Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

GURUR NE DEMEKTİR?

30 Eylül 2019 Pazartesi / No Comments
gurur, gurur duymak, güç, güç zehirlenmesi, kibir, kibirlenmek, mutlu olmanın yolları, mutluluk, resimli mesajlar, resimli sözler, gurur ne demektir, islam dinine göre gurur, gurur ile ilgili ayet, kartal ve serçe hikayesi gurur

GURUR 

Gurur güçlü yapar,
ama asla mutlu etmez.
Gurur ölçülü olmalı.
Kibire dönüşmemeli.

*
gurur, gurur duymak, gurur ile ilgili ayet, gurur ne demektir, güç, islam dinine göre gurur, kartal ve serçe hikayesi gurur, kibir, kibirlenmek, mutlu olmanın yolları, resimli mesajlar, resimli sözler, 
Gurur ne demektir? İslamiyette gurur nasıl karşılanır? 

Gurur insanın kendini beğenmesi, nefsini başkalarından üstün görmesi, kibirlenmesi demektir.

Böyle bir duygu dinimizde çirkin görülmüş ve bunun şeytani olduğu açıklanmıştır.

İnsanlar genellikle kendi duygu, düşünce ve hareketlerini beğenir, üstün görürler. Ancak bunda aşırıya kaçmak, kişileri gurura ve yersiz bir kibre götürür.

Yüce Allah: “Dünya hayatı sizi aldatıp, gururlandırmasın. Allah’a güvenmek de sizi gurura sevketmesin.” buyurmuştur. Bu ayet-i kerime bizim soy-sop, mal-mülk, bilgi ve ibadet sebebiyle asla gururlanmamamızı, bunun çirkin bir hareket olacağını açıklamaktadır. Gurur ve kibirin zıddı tevazu göstermek, alçakgönüllü olmaktır. Mütevâzi insan hem Allah, hem insanlar tarafından sevilir.

Kartal İle Serçe Hikayesi

Kartal bütün kuşları etrafına toplamış öğünüp duruyordu:

– İçinizden kim benim gibi yüksek sesle ötebilir?

Kuşların hiçbiri cevap vermedi. Hepsi başlarını öne eğdiler. Kartal gurur içinde öğürmesine devam etti: •

-içinizden kim benimle kavgayı göze alabilir?

Kuşların hiçbiri cevap vermedi. Hepsi başlarını öne eğdiler. Kartal bu sefer de, çevresini küçümseyen bir bakışla süzerek:

– İçinizden kim benden daha yükseklere uçabilir? dedi.

Serçe kartalın böbürlenip durmasına çok kızmıştı. Yüksek sesle:

– Hey kartal! dedi. Ben senden daha yükseklere uçabilirim.

Orada bulunan diğer kuşlar ve kartal şaşkın şaşkın serçeye bakmışlar. Kartal:

– Sen mi benimle yarışacaksın? demiş.

– Tabii ben… Hadi bakalım göster kendini…

Kuvvetli, kocaman kartal serçenin yanı başına kurulup, geniş kanatlarını açınca serçe bir anda, kartala duyurmadan, kanadı arasına gizlenivermiş.

Kartal ok gibi, göz açıp kapayıncaya kadar göklere doğru yükselmiş. Bulutlara karışmış. Alaycı bir sesle sormuş:

– Ne oldun küçük serçe? Nerelerde kaldın? Kartalın daha üstünden serçe cevap vermiş:

– Burada… daha yukarıdayım senden… Kartal şaşmış bu işe… Kızmış da oldukça. Uzun kanatlarını çırpıp, göklere doğru yükselmiş yine… Beyaz bulutların da üstüne çıkmış:

– Ne oldun küçük serçe? Nerede kaldın?

Serçe kartalın kanatları arasında bir güzel saklanıvermiş ve:

– Burada, daha yukardayım senden… demiş.

Kartal müthiş bir öfkeye kapılmış. Kanatlarını gererek daha yükseklere uçmaya çalışmış. Ama başaramamış bunu. Birden gücü kuvveti kesilivermiş. Gökyüzünden bir taş gibi aşağıya, boşluğa düşmüş, ölmüş. Serçe de, kartalı yendiği için neşeli neşeli ötüp durmuş.


gurur, gurur duymak, güç, kibir, kibirlenmek, mutlu olmanın yolları, resimli mesajlar, resimli sözler, gurur ne demektir, islam dinine göre gurur, gurur ile ilgili ayet, kartal ve serçe hikayesi gurur

İNSANLARIN DEĞERİ

/ No Comments
değer, değerli insan, hz. ali, insanlar, insanların değerli, resimli mesajlar, yaşadıklarımız, insan değerleri, insan değeri, insan neden değerlidir, doğan cüceloğlu yazıları

İnsanların değeri;
düşüp kalktıkları ve beraber yaşadığı
insanlardan anlaşılır. 

Hz. Ali

*
değer, değerli insan, doğan cüceloğlu yazıları, hz. ali sözleri, insan değeri, değerli insanlar, insan neden değerlidir, insanlar, kişisel gelişim, resimli mesajlar, yaşadıklarımız, doğan cüceloğlu

İnsan Ve Değerleri


İnsan değerler bilinci olan bir yaratık. Bu konuyu çok önemsiyorum. İki birey arasında, iki aile arasında, iki okul ya da iki şirket arasında farklar varsa, genellikle o birey ya da kurumların değerlerindeki farklılıktan kaynaklandığını düşünürüm. Bu kanı bende gittikçe kuvvetleniyor. Toplumların sağlıklı ya da sağlıksız oluşunu, onların günlük hayatlarında yaşayan değerlerinde arayan biri olmaya başladım.
Bu ilgimin doğal sonucu olarak değeler konusunda yazılanları okumaya başladım. Elime İonna Kuçuradi’nin yazdığı İnsan ve Değerleri kitabı geçti. Kitap Türkiye Felsefe Kurumu tarafından yayınlanmış (ISBN 978-975-7748-19-9); ilk sayfada “Ankara, 2010” yazıyor. Bu sayfanın arkasında yer alan bilgilerden anladığım kadarıyla kitabın ilk baskısı 1971’de yapılmış, 1998 ve 2003’te ikinci ve üçüncü baskıları yapılmış; demek ki elimdeki kitabın dördüncü baskısı, diye düşünüyorum.
İonna Kuçuradi, şahsen tanıdığım, son derece çalışkan, bilgili, temiz ve titiz düşünen bir felsefe profesörüdür. Hacettepe Üniversitesi’nde Felsefe Bölümü’nü kurmuş ve emekli oluncaya kadar bölüm başkanlığını yapmıştır.
Yukarıda sözünü ettiğim kitabı büyük bir ilgiyle okumaya başladım. Kitap şöyle bir girişle başlıyor:
Böyle bir problemi araştırmaya yönelmemin nedeni, her gün adım başında rastladığımız bir olgudur. Hayretle karşılarım hep bu olguyu. Ama bunun doğurduğu sonuçları göre göre, bende bu hayretin yerini bir başkaldırma isteği aldı. Ancak kalemle ne kadar başkaldırılabilir ki!
Sözünü ettiğim olgu, aynı insanların, aynı olayların, aynı durumların, aynı eylemlerin, aynı kararların, aynı eserlerin, hatta aynı fenomenlerin farklı kişiler tarafından farklı şekillerde değerlendirilmesi, farklı şekillerde yorumlanması, farklı şekillerde açıklanmasıdır.
Yanlış mı okuyorum diye tekrar okudum. Hayretler içinde kaldım. Bugün psikolojiye giriş dersini alan bir öğrenci yaşamın şu gerçeğini bilerek bu dersi bitirir: olayların anlamı yoktur; birey kendi anlam verme sistemi içinde olaylara anlam verir. Olaylara kendi anlam verişinden sorumluluk alan kişi yetişkin olgun bir insandır; bu olgun insan her bir kişini olaylara doğal olarak farklı anlamlar verebileceğini önceden bilir ve kabul eder. O nedenle olgun insanlar kişilerle ilişki kurarken iki şeye çok dikkat ederler: 1- karşıdakinin anlam verme sistemini kavramak; 2- kendi anlam verme sistemini açık seçik karşı tarafa belirtmek. Bu tür yargılamadan konuşmaya ben “sohbet” adını veriyorum.
İnsanların verdikleri anlamdan sorumluluk almaya başlamaları onların bireysel gelişim aşamalarından en önemli basamağı oluşturur. Böylece birey hem kendini hem de insanı anlamaya başlar. İnsanlar ilgili en temel gerçek şudur: İnsan anlam veren bir yaratıktır ve doğumundan altı saat sonra kendi anlam verme sistemini oluşturmaya başlar.
Bu olguyu hayretle karşılamak, insanın en temel doğasını hayretle karşılamak oluyor. Ve Kuçuradi bir adım daha atıyor, insanın bu doğasına başkaldırıyor. Bugün bilişsel psikoloji diye bir alan var ve son otuz yıldır psikolojinin en yoğun araştırma alanlarından birini oluşturuyor. Bu alanın gelişimi yapay zeka alanının, yani robot üreten endüstrinin temeli olmuştur. Bu alan sayesinde yazılı metin sese dönüşmekte ve konuşma yazılı metin haline dönüşebilmektedir – yani okuyan ve yazan bilgisayar programları. Yine bu alanın gelişmesiyle yeni terapi alanları geliştirilmiştir.
Sayın Kuçuradi devam ediyor:
Yapılan bununla da kalmıyor; aynı insanların, aynı olayların bu farklı değerlendirilmesi sözlerde kalmıyor; her farklı değerlendirme tek doğru değerlendirme olduğunu ileri sürerek ortaya çıkıyor; bu da kişilerin birbirleriyle çatışmasına, yan yana yaşamın çoğu zaman imkânsız hale gelmesine, kişilerin harcanmasına neden oluyor. Hem her şey sonunda gelip tek tek kişilere dayandığından, bu sorun, insanlığın “kader”iyle ilgili bir sorun oluyor. Böylece ideali demokrasi olan çağımız insanları için doğru değerlendirme problemi özel bir önem taşıyor.
Yeniden psikoloji giriş dersini alan öğrencilere dönelim; öğrencinin öğrenmesi gereken şey şudur: farklı anlam veren insanlar, doğal olarak, farklı davranacaklardır. Farklı anlam veren insanların aynı şekilde davranması ancak özgürlüğün ortadan kalktığı zorlayıcı korku ortamlarında ortaya çıkar. Korku ortamında kişi anlam verdiği şekilde değil, korktuğu için kendinden beklendiği şekilde davranır. Benim Mış Gibi Yaşamlar kitabımda incelediğim durum budur.
İonna Kuçuradi’nin sözünü ettiği “doğru değerlendirme problemi”nden iki şey anlaşılabilir:
1- Öyle bir anlam verme sistemi geliştirelim ve insanlara öğretelim ki, bu anlam verme sistemi hakikatin ta kendisini yansıtsın ve böylece insanlar doğal olarak aynı şeyi görsünler ve konuşsunlar; aralarında fark kalmasın. Böylece ailede, şirketlerde, toplumda ve uluslar arası ilişkilerde farklı algılamalardan gelen çatışmalar biter, ahenk ve barış oluşur. Tüm dinler ve ideolojiler bu savı, yani tek hakikati gösteren anlam verme sisteminin kendilerininki olduğu savını kullanarak insanları aynı görüşte toplamaya çalışıyorlar. Ve kendi dinlerinden veya ideolojilerinden olmayanları yanlış yolda görerek ötekileştiriyor ve aynı Kuçuradi gibi rahtsız oluyorlar. Korkarım Yukarıda verdiğim ilk iki paragrafından dolayı Kuçuradi’nin böyle anlaşılabilme tehlikesi var. Bu anlayışı müthiş sakıncalı ve yanlış görüyorum.
2- “Doğru değerlendirme problemi”ni insanların biz bilinci içinde açıklık, seçiklik ve özgürlük içinde sohbet etmesi olarak da görebiliriz. Bu yaklaşımda insanların farklı farklı görüşlerde olacağı zaten bir gerçek olarak kabul edilir, bilinir; yaşamın zenginliği olarak görünen bu gerçek kabul edilerek, hayret etmeden, kızmadan tam bir özgürlük ve güven ortamı içinde süregiden bir sohbet oluşturulur. “Doğruyu bilen” yerine, etkileşim ve sohbet içinde “sürekli keşfeden ve öğrenen” bir toplum oluşturulur.
Kitabı okumaya devam ediyorum. Değerler konusuyla ilgili düşüncelerim geliştikçe bu sayfalara taşımayı düşünüyorum.
Aydınlık bir gelecek için, sohbete devam.
Doğan Cüceloğlu (30.05.2011)





değer, değerli insan, hz. ali, insanlar, insanların değerli, resimli mesajlar, yaşadıklarımız, insan değerleri, insan değeri, insan neden değerlidir, doğan cüceloğlu yazıları

