Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

ALTIN SÖZLER

29 Nisan 2019 Pazartesi / No Comments


Sözler görüntüye dönüşüyor ve daha anlamlı bir hale bürünüyor.

Altın sözler videosu...İyi seyirler...




sözharmanı, sözler video, altın sözler videosu, altın sözler youtube, söz harmanı yotube, en güzel sözler videosu, videolar

CAN YÜCEL SÖZLERİ VE ŞİİRLERİ...

/ No Comments
altın sözler, aşk sözleri, can yücel sözleri, can yücel şiirleri, can yücel facebook sözleri, felsefi sözler, resimli mesajlar, resimli resimli sözler, can yücel tweet sözleri, şairler ve yazarlar, aşk şiirleri,

*


altın sözler, aşk sözleri, can yücel sözleri, can yücel şiirleri, can yücel facebook sözleri, felsefi sözler, resimli mesajlar, resimli resimli sözler, can yücel tweet sözleri, şairler ve yazarlar

*


*


*


*


*


*


*


*


*


*


*


*


*


*


*


*



ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER

Agaçları Kesmeyin

Düs bir yas dalindan düserse 
Nereye düser hiç düsündünüz mü? 
Yerde bir iz kalmayacak mi izdüsüm? 
Düsen yas dalindan düsünce 
Gözlerinizdedir pinari 
Bir yas bir daldan düsünce 
Kökündedir yasi 
Bir yas düser bir daldan 
Hepimizin ölen arkadasi 
Ve çok eskilere dair bir düsünce

*

Ağıt

Dün gece seyrimde gördüm cerenim. 
Kizlar ne kadar çok seviyorlarmis ki seni 
Mosmor olmus gülyazisi bedenin 

Mosmor olmus gülyazisi bedenin 
Düsmüs sanki erguvanlar içinde 
En genç burcu yildizdan bir kalenin 

En genç burcu yildizdan bir kalenin 
Uçmus sanki uçsuz bir uçuruma 
Gökyüzünün çakir gözlerinden 

Gökyüzünün çakir gözlerinden 
Düsmüs bir damla, bir deniz feneri 
Isinlariyla sile bezlerinin 
Güdüyor çobansiz kalmis tekneleri

*

Al Bir Uzun Hava

Çekirgeydi Rasko'nun elindeki güvercin 
Rasko'da mengeneydi, bu beynimizde kalsin! 
Çekmisler istor diye muhribin dumanini 
Böyle ask, böyle baris, Allah belami versin! 

Bugün kitabim verdim tek pedal matbaaya 
Bu yol beni götürür saglam Selimiye'ye 
Agliyorsam gözyasim iki gözüme dursun 
Vermisim ben canimi al-uzun bir havaya

*

Anayasası İnsanın

Kan yasasi bu insanin: 
Üzümden sarap yapacaksin 
Çakmak tasindan ates 
Ve öpücüklerden insan! 
Can yasasi bu insanin: 
Savaslara yoksulluklara 
Ve binbir belaya karsin 
Ille de yasayacaksin! 
Us yasasi bu insanin: 
Suyu savka döndürüp 
Düsü gerçege çevirip 
Düsmani dost kilacaksin! 
Anayasasi bu insanin 
Emekleyen çocuktan 
Uzayda kosana dek 
Yürürlükte her zaman

*

Aşk Çocuğu

Pencerelerin kenarindan 
Sarkmis tül perdeleri 
Pembe Evin 
Uçup uçup yüz sürüyorlar 
Karsi tepedeki manastirin selvilerine 

Rüzgârla egilip dogruldukça 
Sardunyalar, biberiyeler, 
Hiç korkma 
Karada ölüm yok oglum sana bugün 

Leylekler daldi birden gögün acentasina 
Gidip-gelme almak üzere Güneye hicret 
Sen de gel diyorlar kanatlariyla, 
El salliyorum ben de yattigim yerden 
Leyleklere Leylim-Leylim 
Diye diye 

Günesle karisik bir esinti geçiyor sakagimdan 
Uzatiyorum elimi denizden yeni çikmis senin serinligine,
Gögsümün, karnimin, kasiklarimin, bacaklarimin 
Tüyleri kamasiyor sevinçten 

Uyaniyoruz sonra 
Dizine yatirip beni çingene benlerimi sikiyorsun 
Gümüslü zurnasi dikiliyor havaya çeribasinin 
Isiklar bir bahriye çiftetellisi çaliyor yüzümde 

Hay allah 
Yine tutuldum galiba 
Derken bir ask çocugu doguyor 
Çirpinan denizin karnindan 
Bu siir 

Aglarken gülüyor 
Ve agliyor gülerek 
Tuzlu damlalariyla günesin, 
Sözcükler yanip yanip sönerken 
Körpecik teninde 
Uzaylardan aparttigim yildiz bitleriyle.

*

Ateş İle Su

ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında; 
sevdalanmış onun deli dalgalarına. 
hırçın hırçın kayalara vuruşuna, 
yüreğindeki duruluğa... 
...demiş ki suya: 
gel sevdalım ol, 
hayatıma anlam veren mucizem ol... 

su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa, al demiş; 
yüreğim sana armağan... 
sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına. 

zamanla su, buhar olmaya, ateş, kül olmaya başlamış. 
ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı... 
baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de 
yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su...

ateş kızmış, ateş yakmış ormanları... 
aramış suyu diyarlar boyu, 
günler boyu, geceler boyu 
bir gün gelmiş, suya varmış yolu 
bakmış o duru gözlerine suyun, 
biraz kırgın, biraz hırçın. 
ve o an anlamış; 
aşkın bazen gitmek olduğunu, 
ama gitmenin yitirmek olmadığını. 

ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla. 
işte o zamandan beridir ki: 
ateş sudan, su ateşten kaçar olmuş... 
ateşin yüreğini sadece su, 
suyun yüreğini sadece ateş alır olmuş...

*

Barış İçin

Gözleri görmeyen Esber, 
Dünyayla barisik 
Gözleri açiklar 
Dünyaya kapali, 
Yagmurdereli`yle birlikte 
Savas için, Rusça niyet 
Yani hayir, 
Yagmurdereli`yle birlikte 
Baris için dögüselim, 
Dereler gibi akacak 
Güzelim yagmur 
Rahmet gelecek dünyaya 
Kör gözlerimizden akan 
Baris gelecek dünyaya 
Baris için dögüselim

*

Her Şey Sende Gizli

Yerin seni çektiği kadar ağırsın 
Kanatların çırpındığı kadar hafif.. 
Kalbinin attığı kadar canlısın 
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... 
Sevdiklerin kadar iyisin 
Nefret ettiklerin kadar kötü.. 
Ne renk olursa olsun kaşın gözün 
Karşındakinin gördüğüdür rengin.. 
Yaşadıklarını kar sayma: 
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; 

Ne kadar yaşarsan yaşa, 
Sevdiğin kadardır ömrün.. 
Gülebildiğin kadar mutlusun 
Üzülme! bil ki ağladığın kadar güleceksin 
Sakın bitti sanma her şeyi, 

Sevdiğin kadar sevileceksin. 
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer 
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın

Bir gün yalan söyleyeceksen eğer 
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. 
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret 
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın 
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın 
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. 
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın 
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. 
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. 

İşte budur hayat! 
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın 
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün 
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun 
Çiçek sulandığı kadar güzeldir 
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli 
Bebek ağladığı kadar bebektir 
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, 
Sevdiğin kadar sevilirsin...





altın sözler, aşk sözleri, can yücel sözleri, can yücel şiirleri, can yücel facebook sözleri, felsefi sözler, resimli mesajlar, resimli resimli sözler, can yücel tweet sözleri, şairler ve yazarlar, aşk şiirleri, 

CUMA MESAJLARI VİDEOSU

/ No Comments


cuma mesajları video, cuma mesajları youtube, cuma mesajı vidoları, youtube söz harmanı

AHMET SELÇUK İLKAN ŞİİRLERİ

/ No Comments
aşk şiirleri, aşk şarkıları, en güzel aşk şiirleri, ahmet selçuk ilkan şiirleri, ahmet selçuk ilkan şarkı sözleri, ahmet selçuk ilkan aşk şiirleri, unutulmaz şarkı sözleri,

ADANALIM

İlk kez kar düşmüş Adana'nın yollarına
Beyazlara bürünmüş portakal ağaçları
Bense hala seni düşünürüm adanalım

Bilirsin biterim ben o şarkıya
O şarkıda seni bulurum sen olmadan
Adananın yolları taştan Sen çıkardın beni baştan

Hani ya yalan değil baştan çıktığım
Bak senden başka birşeyi almaz oldu aklım
Allahıma seviyorum seni adanalım

Sen istersen Allahsız de bana istersen kitapsız
Ben yine yemin ederim allahıma kitabıma
Hele bir selam göndersen yokmu gireceksin sevabıma

Dinle bak, birde sana şiir döktürdüm
Öylesine sarhoşum ki aşkınla of Allah
Senin (Allahına kurban)Öldür beni çek bana silah...

