Yazı Duyurusu

Menu

GÜNCEL YAZILAR

Previous
Next

EN SON YAZILAR

AŞK SÖZLERİ

AŞK ŞİİRLERİ

ŞAİRLER VE YAZARLAR

ALTIN ÖĞÜTLER

ÖDEV NOTLARI-DERS NOTLARI

ALTIN SÖZLER

KUTLAMA MESAJLARI

Recent Posts

ALİYA İZZETBEGOVİÇ-ALTIN SÖZLER

22 Eylül 2021 Çarşamba / No Comments
seçme sözler, türk büyüklerinden seçme sözler, islam büyüklerinin sözleri, büyüklerden ibretli sözler, aliya izzetbegoviç sözler, aliya izzetbegoviç tavsiyeler, aliya izzetbegoviç son sözleri

İki şeyden nefret ediyorum;
Dindar cahilden ve
İmansız alimden. 

Aliya İzzetbegoviç

*
aliya izzetbegoviç sözler,türk büyüklerinden seçme sözler,islam büyüklerinin sözleri,büyüklerden ibretli sözler,seçme sözler,aliya izzetbegoviç tavsiyeler,bilge kral,aliya ,izzetbegoviç kimdir,altın sözler
Aliya İzzetbegoviç'ten Seçme Sözler

