Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

SABIR NEDİR?

27 Mayıs 2019 Pazartesi / 1 Comment
acı ilaç, dertler, direnmek, resimli mesajlar, sabır nedir, sıkıntılar, yara, yaradan, sabır sözleri, sabır ile ilgili sözler, sabır ayetleri, sabır hadisleri, filozoflardan sabır sözleri, düşünürlerin sabır sözleri

SABIR

Sabır, acı bir ilaçtır.
Dertlere, sıkıntılara direnmenin adıdır.
Sabır; yaranın içinde, Yaradanı görmektir.

*
Yalnız sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak ödenecektir. Zümer Suresi 10. Ayet
*
Sabır güzeldir, fakat yoksullarda olursa daha da güzel olur. Hadis-i Şerif
*
Sabır, imanın yarısıdır. Hadis-i Şerif
*
Asıl hüner ve afiyet, bollukta sabretmesini bilmektir. İmam-ı Gazali
*
Bedende baş ne ise, imanda da sabır aynıdır. Başsız beden olmayacağı gibi, sabırsız da iman olamaz. Hz. Ali (R.A)
*
Şükürle sabır birer binek hayvanı olsalardı, hangisine daha önce bineceğimi kestiremezdim. Hz. Ömer (R.A)
*
Hoşlanmadığına sabretmedikçe, hoşlandığını ele geçiremezsin. Hz.İsa (A.S)
*
İnsanlarda riyanın karışmıyacağı, hakiki tek vasıf sabırdır. Abdülaziz Bekkine
*
Sabır acıdır, ama tatlı meyvesi vardır. Sadi
*
Sabır, hiç yüzü ekşitmeden acıyı yudum yudum içine sindirmendir. Cüneyt Bağdadi
*
Sabır, kurtuluşun anahjtarıdır. Mevlana
*
Her güç sabır ile zaman birleştirilerek sağlanır. Balzac
*
Her söz için doğruluk, her doğruluk için iş, her iş için de sabır gerekir. Hatim-i Esam
*
Sabırlı bir adamın öfkesinden sakınınız. La Rochefoucauld
*
Sabrın en büyüğü, Allah’ın emir ve yasaklarına karşı sabretmektir. Ka’bül-Ahbar
*
Feraset sahiplerinin iştahları sabradır; onlar sabretmek isterler. Helva ise, çocukların isteği bir şeydir.
*
Sabretmek, canının tespihleridir. Sabret, asıl doğru tespih odur.
*
Sabır, Sırat köprüsüne benzer; cennet ise diğer tarafta.
*
Sabreden, göklerin üstüne yükselir; helva yiyense geriler, kalır!
*
Sabır ilâcı, gözlerin perdesini yakar; göğüsleri gönülleri de yarıp açar.
*
Sabır, iman yüzünden baş tacı olur. Bundan dolayıdır ki sabrı olmayanın imanı da yoktur.
*
Allah, yüz binlerce kimya yarattı; ama insan, sabır gibi bir kimya görmedi.
*
Arayan nihayet bulur. Kurtuluş, sabırdan doğar.
*
Peygamberin münkirlere sabretmesi onları Allah hâsı yapmıştır…
*
Kimde bir düzgün esvap görsen bil ki, onu sabretmek ve uğraşıp kazanmakla elde etmiştir.
*
Ehil olmayanlara sabretmek, ehil olanlara cilâdır. Nerde bir gönül varsa sabırla cilâlanır.
*
Sabır kılavuzu, sana kanat olursa canın arş ve kürsünün ta yücesine kadar çıkar.
*
Mustafa (a.s.)’ a bak, sabrı burak edindi de, bu Burak, onu göklere çekti, çıkardı.
*
Ayın gece sabretmesi, onu apaydın bir hale kor. Gülün dikene sabrı, onun güzel kokulu bir hale gelmesine sebep olur.
*
Kimi aç, çıplak görürsen bu hali de onun sabırsızlığına tanıktır.
*
Çıkacağım merdivene sabırı merdiven yaparım. MEVLANA
*
Sabrın anlamı, sırtında dağları ve insanoğullarını taşıyan toprak gibi olman demektir.SERİYY ES-SEKATİ
*
Sabırlı kuş, bütün kuşlardan daha iyi uçar. MEVLANA
*
Sabır, umut etmek sanatıdır. VAUVENARGUES
*
Sabrı olmayanlar ne kadar fakirdirler. SHAKESPEARE
*
Sabır bütün belaları gönül rahatlığıyla karşılamaktır. EBU SAİD ARABİ
*
Sabrın alameti şikayeti terk, musibet ve sıkıntıları gizlemektir. ABDULLAH ARAZ
Sevinç kapısının anahtarı sabırdır. W.JACOBS






acı ilaç, dertler, direnmek, resimli mesajlar, sabır nedir, sıkıntılar, yara, yaradan, sabır sözleri, sabır ile ilgili sözler, sabır ayetleri, sabır hadisleri, filozoflardan sabır sözleri, düşünürlerin sabır sözleri

ZİKİR

/ No Comments
zikirler, dualar, en etkili zikirler, en etkili dualar, hasbunallah zikri, le havle zikri, en güzel zikirler, zikir nedir, zikir nasıl yapılır, zikir çeşitleri, zikir çekmek, zikir, allahı zikretmek

En etkili zikirler

Bu zikirleri her gün ve sürekli olarak yaparsanız isteğinizi ve dileğinizi İnşallah Allahu Teala kabul eder. Zikir sürekli yapılması gereken bir şeydir. Gücünüzün yettiği kadar gün içinde herhangi birini ne kadar tekrar edebilirseniz tekrarlayın. 1-2 gün yapıp bırakmayın, sürekli yapmayı alışkanlık haline getirmeye çalışın.

*Hasbunallahu Veni'mel vekil. 

(Allah bize yeter. O ne güzel vekildir.)

*Hasbiyallahu la ilahe illa hu. 

(Allah bana yeter. Ondan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur.)

*La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim 

(Güç ve kuvvet, sadece Yüce ve Büyük olan Allah’ın yardımıyla elde edilir.)

*Velhamdu Lillahi Rabbil Alemin 

(Ve Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun)

*Allahumme salli ala seyyidina Muhammed.

(Ey Allahım! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e, evladu iyaline, ashabına salatu selam eyle.)

