Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

HADİS-İ ŞERİFLER-3

14 Aralık 2017 Perşembe / No Comments
hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis

Hz. Muhammed (sav)'in hayatımıza dair sözleri(hadisler) bu sayfada bulabilirsiniz.


hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis



hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis



hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis



hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis



hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis



hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis



hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis




hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis




hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis



hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis








hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif, sadaka hadis, sabır hadis, rüya hadis

HADİS-İ ŞERİFLER-2

11 Aralık 2017 Pazartesi / No Comments
   hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif


Hz. Muhammed (sav)'in hayatımıza dair sözleri(hadisler) bu sayfada bulabilirsiniz.



   hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif




   hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif








   hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif




   hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif




   hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif




   hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif




   hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif




   hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif









hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif

HADİS-İ ŞERİFLER-1

/ No Comments
hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hadisi şerif, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler


Hz. Muhammed (sav)'in hayatımıza dair sözleri(hadisler) bu sayfada bulabilirsiniz.


hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler





hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler





hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler





hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler





hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler





hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler





hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler





hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler





hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler





hadisler, kırk hadis, 40 hadis, resimli hadisler, hayatımıza yön veren hadisler, hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed sözleri, resimli hz muhammed hadisler, hadisi şerif

VATAN SİZE MİNNETTAR

6 Aralık 2017 Çarşamba / No Comments
asker ne demek, askerlik nedir, asker tanımı, özel harekat, polis, resimli mesajlar, resimli sözler, şehitlik, terör, vatan haini, vatan sevgisi, vatan size minnettar,

VATAN SİZE MİNNETTAR 

Soğuk, sıcak demeden,
Kara, yağmura aldırmadan,
Vatan deyip canını, kanını hiç çekinmeden veren,
Türk Milletinin yiğit evlatları;
Vatan size minnettardır...

*

ASKER VE ASKERLİK

Asker demek: Bir ordu içerisindeki en ufak rütbeden yani erden başlayarak en yüksek rütbeye yani generale kadar olan herkese asker denir. Bizim ülkemizde de askere özgü hukuksal ve genel bir tanım vardır. Askerlik mükellefiyeti altına girmiş olan erbaş ve erlere özel kanunlar ile Türk Silahlı Kuvvetleri’ne girmiş olan ve resmi kıyafet giyen kişilere ASKER denir.

Asker kelimesi aslen Arapça kökenli bir kelimedir. Dilimizde yüz yıllardır kullanılan bu terim artık bizim öz malımız gibi olmuştur. Asker kelimesi 5 adet kelimenin baş  harflerinin bir araya gelerek oluşturduğu bir terimdir. Şimdi tek tek bu kelimelerin anlamlarına bakalım. Asker kelimesinin ilk harfi olan A yani Arapçada E Ulviyet-i Ruhiye anlamını taşımaktadır. Bu kelime askerin ruhunun yüksek bir ruh yapısına sahip olmasını anlatır. Asker ocağında bütün ruhlar temizlenir, geliştirilir ve yükseltilir. Manası çıkmaktadır. İkinci harf yani S harfinin kelimesi Selamet-i Fikriyedir. Bu söylem ise asker’in Salih bir fikre sahip olması için söylenmiştir. 

Asker kelimesindeki K harfi ise Keramet-i Tabiyedir. Keramet-i Tabiye iyi taktik yapmayı ve düşmanı çok iyi bir biçimde sezmeyi belirtmektedir. İlmi esaslara dayanmakta olan askerlik de son derece iyi tetkikler vermek gerekildiği belirtilmektedir. Askerler her türlü şartlarda kendi hayatlarını en iyi şekilde idame ettirmelidirler. Asker kelimesinin son harfi olan R harfi ise Riyazat-ı bedeniye yani sağlam vücut manasına gelmektedir. Asker ruhunu çok iyi geliştirmenin ve ruhu terbiye etmenin yanında vücudun çok iyi bir biçimde geliştirmek ve dayanıklı bir hale getirmek zorundadır. Bu kelimelerdeki üstün manalar askerliği onurlu bir meslek haline getirmektedir.





asker ne demek, askerlik nedir, asker tanımı, özel harekat, polis, resimli mesajlar, resimli sözler, şehitlik, terör, vatan haini, vatan sevgisi, vatan size minnettar, 

ÇOCUK PSİKOLOJİSİ VE AİLE EĞİTİMİ-5

1 Aralık 2017 Cuma / No Comments
çocuk psikolojisi, aile danışmanlığı, çocuklarla doğru iletişim nasıl kurulur, çocukla iletişim kurmanın altın kuralları çocuk yetiştirme rehberi, çocuk yetiştirmede aile rehberliği,

ÇOCUKLARLA İLETİŞİM KURMADA ALTIN KURALLAR

Çocuğunuzu yetiştirirken, onunla kurduğunuz iletişim biçimi çok önemli. Bu iletişim biçiminin, yaşam boyu onunla kurulacak ilişkinin temellerini oluşturacağını söyleyen uzmanlar, doğru iletişim için 13 altın kuralı anlattı.

İŞTE, DOĞRU İLETİŞİMİN 13 ALTIN KURALI

1) Öncelikle çocuğunuzu iyi dinlemeyi öğrenmelisiniz. Onu dinliyormuş gibi yapmayın, bunu hemen hisseder. Eğer bir işiniz varsa biraz beklemesini ve birazdan onu dinleyeceğinizi ifade edin.

2) Onunla konuşurken göz göze gelmelisiniz. Bu onun kendisini önemli hissetmesine neden olur. Konuşma başlamadan önce onu kucağınıza alabilir ya da onun mesafesinde oturabilirsiniz. Yukarıdan konuşmanız onun karşısında bir güç olduğunuz imajını yaratabilir. Söylediklerini anladığınızı belli etmek için onay işaretleri verin (başınızı sallamak, “hıı… hıı…, evet, seni anlıyorum” demek gibi).

3) Görüşlerini saygı ile dinleyin. Haksız olduğu bir konu söz konusu olsa bile dinlenmeye hakkı vardır. Kendi duygularını, düşüncelerini tanımalı ve özgür bir ortamda bunu her zaman söyleme hakkı olduğunu bilmelidir. Kendisini rahatlıkla ifade edebilen bir çocuk kendisine daha çok güvenir.

4) Sorunlarını çözmek için kendisi çaba göstermelidir. Zorlandığı anlarda çözümsel davranmayın sadece ona yol gösterin. Çözümü kendisi bulabildiğini görebilsin.

5) Yanlış bir davranış yapmış olsa bile ondan bahsederken öncelikle olumlu olan yönlerini vurgulayın. Bu davranışı ile onu sevmenizden bir şey eksilmediğini hissettirmelisiniz. Olumlulardan sonra olumsuz davranışlar nedenleri ile vurgulanmalı ve çözüm için birlikte yeni kararlar alınmalıdır.

6) Almış olduğunuz her yeni karar ya da koymuş olduğunuz her kural kararlı ve sürekli bir biçimde uygulanmaya devam edilmelidir. Sağladığınız tutarlılık doğru davranışın yerleşmesini sağlayacaktır.

7) Ona gün içerisinde yaşına uygun sorumluluklar verin. Yapmış olduğu her sorumluluk için dönem dönem ona teşekkür etmeyi unutmayın.

8) Gün içerisindeki yapacağı her şey yaşına uygun bir şekilde planlanmalıdır. Ne kadar süre televizyon izleyecek, saat kaçta uyuyacak, oyuncaklarını ne zaman toplayacak gibi. Bunun bilincinde olan bir çocuk kendi sınırlarının ve birey olduğunun daha çok farkındadır.

9) Anne ve baba olarak her akşam onunla özel rutin aktiviteler planlayın. Bir çocuk için annenin yeri ayrı, babanın yeri ayrıdır. Bu nedenle birbirinizin rollerini almak için çaba göstermeyin. Her akşam sizinle en az bir şey yapacağını bilmesi onu mutlu eder, rahatlatır ve ilişkinizi güçlendirir.

10) Onu sevdiğinizi dile getirmelisiniz. Sevgiyle büyüyen bir çocuk yaşam karşı çok daha güçlü durur.

11) Söz verdiğiniz şeylerde kesinlikle geri çekilmeyin. Bu onun size olan güvenini zedeler.

12) Ona ait olan sınırları aştığında uyarıda bulunun. Bu uyarılar çocuğu azarlayacak ya da rencide edecek biçimde olmamalıdır. Açıklayıcı bir uyarı, bu davranış sonrasında ondan beklediğiniz davranış biçimi ve kararlı bir tutumla zaten istediğiniz sonucu alabilirsiniz.

13) Bir çocuk yetiştirirken sabırlı olmak ve karşınızdakinin bir çocuk olduğunun farkında olmak çok önemlidir. Sabırlı olabilmeniz için kendinize de zaman ayırmalı, yaşamdaki yerinizin ve beklentilerinizin daha fazla farkında olmalısınız. Unutmayın; mutlu bir anne-babalar daha mutlu çocuklar yetiştirebilecektir.




çocuk psikolojisi, aile danışmanlığı, çocuklarla doğru iletişim nasıl kurulur, çocukla iletişim kurmanın altın kuralları çocuk yetiştirme rehberi, çocuk yetiştirmede aile rehberliği, 

ÇOCUK PSİKOLOJİSİ VE AİLE EĞİTİM-4

/ No Comments
çocuk psikolojisi, aile danışmanlığı, çocuk neden yalan söyler, yalan söyleyen çocuğa nasıl davranmalı, çocuk yetiştirme rehberi, çocuk yetiştirmede aile rehberliği,

Çocuğunuz Yalan mı Söylüyor?