Daha ne olsun, söyle be Adanalım
Sen Adanalı "(ben Allahına kadar Adanalı)"
Gelde artık düğünümüz olsun
Büyüsün çocuklarımız analı babalı

Albüm: Şairler Ağlamaz-Mayıs 1997

*

AGORA MEYHANESİ

Sana bu satırları
Bir sonbahar gecesinin
Felç olmuş köşesinden yazıyorum.
Beşyüz mumluk ampullerin karanlığında
Saatlerdir, boşalan kadehlere
Şarkılarını dolduruyorum,
Tabağımdaki her zeytin tanesine
Simsiyah bakışlarını koyuyorum*
Ve, kaldırıp kadehimi
Bu rezilcesine yaşamların şerefine içiyorum:
Burası Agora Meyhanesi
Burda yaşar aşkların en madarası
Ve en şahanesi
Burda saçların her teline
Bir galon içilir
Sen, bu sekiz köşeli meyhaneyi bilmezsin
Bu sekiz köşeli meyhane seni bilir.
Burası Agora Meyhanesi
Burası arzularını yitirmiş insanların dünyası.
Şimdi içimde sokak fenerlerinin yalnızlığı
Boşalan ellerimde
Kahreden bir hafiflik.
Bu akşam
Umutlarımı meze yapıp içiyorsam
Elimde değil.
Bu da bir nevi namuslu serserilik.
Dışarıda hafiften bir yağmur var
Bu gece benim gecem
Kadehlerde alaim-i semaların raksettiği,
Gönlümde bütün dertlerin
Hora teptiği gece bu
Camlara vuran her damlada
Seni hatırlıyorum
Ve sana susuzluğumu...
Birazdan plaklarda şarkılar susar,
Kadehler boşalır,
Umutlar tükenir
Mezeler biter
Biraz sonra
Bir mavi ay doğar tepelerden
Bu sarhoş şehrin üstüne,
Birazdan bu yağmur da diner.
Sen bakma benim böyle delice efkarlandığıma,
Mendilimdeki o kızıl lekeye de boşver
Yarın gelir çamaşırcı kadın
Herşeyden habersiz onu da yıkar;
Sen mes'ut ol yeter ki
Ben olmasam ne çıkar.
Dedim ya:
Burası Agora Meyhanesi
Bir tek iyiliğin tüm kötülüklere
Meydan okuduğu yer
Burası Agora Meyhanesi,
Burası kan tüküren
Mes'ut insanların dünyası...

Albüm: Mum Işığında-Haziran 2013

*
HATIRAN YETER

Senden bir hatıra bana bu şarkı
Bir gün gitsen bile hatıran yeter
Unutmak mümkün mü böyle bir aşkı
Bir gün gitsen bile hatıran yeter
Bir yanda yaşanan o güzel günler
Bir yanda anılar bir yanda dünler
Seni yaşatacak neler var neler
Bir gün gitsen bile hatıran yeter
Yine sen dolarsın bakışlarıma
Mazi mendil olur gözyaşlarıma
Yeter ki yeter ki dokunma anılarıma
Bir gün gitsen bile hatıran yeter
Hatıran yeter...

Senden bir hatıra bana bu şarkı
Bir gün gitsen bile hatıran yeter
Unutmak mümkün mü böyle bir aşkı
Bir gün gitsen bile hatıran yeter
Hatıran yeter, hatıran yeter
Bir gün gitsen bile hatıran yeter
Hatıran yeter
Bir yanda yaşanan o güzel günler
Bir yanda anılan bir yanda dünler
Seni yaşatacak neler var neler
Bir gün gitsen bile hatıran yeter
Hatıran yeter, hatıran yeter
Bir gün gitsen bile hatıran yeter
Hatıran yeter
Ahmet Selçuk İlkan:
Nasıl unutulur böyle sevgiler
Neler yaşamıştık bir düşün yeter
Her köşede durur senden gölgeler
Bir gün gitsen bile hatıran yeter
Hatıran yeter
Aldığım her nefes seni fısıldar
Gelir ta kalbimden vurur şarkılar
Sana mı sözlenmiş
Sana mı sözlenmiş bütün akşamlar
Bir gün gitsen bile hatıran yeter
Hatıran yeter, hatıran yeter
Niran Ünsal:
Bilinmez neleri getirir zaman
Bilinmez neleri götürür zaman
Aşk bir hatıradır maziden kalan
Bir gün gitsen bile hatıran yeter
Hatıran yeter, hatıran yeter
Bir gün gitsen bile hatıran yeter
Hatıran yeter
Bir yanda yaşanan o güzel günler
Bir yanda anılan bir yanda dünler
Seni yaşatacak neler var neler
Bir gün gitsen bile hatıran yeter
Hatıran yeter, hatıran yeter
Bir gün gitsen bile hatıran yeter
Hatıran yeter

Söz: Ahmet Selçuk İlkan
Müzik: Yılmaz Tatlıses

*

ANABEL LEE

İsmi Annabel Lee;
Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni.

O çocuk, ben çocuk, memleketimiz
O deniz ülkesiydi,
Sevdalı değil kara sevdalıydık
Ben ve Annabel Lee;
Göklerde uçan melekler bile
Kıskanırlardı bizi.

Bir gün işte bu yüzden göze geldi,
O deniz ülkesinde,
Üşüdü rüzgârından bir bulutun
Güzelim Annabel Lee;
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni
Mezarı ordadır şimdi,
O deniz ülkesinde.

Biz daha bahtiyardık meleklerden
Onlar kıskandı bizi,-
Evet! -bu yüzden (şahidimdir herkes
Ve o deniz ülkesi)
Bir gece bulutunun rüzgârından
Üşüdü gitti Annabel Lee.

Sevdadan yana kim olursa olsun,
Yaşça başça ileri,
Geçemezlerdi bizi;
Ne yedi kat göklerdeki melekler,
Ne deniz dibi cinleri,
Hiçbiri ayıramaz beni senden
Güzelim Annabel Lee.

Ay gelir ışır, hayâlin erişir
Güzelim Annabel Lee
Bu yıldızlar gözlerin gibi parlar
Güzelim Annabel Lee;
Orda gecelerim, uzanır beklerim
Sevgilim, sevgilim, hayatım, gelirim
O azgın sahildeki,
Yattığın yerde seni
Edgor Allan Poe

Albüm: Bir Beyaz Karanfil (Beni Unutamazsın)-Ekim 1988

*

AYRILACAĞIM

Gezdiğim her yerde hatıran dolu
Bilmem ki ben nasıl unutacağım
Ne yazık bu aşkın yok başka yolu
Yarın bu şehirden ayrılacağım


O mahsun yüzüne son defa bakıp
Bütün anıları sana bırakıp
Bu dertli, bu garip başımı alıp
Yarın bu şehirden ayrılacağım


Aldırma görürsen yaşlar gözümde
Şarkımız olacak yine dilimde
Mektubun cebimde, resmin elimde
Yarın bu şehirden ayrılacağım


Bir kilit vurarak aşka, sevgiye
Bir çizgi çekerek senli maziye
Dönmemek üzere artık geriye
Yarın bu şehirden ayrılacağım

Albüm: O Adam Benim-Temmuz 1990

*

AYSEL

Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum.
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum.

Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Benim için kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Islığımı denesen hemen düşürürsün,
gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim.
Ya ölmek ustalığını kazanırsın,
ya korku biriktirmek yetisini.
Acılarım iyice bol gelir sana,
sevincim bir türlü tutmaz sevincini.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim.

Sevindiğim anda sen üzülürsün.
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,
uzak yalnızlık limanlarına.
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.
Sakın başka bir şey getirme aklına.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim,
ölümüm birden olacak seziyorum,
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim.
Aysel git başımdan seni seviyorum...

Albüm: Şairler Ağlamaz-Mayıs 1997

*

BEN AŞKI ÖLÜMSÜZ BİLENLERDENİM

İstemem sevgilim yüzüme gülme
Eğer ki sonunda ağlatacaksan
istemem sevgilim ümitler verme
Sonunda dünyamı karartacaksan

Ben aşkı ölümsüz bilenlerdenim
Bir ömür boyu sevenlerdenim
Ellerin elime değmesin derim
Eğer ki sonunda ayrılacaksan

Albüm: Söz-Nisan 2014

*

BENİ UNUTAMAZSIN

Beni unutamazsın bilirim
Beni unutamazsın
Denizin durgunluğu gözlerimi
Coşkunluğu saçlarımı hatırlatır
Kulaklarını tırmalar sesim
Hayatından silemezsin
Gölgeler yaşantını yokluğum
Beni unutamazsın bilirim

Parkın tozlu yollarında yalnız dolaşacaksın
Mutsuz gökyüzünde bir iki yıldız
Işık tutacak karanlığına
Delikanlının biri laf atacak ardından
Çaresizliğine yalnızlığına içleneceksin
Daha sonra
Tarakta kalan saçlarından anlayacaksın ihtiyarladığını
Dudaklarının pembeliği solacak
Cİlası çıkmış bir mobilya gibi eskiyecek güzelliğin
Kahrolacaksın
Ve bir gün gelecek
Beni anlayacaksın
Oysa vakit çoktan geçmiş olacak
Ama sen yine de sözlerime aldırma
Gözlerin zamansız ıslanmasın
Çünkü artık çocuk değilsin
Güneşin nereden doğduğunu bilirsin
Başka bir İstanbul olmadığını bilirsin
Ve seni nasıl sevdiğimi bilirsin
Ama gitmek istiyorsan
Yine de sen bilirsin...

