Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

ALTIN ÖĞÜTLER - 6 (HASTALIK VE MUSİBETLERE KARŞI)

27 Mayıs 2019 Pazartesi / No Comments
allah sevdiği kullar hadisi, hastalık ve musibet ile ilgili hadisler, hastalıklara sabretmek ile ilgili hadisler, musibetlerle ilgili hadisler, peygamber öğütleri, hastalıklarla ilgili hadisler, musibetlere karşı nasıl davranmalı


HASTALIK VE MUSİBETLERE KARŞI
PEYGAMBERDEN ÖĞÜTLER

1- Ebu Hüreyre ve Ebu Said (radıyallahu anhüma)'nın anlattıklarına göre, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur:

مَا يُصِيبُ الْمُؤْمِنَ مِنْ وَصَبٍ وََ نَصَبٍ وََ سَقَمٍ وََ حَزَنٍ حَتّى الْهَمُّ يُهِمُّهُ إَّ كَفَّرَ اللّهُ بِهِ مِنْ سَيِّئَاتِهِ

"Mü'min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü hatta ufak tasa isabet edecek olsa, Allah onun sebebiyle mü'minin günahından bir kısmını mağrifet buyurur." [Buhârî, Marda 1; Müslim, Birr 52, (2573); Tirmizî, Cenâiz 1, (966).]

*

2- Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Ümmü's-Saib (radıyallahu anhâ)'in yanına girdi ve:

"Niye zangırdıyorsun, neyin var?" dedi. Kadın: "Humma (sıtma)! Allah belasını versin!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm da:

تَسُبِّى الْحُمّى فإنَّهَا تُذْهِبُ خَطَايَا بَنِى آدَمَ كَمَا يُذْهِبُ الْكِيرُ خَبَثَ الْحَدِيدِ

"Sakın hummaya sövme! Çünkü o, insanların hatalarını temizlemektedir, tıpkı körüğün demirdeki pislikleri temizlediği gibi!" buyurdular."

*

3- Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir hummalıyı ziyaret etmişti. Hastaya:

بْشِرْ فإنَّ اللّهَ تَعالى يَقُولُ: هِىَ نَارِى أُسَلِّطُهَا عَلى عَبْدِى الْمُؤْمِنِ لَتَكُونَ حَظَّهُ مِنَ النَّارِ

"Müjde! Zira Allah Teâla hazretleri diyor ki: "Humma benim ateşimdir, ben onu mü'min kuluma musallat ederim, ta ki, ateşten tadacağı nasibini dünyada tadmış) olsun."
[Rezîn tahriç etmiştir. (Ahmet İbnu Hanbel'in Müsned'inde mevcuttur: 2, 440)

*

4- Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

إذَا أرَادَ اللّهُ بِعَبْدٍ خَيْراً عَجَّلَ لَهُ الْعُقُوبَةَ في الدُّنْيَا، وإذَا أرَادَ بِعَبْدِهِ الشَّرَّ أمْسَكَ عَنْهُ بِذَنْبِهِ حَتّى يُوَافِيَ بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

"Allah bir kuluna hayır murad ettimi onun cezasını tacil edip dünyada verir; bir kulu hakkında da kötülük murad ettimi onun günahlarını tutar, kıyamet günü cezasını verir." [Tirmizî, Zühd 57, (2398).]

*

5- Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

إنَّ عُظْمَ الْجَزَاءِ مَعَ عُظْمِ الْبََءِ، وإنَّ اللّهَ تَعالى إذَا أحَبَّ قَوْماً ابْتََهُمْ، فَمَنْ رَضِيَ فَلَهُ الرِّضَا، وَمَنْ سَخِطَ فَلَهُ السَّخَطُ

"Mükâfatın büyüklüğü belânın büyüklüğü ile (orantılıdır). Allah bir cemaati sevdi mi onları musibete müptela eder. Kim bundan razı olursa Allah da ondan razı olur, kim de razı olmazsa Allah da ondan razı olmaz." [Tirmizî, Zühd 57, (2398).]

*

6- Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

يَوَدُّ أهْلُ الْعَافِيَةِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ حِينَ يُعْطى أهْلُ الْبََءِ الثَّوَابَ لَوْ أنَّ جُلُودَهُمْ كَانَتْ قُرِضَتْ في الدُّنْيَا بِالْمَقَارِيضِ

"Kıyamet günü, afiyet ehli kimseler, bela ehline sevapları verilince, dünyada iken derilerinin makaslarla kazınmış olmasını temenni edecekler." [Tirmizî, Zühd 59, (2404).]


*

7- Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

مَا يَزَالُ الْبََءُ بِالْمُؤْمِنِ وَالْمُؤْمِنَةِ في نَفْسِهِ وَوَلَدِهِ وَمَالِهِ حتّى يَلْقَى اللّهَ وَمَا عَلَيْهِ خَطِيئَةٌ

"Mü'min erkek ve kadının nefsinde, çocuğunda, malında bela eksik olmaz. Tâ ki hatasız olarak Allah'a kavuşsun." [Muvatta, Cenâiz 40, (1, 236); Zühd 57, (2401).]

*

8- Mus'ab İbnu Sa'd, babası radıyallahu anh'tan naklediyor: Der ki:

"Ey Allah'ın Resulü! dedim, insanlardan kimler en çok belaya uğrar?"

اﻻنْبِيَاءُ، ثُمَّ اﻻمْثَلُ، فَاﻻمثَلُ، يُبْتَلى الرَّجُلُ عَلى حَسَبِ دِينِهِ فإنْ كانَ شَدِيداً في دِينِهِ صُلْباً اِشْتَدَّ بََؤُهُ، وإنْ كَانَ في دِينِهِ رِقَّةٌ اِبْتََهُ اللّهُ عَلى حَسَبِ دِينِهِ، فَمَا يَبْرَحُ
البََءُ بِالْعَبْدِ حَتّى يَتْرُكَهُ يَمْشِى عَلى اﻻرْضِ وَلَيْسَ عَلَيْهِ خَطِيئَةٌ

"Peygamberler, sonra büyüklükte onlara ve bunlara yakın olanlar. Kişi diyaneti nisbetinde belası da şiddetli olur. Şayet dininde zayıflık varsa, Allah onu da diyaneti nisbetinde imtihan eder. Bela kulun peşini bırakmaz. Tâ o kul, hatasız olarak yeryüzünde yürüyünceye kadar." [Tirmizî, Zühd 57, (2400).]

*

9- Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

قَالَ اللّهُ عَزَّ وَجَلَّ، وَعِزَّتِى وَجََلِى  أخْرِجُ أحَداً مِنَ الدُّنْيَا أُرِيدُ أنْ أغْفِرَ لَهُ حَتّى أسْتَوْفِيَ كُلَّ خَطِيئَةٍ في عُنُقِهِ بِسَقَمٍ في بَدَنِهِ وَإقْتَارٍ في رِزْقِهِ

"Allah Teâla hazretleri ferman etti: "İzzetim ve celalim hakkı için, mağfiret etmek istediğim hiç kimseyi, bedenine bir hastalık, rızkına bir darlık vererek boynundaki günahlarından temizlemeden dünyadan çıkarmayacağım." [Rezîn tahriç etmiştir."

*

10- Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

إذَا كَانَ الْعَبْدُ يَعْمَلُ عَمً صَالِحاً فَشَغَلَهُ عَنْهُ مَرَضٌ
أوْ سَفَرٌ كَتَبَ اللّهُ لَهُ كَصَالِحِ مَا كَانَ يَعْمَلُ وَهُوَ صَحيحٌ مُقِي

"Bir kul, salih amel işlerken araya bir hastalık veya sefer girerek ameline mani olsa, Allah ona sıhhati yerinde ve mukim iken yapmakta olduğu salih amelin sevabını aynen yazar."  [Buhârî Cihâd 134; Ebu Dâvud, Cenâiz 2, (3091).]





allah sevdiği kullar hastalık ve musibet ile ilgili hadisler, musibetlerle ilgili hadisler, peygamber öğütleri, hastalıklarla ilgili hadisler, musibetlere karşı nasıl davranmalı 

SABIR NEDİR?

/ 1 Comment
acı ilaç, dertler, direnmek, resimli mesajlar, sabır nedir, sıkıntılar, yara, yaradan, sabır sözleri, sabır ile ilgili sözler, sabır ayetleri, sabır hadisleri, filozoflardan sabır sözleri, düşünürlerin sabır sözleri

SABIR

Sabır, acı bir ilaçtır.
Dertlere, sıkıntılara direnmenin adıdır.
Sabır; yaranın içinde, Yaradanı görmektir.

