Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

NİETZSCHE SÖZLERİ

15 Kasım 2018 Perşembe / No Comments
altın sözler, başarının sırrı, en güzel aşk sözleri, felsefi sözler, nietzsche kimdir, nietzsche sözleri, yalnızlık nedeni, friedrich nietzsche sözleri, başarı sözleri, anlamlı sözler, acı sözler, resimli sözler

Her başarının sonu yalnızlıktır. 

*

Friedrich Nietzsche’nin bazı sözleri:

İnsan ağaca benzer.ne kadar yükseğe ve aydınlığa çıkmak isterse,o kadar kök salar yere, aşağılara,karanlığa, derinlere kötülüğe.
*
Gerçekten kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz.
*
İnançlar hakikat düşmanları olarak, yalanlardan daha tehlikelidir.
*
Hoşlanmadığımız bir düşünceyi öne sürdüğü zaman bir düşünürü daha sert eleştiririz. Oysa, bizi pohpohladığında onu daha sert eleştirmek uygun olacaktır.
*
Sahip olunması zorunlu tek şey var: Ya yaradılıştan ince bir ruhtur bu, ya da bilim ve sanatlar tarafından inceltilmiş bir ruh…
*
Tüm idealistler, hizmet ettikleri davaların her şeyden önce dünyanın tüm öteki davalarından üstün olduğunu düşünürler. Kendi davalarının biraz olsun başarılı olması için, bu davanın tüm öteki insan girişimlerine gerekli olan aynı pis kokulu gübreye açıkca ihtiyacı olduğuna inanmak da istemezler.
*
Bir kez yürünmüş bir yola düşenlerin sayısı çoktur, hedefe ulaşan az ..
*
Küçücük bağışlarla büyük mutluluklar kazanmak büyüklüğün bir ayrıcalığıdır.
*
İnsan, diğer insanlardan hiçbir şey istememeye, onlara hep vermeye alıştığı zaman, elinde olmadan soylu davranır.
*
Acıların bölüşülmesi değil, sevinçlerin bölüşülmesidir dostluğu yaratan …
*
Bir şeyden hoşlanmaktan söz edilir, aslında doğrusu, bu şey aracılığıyla kendinden hoşlanmaktır.
*
Kendinden hiç söz etmemek çok soylu bir ikiyüzlülüktür.
*
Hakikatin temsilcisinin en az olduğu zaman, onu dile getirmenin tehlikeli olduğu zaman değil, can sıkıcı olduğu zamandır.
*
Doğa bize aldırmadığından, doğanın ortasında kendimizi öyle rahat hissederiz ki …
*
Uygarlaşmış dünya ilişkilerinde herkes, hiç değilse bir konuda kendini başkalarından üstün hisseder.
*
Genel iyiyüreklilik buna dayanır. Çünkü, durum elverirse herkes yardım edebilir, o halde bir utanç duymaksızın bir yardımı da kabul edebilir.
*
Yapacak çok şeyi olan insan inançlarını ve genel düşüncelerini hemen hemen hiç değiştirmeksizin korur.
*
İnsan dilediği kadar bilgisiyle şişinip dursun, dilediği kadar nesnel görünsün, boşuna ! Sonunda her zaman ancak kendi yaşam öyküsünü elde edecektir.
*
İnsanların tarih boyunca farkına vardıkları aşılmaz zorunluluk, bu zorunluluğun ne aşılmaz ne de zorunlu olduğudur.
*
Bugün artık kimse ölümcül hakikatlerden ölmüyor; çok fazla panzehir var.
*
Uygarlık tarafından yokedilme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir uygarlık çağını yaşıyoruz.
*
Sevilmiş olma isteği kendini beğenmişliklerin en büyüğüdür.
*
İnsanları şiddetle kendi üzerine çeken, bir oyunu her zaman kendi lehine çevirmiştir.
*
Çok düşünen ve uygulamalı düşünen, kendi maceralarını kolayca unutur, ama başından geçenlerin çağrıştırdığı düşünceleri hiç unutmaz.
*
Biri kendi düşüncesine bağlı kalır; çünkü ona kendi kendine ulaşmış olduğunu sanır. Öteki ise, onu zahmetle öğrendiği ve onu anlamış olmakla övündüğü için bağlıdır düşüncesine. Sonuç olarak, her ikisi de kendini beğenmişlik …
*
İçine doldurulacak çok şey olduğu zaman, günün yüzlerce cebi vardır.
*
Bir düşmanla savaşarak yaşayan kişinin, düşmanını hayatta bırakmakta yararı vardır.
*
Açıklanmamış karanlık bir konu apaçık bir konudan daha önemli sanılır.
*
Sadece karşıtları cansıkıcı olmayı sürdürdükleri için, arada bir, bir davaya bağlı kalırız.
*
Bir insan kendini hep çok büyük işlere adadığında, onun başka bir yeteneğinin olmadığı pek görülmez.
*
Açıkça büyük amaçlar tasarlayan ve daha sonra bu amaçlar için oldukça yetersiz olduğunu gizlice kavrayıveren kimse, çoğu zaman bu amaçlardan vazgeçecek kadar da güçlü de değildir. İşte o zaman ikiyüzlülük kaçınılmazdır.
*
Gür ırmaklar kendileriyle birlikte bir çok çakıl ve çalı çırpıyı da sürükler; güçlü ruhlar da bir çok aptal ve mankafayı.
*
Bir insanın gerçekten ele almış olduğu düşünce özgürlüğü ile, onun tutkuları ve hatta arzuları da gizli gizli kendi üstünlüklerini göstereceklerini sanırlar.
*
Bir insan yoğun ve kılı kırk yararak düşündüğü zaman, sadece yüzü değil gövdesi de çekinceli bir havaya bürünür.
*
Ruh arayanda, hiç ruh yoktur.
*
İnsan yığınlarının davranış biçimlerini önceden kestirmek için, onların güç bir durumdan kendilerini kurtarmak için hiçbir zaman çok önemli bir çaba göstermediklerini kabul etmek gerekir.
*
İnsan kahkahalarla güldüğü zaman, kabalığı ile tüm hayvanları geride bırakır.
*
Eylem ve vicdan genellikle uyuşmazlar. Eylem, ağaçtan ham meyveleri toplamak isterken, vicdan onları gereğinden çok olgunlaşmaya bırakır, ta ki yere dökülüp ezilinceye kadar.
*
Aşk ve nefret kör değillerdir; ama kendileriyle birlikte taşıdıkları ateş yüzünden kör olmuşlardır.
*
İnsan hatasını bir başkasına itiraf ettiğinde unutur onu; ama çoğu kez öteki kişi bunu unutmaz.
*
Alev, başka şeyleri aydınlattığı kadar aydınlatmaz kendini. Bilge de böyledir.
*
Bir konu hakkında hazırlıksız sorguya çekildiğimizde, aklımıza gelen ilk düşünce çoğu zaman bizim kendi düşüncemiz değildir; ama bizim sınıfımıza, konumumuza ve soyumuza ait olan sıradan bir düşüncedir sadece. Öz düşünceler pek ender olarak su yüzüne çıkarlar.
*
Bizzat kendimizde olan bir değeri övdüğü, okşadığı zaman mucizeyi de, usdışını da kabul ederiz.
*
Yarı-bilim tam bilimden daha üstündür. O, sorunları olduklarından daha kolay görür ve bununla görüşünü daha anlaşılır, daha inandırıcı kılar.
*
Çok düşünen partici olmaya uygun değildir; o, parti arasında düşüncesini çok çabuk sızdırır.
*
Kötü belleğin iyi tarafı, aynı şeylerden bir çok kez, ilk kez gibi yararlanmaktır.
*
Bir kurbanın yoldaşı o kurbandan daha çok acı çeker.