CUMA'NIZ HAYROLSUN

26 Eylül 2019 Perşembe / No Comments

Nasıl yaşarsan öyle ölürsün.
Öyle bir yaşa ki; 
Rabbim 'Kulum senden razıyım' desin.

Hayırlı Cumalar
cuma duaları, cuma mesajları, hayırlı cumalar, nasıl yaşarsan öyle ölürsün, resimli cuma mesajları, resimli mesajlar, cuma günü ile ilgili hadisler, cuma günü duaları, dualar,
*

En güzel Cuma mesajları

---Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. (Cum'a, 62/9) Cumanız mübarek olsun.

---Allah'ım! Bana kendi sevgisini ve senin yanında sevgisi bana fayda verecek kimsenin sevgisini ver. (Tirmizî, Deavât,73.) Cumanız mübarek olsun.

---Ey Rabbim! Evimizden bereketi, dilimizden duayı, kalbimizden senin ve Resulünün sevgisini eksik etme. Dualarımızı kabul, ömrümüzü nurlu kıl. Amin. Hayırlı cumalar.

---Allah'ım! Sen affedicisin, Kerim'sin, affı seversin, beni affet. (Tirmizî, Deavât, 84.) Cumanız mübarek olsun. Hayırlı cumalar.

---Güzellikler içinizi aydınlatsın, yüzünüzden ve yüreğinizden tebessüm eksilmesin. Rabbim, sevdiği kullarından eylesin. Hayırlı cumalar dilerim.

---Allah'ım! Akşama ulaştığımız gibi sabaha, sabah ulaştığımız gibi de akşama ulaşmayı nasip eyle. Sağlımızı koru ve hastalara şifa ver. Hayırlı bereketli cumalar dilerim.

---Üzerine güneş doğan en hayırlı gün cuma günüdür. Âdem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve yine o gün cennetten çıkarıldı. (Müslim, Cum'a 17, 18) Cumanız mübarek olsun.

---Ya Rab, kusurumuzu affet. Bizi Kendine kul kabul et. Emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl. Amin! Hayırlı cumalar.

---Allah'ım! Senden dünya ve ahirette afiyet dilerim. Allah'ım! Senden dinim, dünyam, aile fertlerim ve malım hakkında af ve afiyet dilerim. Allah'ım! Ayıplarımı ört, korkularımdan emin kıl... Hayırlı cumalar.

---Allah'ım! Cehenneme götüren fitneden, cehennemin azabından, zenginliğin ve fakirliğin şerrinden sana sığınırım. (Ebu Dâvûd, Vitr, 32.) Cumanız mübarek olsun.

---Allah'ım! Geçmiş ve gelecek, gizli ve açık bütün günahlarımı bağışla! Benim ilâhım Sensin. Senden başka ilâh yoktur. (Buhârî, Tevhîd, 35) Hayırlı cumalar.

---Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerimize olsun! Cumamız mübarek olsun.

---Ömrümüzün hikayesini yazan en büyük ve en güzel yazıcı olan Rabbim, gönlünüzden geçen güzellikleri alnımıza kader diye yazsın! Amin. Hayırlı cumalar dilerim.

---Allah'ım! Dillere destan, yüreklere ferahlık olan merhametin ile günahlarımızı affeyle. Amin! Tüm müslümanların cuması mübarek olsun. Hayırlı, bereketli, huzurlu ve sağlık dolu günler dilerim.

cuma mesajları, hayırlı cumalar, resimli mesajlar, resimli cuma mesajları, cuma duaları, nasıl yaşarsan öyle ölürsün

HER GÜN YAPILACAK DUALAR - 1

24 Eylül 2019 Salı / No Comments
belalara karşı dua, düşmana karşı dua, düşmana karşı okunacak dualar, her gün yapılacak dualar, kabul olunacak dualar, tesirli dualar, cehdül bela duası, belalardan kurtulma duası

DUALAR

en güzel dualar, her gün yapılacak dualar, düşmana karşı okunacak dualar, düşmana karşı dua, belalara karşı dua, tesirli dualar, kabul olunacak dualar,

*
belalara karşı dua, düşmana karşı dua, düşmana karşı okunacak dualar, her gün yapılacak dualar, kabul olunacak dualar, tesirli dualar, cehdül bela duası, belalardan kurtulma duası
belalara karşı dua, düşmana karşı dua, düşmana karşı okunacak dualar, her gün yapılacak dualar, kabul olunacak dualar, tesirli dualar, cehdül bela duası, belalardan kurtulma duası

Bu yazı, her gün yapılacak dualar, en güzel dualar, düşmandan korunma duası, tesirli dualar, kabul olunacak dualar, düşmana karşı dua, belalara karşı dua, ile ilgilidir. 

ONUR VE ŞEREF İLE İLGİLİ SÖZLER

/ No Comments

dik durmak, insanlık onuru,  onurlu olmak, onurun için yaşa, onurunu kaybetme, onur sözleri,onur ile ilgili sözler, şeref sözleri, resimli mesajlar, resimli sözler,

ONURUN İÇİN YAŞA

Kısacık bir ömür için,
onurunu kaybetme.
Çünkü onurunu kaybeden,
her şeyini kaybeder...

*

                        ŞEREF ONUR ile İLGİLİ EN GÜZEL SÖZLER
dik durmak, insanlık onuru, onur ile ilgili sözler, onur sözleri, onurlu olmak, onur nedir, şeref nedir, altın sözler, resimli mesajlar, resimli sözler, şeref sözleri, 
dik durmak, insanlık onuru,  onurlu olmak, onurun için yaşa, onurunu kaybetme, onur sözleri,onur ile ilgili sözler, şeref sözleri, resimli mesajlar, resimli sözler,

”Şerefini kaybedenlerin, kaybedecek başka bir şeyi yoktur.” (P.Syrus)

”Önce şeref, sonra hayat.” (Friedrich Schiller)

”Erdemin armağanı, onurdur.” (M. T. Cicero)

”Şeref ve fayda, daima beraber gelmez.” (Eflatun)

”Candan önce onur gelir.” (Çerkes Özdeyişi)

”Şeref, faziletin kazandığı bir mükâfattır.” (Çicero)

”Şeref, erdemin parmağına taktığı bir pırlanta yüzüktür.” (Voltaire)

”Şeref, fazilet ve edepledir; asalet ve neseple değildir.” (Hz.Ali)

”Şerefim zedeleneceğine, binlerce defa ölürüm daha iyi.” (Addison)

”Silahla kazanılan şeref, şerefsizliğin en büyüğüdür.” (Anonim)

”Şerefle bitirilmesi gereken en ağır görev, hayattır.” (Alexis de Tocqueville)

”Değerli adam için şeref, hayattan çok daha ağır basar.” (William Shakespeare)

”Ölüm hiçbir şeydir, asıl şerefsiz yaşamak her gün ölmektir.” (Napoleon Bonaparte)

”Hiçkimse yanlış olanı yaparak onura ulaşamaz.” (Thomas Jefferson)

”Şeref ve büyük felaketler, insanın kendi benliğinden doğar.” (Lao Tzu)

”Görevi ve onuru, her şeyin üzerinde tutunuz.” (La Cordaire)

”Milli şeref, milli servetin en yüksek değeridir.” (James Monroe)

”İnanç kaybolup, şeref öldü mü insan da yok olur.” (Anonim)

”İnsanın onuruyla arasında, çok ince bir tel vardır; O da sözdür.” (Thedore Simon)

”Şerefe hak kazanmak, ona sahip olmaktan daha değerlidir.” (Thomas Fuller)

”Sevgiyle başlayıp onurla biten yaşam mutlu yaşamdır.” (Blaise Pascal)

”Dünya için haysiyetini, ahret için saadetini heder etme.” (Schiller)

”İnsanların onuruyla oynayanlar, cesareti olmayanlardır.” (Hint Özdeyişi)

”Şerefle mağlup olmayı, sahtekârlıkla elde edilen başarıya tercih ederim.” (Sofokles)

”İnsanın; düşmanlarını sevindirecek şekilde yaşamasındansa, şerefiyle ölmesi daha hayırlıdır.” (Firdevsî)

”Büyük işler başarıp şeref kazandıktan sonra, bir kenara çekilmesini bilmelisin.” (Lao Tzu)

”İnsanın onuruyla arasında, çok ince bir tel vardır; O da sözdür.” (Thedore Simon)

”Şerefini kaybedenlerin, kaybedecekleri başka bir şeyi yoktur.” (Arthur Schopenhauer)

”Şerefli bir kişi düştüğü zaman, ona ilk darbeyi ayak takımı indiriyor.” (Cervantes)

”Şerefini kaybettikten sonra, yaşamaktan daha feci bir ölüm olur mu?” (Jean J. Rousseau)

”Her şerefli insan; vicdanını yitirmektense, şerefini yitirmeyi uygun görür.” (Montaigne)

”İnsanlığın sadece ekmeğe değil, şerefe de ihtiyacı vardır.” (Roger Garaudy)

”Şeref ve erdem, ruhun süsüdür; bunlar olmasa, beden asla güzel gözükmez.” (Cervantes)

”İnsanlar iyi ve onurlu olabilirler ama sonuçta cenazesine gelen kişi sayısı hava durumuna bağlıdır.” (Nothing But the Truth)

”Onurun kurallarını bizim yıldızları incelediğimiz gibi inceleyenler var: Uzak bir mesafeden.” (Victor Hugo)

”Şeref, sarp kayalıklı kumsalsız bir adaya benzer, dışına çıktıktan sonra bir daha içeri girilmez.” (Nicolas Boileau)