Yalan söylemek, insanın kaygı ve korku duyduğu anlardan kurtulmak için başvurduğu savunma mekanizması, yani kendini koruma yoludur. Zararlıda olsa Zarasızda olsa yalan, yalandır. Sonuçta kişinin kendini aldatması ve bununla birlikte başkalarını da adatmaya çalışmasıdır. Bir hatayı gizleme amacı ile gerçeğe uygun olmayan bu girişim sözle olabildiği gibi bazen de ,jest,yazı ve susma ile de olabilmektedir.

Yalan ile hayal gücüne dayalı abartılar birbirine karıştırılmamalı.
Aileler Çocuklarda 6-7 yaşlarına kadar görülen abartılı söylemler ve hayallerle ilgili ifadeleri gerçeğin tam olarak çarpıtılması anlamına gelen yalanla karıştırılmamalıdır. Çocukların gelişim süreci içinde gerçeklik duygusunun oturması biraz zaman alır. Çocuklar anlattıkları olayları biraz abartılı ve zengin hayal güçlerini kullanarak gerçek olmayan abartılı şeyler anlatabilirler. Örneğin; dev gibi bir kedi gördüğünü, sindi bebeği ile konuştuğunu söylemesi gibi. Aileler bu anlatılanlar ile bir uyum davranış bozukluğu olan yalanla karıştırılmamalıdır
Çocuklarda bir uyum ve davranış bozukluğu olarak görülen yalan söyleme davranışının altında yatan sebepler incelendiğinde

· Aile içinde veya çevrede çok sık yalan söyleniyor olması
Çocuklar ana-babayı model ve örnek alır. Anne-babalar “yalan söyleme” konusunda da model oluştururlar. Anne-babanın yalana başvurduğuna tanık olan çocuk, yalan söylemeyi öğrenir. Ör; eve gelmek isteyen misafire anne ve babanın gerçeği söyleme yerine “akşam başka bir yere davetliyiz” şeklinde yalan söylemesi birde bu söylemin çocuğun yanında yapılması ebeveynin çocuğunun yalan söylemesine zemin hazırlamış olur.

· Anne -babanın ve çevrenin yeterince sevgi, ilgi göstermemesi
Anne – babası ve çevresi tarafından sevilmediği ve ilgi görmediği hissiyle Kendini değersiz hisseden çocuk çevresindekiler tarafından değerli algılanma ve onaylanma ihtiyacıyla, sahip olmadığı bir şeye sahip olduğunu veya yapmadığı bir şeyi yaptığını ifade edebilir. Örneğin; başının ağrımadığı halde kendini acındıracak bir şekilde baş ağrısı çektiğini söylemesi, okul başarısı düşük olduğu halde anne ve babasına deneme sınavında soruların hepsini yaptığını söylemesi gibi

· Çocuk cezadan kaçmak için yalan söyler
Çocukları yalana iten diğer bir neden de ailesi tarafından aşağılanmamak ve cezalandırılmamak için yapmadığı davranışları yapmış gibi ya da yaptığı davranışları yapmamış gibi ailesine aktarabilir.
örn; Harçlığını ailesinin istemediği yerde harcayan çocuk, anne – babasının parasını ne yaptığını sorduğunda çocuğun “parasının çalındığını söylemesi” şeklinde cevap vermesi

· Çocuklar özlem duydukları, olmasını istedikleri şeyler için yalan söylerler
örn(babasından ayrı yaşayan bir çocuğun her gün babasının kendisini aradığını söylemesi).
örn (annesiz büyüyen bir çocuğun arkadaşlarına annesiyle yaptıklarından söz etmesi gibi)
Bazen de bunun tam tersi bir tutumla çocuk annesi yaşamasına rağmen öğretmenlerine veya arkadaşlarına, annesinin öldüğünü söylemesi şeklinde gözüke biliyor. Annesinin göstermediğini hissettiği sevgi ve ilginin özlemini cevreden telefi etmeye çalışması şeklinde gözükebiliyor).

· Çocuk çevresinin hayranlığını kazanmak için yalan söyler.
Örn (arkadaşlarına fakir olduğu halde çok zengin olduğunu, arabası olmadı halde son model bir arabası olduğunu söylemesi)

· Anne-babası sevgi ve ilgisini paylaşmamak için yalan söyler.
örn (çocuk, anne babasına ablasının onu dövmediği halde kendisini dövdüğünü söylemesi )

· Arkadaşlarının sevgi ve ilgisini paylaşmamak için yalan söyler
Özellikle ilköğretim çağındaki çocuklarda arkadaşlarının ilgisini kendine çekmek için (“Ahmet senle dolaşmak istemiyormuş” bana öyle söyledi diyerek yalana başvurması buna örnek gösterilebilinir.)

· Erken çocukluk döneminde aşırı ödüllendirilen çocuklarda yalan söyler
Aşırı ödüllendirilen çocuk, sosyal hayatla tanışmaya başladığında sosyal hayatın içindeki arkadaş, öğretmen vb kişilerden de aynı ödüllendirmeyi bekler. Bunu da elde etmek için yalan söyleme tutumu içine girer. Ya da hiçbir davranışı ödüllendirilmeyen çocuk yalan söyleme gereksinimi duyabilir.

Anne-babanın çocuğu küçümsemesi ve aşağılaması kendi yalanına çocuğunu ortak etme çabası, çocuğundan beklentilerin fazlalığı, yapamayacakları şeylerin istemesi, çocuğuna doğruyu söyletme adına baskı yapması. Çocuktaki çekingenlik, saldırganlık, aşağılık duygusu, suçluluk duygusu vb etkenler çocuklarda yalan söyleme davranışına neden olmaktadır.
Kızmakla, bağırmakla yalancılık önlenmez insanlar sevdikleri saydıkları, aralarında sağlam ilişki bulunan kimseyi kolay kolay aldatmazlar

Çocuğumuzun yalancı olmasını istemiyorsak?

1. Yalan söylem davranışını iyileştirmek, önlemekten daha zordur. Önemli olan, çocuğu yalana itecek durumlara meydan vermemektir
2. Anne ve babalar çocuklarına model olduklarını akıldan çıkarmamalı ve doğru model olmalıdırlar
3. Ebeveynin söyledikleri ile davranışları arasında tutarlılık olmalı.
4. Anne ve babalar çocuklarını çok iyi tanımalı ve yapabileceğinin üzerinde davranışlar, başaramayacağı şeyler istememeli
5. Çocuklarınızı, kardeşi ve çevresindeki diğer insanlar ile kıyaslamayın
6. Anne-baba çocuğa aşıdı otoriter ve baskıcı bir tutumla yaklaşmamalı
7. Ebeveyn, çocuğu tehdit etmemeli
8. Anne-baba yalanlan söylemlerine çocuğunu ortak etmemeli “bu yaptığımızı annene söylemeyeceksin tamam mı oğlum”
9. Çocuk istek, sıkıntı, kaygı ve endişelerini anne-babası ile konuşabilmelidir. Çocuğu dinlemek ve çözüm yollarını kendisinin bulmasına yardımcı olmak gerekir.
10. Yalan söylemekte ısrar eden çocuğa ulaşmanın yolu, kendisini yalan söylemeye iten sorunların çözülmesine yardım etmek ve yalan söylemeyi gereksiz kılacak bir ortam hazırlamaktır.
11. Çocuğun yalan söylemesine neden olan şeye odaklanmalı, yalanın içeriğine değil
12. Çocuğunuz yalan söylediğinde ona bu söylediğinin yalan olduğunu anladığınızı hissettirmeniz önemlidir. Anne-baba bir avcı gibi çocuğun yalanını yakalamaya çalışmamalıdır. Bu çocuğa güvenmediğinizi gösterir ve çocuk nasıl olsa güvenmiyor diye yalan söylemeye devam edebilir
13. Çocuğa yeterli ilgi ve sevgi gösterilmelidir.
14. Çocuğun yalan söylediğini tespit ederseniz, onu bu durumla hemen yüzleştirip yorum yapmayın.
15. Çocuğunuzu hangi durumlarda yalana başvurduğunu irdeleyin. Mesela; Okul başarısında problemi mi var? Baskıcı otoriter tepkinizden mi çekiniyor?
16. Yalanın her türlüsüne karşı olduğunuzu sadece çocuğunuzu uyararak değil, yaşayarak, örnek olarak da gösterin.
17. Çocuk yalana başvurmadığında, dürüst davrandığında onun bu davranışının ailesi tarafından fark edilmesi ve bu davranışı pekiştirilmesine yardımcı olunmalı.
18. Yalan, bazen bir patoloji (hastalık) belirtisi de olabilir. Ağır psikolojik dengesizliklerde ya da kişilik bozukluklarında yalana rastlanabilir. Bu durumlarda uzman yardımı alınmalı.
19. İnsanın her yaşta takdir edilmeye ve onaylanma ihtiyacı vardır. Çünkü çoğu kez onaylanma ihtiyacı nedeniyle yalan söylüyor olabilir.

Kaynaklar:
*Yörükoğlu, A. Çocuk Ruh Sağlığı. Özgür yayınları, İstanbul, 2003.
*Yavuzer, H. Çocuk Psikolojisi. Remzi Kitapevi, İstanbul, 1997.
*Öz,İ. Çocukta Uyum Ve Davranış Bozuklukları, kök yayıncılık ,Ankara,1997.
*Ağca, H.Ailede Eğitim,Seha Neşriyat,İstanbul,1995.




çocuk psikolojisi, aile danışmanlığı, çocuk neden yalan söyler, yalan söyleyen çocuğa nasıl davranmalı, çocuk yetiştirme rehberi, çocuk yetiştirmede aile rehberliği, 


ÇOCUK PSİKOLOJİSİ VE AİLE EĞİTİM-3

/ No Comments
çocuk psikolojisi, aile eğitimi, aile danışmanlığı, ders çalışmak istemeyen çocukların eğitimi, çocuk yetiştirme rehberi, çocuk yetiştirmede aile rehberliği, çocuklar nasıl ders çalışır

Ders çalışmak istemeyen çocukla 5 adımda başa çıkın!