Ben Müslümanım ve Müslüman olarak kalmaya kararlıyım. Bu hayatımın sonuna kadar böyle devam edecek. Çünkü İslam benim için iyi ve asil olmanın en doğru ifadesidir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Sevgi ve dayanışmanın, paylaşmanın olduğu yerde ölüm değil hayat vardır.  Aliya İzzetbegoviç
*
İslam bütün Müslümanların kardeşliğini farz kıldı fakat Müslümanlar birlik değiller, hatta başkalarının hesabına aralarında savaş yapmaktadırlar.  Aliya İzzetbegoviç
*
Acılar ve ızdıraplar içinde doğan dinler ve devrimler rahat ve konfora gömülünce biter.  Aliya İzzetbegoviç
*
Masumiyet, seçim imkanına dair bilgiden yani özgürlük bilgisinden önce mevcut olan durumdur.  Aliya İzzetbegoviç
*
Bir kelimeyi hiç aklınızdan çıkarmayın: Devlet. Devletin ne kadar önemli olduğunu hepimiz idrak etmeliyiz. Devletsiz bir millet boşluğa düşer, rüzgarda savrulup gider.  Aliya İzzetbegoviç
*
Bela aramak, cesaret değil deliliktir. Cesaret, insanın sakınamayacağı sorunlarla makul bir şekilde yüzleşme istekliliğidir. Aliya İzzetbegoviç
*
Gençliğin çağdaş problemleri özde, çözülmemiş statüden ve anne ile ailenin toplumdaki tanınmayan rollerinden kaynaklanmaktadır.  Aliya İzzetbegoviç
*
İdare etmek değil, idare edilmek için eğitilen kuşaklar İslam'ın ilerlemesini sağlayamazlar.  Aliya İzzetbegoviç
*
Tek tek insanları sevemeyenler, insanlık (hümanizm) kavramını icat etmişlerdir; hem kullanmak hem de rahatlamak için.  Aliya İzzetbegoviç
*
İslam güzel de, Müslüman bunun neresinde?  Aliya İzzetbegoviç
**
İnsan hiçbir zaman ahlaken tarafsız değildir. Dolayısıyla o, daima ya hakikatten yahut sahte olarak ahlaklıdır veya en çok görülen her ikisidir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Adalet ispata ihtiyaç duymayan az sayıdaki şeylerden biridir.  Aliya İzzetbegoviç
*
İslam tıpkı başarılı olmaya mecbur olduğu gibi gerçekçi de olmak zorundadır.  Aliya İzzetbegoviç
*
Ben dindarlığımı annemin dindarlığına borçluyum.  Aliya İzzetbegoviç
*
İnsanlığın birliği, Allah'ın birliğinden kaynaklanır.  Aliya İzzetbegoviç
*
İslam arzuların yok edilmesi değil, kontrol edilmesini ister.  Aliya İzzetbegoviç
*
İnançtan daha derin veya daha yüce hiçbir şey yoktur; bazı inananlardan daha donuk ve daha sıkıcı bir şey de yoktur.  Aliya İzzetbegoviç
*
Balığın suda yaşaması gibi dünyanın içinde yaşadığı çevre Kur'an ve İslâm'dır.  Aliya İzzetbegoviç
*
İslami inanç ile, gayr-ı İslami yaşamak, üretmek, eğlenmek ve hüküm sürmek mümkün değildir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Müslüman olarak yaşamak ve ayakta kalmak istiyorsa eğer o, ortam, topluluk ve düzen yaratmak mecburiyetindedir. O dünyayı değiştirmek zorundadır, aksi taktirde o değişecektir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Tarih sadece sürekli değişimin değil, aynı zamanda ve devamlı olarak imkansız ve beklenmeyenlerin gerçekleşmesinin hikayesidir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Din, bizim özgürlük savaşımızın boyutunu genişletti, bizim iyiyle kötü arasındaki farkları daha iyi görmemizi sağladı.  Aliya İzzetbegoviç
*
İslam dünyasında rastladığımız her şeyin aynı zamanda İslami olduğu, daha doğrusu Kur'an-ı Kerim'in prensiplerine dayalı olduğunu düşünmekten daha büyük bir hata olamaz.  Aliya İzzetbegoviç
*
Her zaman sonuçlara karşı mücadele ederek, sebeplere vakit ayıramaz olduk ve biz her zaman geç kalmaktayız.  Aliya İzzetbegoviç
*
Belki hepimiz çiğnenecek, öleceğiz; ama, İnşallah İslam'ı çiğnetmeyeceğiz.  Aliya İzzetbegoviç
*
Allah, hayvanlardan farklı olarak bizi dik yürür şekilde yarattı. Çoğu insan bu imtiyazı kullanmaz, hayatlarının çoğunda eğilirler, hatta sürünürler. İnsan böyle mi yapmalı? Allah'ın bu büyük nimetlerini, dik yürümeyi reddetmek nankörlük değil mi?  Aliya İzzetbegoviç
*
Sanat için soyunana alkış tutanlar Allah için giyinene neden zulmeder?  Aliya İzzetbegoviç
*
Hayvan ancak aç olduğu veya bir tehditle karşı karşıya bulunduğu zaman; insan ise, tok ve güçlü olduğu zaman tehlikelidir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Kabile ve ulusun dar sınırlarından kurtulmak için kendinizi Müslüman olarak düşünmeye başlayın.  Aliya İzzetbegoviç
*
Bizler insan olmaya ve insan kalmaya çalıştık ve başarılı olduk. Ancak bunu onlardan(sırplardan) dolayı yapmadığımızın altını çizmeliyim. Kendimizden dolayı insan kalmaya çalıştık, onlardan dolayı değil. Onlara hiçbir şey borçlu değiliz. İnsan olmak ve insanlık için.  Aliya İzzetbegoviç
*
Kur'an ve İslam sadece hocalara bırakılmayacak kadar önemlidir.  Aliya İzzetbegoviç
*
İlimle din, birbirinden ayrıldığı takdirde, din insanları geri kafalılığa, ilim ise ateizme sürükler.  Aliya İzzetbegoviç
*
Biz koyun olduğumuz için onlar kurt oldular.  Aliya İzzetbegoviç
*
Ya İslamî yenilenmeye doğru hareket veya pasiflik ve gerileme. Müslüman halklar için üçüncü bir ihtimal yoktur. Aliya İzzetbegoviç
*
Ancak bizim kendi geçmişimiz üzerine hakkımız var ve kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi ve nereye gitmemiz gerektiğini bilmemiz için ona götürecek yolu da açmak zorundayız.  Aliya İzzetbegoviç
*
İslam, asla sırf millet olmak istememiş manevi bir vazife ifa eden bir 'ümmet' olmak istemiştir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Her iktidar insanları bozar ve bu bozgunluğun yıkıcı etkisine ancak sadece Allah'a iman ve ahlaki değerlerin sürekli canlı tutulması faaliyeti karşı durabilir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Bizi, yok etmekle tehdit ediyorlar. Ama bilsinler ki Müslümanlar yok olmayacaktır.  Aliya İzzetbegoviç
*
İslami yeniden doğuş, dünyanın geniş alanında umut ve çıkışın bir adıdır.  Aliya İzzetbegoviç
*
Tarihi unutmayın, ama tarihte de yaşamayın! Aliya İzzetbegoviç
*
Böylesine tarihi gerçekler varken İslam'ın fanatizm, cehalet ve zulüm dini olarak yaygın olan efsanesi nasıl devamlı olarak gündemde tutulabildi? Aliya İzzetbegoviç
*
Kendilerine delilik bulaşmış insanlar mutludurlar, ben de onlardan biri olduğuma inanıyorum.  Aliya İzzetbegoviç
*
Geçmişte İslam halkları veya onların büyük çoğunluğu geri kalmış değillerdi. Bugün ise geri kalmışlık vardır.  Aliya İzzetbegoviç
*
Hukuk benim için sadece meslek değil inancım, yaşam tercihim ve hayat felsefem.  Aliya İzzetbegoviç
*
Kabile ve ulusun dar sınırlarından kurtarmak için kendinizi Müslüman olarak düşünün. Aliya İzzetbegoviç
*
Anlayış eksikliğinden saldırganlığa sadece bir adım vardır.  Aliya İzzetbegoviç
*
Bir gün askerlerden biri gelip kendisine 'onlar bizim kadınlarımıza tecavüz ediyorlar, onlar bizim kadınlarımızı, yaşlılarımızı ve çocuklarımızı öldürüyorlar. Buna bigane kalmamalıyız' dediğinde, Aliya çok veciz bir şey söylüyor 'Sırplar bizim öğretmenimiz mi?  Aliya İzzetbegoviç
*
Evet ben de korkuyorum ama yürümemi gerektiren sebepler, korkmamı gerektiren sebeplerden daha fazla.  Aliya İzzetbegoviç
*
Nefrete nefretle cevap vermeyin. Bosna için nefret çıkmaz sokaktır. Nefret sadece bizim ruhlarımızı zedelemiyor, Bosna'nın özünü de zedeliyor. Aliya İzzetbegoviç
*
Tanrısız bir kainat, bana anlamdan yoksun görünmüştür her zaman.  Aliya İzzetbegoviç
*
Allah'ım dürüst ama kalbi olmayan doğru insanlardan sana sığınırım.  Aliya İzzetbegoviç
*
Benim için yeryüzünde iyi, doğru ve güzel ne varsa onun adı İSLAM'dır.  Aliya İzzetbegoviç
*
Milliyet tabii bir akrabalık bağına dayalıdır, İslam ise ruh, hukuk ve ahlaka dayalı bir bağdır.  Aliya İzzetbegoviç
*
Çok yaşadım ve çok yoruldum. Şimdi Sevgilime kavuşmak istiyorum. Aliya İzzetbegoviç
*
Uygarlık, kadını hayranlık ve kullanım objesi yapmış; fakat takdir ve saygıya layık olan şahsiyeti ondan almıştır. Aliya İzzetbegoviç
*
Öyle hareket et ki, davranışların herkes için geçerli olsun; ne sana göre değişsin ne de başkalarına göre. Aliya İzzetbegoviç
*
Hatalı bilgi bilmezlikten daha tehlikelidir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Maddi bakımdan hali düzelince insan neden daha az memnun olur? Maddi standart yükselince, psikolojik standart neden düşer?  Aliya İzzetbegoviç
*
Yıkma ve tahrip etme duygusu, radikal solun hakim temayülüdür.  Aliya İzzetbegoviç
*
Bazıları dini bağlılıklarının kendilerini tefekkürden azade kıldığına inanırlar.  Aliya İzzetbegoviç
*
Hayvanlar açken tehlikeli olur. İnsanlarsa tokken tehlikeli oluyorlar.  Aliya İzzetbegoviç
*
Söylenebilecek her şeyin söylendiğine eminim. Ama hepsinin duyulduğuna emin değilim.  Aliya İzzetbegoviç
*
İslam batıl inançlara karşı çıkmış ve onu bir çırpıda o zamanki dünyanın geniş alanından temizlemiştir. O din ile batıl inanç arasında açık bir çizgi çizmiştir. Fakat batıl inanç bir çok Müslümanın ruh ve evinde rahat sığınma bulmuştur, daha sonra ise çeş  Aliya İzzetbegoviç
*
Izdıraptan sakınılamaz, ama fikirlerle tamamlanabilir. Yaşayan her şey acı çeker. Fakat sadece insanlar ızdıraba fikir giydirirler. Fark budur.  Aliya İzzetbegoviç
*
Karanlığa alışmış olan köstebekler, ışığa müsamaha gösteremezler. Aliya İzzetbegoviç
*
Ümit en son ölen şeydir. Aliya İzzetbegoviç
*
Tarih baştan aşağı, küçük fakat kararlı, cesur ve akıllı insan topluluklarının, hadiselerin seyrini değiştirdiklerini anlatan bir hikayedir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Allah resulleri hiçbir zaman sadece unutulmuş kült veya ihmal edilmiş ibadetleri tesis etmek için gelmediler.  Aliya İzzetbegoviç
*
Allah'ım, İslam halklarına ve bütün dünyaya iman bağışla.  Aliya İzzetbegoviç
*
Müslümanlar, hayatta nasıl uygulanacak sorusundan kaçmak için Kur'an'ın nasıl okunması gerektiği hususunda geniş bir ilim ürettiler.  Aliya İzzetbegoviç
*
İnsanlara hayat bahşetmek, ölü ruhları diriltmek maksadıyla indirilmiş bulunan Kur'anı Kerim, ne yazık ki bu gün insanlar kolay can versinler, diye başlarında okunmaktadır. Aliya İzzetbegoviç
*
Ben müslümanım ve müslüman olarak kalmaya kararlıyım. Bu hayatımın sonuna kadar böyle devam edecek. Çünkü islam benim için iyi ve asil olmanın en doğru ifadesir.  Aliya İzzetbegoviç
*
İyi insan olmadan iyi Müslüman olamayız. Aliya İzzetbegoviç
*
Yıkma ve tahrip etme tutkusu, radikal solun hakim temayülüdür. Aliya İzzetbegoviç
*
Hayvanlar ne Cennet'te yaşamışlar, ne de oradan kovulmuşlardır. Hayvanların masum olmalarının sebebi budur. / Aliya İzzetbegoviç
*
Kur'an ve İslam, sadece hocalara bırakılamayacak kadar önemlidir! Aliya İzzetbegoviç
*
İnsan olmak için biyolojik hayatın ötesinde birşeylere sahip olmak gerekir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Olduğunuz gibi kalın. Dininizi, milliyetinizi koruyun. Kimliğinizi kaybetmenin bedeli köleliktir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Çünkü sevgi ve ölüm aynıdır. Bu kelimelerin kime ait olduğunu bilmiyorum, ama onlar hafızamın derinliklerine kazınmış.  Aliya İzzetbegoviç
*
Her şeye kadir olan Allah'a andolsun ki köle olmayacağız.  Aliya İzzetbegoviç
*
Bütün yücelik ve şükran Allah'a aittir ve insanların gerçek kalitesini ancak Allah tespit edebilir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Hedefimiz, Müslümanların İslamlaşması; Sloganımız, İnanmak ve mücadele etmek.  Aliya İzzetbegoviç
*
İnsanın ruhi tarafını tanımazsanız, insanların eşitliğinin dayandığı yegane esası kaybedersiniz.  Aliya İzzetbegoviç
*
Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.  Aliya İzzetbegoviç
*
Malcolm X, İslam aleminde herhangi bir ırkçı duygunun bulunmayışını nükteli bir şekilde 'renk körlüğü' olarak tanımlar. Müslümanlar rengi değil, insanı görürler.  Aliya İzzetbegoviç
*
Her fani gibi ben de öleceğim. Öldüğümde Osmanlı askerleriyle, Bosna şehitleriyle yan yana yatmak istiyorum.  Aliya İzzetbegoviç
*
İnsan idealsiz yaşayamaz, en azından insan gibi yaşayamaz.  Aliya İzzetbegoviç
*
İktidar insanları şımartır. Bu şaşmaz kural.  Aliya İzzetbegoviç
*
İnsan türü hakkında ne istersek onu düşünebiliriz, fakat onu idealize etmezsek hakikate daha çok yaklaşırız.  Aliya İzzetbegoviç
*
Bazı İslam ülkelerinde iktidar sahibi olan çeşitli kral ve emirler veya satın alınmış siviller halkın içinde 'bir şeyin çürük' olduğunun emin bir işaretidir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Bir Şahsın Yüceltilmesi Hadisesi, geçmişte ve bugün var ama İslam'a kesinlikle yabancıdır! Çünkü bu bir çeşit putçuluktur!  Aliya İzzetbegoviç
*
Tarihin tamamı, kaderimiz olarak adlandırılan şeyin bir parçasıdır.  Aliya İzzetbegoviç
*
İnsan, tüm ilimlerin onun hakkında söylediklerinden daha fazladır.  Aliya İzzetbegoviç
*
Ey teslimiyet, senin adın İslam'dır!  Aliya İzzetbegoviç
*
Halklarımızın itaatkar olmaları için artık demir zincirlere ihtiyaç yoktur.  Aliya İzzetbegoviç
*
İslam kendi siyasetini tanımlamak zorundadır.  Aliya İzzetbegoviç
*
Ahlaklı ateist olabilir, ama, ahlaklı ateizm olamaz. Aliya İzzetbegoviç
*
Karizması olan bir şey varsa, o da; Izdıraptır.  Aliya İzzetbegoviç
*
İslamiyet'in ilerlemesini sakin ve teslimiyetçi kimseler değil, cesur ve isyankar ruhlu kimseler gerçekleştirecektir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Hayat fenomen değil, mucizedir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Gerçek inanan bir nesil, sadece şuursuz bir dini aidiyet içinde bulunan düzinelerce nesilden çok daha fazla şey yapabilir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Din de, ihtilal de acılar ve ızdıraplar içinde doğar; ikisi de refah ve konfor içinde yok olup gider.  Aliya İzzetbegoviç
*
Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz. Kitab'a uyacağız.  Aliya İzzetbegoviç
*
Din ahlaktır; onu hayata geçirmek ise terbiyedir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Din hurafeleri yok etmezse, hurafeler dini yok eder.  Aliya İzzetbegoviç
*
Vicdan özgürlüğü ve hoşgörü meselesi ahlaki bir sorundur ve her insan, bu iki zıt hükümden hangisinin taraftarı olduğunun cevabını kendi ruhu içinde aramak zorundadır.  Aliya İzzetbegoviç
*
Tarihsel olarak baktığımızda, devrim eğilimlerinin çıktığı her yerde, onlar insanın adalete olan arzusunun neticesi idi, adalet ise üretilmiş veya sosyal değil, dini bir kategoridir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Uygarlık, kadını hayranlık veya kullanım objesi yapmış; fakat takdir ve saygıya layık tek şey olan şahsiyeti ondan almıştır.  Aliya İzzetbegoviç
*
Eğer din batıl inancı yok edemezse batıl inanç dini yok edecektir.  Aliya İzzetbegoviç
*
İslam bütün Müslümanların kardeşliğini farz kıldı fakat Müslümanlar birlik değiller, hatta başkalarının hesabına aralarında savaş yapmaktadırlar.  Aliya İzzetbegoviç
*
İslam halifeyi yarattı ve o krallardan da üstün olan bir krala dönüştü.  Aliya İzzetbegoviç
*
Tarih sadece sürekli değişimin değil, aynı zamanda ve devamlı olarak imkansız ve beklenmeyenlerin gerçekleşmesinin hikayesidir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Dinle kanun, terbiyeyle güç birleşti. İslam, düzen oldu.  Aliya İzzetbegoviç
*
İsyan tipik insani bir tutumdur.  Aliya İzzetbegoviç
*
Biz kin gütmeyeceğiz ama asla bu yapılanları unutmayacağız.  Aliya İzzetbegoviç
*
Çoğunlukla aşırı bir şekilde övülen 'ölümü küçümseme' hasleti, hayata (veya insana) saygı eksikliğinin bir neticesi olabilir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Akıllı adam nasıl konuşulacağını bilir. Hikmetli adam ise nasıl suskun kalınacağını da bilir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Biz ölüyoruz ama onlar da kazanmıyorlar.  Aliya İzzetbegoviç
*
O artık yalnızca atalarımdan devraldığım bir din değildi; yeni baştan edinilmiş bir inançtı. Ve onu bir daha hiç yitirmedim.  Aliya İzzetbegoviç
*
Milliyet tabii bir akrabalık bağına dayalıdır, İslam ise ruh, hukuk ve ahlaka dayalı bir bağdır.  Aliya İzzetbegoviç
*
Mehdi bizim tembelliğimizin adıdır.  Aliya İzzetbegoviç
*
Özgürlük verilmez, alınır.  Aliya İzzetbegoviç
*
Müslüman halkları idare eden kimselerin İslam içinde terbiye görmüş ve İslam düşüncesinden esinlenmiş kişilerden olmalarından daha tabii ne olabilir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Düşmanına benzediğin zaman, savaşmanın anlamı kalmaz.  Aliya İzzetbegoviç
*
Aşk ve nefret ile şiir yazabilirsiniz, tarih değil!  Aliya İzzetbegoviç
*
Fakat Müslümanlar İslam'ı takip etmemektedirler. İlki için şahit olarak tarihi, ikincisi için kendimi, sizi ve hepimizi alıyorum. Aliya İzzetbegoviç
*
En kötü kombinasyon, boş bir ruh ile dolu bir midededir.  Aliya İzzetbegoviç
*
İnanılan ve onun için çaba sarf edilen ütopya, ütopya olmaktan çıkar.  Aliya İzzetbegoviç
*
Geleceğimizi geçmişimizde aramayacağız. Kin ve intikam peşinde koşmayacağız.  Aliya İzzetbegoviç
*
İnsan, semanın çocuğu, yeryüzünün kurdudur. Aliya İzzetbegoviç
*
Din de devrim de acılar ve ızdıraplar içinde doğar. İkisi de refah ve konfor içinde yok olup gider. Gerçekten de devam eden sırf onların gerçekleşme çabasıdır.  Aliya İzzetbegoviç
*
Bu adil bir barış olmayabilir; fakat süren bir savaştan daha iyidir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Söylenebilecek her şeyin söylendiğine eminim, ama hepsinin duyulduğuna emin değilim.  Aliya İzzetbegoviç
*
Sorunlarımız için düşmanın felaket planlarını değil kendimizi suçladığımız zaman sorunların azaldığını ve olgunlaştığımızı görürüz.  Aliya İzzetbegoviç
*
Çünkü şans sadece cesurları takip eder ve yalnızca iyi ve sağlıklı halklar iyi hükümet sahibi olma 'şansına' sahiptir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Hiç kimse intikam peşinde koşmasın. Sadece adaleti arayın.  Aliya İzzetbegoviç
*
İslam en iyi ama biz, en iyiler değiliz.  Aliya İzzetbegoviç
*
Yugoslavya'yı seviyorum ama özgürlüğü daha çok seviyorum.  Aliya İzzetbegoviç
*
Etrafımızdaki her şeyde mucizeler var; ama insan hala alemdeki en büyük mucizedir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Sadece iki ulus vardır: Cellatlar ve masum kurbanlar, üçüncü ulus yoktur. Bütün cellatlar aynı türe aittir, bütün masum kurbanlar da başka türe aittir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Allah'ın iradesine teslimiyet, insanların iradelerine karşı bağımsızlık demektir.  Aliya İzzetbegoviç
*
İnsanlar ve kültürler arasında aşılamayacak hiçbir farklılık olduğuna inanmıyorum.  Aliya İzzetbegoviç
*
Yalnızca ilim adamları sayesinde hayatı anlamak mümkün değildir, çünkü hayat fenomen olduğu kadar mucizedir de.  Aliya İzzetbegoviç
*
Bütün canlılar acı çeker fakat insan ızdıraba fikir giydirir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Sloganımız şu: Kendinden olanı sev, ötekine saygı göster.  Aliya İzzetbegoviç
*
Çünkü, zekat, kasalarla beraber gönüller de açılsın ister.  Aliya İzzetbegoviç
*
Güç ve kanun sadece adaletin vasıtalarıdır. Adaletin kendisi insanların kalplerinde mevcuttur, aksi durumda adalet yoktur.  Aliya İzzetbegoviç
*
Bazıları dini bağlılıklarının kendilerini tefekkürden azade kıldığına inanırlar.  Aliya İzzetbegoviç
*
Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz. Kitaba uyacağız. Aliya İzzetbegoviç
*
Bizim düşmanımıza karşı tek bir borcumuz var, o da adaletli olmak! / Aliya İzzetbegoviç
*
İyilik gibi kötülük de insanın içindedir. Ve insan herhangi bir dış tesirle, şartların değişmesiyle, zorla alıştırmayla, kanunlarla, kaba kuvvetle ıslah edilemez. Sadece davranışı değişebilir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Yolumuz iktidarı ele geçirmekten değil, insanları kazanmaktan başlar.  Aliya İzzetbegoviç
*
Hayvan ancak aç olduğu veya bir tehditle karşı karşıya bulunduğu zaman; insan ise, tok ve güçlü olduğu zaman tehlikelidir.  Aliya İzzetbegoviç
*
Demokrasiyi çoğunluğun iktidarı olarak görmeyen kimselerdenim. Benim için demokrasi, azınlık bütün haklara sahip olduğunda demokrasidir. / Aliya İzzetbegoviç


