Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

ESMA'ÜL HÜSNA (YA ALİM)

24 Ekim 2017 Salı / No Comments
dualar, esmaül hüsna anlamları, el alim kaç kere okunur, allahın 99 ismi ve anlamları ve faziletleri kaç defa okunur,ya alim anlamı, el alim kaç kere okunur, allah'ın isimleri kaç kere

allah'ın isimleri zikir sayıları, allahın 99 ismi ve anlamları ve faziletleri dualar, el alim kaç kere okunur, esmaül hüsna anlamları, ya alim anlamı, ilmimizin artması için dua ya alim
EL- ALİM:

 "Gizli açık, geçmiş, gelecek, her şeyi; en ince detaylarına kadar bilen, anlayan ve tanıyan anlamına gelmektedir.

Allahın bilgisinde sınır yoktur. O her şeyi bilir. Olmuşları olduğu gibi, olacakları da olmuşlar kadar açık ve seçik bilir.

Hiçbir şey ilmi dışında değildir. Yaratıklar onun müsaade ettiği kadar bilgiye sahip olabilirler. Ötesini bilemezler. İnsanların bilgisi tam ve mutlak değildir; istikbali bilmekte tamamen acz içerisindedirler. Oysa Allah’ın bilgisi mekanla kayıtlı olmadığı gibi zamanla da kayıtlı değildir.

EL- ALİM ZİKRİ VE DUASI:

Tavsiye edilen zikir şekli “Yâ Alîm Yâ Allah” şeklindedir.

Her şeyi çok iyi bilen manasına gelen bu zikri her gün 150 kez okuyanın ilmi artar.

Gizli sırlara da vakıf olma ihtimali bulunurken okuyanın ilmi artar, anlayışı ve zekası artar.

'Ya Mütefekkir' zikri için tıklayınız...
Bu yazı; dualar, esmaül hüsna anlamları, el alim kaç kere okunur, allahın 99 ismi ve anlamları ve faziletleri kaç defa okunur,ya alim anlamı, el alim kaç kere okunur, allah'ın isimleri kaç kere okunmalı ile ilgilidir.

CENNETİ İSTEME-CEHENNEMDEN KORUNMA DUASI

/ No Comments
 dualar, cennet duaları, miftahul cennet duası, cehennemden korunma duası, cehennem azabindan koruyan dua,  cehennem ateşinden koruyan dua, cehennemden kurtaran dua


Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

مَنْ سَألَ اللّهَ الجَنَّةَ ثََثَ مَرَّاتٍ. قَالَتِ الجَنَّةُ: اَللَّهُمَّ أدْخِلْهُ الجَنَّةَ،
 وَمَنِ اسْتَجَارَ بِاللّهِ ثََثَ مَرَّاتٍ مِنَ النَّارِ قَالَتِ النَّارُ: اَللَّهُمَّ أجِرْهُ مِنَ النَّارِ

"Kim cenneti üç kere isterse, cennet: "Allah'ım onu cennete koy" der.
Kim Allah'tan üç sefer ateşe karşı koruma taleb ederse, cehennem: "Allah'ım onu ateşten koru" der."
[Tirmizî, Cennet 27, (2575); Nesâî, İsti'âze 56, (8, 279); İbnu Mâce, Zühd 39, (4340).]



Bu yazı, dualar, cennet duaları, miftahul cennet duası, cehennemden korunma duası, cehennem azabindan koruyan dua,  cehennem ateşinden koruyan dua, cehennemden kurtaran dua ile ilgilidir.

ÇOCUKLAR İÇİN DUA

/ No Comments
dualar, anlamlı kısa sözler hayatla ilgili, uyku getiren dua, bebeklere uyku getiren dua, uyumayan çocuğa okunacak dua, uyku tutmuyor ne yapmalıyım, kolay uyumak için ne yapmalı


ÇOCUKLARIN UYUMASI İÇİN DUA

Büreyde (radıyallâhu anh) anlatıyor:

"Bir gün, Hâlid İbnu Velîd el-Mahzumî (ra):

"Ey Allah'ın Resûlü, bu gece hiç uyuyamadım"  diye Hz. Peygamber (sav)'e yakındı.

Resûlullah (sav) ona şu tavsiyede bulundu:

Yatağına girdiğinde şu duayı oku:

اَللَّهُمَّ رَبَّ السَّموَاتِ السَّبْعِ، وَمَا أظَلَّتْ 

، وَرَبَّ ا‘رَضِينَ وَمَا أقَلّتْ

وَرَبَّ الشَّيَاطِينِ وَمَا أضَلّتْ، 
كُنْ لِى جَاراً مِنْ

شَرِّ خَلْقِكَ كُلِّهِمْ جَمِيعاً أنْ يَفْرُطَ عَلَيَّ أحَدٌ،

 أوْ أنْ يَبْغِىَ عَلَيَّ،

 عَزَّ جَاَرُكَ، وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ،

 وََ إلهَ غَيْرُك، َ إلهَ إَّ أنْتَ

Türkçe Anlamı:

 "Ey yedi kat semânın ve onların gölgelediklerinin Rabbi,

Ey arzların ve onların taşıdıklarının Rabbi,

Ey şeytanların ve onların azdırdıklarının Rabbi!

Bütün bu mahlûkâtının şerrine karşı, bana himâyekâr ol!

Ol ki hiç birisi, üzerime âni çullanmasın, saldırmasın.

Senin koruduğun aziz olur.

Senin övgün yücedir, senden başka ilâh da yoktur, ilâh olarak sâdece sen varsın".
 [Tirmizî, Daavât 96, (3518).]



Bu yazı, dualar, anlamlı kısa sözler hayatla ilgili, uyku getiren dua, bebeklere uyku getiren dua, uyumayan çocuğa okunacak dua, uyku tutmuyor ne yapmalıyım, kolay uyumak için ne yapmalı ile ilgilidir.

GÜNE ÖZEL DUALAR (PAZAR)

18 Ekim 2017 Çarşamba / No Comments
güne özel dualar, günlük zikir, günlük dua, pazar duası, pazar günü yapılacak dualar, dualar, haftalık dualar, pazar günü yapılacak zikirler, her gün için dua, günlük esmalar,


Pazar sabahı güneş doğmadan 10 veya 20 dakika önce Kafirun suresini 10 defa okuyun , önce ve sonra 11 defa Salavat-ı Şerife okuyun. Dileğiniz olacaktır, eğer olmazsa ondan sonraki Pazar günü tekrar yapınız . İnşallah ilk Pazar günü dileğiniz olacaktır.

Kafirun Suresi Latin Harfli Okunuşu Ve Türkçe Meali

Bismillâhirrahmânirrahîm

Besmele

Okunuşu
Bismillahirrahmânirrahîm.
1- Kul yâ eyyühel kâfirûn
2- Lâ  a’büdü mâ ta’büdûn
3- Ve lâ entüm âbidûne mâ a’büd
4- Ve lâ ene âbidün mâ abedtüm
5- Ve lâ entüm âbidûne mâ a’büd
6- Leküm dînüküm veliye dîn

Anlamı
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle.
1- De ki: Ey kâfirler
2- Tapmam o taptıklarınıza!
3- Siz de benim kulluk ettiğime tapanlardan değilsiniz.
4- Hem ben tapıcı değilim sizin taptıklarınıza.
5- hem de siz, benim kulluk ettiğime tapıcılardan değilsiniz.
6- Size dininiz, bana dinim (sizin dininiz size, benim dinim bana)!

*



*

PAZAR GÜNÜ OKUNACAK ESMALAR, ZİKİRLER ve FAZİLETLERİ

Ya Allah (c.c) 66 Kere Okunur
İmanın artması, her çeşit zenginlik, duaların kabulü için; Kansere karşı Celle Celâlüh.

Ya Rahman – 298 Kere Okunur
Dünyada ve ahirette Allah’ın sevgisini kazanmak ve yardım görmek için.

Ya Rahim–258 Kere Okunur
Maddi manevi her türlü rızka ve zenginliğe kavuşmak; burun için.

Ya Selâm – 131. Kere Okunur
Korkulan her şeyden emin olmak ve esenliğe çıkmak için.

Ya Hâlık – 731 Kere Okunur

İşlerde üzüntü ve sıkıntılardan kurtulmak, başarılı olmak, rahim rahatsızlıkları için.

Ya Bâri’ – 213 Kere Okunur
Her işte başarılı olmak, sıkıntılardan kurtulmak; pankreas, şeker ve böbrek bezleri için.

Ya Hâfid – 1481 Kere Okunur
Kötülükten, kötülerden ve bütün belalardan korunmak ve tansiyon için.
Ya Râfi’–351 Kere Okunur
İnsanlar içinde ve işinde yükselmek, tevazu sahibi olmak; bacaklar için.
Ya Muizz – 117 Kere Okunur
Fakirlikten ve insanlar içinde zelil olmaktan kurtulmak için

Ya Basîr – 302 Kere Okunur
Acizliğin kalkması, basiretli olmak, göz hastalıkları için

Ya Hakem–68 Kere Okunur
Haklı davasını kazanmak, hak ile hükmetmek için

Ya Adl–104 Kere Okunur
Adaletli olmak haklı davayı kazanmak için

Ya Habîr – 812 Kere Okunur
Hafıza ve idrakin güçlenip genişlemesi, kolay anlama ve ezber için

Ya Gafûr–1286 Kere Okunur
Günahların affedilmesi ve kötü ahlaktan korunmak için.
Ya Şekûr – 526 Kere Okunur
Talihin açılması, mevcut nimetlerin şükrünü eda ve bol rızık elde etmek için.
Ya Aliyy – 110 Kere Okunur
Zilletten kurtulmak ve ilim derecesinin artması için.

Ya Mukıyt – 550 Kere Okunur
İhtiyacı olanı kazanmak ve bol rızık elde etmek için

Ya Celil – 73 Kere Okunur
Gerçek yüceliğe erişmek, zalim ve zorbayı zelil etmek için

Ya Raşîd – 514 Kere Okunur
Güzel ahlâk sahibi olmak, kötü alışkanlıklardan kurtulmak ve prostat için.
Ya Sabûr – 298 Kere Okunur
Başladığı işi kolay bitirmek, sinirini yenmek ve sabırlı olmak ve böbrekler için okunabilir…

Ya Hayy – 18 Kere Okunur
Sözün tesirli olması, sözü dinlenir olmak; böbrekler için.

Ya Kâdir – 305 Kere Okunur
İstediğini yapmaya güç yetirmek için.

Ya Evvel – 37 Kere Okunur
Her hayırlı işte öne geçip ilk ve birinci olmak için.

Ya Bâtın – 62 Kere Okunur
Nefsi mutmain ve kalbi geniş olmak, iç rahatlığının artması için
Ya Vâli – 47 Kere Okunur
Sözünün tesirli olması, insanların kendini sevmesi için

Ya Afüvv – 156 Kere Okunur
Rızık bolluğu, kalp huzuru, affedilmek için

Ya Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm. 1098 Güneş-Pazar
İşlerin kolay ve asan olması, başarılı olmak, sevilmek için

Ya Ğaniyy–1060 Kere Okunur
Zenginlik; bol rızık, sevilmek ve migren ve burun rahatsızlıkları için

Ya Mâni’ – 161 Kere Okunur
Beklenmedik, kaza, bela ve felaketlerden korunmak, emniyet ve güvende olmak için

Ya Hâdi – 20 Kere Okunur
Doğru yolu bulmak; yaramaz çocuklar; gudde-i snowberi (üzüm gibi) ve idrar kesesi için

Ya Bâki – 113 Kere Okunur
Ömrün uzunluğu ve sağlıklı olmak için.





güne özel dualar, günlük zikir, günlük dua, cumartesi duası, cumartesi günü yapılacak dualar, dualar, haftalık dualar, cumartesi günü yapılacak zikirler, her gün için dua, günlük esmalar,

GÜNE ÖZEL DUALAR (CUMARTESİ)

/ No Comments
güne özel dualar, günlük zikir, günlük dua, cumartesi günü duası, cumartesi günü yapılacak dualar, dualar, haftalık dualar, cumartesi günü yapılacak zikirler, her gün için dua, günlük esmalar,


Cumartesi günü Allah rızası için, ölülerimizin ruhu için, dualarımızın kabulü için

Okunabilecek Süre ve Esmalar 

1 Yasin-i Şerif

1 Vakıa suresi

1 Fetih suresi

Herkes 1000 La İlahe illallah

100 ihlas suresi

100 salavat(istediğiniz salavat)

*

Cumartesi Okunabilecek ve zikirler

Ya Halim – 88 Kere Okunur
Güzel ahlâk, yumuşak huyluluk, sükûnet, öfke ve sinir yatışması için.

Ya Hafîz – 998 Kere Okunur

Nefsini ve malını her türlü beladan, insan ve cinlerden korumak; tansiyon için

Ya Muiyd – 124 Kere Okunur

Elden kaçanı geri getirmek, âhiret gerçeğini ruhen hissetmek için

Ya Muktedir – 744 Kere Okunur
Her işte başarılı olmak için.

Ya Mukaddim – 184 Kere Okunur
Daima yükselmek için…

Ya Muahhir – 846 Kere Okunur
Kötü ve belalı birinin veya kötü bir işin uzaklaşması…

Ya Zâhir – 1106 Kere Okunur
Her konunun açıklığa kavuşması, gizliliğin kalkması; göz sinirleri için

Ya Müteâli – 551 Kere Okunur

İstediği makama gelmek, yükselmek; göz damarları için

Ya Raûf – 286 Kere Okunur
Merhametin artması, hiçbir varlıktan zarar görmemek; kolon ve dizler için.





güne özel dualar, günlük zikir, günlük dua, cumartesi günü duası, cumartesi günü yapılacak dualar, dualar, haftalık dualar, cumartesi günü yapılacak zikirler, her gün için dua, günlük esmalar,

ALİMLERDEN NASİHATLAR-4

/ No Comments
Şeyh Sa´dî-i Şirâzî öğütleri ve sözleri, altın öğütler, çocuklara nasihatler, çocuklara öğütler, öğüt veren sözler, gençliğe öğütler, kısa öğütler, altın öğütler ve öyküler

ALTIN ÖĞÜTLER

Şeyh Sa´dî-i Şirâzî (ra)'nin Öğütleri

Evliyânın büyüklerinden Şeyh Sa´dî-i Şirâzî (rahmetullahi aleyh) bu­yurdular ki:

“Ey yüzünde nûr kalmamış kişi.! 

Kalbini temiz tut. Kararmış ayna iyi göstermez. Yarın, azâba müstehak olmamanın yolunu ara. Başkalarının ayıplarını arama. Başkalarının ayıbını araştırmakla meşgûl olan, kendi ayıpla­rını göremez.”
*
“Dil; şükretmek içindir.
Rabbini bilen, dilini gıybet için kullanmaz.

Kulak; Kur´ân-ı kerîm ve nasîhat dinlemek içindir.
Bâtıl ve boş sözler için değildir.

İki göz; Allahü teâlânın kudret ve san´atını görmek içindir.
Eşin dostun ayıbını görmek için değildir.”
*
“Cenâb-ı Hak kulunu yoktan var etti. Eline cömertlik, başına da secde kâbi­liyeti verdi. Aksi takdirde, ne el cömertlik, ne baş secde edebi­lirdi.”
*
“Dil ile kulak, kalbin anahtarıdır.

