Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

GURUR NE DEMEKTİR?

30 Eylül 2019 Pazartesi / No Comments
gurur, gurur duymak, güç, güç zehirlenmesi, kibir, kibirlenmek, mutlu olmanın yolları, mutluluk, resimli mesajlar, resimli sözler, gurur ne demektir, islam dinine göre gurur, gurur ile ilgili ayet, kartal ve serçe hikayesi gurur

GURUR 

Gurur güçlü yapar,
ama asla mutlu etmez.
Gurur ölçülü olmalı.
Kibire dönüşmemeli.

*
gurur, gurur duymak, gurur ile ilgili ayet, gurur ne demektir, güç, islam dinine göre gurur, kartal ve serçe hikayesi gurur, kibir, kibirlenmek, mutlu olmanın yolları, resimli mesajlar, resimli sözler, 
Gurur ne demektir? İslamiyette gurur nasıl karşılanır? 

Gurur insanın kendini beğenmesi, nefsini başkalarından üstün görmesi, kibirlenmesi demektir.

Böyle bir duygu dinimizde çirkin görülmüş ve bunun şeytani olduğu açıklanmıştır.

İnsanlar genellikle kendi duygu, düşünce ve hareketlerini beğenir, üstün görürler. Ancak bunda aşırıya kaçmak, kişileri gurura ve yersiz bir kibre götürür.

Yüce Allah: “Dünya hayatı sizi aldatıp, gururlandırmasın. Allah’a güvenmek de sizi gurura sevketmesin.” buyurmuştur. Bu ayet-i kerime bizim soy-sop, mal-mülk, bilgi ve ibadet sebebiyle asla gururlanmamamızı, bunun çirkin bir hareket olacağını açıklamaktadır. Gurur ve kibirin zıddı tevazu göstermek, alçakgönüllü olmaktır. Mütevâzi insan hem Allah, hem insanlar tarafından sevilir.

Kartal İle Serçe Hikayesi

Kartal bütün kuşları etrafına toplamış öğünüp duruyordu:

– İçinizden kim benim gibi yüksek sesle ötebilir?

Kuşların hiçbiri cevap vermedi. Hepsi başlarını öne eğdiler. Kartal gurur içinde öğürmesine devam etti: •

-içinizden kim benimle kavgayı göze alabilir?

Kuşların hiçbiri cevap vermedi. Hepsi başlarını öne eğdiler. Kartal bu sefer de, çevresini küçümseyen bir bakışla süzerek:

– İçinizden kim benden daha yükseklere uçabilir? dedi.

Serçe kartalın böbürlenip durmasına çok kızmıştı. Yüksek sesle:

– Hey kartal! dedi. Ben senden daha yükseklere uçabilirim.

Orada bulunan diğer kuşlar ve kartal şaşkın şaşkın serçeye bakmışlar. Kartal:

– Sen mi benimle yarışacaksın? demiş.

– Tabii ben… Hadi bakalım göster kendini…

Kuvvetli, kocaman kartal serçenin yanı başına kurulup, geniş kanatlarını açınca serçe bir anda, kartala duyurmadan, kanadı arasına gizlenivermiş.

Kartal ok gibi, göz açıp kapayıncaya kadar göklere doğru yükselmiş. Bulutlara karışmış. Alaycı bir sesle sormuş:

– Ne oldun küçük serçe? Nerelerde kaldın? Kartalın daha üstünden serçe cevap vermiş:

– Burada… daha yukarıdayım senden… Kartal şaşmış bu işe… Kızmış da oldukça. Uzun kanatlarını çırpıp, göklere doğru yükselmiş yine… Beyaz bulutların da üstüne çıkmış:

– Ne oldun küçük serçe? Nerede kaldın?

Serçe kartalın kanatları arasında bir güzel saklanıvermiş ve:

– Burada, daha yukardayım senden… demiş.

Kartal müthiş bir öfkeye kapılmış. Kanatlarını gererek daha yükseklere uçmaya çalışmış. Ama başaramamış bunu. Birden gücü kuvveti kesilivermiş. Gökyüzünden bir taş gibi aşağıya, boşluğa düşmüş, ölmüş. Serçe de, kartalı yendiği için neşeli neşeli ötüp durmuş.


gurur, gurur duymak, güç, kibir, kibirlenmek, mutlu olmanın yolları, resimli mesajlar, resimli sözler, gurur ne demektir, islam dinine göre gurur, gurur ile ilgili ayet, kartal ve serçe hikayesi gurur

İNSANLARIN DEĞERİ

/ No Comments
değer, değerli insan, hz. ali, insanlar, insanların değerli, resimli mesajlar, yaşadıklarımız, insan değerleri, insan değeri, insan neden değerlidir, doğan cüceloğlu yazıları

İnsanların değeri;
düşüp kalktıkları ve beraber yaşadığı
insanlardan anlaşılır. 

Hz. Ali

*
değer, değerli insan, doğan cüceloğlu yazıları, hz. ali sözleri, insan değeri, değerli insanlar, insan neden değerlidir, insanlar, kişisel gelişim, resimli mesajlar, yaşadıklarımız, doğan cüceloğlu

İnsan Ve Değerleri


İnsan değerler bilinci olan bir yaratık. Bu konuyu çok önemsiyorum. İki birey arasında, iki aile arasında, iki okul ya da iki şirket arasında farklar varsa, genellikle o birey ya da kurumların değerlerindeki farklılıktan kaynaklandığını düşünürüm. Bu kanı bende gittikçe kuvvetleniyor. Toplumların sağlıklı ya da sağlıksız oluşunu, onların günlük hayatlarında yaşayan değerlerinde arayan biri olmaya başladım.
Bu ilgimin doğal sonucu olarak değeler konusunda yazılanları okumaya başladım. Elime İonna Kuçuradi’nin yazdığı İnsan ve Değerleri kitabı geçti. Kitap Türkiye Felsefe Kurumu tarafından yayınlanmış (ISBN 978-975-7748-19-9); ilk sayfada “Ankara, 2010” yazıyor. Bu sayfanın arkasında yer alan bilgilerden anladığım kadarıyla kitabın ilk baskısı 1971’de yapılmış, 1998 ve 2003’te ikinci ve üçüncü baskıları yapılmış; demek ki elimdeki kitabın dördüncü baskısı, diye düşünüyorum.
İonna Kuçuradi, şahsen tanıdığım, son derece çalışkan, bilgili, temiz ve titiz düşünen bir felsefe profesörüdür. Hacettepe Üniversitesi’nde Felsefe Bölümü’nü kurmuş ve emekli oluncaya kadar bölüm başkanlığını yapmıştır.
Yukarıda sözünü ettiğim kitabı büyük bir ilgiyle okumaya başladım. Kitap şöyle bir girişle başlıyor:
Böyle bir problemi araştırmaya yönelmemin nedeni, her gün adım başında rastladığımız bir olgudur. Hayretle karşılarım hep bu olguyu. Ama bunun doğurduğu sonuçları göre göre, bende bu hayretin yerini bir başkaldırma isteği aldı. Ancak kalemle ne kadar başkaldırılabilir ki!
Sözünü ettiğim olgu, aynı insanların, aynı olayların, aynı durumların, aynı eylemlerin, aynı kararların, aynı eserlerin, hatta aynı fenomenlerin farklı kişiler tarafından farklı şekillerde değerlendirilmesi, farklı şekillerde yorumlanması, farklı şekillerde açıklanmasıdır.
Yanlış mı okuyorum diye tekrar okudum. Hayretler içinde kaldım. Bugün psikolojiye giriş dersini alan bir öğrenci yaşamın şu gerçeğini bilerek bu dersi bitirir: olayların anlamı yoktur; birey kendi anlam verme sistemi içinde olaylara anlam verir. Olaylara kendi anlam verişinden sorumluluk alan kişi yetişkin olgun bir insandır; bu olgun insan her bir kişini olaylara doğal olarak farklı anlamlar verebileceğini önceden bilir ve kabul eder. O nedenle olgun insanlar kişilerle ilişki kurarken iki şeye çok dikkat ederler: 1- karşıdakinin anlam verme sistemini kavramak; 2- kendi anlam verme sistemini açık seçik karşı tarafa belirtmek. Bu tür yargılamadan konuşmaya ben “sohbet” adını veriyorum.
İnsanların verdikleri anlamdan sorumluluk almaya başlamaları onların bireysel gelişim aşamalarından en önemli basamağı oluşturur. Böylece birey hem kendini hem de insanı anlamaya başlar. İnsanlar ilgili en temel gerçek şudur: İnsan anlam veren bir yaratıktır ve doğumundan altı saat sonra kendi anlam verme sistemini oluşturmaya başlar.
Bu olguyu hayretle karşılamak, insanın en temel doğasını hayretle karşılamak oluyor. Ve Kuçuradi bir adım daha atıyor, insanın bu doğasına başkaldırıyor. Bugün bilişsel psikoloji diye bir alan var ve son otuz yıldır psikolojinin en yoğun araştırma alanlarından birini oluşturuyor. Bu alanın gelişimi yapay zeka alanının, yani robot üreten endüstrinin temeli olmuştur. Bu alan sayesinde yazılı metin sese dönüşmekte ve konuşma yazılı metin haline dönüşebilmektedir – yani okuyan ve yazan bilgisayar programları. Yine bu alanın gelişmesiyle yeni terapi alanları geliştirilmiştir.
Sayın Kuçuradi devam ediyor:
Yapılan bununla da kalmıyor; aynı insanların, aynı olayların bu farklı değerlendirilmesi sözlerde kalmıyor; her farklı değerlendirme tek doğru değerlendirme olduğunu ileri sürerek ortaya çıkıyor; bu da kişilerin birbirleriyle çatışmasına, yan yana yaşamın çoğu zaman imkânsız hale gelmesine, kişilerin harcanmasına neden oluyor. Hem her şey sonunda gelip tek tek kişilere dayandığından, bu sorun, insanlığın “kader”iyle ilgili bir sorun oluyor. Böylece ideali demokrasi olan çağımız insanları için doğru değerlendirme problemi özel bir önem taşıyor.
Yeniden psikoloji giriş dersini alan öğrencilere dönelim; öğrencinin öğrenmesi gereken şey şudur: farklı anlam veren insanlar, doğal olarak, farklı davranacaklardır. Farklı anlam veren insanların aynı şekilde davranması ancak özgürlüğün ortadan kalktığı zorlayıcı korku ortamlarında ortaya çıkar. Korku ortamında kişi anlam verdiği şekilde değil, korktuğu için kendinden beklendiği şekilde davranır. Benim Mış Gibi Yaşamlar kitabımda incelediğim durum budur.
İonna Kuçuradi’nin sözünü ettiği “doğru değerlendirme problemi”nden iki şey anlaşılabilir:
1- Öyle bir anlam verme sistemi geliştirelim ve insanlara öğretelim ki, bu anlam verme sistemi hakikatin ta kendisini yansıtsın ve böylece insanlar doğal olarak aynı şeyi görsünler ve konuşsunlar; aralarında fark kalmasın. Böylece ailede, şirketlerde, toplumda ve uluslar arası ilişkilerde farklı algılamalardan gelen çatışmalar biter, ahenk ve barış oluşur. Tüm dinler ve ideolojiler bu savı, yani tek hakikati gösteren anlam verme sisteminin kendilerininki olduğu savını kullanarak insanları aynı görüşte toplamaya çalışıyorlar. Ve kendi dinlerinden veya ideolojilerinden olmayanları yanlış yolda görerek ötekileştiriyor ve aynı Kuçuradi gibi rahtsız oluyorlar. Korkarım Yukarıda verdiğim ilk iki paragrafından dolayı Kuçuradi’nin böyle anlaşılabilme tehlikesi var. Bu anlayışı müthiş sakıncalı ve yanlış görüyorum.
2- “Doğru değerlendirme problemi”ni insanların biz bilinci içinde açıklık, seçiklik ve özgürlük içinde sohbet etmesi olarak da görebiliriz. Bu yaklaşımda insanların farklı farklı görüşlerde olacağı zaten bir gerçek olarak kabul edilir, bilinir; yaşamın zenginliği olarak görünen bu gerçek kabul edilerek, hayret etmeden, kızmadan tam bir özgürlük ve güven ortamı içinde süregiden bir sohbet oluşturulur. “Doğruyu bilen” yerine, etkileşim ve sohbet içinde “sürekli keşfeden ve öğrenen” bir toplum oluşturulur.
Kitabı okumaya devam ediyorum. Değerler konusuyla ilgili düşüncelerim geliştikçe bu sayfalara taşımayı düşünüyorum.
Aydınlık bir gelecek için, sohbete devam.
Doğan Cüceloğlu (30.05.2011)





