.

Bir süre okunup da, içindeki secde ayetinin bırakılması mekruhtur. Çünkü bu, secdeden bir nevi kaçınmak demektir. Yalnız secde ayetinin okunup da suredeki diğer ayetlerin okunmamasında ise, kerahet yoktur. Fakat müstahab olan, fazilet ve tercih kuruntusunu kaldırmak için, secde ayeti ile beraber bir veya birkaç ayetin de okunmasıdır.

* On dört secde ayetini bir mecliste okuyup her biri için okudukça ayrı bir secde yapan ve hepsini okuduktan sonra umumuna birden on dört secdede bulunan zatın, dünya ve ahiret işlerinde kendisine üzüntü ve keder verecek hususta, Yüce Allah'ın onu koruyacağı rivayet olunmuştur.

* Namazı bozan şeyler, tilavet secdesini de bozar. Daha tilavet secdesinden kalkmadan meydana gelen abdestsizlik ve konuşma veya kahkaha ile gülme gibi... Ancak bu secdedeki kahkaha ile abdest bozulmuş olmaz ve kadınların da erkeklerle aynı hizada bulunmaları bu secdeyi bozmaz.

Kaynak: www.sorularlaislamiyet.com
tilavet secdesi nasıl yapılır, tilavet secdesi, tilavet secdesi nedir, tilavet secdesi neden yapılır, tilavet secdesi ne zaman yapılır, tilavet secdesinde ne okunur, secde ayetleri,

NİÇİN DUA EDERİZ?

/ No Comments
allah yeter, çare, çaresizlik, dua, hz mevlana, mevlananın mesajı, resimli mesajlar, yakarış, neden dua etmeliyiz, niçin dua ederiz, duanın gücü nedir, duanın önemi, allaha neden dua ederiz

DUANIN GÜCÜ

İnsan çaresiz değil, duasızdır. Hz. Mevlana
*
NEDEN DUA ETMELİYİZ?

Dua etmenin önemi nedir, neden dua ederiz?

ALLAH’A NİÇİN DUA EDERİZ?

Allah bizlere birçok nimetler vermiştir. Bizler, verdiği bu nimetlere karşılık Allah’a şükretmeliyiz,verdiği nimetler sebebiyle onu anmalıyız.
Dua, insanın Allah katındaki değerini artırır. Ey Muhammed, de ki: Duanız olmasa Rabbim size niye değer versin. (Furkan, 77) ayeti bunu belirtmektedir.
Duaya neden ihtiyaç duyduğumuzu maddeler halinde açıklayabiliriz.
Allah’a yakın olmak, onun sevdiği ve razı olduğu bir kul olmak için dua ederiz.
Alah’ın verdiği nimetlere şükretmek için dua ederiz.
Kötülüklerden, bela ve afetlerden korunmak için dua ederiz.
İyi bir insan olmak, güzel ahlak ve davranışlara sahip olmak, doğru yoldan ayrılmamak için dua ederiz.
Dileklerimizi ve isteklerimizi gerçekleştirmesi için Allah’a dua ederiz.

Duâ, istemek demektir. Aç bir kimsenin, iştihâlı olduğu bir zamanda yiyecek istemesi gibidir. Duâ, Allahü teâlâya yalvararak murâdını istemektir. Allahü teâlâ, duâ eden Müslümanı çok sever. Duâ etmeyene gadap eder. Duâ mü’minin silâhıdır. Dînin temel direklerinden biridir. Hadis-i şerifte, “Duâ müminin silahı, dinin de direğidir.” buyuruldu.
Duâ, gelmiş olan dertleri, belâları giderir. Gelmemiş olanların da gelmelerine mâni olur.Çünkü, Peygamberimiz, “Duâ belâyı önler.” buyurmuştur.