*İyyake na'budu ve iyyake nestain 

(Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.)

*Estağfirullahel Azim 

(Büyük olan yüce Allah'tan mağfiret (bağışlanma) diliyorum)

*Estağfirullah ellezî lâ ilahe illâ huve'l hayyu'l kayyûmu ve etûbu ileyh 

(O Allah'dan mağfiret (bağışlanma) dilerim ki, O'ndan başka hiç bir ilâh yoktur, ebedî hayat sahibidir, her işi idare edip ayakta tutandır. Ben O'na dönüp tövbe ediyorum.)

En güzel ve etkili dualar için lütfen tıklayınız...

ZİKİR NEDİR? NASIL ZİKİR YAPILIR?

Kavram olarak "zikir"; Allah’ı anmak üzere söylenmesi ve yapılması tavsiye edilen, sözlü ve ameli eylemleri kapsayan davranışların tümüdür1.

Çok geniş bir anlam alanına sahip olan zikir kavramının manası, günümüzde daraltılmış ve sadece Allah'ın adını dil ile anmakla sınırlandırılmıştır. Oysa "zikir", insana sevap kazandıran her türlü amelin genel adıdır2. Çünkü "zikir", Allah’a itaattir. Bütün ibâdetlerin özü ve aslı, Allah Teâlâ’yı hatırlamak ve O’na itaat etmektir. Allah’a itaat ise, Kur’ân veya hadislerde yer alan bir takım güzel sözleri sadece söylemek veya tekrarlamak değil; bilakis her halükârda Allah’a kulluk şuuru içerisinde bulunmak ve tam bir teslimiyet göstermek, her hal ve şartta O’nun sürekli bizi gözetlediğini zihnimize yerleştirmektir.

Zikir, şükür kavramında olduğu gibi hem dil, hem kalb ve hem de bedenen yani amellerle olmalıdır.

1. Dil ile zikir: Allah'ı isimleriyle anmak, hamd etmek, tesbih etmek, Kur'an okumak, Kur’ân’ı dinlemek ve dua etmektir. Dil ile yapılan zikir, kalbi zikre yol açmalıdır.

2. Kalb ile zikir: Kalbi zikir, bedenin zikrine yani ameli zikre zemin hazırlamalıdır. Ameli zikirden kastımız, Allah’ın yapmamızı istediği kulluk vazifeleri, bir başka ifadeyle ibadetlerdir.

Kalb ile zikir, Allah'ı gönülden anmaktır. Bu da üç çeşittir:

a) Allah'ın varlığına delalet eden delilleri düşünmek, O'nun isim ve sıfatlarını tefekkür etmektir. Allah'ın varlığına delalet eden deliller, başta Kur’ân ayetleri ve kâinattır. Kur’ân’da ve kâinatta yer alan ayetlerin tümünde, Yüce Yaratıcıya götüren, O’nun varlık ve birliğini haykıran, kuvvet ve kudretini gözler önüne seren sayısız alamet ve deliller mevcuttur.

b) İlahi hükümleri yani Allah'ın emir ve yasaklarını ve kulluk görevlerimizi ve bunlarla ilgili delilleri düşünmek. Yani bir gönül ve vicdan muhasebesi yapmak gerekir. Ne ile mükellefim, neyi ne kadar yapmam gerekir? İlahi teklifler benim için ne ifade ediyor? Sorularının cevaplarına kafa yormak…

c) Benliğimizdeki ve evrendeki varlıkları ve bunların sırlarını tefekkür ederek, her zerrenin, "yücelikler âlemi”ne ve Allah'ı gereği gibi bilmeye götüren birer ayna olduğunu görmek, idrak etmektir. Böyle bir zikirden alınacak zevkin bir göz açıp kapamak kadar olan zamanı bile cihanlar değer. İşte bu noktada insan kendinden ve âlemden geçer3.

3. Bedeni zikir: Vücudumuzdaki bütün organların, sorumlu oldukları vazife ile meşgul ve yasaklandıkları şeylerden de kaçınmalarıdır4. Bu noktada hem Allah ile ve hem de insanlarla olan muamelemizin dürüst ve samimi olması gerekir. Dolayısıyla yaptığımız her işi, ibadet şuuru içerisinde yapmalı ve aksi durumda hesaba çekileceğimiz endişesini taşımalıyız.

Zikir, dil ve beden ile yapılan kalbî bir uyanıklık içinde gerçekleştirilmelidir. Zira zikir, gaflet ve nisyanın yani unutmanın gafletin zıddı demektir. Bu anlamda zikir, Allah’ı unutmamak yani hiçbir hal ve şartta O’ndan gafil olmamaktır. Dolayısıyla gafleti gidermeyen zikir, hakikatte zikir değildir.

Zikir, bütün kısımlarıyla birlikte kalple, ruhla doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilidir. Zira yapılan ameller, kalbi, ruhu müsbet ya da menfî bir şekilde etkileyecektir. Çünkü insanın maddî ve mânevî yönü arasında bir ilişki vardır. Bu ilişki sebebiyledir ki ruhta meydana gelen bir eserin, eylemin bedene birtakım etkileri olur. Aynı şekilde bedende birtakım fiil ve davranışın tekrarından da nefiste kuvvetli bir meleke meydana gelir ki bu da bedenden ruha çıkan eserler, etkilerdir... Bu yüzden insanda hüsn-i tefekküre engel olmayacak şekilde ve kendisine işittirecek kadar dil ile zikir yapıldığı zaman, bu dil ile yapılan zikirden dolayı hayalde bir etki oluşur. Ve bundan ruha bir nûr yükselir. Sonra bu nurlar, ruhtan dile, lisandan hayâle, hayalden akla yansır. Karşılıklı aynalar gibi birbirini takviye ve biri diğerini geliştirerek kemal noktasına eriştirir. Bunun mertebelerine son yoktur. Ma’rifet yolculuğu, işte bu nihayetsiz deryada Hakk’ın isteğine doğru yürümektir...5

Zikir, dil ve beden ile yapılan kalbî bir uyanıklık içinde gerçekleştirilmelidir. Zira zikir, gaflet ve nisyanın yani unutmanın gafletin zıddı demektir. Bu anlamda zikir, Allah’ı unutmamak yani hiçbir hâl ve şartta O’ndan gafil olmamaktır. Dolayısıyla gafleti gidermeyen zikir, hakikatte zikir değildir. Nitekim Allah'ı zikir için farz kılınan namazı gafletle edâ edenler kınanırken (Mâûn, 107/ 4-5), onu huşû içinde yerine getirenler övülmüştür (Mü'minûn, 23/1-2). Yine aynı şekilde

"Gerçek müminler ancak o kimselerdir ki yanlarında Allah zikredilince kalpleri ürperir, kendilerine O’nun âyetleri okununca bu, onların imanlarını artırır ve yalnız Rabb’lerine güvenip dayanırlar..." (Enfâl, 8/2)

âyeti, zikrin gönlü titretecek derecede bir şuur ve uyanıklık içinde yapılması gerektiğine dikkat çeker.