değer, değerli insan, hz. ali, insanlar, insanların değerli, resimli mesajlar, yaşadıklarımız, insan değerleri, insan değeri, insan neden değerlidir, doğan cüceloğlu yazıları

CUMA'NIZ HAYROLSUN

26 Eylül 2019 Perşembe / No Comments

Nasıl yaşarsan öyle ölürsün.
Öyle bir yaşa ki; 
Rabbim 'Kulum senden razıyım' desin.

Hayırlı Cumalar
cuma duaları, cuma mesajları, hayırlı cumalar, nasıl yaşarsan öyle ölürsün, resimli cuma mesajları, resimli mesajlar, cuma günü ile ilgili hadisler, cuma günü duaları, dualar,
*

En güzel Cuma mesajları

---Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. (Cum'a, 62/9) Cumanız mübarek olsun.

---Allah'ım! Bana kendi sevgisini ve senin yanında sevgisi bana fayda verecek kimsenin sevgisini ver. (Tirmizî, Deavât,73.) Cumanız mübarek olsun.

---Ey Rabbim! Evimizden bereketi, dilimizden duayı, kalbimizden senin ve Resulünün sevgisini eksik etme. Dualarımızı kabul, ömrümüzü nurlu kıl. Amin. Hayırlı cumalar.

---Allah'ım! Sen affedicisin, Kerim'sin, affı seversin, beni affet. (Tirmizî, Deavât, 84.) Cumanız mübarek olsun. Hayırlı cumalar.

---Güzellikler içinizi aydınlatsın, yüzünüzden ve yüreğinizden tebessüm eksilmesin. Rabbim, sevdiği kullarından eylesin. Hayırlı cumalar dilerim.

---Allah'ım! Akşama ulaştığımız gibi sabaha, sabah ulaştığımız gibi de akşama ulaşmayı nasip eyle. Sağlımızı koru ve hastalara şifa ver. Hayırlı bereketli cumalar dilerim.

---Üzerine güneş doğan en hayırlı gün cuma günüdür. Âdem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve yine o gün cennetten çıkarıldı. (Müslim, Cum'a 17, 18) Cumanız mübarek olsun.

---Ya Rab, kusurumuzu affet. Bizi Kendine kul kabul et. Emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl. Amin! Hayırlı cumalar.

---Allah'ım! Senden dünya ve ahirette afiyet dilerim. Allah'ım! Senden dinim, dünyam, aile fertlerim ve malım hakkında af ve afiyet dilerim. Allah'ım! Ayıplarımı ört, korkularımdan emin kıl... Hayırlı cumalar.

---Allah'ım! Cehenneme götüren fitneden, cehennemin azabından, zenginliğin ve fakirliğin şerrinden sana sığınırım. (Ebu Dâvûd, Vitr, 32.) Cumanız mübarek olsun.

---Allah'ım! Geçmiş ve gelecek, gizli ve açık bütün günahlarımı bağışla! Benim ilâhım Sensin. Senden başka ilâh yoktur. (Buhârî, Tevhîd, 35) Hayırlı cumalar.

---Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerimize olsun! Cumamız mübarek olsun.

---Ömrümüzün hikayesini yazan en büyük ve en güzel yazıcı olan Rabbim, gönlünüzden geçen güzellikleri alnımıza kader diye yazsın! Amin. Hayırlı cumalar dilerim.

---Allah'ım! Dillere destan, yüreklere ferahlık olan merhametin ile günahlarımızı affeyle. Amin! Tüm müslümanların cuması mübarek olsun. Hayırlı, bereketli, huzurlu ve sağlık dolu günler dilerim.

cuma mesajları, hayırlı cumalar, resimli mesajlar, resimli cuma mesajları, cuma duaları, nasıl yaşarsan öyle ölürsün

HER GÜN YAPILACAK DUALAR - 1

24 Eylül 2019 Salı / No Comments
belalara karşı dua, düşmana karşı dua, düşmana karşı okunacak dualar, her gün yapılacak dualar, kabul olunacak dualar, tesirli dualar, cehdül bela duası, belalardan kurtulma duası

DUALAR

en güzel dualar, her gün yapılacak dualar, düşmana karşı okunacak dualar, düşmana karşı dua, belalara karşı dua, tesirli dualar, kabul olunacak dualar,

*
belalara karşı dua, düşmana karşı dua, düşmana karşı okunacak dualar, her gün yapılacak dualar, kabul olunacak dualar, tesirli dualar, cehdül bela duası, belalardan kurtulma duası
belalara karşı dua, düşmana karşı dua, düşmana karşı okunacak dualar, her gün yapılacak dualar, kabul olunacak dualar, tesirli dualar, cehdül bela duası, belalardan kurtulma duası

Bu yazı, her gün yapılacak dualar, en güzel dualar, düşmandan korunma duası, tesirli dualar, kabul olunacak dualar, düşmana karşı dua, belalara karşı dua, ile ilgilidir. 

ONUR VE ŞEREF İLE İLGİLİ SÖZLER

/ No Comments

dik durmak, insanlık onuru,  onurlu olmak, onurun için yaşa, onurunu kaybetme, onur sözleri,onur ile ilgili sözler, şeref sözleri, resimli mesajlar, resimli sözler,

ONURUN İÇİN YAŞA

Kısacık bir ömür için,
onurunu kaybetme.
Çünkü onurunu kaybeden,
her şeyini kaybeder...

