Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

REGAİP KANDİLİ MESAJLARI VE DUASI

26 Şubat 2020 Çarşamba / No Comments
regaip kandili hz muhammedin duası, regaip kandilinde yapılacak dua, regaip kandili mesajları, resimli regaip kandili mesajları, regaip kandili sms mesajları, ragaip kandili mesajları facebook,


2020 EN GÜZEL RESİMLİ REGAİP KANDİLİ MESAJLARI

*Bin damla serpilsin yüreğine, bin tatlı mutluluk dolsun günlerine, binbir hayalin gerçekleri bulsun, her türlü duaların kabul olsun, kandilin mübarek olsun...

*Ümit ederiz ki bu mübarek gece, zor günler geçirdiğimiz; fakat gelecek adına umutla dolu olduğumuz şu dönemlerde yeniden bir uyanışa vesile olur. Regaip kandiliniz mübarek olsun..

*Bir kandil gülü savur sevdiklerine, size onlardan gülücükler getirsin öyle içten öyle samimi ol ki göz yaşlarını bile tebessüme çevirsin. Kandiliniz mübarek olsun.

*Bu gece kulun yalvarış ve yakarışlarını Yüce Mevla'ya sunacağı ve O'nun sonsuz affından, merhametinden, iyiliğinden bol bol yararlanacağı umut, huzur ve müjde gecesidir. Regaip kandiliniz hayırlı olsun!

*Mübarek aylara Selam olsun.. Selam olsun Ey Regaib. Tüm Dualarınızın kabul olması dileğiyle.. Hayırlı kandiller.

*Kardeşliğin daimi olduğu, sevgilerin birleştiği dostlukların hiç bitmediği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de sevgi dolu nice kandillere.

*Ellerin semaya, dillerin duaya, gönüllerin Mevla’ya yöneldiği bu mübarek geceni kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim.

*Gecenin güzel yüzü yüreğine dokunsun, kâbuslar senden uzakta, melekler başucunda olsun, güneş öyle bir gecede doğsun ki duaların kabul, kandilin mübarek olsun.

*Duanız kabul, ameliniz makbul, saadetiniz daim olsun. Kandiliniz kutlu olsun.

*Üç aylar olarak bilinen Recep, Şaban, Ramazan ayları manevi yönden daha önemli ve hayırlıdır. Recep ayının ilk Cuma gecesi Regaip kandilidir. Yani bu gece ALLAH'ın rahmet ve bağışlamasının bol olduğu gecedir. Edilen dualar, tövbeler bu gece kabul olunur. Yürekler binbir nurla doludur. Kandiliniz kutlu olsun..

*Bu gece Regaip Kandili. Dua edelim.. Yürekler bir atsın bu gece, günahlarımız affolsun. Hayırlı kandiller.

*Bugün ettiğiniz bütün dualar göklere yükselip, tek tek kabul olup üzerinize sağanak gibi yağsın inşallah. Regaip kandiliniz mübarek olsun.

EN KISA 2018 REGAİP KANDİLİ MESAJLARI SMS

*Size karanfilin sadakatini, sümbülün bağlılığını, menekşenin tevazusunu, lalenin gururunu, leyleğin saadetini versek, bize de dua eder misiniz? Kandiliniz mübarek olsun..

*Regaip kandiliniz mübarek olsun! Kalpleriniz imanla dolsun!

*Ellerin duaya uzandığı, sinelerin dostlara açıldığı, gözlerin masumiyet aradığı bu mübarek günde tüm dualarınız kabul olması dileğiyle iyi kandiller.

*Binlerce çiçek var, ama gül başka. Milyonlarca insan var, ama dost başka. Milyarlarca gün var, ama bugün başka, Regaip Kandiliniz mübarek olsun.

*Gül sevginin tacıdır o yüzden her bahar gülle taçlanır, o gül ki Muhammed (SAV)'ı anlatır. Muhammed (SAV)'ı anlayana gül koklatılır, gül kokulu KANDİLİNİZ MÜBAREK olsun.

*Kardeşliğin daimi olduğu, sevgilerin birleştiği dostlukların hiç bitmediği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de sevgi dolu nice kandillere.

*Rüzgarın kemanını çaldığı ve yağmur damlalarının pencerene vurduğu bir gecede yatağına uzanıp, keşke dediğin tüm güzelliklerin sizin olsun. HAYIRLI KANDİLLER...

*Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi kutlarım.

*Konsun yine pervazlara güvercinler, hu hulara karışsın aminler,mübarek akşamdır, gelin ey Fatihalar, Yasinler.... İyi Kandiller

*Bir bayram gülüşü savur göklere eski zamanlara, gülücükler getirsin, öyle içten, öyle samimi olsun, gözyaşlarını bile tebessume çevirsin.

*Güneşin pembeliğiyle doğan, saflığıyla süzülen, herkese nasip olmayan mutluluk denen o en güzel duygu hep seninle olsun. KANDİLİNİZ MÜBAREK olsun.

*İslam'ın nurlu yüzü kalbine dolsun Makamınız cennet Hz. Muhammed komşunuz olsun Günlerinize mutluluk, gönlünüze saadet dolsun Kandiliniz mübarek olsun

*Semanın kapılarının sonuna kadar açılıp rahmetin sağanak sağanak yağdığı böyle bir gecede düşen damlaların seni sırılsıklam etmesi dileğiyle kandilin mübarek olsun.

*Size karanfilin sadakatini, sümbülün bağlılığını, menekşenin tevazusunu, lalenin gururunu, leyleğın saadetini versek, bize de dua eder misiniz? Kandiliniz mübarek olsun..

*Gül bahçesine girenler gül olmasalar da gül kokarlar. Kainatın en güzel gülünün kokusunun üzerinizde olması temennisiyle... İyi Kandiller..

regaip kandili hz muhammedin duası, regaip kandilinde yapılacak dua, regaip kandili mesajları, resimli regaip kandili mesajları, regaip kandili sms mesajları, ragaip kandili mesajları facebook,
ragaip kandili mesajları facebook, regaip kandili hz muhammedin duası, regaip kandili mesajları, regaip kandili sms mesajları, regaip kandilinde yapılacak dua, resimli regaip kandili mesajları, 
REGAİB KANDİLİ HZ.MUHAMMED DUASI

Recep haram aylardandır çünkü : Tövbe suresinin 36. ayeti Recep ayına işaret eder. Ayet şöyledir; "Şüphesiz Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu Allah'ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse bu aylarda kendinize zulmetmeyin." Değişik hadislerde haram ayların (yani günahın ve kusurların özellikle daha feci olduğu, savaşlara bile ara verilmesi gereken ayların) içinde Recep de sayılmıştır. Haram aylar. 'Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep'tir.'

Recep ayında tutulacak oruçlar : İbn Abbas; Efendimizin bu ayda çok oruç tuttuğunu ifade ediyor. Hatta orucu hiç bırakmayacak zannederdik der. Bazen de Recep ayında oruca o kadar ara verirdi ki hiç tutmayacak zannederdik. (Müslim) Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle haber verirdi: "Allah'ım Recep, Şaban'ı bize mübarek eyle, bizi Ramazan'a ulaştır.' (Ahmed, Müsned) Bu gece (Regaip gecesinin gündüzü) oruç tutana birçok sevap haberi verilmiştir.

Bu dört gecede rahmet yağar : Rabbimizin rahmeti her zaman vardır. Ama nasıl ki her gece güzel olmakla beraber Kadir gecesi bin geceye denktir. (Kadir Suresi) ve nasıl ki Kudüs'teki Mescidi Aksa diğer mekânlardan farklıysa Recep ayının ilk perşembesi ve belli zamanlar da öylece özeldir.

regaip kandili hz muhammedin duası, regaip kandilinde yapılacak dua, regaip kandili mesajları, resimli regaip kandili mesajları, regaip kandili sms mesajları, ragaip kandili mesajları facebook, 

ÜÇ AYLAR

/ No Comments
  dualar, önemli gün ve geceler, üç aylar duası, üç aylar ne zaman, üç aylarda neler yapılır, üç aylarda oruç tutmak, üç ayların başlangıcı hangi gün, üç ayların başlangıcı ne zaman,

dualar, önemli gün ve geceler, üç aylar duası, üç aylar ne zaman, üç aylarda neler yapılır, üç aylarda oruç tutmak, üç ayların başlangıcı hangi gün, üç ayların başlangıcı ne zaman, 
Üç Aylar(Receb, Şaban ve Ramazan)


Üç Aylar müminler için ruhen, fikren ve bedenen bir tazelenme ve toparlanma dönemidir. Değeri büyüktür. Efendimiz s.a.v. Receb ayı girdiğinde şöyle dua etmiştir:

اَلّهُمَّ باَرِكْ لَناَ فِي رَجَبَ وَ شَعْبَانَ وَ بَلَّغْنآَرَمَضاَنَ

OKUNUŞU: Allâhümme bârik lenâ fi Recebe ve Şa’bân, ve bellignâ Ramazân.

ANLAMI: “Allahım! Receb ve Şabanı bizler için bereketli kıl ve bizi Ramazana ulaştır.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 259)

Rasulullah s.a.v.’in mübarek dualarıyla şereflenmiş olan Receb, Şaban ve Ramazan ayları, İslâm ümmetinin bir nebze olsun kendini bulduğu, manevi inşanın daha kuvvetlendiği mümtaz vakitlerdir. Bu aylarda ilahî rahmet ve feyz müminlerin gönüllerini huzura ve sükûna gark eder. Yediden yetmişe bütün müslümanları kuşatan, kucaklayan rahmet havası adeta bütün toplumu arındırır, tüm sene boyunca biriken günah tortularını silkeler, temizler.

Efendimiz s.a.v.’in şu ifadeleri, bu aylara verilen önemi vurgular: “Receb Allah’ın ayıdır, Şaban benim ayımdır, Ramazan da ümmetimin ayıdır.”

Receb ayı ve Regâib Kandili

Receb ayı, ay takviminin yedincisi, Üç Ayların ise başlangıcıdır. Bu yıl (2020) 25 Şubat’ta başlayacak olan bu mübarek ay “haram aylar” diye nitelenen aylardan biridir. Efendimiz s.a.v., Receb ayı ile ilgili şöyle buyurmuştur: “Receb ayında Allah Tealâ’dan çok af dileyin. Çünkü Allah Tealâ’nın Receb ayının her vaktinde cehennemden azat ettiği kulları vardır. Cennette öyle köşkler vardır ki, onlara ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.” (Deylemî)

“Allah Tealâ Receb ayında iyiliği kat kat eder. Bu ayda bir gün oruç tutan bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. Yedi gün oruç tutana cehennem kapıları kapanır. Sekiz gün tutana cennetin sekiz kapısı açılır. On gün tutana Allah Tealâ istediğini verir. On beş gün oruç tutana bir seslenici; ‘Geçmiş günahların affedildi.’ der. Allah Tealâ Nuh a.s.’ı Receb ayında gemiye bindirdi. O da Receb ayını oruçlu geçirip yanındakilere oruç tutmalarını emretti.” (Taberanî)

Receb ayınında iki mübarek gece bulunmaktadır. Bunlardan biri Regâib, diğeri ise Miraç gecesidir. “Regâib” ihsanlar, ikramlar demektir. İbadet ve taatlerin, hayır ve hasenatların Allah katında kat kat ihsan ve ikramlarla karşılık bulduğu bu gece, müminler için Cuma ve kandil olması sebebiyle çifte bayramdır.

