Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

GEÇMİŞ GELECEK SÖZLERİ

20 Aralık 2019 Cuma / No Comments
anılar,gelecek ile ilgili sözler, geçmiş günler, geçmiş ile ilgili sözler, geçmiş zaman, geleceğimizin teminatı, gerçek dost kimdir, ölüm, resimli mesajlar, toprak, geçmiş gelecek sözleri, vefa nedir,

GELECEĞİMİZ

Biri sizi geleceğinize görmüyorsa,
Onu geçmişinize bırakma zamanı
gelmiş demektir...
Çünkü hiçbir kimse vazgeçilmez değildir.
Toprağın altı vazgeçilmezlerle doludur.

*
geçmiş gelecek sözleri, geçmiş günler, geçmiş ile ilgili sözler, geçmiş zaman, geleceğimizin teminatı, gelecek ile ilgili sözler, gerçek dost kimdir, ölüm, resimli mesajlar, toprak, vefa nedir, 
GEÇMİŞ VE GELECEK İLE İLGİLİ SÖZLER

Soru: Geleceği nasıl seziyorum? 
Cevap: Şimdinin işaretleri sayesinde. 

Gizin kökü şimdidedir; şimdiye dikkat edecek olursan, onu iyileştirebilirsin. Ve şimdiyi iyileştirebilirsen, daha sonra gelecek olan da iyi olacaktır.

Paulo Coelho
*
Zor zamanlar geçiriyorsanız, sevdiklerinizi kaybetmekten dolayı acı çekiyor ya da gelecekten korkuyorsanız, hayatın sadece şimdiki zamandan mevcut olduğunu aklınızdan çıkarmayın; tüm düşünce ve hatıralarınızı şimdiki zamana yöneltin. Böyle yaptığınız takdirde, geçmişe ait tüm acılarınız, geleceğe dair tüm endişeleriniz yok olur gider, mutluluğu ve özgürlüğü duyumsarsınız.

Tolstoy
*
Yakınındakileri mutlu et, uzaktakiler gelecektir.

Çin Atasözü
*
Gül biraz; bunca keder, bunca göz yaşı dinsin,

Gül biraz; şu gökkubbe kahkahanı işitsin.

Her gidenin ardından koşmaya değmez hayat,

Gelecekleri bekle, gidecek varsın gitsin.

Ümit Yaşar Oğuzcan
*
Gelecek; güçsüzler için ulaşılmaz, korkaklar için bilinmezlik, cesurlar için ise şanstır.

Victor Hugo
*
Gelecek, bugün ne yaptığınıza göre şekillenir.

Gandhi
*
Geleceği merak etme, nasıl olsa gelecek. Ama geçecek olanı iyi düşün, çünkü aklından silinmeyecek 

Balzac
*
Atalarınızı değiştiremezsiniz; fakat torunlarınızla ilgili olarak bir şeyler yapabilirsiniz.

Wes Izzard
*
Geçmişini sadece özlemek istemiyorsan ayak izlerini kaybetmemelisin. Gelecek senin notlarındır, geçmişse sınavın.

Abraham Lincoln
*
Zaman ileriye doğru akıp gittiği sürece, büyülendiğimiz “gelecek” el değmemiş “geçmiş”ten başka bir şey değildir.

Serdar Özkan
*
Benim bütün ilgim gelecektedir; çünkü hayatımın geri kalanını orada geçireceğim.

Charles Kettering
*
Nereye gidiyorsun? Sanıyor musun ki gelecekte bir yerde varılacak bir hedef var? Hayat zaten burada! Ne diye geleceği bekleyesin ki? Niye her şeyi geleceğe erteleyesin? Ertelemek intihar etmektir.

Osho
*
Zavallı gelecek! İnsanlar ona öyle çok umut besliyorlar ki, gerçekleştiğinde bütün çekiciliğini yitiriyor!

Maksim Gorki
*
Yarınlar, yorgun ve bezgin kimselere değil, rahatını terk edebilen gayretli insanlara aittir.

Cicero
*
Gelecek için umut taşımak, birilerine patronluk taslamaktan daha iyi bir örnek olmanızı sağlar.

Nelson Mandela
*
Evlilik geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecektir. Birçok kadın ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik geçirmiştir ya da evli olmadığı için acı çekiyordur.

Simone De Beauvoir
*
İnsanlar ve toplumlar gelecekleri ile ilgilenmezlerse, üzüntü ve kayıpları büyük olur.

Konfüçyus
*
Gelecek su gibidir. Bütün hareketlerimiz suyu dalgalandırıp yansımasını değiştirir.

Jeaniene Frost
*
Birlikte geçireceğimiz bir gelecekten neden söz ediyorsun Milena? Olmayacağını bildiğin için mi?

Franz Kafka
*
Bugünün değerini anlamadan yarını bekleyen bu insanlar, dünün geçtiğini ve yarının belki de hiç gelmeyeceğini düşünemiyorlar.

Douglas Burton
*
Eğer başkalarının gelecekle ilgili olumsuz beklentilerini kabullenirseniz, kendinizle ilgili sonucu asla değiştiremezsiniz.

Michael Jordan
*
Kaderimizi belirleyen seçtiklerimiz değil, aslında vazgeçtiklerimizdir. Vazgeçmen gerekenden hele bir vazgeç… Yerine gelecek olan seni bulacaktır zaten.

Burak Özdemir
*
Geçmişten çok geleceği düşünmeliyiz; çünkü bundan sonra orada yaşayacağız.

Jackson Brown
*
Çoğu insan bugünü yaşamaz. Gelecek onları yiyip bitirir. Oysa geleceği yaratan bugünü nasıl yaşadığımızdır. Her gün yeni bir hayat için fırsattır çünkü her gün hayatınızın dönüm noktasında durursunuz.

Rhonda Byrne
*
Gelecek yüzyıl güçlü liderlerin değil, güçlendiren liderlerin yüzyılı olacaktır.

Bill Gates
*
Hiçbir zaman geçmişi ele alarak, geleceği planlayamazsın.

Edmund Burke
*
Yalnız geçmişine değer veren insanın, gelecek beklemeye hiçbir hakkı kalmaz.

