Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

ŞARKI SÖZLERİ / AHMET KAYA

31 Ekim 2019 Perşembe / No Comments
ahmet kaya şarkı sözleri, başkaldırı şarkı sözleri, devrimci şarkı sözleri, en güzel şarkı sözleri, özgün müzik ahmet kaya şarkı sözleri, özgün müzik sözleri, şarkı sözleri,
ahmet kaya şarkı sözleri, başkaldırı şarkı sözleri, devrimci şarkı sözleri, en güzel şarkı sözleri, özgün müzik ahmet kaya şarkı sözleri, özgün müzik sözleri, şarkı sözleri, 
AHMET KAYA ŞARKI SÖZLERİ

Acılara Tutunmak

Kavuşmak özgürlükse özgürdük ikimiz de
Elleri çığlık çığlık yanyana iki dünya
İkimiz iki dağdan iki hırçın su gibi akıp gelmiştik
Buluşmuştuk bir kavşakta
Unutmuştuk ayrılığı, yok saymıştık özlemeyi
Şarkımıza dalmıştık
Mutluluk mavi çocuk, oynardı bahçemizde

Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde
O yuvasız çalıkuşu
Bense kafeste kanarya
O dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran dizelere

Aramakmış oysa sevmek
Özlemekmiş oysa sevmek
Bulup bulup yitirmekmiş
Düşsel bir oyuncağı
Yalanmış hepsi yalan
Sevmek diye bir şey vardı
Sevmek diye bir şey yokmuş

Acı çektim günlerce
Acı çektim susarak
Şu kısacak konuklukta
Deprem kargaşasında
Yaşadım birkaç binyıl
Acılara tutunarak
Acı çekmek özgürlükse
Özgürdük ikimizde

Acılardan arta kalan
İşte şu bakışlarmış
Buğu diye gözlerimde
Gün batımı bulutlarmış
Yalanmış hepsi yalan
Savrulup gitmek varmış
Ayrı yörüngelerde.

*

Adı Bahtiyar

Geçiyor önümden sirenler içinde
Ah eller üstünde çiçekler içinde
Dudağında yarım bir sevdanın hüznü
Aslan gibi göğsü türküler içinde

Rastlardım avluda hep volta atarken
Cıgara içerken yahut coblanırken
Kimseyle konuşmaz dal gibi titrerdi
Çocukça sevdiği çiçeği sularken

Diyarbakırlıymış adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiği kadar
Geçiyor önümden gül yüzlü Bahtiyar
Yara aldığı yerde kalan sazı kadar

Beni tez saldılar o içerde kaldı
Çok sonra duydum ki Yozgatta sürgünde
Ne yapsa etse üstüne gitmişler
Mavi gök yüzünü ona dar etmişler

Gazetede çıktı üç satır yazı ile
Uzamış sakalı çatlamış sazıyla
Birileri ona ölmedin diyorda
Ölüm ilanında hüzünle gülüyordu

*

Ağladıkça

Dağlarda öfkeli başım
Serhatta hep akşam oluyor
Nasipsiz kıştan mı
Yağmurdan mı yoksa aşktan mı

Ağladıkça
Dağlarımız yeşerecek göreceksin
Ağladıkça
Geceyi tutacağız göreceksin

İlk yazda bitti telaşım
Alnımda hep kavga duruyor
Vakitsiz hırstan mı
Bahardan mı yoksa aşktan mı

Ağladıkça
Bozkırlar yeşerecek göreceksin
Ağladıkça
Güneşi tutacağız göreceksin.

*

Ağlama Bebeğim

Ağlama bebek ağlama sen de
Umut sende, yarın sende
Yağmur gibi gözlerinden akan yaş niye
Bu suskunluk bu durgunluk sıkıntın niye
(Bu suskunluk bu durgunluk kırgınlık niye)

Çok uzakta öyle bir yer var
O yerlerde mutluluklar
Paylaşılmaya hazır bir hayat var

Ağlama bebeğim ağlama sen de
Acı sende hasret sende
Dalıp dalıp derinlere düşünmen niye
Bu küskünlük bu dargınlık sıkıntın niye
(Bu suskunluk bu yorgunluk sıkıntın niye)

Çok uzakta öyle bir yer var
O yerlerde mutluluklar
Paylaşılmaya hazır bir hayat var
(Bölüşülmeye hazır bir hayat var)

*

Al Ömrümü

Günü gelir sende benden çekip gidersen
Gidipte birdaha gelmeyeceksen

Al ömrümü koy ömrünün üstüne
Senden gelsin ölüm başım üstüne
Yüreğimi koy avcunun içine
Senden gelsin ölüm başım üstüne

Al ömrümü koy ömrünün üstüne
Senden gelsin ölüm başım üstüne
Yüreğimi al avcunun içine
Senden gelsin ölüm başım üstüne


Ellerini ellerimden alıp gidersen
Gidipte bir daha dönmeyeceksen

Al ömrümü koy ömrünün üstüne
Senden gelsin ölüm başım üstüne
Yüreğimi koy avcunun içine
Senden gelsin ölüm başım üstüne

Al ömrümü koy ömrünün üstüne
Senden gelsin ölüm başım üstüne
Yüreğimi al avcunun içine
Senden gelsin ölüm başım üstüne

*

Ayrılığın Hediyesi

Şimdi saat sensizliğin ertesi
Yıldız doğmuş gökyüzü ay aydın
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
Birben kaldım tenhasında...
Gecenin avutulmamıs ben.

Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar utangaç boynunun
kolyesi olsun
Buda benim sana
ayrılırken hediyem olsun.

Soytarılık etmeden
güldürebilmek seni
Ekmek çalmadan doyurabilmek
Ve haksızlık etmeden
doğan güneşe
Bütün aydınlıkları içine
sezebilmek gibi
Mülteci isteklerim oldu
arasıra biliyorsun
Şimdi iyi niyetlerimi bir bir
yargılayıp asiyorum
Bu son olsun, son olsun.

Şimdi saat yokluğunun belası
Sensiz gelen sabaha günaydın
İşi gücü olanlar çoktan gitti
Bir ben kaldım voltasında gecenin
Hic uyumamış ben
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar utangaç
boynun kolyesi olsun
Bu da benim sana
Ayrılırken hediyem olsun.

Kafamı duvara vurmadan
tanıyabilmek seni
Beyninin icindekileri anlıyabilmek ve
Yitirmeden yüzündeki anlık
tebessümü
Bütün saatleri öyleyce
Dondurabilmek için
Çıldırasıya paraladım kendimi
Lanet olsun
Artık sigarayı üç pakete
çıkarttım günde
Olsun gözüm olsun,
ne olacaksa olsun....

*

Başım Belada

Bugün düşünemiycen kadar başım belada
Köşe başları tutulmuş üstelik yağmur yağmada
İler tutar yanı yok,iler tutar yanı yok
Fişlenmişim,adım eşgalim bilinmekte
Üstelik göğsümde,yani yam şuramda
Kirli sakalıyla bir eşkıya gezinmekte

Başım belada
Adamın biri vurulmuş sokakta,
Cebinde adresim bulunmuş
Başım belada
Tabancamı unutmuşum helada
Nerden baksan tutarsızlık,nerden baksan tutarsızlık,
Nerden baksan ahmakça
Başım belada
Üzerime kan sıçramış doğarken
Uykularım yarıda kalmış
Başım belada
Senelerce kuralsız yaşamışam
Nere gitsem çaresi yok,nere gitsem çaresi yok
Nere gitsem çaresi yok yanmışım

Sevdim inanamiycan kadar seni esmer kız
Kirpiklerimde çırpınan şu tuzlu gözyaşımda
İhanetin adı yok,ihanetin adı yok
Neylersin ki çember daralmakta
Şimdilik hoşçakal yaban çiçeğim
Yasal mermisiyle bir komiser yaklaşmakya

Başım belada...

*

Ben Gönlümü Sana Verdim

Ben gönlümü sana verdim
Pare pare yola serdim
Vakitsiz bir nara düştüm
Gelmedin yar, gelmedin yar.

Dağlar dağlar sözüm var sana
Duy sesimi, sitemim sana
Yol bekler, gözüm yollarda
Gelmez oldun, gelmez oldun.

Anla beni, gidecek yolum yok
Sevdamı diyecek yerim yok
Yüreğimin dayanacak gücü yok
Gelmedin yar, gelmedin yar.

*

Beni Bul Anne

dün gece gördüm düşümde
seni özledim anne
elin yine ellerimde
gözlerin ağlamaklı
gözyaşlarını sildim anne.

camlar düştü yerlere
elim elim kan içinde
yanıma gel yanıma anne
iki yanımda iki polis
ellerim kelepçede
beni bul beni bul anne.

dün gece gördüm düşümde
seni özledim anne
gözlerinden akan bendim
düştüm göğsüne
söyle canın yandı mı anne.

*

Bir Anka Kuşu

Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi
Yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi
Anne, beni söğüdün gölgesinde vurdular
Öpmeye kıyamadığın oğlun yere serildi.

Üşüştü birer birer çakallar üzerime,
Üşüştü her bir yandan göğsüme, ciğerime.
Anne, beni leş gibi yiyip talan ettiler,
Teşhis edilmek için savurdular önüne.

"Yeryüzündeki acıların
Hepsini, hepsini tattım
Heder oldum, ekmeğime tütün kattım
Beni milyon kere yaktılar üst üste
Bir Anka kuşu gibi anne
Kendimi külümden yarattım."

Geceler tanır beni; konarım göçerim ben
Geceler tanır beni; kan damlar içerim ben
Anne, sen beni unut karanlığın bağrında
Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben.

Suçüstü yakalandım bölüşürken kalbimi
Suçüstü, kelepçeyle yardılar bileğimi
Anne, ben diyar diyar umudun savaşçısı
Bir tutam sevgi için dağladım gözlerimi.

"Promethus' tum, çiviyle çakılırken taşlara
Ciğerimi kartallara yedirdim
Spartaküs'tüm, köleliğin çığlığında
Aslanlara yem oldum, tükendim
Kör kuyuların dibinde Yusuf'tum
Kerbela çölünde Hüseyin
Zindanlarda Cem Sultan, sehpada Pir Sultan
Kaçıncı ölmem, kaçıncı dirilmem bu
Tanrılardan ateş çaldım
Yüzyıllarca tutuştum, üst üste yandım.
Bir Anka kuşu gibi anne, bir anka kuşu gibi
Kendimi külümden yarattım."

*

Bir Veda Havası

Vakit tamam seni terk ediyorum
Bütün alışkanlıklardan öteye

Yorumsuz bir hayatı seçiyorum
Doymadım inan kanmadım sevgiye.

Korkulu geceleri sayar gibi
Birdenbire bir yıldız kayar gibi
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.

Aşksa bitti gül ise hiç dermedik
Bul kendine kuytularda hadi dal

Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal.
Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal

Vakit tamam seni terk ediyorum
Bu incecik bir veda havasıdır

Parmak uçlarına değen sıcaklığı
İncinen bir hayatın yarasıdır.

Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Kan tarlası gelincik şafağında.

Ölümse korktun savaşsa hep kaçtın
Vur kendini korkularda hadi al

Sen bir suydun sen bir ilaçtın
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal
Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal

Sen bir suydun sen bir ilaçtin
Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal...
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal..

*

Biz Üç Kisiydik

Biz üç kişiydik; Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fişek...
Adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara
Boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek.

El tetikte kulak kirişte ve sırtımız toprağa emanet
Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi
Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık
Deniz çok uzaktaydı ve dokunuyordu yalnızlık.

Gece uçurum boylarında, uzak çakal sesleri
Yüzümüze, ekmeğimize, türkümüze çarpar geçerdi
Göğsüne kekik sürerdi Nazlıcan, tüterdi buram buram
Gizlice ona bakardık, yüreğimiz göçerdi.

Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan' ı,
Ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi.
Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza,
Kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi...

Oy Nazlıcan vahşi bayırların maralı
Nazlıcan saçları fırtınayla taralı
Sen de böyle gider miydin yıldızlar ülkesine
Oy Nazlıcan... oy canevinden yaralı.

Nazlıcan serin yayla çiçeği
Nazlıcan deli dolu heyecan
Göğsümde bir sevda kelebeği
Nazlıcan ah Nazlıcan...

Artık yenilmiş ordular kadar eziktik, sahipsizdik
Geçip gittik, parka ve yürek paramparça
Gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik,
Geçip gittik, Nazlıcan boşluğu aramızda.

Bedirhan'ı bir gedikte sırtından vurdular
Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları
Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca
Titredi ve iki yana düştü kolları.

Ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını
Devrilmiş bir ağaçtı ay ışığında gövdesi
Uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine
Göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiş sesi.

Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı,
Birazdan ateşi karıştırıp bir cigara saracaktı
Oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah
O da Nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı.

Ey Bedirhan; katran gecelerin heyulası,
Ey Bedirhan; kancık pusuların belası
Sen de böyle bitecek adam mıydın, konuşsana...
Ey Bedirhan ey mezarı kartal yuvası.

Bedirhan mor dağların kaçağı
Bedirhan mavi gözleri şahan
Zulamda suskun gece bıçağı
Bedirhan ah Bedirhan.

Biz üç kişiydik
Üç intihar çiçeği
Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Suphi...

*

Bizim Hikayemiz

Bir güneşti gördüğüm dağlar ardında
Uzanıp gittiğim yollar ateşti sanki
Tuttuğum ellerde dostluk saklı bağrımda
Yürüyüp gittiğim yollar ateşti sanki.

Bir volkandı içimizde coşan nehirler
Coştukça umutlar hep taşardı sanki
Ne oldu bizim güneşe neden doğmuyor
Uzun uzak gecelerde sabah olmuyor.

İşte bizim hikayemiz hep böyle gider
Umutlar hep gecelerde yol olur gider
İşte bizim hikayemiz burada biter
Aydınlıklar karanlıkta yol olur gider.

*

Bu Adam benim babam

Bu adam benim babam
Sekiz köşe kasketiyle
Omuzunda sekosuyla hey!

Cebinde yok parası
Bafra’dır cigarası
Yüreğindedir yarası
Altı çocuk büyütmüş
Bir işçi maaşıyla
Bu adam benim babam hey!

Ağlama benim babam
Ağlama naçar babam
Kara gün geçer babam hey!

Bir kapıyı kapayan
Gene açar babam
Ağlama benim babam hey!
Ağlama mazlum babam
Ağlama naçar babam
Kara gün geçer babam hey!

Bir kapıyı kapayan
Gene açar babam
Allah büyük babam hey!

Bu adam benim babam
Derdi dağlardan büyük
Çaresiz (biçare) , beli bükük hey!

Bir gün olsun gülmemiş
Rahat nedir bilmemiş
Gözyaşını silmemiş
Bir lokma ekmek için
Kimseye eğilmemiş
Bu adam benim babam hey!

Benim babam mert adamdı
Mangal gibi yüreği
Yufka gibi kalbi vardı
Hayatım boyunca o’na özendim
Fedakardı
Bir dikili ağacı olmadı belki
Ama kendisi
Onuruyla yaşayan koskoca bir çınardı
Üstümdeki kol kanat
Sırtımı yasladığım dağ gibiydi
Ben babamın oğluyum
Tepeden tırnağa Anadolu’yum

*

Dağlarda Kar Olsaydım

Şu dağlarda kar olsaydım olsaydım
Bir asi rüzgâr olsaydım olsaydım
Arar bulur muydun beni beni
Sahipsiz mezar olsaydım olsaydım

Şu yangında har olsaydım olsaydım
Ağlayıp bizâr olsaydım olsaydım
Belki yaslanırdın bana bana
Mahpusta duvar olsaydım olsaydım

Şu bozkırda han olsaydım olsaydım
Yıkık perişan olsaydım olsaydım
Yine sever miydin beni beni
Simsiyah duman olsaydım olsaydım

Şu yarada kan olsaydım olsaydım
Dökülüp ziyan olsaydım olsaydım
Bu dünyada yerim yokmuş yokmuş
Keşke bir yalan olsaydım olsaydım

*

Dardayım Yalanım Yok

Dardayım yalanım yok
Baskın yedim gün gece
Örselendi aşklarım üstelik
Bir uzak diyardayım

Günaydın anneciğim, günaydın babacığım
Yine sabah oluyor
Evde sabah olmaz deme
Orda günler geçmez deme
İçime sancı doğuyor

Yüreğimi bir kalkan bilip, sokaklara çıktım
Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum
Sıkıldım dertlendim dostlarımla buluştum
Bugün de ölmedim anne

Kapalıydı kapılar, perdeler örtük
Silah sesleri uzakta boğuk boğuk
Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük
Bugün de ölmedim anne

Üstüme bir silah doğruldu sandım
Rüzgar beline dolandığında bir dalın
Korktum, güldüm, kendime kızdım
Bugün de ölmedim anne

Bana böylesi garip duygular
Bilmem neye gelir nereye gider
Döndüm işte, acı yüreğimden beynime sızar
Bugün de ölmedim anne

*

Diyarbakır Türküsü

Diyarbakır ortasında vurulmuş uzanırım
Ben bu kurşun sesini nerde olsa tanırım
Bu dağlarda gençliğim cayır cayır yanarken
Ay vurur gözyaşıma, ben gecede kalırım,
Ben gecede kalırım

Bu dağlarda gençliğim cayır cayır yanarken
Ay vurur gözyaşıma, ben gecede kalırım

Üzülme sen üzülme, başını öne eğme
Gün olur kavuşuruz, dert etme Diyarbakır
Ağlama sen ağlama, kanlı bezler bağlama
Bu yangın söner bir gün, ağlama Diyarbakır

Diyarbakır yolunda, toz olmuş dağılırım
Bu hırçın depremlerle, sarsılırım kanarım
Arkadaşların yüzü ağır ağır solarken
Gün doğar yaylalara, kahrımdan utanırım,
Kahrımdan utanırım

Arkadaşların yüzü ağır ağır solarken
Gün doğar yaylalara, kahrımdan utanırım

Ey fırtınalı bayır, ey mazlum Diyarbakır
Dağlarında kızıl ateş, alnımda kızıl bakır
Çiğdemler solar gibi, anneler yanar gibi
Dizlerine döküldüm, ağlama Diyarbakır

Ey fırtınalı bayır, ey mazlum Diyarbakır
Dağlarında kızıl ateş, alnımda kızıl bakır
Çiğdemler solar gibi, anneler yanar gibi
Dizlerine döküldüm, ağlama Diyarbakır

*
şarkı sözleri, en güzel şarkı sözleri, ahmet kaya şarkı sözleri, devrimci şarkı sözleri, başkaldırı şarkı sözleri, özgün müzik sözleri, özgün müzik ahmet kaya şarkı sözleri,

Doğum Günü

İnsanlarin yuzlerini goremiyorum
Bogazim duğum duğum, cozemiyorum

Istesen de yanina gelemiyorum
Tutsam su karanligi, tutsam da yirtsam
Ah elim tutusmasa da, elini tutsam
Susmasan, konusan, sesini duysam
Tutsam guzel yuzunu, bagirirma bagirsam

Dogum gunum gulum, dogum gunum gulum, dogum gunun diyorsun
dogum gunum gulum, dogum gunum bugun, dogum gunun diyorsun

Dogum gunun kutlu olsun, mutlu ol senelerce,
sana boncuktan kus yaptim,
konacak penceren
Kara kollar beni alir, sorgular gecelerce
Hic bekleme belki gelmem, gelemem senelerce

*

Geçmiyor Günler

Burda çiçekler açmiyor
Kuslar süzülüp uçmuyor
Yildizlar ISIK saçmiyor
Geçmiyor günler geçmiyor

Avluda volta vururum
Kah düsünür otururum
Türlü hayaller görürüm
Geçmiyor günler geçmiyor

Disarida mevsim baharmis
Gezip dolasanlar varmis
Günler su gibi akarmis
Geçmiyor günler geçmiyor

Gönülde eski sevdalar
Gözümde dereler baglar
Aynada hayalin aglar
Geçmiyor günler geçmiyor

Yanimda yatan yabanci
Her söz zehir gibi aci
Bütün dertlerin en gücü
Geçmiyor günler geçmiyor

*

Giderim

Artık seninle duramam,
Bu akşam çıkar giderim.
Hesabım kalsın mahşere,
Elimi yıkar, giderim.

Sen zahmet etme yerinden,
Gürültü yapmam derinden,
Parmakların üzerinden
Su gibi akar, giderim.

Artık sürersin bir sefa.
Ne cismim kaldı, ne cefa.
Şikayet etmem bu defa,
Dişimi sıkar, giderim.

Bozar mı sandın acılar?
Belaya atlar, giderim.
Kurşun gibi, mavzer gibi,
Dağ gibi patlar, giderim.
Bozar mı sandın acılar?
Belaya atlar giderim.
Kurşun gibi, mavzer gibi,
Dağ gibi patlar, giderim.

Kaybetsem bile her şeyi,
Bu aşkı yırtar, giderim.
Sinsice olmaz gidişim,
Kapıyı çarpar, giderim.

Sana yazdığım şarkıyı
Sazımdan söker, giderim.
Ben ağlayamam, bilirsin,
Yüzümü döker, giderim.

Köpeklerimden, kuşumdan,
Yavrumdan cayar, giderim.
Senden aldığım ne varsa
Yerine koyar, giderim.

Ezdirmem sana kendimi;
Gövdemi yakar, giderim.
Beddua etmem, üzülme,
Kafama sıkar, giderim.
Ezdirmem sana kendimi;
Gövdemi yakar, giderim.
Beddua etmem, üzülme,
Kafama sıkar, giderim.
Ezdirmem sana kendimi;
Gövdemi yakar, giderim.
Beddua etmem, üzülme,
Kafama sıkar, giderim.

*

Hani Benim Gençliğim

Hani benim sevincim nerde
Bilyelerim
Topacım
Kiraz ağacında yırtılan gömleğim
Çaldılar çocukluğumu habersiz

Penceresiz kaldım anne
Uçurtmam tel örgülere takıldı
Hani benim gençliğim anne

Penceresiz kaldım anne
Uçurtmam tellere takıldı
Hani benim gençliğim nerde

Ne varsa buğusu genzi yakan
Ekmek gibi
Aşk gibi
Ah... Ne varsa güzellikten yana
Bölüştüm
Büyümüştüm

Bu ne yaman çelişki anne
Kurtlar sofrasına düştüm
Hani benim gençliğim anne

Bu ne yaman çelişki anne
Kurtlar sofrasına düştüm
Hani benim gençliğim nerde

Hani benim sevincim nerde
Akvaryumum
Kanaryam
Üstüne titrediğim kaktüs çiçeği

*

İçimde Ölen Biri Var

Bana birşeyler anlat, canım çok sıkılıyor
bana birşeyler anlat anlat, içim içimden geçiyor

yanımdasın susuyorsun, susuyor konuşmuyorsun
bakıyor görmüyorsun

dokunsan donacağım, içimde intihar korkusu var
bir gülsen ağlayacağım bir gülsen kendimi bulacağım

depremler oluyor beynimde dışarıda siren sesi var
her yanımda susmuş insanlar susmuş
içimde ölen biri var

hadi birşeyler söyle, çocuk gözlerim dolsun
içinden git diyorsun, duyuyorum gülüm
gideceğim son olsun

yanımdasın susuyorsun, susuyor konuşmuyorsun
bakıyor görmüyorsun

dokunsan donacağım, içimde intihar korkusu var
bir gülsen ağlayacağım bir gülsen kendimi bulacağım

içimde soluyorsun, iki can var içimde
korkular salıyorsun üstüme korkular heran başka biçimde

depremler oluyor beynimde dışarıda siren sesi var
her yanımda susmuş insanlar susmuş
içimde ölen biri var
Aldılar kitaplarımı sorgusuz

Duvarlar konuşmuyor anne
Açık kalmıyor hiç bir kapı
Hani benim gençliğim anne

Duvarlar konuşmuyor anne
Açık kalmıyor hiç bir kapı
Hani benim gençliğim nerde

Yağmurları biriktir anne
Çağ yangınında tutuştum
Hani benim gençliğim anne

*

Kafama Sıkar Giderim

Artık seninle duramam.
Bu akşam çıkar giderim.
Hesabım kalsın Mahşere.
Elimi yıkar giderim.