”Şerefsizlikten daha sert yatak, daha keskin soğuk, daha acı sefalet olur mu?” (Joseph von Eichendorff)

”Şan ve şerefe en yakın yol, diğerlerinin sizi nasıl düşündüklerini istediğiniz gibi olmaya çalışmaktır.” (Socrates)

”Haksızlık önünde eğilmeyiniz, o zaman hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz.” (Hz.Ali)

”Hayatınıza rehber olarak halkın efkarını değil, kendi ruhunuzu dinleyerek şeref sahibi olabilirsiniz.” (Plutarchus)

”Hak edipte onurlandırılmamak, hak etmeden onurlandırılmaktan iyidir.” (Mark Twain)

”Onur, engebeli, kıyısı olmayan ada gibidir; bir kere terk ettiniz mi bir daha dönemezsiniz.” (Nicholas Boileau)

”Hiç kimse kazandıkları için ödüllendirilmemiştir. Onur o kişinin kazandırdıklarının ödülüdür.” (Calvin Coolidge)

”İnsan ne kadar daha fazla şeyden utanırsa o kadar şeref ve onur sahibi olur.” (Bernard Shaw)

”İktidar dalkavukluktan hazzetmeye başladığı zaman, şeref daima ayaklar altında ezilmiştir.” (William Shakespeare)

”Bana çağ dışı diyorlarmış. Ne büyük bir onur! Ben bu çağın dışında kalmayayım da içinde mi boğulayım?” (Necip Fazıl Kısakürek)

”Onurum yaşamımdır, beraber büyümüşlerdir; onurumu benden alın, yaşamım da bitmiş demektir.” (William Shakespeare)

”Onur verilebilen bir şey değildir, birdenbire ortaya çıkmaz, yavaş yavaş, çok karışık bir biçimde büyüyen bir duygudur.” (Indra Gandhi)

”Şöhret, kazanmak zorunda olduğumuz bir şeydir; şeref, kaybetmemek zorunda olduğumuz bir şey.” (Arthur Schopenhauer)

”Şan ve şeref, ateş böcekleri gibidir, uzaktan pırıl pırıl yanar fakat yakınından bakılınca ne sıcaklığı vardır, ne de ışığı.” (John Webster)

”Karakter ağaç ise, şan ve şeref de o ağacın gölgesi gibidir. Biz hep gölgeyi düşünürüz. Oysa karakter ağacın kendisidir.” (Anonim)

”Şerefli bir insan demek, saygıya değer bir insan, daha açıkçası yolda raslandıkça dönüp de bakılmaya değer bir insan demektir.” (Samuel Smiles)

”Kahraman için asıl şeref yabancıları aç koyup sefalete düşürmek değil, devleti uğrunda açlığa da sefalete de katlanmaktır. Çevresine ölüm yaymaz, meydan okur.” (Vauvenargue)

”Bence, bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin hürriyet ve istiklâline sahip olmasıyla kaimdir.” (Anonim)

”Bedeni zengin kılan, kafasının içidir insanın. En kara bulutlar arasından bile güneş nasıl ışırsa, en sade giysilerden bile dışarı vurur insanın onuru.” (William Shakespeare)

”Bir kimse dünyada izzetli ve ahirette şerefli olmak isterse şu üç şeye dikkat etsin: İhtiyacının görülmesini kimseden istemesin; kimseyi kötü bir şekilde anmasın; kimsenin aşını-yemeğini arzulamasın.” (Bişr Hafi)

”Şerefle bitirilmesi gereken, en asil görev hayattır. Bir lokma ekmek için, şerefini çiğnetmeye, bir anlık eğlence için, servetini tüketmeye. Bir zamanlık mevkii.” (Atakan Korkmaz)

”Şerefle bitirilmesi gereken en ağır vazife, hayattır.” (Toequeville)

”Bir güvercini yemek, bir kartal için şeref değildir.” (Boccaccio)

”Şerefini her şeyden üstün tutmayan millet, zelildir.” (Schiller)

dik durmak, insanlık onuru,  onurlu olmak, onurun için yaşa, onurunu kaybetme, onur sözleri,onur ile ilgili sözler, şeref sözleri, resimli mesajlar, resimli sözler, 

ŞÖHRET İLE İLGİLİ SÖZLER

23 Eylül 2019 Pazartesi / No Comments
ağırlık kaldırmak, asıl mesele, balzac, dağ,güneş gibi parlak, güzellik, hasar, parla, sıcaklık, soğuk, şöhret ne demektir, şöhretli, şöhret ile ilgili sözler, şöhret sözleri,

ŞÖHRET

Şöhret, uzaktan güneş gibi parlak ve ısıtıcıdır.
Yaklaştığınızda bir dağ tepesi kadar soğuktur...Balzac
Şöhretli olmak, tanınmak güzel ve tatlıdır.
Her yerde tanınır, her yerde güneş gibi parlak ve sıcak görünürsün.
Şöhretin ağırlığını kaldırmak ve taşıyabilmektir asıl mesele.
Zirveler soğuktur, zirvede kalmak zordur, düştüğünde hasarı büyük olur.  

*
ünlü olmak, altın sözler, asıl mesele, balzac, şöhretin bedeli, güzellik sözler, şöhret ile ilgili sözler, şöhret ne demektir, şöhret sözleri, şöhretli, şöhretli sözler, 

ŞÖHRET İLE İLGİLİ SÖZLER

Şöhret bir nehire benzer, hafif ve şişirilmiş şeyleri üstünde taşır, ağır ve katı olanları batırır. 
Francis Bacon
*
Şöhret öyle bir şeydir ki, kendi kendine gelir. İnsanın isteyip istememesinin ehemmiyeti yoktur.
Ömer Seyfettin
*
Şöhret kazandıktan sonra durup dinlenemezsiniz, çünkü daima arkanızdan gelen bir rakip vardır.
Bill Gates
*
Şöhret ölümün maskesidir. Kimseye miras kalmaz. Carlos Fuentes
*
Çağımızda bazı kişilerin şöhreti, onlara hayranlık duyanların aptallığı ile doğru orantılıdır.
Heiner Geisseler
*
Şöhret, kazanmak zorunda olduğumuz bir şeydir. Şeref, kaybetmemek zorunda olduğumuz bir şeydir.
Arthur Schopenhauer
*
Şöhret insanlar tarafından, insandan daha değersiz olan hareketlere verilen onaydan başka bir şey değildir.
Montaigne
*
Şöhretin peşinde koşmaya tenezzül etmeyenleri, şöhret kendisi takip eder.
P.B.Shelley
*
Şöhret bir adın etrafında toplanmış yanlış anlaşılmalardır. Murathan Mungan
*
Şöhret, kabiliyetin gölgesidir. İngiliz Atasözü
*
Şan ve şöhret; bu iki ihtiras, ihtiyarlık bilmez. Plutarchus
*
Şöhret, her şeyi olduğundan büyük gösterir. Thomas Fuller
*
Ün; güneş gibi, uzaktan parlak ve ısıtıcı; yaklaştınız mı bir dağ tepesi gibi soğuktur. Balzac
*
Şan şöhret tanrılaştırılmış bencilliktir. Balzac
*
Şöhret pazara benzer; orada çok kalırsanız, fiyatlar düşer. Francis Bacon
*
İyi bir ün sahibi olmanız, sizin için bir pasaporttur. Balzac
*
Bir adamın şöhreti gölgesine benzer; yükseldikçe büyür, düştükçe küçülür. Allegrand
*
Erken meşhur olmuş bir isim kadar ağır yük olamaz. Voltaire
*
Bazıları büyük doğar, bazıları büyüklüğü kazanır, bazılarına da büyüklük yakıştırılır. William Shakespeare
*
Parayı, zevk ve eğlenceyi seven veya şöhret peşinde koşan biri, aynı zamanda insanları da seven biri olamaz. Epictetos
*
Hayatta zor olan iki şey vardır: Biri, insanın kendine iyi bir ad sağlaması, ikincisi de bu adı sürdürmesidir. Robert Schumann
*
Dünya malına tapıyorsun; şehvet ve şöhret peşinde koşuyorsun; istediğini alamayınca da üzülüyorsun, içine düştüğün acıklı hali anla da aslının aslına doğru gel! Mevlana
*
Şöhret, bir büyüteçtir. Thomas Fuller
*
Başkalarının şöhretinin enkazı üzerine şöhret kuran adamdan nefret ederim. John Gray

ağırlık kaldırmak, asıl mesele, balzac, dağ,güneş gibi parlak, güzellik sözleri, sıcaklık, soğuk, şöhret ne demektir, şöhretli, şöhret ile ilgili sözler, şöhret sözleri, şöhretli sözler, altın sözler

HAYIRLI VE BEREKETLİ CUMALAR

20 Eylül 2019 Cuma / 2 Comments
bereketli, cuma, cuma mesajı, dua, hayırlı, mesaj, resimli cuma mesajları, en güzel cuma mesajları, cuma tebriği, hayırlı cumalar,
bereketli, cuma, cuma mesajı, cuma tebriği, dua, en güzel cuma mesajları, hayırlı, hayırlı cumalar, mesaj, resimli cuma mesajları, 
Ey Rabbim! Şu sonsuz merhamet ve rahmet deryasından bir damla da olsa, nasiplenmeyi hak eden kullarından eyle bizi. Amin. Hayırlı nurlu cumalar dilerim.
*
Dünyada bir olan sende bin olsun, kainatta damla olan sende okyanus olsun. El açıp dua etiğin her şey bugün kabul olsun, amin! "Hayırlı Cumalar" dilerim.
*
Ey İnsanoğlu! Gaflet uykusundan uyanın! Bekliyor bizi bu o dehşetli günler tövbe edin kardeşler Allah affeder..Hayırlı Cumalar.
*
Ben, beni seven ümmetimi almadan cennete girmem diyen Sevgilinin (S.A.V) ümmeti olmanın hakkını verebilmek duası ile "Hayırlı Cumalar" dilerim.
*
Rabbim birliğimizi, dirliğimizi ve beraberliğimizi daim eylesin. (Amin) Hayırlı Cumalar...
*
Ey nefsim! Şeytana yem olmak mı yoksa cennette gül olmak mı niyetin? Bırak yakamı secde edeyim. Sen huzura er, ben imanla öleyim. Rabbim hepimizi imanla ölen kullarından eylesin. Amin. Hayırlı nurlu cumalar.
*
Mübarek Cuma günü fazilet ve üstünlüğün ümmette ki kokusudur. Müminlerin eza, hasret ve keder dolu cumalarında, varlıkların özü, sevdaların en yücesi olan Sevgili Peygamberimiz Muhammed’imizi (s.a.v) maneviyatta cumalayanlardan olabilmemiz duasıyla. Cumamız mübarek olsun…
*
Bizi yoktan var eden, varlığından haberdar eden, yaratıp imtihan eden, imtihan edip sabır veren Allah'ın müminlerini bağışlaması dileğiyle Cumanız Mübarek olsun!
*
Bugün Cuma... Rabbim!.. Dualarınızı hayırlı kılarak kabul eylesin. Cumanız bereketli ve gönlünüzce olsun inşallah.
*
Cuma gibi günümüz var. İslam gibi dinimiz var. Muhammed gibi sahibimiz var. Allah dedim, dostum dedim, 99 ismine mühür vurdum, üstüne.
*
Bu mübarek cuma günü hürmetine evlerimizi aşsız, kalplerimizi aşksız, dillerimizi duasız bırakma… Evlatlarımızı hayırlı, bedenimizi sağlıklı, işlerimizi başarılı kıl… Fakirlere yadım et, zalimlere fırsat verme Ya Rab! Hayırlı cumalar dilerim.
*
Önce yollar uzanır hakka yürümek için, tomurcuklar güller açar onu görmek için, dua eden biri var senin için. sende dua et ALLAH için. cumanız mübarek olsun.
*
Kalbimiz iman ile gönlümüz İslam ile dilimiz Kur’an ile kulağımız ezan ile gözümüz nur ile dolsun… Evimiz huzurlu ve neşeli olsun. Hayırlı Cumalar…
*
Çıkarsa kalbinde yara, Yaradan dönüştürür bunu bir gün hayra, sen sabretmesini bilirsen; Yaradan düşürmez seni dara. Kaldır başını semaya, aç ellerini mevlaya. Sen istemesini bilirsen, mevla cevap verir duaya. Cuma günümüz mübarek olsun.
*
Ettiğin her dua derdine deva, sağlığına şifa, gözüne nur, gönlüne huzur, ailene ve sevdiklerine huzur getirsin. Hayırlı cumalar dilerim.
*
'Şüphesiz (bilsinler) ki O Allah, bizzat rızkı veren kuvvet ve kudret sahibidir. Hiç kuşkusuz o zulmedenlere de, (geçmiş) arkadaşlarının (azaptaki ) payı gibi bir pay vardır. Şimdi gelmesi için acele etmesinler. ' (Zariyat ~58,59) Cuma Gününüz Bin Mübarek Olsun. Dua eder, Dua beklerim. Selamlar.
*
Mevlana diyor ki; Dua edecek güzel bir gönlün yoksa, güzel yürekli insanlardan dua iste. Ömrüne ömür katılsın, Gönlüne meltem saçılsın. Bu mübarek günde melekler dört yanını sarsın…Derdine derman, gönlüne iman dolsun..! Hayırlı Cumalar.


