Yazı Duyurusu

Menu

GÜNCEL YAZILAR

Previous
Next

EN SON YAZILAR

AŞK SÖZLERİ

AŞK ŞİİRLERİ

ŞAİRLER VE YAZARLAR

ALTIN ÖĞÜTLER

ÖDEV NOTLARI-DERS NOTLARI

ALTIN SÖZLER

KUTLAMA MESAJLARI

Recent Posts

HURMANIN FAYDALARI

20 Nisan 2021 Salı / No Comments
hurma, hurmanın faydaları, hurma çeşitleri, hurma ile ilgili hadisler, hurma hangi hastalıklara iyi gelir, hurma hangi hastalıklara faydalıdır, hurma diyeti, şeker hastaları hurma yiyebilir mi

Çağımız Hastalıklarına Hurmanın Faydaları

Hurmanın faydaları arasında en önemlilerinden biri çağın hastalıklarına olan önleyici etkisidir.

İdeal Bir Besin

Potansiyel sağlık faydaları ve zengin hayati besinleri barındırması hurmayı hemen hemen ideal bir gıda haline getiriyor.

Şeker, protein, lif ve yağın dışında 15 farklı mineral ve C, B1, B2, niasin ve A Vitaminleri içeriyor. Dişlerin çürümesini önleyen flor ve bağışıklı sistemini güçlendirerek kanser önleyici işlevi olan Selenyum gibi minerallerde hurmalarda bulunuyor.

Hurma, insan vücudunun sağlıklı ve zinde kalabilmesi için hayati önem taşıyan 10'dan fazla element içermektedir. Bu nedenle günümüzde bilim adamları, insanın sadece hurma ve suyla yıllarca yaşayabileceğini belirtmektedirler. Bu konuda tanınmış uzmanlardan biri olan V. H. W. Dowson ise, bir hurma ve bir bardak sütün bir insanın günlük besin ihtiyacını karşılamaya yeteceğini söylemektedir.

Hafızaya İyi Geliyor

Hurmalar, bağırsakta bir Vitamin A türü olan Retinal'e dönüşen 15,6 mg Beta-karoten içerir. Yakın zamanlarda yapılan bir araştırma Beta-karoten'in uzun süreli kullanımı hafıza kaybı gibi önleyici faydalar sağlayabileceğini ortaya koymuştur.

Kanseri Önleyici

Hurmalarda yüksek oranda lif bulunur. (Yüzde 6,5-18). Büyük oranda hurmayla beslenen bedevi Araplarda kanser ve kalp hastalıkları riskinin düşük olduğu ortaya çıktı. Araştırmalar yüksek lifli yiyeceklerle beslenmenin kolon, göğüs ve rahim kanseri olasılığını düşürdüğünü gösterdi.

Hurma, betakaroten açısından da son derece zengindir. Betakarotenin hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak, kanseri önleyici özelliği vardır.

Antioksidan Kaynağı

Yüksek besin değerinin yanında hurmaların antioksidan özelliklere sahip olduğu çeşitli araştırmalarda ortaya kondu. Antioksidanlar kanser, damar tıkanıklığı ve yaşlanmanın önlemesinde faydalı olduğu biliniyor. Depolanırken bozulmaya meyilli diğer meyvelerin aksine, hurmaların soğukta muhafazasında antioksidanların yoğunluğu artıyor.

Kalp İlacı

Sâd İbn-i Ebî Vakkas (r.a.) hasta olduğunda Resûlûllah (s.a.v.) Efendimiz hasta zi­yaretine giderler "Mübarek ellerini göğsüme koydu. Hatta ben mübarek elinin soğukluğunu kalbimde hissettim. Sonra -"Sen kalp hastalığına yakalanmışsın! Sakif'in kardeşi Haris İbn-i Kelede'ye git. Tedavi ol. O tabib birisidir. Medine'nin Acve hurmasından yedi tane al­sın, onları çekirdekleri ile beraber dövsün (öğütsün) sonra onu süt ile yağ ile sulandırarak sana yedirsin." Sâd (r.a.) böylece bu hastalıktan kurtulmuştur.

"Eğer Acve hurması bulunamazsa, Medine hurması çekirdekleriyle öğütülür, az badem içi ve hı­yar çekirdeği öğütülür. Süt, zeytinyağı ve bal ile pişirilip macun yapılıp soğuk olarak yedirilir." Bu macun birçok hastalığa şifadır.

Kolesterole ve Damar Sertliğine Faydalı

Çağın hastalığı damar sertliği ve kolesterolü yok eder. Kan damarlarını yumuşatıcı etkisi vardır. Özellikle Arap ülkelerinde yaşayanların hurmadan dolayı kolesterole, kalp damar hastalığına ve kanser hastalığına yakalanma oranları çok düşüktür.


Hamilelikte Hurmanın Faydaları

Doğumu kolaylaştırıcı etkisi, lohusa ve bebek beslenmesinde kullanılması yaş hurmanın faydaları arasında.

Doğumu Kolaylaştırıcı

Rahim adalesini kuvvetlendirir. Bu özellik doğumu kolaylaştırır. Hurma macununa 1/3'ü kadar defne tohumu öğütülüp karıştırılarak, doğuma 1 hafta kala yenmeye de­vam edilirse, doğum ağrısız ve çok kolay olur.

Hurmada bulunan oksitosin maddesi de, modern tıpta doğumu kolaylaştırıcı bir ilaç olarak kullanılmaktadır. Oksitosin, doğumu kolaylaştırıcı etkisi nedeniyle pek çok kaynakta "rapid birth" yani "hızlı doğum" ifadesiyle tanımlanmaktadır. Doğum sonrasında ise anne sütünü artırıcı etkisiyle bilinmektedir. Oksitosin esas olarak beyinde salgılanan, doğum sancılarını başlatan bir hormondur. Doğum öncesi vücudun tüm hazırlıkları bu hormon sayesinde başlar. Hormonun etkisi, ana rahmini oluşturan kaslarda ve anne sütünün salgılanmasını sağlayan kas yapısındaki hücrelerde görülür. Doğum esnasında ana rahminin etkili olarak kasılması doğumun gerçekleşebilmesi için son derece önemlidir. Oksitosin de, rahmi oluşturan kasların çok güçlü bir şekilde kasılmasını sağlar. Ayrıca oksitosin, yeni doğmuş olan bebeğin beslenmesi için anne sütünün salgılanmasını başlatır. Hurmanın tek başına bu özelliği -oksitosin içermesi- bile Kuran'ın Allah'ın vahyi olduğunun önemli bir delilidir. Tıbbi olarak hurmanın faydalarının tespit edilmesi ancak yakın tarihlerde mümkün olmuştur. Halbuki Kuran'da yaklaşık 1400 sene evvel Allah'ın Hz. Meryem'e hamilelik döneminde hurma ile beslenmesini vahyettiği bildirilmektedir.

Hamilelikte Hurma Tüketiminin Doğumu Kolaylaştırıcı Etkisi ile İlgili Bilimsel Bir Araştırma

Ürdün Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nde hamilelik sırasında hurma tüketiminin doğum sonuçlarına etkisi üzerine bir çalışma yapılmıştır. Araştırmada doğumdan önceki 4 haftada günde 6 adet hurma tüketen 69 kadına ve hurma tüketmeyen 45 kadına ait doğum sonuçları karşılaştırılmıştır. 2011 yılında yayınlanan çalışma sonuçlarına göre;

1- Hurma tüketen anne adaylarında rahim açıklığı belirgin şekilde (3,52 cm) tüketmeyenlere göre (2,02 cm) fazladır.

2- Hurma tüketen adayların % 96'sı herhangi bir tetikleyici olmadan doğuma başlarken, bu oran tüketmeyenlerde % 76'da kaldı.

3- Prostin/oksitosin kullanımı hurma tüketen adaylarda (% 28) tüketmeyenlere göre (% 47) belirgin olarak daha düşüktü.

4- Doğumun birinci evresi olan Latent Fazı hurma tüketmeyenlerde 906 dk = 15 saat sürerken hurma tüketenlerde bu süre 510 dk = 8,5 saate kadar düşmüştür.

Buna göre doğumdan önceki 4 haftada hurma tüketiminin doğum olayı için dışarıdan tetikleme ve takviye ihtiyacını belirgin şekilde azalttığı sonucuna varılmıştır.
http://www.tandfonline.com/doi/full/10.3109/01443615.2010.522267

Lohusa Gıdası - Bebek Maması

Resûlûllah (s.a.v.) Efendimiz - "Kadınlarınıza loğusa döne­minde hurma yediriniz. Kim loğusalığında hurma yerse onun çocuğu AKILLI ve AĞIR­BAŞLI olur. Çünkü hurma Hz. Meryem'in loğusalığındaki yiyeceği idi. (Hz. Meryem vali­demize Allah (c.c.) kuru bir hurma ağacından onu vermişti). Şayet (loğusa için) hurmadan daha iyi bir yiyecek olsa idi Allah (c.c.) Onu Meryem'e ikram ederdi." buyurarak hurmanın önemini belirtmişlerdir.

Tabibler de yaptıktan araştırmalarda hurmanın antiseptik olduğunu, loğusalık yaralarını çabuk iyileştiren bir ilaç olduğunu, süt arttırdığını, bebeği beslediğini, içindeki potasyumun çocukların büyümesini sağlayan ideal besin olduğunu belirtmişlerdir.

Bebek ilk doğduğunda damağına dünya gıdası olarak hurma ezip ovuşturmak, hurma ezmesi tattırmak, sünnettir ve bebeğin zeki olmasını sağlayan ilaçtır.

