Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

KURBAN AYETLERİ

24 Ağustos 2017 Perşembe / No Comments
kurban ayetleri, kuranda kurban, kurban nedir, kurban neden kesilir, kurban niçin kesilir, bakara suresi, hac suresi, maide suresi, saffat suresi,

1. Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin. (Bakara, 196)

2. Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık. (Saffat, 107)

3. (Ey Muhammed!) Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “And olsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti. (Maide – 27)

4. Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kabe’ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki adil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. (Maide – 95)

5. Allah; Ka’be’yi, o saygıdeğer evi, haram ayı , hac kurbanını ve (bu kurbanlara takılı) gerdanlıkları insanlar(ın din ve dünyaları) için ayakta kalma (ve canlanma) sebebi kıldı. Bunlar, göklerde ve yerde ne varsa hepsini Allah’ın bildiğini ve Allah’ın (zaten) her şeyi hakkıyla bilmekte olduğunu bilmeniz içindir. (Maide – 97)

6. “… Kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belirli günlerde Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin”(Hac – 28)

7. Sizin için onlarda belli bir zamana kadar birtakım yararlar vardır. Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kabe)’dir. (Hac – 34)

8. ‘’Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık…” (Hac – 34)

9. “Kurbanlık büyükbaş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken kurban edeceğinizde üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yeyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik.” “Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan ancak, sizin O’nun için yaptığınız, gösterişten uzak amel ve ibadettir.” (Hac 36–37)

10. Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık. (Saffat – 107)

11. Onlar, inkar edenler ve sizi Mescid-i Haram’ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle, inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı, (Allah, Mekke’ye girmenize izin verirdi). Allah, dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Eğer, inananlarla inkarcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, onlardan inkâr edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık.


Bu yazı, kurban ayetleri, kuranda kurban, kurban nedir, kurban neden kesilir, kurban niçin kesilir, bakara suresi, hac suresi, maide suresi, saffat suresi, ile ilgilidir.

ALLAH DOSTLARINDAN ÖĞÜTLER - 1

22 Ağustos 2017 Salı / No Comments
İbrâhim bin Edhem'in Öğütleri, altın öğütler, altın nasihatler, evliyalardan özlü sözler, meshur alimlerin sozleri, meshur alimlerin öğütleri, allah dostlarından mukemmel sözler


İbrâhim bin Edhem (rahmetullahi teâlâ aleyh)'nin Öğütleri:

Tâbiînin meşhûr âlimlerinden ve evliyânın büyüklerinden İbrâhim bin Edhem (rahmetullahi teâlâ aleyh) bir kimse nasîhat isteyince: “Bağlı ola- nı aç, açık olanı kapa.” buyurdu. O kimse; “Bunu anlamadım.” de­yince; “Kesenin ağ­zını aç, cömert ol, açık olan dilini de tut konuşma.” di­yerek izah buyurdular.

Kendisinden yine bir zât nasîhat istediğinde buyurdu ki: Altı şeyi ka­bûl edip yaparsan, hiçbir işin sana zarar vermez.

Dünyâda ve âhirette rahat etmek için altı altın kural:

1. Günah yapacağın zaman Allahü teâlânın sana verdiği rızkı yeme.

2. O´na âsî olmak istersen, O´nun mülkünden çık. Mülkünde olup da ona is­yân etmek uygun olur mu

3. O´na isyân etmek istersen, gördüğü yerde günah yapma. Görme­diği yerde yap. O´nun mülkünde olup, verdiği rızkı yiyip, gördüğü yerde günah yapmak uygun değildir.

4. Can alıcı melek, rûhunu almaya geldiği zaman tövbe edinceye ka­dar izin iste. O meleği kovamazsın. Şimdi kudretin var, güç kuvvetin ye­rinde iken tövbe et. Tövbe edilecek zaman bu zamandır. Zîrâ ölüm çok âni gelir.

5. Mezarda Münker ve Nekir ismindeki iki melek, suâl için geldikle­rinde, onları kov seni imtihân etmesinler. Soran kimse; “Buna imkân yoktur.” dedi. İb­râhim Edhem buyurdu ki; “Öyle ise şimdiden onlara ce­vap hazırla.”

6. Kıyâmet günü Allahü teâlâ; “Günâhı olanlar Cehennem´e gitsin.” diye emir edince ben gitmem de. Soran kimse dedi ki: “Bu sözümü din­lemezler.” Nasîhatları dinleyen kimse tövbe etti ve ölünceye kadar töv­besinden vazgeç­medi.


Bu yazı, İbrâhim bin Edhem'in Öğütleri, altın öğütler, altın nasihatler, evliyalardan özlü sözler, meshur alimlerin sozleri, meshur alimlerin öğütleri, allah dostlarından mukemmel sözler ile ilgilidir.

CEMAL SAFİ ŞİİRLERİ

21 Ağustos 2017 Pazartesi / No Comments
cemal safi şiirleri, cemal safi aşk şiirleri, cemal safi tek hece aşk, cemal safi aşk, cemal safi yalnızlık, cemal safi eskici, cemal safi ayşen, cemal safi ya evde yoksan, cemal safi rüyalarım olmasa,


TEK HECE AŞK

Var mı beni içinizde tanıyan
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim
Kalmasa da şöhretimi duymayan
Kimliğimi tarif etmek zor benim

Bülbül benim lisanımla ötüştü
Bir gül için can evinden tutuştu
Yüreğine Toroslar’ dan çığ düştü
Yangınımı söndürmedi kar benim

Niceler sultandı, kraldı, şahtı
Benimle değişti talihi, bahtı
Yerle bir eyledim taç ile tahtı
Akıl almaz hünerlerim var benim

Kamil iken cahil ettim alimi
Vahşi iken yahşi ettim zalimi
Yavuz iken zebun ettim Selimi
Her oyunu bozan gizli zor benim

Yeryüzünde ben ürettim veremi
Lokman Hekim bulamadı çaremi
Aslı için kül eyledim Keremi
İbrahim’in atıldığı kor benim

Sebep bazı Leyla bazı Şirindi
Hatırım için yüce dağlar delindi
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi
Kuvvet benim, kudret benim, fer benim

İlahimle Mevlana’yı döndürdüm
Yunusumla öfkeleri dindirdim
Günahımla çok ocaklar söndürdüm
Mevladanım hayır benim, şer benim

Benim için yaratıldı Muhammed
Benim için yağdırıldı o rahmet
Evliyanın sözündeki muhabbet
Enbiyanın yüzündeki nur benim

Kimsesizim hısmım da yok hasmımda
Görünmezim cismimde yok resmimde
Dil üzmezim tek hece var ismimde
Barınağım gönül denen yer benim
Benim adım aşk!
*
AYŞEN

İklimler çileme çare bulmuyor.
Mevsimler halimi sormuyor Ayşen...
Sakiler derdime derman olmuyor.
ŞarkIlar yaramI sarmIyor Ayşen...

İlkbahar, yaz derken hazanım soldu.
Murada ermeden miyadIm doldu.
Kalb gözüm, ellere bakar kör oldu.
Senden başkasını görmüyor Ayşen...

Hasretin tüketti bütün varımı,
Seraba döndürdü hülyalarımı,
Ne kadar süslesen rüyalarımı,
Sabahlar hayıra yormuyor Ayşen...

Ağlarsan, matemin yağar geceme,
Gülersen, mehtabın doğar geceme,;
Lale devri geldi gönül bahçeme,
Senden gayri çicek girmiyor Ayşen...

Kapattın gönlümün sevinç yönünü,
Ümidim görmüyor sensiz önünü,
Takvimler bilmiyor dönüş gününü,
Saatler vuslatI vurmuyor, Ayşen...

Feleğe isyanım arttı gitgide,
Gençliğim su gibi aktı gitti de,
Ömrümü ellere sebil etti de,
Bana bir damlanı vermiyor Ayşen...

Ardından çilemem, çağlamam diye,
Yas tutup karalar bağlamam diye,
Kaç kez and içtiler ağlamam diye,
Gözlerim sözünde durmuyor Ayşen...

Ey alev yanaklım, volkan dudaklım,
Ne bir hilafım var, ne gizlim, ne de saklım,
Her şeye erdi de zavallı aklım,
Seni unutmaya ermiyor Ayşen...

DostlarIm namıma Ferhat dese de,
Ruhum aşk elinden imdat dese de,
Kör şeytan resmini yırt at dese de,
Ellerim bir türlü varmıyor Ayşen
*
AKLIM ÇIKIYOR

İçmeden resmine bakamıyorum
Kırılırsın diye aklım çıkıyor
İçince karşına çıkamıyorum
Darılırsın diye aklım çıkıyor...

Korkarım derdimi sana dökerken
Utanır gözümden yaşlar akarken
Uzunca yazamam belki okurken
Yorulursun diye aklım çıkıyor....

Yakasız gömleği giysem eğnime
Biricik resmini koysam koynuma
Nezaman geçirsem ipi boynuma
Sarılırsın diye aklım çıkıyor.....

Her beden bir candan sorumlu sanma
Hey ! Ruhu kalbimi saran muamma...!
Benim bir kurşunluk işim var amma!
Vurulursun diye aklım çıkıyor....
*
VURGUN

Gözlerim uykuyla barıştı sanma
Sen gittin gideli dargın sayılır
Ben de bir zamanlar sevildim amma
Seninki düpedüz vurgun sayılır

Yalan mı söyledin göz göre göre
Ne zaman dolacak verdiğin süre
Gönülden gördüğüm takvime göre
Aldığım her nefes birgün sayılır

Armağan ettiğin kutsal mendile
Akarken içimi dağlayan çile
Manavgat denilen çağlayan bile
Benim gözyaşımdan durgun sayılır

Ne kadar zulmetsen ah etmem sana
Her iki cihanda gül kana kana
Seninle cehennem ödüldür bana
Sensiz cennet bile sürgün sayılır
*
RÜYALARIM OLMASA

Yıldızlara baktırdım fallara çıkmıyorsun
Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa
Pencereden bakmıyor yollara çıkmıyorsun
Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa

Zor mu geldi kalbinde bana sevgi saklamak
Yakıp gittiğin yeri dönüp bir kez yoklamak
Değil sabaha kadar seni öpüp koklamak
Seni sarmam imkansız rüyalarım olmasa

Sevmesem özlermiyim seni can pahasına
Ne olur bir fırsat ver, beni bir daha sına
Adını söyleyemem senden bir başkasına
Seni sormam imkansız rüyalarım olmasa

Düşlerimde incitsem günlerce uyuyamam
Sana değil, saçının bir teline kıyamam
Yıllar sonra dönsende' nerde kaldın' diyemem
Seni kırmam imkansız rüyalarım olmasa

Yalvarırım mektup yaz beş dakkanı ayırda
Su serp yanan sineme sağlığını duyur da
Yaban gülü gibisin dağda,kırda,bayırda
Seni dermem imkansız rüyalarım olmasa...
*
YA EVDE YOKSAN

BeğenAntolojimYorumlarPaylaşTweetlePaylaş
Aşkınla ne garip hallere düştüm.
Her şeyim tamam da bir sendin noksan,
Yağmur yaş demeden yollara düştüm.
İçim ürperiyor,ya evde yoksan.

Elbisem gündelik,pabucum delik,
Haberin olsa da sobayı yaksan.
Yağmur iliğime geçti üstelik,
İçim ürperiyor,ya evde yoksan.

Sarhoşsan kapıyı çaldığım anda,
Fahişeler gibi açık saçıksan,
Bir de ufak rakı varsa masan da,
İçim ürperiyor,ya evde yoksan.

Bakkala gitmeme lüzum kalmasa,
Durumu anlardın,takvime baksan,
Allah vere misafirin olmasa,
İçim ürperiyor,ya evde yoksan.

Kıvırcık marulun vardır inşallah,
Bir salata yapsan,bol limon sıksan,
Senin de iştahın iyi maşallah,
İçim ürperiyor,ya evde yoksan.

Sabahlara kadar içsek,sevişsek,
Ne ben işe gitsem,ne sen ayıksan,
Derin bir uykunun dibine düşsek,
İçim ürperiyor,ya evde yoksan.

Ne kadar üşüdüm,nasıl acıktım,
İlk önce sıcacık banyoya soksan,
Sanırsın şu anda denizden çıktım,
İçim ürperiyor,ya evde yoksan.

Yanlış mı aklım da kalmış acaba?
Muhabbet sokağı numara doksan,
Boşa mı gidecek,bu kadar çaba,
İçim ürperiyor,ya evde yoksan.

Ya yolu kaybettim,ya ben kayboldum,
Ne olur bir yerden karşıma çıksan,
Tepeden tırnağa sırsıklam oldum,
İçim ürperiyor,ya evde yoksan.
*
BU GECE

Ağlamak kifayet etmez acıma
Şen kahkahalarda hüzün bu gece
teselli sözleri gider gücüme
Şarkılar bir başka hazin bu gece

Yüreğim fırtına gözlerim durgun
Varlığın ilacım yokluğun vurgun
Hayattan kovuldum kaderim sürgün
Ölüm fermanımı yazın bu gece

Herkese kalbimi vermezken öyle
Yaşatmak için sen ne yaptın söyle
Ne kadar şen şakrak olmuşsun böyle
Halime gülüyor yüzün bu gece

Talebim çok değil yalnız beni sev
Umut sefil cüce,acı koca dev
Üstadım geçiver bir hicaz peşrev
Sevdadan dert yansın sazın bu gece

Neşenin kapısı yüzüme örtük
Bir resmin yok bende olsa da yırtık
arkana bakmadan sende git artık
hadi benden sana izin bu gece
*
GÖZÜM KESMİYOR

Sessizim ne kadar üzsen de beni
Ağzımı açmaya gözüm kesmiyor
Vurduğun zincirden çözsen de beni
Bırakıp kaçmaya gözüm kesmiyor

Ne olur git deme kalbimi kır da
Meleyen gönlümü kaptırma kurda
Sıratı geçecek imanım varda
Aşkından geçmeye gözüm kesmiyor

Ne çıkar sararıp solsa da yüzüm
Gönlümde baharsın gelse de güzüm
Çekilmez olsa da sitemin nazın
Başka yar seçmeye gözüm kesmiyor

Ne olur git deme kalbimi kır da
Meleyen gönlümü kaptırma kurda
Sıratı gececek imanım varda
Aşkından geçmeye gözüm kesmiyor
*
İLAH GÖZLERİN

Medet bekliyorum vurduğu yerde
Oralı olmuyor siyah gözlerin.
Gönlümü dağlıyor gördüğü yerde
Kanıma susamış silah gözlerin.

Her yalan sözüne iftira ekler
Sayısız suçunu sırtıma yükler
Cenneti müjdeler ibadet bekler
Şeytanın taptığı ilah gözlerin.

Feryadım asılsız şikayet değil
Laf değil söz değil rivayet değil
Yetim hakkı değil cinayet değil
Korktuğum en büyük günah gözlerin
*
ESKİCİ

Eskiler alırım haydi eskici..
Eski halı,kilim,giyisi alırım:
Bir zahmet banada uğra eskici,
Acele edersen memnun olurum...

çekinme eskici içeri buyur
Burada bir aşkın ateşi uyur
Baktıkça içimin yangını büyür!

İşte şu odada başbaşa kaldık,
Şu ahşap masayı birlikte aldık.
Onun şu gördüğün kadife koltuk.

Bilsen şu camları örten perdeler
Neler gizlediler,neler gördüler,
Konuşabilseler neler derdiler...

Burada ne varsa hepsi senindir,
İlk önce duvardan tabloyu indir.
Hiç sorma resmini gördüğün kimdir ..!

Onun şu daktilo,şu kalem kağıt
İster sat istersen hayrına dağıt
Sussun bu hıçkırık,dinsin bu ağıt..!

Sabırmı dayanır bu ihanete !
Hiçbirşey bırakma kütüphanede,
Benim ne işim var defter kitapla
Topla be eskici hepsini topla!