Mü’minler, inandıkları, her an tesbih ettikleri ve önünde kulluk yaptıkları Rablerini hiç bir zaman unutmaz ve O’ndan gafil olarak hareket etmezler. Yüce Allah’a karşı duydukları sevgi ve takva duygusu, sürekli onların içindedir. Onlar devamlı bir şekilde Allah’ı zikrederler. Bu zikir (anma), sadece unutulan şeyin tekrar akla getirilmesi değil, bilakis; sürekli kalpte ve benlikte olan Allah’ın varlığını tekrar hatırlamak, O’nun nimet verici olduğunu itiraf etmek, O’nun büyüklüğünü ve yüceliğini dile getirmek ve ibadeti yalnızca O’na yaptığını amelleriyle göstermektir.

Kur’ân, zikrin her durumda yapılabileceğini belirtmektedir:

“Onlar ki ayakta dururken, otururken ve uyumak için uzandıklarında Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ederler: 'Ey Rabbimiz! Sen bunlarıın hiç birini anlamsız ve amaçsız yaratmadın. Sen yücelikte sınırsızsın! Bizi ateşin azabından koru!' ” (Âl-i İmrân, 3/191).

Ayette görüldüğü gibi zikir, belirli bir zaman, mekân veya ibadete özgü değildir. Yüce Yaratıcı, her halimizde O’nunla birlikte olmamızı emretmektedir. Çünkü Allah'ı anmak demek, ona kalpten bağlanmak, sürekli olarak onun gözetimi ve denetimi altında yaşadığımızın farkında ve şuurunda olmaktır.

Ayetlere baktığımız zaman, en büyük zikir olarak Kur’ân’ın gösterildiğini görmekteyiz.

"İşte bu (Kur'ân), bizim indirdiğimiz bir zikirdir. Şimdi onu inkâr mı ediyorsunuz?" (Enbiya, 21/50).

“Hiç şüphesiz Zikr’i (Kur’ân’ı) biz indirdik biz; onun koruyucuları da gerçekten biziz.” (Hicr, 15/9).

Kur’ân, kendisine ‘zikir’ demektedir ki, O, baştanbaşa bir öğüt, hatırlatma, insanlarla ilgili her önemli şeyi açıklayan bir ilâhî bildiridir6. O, aynı zamanda sürekli Allah’ı hatırlatan ayetlerden meydana gelmektedir. Bu manada kalpler, Kur’ân ile huzur ve sükûn bulur. İnsanlar, onun ayetlerini tefekkür ve tedebbür7 etsinler ve dosdoğru yolda hidayet üzere yaşasınlar diye Kur’ân gönderilmiştir.

Allah’a gereği gibi kul olma inancıyla hareket eden kişinin, yaptığı her meşru iş ve söylediği her güzel söz nerede ve ne zaman olursa olsun zikirdir, ibadet niteliğindedir. Bize Allah’ı hatırlatan, O’na davet eden her şahıs, ders, faaliyet, gayret, konuşma ve çalışma da zikirdir. Caddede yürürken, ahlâki kurallara riayet eden, ticaretinde dürüst davranan, insani ilişkilerinde kul hakkına riayet edenler zikir halindedir ve onlar zikir ehlidirler… Çünkü onlar, “zikr”i benimsemiş ve ona uygun olarak hareket etmişlerdir.

İnsan her durumda Allah’ı zikretmekle mükelleftir. Bir kulu, Allah’ı zikirden alıkoyacak hiçbir sebep olmamalıdır. Mü’min, rahatlık ve afiyette Allah’ı zikrettiği ve şükrettiği gibi; musibet, afet ve felâketler zamanında da Allah'a sığınmak, O’nun yardımını istemek mecburiyetindedir. Mü’minin bu sığınışı ve yapmakla Allah'ın rızasını kazanacağı her ameli, bir zikirdir.8

Kur’ân ayetlerine baktığımızda zikir kavramının oldukça geniş bir anlam sahası mevcuttur9. Bu çalışmada gördüğümüz gibi “zikir” kavramı ile “zikrullah” terimi, sadece dil veya kalple Allah’ı hatırlamak veya bazı zikir ifadelerini belirli sayılarda söylemek değildir. Zikretme ibadetini bu şekilde anlamak, Kur’ân’ın “zikir” ve “zikrullah” terimlerinin anlamını oldukça daraltmak olur.

Hakikate ulaşmak, cüz’î veya kısmî bakış açısıyla değil, ancak bütüncül olarak bakmakla mümkündür. Binaenaleyh, namaz kılmak, namazda ve namaz dışında Kur’ân okumak, Kur’ân’da ve evrende mevcut olan ayetleri tefekkür ve tedebbür etmek, Allah’a itaat etmek; Kur’ân’ın hükümlerini öğrenmek, öğretmek, yaşamak, yaşanmasına yardımcı olmak gibi dil, kalp ve bedenle yaptığımız ibadetlerin tümü zikirdir.

Kısaca her halimizde Allah’ı hatırlama ve hatırlatmaya yönelik olarak gerçekleştirdiğimiz bütün davranışlar, zikir kavramının anlam alanı içerisindedirler.

