Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

BİRUNİ'NİN HAYATI VE SÖZLERİ

17 Mart 2020 Salı / No Comments
biruni kimdir, biruni hayatı kısa, biruni sözleri, el biruni, biruni söylediği sözler, el biruniye ait sözler, el biruni biyoloji, el biruni öz kütle, el biruni dünyanın şekli, müslüman ilim adamları,
biruni hayatı kısa, biruni kimdir, biruni söylediği sözler, biruni sözleri, el biruni, el biruni biyoloji, el biruni dünya, el biruni öz kütle, el biruniye ait sözler, müslüman ilim adamları, 

BİRUNİ KİMDİR?

Ebu Reyhan Muhammad bin Ahmed el-Biruni, 973 yılında bugünün Özbekistan’ı sayılan Harezm’de doğdu. Bilim konuları ile ilgili ilk eğitimini bölgenin hükümdar ailesinden olan Ebu Nasr Mansur’dan edindi. Ebu Nasr Mansur, seçkin bir matematikçi ve gökbilimciydi. El-Biruni’ye Öklid geometrisi ve Batlamyus astronomisini öğretti. 11. yüzyılın önemli Müslüman hükümdarlarından Gazneli Mahmut Hindistan’a yaptığı seyahatlerde El-Biruni’yi yanında götürdü. El-Biruni, 1017-1030 yılları arasında Hindistan’da yaşadı ve bu dönemde meşhur kitabı Kitab’üt-Tahkik Ma li’l-Hind’i yazdı.

Yunan filozoflarından Aristo, Arşimet ve Demokritus’un çalışmalarından etkilenen El-Biruni, bilimsel çalışmalarına 17 yaşında başladı. Güneşin yüksekliği ve şehrin boylamını hesapladı. Güneşin hareketlerinden, mevsimlerin ne zaman başladığını belirledi. Dünyanın çapını, bugünkü değere çok yakın olarak buldu. Jeodezi biliminin kurucusu oldu. Hindistan’dayken öğrendiği trigonometrinin astronomiden ayrı bir bilim olarak görülmesi gerektiğini savundu. Trigonometrik fonksiyonlarda yarıçapın birim olarak kullanılmasını önerdi.

El-Biruni, astronomi ve coğrafya ölçümleri için birçok alet geliştirdi. Ne yazık ki geliştirdiği ölçme aletlerinin birçoğu zaman içerisinde kayboldu. Sadece piknometre, mekanik usturlap ve bazı harita projeksiyonları günümüze kadar ulaşan ölçme araçları oldu. El-Biruni, aynı zamanda çok iyi bir ansiklopedi yazarıydı. El-Asar’il-Bakiye an’il-Kuruni’I Haliye isimli kitabında Orta ve Yakın Doğu’da kullanılmakta olan takvim sistemlerini gösterdi. Hindistan’ın erken ortaçağ bilimlerini betimleyerek, matematik, astronomi ve astrolojinin temellerini anlattı. El-Kanunü’l-Mesudi kitabı ile ayrıntılı bir matematiksel coğrafya eseri yazdı. İstihrâc el-Evtâr fî Dâire isimli kitabında Orta Asya’nın topoğrafyasını belirledi. Kitabü’I Cemahir fi Ma’rifeti Cevahir’de 50’nin üzerinde mineral, maden, metal, alaşım, porselen gibi maddeler hakkında detaylı bilgi verdi. Kitabında, her bir maddenin, maddeleri birbirinden ayırt etmeye yarayan özgül ağırlıklarını gösterdi. Ömrü boyunca incelediği bitkileri Kitâbü’s-Saydele isimli kitabında listeledi ve doğal ilaçların hangi hastalıklara iyi geldiğini kapsamlı bir şekilde anlattı.

Newton’dan 700 sene önce, Netwon’un matematiksel olarak ispatladığı yer çekimi kuramı üzerine ilk fikirleri El-Biruni ileri sürdü. Geliştirdiği teleskoplar ile gözlemleri sonucunda, gezegenlerin güneş etrafında döndüğünü doğrulayan Galileo’dan 600 sene önce, ‘dünyanın döndüğü’ fikrini El-Biruni savundu. Dünya dönüyorsa, ağaçlar ve taşların neden fırlamadığı sorusuna, merkezde bir çekicilik olduğu ve her şeyin dünyanın merkezine düştüğü cevabını verdi. Kuzey, Güney, Doğu ve Batı’nın farklı noktalarda buluştuğunu; denizlerin ardında bir karanın bulunduğunu (Bugünkü Amerika) öngördü.