Oscar Wilde
*
İnsan zekayla ödüllendirilmiştir. O, kendi kendini bilen bir yaşamdır; kendisinin diğer insanların, geçmişinin ve gelecekte onu bekleyen olasılıkların farkındadır.

Erich Fromm
*
Geleceği satın alabilecek tek şey, bu gündür.

Samuel Johnson
*
İnsan yalnız kalır da gözlerini gelecek zamana kaparsa, rüyasında ebediyetin korkunç uçurumu açılır önünde.

Miguel De Unamuno
*
Geçmişi değiştiremezsin; ama gelecek daha elinin içindedir.

Hugh White
*
Fikrinizi her zaman değiştirebilirsiniz. Ancak şunu unutmayın; farklı bir gelecek seçmek, farklı bir geçmiş yaratmakla mümkündür.

Richard Bach
*
Geçmiş üç H – hafıza, hüzün ve haksızlık – demek bizim için. Gelecek ise başarının süslemeleriyle bezenmiş bir sığınak, daha önce hiç sahip olmadığın bir emniyet duygusu, çoğunluğa katılma, normalleşme arzusu.

Elif Şafak
*
Değiştiremeyeceğiniz bir geçmiş geride dururken, biçimlendirip sahip olabileceğimiz bir gelecek bizi bekliyor.

W. Robertson
*
Gelecek, geçmişin merhametine kalmıştır ve insan, ikisinin arasında bir kurbandır.

Hakan Günday
*
Geleceğin en iyi yanı, her günün teker teker gelmesidir.

Abraham Lincoln
*
Gelecek korkusu, insana başının üzerindeki çatının her an yıkılabileceği, açıkta veya çatının altında kalabileceği hissini yaşatır.

Naşide Gökbudak
*
Üzüntülüyseniz, ‘geçmişte’; endişeliyseniz, ‘gelecekte’ ve huzur içindeyseniz, ‘şimdiki zamanda’ yaşıyorsunuz demektir.

Lao Tzu
*
Ne kadar geriye bakarsanız, o kadar ileriyi görebilirsiniz.

William Churchill
*
Mazinin önünde şapkamızı çıkarıp eğilelim, istikbalin karşısında kollarımızı sıvayalım.

William Churchill
*
anılar,gelecek ile ilgili sözler, geçmiş günler, geçmiş ile ilgili sözler, geçmiş zaman, geleceğimizin teminatı, gerçek dost kimdir, ölüm, resimli mesajlar, toprak, geçmiş gelecek sözleri, vefa nedir, 

OLGUN İNSANIN ÖZELLİKLERİ

/ No Comments
dostoyevski, insan nasıl olgunlaşır, olgun insan kimdir, olgun insan nedir, olgun insanın özellikleri, olgun insanın vasıfları, Olgunlaşmak nedir, resimli mesajlar, suç ve ceza,

Olgunlaşmak;
Hiç bir şeye şaşırmamaktır. 

Dostoyevski

*
dostoyevski, insan nasıl olgunlaşır, olgun insan kimdir, olgun insan nedir, olgun insanın özellikleri, olgun insanın vasıfları, Olgunlaşmak nedir, resimli mesajlar, suç ve ceza, altın sözler
OLGUN İNSANIN ÖZELLİKLERİ

1-Hayatın her yönünü severler, şikayet etmekle ya da olayların daha değişik olmasını istemekle vakit kaybetmezler.

2-Bağımsızlıklarına çok düşkündürler.

3-Sevgi anlayıştan, sevdiklerine hiçbir şeyi zorla kabul ettirmemeyi gerektirir.

4-Onay arama ihtiyaçları yoktur, övgü ve ödül talep etmezler.

5-Çok net ve dürüst konuşurlar, çünkü vermek istedikleri mesajları başkalarını memnun etmek için dikkatli kelimeler arkasına gizlemezler.

6-Gülmeyi ve yeri gelince başkalarını güldürmeyi iyi bilirler.

7-Kendilerini ve hayatı şikayet etmeden kabullenirler. Maddi ve manevi benliklerini sahteliklerle gizlemezler.

8-Fıtri ve tabidirler, başkalarına eğlenceli gelmeyen şeylerden zevk alma yetenekleri vardır. Gün batımını izlemek ya da kırlarda küçük bir gezinti yapabilmek, yaralı bir kediyi veterinere götürmek onlar için mükemmel bir-şeydir.

9-Başkalarını çok iyi anlarlar, şaşırıp şok olmazlar.

10-Gereksiz kavgalarda asla taraf olmazlar.

11-Hastalık hastası değildirler.

12-Dürüsttürler; yalan söylemezler, olayları çarpıtmazlar.

13-İnsanlar hakkında konuşmaz, insanlarla konuşurlar.

14-Titizlik ya da düzenlilik gibi dertleri yoktur, verimli yaşamaya bakarlar. Organizasyon nevrozundan bağımsız olduklarından kâşiftirler aynı zamanda…

15-Bu insanların müthiş enerjileri vardır, enerjileri hayatı ve hayattaki faaliyetleri sevmelerinin sonucudur.

16-Şiddetli bir merak duygusuna sahiptirler. Hep araştırır, hayatlarının her anım kavramak isterler. Her insan, varlık ve olay daha çok öğrenmek için bir fırsattır.

17-Başarısız olmaktan korkmazlar, hatta onu sevinçle kabul ederler. Bu insanlar kendilerine zarar verecek duygulan yok etme ve kendilerine verdikleri değeri artıracak olanları doya doya yaşama yeteneğine sahiptirler.

18-Asla kendilerini savunma ihtiyaçları duymazlar. Basitçe “Her şey yolunda, biz yalnızca farklıyız. Anlaşmak zorunda değiliz!” derler. Bir tartışmayı kazanma ve muhatabı yanlışlığına ikna etme ihtiyacı duymadan hemen orada keserler.

19-Değerleri dar değildir; bu yüzden insan kazanmaya çalışırlar, kaybetmeye değil.

20-Kimseyi putlaştırmazlar. Herkesi insan olarak görür, hiç kimseyi insanüstü konuma getirmezler.

21-Başkalarının yeteneksizliği sebebiyle kazanmak yerine, zaferi kendi gayretleriyle elde etmeyi yeğlerler.