altın sözler, başarının sırrı, en güzel aşk sözleri, felsefi sözler, nietzsche kimdir, nietzsche sözleri, yalnızlık nedeni, friedrich nietzsche sözleri, başarı sözleri, anlamlı sözler, acı sözler, resimli sözler

HANGİ KUŞAĞIN İNSANIYIZ?

12 Kasım 2018 Pazartesi / No Comments
babyboommers, x kuşağı, y kuşağı, z kuşağı, hangi kuşaktayız, yıllara göre nesilleri, yıllara göre kuşaklar, kuşakların özellikleri, sessiz kuşak, bebk patlaması kuşağı

NESİLLER ve KUŞAKLAR


Ah eski öğrencilerim” diyen öğretmenler, “Biz küçükken akşamları tüm aile sohbet ederdi” diyen ebeveynler, “Gençler eskiden daha farklıydı” diyen otobüsteki amcam, “Öğretmenim beni anlamıyor” diyen çocuklar, “Ben değişmeliyim” diyen ebeveyn… Bu yazı size sesleniyor…

Kuşaklar arası farklar doğal, önemli olan bu farklılıkların hangi tarihi süreçler sonucu oluştuğunu, bu süreçler sonucu ortaya çıkan eğilimlerini ve ihtiyaçlarını anlayabilmek. Sık sık sohbet konusu olan nesil teorisini, esprili bir dille, eğitimci gözüyle sizin için derledik.

Sesiz Kuşak (1929-1946)

Savaş yıllarında tel dolap ve gazlı lamba teknolojisine doğdular. Disiplin ve Şeref onlar için çok önemli idi. İşlerine, çalıştıkları şirketlere ve eşlerine çok bağlı kaldılar. Otoriteye katkısız saygılı davrandılar. Kişiliklerini dönemsel olaylar şekillendirdi. Beklentileri düşüktü. Buldukları ile mutlu oldular. Muhafazakar ve teknolojiye uzaktılar. 

İkinci Dünya Savaşı Sonrası Kuşak (1946-1964):
(Bebek Patlaması Kuşağı)

Bugün önemli bir kısmı dede, anneanne, babaanne olmuş bu kuşak ikinci dünya savaşı sonrasında yaşanan doğum patlaması döneminin çocuklarıdır. Savaş sonrasında tüm dünyada genişleyen ekonomi ile birlikte belirli bir gelir standardında yaşamış, hatta zamanında emekli ikramiyesi ile ev alabilmiş bir kuşaktır. Şu anda emekli maaşlarının yetersizliğinden muzdarip olan bu nesil;

-İletişim şekli olarak yüz yüze sohbeti tercih etmekte,
-Problem çözümünde geçmişte yaşanan deneyimleri kullanarak-nasıl çözülmüş ve sonuçları ne olmuş- çözüm arayışında olan
-Çalışma hayatı boyunca gelecekle ilgili yaşam beklentileri emeklilikte rahatlık ve düzenli bir hayat olan bir kuşaktır.
-Eğitim hayatı boyunca geleneksel sınıf ortamına alışık olan bu nesil soru-cevap tekniği, geribildirim ve derse katılım ile öğrenmektedir. Bir eğitmen veya öğretmen ya da otorite figürü eğitim hayatlarının olmazsa olmazıydı.

X Kuşağı (1965-1980):


Şu an 30-40 yaşlarında olan bu kuşak, merdaneli çamaşır makinesi, bantlı teyp görmüş bir nesildir. Darbeler, Vietnam Savaşı, Berlin Duvarının yıkılması, soğuk savaşın bitmesi ve globalleşme gibi bir tarihi sürece tanık olan bu kuşak, bir yandan da dünya ekonomisinin hızlı büyüme eğrisinin yavaşlamasıyla yüksek yaşam beklentilerini karşılayamamaktan şikayetçidir. Bir önceki kuşağın mütevazı beklentileri yanında çok daha talepkar olan bu kuşak;

Evlilikte boşanmayı genel anlamda yaşamış ya da tanık olmuştur.
Kariyerlerinde birkaç kez iş değiştirmişlerdir.
Çeşitliliğe açık insanlar olarak, dini, ırk ve sınıf farklılıklarını sağduyu ile karşılar.
İletişim şekli olarak e-posta ve telefonlara alışmıştır.
Problem çözümünde farklı çözümler üzerine kafa yorup çevresindekilerle tartışarak bir sonuca varıyorlar.
Gelecekle ilgili endişeleri: gittikçe yoğunlaşan iş yaşamına karşı iş-hayat dengesini sağlamaktır.
Bu nesil, bireysel, kendi özyönetimi olan ve kendi kendine çalışarak ve okuyarak bilgiyi hakim olmak isteyen bir nesil.  Bu yüzden e-öğrenme sistemine de çok yatkınlık gösterebiliyorlar. Öğrencilik  dönemlerinde ise öğretmenler artık gözlerinde bir idol olmaktan çıkmıştı. Bu kuşağın insanları kendilerinden beklenenleri bilmek ve kendilerini ona göre planlamak istiyorlar.Örneğin bir sınav yapılacaksa içeriğini önceden bilmek isterler ve kendi programlarını yaparlar. Aldıkları eğitim ve üniversite sınavlarında kazandıkları puan iş ve meslek hayatlarını önemli ölçüde belirlemiştir. “Aaa, işte ben bu nesilim” diyorsunuz, sanki…