El-Biruni, 75 yaşında vefat etti. Kendisinden çok sonra gelen Newton, Toricelli, Copernicus, Galileo gibi bilim adamlarına ilham kaynağı oldu. Türkçe dâhil 15 dilde yayımlanan The UNESCO Courier dergisi, 1974 yılında çıkardığı sayıyı El-Biruni’ye ayırdı. El-Biruni’yi “Bin yıl önce, Orta Asya’da yaşamış evrensel deha” olarak tanıttı.

Biruni'nin Eserleri

El Biruni'nin Eserleri halen Batı bilim dünyasındakaynak eser olarak kullanılmaktadır.Türk Tarih Kurumu 68. sayısını Bîrû-nî'ye Armağan adıyla bilginimize tah-sis etti.Dünyanın çeşitli ülkelerinde Bîrûnî'yianmak için sempozyumlar, kongrelerdüzenlendi, pullar bastırıldı. UNESCO'nun 25 dilde çıkardığı Conrier Dergisi 1974 Haziran sayısını Bîrûnî'ye ayırdı. Kapak fotoğrafının altına,"1000 yıl önce Orta Asya'da yaşayanevrensel dehâ Bîrûnî; Asrtonom, Tarih-çi, Botanikçi, Eczacılık uzmanı Jeolog,Şair, Mütefekkir, Matematikçi, Coğraf-yacı ve Hümanist" diye yazılarak tanı-tıldı.Eserleri;Biruni, toplam 180 kadar Eser kaleme aldı.

En meşhurları şunlardır:

-EI-Asâr'il-Bâkiye an'il-Kurûni'I-Hâli-ye: (Boş geçen asırlardan kalan eser-ler.)
-EI-Kanûn'ül-Mes'ûdî; En büyük ese-ridir. Astronomiden coğrafyaya kadarbirçok konuda yenilik, keşif ve buluşları içine alır.
-Kitab'üt-Tahkîk Mâ li'I-Hind: HindTarihi, dini, ilmi ve coğrafyası hakkın=da geniş bilgi verir.
-Tahdîd'ü Nihâyeti'l-Emâkin li Tas-hîh-i Mesâfet'il-Mesâkin: Meskenler ara-sındaki mesafeyi düzeltmek için mekân-ların sonunu sınırlama. Bu eseriyle Bîrû-nî, yepyeni bir ilim dalı olan -----Jeodezi'nintemelini atmış, ilk harcını koymuştu.
-Kitabü'I-Cemâhir fî Ma'rifet-i Cevâ-hir: Cevherlerin bilinmesine dair kitap.
-Kitabü't-Tefhim fî Evâili Sıbaâti't-Tencim: Yıldızlar İlmine Giriş.
-Kitâbü's-Saydele fî Tıp: Eczacılık Kitabı. (İlaçların, şifalı otların adlarını altı dildeki karşılıklarıyla yazmış.)

Biruni'nin Bilim Hakkındaki  Düşünceleri

Biruni'ye göre ilim hazzı yani hak ve hakikati araştırma zevki en yüksek zevkler arasındadır. Bu hususta kendisi şöyle demektedir: "ilim adamına yani ilim hizmetçisine lazım ve kaçınılamaz olan şey, ilmin bütün sahalarında yeterli bir seviyede olamasa bile , ilimler arasında bir ayrım yapmamak her birini hakkını vermektir. Çünkü ilim güzeldir lezzeti de kalıcıdır. Araştırma boyunca bu lezzet sürer gider. Araştırma bitince lezzette son bulur. İlim adamı kendinden önce gelen alimlere hor gözle bakmamalı ; tevazu ile eserlerine yaklaşıp , istifade etmelidir. Böylece en doğru ve sağlam bilgilere ulaşacak , kusurlu , hatalı bilgilerden uzak durmuş olacaktır.

İlmin ilerlemesi ve gelişmesi için şunlar lüzumludur:

