Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

ACİL DUYURU!

30 Haziran 2017 Cuma / No Comments
risalei nur kısa sözler, hayatı ebediye, dünya hayatı, sözler, altın sözler, risale menkıbeler, said nuri, bediüzzaman, mektubat, şualar, risalei nurdan sözler, altın öğütler,

Bütün sevdiklerinize acil duyuru! 

Durum ciddi! 
Dünya madem fanidir. 
Hem madem ömür kısadır. 
Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur.
Hem madem hayat-ı ebediyen burada kazanılacaktır. 
Hem madem dünya sahipsiz değil. 
Hem madem şu misafiri dünyeviyenin gayet Hakim ve Kerim bir müdebbiri vardır.
Hem madem ne iyilik ne de kötülük cezasız kalmayacaktır. 
Hem madem 'Allah kimseye gücünden fazlasını yüklemez' sırrınca teklifi malayutak yoktur. 
Hem madem zararsız yol, zararlı yola mürehcahtır. 
Hem madem dünyevi dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır. 
Elbette en bahtiyar odur ki, dünya için ahireti unutmasın, ahiretini dünyaya tercih etmesin. 
Hayatı ebediyesini, hayatı dünyeviyesi  için bozmasın. 
Malayani için şeylerle ömrünü telef etmesin.
Kendini misafir kabul edip, misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin. 
Selametle kabir kapısını açıp saadeti ebediyeye girsin. 





risalei nur kısa sözler, hayatı ebediye, dünya hayatı, sözler, altın sözler, risale menkıbeler, said nuri, bediüzzaman, mektubat, şualar, risalei nurdan sözler, altın öğütler,  




HAYIRLI CUMALAR

29 Haziran 2017 Perşembe / No Comments
cuma tebriği, cuma mesajları, en güzel cuma mesajları, cuma namazı, cuma günü, hz ömer sözleri

Hayırlı Cumalar 
*
Kalbin ahlakına edep denir. Hz. Ömer 
*
Cuma gününün hayır ve 
bereketi üzerinize olsun. 
*

Bu yazı, cuma tebriği, cuma mesajları, en güzel cuma mesajları, cuma namazı, cuma günü, hz. ömer sözleri, ile ilgilidir. 


AŞK NEDİR?

28 Haziran 2017 Çarşamba / No Comments
altın sözler, aşk insanı, aşk nedir, aşk sözleri, aşkın anlamı, aşkın manası, aşkın tanımı, aşkın tarifi, damar sözler, en etkili aşk sözleri, en güzel aşk sözleri, mermi sözler,

AŞK NEDİR? 

İnsan namlusuna 
Sevgi mermisi sürüp 
seri atış yapmaya Aşk denir...Acer

*

Aşkın tarifi

Antoine Bret: "Aşkın ilk soluğu mantığın son soluğudur."

Hiç bir şey eskisi gibi değildir artık. Varlığınızın merkezi bir anda değişmiştir. Öncelikleriniz; aileniz, işiniz, ya da okulunuz artık belki de önceki gibi ilk sırada değildir.
Bitmek bilmeyen işiniz için hayıflanmak yerine, dilinizde sevdiğiniz melodileri mırıldanırken buluverirsiniz kendinizi.

Her zaman yürüdüğünüz o kasvetli yol artık daha bir güzeldir. Güneş daha bir ısıtır içinizi. Yıldızlar daha bir parlaktır ama yalnız sizin için. Bir anda dünyanın en cesaretli insanı olabilecek kadar güçlü, bazen de minik bir kız çocuğu gibi ürkek, kırılgansınızdır.

Toz pembedir dünyanız.

Bu toz pembe harika halin adi aslında sevilme ihtiyacımızdır. Aşkta aranan yalnızca sevgi ve mutluluk değildir. Aynı zamanda manevi doyum ve bütünlük durumunu özleyişimizdir.

Çünkü aşk, bize tamamlanmışlık duygusunu yaşatır ve eksik olan parçamızın artık bizimle beraber olduğunu düşünmemizi sağlar.

Aşk, bu anlamda tıpkı bir puzzle gibidir. Parçalar önce, onunla yerine oturur sonra ise, onunla tamamlanır.

Kişi bu sevilme ihtiyacını karşıladığı zaman o güne kadar aldığı yaraların ,sarıldığına, güvensizlik duygusunun güvene dönüştüğüne, belki de ruh eşine kavuştuğuna inanır. Geçmişten getirdiği yaralarını başka bir insanın varlığıyla gidermeye çalışıyordur.

Aslında "Ben Seni Seviyorum" demek "senin beni sevmeni istiyorum" demektir. Çünkü birinin bizi sevdiği düşüncesi, eksik olan yanlarımızı bize unutturur. Bizi tam ve bütün hissettirir.

Bazı insanlar için, geçmişteki aşkın açtığı yaraların kabuk tutmasını sağlamak zordur. Geçmişin izlerini taşıdığından yeni bir ilişkide mutlu olabilmesi zorlaşır. Tartışmalarda kişi hep başa dönerek ve eskiyle kıyaslama yaparak çıkılmaz girdaplarda bulur kendisini.

Bu durum onun mutsuzluğunu ve hayal kırıklığını her geçen gün biraz daha arttırır. Ne kendisi mutludur ne de büyük umutlarla başladığı yeni ilişkisindeki üçüncü insan...

Bir diğer grup ise, bir türlü uzlaşma sağlayamadıkları, sorunlar yaşadıkları anne ve babalarına benzer eşler seçerler kendilerine. Amaçları geçmişteki kötü giden o ilişkiyi yeni ama onlara benzer biriyle telafi etme, düzeltme çabasıdır.

Bu çözüm yolu, belki de çekilen acıların, sıkıntıların yeniden yaşanmaması için atılan adımlardır. Yapılanlar bir nevi kendimizi garantiye almaya çalışmalarıdır.

Sonuç olarak aşk, eksik olan diğer yanımızı bulma çabasından ibarettir. Kötü giden eksik yönler, yeni biriyle telafi edilmek istenir hep.

Geçmişi değiştirip bugünden zevk alabilme düşüncesi bu dertten muzdarip tüm insanlara hoş gelir. Bu yüzden kendisini tamamlayabilecek, yeniden mutlu hissedebilecek yollar arar. Ne yazık ki aşık olan kişi, gösterdiği mutlu olma çabasıyla sınanan ve ayrılıkla sınava tabi tutulan bir varlıktır.

Bailey: "Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır."

Uzm. Psk.Tuba GÜNGÖR ASLAN /doktorsitesi.com


aşkın tarifi, en güzel aşk sözleri, en etkili aşk sözleri, damar sözler, mermi gibi sözler, aşk nedir, sert sözler, aşkın tanımı, altın sözler, aşkın anlamı, aşk sözleri, aşkın manası, aşk insanı

SILA-İ RAHİM VE ÖNEMİ

24 Haziran 2017 Cumartesi / No Comments
Bu yazı, sılai rahim ve önemi, sılai rahim nedir, akraba ziyaretinin önemi, sılai rahim ile ilgili hadisler, sılai rahim ayetler, bayram ziyretinin önemi, bayramlaşma,


Sıla-i Rahim Yapmanın Önemi

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu kadar önemle üzerinde durduğu ve yapıldığı zaman müslümanların Cennete girmelerine sebep olacağını haber verdiği sıla-i rahim; her türlü hayır işlerinde akraba ve yakınların görülüp gözetilmesidir. Sıla-i rahimin; gerek ayetlerde, gerek hadislerde, namaz, zekât gibi farz ibadetlerden hemen sonra zikredilmesi, islamdaki önemini göstermektedir. Âlimler sıla-i rahimde bulunmanın farz olduğu görüşündedirler. Bunun, terk edilmesi yani akraba ve yakınlarla olan ilgisinin kesilmesi, büyük günah sayılmıştır. Çünkü Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:

“Allah’tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının.” Nisâ: 1

(1) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Allah Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Biribirinize kin tutmayın, biribirinizle hasetleşmeyin, biribirinizden sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olunuz. Bir müslümanın din kardeşine küsüp, üç günden fazla ayrı durması helal değildir’ buyurdu.” Müslim

(2) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Su-i zandan çekininiz. Çünkü su-i zan sözlerin en yalanıdır. Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayınız. Birbirinizin özel hayatını araştırmayınız. Menfaatte bencillik yapmayınız. Hasetleşmeyiniz. Birbirinize nefret etmeyiniz. Birbirinize arka dönmeyiniz. Ey Allah’ın kulları! Hepiniz kardeşler olunuz’ buyurdu.” Müslim

(3) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Allah-u Teâlâ, mahlûkatı yaratıp bunların takdiratını tamamlayınca, akrabalık ayağa kalkarak:

−‘Ya Rabb! Burası, akrabalık münasebetlerini kesmekten sana sığınanların makamıdır’ dedi. Allah-u Teâlâ:

−‘Evet, sana sıla yapana benim de sıla yapmama; senden alâkayı kesenlerden benim de alâkayı kesmeme razı olmaz mısın?’ buyurdu. Akrabalık:

−‘Evet’ diye cevap verdi. Allah-u Teâlâ:

−‘Bu sana verilmiştir’ buyurdu. Bundan sonra Allah Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘İsterseniz şu ayetleri okuyunuz’ dedi ve:

‘Geri dönerseniz hemen yeryüzünde fesat çıkaracak, akrabalık bağlarınızı keseceksiniz, öyle mi? Onlar öyle kimselerdir ki Allah onları lânetlemiş, sağırlaştırmış ve gözlerini kör etmiştir. Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalblerinde kilitler mi var?’ buyurdu.” Müslim

(4) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Rahim Arşa asılmış der ki: Beni gözeteni Allah gözetsin, beni terk edeni Allah terk etsin’ buyurdu.”
Müslim

(5) Cubeyr bin Mut’im (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Akrabalık bağlarını kesip koparan kimse Cennete giremez’ buyurdu.” Buhari, Müslim

(6) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Allah Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Herkim rızkının bol olmasını ve ecelinin gecikmesini istiyorsa sıla-i rahim yapsın’ buyurdu.”Müslim

(7) Ebu Eyyub el-Ensari (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Allah Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Bir müslümanın din kardeşine üç günden fazla küsüp ayrı durması helal olmaz. Birbirleriyle karşılaştıklarında birisi yüzünü şu tarafa çevirir, öbürüsü de öte tarafa çevirir. Hâlbuki bunların en hayırlısı önce selam vermeye başlayandır’ buyurdu.” Müslim

(8) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Sıla-i rahim yapan, karşılık veren değildir. Esas sıla-i rahim, karşı taraf alakasını kestiği halde onu ziyaret edendir’ buyurdu.” Müslim, Tirmizî

(9) Ebu Eyyub el-Ensari (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Bir adam Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelerek:

−Ya Rasulallah, beni Cennete sokacak bir ibadet söyler misiniz?” dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Allah’a ibadet eder ve O’na hiç bir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılar, zekât verir ve sıla-i rahim yaparsın’ buyurdu.” Buhari

(10) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

“Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse sıla-i rahim yapsın.” Buhari, Müslim

(11) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

“Ey insanlar! Birbirinize selâm verin, sıla-i rahim yapın, yemek yedirin! Geceleyin insanlar uyurken namaz kılın ki selâmetle Cennete giresiniz.” Tirmizi


Bu yazı, sılai rahim ve önemi, sılai rahim nedir, akraba ziyaretinin önemi, sılai rahim ile ilgili hadisler, sılai rahim ayetler, bayram ziyareti, ile ilgilidir.

BAYRAMLAŞMANIN ÖNEMİ

/ No Comments
bayramlaşmak nedir, bayramlaşmanın önemi, neden bayramlaşmalı, bayramda ne yapılır, dini bayramların önemi, osmanlıda bayramlaşma, rüyada bayramlaşma,


BAYRAMLAŞMA NEDİR?