2020 yılı Regâib Gecesi 27 Mart Perşembeyi Cumaya bağlayan geceye isabet etmektedir.

Efendimiz s.a.v. Regâib gecesi yapılan duaların geri çevrilmeyeceğini haber vermiştir. Dolayısıyla Üç Ayların bu ilk mübarek gecesinde yüce Mevlâ’dan af ve mağfiret dilenir, ihsan ve ikram beklenir. Bu gece ümidin, teveccühün ve beklentinin gecesidir.

Allah Tealâ’dan Üç Ayların bütün İslâm âlemine hayırlar getirmesini temenni ederiz. Cenab-ı Hakk’ın yeryüzüne indireceği bereket ve inayetinden nasiplenmeyi ümit ederiz.

Üç Aylarda Ne Yapılmalıdır?

Üç Ayları bereketli geçirmek, manevi ikliminden nasipdar olabilmek için dikkat etmemiz gereken hususlar kısaca şunlardır:

- Namazlarımızı cemaat ile kılmaya özen göstermeliyiz.

 -Kaza namazlarımız varsa bunları kılmalı, yoksa elimizden geldiğince nafile ibadetlere yönelmeliyiz.

 -Sünnet olan oruçları tutmaya gayret etmeliyiz.

 -Çok Kur’an okumalıyız. Mümkünse anlamaya çalışarak, tefekkür ederek… Kulluğumuzu gözden geçirerek, eksik ve hatalarımızı ele almalıyız. Alışkanlık haline getirdiğimiz günahlarımızdan yakamızı kurtarmak için fırsat bilmeliyiz.

 -Üç Ayları günahlarımızın affı için fırsat bilip samimiyetle ve sık sık tövbe istiğfar etmeliyiz.

 -Akrabalarımızla, komşu ve dostlarımızla yakınlığımızı artırmalıyız.

 -Fakir ve fukara kimselere yardım elimizi uzatıp, bütçemiz nispetinde kayda değer sadakalar vermeliyiz.

Sonuç Olarak;

"Üç Aylar" diye adlandırılan Recep, Şâban ve Ramazan ayları, Yüce Allah'ın ruhumuza ikram ettiği faziletli ve bereketli zaman dilimleridir. Yapılan dileklerin dalga dalga Allah'a ulaştığı, dökülen pişmanlık gözyaşlarının günahları silip yok ettiği kandiller geçididir. Bu bakımdan bu hallerimizi sürekli yapmaya gayret etmeliyiz.

Üç Aylar ve Kandiller; 

 *Günah işlemeye müsait bulunan insanın, günahlarından temizlenmesi için bir fırsattır.

 *Geçmişin muhasebesini yaparak geleceğe azim ve enerjiyle yürümek isteyenlerin ayıdır.

 *Dünyevî meşguliyetlerimizden sıyrılıp, yaratılış gayemizi düşünmemiz; yaratan ve yaratılanlarla olan münasebetlerimizi değerlendirmemiz gereken aylardır.

 *Yaratıcımıza karşı görev ve sorumluluklarımızı hatırlatmalı ve gaflet uykusundan uyanmamıza vesile olmalıdır.

 *Aramızdaki çekişmeleri, tefrika ve ihtilâfları, şahsî menfaat hesaplarını bertaraf etmeli; barış, hoşgörü, kardeşlik, birlik ve beraberliğimizin güçlenmeliyiz. Unutmayalım ki; Recep tohum ekme, Şaban sulama, Ramazan ise hasat ayıdır.

dualar, önemli gün ve geceler, üç aylar duası, üç aylar ne zaman, üç aylarda neler yapılır, üç aylarda oruç tutmak, üç ayların başlangıcı hangi gün, üç ayların başlangıcı ne zaman, 

İŞ BULMA DUASI

24 Şubat 2020 Pazartesi / No Comments
dualar, dua, iş bulma duası, işe girmek için dua, iş bulma duası arapça, iş bulma duası diyanet, iş bulma duası cübbeli, iş bulma duası 3 defa, iş bulmak için dua, iş bulmak için ayet, iş bulma için esma

İş Bulma Duası

Günümüzün en büyük problemlerinden biri işsizliktir. Gerçekten de toplumumuzda her işi yapmaya hazır olup da iş bulamayan sayısı oldukça fazladır. Elbette işsizlik bir kader değildir. Çünkü çalışmak ve ailenin geçimi için emek vermek bile yeri geldiğinde ibadettendir. Bu nedenle işsiz kaldığınız dönemlerde, elinizden geleni yaparken ve yaptıktan sonra bazı duaları okuyarak Rabbimizden hayırlı bir iş dileyebilirsiniz.

İş bulmak amacı ile okuyabileceğiniz bu dualar ile birlikte, iş yerlerinde tercih edilebilmeniz amacı ile kendinizi yetiştirmeli ve gerekli eğitimleri almalısınız. İş bulduğunuz zamanda kazancınızın helal olduğuna inanacak kadar emek vermeli ve işinizi adil şekilde yerine getirmelisiniz. Aynı zamanda iş bulmak amacı ile daha önce bir adak adadıysanız, işe girdiğiniz anda en kısa süre içerisinde bu adağınızı yerine getirmelisiniz. Tüm bunlar hayırlı bir iş için olmazsa olmaz, istisnasız kurallardır.

İş bulmak amacı ile şu duaları okuyabilirsiniz:

”Rabbena atina min ledünke rahmeten ve heyyi lena min emrina reşeda.”

Anlamı: “Ey Rabbimiz sen bize katından rahmet et, işimizde bizler için başarılar hazırla.”

Bu dua günde 70 kez okunursa Allah’ın yardımı ile hayırlı bir iş bulacaktır.

“Bismillahi ala nefsi ve mali ve dini. Allah ümme raddini bi-kadaike ve barik li fima kuddire li, hatta la uhibbe ta’cile ma ahhartehu ve te’hira ma acceltehu.”

Anlamı: “Allah’ım sana malımı, nefsimi ve dinimi emanet ediyorum. Allah’ım hükmüne beni razı kıl, bana mübarek etki, tehir ettiğinin acelesini, acele ettiğinin de tehirini istemeyeyim. Nefsimin isyanına engel ol, teslimini sağla.”

Peygamber Efendimizin işsiz kalıp, dara düşenlere okuması için tavsiye ettiği bir duadır. Herhangi bir okunma miktarı yoktur. İş görüşmesine giderken, evden çıkarken ya da kalbiniz ne zaman ihtiyaç duyuyorsa, okuyabilirsiniz.

“Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed. Kema salleyte ala İbrahime ve ala ali İbrahim. İnneke hamidün mecid. Allahümme barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammed. Kema barekte ala İbrahime ve ala ali İbrahim. İnneke hamidün mecid.”
Bu dua 9 gün boyunca kesintisiz olarak, sabah namazı kılındıktan sonra 3 kez okunmalıdır. Duanın ardından Peygamber Efendimize 3 kez salatü selam getirmelisiniz.

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed kad dakat hiyletiy edrikniy Ya Rasullullah.”

Anlamı: “Muhammed ve ehline salat eyle. Çok fazla sıkıntım var, bana destek ve yardımcı ol Ya Rasulullah.”

Bu bir Salavat-ı Şerifedir. Cuma günü okunması gerekir. Her Cuma 100 kez okunursa, hayırlı bir iş sahibi olunur. Aynı zamanda bir iş sahibiyseniz de, işinizin hayırlı şekilde sürmesi amacı ile de okuyabilirsiniz.

"Allahümme hirli vahterli."

Anlamı: “Allah’ım yapacağım her işte bana hayırlı olanı nasip et. Benim hakkımda hayırlı olanı bana seç ve en hayırlısını nasip eyle.”

Duanın belli bir okunuş sayısı yoktur. Fakat işsiz olduğunuz dönem boyunca sıklıkla okumanız tavsiye edilmektedir.

” Allahü yü’ti mülkehu men yeşa.”

Anlamı: “Allah mülkünü kendi istediği kişiye bahşeder.”

İş bulmak amacı ile 990 kez okunması tavsiye edilmektedir.

“Bismillahirrahmanirrahim ve kalelmelikü itüni bihi estahlishülinefsi felemmakellemehu kale innekel yevme ledeyna mekinün emin kalec alni ala hazainil ardi inni hafizün alim ve kezalike mekkennali yusüfe fil ardi yetebevveü minha haysü yeşaü nusibü bi rahmetina men neşaü vela nuziü ecrel muhsinin.”
Bu duanın da belli bir okunuş miktarı bulunmamaktadır. Hayırlı bir iş bulup, helal bir kazanç elde etmek isteyen kimseler, bu duayı her gün okuyarak dualarını edebilirler.

“Malikü’l mülki tü’til mülke.”

Anlamı: “Mülkün gerçek sahibi, o mülkü verendir.”

İş aradığınız süreç boyunca mümkünse her gün 1150 kez okunması gerekir. Bu duayı her gün 1150 kez okuyan kimseler, hayırlı bir iş bulabilirler.

Tüm bu duaların sayısı arttırılabilir. İş bulmak için gereken çabayı sarf ediyorsanız, zaten bu dualar kısa süre içerisinde tesir edecektir. Bu dönem içerisinde karşınıza sizlere hakkınız olmadan işe girmenize yardımcı olacak kimseler çıkarsa, bu kazancın helal olmayacağını kendinize hatırlatın ve bunun da bir sınav olduğunu unutmayın. Bir işe girmek kadar, hayırlı bir işe girip helal kazanmak çok daha önemlidir.


dualar, dua, iş bulma duası, işe girmek için dua, iş bulma duası arapça, iş bulma duası diyanet, iş bulma duası cübbeli, iş bulma duası 3 defa, iş bulmak için dua, iş bulmak için ayet, iş bulma için esma

İNSANI TANIMAK

18 Şubat 2020 Salı / No Comments
altın sözler, auster kimdir, dost kimdir, insan nedir, insanı tanımak, insanları tanıma yolları, insanların ortak özellikleri nelerdir, paul auster sözleri, auster sözleri, paul auster, felsefi sözler,
altın sözler, auster kimdir, auster sözleri, dost kimdir, felsefi sözler, insanı tanımak, insanları tanıma yolları, insanların ortak özellikleri nelerdir, paul auster, paul auster sözleri, 
Artık insanları tanımak için 
zaman kaybetmiyorum. 
Nasıl olsa onlar zamanı gelince 
kendilerini tanıtıyorlar. P. Auster
İyi gün dostu çoktur. 
*
Toplum menfaati için dost görünenlerle dolup taşıyor.
*
Sahte insanlar, kağıttan kahramanlar, 
her yanı sarmış.
*
Asıl dost ise zor günlerde ve menfaat bittiğinde belli oluyor.
*
Bekle ve gör... 