*
Yalnız sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak ödenecektir. Zümer Suresi 10. Ayet
*
Sabır güzeldir, fakat yoksullarda olursa daha da güzel olur. Hadis-i Şerif
*
Sabır, imanın yarısıdır. Hadis-i Şerif
*
Asıl hüner ve afiyet, bollukta sabretmesini bilmektir. İmam-ı Gazali
*
Bedende baş ne ise, imanda da sabır aynıdır. Başsız beden olmayacağı gibi, sabırsız da iman olamaz. Hz. Ali (R.A)
*
Şükürle sabır birer binek hayvanı olsalardı, hangisine daha önce bineceğimi kestiremezdim. Hz. Ömer (R.A)
*
Hoşlanmadığına sabretmedikçe, hoşlandığını ele geçiremezsin. Hz.İsa (A.S)
*
İnsanlarda riyanın karışmıyacağı, hakiki tek vasıf sabırdır. Abdülaziz Bekkine
*
Sabır acıdır, ama tatlı meyvesi vardır. Sadi
*
Sabır, hiç yüzü ekşitmeden acıyı yudum yudum içine sindirmendir. Cüneyt Bağdadi
*
Sabır, kurtuluşun anahjtarıdır. Mevlana
*
Her güç sabır ile zaman birleştirilerek sağlanır. Balzac
*
Her söz için doğruluk, her doğruluk için iş, her iş için de sabır gerekir. Hatim-i Esam
*
Sabırlı bir adamın öfkesinden sakınınız. La Rochefoucauld
*
Sabrın en büyüğü, Allah’ın emir ve yasaklarına karşı sabretmektir. Ka’bül-Ahbar
*
Feraset sahiplerinin iştahları sabradır; onlar sabretmek isterler. Helva ise, çocukların isteği bir şeydir.
*
Sabretmek, canının tespihleridir. Sabret, asıl doğru tespih odur.
*
Sabır, Sırat köprüsüne benzer; cennet ise diğer tarafta.
*
Sabreden, göklerin üstüne yükselir; helva yiyense geriler, kalır!
*
Sabır ilâcı, gözlerin perdesini yakar; göğüsleri gönülleri de yarıp açar.
*
Sabır, iman yüzünden baş tacı olur. Bundan dolayıdır ki sabrı olmayanın imanı da yoktur.
*
Allah, yüz binlerce kimya yarattı; ama insan, sabır gibi bir kimya görmedi.
*
Arayan nihayet bulur. Kurtuluş, sabırdan doğar.
*
Peygamberin münkirlere sabretmesi onları Allah hâsı yapmıştır…
*
Kimde bir düzgün esvap görsen bil ki, onu sabretmek ve uğraşıp kazanmakla elde etmiştir.
*
Ehil olmayanlara sabretmek, ehil olanlara cilâdır. Nerde bir gönül varsa sabırla cilâlanır.
*
Sabır kılavuzu, sana kanat olursa canın arş ve kürsünün ta yücesine kadar çıkar.
*
Mustafa (a.s.)’ a bak, sabrı burak edindi de, bu Burak, onu göklere çekti, çıkardı.
*
Ayın gece sabretmesi, onu apaydın bir hale kor. Gülün dikene sabrı, onun güzel kokulu bir hale gelmesine sebep olur.
*
Kimi aç, çıplak görürsen bu hali de onun sabırsızlığına tanıktır.
*
Çıkacağım merdivene sabırı merdiven yaparım. MEVLANA
*
Sabrın anlamı, sırtında dağları ve insanoğullarını taşıyan toprak gibi olman demektir.SERİYY ES-SEKATİ
*
Sabırlı kuş, bütün kuşlardan daha iyi uçar. MEVLANA
*
Sabır, umut etmek sanatıdır. VAUVENARGUES
*
Sabrı olmayanlar ne kadar fakirdirler. SHAKESPEARE
*
Sabır bütün belaları gönül rahatlığıyla karşılamaktır. EBU SAİD ARABİ
*
Sabrın alameti şikayeti terk, musibet ve sıkıntıları gizlemektir. ABDULLAH ARAZ
Sevinç kapısının anahtarı sabırdır. W.JACOBS






acı ilaç, dertler, direnmek, resimli mesajlar, sabır nedir, sıkıntılar, yara, yaradan, sabır sözleri, sabır ile ilgili sözler, sabır ayetleri, sabır hadisleri, filozoflardan sabır sözleri, düşünürlerin sabır sözleri

ZİKİR

/ No Comments
zikirler, dualar, en etkili zikirler, en etkili dualar, hasbunallah zikri, le havle zikri, en güzel zikirler, zikir nedir, zikir nasıl yapılır, zikir çeşitleri, zikir çekmek, zikir, allahı zikretmek

En etkili zikirler

Bu zikirleri her gün ve sürekli olarak yaparsanız isteğinizi ve dileğinizi İnşallah Allahu Teala kabul eder. Zikir sürekli yapılması gereken bir şeydir. Gücünüzün yettiği kadar gün içinde herhangi birini ne kadar tekrar edebilirseniz tekrarlayın. 1-2 gün yapıp bırakmayın, sürekli yapmayı alışkanlık haline getirmeye çalışın.

*Hasbunallahu Veni'mel vekil. 

(Allah bize yeter. O ne güzel vekildir.)

*Hasbiyallahu la ilahe illa hu. 

(Allah bana yeter. Ondan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur.)

*La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim 

(Güç ve kuvvet, sadece Yüce ve Büyük olan Allah’ın yardımıyla elde edilir.)

*Velhamdu Lillahi Rabbil Alemin 

(Ve Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun)

*Allahumme salli ala seyyidina Muhammed.

(Ey Allahım! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e, evladu iyaline, ashabına salatu selam eyle.)

*İyyake na'budu ve iyyake nestain 

(Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.)

*Estağfirullahel Azim 

(Büyük olan yüce Allah'tan mağfiret (bağışlanma) diliyorum)

*Estağfirullah ellezî lâ ilahe illâ huve'l hayyu'l kayyûmu ve etûbu ileyh 

(O Allah'dan mağfiret (bağışlanma) dilerim ki, O'ndan başka hiç bir ilâh yoktur, ebedî hayat sahibidir, her işi idare edip ayakta tutandır. Ben O'na dönüp tövbe ediyorum.)

En güzel ve etkili dualar için lütfen tıklayınız...

ZİKİR NEDİR? NASIL ZİKİR YAPILIR?

Kavram olarak "zikir"; Allah’ı anmak üzere söylenmesi ve yapılması tavsiye edilen, sözlü ve ameli eylemleri kapsayan davranışların tümüdür1.

Çok geniş bir anlam alanına sahip olan zikir kavramının manası, günümüzde daraltılmış ve sadece Allah'ın adını dil ile anmakla sınırlandırılmıştır. Oysa "zikir", insana sevap kazandıran her türlü amelin genel adıdır2. Çünkü "zikir", Allah’a itaattir. Bütün ibâdetlerin özü ve aslı, Allah Teâlâ’yı hatırlamak ve O’na itaat etmektir. Allah’a itaat ise, Kur’ân veya hadislerde yer alan bir takım güzel sözleri sadece söylemek veya tekrarlamak değil; bilakis her halükârda Allah’a kulluk şuuru içerisinde bulunmak ve tam bir teslimiyet göstermek, her hal ve şartta O’nun sürekli bizi gözetlediğini zihnimize yerleştirmektir.

Zikir, şükür kavramında olduğu gibi hem dil, hem kalb ve hem de bedenen yani amellerle olmalıdır.

1. Dil ile zikir: Allah'ı isimleriyle anmak, hamd etmek, tesbih etmek, Kur'an okumak, Kur’ân’ı dinlemek ve dua etmektir. Dil ile yapılan zikir, kalbi zikre yol açmalıdır.

2. Kalb ile zikir: Kalbi zikir, bedenin zikrine yani ameli zikre zemin hazırlamalıdır. Ameli zikirden kastımız, Allah’ın yapmamızı istediği kulluk vazifeleri, bir başka ifadeyle ibadetlerdir.

Kalb ile zikir, Allah'ı gönülden anmaktır. Bu da üç çeşittir:

a) Allah'ın varlığına delalet eden delilleri düşünmek, O'nun isim ve sıfatlarını tefekkür etmektir. Allah'ın varlığına delalet eden deliller, başta Kur’ân ayetleri ve kâinattır. Kur’ân’da ve kâinatta yer alan ayetlerin tümünde, Yüce Yaratıcıya götüren, O’nun varlık ve birliğini haykıran, kuvvet ve kudretini gözler önüne seren sayısız alamet ve deliller mevcuttur.

b) İlahi hükümleri yani Allah'ın emir ve yasaklarını ve kulluk görevlerimizi ve bunlarla ilgili delilleri düşünmek. Yani bir gönül ve vicdan muhasebesi yapmak gerekir. Ne ile mükellefim, neyi ne kadar yapmam gerekir? İlahi teklifler benim için ne ifade ediyor? Sorularının cevaplarına kafa yormak…

c) Benliğimizdeki ve evrendeki varlıkları ve bunların sırlarını tefekkür ederek, her zerrenin, "yücelikler âlemi”ne ve Allah'ı gereği gibi bilmeye götüren birer ayna olduğunu görmek, idrak etmektir. Böyle bir zikirden alınacak zevkin bir göz açıp kapamak kadar olan zamanı bile cihanlar değer. İşte bu noktada insan kendinden ve âlemden geçer3.

3. Bedeni zikir: Vücudumuzdaki bütün organların, sorumlu oldukları vazife ile meşgul ve yasaklandıkları şeylerden de kaçınmalarıdır4. Bu noktada hem Allah ile ve hem de insanlarla olan muamelemizin dürüst ve samimi olması gerekir. Dolayısıyla yaptığımız her işi, ibadet şuuru içerisinde yapmalı ve aksi durumda hesaba çekileceğimiz endişesini taşımalıyız.

