Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

HADİS-İ ŞERİFLER-3

14 Aralık 2017 Perşembe / No Comments
hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis

Hz. Muhammed (sav)'in hayatımıza dair sözleri(hadisler) bu sayfada bulabilirsiniz.


hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis



hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis



hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis



hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis



hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis



hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis



hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis




hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis




hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis



hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis








hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis

HADİS-İ ŞERİFLER-2

11 Aralık 2017 Pazartesi / No Comments
   hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif


Hz. Muhammed (sav)'in hayatımıza dair sözleri(hadisler) bu sayfada bulabilirsiniz.



   hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif




   hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif








   hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif




   hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif




   hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif




   hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif




   hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif




   hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif









hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif

HADİS-İ ŞERİFLER-1

/ No Comments
hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hadisi şerif, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler


Hz. Muhammed (sav)'in hayatımıza dair sözleri(hadisler) bu sayfada bulabilirsiniz.


hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler





hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler





hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler





hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler





hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler





hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler





hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler





hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler





hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler





hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif

KUDÜS TARİHİ

7 Aralık 2017 Perşembe / No Comments
kudüs tarihi, kudüs nerede, kudüsün fethi, kudüsün önemi, kudüs hangi devletin başkenti, osmanlı döneminde kudüs, kudüs fermanı

Kudüs Tarihi

Kudüs şehri ilk olarak Ofil Tepesinin Silvan Köyüne bakan kısmında kuruldu, tepede bir su pınarı vardı ve insanlar su ihtiyaçlarını oradan karşılıyorlardı. Daha sonra bu tepeden Bizita Dağına ve Moriya tümseğine yerleştiler.
Kudüs tarihteki en eski şehirlerdendir. Tarihçiler Kudüs’ün inşa ediliş tarihi için kesin bir şey söylememektedirler. Mescid-i Haram’dan 40 yıl sonra kurulmuştur. Tarihi kaynaklara göre Kudüs şehri kurulduğunda çölden ibaretti, ne vadi ne de dağlara rastlanıyordu. Milattan 3000 yıl önce, Şehre ilk hicreti Arap Kenâniler yaptı. Bu göçler Arap yarımadasının kuzeyine gerçekleşmiştir. Daha sonra Ürdün nehrinin batısına yerleşmişlerdir. Kudüs şehri göçler sonucunda genişledi ve Akdeniz’e kadar uzandı. Bölgenin adını Kenan yeri (Nehirden Denize kadar olan bölgede) koydular. Kenan bölgesin de Kenâniler bir şehir kurup adını Urşelim koydular, şehir merkezi haline getirdiler, vatan ve toprak sahibi oldular, bundan dolayı şehrin adı Yebus oldu. Bu bölgeye saldırılarda bulunan Mısırlıların ve Sina çölündeki kaybolan İbrani kabilelerin saldırılarına karşı çıktılar ve o bölgeye sahip oldular. Kenâniler yıllar boyunca bu bölgeye olan saldırılara da karşı çıktılar.
                                                     
Hz. Ömer'in Kudüs'ü Fethi

 Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in İsrâ hadisesi gerçekleştiğinde, İslam fetihleri devri başladı. Bu hadisede Kâbe ve Mescid-i Aksa’nın aralarında manevi olarak bağlantı kuruldu. İslam Ordusu Ubeyde Bin Cerrah önderliğinde şehri kuşattılar. Patrik Safronyus şehrin anahtarını Hz.Ömer’in kendisine vermek istedi ve Hz.Ömer şehre geldi. Maddi olarak bağlantı Hz.Ömer (r.a)'ın şehre gelmesiyle gerçekleşti (636). Şehri aldıktan sonra bir emaname (güven fermanı) yazıldı ve Hz Ömer (r.a) şehrin ismini İlya'dan Kudüs’e çevirdi.

Fetih Öncesi Kudüs

M.Ö.16.asırda Kudüs şehri Mısırlı firavunlar tarafından ele geçirildi. Bedevi kabileleri (habiru) Mısırlılara, kralı Ahnatun döneminde saldırıda bulundular ve Mısır kralı Abdihiba onlara karşı çıkamadı ve şehir bedevilerin hâkimiyetinde kaldı. Mısır kontrolüne 1.Sitiy döneminde girdi. (M.Ö 1301-1317) Büyük İskender Filistin’i ele geçirdiğinde Kudüs şehrine sahip oldu. Büyük İskender öldükten sonra yerine gelen halifeleri hâkimiyeti devam ettirdiler. Aynı yıllarda Batilamas Filistin’i ele geçirdi ve Mısır topraklarındaki hâkimiyetine kattı. (M.Ö 323). M.Ö 198 Tarihinde Kudüs Şehrini Suriye’de bulunan Sikolos Nikatur önderliğindeki Sulukilere tabi oldu. Şehir halkı Yunan medeniyetinden etkilendi. M.Ö.63 yılında Roma imparatorluğu kumandanı Bumuci Kudüs’ü ele geçirerek Kudüs’ü Roma imparatorluğu sınırlarına kattı. Kudüs sonra Doğu Roma (Bizans) ve Batı Roma İmparatorluğu olmak üzere 2 kısma ayrıldı. Filistin de doğu tarafın da (Bizans'ta) kaldı. Şehir iktisadi ve ticari olarak 200 yıl boyunca refaha içinde kaldı. Kutsal mekânlara hac mevsimlerinde gelen ziyaretçilerden maddi anlamda çok faydalanıldı. Bu istikrar Kudüs şehrinde fazla devam etmedi. 2. Farisi kral Suriye'yi işgal etti ve bu işgal Kudüs'e kadar uzadı. Kiliseleri, mabetleri ve mukaddes yerleri yerle bir ettiler. Bölgede kalan Yahudiler Hristiyanlardan intikam almak için Farisilere katıldılar ve böylece Bizanslılar şehri kaybetmiş oldular. Bu durum uzun sürmedi ve Bizans imparatoru Filistin’i miladi 628 yılında işgal edip Farisileri şehirden kovdu. Ve Bizans şehre tekrar haç koydu. Genel olarak tarihe baktığımızda Filistin bölgesinde ve özellikle Kudüs şehrinde Yahudilerin bölgede bulunduğu zaman çok kısadır.

Fetih Sonrası Kudüs

Hz.Ömer (r.a) devrinden sonra Emeviler şehri kontrol altına aldılar ve çok önem verdiler. 661 ile 750 yılları arasında hüküm sürdüler. Abbasiler 750 ile 878 yılları arasında Kudüs şehrine hâkim oldular. Abbasiler, Fatimiler ve Karmatiler arasında olan askeri darbelerden dolayı şehirde istikrarsızlık yaşandı. 1071 tarihinde Selçuklular şehre hâkim oldu. Daha sonra Fatimilerle yaptıkları çatışmalardan dolayı haçlılar 88 yıl Kudüs’ü işgal ettiler. Toloni, İhsidi ve Fatimiler (Mısırlılar) zamanında Kudüs ve Filistin Mısıra tabi oldu.

Kudüs'te Selahaddin Eyyubi Dönemi

1187 yılında Selahaddin Eyyubi Kudüs’ü Hittin Savaşında haçlıların elinden geri almayı başardı. Kudüs halkına en iyi şekilde muamele yaptı. Kübbetü's Sahra’nın üstündeki haç işaretini kaldırttı. Şehrin restore, mimari ve yenilenmesine çok önem verdi. Mübarek Mescid-i Aksa’ya Nureddin Zenki'nin hazırlamış olduğu minberi hediye etti. Bu minberin işlemesi İslam şaheserlerindendir. Selahattin Eyyübi’nin vefatından sonra Fransızlar kral Federik zamanında Kudüs’ü tekrar ele geçirdiler. İngilizlerin elinde 11 yıl boyunca kaldı. 1244 yılında Salih Kral Necmettin Eyyüp tarafından tekrar Müslümanlar tarafından geri alındı. 1243 ile 1244 yılları arasında Moğollar saldırıda bulundular ve şehri aldılar. Fakat Memluküler 1259 yılında Ayn Calut savaşında Seyfettin Kutz ve Zahir Bibars önderliğinde Moğolları yendiler. Ve 1517 yılına kadar Filistin Kudüs dâhil Mısır ve Şam’a hâkim olan Memluklerin hâkimiyetinde kaldı.

Osmanlı Kudüs'te

Osmanlılar 28 Aralık 1516’da Sinan Paşa önderliğinde, Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferinde Kudüs’e girdiler. Kudüs’ün Fethinden sonra Yavuz Sultan Selim Mukaddes Kudüs şehrini 31 Aralık 1516 tarihinde ziyaret etti ve şehrin ismini Kudüs-ü Şerif olarak değiştirdi. Osmanlı Devleti Kudüs'e 400 yıl hâkim olmuştur. Osmanlı için Kudüs her zaman büyük önem taşımıştır. Kanuni Sultan Süleyman, Sultan 4.Murad, Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz ve 2.Abdülhamid han Kudüs Şehri için pek çok hizmette bulunmuştur.

OSMANLI'NIN GİRİŞİ  (Kudüs'ün Fethi)