*

Paul Auster Sözleri

Hayallerinin peşinden koş, bir gün mutlaka yorulacaklardır.
*
Hayat öyle oyunlar oynuyor ki, nereye tutunsam düşüyorum. Tam da palyaçonun dediği gibi, ağlayamadığımdan gülüyorum.
*
Hayatı gözyaşlarınla ödüllendireceğine, gülüşünle cezalandır.
*
Hiçbir zaman garantisi olmayan bir mutluluk için, Hayatınızda kalıcı olan şeyleri yok etmeyin. Çünkü tek üzülen siz olursunuz.
*
Kadın, doğası gereği zayıftır; ama acıya en çok o dayanır. Kadının direncini kıran tek şey; hayal ettiği erkeğin boş çıkmasıdır.
*
Kent de böyle işte. Herhangi bir sorunun yanıtını biliyorum, diye düşündüğün anda, artık sorunun bir anlamının kalmadığını fark edersin.
*
Makyajın amacı, güzelliği göstermektir; ama çok makyajın amacı, yüzünü gizlemektir.
*
Neden mutsuzsun? dedi. Mutsuz değil, beceriksizim dedim. Sizin gibi, mutlu olduğumu sanmayı beceremiyorum. Hepsi bu.
*
Aramayacaksın kimseyi, olması gerekenler zaten yanında. Ve yanında olmayıp gidenler; ne aklında olmalı ne umrunda.
*
Ayrıntıları sorma bana. Anlattıklarım yeter. Yeter de artar bile. Senin ne düşündüğünü bilmiyorum, ama gerçek sorun acımasızlık değil asla. Burada en kolay parçalanan şey insanın yüreğidir.
*
Bazen tüm bağları koparıp gitme cesaretini buluyorum kendimde. İşte o an, keşke nereye gideceğimi bilsem! Giderim herhalde.
*
Bil ki düşmek değildir insanları üzen... Elinden tutar gibi yapıp aslında itenlerdir insanı hayata küstüren.
*
Bir adamın yüreğini dünyaya açmasını yalnızca karanlık sağalayabilir; olan biten hakkında düşünmeye başladığımda her yanımı saransa yalnızca karanlık.
*
Bir güzellik yap kendine. Sadece sahip olduklarını düşün, mutlu ol onlarla. Sahip olmadıkların üzülsün seninle olamadıklarına.
*
Bir kadının ne dediğine değil, ne demek istediğine kulak ver. Çünkü onlar, kimse kırlmasın diye bazı şeyleri söylemezler.
*
Birisini unutmak zorundaysanız, bunu sindire sindire yapın. Çünkü aklın zamansız öldürdükleri, yürekte amansız dirilir.
*
Çok gereksiz şeyleri çok düşünüyorum. Sanırım o yüzden sürekli aklımdasın.
*
Dünyadaki gerçek yerim kendimin ötesinde bir yer oluvermişti ve bu yer benim içimde olsa bile, yeri tam tamına belirlenemezdi.
*
Gerçek daima hayal edebildiğimizin çok daha ilerisindedir.
*
Güzel, çirkin, şişman, zengin, fakir.. dünyadaki tüm kadınların tek bir ortak derdi vardır: Giyecek hiçbir şeyimiz yok.


altın sözler, auster kimdir, dost kimdir, insan nedir, insanı tanımak, insanları tanıma yolları, insanların ortak özellikleri nelerdir, paul auster sözleri, auster sözleri, paul auster, felsefi sözler, 

DÜNYA HAYATI

/ No Comments
ahiret nedir, ahirete iman, imanın şartları, allah, dünya, dünya hayatı, dünya hayatı ile ilgili ayetler, inkar edenler için dünya nedir, kafirlerin dünya hayatına bakışı, sınav, altın sözler,
ahiret nedir, ahirete iman, allah, altın sözler, dünya, dünya hayatı, dünya hayatı ile ilgili ayetler, imanın şartları, inkar edenler için dünya nedir, kafirlerin dünya hayatına bakışı, sınav, 
DÜNYA HAYATI NEDİR?

Dünya;
sırf kendisi için çalışanı
sınıfta bırakan
tezat bir sınavdır.
Bu sınavı kaybeden
baki dünyasını da kaybeder.
*


Dünya Hayatı ile İlgili Ayetler

Dünya boş bir amaç uğruna yaratılmamıştır

Biz gök ile yeri ve aralarındaki şeyleri, boş bir eğlence için yaratmadık. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, elbette onu katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık öyle yapardık (ENBİYA/16-17)

Dünya bir imtihan yeridir

Doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu işitici, görücü yaptık. (İNSAN/2)

O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır. (MÜLK/2)

Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz. (ENBİYA/35)

Biz yeryüzündeki şeyleri kendisine süs olsun diye yarattık ki, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim. (KEHF/7)

Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlaraöyle yoksulluklar, öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" derlerdi. Bak işte! Gerçekten Allah'ın yardımı yakındır. (BAKARA/214)

Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri! (BAKARA/155)

Andolsun ki, biz içinizden cihad edenlerle sabredenleri ortaya çıkarıncaya ve yaptıklarınızla ilgili haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi deneyeceğiz. (MUHAMMED/31)

Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'dan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir. (AL-İ İMRAN/186)

İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?

Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır. (ANKEBUT/2-3)

Dünya hayatı bir aldanıştır

Ey insanlar! Haberiniz olsun ki, Allah'ın vaadi muhakkak haktır. Sakın bu dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o aldatıcı şeytan sizi, Allah hakkında da aldatmasın. (FATIR/5)

Nefsince de, sabah akşam rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber candan sabret. Sen dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan gözlerini ayırma. Kalbini, bizi anmaktan gafil kıldığımız, nefsinin kötü arzusuna uymuş ve işi hep aşırılık olan kimseye uyma. (KEHF/28)

Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve bir günden korkun ki, baba çocuğuna hiçbir fayda veremez. Çocuk da babasına hiçbir şeyle fayda sağlayacak değildir. Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o çok aldatıcı şeytan sizi Allah'ın affına güvendirerek aldatmasın. (LOKMAN/33)

Dünya hayatı kısa ve geçicidir

Kendi içlerinde hiç düşünmediler mi ki, Allah göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre için yaratmıştır? Gerçekten insanların çoğu, Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler. (RUM/8)

Kendilerine, "Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?" derler. Onlara de ki: "Dünya zevki ne de olsa azdır, ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmez." (NİSA/77)

Ey Muhammed! Sen onlara dünya hayatının misalini ver. Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryüzünün bitkileri (her renk ve çiçekten) birbirine karışmış, nihayet bir çöp kırıntısı olmuştur. Rüzgarlar onu savurur gider. Allah her şeye muktedirdir. (KEHF/45)

Dünya hayatının misali şöyledir: Gökten indirdiğimiz su ile, insanların ve hayvanların yediği bitkiler birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü süslerini takınıp süslendiği ve sahipleri kendilerini ona gücü yeter sandıkları bir sırada, geceleyin veya gündüzün, ona emrimiz gelivermiştir, ansızın ona öyle bir tırpan atıvermişiz de sanki bir gün önce orada hiçbir şenlik yokmuş gibi oluvermiştir. Düşünen bir kavim için âyetlerimizi işte böyle açıklarız. (YUNUS/24)

Dünya hayatı bir oyun, tutkulu bir oyalanmadır

Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı. (ANKEBUT/64)

Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir. Bu, tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur. Ahirette ise çetin bir azab; Allah'tan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir. (HADİD/20)

Dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Ve hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helake atmamasını, kendisi için Allah'tan başka hiç bir dost ve hiçbir şefaatçi bulunmadığını Kur'ân ile hatırlat. O, azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse, kendisinden alınmaz. Onlar kazandıkları şey yüzünden helake uğratılmışlardır. Onlar için, inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azab vardır. (EN'AM/70)

Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Eğer iman eder kötülükten sakınırsanız, Allah size mükâfatınızı verir. Ve sizden bütün mallarınızı harcamanızı da istemez. (MUHAMMED/36)

İ nsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadır. (AL-İ İMRAN/14)

İnkar edenler dünyayı ahirete tercih ederler

Hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da,

Ahireti bırakıyorsunuz. (KIYAMET/20-21)

Bu (azab) şundan dolayıdır ki, onlar, dünya hayatını sevmiş ve onu ahirete tercih etmişlerdir. Allah da kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. (NAHL/107)

Bize kavuşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olup onunla tatmin bulanlar ve bizim âyetlerimizden gafil olanlar da vardır muhakkak. (YUNUS/7)


ahiret nedir, ahirete iman, imanın şartları, allah, dünya, dünya hayatı, dünya hayatı ile ilgili ayetler, inkar edenler için dünya nedir, kafirlerin dünya hayatına bakışı, sınav, altın sözler, 

ZAMAN NEDİR?

/ No Comments
beklemek, hızlı, keder, kısa, korkmak, resimli mesajlar, sevinç, uzun, yavaş, zaman, zaman nedir, zaman kavramı nedir, saat nasıl geçer, sevinçliyken zaman, beklerken zaman,
beklemek, beklerken zaman, hızlı, keder, kısa, korkmak, resimli mesajlar, saat nasıl geçer, sevinç, sevinçliyken zaman, uzun, yavaş, zaman, zaman kavramı nedir, zaman nedir, 
Zaman;
Beklerken çok yavaş,
Korkarken çok hızlı, 
Kederliyken çok uzun,
Sevinçliyken çok kısadır.

*

Zaman nedir? 

Zaman nedir sorusu felsefi bir sorudur. Tarih boyunca hemen hemen bütün filozoflar, tanrıbilimciler, gökbilimciler bu sorunun cevabını aradı. Her ne kadar başarmam durumunda tarihe çok havalı bir imza atacağımı düşünsem de bu yazıda sizlere zamanın ne olduğu ile ilgili “kesin ve net” tanımsal bir açıklama yapamayacağım.

Çünkü 354-430 seneleri arasında yaşamış olan ünlü filozof ve teolog St. Augustine’in şu sözlerinden daha ileri bir noktaya varabilmiş değiliz:

“Zaman nedir? Kim bu kavramı kolayca ve kısaca açıklayabilir? Kim kendisiyle olan ilişkisini ifade edebildiği ölçüde zamanı bir düşünce sistemiyle kavrayabilir? Hayatımızın günlük akışı içinde zamandan daha iyi bildiğimiz ve tanıdığımız hangi şeyin ismini daha çok zikrederiz? Ondan bahsettiğimiz zaman onu anlıyoruz veya başkasıyla konuşurken ismini duyduğumuzda da anlıyoruz. Peki, öyleyse nedir zaman? Eğer kimse sormazsa biliyorum; fakat bana sorma ihtimali bulunan birine açıklamaya kalktığımda, bilmiyorum.

Birçok bilim adamı zamanın gizemini arttıracak açıklamalar ile dünyanın nefesini kesmekle beraber zamana net bir tanım bulamadı. Örneğin Albert Einstein’ın izafiyet teorisi... Çok yüksek hızlarda zaman gerçekten de çok daha yavaş ilerler. Ancak maalesef Einstein’ın teorisi günlük hayatımızdaki zaman sorunsalına bir cevap bulamıyor, çünkü onun keşfinde tasarladığı hızda hareket etmiyoruz.

Tanımsal karmaşanın dışına küçük bir adım atacak olursak; zaman evrende sahip olduğumuz en değerli ve yegâne kaynaktır. Zaman depolanamaz, saklanamaz, biriktirilemez, satılamaz, satın alınamaz, devredilemez, geri döndürülemez, ileri sarılamaz...

Zaman bazısı için uçup gider, bazen çakılı kalır; çünkü kendine ait bir psikolojisi vardır. Belirlenmiş ya da sevdiğimiz bir faaliyet içerisinde zaman bir anda tükenirken; hoşnut olmadığımız bir faaliyet ya da bomboş bir koltukta oturmak bizim adımıza zamanın adeta durmasına neden olur. Bu hissi biliyorsunuz değil mi?

Peki, zaman yönetilebilir mi?

Dünyadaki bunca hızlı gelişme ve teknolojik ilerlemeye rağmen insanoğlu maalesef zamanı yönetmeyi başaramadı.