Zikir, dil ve beden ile yapılan kalbî bir uyanıklık içinde gerçekleştirilmelidir. Zira zikir, gaflet ve nisyanın yani unutmanın gafletin zıddı demektir. Bu anlamda zikir, Allah’ı unutmamak yani hiçbir hal ve şartta O’ndan gafil olmamaktır. Dolayısıyla gafleti gidermeyen zikir, hakikatte zikir değildir.

Zikir, bütün kısımlarıyla birlikte kalple, ruhla doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilidir. Zira yapılan ameller, kalbi, ruhu müsbet ya da menfî bir şekilde etkileyecektir. Çünkü insanın maddî ve mânevî yönü arasında bir ilişki vardır. Bu ilişki sebebiyledir ki ruhta meydana gelen bir eserin, eylemin bedene birtakım etkileri olur. Aynı şekilde bedende birtakım fiil ve davranışın tekrarından da nefiste kuvvetli bir meleke meydana gelir ki bu da bedenden ruha çıkan eserler, etkilerdir... Bu yüzden insanda hüsn-i tefekküre engel olmayacak şekilde ve kendisine işittirecek kadar dil ile zikir yapıldığı zaman, bu dil ile yapılan zikirden dolayı hayalde bir etki oluşur. Ve bundan ruha bir nûr yükselir. Sonra bu nurlar, ruhtan dile, lisandan hayâle, hayalden akla yansır. Karşılıklı aynalar gibi birbirini takviye ve biri diğerini geliştirerek kemal noktasına eriştirir. Bunun mertebelerine son yoktur. Ma’rifet yolculuğu, işte bu nihayetsiz deryada Hakk’ın isteğine doğru yürümektir...5

Zikir, dil ve beden ile yapılan kalbî bir uyanıklık içinde gerçekleştirilmelidir. Zira zikir, gaflet ve nisyanın yani unutmanın gafletin zıddı demektir. Bu anlamda zikir, Allah’ı unutmamak yani hiçbir hâl ve şartta O’ndan gafil olmamaktır. Dolayısıyla gafleti gidermeyen zikir, hakikatte zikir değildir. Nitekim Allah'ı zikir için farz kılınan namazı gafletle edâ edenler kınanırken (Mâûn, 107/ 4-5), onu huşû içinde yerine getirenler övülmüştür (Mü'minûn, 23/1-2). Yine aynı şekilde

"Gerçek müminler ancak o kimselerdir ki yanlarında Allah zikredilince kalpleri ürperir, kendilerine O’nun âyetleri okununca bu, onların imanlarını artırır ve yalnız Rabb’lerine güvenip dayanırlar..." (Enfâl, 8/2)

âyeti, zikrin gönlü titretecek derecede bir şuur ve uyanıklık içinde yapılması gerektiğine dikkat çeker.

Mü’minler, inandıkları, her an tesbih ettikleri ve önünde kulluk yaptıkları Rablerini hiç bir zaman unutmaz ve O’ndan gafil olarak hareket etmezler. Yüce Allah’a karşı duydukları sevgi ve takva duygusu, sürekli onların içindedir. Onlar devamlı bir şekilde Allah’ı zikrederler. Bu zikir (anma), sadece unutulan şeyin tekrar akla getirilmesi değil, bilakis; sürekli kalpte ve benlikte olan Allah’ın varlığını tekrar hatırlamak, O’nun nimet verici olduğunu itiraf etmek, O’nun büyüklüğünü ve yüceliğini dile getirmek ve ibadeti yalnızca O’na yaptığını amelleriyle göstermektir.

Kur’ân, zikrin her durumda yapılabileceğini belirtmektedir:

“Onlar ki ayakta dururken, otururken ve uyumak için uzandıklarında Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ederler: 'Ey Rabbimiz! Sen bunlarıın hiç birini anlamsız ve amaçsız yaratmadın. Sen yücelikte sınırsızsın! Bizi ateşin azabından koru!' ” (Âl-i İmrân, 3/191).

Ayette görüldüğü gibi zikir, belirli bir zaman, mekân veya ibadete özgü değildir. Yüce Yaratıcı, her halimizde O’nunla birlikte olmamızı emretmektedir. Çünkü Allah'ı anmak demek, ona kalpten bağlanmak, sürekli olarak onun gözetimi ve denetimi altında yaşadığımızın farkında ve şuurunda olmaktır.

Ayetlere baktığımız zaman, en büyük zikir olarak Kur’ân’ın gösterildiğini görmekteyiz.

"İşte bu (Kur'ân), bizim indirdiğimiz bir zikirdir. Şimdi onu inkâr mı ediyorsunuz?" (Enbiya, 21/50).

“Hiç şüphesiz Zikr’i (Kur’ân’ı) biz indirdik biz; onun koruyucuları da gerçekten biziz.” (Hicr, 15/9).

Kur’ân, kendisine ‘zikir’ demektedir ki, O, baştanbaşa bir öğüt, hatırlatma, insanlarla ilgili her önemli şeyi açıklayan bir ilâhî bildiridir6. O, aynı zamanda sürekli Allah’ı hatırlatan ayetlerden meydana gelmektedir. Bu manada kalpler, Kur’ân ile huzur ve sükûn bulur. İnsanlar, onun ayetlerini tefekkür ve tedebbür7 etsinler ve dosdoğru yolda hidayet üzere yaşasınlar diye Kur’ân gönderilmiştir.

Allah’a gereği gibi kul olma inancıyla hareket eden kişinin, yaptığı her meşru iş ve söylediği her güzel söz nerede ve ne zaman olursa olsun zikirdir, ibadet niteliğindedir. Bize Allah’ı hatırlatan, O’na davet eden her şahıs, ders, faaliyet, gayret, konuşma ve çalışma da zikirdir. Caddede yürürken, ahlâki kurallara riayet eden, ticaretinde dürüst davranan, insani ilişkilerinde kul hakkına riayet edenler zikir halindedir ve onlar zikir ehlidirler… Çünkü onlar, “zikr”i benimsemiş ve ona uygun olarak hareket etmişlerdir.

İnsan her durumda Allah’ı zikretmekle mükelleftir. Bir kulu, Allah’ı zikirden alıkoyacak hiçbir sebep olmamalıdır. Mü’min, rahatlık ve afiyette Allah’ı zikrettiği ve şükrettiği gibi; musibet, afet ve felâketler zamanında da Allah'a sığınmak, O’nun yardımını istemek mecburiyetindedir. Mü’minin bu sığınışı ve yapmakla Allah'ın rızasını kazanacağı her ameli, bir zikirdir.8

Kur’ân ayetlerine baktığımızda zikir kavramının oldukça geniş bir anlam sahası mevcuttur9. Bu çalışmada gördüğümüz gibi “zikir” kavramı ile “zikrullah” terimi, sadece dil veya kalple Allah’ı hatırlamak veya bazı zikir ifadelerini belirli sayılarda söylemek değildir. Zikretme ibadetini bu şekilde anlamak, Kur’ân’ın “zikir” ve “zikrullah” terimlerinin anlamını oldukça daraltmak olur.

Hakikate ulaşmak, cüz’î veya kısmî bakış açısıyla değil, ancak bütüncül olarak bakmakla mümkündür. Binaenaleyh, namaz kılmak, namazda ve namaz dışında Kur’ân okumak, Kur’ân’da ve evrende mevcut olan ayetleri tefekkür ve tedebbür etmek, Allah’a itaat etmek; Kur’ân’ın hükümlerini öğrenmek, öğretmek, yaşamak, yaşanmasına yardımcı olmak gibi dil, kalp ve bedenle yaptığımız ibadetlerin tümü zikirdir.

Kısaca her halimizde Allah’ı hatırlama ve hatırlatmaya yönelik olarak gerçekleştirdiğimiz bütün davranışlar, zikir kavramının anlam alanı içerisindedirler.

Dipnotlar: 

1. bk. Elmalılı, I, 540-543.
2. bk. Elmalılı, I, 540-543.
3. Elmalılı, I, 540-543.
4. Elmalılı, I, 540-543.
5. Elmalılı, IV, 2362-2363.
6. Kur’ân’ın zikir olduğunu ifade eden ayetlere ilişkin olarak bkz. Al-i İmran, 3/58; Maide, 5/91; A’raf, 7/63; Yusuf, 12/104; Hicr, 15/ 6, 9; Nahl, 16/43,44;Enbiya, 21/2,24,36,50; Tâhâ, 20/ 99;Furkan, 25/18,29; Şuara, 26/5; Yâsin, 36/11; Sad, 38/1,8,87;Fussilet, 41/41 Necm, 53/ 29; Zuhruf, 43/5,36,44; Kamer, 54/25; Kalem, 68/51,52; Mü'minûn: 74/71;Tekvir, 81/27; Talâk: 100/10.
7. Tefekkür, tedebbür ve diğer ilim ifade eden Kur’ânî kavramlar için bkz. Musa Bilgiz, Kur’ân’da Bilgi Kavramsal Çerçeve ve Bilgi Türleri, İnsan Yay. İst. 2003.
8. Ali Ünal, Kur’ân’da Temel Kavramlar, s. 21; Resul Bozyel, “Zikir Üzerine”, Haksöz Sayı: 8 (Kasım 91), s. 7.
9. Zikr kavramıyla ilgili bazı ayetler için bkz. (Bakara, 2/114,152, 231, 239; Âl-i İmrân, 3/41, 135, 190-191; Nisâ, 4/103; A'râf, 7/200-201, 205; Enfâl, 8/2, 45; Ra’d, 13/28; İsrâ, 17/44; Kehf, 18/24, 28; Tâhâ, 20/41-43, 124; Hacc, 22/34-35)

(Yrd. Doç Dr. Musa Bilgiz)



zikirler, dualar, en etkili zikirler, en etkili dualar, hasbunallah zikri, le havle zikri, en güzel zikirler, zikir nedir, zikir nasıl yapılır, zikir çeşitleri, zikir çekmek, zikir, allahı zikretmek





HACET, DİLEK ve İSTEK DUALARI

24 Mayıs 2019 Cuma / No Comments
ruhi sıkıntı duası, korku ve sıkıntı duası, depresyon duası, dilek duaları, dilek duası fatiha, dilek duası yasin, dilek için okunacak dua, büyük dilek duası, bunalımdan çıkmak için dua

Büyük Dilek Duası

Muhhyiddini Arabi hz'lerinden aktarılan bu dilek veya hacet duasında, önce 3 kere Fatiha 3 kere İhlas suresini okuyup Peygamberimize ailesine ashabına Hızır ve İlyas (as)ma içinde bulunduğun şehrin evliyalarına ve kutuplara bağışlanır.