Loğusa, hurmayı sade olarak yer, süte ıslayıp yer, bebeğe de hurma şıralı sütten yedirir. Polenli hurma macunu yapıp yer ve bebeğe de yedirir.

"250 gr. hurma, 100 gr. polen, 50 gr. badem içi, 50 gr. ceviz içi, 100 gr. zeytinyağı, 150 gr. halis bal, 50 gr. hıyar çekirdeği, 500 gr. süt kaynatılıp macun kıvamına getirilir." Soğutulup ömür bo­yu yenebilir.

Ayrıca doğum sırasında meydana gelen kan kaybı, vücut şekerinin düşmesine sebep olur. Hurma vücuda tekrar şeker girişinin sağlanması açısından önemlidir ve tansiyon düşmesini de engeller. Kalori değerinin çok yüksek olması sebebiyle hastalıktan güçsüz düşmüş ya da yorgun olan kimseler için özellikle çok faydalıdır. Bu bilgiler, Allah'ın Hz. Meryem'e, hem kendisine enerji ve canlılık verecek hem de bebeğin tek gıdası olan sütün meydana gelmesini sağlayacak "hurma"dan yemesini bildirmesindeki hikmetleri ortaya koymaktadır. Örneğin hurma, insan vücudunun sağlıklı ve zinde kalabilmesi için hayati önem taşıyan 10'dan fazla element içermektedir. Bu nedenle günümüzde bilim adamları, insanın sadece hurma ve suyla yıllarca yaşayabileceğini belirtmektedirler.1 Bu konuda tanınmış uzmanlardan biri olan V. H. W. Dowson ise, bir hurma ve bir bardak sütün bir insanın günlük besin ihtiyacını karşılamaya yeteceğini söylemektedir.

Bebeğin Büyümesini Sağlayıcı

Hurmada potasyum miktarı bol olduğu için bebeğin gelişmesi­ni, gürbüzleşmesini, hasta olmamasını sağlar. Hurmadaki potasyum oranı, bebeğim beslensin di­ye ilk akla gelen çikita muzundan 2.5 kat daha fazla. Hurmanın muz gibi hazmı da zor değildir.

İktidarsızlığa iyi geliyor

Klasik tıp uygulamalarında hurmalar afrodizyak olarak da kullanılır. Hurma palmiyesi poleni bazı ülkelerde iktidarsızlık için kullanılır. Deney hayvanlarında yapılan araştırmalara göre hurma özleri sperm sayısı ve hareketliliğini artıyor. İnsanlardaki faydalarını tespit edebilmek için daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç duyuluyor.

Kısırlık İlacı

Hurma bol miktarda fosfor ihtiva ettiği için kısırlık tedavisinde ila­hi bir ilaçtır. Polenli hurma macunu yapılıp yenmeye devam edilir.

1- 8. âyette Zekeriya (a.s.)'in "Yarabbi zevcem kısır, ben ise ihtiyarım nasıl çocuk sahibi olabilirim" sualine.

2- 25. Âyet-i Kerîme'de doğum sancısı çeken Meryem validemize hurma ağacını silkele ve hurmaları dökülüversin (ye) mealindeki -hurmanın, kısırlık tedavi edici ve doğum kolaylaştırıcı etkisi.-

3- 24. Âyet-i Kerîme'de "Sakın mahzun olma muhakkak ki Rabbin senin alt yanında bir su deresi meydana getirdi."

Şeker Hastalığı ve Hurmanın Faydaları

Diyabete ve yüksek tansiyona faydalı

Yüksek öğretim enstitüleri etkinlikleri konusunda geleneksel ilaçların biyolojik değerlendirmesine yakın zamanlarda artan bir ilgi gösteriyorlar. Halk tıbbının sıklıkla uygulandığı Fas'ta geleneksel tıp bitkileri üzerine çeşitli araştırmalar ve çalışmalar yürütülüyor. Modern tıp olmasına rağmen, klasik ilaçlar (örneğin hurmaların diyabet ve yüksek tansiyon'da kullanılması) Fas'ın uzak toplumlarında yaygın olarak kullanılıyor.

Kandaki Şekeri Artırmıyor

2003'te yapılan bir çalışma hurmaların glisemi (kandaki şeker oranı) endeksinin düşük olduğunu ortaya koydu. Bunun anlamı kan şekeri ve ensülin seviyelerinde düşük oynamalara neden olmaları. Çalışmadaki bilim adamları hurmaların şekerli olmasına rağmen şeker hastaları için zararsız olduğunu söylüyorlar. Yine de şeker hastaları hangi meyvelerin onlar için uygun olduğunu öğrenmek için kesinlikle doktorlarına danışmalılar.

Şekeri Ayarlar

Vücuttaki şeker oranını ayarlayan (regüle eden) tek meyve hurmadır. Hurmada insan vücuduna bol miktarda hareket ve ısı enerjisi kazandıran, vücutta parçalanıp kullanılması kolay olan bir şeker türü bulunmaktadır. Üstelik bu şeker kan şekerini hızla yükselten glikoz değil, meyve şekeri fruktozdur. Özellikle şeker hastalarında kan şekerinin hızla yükselmesi, pek çok organı olumsuz olarak etkiler, ancak en çok hasar gören organ ve sistemler göz, böbrekler, kalp-damar sistemi ve sinir sistemidir. Gözde görme kaybına kadar varan rahatsızlıklar, kalp krizi, böbrek yetmezliği gibi pek çok ciddi hastalığın en önemli nedenlerinden biri, kan şekeri yüksekliğidir.


Hurmanın Muhtelif Faydaları 

Kan Yapıcıdır, Anemi Hastalığını Kaldırır

Hurmanın içerdiği demir, kırmızı kan hücrelerinde bulunan hemoglobin sentezini kontrol eder ve bu da hamilelikte kansızlığın engellenmesini ve bebeğin gelişimi için hayati önem taşıyan kandaki alyuvarlar dengesinin uygun hale gelmesini sağlar. Bilindiği gibi alyuvarlar kanda oksijen ve karbondioksiti taşıyarak hücrelerin canlılığını sürdürmesinde rol oynarlar. Çok fazla demir içermesi sebebiyle, bir insan günde 15 tane hurma yiyerek vücudunun demir ihtiyacını karşılayabilir ve demir eksikliğinden kaynaklanan rahatsızlıklardan korunmuş olur.

Gözleri Kuvvetlendirir

Hurma A vitamini ihtiva ettiğinden hurma yiyenlerde özellikle gece körlüğü ve diğer göz zaafiyetleri olmaz. İkinci Dünya Savaşında gece hücumu yapacak olan Amerikan pilotlarına hedeflerini daha net görebilmeleri için hurma yedirmişlerdir. Göz sinirlerini kuvvetlendirici özelliği vardır.

Kemik Erimesini Engeller

Hurmada bulunan kalsiyum ve fosfat, iskelet oluşumu ve vücudun kemik yapısının dengelenmesi için çok önemli elementlerdir. Hurma, içerdiği bol fosfor ve kalsiyum ile kemik zayıflığına karşı bünyeyi korur ve bu hastalıkların azaltılmasına yardım eder.

Karaciğer Güçlendirici

B1 ve B2 vitaminleri ihtiva ettiği için karaciğeri güçlendirir. Karaciğer soğuk tatlıları sever. Onun için hurmayı kavun, acur, hıyar gibi (soğutucu) gıdalarla yemek daha uygun olur. Sünnettir. Tabipler tabibi Efendimiz (s.a.v.) hurmayı acurla yemişlerdir. Sarılık hastalığının iyileşmesine yardımcı olur.

Stres ve Gerginliği Gidericidir

Bilim adamları hurmanın stres ve gerginliği giderici etkisine de dikkat çekmektedirler. Berkeley Üniversitesi uzmanlarının yaptığı araştırmalar, sinirleri güçlendiren B6 vitamininin ve kasların çalışmasında önemli rol oynayan magnezyum mineralinin hurmada yüksek miktarda bulunduğunu ortaya koymuştur. Hurma ayrıca içerdiği magnezyum ile böbrekler için de son derece önemlidir. Bir insan günde 2-3 tane hurma yiyerek vücudunun magnezyum ihtiyacını karşılayabilir.

Hurmada bulunan B6 'Sinir Vitamini' diye adlandırılır. Stresli ve gergin yaşantısı olanlara sabah, öğle ve akşam saatlerinde üçer adet hurma yemesi son zamanlarda tıp adamlarınca tavsiye edilmektedir.

Sinir Sistemini Dinlendiricidir

İçerdiği B1-B2 vitaminleri ile sinir sisteminin sağlıklı olmasını kolaylaştırır ve dinlendirici etki yapar. Vücuttaki karbonhidratların enerjiye çevrilmesine, protein ve yağların vücudun diğer ihtiyaçları için kullanılmasına yardımcı olur. B2 vitaminiyle de, vücudun enerji sağlaması ve hücrelerin yenilenmesi için protein, karbonhidrat ve yağların yakılmasına yardımcı olur.

Sindirim Sistemini Çalıştırır, Kabızlığa İyi Gelir

Hurmaların yüksek oranda lifli ve şekerli oluşu bilinen bir gerçektir.
Araştırmalar göstermiştir ki farelerin mide ve bağırsak sistemi hurma verildiğinde hızlanmıştır. Bilim adamları lifli yiyeceklerin müshil etkisi olduğunu düşünüyorlar. Hurmalardaki şeker ve melatonin içeriğinin bağırsak sisteminin hızlandırmasına da etki edebileceği düşünülüyor.