Şimdi bir yoklama yapalım, bu yazıyı okuyan kaç kişi hayatında en az bir kez aşağıda yer alan ifadelere yer verdi? Vermeyen var mı diye sorsam bu satırları okurken onaylar şekilde başını sallayanların sayısını daha kolay sayabilirim muhtemelen. Bu ifadeler kimler için doğru?

Gün keşke 48 saat olsaydı, bak o zaman yetişmeyen bir şey oluyor mu?
Yeteri kadar zaman olmadığı için maalesef hiç bir şey yetişmiyor...
O kadar çok iş; bu kadar az zaman varken nasıl başarılı olmamı bekliyorsunuz?
Hayatın hep adil olmadığından dem vururuz. Hayatta kimisi doğuştan şanslıdır, kimisi doğuştan kaybeder, kimisinin şansı çok açıktır, kimini kader ezer... Ancak baktığımızda bunca dramanın içinde çok adil bir kavram vardır; zaman.

Helen Keller’ı tanır mısınız? Ya da Albert Einstein, Michelangelo, Hipokrat, Mustafa Kemal Atatürk’ü? Sizce onlar günü kaç saat yaşıyorlardı?

Dünya üzerinde herkes için gün 24 saat, hafta 168 saat, bir ay 720 saat ve bir yıl 8.760 saattir. Zaman sabittir, kimisi için hızlı kimisi için yavaş akmaz.

Bir sonraki yazımızda zamanı efektif kullanabilmeniz için bazı ipuçları vereceğiz. Bizi izlemeye devam edin.


beklemek, hızlı, keder, kısa, korkmak, resimli mesajlar, sevinç, uzun, yavaş, zaman, zaman nedir, zaman kavramı nedir, saat nasıl geçer, sevinçliyken zaman, beklerken zaman, 

DUALAR-11 (KORKU VE VE VESVESE DUASI)

17 Şubat 2020 Pazartesi / No Comments
Bu yazı; dualar, vesvese, vesvese için dua, korku vesvese duası, vesvese için okunacak esma, peygamberimizin vesvese duası, vesveseden kurtulmak için dua, vesveseden kurtulmak için ne yapılmalı ile ilgilidir.
dualar, korku vesvese duası, peygamberimizin vesvese duası, vesvese için dua, vesveseden kurtulmak için dua, vesveseden kurtulmak için ne yapılmalı, korkmamak için dua
KORKU VE VESVESE İÇİN DUA

Peygamberimiz buyurdular;

Bunu yapan, adı “Hanzeb” olan şeytandır, böyle duruma düşünce ondan Allah’a sığın;

 اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

"euzübillahimineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim"

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım! Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla.
ve sol yanına üç kere tükür.”

AÇIKLAMA

وَحَفِظْنَاهَا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ رَج۪يمٍۙ

"Onu kovulmuş her şeytandan koruduk." (Hicr; 17)

Osman bin ‘As (ra), Resulüllah’a (as) dönerek:

“Ey Allah'ın Resulü şeytan benimle namazım ve kıraatim arasını kuşattı,  (ne yapayım)” dedim.

Bana şöyle dedi:
Bunu yapan, adı “Hanzeb” olan şeytandır, böyle duruma düşünce ondan Allah’a sığın; 

اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım! Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla.
ve sol yanına üç kere tükür.”

Hz. Osman bin ‘As devamla:
“Resulüllah'ın bu tavsiyesini yaptım ve bu dertten kurtuldum”
buyurdu”.
 (Müslim, 1729).

Bu yazı; dualar, vesvese, vesvese için dua, korku vesvese duası, vesvese için okunacak esma, peygamberimizin vesvese duası, vesveseden kurtulmak için dua, vesveseden kurtulmak için ne yapılmalı ile ilgilidir.


FATİH SULTAN MEHMET HAN SÖZLERİ

13 Şubat 2020 Perşembe / No Comments
fatih sultan mehmet han sözleri, hz fatih sultan mehmet han sözleri, osmanlı padişahları sözleri, istanbulun fethi, fetih 1453, fatih sultan mehmed han söz,
fatih sultan mehmed han söz, fatih sultan mehmet han sözleri, fetih 1453, hz fatih sultan mehmet han sözleri, istanbulun fethi, osmanlı padişahları sözleri, 
FATİH SULTAN MEHMET HAN

Savaş herkesle, barış sadece onurlu kişilerle yapılır.
*
İnsanda söz ile değişir kader. Ya yurda baş olur, ya da başından olur.
*
Yerinde söz söylemesini bilen özür dilemek zorunda kalmaz.
*
İmkanın sınırını görmek için imkansızı denemek lazım.
*
Onlar korkularından denizi zincirleyecek kadar akıllı ise, biz gemileri karadan yürütebilecek kadar deliyiz.
*
Bir şehirde en önemli üç şey: kanalizasyon, hamam ve kütüphanelerdir. Kanalizasyon şehrin kirini, hamam bedenin kirini, kütüphaneler de ruhun kirini temizler.
*
Tarih yazmak korkaklara göre bir iş değildir.
*
Sırrıma sakalımın bir tek telinin vakıf olduğunu bilsem, sakalımı kökünden keserim.
*
Benim kudretimin ulaştığı yere onların hayalleri bile ulaşamaz.
*
Biz toprakları değil gönülleri feth etmeye gidiyoruz.
*
Yerinde söz söylemesini bilen, özür dilemek zorunda kalmaz.
*
Bir gece ansızın gelir krallığınızı imparatorluğuma katarım.
*
Ey Konstantiniye! Ya sen beni alırsın, ya ben seni alırım.
*
İmkanın sınırını görmek için imkansızı denemek lazım.
*
Allah bu milleti elli yıldan fazla rahata koymasın, alıştırmasın.
*
Düşmandan yüz çevirmek korkaklıktır. Benim ikbalim yücedir. Talihsizlik ise düşmanın nasibidir.
*
Düşmanı tanımak, tehlikeyi bertaraf etmek demektir.
*
İstanbul’u niçin fethettiklerini sorduklarında önce o benim gönlümü fethettiği için…
*
Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim!
*
Baykuştan pervâmız yok, biz şahinler sürüsüyüz.
*
Eğer kanım ile yükselecekse Hz.Muhammed’in dini; durmayın kılıçlar doğrayın beni.
*
Eğer padişah siz iseniz, devletimizin bu zor gününde ordumuzun başında olmamanız törelerimize uymaz. Yok, eğer padişah ben isem, işte size emrediyorum, geliniz ve derhal ordularımın başına geçiniz.
*
Allah beni bu şehrin halkının müttefiki olarak bu zamana kadar sakladı. Biz bu şehrin düşmanlarına galip geldik ve onların vatanlarını aldık. Burayı Makedonyalılar Taselyalılar ve Moralılar almışlardı. Biz bunların bizlere karşı kötü davranışlarının intikamını yıllar geçmesine rağmen torunlarından aldık.
*
Fakirlerin ve yetimlerin kursağından kesilen nimeti ne askerimize, ne ameleme yediririm. Biz has müminleriz, kursağımıza netameli nevale girmez.
*
Hristiyan diyarı kılıç ve kalkanlarını kaybettiler.
*
Kartal yavrularını korumak için ne güzel bir yuva yapmış.
*
Din ile imanın akıl ve anlayışını sıkı tutmak gerekir. Yoksa ey Müslümanlar, o kiliseyi gören olabilir kâfir hemen!
*
Ana, biz İslamiyetin kılıcını elimizde tutarız. Ancak bunca zahmet karşılığında gazi unvanını elde edemeden ölürsem Allah ve Peygamber’in katında yüzlerine nasıl bakarım?
*
Düşmandan yüz çevirmek korkaklıktır. Benim ikbalim yücedir. Talihsizlik ise düşmanın nasibidir.
*
Sizlere tutsakları ve hazineleri bıraktım, ama anıtlar yalnız bana aittir.
*
Yerinde söz söylemesini bilen, özür dilemek zorunda kalmaz.
*
Dağ ne kadar yüksek olursa olsun, yol onun üzerinden geçer. Sen dağ olmaya heveslenme, asla gururlanma; yol ol ki herkes senin üzerinden geçerken, sen dağların bile üzerinden geçesin.
*
Bu yazı, fatih sultan mehmet han sözleri, hz fatih sultan mehmet han sözleri, osmanlı padişahları sözleri, istanbulun fethi, fetih 1453, fatih sultan mehmed han söz, ile ilgilidir.

ÖFKELİ SÖZLER

/ No Comments
atasözleri, dalgalı deniz, dallar, fırtınalı hava, gemiler, karekter, mevlana mesajlar, öfke ile kalkan zararla oturur, öfke nedir, resimli mesajlar, rüzgarlar, zayıflık,

ÖFKE

Öfke rüzğar gibidir.
Bir süre sonra diner.
Ama bir çok dal kırılmıştır bile.
Öfke ile kırılan kalp onarılmaz.
Öfke ile kalkan zararla oturur.
Öfke zayıf karekterli insanların en belirgin özelliğidir.
Öfkeli insan, fırtınalı havada dalgalı deniz gibidir.
Gemi yol alamaz, belki de batar...Acer

Sevgiliye Öfke Sözleri, En Güzel Öfke Sözleri, Anlamlı Öfke Sözleri, Etkileyici Öfke Sözleri, Kısa Öfke Sözleri, Öfke Sözleri 2020, Öfke Sözleri Mevlana
ÖFKE SÖZLERİ - ÖFKELİ SÖZLER

* Zulüm Azrail olsa da hep Hakk’ı tutacağım. Mukaddes, davalarda ölüm bile güzeldir.

* Sabırlı insanın öfkesinden sakınınız.

* Manşet: Ve bir gün kalem diyecek ki bu kadar yazdığın yeter artık çiz gitsin.

* Bir anlık öfke, her şeyi yok eder.

* Bana darbe vuranı ben harbe sokarım.

* İnsanın taşıyacağı en ağır yük, kindir.

* Kızgınlık, insanın lambasını söndüren bir rüzgârdır.

* Hiddet ekilen yerden, pişmanlık biçilir.

* Kitap gibi kadınları, imlâsı bozuk adamlar okuyamaz.

* Öfkenin öncesi, delilik; sonu pişmanlıktır.

* Yenilmesi gereken ilk düşmanlar, öfke ile umutsuzluktur.

* Öfke çaresizlik ve yalnızlığın kamuflajıdır.

* Yoluma çıkan dilenci olsan!! Ömrümü SANA sadaka diye verirdim.

* Hangi limana demir attıysak, götü başı oynadı martıların.

* Zorluklara karşı kızmak; onu yenemeyeceğinizi anlamak demektir.

* Öfkenin sonuçlarının zararları, sebeplerinden daha fazladır.

* Seni öyle görmezden gelirim ki sen bile varlığından şüphe edersin.

* Ben her zaman amin der susarım. Dua’m belli, duyan belli…

* Biliyorum. Ben cennet olsam, sen cehenneme gidersin bir inat uğruna.

* Anlamayanlar için dilim, sevmeyenler için yüreğimi yordum.

* Hiddete (öfkeye) şiddetle karşılık vermek, baruta ateşle gitmek gibidir.

* Atacak kemiğin varsa, seni sevmeyen köpek bile kuyruk sallar.

* Tıp ne kadar ilerler ise ilerlesin, AR damarındaki çatlağı tedavi edemez.

* Çakma insanlara gönül verirsen eğer orijinal acılar yaşarsın.