seçme sözler, türk büyüklerinden seçme sözler, islam büyüklerinin sözleri, büyüklerden ibretli sözler, aliya izzetbegoviç sözler, aliya izzetbegoviç tavsiyeler, aliya izzetbegoviç son sözleri 


SEVGİNİN ANLAMI VE ÖNEMİ

/ No Comments
acer, aşk, aşkın anlamı, iksir nedir, kötülükler, sevgi sözleri facebook, sevilmenin yolu, sözharmanı,  sevgi nedir, sevginin anlamı, sevgi sözleri kısa, sevginin tanımı,

SEV

Bütün kötülüklerin ilacı sevgidir.
Sevginin olduğu yerde kötülük hüküm süremez.
Sevgi bir iksirdir ve tüm kötülükleri boğar.
O halde SEVELİM, SEVİLELİM...

*

SEVGİNİN ANLAMI VE ÖNEMİ

Aşkın tanımını yaparken bir kişinin karşı cinse duyduğu yakınlık diye söylemiştik işte sevgide karşı cins olmaksızın herkese karşı olabilir. Bir başkasına duyulan çok güçlü yakınlık bağlılık olarakda tanımlayabiliriz. Aile içindeki sevgi, arkadaş dost sevgisi bunlardan bir kaç tanesidir. Şimdi Sevgi nedir?

Sevgi sözlüklerde şöyle tanımlanmaktadır;

Sevgi, sözlüklerde “İnsanı bir şeye ya da bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu” olarak tanımlanırsa da, bu tanımın yetersiz ve yüzeysel olduğunu söyleyen birçok yazar, sevginin tam anlamıyla tanımlanamayacağını düşünmektedir.

Sevgi denildiğinde genellikle akla ilk önce, iki karşı cins arasındaki duygusal çekim gelmekteyse de, aslında sevgi, yöneldiği hedefe (sevgiliye duyulan sevgi, Allah sevgisi, vatan sevgisi, ebeveyne duyulan sevgi, çocuğa duyulan sevgi vs.) ve biçimlerine bağlı olarak büyük bir çeşitlilik göstermektedir. Şefkat, merhamet ve fedakarlık sevginin farklı kılıklardaki yansımalarıdır. Sevgi yalın anlamıyla bir duygu ve heyecan türüdür. Sevgi, insanın bir şeye ya da bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermesine denir. Bir başka tanıma göre de “sevgi, öğrenilen duygusal bir tepkimedir.”

İbn Arabî Hazretlerine göre sevginin tanımı yapılamaz. Sevgi ancak tadılır. Tadan kişi de sevginin ne olduğunu yeterince anlatamaz. Aynı zamanda sevgi evrensel bir duygudur. Annenin çocuğunu sevmesi, eşlerin birbirlerini sevmesi, ilâhî bir sır olarak, gayesi “bir tenle bir teni, bir canla bir canı kavuşturmak” olan sevginin evrenselliğine en güzel örnektir. Aynı zamanda İbn Arabî sevgi için, “Sevgi seveni sevilene bağlayan bir bağdır ve sevgi sevenin var oluşudur” der..