Y (Milenyum) Kuşağı (1981-2000):


Globalleşmenin, aşırı bireyciliğin, sürekli imge bombardımanı yapan medyanın etkisi altında büyüyen bu kuşağın eğitim ve  iş hayatında talepkar ve gerçekçi olmayan hedefleri olabiliyor. Bu kuşağa sosyal medya kuşağı da diyebiliriz. İnternet, sosyal medya, akıllı telefonlarla haşır neşir olan, hatta bir tehlike anında kendinden önce akıllı telefonunu kurtarmayı düşünecek kadar ileri gidebilen bir nesildir. İnternet bağımlısı ve yalnız bir nesil olarak da nitelenebilmektedir. Ya da bugün onları anlamakta zorlanan anne-babaları ve eğtimciler böyle düşünmekte… Belki de onlar için sosyallik bir tık ötesinde… Bir önceki nesillerle iletişim kurmakta zorlanan ama onlardan daha esnek olan bu kuşak için söyleyebileceklerimiz;

Facebook, Twitter, Instagram… Akıllı tabletler, telefonlar… Teknoloji ve özellikle iletişim teknolojisi…
İletişim şekli: E-posta ve telefonlara kısa mesajlar, twitler ve hatta selfieler eklemiş durumda. Bu kuşağın insanları akıllı telefon tuşlarına olağanüstü bir hızla basmaktadır.
Kendini sosyal medya aracılığıyla ifade etmek başlaı başına bir olgudur.
Problem çözümünde interneti ve çeşitli blogları kullandığı gibi, iş ve eğitim ortamında beyin fırtınası ile çözüme ulaşmayı tercih ederler.
Grup çalışmasına yatkın olan bu nesil, ekip içinde etkili bir şekilde çalışabilmektedir.
Gelecekle ilgili en büyük endişeleri ise tatminsizlik ve neyin mutlu edeceğini tam olarak bilememektir.
SBS’lerden, TOEFL’lara bir önceki kuşaktan çok daha fazla sınava maruz kalan bu kuşak, bu aşırı maruz kalma durumu nedeniyle kurumsal eğitim kurumlarına yabancılaşmıştır. Kendilerinden önceki nesilleri göre daha kısa dikkat süreleri ile dikkat çekerler. Ancak örgün ya da yaygın öğretim sistemi dışında da her alanda öğrenmenin keyifli olduğunu düşünen bir nesildir. Sosyal medya araçları, gruplar gibi araçlar üzerinden kendi öğrenim süreçlerini düzenleyebilirler. Şu an yaşadıkları en büyük problem, eğitimcilerin onların öğrenme biçimlerini ve teknoloji ile kurdukları bağı anlayaması. Eğitim ortamına teknoloji ve medya ile daha etkin bir eğitim ortamı oluşturmak mümkün, ama eğitimciler olarak bu konuda önce onlara danışmamız gerekecek:)))

Z Kuşağı (2001-2014):


Teknoloji, özellikle iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, ekonomik daralma, ekolojik yıkım, iklim değişikliği… Sokakta saklambaç oynamanın tarihe karıştığı büyük oranda tabletlerle sosyalleşen bir nesilden bahsediyoruz. Küçük ve şanslı bir azınlık ise şehirden göç eden aileleri sayesinde ekolojik yaşam alanlarında doğal hayatı keşfederek büyüyor.  Ailelerinin hayatlarındaki hemen hemen her detaya müdahil olduğu, fazla teknoloji ve çokça uyaranla birlikte büyüyen bu kuşağı en baskın özelliği aynı zamanda bir çok uyaranla haşır neşir olabilmeleridir. ve bu neslin en çok dikkat çeken özelliğidir. Bu kuşak hakkında şunlar söylenebilir.

Teknoloji, teknoloji, teknoloji… Sanki doğarken teknoloji ile doğdular, çok kolay teknolojiye adapte olmaktadırlar.
Aileler, özellikle de anneler kendilerini çocukların  hayatlarında pek çok alanı düzenlemekten sorumlu hissediyor.
Dikkat süreleri kısa ama aynı anda birden çok haşır neşir olabilir.
Alternatif eğitim… Teknoloji ile iç içe tersine dönmüş sınıflar ya da ekolojik doğal ve teknolojiden uzak eğitim ortamları… Şu anki klasik eğitim ortamları onların ihtiyaçlarına cevap vermekte zorlanıyor.
Proje –bazlı konular, ödevler, temalar ile öğrenme süreci keyifli hale gelebilir, nasıl mı? Nasıl bir yönetici ve ekibi bir sunuma hazırlanır, bu nesil de öğrenmek istediği konuyu aşama aşama araştırarak ve bilgiyi oluşturarak, sunum yoluyla kendini ifade eder. İnteraktif bir öğrenme ortamı yaratmak önemli.

Kaynakça:

http://www.smh.com.au

http://www.talentedheads.com

http://www.un.org/



babyboommers, x kuşağı, y kuşağı, z kuşağı, hangi kuşaktayız, yıllara göre nesilleri, yıllara göre kuşaklar, kuşakların özellikleri, sessiz kuşak, bebek patlaması kuşağı, kuşak çatışması

RIZIK ALLAH'TANDIR!

8 Kasım 2018 Perşembe / No Comments
allah, allaha iman, kısmet, nasip, rızık allahtandır, rızık anlamı, rızık nedir, rızk, rızkı veren allahtır, rızkın sahibi, sözharmanı, rızık hadisler, rızık ayetler, rızık ne demek

RIZIK

Rızık Allah'tandır.
Rızkın sahibi, Allah'tır.
Sana ait olanı kimse alamaz.
Allah'ın nasip ettiği senindir... sözharmanı

*

Rızık nedir?

Rızık deyince aklınıza sadece maddi olan şeyler gelmesin. Hayatımızı kolaylaştıracak ve huzur verecek her şey bu alanda değerlendirilir. 