“Müslümanların, en önemli sevinç günleri olan ve bizzat Hz. Peygamber tarafından ilân edilen ramazan ve kurban bayramlarında birbirlerini tebrik etmelerine” Arapça ve Osmanlıca’da muâyede, Türkçe’de bayramlaşma denilir. Bayramlaşmanın el sıkışmak, küçüklerin büyüklerin ellerini öpmesi, yemek ve tatlı ikram etme, hediyeleşme şeklindeki uygulamaları zaman içinde gelişerek gelenek halini almıştır. İlk dönem Müslümanlarının bayramlaşma şekli hakkında yeterli bilgi olmamakla birlikte, bayramlarda “Allah kabul etsin” şeklindeki dileklerle tebrikleştikleri, bu tebrikleşmenin Emevîler devrinde de sürdürüldüğü bilinmektedir. Abbâsîler döneminde, başta Bağdat, Kudüs, Şam gibi büyük şehirler olmak üzere çeşitli merkezlerde canlı bir şekilde yapılan bayramlaşma ve kutlamalar sırasında tatlı ikram etme uygulaması Fâtımîler’de gelenekleşmeye başlamıştır. Selçuklular zamanında da ramazan ve kurban bayramı kutlamalarına büyük önem verilir; ayrıca Nevruz ve Mihrican bayramlarında da şenlikler yapılırdı.

OSMANLI’DA BAYRAMLAŞMA

Bayramlaşma, sevgi, saygı, sıla-i rahim, ikram ve cömertlik gibi erdemlerin güzel bir tezahürü olarak en büyük itibar ve önemi Osmanlılar’da kazanmış, görkemli törenlere, geleneklerin oluşmasına vesile olmuştur. Osmanlılar’da bayramlaşma namazdan sonra başlar, küçükler büyüklerin ellerini öper, büyükler de küçüklere hediye dağıtırdı. Ayrıca bayram münasebetiyle tebrik için evleri dolaşan bekçi, çöpçü, tulumbacı, davulcu gibi hizmetlilere bahşiş verilirdi. Toplumun çeşitli kesimlerinde hiyerarşik bir düzene göre ziyaretleşme ve bayramlaşma tam bir itina ile yerine getirilen muaşeret kurallarıydı.

Gerçekten dinî bayramlar, insanlar arasında kaynaşmanın, dostlukları ve ahbaplıkları ilerletmenin bir yolu olarak belli bir öneme sahip oldukları gibi, dinî his ve şuurun toplumsal boyutta tazelenmesinin de bir vesilesidir. Kendisi çeşitli sebeplerle bayramlaşma törenlerine katılmayan insan bile bunu hisseder ve yaşar.

Bayramlaşmanın, gergin ve soğuk ilişkileri yumuşatma, kırgın, dargın ve küskünlerin barışması gibi bir fonksiyon icra ettiği de söylenir. Bununla birlikte, her zaman insanlarla iyi geçinmek, çeşitli nedenlerle meydana gelmiş olan dargınlık ve kırgınlığı kaldırmaya çalışmak daha uygun olur. İnsan bu hislerle dolu olmadıktan sonra bayram günü, bayramlaşma yoluyla sağlanan barışma töreni, bir gösteri olmaktan öte gitmeyebilir.


Bu yazı, bayramlaşmak nedir, bayramlaşmanın önemi, neden bayramlaşmalı, bayramda ne yapılır, dini bayramların önemi, osmanlıda bayramlaşma, rüyada bayramlaşma, ile ilgilidir. 

ELVEDA EY ŞEHRİ RAMAZAN

/ No Comments
ramazan ayı, ramazan bayramı, ramazan ayının faziletleri, ramazan ilahileri, ramazana elveda ilahisi sözleri, ramazana veda ilahi sözleri, ramazana elveda kasidesi sözleri,

Elveda ey Şehr-i Ramazan elveda,
Elveda ey Şehr-i Rahmet elveda,
Elveda ey,
Elveda ey Şehr-i Kur'an elveda.

Onbir aylık yoldan geldin,
Mü"minlere rahmet oldun,
Asilere azab oldun,
Elveda ey Şehr-i Ramazan elveda.

Onbir ayın sultanısın,
Dertlilerin dermanısın,
Hakk'ın bize ihsanısın,
Elveda ey Şehr-i Ramazan elveda.

Ey Kur-an ve rahmet ayı sen Şehr-i Mübarek'sin,
Mü"minlere hem gereksin, sırat üstünde muratsın,
Elveda ey vahyi mübarek elveda,
Elveda ey Şehr-i Rahmet elveda,
Elveda ey mübarek Ramazan elveda,




Bu yazı, ramazan ayı, ramazan bayramı, ramazan ayının faziletleri, ramazan ilahileri, ramazana elveda ilahisi sözleri, ramazana veda ilahi sözleri, ramazana elveda kasidesi sözleri, ile ilgilidir.

CUMA MESAJLARI

23 Haziran 2017 Cuma / No Comments
cuma mesajları, en güzel cuma mesajları, resimli cuma mesajları, cuma tebriği

Cuma Gününün hayır ve bereketi üzerinize olsun. Amin 
*
Hayırlı Cumalar dilerim. 
*
Cumanız mübarek olsun. 


cuma mesajları, en güzel cuma mesajları, resimli cuma mesajları, 

EN KOMİK AŞK SÖZLERİ

22 Haziran 2017 Perşembe / No Comments
sevgiliye komik sözler kısa, sevgiliye komik sözler, sevgiliye komik sözler 2017, sevgiliye komik iltifatlar, sevgiliye komik sözler uzun, sevgiliye söylenen komik sözler,

SEVGİLİYE KOMİK AŞK SÖZLERİ

Sen neşeli oyun parkı, ben en zevkli oyuncağın.

Panik yapmayın! Hepimiz sevdik ve emin olun geçecek.

Sana çıkma teklif ediyorum işte. Aklımdan çıkar mısın? Acilen hem de…

Yüreğimin seni sevmesini sevdim. Sen bana niye kızdın ki?

Mantık evliliği yapınca ne olacak? Kocanla oturup satranç mı oynayacaksın?

Öyle bir severim ki seni, görmemişin sevgilisi olmuş derler.

Vefasız sevgilim alzheimer hastası bile senin kadar çabuk unutmaz pes.

Aşk elmayı yemekle baslar, ayvayı yemekle biter.

Kalbimiz navigasyon cihazı değildir, götürdüğü her adrese gitmemeliyiz.

Aşkın körkütüklüğü, kadının kör, erkeğin kütük oluşundandır.

Biri sizi seviyorsa, gidin ve bu suça ortak olun.

Eğer sana mesaj atmıyorsa sinirlenme. Pozitif düşün, belki de ölmüştür.

Müebbet ceza kessin aşk sana, tek koğuşun göğüs kafesim olsun!

Benim canıma ‘tak’ etti, sen de ‘tık’ yok.

Bu devirde sevgilin için dağı bile delsen, amele der yine çeker gider.

Sen bana bir adım gel. Ben sana freni patlamış kamyon gibi gelmezsem namerdim.

Savaşma seviş, sevişirken zaten savaşıyorsun.

Eline almış bir çiçek sevecek sevmeyecek. Ah, koca sersem çiçek nerden bilecek

Ben ona baktım, o bana baktı, şimdi dört çocuğa bakıyoruz.

Erkekler belediye otobüsü gibidir. Birini kaçırırsan beş dakika sonra oburu gelir.

Dokuz kere sev, onuncu olayım, gerçekten sev, sonuncu olayım.

Neymiş efendim öyle birden sevemezmiş. Vade farksız 12 taksit yapıyoruz, öyle sever misin?

Sarışın sevme çillenir, kızıl sevme kirlenir, seveceksen esmer sev, sevdikçe şekerlenir.

Ne olursan ol gel diyeceğim ama ben bir Mevlana değilim. Yok, sen gelme… Ben böyle iyiyim.

Sen sen ol, kapı önünde aşk yapma! Aşkın gözü kördür ama komşunun ki asla!

Bırakıp gittin beni. Seni unuttum sanma, zaman alışmayı öğretti belki ama unutmayı asla.

Erkekler neden evlenemeyecekleri kadının peşinden koşarlar? Köpeklerin kullanamayacakları otomobillerin peşinden koşmaları gibi.

9 ay karnında taşıdığın ve bu yaşa kadar büyüttüğün için teşekkür ederim; gerisini ben hallederim kayınvalideciğim.

Sabahları kahvaltı yapmıyorum çünkü seni düşünüyorum. Öğlenleri yemek yemiyorum çünkü seni düşünüyorum. Gece olunca uyuyamıyorum çünkü açım.

Bir köpek ile bir erkek arasında ne fark vardır? Köpek sadece halıyı kirletip mahfeder, erkek ise tüm yaşamını mahfeder.

Sen likör gibi tatlı, tekila gibi çarpıcı, viski gibi asil, konyak gibi sıcak, şampanya gibi özel, şarap gibi tutkulu, malibu gibi egzotik, kokteyl gibi muhteşemsin.

Aşk karşındakini bulunmaz Hint kumaşı sanmanla sersemin teki olduğunu anlaman arasında gecen zamandır.

Ona kalbimi verdim saklasın diye, salak buzdolabına koymuş bozulmasın diye.

Aşkım seni seviyorum! Ama parayı daha çok. Lakin paranın ne önemi var, mühim olan miktarı!

Arabanın önündeki çocuklar kazalara, arabanın arkasında ki kazalarda çocuklara neden olur.

Aklıma geliyorsun, tamam. Rüyama geliyorsun ona da tamam. Eeee, çarkına tükürdüğüm neden yanıma gelmiyorsun.

Sevenim yok, mesaj atanım yok, gizli hayranım yok, azcık hoşlanan bile yok. Ot gibi yaşıyorum.

Eskiden kadınlar, eşlerinin ayaklarını yıkarmış. Şimdi yıka desek, diyebilsek, demeye çalışsak. Neyse. Kapatalım konuyu.

Sana sarılmayı o kadar çok seviyorum ki. Çünkü o sırada yüzüne bakmam gerekmiyor.

Kalbimde yaşıyorsun ama kiranı vermiyorsun. Not: Ev sahibi en kısa zamanda onunla evlenmezsen seni kapı dışarı edecekmiş.

Siz hiç sevgilinizle yağmur altında el ele gezmek nasıl bir duygu biliyor musunuz? Bende bilmiyorum nasıl bir duygu.

Sana dünyanın en tatlı, en şirin, en özel, en değerli hediyesini gönderecektim ama postacı bana kızdı ve çık o paketin içinden dedi.

Deprem gibi girdin gönlüme, fay hattı çizdin beynime, enkazlar bıraktın kalbimde, artçılar hala devam etmekte.


Bu yazı, sevgiliye komik sözler kısa, sevgiliye komik sözler, sevgiliye komik sözler 2017, sevgiliye komik sözler ekşi, sevgiliye komik iltifatlar, sevgiliye komik sözler uzun, sevgiliye söylenen komik sözler, ile ilgilidir.


EN GÜZEL NEŞET ERTAŞ SÖZLERİ

/ No Comments
Bu yazı, en güzel neşet ertaş sözleri, altın sözleri, neşet ertaş sözleri, hikmetli sözler, en güzel aşk sözleri, aşk sözleri neşet ertaş, neşet baba sözleri, ile ilgilidir.


EN GÜZEL NEŞET ERTAŞ SÖZLERİ

Uyku girmez gözüne, gönIü viran oIanın.

Sevgi dünyasına yaIan girmez, gönüIden sevmeyen Hak’ka eremez.

GönüI Mecnun oImuş çöIde geziyor.

Nerde bir türkü söyIeyen görürsen korkma yanına otur. Çünkü kötü insanIarın türküIeri yoktur!

Kendini biIen biImeyenin kusuruna bakmaz!

Ben diyorum ki, insan ve insanoğIu var. AyrımcıIığın sonu kavgadır, kavganın karı var mı?

Kendi kendisinden utanmayan, yeryüzünde hiç kimseden utanmaz.

Biz doğduğumuzdan beri yoksuIduk. VarIığı görmedik ki yoksuIIuktan şikayet edeIim.

Bir de şu var; GönIün’ün eşini buIan garip değiIdir.

Aşk biterse yoruIur insan, ben ne zaman öIürsem Neşet yoruIdu desinIer.

Denizi seyretmek gibidir bozkırda gökyüzünü seyretmek.

