Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

NİMET ve KISMET

31 Ekim 2016 Pazartesi / No Comments
anlamak, anlaşılmak, aşk, büyük, değer, değerli, evlilik, insan, kadın, kısmet, koca, kocaman, nimet, sözharmanı, altın sözler

NİMET Mİ KISMET Mİ?

Anlatmak kadar anlaşılmak da önemlidir.
Ne anlatırsan anlat, değeri karşıdakinin anlayacağı kadardır.
*
Anlaşılmak büyük bir nimettir.
Anlayacak bir insanla karşılaşmak ise kocaman bir kısmettir.




bu yazı, notlar, özlü sözler, anlamak, anlaşılmak, aşk, büyük, değer, değerli, evlilik, insan, kadın, kısmet, koca, kocaman, nimet, sözharmanı, altın sözler 

DÜŞÜNCE VE DAVRANIŞ

/ No Comments
davranış modelleri, davranış şekilleri, düşünce sistemleri, düşünmek, en zor şey, goethe sözleri, sözharmanı, zor nedir, altın sözler, ünlü sözler

DÜŞÜNDÜĞÜ GİBİ DAVRANMAK

Düşünmek kolaydır. Davranmak zordur.
Ama en zoru da;
İnsanın düşündüğü gibi davranmasıdır...


davranış modelleri, davranış şekilleri, düşünce sistemleri, düşünmek, en zor şey, goethe sözleri, sözharmanı, zor nedir, altın sözler, ünlü sözler

AŞK NEDİR?

/ No Comments
aşk, aşk nedir, aşkın tarifi, rab, rabbim, sözharmanı, şems-i tebrizi, terk etmek, altın sözler, hikmetli sözler, aşk sözleri


AŞK NEDİR?

AŞK;
'Her şeyi senin için var ettim' diyen Rabb'e
'Her şeyi senin için terk ettim' diyebilmektir...



aşk, aşk nedir, aşkın tarifi, rab, rabbim, sözharmanı, şems-i tebrizi, terk etmek, altın sözler, hikmetli sözler, aşk sözleri

SEVMESİNİ BİLMEK!

30 Ekim 2016 Pazar / No Comments
acı, ayı, ayı yavrusu, bilmek, içten, insan, malak, nazik, nietzsche sözleri, ölüm, sabırlı, samimi, sevmek, sevmesini bilmek, sözharmanı,

SEVMEYİ BİLMEK

Sevmek için sevmeyi bilmek gerek.
'Ölümüne sevmek' deyim olmuş.
Gerçek seven ölümüne sevmez.
Sevdiğini yaşatmak ve onunla yaşamak için sever.
'Ayı, yavrusunu yani Malak'ı aşırı severmiş. O kadar çok severmiş ki, severken öldürürmüş'
İnsan, insan gibi sevmeli.
Samimi, sabırlı, içten, nazik sevmeli.



acı, ayı, ayı yavrusu, bilmek, içten, insan, malak, nazik, nietzsche sözleri, ölüm, sabırlı, samimi, sevmek, sevmesini bilmek, sözharmanı, 

İNSAN TEK VE ÖZELDİR

/ No Comments
 altın sözler, dünya, en önemli şey, hikmetli sözler, inanmak, insanoğlu, özel, parmak izi, tek, insan vücudunun özellikleri, insan vücudunda sistemler, insan vücüdunun biyolojik özellikleri,

İNSAN

Teksin ve özelsin.
Dünyadaki en önemli kişiye,
Kendinize inanın...

*

İNSAN VÜCUDUNDA YOLCULUK

DENETLEYİCİ ve DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER

Gelişmiş yapıda olan bitki ve hayvanların vücudunda, doku ve organ farklılaşması bulunur. Doku ve organların görevleri farklı farklı olup çalışmaları birbirine bağlıdır. Bu nedenle vücuttaki doku ve organların çalışmasının birbiriyle uyumlu olmasını sağlayan yapılara denetleyici ve düzenleyici sistemler denir. Denetleyici ve düzenleyici sistemler çalışma, şekil ve hızına göre 2 çeşittir.

A. SİNİR SİSTEMİ

Organların çalışmasını hızlı, etkili ve elektriksel yollarla düzenleyen yapılardan oluşur. Sinir sistemi sinir telleri yardımıyla tüm vücuttaki olayları denetler ve düzenler. Özelliğine göre 2 kısımdan oluşur.

1. Merkezi Sinir Sistemi
Sinir sisteminin yönetici ve denetleyici kısmıdır. Kafatası ve omurga içindeki sinirsel organlardan oluşur. 
a. Beyin : Kafatası içerisindeki en büyük sinirsel organdır. Yüzeyi girintili çıkıntılı olup iki yarım küreden oluşur. Beyinle kafatası arasında bulunan 3 katlı zar beyni sarsıntılardan ve darbelerden korur. Yapısında milyarlarca sinir hücresi ağ şeklinde bulunur. Beyin yardımıyla insan vücudunda; 
– Duyu organlarından gelen uyarılar değerlendirilir.
– Problem ve olaylar düşünülür, çözülür.
– Öğrenme faaliyeti ve hafıza olgusu sağlanır.
– Acıkma, susama, uyku, uyanıklık düzenlenir.
– Kan basıncı ve vücut sıcaklığı düzenlenir.
– Hormonların salgılanma zamanı belirlenir.

b. Beyincik : Yapısı beyne benzer ve küçüktür. İki yarım küreden oluşur. Kafatasının arka alt tarafında bulunur. Beyin, iç kulak ve iskelet kaslarıyla bağlantılıdır. Beyincik yardımıyla insan vücudunda;
– Kol ve bacaklardaki kasların birbiriyle uyumlu çalışması sağlanır.
– Kol ve bacaklardaki kasların çalışma derecesi düzenlenir.
– Aktif hareketin dengeli olması sağlanır.

c. Omurilik soğanı : Yüzeyi düz olup soğana benzer bir şekle sahiptir. Boynun üst kısmında bulunur. İstem dışı çalışan iç organları yönetir.
Omurilik soğanı yardımıyla insan vücudunda;
– Solunum sisteminin çalışması düzenlenir. 
– Dolaşım sisteminin çalışması düzenlenir. 
– Boşaltım sisteminin çalışması düzenlenir. 
– Sindirim sisteminin çalışması düzenlenir.

d. Omurilik : Sırtdaki omurga içerisinde bulunur. Yüzeyi düz olup sinir kordonunundan oluşur. Kafatası organları ile vücut organları arasındaki bağlantıyı sağlar.
Omurilik yardımıyla insan vücudunda;
– Beyinle organlar arasında bilgi iletimi sağlanır.
– Refkles davranışlarının oluşması düzenlenir.

Refleks : Vücuda yapılan ani ve güçlü etkilere karşı vücudun aynı şekilde tepki göstermesidir. İstemsiz olarak yapılır. Vücudu koruyucu özelliğe sahiptir. Kazanılma şekline göre 2 çeşidi bulunur.
· Doğuştan kazanılan (kalıtsal) refleks : Genlerle ilgili olup nesilden nesile aktarılır. Her insanda aynı şekilde bulunur.
– Doğan çocuğun emme hareketi 
– İğne batan parmağın çekilmesi
– Gürültülü sesten ürkme
– Göz bebeğinin büyüyüp küçülmesi
· Sonradan kazanılan (şartlı) refleks : Doğumdan sonra deneyimlerle ve öğrenme sonucu kazanılır. Nesilden nesile aktarılmaz. 
– Limon görünce ağzının sulanması
– Örgü örme, dans etme, yüzme davranışları
– Bisiklet ve araba sürme davranışları

2. Çevresel Sinir Sistemi
Vücudu ağaç kökü şeklinde saran sinir liflerinden oluşur. Merkezi sinir sistemi ve vücut organları arasındaki sinirsel iletimi sağlar. 

Sinirlerin Yapı ve Özellikleri
Sinir dokusunu oluşturun hücrelere nöron denir. Milyarlarca nöron insan vücudunu ağ gibi sararak yönetimi sağlarlar. Nöronlar görevleri için aşırı farklılaşmış olup bölünme yetenekleri yoktur. Çalışmaları sırasında bol miktarda enerji harcarlar. Nöronların şekilleri benzer olup 3 kısımdan oluşurlar.
Dendrit : Kısa ve çok sayıda olan uzantılardır. Çevreden aldıkları uyarıları aksona taşırlar.
Akson : Uzun ve bir tanedir. Dendritten aldığı uyarıları hedefi olan organa doğru taşır.
Gövde : Nöronun çekirdek ve organellerinin bulunduğu sitoplazma kısmıdır. Hücredeki hayatsal olayları gerçekleştirir.
Miyelin kılıf : Bazı nöronlarda, aksonların çevresiyle yalıtımını sağlayarak uyartıların daha hızlı taşınmasını sağlar.
Uyarı : Nöronları etkileyen çevresel değişmelerdir.
Uyartı(İmpuls) : Uyarılar etkisiyle nöronlarda oluşan elektiriksel ve kimyasal değişmelerdir. İnsan vücudunda görev ve taşınan bilginin farklılığına göre 3 çeşit sinir hücresi kullanılır.
· Duyu nöronu : Uyarıları duyu organlarından merkezi sinir sistemine taşır. 
· Motor nöron : Merkezi sinir sisteminden organlara doğru emir taşır.
· Ara nöron : Merkezi sinir sistemini oluşturur.
Uyarı ve emirler sinirler üzerinde uyartılar şeklinde taşınırlar. Taşınma hızları sabit olup oluşma miktarları değişebilir. Uyartılar nöronlar üzerinde iyonlar yardımıyla elektriksel; Nöronlar arasında hormonlar yardımıyla kimyasal olarak taşınır. Nöronlar birbirine bağlandığı bölgelere sinaps denir. Sinapslar bir nöronun aksonuyla diğerinin dendriti arasında kurulur. Uyartılar sinapslar üzerinde salgılanan özel hormonlarla taşınır. Böylece uyartının hangi yolu takip ederek hangi organa ulaşacağı belirlenir.

