Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

PSİKOLOJİ ÜZERİNE SÖZLER

30 Kasım 2017 Perşembe / No Comments
psikoloji nedir, psikolojik sözler, mehmet akif ersoy sözleri, en güzel psikolojik sözler, en güzel psikoloji sözleri, mevlana sözleri, charles bukowski sözleri, can yücel sözleri, çehov sözleri,  oğuz atay sözleri


EN GÜZEL PSİKOLOJİK SÖZLER

Bir an bekIe, arkana dön ve unuttukIarını anımsa. Kaybettiysen ara, kırdıysan af diIe, kırıIdıysan affet: Çünkü hayat çok kısa. MevIana
*
Ya düşIerinin peşine düşmeyi seçersin, ya da oIanIarı kabuIIenmeyi. İyi kiIerinIe güçIenir, keşkeIerinIe tükenirsin! Karar senin. CharIes Bukowski
*
AsIında insanIar seni hayaI kırıkIığına uğratmıyor. Sadece sen, yanIış insanIar üzerinde hayaI kuruyorsun. Montaigne
*
Aşık oImak anIık bir şey. Birden her şeyin çok parIak göründüğü, birden en pasteI renkIerin biIe ısınmaya başIadığı, birden tüm yemekIerin, çok daha IezzetIi oIduğu bir an bu. KaybedenIer KuIübü
*
Bir hayIi kırgınım. Kime oIduğunu, neden oIduğunu biImeden. BeIki hayata, beIki kendime, beIki de diIimden düşmeyen keşkeIere. Can YüceI
*
Aşık oImakIa sevmek arasındaki farkı sormuşIar? CevapIamış Şems: Senin baktığına herkes bakar; ama senin onda görebiIdiğini herkes göremez. Herkes aşık oIabiIir; ama hiç kimse senin gibi sevemez. Tek fark sensin. Şems-i Tebrizi
*
Hayat seni güIdürmüyorsa, espiriyi anIamadın demektir. Çehov
*
YoIunu değiştirmeden devam ettiğin sürece, ne kadar yavaş gittiğinin önemi yoktur. Konfüçyus
*
GüzeIIik güçtür; güIümseyiş de kıIıcıdır onun. CharIes Reade
*
Doğru zamanda, doğru yerde oImamakIardan oIuşur her zaman hayat. KaybedenIer KuIübü
*
Kimseye göstermem üzüntümü. Gündüz güIerim, geceIeri yaInız ağIarım. Oğuz Atay
*
Sevgi sevdiğin kişiIerin mutIu oIduğunu gördükçe onIarın mutIuIuğu iIe mutIu oIabiIme sanatıdır. BaIzac
*
Cam kırıkIarı gibidir bazen keIimeIer, ağzına doIar insanın. Sussan; acıtır. Konuşsan; kanatır. Oğuz Atay
*
ŞerefIe bitiriImesi gereken, en asiI görev hayattır. Bir Iokma ekmek için, şerefini çiğnetmeye, bir anIık eğIence için, servetini tüketmeye. Bir zamanIık mevki. Atakan Korkmaz
*
Gitmek gerekir bazen. FazIa yormadan, daha çok bıktırmadan. Eğer vaktiyse ardına biIe dönüp bakmadan. Can YüceI
*
Ben insanIarı arabanın camIarına vuran yağmur damIaIarına benzetiyorum bazen bir damIa aşağı doğru kayarken başka bir damIaya karışıp güçIenerek daha hızIı iIerIiyor. İncir ReçeIi
*
AsIında insanı en çok acıtan şey; hayaI kırıkIarı değiI. Yaşanması mümkünken, yaşayamadığı mutIuIukIardır. Dostoyevski
*
Menfaatten uzak kaI varsın kesen doImasın. Yeter ki bu cihanda yüzün kara oImasın. Vicdanına mağIup oI hisIerini mağIup et. Azap içinde öImek istemiyorsan şayet. Atakan Korkmaz
*
Hayatta kimseye güvenmeyeceksin demek saçmaIıktır inan. Ama kime ‘iki defa güveneceğini’ hesapIamaIı insan. Victor Hugo
*
GönIüm ne dertIidir, ne de bahtiyar; ne kendisine yar, ne kimseye yar, bir rüya uğrunda ben diyar diyar, göIgemin peşinden yürür giderim. Necip FazıI Kısakürek
*
Hayatta iki şeye güveniyorum. Biri aynaya baktığımda gördüğüme, diğeri yukarı baktığımda göremediğime. Sagopa Kajmer
*
Ey İnsan Kaf Dağı kadar yüksekte oIsan da, kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma her şeyin bir hesabı var; üzdüğün kadar üzüIürsün. MevIana
*
Erkek oImak doğuştan geIen bir aIın yazısı oIsa da, adam oImak her erkeğe nasip oImuyor. Küçük İskender
*
Konuşarak anIatıImaz her şey, bazen susmak yeter asIında. Unutma; Konuşmak bir ihtiyaç oIabiIir, ama susmak cevaptır anIayana. Dostoyevski
*
Yüzsüzdür insanoğIu kimse biImez fendini, kime iyiIik yaptıysan ondan koru kendini. Mehmet Akif Ersoy
*
KaIp mi insana sev diyen yoksa yaInızIık mı körükIeyen? Sahi nedir sevmek; bir muma ateş oImak mı yoksa yanan ateşe dokunmak mı? Şems-i Tebrizi
*
İnsanIarı yaIan söyIedikIerinde dinIemeyi severim. Çünkü; oImak istedikIeri ama oIamadıkIarı insanIarı anIatırIar. Leo ToIstoy
*
Birinin yaIan söyIemesine kızmam da yaIan söyIerken yakaIanacak kadar saIak bir insanın beni kandırmaya çaIışmasına kızarım. Sigmund Freud
*




psikoloji nedir, psikolojik sözler, en güzel psikolojik sözler, en güzel psikoloji sözleri, mevlana sözleri, charles bukowski sözleri, can yücel sözleri, çehov sözleri,  oğuz atay sözleri, mehmet akif ersoy sözleri

STRESTEN KURTULMANIN YOLLARI

/ No Comments
psikoloji, psikoloji nedir, psikolojinin alanları, klinik psikoloji, sosyal psikoloji, eğitim psikolojisi, okul psikolojisi, sağlık psikolojisi, stres nedir, stresle başa çıkma yolları, stresi nasıl yeneriz

Psikoloji Nedir?

Psikoloji nedir, hayvan davranışlarının bilişsel süreçleri ile ilgilenen bir bilim dalıdır, cevabı verilebilir. Bu bilişsel süreçler biyolojik, sosyal ve psikolojik süreçleri kapsar. Bu meslekle uğraşanlar psikoloji bilgilerini insanların sorunlarını çözmek için kullanırlar. Bunu yapabilmek için bazı yetenek ve becerilere sahip olmak gerekir. Bu bilim dalı ile uğraşanlara psikolog adı verilmektedir. Bu bilim dalının amacı çevre, insan ve davranışlar arasında meydana gelen etkileşimi incelemektir. Bu esnada düşünce, duygu ve davranışları  araştırır ve inceler. Bunu yaparken öncelikle bunları anlar, açıklamaya çalışır, elde ettikleri üzerinde bilinmeyenleri bulur ve bunları kontrol altına almaya çalışır.

Psikolojinin alanları nelerdir?

Toplumda bulunan sorunların çoğunluğunu insan davranışları oluşturmaktadır. İnsanların şiddet görmesi, davranışların sağlığa ve çevreye zarar vermesi, uyuşturucu kullanılması gibi sorunlar psikolojinin ilgilendiği alanlar arasına girmektedir. Toplumsal olarak büyük değişimlerin yaşanması, farklı kültür yapısı taşıyan ülkelerin insan üzerindeki etkileri oldukça önemlidir. Kişilerin hafızalarında bulunan kayıtların kendi bilgileriyle birleşerek yeniden doğması psikolojinin çalışma alanı içerisine girmektedir.

Klinik psikoloji: Bu alan duygusal ve zihinsel bozuklukları değerlendirir. Ergenlik dönemlerindeki sorunlar, şizofreni, depresyon gibi sorunlar bu alana girmektedir. Bu sorunları yaşayan bireylerle terapi yaparak bozukluklar çözülmeye çalışılır.

Deneysel psikoloji: Bu davranışsal değişimlerin araştırıldığı bir alandır. Hayvanların davranışlarından yola çıkılarak, insan davranışları araştırılır.

Sosyal psikoloji: İnsanların toplum içerisinde birbirleri ile olan ilişkileri bu alan içerisinde incelenmektedir. Sadece bireyleri değil, toplumları, davranışları, önyargıları ve oluşumları inceler.

İkili ilişkileri, arkadaşlık ilişkileri, saldırganlık, çekicilik gibi konularda araştırma yapılır.

Fizyolojik psikoloji: Bireylerde motivasyon, algılama, öğrenme, iletişim, problem çözme gibi davranışların neden olduğu fizyolojik süreçlerin değerlendirmesini yapan bir alandır.

Gelişim psikolojisi: Bireylerin oluşumundan ölüme kadar geçen süreçteki gelişimini araştırıp, inceleyen bir alandır. Yaşla bağlantılı olarak gerçekleşen davranış bozukluklarının açıklanması için çalışılır.

Endüstri ve örgüt psikolojisi: İş hayatının daha üretken olması ve geliştirilmesi ile ilgili konuları inceleyen bir alandır. Hem araştırma, hem uygulama, hem de problem çözme konularını içermektedir.

Eğitim psikolojisi: Bireylerin eğitimi etkili bir şekilde öğrenmelerini ve öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini inceleyen bir alandır. Becerilerin değerlendirilerek, eğitim programları hazırlanması ve uygulamaya geçilmesi bu alanın konusuna girmektedir.

Okul psikolojisi: Öğrencilerin davranışları, ruh sağlıkları ve çevreyle iletişimini inceleyen bir alandır. Okul içerisinde çocukların birbiri ile iletişimi bu sayede sağlıklı bir şekilde gerçekleşir.