Zayıflamaya Yardımcı Olur

Sindirim sistemini hızlandırıcı etkisiyle ve tok tutma özelliği ile son yıllarda hurma diyet listelerinde önemli yer tutmaya başlamıştır.

Folik Asit (B9) İçerir

Hurmanın besleyici oranının gücü, içerdiği uygun mineral dengesinden kaynaklanmaktadır. Hurmada, hamilelikte kadınların alması gereken bir B vitamini olan folik asit de bulunmaktadır. Folik asit (B9), vücutta yeni kan hücresi yapımında, vücudun yapı taşı olan amino asitlerin yapımında ve hücrelerin yenilenmesinde önemli görevler üstlenen bir vitamindir. Bu yüzden hamilelikte folik asit ihtiyacı belirgin şekilde artar ve günlük ihtiyaç iki katına çıkar. Folik asit seviyesi yetersiz olduğunda yapısal olarak normalden büyük, ancak işlevleri düşük alyuvar hücreleri meydana gelir ve kansızlık belirtileri ortaya çıkar. Özellikle hücre bölünmesinde ve hücrenin genetik yapısının oluşmasında önemli rol oynayan folik asit, hamilelik sırasında gereksinimi iki katına çıkan tek maddedir. Hurma da, folik asit açısından çok zengin bir besin türüdür.

Potasyum Zengini

Yüksek enerjili bir yiyecek olmasının yanında hurmalar mineral zenginidir. Etkin mineral potasyumdur(648mg). Aynı zamanda fosfor, magnezyum, sodyum ve demir de içerir. Araştırmalar potasyum zengin bir beslenmenin farelerde mide ülserlerini yavaşlatabildiği ve önleyebildiğini gösterdi. Ayrıca doğum sonrası meydana gelen potasyum ihtiyacı da hurma tüketerek karşılanabilir.

Kan Kesici

Hurma yemek iç kanamayı durdurur. Onun için lohusa yemeği olmuştur. Haricen kanayan yere konsa kanı durdurur.

Cild Bakımında Kullanılır

Hurma suyu ile cilt pansuman edilir­se cildi besler, hamilelik ve güneş lekelerini yok eder.

Zihni Açıcı ve Dinlendirici

Hurma yemek, polenli hurma macunu ye­mek, ya da hurma kahvesi içmek, fikir işçileri için ideal gıdadır.
Beynimizin temel ihtiyacı fosfor hurmada bol miktarda bulunmaktadır. Yoğun zihinsel aktivitede bulunanların hurma tüketmeleri dinlendirici etki yapacaktır.

Balgam, Öksürük ve Gribe İyi Gelir

Meyve arasında en iyi göğüs ilacı hurmadır. Hurma yemek ya da polenli hurma macunu yemek soğuktan mütevellid hastalıkları iyileştirir.

Yarayı Çabuk İyileştirir

Hurma özü sürülür. Hurmanın yaprağı yakılıp külü basılır. Hurma zeytinyağıyla krem yapılıp sürülür. Hurma özü hurma ağacının tepesinde bulunur (çam sakızı gi­bi), beyaz renkli, süt tadındadır.

Ülsere Bire Bir ve Mideyi Kuvvetlendirici

Bazı ülkelerde halk arasında mide ülserlerinin tedavisinde hurma kullanımı denenmiştir. 2005'te ilgili bir dergide yayınlanan araştırmaya göre, hurma farelerde mide ülseri şiddetini azaltmıştır. Mide astarında hurmanın koruyucu bir görev yaptığı ve insanlarda da uygun olabileceği sonucuna varılmıştır.

Mideye faydalı olabilmesi için hurma yenmeye de­vam edilir. Polenli hurma macunundan aç karına bir tat­lı kaşığı yenmesi faydalıdır.

İftar Sağlığı

Hurma iftarda çok yemenizi engelleyebilir. Kolay sindirilebilir şeker bakımından zengindir. Düşük kan şekeri oruçtan sonra hissettiğiniz açlığın nedenidir. Birkaç hurma yiyip ondan sonra Akşam namazını kılarsanız vücudunuz kan şekerini ayarlama fırsatı bulur. Böylece siz de açlık hissini bastırmak için tıka basa yemek zorunda kalmazsınız.

Böbrek Harabiyetine Engel Olur

2008'de yapılan bir çalışmada hurma meyvesinden ve çekirdeklerinden elde edilen özün, bir antibiyotik (gentamicin) etkisi göstererek böbrek hasarını azaltıp azaltmadığı araştırıldı.

Özün böbreklerin korunmasında etkili olduğu ortaya çıktı. Bilim adamları hurmalardaki antioksidan (E Vitamini, askorbik asit ve melatonin) bileşiklerin bu korumayı sağladığını öne sürdü.

Böbrek kumları iltihabında hurma yenmeye ve polenli hurma macunu yenmeye devam edilir. Hurma suyu böbrek taşlarının parçalanmasında etkilidir.

Yaşlandırmayı Geciktiriyor

2002'de bir araştırma hurma palmiyesi özünün kırışıklık giderici yani yaşlandırma etkilerini geciktirici etkileri olduğunu ortaya koydu. Bunun nedeniyse hurma palmiyesi özündeki bitki hormonları. Araştırmaya göre içeriğinde yüzde 5 hurma palmiyesi özü bulunan kremi kullanan kadınların göz çevrelerindeki kırışıklık yüzeyi ve derinliği azaldı.

Çekirdekleri Bile Faydalı

Hurma çekirdeği karın şişliklerine, bağırsak gazlarına ve toksinlere karşı faydalıdır.

Çekirdekler parçalanarak su ile iyice kaynatılıp içilirse böbrek ve safra taşları olanlara iyi gelir.

Hurma çekirdeği yakılarak sürme gibi göze çekilirse kirpikleri uzatır, göz çapaklarına iyi gelir.

Çevre Dostu

Ormanların azalması ve nüfusun artması, odun yerine kullanılabilecek bitki lifleri gibi alternatiflere yöneltiyor. 2008'de İranlı araştırmacılar preslenmiş hurma palmiyesinden yapılan ağaçların genel kullanım için uygun olacak kadar sağlam olduğunu ortaya koydu.

ÖNEMLİ NOT: 

Verilen bilgiler ürün tanıtım verisi içermez. Hurma meyvesi hakkında bazı araştırmalardan derlemelerdir. Ürün tanıtım bilgileri için ilgili ürünün detay sayfasını ziyaret ediniz. Rahatsızlıklarınız için doktor teşhis ve tedavisinin şart olduğunu unutmayınız.

İnsanı, hastalığı, hurmayı ve şifayı yaratan Cenab-ı Allah'tır. İnsanoğlu sebeplere riayet etmekle beraber şifa ve tesirin ancak Cenab-ı Allah'tan geldiğini bilmelidir.

Kaynaklar :

Biyolog Yaşar Yeni'nin özel izni ile Doğal ve Şifalı Bitkilerle Tamamlayıcı Tedaviler/Hurma Araştırması
Kuranmucizeleri.com






hurma, hurmanın faydaları, hurma çeşitleri, hurma ile ilgili hadisler, hurma hangi hastalıklara iyi gelir, hurma hangi hastalıklara faydalıdır, hurma diyeti, şeker hastaları hurma yiyebilir mi

HURMA İLE İLGİLİ AYETLER VE HADİSLER

/ No Comments
hurma, hurma ağacı, hurma nedir, hurma ayeti, hurma ne demek, hurma diyeti, hurma faydaları, hurma ayetleri, hurma hadisleri, hurma ile ilgili ayetler, hurma ile ilgili hadisler

Hurma ile İlgili Ayetler

Kur'an-ı Kerim'de geçen hurma ile ilgili / içinde hurma geçen ayetlerin mealleri

Bakara Sûresinin 266 . Ayetinde

Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.

En'âm Sûresinin 99 . Ayetinde

O gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, - hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız: (Herbiri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı. Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah'ın varlığını gösteren) ibretler vardır.

En'âm Sûresinin 141 . Ayetinde

O, çardaklı, çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (herbiri) birbirine benzer ve (herbiri) birbirinden farklı biçimde yaratandır. Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

Ra'd Sûresinin 4 . Ayetinde

Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah'ın varlığını gösteren) deliller vardır.

Nahl Sûresinin 11 . Ayetinde

Allah o su ile size; ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır.

Nahl Sûresinin 67 . Ayetinde

Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır.

İsrâ Sûresinin 90,91,92,93 . Ayetinde

Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça, yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça, yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe, yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe, yahut altından bir evin olmadıkça, ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."

Kehf Sûresinin 32 . Ayetinde

Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk.

Meryem Sûresinin 23 . Ayetinde

Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. "Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!" dedi.

Meryem Sûresinin 25 . Ayetinde

" Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün."

Tâ-Hâ Sûresinin 71 . Ayetinde

Firavun, "Demek, ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ'ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış, mutlaka göreceksiniz."

Mü'minûn Sûresinin 19 . Ayetinde

Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz.

Şu'arâ Sûresinin 146,147,148. Ayetinde

"Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?"

Yâsîn Sûresinin 34,35 . Ayetinde

Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Bunları onların elleri yapmış değildir. Hâlâ şükretmeyecekler mi?2

Yâsîn Sûresinin 39 . Ayetinde

Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.

Kâf Sûresinin 9,10,11 . Ayetinde

Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir.

Kamer Sûresinin 20 . Ayetinde

İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.

Rahmân Sûresinin 11 . Ayetinde

Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır.

Rahmân Sûresinin 68 . Ayetinde

İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır.