Dipnotlar: 

1. bk. Elmalılı, I, 540-543.
2. bk. Elmalılı, I, 540-543.
3. Elmalılı, I, 540-543.
4. Elmalılı, I, 540-543.
5. Elmalılı, IV, 2362-2363.
6. Kur’ân’ın zikir olduğunu ifade eden ayetlere ilişkin olarak bkz. Al-i İmran, 3/58; Maide, 5/91; A’raf, 7/63; Yusuf, 12/104; Hicr, 15/ 6, 9; Nahl, 16/43,44;Enbiya, 21/2,24,36,50; Tâhâ, 20/ 99;Furkan, 25/18,29; Şuara, 26/5; Yâsin, 36/11; Sad, 38/1,8,87;Fussilet, 41/41 Necm, 53/ 29; Zuhruf, 43/5,36,44; Kamer, 54/25; Kalem, 68/51,52; Mü'minûn: 74/71;Tekvir, 81/27; Talâk: 100/10.
7. Tefekkür, tedebbür ve diğer ilim ifade eden Kur’ânî kavramlar için bkz. Musa Bilgiz, Kur’ân’da Bilgi Kavramsal Çerçeve ve Bilgi Türleri, İnsan Yay. İst. 2003.
8. Ali Ünal, Kur’ân’da Temel Kavramlar, s. 21; Resul Bozyel, “Zikir Üzerine”, Haksöz Sayı: 8 (Kasım 91), s. 7.
9. Zikr kavramıyla ilgili bazı ayetler için bkz. (Bakara, 2/114,152, 231, 239; Âl-i İmrân, 3/41, 135, 190-191; Nisâ, 4/103; A'râf, 7/200-201, 205; Enfâl, 8/2, 45; Ra’d, 13/28; İsrâ, 17/44; Kehf, 18/24, 28; Tâhâ, 20/41-43, 124; Hacc, 22/34-35)

(Yrd. Doç Dr. Musa Bilgiz)



zikirler, dualar, en etkili zikirler, en etkili dualar, hasbunallah zikri, le havle zikri, en güzel zikirler, zikir nedir, zikir nasıl yapılır, zikir çeşitleri, zikir çekmek, zikir, allahı zikretmek





ÇERKEZ ATASÖZLERİ

20 Mayıs 2019 Pazartesi / No Comments
çerkes adetleri, çerkes atasözü, çerkesler, iz, kafkasya, resimli sözler, altın sözler, tamade, çerkes atasözleri, kafkas atasözleri, bilge sözleri, çerkes örfleri, çerkes toplumu, çerkes milleti

-Başını gördüğün şeyin, izini arama.

- Akıllı kişiyi sırtında taşısan dahi yük gelmez.

-Mezartaşı kaybolur, şarkı kaybolmaz. Şarkı silahtır.

-Bakınarak otur, düşünerek konuş.

-Delinin bey'i olmaktansa akıllının kölesi olmak daha iyidir.

-Genç geleceği ümid ederek yaşlanır, yaşlı geçmişi hayal ederek ölür.

-Kuşu yükselten kanat, insanı yükselten akıldır.

-İyi yaşlı olmayan yerde iyi genç olmaz. Yaşlısı olanın kuralı olur.

-Kısmet gelecek olursa yün iplik getirir, gidecek olursa demir zincir dahi tutamaz.

-Atın söyleyeceğini eyeri söyler. Dört bacağı varken at bile tökezler.

-Bilmediğini söyleme, söylediğini inkar etme.

-Evde erkeklenme de, erkekliğini dağda göster.

-Eskisini öv, yenisini seç.


-Aklı olan deliye bile danışır. Konuşana değil bilene danış. Danışacak kimsen yoksa koy şapkanı ona danış.

-Atı kaybolanın kulağından at kişnemesi gitmez.

-Ukalaya haddini bildirmezsen, seni dilsiz sanar. Ekerken söylemediğini, toplarken söyleyemezsin.

-Dikiş dikmesini bilmeyenin ipliği uzun olur.

-Maharetle bilgi kardeştir.

-İlim ile sanatın fazlası olmaz.

-Üstüne ağaç devrilen de sızlanır, üzerine yaprak düşen de.





çerkes adetleri, çerkes atasözü, çerkesler, iz, kafkasya, resimli sözler, altın sözler, tamade, çerkes atasözleri, kafkas atasözleri, bilge sözleri, çerkes örfleri, çerkes toplumu, çerkes milleti

GALATASARAY SÖZLERİ

19 Mayıs 2019 Pazar / No Comments
galatasaray sözleri, spor sözleri, galatasaray sloganları, galatasaray taraftar sözleri, galatasaray son dakika, galatasaray haberleri, galatasaray store,


Re Re Re Ra Ra Ra Galatasaray Galatasaray Cim Cim Bom...

NE HEVESTİR NEDE BİR TUTUKU GALATASARAY SEVGİSİ ANLATILMAZ BİR DUYGU.

Üç büyük yok tek büyük var… Tabi ki G a l a t a s a r a y…

Şu garip dünyada anlaşılmaz ömrümüz, Galatasaray’dan başkasını sevemez gönlümüz.

Onurluyuz gururluyuz taraftarın kralıyız biz var ya biz .. cimbomluyuz…

Onurluyuz gururluyuz taraftarın kralıyız biz var ya biz .. cimbomluyuz…

Bazen tek mutlu olduğun an galatasarayın maçı kazandığı andır.. Altı kere altı otuzaltı hakem dedi penaltı CİMBOM dedi atalım FENER DEDİ KAÇALIM..

Bazen tek mutlu olduğun an galatasarayın maçı kazandığı andır..

Erkek adam havada değil yerde aslan gibi durmalı.

Çakallar güçlerini çokluktan alırlar “aslanlar” ise yalnızlıktan.

Alemin kralıymış sarı civ civler, şampiyon olacakmış bordo hamsiler, avrupanın fatihiymiş kara böcekler, alemin tek kralı ultra arslanlar.

Sarıyla kırmızıyla anlımız akıyla..

ilk aşkım ,en büyük tutkum ,ölümüne sevdiğim terk etmeyi asla düşünmediğim.. tek kötü söz ettirmediğim.. sarı kırmızıdan başka renk bilmediğim… ”GALATASARAYDAN” vazgeçmediğim… Büyük bir tutkumsun benim..

Her kez bir gün fenerbahyçeli olacak. Ama geri kalan 364 gün her kez galatasaraylı olacak..

Kardan Adam Olur Fenerden Adam Olamaz..