XVI. yüzyıla girildiğinde Osmanlı Devleti en güçlü dönemlerini yaşıyordu ve kendisine hedef olarak da batıyı seçmişti. Ancak II. Bayezid döneminde Safevi Şahı İsmail tarafından körüklenen şiî propagandası Anadolu da fitne uyandırmıştı. Bu nedenle Yavuz Sultan Selim öncelikle Anadolu birliğini yeniden sağlamak amacıyla İran’daki Safevileri bertaraf etmeye karar verdi.
Çaldıran zaferiyle bertaraf edilen Safeviler den sonra Yavuz yüzünü güneye çevirdi çünkü Mısır, Filistin ve Suriye ye hâkim olan Memluk’ler, Safevî Sultan şah İsmail ile iş birliği yapmışlardı. Bu iki devletin iş birliği, Osmanlı Devleti ve Anadolu birliği için büyük bir tehlike idi. Diğer yandan Memlûklar, Yavuz’un Suriye’yi istila etmesinden de endişe ediyorlardı. Memluk’ler için Suriye, Mısırın anahtar durumundaydı.
Bu saydığımız sebeplerden dolayı, Memlûk Sultan Kansuh Gûrî, Ehl-i Sünnet ulemasının muhalefetine rağmen şah İsmail ile ittifak yapmaktan çekinmedi. Bu ittifak Yavuz’un planlarını değiştirmesine sebep oldu. İran üzerine yürüse, arkadan bir Memlûk tehlikesiyle karşılaşabilirdi. Zirâ Kansuh Gûrî, bu sırada güçlü bir orduyla Halep’e gelmiş, yanında bulunan şehzade Ahmed in oğlu Kâsım Çelebi yi Osmanlı tahtının yegâne varisi olarak ilan etmişti.
Kansuh Gûrî nin bu ittifak Yavuz un işine yaradı. Sünni ve Şafiî olan Suriye halkı Yavuz'un yanında yer aldı. Yavuz, Zenbilli Ali Efendi başta olmak üzere ulemâdan Mülhidlere yardım eden mülhiddir ve üzerine gidilmesi caizdir mealinde fetvalar aldı. Osmanlı Memlûk ilişkilerinin bozulmasının en önemli sebeplerinden birisi de Dulkadiroğullarının izlediği dış politikaydı.
Mumluklara yakın olan Dulkadiroğlu Alaaddin Bey, kendi beyliğinin devamını Osmanlı Devleti ile Memluk’ler arasındaki denge politikasına dayandırmıştı. Nihayet Çaldıran seferine katılmayı reddedişi bardağı taşıran son damla olmuştu. Bunun üzerine Yavuz, Dulkadiroğulları beyliğine son verdi. Alaüddevle’nin başını da Mısır’a gönderdi. Osmanlılar artık Suriye kapılarına dayanmışlardı.
Nihayet Osmanlı ordusu Kuzey Suriye ye girdiği sırada Kansuh Gûrî yanında Halife III. Mütevekkil Alâllah olduğu halde, Halep ten hareketle Merc-i Dâbık a gelmişti. 24 Ağustos 1516'da burada yapılan savaşta, Memlûklar büyük bir bozguna uğradılar. Bu zafer sonrası Yavuz Sultan Selim, Halep te büyük bir coşkuyla karşılandı. Burada başta Halife III. Mütevekkil ile üç mezhebin başkaldılarını kabul eden Sultan, onlara iyi davrandı. Ulu Cami'de okunan hutbede hatip Osmanlı Sultanın Hadimûl Haremeyn ünvanı ile vasıflandırdı.
Yavuz, Halep'ten sonra Şam üzerine yürüdü ve burayı da kolaylıkla zaptetti. Yavuz’un hedefi şimdi Mısır’dı. Ancak başta Kudüs olmak üzere Filistin in önemli şehirleri hâlâ Mumluklu idarecilerin hâkimiyetindeydi. Mısır yolunu emniyete almak için öncelikle buraların ele geçirilmesi gerekiyordu. Bunun için de Yavuz, Vezir-i âzam Sinan Paşa'yı görevlendirdi. Sinan Paşa kısa zamanda Safed, Nablus, Aclun, Gazze ve Kudüs ü fethetti. Yavuz ise bu sırada Şam’dan Kudüs’e gelmişti. Kudüs'ün Osmanlıların eline geçtiği tarihi gün olarak kesin belli değildir. Ancak Tarihçiler 28 Aralık 1516 tarihinde ittifak etmişlerdir. Yavuz Sultan Selim, 31 Aralık 1516'da şehre gelmiştir. Şehrin Osmanlı yönetimine geçişi hakkında kaynaklarda farklı rivayetler yer almaktadır. Bu kaynaklar, şehrin kendi isteğiyle Osmanlı yönetimine geçtiğini yazmaktadır. Ancak, o sıradaki Kudüs Memlûklu valisi İli Bey, Memlûk ordusunda yer almştı ki, Kudüs'ün kendiliğinden Osmanlı yönetimine geçmesi biraz kuşkuludur. Olayların gidişatından anlaşıldığına göre Kudüs'ün fetih tarihi Ekim 1516 (Ramazan-922) olmalıdır. Kışı Şam'da geçiren Yavuz, Aralık ayının sonlarına doğru buradan ayrılarak, 3 Aralık'ta devlet ileri gelenleriyle beraber Kudüs'e geldi.
Yavuz'un şehre gelişi sırasında Kudüs'ün tüm ruhanîleri padişahı şehrin dışında büyük bir tâzimle karşıladılar. Yavuz, ruhanîlere gerekli ilgiyi gösterdikten sonra, şehrin tam karşısında otağını kurdurttu. Bu sıralar ikindi vaktiydi. Padişah akşam namazını Mescid-i Aksa'da kılacağını söyledi. Bunun üzerine görevlilere haber gönderildi. Kur'an'ın sitayişle bahsettiği bu kutsal mabed 12.000 kandille aydınlatılır. Padişah bu kutsal kente namaz vaktinden önce girer. Önce Kubbetü's Sahra'da Rummân Davud (a.s.) ile Nahl-i Hamza (r.a.) ziyaret eder. Sonra Hacer-i Sahra'y tavaf eder. Daha sonra Kubbe-i Sahra'nın altına iner ve burada iki rekât hacet namaz kılar. Buradan akşam namazının edası için Mescid-i Aksa'ya geçer. Görevliler, padişahı kokulu mumlarla karşılarlar. Sultan burada akşam namazını edâ ettikten sonra, biraz dinlenir. Daha sonra burada iki rekât hacet namazı kılar, dualar eder. Yatsıyı da eda ettikten sonra otağna döner. Sultan, ertesi sabah binlerce koyun ve deve kurban ettirir. Kubbe-i Sahra'yı ziyaret eder ve Mescid-i Aksa'da iki rekât hâcet namaz kılar. Daha sonra şehri gezer, Kudüs halkına ihsanlarda bulunur. 1 Ocak 1517'de Kudüs Şehrinden ayrılır.

Osmanlı'nın Kudüs’teki Varlığı

Kudüs’te Osmanlı Dönemi Osmanlı Devleti Kudüs'e 400 yıl hâkim olmuştur. Osmanlı için Kudüs her zaman büyük önem taşımıştır. Yavuz Sultan Selim Yavuz Sultan Selim Mercidabık savaşında Memluk’leri yendikten sonra tüm Şam bölgesini Osmanlı topraklarına kattı ve daha sonra Kudüs Şehrine gelerek Mescid-i Aksa ve Mukaddesatı ziyaret etti. Osmanlının Kudüs Fethi Kudüs halkını çok sevindirdi Sultanın ziyaretinde onu büyük bir yemeğe davet ettiler. Yavuz sultan selim han Kudüs halkına ekonomik reformlar ve düzenlemelere kadar birçok konuda söz verdi. Fakat düzenlemeleri sağlayamadan kısa süre sonra vefat etti. Osmanlının Kudüs Fethin den sonra ispanya kralı Hristiyanların Kudüs’ü ziyaret edebilmesi için Yavuz Sultan Selimden harç karşılığında izin aldı.

Kanuni Sultan Süleyman Kudüs Şehri için birçok hizmette bulundu, bunlardan bazıları; Kudüs Şehrinin surlarını yenilettirdi. Kudüs kalesinin restoresini yaptırdı. Birçok sayıda çeşme Kubbetü’s Sahra’nın yer döşemesi Mescid-i Aksanın Surlarını ve Kapılarını Restore edip yenilettirdi. Meryem validemizin kapısını açtırdı Silsile kubbesinin fayanslarını yenilettirdi. Bab-ı Zehebi kapısını kapattırdı. Kanuninin Eşi Hürrem Sultan Tekkesini inşa ettirdi. Bu tekkeden çok sayıda Fakirin yemek ve ihtiyaçları karşılanıyordu. Kanuni Sultan Süleyman Kudüs şehrinin istikrarı ve güveni için Kudüs-yafa şehri arasındaki yolun kontrolünü El-Ebigavş kabilesine verdi (Onlara Turistlerden gelen aidatlar karşılığında vermişti) Kanuni Döneminde de Hristiyan hacılardan harç alınıyordu.

Sultan Murat Döneminde Kudüs şehrinde istikrar biraz tehlikeye girdi. Bu sebepten dolayı Sultan Murat Kudüs El-Halil yolu üzerinde Şehrin güvenliği için kale inşa ettirdi. Bu kalenin içinde mescit ve kışla bulunmaktaydı. Kalenin içinde Dizdar ve 40 asker görev yapmaktaydı.
Kanuni’nin Kudüs'te kutsal mekânlarda temizliğe ve edebe uyulması hakkındaki Fermanı
Kudüs-i Şerîf beyine ve kadısına hüküm ki: Molla Siyami gelip haber verdi ki; Kudüs-i Şerif'te bulunan Mescid-i Aksa, Sahratullah-ı Müşerref (Kubbetü's-Sahra) ve Hz. İsa'nın Kabri gibi kutsal mekânlara ibadet ve ziyaret için gelen bazı kadınlar o mekânları kirletip, edebe aykırı davranıyorlarmış. Bu haber üzerine buyurdum ki; Emrim oraya vardıktan sonra bu gibi davranışlara kesinlikle izin vermeyin. Şayet bunun aksini duyarsam bilesiniz ki görevden alınmakla kalmazsınız. Sen ki kadısın bu emrimi sicile kaydet ki senden sonra gelen kadılar da bu emrime uysunlar.
Kanuni Sultan Süleyman’ın Kudüs’e 40 milyon akçe, bugünkü bedelle yaklaşık 1 trilyon 500 milyar lira vakfederek burayı bayındır kılmıştır. Yaptırdığı eserlerden sadece çeşmelerin sayısı 18. Sebil el-Silsile... Elvaad Kanuni Çeşmesi... Babel Nezir Çeşmesi... Kudüs Köprüsü üzerinde Sebil bil-Kadissultan… Kudüs Kalesi ve kalenin girişinde Kanuni Namazgâhı... Kale içinde bulunan Lala Mustafa Paşa Camii bulunmaktadır. Caminin minaresinin 19. yüzyıldan bu yana Davut kulesi adıyla anılmaktadır.
Peygamber Efendimiz (s.av.)’in Miraca yükseldiği kutsal kayayı çevreleyen kutsal yapı. 7. yüzyılda Halife Abdul melik tarafından yaptırılmış. Bugünkü görünümünü Kanuni döneminde almış. Kanuni bu kutsal mabedin dış yüzünü mermer ve çinilerle bezemiş. Mavi yeşil ve sarıyla karışık bu çiniler binaya bugünkü özelliğini veriyor. Yapıya ayrı bir güzellik kazandıran ve Kanuni tarafından yaptırılan mermer kaplamalar göz dolduruyor. Binanın üst kısmını saran bir kitabe görüyoruz. Kitabe kuşağı renkli sır tekniğiyle yapılmış. Kuşak Kanuni’nin ismini taşıyor. 1551 yılında yazılmış.
1327 yılında Memlukler tarafından yenilenmiş. Avlunun dört bir tarafına serpiştirilen çoğu Osmanlı eseri olan namazgâhlarsa her dönemin izlerini taşıyor. Avluda bir köşe daha var ki Osmanlı su medeniyetinin en güzel örneklerinden biri sayılmalı. 1525 yılından kalma bu şadırvan Kudüs valisi Kasım Paşa tarafından yaptırılmış. Suyu yine bir Osmanlı eseri olan sultan havuzundan sağlanıyor. Sultan havuzu, Kanuni’nin Kudüs’e kazandırdığı en önemli armağanlardan bir tanesidir. Osmanlı Sultanı Kanuni Sultan Süleyman Kudüs şehrini çevreleyen surları 1542 yılında inşa ettirdi.