B. HORMON SİSTEMİ

Organların çalışmalarını yavaş, zayıf ve uzun süreli olarak etkileyen sistemdir. Organların çalışmasını ürettiği hormonlar yardımıyla düzenler. Üzerinde özel mesaj taşıyan protein ve yağ yapılı maddelere hormon denir. Hormonlar özel salgı bezlerinde üretilirler. İhtiyaç anında belli miktarda salgılanıp kanla tüm vücuda yayılırlar. Hormonlar belirli orgaların çalışmasını bir süre etkiler. Hormonların az ya da aşırı miktarda salgılanması hastalık oluşmasına etkide bulunur. Her bir hormonun yapı ve etkisi birbirinden farklıdır. İnsanda hormon üreten organlar ve görevleri birbirinden farklıdır.

1. Hipofiz Bezi
Beynin alt kısmında bulunan küçük bir bezdir. Sinir sistemi ile hormonal sistem arasındaki bağlantıyı sağlar. Çok çeşitli hormonları salgılar ve vücudu yönetir. Hipofiz bezi yardımıyla insan vücudunda; 
– Diğer salgı bezlerinin çalışması yönetilir.
– Yaşa uygun büyüme ve gelişme sağlanır.
– Vücutta tutulacak su miktarı belirlenir.
– Damarlardaki kan basıncının kontrolü sağlanır.
– Doğum öncesi süt bezlerinin gelişmesi sağlanır.
– Sperm ve yumurta üretiminin düzenlenmesi sağlanır.

2. Epifiz Bezi
Beyin yarım kürelerinin arasında bulunur. Çalışması ışık miktarından etkilenir. Epifiz bezi yardımıyla canlılarda;
–Ergenlik dönemine kadar eşeysel gelişme önlenir.
–Günlük uyku, uyanıklık peryodu düzenlenir.
–Hayvanların mevsimsel üreme davranışları düzenlenir.

3. Tiroit Bezi
Gırtlağın sağında ve solunda bulunur. İki parçalı olup iki çeşit hormon salgılar. Tiroit bezi yardımıyla insan vücudunda;
· Tiroksin hormonu salgılanır. Bu hormon hücrelerdeki enerji üretim hızını etkiler. Besin ve oksijen kullanımını artırır.
· Kalsitonin hormonu salgılanır. Bu hormon kandaki kalsiyum ve fosfat miktarını düzenler. Kemiklerin sertleşmesini sağlar.

4. Böbrek Üstü Bezi
Vücudun arka tarafında bel hizasında bir çift olarak bulunur. Böbreğin üzerinde bağımsız olarak çalışır. İki çeşit hormon salgılar. Böbrek üstü bezi yardımıyla insan vücudunda;
· Adrenalin hormonu salgılanır. Bu hormon korku, çoşku, heyecan, öfke anlarında metabolizmanın hızlanmasını sağlar.
· Aldosteron hormonu salgılanır. Bu hormon kandaki mineral oranını ayarlar. Fazlasının idrara geçmesini sağlar.

5. Pankreas Bezi
Hem hormon hem de sindirim enzimi üretebilen karma bir bezdir. Midenin hemen altında bulunur. İki çeşit hormon salgılar ve kan şekeri seviyesinin sabit değerde kalmasını sağlar. Pankreas yardımıyla insan vücudunda;
· Glukagon hormonu salgılanır. Bu hormon hücrelerde depolanmış glikojenin eritilerek kana geçmesini ve kan şekerinin artmasını sağlar.
· İnsülin hormonu salgılanır. Bu hormon kandaki şekerin hücrelere geçerek depolanmasını ve kan şekerinin azalmasını sağlar. 

6. Eşey Bezleri
Cinsiyetle ilgili olup erkeklerde testis, dişilerde yumurtalık şeklinde bulunur. Bazı eşey karakterlerinin oluşması ve üreme faaliyetinin yapılmasını sağlar. Eşey bezleri yardımıyla insan vücudunda;
– Sperm ve yumurta hücrelerinin üretimi sağlanır.
– Erkek ve dişilerde ilgili cinsiyet karakterlerinin oluşması sağlanır.

DUYU ORGANLARI

Canlıların yaşadığı doğada ışık, ısı, nem, yağış, basınç gibi çevre şartları zamanla değişir. Bu değişmeleri algılayarak yaşamını düzenleyen canlılar ortama uyum sağlarlar. Çevredeki değişmelerin canlılara ulaşmasına uyarıdenir. Uyarıları alarak sinirlere aktaran organlara duyu organlarıdenir. Vücuttaki duyu organları kendilerine yapılan ışık, basınç, ses, koku, tat gibi uyarıları alarak sinirleri etkiler. İnsan vücudunda 5 çeşit duyu organı kullanılır.

A. GÖZ

Cisimleri görmeyi sağlayan duyu organıdır. Cisimlerden gelen ışığı algılayarak beyne iletir. Böylece cisimlerin uzaklığı, şekli, rengi, büyüklüğü algılanır. Göz evinde bulunan gözün çevresinde koruyucu organlar bulunur. Kaşlar terin göze ulaşmasını önler, kirpikler tozların göze ulaşmasını önler, göz kapakları gözün dış kısmını temizler, göz yaşı gözün dış kısmını yıkar.
Göz yuvarlağı ortadan kesildiğinde, üç tabakadan oluştuğu ve görme yapılarını taşıdığı görülür.

1. Sert Tabaka
Bağ dokudan oluşur ve beyazdır. Sık dizilimde hücrelerden oluşur. Göze yuvarlak şeklini ve direnç kazandırır. Böylece gözdeki iç ve dış basıncı dengeler. Gözün ön tarafındaki saydam tabakayı oluşturur.
Saydam tabaka (kornea) : İnce ve esnek olup ışığın kırılarak göze girmesini sağlar. ince kenarlı mercek gibi davranır ve göze gelen ışığı göz bebeğinde toplar.

2. Damar Tabaka
Orta tabakadır. Bol miktarda kan damarı taşır. göz yapılarının beslenmesini sağlar. Göz boşluğuna bakan yüzeyi siyah maddelerle kaplıdır. Böylece göz içinin karanlık odaya dönüşmesini sağlar. Karanlık oda göze giren ışığın yansımasını önler. Bu tabaka farklılaşarak iris, göz bebeği, mercek ve mercek kaslarını oluşturur.
İris : Düz kaslardan oluşan renkli yapıdır. Göze siyah, kahverengi, yeşil, mavi gibi özel renkleri kazandırır. Işık miktarına göre kasılır. Göze girecek ışığı ayarlar.
Göz bebeği : İrisin ortasındaki açıklıktır. Işığın merceğe ulaşmasını sağlar.
Mercek : Canlı, esnek ve ince kenarlıdır. İncelip kalınlaşarak gözün uzak ve yakına uyumunu sağlar.
Mercek kasları : Bakılan mesafelere göre merceğin şeklini değiştirir.

3. Ağ Tabaka (Retina)
En içte bulunan tabakadır. Ağ şeklinde göz içini astarlamıştır. Üzerinde ışığı alan duyu almaçları bulunur. Işığın kırılmaları sonucu oluşan görüntüyü alarak göz sinirine aktarır. Farklılaşmasıyla sarı benek ve kör nokta oluşur. 
Sarı benek : Görme düzleminin tam karşısında bulunur. Üzerinde yoğun olarak da duyu almacı taşır. Görüntünün en net olarak algılandığı yerdir.
Kör nokta : Üzerinde almaç taşımadığı için görüntü alınmasında etkili değildir.

Görme Olayı
Cisim ® Işık ışınları ® Kornea ® Göz bebeği ® Mercek ® Ağ tabaka ®
Sarı benek ® Ters görüntü ® Almaç ® Sinirler ® Beyin ® Değerlendirme

Göz Kusurları
Gözün normal görüşünü etkileyen yapısal ve işlevsel bozukluklarına göz kusurları denir. Görüntünün bulanık ya da bazı renklerin alınamaması şeklinde etkili olur.
· Miyopluk : Göz yuvarlağının uzaması ve merceğin kırığının artmasıyla oluşabilir. Uzağın bulanık, yakının net görülmesini sağlar. Kalın kenarlı mercekle düzeltilir.
· Hipermetropluk : Göz yuvarlağının kısalması ve merceğin kırılıcığının azalmasıyla oluşabilir. Uzağın net, yakının bulanık görülmesini sağlar. İnce kenarlı mercekle düzeltilir.
· Astigmatlık : Işığı kıran kornea ve merceğin pürüzlenmesiyle oluşur. Yakının ve uzağın bulanık görülmesini sağlar. Silindirik mercekle düzeltilir.
· Presbitlik : Merceğin esnekliğini kaybetmesiyle oluşur. Uzağın net, yakının bulanık görülmesini sağlar. İnce kenarlı mercekle düzeltilir.
· Kataraktlık : Merceğin saydamlığını kaybetmesiyle oluşur. Cisimlerin eksik görülmesine neden olur. Ameliyatla düzeltilebilir.
· Şaşılık : Göz yuvarlağını hareket ettiren kasların bozulmasıyla oluşur. ameliyatla düzeltilebilir.
· Renk körlüğü : Kalıtsaldır. Nesilden nesile aktarılır. Kırmızı ve yeşil renkler algılanamaz. Tedaviside yoktur.