Şampiyonluk şarkısı düşmesin dillerden sen şampiyon olacaksın Galatasaray…

Baba şimşek çakıyor hayır oğlum galata çarptı fener ağlıyor 🙂

Domatesin çekirdeği kırmızı kırmızı cimbom bu günyanın yıldızı yıldızı:gs:… Karakol merkez farketmez cimbom madridi affetmez… Yar saçları lüle lüle madrid sana güle güle…

Sarıma kırmızı olurmusun…

Tüm Sevinçlerimi Koydum Önüme,Galatasaray Çıktı.

1905 tarihinde başladı bu macera seninleyiz galatasarayım bunu unutma…

Farkımız tarzımız cimbomlu olmamız, ya tam sustururuz ya da kan kustururuz…


Bu yazı, galatasaray sözleri, galatasaray sloganları, galatasaray taraftar sözleri, galatasaray son dakika, galatasaray haberleri, galatasaray store, ile ilgilidir.

ATATÜRK ŞİİRLERİ

/ No Comments
 atatürk, atatürk şiirleri, atatürk şiileri antolojisi, atatürkün yazdığı şiir mustafa kemal şiirleri, gazi mustafa kemal atatürk şiirleri, en güzel atatürk şiirleri, cumhuriyet şiirleri

ATATÜRK ŞİİRLERİ ANTOLOJİSİ

ATATÜR'ÜN YAZDIĞI ŞİİRLER

HAKİKAT NEREDE?

Gafil, hangi üç asır, hangi on asır
Tuna ezelden Türk diyarıdır.
Bilinen tarihler söylememiş bunu
Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak,
Dinleyin sesini doğan tarihin,
Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak
Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin.
Asya'nın ortasında Oğuz oğulları,
Avrupa'nın Alplerinde Oğuz torunları
Doğudan çıkan biz
Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz
Türk sadece bir milletin adı değil,
Türk bütün adamların birliğidir.
Ey birbirine diş bileyen yığınlar,
Ey yığın yığın insan gafletleri
Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde,
Hakikat nerede?..ATATÜRK
*
ATATÜRK

Türkü ölümden
Odur kurtaran.
Odur Yeniden
Türklüğü kuran

Yaptığı ordu,
Düşmanı kovdu.
Ulusu, yurdu
Odur yaratan.

Türkün Dileği
Onun Ereği
Yüce yüreği
Türklüğe vatan.

Bu memleketi
Cumhuriyeti.
Canile etti
Bize armağan

Atamızsın sen.
Adımız senden.
Yürü izinden
Sana inanan.

Ülkün yürüsün.
Türklük büyüsün.
Sen Atatürk'sün
Ey yüce başkan!..Hasan Ali Yücel
*
1919-1933'TEN BİR PARÇA

O günlerde bir ünlü ayak bastı Samsun'a,
Yürüdü etrafında ümitler suna suna.
Bu, ateşler içinde geçip gelmiş bir erdi,
Göğsünde toplanmıştı milyonla Türk'ün derdi,
Bu milyonla dert ona veriyordu başka hız,
Yürüdü arkasında genç, ihtiyar, kadın, kız.

O kimdir? Bakışları deniz kadar yumuşak,
Saçı güneşi emmiş bir demet altın başak.
O kimdir? Bir milletin sesi vardı ağzında,
Ondört milyonun nabzı çarpıyordu nabzında.
O kimdir? Geçtiği yer dönüyor gün vurmuşa,
Can veriyor sararmış ot...Faruk Nafiz Çamlıbel
*
AĞIT-DESTAN

Bir ağıt söyleyeyim, dağlar dilinden
Dumlu'dan Ağrı'ya ün gitsin gelsin! ...
Destanlar duyulsun tarih yolundan,
O günden dünlere şan gitsin gelsin...
Çekin küheylanın atlasın binsin,
Al yelelerinde yankılar dönsün.
Afyon'dan İzmir'e ordular insin.
Süngü uçlarından can gitsin gelsin...
Neymiş yarım? ! Sancak çekilsin uca,
Şılasın göklerde yüceden yüce
Sormak lüzum değil, halimiz nice?
Yanan yüreklerden kan gitsin gelsin...
Sen ey yayda bir ok gibi kurulu!
Bir ok değdi, düştün yere yaralı!
Dört yanında ak mermerler örülü,
Sars devir bunları, sin gitsin gelsin...
Gökyay'ım neylesin ıssız çağlarda!
Bir ağlar bir güler, durmaz kararda,
Bir başka dağ gibi sen dur dağlarda,
Akşamdan sabaha gün gitsin gelsin...Orhan Şaik Gökyay
*
ASIRLARCA

-Dünyanın en büyük ölmezine-
Ufkunda doğacağım, ufkunda batacağım;
Asırlarca yazsam hep seni anlatacağım.
Ben de giyersem eğer bir gün deha tacını
"İstersen çiğne" diye önüne atacağım...
Söndüğünü görsem de bin "meşale emel"in
Ebediyet yolumuz, öyle elimde elin...
Ak düşen saçlarınla nur kattığın heykelin
Hamuruna harç diye kanımı katacağım.
Yansam da masalların "Aşık Kerem"i gibi,
Bu aşk ölmez öyle her gönül veremi gibi!
Şöhretin okyanuslar aşarken gemi gibi;
Ben dalga gibi ayak ucunda yatacağım
Asırlarca yazsam hep seni anlatacağım!..Behçet Kemal Çağlar
*
ATATÜRK

Ey sanki alev saçlı zafer küheylaniyle
Kurtardığın vatanda en yüce şehsüvarsın,
Bir şimşek çağlayanı haliyle Türk kanıyle
Aldığı şâna lâyık bir tarihde bir Sen varsın.
Erişmez vasfına hiçbir rebabın sesi
Sen yükseksin ilhamın yıldızlı göklerinden,
Dehâdan kanatlanan kılıcının şulesi
Ebediyette olmuş bir murassa kasiden,
Kızıl gökte parlayan Ay-yıldız'ın nurusun.
Sen en büyük milletin, Türklüğün gururusun
Bu yurdun timsalisin bugün bütün cihanda
Gözler, gönüller senin, senin şeref de şan da!..Enis Behiç Koryürek
*
Mustafa Kemal'ler Tükenmez

Tükenir elbet gökte yıldız, denizde kum tükenir
Bu vatan bu topraklar cömert
Kutsal bir ateşim ki ben sönmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