*

                        ŞEREF ONUR ile İLGİLİ EN GÜZEL SÖZLER
dik durmak, insanlık onuru, onur ile ilgili sözler, onur sözleri, onurlu olmak, onur nedir, şeref nedir, altın sözler, resimli mesajlar, resimli sözler, şeref sözleri, 
dik durmak, insanlık onuru,  onurlu olmak, onurun için yaşa, onurunu kaybetme, onur sözleri,onur ile ilgili sözler, şeref sözleri, resimli mesajlar, resimli sözler,

”Şerefini kaybedenlerin, kaybedecek başka bir şeyi yoktur.” (P.Syrus)

”Önce şeref, sonra hayat.” (Friedrich Schiller)

”Erdemin armağanı, onurdur.” (M. T. Cicero)

”Şeref ve fayda, daima beraber gelmez.” (Eflatun)

”Candan önce onur gelir.” (Çerkes Özdeyişi)

”Şeref, faziletin kazandığı bir mükâfattır.” (Çicero)

”Şeref, erdemin parmağına taktığı bir pırlanta yüzüktür.” (Voltaire)

”Şeref, fazilet ve edepledir; asalet ve neseple değildir.” (Hz.Ali)

”Şerefim zedeleneceğine, binlerce defa ölürüm daha iyi.” (Addison)

”Silahla kazanılan şeref, şerefsizliğin en büyüğüdür.” (Anonim)

”Şerefle bitirilmesi gereken en ağır görev, hayattır.” (Alexis de Tocqueville)

”Değerli adam için şeref, hayattan çok daha ağır basar.” (William Shakespeare)

”Ölüm hiçbir şeydir, asıl şerefsiz yaşamak her gün ölmektir.” (Napoleon Bonaparte)

”Hiçkimse yanlış olanı yaparak onura ulaşamaz.” (Thomas Jefferson)

”Şeref ve büyük felaketler, insanın kendi benliğinden doğar.” (Lao Tzu)

”Görevi ve onuru, her şeyin üzerinde tutunuz.” (La Cordaire)

”Milli şeref, milli servetin en yüksek değeridir.” (James Monroe)

”İnanç kaybolup, şeref öldü mü insan da yok olur.” (Anonim)

”İnsanın onuruyla arasında, çok ince bir tel vardır; O da sözdür.” (Thedore Simon)

”Şerefe hak kazanmak, ona sahip olmaktan daha değerlidir.” (Thomas Fuller)

”Sevgiyle başlayıp onurla biten yaşam mutlu yaşamdır.” (Blaise Pascal)

”Dünya için haysiyetini, ahret için saadetini heder etme.” (Schiller)

”İnsanların onuruyla oynayanlar, cesareti olmayanlardır.” (Hint Özdeyişi)

”Şerefle mağlup olmayı, sahtekârlıkla elde edilen başarıya tercih ederim.” (Sofokles)

”İnsanın; düşmanlarını sevindirecek şekilde yaşamasındansa, şerefiyle ölmesi daha hayırlıdır.” (Firdevsî)

”Büyük işler başarıp şeref kazandıktan sonra, bir kenara çekilmesini bilmelisin.” (Lao Tzu)

”İnsanın onuruyla arasında, çok ince bir tel vardır; O da sözdür.” (Thedore Simon)

”Şerefini kaybedenlerin, kaybedecekleri başka bir şeyi yoktur.” (Arthur Schopenhauer)

”Şerefli bir kişi düştüğü zaman, ona ilk darbeyi ayak takımı indiriyor.” (Cervantes)

”Şerefini kaybettikten sonra, yaşamaktan daha feci bir ölüm olur mu?” (Jean J. Rousseau)

”Her şerefli insan; vicdanını yitirmektense, şerefini yitirmeyi uygun görür.” (Montaigne)

”İnsanlığın sadece ekmeğe değil, şerefe de ihtiyacı vardır.” (Roger Garaudy)

”Şeref ve erdem, ruhun süsüdür; bunlar olmasa, beden asla güzel gözükmez.” (Cervantes)

”İnsanlar iyi ve onurlu olabilirler ama sonuçta cenazesine gelen kişi sayısı hava durumuna bağlıdır.” (Nothing But the Truth)

”Onurun kurallarını bizim yıldızları incelediğimiz gibi inceleyenler var: Uzak bir mesafeden.” (Victor Hugo)

”Şeref, sarp kayalıklı kumsalsız bir adaya benzer, dışına çıktıktan sonra bir daha içeri girilmez.” (Nicolas Boileau)

”Şerefsizlikten daha sert yatak, daha keskin soğuk, daha acı sefalet olur mu?” (Joseph von Eichendorff)

”Şan ve şerefe en yakın yol, diğerlerinin sizi nasıl düşündüklerini istediğiniz gibi olmaya çalışmaktır.” (Socrates)

”Haksızlık önünde eğilmeyiniz, o zaman hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz.” (Hz.Ali)

”Hayatınıza rehber olarak halkın efkarını değil, kendi ruhunuzu dinleyerek şeref sahibi olabilirsiniz.” (Plutarchus)

”Hak edipte onurlandırılmamak, hak etmeden onurlandırılmaktan iyidir.” (Mark Twain)

”Onur, engebeli, kıyısı olmayan ada gibidir; bir kere terk ettiniz mi bir daha dönemezsiniz.” (Nicholas Boileau)

”Hiç kimse kazandıkları için ödüllendirilmemiştir. Onur o kişinin kazandırdıklarının ödülüdür.” (Calvin Coolidge)

”İnsan ne kadar daha fazla şeyden utanırsa o kadar şeref ve onur sahibi olur.” (Bernard Shaw)

”İktidar dalkavukluktan hazzetmeye başladığı zaman, şeref daima ayaklar altında ezilmiştir.” (William Shakespeare)

”Bana çağ dışı diyorlarmış. Ne büyük bir onur! Ben bu çağın dışında kalmayayım da içinde mi boğulayım?” (Necip Fazıl Kısakürek)

”Onurum yaşamımdır, beraber büyümüşlerdir; onurumu benden alın, yaşamım da bitmiş demektir.” (William Shakespeare)

”Onur verilebilen bir şey değildir, birdenbire ortaya çıkmaz, yavaş yavaş, çok karışık bir biçimde büyüyen bir duygudur.” (Indra Gandhi)

”Şöhret, kazanmak zorunda olduğumuz bir şeydir; şeref, kaybetmemek zorunda olduğumuz bir şey.” (Arthur Schopenhauer)

”Şan ve şeref, ateş böcekleri gibidir, uzaktan pırıl pırıl yanar fakat yakınından bakılınca ne sıcaklığı vardır, ne de ışığı.” (John Webster)

”Karakter ağaç ise, şan ve şeref de o ağacın gölgesi gibidir. Biz hep gölgeyi düşünürüz. Oysa karakter ağacın kendisidir.” (Anonim)

”Şerefli bir insan demek, saygıya değer bir insan, daha açıkçası yolda raslandıkça dönüp de bakılmaya değer bir insan demektir.” (Samuel Smiles)

”Kahraman için asıl şeref yabancıları aç koyup sefalete düşürmek değil, devleti uğrunda açlığa da sefalete de katlanmaktır. Çevresine ölüm yaymaz, meydan okur.” (Vauvenargue)

”Bence, bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin hürriyet ve istiklâline sahip olmasıyla kaimdir.” (Anonim)

”Bedeni zengin kılan, kafasının içidir insanın. En kara bulutlar arasından bile güneş nasıl ışırsa, en sade giysilerden bile dışarı vurur insanın onuru.” (William Shakespeare)

”Bir kimse dünyada izzetli ve ahirette şerefli olmak isterse şu üç şeye dikkat etsin: İhtiyacının görülmesini kimseden istemesin; kimseyi kötü bir şekilde anmasın; kimsenin aşını-yemeğini arzulamasın.” (Bişr Hafi)

”Şerefle bitirilmesi gereken, en asil görev hayattır. Bir lokma ekmek için, şerefini çiğnetmeye, bir anlık eğlence için, servetini tüketmeye. Bir zamanlık mevkii.” (Atakan Korkmaz)

”Şerefle bitirilmesi gereken en ağır vazife, hayattır.” (Toequeville)

”Bir güvercini yemek, bir kartal için şeref değildir.” (Boccaccio)

”Şerefini her şeyden üstün tutmayan millet, zelildir.” (Schiller)

dik durmak, insanlık onuru,  onurlu olmak, onurun için yaşa, onurunu kaybetme, onur sözleri,onur ile ilgili sözler, şeref sözleri, resimli mesajlar, resimli sözler, 

ŞÖHRET İLE İLGİLİ SÖZLER

23 Eylül 2019 Pazartesi / No Comments
ağırlık kaldırmak, asıl mesele, balzac, dağ,güneş gibi parlak, güzellik, hasar, parla, sıcaklık, soğuk, şöhret ne demektir, şöhretli, şöhret ile ilgili sözler, şöhret sözleri,

ŞÖHRET

Şöhret, uzaktan güneş gibi parlak ve ısıtıcıdır.
Yaklaştığınızda bir dağ tepesi kadar soğuktur...Balzac
Şöhretli olmak, tanınmak güzel ve tatlıdır.
Her yerde tanınır, her yerde güneş gibi parlak ve sıcak görünürsün.
Şöhretin ağırlığını kaldırmak ve taşıyabilmektir asıl mesele.
Zirveler soğuktur, zirvede kalmak zordur, düştüğünde hasarı büyük olur.  