“Ders çalışma sorunu, hem öğretmenlerin hem de anne-babaların en fazla şikayet ettikleri konulardan biri. Yetişkinlerin bakış açısına göre, çocuklara her türlü imkan ve fırsat sağlanmasına rağmen büyük bir sorumsuzluk göstererek ders çalışmıyorlar. Öğretmenler, anne babalar, ellerinden geleni yapmalarına rağmen istedikleri sonucu alamayınca da zaman zaman aşırı kaygılanıp öfkeleniyorlar. Duygularını yönetemedikçe de çocuklarının ders çalışma sorunu içinden çıkılamaz bir hal alıyor”


Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Oktay Aydın’ın bu sözleri aslında binlerce velinin hislerine tercüman oluyor. Ders çalışmamak bir suç değil beynin tercihi! Ders çalışmama gerçekten de birçok öğrencinin sorunu. Çocuklar her türlü imkana göre neden çalışmıyor?

“Beyin ve öğrenme ilişkileri”, “Zeka ve zekanın geliştirilmesi”, “Üstün zekalı çocukların eğitimi” konularında ihtisas yapan Oktay Aydın işte bu noktada veli ve öğretmenlerin bilmesi gereken bilimsel gerçeklere dikkat çekiyor:

“Çocukların ders çalışmamaları sanıldığı kadar basit bir sorun değil. Ders çalışmamanın çocuğa göre farklılaşan nedenleri olmakla birlikte bazı ortak nedenlerden söz edilebilir. Bu sorun sadece çocuklarımızın değil aslında öğrencilik sürecini geçirmiş tüm insanların ortak noktası. Aslına bakılırsa, ders çalışmak özünde kimsenin zevk alarak yaptığı bir şey değil. Çünkü, ders adı altında sunulan konuları bizler belirlemiyoruz, dışımızdan birileri tarafından belirleniyor. Doğal olarak da bu kimseye çok heyecanlı gelmiyor. Hatta diyebiliriz ki, bir çocuğun ders çalışmayı istemesi değil, istememesi daha doğaldır.”

Ders çalışmanın gerçek ödülünün çok uzun zaman sonra üniversite sınavı ya da iyi bir meslek sahibi olunduğunda alındığını söyleyen Oktay bu ödüllerin en büyük tehdidinin çocuğun burnunun ucunda duran, bilgisayar, TV, sinemaya gitme, arkadaşlarla sosyal bir ortamı paylaşma gibi etkinlikler olduğunu söylüyor: “Bir çocuğun ders çalışabilmesi için, şimdiki hazdan vazgeçip uzun vadeli sıkılmayı göze alması gerekiyor. İşte bu, çoğu zaman beynimizin tercihleri ile örtüşmeyen bir durum. Çünkü beynimiz en kısa sürede haz veren faaliyete yönelmeyi sever. Beynin, hazzı kontrol eden alın bölgesi en geç olgunlaşan (yirmili yaşlar) bölümüdür. Bu nedenle, çocukların ders çalışmayı istememesi bir suç değil, beyinlerinin tercihidir.”

Çocuğunuza ders çalıştırırken şu yöntemi uygulayın

Çocukların ders çalışmasını sağlamak çok iyi yönetilmesi gereken bir süreç. Yaşa göre farklı uygulamalar söz konusu olsa da genelde bu çocuklar üzerinde uygulanan ve başarı elde edilmiş bir modelden söz etmek mümkün. Bu yöntem henüz ders çalışma alışkanlığı oturmamış çocuklarda etkili oluyor…

Psikolojik Direnci Kırma

Bu aşamada, çocuğunuzla konuşarak günde en az ne kadar ders çalışabileceğini sorun. Diyelim ki yarım saat demiş olsun. Bu sürenin yarısı olan 15 dakikayı esas alın. Çocuğunuza da, “Sen yarım saat dedin ama ben senden yarım saat çalışmanı istemiyorum, sadece 15 dakika çalışmanı istiyorum” deyin.

“Çünkü, şu an sende öncelikle ders çalışma alışkanlığını kazandırmamız gerekiyor” gibi bir açıklama, uygulamanın başlangıç mantığını çocuğun fark etmesini sağlar. Rutin oluşturun İkinci aşamadaki temel hedef, çocuğunuzun belirlenen süreyi her gün çalışmasını sağlamak olmalı. Bunun için ona, “Belirlediğimiz süre ile ilgili bazı kurallarımız var. Bu kurallarımızdan birincisi, belirlediğimiz bu 15 dakikalık çalışma süresini her gün tekrarlayacağız. Tüm sürelerimizi biriktirip hafta sonu çalışmak yok” şeklinde bir açıklama yapın. Düzeni kurun Bu aşamada, çocuğunuzun çalışma ortamı ile ilgili düzenin oturtulması gerekiyor. Çocuğa, “İkinci kuralımız, televizyon karşısında, yatarak, uzanarak çalışmak yok. Belirlediğimiz süreyi, çalışma odamızda ve masamızda tamamlıyoruz. Çünkü, senin hep aynı ortamda çalışmanı sağlayarak çalışma alışkanlığını pekiştirmek istiyoruz” demelisiniz.

Otokontrolü sağlayın

Çocuğunuzun belirlenen sürenin altına düşmemesini sağlayın. Bu aşamada çocuğunuzla, “Senden, belirlediğimiz 15 dakikalık sürenin altına düşmemeni istiyorum. Bunun nedeni, senin ders çalışma alışkanlığını kazanabilmen için otokontrolünü güçlendirmeyi istememiz. Böylece, belirli bir öz disiplin kazanacak ve bu alışkanlığı iyice güçlendirmiş olacaksın” şeklinde konuşun. Masasına bir çalar saat koyarak kurmasını istemek ve süreyi çalar saatle kontrol altına almak mümkün.

Motivasyonu artırın

Beşinci son adımda, çocuğunuzun motivasyonunu geliştirici hamleyi yapmak son derece önemli. Çocuğunuza, belirlenen sürenin üstüne çıkmakta serbest olduğunu söyleyin. Bir başka ifadeyle, “Eğer istersen, 15 dakikadan daha fazla çalışabilirsin” anlamında bir mesajla, çocuğun çalışma isteğindeki yoğunlaşmaya bağlı olarak tercih yapması sağlayın. Özellikle bu aşamada, çocukların birçoğu, kendilerinin bile farkında olmadıkları şekilde belirledikleri sürenin üstüne çıkıyor. Böylece çocuklar, düşündükleri ve belirledikleri sürenin üstüne çıkmanın gururunu yaşıyor ve başarılı oldukları ya da başarılı olacakları inancını iyice güçleniyor. Bu hissediş, onlar açısından önemli bir kırılma aşaması. Unutulmamalı ki, her başarısızlık bir sonraki başarısızlığın, her başarı da bir sonraki başarının zeminini hazırlar.

“Ders çalışmada hırslı olmak değil, azimli olmak gerekiyor. Hırslı çocuklar, yapacakları işe değil, arkadaşlarına odaklanır. Sürekli rekabet halindedir ve arkadaşlarını geçmeye çalışırlar. Bu nedenle, çocuklarda hırsı beslememek gerekiyor. Ancak aşırı iç motivasyon ‘hırs’ olarak karşımıza çıkabiliyor. Hırs ise asla beslenmemesi gereken bir özellik. Çünkü aslolan hırs değil, azimdir. Azimli çocuklar, görev odaklı olup üzerlerine düşen görevi sonuna kadar yapar ve mutlu olurlar. Oysa hırslı çocuklar ilişki odaklıdır. Bir başka ifadeyle, üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmekten çok arkadaşlarını geçmeye çalışırlar.””

MOTİVASYON TİPİNE GÖRE ÖNLEM ALMAK GEREKİYOR!

Ders çalışmayı engelleyen en önemli şeyin motivasyontipi olduğunu söyleyen Aydın, insanda bir iç bir de dış motivasyon diye tanımlanabilecek iki yapı bulunduğunu ve bunların doğuştan gelen kişiliğin bir parçası olduğunu söylüyor.

İç motivasyonu yüksek çocuklar

1- Genelde amaçlarını bilmek isterler

2- Planlı çalışmayı severler

3- İstekli ve sabırlıdırlar

Dış motivasyonu yüksek çocuklar

1- Sürekli yönlendirilmeye ihtiyaç duyarlar

2- Sonuç odaklıdırlar ve kısa sürede işi tamamlamak isterler

3- Kısa sürede tamamlanmayan işlerden çok çabuk sıkılırlar ve enerjileri düşer

4- Başladıkları işleri çoğu zaman yarım bırakırlar ve sürekli mazeret üretirler

5- En belirgin özellikleri de ertelemedir. Sorumluluklarını sürekli erteler ve biriktirirler

Oktay Aydın’a göre, çocuğu sürekli suçlayıp eleştirmek yerine motivasyon tipini anlamak ve ona uygun önlemler almak gerekiyor: “Dış motivasyon tipine sahip çocukların iç motivasyon kaynaklarını harekete geçirecek faaliyetler yaptırılmalı. Buradaki en kritik nokta da, çocukta, başarılı olduğu ve başarılı olacağı inancının hep üst düzeyde tutulması.”

Dikkat

Temel alışkanlıkların ve yeni davranışların kazandırılması için yaklaşık olarak 21 gün tekrar edilmesi gerekiyor. Bu nedenle, çocukların ders çalışma alışkanlığını kazandırmak amacıyla yapılacak bu uygulama 2-3 hafta kadar hiç değiştirilmeden aynen devam ettirilmeli. Böylece, çocuğun beyninde ders çalışma ile ilgili nörolojik aktiviteyi iyice belirginleştirmek ve kalıcılığı sağlamak mümkün olur. Bu süre sonunda, çocukla tekrar görüşerek, çalışma süresinin üzerine 5-10 dakika eklenmesini sağlayabilirsiniz. Süreç bu şekilde adım adım ve azar azar ileriye doğru götürülerek ideal süreye kadar devam ettirilmeli.