B. KULAK
Sesleri algılayan işitme duyu organıdır. ses, maddelerin titreşmesi sonucu oluşur. Hava moleküllerinin üzerinde çevreye yayılır. Kulak, ses titreşmelerinin yönünü, derecesini ve özelliğini algılayarak sinirlere aktarır. Kulak dıştan içe doğru 3 farklı kısımdan oluşur.

1. Dış kulak
Ses titreşmelerini alarak kulak zarına taşır. Kulak kepçesi ve kulak yolundan oluşur.
Kulak kepçesi : Sesi toplar ve kulak yoluna verir. 
Kulak yolu : Havadaki toz ve mikropların kulak içine girmesini önler.

2. Orta Kulak
Ses titreşmelerini düzenleyerek oval pencere zarına aktarır. kulak zarı, kulak kemikleri ve östaki borusundan oluşur.
Kulak zarı : İnce ve esnektir. Ses dalgaları etkisiyle titreşerek uyarıları çekiç kemiğine aktarır.
Çekiç - örs - üzengi kemikleri : Çevresinde kaslar bulunan özel kemiklerdir. Ses titreşimlerinin derecesini ayarlar. Fazlaysa azaltır, azsa yükseltirler.
Östaki borusu : İşitmeyle ilgisi yoktur. Orta kulağı ağız boşluğuna bağlar. Çok gürültülü ses ve basınçlarda kulak zarının iç ve dış kısmındaki hava basıncını dengeler.

3. İç Kulak
Uyarıların sinirlere aktarıldığı yerdir. salyangoz, dalız, oval pencere ve yarım daire kanallarından oluşur.
Dalız : İçi sıvı dolu yoldur. Ses titreşimlerini sıvı dalgası şeklinde salyangoza iletir.
Salyangoz : İki buçuk kez kıvrımlı olup, kıvrımların sonundaki almaç ve sinirler titreşimleri algılarlar. Son kısmında esnek zar ve duyu almaçlarının bulunduğu yere korti organı denir. Korti organı ses titreşimlerini alarak duyu sinirlerine aktarır.
Yarım daire kanalları : İşitmeyle ilgisi yoktur. Birbirine dik olan 3 yarım kanaldan oluşur. Kanalları yardımıyla vücudun duruşunu beyinciğe bildirir. Böylece dengeye yardımcı olur.

C. DİL
Yenilen besinlerin tadını algılar. Yapısında çizgili kaslar bulunur. İstemsiz ve istemli olarak çalışabilir. Üzerinde kabartılar şeklinde tat tomurcukları bulunur. Bu tomurcukların üzerinde çok sayıda duyu almacı ve sinir bulunur. Dil üzerinde 4 çeşit almaç bulunur. Bu almaçlar tatlı, tuzlu, ekşi ve acıyı algılar. 
Bu almaçlar dilin her tarafında bulunmakla beraber bazı kısımlarda yoğunlaşmıştır. Bu nedenle dilin ucu tatlıyı, arkası acıyı, ön yan tuzluyu ve arka yan kısımlar ekşiyi daha iyi algılar. Almaçların çalışabilmesi için tat moleküllerinin tükürükte erimesi gereklidir.

D. BURUN
Koku alma duyu organıdır. Nefesle alınan havadaki koku taneciklerini algılar. İçerisinde kıllar, mukus tabakası, kemik kıvrımlar ve kılcal damar tabakası bulunur.Burun alınan havanın temizlenmesini, ısıtılmasını, nemlendirilmesini ve kokusunun alınmasını sağlar.
Uçucu olan koku maddeleri burun içindeki mukus sıvısında eriyerek almaç ve sinirleri uyarır. Buradaki almaçlar aşırı ve uzun süreli uyarımlardan dolayı koruyucu olarak yorulma özelliğine sahiptir.

E. DERİ
Vücut çevresini örten ince, esnek ve canlı bir dokudur. Hücreleri sık dizilimli olup çok farklı görevleri yapabilir. İki tabakadan oluşur.
· Üst deri : Derinin en dış kısmıdır. Dış ortamla etkileşim halindedir. İki kısımdan oluşur.
Ölü kısım (Korun) : Protein tabakasından oluşur. Yabancı maddelerin vücuda girmesini önler.
Canlı kısım (Malpigi) : Deriye özel renk kazandırır. Ölü tabakanın sürekli olarak yenilenmesini sağlar.
· Alt deri : Derinin beslenmesini, uyarıları almasını, kılların oluşmasını sağlayan kısımdır.

DESTEK ve HAREKET SİSTEMLERİ

İnsanların yer ve yönlerini değiştirmelerine hareket denir. Hareketi sağlayan organlar hareket sistemini oluşturur. Destek ve hareket sisteminin oluşmasında kemikler, kaslar ve eklemler kullanılır.

1. İskelet
Kemiklerin birleşmesiyle oluşan yapıya iskelet denir. İnsan iskeletinde 210 civarında kemik bulunur. İskeleti oluşturan kemikler eklemlerle birbirine bağlanırlar. İskelet insan vücudunda;
– Genel şeklini kazandırır.
– Aktif hareketi sağlar.
– İç organlara desteklik sağlar.
– Merkezi sinir sistemini dış etkilerden korur.
– Kan hücrelerini üretir ve mineral depolar.
İnsan iskeleti özelliğine göre 3 kısımdan oluşur.

a. Baş iskeleti : Kafatası kemiklerini oluşturur. Beyin ve beyinciği dış etkilerden korur. Çene kemikleriyle beslenmeyi sağlar. Yapısında yüz, elmacık, burun, çene ve şakak kemikleri bulunur.

b. Gövde iskeleti : Vücudun karın ve göğüs kısımlarını oluşturur. İç organları tutar. Kalp ve akciğeri korur. Yapısında omurga, kaburga, kürek, köprücük, göğüs kemikleri bulunur.

c. Üye iskeleti : Kol ve bacakların oluşmasını sağlar. Aktif hareket ve ellerin oluşmasında etkili olur. Uyluk, kaval, baldır, pazu, dirsek, parmak kemiklerinden oluşur.
Şekil ve büyüklüğüne göre 4 çeşit kemik bulunur.
· Kısa kemik : Eni boyuna yakın olan kemiklerdir. El ve ayaklardaki parmak ve bilek kemikleri bu gruba girer. 
· Uzun kemik : Boyu eninden uzun olan kemiklerdir. Kol ve bacaklarda bulunur.
· Yassı kemikler : Yüzeyi geniş, levha şeklindeki kemiklerdir. Kafatası, kaburga, kürek, köprücük, çene kemiği bu gruba girer.
· Düzensiz şekilli kemikler : Belli bir şekle sahip olmayan omurlar bu gruba girer.

Kemiğin Yapısı
Kemiklerin enine kesilmesi durumunda farklı yapı ve özelliklerdeki kısımlardan oluştuğu görülür. Yapısında kemik zarı, sert kemik dokular, süngersi kemik doku, kemik kıkırdağı, sarı ilik ve kırmızı ilik bulunur.
Kemik zarı (periost) : Kemiğin dışında bulunur. Kemiğin beslenmesini, büyümesini, (kalınlaşmasını) ve onarılmasını sağlar.
Kemik kıkırdağı : Kemiğin uç kısmında bulunur. Kemiğin boyuna uzaması ve eklemlerin oluşmasını sağlar.
Sert kemik dokusu : Mineral oranı fazla olan sıkı dizilimli kısımdır. Kemiğe direnç ve şekil kazandırır.
Süngersi kemik dokusu : Kemik içerisinde oyuk şeklinde boşluklar oluşturur.
Sarı ilik : Yağ depolanmasında etkili olur.
Kırmızı ilik : Alyuvar, akyuvar ve kan pulcuklarının üretilmesini sağlar.

2. Eklemler
İskeleti oluşturan kemiklerin birbirine bağlanmasını sağlayan yapılara eklem denir. Kemiklerin hareket yeteneğine göre 3 çeşidi bulunur.
a. Oynamaz eklemler : Bağladığı kemiklerin hareket etme yeteneği yoktur. kemikleri tamamen birleştirmiştir, Kafatası ve kalçada bulunur.
b. Yarı oynar eklemler : Kemiklerin kısıtlı ve dar açıda hareket etmesini sağlar. Omurgadaki eklemler gibi.
c. Oynar eklemler : Kemiklerin farklı şekil ve açıda hareketine imkan sağlar. Kol ve bacaklardaki eklemler bu gruba girer.

3. Kaslar
Uzayıp kısalma şeklinde, şeklini değiştirebilen hücrelerden oluşurlar. Yapısında, kas dokunun hücreleri demet şeklinde bulunur. Kasların kasılıp gevşemesi sinirlerin uyarılarıyla gerçekleşir. Çalışmaları sırasında bol miktarda enerji harcarlar. İnsan vücudundaki kaslar;
– Aktif hareketi sağlar.
– Bazı iç organlara hareket yeteneği kazandırır.
– Kalbin çalışmasını sağlar.
– Konuşmanın gerçekleşmesini sağlar.
– Yedek enerji depolanmasını sağlar.
Kasların kasılması sırasında kısalma, şişme, sertleşme ve kalınlaşma gerçekleşir. Kol ve bacaklardaki kemiklerin çalışması sırasında ön ve arkada birbirine zıt çalışan kaslar bulunur. Bu zıt (açıcı ve bükücü) kasların kasılıp gevşemesiyle kol ve bacaklardaki bükülme ve gerilmeler gerçekleşebilir. 