Adli psikoloji: Yasal sorunların çözümünde psikoloji ve hukuk arasında ilişki kuran bir alandır. Hukuksal konularda davaların gidişine yardımcı olan, cezaevlerindeki hükümlülerin sorunlarını inceleyen ve çözümler sunan bir alandır.

Sağlık psikolojisi: Sağlıklı bir şekilde hayat sürdürülebilmesi ve hastalıkların önlenebilmesi için araştırmalar yapan bir alandır. Hasta ve doktor arasındaki ilişkileri, sorunları incelemekte bu alanın içerisinde yer alır. Fiziksel ve duygusal alanda sağlığın iyileştirilmesi için çalışılır.

Stres Nedir?

Stres, aşırı derecede yaşandığı taktirde zihinsel, ruhsal ve fiziksel açıdan sağlımızı olumsuz yönde etkileyen bir tehdit olarak karşımıza çıkabilir. Stresi ortadan tamamen kaldırmak mümkün olmasa da mücadele etmenin yolları vardır.

İş hayatı, ev hayatı, okul, trafik, gürültü, faturalar derken kişi kendine vakit ayıramamakta ve sürekli bunları düşünerek yaşamak zorunda olduğunu hissettiğinden stres faktörünün oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Stresle başa çıkmanın yollarını aşağıda yazılanları uyguladığınız taktirde size bir çok faydası olduğunu göreceksiniz.

Stresle Başa Çıkma Yolları

Vücudunuza dar gelen kıyafetleri giymekten kaçının.
*
Sürekli ilaç kullanarak iyileşeceğinizi düşünmekten vazgeçin.
*
Randevularınızı önceden ayarlayın ve randevu günü kimseye söz vermeyin.
*
Aracınızı bozulmadan servise götürün.
*
Kötümser ve kötü negatif yayan insanlardan uzak durun.
*
Yapmayı sevmediğiniz işler için mutlaka birinden yardım isteyin.
*
Etrafınızda dağınık ne varsa toparlayın. Böylece ferah bir ortamda bulunmuş olmanız stresi önleyecektir.
*
Kendinizi her şeyi bilmek zorundaymış gibi hissetmeyin.
*
Sizi mutlu edecek olan bazı şeyleri yapmayı yarına bırakmayın.
*
Kendinize güveniniz tam olsun.
*
Vermiş olduğunuz kararları vermeden önce bir kez daha düşünün ve ne anlama geldiğini iyi düşünün.
*
Yardım istemekten asla çekinmeyin. Yardım alamazsanız üzülmeyin.
*
Görünüşünüze önem gösterin
*
Etrafınıza sürekli gülümseyin
*
Her zaman iyi bir şeyler yapmaya çalışın ama kendinizi mükemmeliyetçi görmeyin.
*
Sürekli yürüyüş yapın.
*
İşinize her gün aynı yoldan gitmeyin. Farklı yollardan gitmeyi deneyin.
*
Bir derneğe, kulübe üye olun, yeni arkadaşlar edinin.
*
Acele etmeyin. Önünüzde daha yaşanacak çok güzel günler olduğunu düşünün.
*
Başkalarının sözünün dinlemeyin, kendi bildiğinizi yapın
*
Son ses müzik dinleyin, enerjinizi dışarı atın.
*
Sigara ve alkol tüketimini azaltın.
*
Sürekli spor yapın, beslenmenize dikkat edin.
*
Yapmayı sevmediğiniz şeyleri kendinizi yapmaya mecbur hissetmeyin.
*
Evinize misafir ağırladığınız da kendinizi rahat hissedin ve muhabbet edin.
*
Kafanıza bir şeyler takmaktan vazgeçin.
*
Evinize iş getirmeyin. Eşinizle çocuğunuzla veya dostlarınızla vakit geçirin
*
Arada sırada iş yerinde oturduğunuz masadan kalkın, yürüyün ve dolaşın. Böylece kan dolaşımınız da harekete geçecektir.
*
Hayır demeyi öğrenmelisiniz. Yapamayacağınız sözler vermekten kaçının.
*
Etrafınız da sizi üzen, kıran ve sevmediğiniz kişiler varsa onlarla iletişimi koparın ve bir daha görüşmeyin.
*
İnsanların sizin boş vaktinizi çalmalarına izin vermeyin.
*
Stres ve sıkıntılı anlar yaşadığınız da başarılarınızı düşünün ve kendinizi motive edin.
*
İhtiyacı olan insanlara maddi manevi destek olun.
*
İnançlarınızı sağlam tutun. İç huzurunuz için çok önemlidir.
*
Belli aralıklarla tatile çıkın ve bol bol doğa yürüyüşü yapın.
*
Yolda bir bebek gördüyseniz onu sevin ve öpün.
*
Bol bol kitap okuyun ve kitap satan yerlerde gezerek dolaşın.
*
Bir alışveriş merkezine gidin ve gönlünüzce eğlenin.



psikoloji, psikoloji nedir, psikolojinin alanları, klinik psikoloji, sosyal psikoloji, eğitim psikolojisi, okul psikolojisi, sağlık psikolojisi, stres nedir, stresle başa çıkma yolları, stresi nasıl yeneriz

GUSÜL ABDESTİ

/ No Comments
gusül abdesti, gusül abdesti ne zaman alınır, gusül abdesti neden alınır, gusül abdesti nasıl alınır, guslün farzları, guslün sünnetleri, cünüp ne demektir, cünüp iken neler yapılamaz

GUSÜL ABDESTİ

Gusül Abdesti, Allâh-ü Teâlâ'nın emrettiği, hem maddi hem de manevi temizlik şeklidir. Namazın doğru olması için, abdestin ve guslün doğru olması lazımdır. Cünüb olan her kadının ve erkeğin, hayzdan ve nifasdan kurtulan kadınların, namaz vaktinin sonunda o namazı kılacak kadar zamann kalınca, gusül abdesti alması farzdır.

Namaz kılan ve kılmayan herkes, bir namaz vaktini cünüb geçirirse, çok acı azab görecekdir. Su ile yıkanmak mümkin olmazsa teyemmüm etmelidir.

Cünüp olan kimse, ilk fırsatta gusletmeye çalışmalıdır. Bu durumda, ancak içinde bulunduğu namaz vaktinin çıkmasına kadar izin vardır; guslün daha fazla geciktirilmesi günah olur.

"Eğer cünüp iseniz iyice yıkanıp temizlenin" (Mâide sûresi, 6)

Cünüb olan kimseler şunları yapamaz:
- Hiç bir namazı kılamaz,
- Kur’ân-ı kerîme ve ayetlerine el süremez,
- Kabe'yi tavâf edemez,
- Cami ve mescidlere giremez.

Gusül Ne Zaman Farzdır:
Ergenlik çağına gelmiş her müslüman erkeğin ve kadının şu durumlarda boy abdesti alması farzdır.
1- Cünüplük: Cinsî münasebet, ihtilam ve ne şekilde olursa olsun meninin (sperm) şehvetle vücut dışına çıkması. (Dövülmekten veya başka sebepten vücuttan ayrılan sperm gusül gerektirmez.)
2- Kadının adet görme veya lohusalık halinin sona ermesi.

GUSÜL FARZLARI VE SÜNNETLERİ

Gusül, Allâh-ü Teâlâ'nın emrettiği, hem maddi hem de manevi temizlik şeklidir. Namazın doğru olması için, abdestin ve guslün doğru olması lazımdır. Cünüb olan her kadının ve erkeğin, hayzdan ve nifasdan kurtulan kadınların, namaz vaktinin sonunda o namazı kılacak kadar zamann kalınca, gusül abdesti alması farzdır.

Guslün Farzları:
1- Ağıza su alıp boğaza kadar çalkalamak.
2- Burna su çekmek ve burnu yıkamak.
3- Tepeden tırnağa bütün vücudu, ıslanmayan yer kalmayacak şekilde yıkamak.

Guslün Sünnetleri:
1- Gusle Besmele ve niyet ile başlamak.
2- Avret yerini yıkamak ve bedenin herhangi bir yerinde pislik varsa onu temizlemek.
3- Gusülden evvel abdest almak.
4- Abdestten sonra, önce başa, sonra sağ omuza, sonra sol omuza su dökmek, bu işlemi aynı sıralamayla üç defa tekrarlamak.
5- Guslederken çok fazla veya çok az su kullanmaktan kaçınmak.
6- Kimsenin göremeyeceği bir yerde yıkanmak.
7- Tenha bir yerde yıkanılsa bile, avret yerini açmamak.
8- Guslederken konuşmamak.
9- Gusül bitince bedeni bir havlu ile kurulamak.
10- Gusülden sonra çabucak giyinmek.

GUSÜL ABDESTİ NASIL ALINIR?

Gusül, Allâh-ü Teâlâ'nın emrettiği, hem maddi hem de manevi temizlik şeklidir. Namazın doğru olması için, abdestin ve guslün doğru olması lazımdır. Cünüb olan her kadının ve erkeğin, hayzdan ve nifasdan kurtulan kadınların, namaz vaktinin sonunda o namazı kılacak kadar zamann kalınca, gusül abdesti alması farzdır. Gusül abdesti boy abdesti olarakta bilinir.
Namaz kılan ve kılmayan herkes, bir namaz vaktini cünüb geçirirse, çok acı azab görecekdir. Su ile yıkanmak mümkin olmazsa teyemmüm etmelidir. Cünüp olan kimse, ilk fırsatta gusletmeye çalışmalıdır. Bu durumda, ancak içinde bulunduğu namaz vaktinin çıkmasına kadar izin vardır; guslün daha fazla geciktirilmesi günah olur.

"Eğer cünüp iseniz iyice yıkanıp temizlenin" (Mâide sûresi, 6)


Gusül Abdesti Nasıl Alınır?

- Gusletmek isteyen bir kimse, banyoya girmeden ''Eûzü- Besmele'' çeker ve sol ayağı ile banyoya girer (Eğer banyoya girdikten sonra Besmele çekmek gerekirse kişi, Besmeleyi ağız kıpırdatmadan içinden çeker).

- "Niyet ettim Allah rızası için gusül abdesti almaya" diye niyet eder.