bereketli, cuma, cuma mesajı, dua, hayırlı, mesaj, resimli cuma mesajları, en güzel cuma mesajları, cuma tebriği, hayırlı cumalar, 

EN TEHLİKELİ İNSANLAR

19 Eylül 2019 Perşembe / No Comments
aklını kiraya vermek, anton çehov, beyin, dünya, en tehlikeli insan karekterleri, format atmak, karar, moda, sorgula, sorunlar, tabir, tehlikeli insanların ortak özellikleri

EN TEHLİKELİ İNSAN!

En tehlikeli insan, 
az anlayan, çok inanandır.
Zamanımızın en önemli sorunlarından biri.
Dinlemeden, anladığını söyleyen, karar veren ve inanan insanlar.
Bu insanlar körü körüne inandıkları için ikna etmekte çok zordur.
Moda tabirle 'aklını kiraya vermişlerdir'
Düşünmezler, çünkü onların yerine düşünen, karar verenler vardır.
Sorgulamazlar, çünkü sorgulamak rahatsız eder.
Beyinleri, söylenene inanmak ve onu yapmakla formatlanmıştır.
Aklını kiraya verenler aslında dünyanın en rahat insanlarıdır.
Kafası rahattır.

*
aklını kiraya vermek, anton çehov, beyin, dünya, en tehlikeli insan karekterleri, format atmak, karar, moda, insanların en tehlikelisi, tehlikeli insanların ortak özellikleri, 
En Tehlikeli İnsan Karakterleri 

1)Kaybedecek Bir Şeyi Olmayan İnsanlar

Bu tip insanlarda, agrasiflik, olumsuzluk vb özellikler artık kontrol edilemeyecek durumdadır, ve karşısındaki insanı öldürebilir, yaralayabilir, yada hiç tereddüt etmeden her türlü pisliği yapabilirler.

2) Cahil İnsanlar

Bu tip insanlarda, insan öldürebilir yada yaralayabilir, lakin hepsi değil. Genel olarak en belirgin ortak özellikleri; kendilerine verilen hiç bir bilgiyi kabul etmemeleri kendi bildiklerini daima doğru kabul etmeleri yani; dediğim dedik çaldığım düdük şeklinde yaşayan insanlar olmaları.

3) Vurdum Duymaz İnsanlar

Bu tip insanlarda, orta derecede agrasiflik olumsuzluk vb özellikler zaman zaman kontrol altında, zaman zamansa kontrol dışında gözlemlenir. İnsan öldüremezler, zarar veremezler ancak insanlara karşı çok kırıcı olabilirler. Genelde yalnız yaşamayı tercih ederler. Sevgiye ihtiyaçları vardır, bu olmazsa kötü yönde gelişme gösterirler.

4) Herşeyi Bildiğini Sanan İnsanlar

Bu tip insanlarda, pozitiflik, olumluluk vb özellikler bulunur. Lakin aşırı derecede inatçılığa sahiptirler, ve bu inatları onları zarar verici ve tehlikeli insan sınıfına sokar. Bildiklerini sandıkları şeylerin yanlış olduğunu gün gelip anlasalarda, pişman olmazlar. Yaptıkları herşeyle gurur duyarlar. Çevrelerindeki insanları daima suçlarlar...

5) Aşırı Duygusal İnsanlar

Bu tip insanlarda nerdeyse olumsuz hiç bir özellik olmamasına rağmen, tehlikeli sayılabilirler. Onları Tehlikeli yapan şey, başka insanlara çok değer vermeleri, ve karşılık alamadıkları zaman çıldırmaları ile başlar, kontrol kayıpları ile devam eder. 

6) Aşırı Gariban İnsanlar

Bu tip insanlarda olumlu ve olumsuz özellikler bir arada gözlemlenir tarafımdan. Yüksek öncelikli sorunları paradır. Parasızlık bu tarz insanları suç işlemeye kadar itmektedir.

7) Kendini Beğenmiş İnsanlar

Bu tip insanlarda olumsuz yönler, olumlu yönlerden fazlaca görülür. Kendi zevklerine isteklerine aşırı düşkün oldukları için, insanlar için tehlike arz ederler. Çünkü karşılarındaki insanların isteklerini önemsemezler, kendi istekleri için diğer insanların isteklerini hiçe sayarlar.

8) Aşırı Cimri İnsanlar

Bu tip insanlar paraya sahip olmalarına karşın, yeteri kadar paraya sahip olamadıklarını düşünürler. Bu yüzden de para harcamaları konusunda çok titiz davranırlar. Lakin bu cimrilikleri bazen onları kendi eşlerine çocuklarına karşı bile, acımasız olmaya iter. 

9) Salak İnsanlar

Bu tip insanlarda genellikle tutarlı olmayan davranış biçimleri görülür. Olaylar karşısında neden sonuç ilişkisine göre hareket etmezler. Salaklıkları yüzünden çevrelerindeki nesnelere zarar verebilir. Salaklıkları yüzünden yine, istemeden de olsa kırıcı olabilirler...

10) Çok Konuşan İnsanlar

Bu tip insanlarda karakteristik özellikler farklı farklı olabilir. Konuşmaya bir başladınmı hiç susmak bilmeyecek gibidirler. çok konuşmaları nedeniyle çevrelerindeki insanlarda kafa ağrıları yaratırlar. Çok konuşan insan aynı zamanda belli bir süre konuştuktan sonra, konuşacak düzgün bir şeyler bulamadığı için boş konuşmaya başlar. Bunun sonucunda ise, çekilemez insan olurlar, çekilemez oldukları için de varlıkları insanları rahatsız edici bir tehlike şeklinde oluşur.

aklını kiraya vermek, anton çehov, beyin, dünya, en tehlikeli insan karekterleri, format atmak, karar, moda, sorgula, sorunlar, tabir, tehlikeli insanların ortak özellikleri 

EDEBİYAT TÜRLERİ

17 Eylül 2019 Salı / No Comments
biyoğrafi, destan, düz yazı, edebi metinler, edebiyat türleri nelerdir, eleştiri, halk hikayesi, hikaye, makale, manzum hikaye, masal, mektup, mesnevi, nazım, nesir, roman, röportaj, sanatsal, şiir, tiyatro,

Edebiyat  türleri biçim yönüyle iki başlık altında ele alınabilir: Nazım (şiir) ve nesir (düz yazı).

Nazım belli bir ölçü ve kalıp esas alınarak üretilmiş edebi ürünlerdir. Ya da kısaca bütün şiir ve şiirsel metinlerdir. Hece vezni gibi belli bir kalıp ve ölçü kaygısı güdülerek yazılır. Nesir ise serbest, ölçüsüz düz yazıdır. Nazım genel oarak bütün şiir türlerini; nesir ise edebiyatın şiir dışındaki tüm biçimlerini (roman, öykü, tiyatro, deneme vs.) kapsar.

METİNLERİN SINIFLANDIRILMASI- METİN TÜRLERİ

1. EDEBÎ (SANATSAL) METİNLER

A) Coşku ve Heyecana Bağlı Metinler: Şiir

B) Olay Çevresinde Oluşan Metinler

b.1. Anlatmaya Bağlı Metinler

Hikâye, Roman, Masal, Destan, Halk Hikâyesi, Manzum Hikâye, Mesnevi

b.2. Göstermeye Bağlı Metinler

Geleneksel Tiyatro, Karagöz, Ortaoyunu, Meddah, Köy Seyirlik Oyunları, Modern Tiyatro, Trajedi, Komedi, Dram


2. ÖĞRETİCİ METİNLER

1. Bilimsel Metinler,
2. Tarihi Metinler,
3. Felsefî Metinler,
4. Gazete Çevresinde Gelişen Metinler        
5. Kişisel Hayatı Konu Alan Metinler

Makale, Deneme, Sohbet , Röportaj, Fıkra, Eleştiri, Hatıra (anı), Günlük, Mektup, Gezi, Biyografi

biyoğrafi, destan, düz yazı, edebi metinler, edebiyat türleri nelerdir, eleştiri, halk hikayesi, hikaye, makale, manzum hikaye, masal, mektup, mesnevi, nazım, nesir, roman, röportaj, sanatsal, şiir, tiyatro, 

EDEBİYAT NEDİR?

/ No Comments
arapça edebiyat, deneme, edebiyat nedir, edebiyat tarihi, edep, fıkra, hikaye, roman, sanat türü, sanatlar, sözlü, şinasi, türk edebiyatı, yazılı, edebiyat hakkında bilgi, ders notları, ödev notları,

Edebiyat: Arapça "edep" sözcüğünden türetilen bu kavram, ilk kez Şinasi tarafından günümüzdeki anlamıyla bir sanat türünün adı olarak kullanılmıştır. Şinasi'den önce nazım ve nesir türlerindeki eserlere 'şiir' ve 'inşa' denilmekteydi.
Günümüzde edebiyat kavramı şu anlamlarda kullanılmaktadır:

1) Düşünce, duygu, olay ve imgelerin insanlarda estetik duygular uyandıracak bir biçimde, dil aracılığıyla, söz ve yazıyla anlatımını amaç edinen sanat.eş.Yazın.
2) Bu sanatın ilkelerini, kurallarını, bu yolda oluşturulmuş ürünleri inceleyen bilim dalı. Değerlendirme çalışmalarıyla "edebiyat tarihi" adını alır.
3) Bir çağda, bir dilde yaratılmış, sözlü ya da yazılı, sanat değeri taşıyan yapıtların bütünü; Klasik edebiyat, 19. yüzyıl Türk edebiyatı gibi.
4) Herhangi bir bilim ya da sanat dalıyla ilgili eserlerin tümü: Tıp edebiyatı, Atatürk'le ilgili literatür... gibi. Türkçe'de bu anlamda genellikle "literatür" kelimesi kullanılmaktadır.