* Öfkeliyken konuş; göreceksin ki olacağın en güzel konuşmayı yapacaksın.

* İstersem çaresini, istemezsem bahanesini bulurum sıkıntı yok.

* Suskunluğum asaletimden felan değil, Valla bıktım artık laf anlatmaktan.

* Arada bir düşmüş taklidi yapacaksın ki, kahpeleri öğreneceksin.

* Üzülmedim gittiğine. Hoşça falan da kalma. Takıl, düş başına bir şey gelsin.

* Bir insana başkaları yanında verilen öğüt, öğüt değil, hakarettir.

* Para için bedelli askerlik getiren bu devlet, tecavüzcüler için de İDAM getirsin.

* Benimle birlikte yürüme cesareti olmayanlar, ayağıma dolaşmasınlar yeter.

* Özür dileme sakın benden. Affetmek büyüklükse eğer boş ver, ben küçük kalayım.

* Yüzüne her güleni mahrem-i esrar etme Var ise düşmanına kinini izhar etme.

* Senden sonra kim canımı yakarsa, ahım sana. Sen gitmeseydin onlar gelmeyecekti!

* Allah’a sığın; şahs-ı halimin gazabından Zira yumuşak huylu atın, çiftesi pektir.

* Sakın geceyi bahane edip gelme düşlerime! Nasıl olsa namus borcun yok yüreğime. Çünkü hiç değmedi ömrün ömrüme!

* Susarım, susarım bir gün gelir öyle bi konuşurum ki ne cevap verebilirsin ne de bir daha kendine gelebilirsin!

* Hiçbir şey yaşanmaya değmezmiş demiştim, yanılmışım. Her şey yaşanmaya değermiş de sen hiçbir şeye değmezmişsin.

* Basit yaşayın. Cömertçe sevin. Dürüstçe konuşun ve her gün dua edin. Her şeyin nasıl düzeleceğini göreceksiniz.

* Bir gün bana çaresizce geleceksin. Af dileyip, köpekler gibi pişmanım, affet diyeceksin. Ama geldiğin kapıdan kovulacaksın, ALÇAK!

* Eğer bundan sonra pişman olup geleceksen, yanında bir metre zincir getir. Çünkü bundan sonra ancak kapımdaki köpek olursun.

* Ne sen engin bir deniz ne de ben kırık bir tekne, yapayalnız dünyanda başka birini bekle. Sadece acıyorum. Sana değil yerime geçene.

* Kaderine damlasın her bir gözyaşın, daralsın yüreğin olmasın yarın, ismimi her anışında acısın canın, ölene dek bana muhtaç kalasın.

* Bazıları iyi bir küfrü hak etmek için o kadar çok emek veriyor ki, ‘Emeklerine saygı duyuyorum!’ ve Emeklerini karşılıksız bırakmıyorum.

* Dış görünüşe aldanmayın. Adam görünüp ibneliğin kitabını yazmış bi dünya yavşak var.

* Nasıl yaşarsan öyle ölürsün. Öyle bir yaşa ki Rabbim, kulum senden razıyım desin.

* “Adam gibi” sevmenin yasaklandığı bir yerde ne kadar çok seversen o kadar acı çekersin.

* Profesyonel bir fotoğraf makinasına ihtiyacım var. Bu aralar bu kadar ikiyüzlüleri çekemiyorum.

* İnsan yaşadıkça anlıyor ki; kendi kayığını kendin çekmezsen bir yerlere gidemiyorsun.

* Ne başıma taç, nede gözlerime yaş ederim. Sevgimin değerini bilmeyeni sevgiye muhtaç ederim.

* Telefonun ne kadar akıllı olursa olsun; Karşındaki gerizekalı olunca laf anlatamıyorsun.

* Bir kişi Allah’tan başka kimseye ihtiyacı olmadığına inanırsa; Allah da onu başkasına muhtaç etmez.

* Her çiçeğin boynunu büken bir mevsim, Her insanı hayata küstüren bir vicdansız vardır.

atasözleri, dalgalı deniz, dallar, fırtınalı hava, gemiler, karekter, mevlana mesajlar, öfke ile kalkan zararla oturur, öfke nedir, resimli mesajlar, rüzgarlar, zayıflık,

TÖVBE VE İSTİĞFAR DUASI - 1

10 Şubat 2020 Pazartesi / No Comments
kadınlar ile ilgili hadisler, tevbe ve istiğfar ile ilgili hadisler, peygamber efendimizin kadınlara öğütleri, peygamber efendimizin kadınlarla ilgili hadisi şerifleri, günahları affettiren dua
günahları affettiren dualar, kadınlar ile ilgili hadisler, peygamber efendimizin kadınlara öğütleri, peygamber efendimizin kadınlarla ilgili hadisi şerifleri, tevbe ve istiğfar  hadisler, 
Peygamber Efendimizden İstiğfar Duaları

Günahları Affettiren Dua

İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun) bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)

يا مَعْشَرَ النِّسَاءِ تَصَدَقْنَ، وَأَكْثِرْنَ مِنَ الاسْتِغْفَارِ، فَإنِّي رَأَيْتكُنَّ أَكْثَرَ أَهْلِ النَّار
. قَالَتِ امْرَأَةٌ مِنْهُنَّ: مَا لنَا أَكْثَرَ أَهْلِ النَّارِ؟ قَالَ: تكْثِرْنَ اللَّعْنَ، وتكْفُرْنَ العَشِيرَ مَا رَأَيْتُ مِنْ نَاقِصَاتِ عَقْلٍ وَدِينٍ أَغْلَبَ لِذِي لبٍ مِنكُنَّ. قالَتْ: ما نُقْصَانُ الْعَقْلِ وَالدّينِ ؟ قالَ: شَهَادَةُ امْرأَتيْنِ بِشَهَادَةِ رَجُلِ، وَتَمْكُثُ الأيَّامَ لا تُصَلِّي.

“Ey kadınlar sadaka veriniz ve çok istiğfar ediniz. Çünkü ben Cehennemin çoğunu sizinle dolmuş gördüm,” buyurmuştu.

Orada bulunan kadınlardan biri: Niçin cehennemin çoğunu biz dolduruyoruz diye sordu. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de:

“Çünkü sizler çok lanet eder ve kocanızın yaptığı iyilikleri unutur, nankörlük yaparsınız. Aklı ve dini eksik olup da aklı başında adamların aklını çelen sizin gibisini görmedim” buyurdu. O kadın aklımızın ve dinimizin eksikliği nedir? Diye sordu. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de

“İki kadının şahitliği bir erkeğin şahitliğine bedeldir. Kadının günlerce namaz kılmayıp oruç tutmadığı da olur. Bu da dininin noksanlığıdır,” buyurdular. (Buhari, Hayz, 6; Müslim, İman, 132


Bu yazı, kadınlar ile ilgili hadisler, tevbe ve istiğfar ile ilgili hadisler, peygamber efendimizin kadınlara öğütleri, peygamber efendimizin kadınlarla ilgili hadisi şerifleri, günahları affettiren dua ile ilgilidir.

SULTAN ALPARSLAN'IN TARİHE GEÇEN SÖZLERİ

/ No Comments
sultan alparslan sözleri, alparslan sözleri, alparslan gazi sözleri, sultan alparslan atarihe geçen sözleri, malazgirt 1072, malazgirt savaşı öncesi sultan alparslanın duası, türk sultanları,
alparslan gazi sözleri, altın sözler, malazgirt 1072, malazgirt savaşı öncesi sultan alparslanın duası, sultan alparslan tarihe geçen sözleri, sultan alparslan sözleri, türk sultanları, 

BÜYÜK TÜRK HÜKÜMDARI ALPARSLAN

Savaşı seviyorum, çünkü sonunda zafer var.
*
Size öyle bir vatan aldım ki; ebediyen sizin olacaktır.
*
Asker ‘Efendim yaklaşık 200.000 kişilik ordu şu anda üstümüze doğru geliyor.'
Sultan Alpaslan: 'Bizde onlara doğru gidiyoruz.' / Alp Arslan
*
Ey Askerler!… Eğer şehid olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. Ben nefsimi Allah’a adadım. Benim için şehadet de, muzaffer olmak da bir saadettir. Zaferi kazanırsak istikbal bizimdir
*
Ya Rabbi! Seni kendime vekil yapıyor, âzâmetin karşısında yüzümü yere sürüyor, uğrunda cihâd ediyorum. Ey Allahım! Niyetim halistir; bana yardım et
*
Ya muzaffer olur gayeme ulaşırım, ya da şehit olarak Cennet’e giderim. Burada emreden sultan ve emredilen asker yoktur. Zira bugün ben de ancak sizlerden biriyim, sizlerle birlikte savaşan bir gaziyim. Ölürsem kefenim, üzerimdeki elbisemdir
*
Allahım! İslâmın sancaklarını yükselt ve hayatlarını Sana kulluk  için esirgemeyen mücahidlerini yalnız bırakma! Ya Rabbi! Alp Arslan’ı, düşmanlarına karşı muzaffer kıl ve onun askerlerini meleklerin ile kuvvetlendir! Zira O, Senin rızanı kazanmak için varlığını, canını ve her şeyini fedadan sakınmıyor. O Senin yolunda ve dininin üstünlüğü için nasıl cihat yapıyorsa Sen de onu öylece koru ve düşmanlarını kahret!
*
Biz ne kadar az olursak olalım, onlar (Bizanslılar) ne kadar çok olurlarsa olsunlar, bütün Müslümanların minberlerde bizim için dua ettikleri şu saatte kendimi düşman üzerine atmak istiyorum

Bu yazı, sultan alparslan sözleri, alparslan sözleri, alparslan gazi sözleri, sultan alparslan atarihe geçen sözleri, malazgirt 1072, malazgirt savaşı öncesi sultan alparslanın duası, türk sultanları, ile ilgilidir. 

DOĞRU SÖZLER

7 Şubat 2020 Cuma / 2 Comments
acer sözler, çocuk eğitimi, doğru sözler, altın sözler, anlamlı sözler, doğruluk nedir, eğri nedir, ekmek davası, hava ve su, insan, insanlık, kurtarıcı, ölüm, çocuk terbiyesi altın tavsiyeler
acer sözler, altın sözler, anlamlı sözler, çocuk eğitimi, çocuk terbiyesi altın tavsiyeler, doğru sözler, doğruluk nedir, eğri nedir, ekmek davası, hava ve su, insan, insanlık, kurtarıcı, ölüm, 
DOĞRULUK

Sen Doğru ol! Eğri belasını bulur.