Sen zahmet etme yerinden.
Gürültü yapmam derinden.
Parmaklarım üzerinden.
Su gibi akar giderim.

Artık sürersin bir sefa.
Ne cismim kaldı ne cefa.
Şikayet etmem bu defa.
Dişimi sıkar giderim.

Bozar mı sandın acılar.
Belaya atlar giderim.
Kurşun gibi, mavzer gibi.
Dağ gibi patlar giderim.
Bozar mı sandın acılar.
Belaya atlar giderim.
Kurşun gibi, mavzer gibi.
Dağ gibi patlar giderim.


Kaybetsem bile herşeyi.
Bu aşkı yırtar giderim.
Sinsice olmaz gidişim.
Kapıyı çarpar giderim.

Sana yazdıgım şarkıyı.
Sazımdan söker giderim.
Ben ağlayamam bilirsin.
Yüzümü döker giderim.

Köpeklerimden kuşumdan.
Yavrumdan cayar giderim.
Senden aldığım ne varsa.
Yerine koyar giderim.

Ezdirmem sana kendimi.
Gövdemi yakar giderim.
Beddua etmem üzülme.
Kafama sıkar giderim.
Ezdirmem sana kendimi.
Gövdemi yakar giderim.
Beddua etmem üzülme.
Kafama sıkar giderim.
Ezdirmem sana kendimi.
Gövdemi yakar giderim.
Beddua etmem üzülme.
Kafama sıkar giderim.

*

Kim Susturabilir Bizim Türkümüzü

Kim susturabilir bizim türkümüzü kim
Biz ki bu hasreti semahların seyrinden alıp gelmişiz
Biz ki onu sitemkar anaların kirpiğinden derlemişiz
Süzülsün de acının derin izler bıraktığı gül yanaklardan
Yere dökülsün istememişiz
Bizim türkümüzü rüzgar söyler her gece
Ay vurdukça parıldar gün doğdukça hız alır
Nevroz ateşleriyle sağaltarak çırpınan yarasını
Can havliyle kardaş
Kan içinde bir kartal gibi vadilere saldırır
Türkülere ilişmeyin
Türküler nehirdir gecenin bağrına akar
Fazla eşelemeyin kardaş
Taşınca ne siperler kalır ne dev barikatlar
Deşmeyin diyorum deşmeyin
Kim susturabilir bizim türkümüzü kim
Biz ki nice amansız badirelerde serden geçmişiz
Biz ki ilmikler boynumuza takılıyken bile türkü söylemişiz
Sonra ırmak boylarında göğertip körpe otların serinliğinde
Dağlara emanet etmişiz
Biz ki her yangının külünden diri canlar yaratmışız
Bizki mazlumların defterine kanlı resimlerle sıralanmışız
Banaz yaylasından kerbelaya kar götürsün turnalar
Ölürüz sanma kardaş
Dostun attığı gülden yaralanmışız
Türküleri dövmeyin
Türküler gökyüzüdür karanlığa yıldızlar çakar
Üstümüze gelmeyin kardaş
Namuslu bir devrimcinin alnında kavga ışıldar
İncitmeyin diyorum incitmeyin
Kim susturabilir bizim türkümüzü kim
Bizki karacaoğlanı aşkla veyseli toprakla yüceltmişiz
Bizki köroğlunun narasıyla nice beyleri yere çökertmişiz
Yine de masum bir bebek gibi avuç avuç sevdamızı
Kalanlara vasiyet etmişiz
Adam dediğin sapına kadar yiğit olmalı
Ne karıncayı incitmeli ne ozanları yakmalı
Öyle sansar gibi punduna getirmek de neymiş
Adam dediğin kardaş
Yüreği varsa eğer getirip ortaya koymalı
Türküleri yakmayın
Türküler çiçektir en umutsuz zamanlarda açar
Kavgayı uzatmayın kardaş
Yüzyıllardır tuz döke döke çürüdü bu yaralar
Kanatmayın diyorum kanatmayın

*

Kum Gibi

Martılar ağlardı çöplüklerde,
Biz seninle gülüşürdük
Şehirlere bombalar yağardı her gece,
Biz durmadan sevişirdik

Acımasız olma şimdi bu kadar,
Dün gibi, dün gibi çekip gitme
Bırak da sarılayım ayaklarına,
Kum gibi, kum gibi ezip geçme

Sonbahar damlardı damlarımıza,
Biz seninle sararırdık
Aydınlansın diye şu kirli yüzler
Biz durmadan savaşırdık

Acımasız olma şimdi bu kadar,
Dün gibi, dün gibi çekip gitme
Bırak da sarılayım ayaklarına
Kum gibi, kum gibi ezip geçme

*

Merhaba soylu sevdam

Yağmur yağsın isterdim bu sabah
Merhaba soylu sevdam, merhaba
İpil ipil düşsün betona
Merhaba sevgili vatan, merhaba

Ve üç gece güvercini
Nazlı nazlı uçsun buluta merhaba
Bütün sabahların bu saati
En fazla sevdiğim vakit
Son kez; merhaba

*

Nazlı Yarim

göklerde kartal gibiydim,
kanatlarımdan vuruldum.
mor çiçekli dal gibiydim,
bahar vaktinde kırıldım.
ellere soramadım,
doyunca saramadım,
görmeden duramadım
nazli yarimden ayrıldım

coşkundum pınarlar gibi
sarhoştum rüzgarlar gibi
ihtiyar çınarlar gibi
bir gün içinde devrildim
ellere soramadım
doyunca saramadım
görmeden duramadım
nazli yarimden ayrıldım

ekmeğim bahtımdan katı
bahtım düşmanımdan kötü
böyle kepaze hayatı,
sürüklemekten yoruldum.
ellere soramadım
doyunca saramadım
görmedem duramadım
nazlı yarimden ayrıldım..

*

Nereden bileceksiniz?

Üstüm başım toz içinde,
Önüm arkam pus içinde,
Sakallarım pas içinde

Siz benim nasıl yandığımı nerden bileceksiniz?
Siz benim nasıl yandığımı nerden bileceksiniz?

Siz benim nasıl yandığımı nerden bileceksiniz?
Siz benim nasıl yandığımı nerden bileceksiniz?

Bir fidandım, devrildim,
Fırtınaydım, duruldum,
Yoruldum, çok yoruldum

Siz benim neler çektiğimi nerden bileceksiniz?
Siz benim neler çektiğimi nerden bileceksiniz?

Siz benim neler çektiğimi nerden bileceksiniz?
Siz benim neler çektiğimi nerden bileceksiniz?

Taş duvarlar yıkıp geldim,
Demirleri söküp geldim,
Hayatımı yakıp geldim, hey!

Taş duvarlar yıkıp geldim,
Demirleri söküp geldim,
Hayatımı yıkıp geldim, hey!

Siz benim neden kaçtığımı nerden bileceksiniz?
Siz benim neden kaçtığımı nerden bileceksiniz?

Gökte yıldız söner şimdi,
Annem beni anar şimdi,
Sevdiğim var, kanar şimdi

Siz benim niye içtiğimi nerden bileceksiniz?
Siz benim niye içtiğimi nerden bileceksiniz?

Siz benim niye içtiğimi nerden bileceksiniz?
Siz benim niye içtiğimi nerden bileceksiniz?

Bir pınardım, kan oldum,
Yol kenarı han oldum,
Yanıldım, ah, ziyan oldum!

Siz benim neden sustuğumu nerden bileceksiniz?
Siz benim neden sustuğumu nerden bileceksiniz?

Siz benim neden sustuğumu nerden bileceksiniz?
Siz benim neden sustuğumu nerden bileceksiniz?

Ben ardımda yaş bıraktım,
Ağlayan bir eş bıraktım,
Sol yanımı boş bıraktım, hey!

Ben ardımda yaş bıraktım,
Ağlayan bir eş bıraktım,
Sol yanımı boş bıraktım, hey!

Siz benim kime küstüğümü nerden bileceksiniz?
Siz benim kime küstüğümü nerden bileceksiniz?

Siz benim kime küstüğümü nerden bileceksiniz?
Siz benim kime küstüğümü nerden bileceksiniz?

*

Odam Kireçtir Benim

Odam kireç tutmuyor
Kumunu katmayınca
Sevda baştan gitmiyor
Sarılıp yatmayınca

Baba ben derviş miyem
Hırkamı giymiş miyem
Ben sevdim eller aldı
Niye ben ölmüş müyem

Odamı kireç eyle
Yüzümü güleç eyle
Yandım aşkın elinden
Gel bana ilaç eyle

Odam kireçtir benim
Yüzüm güleçtir benim
Soyun da gel yanıma
Tenim ilaçtır benim

*

Olmasaydı Sonumuz Böyle

Sakin göllerin kuğusuyduk
Salınarak suyun yanağında
Yarılan ekmeğin buğusuyduk
Göğsüm daralıyor yüreğim kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle

Biri saksımızı çiğneyip gitti
Biri duvarları yıktı, camları kırdı
Fırtına gelip aramıza serildi..
Biri milyon kere çoğaltıp hüzünleri
Her şeyi kötüledi, bizi yaraladı..
Biri şarabımızı döktü, soğanımızı çaldı,
Biri hiç yoktan vurdu kafeste kuşumuzu!
Dedim ya, ciğerim yanıyor, yüreğim kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle
Göğsüm daralıyor yüreğim kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle

Dağlarda çoban ateşiydik
Dolanarak mavzer yatağına
Ceylanın pınara inişiydik
Göğsüm daralıyor yüreğim kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle

Birer yolcuyduk aynı ormanda kaybolmuş
Aynı çıtırtıyla ürperen bir serçe
Hep aynı yerde karşılaşırdık tesadüf bu
Birer tomurcuktuk hayatın kollarında
Birer çiğ damlasıydık
Bahar sabahında, gül yaprağında..
Dedim ya, hiç yoktan susturuldu şarkımız
Yüreğim kanıyor, ciğerim kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle

Göğsüm daralıyor yüreğim kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle.

*

Şafak Türküsü

Beni burada arama
Arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama...

Kaç zamandır yüzüm traşlı
Gözlerim şafak bekledim
Uzarken ellerim kulağım kirişte
Ölümü özledim anne
Yaşamak isterseken delice...

Ah.. verebilseydim keşke
Yüreği avcunda koşan herbir anneye
Tepeden tırnağa oğula
Ve kıza kesmiş
Bir ülkeye armağan

Düşlerimle sınırsız
Diretmişliğimle genç
Şaşkınlığımla çocuk devrederken sırdaşıma
Usulca acı verdi yanağımda tomurcuk

Pir sultan'ı düşün anne, şeyh bedretinn'i
Börklüce'yi, torlak kemal'i
Insanları düşün anne
Düşün ki yüreğin sallansın
Düşün ki o an güzel günlere inanan
Mutlu bir yusufcuk havalansın...