Albüm: Bir Beyaz Karanfil (Beni Unutamazsın)-Ekim 1988

*

BİR GÜN ANLARSIN

Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez.
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya,
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar ne yastık.
Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.
Onun unutamadığın hayali,
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine.
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu.
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin.
Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için,
Vurursun başını soğuk taş duvarlara.
Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın.
Duyarsın,
Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin.
Niçin yaratıldığını.
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini.
Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini.
Boşuna geçip giden günlerine yanarsın.
Dolar gözlerin, için burkulur.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların.
Sevilen gözlerin erişilmezliğini.
O hiç beklenmeyen saat geldi mi?
Düşer saçların önüne, ama bembeyaz.
Uzanır, gökyüzüne ellerin.
Ama çaresiz,
Ama yorgun,
Ama bitkin.
Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın.
Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın hayal kurmayı;
Beklemeyi, ümit etmeyi.
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi.
Lanet edersin yaşadığına...
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.

Albüm: Seni Arıyorum-Haziran 1993

*

BİZ NE AYRILIKLAR GÖRDÜK

Gitmek istiyorsan gidebilirsin
Biz ne ayrılıklar görmüş adamız
Çekinme sende vur sırtımdan beni
Biz ne ihanetler görmüş adamız

Aldırma sen benim yalnızlığıma
Aldırma sen benim gözyaşlarıma
Boşver sende kalmış yarınlarıma
Biz kadere çelme takmış adamız.

Sevsen gidemezdin sevsen bırakmaz
Sevsen çıldırırdın seven ne yapmaz
Git bu ateşte beni kül etmez yakmaz
Biz ne cehennemler görmüş adamız

Hadi daha çabuk daha acele
Koş başka kollara koş güle güle
Sen de unutursun adımı bile
Biz ne vefasızlar görmüş adamız

Hep aynı hikaye hep aynı masal
Sen bu şarkıyı git başka yerde çal
Al yanı başımdan gölgenide al
Biz ne yalnızlıklar görmüş adamız

Albüm: Asi Bir Tutku-Nisan 2000

*

BİR PAZAR GÜNÜ

Günlerden bir pazardı ayrılıp gittin
Ne bir haber bıraktın ne veda ettin
Son defa sarılmadan nasıl terkettin
Yüreğim kan ağlar her Pazar günü

Andıkça ben o günü ölesim gelir
Kaçıpta bu yerlerden gidesim gelir
Sen yoksun hayatıma küsesim gelir
Yüreğim kan ağlar her Pazar günü
Gözlerim yaş dolar her pazar günü

Gezdiğim her yerde ararım seni
Şarkımız çalınır anarım seni
Bilmem ki sen niye terkettin beni
Yüreğim kan ağlar her pazar günü
Gözlerim yaş dolar her pazar günü

Gittiğin günden beri ağlar dururum
Her damla göz yaşımda seni bulurum
İçimde bir umut var bekler dururum
Çal artık kapımı bir pazar günü

Albüm: Şiir Gözlüm-Haziran 2013

*

EYLÜL BAKIŞLIM

Baharda gelmedin yazda gelseydin
Ah benim hazanım eylül bakışlım
Nasıl sevdiğimi sen de bilseydin
Ah benim hazanım eylül bakışlım

Kaderimi baştan çizemez miydin
Bu kördüğümü sen çözemez miydin
Daha önceleri gelemez miydin
Ah benim hazanım eylül bakışlım

Kaç gece terk ettim kaç sabah koştum
Seninle doluydum sensiz bomboştum
Geç olsa da aşkı sende bulmuştum
Ah benim hazanım eylül bakışlım

Kalbim sarıl diyor aklımsa bırak
Gönlüm hep seninle ellerim uzak
Sen yolun başında ben de son durak
Ah benim hazanım eylül bakışlı

*

GECELER AH GECELER

Gecelerden bir gece
Yine yalnız bir gece
Sanki bugün gitmişsin
Sanki sanki sensiz ilk gece
Saatler sabahı çalıyor yine
Bir gece lambası bir ben uykusuz
Kulağım hep senin ayak sesinde
Bir çoban yıldızı bir ben uykusuz
Yaralı yüreğim her an pusuda
Şafakla dönersin hani olurda
Şimdi, şimdi bütün şehir derin uykuda
Bir gece bekçisi bir ben uykusuz
Niran Ünsal:
Geceler ah gecelerim
Sensiz bomboş gecelerim
Geceler ah gecelerim
Sensiz bomboş gecelerim
Karanlık boş sokaklarda
Seni arıyor gözlerim
Karanlık boş sokaklarda
Seni arıyor gözlerim
Nasılda hasretim sana
Sevemedim kana kana
Nasılda hasretim sana
Sevemedim kana kana
Gecelerce sabahladım aah
Kör lambaların altında
Gecelerce sabahladım aah
Kör lambaların altında
Ahmet Selçuk İlkan:
Sevince saate bakmıyor insan
Bir başka adresi bilmiyor insan
Sen, sen hiç uyur muydun yerimde olsan
Bir şu kaldırımlar bir ben uykusuz
Sorma, sorma anlatmam derindir yaram
Sensiz yastıklarla açıktır aram
Ah aylar var gözüme uykular haram
Bir gece lambası bir ben uykusuz
Bir gece bekçisi bir ben uykusuz
Niran Ünsal:
Ben ezelden sana tutkun
Ben ezelden yaralı
Ben ezelden sana vurgun
Ben ezelden yaralı
Adını ezbere bilir aah
Bu şehrin sokakları
Adını ezbere bilir aah
Bu şehrin sokakları
Nasılda hasretim sana
Sevemedim kana kana
Çoktandır hasretim sana
Sevemedim kana kana
Gecelerce sabahladım ahh
Kör lambaların altında
Gecelerce sabahladım ahh
Kör lambaların altında
Ahmet Selçuk İlkan:
Bir tek o şahitti son akşamında
Yeniden yanarım her yanışında
Ben gibi kimsesiz köşe başında
Bir sokak lambası bir ben uykusuz
Bir gece lambası bir ben uykusuz
Bir şu asi rüzgar ahh bir de ben uykusuz

*

HATIRAN YETER

Senden bir hatıra bu şarkı
Bir gün gitsen bile hatıran yeter
Unutmak mümkün mü böyle bir aşkı

Bir yanda yaşanan o güzel günler
Bir yanda anılan bir yanda dünler
Seni yaşatacak neler var neler

Bilinmez neleri getirir zaman
Bilinmez neleri götürür zaman
Aşk bir hatıradır maziden kalan

Yine sen dolarsın bakışlarıma
Mazi mendil olur göz yaşlarıma
Yeter ki dokunma anılarıma

Albüm: Söz-Nisan 2014

*

HESABIMA YAZ

Bugün de bir ses yok haber yok ondan
Kırdığım şişeyi hesabıma yaz
Bir zarar görürsen bu efkarımdan
Küstüğüm neşeyi hesabıma yaz
Adını anmazdım elimde olsa
Çoktan unuturdum çoktan bu kalp unutsa
Bak, bak yine devrildi sandalye masa
Yıktığım köşeyi hesabıma yaz
Bilmem aradığı aşkı buldu mu
Sildi mi gönülden unutuldum mu
Bak hala masamda çiçeği mumu
Sevdiği ne varsa hesabıma yaz
Metin Şentürk:
Bugünde bir ses yok haber yok ondan
Kırdığım şişeyi hesabıma yaz
Bir zarar görürsen bu efkarımdan
Küstüğüm neşeyi hesabıma yaz
Bir zarar görürsen bu efkarımdan
Küstüğüm neşeyi hesabıma yaz
Sana rehin kalsın şarkım şiirim
Bir yalanım varsa adam değilim
Onu nasıl sevdim bilsin sevgilim
Dilimden düşeni hesabıma yaz
Onu nasıl sevdim bilsin sevgilim
Ölürsem aşkımı mezarıma yaz
Ahmet Selçuk İlkan:
Olurda bir gece aklına eser
Bakarsın ben yokken kapıdan girer
Çekinme yoluna bu güleri ser
Sonrada hepsini hesabıma yaz
Dönüş yok bilirsin gitti o giden
Arama hiç sebep sorma hiç neden
Bu gece de bütün içkiler benden
Ne varsa ne yoksa hesabıma yaz
Sana rehin kalsın şarkım şiirim
Yalanım varsa adam değilim
Onu nasıl sevdim bilsin sevdiğim
Ölürsem aşkımı mezarıma yaz
Metin Şentürk:
Dönüş yok bilirsin gitti o giden
Arama hiç sebep sorma hiç neden
Bu gece de bütün içkiler benden
Ne varsa ne yoksa hesabıma yaz
Bu gece de bütün içkiler benden
Ne varsa her şeyi hesabıma yaz
Sana rehin kalsın şarkım şiirim
Bir yalanım varsa adam değilim
Onu nasıl sevdim bilsin sevgilim
Dilimden düşeni hesabıma yaz
Onu nasıl sevdim bilsin sevgilim
Ölürsem aşkımı mezarıma yaz
Ahmet Selçuk İlkan:
Elbette bu fasıl ne ilk ne de son
Sen anla halimden boşver be garson
Nereye gideyim saat daha 10
Aştığım zamanı hesabıma yaz
Hadi rakı şarap votka ne varsa getir
Kolaysa bu aşkı gel de sen bitir
Birazdan kemancı Said de gelir
Onunda borcunu hesabıma yaz
Onunda derdini hesabıma yaz
Çaldığı şarkıyı hesabıma yaz

*

İŞTE GİDİYORUM

İşte gidiyorsun
Merdivenlerde bir ölüm sessizliği
Dışarda kül rengi yağmurlar
Üzerinde en çok sevdiğim ceketin
En acısı
Unut gitsin der gibi devrilmiş kirpiklerin
Ve ilk defa
Bu kadar aceleci
Ellerin ayakların gözlerin
Söylenecek ne varsa bitti doğrudur
Artık bu saatler
Kanadı kesik bir sevdanın
Kalemi kırık bir aşkın
Ve sayfaları yanık bir romanın sonudur