Haşr Sûresinin 5 . Ayetinde

(Savaş gereği,) hurma ağaçlarından her neyi kestiniz, yahut (kesmeyip) kökleri üzerinde dikili bıraktınızsa hep Allah'ın izniyledir. Bu da fasıkları rezil etmesi içindir.

Hâkka Sûresinin 7 . Ayetinde

Allah onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.

Abese Sûresinin 27,28,29,30,31,32 . Ayetinde

Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

Tebbet Sûresinin 4,5 . Ayetinde

Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde sırtında odun taşıyarak karısı da (o ateşe girecektir).

*
hurma, hurma ağacı, hurma nedir, hurma ayeti, hurma ne demek, hurma diyeti, hurma faydaları, hurma ayetleri, hurma hadisleri, hurma ile ilgili ayetler, hurma ile ilgili hadisler

Hadis-i Şeriflerde Hurma

Hurmanın Önemi İle İlgili Hadis-i Şerifler

Peygamber Efendimiz (asm) döneminde insanlar uzun zaman yiyecek bulamazlardı. Sadece hurma yerler, su içerlerdi. Ama hasta olmazlardı. Sahabi Hz. Aişe validemize "Efendimiz zamanında evinizde ne yer ne içerdiniz" diye sormuş. Hz. Aişe validemiz de şu ibretlik cevabı vermiş; "Evimizde bazen iki üç ay geçerdi de ateş yanmazdı, 'Esvedan(iki siyah)' yani hurma yiyip su içerdik."(Buhari, hibe 1; Müslim, Zühd 28) İşte Resul-u Ekrem (asm) Efendimizin hanesinde, aylarca sadece hurma yemekle hayatlarını devam ettiriyorlar.

*Bir hadis-i şeriflerinde de Peygamber Efendimiz (asm) hurmanın doyuruculuk ve kifayetini anlatmak için Hz. Aişe'ye "Ya Aişe evinde hurma olmayanlar açtırlar" (Müslim,et'ime 153; Darimi,et'ime 26) buyurmuştur. Bu sözü iki veya üç defa tekrarlamıştır. Bunu hurma tüketmeyince tüm zorunlu gıdaları almış olmak zordur şeklinde de anlayabiliriz. Hurma özellikle sütle tüketildiğinde daha etkili ve faydalıdır.

*Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm, hurma ile süte "atyabân" derdi yani "iki en güzel şey" demektir. (Hakim, el-Müstedrek 4/119)

*Resulullah (sav), namaz kılmazdan önce birkaç taze hurma ile orucunu açardı. Eğer taze hurma yoksa kuru hurma ile açardı. Eğer kuru hurma da bulamazsa birkaç yudum su yudumlardı. (Ravi : Enes (r.a))

*Resulullah (sav)`ı salatalıkla birlikte taze hurma yerken gördüm.(Abdullah İbnu Cafer (r.a))

*Resulullah (sav) kavunu taze hurma ile yer ve: "Bunun hararetini şunun serinliğiyle, şunun serinliğini de bunun hararetiyle kırıyoruz!" buyururdu. (Ravi : Aişe (r.a))

*Resulullah (sav), bir miktar arpa (ekmeği) aldı. Üzerine bir hurma koydu ve: "Bu şuna katıkdır!" buyurdu. (Ravi : Yusuf İbnu Abdillah İbni Selam (r.a))

*Resulullah (sav), Ramazan bayramında, sayıca tek olan birkaç hurma yemedikçe namaza gitmezdi. (Ravi : Enes (r.a))

*Resulullah (sav) yanımıza girdi. Biz kendilerine tereyağı ve hurma ikram ettik. Aleyhissalatu vesselam yağla hurmayı severdi. (Ravi : Büsr es-Sülemi`nin iki oğlu (r.a))

*"Bazı aylar olurdu, hiç ateş yakmazdık, yiyip içtiğimiz sadece hurma ve su olurdu. Ancak, bize bir parçacık et getirilirse o hariç." (Diğer bir rivayette: "Resulullah ölünceye kadar Muhammed ailesi buğday ekmeğini üst üste üç gün doyuncaya kadar yememiştir." denmiştir. Bir diğer rivayette: "Muhammed (as) bir günde iki sefer yedi ise, biri mutlaka hurma idi." denmiştir) (Ravi : Aişe (r.a))

*Aişe (r.a) : Annem, Resulullah (sav)`la evleneceğim zaman beni şişmanlatmak istedi. Ancak bana hurma ile birlikte salatalık yedirinceye kadar arzu ettiği diğer şeylerden (ilaçlardan) hiçbirine icabet edemedim. O ikisinden (muntazaman yemeye devam edince) güzel bir şişmanlık kazandım.

Acve Hurması İle İlgili Hadis-i Şerifler

acve hurma - Ebu Hureyre'den rivayetle; "Acve denen hurma cennetdendir ve zehire karşı şifadır." (Tirmızi,tıb 22)

* Hz. Aişe (RA)'dan rivayetle ; "Resulullah (sav) buyurdular ki: "(Medine'nin necd cihetinde yer alan) Aliye acvesinde şifa vardır. O sabahın ilk vaktinde (yenirse) panzehirdir."

* Sa'd bin ebi Vakkas rivayet ediyor; Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdular: "Kim sabah aç karnına yedi tane acve hurması yerse o gün ona ne sihir ne de zehir tesir eder." Başka bir rivayette "zehir ve sihir zarar vermez".

*Yine başka bir rivayette "Aç karnına hurma yiyiniz zira aç karnına yenen hurma asalakları öldürür." (Buhari,et'ime43; Müslim,et'ime 154)

*Sâd İbn-i Ebî Vakkas (r.a.) hasta olduğunda Resûlûllah (s.a.v.) Efendimiz hasta zi­yaretine giderler. "Mübarek ellerini göğsüme koydu. Hatta ben mübarek elinin soğukluğunu kalbimde hissettim. Sonra -"Sen kalp hastalığına yakalanmışsın! Sakif'in kardeşi Haris İbn-i Kelede'ye git. Tedavi ol. O tabib birisidir. Medine'nin Acve hurmasından yedi tane alsın, onları çekirdekleri ile beraber dövsün (öğütsün) sonra onu süt ile yağ ile sulandırarak sana yedirsin." Sâd (r.a.) böylece bu hastalıktan kurtulmuştur.

Yaş-Taze Hurma ile İlgili Hadis-i Şerifler

*Resûlûllah (sav) Efendimiz - "Kadınlarınıza loğusa döne­minde hurma yediriniz. Kim loğusalığında hurma yerse onun çocuğu AKILLI ve AĞIR­BAŞLI olur. Çünkü hurma Hz. Meryem'in loğusalığındaki yiyeceği idi. (Hz. Meryem vali­demize Allah (c.c) kuru bir hurma ağacından onu vermişti). Şayet (loğusa için) hurmadan daha iyi bir yiyecek olsa idi Allah (c.c) Onu Meryem'e ikram ederdi." buyurarak hurmanın önemini belirtmişlerdir.

*Resulullah (sav), namaz kılmazdan önce birkaç taze hurma ile orucunu açardı. Eğer taze hurma yoksa kuru hurma ile açardı. Eğer kuru hurma da bulamazsa birkaç yudum su yudumlardı. (Ravi : Enes (r.a))

*Resûlûllah (sav) Efendimiz "En hayırlı hurmanız 'berni' dir. Onda şifa vardır hastalığa (yol açacak bir şey) yoktur." (el-Hakim, el-müstedrek 4/226)

Yeni Doğan Çocuğa Tahnik (damağına tatlı bir şey sürme) Yapma

*Abdullah İbnu Ebi Talha`yı doğduğu zaman Resulullah (sav)`a götürdüm. Bebek bir bez içerisinde idi. Vardığımızda Resulullah (sav) devesine katran sürüyordu. "Beraberinde hurma da getirdin mi?" diye sordu, "Evet" dedim ve birkaç tane hurma verdim. Onları ağzında çiğnedi, sonra çocuğun ağzını açtı. Ağzına tükrüğü püskürttü. Bebek, yalamaya başladı. Bunun üzerine Resulullah (sav) "Ensar`ın hurma sevgisine bakın (doğar doğmaz başlıyor)" diye latife etti ve çocuğu Abdullah diye isimledi. (Ravi : Enes (r.a)) (Hadisin metni; Müslim`deki metindir.)