Dil söylemeseydi, gönüllerin esrârı gizli kalırdı.

Kulak iyi bilgileri duymasaydı, insan nasıl bilgi sâhibi olurdu.”
*
“Yavrum! 

Gençlikte, nefsin arzuları insanı kapladığı gibi, ilim öğrenilecek, ibâdet yapılacak en kârlı zaman da gençliktir.

Gençlikte şehvetin, asabiyetin kapladığı anlarda, dînin bir emrini yerine getirmek, ihtiyarlıkta yapılan aynı ibâdetten çok üstün ve kıymetli olur.”
*
“Oğlum! 

Günah yükünün altına girme! Zîrâ o ağırdır ve kaldıramazsın. İyi­lerin tuttukları yoldan yürü git. Dileyen, bu bahtiyarlığı bulur. Sen alçak şeyta­nın kuyruğuna yapışmışsın. İyilere ne vakit erişebileceğini bilmem. Resûl-i ekrem, ancak onun yolundan gidenlere şefâat edecek­tir.”
*
“Ey fakir! 

Sen hak yolunda oyun çocuğu sayılırsın. Büyüklerin eteğini bı­rakma.

Mayası bozuk kimselerle düşüp kalkarsan, izzet ve vekarını kaybeder­sin. O hâlde büyüklerin eteğine yapış.

Talebeler, çocuktan daha âcizdir. Hocalar ise muhkem duvar gibidir. Yeni yürüyen çocuk, duvara tutunarak yürür. Sen de yeni yürüyen çocuk gibi, âlimlerin muh­kem duvarına tutunarak yürü.”
*
“Ey insanoğlu! 

Bugün günahlarından korkar isen, yarın birşeyden korkmaz­sın.”
*
“Yâ Rabbî! 

Bize kereminle nazar kıl. Biz kullarından ancak hatâ sâdır olur.


Yâ İlâhî! 


Senin rızkınla beslendik. Senin ihsân ve lütuflarına alıştık.


Yâ Rabbî! 


Bizi bu dünyâda azîz kıldın. Öbür dünyâda da azîz kılmanı senden umarız. Azîz eden de sensin, zelîl eden de sensin. Senin azîz kıldığın kimse horluk görmez.


Yâ İlâhî! 

İzzetin hakkı için beni zelîl etme ve günahlarımdan dolayı beni utan­dırma. Başıma benim gibisini musallat etme. Ukûbet çekeceksem, senin elinle olsun. Dünyâda en kötü şey, bir insanın kendisi gibi birisinden cefâ çekmesi­dir.”
*
Kimseye Minnet Eyleme!!

“Minnet, sâdece yüce Allaha mahsustur.

O´nun emirle­rini yapmak, mânevî yakınlığa sebeb olur ve şükür edildikçe nîmetlerini bollaş­tırır.

İnsanın ciğerlerine giren her nefes hayatı uzatır, ki­şiye can verir.

Ciğerden çıkan her kirli nefes ise, insana ferahlık verir.

O hâlde nefes alıp verme birer nîmettir.

Nîmete şükür etmek vâcibdir.

Ki­min gücü ve lisânı yetebilir, Hak teâlâya hakkıyla şükür etmeğe!

Kulun yapabileceği en iyi iş, Allahü teâlâya karşı olan kusûrunu bilip, O´ndan af dilemesidir.

O´nun rahmeti her yeri kapla­mış, verdiği nîmetler her yere yayılmıştır.

Allahü teâlâ, kulunun kusûru nedeniyle onun rızkını kes­mez.”
*
“Ey kardeş! 

Bu dünyâ kimseye kalmaz.

Gönlünü, her şeyi yaratan Allahü teâlâya bağla.

Sana bu kâfidir.

Dünyâ mülküne güvenip bel bağ­lama.

Çünkü bu dünyâda senin gibi birçokları yaşamış ve sonunda ölüp gitmiştir.

Diyelim ki en sonunda ölüm vardır ve bu can ölüm yolunu tuta­caktır.

O hâlde ister taht üze­rinde can vermişsin, ister toprak üzerinde ne fark eder ”



Not: Bu yazı, Şeyh Sa´dî-i Şirâzî öğütleri ve sözleri, altın öğütler, çocuklara nasihatler, çocuklara öğütler, öğüt veren sözler, gençliğe öğütler, kısa öğütler, altın öğütler ve öyküler ile ilgilidir.

CUMA HUTBESİ (ÖMER BİN ABDULAZİZ)

/ No Comments
Bu yazı, en güzel cuma sözleri, güzel öğüt verici sözler, en güzel dini nasihatler, en güzel dini öğütler, Ömer bin Abdülazîz hazretleri´nin Cumâ hutbesi, dini nasihatlar, cuma hutbeleri


Ömer bin Abdülazîz Hazretleri´nin son Cumâ Hutbesi: 

Ey muhte­rem müslümanlar!

Şunu iyi biliniz ki, lüzumsuz bir hiç olarak yaratılmadığınız gibi, yaptı­ğınız işlerden de sorgu ve sorumsuz kalacak değilsiniz. Gelmiş ve nihâ­yete kadar ge­lecek insanların toplanacağı bir mahşer ve orada adâlet te­râzilerinin kurulacağı bir mahkeme vardır. Onun tek hâkimi, azamet ve kibriyâ sâhibi yüce Allah´tır. Âhiret korkunç bir gündür. Yürekleri parçala­yan, çocukları ihtiyar yapan, kişiyi kardeş, evlâd ve iyâlinden kaçıran, peygamberleri, melekleri titreten bir gündür. Cenâb-ı Hakk´ın celâl ve a- zametiyle tecellî edeceği o günde, kimde kuvvet ve tahammül kalır! Bu- nunla berâber Allah ın rahmetinden de ümid keserek hüs­râna düşme­yiniz.

Ey muhterem cemâat!

Muhakkak biliniz ki; mahşer gününde emniyet ve korkusuzluk, bu­günden o günü düşünüp de Allah tan korkan, küfür ve günahtan sakınan ve bu fânî âlemi bekâ âlemi olan âhirete üstün tutarak, şehvânî hislerinin esiri olmayanlar içindir. Bunun aksi harekette bulunanlar muhakkak al­danır. Hayat ve ömür sermâyesini haksızlık ve yolsuzluk arkasında tü­keten eli boş ve nedâmet, pişmanlık içinde kalır. Bugün; siz, sizden ön­cekilerin yerini tutuyorsunuz. Fakat elbette sizin de yerinizi tutacaklar var. Görüyorsunuz ki, gelenler durmuyor, gidenler geri dön­müyor. İster istemez gideceğimiz bu mahal, her şeye sâhib olan cenâb-ı Hakk ın hu­zûrudur.

Âhiret âlemine gidenleri her gün uğurluyor ve götürdüğünüz kabir­lerde kara toprak altında yataksız, yastıksız, tek ve tenha bırakıp dönü­yorsunuz. Ölümün acısını duyan o fânîlerin hâli ne kadar merhameti çe­ker ve ibrete değer. Tanı­madıkları bir âleme sefer etmişler, sevdiklerin­den ayrılmışlar. Gelip geçici emânet bir hayatın gaflet uykusundan uyanmışlar, ama iş işten geçmiş, telâfi imkânı elden çıkmış, naz ve nî­met içinde beslenmişlerken yatak ve yastıkları kuru toprak olmuş, terkettikleri dünyâ malından istifâdeleri yok. Yaptıkları incir çekirdeği ka­dar da olsa, bir hayrın imdâdını bekliyorlar. Düşünmeğe değer bu hâller­den ibret almaz mısınız

Ey muhterem cemâat!

Zannetmeyin ki, kendimde bir büyüklük gördüğüm için size böyle na­sîhat ediyorum. İçinizde belki benden daha ziyâde Allahü teâlânın rah­met ve magfiretine muhtaç kimse yoktur. Ben hem kendim, hem de sizin için rahmet ve magfiret diliyorum. Yüce Allah ın kitabını, Peygamberinin güzel ahlâkını ken­dinize örnek yapınız, ancak selâmet bundadır.

Buyur­duktan sonra gözyaşlarını tutamadı. Bu onun son hutbesiydi. Aynı za­manda evine de son gidişiydi.


Not: Bu yazı, en güzel cuma sözleri, güzel öğüt verici sözler, en güzel dini nasihatler, en güzel dini öğütler, Ömer bin Abdülazîz hazretleri´nin Cumâ hutbesi, dini nasihatlar sözler ile ilgilidir.

ESMA'ÜL HÜSNA (YA RAKİB)

16 Ekim 2017 Pazartesi / No Comments
dualar, er rakib anlamı, er rakib duası, ya rakib esmasının sırrı, ya rakib ne için okunur, ya rakib faziletleri, er rakib 312, kaybedilen eşyayı bulma duası, allahın koruması için

ER-RAKÎB;  

İnsanların hallerini, sözleri, yaptıklarını ve davranışlarını bilen, haber alan, murakabe edip koruyan, tüm varlığı gözeten manalarına gelmektedir.

Allah Teâlâ, bütün varlıkları her lahza gözetip duran bir şâhid, bir nazırdır. Hiçbir şeyi kaçırmaz, her birini görür ve herkesin yaptığına göre karşılığını verir.

Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözeticidir. Nisa/1

Allah Her şeyi gözetler. Ahzab/52

ER RAKİB ZİKRİ VE DUASI:

Tavsiye edilen zikir şekli “Yâ Rakîb Yâ Allah” şeklindedir.

ER RAKİB ismi şerifini günde 312 kere okuyan kişiler yaptıkları her işte Allah’ın koruması altında olurlar. Ya Rakib ismini sıkça tekrarlayanlar kaybettikleri bir eşyalarını bulur, Allah ın koruması altına girer ve başına gelecek her türlü bela ve musibetlerden emin olur.

Bununla birlikte her sabah namazının ardından günde 612 defa Ya Rakib ismini zikretmeye devam eden kişi Allah’ın himayesine girerken 40 gün oruçlu olarak bu süreçte her gün 4440 kere Ya Rakib ismini tekrar eden kimselere bazı sırlar vakıf olunur. Bu kişilerin kalp gözleri açılırken, kuşların ne dediklerini anlama melekelerine sahip olurlar.

dualar, esmaül hüsna anlamları, er rakib anlamı, er rakib duası, ya rakib esmasının sırrı, ya rakib ne için okunur, ya rakib faziletleri, er rakib 312, kaybedilen eşyayı bulma duası, allahın koruması için

MÜSLÜMAN BİLİM ADAMLARI (ALİ KUŞÇU)

/ No Comments

Astronom ve matematikçi olan Ali Kuşçu birçok bilim alanında eserler vermiş ünlü bir ilim insanıdır. Ali Kuşçu’nun babası Muhammed, Timur İmparatoru Uluğ Bey’in kuşlarının bakımıyla ilgilenen bir hizmetkardı.

Bu yüzden ailesine “Kuşçu” lakabı verilmiştir ve bu lakabı oğlu Ali’ye de geçmiştir. Ali Kuşçu, küçük yaştan itibaren devrin önemli astronomi ve matematik hocalarından ders almıştır.

Ali Kuşçu’nun ders aldığı, devrin en önemli bilim adamlarından bazıları şunlardır: Bursalı Kadızade Rumi, Gıyaseddin Cemşid ve Muinudin Kaşi’dir. Gençlik döneminde ise ilim almak amacıyla Kirman şehrine gitmiştir. Ali Kuşçu, “Hall-ü Eşkâl-i Kamer” ve “Şerh-i Tecrîd” adlı eserlerini Kirman’da yaşadığı dönemlerde yazmıştır. Semerkand’daki ve Kirman’daki ilmi çalışmalarından sonra Timur Devleti İmparatoru Uluğ Bey’in yardımcısı olmuştur. Astronomi alanındaki uzmanlığından dolayı ayrıca devlet rasathanesinde müdürlük makamına getirilmiştir.

Ali Kuşçu, 1403 yılında Semerkand’da dünyaya gelmiştir. 16 Aralık 1474 yılında ise, İstanbul‘da hayata veda etmiştir. Semerkand o zamanlar Timur Devleti’nin sınırları içindeydi. Birçok kayıtlara göre Ali Kuşçu’nun Türk asıllı olduğu belirtilirken pek çok kayıtlara göre de Fars – İran asıllıdır. Ali Kuşçu’nun asıl adının Ali Bin Muhammed olduğunu yukarıda belirtmiştik. Ali Bin Muhammed demek, Muhammed oğlu Ali demektir.

1450 yılı dolaylarında Hacc’a gitmek için yola çıktığı zaman, Tebriz civarındayken Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan, Ali Kuşçu’yu büyük bir törenle karşıladı. Osmanlı İmparatorluğu ile yapacakları Barış Görüşmeleri için, Ali Kuşçu’dan yardım istedi. Uzun Hasan’ın kendisine yaptığı yardım teklifini kabul eden Ali Kuşçu, aracılık yapmak amacıyla Fatih Sultan Mehmet Han’ın vezirleriyle bir görüşme gerçekleştirdi. Daha sonra, Fatih Sultan Mehmet Han’ın kendisine yaptığı teklifle İstanbul’a giden Ali Kuşçu, burada Ayasofya Medresesi’nde müderrislik görevine getirildi. Bu göreve, aylık iki yüz altın maaş karşılığında getirilmiştir. Ayasofya Medresesi’ndeki Fatih Külliyesi’nin ders programları, Ali Kuşçu tarafından hazırlanmıştır.

ali kuşçu, ali kuşçu kimdir, ali kuşçu hayatı kısa, astronomi alimi ali kuşçu, ali kuşçu eserleri, ali kuşçu kitapları, ali kuşçu icatları, ali kuşçu buluşları, matematik ali kuşçu,

ALİ KUŞÇU KİMDİR?

Osmanlı’nın Otlukbeli Savaşı’nı kazanmasının ardından Fatih Sultan Mehmet Han’a, Ali Kuşçu’nun “Astronomi” alanında yazdığı bir eseri sunulmuştur. Eserin adı ilk başta, Risale-i fi’l Hey’e ‘dir. Ancak, bir savaş zaferiyle aynı döneme denk geldiği için bu eserin adı Risale-i Fi’l Fethiye olarak değiştirilmiştir. Arapçaya da çevrilmiştir.

Bu eser genel olarak üç üniteden oluşmaktadır. İlk ünitede, gezegenler ve bu gezegenlerin yer yüzü şekilleri ayrıntılı bir şekilde kaleme alınmıştır. Ayrıca nasıl hareket ettiklerine dair bilgiler sunulmuştur. İkinci ünite, dünyanın şekli ve sahip olduğu iklimler üzerinedir. Bu iklimler, yedi farklı bölümde kategorize edilmiştir.