Son bir hatıram var gitmeden sana
Bu son hatıramı al da öyle git
Bir kolye bu senden bir eser bana
Eğer beğenmezsen kır da öyle git

İşte gidiyorsun
Ellerinle açtığın bütün kapıları kapayarak
Hayat verdiğin odalardan gölgeni de alarak
Ve sürgüne verip bütün düşlerimi
Dağ gibi bir adamı yıkarak
Anlıyorum anlıyorum bu suskunluk
Bir aşkın açılmamış son mektubudur
Geride bıraktığın
Saksıda bir gelin çiçeği
Masada kırık bir kolye
Ve yüreğimde parmak izlerin
Ve cevapsız yüzlerce sorudur

İncileri onun hep gözyaşımdan
Boncuğu elması sabır taşımdan
Zinciri armağan beyaz saçımdan
Dilersen boynuna tak da öyle git

İşte gidiyorsun
Dikerek gözlerime o mağrur bakışını
Yıllardır düşlediğin zaferi kutlayarak
Ve bir masum veda gibi sokulup yanıma
Ellerinle yüreğimi parçalayarak
Tarihte bugün
Aylardan eylül
Günlerden hüzün
Saatlerden ondur
Sen sen kazanmayı
Ben kaybetmeyi seçtim
Anlıyorum anlıyorum
Bu ikimiz için artık sondur

İşte gidiyorsun
Ve biliyorsun
Birazdan sol yanıma düşerim
Yaramın olduğu yana
Vurduğun yere yani
Ne de olsa ayrılık acıdır zordur
İşte karşında
Ağır yaralı bir adam
Bir avuç gözyaşı
Ve ihanet makamında bir şarkı
Suç mahallinde
Senden kalan son delil budur
Git hadi git vazgeçilmezim
Unutma ki
Dünyada bütün mezarlıklar
Senin gibi vazgeçilmezlerle doludur
Git hadi git vefasızım
Hadi git git git

İncileri onun hep gözyaşımdan
Boncuğu elması sabır taşımdan
Zinciri armağan beyaz saçımdan
Dilersen boynuna tak da öyle git

Albüm: Seni O Kadar Çok Sevdim Ki-Ocak 2011

*

O ADAM BENİM

Bir yabanci gibi bakma yuzume
Birzaman sevdigin o adam benim
Gecmisi bir dusun donup maziye
Unuttum dedigin o adam benim

Bir heves sanipta duygularimi
Bir masal sanipta umutlarimi
Geriye veripte mektuplarimi
Maziye gomdugun o adam benim

Ne kadar kucukmus dunya dedigin
Senide soldurmus gonul verdigin
Bir zaman askida gulup gecdigin
Terkedip gittigin o adam benim

Oyle uzak durma yanima yaklas
Tanidik yuzume bak yavas yavas
Birakta suzulsun gozlerimden yas
Terkedip gittigin unuttum dedigin
Maziye gomdugun o adam benim

*

ONA YANARIM

Hangi Dudak Seni Böyle Anacak
Hangi Kollar Seni Böyle Saracak
Hangi Aşık Sana Böyle Yanacak
Ben, Ben Sana Yandım ya
Ona Yanarım, Ona Yanarım
Kalbimden Vursaydın Yanmazdım Öyle
Sırtımdan Vurdun ya Ona Yanarım
Sakınırken Senli Gözümden Bile
Ellere Gittin ya Ona Yanarım
Sen Oldun Akıtan Hep Gözyaşımı
Sen Oldun Eğdiren Bu Dik Başımı
Aşkınla Can Bulan Sabır Taşımı
Yerlere Çaldın ya Ona Yanarım

Kalbimden Vursaydın Yanmazmıydım Böyle
Sırtımdan Vurdun ya Ona Yanarım
Sakınırken Seni Kendi Gözümden
Ellere Gittin ya Ona Yanarım

Vefasızsın Ne Yapayım
İhanetmiş Senden Payım
Tanrı mısın ki Tapayım
Sevdim Seni, Ona Yanarım

Hiçe Saydın Onurumu
Yere Serdin Gururumu
Düşünmeden Hiç SOnumu
Yandım Sana, Ona Yanarım

Bir Sevda Yaşattın Bıçak SIrtında
Senin Olsun Artık Tacın Tahtın da
Bir Ömür Harcadım Senin Uğruna
Sen Bana Ne Verdin, Ona Yanarım
Resmime Baktım da Düşündüm Demin
Hani Sözün Sözdü, Yeminin Yemin
Peki Bu Yalanlar Bu Gözler Kimin
Ben Sana Kandım ya, Ona Yanarım
Selami Şahin
Bir Sevda Yaşattın Bıçak Sırtında
Senin Olsun Artık Tacın, Tahtın da
Bir Ömür Harcadım Senin Uğrunda
Sen Bana Ne Verdin Ona Yanarım
Ferhat Göçer
Vefasızsın ne Yapayım
İhanetmiş Senden Payım
Tanrı mısın ki Tapayım
Sevdim Seni, Ona Yanarım
Selami Şahin
Hiçe Saydın Onurumu
Yere Serdin Gururumu
Düşünmeden Hiç Sonumu
Yandım Sana, Ona Yanarım
Ahmet Selçuk ilkan
Şimdi Radyolarda Çalan Bu Şarkı
Benim için Artık Bir Veda Marşı
Senden, Senden Sonra Dileğim Bir Mezar Taşı
Uğrunda Öldüm ya Ona Yanarım
Ona Yanarım, Ona Yanarım

Söz : Ahmet Selçuk ilkan
Müzik : Selami Şahin

*

ŞAİRLER AĞLAMAZ

Farzet ki bu aşkı yaşamadık seninle
Farzet ki hiç bir geceyi paylaşmadık ikimiz
Farzet ki saçlarını bile hiç okşamadım

Hadi git, gözlerime baka baka git
Hadi git, hayatımdan çıka çıka git
Hadi git, yüreğimi yaka yaka git
Şairler ağlamaz gülüm, şairler ağlamaz

Farzet ki unutulmuş bir şairim köşe başında
Farzet ki hiç bir şiirimi sana yazmadım
Farzet ki hiç bir şarkımda adını bile anmadım

Hadi git, sevdiğimi bile bile git
Hadi git, bir kalemde sile sile git
Hadi git, hiç üzülme güle güle git
Şairler ağlamaz gülüm, şairler ağlamaz

Farzet ki bir kum tanesiyim sahilde
Farzet ki bir çakıl taşıyım yol kenarında
Farzet ki boş bir kibrit kutusuyum ellerinde

Hadi git, üzerime basa basa git
Hadi git, umutları asa asa git
Hadi git, hiç konuşma susa susa git
Şairler ağlamaz gülüm, şairler ağlamaz

Fazet ki yokum artık
Farzet ki öldüm
Farzet ki isimsiz bir mezarım dağ başında

Hadi git, saçlarında bir tel bırakmadan git
Hadi git, avucumda bir el bırakmadan git
Hadi git, baş ucumda bir gül bırakmadan git
Şairler ağlamaz gülüm, şairler ağlamaz

Albüm: Şairler Ağlamaz-Mayıs 1997

*

SANA HASRET GİDECEĞİM

İkimizden bir olmadı
Yarım kaldık gözün aydın
Bende sabır sende heves
Bitti artık gözün aydın
Gidiyorum artık senden
Gölgeni de sök al benden
Kaprisinden siteminden
Bıktım artık gözün aydın
Söz kalmadı söyleyecek
İşte hayat işte gerçek
Alev alev yanan yürek
Söndü artık gözün aydın, gözün aydın
Cengiz Kurtoğlu:
Sensiz kalmak zor olsa da
Sana veda edeceğim
Korkuyorum en sonunda
Sana hasret gideceğim
Sensiz kalmak zor olsa da
Sana veda edeceğim
Korkuyorum en sonunda
Sana hasret gideceğim
Adım adım izlerimle
Aşka küskün sözlerimle
Açık kalan gözlerimle
Sana hasret gideceğim
Adım adım izlerimle
Aşka küskün sözlerimle
Açık kalan gözlerimle
Sana hasret gideceğim
Ahmet Selçuk İlkan:
Buza kesti elim kolum
Bak matemde sağım solum
Sana dönmez artık yolum
Küstüm artık gözün aydın
Son bir defa desem bile
Hasretinden ölsem bile
Bu kapıdan gölgen bile
Girmez artık gözün aydın
Dört yanımız paslı kilit
Ne aşk kaldı ne de ümit
İşte geldi artık vakit
Gidiyorum gözün aydın
Gözün aydın, gözün aydın

Olur dedim olmadı ki
Gönül huzur bulmadı ki
Başka çarem kalmadı ki
Sana hasret gideceğim
Olur dedim olmadı ki
Gönül huzur bulmadı ki
Başka çarem kalmadı ki
Sana hasret gideceğim
Adım adım izlerimle
Aşka küskün sözlerimle
Açık kalan gözlerimle
Sana hasret gideceğim
Adım adım izlerimle
Aşka küskün sözlerimle
Açık kalan gözlerimle
Sana hasret gideceğim
Adım adım izlerimle
Aşka küskün sözlerimle
Açık kalan gözlerimle

