Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

GEÇMİŞ GELECEK SÖZLERİ

20 Aralık 2019 Cuma / No Comments
anılar,gelecek ile ilgili sözler, geçmiş günler, geçmiş ile ilgili sözler, geçmiş zaman, geleceğimizin teminatı, gerçek dost kimdir, ölüm, resimli mesajlar, toprak, geçmiş gelecek sözleri, vefa nedir,

GELECEĞİMİZ

Biri sizi geleceğinize görmüyorsa,
Onu geçmişinize bırakma zamanı
gelmiş demektir...
Çünkü hiçbir kimse vazgeçilmez değildir.
Toprağın altı vazgeçilmezlerle doludur.

*
geçmiş gelecek sözleri, geçmiş günler, geçmiş ile ilgili sözler, geçmiş zaman, geleceğimizin teminatı, gelecek ile ilgili sözler, gerçek dost kimdir, ölüm, resimli mesajlar, toprak, vefa nedir, 
GEÇMİŞ VE GELECEK İLE İLGİLİ SÖZLER

Soru: Geleceği nasıl seziyorum? 
Cevap: Şimdinin işaretleri sayesinde. 

Gizin kökü şimdidedir; şimdiye dikkat edecek olursan, onu iyileştirebilirsin. Ve şimdiyi iyileştirebilirsen, daha sonra gelecek olan da iyi olacaktır.

Paulo Coelho
*
Zor zamanlar geçiriyorsanız, sevdiklerinizi kaybetmekten dolayı acı çekiyor ya da gelecekten korkuyorsanız, hayatın sadece şimdiki zamandan mevcut olduğunu aklınızdan çıkarmayın; tüm düşünce ve hatıralarınızı şimdiki zamana yöneltin. Böyle yaptığınız takdirde, geçmişe ait tüm acılarınız, geleceğe dair tüm endişeleriniz yok olur gider, mutluluğu ve özgürlüğü duyumsarsınız.

Tolstoy
*
Yakınındakileri mutlu et, uzaktakiler gelecektir.

Çin Atasözü
*
Gül biraz; bunca keder, bunca göz yaşı dinsin,

Gül biraz; şu gökkubbe kahkahanı işitsin.

Her gidenin ardından koşmaya değmez hayat,

Gelecekleri bekle, gidecek varsın gitsin.

Ümit Yaşar Oğuzcan
*
Gelecek; güçsüzler için ulaşılmaz, korkaklar için bilinmezlik, cesurlar için ise şanstır.

Victor Hugo
*
Gelecek, bugün ne yaptığınıza göre şekillenir.

Gandhi
*
Geleceği merak etme, nasıl olsa gelecek. Ama geçecek olanı iyi düşün, çünkü aklından silinmeyecek 

Balzac
*
Atalarınızı değiştiremezsiniz; fakat torunlarınızla ilgili olarak bir şeyler yapabilirsiniz.

Wes Izzard
*
Geçmişini sadece özlemek istemiyorsan ayak izlerini kaybetmemelisin. Gelecek senin notlarındır, geçmişse sınavın.

Abraham Lincoln
*
Zaman ileriye doğru akıp gittiği sürece, büyülendiğimiz “gelecek” el değmemiş “geçmiş”ten başka bir şey değildir.

Serdar Özkan
*
Benim bütün ilgim gelecektedir; çünkü hayatımın geri kalanını orada geçireceğim.

Charles Kettering
*
Nereye gidiyorsun? Sanıyor musun ki gelecekte bir yerde varılacak bir hedef var? Hayat zaten burada! Ne diye geleceği bekleyesin ki? Niye her şeyi geleceğe erteleyesin? Ertelemek intihar etmektir.

Osho
*
Zavallı gelecek! İnsanlar ona öyle çok umut besliyorlar ki, gerçekleştiğinde bütün çekiciliğini yitiriyor!

Maksim Gorki
*
Yarınlar, yorgun ve bezgin kimselere değil, rahatını terk edebilen gayretli insanlara aittir.

Cicero
*
Gelecek için umut taşımak, birilerine patronluk taslamaktan daha iyi bir örnek olmanızı sağlar.

Nelson Mandela
*
Evlilik geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecektir. Birçok kadın ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik geçirmiştir ya da evli olmadığı için acı çekiyordur.

Simone De Beauvoir
*
İnsanlar ve toplumlar gelecekleri ile ilgilenmezlerse, üzüntü ve kayıpları büyük olur.

Konfüçyus
*
Gelecek su gibidir. Bütün hareketlerimiz suyu dalgalandırıp yansımasını değiştirir.

Jeaniene Frost
*
Birlikte geçireceğimiz bir gelecekten neden söz ediyorsun Milena? Olmayacağını bildiğin için mi?

Franz Kafka
*
Bugünün değerini anlamadan yarını bekleyen bu insanlar, dünün geçtiğini ve yarının belki de hiç gelmeyeceğini düşünemiyorlar.

Douglas Burton
*
Eğer başkalarının gelecekle ilgili olumsuz beklentilerini kabullenirseniz, kendinizle ilgili sonucu asla değiştiremezsiniz.

Michael Jordan
*
Kaderimizi belirleyen seçtiklerimiz değil, aslında vazgeçtiklerimizdir. Vazgeçmen gerekenden hele bir vazgeç… Yerine gelecek olan seni bulacaktır zaten.

Burak Özdemir
*
Geçmişten çok geleceği düşünmeliyiz; çünkü bundan sonra orada yaşayacağız.

Jackson Brown
*
Çoğu insan bugünü yaşamaz. Gelecek onları yiyip bitirir. Oysa geleceği yaratan bugünü nasıl yaşadığımızdır. Her gün yeni bir hayat için fırsattır çünkü her gün hayatınızın dönüm noktasında durursunuz.

Rhonda Byrne
*
Gelecek yüzyıl güçlü liderlerin değil, güçlendiren liderlerin yüzyılı olacaktır.

Bill Gates
*
Hiçbir zaman geçmişi ele alarak, geleceği planlayamazsın.

Edmund Burke
*
Yalnız geçmişine değer veren insanın, gelecek beklemeye hiçbir hakkı kalmaz.

Oscar Wilde
*
İnsan zekayla ödüllendirilmiştir. O, kendi kendini bilen bir yaşamdır; kendisinin diğer insanların, geçmişinin ve gelecekte onu bekleyen olasılıkların farkındadır.

Erich Fromm
*
Geleceği satın alabilecek tek şey, bu gündür.

Samuel Johnson
*
İnsan yalnız kalır da gözlerini gelecek zamana kaparsa, rüyasında ebediyetin korkunç uçurumu açılır önünde.

Miguel De Unamuno
*
Geçmişi değiştiremezsin; ama gelecek daha elinin içindedir.

Hugh White
*
Fikrinizi her zaman değiştirebilirsiniz. Ancak şunu unutmayın; farklı bir gelecek seçmek, farklı bir geçmiş yaratmakla mümkündür.

Richard Bach
*
Geçmiş üç H – hafıza, hüzün ve haksızlık – demek bizim için. Gelecek ise başarının süslemeleriyle bezenmiş bir sığınak, daha önce hiç sahip olmadığın bir emniyet duygusu, çoğunluğa katılma, normalleşme arzusu.

Elif Şafak
*
Değiştiremeyeceğiniz bir geçmiş geride dururken, biçimlendirip sahip olabileceğimiz bir gelecek bizi bekliyor.

W. Robertson
*
Gelecek, geçmişin merhametine kalmıştır ve insan, ikisinin arasında bir kurbandır.

Hakan Günday
*
Geleceğin en iyi yanı, her günün teker teker gelmesidir.

Abraham Lincoln
*
Gelecek korkusu, insana başının üzerindeki çatının her an yıkılabileceği, açıkta veya çatının altında kalabileceği hissini yaşatır.

Naşide Gökbudak
*
Üzüntülüyseniz, ‘geçmişte’; endişeliyseniz, ‘gelecekte’ ve huzur içindeyseniz, ‘şimdiki zamanda’ yaşıyorsunuz demektir.