Rızık deyince aklınıza sadece maddi olan şeyler gelmesin. Hayatımızı kolaylaştıracak ve huzur verecek her şey bu alanda değerlendirilir. Ruhta huzur, bedende sıhhat, kalpte safa, düşüncede sağlıktır rızık. Annenin sesi babanın şefkatidir. Kardeşin varlığı çocuğun tebessümüdür. Allah için bizi seven dostlarımızdır. Allah’ın rızasına uygun olan nimetlerdir rızık…

RIZKIN SAHİBİ ALLAH’TIR

Rabbimiz ayetinde şöyle buyurur: “Birçok canlı rızkını kendi elde edemez. Sizin de onların da rızkını Allah verir” (Ankebut. 60,9)
“Rabbim rızkı dilediğini bol verir dilediğini daraltır” (İsra.30). Kişi ne kadar çaba gösterirse göstersin rızkının ne olacağını Allah bilir. Çünkü rızkın sahibi odur. Müslüman için aslolan helal rızık peşinde koşmak olmalıdır. Helal rızık kişinin dünya ve ahreti için bir kazançtır. Kapitalist bakış açısı ile hareket eden kişiler sürekli aç kalma korkusu yaşıyorlar. Oysa Rabbimiz bizi gören ve gözetendir. Resulullah bir hadisi şerifinde şöyle buyurur: “Allah korkusunu sermaye edinen, rızkına ticaretsiz ve sermayesiz kavuşur” “Allah-u Teâlâ’ya tam tevekkül etseydiniz sabah aç gidip akşam dönen kuşlar gibi rızka kavuşurdunuz”

ÇALIŞMADAN ELDE EDEMEZSİNİZ

Rabbimiz rızkımızı helal yoldan kazanmamızı emreder. Bunun için kişinin sebepleri kovalaması ve çaba sarf etmesi gerekir. 

*Resulullahla Hz. Muaz arasında geçen şu konuşma önemlidir.
Resullah “Ya Muaz ellerin nasırlaşmış buyurdu.
Muaz cevap verdi:
Evet, Ya Resulullah kazma ve toprakla meşgul oluyor ve bu sayede çocuğumun nafakasını kazanıyorum dedi.
Resulullah Muaz’ı öptü ve şöyle buyurdu:
“Bu eli Cehennem yakmaz”

*Yine bir gün bir genç, sabah erkenden işine gidiyordu. Sahabeden bazıları bunu uygun görmediler. Orada bulunan Resulullah şöyle buyurdu:
“Öyle söylemeyiniz! Eğer kimseye muhtaç olmamak ana babasını ve aile efradını muhtaç etmemek için işine gidiyorsa her adımı ibadettir. Eğer kazanacağı para ile öğünmek keyif sürmek niyetinde ise şeytanla beraberdir”

*Resulullah şöyle buyurur:
Dünya sıkıntıları ahiret rahatlığına sebep olur. Rızık için endişe etmek doğru değildir”

Günümüzde insanlar mahrum kalma aç kalma endişesi ile yaşıyorlar. Burada kişinin üzerine düşen görev çaba göstermek ve Allaha tevekkül etmek olmalıdır. Zira rızkın sahibi Allahtır.

Rızık endişesi yaşayanlar Resulullah’ın şu tavsiyelerini dikkate almalıdırlar:

(Rızkınızın bollaşması için sadaka verin!) Deylemî, Beyhekî

(Sıla-i rahim edenin rızkı bollaşır.) Buhari

(Sadaka vermeye devam edenin rızkı artar!) İbni Mace

(Cömerdin evine rızık, devenin göğsüne vurulan bıçaktan daha tez gelir.) İbni Mace

(Birbirinize yemek ikram edin ki, rızıklarınızda genişlik olsun.) İ.Adiy

(İstiğfara devam eden, ummadığı yerden rızıklanır.) İ. Mace

(Namaz kılmak, rızkın bereketine sebep olur.) Miftah-ül-Cennet

(Hanımıyla [iyi geçinip] şakalaşanın, rızkı artar.) İ. Lâl






allah, allaha iman, kısmet, nasip, rızık allahtandır, rızık anlamı, rızık nedir, rızk, rızkı veren allahtır, rızkın sahibi, sözharmanı, rızık hadisler, rızık ayetler, rızık ne demek

MEVLİD KANDİLİ DUALARI

2 Kasım 2018 Cuma / No Comments
dulalar, mevlid kandilinde hangi dualar sureler okunur, mevlid kandilinde okunacak dualar, mevlid kandilinde gecesi hangi dualar okunur, tesbih namazı duaları, tesbih namazı nasıl kılınır,

Mevlid Kandilinde Gecesi Hangi Dualar ve Sureler Okunur. İslam âleminin heyecanla beklediği Peygamber Efendimiz Hz Muhammed (s.a.v)'in doğum günü yani Mevlid Kandilini idrak ediyoruz. Mevlid Kandili nasıl ibadet edilir, bu mübarek yani Mevlid Kandilinde yapılacak ibadetlerde diğer günlerden daha bir önem taşır. Mevlid kandilinde yapılacak dualar ve namazlarda nasıl niyet edileceği konusunda sizler için bilgileri derledik.

TESBİH NAMAZINA NASIL NİYET EDİLİR? 

Mevlid Kandilinde kılınan tesbih namazına niyet edilirken şunlar söylenir;

Yâ Rabbî, niyet eyledim rızâ-i şerîfin için tesbih namazına. Yâ Rabbî, bu gece teşrifleriyle âlemleri nûra garkettiğin sevgili habîbin, başImızın tâcı Resûl-i Zîşân Efendimiz Sallallahu Aleyhi Wesellem'in hürmetine ve bu geceki esrârın hürmetine ben âciz kulunu da afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne mazhar eyle"

Mevlid Kandili gecesinde günahların affına vesîle olan tesbih namazı 4 rekat olarak kılınır. Kandil gecesi bu namazı kılabilmek için şu tesbihi ezbere bilmek gerekir.

"Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym"

Tesbih namazında her rekatta okunan tesbih adedi 75'dir. Dört rekatta 300 tesbih okunmuş olur. "Allâhü Ekber" diyerek namaza başlanır. -"Sübhâneke..."'den sonra 15 kere, -Zamm-ı sureden sonra 10 kere, -Rükûda 10 kere, -Rükûdan doğrulunca 10 kere, -Secdede 10 kere, -Secdeden doğrulunca 10 kere, -İkinci secde de 10 kere, okunur.