- Önce avret mahallini temizler (Avret mahalli; kadınlar için diz kapağı ile koltukaltı hizası arası, erkekler için göbeğin altı ve diz kapağının üstüdür).

- Önce namaz abdesti alır.

- Bundan sonra ağzına üç kere dolu dolu su alır ve her defasında ağzını boğazına kadar gargara yapmak sûretiyle çalkalar (Oruçlu ise boğazına su kaçmamasına dikkat eder).

- Sonra burnuna üç defa su çekerek burnunu temizler, buradaki ölçü, çekilen suyun burnu sızlatacak derinlikte olmasıdır.

- Daha sonra kuru yer kalmayacak şekilde bütün vücut yıkanır. Göbek boşluğuyla küpe deliklerine su gitmesi hususuna dikkat edilmelidir.

- Önce başa, sonra sağ omuza ve sol omuza birer defa su dökülür, bu işlem üç defa tekrarlanır.

- Ayak altında su birikmişse çıkarken ayaklar yıkanır.

- Daha sonra sağ ayak ile gusledilen yerden çıkılır.

- Gusül abdesti niyeti olmadan, bütün vücudu yıkamak gusül yerine geçmez.





gusül abdesti, gusül abdesti ne zaman alınır, gusül abdesti neden alınır, gusül abdesti nasıl alınır, guslün farzları, guslün sünnetleri, cünüp ne demektir, cünüp iken neler yapılamaz 

ABDEST NASIL ALINIR?ABDESTİN FARZLARI NELERDİR?

/ No Comments
abdest nedir, abdestin farzları nelerdir, abdest alırken yapılacak dualar, abdest duaları, abdesti bozan şeyler, abdest nasıl alınır, ne için abdest alınır, neden abdest alırız


ABDEST NEDİR?

Abdest, namaz kılmak için abdest almak farzdır. Yani abdest almak, namazın farzlarındandır. Abdest alınmadan kılınan namaz geçersizdir.

Abdest demek belirli uzuvları organları yıkamak ve meshetmek demektir.

Cebrail (aleyhisselam) Hz. Peygamber'e namaz kılmasını gösterip öğretmek için geldiğinde, önce abdest almasını göstermiştir. Yani abdest namazla beraber farz kılınmıştır.

Abdest kelimesinin anlamı farsçadan gelmekte olup; Ab: su, Dest: el kelimelerinden oluşarak el suyu anlamına gelmektedir. Abdest'in arapçadaki anlamı ise Vudu'dur. Manası ise temizlik, güzellik, parlaklık demektir.

Kur’ân-ı Kerimi tutmak, Kabe'yi tavaf etmek, tilavet secdesi yapmak, cenaze namazı kılmak için de abdest almak gerekir.

Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdular ki: "Abdestli olarak ölen, ölüm acısı çekmez. Çünkü abdest, imanlı olmanın alametidir. Namazın anahtarı, bedenin günahlardan temizleyicisidir.

Abdest alırken yapılan dört temel esasa abdestin farzları denir. Bu farzlar:

1- Yüzü bir kere yıkamak (yüz, iki kulak memesi ve saç kesimi ile çene arasıdır),
2- İki kolu dirsekler ile birlikte bir kere yıkamak,
3- Başın dörtte bir kısmını meshetmek, yani yaş eli başa sürmek,
4- Ayakları yandaki topuk kemikleri ile birlikte bir kere yıkamak.

"Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, topuklarıyla beraber ayaklarınızı yıkayın..." (Maide, 6)

Abdest sırasıyla aşağıdaki gibi alınır:

1- Abdest almaya başlarken "Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya" diye niyet edilir,

2 - Euzübillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim denir,

3- Üç kez eller bileklere kadar yıkanır, (Bir elin parmakları diğer elin parmakları arasına geçirilerek hilallenir)

4- Sağ el ile ağıza üç kere su verilerek ağız yıkanır,

5- Sağ el ile buruna üç kere su verip, sol el ile sümkürülür,

6- Avuçlara su alıp, alından çene altına, şakaklara kadar üç kez yüz yıkanır,

7- Sol el ile sağ kol dirsek ile beraber üç kez yıkanır,

8- Sağ el ile sol kol dirsek ile beraber üç kez yıkanır,

9- Her iki kol yıkandıktan sonra, eller tekrar yıkanır ve başın dörtte biri mesh edilir, (başın üst kısmına ıslak elle dokunulur)

10- Daha sonra sağ ve sol elin şehadet parmakları ile iki kulağın deliklerine su verirken baş parmaklar ile kulakların arkası mesh edilir,

11- Ellerin dış yüzü ile ense mesh edilir,

12- Sol elin küçük parmağı ile, sağ ayağın küçük parmağından başlayarak, ayak parmaklarının arasını hilallemek suretiyle, topuklarla birlikte, sağ ayak üç kez yıkanır,

13- Sol ayağı üç kez yıkarken, ayak parmaklarının arasını küçük parmağı ile bu sefer baş parmaktan başlayarak, küçük parmağa doğru, ayak parmaklarının arasını hilallemek suretiyle topuk ile birlikte yıkanır.


ABDEST DUALARI

Abdest alınırken şu dualar okunur:

1- Eller Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Elhamdulillâhillezî ce’alel-mâe tahûren ve ce’alel-İslâme nûra."
Anlamı: "Suyu temizleyici, İslâm’ı da nur kılan Allah’a hamdolsun."

2- Ağız Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme! Esgınî min havzı nebiyyike ke’sen lâ ezme’u ba’dehû ebedâ."
Anlamı: "Ey Rabb'im, bana Peygamberinin (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) havzından bir kâse içir, ondan sonra hiç susamayayım."

3- Burna Su Verilirken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme Erihnî raihatel Cenneti verzugnî min neîmihâ vela türıhnî raihaten naar.''
Anlamı: "Allah’ım! Bana Cennetin kokusunu nasip et ve Cennet nimetleriyle rızıklandır. Cehennem kokusunu bana nasip etme."

4- Yüz Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme! Beyyıd vechîy binûrike yevme tebyeddu vücûhun ve tesveddu vücûh."
Anlamı : "Ey Rabb'im! Nice yüzlerin beyaz, nice yüzlerin kara olacağı günde yüzümü nurunla beyaz kıl, nurlandır."

5- Sağ Kol Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme! A’tınîy kitâbîy bi-yemînî ve hâsibnîy hısâben yesîra."
Anlamı: "Ey Rabb'im! Kitabımı sağ elime ver ve hesabımı kolay gör."

6- Sol Kol Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme! Lâ tu’tınî kitâbî bi şimâlî ve lâ min verâi zahrî ve lâ tuhâsibnî hısâben şedîdâ."
Anlamı: "Ey Rabb'im! Kitabımı sol elime verme, arkamdan da verme ve hesabımı zorlaştırma."

7- Baş Meshedilirken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme! Ğaşşinî bi rahmetike ve enzil ’aleyye min berakâtike."
Anlamı: "Allah’ım! Beni rahmetinle sar, üzerime bereketinden indir."

8- Kulak Meshedilirken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümmec’alnî minel-lezîne yestemi’ûnel - kavle fe yettebi’ûne ahsenehû."
Anlamı: "Ey Rabb'im! Beni sözü dinleyip de ona en güzel şekilde tabi olanlardan kıl."

9- Boyun Meshedilirken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme a’tık rakabetî minen-nâr. Vahfazni minesselasili vel ağlâl"
Anlamı: "Ey Rabb'im! Benim boynumu ateş esaretinden, cehennem zincirleri ve bukalarından muhafaza et."

10- Sağ Ayak Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: "Allâhümme! Sebbit kademeyye ‘alas-sıratı yevme tezillü fîhil-akdâm."
Anlamı : "Ey Rabb'im! Nice ayakların kaydığı günde benim ayaklarımı sırat üzerinde sabit kıl."

11- Sol Ayak Yıkanırken Okunacak Duâ
Okunuşu: Allâhümme’c-alli sa’yî meşkûren ve zenbî mağfûren ve amelî makbûlen ve ticâretî len tebûre.
Anlamı: Ey Rabb'im! Bana râzı olduğun bir çalışma ver, günahımı bağışla, makbul bir amel ve zarar etmeyen bir
ticâret nasîb et.

12- Abdest Bittikten Sonra Okunacak Duâ
Okunuşu: ''Allâhümmecalnî minettevvabine vecalnî minel mütedahhirîn vecalnî min ibadikessalihîn. Vecealnî minellezine la *havfün aleyhim velahüm yahzenûn. SübhânekAllâhümme vebihamdike Eşhedüenla ilahe illa ente vahdeke lâ şerikeleke ve enne Muhammeden abdüke ve rasûlüke. Estağfiruke veetübü ileyke. ''
Anlamı: "Allah'ım beni çok tövbe edenlerden kıl ve çok temizlenenlerden kıl ve salih kullarından eyle. Kıyamet gününde üzerinde korku olmayan ve mahzun
olmayanlardan eyle. Allah'ım, Sen'i bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim. Sana hamd ederim. Şahadet ederim ki Sen'den başka ilah yoktur. Sen'in şerikin de (ortağın) yoktur. Yine şahadet ederim ki Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Sen'in kulun ve rasulündür. Sen'den mağfiret talep ederim ve Sana tövbe ederim."

ABDESTİ BOZAN HALLER

Abdesti olan kimsenin aşağıdaki hallerde abdesti bozulur:

1- Büyük ve küçük abdest bozmak ve yellenmek,
2- Vücudun bir yerinden kan ve irin çıkmak,
3- Ağız dolusu kusmak,
4- Ağızdaki kanamaların fazla olması,
5- Uyumak,
6- Bayılmak,
7- Namaz kılarken yandaki işitecek kadar gülmek,
8- Bir anlık çıldırmak, delirmek abdesti bozar,
9- Sarhoş olmak,
10- Eşlerin birbiri ile aşırı derecede oynaşması,
11- Erkeklerin ve kadınların idrar kaçırmamak için önlerine koydukları pamuk fitilin dısarda kalan kısmı ıslanınca abdest bozulur,
12- Teyemmümlü kimsenin suyu bulması abdesti bozar.





abdest nedir, abdestin farzları nelerdir, abdest alırken yapılacak dualar, abdest duaları, abdesti bozan şeyler, abdest nasıl alınır, ne için abdest alınır, neden abdest alırız

ABDESTİN BİLİMSEL OLARAK FAYDALARI

/ No Comments
namaz abdesti, abdest nedir, abdestin faydaları, abdestin bilimsel olarak faydaları, abdestin faydaları nelerdir, neden abdest almalıyız, abdest niçin alınır

Abdest almanın 7 bilimsel faydası:

Yaptığımız bu ibadetin maddeler halinde bilimsel olarak ispatlanmış faydaları...