Son ünitede ise, dünyanın yer yüzü ölçüleri ve diğer gezegenlere olan uzaklıklarına dair ayrıntılı bilgileri ve formülleri kaleme almıştır. O dönem yazdığı eserlerde verdiği bilgiler ve formüller, günümüzdeki üstün teknolojik aletlerle yapılan ölçüm sonuçlarından elde edilen bilgi ve formüllerle hemen hemen aynıdır. Hayatı boyunca yazdığı eserlerden en bilinenleri ve günümüze kadar gelenleri şunlardır;

Risale-i fi’l Hey’e (Alanı: Astronomi)
Şerh-i Tici Uluğ Bey (Alanı: Astronomi)
Risale-i fi’l Fethiye (Alanı: Astronomi (Risale-i fi’l Hey’e adlı eserinin Arapça tercümesidir)
Risale fi’l Muhammediye (Alanı: Matematik, Cebir ve Hesaplama)
Unkud-üz-Zevahir fi Man-ül-Cevahir (Günümüz Türkçesi: Mücevherlerin Dizilmesinde Görülen Salkım)
Et-Tezkire fî Âlâti’r-Ruhâniyye
El-‘Unkûdu’z-Zevâhir fî Nazmi’l-Cevâhir: (Alanı: Sarf İlmi)



ali kuşçu, ali kuşçu kimdir, ali kuşçu hayatı kısa, astronomi alimi ali kuşçu, ali kuşçu eserleri, ali kuşçu kitapları, ali kuşçu icatları, ali kuşçu buluşları, matematik alimi ali kuşçu, 

İLK İCATLAR

/ No Comments
ilk icatlar, müslüman bilim adamlarının icatları, müslüman bilim adamları ilk buluşları, ibni fazıl, ibni cessar, kambur vesim, ibni rüşd, harezmi, ebul vefa, ömer hayyam, zerkali, hazerfen, cabir

Müslüman Bilim Adamları ve İcatları, 
Müslüman Bilim Adamlarının Bilinmeyen İlkleri
. İlk kağıt fabrikasını kuran alim; İbni Fazıl
• Kızamık ve çiçek hastalığını keşfeden; Alim Razi
• Mikrobu ilk tanımlayan alim Akşemseddin
• Cüzzamı bulan alim ... İbni Cessar
• Vebanın bulaşıcı olduğunu bulan alim İbni Hatip
• Verem mikrobunu bulan alim Kambur Vesîm
• Retina tabakasını bulan alim İbni Rüşd
• İlk göz ameliyatını yapan; Alim Ammar
• İlk kanser ameliyatını yapan alim; Ali bin Abbas
• Küçük kan dolaşımını bulan alim İbnünnefis
• İlk Tabipler odası başkanı Ali bin Rıdvan
• Sıfırı ilk kullanan alim Harezmi
• Trigonometriyi ilk bulan alim Battani
• Tanjant, kotanjant ve kosekantı ilk kullanan alim Ebul Vefa
• Trigonometri kitabını yazan alim Nasiruddin Tusi
• İlk trigonometrik dönüşüm formülünü bulan alim İbni Yunus
• Binom formülünü ilk bulan alim Ömer Hayyam
• İlk difransiyel kitabını yazan alim. Sabit bin Kura
• Ondalık kesiri ilk bulan alim Gıyaseddin Cemşid
• İlk usturlabı yapan alim Zerkali
• Dünyanın döndüğünü keşfeden ilk alim Biruni
• Dünyanın çevresini ilk ölçen alim Musa kardeşler
• Güneşin yüzündeki lekeleri ilk bulan alim Fergani
• Yıldızların yer ve açıklıklarını ölçen ve ilk cetveli geliştiren alim Cabir bin Eflah
• İlk otomatik kontrol sistemleri tasarlayan alim Ahmet bin Musa
• Sibernetiği ilk kuran alim İsmail-El Gezeri
• İlk optik temellerini koyan alim İbni Heysem
• Sesin fiziki açıklamasını ilk yapan alim Farabi
• İlk torna tezgahını yapan alim İbni Karara
• Kanatlarla uçan ilk alim Hazerfen Ahmed Çelebi
• İlk uçağı yapan alim Ebu Firnas
• Yer çekimini ilk bulan alim Razi
• Sarkaçlı saati ilk yapan alim İbni Yunus
• Maddelerin özgül ağırlığını ilk hesaplayan alim Hazini
• Atomun parçalanabileceğim ilk bulan alim Cabir bin Hayan
• Gök kuşağını ilk açıklayan alim Kutbettin Şirazi
• İlk kimya laboratuarını kuran alim Cabir
• Saf alkolü ilk elde eden alim Razi
• Fosforu ilk bulan alim Beşir
• Havan topunu ilk bulan alim Fatih Sultan Mehmed
• İlk kıta seyahatnamesini yazan alim İbni Battuta
• İlk dünya haritasını çizen alim Mürsiyeli İbrahim



ilk icatlar, müslüman bilim adamlarının icatları, müslüman bilim adamları ilk buluşları, ibni fazıl, ibni cessar, ibni hatip, kambur vesim, ibni rüşd, harezmi, ebul vefa, ömer hayyam, zerkali, hazerfen, cabir

TARİHE DAMGA VURMUŞ MÜSLÜMAN BİLİM ADAMLARI

/ No Comments
tarihe damga vurmuş müslüman bilim adamları, müslüman alimler, müslüman ilim adamları, farabi, ibni sina, ali kuşçu, el buruni, mimar sinan, kindi, razi, battani, sabit kurra, nurettin batruci,

TARİHE İSMİNİ YAZDIRMIŞ MÜSLÜMAN İLİM ADAMLARI

1-Farabi

874-950Yılları arasında Ortadoğu da yaşadığı sanılan Farabi çağında tam bilinememiş ve değeri anlaşılamamış ve yaşadığı çağdan 200 sene sonra bilinmeye başlamıştır. Matematik, Botanik, Tıp, Felsefe, Mantık ve Musiki alanında eserler vermiştir. Büyük İslam âlimi, hekim, filozof olarak tanınmış, insan vücudunun, organların görevi, hastalıklar ve tedavi yöntemleri konusunda çalışmalarda bulunmuş. İnsanın sağlıklı bir bedene sahip olması için gereken sebepleri araştırmış ve hastalıklara çözüm yolları aramıştır.

Fizik alanında ses konusunda araştırmalar yapmış, ud ve kanun gibi musiki aletlerini bulmuştur. Kendinden sonra gelen hem Müslüman hem de batılı ilim adamlarına yol göstermiş günümüzde öğrenci değişim hareketlerinden birine adı verilmiştir.

2-İbn-i Sina

980-1037 yılları arasında bugün ki Özbekistan sınırlarında yaşamış olan İbni Sina tıp alanında mikrobun varlığını keşfeden bilim adamı olup, 150 den fazla eser bırakmıştır bunlardan 17 tanesi tıp ile alakalıdır.

Devlet hizmetlerinde bakan, hekim ve filozof olarak görev aldığından gündüz devlet işlerinde gece bilim işlerinde çalışarak eserler ortaya koymuştur.

Felsefe konularında kitaplar yazmış, Belirtiler ve uyarılar, kurtuluş kitabı gibi bu alanda meşhur eserlerini vermiştir. Tıp Kanunu kitabı 1000.000 kelimelik bir tıp ansiklopedisidir. Bu kitapları tüm dünyada ders kitabı olarak okutulmuştur.

3-Ali Kuşçu

1474-1525 yılları arasında yaşayan Ali Kuşçu Astronomi ve Matematik dâhisi olarak bilinir. Özbekistan sınırları arasında kalan Semerkant’ta doğmuştur. Fatih Sultan Mehmet zamanında İstanbul’a gelmiş ve Uluğ Bey Rasathanesinde çalışmıştır. Ayasofya da dersler vermiştir. Fetih Risalesi, Astronomu Risalesi ve risale-i Muhammediye yazmış ve Fatih Sultan Mehmet’e takdim etmiş ve 1474 yılında İstanbul’ da vefat etmiştir. Matematik ’ten dil ve belagat konularına kadar eserler bırakmıştır.

4-El Buruni

973-1051 yılları arasında yaşamış olan ve bugün Özbekistan ve Türkmenistan arasında bir bölge olan Harezm de doğmuş. Astronomi, Tarihçi, Botanikçi, Eczacılık uzmanı, Jeolog, Şair, Mütefekkir, Matematikçi, Coğrafyacı ve Hümanist olarak çok yönlü çalışmış olan bir bilim adamıdır. İlk kitabını 17 yaşında yazmıştır. Kitaplarının adı ise ilginçtir. Boş geçen asırlardan kalan eserler, Meskenler arasındaki mesafeyi düzeltmek için Mekânların sonunu sınırlama, Hint Tarihi, Cevherlerin bilinmesine dair kitap, Yıldızlar ilmine giriş, Eczacılık Kitabı. Pi sayısı ve Trigonometri üzerine araştırmaları ile ün yapmıştır. Günümüzde bu kadar çok yönlü insanları bulmak zor hatta imkânsızdır.

5-Mimar Sinan

Kanuni devrinin en büyük mimarıdır. Osmanlı İmparatorluğunun gelmiş geçmiş bilinen en büyük mimarlarındandır.1489 1588 yılları arasında yaşamıştır. 99 yıl hayatına binlerce eser sığdırmış ve 350 ye yakın eser yapmış bunlardan 84 cami 52 mescit, 57 medrese, 35 küçük saray, 20 kervansaray vb. Mimar Sinan’ı anlatmakla bitiremeyiz.

6-Kindi

9. yüzyılda yaşamış büyük İslam âlimi olan Kindi, ilk defa pergel kullanan, sıvıların özgül ağırlıklarını bulan, felsefe, tıp, ilahiyat, siyaset, matematik, astronomi, meteorolojiye, psikolojiden diyalektiğe, optik, kimyanın da aralarında olduğu 20 den fazla farklı alanda 270 e yakın eser vermiş çok yönlü İslam âlimlerinden bir tanesi olup, Kufe de doğduğu bilinmektedir. 17 alanda 22 felsefe, 16 astronomi, 14 matematik, 32 geometri, 22tıp, 12 tabiat, 7 müzik, 5 psikoloji, 9 u mantıkla alakalı olmak üzere çok yönlü eserleri bırakmıştır. Bundan dolayı da 1100 yıldan bu yana unutulmamıştır.

7-Battani

859 929 yılları arasında yaşamış olan Battani bundan 1000 yıl kadar önce Matematikte Trigonometriyi bulan ve Müslüman ve Astronomi ve Matematikçi olarak bilinmektedir. Ayın güneş etrafında dönmesini 365 gün, 5 saat, 48 dakika 24 saniye olarak hesaplamıştır. Günümüzde ise bu 365 gün, 5 saat, 48 dakika ve46 aniye olarak hesaplanmıştır yani 22 saniye yanılmış Battani. Saygı ile anılası bir bilim adamıdır.

8-Razi

865- 925 yılları arasında yaşamış olan Razi, Tahran yakınlarında Rey de doğmuştur. Tıp, eczacılık, Simya gibi çok alanda eserler vermiş bir İslam âlimi olup, ilk göz ameliyatını yaptığı bilinmektedir. Suçiçeği ve kızamığın ayrı şeyler olduğunu 1100 sene önce keşfetmiş bir tıp dehasıdır.

9-Sabit Bin Kurra

9. yy da yaşamıştır. Matematik, Astronomi ve tıp konularında çalışmalarda bulunmuştur. Diferansiyeli hesabını İlk o hesaplamıştır. Parabol, Pisagor genel ispatını yapmıştır. 79 eseri olup, 21 tıp, 2muzik, 25 felsefe matematik, astronomi alanında eserler vermiştir.

10-Nurettin Batruci

Modern astronominin kurucusu kabul edilir ve bütün gezegenlerin iki kutuplu olduğu, gök cisimlerinin hareketlerinin kutuplar arasında olduğunu, gezegenlerin günlük dönüşlere sahip olduklarını, yıldızların bulunduğu gök tabakalarının değişken olduğunu, gök cisimlerinin hareketlerinin doğudan batıya doğru olduğunu v.b gibi birçok astronomi gerçeğini bundan 800 sene önce tespit etmiş batılı ilim adamları ise ondan 400 veya 500 sene sonra bunları fark edebilmişlerdir.



tarihe damga vurmuş müslüman bilim adamları, müslüman alimler, müslüman ilim adamları, farabi, ibni sina, ali kuşçu, el buruni, mimar sinan, kindi, razi, battani, sabit kurra, nurettin batruci,

MÜSLÜMANCA YAŞAMANIN KURALLARI

15 Ekim 2017 Pazar / No Comments
yeme içme adabı, imamı gazali sözleri, alışverişte uyulması gereken kurallar, arkadaşlık sözleri, arkadaşlık testi, yardımlaşma ile ilgili, hasta ziyareti adabı, taziye ziyareti

MÜSLÜMANIN UYMASI GEREKEN KURALLAR

İmamı Gazali Hazretlerinin "Yeme içme, Çarşı pazar ilişkileri, Arkadaşlık,  Hasta, Cenaze, Mümin kardeşini sevindirme" hakkında öğütleri aşağıya çıkarılmıştır.

İmâm-ı Gazalî'yi halka tanıtan hacimce küçük, fakat tesiri bakımından büyük olan eseri;

"Eyyühe'l-Veled" olarak bilinen ve dilimizde "Ey Oğul" şeklinde bilinen eseridir.

Bu eserde, bir Müslümanın Yirmi Dört Saati'ni en iyi, en doğru ve en güzel biçimde yaşaması dolayısıyla ömrünü en güzel biçimde tamamlaması için öğütler sıralanmaktadır. 

Bu bakımdan Gazali, "Ey oğul"un pîri ve üstadıdır. Bu alanda yapılmış olan çalışmanın ilki ve en mükemmelidir. Diğer çalışmalar büyük ölçüde bu kitabın üzerine bina edilmiştir.

Birçok dünya diline çevrilen, UNESCO tarafından da yayınlanan Ey Oğul, batıda ve doğuda okuma rekoru kıran bir eserdir. "Müslümanın yirmi dört saati" demek olan bu kitap, ayrıca bir öğüt ve nasihatler bütünüdür.

Ancak burada sadece ahlâkî bölümleri ve insan eğitimine yönelik kısımlarından;

"Yeme içme, Çarşı pazar ilişkileri, Arkadaşlık,  Hasta, Cenaze, Mümin kardeşini sevindirme" hakkında öğütleri bulacaksınız.

"Eyyühe'l-Veled / Ey Oğul"

1- Yiyip içerken şunlara dikkat et

Ey oğul!
1. Sofraya oturmadan önce ellerini yıka.
2. Sağ dizini dikip sol dizinin üzerine otur.
3. Tabağın ortasından değil, kendi önünden ye.
4. Sofrada sağa sola eğilerek yanındakileri rahatsız etme.
5. Ağzında lokma varken konuşma.
6. Ağzındaki lokmayı kimseye gösterme.
7. Etrafına çok bakma.
8. Ekmeği ısırıp yemeğe batırma.
9. Vücudunun rahatını istersen az ye ve az iç.
10. Sofradan kalkınca da az su iç.
11.  Cemaat içinde sümkürüp tükürme.
12. Su içerken acele ile bardağı dikerek, hort hort içme. Vücuda zarardır. Yavaş yavaş arada nefes alarak iç.
13. Ayakta su içme. Sıhhate zarardır.
14. Bir kimse su isterken sen de isteme.
15. Terli iken su içme.
16. Gece uyanıp su içmek doğru değildir.
17. Eğer çok susamışsan önce ağzını çalkala, sonra az iç.