Hepsinde yaşayan binbir anı var
Hepsinin birşeyler söyler yanı var
Al götür hepsini sırdaşlarımın
Kurusun kaynağı gözyaşlarımın...!

Al götür eskici ne resmi kalsın
Ne yüzü,ne izi, ne ismi kalsın
Onsuzda gülmeye değer bu dünya
Onsuzda görmeye değer her rüya...
*
YALNIZLIK

Sen küsüp giderken bir çift sözüme,
Sessizce karşıma çıktı yalnızlık...
Pişmanlık hissiyle yanan yüzüme,
Beter ol der gibi baktı yalnızlık! ...

Dilimden düşünce o çirkin hece,
Kapımı sen açtın bu zalim güce.
Dört yanım karlı dağ oldu her gece
Çığ gibi üstüme çöktü yalnızlık! ...

Ne kadar hasretsem bir tebessüme,
O kadar muhtacım son nefesime.
Ruhumda beliren her hevesime,
Bir hüsran perdesi çekti yalnızlık...

Bu nasıl bir garez, bu nasıl bir kin?
Serviler şehrini gösterir her gün?
Sevgilim seni de ağlatır bir gün,
Gözünü canıma dikti yalnızlık! ...
*


aşk şiirleri, cemal safi şiirleri, cemal safi aşk şiirleri, cemal safi tek hece aşk, cemal safi aşk, cemal safi yalnızlık, cemal safi eskici, cemal safi ayşen, cemal safi ya evde yoksan, cemal safi rüyalarım olmasa

ÖZDEMİR ASAF SÖZLERİ

/ No Comments
özdemir asaf sözleri yeni, özdemir asaf şiirleri, özdemir asaf facebook sözleri, özdemir asaf tweet sözleri, özdemir asaf sözleri kısa, özdemir asaf aşk sözleri, özdemir asaf resimli sözleri,

İki seçeneğin var; ya kal, ya gitme!
*
Ağzında yalan varken konuşma!
*
Son isteğin nedir? Sorusu çok çok kolaydır, ilk isteğin nedir? Sorusundan. Çünkü o soruyu kimse kimseye soramadı korkusundan.
*
Gelmen bir iyiliktir diyecektim… Kapıyı hep başkaları açtı.
*
Beni benden çıkardınız beni benden aldınız. Göz görmeye görmeye bir uzağa bıraktınız. Kendime dönmeye artık çok geç.
*
Ölünceye kadar seni bekleyecekmiş, sersem. Beni seni beklerken ölmem ki. Beklersem.
*
Konuşmak susmanın kokusudur. Ya sus-git, ya konuş-gel, ortalarda kalma. Yalan korkaklığın tortusudur. Dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma.
*
İmkânsızları yaşamak mıdır sevmek, yoksa severken imkânsız mıdır yaşayabilmek?
*
Küçükken hayvanlarla konuşabilsem ne ilginç olurdu diye düşünürdüm. Meğer yıllardır iletişim kurabildiğim bir sürü hayvan varmış.
*
Benim sevdam ulu çam gibidir. Ne güzde yaprak döker, nede kışta boyun büker.
*
İyi geceler canım derdin. Gecenin iyiliğinden çok, canın olma düşüncesi yeşerir dururdu içimde.
*
Sil ağzının kenarını, yine gülüşünden cennet akıyor…
*
Ne cenneti merak ediyorum ne de cehennemi. Çünkü ben annemi gülerken de gördüm ağlarken de…
*
Uykunun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede ben… Bir yere gidiyorum, delicesine… Aklımda sen…
*
Ben ölseydim, o belki ağlardı. Ama o ağlasaydı; ben ölürdüm…
*
Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin, kocaman denizlerde ender bir balık gibisin. Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.
*
Sus be yüreğim, bende biliyorum özlediğimi; susta bilmesin özlendiğini.
*
Biri yükseğe çıkmaya görsün. Herkes de bir analık duygusu belirir. Çok çıkma, düşersin dercesine bakarlar. Bunu acınma sanarak inmiş çok kimseler vardır.
*
Gelmeyecek bir gideni, olmayacak bir nedeni beklediniz mi?
*
Aynı günde dört mevsime şahit olmak gibi bir şey bu… Önce özlüyor, sonra ağlıyor, akşamları küsüyor, geceleri çok seviyorum.
*
İnsanı bedenen ameliyat etmek için bayıltmak gerekir, ruhen ameliyat etmek içinse ayıltmak.
*
Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç. Başka şehirleri özleyelim orada seninle. Bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar ikimize yetmez…
*
Bakarken kıyamamak mı, yoksa baktıkça doyamamak mıdır aşk?
*
İnsanlar gelmeleriyle boşluk dolduranları severler, gitmeleriyle boşluk yaratanlara aşık olurlar.
*
Sen bana bakma ben senin baktığın yerde olurum.
*
Gelmesen önemli değil, gelsen önemli olurdu! Gelmemen büyük yalnızlığımı doldurdu.
*
Oysa ne çok ağladım ben bir damla yaş dökmeden…
*
Kendini bir şeye bölmesini bil, bilmezsen, bir şeyi bilmesini bil, onu da bilmezsen, anlatıyorum, olan oluvermez, ölmesini bil.
*
Tek kişilik miydi ki bu şehir? Sen gidince www.orjinalsozler.com bomboş kaldı…
*
Adının üstüne anılar koyma sen mezar değilsin. Anılar adının ardından gelsin sen duvar değilsin…
*
Ne para istiyorum ne de pul. Tek bir istediğim var, o da yalansız bir kul.
*
Ölebilirim bu genç yaşımda, en güzel şiirlerimi söylemeden götürebilirim. Şimdi kavak yelleri
esiyorken başımda, sevgilim, seni bir akşamüstü düşündürebilirim.
*
Bekle deseydin, gelmeyeceğini bilsem bile beklerdim…
*
Ne an yaklaştımsa ittiniz ve ne zaman geldimse gittiniz. Siz hep büyük ve önce idiniz gerçekten öyle oldu önce siz bittiniz.
*
Makyajı akıyor farkının; herkesleşiyorsun…
*
Sırtımızı yaslayıp uyuduğumuz taşları mı atacaklar kafamıza; taş kalpleri taç yaptık diye başımıza.
*
Ben gülüşüne öldüm, o ölüşüme https://www.orjinalsozler.com/ozdemir-asaf-sozleri güldü. *
Farklıydık işte.
*
Dün sabaha karşı kendimle konuştum. Ben hep kendime çıkan bir yokuştum. Yokuşun başında bir düşman vardı. Onu vurmaya gittim ve kendimle vuruştum.
*
Beni yokluğunla savaştırma, kaybederim!
*
Unutsun beni demişsin, bu bana imkânsız geliyor. Çünkü unutmam için önce seni hatırlamam gerekiyor.
*
Kendine gel! Seni orada bekliyorum.
*
Sana bir şiirler olmuş sevgilim. Yüzün gözün söz içinde. Hangi imla kitabına baksam, ben den ayrı yazılıyorsun.
*
Herkes fazlasıyla sevmiş, ben eksikleriyle de sevdim oysa.
*
Seni bulmaktan önce aramak isterim. Seni sevmekten önce anlamak isterim. Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de, sana hep yeniden başlamak isterim.
*
İnsansız adalet olmaz… Adaletsiz insan olur mu? Olur, olmaz olur mu? Ama olmaz olsun.
*
Mutluluğun gözü kördür, yalnızlık sağır. Ondandır biri tökezleyerek yürür, öbürü uykusunda bile bağırır.
*
özdemir asaf sözleri yeni, özdemir asaf şiirleri, özdemir asaf facebook sözleri, özdemir asaf tweet sözleri, özdemir asaf sözleri kısa, özdemir asaf aşk sözleri, özdemir asaf resimli sözleri,

Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler.
*
Önce büyük büyük düşündüm sonra büyük büyük yaşadım ne varsa onlar aldı şimdi bana küçük bir ölüm kaldı.
*
Ben sevmekten hiç borçlu çıkmadım.
*
Dost gerçekleri. Düşman işine geleni. Deli ağzına geleni. Aşık içinden geçeni söylermiş.
*
Seni, sensiz de sevebiliyorum.
*
Gelmesen önemli değil, gelsen önemli olurdu! Gelmemen büyük yalnızlığımı doldurdu.
*
Bir gün benden şikâyet ettiğin ne varsa, özleyeceksin!
*
Yanına kadar koştuktan sonra, Bir adım daha atamayacaksan eğer; oraya kadar sakın koşma. Sana değil, bekleyene yazık olur.
*
Boşuna yorulma gönül, sadece sevmek yetmiyor…
*
Bir kadının alnı dudaklarından daha değerlidir. Çünkü dudaklarından dökülecek olan ‘seni seviyorum’ sözü, önceden alnına yazılmıştır…
*

Bu yazı, özdemir asaf sözleri yeni, özdemir asaf şiirleri, özdemir asaf facebook sözleri, özdemir asaf tweet sözleri, özdemir asaf sözleri kısa, özdemir asaf aşk sözleri, özdemir asaf resimli sözleri, ile ilgilidir.

FENERBAHÇE SÖZLERİ

20 Ağustos 2017 Pazar / No Comments

fenerbahçe sözleri, spor sözleri, fenerbahçe taraftar sözleri, fenerbahçe spor kulübü, fenerbahçe son dakika, fenerbahçe haberleri, fenerbahçe sloganları,

Ne okulu bitirmek, ne bir genç kızı sevmek, sen büyük dileğim seni şampiyon görmek..

Bir fenerli 10 beşiktaşlı, 20 trabzonlu ve bütün cümbomlulara bedeldir.

İtina ile aslan terbiye edilir. başvuru : herhangi bir fenerbahçeli…..

Kalpleri fetheden renkler, yaşa fenerbahçe! türk’^ün kalbi seninle atar, yaşa fenerbahçe! mazinde bir tarih yatar, yaşa fenerbahçe! ne mutlu seni sevene, yaşa fenerbahçe!

Fenerbahçe forması tutkulu bir aşk gibidir. sevdiğini bırakmaz, sevmediğinin de yüzüne bakmaz.

Ne sinema, ne tiyatro, nede istanbul’da bir gece. en büyük eğlence fenerbahce.

1907 de dogdu askımız, sarı-lacıvert renklerı oldu sarkımız, sporun her dalında bızım sanımız, hıc bıtmedı-bıtmeyecek bızım askımız!! catlayın cımbomlular bu yıl fener sampıyoooooonnnnnnnnn! .

Fenerbahçe sen çok yaşa canım feda olsun sana. hiçbirşeye değişilmez senin sevgin bu dünyada. lalalaylaylay…

Canlar, yılmazlar, lefterler geldı, cemıl, zıya, selçuk, alparslan, osman oğuz, aykut, rıdvan, engın ve nıcelerı! bıtmez fener efsanelerı! !

Maç yaparken sahada sarı kanaryalar, rakıp takıma krampon toplatırlar! sıkı dur karşı defans! fener gelıyor, şut ve goool ağları delıyor!

Güzeller içinden bir seni seçtim… kalbimi sana.. ben sana verdim.. bu alemde kral sensin fenerbahçe. şampiyonlun için saldır fenerbahçe

Siz orada kalıp daha fazla mı öpülmek istiyorsunuz ? Smile) saygı duyarız..

Fenerim benim fenerim benim allahını seveyim canımı vereyim uğrunda öleyim fenerim benim

Sarı lacivert rengimiz şanpiyonluk hedefimiz hiç bir şeye değişmeyiz çünkü çünkü çünkü çünkü çünkü fenerbahçeliyiz

Senin sevgin erişilmez, hiçbirşeye benzemez, hiçbir takım ölümüne desteklenmez. tek sözcük herşeye değer ; fenerbahçe

Ey şanlı fenerbahçe o sahaya çıktığında rakip takımın oyuncuları eli ayağına dolaşır. dolaştığındada başlarlar bağırmaya beni çöz diye

Galatasaraylılar vakit kaybetmeden fenerbahçeye geçin yoksa son pişmanlık fayda etmez…


Bu yazı, fenerbahçe sözleri, fenerbahçe taraftar sözleri, fenerbahçe spor kulübü, fenerbahçe son dakika, fenerbahçe haberleri, fenerbahçe sloganları, ile ilgilidir.

SABIR DUALARI

19 Ağustos 2017 Cumartesi / No Comments
sabırla ilgili sözler, sabırla ilgili yazılar, sabır duası, sabır duası arapça, en etkili sabır duası, peygamberlerin sabır duaları, zalime karşı sabır, zalimin zulmüne dua


HZ. MUSA'NIN SABIR DUASI

Musa Aleyhisselam ile sihirbazların karşılaşmasını müteakip, yenilerek iman eden sihirbazların Firavun tarafından öldürülmek istenmeleri üzerine bu şekilde dua etmişlerdi;

رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ

Rabbenâ efrıg aleynâ sabran ve teveffenâ muslimîn(muslimîne).

"Rabbimiz, üstümüze sabır yağdır ve bizi müslüman olarak öldür."

HZ. TALUT'UN SABIR DUASI

Talut Aleyhisselam az ve takatsiz kalmış ordusuyla Calut’un güçlü ve sayıca çok fazla olan ordusuyla karşılaştığında Yüce Allah; bu şekilde dua edilmesini buyurmuştur;

رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ 

Rabbenâ efrig aleynâ sabren ve sebbit ekdâmenâ vensurnâ alel kavmil kâfirîn(kâfirîne).

“Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızın yere sağlam basmasını sağla ve kafirlere karşı bize yardımcı ol.”

HZ. EYYUB'UN SABIR DUASI

Hazreti Eyyüb Aleyhisselam her tarafı dayanılmaz yara içerisinde kıvranırken bu şekilde dua etti ve duası Rabbul Alemin tarafından kabul edildi;

وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ 

Ve eyyûbe iz nâdâ rabbehû ennî messeniyed durru ve ente erhamur râhimîn(râhimîne).

“Rabbim! Zararı bana dokundu ve rahman ve rahim olan ancak sensin.”

HZ. YUNUS'UN SABIR DUASI

Hz. Yunus Alehisselam; karanlık bir gecede, dalgalı bir denizde ve balığın karnında iken bu dua ile Allah'tan af diledi ve Rabbul Âlemin tarafından kabul buyrularak sahili selamete çıkarıldı;

ﻻَ إِلَهَ إِلَّا أَنتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ 

Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez zâlimîn(zâlimîne).

“Senden başka ilah yoktur, ancak seni tesbih ederim çünkü ben böyle yapmakla zalimlerden oldum.”



Bu yazı, sabırla ilgili sözler, sabırla ilgili yazılar, sabır duası, sabır duası arapça, en etkili sabır duası, peygamberlerin sabır duaları, allahım sabır duası, zalime karşı sabır, zalimin zulmüne dua ile ilgilidir. 

MUTLULUK DUASI

/ No Comments
güzel yaşam duası, ihtiyaç duası, hacet duası, güzel yaşamak için dua, mutluluk duası, mutluluk icin okunacak dua, mutluluk duası ve anlamı, iç huzuru için okunacak dua


MUTLULUK DUASI

Mutlu olmak için, her gün sabah ve akşam olmak üzere,Bir Fatiha ve üç İhlas suresi okuyup,Peygamberimizin ve onun Ailesine ve ehli beytine, bağışladıkdan sonra.


حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ 


“HASBİYALLAHÜ  LAİLAHE İLLA HÜVE ALEYHİ TEVEKKELTÜ VE HÜVE RABBBÜL ARŞİL AZİYM.”

"Bana Allah yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve büyük arşın Rabbi O'dur."