Lao Tzu
*
Ne kadar geriye bakarsanız, o kadar ileriyi görebilirsiniz.

William Churchill
*
Mazinin önünde şapkamızı çıkarıp eğilelim, istikbalin karşısında kollarımızı sıvayalım.

William Churchill
*
anılar,gelecek ile ilgili sözler, geçmiş günler, geçmiş ile ilgili sözler, geçmiş zaman, geleceğimizin teminatı, gerçek dost kimdir, ölüm, resimli mesajlar, toprak, geçmiş gelecek sözleri, vefa nedir, 

OLGUN İNSANIN ÖZELLİKLERİ

/ No Comments
dostoyevski, insan nasıl olgunlaşır, olgun insan kimdir, olgun insan nedir, olgun insanın özellikleri, olgun insanın vasıfları, Olgunlaşmak nedir, resimli mesajlar, suç ve ceza,

Olgunlaşmak;
Hiç bir şeye şaşırmamaktır. 

Dostoyevski

*
dostoyevski, insan nasıl olgunlaşır, olgun insan kimdir, olgun insan nedir, olgun insanın özellikleri, olgun insanın vasıfları, Olgunlaşmak nedir, resimli mesajlar, suç ve ceza, altın sözler
OLGUN İNSANIN ÖZELLİKLERİ

1-Hayatın her yönünü severler, şikayet etmekle ya da olayların daha değişik olmasını istemekle vakit kaybetmezler.

2-Bağımsızlıklarına çok düşkündürler.

3-Sevgi anlayıştan, sevdiklerine hiçbir şeyi zorla kabul ettirmemeyi gerektirir.

4-Onay arama ihtiyaçları yoktur, övgü ve ödül talep etmezler.

5-Çok net ve dürüst konuşurlar, çünkü vermek istedikleri mesajları başkalarını memnun etmek için dikkatli kelimeler arkasına gizlemezler.

6-Gülmeyi ve yeri gelince başkalarını güldürmeyi iyi bilirler.

7-Kendilerini ve hayatı şikayet etmeden kabullenirler. Maddi ve manevi benliklerini sahteliklerle gizlemezler.

8-Fıtri ve tabidirler, başkalarına eğlenceli gelmeyen şeylerden zevk alma yetenekleri vardır. Gün batımını izlemek ya da kırlarda küçük bir gezinti yapabilmek, yaralı bir kediyi veterinere götürmek onlar için mükemmel bir-şeydir.

9-Başkalarını çok iyi anlarlar, şaşırıp şok olmazlar.

10-Gereksiz kavgalarda asla taraf olmazlar.

11-Hastalık hastası değildirler.

12-Dürüsttürler; yalan söylemezler, olayları çarpıtmazlar.

13-İnsanlar hakkında konuşmaz, insanlarla konuşurlar.

14-Titizlik ya da düzenlilik gibi dertleri yoktur, verimli yaşamaya bakarlar. Organizasyon nevrozundan bağımsız olduklarından kâşiftirler aynı zamanda…

15-Bu insanların müthiş enerjileri vardır, enerjileri hayatı ve hayattaki faaliyetleri sevmelerinin sonucudur.

16-Şiddetli bir merak duygusuna sahiptirler. Hep araştırır, hayatlarının her anım kavramak isterler. Her insan, varlık ve olay daha çok öğrenmek için bir fırsattır.

17-Başarısız olmaktan korkmazlar, hatta onu sevinçle kabul ederler. Bu insanlar kendilerine zarar verecek duygulan yok etme ve kendilerine verdikleri değeri artıracak olanları doya doya yaşama yeteneğine sahiptirler.

18-Asla kendilerini savunma ihtiyaçları duymazlar. Basitçe “Her şey yolunda, biz yalnızca farklıyız. Anlaşmak zorunda değiliz!” derler. Bir tartışmayı kazanma ve muhatabı yanlışlığına ikna etme ihtiyacı duymadan hemen orada keserler.

19-Değerleri dar değildir; bu yüzden insan kazanmaya çalışırlar, kaybetmeye değil.

20-Kimseyi putlaştırmazlar. Herkesi insan olarak görür, hiç kimseyi insanüstü konuma getirmezler.

21-Başkalarının yeteneksizliği sebebiyle kazanmak yerine, zaferi kendi gayretleriyle elde etmeyi yeğlerler.

22-Onun bunun hatalarıyla ilgilenmezler, kendi değerlerini yaşayıp yaşatmaya çalışırlar.

23-Tökezleyip düştüklerinde tekrar ayağa kalkar ve sızlanmadan yaşamaya devam ederler.

24-Mutluluğu kovalamazlar, sadece yaşarlar ve mutluluk onları bulur. Cidden nadir bulunan insanlardır, onlar için her gün mükemmeldir.

dostoyevski, insan nasıl olgunlaşır, Olgunlaşmak nedir, resimli mesajlar, suç ve ceza, olgun insan nedir, olgun insan kimdir, olgun insanın özellikleri, olgun insanın vasıfları

POZİTİF HAYAT

/ No Comments
 hayatı güzelleştirmek, negatif düşünce, negatif zihin, olumsuzluklar, pozitif düşünce, resimli mesajlar, zen metodu nedir, pozitif düşüncenin yararları, mutlu yaşam, mutlu yaşamanın yolları

POZİTİF OLMAK

Negatif bir zihinle,
pozitif bir hayat yaşayamayız.
Hayat olumsuzlukları düşünerek zorlaşır.
Bardağın sürekli boş tarafına bakılmamalı.
Yaşadıklarımıza olumlu yönden bakabilmeliyiz.
Hayatımızı güzelleştirmek için;
Güzel bakmalı, güzel düşünmeli ve
Hayatımızdan lezzet almalıyız.

*
hayatı güzelleştirmek, mutlu yaşam, mutlu yaşamanın yolları, negatif düşünce, negatif zihin, olumsuzluklar, pozitif düşünce, pozitif düşüncenin yararları, resimli mesajlar, zen metodu nedir, 
POZİTİF DÜŞÜNCE VE YARARLARI

Bilinçaltınızı olumlu bir yapıya kavuşturmanın en etkili yolu, önce konuşmalarınızın içinde bulunan ve zararsız gibi görünen olumsuzluk taşıyan çok küçük ifadeleri çıkarıp atmaktır. Sonra da düşüncelerinizi kontrol altına alıp en küçük olumsuzluk düşüncesinden başlayarak büyük olumsuzluk düşüncesine doğru onların önce bilincine varıp vücuttaki ve yüzümüzdeki meydana getirdiği kasılmaları gevşetmek ve onları kaslarımız sayesinde vücudumuzdan akıp gitmesini sağlamaktır. Konuşmalarımızdaki kullandığımız olumsuz sözcükler ve bu sırada aklımızdan geçen olumsuz düşünceler tek başlarına zararsız bile görünseler, bir zaman sonra bilinçaltımızda son derece zararlı etkilere yol açarlar. Bilinçaltımız böylece olumsuz bir tutum alır. Kendi kendine devamlı olumlu sözler söyleyip telkinde bulunan insan zamanla bilinçaltının o yönde çalışmasını sağlar. Bu aynı jimnastik alıştırmaları gibidir. En kötü bir olayı dahi anlatırken ama iyi olacak deyip sonrada o kötü olayın nasıl iyi yanları.

ve etkileri olabileceğini düşünüp söyleyin. Hatta onları bir kağıda yazıp devamlı okuyun. Umut dolu, daima olumlu ve yapıcı eleştiri yapan, ileriye neşe ve ümitle bakan insanlarla ilişki kurun ve sizde öyle bir insan olun. Devamlı üzülen, olumsuz insanların bu huylarını değiştirmeye uğraşın. Bir insan nasıl düşünürse öyle yaşar. Üzüntü, sağlıksız ve yıkıcı bir zihinsel alışkanlık, bir hastalıktır. Üzüntü parça parça yok edilir. Bunun için önce küçük şeylere üzülmeyi bırakınız. Konuşmalarınızdan üzüntü ve korku belirten kelimeleri çıkarınız. “Ben yapamam” cümlesi bir hastalık belirtisidir. Daima ben başarırım, ben yaparım deyin. Günde 20 kez ben yaparım, ben başarırım diye tekrarlayın. İleride otomatik olarak böyle düşünmeye başlayacaksınız. “Ben yapamam’ı değiştirmenin bir başka yolu da kendinize ait bir teknik arayıp bulmanızdır. Eğer yokları düşünürseniz varlara ulaşamazsınız. Eğer gerçekçiyim diye övünüyorsanız ve gerçekçiliğiniz sizi karamsar yapıyorsa siz gerçekçi değil karamsarsınız. İyimser olan insanda beyin endorfin denilen bir hormon salgılar. Bu hormon insanin kendini daha iyi ve mutlu hissetmesini sağlar. Coşkulu yaşayın coşkuyu bulun ve coşku için dua edin kendinize”

MUTLU YAŞAM

Dünya ve kendinizle barışık olmak. Bu görkemli anda hiç bir şey canınızı sıkmaz ne insanlar ne dünya nede KENDİNİZ.