Kaynak: Vatan-Türkan Hiçyılmaz




çocuk psikolojisi, aile eğitimi, aile danışmanlığı, ders çalışmak istemeyen çocukların eğitimi, çocuk yetiştirme rehberi, çocuk yetiştirmede aile rehberliği, çocuklar nasıl ders çalışır

PSİKOLOJİ ÜZERİNE SÖZLER

30 Kasım 2017 Perşembe / No Comments
psikoloji nedir, psikolojik sözler, mehmet akif ersoy sözleri, en güzel psikolojik sözler, en güzel psikoloji sözleri, mevlana sözleri, charles bukowski sözleri, can yücel sözleri, çehov sözleri,  oğuz atay sözleri


EN GÜZEL PSİKOLOJİK SÖZLER

Bir an bekIe, arkana dön ve unuttukIarını anımsa. Kaybettiysen ara, kırdıysan af diIe, kırıIdıysan affet: Çünkü hayat çok kısa. MevIana
*
Ya düşIerinin peşine düşmeyi seçersin, ya da oIanIarı kabuIIenmeyi. İyi kiIerinIe güçIenir, keşkeIerinIe tükenirsin! Karar senin. CharIes Bukowski
*
AsIında insanIar seni hayaI kırıkIığına uğratmıyor. Sadece sen, yanIış insanIar üzerinde hayaI kuruyorsun. Montaigne
*
Aşık oImak anIık bir şey. Birden her şeyin çok parIak göründüğü, birden en pasteI renkIerin biIe ısınmaya başIadığı, birden tüm yemekIerin, çok daha IezzetIi oIduğu bir an bu. KaybedenIer KuIübü
*
Bir hayIi kırgınım. Kime oIduğunu, neden oIduğunu biImeden. BeIki hayata, beIki kendime, beIki de diIimden düşmeyen keşkeIere. Can YüceI
*
Aşık oImakIa sevmek arasındaki farkı sormuşIar? CevapIamış Şems: Senin baktığına herkes bakar; ama senin onda görebiIdiğini herkes göremez. Herkes aşık oIabiIir; ama hiç kimse senin gibi sevemez. Tek fark sensin. Şems-i Tebrizi
*
Hayat seni güIdürmüyorsa, espiriyi anIamadın demektir. Çehov
*
YoIunu değiştirmeden devam ettiğin sürece, ne kadar yavaş gittiğinin önemi yoktur. Konfüçyus
*
GüzeIIik güçtür; güIümseyiş de kıIıcıdır onun. CharIes Reade
*
Doğru zamanda, doğru yerde oImamakIardan oIuşur her zaman hayat. KaybedenIer KuIübü
*
Kimseye göstermem üzüntümü. Gündüz güIerim, geceIeri yaInız ağIarım. Oğuz Atay
*
Sevgi sevdiğin kişiIerin mutIu oIduğunu gördükçe onIarın mutIuIuğu iIe mutIu oIabiIme sanatıdır. BaIzac
*
Cam kırıkIarı gibidir bazen keIimeIer, ağzına doIar insanın. Sussan; acıtır. Konuşsan; kanatır. Oğuz Atay
*
ŞerefIe bitiriImesi gereken, en asiI görev hayattır. Bir Iokma ekmek için, şerefini çiğnetmeye, bir anIık eğIence için, servetini tüketmeye. Bir zamanIık mevki. Atakan Korkmaz
*
Gitmek gerekir bazen. FazIa yormadan, daha çok bıktırmadan. Eğer vaktiyse ardına biIe dönüp bakmadan. Can YüceI
*
Ben insanIarı arabanın camIarına vuran yağmur damIaIarına benzetiyorum bazen bir damIa aşağı doğru kayarken başka bir damIaya karışıp güçIenerek daha hızIı iIerIiyor. İncir ReçeIi
*
AsIında insanı en çok acıtan şey; hayaI kırıkIarı değiI. Yaşanması mümkünken, yaşayamadığı mutIuIukIardır. Dostoyevski
*
Menfaatten uzak kaI varsın kesen doImasın. Yeter ki bu cihanda yüzün kara oImasın. Vicdanına mağIup oI hisIerini mağIup et. Azap içinde öImek istemiyorsan şayet. Atakan Korkmaz
*
Hayatta kimseye güvenmeyeceksin demek saçmaIıktır inan. Ama kime ‘iki defa güveneceğini’ hesapIamaIı insan. Victor Hugo
*
GönIüm ne dertIidir, ne de bahtiyar; ne kendisine yar, ne kimseye yar, bir rüya uğrunda ben diyar diyar, göIgemin peşinden yürür giderim. Necip FazıI Kısakürek
*
Hayatta iki şeye güveniyorum. Biri aynaya baktığımda gördüğüme, diğeri yukarı baktığımda göremediğime. Sagopa Kajmer
*
Ey İnsan Kaf Dağı kadar yüksekte oIsan da, kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma her şeyin bir hesabı var; üzdüğün kadar üzüIürsün. MevIana
*
Erkek oImak doğuştan geIen bir aIın yazısı oIsa da, adam oImak her erkeğe nasip oImuyor. Küçük İskender
*
Konuşarak anIatıImaz her şey, bazen susmak yeter asIında. Unutma; Konuşmak bir ihtiyaç oIabiIir, ama susmak cevaptır anIayana. Dostoyevski
*
Yüzsüzdür insanoğIu kimse biImez fendini, kime iyiIik yaptıysan ondan koru kendini. Mehmet Akif Ersoy
*
KaIp mi insana sev diyen yoksa yaInızIık mı körükIeyen? Sahi nedir sevmek; bir muma ateş oImak mı yoksa yanan ateşe dokunmak mı? Şems-i Tebrizi
*
İnsanIarı yaIan söyIedikIerinde dinIemeyi severim. Çünkü; oImak istedikIeri ama oIamadıkIarı insanIarı anIatırIar. Leo ToIstoy
*
Birinin yaIan söyIemesine kızmam da yaIan söyIerken yakaIanacak kadar saIak bir insanın beni kandırmaya çaIışmasına kızarım. Sigmund Freud
*




psikoloji nedir, psikolojik sözler, en güzel psikolojik sözler, en güzel psikoloji sözleri, mevlana sözleri, charles bukowski sözleri, can yücel sözleri, çehov sözleri,  oğuz atay sözleri, mehmet akif ersoy sözleri

STRESTEN KURTULMANIN YOLLARI

/ No Comments
psikoloji, psikoloji nedir, psikolojinin alanları, klinik psikoloji, sosyal psikoloji, eğitim psikolojisi, okul psikolojisi, sağlık psikolojisi, stres nedir, stresle başa çıkma yolları, stresi nasıl yeneriz

Psikoloji Nedir?

Psikoloji nedir, hayvan davranışlarının bilişsel süreçleri ile ilgilenen bir bilim dalıdır, cevabı verilebilir. Bu bilişsel süreçler biyolojik, sosyal ve psikolojik süreçleri kapsar. Bu meslekle uğraşanlar psikoloji bilgilerini insanların sorunlarını çözmek için kullanırlar. Bunu yapabilmek için bazı yetenek ve becerilere sahip olmak gerekir. Bu bilim dalı ile uğraşanlara psikolog adı verilmektedir. Bu bilim dalının amacı çevre, insan ve davranışlar arasında meydana gelen etkileşimi incelemektir. Bu esnada düşünce, duygu ve davranışları  araştırır ve inceler. Bunu yaparken öncelikle bunları anlar, açıklamaya çalışır, elde ettikleri üzerinde bilinmeyenleri bulur ve bunları kontrol altına almaya çalışır.

Psikolojinin alanları nelerdir?

Toplumda bulunan sorunların çoğunluğunu insan davranışları oluşturmaktadır. İnsanların şiddet görmesi, davranışların sağlığa ve çevreye zarar vermesi, uyuşturucu kullanılması gibi sorunlar psikolojinin ilgilendiği alanlar arasına girmektedir. Toplumsal olarak büyük değişimlerin yaşanması, farklı kültür yapısı taşıyan ülkelerin insan üzerindeki etkileri oldukça önemlidir. Kişilerin hafızalarında bulunan kayıtların kendi bilgileriyle birleşerek yeniden doğması psikolojinin çalışma alanı içerisine girmektedir.

Klinik psikoloji: Bu alan duygusal ve zihinsel bozuklukları değerlendirir. Ergenlik dönemlerindeki sorunlar, şizofreni, depresyon gibi sorunlar bu alana girmektedir. Bu sorunları yaşayan bireylerle terapi yaparak bozukluklar çözülmeye çalışılır.

Deneysel psikoloji: Bu davranışsal değişimlerin araştırıldığı bir alandır. Hayvanların davranışlarından yola çıkılarak, insan davranışları araştırılır.

Sosyal psikoloji: İnsanların toplum içerisinde birbirleri ile olan ilişkileri bu alan içerisinde incelenmektedir. Sadece bireyleri değil, toplumları, davranışları, önyargıları ve oluşumları inceler.

İkili ilişkileri, arkadaşlık ilişkileri, saldırganlık, çekicilik gibi konularda araştırma yapılır.

Fizyolojik psikoloji: Bireylerde motivasyon, algılama, öğrenme, iletişim, problem çözme gibi davranışların neden olduğu fizyolojik süreçlerin değerlendirmesini yapan bir alandır.

Gelişim psikolojisi: Bireylerin oluşumundan ölüme kadar geçen süreçteki gelişimini araştırıp, inceleyen bir alandır. Yaşla bağlantılı olarak gerçekleşen davranış bozukluklarının açıklanması için çalışılır.