Sonra 500 kere "Bismillahirrahmanirrahim İnne Rabbi Kariybün Müciybün inne Rabbi Latiyfün lima yeşaü inne Rabbi le-semiu’d-duai inne rabbi le-ğaniyyün Kerim. İnne Rabbi Rjahiymün Vedüd." ayeti okunur.

Dileğin Kabul Olması İçin Yasin süresi

Muhhyiddini Arabi hz'lerinden aktarılan bu duaya göre bir dileğin kabul olması istendiğinde; bir kabın içine bir abdest alınacak kadar konulan su üzerine 1 kere Yasin suresini okunur. Yasin suresi Kuranı kerimin 41. suresidir. Sonra o su ile abdest alınarak ve 2 rekat namaz kılınır. Namazın her rekatında Fatiha dan sonra 3 kere Ayetel Kürsi okunur ve namazdan sonra el açıp arzu edilen dilek Allah’tan istenir.

Sıkıntıdan Kurtulma Dilek Duası

Muhhyiddini Arabi hz'lerinden aktarılan bu duaya göre her gün 101 kere;
“La havle ve la kuvvete illabillahi ve la mencee minallahi illa ileyh.”
 okuyan her türlü sıkıntıdan kurtulur ve istediğine kavuşur.

Dilek için Fatiha

Kimin bir dileği varsa akşam namazını kılıp yerinden kalkmadan 40 kere Fatiha süresini okur ve;
“Allah’ım ! Senin ilmin benim isteğime yeterlidir. Fatiha hürmetine dileklerimi ihsan eyle Senin keremin bana kafidir. Kereminle muamele eyle. Fatiha hürmetine gönlümde olanı meydana getir Allah’ım! şeklinde dua ile dileğini Allah'tan isterse dileğine kavuşur. Bu dua Muhhyiddini Arabi hz'lerinden aktarılmıştır. Duayı akşam namazının farzından sonra veya sünnetinden sonra okunabilir.

Dilek için Kadir Süresi

Her hangi bir isteğin olması için Kadir süresi güneş doğmadan önce 100 kere okunur. Kadir süresi Kuranı Kerimin 97. süresidir.  Bu dua Muhhyiddini Arabi hz'lerinden aktarılmıştır.

Okunuşu; 

Bismillahirrahmanirrahim
İnnâ enzelnâhu fi leyleti’l-kadri vemâ edrake mâ leyleü’l-kadri leyletü’l-kadri hayrun min elfi şehrin tenezzelü’l-melâiketü ve’r-Rûhu fihâ bi-izni rabbihim min külli emrin selâm hiye hattâ matlai’l-fecr…”
Manası:

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah ‘ın adıyla. 1. Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. 2. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? 3. Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. 4. O gecede Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail) her iş için iner dururlar. 5. O gece esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar.

Dilek için Ayetel Kürsi 

Her hangi bir isteğin olması için Ayetel Kürsi 313 kere okunur. Ateyel kürsi Kuranı kerimin 1. süresi olan Bakara süresinin 255. ayetidir. Bu dua Muhhyiddini Arabi hz'lerinden aktarılmıştır.

Okunuşu:

Bismillahirrahmanirrahim
Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâ te’huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil erd. Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi. ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bişey’in min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel erd. Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm.

Manası:

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Allah… O’ndan başka İlah yoktur. Diridir Kaimdir. O’nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O’nun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O’na güç gelmez. O pek Yücedir pek büyüktür.


bunalımdan çıkmak için dua, büyük dilek duası, depresyon duası, dilek duaları, dilek duası fatiha, dilek duası yasin, dilek için okunacak dua, korku ve sıkıntı duası, ruhi sıkıntı duası, dualar

ÇERKEZ ATASÖZLERİ

20 Mayıs 2019 Pazartesi / No Comments
çerkes adetleri, çerkes atasözü, çerkesler, iz, kafkasya, resimli sözler, altın sözler, tamade, çerkes atasözleri, kafkas atasözleri, bilge sözleri, çerkes örfleri, çerkes toplumu, çerkes milleti

-Başını gördüğün şeyin, izini arama.

- Akıllı kişiyi sırtında taşısan dahi yük gelmez.

-Mezartaşı kaybolur, şarkı kaybolmaz. Şarkı silahtır.

-Bakınarak otur, düşünerek konuş.

-Delinin bey'i olmaktansa akıllının kölesi olmak daha iyidir.

-Genç geleceği ümid ederek yaşlanır, yaşlı geçmişi hayal ederek ölür.

-Kuşu yükselten kanat, insanı yükselten akıldır.

-İyi yaşlı olmayan yerde iyi genç olmaz. Yaşlısı olanın kuralı olur.

-Kısmet gelecek olursa yün iplik getirir, gidecek olursa demir zincir dahi tutamaz.

-Atın söyleyeceğini eyeri söyler. Dört bacağı varken at bile tökezler.

-Bilmediğini söyleme, söylediğini inkar etme.

-Evde erkeklenme de, erkekliğini dağda göster.

-Eskisini öv, yenisini seç.


-Aklı olan deliye bile danışır. Konuşana değil bilene danış. Danışacak kimsen yoksa koy şapkanı ona danış.

-Atı kaybolanın kulağından at kişnemesi gitmez.

-Ukalaya haddini bildirmezsen, seni dilsiz sanar. Ekerken söylemediğini, toplarken söyleyemezsin.

-Dikiş dikmesini bilmeyenin ipliği uzun olur.

-Maharetle bilgi kardeştir.

-İlim ile sanatın fazlası olmaz.

-Üstüne ağaç devrilen de sızlanır, üzerine yaprak düşen de.





çerkes adetleri, çerkes atasözü, çerkesler, iz, kafkasya, resimli sözler, altın sözler, tamade, çerkes atasözleri, kafkas atasözleri, bilge sözleri, çerkes örfleri, çerkes toplumu, çerkes milleti

GALATASARAY SÖZLERİ

19 Mayıs 2019 Pazar / No Comments
galatasaray sözleri, spor sözleri, galatasaray sloganları, galatasaray taraftar sözleri, galatasaray son dakika, galatasaray haberleri, galatasaray store,


Re Re Re Ra Ra Ra Galatasaray Galatasaray Cim Cim Bom...

NE HEVESTİR NEDE BİR TUTUKU GALATASARAY SEVGİSİ ANLATILMAZ BİR DUYGU.

Üç büyük yok tek büyük var… Tabi ki G a l a t a s a r a y…

Şu garip dünyada anlaşılmaz ömrümüz, Galatasaray’dan başkasını sevemez gönlümüz.

Onurluyuz gururluyuz taraftarın kralıyız biz var ya biz .. cimbomluyuz…

Onurluyuz gururluyuz taraftarın kralıyız biz var ya biz .. cimbomluyuz…

Bazen tek mutlu olduğun an galatasarayın maçı kazandığı andır.. Altı kere altı otuzaltı hakem dedi penaltı CİMBOM dedi atalım FENER DEDİ KAÇALIM..

Bazen tek mutlu olduğun an galatasarayın maçı kazandığı andır..

Erkek adam havada değil yerde aslan gibi durmalı.

Çakallar güçlerini çokluktan alırlar “aslanlar” ise yalnızlıktan.

Alemin kralıymış sarı civ civler, şampiyon olacakmış bordo hamsiler, avrupanın fatihiymiş kara böcekler, alemin tek kralı ultra arslanlar.

Sarıyla kırmızıyla anlımız akıyla..

ilk aşkım ,en büyük tutkum ,ölümüne sevdiğim terk etmeyi asla düşünmediğim.. tek kötü söz ettirmediğim.. sarı kırmızıdan başka renk bilmediğim… ”GALATASARAYDAN” vazgeçmediğim… Büyük bir tutkumsun benim..

Her kez bir gün fenerbahyçeli olacak. Ama geri kalan 364 gün her kez galatasaraylı olacak..

Kardan Adam Olur Fenerden Adam Olamaz..