Kudüs Şehri Sulta Murad döneminde Sayda ve Akka eyaletine bağlı bir sancak bölgesiydi. Napolyon Gazze, Yafa ve Ramla şehirlerini işgal ettikten sonra Kudüs halkına yazı yazarak emirlerine uymalarını istedi ama Kudüs halkı cevap olarak Akka eyaletine bağlı olduklarını ve akadan bir emir gelirse size uyarız dediler. Napolyon bunun üzerine Akka şehrine saldırdı fakat Ahmet paşa şehri surlarla çevirmişti ve Napolyon başarısız oldu. Kudüs 1820 yılında Şam eyaletine bağlandı. 1831 de mısır prensi İbrahim paşa Kudüs ve Şam bölgesini işgal etti ve o dönemde bölgede çok sayıda çatışma oldu çünkü Osmanlı 1841 tarihinde bölgeye tekrar hâkim oldu.

Sultan Abdülmecid döneminde Osmanlı Kudüs’e tekrar hâkim oldu. Sultan Abdülmecid Sultan Abdülmecid Mescidi Aksanın restoresini yaptırmıştır ve 20000 altın harcamıştır. Bu dönemde Kudüs şehrinin nüfusu artmıştır ve 1858 de insanlar Kudüs surları dışına yerleşmeye başlamıştır.

Sultan Abdülaziz döneminde 1867 tarihinde, Kudüs çok gelişmeye başladı ve birçok yol ve çarşı inşa edildi.(Kudüs-yafa ve Kudüs-Nablüs şehri arasındaki yol) Kudüs’ün yolları mermerlerle döşendi, bu döşemeler günümüze kadar bölgede mevcuttur. Sultan Abdülaziz mescidi aksanın süslemesi ve restoresine 30000 Osmanlı akçesi harcadı ve Umeri camisini inşa ettirdi. 1892’de Kudüs-Yafa şehri arasında tren yolu inşa edildi 1909 yılında El-Halil kapısının yanına büyük kale inşa edildi ve yanına çeşme yaptırıldı. Kudüs şehri Osmanlı Döneminde 400 yıl boyunca barış ve huzur içinde yönetildi. 1.Dünya Savaşı’ndan sonra ise Kudüs’ün yönetimi Osmanlı idaresinden çıkarak İngiliz mandasına geçti ve 1948 tarihinde İsrail Devleti Batı Kudüs’te kuruldu. 1967 tarihinde İsrail Kudüs’ün tamamı işgal etti.

Osmanlı Sonrası (İsrail ve İngiliz İşgali)

09 Aralık 1917 tarihinde Kudüs Şehri İngilizlerin eline geçti ve İngiliz mandası haline gelerek Filistin’in başkenti oldu.14 Mayıs 1948 tarihinde İngilizler Kudüs şehrinden çıkarak, bölgede İsrail işgalci devleti kurdular ve o tarihte Arap İsrail çatışmaları başladı. Filistin’in 5’te 4’ünü işgal ettiler. Kudüs şehri o tarihte ikiye ayrıldı, Batı Kudüs İsrail işgali altında kaldı, doğu Kudüs Ürdün kontrolünde Müslüman Arapların elinde kaldı. 1967 savaşının 7.Gününde İsrail Kudüs Eski şehrinin tamamını işgal etti. Bu işgal hala devam etmektedir. Bu süreç içinde şehir halkı işgale karşı direnişe devam ettiler. Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa İsrail tarafından yönetilmektedir. İsrail’in Kudüs’ü Yahudileştirmeye yönelik çalışmaları devam etmektedir. Arap Müslümanları şehirden çıkarmak için planlar kuruyorlar. Siyasi ve Demografiyi değiştirmeye çalışıyorlar. Kudüs Şehri Adaletin ve Hukukun var olduğu bir ortamı aramaktadır ve bu ortama kavuşmak için gelecek günü özlemle beklemektedir.

Kudüs Fermanı

Ermeni Patriği Serkiz, diğer papazlarla birlikte Sultan'a gelerek kendilerine in'amda bulunmasını arzu ederler. Eskiden beri tasarruflarında bulunan kilise ve ma'bedleri yine kendilerinin tasarruf etmesi, Hz. Ömer ve Selâhaddin Eyyubi'nin kendilerine verdiği ahidnâmeyi Yavuz'un da yenilemesini arzu etmişlerdir. Bunun üzerine; 'eskiden beri tasarruf yetkisine sahip Ermeni râhiplerin, Kamame, Hz. İsa'nın doğduğu Beytüllahım mağarası, kuzeydeki kapının anahtarı, içerde kamame kapısındaki iki şamdan ve kandilleri, Büyük Kiliseleri, Mar Yakub, Deyr'üz-Zeytun, Habs'ül-Mesih kiliseleri, bunlara ait vakıflar, bağlar, bahçeler, aynı dine mensup Habeş, Kıptî ve Süryâni milletleri, bunların terekeleri ve benzeri hususlarda yine tasarrufa yetkili olduklarına karar verilmiştir. Bunlara kimse müdâhale edemeyecektir. Evlâdlarım, vezirler, sâlihler, kadılar, beylerbeyleri, sancakbeyleri, voyvodalar, subaşılar vesaireler bununla amel etsinler'diye emir vermiştir.
Kışı Şam'da geçiren Yavuz, Aralık ayının sonlarına doğru buradan ayrılarak, 3 Aralık'ta devlet ileri gelenleriyle beraber Kudüs'e geldi. Yavuz'un şehre gelişi sırasında Kudüs'ün tüm ruhanîleri padişahı şehrin dışında büyük bir tâzimle karşıladılar. Yavuz, ruhanîlere gerekli ilgiyi gösterdikten sonra, şehrin tam karşısında otağını kurdurttu. Bu sıralar ikindi vaktiydi. Padişah akşam namazını Mescid-i Aksa'da kılacağını söyledi. Bunun üzerine görevlilere haber gönderildi. Kur'an'ın sitayişle bahsettiği bu kutsal mabed 12.000 kandille aydınlatılır. Padişah bu kutsal kente namaz vaktinden önce girer. Önce Kubbetü's-Sahra'da Rummân- Davud (a.s.) ile Nahl-i Hamza (r.a.)ziyaret eder. Sonra Hacer-i Sahra'y tavaf eder. Daha sonra Kubbe-i Sahra'nın altına iner ve burada iki rekât hacet namaz kılar. Buradan akşam namazının edası için Mescid-i Aksa'ya geçer. Görevliler, padişahı kokulu mumlarla karşılarlar. Sultan burada akşam namazını edâ ettikten sonra, biraz dinlenir. Daha sonra burada iki rekât hacet namazı kılar, dualar eder. Yatsıyı da eda ettikten sonra otağına döner. Sultan, ertesi sabah binlerce koyun ve deve kurban ettirir. Kubbe-i Sahra'yı ziyaret eder ve Mescid-i Aksa'da iki rekât hâcet namaz kılar. Daha sonra şehri gezer, Kudüs halkına ihsanlarda bulunur. 1 Ocak 1517'de Kudüs Şehrinden ayrılır.




kudüs tarihi, kudüs nerede, kudüsün fethi, kudüsün önemi, kudüs hangi devletin başkenti, osmanlı döneminde kudüs, kudüs fermanı

VATAN SİZE MİNNETTAR

6 Aralık 2017 Çarşamba / No Comments
asker ne demek, askerlik nedir, asker tanımı, özel harekat, polis, resimli mesajlar, resimli sözler, şehitlik, terör, vatan haini, vatan sevgisi, vatan size minnettar,

VATAN SİZE MİNNETTAR 

Soğuk, sıcak demeden,
Kara, yağmura aldırmadan,
Vatan deyip canını, kanını hiç çekinmeden veren,
Türk Milletinin yiğit evlatları;
Vatan size minnettardır...

*

ASKER VE ASKERLİK

Asker demek: Bir ordu içerisindeki en ufak rütbeden yani erden başlayarak en yüksek rütbeye yani generale kadar olan herkese asker denir. Bizim ülkemizde de askere özgü hukuksal ve genel bir tanım vardır. Askerlik mükellefiyeti altına girmiş olan erbaş ve erlere özel kanunlar ile Türk Silahlı Kuvvetleri’ne girmiş olan ve resmi kıyafet giyen kişilere ASKER denir.

Asker kelimesi aslen Arapça kökenli bir kelimedir. Dilimizde yüz yıllardır kullanılan bu terim artık bizim öz malımız gibi olmuştur. Asker kelimesi 5 adet kelimenin baş  harflerinin bir araya gelerek oluşturduğu bir terimdir. Şimdi tek tek bu kelimelerin anlamlarına bakalım. Asker kelimesinin ilk harfi olan A yani Arapçada E Ulviyet-i Ruhiye anlamını taşımaktadır. Bu kelime askerin ruhunun yüksek bir ruh yapısına sahip olmasını anlatır. Asker ocağında bütün ruhlar temizlenir, geliştirilir ve yükseltilir. Manası çıkmaktadır. İkinci harf yani S harfinin kelimesi Selamet-i Fikriyedir. Bu söylem ise asker’in Salih bir fikre sahip olması için söylenmiştir. 

Asker kelimesindeki K harfi ise Keramet-i Tabiyedir. Keramet-i Tabiye iyi taktik yapmayı ve düşmanı çok iyi bir biçimde sezmeyi belirtmektedir. İlmi esaslara dayanmakta olan askerlik de son derece iyi tetkikler vermek gerekildiği belirtilmektedir. Askerler her türlü şartlarda kendi hayatlarını en iyi şekilde idame ettirmelidirler. Asker kelimesinin son harfi olan R harfi ise Riyazat-ı bedeniye yani sağlam vücut manasına gelmektedir. Asker ruhunu çok iyi geliştirmenin ve ruhu terbiye etmenin yanında vücudun çok iyi bir biçimde geliştirmek ve dayanıklı bir hale getirmek zorundadır. Bu kelimelerdeki üstün manalar askerliği onurlu bir meslek haline getirmektedir.





asker ne demek, askerlik nedir, asker tanımı, özel harekat, polis, resimli mesajlar, resimli sözler, şehitlik, terör, vatan haini, vatan sevgisi, vatan size minnettar, 

ÇOCUK PSİKOLOJİSİ VE AİLE EĞİTİMİ-5

1 Aralık 2017 Cuma / No Comments
çocuk psikolojisi, aile danışmanlığı, çocuklarla doğru iletişim nasıl kurulur, çocukla iletişim kurmanın altın kuralları çocuk yetiştirme rehberi, çocuk yetiştirmede aile rehberliği,

ÇOCUKLARLA İLETİŞİM KURMADA ALTIN KURALLAR

Çocuğunuzu yetiştirirken, onunla kurduğunuz iletişim biçimi çok önemli. Bu iletişim biçiminin, yaşam boyu onunla kurulacak ilişkinin temellerini oluşturacağını söyleyen uzmanlar, doğru iletişim için 13 altın kuralı anlattı.

İŞTE, DOĞRU İLETİŞİMİN 13 ALTIN KURALI

1) Öncelikle çocuğunuzu iyi dinlemeyi öğrenmelisiniz. Onu dinliyormuş gibi yapmayın, bunu hemen hisseder. Eğer bir işiniz varsa biraz beklemesini ve birazdan onu dinleyeceğinizi ifade edin.