7 defa okuyun, bu dua hem size mutluluk getirecek, hemde Aile içi geçimsizlik varsa fayda sağlayıp,geçimsizlikler gidecekdir. (Sabah ve akşam)

İHTİYAÇ VE HACET DUASI

Kimin ihtiyacı veya bir haceti olup da ona ulaşmak için şu tertibi uygularsa Allah-ü Teala onu zengin eder dileğinin gerçekleşmesi için hayırlı kapılar açar.

70 Defa Ayetel kürsi okunduktan sonra 3000 defa;

“YA KAFİ YA GANİ YA FETTAH YA REZZAK YA ALLAH” zikrini yapmalıdır.



Bu yazı, güzel yaşam duası, ihtiyaç duası, hacet duası, güzel yaşamak için dua, mutluluk duası, mutluluk icin okunacak dua, mutluluk duası ve anlamı, iç huzuru için okunacak dua ile ilgilidir.

TÜRKÜ SÖZLERİ - İ - K - L

18 Ağustos 2017 Cuma / No Comments
türkü sözleri i,k,l, türkülerimiz, leylim ley, kirvem mahsuni şerif, kırmızı gül, katibim, kara kaş, karadır kaşların, kara tren, kahpe felek, iki gözüm iki çeşme, işte gidiyorum çeşmi siyahım,


İKİ GÖZÜM İKİ ÇEŞME 

BEN GURBETİN KUCAĞINDA,
DÜSE KALKA YORULDUM.
BİR ZALİMİN OCAĞINDA,
CAN EVİMDEN VURULDUM.
İKİ GÖZÜM İKİ ÇEŞME,
YANAKLARIM ISLANIR.
BU GİDİŞLE DELİ DELİ GÖNLÜM,
DERT ÇEKTİKÇE USLANIR.

ESME RÜZGAR DELİ DELİ,
AKLİM BAŞIMDA DEĞİL.
BU GİDİŞLE BENİM SONUM,
GALİBA BELLİ DEĞİL.
İKİ GÖZÜM İKİ ÇEŞME,
YANAKLARIM ISLANIR.
BU GİDİŞLE DELİ DELİ GÖNLÜM,
DERT ÇEKTİKÇE USLANIR.
*
İNSAN KISIM KISIM 

İNSAN KİSİM KİSİM HEY HEY YER DAMAR DAMAR,
KASLARIN NAMELİ YÜZLERİN KAMER YÜZLERİN KAMER.
İNCE BEL ÜSTÜNE YAR YAR OLAYIM KEMER,
YAKİSİR BELLERE CANAN SAR BENİ BENİ.

DEĞİŞMİŞ RENGİNİ CANAN OLMUS ÜVEYİK,
SAHİNE BENZİYOR GÖZLERİN RENGİ GÖZLERİN RENGİ,
SEN  BİR AVCİ OL DA YAR YAR BEN OLAM GEYİK,
DOLDUR TÜFEĞİNİ HEY HEY VUR BENİ BENİ.
*
İŞTE GİDİYORUM ÇEŞMİ SİYAHIM 

İŞTE GİDİYORUM ÇEŞMI SİYAHIM
ARAMIZA DAĞLAR SIRALANSA DA
SERMAYEM DERDİMDİR, SERVETİM AHIM
KARARDIKÇA BAHTIM KARALANSA DA

HAYDI DOLAŞAYIM YÜCE DAĞLARDA
DOST BENİ BIRAKTI AH İLE ZARDA
ÖLMEK İSTİYORUM VİRAN BAĞLARDA
AYAĞIMA CENNET KİRALANSA DA

BAĞLADIM CANIMI ZÜLFÜN TELİNE
SEN BENİ BIRAKTIN ELİN DİLİNE
GÜLDÜN MAHSUNİNIM GARİP HALİNE
ZALİMİN ELİNDEN PARELENSE DE
*
KAHPE FELEK

KAHPE FELEK SANA NETTİM NEYLEDİM
ATTIN GURBETELE PARELERİMİ
EN SONUNDA BENİ SILAMDAN ETTİN
KESTİN MÜMKÜNÜMÜ ÇARELERİMİ

AMAN AMAN DAĞLAR DUMAN DAYANAMAM VAY
AMAN AMAN DAĞLAR DUMAN GEÇTİ ZAMAN VAY

BAKMAZ MISIN TENDEN AKAN KANIMA
YARALARIM CEZA VERİR CANIMA
GİDENİM YOK GELENİM YOK YANIMA
GAYRI GURBET SARSIN YARELERİMİ

AMAN AMAN DAĞLAR DUMAN DAYANAMAM VAY
AMAN AMAN DAĞLAR DUMAN GEÇTİ ZAMAN VAY

ŞU DAĞLARIN (bilgi yelpazesi.net) ARKASINI BİLİRİM
İFLAH OLMAM BEN BU DERTTEN ÖLÜRÜM
VADEM YETER ÇÖL GURBETTE KALIRIM
YINE BEN BAĞLARIM YARELERİMİ

AMAN AMAN DAĞLAR DUMAN DAYANAMAM VAY
AMAN AMAN DAĞLAR DUMAN GEÇTİ ZAMAN VAY

BEN KEMLİK GÖRMEDİM HÜSNÜ ALADAN
BEKLERİM MEKTUBUM GELE SILADAN
ÖLÜRÜM KURTULMAM BEN BU YARADAN
DOST OLAN BAĞLASIN YARELERİMİ

AMAN AMAN DAĞLAR DUMAN DAYANAMAM VAY
AMAN AMAN DAĞLAR DUMAN GEÇTİ ZAMAN VAY
*
KARA TREN 

GÖZÜM YOLDA GÖNLÜM YOLDA
YA KENDİN GEL YA DA HABER YOLLA
DUYARIM YAZMIŞSIN İKİ SATIR MEKTUP
VERMİŞİN TRENE HALİNİ UNUTUP

KARA TREN GECİKİR BELKİ HİÇ GELMEZ
DAĞLARDA SALINIR DA DERDİMİ BİLMEZ
DUMANIN SAVURUR HALİMİ GÖRMEZ
GAM DOLAR YÜREĞİM GÖZYAŞIM DİNMEZ

YARA BENDE DERMAN SENDE
YA KENDİN GEL YA DA BANA GEL DE
DUYARIM YAZMIŞSIN İKİ SATIR MEKTUP
VERMİŞİN TRENE HALİNİ UNUTUP - SÖZ-MÜZİK: ÖZHAN EREN
*
KARA TREN GELMEZ MOLA 

KARA TREN GELMEZ M’OLA,
DÜDÜĞÜNÜ ÇALMAZ M’OLA.
GURBET ELE YAR YOLLADIM,
MEKTUBUNU SALMAZ M’OLA

ALLI GELİN AL OLAYDIN,
SELVİLERE DAL OLAYDIN.
GELEN GEÇEN YOLCULARA,
NAZLI YAR BENİ SORAYDIN.

ALDIM ÇANTAMI ELİME,
DÜŞTÜM GURBETİN YOLUNA.
BÖYLE BİLSEYDİM SEVMEZDİM,
DÜŞTÜM EL ALEM DİLİNE.

ALLI GELİN AL OLAYDIN,
SELVİLERE DAL OLAYDIN.
GELEN GEÇEN YOLCULARA,
NAZLI YAR BENİ SORAYDIN.

EVLERİNİN ÖNÜ TASTAN,
SEN ÇIKARDIN BENİ BASTAN.
BEN SENİ SEVDİM SEVELİ,
GÖZLERİM DİNMİYOR YASTAN.

ALLI GELİN AL OLAYDIN,
SELVİLERE DAL OLAYDIN.
GELEN GEÇEN YOLCULARA,
NAZLI YAR BENİ SORAYDIN.
*
KARADIR KAŞLARIN (ORMANLARDAN AŞAĞI)

KARADIR KAŞLARIN FERMAN YAZDIRIR
BU AŞK BENİ DİYAR DİYAR GEZDİRİR
LOKMAN HEKİM GELSE YARAM AZDIRIR
YARAMI SARMAYA YAR KENDİ GELSIN

ORMANLARDAN AŞAĞI AŞAR GELİRİM
NAZLI YARI KAYBETTİM AĞLAR GEZERİM
ORMANLARIN GÜMBÜRTÜSÜ BAŞIMA VURUR
NAZLI YARIN HAYALI KARŞIMDA DURUR.

KARADIR KAŞLARIN BENZER KÖMÜRE
YARDAN AYRILMASI ZARAR ÖMÜRE
KOLLARIMDAN BAĞLASALAR DEMİRE
KIRARIM ZİNCİRİ GİDERİM YARE

ORMANLARDAN AŞAĞI AŞAR GELİRİM
NAZLI YARI KAYBETTİM AĞLAR GEZERİM
ORMANLARIN GÜMBÜRTÜSÜ BAŞIMA VURUR
NAZLI YARIN HAYALI KARŞIMDA DURUR.
*
KARAKAŞ GÖZLERİN ELMAS 

KARAKAŞ GÖZLERİN ELMAS
BU GÜZELLİK SENDE DE KALMAZ
PİŞMAN OLUR KİMSELER ALMAZ
ANNENE BAK GÖR HALINI

GEL GÜZELİM BENİ BENİ YAKMA
SENİ SEVEN KALBİMİ YIKMA
ALLAH’IN EMRİNDEN ÇIKMA
ÖLDÜRÜCÜ GÖZLE BAKMA

NURİ SÖYLER HAKİKİ SÖZÜ
GEÇTİ KIŞI GELDİ YAZI
*
KATİBİM 

ÜSKÜDAR’A GİDER İKEN ALDI DA BİR YAĞMUR,
KATİBİMİN SETRESİ UZUN ETEĞİ ÇAMUR.
KATİP UYKUDAN UYANMIŞ GÖZLERİ MAHMUR.
KATİP BENİM BEN KATİBİN EL NE KARIŞIR,
KATİBİME KOLALI DA GÖMLEK NE GÜZEL YARAŞIR.

ÜSKÜDAR’A GİDER İKEN BİR MENDİL BULDUM,
MENDİLİMİN İÇİNE DE LOKUM DOLDURDUM.
KATİBİMİ ARAR İKEN YANIMDA BULDUM.
KATİP BENİM BEN KATİBİN EL NE KARIŞIR,
KATİBİME KOLALI DA GÖMLEK NE GÜZEL YARAŞIR.
*
KIRMIZI GÜL 

KIRMIZI GÜL DEMET DEMET
SEVDA DEĞİL BİR ALAMET
BALAM NENNİ YAVRUM NENNİ
GİTTİ GELMEZ O MUHANNET
ŞOL REVANDA BALAM KALDI
YAVRUM KALDI BALAM NENNİ
KIRMIZI GÜL HER DEM OLMAZ
YARALARA MERHEM OLMAZ
BALAM NENNİ YAVRUM NENNİ
OL TABİPTEN DERMAN GELMEZ
ŞOL REVANDA BALAM KALDI
YAVRUM KALDI BALAM NENNİ
KIRMIZI GÜLÜN HAZELİ
AĞAÇLAR DÖKER GAZELİ
BALAM NENNİ YAVRUM NENNİ
KARA YAĞIZIN GÜZELİ
ŞOL REVANDA BALAM KALDI
YAVRUM KALDI BALAM NENNİ
*
KİRVEM 

KİRVEM BU YIL BU DAĞLARDA AMAN
SENSİZ YAZIN TADI M'OLUR AMAN
SELAMIN NİYE KESİLDİ AMAN AMAN AMAN AMAN
BİR SELAMIN ADI M'OLUR AMAN
KİRVEM AMAN NE DE ÇABUK GEÇTİ ZAMAN
AMAN AMAN AMAN AMAN OY

CAN İÇİNDE CAN İÇİNDE AMAN
CAN ERİR ZAMAN İÇİNDE AMAN
BÖYLE KADER OLMAZ OLSUN AMAN AMAN AMAN AMAN
HÜŞEYİNİM (bilgi yelpazesi.net) KAN İÇİNDE AMAN

VARSAM GİTSEM ERZİNCAN’A AMAN
HÜŞEYİNİM GELMİŞ M'OLA AMAN
DER MAHSUNİ BU DAĞLARDA AMAN AMAN AMAN
BÖYLE YİĞİT ÖLMÜŞ M'OLA AMAN - SÖZ-MÜZİK: AŞIK MAHSUNİ ŞERİF
*
LEYLİM LEY 

DÖNDÜM DALDAN KOPAN KURU YAPRAĞA LEYLİM LEY
SEHER YELİ DAĞIT BENİ KIR BENİ LEYLİM LEY
GÖTÜR TOZLARIMI BURDAN UZAĞA LEYLİM LEY
YARIN ÇIPLAK AYAĞINA SÜR BENİ LEYLİM LEY
LEYLİM LEY LEYLİM LEY LEYLİM LEY LEYLİM LEY

AYIN ŞAVKI VURUR SAZIM ÜSTÜNE LEYLİM LEY
SÖZ SÖYLEYEN YOKTUR SÖZÜM ÜSTÜNE LEYLİM LEY
GEL EY HİLAL KAŞLIM DİZİM ÜSTÜNE LEYLİM LEY
AY BİR YANDAN SEN BİR YANDAN SAR BENİ LEYLİM LEY
LEYLİM LEY LEYLİM LEY LEYLİM LEY LEYLİM LEY

YEDİ YILDIR UĞRAMADIM YURDUMA LEYLİM LEY
DERT ORTAĞI ARAMADIM DERDİME LEYLİM LEY
GELECEKSEN BİR GÜN DÜŞÜP ARDIMA LEYLİM LEY
KULA DEĞİL YÜREĞİNE SOR BENİ LEYLİM LEY
LEYLİM LEY LEYLİM LEY LEYLİM LEY LEYLİM LEY - SÖZ: SABAHATTIN ALİ, MÜZİK: ZÜLFÜ LIVANELİ



Bu yazı, türkü sözleri i,k,l, türkülerimiz, leylim ley, kirvem mahsuni şerif, kırmızı gül, katibim, kara kaş, karadır kaşların, kara tren, kahpe felek, iki gözüm iki çeşme, işte gidiyorum çeşmi siyahım, ile ilgilidir.

DİRİLİŞ ERTUĞRUL SÖZLERİ

/ No Comments
Diriliş Ertuğrul Sözleri, Diriliş Ertuğrul özlü Sözlerini, resimli diriliş ertuğrul dizi sözleri, ertuğrul gazi sözleri, resimli dizi sözleri, kahramanlık sözleri,


 Mazluma merhamet, zalime gazap gerek…

Aslan kapana girdi mi çakallar bile diş bilermiş (Ertuğrul Bey)

Biz Türkler de var gücümüzle şehadete koşarız o vakit.

Düşmanın zalimliği hileleri hiçbir zaman bitmeyecektir.

Her ihanetin bedeli ödenir.

Bayrağa, pusata yemin olsun. Sefer bizim, zafer Allah’ın olsun.

Ertuğrul; Cenk ölünce kaybedilmez ağabey. Cenk düşmanlarımıza benzediğimizde kaybedilir.

Ertuğrul; Tek başına bir ümmet olan Hz. İbrahim gibi, yollara düşüp, senin o zavallı dediğin insanlarla, devlet kuracağım.

Ertuğrul; Rızık endişesine düşüp kimsenin gölgesi olmayacağız. Hak için, haktan gayrı bir yola düşmeyeceğiz…

Sonsuza kadar adalet… Sonsuza kadar hürriyet.

Sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır (Turgut Alp)

İmtihanı geçen, kendini yere deviren adam olmak gerek evlat. O zaman en büyük pehlivan da sensin, en büyük kahraman da (İbni Arabi)

Yiğidi en çok korkutan tek bir dert vardır. O da sevda… (Deli Demir)

Oba dediğin birlik ve beraberlik olduğu zaman ayakta kalır! Birlik bozulmuşsa düşmanın karşısında yenilmeye, yok olmaya mahkumsunuzdur! (Hayme Ana)

Okla yay iyidir. Öyle hançer gibi, kılınç gibi adamın dibine girmen gerekmez! (Gündoğdu)

Demiştim halep bizim mezarımız olacak diye (Kurdoğlu) Merak etme Kurdoğlu, neslimizden birileri gelir mezarımızı burada komaz (Deli Demir)

Allah bir yiğit çıkarır.O’nun sancağı altında tüm alemi birleştirir. O’nun evlatları da Konstantiniyye’yi de feth eder.