2- Çarşı pazarda şunlara dikkat et

Ey oğul!
1. Çarşı pazarda yürürken kimseye omuz vurma, incitme.
2. Kimse ile alay etme.
3. Meydanda yere sümkürme ve tükürme.
4. Elle çekişip kavga etme.
5. Sattığı şeyi geri getirirlerse al.
6. Yalan söyleme
7. Kimseyi aldatma.
8. Dükkânını erken aç, geç kapa ve kaparken Besmele çek ve "La havle velâ kuvvete illâ billahi"l-aliyyilazîm"i oku.
9. Halkla tatlı konuş.
10. Yenecek birşey alırken sahibinin izni olmadan alıp tatma.
11. Aldığın yiyeceği evine açıktan götürme. "O nedir?" diyene tattır.

3- Arkadaşlık hukukuna riayet et

Ey oğul!
Bir kimseyle yol arkadaşlığı yaparsan onun ayağınca yürü, hızlı yürüme.
Öteye beriye sapma.
Yol arkadaşını bırakıp da bir tarafa savuşma. Bir işle meşgul olup da bekletme.
Arkadaşlık hakkını ve onun alışkanlıklarını gözet ki, senden hoşnut olsun.
Ondan ayrılacağın vakit helâlleşip veda et ve elini sık.

4- Hasta ziyaretine git

Ey oğul!
Hastanın halini hatırını sormak görgü kuralıdır.
Hastayı ziyaret ettiğin zaman odasına habersiz girme.
İçeri girerken selâm ver, hastanın sağ yanına oturup elini okşa. "Neren ağrıyor, hastalığın nedir, şimdi nasılsın?" diye sor. "İnşâallah geçer" diye teselli et ve ümitlendir.
Hastanın yanında çok oturma.
İhtiyacı varsa elinden geldiği kadar yardım et.
Eğer hasta ağır ve kendini bilmiyor veya doktor, kimse ile görüşmesini yasaklamışsa odasına girme, ev halkından haber al veya bir adam gönderip sordur:
Hasta ziyareti insanî bir vazife olduğu gibi, sünnettir ve sevabı çoktur.

5- Cenazeye katıl

Ey oğul!
Akrabandan, dostlarından veya memleketin ileri gelenlerinden biri vefat ederse cenazesine katıl.
Cenaze sahibine, evlat ve akrabasına orada hazır bulunanlara selâm ver.
Vefat eden fakir ise cenaze masraflarına yardım et. Cenazeyi yaya olarak takip, etmek sünnettir. Mazeretin yoksa mezara kadar yaya git.
Cenazeye katılamıyorsan ailesine mektup yazarak başsağlığı bildir.
Cenazede bulunmak ve cenaze namazını kılmak çok büyük sevaptır.

6- Kendini herkesten aşağı gör

Ey oğul!
Cahil birisini görürsen, "Bu bilmeyerek günah işler, ben ise bile bile günah işlerim, bu benden efdaldir" de.
Bir fakiri görürsen "Bu imân ve saadetle gider. Ben ise nasıl gideceğimi bilmiyorum. Bu benden efdaldir" diye düşün.
Eğer bu şekilde kendini herkesten aşağı görmezsen Allah katında yüce olamazsın.

7- Mü'min kardeşini sevindir

Ey oğul!
Mü'min kardeşini sevindir. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Bir kimse dünyada bir mü'min kardeşim sevindirirse, Cenab-ı Hak kıyamet gününde onun kalbini ferahlatır."
Başka bir hadiste de şöyle buyurmuştur:
"Bir kimse bir çocuğu sevindirirse, Allah onu şirkten başka bütün geçmiş günahlarını bağışlar."

8- Mü'min kardeşinin ihtiyacını gör

Ey oğul!
Elinden geldiği kadar mü'min kardeşinin ihtiyacını gör.
Peygamber Efendimiz (a.s.m) şöyle buyurmuştur:
"Kim dünyada bir mü'min kardeşinin ihtiyacını giderirse, Cenab-ı Hak, on'u dünyada, altmışı da âhirette olmak üzere yetmiş ihtiyacını giderir."

9- İzzet-i nefsini koru

Ey oğul!
Fakirlere karşı mütevazi ol. Zenginlere karşı zillet gösterme. İzzet-i nefsini koru.


Bu yazı, yeme içme adabı, imamı gazali sözleri, alışverişte uyulması gereken kurallar, arkadaşlık sözleri, arkadaşlık testi, yardımlaşma ile ilgili, hasta ziyareti adabı, taziye ziyareti nasıl olmalı ile ilgilidir.

ALİMLERDEN NASİHATLAR-3

/ No Comments
afız Osman Bedreddin'nin öğütleri, altın nasihatler, gençlere öğütler, çocuğa nasihat sözleri, evlada nasihat, dini nasihat sözleri, öğrencilere nasihatler, nasihat verici sözler

ALTIN ÖĞÜTLER

Eski Elazığ'ın yani Harput´un büyük velîlerinden Seyyid Mahmûd Sâminî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretlerinin talebesi Hâfız Osman Bedreddîn hazretlerine nasîhatlerin­den bâzıları:

Bir çocuk tahsîl çağına geldiği zaman, okuyup yazmaya nasıl harfleri öğrenmekle başlarsa, Hakk´a ermek de tavsiye edeceğim şu hu­suslara uymakla gerçekleşir:

1) Allahü teâlâyı tanımak,
2) Muhabbetullah (Allahü teâlâya muhab­bet),
3) Gönlü toplamak,
4) Teslîmiyet,
5) Nefsin arzularına uymamak,
6) Bu yolda gayret göstermek,
7) Kesrette vahdet. Halk içinde Hak ile ol­mak,
8) Çok salevât okumak,
9) Kelime-i tevhîdi çok söylemek,
10) Az yemek,
11) Temiz giyin­mek,
12) Halka faydalı olmak,
13) Mütehallik, gü­zel ahlâk sâhibi olmak,
14) Mürşide, yol göstericiye, hocaya itâat,
15) Arkadaşlarına şefkat, sevgi,
16) Âleme ibret nazarı ile bakmak,
17) Vak­tin kıymetini bilmek,
18) Hükûmete itâat,
19) Hasedden ârî, uzak olmak,
20) Kimseye buğz ve düşmanlık etmemek,
21) Komşu hakkını ileri tut­mak,
22) Sözünün eri olmak,
23) Kendini tanımak,
24) Dünyâdan lü­zumlu kadar nasîb almak,
25) Âhireti unutmamak,
26) Doğru­luktan ay­rılmamak,
27) Haddi aşmamak,
28) Huzûrla sükûn bulmak.


Tasavvu­fun Elifbâsı Bunlardır;

İnsanlar arasında aşk ateşiyle dolaş, fenalıkları yak, iyi­likleri besle. İnsanı insana yaklaştır, Hakk´a ulaştır.

Aslâ ilmine gü­venme, fadlına kanma.

Dünyâya aldanma, nefsine uyma, şeytanı at.

Aşk ile yan, şevk ile kalk.

Peşinden gelenleri ne olursa olsun iyi gözet, sa­pıkları düzelt.

Huzûra dikkat, her sözün hakîkat, görüşlerin mârifet olsun.

Hâfız!

Makâm-ı irşâd;

Yâni insanları yetiştirme makamı bir şimşektir. Çak­tığı vakit etrâfını aydınlatır ve düştüğü yeri de yakar.

Mârifet ise;

O ay­dınlığı in­sanların kararan kalbine nüfûz ettirmek (sokmak) ve kalbleri ay­dınlatmaktır.



Bu yazı, Hafız Osman Bedreddin'nin öğütleri, altın nasihatler, gençlere öğütler, çocuğa nasihat sözleri, evlada nasihat, dini nasihat sözleri, öğrencilere nasihatler, nasihat verici sözler ile ilgilidir.

BİLİMSEL ÇALIŞMALAR-1

14 Ekim 2017 Cumartesi / No Comments
önemli gün, gezegen saatleri, astroloji ibni arabi, Satürn (Zuhal), Jüpiter (Müşteri), Mars (Merih), Güneş (Şems), Venüs (Zühre), Merkür (Utarit), Ay (Kamer), gezegen saati hesaplama, havas ilmi vakitler

GEZEGEN SAATLARI

Klasik astrolojiye göre son şeklini almış olan gezegen saatleri uygulamasının orijini Arap astrolojisine dayanır. Geçmişin hatta asırlar öncesinin çok önemli mutasavvıf alimleri tarafından tespitleri, denemeleri ve uygulamalarıyla tecrübe edilmiş ve kitaplarına aktarılmıştır. Bu konudaki en detaylı ve derin bilgiler Muhyiddin Arabi ve İbrahim Hakkı Erzurumi’ inin eserlerinde yer alır.

Bu konu ile ilgili olarak, değerli İslam Alimi ve Tasavvuf ehli; Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.'leri «MARİFETNAME» isimli çok değerli eserinde, 7 gezegenin gün boyunca olan etkilerinden bahsederek özetle şöyle anlatır...
"Gezegenlerin açıklanan sıfatlarının, hallerinin kendilerine mahsus saatlerde beden ve ruhlara yaptıkları gizli; görünmez tesirleri vardır."
Yedi gezegenin sıra ile ve saat be saat yeryüzün de yaptıkları tesirleri tesbit edilmiştir. Bu tesirleri nazımla ifade ediyoruz."
Gene bu konudaki bilgileri, aynı kitabın «Manzume» adlı bölümünde beyitlerle uzun uzun anlatılmıştır... Burada kısa bir bölümü almak istiyorum, fikir vermesi yönünden...
"Hakkı der, llm-i felek sem ayan ettim.
"Felek ilmini bildirdim.
Otuz beyt içre nahs ve sa'd saati beyan ettim.
Otuz beyt içinde mutlu ve mutsuz saatleri bildirdim.
İki alemde bir bildim mu'essir Zat-ı Mevtayı,
İki alemde de Allah'ı müessir bildim.
Veli rabt eylemiş esbabe ednayı hem alayı,
Yukarıda ve aşağıdakileri bir sebebe bağlamış.
Eğer bilmek dilersen olduğun saat ne saattir Ne kevkeb hükmeder ol dem nüsuhet ya saadettir."
O anda hangi yıldız mutluluk veya mutsuzluk getirmiştir."
İbrahim Hakkı Hazretleri bu manzumenin devamında, yıldız saatlerinin nasıl hesaplandığım, tesirlerinin neler olduğunu ve bunlara göre günün hangi saatlerinde ne gibi işlerin yapılmasının daha isabetli olacağım da beyitlerle dile getirmiştir.
Bu bilgilerin ışığında ve tecrübelerim doğrultusunda, tesbit ettiğim sonuçlar şunlardır. Şayet dilerseniz sizlerde araştırıp, deneyip görebilirsiniz...

Gezegen(Yıldız) saatleri 7 ana grupta toplanır: 
1 - Satürn (Zuhal) saati
2 - Jüpiter (Müşteri) saati
3 - Mars (Merih) saati
4 - Güneş (Şems) saati
5 - Venüs (Zühre) saati
6 - Merkür (Utarit) saati
7 - Ay (Kamer) saati 

Bu gezegenler aynı sıra île sürekli olarak, her gün ve gece, eşit saat bölümlerinde etkili olurlar. Haftalık günler ve geceler 12 şer eşit dilime bölünmüştür. 12 dilimin her birinde, her gün bir yıldız tesiri etkili olmaktadır.

Gündüz bölümü, güneşin doğuşundan batışına kadar olan zamandır. Gece bölümü, güneşin batışından doğuşuna kadar olan süredir. Burada esas; önce gecenin, sonra günün gelmesidir. Günlük konuşmalarımızda pratik olarak akşam diye bahsedilen zaman aslında bir sonraki günün gecesidir.

Örneğin; Pazar akşamı, Pazar günü güneşin batışından itibaren Pazartesi gecesi başlamış demektir. Aynı şekilde, Pazartesi akşamı Salı gecesidir, Salı akşamı Çarşamba gecesidir v.s...

Günün ilk gezegen saati yani gün başlangıç saati gezegeni aynı zamanda o günün güneşe yakın ilk gezegenidir. Gün hangi gezegenle başlarsa o günü o gezegen yönetir ve gün o gezegen adıyla isimlendirilir. Gece de hangi gezegenle başlarsa o geceyi o gezegen yönetir ve gece o gezegen adıyla isimlendirilir. Yani;

Pazar gecesi Merkür(Utarit)le başlar ve Merkür (Utarit) gecesidir.
Pazar günü Güneş (Şems)le başlar ve Güneş (Şems) günüdür.
Pazartesi gecesi Jüpiter (Müşteri)le başlar ve Jüpiter (Müşteri) gecesidir.
Pazartesi günü Ay (Kamer)la başlar ve Ay (Kamer) günüdür.
Salı gecesi Venüs (Zühre)le başlar ve Venüs (Zühre) gecesidir.
Salı günü Mars (Merih)la başlar ve Mars (Merih) günüdür.
Çarşamba gecesi Satürn (Zuhal)le başlar ve Satürn (Zuhal) gecesidir.
Çarşamba Merkür(Utarit)le başlar ve Merkür (Utarit) günüdür.
Perşembe gecesi Güneş (Şems)le başlar ve Güneş (Şems) gecesidir.
Perşembe Jüpiter (Müşteri)le başlar ve Jüpiter (Müşteri) günüdür.
Cuma gecesi Ay (Kamer)la başlar ve Ay (Kamer) gecesidir.
Cuma günü Venüs (Zühre)le başlar ve Venüs (Zühre) günüdür.
Cumartesi gecesi Mars (Merih)la başlar ve Mars (Merih) gecesidir.
Cumartesi Satürn (Zuhal)le başlar ve Satürn (Zuhal) günüdür.

PAZAR GÜNÜ İÇİN SAATLER 
Saat 1 – Güneş (Şems),
Saat 2 – Venüs (Zühre),
Saat 3 – Merkür (Utarit),
Saat 4 – Ay (Kamer),
Saat 5 – Satürn (Zuhal),
Saat 6 – Jüpiter (Müşteri),
Saat 7 – Mars (Merih),
Saat 8 – Güneş (Şems),
Saat 9 – Venüs (Zühre),
Saat 10 – Merkür (Utarit),
Saat 11 – Ay (Kamer),
Saat 12 – Satürn (Zuhal),
PAZAR GECESİ İÇİN SAATLER 
Saat 1 – Merkür (Utarit),
Saat 2 – Ay (Kamer),
Saat 3 – Satürn (Zuhal),
Saat 4 – Jüpiter (Müşteri),
Saat 5 – Mars (Merih),
Saat 6 – Güneş (Şems),
Saat 7 – Venüs (Zühre),
Saat 8 – Merkür (Utarit),
Saat 9 – Ay (Kamer),
Saat 10 – Satürn (Zuhal),
Saat 11 – Jüpiter (Müşteri),
Saat 12 – Mars (Merih),
şeklinde gün hangi saatle başlamışsa bir sonraki saat sıralaması birbirini takip eden şeklinde belirlenmiştir. Diğer günler hangi gezegenle başlıyorsa, başlayan gezegen Saat 1 olarak alınır ve sıralama ona göre güncellenir. Bu şekilde diğer Gün ve Gece saatleri tespit edilebilir. Pratik olarak gündüz başlayan gezegeni saat 1 ise bu günün 3. Gezegeni aynı zamanda gece saatinin başlangıç yani saat 1’i olarak alınır.