Ben de etten kemiktendim elbet
Ben de bir gün geçecektim elbet
İki Mustafa Kemal var iyi bilin
Ben işte o ikincisi sonsuzlukta
Ruh gibi bir şey görünmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

Hep kardeşliğe bolluğa giden yolda
Bilimin yapıcılığın aydınlığında
Güzel düşünceler soyut fikirlerde ben
Evrensel yepyeni buluşlarda
Geriliği kovmuşum ben dönmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

Başın mı dertte beni hatırla
Duy beni en sıkıldığın an
Baştan sona herşeyiyle bu vatan
Sakın ağlamasın Kasım'larda Fatih'ler Kanunî'ler ölmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez...Halim Yağcıoğlu
*
Atatürk'ü Dinlerken

Yay yine gerilmede, fırlayacak yine ok;
Yine vatanımızın yeryüzünde eşi yok;
Bozkurt, Ergenekon'u yeni delmiş gibidir:
Her biri ihtiraını seyre gelmiş gibidir.
Kalpler ellerde çarpar gibi alkış kopuyor;
Her ruh bir tutam ışık ve her göz bir damla kor:
En büyük, en sevgili, en genç, en mert geliyor;
Dünya imtihanını veren tek fert geliyor;
Kürsüye her çıkışta, Türk daha yükselecek...
Dinle: Her cümlesinde doğuyor bir "gelecek";
Aslan, insan ve Tanrı bir arada bu başta...
Kıvılcımlar doğuyor bastığımız her taşta,
Önümüzde mesafe ve zaman çökmekte diz;
Bir İnönü azmiyle ardındayız hepimiz...
Yerine getirmeye yeni dileklerini,
Koymuş on yedi milyon, yola yüreklerini,
"Marş! Marş! " Öz yurdu fethe! " Şimdi manen, yeniden:
Deliyor dağı taşı öncümüz gibi tren,
Fabrikalar kalemiz, kanallar siperimiz
Ve bu fetih olacak bizim şaheserimiz...Behçet Kemal Çağlar
*
Dağ Başını Duman Almış

"Dağ başını duman almış
Gümüş dere durmaz akar..."
Türkeli'ne kâfir dolmuş
Dadaş ağlar, uşak ağlar, er ağlar!
Efkâr efkâr üstüne basmış da Mustafa'yı,
Küsüvermiş ne varsa düşmanına, dostuna
Sürüvermiş takayı bir kâbus diyarından...
Ayrılık bir şey değil çekilir dostum, amma
Vatan mahzun bir yandan...
Samsun'un kıyıları dalgalarla hareli,
Çayır, çimen başağı, yeşilinden yaralı
Düşmanın allar giyer, Anadolu'm karalı!
Gel gidelim Mustafa'm Erzurum illerine;
Toz olalım Mustafa'm bu vatan yollarına!
"Güneş ufukta şimdi doğar,
Yürüyelim arkadaşlar..."
Yürüyelim uşaklar, yürüyelim dadaşlar;
Bugün 19 Mayıs
Bir tarih burada biter, bir tarih burda başlar!
Niye deniz dalgalı?
Niye dağlar gölgeli?
Niçin öksüz çiçekler?
Deniz mahzun, dağlar mahzun, gök mahzun;
Düşman gelmiş, vaktimiz yok, yol uzun...
Gel koşalım Mustafa'm Sivas sokaklarına;
Karışalım Mustafa'm vatan topraklarına! ...
"Ankara, Ankara! Güzel Ankara!
Seni görmek ister her bahtı kara! "
Fakat öyle müthiş ki içimizdeki yara;
Sarmadıkça yurdumu al renkli bayraklara
Yatmam bu topraklara, yatmam bu topraklara...
Telefon direkleri
Hayırlı haber taşır;
Aydın'daki efeler
Silâhlarla oynaşır...
Ve İstanbul gökleri
Gözü nemli dolaşır...
Dur bakalım Mustafa'm şu dünyanın haline
Düşmeyelim Mustafa'm cümle âlem diline...
"Şu İzmir'den aman efem, ayva gelir, nar gelir..."
Dökmezsen iki günde şu Yunanı denize,
Ar gelir be Mustafa'm, ölüm sana ar gelir...
Bizim gibi göklerde ay-yıldız indirene,
Ellerin emelini bir anda söndürene
Kılıcın kabzasında hıncını dindirene,
Zor gelir be Mustafa'm, esaret çok zor gelir...
Bu dipçik, bu da namlu;
Bu Sakarya, bu Dumlu...
Gel uçalım Mustafa'm hedefimiz Akdeniz;
Asil doğduk Mustafa'm biz hürriyet isteriz! ..
"İzmir'in dağlarından çiçekler açar..."
Bugün 19 Mayıs:
Bir tarih burda biter, bir tarih burda başlar!
Bahar sabahında biz:
Dağlardaki çiçekler,
Uçuşan kelebekler;
İhtiyarlar ve dinçler,
Bel bağladığın gençler
Yoluna andiçeriz!
"Sesimizi yer, gök, su dinlesin,
İnlesin be Mustafa'm arş-ı âlâ inlesin! ..."Bekir Sıtkı Erdoğan
*
O Geliyor 

Yıl, 1919,
Mayısın on dokuzu.
Kızaran ufuklardan kaldırıyor başını
Yeryüzüne can veren
Cana heyecan veren
Al yüzlü doğan güneş!
Takanın burnu nasıl Karadeniz'i yırtar;
Siz de bir anda öyle yırtınız uykunuzu,
Uyanın Samsunlular!
Kurutacak gözlerde umutsuzluk yaşını
Al yüzlü oğan güneş!
Bugün Çaltı burnundan gülerek doğan güneş!

Yıl, 1919,
Mayısın on dokuzu.
Uyanın Samsunlular!
Uyumak ölüme eş,
Diriltin ruhunuzu.
Ufukta bir gemi var!

Fakat bu gemi niçin böyle yavaş geliyor?
Acaba yolu mu az, yoksa yükü mü ağır?
Bu gemi umut yüklü, inanç yüklü, hız yüklü;
İçinde bu vatanın derdiyle yanan bağır,
Kurulacak yarını düşünen baş geliyor.
Bir baş ki gökler gibi bir küme yıldız yüklü!
Bu gemi onun için böyle yavaş geliyor

Yıl, 1919,
Mayısın on dokuzu.
Ufukta duran gemi gitgide yaklaşıyor
Sanki harlı bir ateş
Yakıyor ruhumuzu.
Beklemek üzüntüsü her gönülden taşıyor.
Üzülmemek elde mi?
Hız yüklü, inanç yüklü, umut yüklü bu gemi!