MUTLU YAŞAMIN YOLU

Sırasıyla yapılacaklar:

kendiyle birlikte olmaya boyun eğme
hedef ve istek
inanç
anahtar sözcük
Büyük ben’inize boyun eğin İsteyin hedefinizi gerçekten isteyin. Hedefinizi istemeyi sevin Bilinçaltınıza isteğinize hedefinize hiç kuşkunuz kalmayacak şekilde inanın. Ve uygun anahtarı seçip elektrik düğmesi gibi çalıştırın.

ZEN METODU

Bu yolla yapılacak meditasyonda sırayla şunlar yapılmalı:

Dizinizi bükerek veya da sandalyenin üzerinde dik olarak oturunuz
En azından 15 dakika boyunca içinizdeki nehire konsantre olunuz. Bütün kötü olumsuz duyguları korkuları içinizdeki nehire atıp akıp gitmesini sağlayınız. Bedensel olarak duyduğunuz duyumlar (karnın daveya gögsünüzde.) nehirden akıp gitsin Düşüncelerin gelip yanınızdan adeta bir tren gibi geçmesine yardımcı olun. Mümkünse hiç bir şey düşünmeyin. Hiçbir şeye karşı koymayın. Bütün kötü düşünceler sizi yalayıp gitsin. Akan suya baraj olmayın. Yollayın gitsin, aksın gönlünce. Duran su kokar, hastalık yapar. Bentleri kaldırın...
Bunu günün her anı yapmaya gayret ediniz. Kendinize karşı durmayın. Bunları yaparken uyuklamayın vücudunuzu bilinçli şekilde hissedin.
Vücudunuz sizin mutlu ve huzurlu yaşadığınız evinizdir.
Zen durumunda yakaladığınız uyumu SİZ dahil kimsenin bozmasına izin vermeyin. O UYUMU savunun.
Başka bir yol:
Rahat ve gevşemiş durumda sandalyeye oturun. Vücudunuzun her öğesinin varlığının bilincine varın. Ayak parmaklarınızdan kaslarınıza kadar vücudunuzun her parçasını gevşettin. Bunu yaparken “ayak parmaklarım gevşiyor, ayak bileklerim gevşiyor” diyerek her öğenin bilincine vararak her yerinizi gevşettin.
Zihninizi dalgalı bir su gibi düşünerek yavaş yavaş dalgaları dindirin. Dalgalar gittikçe azalsın, küçülsün ve suyun yüzeyi dümdüz olsun.
Sakinlik ve huzur veren kelimeleri söylemeye başlayın. Huzur, sakinlik, sessizlik, uyum, billur, hoş duygu, gibi bunları yaptığınızda ALFA durumuna geçmiş oldunuz.

BİRLİKTE

Bilinçli bilginiz; bildiğiniz, sözcüklerle anlatabildiğiniz her şeydir. Bilinç altı bilginiz ise sonsuzdur. Bilinçaltı bilginizin çok az bir kısmını hatırlayabilirsiniz, yüksek sesle ifade edebileceğiniz bölümünü. BU DÜNYADA NASIL MUTLU OLUNURURUN NASILIYIM BEN.

HAYATI KENDİNİZE ZEHİR ZİNDAN EDEN YİNE SİZSİNİZ

Acıyı kederi korkuyu kısacası BÖLÜNMEYİ nerede hissediyorsanız vücudunuzda, oradan özür dileyin. Özür diliyorum deyin; özür dileyin kendinizden. Ta ki acı ve kötü duygular kaybolana kadar. Ruhun aynı senin bebeğin gibidir; ona sevgi şefkat göstermeli, onu kollarına alıp korumalısın. Her deneyim belleğinizde depolanmıştır. Bunu bir deneyim fabrikası olarak adlandırabiliriz. Bu fabrikadaki makinelerin çoğu çalışmaz durumdadır. Fakat bu makinalar kullanılmaya kullanılmaya ihmal yüzünden paslanmış körlenmiş zor veya hiç çalışmaz durumdadır. Makineleri eski durumuna getirmek için bir çok deneme, zaman, inanç ve güven gerekecektir. Bu bellek fabrikanızı çalıştırma düğmesi BİRLİKTE kelimesidir. Ona yaptığı bütün işler için yirmi dört saat mesai yaptığı için teşekkür edin. Kendi kendinize cahilim, aptalım, şişmanım derken BEN kelimesini kullanın biz kelimesini kullanmayın GİZLİ BENİNİZİN olanaksızı gerçekleştirme deneyimine güvenin. Korkunun sebebi telaştır. KENDİNİZLE BİRLİKTE OLMADIĞINIZI kabul etmek zorundasınız. Bunu kabul edin ve ben kendimle birlikte değilim değin. Bilinçaltım DUYGULARIMI İRADEMI ve BİLİNÇSİZ DÜŞÜNCEMİ yönetir. Onu çalıştır ona çalışmadan önce ve çalıştırdıktan sonra gözü kapalı INANINIZ.

Dıştan gelen ve sizi yıpratan etkenler BÖLÜNMEYE sebep verir. Ama en zararlı bölünme kendi kendimize yarattığımız bölünmedir. Bölünmemek için kötüyü görme, duyma, konuşma. Bölünmenin sebepleri; acılar, kaygılar, korkular, aşırı duyarlılık, öfke, tartışma, tiksinme, tembellik, sorumluluktan kaçma, can sıkıntısı, pişmanlık, kararsızlık, unutkanlık, bir şeyi zamanında yapmamak.

Bir anda kendinizi cesaretli, kendine güvenir, kaygısız, hissettiğiniz anlar olmuştur. Sevinçli ve mutlusunuzdur. Sonra önemsiz, can sıkan bir olayı yada kişiyi düşünür yine canınızı sıkarsınız O güzelim duygular bir anda kaybolurlar. KIM dir sizi mutsuz eden? yine SİZ. Kendi kendinize yine BÖLÜNDÜNÜZ. Bir şeyi yapacağımızı söylüyorsak kendimizden BİZ diye bahsetmeliyiz. Ben diye bahsedersek sadece bilincimizden bahsetmiş oluruz. BEN bir şeyi yapacağım dersiniz. Eğer ben kullanırsanız sadece bilincinizi kastetmiş olursunuz. Aslında ESAS YAPICI BİLİNÇ ALTINIZDIR Bilinciniz değil. Bir şey yapmak isterseniz bilinç altınızdan yardım isteyin. Bilincinizle düşünebilirsiniz hissedebilirsiniz ama bilinçaltınızla isteyebilirsiniz. KENDİME SAYGILIM. KENDİME SAYGI DUYUYORUM.

Bilinçaltına sizden başka sı ulaşamaz onu duyamaz. Bilinçaltı kendini dünyada sizden başka sına anlatamaz. BİLİNÇALTIMLA DAYANIŞMA İÇİNDEYİM. GİDİP GELİN anahtar sözcüğü ile bilinçaltınızı düşünün. Bu sözcük size en iyi dostunuzu kazandıracaktır. Böylece bilinçaltınızla bilinciniz birbirine gidip gelecek ilk dostunuzu böyle kazanacaksınız. Bu sözcük dost kazanmada çok önemlidir. 28 kere birlikte şarkısını söyleyin. Ruhunuzu koşullandırın. Bilinçaltınıza TEŞEKKÜR EDİN. Anahtar sözcüklerle gizli fabrikanızın makinelerini çalıştırabilirsiniz. Bilinçli bir çaba veya yardım olmaksızın bilinç altınız

istediğiniz sonuçları GÖRÜNMEZ ve BİLİNMEZ yollardan elde etmenizi sağlayacaktır.