Ayrıca deyim olarak "edebiyat yapmak" sözü; bir konuda gereksiz, boş, süslü söz söylemek anlamına gelir.

Edebiyat eseri, bir dil ürünü olan yazılı ve sözlü eserlerin tümü. Bu bakımdan bir gazete haberinden sanat değeri taşıyan hikaye, roman, deneme, fıkra türüne kadar her türlü yazı edebiyat eseri sayılır.

Edebiyat Tarihi ve Önemi:

Bir ulusun çağlar boyu yarattığı sözlü ve yazılı dil ürünlerini ve onların yazarlarını bilimsel bir yöntemle tarihi akış içinde inceleyen bilim dalına edebiyat tarihi denir. Edebiyat tarihi bir ulusun geçmişteki düşünce yapısını, dünya anlayışını, kültür ve uygarlık birikimini yeni kuşaklara aktarır. Böylece kuşaklar arasında köprü kurarak yeni kuşakların daha iyiyi, doğruyu, güzeli bulmalarına yardımcı olur.

arapça edebiyat, deneme, edebiyat nedir, edebiyat tarihi, edep, fıkra, hikaye, roman, sanat türü, sanatlar, sözlü, şinasi, türk edebiyatı, yazılı, edebiyat hakkında bilgi, ders notları, ödev notları, 

RIZIK ALLAH'TANDIR

16 Eylül 2019 Pazartesi / No Comments
aciz, açlık, allah, anne, anne sütü, canlı, muhtaç, ölüm, rızık allah'tandır, rızkı veren, rızkın sahibi allah'tır, varlık, yaratıcı, yaratılan, rızık nedir, rızkı kim verir
aciz, açlık, allah, anne, anne sütü, canlı, muhtaç, ölüm, rızık allah'tandır, rızık nedir, rızkı kim verir, rızkı veren, rızkın sahibi allah'tır, varlık, yaratıcı, yaratılan, 
RIZIK ALLAH'TANDIR.

Rızkın sahibi ve rızkı veren Allah'tır.
*
En aciz canlılara ve onların yavrularına rızkı Allah gönderir.
Kuş yavrularını anneleri ağzında ve midesinde hazırladığı 
yemeklerle ağızdan besler.
Anneleri yemek getirmese aç kalır ve ölürler.
*
İnsan yavrusu en aciz canlıdır.
Yıllarca annesine muhtaç yaşar.
Bebek anne sütü alamazsa yada annesi beslemezse acından ölür.
*
Allah kurduğu nizamla en aciz varlıkların rızkını göndermektedir.
*
Karınca zayıf olduğu için aç kalmaz. 
Aslanın da güçlü pençelerinden dolayı karnı doymaz. 
Rızkın sahibi Allah'tır...
*
 Ve 'Sizleri ummadığınız, beklemediğiniz yerden rızıklandırırım' demektedir.


aciz, açlık, allah, anne, anne sütü, canlı, muhtaç, ölüm, rızık allah'tandır, rızkı veren, rızkın sahibi allah'tır, varlık, yaratıcı, yaratılan, rızık nedir, rızkı kim verir

WİLLİAM SHAKESPEARE HAYATI VE SÖZLERİ

13 Eylül 2019 Cuma / No Comments
William Shakespeare kimdir özet,  William Shakespeare sözleri, William Shakespeare eserleri, William Shakespeare şiierleri, William Shakespeare hayatı kısa, William Shakespeare hamlet,
William Shakespeare eserleri, William Shakespeare hamlet, William Shakespeare hayatı kısa, William Shakespeare kimdir özet, William Shakespeare sözleri, William Shakespeare şiierleri, 
William Shakespeare Kimdir?

Babası ticaretle uğraşan bir işadamıydı. Rönesans şairlerinden olan Shakespeare; büyük bir olasılıkla Stratford’daki ortaokulda öğrenim gördü. 18 yaşındayken, kendisinden yaklaşık sekiz yaş büyük olan Anne Hathaway ile evlendi ve bu evlilikten önce bir kızı, sonra biri oğlan öbürü kız ikizler dünyaya geldi. Bu sıralarda Stratford’u terk eden Shakespeare’in, bundan sonra 1592’ye kadar ki yaşamına ilişkin bilgi yoktur. Bu tarihte bir oyun yazarının yazdığı bir kitapçıkta Shakespeare’e değinilmesi, hatta onun başkalarının oyunlarını çalmakla suçlaması dolayısıyla, Shakespeare’in bu sırada bir tiyatro topluluğunda yazar ve oyuncu olarak çalıştığı bilinmektedir. Yılda ortalama iki oyun yazan Shakespeare, kendi oyunlarında da küçük roller alıyordu. 1594’e gelindiğinde, Chamberlain Topluluğu’nun önde gelen bir oyuncusuydu. Aynı yıl oyunları yayımlanmaya başladı. Döneminin bütün özelliklerini taşıdığı oyunlarının başarısı üzerine kazancı gittikçe artan Shakespeare’in, Kraliçe I. Elizabeth döneminin sonlarında varlıklı bir yaşam sürdüğü, kendi oyuncu topluluğu için 1599’da Londra’da yaptırılan Globe Tiyatrosu’nun hisselerinin bir bölümünü satın aldığı bilinmektedir.

Londra’da birkaç yıl daha kalan Shakespeare, daha sonra Stratford’a dönerek burada yaşamaya başladı ve büyük bir olasılıkla son oyunlarını da burada yazdı. Shakespeare’in, bir bölümü soylu bir genci öven, bir bölümü de bir kadına duyduğu sevgiyi dile getiren Soneler’i son derece duyarlı ve zengin bir dille kaleme alınmış şiirlerdir. Shakespeare her biri birbirinden değişik komedi ve trajediler kaleme aldı. “Bir Yaz Gecesi Rüyası” adlı komedisinde, bazı kendi halinde kişilerin dükü eğlendirmek için bir oyun sahnelemeye kalktıktan sonra iki lafı bir araya getirememeleri Shakespeare’in benzersiz güldürü yeteneğini ortaya koyar. Trajedilerinde ise izleyicilerin tüylerini diken diken eden bir gerilim yaratabilmiştir. Birçok başka yazar ince esprili komediler, romantik oyunlar, ürkütücü cinayet ve öç alma trajedileri, büyük öyküleri yazmakta ustaydı. Ama hiçbiri bunların tümünde birden Shakespeare kadar başarılı olamadı.

William Shakespeare’in hayatı

Shakespeare’in kahramanlarından bazıları, o kahramanın yer aldığı oyunu görmeyen kişilerce bile bilinir. İriyarı, hoşsohbet, cana yakın bir adam olan, eğlenceyi ve şarabı seven Sir John Falstaff bunlardan biridir. Yazarın Henry IV adlı oyununun birinci ve ikinci bölümlerinde geçen Prens Halin arkadaşlarıdır. Shakespeare Henry V’te Falstaff’ın nasıl öldüğünü anlatan bir sahneye yer vermiş, ama Kraliçe I. Elizabeth’in bu karakteri başka bir oyunda gene görmek istemesi üzerine de Windsor’un “Şen Kadınları” adlı komedisinde Falstaff yeniden ortaya çıkmıştır.

Shakespeare’in karakterleri arasında özellikle ünlü olanlardan biri de, tıpkı gerçek yaşamda olduğu gibi, hiçbir zaman tam olarak anlaşılamayan, her çağda yoruma açık bir kişiliği olan Danimarka Prensi Hamlet’tir. Acı çekmek ya da kendini öldürerek bu acıyı dindirmek arasında bocalayan Hamlet’in ikilemini, Shakespeare ünlü “Olmak ya da olmamak! İşte bütün sorun bu!” dizesiyle dile getirmiştir. Shakespeare’in “Hamlet”, “Macbeth” ve “Kral Lear” gibi trajedilerinde kahramanların asıl sorunu kendi kusurları ya da zayıflıklarıdır. Bunlar çoğunlukla acımasızlık, hırs, kıskançlık, bencillik gibi hoş olmayan özelliklerdir. Öte yandan Shakespeare gene de öyle canlı karakterler yaratır, onların iç dünyasını ve acılarını öylesine sevecenlikle sergiler ki, izleyiciler onlara yakınlık duyar, başlarına gelenlere üzülür. Shakespeare’in böyle canlı karakterler yaratması, oyunun öyküsü gerçek dışı bile olsa, kişilerin inandırıcı olduğu anlamına gelir. Karakterlerin şiir diliyle konuşmaları bile onların inandırıcılığını zedelemez. William Shakespeare, 23 Nisan 1616’da Startfort’ta, Ben Jonson ile birlikte katıldığı bir şölenin ardından hayat gözlerini kapamıştır. Eserlerinin bir çoğu Türkçe’ye çevrilerek, ülkemizde de sergilenmiş, bazıları da sinema filmi olarak çekilmiştir.

Shakespeare’in sanat yaşamı

William Shakespeare yazarlık yaşamına komedyalarla başladı ve bu yaşamı yine komadyayla kapadı. Yazarlığının ilk yıllarında “Aşkın Emeği Boşa Gitti”, “Hırçın Kız”, “Yanlışlıklar Komedyası” ve bitiminde de “Fırtına” adlı komedyalarını yazdı. Romantik komedyaya renk ve bütünlük getiren oydu. Ancak bu başarısında Shakespeare’in üzerinde, önceki yazarların etkisi çok büyüktü. İngiltere’de gittikçe gelişen komedya ölçüsünü daha önceki dönemlerdeki tragi-komik oyunlardan almıştı. Ancak bu tragi-komedyaların önemli bir kusurları vardı; dramatik bütünlükten yoksundu ve üslup yönünden zayıftı. Shakespeare, her ne kadar seçtiği konuları yine o dönemin yazarlarının seçtiği konulardan seçmiş olsada kendine özgü yazımı, anlatımı ve konuyu zenginleştirmesiyle Shakespeare o yazarlarda rahatlıkla ayrıştırılabiliyordu.

Shakespeare’in yazdığı ve günümüzde hala kendisinden bahsettirebilen ve çeşitli tiyatro grupları tarafından sahneye konulan oyunları, Shakespeare’in yaşadığı döneme ve günümüz dünyasına damgasını vurmuştur. Oyunlarının 17’si yaşarken yayımlandı, geri kalanlar ise 1623’te iki oyuncu arkadaşının çıkardığı yapıtlarının toplu basımı içinde yer aldı. Yazılış tarihleri bilinmeyen bu yapıtlar, dönemlere ayrılarak incelenirler. Birinci dönem; IV. Henry, IV. Richard, Kral John vb’de kendinden önceki yazarların tarihçe niteliğindeki oyunların yeniden ele alarak sanat düzeyi yüksek yeni dramlar ortaya koydu. Yanlışlıklar Komedyası, Hırçın Kız, Venedik Taciri gibi komedyalarında ise çağının komik sözcüklere ve şakalara dayanan kaba güldürülerini başarılı yapıtlara dönüştürdü.