Şampiyonluk şarkısı düşmesin dillerden sen şampiyon olacaksın Galatasaray…

Baba şimşek çakıyor hayır oğlum galata çarptı fener ağlıyor 🙂

Domatesin çekirdeği kırmızı kırmızı cimbom bu günyanın yıldızı yıldızı:gs:… Karakol merkez farketmez cimbom madridi affetmez… Yar saçları lüle lüle madrid sana güle güle…

Sarıma kırmızı olurmusun…

Tüm Sevinçlerimi Koydum Önüme,Galatasaray Çıktı.

1905 tarihinde başladı bu macera seninleyiz galatasarayım bunu unutma…

Farkımız tarzımız cimbomlu olmamız, ya tam sustururuz ya da kan kustururuz…


Bu yazı, galatasaray sözleri, galatasaray sloganları, galatasaray taraftar sözleri, galatasaray son dakika, galatasaray haberleri, galatasaray store, ile ilgilidir.

ÇERKESLER

/ No Comments
 allah, çerkez atasözleri, dikiş, türkiyede çerkesler, çerkezler ve atlar, çerkes gelenekleri, çerkes düğünleri, kaşen nedir, thamate nedir, resimli mesajlar, çerkes kadınları, çerkes kızları

Dikiş dikmesini bilmeyenin ipliği uzun olur.
*
Bilgisi az olanın hatası çok olur.
*
Suçu çok olanın sesi çok olur.
*
Boş tenekenin gürültüsü çok olur.
*
Günahı çok olanın isyanı çok olur.
*
Başarılı olanın düşmanı çok olur.
*
Meyvesi çok olan ağacın taşı atanı çok olur.
*
Ama Allah'a dayananın duası çok olur.
*
Şükrü çok olur, hamdı çok olur, kazancı çok olur...Acer

*

Türkiye’de Çerkesler

Türkiye etnik çeşitliliğin oldukça yoğun olduğu bir ülke olarak pek çok Çerkes’e de ev sahipliği yapıyor. Ancak ülkemizde yaşayan Çerkesler’le ilgili yanlış bilinen bazı noktalar var. Çerkesler dışında Anadolu’da Kafkas göçmeni olarak Abaza, Oset, Çeçen, Karaçay, Dağıstanlı Avar-Lezgi halkları da yaşamakta. Bu halklar sıklıkla birbirleriyle karıştırılıyor ve genel olarak hepsine Çerkes denilebiliyor.

Yaşanan soykırım sonrasında, yaklaşık 150 yıl önce Osmanlı topraklarına gelen Kuzey Kafkasyalı göçmenlerin büyük çoğunluğunun Çerkes olması ve gelen halkların birbirlerine pek çok noktada (kıyafet, kültür, yemek ve fiziksel görünüş) benziyor olması nedeniyle bu karışıklık yaşanmaktadır. Ancak Cumhuriyet’in kurulmasının ardından bu karışıklık zamanla çözülmeye başlanmıştır.

Yerleşim

Çarlık Rusyası’nın 1800’lerin başından itibaren bölgeyi işgali ve uyguladığı zorunlu göç ve soykırım  sonrasında Çerkesya’nın etnik haritası da değişmiştir. 1864’te savaşın bitmesi ve Çerkeslerin Osmanlı topraklarına sürgün edilmesiyle ülkenin büyük bölümünde  Çerkes yerleşimlerinin varlığı sona ermiştir.

Çerkesler bugün Kafkasya’da, 1920’lerde Sovyetler Birliği’yle birlikte kurulan ve tarihi Çerkesya’nın küçük bir bölümünü kaplayan üç idari birimde (Adıgey, Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes cumhuriyetleri) yaşıyorlar. Ayrıca Krasnodar Krayı’nda (Lazarevsk ve Tuapse) ve Kuzey Osetya sınırları içindeki Mozdok’ta az sayıda Çerkes bulunuyor.

Türkiye’de ise 600 civarında Çerkes yerleşimi bulunmaktadır. Trakya, Doğu ve Güneydoğu bölgeleri hariç bütün Anadolu’ya dağılan Çerkeslerin, en yoğun yaşadığı illerimiz arasında Sinop, Samsun, Çorum, Amasya, Tokat, Yozgat, Sivas, Kayseri, K.Maraş, Adana hattı ile orta batı Anadolu’da ve Eskişehir, Bilecik, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Sakarya ve Düzce bulunur.

Günümüzde Balkanlar’da Çerkes yerleşimi bulunmamaktadır. Kosova’da kalan son Çerkes topluluğu da 1998 yılında Kafkasya’ya dönmüştür. Türkiye dışında, eski Osmanlı toprakları olan Suriye, Ürdün ve İsrail’de de Çerkesler yaşamaktadır.

Nüfus

Merkezi devlet yapıları olmadığı için Çerkeslerin 1800’lerden önceki nüfuslarına dair veri yoktur. Tahmini verilere göre Çerkes nüfusu 500 bin ile 2 milyon arasında değişmektedir. 19. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı topraklarına yerleşen Kafkasyalıların nüfusu, birçok araştırmacı tarafından 1.000.000 -1.500.000 olarak verilmektedir. 20. yüzyılın başında Anadolu’da nüfusları 500.000’e inmiştir. Bu bilgilere dayanarak bugün Türkiye’deki Çerkes nüfusunun 2 ile 3 milyon arasında olduğu tahmin edilebilir.

Ortadoğu’daki Çerkes nüfusu hakkındaki güvenilir veriler ise 1935’te Fransız ve İngiliz manda yönetimlerinin yaptığı sayımın sonuçlarıdır. Bu rakamlara göre o tarihte Çerkes nüfusu Suriye’de 25.000, Ürdün’de 9.000 ve bugün İsrail sınırları içinde kalan Filistin topraklarında ise 900 kişidir. Bugün Suriye’de 50-60 bin, Ürdün’de 30-40 bin nüfusları olduğu tahmin edilmektedir. İsrail’de de 3000 civarında Çerkes yaşamaktadır.


Çerkesler ve Sosyal Hayatları

Oldukça zengin bir kültüre sahip olan Çerkesler, kültürel zenginlikleri sayesinde tüm işgallere rağmen varlıklarını sürdürmeyi başarmışlardır.

Çerkes toplumunda gelenek ve göreneklerden oluşan, habze adı verilen yazılı olmayan sözlü örfi hukuk kuralları geçerlidir. Çerkesler soy toplulukları olarak yaşarlar. Ortak bir atadan geldiğine inanan ve aynı soyadını taşıyan aileler tlepk adı verilen soy topluluklarını yani sülaleleri oluşturur.Aynı tlepk’ten olan herkes birbirinin yakın akrabası sayılır. Tlepk içerisinde evlilik kesinlikle yasaktır.

Her tlepkin kendine ait bir damgası vardır. Bu damgalar ailelerin soy ağacını temsil eder. Ayrıca dünya tarihinde soyadı uygulamasına sahip olan en eski halklardan biri de bu halktır

Hem tlepk içinde, hem de tlepkler arasında saygı en önemli kavramdır. Hem insanlara karşı, hem de doğaya karşı saygılı olan bu halkın gelenekleri de bu değer etrafında şekillenmiştir.

1.Sosyal Adalet Kavramı

Habze adı verilen, yazılı olmayan kurallarla düzenlenen Çerkes kültüründe adalet kavramı oldukça güçlüdür. Sosyal hayatı etkileyen ve kurallara aykırı olarak davranılan kişilere verilen en sert ceza toplum hayatından dışlanmalarıdır. Suç işleyen kişi, suçuna bağlı olarak dereceli bir şekilde cezalandırılır. Bazı durumlarda suç işleyen kişinin ailesi de toplumdan dışlanabilir.

Hapishane kavramına sahip olmayan bu halk için bu cezalandırma biçimi oldukça sarsıcıdır. Suç işleyen kişi eğer bekar ise hayatı boyunca evlenemez, çocuk sahibi olamaz.

2.Çerkesler ve Aile Hayatı

Onların kültüründe katı bir ataerkil yapısından bahsetmek mümkün değil. Ancak kadınında söz sahibi olduğu aile içerisinde aile reisliğini baba üstlenmiştir. Üstelik erkeğin yaşı ilerledikçe, söz daha kıymetli olmaya başlar. Geçmişte bir arada yaşayan Çerkes aileler, günümüzde çekirdek aile formunda yaşamaktadır.

Çerkes ailelerinde görücü usulü, kız isteme gibi gelenekler bulunmamaktadır. Kız çocukları kendi eşlerini seçmekte özgürdürler. Ancak evlilikler öncesinde ailelerin rızası şarttır. Çünkü aile büyüklerine büyük bir saygı duyulur ve onların istekleri dışında hareket edilmemeye özen gösterilir.

3.Aile Büyükleri Çok Değerlidir

Çerkes kültüründe aile büyüklerinin sözü kanun yerine geçer.

4.Çerkes Kadınları

Çerkes kadınları diğer topluluklarla kıyaslandığında çok daha fazla değer görmektedir. Hem aile yaşamında, hem de sosyal hayatta söz sahibi olan kadınlar, erkeklerle eşit haklara sahiptirler. Bunun en net örneği günümüzde pek çok ülkede kadınların hukuki mücadele verdiği soyadı meselesinde görülebilir. Çerkes kadınları evlendikten sonra da kendi soyadlarını kullanmaya devam ederler.

Kadına şiddet Çerkes kültüründe oldukça sert bir şekilde cezalandırılır.

