Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

KIZLIDERİLİ ATASÖZLERİ

5 Ağustos 2019 Pazartesi / No Comments
kızılderili sözleri, kızıldereli atasözleri, en güzel kızılderili sözleri, kızılderili şef sözleri, kızılderili sözleri resimli, kızılderili sözleri doğa, doğa ile ilgili sözler, kızılderili atasözleri resimli

Kaybetmeyi ahlaksız bir teklife tercih et. İlkinin acısı bir an, diğerinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer.
*
Su gibi olmalıyız. Her şeyden aşağıda, ama kayadan bile kuvvetli.
*
Yapmamız gereken: Her şeyi eski sadeliğine döndürmektir, böylece bozulan düzenimiz yeniden kurulacaktır.
*
Kartalı vuran kendi tüyünden yapılmış oktur.

kızılderili sözleri, kızıldereli atasözleri, en güzel kızılderili sözleri, kızılderili şef sözleri, kızılderili sözleri resimli, kızılderili sözleri doğa, doğa ile ilgili sözler, kızılderili atasözleri resimli, kartal sözleri

*
Avlayacaksan en zayıf geyiği avla, çünkü sağlam olanlar yeni neslin devamını sağlayacaktır.
*
Bir başkasının kabahati hakkında konuşmadan önce daima kendi çarığının içine bak.
*
Arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. Sana uymayabilirim. Yanımda yürü ki böylece seni görebileyim, böylece ikimiz eşit oluruz.
*
Bir başkasının kabahati hakkında konuşmadan önce daima kendi çarığının içine bak.
*
Doğum yapan her şey dişidir. Kadınların ezelden beri bildiği kainatin dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya daha iyi bir dünya olmak üzere degişmeye başlamış olacaktır.
*
Dur, dinle. Hep konuşursan hiç bir şey duyamazsın.
*
Dünyadaki her şeyin bir sebebi vardır. Her bitki bir hastalığı tedavi etmek için büyür. Ve her insan bir görevle yaratılmıştır.
*
Her birimizin farklı bir rüya gördüğünü hatırlatmakta fayda var.
*
İnsan iki ruhludur içinde bir iyi köpek birde kötü köpek kavga eder. Hangisini daha çok beslersen o kazanır.
*
İlkbaharda usul usul yürü; Toprak Ana hamiledir.

kızılderili sözleri, kızıldereli atasözleri, en güzel kızılderili sözleri, kızılderili şef sözleri, kızılderili sözleri resimli, kızılderili sözleri doğa, doğa ile ilgili sözler, kızılderili atasözleri resimli, kartal sözleri

*
Ağlamaktan korkma! Zihindeki ıstırap veren düşünceler gözyaşı ile temizlenir.
*
Bir düşman çok, yüz dost azdır.
*
Bir kere "Al şunu" demek, iki kere "Ben vereceğim" demekten iyidir.
*
Cevap vermemek aslında bir cevaptır.
*
Dünyadaki her şeyin bir sebebi vardır. Her bitki bir hastalığı tedavi etmek için büyür. Ve her insan bir görevle yaratılmıştır.
*
Düşmanımı cesur ve kuvvetli yap! Eğer onu yenersem utanç duymayayım.
*
Eğer herkes bir başkası için bir şey yaparsa dünyada ihtiyaç içinde kimse kalmaz. Sadece bir kişiye yardım et! Şimdiki usul bu değil ama inanıyorum, insanlar bu yolu öğrenecekler.
*
Gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olamaz.
*
Gözün ile değil, yüreğin ile hüküm ver.
*
Hayvanlar olmadan insanlar nedir ki? Eğer bütün hayvanlar kaybolup giderse insanoğlu büyük bir ruh yalnızlığı içinde ölecektir. Hayvanlara ne olduysa insanlara da aynısı olur. Her şey birbirine bağlıdır. Yerkürenin başına gelen, yerkürenin çocuklarının da başına gelecektir.
*
Her şey aynı nefesten alır: Hayvanlar, insanlar, ağaçlar... Hayvanlar olmazsa insanlar ne yapar? Tüm hayvanlar gitse insanların ruhu büyük bir yalnızlığa boğulur; insanlar yalnızlıktan ölür.
*
Yağmur iyilerin üzerine de yağar, kötülerin de...

kızılderili sözleri, kızıldereli atasözleri, en güzel kızılderili sözleri, kızılderili şef sözleri, kızılderili sözleri resimli, kızılderili sözleri doğa, doğa ile ilgili sözler, kızılderili atasözleri resimli, kartal sözleri

*
Her şey halkadır. Her birimiz kendi hareketlerimizden sorumluyuz. Hepsi döner dolaşır, bize geri gelir.
*
İhanet arkadaşlık zincirini karartır, fakat vefa onu her zamankinden parlak yapar.
*
İnsanın gözleri öyle kelimelerle konuşur ki dil onları telaffuz edemez.
*
Komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle yürü!
*
Ölüler güç ve bilgilerini beraberinde götürmez, yaşayanlara ilave eder.
*
Senin vicdanın senden başkasını temsil edemez.
*
Şeytan hakkında konuşmayın. Gençlerin kalbinde merak uyandırır.
*
Unutmayın çocuklarınız sizin değildir. Onu Yaratıcı'dan ödünç aldınız.

kızılderili sözleri, kızıldereli atasözleri, en güzel kızılderili sözleri, kızılderili şef sözleri, kızılderili sözleri resimli, kızılderili sözleri doğa, doğa sözleri, kızılderili atasözleri resimli,


ŞEREFLİ VE ONURLU YAŞAMAK!