XVI. yüzyılın sonlarından 1608’e kadar süren ve olgunluk dönemi diye nitelenen ikinci döneminde Hamlet, Othello, Macbeth, Atinalı Timon vb. tragedyalarını, Troilus ve Cressieda, Kısasa Kısas gibi komedyalarını ortaya koydu. Bunlar insan davranışlarını, bunların yol açtığı sonuçları ele alan başarılı yapıtlardı. Üçüncü ve son dönemdeki Bir Kış Masalı, Fırtına, VIII. Henry adlı oyunlarını yazdı. Bu oyunlarında da çağının huzursuzluğunu dile getirdi. İngiliz tiyatrosuna çağ atlatan Shakespeare, ülkesindeki kültür birikiminden yararlanmakla yetinmeyerek antik kültürden, eski İngiliz ve Kuzey halklarının halk bilimlerinden, Fransız ve İtalyan edebiyatından yurtsverliğe dayanan İngiliz tarih anlayışından ve hümanist öğretilerden de yararlandı.

Sonraki yüzyıllarda, Shakespeare’in büyük bir yazar olmakla birlikte yeterki ölçüde öğrenim görmediğine dikkati çeken kimi edebiyat tarihçileri bu büyük yapıtların gerçekte Francis Bacon ya da kimi soylu kişilerce yazılıp Shakespeare imzasıyla ortaya konulduğunu öne sürdüler. Ancak geçen süreç bu kuşkuyu haklı çıkaracak veriler getirmedi. Shakespeare’in yukarıda anlatılanlar dışındaki belli başlı oyunları Veronalı İki Centilmen, Bir Yaz Gecesi Rüyası, Kuru Gürültü, Windson’un Şen Kadınlar, Nasıl Hoşunuza Giderse (Beğendiğiniz Gibi), Onikinci Gece, Romeo ile Juliet, Julius Caesar, Antonius ile Cleopatra, Pericles’tir.

William Shakespeare’in Ünlü Sözleri

Allah size bir yüz vermiş, siz kendinize ikincisini yapıyorsunuz.
*
Kelimelerim uçar, düşüncelerim yerde kalır: Düşüncelerim olmadan kelimelerim cennete erişemez.
*
Herkesi dinleyin, azıyla konuşun.
*
Cennet sevgisi cennetlik yapar.
*
Kaderimiz yıldızlarda değil kendi içimizde yatar.
*
Herkesi sev, bir kaçına güven, hiçbirine yanlış yapma.
*
Cehennem boş ve bütün şeytanlar burada.
*
Sarp tepeleri tırmanmak için önce yavaş adımlarla başlamalısınız.
*
Ne olduğumuzu biliriz, ne olacağımızı değil.
*
Doğmak kaçırılmak gibi bir şey.Ve köle olarak satılmak.
*
Bir aptal kendini zeki sanır, ancak akıllı biri kendinin aptal olduğunu bilir.
*
Sevdiklerimizden ayrı kalmak; kendi kendine – ölümcül bir sürgün.
*
Barış antlaşmaları fetihin doğasından gelir; ancak böyle iki tarafta asilce boyun eğmiş olur ve hiçbir taraf kaybetmez.


Bu yazı, William Shakespeare kimdir özet,  William Shakespeare sözleri, William Shakespeare eserleri, William Shakespeare şiierleri, William Shakespeare hayatı kısa, William Shakespeare hamlet, ile ilgilidir.

HZ. LOKMAN'IN HAYATI, MUCİZELERİ VE ÖĞÜTLERİ

/ No Comments
hz lokman, hz lokman hayatı, lokman peygamberin hayatı, lokman aleyhisselamın öğütleri, hz lokmanın oğluna öğütleri, lokman peygamberin mucizeleri, lokman suresi anlamı,
hz lokman, hz lokman hayatı, hz lokmanın oğluna öğütleri, lokman aleyhisselamın öğütleri, lokman peygamberin hayatı, lokman peygamberin mucizeleri, lokman suresi anlamı, 
HZ. LOKMAN KİMDİR?

Kur'an-ı Kerim'de Lokman adı iki yerde geçer (Lokman, 31/12,13). Kelime, aynı zamanda Mekkî bir surenin adıdır. Bu sûrenin nüzul sebebi Kureyşlilerin Lokman'ı Hz. Peygamber (s.a.s)'e sormalarıdır.

Lokman'ın adı geçen iki ayetin meâli şöyledir: "Andolsun Biz Lokman'a Allah'a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki Allah her şeyden müstağnîdir, övülmeye lâyık olandır. Lokman, oğluna öğüt vererek. "Yavrum, Allah'a eş koşma, doğrusu eş koşmak büyük zulümdür" demişti " (Lokman, 31/12,13). Lokman'ın adı içinde geçmese de onun oğluna öğütleri devam etmektedir. Ancak arada iki ayet içinde Yüce Allah, Lokman'ın öğüdündeki eş koşmayı(şirk) tekit için ana babaya iyi davranmak; yaradana şükür, ana babaya teşekkür etmesini bilmekle beraber; eğer ana baba Allah'a eş koşmak üzere çocuğunu körü körüne zorlarlarsa o çocuğun onlara itaat etmemesi, dünya işlerinde onlarla güzelce geçinip Allah'a yönelen kimselerin yoluna uyması gerektiğini bildirmektedir (Lokman, 31/14,15). Lokman'ın öğütleri şöyle devam etmektedir: "Yavrum, işlediğin şey bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kayanın içinde, göklerde veya yerde bulunsa da, Allah onu getirip meydana kor. Doğrusu Allah Lâtif'dir, haberdar'dır. Yavrum, namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçir ve başına gelene sabret; doğrusu bunlar azmedilmeye değer işlerdir. İnsanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseyi hiç şüphesiz ki sevmez. Yürüyüşünde ölçülü ol, sesini de kıs! Seslerin en çirkini şüphesiz merkeplerin sesidir" (Lokman, 31/16-19).

Lokman suresinde geçen meâli verilen ayetlerden anlaşılmaktadır ki, bu zat bir hakimdir. Çünkü ona hikmet verilmiştir. Böyle bir hikmete ulaşan kimseye gereken, o hikmete şükürdür. Aslında Yüce Allah'ın, şükür de dahil hiç bir şeye ihtiyacı yoktur. Ancak şükre ihtiyacı olan insandır. Çünkü Allah, şükredince nimetleri artırma vadinde bulunmuştur (İbrâhim, 14/7). Lokman, üç kere "yavrum" veya "oğlum" diye hitap ederek oğluna öğüt vermiştir. Bunlardan ilkinde Allah'a eş, ortak koşmamasını öğütlemiştir. Çünkü bu, Allah'ın hakkını başkasına vermek, kulların ve bütün varlıkların yaratanına olan bu haksızlıkla onların haklarını çiğnemek, başta Yüce Allah'ın ikram ettiği, şerefli kıldığı insan olmak üzere bu varlıkları esas yaratanından başka fâni, âciz, güçsüz şeylere yönelterek onları tahkîr etmektir. Lokman, ikinci "yavrum" hitabiyle başlayan öğüdünde, Yüce Allah'ın hardal tanesi kadar da olsa yapılan bütün iyilik ve kötülükleri gördüğünü, bildiğini ve onları ahirette değerlendireceğini anlatmıştır. Nitekim Yüce Allah, zerre miktar hayır-şer işleyenin karşılığını göreceğini bildirmektedir (ez-Zilzâl, 99/7-8). Lokman, yine oğluna hitaben üçüncü öğüdünde onun namazı kılmasını, iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmesini, başına gelene sabretmesini, insanlara böbürlenip kibirlenmemesini, çalım satıp öğünmemesini, yürümesinde, konuşurken sesinde ölçülü olmasını tavsiye etmiştir.

Lokman hakkında hadislerde de bazı bilgiler bulunmaktadır. En'âm suresi'nin 82. ayetinin nüzulünde sahabeler: "Ey Allah'ın Resulü! Bizim hangimiz nefsine zulmetmez ki...?" dediklerinde, Peygamberimiz. Bu ayetteki zulüm sizin sandığınız gibi değildir. O zulüm, şirk demektir. Lokman'ın oğluna nasihat ederken, yavrum, Allah'a şirk koşma. Zira şirk en büyük zulümdür dediğini işitmediniz mi?" cevabını vermiştir (Sahîh-i Buhârî, Tecrîd-i Sarîh, Tercemesi, IX, 163). Lokman şöyle derdi: "Yavrum, ilmi âlimlere karşı böbürlenmek, sefihlerle münazarada bulunmak ve meclislerde gösteriş yapmak için öğrenme!" (Ahmed b. Hanbel, I,190). Bu anlatım ve devamı başka bir rivayette şöyle yer almaktadır: "...Gınâ göstererek ve cehalete düşerek ilmi terketme! Yavrum, meclisleri ihmal etme! Allah'ı anan bir topluluk gördüğünde onlarla otur. Eğer âlimsen ilmin işine yarar; cahilsen onlar sana öğretirler. Umulur ki Allah onlara rahmetini lütfeder, onlarla beraber sana da ulaşır. Allah'ı anmayan bir lopluluk gördüğünde onlarla oturma. Eğer âlimsen ilminin sana bir yararı olmaz; cahilsen onlar seni saptırırlar. Allah onları azabına düçar kılar, sana da onlarla beraber isabet eder" (Dârimî, Mukaddime, 34). Yine bir hadis-i şerifde ilim-hikmet hakkında şöyle denilmektedir: "Hakîm Lokman oğluna şu tavsiyede bulunmuştur. Yavrum âlimlerin yanında otur ve dizlerinle onlara çok yaklaş. Çünkü Allah, gökten indirdiği yağmurla ölü toprağı dirilttiği gibi, kalbleri hikmet nûruyla diriltir"(Muvatta, İlim, 1). Lokman hakkında başka bir hadis de şöyledir: "Hakim Lokman, şöyle derdi: Şüphesiz Allah bir şeyi emânet aldığı zaman onu korur" (Ahmed b. Hanbel, II, 87).

Bu hadislerin, meselâ zulüm, hikmet, ilim gibi konularda Kur'ân-ı Kerîm'deki Lokman ile ilgili ayetlerle rabıtalı olduğu görülmektedir.