22-Onun bunun hatalarıyla ilgilenmezler, kendi değerlerini yaşayıp yaşatmaya çalışırlar.

23-Tökezleyip düştüklerinde tekrar ayağa kalkar ve sızlanmadan yaşamaya devam ederler.

24-Mutluluğu kovalamazlar, sadece yaşarlar ve mutluluk onları bulur. Cidden nadir bulunan insanlardır, onlar için her gün mükemmeldir.

dostoyevski, insan nasıl olgunlaşır, Olgunlaşmak nedir, resimli mesajlar, suç ve ceza, olgun insan nedir, olgun insan kimdir, olgun insanın özellikleri, olgun insanın vasıfları

POZİTİF HAYAT

/ No Comments
 hayatı güzelleştirmek, negatif düşünce, negatif zihin, olumsuzluklar, pozitif düşünce, resimli mesajlar, zen metodu nedir, pozitif düşüncenin yararları, mutlu yaşam, mutlu yaşamanın yolları

POZİTİF OLMAK

Negatif bir zihinle,
pozitif bir hayat yaşayamayız.
Hayat olumsuzlukları düşünerek zorlaşır.
Bardağın sürekli boş tarafına bakılmamalı.
Yaşadıklarımıza olumlu yönden bakabilmeliyiz.
Hayatımızı güzelleştirmek için;
Güzel bakmalı, güzel düşünmeli ve
Hayatımızdan lezzet almalıyız.

*
hayatı güzelleştirmek, mutlu yaşam, mutlu yaşamanın yolları, negatif düşünce, negatif zihin, olumsuzluklar, pozitif düşünce, pozitif düşüncenin yararları, resimli mesajlar, zen metodu nedir, 
POZİTİF DÜŞÜNCE VE YARARLARI

Bilinçaltınızı olumlu bir yapıya kavuşturmanın en etkili yolu, önce konuşmalarınızın içinde bulunan ve zararsız gibi görünen olumsuzluk taşıyan çok küçük ifadeleri çıkarıp atmaktır. Sonra da düşüncelerinizi kontrol altına alıp en küçük olumsuzluk düşüncesinden başlayarak büyük olumsuzluk düşüncesine doğru onların önce bilincine varıp vücuttaki ve yüzümüzdeki meydana getirdiği kasılmaları gevşetmek ve onları kaslarımız sayesinde vücudumuzdan akıp gitmesini sağlamaktır. Konuşmalarımızdaki kullandığımız olumsuz sözcükler ve bu sırada aklımızdan geçen olumsuz düşünceler tek başlarına zararsız bile görünseler, bir zaman sonra bilinçaltımızda son derece zararlı etkilere yol açarlar. Bilinçaltımız böylece olumsuz bir tutum alır. Kendi kendine devamlı olumlu sözler söyleyip telkinde bulunan insan zamanla bilinçaltının o yönde çalışmasını sağlar. Bu aynı jimnastik alıştırmaları gibidir. En kötü bir olayı dahi anlatırken ama iyi olacak deyip sonrada o kötü olayın nasıl iyi yanları.

ve etkileri olabileceğini düşünüp söyleyin. Hatta onları bir kağıda yazıp devamlı okuyun. Umut dolu, daima olumlu ve yapıcı eleştiri yapan, ileriye neşe ve ümitle bakan insanlarla ilişki kurun ve sizde öyle bir insan olun. Devamlı üzülen, olumsuz insanların bu huylarını değiştirmeye uğraşın. Bir insan nasıl düşünürse öyle yaşar. Üzüntü, sağlıksız ve yıkıcı bir zihinsel alışkanlık, bir hastalıktır. Üzüntü parça parça yok edilir. Bunun için önce küçük şeylere üzülmeyi bırakınız. Konuşmalarınızdan üzüntü ve korku belirten kelimeleri çıkarınız. “Ben yapamam” cümlesi bir hastalık belirtisidir. Daima ben başarırım, ben yaparım deyin. Günde 20 kez ben yaparım, ben başarırım diye tekrarlayın. İleride otomatik olarak böyle düşünmeye başlayacaksınız. “Ben yapamam’ı değiştirmenin bir başka yolu da kendinize ait bir teknik arayıp bulmanızdır. Eğer yokları düşünürseniz varlara ulaşamazsınız. Eğer gerçekçiyim diye övünüyorsanız ve gerçekçiliğiniz sizi karamsar yapıyorsa siz gerçekçi değil karamsarsınız. İyimser olan insanda beyin endorfin denilen bir hormon salgılar. Bu hormon insanin kendini daha iyi ve mutlu hissetmesini sağlar. Coşkulu yaşayın coşkuyu bulun ve coşku için dua edin kendinize”

MUTLU YAŞAM

Dünya ve kendinizle barışık olmak. Bu görkemli anda hiç bir şey canınızı sıkmaz ne insanlar ne dünya nede KENDİNİZ.

MUTLU YAŞAMIN YOLU

Sırasıyla yapılacaklar:

kendiyle birlikte olmaya boyun eğme
hedef ve istek
inanç
anahtar sözcük
Büyük ben’inize boyun eğin İsteyin hedefinizi gerçekten isteyin. Hedefinizi istemeyi sevin Bilinçaltınıza isteğinize hedefinize hiç kuşkunuz kalmayacak şekilde inanın. Ve uygun anahtarı seçip elektrik düğmesi gibi çalıştırın.