Pazar günü Saat 1 – Güneş (Şems), iken aynı günün Saat 3 – Merkür (Utarit) gezegeni gecenin başlangıç gezegeni Saat 1 – Merkür (Utarit) olarak başlar ve sıralama bu şekilde 12’ye kadar devam eder.

Gezegen saatleri denilen zaman dilimleri şöyle açıklanabilir; 

Bulunduğunuz yerde güneşin doğduğu dakikada gün ve güneşin batışıyla da gece başlar Gezegen saatleri gün ve gece de 12 şer adettir; güneşin batışı ve doğuşu ve yine batışı ve doğuşu arasındaki süreler 12 eşit süreye bölünür. Gündüzün geceden daha uzun olduğu yaz saatlerinde gündüz gezegen saatleri gece gezegen saatlerine göre daha uzun olacak, kısa olduğu kış saatlerinde kısa olacaktır. Bu bakımdan her günün gezegen saati güneşin doğuş ve batış saatleri esas alınmak suretiyle hesaplanır ve Türkiye’de güneşin doğuş ve batış saatleri farklı olduğundan her İl ve İlçe’ye göre değişir. Gezegen saatleri tablosundaki gece ve gündüzler bizim şu anda kullandığımız saatlerdeki gece ve gündüzlere uymaz. Burada şuna özellikle dikkat edilmesi gerekir; Gezegen saatleri takviminde geceden kasıt bir önceki günün güneşin batmasından sonraki vakittir. Salı gecesi Pazartesi güneş battıktan sonradır, yani Pazartesi akşamıdır. Yani Gezegen saatlerinde GÜN geceyle başlar, tâki diğer günün gecesinin başladığı gün batımına kadar devam eder.

GEZEGEN SAATİ HESAPLAMA 

Gezegen gündüz saatini bulmak ve bunu bizim saatlerimize uydurmak istiyorsak herhangi bir takvimde bulunduğumuz güneşin doğuş ve batış saatlerini alırız, güneşin doğuşundan batışına kadar olan zamanı dakikaya çeviririz, elde ettiğimiz sayıyı 12’ye böleriz, böylece o gün bir gündüz gezegen saatinin kaç dakika olduğunu buluruz.

Gezegen gece saatini bulmak ve bunu bizim saatlerimize uydurmak istiyorsak da, gene herhangi bir takvimden güneşin batış ve doğuş saatlerini alır, batışından doğuşuna kadar olan zamanı dakikaya çevirip, elde ettiğimiz sayıyı 12’ye böleriz, böylece o gün bir gece gezegen saatinin kaç dakika olduğunu buluruz. Şöyle örnekleyebiliriz.

20 Kasım 2006 Ankara için Gezegen Gündüz saatlerini bulmak için.

Güneşin Doğuş saati: 06.54, Güneşin Batış saati: 16.49

Güneşin doğuşundan batışına kadar olan saati dakikaya çevirip ve 595 dakika bulunur.

Bu 12’ye bölündüğünde bir saatlik dilim 50 dakika olarak bulunur.

Bulunan sayıyı 12’ye bölündüğünde elde edilen sayı küsuratlıysa tam sayıya yuvarlanır. 595 sayı 12’ye bölündüğünde, 49.58 çıktığı için 50 kabul edilir. Yani 60 dakika olarak bilinen saat o gün gündüz için 50 dakikadır.

20 Kasım 2006 Ankara, Gezegen Gece saatlerini bulmak için ise; Güneşin batışından doğuşuna kadar olan saati dakikaya çevrildiğinde ve 845 dakika bulunur. Bu 12’ye bölündüğünde 71 dakika olarak yuvarlanır. Yani 60 dakika olarak bilinen her saat o gün gece için 71 dakikadır. Bu gecenin gündüz saati 50 dakika olarak hesaplandığı için toplamda 120 dakikadan çıkarılmak suretiyle bir saatlik gece dilimi 70 dakika olarak belirlenir.

20 Kasım 2006 Salı için İstanbul GÜNDÜZ gezegen saatleri 06.54’e 50 dakika eklenerek aşağıdaki gibi bulunur:

06.54 — 07.44 MARS 1 inci Gündüz Saati
07.44 — 08.34 GÜNEŞ 2 inci Gündüz Saati
08.34 — 09.24 VENÜS 3 üncü Gündüz Saat
09.24 — 10.14 MERKÜR 4 üncü Gündüz Saati
10.14 – 11.04 AY 5 inci Gündüz Saatidir

Böylece 12’inci Gündüz Saatine kadar devam edilir

20 Kasım 2006 Salı için Ankara GECE gezegen saatleri de 16.49’a 70 dakika eklenmek suretiyle aşağıdaki gibi bulunur:

16.49 – 18.00 VENÜS 1 inci Gece Saati
18.00 – 19.11 MERKÜR 2 inci Gece Saati
19.11 – 20.22 AY 3 üncü Gece Saati
20.22 – 21.33 SATÜRN 4 üncü Gece Saati
21.33 – 22.44 JÜPİTER 5 inci Gece Saatidir

Böylece 12’inci Gece Saatine kadar devam edilir.

GEZEGEN SAATLERİ VE ÖZELLİKLERİ 
Merkür (Utarit), Ay (Kamer), Satürn (Zuhal), Jüpiter (Müşteri), Mars (Merih), Güneş (şems) ve Venüs (Zühre) gezegenlerinin güneşe yakınlığına oluşan kendi saatlerinde nasıl etkiler verip hangi durumlar için uygulamada bize yardımcı olacağına bakalım;

GÜNEŞ(ŞEMS) SAATİ 
Benlik idesinin güçlendiği, özgüvenin yükseldiği, egonun tırmandığı zamanlardır. Güzel organizasyonlar, beraberlik kutlamaları, keyifli geçmesi arzu edilen toplantı saatleri için en güzel saatir. Düğün, nişan, kutlama partileriniz bu saate denk getirebilirsiniz. Eş-dost birliktelikleri, büyükleri ziyarete de uygundur.
Yüksek kademelere bulunacağınız arzlarınızı ve gene önemli iş görüşmeleriniz içinde bu saati seçebilirsiniz. Çünkü zihin ve idrakın yoğunlaştığı bir zamandır ve bu yönüyle ibadet ve tefekkür içinde çok uygundur.
Hem egonun yükselmesi hem de verdiği yüksek enerji nedeniyle ortamda karmaşaya sebep olacağından araba kullanmak için uygun değildir. Kazaların büyük çoğunluğu bu saatlere denk gelir.
Yönettiği diğer şeyler; Mülakatlar, otoriteler, yüksek makamlar, törenler, oyunlar, işçiler, hükümet, politikacılar, yöneticiler parklar, eğlence yerleri

VENÜS(ZÜHRE) SAATİ: 
Sevgi, aşk ve keyifli duyguların nüksettiği bir saattir. Bunları hissetmenin de ifade edebilmenin de kolaylaştığını hatta bu konularda cesaretinizin arttığını hissedersiniz, küslükleri barışa çevirmenin tam zamanıdır.
Sevdiğiniz kişiye bunu söylemeğe cesaretiniz yoksa bu saatte deneyebilirsiniz. Eşler arasındaki dargınlıkları düzeltebilirsiniz. Güneş saati gibi mutlu beraberliklerin başlangıcı için uygun olduğu gibi eğlenceli toplantılar içinde çok hoş zamanlardır.
Sevdiklerinizle geçireceğiniz en verimli saatlerdir. Müzik ve eğlence ile görsel sanatlar etkinlikleri için en uygun enerji nin açığa çıktığı zamanlar olduğundan estetikle ilgili her durumda bu saatten yaralanabilirsiniz, alışverişiniz, güzellik ve kişisel bakımınız, ev dekorasyonunuza ayıracağınız zaman olmalıdır.
Jüpiterden sonraki şans ve mutluluk veren bir saattir. Dikkat ve güç gerektiren işlerinize ve trafiğe çıkmaya hiç uygun değildir. Yani zevkli, eğlenceli ve ince işleriniz dışında başka işlerinize pek uygun değildir.
Yönettiği diğer şeyler; Moda, kadın eşyaları, mücevherat, resim, müzik ve sanat eserleri, borsa, gelin, damat, kardeşler, faizler, finansal kazanç, şöhret, mağazalar, alışveriş ve romantizm.

MERKÜR(UTARİT) SAATİ: 
Zekâ, mantık, akıl güçlendirici bir enerji verir. Astrolojik yapısında merkürün egemen olduğu kişiler için özellikle verimli zamanlardır.
Öğrenmek, plan program ve yeni projeler, bütçeler yapmak, matematiksel konular, bulmaca çözmek yani zeka ve yaratıcılık gerektiren her türlü konu için son derece uygundur. Seminerler ve dersler için dinleyen ve veren açısından kolaylaştırıcı olur. Satış pazarlama ve her türlü iş bağlantıları için de ideal zamandır.
Sevmediğiniz, ertelediğiniz yazı yazma işlerini, tamirat ve el işlerini, mutfak ve yemek işlerini bu saatte pratik ve kolayca bitirebildiğinizi görürsünüz. Çocuklarınızı yoğun ders çalışma gerektirdiği dönemlerde başlangıcını bu saate denk getirmenin onların hayatını kolaylaştıracağını bilmelisiniz. Çözüm bekleyen konulara bu saatte el atarsanız daha kolay ve çabuk hallolduğunu, alışverişlerinizin kolay ve sakin olacağına şahit olursunuz.
Yolculuklarınızın başlangıç saati olarak ay saati denk düşmüyorsa bu saatte tercih edilebilir.
Merkür yılda üç kez rötara girer ve bu dönemlerde etkileri değişir. Yanlış kararlar neticesinde pişmanlıklara neden olabilir, yani bu dönemlerde karar almak ve yeni işlere başlamak pek de uygun değildir ancak her şeyde olduğu gibi rötar dönemlerinin artı katkıları olduğu alanlar vardır. Eski kararları ve uygulamaları gözden geçirmek, kontrol etmek ve yeni projeler üretmek vs. gibi.
Yönettiği diğer şeyler; Reklam, acenta, evcil hayvanlar, denetim, kitaplar, iletişim, konferans, öksürük, uykusuzluk, gözler ve gözlük, faturalar, komşular, araştırmalar, trafik, saatler.

AY(KAMER) SAATİ 
Pazartesi günlerinin çabucak geçivermesinin nedeni haftanın ilk günü olması değil, Ay saati ile başlamasıdır. Bu saat en pozitif enerji veren bir saattir ve hızlandırarak kolaylaştırır.
Yeni Ay doğarkenki süreçte tüm doğa yenilenme sürecine girer, bu dönemde dikilen bitkiler daha çok gelişir, yaralar daha çabuk iyileşir. Verim ve bereket artar.
Uzun yola ya da tatile çıkacaksanız ay saatinde yola çıkmalısınız, bu saatte her türlü ulaşım ve transfer kolaylaşır. Ticaret, alışveriş ve iş görüşmeleri için çok uygundur. Yeni bir şeye başlamak, el sanatları ile ilgili şeylere başlamak yapılan işe sürat ve kolaylık kazandırır.
Duygusal konular, birliktelik başlangıçları, içe dönülmesi gereken hallere ve ibadet için uygun olduğu gibi spor yapmak için de verdiği enerji çok idealdir. Yeni başlayacağınız şeyleri Jüpiter gününün Ay saatine denk getirebilirseniz çok faydalanırsınız. Gönül hoşluğu ile yapılması gereken her türlü işe ve her türlü yeni başlangıçlar içinde tercih edilebilir.
Kısaca sevilen ve hoş gelen her türlü işin yapılmasına ve yeni bir işe başlamaya çok müsait bir saattir…
Yönettiği diğer şeyler; Değişen şeyler, gelgit, duygular, doğum, temizlik, ev yaşamı, evler, mutfak ve mutfak işleri, kadınlar ve suyla ilgili şeyler

SATÜRN(ZUHAL) SAATİ 
Sakin ve dikkatli yapılması gereken işler için idealdir. Çabuk sonuçlanması gereken işlerinize bu saatte başlarsanız çeşitli gecikme ve uzatmalar yaşayabilirsiniz. Eğer uzun zamandır elinizde sürünen bir iş varsa Satürn saatinde başlamış olmalısınız. Bu saatte yapılabilecek en iyi şeyler; okumak, düşünmek ve ders çalışmak, yani öğrenmeye çalışmaktır. Satürn saati yapılan alışverişler pişmanlık doğurur.
İletişim sorunları yaşadığınız kişilerle yüzleşmeniz gerekliyse bu saatte konuşmayı deneyin. Sakin ve sabırlı kalınmasına yardımcı olan bu saat bu durumu kolaylaştırabilir. Arazi, toprak ve inşaat ticareti için de uygundur ama kararlarını vermek değil uygulama yapmak için.
Yönettiği diğer şeyler; Yaşlılar, terkedilen yerler, mimarlar, mühendisler, inşaatçılık, binalar, müşteriler, resmi binalar, arazi sahipleri, çiftçilik, toprak, alt geçitler, dağılma, çözülme, kontrol, yalnızlık..

JÜPİTER(MÜŞTERİ) SAATİ 
Jüpiter saati de şans gerektiren işler için çok uygundur. Herhangi bir konuda şansınızı denemek istiyorsanız bu en uygun zaman olacaktır. Ters giden işleriniz varsa yoluna koymak veya yeni bir işe başlamak için de bu saati seçebilirsiniz. Jüpiter saati keyifli ve rahatlatan bir saattir. İnsanın içine hoş görü, mutluluk, rahatlık, neşe gibi duygular verir. Bazı güç ve mutsuz zamanlarından nedenini bilemediğiniz bir dönemsel rahatlama hissederseniz bu muhtemelen Jüpiter enerjisindendir..
Şansın yardımına ihtiyacınız olan durumları bu saatlere denk getirirseniz daha iyi sonuçlar elde edersiniz. Hele, size özel diğer astrolojik etkilerde uygunsa etkisi çok daha fazla olacaktır. İbadet, tefekkür, ilim ve sohbet için uygundur. Anlaşmazlıkları çözümlemede, tatsızlık ve kırgınlıkları düzeltmek içinde çok verimli saatlerdir. Yeni ilişkiler kurmakta, olanları şenlendirmede ve daha eğlenceli haller yaşatmakta üstüne yoktur. Pişmanlık duyurmayacak alışverişler ve özellikle hediye almak için tercihiniz olmalı.
Yolculuklarınıza çıkış zamanının Ay ve Merkür saatine denk getiremiyorsanız Jüpiter bir sonraki tercihiniz olsun. Her türlü seminer, kongre, eğitim toplantısı, kurs ve seminerler yani öğrenmeye dayalı şeyler için ve her türlü yeni oluşuma başlamak için seçeceğiniz saattir.
Sevecen iletişim kurmakta, keyifli ve hoşluk veren bir zaman olduğu için arkadaş toplantıları ve eğlence organizasyonları, birliktelik toplantıların içinde ayrıca çok uygundur.
Yönettiği diğer şeyler; reklam, vergi, avukatlar, mahkeme, resmi yemekler, basın, yayın, tazminat, ihracat, finans, miras, uzun yolculuklar, mağazalar, büyük hayvanlar.