2) Onunla konuşurken göz göze gelmelisiniz. Bu onun kendisini önemli hissetmesine neden olur. Konuşma başlamadan önce onu kucağınıza alabilir ya da onun mesafesinde oturabilirsiniz. Yukarıdan konuşmanız onun karşısında bir güç olduğunuz imajını yaratabilir. Söylediklerini anladığınızı belli etmek için onay işaretleri verin (başınızı sallamak, “hıı… hıı…, evet, seni anlıyorum” demek gibi).

3) Görüşlerini saygı ile dinleyin. Haksız olduğu bir konu söz konusu olsa bile dinlenmeye hakkı vardır. Kendi duygularını, düşüncelerini tanımalı ve özgür bir ortamda bunu her zaman söyleme hakkı olduğunu bilmelidir. Kendisini rahatlıkla ifade edebilen bir çocuk kendisine daha çok güvenir.

4) Sorunlarını çözmek için kendisi çaba göstermelidir. Zorlandığı anlarda çözümsel davranmayın sadece ona yol gösterin. Çözümü kendisi bulabildiğini görebilsin.

5) Yanlış bir davranış yapmış olsa bile ondan bahsederken öncelikle olumlu olan yönlerini vurgulayın. Bu davranışı ile onu sevmenizden bir şey eksilmediğini hissettirmelisiniz. Olumlulardan sonra olumsuz davranışlar nedenleri ile vurgulanmalı ve çözüm için birlikte yeni kararlar alınmalıdır.

6) Almış olduğunuz her yeni karar ya da koymuş olduğunuz her kural kararlı ve sürekli bir biçimde uygulanmaya devam edilmelidir. Sağladığınız tutarlılık doğru davranışın yerleşmesini sağlayacaktır.

7) Ona gün içerisinde yaşına uygun sorumluluklar verin. Yapmış olduğu her sorumluluk için dönem dönem ona teşekkür etmeyi unutmayın.

8) Gün içerisindeki yapacağı her şey yaşına uygun bir şekilde planlanmalıdır. Ne kadar süre televizyon izleyecek, saat kaçta uyuyacak, oyuncaklarını ne zaman toplayacak gibi. Bunun bilincinde olan bir çocuk kendi sınırlarının ve birey olduğunun daha çok farkındadır.

9) Anne ve baba olarak her akşam onunla özel rutin aktiviteler planlayın. Bir çocuk için annenin yeri ayrı, babanın yeri ayrıdır. Bu nedenle birbirinizin rollerini almak için çaba göstermeyin. Her akşam sizinle en az bir şey yapacağını bilmesi onu mutlu eder, rahatlatır ve ilişkinizi güçlendirir.

10) Onu sevdiğinizi dile getirmelisiniz. Sevgiyle büyüyen bir çocuk yaşam karşı çok daha güçlü durur.

11) Söz verdiğiniz şeylerde kesinlikle geri çekilmeyin. Bu onun size olan güvenini zedeler.

12) Ona ait olan sınırları aştığında uyarıda bulunun. Bu uyarılar çocuğu azarlayacak ya da rencide edecek biçimde olmamalıdır. Açıklayıcı bir uyarı, bu davranış sonrasında ondan beklediğiniz davranış biçimi ve kararlı bir tutumla zaten istediğiniz sonucu alabilirsiniz.

13) Bir çocuk yetiştirirken sabırlı olmak ve karşınızdakinin bir çocuk olduğunun farkında olmak çok önemlidir. Sabırlı olabilmeniz için kendinize de zaman ayırmalı, yaşamdaki yerinizin ve beklentilerinizin daha fazla farkında olmalısınız. Unutmayın; mutlu bir anne-babalar daha mutlu çocuklar yetiştirebilecektir.




çocuk psikolojisi, aile danışmanlığı, çocuklarla doğru iletişim nasıl kurulur, çocukla iletişim kurmanın altın kuralları çocuk yetiştirme rehberi, çocuk yetiştirmede aile rehberliği, 

ÇOCUK PSİKOLOJİSİ VE AİLE EĞİTİM-4

/ No Comments
çocuk psikolojisi, aile danışmanlığı, çocuk neden yalan söyler, yalan söyleyen çocuğa nasıl davranmalı, çocuk yetiştirme rehberi, çocuk yetiştirmede aile rehberliği,

Çocuğunuz Yalan mı Söylüyor?

Yalan söylemek, insanın kaygı ve korku duyduğu anlardan kurtulmak için başvurduğu savunma mekanizması, yani kendini koruma yoludur. Zararlıda olsa Zarasızda olsa yalan, yalandır. Sonuçta kişinin kendini aldatması ve bununla birlikte başkalarını da adatmaya çalışmasıdır. Bir hatayı gizleme amacı ile gerçeğe uygun olmayan bu girişim sözle olabildiği gibi bazen de ,jest,yazı ve susma ile de olabilmektedir.

Yalan ile hayal gücüne dayalı abartılar birbirine karıştırılmamalı.
Aileler Çocuklarda 6-7 yaşlarına kadar görülen abartılı söylemler ve hayallerle ilgili ifadeleri gerçeğin tam olarak çarpıtılması anlamına gelen yalanla karıştırılmamalıdır. Çocukların gelişim süreci içinde gerçeklik duygusunun oturması biraz zaman alır. Çocuklar anlattıkları olayları biraz abartılı ve zengin hayal güçlerini kullanarak gerçek olmayan abartılı şeyler anlatabilirler. Örneğin; dev gibi bir kedi gördüğünü, sindi bebeği ile konuştuğunu söylemesi gibi. Aileler bu anlatılanlar ile bir uyum davranış bozukluğu olan yalanla karıştırılmamalıdır
Çocuklarda bir uyum ve davranış bozukluğu olarak görülen yalan söyleme davranışının altında yatan sebepler incelendiğinde

· Aile içinde veya çevrede çok sık yalan söyleniyor olması
Çocuklar ana-babayı model ve örnek alır. Anne-babalar “yalan söyleme” konusunda da model oluştururlar. Anne-babanın yalana başvurduğuna tanık olan çocuk, yalan söylemeyi öğrenir. Ör; eve gelmek isteyen misafire anne ve babanın gerçeği söyleme yerine “akşam başka bir yere davetliyiz” şeklinde yalan söylemesi birde bu söylemin çocuğun yanında yapılması ebeveynin çocuğunun yalan söylemesine zemin hazırlamış olur.

· Anne -babanın ve çevrenin yeterince sevgi, ilgi göstermemesi
Anne – babası ve çevresi tarafından sevilmediği ve ilgi görmediği hissiyle Kendini değersiz hisseden çocuk çevresindekiler tarafından değerli algılanma ve onaylanma ihtiyacıyla, sahip olmadığı bir şeye sahip olduğunu veya yapmadığı bir şeyi yaptığını ifade edebilir. Örneğin; başının ağrımadığı halde kendini acındıracak bir şekilde baş ağrısı çektiğini söylemesi, okul başarısı düşük olduğu halde anne ve babasına deneme sınavında soruların hepsini yaptığını söylemesi gibi

· Çocuk cezadan kaçmak için yalan söyler
Çocukları yalana iten diğer bir neden de ailesi tarafından aşağılanmamak ve cezalandırılmamak için yapmadığı davranışları yapmış gibi ya da yaptığı davranışları yapmamış gibi ailesine aktarabilir.
örn; Harçlığını ailesinin istemediği yerde harcayan çocuk, anne – babasının parasını ne yaptığını sorduğunda çocuğun “parasının çalındığını söylemesi” şeklinde cevap vermesi

· Çocuklar özlem duydukları, olmasını istedikleri şeyler için yalan söylerler
örn(babasından ayrı yaşayan bir çocuğun her gün babasının kendisini aradığını söylemesi).
örn (annesiz büyüyen bir çocuğun arkadaşlarına annesiyle yaptıklarından söz etmesi gibi)
Bazen de bunun tam tersi bir tutumla çocuk annesi yaşamasına rağmen öğretmenlerine veya arkadaşlarına, annesinin öldüğünü söylemesi şeklinde gözüke biliyor. Annesinin göstermediğini hissettiği sevgi ve ilginin özlemini cevreden telefi etmeye çalışması şeklinde gözükebiliyor).

· Çocuk çevresinin hayranlığını kazanmak için yalan söyler.
Örn (arkadaşlarına fakir olduğu halde çok zengin olduğunu, arabası olmadı halde son model bir arabası olduğunu söylemesi)

· Anne-babası sevgi ve ilgisini paylaşmamak için yalan söyler.
örn (çocuk, anne babasına ablasının onu dövmediği halde kendisini dövdüğünü söylemesi )

· Arkadaşlarının sevgi ve ilgisini paylaşmamak için yalan söyler
Özellikle ilköğretim çağındaki çocuklarda arkadaşlarının ilgisini kendine çekmek için (“Ahmet senle dolaşmak istemiyormuş” bana öyle söyledi diyerek yalana başvurması buna örnek gösterilebilinir.)

· Erken çocukluk döneminde aşırı ödüllendirilen çocuklarda yalan söyler
Aşırı ödüllendirilen çocuk, sosyal hayatla tanışmaya başladığında sosyal hayatın içindeki arkadaş, öğretmen vb kişilerden de aynı ödüllendirmeyi bekler. Bunu da elde etmek için yalan söyleme tutumu içine girer. Ya da hiçbir davranışı ödüllendirilmeyen çocuk yalan söyleme gereksinimi duyabilir.

Anne-babanın çocuğu küçümsemesi ve aşağılaması kendi yalanına çocuğunu ortak etme çabası, çocuğundan beklentilerin fazlalığı, yapamayacakları şeylerin istemesi, çocuğuna doğruyu söyletme adına baskı yapması. Çocuktaki çekingenlik, saldırganlık, aşağılık duygusu, suçluluk duygusu vb etkenler çocuklarda yalan söyleme davranışına neden olmaktadır.
Kızmakla, bağırmakla yalancılık önlenmez insanlar sevdikleri saydıkları, aralarında sağlam ilişki bulunan kimseyi kolay kolay aldatmazlar

Çocuğumuzun yalancı olmasını istemiyorsak?