Endüstri ve örgüt psikolojisi: İş hayatının daha üretken olması ve geliştirilmesi ile ilgili konuları inceleyen bir alandır. Hem araştırma, hem uygulama, hem de problem çözme konularını içermektedir.

Eğitim psikolojisi: Bireylerin eğitimi etkili bir şekilde öğrenmelerini ve öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini inceleyen bir alandır. Becerilerin değerlendirilerek, eğitim programları hazırlanması ve uygulamaya geçilmesi bu alanın konusuna girmektedir.

Okul psikolojisi: Öğrencilerin davranışları, ruh sağlıkları ve çevreyle iletişimini inceleyen bir alandır. Okul içerisinde çocukların birbiri ile iletişimi bu sayede sağlıklı bir şekilde gerçekleşir.

Adli psikoloji: Yasal sorunların çözümünde psikoloji ve hukuk arasında ilişki kuran bir alandır. Hukuksal konularda davaların gidişine yardımcı olan, cezaevlerindeki hükümlülerin sorunlarını inceleyen ve çözümler sunan bir alandır.

Sağlık psikolojisi: Sağlıklı bir şekilde hayat sürdürülebilmesi ve hastalıkların önlenebilmesi için araştırmalar yapan bir alandır. Hasta ve doktor arasındaki ilişkileri, sorunları incelemekte bu alanın içerisinde yer alır. Fiziksel ve duygusal alanda sağlığın iyileştirilmesi için çalışılır.

Stres Nedir?

Stres, aşırı derecede yaşandığı taktirde zihinsel, ruhsal ve fiziksel açıdan sağlımızı olumsuz yönde etkileyen bir tehdit olarak karşımıza çıkabilir. Stresi ortadan tamamen kaldırmak mümkün olmasa da mücadele etmenin yolları vardır.

İş hayatı, ev hayatı, okul, trafik, gürültü, faturalar derken kişi kendine vakit ayıramamakta ve sürekli bunları düşünerek yaşamak zorunda olduğunu hissettiğinden stres faktörünün oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Stresle başa çıkmanın yollarını aşağıda yazılanları uyguladığınız taktirde size bir çok faydası olduğunu göreceksiniz.

Stresle Başa Çıkma Yolları

Vücudunuza dar gelen kıyafetleri giymekten kaçının.
*
Sürekli ilaç kullanarak iyileşeceğinizi düşünmekten vazgeçin.
*
Randevularınızı önceden ayarlayın ve randevu günü kimseye söz vermeyin.
*
Aracınızı bozulmadan servise götürün.
*
Kötümser ve kötü negatif yayan insanlardan uzak durun.
*
Yapmayı sevmediğiniz işler için mutlaka birinden yardım isteyin.
*
Etrafınızda dağınık ne varsa toparlayın. Böylece ferah bir ortamda bulunmuş olmanız stresi önleyecektir.
*
Kendinizi her şeyi bilmek zorundaymış gibi hissetmeyin.
*
Sizi mutlu edecek olan bazı şeyleri yapmayı yarına bırakmayın.
*
Kendinize güveniniz tam olsun.
*
Vermiş olduğunuz kararları vermeden önce bir kez daha düşünün ve ne anlama geldiğini iyi düşünün.
*
Yardım istemekten asla çekinmeyin. Yardım alamazsanız üzülmeyin.
*
Görünüşünüze önem gösterin
*
Etrafınıza sürekli gülümseyin
*
Her zaman iyi bir şeyler yapmaya çalışın ama kendinizi mükemmeliyetçi görmeyin.
*
Sürekli yürüyüş yapın.
*
İşinize her gün aynı yoldan gitmeyin. Farklı yollardan gitmeyi deneyin.
*
Bir derneğe, kulübe üye olun, yeni arkadaşlar edinin.
*
Acele etmeyin. Önünüzde daha yaşanacak çok güzel günler olduğunu düşünün.
*
Başkalarının sözünün dinlemeyin, kendi bildiğinizi yapın
*
Son ses müzik dinleyin, enerjinizi dışarı atın.
*
Sigara ve alkol tüketimini azaltın.
*
Sürekli spor yapın, beslenmenize dikkat edin.
*
Yapmayı sevmediğiniz şeyleri kendinizi yapmaya mecbur hissetmeyin.
*
Evinize misafir ağırladığınız da kendinizi rahat hissedin ve muhabbet edin.
*
Kafanıza bir şeyler takmaktan vazgeçin.
*
Evinize iş getirmeyin. Eşinizle çocuğunuzla veya dostlarınızla vakit geçirin
*
Arada sırada iş yerinde oturduğunuz masadan kalkın, yürüyün ve dolaşın. Böylece kan dolaşımınız da harekete geçecektir.
*
Hayır demeyi öğrenmelisiniz. Yapamayacağınız sözler vermekten kaçının.
*
Etrafınız da sizi üzen, kıran ve sevmediğiniz kişiler varsa onlarla iletişimi koparın ve bir daha görüşmeyin.
*
İnsanların sizin boş vaktinizi çalmalarına izin vermeyin.
*
Stres ve sıkıntılı anlar yaşadığınız da başarılarınızı düşünün ve kendinizi motive edin.
*
İhtiyacı olan insanlara maddi manevi destek olun.
*
İnançlarınızı sağlam tutun. İç huzurunuz için çok önemlidir.
*
Belli aralıklarla tatile çıkın ve bol bol doğa yürüyüşü yapın.
*
Yolda bir bebek gördüyseniz onu sevin ve öpün.
*
Bol bol kitap okuyun ve kitap satan yerlerde gezerek dolaşın.
*
Bir alışveriş merkezine gidin ve gönlünüzce eğlenin.



psikoloji, psikoloji nedir, psikolojinin alanları, klinik psikoloji, sosyal psikoloji, eğitim psikolojisi, okul psikolojisi, sağlık psikolojisi, stres nedir, stresle başa çıkma yolları, stresi nasıl yeneriz

GUSÜL ABDESTİ

/ No Comments
gusül abdesti, gusül abdesti ne zaman alınır, gusül abdesti neden alınır, gusül abdesti nasıl alınır, guslün farzları, guslün sünnetleri, cünüp ne demektir, cünüp iken neler yapılamaz

GUSÜL ABDESTİ

Gusül Abdesti, Allâh-ü Teâlâ'nın emrettiği, hem maddi hem de manevi temizlik şeklidir. Namazın doğru olması için, abdestin ve guslün doğru olması lazımdır. Cünüb olan her kadının ve erkeğin, hayzdan ve nifasdan kurtulan kadınların, namaz vaktinin sonunda o namazı kılacak kadar zamann kalınca, gusül abdesti alması farzdır.

Namaz kılan ve kılmayan herkes, bir namaz vaktini cünüb geçirirse, çok acı azab görecekdir. Su ile yıkanmak mümkin olmazsa teyemmüm etmelidir.

Cünüp olan kimse, ilk fırsatta gusletmeye çalışmalıdır. Bu durumda, ancak içinde bulunduğu namaz vaktinin çıkmasına kadar izin vardır; guslün daha fazla geciktirilmesi günah olur.

"Eğer cünüp iseniz iyice yıkanıp temizlenin" (Mâide sûresi, 6)

Cünüb olan kimseler şunları yapamaz:
- Hiç bir namazı kılamaz,
- Kur’ân-ı kerîme ve ayetlerine el süremez,
- Kabe'yi tavâf edemez,
- Cami ve mescidlere giremez.

Gusül Ne Zaman Farzdır:
Ergenlik çağına gelmiş her müslüman erkeğin ve kadının şu durumlarda boy abdesti alması farzdır.
1- Cünüplük: Cinsî münasebet, ihtilam ve ne şekilde olursa olsun meninin (sperm) şehvetle vücut dışına çıkması. (Dövülmekten veya başka sebepten vücuttan ayrılan sperm gusül gerektirmez.)
2- Kadının adet görme veya lohusalık halinin sona ermesi.

GUSÜL FARZLARI VE SÜNNETLERİ

Gusül, Allâh-ü Teâlâ'nın emrettiği, hem maddi hem de manevi temizlik şeklidir. Namazın doğru olması için, abdestin ve guslün doğru olması lazımdır. Cünüb olan her kadının ve erkeğin, hayzdan ve nifasdan kurtulan kadınların, namaz vaktinin sonunda o namazı kılacak kadar zamann kalınca, gusül abdesti alması farzdır.

Guslün Farzları:
1- Ağıza su alıp boğaza kadar çalkalamak.
2- Burna su çekmek ve burnu yıkamak.
3- Tepeden tırnağa bütün vücudu, ıslanmayan yer kalmayacak şekilde yıkamak.

Guslün Sünnetleri:
1- Gusle Besmele ve niyet ile başlamak.
2- Avret yerini yıkamak ve bedenin herhangi bir yerinde pislik varsa onu temizlemek.
3- Gusülden evvel abdest almak.
4- Abdestten sonra, önce başa, sonra sağ omuza, sonra sol omuza su dökmek, bu işlemi aynı sıralamayla üç defa tekrarlamak.
5- Guslederken çok fazla veya çok az su kullanmaktan kaçınmak.
6- Kimsenin göremeyeceği bir yerde yıkanmak.
7- Tenha bir yerde yıkanılsa bile, avret yerini açmamak.
8- Guslederken konuşmamak.
9- Gusül bitince bedeni bir havlu ile kurulamak.
10- Gusülden sonra çabucak giyinmek.

GUSÜL ABDESTİ NASIL ALINIR?