Akşam yatarken de SİZDEN VE SİZE YAPTIĞIM HATALAR İÇİN ÖZÜR DİLİYORUM BAĞIŞLAYINIZ BENİ YALVARIYORUM deyin.

Bilinçaltınıza şu soruları sorun

tam olarak ne istiyorum?
benim için en iyi şey nedir?
nasıl istiyorum?
Yalnızca bilinçaltımızı kullanarak yaptığımız şeylerde bir mükemmellik ve mükemmelliğe giden bir hal vardır. Bilincimiz ise devamlı bizi eleştirir. Korumaya çalışır. İkaz eder. Bilinç devamlı bilinçaltının işine karışır ve sessiz bilinçaltı devamlı bilinçten azar işitir. Bilincin bilinçaltına bu hareketlerini kontrole aldığımız zaman, bilinçaltını kendi haline bırakıp mükemmellik yaratacağı bir ortam hazırlamış oluruz. Sonuç olarak bilincinizin bilinçaltını olumsuz yönde etkileyecek telkinlerde bulunmasını önlemeli, olumlu telkinleri bilinçaltına göndermeliyiz. Bu durumun farkında olursak, günün her ani bunu uygulayabiliriz. Kendimize bir şeyi mükemmel yaparken birden ama diye başlayarak o mükemmelliği bozmamız tamamen bilincin suçudur. Kendinizi bilinçaltına teslim edin. Olumlu kontrolü elden bırakmayın.
Bilinçaltınıza ne kadar güvenirseniz kendine güven de o kadar artar. Kendine güven için korkuları ve içimizdeki suçluluk duygusunu atmalı bu yönde çaba göstermeliyiz. Bunun için kendimizden yardım isteyin. Bir şeyi iyi yapamadığınızda veya yapmadığınızda suçluluk duymayın. Her gün değişik bir gündür. Bugün belki canınız istemez, iradeniz kuvvetsizdir ama belki bir saat sonra belki yarın ruhsal gücünüz daha fazla olacak ve o işi daha iyi yapacaksınız. Unutmayın bulutlar ne kadar siyah ve sık olursa olsun o bulutların arkasında mutlaka bir parlak güneş vardır. Öyle değil mi? BİRLİKTE ve MUTLU olmak için

Kalbini kin ve nefretten arındır. Kendinden niye nefret ediyorsun?
Kafanı üzüntü, korku ve suçluluk duygularından arındır.
Basit bir hayat yaşa
Başkalarından çok az şey bekle, umma, beklentin az olsun. Kendin için iyi olan yaptığın şeyler için kendinden de bir karşılık bekleme. Senin kendin için iyi olana inan ve yap onu ama sonucunda kendinden bir karşılık bekleme.
Başkalarına çok ama çok şey ver. Sakin ama sakın bencil olma. Başkalarına verirsen onların kendilerini değerli hissetmelerini sağlarsın. Kendini sizin tarafınızdan değerli hisseden insan sizi sever size değer verir. Dolayısıyla sizin kendinize değer vermeniz sağlanmış olur.
Ruhsal gücünü hesaba katarak mümkün olduğu kadar çok ama çok çalış
Yaşamını SEVGİYLE doldur. Verebileceğin en küçük sevgiyi hisset ve ver. Onu alınganlık, küçük hesaplar ve karşılık bekleyerek söndürme.
Başkaları tarafından aranan sevilen bir insan ol. Hepimizin içinde bize devamlı sinyaller gönderen bir aygıt vardır. Bu sinyalleri dikkate alırsak bu sinyaller bizim nasıl mutlu olacağımızı söyler. Bu sinyalleri duymak için kendimize devamlı sorular sormalı, kendimizin ve vücudumuzun iyi bir dinleyicisi olmalıyız. Bu aygıt sağduyumuzdur. Sağduyu bilinçaltının bilinçlendirilmiş bölümüdür.
hayatı güzelleştirmek, negatif düşünce, negatif zihin, olumsuzluklar, pozitif düşünce, resimli mesajlar, zen metodu nedir, pozitif düşüncenin yararları, mutlu yaşam, mutlu yaşamanın yolları

"BEKLEMEK" ŞİİRLERİ

/ No Comments
 beklenen şiirleri, büyük doğu, özdemir asaf şiirleri, atilla ilhan şiirleri, necip fazıl kısakürek şiirleri, ölüm, beklemek şiirleri, aşka inandıran şiirleri, resimli sözler, can yücel şiirleri, aşk şiirleri,

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti  istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar? 

..N.F.K
aşk şiirleri, aşka inandıran şiirleri, atilla ilhan şiirleri, beklemek şiirleri, beklenen şiirleri, can yücel şiirleri, necip fazıl şiirleri, ölüm, özdemir asaf şiirleri, resimli sözler, 
*

Seni Beklemek......

Seni bekliyorum. 
Sabırla, inançla. 
En karanlık anda bile aydınlanıyor dünyam bir gün gelecek olmanla. 
Bunca meşgalenin arasında aklımın bir köşesindesin hep. 
Gün batımının kızıllığında yudum yudum içiyorum sana özlemimi. 
En güzeli bu belki de. Seni özlemek. 
O buruk ama bir o kadar haz dolu içkinin tadına varmak yani.

Seni bekliyorum. 
Sana yakışan bir özlemle
Usanmasız, tatlı bir bahar akşamı dinginliğinde. 
Ufuklara yakıştırıyorum en çok aramızdaki mesafeyi.
Ne kadar uzakta olursa olsun görürsün ya hani. 
Hani uzansan tutacakmışsın gibi. 
Hani uzansam eline değecekmişim gibi. 
Dokunmaya kıyamayıp biraz daha seyrine dalar gibi.

Seni bekliyorum. 
Sardunyam her açtığında, 
Radyoda sevdiğim şarkı çaldığında, 
Yağmur sonrası havaya karışan toprak kokusunda müjdeleniyorsun biliyorum.

Seni beklemek,
Tabiattan ayrı düşmemek demek. 
Cama konan kuşa, 
Ansızın çıkan rüzgara, 
Misket oynayan çocuklara, 
Peşine takılan sokak köpeklerine selamınla durmak demek.

Seni beklemek, 
Tüm dünyayla barışmak demek. 
Gürültücü komşuya, 
Israrlı pazarlamacıya, 
inatçı arkadaşa, 
Geç gelen ustaya, 
Pazar sabahı çalan telefona tebessüm etmek demek.

Seni beklemek,
Tüm tatların tadına varmak demek. 
Her yudumunda çayın, 
Her kaşığında çorbanın, 
Her tanesinde üzümün,
Her diliminde ekmeğin tadına varmak demek.

Seni beklemek,
Sabırla büyümek demek.
Yaz gelene kadar kışın,
Yemiş verene kadar dalın,
Pişene kadar aşın,
Ağrısı geçene kadar başın
Nazını çekebilmek demek.

Seni beklemek,
Hayatı iki kişilik yaşamak demek. 
En güzel film sahnelerini, 
En güzel roman satırlarını, 
En güzel dizeleri iki kişilik yaşamak demek.

Seni beklemek,
Bunca beklemenin sana değdiğini bilmek demek.