Beni burada arama
Arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama...

Yani benim güzel annem
Ala şafağında ülkemin yıldız uçurmak varken
Oturup yıldızlar icinde kendi buruk kanımı içtim
Ne garip duygu şu ölmek
Öptüğüm kızlar geliyor aklıma
Bir açıklaması vardır elbet giderken dar ağacına...

Geride masa üstünde boynu bükük
Kaldı kağıt kalem.
Bağışlar beni güzel annem
Oğul tadında bir mektup yazamadım diye
Kızma bana...

Elleri değsin istemedim
Gözleri değsin istemedim
Ağlayıp kokluyacaktın
Belki bir ömür taşıyacaktın koynunda
Yaşamak ağrısı asıldı boynumda
Oysa türkü tadında yaşamak isterdim...

Ölmek ne garip şey anne!
Bayram kartlarının tutsaklığından aşırıp bayramı
Sedef kakmalı bir kutu içinde
Vermek isterdim çocukların ellerine
Sonra, sonra benim güzel annem
Damdan düşer gibi vurulmak isterdim bir kıza...

Gecenin kıyısında durmuşum
Kefenin cebi yok
Koynuma yıldız doldurmuşum
Koşun çocuklar koşun
Sabah üstüme üstüme geliyor...

Kısacası güzel annem
Bir çiçeği düşünürken ürpermek yok
Gülmek umud etmek özlemek
Ya da mektup beklemek
Gözleri yatırıp ıraklara....

Ölmek ne garip şey anne!
Artik duvarlari kanatırcasına tırnağımla
Şaşkin umutlu şiirler yazamıyacağım
Mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamıyacağım
Baba olamıyacağım örneğin
Toprak olmak ne garip şey anne!...

Ölmek ne garip şey anne!
Uçurumlar ki sende büyür
Dagdır ki sende göçer
Ben bayram derim çiçek derim
Çam diplerine açmış kanatlarını kozalak derim
Gül yanaklı çocuğa benzer
Yinede oğlunu yitirmek ne garip şey anne...

Her kavgada ölen benim
Bayrak tutan çarpışan
Her kadın toprağı tırnaklıyarak
Doğurur beni
Özlem benim kavga benim aşk benim...

Bekle beni anne
Bir sabah çıkagelirim
Bir sabah anne bir sabah
Acını süpürmek için açtığında kapıyı
Adı başka sesi başka
Nice yaşıtım
Koynunda çiçekler
Çicekler içinde yeni bir ülke getirirler....

*

Söyle

Söyle yamur çamur
Değmedi yüreğime
Söyle ben nerdeyim
Sen nerde

Söyle ay doğmadan
Düşmesin yaş gözüme
Söyle ben nerdeyim
Sen nerde

Dıþarıda kar yağıyor
Benim için yağmur
Ağlama gözbebeğim
Biraz daha dur

Yüregime basa basa
İçimden yar gidiyor
Ağlama iki gözüm
Biraz daha dur

Ay ayy ay yanıyor ömrüm

Vallahi yamur çamur
Değmedi yüreğime
Söyle ben nerdeyim
Sen nerde

Söyle ay doğmadan
Düşmesin yaş gözüme
Söyle ben nerdeyim
Sen nerde

Söyle yamur söyle
Değmeden yüreğime
Söyle gökyüzüne
O nerde

Söyle baksın gece
Dağlardan hasretime
Söyle bilmesemde
O nerde
Söyle ay doğmadan
Düşmesin yaş gözüme
Söyle gökyüzüne
O nerde

*

Unutamam Seni

Gün gelir de beni unutursun demiştim
Kalbimdeki bu derdi uyutursun demiştim
Ne ben seni unutabildim
Ne bu gönlümü avutabildim
Ne bu derdimi uyutabildim

Unutamam seni, unutamam seni
Unutamam seni, unutamam

Aşkını çekerim geleceksin diyerek
Belki gözyaşımı sileceksin diyerek
Ne ben seni unutabildim
Ne bu gönlümü avutabildim
Ne bu derdimi uyutabildim

*

Yanımda Sen Olmayınca

Yanimda sen olmayinca
Bugün hiç tadim tuzum yok
Üstelik çok huysuzum
Tedirginim huzursuzum
Yanimda sen olmayinca

Gel yine basim belada
Beni bul karakollarda
Adim yazar zabitlarda
Yanimda sen olmayinca

Gel yine faili meçhul
Adim polis telsizinde
lnsaf yok vicdan izinde
Yanimda sen olmayinca

Çikip sana geldigimi
Anlattim anlamadilar
Faili meçhul yiktilar
Yanimda sen olmayinca.

*

Yakamoz

Yağmur yağar ıslanırsın vay aman
Güneş doğar kaybolursun vay aman
Ay ışığı der durursun vay aman
Yakamozsun sen

Sessiz sessiz ağlar gibisin vay aman
Zaman geldi gideceksin vay aman
Bırak ay gitsin sen kal bu gece
Umudumsun sen.

*

Yaşamadın Sen

Sensiz geçmiyor bu günler biliyor musun
Yüreğine beni, beni soruyor musun
Öyle yalnız, yalnız kaldım biliyor musun
Türküler söyledim sana duyuyor musun
Yıllar oldu oralardan çıkamıyorsun
Bağlanmış elin ayağın kaçamıyorsun

Bir kuş oldun gökyüzünde, uçamadın sen
Nehir oldun ırmak oldun, taşamadın sen
Çocuk oldun sokaklarda, oynamadın sen
Doğdun da büyüdüN ama yaşamadın sen
Yıllar oldu oralardan çıkamıyorsun
Bağlanmış elin ayağın kaçamıyorsun

*

Yazamadım

Uzak geçen baharları
Hüzün satan hazanları
Gence kalem kıranları
Yazamadım yazamadım

Kırık dökük umutları
Sakıncalı tutkuları
O çocuksu korkuları
Yazamadım yazamadım

Solgun suskun resimleri
Göğe yoldaş denizleri
Ömrüme göz dikenleri
Yazamadım yazamadım

Ses vermeyen geceleri
Tanımı zor acıları
Tek kişilik sancıları
Yazamadım yazamadım

Gün öksüzü odaları
Uygun adım voltaları
Ah zamansız sorguları
Yazamadım yazamadım

Yitip giden anıları
Katledilmiş duyguları
Yarım kalmış sevdaları
Yazamadım yazamadım...

*

Yorgun demokrat

Karanlık yollardan geçtik
Zehir gibi sular içtik
Bir yanımızda ölüm
Bir yanımızda yar sevdik
Bir değil bin bir kere sırat köprüsünden geçtik
Cehennem denen illetin taa göğsünü deldik geçtik

Bu yolda dönenler oldu
Mum gibi sönenler oldu
Yar göğsüne baş koymadan
Vurulup düşenler oldu

Bir sen kaldın geride
Ah akıp gidiyor hayat
Yüreğim anlıyor seni
Artık susma Yorgun Demokrat

Şarkılar küsmüş dudağa
Ömründe gecikmiş hasat
Karışmış çoluk çocuğa
Geçim derdinde demokrat
İçlenir hatırladıkça
İzlerini o günlerin
Düşe kalka bata çıka
Yaşadığı o depremin

Bu yolda dönenler oldu
Mum gibi sönenler oldu
Yar göğsüne baş koymadan
Vurulup düşenler oldu

Bir sen kaldın geride
Ah akıp gidiyor hayat
Yüreğim anlıyor seni
Artık susma Yorgun Demokrat
şarkı sözleri, en güzel şarkı sözleri, ahmet kaya şarkı sözleri, devrimci şarkı sözleri, başkaldırı şarkı sözleri, özgün müzik sözleri, özgün müzik ahmet kaya şarkı sözleri, 