Gusül, Allâh-ü Teâlâ'nın emrettiği, hem maddi hem de manevi temizlik şeklidir. Namazın doğru olması için, abdestin ve guslün doğru olması lazımdır. Cünüb olan her kadının ve erkeğin, hayzdan ve nifasdan kurtulan kadınların, namaz vaktinin sonunda o namazı kılacak kadar zamann kalınca, gusül abdesti alması farzdır. Gusül abdesti boy abdesti olarakta bilinir.
Namaz kılan ve kılmayan herkes, bir namaz vaktini cünüb geçirirse, çok acı azab görecekdir. Su ile yıkanmak mümkin olmazsa teyemmüm etmelidir. Cünüp olan kimse, ilk fırsatta gusletmeye çalışmalıdır. Bu durumda, ancak içinde bulunduğu namaz vaktinin çıkmasına kadar izin vardır; guslün daha fazla geciktirilmesi günah olur.

"Eğer cünüp iseniz iyice yıkanıp temizlenin" (Mâide sûresi, 6)


Gusül Abdesti Nasıl Alınır?

- Gusletmek isteyen bir kimse, banyoya girmeden ''Eûzü- Besmele'' çeker ve sol ayağı ile banyoya girer (Eğer banyoya girdikten sonra Besmele çekmek gerekirse kişi, Besmeleyi ağız kıpırdatmadan içinden çeker).

- "Niyet ettim Allah rızası için gusül abdesti almaya" diye niyet eder.

- Önce avret mahallini temizler (Avret mahalli; kadınlar için diz kapağı ile koltukaltı hizası arası, erkekler için göbeğin altı ve diz kapağının üstüdür).

- Önce namaz abdesti alır.

- Bundan sonra ağzına üç kere dolu dolu su alır ve her defasında ağzını boğazına kadar gargara yapmak sûretiyle çalkalar (Oruçlu ise boğazına su kaçmamasına dikkat eder).

- Sonra burnuna üç defa su çekerek burnunu temizler, buradaki ölçü, çekilen suyun burnu sızlatacak derinlikte olmasıdır.

- Daha sonra kuru yer kalmayacak şekilde bütün vücut yıkanır. Göbek boşluğuyla küpe deliklerine su gitmesi hususuna dikkat edilmelidir.

- Önce başa, sonra sağ omuza ve sol omuza birer defa su dökülür, bu işlem üç defa tekrarlanır.

- Ayak altında su birikmişse çıkarken ayaklar yıkanır.

- Daha sonra sağ ayak ile gusledilen yerden çıkılır.

- Gusül abdesti niyeti olmadan, bütün vücudu yıkamak gusül yerine geçmez.





gusül abdesti, gusül abdesti ne zaman alınır, gusül abdesti neden alınır, gusül abdesti nasıl alınır, guslün farzları, guslün sünnetleri, cünüp ne demektir, cünüp iken neler yapılamaz 

ABDEST NASIL ALINIR?ABDESTİN FARZLARI NELERDİR?

/ No Comments
abdest nedir, abdestin farzları nelerdir, abdest alırken yapılacak dualar, abdest duaları, abdesti bozan şeyler, abdest nasıl alınır, ne için abdest alınır, neden abdest alırız


ABDEST NEDİR?

Abdest, namaz kılmak için abdest almak farzdır. Yani abdest almak, namazın farzlarındandır. Abdest alınmadan kılınan namaz geçersizdir.

Abdest demek belirli uzuvları organları yıkamak ve meshetmek demektir.

Cebrail (aleyhisselam) Hz. Peygamber'e namaz kılmasını gösterip öğretmek için geldiğinde, önce abdest almasını göstermiştir. Yani abdest namazla beraber farz kılınmıştır.

Abdest kelimesinin anlamı farsçadan gelmekte olup; Ab: su, Dest: el kelimelerinden oluşarak el suyu anlamına gelmektedir. Abdest'in arapçadaki anlamı ise Vudu'dur. Manası ise temizlik, güzellik, parlaklık demektir.

Kur’ân-ı Kerimi tutmak, Kabe'yi tavaf etmek, tilavet secdesi yapmak, cenaze namazı kılmak için de abdest almak gerekir.

Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdular ki: "Abdestli olarak ölen, ölüm acısı çekmez. Çünkü abdest, imanlı olmanın alametidir. Namazın anahtarı, bedenin günahlardan temizleyicisidir.

Abdest alırken yapılan dört temel esasa abdestin farzları denir. Bu farzlar:

1- Yüzü bir kere yıkamak (yüz, iki kulak memesi ve saç kesimi ile çene arasıdır),
2- İki kolu dirsekler ile birlikte bir kere yıkamak,
3- Başın dörtte bir kısmını meshetmek, yani yaş eli başa sürmek,
4- Ayakları yandaki topuk kemikleri ile birlikte bir kere yıkamak.

"Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, topuklarıyla beraber ayaklarınızı yıkayın..." (Maide, 6)

Abdest sırasıyla aşağıdaki gibi alınır:

1- Abdest almaya başlarken "Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya" diye niyet edilir,

2 - Euzübillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim denir,

3- Üç kez eller bileklere kadar yıkanır, (Bir elin parmakları diğer elin parmakları arasına geçirilerek hilallenir)

4- Sağ el ile ağıza üç kere su verilerek ağız yıkanır,

5- Sağ el ile buruna üç kere su verip, sol el ile sümkürülür,

6- Avuçlara su alıp, alından çene altına, şakaklara kadar üç kez yüz yıkanır,

7- Sol el ile sağ kol dirsek ile beraber üç kez yıkanır,

8- Sağ el ile sol kol dirsek ile beraber üç kez yıkanır,

9- Her iki kol yıkandıktan sonra, eller tekrar yıkanır ve başın dörtte biri mesh edilir, (başın üst kısmına ıslak elle dokunulur)

10- Daha sonra sağ ve sol elin şehadet parmakları ile iki kulağın deliklerine su verirken baş parmaklar ile kulakların arkası mesh edilir,

11- Ellerin dış yüzü ile ense mesh edilir,

12- Sol elin küçük parmağı ile, sağ ayağın küçük parmağından başlayarak, ayak parmaklarının arasını hilallemek suretiyle, topuklarla birlikte, sağ ayak üç kez yıkanır,

13- Sol ayağı üç kez yıkarken, ayak parmaklarının arasını küçük parmağı ile bu sefer baş parmaktan başlayarak, küçük parmağa doğru, ayak parmaklarının arasını hilallemek suretiyle topuk ile birlikte yıkanır.


ABDEST DUALARI

Abdest alınırken şu dualar okunur:

1- Eller Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Elhamdulillâhillezî ce’alel-mâe tahûren ve ce’alel-İslâme nûra."
Anlamı: "Suyu temizleyici, İslâm’ı da nur kılan Allah’a hamdolsun."

2- Ağız Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme! Esgınî min havzı nebiyyike ke’sen lâ ezme’u ba’dehû ebedâ."
Anlamı: "Ey Rabb'im, bana Peygamberinin (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) havzından bir kâse içir, ondan sonra hiç susamayayım."

3- Burna Su Verilirken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme Erihnî raihatel Cenneti verzugnî min neîmihâ vela türıhnî raihaten naar.''
Anlamı: "Allah’ım! Bana Cennetin kokusunu nasip et ve Cennet nimetleriyle rızıklandır. Cehennem kokusunu bana nasip etme."

4- Yüz Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme! Beyyıd vechîy binûrike yevme tebyeddu vücûhun ve tesveddu vücûh."
Anlamı : "Ey Rabb'im! Nice yüzlerin beyaz, nice yüzlerin kara olacağı günde yüzümü nurunla beyaz kıl, nurlandır."

5- Sağ Kol Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme! A’tınîy kitâbîy bi-yemînî ve hâsibnîy hısâben yesîra."
Anlamı: "Ey Rabb'im! Kitabımı sağ elime ver ve hesabımı kolay gör."

6- Sol Kol Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme! Lâ tu’tınî kitâbî bi şimâlî ve lâ min verâi zahrî ve lâ tuhâsibnî hısâben şedîdâ."
Anlamı: "Ey Rabb'im! Kitabımı sol elime verme, arkamdan da verme ve hesabımı zorlaştırma."

7- Baş Meshedilirken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme! Ğaşşinî bi rahmetike ve enzil ’aleyye min berakâtike."
Anlamı: "Allah’ım! Beni rahmetinle sar, üzerime bereketinden indir."

8- Kulak Meshedilirken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümmec’alnî minel-lezîne yestemi’ûnel - kavle fe yettebi’ûne ahsenehû."
Anlamı: "Ey Rabb'im! Beni sözü dinleyip de ona en güzel şekilde tabi olanlardan kıl."

9- Boyun Meshedilirken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme a’tık rakabetî minen-nâr. Vahfazni minesselasili vel ağlâl"
Anlamı: "Ey Rabb'im! Benim boynumu ateş esaretinden, cehennem zincirleri ve bukalarından muhafaza et."

10- Sağ Ayak Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme! Sebbit kademeyye ‘alas-sıratı yevme tezillü fîhil-akdâm."
Anlamı : "Ey Rabb'im! Nice ayakların kaydığı günde benim ayaklarımı sırat üzerinde sabit kıl."

11- Sol Ayak Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: Allâhümme’c-alli sa’yî meşkûren ve zenbî mağfûren ve amelî makbûlen ve ticâretî len tebûre.
Anlamı: Ey Rabb'im! Bana râzı olduğun bir çalışma ver, günahımı bağışla, makbul bir amel ve zarar etmeyen bir
ticâret nasîb et.

12- Abdest Bittikten Sonra Okunacak Duâ
Okunuşu: ''Allâhümmecalnî minettevvabine vecalnî minel mütedahhirîn vecalnî min ibadikessalihîn. Vecealnî minellezine la *havfün aleyhim velahüm yahzenûn. SübhânekAllâhümme vebihamdike Eşhedüenla ilahe illa ente vahdeke lâ şerikeleke ve enne Muhammeden abdüke ve rasûlüke. Estağfiruke veetübü ileyke. ''
Anlamı: "Allah'ım beni çok tövbe edenlerden kıl ve çok temizlenenlerden kıl ve salih kullarından eyle. Kıyamet gününde üzerinde korku olmayan ve mahzun
olmayanlardan eyle. Allah'ım, Sen'i bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim. Sana hamd ederim. Şahadet ederim ki Sen'den başka ilah yoktur. Sen'in şerikin de (ortağın) yoktur. Yine şahadet ederim ki Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Sen'in kulun ve rasulündür. Sen'den mağfiret talep ederim ve Sana tövbe ederim."