Seni bekliyorum. 
Geleceksin bir gün biliyorum.
Seni en özlediğim anda çıkacaksın karşıma. 
Ve ben seni gördüğüm anda anlayacağım beklenen olduğunu…

(Mart 2010)

Oya Erişmiş

*

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri---Cemal Süreyya

*

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım

Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından

Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından

Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar

Şu aranıp duran korkak ellerimi tut

Bu evleri atla bu evleri de bunları da

Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım

İnecek var deriz otobüs durur ineriz

Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya

Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum

Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun

Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam

Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım

Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda

Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım

Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum

Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi

Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor

Seni aldım bu sunturlu yere getirdim

Sayısız penceren vardı bir bir kapattım

Bana dönesin diye bir bir kapattım

Şimdi otobüs gelir biner gideriz

Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç

Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin

Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat

Durma kendini hatırlat

Durma göğe bakalım---Turgut UYAR

*

Merhaba Nalan... bu sen misin,
Yoksa sen mi sandım;
Biri çimdiklesin beni...
Şöyle ışığa gel de göreyim,
Beni dümdüz eden,
O yalandan da yalan gözlerini

Merhaba Nalan...
Amortiden mi çıktın güzelim?
Bak yine şapşal ettin bizi...
Oysa ne güzel unutmuştuk
Ve ne güzel sona ermişti,
O gerzek pembe dizi!..

Hani, son bölümde sen yamuk yapıp
Fabrikatör Nubar Bey'in
Tarabya köşküne gitmiştin...
Hani, arkadaşım Halit Akçatepe'nin yanında
Beni acayip refüze etmiştin...
Ve işte o an gözümde,
Eskicinin bile almadığı
Bir eski eşya gibi, bitmiştin!..

Merhaba Nalan..
Pişmanlıklar denizinin biletsiz yolcusu...
Merhaba, artist olma hayallerinin
İkinci sınıf karakter oyuncusu!..

Vay anasını sayın seyirciler,
Vay anasını be... vay anasını!..
Bak, şimdi ağlarım ha,
Tez kapatsın biri,
Gözlerimin bozuk vanasını!..

Oysa, o zehir kusan fabrika yolunda
Beraber ıslanmıştık biz, nice yağmurda.
Ve o gün, Nubar Bey'in çarpıp kaçtığı
Bir hayvancağızdı inleyen,
Yol kenarı çamurunda.

Ve hep kendine ayırdığın
O bencil yüreğin,
Bir de o gariban köpeğe sızlamıştı.
Ve ben, ilk defa seni böyle bilmiştim,
Ve damarlarım ilk defa böyle cızlamıştı!..

Merhaba Nalan... merhaba!
Yoksul mahallemizin en havalı kızı.
Merhaba, yanlış ağlara takılmış
Muhteşem deniz yıldızı!..

Ben sana bakınca, dolardım bulut gibi
Dolardım da bir türlü yağamazdım...
Sen bana bakınca,
Bir ağlamak düğümlenir boğazımda,
Gurur yapar, ağlamazdım...

Ne düşkündüm sana be!
Hani hayvanlar yavrusunu nasıl yalarmış,
Aynen öyle...
Ne tutkuydu bizimkisi be!
Hani Ferhat dağları nasıl delermiş,
Aynen öyle...
Ve o nasıl gidişti be!
Hani bir tren gelir de üzerinden geçermiş,
Aynen öyle...

Of Nalan of!..
Sen benim neler çektiğimi bilsen,
Bunu bilmekten ölürdün...
Şu kadarını söyleyeyim:
Hani taş olsan,
Yani taş olsan;
Ortadan ikiye bölünürdün...

Gitme Nalan, dur!
Tekrar gitme ne olur!..
Aldırış etme saçma sapan sözlerime.
Yoo... hayır, ağlamıyorum,
Galiba cıgaranın dumanı kaçtı gözlerime.

Belki de sen haklıydın,
Bu mahallede ne bahtın açılır,
Ne de boyun uzardı.
Üstelik annen ölmüştü
Ve sokağınız,
Acını kaldıramayacak kadar dardı...

Terso gidiyordu herşey...
Milllet işi-gücü bırakmış,
Aklını bize takıyordu.
Altımızda çul yoktu,
Üstümüzde dam akıyordu.
Arap kızı camdan bakıyordu...

Sen gittikten sonra ben,
Hiç sorma...
El attığım her işi, çok geçmedi batırdım.
Çünkü seni unutmanın tek yoluydu;
Bütün kazancımı şaraba yatırdım.

Ama gelinliğin duruyor.
Baba yadigarı cumbalı evi de satmadım.
Yalanım varsa kalkmayayım şuradan:
Ben seni bir tek gün,
Bir tek gün bile unutmadım!..

Merhaba Nalan,
Merhaba üzgün melek.
Merhaba kadersizim, talihsizim.
Merhaba titreyen elim, sancıyan belim,
Ağrıyan dizim, vazgeçilmezim!..

Ama Necdet Tosun öldü Nalan,
Artık yemekleri sen,
Salatayı da ben yapacağım.
Sami Hazinses kadar olmasa da
Bahçeyi sevdiğin çiçeklerle donatacağım.

Kemal Sunal da öldü Nalan,
İyi kalpli amcaları birer-birer uğurladık.
Ve dünya kirlendi,
Filmler bozuldu
O masum sevdalar yaşanmıyor artık...

Sen varsın, ben varım.
Bir de, acımasız bir dünya var dışarıda...
Esas film şimdi başlıyor,
Ve bütün koltuklar bomboş bu sinemada!..

Merhaba Nalan, merhaba!..
Sen ortada sıçan, ben şaşkın körebe...
Ulan seviyorum seni be!..
Ulan, nereden inceldiyse,
Oradan kopsun be!..Yusuf HAYALOĞLU

*

“Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?

Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?

”Seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?

Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek…

Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?

Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?

Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana… Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek… Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?

Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak… Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?

Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?

Nereden bileceksin?

Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi… Isırmazdım dilimin ucunu… Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.

Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda… Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.

Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize… Ve her kulaçta haykırırdım seni..

Ama sen hiç benimle olmadın ki…
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN…”---Can YÜCEL

*

Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al
Günün en güzel saatleri bunlar
Yanımda kal

Sana gitme demeyeceğim
Gene de sen bilirsin
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
İncinirsin

Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme Lavinia
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme Lavinia---Özdemir ASAF

*

gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım

ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım

akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım---Atilla İLHAN

beklenen şiirleri, büyük doğu, özdemir asaf şiirleri, atilla ilhan şiirleri, necip fazıl kısakürek şiirleri, ölüm, beklemek şiirleri, aşka inandıran şiirleri, resimli sözler, can yücel şiirleri, aşk şiirleri,

BEKLE SEVGİLİ!

/ No Comments
bahar nedir, beklemek, çiçek, kış, resimli mesajlar, sabır, sevgili, tomurcuk, islamda bahar farkı, aşık veysel bahar, karacaoğlan bahar şiiri, vehbi vakkasoğlu yazıları, vehbi vakkasoğlu, islamda bahar

BEKLEMEK

Bekle ey sevgili!
Bahar da gelir,
çiçek de açar....
aşık veysel bahar, bahar nedir, beklemek, çiçek, islamda bahar, islamda bahar farkı, karacaoğlan bahar şiiri, kış, resimli mesajlar, sabır, tomurcuk, vehbi vakkasoğlu, vehbi vakkasoğlu yazıları, 
*

İSLAMDA BAHAR FARKI

Bahar, Cenab-ı Hakkın güzel isimlerinin bir tecelli-si... 

Kudretinin, yaratıcılığının ve güzelliğinin şeffaf bir perdesi... 

Ölümden sonraki dirilişin bir delili... 

Kâ-inat kitabının en parlak, en görkemli, en renkli sayfa-larından biri... 

Bolluğun, bereketin, İlahî ikramın coş-tuğu bir mevsim... 

Her güzel çiçek, her sanatlı böcek, her sanat harikası bitki, Yaratıcısına övgüler söyleyen içli bir kaside... Satırlardaki İlahî hitap bu süslü kitaba dikkat çekiyor: "Allah'ın rahmet eserlerine bak" di-yor. "Nasıl da yeryüzünü diriltiyor, ölümünden son-ra..."

Gözüne gönlünü de ekleyip bakan Mevlânâ, "Bu, bahar mevsimi değil, bambaşka bir mevsim" diye in-liyor. "Her gözün mahmurluğu, bir başka vuslattan. Her dal oynamada ama, her dalın oynayışı, başka bir sebeple." Bahar güzelliğini meydana getiren her var-lık, bir başka dille anıyor Rabbini, şükrünü bir başka eda ile ifa ediyor.