İnsanIarı birbirinden ayıran mezhepçiIere karşıyım, mezhepIere değiI.

Özü güImeyenin yüzü güIer mi?

Can yakıp da kaIp kırma ey insanoğIu. Senin de güI benzin soIacak bir gün. Her canIının kaIbi AIIah’a bağIı. Herkes ettiğini buIacak bir gün.

Herkesin bir Zahide’si vardır.

Gurbette oIanIarın hiç biri mutIu değiI ben mutIuyum diyene rastIayamazsın. Neden? Gurbet herkesin içinde taş gibidir.

Hak biIdiğim yoIdan ayrı gitmedim, koğuIar getirip gıybet etmedim, gönüIIeri kırıp can incitmedim, bir garip sazımı çaIdım giderim.

Ne söyIeyeyim şu dünyanın haIine dağIar ayrı ayrı, çöI ayrı ayrı, şu insanIar böIüşmüşIer dünyayı Hudut ayrı ayrı yoI ayrı ayrı.

Seviştiğimde mutIu oIurum, sevgisiz imanı nasıI buIurum, böyIe inandım böyIe biIirim, sevişmek ibadettir sevgi imandır.

Güneşe güIIe at, karartır mı hiç? AIIah sevmediğini yaratır mı hiç? İnsan oIan insan darıItırmı hiç? HaksızIık haksızın özünden oIur.

GönüI kimi severse, aşk onda güzeIdir.

Darda kaIdım diye umutsuz oIma, yok iken dünyayı var eden vardır.

Kadın insandır. Biz erkekIer ise insanoğIu.

Ne güzeI özetIemiş usta; sen beni güIünce mutIu mu sandın, yaIandan yüzüme güIen dünyada.

Mühür gözIüm, seni eIden sakınırım kıskanırım.

İki büyük nimetim var. Biri anam, biri yarim. İkisine de hürmetim var. Birisi var etti beni, birirsi yar etti beni.

AğIa sazım ağIanacak zamandır.

İIimsizIik biIgisizIik yüzünden, cehaIet hortIayıp çıkar mı çıkar. SevgisizIik saygısızIık yüzünden, insan insandan bıkar mı bıkar.

Ahu gözIerini sevdiğim diIber, sana bir sözüm var diyemiyorum.

GeI seveIim, seviIeni seveni sevgisiz suratIar güImüyor canım, nice gördüm dizIerini döveni, giden ömür geri geImiyor canım.

GönIünün eşini buIan garip değiIdir. AğIa sazım ağIanacak zamandır.

Bu yazı, en güzel neşet ertaş sözleri, altın sözleri, neşet ertaş sözleri, hikmetli sözler, en güzel aşk sözleri, aşk sözleri neşet ertaş, neşet baba sözleri, ile ilgilidir.


EN GÜZEL AŞK SÖZLERİ

/ No Comments
kahraman tazeoğlu kitapları, kahraman tazeoğlu şiirleri, kahraman tazeoğlu sözleri, en güzel aşk sözleri, aşk şiirleri, aşk mesajları, en güzel aşk mesajları, altın sözler


EN GÜZEL KAHRAMAN TAZEOĞLU SÖZLERİ

Korkma ve sen sana gözIerimden bak! Gör nasıI seveceksin kendini.

Ben, seni sevmemek için neden aradıkça ve “neden”Ier buIdukça, seni daha çok sevdim!

Sen, bana rağmen kendine iyi bak. Ben, sana rağmen hoşça kaIırım.

Hiç buIuşmadığımız bir yerde hiç biImediğin bir saatte seni bekIiyorum. GeImen pekte anIam ifade etmiyor. Ben seni bekIemeyi haIa çok seviyorum.

Şimdi ne bugünsün, ne de yarın.

Eğer insan unutmak istemezse, bir günü biIe hatırIar on yıI sonra… Ve unutmak isteyen, bir günde unutur on yıIı.

OIsa oIsa sadece bir yarım,yada eksiIen yanım.

İdama giderken hisIerim, güneşim yüzünü görmeyi bekIedim hep. KaIemi kırık bir aşkı mühürIedim yüreğime. ? Unuttum? diye haykırırken biIe unutmadığımı ispatIıyordum kendime.

Kimseyi bir başkası gibi sevmemeIi insan. Çünkü kimse bir başkası değiI.

Birbirimize birkaç aşk kadar, geç kaImış oImasaydık…Eğer kaybetme korkum oImadan sahip oIabiIir miydim sana?

ÖzIedin mi beni,dedim Sustu ! Nefesini en derinden aIdı ve, ÖzIenmez mi , dedi!

Giderek değiI, unutarak vesaireIeştirdin sen bu aşkı. ‘Sen’ uçurumIarından, ‘Ben’ denizIerine düştüm. Kendi içimde boğuIacak bir öIümü mü hak ettim Rabbim! Onu, kendimi kendi içimde boğacak kadar mı sevdim?

Git artık yar sustukIarını bna harcama.! YasIanma gôzIerime bu yükü kaIdıramam.

Aramadığın yerIerde oImayı seçiyorum nedense. KarşıIaşma ihtimaIimizin oImadığı. OIamayacağı. İIk ışıktan sağa dönüyorum hep. Senden değiI, seninIe karşıIaşmaktan korkuyorum.

AkIım kara kış eIIerim seni üşüyor bugün günIerden soğuk.

GözyaşIarın süzüIüyor saçIarına doğru. Her bir damIa dağIıyor beni. Bin parçaya ayrıImış bedenimin tek bir parçası biIe dokunamıyor sana. ÖyIe uzağındayım ki.

Acının yan etkisi, güçIü bir karakter armağan etmesidir size.

Sen benim, görmek için bakmaya biIe gerek duymadığım ezberimsin.

Kimi giden; kendisinden sonra geIecek daha iyi birine yer açar. Kimi giden de; kendisinden sonra geIecekIeri biIe götürür.

RastgeIe seviImedin ki, rest çekiIip gidiIesin.

Sen benim hayata en uzun merhabamdın. Beni kısacık bir eIvedaya nasıI sığdırabiIdin?

En dipteysen düşemezsin.

Affet. Bende sevgiIer mevsimIik değiI. ÖyIe hiçbir saat diIimiyIe kıyasIayamam düşIerimi. Sığdıramam ki seni bir ömre.

ÖyIe fakirdi ki çocukIuğum eceI geIse aImazdı.

Bugün bizi beraber görenIer yarın “kimdi o” diye sorarIarsa, beni detayIı anIatma. Kısaca “ömrümün geri kaIanı” dersin.

BeIki de sen aşka aşıktın, ben üstüme aIındım.

Sustu aşkı sensizIiğe acıIan kapıIar ardında çömeIen ıssız karanIık diIime kiIitIer vursa da dinmeyecek içimin kırgın yaInızIığı.

Kendi eksikIerine bakmadan başkaIarında mucizeIer arama.

Çok mu saftım yoksa çok mu kaptırdım. sahi ya uzun uzun gözIerine daIardım. Ne biIeyim işte bir vardın, şimdi yoksun.

Yeni hayatIar görmeye değiI, gördükIerimi unutmaya gidiyorum.

Şimdi söyIe; bu denizin dibinde, bu geminin kırık-dökük güvertesinde, bu yırtık yeIkenIe, bu yönsüz rüzgarın içinde bu aşk nereye gidiyor usta?

Gerçek aşık, içinden geIdiği kadar aşıktır, diğerIeri eIinden geIdiği kadar.

Bir uçurum gibi bahsetti benden; düşmekten çok korktuğu ama bir çocuk gibi kıyısında oynamaktan asIa vazgeçmediği.

Sakın geri geIme! AçıIacak bir yaraya daha yer kaImadı kaIbimde.

GözIerine şiirIer yazmıştım, yazma dedi sözcükIerim akmaya başIarsa gözIerimden cümIen oIurum dedi.

Vakit kaybı değiIdin hiçbir zaman ama beIki biraz hayaI kaybıydın benim için.

Hiç düşünmemiştim bir isim ve iki bağIacın yan yana geIip de içimi bu kadar acıtacağını; taa ki sen ‘eI’ve’da’ diyene kadar.

Pişman değiIim seni sevmekten. Sen adıma yakışan en derin yarasın.

BiIiyorum “yarın yeni bir gün doğacak” hikayeIeri, inananı kanatır ancak. O yüzdendir sadaka vaatIere tenezzüI etmeyişim.

GeIişi güzeIdin sen sevgiIim, gidişi değiI.

Ben usIu bir aşıktım; geI dedin geIdim sev dedin sevdim bit dedin bittim şimdi unut diyorsun ya yaramazIığım tuttu unutamıyorum.

İnancı kırıImayan hiçbir aşk bitmezdi oysaki. İnancımı da aIıp gitmeseydin!

Hiç kimsenin iyi geImediği yerden sarıyorsun yaraIarımı. Hiç kimsenin dokunamadığı yerden kanatıyorsun sonra.

Ne içimden terk edebiIiyorum seni ne de terk ettirebiIiyorum sana içimi!

İki ayrı uykuda iki ayrı rüyanın birbirine dokunması gibiydi aşk. Sen bunu biImiyordun. Toydun. Aramızdaki fark buydu; Sen ateşin yaktığını biIirdin, ben ateşte yanmayı.


Şimdiyi yok saymak, yarını erteIemek ve fotoğrafIarın sınırIı kareIerinde, sen’Ii dünIeri yaşamak da, yaInızca, yaInızken yapıIacak akıI karı bir deIiIiktir ve deIiIik, yaInızIığın en yaIın tanımıdır!

Son sigaram gibiydin sen sevgiIi, kıyamazdım içmeye. O cebimde kırıIdı, sen kaIbimde.

Evdeki bayat ekmek gibiydin.Ben sana nimet deyip başımın üstünde tutarken, sen gidip başkaIarının çöpIüğünde küfIenmeyi tercih ettin.

Aşka inanmak kendini sevmektir yüzündeki ünIemi bozmadan. BiImez misin? Sana aşkın iki kişiIik bir yaIan oIduğunu öğretmediIer mi? Neden her seferinde kanıyorsun öyIeyse?

Bana geIdiğin yoI aşk izIerinIe doIuydu. Bir doIu aşkın izini örtüyordu şiirIerin. GeImek eyIemi pörsümüştü adımIarında Oysa ben geIişini “miIat” sayacak kadar başIıyordum aşka.

Ben seni yere göğe sığdıramazdım, sen benim üstüme basıpta mı geçtin ? SöyIe; ne zaman başIadın, ne zaman bittin ? Zaten geç kaImıştın, bir de erken gittin. Canıma tak ettin ayrıIık, inan yettin.


Bu yazı, kahraman tazeoğlu kitapları, kahraman tazeoğlu şiirleri, kahraman tazeoğlu sözleri, en güzel aşk sözleri, aşk şiirleri, aşk mesajları, en güzel aşk mesajları, ile ilgilidir.

ESMA-ÜL HÜSNA-12 (YA HAKK-YA KAVİYY)

/ No Comments
dualar, kısa ve öz dualar, sağlık duası türkçe, sağlık için zikir, kansızlık için dua, kalp ve ruh temizliği nasıl olur, yolculukta kazadan korunma duası, kazasız belasız yolculuk için dua, maneviyatı geliştirmek


SAĞLIK VE KUVVET İÇİN DUA

EL HAKK;

Tavsiye edilen zikir şekli “Yâ Hakk Yâ Allah” şeklindedir.

Ya Hakk ismi şerifini günde 116 kere okumaya devam eden kişilerin vücutları sağlıklı ve güçlü olurken kansızlığa da iyi gelir.

Ya Kaviyy ismini zikreden kişiler maddi ve manevi olarak kuvvetlenir. Himmetleri artarken günde 126 kere bu ismi zikredenlerin kalp ve ruhlarının kuvveti de artar. Yolculuk esnasında okunduğu takdirde kaza bela görünmez. Ağır bir yükü kaldırmak gerektiğinde bu isim zikredilirse yük size ağırlık vermez Allah’ın izni ve inayetiyle.