*
ünlü olmak, altın sözler, asıl mesele, balzac, şöhretin bedeli, güzellik sözler, şöhret ile ilgili sözler, şöhret ne demektir, şöhret sözleri, şöhretli, şöhretli sözler, 

ŞÖHRET İLE İLGİLİ SÖZLER

Şöhret bir nehire benzer, hafif ve şişirilmiş şeyleri üstünde taşır, ağır ve katı olanları batırır. 
Francis Bacon
*
Şöhret öyle bir şeydir ki, kendi kendine gelir. İnsanın isteyip istememesinin ehemmiyeti yoktur.
Ömer Seyfettin
*
Şöhret kazandıktan sonra durup dinlenemezsiniz, çünkü daima arkanızdan gelen bir rakip vardır.
Bill Gates
*
Şöhret ölümün maskesidir. Kimseye miras kalmaz. Carlos Fuentes
*
Çağımızda bazı kişilerin şöhreti, onlara hayranlık duyanların aptallığı ile doğru orantılıdır.
Heiner Geisseler
*
Şöhret, kazanmak zorunda olduğumuz bir şeydir. Şeref, kaybetmemek zorunda olduğumuz bir şeydir.
Arthur Schopenhauer
*
Şöhret insanlar tarafından, insandan daha değersiz olan hareketlere verilen onaydan başka bir şey değildir.
Montaigne
*
Şöhretin peşinde koşmaya tenezzül etmeyenleri, şöhret kendisi takip eder.
P.B.Shelley
*
Şöhret bir adın etrafında toplanmış yanlış anlaşılmalardır. Murathan Mungan
*
Şöhret, kabiliyetin gölgesidir. İngiliz Atasözü
*
Şan ve şöhret; bu iki ihtiras, ihtiyarlık bilmez. Plutarchus
*
Şöhret, her şeyi olduğundan büyük gösterir. Thomas Fuller
*
Ün; güneş gibi, uzaktan parlak ve ısıtıcı; yaklaştınız mı bir dağ tepesi gibi soğuktur. Balzac
*
Şan şöhret tanrılaştırılmış bencilliktir. Balzac
*
Şöhret pazara benzer; orada çok kalırsanız, fiyatlar düşer. Francis Bacon
*
İyi bir ün sahibi olmanız, sizin için bir pasaporttur. Balzac
*
Bir adamın şöhreti gölgesine benzer; yükseldikçe büyür, düştükçe küçülür. Allegrand
*
Erken meşhur olmuş bir isim kadar ağır yük olamaz. Voltaire
*
Bazıları büyük doğar, bazıları büyüklüğü kazanır, bazılarına da büyüklük yakıştırılır. William Shakespeare
*
Parayı, zevk ve eğlenceyi seven veya şöhret peşinde koşan biri, aynı zamanda insanları da seven biri olamaz. Epictetos
*
Hayatta zor olan iki şey vardır: Biri, insanın kendine iyi bir ad sağlaması, ikincisi de bu adı sürdürmesidir. Robert Schumann
*
Dünya malına tapıyorsun; şehvet ve şöhret peşinde koşuyorsun; istediğini alamayınca da üzülüyorsun, içine düştüğün acıklı hali anla da aslının aslına doğru gel! Mevlana
*
Şöhret, bir büyüteçtir. Thomas Fuller
*
Başkalarının şöhretinin enkazı üzerine şöhret kuran adamdan nefret ederim. John Gray

ağırlık kaldırmak, asıl mesele, balzac, dağ,güneş gibi parlak, güzellik sözleri, sıcaklık, soğuk, şöhret ne demektir, şöhretli, şöhret ile ilgili sözler, şöhret sözleri, şöhretli sözler, altın sözler

HAYIRLI VE BEREKETLİ CUMALAR

20 Eylül 2019 Cuma / 2 Comments
bereketli, cuma, cuma mesajı, dua, hayırlı, mesaj, resimli cuma mesajları, en güzel cuma mesajları, cuma tebriği, hayırlı cumalar,
bereketli, cuma, cuma mesajı, cuma tebriği, dua, en güzel cuma mesajları, hayırlı, hayırlı cumalar, mesaj, resimli cuma mesajları, 
Ey Rabbim! Şu sonsuz merhamet ve rahmet deryasından bir damla da olsa, nasiplenmeyi hak eden kullarından eyle bizi. Amin. Hayırlı nurlu cumalar dilerim.
*
Dünyada bir olan sende bin olsun, kainatta damla olan sende okyanus olsun. El açıp dua etiğin her şey bugün kabul olsun, amin! "Hayırlı Cumalar" dilerim.
*
Ey İnsanoğlu! Gaflet uykusundan uyanın! Bekliyor bizi bu o dehşetli günler tövbe edin kardeşler Allah affeder..Hayırlı Cumalar.
*
Ben, beni seven ümmetimi almadan cennete girmem diyen Sevgilinin (S.A.V) ümmeti olmanın hakkını verebilmek duası ile "Hayırlı Cumalar" dilerim.
*
Rabbim birliğimizi, dirliğimizi ve beraberliğimizi daim eylesin. (Amin) Hayırlı Cumalar...
*
Ey nefsim! Şeytana yem olmak mı yoksa cennette gül olmak mı niyetin? Bırak yakamı secde edeyim. Sen huzura er, ben imanla öleyim. Rabbim hepimizi imanla ölen kullarından eylesin. Amin. Hayırlı nurlu cumalar.
*
Mübarek Cuma günü fazilet ve üstünlüğün ümmette ki kokusudur. Müminlerin eza, hasret ve keder dolu cumalarında, varlıkların özü, sevdaların en yücesi olan Sevgili Peygamberimiz Muhammed’imizi (s.a.v) maneviyatta cumalayanlardan olabilmemiz duasıyla. Cumamız mübarek olsun…
*
Bizi yoktan var eden, varlığından haberdar eden, yaratıp imtihan eden, imtihan edip sabır veren Allah'ın müminlerini bağışlaması dileğiyle Cumanız Mübarek olsun!
*
Bugün Cuma... Rabbim!.. Dualarınızı hayırlı kılarak kabul eylesin. Cumanız bereketli ve gönlünüzce olsun inşallah.
*
Cuma gibi günümüz var. İslam gibi dinimiz var. Muhammed gibi sahibimiz var. Allah dedim, dostum dedim, 99 ismine mühür vurdum, üstüne.
*
Bu mübarek cuma günü hürmetine evlerimizi aşsız, kalplerimizi aşksız, dillerimizi duasız bırakma… Evlatlarımızı hayırlı, bedenimizi sağlıklı, işlerimizi başarılı kıl… Fakirlere yadım et, zalimlere fırsat verme Ya Rab! Hayırlı cumalar dilerim.
*
Önce yollar uzanır hakka yürümek için, tomurcuklar güller açar onu görmek için, dua eden biri var senin için. sende dua et ALLAH için. cumanız mübarek olsun.
*
Kalbimiz iman ile gönlümüz İslam ile dilimiz Kur’an ile kulağımız ezan ile gözümüz nur ile dolsun… Evimiz huzurlu ve neşeli olsun. Hayırlı Cumalar…
*
Çıkarsa kalbinde yara, Yaradan dönüştürür bunu bir gün hayra, sen sabretmesini bilirsen; Yaradan düşürmez seni dara. Kaldır başını semaya, aç ellerini mevlaya. Sen istemesini bilirsen, mevla cevap verir duaya. Cuma günümüz mübarek olsun.
*
Ettiğin her dua derdine deva, sağlığına şifa, gözüne nur, gönlüne huzur, ailene ve sevdiklerine huzur getirsin. Hayırlı cumalar dilerim.
*
'Şüphesiz (bilsinler) ki O Allah, bizzat rızkı veren kuvvet ve kudret sahibidir. Hiç kuşkusuz o zulmedenlere de, (geçmiş) arkadaşlarının (azaptaki ) payı gibi bir pay vardır. Şimdi gelmesi için acele etmesinler. ' (Zariyat ~58,59) Cuma Gününüz Bin Mübarek Olsun. Dua eder, Dua beklerim. Selamlar.
*
Mevlana diyor ki; Dua edecek güzel bir gönlün yoksa, güzel yürekli insanlardan dua iste. Ömrüne ömür katılsın, Gönlüne meltem saçılsın. Bu mübarek günde melekler dört yanını sarsın…Derdine derman, gönlüne iman dolsun..! Hayırlı Cumalar.


bereketli, cuma, cuma mesajı, dua, hayırlı, mesaj, resimli cuma mesajları, en güzel cuma mesajları, cuma tebriği, hayırlı cumalar, 

EN TEHLİKELİ İNSANLAR

19 Eylül 2019 Perşembe / No Comments
aklını kiraya vermek, anton çehov, beyin, dünya, en tehlikeli insan karekterleri, format atmak, karar, moda, sorgula, sorunlar, tabir, tehlikeli insanların ortak özellikleri

EN TEHLİKELİ İNSAN!