ZEN METODU

Bu yolla yapılacak meditasyonda sırayla şunlar yapılmalı:

Dizinizi bükerek veya da sandalyenin üzerinde dik olarak oturunuz
En azından 15 dakika boyunca içinizdeki nehire konsantre olunuz. Bütün kötü olumsuz duyguları korkuları içinizdeki nehire atıp akıp gitmesini sağlayınız. Bedensel olarak duyduğunuz duyumlar (karnın daveya gögsünüzde.) nehirden akıp gitsin Düşüncelerin gelip yanınızdan adeta bir tren gibi geçmesine yardımcı olun. Mümkünse hiç bir şey düşünmeyin. Hiçbir şeye karşı koymayın. Bütün kötü düşünceler sizi yalayıp gitsin. Akan suya baraj olmayın. Yollayın gitsin, aksın gönlünce. Duran su kokar, hastalık yapar. Bentleri kaldırın...
Bunu günün her anı yapmaya gayret ediniz. Kendinize karşı durmayın. Bunları yaparken uyuklamayın vücudunuzu bilinçli şekilde hissedin.
Vücudunuz sizin mutlu ve huzurlu yaşadığınız evinizdir.
Zen durumunda yakaladığınız uyumu SİZ dahil kimsenin bozmasına izin vermeyin. O UYUMU savunun.
Başka bir yol:
Rahat ve gevşemiş durumda sandalyeye oturun. Vücudunuzun her öğesinin varlığının bilincine varın. Ayak parmaklarınızdan kaslarınıza kadar vücudunuzun her parçasını gevşettin. Bunu yaparken “ayak parmaklarım gevşiyor, ayak bileklerim gevşiyor” diyerek her öğenin bilincine vararak her yerinizi gevşettin.
Zihninizi dalgalı bir su gibi düşünerek yavaş yavaş dalgaları dindirin. Dalgalar gittikçe azalsın, küçülsün ve suyun yüzeyi dümdüz olsun.
Sakinlik ve huzur veren kelimeleri söylemeye başlayın. Huzur, sakinlik, sessizlik, uyum, billur, hoş duygu, gibi bunları yaptığınızda ALFA durumuna geçmiş oldunuz.

BİRLİKTE

Bilinçli bilginiz; bildiğiniz, sözcüklerle anlatabildiğiniz her şeydir. Bilinç altı bilginiz ise sonsuzdur. Bilinçaltı bilginizin çok az bir kısmını hatırlayabilirsiniz, yüksek sesle ifade edebileceğiniz bölümünü. BU DÜNYADA NASIL MUTLU OLUNURURUN NASILIYIM BEN.

HAYATI KENDİNİZE ZEHİR ZİNDAN EDEN YİNE SİZSİNİZ

Acıyı kederi korkuyu kısacası BÖLÜNMEYİ nerede hissediyorsanız vücudunuzda, oradan özür dileyin. Özür diliyorum deyin; özür dileyin kendinizden. Ta ki acı ve kötü duygular kaybolana kadar. Ruhun aynı senin bebeğin gibidir; ona sevgi şefkat göstermeli, onu kollarına alıp korumalısın. Her deneyim belleğinizde depolanmıştır. Bunu bir deneyim fabrikası olarak adlandırabiliriz. Bu fabrikadaki makinelerin çoğu çalışmaz durumdadır. Fakat bu makinalar kullanılmaya kullanılmaya ihmal yüzünden paslanmış körlenmiş zor veya hiç çalışmaz durumdadır. Makineleri eski durumuna getirmek için bir çok deneme, zaman, inanç ve güven gerekecektir. Bu bellek fabrikanızı çalıştırma düğmesi BİRLİKTE kelimesidir. Ona yaptığı bütün işler için yirmi dört saat mesai yaptığı için teşekkür edin. Kendi kendinize cahilim, aptalım, şişmanım derken BEN kelimesini kullanın biz kelimesini kullanmayın GİZLİ BENİNİZİN olanaksızı gerçekleştirme deneyimine güvenin. Korkunun sebebi telaştır. KENDİNİZLE BİRLİKTE OLMADIĞINIZI kabul etmek zorundasınız. Bunu kabul edin ve ben kendimle birlikte değilim değin. Bilinçaltım DUYGULARIMI İRADEMI ve BİLİNÇSİZ DÜŞÜNCEMİ yönetir. Onu çalıştır ona çalışmadan önce ve çalıştırdıktan sonra gözü kapalı INANINIZ.

Dıştan gelen ve sizi yıpratan etkenler BÖLÜNMEYE sebep verir. Ama en zararlı bölünme kendi kendimize yarattığımız bölünmedir. Bölünmemek için kötüyü görme, duyma, konuşma. Bölünmenin sebepleri; acılar, kaygılar, korkular, aşırı duyarlılık, öfke, tartışma, tiksinme, tembellik, sorumluluktan kaçma, can sıkıntısı, pişmanlık, kararsızlık, unutkanlık, bir şeyi zamanında yapmamak.

Bir anda kendinizi cesaretli, kendine güvenir, kaygısız, hissettiğiniz anlar olmuştur. Sevinçli ve mutlusunuzdur. Sonra önemsiz, can sıkan bir olayı yada kişiyi düşünür yine canınızı sıkarsınız O güzelim duygular bir anda kaybolurlar. KIM dir sizi mutsuz eden? yine SİZ. Kendi kendinize yine BÖLÜNDÜNÜZ. Bir şeyi yapacağımızı söylüyorsak kendimizden BİZ diye bahsetmeliyiz. Ben diye bahsedersek sadece bilincimizden bahsetmiş oluruz. BEN bir şeyi yapacağım dersiniz. Eğer ben kullanırsanız sadece bilincinizi kastetmiş olursunuz. Aslında ESAS YAPICI BİLİNÇ ALTINIZDIR Bilinciniz değil. Bir şey yapmak isterseniz bilinç altınızdan yardım isteyin. Bilincinizle düşünebilirsiniz hissedebilirsiniz ama bilinçaltınızla isteyebilirsiniz. KENDİME SAYGILIM. KENDİME SAYGI DUYUYORUM.

Bilinçaltına sizden başka sı ulaşamaz onu duyamaz. Bilinçaltı kendini dünyada sizden başka sına anlatamaz. BİLİNÇALTIMLA DAYANIŞMA İÇİNDEYİM. GİDİP GELİN anahtar sözcüğü ile bilinçaltınızı düşünün. Bu sözcük size en iyi dostunuzu kazandıracaktır. Böylece bilinçaltınızla bilinciniz birbirine gidip gelecek ilk dostunuzu böyle kazanacaksınız. Bu sözcük dost kazanmada çok önemlidir. 28 kere birlikte şarkısını söyleyin. Ruhunuzu koşullandırın. Bilinçaltınıza TEŞEKKÜR EDİN. Anahtar sözcüklerle gizli fabrikanızın makinelerini çalıştırabilirsiniz. Bilinçli bir çaba veya yardım olmaksızın bilinç altınız

istediğiniz sonuçları GÖRÜNMEZ ve BİLİNMEZ yollardan elde etmenizi sağlayacaktır.