İnsanların Eğri olmaması için, Doğru bir şekilde yetiştirilmesi gerekir.
Çocuğuna 'Senden adam olmaz' diyen ebeveyn, önce 'Kendisi adam mı?' ona bakmalıdır.
'Ağaç yaşken eğilir' demiş atalarımız.
Eğilmek başka, Eğri olmak başka.
Eğilmek; terbiye edilmek, eğitilmek demektir.
Eğri olmak ise terbiye edilememiş, eğitilememiş anlamına gelir.
İnsanlığın doğru insanlara ihtiyacı var. Yani doğru eğitilmiş insanlara.
Bu ihtiyaç her zamankinden daha fazla.
Ekmek gibi, su gibi, hava gibi...
Sonunda ölüm bile olsa, doğruluktan dönmeyen insanlar, insanlığı kurtaracaktır...Acer

*

DOĞRU SÖZLER

Sen doğru dur, eğrisi belasını bulur.
*
Yolu doğru olanın, yükü ağır olur.
*
Hayat, doğru cevapları olmayan bir sınavdır.
*
Vazgeçme! Neredeyse başaracaksın.
*
Elinle yaptığın hayrı dilinle ziyan etme.
*
Sarhoş insan ayılır, cahil insan ayılmaz!
*
Eski yöntemlerle, yeni kapıları açamazsınız.
*
Özü doğru olanın, sözü de doğru olur. Hz. Ali
*
Kara bulutlar ancak, şiddetli bir rüzgarla dağılır.
*
İşler beklemez, zaman beklemez, insan bekletilmez.
*
Bir insan kızıyorsa değil, susuyorsa bitmiştir her şey.
*
İnançların seni iyi bir adam yapmaz. Davranışların yapar.
*
Birine atılacak en sert tokat, yüzüne vurulan gerçeklerdir.
*
Özür dilemek zorunda kalmayacak kadar, dürüst olmalısın.
*
Doğruluğumun kıymetini bilmeyene çok güzel yanlış olurum!
*
Önemli olan öylesine yaşamak değil, doğru şekilde yaşamaktır.
*
İnandığım doğrular değişmedi. Ama inandığım insanlar değişti!
*
Karakterli insanlar araçlarına bindi ve bir bilinmeyene gitti sanırım.
*
İşini erteleyen insan, işinin hiç bir zaman yapılmaması riskine sahiptir.
*
Ukala ile dost olma çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur üzülürsün.
*
Ne kadar iyi niyetli olursan ol, kötü niyetli insanların eleğinden geçmez.
*
Asıl önemli şey istediğini almak değil, aldıktan sonra onu hala istemektir.
*
Söylenecek şeyler de susuyor, söylenmeyecek şeylerde çok konuşuyoruz.
*
Hatalarından daha iyi öğretmen bulamazsın! Ders alacaksan, onlardan al.
*
Dışarıya salınmış çocuklar nasıl bakarlarsa o sokağa, her şey biraz öyle işte.
*
Doğru olan şeyi yaptığım zaman, kaybettiğim kim varsa, hepsinin yolu açık olsun.
*
İyi olan kaybediyor diye iyilik yapmaktan vazgeçmeyin. İyiler kaybederken kazanır.
*
İnsan ar duygusunu kaybettiği anda, insan ile hayvan arası bir mahluka dönüşüyor.
*
Hayırlısı. Doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar. Ama sen 10. köyde de doğruyu söyle.
*
Kör tarifle görmez, sağır feryatla duymaz. Herkese anladığı dilden konuşmak gerekir.
*
Eğer bir tohum gerçekten açmaya karar verirse, onu en sert kayalar bile durduramaz.
*
Aklınızdan geçirdiğiniz değil, hayatınıza geçirdiğiniz düşünceler sizi düşlerinize ulaştırır.
*
Basit bir özürle halledeceğin sorunu, saçma bir yalanla içinden çıkılmaz hale getirebilirsin.
*
Fıtrat omurga gibidir. Üstüne ne koyarsan koy eti de, kası da, derisi de ona göre şekil alır.
*
Keşke aslında hiç bir şey bilmediğimizi bilerek başlasak düşünmeye öğrenmeye araştırmaya.
*
Ne kadar iyi bir insan olduğunun önemi yok, nasıl olsa ilk hatanda en kötü insan sen olacaksın.
*
Edebiyata gelince insan sayısı çok; icraate gelince bir Allah’ın kulu yok. Neden mi? Mazeret çok.
*
Bir gün uyandığında, yapmayı isteyip de yapamadığın şeyler için, vaktinin kalmadığını fark edeceksin.
*
Arkadaş kaybetmek diye bir şey yoktur, kimin gerçek arkadaşın olduğunu fark etmek diye bir şey vardır.
*
Bazı insanlar size sadık değildir. Size olan ihtiyaçlarına sadıktırlar. İhtiyaçları değiştiğinde, sadakatleri de değişir.
*
Hayatından çıkan birinin daha sonra pişmanlık yaşadığını ve onun çaresiz halini görmenin verdiği haz hiç bir şeyde yok.

acer sözler, çocuk eğitimi, doğru sözler, altın sözler, anlamlı sözler, doğruluk nedir, eğri nedir, ekmek davası, hava ve su, insan, insanlık, kurtarıcı, ölüm, çocuk terbiyesi altın tavsiyeler 

ESMA'ÜL HÜSNA (YA MACİD)

6 Şubat 2020 Perşembe / No Comments
esmaül hüsna, el macid, el macid ile ilgili ayetler, ya macid, mal mülk artması için zikir, ya macid fazileti, ya macid anlamı, ya mecid kaç kere, belalardan korunmak için, el macid isminin anlamı
belalardan korunmak için, el macid, el macid ile ilgili ayetler, el macid isminin anlamı, esmaül hüsna, mal mülk artması için zikir, ya macid, ya macid anlamı, ya macid fazileti, ya mecid kaç kere, 
EL MACİD; 

Şan ve şeref sahibi, hayır ve ihsanı, kerem ve iyilikleri pek çok olan şanı ve keremi büyük olan anlamlarına gelmektedir.

…. Allah’ın nimetlerini saymak isterseniz sayamazsınız. İbrahim/34

Allah sevdiği kullarına ölçüsüz verir, karşılıksız ikram eder ve dilediği an onları affeder. Çünkü O’nun ihsanı boldur.

EL-MÂCİD ZİKRİ VE DUASI:

Tavsiye edilen zikir şekli “Yâ Mâcid Yâ Allah” şeklindedir.

EL MACİD ismini kazancın bolluğu için günde 2304 kere okumak lazım gelir.

Ya Macid ismini sürekli tekrar edenlerin kalpleri nurlandığı gibi 5 vakit namazların ardından 465 kere okuyan kimselerin malı mülkü de artar.

Muteber bir insan olan bu kişiler herkes tarafından sevilir ve sayılır. Her gün zöhre saatinde 48 defa okuyan bela ve musibetlerden uzak olduğu gibi yaptıkları dualar da Allah’ın izni ile kabul olur.

Bu yazı, esmaül hüsna, el macid, el macid ile ilgili ayetler, ya macid, mal mülk artması için zikir, ya macid fazileti, ya macid anlamı, ya mecid kaç kere, belalardan korunmak için, el macid isminin anlamı ile ilgilidir.

KADER NEDİR?

3 Şubat 2020 Pazartesi / No Comments
 alın yazısı, çekiç, insan, kader mahkumu, kader nedir, keder çizgisi, örs, resimli mesajlar, şekiller, kadere iman ne demektir, kaza ve kader nedir, kaderi inkar eden kafir olur mu, kafirlerin vasıfları

Kader;
kudret çekiciyle
zaman örsüne koyduğu insana
güzel bir şekil verir...

*

KADER NEDİR?
KADERE İMAN NE DEMEKTİR?

SORU: Kaderi İnkâr etmek küfür olur mu?    

CEVAP: Kaderi İnkar etmek elbette küfürdür. Zira bu husus Müslüman olmanın altı şartından birisidir. Bu husus Kur’an, Hadis ve İcma ile sabittir.

KADER NEDİR?

CEVAP: Kur’an-ı Kerim’de Kaderle ilgili bir ayeti kerime de, mealen; 
-” De ki: “Allah’ın bize yazdığı şeyden başkası, bize asla isabet etmez. O, bizim Mevlâ’mızdır ve artık mü’minler, Allah’a tevekkül etsinler.”
( Tevbe – 51 ) Buyurulmaktadır.

Allahu Teala, gerek kullarının iradeleriyle yapacakları veya onların iradeleri olmaksızın başlarına gelebilecek her türlü işi bilip Levh-i Mahfuz’a yazmasına KADER denir. Yukarıda zikrolunan ayette ifade edilen kader (alın yazısı), iki şekilde açıklanabilir.
      Birincisi; kulların iradesi olmadan başlarına gelen iyi veya kötü durumlar. Bir kimsenin bu dünyaya erkek veya kadın olarak gelmesi, bedeninin şekli, anne ve babasının kimler olacağı, doğal afetler gibi şeyler kulun seçimine bağlı olmayan kader türündendir.
      İkincisi; kulların iradeleri, yani kendi seçimleri sebebiyle başlarına gelen iyi veya kötü durumlardır.  Kulun kendi seçimi ile müslüman veya inançsız olması, günahkar veya salih bir mü’min olması da ikinci tür kaderdendir.

CÜZ-İ İRADE:  Kulun hayır veya şerden birini seçme hakkıdır. Buna Kur’an’dan delil, mealen :
– “Ve de ki: O hak Rabbimizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” (kehf-29)
Bu ayet-i kerime bize insanın iradesinin olduğunu ve onun programlanmış bir robot olmadığını gösteriyor.

Hayır ve Şerrin Allahü Teâlâdan Olduğuna İnanmak Ne Demektir?
Kula verilen cüzi irade ile kulun, hayır veya şerden birisini seçmesinden sonra o  işi Allahu Teala’nın yaratmasıdır. Kul bu işin yaratılmasını tercih etmesinden dolayı işin sorumlusu olmaktadır. Yani; işin tercih sahibi kul, yaratanı ise Allah’tır. Zira kulun yaratmaya gücü yoktur.
İnsanların bir çoğu insanın iradesinin sebep olmadığı alın yazısı ile, cüzi iradenin sebep olduğu alınyazısını birbirine karıştırdıkları için; “İnsan kendi kaderini kendisi yaratır.” diyerek küfre girmektedirler.


SORU: Kaderde bir şey alınyazımız yani, kaderimiz olduğu için mi o işi yapmak zorundayız ?

CEVAP: Kaderi yaratan Allahü teâlâdır. Allahu Teala hadis-i kudside şöyle buyurdu, mealen:
-“ Ben âlemlerin Rabbiyim, hayrı da, şerri de ancak ben tayin ederim. Hakkında şer yazdığıma yazıklar olsun, hakkında hayır yazdığıma ise ne mutlu.” (Hadis-i İbn-i Neccar)

Bu hadis-i kudsinin Ehl-i Sünnete göre açıklaması şöyledir: Allahü teâlâ, kullarının iyilik mi, kötülük mü işleyeceklerini, Cennetlik mi Cehennemlik mi, olacaklarını ezelî ilmi ile bildiği için yazar. Bunları yazdığı için kul öyle yapmak zorunda değildir.
Sapık Cebriye Mezhebi konuyu yanlış anladığı için: “Allah yazdığı için yapmak zorundayız” der.
Sapık Mutezile Mezhebi ise, Allah’ın kaderini inkâr ederek:”Kul kendi kaderini yaratır.”demektedir.
Ama bir insanın erkek mi, kadın mı olacağı, ne zaman öleceği, nasibinin(yiyeceği ve içeceğinin) ne kadar olacağı, anne babasının, ırkının ne olacağını Allahu Teala takdir etmiştir. Ama bir kimse bir kimseyi kasden öldürürse, öldüren asla masum değildir. Fakat kasıt ve ihmal olmadan bir kimsenin ölümüne sebep olunursa, buna da kaza denilir. Çünkü bu işte kulun iradesi yoktur. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyurdular ki: 
-“ Bütün işler Allahü teâlâdandır; hayır olanı da şer olanı da.” Yani; hayrın ve şerrin yaratıcısı O’dur. (Taberani)
Bir misal: 
Tahmin oyunu oynayan insanlar, at yarışlarında tahminler yapıp kumar oynuyorlar. Bu kimseler tahminlerini tahmin kağıtlarına; “Şu at bu yarışı kazanacak.”diye yazarak tahminlerde bulunuyorlar. O at, o yarışı kazandığında, “Bu adam bu tahminini yazdığı için, bu at bu yarışı kazandı.” denilebilir mi?
İnsanların bu yaptıkları, bir tahminden ibarettir. Ya tutar, ya tutmaz. Ama Hazreti Allah’ın kulun yapacaklarını ezelde bilmesi, bir tahmin değil kesin bir ilimdir. Onların gelecekte ne yapacaklarını önceden bilip yazması, kulu bu işi yapmaya zorlamaz.