Duâ etmek, namaz, oruç gibi ibâdettir. Allahü teâlâ, “Bana ibâdet yapmak istemiyenleri, zelîl ve hakîr yapar, Cehenneme atarım” buyurdu. Allahü teâlâ, herşeyi sebep ile yaratmakta, ni’metlerini sebeplerin arkasından göndermektedir. Zararları, dertleri def’ için ve faydalı şeyleri vermek için de, duâ etmeği sebep yapmıştır. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Duâ, ibâdetin aslı ve özüdür. Allah katında duâdan makbûl birşey yoktur. Duâ yetmiş türlü kazâyı önler. Ömrün bereketini artırır.”
“Kazâ, ancak ve yalnız duâ ile durdurulur.”
İmâm-ı Rabbânî hazretleri, “Duâ, kazâyı, belâyı defeder” buyurdu.
Duânın yapılması mukadderata bağlıdır. Takdirde duâ varsa elbette yapılır. Duânın belâyı önlemesi kazâ ve kaderdendir. Nitekim Peygamberimiz, “Kader, tedbir ile, sakınmakla değişmez. Fakat kabûl olan duâ, o belâ gelirken korur.” buyurmuştur.
Peygamber efendimiz, “Allahü teâlâya günah işlemiyen dil ile duâ edin!” buyurunca, böyle bir dilin nasıl bulunacağı soruldu. Bunun üzerine “Birbirinize duâ edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir” buyurdu.
Duanın halis niyetle yapılması gerekir. Allahü teâlâ, “Bana hâlis kalb ile duâ ediniz! Böyle duâları kabûl ederim” buyurdu.
Duâ şartlarına uygun yapılmalıdır. Peygamber Efendimiz, “Duânın kabul olması için iki şey gerekir. Duâyı ihlas ile yapmalıdır. Yediği ve giydiği helaldan olmalıdır. Müminin odasında, haramdan bir iplik varsa, bu odada yaptığı duâ kabul olmaz” buyurdu.

* Alah'ın verdiği nimetlere şükretmek için,

* Allah'ın bizi kötülüklerden, belalardan ve âfetlerden koruması için,

* Allah'ın bizden istediği gibi, güzel ahlak ve güzel davranışlara sahip bir müslüman olmak için

* Doğru yoldan (sırat-ı mustakim) ayrılmamak için,

* Allah'a daha yakın olmak, onun sevdiği bir kul olmak için,

* Allah'tan istediğimiz dilekleri gerçekleştirmesi için dua ederiz. 


allah yeter, çare, çaresizlik, dua, hz mevlana, mevlananın mesajı, resimli mesajlar, yakarış, neden dua etmeliyiz, niçin dua ederiz, duanın gücü nedir, duanın önemi, allaha neden dua ederiz

DUALAR-10 (SINAV DUASI)

8 Haziran 2020 Pazartesi / No Comments
dualar, çocuğu sınavdayken okunacak dua, peygamberimizin başarı duası, sınav duası kısa, sınav duası türkçe, sınava girerken okunacak dua, sınavda başarı duaları, sınavlarda başarılı olmak için dua
başarı duası, çocuğu sınavdayken okunacak dua, dualar, sınav duası kısa, sınav duası türkçe, sınava girerken okunacak dua, sınavda başarı duaları, sınavlarda başarılı olmak için dua, 
SINAV DUASI-TÜRKÇE OKUNUŞLU

Sınav öncesinde;

113 defa "Bismillâhirrahmânirrahîm" çekerek; 

1- 1001 defa  ''Rabbi Yessir Ve La Tüassir Rabbi Temmim Bil-Hayr” 
*
2- 33 defa ''Allâhümme hırlî vehterlî''
*
3- 1338 defa "İnnâ fetahnâ leke fethan mübînâ"
*
4- 500 defa "Hasbünallâhi ve ni'mel vekîl"

5- 10 defa "Kalem Suresi"
*
6- 19 defa "Fetih Suresi"
*
7- 100 defa "Fatiha Suresi"
*
8- 184 defa "Yâ Mukaddim Yâ Allah"
*
7- 489 defa "Ya Fettah Ya Allah"
*
8- 21 defa "Ya Rezzak Yâ Allah"
*
9- Sınav öncesinde her akşam-yatsı arası 77 defa "Fatiha Suresi"  
Şeklinde dua ve zikirler çekilmelidir.


Sınavda başarılı olmak için okunacak dualar...tıklayınız!


dualar, çocuğu sınavdayken okunacak dua, peygamberimizin başarı duası, sınav duası kısa, sınav duası türkçe, sınava girerken okunacak dua, sınavda başarı duaları, sınavlarda başarılı olmak için dua