Sevgi konusunda bazı düşünürlerin görüşleri şöyledir;

Sevgi insanların ruhunda bulunan değerli ve olumlu bir yetenektir.
Fakat insanlar bu yeteneklerini her zaman ideale yakın bir değer olarak kullanamamaktadırlar. Yani insanlar birbirlerini gerektiği gibi sevememektedirler.
Sevgi her şeyden önce fedakarlıktır, yani hiçbir karşılık beklemeden başkasına kendinden bir şeyler vermek esasına dayanır.
Gerçek sevgi merhamet, şefkat, fedakarlık gibi diğerkamca davranışlarla, uygulamalarla kendini gösterir; aksi takdirde kuru bir laftan ibaret kalır.
Gerçek mutluluk, ebedi olmayan maddi değerlerle değil, ebedi olan canlı varlıklara, özellikle insan ruhlarına duyulan sevgiyle ve diğerkamca hareketlerle ilgilidir.
Edayla gelen duyguları göz önüne koyarak verilmesi gereken bir karardır.

Ne sevgiye ne de nefrete yol açmamak dünya bilgeliğinin yarısıdır: hiçbir şey söylememek ve hiçbir şeye ınanmamak da öteki yarısı. – Arthur Schopenhauer

Amellerin en hayırlısı sevdiğini Allah için sevmek buğzettiğine de Allah için buğzetmektir. – Hz. Muhammed(s.a.v)

Sevmek keman çalmak gibidir, bilmeyen kötü sesler çıkarır. – Bolivya atasözleri

Sevgi ile yorulmadan ilerleriz. Sevgi ile, sadece onunla başkaları için fedakarlık yapabiliriz. – Kızılderili atasözleri

Sevgi her zaman ıstırap çeker, hiçbir zaman ne gücenir ne de intikam almaya çalışır. – Mahatma Gandhi

Sevgi insanlığın, şiddet hayvanlığın kanunudur. – Mahatma Gandhi

Sevginin olduğu yerde hayat vardır. – Mahatma Gandhi

Kalpler silahla değil, sevgi ve yüksek gönüllülükle yenilirler – Baruch Spinoza

Eski sevgi paslanmaz. – İsveç atasözleri

Sevginin ölçüsü, ölçüsüz sevmektir. – Baruch Spinoza

Istırabın dağladığı sevgi kuvvetlidir. – Selma Lagerlöf

Her şeyin ortası makbuldür, sevginin de. Sevdiğini gereğinden fazla sevmeyesin. Sevgini de, sadece yüreğinin eline ermeyesin. En çetin imtihan “sevgi”yle olanıdır. “Kişi ne kadar bahadır olsa da, muhabbete tuş olur.” diyen atanın sözünü aklından çıkarmayasın. Böyle imtihan olmamak, istikbalde neslinden utanmamak için gecelerin bağrında, seherlerin aydınlığında duaya durasın. Senin ideallerin ve geleceğe dair hedeflerin var oğul. – Şeyh Edebâli

Seni sen olduğun için değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğum için seviyorum – Gabriel Garcia Marquez

Sevgiye ve tutkuya açık bir kalp kadar dünyada değerli bir şey yoktur.- Johann Wolfgang von Goethe

Sevgi her zaman karşılık görür, kinde de. – Dostoyevski

Sevgi şu küçük cümleciklerle anlatılmıştı;

•Sevmek inanmaktır.
•Sevmek yaşamaktır.
•Sevdiğini kendisi gibi, kendisinden de çok duyumsamaktır.
•Sevmek sevdiği olmaktır.
•Sevmekte ikilikler kalkar, bir olmalara gidilir. İki ten, iki kalp, iki gönül yoktur sevgide. Tek bir kalp olunur, tek bir yürek olunur.
•Sevmek paylaşmaktır . Sevdiğiyle sevdiğini paylaşmaktır. Sevdiğiyle kalbini bölüşmektir sevmek. Ki tek kalp olunsun.
•Sevgide son yoktur. Sevgiler hiçbir zaman son bulmazlar. Biten sevgiler yoktur, bitmiş gibi görünen sevgiler vardır. Vazgeçiş de yoktur sevgide. Yaşandıkça yaşatılır sevilen. Ama kimi zaman sevgili için kimi zamansa sevginin bir gereği olarak saklanır bu aşklar. Vazgeçiş yoktur, vazgeçmiş gibi görünmek vardır o yüzden.
•Sevmekte istemek yoktur. Sevgilinin olduğu yerde son bulur istekler. Bir şey varsa istediğin bu senin için değil, sevgili için istediğindir. Ondan O’nun adına istersin. O’nu daha sonsuz sevebilmek için istersin. Sevme özgürlüğünü istersin, kabul edilmesini istersin. İstersin ama bir gün gelir bu istekler de son bulur. Kendinden istersin artık. Sevgiliyi daha çok sevmek istersin kendinden. Sonsuz kılmak istersin. Bu yolda sevgili olur mu, olmaz mı bunu sevgilinin isteği belirler.
•Sevmek sevgiliyi istememeyi öğrenmektir. Sevmek sevgiliyi sevgili olmadan sevmektir.
•Sevmek; sevmek istemektir.
•Sevmek, beklememektir. Beklentilerin son bulduğu bir duraktır o. Öyle ki tüm gerçekler, tüm dünya silinir gider. Ne O’ndan anlasılmayı beklersin, ne onu anlamayı. Ne onun gelmesini beklersin, ne onun Leyla, Mecnun olmasını. Beklediğin bir şey yoktur sevmeyi becermek dışında.
•Sevmek, gücenmemektir.
•Sevmek sevgililerin hiçbir sözüne üzülmemeyi ögrenmek demektir.
•Sevgilinin ölüm hançerine bile hayır dememektir sevmek. Onun vuruşuna, onun tokadına alınmamaktır, sevgiliden gelen her hareketi ve her sözü kabullenmektir. İhanetlere, hainliklere bile üzülmemektir. Sevgiliden gelen öl emrine bile ölürüm diyebilmektir. Kendi elleriyle kalbini bir bıçak ucuna koymaktır sevmek.
•Sevmek ölmektir.
•Sevmek, ölmesini bilmektir.
•Sevgili için yaşamaktır. Onun eli, kolu, gözü, kalbi olmaktır. Ama artık onun bir şeyi olunmadığı bir zaman ölmesini bilmektir! Sevmek, vermektir. Sevmek sevdiği için almasını bilmektir. Almamaya yemin ederek vermektir. Ama almalarda kurtaracaksa sevgiliyi almasını bilmektir sevmek!
•Sevmek, tükenmektir. Sevmekten ölürken tekrar varolmaktır o sevgiden.
•Sevmek sevgilinin gel deyişine hayır demektir. Sevgilinin aşkıyla boğuşurken, yüzerken o aşk denizinde sevgilinin uzanan eline hayır demektir.
•Sevgilinin bakan gözüne bakmamaktır sevmek. Ağlayan gözlere şefkat ve tebessümle yanıt verebilmektir.
•Sevmek, sevgili olmaktır. Sevgilinin yüzündeki gülücük olmaktır. Onu yaşama döndürecek bir damla su olmaktır. Sevmek sevgilinin limanı olmaktır. Sevmek sevdiğinin canı olmaktır. Onun ölümü isteyebileceği canı olmaktır. Sevmek yangın olmaktır. Yanmaktır, kor olmaktır. Dağ olmaktır, evren olmaktır. Her şey olmaktır, hiç olmaktır. Alev olup girmektir gönüllere.
•Sevmek yürümektir gönüllerde.
•Sevmek güvenmektir.
•Sevmek onaylanmaktır.
•Sevmek sevgiliye bir nefes gibi, bir ses gibi yakın olmaktır. Sevmek çok ötelerde olsa bile yaşamak ve yakın olmaktır sevgiliye. Yakınlılıktır, doğallıktır, özdenliktir sevmek.
•Yalansızlık, içtenlilik, ölümsüzlülüktür sevmek. İlk insanın, Havva’nın Adem’in saflığını ve temizliğini, çocuk masumluğunu taşımaktır sevmek.
•Gözyaşı olmaktır, yağan yağmur olmaktır. Bir sonbahar mevsiminin sarı yaprağı gibi yalnız olmaktır sevmek.
•Sevgilisizken sevgiliyi sevmektir.
•Sevmek üşümektir. Sevgilinin yokluğuna üşümektir.
•Sevgiliyle her şeyi göze almaktır sevmek. Ki sevgilinin olduğu cehenneme yürümektir. Sevgilinin olmadığı Cennete de gitmemektir sevmek.
•Sevmek, sevgiliyi cennet etmektir.
•Sevmek bir olmaktır.
•Sevmek yaşamaktır.
•Ve sevmek inanmaktır.
•Sevmek bir başkasının hayatını yaşamaktır.
•Sevmek sevmesini haketmektir.
•Sevmek sevgilinin baktığı yerde, sustuğu yerde olmaktır.
•Sevmek sevgilisiz geçen gecelerin sabahına varmaktır. S
•evmek saz benizli sabahlarda yaşamaktır sevgiliyi.
•Sevmek sevmesini bilmektir.
•Sevmek ölmesini bilmektir.
•Sevmek SEVMEK olmaktır.
•AŞK olmaktır.
•Aşk bir kere sevmektir.
•Sevmek aşkın kendisi olmaktır.
•Ölümü Özlemeyen Aşkı Anlayamaz

Kaynak: Nazlim.net


acer, aşk, aşkın anlamı, iksir nedir, kötülükler, sevgi sözleri facebook, sevilmenin yolu, sözharmanı,  sevgi nedir, sevginin anlamı, sevgi sözleri kısa, sevginin tanımı, sevginin önemi, 

GEÇMİŞ GELECEK SÖZLERİ

/ No Comments
anılar,gelecek ile ilgili sözler, geçmiş günler, geçmiş ile ilgili sözler, geçmiş zaman, geleceğimizin teminatı, gerçek dost kimdir, ölüm, resimli mesajlar, toprak, geçmiş gelecek sözleri, vefa nedir,

GELECEĞİMİZ

Biri sizi geleceğinizde görmüyorsa,
onu geçmişinize bırakma zamanı
gelmiş demektir...
Çünkü hiçbir kimse vazgeçilmez değildir.
Toprağın altı vazgeçilmezlerle doludur.