EN GÜZEL AŞK SÖZLERİ / ELİF ŞAFAK

/ No Comments
elif şafak şiirleri, elif şafak aşk, en güzel aşk sözleri, elif şafak sözleri, aşk sözleri facebook, aşk sözleri tweet, aşk nedir, sevgiliye mesajlar, aşk mesajları, altın sözler,
altın sözler, aşk mesajları, aşk nedir, aşk sözleri facebook, aşk sözleri tweet, elif şafak aşk, elif şafak sözleri, elif şafak şiirleri, en güzel aşk sözleri, sevgiliye mesajlar, 
Ve bir ayetin sıcaklığı sarıyor yüreğimi; Allah sabredenle beraberdir.
*
Görsen, hayalimdeki seni kıskanırsın.
*
En zoru da; yüreğinde söyleyemeyeceğin sözlerin kalmasıdır…
*
Ya aşkı öğret bana. Ya da aşkın yokluğunda üzülmemeyi.
*
Belki aşk sevgiliyi kazanmayı değil, onda kendini kaybetmeyi gerektirir.
*
Modern aşk istemem, üzüntüden başka ne ki? İlkel aşk isterim, aşkın en ilk’el halini.
*
Aşk kahve gibidir, her ne kadar sabır ve özen gösterirsen tadı o kadar güzel olur.
*
Sanki içimde başkalarından değil de, esas benden gizlenen bir sır taşımaktayım.
*
Senin için değildi yaptığım onca şey, sadece sen zannettiğim kişi içindi.
*
Seni kimsenin üzmesine izin vermeyeceğim dediğinde, “bunu kendim yapacağım” demek istediğini anlamamışım.
*
Aşk diye bir şey yaşıyorum. Ne tek taraflı demeye dilim var, ne de karşılıklı olduğuna ispatım…
*
Rüzgârı dilediğim gibi değiştiremem ama yelkenlerimi ayarlayabilirim daima varmak için istediğim limana.
*
Bedenlerimizi şekle sokmak için ne çok uğraş veriyoruz. Hâlbuki beyinlerimizi, düşünce ve algılarımızı geliştirmek için çabamız ne kadar az…
*
Hayal gücümün geniş olduğunu söylerler. Saçmalıyorsun demenin şimdiye kadar icat edilmiş en ince yoludur bu.
*
Üzgünüm baba, seni aldattım. Bir başka adama âşık oldum. Senin dokunmaya kıyamadığın gülüşümü onun uğrunda soldurdum.
*
Pek güzeldin, pek latiftin. Börek olsan seni yerdim. Az soğanlı, bol etliydin. Lafa daldım, dibin tuttu. Gönül bu, hemen unuttu.
*
Önce diyorsun ki: dünyada bir ben varım! Sonra: bende bir dünya var! Ve en nihayetinde: “ne dünya var, ne ben varım!
*
Şeriat der ki: seninki senin, benimki benim. Tarikat der ki seninki senin, benimki de senin. Marifet der ki: ne benimki var ne seninki. Hakikat der ki: ne sen varsın, ne ben.
*
Kişi sevdiğini Allah’a emanet ederse, onu bir daha görmeden ölmezmiş. “öyleyse Allah’a emanet ol.
*
Değiştin diyorlar. Hayır! Kabul etmiyorum. Ben kademe atladım sadece, artık uzun uzun susabiliyorum.
*
İnsan nasıl ağzındaki yiyeceğin tadını kaybetmemek için yeni bir şey yemek istemezse, o da gözlerinin en son gördüğü görüntüyü kaybetmemek için yeni bir şeyi görmeyi istemiyordu aslında.
*
Kaç hayat yaşayınca yorulur insan? Kaç seneden sonra yaşlı kaç hezimetten sonra bezgin kaç sevdadan sonra kalpsiz kaç kelimeden sonra lâl olur kişi?
*
Kapalı sandığın içinde günışığına çıkmayı bekleyen, kıymeti bilinmemiş bir define değilim ben.
*
Hakkımda soracağın her sorunun cevabı üç aşağı beş yukarı sende saklı zaten. Beni keşfetmeye çalışmanı da, keşfettiğini sanmanı da istemem. Tanımak zorunda değiliz birbirimizi, daha bir arpa boyu tanıyamamışken kendimizi.
*
Ey kendisinde kaybolmuş kişi! Bilmezsin, bedenin sana mezar olmuş, nefsini tanımadıkça, nefsin seni gömer olmuş.
*
Elimde olsa cenneti ateşe verir, cehennemi de bir kova suyla söndürürüm ki geriye aşk bâki kalsın.
*
Şimdi herkes sussun! Ve biraz da huzur konuşsun. Çünkü o, bugüne kadar hiç söz ettirmedi kendisinden.
*
Güzel günlüklerim vardı. Bir de, asla günlüklerim kadar güzel olmayan günlerim.
*
Aşkın hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur; başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde…
*
Haddini aşmamak, kalp kırmamaktır edep. Dedikodudan, haksızlıktan ve ithamdan uzak durmaktır edep. Eyvallah kelimesi üzerine kafa yormaktır. Bilmediğin konuda susmak, bildiğin konuda ahkâm kesmemektir edep. İnsan ayrımı yapmamaktır. Aşırılığa gitmemektir.
*
Kitap hâlâ kutsal benim için… Kelime hâlâ mühim ve harf hâlâ muamma…
*
*
Akla kara ayrılsın diyedir bu ölümüne sevgi tekliflerimiz, yoksa biz hangi yürek kaç para eder ta baştan biliriz. Kantara vuruyorsak sevgilinin aşkını, yalanını kendi görsün diyedir.
*
En sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine değil, ortak yoksunluklar üzerine kurulanlardır.
*
Günler günleri kovalıyor. Günler günleri aynen tekrarlıyor. Yoruluyorlar. Yaşamaktan değil, yaşayamamaktan yoruluyorlar…
*
İçimin tünellerine girer girmez bir fener alıyorum elime. Buralar çok karışık. Kaç defa geldim. Gene de hep kayboluyorum.
*
Kaç kitap okuyunca alım, kaç diyar görünce gezgin, kaç hezimetten sonra bezgin olurdu insan? Kaç olunca çok; kaçta kalınca azdı rakamlar.
*
Aşk sonradan gelmez hiçbir zaman. Varsa vardır, o kadar.
*
Binlerce kelime, onlarca hikâye var boğazımda düğümlenmiş. Susuyorum konuşmam gereken yerlerde; dilimi tutamıyorum ne zaman susmam gerekse. Anlatacak çok şeyim olsa da, emin değilim anlaşılmak istediğimden.
*
Korktu. Gidip de varamamaktan değil, varıp da dönüş yolunu bulamamaktan değil, dönüp de geride bıraktıklarını yerinde bulamamaktan değil; bir kendini bulamamaktan, bulduğunda korkmaktan korktu.
*
Ne yöne gidersen git doğu, batı, kuzey ya da güney çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi sonunda arzı dolaşır.
*
Bir insana sırrınızı verdiğinizde, özgürlüğünüzü de verirsiniz.
*
Bir insanı sevmek, onun zihninde bir türlü huzura erememiş tüm hikâyeleri raflarından çıkartıp, tek tek temize çekmek demektir.
*
Neden baktın neyi geride bıraktığına? Söylesene, insan terk ettiği şeye neden dönüp bakar son defa.
*
Yuvayı dişi kuş kurar lafı yanılsamadır. Çünkü her dişi kuş her mevsim yeni bir yuva yapa yapa yaşayıp gider. Kurduğu kadar terk etmesini de bilerek. Ömür boyu aynı yuvada kalan kuş yoktur.
*
Ne kadar silersen sil ya yırtılır defterin. Ya da izi kalır cümlelerin.
*
Elmas bir gözdür yürek. Ve çizilmeye görsün bir kere, artık hep sedefsi bir yırtıkla bakacaktır cümle âleme.
*
Her zaman kolay kolay itiraf edemesek de bunu kendi kendimize, hep öteleri düşleyen, öte yer ararken en yakınlarındakileri mutsuz eden bizler… Ben.
*
Bazen böyle birdenbire yaralanıveririz. Ama her yara iyileşir. Eninde sonunda kabuk bağlar, üstünü kapatır. Gözlerden saklanır. Çünkü hiçbir yara görülmek istemez.
*
Yaşadıkça düzelmiyordu hayat, tıpkı yaşlanmakla büyümediği gibi kişinin…
*
Bir yere ulaşmadan, ulaşmayı dahi amaçlamadan, sırf gidebilmenin güzelliği için yollara düşebilir misiniz?
*
Yalnızlık onca saçın arasında beyaz bir saç teli gibi. Çektikçe çoğalıyor, çoğaldıkça arsızlaşıyor.
Kelime cömerdi duygu cimrisi bugünün insanı. Konuşmaya gelince açıyor ağzını, duygulanmaya gelince tutuyor kendini.
*
Derler ki, aşk da unutulurmuş her şey gibi. Hem de yaşanıp bittikten, soğuyup küllendikten sonra değil, tam da doludizgin devam ederken unutulurmuş aşk.
*
Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.
*
Uzaklaşırsın. Yol seni nereye götürürse. Yazı seni nereye sürüklerse. Burnunda bir sizi. Ne de olsa her yolculuk geri dönememe ihtimalini taşır bağrında.
*
Uzaktan sevmek daha güzeldir bazen. Ne incitir, ne acıtır. Ne yaralar ne kanatır. Gözlerinle görmediğin ama sesini duyduğun, varlığıyla huzur bulduğun bir denizin yakınında yürümek gibidir böyle sevmek. Uzaktan sevmek en güzelidir bazen
*
Âşık olmayana aşk kuru bir kelimeden ibaret. Yarı palavra, yarı safsata. Aşak olmayan bunu anlayamaz, olansa anlatamaz. Öyleyse nasıl anlatılabilir aşk, kelimelerin hükmünü yitirdiği yerde? Aşk’tan.
*
Korktu. Gidip de varamamaktan değil, varıp da dönüş yollarını kaybetmekten değil, dönüp de geride bıraktıklarını yerlerinde görememekten değil, bir kendini bulmaktan, bulduğundan korkmaktan korktu.
*
Baykuş; kanarya beslermiş amcalar, teyzeler. Kumruları sever, kartalları över, güvercinleri uçurur, kargaları kovar, papağanları konuştururlarmış. Oysa çocuk baykuşları severmiş. “uğursuz kuş o. İsmini anma, damına çağırma.” dermiş teyzeler, amcalar. Uğursuz küsmüş baykuş; gece gördüğü, geceyi gördüğü için.
*
Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen hiç ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan benlik zanni değil, hiçlik bilincidir.
*
Şimdi tek istediğim nefes alabilmek, ötesinde yok gözüm. Kaçmak da mümkün buradan elbette ama benim istediğim kaçmak değil ki. Ne varmayı arzuladığım bir öte diyar, ne de bir yerlerde bıraktığım kayıp bir cennetim var. Sadece çıkmak istiyorum. Çıkmak da değil, çıkabilmek. Ben o ihtimali seviyorum. Seçeneğim olmasını, kapının aralık kalmasını.
*
Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. ‘Aman sakin kendini’ diye tembihler. Hâlbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ‘bırak kendini, koy gitsin!’akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Hâlbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!
Bu yazı, elif şafak şiirleri, elif şafak aşk, en güzel aşk sözleri, elif şafak sözleri, aşk sözleri facebook, aşk sözleri tweet, aşk nedir, sevgiliye mesajlar, aşk mesajları, altın sözler, ile ilgilidir.

SİYASET VE POLİTİKA SÖZLERİ

/ No Comments
Politika ve siyasetle ilgili en etkili sözler, siyaset sözleri, politika sözleri, ünlü siyasetçilerden ünlü sözler, en güzel siyaset sözleri, politikaya dair sözler, ünlü kişilerden politika sözleri;

En Anlamlı Siyaset ve Politika Sözleri

- Dış politika, hassas terazi ile tartılmalıdır. - 2.Abdulhamid

*

- Siyasetle ilgilenmeyen aydınları bekleyen sonuç, cahiller tarafından yönetilmeye razı olmaktır. Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, çerideki cephenin suskunluğudur. - Mustafa Kemal Atatürk

 *

- Siyasetçinin aile terbiyesi, avam kamarasında konuşmaya başladığı zaman belli olur. - Bernard Shaw

 *

- Bazı insanlar prensipleri için partilerini değiştirir, bazıları partileri için prensiplerini değiştirir. - Winston Churchill

 *

- Bir politikacı işini kaybetmemek için her şeyi yapar. Hatta vatansever bile olur. - William Randolph Hearst

 *

- Politikacılar halkın çıkarlarından farklı çıkarlara sahip olan insanlar topluluğudur. - Abraham Lincoln

 *

- Bir ülke, yarı köle yarı özgür insanlardan oluşursa yaşayamaz. - Abraham Lincoln

 *

- İnsanın düşünememesi liderler için ne büyük şans. - Adolf Hitler

 *

- Politika gerçekleri gizleyip yalan söylemek değil, gerçeklerin istediğiniz yanını göstermektir. - Winston Churchill

 *

- En kudretli uyuşturucu, politikacının ağzından çıkan kelimelerdir. - Rudyard Kipling

 *

- Pratik politikacılar parlamentoyu kullanarak herhangi bir şeyin yapılmasını engelleme sanatında usta olmuş kişilerdir. - Bernard Shaw

 *

- Hata yapmak insanlara vergidir, bunu başkalarının üstüne atmak politikadır. - Bili Vaugheur

 *

- İnsanoğlu, bilgeliği sevenler siyasi gücü ellerine alana kadar veya siyasi gücü ellerinde tutanlar bilgeliği sevene kadar problemlerin bittiğini görmeyecek. - Platon

 *

- Bir oy tüfeğe benzer, işlevselliği kullanıcının karakterine bağlıdır. - Theodore Roosevelt

 *

- Propaganda öyle bir sanattır ki insan başkasının ayağına basarken, kendisi ah der. - Bob Hope

 *

- Eğer bir yalanı yeterince uzun, yeterince gürültülü ve yeterince sık söylerseniz, insanlar inanır. İnsanları, bir yalana inandırmanın sırrı, yalanı süreki tekrar etmektir. Sadece tekrar, tekrar ve tekrar söyleyin. - Adolf Hitler

*

-  Her ülke layık olduğu hükümeti alır. - Aristoteles

 *

- Çalışkan tiranlar hiçbir zaman cezalandırılmamıştır. - Voltaire

 *

- Halk, hükümetinden korktuğu zaman tiranlık; hükümet, halkından korktuğu zaman özgürlük vardır. Thomas Jefferson

 *

- İnsanları kandırmak, kandırıldığına inandırmaktan daha kolaydır. - Oscar Wilde

*

-  Biraz hükümet ve şans hayatta gereklidir ama sadece bir aptal ikisine de güvenir. - P. J. O’Rourke

 *

-   Lider örnekle liderlik eder, güçle değil. - Sun Tzu

 *

-  Bir oy tüfeğe benzer, işlevselliği kullanıcının karakterine bağlıdır. - Theodore Roosevelt

 *

- Politikacıların %90’ı kalan %10’a kötü şöhret veriyor. - Henry A. Kissinger

 *

-  Bir adamın ölçütü, güçle ne yaptığıdır. - Platon

*

-  Ben kurtarıcı değilim. Kurtarıcı diye bir şey yoktur. İnsanlar kendilerini kurtarırlar. - Che Guevara