Kudüs’ü de alır. Mekke ile Medine’ye de hizmet eder (İbn-i Arabi)

Kaş dediğin yay, kirpik dediğin ok gibidir. Öyle bir bakacaksın ki erine, kalbinden vuracaksın (Selcan Hatun)

Eğer gökkubeyi mazlumların çığlıkları dolduracaksa, kutsal bildiğimiz töremiz, dilimiz, dinimiz ve toprağımız zalimler tarafından çiğnenecekse bizim kışlağımız olsa ne yazar olmasa ne… (Ertuğrul)

Aşık isen can baş üzre gel beri, münkir isen bak kapıdan dön geri (Halebi)

Bir nefesine bile hükmedemeyeceğimiz bir dünya için boyun mu bükeceğiz, zalime eyvallah mı diyeceğiz? (Ertuğrul)

Unutmayın!.. Oyun bitince şah da, piyonlar da aynı kutuya girerler sonunda. Galibin kim olduğunu onları masadan kaldıran bilir sadece… (Üstad-ı Azam)

Derler ki; “Güneş belirmişken yıldızlara bakıp yön tayin edilmez.” Bırak yıldızlarla uğraşmayı. Görmek istersen güneş benim elimde… (İbn-i Arabi)

Ya devlet başa, ya kuzgun leşe… (Hayme Ana)
Diriliş Ertuğrul Sözleri, Diriliş Ertuğrul özlü Sözlerini, resimli diriliş ertuğrul dizi sözleri, ertuğrul gazi sözleri, resimli dizi sözleri, kahramanlık sözleri,

Yiğide belâ yiğitlik yaparken gelsin. Şereftir. (Süleyman Şah)

Allah’ın varlığını unutmadan, kardeşini dardan kurtaracak vesileyi aramaktır tevekkül. Yiğidin imtihanı çetin olur ve yiğide durmak yaraşmaz. (İbn-i Arabi)

Yılan kapı kullanmaz! (Gündoğdu)

İhanetle kazanılan toprak, Kayılara yurt değil ancak cehennem olur. (Ertuğrul)

Birisi yok yere bana iyilik yaparsa, yok yere başım belaya girdi demektir! (Afşin Bey)

Yüreğine kin tohumları ekme kızım.Dünyada ki bütün kötülüklere rağmen, umut tohumları ek kızım ek ki zafer doğrudan iyiden yana olsun ve Allahın adaletine hep inan.Elbette o iblislerin de bir hesap günü gelecek. (Deli Demir)

İsyan edip kötü söz söylemek yerine, Allah’ın adını an, dua et! Yüreğini iyiliklerle doldur ki nasibimiz iyi olsun. (Hayme Ana)

Unutmayasın!.. Elindeki sırrı saklayamayana yeni sır vermez Sırların Sahibi… (İbn-i Arabi)

Deveci ile ahbap olan, kapısını ona göre yaptırırmış. (Aykutluk)

Biz Türkler de mazluma umut olmayı severiz.

Kurtlar puslu havayı severmiş. Hadi yiğitlerim sefer bizim, zafer Allah’ındır!

Bize, hepimize düşen Allah’a tevekkül etmektir.

Ne vakittir yaradanın Rezzak ismini unutur oldunuz siz ha?

Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, aksine onlar diridirler. Ancak siz göremezsiniz.

Ertuğrul; Hakikati bulmak için gerekirse tüm cihanın huzurunu kaçırırım.

Bamsı: Pusatlarımızın erişemiceği yerlere dualarımız ulaşır.

Ertuğrul; Gerekirse Hz. Peygamberimiz gibi bize inanan bir avuç insanla hicret edip düşeriz yollara.

Acı en büyük lütuf olmasa Allah en ağır olanları en sevdiği Peygamberlerine, dostlarına verir miydi?

Turgut; Beni ölümle korkutmayı hayal ediyorsan etme, ölüm benim için vuslattır.

Bamsı; Beyim hak için İbrahimce yanıp, İsmail gibi teslim olmak için yaşarız.

Gardaşlar sorarım size, insanı sevmeyen, Allah’ını sevebilir mi?

Allah bizi muhatap almış Kuran-ı Kerim’i indirmiş. Ben onu okumaz isem nankörlük yapmış olurum.

Yusuf’un yolunda kuyuda ölmekten korkmayız, Elhamdülillah!

Sevmek Allah’ın Adem oğluna bir armağanıdır.
Diriliş Ertuğrul Sözleri, Diriliş Ertuğrul özlü Sözlerini, resimli diriliş ertuğrul dizi sözleri, ertuğrul gazi sözleri, resimli dizi sözleri, kahramanlık sözleri,

Her yanımızı ihanet sarsa da hakikat galip gelecektir.

Bedelini ödemediğimiz hiç bir zafer bizim değildir. Ne mutlu bedel ödeyenlere…

Allah, kullarını zorluklarla imtihan eder. Lakin her darlıkla beraber bir kolaylık vardır elbet.

Hainler için yaşasın cehennem!

İnsanı ölümünden eceli korurmuş. Yeğise düşmeyin yiğitler.

Yiğidin bakışı, korkağın kılıcından keskindir.

Unutmayın gardaşlarım Allah oyunbozanların en büyüğüdür.

Öfkene sahip olasın; yoksa şeytan başından inmez.

Bu topraklarda yaşamak istiyorsak bedel ödemeliyiz. Bu topraklar kanımızı dökmeden bize yâr olmaz.

Eğer herkes senin gibi olsaydı, sen de herkes gibi olurdun.

Ocak nasıl ateşle tüter, alevle nefeslenirse; alpler de obada nizama itaatle gelir.

Şehit düşmemden korkarsan bir daha beni görmeyesin, Er diye yüzüme bakmayasın!

Yiğidin bakışı, korkağın kılıcından keskindir.

Soluk soluğa koşan atlara andolsun!

Dostumuzu düşmanımızı tanımaz olduk, yollar hep çiyan!

Bir canım var, o da Allah’tan emanet..

Bin türlü derdim vardır ama dermanı gücümde, gücüm de imanımdadır.

Bir Türk son nefesini vermeden son söz söylenmemiştir!

Biz seve seve can veririz, lakin bir karış toprak vermeyiz!

Zalime ‘eyvallah’ mı diyeceğiz? O vakit töre susmaz mı? O vakit ocağımız sönmez mi?

Derim ki bu fani dünyada tüm cihana kafa tutalım. Son anımıza kadar o zalimlerle cenk edelim.

Allah sevdiklerimizin canına kast edenlerden değil, canına can katanlardan olmayı nasip etsin.

Her kuvvet bilir ki Anadolu’ya hakim olmak, tüm cihana hakim olmaktır.

Aykız: İnancım pusat, sabrım da kalkan olsun yiğidim..

İbrahim’leri hiç bir ateş yakmaz. Hiç bir kuyu Yusuf’ları yutmaz. Firavunlar Musa’ya hükümdar olamaz!

Ertuğrul: Bunlar her türlü soysuzluğu yaparlar ama kurtulamayacaklarını anladıklarında merhamet isterler…

Yaralarım, şeref madalyamdır beyim. Onlar beni Allah katında gazi, seninle oğullarının karşısında alnımı ak eylediler.

Süleyman Şah: Bana bu yaşta mübarek bir fetih yaşattınız. Allah hepinizi iki cihanda aziz eylesin.

Düşmanımız bitmesin… Bitmesin ki gazamız çoğalsın.

Biz Müslümanlar cenk ettiğimiz kafire bile son bir kez merhamet gösteririz. Gösteririz ki belki doğru yolu bulur diye.

Zulme dur demek için, zalime kudretimizi göstermek için gazaya niyet ettik.

Anadolu şaha kalkar ise tüm İslam Alemi ayağa kalkacaktır.

Allah yolunda ol evlat. Allah yolunda ol ki, O da senin yanında olsun.

Allah’ın tokadını öyle bir yiyeceksiniz ki.. Günahlarınızın bedelini ödeyeceksiniz.

Bir sırrı koruyamayan, hiç kimseyi koruyamaz..

Ölüm bile ihanetten daha şereflidir.

Bilesiniz ki öldürseniz şehadettir. Sürgün etseniz hicrettir. Hapsetseniz halvettir. Elhamdülillah der geçeriz.

Bu cihan çok firavun gördü. Nemrud gördü. Ebu cehil gördü. Ancak Hz. İbrahim’in davası hepsine galebe çaldı.

Şimdi ya ecdadımız gibi dirileceğiz ya da yok olacağız .O yüzden evlatlar dirilmek lazım.

Sevmek bilmek değildir yenge.. Sevmek hissetmektir.

Bize düşen elimizde bir fidan varsa onu dikmektir. Vakti genişleten ve daraltan Allah’tır.

Ümidi yar olanın nasibi de hüzün olurmuş. Bize de hüznümüzü sevmek düşer.

Ne demiş Hazreti Peygamber(s.a.v.), küfür devam eder zulüm etmez. Onlara da dur diyecek bir yiğit çıkar inşaAllah.

İmanla Rabbine bağlanan bir gönül, hangi tehlike karşısında olursa olsun emanın haktan geleceğini bilir.

Yalanla süslü lafları söylersem, kendimi ve obamı kurtarırım, ama Allah beni böyle zayıflıktan korusun.

Açık verene kadar emmi. Kaçacak delik bulamayana kadar.. Gölgen, günahını parlatana kadar emin ellerdesin…

Yaratana sığınıp, her doğan güne bahar dalı gibi başlamak farzdır, ibadettir bize…

Bir erkeğin başarısızlığının iki nedeni vardır… Biri dizginlenemez hırsı, diğeri de aşk..

Şeytan seni görse ben ne işe yarıyorum der.

Bizim kelamımız Allah’tır. Hz. İbrahim’in ateşini göl eyleyen Allah gün gelir senin ateşine de merhamet gösterir.

Ertuğrul: Eğer gelemezsem bil ki Azrail canımı almıştır…

Halime: O vakit bil ki bende ölmüş olurum…

Ömrümde bir kadına elimi kaldırmadım. Allah bana o utancı yaşatmasın… Ama şunu bil ki, aklıma her geldiğinde cehennemde yanman için Dua edeceğim.

Zaman, her şeyin dermanıdır. Hataları da gösterir, sevapları da…

Ertuğrul: Eğer hala yaşıyorsa, gidip onu getiririm. Öldüyse, bunun hesabını sorarım. Yalnız Şehidin arkasından da göz yaşı dökmem.

İftira, yiğidin etini sıkılaştırır. İmanını da güçlendirir.

İhanet de kurtuluş da dosttan mı gelir, düşmandan mı bilinmez!

Sancak sahibine teslim edilmelidir. O; sahibi ki cenkten geri durmaz. Yaradan’dan umudunu kesmez.

İbn’ül Arabi: Allah, kulunun zahirine bakar, batınını görür. Nice içi kafir dışı Müslüman, dışı kafir içi Müslüman vardır…

Kader gayrete aşıktır derler, çektiğin zahmet gün gelir rahmete dönüşür.

Kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur. Sana verdikleri yalandan kaç, hakikate sığın.

Atabey; Beni hain olarak anmayın. Her ne yaptımsa, ümmetin selameti için yaptım. Kuran rehberim, Allah şahidimdir. Başım diktir, davam haktır. Bu dava uğruna ölmek varsa ha uykuyla, ha baltayla!

Aslan kapana girdi mi çakallar bile diş bilermiş.

Adalet topaldır, ağır yürür ama gideceği yere er geç varır.

Esas olan doğru yolda olmak değil doğru yoldan bir an olsun çıkmamaktır!

Halime; Dünyevi aşkına kavuşamayacağını bildiğinde… İlahi aşka kavuşmak isteği ile yanıyor insan.

Varlık bir medresedir. Herkes talebedir, en büyük müderris ise Allah’tır.

Halkı zâlim olmadıkça Allah bir yeri helâk etmez.

Mermer yontulmadan, insan yanılmadan mükemmelleşmez. Dünya imtihandır…

Allah’ın varlığını unutmadan, kardeşini dardan kurtaracak vesileyi aramaktır tevekkül. Yiğidin imtihanı çetin olur ve yiğide durmak yaraşmaz..

Çaresiz kaldıkça Rabbin el-Kadir olduğunu hatırla. Aç kaldıkça O’nun Er-Rezzak olduğunu tekrar et kendine…

Unutmayasın!.. Elindeki sırrı saklamayana yeni sır vermez etmez Sırların Sahibi..

Ertuğrul’un evlenme teklifi; Halime, bilirsin. Bin türlü derdin vardır ama dermanı gücünde, gücünde imandadır. Ama bir tanesi varki dertli; hem en güzelidir, hemde yüreğimi yakar. Onunda dermanı sadece sendedir. O güzel gözlü ceylanki beni aldı yoluna kattı, seni yanına getirip aşka attı. Ben tam onun canını almaya meyletmiştimki yüreğimi aşk ateşiyle yaktı. Gönlümün sultanı, çocuklarımın anası, ömrümün candaşı ol.

Her kuş kendi cinsiyle uçar. Kartallar kartallarla, kargalar kargalarla.

Onların bir hesapları, tuzakları varsa Allahında bir hesabı var.

Hiçbir ihanet hainin yanında kalmaz!

İsyan edip kötü söz söylemek yerine, Allah’ın adını an, duanı et!

En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir.

Atalarımızın destanlarını masal mı sandın? Onlar bebe uyutmak için değil, adam uyandırmak içindir.

Allah bir yiğit çıkarır, onun sancağı altında tüm alemi birleştirir.

Bir nefesine bile hükmedemediğimiz bu dünya için boyun mu bükeceğiz?

Davamız kuru bir cihangirlik davası değildir. Bilakis davamız İslam davasıdır.

Toprağı yurt yapan mezarlardır!


Bu yazı, Diriliş Ertuğrul Sözleri, Diriliş Ertuğrul özlü Sözlerini, resimli diriliş ertuğrul dizi sözleri, ertuğrul gazi sözleri, resimli dizi sözleri, kahramanlık sözleri, ile ilgilidir.


ERTUĞRUL GAZİ'NİN HAYATI

/ No Comments
ertuğrul gazi kimdir kısa, ertuğrul gazi hayatı kısa, ertuğrul gaz türbesi nerede, diriliş ertuğrul, kayı boyu, türk boyları kayılar, osmanlının kuruluşu, osmanlı beyler,


ERTUĞRUL GAZİ KİMDİR?

Ertuğrul Gazi veya Ertuğrul Bey (ö. Söğüt), 13. yüzyılın ortalarında Oğuzların Kayı boyunun lideri ve Osmanlı Beyliği'nin kurucusu olan Osman Bey'in babası. Osmanlı imparatorluğunun temelini atmıştır. 1280'li yıllarda ölen Ertuğrul Gazi'nin oğlu Osman Bey, Osmanlı devletini kurmuştur.