*
geçmiş gelecek sözleri, geçmiş günler, geçmiş ile ilgili sözler, geçmiş zaman, geleceğimizin teminatı, gelecek ile ilgili sözler, gerçek dost kimdir, ölüm, resimli mesajlar, toprak, vefa nedir, 
GEÇMİŞ VE GELECEK İLE İLGİLİ SÖZLER

Soru: Geleceği nasıl seziyorum? 
Cevap: Şimdinin işaretleri sayesinde. 

Gizin kökü şimdidedir; şimdiye dikkat edecek olursan, onu iyileştirebilirsin. Ve şimdiyi iyileştirebilirsen, daha sonra gelecek olan da iyi olacaktır. Paulo Coelho

*

Zor zamanlar geçiriyorsanız, sevdiklerinizi kaybetmekten dolayı acı çekiyor ya da gelecekten korkuyorsanız, hayatın sadece şimdiki zamandan mevcut olduğunu aklınızdan çıkarmayın; tüm düşünce ve hatıralarınızı şimdiki zamana yöneltin. Böyle yaptığınız takdirde, geçmişe ait tüm acılarınız, geleceğe dair tüm endişeleriniz yok olur gider, mutluluğu ve özgürlüğü duyumsarsınız. Tolstoy

*

Yakınındakileri mutlu et, uzaktakiler gelecektir. Çin Atasözü

*

Gül biraz; bunca keder, bunca göz yaşı dinsin,

Gül biraz; şu gökkubbe kahkahanı işitsin.

Her gidenin ardından koşmaya değmez hayat,

Gelecekleri bekle, gidecek varsın gitsin. Ümit Yaşar Oğuzcan

*

Gelecek; güçsüzler için ulaşılmaz, korkaklar için bilinmezlik, cesurlar için ise şanstır. Victor Hugo

*

Gelecek, bugün ne yaptığınıza göre şekillenir. Gandhi

*

Geleceği merak etme, nasıl olsa gelecek. Ama geçecek olanı iyi düşün, çünkü aklından silinmeyecek. Balzac

*

Atalarınızı değiştiremezsiniz; fakat torunlarınızla ilgili olarak bir şeyler yapabilirsiniz. Wes Izzard

*

Geçmişini sadece özlemek istemiyorsan ayak izlerini kaybetmemelisin. Gelecek senin notlarındır, geçmişse sınavın. Abraham Lincoln

*

Zaman ileriye doğru akıp gittiği sürece, büyülendiğimiz “gelecek” el değmemiş “geçmiş”ten başka bir şey değildir. Serdar Özkan

*

Benim bütün ilgim gelecektedir; çünkü hayatımın geri kalanını orada geçireceğim.
Charles Kettering

*

Nereye gidiyorsun? Sanıyor musun ki gelecekte bir yerde varılacak bir hedef var? Hayat zaten burada! Ne diye geleceği bekleyesin ki? Niye her şeyi geleceğe erteleyesin? Ertelemek intihar etmektir. Osho

*

Zavallı gelecek! İnsanlar ona öyle çok umut besliyorlar ki, gerçekleştiğinde bütün çekiciliğini yitiriyor! Maksim Gorki

*

Yarınlar, yorgun ve bezgin kimselere değil, rahatını terk edebilen gayretli insanlara aittir. Cicero

*

Gelecek için umut taşımak, birilerine patronluk taslamaktan daha iyi bir örnek olmanızı sağlar. Nelson Mandela

*

Evlilik geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecektir. Birçok kadın ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik geçirmiştir ya da evli olmadığı için acı çekiyordur.
Simone De Beauvoir

*

İnsanlar ve toplumlar gelecekleri ile ilgilenmezlerse, üzüntü ve kayıpları büyük olur. Konfüçyus

*

Gelecek su gibidir. Bütün hareketlerimiz suyu dalgalandırıp yansımasını değiştirir.
Jeaniene Frost

*

Birlikte geçireceğimiz bir gelecekten neden söz ediyorsun Milena? Olmayacağını bildiğin için mi? Franz Kafka

*

Bugünün değerini anlamadan yarını bekleyen bu insanlar, dünün geçtiğini ve yarının belki de hiç gelmeyeceğini düşünemiyorlar. Douglas Burton

*

Eğer başkalarının gelecekle ilgili olumsuz beklentilerini kabullenirseniz, kendinizle ilgili sonucu asla değiştiremezsiniz. Michael Jordan

*

Kaderimizi belirleyen seçtiklerimiz değil, aslında vazgeçtiklerimizdir. Vazgeçmen gerekenden hele bir vazgeç… Yerine gelecek olan seni bulacaktır zaten.
Burak Özdemir

*

Geçmişten çok geleceği düşünmeliyiz; çünkü bundan sonra orada yaşayacağız.
Jackson Brown

*

Çoğu insan bugünü yaşamaz. Gelecek onları yiyip bitirir. Oysa geleceği yaratan bugünü nasıl yaşadığımızdır. Her gün yeni bir hayat için fırsattır çünkü her gün hayatınızın dönüm noktasında durursunuz. Rhonda Byrne

*

Gelecek yüzyıl güçlü liderlerin değil, güçlendiren liderlerin yüzyılı olacaktır.
Bill Gates

*

Hiçbir zaman geçmişi ele alarak, geleceği planlayamazsınız. Edmund Burke

*

Yalnız geçmişine değer veren insanın, gelecek beklemeye hiçbir hakkı kalmaz.
Oscar Wilde

*

İnsan zekayla ödüllendirilmiştir. O, kendi kendini bilen bir yaşamdır; kendisinin diğer insanların, geçmişinin ve gelecekte onu bekleyen olasılıkların farkındadır.
Erich Fromm

*

Geleceği satın alabilecek tek şey, bu gündür. Samuel Johnson

*

İnsan yalnız kalır da gözlerini gelecek zamana kaparsa, rüyasında ebediyetin korkunç uçurumu açılır önünde. Miguel De Unamuno

*

Geçmişi değiştiremezsin; ama gelecek daha elinin içindedir. Hugh White

*

Fikrinizi her zaman değiştirebilirsiniz. Ancak şunu unutmayın; farklı bir gelecek seçmek, farklı bir geçmiş yaratmakla mümkündür. Richard Bach

*

Geçmiş üç H – hafıza, hüzün ve haksızlık – demek bizim için. Gelecek ise başarının süslemeleriyle bezenmiş bir sığınak, daha önce hiç sahip olmadığın bir emniyet duygusu, çoğunluğa katılma, normalleşme arzusu. Elif Şafak

*

Değiştiremeyeceğiniz bir geçmiş geride dururken, biçimlendirip sahip olabileceğimiz bir gelecek bizi bekliyor. W. Robertson

*

Gelecek, geçmişin merhametine kalmıştır ve insan, ikisinin arasında bir kurbandır.
Hakan Günday

*

Geleceğin en iyi yanı, her günün teker teker gelmesidir. Abraham Lincoln

*

Gelecek korkusu, insana başının üzerindeki çatının her an yıkılabileceği, açıkta veya çatının altında kalabileceği hissini yaşatır. Naşide Gökbudak

*

Üzüntülüyseniz, ‘geçmişte’; endişeliyseniz, ‘gelecekte’ ve huzur içindeyseniz, ‘şimdiki zamanda’ yaşıyorsunuz demektir. Lao Tzu

*

Ne kadar geriye bakarsanız, o kadar ileriyi görebilirsiniz. William Churchill

*

Mazinin önünde şapkamızı çıkarıp eğilelim, istikbalin karşısında kollarımızı sıvayalım. William Churchill

*
anılar,gelecek ile ilgili sözler, geçmiş günler, geçmiş ile ilgili sözler, geçmiş zaman, geleceğimizin teminatı, gerçek dost kimdir, ölüm, resimli mesajlar, toprak, geçmiş gelecek sözleri, vefa nedir, 

HARİKA SÖZLER

17 Eylül 2021 Cuma / No Comments
Harika Sözler, Harika Sözler Yeni, Harika Sözler Kısa, Harika Sözler Facebook, Harika Sözler Twitter, En Güzel Harika Sözler, Yeni Harika Sözler, hayata anlam katan sözler

Yakışırken giyin,
Öğütürken yiyin,
Ayaklar taşırken gezin.
Hayat yaşamaya değer...