5.Evlilik Gelenekleri

Eğer bir Çerkes düğününe denk gelirseniz kaçırmamanızı tavsiye ederiz. Oldukça zengin bir kültürü olan Çerkeslerin hem evlilik öncesi, hem de evlilik sırasında gerçekleştirilen renkli gelenekleri vardır.

Kaşenlik

Kaşenlik, habze kuralları çerçevesinde, nişanlı olmayan bekar kız ve erkeklerin arasındaki arkadaşlık ilişkisine verilen isimdir. Bir nevi sevgililik olarak düşünülebilir bu ilişki. Bu ilişkinin kurulabilmesi için ilk şart iki tarafın kesinlikle aynı tlepkden olmamalarıdır. Eskiden genç kız ve erkeğin aynı köyden olması yasaktı. Günümüzde ise hoş karşılanmamakla beraber bu duruma  izin verilir.

Bu ilişkinin temelinde saygı vardır. Kaşenler topluluk dışarısında görüşemezler. Tanışma sırasında genç erkeğin ayağa kalkması ve “toplum müsaaade ederse ….. Hanıma kaşenlik teklif ediyorum” demesi geleneklerin bir parçasıdır. Genç kız bu teklife ayağa kalkarak cevap verir eğer ortamda akraba bir büyüğü varsa ona vekalet verir.

Ardından kaşen olan bu genç kadınlar ve erkekler çeşitli muhabbet ortamlarında, düğünlerde bir araya gelebilirler.Sorumluluğu “thamate” adı verilen bir kişide olan bu toplantılar en yaygın olarak köylerde görülür. Bu tür toplantılarda genellikle birkaç köyün gençleri bir araya gelir. Sabahlara kadar süren sohbetler, oyunlar ve eğlenceler yapılır.

Bu toplantılar aynı zamanda Çerkes kültürünün gençlere öğretildiği bir sosyalleşme alanı olarak da görülür. Her Çerkes gencinin belli bir yaştan sonra kaşeni olur, ancak bu o kişiyle evlenmek zorunda olduğu anlamına gelmez. Çerkez kızlarının ve erkeklerinin evlenmeden önce birden fazla kaşenleri olabilir.

Kaşenlikte baş başa kalmak kesinlikle hoş karşılanmaz, kaşenler tüm görüşmelerini topluluk içersinde yapmak zorundadır.

Günümüzde değişen toplum yapısı ve dağılan Çerkes aileleri nedeniyle bu gelenek devam ettirilememektedir. Ancak küçük Çerkes köylerinde halen daha kaşenlik geleneğinin yaşatılmaya çalışıldığı bilinmektedir.

Evlilik Kararı

Eğer kaşenler evlenme kararı alırsa yeni bir süreç başlar. İlk olarak euç adı verilen bir hediye verilir. Bu bir çeşit söz niteliği taşır. Bu hediyeyi erkek kadından ister. Çoğunlukla euç boyun bağı, mendil, bilezik gibi sembolik hediyeler olur. Erkekte kadına bir yüzük vermekle yükümlüdür. Ardından aileler ve akrabalar birbirlerine hediyeler sunarlar. Evliliğe kadar kaşenler baş başa kalamazlar.

Boşanma

Çerkeslerde boşanma çok sık görülen bir durum değildir. Tarafların anlaşarak evlenmesi ve Çerkes toplumunda boşanmanın hoş karşılanmaması boşanma oranlarının düşük olmasında etkilidir.

Evlilik Yaşı

Çerkezler’de erken yaşta evlilik görülmemektedir. Hatta bu konuyla ilgili bir atasözü de bulunmaktadır.

“köpek niteliklerini üç yaşında, at dokuz yaşında, erkek otuz yaşında gösterir”

Evlenme yaşı erkek için 25 – 35 arasıdır; zira aile sorumluluğunun bilineceği yaş olarak o yaşlar görülür. Ailedeki evlilik sıralaması ise büyük kardeşten, küçük kardeşe doğrudur.

Kızlar evlenene kadar baba ya da erkek kardeşlerinin evinde yaşarlar. Baba evinde oldukça rahat yaşayan genç kızların, evlendikten sonra özgürlüklerinin bir miktarda olsa kısıtlandığı bilinir

“Çerkesin kızı Türkün gelini/Çerkese kız Türk’e gelin olacaksın”

Kız Kaçırma Geleneği

Çerkesler’de kız kaçırma yaygın bir gelenektir. Ancak kız kaçırma, genç kızın rızası alınarak yapılır. Kızı erkeğin arkadaşları kaçırır ve bir aileye teslim ederler ve o aile kız evi rolünü üstlenir.

Düğün Geleneği

Çerkes düğünleri hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmak için TRT’nin çektiği belgesel izlenebilir.

6.Zehes Buluşması

Zehes, kaşenlerinde bir araya geldiği toplantılara verilen isimdir. Misafirlerin hoş vakit geçirmesi için düzenlenen bu geceler bir aile büyüğünün nezaretinde gerçekleşir. Zeheslerde gerçekleştirilen pek çok aktivite vardır. Bunlardan en yaygını el vurma oyunudur.

7.Thamate Kavramı

Zehesler thamate adı verilen bir büyüğün nezaretinde gerçekleşir. Çerkeslerde thamatelik erkeklerin yerine getirdiği bir görevdir. Toplantıda olan ve olacak olan bütün olayların sorumluluğu thamateye aittir.

Thamatelerin belli bir bilgiye sahip olması, Çerkes adetlerine hakim olması gerekmektedir.

8.Çerkesler ve Kıyafet Kültürü

Günümüzde Çerkesler bu kıyafetleri sadece özel günlerde ve törenlerde kullanmaktalar.

9.Dans ve Çerkesler

Bilindiği üzere Kafkasya kültürleri zengin bir dans geleneğine sahiptirler. Çerkesler’de bu kültürün bir parçası olarak danslarıyla ön plana çıkmaktadırlar.Türkiye’de ki Çerkesler arasında en yaygın edilen danslar wuic, kafe, tleperıfe ve şeşendir.

Wuic oldukça yavaş bir danstır.

Kafe’nin pek çok çeşidi bulunur. Orta yavaşlıktadır

Tleprerife, parmak uçlarında yapılan hızlı bir danstır. Daha çok Abzah, Şapsığ ile Ubıh ve Abazalar arasında yaygındır.

Şeşen ise hızlı danslardan biridir.  Türkiye’de oldukça popüler olan bu dans bir kız ve erkek tarafından değişik melodiler eşliğinde gerçekleştirilir.. Esas olarak Çeçen ve Adığe danslarında görülen hareketlerin bir karışımıdır.

10.Çerkes Yemekleri

Çerkes mutfağı oldukça zengin bir mutfak. Çerkes yemekleri daha çok et ve süt ürünlerine dayanır, sebzeye çok fazla yer verilmez. Çerkeslerde yemeğe başlamadan, sofra büyüğünün bir konuşma (dua) yapması adettir.

Yemeklerinde hem Türk, hem de Rus etkisi görülen bu zengin mutfağın en çok dikkat yemeklerinden bazılarını sizin için bir araya getirdik.

*Çerkez Tavuğu

Hepimizin bildiği bu lezzetli yemekten bahsederek başlamak en doğrusu olacaktır. İnce ince didiklenen tavuk, acuka ve cevizin bir havanda uzun uzun dövülmesiyle yapılan Çerkes tavuğu, bu mutfaktan Anadolu mutfağına hızlıca giriş yapmış bir lezzet.

Üstelik bu yemek Çerkesler için oldukça özel bir yere sahip. Bu yemeğe o kadar önem veriliyordu ki Çerkesya’daki geleneklere göre tavuğun hangi kısmının kimin tarafından yeneceğine dair bir hiyerarşik düzen bile mevcut. Misafirler ve yaşlılar en lezzetli kısımları yerken, çocuklar genelde kanat etiyle baş başa bırakılıyordu.

*Şıpsi Pasta, Şıpsibaste…

Çerkez yemekleriyle ilgili bilmeniz gereken ilk şeylerden biri adlarının yöresine göre ufak değişiklikler gösteriyor olması.

Buna örnek olarak şıpsibasteyi göstermek mümkün. Tavuk veya etle yapılan bu yemek, mısır veya buğday unu kullanılarak yapılan bir çeşit lapadır.

Kimi yörelerde yapılan keşkekle oldukça benzerdir.

*Velibah

Gözlemeyle aynı tarife sahip olan velibah, saçta hazırlanır. Çerkes esintili bir kahvaltı için vazgeçilmezdir.

Evde hazırladığımız gözlemelerin sacta hazırlanmış halidir velibah. Üzerinde tereyağ eritebilir, dilediğiniz reçelle yiyebilirsiniz.

*Abista, Mamursa..

Hem ana yemek, hem de atıştırmalık olarak servis edilen abista Çerkes peyniriyle birlikte yenilir. Özellikle sıcak yaz günlerinde yoğurt, ayran gibi içeceklerle oldukça lezzetli bir seçenektir.

*Çerkes Mantısı: Haluj, Hıngel, Hınkal

Pek çok farklı ismi olan bu yemek tam olarak mantı formundadır. Patates, kıyma ya da peynirle hazırlanabilir.