İlmi düşünceye serbestlik tanınmalı yani ilimde söz sahibi olanlar fikir hürriyetine sahip olmalı.
İlmi çalışmalar açık ve sağlam metotlara dayanmalı.
İlim; batıl düşüncelerden ,sihir ve hurafelerden arındırılmış olmalı.
Gerçek ilim adamlarının çalışma zevk , şevk ve gayretlerini arttıran teşvik tedbirleri alınmalı.
İlmin ilerlemesi için gerekli her türlü maddi , sosyal ,teknik şartlar ve imkanlar hazırlanmalı.
İlme , ilmi eserlere ve ilim adamlarına hürmet edilmeli itibarları sağlanmalı.
İnsanların dikkat ve alakalarını ilmi konulara çekme çalışmaları yapılmalı.
Devletin ileri gelen adamları ilmin gelişmesi için gereken tedbirleri tespit edip hemen bunları tatbik etmeli.
Biruni beşeri manevi ilimler sahasındaki incelemelerinde bir takım prensipleri esas alıyordu. Bu hususları şöyle demektedir:"Bu ilimlerle meşgul olacaklar önce kalplerini bozuk itikat , kötü huy ve saplantılardan temizlemelidir. İnsanların çoğu manevi hastalıklara yakalanmıştır. Bu hastalıklar sahibini hak ve hakikati göremez hale getirir , kalbi kör kulağı sağır eder. Taassup , başkalarına üstün gelme , nefsin , kötü arzu ve heveslerin peşi sıra gitme ,makam, mevki sevdası peşinde ola , ve benzeri kötü huylar ilim adamına yakışmaz. Bu sebeple de herkes ilim adamı olamaz. İlim yolu çetin bir yoldur. Fakat ele geçmesi de imkansız değildir. Hak ve hakikati araştırırken mümkün olan en yakın , en sahih , en sağlam bilgilere tutunulmalıdır. Bu yapılırken de sahalarının otoritelerine ve ye eserlerine baş vurulur. Yani herkesi sözüne ve eserine değil de , otorite olan alimlerin söz ve eserlerine müracaat edilir. Tespiti mümkün olan hakikatler ortaya çıkarılır."


Biruni muhtelif ilimlere dair 1037 senesine kadar 113 eser yazmıştır. Daha sonra vefat edene kadar 12 sene zarfında ise , 83 eser telif etmiştir. Biruni'nin eserlerini incelediğimizde , onun esaslı bir din kültürü almış ve aldığı bu din ilimleri kültürünü tam anlamıyla hazmetmiş , bütün hayatına ve çalışmalarına sirayet ettirmiş olduğu görülmektedir. Biruni'nin dehasını ve ilmi başarılarının sırrını esasında onun bu yönünde aramak lazımdır.

BİRUNİ SÖZLERİ

İnsanların fikir ve yaklaşımları türlü türlüdür; ve dünyanın gelişmesi bu yaklaşımların çeşitliliği ile gerçekleşir.

*

Biruni, bir eserinde kaleme alma amacını şöyle ifade eder: Evvela kendi nefsim için ki insanın kendisine en yakın olan da odur - ikinci derecede; erdem seven ve erdem yoluna gitmekte olan bizim gibiler için...

*

İlim, paspas üzerine kuşlar için bırakılan et parçası gibiydi...

*

Büyük Bilgin, ışık hızının ses hızından çok daha yüksek olduğu kanaatindeydi. O, ışınların Güneş'ten ısıyı taşıdığını ve bunların havadan ve sudan geçtiğini düşünüyordu.

*

"Ben her kişinin kendi çalışmasında yapması gerekeni​ yaptım. Öncekilerin başarılarını minnettarlıkla karşılamak, onların yanlışlarını ürkmeden doğrultmak, kendisine gerçek olarak görüneni gelecek kuşağa ve sonrakilere​emanet etmek."

*

“Benim bilimle uğraşma sebebim Ali İmran Suresi 191. ayettir”

*

Biruni, insanların üç şey yüzünden mutsuz olacağını söylüyordu;
- Kıskançlık yaparak başkalarının elinde olana göz dikmek.
- Kendini her konuda insanlardan üstün görmek.
- Fal ve uğursuzluk gibi boş inançlara kapılmak.


Bu yazı, biruni kimdir, biruni hayatı kısa, biruni sözleri, el biruni, biruni söylediği sözler, el biruniye ait sözler, el biruni biyoloji, el biruni öz kütle, el biruni dünyanın şekli, müslüman ilim adamları, ile ilgilidir.

HZ. NUH'UN HAYATI VE SÖZLERİ

/ 2 Comments
aşure hz nuh, hz nuh hayatı, hz nuh ilahi sözleri, hz nuh kaç yıl yaşadı, hz nuh kimdir, hz nuhun duası, hz nuhun özellikleri, nuh suresi, nuh tufanı nasıl oldu, nuhun gemisi, 

HZ. NUH KİMDİR?

Hz. Nuh (a.s.) Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadislerde diğer peygamberlere oranla geniş bir şekilde tanıtılan ve “ülü’l-azm” olarak isimlendirilen beş büyük peygamberden biridir. Kur’an’da yirmi sekiz sûrede hakkında bilgi verilmiş ve kırk üç yerde ismen zikredilmiştir.