En tehlikeli insan, 
az anlayan, çok inanandır.
Zamanımızın en önemli sorunlarından biri.
Dinlemeden, anladığını söyleyen, karar veren ve inanan insanlar.
Bu insanlar körü körüne inandıkları için ikna etmekte çok zordur.
Moda tabirle 'aklını kiraya vermişlerdir'
Düşünmezler, çünkü onların yerine düşünen, karar verenler vardır.
Sorgulamazlar, çünkü sorgulamak rahatsız eder.
Beyinleri, söylenene inanmak ve onu yapmakla formatlanmıştır.
Aklını kiraya verenler aslında dünyanın en rahat insanlarıdır.
Kafası rahattır.

*
aklını kiraya vermek, anton çehov, beyin, dünya, en tehlikeli insan karekterleri, format atmak, karar, moda, insanların en tehlikelisi, tehlikeli insanların ortak özellikleri, 
En Tehlikeli İnsan Karakterleri 

1)Kaybedecek Bir Şeyi Olmayan İnsanlar

Bu tip insanlarda, agrasiflik, olumsuzluk vb özellikler artık kontrol edilemeyecek durumdadır, ve karşısındaki insanı öldürebilir, yaralayabilir, yada hiç tereddüt etmeden her türlü pisliği yapabilirler.

2) Cahil İnsanlar

Bu tip insanlarda, insan öldürebilir yada yaralayabilir, lakin hepsi değil. Genel olarak en belirgin ortak özellikleri; kendilerine verilen hiç bir bilgiyi kabul etmemeleri kendi bildiklerini daima doğru kabul etmeleri yani; dediğim dedik çaldığım düdük şeklinde yaşayan insanlar olmaları.

3) Vurdum Duymaz İnsanlar

Bu tip insanlarda, orta derecede agrasiflik olumsuzluk vb özellikler zaman zaman kontrol altında, zaman zamansa kontrol dışında gözlemlenir. İnsan öldüremezler, zarar veremezler ancak insanlara karşı çok kırıcı olabilirler. Genelde yalnız yaşamayı tercih ederler. Sevgiye ihtiyaçları vardır, bu olmazsa kötü yönde gelişme gösterirler.

4) Herşeyi Bildiğini Sanan İnsanlar

Bu tip insanlarda, pozitiflik, olumluluk vb özellikler bulunur. Lakin aşırı derecede inatçılığa sahiptirler, ve bu inatları onları zarar verici ve tehlikeli insan sınıfına sokar. Bildiklerini sandıkları şeylerin yanlış olduğunu gün gelip anlasalarda, pişman olmazlar. Yaptıkları herşeyle gurur duyarlar. Çevrelerindeki insanları daima suçlarlar...

5) Aşırı Duygusal İnsanlar

Bu tip insanlarda nerdeyse olumsuz hiç bir özellik olmamasına rağmen, tehlikeli sayılabilirler. Onları Tehlikeli yapan şey, başka insanlara çok değer vermeleri, ve karşılık alamadıkları zaman çıldırmaları ile başlar, kontrol kayıpları ile devam eder. 

6) Aşırı Gariban İnsanlar

Bu tip insanlarda olumlu ve olumsuz özellikler bir arada gözlemlenir tarafımdan. Yüksek öncelikli sorunları paradır. Parasızlık bu tarz insanları suç işlemeye kadar itmektedir.

7) Kendini Beğenmiş İnsanlar

Bu tip insanlarda olumsuz yönler, olumlu yönlerden fazlaca görülür. Kendi zevklerine isteklerine aşırı düşkün oldukları için, insanlar için tehlike arz ederler. Çünkü karşılarındaki insanların isteklerini önemsemezler, kendi istekleri için diğer insanların isteklerini hiçe sayarlar.

8) Aşırı Cimri İnsanlar

Bu tip insanlar paraya sahip olmalarına karşın, yeteri kadar paraya sahip olamadıklarını düşünürler. Bu yüzden de para harcamaları konusunda çok titiz davranırlar. Lakin bu cimrilikleri bazen onları kendi eşlerine çocuklarına karşı bile, acımasız olmaya iter. 

9) Salak İnsanlar

Bu tip insanlarda genellikle tutarlı olmayan davranış biçimleri görülür. Olaylar karşısında neden sonuç ilişkisine göre hareket etmezler. Salaklıkları yüzünden çevrelerindeki nesnelere zarar verebilir. Salaklıkları yüzünden yine, istemeden de olsa kırıcı olabilirler...

10) Çok Konuşan İnsanlar

Bu tip insanlarda karakteristik özellikler farklı farklı olabilir. Konuşmaya bir başladınmı hiç susmak bilmeyecek gibidirler. çok konuşmaları nedeniyle çevrelerindeki insanlarda kafa ağrıları yaratırlar. Çok konuşan insan aynı zamanda belli bir süre konuştuktan sonra, konuşacak düzgün bir şeyler bulamadığı için boş konuşmaya başlar. Bunun sonucunda ise, çekilemez insan olurlar, çekilemez oldukları için de varlıkları insanları rahatsız edici bir tehlike şeklinde oluşur.

aklını kiraya vermek, anton çehov, beyin, dünya, en tehlikeli insan karekterleri, format atmak, karar, moda, sorgula, sorunlar, tabir, tehlikeli insanların ortak özellikleri 

EDEBİYAT TÜRLERİ

17 Eylül 2019 Salı / No Comments
biyoğrafi, destan, düz yazı, edebi metinler, edebiyat türleri nelerdir, eleştiri, halk hikayesi, hikaye, makale, manzum hikaye, masal, mektup, mesnevi, nazım, nesir, roman, röportaj, sanatsal, şiir, tiyatro,

Edebiyat  türleri biçim yönüyle iki başlık altında ele alınabilir: Nazım (şiir) ve nesir (düz yazı).

Nazım belli bir ölçü ve kalıp esas alınarak üretilmiş edebi ürünlerdir. Ya da kısaca bütün şiir ve şiirsel metinlerdir. Hece vezni gibi belli bir kalıp ve ölçü kaygısı güdülerek yazılır. Nesir ise serbest, ölçüsüz düz yazıdır. Nazım genel oarak bütün şiir türlerini; nesir ise edebiyatın şiir dışındaki tüm biçimlerini (roman, öykü, tiyatro, deneme vs.) kapsar.

METİNLERİN SINIFLANDIRILMASI- METİN TÜRLERİ

1. EDEBÎ (SANATSAL) METİNLER

A) Coşku ve Heyecana Bağlı Metinler: Şiir

B) Olay Çevresinde Oluşan Metinler

b.1. Anlatmaya Bağlı Metinler

Hikâye, Roman, Masal, Destan, Halk Hikâyesi, Manzum Hikâye, Mesnevi

b.2. Göstermeye Bağlı Metinler

Geleneksel Tiyatro, Karagöz, Ortaoyunu, Meddah, Köy Seyirlik Oyunları, Modern Tiyatro, Trajedi, Komedi, Dram


2. ÖĞRETİCİ METİNLER

1. Bilimsel Metinler,
2. Tarihi Metinler,
3. Felsefî Metinler,
4. Gazete Çevresinde Gelişen Metinler        
5. Kişisel Hayatı Konu Alan Metinler

Makale, Deneme, Sohbet , Röportaj, Fıkra, Eleştiri, Hatıra (anı), Günlük, Mektup, Gezi, Biyografi

biyoğrafi, destan, düz yazı, edebi metinler, edebiyat türleri nelerdir, eleştiri, halk hikayesi, hikaye, makale, manzum hikaye, masal, mektup, mesnevi, nazım, nesir, roman, röportaj, sanatsal, şiir, tiyatro, 

EDEBİYAT NEDİR?

/ No Comments
arapça edebiyat, deneme, edebiyat nedir, edebiyat tarihi, edep, fıkra, hikaye, roman, sanat türü, sanatlar, sözlü, şinasi, türk edebiyatı, yazılı, edebiyat hakkında bilgi, ders notları, ödev notları,

Edebiyat: Arapça "edep" sözcüğünden türetilen bu kavram, ilk kez Şinasi tarafından günümüzdeki anlamıyla bir sanat türünün adı olarak kullanılmıştır. Şinasi'den önce nazım ve nesir türlerindeki eserlere 'şiir' ve 'inşa' denilmekteydi.
Günümüzde edebiyat kavramı şu anlamlarda kullanılmaktadır:

1) Düşünce, duygu, olay ve imgelerin insanlarda estetik duygular uyandıracak bir biçimde, dil aracılığıyla, söz ve yazıyla anlatımını amaç edinen sanat.eş.Yazın.
2) Bu sanatın ilkelerini, kurallarını, bu yolda oluşturulmuş ürünleri inceleyen bilim dalı. Değerlendirme çalışmalarıyla "edebiyat tarihi" adını alır.
3) Bir çağda, bir dilde yaratılmış, sözlü ya da yazılı, sanat değeri taşıyan yapıtların bütünü; Klasik edebiyat, 19. yüzyıl Türk edebiyatı gibi.
4) Herhangi bir bilim ya da sanat dalıyla ilgili eserlerin tümü: Tıp edebiyatı, Atatürk'le ilgili literatür... gibi. Türkçe'de bu anlamda genellikle "literatür" kelimesi kullanılmaktadır.