4 Ağustos 2019 Pazar / No Comments
dik durmak, dünya, dünyanın yükü, kullar, onur, onurlu yaşamak, rızık allahtandır, şeref, şerefli yaşamak, vesileler, onur nedir, onurlu yaşamanın yolları, şeref nedir, nasıl şerefli yaşanır

ŞEREFLİ VE ONURLU YAŞAMAK

Dünyayı sırtına yükleselerde,
şerefini kaybetme  ve onurunla yaşa.
Rızık kuldan değil, Allah'tandır.
Rızkı veren Allah'tır.
İnsanları vesiledir.
İnsanları yine Allah vesile kılar.
Şerefini ve onurunu kaybeden herşeyini kaybetmiş olur. acer

*
Şeref ve Onur ile ilgili güzel sözler

--Haksızlık önünde eğilmeyiniz, o zaman hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz. Hz.Ali(ra)

--Zenginlik ve şeref, herkesin istediği şeylerdir.Eğer bunlar doğru bir yolda kazanılmazsa, pek çabuk kaybedilir. Konfüçyüs

-Şerefini kaybedenlerin, kaybedecekleri başka bir şeyi yoktur. Arthur Schopenhauer

--Sevgiyle başlayıp onurla biten yaşam mutlu yaşamdır. Blaise Pascal

--Şerefini kaybettikten sonra, yaşamaktan daha feci bir ölüm olur mu? Jean J. Rousseau

--Bence, bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin hürriyet ve istiklâline sahip olmasıyla kaimdir. Anonim

--İnsanlığın sadece ekmeğe değil, şerefe de ihtiyacı vardır. Roger Garaudy

--Şerefli bir kişi düştüğü zaman, ona ilk darbeyi ayak takımı indiriyor. Cervantes

--Şeref ve erdem, ruhun süsüdür; bunlar olmasa, beden asla güzel gözükmez. Cervantes

--Şerefli bir insan demek, saygıya değer bir insan, daha açıkçası yolda rastlandıkça dönüp de bakılmaya değer bir insan demektir. Samuel Smiles

--Karakter ağaç ise, şan ve şeref de o ağacın gölgesi gibidir. Biz hep gölgeyi düşünürüz. Oysa karakter ağacın kendisidir. Anonim

--Bedeni zengin kılan, kafasının içidir insanın. En kara bulutlar arasından bile güneş nasıl ışırsa, en sade giysilerden bile dışarı vurur insanın onuru. William Shakespeare

--Şerefe hak kazanmak, ona sahip olmaktan daha değerlidir. Thomas Fuller

--Hayatınıza rehber olarak halkın efkarını değil, kendi ruhunuzu dinleyerek şeref sahibi olabilirsiniz. Plutarchus

--Silahla kazanılan şeref, şerefsizliğin en büyüğüdür. Anonim

Kendi bölümünüzü iyi oynayın; orası tüm onurunuzun beşiğidir. Alexander Pope

--Şan ve şerefe en yakın yol, diğerlerinin sizi nasıl düşündüklerini istediğiniz gibi olmaya çalışmaktır. Sokrates

--Milli şeref, milli servetin en yüksek değeridir. James Monroe

--Kahraman için asıl şeref yabancıları aç koyup sefalete düşürmek değil, devleti uğrunda açlığa da sefalete de katlanmaktır. Çevresine ölüm yaymaz, meydan okur. Vauvenargue

--Ölüm hiçbir şeydir, asıl şerefsiz yaşamak her gün ölmektir. Napoleon Bonaparte

--Hiç kimse kazandıkları için ödüllendirilmemiştir. Onur o kişinin kazandırdıklarının ödülüdür. Calvin Coolidge

--Şerefsizlikten daha sert yatak, daha keskin soğuk, daha acı sefalet olur mu? 
Joseph von Eichendorff

--Şeref ve büyük felaketler, insanın kendi benliğinden doğar. Lao Tzu

--Büyük işler başarıp şeref kazandıktan sonra, bir kenara çekilmesini bilmelisin.
Lao Tzu

--Erdemin armağanı, onurdur. Cicero

--Bir güvercini yemek, bir kartal için şeref değildir. Boccaccio

--Şeref, sarp kayalıklı kumsalsız bir adaya benzer, dışına çıktıktan sonra bir daha içeri girilmez. Nicolas Boileau

--Hiç kimseyi küçük görme. Kendi vakarını tanıdığın gibi başkalarının vakar ve haysiyetini de tanı. Ebu Hanife

--Şan ve şeref, ateş böcekleri gibidir, uzaktan pırıl pırıl yanar fakat yakınından bakılınca ne sıcaklığı vardır, ne de ışığı. John Webster

--Şeref, erdemin parmağına taktığı bir pırlanta yüzüktür. Voltaire

--Değerli adam için şeref, hayattan çok daha ağır basar. William Shakespeare

--İnsanların en akıllısı ölümü çok hatırlayandır. Ölümü çok hatırlayan insana, dünyâda şeref, âhirette yüksek dereceler nasîb olur. Berîka

--Şerefli bir ölüm, şerefsiz bir ömürden daha iyidir. Tacitus

--Onur verilebilen bir şey değildir, birdenbire ortaya çıkmaz, yavaş yavaş, çok karışık bir biçimde büyüyen bir duygudur. Indra Gandhi

--Önce şeref, sonra hayat. Schiller

--Dünya için haysiyetini, ahret için saadetini heder etme. Schiller

--İnanç kaybolup, şeref öldü mü insan da yok olur. Anonim

--Şeref ve fayda, daima beraber gelmez. Eflatun


onurlu ve şerefli yaşamak, altın sözler, nasıl şerefli yaşanır, onurlu yaşamanın yolları, rızık allahtandır, şeref ve onur ile ilgili sözler, şerefli yaşamak, 

ÖLDÜRMEK İLE İLGİLİ AYETLER VE SÖZLER

/ No Comments
can taşımak, altın sözler, cana kıymak ile ilgili ayetler, canlılar, deniz anası, önemli, cana kıymak ile ilgili sözler, öldürmek ile ilgili ayetler, öldürmek ile ilgili sözler

UNUTMA!

Hayat her canlı için önemli ve değerlidir.
Her canlı CAN taşıyor.
Ve bu CAN eşit değerde.
Canımız ne kadar kıymetli ise küçük bir böceğin canı da onun için o kadar kıymetli.
Deniz Anası hikayesini unutma.
Kimsenin canına kastetme.
Kimsenin canını değersiz zannetme.
Kimsenin canını yakma!
Kimsenin canına kıyma!