Anadolu'ya gelmesi ve Söğüt'e yerleşmesi

Anadolu Selçuklu Devleti'nin Bizans İmparatorluğu sınırında bulunan uç emirliklerindeki Türk sayısı, 1243 yılında gerçekleşen Kösedağ Muharebesi sonrasında Anadolu'da başlayan Moğol baskısı sebebiyle artış göstermiş; buna paralel olarak Bizans topraklarına yapılan akınlar artmıştı. Bu akınlar sonucunda, Bizans topraklarında ikinci halka uc beylikleri kurulmaya başladı. 13. yüzyılın ikinci yarısında bu beyliklerin en güçlüsü konumunda olan ve Kütahya civarında hüküm süren Germiyanoğulları Beyliği, 1300'lere doğru Batı Anadolu'da fetihler yaparak üçüncü halka uc beyliklerinin kurulmasını sağladı. Sultan Öyüğü (günümüzde Eskişehir) bölgesinde, ucun en ileri hattı olan Söğüt'te yerleşen Türk boyunun başında Ertuğrul Gazi bulunmaktaydı. Ertuğrul Gazi'ye bağlı boyun bu bölgeye ne zaman ve nasıl geldiği kesin olarak bilinmemekle birlikte, konu hakkında farklı görüşler mevcuttur.

Ertuğrul Gazi Türbesi, 1890

Ruhî Tarihi'ne göre Ertuğrul Gazi veya atalarının önderliğindeki 340 kişilik Türk boyu, Selçuklular ile birlikte Türkistan'ı terkedip Anadolu'ya gelerek Engüri (günümüzde Ankara) civarındaki Karacadağ eteklerine yerleşti. 1222-1230 yılları arasında, İznik İmparatoru III. Yannis Vatatzes ile Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad arasında Sultan Öyüğü ve Engürü civarında gerçekleşen mücadelelerden haberdar olan Ertuğrul Gazi, orduya hizmet amacıyla çarpışmalara katıldı, bu kapsamda Karacahisar'a yapılan kuşatmada yer aldı. Bunu memnuniyetle karşılayan I. Alâeddin Keykubad, Ertuğrul Gazi'yi akıncı başı yaptı. 1230 yılında, Harezmşahlarla yapılan Yassı Çemen Muharebesi ve Moğollarla yapılan Kösedağ Muharebesi sebebiyle I. Alâeddin Keykubad ile III. Yannis Vatatzes arasında barış sağlandı. Kısa süre sonra I. Alâeddin Keykubad, Ertuğrul Gazi veya atalarına Söğüt'ü kışlak, Domaniç'i yaylak olarak verdi. Ertuğrul Gazi akınlarına buradan devam ederken, I. Alâeddin Keykubad'ın ayrılmasının ardından Karacahisar elden çıktı. Bunun üzerine Ertuğrul Gazi, yerli tekfurlarla uzlaşma yoluna gitti. Ruhî Tarihi'nde yer alan bu bilgileri Neşrî, Ruhî'den aktarmaktadır. Âşıkpaşazâde ise bu anlatılanları kısaltmış ve içeriğini değiştirerek, yaşananları Osman Bey dönemine nakletmiştir. Başka bir hikayeye göre ise Sürmeli Çukur (Aras Nehri vadisi) veya Ahlat'tan Engüri civarındaki Karacadağ eteklerine yerleşen Ertuğrul Gazi ve aşireti, burada bir süre kaldı ve İznik İmparatoru III. Yannis Vatatzes'e karşı I. Alâeddin Keykubad'ın ordusunda yer aldı. Ancak Moğol saldırıları sebebiyle I. Alâeddin Keykubad'ın Konya'ya dönmesinin ardından Ertuğrul Gazi'ye Söğüt'ü kışlak, Domaniç'i yaylak olarak tayin etti.

Oğlu Osman Gazi 1299 yılında, merkezi Söğüt olan Osmanlı Beyliği'ni kurdu. Söğüt'te vefat eden Ertuğrul Gazi'nin, oğlu Osman Gazi tarafından yaptırılan bir türbesi bulunmaktadır.

Babalarının vefatından sonra, Ertuğrul Gazi kabîleye reis seçildi. Ağabeyleri Sungur Tekin ve Gündoğdu, kendilerine tabi kabîle mensuplarıyla beraber Ahlat'a geri döndüler. Ertuğrul Gazi ise, kardeşi Dündar Beyle beraber batıya hareket etti.

Sivas yakınlarında konakladıkları sırada Selçuklu ordusu ile büyük bir Moğol birliğinin savaşına şahid oldular. Selçukluların yenilmekte olduğunu görünce, yiğitlik ve mertlik esaslarına göre, kuvvetleriyle onların yardımına koşan Ertuğrul Gazi galip gelmelerini sağladı. Bunun üzerine Selçuklu Devletinin hükümdarı bulunan Sultan Alaeddîn, Ertuğrul Gaziye iltifat ederek hil'at gönderdi ve Ankara yakınındaki Karadağlar mıntıkasını ıkta olarak verdi (1230). Ertuğrul Bey, bir müddet burada kaldıktan sonra, oğlu Savcı Beyi Konya'ya gönderince, Bursa ile Kütahya arasındaki Domaniç Dağları yaylak, Söğüt ile Karacaşehir kışlak olmak üzere kendilerine verildi. Bunun üzerine Ertuğrul Gazî aşiretiyle beraber gelip, Söğüt ve Domaniç'e yerleşti.


Bu yazı, ertuğrul gazi kimdir kısa, ertuğrul gazi hayatı kısa, ertuğrul gaz türbesi nerede, diriliş ertuğrul, kayı boyu, türk boyları kayılar, osmanlının kuruluşu, osmanlı beyler, osmanlının kuruluşu ile ilgilidir.

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN SÖZLERİ

14 Ağustos 2017 Pazartesi / No Comments
Kanuni Sultan Süleyman Sözleri Kısa, Kanuni Sultan Süleyman Sözleri Facebook, Kanuni Sultan Süleyman Sözleri Anlamlı, Kanuni Sultan Süleyman Sözleri 2017, muhteşem yüzyıl, hürrem sultan

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN SÖZLERİ

Devlet adalet üzerine inşa edilir.
*
Hâkimiyet altınla, mücevherle olmaz. Ancak kılıçla olur. Kılıç hakkı olarak kazanılmış bir diyar da yine ancak kılıç ile muhafaza olunur.
*
Dünya kimseye payidar değildir.
*
Ben 3 kıtaya hükmediyorum ama balonun belli bir çapı var. Bu çap doğrultusunda ilerler isek birşey olmaz ama fazla şişirirsek elbet patlayacaktır…
*
Denizde savaşmadan, karada fetih olmaz.
*
Sanatkârlar, sizler her biriniz benim için tıpkı bir yeniçeri gibisiniz. Onların kılıcı sizin ise kaleminiz bize güç üstüne güç katacaktır…
*
Altın ver, altın ver ki görsünler hazinenin kudretini.
*
Hiçbir şeyi ben yaptım deme. Ele geçirdiğin tüm kaleler, kazandığın tüm başarılar Allah’ın bir lütfudur.
*
Bir zafer daha umuyorum. Hatta zaferi kendime vaad ediyorum.
*
Halk içinde devlet kadar itibarlı bir başka şey yoktur ama, dünyada bir nefeslik sıhhat gibi saadet ve zenginlik olmaz.
*
Dünya ne kadar küçük. (haritayı ikiye bölerek) Biz Doğu tarafını elimizde tutacağız.
*
Kanuni Sultan Süleyman Sözleri Kısa, Kanuni Sultan Süleyman Sözleri Facebook, Kanuni Sultan Süleyman Sözleri Anlamlı, Kanuni Sultan Süleyman Sözleri 2017, muhteşem yüzyıl, hürrem sultan

Vicdanın senin kıblendir, kaybetme Süleyman.
*
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi. Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.
*
Kılıcın yapamadığını adalet yapar.
*
Ben ölünce bir elimi tabutumun dışına atın. İnsanlar görsünler ki, padişah olan Kanuni bile bu dünyadan eli boş gitmiştir.
*
Mevkiler önce Allah’a sonra Devlet-i Aliyye’ye karşı sorumluluktur.
*
Dostum; ben gönlümü senden yana yolladım, onun bir daha benden yana gelmesi mümkün değil.
*
Adaletle hükmedersen her günün ibadet sayılır.
*
Eğer ben padişahım diye benim lehimde bir karar verseydin, seni bu kılıcımla öldürürdüm.
*
Kılıcımızın gölgesi durdukça düşmanlar elbette ki bizden korkacaklardır.
*
Bre Hasancan, devletin işi görmezden gelmek değildir. Elbet zulmedenler saptanıp cezasını çekecektir.
*
Saltanat dedikleri bir cihân kavgasıdır. Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi.
*
Onlar (Fatih Sultan Mehmet ve devlet erkânı) İstanbul’u fetheylemek gibi büyük bir erdeme ulaştılar. Onları kendimizle bir tutamayız.
*
Komutan olmak iki kefeli terazidir. Bir kefesi cennet, bir kefesi cehennemdir.
*
Dünyanın efendisi ben değil, reayadır ki, ziraat ve çiftçilik emrinde huzur ve rahatı terk ile iktisap ettikleri nimetle bizleri yaşatırlar.




Bu yazı, Kanuni Sultan Süleyman Sözleri Kısa, Kanuni Sultan Süleyman Sözleri Facebook, Kanuni Sultan Süleyman Sözleri Anlamlı, Kanuni Sultan Süleyman Sözleri 2017 ile ilgilidir.

TÜRKÜ SÖZLERİ - H

/ No Comments
türlü sözleri h, türkülerimiz, halil ibrehim, hudey hudey, hem okudum hem yazdım, hekimoğlu derler, hastane önünde, hasretinle yandı gönlüm, harman yeri sürseler, ham meyve,


TÜRKÜLERİMİZ - H

HALİL İBRAHİM 

DAĞDA KIZIL OT BİTER
İÇİNDE KEKLİK ÖTER
EŞKIYADAN DA BETER
USLAN BE HALİL İBRAHİM

KIVIRCIK SAÇLARINA
KAR DÜŞMÜŞ UÇLARINA
DAĞIN YAMAÇLARINA
YASLAN BE HALİL İBRAHİM

DEREDE SU DURULUR
DALDAN KÖPRÜ KURULUR
ER YERİNE VURULUR
ASLAN BE HALİL İBRAHİM

MÜFREZE DAĞI SARAR
DAĞDA KAÇAKLAR ARAR
GEÇİT VERMEZ KAYALAR
HIZLAN BE HALİL İBRAHİM
*
HAM MEYVE 

HAM MEYVAYDIM KOPARDILAR DALIMDAN
BENİ AYIRDILAR NAZLI YARİMDEN
EĞER YARIM TUTMAZ İSE SALIMDAN
ONUN İÇİN AÇIK GİDER GÖZLERİM

BENİM YARIM YAYLALARDA OTURUR
ELLERİNİ SOĞUK SUYA BATIRIR
DEMEDİM Mİ NAZLI YARIM BEN SANA
ÇOK MUHABBET TEZ AYRILIK GETİRİR

UZUN OLUR GEMİLERİN DİREĞİ
YANIK OLUR AŞIKLARIN YÜREĞİ
NE SEN GELİN OLDUN NE BEN GÜVEĞİ
ONUN İÇİN AÇIK GİDER GÖZLERİM
*
HANGİ BAĞIN BAĞBANISAN 

HANGİ BAĞIN BAĞBANISAN GÜLÜSEN
ALDIN AKLIM BENİ ETTİN DELİ SEN
KIRK YIL KALSA YİNE KENDİ MALIMSAN
İSTEREM KI BİR GÜN EVVEL GELESEN AMMAN

ÖLDÜM BITTIM ERIDIM KÜL OLDUM AMMAN
O SENİN AŞKIN ELİNDEN BAYILDIM AMMAN
SESİN ALDIM YÜZÜNÜ DE GÖRDÜM AYILDIM

DİYARBAKIR ETRAFINDA BAĞLAR VAR
YÜREĞİMDE (bilgi yelpazesi.net) YARA VAR
SEN GİDERSEN BENİM BAŞKA KİMİM VAR
İSTEREM Kİ BİR GÜN EVVEL GELESEN AMMAN

ÖLDÜM BİTTİM ERİDİM TUTUŞTUM AMMAN
O SENİN AŞKIN ELİNDEN BAYILDIM AMMAN
SESİN ALDIM YÜZÜNÜ DE GÖRDÜM AYILDIM-DİYARBAKIR CELAL GÜZELSES
*
HARMAN YERİ SÜRSELER 

HARMAN YERİ SÜRSELER..OY SANEM
YERİNE GÜLEKSELER.. ESMER GADAY BEN ALİM
BAHTİLİ GİZ BAŞINA.. OY SANEM
SEVDİĞİNE VERSELER..ESMER GADAY BEN ALİM

HARMAN YERİ YAS YERİ.. OY SANEM
YAVAŞ YERİ (bilgi yelpazesi.net) HOŞ YERİ..
ESMER GADAY BEN ALİM
GEL BERABER GEZELİM.. OY SANEM
SEVDİĞİM GİTME GERİ..
ESMER GADAY BEN ALİM - URFA MEHMET TOPTAN
*
HASRETİNLE YANDI GÖNLÜM 

HASRETİNLE YANDI GÖNLÜM
YANDI YANDI SÖNDÜ GÖNLÜM
EVVEL YÜKSEKLERDEN UÇTUM
ŞİMDİ DÜZE İNDİ GÖNLÜM

GÖZLERİMDE KANLI YAŞLAR
HASRETİN BAĞRIMDA KIŞLAR
BAŞA GELDİ OLMAZ İŞLER
BİN BİR DERTLE DOLDU GÖNLÜM

ARAMIZDA KARLI DAĞLAR
HASRETİN BAĞRIMI DAĞLAR
ÇARESİZLİK YOLUM BAĞLAR
BİN BİR DERTLE YANDI GÖNLÜM

GELECEKTİN GELMEZ OLDUN
HALİMİ HİÇ SORMAZ OLDUN
YARALARIM SARMAZ OLDUN
BİN BİR DERTLE DOLDU GÖNLÜM

GÖZLERİMDE KANLI YAŞLAR
HASRETİN BAĞRIMDA KIŞLAR
BAŞA GELDİ OLMAZ İŞLER
BİN BİR DERTLE DOLDU GÖNLÜM

ARAMIZDA KARLI DAĞLAR
HASRETİN BAĞRIMI DAĞLAR
ÇARESİZLİK YOLUM BAĞLAR
BİN BİR DERTLE YANDI GÖNLÜM
*
HASTANE ÖNÜNDE 

HASTANE ÖNÜNDE İNCİR AĞACI ANEM AĞACI
DOKTOR BULAMADI BANA ILACI ANEM ILACI
BAŞTABİP GELİYOR CİĞERDEN ACI ANEM VAY ACI

GARİP KALDIM YÜREĞİME DERT OLDU ANEM DERT OLDU
ELLERİN VATANI BANA YURT OLDU ANEM YURT OLDU

MEZARIMI KAZIN BAYIRA DÜZE ANEM VAY DÜZE
YÖNÜMÜ ÇEVİRDİM SILADAN YÜZE ANEM VAY YÜZE
BENDEN SELAM SÖYLEN SEVDİĞİM KIZA ANEM VAY KIZA

BAŞINA KARELER KOYSUN BAĞLASIN ANEM BAĞLASIN
GURBET ELDE KALDIM DİYE AĞLASIN ANEM AĞLASIN - YOZGAT-NIDA TÜFEKÇİ
*
HEKİMOĞLU DERLER BENİM ASLIMA 

HEKİMOĞLU DERLER BENİM ASLIMA
AYNALI MARTİN YAPTIRDIM DA (NARİNİM) KENDİ NESLİME.
HEKİMOĞLU DERLER BİR KÜÇÜK UŞAK,
BİR OMUZDAN BİR OMUZA (NARİNİM) ON ARMA FİŞEK.

KONAKLAR YAPTIRDIM MERMER DİREKLİ,
HEKİMOĞLU DEDİĞİN DE (NARİNİM) ASLAN YÜREKLİ.
KONAKLAR (bilgi yelpazesi.net) YAPTIRDIM DÖŞETEMEDİM,
ÜNYE FATSA BİR OLDU DA(NARİNİM) BAS EDEMEDİM.
ÜNYE FATSA ARASI ORDU'DA KURULDU,
HEKİMOĞLU DEDİĞİN (NARİNİM) O DA VURULDU.- ORDU-FATSA   ÜMİT TOKCAN
*
HEM OKUDUM HEM YAZDIM 

HEM OKUDUM, HEMİ YAZDIM,
YALAN DÜNYA SENDEN BEZDİM..
OF DAĞLAR KOYAĞINİ GEZDİM,
YİTEN YAVRU BULUNUR MU.