Lokman'ın kim olduğu konusunda çeşitli görüşler vardır. İbn İshak'a göre Lokman'ın nesebi [Lokman b. Bâur b. Nahor b. Tarih (Terah: Âzer)] Dördüncü. Kuşakda Hz İbrahim (a.s)'in babası Âzer'e ulaşır. Vâkıdî, Lokman'ın İsrâiloğulları kadısı, Eyle ve Medyen taraflarında yaşayan, Eyle'de ölen bir kimse olduğunu zikreder. İkrime'ye göre Lokman bir nebîdir. Ancak onun bir hakim olduğunda âlimlerin ittifakı vardır (Sahih-i Buharî Tecrid-i Sarih Tercemesi, IX, 163). Vehb b. Münebbih'e göre; Lokman İbn Bâûra, Âzer neslindendir. Mukâtil'e göre ise, Hz. Eyyub (a.s)'in kızkardeşinin veya teyzesinin oğlu idi. Uzun müddet yaşadı. Hz. Davud'a yetişti ve ondan ilim aldı. Sanat sahibi idi. Bir nebî olduğunu söyleyenler de oldu. İbn Rüşd, Tehâfüt'ünde söylediği gibi, her nebî hakîmdir, fakat her hakim nebî değildir. Bakara sûresi'nin 269. ayetine göre Yüce Allah hikmeti istediğine verir. Kime de hikmet verilmişse ona büyük hayır lütfedilmiştir. Dolayısıyle o kimsenin ilmen, amelen bunun şükrünü yerine getirmesi gerekir. Lokman için de Kur'ân'da böyle söylenmiştir (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, IX, 3842-3843).

Lokman, İslâm'dan önceki Araplarda kendisinden çok bahsedilen bir şahsiyet idi. Yahudi ve Hristiyan kutsal kitaplarında adı geçmez. Onun Âd kabilesinden veya Habeşli bir köle olduğu da belirtilmiştir (S.G.F. Brandon, A Dictionary of Comparative Religion, London 1970, s. 414).

Eski Arap geleneğinde cahiliyye devri insanları bu zata Lukmânü'l-Muammer diyorlardı. Onun yedi kartalın ömrü kadar uzun yaşadığına inanılırdı. Ebû Hâtim es-Sicistâni'nin "Kitâbül-Muammarîn" adlı eserinde Lokman, Hızır'dan sonra uzun yaşayan ikinci şahsiyet olarak yer alır. Yedi kartal ömrü beş yüz altmış yıl yapsa da çeşitli rivayetlerde onun bin, hatta üç bin-üç bin beş yüz yıl yaşadığı bile ileri sürülmüştür. Lokman'a, Nâbiga'nın şiirlerinde bile rastlanır. Cahiliyye geleneğinde Lokman aynı zamanda bir kahraman ve hakim bir kimse olarak da görülürdü. Bir çok macera ona isnat edilmişti. Bütün bunlar arasında Lokman, Âd kabilesinden olmakla bu kabîleye Sodom gibi günahkârlığı dolayısıyla kuraklık cezası verildiğinde, onun da dahil olduğu bazı kimseler yağmur için dua etmek üzere Mekke'ye giderler. Ancak Âdlılar orada zevk ve safâya dalıp esas vazifelerini unuturlar. Hatırlatıldığında da birisi siyah bir bulut isteyiverir. Âd kabilesinin mahvı bu bulutla olur. Aslında onların cezalandırılmaları Hz. Hûd'a itaatsizlikleri dolayısıyladır. Âd kavmi ile ilgili ayetlerde ve Hûd suresinde Lokman'ın adı geçmez (Bernhard Heller, İA., "Lokman ", maddesi).

Lokman, Kur'ân-ı Kerîm'de yer aldıktan sonra, Arapça darb-ı mesel ve hikmet kitaplarından Kasasul-Enbiyalara kadar bir çok eserlerde yer aldı. Sa'lebî (ö. 427/1035) Ârâisul-Mecâlis"inde ondan bahsederken Kur'ân'daki anlatımı başka rivayetlerle genişletir. O, Lokman'ın kim olduğu konusunda yukarıdaki bütün bilgileri verdikten sonra Mücâhid'in onun uzun dudaklı siyahî bir köle olduğu yolundaki rivayetlerini de bunlara ekler. Ancak bu rivayeti takviye sadedinde insanlardan Sudan'dan çıkmış üç hayırlı kimse arasında, Bilâl (Habeşli ?), Hz. Ömer (r.a)'ın kölesi Mühecca' ve Lokman'a (Sudan'ın Mısır'a yakın Nubya tarafından) yer veren rivayeti de almaktadır. O, Lokman'ın Habeş'li bir marangoz, bir terzi olduğu konusundaki iddiaları da aktardıktan sonra, âlimlerin onun hakim olup nebî olmadığında ittifak ettiklerini, bu konuda İkrime'nin farklı görüşe sahip olduğunu (bazılarına göre Lokman'ın nebîlik ile hakimlikten birini tercihte serbest bırakıldığı, onun hikmeti seçtiğini) belirtmektedir. O, ayrıca Lokman'ın nebî olmadığı; Allah'ın çok tefekkür, iyi yakın ile takvâ ehli kıldığı bir kul olduğu; onun Allah'ı, Allah'ın da onu sevdiği, ona hikmet lütfettiğini açıklayan bir hadis de nakleder (Sa'lebi, Arâisul-Mecâlis, 312).

Sa'lebî, Lokman'ın, dünyada sıkıntı çekenin refahtakinden hayırlı olduğunu; dünyayı ahirete tercih edenin dünyada da, ahirette de kaybedeceğini; malın sıhhat, nimetin nefis temizliği gibi olmadığını; doğru söz, emaneti yerine teslim ve boş yere konuşmayı terkin hikmeti doğurduğunu söylediğini nakleder. Yine onun nakline göre Lokman oğluna şöyle dedi:

"Dünya derin bir denizdir. Çokları onda boğulmuştur. O denizde senin gemin Allah'dan takvâ olsun. Bineğin Allah'a imanın ve yolun Allah'a tevekkül olsun. Umulur ki kurtulursun; tamamen kurtulacağını da sanmam. Yavrum, insanlar ibadet ve taatte her gün noksanlaştıkları halde nasıl olur da vadolunduklarından korkmazlar! Yavrum! Dünyadan yetecek kadar al, ona kapılma, bu ahiretine zarar verir. Dünyadan el etek de çekme, yoksa insanlara yük olursun. Oruç tut, bu şehvetini keser. Seni namazdan alıkoyan orucu tutma, çünkü Allah'ın katında namaz oruçtan daha büyüktür... Yavrum! İyiliği ondan anlayana yap. Nitekim koç ile kurt arasında dostluk olmadığı gibi; iyi ile kötü arasında da dostluk olmaz. Çekişmeyi seven hakarete uğrar, kötülük olan yerlere giden töhmet altında kalır, kötülüğe yaklaşan kendini kurtaramaz ve dilini tutmayan pişman olur. Yavrum! iyilerin hizmetinde bulun; fakat kötülerle dostluk kurma. Yavrum! Güvenilir kimse ol ki zengin olasın. Kalbin günah lekeleriyle dolu olduğu halde insanlara, Allah'dan korkuyormuşsun gibi görünme. Yavrum, âlimlerle bir arada bulun ve onların dizinin dibinden ayrılma; fakat onlarla tartışmaya da girme, yoksa sohbetlerinden seni mahrum ederler. Onlara bir şey sorarken nazik davran. Seni ihmal ettiklerinde onlara bıkkınlık verme, yoksa senden usanırlar. Yavrum! her şeyi arkanı dönerek isteme ve yüzün dönük olarak da ondan uzaklaşma! Zira bu, basîreti azaltır ve aklı zayıflatır. Yavrum, küçükken edepli olursan, büyüdüğünde faydasını görürsün! Yavrum, yolculuğa çıktığında, onu çekip götürebileceğin bir yerde olmadıkça, hayvanından emin olma; çünkü onun sırtı çabuk yağır olur ve bu hakimlerin işlerinden değildir. Gideceğin yere yaklaştığında da hayvanından in ve yürü; kendinden önce onu doyur. Gecenin ilk saatlerinde yolculuğa çıkmaktan sakın! Sana gecenin yarısına kadar dinlenip gece yarısından sonra yola çıkmanı tavsiye ederim. Sefere çıkarken yanına kılıcını, mest'ini, sarığını, elbiseni, su kabını, iğne ve ipliğini, biz'ini (saraç iğnesi) al! Ayrıca yanında sana ve beraberindekilere yetecek kadar ilâç bulundur. Arkadaşlarınla, Allah'a isyanın dışındaki hususlarda uyum sağla ve onlara vefâ göster! Yavrum, kanaatkâr görünmekten sakın, zira bu tavrın sana gündüzleri şöhret, geceleri ise şüphe getirir. Yavrum, kendini unutup da insanlara iyiliği emretme! Yoksa senin durumun, insanlara ışık verdiği halde kendisi yanarak tükenen kandile benzer! Yavrum, küçük işleri umursamazlık etme! Çünkü küçük, yarın büyüğe dönüşür. Yavrum, yalan söylemekten sakın! Çünkü yalan, dînini ifsat eder, insanların yanında mürüvvetini noksanlaştırır ve bu durumda da utanma duygun yok olur; değerin düşer, makam ve mevkiin elden gider; küçümsenirsin, konuştuğun zaman sözün dinlenmez, söylediğine itibar edilemez. Bu duruma düşüldüğünde de yaşamanın zevki kalmaz! Yavrum, kötü huydan, sıkıntı vermekten, sabırsızlıktan sakın! Bu hasletler karşısında hiç bir arkadaşın sana dürüst davranmaz ve seninle aralarında dâima bir mesafe bırakırlar. İşini sev; sık sık karşılaştığın olaylar karşısında sabret! İnsanlara karşı güzel huylu ol! Zira huyu güzel olan, herkese güler yüz gösteren ve bunu yaygınlaştıran, iyiler yanında nasîbini alır; ona karşı iyi kimseler sevgi besler, kötüler de ondan uzaklaşır. Yavrum, gönlünü kederlerle ve kalbini üzüntülerle meşgul etme. Aç gözlülükten sakın. Takdire rıza göster. Allah tarafından sana verilene kanaat et ki hayatın güzelleşsin, gönlün sürurla dolsun ve hayattan zevk alasın. Eğer dünya zenginliklerinin senin için bir araya getirilmesini istersen, insanların ellerinde olanlara göz dikme! Zira peygamberleri bulundukları mertebeye ulaştıran şey insanların ellerinde bulunanlara göz dikmemeleridir. Yavrum, dünya hayatı kısadır. Senin oradaki ömrün ise daha da kısadır. Bu kısa ömrün de daha az bir kısmı geride kalmıştır. Yavrum, iyiliği ehline yap, ehil olmayana iyilik yapma; yoksa o, dünyada boşa gider, ahirette de sevabından mahrum olursun. İktisatlı ol, savurgan olma; cimrilik derecesinde mala sarılma, israfa varacak şekilde de onu dağıtma! Yavrum, hikmete sarıl ki onunla ikram göresin, onu yücelt ki sen de üstün tutulasın. Hikmet ahlâkının en üstünü Allah (c.c)'ın dinidir. Yavrum, hasedçinin üç belirgin özelliği vardır: Gıyabında dostunu çekiştirir, yanında olduğu zaman ona yaltaklanır, o bir musibete duçar olduğunda da ona sevinir" (Sa'lebî, a.g.e., 313-315).