*

Kuran Kerim'de öldürmek ile alakalı tahmini olarak 101 ayet geçiyor...

2:28 - Allah'ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz.

2:54 - Hani bir zamanlar Musa kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzağıyı put edinmekle kendi kendinize zulmettiniz, bari gelin Rabbinize tevbe ile dönün de nefislerinizi öldürün. Böyle yapmanız Bârî Teâlânız katında sizin için hayırlıdır, böylece tevbenizi kabul buyurdu. Gerçekten de o Tevvab ve Rahîm'dir.

2:61 - Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, kabağından, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır." dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah'dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardı.

2:72 - Hani bir zamanlar siz bir adam öldürmüştünüz de onun hakkında birbirinizle atışmış ve onu üstünüzden atmıştınız, halbuki Allah, saklamış olduğunuzu açığa çıkaracaktı.

2:85 - Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.

2:87 - Celâlim hakkı için Musa'ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberler de gönderdik, hele Meryem oğlu İsa'ya apaçık mucizeler verdik, onu Rûhu'l-Kudüs ile de destekledik. Size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle gelen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onların bir kısmına yalan diyecek, bir kısmını da öldürecek misiniz?

2:91 - Onlara, "Allah ne indirdiyse ona iman edin." denildiği zaman, onlar "Biz kendimize indirilene iman ederiz." derler ve ondan başkasını inkâr ederler. Oysa yanlarındaki Tevrat'ı tasdik eden gerçek vahiy odur. Onlara de ki; "Peki madem gerçek mümin sizsiniz de ne diye daha önce Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?

2:154 - Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Fakat siz sezemezsiniz.

2:178 - Ey iman edenler! Öldürmede kısas size farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Ama her kim, ölenin kardeşi tarafından bir şey karşılığı bağışlanırsa, o zaman örfe uyması, ona diyeti güzellikle ödemesi gerekir. Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir. Her kim bunun arkasından yine saldırırsa, artık ona acı veren bir azab vardır.

2:191 - Onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın. O fitne, öldürmeden daha şiddetlidir. Yalnız Mescid-i Haram yanında onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa, hemen onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.

2:251 - Derken, Allah'ın izniyle onları tamamen bozdular. Davud, Calut'u öldürdü ve Allah, kendisine hükümdarlık ve hikmet (peygamberlik) verdi ve ona dilediği şeylerden de öğretti. Eğer Allah'ın, insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryüzü mutlaka bozulur giderdi. Fakat Allah, bütün âlemlere karşı büyük bir lütuf sahibidir.

2:253 - O işaret olunan resuller yok mu, biz onların bazısını, bazısından üstün kıldık. İçlerinden kimi var ki Allah, kendisiyle konuştu, bazısını da derecelerle daha yükseklere çıkardı. Biz Meryem oğlu İsa'ya da o delilleri verdik ve kendisini Rûhu'l-Kudüs (Cebrail) ile kuvvetlendirdik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasındaki ümmetler, kendilerine o deliller geldikten sonra birbirlerinin kanına girmezlerdi. Fakat ihtilâfa düştüler, kimi iman etti, kimi inkâr etti. Yine Allah dileseydi, birbirlerinin kanına girmezlerdi. Fakat Allah dilediğini yapar.

2:258 - Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye, Rabbi hakkında İbrahim'le tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, ona: "Benim Rabbim odur ki, hem diriltir, hem öldürür." dediği zaman: "Ben de diriltir ve öldürürüm." demişti. İbrahim: "Allah güneşi doğudan getiriyor, haydi sen onu batıdan getir!" deyince o inkâr eden herif şaşırıp kaldı. Öyle ya, Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.

3:21 - Allah'ın âyetlerini inkâr edenler ve haksız yere peygamberleri öldürenler, insanlar içinde adaleti emredenlerin canına kıyanlar yok mu? Bunları acıklı bir azapla müjdele!

3:102 - Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin.

3:112 - Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üzerlerine alçaklık damgası vurulmuştur. Meğer ki Allah'ın ipine ve insanlar (müminler)ın ahdine sığınmış olsunlar. Onlar Allah'ın hışmına uğradılar ve üzerlerine de miskinlik damgası vuruldu. Bunun sebebi, onların Allah'ın âyetlerini inkâr etmiş olmaları ve haksız yere peygamberleri öldürmeleridir. Ayrıca isyan etmiş ve haddi de aşmışlardı.

3:144 - Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremez. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır.

3:145 - Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kimseye ölmek yoktur. (Ölüm) belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini dilerse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız.

3:154 - Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize öyle bir eminlik, öyle bir uyku indirdi ki, o, içinizden bir zümreyi örtüp bürüyordu. Bir zümre de canları sevdasına düşmüştü. Allah'a karşı, cahiliyet zannı gibi, hakka aykırı bir zan besliyorlar ve "Bu işten bize ne?" diyorlardı. De ki: "Bütün iş Allah'ındır". Onlar sana açıklamayacaklarını içlerinde saklıyorlar (ve) diyorlar ki: "Bize bu işten bir şey olsaydı burada öldürülmezdik". Onlara şöyle söyle: "Eğer siz evlerinizde olsaydınız bile, üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar yine muhakkak yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gidecekti. Allah (bunu) göğüslerinizin içindekini denemek ve yüreklerinizdekini temizlemek için yaptı. Allah göğüslerin içinde olanı bilir.

3:156 - Ey iman edenler! Sizler inkâr edenler ve yeryüzünde sefere veya savaşa çıkan kardeşleri için: "Eğer bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi." diyenler gibi olmayın. Allah bunu, onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, diriltir ve öldürür. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

3:157 - Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti, (sizin için) onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.

3:158 - Andolsun, ölseniz de, öldürülseniz de Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.

3:168 - Kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için: "Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi" dediler. Onlara de ki: "Eğer iddianızda doğru iseniz, kendinizden ölümü uzaklaştırınız".