*Mekke`de Abdullah İbnu Zübeyr (ra)`e hamile kalmıştım. Doğum yaklaşmıştı ki, Mekke`yi terkettim ve Medine`ye geldim, Kuba`ya indim. Abdullah`ı orada dünyaya getirdim. Doğunca, bebeği alıp Resulullah (sav)`a götürdüm, kucağına bıraktım. Resulullah (sav) bir hurma istedi, ağzında çiğneyerek ezdikten sonra, tükrüğünden çocuğun ağzına bıraktı. Abdullah`ın midesine ilk inen şey Resulullah (sav)`ın mübarek tükrükleri idi. Sonra (yumuşattığı o) hurma ile çocuğun damağım oğdu, hakkında bereketle dua etti ve Abdullah ismini verdi. Müslüman aileden ilk doğan çocuk bu idi. (Medine`de bütün Müslümanlar) onun doğumuna çok sevindiler. Çünkü "Yahudiler size sihir yaptılar, asla doğum yapamayacaksınız" diye bir şayia çıkarılmıştı." (Ravi : Esma Bintu Ebi Bekr (r.a))

*Bir oğlum doğmuştu. Hemen Resulullah (sav)`a getirdim, İbrahim ismini verip bir hurma ile tahnikde bulundu. Sonra da "Mübarek olsun" diye dua buyurdu ve çocuğu bana geri verdi. Bu çocuk, Ebu Musa`nın en büyük evladı idi. (Ravi : Ebu Musa (r.a))

Hurma Ağacı ile İlgili Hadis-i Şerifler

*Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştu: "Mü`min, yaprağını hiç dökmeyen yeşil bir ağaca benzer." Halk falanca ağaç, fişmekanca ağaç diye taliminde bulundular, (fakat isabet ettiremediler). Ben, "Bu, hurma ağacıdır" demek istedim, ancak (yaşım küçük olduğu için) utandım. Sonra Hz. Peygamber (sav): Bu hurma ağacıdır" diye açıkladı. (Ravi : İbnu Ömer (r.a))

*Resulullah (sav): "Allah`ın hoş bir sözü; kökü sağlam, dalları göğe doğru olan -Rabbinin izniyle her zaman meyve veren- hoş bir ağaca benzeterek nasıl misal verdiğini görmüyor musun?" (İbrahim, 24-25) ayetinde zikredilen ağaç hakkında: "O hurma ağacıdır" buyurdu. Ve müteakip ayette ifade edilen kötü ağacı da hanzale`ye (zakkum, Ebu Cehil karpuzu da denir, mercimek ağacıdır) benzetti. Ayet şöyle: "Çirkin bir söz de yerden koparılmış, hiç bir sebatı olmayan kötü bir ağaca benzer" (İbrahim, 26). (Ravi : Enes İbnu Malik (r.a))

*Resulullah (sav) bir hurma kütüğüne dayanarak hitapta bulun(ur)du. (Duyulan ihtiyaç üzerine) ona bir minber yaptılar, onun üzerinde hutbe vermeye başladı. Hurma kütüğü (Aleyhissalatu vesselam`ın kendisini terketmesi üzerine) bir deve inleyişi gibi inleyip ağlamaya başladı. Bunun üzerine Resulullah (sav) minberden inip kütüğü meshedip okşadı. Kütük inlemeyi bırakıp sükunet buldu. (Ravi : Enes (r.a)

Kaynak: www.hurma.com

hurma, hurma ağacı, hurma nedir, hurma ayeti, hurma ne demek, hurma diyeti, hurma faydaları, hurma ayetleri, hurma hadisleri, hurma ile ilgili ayetler, hurma ile ilgili hadisler, hadisler, ayetler

ABDURRAHİM KARAKOÇ'UN HAYATI VE ŞİİRLERİ

/ No Comments

BİRLİK

Kalacak adımız kaldığı gibi
Aleme velvele saldığı gibi
Tıpkı Sakarya'da olduğu gibi
Kardeşiz, tek vücut tek milletiz...A.Karakoç

*

ABDURRAHİM KARAKOÇ'UN HAYATI:

Abdürrahim Karakoç, 7 Nisan 1932 tarihinde Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinin Ekinözü (Cela) köyünde (1991'de ilçe oldu) doğdu. Babası, halk şairi çiftçi Ümmet Efendi; annesi ise Fadime Hanım'dır. Ünlü şair ve yazar Bahaettin Karakoç'un kardeşi, şair ve eğitimci Ertuğrul Karakoç'un da ağabeyiydi.

Ekinözü Köyü İlkokulunu bitirdi (1944). Ortaokula gidemedi. Marangozluk öğrendi. Bir süre köyünde çiftçilik, marangozluk yaptı. 1958 yılında Ekinözü'nde belediye teşkilatı kurulunca, muhasebeci olarak belediyede memuriyete başladı. 1981 yılının Mart ayında emekliye ayrılıncaya kadar bu görevini sürdürdü. Emekli olunca ailesiyle Ankara'ya yerleşip Sincan'da sanat çalışmaları yaptı. Gazetecilik, köşe yazarlığı, şairlikle geçimini sağladı.

20. ve 21. yüzyıl Türk edebiyatının önde gelen şairlerinden Abdürrahim Karakoç, akciğer enfeksiyonu tedavisi gördüğü Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 7 Haziran 2012 Perşembe günü solunum yetmezliği sonucu son nefesini verdi. Cenazesi, 8 Haziran 2012 Cuma günü Ankara Kocatepe Camisi'nde kılınan Cuma ve cenaze namazlarının ardından Bağlum Mezarlığı'nda Şeyh Abdülhakim Arvâsi (1865-1943) Türbesi'nin yanında toprağa verildi. Cenaze namazını, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez kıldırdı.

ABDURRAHİM KARAKOÇ'UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ:

Abdurrahim Karakoç'un dedesi ve babası da şairdi. Ayrıca, Elbistan'da çok sayıda halk şairi yaşamaktadıydı. Bu sebeple, halk şiiri ikliminde doğup büyüdü. Küçük yaşlardan itibaren şiir yazmaya başladı. İlk şiirleri Elbistan'da yayımlanan Engizek gazetesinde basıldı (1955). !958 yılına kadar yazdığı şiirleri beğenmeyerek yok etti. 1958'den sonra yazdıklarını Hasan'a Mektuplar adıyla 1964'te yayımlayınca ünü yayıldı. Âşık tarzı şiir tekniğini benimsedi. Hece ölçüsüyle mahallî söz dağarcığı ve ağız özelliklerini ustalıkla kullanmayı bildi. Ancak bağlama çalmayı öğrenememişti. Mahlas almayı da düşünmemişti. Çok az şiirinde Karakoç mahlasına yer verdiği görülmüştür. Az sayıda serbest vezinli şiiri de vardır.

Şiirlerinde aşk ve vatan sevgisinin yanı sıra toplumsal bozuklukları da ele aldı. Mizah yüklü yergi, taşlama şiirleri gençler arasında ezberlendi. Siyasal ve toplumsal bozuklukları eleştirdiği şiirleri dolayısıyla hakkında otuza yakın dava açıldıysa da tamamından aklandı. Şiirleri Fedai, Devlet, Töre, Bizim Ocak dergileriyle; kendisinin çıkardığı Yeni Ufuk ile Yeni Düşünce, Yeni Hafta ve Yeni Akit gazetelerinden yayımlandı. Gündüz ve Yeni Akit gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı.

Yüze yakın şiiri, türkü ve şarkı biçiminde bestelendi ve ününe ün kattı. Musa Eroğlu ve Zekeriya Bozdağ'ın bestelediği Mihriban, Mahzunî Şerif'in bestelediği Tohdur Beğ, Hâkim Beğ, Esat Kabaklı'nın bestelediği Gel Gayrı, Bayram Bilge Tokel'in bestelediği Dağ ile Sohbet, İncinmesin Uğur Işılak'ın bestelediği Suları Isıtamadım ve Ekrem Çelebi'nin bestelediği Sultanım gibi. Dava şiirlerinden bir bölümü marş hâline getirildi. Hak Yol İslâm Yazacağız şiiri gibi.

Bir grup şiiri Mehriban/Goşgular adıyla Aşkabat'ta Türkmen lehçesiyle basıldı (1996).

Doğuş Edebiyat (S. 20, 1983) ve Genç Kardelen (S. 9, 1998) dergileri "Abdurrahim Karakoç Özel Sayısı) yayımladı. Hakkında Gazi Üniversitesinde 2001 yılında Gülsüm Saldere tarafından "Abdurrahim Karakoç'un Lirik Şiirlerinde Kelime Dünyası) konulu yüksek lisans tezi hazırlandı.

Kendi deyişiyle, "Dağda bayırda, ay ışığında şiirler yazdı. Her şiirinin özü mutlak gerçeğe dayanmaktadır. Gününü ve insanlarımızı yorumlamıştır." Toplumsal bozuklukları eleştirdiği yergi, taşlama şiirlerinde mizahî bir üslûp kullandığı görüldü. Kahramanmaraş halk kültüründen seçtiği yerel kelime ve deyimler, kullandığı ağız özellikleri şiirlerine türkü lezzeti verdi denilebilir.

ABDURRAHİM KARAKOÇ'UN ESERLERİ:

Şiir:

Hasan'a Mektuplar (1964)
Hatay Bülteni (Hasan'a Mektuplar'la, 1967)
El Kulakta (1969)
Haberler Bülteni (1969)
Vur Emri (1972)
Bütün Şiirleri (1973)
Kan Yazısı (1977)
Suları Isıtamadım (1980)
Şiirler (1981)
Kar Sesi (1983)
Dosta Doğru (1984)
Beşinci Mevsim (1986)
Gök Çekimi (1991)
Akıl Kazraya Vurdu (1994)
Gerdanlık I (2000)
Yasaklı Rüyalar (2000)
Parmak İzi (2002)
Gerdanlık II (2002)
Yağmur Yerden Yağar (2002)
Gerdanlık III (2005)
Barış Çağrısı (2009)

Deneme:

Düşünce Yazıları (1990)
Sohbet, Söyleşi, Mektup: Çobandan Mektuplar (1996)
ŞİİRLERİ

ANADOLU SEVGİSİ

Sen bizim dağları bilmezsin gülüm, 
Hele boz dumanlar çekilsin de gör.
Her haftası bayram, her günü düğün, 
Hele yaylalara çıkılsın da gör.

Bilmezsin ovalar nasıldır bizde; 
Kağnılar yollarda, yoncalar dizde...
Saydıklarım damla değil denizde, 
Hele bir ekinler ekilsin de gör.

Görmedin sen bizim mavi suları, 
Karlar eriyince kırar yuları...
Köpük olur beyaz, sel olur sarı; 
Hele taştan taşa dökülsün de gör.