EL KAVİYY;

Kuvvetli, kudretli, her şeye gücü yeten, çok güçlü, pek güçlü manalarına gelmektedir.
Allah için hiçbir acziyet söz konusu olamaz. O tam ve mükemmel bir kudretin sahibidir.
Tıpkı Firavun’un yolundan gidenlerle onlardan öncekilerin gidişatı gibi onlar da Allah’ın ayetlerini tanımadılar, Allah da kendilerini günahları yüzünden yakalamıştı. Çünkü Allah Kaviyy (Çok kuvvetli) ve azabı çok çetin olandır. Enfal/52

Hem Allah, kâfirleri herhangi bir hayra ulaşmadan hınçlarıyla defetti. Bu şekilde Allah, müminlere savaşta kâfi geldi. Allah Kaviyy (çok güçlüdür), çok üstündür. Ahzap/25

Bu yazı; dualar, kısa ve öz dualar, sağlık duası türkçe, sağlık için zikir, kansızlık için dua, kalp ve ruh temizliği nasıl olur, yolculukta kazadan korunma duası, kazasız belasız yolculuk için dua, maneviyatı geliştirmek ile ilgilidir.

ESMA-ÜL HÜSNA-11 (YA KAHHAR)

/ No Comments
dualar, en etkili beddua duası, en etkili dua, ya kahhar büyüsü, ya kahhar kaç defa okunur, zalimin helakı için dua, zalimi kahreden dua, düşmanı kahreden dua sırlar dünyası, düşmanı helak eden dua

ZALİMLERİN HELAKI İÇİN DUA

Tavsiye edilen zikir şekli “Yâ Kahhâr Yâ Allah” şeklindedir.

Zalimlerin kahrı için günde 306 kez çekilen bu zikir daha çok düşmanı helak etmek niyetiyle çekilir. Allah bu zikirle, bu zikri okuyanın düşmanlarını  yenilgiye uğratır.

EL- KAHHAR;

Her istediğini istediği anda yapmaya muktedir olan, yenilmeyen, daima galip gelen manalarına gelmektedir.

Allah’ın her şeye, her istediğini yapacak surette galip ve hâkim olması, en zorlu zalimleri bile O’na boyun eğmek mecburiyetinde oldukları, hükmün dışına çıkamayacağı anlamına gelen ismidir.
Kul, Rabbinin her şeye galip ve hâkim olduğunu, ahrette sadece O’na hesap vereceğini, yarattıklarından hiç birinin, O’nun hükmünün dışına çıkamayacağını bilmeli, O’na ortak koşmaktan sakınmalıdır..

Bu yazı; dualar, en etkili beddua duası, en etkili dua, ya kahhar büyüsü, ya kahhar kaç defa okunur, zalimin helakı için dua, zalimi kahreden dua, düşmanı kahreden dua sırlar dünyası, düşmanı helak eden dua ile ilgilidir.

YOLCULUK VE SEFERDEN DÖNÜŞ DUASI

/ No Comments
dualar, yolcu ile ilgili hadisler, seyahat ile ilgili hadisler, yolculukla ilgili güzel sözler, savaşa çıkarken okunacak dua, savaş duası arapça, sefer duası, sefer duası türkçe


YOLCULUK VE SEFERDEN DÖNÜŞ DUASI

İbnu Ömer (RA) anlatıyor:

"Resûlullah (SAV),
seferden dönerken, uğradığı her tümsekte üç kere tekbir getirir, arkadan da:

لَاإلهَ إَّ اللّهُ وَحْدَهُ َ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ المُلْكُ، وَلَهُ الحَمْدُ، وَهُوَ عَلى كُلِّ شَئٍ قَدِيرٌ
 آيِبُونَ تَائِبُونَ عَابِدُونَ سَاجِدُونَ لِرَبِّنَا حَامِدُونَ. صَدَقَ اللّهُ وَعْدَهُ، وَنَصَرَ عَبْدَهُ، وَهَزَمَ ا‘حْزَابَ وَحْدَهُ

"Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerîke leh, lehü'lmülkü ve lehü'lhamdü ve hüve alâ külli şey'in kadir.
(Allah'tan başka ilah yoktur. O tekbir, ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'nadır. O herşeye kadirdir) dönüyoruz, tevbe ediyoruz, kulluk ediyoruz, secde ediyoruz, Rabbimize hamdediyoruz. Allah va'dinde sâdık oldu, kuluna yardım etti. (Hendek Harbi'nde) müttefik orduları tek başına helâk etti" derdi.
[Buhârî, Daavât 52, Ömer 12, Cihâd 133, 197, Megâzî 29; Müslim, Hacc 428, (1344); Muvatta, Hacc 243, (1,421); Tirmizî, Hacc 104, (950); Ebû Dâvud, Cihâd 170, (2770).]

AÇIKLAMA:

1-Bazı rivayetler, burada mutlak gelen sefer'i açar: "...Gazve" "Hacc" veya "Umre seferinden dünüşte..."
2- Allah vaadinde sâdık oldu cümlesi ile, Allah'ın sabredenlere, mü'minlere zafer vereceği, dinin muzaffer olacağı, âkibetin muttakilere ait olacağına dair Cenab-ı Hakk'ın Kur'an'da va'detmiş bulunduğu hususların (A'râf 128; Hûd 49) gerçekleştiğini, bunların hep tahakkuk ettiğini ifâde eder. Bâzı rivâyetler, bu sözü Resûlullah'ın Usfân Seferi'nden dönerken söylediğini belirtir. Bu sefer, hicretin altıncı yılında cereyan etmiştir. O zamana kadar Bedir zaferi, Hendek zaferi gibi ciddî savaşlar yapılmış ve kesin zaferler elde edilmiştir. Nitekim duanın devamında geçen:
هَزَمَ اَْحْزَابَ وَحْدَهُ
"Ahzâbı tek başına hezimete uğrattı" cümlesi Hendek Savaşına temas etmektedir. Çünkü, Medîne'yi saran müttefik müşrik orduları, Müslümanlara çok zor günler yaşatmışlardır. Hendek'te Müslümanlara sayıca pek üstün olan bu çeşitli müşrik kabilelerinin ittifakıyla ortaya çıkan orduyu, Cenab-ı Hakk'ın gönderdiği fırtına darmadağın etmiş, geri çekilmeye, kuşatmayı kaldırmaya zorlamıştı, İlâhî yardım pek bârizdi. Onun için, Müslümanların zihninde pek canlı olan bu maddî yardımı Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu duada görüldüğü üzere zaman zaman hatırlatacaktır.
Şunu da belirtelim ki, bazı âlimler buradaki ahzâb (hizipler, gruplar, müttefikler) ile, İslâm'a karşı teşkîl edilecek bütün ittifakların kastedildiğini, binaenaleyh, nerede bir İslam düşmanı ittifak zuhûr edecek olsa, Cenab-ı Hakk'ın lütfu ile hepsinin dağıtılacağını söylemişlerdir.

Bu yazı, dualar, yolcu ile ilgili hadisler, seyahat ile ilgili hadisler, yolculukla ilgili güzel sözler, savaşa çıkarken okunacak dua, savaş duası arapça, sefer duası, sefer duası türkçe ile ilgilidir.

YOLCU VE YOLCULUK DUASI

/ No Comments
yol duası türkçe, dualar, yola çıkanın arkasından okunacak dua, yola çıkarken okunacak dua, iyi yolculuk mesajı, hayırlı yolculuklar duası, yolcuya dua, sefere çıkmak ile ilgili hadisler

YOLCULUK ÖNCESİ OKUNACAK DUA

İmam Mâlik'e ulaştığına göre Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) sefer arzusuyla ayağını bineğinin özengisine koyduğu zaman şu duayı okurdu:

بِسْمِ اللّهِ
 اللَّهُمَّ أنْتَ الصَّاحِبُ في السَّفَرِ وَالخَلِيفَةُ في ا‘هْلِ، اللَّهُمَّ ازْوِ لَنَا ا‘رْضَ، وَهَوِّنْ عَلَيْنَا السَّفَرَ. اللَّهُمَّ إنِّى أعُوذ بِكَ مِنْ وَعثَاءِ السَّفَرِ، وَكآبَةِ الْمُنْقَلَبِ، وَمِنْ سُوء المَنْظَرِ في المَالِ وَا‘هْلِ

"Bismillah!
Allah'ım! Sen seferde arkadaşım, ailemde vekilimsin.
Allah'ım, bize arzı dür, seferi kolaylaştır.
Allah'ım, yolun meşakkatlerinden, üzüntülü dönüşten, mal ve ailede vukûa gelecek kötü manzaralardan sana sığınıyorum".
[Muvatta, İsti'zân 34, (2, 977).]

AÇIKLAMA:

1- Allah'ın sefer arkadaşı ve evde vekil olarak tavsifi, hiçbir mekânın onun emrinden, hükmünden hâriç kalmadığını, her yerde mü'mine huzur verdiğini ifâde eder. Öyle ise Zât-ı Zülcelâl hazretleri yolcuya sefer sırasında selâmet vermek, rızık vermek, yardım etmek, muvaffak kılmak gibi çeşitli nimetleriyle beraberlik sağlamaktadır. Mü'min mazhar olduğu her hayrı Allah'tan bilerek onun huzurunu her yerde hisseder, yolculuk sırasında bile. Keza yolcu, geride kalan ailesi hakkında da aynı düşünce ve duyguları taşıyarak yolculuğunu huzur içinde devam ettirir.

2-"Bize arzı dür" cümlesi, yolculuğun süratli geçmesi için yaplmış bir duadır. Arz'dan maksad yoldur. Yolculuğun kolay, engelsiz geçmesi sür' at kazandırır. Kolaylaştırmak'tan murad sühulet'tir, meşakkate mâruz kalmamaktır.

3- Üzüntülü dönüş'le sefer sırasında üzüntü verici durumlarla karşılaşmak kastedilir. Bu, meşakkatlerden hâsıl olan sıkıntılar değildir, insanı üzecek ve üzüntüsü devam edebilecek durumlardır. Resûlullah (aleyhissâlatu vesselam) bunlardan Allah'a sığınmaktadır, tıpkı, geride bıraktığı mal ve âileye gelebilecek kötü hallerden sığındığı gibi.

Bu yazı, yol duası türkçe, dualar, yola çıkanın arkasından okunacak dua, yola çıkarken okunacak dua, iyi yolculuk mesajı, hayırlı yolculuklar duası, yolcuya dua, sefere çıkmak ile ilgili hadisler ile ilgilidir.

SEVİLMEK İÇİN DUA

/ No Comments
sevilmek ile ilgili sözler, sevilmek için dualar, herkes tarafından sevilmek sayılmak için dua, sevilmek icin ozel dua, insanlar arasında sevilmek için dua, sevdiğin tarafından sevilmek için dua


Sevilmek ve Kalplerde Kabul Görmek İçin Dua:
Cevşen'i Kebir'deki dua ve yakarışlardan olan bu dua halis bir niyet için, nefsi sadıkla 70 defa okunur.

Allahümme inni es'elüke bismike ya Hannan,
Ya Mennan,
Ya Deyyan,
Ya Burhan,
Ya Rıdvan,
Ya Sultan,
Ya Gufran,
Ya Subhan,
Ya Müste'an,
Ya Za'l-menni ve'l-beyan.
Subhaneke ya ilahe ente egavsa hallisna Mine'n nar.



Bu yazı, sevilmek ile ilgili sözler, sevilmek için dualar, herkes tarafından sevilmek sayılmak için dua, sevilmek icin ozel dua, insanlar arasında sevilmek için dua, sevdiğin tarafından sevilmek için dua ile ilgilidir.