Böylece birinci rekat namaz kılınmış olur. Tesbih namazında ikinci rekata kalkılınca Fâtiha-i şerîfeden önce yine 15 kere, diğer yerlerde de, tarif edildiği gibi 10'ar kere okunarak 4 rek'at tamamlanır. Mevlid Kandili tesbih namazının diğer tarafları aynen diğer namazlarda olduğu gibidir. Fark sadece okunan tesbihlerdir. İkinci rekate oturulduğunda, "Et-tehiyyâtü..." den sonra, "Allâhümme salli..." ve "Allâhümme bârik...", üçüncü rekat için ayağa kalkıldığında da "Sübhâneke..." okunacaktır. Hatm-i Enbiya bir çeşit tesbihat tır.

Hatm-i Enbiya mübarek gün veya gecelerde, salih kullar,alimler ve tüm müslümanlar tarafından yapılmış ve önemle tavsiye edilmiştir. Hatm-i Enbiya, Hz. Adem (as), Hz. Eyyûb(as) ve Hz. Yûnus (as) okudukları dualardan ve Kur'an'da geçen dualar oluşmaktadır.

Hatm-i Enbiya, şöyle okunur: Önce Eûzü Besmele ile bir "Fatiha" suresive üç "İhlas" suresi okunarak Sevabı, başta Peygamber Efendimize (s.a.v) ve bütün peygamberlerin, ashabın, evliyanın ve meşâyih-i kiramın, din büyüklerinin, salih olan bütün ümmeti Muhammedin ruhlarına bağışlanır.

Sonrasında: 100 adet Salevât-ı Şerife Getirilir. "Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed"

500 adet Hz. Âdem Aleyhisselâm'ın şu duası okunur: "Rabbenâ Zalemna enfüsenâ ve inlem tağfirlenâ ve terhamnâ lenekûnenne minelhâsirîn".

Tekrar 100 adet yine Salevat-ı Şerife getirilir. 500 adet Hz.Eyyûb Aleyhisselâm'ın şu duası okunur. "Rabbi inni messeniyaddurru ve ente erhamürrahimîn"

Sonra Tekrar 100 defa Salevat-ı Şerife getirilir. 500 adet Hz. Yunus (Aleyhisselamın) şu duası okunur. "Lâ İlâhe illâ ente Sübhâneke inni küntü minezzalimîn.

Sonra Tekrar 100 defa Salevat-ı Şerife getirilir. 500 adet şu dua okunur, "Lâ havle ve lâ kuvete illâ billâhil'Aliyyil'Azîm."

Sonra Tekrar 100 defa Salevat-ı Şerife getirilir.

Hatm-i Enbiyâ'da 500'er adet olmak üzere 4 duâ okunmaktadır ve aralarda ise salavat'ı şerifler getirilmektedir. Bu duaların birincisi Hz. Âdem (a.s.)'in, ikincisi Hz. Eyyüb (a.s.)'ün, üçüncüsü Hz. Yunus (a.s.)'un duasıdır.

Bu tertibi bitirince Cenab-ı Hakk'a duâ ve niyazda bulunulur. MEVLİD KANDİLİ DUASI Euzu Billahi Mineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim اَلْحَمْدِللهِ رَبِّ الْعَالمِينَ. وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلىَ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلىَ آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ Allahümme Salli âlâ Seyyidina Muhammedin ve âlâ Âli seyyidina Muhammed (Allahım peygamberimiz Hz.Muhammed'e ve aline evladu iyaline salatu selam ve esenlikler eyle )

Ey talihsizlerin sığınağı, Ey âcizlerin güç kaynağı, Ey dertlilerin tabibi, Ey yolda kalmışların yol göstereni!, Ey çaresizler çaresi! ve Ey her duada bulunana icabet eden ululuk tahtının Sultanı! İçinde bulunduğumuz bu Mevlid Kandili Gecesi hürmetine bizleri affeyle Ya Rabbi!

Ya İlahel Alemin İlk yarattığın nur Efendimiz'in nuruydu. Sen O'nu var etmeden evvel gündüzün geceden, baharın da kıştan farkı yoktu, İyilikler, kötülüklerle iç içe; akıl nefse yenik, ruh da bedenin esiri idi. O Güzeller Güzeli. Varlığın sırrını keşfedip akla yüksek hedefler gösterdi düşünceye kapılar açıp insanın ebedlere namzet olduğunu âlemşümul bir dille haykırdı. Böyle bir elçiyi insanlığa bahşetmenden ve sayısız nice nimetlerinden ötürü sana sonsuz hamd ü senalar olsun.

Ya Rabbi! Güç ve kuvvet ancak kendisine has olan yüce ve büyük Allâh'ım! Mahlûkatın adedince, Zatının rızası, Arşının ağırlığı ve kelimelerinin toplamınca, Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V) ve O'nun ehli ve ashabı üzerine salât ü selamla bir kere daha yâdederek huzûr-u İlahi'de el açıp yakarıyoruz

Ey her şeye hayat bahşeden Allahım Bütün insanlık, hatta bütün bir varlık âleminin bayramı sayılan mübarek günleri vardır. Bir gün daha vardır ki, O da Allah Rasûlü'nün dünyayı teşrif buyurarak tenezzülen aramıza girip bizi şereflendirdiği kutlu zamandır. Bizler şimdi o anı yaşıyoruz. Rahmet-i Rahmanın galeyana geldiğine inandığımız bu kutlu zaman diliminde, Mevlid Kandilinin bizim için hakiki bayram olması ümidiyle, ümmet-i Muhammedin hal-i pürmelali açısından bayram hediyesine en muhtaç birer yetim olduğumuz mülahazasıyla, Şefkat Peygamberi'nin ruhaniyetine sığınarak, senden yeniden bir kere daha diriliş istiyoruz

Ya Rabbi. Ey her şeye gücü yeten Allahım Efendimiz'i düşünmekle hayatın hiç kimseye nasip olmayan tadını ve varlığın bitmeyen zevkli maceralarını duyarız. Duyarız imanın yenilmez gücünü, Duyarız Müslümanlığın kahramanlık olduğunu, Duyarız doğruluğun paha biçilmez kıymetler ihtiva ettiğini, Duyarız iffet ve ismetin, meleklerinkine denk insan tabiatının bir buudu haline geldiğini. Nolur bu ve benzeri nice güzellikleri daha derince ve engince Bütün insanların ruhlarına duyur Ya Rabbi!