*Minik Börekçikler: Metez

Buğday unundan hazırlanan hamurun içine yerleştirilen Çerkes peyniri, suda pişirilir ve ortaya metez çıkar. Mantıyı hatırlatan metez Çerkesler arasından çok sevilir.

*Şubate

Açmayı andıran bu lezzet üçgen şeklinde hazırlanır.Arasına tahin, üzerine pekmez sürülerek yenen şubate kaçırılmaması gereken bir lezzettir.

*Çerkes Lokması: Ape Yeşek

Ape yeseki bildiğimiz lokmadan farklı kılan şerbetine koyulan bal.:)

Kendisini lokma gibi düşünebilirsiniz. Kızartılan hamurların üzerine dökülen şerbetle çıkan sesi tarif edemiyoruz. Bunun yanı sıra şerbete eklenen bal da tatlıyı bal gibi yapıyor bal.

*Çerkes Peyniri

Eskiden ve hala daha nadirde olsa Çerkes köylerinde yapılan bu peynirin beyaz peynir ve lor peyniri arasında bir tadı ve görünümü vardır. Kaynamış inek sütünden üretilen peyniri taze taze tüketmenin tadının bir başka olduğu söylense de, peyniri bir iki ay kuru bir yerde bekleterek tüketmek de mümkündür. Çerkes peynirini nereden bulabilirim diyorsanız, maalesef size bir cevap veremeyiz.

*Ne İçerler?

Alkollü içecekler arasında şarap Çerkes kültüründe en çok tüketilen içeceklerin başında gelir. Düğün veya şenlik gibi eğlencelerde sofraya konan şarap konuklar tarafından tek kaseden sırayla içilir.

Darı, mısır ve baldan yapılan az alkollü baksime de Çerkes içecekleri arasında yer alır.

Çerkes çayı olarak bilinen ve Kafkasya’da geleneksel olarak Kafkas ormangülü adı verilen bir ormangülü türünden yapılan çay da bu halkın sıklıkla tükettiği içeceklerden biridir.

11.Atlar ve Çerkesler

Çerkesler oldukça güçlü bir atçılık kültürüne sahiptir. Geçmişte temel binek aracı olarak kullanılan atlar bir çeşit statü temsilcisiydi. Eskiden bey ailelerinin kendi adlarıyla anılan at ırkları vardı.

Yüz yıldan fazla süren yıkıcı Rus-Kafkas Savaşı ve sürgün, at cinslerinin çoğunun yok olmasına yol açmıştır. 20-30 Çerkes atı ırkından bugün sadece Şağdiy kalmış olup dünya atçılık literatüründe “Kabardin” olarak bilinir ve en iyi dağ atlarından biri kabul edilir.

Çerkeslerin sosyal hayatlarını şekillendiren habze kuralları, at kültüründe de etkilidir. Bu kültürde bir kadının veya yaşlının önünden atla geçmek, veya at üzerinden onlarla konuşmak büyük ayıptır.  Bir kadınla veya büyükle atın üzerinde oturarak konuşmak ayıptır.





allah, çerkez atasözleri, dikiş, türkiyede çerkesler, çerkezler ve atlar, çerkes gelenekleri, çerkes düğünleri, kaşen nedir, thamate nedir, resimli mesajlar, çerkes kadınları, çerkes kızları 

ATATÜRK ŞİİRLERİ

/ No Comments
 atatürk, atatürk şiirleri, atatürk şiileri antolojisi, atatürkün yazdığı şiir mustafa kemal şiirleri, gazi mustafa kemal atatürk şiirleri, en güzel atatürk şiirleri, cumhuriyet şiirleri

ATATÜRK ŞİİRLERİ ANTOLOJİSİ

ATATÜR'ÜN YAZDIĞI ŞİİRLER

HAKİKAT NEREDE?

Gafil, hangi üç asır, hangi on asır
Tuna ezelden Türk diyarıdır.
Bilinen tarihler söylememiş bunu
Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak,
Dinleyin sesini doğan tarihin,
Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak
Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin.
Asya'nın ortasında Oğuz oğulları,
Avrupa'nın Alplerinde Oğuz torunları
Doğudan çıkan biz
Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz
Türk sadece bir milletin adı değil,
Türk bütün adamların birliğidir.
Ey birbirine diş bileyen yığınlar,
Ey yığın yığın insan gafletleri
Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde,
Hakikat nerede?..ATATÜRK
*
ATATÜRK

Türkü ölümden
Odur kurtaran.
Odur Yeniden
Türklüğü kuran

Yaptığı ordu,
Düşmanı kovdu.
Ulusu, yurdu
Odur yaratan.

Türkün Dileği
Onun Ereği
Yüce yüreği
Türklüğe vatan.

Bu memleketi
Cumhuriyeti.
Canile etti
Bize armağan

Atamızsın sen.
Adımız senden.
Yürü izinden
Sana inanan.

Ülkün yürüsün.
Türklük büyüsün.
Sen Atatürk'sün
Ey yüce başkan!..Hasan Ali Yücel
*
1919-1933'TEN BİR PARÇA

O günlerde bir ünlü ayak bastı Samsun'a,
Yürüdü etrafında ümitler suna suna.
Bu, ateşler içinde geçip gelmiş bir erdi,
Göğsünde toplanmıştı milyonla Türk'ün derdi,
Bu milyonla dert ona veriyordu başka hız,
Yürüdü arkasında genç, ihtiyar, kadın, kız.

O kimdir? Bakışları deniz kadar yumuşak,
Saçı güneşi emmiş bir demet altın başak.
O kimdir? Bir milletin sesi vardı ağzında,
Ondört milyonun nabzı çarpıyordu nabzında.
O kimdir? Geçtiği yer dönüyor gün vurmuşa,
Can veriyor sararmış ot...Faruk Nafiz Çamlıbel
*
AĞIT-DESTAN

Bir ağıt söyleyeyim, dağlar dilinden
Dumlu'dan Ağrı'ya ün gitsin gelsin! ...
Destanlar duyulsun tarih yolundan,
O günden dünlere şan gitsin gelsin...
Çekin küheylanın atlasın binsin,
Al yelelerinde yankılar dönsün.
Afyon'dan İzmir'e ordular insin.
Süngü uçlarından can gitsin gelsin...
Neymiş yarım? ! Sancak çekilsin uca,
Şılasın göklerde yüceden yüce
Sormak lüzum değil, halimiz nice?
Yanan yüreklerden kan gitsin gelsin...
Sen ey yayda bir ok gibi kurulu!
Bir ok değdi, düştün yere yaralı!
Dört yanında ak mermerler örülü,
Sars devir bunları, sin gitsin gelsin...
Gökyay'ım neylesin ıssız çağlarda!
Bir ağlar bir güler, durmaz kararda,
Bir başka dağ gibi sen dur dağlarda,
Akşamdan sabaha gün gitsin gelsin...Orhan Şaik Gökyay
*
ASIRLARCA

-Dünyanın en büyük ölmezine-
Ufkunda doğacağım, ufkunda batacağım;
Asırlarca yazsam hep seni anlatacağım.
Ben de giyersem eğer bir gün deha tacını
"İstersen çiğne" diye önüne atacağım...
Söndüğünü görsem de bin "meşale emel"in
Ebediyet yolumuz, öyle elimde elin...
Ak düşen saçlarınla nur kattığın heykelin
Hamuruna harç diye kanımı katacağım.
Yansam da masalların "Aşık Kerem"i gibi,
Bu aşk ölmez öyle her gönül veremi gibi!
Şöhretin okyanuslar aşarken gemi gibi;
Ben dalga gibi ayak ucunda yatacağım
Asırlarca yazsam hep seni anlatacağım!..Behçet Kemal Çağlar
*
ATATÜRK

Ey sanki alev saçlı zafer küheylaniyle
Kurtardığın vatanda en yüce şehsüvarsın,
Bir şimşek çağlayanı haliyle Türk kanıyle
Aldığı şâna lâyık bir tarihde bir Sen varsın.
Erişmez vasfına hiçbir rebabın sesi
Sen yükseksin ilhamın yıldızlı göklerinden,
Dehâdan kanatlanan kılıcının şulesi
Ebediyette olmuş bir murassa kasiden,
Kızıl gökte parlayan Ay-yıldız'ın nurusun.
Sen en büyük milletin, Türklüğün gururusun
Bu yurdun timsalisin bugün bütün cihanda
Gözler, gönüller senin, senin şeref de şan da!..Enis Behiç Koryürek
*
Mustafa Kemal'ler Tükenmez

Tükenir elbet gökte yıldız, denizde kum tükenir
Bu vatan bu topraklar cömert
Kutsal bir ateşim ki ben sönmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

Ben de etten kemiktendim elbet
Ben de bir gün geçecektim elbet
İki Mustafa Kemal var iyi bilin
Ben işte o ikincisi sonsuzlukta
Ruh gibi bir şey görünmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

Hep kardeşliğe bolluğa giden yolda
Bilimin yapıcılığın aydınlığında
Güzel düşünceler soyut fikirlerde ben
Evrensel yepyeni buluşlarda
Geriliği kovmuşum ben dönmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

Başın mı dertte beni hatırla
Duy beni en sıkıldığın an
Baştan sona herşeyiyle bu vatan
Sakın ağlamasın Kasım'larda Fatih'ler Kanunî'ler ölmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez...Halim Yağcıoğlu
*
Atatürk'ü Dinlerken