HATİM DUASI

/ No Comments
HATİM DUASI

hatim duası, hatim neden yapılır, hatim nedir, hatim duası türkçe, hatim duası arapça, en güzel hatim duası, hatim hakkında rivayetler, kuran oku


Hatim Duası Türkçe Okunuşu



Hatim Duası Arapça Okunuşu



Bu da günümüzde bir takım bid'atlara konu olan bir meseledir. Gerçi: "Kur'an-ı hatmedenin kabul edilecek bir duası vardır" anlamında iki hadis rivayet edilmiştir.(Suyûtî, el-Câmi'us-sağîr) Ancak bunlar meşhur hadis kitaplarında bulunmadıktan başka, çok zayıf kabul edilen hadislerdir. Bu yüzden Hanefilere göre hatim yapıldığında cemaatle dua yapmak mekruhtur; çünkü bu konuda Rasulullah'tan birşey nakledilmemiştir.(Hindiye V/318) Hele duâda, okuyanların ve kendileri için okunanların isimlerini zikretmek riyâya sebep olacak çirkin bir bid'attır. Maalesef câmilerde hocalar bu bid'atı çoğunlukla maddî gayelerle icra etmektedirler. Onları bundan vazgeçirmek de zordur. Onları iknaya uğraşmaktansa bilmeyenlere işin doğrusunu anlatmaya çalışmak daha iyidir. Çünkü "alışmış kudurmuştan beterdir". Bundan olacak ki, "Ramazan'da hatimlerin bitiminde duâ yapmak mekruhtur; ama bununla fetva vermemek gerekir." denmiştir.( agk..)

Bu hadislerle, zayıf da olsalar, fazîlet babında amel edilebilir, dense dahî onları, hatim yapanın tek başına, ya da en fazla çoluk çocuğu ile dua etmesi şeklinde anlamak mümkündür. Enes b. Mâlik'in hatim yaptığında eşini ve çocuklarını toplayıp duâ yapmış olması da bunu destekler. Böyle olursa hatim duası müstehap olur, demişlerdir.

Araştırmamızın buraya kadar olan kısmını yazdıktan sonra konu hakkında başka kaynaklarda da şu rivâyetlere rastladım:

1) Ibn Merdûye'nin Ebû Hureyre'den naklettiğine göre: "Rasûlullah Kur'an'ı hatmettiği zaman ayakta dua ederlerdi". Beyhakî'nin "Su'abü'l-Îmân"da kaydettiğine göre Rasulullah (s.a.s):"Kim Kur'an'ı okur da Rabbine hamdeder, O'nun Rasûlüne salât eder ve Rabbinden mağfiret dilerse, karşılığında hayrı talep etmiş olur." buyurmuştur. Beyhâki'nin yine aynı yerde Ebu Ca'fer'den naklettiğine göre Ali b. Hüseyin Rasûlullah'ın Kur'an'ı hatmettiğinde, ayakta olarak O'na yanaşır hamdle hamdettiğini ve ... dua ettiğini söylemiştir. Ibn Durays'in nakline göre Abdullah b. Mes'ûd: "Kur'an'ı hatmedenin kabul olacak bir duası vardır" demiştir.( Buraya kadar olan rivâyetler için bk. Suyûtî, ed-Dürru'l-mensûr VNI/698-99) Demek ki bu söz hadis değil, Ibn Mes'ud'un sözüdür. Abde b. Lübâbe ve Mücâhid: "Kur'an hatmedildiğinde yapılan duanın makbûl olduğu söylenirdi" demişlerdir.(Suyûtî, et-Tibyân fi-âdâb-i hameleti'l-Kur'an 126; Dârîmî, Sünen N/470; Nevevî el-Ezkâr'da, Hakem b. Uteybe'den sahih senetlerle rivayet edildiğini söyler)

2) Ibrahim (en-Nehaî) demiştir ki: "Kişi Kur'an'ı gündüz okursa, melekler ona akşama kadar salât ederler, gece okursa sabaha kadar salât ederler." Süleyman el-A'meş: "İşte bu yüzden arkadaşlarımızın gecenin ve gündüzün başında hatmetmek istediklerini gördüm" demiştir.(Dârimî N/469); Benzer sözler başkalarından da rivayet edilmiştir. (Nevevi, el-Ezkâr 87) Mâlîk b. Dînâr'ın: "Kur'an'ın hatmedilişinde hazır bulunun" dediği vâkîdir.( Bu ve önceki iki rakamın alıntıları için bk. ed-Durays el-Becelî, Fedâilü'l-Kur'an, (Tahkik: Gazve Bedir, Dimesk 1408-1987) 44-45)


Bu yazı, hatim duası, hatim neden yapılır, hatim nedir, hatim duası türkçe, hatim duası arapça, en güzel hatim duası, hatim hakkında rivayetler, ile ilgilidir.

HATİM

/ No Comments
hatim nedir, hatim nedir kısa, hatim nedir din, hatim neden okunur, hatim kaç günde bir okunur, hatim duası, en güzel hatim nasıl okunur, kuranı kerim okuma,


HATİM NEDİR? NEDEN OKUNUR?

Kur’an’ın devamlı tilaveti müstahabtır. Allah Kur’an tilavetini adet edinenleri "Gece saatlerinde Allah’ın ayetlerini okurlar"(Ali İmran: 3/113) ayetiyle övmektedir.

“Şu Kur’an-ı hafizanızda korumaya özen gösteriniz. Nefsim kudret elinde olan Allah’a  yemim ederim ki, Kur’an’ın hafizadan çıkıp kaçması, bağlanmış devenin ipinden boşanıp kaçmasından daha süratlidir.

Hatim: Sözlük anlamı, mühürlemek, sona erdirmek ve bitirmek. Istılahta; Kur'ân-ı Kerim'i başından sonuna kadar okuyup bitirmeye hatim denmektedir. Bir kimsenin Kur'ân-ı Kerîm'i hatmetmesi demek, Kur'ân'daki 114 surenin tamamını okuyup bitirmesi demektir. Hatim, Kur'ân'ı yüzünden okumak suretiyle yapılabileceği gibi, ezberden okumakla da yapılabilir.

Kur'ân-ı Kerîm'i okumanın fazîletine dair Hz. Peygamber'den pek çok hadis nakledilmiştir: "Ümmetimin ibadetinin en faziletlisi, Kur'ân okumaktır", "Evlerinizi namaz kılmakla ve Kur'an okumakla nurlandırınız".

Bunlardan başka olarak, Kur'ân okunan yere melekler, rahmet ve huzurun indiği, Kur'ân okuyanın misk kabına benzediği, Kur'ân okumanın gıpta edilecek bir durum olduğu, Kur'ân'ı ezberleyenlerin toplumun en şereflileri olduğu sözkonusu hadislerde anlatılan hususlardır. Bu nedenle sahabe Kur'ân okumaya büyük önem vermişler ve sabah evden çıkmadan önce bir miktar Kur'ân okumaya büyük önem vermişler ve bunu alışkanlık haline getirmişlerdi.

Hatmin faziletleri hakkında da Hz. Peygamber'den birtakım hadisler nakledilmiştir. Ebû Hüreyre'den nakledilen bir hadiste, bir adamın kalkıp, ey Allah'ın Rasûlü, hangi amel daha faziletlidir veya hangi amel Allah'a daha sevimlidir, diye sorduğu, Hz. Peygamber'in de: "Konup göçendir ki, Kur'ân sâhibi (hâfız) Kur'an'a evvelinden başlar, sonuna kadar okur, sonundan başlar, evveline döner ve hatmeder. Böylece o, her zaman konup göçer" buyurduğu anlatılmaktadır. Enes b. Mâlik'ten rivayet edilen bir hadiste de Hz. Peygamber: "Âmellerin en hayırlısı, Kur'an okumaya başlamak ve hatmetmektir" buyurmuşlardır . Onun için müslümanlar, sahabe döneminden bu yana hatim indirmeyi, yani Kur'ân'ı baştan sona kadar okumayı bir alışkanlık haline getirmişlerdi. Nitekim "arza" olayı da bu geleneğin dînî dayanağını oluşturmaktadır.

Burada önemli olan diğer bir nokta da, Kur'ân-ı Kerîm'in yüce manalarını ve ondaki hikmetleri düşünerek okumaya çalışmaktır. Kur'ân okuyan kişinin dili lafızlarla meşgul olurken, kalbi de o lafızların manalarını düşünmekle meşgul olmalıdır. İbn Abbâs şu sözleriyle bu konunun önemini dile getirmiştir: "Âğır ağır, manasını düşünerek yalnız sure okumayı, tamamını okumaktan daha çok severim".

Kur'ân okuyan kişi, rahmetle ilgili bir ayet okuduğunda gönlü mesrur olur ve Allah'ın kendisine de o rahmeti vermesi için dua eder. Bir azab âyeti okuduğunda da durur. O âyetin mânâsı üzerinde düşünür, o âyet kafirlerle ilgili ise, kendisinin iman üzere olduğunu itiraf eder ve "Allah'a inandık, sadece O'na" der, sonra da kendisini Cehennem azabından koruması için Allah'a dua eder. Kur'ân tilaveti böylece canlılık kazanır, okuyucu dâima Kur'ân'ın kendisine hitap ettiğinin bilincinde olur, olmalıdır.
[/i]
En güzel hatim nasıl olmalıdır?

“Önce Kur'an'ı okumaktan maksadın onu anlamak ve yaşamak olduğunu söyleyelim. Bu yüzden camide yapılan va'zı dinlemek, (manasını anlamadığı) Kur'an dinlemekten daha sevaptır denmiştir.(F. Hindiye V/317) Yine bu yüzden, manasını düşünme mümkün olamıyacağı için Kur'an'ı üç günden kısa sürede hatmetmek mekruhtur denmiştir.(F. Hindiye V/318) Çünkü Kur'an'ın kendi ifadesi ile o "hayatta olanları uyarmak için" indirilmiştir. Okunması da, yaşanmasını sağlayacağı için ibâdettir: Yoksa başlı başına "Kur'an hatmetmek" diye bir ibadet yoktur. Hatta Imam Mâlik: "Câmilerde Kur'ân'ın hatmedilmesi Rasûlullah'ın sünnetinde olan bir şey değildir." (Kurtubî XX/248) derken, sırf hatmetmiş olmak için hatmetmeyi kastetmiş olmalıdır.

Onun için en güzel hatim; herhalde Kur'an'ın anlamaya çalışarak okunduğu hatimdir. Hepsini anlayamayan, imkanı kadar anlar. Meselâ Ramazanda mukabele okuyan kadınlar-erkekler, hiç olmazsa her cüzden bir sayfanın mealini, sağlam bir mealden okuyarak manasını düşünebilir ve böylece Kur'an'ın ne olduğunu bir nebze anlayabilirler. Kur'an'ı bir yılda bir kere hatmedebilen onu terketmiş olmaktan kurtulmuş olur. Hafızların ise kırk günde bir hatmetmesi güzeldir. (F. Hindiye V/317)

Hatmin bitirilişinde "ihlâs suresi"ni üç defa okumanın hoş olmadığını söyleyen fıkıhçılar varsa da, çoğunluk bunun güzel olacağını, bunun okuma esnasında yapılan hatâlar için bir telâfi sayılacağını söylemişlerdir. Kur'an'ı Kerimi dinleyen dinlemiş olma sevabı, okuyan da okumuş olma sevabı alır. Dinleyen okumuş olmaz. Ancak gaye Kur'an'ı hatmetmek değil, düşünmek ve anlamak olduğu için, dinleyen okuyandan daha çok sevap alır. Çünkü dinlerken daha iyi düşünülür. Ama müslümanın Kur'an okumayı bilmesi de ayrı bir görevdir. Yani, nasıl olsa dinlemek daha sevap, diye Kur'an okumayı öğrenmemek câiz olmaz.

Durum böyle olunca her satır için bir "Ihlâs" okuyan da Kur'an'ın tamamını okumuş olmaz, satırları sayısınca "ihlâs" okumuş olur.(F. Hindiye V/317) Öyle yapacağına okuyanı dinlemesi ve bir yandan da okumayı öğrenmeye çalışması, Allahu a'lem, daha sevap olur.

Kaç günde bir hatim yapılmalıdır?

Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem Abdullah b. Amr (r.anh)’a nasıl hatim yaptığını sorunca o: “Her gece” diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz: “Ayda bir defa Kur’an’ı hatmet” buyurdu.  O ısrar edince 20 günde hatmetmesini, bir daha ısrar edince 10 günde hatmetmesini,  daha fazlasını  yapabileceğini söyleyince de Peygamber Efendimiz:”Şu halde 7 günde bir hatim yap, artık bunun üzerine artırma” buyurdular.