Akşam yatarken de SİZDEN VE SİZE YAPTIĞIM HATALAR İÇİN ÖZÜR DİLİYORUM BAĞIŞLAYINIZ BENİ YALVARIYORUM deyin.

Bilinçaltınıza şu soruları sorun

tam olarak ne istiyorum?
benim için en iyi şey nedir?
nasıl istiyorum?
Yalnızca bilinçaltımızı kullanarak yaptığımız şeylerde bir mükemmellik ve mükemmelliğe giden bir hal vardır. Bilincimiz ise devamlı bizi eleştirir. Korumaya çalışır. İkaz eder. Bilinç devamlı bilinçaltının işine karışır ve sessiz bilinçaltı devamlı bilinçten azar işitir. Bilincin bilinçaltına bu hareketlerini kontrole aldığımız zaman, bilinçaltını kendi haline bırakıp mükemmellik yaratacağı bir ortam hazırlamış oluruz. Sonuç olarak bilincinizin bilinçaltını olumsuz yönde etkileyecek telkinlerde bulunmasını önlemeli, olumlu telkinleri bilinçaltına göndermeliyiz. Bu durumun farkında olursak, günün her ani bunu uygulayabiliriz. Kendimize bir şeyi mükemmel yaparken birden ama diye başlayarak o mükemmelliği bozmamız tamamen bilincin suçudur. Kendinizi bilinçaltına teslim edin. Olumlu kontrolü elden bırakmayın.
Bilinçaltınıza ne kadar güvenirseniz kendine güven de o kadar artar. Kendine güven için korkuları ve içimizdeki suçluluk duygusunu atmalı bu yönde çaba göstermeliyiz. Bunun için kendimizden yardım isteyin. Bir şeyi iyi yapamadığınızda veya yapmadığınızda suçluluk duymayın. Her gün değişik bir gündür. Bugün belki canınız istemez, iradeniz kuvvetsizdir ama belki bir saat sonra belki yarın ruhsal gücünüz daha fazla olacak ve o işi daha iyi yapacaksınız. Unutmayın bulutlar ne kadar siyah ve sık olursa olsun o bulutların arkasında mutlaka bir parlak güneş vardır. Öyle değil mi? BİRLİKTE ve MUTLU olmak için

Kalbini kin ve nefretten arındır. Kendinden niye nefret ediyorsun?
Kafanı üzüntü, korku ve suçluluk duygularından arındır.
Basit bir hayat yaşa
Başkalarından çok az şey bekle, umma, beklentin az olsun. Kendin için iyi olan yaptığın şeyler için kendinden de bir karşılık bekleme. Senin kendin için iyi olana inan ve yap onu ama sonucunda kendinden bir karşılık bekleme.
Başkalarına çok ama çok şey ver. Sakin ama sakın bencil olma. Başkalarına verirsen onların kendilerini değerli hissetmelerini sağlarsın. Kendini sizin tarafınızdan değerli hisseden insan sizi sever size değer verir. Dolayısıyla sizin kendinize değer vermeniz sağlanmış olur.
Ruhsal gücünü hesaba katarak mümkün olduğu kadar çok ama çok çalış
Yaşamını SEVGİYLE doldur. Verebileceğin en küçük sevgiyi hisset ve ver. Onu alınganlık, küçük hesaplar ve karşılık bekleyerek söndürme.
Başkaları tarafından aranan sevilen bir insan ol. Hepimizin içinde bize devamlı sinyaller gönderen bir aygıt vardır. Bu sinyalleri dikkate alırsak bu sinyaller bizim nasıl mutlu olacağımızı söyler. Bu sinyalleri duymak için kendimize devamlı sorular sormalı, kendimizin ve vücudumuzun iyi bir dinleyicisi olmalıyız. Bu aygıt sağduyumuzdur. Sağduyu bilinçaltının bilinçlendirilmiş bölümüdür.
hayatı güzelleştirmek, negatif düşünce, negatif zihin, olumsuzluklar, pozitif düşünce, resimli mesajlar, zen metodu nedir, pozitif düşüncenin yararları, mutlu yaşam, mutlu yaşamanın yolları

VATAN ŞİİRLERİ

/ No Comments
önce vatan, vatan nedir, vatan şiirleri, bu vatan kimin şiiri, vatan destanı şiiri, tevfik fikret şiirleri, abdurrahim karakoç anadolu şiiri, ozan arif şiirleri, necip fazıl şiirleri, erdem bayazıt şiirleri

VATAN

Sevdamız Vatan.
Aşkımız Vatan.
Önce Vatan.

*
abdurrahim karakoç anadolu şiiri, bu vatan kimin şiiri, erdem bayazıt şiirleri, necip fazıl şiirleri, ozan arif şiirleri, tevfik fikret şiirleri, vatan destanı şiiri, vatan nedir, vatan şiirleri, 
BU VATAN KİMİN?

Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır,
Bir tarih boyunca onun uğrunda 
Kendini tarihe verenlerindir.

Tutuşup kül olan ocaklarından, 
Şahlanıp köpüren ırmaklarından,
Hudutlarda gaza bayraklarından 
Alnına ışıklar vuranlarındır.

Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır.

İleri atılıp sellercesine 
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine 
Şu kara toprağa girenlerindir.

Tarihin dilinden düşmez bu destan,
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı yakut olan bu vatan 
Can verme sırrına erenlerindir.

Gökyay'ım ne yazsan ziyade değil,
Bu sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil, 
Topun namlusundan görenlerindir.

Orhan Şaik Gökyay

*

VATAN DESTANI

O kadar dolu ki toprağın şanla,
Bir değil, sanki bin vatan gibisin.
Yüce dağlarına çöken dumanla
Göklerde yazılı destan gibisin.

Hep böyle bulutlar içinde başın,
Hilâli kucaklar her vatandaşın.
Geçse de asırlar, tazedir yaşın,
O kadar leventsin, fidan gibisin.

Çiçeksin, bayılır kuşlar kokundan,
Her dalın bir yay ki zümrüt okundan
Müjdeler fısıldar Ergenekon'dan:
Bu sese gönülden hayran gibisin.