1. Yalan söylem davranışını iyileştirmek, önlemekten daha zordur. Önemli olan, çocuğu yalana itecek durumlara meydan vermemektir
2. Anne ve babalar çocuklarına model olduklarını akıldan çıkarmamalı ve doğru model olmalıdırlar
3. Ebeveynin söyledikleri ile davranışları arasında tutarlılık olmalı.
4. Anne ve babalar çocuklarını çok iyi tanımalı ve yapabileceğinin üzerinde davranışlar, başaramayacağı şeyler istememeli
5. Çocuklarınızı, kardeşi ve çevresindeki diğer insanlar ile kıyaslamayın
6. Anne-baba çocuğa aşıdı otoriter ve baskıcı bir tutumla yaklaşmamalı
7. Ebeveyn, çocuğu tehdit etmemeli
8. Anne-baba yalanlan söylemlerine çocuğunu ortak etmemeli “bu yaptığımızı annene söylemeyeceksin tamam mı oğlum”
9. Çocuk istek, sıkıntı, kaygı ve endişelerini anne-babası ile konuşabilmelidir. Çocuğu dinlemek ve çözüm yollarını kendisinin bulmasına yardımcı olmak gerekir.
10. Yalan söylemekte ısrar eden çocuğa ulaşmanın yolu, kendisini yalan söylemeye iten sorunların çözülmesine yardım etmek ve yalan söylemeyi gereksiz kılacak bir ortam hazırlamaktır.
11. Çocuğun yalan söylemesine neden olan şeye odaklanmalı, yalanın içeriğine değil
12. Çocuğunuz yalan söylediğinde ona bu söylediğinin yalan olduğunu anladığınızı hissettirmeniz önemlidir. Anne-baba bir avcı gibi çocuğun yalanını yakalamaya çalışmamalıdır. Bu çocuğa güvenmediğinizi gösterir ve çocuk nasıl olsa güvenmiyor diye yalan söylemeye devam edebilir
13. Çocuğa yeterli ilgi ve sevgi gösterilmelidir.
14. Çocuğun yalan söylediğini tespit ederseniz, onu bu durumla hemen yüzleştirip yorum yapmayın.
15. Çocuğunuzu hangi durumlarda yalana başvurduğunu irdeleyin. Mesela; Okul başarısında problemi mi var? Baskıcı otoriter tepkinizden mi çekiniyor?
16. Yalanın her türlüsüne karşı olduğunuzu sadece çocuğunuzu uyararak değil, yaşayarak, örnek olarak da gösterin.
17. Çocuk yalana başvurmadığında, dürüst davrandığında onun bu davranışının ailesi tarafından fark edilmesi ve bu davranışı pekiştirilmesine yardımcı olunmalı.
18. Yalan, bazen bir patoloji (hastalık) belirtisi de olabilir. Ağır psikolojik dengesizliklerde ya da kişilik bozukluklarında yalana rastlanabilir. Bu durumlarda uzman yardımı alınmalı.
19. İnsanın her yaşta takdir edilmeye ve onaylanma ihtiyacı vardır. Çünkü çoğu kez onaylanma ihtiyacı nedeniyle yalan söylüyor olabilir.

Kaynaklar:
*Yörükoğlu, A. Çocuk Ruh Sağlığı. Özgür yayınları, İstanbul, 2003.
*Yavuzer, H. Çocuk Psikolojisi. Remzi Kitapevi, İstanbul, 1997.
*Öz,İ. Çocukta Uyum Ve Davranış Bozuklukları, kök yayıncılık ,Ankara,1997.
*Ağca, H.Ailede Eğitim,Seha Neşriyat,İstanbul,1995.




çocuk psikolojisi, aile danışmanlığı, çocuk neden yalan söyler, yalan söyleyen çocuğa nasıl davranmalı, çocuk yetiştirme rehberi, çocuk yetiştirmede aile rehberliği, 


ÇOCUK PSİKOLOJİSİ VE AİLE EĞİTİM-3

/ No Comments
çocuk psikolojisi, aile eğitimi, aile danışmanlığı, ders çalışmak istemeyen çocukların eğitimi, çocuk yetiştirme rehberi, çocuk yetiştirmede aile rehberliği, çocuklar nasıl ders çalışır

Ders çalışmak istemeyen çocukla 5 adımda başa çıkın!

“Ders çalışma sorunu, hem öğretmenlerin hem de anne-babaların en fazla şikayet ettikleri konulardan biri. Yetişkinlerin bakış açısına göre, çocuklara her türlü imkan ve fırsat sağlanmasına rağmen büyük bir sorumsuzluk göstererek ders çalışmıyorlar. Öğretmenler, anne babalar, ellerinden geleni yapmalarına rağmen istedikleri sonucu alamayınca da zaman zaman aşırı kaygılanıp öfkeleniyorlar. Duygularını yönetemedikçe de çocuklarının ders çalışma sorunu içinden çıkılamaz bir hal alıyor”


Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Oktay Aydın’ın bu sözleri aslında binlerce velinin hislerine tercüman oluyor. Ders çalışmamak bir suç değil beynin tercihi! Ders çalışmama gerçekten de birçok öğrencinin sorunu. Çocuklar her türlü imkana göre neden çalışmıyor?

“Beyin ve öğrenme ilişkileri”, “Zeka ve zekanın geliştirilmesi”, “Üstün zekalı çocukların eğitimi” konularında ihtisas yapan Oktay Aydın işte bu noktada veli ve öğretmenlerin bilmesi gereken bilimsel gerçeklere dikkat çekiyor:

“Çocukların ders çalışmamaları sanıldığı kadar basit bir sorun değil. Ders çalışmamanın çocuğa göre farklılaşan nedenleri olmakla birlikte bazı ortak nedenlerden söz edilebilir. Bu sorun sadece çocuklarımızın değil aslında öğrencilik sürecini geçirmiş tüm insanların ortak noktası. Aslına bakılırsa, ders çalışmak özünde kimsenin zevk alarak yaptığı bir şey değil. Çünkü, ders adı altında sunulan konuları bizler belirlemiyoruz, dışımızdan birileri tarafından belirleniyor. Doğal olarak da bu kimseye çok heyecanlı gelmiyor. Hatta diyebiliriz ki, bir çocuğun ders çalışmayı istemesi değil, istememesi daha doğaldır.”

Ders çalışmanın gerçek ödülünün çok uzun zaman sonra üniversite sınavı ya da iyi bir meslek sahibi olunduğunda alındığını söyleyen Oktay bu ödüllerin en büyük tehdidinin çocuğun burnunun ucunda duran, bilgisayar, TV, sinemaya gitme, arkadaşlarla sosyal bir ortamı paylaşma gibi etkinlikler olduğunu söylüyor: “Bir çocuğun ders çalışabilmesi için, şimdiki hazdan vazgeçip uzun vadeli sıkılmayı göze alması gerekiyor. İşte bu, çoğu zaman beynimizin tercihleri ile örtüşmeyen bir durum. Çünkü beynimiz en kısa sürede haz veren faaliyete yönelmeyi sever. Beynin, hazzı kontrol eden alın bölgesi en geç olgunlaşan (yirmili yaşlar) bölümüdür. Bu nedenle, çocukların ders çalışmayı istememesi bir suç değil, beyinlerinin tercihidir.”

Çocuğunuza ders çalıştırırken şu yöntemi uygulayın

Çocukların ders çalışmasını sağlamak çok iyi yönetilmesi gereken bir süreç. Yaşa göre farklı uygulamalar söz konusu olsa da genelde bu çocuklar üzerinde uygulanan ve başarı elde edilmiş bir modelden söz etmek mümkün. Bu yöntem henüz ders çalışma alışkanlığı oturmamış çocuklarda etkili oluyor…

Psikolojik Direnci Kırma

Bu aşamada, çocuğunuzla konuşarak günde en az ne kadar ders çalışabileceğini sorun. Diyelim ki yarım saat demiş olsun. Bu sürenin yarısı olan 15 dakikayı esas alın. Çocuğunuza da, “Sen yarım saat dedin ama ben senden yarım saat çalışmanı istemiyorum, sadece 15 dakika çalışmanı istiyorum” deyin.

“Çünkü, şu an sende öncelikle ders çalışma alışkanlığını kazandırmamız gerekiyor” gibi bir açıklama, uygulamanın başlangıç mantığını çocuğun fark etmesini sağlar. Rutin oluşturun İkinci aşamadaki temel hedef, çocuğunuzun belirlenen süreyi her gün çalışmasını sağlamak olmalı. Bunun için ona, “Belirlediğimiz süre ile ilgili bazı kurallarımız var. Bu kurallarımızdan birincisi, belirlediğimiz bu 15 dakikalık çalışma süresini her gün tekrarlayacağız. Tüm sürelerimizi biriktirip hafta sonu çalışmak yok” şeklinde bir açıklama yapın. Düzeni kurun Bu aşamada, çocuğunuzun çalışma ortamı ile ilgili düzenin oturtulması gerekiyor. Çocuğa, “İkinci kuralımız, televizyon karşısında, yatarak, uzanarak çalışmak yok. Belirlediğimiz süreyi, çalışma odamızda ve masamızda tamamlıyoruz. Çünkü, senin hep aynı ortamda çalışmanı sağlayarak çalışma alışkanlığını pekiştirmek istiyoruz” demelisiniz.

Otokontrolü sağlayın

Çocuğunuzun belirlenen sürenin altına düşmemesini sağlayın. Bu aşamada çocuğunuzla, “Senden, belirlediğimiz 15 dakikalık sürenin altına düşmemeni istiyorum. Bunun nedeni, senin ders çalışma alışkanlığını kazanabilmen için otokontrolünü güçlendirmeyi istememiz. Böylece, belirli bir öz disiplin kazanacak ve bu alışkanlığı iyice güçlendirmiş olacaksın” şeklinde konuşun. Masasına bir çalar saat koyarak kurmasını istemek ve süreyi çalar saatle kontrol altına almak mümkün.

Motivasyonu artırın

Beşinci son adımda, çocuğunuzun motivasyonunu geliştirici hamleyi yapmak son derece önemli. Çocuğunuza, belirlenen sürenin üstüne çıkmakta serbest olduğunu söyleyin. Bir başka ifadeyle, “Eğer istersen, 15 dakikadan daha fazla çalışabilirsin” anlamında bir mesajla, çocuğun çalışma isteğindeki yoğunlaşmaya bağlı olarak tercih yapması sağlayın. Özellikle bu aşamada, çocukların birçoğu, kendilerinin bile farkında olmadıkları şekilde belirledikleri sürenin üstüne çıkıyor. Böylece çocuklar, düşündükleri ve belirledikleri sürenin üstüne çıkmanın gururunu yaşıyor ve başarılı oldukları ya da başarılı olacakları inancını iyice güçleniyor. Bu hissediş, onlar açısından önemli bir kırılma aşaması. Unutulmamalı ki, her başarısızlık bir sonraki başarısızlığın, her başarı da bir sonraki başarının zeminini hazırlar.

“Ders çalışmada hırslı olmak değil, azimli olmak gerekiyor. Hırslı çocuklar, yapacakları işe değil, arkadaşlarına odaklanır. Sürekli rekabet halindedir ve arkadaşlarını geçmeye çalışırlar. Bu nedenle, çocuklarda hırsı beslememek gerekiyor. Ancak aşırı iç motivasyon ‘hırs’ olarak karşımıza çıkabiliyor. Hırs ise asla beslenmemesi gereken bir özellik. Çünkü aslolan hırs değil, azimdir. Azimli çocuklar, görev odaklı olup üzerlerine düşen görevi sonuna kadar yapar ve mutlu olurlar. Oysa hırslı çocuklar ilişki odaklıdır. Bir başka ifadeyle, üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmekten çok arkadaşlarını geçmeye çalışırlar.””