Alışkanlığımızın örtüsü baharın güzel yüzüne kara bir perde gibi geriliyor.

Şeffaf güzelliklerin altında gö-rülen Güzeller Güzelini gizlemeye çalışıyor. Fakat kalp gözü açık olan, Allah'ın nuruyla bakıyor, her yerde sanatın işaret ettiği Sanatkârı gösteriyor:

"Nereye baş korsam, secde edilen Odur. Altı tarafta da ibadet edilen Odur, alt tarafın dışında da... Bah-çe, gül, bülbül, sema, sevgili... Bunların hepsi bahane, maksat Odur ancak..."

"Sevgili güneş gibi parlayınca, aşık zerre gibi oy-nar, titrer, döner durur. Aşk baharının rüzgarı esmeye başladı mı, kuru olmayan her dal oynamaya başlar."

İçinde baharı bulamayanlara dışarıdaki bahar fazla birşey ifade edemez. İçimizin baharı ise, ebedî dirili-şin müjdesi olan imandır. İmanla kendini ebediyen diri bilenlere, ahiretin ölümsüz baharı olan Cennet vaadedilmekte.

Fani dünyanın baharı, ebedî âlemin baharı olan Cennetin habercisidir.

Bir tek çiçeği yaratırcasına kolayca bahan Yaratana, bir tek çiçeği bile yaratamayan insan kul olmaz da ne yapar...

Tatil köyünün asude âlemine, yeşil dünyasına git-mek için can atan, elemsiz lezzetlerin dünyası olan ebedî bahara, Cennete niçin iştiyak duymaz?

Bir yapma çiçeğin ustasına hayranlık duyan, saksı-daki gerçeğine niçin dikkat etmez? Keşif rekortmeni Edison'un dikkati ne güzel: "Hiçbir keşif, otların top-rağı yarıp çıkması kadar muhteşem değildir. Çünkü otlar Allah'ın yapısıdır."

Bahar sadece yeryüzünde değil. Yıldızlar da gök-yüzünün baharıdır. Gökyüzü baharının sultanı olan Güneş, yeryüzü baharının da besin kaynağıdır. Baharımız muhteşem bir yardımlaşmanın neticesidir. Rabbimizin rahmeti yağmur şeklinde tecelli etmese dün-a yeşile hasret kalmaz mı? İçimizin baharı da ışıksız ve rahmetsiz olamaz.

Ve okyanusların dibinde keşfedilmeyi bekleyen bir muazzam bahar var.

"Neyleyim sensiz baharı, yazı" diye inleyen aşık, fanilik damgasını taşıyan varlıklarla gönlünü kandı-rabilir mi? Baharın güzelliklerini ebedileştirebilmek ve hazanın hüznünü silebilmek için, önce içimizdeki baharı bulmalıyız. İçini imanla baharlaştıranlar için, bütün mevsimler bahardır. Aksi halde baharlar kışa döner. "Sensiz baharı neylerim" diyenin maksadı Rabbi olmalı...

O yoksa bahar yok.. Hiçbir şey yok... Onu bulan herşeyi bulmuştur. Ebedî baharın müjdesini içinde bulan, "Biz dünyadan gider olduk, kalanlara selam olsun" diyor. İçinde bütün mevsimler kış olan ise, "Benden sonra tufan" bencilliğine kapılıyor.

Her şeyin bir bedeli var. Dünya kışına dayanama-yanlar, ahiret baharını hak edemezler.

Bahar gönüllüler, baharın kaybolup gitmesine kat-lanamazlar. Onların içli ve ısrarlı niyazlarının peşin bir kabulü müdür ki, bahar Cennette ebedileşmiştir. Bu ebedi bahar olmasaydı, vicdanlar sararıp solan her yaprakla birlikte eriyip tükenecek, kendisinde yaşa-ma mecali bulamayacaktı.

Bahar, anlayan ve okuyan gözler ister. Yoksa, o gü-zelim bahar yeşillikleri keçilere ve koyunlara yem ol-ma derekesine düşer.

Gözlere ışıl ışıl görünen baharı görmeyenlere inat bahan gözsüz gören ve bu sebeple de gözünün açıl" masını istemeyenler var. En güzel bahar tasvirlerim şiirlerine süs yapan Aşık

*

Veysel, bunun sırrını şöyle açıklıyor:

Bir küçük dünyam var içimde benim; Mihnetim, ziynetim bana kâfidir. Görenler dar görür, geniştir bana; Sohbetim, ülfetim bana kafidir.

Dünya geniş olsun, ister dar olsun;

Yeter ki kalbimde iman var olsun...

Her zaman milletim bahtiyar olsun,

Rütbemle mesnedim bana kafidir.

*

Bahar sayfası, bakana göre mânâ taşır. Rahmetli Akif, Taceddin Dergâhının avlusundaki bir avuç çayır çimene bakarak, "Kim bu cennet vatanın uğruna ol-maz ki feda" diyor ve vücudunda kan kırmızı güller açan kefensiz şehitleri ülke toprağının altını baharlaştıran mânâ olarak görüyordu. "Gül devrini görseydim onun bülbülü olurdum" feryadının gözyaşlarıyla manevî kışımızı bahara çeviriyordu.

*

İmanının hakim olmadığı topraklardaki baharı kendine yabana gören şairin bakış açısını Karacaoğlan'da buluyoruz:

İndim seyran ettim Frengistan'ı,

İlleri var, bizim ile benzemez.

Levin tutmuş goncaları açılmış,

Gülleri var, bizim güle benzemez.

Baharın güzellikleri kıymetini bilmeyen, mânâsına vakıf olmayanların elinde bir garipçe, bir mahzunca boyun büker:

Kadrin bilmeyenler alır eline, 

Onun için eğri biter menekşe.....Yazar: Vehbi Vakkasoğlu 

bahar nedir, beklemek, çiçek, kış, resimli mesajlar, sabır, sevgili, tomurcuk, islamda bahar farkı, aşık veysel bahar, karacaoğlan bahar şiiri, vehbi vakkasoğlu yazıları, vehbi vakkasoğlu, islamda bahar

ŞEB-İ ARUS

17 Aralık 2019 Salı / No Comments
şebi arus, şebi arus gecesi, düğün gecesi, mevlana, hz mevlana, mevlana sözleri, mevlana hayatı, mevlana kimdir, şebi arus nedir, şebi arus ne demek, hz mevlananın hayatı, şebi arus törenleri

Öğretileri ile tüm dünyada ilgi uyandıran Mevlânâ Celaleddin-i Rumi'nin öldüğü gece Şeb-i Arus olarak tanımlanıyor. Mevlânâ'nın ölüm yıl dönümüne denk gelen haftalarda yapılan 'Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri' de bu isimle ifade ediliyor. Peki, Şeb-i Arus ne demek, anlamı ne?

Şeb-i Arus, Hz.Mevlana'nın vuslata erişmesinin 745. yıl dönümünde Konya başta olmak üzere birçok merkezde düzenlenecek olan etkinliklerle gündemde yer alacak. Ölümün aslen bir cismin ortadan kalkması değil, Allah'a doğru uçması anlamına geldiğini düşünen Hz. Mevlana, Şeb-i Arus'a 'Düğün Gecesi' anlamını yüklemiştir. İşte, Şeb-i Arus hakkında merak edilen bazı bilgiler...

ŞEB-İ ARUS NE DEMEK?

Şeb-i Arus kelimesi “Düğün Gecesi” demektir. Mevlana ölüm gününü “Hakk’a vuslat” yani “Yaratana Kavuşma” (Düğün Günü-Gecesi) saymıştır, “Herkes ayrılıktan bahsetti, bense vuslattan” der. Ölüm Mevlana için kişinin aslına dönüşü, kaynağının ilahi bir cevher olması nedeniyle “Allah’a dönüş” olarak yorumlar. Bir başka ifadeyle ölüm “cismin ortadan kalkması değil, Allah’a doğru uçmasıdır”. Ölüm, Müslümanlık öncesi Türklerde de aynı şekilde ifade edilir.