3:169 - Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rab'leri katında rızıklanmaktadırlar.

3:181 - Allah, "Şüphesiz Allah fakirdir, biz zenginiz." diyenlerin lafını elbette duymuştur. Onların söylediklerini ve peygamberleri haksız yere öldürmelerini yazacağız ve şöyle diyeceğiz: "Tadın o yakıcı azabı!".

3:193 - "Rabbimiz! Biz, 'Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, bizleri sana ermiş kullarınla beraber yanına al".

3:195 - Rableri onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden, hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet edilenler, savaşanlar ve öldürülenler... Onların günahlarını elbette örteceğim ve Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları altından ırmaklar akan cennetlere de koyacağım. En güzel mükafat Allah katındadır".

4:29 - Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızanızla yaptığınız ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin canına kıymayın. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.

4:66 - Eğer biz onlara: "Kendinizi öldürün, veya yurtlarınızdan çıkın." diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapamazlardı. Fakat kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de daha sağlam olurdu.

4:74 - O halde geçici dünya hayatını, ebedî ahiret hayatı karşılığında satacak olanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Her kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, her iki durumda da biz ona yarın pek büyük bir mükafat vereceğiz.

4:89 - Onlar, küfür işledikleri gibi, sizin de küfür işleyip kendileriyle bir olmanızı arzu ettiler. Onun için, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün; Onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinmeyin.

4:91 - Diğer birtakım kimseleri de bulacaksınız ki; hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak isterler. Fitne için her davet olunuşlarında onun içine başaşağı dalarlar. Eğer bunlar sizden çekinmezlerse, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik.

4:92 - Hata dışında bir mümin, diğer bir mümini öldüremez. Ve kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır. Eğer öldürülen, mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise, o zaman, öldürenin bir köle azad etmesi gerekir. Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin de Allah tarafından tevbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutması gerekir. Allah, Alimdir (her şeyi bilendir), Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir).

4:93 - Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî olarak kalacağı cehennemdir. Allah ona gazab ve lanet etmiş ve onun için büyük bir azab hazırlamıştır.

4:155 - Verdikleri sözden dönmeleri, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberlerini öldürmeleri ve "kalblerimiz kılıflıdır" demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik). Doğrusu Allah, inkârları sebebiyle onların kalplerini mühürlemiştir. Pek azı hariç onlar inanmazlar.

4:157 - Bir de "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demeleridir. Oysa onu ne öldürdüler, ne de astılar. Fakat öldürdükleri kimse, onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, ondan yana tam bir kuşku içindedirler. O hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesinlikle öldürmediler.

4:159 - Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölmeden önce ona (İsa'ya) iman etmiş olmasın. Kıyamet gününde o, onlara şahitlik edecektir.

5:27 - Onlara Âdem'in iki oğluyla ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen, ötekine):" Seni öldüreceğim" demişti. Diğeri ise şöyle demişti: "Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder".

5:28 - "Allah'a yemin ederim ki, sen beni öldürmek için bana el uzatsan da, ben seni öldürmek için sana el uzatacak değilim, ben âlemlerin Rabb'i olan Allah'tan korkarım.

5:30 - Bunun üzerine kurbanı kabul edilmeyenin nefsi kendisini, kardeşini öldürmeye teşvik etti ve onu öldürdü. Böylece zarara uğrayanlardan oldu.

5:32 - Bunun içindir ki, İsrâiloğulları'na: "Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur" hükmünü yazdık (farz kıldık). Şüphesiz ki onlara peygamberlerimiz açık delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırı gitmektedirler.

5:33 - Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardır.

5:70 - Andolsun biz, İsrailoğulları'ndan söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin hoşlanmadığı bir şey getirmişse, bunlardan bir kısmını yalanlamışlar, bir kısmını da öldürmüşlerdir.

5:95 - Ey iman edenler, ihramlı iken av hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim kasten onu öldürürse, yaptığı işin vebalini tatması için, öldürdüğü hayvanın dengi ona cezadır ki, Kâbe'ye ulaşacak bir kurban olmak üzere buna yine içinizden iki adaletli kişi hükmeder; yahut (ceza olmak üzere) bir keffarettir ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yahut onun dengi oruç tutmaktır. Allah geçmişi affetmiştir. Fakat kim de bu suçu tekrarlarsa, Allah ondan intikamını alır. Allah damia gâliptir, intikam sahibidir.

6:60 - Sizi geceleyin ölü gibi uyutan, gündüzün ne yaptıklarınızı bilen, sonra ölüm ânı gelinceye kadar gündüzleri sizi uyandırıp kaldıran O'dur. Sonunda da dönüşünüz ancak O'nadır. Sonra bütün yaptıklarınızı size O haber verecektir.

6:137 - Yine ortakları, müşriklerden çoğuna evlatlarını öldürmeyi güzel gösterdi ki, hem kendilerini mahvetsinler, hem de dinlerini karıştırıp bozsunlar. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları, uydurduklarıyla baş başa bırak!

6:140 - Bilgisizlik yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah'ın kendilerine verdiği rızkı, Allah'a iftira ederek haram kılanlar muhakkak ki, ziyana uğradılar. Bunlar, doğru yoldan sapmışlardır; hidayete erecek de değillerdir.

6:145 - De ki: "Bana vahyolunanda, (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse için haram edilmiş bir şey bulamıyorum. Ancak leş, veya akıtılmış kan, yahut domuz eti - ki bu gerçekten pistir yahut Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvan olursa, bunlar haramdır. Ama kim çaresiz kalırsa, (başkasının hakkına) tecavüz etmemek ve zaruret sınırını aşmamak üzere (bunlardan yiyebilir)" Çünkü Rabbin çok bağışlayandır, merhamet edendir.

6:151 - De ki: Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin de onların da rızkını biz veriyoruz. Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Haksız yere Allah'ın haram kıldığı cana kıymayın. Düşünesiniz diye Allah size bunları emretti.