MOTİVASYON TİPİNE GÖRE ÖNLEM ALMAK GEREKİYOR!

Ders çalışmayı engelleyen en önemli şeyin motivasyontipi olduğunu söyleyen Aydın, insanda bir iç bir de dış motivasyon diye tanımlanabilecek iki yapı bulunduğunu ve bunların doğuştan gelen kişiliğin bir parçası olduğunu söylüyor.

İç motivasyonu yüksek çocuklar

1- Genelde amaçlarını bilmek isterler

2- Planlı çalışmayı severler

3- İstekli ve sabırlıdırlar

Dış motivasyonu yüksek çocuklar

1- Sürekli yönlendirilmeye ihtiyaç duyarlar

2- Sonuç odaklıdırlar ve kısa sürede işi tamamlamak isterler

3- Kısa sürede tamamlanmayan işlerden çok çabuk sıkılırlar ve enerjileri düşer

4- Başladıkları işleri çoğu zaman yarım bırakırlar ve sürekli mazeret üretirler

5- En belirgin özellikleri de ertelemedir. Sorumluluklarını sürekli erteler ve biriktirirler

Oktay Aydın’a göre, çocuğu sürekli suçlayıp eleştirmek yerine motivasyon tipini anlamak ve ona uygun önlemler almak gerekiyor: “Dış motivasyon tipine sahip çocukların iç motivasyon kaynaklarını harekete geçirecek faaliyetler yaptırılmalı. Buradaki en kritik nokta da, çocukta, başarılı olduğu ve başarılı olacağı inancının hep üst düzeyde tutulması.”

Dikkat

Temel alışkanlıkların ve yeni davranışların kazandırılması için yaklaşık olarak 21 gün tekrar edilmesi gerekiyor. Bu nedenle, çocukların ders çalışma alışkanlığını kazandırmak amacıyla yapılacak bu uygulama 2-3 hafta kadar hiç değiştirilmeden aynen devam ettirilmeli. Böylece, çocuğun beyninde ders çalışma ile ilgili nörolojik aktiviteyi iyice belirginleştirmek ve kalıcılığı sağlamak mümkün olur. Bu süre sonunda, çocukla tekrar görüşerek, çalışma süresinin üzerine 5-10 dakika eklenmesini sağlayabilirsiniz. Süreç bu şekilde adım adım ve azar azar ileriye doğru götürülerek ideal süreye kadar devam ettirilmeli.

Kaynak: Vatan-Türkan Hiçyılmaz




çocuk psikolojisi, aile eğitimi, aile danışmanlığı, ders çalışmak istemeyen çocukların eğitimi, çocuk yetiştirme rehberi, çocuk yetiştirmede aile rehberliği, çocuklar nasıl ders çalışır

PSİKOLOJİ ÜZERİNE SÖZLER

30 Kasım 2017 Perşembe / No Comments
psikoloji nedir, psikolojik sözler, mehmet akif ersoy sözleri, en güzel psikolojik sözler, en güzel psikoloji sözleri, mevlana sözleri, charles bukowski sözleri, can yücel sözleri, çehov sözleri,  oğuz atay sözleri


EN GÜZEL PSİKOLOJİK SÖZLER

Bir an bekIe, arkana dön ve unuttukIarını anımsa. Kaybettiysen ara, kırdıysan af diIe, kırıIdıysan affet: Çünkü hayat çok kısa. MevIana
*
Ya düşIerinin peşine düşmeyi seçersin, ya da oIanIarı kabuIIenmeyi. İyi kiIerinIe güçIenir, keşkeIerinIe tükenirsin! Karar senin. CharIes Bukowski
*
AsIında insanIar seni hayaI kırıkIığına uğratmıyor. Sadece sen, yanIış insanIar üzerinde hayaI kuruyorsun. Montaigne
*
Aşık oImak anIık bir şey. Birden her şeyin çok parIak göründüğü, birden en pasteI renkIerin biIe ısınmaya başIadığı, birden tüm yemekIerin, çok daha IezzetIi oIduğu bir an bu. KaybedenIer KuIübü
*
Bir hayIi kırgınım. Kime oIduğunu, neden oIduğunu biImeden. BeIki hayata, beIki kendime, beIki de diIimden düşmeyen keşkeIere. Can YüceI
*
Aşık oImakIa sevmek arasındaki farkı sormuşIar? CevapIamış Şems: Senin baktığına herkes bakar; ama senin onda görebiIdiğini herkes göremez. Herkes aşık oIabiIir; ama hiç kimse senin gibi sevemez. Tek fark sensin. Şems-i Tebrizi
*
Hayat seni güIdürmüyorsa, espiriyi anIamadın demektir. Çehov
*
YoIunu değiştirmeden devam ettiğin sürece, ne kadar yavaş gittiğinin önemi yoktur. Konfüçyus
*
GüzeIIik güçtür; güIümseyiş de kıIıcıdır onun. CharIes Reade
*
Doğru zamanda, doğru yerde oImamakIardan oIuşur her zaman hayat. KaybedenIer KuIübü
*
Kimseye göstermem üzüntümü. Gündüz güIerim, geceIeri yaInız ağIarım. Oğuz Atay
*
Sevgi sevdiğin kişiIerin mutIu oIduğunu gördükçe onIarın mutIuIuğu iIe mutIu oIabiIme sanatıdır. BaIzac
*
Cam kırıkIarı gibidir bazen keIimeIer, ağzına doIar insanın. Sussan; acıtır. Konuşsan; kanatır. Oğuz Atay
*
ŞerefIe bitiriImesi gereken, en asiI görev hayattır. Bir Iokma ekmek için, şerefini çiğnetmeye, bir anIık eğIence için, servetini tüketmeye. Bir zamanIık mevki. Atakan Korkmaz
*
Gitmek gerekir bazen. FazIa yormadan, daha çok bıktırmadan. Eğer vaktiyse ardına biIe dönüp bakmadan. Can YüceI
*
Ben insanIarı arabanın camIarına vuran yağmur damIaIarına benzetiyorum bazen bir damIa aşağı doğru kayarken başka bir damIaya karışıp güçIenerek daha hızIı iIerIiyor. İncir ReçeIi
*
AsIında insanı en çok acıtan şey; hayaI kırıkIarı değiI. Yaşanması mümkünken, yaşayamadığı mutIuIukIardır. Dostoyevski
*
Menfaatten uzak kaI varsın kesen doImasın. Yeter ki bu cihanda yüzün kara oImasın. Vicdanına mağIup oI hisIerini mağIup et. Azap içinde öImek istemiyorsan şayet. Atakan Korkmaz
*
Hayatta kimseye güvenmeyeceksin demek saçmaIıktır inan. Ama kime ‘iki defa güveneceğini’ hesapIamaIı insan. Victor Hugo
*
GönIüm ne dertIidir, ne de bahtiyar; ne kendisine yar, ne kimseye yar, bir rüya uğrunda ben diyar diyar, göIgemin peşinden yürür giderim. Necip FazıI Kısakürek
*
Hayatta iki şeye güveniyorum. Biri aynaya baktığımda gördüğüme, diğeri yukarı baktığımda göremediğime. Sagopa Kajmer
*
Ey İnsan Kaf Dağı kadar yüksekte oIsan da, kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma her şeyin bir hesabı var; üzdüğün kadar üzüIürsün. MevIana
*
Erkek oImak doğuştan geIen bir aIın yazısı oIsa da, adam oImak her erkeğe nasip oImuyor. Küçük İskender
*
Konuşarak anIatıImaz her şey, bazen susmak yeter asIında. Unutma; Konuşmak bir ihtiyaç oIabiIir, ama susmak cevaptır anIayana. Dostoyevski
*
Yüzsüzdür insanoğIu kimse biImez fendini, kime iyiIik yaptıysan ondan koru kendini. Mehmet Akif Ersoy
*
KaIp mi insana sev diyen yoksa yaInızIık mı körükIeyen? Sahi nedir sevmek; bir muma ateş oImak mı yoksa yanan ateşe dokunmak mı? Şems-i Tebrizi
*
İnsanIarı yaIan söyIedikIerinde dinIemeyi severim. Çünkü; oImak istedikIeri ama oIamadıkIarı insanIarı anIatırIar. Leo ToIstoy
*
Birinin yaIan söyIemesine kızmam da yaIan söyIerken yakaIanacak kadar saIak bir insanın beni kandırmaya çaIışmasına kızarım. Sigmund Freud
*




psikoloji nedir, psikolojik sözler, en güzel psikolojik sözler, en güzel psikoloji sözleri, mevlana sözleri, charles bukowski sözleri, can yücel sözleri, çehov sözleri,  oğuz atay sözleri, mehmet akif ersoy sözleri

STRESTEN KURTULMANIN YOLLARI

/ No Comments
psikoloji, psikoloji nedir, psikolojinin alanları, klinik psikoloji, sosyal psikoloji, eğitim psikolojisi, okul psikolojisi, sağlık psikolojisi, stres nedir, stresle başa çıkma yolları, stresi nasıl yeneriz

Psikoloji Nedir?

Psikoloji nedir, hayvan davranışlarının bilişsel süreçleri ile ilgilenen bir bilim dalıdır, cevabı verilebilir. Bu bilişsel süreçler biyolojik, sosyal ve psikolojik süreçleri kapsar. Bu meslekle uğraşanlar psikoloji bilgilerini insanların sorunlarını çözmek için kullanırlar. Bunu yapabilmek için bazı yetenek ve becerilere sahip olmak gerekir. Bu bilim dalı ile uğraşanlara psikolog adı verilmektedir. Bu bilim dalının amacı çevre, insan ve davranışlar arasında meydana gelen etkileşimi incelemektir. Bu esnada düşünce, duygu ve davranışları  araştırır ve inceler. Bunu yaparken öncelikle bunları anlar, açıklamaya çalışır, elde ettikleri üzerinde bilinmeyenleri bulur ve bunları kontrol altına almaya çalışır.

Psikolojinin alanları nelerdir?

Toplumda bulunan sorunların çoğunluğunu insan davranışları oluşturmaktadır. İnsanların şiddet görmesi, davranışların sağlığa ve çevreye zarar vermesi, uyuşturucu kullanılması gibi sorunlar psikolojinin ilgilendiği alanlar arasına girmektedir. Toplumsal olarak büyük değişimlerin yaşanması, farklı kültür yapısı taşıyan ülkelerin insan üzerindeki etkileri oldukça önemlidir. Kişilerin hafızalarında bulunan kayıtların kendi bilgileriyle birleşerek yeniden doğması psikolojinin çalışma alanı içerisine girmektedir.

Klinik psikoloji: Bu alan duygusal ve zihinsel bozuklukları değerlendirir. Ergenlik dönemlerindeki sorunlar, şizofreni, depresyon gibi sorunlar bu alana girmektedir. Bu sorunları yaşayan bireylerle terapi yaparak bozukluklar çözülmeye çalışılır.

Deneysel psikoloji: Bu davranışsal değişimlerin araştırıldığı bir alandır. Hayvanların davranışlarından yola çıkılarak, insan davranışları araştırılır.