Peygamber(s.a.v.) Efendimize alınyazısı hakkında Eshabtan birisi:
-“Ya Resulallah, yaptığımız ve yapacağımız işler önceden takdir edilip yazıldığına göre, iş yapmanın ne önemi vardır?” diye sorduğunda, Rasulullah:
-“Herkes, kendi işine hazırlanır” ve “Herkes önceden takdir edilmiş olan işlere hazırlanır” buyurdu.(Müslim, Tirmizi)

Aynı suali soran, başka birine de, Şems suresini okudu. İlgili kısmın meali şöyle:  -”

-“Hayrı ve şerri ve bu ikisinin hallerini öğretip bunlardan birini yapabilmesi için, insana seçme hakkı(irade) verene yemin olsun ki, (Şems-8)
-“Nefsini kötülüklerden temizleyip faziletlerle dolduran kurtuldu.” (Şems-9)   
-“Nefsini günahta, cehalette, dalalette bırakan, zarar etti.” (Şems-10)

 K A Z A  ve  K A D E R

    İnsanlara gelen hayır ve şer, fayda ve zarar, kazanç ve ziyanların hepsi, Allahü teâlânın takdir etmesi iledir.
Kader,lügatte, bir çokluğu ölçmek, hüküm ve emir demektir. Allahü teâlânın ezelde, bir şeyin varlığını dilemesine kader denilir.
Kaza: Kaderin, yani varlığı dilenilen şeyin var olmasına Kaza denir. Kaza ve kader kelimeleri, birbirinin yerine de kullanılır. Buna göre kaza demek, ezelden ebede kadar yaratılacak şeyleri, Allahü teâlânın ezelde dilemesidir. Bütün bu eşyanın, kazaya uygun olarak, daha az ve daha çok olmayarak yaratılmasına kader denir. Allahü teâlâ, olacak her şeyi ezelde, sonsuz öncelerde bilmesi ilmine kaza ve kader denir.
Kadere iman farzdır. Bu husus Kur’an-ı kerim ve hadis-i şerifler ile bildirilmiştir. Allahü teâlâ, ezeli ilmiyle, insanların ve diğer mahlûkatın, ne zaman doğacağını, ne zaman öleceğini ve ne yapacaklarını bilir. İlahın her şeyi bilmesi, her şeye gücü yetmesi gerekir. Bilmeyen, gücü yetmeyen, muhtaç olan, ölümlü olan ilah olamaz. Allahü teâlâ, herkesin ne yapacağını bilir.  
İnsanların başına gelecek olaylar, doğacakları, ölecekleri ve ne iş yapacakları gibi bütün bilgiler, levh-i mahfuz denilen bir kitaptadır. Bu kitaptaki bilgilere kader denilir. 

     Allahu Teala, Kur’an-ı kerimde kader hususunda buyurduki, mealen:
-“Biz, her şeyi kader ile [bir ölçüye göre] yarattık.” (Kamer 49)
-“Allah, onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir”  (Bekara 255)
 -“Yeryüzünde vuku bulan ve başınıza gelen bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitaba (levh-i mahfuza) yazmış olmayalım. Elbette bu, Allah’a kolaydır.” (Hadid 22) 
-“Yaptıkları küçük büyük her şey, satır satır kitaplarda yazılmıştır.” (Kamer 52, 53)

  -“Sonra o kaderin ardından (Allah) üzerinize öyle bir eminlik, öyle bir uyku indirdi ki, o, içinizden bir zümreyi örtüp bürüyordu. Bir zümre de canları sevdasına düşmüştü. Allah’a karşı, cahiliyet zannı gibi, hakka aykırı bir zan besliyorlar ve “Bu işten bize ne?” diyorlardı. De ki: “Bütün iş Allah’ındır”. Onlar sana açıklamayacaklarını içlerinde saklıyorlar (ve) diyorlar ki: “Bize bu işten bir şey olsaydı burada öldürülmezdik“. Onlara şöyle söyle: “Eğer siz evlerinizde olsaydınız bile, üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar yine muhakkak yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gidecekti. Allah (bunu) göğüslerinizin içindekini denemek ve yüreklerinizdekini temizlemek için yaptı. Allah göğüslerin içinde olanı bilir.” (Al-i imran: 154)

-“Her ümmetin bir eceli vardır. O ecel geldiğinde, ne bir ân erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.” ( A’raf: 34)

-“De ki: “Hiçbir zaman bize Allah’ın bizim için takdir ettiğinden başkası dokunmaz. O bizim mevlamızdır. Müminler yalnızca Allah’a tevekkül etsinler.” (Tevbe: 51)

-“De ki, “Ben, Allah’ın dilediğinin dışında kendi kendime ne bir zarar ne bir fayda verebilirim”. Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince artık ne bir an geri, ne bir an ileri gidebilirler.”  (Yunus: 49)

-“Yeryüzünde rızkı Allah’a ait olmayan hiçbir canlı yoktur. O, onların karar kıldıkları yerleri de, emaneten durdukları yerleri de bilir. Onların hepsi apaçık bir kitaptadır.” (Hûd:6)

-“Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Lehv-i mahfuzda) bulunmasın.” (Neml:75)

-“Peygambere Allah’ın takdir ettiği, mübah kıldığı şeyde bir darlık yoktur. Bundan önce geçen bütün peygamberler hakkında Allah’ın sünneti böyledir. Allah’ın emri ise biçilmiş bir kaderdir.”(Ahzab: 38)
    -“Hem Allah sizi bir topraktan, sonra bir damla sudan yarattı. Sonra sizi çiftler kıldı. O’nun bilgisi olmadan ne bir dişi hamile olur, ne doğurur. Kendisine ömür verilenin de ömrünün uzatılması da, ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapta yazılıdır. Şüphe yok ki bu, Allah’a göre kolaydır.” (Fâtır:11)
    – “Allah’ın izni olmayınca hiç bir musibet isabet etmez. Kim Allah’a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.” (Teğabun:11)
-“Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey, Ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de, apaçık kitaptadır.” (Sebe 3)
alın yazısı, çekiç, insan, kader mahkumu, kader nedir, kadere iman ne demektir, kaderi inkar eden kafir olur mu, kafirlerin vasıfları, kaza ve kader nedir, keder çizgisi, örs, resimli mesajlar, şekiller, 

KADER HAKKINDAKİ HADİS-İ ŞERİFLER:

    Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki:

– “Allah, göklerle yeri yaratmadan elli bin sene önce, mahlûkatın kaderini (Kalemle) yazdı. Arşı da, su üzerindeydi.” (Müslim, Kader, 2/16)
-“Ahir zamanda fala inanıp, kaderi inkâr edenler  çıkacaktır” (Tirmizi)
-“Kaderi inkâr edenin İslam’dan nasibi yoktur.” (Buhari)
–“Ahir zamanda, şu üç şeyden korkuyorum: Müneccimlere (falcılara) inanmak, kaderi inkâr ve idarecilerin zulmü.” (Taberani, İbni Asakir,)
-“Ümmetim kaderi inkâr etmedikçe, dinde sabittir. Kaderi yalanlayınca helak olurlar.” (Taberani)
Peygamber(s.a.v.)Efendimiz buyurdular ki:
-“Şu üç şeyden korkuyorum: Âlimin sürçmesi, Münafıkların Kur’an böyle diyor diyerek tartışmaya girişmesi, Kaderin inkâr edilmesi.” (Taberani)
-“Kaderden bahsedilince dilinizi tutunuz!”(Taberani) Yani; herkes kendi aklına ve mantığına göre değil de, ehl-i sünnet ulemasının KUR’AN VE SÜNNETE GÖRE YAPTIKLARI açıklamalarına göre kaderden söz etmelidir. Aksi durumda bilmeden sonsuz bir çıkmaza düşmüş olabiliriz. 

-“Kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna iman etmedikçe, başa gelenin asla şaşmayacağına, başa gelmemesi mukadder olanın da asla gelmeyeceğine inanmadıkça, hiç kimse iman etmiş sayılmaz.” (Tirmizi)

-“Allahü teâlâ, ilk önce Kalemi yaratıp, “Kaderi, olanı ve sonsuza kadar olacak olanı yaz” buyurdu.”(Tirmizi, Ebu Davud)

Rasulullah(s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki:
  “Bütün Peygamberler şunlara lanet etmiştir:
1) Allah’ın kitabında olmayan şeyi ona ekleyen (Kur’anda böyle yazıyor diye yalan söyleyen, Kur’anı kendi görüşüne göre tevil eden),
2) Allah’ın kaderini inkâr eden,
3) Allah’ın zelil ettiğini aziz, aziz ettiğini de zelil eden zalim idareci.” (Taberani)
Yani; fâsık bir kimseye değer vermek, onu itibarlı bir yere getirmek, salih bir kimseye değer vermemek, onu itibarsız, aşağı bir yere getirmek gibi.
Yine bir başka sahih hadiste Rasul-i Ekrem şöyle buyurur:
-“Kaderiyenin İslam’dan nasibi yoktur. Bunlar, Şer takdir edilmedi derler.” (Beyheki) (Kaderiye, Mutezile demektir.)
–“Denge, Rahman Allahü Teâlânın kudret elindedir. Kimini yükseltir, kimini alçaltır.” (Bezzar)
-“Allahü teâlâ, hayır murat ettiğinin maişetini kolaylıkla verir. Şer murat ettiğinin ise, maişetini zorlukla karşılaştırır.” (Beyheki)
-“Ümmetimin helaki üç şeydedir: Irkçılık, kaderi inkâr ve nakle itibar etmemek .” Yani; kendi görüşünü din gibi anlatmak. (Taberani)
-“Her şey ezelde yazıldı. Kalem kurudu.” (Tirmizi)Yani; kader, takdir son buldu ve kaleme yazacak bir şey kalmadı.
-“Bütün insanlar toplanıp sana fayda vermek için çalışsalar, ancak Allahü teâlânın senin için takdir ettiğinden fazlasını yapamazlar. Eğer bütün insanlar, sana zarar vermeye kalksalar, ancak Allahü teâlânın senin hakkında takdir ettiği zarardan fazlasını veremezler. Çünkü artık kaderi yazan kalem kurudu, yazıları değişmeyecek şekilde kesinleşti.” (Tirmizi) 

SORU: Bazı kimseler kader hakkındaki hadisi şerifler;” Emeviler dönemindede insanların başlarına gelen bir çok olumsuzluğu kadere bağlayarak zalim hükümdarların sorgulanmasını önlemek için kullanılmış ve bu yönde bir kader inancı oluşturulmuş ve bunu destekler mahiyette bir çok hadiste uydurulmuştur.”diyorlar. Bunu nasıl izah edebilirsiniz?