7:77 - Derken dişi deveyi boğazladılar ve Rablerinin buyruğundan dışarı çıktılar; "Ey Sâlih, eğer hakikaten elçilerdensen, bizi tehdit ettiğin (o azabı) bize getir! "dediler.

7:126 - "Senin bize kızman da sırf Rabbimizin âyetleri gelince onlara iman etmemizden dolayıdır. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al." derler.

7:127 - Firavun kavminin ileri gelenleri dediler ki: "Seni ve ilâhlarını terketsinler de yeryüzünde fesat çıkarsınlar diye mi Musa'yı ve kavmini serbest bırakacaksın?" Firavun da dedi ki: "Onların oğullarını öldüreceğiz, kızlarını sağ bırakacağız ve onlar üzerinde kahredici bir üstünlüğe sahibiz."

7:141 - Hani sizi, Firavun sülâlesinin elinden kurtardığımız zaman, hatırlasanıza, size azabın kötüsünü yapıyorlardı; oğullarınızı öldürüyorlar, kızlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda sizin için Rabbiniz tarafından büyük imtihan vardı.

7:150 - Musa, öfkeli ve üzüntülü olarak kavmine döndüğünde şöyle dedi: "Bana arkamdan ne kötü bir halef oldunuz! Rabbinizin emriyle dönüşümü beklemeden acele mi ettiniz?" Elindeki levhaları bıraktı ve kardeşi Harun'u başından tutarak kendine doğru çekmeye başladı. Harun, "Ey anamın oğlu!" dedi, "inan ki, bu kavim beni güçsüz buldu, az daha beni öldürüyorlardı, sen de bana böyle yaparak düşmanları sevindirme ve beni bu zalim kavimle bir tutma."

7:158 - De ki; ey insanlar! Ben sizin hepinize Allah'ın resulüyüm. O Allah ki, göklerin ve yerin bütün mülkü O'nundur. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Öldüren de, dirilten de O'dur. Bundan dolayı gelin, Allah'a ve resulüne iman edin. Allah'a ve Allah'ın bütün kelâmlarına iman etmiş bulunan o ümmî peygambere, evet ona uyun ki, hidayete erebilesiniz.

8:17 - Sonra onları siz öldürmediniz, lâkin Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, lâkin Allah attı. Bu da müminlere güzel bir imtihan geçirtmek içindi. Allah işitendir, bilendir.

8:30 - Hani bir vakitler, o kâfirler, seni tutup bağlamak veya öldürmek veya sürüp çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı da, onlar tuzak kurarken Allah da karşılığında tuzak kuruyordu. Öyle ya, Allah tuzakların en hayırlısını kurar.

9:5 - Şu haram aylar bir çıktı mı artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. Eğer tevbe ederler ve namaz kılıp zekatı verirlerse onları serbest bırakın. Muhakkak ki, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

9:111 - Allah, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrat'ta da, İncil'de de Kur'ân'da da Allah'ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir. Allah'dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alış-veriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budur.

9:116 - Hiç şüphesiz, göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O, diriltir de, öldürür de. Size O'ndan başka ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.

10:56 - O, hem can veren, hem can alandır. Ve hepiniz O'na döndürülüp götürüleceksiniz.

11:65 - Derken, o deveyi kestiler. Bunun üzerine Salih dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. İşte bu, yalan çıkmayacak olan kesin bir vaaddir."

12:9 - "Yusuf'u öldürün, ya da bir yere atın ki, babanızın yüzü (sevgisi) size kalsın, sonra yine salih bir kavim olursunuz."

12:10 - İçlerinden bir söz sahibi şöyle dedi: "Yusuf'u öldürmeyin, bir kuyunun dibine bırakın da ordan geçen kafilenin biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın."

14:17 - Onu yutmaya çalışacak, fakat boğazından geçiremeyecek ve her yandan ona ölüm gelecek, fakat o ölemez. Arkasından da çetin bir azab gelecektir.

15:23 - Elbette biz diriltiriz ve biz öldürürüz! Ve hepsinin varisleri de biziz.

16:70 - Allah, sizi yarattı, sonra da sizi öldürecektir. İçinizden kimi de, biraz bilgiden sonra eşyayı önceki bildiği gibi bilmesin diye, ömrün en kötü çağına kadar yaşatılır. Şüphesiz ki Allah çok bilgili ve büyük kudret sahibidir.

17:31 - Bir de geçim korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, onlara da, size de rızkı biz veririz. Şüphesiz ki onları öldürmek, çok büyük bir suçtur.

17:33 - Haklı bir sebep olmadıkça, Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı canı öldürmeyin. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine bir yetki verdik. O da öldürmede aşırı gitmesin. Çünkü ona (dinin kendisine verdiği yetki ile) yardım olunmuştur.

18:74 - Yine gittiler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında Hızır hemen onu öldürdü. Musa: "Kısas olmadan masum bir cana nasıl kıyarsın? Doğrusu sen çok fena bir şey yaptın" dedi.

19:23 - Sonra doğum sancısı onu bir hurma dalına tutunup dayanmaya zorladı. "Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim" dedi.

20:40 - Hani kız kardeşin (Firavun'un sarayına) giderek: "Ona bakacak birini size buluvereyim mi? diyordu. Böylece seni tekrar annene verdik ki, gözü aydın olsun da kederlenmesin. Hem sen, bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık. Seni çeşitli musibetlerle imtihan ettik. Bu sebeple yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra ey Musa! Belli bir çağa (peygamberlik görevini yüklenecek bir yaşa) geldin.

22:58 - Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince, elbette Allah, onları güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Çünkü Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.

22:66 - Size (ilk defa) hayat veren, sonra öldürecek olan, sonra da yeniden diriltecek olan O'dur. İnsan gerçekten pek nankördür.

23:80 - Ve O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun eseridir. Hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız?

25:3 - Kâfirler, O'nu bırakıp bir şey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmış olan, kendilerine ne zarar ve ne de fayda verebilen; öldürmeye, diriltmeye ve ölümden sonra tekrar canlandırmaya güçleri yetmeyen tanrılar edindiler.

25:58 - Sen, ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak O yeter.