HZ. MEVLANA'NIN HAYATI

Asıl adı Muhammed Celâleddin olan Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî, 30 Eylül 1207 yılında, bugün Afganistan sınırları içerisinde bulunan Belh şehrinde doğmuştur. Babası, Sultânü’l-Ulemâ (Âlimler Sultanı) unvanına sahip olan Muhammed Bahâeddin Veled, annesi Mümine Hatun’dur.

Bahâeddin Veled, 1212 yılında aile fertleri ve yakınları ile birlikte bazı siyasi olaylar nedeniyle Belh’den ayrılır. Hz. Mevlâna’nın da içinde bulunduğu göç kervanı önce Nişabur’a gelir ve büyük mutasavvıf Feridüddin-i Attar ile görüşür. Bu ziyarette ilgi ve takdirini kazanan Hz. Mevlâna’ya Feridüddin-i Attar, “Esrar-nâme” adlı eserini hediye eder.

Hz. Mevlâna ve ailesi Nişabur’dan sonra Bağdat ve Kûfe üzerinden hac ibadeti yapmak için Mekke’ye gider. Hac dönüş yolunda Şam’da Muhyiddin İbn-i Arabî ile görüşürler. Kafiledekiler oradan ayrılırken İbn-i Arabî, babasının ardından yürüyen Mevlâna’ya bakarak; “Sübhanallah! Bir okyanus bir denizin arkasından gidiyor” der.

Sultânü’l-Ulemâ ve ailesi Şam’dan sonra Halep üzerinden Anadolu topraklarına girip Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri ve Niğde yoluyla 1222 yılında Lârende’ye (Karaman) gelip yerleşirler. Sultânü’l-Ulemâ ve yakınları, Karaman’da kendisi için yaptırılan medresede 7 yıl kalarak irşad faaliyetinde bulunurlar.

Mevlâna Celâleddin; 1225 yılında Karaman’da Gevher Hatun ile evlenir. Mevlâna’nın yaptığı bu evlilikten Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi isimli iki oğlu dünyaya gelir. Gevher Hatun’un vefatı üzerine yapmış olduğu ikinci evliliğinden de, Emir Âlim Çelebi isimli bir oğlu ile Melike Hatun isimli kızı doğar.

Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat’ın ısrarlı daveti üzerine Sultânü’l-Ulemâ ve yakınları, Karaman’dan Selçuklu Devleti’nin başkenti olan Konya’ya göç ederler (3 Mayıs 1228).

Mevlâna ve ailesi ilk zamanlar Altunaba (İplikçi) Medresesi’ne yerleşirler. Va’z ve irşad faaliyetleriyle meşgul olan Sultânü’l-Ulemâ kısa zamanda Selçuklu Devleti içerisinde şöhreti ile ma’ruf olur ve 12 Ocak 1231 yılında, 85 yaşında iken Konya’da vefat eder.

Babasının vefatı üzerine, O’nun yerine geçen Hz. Mevlâna, şimdi İplikçi Camii diye bilinen yerdeki medresede uzun yıllar dersler ve vaazlar vermiştir. Bu ders ve sohbetlere zaman zaman farklı din mensupları da iştirak etmişlerdir.

Mevlâna Celâleddin, Şekerciler Hanı’nın önünden geçerken (15 Kasım 1244) Şems-i Tebrizî ile karşılaşır. Genç bir âlim olan Mevlâna, Şems’in kendisine sorduğu tasavvuf muhtevalı sorulara verdiği cevaplar sayesinde tanırlar. İki engin insan arasındaki bu tanışma ile tesis edilen büyük dostluk ve yakınlık, Şems’in kayboluşu yahut ölümü sebebiyle fazla sürmemiştir.

Herkesin birbirini anlamasını ve birbirine hoşgörü ile bakmasını, engin anlayışının temeli sayan ve kendisinin hayat görüşünün de Kur’an-ı Kerîm ile Hz. Muhammed (a.s)’ın çizgisi üzere olduğunu sık sık vurgulayan Mevlâna Celâleddin, 17 Aralık 1273 Pazar günü, 66 yaşında iken Konya’da vefat etti.

Mevlâna Celâleddin, vefat gününü, en büyük sevgili olarak bildiği Allah’a kavuşma anı olarak belirttiği için, o gece “Şeb-i Arûs” yani “Düğün Gecesi” olarak kabul eder. Allah’ın rahmeti, mağfireti ve bereketi onun üzerine olsun.

Hz. Mevlâna’nın 25.618 beyitten oluşan Mesnevî’sinin dışında Divan-ı Kebir, Mektubât, Fihi Mâ Fih ve Mecâlis-i Seb’a eserleri de dünyanın dört bir yanında ilgi ile takip edilmektedir.

Mevlâna Celâleddin Rûmî eserlerini esas itibariyle zamanın edebiyat dili olan Farsça ile kaleme almasının yanında, Arapça ile birlikte az da olsa Türkçe ve Rumca beyit ve ifadelere de yer verdiği görülmektedir.

Hz. Mevlâna eserlerinde, aynı ana fikir ve bakış açısının (ilâhî aşkın ve vecdin) yer aldığı din, tasavvuf ve sosyal hayat başta olmak üzere her konuda bilginin ve bilgi sahibi olmanın önemine her vesileyle işaret etmektedir.

Kaynak: www.habertürk.com
şebi arus, şebi arus gecesi, düğün gecesi, mevlana, hz mevlana, mevlana sözleri, mevlana hayatı, mevlana kimdir, şebi arus nedir, şebi arus ne demek, hz mevlananın hayatı, şebi arus törenleri

ALTIN SÖZLER-10 (HZ. MEVLANA'DAN)

/ No Comments
en güzel mevlana sözleri, mevlana sözleri, mevlana sözleri face, mevlana hayatı kısa, mevlana sözleri resimli, özlü mevlana sözleri, mevlana kimdir kısa, şairler ve yazarlar, altın sözler

MEVLANA CELALEDDİNİ RUMİ KİMDİR?

30 eylül 1207 tarihinde Afganistan’ın Horasan yöresinde Belh kentinde dünyaya gelen Mevlana’nın asıl ismi Muhammeddir. Mevlana ve Rumi adları ise sonradan eklenmiştir. Mevlana kelime anlamı olarak efendimiz demektir.

Konya’da gençlik yıllarında öğretmenlik görevi yaptığı tarihlerde ona bu ad verilmiştir. Babası Belh’de yetkili bir insan olan ve bilginlerin sultanı lakabını hak eden Hüseyin Hatibi oğlu Bahaeddin Veled’dir. Annesiyse Belh Emiri’nin kızı olan Mümine Hanımdır.

1225 senesinde ise Mevlana, Şerefeddin Lala’nın kızı olan Gevher Hanım ile Karaman şehrinde dünya evine girdi. Bu evliliğinde Sultan Veled ve Alaeddin Çelebi isminde iki evlat sahibi oldu. Seneler sonra Gevher Hanım’ın ölümünden sonra bir çocuğu olan dul bir bayanla, Kerra Hanım ile evlilik yaptı. Bu evliliğinden de Muzafferedin ve Emir Alim Çelebi isminde iki erkek evladı ve Melike Hanım adında bir de kızı oldu.

15 Kasım 1244 tarihinde Şems-i Tebrizi ile tanıştı fakat birliktelikleri kısa süreli oldu. Şems ani olarak vefat etti. Mevlana Şems’i kaybettikten sonra uzun seneler boyunca ortalıkta görülmedi. Mevlana, hayatını Hamdım, piştim, yandım kelimeleri ile anlatırdı.