1) Abdest mikropları yok eder.Abdest, vücudun mikroplarla en fazla temasta bulunan bölgelerin temizlenmesine olanak sağlar.

2) Abdest dolaşım sistemini düzenler.Abdestin aynı zamanda kan dolaşımına, lenf dolaşımına ve sinir sistemine olumlu etkileri de bulunmaktadır.

3) Abdestin damarlara da faydası vardır.Abdest alınan suyun ısısı bile bir fayda abidesidir, eğer su sıcaksa damarlar genişler, soğuk ise damarlar daralır bu da damarlara esneklik kazandırır.

4) Abdest dokulardaki sorunları da giderir.Abdest ısı farkı sebebiyle dokularda meydana gelen dolaşım     yavaşlığını ortadan giderir ve damar sertliğine karşı bir önlem oluşturur.

5) Abdest ile statik elektrik vücuttan atılır.Abdest ile statik elektrik yok olur özellikle teyemmüm ile yapılan abdest ile statik elekrik vücuttan atılır.Vücuttaki statik elektriğin atılmasına fayda sağladığından, psikolojik sıkıntıları ortadan kaldırarak rahatlatır.

6) Abdestin solunum yoluna da faydası vardır.Burun solunum yolumuzun bekçisidir. Toz ve mikrop yığınlarını tutar ve başımızdan içeri girip vücudumuza yayılmalarına engel olur.Abdest bu yığınları atar.

7) Abdest cilde parlaklık ve güzellik verir.Yüzün yıkanması, cildi kuvvetlenir, baştaki ağrı ve yorgunluğu hafifletir. Damar ve sinirleri harekete geçirir. Devamlı abdest alanların yüzünde yaşları ilerlese bile bir güzellik oluşur.




namaz abdesti, abdest nedir, abdestin faydaları, abdestin bilimsel olarak faydaları, abdestin faydaları nelerdir, neden abdest almalıyız, abdest niçin alınır

HAYATIN YOL AYRIMLARI

22 Kasım 2017 Çarşamba / 2 Comments
bilgi nedir, denk gelmek, hayatın dönüm noktaları, hayatın dönüm noktası, his nedir, kader denk noktası, kader nedir, levha, sözharmanı, tecrübe, yol, yol ayrımı, yön, yön levhası,

YOL AYRIMI

Hayat kısa ve değerlidir.
Hayatın kader denk noktaları diyebileceğimiz yol ayrımları vardır.
Yol ayrımlarında aldığımız kararlar hayatımızın akışını belirlemektedir.
Ancak hayatın yol ayrımlarında yön levhaları yoktur.
Tecrübelerimizle, bilgimizle, hislerimizle hareket edeceğiz.
Yönümüzü kendimiz belirlemek zorundayız. acer

*

HAYATIN DÖNÜM NOKTALARI

   İnsanoğlunun hayat serüveninde yaşadığı, karşılaştığı özel günler, önemli anlar ve anılar vardır. Evvela en önemlisi insan olarak yaratılmasıdır. Yaratılmışların en şereflisi olarak müşerref olmasıdır. Yüce Rabbimiz (cc) bizleri insan olmamız hasebi ile tabiri caiz ise şanslı kılmış, kendisine kul kabul etmiş ve bizleri kendisine muhatap görmüş. Ne bahtiyarlık. Bizleri tüm varlıklardan üstün tutmuş da yaratmış. Mevsimlik açan, sonrasında solup rüzgarın esintisi ile ordan oraya savrulan, toprak olan bir yaprak bir bitki olarak yaratmamış. Havada uçan bir kuş, denizde yüzen bir balık veya insanların hizmetinde olan dünyadan bihaber dört ayaklı mahluk olarak da yaratmamış. Bizi, düşünen, idrak eden, duyan ,gören, hisseden, seven, sevilen, kulluk eden ve sonunda cennetle şerefyab olan ahseni takvim üzere yaratmış.Evet, hayat henüz başlamadan yaşamın en önemli hadisesi, dönüm noktası bu olsa gerek.

    Dünyaya gözlerini açtıktan sonra bir yandan yaşamaya bir yandan da ölmeye başlar insan. Her geçen saniye, her dakika insanı biraz daha yakın eder ölüme.Büyük bir hızla ilerler zaman ne olduğunu anlamadan…beklemez seni akrep döner durur. Yelkovan arkadan yarış tutturur bize hissettirmeden. Göz açıp kapayıncaya kadar geçmiştir ömür artık. 

   Yaşam ve ölüm arasında gelişip büyüyen insanoğlu türlü türlü hadiseler yaşar badireler atlatır. Acısıyla tatlısıyla bir romandır her hayat. O hayatların belli devreleri vardır ki dönüm noktasıdır insanoğlu için. Bunlardan birisi, dünyaya düşünen bir varlık olarak gelmektir dedik. Sanırım ikinci sırayı üniversiteyi kazandığı gün alır. Zira istikbal söz konusudur. Gelecek adına umut ve ümit verici bir hadisedir. Çaresizlikten doğan bir çaredir o an… sisli ufukların açılmasıdır o müjdeli haber..stresli bir çabanın meyvesidir adeta..Yeni yeni arkadaşlar dostluklar yaşantılar… Farklı bir atmosferdir. Beşikten mezara kadar yapılacak olan ilmin kale kapısıdır. Kısacası unutulmayacak bir andır, bir dönüm noktasıdır hayatın. Dostlarına ve en önemlisi fedakar ailesine vereceği en güzel hediyedir o haber..

   Üniversite su gibi gelip geçer hiç farkına varmadan .en güzel hatıralar gerilerde anılarda ve fotoğraflarda kalır. Nasıl geçtiğini anlamadan eline verirler diplomayı güzel bir törenle yoluna devam et artık derler ve bizleri başka duraklara gönderirler. Eğitim hayatında yaşanan anılar elbette ki değerlidir ama hayatın dönüm noktası diye mulahaza ettiğim duraklardan olmadığı kanaatindeyim..

Üçüncü durağa gelecek olursam, bu durak erkekler açısından önem arz eder yaşamda. Zira erkek olarak yaratılanlara has bir durumdur. Bazı istisnaları var tabi ki.. Bayanlar darılmasınlar. Onların da hayatlarında erkeklerden farklı önemli dönüm noktaları vardır. Anne olmaktır mesela..Öyle bir hadisedir ki, anne olmak lazım o mertebeye erişmek için. Erkekler ne yapsa geçemez onları bu konuda. Erişemezler çünkü, onlarda o merhametli ellerin tezgahından geçer o sıcak sevgi dolu yürekte büyürler. Allah’ın dünyadaki görevli meleğidir adeta insanı yetiştiren ve hakkı hiçbir zaman ödenemeyecek olan. Anne olmak!. Fazla söze ne hacet. Öyle bir dönüm noktasıdır ki ayaklarının altını dahi öpülesi makama yüceltmiştir Rabbimiz. Cenneti ayakları altına sermiştir onların. Cennet değersizdir ananın fedakarlığı ve merhameti karşısında.

   Evet nerde kalmıştık? Üçüncü durak. Sanırım askere gitmektir erkekler için.O da annelik kadar olmasa da kutsallığı vardır.Kutsaldır çünkü müjde vardır. İnsanlığın İftihar tablosu Efendimiz (sav)’in müjdesiyle taçlanmıştır bu görev..Yakmaz o gözleri cehennem ateşi, yakmaz o ateş, vatanı gözleyen gözleri..” iki göz vardır buyuruyor, onlara cehennem ateşi dokunamaz. Biri Allah için ağlayan göz bir diğeri Vatan topraklarını gözleyen, nöbetini tutan göz!!” İşte müjde apaçık ortada. Elinde silah, sıcak yatağını terk etmiş, uykusundan fedakarlık yapmış, zemherinin kavurduğu dağlarda, hudutlarda , sınır boylarında… Göz kırpmadan vatanı gözleyen bir göz!! Öyle bir rütbe ki adını Efendimizden (SAV) almış ve hürmeten Mehmetçik olmuş her biri Muhammed’in askeri timsali bir rütbe. İşte bir dönüm noktasıdır askerlik insan hayatı için. İbadet niyeti ile yapılacak kutsal bir görev.Her saniyesi her dakikası yaratanla bağlantılı bir bekleyiş. Uykusu da ibadet yürümesi de… Orda olduğu müddetçe, yemesi içmesi de… Tabi şuurunda ise!!! Her geçen gün hasene olarak yazılır deftere. Hasretle yanan çiğer kefarettir cürümlerine. Asker ocağında Mehmetçik’in, sılada ise ana yüreğinin akıttığı göz yaşları berd-ü selam olur Cehennemin alevlerine İşte bu sebeptendir ki askerlik bir dönüm noktasıdır hayat-ı dünyeviyede.