Sosyal psikoloji: İnsanların toplum içerisinde birbirleri ile olan ilişkileri bu alan içerisinde incelenmektedir. Sadece bireyleri değil, toplumları, davranışları, önyargıları ve oluşumları inceler.

İkili ilişkileri, arkadaşlık ilişkileri, saldırganlık, çekicilik gibi konularda araştırma yapılır.

Fizyolojik psikoloji: Bireylerde motivasyon, algılama, öğrenme, iletişim, problem çözme gibi davranışların neden olduğu fizyolojik süreçlerin değerlendirmesini yapan bir alandır.

Gelişim psikolojisi: Bireylerin oluşumundan ölüme kadar geçen süreçteki gelişimini araştırıp, inceleyen bir alandır. Yaşla bağlantılı olarak gerçekleşen davranış bozukluklarının açıklanması için çalışılır.

Endüstri ve örgüt psikolojisi: İş hayatının daha üretken olması ve geliştirilmesi ile ilgili konuları inceleyen bir alandır. Hem araştırma, hem uygulama, hem de problem çözme konularını içermektedir.

Eğitim psikolojisi: Bireylerin eğitimi etkili bir şekilde öğrenmelerini ve öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini inceleyen bir alandır. Becerilerin değerlendirilerek, eğitim programları hazırlanması ve uygulamaya geçilmesi bu alanın konusuna girmektedir.

Okul psikolojisi: Öğrencilerin davranışları, ruh sağlıkları ve çevreyle iletişimini inceleyen bir alandır. Okul içerisinde çocukların birbiri ile iletişimi bu sayede sağlıklı bir şekilde gerçekleşir.

Adli psikoloji: Yasal sorunların çözümünde psikoloji ve hukuk arasında ilişki kuran bir alandır. Hukuksal konularda davaların gidişine yardımcı olan, cezaevlerindeki hükümlülerin sorunlarını inceleyen ve çözümler sunan bir alandır.

Sağlık psikolojisi: Sağlıklı bir şekilde hayat sürdürülebilmesi ve hastalıkların önlenebilmesi için araştırmalar yapan bir alandır. Hasta ve doktor arasındaki ilişkileri, sorunları incelemekte bu alanın içerisinde yer alır. Fiziksel ve duygusal alanda sağlığın iyileştirilmesi için çalışılır.

Stres Nedir?

Stres, aşırı derecede yaşandığı taktirde zihinsel, ruhsal ve fiziksel açıdan sağlımızı olumsuz yönde etkileyen bir tehdit olarak karşımıza çıkabilir. Stresi ortadan tamamen kaldırmak mümkün olmasa da mücadele etmenin yolları vardır.

İş hayatı, ev hayatı, okul, trafik, gürültü, faturalar derken kişi kendine vakit ayıramamakta ve sürekli bunları düşünerek yaşamak zorunda olduğunu hissettiğinden stres faktörünün oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Stresle başa çıkmanın yollarını aşağıda yazılanları uyguladığınız taktirde size bir çok faydası olduğunu göreceksiniz.

Stresle Başa Çıkma Yolları

Vücudunuza dar gelen kıyafetleri giymekten kaçının.
*
Sürekli ilaç kullanarak iyileşeceğinizi düşünmekten vazgeçin.
*
Randevularınızı önceden ayarlayın ve randevu günü kimseye söz vermeyin.
*
Aracınızı bozulmadan servise götürün.
*
Kötümser ve kötü negatif yayan insanlardan uzak durun.
*
Yapmayı sevmediğiniz işler için mutlaka birinden yardım isteyin.
*
Etrafınızda dağınık ne varsa toparlayın. Böylece ferah bir ortamda bulunmuş olmanız stresi önleyecektir.
*
Kendinizi her şeyi bilmek zorundaymış gibi hissetmeyin.
*
Sizi mutlu edecek olan bazı şeyleri yapmayı yarına bırakmayın.
*
Kendinize güveniniz tam olsun.
*
Vermiş olduğunuz kararları vermeden önce bir kez daha düşünün ve ne anlama geldiğini iyi düşünün.
*
Yardım istemekten asla çekinmeyin. Yardım alamazsanız üzülmeyin.
*
Görünüşünüze önem gösterin
*
Etrafınıza sürekli gülümseyin
*
Her zaman iyi bir şeyler yapmaya çalışın ama kendinizi mükemmeliyetçi görmeyin.
*
Sürekli yürüyüş yapın.
*
İşinize her gün aynı yoldan gitmeyin. Farklı yollardan gitmeyi deneyin.
*
Bir derneğe, kulübe üye olun, yeni arkadaşlar edinin.
*
Acele etmeyin. Önünüzde daha yaşanacak çok güzel günler olduğunu düşünün.
*
Başkalarının sözünün dinlemeyin, kendi bildiğinizi yapın
*
Son ses müzik dinleyin, enerjinizi dışarı atın.
*
Sigara ve alkol tüketimini azaltın.
*
Sürekli spor yapın, beslenmenize dikkat edin.
*
Yapmayı sevmediğiniz şeyleri kendinizi yapmaya mecbur hissetmeyin.
*
Evinize misafir ağırladığınız da kendinizi rahat hissedin ve muhabbet edin.
*
Kafanıza bir şeyler takmaktan vazgeçin.
*
Evinize iş getirmeyin. Eşinizle çocuğunuzla veya dostlarınızla vakit geçirin
*
Arada sırada iş yerinde oturduğunuz masadan kalkın, yürüyün ve dolaşın. Böylece kan dolaşımınız da harekete geçecektir.
*
Hayır demeyi öğrenmelisiniz. Yapamayacağınız sözler vermekten kaçının.
*
Etrafınız da sizi üzen, kıran ve sevmediğiniz kişiler varsa onlarla iletişimi koparın ve bir daha görüşmeyin.
*
İnsanların sizin boş vaktinizi çalmalarına izin vermeyin.
*
Stres ve sıkıntılı anlar yaşadığınız da başarılarınızı düşünün ve kendinizi motive edin.
*
İhtiyacı olan insanlara maddi manevi destek olun.
*
İnançlarınızı sağlam tutun. İç huzurunuz için çok önemlidir.
*
Belli aralıklarla tatile çıkın ve bol bol doğa yürüyüşü yapın.
*
Yolda bir bebek gördüyseniz onu sevin ve öpün.
*
Bol bol kitap okuyun ve kitap satan yerlerde gezerek dolaşın.
*
Bir alışveriş merkezine gidin ve gönlünüzce eğlenin.



psikoloji, psikoloji nedir, psikolojinin alanları, klinik psikoloji, sosyal psikoloji, eğitim psikolojisi, okul psikolojisi, sağlık psikolojisi, stres nedir, stresle başa çıkma yolları, stresi nasıl yeneriz

GUSÜL ABDESTİ

/ No Comments
gusül abdesti, gusül abdesti ne zaman alınır, gusül abdesti neden alınır, gusül abdesti nasıl alınır, guslün farzları, guslün sünnetleri, cünüp ne demektir, cünüp iken neler yapılamaz

GUSÜL ABDESTİ

Gusül Abdesti, Allâh-ü Teâlâ'nın emrettiği, hem maddi hem de manevi temizlik şeklidir. Namazın doğru olması için, abdestin ve guslün doğru olması lazımdır. Cünüb olan her kadının ve erkeğin, hayzdan ve nifasdan kurtulan kadınların, namaz vaktinin sonunda o namazı kılacak kadar zamann kalınca, gusül abdesti alması farzdır.

Namaz kılan ve kılmayan herkes, bir namaz vaktini cünüb geçirirse, çok acı azab görecekdir. Su ile yıkanmak mümkin olmazsa teyemmüm etmelidir.

Cünüp olan kimse, ilk fırsatta gusletmeye çalışmalıdır. Bu durumda, ancak içinde bulunduğu namaz vaktinin çıkmasına kadar izin vardır; guslün daha fazla geciktirilmesi günah olur.

"Eğer cünüp iseniz iyice yıkanıp temizlenin" (Mâide sûresi, 6)

Cünüb olan kimseler şunları yapamaz:
- Hiç bir namazı kılamaz,
- Kur’ân-ı kerîme ve ayetlerine el süremez,
- Kabe'yi tavâf edemez,
- Cami ve mescidlere giremez.

Gusül Ne Zaman Farzdır:
Ergenlik çağına gelmiş her müslüman erkeğin ve kadının şu durumlarda boy abdesti alması farzdır.
1- Cünüplük: Cinsî münasebet, ihtilam ve ne şekilde olursa olsun meninin (sperm) şehvetle vücut dışına çıkması. (Dövülmekten veya başka sebepten vücuttan ayrılan sperm gusül gerektirmez.)
2- Kadının adet görme veya lohusalık halinin sona ermesi.

GUSÜL FARZLARI VE SÜNNETLERİ

Gusül, Allâh-ü Teâlâ'nın emrettiği, hem maddi hem de manevi temizlik şeklidir. Namazın doğru olması için, abdestin ve guslün doğru olması lazımdır. Cünüb olan her kadının ve erkeğin, hayzdan ve nifasdan kurtulan kadınların, namaz vaktinin sonunda o namazı kılacak kadar zamann kalınca, gusül abdesti alması farzdır.

Guslün Farzları:
1- Ağıza su alıp boğaza kadar çalkalamak.
2- Burna su çekmek ve burnu yıkamak.
3- Tepeden tırnağa bütün vücudu, ıslanmayan yer kalmayacak şekilde yıkamak.

Guslün Sünnetleri:
1- Gusle Besmele ve niyet ile başlamak.
2- Avret yerini yıkamak ve bedenin herhangi bir yerinde pislik varsa onu temizlemek.
3- Gusülden evvel abdest almak.
4- Abdestten sonra, önce başa, sonra sağ omuza, sonra sol omuza su dökmek, bu işlemi aynı sıralamayla üç defa tekrarlamak.
5- Guslederken çok fazla veya çok az su kullanmaktan kaçınmak.
6- Kimsenin göremeyeceği bir yerde yıkanmak.
7- Tenha bir yerde yıkanılsa bile, avret yerini açmamak.
8- Guslederken konuşmamak.
9- Gusül bitince bedeni bir havlu ile kurulamak.
10- Gusülden sonra çabucak giyinmek.

GUSÜL ABDESTİ NASIL ALINIR?

Gusül, Allâh-ü Teâlâ'nın emrettiği, hem maddi hem de manevi temizlik şeklidir. Namazın doğru olması için, abdestin ve guslün doğru olması lazımdır. Cünüb olan her kadının ve erkeğin, hayzdan ve nifasdan kurtulan kadınların, namaz vaktinin sonunda o namazı kılacak kadar zamann kalınca, gusül abdesti alması farzdır. Gusül abdesti boy abdesti olarakta bilinir.
Namaz kılan ve kılmayan herkes, bir namaz vaktini cünüb geçirirse, çok acı azab görecekdir. Su ile yıkanmak mümkin olmazsa teyemmüm etmelidir. Cünüp olan kimse, ilk fırsatta gusletmeye çalışmalıdır. Bu durumda, ancak içinde bulunduğu namaz vaktinin çıkmasına kadar izin vardır; guslün daha fazla geciktirilmesi günah olur.