BESİNLER ve SİNDİRİM SİSTEMİ

A. BESİNLERİN ÖZELLİKLERİ

Canlıların temel özelliklerinden birisi de beslenmedir. Besin maddelerinin üretilerek ya da dışarıdan alınarak vücutta kullanılmasıyla gerçekleşir. Beslenmede kullanılan maddelere besinler denir. 
Besinler canlı vücudunun büyümesinde, onarılmasında ve yaşamın düzenlenmesinde etkili olur. Üretici canlılar kendi besinlerini yaparken, tüketici olanlar dışarıdan hazır olarak alırlar. Tüketici canlıların kullandığı besinler 2 grupta bulunur.
a. Bitkisel besinler : Bitkilerin vücudunu oluşturan yaprak, meyve, tohum, kök gibi kısımlardır.
b. Hayvansal besinler : Hayvanların vücudu ve faaliyetiyle oluşurlar. Et, süt, yumurta, bal, yoğurt, peynir bu gruba girer. Kimyasal yapılarına ve özelliklerine göre besin maddeleri 2 alt grupta incelenir.
Organik besinler : Canlı hücrelerde, biyolojik reaksiyonlar sonucu üretilirler. Protein, yağ, şeker, vitamin gibi.
İnorganik besinler : Toprak üzerinde ve içinde doğal olarak bulunurlar. Su, mineraller gibi.
Besin maddeleri canlı vücudunda kullanıldığı görevlere göre 3 grupta incelenir.

1. Karbonhidratlar (Şekerler)
C, H, O elementlerinin birleşmesiyle oluşur. Fotosentez sonucu ilk oluşan organik besindir. Değiştirilerek diğer organik besinlerin oluşmasını sağlarlar. Enerji üretiminde ilk önce kullanılır. Daha çok bitkisel besinlerde bulunur. Atom sayısı ve özelliğine göre hücrelerde farklı şekerler bulunabilir.
Glikoz şekeri : Kimyasal yapısı C6H12O6 dır. Fotosentez sonucu üretilir. Şekerlerin yapıtaşıdır. Solunum ve sentez olaylarında kullanılır. İnsan ve hayvanlarda kan şekerini oluşturur. Fehling (benedikt) çözeltisi ile kırmızı renk verir.
Glikojen şekeri : Şekerin insan ve hayvanlardaki depo şeklidir. Binlerce glikozun birleşmesinden oluşur. Kan şekeri azaldığında eritilerek kana verilir.
Nişasta şekeri : Şekerin bitkilerdeki depo şeklidir. Binlerce glikozun birleşmesinden oluşur. Hücrelerdeki lökoplast organelinde üretilir. Tohum ve meyvelerde bol bulunur. Nişasta iyot çözeltisi ile mavi renk verir.
Selüloz şekeri : Bitkilerde,hücre çeperinin oluşmasını sağlar. Hücrede yapısal görev yapar. Çok sert yapılıdır. Hücrelere desteklik sağlar. İnsan ve hayvanların çoğu tarafından sindirilemez. Odunun % 50’si, pamuğun %95’i selülozdan oluşur.

2. Yağlar (Lipidler)
C, H, O elemetlerinin birleşmesiyle oluşur. Şekerlerin golgide değiştirilmesiyle üretilir. İki tane yapı taşı bulunur. Bunlar yağ asidi ve gliseroldür. bir yağ molekülü 3 yağ asidi ve 1 gliserolün birleşmesinden oluşur.
Sindirilmesi zor olup şekerlerden sonra enerji verici olarak kullanılır. Çoğunlukla yedek besin olarak depolanır. Bitkisel yağlar sıvı ve hayvansal yağlar katıdır. Yağ molekülleri beyaz kağıt üzerine saydam leke bırakır. Canlılarda bulunan yağlar;
– Hücre zarını oluşturur.
– Hormonların yapısına katılır.
– Vücudun ısı yalıtımını sağlar.
– Göçmen kuşlar ve kış uykusuna yatan canlıların enerji ihtiyacını karşılar.

3. Proteinler
C, H, O, N elementlerinin birleşmesiyle oluşur. En küçük yapı taşlarına amino asit denir. Hücrelerde 20 çeşit amino asit bulunur. Amino asitler farklı sayı, sıra ve çeşitte kullanılarak değişik tipte proteinin yapılmasını sağlarlar. Proteinler ribozomlarda üretilir. Proteinler nitrik asit ile sarı renk verir. Canlılarda bulunan proteinler;
– Hücre zarı, hormon ve antikorların yapılmasını sağlar.
– Enzimlerin, kasların, tırnağın, kılların yapılmasını sağlar.
– Uzun süreli açlıklarda en son enerji vericidir.

4. Vitaminler
Hücrelerdeki biyolojik olayların düzenlenmesinde görev yapar. Çoğu bitkiler tarafından üretilir. B ve C vitaminleri suda, A, D, E, ve K vitaminleri yağda erirler. Yağda eriyen vitaminler vücutta depolanabilir.
Sindirilmeden kana karışırlar, enerji vermezler. Eksiklerinde metabolik hastalıklar oluşur. (A vitamini - Gece körlüğü, B vitamini - Beriberi, C vitamini -Skorbit, D vitamini - Raşitizm, E vitamini - Üreme bozukluğu, K vitamini - Kanın pıhtılaşmaması) Canlılarda bulunan vitaminler;
– Vücut direncini artırır.
– Kemiğin sertleşmesini, kanın pıhtılaşmasını, sağlar.
– Büyüme, gelişme, üreme davranışlarını etkiler.

5. Su (H2O)
H, O elementlerinden oluşur. Hücrelerin ortalama % 70’ini su molekülleri oluşturur. Su molekülleri kararlı, akıcı ve taşıyıcı özelliğe sahiptir. Vücuttaki kimyasal olaylar için enzimlerin çalışma ortamını oluşturur. Vücutta bulunan suyla;
– Besin ve artıkların taşınması sağlanır.
– Büyük yapılı besinlerin sindirimi sağlanır.
– Fotosentezle besin yapılır.
– Vücut sıcaklığının düzenlenmesi sağlanır.

6. Mineraller (Madensel Tuzlar)
Doğada maden şeklinde ve toprakta karışım halinde bulunur. Canlılarda 20 - 25 çeşidi (Demir, sodyum, kalsiyum, magnezyum, potasyum gibi) kullanılır. Sindirilmez ve enerji vermezler. Vücutta bulunan minerallerle;
– Klorofilin, hemoglobinin, kemiklerin oluşması sağlanır.
– Kasların, sinirlerin, enzimlerin çalışması sağlanır.

B. SİNDİRİM SİSTEMİNİN ÖZELLİKLERİ

Besin maddeleri hücrelerin sitoplazmalarında kullanılır. Büyük yapılı besinlerin hücre zarından geçmesi için parçalanması gereklidir. Bu olaya sindirim denir. Sindirim olayı hücre içinde yapılıyorsa hücre içi; hücre ve vücut dışında yapılıyorsa hücre dışı sindirim denir.
İnsanlarda büyük yapılı besinlerin parçalanması için özel organlardan oluşan sindirim kanalı kullanılır. Besinlerin diş ve kaslarla parçalanmasına mekanik sindirim; enzimler yardımıyla parçalanmasına da kimyasal sindirim denir.
Bitkisel ve hayvansal kaynaklı yiyecek ve içeceklerde bulunan protein, yağ ve şekerler sindirime uğrarlar. İnsanların sindirim kanalı ağız - yutak - yemek borusu - mide - ince borusu - kalın bağırsak - yardımcı organlardan oluşur.
a. Ağız : Sindirim kanalının başlangıcıdır. Besinlerin vücuda alınmasını sağlar. Ağızda dişler, tükürük bezleri ve dil bulunur.
Dişler : Vücudun en sert yapısı olup katı besinlerin mekaniksel sindirimini sağlar. Böylece besinlerin yutulmasını ve daha kolay hazmedilmesi sağlanır.
Ağızda besinlerin parçalanmasını sağlayan kesici dişler (8) köpek dişleri (4) ve azı dişleri (20) bulunur. Bir diş dıştan içe doğru mine tabakası, fildişi tabakası ve diş özü tabakası kısımlarından oluşur.
Tükürük bezleri : Kaygan, eritici ve sindirici özelliğe sahip tükürüğü salgılar. Ağızda 3 çifti bulunur. Tükürük besinlerin ıslatılmasında, yumuşatılmasında ve kayganlaştırılmasında görev yapar.
Dil : Çizgili kas taşıyan hareketli bir organdır. Kısmen istemli ve kısmen istemsiz olarak çalışır. Besinlerin ağız içinde çevrilmesinde ve yutulmasında etkili olur.
b. Yutak : Nefes borusu ve yemek borusunun giriş kısmında bulunur. Yapısındaki kaslı kapakçık yardımıyla solunan havanın soluk borusuna, yutulan lokmaların yemek borusuna geçmesini sağlar.
c. Yemek borusu : İnce, uzun, boru şeklinde olan düz kaslardan oluşmuş bir yapıdır. Yutulan besinlerin yavaş ve ritimsel olarak mideye taşınmasını sağlar.