   Gelelim dördüncü durağa.. Bu durak da kutsaldır bizler için. Dinin yarısıdır. Dinin kurtuluşuna vesiledir. Yeni bir hayattır. Neslin devamıdır. Ortaksındır artık.Tek kişi değilsindir.Beraberce hareket etmenin ve düşünmenin güzelliğini yaşarsın. Acını , sevincini, hayatının en güzel günlerini, özelini gizlini, sırlarını paylaşırsın.Hem dünyan hem de ukban cennet olur o birliktelik sayesinde. Evlilikten bahsediyorum. Önemli bir dönüm noktasıdır. Yeni bir sayfa açarsın hayata. Geçmişi siler atarsın adeta. Değiştiğini hissedersin tepeden tırnağa. Belki ağır bir sorumluluktur ama bu insana Mevla’dan bir lütuftur. Her şeye değer bir durumdur. Yenilenirsin. İbadet hayatın dahi yenilenir. Kıldığın namaz, tuttuğun oruç farklı bir mana olur mana aleminde, artık daha anlamlıdır daha kabule şayandır kulluğun. Neden anlamlı olmasın ki? Ne de güzel söylemiş eskiler; iki gönül bir oldu mu mekanlar da seyran olur gönüller de hoşnut olur . Anlamlıdır çünkü, parmakların arasından günahlar teker teker dökülürler, el ele tutuştuğunda birleşen gönüller. Kurdukları gönül köprüleriyle Sırat’larını inşa ederler imanlı yürekler. El ele verip sahili selametle geçerler ve cennet yamaçlarında gezerler. Sıcak bir yuva, huzurlu bir hayat, evlad-u iyal elbette ki bir sınavdır amma sonucunda o sınavı kazanmak da vardır. Soruyorum şimdi sizlere. İnsanın hayatında bir dönüm noktası değil midir evlilik?. Rabbim her bekara nasip etsin. Her seveni sevdiğine kavuştursun diyerek son durağa doğru yanaşalım istiyorum..

   Kaç duraktan geçtik. Dört durak saydık insan hayatını değiştiren farklı kılan değişik buutlar açan dönüm noktası olan. En ciddisine gelelim isterseniz. Nefsimize zor gelen amma her nefsin tadacağı dünya hayatının bir gerçeği olan son duraktan bahsediyorum. Son durak kara toprak!!! Aslına rücu olmak!! Toprakla birlikte paklanmak.Namutenahi ufuklarda dolaşmak. Alem-i ukbaya yelken açmak. Yeniden dirilmenin şartı olmak. Evet, İnsan hayatının en önemli dönüm noktalarından biri de hiç şüphesiz ki ölüm anıdır. Nasıl , nerde, ne şekilde ? Üsdtadın dediği gibi:

Büyük randevu bilmem nerde saat kaçta
Tabutumun tahtası bilsem hangi ağaçta.

  Bilemeyiz nerdedir tahta gemimiz! Bilseydik sırsız ve anlamsız olurdu dünya gayemiz. Ama var ki şansımız hala hayattayız!!

Kaynak:derdi-nas.blogcu.com





bilgi nedir, denk gelmek, hayatın dönüm noktaları, hayatın dönüm noktası, his nedir, kader denk noktası, kader nedir, levha, sözharmanı, tecrübe, yol, yol ayrımı, yön, yön levhası, 

ÇOCUKLARA TAVSİYELER

21 Kasım 2017 Salı / No Comments
nasihat sözler, Ömer bin Abdülazîz hazretleri´nin öğütleri, müslümanlara nasihatler, kızıma nasihatler, gençlere nasihatler, çocuğa nasihatler, en güzel nasihatler, en güzel öğütler

Ömer bin Abdülazîz (ra)'nin Öğütleri

Tâbiînin büyük alimlerinden, adâleti, insâfı ve güzel ahlâkı ile meşhur Ha­lîfe Ömer bin Abdülazîz (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretleri bir gün cemâate hitâ­ben:

Ey insanlar!

Sizler, ölüm için hedefler durumundasınız. Ölüm sizden dile­diğini seçer. Size yeni bir nîmet verildiği zaman, önceki nîmet orada sona erer. Ağıza bir lokma alınmasın, bir yudum su içilme­sin ki, onunla berâber bir keder ve bir üzüntü olmasın.

Dün geçti. O, sizin hakkınızda iyi bir şâhittir. Bugün mühim bir emânettir. Onun kıymetini bilmek ve iyi değerlendirmek lâzımdır. Yârın, içinde hâdiselerle berâber gelmektedir.

Sizi almak için gelen ölümün elinden kaçış nereye olacak. Sizler şu dünyâda, eşyâlarını bineklerine yüklemiş, yolcularsınız. Yükle­rinizi, buradan başka bir âlemde çözeceksiniz.

Sizler, şu dünyâda sizden önce gelenlerin yerine geçtiniz. Fakat siz de yerinizi, sizden sonra ge­lenlere vereceksiniz. Sizin aslınız ve dünyâya gelmenize vesile olanlar kalmadı. Sizler, onlardan dünyâya gelen kimseler olarak, nasıl bâkî (de­vamlı) kalabilirsiniz. Sizler de bu dünyâdan göçeceksiniz. dedi.


Ömer bin Abdülazîz hazretleri´nin son Cumâ hutbesi:

Ey muhte­rem müslümanlar!

Şunu iyi biliniz ki, lüzumsuz bir hiç olarak yaratılmadığınız gibi, yaptı­ğınız işlerden de sorgu ve sorumsuz kalacak değilsiniz. Gelmiş ve nihâ­yete kadar ge­lecek insanların toplanacağı bir mahşer ve orada adâlet te­râzilerinin kurulacağı bir mahkeme vardır. Onun tek hâkimi, azamet ve kibriyâ sâhibi yüce Allah´tır. Âhiret korkunç bir gündür. Yürekleri parçala­yan, çocukları ihtiyar yapan, kişiyi kardeş, evlâd ve iyâlinden kaçıran, peygamberleri, melekleri titreten bir gündür. Cenâb-ı Hakk´ın celâl ve a- zametiyle tecellî edeceği o günde, kimde kuvvet ve tahammül kalır! Bu- nunla berâber Allah ın rahmetinden de ümid keserek hüs­râna düşme­yiniz.

Ey muhterem cemâat!

Muhakkak biliniz ki; mahşer gününde emniyet ve korkusuzluk, bu­günden o günü düşünüp de Allah tan korkan, küfür ve günahtan sakınan ve bu fânî âlemi bekâ âlemi olan âhirete üstün tutarak, şehvânî hislerinin esiri olmayanlar içindir. Bunun aksi harekette bulunanlar muhakkak al­danır. Hayat ve ömür sermâyesini haksızlık ve yolsuzluk arkasında tü­keten eli boş ve nedâmet, pişmanlık içinde kalır. Bugün; siz, sizden ön­cekilerin yerini tutuyorsunuz. Fakat elbette sizin de yerinizi tutacaklar var. Görüyorsunuz ki, gelenler durmuyor, gidenler geri dön­müyor. İster istemez gideceğimiz bu mahal, her şeye sâhib olan cenâb-ı Hakk ın hu­zûrudur.

Âhiret âlemine gidenleri her gün uğurluyor ve götürdüğünüz kabir­lerde kara toprak altında yataksız, yastıksız, tek ve tenha bırakıp dönü­yorsunuz. Ölümün acısını duyan o fânîlerin hâli ne kadar merhameti çe­ker ve ibrete değer. Tanı­madıkları bir âleme sefer etmişler, sevdiklerin­den ayrılmışlar. Gelip geçici emânet bir hayatın gaflet uykusundan uyanmışlar, ama iş işten geçmiş, telâfi imkânı elden çıkmış, naz ve nî­met içinde beslenmişlerken yatak ve yastıkları kuru toprak olmuş, terkettikleri dünyâ malından istifâdeleri yok. Yaptıkları incir çekirdeği ka­dar da olsa, bir hayrın imdâdını bekliyorlar. Düşünmeğe değer bu hâller­den ibret almaz mısınız

Ey muhterem cemâat!

Zannetmeyin ki, kendimde bir büyüklük gördüğüm için size böyle na­sîhat ediyorum. İçinizde belki benden daha ziyâde Allahü teâlânın rah­met ve magfiretine muhtaç kimse yoktur. Ben hem kendim, hem de sizin için rahmet ve magfiret diliyorum. Yüce Allah ın kitabını, Peygamberinin güzel ahlâkını ken­dinize örnek yapınız, ancak selâmet bundadır. buyur­duktan sonra gözyaşlarını tutamadı. Bu onun son hutbesiydi. Aynı za­manda evine de son gidişiydi.



Bu yazı, nasihat verici sözler, Ömer bin Abdülazîz hazretleri´nin öğütleri, müslümanlara nasihatler, kızıma nasihatler, gençlere nasihatler, çocuğa nasihatler, en güzel nasihatler, en güzel öğütler ile ilgilidir.

ASİ VE İSYANKAR KİŞİLER İÇİN DUA

/ No Comments
dualar, asi kişiye okunacak dua, asi evladın uslanması için dua,asi evlada okunacak dua, asi sinirli çocuğa okunacak dua, hareketli çocuğa okunacak dua, çocuğun uslanması için okunacak dua

Tavsiye edilen zikir şekli “Yâ Şehîd Yâ Allah” şeklindedir.

Pek çok havassı bulunan bu mübarek ismin, asi olanlar için okunduğunda isyan etmeleri önlenir.

Anne babaya asi olanlar için de durum aynı olurken, asi olduğunu düşündüğünüz kişiden veya kendinizden alın bölgesindeki saç tellerinden bir tanesini koparıp, üzerine 1000 kez Ya Şehid ismi okunduktan sonra o saçın sahibi olan kişinin itaatkâr olması sağlanmış olur Allah’ın izniyle.

EŞ-ŞEHÎD;

Her yerde ve her zaman hazır ve nazır olan, her şeye muttali olan, her şeyi gören, her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan, her yerde hazır ve nazır olan, hiçbir şey kendinden gizlenemeyen, bütün sırlara vakıf olan, her şeyi murakabe eden manalarına gelmektedir.

Hiçbir şey Yüce Allah’tan gizli olamaz. Her şeye şahit olan, her zaman ve her yerde hazır olan Allah, ahrette de herkese halini bildirecek olandır.

Şahit olarak da Allah yeter. Nisa/79

Bu  yazı; dualar, asi kişiye okunacak dua, asi evladın uslanması için dua,asi evlada okunacak dua, asi sinirli çocuğa okunacak dua, hareketli çocuğa okunacak dua, çocuğun uslanması için okunacak dua ile ilgilidir.