25:68 - Yine onlar ki, Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan günahı(nın cezasını) bulur.

26:14 - "Hem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler."

26:81 - "O ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir. "

28:9 - Firavun'un karısı (sepetin içinden çocuk çıkınca kocasına), "İkimizin de gözü aydın! Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur, ya da onu evlad ediniriz" dedi. Halbuki onlar işin sonunu sezemiyorlardı.

28:19 - Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince, o adam dedi ki: "Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi, bana da mı kıymak istiyorsun? Demek arabuluculardan olmak istemiyor da, bu yerde ille yaman bir zorba olmayı arzuluyorsun sen!"

28:20 - Şehrin öbür ucundan bir adam geldi ve dedi ki: "Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için hakkında müzakere ediyorlar. Derhal (buradan) çık! İnan ki ben senin iyiliğini isteyenlerdenim."

28:33 - Musa dedi ki: "Rabbim! Ben onlardan birini öldürmüştüm, beni öldürmelerinden korkuyorum."

29:24 - Kavminin (İbrahim'e) cevabı ise, "Onu öldürün, yahut yakın!" demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vardır.

30:40 - Allah, O'dur ki, sizi yarattı, sonra da size rızık verdi, sonra sizi öldürür, sonra sizi diriltir. Hiç sizin ortak koştuklarınızdan, bunlardan birini yapacak olan var mı? Allah, onların ortak koştuklarından münezzeh ve yücedir.

33:16 - De ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermez. Vereceğini var saydığınız takdirde de ancak pek az faydalandırılırsınız."

33:26 - Hem de kitap ehlinden onlara yardım edenleri kalplerine korku düşürerek kalelerinden indirdi, siz onların bir kısmını katlediyordunuz, bir kısmını da esir alıyordunuz.

33:61 - Melun olarak nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve öldürülürler.

39:42 - Allah, o canları öldükleri zaman, ölmeyenleri de uyuduklarında alır. Sonra haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkor, diğerlerini de takdir edilmiş bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.

40:11 - Kâfirler diyecekler ki: "Ey Rabbimiz! Sen bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Şimdi günahlarımızı anladık. Fakat çıkmaya bir yol var mı?"

40:25 - Bunun üzerine Musa, kendilerine tarafımızdan hakkı getirince de: "Onunla beraber iman etmiş olanların oğullarını öldürün, kadınlarını diri tutun." dediler. Fakat o kâfirlerin tuzağı da hep boşa çıkmaktadır.

40:26 - Bir de Firavun: "Bırakın beni, öldüreyim Musa'yı da o Rabbine dua etsin. Çünkü ben onun, dininizi değiştirmesinden veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmasından korkuyorum" dedi.

40:28 - Firavun ailesinden imanını saklayan bir adam da şöyle dedi: "Bir adamı, Rabbim Allah dediği için öldürecek misiniz? Halbuki o size Rabbinizden delillerle gelmiştir. Hem o bir yalancı ise çok sürmez, yalanı boynuna geçer. Fakat doğru ise size yaptığı tehditlerin birkısmı olsun başınıza gelir. Şüphe yok ki Allah aşırı giden bir yalancıyı doğru yola çıkarmaz."

40:68 - O, hem yaşatır, hem öldürür. O, bir şey yapmak isteyince ona sadece "ol!" der, o şey de hemen oluverir.

44:8 - Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. O hem yaşatır, hem öldürür. O sizin de Rabbiniz, sizden önceki babalarınızın da Rabbidir.

45:26 - (Ey Muhammed!) De ki: "Allah sizi diriltir. Sonra sizi o öldürür, sonra da geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde (diriltip) bir araya toplar. Fakat insanların çoğu bilmezler.

47:4 - Savaşta inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurun. Nihayet onlara üstün geldiğiniz zaman bağı sıkı bağlayıp esir alın. Sonra harp ağırlıklarını atıp, savaş bitince de onları ya karşılıksız olarak, ya da fidye ile salıverin. Allah'ın emri budur. Eğer Allah dileseydi onlardan başka türlü de intikam alırdı. Fakat böyle olması sizi birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmaz.

50:43 - Gerçekten biz hem yaşatırız, hem öldürürüz. Sonunda dönüş yalnız bizedir.

53:44 - Öldüren de dirilten de O'dur.

57:2 - Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. O, diriltir, öldürür, O, her şeye kadirdir.

Kaynak: www.meal.ihya.org

Öldürmek İle İlgili Sözler

-Düşmanın kurtuluş reçetesi öldürmek içindir. Esaretin bir çeşidi de borçlandırmadır. II. Abdülhamid

-Ben savaşta bulundum, ve öldürmek kolay değil.Orası kanlı ve darmadağan ve tamamen korkutucu, ve sonuçları çok ciddi. Oliver Stone

-Bir fikir uğruna bir insan öldürmek; fikri savunmak değil bir insan öldürmektir.  Notre musique (2004)

-Bir gül kadar güzel ol; ama dikeni kadar zalim olma. Birine öyle bir söz söyle ki, ya yaşat ya da öldür; ama asla yaralı bırakma. Şems-i Tebrizi

-Bir gün gelecek, öldürmediğim her yahudi için bana küfredeceksiniz. Adolf Hitler

-Bizi öldürmeyen güçlendirir. Friedrich Nietzsche

-Bu dünya silah tüccarlarına kalacak çünkü herkes birbirini öldürmekle meşgul. Bu hayatta kalmanın sırrıdır: Asla savaşa girme.. Özellikle de kendinle. Lord of War (2005)

-Bu dünyada herhangi bir şey kesinse, tarih bize bir şey öğretebildiyse, o da istediğin herkesi öldürebileceğindir.  The Godfather (1972)

-Buraya beni öldürmeye geldiğini biliyorum. Vur, seni korkak, sadece bir adamı öldürmüş olacaksın. Che Guevara

-Eğer bir kere adam öldürürsen, ömür boyu tek gözün açık uyursun.  Leon: The Professional (1994)