OF EL YAZIYA, EL YAZIYA
DUMAN ÇÖKMÜŞ ÇÖL YAZIYA..
OF KURBAN OLAM, KURBAN OLAM
BEŞİKTE YATAN KUZUYA

VAY. EL VERİYOR EL VERİYOR
ORTA DA DİREK BEL VERİYOR..
OF DÖNDÜM BAKTIM SAG YANIMA,
MEHMETÇİKLER CAN VERİYOR VAY.
*
HUDEY HUDEY 

SİYAH SAÇLARINDA HATEM YÜZLERİ,
GARİP BÜLBÜL GİBİ ZARALAR BENİ.
HİLAL EBRULERİN AHU GÖZLERİN,
TİLİ SEVDA İLE CANIM YARALAR BENİ.
HUDEY HUDEY HUDEY YARALAR BENİ,
DİLEY DİLEY DİLEY YARALAR BENİ.

GASLARIN BİSMİLLAH BEÇLERİN BEYTULLAH,
SENİ ÖZ NURUNDAN YARATMIŞ ALLAH,
SEVMİSİM BEN SENİ VAZGEÇMEM BİLLAH.
AŞKIN HANÇERİ İLE CANIM VURALAR BENİ.
HUDEY HUDEY HUDEY YARALAR BENİ,
DİLEY DİLEY DİLEY YARALAR BENİ.

SİTKİ’YAM BİLLAHİ   TERKİL ETMESEM,
GAYRİ GÜZELLERE GÖNÜL GATMASAM.
DÖVSELER KOVSALAR BURDAN GİTMESEM,
MEĞER FERMAN GELE CANIM SÜRELER BENİ.
HUDEY HUDEY  HUDEY YARALAR BENİ,
DİLEY DİLEY DİLEY YARALAR BENİ
*


Bu yazı, türlü sözleri h, türkülerimiz, halil ibrehim, hudey hudey, hem okudum hem yazdım, hekimoğlu derler, hastane önünde, hasretinle yandı gönlüm, harman yeri sürseler, ham meyve, ile ilgilidir.

HADİSLERDE AHİRZAMAN ALAMETLERİ

/ No Comments
kıyamet alametleri hadis, kıyamet alametleri ile ilgili hadisler, ahirzaman alametleri, ahir zaman alametleri hadisler, hadislerde ahir zaman müslümanları, ahir zaman kadınları hadis

Ahirzaman İle İlgili Hadisler

Ahir Zaman Alametleri... Vaad edilen zamanı yaşıyoruz Kâinatın Efendisi ümmetinin geleceği ile ilgili endişeleri olmuştur. Zamanın bozulacağı, bozulan zamanda insanlığın ve de mü'minlerin bozulacağını açık bir ifade ile haber vermiştir. Kâinatın Efendisi'nin ümmetinin geleceği ile ilgili haberlerini incelediğimizde bugün bu haberlerle yüz yüze olduğumuzu görmekteyiz. Şimdi sizleri Efendimizin mübarek sözleri ile baş başa bırakıyoruz:

Kâinatın Efendisi buyurdu ki:

• İnsanlar, kötülüklerden birbirlerini sakındırmayacaklar ve iyiliği emretmeyecekler.

• Minareler çoğalacak, camiler süslenip ziynetlenecek (kilise ve havralar gibi) ve içlerinden yüksek sesler gelecek.

• Hâinlere emin, emin olanlara hâin denilecek ve “şurada emin bir insan vardır” denilecek kadar emin insan sayısı azalacak.

• Kişiye, şerrinden korkulduğu için ikramda bulunulacak. Görünüşte dost fakat esasında düşman insan sayısı artacak, sözler hep yalan ve birbirine muhalif olacak, amir ve memur çok, doğru iş yapan az olacak.

• Yıldızlar (fal) doğrulanacak ve kader yalanlanacak.

• Allahü Teâlâ (C.C.) apaçık inkâr edilecek.

• Âlicenaplık, izzet-ikram ve cömertlik duyguları kaybolacak ve haklar para karşılığında satılır hâle gelecek.

• Cemaatin inancı zayıf, ibadeti taklit olacak, hafızlar çok, ama âlim bulunmayacak.

• Zenginlere itibar edilecek, cimrilik artacak, zekât ağır bir borç olarak kabul edilecek.

• Âlimler, para ve dünyalık karşılığında ilim öğretecek, âhiret ameli ile dünyalık talep edecekler.

• Dinden gayrı hususlar için öğrenim yapılacak.

• Erkekler kendilerini kadınlara, kadınlar da erkeklere benzetecekler.

• Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla münasebetsiz alâkalar kuracak.

• Her tarafta şarkıcı ve çalgıcı kadınlar zuhur edecek.

• Söz kadınlarda olacak ve zina yaygınlaşacak.

• Kadınlar, saçları deve hörgücü gibi, sokaklarda dolaşacaklar.

• İnsanların başına bir zaman gelecek ki, onlardan faiz yemeyen kalmayacak, yemese bile tozu onlara bulaşacaktır.

• Birçok kişi, az bir dünyalık karşılığında dinini feda edecek.

• Kazanç, belirli kişiler arasında dolaşacak, dar gelirliler açlık ve sıkıntıya düşecek.

• Kabirler süslenecek ve Kur'an, kazanç getiren bir meta hâline gelecek...

• Fitne her eve girecek ve tecrübesiz gençler başa geçecekler.

• Kur’an’dan bir resim, İslâm'dan bir isim, Müslüman'dan bir cisim kalacak.

• Üç şey çok kıymetlenecek; Helâl para, kendisiyle amel edilen sünnet ve candan bir dost.

• Ecnebiler çoğalacak ve müslümanlara galebe edecekler.

• Sonradan gelen nesiller, önceden gelenlere sövüp sayacaklar.

• Mihnet, belâ, musibet artacak, rahat ve huzur kalmayacak, kimse eliyle bunları önleyemeyecek.

• Bir Müslüman, koyundan daha âciz olacak, hor ve hakîr görülecek.

• İlim azalacak, cehalet, anarşi ve cinayetler artacak, adam öldürmek, hafif bir suç sayılacak.

• Hilesiz iş yapılamayacak, tacirler ve yazarlar artacak kalem bollaşacak.

• Kişi, elbisesini sakındığı kadar dinini sakınmayacak ve fakirler de namaz kılmayacak.

• Akrabalık bağlan kopacak ve selâm, sadece tanıdık olanlara verilecek.

• Zenginler ticaret için, hafızlar riya ve gösteriş için hacca gidecekler.

• Büyükleri merhametsiz, küçükleri hürmetsiz olacak çocukları terbiye, köpekleri terbiyeden daha zor olacak.

• Haram işlemeyi kolaylaştıran imkânlar artacak, gençler günah işlemeye ve kötülük yapmaya çok meyledecekler.

• İmanı kalpte tutmak, kor ateşi elde tutmak kadar zor olacak, kişi gece mü'min yatacak, sabah kâfir olarak kalkacak veya bunun tersi olacak.

• Dünya işlerine dalınıp âhiret unutulacak, Allah'ın kitabıyla hükmetmek, ayıp sayılacak.

• Büyük ve gösterişli binalar yapılacak ve bunlardan dolayı sokaklar daralacak.

• Yırtıcı hayvanların derileri tabaklanarak çeşitli giyim eşyası yapılacak. (Kürk, manto ve benzeri...)

• Sabah giyilen elbise başka, akşam giyilen elbise başka olacak. Önünüze yemeklerden birisi gelip diğeri gidecek ve Kabe'nin örtüldüğü gibi, evlerinizin duvarları halılarla süslenecek.

• Fâsıklar başa geçecek ve konuşmasını bilmeyenler halka hitab edecekler.

• Arap arazisinin çölleri, nehirlere ve yeşilliklere kavuşacak.

• Köylüler şehirlere akın edecek ve ne idüğü belirsiz deve çobanları, bina yaptırmakta birbirleriyle yarışacaklar.

• Faize alış-veriş, rüşvete hediye denecek, tefecilik artacak, helal-haram unutulacak, para gelsin de nerden gelirse gelsin denilecek.

• Zaman kısalacak. Bir sene bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir hafta bir gün gibi geçecek, bir günün geçmesi ise bir yaprağın yanması kadar çabuklaşacak, hiçbir şeyde bereket kalmayacak.

• Ümmetimin erkekleri şişmanlayacak ve semizleşecekler.

• Dedikodu, yaygın bir hâl alacak.

• Herkes “kazanamadığından ve geçinemediğinden” şikâyetçi olacak.

• Yalancı şahitlik ve boşanmalar artacak, ani ölümler sık görülecek.

• Mal çoğalıp sel gibi akacak, mal sahibi malına tapacak ve tüccarların çoğu hilekâr olacak.

• Kişi, karısına itaat edip anasına âsi olacak ve arkadaşına yaklaşıp babasından uzaklaşacak.

• Gönüller birbirini sevmez olacak, dinde ve dünyalık işlerde muhtelif görüşler belirecek, kardeşler bile dinde ve mezhebde ihtilâf edecekler.

• İmar edilen şeyler harap edilecek, harap olanlar ise imar edilecek.

KAYNAKLAR:
1- Riyâzüs-Salihîn, İmam Nevevi, Terc: Mehmed Emre. 2- Tezkiret-ül-Kurtubî, imam Şaranî. 3- Kıyamet Alâmetleri Râmuz el-Ehadis'ten Dersler, ist. 1983 4- Kitab ül-Keşf, Celâleddin-i Suyutî, El yazma eser Süleymaniye Kütüphanesi. 5- Kıyamet Alâmetleri, Muhammet! el-Hüseyni, Terc: Naim Erdoğan.


Bu yazı, kıyamet alametleri hadis, kıyamet alametleri ile ilgili hadisler, ahirzaman alametleri, ahir zaman alametleri hadisler, hadislerde ahir zaman müslümanları, ahir zaman kadınları hadis ile ilgilidir.

TÖVBE VE İSTİĞFAR DUASI - 3

/ No Comments
tevbe istiğfar duası arapça, istiğfar nasıl yapılır, peygamberimizin istiğfar duası, peygamberimizin öğrettiği tövbe duası, namaz duası, namazdan sonra dua, tevbe ve istiğfar ile ilgili hadisler

Peygamber Efendimizden İstiğfar Duaları

Sevbân (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) selam verip namazdan çıkınca;

اسْتَغفَرَ الله

 üç defa istiğfar eder ve;

اللَّهُمَّ أَنْتَ السَّلامُ، وَمِنْكَ السَّلامُ، تَبَارَكْتَ يَاذَا الجَلالِ والإكْرَامِ

 Allahumme ente’s-Selam ve minke’s-Selam tebarekte ya zelcelali velikram .

Allahım sen selamsın, selamet ve esenlik sendendir. Ey azamet ve ikram sahibi Allah’ım, sen hayır ve bereketi çok olansın, derdi.


Hadisi rivayet edenlerden birisi bu hadisi rivayet edenlerden olan Evzai’ye sormuş:

- İstiğfar nasıl yapılır? O da:

 أَسْتَغْفِرُ الله، أَسْتَغْفِرُ الله

Estağfirullah Estağfirullah dersin, diye cevap vermiş. (Müslim, Mesacid, 135)


*

Aişe (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) vefatından önce sık sık;

سُبْحَانَ الله وَبِحَمْدِهِ، أَسْتَغْفِرُ الله، وَأَتُوبُ إلَيْهِ

“Sübhanallahi ve bihamdihi estağfirullahe ve etubu ileyh.

Allah’ı her türlü noksanlıktan tenzih eder ve ona hamdederim. Allah’tan beni bağışlamasını diler ve günahlarıma tevbe ederim, derdi. (Buhari, Ezan, 123; Müslim, Salat, 218)


Bu yazı, tevbe istiğfar duası arapça, istiğfar nasıl yapılır, peygamberimizin istiğfar duası, peygamberimizin öğrettiği tövbe duası, namaz duası, namazdan sonra dua, tevbe ve istiğfar ile ilgili hadisler ile ilgilidir.

TÖVE VE İSTİĞFAR DUASI - 2

/ No Comments
tevbe ve istiğfar ile ilgili hadisler, en etkili istiğfar, tevbe istiğfar duası arapça, büyük tevbe istiğfar duası, tevbe istiğfar duası nasıl yapılır, peygamberimizin istiğfar duası


Peygamber Efendimizden İstiğfar Duaları

İstiğfarın En Üstünü


Şeddad ibni Evs (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “İstiğfarın en üstünü kulun şöyle demesidir:

اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبّي، لا إلهَ إلاَّ أَنْتَ خَلَقْتَني وَاَنَا عَبْدُكَ، وأَنا عَلى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ ما اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِ مَا صَنَعْتُ، أبوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ، وَأَبُوءُ بذَنْبي، فَاغْفِرْ لِي، فَإنَّهُ لا يَغْفِرُ الذِّنُوبَ إلاَ أنْتَ

Allahumme ente Rabbi la ilahe illa ente halakteni, ve ene abduke, ve ene ala ahdike, ve va’dike m’esteta’tü, euzu bike min şerri ma sana’tu, ebûü leke bi ni`metike aleyye, ve ebûü bi zenbî, fağfir lî feinnehu la yağfiruzzunube illa ente.

Allahım sensin benim Rabbim, senden başka gerçek ilah yok. Beni yarattın. Ben de senin kulunum. Ben gücüm yettiğince sana verdiğin sözüm ve senin va’din üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. İşte verdiğin nimetlerinle senin huzurundayım. Günahımla huzurundayım. Beni bağışla, senden başka günahları bağışlayacak kimse yoktur.

Rasûlullah sözüne şöyle devam etti: “Her kim bu duayı faziletine inanarak gündüz okur da o gün akşam olmadan ölürse cennetlik olur. Yine her kim sevab vefaziletine inanarak gece okur da sabah olmadan ölürse cennetlik olur.” (Buhari, Deavat, 2)


Bu yazı, tevbe ve istiğfar ile ilgili hadisler, en etkili istiğfar, tevbe istiğfar duası arapça, büyük tevbe istiğfar duası, tevbe istiğfar duası nasıl yapılır, peygamberimizin istiğfar duası ile ilgilidir.