d. Mide : Karın boşluğunun sol alt kısmında bulunur. sindirim kanalının geçiş kısmıdır. Duvarlarında çok sayıda düz kas ve salgı bezi bulunur. Mideye ulaşan besinler burada bir süre depolanır, karıştırılır ve mikropları öldürülür. Besinlerde bulunan proteinlerin bir kısmı sindirilir.

e. İnce bağırsak : Sindirim kanalının ince ve uzun olan kısmıdır. Duvarlarında düz kaslar bulunur ve ritimsel olarak çalışır. Burası besinlerin tamamen sindirilip emilmesinde iş görür. Pankreas ve kendi salgı bezlerinden gelen enzimler protein, yağ ve şekerleri kimyasal olarak sindirir. İç yüzeyinde bulunan kılsı villuslar sindirilen besinlerin kana geçirilmesini sağlar.

f. Kalın bağırsak : Sindirim kanalının son kısmıdır. Sindirim artıklarının bir süre depolanmasını ve zaman zaman atılmasını sağlar. Depolama sırasında gerekli su ve mineraller emilebilir. Bu kısımda bulunan yararlı vitamin bakterileri B ve K vitaminlerinin üretilmesini sağlar.

g. Yardımcı organlar : İnce bağırsaktaki sindirimin tamamlanabilmesi için sindirime yardımcı olan sıvılar üretirler. Karaciğer ve pankreas bu özelliğe sahiptir.
Pankreas : Ürettiği özsuyu içerisinde protein sindirici tripsin, Yağ sindirici lipaz ve şeker sindirici amilaz enzimleri bulunur.
Karaciğer : Ürettiği safra özsuyu ince bağırsaktaki yağların mekanik sindirimini sağlar.

DOLAŞIM SİSTEMİ

Bütün organ ve sistemler arasında madde iletimini sağlayan yapılara dolaşım sistemi denir. Dolaşım sistemi besin, gaz, hormon, artık, antikor gibi maddeleri ilgili hücrelere taşır. 

A. DOLAŞIM SİSTEMİNİN KISIMLARI

Dolaşım sistemini kalp, damarlar ve kan dokusu oluşturur.

1. Kalp
Göğüs boşluğunda bulunan çizgili kaslardan oluşmuş bir organdır. İstemsiz, hızlı, güçlü ve uzun süreli olarak çalışır. Böylece kan sıvısının damarlarda akmasını sağlar. Kalp, kulakçık ve karıncık olmak üzere 2 kısımdan oluşur.
Kulakçık : Kan sıvısını kalbe doğru çeken kısmıdır. Sol kısmı vücut toplar damarına, sağ kısmı akciğer toplar damarına bağlıdır.
Karıncık : Kan sıvısını organlara doğru pompalayan kısımdır. Sol kısmı vücut atar damarıyla, sağ kısmı akciğer atardamarıyla bağlantılıdır.
Kalbin sağ tarafında kirli kan (CO2 oranı fazla) ve sol tarafında da temiz kan
(O2 oranı fazla) bulunur.
Kalbin çevresinde koruyucu olan perikard adlı kaygan zar bulunur. Bu zar kalbi dış etkilerden korur. Kalp üzerinde bulunan damarlara koroner damarlar denir. Bu damarlar kalbin hızlı bir şekilde beslenmesini sağlar.
Kalbin kulakçık ve karıncıkları art arda ritimsel olarak kasılıp gevşerler. Kulakçıklar kasılırken karıncıklar gevşer ve kan sıvısı kulakçıktan karıncığa doğru akar. Karıncıklar kasılırken kulakçıklar gevşer ve kan sıvısı organlara doğru pompalanır. Kalbin kulakçık ve karıncıklarının kasılması dakikada ortalama olarak 70 - 80 kez gerçekleşir. kasılma hızı hormon ve sinirler etkisiyle artırılıp azaltılabilir.

2. Damarlar
İçerisinde kan sıvısının dolaştığı boru şeklindeki yapılara damar denir. Özellik ve görevine göre 3 çeşidi bulunur.
a. Atar damarlar : Kalpten organlara kan götüren damarlardır. Vücut ve organ atar damarlarında temiz kan, akciğer atar damarında kirli kan bulunur. Yapısında kalın düz kas tabakası bulunur. Kan basıncı ve akış hızı yüksektir.
b. Toplar damarlar : Organlardan kalbe kan getiren damarlardır.
Organ toplar damarlarında kirli kan, akciğer toplar damarında temiz kan bulunur. Yapısında ince düz kas tabakası bulunur. Kan basıncı ve akşı hızı düşüktür.
c. Kılcal damarlar : Atar damarlar ile toplar damarlar arasında bulunur. Kanın atar damardan toplar damara geçmesini sağlar. Yapısında kas dokusu bulunmaz. Kan basıncı normal ve kanın akış hızı en düşüktür. 
Kalbin çalışması sırasında damarlarda oluşturduğu sarsıntılara nabız denir. Kanın damarlarda akarken oluşturduğu basınca tansiyon denir. Nabız ve tansiyon arttığında damarlardaki kanın akış hızıda artar. Kalpten çıkan kirli ve temiz kanın dolaşma mesafesi ve özelliğine göre 2 çeşit dolaşım kullanılır.
· Küçük kan dolaşımı : Kalpten çıkan kirli kanın akciğerlerde temizlenmesini sağlar. Kalbin sağ karıncığından başlar ve sol kulakçığında biter.
· Büyük kan dolaşımı : Kalpten çıkan temiz kanın vücut organlarına ulaşmasını sağlar. Kalbin sol karıncığından başlayıp sağ kulakçığında biter.

3. Kan Sıvısı
Başlı başına bir doku olup, sıvı ve akıcıdır. Su oranı çok yüksektir. Yapısında hücrelerin ihtiyacı olan maddelerle, metabolizma sonucu oluşan zararlı maddeler bulunur. Kan sıvısında; su, mineral, oksijen, karbondioksit ve kan hücreleri bulunur. Kanın yapısında özel görevler yapan kan hücreleri taşınır.
a. Alyuvarlar : Kırmızı renkli ve kanda en fazla bulunan hücrelerdir. Oksijen ve karbondioksitin taşınmasında görev yapar.
b. Akyuvarlar : Beyaz renkli ve kanda en az bulunan hücrelerdir. Mikropların yok edilerek bağışıklığın sağlanmasında görev yapar.
c. Kan pulcukları : Hücre parçaları olup üzerinde pıhtılaşma proteinlerini taşır. Kesilen ve zedelenen damarların onarılmasında görev yaparlar.


B. KAN GRUPLARI

Kan gruplarının oluşumunda alyuvarlar üzerindeki özel protein çeşitleri ve kandaki antikor çeşitleri etkili olur. Alyuvarlar üzerinde A, B ve Rh tipinde 3 çeşit proteinin bulunma durumuna göre farklı kan grupları oluşur.
Alyuvar üzerinde;
A proteinleri varsa
B proteinleri varsa
A, B proteinleri varsa
A, B proteinleri yoksa
Rh proteinleri varsa
Rh proteinleri yoksa

A grubu,
B grubu,
AB grubu,
O grubu,
Rh+ grubu,
Rh– grubu,
Ayrıca, kan sıvısında yabancı proteinleri çökelten özel antikorlar bulunur. Bunlar A antikoru, B antikoru ve Rh antikorudur.
A grubunda – B antikoru, B grubunda – A antikoru, 0 grubunda – A, B antikoru, Rh– grubunda – Rh antikoru bulunur.

Yaralanma, ameliyat, hastalanma durumlarında vücuttaki kan sıvısı yeterli olmadığı için vericiden kan nakli yapılır. 2 çeşidi kullanılır.
· İdeal kan nakli : Herkesin kendi grubundan kan alıp vermesidir.
A « A, B « B, AB « AB, O « O, Rh+ « Rh+, Rh– « Rh– şeklinde yapılır.
· Zorunlu kan nakli : Kendi grubundan kan bulunmadığı zamanlarda yapılır.


MİKROPLAR ve BAĞIŞIKLIK OLAYI

Vücudu oluşturan organ ve sistemlerin çalışmasının bozulmasına hastalanma denir. Soğuk hava, zehirler, besinler, kimyasal maddeler ve mikroplar hastalanmaya neden olabilirler. Vücutta hastalık oluşturan bir hücreli mikroorganizmalara mikrop denir. Mikroplar iç parazit olarak yaşarlar. Yaşama ve çoğalmaları için insan vücudunu kullanırlar. Mikroplar vücuda besinlerle ağızdan, havayla burundan, kan nakli ile ve yaralanmalarla deriden bulaşabilir. Vücuda sızan mikroplar kan yoluyla yaşayabilecekleri hedef organa taşınarak yerleşirler. Her mikrop çeşidi kendisine has olan organa yerleşir.
Nezle mikrobu - Burun, Kuduz mikrobu - Beyin, Hepatit mikrobu - Karaciğer, Verem mikrobu - Akciğer, Kızamık mikrobu - Deri, Zatürre mikrobu ® Akciğere yerleşir.