ABDESTİ BOZAN HALLER

Abdesti olan kimsenin aşağıdaki hallerde abdesti bozulur:

1- Büyük ve küçük abdest bozmak ve yellenmek,
2- Vücudun bir yerinden kan ve irin çıkmak,
3- Ağız dolusu kusmak,
4- Ağızdaki kanamaların fazla olması,
5- Uyumak,
6- Bayılmak,
7- Namaz kılarken yandaki işitecek kadar gülmek,
8- Bir anlık çıldırmak, delirmek abdesti bozar,
9- Sarhoş olmak,
10- Eşlerin birbiri ile aşırı derecede oynaşması,
11- Erkeklerin ve kadınların idrar kaçırmamak için önlerine koydukları pamuk fitilin dısarda kalan kısmı ıslanınca abdest bozulur,
12- Teyemmümlü kimsenin suyu bulması abdesti bozar.





abdest nedir, abdestin farzları nelerdir, abdest alırken yapılacak dualar, abdest duaları, abdesti bozan şeyler, abdest nasıl alınır, ne için abdest alınır, neden abdest alırız

ABDESTİN BİLİMSEL OLARAK FAYDALARI

/ No Comments
namaz abdesti, abdest nedir, abdestin faydaları, abdestin bilimsel olarak faydaları, abdestin faydaları nelerdir, neden abdest almalıyız, abdest niçin alınır

Abdest almanın 7 bilimsel faydası:

Yaptığımız bu ibadetin maddeler halinde bilimsel olarak ispatlanmış faydaları...


1) Abdest mikropları yok eder.Abdest, vücudun mikroplarla en fazla temasta bulunan bölgelerin temizlenmesine olanak sağlar.

2) Abdest dolaşım sistemini düzenler.Abdestin aynı zamanda kan dolaşımına, lenf dolaşımına ve sinir sistemine olumlu etkileri de bulunmaktadır.

3) Abdestin damarlara da faydası vardır.Abdest alınan suyun ısısı bile bir fayda abidesidir, eğer su sıcaksa damarlar genişler, soğuk ise damarlar daralır bu da damarlara esneklik kazandırır.

4) Abdest dokulardaki sorunları da giderir.Abdest ısı farkı sebebiyle dokularda meydana gelen dolaşım     yavaşlığını ortadan giderir ve damar sertliğine karşı bir önlem oluşturur.

5) Abdest ile statik elektrik vücuttan atılır.Abdest ile statik elektrik yok olur özellikle teyemmüm ile yapılan abdest ile statik elekrik vücuttan atılır.Vücuttaki statik elektriğin atılmasına fayda sağladığından, psikolojik sıkıntıları ortadan kaldırarak rahatlatır.

6) Abdestin solunum yoluna da faydası vardır.Burun solunum yolumuzun bekçisidir. Toz ve mikrop yığınlarını tutar ve başımızdan içeri girip vücudumuza yayılmalarına engel olur.Abdest bu yığınları atar.

7) Abdest cilde parlaklık ve güzellik verir.Yüzün yıkanması, cildi kuvvetlenir, baştaki ağrı ve yorgunluğu hafifletir. Damar ve sinirleri harekete geçirir. Devamlı abdest alanların yüzünde yaşları ilerlese bile bir güzellik oluşur.




namaz abdesti, abdest nedir, abdestin faydaları, abdestin bilimsel olarak faydaları, abdestin faydaları nelerdir, neden abdest almalıyız, abdest niçin alınır

HAYATIN YOL AYRIMLARI

22 Kasım 2017 Çarşamba / 2 Comments
bilgi nedir, denk gelmek, hayatın dönüm noktaları, hayatın dönüm noktası, his nedir, kader denk noktası, kader nedir, levha, sözharmanı, tecrübe, yol, yol ayrımı, yön, yön levhası,

YOL AYRIMI

Hayat kısa ve değerlidir.
Hayatın kader denk noktaları diyebileceğimiz yol ayrımları vardır.
Yol ayrımlarında aldığımız kararlar hayatımızın akışını belirlemektedir.
Ancak hayatın yol ayrımlarında yön levhaları yoktur.
Tecrübelerimizle, bilgimizle, hislerimizle hareket edeceğiz.
Yönümüzü kendimiz belirlemek zorundayız. acer

*

HAYATIN DÖNÜM NOKTALARI

   İnsanoğlunun hayat serüveninde yaşadığı, karşılaştığı özel günler, önemli anlar ve anılar vardır. Evvela en önemlisi insan olarak yaratılmasıdır. Yaratılmışların en şereflisi olarak müşerref olmasıdır. Yüce Rabbimiz (cc) bizleri insan olmamız hasebi ile tabiri caiz ise şanslı kılmış, kendisine kul kabul etmiş ve bizleri kendisine muhatap görmüş. Ne bahtiyarlık. Bizleri tüm varlıklardan üstün tutmuş da yaratmış. Mevsimlik açan, sonrasında solup rüzgarın esintisi ile ordan oraya savrulan, toprak olan bir yaprak bir bitki olarak yaratmamış. Havada uçan bir kuş, denizde yüzen bir balık veya insanların hizmetinde olan dünyadan bihaber dört ayaklı mahluk olarak da yaratmamış. Bizi, düşünen, idrak eden, duyan ,gören, hisseden, seven, sevilen, kulluk eden ve sonunda cennetle şerefyab olan ahseni takvim üzere yaratmış.Evet, hayat henüz başlamadan yaşamın en önemli hadisesi, dönüm noktası bu olsa gerek.

    Dünyaya gözlerini açtıktan sonra bir yandan yaşamaya bir yandan da ölmeye başlar insan. Her geçen saniye, her dakika insanı biraz daha yakın eder ölüme.Büyük bir hızla ilerler zaman ne olduğunu anlamadan…beklemez seni akrep döner durur. Yelkovan arkadan yarış tutturur bize hissettirmeden. Göz açıp kapayıncaya kadar geçmiştir ömür artık. 

   Yaşam ve ölüm arasında gelişip büyüyen insanoğlu türlü türlü hadiseler yaşar badireler atlatır. Acısıyla tatlısıyla bir romandır her hayat. O hayatların belli devreleri vardır ki dönüm noktasıdır insanoğlu için. Bunlardan birisi, dünyaya düşünen bir varlık olarak gelmektir dedik. Sanırım ikinci sırayı üniversiteyi kazandığı gün alır. Zira istikbal söz konusudur. Gelecek adına umut ve ümit verici bir hadisedir. Çaresizlikten doğan bir çaredir o an… sisli ufukların açılmasıdır o müjdeli haber..stresli bir çabanın meyvesidir adeta..Yeni yeni arkadaşlar dostluklar yaşantılar… Farklı bir atmosferdir. Beşikten mezara kadar yapılacak olan ilmin kale kapısıdır. Kısacası unutulmayacak bir andır, bir dönüm noktasıdır hayatın. Dostlarına ve en önemlisi fedakar ailesine vereceği en güzel hediyedir o haber..

   Üniversite su gibi gelip geçer hiç farkına varmadan .en güzel hatıralar gerilerde anılarda ve fotoğraflarda kalır. Nasıl geçtiğini anlamadan eline verirler diplomayı güzel bir törenle yoluna devam et artık derler ve bizleri başka duraklara gönderirler. Eğitim hayatında yaşanan anılar elbette ki değerlidir ama hayatın dönüm noktası diye mulahaza ettiğim duraklardan olmadığı kanaatindeyim..

Üçüncü durağa gelecek olursam, bu durak erkekler açısından önem arz eder yaşamda. Zira erkek olarak yaratılanlara has bir durumdur. Bazı istisnaları var tabi ki.. Bayanlar darılmasınlar. Onların da hayatlarında erkeklerden farklı önemli dönüm noktaları vardır. Anne olmaktır mesela..Öyle bir hadisedir ki, anne olmak lazım o mertebeye erişmek için. Erkekler ne yapsa geçemez onları bu konuda. Erişemezler çünkü, onlarda o merhametli ellerin tezgahından geçer o sıcak sevgi dolu yürekte büyürler. Allah’ın dünyadaki görevli meleğidir adeta insanı yetiştiren ve hakkı hiçbir zaman ödenemeyecek olan. Anne olmak!. Fazla söze ne hacet. Öyle bir dönüm noktasıdır ki ayaklarının altını dahi öpülesi makama yüceltmiştir Rabbimiz. Cenneti ayakları altına sermiştir onların. Cennet değersizdir ananın fedakarlığı ve merhameti karşısında.

   Evet nerde kalmıştık? Üçüncü durak. Sanırım askere gitmektir erkekler için.O da annelik kadar olmasa da kutsallığı vardır.Kutsaldır çünkü müjde vardır. İnsanlığın İftihar tablosu Efendimiz (sav)’in müjdesiyle taçlanmıştır bu görev..Yakmaz o gözleri cehennem ateşi, yakmaz o ateş, vatanı gözleyen gözleri..” iki göz vardır buyuruyor, onlara cehennem ateşi dokunamaz. Biri Allah için ağlayan göz bir diğeri Vatan topraklarını gözleyen, nöbetini tutan göz!!” İşte müjde apaçık ortada. Elinde silah, sıcak yatağını terk etmiş, uykusundan fedakarlık yapmış, zemherinin kavurduğu dağlarda, hudutlarda , sınır boylarında… Göz kırpmadan vatanı gözleyen bir göz!! Öyle bir rütbe ki adını Efendimizden (SAV) almış ve hürmeten Mehmetçik olmuş her biri Muhammed’in askeri timsali bir rütbe. İşte bir dönüm noktasıdır askerlik insan hayatı için. İbadet niyeti ile yapılacak kutsal bir görev.Her saniyesi her dakikası yaratanla bağlantılı bir bekleyiş. Uykusu da ibadet yürümesi de… Orda olduğu müddetçe, yemesi içmesi de… Tabi şuurunda ise!!! Her geçen gün hasene olarak yazılır deftere. Hasretle yanan çiğer kefarettir cürümlerine. Asker ocağında Mehmetçik’in, sılada ise ana yüreğinin akıttığı göz yaşları berd-ü selam olur Cehennemin alevlerine İşte bu sebeptendir ki askerlik bir dönüm noktasıdır hayat-ı dünyeviyede.