ETKİLEYİCİ BAŞARI SÖZLERİ - 3

13 Ağustos 2017 Pazar / No Comments
en etkili motivasyon sözleri, en etkili başarı sözleri, başarmakla ilgili sözler, başarmakla ilgili kısa sözler, öğretmenden öğrencilere güzel sözler, öğrencilere güzel sözler

Bir şey biliyorum, o da hiçbir şey bilmediğimdir.  /  Sokrates
*
Coşku, zekadan daha önemlidir.  /  Albert Eınsteın
*
Engeller beni durduramaz, her bir engel kararlılığımı daha da güçlendirir.  /  Leonardo da Vinci
*
Üstelemek başarının temel unsurudur. Kapıyı yeterince uzun süre ve yüksek  sesle çalarsanız, birilerini uyandıracagınızdan emin olabilirsiniz. /  Henry Wadsworth Longfellow
*
Bir kitap bir aynadır. Ona bir eşek bakacak olursa karşısında elbette bir evliya görmez. / Goergo C.Lıchtenberg
*
Nerede olursanız olun, elinizdekilerle  yapabileceğinizi yapın.  / Theodore Roosevelt
*
İnsan sahip olduklarının toplamı değil,  fakat henüz gerçekleştiremediklerinin toplamıdır. / Jean Paul Sartre
*
İnsanın yaşam düzeyini bilinçli bir çabayla yükseltme konusundaki tartışma götürmez yeteneğinden daha cesaret verici bir gerçek bilmiyorum. / Henry Davıd Thureau
*
Başarı bir yolculuktur, bir varış noktası değil. / Ben Sweetland
*
Ahlak  konusunda en önemli dersler kitaplardan değil, yaşanan deneyimlerden alınır.  /  Mark Twaın
*
Deneyim düşüncenin, düşünce ise eylemin çocuğudur. /B. Dısraelı
*
İnsanlar öğrenme dürtüsüyle doğarlar. Öğrenmeye karşı merak ve  bundan duyulan zevk insanın doğasında vardır. Bunlar bebeklikten başlayarak zamanla yok edilir.  /  W.E.Demıng
*
Düşünmek ve söylemek kolay, fakat yaşamak, hele başarı ile sonuçlandırmak çok zordur.  / Ziya Gökalp
*
Başarının sırlarından biri, geçici başarısızlıkların bizi yenmesine izin vermemektir.  / Mark Kay
*
Yapabildiğimiz herşeyi yapsaydık, buna kendimiz bile şaşardık.  / Thomas Edison
*
Başkaları için duyduğun kaygı, kendin için duyduğun kaygıların  önüne geçtiği zaman olgunlaşmışsın demektir.  /  John Mac Noughton
*
Zenginlik ve güzellikle birlikte bulunan ihtişam geçicidir ve kolay zedelenebilir. Erdemse muhteşem ve ölümsüz bir servettir.  / Sallust
*
Başkaları yararına iyi bir şey yapmak görev değil, zevktir. Çünkü sizin sağlık ve mutluluğunuzu artırır.  /  Zoroaster




Bu yazı, en etkili motivasyon sözleri, en etkili başarı sözleri, başarmakla ilgili sözler, başarmakla ilgili kısa sözler, öğretmenden öğrencilere güzel sözler, öğrencilere söylenecek güzel sözler ile ilgilidir.

ETKİLEYİCİ BAŞARI SÖZLERİ - 2

/ No Comments
başarı getiren sözler, başarıya giden yol özlü sözler, başarıya götüren sözler, başarıya inanmak ile ilgili sözler, en etkili başarı sözleri, inanç ve güven üzerine sözler,

Bilginin efendisi olmak için, çalışmanın uşağı olmak şartdır.  / Balzac
*
Hiçbir şeye cesaret etmeyen, hiçbir şeye beklemesin./ Schıller
*
Bilgi insanı şüpheden, iyilik acı çekmekten, kararlı olmak korkutan kurtarır.  /  Konfüçyus
*
Başkalarının kusurlarını tartarken, parmağıyla terazinin  kefelerini bastırmayan insan pek enderdir./ Byron Langenfeld
*
Büyük adam büyük olduğunu; fakat büyüklüğünün  küçüklük olduğunu bilir. / Andre Mauroıs
*
İnsanlar arasında fark ufaktır. Ancak bu ufak fark büyük farklılığa yol açar. Ufak farklar tutumlardır. Büyük farklılık ise bu tutumun olumlu veya olumsuz olduğudur. /  C.Lement stone
*
Ben hayatımın hiçbir anında karamsallık nedir tanımadım. /  M. Kemal Atatürk
*
Güzel bir düşünce de ibadet sayılır. / Ahmet İbşihi
*
Büyük adamlar olmazsa hiçbir şey başarılmaz, insanlar da ancak karar verilirse büyük olabilirler. / Gaulle
*
Kararlılık insan iradesinin uyandırma zilidir./ Anthony Robbins
*
Bundan yirmi yıl sonra yaptığınız şeylerden dolayı, yaptıklarınızdan daha fazla pişman olacaksınız. Öyleyse demir alın ve güvenli limanlardan çıkın, rüzgarları arkanıza alın,  araştırın hayal edin ve keşfedin. /  Mark Twaın
*
İyi bir kafaya sahip olmak yetmez; mesele onu iyi kullanmaktır.   / Rene Descartes
*
İnsan beyni sahibinin ihtiyaçlarından fazla gelişmiş bir araca benzer.  /  A. R. Wallece
*
Hayal, gücünden daha önemlidir.  /  Albert Einstein
*
Bütün büyük işler, küçük başlangıçlarla olur. / Cıcero
*
Ya başlamamalı, ya da bitirmeli. /   Ovıdıus
*
Bir milletin büyüklüğü, nüfusunun çokluğu ile değil, akıllı ve fazilet sahibi adamlarının sayısı ile belli olur. /   Victor Hugo
*
Çalışanlar, kötülük düşünmeye vakit bulamazlar. Çalışmayanlar ise, kendilerini kötülükten kurtaramazlar.  /  Hz. Ali
*
Basit bir adamın elinden geleni yapmaya çalışması, zeki bir adamın tembelliğinden iyidir. / G. Gracıan
*
Yapacağın ilk şeyi kafanda net olarak görmelisin. /Alex Moorison
*
Güzel cevap her zaman daha güzel soruyu sorana verilir.  / E. E. Cummings
*
En büyük zaman hırsızı kararsızlıktır.  /  C. Floru
*
İyiliği, hastalığı, sefaleti, mutluğu, zenginliği, fakirliği yapan zihindir. /   Edmund Spencer
*
Vücutlarımız bahcemizdir?  Niyetlerimiz de bahcıvanımızdır.   / William Shakesreare
*
Gerekeni yap ve güce sahip ol.  / Emerson
*
Gülümseyin: öyle samimi ve sıcakolun ki her sıktığınız ele, ruhunuzu da katın.  / Dale Carnegia
*
Akli resimler zihni kalıbımızın biçimlenmesine yardım eder.  /  Robert Collier
*
Vereceğimiz bilinçli komutlarla beyin merkezlerimizi geliştirebilecek, böylece şimdilerde düşleyemeyeceğimizi kullanabileceğiz. /  DR. Frederic tilney
*
Harukulade şeyler ancak, içlerindeki bir şeyin koşulların üzerinde olduğuna inanma cesaretini gösterenler tarafından yapılmıştır. / Barton
*
Yapabilirler çünkü yapabileceklerini düşünüyorlar.  /  Virgil




Bu yazı, başarı getiren sözler, başarıya giden yol özlü sözler, başarıya inanmak ile ilgili sözler, inanç ve güven üzerine sözler, başarıya götüren sözler, en etkili başarı sözleri ile ilgilidir.

İBNİ HALDUN KİMDİR?

/ No Comments

(1332-1406)
İbni Haldun Kimdir?

İbn Haldun 14. yy. da yaşamış en büyük tarihçilerden biridir. Aynı zamanda da bir Tarih felsefecisi ve toplum bilimcisidir.

İbn Haldun 1332 yılında Tunus da doğdu. Fıkıh, Kur’an, Matematik, Mantık ve Kelam eğitimi alan İbn Haldun Tunus, Cezayir, Fas, Endülüs arasında dolaşmış toplum düzeni, insanların gelenek ve göreneklerini yaşayış biçimlerini incelemiş, toplumlar arasındaki ayrılıkları görmüş ve Tarih Felsefesine böyle gözlemci ve deneyci bir açıdan yaklaşmıştır.

Tarihsel bilginin yanlışlardan arınması amacıyla yaptığı toplumsal gözlemler sonucunda kurmuş olduğu ümran ilmiyle bugünkü sosyoloji ilminin temellerini atmıştır.Ömrünün büyük bir kısmı idari ve siyasi görevlerde geçmiştir.

1374 yılında Afrika da küçük bir kasabaya çekilerek meşhur “Mukaddime”sini yazmıştır.1383-1406 yılları arasında Mısırda kadılık yapmış 1406 yılında burada ölmüştür.

Düşünür Olarak İbni Haldun Kimdir? 

Orta Çağ İslam Arap düşünürlerinden olan İbn Haldun çok yönlü ilmi kişiliği ile, gerileme dönemi islam düşüncesinin eşsiz bir dehasıdır. Daha çok tarihçi, sosyolog ve siyasi bilimci olarak tanınan İbn Haldun, aynı zamanda kendine özgü felsefi ve ekonomik görüşleri olan bir ilmi kişiliktir. Söz konusu ilmi sahalardaki görüşlerinin yer aldığı ünlü eseri "Mukaddime" onun bir şaheseridir.

İbn Haldun mukaddime'sinde, tarih ilminin yol göstericiliği altında sosyal, siyasal ve ekonomik yapıları amprik bir yöntemle inceleyerek bir takım sonuçlar elde etmeye çalışmıştır.

İbn Haldun her şeyden önce bir tarihçidir. Ancak onun tarihçiliği, döneminde yaygın olan tarihçiliğin aksine, tarihi olayların sebep ve sonuçlarının felsefi ve sosyolojik bir yaklaşımla tahlil edildiği farklı bir tarihçilik anlayışıdır.

Tarihi olayların abartılı olarak kuru bir biçimde hikaye edilmesine karşı çıkan İbn Haldun, tarihi olayların incelenmesinden çıkarılacak olan sonuçların diğer sosyal bilimler için birer veri oluşturması gerekliliği üzerinde durarak bu konuda yeni bir çığır açmıştır. Ona göre; tarih ilminin konusu sosyal olaylardır. Bunun için tarihçi, sosyal olayları tarihi seyir içerisinde inceleyip bir takım sonuçlar çıkarmak durumundadır. Bu görüşleriyle İbn Haldun, ilk olarak, tarihçiliğe gerçek anlamda bir bilim olma özeliğini kazandırmıştır.

İbn Haldun tarihçi olduğu kadar sosyologdur. Onun sosyologluğu tarihçi oluşuna bağlı bir durumdur. İbn Haldun sosyoloji biliminin temelini tarih ilmine dayandırmıştır. Ona göre, sosyolojik araştırmalarda sağlıklı sonuçlara varabilmek için tarihin bilinmesi bir zorunluluktur.

Ulusların geleceği ve esenliği toplumun yasalarını iyi anlamak, onları gereğince değerlendirmek ve o toplumun tarihini iyi bilip sağlıklı bir analizden geçirmeye bağlıdır. O halde sosyolojik araştırmalar tarihle başlamalıdır.

İbn Haldun, Mukaddime'nin "Umran İlmi" başlıklı bölümünde sosyolojik görüş ve tahlillerine geniş yer vermiştir. Ona göre "Umran İlmi"; toplumun ve devletlerin ortaya çıkışlarının, toplumların tarihi seyir içerisinde geçirdikleri evrelerin, en küçük toplumsal birime varıncaya kadar tüm sosyal yapıların çeşitli yönleriyle ele alınıp incelendiği bir bilimdir. İbn Haldun bu ilmin devletler ve uluslar için gerekli olduğunu, zira ancak bu ilim sayesinde devletlerin doğuşları, gelişmeleri, yıkılışları ve buhranlarının öğrenilebilir olduğunu düşünmektedir.

İbni Haldun'un Eserleri

- Mukaddime
- Kaside-i Bürde şerhi
- İbn Rüşd felsefesi hakkında bir risale
- Kitab el-Mantık
- Kitab el-Hisab
- Marakeş sultanına yazılan bir risale
- Şiire dair bir risale

İbn Haldun’un Tarih Anlayışı

Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer. / İbni Haldun

Eski zamanlarda tarihçilik, olayı tespit etmek veya abartı dolu bir destan name meydana getirmekten ibaretti. İbn Haldun bu yöntemi yıkmış, tarih araştırmalara için yeni bir çığır açmıştır.
İbn Haldun tarihi hükümdarların hayat hikâyelerini, maceralarını anlatmaktan ibaret görmemiş, tarihi böyle görenleri eleştirmiş, tarihi olayların doğuşuna ve gelişmesine tesir eden nedenleri tespit etmiştir. Bir felsefeci edasıyla bu işi yaparken şu iki esasa riayet etmiştir.

1. Tarihi Kaynakları Tenkit: Bu yöntem ile gerçeğe uygun olmayan asılsız rivayetler, doğru olanlardan ayırt edilmektedir. Bu hususu Mukaddime’sinde misallerle anlatmış, rivayetlerin doğruluğunu anlamanın yollarını, bizzat kendisinin kurduğu “ümran ilmi” yardımı ile göstermiştir.

2. Hadiseler arasındaki sebep- sonuç ilişkisinin tespiti: İbn Haldun’a göre tarihte esas kural, olayları sebep- sonuç bağı ile bir diğerine raptetmektedir. Bu demektir ki benzer hadiseleri benzer şartlar veya benzer şartları benzer hadiseler meydana getirmektedir.
İbn Haldun’a göre tarihin bir görünen yüzü ( zahir ) , bir de iç yüzü ( batın ) vardır ve önemli olan ikincisidir. Çünkü zahir tarihçilikte olaylar birbiriyle ilişki kurulmaksızın yüzeysel bir şekilde hikâye edilmekten ibarettir.

İbn Haldun zamanına kadar tarihçiler zahiri tarihçilik yapmışlardır. Dolayısıyla tarihçiler geçmişi eksik tanıtmış, hadiseler arasındaki sebep- sonuç ilişkisini kuramadıkları içinde olayları kopuk bir şekilde anlatmışlardır.
İbn Haldun tarihçilerin bu yanlışını görmüş, olayların görünen ( zahir ) sebeplerinden çok batın ( görünenin arkasındaki asıl soyut sebep) yönünü araştırmıştır.

Ona göre tarihin en önemli yararı geçmişte yaşanmış olayların doğrultusunda içinde yaşanılan zamanı yönlendirmektir.

İbn Haldun’a göre ;”suyun suya benzemesinden çok hal maziye benzer.” Dolayısıyla hâlihazırda ortaya çıkan bir hadise hiçbir şekilde bağlı olduğu geçmişten ait olduğu sosyal hadiselerden ayrılamaz.

Sebebi bilmeden sonucu anlayamadığımız gibi geçmişi bilmeden de şimdiki cemiyeti bilmek imkânsızdır, “çünkü tarih hâlihazır durumun sebebi mesabesindedir”.

İbn Haldun’a Göre İnsan

İbn Haldun’a göre her şeyin temelinde insan vardır. Ama insan yalnız başına bir anlam ifade etmez.

Çünkü insan tabii ihtiyaçlarını karşılamak için başkalarına ihtiyaç duyduğu gibi varlığını muhafaza edebilmek için de başkalarının yardımına muhtaçtır. İnsanın toplumsal bir varlık oluşu varlığını sürdürmesinin de ön şartıdır.

İbn Haldun’a Göre Asabiyet ve Önemi

İnsanların bir arada yaşayabilmeleri için onları bir arada tutabilecek bir bağın olması gerekir. Bu da asabiyet bilinci ile mümkünüdür. Ancak İbn Haldun’un asabiyet anlayışı sadece asabiyetin bugünkü yaygın anlamıyla ( aynı soya mensup olmak ) sınırlı değildir. Ona göre iki tür asabiyet vardır:

Nesep Asabiyeti: 

Nesep asabiyetinden aynı soydan gelme şartı vardır. Yani nesebin esasını aynı anne babadan veya akrabadan gelen insanların normal şartlar altında diğer insanlara göre daha çok bir arada yaşamak zorunda kalmaları ve aralarında diğerlerine göre daha yoğun bir manevi bağın ortaya çıkması teşkil eder.