Organlara yerleşen mikroplar hücreleri parçalanarak ve besinleri kullanılarak hızla çoğalırlar. Böylece vücutta hastalık belirtileri ortaya çıkar. Vücuda sızan mikroplar virüs, bakteri, protist ve mantar kökenli olabilir. Mikroplara karşı vücudu koruyan ve sızan mikropları yok eden yapılara bağışıklık sistemi denir. Mikroplara karşı bağışıklık 2 şekilde gerçekleşir.
– Mikropların vücuda sızmasını önleme
– Organlardaki mikropları parçalayarak yok etme
Vücuda sızan mikropların yok edilmesinde akyuvar ve antikorlar kullanılır.
Akyuvarlar hareketli olup mikropları yakalayarak sindirir. Antikorlar, özel proteinler olup mikrop ve toksinleri etkisiz hale getirir. Mikropların ürettiği zararlı maddelere toksin denir. Toksinlere karşı etkili olan antikorlara da antitoksin denir. Vücutta, kazanılma şekline göre 2 çeşit bağışıklık kullanılır.

1. Doğuştan Kazanılan (Doğal) Bağışıklık
Kalıtsal olup bütün insanlarda benzer şekilde bulunur.
– Deri üzerindeki ölü tabaka mikropları geçirmez.
– Midedeki asitli sıvı besinlerdeki mikropları geçirmez.
– Burundaki mukus havadaki mikropları tutar.
– Ağızdaki tükürük giren mikropları tutar.
– Anne kanından bebeğe geçen antikorlar bir süre kullanılır.
– Kandaki akyuvarlar sızan mikropları yok eder.
2. Sonradan Kazanılan Bağışıklık
Farklı şekillerde karşılaşılan mikroplara karşı vücudun antikor üretmesi ve kullanmasıdır. 4 şekilde gerçekleşir. 
a. Hastalığın geçirilmesi : Hastalanan vücut mikropları tanıyarak antikor üretme yeteneği kazanır. Üretilen antikorlar bitse bile vücut sürekli antikorları yeniler.
b. Vücuda yavaş yavaş sızan mikropların tanınması : İster istemez vücuda yavaş yavaş sızan mikroplar hastalanmadan tanınarak antikor üretme yeteneği kazanılır.
c. Aşı olunması : Aşı içesinde zayıflatılmış olan mikroplar bulunur. Bu sıvı vücut kuvvetli iken uygulanır ve vücudun mikropları tanıyarak antikor üretme yeteneği kazanması sağlanır. Mikroplara karşı vücudu korur.
d. Serum alınması : İçerisinde başka canlılara ait antikor bulunan özel sıvılara serum denir. Serum hasta insanların tedavi olması için uygulanır. Kullanılan antikorlar başka canlılardan alındığı için etkisi kısa sürelidir.
Hastalıklara karşı bağışıklık kazanma süresine göre 2 çeşit bağışıklık kazanılır.
· Aktif bağışıklık : Mikroplara karşı uzun süreli olarak bağışıklık kazanılır. Vücut antikor üretme yeteneği kazanmıştır. Sonradan kazanılan bağışıklıktaki a, b ve c seçeneklerindeki durumlar bu bağışıklığı sağlar.
· Pasif bağışıklık : Mikroplara karşı kısa süreli olarak bağışıklık kazanılır. Vücutta başka canlılara ait antikorlar kullanılır ve kendisi üretmez. Serum kullanılması ile bu durum sağlanır.

SOLUNUM ve BOŞALTIM SİSTEMLERİ

A. SOLUNUM SİSTEMİ

Hava ile kan arasında gaz değişimini sağlayan organlara solunum sistemi denir. İnsanlar akciğerli solunum sistemini kullanırlar. Solunum sistemi kanal şeklinde olup farklı organlardan oluşur.
a. Burun : Havanın vücuda girdiği organdır. Yapısında kıllar, mukus bezi, nemli deri, kılcal damarlar, kıvrımlı kemik kanalları (sinüs) bulunur. Alınan havanın temizlenmesini, ısıtılmasını, nemlendirilmesini ve kokusunun alınmasını sağlar.
b. Yutak : Yapısındaki kapakçık yardımıyla solunan havanın nefes borusuna geçmesini sağlar.
c. Nefes borusu : Havanın akciğerlere taşınmasını sağlar. Yapısındaki kıkırdak halkalar soluk borusunun sürekli açık kalmasını, kaslar borunun çapının değiştirilmesini, mukuslu siller de yabancı maddelerin tutulmasını sağlarlar.
Soluk borusunun başlangıç kısmına gırtlak denir. Gırtlağın yapısında kıkırdaklar, ses telleri ve kaslar bulunur. Nefes verilirken konuşma sesinin oluşmasını sağlar.
d. Bronşlar : Solunan havanın sağ ve sol akciğerlere taşınmasını sağlar. Havanın akciğer içinde yayılmasını da bronşçuklar sağlar.
e. Akciğer : Havanın kana geçmesini ve kanın temizlenmesi sağlar. Akciğerde gaz değişimini sağlayan balon şeklindeki birimlere alveol (hava kesesi) denir. Alveoller, kılcallardaki kirli kan ile akciğerlerdeki temiz hava arasında yoğunluk farkına göre difüzyonla gaz değişiminin yapılmasını sağlarlar.
Akciğerler göğüs boşluğunda sağlı sollu 2 kısımdan oluşur. Sağ akciğer 3, sol akciğer 2 parçalıdır. Akciğerin yapısında kas, kıkırdak, kemik gibi yapılar bulunmaz. Tamamen epitel dokunun zarlarından oluşur.
f. Diyafram ve kaburga kasları : Solunumun yapılmasına yardımcı olan yapılardır. Kasılıp gevşeyerek iç basıncı değiştirerek akciğerin çalışmasını sağlarlar.

Nefes Alma Olayı
– Omurilik soğanı akciğerin çalışması için uyartı gönderir.
– Akciğer çevresindeki diyafram ve kaburga kasları kasılır.
– Göğüs boşluğu öne ve alta doğru genişler.
– Akciğerler büyür.
– İç basınç düşer.
– Dışarıdan temiz hava çekilir. 
– Alveollerde gaz değişimi yapılır.
Nefes verilmesi sırasında, nefes almadaki olayların tersi yapılır.

B. BOŞALTIM SİSTEMİ

Besin maddelerinin hücrelerdeki metabolik olaylarda kullanılması sonucu oluşan ürünlere artık denir. Vücuttaki suyun fazlası, tuzun fazlası, minerallerin fazlası, vitaminlerin fazlası, asitler, gazlar, amonyak, üre ve ürik asitler, ilaçlar artık özelliğinde olup hormonal düzenleme sonucunda boşaltımla dışarı atılabilir.
Artıklar dolaşım sıvısı olan kanda bulunur. Kan boşaltım sistemi organlarında süzülerek artıkları ayıklanır. Boşaltım sistemi farklı organlardan oluşur.
Böbrek atar damarı : Yapısında bol artık bulunan kirlenmiş kanı organlardan böbreğe doğru getirir.
Böbrek toplar damarı : Böbrekte temizlenmiş olan kanı kalbe doğru taşır.
Böbrek : Kanı süzerek artıkları ayıklar ve sulandırarak idrarı oluşturur. Kanın bileşimini belirli sınırlar içerisinde düzenler.
İdrar kanalı : Artıklı sıvıyı (idrar) idrar kesesine taşır.
İdrar kesesi (Mesane) : Gün boyu oluşan idrarı depolayarak belli zamanlarda dışarıya atar.
Böbrek, boyuna kesildiğinde 3 kısımdan oluştuğu görülür. Dış kısmında kabuk, iç kısmında havuzcuk bulunur.
· Kabuk kısmı : Kanın süzülmesini sağlayarak artıkların kan sıvısından ayrılmasını sağlar.
· Öz kısmı : Süzüntüde bulunan yararlı maddelerin tekrar kana geri alınmasını sağlar.
· Havuzcuk : Artıkların toplandığı idrarın oluştuğu kısımdır.
Bundan başka deri, akciğer ve karaciğer boşaltım yapılmasına yardımcı olur. Deri terleyerek, akciğer solunum yaparak ve karaciğer zehirli maddeleri etkisiz hale getirerek boşaltıma yardımcı olur. 




altın sözler, dünya, en önemli şey, hikmetli sözler, inanmak, insanoğlu, özel, parmak izi, tek, insan vücudunun özellikleri, insan vücudunda sistemler, insan vücüdunun biyolojik özellikleri, 

NE OLURSAN OL YİNE GEL!

/ No Comments
altın sözler, aşk şiirleri, hikmetli sözler, hz mevlana sözler, mevlana sözleri, ne olusan ol gel mevlana, resimli sözler, sadece gel, sen gel, sensizlik, sevgi, sözharmanı,

GEL

O halde sadece GEL.
İster SEN ile GEL
İster SEN'siz 
Yeter ki GEL...!

*

NE OLURSAN OL YİNE GEL!

Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel... 
Ben yaşadıkça Kur'an'ın bendesiyim
Ben Hz.Muhammed'in ayağının tozuyum
Biri benden bundan başkasını naklederse
Ondan da bizarım, o sözden de bizarım, şikayetçiyim... 
Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız
Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir... 
Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız
Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir... 
Güneş olmak ve altın ışıklar halinde
Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim
Gece esen ve suçsuzların ahına karışan
Yüz rüzgarı olmak isterdim... 
Aklın varsa bir başka akılla dost ol da, işlerini danışarak yap... 
Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz
Şu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeyiz biz... 
Hayatı sen aldıktan sonra ölmek, şeker gibi tatlı şeydir
Seninle olduktan sonra ölüm, tatlı candan daha tatlıdır... 
Biz güzeliz, sen de güzelleş, beze kendini
Bizim huyumuzla huylan, bize alış başkalarına değil... 
Bir katre olma, kendini deniz haline getir
Madem ki denizi özlüyorsun, katreliği yok et gitsin... 
Beri gel, beri ! Daha da beri ! Niceye şu yol vuruculuk ?
Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik... 
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol...