Ya Rabbel Alemin O'nun terbiyesi, onun üslûbu ve onun sistemiyle yetişmiş olan nesillerin imanları izân ufkuna erişiyor, muhabbetleri çağlayanlara dönüşüyor. Efendimiz'i bu ölçüde duyup sevmeleri münasebetiyle her an daha da şahlanıyor ve O kutlunun arkasında bulunma sevinciyle adeta yeni bir asr-ı saadet yaşanıyor. Sen dünyamıza yeniden bir huzur çağı ve gül devri yaşat Ya Rabbi!

Ey yüceler yücesi Allahım Yüzümüz yok, hicap içindeyiz; Efendimiz'in senin katındaki nazının geçerliliğine de ümitlerimiz tam. Keşke ne seviyede olursa olsun Efendimiz'den hiç uzaklaşmasaydık; ondan gelen ışıklardan ve ruhlarımıza boşalan mânâlardan hiç mahrum kalmasaydık.. Ve onu o inandırıcı çehresiyle içlerimizde hep taptaze ve dipdiri duyabilseydik!.. Sen bizleri kendi uzaklıklarını aşabilen hak ve hakikatleri de bütün derinlikleriyle duyabilenlerden eyle

Ya Rabbi! Ya İlahel Alemin O Güzeller Güzeli Sevgiliyi, bir kere daha misafirimiz eyle.. tahtını sinelerimize kur gönüllerimizdeki karanlıkları kov, bütün benliğimize ruhunun ilhamlarını duyur ve bize yeniden diriliş yollarını göster

Ya Rabbi İnananları karanlıklardan aydınlığa çıkaran Allahım. Her gün biraz daha azgınlaşan şu zulmetleri o kutlunun ışığıyla dağıtıver herkesi inleten zulüm ve adaletsizlik ateşini söndürüver. Her şekliyle kine, nefrete, düşmanlığa kilitlenmiş şu zavallı ruhların boyunlarındaki zincirleri çözüver Sevgiye, merhamete, şefkate hasret giden sinelerimizi muhabbetle, hoşgörüyle coşturuver. Ruhlarımızı aklın aydınlığı, gönüllerimizi de mantık ve muhakeme enginliğiyle buluşturuver. Ve bizi kendi içimizdeki hicran ve hasretlerimizden kurtarıver ya Rabbi!

Ey merhameti bol olan Allahım! Şefkati, adaletini aşkın Gönüller Sultanı'nı unuttuğumuzun ve saygısızlıkta bulunduğumuzun farkındayız. Biliyoruz ki o Rahmet Nebisi incinse de küsmedi, Vefasızlık görsede alakayı kesmedi. Başını yaranlar, dişini kıranlar karşısında bile ellerini açıp dua dua yalvardı. Katiyen lanette bulunmadı. Lanet ve bedduaya âmin de demedi. Sinesini, Ebû Cehil'leri bile ümitlendirecek ölçüde açabildiği kadar açtı ve her sözünü, her davranışını senin rahmetinin enginliğine bağladı. Sen bizleri onun o engin merhametinden istifade eden ve şefaatine de nâil olanlardan eyle ey Rabbi!

Ey ihsanları sonsuz olan Allahım Düşe-kalka olsa da hep Efendimiz'in izinde yürüme gayretindeyiz. Nolur bizi bir kere daha sevindir. Sevindir ki; bağının taptaze fidanlarıyla adını âleme tam duyuracak demdeyiz. Bu dünya ışığa hasret gidiyor. Bizler o kırık azimlerimiz ve o çatlamış ümitlerimizle, yolların hakkını veremesek de hep yollardayız. Sadece hislerimizle de olsa, aradığımız hep senin habibin; Nolur gönüllerimiz bir kere daha onunla dolsun, ufuklarımızı saran şu upuzun geceler yerlerini gündüzlere bıraksın ve viladeti bizim hakiki bayramımız olsun..

Ey yapılan dualara cevap veren Allâhım Sana itaat edilir Sen karşılığını veririsin; Sana isyan edilir, sen bağışlar ve affedersin, Darda kalanlara icabet edersin, Zararı sıkıntıyı ortadan kaldırırsın Hastalara şifa, dertlilere deva verirsin. Günahları bağışlar, tövbeleri kabul edersin. Sen bizlerin dualarını kabul buyur ya Rabbi!

Allâhım Acizlikten, üzüntüden, tasadan, kederden, Korkaklıktan, kabir azâbından, cehennem ateşinden sana sığınırız. Bizleri kötülükten ve kötülerin şerrinden emin eyle ya Rabbi! Ey Yüceler Yücesi! Bize karşı düşmanlık duygularıyla oturup kalkanların kalblerini yumuşatmak murad ediyorsan, bize ve gönüllüler hareketine karşı onların kalblerini yumuşat ve sinelerini daimî bir sevgiyle doldur! Ya Rabbi!

Ey kalbleri evirip çeviren Sultanlar Sultanı! Bizim kalblerimizi de, onların kalblerini de sevdiğin ve hoşnut olduğun güzelliklere çevir! Ya Rabbi! Allahım Sen bizlere bizi aşan istidat ve kabiliyetler ver ve lutfedeceğin bu kabiliyetleri Senin rızan yolunda kullanmayı bizlere nasip eyle ya Rabbi! Allahım Sen bizlere peygamberleri donattığın sıfatları lutfet lakin biz lutfedeceğin bu sıfatları tefahur vesilesi yapmayalım ve hep kendimizi sıfır görelim ya Rabbi!

Allahım Cümlemize vicdan genişliği lutfet, Kalplerimize inşirah bahşet, Bizleri kollektif şuura sahip kullarından kıl, Ve bizleri müttakilere rehber eyle ya Rabbi!

Ey yüceler yücesi olan Allahım Biz ümmeti Muhammedin dağınıklığını gider. Bize ve ülkemize birlik ve dirlik ver. Bütün dünyaya da huzur ve barış nasibeyle.. Kalplerimizi birbirene ısındır ve Bizleri birbirimize sevdir Dünyanın dört bir tarafında hizmet eden kardeşlerimizi, bizlerle beraber ihlas-ı etemme muvaffak kıl ya Rabbi!