KIRMIZI VE AK

19 Kasım 2017 Pazar / No Comments
kırmızı ve ak, kırmızı ve siyah, kırmızı ve aşk, kırmızı ve ak şiiri, kırmızı ve ak şiiri sözleri, şehitlere şiirler, şehitlik şirileri, bayrak şiirleri, vatan şirileri

KIRMIZI VE AK

Kırmızı ve Ak
BeğenAntolojimYorumlarPaylaşTweetlePaylaş
Gül kırmızı, zemin ak
Vakit şimdi Mehmedim
Önce vatan, sonra duvak...

Biliyorum,
Komşu kızı Güllü’den ayrılmak zor olacak
Hele yüreği şefkat kokan, elleri toprak kokan Anacağızın...
Gösterme gözyaşlarını onlara
Biliyorsun ana kucak, yâr kucak
Ama askerlik ocak.

Unutma seni nasıl er yaptıklarını
“En büyük asker” yaptıklarını
Davulcu Memi’yi, Kasap Veli’yi
Acı zurna çalan Yanık Ali'yi
Otobüs terminali nasıl da, hınca hınçtı
Çınlar halen kulaklarımda
Zaman hiçbir şeyi eskitemedi Mehmedim.

Mehmedim sen hep şarka aşıktın,
Vuslat bu, er olarak Güneydoğu’ya çıktın
Artık üniforma sana damatlık
Sırtında mavzerin belki milatlık
Mataranı almadan yolunu tutma
Yar mendili sağ cebinde unutma! ..

Döşek mevzi, menzil sınır ötesi
Kalpler çarpar, zorlanır ten kafesi
Yürekte şehitlik yoktur ötesi
Mehmedim doğuştan er oğlu erdir
Anasın duası gözünde ferdir.

Ey yiğidim şahlanmanın vaktidir,
Kükreyişin düşman ödü eritir.
Yar saçından bir tutam mendilinde
Allah! ... Allah! ... nidaları dilinde
Gül kurusu bir akşamın vaktinde
Mehmetçiğim susma, sana ne oldu? 
Kahpe kurşun nasıl yüreğin buldu? 
Sımsıcak bedenin şimdi soğuyor
Bir Mehmet ölüyor binler doğuyor
Bu, toprağa verilen kaçıncı candır? 
Ana ağlar, yâr çırpınır, ne hazin andır...

Ey yiğidim adın tarihe geçti.
Can verirken yüzün ne de güleçti.

Muştu sana ey göklerin çocuğu
Kefeninde yârdan nazar boncuğu

Tabutunu örtüyor asil bayrak
Şimdi artık fon kırmızı, hilâl ak...Ahmet Beyoğlu





kırmızı ve ak, kırmızı ve siyah, kırmızı ve aşk, kırmızı ve ak şiiri, kırmızı ve ak şiiri sözleri, şehitlere şiirler, şehitlik şirileri, bayrak şiirleri, vatan şirileri

GEÇMİŞ OLSUN

18 Kasım 2017 Cumartesi / No Comments
geçmiş olsun, geçmiş olsun mesajları, en güzel geçmiş olsun mesajları, geçmiş olsun dileği, resimli geçmiş olsun mesajları


En İçten Geçmiş Olsun Mesajları

Dünden daha güzel günlere birlikte yürümek dileğiyle. Geçmiş olsun

Gönülden inanıyoruz en kısa zamanda rahatsızlığını yeneceğine, o eski güçlü ve sevecen dostumuzun yeniden aramıza katılacağın günü sabırsızlıkla bekliyoruz. Acil şifalar diliyoruz.

Kararan günler bitecek, rengarenk günler bizim için gelecek. Kaybettiğin sağlığına en kısa zamanda kavuşmanı dilerim.

İnanıyoruz ki en kısa zamanda rahatsızlığını yeneceksin. Çabuk iyileşip, bir an önce aramıza dönmen dileğiyle.

Hastalıklarda sabret ki sağlığının kıymetini bilesin. Geçmiş olsun, sağlıklı günlerde görüşmek dileğiyle.

Yürekte sevgi olunca her şey atlatılır. Sakın bir daha hastalanıp bizi sensiz bırakma. Geçmiş olsun.

Kalplerimiz seninle, bir an önce gözlerindeki ışıltının tekrar güneşi kıskandıracak parlaklıkta olacağına inanıyoruz. Geçmiş olsun.

Duydum ki hasta olmuşsun, sana ilaç olarak sevgimi yolluyorum. En kısa zamanda iyileşmen dileğiyle.

En kısa zamanda iyi olmanı dilerim. Seni Seviyorum.

Mesajların en samimisi, sevgilerin en sıcağını sana yolluyorum. Daha güzel olsun kötü günler geçmiş olsun.

Hastayken bile güleceksin ki iyileşebilesin. Sen hep bizim yanımızda olacaksın ki hastalıklar bizden uzak olacak. Geçmiş Olsun!




geçmiş olsun, geçmiş olsun mesajları, en güzel geçmiş olsun mesajları, geçmiş olsun dileği, resimli geçmiş olsun mesajları, şifa dilekleri

VATAN NEDİR?

12 Kasım 2017 Pazar / No Comments

VATAN

Bir kimsenin doğup büyüdüğü; bir milletin hâkim olarak üzerinde yaşadığı, barındığı, gerekirse uğrunda canını vereceği toprak. Bir kimsenin yerleştiği yere de vatan denir. Vatan ile yurt aynı mânâdadır. Vatanın geniş mânâda târifi ise ülkedir.

Vatan, milleti meydana getiren değerlerin başında gelir. Millet dediğimiz varlık vatan denilen toprak parçası üzerinde yaşar. Vatan dar mânâda yalnızca doğup büyünen, üzerinde yaşanan toprak parçası değildir. O, bir milletin tamâmının barındığı ülke veya ülke topraklarıdır (Bkz. Ülke). Bir kimse bağlı bulunduğu ülkenin vatandaşı, yurttaşıdır. Ülke, vatan toprağının altında yatan şehitlerin hâtıralarıyla kutsaldır. Vatan, topraklarından başka deniz ve hava sahalarını da içine alır. Gemiler ve uçaklar temsil ettikleri ülkenin bayrağını çekmiş olarak dolaştıkları vakit de tek başına vatan kabul edilirler.

İnsanların daha yaratılışından içlerinde, vatan sevgisi bulunur. Vatanını seven, haysiyetli ve şahsiyetli insanların vatana bağlılıkları sebebiyle uğrunda her şeylerini seve seve fedâ edebilecekleri bâzı kutsal değerleri vardır: Din, dil, şeref, nâmus, ırz gibi değerler bunların başında gelir. Vatanı korumak; dîni, îmânı, nâmusu korumak gibidir. Bu uğurda canlar fedâ edilir. Yâni vatanı sevmek kadar korumak da önemlidir. Vatanını korumak ve saldıranlara karşı canla başla karşı koymak yüce dînimiz İslâmın emirlerindendir. Kur’ân-ı kerîmde Bakara sûresi 190. âyet-i kerîmede meâlen; “Size savaş açanlara karşı, Allah yolunda savaşın, aşırı gitmeyin. Doğrusu Allahü teâlâ aşırı gidenleri sevmez.” buyrulmaktadır. Peygamber efendimiz de; “Allahü teâlâya îmândan sonra en fazîletli ibâdet, vatan savunmasıdır.” buyurur.

Târih boyunca milletler, üzerinde yaşadıkları vatan toprağı uğrunda kan akıtmışlardır. Şâir bunu;

Toprakları toprak yapan üstündeki kandır,

Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.

sözüyle îzah etmiştir. Bütün bunlar, ancak milletin varlığıyla mümkündür. Bir milletin var olabilmesi, bir devletin varlığına; devlet de vatanın mevcudiyetine bağlıdır. Vatan olmasa millet de, devlet de olmaz. İnsanlık haysiyeti ve şerefi hiç kalmaz. Bunların muhâfazası yine vatanı sevmekle mümkündür. Vatan sevgisi, kişilerin çeşitli tesirler altında kalmasıyla zamanla artar veya eksilir. İnançlı bir kimse mutlaka vatanını sever. Peygamberimiz Muhammed alehisselâm; “Vatan sevgisi, îmândandır.” buyurmuştur.




vatan, vatan nedir, vaten ne demektir, vata nedir kısaca, vatan nedir vikipedia, vatan toğrağı, vatan şiiri, resimli sözler, altın sözler, vatan şairi, vatan yahut silistre, vatan sevgisi hadis

YARATILIŞ MUCİZESİ

7 Kasım 2017 Salı / No Comments
yaratılış, yaratılış mucizesi, yaratılış ayetleri, bebeğin anne karnında oluşumu, insanın yaratılışı, haluk nurbaki, zafer dergisi, kuranda yaratılış ayetler, yaratılış mucizesi insan, yaratan

Kur’an ve İnsanın Yaratılış Mucizesi

“…Allah’ın izni olmadan hiç bir dişi gebe kalamaz, hiç bir gebe doğuramaz.” — Fussilet, 47
“…Sizi de annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratışın ardından diğerine çevirerek yaratıyor. Rabbiniz olan Allah işte budur…” — Zümer, 6

Yaratılış öykümüz, bir yumurta hücresinin hazırlanışı ile başlar. Yumurtalıkta çok ince biyolojik sentezlerle hazırlanan yumurta hücresi, yumurtalıktan karın boşluğuna atılır. Ve sonra anne rahminin üst köşelerinden uzanan borular, (Fallop Boruları) bir çiçek gibi açık olan uçları ile karın boşluğunu tarar, yumurta hücresini yakalar ve içine alır. Yumurta hücresi borunun rahime en uzak ucunda döllenmek üzere bekler. Bu faaliyetin sebebi, yumurta hücresinin biyolojik açıdan fevkalade hassas yapısı dolayısıyla, diğer organ ve dokulardan korunmuş olmasıdır. Döllenme bölgesinin kanalın ucunda takdir edilmesiyle, akıl almaz biyolojik hadiselerin bir köşede meydana gelmesi sağlanmıştır.

Anne karnındaki fallop borusuna alınan yumurta hücresi, annedeki yapı özelliklerinin (istidat ve kabiliyetlerinin) yarısını taşımaktadır. İstidatlar, genetik şifreler halinde bir şeritte yazılıdır. Bu şeridin eni 3-5 boyu ise 25-150 angstrom arasındadır.