 *

- İnsan devrimde ya kazanır ya da ölür, eğer bu gerçek bir devrimse. - Che Guevara

 *

- Sorumluluk duygusunun ortadan kalkması, otoriteye boyun eğmenin en önemli sonucudur. - Stanley Milgram

 *

- Sadece bir şey, bir şey olarak kalıyorum, o da palyaço. Bu beni herhangi bir politikacıdan daha yüksek bir düzleme yerleştirir. - Charlie Chaplin

 *

-  Liberal, güce tapan bir güçsüzdür. - George Orwell

 *

- Dürüst bir politikacı satın alındığında, satın alınmış kalacaktır. - Simon Cameron

*

- Demokraside oyunuz sayılır, feodalizmde sayınız oydur. - Mogens Jallberg

 *

- Güçlü olmak hanımefendi olmaya benzer. Birilerine öyle olduğunuzu söylemek zorundaysanız öyle değilsinizdir.- Margaret Thatcher

*

- Politikada hiçbir şey kazayla olmaz. Olmuşsa, öyle planlanmıştır. - Franklin D. Roosevelt

 *

-  Alt sınıflardaki sefalet, üst sınıflardaki insanlıktan çoktur. - Victor Hugo

 *

-  Bütün devrimler buharlaşıp gider ve ardında yeni bir bürokrasi balçığı bırakır. - Franz Kafka

 *

-  Ülkeye sadakat, her zaman; hükümete sadakat, hak ettiği zaman. - Mark Twain

 *

-  Kapitalizmde insan insanı sömürür. Komünizm sadece bunun tersidir. - John Kenneth Galbraith

 *

- Demokrasi sosyalizme giden yoldur. - Karl Marks

*

- Politikada aptallık bir handikap değildir. - Napoleon Bonaparte

 *

 -  Politika, endüstrinin eğlence şubesidir. - Frank Zappa

 *

- Delilik, kişide seyrek görülen bir nesnedir: Gruplar, partiler, uluslar, çağlar için ise bir kural hâlindedir. - Friedrich Nierzsche

 *

-  Tehlike, belli bir sınıfın yönetmeye uygunsuzluğu değildir. Tüm sınıflar yönetmekten acizdir. - Lord Acton

 *

- Hükümetin sonu toplumun mutluluğudur. John Adams

 *

- Tarih, üzerinde uzlaşılan yalanlar kümesidir. - Napoleon Bonaparte

 *

- Tüm uluslar birbirini aşağılar. Hepsi de haklıdır. - Arthur Schopenhauer

 *

- Bir parti umûmi bir planı tatbik ederken, her adamın o görüşte kendi husûsi menfaat ve alakası vardır. - Benjamin Franklin

*

- Sadece bir şey, bir şey olarak kalıyorum, o da palyaço. Bu beni herhangi bir politikacıdan daha yüksek bir düzleme yerleştirir. - Charlie Chaplin

 *

- Bir komünisti nasıl tanımlarsınız? Komünist, Marx’ı ve Lenin’i okuyan kişidir. Peki bir anti-komünisti nasıl tanımlarsınız? Anti-Komünist, Marx’ı ve Lenin’i anlayan kişidir. - Ronald Reagen

 *

- Siyaset takıntısı olanlardan kaçının. Genellikle zeki ve ilginç olurlar ama doğalarında bir şey eksiktir; bir delik, bir boşluk vardır ve onu siyasetle kapatmaya çalışırlar. Bu onları şekilsiz yapar. - Peggy Noonan

 *

- Siyasette yükselmenin sırrı, aptal ve kanaatkar görünüp akıllı ve muhteris olmaktır. - Charles de Montesquieu

*

- Siyasetle uğraşmamanın cezası, sizden daha aptal olanlar tarafından yönetilmektir. - Platon

 *

- Politikacıya soru sorma ki sana yalan söylemesin. - Dashiell Hammett

 *

- Sorumluluk duygusunun ortadan kalkması, otoriteye boyun eğmenin en önemli sonucudur. - Stanley Milgram

 *

- Siyasetin en eski ikinci meslek olduğu iddia edilir. Şunu fark ettim ki ilk mesleğe çok yakın bir benzerlik gösteriyor. - Ronald Reagan

 *

- Hiçbir şey bilmez, yine de her şeyi bildiğini sanır, böyle biri neden başarılı bir politikacı olmasın? - Bernard Shaw

 *

- Siyaset, görüşü ne olursa olsun, her zaman nefretin sistematik organizasyonudur. - Henry Brooks Adams

 *

- Politika, politikacılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir. - Charles DeGaulle

 *

- Benim iki gömleğim var biri bayramlık biri idamlık. - Turgut Özal

 *

- Hayatın sırrı, çok çok fena kandırılmanın zevkini takdir etmektir. - Oscar Wilde

 *

- Bir çiçekle bahar olmaz ama her bahar bir çiçekle başlar. - Necmettin Erbakan

 *

- Başkalarının yolunda yürüyenler, ayak izi bırakamazlar . - S.L.Braundon

 *

- Dünyanın gördüğü her büyük başarı, önce bir hayaldi. En büyük çınar bir tohumdu, en büyük kuş bir yumurtada gizliydi. - Allen

 *

- Bağımsızlar, politikayı politikacının tutsaklığından, kurtarmayı isteyenlerdir. - Franklin D. Roosevelt

*

- Zirvelerde kartallarda bulunur, yılanlar da. Ancak birisi oraya süzülerek diğeri ise sürünerek gelmiştir. - Cenap Şahabettin

 *

- Haklı bir siyasi davaya en büyük zararı, muhalefetin acımasızca saldırması değil yandaşlarının aptalca savunması verir. - Alexander Hamilton

 *

- Kötü politikacıları kazandıranlar, oy vermeyen iyi yurttaşlardır. - George Jean Nathav

 *

- Politikacının hayatının yarısı seçmeni, öbür yarısı birbirini aldatmakla geçer. - Mark Twain

 *

- Demokrasi, finansal oligarşiyle uyumlu değildir. - Che Guevara

 *

- Hükümettekiler akıllarının sonundadırlar artık çünkü oraya kadar gelmeleri, çok vakit almıştır. - Desmond Mc Carthy

 *

- Sırtı yere geldikten sonra kazanmış olmak, yalnız siyaset alanında görülür. - Edgar Fause

 *

- Bütün devrimler buharlaşıp gider ve ardında yeni bir bürokrasi balçığı bırakır. - Franz Kafka

 *

- Siyaset bir ilim değil, bir sanattır. - Otto von Bismarck

 *

- Siyaset cambazlığına giren bir adam, iradesine dikkat etmelidir çünkü siyaset karakteri bozar. - Otto von Bismarck

 *

- Siyasette kuraldır; müttefiklerini herkesin yanında öv, sonra arkalarından konuş. - Palmiro Togliatti

 *

- Ülke çapındaki bir adayın insanların hatırlayacağı şeyler söylemesi tehlikelidir. - Eugene McCarthy

 *

- Politika, insanların kendilerini ilgilendiren şeylerden alıkoyma sanatıdır. - Paul Walery

 *

- Halk herhangi bir şeye inanacaktır, sonuçta kendisi, gerçek üzerine kurulmamıştır.
Edith Sitwell

 *

- Demokrasi ve diktatörlük arasındaki fark şudur: Demokraside önce oy verir sonra emirler alırsınız. Diktatörlükte oy vermekle zaman kaybetmezsiniz. - Charles Bukowski

 *

- Bürokrasi, hızdan dehşete düşer ve basitlikten nefret eder. - Robert Slater

 *

- Politikacı, başkasının nasırına basıldığı zaman, feryat koparma yeteneği olan kişidir. - Henry Tisot

 *

- Her siyasi parti, kendi yalanını yutarken ölür. - John Arbuthnot

 *

- Sürekli olarak gerçeği söyleyen politikacı yoktur çünkü sürekli olarak gerçeği söyleyen kişi, politikacı olamaz. - Mark Twain

 *

- Kapitalizmde insan insanı sömürür. Komünizm sadece bunun tersidir. John Kenneth Galbraith

 *

- Kanuna karşı geleceksen bunu iktidarı elde etmek için yap, diğer tüm hallerde kanuna uy. - Julius Sezar

 *

- Demokrasi sosyalizme giden yoldur. - Karl Marks

*

- Korku çoğu yönetimin kaynağıdır. - John Adams

 *

- Politikacının dili, sivri değil kıvrımlı olur. - Victor Hugo

 *

- Öldürmek yasaktır, dolayısıyla tüm katiller cezalandırılır; tabi çok sayıda ve trampet sesleri eşliğinde öldürmedikleri sürece. - Voltaire

 *

- Dürüst politikacı birine satıldıktan sonra, öbür seçime kadar başkasıyla pazarlığa oturmayan politikacıdır. - Simon Cameron

 *

- Tüm politikacılar aynıdır, tek farkları suratlarıyla boylarıdır. - Thedore Roosevelt

 *

- Dünyanın en yüce tahtına da çıksanız oturacağınız yer kendi kıçınızın üstüdür. - Friedrich Nietzsche

 *

- Bizi yok edecekler şunlardır: İlkesiz siyaset; vicdanı sollayan eğlence; çalışmadan zenginlik; bilgili ama karaktersiz insanlar; ahlâktan yoksun bir iş dünyası; insan sevgisini alt plana itmiş bilim; özveriden yoksun bir din anlayışı. - Mahatma Gandhi

 *

- Demokrasi, halkın halk tarafından halk için idaresidir. - Abraham Lincoln

 *

- Siyaset; doğru hayaller üzerine söylenen, yalanlardan oluşur –  Algernon Sdne

Politika ve siyasetle ilgili en etkili sözler, siyaset sözleri, politika sözleri, ünlü siyasetçilerden ünlü sözler, en güzel siyaset sözleri, politikaya dair sözler, ünlü kişilerden politika sözleri

CUMHURİYET NEDİR?

25 Ekim 2019 Cuma / No Comments
acer, bayrak, cumhur, cumhuriyet bayramı, cumhuriyet nedir, millet nedir, milliyetçilik, ödev notları, ilber ortaylı cumhuriyet, cumhuriyet tarihi, cumhuriyet nasıl kuruldu, cumhuriyetin ilanı, atatürk, türk bayrağı, türk milleti, türk tarihi
atatürkün çocuklara bakışı, cumhuriyet nasıl kuruldu, cumhuriyet nedir, cumhuriyet tarihi, cumhuriyetin ilanı, ilber ortaylı cumhuriyet, milliyetçilik, ödev notları, türk tarihi, 
CUMHURİYET

CUMHURİYET, TÜRK MİLLETİNİN KAREKTERİDİR.

Atatürk Cumhuriyet’i nasıl kurdu?

23 Nisan 1920'de Ankara’da Türkiye’yi işgal eden düşmanlara karşı direnişi sürdüren, Kurtuluş Savaşı’nı yürüten Mustafa Kemal önderliğinde bir meclis kuruldu. Bu meclisin adı ‘hükümet’ti. Meclis hükümetiydi. Yani 1920 Nisan’ında, ufuktaki Türkiye’nin rejimi ve saltanatın kaderi belli olmaya başlamıştı. Meclis en başta padişahı reddetmese de, cumhuriyet, fikren ortaya çıkmaya başlamıştı. Mesela bu mecliste bakanlar vardı, onları meclis seçiyordu. Meclis her şeye hakimdi. Başkomutan Mustafa Kemal de meclisin emrindeydi ama aynı zamanda meclis reisiydi.