Ayrıca deyim olarak "edebiyat yapmak" sözü; bir konuda gereksiz, boş, süslü söz söylemek anlamına gelir.

Edebiyat eseri, bir dil ürünü olan yazılı ve sözlü eserlerin tümü. Bu bakımdan bir gazete haberinden sanat değeri taşıyan hikaye, roman, deneme, fıkra türüne kadar her türlü yazı edebiyat eseri sayılır.

Edebiyat Tarihi ve Önemi:

Bir ulusun çağlar boyu yarattığı sözlü ve yazılı dil ürünlerini ve onların yazarlarını bilimsel bir yöntemle tarihi akış içinde inceleyen bilim dalına edebiyat tarihi denir. Edebiyat tarihi bir ulusun geçmişteki düşünce yapısını, dünya anlayışını, kültür ve uygarlık birikimini yeni kuşaklara aktarır. Böylece kuşaklar arasında köprü kurarak yeni kuşakların daha iyiyi, doğruyu, güzeli bulmalarına yardımcı olur.

arapça edebiyat, deneme, edebiyat nedir, edebiyat tarihi, edep, fıkra, hikaye, roman, sanat türü, sanatlar, sözlü, şinasi, türk edebiyatı, yazılı, edebiyat hakkında bilgi, ders notları, ödev notları, 

RIZIK ALLAH'TANDIR

16 Eylül 2019 Pazartesi / No Comments
aciz, açlık, allah, anne, anne sütü, canlı, muhtaç, ölüm, rızık allah'tandır, rızkı veren, rızkın sahibi allah'tır, varlık, yaratıcı, yaratılan, rızık nedir, rızkı kim verir
aciz, açlık, allah, anne, anne sütü, canlı, muhtaç, ölüm, rızık allah'tandır, rızık nedir, rızkı kim verir, rızkı veren, rızkın sahibi allah'tır, varlık, yaratıcı, yaratılan, 
RIZIK ALLAH'TANDIR.

Rızkın sahibi ve rızkı veren Allah'tır.
*
En aciz canlılara ve onların yavrularına rızkı Allah gönderir.
Kuş yavrularını anneleri ağzında ve midesinde hazırladığı 
yemeklerle ağızdan besler.
Anneleri yemek getirmese aç kalır ve ölürler.
*
İnsan yavrusu en aciz canlıdır.
Yıllarca annesine muhtaç yaşar.
Bebek anne sütü alamazsa yada annesi beslemezse acından ölür.
*
Allah kurduğu nizamla en aciz varlıkların rızkını göndermektedir.
*
Karınca zayıf olduğu için aç kalmaz. 
Aslanın da güçlü pençelerinden dolayı karnı doymaz. 
Rızkın sahibi Allah'tır...
*
 Ve 'Sizleri ummadığınız, beklemediğiniz yerden rızıklandırırım' demektedir.


aciz, açlık, allah, anne, anne sütü, canlı, muhtaç, ölüm, rızık allah'tandır, rızkı veren, rızkın sahibi allah'tır, varlık, yaratıcı, yaratılan, rızık nedir, rızkı kim verir

WİLLİAM SHAKESPEARE HAYATI VE SÖZLERİ

13 Eylül 2019 Cuma / No Comments
William Shakespeare kimdir özet,  William Shakespeare sözleri, William Shakespeare eserleri, William Shakespeare şiierleri, William Shakespeare hayatı kısa, William Shakespeare hamlet,
William Shakespeare eserleri, William Shakespeare hamlet, William Shakespeare hayatı kısa, William Shakespeare kimdir özet, William Shakespeare sözleri, William Shakespeare şiierleri, 
William Shakespeare Kimdir?

Babası ticaretle uğraşan bir işadamıydı. Rönesans şairlerinden olan Shakespeare; büyük bir olasılıkla Stratford’daki ortaokulda öğrenim gördü. 18 yaşındayken, kendisinden yaklaşık sekiz yaş büyük olan Anne Hathaway ile evlendi ve bu evlilikten önce bir kızı, sonra biri oğlan öbürü kız ikizler dünyaya geldi. Bu sıralarda Stratford’u terk eden Shakespeare’in, bundan sonra 1592’ye kadar ki yaşamına ilişkin bilgi yoktur. Bu tarihte bir oyun yazarının yazdığı bir kitapçıkta Shakespeare’e değinilmesi, hatta onun başkalarının oyunlarını çalmakla suçlaması dolayısıyla, Shakespeare’in bu sırada bir tiyatro topluluğunda yazar ve oyuncu olarak çalıştığı bilinmektedir. Yılda ortalama iki oyun yazan Shakespeare, kendi oyunlarında da küçük roller alıyordu. 1594’e gelindiğinde, Chamberlain Topluluğu’nun önde gelen bir oyuncusuydu. Aynı yıl oyunları yayımlanmaya başladı. Döneminin bütün özelliklerini taşıdığı oyunlarının başarısı üzerine kazancı gittikçe artan Shakespeare’in, Kraliçe I. Elizabeth döneminin sonlarında varlıklı bir yaşam sürdüğü, kendi oyuncu topluluğu için 1599’da Londra’da yaptırılan Globe Tiyatrosu’nun hisselerinin bir bölümünü satın aldığı bilinmektedir.

Londra’da birkaç yıl daha kalan Shakespeare, daha sonra Stratford’a dönerek burada yaşamaya başladı ve büyük bir olasılıkla son oyunlarını da burada yazdı. Shakespeare’in, bir bölümü soylu bir genci öven, bir bölümü de bir kadına duyduğu sevgiyi dile getiren Soneler’i son derece duyarlı ve zengin bir dille kaleme alınmış şiirlerdir. Shakespeare her biri birbirinden değişik komedi ve trajediler kaleme aldı. “Bir Yaz Gecesi Rüyası” adlı komedisinde, bazı kendi halinde kişilerin dükü eğlendirmek için bir oyun sahnelemeye kalktıktan sonra iki lafı bir araya getirememeleri Shakespeare’in benzersiz güldürü yeteneğini ortaya koyar. Trajedilerinde ise izleyicilerin tüylerini diken diken eden bir gerilim yaratabilmiştir. Birçok başka yazar ince esprili komediler, romantik oyunlar, ürkütücü cinayet ve öç alma trajedileri, büyük öyküleri yazmakta ustaydı. Ama hiçbiri bunların tümünde birden Shakespeare kadar başarılı olamadı.

William Shakespeare’in hayatı

Shakespeare’in kahramanlarından bazıları, o kahramanın yer aldığı oyunu görmeyen kişilerce bile bilinir. İriyarı, hoşsohbet, cana yakın bir adam olan, eğlenceyi ve şarabı seven Sir John Falstaff bunlardan biridir. Yazarın Henry IV adlı oyununun birinci ve ikinci bölümlerinde geçen Prens Halin arkadaşlarıdır. Shakespeare Henry V’te Falstaff’ın nasıl öldüğünü anlatan bir sahneye yer vermiş, ama Kraliçe I. Elizabeth’in bu karakteri başka bir oyunda gene görmek istemesi üzerine de Windsor’un “Şen Kadınları” adlı komedisinde Falstaff yeniden ortaya çıkmıştır.

Shakespeare’in karakterleri arasında özellikle ünlü olanlardan biri de, tıpkı gerçek yaşamda olduğu gibi, hiçbir zaman tam olarak anlaşılamayan, her çağda yoruma açık bir kişiliği olan Danimarka Prensi Hamlet’tir. Acı çekmek ya da kendini öldürerek bu acıyı dindirmek arasında bocalayan Hamlet’in ikilemini, Shakespeare ünlü “Olmak ya da olmamak! İşte bütün sorun bu!” dizesiyle dile getirmiştir. Shakespeare’in “Hamlet”, “Macbeth” ve “Kral Lear” gibi trajedilerinde kahramanların asıl sorunu kendi kusurları ya da zayıflıklarıdır. Bunlar çoğunlukla acımasızlık, hırs, kıskançlık, bencillik gibi hoş olmayan özelliklerdir. Öte yandan Shakespeare gene de öyle canlı karakterler yaratır, onların iç dünyasını ve acılarını öylesine sevecenlikle sergiler ki, izleyiciler onlara yakınlık duyar, başlarına gelenlere üzülür. Shakespeare’in böyle canlı karakterler yaratması, oyunun öyküsü gerçek dışı bile olsa, kişilerin inandırıcı olduğu anlamına gelir. Karakterlerin şiir diliyle konuşmaları bile onların inandırıcılığını zedelemez. William Shakespeare, 23 Nisan 1616’da Startfort’ta, Ben Jonson ile birlikte katıldığı bir şölenin ardından hayat gözlerini kapamıştır. Eserlerinin bir çoğu Türkçe’ye çevrilerek, ülkemizde de sergilenmiş, bazıları da sinema filmi olarak çekilmiştir.