Bu genetik şifreler, kromozom dediğimiz vagonlara bindirilir adeta. İnsanda, 60.000 civarında temel istidat ve kabiliyet vardır. Ve bunlar sadece 46 kromozoma bindirilmiştir. Başlangıçta bu vagonlarda yani kromozomlarda, sabit özelliklerin taşındığı sanılmıştır. Erkekte mevcut olan özel bir Y kromozomu, cinsiyeti tayin eden bir vagondur. Bu vagonda bazı hastalıkların belirli olarak raydan raya geçmesi, kromozomların sabit özellikler taşıdığı düşüncesini uyandırmıştır. İnsandaki dağınık özelliklerin anneden ve babadan gelerek bu 46 vagonun sabit çizgilerine girmesi mümkün değildir. Mesela, kulak rayının geniş olan istidat vagonunda safra kesesi de tembel olur gibi bir hüküm çıkarmak mümkün değildir.

Genetik kartlarda yan yana olan bazı istidatlar, genellikle aynı kromozoma geçer. Ancak 60.000 istidat, bu vagonlara çok çeşitli biçimlerde dağılır. İ şte yumurta hücresi, bu 60.000 istidattan 30.000 kadarını sadece 23 vagona bindirerek döllenmeye hazır vaziyette bu tünelde beklemektedir. Kendisinde 30.000 özellik eksiktir. Ve bu eksiklik, bir sıra takip etmez.

Yani numaralarla bir örnek vermek gerekirse 318 numarası vardır. 319 ve 320 yoktur. 57381 vardır. 57382 yoktur. Yumurta hücresi, bu eksik istidatları, kendisini döllemeye gelen Sperm hücrelerinden birinde bulacaktır. Fakat yumurta hücresine gelen sperm hücrelerinin sayısı akıl almaz derecede fazladır ve 250 milyon civarındadır bunlar. Ve bu hücrelerin sadece 23 vagonunda 30.000 istidat vardır. Üstelik onlar da gelişi güzel genetik kart numaralarını taşımaktadır.

Yumurta hücresinin ise, sperm hücrelerine telefon ederek, ‘Ben şu yapı özelliklerini taşıyorum, eksikleri sen getir’ diyecek hali de yoktur. Yumurta hücresinin etrafını saran 250 milyon sperm hücresinin sadece birinde, kendi eksik 30.000 şifresi vardır ve yumurta hücresi, 40 dakika içinde, sadece ve sadece bu süre içinde bu tamamlayıcı şifreyi bulmak zorundadır. Yani 250 milyon fincanla oynanan ve sadece bir tek fincanı bulmaya dayanan bir yüzük oyunu gibi…

Yumurta hücresinin emrine 1000 tane biyoloji uzmanı verseniz ve onların çalışması için mükemmel bir laboratuar açsanız bile, bu bilmeceyi çözemeyeceklerdir. Zira sperm hücrelerindeki genetik şifreler, 100 angstrom çapındaki sistromlarda, üç boyutlu sistemde açı farklarıyla dizili DNA molekülleri dizisindedir ki, sadece bir tanesindeki bir istidadı bile iki ayda zor teşhis edip tanıyabilirsiniz. O halde döllenme olayının sonsuz bir ilim sahibinin müdahalesi olmadan gerçekleşmesi mümkün değildir. Çünkü bu bilmece O’nsuz, O’nun bilgisi olmadan asla çözülemez.

Eğer yumurta hücresi, kendinde olan bir yapıyı taşıyan spermi seçecek olursa, üç kulaklı ya da iki başı hilkat garibelerinin çok acayip varlıkların ortaya çıkması kaçınılmazdır. Zaten hilkat garibeleri de bu ince sırrı bize açıklayan İlahi birer ders örnekleridir. Evet Kur’an da Allah bize, Fussilet suresinin 47. ayetinde ne buyuruyordu: “Benim ilmim ve iznim olmadan bir dişi gebe kalamaz.” Evet, 250 milyon fincanla oynanan bir oyunda, dolu olan sadece tek bir fincanın her seferinde de bulunmasına benzeyen bu olayda, yumurta hücresine yol gösteren ve onu her defasında başarıya ulaştıran bu ilim ve bu kudret, Rabbimizden başka kime ait olabilir? Kur’an’ın bu büyük biyoloji mucizesine dudak bükenin ağzı yamulmaz mı?

Evet, bu döllenme, o ilahi ilim ile meydana gelir ve karanlık bir tünelde döllenmenin ilk mucizesi başlar. Bu akıl almaz olay, anneden ve babadan gelen özelliklerin birleştirilip, hücre merkezinde yerleştirilmesi hadisesidir ve taklit edilmesi imkansız bir olaydır. Her türlü hücre faaliyetinden uzak olan fallop kanallarının rol oynaması da, bu mucizenin sadece ilahi kudret tarafından meydana getirildiğinin bir başka ispatıdır.

İşte ayette bildirilen üç ayrı karanlık bölgeden ilki, bu karanlık tüneldir. Yaradılışın hücre fazı, bu karanlık bölgede gelişir. Bu sırada meydana gelen hücre faaliyetlerinde, genetik şifrelerde santimetrenin on milyonda biri kadar bir yerleşme hatasının meydana gelmesi, ileri bölünmelerde karaciğeri kafatasına sokacak yanlışlıklara sebep olur.

dnaİleride sevimli bir bebek olarak dünyaya gelecek olan canlı, genetik şifrelerin ilk karanlık bölgedeki dizilmeleri tamamlandıktan sonra anne rahminin iç yüzüne aktarılır. Rahmin iç yüzündeki hücreler, minik tüycüklerle bir orman zeminini andırır ve yeni canlıyı hazır vaziyette bekler. Minik canlı bu karanlık ormana gelip yerleşince, bu defa doku safhası başlar. İşte Kur’an’ın Zümer Surenin 6. Ayetinde bildirilen bu farklı ikinci karanlık bölgede, ikinin katları şeklinde bölünen hücreler, çeşitli organlara ait dokuların temel yapısını hazırlamaktadırlar. Kemik, sinir, kas, iç ve dış deri dokuları, bu safhada bölünen hücrelerde yerini alır.

Kur’an, ceninin üç ayrı ve farklı karanlık bölgede meydana geldiğini açıklarken, bir yandan henüz öğrendiğimiz bu farklı karanlık bölgeleri tarif etmekte, bir yandan da farklı üç yaradılış safhasını açık açık bildirmektedir. Kas, sinir ve deri dokularının, bölünen hücrelerde yerlerini alması sırasında, olağanüstü bir hadise ile karşılaşılır. Doku fazında A bölgesindeki hücrelerde kas hücreleri meydana gelirken, B bölgesinde sinir ve C bölgesinde, iç deri hücreleri ortaya çıkmakladır.

Bu duruma göre mesela mide, kendisini meydana getirecek olan hücreleri nasıl toplayacaktır? Vücutta sadece tek bir organ olsa, belki bir formül bulunacaktır. Fakat yüzlerce organın kendilerine ait hücreleri tek tek toplaması nasıl mümkün olacaktır?.. İşte burada akıl almaz bir geometrik dönüş olur. Bu dönüş, her noktasında ve her istikamette 360 derecelik bir mekan kavramında akıl almaz bir rotasyona geçer.

Adeta her bir noktasından ayrı hız ve açıda kıvrılır, ikinci safhanın sonu olan bu kıvrılmalar öyle muhteşem bir sanat içinde cereyan eder ki, sonunda her doku kendi hücreleriyle karşı karşıya gelir. Minik canlı, bu safhada henüz 1 cm. boyundadır. Bu sonsuz istikametlerde meydana gelen embriyo kıvrılışları, ilahi emrin raksı gibi büyük ve muhteşem bir dönüşümle tamamlanır. İşte bu raksın mükemmelliği sayesinde el, ayak, göz ve kulak gibi simetrik organlar, birbirinden en ufak bir farklılık dahi göstermeyecektir.

Peki, zerrelere hükmeden ve onlara yol gösteren ilahi kudretin bir salise dahi devreden çıkması halinde sonuç ne olacaktır? Cevap son derece kolaydır. Eğer doku fazında, mesela yan yana duran idrar salıcı hücrelerle, tükürük salan hücrelerin rotasyonu sırasında, bir angstromluk eksende sadece derecenin binde biri kadar bir hata olsaydı, O ilahi kudrete inanmayanların ağzından tükürük yerine idrar akardı. İşte İlahi hikmet Kur’an’da, “Allah’ın ilmi olmadan dişiler doğuramaz” buyurmakla, bu ince sırları bize ifade etmektedir. Zira bütün matematik, fizik ve biyolojik kanunlar bir araya gelse, bu san’at şaheserini meydana getiremeyecektir.

Organ safhası böylece başlarken, minik canlı etrafında bu kez bir kese ve sıvı meydana gelir. Yeni canlı, artık üçüncü karanlık bölgededir. Ve tıpkı bir denizin dibi gibi karanlık olan bu bölgede 40 hafta içinde tamamlanır. Gebelik süresi 9 ay on gün değil 40 haftadır. 40 hafta, yaklaşık 9 ay on gündür.

Bütün canlıların doğum müddeti, haftanın tam katlarıdır. Şimdi, başlangıçta belirttiğimiz ayetlerin azametine tekrar bakalım. “…Sizi de annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratışın ardından diğerine çevirerek yaratıyor. Rabbiniz olan Allah işte budur…” —Zümer, 6

Birinci karanlık: Hücre fazı: Karanlık bir tünel olan fallopda.

İkinci karanlık: Doku fazı: Anne rahminin iç derisi içindeki karanlık bir ormanda.

Üçünçü karanlık: Organ fazı: Amnion suyu dediğimiz bir sıvı ile kaplı olan ve deniz dibini andıran bir bölgede.