O umut yayıldıkça ruhlara sıcak sıcak,
O hız doldukça bütün damarlara kan gibi,
Gizli gizli inleyen her yürek canlanacak,
Ateşler püskürecek uyanan volkan gibi!

Gittikçe büyükleşen
Gölgene dikilmekten
Karardı gözlerimiz.
Koş, atıl, gemi, sana engel olmasın deniz!

Ak saçlı dalgaları birer birer kes de gel!
Kuşlar gibi uç da gel, rüzgâr gibi es de gel!..Celal Sahir Erozan
*
TÜRK'E TÜRKLÜK KATANIMSIN ATATÜRK

Sağım solum yok benim
Önüm, arkam, sağım solum, Atatürk
Etrafımızı düşmanlar sarmış
Gözüm, kaşım, içim, dışım Atatürk
Türkiyemin hali dumanmış
Özüm, sözüm, her şeyiyle Atatürk
Aydınlar gitmiş, ülkem karanlığa kalmış
Elim, ayağım, gözüm kulağım Atatürk
Ne birlik kaldı, ne de dirlik
Saç telimden, ayak tırnağıma Atatürk
Medeniyetin yerini gericiler almış
Ruhumuzda, yüreğimizde Atatürk
Sağ sol derken ülkem elden gidiyor
Önüm, arkam, sağım, solum Atatürk
Ülkem namertlere kalmış
Vatanımsın, bayrağımsın Atatürk
Düşmanlar pusuya yatmış
Özüm, sözüm, her şeyiyle Atatürk
Vatan aşkıyla yürekler yanmış
Yüreklerde yatanımsın Atatürk
Dini bütün, helalzadem Atatürk
Sağım, solum, önüm, arkam Atatürk
Türk'e Türklük katanımsın Atatürk...Füsun Dudurga
*
ATATÜRK 

Atatürküm eğilmiş vatan haritasına 
Görmedim tunç yüzünü böylesine geceler 
Atatürk neylesin memleketin yarasına 
Uçup gitmiş elinden, eski makbul çareler 
Nerede İstiklal harbinin o mutlu günleri 
Türlü düşmana karşı kazanılan zaferi 
Hiç sanmam, öyle ağarsın bi daha tan yeri 
Atatürküm ben ölecek adam değildim der 
Git hemşerim, git kardeşim toprağına yüz sür 
O’dur karşı kıyıdan cümlemizi düşünür 
Resimlerinde bile melül mahzun görünür 
Atatürküm kabrinde rahat uyumak ister... Cahit Sıtkı TARANCI
*
ATATÜRK ÇOCUKLARI 

Özgürlük şarkısı bizim şarkımız 
Yurt için ulus için hep çalışırız 
Vatanı yükseltmek tek amacımız 
BizlerAtatürk çocuklarıyız 
Dostlukla dopdolu yüreklerimiz 
Dünya çocukları hep kardeşimiz 
Barıştan yana inançlarımız 
Bizler Atatürk çocuklarıyız 
Çınlayacak sesimiz dünyada yurtta 
Uzanacak ellerimiz evren boyunca 
Uygarlık yönünde bir meşaleyi 
Bizler Atatürk çocuklarıyız... Şeyma GÜLTEKİN


Bu yazı, atatürk, atatürk şiirleri, atatürk şiileri antolojisi, atatürkün yazdığı şiir, mustafa kemal şiirleri, gazi mustafa kemal atatürk şiirleri, en güzel atatürk şiirleri, cumhuriyet şiirleri ile ilgilidir. 


İNSAN KAZANMANIN ALTIN KURALLARI

10 Mayıs 2019 Cuma / No Comments
dost kazanma yolları, dost kazanma sanatı, insan kazanmanın altın kuralları, nasıl arkadaş kazanılır, gönül kazanma yolları, hz.mevlananın mesajları, mevlana sözleri, kervan, kimlerle dost olmalı, sözleri,

İnsanlarla dost ol.
Çünkü kervan ne kadar kalabalık ve
halkı çok olursa,
yol kesenlerin beli o kadar kırılır.

Hz. Mevlana

*

İNSAN KAZANMANIN ALTIN KURALLARI

Sağlam temmelleri olan sıkı dostluklar, aşklar, ilişkiler kurmak aslında hiç de zor değil. Gerçekten istemekle başlıyor herşey. Her zaman kazanan siz olabilirsiniz.

Dost ya da sevgili, işte herşeyden önce İNSAN kazanmak için altın kurallar..


1-Ne istediğinizi bilin

Yalnızca mutlu zamanlarınızda günü kurtarma kaygısıyla yanınızda olacak sığ bir arkadaşlık mı istediğiniz? Yoksa daha derin daha anlamlı bir paylaşım mı?
İlk önce sıradan bir arkadaştan öte, size bağlı ve sizi çok seven, hayatında olan birçok şeyi sizinde paylaşan birinin hayatınızda olmasını istediğinizden emin olmalısınız.
  
2-Doğru kişi

Siz kendinize güveniyorsunuz ve iyi bir dostluğu hakettiğinizi düşünüyorsunuz. Bunun gibi dost olmak istediğiniz kişinin de tüm bu çabalara değecek biri olduğundan emin olmalısınız. Gözlemleyin. İnsanlarla olan ilişkilerine bakın. İlk dikkat edilmesi gereken güleryüzlü olup olmadığıdır. Çok basit gibi görünse de, güleryüzlü insanların bilinç altından diğer insanlardan daha vefakar, daha samimi ve temiz niyetli oldukları sinyalini gönderdiklerini göz ardı etmeyin. Seçimlerinizde faydasını göreceksiniz.