Shakespeare’in sanat yaşamı

William Shakespeare yazarlık yaşamına komedyalarla başladı ve bu yaşamı yine komadyayla kapadı. Yazarlığının ilk yıllarında “Aşkın Emeği Boşa Gitti”, “Hırçın Kız”, “Yanlışlıklar Komedyası” ve bitiminde de “Fırtına” adlı komedyalarını yazdı. Romantik komedyaya renk ve bütünlük getiren oydu. Ancak bu başarısında Shakespeare’in üzerinde, önceki yazarların etkisi çok büyüktü. İngiltere’de gittikçe gelişen komedya ölçüsünü daha önceki dönemlerdeki tragi-komik oyunlardan almıştı. Ancak bu tragi-komedyaların önemli bir kusurları vardı; dramatik bütünlükten yoksundu ve üslup yönünden zayıftı. Shakespeare, her ne kadar seçtiği konuları yine o dönemin yazarlarının seçtiği konulardan seçmiş olsada kendine özgü yazımı, anlatımı ve konuyu zenginleştirmesiyle Shakespeare o yazarlarda rahatlıkla ayrıştırılabiliyordu.

Shakespeare’in yazdığı ve günümüzde hala kendisinden bahsettirebilen ve çeşitli tiyatro grupları tarafından sahneye konulan oyunları, Shakespeare’in yaşadığı döneme ve günümüz dünyasına damgasını vurmuştur. Oyunlarının 17’si yaşarken yayımlandı, geri kalanlar ise 1623’te iki oyuncu arkadaşının çıkardığı yapıtlarının toplu basımı içinde yer aldı. Yazılış tarihleri bilinmeyen bu yapıtlar, dönemlere ayrılarak incelenirler. Birinci dönem; IV. Henry, IV. Richard, Kral John vb’de kendinden önceki yazarların tarihçe niteliğindeki oyunların yeniden ele alarak sanat düzeyi yüksek yeni dramlar ortaya koydu. Yanlışlıklar Komedyası, Hırçın Kız, Venedik Taciri gibi komedyalarında ise çağının komik sözcüklere ve şakalara dayanan kaba güldürülerini başarılı yapıtlara dönüştürdü.

XVI. yüzyılın sonlarından 1608’e kadar süren ve olgunluk dönemi diye nitelenen ikinci döneminde Hamlet, Othello, Macbeth, Atinalı Timon vb. tragedyalarını, Troilus ve Cressieda, Kısasa Kısas gibi komedyalarını ortaya koydu. Bunlar insan davranışlarını, bunların yol açtığı sonuçları ele alan başarılı yapıtlardı. Üçüncü ve son dönemdeki Bir Kış Masalı, Fırtına, VIII. Henry adlı oyunlarını yazdı. Bu oyunlarında da çağının huzursuzluğunu dile getirdi. İngiliz tiyatrosuna çağ atlatan Shakespeare, ülkesindeki kültür birikiminden yararlanmakla yetinmeyerek antik kültürden, eski İngiliz ve Kuzey halklarının halk bilimlerinden, Fransız ve İtalyan edebiyatından yurtsverliğe dayanan İngiliz tarih anlayışından ve hümanist öğretilerden de yararlandı.

Sonraki yüzyıllarda, Shakespeare’in büyük bir yazar olmakla birlikte yeterki ölçüde öğrenim görmediğine dikkati çeken kimi edebiyat tarihçileri bu büyük yapıtların gerçekte Francis Bacon ya da kimi soylu kişilerce yazılıp Shakespeare imzasıyla ortaya konulduğunu öne sürdüler. Ancak geçen süreç bu kuşkuyu haklı çıkaracak veriler getirmedi. Shakespeare’in yukarıda anlatılanlar dışındaki belli başlı oyunları Veronalı İki Centilmen, Bir Yaz Gecesi Rüyası, Kuru Gürültü, Windson’un Şen Kadınlar, Nasıl Hoşunuza Giderse (Beğendiğiniz Gibi), Onikinci Gece, Romeo ile Juliet, Julius Caesar, Antonius ile Cleopatra, Pericles’tir.

William Shakespeare’in Ünlü Sözleri

Allah size bir yüz vermiş, siz kendinize ikincisini yapıyorsunuz.
*
Kelimelerim uçar, düşüncelerim yerde kalır: Düşüncelerim olmadan kelimelerim cennete erişemez.
*
Herkesi dinleyin, azıyla konuşun.
*
Cennet sevgisi cennetlik yapar.
*
Kaderimiz yıldızlarda değil kendi içimizde yatar.
*
Herkesi sev, bir kaçına güven, hiçbirine yanlış yapma.
*
Cehennem boş ve bütün şeytanlar burada.
*
Sarp tepeleri tırmanmak için önce yavaş adımlarla başlamalısınız.
*
Ne olduğumuzu biliriz, ne olacağımızı değil.
*
Doğmak kaçırılmak gibi bir şey.Ve köle olarak satılmak.
*
Bir aptal kendini zeki sanır, ancak akıllı biri kendinin aptal olduğunu bilir.
*
Sevdiklerimizden ayrı kalmak; kendi kendine – ölümcül bir sürgün.
*
Barış antlaşmaları fetihin doğasından gelir; ancak böyle iki tarafta asilce boyun eğmiş olur ve hiçbir taraf kaybetmez.


Bu yazı, William Shakespeare kimdir özet,  William Shakespeare sözleri, William Shakespeare eserleri, William Shakespeare şiierleri, William Shakespeare hayatı kısa, William Shakespeare hamlet, ile ilgilidir.

SADİ ŞİRAZİ'NİN HAYATI VE ESERLERİ

/ No Comments
sadi şirazi, sadi şirazi kimdir, sadi şirazi hayatı ve eserleri, sadi şirazi hayatı, sadi şirazi eserleri, sadi şirazi şiirleri, sadi şirazi gülistan, sadi şirazi sözleri, şairler ve yazarlar, sadi şirazi kimdir kısaca

sadi şirazi, sadi şirazi eserleri, sadi şirazi gülistan, sadi şirazi hayatı, sadi şirazi kimdir, sadi şirazi kimdir kısaca, sadi şirazi sözleri, sadi şirazi şiirleri, şairler ve yazarlar, 

SA‘DÎ-i ŞÎRÂZÎ KİMDİR?

Ebû Muhammed Sa‘dî Müşerrifüddîn (Şerefüddîn) Muslih b. Abdillâh b. Müşerrif Şîrâzî (ö. 691/1292), Fars edebiyatının en büyük şairlerinden biridir. Sünni bir alim ve sufidir.

Kuran'ı ezberleyerek "hafız" unvanını aldığı, eserleri üzerine yapılan çalışmalardan ise iyi bir medrese eğitimi gördüğü; hadis, fıkıh, kelam ve tasavvuf okuduğu anlaşılmaktadır.

Sadi, felsefe ve tasavvuf konularını içeren ve genellikle "arifane" diye adlandırılan türün kurucusu sayılır. Bostan’da işlenen başlıca konular, adalet ve insaf, cömertlik, aşk, teslim ve rıza, kanaat, terbiye, tövbedir.

Yaşadığı dönemde sahip olduğu şöhrete ve halkın takdirini kazanmış olmasına rağmen hayatına dair bilgiler sınırlıdır.

Sa‘dî, Atabek Sa‘d b. Zengî’nin mülâzımı olan babasının gözetiminde eğitimine başladı. Babasının ölümü üzerine anne tarafından dedesi olan Mes‘ûd b. Muslih el-Fârisî tarafından yetiştirildi.

İlk dinî ve edebî bilgileri Şîraz’da aldıktan sonra öğrenimini tamamlamak için 620 (1223) yılı civarında Bağdat’a gitti ve Nizâmiye Medresesi’nde ders gördü. Bağdat Müstansıriyye Medresesi’nde hocalık yapan İbnü’l-Cevzî ile Bostân’da kendisinden söz ettiği Şehâbeddin es-Sühreverdî’den etkilendi.

Sa‘dî’nin Bağdat’taki diğer hocalarının kimler olduğu hususunda bilgi bulunmamakla birlikte o dönemde Nizâmiye Medresesi’nde müderris olan Bahâeddin Zekeriyyâ el-Mültânî, Ebü’l-Kāsım Abdurrahman b. Muhammed b. Ahmed b. Hamdân, Ebû Abdullah Muhammed b. Yahyâ el-Bağdâdî, Mahmûd b. Ahmed b. Mahmûd ez-Zencânî ve Necmeddin el-Bâdrâî gibi âlimlerden de ders almış olmalıdır.