Mevlana Muhammed Celaleddini Rumi





altın sözler, aşk şiirleri, hikmetli sözler, hz mevlana sözler, mevlana sözleri, ne olusan ol gel mevlana, resimli sözler, sadece gel, sen gel, sensizlik, sevgi, sözharmanı, 

ÇOCUKLAR MASUMDUR!

29 Ekim 2016 Cumartesi / No Comments
acımasızlık, adalet nedir, adil olmak, çocuk, çocukların dünyası, çocuklar masumdur, dünya, korku nedir, masumiyet, sözharmanı,

MASUMİYET

Çocuklar masumdur.
Çocukların korktuğu bir dünya acımasız ve adaletsizdir!




bu yazı, altın sözler, not, acımasızlık, adalet nedir, adil olmak, çocuk, çocukların dünyası, çocuklar masumdur, dünya, korku nedir, masumiyet, sözharmanı, 

UMUDUMUZ ACIMIZDAN DAHA BÜYÜK OLMALI

/ No Comments
acı, alçak, atiyi karanlık görmek, azim, cahit zarifoğlu, cahit zarifoğlu sözleri, mehmet akif ersoy, mehmet akif inan sözleri, ölüm, umutsuzluk sözleri, umutsuzluk üzerine sözler, ümit, umutsuzluk sözleri kısa, umutsuzluk sözleri face

UMUT

'Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak, 
alçak bir ölüm varsa budur ancak' Mehmet Akif ERSOY

*

UMUTSUZLUK İLE İLGİLİ SÖZLER

— Ümitsizlik köyüne gitme; ümitler var, Karanlığa doğru yürüme; Güneşler var. — Hz. Mevlana

— Umudu ve hayalleri olmayan insan mutsuzdur. — IMMANUEL KANT

— Umutsuz hayat, cansız beden gibidir. — SHERWOOD ANDERSON

— Umutsuzluk intihara benzer; umudun yokluğunda hayat da biter. ANONİM

— Ümidini kaybetmiş olanın başka kaybedecek şeyi yoktur. — BOISE

— Ümit gidince yaşamak zevki de gider. — EMILE ZOLA

— Aklın umutsuzluğa düştüğü yerde aşk umut besler. —  E. Lytteton

— Umutsuzluğum, sarhoşluğum senin eserin, senin yüzünden bu delicesine içmeler. . .

— Fırsatlar umutsuzların değil,mücadeleden korkmayanlarındır. — GOETHE

— Gerçek umutsuzluk can çekişme, mezar ve uçurumdur. — Albert Camus

— Hayatımızı yok eden yaşlılık ve mutsuzluk değil,umutsuzluktur. — WILLIAM SHAKESPEARE

— Hiç ümit etmemiş olan, ümitsizliğe düşmez. — B. Shaw 

— Umutsuzluğa kapılmak doğru değildir. Kaybetmenin ilk basamağı umutsuzluğa düşmektir.— ALFRED CAMUS

— Umudunu kaybetmiş olanın başka kaybedecek şeyi yoktur.— BOISE

— Her umutsuzluğun ardında bir umut yatar. — CONSTANCE FLETCHER

— Gerçeğin dallarına umutsuzlukla çıkılmaz. — Friedrich Nietzsche

— Yenilmesi gereken ilk düşmanlar öfke ile umutsuzluktur. ALAIN

— Kahverengi dallarda pembe çiçekler açtığına göre, Ümitsizliğe hiç gerek yok..!

— Umudumu kırdılar azizim kendimden bile vazgeçtim artık.

— Bir yerde yaşam varsa orada umut da vardır.

— Umudum bile yoruldu seni beklemekten.

— Umutsuzluğa kapılmak doğru değildir. Kaybetmenin ilk basamağı umutsuzluğa düşmektir.

— En umutsuz günlerinde bile beni hatırlama.

— Tükenen umutlar değilde yeşeren gülücükler olsa keşke hayatta.

— Gülümsüyor olmam her şeyi unutmuş olduğum anlamına gelmez. Bir gülücüğün arkasında yatan onca umutsuzluk, kimsenin umrunda olmaz!

— Umudunu kaybetmiş olanın başka kaybedecek bir şeyi yoktur.

— Bir umudum vardı o da umutsuzlara karıştı..

— Umudunu kaybetmiş olanın başka kaybedecek bir şeyi yoktur. »

— Tüm umudunu kaybetmek, özgürlüktür.

— Karıları ihanet edenlerin hepsi umutsuzluğa kapılsaydı, insanlığın onda biri asardı kendini.

— Umutsuzluğa kapıldığın zaman gökyüzüne bak. Mutlaka seni karşılayacak bir ay, deli bir yağmur ya da parlak bir yıldız vardır.

— Umutsuzluk en yakıcı zevktir, özellikle de içinde bulunduğun durumun çaresizliğini açıkça kavramışsan.

— Umutsuzluğu ihraç eden birçok ülkenin herhangi bir şehrinde bıraktım seni, inzivaya çekilmiş bu hikayenin hüzün dolu tetiğini çoktan çektim, seni öldüreli çok oldu.

— Ben umutsuzluğu ve bu dertli dünyayı kabul etmeyerek, insanların birleşmesini ve kötü yazgılarına karşı savaşmalarını istiyordum.





atiyi karanlık görmek, cahit zarifoğlu, cahit zarifoğlu sözleri, mehmet akif ersoy, ölüm, umutsuzluk sözleri, umutsuzluk üzerine sözler, ümit, umutsuzluk sözleri kısa, umutsuzluk sözleri face

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN

/ No Comments
29 ekim, acer, atatürk, cumhur, cumhuriyet, cumhuriyet bayramı, irade, karekter nedir, millet, mustafa kemal, mustafa kemal atatürk, önder, sözharmanı, atatürk sözleri,

CUMHURİYET BAYRAMI

Cumhuriyeti, Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğinde 'Cumhur' kurmuştur.
Cumhuriyeti kuran irade, sonsuza kadar koruyacaktır.
Cumhuriyet milletimizin karekteridir...Acer



bu yazı, notlar, sözler, 29 ekim, acer, atatürk, cumhur, cumhuriyet, cumhuriyet bayramı, irade, karekter nedir, millet, mustafa kemal, mustafa kemal atatürk, önder, sözharmanı, atatürk sözleri,


SEVGİNİN ANLAMI VE ÖNEMİ

/ No Comments
acer, aşk, aşkın anlamı, iksir nedir, kötülükler, sevgi sözleri facebook, sevilmenin yolu, sözharmanı,  sevgi nedir, sevginin anlamı, sevgi sözleri kısa, sevginin tanımı,

SEV

Bütün kötülüklerin ilacı sevgidir.
Sevginin olduğu yerde kötülük hüküm süremez.
Sevgi bir iksirdir ve tüm kötülükleri boğar.
O halde SEVELİM, SEVİLELİM...Acer

*

SEVGİNİN ANLAMI VE ÖNEMİ

Aşkın tanımını yaparken bir kişinin karşı cinse duyduğu yakınlık diye söylemiştik işte sevgide karşı cins olmaksızın herkese karşı olabilir. Bir başkasına duyulan çok güçlü yakınlık bağlılık olarakda tanımlayabiliriz. Aile içindeki sevgi, arkadaş dost sevgisi bunlardan bir kaç tanesidir. Şimdi Sevgi nedir?

Sevgi sözlüklerde şöyle tanımlanmaktadır;

Sevgi, sözlüklerde “İnsanı bir şeye ya da bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu” olarak tanımlanırsa da, bu tanımın yetersiz ve yüzeysel olduğunu söyleyen birçok yazar, sevginin tam anlamıyla tanımlanamayacağını düşünmektedir.

Sevgi denildiğinde genellikle akla ilk önce, iki karşı cins arasındaki duygusal çekim gelmekteyse de, aslında sevgi, yöneldiği hedefe (sevgiliye duyulan sevgi, Allah sevgisi, vatan sevgisi, ebeveyne duyulan sevgi, çocuğa duyulan sevgi vs.) ve biçimlerine bağlı olarak büyük bir çeşitlilik göstermektedir. Şefkat, merhamet ve fedakarlık sevginin farklı kılıklardaki yansımalarıdır. Sevgi yalın anlamıyla bir duygu ve heyecan türüdür. Sevgi, insanın bir şeye ya da bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermesine denir. Bir başka tanıma göre de “sevgi, öğrenilen duygusal bir tepkimedir.”

İbn Arabî Hazretlerine göre sevginin tanımı yapılamaz. Sevgi ancak tadılır. Tadan kişi de sevginin ne olduğunu yeterince anlatamaz. Aynı zamanda sevgi evrensel bir duygudur. Annenin çocuğunu sevmesi, eşlerin birbirlerini sevmesi, ilâhî bir sır olarak, gayesi “bir tenle bir teni, bir canla bir canı kavuşturmak” olan sevginin evrenselliğine en güzel örnektir. Aynı zamanda İbn Arabî sevgi için, “Sevgi seveni sevilene bağlayan bir bağdır ve sevgi sevenin var oluşudur” der..