MARS(MERİH) SAATİ 
Şiddet, öfke ve kavgaların arttığı, tartışma zemininin güçlendiği saatlerdir, endişeyi, gerginliği ve cesareti artırır. İşler bir anda sarpa sarabilir. istem dışı olumsuz davranışlar sergilenebilir. İlişkiler sertleşebilir tartışma ve kavgaya dönüşebilir. Cuma günü sela vakti Mars saatine denk geldiği için o saatlerde işten ve dünyasal şeylerden uzak kalınıp kendine dönülmesi, Güneş saatinin sonuna kadar ibadetle geçirilmesi uyarısı yapılmıştır.
Ayrıca cesaret ve güç verir. Bunun ne yönde kullanılacağı önemlidir. İbadet edilmesi tavsiye edilir. Diğer zamanlarda yapmağa cesaret edemediğiniz, faydalı şeyleri Mars saatinde kolaylıkla yapabilirsiniz. Ameliyatlar, diş çektirmek, kan aldırmak, iğne olmak, tırnak kesmek gibi tıbbi konularda hem yapan hem de yaptıran açısından kolaylık verir. Spor yapmak, jimnastik, futbol oynamak, yürüyüşler için, avcılık veya fiziki güç gerektiren işleri yapmağa son derece uygundur
Bu saatin verdiği enerjiyle sürat isteği olacağı için araba kullanma konusunda dikkatli olmak gerekir. Hareketler aceleci ve dikkatsizce olabileceğinden tehlike ile karşılaşma riski doğar.
Ortaklıkların bu saatte kurulması, iş ilişkilerinin özellikle kritik durumların Mars saatine denk getirilmemesi önerilir.
Yönettiği diğer şeyler; Üstünlük mücadelesi, kazalar, hırs, silahlı kuvvetler, savaşlar, suç, suçlular, diş ve dişçilik, cerrahlar ve ameliyatlar, spor müsabakaları, kurtarıcılık, marangozluk.

Velhasıl; 
Bu bilgileri öğrenip davranış ve uygulamalarımızı bu saatlere uygun programlayabilirsek, hayatımızı yönetmemiz kolaylaşacaktır. Tedbir takdiri değiştirmez ancak tevekkül tedbirden sonra olmalıdır.
Cuma günü Venüs (Zühre) saati ile başlamaktadır. Cuma vaktinden evvel alışveriş yapmayın!.. Denilmesinin hikmeti ise; Cuma vaktinden bir evvelki saatin daima Mars saati olması nedeni iledir ki, tersliklere, kavgalara müsait bir saattir. Ayrıca kadınlarla ilgili konular, alışveriş, ilişkiler, dostluk, aşk vs için iyi zamanlardır.
Pazartesi günü Ay (Kamer) saati ile başlamaktadır. İşte, büyüklerimizin tecrübeleri neticesi, Pazartesi gününe erken başlarsınız işleriniz rast gider!.. Demelerinin nedeni, AY saatinin tezlik ve verimlilik vermesinden dolayıdır. Yolculuklar ve ziyaretler için iyi zamanlardır.
Cumartesi günü Satürn (Zuhal) saati ile başlamaktadır. Genellikle bu gün ağır geçen bir gün olur. Elinizde bekleyen bitirilmemiş işleri gözden geçirmek için iyi zamanlardır.
Perşembe günü Jüpiter (Müşteri) saati ile başlamaktadır. İş idaresi ve yönlendirmesi, yeni yatırımlar için iyi zamanlardır.
Çarşamba günü Merkür (Utarit) saati ile başlar. İletişimi ve yazı yazmayı yönettiği için düşünsel veya matematik gereken işler için iyi zamanlardır.
Pazar günü Güneş (Şems) saati ile başlar. Ziyaretler için iyi bir gündür. Kontrat, anlaşma veya imza ve kesinleştirme bekleyen konular için iyi zamanlardır.
Salı günü Mars (Merih) saati ile başlar. Tecrübelere dayanılarak, Salı iş yapma, sallanır!.. Denilmesinin hikmeti de; Mars etkisinin tersliklere neden olmasındandır. Ancak yeni bir proje hazırlamak için uygun zamanlardır.
Yapacağınız işlere en uygun zamanı seçmek için bir gezegen saat tablosu takip etmek yapacağımız işleri hızlandırmak, kolaylaştırmak ve uyum açısından önemli olabilir. Günlük hayatımız içinde ve hatta geleceğe yönelik bazı konularda başlangıç olarak saatlerimizi seçebiliriz. ( Bir iş müracaatı, iş toplantısı, bir makamdan talepte bulunmak, düğün, nişan, ya da riskli durumlar gibi.)

GEZEGEN SAATLERİNDE NAHIS(ŞER/KÖTÜ) VE SAİD(HAYIRLI/İYİ) 
Gezegen saatleri Nahıs(Şer) ve Said(Hayırlı) olarak ikiye ayrılmıştır. Nahıs(Şer) vakitlerde kötü veya şer nitelikteki işler veya faaliyetler için değerlendirilmektedir. Said(Hayırlı) vakitlerde ise iyi, güzel veya bu nitelikteki işler, talepler veya faaliyetler için değerlendirilmektedir.

PAZAR GÜNÜNE AİT 
1-Güneş: İyi 2-Zühre: Kötü-Şer 3-Utarit: İyi 4-Kamer: Şer 5-Zuhal: Kötü-Şer 6-Müşteri: Hayırlı 7-Merih: Şer 8-Güneş: Çok iyi 9-Zühre: Hayırlı 10-Utarit: Hayırlı 11-Kamer: Hayırlı 12-Utarit: Şer
PAZAR GECESİNE AİT 
1-Utarit: Şer 2-Kamer: Hayırlı-Ticaret Kalp tesiri 3-Zuhal: Şer-Kahır-Tefrik v.s 4-Müşteri: İyi, işe teşebbüs 5-Merih: Şer-Bağlamak 6-Güneş: Hayırlı, Muhabbet, İki kişinin arasını iyi yapmak 7-Kamer: Hayırlı, kâr, ticari işler 8-Zuhal: Şer-Adavet-Hastalık 9-Müşteri: Hayırlı-Evlenmeyi kolaylaştırma 10-Merih: Şer 11-Zühre: Hayırlı, Muhabbet saati 12-Utarit: Şer
PAZARTESİ GÜNÜNE AİT 
1-Kamer: İyi-Hayırlı işler yapılır 2-Zuhal: Yolculuğa aittir- Hayırlıdır 3-Müşteri: İyi-İzdivaç ve Mahkemeye ait işler 4-Merih: Şer-Kahriye 5-Güneş: İyi-Tesir-Muhabbet 6-Zühre: Vefk Yazılır 7-Utarit: Muhabbet-iyi işler 8-Kamer: İyi-Arabulmak-İzdivaç 9-Zuhal: Şer-Tefrik-Kahriye 10-Müşteri: Çok hayırlı-Her hayırlı işe yarar 11-Merih: Buğuz-adavet-düşmanı kahır-tefrik 12-Güneş: İyi bir saattir-Hayırlı işler yapılır.
PAZARTESİ GECESİNE AİT 
1-Müşteri: Celp işleri- Hayırlı işler 2-Merih: Şer 3-Güneş: İyi-Ticari işler 4-Zühre: İyi-Kalp tesiri işleri 5-Utarit: İyi muhabbet we bağlama işleri 6-Kamer: İyi müşteri ve celbi rızık 7-Merih: İyi-Ticari işler 8-Güneş: İyi-Celbi Muhabbet 9-Zühre: İyi-Aşk-Nikah 10-Utarit: Şer 11-Zuhal: Şer 12-Müşteri: İyi-Tesir-Muhabbet
SALI GÜNÜNE AİT
1-Merih: Şer 2-Utarit: Şer-Bağlamak 3-Kamer: İyi-Celbi Kalp 4-Zuhal: İyi-Hizip okunur 5-Müşteri: İyi 6-Merih: İyi-Ticari işler 7-Utarit: Şer-Tefrik-Kahır 8-Kamer: İyi-Rızık için 9-Zuhal: Şer-Tazip 10-Müşteri: Muhabbet 11-Güneş: İyi-Celbi Kalp 12-Zühre: İyi-İki kişinin arasını bulmak
SALI GECESİNE AİT 
1-Zühre: İyi-Kalp tesiri işleri-Muhabbet 2-Güneş: Şer-Hiçbir şey yapılmaz 3-Zühre: İyi-Aşk işleri 4-Utarit: İyi-Hayırlı işler yapılır 5-Kamer: Şer-Hiçbir şey yapılmaz 6-Zuhal: Şer-Düşmana okunur 7-Müşteri: İyi-Her türlü şey okunabilir 8-Merih: Şer 9-Güneş: İyi-Aşk-Kalbi işler10ZühreŞer-Hiçbir şey yapılmaz 11-Utarit: Şer-Yoldan çevirmek,iş bozmak 12-Kamer: Şer-Düşmana okunur.
ÇARŞAMBA GÜNÜNE AİT 
1-Utarit: Hayırlı 2-Kamer: Şer-Hiçbir şey yapılmaz 3-Zuhal: Şer-Düşmana okunur 4-Müşteri: Çok hayırlı-Her hayırlı işe yarar 5-Merih: Şer 6-Güneş: İyi 7-Zühre: İyi 8-Utarit: İyi 9-Kamer: Şer-Tefrik-Kahır 10-Zuhal: İyi-Hizip okunur 11- 12-Merih: Şer
ÇARŞAMBA GECESİNE AİT 
1-Zuhal: Şer 2-Müşteri: Hayırlı-Hasta iyileştirme 3-Merih: Şer-Düşmanı kahır için okunur 4-Güneş: Hayırlı işler 5-Zühre: Hayırlı işler 6-Utarit: Şer 7-Kamer: İyi-Arabulmak-İzdivaç 8-Müşteri: İyi-Ticari işler 9-Zühre: İyi-İzdivaç 10-Merih: Şer 11-Güneş: İyi-Hastalık giderme-Saadet 12-Zuhal: Şer-Kahriye
PERŞEMBE GÜNÜNE AİT 
1-Müşteri: İyi 2-Merih: Şer-Yola çıkılmaz 3- 4- 5- 6-Kamer: Her türlü hayırlı iş yapılır 7-Zuhal: Şer ve Hayır her iki iş 8-Müşteri: Hayırlı 9-Merih: İyi 10-Güneş: Çok iyi 11-Zühre: İyi 12-Utarit: Çok şerli-İş yapılmaz
PERŞEMBE GECESİNE AİT 
1-Güneş: İyi-Tesir-Muhabbet 2-Zühre: İyi-İzdivaç 3-Utarit: İyi-Arabulmak-İzdivaç 4-Kamer: Şer 5-Zuhal: Şer 6-Müşteri: İyi işler 7-Zühre: İzdivaç 8-Utarit: İyi 9-Kamer: Şer 10-Zuhal: Şer 11-Merih: Şer 12-Güneş: İyi-Kalbi işler
CUMA GÜNÜNE AİT 
1-Zühre: İyi-Aşk saati-Ara bulma 2-Utarit: İyi-Hayırlı işler yapılır 3-Kamer: Şer-Hiçbir şey yapılmaz 4-Zuhal: Şer 5-Müşteri: İyi 6-Güneş: Çok iyi 7- 8-Kamer: Şer 9- 10 Zuhal: Şer ve Hayır her iki iş 11 Müşteri: İyi-Vefk yazılır-okunur 12 Merih: İyi-Hayırlı işler yapılır
CUMA GECESİNE AİT 
1 Kamer: İyi 2 Zuhal: Şer 3 Müşteri: İyi 4- 5 Güneş: İyi 6 Zühre: İyi 7 Zuhal: Şer 8 Utarit: İyi-Celp işleri 9 Kamer: İyi-Ticari işler 10 Güneş:İyi 11 Merih: Şer 12 Müşteri: Şer ve Hayır her iki iş
CUMARTESİ GÜNÜNE AİT 
1-Zuhal: İyi-Muhabbet 2-Müşteri: İyi-Arabulmak-İzdivaç 3-Merih: Şer 4-Güneş: İyi 5-Zühre: İyi 6-Utarit: Şer ve Hayır her iki iş 7-Kamer: Şer 8-Zuhal: Şer 9-Müşteri: Hayırlı 10-Merih: Şer 11-Güneş: Hayırlı 12-Zühre: Hayırlı işler yapılır
CUMARTESİ GECESİNE AİT 
1-Merih: Şer 2-Güneş: İyi-Havas okunur 3-Zühre: İyi-Muhabbet 4-Utarit: Şer-Ceza 5-Kamer: İyi 6-Zuhal: Şer-Kahır-Tefrik v.s 7-Müşteri: Hayırlı 8-Merih: İyi-Para işleri 9-Güneş: İyi 10-Zühre: İyi 11-Utarit: Şer 12-Kamer: İyi-Ticari işler

Bu yazı, önemli gün, gezegen saatleri, astroloji ibni arabi, Satürn (Zuhal), Jüpiter (Müşteri), Mars (Merih), Güneş (Şems), Venüs (Zühre), Merkür (Utarit), Ay (Kamer), gezegen saati hesaplama, havas ilmine göre vakitler ile ilgilidir.

ALİMLERDEN NASİHATLAR-2

/ No Comments
Haris el-Muhasibinin Öğütleri, evliyaların sözleri, evliyalardan öğütler, islam büyüklerinden öğütler, evliyalardan nasihatler,  büyük alimlerden nasihatler, dini öğütler

ALTIN ÖĞÜTLER

Evliyânın büyüklerinden Hâris el-Muhâsibî (rahmetullahi teâlâ aleyh) bu­yurdular ki:

Hâris el-Muhâsibî Öğütleri-1

“Nefsinin isteklerinden ve öfke ile hareket etmekten uzak dur.

En önde gelen vazifelerinden birisi de, yumuşak olmak ve dik­katli hareket etmek olsun.”

Hâris el-Muhâsibî Öğütleri-2

“İlmiyle takvâsını, ameliyle basiretini ve aklıyla mârifetini arttıran kim­senin izinden yürü.”

Hâris el-Muhâsibî Öğütleri-3

“Kul için en doğru yol, ilimle amel etmek, Allahü teâlânın korkusuyla ha­ramlardan sakınmaktır.

Günahla nefsini yâd etme. Günahta ısrâr etme.

Fakirlik zamanında Allahü teâlâya sığın, her hâlinde Allahü teâlâya muhtâc ol ve O´nun her emrinde O´na tevekkül et.”

Hâris el-Muhâsibî Öğütleri-4

“Sana zulmedeni affet.

Amelinle mağrûr olmaktan sakındığın gibi, ilimle gururlanmaktan sakın.

Yakınının, fakirin ve komşunun hakkını gö­zet.

Konuş­madan hoşlanmayanın yanında konuşma.

Mazlum kardeşine yardım et. Zamâ­nını iyi değerlendir.”

Hâris el-Muhâsibî Öğütleri-5

“Günahlar gaflet getirir.

Gaflet ise, kalbin katılaşmasına sebeb olur.