Bağdat’ta tahsilini tamamlayarak 655 (1257) yılında Şîraz’a dönen Sa‘dî, Fars bölgesinin yöneticisi olan Atabek Ebû Bekir b. Sa‘d b. Zengî’nin şehzadesi Sa‘d b. Ebû Bekir b. Sa‘d’ın yakınları arasına katıldı. Bu hânedan mensuplarından başka içlerinde İlhanlı devlet adamı Atâ Melik el-Cüveynî ile kardeşi Şemseddin el-Cüveynî’nin de bulunduğu bazı devlet adamlarını öven şiirler yazdı; hayatını irşad ve halka hizmetle geçirdi.

Şîraz’da iken hac vazifesini yerine getirip Tebriz yoluyla geri dönen Sa‘dî, Tebriz’de Moğol Hükümdarı Abaka Han ile görüştü ve ondan saygı gördü.

Ömrünün son yıllarını Şîraz’ın kuzeybatısında şimdi medfun bulunduğu hankahında riyâzet ve ibadetle geçiren Sa‘dî’nin ölümüne dair kaynaklarda farklı tarihler verilmişse de son araştırmalar neticesinde 27 Zilhicce 691’de (9 Aralık 1292) öldüğü tesbit edilmiştir. Zamanla harap olan mezarı ve hankahı Kerîm Han Zend tarafından 1180’de (1766) yeniden yaptırılmıştır.

Gerek kendi eserlerinden gerekse ondan bahseden kaynaklardan Hicaz, Şam, Lübnan ve Anadolu’ya gittiği anlaşılmaktadır. Ancak eserlerinde ve özellikle Gülistân’da Kâşgar, Doğu Türkistan, Belh, Sûmenât, Mısır, Habeşistan, Ermenistan, Çin vb. yerlere gittiğine dair bilgilerin ve bu çerçevede anlattığı hikâyelerin tarihî hadiselerle örtüşmemesi sebebiyle bunların şairane hayal ürünü olduğu ileri sürülmektedir.

Sa‘dî henüz hayatta iken büyük bir şöhret kazanmış, İran dışında yaşayan Emîr Hüsrev-i Dihlevî ve Hasan Dihlevî gibi çağdaşı şairler gazellerinde onun üslûbunu takip etmiştir. Sa‘dî’nin hayatının sonlarında Aksaray’da yaşayan Seyf-i Fergānî de onun bazı şiirlerine nazîreler yazmış, hakkında methiyeler söylemiştir.

VI ve VII. (XII-XIII.) yüzyıl şairlerinin aksine Sa‘dî bütün şiirlerinde bilinen ve yaygın olarak kullanılan kelimeleri tercih etmiştir. Onun şiirlerinde Arapça terkip ve cümleler Senâî, Evhadüddîn-i Enverî ve Hâkānî-i Şîrvânî’ninki kadar yaygın değildir.

Eserlerinde Farsça’da kullanılan Türkçe kelimelere de yer veren Sa‘dî’nin şiir ve nesrinin en bâriz özelliği akıcı ve sehl-i mümteni‘ olmasıdır. Sa‘dî, yaşadığı dönemde yaygın nazım şekli olan gazeli müstakil bir edebî tür olarak mükemmeliğe kavuşturmuştur. Divanında âşıkane gazeller çoğunluktadır.

Manzum ve mensur eserlerinde Farsça’da eskiden beri yaygın biçimde kullanılan atasözlerinden faydalanmış, bunun yanında toplumun düşünce ve isteklerine tercüman olan özlü sözleri atasözü haline gelerek günümüze kadar kullanılagelmiştir.

Sa‘dî’nin tesiri sadece Fars edebiyatıyla sınırlı kalmamış, Türk ve Urdu edebiyatlarıyla Batı dünyasında da önemli izler bırakmıştır. Dindar bir ailede yetişen ve İslâmî ilimleri tahsil eden Sa‘dî’nin hangi mezhebi benimsediği kesin şekilde bilinmiyorsa da Sünnî olduğunu söylemek mümkündür.

Eserleri

Sa‘dî’nin manzum ve mensur eserleri Külliyyât adı altında toplanmış olup bunun ilk defa kimin tarafından gerçekleştirildiği bilinmemektedir. Ancak Gülistân ve Bostân gibi kitapların yanında diğer eserlerini de bizzat Sa‘dî’nin bir araya getirdiği muhakkaktır.

Külliyyât’ın mevcut tertibi Ali b. Ahmed b. Ebû Bekr-i Bî-sütûn tarafından 726 (1326) ve 734 (1333) yıllarında yapılmıştır. Bîsütûn’un ifadesine göre Külliyyât on altı kitap ve altı risâle olmak üzere yirmi iki veya on altı kitap yedi risâle şeklinde yirmi üç eseri ihtiva edecek biçimde daha önce bir başkası tarafından derlenmiştir. (Külliyyât, s. 923-925)

Manzum eserlerinden bazıları:

1. Bostân (Sadînâme). Eserde Sa‘dî idealize ettiği dünyanın nasıl olması gerektiğini anlatır. Külliyyât içinde ve müstakil olarak birçok defa basılmış, Türkçe başta olmak üzere çeşitli dillere çevrilmiş ve üzerine şerhler yazılmıştır.

2. Ķasâyid-i Arabî. 700 beyit civarında medih ve nasihatle Mu‘tasım-Billâh’a mersiye olarak yazılmış uzun bir kasideden ibarettir.

3. Ķasâyid-i Fârsî. Vaaz, nasihat ve tevhidden başka zamanın hükümdar, vezir ve ileri gelen şahsiyetleri için yazılmış kasidelerden oluşmaktadır.

4. Merâsî. Mu‘tasım-Billâh, Ebû Bekir b. Sa‘d b. Zengî, Sa‘d b. Ebû Bekir, Emîr Fahreddin ve İzzeddin Ahmed b. Yûsuf için mersiye olarak yazılmış kasidelerle hâmisi Atabek Sa‘d b. Ebû Bekir adına kaleme alınmış son derece etkili bir terciibendi ihtiva etmektedir.

Mensur eserlerinden bazıları:

1. Gülistân. Fars edebiyatının şaheserlerinden olan, Sa‘dî’nin bilgi ve tecrübesini belâgat ve fesahatle yoğurup yazıya döktüğü Gülistân onun Farsça ve Arapça şiirleriyle karışık mensur bir eserdir. Bostân gibi birçok baskısı ve çeşitli dillere tercümeleri yapılmıştır.

2. Taķrîr-i Dîbâce. Külliyyât’ın eski nüshalarında bulunmayan bu bölüm X. (XVI.) yüzyılda istinsah edilmiş yazmalarda yer alır.

3. Nasihatü’l-mülûk (Nesâyihu’l-mülûk). Sa‘dî’nin dostlarından birinin isteği üzerine hükümdarlara öğüt vermek amacıyla kaleme alınmış nazımla karışık bir risâledir.

4. Risâle-i Aķl u Işķ. Sa‘deddin Netanzî’nin akıl ve aşkla ilgili sorusuna Sa‘dî’nin sade bir dille verdiği cevaptır.

5. Risâle-i Enkiyânû. Yöneticilerin, hükümdarların davranışlarına dair bilmesi ve uyması gereken bazı hususlarda Enkiyânû’ya verilen öğütlerden ibarettir.

6. Mecâlis-i Pencgâne. Farsça ve Arapça şiirlerle karışık olarak muhtemelen Sa‘dî’nin vaazlarından oluşan, âyet ve hadislerden faydalanılarak yazılmış beş meclisten ibaret bir eserdir.

Sa‘dî’nin eserleri külliyat halinde veya müstakil olarak defalarca basılmıştır. (bk. TDV İslam Ansiklopedisi, Sa‘di- Şirazi md)

Şiirlerinden örnekler:

Ey Sadi! Safa yolunda ilerlemek
Mustafa'ya uymakla nasip olur hep.

Allah'a karşı itaatkar olmayan Han/Hakan
Ülkenin başında yönetici olarak bulunmasın.

Kötülüklerden kaçınmayan bilgin;
Elinde meşale taşıyan kör gibidir.

Bülbül!. Sen bahar müjdesini ver!
Kötü haberin bildirilmesini baykuşa bırak.

Diline sahip ol ve dikkat et ki, seni ateşe atmasın;
Zira dünyada dilden daha beter bir zebani yoktur.

Mal, huzurlu bir ömür geçirmek içindir,
Yoksa ömür mal toplamak için değildir.

Gülistan adlı eserindeki bir mesnevinin tercümesi şöyledir:

"Ey kardeş! Bu dünya kimseye kalmaz. Gönlünü, her şeyi yaratan Allahü tealaya bağla. Sana bu kafidir. Dünya mülküne güvenip bel bağlama. Çünkü bu dünyada senin gibi birçokları yaşamış ve sonunda ölüp gitmiştir. Değil mi ki, en sonunda ölüm vardır ve bu can göç (ölüm) yolunu tutacaktır. O halde ister taht üzerinde can vermişsin ister toprak üzerinde, ne fark eder!"

sadi şirazi, sadi şirazi kimdir, sadi şirazi hayatı, sadi şirazi eserleri, sadi şirazi şiirleri, sadi şirazi gülistan, sadi şirazi sözleri, şairler ve yazarlar, sadi şirazi kimdir kısaca