Ve ayet ekliyor, “İşte ben Rabbiniz olan Allah’ım.” İkinci ayet ise: “Allah’ın izni olmadan hiçbir dişi, gebe kalamaz ve hiçbir gebe doğuramaz.” Yani: Yumurta hücresinin, 250 milyon sperm hücresi arasından sadece birinde yer alan eksik genetik bilgileri seçmesi ve sadece seçmekle de kalmayıp alması, kesinlikle mümkün değildir. Ancak bunu ilahi bir ilim ve bilgi sağlayabilir. Allah alimdir, tüm bilgilerin kaynağı, sahibi O’dur. İşte bu Kur’an mucizesi karşısında, bütün ilimler o güzel kelime-i şehadeti getirerek “Allah’ım senin ilmine ve yüceliğine şahitliğini her an görüyoruz” demekle mükelleftir...Haluk Nurbaki/Zafer Dergisi





yaratılış, yaratılış mucizesi, yaratılış ayetleri, bebeğin anne karnında oluşumu, insanın yaratılışı, haluk nurbaki, zafer dergisi, kuranda yaratılış ayetler, yaratılış mucizesi insan, yaratan

ESMA'ÜL HÜSNA (YA MÜTEKEBBİR)

6 Kasım 2017 Pazartesi / No Comments
dualar, esmaül hüsna anlamları, günlük dualar ve zikirler, el mütekebbir okumanın fazileti, mütekebbir nedir, ya mütekebbir ne için okunur, el mütekebbir sırları, ya mütekebbir tecellisi,

dualar, el mütekebbir okumanın fazileti, el mütekebbir sırları, esmaül hüsna anlamları, günlük dualar ve zikirler, mütekebbir nedir, ya mütekebbir ne için okunur, haramdan kurtulmak için dua 
EL- MÜTEKEBBİR 

( Her hadisede büyüklüğünü gösteren, ihtiyaç ve noksanlığı gerektiren her şeyden münezzeh, pek yüce ve ulu)

O’nun zatına nisbetle her varlığın küçük ve basit bulunduğunu ve mutlak büyüğün ancak ve ancak Allah’ın zâtına ait bir sıfat olduğunu ifade eder.

O’nun büyüklüğü her şeyde ve her olayda tezahür eder. Yaratılmış her şey O’nun büyüklüğünü ortaya koyar ve her varlık mevcudiyetiyle ilahi azamet ve büyüklüğünü işaret eder.

Ancak, yarattıklarında kibirlik ve zorbalık yapanları sevmez, kibirlenerek zorbalık yapanları kulluk görevlerini unuttukları için helak eder.

EL- MÜTEKEBBİR DUASI VE ZİKRİ

Tavsiye edilen zikir şekli “Yâ Mütekebbir Yâ Allah” şeklindedir.

Bu zikri her gün 662 defa okumaya devam eden izzete ve refaha kavuştuğu gibi, konuştuğu zaman karşısındakini tesiri altına alma gücüne sahip olur.

Bunun yanı sıra yaptığı hayırlar ve bereketi de artar. Sürekli haram işleyen birinin üzerine 262 defa okunduğunda halinin düzeldiği rivayet olunur Allah’ın izniyle.


Bu yazı; dualar, esmaül hüsna anlamları, günlük dualar ve zikirler, el mütekebbir okumanın fazileti, mütekebbir nedir, ya mütekebbir ne için okunur, el mütekebbir sırları, ya mütekebbir tecellisi, esmaların şerri ile ilgilidir.

KADER GAYRETE AŞIKTIR

3 Kasım 2017 Cuma / No Comments
aşk, her gecenin bir sabahı vardır, kader, kader gayrete aşıktır, kader gayrete aşıktır, ibni arabi sözleri, ibni arabide kaza ve kader, kaza ve kader nedir, kaza ne demektir, kader ne demekti, islamda kaza ve kader, altın sözler

KADER GAYRETE AŞIKTIR

Gayret bizden takdir Allah'tandır.
Her gecenin bir sabahı vardır.
Sabahı beklemek ve uyanık olmak kulun görevidir.
Sabah beklemeyen ve uyanık olanın ödülüdür.
Kara bulutlar üzerimizi kaplasa da, ışığa ulaşmak için yollar aranmalıdır.
Şair ne demiş;
Yol O'nun, varlık O'nun gerisi hep angarya.
Evet her şeyin sahibi olan Allah'a güvenmek, dayanmak ve gayret etmek gerekir.

*

Muhyiddin İbn-i Arabi’ye Göre Kaza ve Kader

Allah’ın, yaratılanlar ile ilgili hükmü kazadır. Hükm-ü bilgisidir. Bilgi de sadece yaratıcıya aittir. Kısaca Yaratım bilgisi, Allah katında sabitlenmiş bir bilgidir ve yaratım ile ilgili tüm bilgiler kazadır. Maddenin ve tüm nesnelerin kazasıdır.

Her yaratılanın kendi nefsinde sabit bilgisi, onun cevheridir.

Bir olayın kazası zaman içermez. Sebep ile yaratılmış bir sabitliğe sahiptir. Zamanı ise kader belirler.
Örneğin, deprem kuşağı olan bir merkezde depremin olması bir kazadır. Yani kesin ve sabittir. Jeolojik ve yerleşim olarak depremin oluşması kaçınılmaz bir fiziki olaydır. Bu o yörenin kazasıdır. Yani sabitlenmiş bir hakikattir. Ancak ne zaman deprem olacağı ise o bölgenin kaderidir. Şimdi insanlar o bölgede yaşıyorken, zaten deprem olacak kaygısı ile kaçmaları ne kazayı değiştirir ne de kaderi. Bir zaman deprem olabilir düşüncesi ile yaşamaları ise, yine kaderi değiştirmeyecektir. Zamanı ancak hüküm belirler. Hüküm yetkisi de ancak Hakk’a ve ilahi isimlerine aittir. Her şey kanunlar çerçevesinde düzen içinde olduğu için de, sabit kaza halinin, ne vakit kader haline dönüşeceğini ancak zaman enerjisi belirleyecektir.

İbn-i Arabi, “Kaza, her zerrenin, her yaratımın Allah katındaki Hakikatidir ki bunu Hakk varlığı bile kısıtlı bilmektedir” der.

Hakk’ın hükmü, bu gizli Hakikate sadık kalarak yaratımlar gerçekleştirir. Zaman enerjisi de işin içine dahil olduğundan, kaza önceden sabitlenmiş sebeptir, zaman enerjisinin ve Hakk hükmü gereğince yaratımın sonucunda, kaderi ile sonuç bulacaktır.

Ezelden ebede kadar olan tüm yaratımda, her oluşum, kendi ayan-ı sabitesinden meydana çıkmış ve yansımıştır. Ayan-ı sabite çoğul manasına gelir ve Hakk ile insan arasında kalır. Ayn-ı sabiteler ise, tamamen Allah katında bir sırdır. Arif kendi hakikatine ulaştığında ancak ayan-ı sabitedeki hakikatine ulaşmaktadır. Allah Katındaki ayn-ı sabitesi hakikatine ulaşması, arifin çok üstün bir mertebeye eriştiği ile ilgilidir.

İşte burada hemen dileklerin gerçekleşmesi konusuna İbn-i Arabi nasıl bir görüş bildirmiştir.

“Dilenen arzu ve isteklerin hemen gerçekleşmesi ya da gecikmesi, kaderden ileri gelmektedir. Eğer zaman enerjisi ile mekan çakışmış ise, kaderi gerçekleşmiştir ve bir insan bir şeyi dilediğinde hemen gerçekleşir. Fakat sabitesinde kazası oluşmuş ancak henüz zamanı gelmediği için kaderi oluşmamış ise, insan bir şey dileğinde hemen gerçekleşmez. Zamanı gelene kadar bekletilir.”

İbn-i Arabi, zamanı geldiğinde her ne şekilde olursa olsun kader gerçekleşir, insan o an fizik planda ya da ahirette bile olsa muhakkak gerçekleşecektir demektedir.

Bir de hiçbir talepte bulunmadan insanlara bahşedilen birtakım şeyler olmaktadır. Bunu İbn-i Arabi şu şekilde açıklar:

“Talep insan tarafından sözlü de edilebilir, onun özel hayat planında belirlenmiş bir talep de olabilir. Sözlü talebi de gerçekleşebilir, hiçbir şey dilemediği halde de hayat planında belirlenmiş bir talebin gerçekleşmesi de olabilir.”

Kuvveden fiile çıkarken, tüm yaratım bir sebep ile oluşur. Bu mümkün olandır. Mümkün olma, tamamen insanın doğmadan önce belirlediği hayat planıdır. Ve bu hayat planının koordinesini sağlayan Rab planıdır. Her insan kendi Rab planının görüp gözeticiliği altındadır. Ve tüm yaşamı, mümkün olma durumu içinde oluşur.
Herkes kendi kaderini kendisi tayin etmektedir. Ne yaşıyor ise, bizzat kendi Rab planında oluşturduğu eserin içine dahil olmuştur. Kendi çizdiği ve renklendirdiği tabloda, yine başrolde kendisi oynamaktadır. Tablonun içinde olmak, dışarıyı bilememek insanın kapalı şuurda olmasındandır. Açık şuurda olsaydı, tablonun hem içinde memnun, hem dışında bilen konumunda olacaktı. Ve ne cezalandıran, ne de mükafat veren bir yaratıcının değil, bizatihi kendi kendine yürütülen bir ilahi sistemin varlığına şahit olacaktı.

Çünkü her şey bir düzen içerisinde kanunlar çerçevesinde yürümektedir. Bu kanunlar ve düzene Hakk dahi kendi de uymaktadır, ilahi isimleri de uymaktadır. Bu Hakk’ın istidadıdır. İstidad, belirleyici güç ve kuvvedir. Bu kuvvenin açığa çıkması ve şekil alması, alemin her an bir yaratımda olduğudur. Her an ayrı bir yaratımda ve ayrı bir şekil alma üzerine olduğudur. Her yaratım da bir sebep ile ortaya çıkar, sonuçlar da alemde olaylar tarzında meydana gelir.



aşk, kader, kader gayrete aşıktır, kader gayrete aşıktır, ibni arabi sözleri, ibni arabide kaza ve kader, kaza ve kader nedir, kaza ne demektir, kader ne demektir, islamda kaza ve kader, altın sözler