“Kur'an-ı Kerim'in hatmi çok sevaptır. Peyamber SAS’in: "Hatim indirildiği zaman yapılan dualar makbul olur." diye bir müjdesi var. Onun için, o zaman el açıp hatim duası yapıyoruz. Çünkü o zaman dualar makbul.

Kur'an-ı Kerim'in hatmini tavsiye etmiştir Peygamber Efendimiz. Bu hususta tavsiyeleri, meselâ her ayda bir hatim indirilmesi tavsiyesi vardır. Kur'an-ı Kerim bizim bölümlememizde otuz cüz olduğuna göre, her gün bir cüz okumak demektir. Arabî aylara göre 30 gün çeken aylarda otuz günde, 29 gün çeken aylarda da en sonuncuda iki cüz okuyarak otuz günde bitirmek olabilir. "25 günde bitirilsin" tavsiyesi vardır, adamına göre... "20 günde bitirilsin, 15 günde bitirilsin, 10 günde bitirilsin" diye tavsiyesi vardır.

Yedi günde bitirme hızlı okuyabilen bazı hafızlar için güzel bir usüldür. İşte o zaman, bir günde okunan miktara menzil deniliyor. Hind baskıları, Pakistan baskıları bu yedi günlük yerleri işaret etmişlerdir. Çünkü onlarda buna riayet eden alim çok. Sonra üç günde okuma vardır. Yâni bir günde on cüz okuyarak. Ondan daha hızlı okumayı Peygamber Efendimiz mânâsı anlaşılmaz diye, yâni takip edilemez diye tavsiye buyurmamıştır.

Diğer bir hadis-i şerif. Ahmed ibn-i Hanbel Abdullah ibn-i Amr (RA)'dan rivayet etmiş:

"Kur'an'ı bir ayda bitir. Yirmibeş günde bitir. Onbeşte bitir. Onda bitir. Yedide bitir. Üç günden daha hızlı okuyan mânâsını fehmedemez, derinliğini kavrayamaz. Çünkü hızlı okuyacağım, diye geçer." buyurmuş.

Demek ki üç günden daha hızlı yapanlar artık çok olağanüstü bir şey yapmış oluyorlar.”

Kıraat Miktarı Ve Hatim

Selefin okuma miktarı hususunda çeşitli uygulamaları vardı. Sahabeden dördü gündüz, dördü gece olmak üzere, bir günde sekiz hatim yapanlar olduğu gibi, günde dört, üç, iki veya bir hatim indirenler de olmuştur.

Hz.Aişe bu şekilde tilaveti hoş karşılamamıştır. Onların okuyuşlarıyla, okumamaları arasında fark olmadığını söyler. Ayrıca Kuranı iki yada üç gecede bir hatmedenler de vardı. Hatim müddetinde itibar edilen üç gündür. Bazıları bundan daha kıssa sürede hatmetmeyi kerih(mekruh) görürler.

Kur’an’ı dört, beş, altı ve yedi günde bir hatmedenler de olmuştur ki bu en güzel ve doğru olandır. Kays b. Ebu Sa'saa'nın şöyle dediği rivayet edilir. Ya Rasulullah Kuranı ne kadar sürede hatmedeyim?" "Onbeş günde bir" deyince Rasulullah Kays: "Benim bundan fazlasına da gücüm yeter" deyince rasulullah "O halde haftada bir hatmet" buyurdu.

Ebu Hanife şöyle der: "Kim senede iki defa hatmederse hakkını vermiş olur." Çünkü rasul vefat edeceği sene Cibril'e iki kez hatmetmişti."

Ahmet b. Hanbel ise: "Özürsüz hatmin kırk günü aşması mekruhtur" der.
Abdullah b. Ömer de Kırk gün taraftarıdır.

İmam Nevevi el-ezkar adlı eserinde hatim müddetinin şahıslara göre değiştiğini ifade eder. Ve şöyle devam eder: "Kişi anlayacağı kadar ayetle iktifa etmelidir." Dini ve içtimai önemli mevkilerde olanlar işlerine mani olmayacak şekilde tilavet etmelidir. Bunların dışındakiler bıkkınlık sınırına vardırmadan kıraatı mümkün mertebe çoğaltmalıdırlar.”

Kur'an-ı Kerim'in Okunması

Kur'an-ı Kerim okunması Müslümanlar için büyük bir ibadettir. Çok yüksek bir zikirdir. Kur'an-ı Kerim'i okumak zikirdir ve çok sevaplıdır. Peygamber SAS Efendimiz bu hususta pek çok teşviklerde bulunmuştur.

Kur'an-ı Kerim'in değil okunması, yüzüne bakmak bile çok sevaptır. İnsan okuma bilmese bile, bu Allah'ın kelâmıdır diye yüzüne baksa, sevap kazanır. Kur'an-ı Kerim'i sevmek, Allah'ın ismini sevmek, hürmet etmek dahi insana çok sevap kazandırır. Ama okunduğu zaman, sevap çok daha fazla olur. Hattâ Allah-u Teàlâ Hazretleri her harfine on hasene verir. O bakımdan Kur'an-ı Kerim tilâvet ve kıraatine çok önem vermemiz lâzım ve okumaya müdâvim olmamız lâzım! Harflerini öğrenip okumamız lâzım!

Kur'an-ı Kerim okunurken tertîl ile okunur. Tertîl ile okumak Kur'an-ı Kerim'in kendine mahsus bir güzel edâ ile okumaktır. Sahabe-i kiram öyle okumuşlardır. Peygamber Efendimiz öyle okumuştur.Yâni Kur'an-ı Kerim düz bir konuşma gibi, bir nutuk gibi okunmaz. Bir güzel edâ ve sedâ ile okunur.

Lahn-i Arab, yâni Arap'ın üslûbuna, şîvesine göre okunması, hüzünle okunması; ehl-i kitâbın kendi kitaplarını okudukları gibi değil de, daha böyle bir ciddî, vakarlı, dokunaklı şekilde okunulması, hattâ okunurken ağlanması tavsiye buyrulmuştur.

"Biz şimdi ne yapalım? Hiç olmazsa Kur'an-ı Kerim'in günde bir sayfasını okuyalım! Bu bir safyasını okurken de mânâsını, mealini meal kitaplarından, tefsir kitaplarından takib edelim. Böylece hiç olmazsa bir senede bir hatim tamamlayalım diye tavsiye ediyorum.

"Kur'an-ı Kerim'i hüzn ile okuyun, mahzun mahzun okuyun. Çünkü o mahzun indi"

Nice nice acı olaylar, mücadeleler, kâfirlerin zulümleri ile karşılaşılarak indi. İmanından dolayı müslümanlar, sahabe-i kiram ne kadar eziyet çektiler. Hüzünle okunacak yâni. Şarkı değil, lâletayin bir mûsıkî parçası değil. Ciddiyetini gösterecek tarzda okumak lâzım!

”Kur'an-ı Kerim'i okuyun ve ağlayın! Ağlamak gelmiyorsa bile içinizden, ağlıyormuş gibi kendinizi ağlamağa zorlayın! Kur'an-ı Kerim'i dümdüz okuyan da bizden değildir."

Kur'an-ı Kerim'i biraz şöyle kendisine mahsus, güzel Kur'an-ı Kerim okuyuşuyla okumak lâzım.

"Kur'an-ı Kerim'i öğreniniz, okuyunuz ve ondan sonra uyuyunuz!" Yâni Kur'an-ı Kerim'in bir okunması tatlı olacak, yatmadan önce okunacak, ondan sonra uyunacak.

"Çünkü Kur'an-ı Kerim'i öğrenen, okuyan ve onun ahkâmına uyan, içi misk kokusu dolu bir dağarcığa benzer. Kokusu her tarafa yayılır, herkes mest olur, memnun olur. Ama Kur'an-ı Kerim'i bildiği halde, okumadan uyuyan kimse de, içinde Kur'an-ı Kerim var ama, o ağzı bağlı bir misk torbasına benzer. Yâni misk var ama kokusu yok, çünkü ağzı bağlı."

"Kur'an-ı Kerim'i üç kişi öğrenir, üç tip insan, üç cins insan öğrenir:

   1. Onunla iftihar edip, böbürlenmek için öğrenen insan. Yâni, ben Kur'an biliyorum diye tavır koyup, fiyaka satan, ilmiyle böbürlenen. Bu makbul değil.
   2. Kur'an-ı Kerim'le yiyen, geçimini sağlayan, yâni dünyalığını sağlayan kimse; bu da makbul değil. Yaptığı iş günah.
   3. Sırf Allah rızası için okuyan. Rabbim bana ne öğretmiş, ne emir buyurmuş, ben onu tutayım diye ihlâsla okuyan."

Vefat etmiş kimselerin ardından hatim okumak

“Mürşid-i kâmiller, evliyâullah, insanları mânevî bakımdan terbiye eden, ma'rifetullaha erdiren, ahlâkını güzelleştiren, nefsini terbiye eden büyük evliyâullah, mürşid-i kâmiller de talebelerinden sevap alır, müridlerinden sevap alır. Onlar zikir yaptıkça, onlar hayır yaptıkça, onlar güzel ahlâklı oldukça, tatlı dilli oldukça, insanları mutlu edecek hayırlar yaptıkça, mürşid-i kâmillerinin, şeyhlerinin defterine sevap yazılmağa devam eder durur. Evlâdın ille kendi sulbünden, kendi zürriyetinden has evlât olması mecburiyeti yoktur; talebe de olur, mürid de olur. O zaman insan yine sevap kazanmağa devam eder.

Tabii, sadece kendisi salih bir insansa, kendisi memnun olur, kabri genişler, nurlanır, ışıldar, ruhu şad olur, makakı artar. Ama kendilerine hediye edilen kimseler bir de evliyâullahsa, yâni Allah'ın mübarek, sevgili kulları ise; o zaman hediye edenlere de onlar karşılık verirler. Yâni vefat etmiştir amma, evliyâullaha Allah selâhiyet verdiğinden onların himmetleri, mânevî faydaları, lütufları kendilerine iyilik eden kimselere vâsıl olur.”

“Mü'minin vefat eden bir kardeşine karşı görevleri vardır. Cenazesini kaldırır, geride kalanlarına bakar, yardımcı olur, göz kulak olur. Hayırla yad eder, ruhunu şad edecek hatimler indirir, dualar gönderir, kurbanlar keser, hayır hasenât yapar.”

“Geçmişlerinin kabirlerin ziyaret eder, annesinin, babasının, dedelerinin, akrabasının, hocalarının, sevdiklerinin kabrini ziyaret eder. Ziyaret edemezse, uzaktan Yâsin okur, Tebâreke okur, çeşitli sûreler okuyup, hatim indirip sevabını onlara bağışlar.”

“Kabir ehlini ziyaret etmek, uzaktan okunmuş hatmi ona göndermek; salât ü selâmlar, zikr ü tesbihat yapıp, yetmişbin kelime-i tevhid, binbir İhlâs-ı Şerif okuyup ona göndermek; onun namına kurban kesmek, hayır yapmak, sadaka dağıtmak... vs. Bunların hepsi onun ruhuna gidiyor.”


Bu yazı, hatim nedir, hatim nedir kısa, hatim nedir din, hatim neden okunur, hatim kaç günde bir okunur, hatim duası, en güzel hatim nasıl okunur, kuranı kerim okuma, ile ilgilidir.