-Hayat, yalnızca büyük küçüğü yiyor diye, o kadar da aptalcasına matematiksel değildir; bir arının aslanı öldürdüğü ya da en azından delirttiği de o kadar sık görülür.  Johan August Strindberg

-Hırsızı, katili bile affederim, gerektiğinden yapmış olabilir, ama haini asla. Emiliano Zapata

-İnsanları niçin öldürüyorsunuz, biraz bekleyin zaten ölecekler. KONFÜÇYÜS

-İnsanın doğuşunu görmekten herkes kaçar, ama ölümünü görmeğe hep koşa koşa gideriz. İnsanı öldürmek için gün ışığında, geniş meydanlar ararız, dipsoz.com ama onu yaratmak için karanlık köşelere gizleniriz. İnsanı yaparken gizlenip utanmak bir ödev, onu öldürmesini bilmekse birçok erdemleri içine alan bir şereftir. Biri günah, öteki sevaptır. Michel de Montaigne

-Masum insanları öldürmenin ayıbını örtecek kadar büyük bir bayrak yoktur. Howard Zinn

-Ne sevdiğini bul ve bırak seni öldürsün. Charles Bukowski


can taşımak, altın sözler, cana kıymak ile ilgili ayetler, canlılar, deniz anası, önemli, cana kıymak ile ilgili sözler, öldürmek ile ilgili ayetler, öldürmek ile ilgili sözler


NAZAR DUALARI

2 Ağustos 2019 Cuma / No Comments
dualar, en etkili dua, en etkili nazar duası, nazar değmemesi için okunacak dua, nazar duaları, nazar için okunacak dua, nazardan korunma, peygamber efendimizin nazar duası,


NAZAR DUALARI

Rivayet edilen sahih hadislerden anlaşıldığına göre, 
Bir kardeşimizde hayran kalacağımız bir özellik, bir üstünlük gördüğümüzde aşağıdaki duaların okunması tavsiye edilmiştir.

1-"Bârekellah"
"Bârekellah"Allah mübarek etsin” dememiz gerekir.

2- “Mâ şâallah, tebârekellâh"
Bir şeye hayranlık duyduğumuzda; “Mâ şâallah, tebârekellâh"/(Bu gördüğüm şey) Allah’ın dilemesiyle oldu. Allah (bu şeyi) mübarek eylesin.

3-“Mâ şâallah, lâ kuvvete illâ billâh"
Hayran kaldığı bir şeyi gören; “Mâ şâallah, lâ kuvvete illâ billâh"(Bu gördüğüm şey) Allah'ın dilemesiyle oldu. Güç ancak Allah'a aittir.

4-"Mâ şâallah, lâ kuvvete illâ billâh"
Kişi, hâlinde, yahut malında veya evladında bir üstünlük görünce "Mâ şâallah, lâ kuvvete illâ billâh"(Bu gördüğüm şey) Allah'ın dilemesiyle oldu. Güç ancak Allah'a aittir.

5- "Mâ şâaellah, lâ kuvvete illâ billâh"
Eve her girişte; "Mâ şâaellah, lâ kuvvete illâ billâh"(Bu gördüğüm şey) Allah'ın dilemesiyle oldu. Güç ancak Allah'a aittir.
*
HZ. CEBRAİL’İN NAZAR DUASI 

Aynı dua Sahih-i Müslim’de şu şekilde geçer:

OKUNUŞU/TÜRKÇE:

“Bismillâhi erkîke min külli şey'in yü'zîke, ve min şerri külli nefsin ev 'aynin hâsidin. Allahu yeşfîke, bismillâhi erkîke.”

MANASI:

"Sana eziyet eden her şeyden korunman için Seni Allah’ın adıyla efsunlarım. Ve her canlıdan ve her kıskanç gözden de Seni efsunlarım. Allah şifânı versin. Allah'ın adıyla Seni efsunlarım.”

Bu yazı, dualar, en etkili dua, peygamber efendimizin nazar duası, nazar duaları, nazardan korunma, nazar için okunacak dua, nazar değmemesi için okunacak dua, en etkili nazar duası ile ilgilidir.

KUL OLMAK

/ No Comments

ateş düştüğü yeri yakar, beddua, dua etmek, için için yanmak, intizar, kul olmak, kül olmak, niyazda bulunmak, sineler, yanmak, kulluk, kulluk ile ilgili güzel sözler, kul sözleri, kulluk sözleri, altın sözler

İnsan için için yanar da kimse görmez.
Ateş her zaman düştüğü yeri yakar.
Sineler kavrulur, dilden ah'lar dökülür.
Bazen bir dua, bazen bir niyaz, bazen de intizar.
Birileri yanar kül olur, birileri yanar kul olur.
Aslolan kul olabilmektir.

*
altın sözler, beddua, dua etmek, intizar, kul olmak, kul sözleri, kulluk kavramı, kulluk ile ilgili güzel sözler, kulluk sözleri, kul nedir kulluk nedir, kulluk bilinci, kulluk tanımı

KUL NEDİR? KULLUK NEDİR?