Allâh'ım! Efendimiz Hz. Muhammed (sav)in Sen'den istediği her türlü hayrı Sen'den istiyor, yine Peygamber Efendimizin sana sığındığı her türlü şerden de sana sığınıyoruz.

Yâ Erhamerrâhimîn ve Yâ Ekremelekremîn! Bizim, anne-baba ve ecdadımızın, bize rehberlik ve kılavuzluk yapan büyüklerimizin, bir harf bile olsa kendilerinden istifade ettiğimiz hocalarımızın, sevdiklerimizin, sevenlerimizin, içinde neşet ettiğimiz beldedeki insanların, Milletimiz fertlerinin, Kadın-erkek inanan bütün arkadaşlarımızın, Dostlarımızın, kardeşlerimizin.. Bize karşı hep civanmertçe davrananların.. hayır dualarında unutmayıp her zaman bizi de yâd edenlerin.. Üzerimizde hakkı bulunan kimselerin.. Kıymetli nasihatleriyle bize bekâ desenli sâlihatın yollarını gösterenlerin... Ve bütün ümmet-i Muhammedin Günahlarını bağışla! Ya Rabbi! Allahım! Duamızın sonunda Sana olan minnet ve şükran hislerimizi bir kere daha tekrarlıyor, Resûl-ü zîşânı, âlini, ashabını bir kez daha salavâtlarla anıyor ve dualarımızı kabul buyurmanı istirham ediyoruz. Ne olur, bizlerin dualarına icabet buyur ya Rabbi!

Amin ve selamün alel murselin vel hamdü lillahi Rabbil-alemin




dulalar, mevlid kandilinde hangi dualar sureler okunur, mevlid kandilinde okunacak dualar, mevlid kandilinde gecesi hangi dualar okunur, tesbih namazı duaları, tesbih namazı nasıl kılınır, 

MEHMET ZAHİD KOTKU HZ.

1 Kasım 2018 Perşembe / No Comments
mehmet zahid kotku kimdir, mehmet zahid kotku hayatı, mehmet zahid kotku eserleri, mehmet zahid kotku hazretleri kime el verdi, mehmet zahid kotku kitapları,


MEHMET ZAHİD KOTKU KİMDİR?

Gümüşhânevî Dergâhı şeyhi Mustafa Feyzi Efendinin önde gelen talebelerinden. İsmi Mehmed Zâhid, soyismi Kotku`dur. Hoca Efendi lakabıyla da tanınmıştır. Babası İbrâhim Efendi, annesi Sâbire Hanımdır. 1897 (H.1315) senesinde Bursa`da doğdu. 1980 (H.1401) senesinde İstanbul`da vefât etti. Kabri, Süleymâniye Câmii hazîresindedir.

Âilesi Şirvân`a bağlı, eski bir hanlık merkezi olan Nuha`dandır. Kafkasya`da bir dağ eteğinde bulunan ve ipekçiliği ile meşhûr olan bu yöreden Osmanlı-Rus Harbi sırasında Anadolu`ya gelen âilesi, Bursa`ya yerleşti. Babası İbrâhim Efendi, Bursa Hamzabey Medresesinde tahsîlini tamamlayıp, çeşitli câmi ve mescidlerde imâmlık yaptı. Bu sırada Bursa Kaleiçi Filiböz Mahallesi Türkmenzâde Çıkmazındaki evlerinde Mehmed Zâhid Efendi dünyâya geldi.Mehmed Zâhid Efendi üç yaşındayken annesi Sâbire Hanım vefât etti. Babası İbrâhim Efendi,Dağıstan muhâcirlerinden Fâtıma Hanımla ikinci evliliğini yaptı.

Mehmed Zâhid Efendi ilk tahsîlini Bursa Oruçbey İbtidâîsinde yaptı. Orta öğrenimini ise Maksem İdâdîsi ve Bursa Sanâyi-i Nefîse Mektebinde gördü. O sıralarda patlak veren Birinci Dünyâ Harbi sebebiyle on sekiz yaşındayken askere çağırıldı. Senelerce askerlik yaptı. Çok tehlikeli günler geçirdi.Hastalıklar atlattı. Ordunun Suriye`den çekilmesi üzerine binbir güçlükle İstanbul`a dönebildi. Yirmi beşinci Kıt`a Şûbe Yazıcılığı vazîfesiyle askerliğe devâm etti. Askerlik vazîfesi sebebiyle İstanbul`da kaldığı müddet içinde çeşitli dînî toplantılara, özel derslere ve câmilerdeki vâzlara devâm etti. Bilhassa Seydişehirli Abdullah Feyzi Efendinin sohbetlerine devâm etti.

Bir Cumâ namazını Ayasofya Câmiinde kıldıktan sonra, Vilâyet karşısındaki Fatma Sultan Câmii yanında bulunan Gümüşhânevî Dergâhına gitti. Dağıstanlı Şeyh Ömer Ziyâüddîn Efendiye intisâb edip, talebe oldu. Onun sohbet ve derslerinde bulunarak tasavvuf yolunda ilerledi. Ömer Ziyâüddîn Efendinin vefâtı üzerine, yerine geçen Tekirdağlı Mustafa Feyzi Efendinin sohbetlerine devâm etti. Tasavvuf yolundaki vazîfesini tamamlayıp, hilâfet aldı. Râmûzü`l-Ehâdîs, Hizb-i A`zam, Delâil-i Hayrât ve Kasîde-i Bürde okutmak üzere icâzet, diploma aldı. Bu arada Bâyezîd, Fâtih ve Ayasofya Câmii ve medreselerindeki derslere devâm etti. Bu sırada hâfızlığını tamamladı.Ayrıca Hacı Hasîb Efendiden kırâat ilmi ve fıkıh icâzeti aldı. Hocasının işâreti üzerine çeşitli kasaba ve köylere giderek İmâm-Hatiplik yaptı ve insanlara İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlattı.