Sen bizim köyleri görmedin ki hiç, 
Yolları toz, çamur, evleri kerpiç.
O kirli kabukta, o en temiz iç; 
Hele bir yakından bakılsın da gör.

Anlamaz, bilmezsin sen bizim halkı, 
Sevgiyi bulasın, yakına gel ki...
Kalıplar gerçeği göstermez belki
Gönül perdeleri sökülsün de gör.

(Dosta Doğru)

Abdurrahim Karakoç

*

İSYANLI SÜKUT

Gitmişti makama arz-ı hâl için
'Bey' dedi, yutkundu, eğdi başını.
Bir azar yedi ki oldu o biçim..
'Şey' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Kapıdan dört büklüm çıktı dışarı
Gözler çakmak çakmak, benzi sapsarı...
Bir baktı konağa alttan yukarı 
'Vay' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Çekti ayakları kahveye vardı
Açtı tabakasın, sigara sardı
Daldı.. neden sonra garsonu gördü
'Çay' dedi, yutkundu, eğdi başını.

İçmedi, masada unuttu çayı 
Kalktı ki garsona vere parayı 
Uzattı çakmağı ve sigarayı
'Say' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Döndü, gözlerinde bulgur bulgur yaş 
Sandım can evime döktüler ateş
Sordum: 'memleketin neresi gardaş? '
'Köy' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Yürüdü, kör-topal çıktı şehirden
Ağzına küfürler doldu zehirden
Salladı dilini.. vazgeçti birden, 
'Oyyy' dedi, yutkundu, eğdi başını.

(Vur Emri)

Abdurrahim Karakoç

*

MİHRİBAN

Sarı saçlarına deli gönlümü
Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban! 
Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor Mihriban!

Yâr deyince kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
Lâmbamda titreyen alev üşüyor
Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban!

Önce naz sonra söz ve sonra hile
Sevilen seveni düşürür dile
Seneler asırlar değişse bile
Eski töre bozulmuyor Mihriban!

Tabiplerde ilaç yoktur yarama
Aşk değince ötesini arama
Her nesnenin bir bitimi var ama
Aşka hudut çizilmiyor Mihriban!

Boşa bağlanmamış bülbül gülüne
Kar koysan köz olur aşkın külüne
Şaştım kara bahtın tahammülüne
Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban!

Tarife sığmıyor aşkın anlamı
Ancak çeken bilir bu derdi, gamı
Bir kördüğüm baştan sona tamamı
Çözemedim çözülmüyor Mihriban!

Abdurrahim Karakoç

*

AÇIK DİLEKÇE

Görmediğim bir bambaşka durum var 
Sizin şehrin kızlarında savcı bey! 
Yaklaşanı tâ yürekten vururlar 
Kan kokuyor gözlerinde savcı bey!

Gayeleri gönül kırmak dal gibi 
Bakışları çifte faul bal gibi 
Ülkeler fethetmiş bir kral gibi 
Gurur dolu pozlarında savcı bey!

Kaş yaparken, göz çıkarır elleri
Çok silâhtan tesirlidir dilleri 
Hayret ettim, bir tuhaf ki hâlleri, 
Poyraz eser yüzlerinde savcı bey!

Derviş olup çıktım tığsız, tebersiz 
İlk görüşte avladılar habersiz 
Pişirdiler beni tuzsuz, bibersiz 
Kebap oldum közlerinde savcı bey!

Bölüştüler gönlüm ile aklımı 
Davacıyım, ara benim hakkımı... 
Bir yol göster, haksız mıyım, haklı mı? 
Yorulmayım izlerinde savcı bey.

Abdurrahim Karakoç

*

İNCİTME

Gölgesinde otur amma
Yaprak senden incinmesin.
Temizlen de gir mezara
Toprak senden incinmesin.

Yollar uzun, yollar ince
Yol kısalır aşk gelince
Yat kurban ol İsmail’ce
Bıçak senden incinmesin.

Burdayım de ararlarsa
Doğru söyle sorarlarsa
Tabutuna sararlarsa
Bayrak senden incinmesin.

İl göçsün göçtüğün vakit
Yol yansın geçtiğin vakit
Suyundan içtiğin vakit
Kaynak senden incinmesin.

Toz konmasın sakın sana
Hakkı geçer halkın sana
Gücenmesin yakın sana
Uzak senden incinmesin.

(Yasaklı Rüyalar)

Abdurrahim Karakoç

*

UNUTURSUN MİHRİBANIM

“Unutmak kolay mı? ” deme
Unutursun Mihriban’ım.
Oğlun, kızın olsun hele
Unutursun Mihriban’ım.

Zaman erir kelep kelep..
Meyve dalında kalmaz hep.
Unutturur birçok sebep 
Unutursun Mihriban’ım.

Yıllar sinene yaslanır
Hâtıraların paslanır.
Bu deli gönlün uslanır...
Unutursun Mihriban’ım.

Süt emerdin gündüz-gece 
Unuttun ya, büyüyünce...
Ha işte tıpkı öylece
Unutursun Mihriban’ım.

Gün geçer, azalır sevgi 
Değişir her şeyin rengi.
Bugün değil, yarın belki
Unutursun Mihriban’ım.

Düzen böyle bu gemide
Eskiler yiter yenide.
Beni değil, sen seni de
Unutursun Mihriban’ım.

(Dosta Doğru)

Abdurrahim Karakoç

*

AYIP

Kara gözlüm bu ayrılık yetişir, 
İki gözüm pınar oldu gel gayrı.
Elim değse akan sular tutuşur
İçim dışım yanar oldu gel gayrı.

Ayların sırtında yıllar taşındı, 
Sanma ki garibi eller düşündü.
Bebekler evlendi, yollar aşındı
Kozalaklar çınar oldu gel gayrı.

Hesap et, gideli sen gurbet ile
Otuz ay tutuldu kolay mı dile? 
Hapisler, sürgünler, esirler bile
Sılasına döner oldu gel gayrı.

Gönlüm sende, gözüm yollarda durdu, 
Saat isyan etti, takvim kudurdu.
Hasret hançerini bağrıma vurdu
Yüreciğim kanar oldu gel gayrı.

Emeği boşadır yuvasız kuşun...
Nerdeyse toprağa değecek başın.
Beni düşünmezsen kendini düşün
Herkes seni kınar oldu gel gayrı.

Vur Emri

Abdurrahim Karakoç

*

TUT ELLERİMDEN

Sırat’tan incedir sevda köprüsü 
Beraber geçelim tut ellerimden. 
Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzü 
Beraber uçalım tut ellerimden.

Gönüldeki birlik kalkandır dışa 
Aldırma ayaza, yele, yağışa 
Giden ilkbahara, gelecek kışa 
Beraber göçelim tut ellerimden.

Birleşmek üzredir şafakla gurûp 
Korku beklenilmez kapıda durup 
İster zehir olsun, isterse şurup
Beraber içelim tut ellerimden.

Çağır hayallerin en ötesini 
Yakından duyarsın aşkın sesini 
Sonsuz mutluluğun penceresini 
Beraber açalım tut ellerimden.

Hatırla kaybolan hatıraları 
Elmastan ışıklı, altundan sarı 
Zaman tortusundan işte onları 
Beraber seçelim tut ellerimden.

Şüphe “başlangıç”tır, karar “nihayet”
Zamanı zamana etme şikayet 
Kaçmak kurtuluştur diyorsan şayet 
Beraber kaçalım tut ellerimden.

(Akıl Karaya Vurdu) 

Abdurrahim Karakoç

*

VUR EMRİ

Bir haber dolaşır semada pulpul; 
Kılınçlar bilensin akın var Çin’e.
Yiğitler at sürer düşman içine; 
Tarihe hükmeden bir ses duyulur:
- Vur! TÜRKLÜK aşkına vur!

Yüklenir bir ülke oymak ve avul, 
Sel olur ordular, batıya akar.
Uçar elden-ele bozkurtlu bayraklar.
Emreder bir başbuğ, sade ve vakur:
- Vur! BAYRAK aşkına vur!

Karışır top sesi, nal sesi, davul..
Çağdan çağa çığır açar gemiler.
Bir hâkan atını denize sürer
Ve der ki: “Yıkılsın Bizans’ı koruyan sur, ”
- Vur! FETİH aşkına vur!

Parçalanmak istenir bir ülke, Anadolu’dur:
Şahlanır bir anda bin yıllık hınçlar; 
Eser poyraz poyraz eğri kılınçlar, 
Kütahya düzünde kelle savrulur...
- Vur! TOPRAK aşkına vur!

Ya... işte tarihin böyledir oğul! 
Geçmişten hız alsın geleceğin de..
Göster Türklüğünü tunç bileğinle! 
Bu dine, bu ırka ve bu toprağa
Sataşmak isterse herhangi gavur:
- Vur! ALLAH aşkına vur!

(Vur Emri)

Abdurrahim Karakoç

*

HAK YOL İSLAM YAZACAĞIZ

Kör dünyanın göbeğine 
Hak yol İslâm yazacağız. 
Kuşların göz bebeğine 
Hak yol İslâm yazacağız.

Yola, ağaca, pınara 
Esen yele, yağan kara 
Yağmur yüklü bulutlara 
Hak yol İslâm yazacağız.

Koç burcuna, yay burcuna 
Bebeklerin avucuna 
Minarelerin ucuna 
Hak yol İslâm yazacağız.

Bucak bucak, köşe köşe 
Kara taşa, kor-ateşe 
Yıldıza, aya, güneşe 
Hak yol İslâm yazacağız.