Ey bütün cihana bedel Türkeli,
Açtığın cenklerin yoktur evveli.
Tarih bir nehir ki coşkundur seli.
Sen ona nisbetle, umman gibisin.

Bir yandan hep böyle taştın, köpürdün,
Bir yandan cefalı bir ömür sürdün,
Fakat ne derece ezildinse dün.
Şimdi gene tunçtan kalkan gibisin.

Bir insan nihayet kemikle ettir,
Bu et, bu kemiğe can hürriyettir.
En büyük hürriyet Cumhuriyettir,
Demek şimdi sen bir cihan gibisin.

Ey ana toprağı, ey Anadolu,
Açıldı önünde terakki yolu.
Hamdolsun her yanın bereket dolu,
Cennette bir yeşil meydan gibisin.

Yeni bir ay ördün al bayrağına,
Girdin en sonunda irfan bağına,
Medeni hayatın nur ırmağına
Ezelden susamış ceylan gibisin.

Halit Fahri Ozansoy

*

VATAN BORCU

Vatan borcunu ödemeye gelmişti
Vatanın hiç bilmediği toprağına
Yeşil kıyafetler içinde, elinde kırmızı elma şekerinin eksikliği...
kırmızı yanaklarında
Yaklaştım yanına
Ne isterse verecektim
Belli, garibandı biraz yüreği
Dedim ki söyle, elim avuçlarında
Tuttum...bıraktım ellerini
Elimi cebime attım
Ne kadar param varsa o an verebilirdim ona
Söyledim...canı birşey çekmiş olabilirdi
Söyle dedim ne istersen...
Dile benden ne dilersen
İstediğini veremezdim
ANNEMİ BABAMI ÇOK ÖZLEDİM! ! 
19.06.02 Bilecik

Ceyhun Yılmaz

*

CENGE GİDERKEN

Ben bir Türk'üm; dinim, cinsim uludur; 
Sinem, özüm ateş ile doludur.
İnsan olan vatanının kuludur.
Türk evladı evde durmaz giderim.
Muhammed'in kitabını kaldırtmam; 
Osmancık'ın bayrağını aldırtmam; 
Düşmanımı vatanıma saldırtmam.
Tanrı evi viran olmaz, giderim.
Bu topraklar ecdadımın ocağı; 
Evim, köyüm hep bu yerin bucağı; 
İşte vatan, işte Tanrı kucağı.
Ata yurdun, evlat bozmaz, giderim.
Tanrım şahit, duracağım sözümde; 
Milletimin sevgileri özümde; 
Vatanımdan başka şey yok gözümde.
Yâr yatağın düşman almaz, giderim.
Ak gömlekle gözyaşımı silerim; 
Kara taşla bıçağımı bilerim; 
Vatanım için yücelikler dilerim.
Bu dünyada kimse kalmaz, giderim.

Mehmet Emin Yurdakul

*

HİCRET BURCUNDA

Elveda Vatanım; doğduğum toprak
Bedenimin eczası; 
Akan suyu biten meyvası
Damarlarımda kan olan! 
Acizlendiğimde gözyaşları dökerek
Üstünde umutlar yeşerttiğim; 
Sokaklarını, bahçelerini, çeşmelerini
Ezbere bildiğim.
Anılarımın tarlası; 
Kimliğimin mayası; 
Çocuklarımı büyüttüğüm; 
Kadınımla paylaştığım; 
Anamı babamı emanet ettiğim toprak, 
Elveda!

Erdem Bayazıt

*

KÜÇÜK ASKER

Küçük Asker 
Küçük asker, silah elde
Kahramanca ilerliyor

Karşısında bütün belde
“Kahramanım, yaşa! ” diyor…

Küçük asker, küçük asker! 
Vatan senden hizmet ister.

Vatan için çeker emek
Herkes; bu borcu herkesin.
Vatan demek ninen demek,
Sen nineni sevmez misin? ..

Küçük asker, küçük asker! 
Vatan senden şefkat ister.

Vatan senden hayat umar,
Sen yaşarsan o canlanır; 
Vatan için ölmek de var,
Fakat borcun yaşamaktır…

Küçük asker, küçük asker! 
Vatan senden kuvvet ister.

Minimini omuzların
Taşıyacak yarın tüfek; 
Tüfek değil, vatan yarın
O omuza yüklenecek…

Küçük asker, küçük asker! 
Vatan senden gayret ister.

Küçük asker dinle bunu:
Sakın boşa silah atma; 
Kılıcını, kurşununu
Haksızlığa karşı sakla…

Küçük asker, küçük asker! 
Hak da senden kuvvet ister.

Tevfik Fikret

*

ANADOLU

Seni çok sevenler(!) çok örseledi
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..
Açların çalıştı, tokların yedi
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

Yanan hep sen oldun, yakılan sensin
Ruhuna çiviler çakılan sensin
Şekilden şekile sokulan sensin
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

Sınırlar çizildi rüyalarına
Yasaklar konuldu dualarına
Hangi sesler hâkim semalarına
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

Ahlat’ın, Afşin’in, Söğüt’ün mahzun
Evladın, âşığın, yiğidin mahzun
Tebessümün mahzun, ağıdın mahzun
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

Metrûk manastırlar ihya olmakta
Hüzün, camilere mahya olmakta
Yadlar başımıza kâhya olmakta
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

Üzerinden hak, adalet silindi
Hayâ zırhı delik delik delindi
Bu zelil duruma nasıl gelindi? ! .
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

Dün şehit kanıyla sulanan sensin
Bugün alkollere belenen sensin
Düşmandan sadaka dilenen sensin
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

Şehit torununa “sen sus” diyorlar
“Vatan sevmek bize mahsus” diyorlar
Her taraf toz-duman, kâbus diyorlar
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

Hariçten gelenler köprüyü tutmuş
Dost karşı kıyıda seni unutmuş
Hınzır yeller yaprakların kurutmuş
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

“Biraz azim, biraz gayret” derim ha
“Delinir karanlık, sabret” derim ha
“Şanlı mazi döner elbet” derim ha
Oy güzel vatanım, oy Anadolu...

(Parmak İzi)

Abdurrahim Karakoç

*

CANIM İSTANBUL

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; 
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim; 
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur; 
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.