*

SABAHÇI KAHVESİ

Rüzgar mumu söndürür bilirsin
Bir yangını söndürür sanma
Ve bu ayrılık ancak beni öldürür aşkımızı asla
Sen uyurken giden otobüslere yazdım adını
Bütün taksi duraklarına, hasret trenlerine
Uzak denizlerin gemilerine, kaldırım taşlarına, köşe başlarına
Bu şehirde artık herkes seni tanıyor
Gözlerin yosun yeşili, saçların ağustos sarısı
Ve tenin süt beyazı
Sokak ressamları bile seni benden iyi biliyor
Ahh sen uyurken adını ansam yüreğim titriyor

Şimdi sen kim bilir ne duygulardasın
Belki de en tatlı uykulardasın
Şimdi sen kim bilir ne duygulardasın
Belki de en tatlı uykulardasın
Sen rüyalar aleminde
Yeni aşklar hevesinde
Bense yine uykusuzum
Bir sabahçı kahvesinde
Sen rüyalar aleminde
Yeni aşklar hevesinde
Bense yine uykusuzum
Bir sabahçı kahvesinde

Gittiğinden beri hep bu şarkı dudaklarımda
Ve hep aynı özleyiş bakışlarımda
Başka bir tene daha dokunmadı tenim
Başka elleri sarmadı ellerim
Bildiğim bütün dualara yemin ederim
Ayrıldığımız günden beri beni görenin hali duman
Seni soranın sendeyim.com içi yanıyor
Belki de bu yüzden mutluluk şarkıları değil ama
Ayrılık şiirleri bana çok sendeyim.com yakışıyor
Çünkü umut bu şehirde artık marketlerin adı
Hayal kahvelerin, sevda pastanelerin, arzu sinemaların
Vefa, vefa nasılsa eskimiş unutulmuş bir semtin adı
Bu yangın yürekler neylesin neylesin artık aşkı
Ne hayaller geçiyor içimden bir bilsen
Alevden damlalar dökülüyor gözlerimden
Konardım pencerene ah bir gelse elimden
Çünkü çünkü bugün senin doğum günün
Hadi mumları söndür, hadi dostlarınla yüzünü güldür
Bütün içkiler benden sendeyim.com bu gece
Hadi döndürebilirsen aşkımızı geri döndür
Hadi aşkımızı geri döndür
Hadi hadi aşkımızı geri döndür

Sen rüyalar aleminde
Yeni aşklar hevesinde
Bense yine uykusuzum
Bir sabahçı kahvesinde
Sen rüyalar aleminde
Yeni aşklar hevesinde
Bense yine uykusuzum
Bir sabahçı kahvesinde

*

SUSTUM - BİR GÜLÜ SEVDİM

Söylesem büyüsü bitecekti
Söylesem kelimeler yetmeyecekti
Oysa bambaşka bir şiirimdir yazamadığım
Kimi gün koşacak sendeyim.com yolum
Kimi gün kırık bir kolumdun
Kimi gün deli dolu akan nehrim
Kimi gün içime akıttığım zehrimdin
Sustum yumruklarımı sıkarak
Sustum düşlerime saklanarak
Sustum yastıklara sarılarak hep sustum
Ve şimdi bir çığlık gibi kanasan da yüreğimde
Hala susma hakkımı kullanıyorum
Sadece sana güle güle diyorum

Kim bilir bir daha karşılaşmayız
Belki de bir daha görüşemeyiz ayrılmalıyız ayrılmalıyız
Bir gülü sevdim bir sendeyim.com seni sevdim
Bir mevsimlikmiş senle aşkımız
Gel etme desem kal gitme desem
Hiç faydası yok ayrılmalıyız
Gel etme desem kal gitme desem
Hiç faydası yok ayrılmalıyız

*

NİKAH MASASI

Nikahına beni çağır sevgilim
İstersen şahidin olurum senin
Bu adam kim diye soran olursa
Eski bir tanıdık dersin sevgiim
Hayaller kurardık biz yıllar önce
Hiç yoktu hesapta ayrılık bizce
Bilirsin ne kadar görmek isterdim
Beyazlar içinde seni öylece

Garibin biriysem sevemezmiyim
Aşkla karın doymaz diyen benmiyim
Şimdi çok zenginsin ben ayrı garip
Sana bir buket gül veremez miyim
Nikah masasına oturdun işte
Dayanmak çok zormuş böyle sevince
Sana mutluluklar sözüm kardeşçe
At artık imzanı git biran önce

Albüm: Şiir Gözlüm-Haziran 2013

*

YA SENİNLE YA SENSİZ

Sensiz bir an olsun yapamıyorum
Yalanım varsa aşk çarpsın beni
Bağlanmışım sana kopamıyorum
Yalanım varsa aşk çarpsın beni
Vurulmuşum sana delicesine
Senin kollarında erircesine
Seviyorum seni ölürcesine
Yalanım varsa aşk çarpsın beni
İntizar:
İstersen öldür beni
İstersen güldür beni
Gün gibi güneş gibi
Ya seninle ya sensiz
İstersen öldür beni
İstersen güldür beni
Gün gibi güneş gibi
Ya seninle ya sensiz
Yalnız bir mevsim değil
Yalnız bir bahar değil
Her zaman her yerde bil
Ya seninle ya sensiz
Yalnız bir mevsim değil
Yalnız bir bahar değil
Her zaman her yerde bil
Ya seninle ya sensiz
Ahmet Selçuk İlkan:
Hasretin cehennem yokluğun zindan
Sensiz eksiğim ben noksanım noksan
Yaşayan ölüyüm yanımda yoksan
Yalanım varsa aşk çarpsın beni
Sen yoksan dünyamda ne aşk ne huzur
Sensin yaşadığım en büyük gurur
Seninle inandım işte aşk budur
Yalanım varsa aşk çarpsın beni
Sen iste yolunda toprak olurum
Sen iste dalında yaprak olurum
Bir ömür aşığın kölen olurum
Yalanım varsa aşk çarpsın beni
Ömrümü ömrüne iste eklerim
Yolunu mahşerde bile beklerim
Dört kitap adına yemin ederim
Yalanım varsa aşk çarpsın beni
Aşk çarpsın beni
İntizar:
İstersen öldür beni
İstersen güldür beni
Gün gibi güneş gibi
Ya seninle ya sensiz
İstersen öldür beni
İstersen güldür beni
Gün gibi güneş gibi
Ya seninle ya sensiz
Yalnız bir mevsim değil
Yalnız bir bahar değil
Her zaman her yerde bil
Ya seninle ya sensiz
Olmasa da sevenim
Ağlayanım gülenim
İlk sözüm son yeminim
Ya seninle ya sensiz

*

ONA YANARIM

Hangi dudak seni böyle anacak
Hangi kollar seni böyle saracak
Hangi aşık sana böyle yanacak
Ben sana yandım ya ona yanarım

Kalbimden vursaydın yanmazdım öyle
Sırtımdan vurdun ya ona yanarım
Sakınırken seni gözümden bile
Ellere gittin ya ona yanarım

Sen oldun akıtan hep gözyaşımı
Sen oldun eğdiren bu dik başımı
Aşkınla can bulan sabır taşımı
Yerlere çaldın ya ona yanarım

Kalbimden vursaydın yanmazdım böyle
Sırtımdan vurdun ya ona yanarım
Sakınırken seni kendi gözümden
Ellere gittin ya ona yanarım

Vefasızsın ne yapayım
İhanet mi senden payım
Tanrımısın ki tapayım
Sevdim seni ona yanarım

Hiçe saydın onurumu
Yere serdin gururumu
Düşünmeden hiç sonumu
Yandım sana ona yanarım

Bir sevda yaşattın bıçak sırtında
Senin olsun artık tacın tahtın da
Bir ömür harcadım senin uğrunda
Sen bana ne verdin ona yanarım

Resmine baktım da düşündüm demin
Hani sözün sözdü yeminin yemin
Peki bu yalanlar bu gözler kimin
Ben sana kandım ya ona yanarım

Şimdi radyolarda çalan bu şarkı
Benim için artık bir veda marşı
Senden son dileğim bir mezar taşı
Uğrunda öldüm ya ona yanarım

Albüm: Seni O Kadar Çok Sevdim Ki-Ocak 2011



aşk şiirleri, aşk şarkıları, en güzel aşk şiirleri, ahmet selçuk ilkan şiirleri, ahmet selçuk ilkan şarkı sözleri, ahmet selçuk ilkan aşk şiirleri, unutulmaz şarkı sözleri, şarkı sözleri



HAFTANIN YAZISI

/ No Comments
haftanın yazısı, ibretlik olaylar, ibretlik hikayeler, ibret alınacak olaylar, ibret alınacak sözler, ibretlik sözler, ilginç olaylar, yaşanmış hikayeler, adalet ile ilgili hikayeler, adaletsizlik hikayeleri

ADALETİN ÖNEMİ

Çok eskilerde deri işi ile uğraşanlar derilerini balya haline getirip avlulu evlerinde depo ederlerdi.

Hakimlerin yerine Kadı’ların görev yaptığı o tarihlerde adamın biri bütün derilerini evinde balyalar halinde muhafaza ediyormuş. Kış şartları çok ağırmış ve her taraf karla kaplıymış. 

Hırsızın biri, bir gece gizlice adamın evine girer, amacı ev sahibinin derilerini çalmaktır. Taşıyabileceği kadar deri balyasını önce depodan avluya taşır oradanda sokak kapısını açarak evin dışına çıkarır ve kar üstünde sürükleyerek çeker götürür. Sabah olup ışık doğuncaya kadar adam birkaç kez bu işlemi tekrarlar ve epey balyayı kendi evine taşımış olur.