3-Kendiniz olun

Her zaman kendimizden eminizdir. Fakat yinede zaman zaman istemeden de olsa olmadığımız biriymiş gibi görünmek isteriz. İlk aşamalarda bu hoşunuza gitse de devam ettirmekte zorlanabilirsiniz. Bu durum samimiyetsiz algılanmanıza neden olur ve kişiliğinizin dışında bir karakteri canlandırmak ya da duygularınıza davranışlarınıza engel olmak vücut kimyanıza uymaz ve dış görünüşünüzde eğreti bir algıya da neden olur. Karşı taraf da nedenini çözemediği bir sebepten sizi sevemediğini düşünebilir. Tamamen hissettiğiniz gibi, kendi varoluşunuzu yaşayın. Zaten sizi olduğunuz gibi sevmeyen birinden size dost olmayacaktır.

4-Gülen yüzünüz hiç solmasın

Bu demek değildir ki her tür duygunun içinde bile gereksiz bir gülümsemeyle gezin. Bu tam tersi olumsuz bir algı yaratabilir. Ancak güleryüz, insan iletişiminde sözün devreye girmediği o ilk anda ilişkinin geleceğini belirleyen unsurdur. Ve dahi sizin de kendinizi sevmenizi sağlayacaktır. Bir gülümsemeyle başlar herşey. Gülümsemek sıcaklıktır, tüm iyi niyetlerin bir sunumudur. Siz bir dostunuza gülümsemekle tüm arkadaşlığınızı ve tüm güzel duygularınızı ona sunmuş olursunuz. Göz göze gelindiğinde hiç kimse yoktur ki kendisine gülümseyen kişiye karşılık vermeden dönüp geçebilsin. Siz de bu refleksin avantajını kullanın, içinizden geldiğince gülümsemeyi ihmal etmeyin. 

5-Tam destek hep destek

İyi gün değil kötü gün dostu olmak makbuldur derler hep. Gerçek bir dostun hiç sıkılmadan sizin üzüntülerinizi paylaşabileceğini ve elinden ne geliyorsa yapabilecek potansiyele sahip olduğunu biliyoruz. Siz de her zaman yeri geldiğinde derdinizi dinleyecek ve size omuz olacak birini aramaz mısınız? Demekki karşınızdaki dost adayının da sizden bu gibi beklentileri olacak, ve siz yeni tanışmış bile olsanız üzgün bir anında tatlı sözlerinizle hiç ummadığı bir anda yarasına bir yara bandı yapıştırarak önce hayranlığını sonra sevgisini kazanacaksınız.

6-“Ben” lik yapmayın

Tabi ki sizin de bir benliğiniz var. Ancak egoların çok fazla devreye girdiği ilişkilerin yıpranıp tükendiğini söylememize gerek yoktur. Ne çok ben demeli ne de benliğinizden ödün vermelisiniz. Önemli olan dozunu iyi ayarlamak.

7-Empati kurmayı öğrenin

Empati iletişimi kolaylaştırır. Empati yeteneği gelişmiş insanlar birbirleriyle konuşmadan dahi iletişime geçebilirler. Bir çok kişi empati kelimesinin sözlük anlamını bilse de, uygulama konusunda o kadar başarılı olamaz. Empati, yalnızca karşımızdaki kişinin yerine kendimizi koymak değil, aynı zamanda onun duygularını çözümledikten sonra nasıl davranılması gerektiğini iyi analiz etmektir. Hatalı bir davranışta bulunmamak için, objektif olarak tepeden bir gözle bakıyormuşcasına durum değerlendirmesi yapabilirsiniz.

8-Sahtelikten uzak durun

Siz siz olun, sahte sevinç ve üzüntü rolleriyle dostluğunuzu pekiştirmeye çalışmayın. Adına gerçekten sevinmediğiniz ya da adına üzülmediğiniz biriyle dost olamayacağınızı sakın unutmayın. Rollerde yaşatılan bir dostluk size yetiyorsa orası ayrı.

9-Fazla samimiyet göz çıkarır

Sahtelikten kaçınmak gibi, samimiyetin ilginin ve sevginin fazlası hem sizi yorar hem dostunuzu bezdirebilir. Dozunu uygun gördüğünüz kadarıyla takdir edebilirsiniz. Biz genellikle göz kararı samimiyet diyoruz..

10-Saygı olmazsa olmaz

İnançlarına, prensiplerine, kişiliğine kısacası değerlerine saygı gösterin. Dokunulmaz alanlarına girmemeye çalışın. İzin verdiği kadar özeline girin ve gerektiği durumlarda saygı duyduğunuzu sözlü olarak da belirtin.

11-İlişkinizin sınırını belirleyin

Kendinizi ona karşı aşırı sorumlu hissetmediğiniz gibi, onun da aşırı sorumlu olmasını beklemeyin. Kökleşmiş dostluklarda sorumluluklar doğabilir ancak bu seviyeye gelecek ilişkiler için çok zamana ihtiyaç vardır. Genellikle aranan kişi olmaya özen gösterin. Ara sıra sizi özlemesine fırsat tanıyın.

12-“Hayır!”

Bu konuda başarılı olmak çok önemli. Eğer onun da size saygı duymasını ve size karşı ölçülü davranmasını istiyorsanız hayır demesini bilmelisiniz. Bazı durumlarda karşnızdaki kişiyi kırmamak ya da incitmemek adına hayır demek zor gelebilir, fakat doğru olan buysa ve hayır demeniz gerekiyorsa, istisnaların dışında tavizden kaçının. Verdiğiniz her tavizde sizden birşeyler gidecektir, buna izin vermemelisiniz.

En önemlisi; dostluğun ne olduğunu anlamaya çalışın. Arkadaşlık ile dostluk kavramlarını birbirlerine karıştırmamalısınız.

Unutmayın, tüm bunlar her zaman çaba gerektirir ve siz değerli vaktinizi İNSAN kazanmak gibi güzel bir amaç uğruna feda edecek kadar iyiliği ve güzelliği hak ediyorsunuz. İnsanlara sizi tanımaları için ve kendilerini ifade etmeleri için fırsat tanıyın. Kazanımlarınızın farkına varacaksınız.

Öyleyse bırakın seçtiğiniz kişi de sizi hak etsin ve karşılıklı güzel bir ilişkiyi sağlam bir temel ile inşaa edin.






dost kazanma yolları, insan kazanmanın altın kuralları, nasıl arkadaş kazanılır, gönül kazanma yolları, hz.mevlananın mesajları, mevlana sözleri, kervan, kimlerle dost olmalı, dost kazanma sanatı