Bu, 1923'te egemenliğini halktan alan, halkın kendi kendini yönettiği cumhuriyete girişti. Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları cumhuriyeti ilan ederek bu sistemin adını koydu. Ancak, adını koymanın çok kolay olduğunu sanmayın, çocuklar. Çünkü mebuslar (milletvekilleri) içinde hala halifeyi ve padişahı isteyenler vardı. Hatta bunların bazıları Kurtuluş Savaşı komutanlarıydı, “Biz padişaha yemin etmişiz, öyle asker olmuşuz” demişlerdi.

İşte burada Atatürk faktörü devreye giriyor. Atatürk olmasaydı zaten bu kadar insanı bir araya getiremezdiniz. İkincisi, Atatürk’ün uzak görüşlülüğünün önemi… Daha en başında, Cumhuriyet kurulmadan da önce, Kurtuluş Savaşı’nın birçok komutanı bile İstanbul’a girmek, onu geri alabilmek ümidinde değildi. Anadolu’nun bir kısmını kurtarmak onlara göre o an için yeterliydi. Halbuki Atatürk bir dahi olduğu için karşı tarafın açığını görmüş ve “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” demişti. Cumhuriyet’in ilanı da böyle bir uzak görüşlülüğün eseridir.
Cumhuriyet Nedir?
‘Cumhuriyet’, bizim dilimize Arapçadan geçen bir kelimedir, çocuklar. ‘Bütün halkın idaresi’ demektir. Bu kelime ‘cumhur’dan yani halktan çıkar. Cumhuriyette egemenlik, kral, kraliçe, padişah, sultan gibi tek bir kişiye ait değil halka aittir. Halk, belirli zaman aralıklarından oy vererek, yine halktan olan yöneticilerini seçer.

“Bu kelime Arapçadan geldi” dedim ama Araplar bu kelimeyi hiçbir zaman bildiğimiz cumhuriyet anlamında kullanmadılar. Çünkü bu rejimi hiç uygulamadılar. Cumhuriyet lafını eden biz Türkleriz.

Cumhuriyet anlayışı zamanla değişmiş, gelişmiştir. Örneğin cumhuriyet rejimi Eski Yunan’daki demokrasidir; halk idaresidir; fakat orada o demokrasi çok sınırlı bir kesim bir kesim tarafından kullanılırdı. Halkın çoğunluğu yabancılardı, seçme-seçilme hakları yoktu. Bir de köleleri vardı; onların hiçbir hukuku yoktu. Zengini ve fakiriyle çok küçük bir vatandaş kitlesi oy verirdi. Bu biçimiyle buradan da Roma İmparatorluğu’na geçti ama Roma’da da yine halkla, toprak sahibi soyluların arasında bir fark vardı. Meclisleri bile ayrıydı.

Cumhuriyet kelimesi, I. Dünya Savaşı’ndan evvel her yerde antipatiyle karşılanırdı. O dönemlerde kibar bir muhitte krallar aleyhinde konuşmak, cumhuriyeti övmek sizin o toplumdan kovulmanıza dahi sebep olabilirdi.

Büyük devletler arasında bir tek Fransa cumhuriyetti. Bir de o zamanlar yükselen bir devlet konumunda olan Amerika Birleşik Devletleri bir cumhuriyetti. O da 18. yüzyıldan itibaren yeni yeni ortaya çıkıyordu. Bu iki cumhuriyet, Batı dünyasında yeni bir atılımdı. Ama artık dünya değişti. Modern Türkiye dahil, dünyada bir çok ülke cumhuriyetle yönetiliyor.

acer, bayrak, cumhur, cumhuriyet bayramı, cumhuriyet nedir, millet nedir, milliyetçilik, ödev notları, ilber ortaylı cumhuriyet, cumhuriyet tarihi, cumhuriyet nasıl kuruldu, cumhuriyetin ilanı, atatürk, türk bayrağı, türk milleti, türk tarihi

Cumhuriyet Nedir? 

(İlber Ortaylı çocuklar için anlatıyor)

29 Ekim 1923'te Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları Cumhuriyet’i ilan etti. Türkiye, büyük fedakarlıklarla kazandığı Kurtuluş Savaşı’ndan sonra yaralarını sarmaya çalışıyordu. Ülkemiz o zor dönemlerden geçerek bugünlere vardı. Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlber Ortaylı, siz çocuklara Cumhuriyet ideallerinin ne anlama geldiğini anlatıyor.

Cumhuriyet’ten önce Türkiye ne durumdaydı?

Çocuklar, 29 Ekim 1923'e, yani Cumhuriyet’in ilanına gelene kadar, ülkemizin ne koşullar altında olduğunu bilmek çok önemlidir. Türkiye, I. Dünya Savaşı’ndan sonra çok şey kaybetmişti. Dört yıllık bir savaş bütün ülkeler için çok uzundur. Hiç kimsenin bu kadar büyük, uzun savaş tecrübesi yoktu. Bu kadar tahrip edici silahlarla topyekun savaşılmamıştı. Onun için savaşın sonunda yenilenlerle kazanan arasında fark yoktu. Hepsi perişandı, sadece savaşın galiplerinin galip hukuku vardı.

Bir kere, bizim kayıplarımız en başta aydınlarımız oldu. Bildiğiniz bütün bu yüksek okulların, Tıbbiye’nin, Mühendislik Mektebi’nin sınıfları boşaltılmıştı. Gençlerin çoğu şehit düştü. Anadolu’da en iyi zanaatkarlar, tarlaları süren çiftçiler, eli ayağı tutanlar öldü. Biz birçok cephede savaştık. Bu uzun bir savaştı, bize milli bir bilinç getirdi. Ordularımıza dayanıklılık verdi, harbin içinde kaybettiğimiz cepheler de oldu ama kazandıklarımız da oldu. En başta Çanakkale, Irak’ta Kutu’l-Ama-re; fakat sonunda mağlupların arasındaydık ve ağır kayıplar vermiştik. Aynı yılın sonunda Mondros Mütarekesi’ni imzaladık, ülkemiz işgal edildi ve bu işgal üstelik galiplerin keyfine bırakıldı.

İngiltere lüzumlu gördüğü her yeri işgal ediyor, kendi işgal edemediği anda da sonadan savaşa giren taze kuvvet müttefiki Yunanistan’ı Ege’ye çıkarıyordu. İşte Türkiye burada dayanamadı. Ve Ege’de direnişler başladı. Ama mühim olan her yerdeki direnişler değildir. Her kafadan bir ses çıkarsa bir işi yapabilir misiniz? İyi iş yapmaya niyetlenseniz bile herkes kendi başına kılıç sallasa, kendi başına kahraman olsa bir şey olur mu? Şimdi siz bir bahçeyi temizlemek istiyorsunuz; herkes kimseye sormadan, danışmadan temizlemeye kalksa ne olur? Bahçe altüst olur. Yani daima bir baş lazımdır, bir merkez lazımdır. İşte Mustafa Kemal Paşa budur. O, Çanakkale’de, Bitlis’te, Filitsin cephesinde isim yapan genç bir komutandı. İyi bir kurmay subaydı. Osmanlı ordusunda kurmaylık çok önemliydi. Yani kurmay subay, harp okulundan sonra eğitime devam eden, karar mekanizmalarına oturan, savaş planlarının yapan demektir. Mustafa Kemal zeki bir insandı. Dahiydi. Öbürleri arasında öne geçmişti.

Cumhuriyet bize neler kazandırdı?

O kadar çok şey var ki… Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar, Kurtuluş Savaşı komutanları, perişan Türkiye’nin sanayi ihtiyacını, okul ve sağlık ihtiyacını gördükleri için bir sürü askerin göze alamayacağı fedakarlığı ve politika değişikliğini yaptılar: Askeri harcamaları kıstılar. Ve Türkiye kapalı köylerde yaşayan bir ülkeyken özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra dünya ticaretine girip bir birikim sağlayabildi.

Ama önemli bir soru şudur çocuklar; Bu başarıyı sağlayan elemanlarımız nereden çıktı? Okullar, imparatorluktan kalmaydı; Cumhuriyet, üstüne çok iyilerini ilave etti. Mesela Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Ziraat Enstitüsü… Buralardan yeni tip bilginler, yeni entelektüeller çıktı. Onun için Cumhuriyet bir seferberliktir.

Türkiye Batı müziğini eskiden de tanıyordu; bizim kompozitör padişahlarımız bile vardı. Ama onu halka yayan, konservatuvarlar kurup müziğimizi geliştiren Cumhuriyet’tir. Biz bir müddet bunu küçümsedik. Bugün pek çok ülkede Avrupa kentlerinde Türk sopranoları ve baritonları, tenorları görüyorsunuz. Artık müzisyenlerimiz var. Orkestra kurabiliyoruz. Bunlar yoktu…

Biz savaşlarda çok kayıp verdiğimiz için okulu bitiren herkes iş buldu. 1930'ların Avrupa’sı ve Amerika’sı işsizlikten kavruluyordu. Yani dünyada öyle büyük bir işsizlik vardı. Türkiye bunu hissetmedi. Okumuş insan hiçbir zaman işsiz kalmadı.

Köylü zaten fakirdi. Ama kim ne derse desin Türk köylüsü, Cumhuriyet’ten önceki ezikliğinden, fakirliğinden kurtuldu. Bilhassa II. Dünya Savaşı’ndan sonra…

Ve en mühimi, Cumhuriyet’in getirdiği hukuk sistemidir. Bu bize hayatı kolaylaştıran bir yaşam biçimi ve modeli sundu.

Başka alanlara da bakalım… Cumhuriyet’ten evvel, Türkiye’de kadın hareketlerinde, kadının aydınlanmasında bir atılım vardı. Ancak Cumhuriyet, bu hareketleri yönlendirmeyi, kanunlaştırmayı, sistemleştirmeyi başardı. Kadının toplum hayatındaki yerini, üstelik bir çok Batı toplumundan önce kadınlara seçme-seçilme hakkı vererek sağlamlaştırmış olması, Cumhuriyet’in en önemli kazanımlarından biridir.

acer, bayrak, cumhur, cumhuriyet bayramı, cumhuriyet nedir, millet nedir, milliyetçilik, ödev notları, ilber ortaylı cumhuriyet, cumhuriyet tarihi, cumhuriyet nasıl kuruldu, cumhuriyetin ilanı, atatürk, türk bayrağı, türk milleti, türk tarihi

29 Ekim 1923'ten sonra en hızlı hangi alanlarda ilerledik?

Özellikle de eğitim ve sağlık alanlarında başarılıydık. Cumhuriyet’in ilk yıllarında çok iyi bir öğretmen sınıfı türedi. Kendinden emin, kendine saygısı olan ve başkalarının saygı gösterdiği öğretmenlerdi bunlar… Anadolu’nun her vilayetindeki her lise, İstanbul’daki kadar iyiydi. İster İstanbul’da, Kabataş’ta veya Haydarpaşa’da ister Konya’da, Erzurum’da okuyun, iyi yetişirdiniz. Teknik lisenin sınavlarını herkes kazabilirdi. Ben örneğin 9. Cumhurbaşkanımız, rahmetli Süleyman Demirel’e “Efendim, eğer siz bugünkü aynı liselerde okusanız, Teknik Üniversite’yi, bütün zekanıza ve hafızanıza rağmen zor kazanırdınız. Ama o zaman dereceyle kazandınız” demiştim. Çünkü eğitimde bölgeler ve sınıflar arası belirgin bir eşitlik vardı. Abdülbakir Gölpınarlı gibi bir değer, Balıkesir Lisesi’nde hocaydı ve bizim büyük tarihçimiz Halil İnalcık’ı o eğitti. Yani Cumhuriyet, ilk olarak Eğitim’i getirdi.