Sabah ev sahibi uyandığında deri deposunun boşalmış olduğunu farkeder.
Ama kar üzerindeki mevcut izlere baktığında hırsızı bulmanın çok zor olmadığını anlar. Çünkü deri balyaları kar üzerinde sürüklenerek götürülmüş olduğundan, hırsızın evine kadar sürüp giden bir iz vardır.

Adam giyinir ve izleri takip ederek hırsızın evine kadar ulaşır ve kapısını çalar
Hırsız kapıyı açar ve gelene ‘’buyur ne istiyorsun’’ der.

Derilerin sahibi hırsıza ‘’Sen benim derilerimi çalmışsın diye çıkışır ama hırsız yavuz çıkmıştır, hayır ben senin derilerini filan çalmadım iftira ediyorsun der.

Deri sahibi hırsıza ‘’Bak izler senin evine kadar geliyor, inkar etme ve derilerimi ver aksi halde kadı’ya gidip seni şikayet edeceğim’’ der.

Hırsız da kendinden gayet emin biçimde ‘’Kime şikayet edersen et, ben deri falan çalmadım’’ deyince deri sahibi Kadı’nın yolunu tutar.

Bu gören hırsız hemen giyinir ve kadı’ya adamdan önce yetişebilmek için damlardan atlayarak, kısa yolları tercih ederek bir nefeste Kadı’nın huzuruna gelir.

Kadı’ya ‘’Kadı efendi ben birinin derilerini çaldım, kendisi şimdi yolda beni sana şikayete geliyor, beni bu işten kurtar’’ diyerek her şeyi anlatır.

Kadı hırsıza ben senin işini hallederim ama bana para vermen lazım diyerek rüşvet talep eder ve hırsız da mecburen bu teklifi kabul eder. Kadı hırsıza ‘’Parayı Minderin Altına Diz, Arka Kapıdan Vız’’ diyerek hırsızın oradan uzaklaşmasını ister. Hırsız da arka kapıdan çıkıp gider.

Az geçmeden derilerin sahibi Kadı’nın huzuruna varıp her şeyi olduğu gibi anlatır. Kadı hırsızı kurtarmak için bahane üretmek zorunda olduğundan deri sahibine ‘’senin deriler ham’mıydı işlenmiş miydi diye sorar.

Deri sahibi kadı’ya 'derilerim ham’dı' kadı efendi der.

Bu cevabı alan kadı o günün içtihadı sayılan bir kitap açarak suçu ve verilmesi gereken cezayı incelemeye başlar. Biraz okumuş gibi yaptıktan sonra deri sahibine dönerek ‘’Senin deriler ham olduğundan hırsızı cezalandırmam mümkün degil, çünkü kanuna göre deri hırsızlığında suçun cezalandırılması için derilerin işlenmiş olması şartı aranıyor’’ der.

Bunu duyan deri sahibinin rengi kaçar ve kadı’ya ‘’Kadı efendi benim deriler işlenmemişti ama hepsi mazı’lı idi’’ der. Kadı bu cevabı alınca hiddetlenir, çünkü hırsızı kurtarmak ve işi kılıfına uydurmak zorundadır. Deri sahibine elindeki kitabı göstererek ‘’Mazılı Muzulu, İşte Hepsi Burda Yazılı’’ diyerek hiddetle bağırır ve adamı huzurundan kovar. Adam ensesini kaşıyarak Kadı’nın huzurunu terk eder, böylece hırsız da kurtulmuştur adalete hesap vermekten.


Adaletsizliğe tipik bir örnektir bu hikaye…

Herkes bir şekilde işini kılıfına uydurdukça, ülkenin temel taşlarından biri daha yerinden sökülmüş olur. Bu hikayeden anladığımız şey; suçu gerçekten işlemiş olsanız ve suçüstü yakalanmış olsanızda ceza almaktan kurtulma ihtimalinizin her zaman var olduğudur. 

Ama her şeye rağmen adalete olan inancımızı korumak ve günümüzün adalet dağıtıcılarına güvenmek zorundayız. Çünkü başka çıkar yolumuz yoktur, ve arada böyle kötü örnekler çıksa da, genellikle de adalet dağıtıcılarımız görevini layıkı ile yerine getirmektedir.




haftanın yazısı, ibretlik olaylar, ibretlik hikayeler, ibret alınacak olaylar, ibret alınacak sözler, ibretlik sözler, ilginç olaylar, yaşanmış hikayeler, adalet ile ilgili hikayeler,

MÜJDELİ AYETLER, SÖZLER

24 Nisan 2019 Çarşamba / No Comments
altın sözler, aydınlık, bengü müjde şarkı sözü, kuranda ümitvar olmak, kuranda müjde ayetleri, müjde ayetleri, mektup, müjde ne demek, müjde şarkı sözü, müjdeli haber, resimli sözler,

MÜJDE!

Kararan ufuklarda aydınlık bir sabah,
Siyah bulutları dağıtan bir güneş,
Yavrularının yolunu gözleyenlere vuslat,
Sevdiklerimizden sevda yüklü mektuplar,
Ansızın çıka gelen müjdeler bekliyoruz.
Tez elden...
*

MÜJDE

Telefonlar uzak olsun benden
Aramam aramam bir daha
Yalansa dilimdeki yalan olsun
Sevmiyorum eskisi gibi

Başka bir insan karşımdaki
Değişmez diyenlere müjde
Çok seven böyle gider miydi
Müjde herşey bitti

Telefonlar uzak olsun benden
Aramam aramam bir daha
Yalansa dilimdeki yalan olsun
Sevmiyorum eskisi gibi

Başka bir insan karşımdaki
Değişmez diyenlere müjde
Çok seven böyle gider miydi
Müjde herşey bitti

BENGÜ (Şarkı Sözü)

*

Kuran'da Ümitvar Olmak

"Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz. " (Ali İmran Suresi, 139)

Aynı ortamda bulunan iki ayrı kişiyi, örneğin iki kapı komşusunu düşünelim. Her ikisinin başına da aynı kötü olay gelmiş olsun. Her ikisinin de evine hırsız girmiş ve evindeki değerli eşyaları çalmış olsun. Ev sahiplerinden biri Allah’a imanlı bir kişi, diğeri ise dünya hırslarına kapılmış ve ahireti unutmuş bir insan olsun…

İman etmeyen kişi hayatı boyunca çalışmış ve kazandığı parayla kendisine birtakım değerli eşyalar satın almıştır. Eşyalarına herşeyden çok değer verir; çünkü bütün hayatını, şevkini ve beklentilerini bunlar üzerine kurmuştur. Şimdi ise bir anda bunların tümünü yitirmiştir. Hayatının boşa geçtiğini, emeklerinin yok olduğunu düşünür. Sürekli karamsar ve şikayetçi bir ruh haline bürünür, herkese dert yanar. Hatta kimisi günlerce ağlar, hasta olur. Bazıları da sürekli asabi hareketler sergiler, etrafındakilere kırıcı davranır. Kimi zaman da aniden içine kapanır, çaresizliğine ve üzüntüsüne etrafındakileri de ortak etmeye çalışır. Yitirdiği birkaç eşya yüzünden -kendi deyimiyle-“bütün hayatı altüst olmuştur”.

Diğer dairedeki iman eden kişi ise bütün bu saydıklarımızın hiçbirini yaşamaz. Yan evden gelen bağırtı ve ağlama seslerinin aksine inanan kişinin evinde son derece sakin, huzurlu bir hava hakimdir. En ufak bir üzüntüye ve karamsarlığa kapılmaz; her zamanki tevekküllü, dengeli ve neşeli yapısını korumaya devam eder.

Çünkü malı kendisine verenin Allah olduğunu bildiği gibi, alanın da Allah olduğunu biliyordur. Olayda mutlaka kendisi için bir hayır olduğunu düşünerek huzurlu olur. Dünyevi hırslara kapılarak asla gelecek kaygısına düşmez. Allah’ın kendisine daha güzelini, daha hayırlısını hem dünyada hem de ahirette vermesini umar.

Bu ve buna benzer olaylar bir Müslümanı asla ümitsizliğe kaptırmaz. Aksine, iman edenlerin bu gibi olaylarda Allah’a karşı teslimiyetleri daha da artar, her durumda Allah’a şükretmenin huzur ve mutluluğunu yaşarlar. Allah’ın kendilerini denediğinin bilinciyle Allah’tan daha hayırlısını umarlar.

İman eden bir kimse, herşeyini dahi yitirmiş olsa, yine de en ufak bir ümitsizliğe kapılmadan, sabırla, şevkle herşeye en baştan başlayabilir. Sahip olduğu bu şevk, imanından, Allah’a karşı duyduğu sevgi ve güvenden, Kuran ahlakını benimsemiş olmasından ve dünya hayatının geçiciliğini kesin olarak kavramış olmasından kaynaklanır. Gelecekten yana hep ümitvar olan tavrı, olayların hep güzel yönlerini gören tutumu hayatı boyunca karşılaştığı bütün olaylarda kendini gösterir.

İman edenler ne kadar büyük zorluklarla karşılaşırlarsa karşılaşsınlar çok güzel bir olgunluk, itidal, metanet ve dirayet sergilerler. Vakar, asalet ve saygınlıklarından hiçbir şekilde taviz vermezler. İnkarcılarda görülen tavır ve ahlak bozukluklarından hiçbirini göstermez, bu ahlaklarıyla da tüm insanlar için çok güzel bir örnek oluştururlar.