Mevlana Eserleri şunlardır: Mesnevi, Divan-ı Kebir, Fihi Ma Fih, Mecalis-i Seb’a, Mektuplar.
altın sözler, en güzel mevlana sözleri, mevlana hayatı kısa, mevlana kimdir kısa, mevlana sözleri, mevlana sözleri face, mevlana sözleri resimli, özlü mevlana sözleri, şairler ve yazarlar,
HZ. MEVLANA'DAN ALTIN SÖZLER

İnsan dostunun huyunu alır.
*
Aklım her gün tövbe eder. Nefsim her an tövbemi bozar. Arada kalmış bîçareyim. İyi ki Senin kapın var.
*
Her Yerde Olmak Gibi Bir Duan Varsa, Gönüllere Gir; Çünkü Sevenler, Sevdiklerini Gönüllerinde Taşırlar.
*
HARF’ler yetmedi anlaşılmama, bari Hâl’den anla.
*
Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın.
*
Hiçbir ölü öldüğüne hayıflanmaz, sadece azığının azlığına hayıflanır. Ölen kuyudan ovaya çıkmış demektir.
*
Allah’ın defineleri yıkık gönüldedir. Yıkık yerlerde pek çok defineler gömülüdür. Kırılmış, iki yüz parça olmuş gönülü yapmak, Allah’a Hac’tan da yeğdir, Umre’den de.
*
Güzelliğin bir damlası olan LEYLA için uykuyu haram etmek çok değilse, Güzelliğin kaynağı MEVLA için bir ömrü feda etmek az bile.
*
Misafirsin bu hanede ey gönül, Umduğunla değil bulduğunla gül, Hane sahibi ne derse o olur, Ne kimseye sitem eyle, Ne üzül.
*
Ben insanların ayıplarını gören gözlerimi kör ettim. Sen de onlara benim gibi iyi gözle bak. Diyor ve ekliyor.
*
Kanat vardır Doğanı padişaha götürür;Kanat vardır Kuzgunu leşe götürür.
*
Kim demiş gül yaşar dikenin himayesinde? Dikenin itibarı gül himayesinde!
*
Her birimiz tek kanatlı melekleriz ve bizler ancak birbirimizi kucaklayarak uçabiliriz.
*
Sen, canının içinde Kur’an nurunu istiyorsan, şunu bil ki, oruç bütün Kur’an’ın tertemiz nurunun sırrıdır.
*
Tutalım ki Ali’den Zülfikâr sana miras kaldı. Sende Ali kolu ve kalbi yoksa Zülfikar neye yarar ki?
*
Cahille girme münakaşaya. Ya sinirini zıplatır tavana! Ya da yazık olur Adabına.
*
Aşk vadisinde, hiçbir nişane, hiçbir iz yoksa üzülmemeli; çünkü, Hakk’ın lûtfuyla bazen umutsuzluktan bile umutlar doğar.
*
Ey gönül, sakın umutsuzluğa düşme! Allah’tan umudunu kesme ki, bazen can bahçesinde, sögüt ağacının dalı bile hurma verir.
*
Kır oğul zinciri; hür gez, hür konuş, Yok mu altından gümüşten bir kurtuluş?
*
Her olayı hayır bil, her geceyi Kadir bil, her geleni Hızır bil.
*
Bir şeyden kaçacaksan yılandan, akrepten, arslandan, kaplandan kaçma da, bedenden kaynağını alan nefsanî isteklerden, heveslerden kaç! Çünkü başımıza gelen bütün belalar, çektiğimiz bütün zahmetler, meşakkatler boş ve olmayacak heveslerden meydana gelir.
*
Ben hiç dilek tutmadım, hep dua ettim. Ömrün ömrüme nasip olsun diye!
*
Sus gönlüm! Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağina inanarak sus.
*
Nasibinde varsa alırsın karıncadan bile ders. Nasibinde yoksa bütün cihan önüne serilse sana ters.
*
Yürürken başımın yerde olması sizi rahatsız etmesin. Benim tek derdim; yere düşen edebinize takılmamak.
*
Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle. Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil, kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla.
*
Ey Müslüman, edep nedir diye sorarsan bil ki edep, her edepsizin edepsizliğine katlanmaktır.
*
Sen bana kendi gözünle bakma, benim gözümle bak da biri iki görme! Bana, bir an olsun benim gözümle bak da varlıktan öte bir meydan gör!
*
Üstünün dostu ol ki üstün olasın. Kendine gel be hey azgın, mağluplarla dost olma! Münkirin delili ancak ve ancak şudur: Ben şu görünen yurttan başka bir şey görmüyorum! Hiç düşünmez ki nerede görünen bir şey varsa o, gizli hikmetleri haber vermededir. Her görünen şeyin faydası, faydanın ilaçlarla gizli oluşu gibi o şeyin içinde gizlidir.
*
Dünya, kendisini yeni gelin gibi gösteren, cilveler eden, kokmuş bir kocakadındır.
*
Yol kesenler olmadıkça, lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça, sabırlılar, gerçek erler, yoksulları doyuranlar nasıl belirir, anlaşılır?
*
Kaderde sevmek var ama kavuşmak yok ise şayet, Olsun! Vuslata aşık gönül susmaya da razı.
*
Kalbin bir gün seni sevgiliye götürecek. Ruhun bir gün seni sevgiliye taşıyacak.
*
Sakın acında kaybolma. Bil ki çektiğin acı bir gün dermanın olacak.
*
Gerçek aşk’ı bilen kalp bir damla suya bile hürmetle bakar.
*
Cahil kişi gülün güzelliğini görmez, gider dikenine takılır.
*
Dediler ki: Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Dedim ki: Gönüle giren gözden ırak olsa ne olur.
*
Aklın varsa bir başka akılla dost ol da, işlerini danışarak yap.
*
Nefsin ejderhadır. Öldü sanma, uykuya dalar o. Dertten eline fırsat düşmediği için uyur. Derdin bitince çıkar hemen. Hüner; dertsizken de nefsi uykuda tutmadadır.
*
Bizi bilen bilir, bilmeyende kendisi gibi bilir!
*
Yaşadığın dünyaya bak; Yüce Allah, hangi eserini sevginin kucağında büyütmemiş? Neden okşamak ve kucaklamakla gidilecek yere, tekme ve tokatla erişmeyi tercih edesin?
*
Yüz kişinin içinde aşık, gökte yıldızlar arasında parıldayan ay gibi belli olur.
*
Seni bağrıma değil, bağrımı ve başımı ayağının altına bastım. Gözüm toprak olacak, ama gönlüm daima aşk kokacak.
*
İsyanlardayım dedi. Hayır, imtihanlardaydı. Fark etseydi, kurtulacaktı.
*
Sarılmayı bilir misin? Sahiplenmeyi, sahiplendiğinde sadık kalmayı? Sen bilir misin aşık olmayı?
*
Bölünebilir misin ikilere, üçlere, gerekirse binlere? Yapabilir misin? Gerçekten sevebilir misin?
*
Sevmenin demesi olmaz. Unutma; ya çok seversin bir kere, yada hiç sevmezsin.
*
Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra.
*
Ey sevgili. Biz seninle bir salkımın iki aşık üzümüyken, başka şişelerde şarap olmuşuz, başka hayallerde harap olmuşuz.
*
Sen çiçek olup etrafa gülücükler saçmaya söz ver. Toprak olup seni başının üstünde taşıyan bulunur.
*
Bakın! Toplumsal bunalımların, kavga ve dövüş ortamının tek ve en güçlü doğuş sebebi sevgi eksikliğidir. Bunun en doğru tedavi yolu ise SEVGİYİ aramak, yaşamak, uygulamaktır. Hoşgörülü olursanız seversiniz. Sevilirsiniz. Karar verirseniz ve de bu yolda çalışırsanız her şeye ulaşırsınız.
*
Can’ı Canan’a teslime hazır değilsen ‘ben AŞK’ım’ deme kimseye.
*
Gönül, dert ile yandı; derdimi paylaşacak bir dost yok. Çok yer gezdim hüznümü azaltacak bir kişi yok. ‘Ben yarinim’ diyen çok amma gerçekte vefalı bir yar yok.
*
Gözünün gördüğünü gönlünün gördüğüne değişirsen EYVALLAH. Gönlünün gördüğünü gözünün gördüğüne değişirsen EYVAH EYVAH.
en güzel mevlana sözleri, mevlana sözleri, mevlana sözleri face, mevlana hayatı kısa, mevlana sözleri resimli, özlü mevlana sözleri, mevlana kimdir kısa, şairler ve yazarlar, altın sözler