*

HARİKA SÖZLER

Bir şeye ait her şeyi öğrenin; her şeye dair bir şeyler bilin. (Var Kyke)
*
Bir şeyi gerçekten bilmek, onu anlatmakla olur. (Sokrates)
*
Bugün, hayatınızın geri kalanının ilk günüdür. (1970’Ierin duvar yazısı)
*
Düşünmeden öğrenmek faydasız, öğrenmeden düşünmek tehIikelidir. (Konfüçyüs)
*
Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan zevk almazlar. (Emile Raux)
*
Evinizin eşiğini temizlemeden komşunuzun damındaki karlardan şikayet etmeyiniz. (Konfüçyus)
*
Evlilikte başarı yalnız aranan kişiyi bulmakta değil, aranan kişi olmaya da bağlıdır. (Foster Wood)
*
Ey yaşam senin bunca değerli oluşun ölüm sayesindedir. (Seneca)
*
Güneşin doğduğu da bir gerçek battığı da…
*
Kalbimin attığı da bir gerçek, günün bittiği de…
*
Ne çıkar tüm gerçekleri saysak tek tek. Seni seviyorum, işte o en büyük gerçek…
*
Bir şiir yaz bana içinde alabildiğince mutluluk olsun ayın gölgesinde unutulan sevgi tohumlarıyla yeşere dursun veya bir şarkı şöyle özlemimdeki sevgiliyi anlatsın yağan yağmurlarla ıslanan bedenimi parlayan gözleriyle kurulasın.
*
Aşk kaçmaktan çok kovalamak, görmekten çok özlemek, gitmekten çok beklemek, dokunmaktan çok düşünmektir.ve aşk öyledir ki nerede imkansız varsa onu seçer.
*
Birgün bana soracaksın,beni mi yoksa hayatı mı daha çok seviyorsun diye. Hayatı diyeceğim, küsüp gideceksin ama hiçbir zaman bilmeyeceksin ki benim hayatım sensin.
*
Sen benim incim idin. Parıldayan masum güzelliğinle seni sarp kayalıklardan tırnaklarımla kazıdığım bir istiridyede bulmuştum.
*
Ve bir daha kaybetmeyeyim diye kalbimin derinliklerine gömdüm.
*
Ne seni unutturacak kadar zaman geçecek ne de geçen zaman seni unutturmaya yetecek bırakıp gitsen de unuturum sanma zaman alışmayı öğretir unutmayı asla.
*
Sevmiyorum şu saatin sesini, akmasın dursun zaman, her şeyin bir öncesi ve sonrası vardır derler ya; yalan. Senden önce vardım belki ama aşkım senden sonra olmayacağım inan.
*
Ellerimi her uzatışımda boşlukta kalıyor her gün kurduğum düşler hep boşa çıkıyor ne olduğunu bilmiyorum ama birileri düşlerimde hıçkırarak ağlıyor.
*
Ağırdır sevmelerim her yürek taşıyamaz, büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz, her şey olur da şu kalbim, bir tek sensiz olamaz.
*
Mürekkepten denizler, kağıttan gemiler yaptım. Sonra ismini her yere yazdım. İsmini yazınca seni sevdiğimi sandın, ben seni sevmedim sana taptım!
*
Seni her düşündüğümde kalbime bir yıldız çiziyorum. Benim şimdi kaç yıldızım var biliyor musun? Benim artık bir gökyüzüm var…
*
Bugün her zamankinden farklı bir şey yapayım dedim olmadı yine sana defalarca aşık olup seni düşündüm…
*
Yedi ayrı iklimden yedi çeşit arı getirseler yedi çeşit arı yedi ayrı çiçeği doIaşsa yedi ayrı çiçekten bal yapsa senin kadar tatlı olamaz…
*
Ben seni dün sevmedim çünkü dün geride kaldı, ben seni bugün de sevmeyeceğim çünkü bugün de bitecek; ben seni yarın seveceğim çünkü yarınlar hiç bitmeyecek!
*
Ağzımdan çıkacak söz olsan konuşmam, gözümden akacak yaş olan ağlamam, kalbime hapsettim seni hiçbir yere bırakmam!
*
Bilirmisin geceler ne kadar uzun gelir bekleyenlere hele o beklenenIler vazgeçilmezlerdense.


Harika Sözler, Harika Sözler Yeni, Harika Sözler Kısa, Harika Sözler Facebook, Harika Sözler Twitter, En Güzel Harika Sözler, Yeni Harika Sözler, hayata anlam katan sözler

İBNİ HALDUN

/ No Comments


İbni Haldun Kimdir?(1332-1406)

İbn Haldun 14. yy. da yaşamış en büyük tarihçilerden biridir. Aynı zamanda da bir Tarih felsefecisi ve toplum bilimcisidir.

İbn Haldun 1332 yılında Tunus da doğdu. Fıkıh, Kur’an, Matematik, Mantık ve Kelam eğitimi alan İbn Haldun Tunus, Cezayir, Fas, Endülüs arasında dolaşmış toplum düzeni, insanların gelenek ve göreneklerini yaşayış biçimlerini incelemiş, toplumlar arasındaki ayrılıkları görmüş ve Tarih Felsefesine böyle gözlemci ve deneyci bir açıdan yaklaşmıştır.

Tarihsel bilginin yanlışlardan arınması amacıyla yaptığı toplumsal gözlemler sonucunda kurmuş olduğu ümran ilmiyle bugünkü sosyoloji ilminin temellerini atmıştır.Ömrünün büyük bir kısmı idari ve siyasi görevlerde geçmiştir.

1374 yılında Afrika da küçük bir kasabaya çekilerek meşhur “Mukaddime”sini yazmıştır.1383-1406 yılları arasında Mısırda kadılık yapmış 1406 yılında burada ölmüştür.

Düşünür Olarak İbni Haldun Kimdir? 

Orta Çağ İslam Arap düşünürlerinden olan İbn Haldun çok yönlü ilmi kişiliği ile, gerileme dönemi İslam düşüncesinin eşsiz bir dehasıdır. Daha çok tarihçi, sosyolog ve siyasi bilimci olarak tanınan İbn Haldun, aynı zamanda kendine özgü felsefi ve ekonomik görüşleri olan bir ilmi kişiliktir. Söz konusu ilmi sahalardaki görüşlerinin yer aldığı ünlü eseri "Mukaddime" onun bir şaheseridir.

İbn Haldun mukaddime'sinde, tarih ilminin yol göstericiliği altında sosyal, siyasal ve ekonomik yapıları amprik bir yöntemle inceleyerek bir takım sonuçlar elde etmeye çalışmıştır.

İbn Haldun her şeyden önce bir tarihçidir. Ancak onun tarihçiliği, döneminde yaygın olan tarihçiliğin aksine, tarihi olayların sebep ve sonuçlarının felsefi ve sosyolojik bir yaklaşımla tahlil edildiği farklı bir tarihçilik anlayışıdır.

Tarihi olayların abartılı olarak kuru bir biçimde hikaye edilmesine karşı çıkan İbn Haldun, tarihi olayların incelenmesinden çıkarılacak olan sonuçların diğer sosyal bilimler için birer veri oluşturması gerekliliği üzerinde durarak bu konuda yeni bir çığır açmıştır. Ona göre; tarih ilminin konusu sosyal olaylardır. Bunun için tarihçi, sosyal olayları tarihi seyir içerisinde inceleyip bir takım sonuçlar çıkarmak durumundadır. Bu görüşleriyle İbn Haldun, ilk olarak, tarihçiliğe gerçek anlamda bir bilim olma özeliğini kazandırmıştır.

İbn Haldun tarihçi olduğu kadar sosyologdur. Onun sosyologluğu tarihçi oluşuna bağlı bir durumdur. İbn Haldun sosyoloji biliminin temelini tarih ilmine dayandırmıştır. Ona göre, sosyolojik araştırmalarda sağlıklı sonuçlara varabilmek için tarihin bilinmesi bir zorunluluktur.

Ulusların geleceği ve esenliği toplumun yasalarını iyi anlamak, onları gereğince değerlendirmek ve o toplumun tarihini iyi bilip sağlıklı bir analizden geçirmeye bağlıdır. O halde sosyolojik araştırmalar tarihle başlamalıdır.

İbn Haldun, Mukaddime'nin "Umran İlmi" başlıklı bölümünde sosyolojik görüş ve tahlillerine geniş yer vermiştir. Ona göre "Umran İlmi"; toplumun ve devletlerin ortaya çıkışlarının, toplumların tarihi seyir içerisinde geçirdikleri evrelerin, en küçük toplumsal birime varıncaya kadar tüm sosyal yapıların çeşitli yönleriyle ele alınıp incelendiği bir bilimdir. İbn Haldun bu ilmin devletler ve uluslar için gerekli olduğunu, zira ancak bu ilim sayesinde devletlerin doğuşları, gelişmeleri, yıkılışları ve buhranlarının öğrenilebilir olduğunu düşünmektedir.

İbni Haldun'un Eserleri

- Mukaddime
- Kaside-i Bürde şerhi
- İbn Rüşd felsefesi hakkında bir risale
- Kitab el-Mantık
- Kitab el-Hisab
- Marakeş sultanına yazılan bir risale
- Şiire dair bir risale

İbn Haldun’un Tarih Anlayışı

Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer. / İbni Haldun

Eski zamanlarda tarihçilik, olayı tespit etmek veya abartı dolu bir destan name meydana getirmekten ibaretti. İbn Haldun bu yöntemi yıkmış, tarih araştırmalara için yeni bir çığır açmıştır.
İbn Haldun tarihi hükümdarların hayat hikâyelerini, maceralarını anlatmaktan ibaret görmemiş, tarihi böyle görenleri eleştirmiş, tarihi olayların doğuşuna ve gelişmesine tesir eden nedenleri tespit etmiştir. Bir felsefeci edasıyla bu işi yaparken şu iki esasa riayet etmiştir.

1. Tarihi Kaynakları Tenkit: Bu yöntem ile gerçeğe uygun olmayan asılsız rivayetler, doğru olanlardan ayırt edilmektedir. Bu hususu Mukaddime’sinde misallerle anlatmış, rivayetlerin doğruluğunu anlamanın yollarını, bizzat kendisinin kurduğu “ümran ilmi” yardımı ile göstermiştir.