Yay yine gerilmede, fırlayacak yine ok;
Yine vatanımızın yeryüzünde eşi yok;
Bozkurt, Ergenekon'u yeni delmiş gibidir:
Her biri ihtiraını seyre gelmiş gibidir.
Kalpler ellerde çarpar gibi alkış kopuyor;
Her ruh bir tutam ışık ve her göz bir damla kor:
En büyük, en sevgili, en genç, en mert geliyor;
Dünya imtihanını veren tek fert geliyor;
Kürsüye her çıkışta, Türk daha yükselecek...
Dinle: Her cümlesinde doğuyor bir "gelecek";
Aslan, insan ve Tanrı bir arada bu başta...
Kıvılcımlar doğuyor bastığımız her taşta,
Önümüzde mesafe ve zaman çökmekte diz;
Bir İnönü azmiyle ardındayız hepimiz...
Yerine getirmeye yeni dileklerini,
Koymuş on yedi milyon, yola yüreklerini,
"Marş! Marş! " Öz yurdu fethe! " Şimdi manen, yeniden:
Deliyor dağı taşı öncümüz gibi tren,
Fabrikalar kalemiz, kanallar siperimiz
Ve bu fetih olacak bizim şaheserimiz...Behçet Kemal Çağlar
*
Dağ Başını Duman Almış

"Dağ başını duman almış
Gümüş dere durmaz akar..."
Türkeli'ne kâfir dolmuş
Dadaş ağlar, uşak ağlar, er ağlar!
Efkâr efkâr üstüne basmış da Mustafa'yı,
Küsüvermiş ne varsa düşmanına, dostuna
Sürüvermiş takayı bir kâbus diyarından...
Ayrılık bir şey değil çekilir dostum, amma
Vatan mahzun bir yandan...
Samsun'un kıyıları dalgalarla hareli,
Çayır, çimen başağı, yeşilinden yaralı
Düşmanın allar giyer, Anadolu'm karalı!
Gel gidelim Mustafa'm Erzurum illerine;
Toz olalım Mustafa'm bu vatan yollarına!
"Güneş ufukta şimdi doğar,
Yürüyelim arkadaşlar..."
Yürüyelim uşaklar, yürüyelim dadaşlar;
Bugün 19 Mayıs
Bir tarih burada biter, bir tarih burda başlar!
Niye deniz dalgalı?
Niye dağlar gölgeli?
Niçin öksüz çiçekler?
Deniz mahzun, dağlar mahzun, gök mahzun;
Düşman gelmiş, vaktimiz yok, yol uzun...
Gel koşalım Mustafa'm Sivas sokaklarına;
Karışalım Mustafa'm vatan topraklarına! ...
"Ankara, Ankara! Güzel Ankara!
Seni görmek ister her bahtı kara! "
Fakat öyle müthiş ki içimizdeki yara;
Sarmadıkça yurdumu al renkli bayraklara
Yatmam bu topraklara, yatmam bu topraklara...
Telefon direkleri
Hayırlı haber taşır;
Aydın'daki efeler
Silâhlarla oynaşır...
Ve İstanbul gökleri
Gözü nemli dolaşır...
Dur bakalım Mustafa'm şu dünyanın haline
Düşmeyelim Mustafa'm cümle âlem diline...
"Şu İzmir'den aman efem, ayva gelir, nar gelir..."
Dökmezsen iki günde şu Yunanı denize,
Ar gelir be Mustafa'm, ölüm sana ar gelir...
Bizim gibi göklerde ay-yıldız indirene,
Ellerin emelini bir anda söndürene
Kılıcın kabzasında hıncını dindirene,
Zor gelir be Mustafa'm, esaret çok zor gelir...
Bu dipçik, bu da namlu;
Bu Sakarya, bu Dumlu...
Gel uçalım Mustafa'm hedefimiz Akdeniz;
Asil doğduk Mustafa'm biz hürriyet isteriz! ..
"İzmir'in dağlarından çiçekler açar..."
Bugün 19 Mayıs:
Bir tarih burda biter, bir tarih burda başlar!
Bahar sabahında biz:
Dağlardaki çiçekler,
Uçuşan kelebekler;
İhtiyarlar ve dinçler,
Bel bağladığın gençler
Yoluna andiçeriz!
"Sesimizi yer, gök, su dinlesin,
İnlesin be Mustafa'm arş-ı âlâ inlesin! ..."Bekir Sıtkı Erdoğan
*
O Geliyor 

Yıl, 1919,
Mayısın on dokuzu.
Kızaran ufuklardan kaldırıyor başını
Yeryüzüne can veren
Cana heyecan veren
Al yüzlü doğan güneş!
Takanın burnu nasıl Karadeniz'i yırtar;
Siz de bir anda öyle yırtınız uykunuzu,
Uyanın Samsunlular!
Kurutacak gözlerde umutsuzluk yaşını
Al yüzlü oğan güneş!
Bugün Çaltı burnundan gülerek doğan güneş!

Yıl, 1919,
Mayısın on dokuzu.
Uyanın Samsunlular!
Uyumak ölüme eş,
Diriltin ruhunuzu.
Ufukta bir gemi var!

Fakat bu gemi niçin böyle yavaş geliyor?
Acaba yolu mu az, yoksa yükü mü ağır?
Bu gemi umut yüklü, inanç yüklü, hız yüklü;
İçinde bu vatanın derdiyle yanan bağır,
Kurulacak yarını düşünen baş geliyor.
Bir baş ki gökler gibi bir küme yıldız yüklü!
Bu gemi onun için böyle yavaş geliyor

Yıl, 1919,
Mayısın on dokuzu.
Ufukta duran gemi gitgide yaklaşıyor
Sanki harlı bir ateş
Yakıyor ruhumuzu.
Beklemek üzüntüsü her gönülden taşıyor.
Üzülmemek elde mi?
Hız yüklü, inanç yüklü, umut yüklü bu gemi!

O umut yayıldıkça ruhlara sıcak sıcak,
O hız doldukça bütün damarlara kan gibi,
Gizli gizli inleyen her yürek canlanacak,
Ateşler püskürecek uyanan volkan gibi!

Gittikçe büyükleşen
Gölgene dikilmekten
Karardı gözlerimiz.
Koş, atıl, gemi, sana engel olmasın deniz!

Ak saçlı dalgaları birer birer kes de gel!
Kuşlar gibi uç da gel, rüzgâr gibi es de gel!..Celal Sahir Erozan
*
TÜRK'E TÜRKLÜK KATANIMSIN ATATÜRK

Sağım solum yok benim
Önüm, arkam, sağım solum, Atatürk
Etrafımızı düşmanlar sarmış
Gözüm, kaşım, içim, dışım Atatürk
Türkiyemin hali dumanmış
Özüm, sözüm, her şeyiyle Atatürk
Aydınlar gitmiş, ülkem karanlığa kalmış
Elim, ayağım, gözüm kulağım Atatürk
Ne birlik kaldı, ne de dirlik
Saç telimden, ayak tırnağıma Atatürk
Medeniyetin yerini gericiler almış
Ruhumuzda, yüreğimizde Atatürk
Sağ sol derken ülkem elden gidiyor
Önüm, arkam, sağım, solum Atatürk
Ülkem namertlere kalmış
Vatanımsın, bayrağımsın Atatürk
Düşmanlar pusuya yatmış
Özüm, sözüm, her şeyiyle Atatürk
Vatan aşkıyla yürekler yanmış
Yüreklerde yatanımsın Atatürk
Dini bütün, helalzadem Atatürk
Sağım, solum, önüm, arkam Atatürk
Türk'e Türklük katanımsın Atatürk...Füsun Dudurga
*
ATATÜRK 

Atatürküm eğilmiş vatan haritasına 
Görmedim tunç yüzünü böylesine geceler 
Atatürk neylesin memleketin yarasına 
Uçup gitmiş elinden, eski makbul çareler 
Nerede İstiklal harbinin o mutlu günleri 
Türlü düşmana karşı kazanılan zaferi 
Hiç sanmam, öyle ağarsın bi daha tan yeri 
Atatürküm ben ölecek adam değildim der 
Git hemşerim, git kardeşim toprağına yüz sür 
O’dur karşı kıyıdan cümlemizi düşünür 
Resimlerinde bile melül mahzun görünür 
Atatürküm kabrinde rahat uyumak ister... Cahit Sıtkı TARANCI
*
ATATÜRK ÇOCUKLARI 

Özgürlük şarkısı bizim şarkımız 
Yurt için ulus için hep çalışırız 
Vatanı yükseltmek tek amacımız 
BizlerAtatürk çocuklarıyız 
Dostlukla dopdolu yüreklerimiz 
Dünya çocukları hep kardeşimiz 
Barıştan yana inançlarımız 
Bizler Atatürk çocuklarıyız 
Çınlayacak sesimiz dünyada yurtta 
Uzanacak ellerimiz evren boyunca 
Uygarlık yönünde bir meşaleyi 
Bizler Atatürk çocuklarıyız... Şeyma GÜLTEKİN


Bu yazı, atatürk, atatürk şiirleri, atatürk şiileri antolojisi, atatürkün yazdığı şiir, mustafa kemal şiirleri, gazi mustafa kemal atatürk şiirleri, en güzel atatürk şiirleri, cumhuriyet şiirleri ile ilgilidir.