Sevgi konusunda bazı düşünürlerin görüşleri şöyledir;

Sevgi insanların ruhunda bulunan değerli ve olumlu bir yetenektir.
Fakat insanlar bu yeteneklerini her zaman ideale yakın bir değer olarak kullanamamaktadırlar. Yani insanlar birbirlerini gerektiği gibi sevememektedirler.
Sevgi her şeyden önce fedakarlıktır, yani hiçbir karşılık beklemeden başkasına kendinden bir şeyler vermek esasına dayanır.
Gerçek sevgi merhamet, şefkat, fedakarlık gibi diğerkamca davranışlarla, uygulamalarla kendini gösterir; aksi takdirde kuru bir laftan ibaret kalır.
Gerçek mutluluk, ebedi olmayan maddi değerlerle değil, ebedi olan canlı varlıklara, özellikle insan ruhlarına duyulan sevgiyle ve diğerkamca hareketlerle ilgilidir.
Edayla gelen duyguları göz önüne koyarak verilmesi gereken bir karardır.

Ne sevgiye ne de nefrete yol açmamak dünya bilgeliğinin yarısıdır: hiçbir şey söylememek ve hiçbir şeye ınanmamak da öteki yarısı. – Arthur Schopenhauer

Amellerin en hayırlısı sevdiğini Allah için sevmek buğzettiğine de Allah için buğzetmektir. – Hz. Muhammed(s.a.v)

Sevmek keman çalmak gibidir, bilmeyen kötü sesler çıkarır. – Bolivya atasözleri

Sevgi ile yorulmadan ilerleriz. Sevgi ile, sadece onunla başkaları için fedakarlık yapabiliriz. – Kızılderili atasözleri

Sevgi her zaman ıstırap çeker, hiçbir zaman ne gücenir ne de intikam almaya çalışır. – Mahatma Gandhi

Sevgi insanlığın, şiddet hayvanlığın kanunudur. – Mahatma Gandhi

Sevginin olduğu yerde hayat vardır. – Mahatma Gandhi

Kalpler silahla değil, sevgi ve yüksek gönüllülükle yenilirler – Baruch Spinoza

Eski sevgi paslanmaz. – İsveç atasözleri

Sevginin ölçüsü, ölçüsüz sevmektir. – Baruch Spinoza

Istırabın dağladığı sevgi kuvvetlidir. – Selma Lagerlöf

Her şeyin ortası makbuldür, sevginin de. Sevdiğini gereğinden fazla sevmeyesin. Sevgini de, sadece yüreğinin eline ermeyesin. En çetin imtihan “sevgi”yle olanıdır. “Kişi ne kadar bahadır olsa da, muhabbete tuş olur.” diyen atanın sözünü aklından çıkarmayasın. Böyle imtihan olmamak, istikbalde neslinden utanmamak için gecelerin bağrında, seherlerin aydınlığında duaya durasın. Senin ideallerin ve geleceğe dair hedeflerin var oğul. – Şeyh Edebâli

Seni sen olduğun için değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğum için seviyorum – Gabriel Garcia Marquez

Sevgiye ve tutkuya açık bir kalp kadar dünyada değerli bir şey yoktur.- Johann Wolfgang von Goethe

Sevgi her zaman karşılık görür, kinde de. – Dostoyevski

Sevgi şu küçük cümleciklerle anlatılmıştı;

•Sevmek inanmaktır.
•Sevmek yaşamaktır.
•Sevdiğini kendisi gibi, kendisinden de çok duyumsamaktır.
•Sevmek sevdiği olmaktır.
•Sevmekte ikilikler kalkar, bir olmalara gidilir. İki ten, iki kalp, iki gönül yoktur sevgide. Tek bir kalp olunur, tek bir yürek olunur.
•Sevmek paylaşmaktır . Sevdiğiyle sevdiğini paylaşmaktır. Sevdiğiyle kalbini bölüşmektir sevmek. Ki tek kalp olunsun.
•Sevgide son yoktur. Sevgiler hiçbir zaman son bulmazlar. Biten sevgiler yoktur, bitmiş gibi görünen sevgiler vardır. Vazgeçiş de yoktur sevgide. Yaşandıkça yaşatılır sevilen. Ama kimi zaman sevgili için kimi zamansa sevginin bir gereği olarak saklanır bu aşklar. Vazgeçiş yoktur, vazgeçmiş gibi görünmek vardır o yüzden.
•Sevmekte istemek yoktur. Sevgilinin olduğu yerde son bulur istekler. Bir şey varsa istediğin bu senin için değil, sevgili için istediğindir. Ondan O’nun adına istersin. O’nu daha sonsuz sevebilmek için istersin. Sevme özgürlüğünü istersin, kabul edilmesini istersin. İstersin ama bir gün gelir bu istekler de son bulur. Kendinden istersin artık. Sevgiliyi daha çok sevmek istersin kendinden. Sonsuz kılmak istersin. Bu yolda sevgili olur mu, olmaz mı bunu sevgilinin isteği belirler.
•Sevmek sevgiliyi istememeyi öğrenmektir. Sevmek sevgiliyi sevgili olmadan sevmektir.
•Sevmek; sevmek istemektir.
•Sevmek, beklememektir. Beklentilerin son bulduğu bir duraktır o. Öyle ki tüm gerçekler, tüm dünya silinir gider. Ne O’ndan anlasılmayı beklersin, ne onu anlamayı. Ne onun gelmesini beklersin, ne onun Leyla, Mecnun olmasını. Beklediğin bir şey yoktur sevmeyi becermek dışında.
•Sevmek, gücenmemektir.
•Sevmek sevgililerin hiçbir sözüne üzülmemeyi ögrenmek demektir.
•Sevgilinin ölüm hançerine bile hayır dememektir sevmek. Onun vuruşuna, onun tokadına alınmamaktır, sevgiliden gelen her hareketi ve her sözü kabullenmektir. İhanetlere, hainliklere bile üzülmemektir. Sevgiliden gelen öl emrine bile ölürüm diyebilmektir. Kendi elleriyle kalbini bir bıçak ucuna koymaktır sevmek.
•Sevmek ölmektir.
•Sevmek, ölmesini bilmektir.
•Sevgili için yaşamaktır. Onun eli, kolu, gözü, kalbi olmaktır. Ama artık onun bir şeyi olunmadığı bir zaman ölmesini bilmektir! Sevmek, vermektir. Sevmek sevdiği için almasını bilmektir. Almamaya yemin ederek vermektir. Ama almalarda kurtaracaksa sevgiliyi almasını bilmektir sevmek!
•Sevmek, tükenmektir. Sevmekten ölürken tekrar varolmaktır o sevgiden.
•Sevmek sevgilinin gel deyişine hayır demektir. Sevgilinin aşkıyla boğuşurken, yüzerken o aşk denizinde sevgilinin uzanan eline hayır demektir.
•Sevgilinin bakan gözüne bakmamaktır sevmek. Ağlayan gözlere şefkat ve tebessümle yanıt verebilmektir.
•Sevmek, sevgili olmaktır. Sevgilinin yüzündeki gülücük olmaktır. Onu yaşama döndürecek bir damla su olmaktır. Sevmek sevgilinin limanı olmaktır. Sevmek sevdiğinin canı olmaktır. Onun ölümü isteyebileceği canı olmaktır. Sevmek yangın olmaktır. Yanmaktır, kor olmaktır. Dağ olmaktır, evren olmaktır. Her şey olmaktır, hiç olmaktır. Alev olup girmektir gönüllere.
•Sevmek yürümektir gönüllerde.
•Sevmek güvenmektir.
•Sevmek onaylanmaktır.
•Sevmek sevgiliye bir nefes gibi, bir ses gibi yakın olmaktır. Sevmek çok ötelerde olsa bile yaşamak ve yakın olmaktır sevgiliye. Yakınlılıktır, doğallıktır, özdenliktir sevmek.
•Yalansızlık, içtenlilik, ölümsüzlülüktür sevmek. İlk insanın, Havva’nın Adem’in saflığını ve temizliğini, çocuk masumluğunu taşımaktır sevmek.
•Gözyaşı olmaktır, yağan yağmur olmaktır. Bir sonbahar mevsiminin sarı yaprağı gibi yalnız olmaktır sevmek.
•Sevgilisizken sevgiliyi sevmektir.
•Sevmek üşümektir. Sevgilinin yokluğuna üşümektir.
•Sevgiliyle her şeyi göze almaktır sevmek. Ki sevgilinin olduğu cehenneme yürümektir. Sevgilinin olmadığı Cennete de gitmemektir sevmek.
•Sevmek, sevgiliyi cennet etmektir.
•Sevmek bir olmaktır.
•Sevmek yaşamaktır.
•Ve sevmek inanmaktır.
•Sevmek bir başkasının hayatını yaşamaktır.
•Sevmek sevmesini haketmektir.
•Sevmek sevgilinin baktığı yerde, sustuğu yerde olmaktır.
•Sevmek sevgilisiz geçen gecelerin sabahına varmaktır. S
•evmek saz benizli sabahlarda yaşamaktır sevgiliyi.
•Sevmek sevmesini bilmektir.
•Sevmek ölmesini bilmektir.
•Sevmek SEVMEK olmaktır.
•AŞK olmaktır.
•Aşk bir kere sevmektir.
•Sevmek aşkın kendisi olmaktır.
•Ölümü Özlemeyen Aşkı Anlayamaz

Kaynak: Nazlim.net




acer, aşk, aşkın anlamı, iksir nedir, kötülükler, sevgi sözleri facebook, sevilmenin yolu, sözharmanı,  sevgi nedir, sevginin anlamı, sevgi sözleri kısa, sevginin tanımı, sevginin önemi,