2. Hadiseler arasındaki sebep- sonuç ilişkisinin tespiti: İbn Haldun’a göre tarihte esas kural, olayları sebep- sonuç bağı ile bir diğerine raptetmektedir. Bu demektir ki benzer hadiseleri benzer şartlar veya benzer şartları benzer hadiseler meydana getirmektedir.
İbn Haldun’a göre tarihin bir görünen yüzü ( zahir ) , bir de iç yüzü ( batın ) vardır ve önemli olan ikincisidir. Çünkü zahir tarihçilikte olaylar birbiriyle ilişki kurulmaksızın yüzeysel bir şekilde hikâye edilmekten ibarettir.

İbn Haldun zamanına kadar tarihçiler zahiri tarihçilik yapmışlardır. Dolayısıyla tarihçiler geçmişi eksik tanıtmış, hadiseler arasındaki sebep- sonuç ilişkisini kuramadıkları içinde olayları kopuk bir şekilde anlatmışlardır.
İbn Haldun tarihçilerin bu yanlışını görmüş, olayların görünen ( zahir ) sebeplerinden çok batın ( görünenin arkasındaki asıl soyut sebep) yönünü araştırmıştır.

Ona göre tarihin en önemli yararı geçmişte yaşanmış olayların doğrultusunda içinde yaşanılan zamanı yönlendirmektir.

İbn Haldun’a göre ;”suyun suya benzemesinden çok hal maziye benzer.” Dolayısıyla hâlihazırda ortaya çıkan bir hadise hiçbir şekilde bağlı olduğu geçmişten ait olduğu sosyal hadiselerden ayrılamaz.

Sebebi bilmeden sonucu anlayamadığımız gibi geçmişi bilmeden de şimdiki cemiyeti bilmek imkânsızdır, “çünkü tarih hâlihazır durumun sebebi mesabesindedir”.

İbn Haldun’a Göre İnsan

İbn Haldun’a göre her şeyin temelinde insan vardır. Ama insan yalnız başına bir anlam ifade etmez.

Çünkü insan tabii ihtiyaçlarını karşılamak için başkalarına ihtiyaç duyduğu gibi varlığını muhafaza edebilmek için de başkalarının yardımına muhtaçtır. İnsanın toplumsal bir varlık oluşu varlığını sürdürmesinin de ön şartıdır.

İbn Haldun’a Göre Asabiyet ve Önemi

İnsanların bir arada yaşayabilmeleri için onları bir arada tutabilecek bir bağın olması gerekir. Bu da asabiyet bilinci ile mümkünüdür. Ancak İbn Haldun’un asabiyet anlayışı sadece asabiyetin bugünkü yaygın anlamıyla ( aynı soya mensup olmak ) sınırlı değildir. Ona göre iki tür asabiyet vardır:

Nesep Asabiyeti: 

Nesep asabiyetinden aynı soydan gelme şartı vardır. Yani nesebin esasını aynı anne babadan veya akrabadan gelen insanların normal şartlar altında diğer insanlara göre daha çok bir arada yaşamak zorunda kalmaları ve aralarında diğerlerine göre daha yoğun bir manevi bağın ortaya çıkması teşkil eder.

Sebep Asabiyeti: 

Nesep asabiyetinde aynı soydan gelme şartı varken sebep asabiyetinde böyle bir şart aranmaz. Toplumu bir arada tutan bir sebep vardır ve bu insanlar bu sebebin etrafında birleşirler. ( aralarında kan bağı bulunmayan İtalyanlar, Almanlar, Fransızlar gibi Avrupalı milletlerin Kudüs’ü kurtarmak için doğudaki Müslümanlara karşı Haçlı birliği kurmaları gibi )

İbni Haldun'a Göre Toplum Analizi 

Toplumların Doğuşu: İbn Haldun insanların toplumsal birer varlık olduklarını belirterek, yaşamlarını sürdürebilmeleri için birbirleriyle yardımlaşmak, tehlikelere karşı birbirlerini korumak, kısaca sosyo-ekonomik sorunlarını çözebilmek için bir araya gelmelerinin bir zorunluluk olduğunu ileri sürmüştür. Ona göre, insan doğa karşısında yalnızdır. Sırf bu yalnızlığını gidermek için bile olsa insan, insana ihtiyaç duyar. Kendisine durmadan bir hemcins arar. Çünkü insan, diğer varlıklardan çok farklı bir şekilde yaratılmıştır. Kaldı ki, insanın fizyolojik ihtiyaçları onu bir topluluk oluşturmaya itmektedir. Ayrıca doğanın acımasızlığı da insanı insana bağlanmayı zorunlu kılar. Bütün insanlardan başka, insanın insana karşı olan bir düşmanlığı vardır. İnsan yalnız başına bu sorunları çözse bile, hiçbir zaman bu düşmanlık sorununu çözemeyecek, bunun için de insan daima kendisine bir dost arayacaktır. Tüm bu açıklamalardan şu sonucu çıkartmak mümkündür: Toplumlar, insanların ekonomik ihtiyaçlarını karşılama ve doğal tehlikelere karşı koyma hususunda yardımlaşmalarından doğar.

Göçebe(Bedevi) Toplumlar: 

İbn Haldun'a göre hiçbir toplum doğuştan yerleşik (medeni) olamaz. Her toplum ilk doğduğunda göçebedir. Bu, sosyal ve doğal şartların bir gereğidir. Göçebelik hayatı toplumun yapısına göre uzun veya kısa olabilir. Fakat bu devreyi geçirmeyen hiç bir toplum medeniyeti oluşturamaz.

Göçebe toplumlar kendi aralarında ikiye ayrılır: Bir kısmı ziraat ve bahçecilik yaparak çiftçilikle uğraşırlar, diğer kısmı ise koyun, keçi, sığır, arı ve ipekböceği gibi hayvanlara ve canlılara bakma işini meslek edinmişlerdir.

Birinci grup toplum geçimlerini toprak ve ağaçlardan sağladığından çok uzak yerlere gidemezler, belirli bir çevre içerisinde dönüp dolaşırlar. İkinci grup toplum ise her yere gidebilirler. Özellikle çöllere, dönüşü olmayan yerlere kadar uzanabilerler. Hayvan beslemeleri, onları tam bir göçebe hayatı yaşamaya yöneltmiştir.

Yerleşik (Medeni, Hadari) Toplumlar: 

İbn Haldun her göçebe toplumun zamanla gelişme göstererek toprağa yerleşeceğini, bunun nedeninin ise göçebe toplumların güç ve servet kazandıkça yerleşik bir hayat sürme isteklerinin artması olduğunu ileri sürmüştür. Böylece göçebe toplumlar yavaş yavaş kasaba ve şehirlere yerleşirler. Bunun sonucu olarak devlet aşaması ortaya çıkar. Devlet aşamasında otorite, insanları dış tehlikelere karşı koruduğundan, insanlar askerlikten ve güvensizlik ortamının doğurduğu yaşam tarzından vazgeçerek, sanat, edebiyat, mimarlık gibi kültürel konularla ilgilenmeye başlarlar. Böylece yerleşik hayatta insanlar kendi zevk ve rahatlarını düşünerek egoist olurlar ve cesaretlerini kaybederler. Ayrıca otoritenin her alanda kendini hissettirmesi insanların bağımsızlık duygularını da yok eder.

Yerleşik toplumların hukuki yapıları göçebe toplumlardan farklıdır. Her şeyden önce yerleşik toplumlarda asabiyet bağı zayıflamış, onun yerini "din bağı" ve "hükümdara sadakat bağı" almıştır. Dolayısıyla bu toplumlardaki hukuki yapı dini kurallar ve hükümdarın koymuş olduğu kurallardan meydana gelir.

İbn Haldun'un toplum kuramı incelendiğinde onun "tarihsel determinizm" anlayışıyla hareket ettiği görülür. Tarihi seyir içerisindeki tüm toplumların "bedevi" yaşamdan "medeni" yaşam biçimine geçiş yaptıklarını, bunun kaçınılmaz genel bir kural olduğunu söylemekle determinist anlayışını ortaya koymuştur.

İbn Haldunun, göçebe toplum-yerleşik toplum ayrımı üzerinde dururken, zamanın Arap, Norman, Berberi, Moğol, Kürt ve Türk topluluklarının yaşam biçimlerini değerlendirip yorumlanmasındaki doğruluk payı yüksektir. Ancak bu konudaki görüşlerini genelleştirip, tarih boyunca ortaya çıkan tüm toplumların söz konusu aşamalardan geçmiş olduğunu söylemesi bir varsayımdan öteye gitmemektedir.

İbni Haldun'a Göre Devlet

İbn Haldun çok yönlü bir düşünürdür. İktisat, siyaset bilimi, tarih ve sosyoloji alanında amprik araştırmalarda bulunmuştur. Ancak düşünürümüzün asıl önemi tarih ve sosyoloji alanında yapmış olduğu çalışmalardan kaynaklanır. Gerçekten O, sahip olduğu geniş bilgi birikimi ve bulunmuş olduğu çeşitli ileri kademedeki devlet memurluğu görevlerinden elde ettikleri tecrübeyi, tarihi araştırmalardan sağladığı verilerle yoğurarak, özellikle sosyoloji alanında gözleme dayalı somut ve orijinal açıklamalarda bulunmuştur. Bu yönüyle İbn Haldun sosyal bilimler alanında büyük bir devrim gerçekleştiren bir düşünürdür.

Düşünürümüzün devlet görüşü de, yapmış olduğu sosyolojik araştırmaların sonuçlarına ve yukarıda belirtilen bir kişiliğe sahip oluşuna dayanmaktadır. Gerçi devlet görüşünde,düşünürün dinsel algılamadan etkilendiği göze çarpmaktadır. Ancak bu etkilenme özellikle devletin yönetimi konusunda sınırlı kalmaktadır. Devlete ilişkin diğer görüşlerinde, (örneğin devletin kökeni, asabiyet ve devletin yıkılması) yapmış olduğu araştırmaların sonuçları daha ağır basmaktadır.