Askerlerin miğferine 
Kağnıların tekerine 
Buda´nın tunç heykeline 
Hak yol İslâm yazacağız.

Her kapının eşiğine 
Her sofranın kaşığına 
Balaların beşiğine 
Hak yol İslâm yazacağız.

Herkes duyacak, bilecek 
Saklanmaz gayrı bu gerçek 
Yaprak yaprak, çiçek çiçek 
Hak yol İslâm yazacağız.

(Vur Emri)

Abdurrahim Karakoç

*

HEKİM BEĞ

Gene tehir etme üç ay öteye 
Bu dava dedemden kaldı hâkim beğ. 
Otuz yıl da babam düştü ardına 
Siz sağ olun, o da öldü hâkim beğ.

Kırk yıl önce; yani babam ölünce
Kadılıklar hâkimliğe dönünce
Mirasçılar tarla, takım bölünce
İrezillik beni buldu hâkim beğ.

Yaşım yetmiş iki, usandım gel-git
Bini buldu burda yediğim zılgıt 
Eğer diyeceksen: bana ne, öl git! 
Oğlumun bir oğlu oldu hâkim beğ.

Sekiz evlek tarla, bir geverlik su
Yüz yılda höküme bağlanmaz mı bu? 
Kazanmasam da hu, kazansam da hu! 
Canım ta burnuma geldi hâkim beğ.

Keşife-meşife, damgaya, harca 
Kanımız kurudu harca da, harca.. 
Sayenizde avukatlar yıllarca, 
Fakiri yoldu da yoldu hâkim beğ.

Mübaşir itekler, kâtip zavırlar 
Değişti bizde de göya devirler 
Yüz yıl önce adam yiyen gâvurlar 
Tapucuyu aya saldı hâkim beğ.

Kabahat sizde mi, kanunlarda mı? 
Şaşırdım billâhi yolu yordamı.. 
Kızma sözlerime alam kadanı 
Sıkıntıdan içim doldu hâkim beğ.

Mülkün temeliydi adalet hani? ... 
Bizim hak temelde saklı mı yani? 
Çıkartıp ta versen kim olur mâni? 
Yoksa hırsızlar mı çaldı hâkim beğ? !

Hem davacı pişman, hem de davalı.. 
Bu yolda tükettik çulu, çuvalı. 
Sabret makamından çalma kavalı, 
Sürüler ekine daldı hâkim beğ.

Vur Emri

Abdurrahim Karakoç

*

BEŞİNCİ MEVSİM

Düştü can evime dördüncü cemre 
Dünyayı üçüncü gözümle gördüm. 
Dört yüz seksen beş gün çekti bir sene 
On altıncı aya takvimsiz girdim.

Aynalara baktım korku gösterdi 
Saatler her sabah kırkı gösterdi 
Namlular, nişanlar Türkü gösterdi 
Hayatım boyunca hedefte durdum.

Gül sundum yediler, koklamadılar 
Armağan can verdim saklamadılar 
Gittim... gelir diye beklemediler 
Kaybolan gölgemi yollara sordum.

Getirdim yanıma ayı bir karış 
Ölçtüm ki dağların boyu bir karış 
Şehiri bir adım, köyü bir karış 
Damlada denizdir en küçük derdim.

Savurdum, eledim, seçtim zamanı 
Yaprak yaprak, tel tel açtım zamanı 
Haftada üç asır geçtim zamanı 
Nereye gittimse zamansız vardım.

Yırtıldı ruhlara çizdiğim resim 
Yazık, kulaklara sığmadı sesim 
Yaşadığım şimdi beşinci mevsim 
Çağın çilesini sırtıma sardım.

(Beşinci Mevsim)

Abdurrahim Karakoç

*

YEMİN

Canım sağ oldukça rahmetli babam
Susarsam, hakkını helâl etmesin!
Ak sütün emziren ihtiyar anam,
Susarsam, hakkını helâl etmesin!

Yerindedir daha aklım, iradem
Ve işte yeminim, işte ifadem! 
İlk insan, ilk nebi Hazreti Âdem,
Susarsam, hakkını helâl etmesin!

Meylim ne şöhrete, ne saltanata; 
Hak için sarıldım ben bu sanata; 
Kür-Şad, Bilge Kağan, Oğuzhan Ata,
Susarsam, hakkını helâl etmesin!

Önümde dururken Türklüğün hâli,
Susup da boynuma almam vebali; 
Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali(r.a) 
Susarsam, hakkını helâl etmesin!

Esir iken Kırım, Kerkük, Türkistan,
Bana zindan olur Maraş, Elbistan
İbni Sîna, Dedem Korkut, Alparslan
Susarsam, hakkını helâl etmesin!

İmanda bu fire, zillete bu zam! 
Doymuyor yüreğim ne kadar yazsam.
Farabi, Gazali, İmamı Azam,
Susarsam, hakkını helal etmesin!

Nusret versin yeri, göğü yaratan
Çekip çıkartalım akı karadan
Ertuğrul Bey, Osman Gazi, Murat Han,
Susarsam, hakkını helâl etmesin!

Ülküm aşk çölünde Veysel Karani
Ulubatlı Hasan eyler göreni
Fatih, Ak Şemsettin, Molla Gürani
Susarsam, hakkını helâl etmesin!

Bu yol bahadırlar, ermişler yolu; 
Kendini davaya vermişler yolu! 
Şeyh Mevlana, Derviş Yunus, Köroğlu,
Susarsam, hakkını helâl etmesin!

Türkçe sevdalanan, İslâmca yanan
Adar milletine bir değil bin can
Yavuz Sultan Selim, Barbaros, Sinan
Susarsam, hakkını helâl etmesin!

Uyutulmuş köy, nahiye, ilçe, il
Yüreğimi yetmiş yerden yara bil; 
Mehmet Âkif, Osman Batur, Şeyh Şâmil
Susarsam, hakkını helâl etmesin!

Usta savaşçılar, genç mücahitler
İmkanıma hizmetime şahitler
Basbuğ, ülküdaşlar, aziz şehitler,
Susarsam, hakkını helâl etmesin!

İçimde İslâmın ince mânâsı
Önümde Türklüğün soylu davası
Oflu Kör Şakirin Elif anası,
Susarsam, hakkını helâl etmesin!

Sevdim, milletime gönlümü verdim
Zalimin zulmüne göğsümü gerdim
Kırıkhanlı Kâzım, Niksarlı Nedim,
Susarsam, hakkını helâl etmesin!

Kemalimiz, Turanımız, Hacımız
Beraberdir sevincimiz, acımız
Mutta davar güden Zeynep bacımız,
Susarsam, hakkını helâl etmesin!

Mühim değil güceneni, küseni
Allah sevmez haksızlığa susanı
Yozgatın Yerköylü Yetim Hasanı,
Susarsam, hakkını helâl etmesin!

Komünist, siyonist, pusudan çıktı
Dinime saldırdı, töremi yıktı
Gönenli Gülizar, Bünyanlı Sıtkı,
Susarsam, hakkını helâl etmesin!

Yurdum bir kağıttır ışık beyazı
Üstünde insanlar mukaddes yazı
Genci, ihtiyarı gelini kızı,
Susarsam, hakkını helâl etmesin!

Mazlumlar hakkını almayıp ele,
Günü gün edersem zalimler ile
Evdeşim, öz kızım, öz oğlum bile,
Susarsam, hakkını helâl etmesin!

Allah rızasıdır arzum, emelim! 
Bu necip milleti ondan severim
Hazreti Muhammed(S.A.V) gerçek rehberim,
Susarsam, hakkını helal etmesin!

(Kan Yazısı)

Abdurrahim Karakoç

*

ASKERE MEKTUP

Aziz dostum,sen bu ilden gideli, 
Sekiz mevsim geldi-geçti duydun mu? 
Gine kar koymadı baharın yeli, 
Şeftaliler çiçek açtı duydun mu?

Memiklerin Iraz için Kel Durdu, 
Sinan oğlu Muharrem’i öldürdü 
Keş Ahmet bayram da namaz kıldırdı; 
Kerim Ağa köyden göçtü duydun mu?

Çavuşların yumuk gözlü Tahir’i 
Kahve yaptı kırk senelik ahırı, 
Erkek Fatma, Dişi çürük Mahir’i 
Güpegündüz aldı kaçtı duydun mu?

Ala-kardır Binboğa’nın yücesi.. 
Asker oldu Halime’nin kocası.. 
Sazlıköy’ün ilerici hocası 
Minarede şarap içti duydun mu?

Dikkat eyle; anlam çıkar sözüm den; 
Bir hızarcı geldi Mercanözü’nden 
İpsiz Mustafa’nın tek boynuzundan 
On altı çift tahta biçti duydun mu?

Kenan’ların sarı saçlı Reşad’ı 
On çocuğun anasını boşadı, 
Sultan serbest kaldı, sarhoş yaşadı, 
Hürriyeti yeni seçti duydun mu?

On iki gün önce yaptık bir seçim, 
Tekgöz murdar öldü partisi için. 
Nasreddin Hoca’nın dediği biçim; 
”Dünyayı yanlışsız ölçtü(!) ” duydun mu?

Daha bunlar bildiğimin yarısı, 
Gelecek mektuba kalsın gerisi. 
Bu yıl KARAKOÇ’un gönül arısı 
Çiçekten çiçeğe uçtu duydun mu?

(Vur Emri)

Abdurrahim Karakoç

*

SULARI ISLATAMADIM

Savaştayım elli yıldır 
Ömrüm geçti boşalt, doldur 
Anlamadım bu ne hâldir 
Bir gün silah çatamadım

Suları ıslatamadım.