"Eğer cünüp iseniz iyice yıkanıp temizlenin" (Mâide sûresi, 6)


Gusül Abdesti Nasıl Alınır?

- Gusletmek isteyen bir kimse, banyoya girmeden ''Eûzü- Besmele'' çeker ve sol ayağı ile banyoya girer (Eğer banyoya girdikten sonra Besmele çekmek gerekirse kişi, Besmeleyi ağız kıpırdatmadan içinden çeker).

- "Niyet ettim Allah rızası için gusül abdesti almaya" diye niyet eder.

- Önce avret mahallini temizler (Avret mahalli; kadınlar için diz kapağı ile koltukaltı hizası arası, erkekler için göbeğin altı ve diz kapağının üstüdür).

- Önce namaz abdesti alır.

- Bundan sonra ağzına üç kere dolu dolu su alır ve her defasında ağzını boğazına kadar gargara yapmak sûretiyle çalkalar (Oruçlu ise boğazına su kaçmamasına dikkat eder).

- Sonra burnuna üç defa su çekerek burnunu temizler, buradaki ölçü, çekilen suyun burnu sızlatacak derinlikte olmasıdır.

- Daha sonra kuru yer kalmayacak şekilde bütün vücut yıkanır. Göbek boşluğuyla küpe deliklerine su gitmesi hususuna dikkat edilmelidir.

- Önce başa, sonra sağ omuza ve sol omuza birer defa su dökülür, bu işlem üç defa tekrarlanır.

- Ayak altında su birikmişse çıkarken ayaklar yıkanır.

- Daha sonra sağ ayak ile gusledilen yerden çıkılır.

- Gusül abdesti niyeti olmadan, bütün vücudu yıkamak gusül yerine geçmez.





gusül abdesti, gusül abdesti ne zaman alınır, gusül abdesti neden alınır, gusül abdesti nasıl alınır, guslün farzları, guslün sünnetleri, cünüp ne demektir, cünüp iken neler yapılamaz 

ABDEST NASIL ALINIR?ABDESTİN FARZLARI NELERDİR?

/ No Comments
abdest nedir, abdestin farzları nelerdir, abdest alırken yapılacak dualar, abdest duaları, abdesti bozan şeyler, abdest nasıl alınır, ne için abdest alınır, neden abdest alırız


ABDEST NEDİR?

Abdest, namaz kılmak için abdest almak farzdır. Yani abdest almak, namazın farzlarındandır. Abdest alınmadan kılınan namaz geçersizdir.

Abdest demek belirli uzuvları organları yıkamak ve meshetmek demektir.

Cebrail (aleyhisselam) Hz. Peygamber'e namaz kılmasını gösterip öğretmek için geldiğinde, önce abdest almasını göstermiştir. Yani abdest namazla beraber farz kılınmıştır.

Abdest kelimesinin anlamı farsçadan gelmekte olup; Ab: su, Dest: el kelimelerinden oluşarak el suyu anlamına gelmektedir. Abdest'in arapçadaki anlamı ise Vudu'dur. Manası ise temizlik, güzellik, parlaklık demektir.

Kur’ân-ı Kerimi tutmak, Kabe'yi tavaf etmek, tilavet secdesi yapmak, cenaze namazı kılmak için de abdest almak gerekir.

Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdular ki: "Abdestli olarak ölen, ölüm acısı çekmez. Çünkü abdest, imanlı olmanın alametidir. Namazın anahtarı, bedenin günahlardan temizleyicisidir.

Abdest alırken yapılan dört temel esasa abdestin farzları denir. Bu farzlar:

1- Yüzü bir kere yıkamak (yüz, iki kulak memesi ve saç kesimi ile çene arasıdır),
2- İki kolu dirsekler ile birlikte bir kere yıkamak,
3- Başın dörtte bir kısmını meshetmek, yani yaş eli başa sürmek,
4- Ayakları yandaki topuk kemikleri ile birlikte bir kere yıkamak.

"Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, topuklarıyla beraber ayaklarınızı yıkayın..." (Maide, 6)

Abdest sırasıyla aşağıdaki gibi alınır:

1- Abdest almaya başlarken "Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya" diye niyet edilir,

2 - Euzübillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim denir,

3- Üç kez eller bileklere kadar yıkanır, (Bir elin parmakları diğer elin parmakları arasına geçirilerek hilallenir)

4- Sağ el ile ağıza üç kere su verilerek ağız yıkanır,

5- Sağ el ile buruna üç kere su verip, sol el ile sümkürülür,

6- Avuçlara su alıp, alından çene altına, şakaklara kadar üç kez yüz yıkanır,

7- Sol el ile sağ kol dirsek ile beraber üç kez yıkanır,

8- Sağ el ile sol kol dirsek ile beraber üç kez yıkanır,

9- Her iki kol yıkandıktan sonra, eller tekrar yıkanır ve başın dörtte biri mesh edilir, (başın üst kısmına ıslak elle dokunulur)

10- Daha sonra sağ ve sol elin şehadet parmakları ile iki kulağın deliklerine su verirken baş parmaklar ile kulakların arkası mesh edilir,

11- Ellerin dış yüzü ile ense mesh edilir,

12- Sol elin küçük parmağı ile, sağ ayağın küçük parmağından başlayarak, ayak parmaklarının arasını hilallemek suretiyle, topuklarla birlikte, sağ ayak üç kez yıkanır,

13- Sol ayağı üç kez yıkarken, ayak parmaklarının arasını küçük parmağı ile bu sefer baş parmaktan başlayarak, küçük parmağa doğru, ayak parmaklarının arasını hilallemek suretiyle topuk ile birlikte yıkanır.


ABDEST DUALARI

Abdest alınırken şu dualar okunur:

1- Eller Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Elhamdulillâhillezî ce’alel-mâe tahûren ve ce’alel-İslâme nûra."
Anlamı: "Suyu temizleyici, İslâm’ı da nur kılan Allah’a hamdolsun."

2- Ağız Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme! Esgınî min havzı nebiyyike ke’sen lâ ezme’u ba’dehû ebedâ."
Anlamı: "Ey Rabb'im, bana Peygamberinin (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) havzından bir kâse içir, ondan sonra hiç susamayayım."

3- Burna Su Verilirken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme Erihnî raihatel Cenneti verzugnî min neîmihâ vela türıhnî raihaten naar.''
Anlamı: "Allah’ım! Bana Cennetin kokusunu nasip et ve Cennet nimetleriyle rızıklandır. Cehennem kokusunu bana nasip etme."

4- Yüz Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme! Beyyıd vechîy binûrike yevme tebyeddu vücûhun ve tesveddu vücûh."
Anlamı : "Ey Rabb'im! Nice yüzlerin beyaz, nice yüzlerin kara olacağı günde yüzümü nurunla beyaz kıl, nurlandır."

5- Sağ Kol Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme! A’tınîy kitâbîy bi-yemînî ve hâsibnîy hısâben yesîra."
Anlamı: "Ey Rabb'im! Kitabımı sağ elime ver ve hesabımı kolay gör."

6- Sol Kol Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme! Lâ tu’tınî kitâbî bi şimâlî ve lâ min verâi zahrî ve lâ tuhâsibnî hısâben şedîdâ."
Anlamı: "Ey Rabb'im! Kitabımı sol elime verme, arkamdan da verme ve hesabımı zorlaştırma."

7- Baş Meshedilirken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme! Ğaşşinî bi rahmetike ve enzil ’aleyye min berakâtike."
Anlamı: "Allah’ım! Beni rahmetinle sar, üzerime bereketinden indir."

8- Kulak Meshedilirken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümmec’alnî minel-lezîne yestemi’ûnel - kavle fe yettebi’ûne ahsenehû."
Anlamı: "Ey Rabb'im! Beni sözü dinleyip de ona en güzel şekilde tabi olanlardan kıl."

9- Boyun Meshedilirken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme a’tık rakabetî minen-nâr. Vahfazni minesselasili vel ağlâl"
Anlamı: "Ey Rabb'im! Benim boynumu ateş esaretinden, cehennem zincirleri ve bukalarından muhafaza et."

10- Sağ Ayak Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme! Sebbit kademeyye ‘alas-sıratı yevme tezillü fîhil-akdâm."
Anlamı : "Ey Rabb'im! Nice ayakların kaydığı günde benim ayaklarımı sırat üzerinde sabit kıl."

11- Sol Ayak Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: Allâhümme’c-alli sa’yî meşkûren ve zenbî mağfûren ve amelî makbûlen ve ticâretî len tebûre.
Anlamı: Ey Rabb'im! Bana râzı olduğun bir çalışma ver, günahımı bağışla, makbul bir amel ve zarar etmeyen bir
ticâret nasîb et.

12- Abdest Bittikten Sonra Okunacak Duâ
Okunuşu: ''Allâhümmecalnî minettevvabine vecalnî minel mütedahhirîn vecalnî min ibadikessalihîn. Vecealnî minellezine la *havfün aleyhim velahüm yahzenûn. SübhânekAllâhümme vebihamdike Eşhedüenla ilahe illa ente vahdeke lâ şerikeleke ve enne Muhammeden abdüke ve rasûlüke. Estağfiruke veetübü ileyke. ''
Anlamı: "Allah'ım beni çok tövbe edenlerden kıl ve çok temizlenenlerden kıl ve salih kullarından eyle. Kıyamet gününde üzerinde korku olmayan ve mahzun
olmayanlardan eyle. Allah'ım, Sen'i bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim. Sana hamd ederim. Şahadet ederim ki Sen'den başka ilah yoktur. Sen'in şerikin de (ortağın) yoktur. Yine şahadet ederim ki Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Sen'in kulun ve rasulündür. Sen'den mağfiret talep ederim ve Sana tövbe ederim."

ABDESTİ BOZAN HALLER

Abdesti olan kimsenin aşağıdaki hallerde abdesti bozulur:

1- Büyük ve küçük abdest bozmak ve yellenmek,
2- Vücudun bir yerinden kan ve irin çıkmak,
3- Ağız dolusu kusmak,
4- Ağızdaki kanamaların fazla olması,
5- Uyumak,
6- Bayılmak,
7- Namaz kılarken yandaki işitecek kadar gülmek,
8- Bir anlık çıldırmak, delirmek abdesti bozar,
9- Sarhoş olmak,
10- Eşlerin birbiri ile aşırı derecede oynaşması,
11- Erkeklerin ve kadınların idrar kaçırmamak için önlerine koydukları pamuk fitilin dısarda kalan kısmı ıslanınca abdest bozulur,
12- Teyemmümlü kimsenin suyu bulması abdesti bozar.





abdest nedir, abdestin farzları nelerdir, abdest alırken yapılacak dualar, abdest duaları, abdesti bozan şeyler, abdest nasıl alınır, ne için abdest alınır, neden abdest alırız