İstanbul benim canım; 
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul...

Tarihin gözleri var, surlarda delik delik; 
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at; 
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare; 
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare? ..
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet; 
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...

O manayı bul da bul! 
İlle İstanbul'da bul! 
İstanbul,
İstanbul...

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği; 
Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir; 
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi? 
Cumbalı odalarda inletir ' Katibim'i...

Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler! 
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı Sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar; 
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

Gecesi sünbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul...

Necip Fazıl Kısakürek

*

KAN AKMAYA BAŞLADI

Ben bu vatan, ben bu yurdum hemşerim,
Özlerimden kan akmaya başladı.
Sebep sorma, yara bere her yerim,
Dizlerimden kan akmaya başladı.

Garez girdi milletimin bağına,
Kötü düştüm bölünmenin ağına,
Son günlerde kefen oldum çoğuna,
Bezlerimden kan akmaya başladı.

Hasret kaldım sevgi dolu çağlara,
Gül yetişen bülbül öten bağlara.
Kar yerine kin yağınca dağlara,
Buzlarımdan kan akmaya başladı.

Elif dedim Yaradan`a sarıldım,
'Dal' okuyup, hep kötüye yoruldum,
'Cim' deyince tam böğrümden vuruldum,
Cüzlerimden kan akmaya başladı.

Hazan geldi bunca genci götürdü,
Kış bağrıma mezar oldu oturdu.
İlkbaharda bostan bomba bitirdi,
Yazlarımdan kan akmaya başladı.

Ben büyüttüm dile derman olanı,
Putperesti dergâhına alanı…
Yok çıkartan deliğinden yılanı,
Sözlerimden kan akmaya başladı.

Bilirsiniz, eski Ocak nasıldı? 
Bak! Üstüne kara kazan asıldı,
Odun kemik, duman feryat kesildi,
Közlerimden kan akmaya başladı.

Yunus Emre'm bakma sakın kusura,
Senin gibi şükreden yok hasıra,
Aşıklarım bir hoş oldu bu sıra,
Sazlarımdan kan akmaya başladı

Bak hemşerim! Arif derki yürekten,
Ben vatanım dağdan, taştan, ırmaktan,
Seni böyle hep gaflette görmekten,
Gözlerimden kan akmaya başladı.

Ozan Arif

önce vatan, vatan nedir, vatan şiirleri, bu vatan kimin şiiri, vatan destanı şiiri, tevfik fikret şiirleri, abdurrahim karakoç anadolu şiiri, ozan arif şiirleri, necip fazıl şiirleri, erdem bayazıt şiirleri

"BEKLEMEK" ŞİİRLERİ

/ No Comments
 beklenen şiirleri, büyük doğu, özdemir asaf şiirleri, atilla ilhan şiirleri, necip fazıl kısakürek şiirleri, ölüm, beklemek şiirleri, aşka inandıran şiirleri, resimli sözler, can yücel şiirleri, aşk şiirleri,

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti  istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar? 

..N.F.K
aşk şiirleri, aşka inandıran şiirleri, atilla ilhan şiirleri, beklemek şiirleri, beklenen şiirleri, can yücel şiirleri, necip fazıl şiirleri, ölüm, özdemir asaf şiirleri, resimli sözler, 
*

Seni Beklemek......

Seni bekliyorum. 
Sabırla, inançla. 
En karanlık anda bile aydınlanıyor dünyam bir gün gelecek olmanla. 
Bunca meşgalenin arasında aklımın bir köşesindesin hep. 
Gün batımının kızıllığında yudum yudum içiyorum sana özlemimi. 
En güzeli bu belki de. Seni özlemek. 
O buruk ama bir o kadar haz dolu içkinin tadına varmak yani.

Seni bekliyorum. 
Sana yakışan bir özlemle
Usanmasız, tatlı bir bahar akşamı dinginliğinde. 
Ufuklara yakıştırıyorum en çok aramızdaki mesafeyi.
Ne kadar uzakta olursa olsun görürsün ya hani. 
Hani uzansan tutacakmışsın gibi. 
Hani uzansam eline değecekmişim gibi. 
Dokunmaya kıyamayıp biraz daha seyrine dalar gibi.

Seni bekliyorum. 
Sardunyam her açtığında, 
Radyoda sevdiğim şarkı çaldığında, 
Yağmur sonrası havaya karışan toprak kokusunda müjdeleniyorsun biliyorum.

Seni beklemek,
Tabiattan ayrı düşmemek demek. 
Cama konan kuşa, 
Ansızın çıkan rüzgara, 
Misket oynayan çocuklara, 
Peşine takılan sokak köpeklerine selamınla durmak demek.

Seni beklemek, 
Tüm dünyayla barışmak demek. 
Gürültücü komşuya, 
Israrlı pazarlamacıya, 
inatçı arkadaşa, 
Geç gelen ustaya, 
Pazar sabahı çalan telefona tebessüm etmek demek.

Seni beklemek,
Tüm tatların tadına varmak demek. 
Her yudumunda çayın, 
Her kaşığında çorbanın, 
Her tanesinde üzümün,
Her diliminde ekmeğin tadına varmak demek.

Seni beklemek,
Sabırla büyümek demek.
Yaz gelene kadar kışın,
Yemiş verene kadar dalın,
Pişene kadar aşın,
Ağrısı geçene kadar başın
Nazını çekebilmek demek.

Seni beklemek,
Hayatı iki kişilik yaşamak demek. 
En güzel film sahnelerini, 
En güzel roman satırlarını, 
En güzel dizeleri iki kişilik yaşamak demek.

Seni beklemek,
Bunca beklemenin sana değdiğini bilmek demek.