   Gelelim dördüncü durağa.. Bu durak da kutsaldır bizler için. Dinin yarısıdır. Dinin kurtuluşuna vesiledir. Yeni bir hayattır. Neslin devamıdır. Ortaksındır artık.Tek kişi değilsindir.Beraberce hareket etmenin ve düşünmenin güzelliğini yaşarsın. Acını , sevincini, hayatının en güzel günlerini, özelini gizlini, sırlarını paylaşırsın.Hem dünyan hem de ukban cennet olur o birliktelik sayesinde. Evlilikten bahsediyorum. Önemli bir dönüm noktasıdır. Yeni bir sayfa açarsın hayata. Geçmişi siler atarsın adeta. Değiştiğini hissedersin tepeden tırnağa. Belki ağır bir sorumluluktur ama bu insana Mevla’dan bir lütuftur. Her şeye değer bir durumdur. Yenilenirsin. İbadet hayatın dahi yenilenir. Kıldığın namaz, tuttuğun oruç farklı bir mana olur mana aleminde, artık daha anlamlıdır daha kabule şayandır kulluğun. Neden anlamlı olmasın ki? Ne de güzel söylemiş eskiler; iki gönül bir oldu mu mekanlar da seyran olur gönüller de hoşnut olur . Anlamlıdır çünkü, parmakların arasından günahlar teker teker dökülürler, el ele tutuştuğunda birleşen gönüller. Kurdukları gönül köprüleriyle Sırat’larını inşa ederler imanlı yürekler. El ele verip sahili selametle geçerler ve cennet yamaçlarında gezerler. Sıcak bir yuva, huzurlu bir hayat, evlad-u iyal elbette ki bir sınavdır amma sonucunda o sınavı kazanmak da vardır. Soruyorum şimdi sizlere. İnsanın hayatında bir dönüm noktası değil midir evlilik?. Rabbim her bekara nasip etsin. Her seveni sevdiğine kavuştursun diyerek son durağa doğru yanaşalım istiyorum..

   Kaç duraktan geçtik. Dört durak saydık insan hayatını değiştiren farklı kılan değişik buutlar açan dönüm noktası olan. En ciddisine gelelim isterseniz. Nefsimize zor gelen amma her nefsin tadacağı dünya hayatının bir gerçeği olan son duraktan bahsediyorum. Son durak kara toprak!!! Aslına rücu olmak!! Toprakla birlikte paklanmak.Namutenahi ufuklarda dolaşmak. Alem-i ukbaya yelken açmak. Yeniden dirilmenin şartı olmak. Evet, İnsan hayatının en önemli dönüm noktalarından biri de hiç şüphesiz ki ölüm anıdır. Nasıl , nerde, ne şekilde ? Üsdtadın dediği gibi:

Büyük randevu bilmem nerde saat kaçta
Tabutumun tahtası bilsem hangi ağaçta.

  Bilemeyiz nerdedir tahta gemimiz! Bilseydik sırsız ve anlamsız olurdu dünya gayemiz. Ama var ki şansımız hala hayattayız!!

Kaynak:derdi-nas.blogcu.com





bilgi nedir, denk gelmek, hayatın dönüm noktaları, hayatın dönüm noktası, his nedir, kader denk noktası, kader nedir, levha, sözharmanı, tecrübe, yol, yol ayrımı, yön, yön levhası, 

ÇOCUKLARA TAVSİYELER

21 Kasım 2017 Salı / No Comments
nasihat sözler, Ömer bin Abdülazîz hazretleri´nin öğütleri, müslümanlara nasihatler, kızıma nasihatler, gençlere nasihatler, çocuğa nasihatler, en güzel nasihatler, en güzel öğütler

Ömer bin Abdülazîz (ra)'nin Öğütleri

Tâbiînin büyük alimlerinden, adâleti, insâfı ve güzel ahlâkı ile meşhur Ha­lîfe Ömer bin Abdülazîz (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretleri bir gün cemâate hitâ­ben:

Ey insanlar!

Sizler, ölüm için hedefler durumundasınız. Ölüm sizden dile­diğini seçer. Size yeni bir nîmet verildiği zaman, önceki nîmet orada sona erer. Ağıza bir lokma alınmasın, bir yudum su içilme­sin ki, onunla berâber bir keder ve bir üzüntü olmasın.

Dün geçti. O, sizin hakkınızda iyi bir şâhittir. Bugün mühim bir emânettir. Onun kıymetini bilmek ve iyi değerlendirmek lâzımdır. Yârın, içinde hâdiselerle berâber gelmektedir.

Sizi almak için gelen ölümün elinden kaçış nereye olacak. Sizler şu dünyâda, eşyâlarını bineklerine yüklemiş, yolcularsınız. Yükle­rinizi, buradan başka bir âlemde çözeceksiniz.

Sizler, şu dünyâda sizden önce gelenlerin yerine geçtiniz. Fakat siz de yerinizi, sizden sonra ge­lenlere vereceksiniz. Sizin aslınız ve dünyâya gelmenize vesile olanlar kalmadı. Sizler, onlardan dünyâya gelen kimseler olarak, nasıl bâkî (de­vamlı) kalabilirsiniz. Sizler de bu dünyâdan göçeceksiniz. dedi.


Ömer bin Abdülazîz hazretleri´nin son Cumâ hutbesi:

Ey muhte­rem müslümanlar!

Şunu iyi biliniz ki, lüzumsuz bir hiç olarak yaratılmadığınız gibi, yaptı­ğınız işlerden de sorgu ve sorumsuz kalacak değilsiniz. Gelmiş ve nihâ­yete kadar ge­lecek insanların toplanacağı bir mahşer ve orada adâlet te­râzilerinin kurulacağı bir mahkeme vardır. Onun tek hâkimi, azamet ve kibriyâ sâhibi yüce Allah´tır. Âhiret korkunç bir gündür. Yürekleri parçala­yan, çocukları ihtiyar yapan, kişiyi kardeş, evlâd ve iyâlinden kaçıran, peygamberleri, melekleri titreten bir gündür. Cenâb-ı Hakk´ın celâl ve a- zametiyle tecellî edeceği o günde, kimde kuvvet ve tahammül kalır! Bu- nunla berâber Allah ın rahmetinden de ümid keserek hüs­râna düşme­yiniz.

Ey muhterem cemâat!

Muhakkak biliniz ki; mahşer gününde emniyet ve korkusuzluk, bu­günden o günü düşünüp de Allah tan korkan, küfür ve günahtan sakınan ve bu fânî âlemi bekâ âlemi olan âhirete üstün tutarak, şehvânî hislerinin esiri olmayanlar içindir. Bunun aksi harekette bulunanlar muhakkak al­danır. Hayat ve ömür sermâyesini haksızlık ve yolsuzluk arkasında tü­keten eli boş ve nedâmet, pişmanlık içinde kalır. Bugün; siz, sizden ön­cekilerin yerini tutuyorsunuz. Fakat elbette sizin de yerinizi tutacaklar var. Görüyorsunuz ki, gelenler durmuyor, gidenler geri dön­müyor. İster istemez gideceğimiz bu mahal, her şeye sâhib olan cenâb-ı Hakk ın hu­zûrudur.

Âhiret âlemine gidenleri her gün uğurluyor ve götürdüğünüz kabir­lerde kara toprak altında yataksız, yastıksız, tek ve tenha bırakıp dönü­yorsunuz. Ölümün acısını duyan o fânîlerin hâli ne kadar merhameti çe­ker ve ibrete değer. Tanı­madıkları bir âleme sefer etmişler, sevdiklerin­den ayrılmışlar. Gelip geçici emânet bir hayatın gaflet uykusundan uyanmışlar, ama iş işten geçmiş, telâfi imkânı elden çıkmış, naz ve nî­met içinde beslenmişlerken yatak ve yastıkları kuru toprak olmuş, terkettikleri dünyâ malından istifâdeleri yok. Yaptıkları incir çekirdeği ka­dar da olsa, bir hayrın imdâdını bekliyorlar. Düşünmeğe değer bu hâller­den ibret almaz mısınız

Ey muhterem cemâat!

Zannetmeyin ki, kendimde bir büyüklük gördüğüm için size böyle na­sîhat ediyorum. İçinizde belki benden daha ziyâde Allahü teâlânın rah­met ve magfiretine muhtaç kimse yoktur. Ben hem kendim, hem de sizin için rahmet ve magfiret diliyorum. Yüce Allah ın kitabını, Peygamberinin güzel ahlâkını ken­dinize örnek yapınız, ancak selâmet bundadır. buyur­duktan sonra gözyaşlarını tutamadı. Bu onun son hutbesiydi. Aynı za­manda evine de son gidişiydi.



Bu yazı, nasihat verici sözler, Ömer bin Abdülazîz hazretleri´nin öğütleri, müslümanlara nasihatler, kızıma nasihatler, gençlere nasihatler, çocuğa nasihatler, en güzel nasihatler, en güzel öğütler ile ilgilidir.