Ekin ektim başak yılan 
Kuşandığım kuşak yılan 
Yorgan akrep, döşek yılan 
Bir gün rahat yatamadım

Suları ıslatamadım.

Ne payem oldu, ne sayem 
En doğruya varmak gayem 
Düşüncemdir tek sermayem 
Alan yoktur satamadım

Suları ıslatamadım.

Yolum yokuş, izim ayrı 
Dilim yağsız, sözüm ayrı 
Bedenimden özüm ayrı 
Biri bire katamadım

Suları ıslatamadım.

Talipli yoktur sevgiye 
Anlamadım, neden? Niye? 
Canlar gücenmesin diye 
Can attım, gül atamadım

Suları ıslatamadım.

(Suları Islatamadım)

Abdurrahim Karakoç

*

ÇARPIK ÇAĞ

Doğru mu, yanlış mı karar sizlerin
Biz aklın durduğu çağda yaşadık
'Ben dinsizim! ' diyen beyinsizlerin
Din dersi verdiği çağda yaşadık.

Çabuk pişsin diye zorbanın aşı
Ayıran olmadı kurudan yaşı
Keçinin kaplana her adım başı
Kırk tuzak kurduğu çağda yaşadık.

Baylar çalım sattı, bayanlar etin 
Ar duvarı çürük, darbeler çetin.
Modern putçuluğun, şirkin, zilletin
Kemale erdiği çağda yaşadık.

Bazen kör kilitler vuruldu dile
Bazen armağanlar kazandı hile
Homo'nun,komo'nun, deyyusun bile
İtibar gördüğü çağda yaşadık.

Yabancısı olduk ilin, obanın
Müdür ekmeğini çaldı çobanın
Resmi dairede devlet babanın
İpe un serdiği çağda yaşadık.

Önümüz çileydi, arkamız cefa
Bir gün semtimize basmadı sefa
Mürşidin, müridin günde beş defa
Günaha girdiği çağda yaşadık.

Kimi hak adalet gördü düşünde
Kimi devlet kuşu buldu başında
Vatanseverlerin vatan dışında
Hasretlik sürdüğü çağda yaşadık.

Göz yumup izine düştük batı'nın
Tuttuk kuyruğundan haçlı atının
Pamuk yumağının, tüyün, tütünün
Nice baş yardığı çağda yaşadık.

Neler yıkmadık ki son olsun diye
Harcadık günleri gün olsun diye
Asker kaçağının şan olsun diye
Askeri vurduğu çağda yaşadık.

Dilendik, savurduk Doları, Markı
Döndükçe aşındı düzenin çarkı
Şalvarı, kasketi, gömleği, börkü 
İhtiras sardığı çağda yaşadık.

Kimi vurgun vurdu döndü köşeyi
Kimi yalamakla doydu şişeyi
Kiminin ateşi, külü, maşayı
Ekmeğe dürdüğü çağda yaşadık.

Kılavuzluk yaptı körü beylerin
Seçimde sağılan sürü, beylerin
Morgtaki ölüden diri beylerin
Hâl-hatır sorduğu çağda yaşadık.

Atladık bir çağdan bir diğerine
Çıktık zirvelere, daldık derine
'Çağdaş bayanlar'ın cins beylerine
Çuvallar ördüğü çağda yaşadık.

Biri yola çıkmaz dayı bulmadan
Biri balık avlar suyu bulmadan
Birinin haftayı, ay'ı bulmadan
Milyarlar derdiği çağda yaşadık.

Baş örtüsü yasak,Türk olmak günah 
Sabır ver, sabır ver ey gadir Allah! 
Bulaşık basının her gün, her sabah
İslâm'ı Yerdiği çağda yaşadık.

Zorbaya rüşvettir 'nurol-çok yaşa'
Mâbutlar, kıbleler değişti hâşâ
İnsanın kâğıda, demire, taşa
Secdeye vardığı çağda yaşadık.

Görün hâlimizi biz insanların
Tutsağı olmuşuz suizanların
Her zaman her yerde müslümanların
Müslüman kırdığı çağda yaşadık.

Abdurrahim Karakoç

*

DOSTA DOĞRU

İçimde uzayan her yol 
Çıkar gider dosta doğru 
Nergis, ıtır, menekşe, gül 
Kokar gider dosta doğru

Zamanım yoğrulur gamla 
Birleşir sabah akşamla 
Ilık kanım damla damla 
Akar gider dosta doğru

Gel bende gör, sen gel beni 
Durduramaz engel beni 
Görmediğim bir el beni 
Çeker gider dosta doğru

Beynim fırın, bağrım tandır 
Yanarım hayli zamandır 
Sevgim bir yavru ceylandır 
Seker gider dosta doğru

Ne saklarım, ne gizlerim 
Yalnızca Onu özlerim 
Tabutta bile gözlerim 
Bakar gider dosta doğru.

(Dosta Doğru)

Abdurrahim Karakoç

*

BİRLİK

Bilmeyen öğrensin, duymayan duysun! 
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz. 
Bölücü sapıklar aklına koysun 
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.

Dünün insan yiyen kanlı çarkı yok! 
Yüzlerde gam, gönüllerde korku yok... 
Çerkezi yok, Kürdü yoktur, Türkü yok... 
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.

Allah bir, vatan bir, bayrak bir beden 
Yanlış yola sapmayalım bilmeden! 
Doğu, batı diye ayirmak neden? 
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.

Yırtılıp atılmaz tarih sepete! 
Birlik olduk camide ve cephede; 
Kore'de, Kıbrıs'ta, Kocatepe'de 
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.

Nineler, dedeler, masum bebekler, 
Bizlerden Huzurlu Türkiye bekler; 
Tutuşsun el-ele kızlar erkekler: 
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.

Kalacak adımız, kaldığı gibi, 
Âleme velvele saldığı gibi 
Tıpkı Sakarya'da olduğu gibi 
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.

Ne zulmü severiz, ne kinimiz var! 
Hayrı emreyleyen hak dinimiz var; 
Dağlar, çağlar boyu yeminimiz var: 
Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz.

(Suları Islatamadım)

Abdurrahim Karakoç

*

YAKARIŞ

Ya Rab bu hasrete can dayanmıyor; 
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Her adımda bir engel var, salmıyor,
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Mümkün mü bu yolda maksuda ermek? 
Mümkün mü sılada dost yüzü görmek? 
Âşıka ar gelir geriye dönmek; 
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Çekilmez bir şelek vurdun arkama; 
Şaşırdım yollarda kaldım, akşama.
Umudum her zaman bakidir amma,
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Sevip sevilmemek varsa kaderde,
Hangi doktor ilaç verir bu derde? 
Hastayım, susuzum gurbet illerde; 
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Ey hanlar hanını halk eden Hancı! 
Bir yudum aşkınla doğdu bu sancı.
Ey fakir ekmeği, Mümin inancı! 
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

(Dosta Doğru)

Abdurrahim Karakoç

*

SOYLU BİR DESTAN 12 ŞUBAT

Bir güvercin uçar akça kanatlı 
Barıştan savaşa selâm götürür. 
Yollardan yel gibi geçer bir atlı 
Afyon'dan Maraş'a selâm götürür.

Bir On iki Şubat, bir yıldan büyük 
Kalmadı çok şükür ne zincir, ne yük 
Berit'ten Ilgaz'a bir alageyik 
Seker taştan taşa,selâm götürür.

Bir bulut kabarır iki dağ boyu 
Yüklenir yağmuru, karı doluyu 
Gezer yayla yayla Anadolu'yu
Bir baştan, bir başa selâm götürür.

Uyanır Yörüğü, Lazı, Afşarı 
Bir eyler zeybeği, horonu, barı 
Aydın ovasının ılık rüzgârı 
Efeden dadaşa selâm götürür.

Kırım'da şimşektir çakar bir yıldız 
Kars'tan Fergana'ya bakar bir yıldız 
Kerkük'ten Tebriz'e akar bir yıldız 
Gardaştan gardaşa selâm, götürür.

Bir şehir... köy, oba mahalle, çarşı
Çarpışır düzenli orduya karşı 
Ve soylu bir destan kurtuluş marşı 
Güneş, kurda kuşa selâm götürür.

(Suları Islatamadım)

Abdurrahim Karakoç

*

BULDUKTAN SONRA ARAMA

Omuzumda sevda yükü 
Yollarda Seni aradım. 
Beste beste, türkü türkü 
Tellerde Seni aradım.

Girdim yeşilden sarıya 
Sordum ölüye, diriye 
Çiçeği verdim arıya 
Ballarda Seni aradım.

Aşk yalımı girdi cana 
Gönlüm döndü gülistana 
Gece-gündüz yana yana 
Küllerde Seni aradım.

Yorulup demedim, yeter 
Hasretin gözümde tüter 
Kerem'den, Mecnun'dan beter 
Çöllerde Seni aradım.

Bahçem çiçek, bağım gazel 
Birleşir ebetle, ezel 
Ayırmadım çirkin, güzel 
Kullarda Seni aradım.

Ulaşmak için rahmete 
Katlandım bin bir zahmete 
Karışıp söze, sohbete 
Dillerde Seni aradım.

(Suları Islatamadım)

Abdurrahim Karakoç

abdurrahim karakoç şiirleri, aşk şiirleri, beşinci mevsim, mihriban şarkı sözleri, suları ıslatamadım şiiri, şairler ve yazarlar, yakarış şiiri, abdurrahim karakoç hayatı, abdurrahim karakoç kimdir