Daha XIV. yüzyılda toplulukları "bedevi-hadari" şeklinde bir ayrıma tabi tutarak, bu toplulukların hukuki ve sosyolojik yapılarını modern sosyologlar düzeyinde açıklamıştır. Asabiyet bağı ile kuvvetli bir yapıya sahip olan bedevi toplulukların zamanla yerleşik hayata geçeceklerini ve asabiyet bağı sayesinde devleti kuracaklarını ileri sürmüştür. Devleti, insanların ortak menfaatlerini ve ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir kurum olarak gören İbn Haldun, devletin kökenini toplum sözleşmesi, devlet kuramı ve tavırlar kavramı ile açıklamıştır.

İbn Haldun, devletin kurulmasında olduğu gibi yıkılmasında da en büyük etkenin "asabiyet" olduğunu ileri sürmüştür. Toplumların ve devletlerin iç dinamiği olan asabiyetin zayıflaması devletin de zayıflaması sonucunu doğurur ve (medeni) hayatın getirmiş olduğu nimetlerden yararlanma da bu sonuç üzerinde çok büyük etkisi vardır. Bu etkinin devlet tarafından önlenmesi mümkün değildir. Çünkü bu, insanın doğup, büyüyüp ölmesi gibi doğal bir sonuçtur.

Devletin İçeriği ve Çeşitleri: 

İbn Haldun'a göre devletin hakikatı, aslı ve içeriği, "insanlar için zaruri bir sosyal kurum" oluşudur. Devletin temel unsuru ise "güç", "kuvvet" ve "otorite" de ifadesini bulan "egemenliktir." Bu unsur, insanın doğasında var olan "gadap" ve "hayvaniyet" (animality)in birer yansıma biçimidir. Buna göre, insanın insanı yönetmesinin ve onun üzerine egemenlik kurmasının psikolojik nedeni gadap, öfke savunma ve galip gelme gibi insan doğasındaki hayvani duygulardır.

İbn Haldun, toplumların devlet haline gelebilmelerini asabiyetle mümkün görmektedir. Hiç bir toplum asabiyetini oluşturmadan devlet kuramaz, hatta yaşamını bile sürdüremez. Asabiyeti oluşmayan toplumlar en ufak bir zorlama karşısında dağılmaya mahkumdurlar. Asabiyet devlet kurulduktan sonra da önemini yitirmez. Devletin sürekliliği de asabiyete bağlıdır. Asabiyetsiz hiçbir devlet kurulmaz. Devletin kurulabilmesi için maddi ve manevi güç gerekir. Bu ise asabiyetin kendisidir. Ancak devlet kurulduktan sonra asabiyet eski canlılığını ve dinamizmini yavaş yavaş kaybeder. İbn Haldun, devletin kurulmasından sonra asabiyetin er geç bozulmaya yüz tutacağını ve hiçbir kuvvetin buna engel olamayacağını ileri sürmektedir.

Tam Bağımsız veya Yarı Bağımsız Devlet:

İbn Haldun, devlet kuran gücün "asabiyet" olduğunu, ancak her asabiyetin bir devlet kuramayacağını, gerçek anlamda devletin (mülk-i tam, mülk-i hakiki) yalnızca, halkı egemenliği altına alan, vergi toplayan, elçiler gönderen, sınırları koruyan ve gücünün üstünde bir güç bulunmayan asabiyete mahsus olduğunu söylemiştir. Ona göre, böyle bir egemenliğe sahip asabiyetin kurduğu devlet tam bağımsız devlettir. Egemenliğe ait yukarıda sayılan bir kısım fonksiyonları yerine getirmeyen devlet ise yarı bağımsız bir devlettir(mülk-ı nakıs).


İbn Haldun'a Göre Yönetim Biçimleri

İbn Haldun ayrıca yönetim biçimleri açısından da bir sınıflandırma yapmıştır. Bunu yaparken yönetim biçimindeki "öz"ün uygulamadaki yasalarla olan bağlantısını belirlemiştir. Çünkü ona göre yasanın türü, yönetim örgüsünün yapısına açıklık getirebilmektedir. Yasaların, her sosyal düzenin özü ve temeli oluşu İbn Haldun'u bu noktaya getirmiştir. İbn Haldun yasaların üç tür altında toplanabileceğini belirlemiş, bundan hareketle yönetim biçimlerini de üçe ayırmıştır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

Devletin Görevleri:

İbn Haldunun, devletin görevlerini son derece geniş tuttuğu, "sosyal devlet" anlayışına uygun bir şekilde her alanı devletin faaliyet, gözetim ve denetimi altına aldığı görülmektedir. Bu devlet, tüm korunmaya muhtaç kesimlerin koruyucusu, kendini tüm halkın refah ve mutluluğunu sağlamakla görevli sayan devlettir. Bu yaklaşım içerisinde İbn Haldun sağlık ihtiyaçlarını karşılamak, ülkeyi imar etmek, din işlerini düzenlemek, eğitim hizmetini sunmak, halkı kötülüklerden alıkoyup iyiliğe yöneltmek, yiyecek ve içecek maddelerinin temiz ve sağlığa uygun olup olmadıklarını denetlemek, ticari faaliyetleri denetlemek ve bunlara benzer diğer hususları yerine getirmeyi devletin görevleri arasında saymıştır.

Devlete İlişkin Toplumsal Sözleşme Kuramı

İbn Haldun'a göre insan toplumsal bir varlıktır, fert olarak yaşaması mümkün değildir ve ihtiyaçları bakımından diğerlerine muhtaçtırlar. Bu özelliği dolayısıyla toplum içinde yaşama zorunluluğundan bahsetmiştir. Karşılaştığı ihtiyaçları yalnız başına giderebilmekten, varlığını kendi gücü ile devam ettirebilmekten uzak olan insan için toplum hayatı bir zorunluluktur. İbn Haldun bu hususu "İnsanların bir arada toplanmaları sırf geçinmelerini sağlamak ve nefislerini korumak içindir." şeklinde ifade etmiştir. Demek ki toplumları oluşturan bireyler yardımlaşmak, dayanışmak ve birbirlerini korumak için kendi aralarında bir "sözleşme" yapmışlar. Bu sözleşmeden sonra bireyle kendilerini bir takım örfi kurallara bağlamışlar. Bu noktaya gelen toplum asabiyeti sayesinde devletin temelini atmışlardır.

İbn Haldun, islam tarihinin devlet anlayışının temelini oluşturan "Biat" kavramı üzerinde önemle durmuştur. O'na göre bu kavram toplum sözleşmesi kuramının temelini oluşturur. Biat, itaat etmeye söz vermekten ibarettir. Bir Emir'e biat eden kimse kendi ve bütün müslümanların işlerini ve idaresini ona teslim edip, bu gibi hususlarda onunla çekişmeyeceğine ve her türlü emirlerine itaat edeceğine söz vermiş olmaktadır. Bu durum bir çeşit toplum sözleşmesidir.

İbn Haldun'a Göre Devlet Başkanı ve Önemi

Devlet Başkanlığı konusu İbn Haldun'un önem verdiği konulardan biridir. Zira ona göre devletlerin iyi veya kötü olmaları yöneticilere bağlıdır. Bu amaçla İbn Haldun, ideal devlet başkanlarının bulunduğu "Dört Halife" dönemi ile bu dönemden sonra gelen ve islam peygamberinin "ısırıcı meliklik" diye nitelendirdiği "saltanat" dönemini birbirinden ayırmakta ve bu doğrultuda başkanlığa ilişkin görüşlerini "Halifelik" ve "Hükümdarlık" şeklinde ikili ayrım içerisinde incelemektedir.

Halifelik: 

İslam peygamberinin ölümünden sonra müslümanlara başkanlık eden kişiye "Halife", bu kuruma da "Halifelik" denmektedir. Hilafet, islam hukuku kurallarıyla insanları, onların yararına olacak şekilde idare etmektir. İbn Haldun'un tanımında "Dini korumak ve dünya siyasetine uygun olarak idare etmek hususunda şeriat sahibine naiplik etmek demektir", denilmektedir. Bu tanımlardan anlaşılacağı üzere halifelik ancak islam hukuku çerçevesinde yönetilen devlette söz konusu olur. Böyle bir devletin yönetimine İbn Haldun "Dini Siyaset" demektedir. Bunun dışında, yani devlet yönetimine esas teşkil eden kuralların insanlar tarafından konulduğu devletteki yönetime ise "Akli Siyaset" demektedir. Akli siyaseti yöneten kişilere ise "Siyasetçi" demektedir. Ona göre, siyasetçiler hiçbir zaman ideal devleti gerçekleştiremezler.

Halifeliğin Şartları:

1- İlim: Halife olacak kimse içtihat yapabilecek düzeyde islam hukukunu bilmeli, yani müçtehit olmalı,

2- Adalet: Halife olacak kimse adil olmalı, yani hukuken yasaklanmış şeyleri yapmamalı,

3- Yeterlilik: Kanunları tatbik etme hususunda cüretli, savaşla ilgili zorlukları göğüslemede basiretli, halkı kendisine bağlamaya muktedir, asabiyet ve siyaset konusunda marifet sahibi olmalı,

4- Duyguların ve organların sağlıklı olması: Duyu ve bunun dışındaki organların her türlü kusurdan ve bozukluklardan salim olması gerekir.




Bu yazı, ibni haldun kimdir, ibni haldun fikirleri, ibni haldun felsefi görüşleri, ibni haldun sözleri, ibni haldun devlet görüşü, ibni haldun sosyoloji görüşü, ibni haldun tarih, ibni haldun asabiyet ile ilgilidir.