Tekke ve zâviyelerin kapatılmasından sonra Bursa`ya dönen Mehmed Zâhid Efendi, 1929 senesinde babası İbrâhim Efendinin vefâtından sonra onun yerine Bursa`nın İzvat köyünde İmâm-Hatiplik vazîfesine başladı. On beş yıl kadar süren bu vazîfeden sonra, Bursa il merkezindeki Üftâde Câmii Şerîfi İmâm-Hatipliğine tâyin edildi. Kaleiçi`ndeki baba evine yerleşti. 1945-1952 yılları arasında buradaki vazîfesine devâm etti. 1952 senesi Aralık ayındaGümüşhânevî Dergâhı postnîşini ve eski dergâh arkadaşı Kazanlı Abdülazîz Bekkîne`nin vefâtı üzerine talebelerinin ve sevenlerinin ısrarlı dâvetleriyle İstanbul`a taşındı. Fâtih Zeyrek`teki Çivizâde Câmii İmâm-Hatipliğine tâyin edildi. Bir ara yine Zeyrek`teki Ümmügülsüm Mescidinde İmâm-Hatiplik yaptı.Ekim 1958 târihinde Fâtih İskenderpaşa Câmiine naklolunarak vefâtına kadar bu vazîfede kaldı.

Gerek Bursa`da gerekse İstanbul`da bulunduğu sırada etrâfında toplananlara vâz ve nasîhat ederek yol göstermeye çalıştı. Pazar günleri ikindi namazlarını tâkiben devamlı ders verirdi. Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî hazretlerinin derlediği Râmûzü`l-Ehâdis isimli hadîs-i şerîf kitabını okuyup açıklardı. Selâmlaşmanın önemiyle ilgili; “Selâmı yayınız.” hadîs-i şerîfini açıklarken: “Selâm sâdece iyi dilek ve temennîlerin sözle ifâde edilmesinden ibâret kuru bir görev değildir. Gerçekte selâm, yolda karşılaştığımız bir kardeşimizin ihtiyâcının var olup olmadığını, varsa bizimle giderilebilecek bir tarafının bulunup bulunmadığını, öğrenip elimizden geleni yaptıktan sonra yola devâm edip gitmektir.” buyurdu.

Müslümanların birlik ve berâberlik içinde bulunmaları gerektiğini açıklarken de şöyle buyurdu: “Görmez misin ki, yağmur ne kadar çok yağarsa yağsın, tânecikleri hemen birleşir, toplanırlar. Derken dereler, nehirler meydana gelir. Netîcede bunlar barajları doldurur. Enerji santrallerini işletir, arâziyi sular, şehirlerin elektriğini temin ederler. Bu nîmet sâyesinde insanlar rahata kavuşur, işleri kolaylaşır. Bu ne büyük bahtiyarlıktır. Bundan ibret almalı, birlik ve berâberliğimizi temine çalışmalıyız. Tek tek hareket edersek, hepimiz helâk oluruz. Ne kadar dindâr olursan ol, birlik ve berâberliği her işin üstünde tutmadıkça, herkes kendi başına buyruk hareket ettikçe bir yere varılmaz.” diyerek müslümanların her iş ve hareketlerinde tek yürek, tek kuvvet olması gerektiğine işâret etti.

Son yıllarını rahatsızlıklar içinde geçiren Mehmed Zâhid Efendi, şiddetli ağrılarına rağmen sohbetlerine devâm etti. 1979 senesi yazında uzunca bir süre kalmak niyetiyle gittiği Hicaz`dan 1980 senesi Şubat ayında ağır hasta olarak döndü. Mart 1980`de ameliyat edildi. Ameliyattan sonra tedrici olarak düzeldi. Hattâ 1980 Ramazan orucunu aksatmadan tuttu. Terâvih namazını hatimle kılıp, vâzlarına devâm etti.Hac mevsimi gelince, hac vazîfesini yerine getirmek üzere mübârek topraklara gitti. Fakat hastalığı tekrar nüksetti. Hac vazîfesini güçlükle îfâ edip, sevgili Peygamberimizin kabr-i şerîfini ziyâret ettikten sonra Kasım 1980`de ağır hasta olarak İstanbul`a döndü. Dönüşünden bir hafta sonra 13 Kasım 1980 (Muharrem 1401) Perşembe günü öğleye yakın vefât etti. Cenâzesi 14 Kasım Cumâ günü İstanbul Süleymâniye Câmiinde Hacı Mahmûd Efendi tarafından kıldırılan cenâze namazından sonra, İstanbul Süleymâniye Câmii hazîresinde hocalarının yanına defnedildi. Kabri sevenleri tarafından ziyâret edilmektedir.

Mehmed Zâhid Efendi; güler yüzlü, sevimli bir zâttı. Mütevâzî, azîm sâhibi, hiç kimsenin gönlünü kırmamaya önem verirdi. Tanıdığına, tanımadığına selâm verir, güler yüz gösterir, gönüllerini alırdı. Hâfızası kuvvetli, konuşması samîmî idi. Çoğu zaman halk telaffuzu ile konuşur, karşısındakine konuşma fırsatı verirdi. Kimseden doğrudan doğruya bir şeyi istemez, kapalı sözlerle ifâde ederdi. Anlaşılmazsa sabrederdi. Hiçbir zaman şeyhlik tavrı takınmaz, kendisini ve makâmını büyük bir mahâret ve tevâzû ile gizlerdi. Gece ve sabah ibâdetlerine riâyet eder, talebelerini de buna teşvik ederdi.

ESERLERİ

Ömrünü hizmete adayan Mehmet Zahid Kotku Hazretleri, bugün de insanlığın önünü aydınlatmaya devam eden çok sayıda eser verdi. Bunlar; Tasavvufî Ahlâk (5 cild), Cennet Yolları, Mü’minlere Vaazlar (2 cild), Ehl-i Sünnet Akaidi, Ana Baba Hakları, Hadislerle Nasihatlar (2 cild), Nefsin Terbiyesi, Tezkiretül-Evliyâ Tercümesi, Risâle-i Hàlidiyye Tercümesi, Evrâd-ı Şerif, Faydalı Dualar ve 32 Farz Mecmuası, Yemek Adâbı. Ayrıca Hocaefendi’nin konuşmaları derlenerek de Zikrullahın Faydaları, Özel Sohbetler, Peygamber Efendimiz, Tenbihler gibi kitaplar hazırlanmıştır.


Bu yazı, mehmet zahid kotku kimdir, mehmet zahid kotku hayatı, mehmet zahid kotku eserleri, mehmet zahid kotku hazretleri kime el verdi, mehmet zahid kotku kitapları, ile ilgilidir.