Lokman'la ilgili olarak sadece oğluna öğütler, hikmetli sözler, atasözleri (emsâl, durub-ı emsâl) değil, kıssalar da nakledildi. Bunlardan Lokman'ın bir köle olarak birisine takdim edildiğinde. o, diğer kölelerin incirleri onun yediğini ileri sürerek efendilerini kandırmak istedikleri zaman, hep beraber sıcak su içmelerini tavsiye eder. Efendileri öyle yapar, sonunda Lokman yalnız su kusarken, diğerleri incir artıklarını su ile çıkarmaya başlarlar. Bir gün efendisi, gelen misafiri için, Lokman'a en iyi ne varsa onu ikram etmesini söyler. O da koyun dili ve yüreği getirir. Bir başka gün yine misafir için bu defa en kötü ne varsa onu çıkarmasını söylediğinde aynı şeyleri verdiğini görünce, sebebini sorar. Lokman, iyi bir dil ve yürekten daha iyi bir şey olmadığı gibi, kötü bir dil ve yürekten de daha kötü bir şey bulunmadığı cevabını verir (Sa'lebî, aynı yer).
Lokman'a bu kıssalar dolayısıyla Araplar'ın Ezop'u (Aesopos) denilmiş, Avrupa'da Ezop'a atfedilen bir çok nükteler Lokman'a isnat olunmuştur. Batılı yazarlar Lokman'la ilgili kıssaların sonraki devirlerde Ezop'unkilerden kopya edildiğini ileri sürerler. Bu konuda karşılaştırmalar ve örneklere de yer verip eski gelenekte Lokman, hakîm, hatta peygamber bir kimse olarak tanınırken; sonraki devrede artık köle, marangoz haline sokulduğunu eklerler. Onlara göre Lokman; Bileam, Ahikar, Ezopla aynı görülmüştür. Bileam, Kitab-ı Mukaddes'te geçer. Müfessirler, seceresi Lokman b. Bâûr b. Nahor b. Tarih şeklinde geçen bu zatın İbrani dilinde "bala", Arapça "Lakama" kökleri aynı yutmak anlamına geldiği için, Kitab-ı Mukaddes'teki karşılığının Bileam olduğu kanaatine ulaşmışlardır (Bileam için bk. Sa'lebî, 209 vd.). Lokman, Bileam mıdır tartışmasında buna olumlu bakanlar yanında karşı çıkanlar; Lokman, Kur'ân ve önceki gelenekte saygı duyulan; Bileâm, Kitab-ı Mukaddes ve Aggada'da nefret edilen bir kimsedir, demektedirler (bk. Belâm). Lokman'ı, Roma'lı Ahikar veya Yunan'ın Ezop'una benzetenler, onların sözlerinin veya onlarla ilgili anlatımların benzerliklerine dayanmaktadırlar.

HZ. LOKMAN'IN İBRETLİK ÖĞÜTLERİ

DÖRT zamanda dört şeyi korumak gerekir;

“Namazda gönlü, halk arasında dili, yiyip içmede boğazı, bir kimsenin evine girince de gözü korumaktır.”

İki şeyi hâtırdan hiçbir zaman çıkarmamalıdır.

Bunlar; “Allah’ü Teâlâ’nın büyüklüğü ve ölümdür. İki şeyi de tamâmen unutmaya çalışmalıdır. Bunlar da; bir kimseye yapılan iyilik ile dost ve yakınlardan görülen kötülüktür.”

Lokman Hekim’in oğluna nasihatlerinin bir kısmı şöyledir:

“Ey oğlum! Dünyâ derin deniz gibidir. Çok insanlar onda boğulmuştur. Gemin takvâ, yükün imân, hâlin tevekkül olsun, umulur ki kurtulursun.”

Ey oğlum! “Âlimlere karşı öğünmek, akılsızlarla inatlaşmak ve meclislerde, toplantılarda gösteriş yapmak için ilim öğrenme! İhtiyâcım yok diyerek de ilmi terk etme.”

Ey oğlum! “Allah’ü Teâlâyı anan hâtırlayan insanlar görürsen onlarla otur. Âlim olsan da, ilminin faydasını görürsün ve ilmin artar, sen ehil isen, sana öğretirler. Allah’ü Teâlâ onlara olan rahmetinden seni de faydalandırır. Allah’ü Teâlâyı zikretmeyenleri görürsen onlardan uzak dur.”

Ey oğlum! “Horoz senden daha akıllı olmasın! O, her sabah zikir ve tesbih ediyor, sen ise uyuyorsun.”

Ey oğlum! “Seçilmiş kullara teslim ol, kötülerle dost olma.”

Ey oğlum! “İnsanlara iyilikleri emir ve nasihat edip kendini unutma! Yoksa mum gibi olursun. Mum insanları aydınlatır, fakat kendini yakıp eritir.”

Ey oğlum! “Yalandan çok sakın! Çünkü dinini bozar ve insanlar yanında mürüvvetini azaltır. Bununla hayânı, değerini ve makamımı kaybedersin.”

Ey oğlum! “Kötü huydan, gönül dağınıklığından sakın. Sabırsız olma, yoksa arkadaş bulamazsın. İşini severek yap, sıkıntılara katlan. Bütün insanlara karşı iyi huylu ol.”

Ey oğlum! “Hep üzüntülü olma, kalbini dertli kılma. İnsanların elinde olana tamâ etmekten sakın. Kazâya râzı ol ve Allah’ü Teâlâ’nın sana verdiği rızka kanâat et.”

Ey oğlum! “Dünyâ geçici ve kısadır. Senin dünyâ hayâtın ise azın azıdır. Bunun da azının azı kalmış, çoğu geçmiştir.”

Ey oğlum! “Tövbeyi yarına bırakma, çünkü ölüm ansızın gelip yakalar.”

Ey oğlum! “Sükût etmekle pişmân olmazsın. Söz gümüş ise sükût altındır.”

Ey oğlum! “Helâl lokma ye ve işlerinde âlimlere danış, işlerini nasıl yapacağını onlara sor.”

Ey oğlum! “Âlimler meclisine devâm et. Bahar yağmuru ile yeryüzünü yeşillendiren Allah’ü Teâlâ, âlimlerin meclisindeki hikmet nûru ile de müminlerin kalbini aydınlatır.”

Ey oğlum! “Amel ancak yakın Allah’ü Teâlâya olan ilim ve mârifet ile yapılır. Herkes yakini nisbetinde amel eder. Amel noksanlığı, yakin noksanlığından gelir.”

Ey oğlum! “Bir hatâ işlediğinde hemen tövbe et ve sadaka ver.”

Ey oğlum! “Ölümden şüphe ediyorsan uyku uyuma. Uyuduğun ve uyumak mecbûriyetinde kaldığın gibi, ölüme de mahkûmsun. Dirilmekten de şüphe ediyorsan, uykudan uyanma. Uykudan uyandığın gibi öldükten sonra da dirileceksin.”

Ey oğlum! “Helâl kazanç ile yoksulluktan korun. Yoksul kimse şu üç musibetle karşılaşır: Din zayıflığı, akıl zayıflığı ve mürüvvetin kaybolması.”

Ey oğlum! “Merhamet eden merhamet bulur. Sükût eden selâmete erer, hayır söyleyen kâr eder, kötü konuşan günahkâr olur, diline hâkim olmayan pişmân olur.”

Ey Oğlum! “Dünyâ malından yetecek kadarını al, fazlasını âhiret için hayra sarfet, Sıkıntıya düşecek ve başkasının sırtına yük olacak şekil de tembellik etme.”

Ey oğlum! “Sakın kimseyi küçük görüp hakaret etme. Çünkü onun da senin de rabbimiz birdir.”

Lokman Hekim’in oğlu: Babacığım, insanda hangi haslet daha iyidir? diye sorunca; “Temiz, hâlis din.”  buyurdu. Eğer iki haslet olursa? “Din ve mal”, üç haslet olursa? “Din, mal ve hayâ.” buyurdu. Dört haslet olursa? dedi. “Din, mal, hayâ ve güzel ahlâk.” buyurdu. Beş haslet saymak icâb ederse diye sorunca; “Din, mal, hayâ güzel ahlâk (huy) ve cömertlik.”  buyurdu. Altı haslet sayarsak deyince; “Ey oğlum! Allah’ü teâlâ her kime bu beş iyi hasleti verdiyse, o kimse mü’min ve muttakidir. Allah’ü teâlâ katında veli ve sevgilidir. Şeytanın şerrinden uzaktır.”  buyurdu.

Oğlu: Babacığım, insandan en kötü haslet hangisidir? dedi. “Allah’ü Teâlâyı inkârdır” buyurdu.

Hafs bin Ömer’den rivâyet edildi ki: Lokman Hekim, yanına bir hardal torbası koydu ve oğluna nasihat etmeye başladı. Her bir nasihatte bir hardal tânesini çıkardı. Nihâyet hardalları tükendi. Sonra da;

Ey oğlum! “Sana o kadar nasihat ettim ki, şâyet bu nasihatler bir dağa verilseydi, dağ yarılır, parça parça olurdu”  buyurdu.

Hazret-i Lokman ilim ve hikmetiyle dillere destan bir zattır. Bunun içindir ki, kendisine Lokman Hakîm, denmiştir. Hz. Lokman, ismi Kur’ân’da da geçen, peygamber veya veli olduğu hakkında kesin bir bilgi bulunmayan bir mânâ büyüğüdür.

İslâm tarihinde Hazret-i Lokman’ın hikmetli sözleri, vecizeleri, öğütleri ve tavsiyeleri meşhurdur.

Hafs bin Ömer’in rivayetine göre, Hz. Lokman yanına bir torba hardal tanesi koyarak oğluna öğüt vermeye başlar. Her öğüt verdikçe torbadan bir hardal çıkarır. Sonunda torbadaki hardal tükenir ve oğluna da şöyle der:

“Ey oğul, sana o kadar öğüt verdim ki, şayet bu öğütler bir dağa verilseydi, dağ yarılırdı.”

Hz. Lokman’ın Saran ismindeki bu oğlu babasının verdiği bütün öğütlere uymuştu.12

Lokman Aleyhisselâmın hikmetli sözlerinin asıl kaynağı Kur’ân-ı Kerimdir.

Allah’a ortak koşma

“Hani Lokman oğluna öğüt verirken demişti ki, ‘Oğlum (ey oğul!) Allah’a ortak koşma. Muhakkak ki şirk pek büyük bir zulümdür.

Allah her yaptığını ortaya çıkarır

“Oğlum, eğer yaptığın iş hardal tanesi kadar bile olsa ve bir taş içine girse, Allah onu ortaya çıkarır. Muhakkak ki, Allah en gizli işleri bütün inceliğiyle bilir, O her şeyden hakkıyla haberdardır.

Namazını dos doğru kıl

“Oğlum, namazını dos doğru kıl. İyiliği tavsiye et, kötülükten sakındır. Başına gelene sabret. Şüphesiz ki bunlar uğrunda azim ve sebat edilmeye değer işlerdendir.

Kasılarak yürüme, yavaş konuş

“Gururlanıp insanlardan yüzünü çevirme. Yeryüzünde kasılarak yürüme. Çünkü Allah büyüklük taslayan ve övünenleri sevmez.

“Yürüyüşünde mutedil ol. Sesini alçalt. Seslerin en çirkini, şüphesiz ki, eşeklerin sesidir.”13
13.   Lokman Sûresi, 13-20.


Bu yazı, hz lokman, hz lokman hayatı, lokman peygamberin hayatı, lokman aleyhisselamın öğütleri, hz lokmanın oğluna öğütleri, lokman peygamberin mucizeleri, lokman suresi anlamı, ile ilgilidir.