Kalbin katılaşması, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştırır ve Allahü teâlâdan uzaklık ise, Cehennem´e götürür.”

Hâris el-Muhâsibî Öğütleri-6

“Câhillerin ahlâkından, günahkârların meclisinden, kendini beğe­nenlerin iddiâlarından, mağrûrların isteklerinden ve ümitsizlerin ümitsiz­liklerinden sakın ve uzak dur.

Hak ile amel et. Allahü teâlâya güven. Emr-i mârûf ve nehyi anilmünker yap.”

Kıymetli kardeşim!

Kendinize geliniz.

Aklınızı başınıza alınız.

Allahü teâlâdan korkunuz.

Şeytan sizi aldatmasın.

Şeytan ve onun yardımcıları, Allahü teâlânın huzûrunda perişan olacaklardır.”

Hâris el-Muhâsibî Öğütleri-7

“Dilin farzı ve vazifesi; sükûnet ve öfke zamanla­rında doğruluktan ayrılmamak. Gizli ve açık hiç kimseye eziyet etme­mektir.

Gözün farzı ve vazifesi; haramlardan korunmaktır.

Kulağın farzı ve vazifesi, helâl ol­mayan şeyleri dinlememektir. Lisanından sonra, in­sanoğlu için en tehlikeli âzâ kulağıdır. Çünkü kulak, kalbin en büyük elçi­sidir. Fitne bataklığına en fazla dalan kulaktır.

Burnun farzı ve vazifesi; burun, kulak ve göze tâbidir. Dinlemesi ve bakılması câiz olmayan bir şeyin koklanması da câiz değildir.

Ellerin ve ayakların farzı ve vazifesi; Allahü teâlâ tarafından haram kılınan şeylere uzan­maması ve başkaları­nın hakkından sakınmasıdır.”



 Haris el-Muhasibinin Öğütleri, evliyaların sözleri, evliyalardan öğütler, islam büyüklerinden öğütler, evliyalardan nasihatler, evliyanın nasihatleri, büyük alimlerden nasihatler, dini öğütler ile ilgilidir.

HASAN EL BENNA'NIN HAYATI VE SÖZLERİ

12 Ekim 2017 Perşembe / No Comments
hasan el benna, hasan el benna kimdir, hasan el benna hayatı kısa, hasan el benna wikipedia, hasan el benna eserleri, hasan el benna sözleri, müslüman kardeşler hareketi, hasan el benna fikirleri,

Hasan El Benna Hayatı:

Aşağıda Hasan El Benna hayatının özeti yani kısaca hayatı hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Hasan El Benna biyografisi, özgeçmişi şöyle başlamaktadır.

İmam Hasan b. Ahmed b. Abduɾɾahman el-Bennâ (14 Ekim 1906 - 12 Şubat 1949), Mısıɾlı siyasi ve dini lideɾ. Müslüman Кaɾdeşleɾ adlı teşkilatının kuɾucusuduɾ. Aynı zamanda Müslüman entelektüel, fikiɾ adamı Taɾiq Ramadan'in dedesidiɾ.

Genç yaşta dini konulaɾa büyük ilgi duymaya başladı. 1923'te Кahiɾe'de dini ve toplumsal konulaɾda geleneksel eğitim veɾen Daɾü'l-Ulum adlı öğɾetmen okuluna kaydoldu. 1927'de Aɾaρça öğɾetmeni olaɾak Süveyş Кanalı yakınlaɾında bulunan İsmailiye'de biɾ ilkokula atandı. İngilizleɾin ülkedeki ekonomik ve askeɾi vaɾlığı açısından büyük önem taşıyan bu kentte, Müslümanlaɾı deɾinden saɾsan olaylaɾa şahid oldu. Maɾt 1928'de biɾ İngiliz kampında çalışan altı kişiyle biɾlikte İslamın ilkeleɾine geɾi dönüşü amaçlayan Müslüman Кaɾdeşleɾ'i kuɾdu. 1930'laɾda kendi isteğiyle Кahiɾe'deki biɾ okula tayin edildi. II. Dünya Savaşı başladığında çok sayıda öğɾenci, devlet memuɾu ve işςi Müslüman Кaɾdeşleɾ'e üyeydi ve Teşkilat Mısıɾ toplumunun hemen bütün kesimleɾini temsil eden biɾ önemli siyasi güç olmuştu.

Teşkilat üyelerinin birçoğu hükümetin milli çıkarlara ihanet ettiği görüşündeydi; Hasan el-Benna ise bir müddet daha hükümeti destekleme taktiğine bağlı kalmaya çalıştı. Ama gerek kendisi, gerekse teşkilat üyeleri idare açısından tehlikeli olmaya başlamıştı. Savaşı izleyen kargaşa ortamında el-Benna'nın sözünü geςiremediği teşkilat üyelerinin adları, başta Başbakan en-Nukraşi'nin öldürülmesi olmak üzere (Aralık 1948), bir dizi suikast olayına karıştı. Hasan el-Benna Şubat 1949'da hükümetin göz yumduğu bir suikast sonucunda Кahire'de öldürüldü.

Hasan el-Benna Da'vetuna, Nahvü'n-Nur, Akidetuna, el-İhvanü'l Müslimun tahte Rayetü'l-Ku'ran, Muskilatuna fi da'va'l Nizami'l-İslam, Müzekkiratü'd-Da'va ve'd-Dai gibi yaρıtlarında emperyalizme karşı milli bir hareket oluşturulmasını ve Müslüman milletlerin İslam ilkelerine dayanan birliğini savundu. sozkimin.com Ona göre Müslüman milletlerin geri kalmasının sebebi din yolundan uzaklaşılmış olmasıydı.Kurtuluş, İslam öğretilerine geri dönerek sağlanabilirdi. Devlet İslam dini temelinde teşkilatlanmalı, İslam hukuku geçerli kılınmalıydı. Toplumun ahlakı ve eğitimi İslam ilkelerine göre yönlendirilmeli, toplumsal eşitsizlik ve adaletsizliklere son verilmeliydi.Müslüman Кardeşler teşkilatı maksadı da bu programı gerçekleştirmekti.

Mısır'ın çeşlitli, yörelerinde kurduğu okullar ve toplumsal hizmet kurumları vasıtasıyla görüşlerini hayatı geςirmeye çalışan Hasan el-Benna'nın başlattığı hareket Araρ dünyasını büyük ölçüde etkilemiştir.

Eserleri

Risaleler
Me'surat
Tasavvuf ve Ahlâk Eğitimi

SÖZLERİ

İslam dininin özgürlük, bağımsızlık ve hakimiyetten daha azına razı olmadığını onlara öğretin. / Hasan El Benna
*
Müslümanların egemenliği menfaat değil fedakarlık ve hizmettir. / Hasan El Benna
*
Faydası sahibini aşmayan, yararı onu yapandan başkasına dokunmayan bir amelin oldukça cılız ve dar çerçeveli olduğuna inanıyorum. / Hasan El Benna
*
Müslümanların dünyadaki konumları efendilik değil, öğretmenlik mertebesidir. / Hasan El Benna
*
Biz, vatanımızın hudutlarını inanç ve iman ile çizeriz. / Hasan El Benna
*
Aranızdaki kardeşlik bağını koruyun; çünkü sizin silah ve mühimmatınız budur. / Hasan El Benna
*
Gaflet, aldatıcı hayaller, dalgın kalpler, körü körüne bağlılık ve her bağıranın peşinden gitmek gibi şu önemsenmeyen hasletler, müminlerin yolu değildir. / Hasan El Benna
*
İnsanın hedef alması gereken en büyük gayenin ve en büyük kararın Allah'ın rızasını kazanmak olduğuna inanıyorum. / Hasan El Benna
*
Kalbe, tefekkür ve huşuu içerisinde Kur'an okumaktan daha faydalı bir şey yoktur. / Hasan El Benna
*
Biz ölümün tehlikelerle dolu bir hayattan ebedi nimet ve saadetlerle dolu gerçek bir hayata geçiş köprüsü olduğunu biliyoruz... / Hasan El Benna



hasan el benna, hasan el benna kimdir, hasan el benna hayatı kısa, hasan el benna wikipedia, hasan el benna eserleri, hasan el benna sözleri, müslüman kardeşler hareketi, mısır hasan el benna fikirleri, 

ESMA'ÜL HÜSNA (YA KAYYUM)

11 Ekim 2017 Çarşamba / No Comments
dualar, allahın 99 ismi ve anlamları, el kayyum, el kayyum ne demek, el kayyum ile ilgili ayetler, el kayyum duası, ya kayyum, ya kayyum anlamı, kayyum esmasının sırrı, ezber için zikir, uyku zikri,

EL-KAYYUM; 

Zatı ile kaim olan, ezeli ve ebedi olan, her şeyin varlığı kendisine bağlı, uykusu ve uyuklaması olmayan, varlıkları yöneten, koruyan, ihtiyaçları üstlenen, gökleri, yer ve her şeyi tutan anlamlarına gelmektedir.

Allah Teâlâ, her şeyin mukadder olan vaktine kadar durması için sebeplerini ihsân edendir. Onun için her şey Hak ile kâimdir.

O’nun ayakta kalmak için hiçbir yönden kimseye ihtiyacı yoktur. O, kendi kendine yetendir ve başkasına muhtaç değildir. O’nun dışında her şey O’na muhtaçtır. Her şeyi ayakta tutan koruyan O’dur. O’nun desteği olmadan hiçbir şey ayakta duramaz ve varlığını devam ettiremez. Bu, O’nun mükemmel gücünün göstergesidir.

Allah, O’ndan başka ilah yoktur; O, Hayy’dır, Kayyum’dur. Bakara/255

EL-KAYYUM ZİKRİ VE DUASI:

Tavsiye edilen zikir şekli “Yâ Kayyum Yâ Allah” şeklindedir.

Bu zikri her gün 156 kere okuyan kişi Allah’ın izni ve inayeti ile her istediğine ve dileğine kavuşur.

Ya Kayyum ismini zikreden kişilerin tüm ismi zahmetsizce yerine geleceği gibi, her başladığı işte muvaffak olur. Ya Kayyum ismini zikretmeye devam eden kişilerin uyku ağırlıkları gideceği gibi ezber güçleri de artar.


dualar, allahın 99 ismi ve anlamları, el kayyum, el kayyum ne demek, el kayyum ile ilgili ayetler, el kayyum duası, ya kayyum, ya kayyum anlamı, kayyum esmasının sırrı, ezber için zikir, uyku zikri, 

VEYSEL KARANİ HAZRETLERİNİN HAYATI VE NASİHATLARI

/ No Comments
Veysel Karânî sözleri ve öğütleri, sahabelerden tavsiyeler, seçme sözler, seçme öğütler, islam büyüklerinden nasihatler, müslüman nasıl olmalı, veysel karani kimdir, veysel karani hayatı kısa

VEYSEL KARANÎ KİMDİR?

Tabiînin büyüklerinden. İsmi Üveys bin Âmir Karnî’dir. Yemen’in Karn köyünde doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 37 (m. 657) senesinde şehîd edildi. Peygamber efendimizin ( aleyhisselâm ) sağlığında müslüman oldu. Fakat görmediği için Sahâbî olamadı. Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) zamanında Medine’ye gelmedi. Tabiînin büyüklerinden olduğu hadîs-i şerîfte bildirildi. Hazreti Ömer’in halifeliği sırasında Medine’ye geldi. Çok alâka ve hürmet gördü. Önceleri kendi memleketi Yemen’de yaşadı. Sonra Basra’ya gitti.

Veysel Karânî, Yemen’de iken deve güder, geçimini onunla temin ederdi. Geçimi, yaşaması pek sade idi. Hasta, âmâ ve ihtiyâr annesinden başka kimsesi yoktu. Güttüğü develer için belli bir ücret istemez, ne verirlerse onu alırdı. Fakîr olanlardan hiç ücret almazdı. Aldığının yarısını sadaka olarak fakîrlere dağıtır, kalanını da kendi ihtiyâçlarına ve annesine harcardı.

Müslüman olduktan sonra bütün ömrü boyunca sevgili Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) aşkı ile yanıp tutuşmuştur. Bir an bile Rabbini unutmamıştır. Kulluğunda o dereceye ulaşmıştır ki, her hâli, her hareketi ve her sözü insanlara ibret ve nasîhat olmuştur. Kimseden incinmemiş ve kimseyi incitmemiştir. Onun en önemli vasfı, Peygamberimize ( aleyhisselâm ) aşkı, ibadete canla başla devamı ve annesine saygısıdır. Annesine çok hizmet edip, hayır duâsını almıştır. Resûlullah efendimizi ( aleyhisselâm ) görmeği çok arzu ediyordu. Defalarca Peygamber efendimizi ( aleyhisselâm ) görmek için annesinden izin istedi. Annesi, kendisine bakacak kimsesi olmadığı için izin veremedi.

Peygamberimiz ( aleyhisselâm ) “Üveys-i Karnî ihsân ve iyilikte tabiînin hayırlısıdır” buyurdu. Resûlullah ( aleyhisselâm ) zaman zaman mübârek yüzünü Yemen tarafına döndürür ve “Yemen tarafından rahmet rüzgârı estiğini duyuyorum” buyururdu. “Kıyâmette Allahü teâlâ Üveys sûretinde yetmişbin melek yaratır ve Üveys’i onların arasında Arasat’a götürürler. Cennete gider ve Allahü teâlânın dilediği (bildirdiği) nden başka mahlûk hangisinin Üveys olduğunu bilmez.” “Ümmetimden bir kimse vardır ki, Rebî’a ve Mudar kabilelerinin koyunları kıllarının adedince kişiye kıyâmette şefaat edecektir.” buyurdu. Arabistan’da bu iki kabilenin koyunları kadar kimsenin koyunu olmadığı söylenmiştir. Eshâb-ı kiram: “Yâ Resûlallah, bu kimdir?” dediler. “Allahın kullarından biri” buyurdu. Biz hepimiz kullarız, ismi nedir dediler. “Üveys” buyurdu. Nerelidir dediler. “Karn’lıdır”buyurdu. O sizi gördü mü dediler. “Baş gözü ile görmedi” buyurdu. Hayret, size bu kadar âşık olsun da, hizmet ve huzûrunuza koşup gelmesin dediler. “İki sebepden: Biri hâllerine mağlubdur. İkincisi ise benim dînime bağlılığından dolayıdır. İhtiyâr bir annesi vardır. Îmân etmiştir. Gözleri görmez, el ve ayakları hareket etmez. Üveys gündüzleri deve çobanlığı yapar, aldığı ücreti kendisinin ve annesinin nafakasına harcar” buyurdu. Biz onu görür müyüz dediler. Hazreti Ebû Bekir’e “Sen onu kendi zamanında göremezsin”, ama Hazreti Ömer ve Hazreti Ali’ye “Siz onu görürsünüz. Bedeni kıllıdır. Sol böğründe ve avucunun içinde bir gümüş miktarı beyazlık vardır. Bu baras hastalığı beyazlığı değildir. Ona varınca, benim selâmımı söyleyin ve ümmetime duâ etmesini bildirin” buyurdu.
Veysel Karâni hazretleri gece gündüz ibadet ve tâatle vakit geçirirdi. Kendini halktan gizlerdi. İlk zamanlar herkes ona divane gözü ile bakıyordu. Sonradan onun büyüklüğünü anladılar, çok ikram ve hürmet göstermeye başladılar. Bunun üzerine, annesinin vefâtından sonra Karn köyünden çıkıp Kûfe şehrine gitti.

Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) vefâtı yaklaşınca, hırkanızı kime verelim? dediler. “Üveys-i Karnîye verin” buyurdu. Resûlullahın vefâtından sonra Hazreti Ömer ile Hazreti Ali Kûfe’ye geldiklerinde, Ömer ( radıyallahü anh ), hutbe esnasında: “Ey Necdliler, kalkınız!” buyurdu. Kalktılar. Aranızda Karn’dan kimse var mıdır? buyurdu. Evet dediler ve birkaç kişiyi ona gönderdiler. Hazreti Ömer, onlardan Üveys’i sordu. Biliyoruz. O, sizin aramanızdan pek aşağı bir kimsedir. Divanedir, akılsızdır ve insanlardan kaçar bir hâli vardır, dediler. “Onu arıyorum, nerededir?” buyurdu. Arne vadisinde develerimize çobanlık yapmaktadır, biz de karşılığında ona akşam yiyeceği veririz, saçı-sakalı karışıktır, şehirlere gelmez, kimse ile sohbet etmez, insanların yediğini yemez; üzüntü ve neş’e bilmez, insanlar gülünce, o ağlar; insanlar ağlayınca o güler dediler. “Onu arıyorum” buyurdu. Sonra Hazreti Ömer’le Hazreti Ali, onun olduğu yere gittiler. Onu namaz kılarken gördüler. Allahü teâlâ, develerini gütmesi için bir melek vazîfelendirmişti. Namazı bitirip selâm verince, Hazreti Ömer, kalktı ve selâm verdi. Selâmı aldı. Hazreti Ömer “İsmin nedir?” diye sordu. “Abdullah, ya’nî Allah’ın kulu” dedi. “Hepimiz Allah’ın kullarıyız; esas ismin nedir?” diye sordu. “Üveys” dedi. “Sağ elini göster” buyurdu. Gösterdi. Hazreti Ömer; Peygamber efendimiz size selâm etti. Mübârek hırkalarını size gönderip, “Alıp giysin, ümmetime de duâ etsin” diye vasıyyet etti, dedi.

“Yâ Ömer! Ben zayıf, âciz ve günahkâr bir kulum. Dikkat buyur, bu vasıyyet başkasına âit olmasın?” deyince.
“Hayır. Yâ Üveys, aradığımız, kimse sensin. Peygamber efendimiz senin eşkâlini ve vasfını belirtti.” cevabını verdi.
Bunun üzerine, Hırka-i şerîfi hürmetle aldı, öptü, kokladı, yüzüne gözüne sürdü. Sonra: “Siz burada bekleyin” dedi. Yanlarından ayrıldı. Biraz ileride hırkayı yere bırakıp, yüzünü yere koydu. Cenâb-ı Hakka şöyle duâda bulundu:
“Yâ Rabbi, Sevgili Peygamber efendimiz, ben fakîr, âciz kuluna Hazreti Ömer ve Hazreti Ali ile Hırka-i şerîflerini göndermiş” dedi. Günahkâr olan bütün müslümanların affı için duâ etti. Bir çok günahkâr müslümanın affolduğu bildirilince Hırka-i şerîfi hürmetle giydi.

Veysel Karânî’ye hediye edilen Hırka-i şerîfin bir parçası, Van civarında İrisân beylerine kadar gelmiş ve 1618 senesinde, Osmanlı padişahlarından Sultan İkinci Osman Han’a getirilip hediye edilmiştir. Sultan Abdülmecid Han, bu Hırka-i şerîf için Fâtih civarında (Hırka-i şerîf) câmi’ini yaptırmıştır. Her sene Ramazan ayında camekân içinde halka ziyâret ettirilmektedir.
Tasavvufta büyüklerini görmedikleri hâlde onların rûhaniyetinden istifâde ederek feyz alarak, yükselenlere “Üveysi” denilir. Bu tâbir, Veysel Karânî hazretlerinin Peygamber efendimizi ( aleyhisselâm ) görmeden feyz alıp, O’na tâbi olmak sûretiyle tasavvufta yüksek derecelere kavuşmasına benzeterek söylenilmiştir. Üveysî demek mürşidi olmayan demek değildir. Görmediği halde Peygamber efendimizin ( aleyhisselâm ) ve O’nun vârisleri olan evliyânın büyüklerinden birinin rûhaniyetinden feyz alıp yükselmek demektir.

Veysel Karanî kendisine hırka verildikten sonra Yemen’den Kûfe’ye gitti. Kûfe’ye gittikten sonra çok az kimse onu görebildi. Görenlerden biri Harem bin Hayyan’dır. Harem bin Hayyan anlatır. Üveys’in şefaatinin ne derecede olduğunu bildiren hadîsi işitince, onu görmek istedim. Kûfe’ye gidip, onu aradım. Nihâyet Fırat nehri kenarında abdest alırken buldum. Daha önce hakkında malûmatım olduğundan onu tanıdım. Selâm verdim. Selâmımı aldı. Bana baktı. Müsâfeha etmek istedim, elini vermedi. “Allah sana merhamet eylesin, seni bağışlasın ey Üveys, nasılsın?” dedim. Onu o kadar sevmiştim, ona o kadar acımıştım ki ağladım. Çünkü çok zayıf idi. O da ağladı ve “Allah sana hayırlı ömür versin, ey Harem bin Hayyan? Nasılsın ey kardeşim? Beni sana kim gösterdi?” dedi. İsmimi ve babamın ismini nasıl bildin ve hiç görmeden beni nasıl tanıdın? dedim. “Herşeyi bilen ve herşeyden haberi olan bana bildirdi. Rûhum senin rûhunu tanıdı. Çünkü mü’minlerin rûhları birbirlerini tanırlar, birbirlerini görmeseler de.” dedi.

Resûlullahdan bana bir haber ver dedim. “Ben onu görmedim, Onun haberini başkalarından işitmişim. Hadîs yolunu kendime açmağı istemem. Muhaddis, müftü veya müzekkir olmağı istemem. Benim meşgûliyetim vardır. Bunlarla uğraşamam” dedi. Bana bir âyet okuyun. Sizden duyayım dedim. Elimi tuttu. Eûzü besmele okudu ve çok ağladı. Sonra Allahü teâlâ bir âyette: “Cinleri ve insanları beni tanımaları, ibadet etmeleri için yarattım” bir başka âyette “Gökü, yeri ve ikisi arasındakileri oyun olsun diye yaratmadım” buyuruyor. “İnnehû hüvel azîzürrahîm’e” kadar okudu. Sonra bir sayha vurdu (feryad etti). Aklının gittiğini sandım. Sonra: “Ey Hayyân’ın oğlu, sen buraya niçin geldin?” dedi. Seni tanımak, seninle sohbet etmek arzusu ile dedim. “Bir kimsenin Allahü teâlâyı tanıdıktan sonra, herhangi bir kimse ile ahbablık etmek istemesine hiçbir zaman bir ma’nâ veremem” dedi. Bana vasıyyet, nasîhat et dedim. “Yattığın zaman ölümü yastığının altında bil. Kalkınca da karşında bulundur. Günahın küçüklüğüne değil, onunla âsi olmaklığının büyüklüğüne bak! Günâhı küçük tutarsan, onu yasak eden Rabbini küçük tutmuş olursun. Onu büyük tutarsan, Rabbini büyük tutmuş olursun” dedi. Nereye yerleşmemi tavsiye edersin? dedim. “Şam’a” dedi. Orada geçim nasıldır? dedim. “Şüphenin ağır bastığı şu kalbe yazıklar olsun, nasîhat kabûl etmez” dedi. Bana bir tavsiyede daha bulun? dedim. “Ey Hayyân’ın oğlu! Baban öldü, Âdem aleyhisselâm, Dâvûd aleyhisselâm, Muhammed Resûlullah öldüler. Halifesi Hazreti Ebû Bekir öldü. Kardeşim Ömer öldü. Ah Ömer!... Ah Ömer!” dedi. Allah sana rahmet eylesin, Hazreti Ömer ölmemiştir dedim. “Allahü teâlâ, onun öldüğünü bana bildirdi” dedi ve devam etti. “Ben ve sen, ölülerdeniz. Salevât okuyup, kısa bir duâ yaptı ve: Vasıyyetim şudur ki, Allah’ın kitabını ve onda bildirilen sırat-ı müstakimi (doğru yolu) elden bırakma ve ölümü bir an unutma. Kavmine ve akrabana varınca onlara nasîhat et ve Allah’ın kullarına öğüt vermekten geri durma. Ehl-i sünnete uymaktan bir adım ayrılma ki, dinini kayıp edersin de haberin olmaz ve Cehenneme düşersin” dedi. Birkaç duâ daha etti ve sonra: “Git Harem bin Hayyan, bir daha ne sen beni gör, ne de ben seni. Beni duâ ile hatırla, ben de seni duâ ile anarım. Sen bu taraftan git, ben de şu taraftan gideyim” dedi. Bir zaman onunla gitmek istedim. Bırakmadı. Gitti, ağlıyordu. Ben de ağladım. Ardından baktım durdum. Gözden kayboluncaya, şehre girinceye kadar baktım. Hâlâ ondan bir haber alamadım.
“Benimle en çok konuşan Hazreti Ömer ve Hazreti Ali’dir (radıyallahü anhümâ)” demiştir.
Veysel Karâni Mekke’de hac yapıp, Medine’ye gidince işte Resûlullahın türbesi burasıdır diye kendisine gösterildi. Kendinden geçerek düşüp bayıldı. Ayılınca beni buradan götürün. Resûlullahın ( aleyhisselâm ) medfûn bulunduğu bir beldede benim için yaşamanın tadı olmaz, demiştir.
Rebî’ bin Haysem anlatır: Üveysi görmeğe gittim. Sabah namazında idi. Bitirdi, tesbihlerin sonuna kadar bekleyeyim dedim. Kuşluğa kadar kalkmadı. Kalktı kuşluk namazı kıldı. Öğle oldu, öğleyi kıldı. Velhasıl üç gün namazdan kalkıp, dışarı çıkmadı. Yemedi, uyumadı. Dördüncü gece O’na kulak verdim. Gözüne uyku gelmişti. Derhal münâcaâta başladı ve: “Yâ Rabbi, çok uyuyan gözden, çok yiyen karından sana sığınırım” dedi. Bana bu yeter dedim ve hâlini bozmadan kalkıp gittim.
Geceleri hiç uyumadığı bildirilir. Bir gece, “Bu gece kıyam gecesidir” der, diğer gece, “Bu gece rükû’ gecesidir” öbür gece; “Bu gece secde gecesidir” der, bir geceyi kıyam, bir geceyi rükû’, bir başka geceyi secde ile geçirdi. “Ey Üveys, bu kadar uzun geceyi bir hâlde geçirmeğe nasıl katlanıyorsun?” dediklerinde: “Secdede, sabah oluyor da, ben hâlâ bir kere Sübhâne Rabbiyel a’lâ diyemem. Halbuki üç tesbih sünnettir. Bunu yapmamın sebebi, meleklerin ibadetini yapmak istememdir” dedi.
Kendisine, namazda huşû’ nedir? dediklerinde: “Böğrüne iğne batırılsa, namazda duymamaktır” dedi. Kendisine nasılsın? dediler “Sabahleyin kalkıp, akşama sağ çıkacağını bilmeyenin hâli nasıl olur?” dedi. İş nasıldır? dediler. “Ah, yolun uzaklığından azıksızlıktan, ah!” dedi.
Veysel Karânî’ye, şuracıkta bir adam var. Otuz senedir, bir mezar kazdı, kefenini giydi, o kabrin başında oturmuş ağlar, gecesi gündüzü yok dediler. Beni oraya götürün buyurdu. Veysel Karânî’yi onun yanına götürdüler. Sararmış, zayıflamış, kurumuş, gözleri ağlamaktan çukurlaşmış halde idi.

“Ey kişi, bu kabir ve kefen, seni otuz senedir, Allah’dan alıkoydu. Sen Allah’ı düşünecek, zikr edecek yerde, hep kefeni ve kabri düşündün” buyurdu. O kişi, onun nûruyla o tehlikeyi kendinde gördü. Feryad ederek o kabre düşüp can verdi.
Bir zât, Veysel Karânî’yi ziyârete gitti. Ona hitaben: Ey Allahü teâlânın sevgili kulu. Bana bir nasîhatta bulun? dedi Veysel Karâni hazretleri: “Allahü teâlâyı bilir misin?” Evet bilirim, “Öyle ise, Allahü teâlâdan gayri şeyleri bilme. Bu yetişir.”
Yâ Üveys, bir nasîhat daha söyle! “Allahü teâlâ seni bilir mi?” Evet bilir, “Öyle ise, Allah’tan gayrisi seni bilmesin. Allahü teâlânın bilmesi senin için kâfidir.”

Veysel Karânî’yi çocuklar bazen taşa tutardı. O ise çocuklara yavrucaklar mutlaka beni taşa tutmanız gerekiyorsa, hiç olmazsa küçük taş atın da ayaklarımı kanatıp da namaz kılmakta bana zorluk olmasın derdi.

Veysel Karanî bir defasında üç gün üç gece yemek yememişti. Dördüncü gün sabahı dışarı çıktı. Yolda bir altın para gördü. Bir kimseden düşmüştür deyip, almadı. Açlığını gidermeye çalışırken baktı ki, bir koyun kendisine doğru gelir ve ağzında o bir altınla önünde durur. Bir kimsenin olabilir deyip, yüzünü çevirdi. Koyun dile gelip: “Ben de, senin kulu olduğun zâtın kuluyum. Allah’ın rızkını Allah’ın kulundan al” dedi. Altını almak için elini uzatınca onu eline bıraktı ve koyun kayboldu.

Buyurdu ki:
“Allahü teâlâyı tanıyana hiçbir şey gizli kalmaz.”
“Ey insan bu fâni hayatta Allah korkusunu kalbinden çıkarma! Kurtuluş çaresi O’na itaattedir.”
“Yüksekliği aradım, tevâzu’da buldum. Başkanlık aradım, halka nasîhatta buldum. Neseb aradım, takvâda buldum. Şeref aradım, kanaat’te buldum. Rahatlık aradım, zühdde buldum. Zenginlik aradım, tevekkülde buldum.”


1) Hilyet-ül-evliyâ, cild-2, sh. 87
2) Tabakât-ül-Kübra, cild-1, sh. 27
3) Câmi’u Kerâmât-il Evliyâ, cild-1, sh. 364
4) Tezkiret-ül-Evliyâ, sh. 12
5) El-A’lâm, cild-2, sh. 32
6) Tabakât-ı İbn-i Sa’d, cild-6, sh. 161
7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye, sh. 1081
8) Eshâb-ı Kirâm, sh. 405
9) Mektûbât-ı Rabbânî, cild-1, mek. 222, 270



Veysel Karânî sözleri ve öğütleri, sahabelerden tavsiyeler, seçme sözler, seçme öğütler, islam büyüklerinden nasihatler, müslüman nasıl olmalı, veysel karani kimdir, veysel karani hayatı kısa