Seni bekliyorum. 
Geleceksin bir gün biliyorum.
Seni en özlediğim anda çıkacaksın karşıma. 
Ve ben seni gördüğüm anda anlayacağım beklenen olduğunu…

(Mart 2010)

Oya Erişmiş

*

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri---Cemal Süreyya

*

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım

Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından

Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından

Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar

Şu aranıp duran korkak ellerimi tut

Bu evleri atla bu evleri de bunları da

Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım

İnecek var deriz otobüs durur ineriz

Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya

Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum

Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun

Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam

Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım

Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda

Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım

Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum

Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi

Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor

Seni aldım bu sunturlu yere getirdim

Sayısız penceren vardı bir bir kapattım

Bana dönesin diye bir bir kapattım

Şimdi otobüs gelir biner gideriz

Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç

Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin

Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat

Durma kendini hatırlat

Durma göğe bakalım---Turgut UYAR

*

Merhaba Nalan... bu sen misin,
Yoksa sen mi sandım;
Biri çimdiklesin beni...
Şöyle ışığa gel de göreyim,
Beni dümdüz eden,
O yalandan da yalan gözlerini

Merhaba Nalan...
Amortiden mi çıktın güzelim?
Bak yine şapşal ettin bizi...
Oysa ne güzel unutmuştuk
Ve ne güzel sona ermişti,
O gerzek pembe dizi!..

Hani, son bölümde sen yamuk yapıp
Fabrikatör Nubar Bey'in
Tarabya köşküne gitmiştin...
Hani, arkadaşım Halit Akçatepe'nin yanında
Beni acayip refüze etmiştin...
Ve işte o an gözümde,
Eskicinin bile almadığı
Bir eski eşya gibi, bitmiştin!..

Merhaba Nalan..
Pişmanlıklar denizinin biletsiz yolcusu...
Merhaba, artist olma hayallerinin
İkinci sınıf karakter oyuncusu!..

Vay anasını sayın seyirciler,
Vay anasını be... vay anasını!..
Bak, şimdi ağlarım ha,
Tez kapatsın biri,
Gözlerimin bozuk vanasını!..

Oysa, o zehir kusan fabrika yolunda
Beraber ıslanmıştık biz, nice yağmurda.
Ve o gün, Nubar Bey'in çarpıp kaçtığı
Bir hayvancağızdı inleyen,
Yol kenarı çamurunda.

Ve hep kendine ayırdığın
O bencil yüreğin,
Bir de o gariban köpeğe sızlamıştı.
Ve ben, ilk defa seni böyle bilmiştim,
Ve damarlarım ilk defa böyle cızlamıştı!..

Merhaba Nalan... merhaba!
Yoksul mahallemizin en havalı kızı.
Merhaba, yanlış ağlara takılmış
Muhteşem deniz yıldızı!..

Ben sana bakınca, dolardım bulut gibi
Dolardım da bir türlü yağamazdım...
Sen bana bakınca,
Bir ağlamak düğümlenir boğazımda,
Gurur yapar, ağlamazdım...

Ne düşkündüm sana be!
Hani hayvanlar yavrusunu nasıl yalarmış,
Aynen öyle...
Ne tutkuydu bizimkisi be!
Hani Ferhat dağları nasıl delermiş,
Aynen öyle...
Ve o nasıl gidişti be!
Hani bir tren gelir de üzerinden geçermiş,
Aynen öyle...

Of Nalan of!..
Sen benim neler çektiğimi bilsen,
Bunu bilmekten ölürdün...
Şu kadarını söyleyeyim:
Hani taş olsan,
Yani taş olsan;
Ortadan ikiye bölünürdün...

Gitme Nalan, dur!
Tekrar gitme ne olur!..
Aldırış etme saçma sapan sözlerime.
Yoo... hayır, ağlamıyorum,
Galiba cıgaranın dumanı kaçtı gözlerime.

Belki de sen haklıydın,
Bu mahallede ne bahtın açılır,
Ne de boyun uzardı.
Üstelik annen ölmüştü
Ve sokağınız,
Acını kaldıramayacak kadar dardı...

Terso gidiyordu herşey...
Milllet işi-gücü bırakmış,
Aklını bize takıyordu.
Altımızda çul yoktu,
Üstümüzde dam akıyordu.
Arap kızı camdan bakıyordu...

Sen gittikten sonra ben,
Hiç sorma...
El attığım her işi, çok geçmedi batırdım.
Çünkü seni unutmanın tek yoluydu;
Bütün kazancımı şaraba yatırdım.

Ama gelinliğin duruyor.
Baba yadigarı cumbalı evi de satmadım.
Yalanım varsa kalkmayayım şuradan:
Ben seni bir tek gün,
Bir tek gün bile unutmadım!..

Merhaba Nalan,
Merhaba üzgün melek.
Merhaba kadersizim, talihsizim.
Merhaba titreyen elim, sancıyan belim,
Ağrıyan dizim, vazgeçilmezim!..

Ama Necdet Tosun öldü Nalan,
Artık yemekleri sen,
Salatayı da ben yapacağım.
Sami Hazinses kadar olmasa da
Bahçeyi sevdiğin çiçeklerle donatacağım.

Kemal Sunal da öldü Nalan,
İyi kalpli amcaları birer-birer uğurladık.
Ve dünya kirlendi,
Filmler bozuldu
O masum sevdalar yaşanmıyor artık...

Sen varsın, ben varım.
Bir de, acımasız bir dünya var dışarıda...
Esas film şimdi başlıyor,
Ve bütün koltuklar bomboş bu sinemada!..

Merhaba Nalan, merhaba!..
Sen ortada sıçan, ben şaşkın körebe...
Ulan seviyorum seni be!..
Ulan, nereden inceldiyse,
Oradan kopsun be!..Yusuf HAYALOĞLU

*

“Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?

Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?

”Seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?

Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek…

Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?

Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?

Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana… Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek… Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?

Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak… Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?

Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?

Nereden bileceksin?

Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi… Isırmazdım dilimin ucunu… Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.

Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda… Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.

Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize… Ve her kulaçta haykırırdım seni..

Ama sen hiç benimle olmadın ki…
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN…”---Can YÜCEL

*

Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al
Günün en güzel saatleri bunlar
Yanımda kal

Sana gitme demeyeceğim
Gene de sen bilirsin
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
İncinirsin

Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme Lavinia
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme Lavinia---Özdemir ASAF

*

gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım

ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım

akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım---Atilla İLHAN

beklenen şiirleri, büyük doğu, özdemir asaf şiirleri, atilla ilhan şiirleri, necip fazıl kısakürek şiirleri, ölüm, beklemek şiirleri, aşka inandıran şiirleri, resimli sözler, can yücel şiirleri, aşk şiirleri,