CEVAP:  Yukarıda KADER HAKKINDA yazılı hadisi şerifler en sahih hadislerdir. Bunların hadis olmadığını iddia etmek ÇOK BÜYÜK BİR İFTİRADIR. İftiradan ve iftiracıların şerrlerinden Allah’a sığınırız. Muhaddislerden önce İmam-ı Azam ve O’nun halifeleri  bu hadisi şeriflerle içtihat ettiler ve değerli eserlerinde bunlar mevcuttur.
İmamı Azam hazretleri, ilmini Ehl-i Beytin oniki İmamlarından olan Cafer-i Sadık hz.lerinden aldı. Caferi Sadık hz.leri de ilmini dedeleri hz. Zeynel Abidin, hz. Hüseyin ve hz. Ali’den aldı. O’da Peygamber(s.a.v.) Efendimizden aldı. Aklı ve vicdanı olan bir kimsenin Ehl-i Beyte düşmanlıkları bariz olan Emevilerden, Caferi Sadık hazretlerinin ve İmamı Azamın uyduruk hadisler nakledeceğini  nasıl iddia edebilir? Bu mel’unlar iftiracılar bu hadisi şeriflere “uyduruk” deyip, Allah’tan korkup bu iftiraların hesabını vermeyeceklerini mi sanıyorlar? İmamı Azam hazretlerini Emevi hükümdarları hapsettiler ve hapiste işkence yaptılar. Abbasi halifeleri ise O’nu katlettiler. Emevi ve Abbasi halifelerinin gazabına ve zulmüne maruz kalmış büyük imam, İmamı Azam ve O’nun değerli halifeleri, Emevilerin ve Abbasilerin uydurduğu hadisleri, hadis olarak nakledeceğini hangi akıl ve vicdan kabul edebilir?
İnsanların, meleklerin, cinlerin ve hayvanların, bitkilerin, özet olarak canlı ve cansız varlıkların her bir şeyin olup olmaması, kulların iyi ve kötü işleri, dünyada ve ahirette, bunların cezasını görmeleri ve her şey, ezelde, Allahü teâlânın ilminde var idi. Bunların hepsini ezelde biliyordu. Ezelden ebede kadar olacak, eşyayı, özellikleri, hareketleri, olayları, ezelde bildiğine uygun olarak yaratmaktadır. İnsanların iyi ve kötü bütün işlerini, Müslüman olmalarını, küfürlerini, istekli ve isteksiz bütün işlerini, Allahü teâlâ yaratmaktadır. Yaratan, yapan yalnız Odur. Sebeplerin oluşumuna vesile olduğu her şeyi yaratan Allahu Tealadır.. Her şeyi bir sebep ile yaratmaktadır.

Allahü teâlâ dileseydi, her şeyi sebepsiz yaratırdı. Ateşsiz yakardı. Yemek yemeden doymak hissi verirdi. Kuşları kanatsız, insanları ayaksız yürütürdü. Ancak; lütfedip, kullarına iyilik ederek, her şeyi yaratmasını bir sebebe bağladı. Belirli şeyleri, belli sebeplerle yaratmayı diledi. İşlerini, sebeplerin altına gizledi. Kudretini sebeplerle perdeledi. Onun bir şeyi yaratmasını isteyen, o şeyin sebebine yapışır, o şeye kavuşur. Evi aydınlatmak isteyen elektrik teşkilatını eve kurdurup lambanın düğmesine basar. Cennete gidip, sonsuz nimetlere kavuşmak isteyense, İslamiyet’e uyar. Zehir içen ölür, ilaç kullanan şifa bulur. Günah işleyen, imanın gitmesine sebep iş ve sözleri kullananın imanı gider ve Cehenneme girer. Herkes, hangi sebebe başvurursa, o sebebin vasıta kılındığı şeye kavuşur. Müslüman kitaplarını okuyan, Müslümanlığı öğrenir, sever, Müslüman olur. Dinsizlerin arasında yaşayan, onların sözlerini dinleyen, din cahili olur. Din cahillerinin çoğu kâfir olur. İnsan hangi yerin vasıtasına binerse, oraya gider.
İyilik isteyene iyilik, kötülük yapmak isteyene kötülük yaratılır. Kul bunu tercih etmesi sebebi ile sorumlu olur.

       Kaza ve Kader Hakkında İmam-ı Rabbani hazretleri 1. Cild 217. Mektubunda şöyle bir açıklama yapmaktadır:

Cebrâîl (aleyhisselâm), bir gün, Peygamberimize (aleyhi ve alâ âlihissalevâtü vetteslîmât) gelip, bir gencin, yarın sabâh, erkenden öleceğini haber verir. Peygamber efendimiz (aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm), bu gence acıyıp, huzûr-i se’âdetlerine çağırır. Ne isteği olduğunu sorar. (Bir kız ile evlenmek ve bir de, tatlı isterim) der. Emr buyurup, ikisini de hemen hâzırlarlar. Genç, o gece, odasında âilesi ile oturmuş, tatlı yanlarında iken, kapıya bir fakîr gelip, -“Açım, Allah rızâsı için bir şey verin!” der.
Genç, tatlının hepsini, fakîre sadaka verir. Sabâh olunca, Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), gencin ölüm haberini bekler. Uzun zemân, haber gelmeyince, birini gönderip sorar. Gencin sağ ve keyf yapmakda olduğunu söylerler. Hayret eder. O sırada, Cebrâîl (aleyhisselâm) gelir. Ona sorar. Cebrâîl (aleyhisselâm):

    -“Gencin tatlıyı sadaka vermesi, gelmekde olan belâyı geri çevirdi.” der ve gencin yasdığı altında, büyük bir yılanı ölü olarak bulurlar.

Bu haberi, Cebrâîl’in (aleyhisselâm) yanılması olarak câiz görmiyorum. Yâhud, Cebrâîl aleyhisselâmın ma’sûm olması, emîn olması ve hiç yanılmaması, vahy şeklinde getirdiği şeylerdedir. Ya’nî, Allahü teâlâ tarafından indirdiği şeylerde, yanlışlık ihtimâli yokdur. Bu genç için getirdiği haber ise vahy değildir. Levh-i mahfûzda görüp öğrendiği birşeyi haber vermişdir. Levh-i mahfûzda yazılı şeyler, silinip değişdirilebildiğinden, buradan öğrenilen haberler yanlış olabilir. Allahü teâlâ tarafından getirilen şeylerin ise, yanlış olmak ihtimâli yokdur. Şehâdet ile ihbâr arasında fark vardır. İslâmiyyetde, şâhid olmak kabûl olunur. Haber vermeğe ise güvenilmez.

      Kazâ, ya’nî Allahü teâlânın yaratacağı şeyler, iki kısmdır: (Kazâ-i mu’allak), (Kazâ-i mübrem). Birincisi, şarta bağlı olarak, yaratılacak şeyler demekdir ki, bunların yaratılma şekli değişebilir veyâ hiç yaratılmaz. İkincisi, şartsız, muhakkak yaratılacak demek olup, hiçbir sûretle değişmez, muhakkak yaratılır. Kaf sûresinin yirmidokuzuncu âyetinde meâlen, “Sözümüz değişdirilmez” buyuruldu. Bu âyet-i kerîme, kazâ-i mübremi bildirmekdedir.
      Kazâ-i Mu’allak için de, Ra’d sûresinde, “Allahü teâlâ, dilediğini siler, dilediğini yazar” meâlindeki, yirmidokuzuncu âyet-i kerîme vardır.

     Hocam, Muhammed Bâkî-billah (kuddise sirruh) buyurdu ki, seyyid Abdülkâdir-i Geylânî (kuddise sirruh), ba’zı kitâblarında buyurmuş ki:
  -“Kazâ-i mübremi kimse değişdiremez. Fekat ben, istersem, onu da değişdirebilirim”.
Bu söze şaşar ve olacak şey değildir derdi. Hocamın bu sözü, uzun zemândan beri, zihnimi kurcalamışdı. Nihâyet, Allahü teâlâ, bu fakîri de, bu ni’meti ihsân etmekle şereflendirdi. Bir gün, sevdiklerimden birine, bir belâ geleceği, ilhâm olundu. Bu belânın geri döndürülmesi için, cenâb-ı Hakka çok yalvardım. Bütün varlığım ile, Ona sığındım. Korkarak, sızlıyarak, çok uğraşdım. Bu belânın, Levh-i mahfûzda kazâ-i mu’allak olmadığını, bir şarta bağlı olmadığını gösterdiler. Çok üzüldüm, ümmîdim kırıldı. Abdülkâdir-i Geylânînin (kuddise sirruh) sözü hâtırıma geldi. İkinci def’a olarak, tekrâr sığındım, çok yalvardım. Aczimi, zevallılığımı göstererek niyâz etdim. Lutf ve ihsân ederek kazâ-i mu’allakın iki dürlü olduğunu bildirdiler: Birisinin şarta bağlı olduğu, levh-i mahfûzda gösterilmiş, meleklere bildirilmişdir. İkincisinin şarta bağlı olduğunu, yalnız Allahü teâlâ bilir. Levh-i mahfûzda, kazâ-i mübrem gibi görülmekdedir ki, bu kazâ-i mu’allak da, birincisi gibi değişdirilebilir. Bunu anlayınca, Abdülkâdir-i Geylânînin (kuddise sirruh) sözündeki, kazâ-i mübremin, bu ikinci kısm kazâ-i mu’allak olduğunu ve kazâ-i mübrem şeklinde görüldüğünü, yoksa, “hakîkî kazâ-i mübremi değişdiririm” demediğini anladım. Böyle kazâ-i mu’allakı, pekaz kimseye tanıtmışlardır. Yâ, bunu değişdirebilecek kim bulunabilir? O sevdiğim kimseye, gelmekde olan belânın, bu son kısm kazâdan olduğunu anladım ve Hak “sübhânehu ve teâlâ”nın bu belâyı geri çevirdiği ma’lûm oldu. Allahü teâlâya, bunun için çok şükr olsun! Ona sevdiği ve beğendiği gibi şükrler olsun ve bütün insanların en üstünü ve Peygamberlerin sonuncusu olan Muhammed Mustafâya (aleyhi ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât) ve Ona yakın olanların ve Eshâbının hepsine (rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma’în) salât ve selâm ve tehıyyetler olsun! Allahü teâlâ, Onu âlemlere rahmet olarak gönderdi. Yâ Rabbî! Kalblerimizi Onun sevgisi ile doldur. Hepimizi Onun yolunda bulundur! Bu düâya âmîn diyenlere, Allahü teâlâ merhamet etsin!”

İmam-ı Rabbani hazretlerinin bu açıklamalarından da  anlaşıldığı gibi; hadis-i şeriflerde sadakanın, sıla-i rahmin ve yapılan iyiliklerin ömrü uzattığı ve birçok belaların uzaklaşmasına sebep olduğunun belirtilmesi, kaza-i mübremin değişmesi değilde, kaza-i muallakın değişeceği söz konusu olmasıdır. Kaza-i Muallakta yazılı olan bela ve ölümler şarta bağlıdır. Bir kimse bir sadaka verirse, veya bir iyilik yaparsa veya bir kötülüğü terk ederse, o durumda Kaza-i Muallakta yazılı olan belalar kaldırılıyor veya azaltılıyor, o kimsenin ömrü uzatılıyor olmasıdır.
HERKESE RAHMET VE HİDAYET ALLAH’TANDIR.

alın yazısı, çekiç, insan, kader mahkumu, kader nedir, keder çizgisi, örs, resimli mesajlar, şekiller, kadere iman ne demektir, kaza ve kader nedir, kaderi inkar eden kafir olur mu, kafirlerin vasıfları