AHLAK İLKELERİ

21 Haziran 2017 Çarşamba / No Comments
Cuma Mesajları, cuma hutbesi, islam ahlakı, islam ahlak esasları, hucurat suresi, hucurat suresi fazileti, hucurat suresi edep ve kul hakkı, hucurat suresi emir ve yasakları


İSLAM AHLAKI

Yüce dinimiz İslam’ın ana gayesi, insana hayat vermektir. Canı can kılmaktır. Cana can katmaktır. Rabbimizin, Hucurât Suresinde bizlere öğrettiği ahlâki ilkelere ne kadar da muhtacız. Geliniz, her biri altın değerindeki bu ilkelere hep birlikte kulak verelim. Bu ilkelerden;

1- Birincisi, 
"فَتَبَيَّنُوا" Araştırınız.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن جَاءكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَأٍ فَتَبَيَّنُوا أَن تُصِيبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلَى مَا فَعَلْتُمْ نَادِمِينَ
Yâ eyyuhâllezîne âmenû in câekum fâsikun bi nebein fe tebeyyenû en tusîbû kavmen bi cehâletin fe tusbihû alâ mâ fealtum nâdimîn(nâdimîne).Hucurat,6

Rabbimiz, “Ey iman edenler! Bir fasık (Allah’ın emir ve yasaklarını açıktan ve bir endişe, iç burkulması duymadan çiğneyebilen bir kişi) size bir haber getirdiğinde, doğru olup olmadığını tesbit etmek için onu iyice araştırın. Aksi halde, hiçbir gerçeğe dayanmadan bir topluluğa zararınız dokunur da, sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” buyurmaktadır. Bizlere gelen bir haberi araştırıp soruşturmadan, gerçekliğini tespit etmeden onu doğru kabul etmek bizleri yanlış sonuçlara götürebilir. Böyle bir tutum, istenmeyen durumlara, fitne ve fesada sebebiyet verebilir. Neticede yaptığımıza pişman oluruz. Özellikle internet çağı olan günümüzde kötülükler, iftiralar, yalan haberler vs. hızla yayılmaktadır. Bizlerin daha dikkatli olmamız gerekmektedir. Yoksa, önünü alamayız kul haklarının. Allah korusun!

2- İkinci ahlâkî ilke,
 "فَاَصْلِ حوا" emriyle ıslah edici olmaktır.

İnsanlar arasında yaşanan sorunları çözüme kavuşturmaktır. İfsat edici ve yıkıcı değil, yapıcı ve onarıcı; ayrıştırıcı ve bölücü değil, birleştirici ve bütünleştirici olmaktır. Kin, nefret ve şiddetin karanlıklarına karşı sevgi, muhabbet ve kardeşliğin gücünü el birliğiyle hâkim kılmaktır. Tefrika ve çatışmanın bataklığını hep birlikte kurutmaktır.

3- Üçüncü ahlaki ilke 
"وَاَقْسِط وا" yani “adil olunuz”
Hiçbir koşulda hak ve hukuktan, sadakat ve doğruluktan asla ayrılmamaktır.

4- Hucurât Suresi’nin bize öğrettiği dördüncü ahlâkî ilke ise
"ﻻ يَسْخَرْ" Alay etmeyiniz”.

Hiç kimseyi hor ve hakir görmemektir. Âdem ve Havva’nın çocukları olarak aynı özden yaratıldığımızı hiçbir zaman unutmamaktır.

5- Beşinci ahlaki ilke,
"وَﻻ تَلْمِزوا اَنْفسَكمْ" Birbirimizi karalamaktan kaçının.

Küçük bir işaretle veya ima ile de olsa karşımızdakini rencide etmekten sakınmaktır. İnsan onur ve haysiyetini zedeleyecek her türlü söz, tutum ve davranıştan uzak durmaktır.

6- Altıncı ahlaki ilke, 
"وَﻻ تَنَابَزوا بِلََْلْقَا بِ" yani “Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayınız.

Birbirinize lakap takmayınız” emridir. Zira tıpkı insanın kendisi gibi ismi, şerefi ve itibarı da saygıya layıktır, mükerremdir.

7- Hucurât Suresinin bize öğrettiği yedinci ahlaki ilke, 
"اجْتَنِبوا كَث۪يرًا مِنَ الظَّن" Birbirimiz hakkında yerli yersiz zanda bulunmaktan kaçının.

Yani birbirimiz hakkında yerli yersiz zanda bulunmaktan kaçınmaktır. Çünkü insanlar hakkındaki zan, çoğu kez kişiyi yanıltır, günaha sevk eder. Yanlış anlaşılmalara, huzursuzluklara sebebiyet verir.

8- Sekizinci ahlaki ilke,
"وَﻻتَجَسَّسُوا" Başkalarının kusurlarını, eksiklerini araştırmayınız.
Yani başkalarının kusurlarını, eksiklerini araştırmaktan sakınmaktır. Başkalarının mahrem hallerini ifşa etmeye kalkışmamaktır. Bize düşen asıl görevin kendi hata ve kusurlarımızı gidermek olduğunu unutmamaktır.

9- Dokuzuncu ahlaki ilke ise,
"وَﻻ يَغْتَبْ بَعْضكمْ بَعْضً ا" yani “Birbirinizin gıybetini yapmayınız.

Birbirinizi arkadan çekiştirmeyiniz.” emridir. Zira bize düşen, yokluğunda dahi kardeşimizin hak ve hukukunu gözetmektir. Onun varlığını kendi varlığımız gibi görmektir. Haysiyetini kendi haysiyetimiz bilmektir. Yüce Rabbimiz, bizleri bu ilkelere riayet edenlerden eylesin. Özellikle internet çağı olan günümüzde kötülükler, iftiralar, yalan haberler vs. hızla yayılmaktadır. Bizlerin daha dikkatli olmamız gerekmektedir. Yoksa, önünü alamayız kul haklarının. Rabbimiz bizleri Kur’an’ın ve Peygamberimizin ahlakı ile ahlaklananlardan eylesin.


Bu yazı; Cuma Mesajları, anlamlı cuma mesajları, cuma hutbesi, islam ahlakı, islam ahlak esasları, hucurat suresi, hucurat suresi fazileti, hucurat suresi edep ve kul hakkı, hucurat suresi emir ve yasakları ile ilgilidir.

KADİR GECESİNİN ÖNEMİ-2

/ No Comments
kadir gecesi ve önemi, kadir gecesi nedir, kadir gecesinde yapılacak ibadetler, kadir gecesinin fazileti, kadir gecesi hadis, kadir gecesi ile ilgili ayetler, kadir gecesi ile ilgili bilgi,

KADİR GECESİNİN ÖNEMİ

Kadr Suresi

اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ ف۪ي لَيْلَةِ الْقَدْرِۚ

"Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik."  (Kadr; 1) 

وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِۜ

"Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin!"  (Kadr; 2)
لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍۜ

"Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır."  (Kadr; 3) 

تَنَزَّلُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ ف۪يهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْۚ مِنْ كُلِّ اَمْرٍۙۛ

"Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner."  (Kadr; 4) 

سَلَامٌ۠ۛ هِيَ حَتّٰى مَطْلَعِ الْفَجْرِ

"O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir."  (Kadr; 5) 

Kadir Gecesi Nedir ?

En nurlu ve feyizli geceyi Kadir Gecesinde idrak ederiz. Kur'an'da adı geçen tek ay Ramazan ayıdır; tek gece de Kadir Gecesidir. Bu bereketli saatlerin şeref ve kıymetini Kainatın Rabbi Sevgili Habibine haber vermektedir.

Bu gecenin faziletine o kadar değer verilmektedir ki, o vakitlerde tecelli edecek rahmetin ve ruhani hadiselerin anlatılması için müstakil bir sure inmiştir. Bu sure Kadr Süresidir.

Yine Cenab-ı Hak bu gecenin kudsiyetini bildirmek için beş ayetli bir surede üç defa "Leyletü'l-Kadr" ifadesini açıkça zikretmektedir:
"Şüphesiz, o Kur'an'ı Kadir Gecesinde indirdik. Bilir misin, Kadir Gecesi nedir? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır."

Ulvi hadiseler de surenin sonunda şöyle ifade buyurulur :

"O gecede melekler ve Cebrail Rablerinin izniyle her iş için arka arkaya iner. O gece, tan yerinin aydınlanmasına kadar bir selamettir."

Kadir Gecesinin en önemli özelliği

Kadir Gecesinin en önemli özelliği, cin ve insanlara iki cihan saadeti bahşeden, kainat kitabının ezeli bir tercümesi olan yüce kitabımız Kur'an-ı Kerimin bu gecede ilk olarak dünya semasına indirilmesidir. Daha sonra ise ihtiyaca göre ayet ayet veya sureler halinde vahyin mazharı Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselama Cebrail (a.s.) vasıtasıyla takdim edilmiş olmasıdır.

Yine bu mübarek gecede insanlığın ebedi refahına sebep olacak, ona bereketli bir ömrü kazandıracak bir fırsat verilmektedir. Bu geceyi dua, zikir ve ibadetle geçiren kişi, ancak seksen sene gibi uzun bir ömürde kazanabileceği ecir ve sevabı bir gecede elde etme bahtiyarlığına ermiş olacaktır.

Bu gecedeki İlahi ziyafete ve Kur'ani sofraya başta Kur'an-ı Mübini Resulullah Aleyhissalatü Vesselama vahiy yoluyla getiren Cebrail olmak üzere melekler de inerek şenlendirirler. Kalb ve basireti açık olan mü'minlere uhrevi alemden manzaralar sergilenir. Meleklerin pey der pey inmesiyle yeryüzü manevi bir tazyike maruz kalır. Dünya adeta onlara dar gelmeye başlar. Mü'minlerin etrafını kuşatarak onlara Rablerinin bağış ve rahmetini müjdelerler. Tan yeri ağarıncaya kadar devam eden bu ulvi tecelli, ümmet-i Muhammed'in gönüllerine engin bir huzur ve saadet dalgası estirir.

Kadir Gecesinde böyle nurlu hadiselerin yıl dönümlerini idrak ederiz. Onun kadrini bilmekle de feyiz ve bereketinden, dünyayı kuşatan nurani havasından istifade etmiş oluruz.

Bin aydan hayırlıdır denmesinin hikmeti nedir?

"Bin ay" seksen üç sene dört aylık bir süreye tekabül eder. Geçmişteki salih kimselerin bir ömür boyu kazandıkları manevi mertebeyi bir gece içinde elde etme fırsatıdır. Resulullah (a.s.m.) sahabilere İsrailoğullarından bir kimsenin Allah yolunda bin ay boyunca silahlı olarak cihat ettiğini anlatmıştı. Sahabiler bunu duyunca şaşırdılar ve kendi amellerini az, gördüler. Bunun üzerine Kadir Suresi indirildi.

Başka bir rivayette Peygamberimiz Sahabilere İsrailoğullarından dört kişinin seksen sene boyunca hiç günah işlemeden ibadet ettiklerini anlattı. Sahabiler bunu hayretle karşıladı.

Cebrail Aleyhisselam geldi, "Ya Muhammed, ümmetin o birkaç kişinin seksen sene ibadetinde hayrete düştüler. Allah sana ondan daha hayırlısını indirmiştir" diyerek Kadir Suresini okudu ve, "İşte bu senin ve ümmetinin hayran kalışından daha hayırlıdır" buyurdu.(Hadis-i Şerif)

Diğer bir rivayette Resulullah'a bütün ümmetlerin ömürleri gösterilmişti. Kendi ümmetinin ömrünü kısa görünce, ömrü uzun olan ümmetlerin amellerini düşündü. Kendi ümmetinin bu kısa ömürlerinde yaptıkları amellerle onlara ulaşamayacakları endişesi içinde üzüldü. Yüce Allah da Habibine, bu üzüntüsüne mukabil Kadir Gecesini vererek diğer ümmetlerin bin yılından daha hayırlı kıldı. (Hadis-i Şerif)

Kadir Suresi bu hadiseler üzerine nazil olmuştur.
Bu sure, Sahabilerin üzüntüsünü hafifleten bir suredir.

Kadir Gecesinin Fazileti:

Evet bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir. Leyle-i Kadir ise, Kur'an'ın bildirmesiyle bin aydan daha hayırlı olduğu bu sırra kat'i bir delildir. Evet nasılki bir padişah, saltanatında belki her senede, ya tahta geçme merasimi namıyla veyahut başka bir şaşaalı cilve-i saltanatına mazhar bazı günleri bayram yapar. Halkını, o günde umumi kanunlar dairesinde değil; belki hususi ihsanatına ve perdesiz huzuruna ve has iltifatına ve fevkalade icraatına ve doğrudan doğruya layık ve sadık milletini, has teveccühüne mazhar eder. Öyle de: Ezel ve Ebed Sultanı olan onsekiz bin alemin Padişah-ı Zülcelal'i; o onsekiz bin aleme bakan, teveccüh eden ferman-ı alişanı olan Kur'an-ı Hakim'i Ramazan-ı Şerifte indirmiş. Elbette o Ramazan, mahsus bir bayram-ı İlahi ve bir meşher-i Rabbani ve bir meclis-i ruhani hükmüne geçmek, Cenab-ı Hakkın hikmetinin muktezasıdır. Madem Ramazan o bayramdır; elbette bir derece, adi ve hayvani meşguliyetten insanları çekmek için oruca emredilecek.