Böyle bir durumda en çok dikkat çeken özellikleri ise asla ümitsizliğe düşmemeleridir. Çünkü ümitsizliğe kapılmak Allah’ın beğenmediği bir davranıştır ve Kuran’da inkarcıların bir özelliği olarak tarif edilmektedir. Çünkü, Allah’ın yardımından, rahmetinden, bağışlayıcılığından ümit kesmek çok çirkin bir tavırdır ve Kuran’da yasaklanmıştır.

İman eden insan imanından kaynaklanan ümitvar ruh haliyle huzurlu ve mutlu bir yaşantı sürer. Kendini Allah’a teslim etmeyenler ise daima ümitsizlik, endişe ve tasa içindedirler. Bundan dolayı iç karartıcı, mutsuz, sıkıntılı bir hayat sürerler.

İnsanların çoğu istedikleri bir şeyi elde edemeyince, sevdikleri bir şeyi yitirince veya başlarına beklemedikleri kötü bir olay geldiğinde ümitsizliğe kapılırlar. Bunun yanında, ahirette bağışlanmayı, cehennemden kurtulmayı, cennete gitmeyi ümit etmek akıllarına bile gelmez. Hatta ahiret hakkında doğru, Kurani bir bilgiye sahip olmadıklarından cenneti ümit etmenin ne demek olduğundan bile haberleri yoktur.

Tüm bunların sebebi Kuran’dan habersiz, Kuran’ın gösterdiği doğru yoldan uzak bir yol tutmalarıdır. Alışageldikleri günlük hayatın telaş ve karmaşası içinde başlarına gelen her olumsuzluk onlar için bir üzüntü ve karamsarlık nedeni olur. İman edenlerin Kuran sayesinde kazandıkları İlahi ilimden, öğüt ve tavsiyelerden habersiz oldukları için şeytanın tüm vesveselerine kulak verir, sayısız endişe, kuruntu ve tasalara kapılırlar. Kendilerine Kuran gönderildiği halde ondan yüz çevirmenin karşılığını hem bu dünyada hem de ahirette maddi ve manevi olarak görürler.

İşte bu kitap, bugüne kadar Kuran’dan uzak bir yaşam sürdürmüş kimselerin eski hayatlarındaki çarpık tutum ve zihniyetlerini terk etmeleri, dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşmaları için önemli bir fırsattır. İman eden ve Kuran’a tabi olanlar içinse bir öğüt ve hatırlatma, Kuran’ı daha iyi anlamaya bir teşvik vesilesidir.

*

Müjdeleşme ile ilgili ayetler...