Kulluk, yaratılan insan ile Yaratan Allah arasındaki ilişkiyi düzenleyen bir ameliyedir. Bu yüzdendir ki, ilk inen vahiyde, Allah’ın yaratıcılığı ve insanın da yaratılmışlığı öne çıkarılmıştır:
“Yaratan; insanı yapışkan bir hücreden yaratan Rabbinin adıyla oku.”(Alak, 96/1-2).
Yine Kur’an’da, insanı Allah’a  kulluk yapmağa davet eden ilk ayette de bu ilişkiye dikkat çekilmiştir:
“Ey insanlar! Hem sizi hem de sizden önceki insanları yaratan Rabbinize ibadet ediniz / kulluk yapanız.”(Bakara, 2/21). 
Bundan anlaşılıyor ki, kulluk insan için bir fıtrat vazifesidir, yaratıcıya karşı bir teşekkür ifadesidir, ruhanî ve cismanî  mekanizmaların yaratılış amacını gerçekleştirmeye yönelik bir kutsal eylemdir.
Şimdi, çok özet bir halde çerçevesini çizmeye çalıştığımız kulluk hakikatini birkaç madde halinde sunmaya çalışacağız: 
Kulluk iki şekilde yapılır: Biri Yaratanın gıyabında, doğrudan ona hitap etmeden yapılan, diğeri ise, onun huzurunda, ona hitaben yapılan kulluk.. 
1. Yaratanın gıyabında yapılan kulluk, şöyle özetlenebilir: 
a. Kulluk:  İnsanın kâinat çapında görülen “salatanat-ı rububiyete”; yaratma, yönetme, düzenleme, dizayn etme gibi harika işlere bakıp, yüce Allah’ın büyüklüğünü tasdik etmek, sanatının güzelliğini alkışlamaktır. 
b. Kulluk: Allah’ın güzel isimlerinin birer yansıması olan varlıktaki güzel sanatları görmek, kendi aralarında bunları müzakere etmek ve birbirinin ibret nazarına sunmaktır.
c. Her birisi birer manevî hazine olan Allah’ın güzel isimlerinin cevherlerini, idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığıyla takdir edip değer vermektir. 
d. Kulluk: Kâinatı / göklerin ve yerküresinin sayfalarını Allah’ın kudret ve hikmet kalemiyle yazılmış bir kitap olarak algılamak, mütalaa edip tefekkür etmektir. 
e. Kulluk: Kainat çapında görülen harika sanatlar, ince nakışlar, süslü dizaynlar penceresinden bakıp, Yüce Yaratıcının manevî cemal ve kemalini temaşa etmek, onu yakından tanımak, onu sevmek ve ona saygı duymaktır. 
2. Yaratanın huzurunda -ona hitaben- yapılan kulluk, şöyle özetlenebilir: 
a. Kulluk: Her zaman Allah’ın huzurunda olduğunu idrak etmek ve ona göre bir duruş sergilemektir. Eserden müessire / sanattan sanatkâra geçmektir. 
b. Kulluk: Yüce Yaratıcının, harika ve mucizeli sanatlarını teşhir etmek suretiyle kendini tanıttırmak istediğini anlamak ve bu isteğini imanla karşılayıp mukabele etmektir. 
c.Kulluk:  Rahman ve Rahim olan Allah’ın, sonsuz rahmetinin bir yansıması olarak bin bir türlü rahmet ürünlerini sergilemekle kendini sevdirmek istediğini idrak etmek; onun bu isteğini, kendisini severek yerine getirmek, sevgisini ona tahsis etmek ve kendisi de ona kulluk ederek kendini ona sevdirmeye çalışmaktır. 
d. Kulluk:  Sonsuz kerem ve ihsan sahibi olan Allah’ın, maddî-manevî sayısız nimetleriyle insana ikramlarda bulunup,  maddî-manevî duyu organlarına hitap edip, damağına ve dimağına keyif ve lezzetler enjekte etmek isteğini kavramak, buna mukabil; fiilleriyle, sözleriyle, tutum ve davranışlarıyla, hatta elinden gelse varlığının bütün zerreleriyle ona övgülerini, şükranlarını sunmaktır. 
e. Kulluk: Atomlardan galaksilere kadar her yerde yansımaları görünen Allah’ın celal ve cemal sıfatlarına karşı “Subhanellah, elhamdulillah, Allahu ekber” diyerek  hayret içinde ayakta el-pençe durmak, iki büklüm olarak rükua varmak, yüzünü yerlere sürerek secdeye kapanmaktır. 
Ayrıca, kulluk; ibadet ve ubudiyet olarak da ikiye ayrılır: Oruç, namaz, hac, zekât birer ibadet olarak kulluk olduğu gibi, hayatı kolaylaştıran, insanların yararına olan her türlü teknoloji üretmek de bir kulluk görevidir. Örneğin; araba yapmak, gemi yapmak, uçak yapmak, yol yapmak, köprü yapmak, çeşitli sanayi ürünlerini istihsal eden fabrikalar kurmak da bir kulluktur. Şüphesiz, gerek ibadetin gerekse ubudiyetin bir değer ifade etmesi için, Allah’ın rızasını esas yapmak ve işlerinde samimi olmak şarttır.
Kaynak: www.sorularlaislamiyet.com
*
KULLUK İLE İLGİLİ GÜZEL SÖZLER

Kim Allah'ın kullarının, kendisi için ayakta dikilmesine sevinirse, ateşten bir eve hazırlansın. Hz. Muhammed
*
Allah bir kulunu severse, o kulun yalvarmasını işitmek için, kendisini düşkünlüğe maruz bırakır. Hz. Muhammed
*
Hiç kimse, diğer bir kimsenin kulu değildir. Hz. Ali
*
Gönlü aydın ve erdemli bir kişiye kul olmak, padişahların başına taç olmaktan iyidir. Hz. Mevlana
*
Eğer Allah'ın ermiş ve veli kulları olmasaydı, yeryüzü bütün içindekilerle beraber batardı. Eğer sadıklar olmasaydı, insanlar hayvanlar gibi olurdu. Hasan-ı Basri
*
İşi adaletle yap, buna gayret et; hiçbir zaman zülüm etme; Allah'a kulluk et ve onun kapısına yüz sür.  Yusuf Has Hacib
*
Kulun Allah'tan korkusu, Allah'ı bilmesi kadardır. Malik Bin Dinar
*
Kullukta, emeklilik yoktur. Ömer Sevinçgül
*
Kulluk, her an Allah Teâla'ya muhtaç olduğunu bilmek ve O'nun Resûlüne tam tabi olmaktır. Cüneyd-i Bağdadi
*
İnsanlar hür oldular ama yine Allah'ın kuludurlar. Bediüzzaman Said Nursi
*

ateş düştüğü yeri yakar, beddua, dua etmek, intizar, kul olmak, kül olmak, niyazda bulunmak, sineler, yanmak, kulluk, kulluk ile ilgili güzel sözler, kul sözleri, kulluk sözleri, altın sözler