Neden "Kadir" Gecesi?

وَالْكِتَابِ الْمُب۪ينِۙ ﴿٢﴾  اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ ف۪ي لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ اِنَّا كُنَّا مُنْذِر۪ينَ

"Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu mübârek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız."  (Duhân; 2-3)

ف۪يهَا يُفْرَقُ كُـلُّ اَمْرٍ حَـك۪يمٍۜ

"Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. "  (Duhân; 4)


Kadir Gecesi hüküm gecesi demektir. Duhan Suresinde açıklandığı üzere İlahi takdirce belirtilen hükümler Kadir Gecesinde ayırd edilir. Bu anlamda Kadir Gecesine takdir gecesi diyenler de vardır. Aslında eşyanın, işlerin ve hükümlerin miktar ve zamanları ezelde takdir edildiği için burada söz konusu olan takdir, önceden tespit edilen kader programının yerine getirilmesiyle ilgili planların hazırlanmasıdır.

"Kadr" kelimesinde "tazyik" manası da vardır. Buna göre o gece yeryüzüne o kadar çok melek iner ki, dünya onlara dar gelir.

Bir hadiste, "O gece yeryüzüne inen meleklerin sayısı çakıl taşlarının sayısından çok daha fazladır" buyurularak buna işaret edilir. (Hadis-i Şerif)

Kadir Gecesi Ne Zaman?

Kadir Gecesinin Ramazan'ın hangi gecesine rastladığı hususunda pek çok rivayet olmakla birlikte, Ramazan'ın son on gününde aranması tavsiye edilmiştir. Bazı hadis-i Şeriflerden de 27. gecesine denk geldiği bildirilmektedir. "Onu yirmi yedinci gecede arayınız" mealindeki hadis bu hususa işaret etmektedir. (Hadis-i Şerif)

Bu rivayetlerin ışığında, İslam alimleri Kadir Gecesinin Ramazan'nın yirmi yedinci gecesi olarak kabul etmiş ve böylece Müslümanlar o geceyi Kadir Gecesi niyetiyle ihya edegelmişlerdir.

Kadir Gecesi Nasıl Değerlendirilmeli?

Bunun için mü'minler mümkün mertebe, vakit ve imkanları ölçüsünde Kadir Gecesini değerlendirmeye çalışırlar. Uyku ve istirahatla geçirmemeye gayret ederler. çünkü bu gecede herbir Kur'an harfine otuz bin sevap verilmektedir. Diğer ibadetlerin sevabı da o nisbette artış göstermektedir.

Kadir Gecesini değerlendirmek ve o vaktin feyiz ve bereketinden istifadeyi arttırmak için namaz kılınır, Kur'an okunur, Kur'an tefsirleri mütalaa edilir. Zikredilir, salavat-ı şerife getirilir. Dualar edilir, Allah'a niyaz ve tazarruda bulunulur. Fakir ve kimsesizler doyurulur, bol bol sadaka verilir. Hasılı her vesileyle vakit nurlandırılır. Kadir Gecesinin getireceği büyük kazanç hakkında rivayet edilen hadisler en güzel teşvik mahiyetini taşımaktadır.

"Kim inanarak, sevabını ancak Allah'tan bekleyerek Kadir Gecesinde kıyam üzere olursa (uyanık kalıp ihya ederse) geçmiş günahları affedilir." (Hadis-i Şerif)

Bu gecede nasıl dua edelim?

Bunu da Hazret-i Aişe (r.a.) vasıtasıyla yine Peygamberimizden, öğrenelim:

"Dedim ki, 'Ya Resulallah, Kadir Gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?'
Resulullah Aleyhissalatü Vesselam "Allahümme inneke afüvvün tuhibbü'l-afve fa'fu anni (Allah'ım, Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affeyle) dersin' buyurdu"(Hadis-i Şerif)



Bu yazı, kadir gecesi ve önemi, kadir gecesi nedir, kadir gecesinde yapılacak ibadetler, kadir gecesinin fazileti, kadir gecesi hadis, kadir gecesi ile ilgili ayetler, kadir gecesi ile ilgili bilgi, ile ilgilidir.

KADİR GECESİNİN ÖNEMİ-1

/ No Comments
kadir gecesi,  kadir gecesi ne zaman, kadir gecesi fazileti, kadir gecesi hakkında bilgi kısa, kadir gecesinin önemi kısaca, kadir gecesi imam şarani, imami şarani kadir gecesi 2017


KADİR GECESİ NE ZAMAN VE NEDEN ÖNEMLİ?

Nuh (A.S.) insanları dokuz yüz elli sene hakka davet etti. Hz. Muhammed (A.S.) yirmi üç sene davet etti. Cenab-ı Hak adeta şöyle demiş oluyor: “Ya Muhammed! Sen Nuh’tan efdal olduğun gibi, senin davet ettiğin şu az vakit te, Nuh’un davet ettiği uzun müddetten daha hayırlıdır. Sana tabi olanlar, Nuh’a tabi olanlardan daha çoktur. Bin ay kılıçla savaşıp, bin ay ibadet eden de böyledir. Bu her ne kadar çok bir ibadet ve cihad olsa da; senin ümmetinin Kadir Gecesi’nde kılacağı iki rekat namaz, bundan daha hayırlıdır.

Bütün mahlûkat bundan bilip anlasın ki, Allah-ü Tealâ’nın Ümmeti Muhammed’e olan iyiliği ve rahmeti bütün âlemlere olan iyilik ve merhametinden çok daha büyüktür. (Hanefi)

Kim Kadir Gecesi’ni ihya ederse (ibadetle geçirirse); seksen küsür seneyi ihya etmiş olur.(1000/12=83 yıl 3 ay) Kim senenin tamamını ihya ederse, çok uzun ömür yaşamış gibi olur. Kim; Kadir Gecesi’ni idrak edeyim, diye Ramazan-ı Şerif’in tamamını ihya ederse, otuz Kadir Gecesi’ni ihya etmiş gibi olur.

Rivayet:

Kıyamet günü İsrail oğullarından dört yüz sene Allah’a ibadet eden bir şahıs getirilir. Bir de Ümmet i Muhammed’den kırk sene ibadet eden bir şahıs getirilir. Ümmeti Muhammed’den olanın sevabının daha çok olduğunu gören İsraili “Ya Rab! Sen âdilsin, onun sevabının benimkinden çok olduğunu görüyorum. Hâlbuki benimki daha çok olmalıydı. Zira; ben daha çok ibadet ettim der.” Allah-ü Tealâ : “Siz dünyada hemen sizi yakalayıverecek acil cezalardan korkup ta ibadet ediyordunuz. (Hınzır ve maymun suretine çevirilmek gibi) Ümmet-i Muhammed ise böyle bir cezadan emin oldukları hâlde ibadet ediyorlardı. Onun için onların sevabı daha çoktur” buyurur.

Ayet Meali: Hâlbuki sen, içlerinde iken Allah onlara azab verecek değildi. İstiğfar ettikleri halde de Allah onları azablandırıcı değildir.(EL- Enfal- 33)

Eğer denilirse ki: “Sevgili Peygamberimiz bir Hadis-i Şeriflerinde “Ecrin, yorgunluğun kadardır.” buyuruyor. Bin ay ibadet etmek, bir gece ibadet etmekten daha meşakkatli olduğu bilinen bir şeydir. Öyle ise nasıl müsavi olabilirler?”

Cevaben denilir ki: Bazen aynı iş güzel ve çirkinlikte farklı durumlar arz edebilir. Mesela: Namaz cemaatle kılındığı zaman, münferit kılınmasından yirmi yedi derece daha farklıdır, üstündür. Allah-ü Tealâ’nın kasdı, mahlûkatı ibadete sevk etmektir. Onun için bazen ibadetin sevabını, ecrini iki kat, bazen on kat ve bazen da yedi yüz kat olarak verir. Hepsinden maksat; kulları dünyaya dalıp gitmekten alıkoymaktır. (Tefsir-i Kebir’den özet)
***

KADİR GECESİ NE ZAMAN

İmâm-ı Şa’rânî Hazretleri, Kadir Gecesi’nin kaçıncı gece olduğunu, Ramazân-ı Şerîf’in giriş günlerine göre şöyle tesbit etmiştir:                                                                                          
Pazar günü girerse, 28’i 29’a bağlayan gece.

Pazartesi günü girerse, 20’yi 21’e bağlayan gece.

Salı günü girerse, 26’yı 27’ye bağlayan gece.

Çarşamba günü girerse, 18’i 19’a bağlayan gece.

Perşembe günü girerse, 24’ü 25’e bağlayan gece.

Cuma günü girerse, 16’yı 17’ye bağlayan gece.

Cumartesi günü girerse, 22’yi 23’e bağlayan gece.

İmâm-ı Şa’rânî Hazretleri 30 sene Kadir Gecesi’yle bu usûle göre müşerref olmuşlardır.

Birçok evliya bu usûlle Kadir Gecesi’ni bulmuşlardır.

Risale-i Nurda Kadir Gecesi

Leyle-i Kadrin sırrıyla seksen sene bir ömrü kazandıracak bir vakitte, en iyi, en efdal şeylerle meşgul olmak lâzım geliyor.

İnşaallah, Kur’ân’a ait mesâille iştigal, bir nevi manevî mütefekkirâne Kur’ân okumak hükmündedir. Hem ibadet, hem ilim, hem marifet, hem tefekkür, hem kıraat-ı Kur’ân manaları risalelerin istinsah ve mütalâalarında vardır itikadındayız. Zaten bu ciheti siz takdir etmişsiniz.

Barla Lâhikası, s. 376
*
Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve gelecek Leyle-i Kadr’i herbir Nurcu hakkında seksen üç sene ibadetle geçmiş bir ömür hükmüne geçmesini hakikat-i Leyle-i Kadr’i şefaatçi ederek rahmet-i İlâhiyeden niyaz ediyoruz.
Emirdağ Lâhikası, s. 283
*
Risale-i Nur’un sadık şakirdlerinden birisi, Leyle-i Kadr’in hakikatini ve Ramazanın yüksek mertebesini kazansa, umum hakikî sadık şakirdler sahip ve hissedar olmak vüs’at-i rahmet-i İlâhiyeden çok kuvvetli ümitvarız.
Kastamonu Lâhikası, s. 99
*
Ramazan-ı Şerifte sevab-ı a’mâl, bire bindir. Kur’ân-ı Hakîm’in, nass-ı hadis ile, her bir harfinin on sevabı var, on hasene sayılır, on meyve-i Cennet getirir.
Ramazan-ı Şerifte her bir harfin on değil, bin; ve Âyete’l-Kürsî gibi âyetlerin her bir harfi binler; ve Ramazan-ı Şerifin Cumalarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadir’de otuz bin hasene sayılır.
Evet, her bir harfi otuz bin bâkî meyveler veren Kur’ân-ı Hakîm, öyle bir nuranî Şecere-i Tuba hükmüne geçiyor ki, milyonlarla o bâkî meyveleri Ramazan-ı Şerifte mü’minlere kazandırır.
İşte, gel, bu kudsî, ebedî, kârlı ticarete bak, seyret ve düşün ki, bu hurufatın kıymetini takdir etmeyenler ne derece hadsiz bir hasarette olduğunu anla.
Mektubat, s. 474



Bu yazı, kadir gecesi,  kadir gecesi ne zaman, kadir gecesi fazileti, kadir gecesi hakkında bilgi kısa, kadir gecesinin önemi kısaca, kadir gecesi imam şarani, imami şarani kadir gecesi 2017, risalei nurda kadir gecesi, ile ilgilidir.