İkincisi, sağlık getirdi Cumhuriyet. Anadolu, bütün ülkeler gibi hastalıktan kırılıyordu. Sıtma, verem, başka kronik hastalıklar vardı. O milli eğitim ordusunun yanında, sağlık ordusu bunları çok önemli ölçüde halletti. 1930'larda Almanya’dan kaçan Profesör Eckhart, Sağlık Bakanı Refik Saydam’ın talimatıyla bir araştırma, bir tarama yaptı. Şaşırtıcı sonuçlar çıktı. “Beslenme ve bazı hastalıklar sandığımdan daha iyi düzeyde” dedi Eckhart. Yani Türkiye, Cumhuriyet’in daha ilk yıllarında bazı şeyleri başarabilmiştir. II. Dünya Savaşı’ndan sonraki Birleşmiş Milletler programını, okuma-yazma ve sağlık taramalarını beklemeden daha da evvel, eğitim ve sağlık gibi en önemli konuları çözmüştür.

Atatürk’ün çocuklara bakışı nasıldı?

23 Nisan’da Türkiye Büyük Millet Meclisi kuruldu. Bence bu en önemli bayramımızdır. Bu günü çocuklara bir bayram olarak hediye eden de Atatürk’ün bizzat kendisidir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin, bütün devrim yapan ülkeler gibi en büyük güvencesi, gençlik ve çocuklardır; yeni nesillerdir. Atatürk çocuklara büyük şefkat beslerdi. O zamanlar bir çok öğrenciye burs verilirdi, okutulurlardı. Bugün 5 TL’lerin üzerinde gördüğünüz Aydın Sayılı bu bursiyerlerden biridir. Başka örnekler vereyim sizlere: Yüzümüzü ağartan iki eskicağ bilimcileri, Hititolog Sedat Alp ve Ekrem Akurgal bu dönemde burslar ile yetişmişlerdir. Yine bu dönemde konservatuarlar, sanat kurumları ortaya çıktı. Tüm bunların yanında en önemli şey, hakikatten büyük harpler geçirmiş, 11 yıl savaş görmüş bir memleketteki yetimlerin konumudur. Onların eğitimi için çok hassas davranıldı; fırsatlar sağlandı. Çocuklar o dönemin yöneticileri tarafından çok önemsendi. Mesela Atatürk’ün silah arkadaşı, Kazım Karabekir Paşa da çocukların eğitimine, korunmasına karşı çok hassastır; bu uğurda çocuk eserleri, şarkılar yazmıştır. Bu, İstiklal Savaşı komutanlarının, o kadroların genel eğilimidir.

Sakın unutmayın, çocuklar. Atatürk ve arkadaşları eğitimin önemini çok iyi kavramış ve buna göre davranmıştı. Siz de böyle davranın. Cumhuriyet, eğitim alanında büyük atılımlar yapmaya çalıştı. Bu çalışmayı tamamlayabildi mi? Hayır; halen çok eksiğimiz var. Ama Cumhuriyet, bir şey için çok uğraştı: Okullar yapmakla. Çocukları okutacak öğretmenler yetiştirmekle… Size Nermin Abadan Unat Hoca’nın hatıratını okumanızı tavsiye ediyorum (Hayatını Seçen Kadın, ‘Hocaların Hocası’ Nermin Abadan Unat, Söyleşi: Sedef Kabaş, 2010, Doğan Kitap). O, Macaristan’da doğmuş; 15 yaşına dek orada yaşamıştı. Sonra buraya baba yurduna geldi. Annesi Macardı ve orada, Macaristan’da kalmasını istemişti. Abadan kitabında, “Macarsitan’da kalsam okuyamayacaktım” diyor. Türkiye Cumhuriyeti, çocuklara okuma imkanı verdi. Bunu hep aklınızda tutmanızı isterim.

İLBER ORTAYLI

cumhuriyet nedir, milliyetçilik, ödev notları, ilber ortaylı cumhuriyet, cumhuriyet tarihi, cumhuriyet nasıl kuruldu, cumhuriyetin ilanı, atatürkün çocuklara bakışı,  türk tarihi

CUMA MESAJLARI

24 Ekim 2019 Perşembe / No Comments
cuma, cuma kutlama, cuma mesajı, cumanız mübarek olsun, hayırlı cumalar, resimli cuma mesajları, resimli cuma sözleri, tebrik mesajları cuma, yeni cuma mesajları, cuma mesajları kısa

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN

*

En güzel Cuma mesajları

Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. (Cum'a, 62/9) Cumanız mübarek olsun.

Güzellikler içinizi aydınlatsın, yüzünüzden ve yüreğinizden tebessüm eksilmesin. Rabbim, sevdiği kullarından eylesin. Hayırlı cumalar dilerim.

Ya Rab, kusurumuzu affet. Bizi Kendine kul kabul et. Emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl. Amin! Hayırlı cumalar.

cuma, cuma kutlama, cuma mesajı, cumanız mübarek olsun, hayırlı cumalar, resimli cuma mesajları, resimli cuma sözleri, tebrik mesajları cuma, yeni cuma mesajları, cuma mesajları kısa

Allah'ım! Senden dünya ve ahirette afiyet dilerim. Allah'ım! Senden dinim, dünyam, aile fertlerim ve malım hakkında af ve afiyet dilerim. Allah'ım! Ayıplarımı ört, korkularımdan emin kıl... Hayırlı cumalar.

Allah'ım! Senden hayırlı olan işleri yapmayı, aklın ve dinin çirkin gördüğü şeyleri terk etmeyi ve fakirlerin sevgisini istiyorum. (Malik, Dua, No:508) Hayırlı cumalar.

cuma, cuma kutlama, cuma mesajı, cumanız mübarek olsun, hayırlı cumalar, resimli cuma mesajları, resimli cuma sözleri, tebrik mesajları cuma, yeni cuma mesajları, cuma mesajları kısa

Dünyada bir olan sende bin olsun, kainatta damla olan sende okyanus olsun. El açıp dua etiğin her şey bugün kabul olsun, amin! Hayırlı Cumalar dilerim.

Allah'ım! Akşama ulaştığımız gibi sabaha, sabah ulaştığımız gibi de akşama ulaşmayı nasip eyle. Sağlımızı koru ve hastalara şifa ver. Hayırlı bereketli cumalar dilerim.

cuma, cuma kutlama, cuma mesajı, cumanız mübarek olsun, hayırlı cumalar, resimli cuma mesajları, resimli cuma sözleri, tebrik mesajları cuma, yeni cuma mesajları, cuma mesajları kısa

Üzerine güneş doğan en hayırlı gün cuma günüdür. Âdem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve yine o gün cennetten çıkarıldı. (Müslim, Cum'a 17, 18) Cumanız mübarek olsun.

cuma, cuma kutlama, cuma mesajı, cumanız mübarek olsun, hayırlı cumalar, resimli cuma mesajları, resimli cuma sözleri, tebrik mesajları cuma, yeni cuma mesajları, cuma mesajları kısa 

VİCDAN...

/ No Comments
 ahiret, altın sözler, hadisi şerif vicdan, hz. muhammed sözleri, iki büyük nimet, resimli sözler, sağlık, vicdan rahatlığı, vücut sağlığı, vicdan nedir, vicdan ile ilgili sözler, vicdan sözleri

İKİ BÜYÜK NİMET

"İki büyük nimet vardır ki insanların çoğu bilmezler;
vücut sağlığı ve vicdan rahatlığı" Hadis'i Şerif
Kaybedince anlar insan...
Zamanın, sağlığın, sevdiklerinin, gençliğinin değerini.
Nimetler içinde farkedemeyiz.
Kaybedince anlarız.
Vicdan rahatlığı ise başka bir nimettir.
Başımızı yastığa koyduğumuzda vicdanımız rahatsa,
işte en büyük nimet de budur.
Vicdanın rahatlığı nefes almak ve vermek gibidir.
Vicdanı rahat olan ahirette de rahattır.
Vicdanı rahat olmayan ise hem dünyada, hem ahirette azap içindedir... 

*
ahiret, altın sözler, hadisi şerif vicdan, hz. muhammed sözleri, iki büyük nimet, resimli sözler, vicdan ile ilgili sözler, vicdan nedir, vicdan rahatlığı, vicdan sözleri, vücut sağlığı, 
VİCDAN İLE İLGİLİ SÖZLER


Kötü bir işin en gizli şahidi, vicdanımızdır...Hz. Ömer (r.a.)

*

Vicdan kalp penceresinden bakar, akıl gözünü kapasa da vicdanın gözü, daima açıktır...Said Nursi

*

Görevini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına, ne mazeretin çaresi, ne ilacın şifası çare getirmez...Mevlana

*

Ben yapacağım her şeyi vicdanıma danışır ve sonra da tereddütsüz harekete geçerim, eğer muvaffak olursam zaten kimse bir şey söyleyemez, muvaffak olamazsam, o zaman da gökten bütün melekler yere inseler, yine beni müdafaa edemezler...Abraham Lincoln

*

Huzur dolu bir kalple bir parça ekmek, vicdan azabı ile beraber olan zenginlikten, bin kere daha iyidir...Amenemope

*

İradene hakim ol; fakat vicdanına esir ol...Aristoteles

*

İyi bir vicdan, en rahat yastıktır...C. Brentana

*

Vicdanın ve samimiyetin, temel değerlerin olsun, değersiz insanlarla da arkadaşlık etme, hataya düştüğünü anladığında, onu düzeltmek için hiç tereddüt etme...Confucius

*

Vicdanımız, biz onu öldürmedikçe, yanılmaz bir yargıçtır...Honore de Balzac

*

Allah'ı anmayan vicdan, hakimsiz mahkemeye benzer...Jean J. Rousseau

*

İnsanlar kötülüğü, arzularının kuvvetli olmasından çok, vicdanlarının zayıf oluşundan dolayı yaparlar...John Stuart Mill

*

Hiçbir suçlu, kendi öz mahkemesinde beraat edemez...Juvenalis

*

Vicdan, adaletin en iyi vekilidir...Lady Mary Montagu

*

Vicdan azabı, insanın içinde bir cehennemdir...Lord Byron

*

Kanunlara dayanan adli muhakemelerden, daha büyük bir muhakeme vardır ki, bu da her kişinin kendi vicdanıdır...Mahatma Gandhi

*

Vicdanlarınız sizi itham etmezse, başkalarının ithamının hiçbir değeri yoktur.
Pierre Jeanne

*

Kapanmayan tek yara, vicdan yarasıdır...Publilius Cyrus

*

Bir insanı üstün kılan, onu kendi arzu ve ihtiraslarından kurtaran, sadece vicdanıdır...Samuel Smiles

*

Vicdanı tertemizdi zira onu hiç kullanmamıştı...Stanislaw Lee

*

Vicdan baki kaldıkça, hiçbir günah affedilmiş sayılmaz...Stefan Zweig

*

Bir insanın dikkatini maddi kazanca ya da bundan benim çıkarım ne gibi sorulara verirse; elde edeceği geçici bir başarı için hayal gücünden yararlanabilir; ama bence kendini aşmak, tek bir amaca ve karşılıklı olarak birbirine bağımlılığın gerçekliğine hükmeden ilkelere dayalı, katkı dolu bir yaşam yaratmak için, hayal gücünün daha yüksek düzeyde kullanımı, vicdanın kullanımıyla uyumludur.
Stephen R. Covey

*

En mükemmel adalet, vicdandır...Victor Hugo

*

Her şerefli insan vicdanını yitirmektense, şerefini yitirmeyi yeğler...William Shakespeare

ahiret, altın sözler, hadisi şerif vicdan, hz. muhammed sözleri, iki büyük nimet, resimli sözler, sağlık, vicdan rahatlığı, vücut sağlığı, vicdan nedir, vicdan ile ilgili sözler, vicdan sözleri