Bakara Suresi, 25. ayet: (Ey Muhammed) iman edip salih amellerde bulunanları müjdele. Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu ürünlerden her yedirildiğinde: "Bu daha önce de rızıklandığımızdır" derler. Bu, onlara, (dünyadakine) benzer olarak sunulmuştur. Orada, onlar için tertemiz eşler vardır ve onlar orada süresiz kalacaklardır.
*
Bakara Suresi, 97. ayet: De ki: "Cibril'e kim düşman ise, (bilsin ki) gerçekten onu (Kitabı), Allah'ın izniyle kendinden öncekileri doğrulayıcı ve mü'minler için hidayet ve müjde verici olarak senin kalbine indiren O'dur.
*
Bakara Suresi, 119. ayet: Şüphesiz Biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, hak (Kur'an) ile gönderdik. Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın.
*
Bakara Suresi, 155. ayet: Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele.
*
Bakara Suresi, 213. ayet: İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere hak kitaplar indirdi. Oysa kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra, birbirlerine karşı olan 'azgınlık ve kıskançlıkları' yüzünden anlaşmazlığa düşenler, o, (kitap) verilenlerden başkası değildir. Böylece Allah, iman edenleri, hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe Kendi izniyle eriştirdi. Allah, kimi dilerse onu doğruya yöneltir.
*
Bakara Suresi, 223. ayet: Kadınlarınız sizin tarlanızdır; tarlanıza dilediğiniz gibi varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak güzel davranışlar) takdim edin. Allah'tan korkup-sakının ve bilin ki elbette O'na kavuşucusunuz. İman edenlere müjde ver.
*
Al-i İmran Suresi, 21. ayet: Allah'ın ayetlerini inkar edenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti emredenleri öldürenler; işte onlara acıklı bir azabı müjdele.
*
Al-i İmran Suresi, 39. ayet: O mihrapta namaz kılarken, melekler ona seslendi: "Allah, sana Yahya'yı müjdeler. O, Allah'tan olan bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayan, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamberdir."
*
Al-i İmran Suresi, 45. ayet: Hani melekler, dediler ki: "Meryem, doğrusu Allah Kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. O, dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu, saygındır' ve (Allah'a) yakın kılınanlardandır."
*
Al-i İmran Suresi, 126. ayet: Allah bunu (yardımı) size ancak bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla tatmin bulsun diye yaptı. 'Yardım ve zafer' (nusret) ancak üstün ve güçlü, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ın Katındandır.
*
Al-i İmran Suresi, 170. ayet: Allah'ın Kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler. Onlara arkalarından henüz ulaşmayanlara müjdelemeyi isterler ki, onlara hiçbir korku yoktur, mahzun da olacak değillerdir.
*
Al-i İmran Suresi, 171. ayet: Onlar, Allah'tan bir nimeti, bir fazlı (bolluğu) ve gerçekten Allah'ın mü'minlerin ecrini boşa çıkarmadığını müjdelemektedirler.
Nisa Suresi, 138. ayet: Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azap vardır.
*
Nisa Suresi, 165. ayet: Elçiler; müjdeciler ve uyarıcılar olarak (gönderildi). Öyle ki elçilerden sonra insanların Allah'a karşı (savunacak) delilleri olmasın. Allah, üstün ve güçlü olandır, hikmet ve hüküm sahibidir.
*
Maide Suresi, 19. ayet: Ey Kitap Ehli, elçilerin arası kesildiği dönemde: "Bize müjdeci de, bir uyarıcı da gelmedi" demenize (fırsat kalmasın) diye size apaçık anlatan elçimiz geldi. Böylece müjdeci de, uyarıcı da gelmiştir artık. Allah herşeye güç yetirendir.
*
En'am Suresi, 48. ayet: Biz elçileri müjde vericiler ve uyarıp-korkutucular olmaktan başka (bir nedenle) göndermiyoruz. Şu halde kim iman ederse ve (davranışlarını) düzeltirse, artık onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.
*
Araf Suresi, 57. ayet: Rahmetinin önünde rüzgarları bir müjde olarak gönderen O'dur. Bunlar ağırca bulutları kaldırıp yüklendiğinde, onları (kuraklıktan) ölmüş bir şehre sürükleyiveririz ve bununla oraya su indiririz de böylelikle bütün ürünlerden çıkarırız. İşte Biz, ölüleri de böyle diriltip-çıkarırız. Ki ibret alasınız.
*
Araf Suresi, 188. ayet: De ki: "Allah'ın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan (hiçbir şeye) malik değilim. Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım ve bana bir kötülük dokunmazdı. Ben, iman eden bir topluluk için, bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim."
*
Enfal Suresi, 10. ayet: Allah, bunu, yalnızca bir müjde ve kalplerinizin tatmin bulması için yapmıştı; (yoksa) Allah'ın Katından başkasında nusret (zafer ve yardım) yoktur. Hiç şüphesiz Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
*
Tevbe Suresi, 3. ayet: Ve büyük Hacc (Hacc-ı Ekber) günü, Allah'tan ve Resûlü'nden insanlara bir duyuru: Kesin olarak Allah, müşriklerden uzaktır, O'nun Resûlü de… Eğer tevbe ederseniz bu sizin için daha hayırlıdır; yok eğer yüz çevirirseniz, bilin ki Allah'ı elbette aciz bırakacak değilsiniz. İnkar edenleri acı bir azapla müjdele.
*
Tevbe Suresi, 21. ayet: Rableri onlara Katından bir rahmeti, bir hoşnutluğu ve onlar için, kendisine sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler.
*
Tevbe Suresi, 34. ayet: Ey iman edenler, gerçek şu ki, (Yahudi) bilginlerinden ve (Hıristiyan) rahiplerinden çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar... Onlara acı bir azabı müjdele.
*
Tevbe Suresi, 111. ayet: Hiç şüphesiz Allah, mü'minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; (bu,) Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alış-verişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur.
*
Tevbe Suresi, 112. ayet: Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) mü'minleri müjdele.
*
Tevbe Suresi, 124. ayet: Bir sûre indirildiğinde onlardan bazısı: "Bu, hanginizin imanını arttırdı?" der. Ancak iman edenlere gelince; onların imanını arttırmıştır ve onlar müjdeleşmektedirler.
*
Yunus Suresi, 2. ayet: İçlerinden bir adama: "İnsanları uyar ve iman edenlere, muhakkak kendileri için Rableri Katında 'gerçek bir makam' olduğunu müjde ver" diye vahyetmemiz, insanlara şaşırtıcı mı geldi? İnkar edenler: "Gerçekten bu, açıkça bir büyücüdür" dediler.
*
Yunus Suresi, 64. ayet: Müjde, dünya hayatında ve ahirette onlarındır. Allah'ın sözleri için değişiklik yoktur. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur.
Yunus Suresi, 87. ayet: Musa ve kardeşine (şöyle) vahyettik: "Mısır'da kavminiz için evler hazırlayın, evlerinizi namaz kılınan (ve kıbleye dönük) yerler yapın ve namazı dosdoğru kılın. Mü'minleri de müjdele."
*
Hud Suresi, 2. ayet: Öyle ki, Allah'tan başkasına ibadet etmeyin. Gerçekten Ben, sizi O'nun tarafından uyaran ve müjdeleyenim;
*
Hud Suresi, 69. ayet: Andolsun, elçilerimiz İbrahim'e müjde ile geldikleri zaman; "Selam" dediler. O da: "Selam" dedi (ve) hemen gecikmeden kızartılmış bir buzağı getirdi.
*
Hud Suresi, 71. ayet: Karısı ayaktaydı, bunun üzerine güldü. Biz ona İshak'ı, İshak'ın arkasından da Yakub'u müjdeledik.
*
Hud Suresi, 74. ayet: İbrahim'den korku gittiği ve ona müjde geldiği zaman, Lut kavmi konusunda Bizimle çekişip-tartışmalara giriyor(du).
*
Yusuf Suresi, 19. ayet: Bir yolcu-kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Hey müjde... Bu bir çocuk." dedi. Ve onu (kuyudan çıkarıp) 'ticaret konusu bir mal' olarak sakladılar. Oysa Allah, yapmakta olduklarını bilendi.
*
Yusuf Suresi, 96. ayet: Müjdeci gelip de onu (gömleği) onun yüzüne sürdüğü zaman, gözü görür olarak (sağlığına) dönüverdi. (Yakub) Dedi ki: "Ben, size bilmediğinizi Allah'tan gerçekten biliyorum demedim mi?"
*
Hicr Suresi, 53. ayet: Dediler ki: "Korkma biz sana bilgin bir çocuk müjdelemekteyiz."
*
Hicr Suresi, 54. ayet: Dedi ki: "Bana ihtiyarlık gelip-çökmüşken mi müjdeliyorsunuz? Beni ne ile müjdelemektesiniz?"
*
Hicr Suresi, 55. ayet: Dediler ki: "Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse umut kesenlerden olma."
*
Hicr Suresi, 67. ayet: Şehir halkı birbirlerine müjdeler vererek geldi.
*
Nahl Suresi, 58. ayet: Onlardan birine kız (çocuk) müjdelendiği zaman içi öfkeyle-taşarak yüzü simsiyah kesilir.
*
Nahl Suresi, 59. ayet: Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı topluluktan gizlenir; onu aşağılanarak tutacak mı, yoksa toprağa gömecek mi? Bak, verdikleri hüküm ne kötüdür?
*
Nahl Suresi, 89. ayet: Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahid getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahid olarak getireceğiz. Biz Kitab'ı sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.
*
Nahl Suresi, 102. ayet: De ki: "İman edenleri sağlamlaştırmak, Müslümanlara bir müjde ve hidayet olmak üzere, onu (Kur'an'ı) hak olarak Rabbinden Ruhu'l-Kudüs indirmiştir."
*
İsra Suresi, 9. ayet: Şüphesiz, bu Kur'an, en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan mü'minlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir.
*
İsra Suresi, 105. ayet: Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o hak ile indi; seni de yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik.
*
Kehf Suresi, 2. ayet: Dosdoğru (bir Kitap'tır) ki, Kendi Katından şiddetli bir azapla uyarıp-korkutmak ve salih amellerde bulunan mü'minlere müjde vermek için (onu indirdi); şüphesiz onlara güzel bir ecir vardır.
*
Kehf Suresi, 56. ayet: Biz elçileri, müjde vericiler ve uyarıcılar olmak dışında (başka bir amaçla) göndermeyiz. İnkar edenler ise, hakkı batıl ile geçersiz kılmak için mücadele ediyorlar. Onlar Benim ayetlerimi ve uyarıldıklarını (azabı) alay konusu edindiler.
*
Meryem Suresi, 7. ayet: (Allah buyurdu:) "Ey Zekeriya, şüphesiz Biz seni, adı Yahya olan bir çocukla müjdelemekteyiz; Biz bundan önce ona hiçbir adaş kılmamışız."
*
Meryem Suresi, 97. ayet: Biz bunu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık, takva sahiplerine müjde vermen ve direnen bir kavmi uyarıp-korkutman için.
*
Hac Suresi, 34. ayet: Biz her ümmet için bir "Mensek" kıldık, O'nun kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine Allah'ın adını ansınlar diye. İşte sizin İlahınız bir tek İlah'tır, artık yalnızca O'na teslim olun. Sen alçak gönüllü olanlara müjde ver.
*
Hac Suresi, 37. ayet: Onların etleri ve kanları kesin olarak Allah'a ulaşmaz, ancak O'na sizden takva ulaşır. İşte böyle, onlara sizin için boyun eğdirmiştir; O'nun size hidayet vermesine karşılık Allah'ı tekbir etmeniz için. Güzellikte bulunanlara müjde ver.
*
Furkan Suresi, 22. ayet: Melekleri görecekleri gün, suçlu-günahkarlara bir müjde yoktur. Ve o gün (melekler onlara) derler ki: "(Size sevinçli haber) Yasaktır, yasak."
*
Furkan Suresi, 48. ayet: Ve Kendi rahmetinin önünde rüzgarları müjdeciler olarak gönderen O'dur. Biz, gökten tertemiz su indirdik;
*
Furkan Suresi, 56. ayet: Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik.
*
Neml Suresi, 2. ayet: Mü'minler için bir hidayet ve bir müjdedir.
*
Neml Suresi, 63. ayet: Ya da karanın ve denizin karanlıkları içinde size yol gösteren ve rahmetinin önünde rüzgarları müjde vericiler olarak gönderen mi? Allah ile beraber başka bir İlah mı? Allah, onların şirk koştuklarından Yücedir.
*
Ankebut Suresi, 31. ayet: Bizim elçilerimiz İbrahim'e bir müjde ile geldikleri zaman, dediler ki: "Gerçek şu ki, biz bu ülkenin halkını yıkıma uğratacağız. Çünkü onun halkı zalim oldular."
*
Rum Suresi, 46. ayet: Size Kendi rahmetinden taddırması, emriyle gemileri yürütmesi ve O'nun fazlından (rızkınızı) aramanız ile umulur ki şükretmeniz için, rüzgarları müjde vericiler olarak göndermesi, O'nun ayetlerindendir.
*
Lokman Suresi, 7. ayet: Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak (müstekbirce) sırtını çevirir. Artık sen ona acı bir azap ile müjde ver.
*
Ahzab Suresi, 45. ayet: Ey Peygamber, gerçekten Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
*
Ahzab Suresi, 47. ayet: Mü'minlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl vardır.
*
Fatır Suresi, 24. ayet: Şüphesiz Biz seni, hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, içinde bir uyarıcı gelip-geçmiş olmasın.
*
Yasin Suresi, 11. ayet: Sen ancak, zikre (Kur'an'a) uyan ve gayb ile Rahman olan (Allah')a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın. İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele.
*
Saffat Suresi, 101. ayet: Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik.
*
Saffat Suresi, 112. ayet: Biz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak'ı da müjdeledik.
*
Zümer Suresi, 17. ayet: Tağut'a kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a içten yönelenler ise; onlar için bir müjde vardır, öyleyse kullarıma müjde ver.
*
Fussilet Suresi, 4. ayet: Bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak. Ama çoğu yüz çevirdiler. Artık onlar dinlemezler.
*
Şura Suresi, 23. ayet: İşte Allah, iman edip salih amellerde bulunan kullarına böyle müjde vermektedir. De ki: "Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik kazanırsa, Biz ondaki iyiliği artırırız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir.
*
Zuhruf Suresi, 17. ayet: Oysa onlardan biri, O, Rahman (olan Allah) için verdiği örnek ile (kız çocuğunun doğumuyla) müjdelendiği zaman, yüzü simsiyah kesilmiş olarak kahrından yutkundukça yutkunur.
*
Casiye Suresi, 8. ayet: Kendisine Allah'ın ayetleri okunurken işitir, sonra müstekbirce (inatla büyüklük taslayarak) sanki işitmemiş gibi ısrar eder. Artık sen onu acı bir azapla müjdele.
*
Ahkaf Suresi, 12. ayet: Bundan önce de, bir rehber (imam) ve bir rahmet olarak Musa'nın kitabı var. Bu da, zulmedenleri uyarmak ve ihsanda bulunanlara bir müjde olmak üzere (kendinden önceki kitapları) doğrulayıcı ve Arapça bir dil ile olan bir Kitap'tır.
*
Fetih Suresi, 8. ayet: Şüphesiz, Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
*
Zariyat Suresi, 28. ayet: (Onlar yemeyince) Bunun üzerine içine bir tür korku düştü. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir erkek çocuk müjdesini verdiler.
Hadid Suresi, 12. ayet: O gün, mü'min erkekler ile mü'min kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. "Bugün sizin müjdeniz, içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar akan cennetlerdir." İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur.
*
Saff Suresi, 6. ayet: Hani Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra ismi "Ahmed" olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim" demişti. Fakat o, onlara apaçık belgelerle gelince: "Bu, açıkça bir büyüdür" dediler.
*
Saff Suresi, 13. ayet: Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele.
*
İnşikak Suresi, 24. ayet: Bu durumda sen, onlara acı bir azap ile müjde ver.






altın sözler, aydınlık, bengü müjde şarkı sözü, kuranda ümitvar olmak, kuranda müjde ayetleri, müjde ayetleri, mektup, müjde ne demek, müjde şarkı sözü, müjdeli haber, resimli sözler,