Sebep Asabiyeti: 

Nesep asabiyetinde aynı soydan gelme şartı varken sebep asabiyetinde böyle bir şart aranmaz. Toplumu bir arada tutan bir sebep vardır ve bu insanlar bu sebebin etrafında birleşirler. ( aralarında kan bağı bulunmayan İtalyanlar, Almanlar, Fransızlar gibi Avrupalı milletlerin Kudüs’ü kurtarmak için doğudaki Müslümanlara karşı Haçlı birliği kurmaları gibi )

İbni Haldun'a Göre Toplum Analizi 

Toplumların Doğuşu: İbn Haldun insanların toplumsal birer varlık olduklarını belirterek, yaşamlarını sürdürebilmeleri için birbirleriyle yardımlaşmak, tehlikelere karşı birbirlerini korumak, kısaca sosyo-ekonomik sorunlarını çözebilmek için bir araya gelmelerinin bir zorunluluk olduğunu ileri sürmüştür. Ona göre, insan doğa karşısında yalnızdır. Sırf bu yalnızlığını gidermek için bile olsa insan, insana ihtiyaç duyar. Kendisine durmadan bir hemcins arar. Çünkü insan, diğer varlıklardan çok farklı bir şekilde yaratılmıştır. Kaldı ki, insanın fizyolojik ihtiyaçları onu bir topluluk oluşturmaya itmektedir. Ayrıca doğanın acımasızlığı da insanı insana bağlanmayı zorunlu kılar. Bütün insanlardan başka, insanın insana karşı olan bir düşmanlığı vardır. İnsan yalnız başına bu sorunları çözse bile, hiçbir zaman bu düşmanlık sorununu çözemeyecek, bunun için de insan daima kendisine bir dost arayacaktır. Tüm bu açıklamalardan şu sonucu çıkartmak mümkündür: Toplumlar, insanların ekonomik ihtiyaçlarını karşılama ve doğal tehlikelere karşı koyma hususunda yardımlaşmalarından doğar.

Göçebe(Bedevi) Toplumlar: 

İbn Haldun'a göre hiçbir toplum doğuştan yerleşik (medeni) olamaz. Her toplum ilk doğduğunda göçebedir. Bu, sosyal ve doğal şartların bir gereğidir. Göçebelik hayatı toplumun yapısına göre uzun veya kısa olabilir. Fakat bu devreyi geçirmeyen hiç bir toplum medeniyeti oluşturamaz.

Göçebe toplumlar kendi aralarında ikiye ayrılır: Bir kısmı ziraat ve bahçecilik yaparak çiftçilikle uğraşırlar, diğer kısmı ise koyun, keçi, sığır, arı ve ipekböceği gibi hayvanlara ve canlılara bakma işini meslek edinmişlerdir.

Birinci grup toplum geçimlerini toprak ve ağaçlardan sağladığından çok uzak yerlere gidemezler, belirli bir çevre içerisinde dönüp dolaşırlar. İkinci grup toplum ise her yere gidebilirler. Özellikle çöllere, dönüşü olmayan yerlere kadar uzanabilerler. Hayvan beslemeleri, onları tam bir göçebe hayatı yaşamaya yöneltmiştir.

Yerleşik (Medeni, Hadari) Toplumlar: 

İbn Haldun her göçebe toplumun zamanla gelişme göstererek toprağa yerleşeceğini, bunun nedeninin ise göçebe toplumların güç ve servet kazandıkça yerleşik bir hayat sürme isteklerinin artması olduğunu ileri sürmüştür. Böylece göçebe toplumlar yavaş yavaş kasaba ve şehirlere yerleşirler. Bunun sonucu olarak devlet aşaması ortaya çıkar. Devlet aşamasında otorite, insanları dış tehlikelere karşı koruduğundan, insanlar askerlikten ve güvensizlik ortamının doğurduğu yaşam tarzından vazgeçerek, sanat, edebiyat, mimarlık gibi kültürel konularla ilgilenmeye başlarlar. Böylece yerleşik hayatta insanlar kendi zevk ve rahatlarını düşünerek egoist olurlar ve cesaretlerini kaybederler. Ayrıca otoritenin her alanda kendini hissettirmesi insanların bağımsızlık duygularını da yok eder.

Yerleşik toplumların hukuki yapıları göçebe toplumlardan farklıdır. Her şeyden önce yerleşik toplumlarda asabiyet bağı zayıflamış, onun yerini "din bağı" ve "hükümdara sadakat bağı" almıştır. Dolayısıyla bu toplumlardaki hukuki yapı dini kurallar ve hükümdarın koymuş olduğu kurallardan meydana gelir.

İbn Haldun'un toplum kuramı incelendiğinde onun "tarihsel determinizm" anlayışıyla hareket ettiği görülür. Tarihi seyir içerisindeki tüm toplumların "bedevi" yaşamdan "medeni" yaşam biçimine geçiş yaptıklarını, bunun kaçınılmaz genel bir kural olduğunu söylemekle determinist anlayışını ortaya koymuştur.

İbn Haldunun, göçebe toplum-yerleşik toplum ayrımı üzerinde dururken, zamanın Arap, Norman, Berberi, Moğol, Kürt ve Türk topluluklarının yaşam biçimlerini değerlendirip yorumlanmasındaki doğruluk payı yüksektir. Ancak bu konudaki görüşlerini genelleştirip, tarih boyunca ortaya çıkan tüm toplumların söz konusu aşamalardan geçmiş olduğunu söylemesi bir varsayımdan öteye gitmemektedir.

İbni Haldun'a Göre Devlet

İbn Haldun çok yönlü bir düşünürdür. İktisat, siyaset bilimi, tarih ve sosyoloji alanında amprik araştırmalarda bulunmuştur. Ancak düşünürümüzün asıl önemi tarih ve sosyoloji alanında yapmış olduğu çalışmalardan kaynaklanır. Gerçekten O, sahip olduğu geniş bilgi birikimi ve bulunmuş olduğu çeşitli ileri kademedeki devlet memurluğu görevlerinden elde ettikleri tecrübeyi, tarihi araştırmalardan sağladığı verilerle yoğurarak, özellikle sosyoloji alanında gözleme dayalı somut ve orijinal açıklamalarda bulunmuştur. Bu yönüyle İbn Haldun sosyal bilimler alanında büyük bir devrim gerçekleştiren bir düşünürdür.

Düşünürümüzün devlet görüşü de, yapmış olduğu sosyolojik araştırmaların sonuçlarına ve yukarıda belirtilen bir kişiliğe sahip oluşuna dayanmaktadır. Gerçi devlet görüşünde,düşünürün dinsel algılamadan etkilendiği göze çarpmaktadır. Ancak bu etkilenme özellikle devletin yönetimi konusunda sınırlı kalmaktadır. Devlete ilişkin diğer görüşlerinde, (örneğin devletin kökeni, asabiyet ve devletin yıkılması) yapmış olduğu araştırmaların sonuçları daha ağır basmaktadır.

Daha XIV. yüzyılda toplulukları "bedevi-hadari" şeklinde bir ayrıma tabi tutarak, bu toplulukların hukuki ve sosyolojik yapılarını modern sosyologlar düzeyinde açıklamıştır. Asabiyet bağı ile kuvvetli bir yapıya sahip olan bedevi toplulukların zamanla yerleşik hayata geçeceklerini ve asabiyet bağı sayesinde devleti kuracaklarını ileri sürmüştür. Devleti, insanların ortak menfaatlerini ve ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir kurum olarak gören İbn Haldun, devletin kökenini toplum sözleşmesi, devlet kuramı ve tavırlar kavramı ile açıklamıştır.

İbn Haldun, devletin kurulmasında olduğu gibi yıkılmasında da en büyük etkenin "asabiyet" olduğunu ileri sürmüştür. Toplumların ve devletlerin iç dinamiği olan asabiyetin zayıflaması devletin de zayıflaması sonucunu doğurur ve (medeni) hayatın getirmiş olduğu nimetlerden yararlanma da bu sonuç üzerinde çok büyük etkisi vardır. Bu etkinin devlet tarafından önlenmesi mümkün değildir. Çünkü bu, insanın doğup, büyüyüp ölmesi gibi doğal bir sonuçtur.

Devletin İçeriği ve Çeşitleri: 

İbn Haldun'a göre devletin hakikatı, aslı ve içeriği, "insanlar için zaruri bir sosyal kurum" oluşudur. Devletin temel unsuru ise "güç", "kuvvet" ve "otorite" de ifadesini bulan "egemenliktir." Bu unsur, insanın doğasında var olan "gadap" ve "hayvaniyet" (animality)in birer yansıma biçimidir. Buna göre, insanın insanı yönetmesinin ve onun üzerine egemenlik kurmasının psikolojik nedeni gadap, öfke savunma ve galip gelme gibi insan doğasındaki hayvani duygulardır.

İbn Haldun, toplumların devlet haline gelebilmelerini asabiyetle mümkün görmektedir. Hiç bir toplum asabiyetini oluşturmadan devlet kuramaz, hatta yaşamını bile sürdüremez. Asabiyeti oluşmayan toplumlar en ufak bir zorlama karşısında dağılmaya mahkumdurlar. Asabiyet devlet kurulduktan sonra da önemini yitirmez. Devletin sürekliliği de asabiyete bağlıdır. Asabiyetsiz hiçbir devlet kurulmaz. Devletin kurulabilmesi için maddi ve manevi güç gerekir. Bu ise asabiyetin kendisidir. Ancak devlet kurulduktan sonra asabiyet eski canlılığını ve dinamizmini yavaş yavaş kaybeder. İbn Haldun, devletin kurulmasından sonra asabiyetin er geç bozulmaya yüz tutacağını ve hiçbir kuvvetin buna engel olamayacağını ileri sürmektedir.

Tam Bağımsız veya Yarı Bağımsız Devlet:

İbn Haldun, devlet kuran gücün "asabiyet" olduğunu, ancak her asabiyetin bir devlet kuramayacağını, gerçek anlamda devletin (mülk-i tam, mülk-i hakiki) yalnızca, halkı egemenliği altına alan, vergi toplayan, elçiler gönderen, sınırları koruyan ve gücünün üstünde bir güç bulunmayan asabiyete mahsus olduğunu söylemiştir. Ona göre, böyle bir egemenliğe sahip asabiyetin kurduğu devlet tam bağımsız devlettir. Egemenliğe ait yukarıda sayılan bir kısım fonksiyonları yerine getirmeyen devlet ise yarı bağımsız bir devlettir(mülk-ı nakıs).


İbn Haldun'a Göre Yönetim Biçimleri

İbn Haldun ayrıca yönetim biçimleri açısından da bir sınıflandırma yapmıştır. Bunu yaparken yönetim biçimindeki "öz"ün uygulamadaki yasalarla olan bağlantısını belirlemiştir. Çünkü ona göre yasanın türü, yönetim örgüsünün yapısına açıklık getirebilmektedir. Yasaların, her sosyal düzenin özü ve temeli oluşu İbn Haldun'u bu noktaya getirmiştir. İbn Haldun yasaların üç tür altında toplanabileceğini belirlemiş, bundan hareketle yönetim biçimlerini de üçe ayırmıştır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

Devletin Görevleri:

İbn Haldunun, devletin görevlerini son derece geniş tuttuğu, "sosyal devlet" anlayışına uygun bir şekilde her alanı devletin faaliyet, gözetim ve denetimi altına aldığı görülmektedir. Bu devlet, tüm korunmaya muhtaç kesimlerin koruyucusu, kendini tüm halkın refah ve mutluluğunu sağlamakla görevli sayan devlettir. Bu yaklaşım içerisinde İbn Haldun sağlık ihtiyaçlarını karşılamak, ülkeyi imar etmek, din işlerini düzenlemek, eğitim hizmetini sunmak, halkı kötülüklerden alıkoyup iyiliğe yöneltmek, yiyecek ve içecek maddelerinin temiz ve sağlığa uygun olup olmadıklarını denetlemek, ticari faaliyetleri denetlemek ve bunlara benzer diğer hususları yerine getirmeyi devletin görevleri arasında saymıştır.

Devlete İlişkin Toplumsal Sözleşme Kuramı

İbn Haldun'a göre insan toplumsal bir varlıktır, fert olarak yaşaması mümkün değildir ve ihtiyaçları bakımından diğerlerine muhtaçtırlar. Bu özelliği dolayısıyla toplum içinde yaşama zorunluluğundan bahsetmiştir. Karşılaştığı ihtiyaçları yalnız başına giderebilmekten, varlığını kendi gücü ile devam ettirebilmekten uzak olan insan için toplum hayatı bir zorunluluktur. İbn Haldun bu hususu "İnsanların bir arada toplanmaları sırf geçinmelerini sağlamak ve nefislerini korumak içindir." şeklinde ifade etmiştir. Demek ki toplumları oluşturan bireyler yardımlaşmak, dayanışmak ve birbirlerini korumak için kendi aralarında bir "sözleşme" yapmışlar. Bu sözleşmeden sonra bireyle kendilerini bir takım örfi kurallara bağlamışlar. Bu noktaya gelen toplum asabiyeti sayesinde devletin temelini atmışlardır.

İbn Haldun, islam tarihinin devlet anlayışının temelini oluşturan "Biat" kavramı üzerinde önemle durmuştur. O'na göre bu kavram toplum sözleşmesi kuramının temelini oluşturur. Biat, itaat etmeye söz vermekten ibarettir. Bir Emir'e biat eden kimse kendi ve bütün müslümanların işlerini ve idaresini ona teslim edip, bu gibi hususlarda onunla çekişmeyeceğine ve her türlü emirlerine itaat edeceğine söz vermiş olmaktadır. Bu durum bir çeşit toplum sözleşmesidir.

İbn Haldun'a Göre Devlet Başkanı ve Önemi

Devlet Başkanlığı konusu İbn Haldun'un önem verdiği konulardan biridir. Zira ona göre devletlerin iyi veya kötü olmaları yöneticilere bağlıdır. Bu amaçla İbn Haldun, ideal devlet başkanlarının bulunduğu "Dört Halife" dönemi ile bu dönemden sonra gelen ve islam peygamberinin "ısırıcı meliklik" diye nitelendirdiği "saltanat" dönemini birbirinden ayırmakta ve bu doğrultuda başkanlığa ilişkin görüşlerini "Halifelik" ve "Hükümdarlık" şeklinde ikili ayrım içerisinde incelemektedir.

Halifelik: 

İslam peygamberinin ölümünden sonra müslümanlara başkanlık eden kişiye "Halife", bu kuruma da "Halifelik" denmektedir. Hilafet, islam hukuku kurallarıyla insanları, onların yararına olacak şekilde idare etmektir. İbn Haldun'un tanımında "Dini korumak ve dünya siyasetine uygun olarak idare etmek hususunda şeriat sahibine naiplik etmek demektir", denilmektedir. Bu tanımlardan anlaşılacağı üzere halifelik ancak islam hukuku çerçevesinde yönetilen devlette söz konusu olur. Böyle bir devletin yönetimine İbn Haldun "Dini Siyaset" demektedir. Bunun dışında, yani devlet yönetimine esas teşkil eden kuralların insanlar tarafından konulduğu devletteki yönetime ise "Akli Siyaset" demektedir. Akli siyaseti yöneten kişilere ise "Siyasetçi" demektedir. Ona göre, siyasetçiler hiçbir zaman ideal devleti gerçekleştiremezler.

Halifeliğin Şartları:

1- İlim: Halife olacak kimse içtihat yapabilecek düzeyde islam hukukunu bilmeli, yani müçtehit olmalı,

2- Adalet: Halife olacak kimse adil olmalı, yani hukuken yasaklanmış şeyleri yapmamalı,

3- Yeterlilik: Kanunları tatbik etme hususunda cüretli, savaşla ilgili zorlukları göğüslemede basiretli, halkı kendisine bağlamaya muktedir, asabiyet ve siyaset konusunda marifet sahibi olmalı,

4- Duyguların ve organların sağlıklı olması: Duyu ve bunun dışındaki organların her türlü kusurdan ve bozukluklardan salim olması gerekir.




Bu yazı, ibni haldun kimdir, ibni haldun fikirleri, ibni haldun felsefi görüşleri, ibni haldun sözleri, ibni haldun devlet görüşü, ibni haldun sosyoloji görüşü, ibni haldun tarih, ibni haldun asabiyet ile ilgilidir.