NUH NE DEMEK?

Kur’an’ın yetmiş birinci sûresi onun adını taşır ve baştan sona onun tevhid mücadelesini anlatır. Ancak Kur’an, Hz. Nuh’un (a.s.) hayatının sadece peygamber olarak görevlendirildikten sonraki safhasından bahsetmektedir. Kendisine inanmayan kavmi tufanla cezalandırıldığından Tufan Hadisesi de ona nisbetle Nuh Tufanı diye anılmaktadır. Nuh kelimesinin Arapça asıllı olup nevh (ağlamak, dövünmek) kökünden geldiğini, bizzat kendi nefsini kötülediğinden veya tövbe etmeden boğulup gitmeleri sebebiyle kavmi için üzüldüğünden ona bu adın verildiğini söyleyenler olmakla birlikte (Fîrûzâbâdî, VI, 26) kelimenin Arapça olmadığı kabul edilmektedir. (Mevhûb b. Ahmed el-Cevâlîkī, s. 330; Jeffery, s. 282)

İLK PUTPERESTLİK NE ZAMAN VE NASIL BAŞLADI?

Rivayete göre insanlar Hz. Nuh’a (a.s.) kadar tevhid inancıyla yaşamış, putperestlik ilk defa Nuh’un kavmiyle ortaya çıkmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Dediler ki: Tanrılarınızı bırakmayın, ilâhlarınız Ved, Süvâ‘, Yegūs, Yeûk ve Nesr’den vazgeçmeyin” meâlindeki âyette (Nuh 71/23) Nuh kavminin taptığı putlardan bahsedilmektedir.

Hz. Nuh (a.s.) kavmini putperestlikten uzaklaştırıp tevhid inancına döndürmek için gönderilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de Nuh’un (a.s.) Allah tarafından seçildiği (Âl-i İmrân 3/33), kendisine vahyedildiği (en-Nisâ 4/163), kavmine peygamber olarak gönderildiği (Nuh 71/1), 950 yıl kavminin arasında kaldığı (el-Ankebût 29/14) ve kavmini Allah’a kulluğa davet ettiği (Yûnus 10/71; Hûd 11/25-26; eş-Şuarâ 26/106-110) belirtilmektedir.

HZ. NUH’UN (A.S.) DUASI

Nuh kavmini Allah’tan başkasına ibadet etmemeleri hususunda uyarmış, aksi takdirde başlarına gelecek azabı kendilerine haber vermiştir. (Nuh 71/1-4) Yoldan çıkmış, çok zalim ve azgın olan kavmi (ez-Zâriyât 51/46; en-Necm 53/52) Nuh’a inanmadığı gibi ona mecnun demiş, taşlamakla tehdit edip (eş-Şuarâ 26/116) yalancılıkla itham etmiş, ondan kendisine uyan alt tabakadan insanları yanından uzaklaştırmasını (el-A‘râf 7/59-63; Hûd 11/ 27; el-Kamer 54/9) veya başlarına geleceğini bildirdiği azabı bir an önce getirmesini (Hûd 11/32) istemiştir.

NUH TUFANI NASIL OLDU?

Kendi yaptıkları karşılığında hiçbir talebinin olmadığını söyleyen Nuh gaybı bilmediğini, melek de olmadığını, sadece Allah’ın emirlerini bildirdiğini ifade edip davetini sürdürmüş (Hûd 11/28-31; eş-Şuarâ 26/105-115), uzun mücadeleler sonunda kavminin putperestlikten vazgeçmediğini görünce inanmayanları cezalandırması için Allah’a dua etmiş (eş-Şuarâ 26/118-119; Nuh 71/1-28), Allah Nuh’un duasını kabul etmiş ve inkârcı kavminin tufanla helâk edileceğini, kendisinin ve inananların kurtulacağını bildirerek bir gemi yapmasını istemiştir (Hûd 11/36-39). Gemi inşa edilirken Nuh’un kavmi kendisiyle alay etmiştir (Hûd 11/38). Rivayete göre gemi yapması istenince Hz. Nuh tahtayı nereden bulacağını sorar, ona ağaç dikmesi emredilir ve Hint meşesi denilen ağaçları diker. Kırk yıl geçtikten sonra bu ağaçları keserek gemiyi yapar (Fîrûzâbâdî, VI, 29). Geminin inşası bitince her hayvan türünden birer çift, ayrıca boğulmasına hükmedilenler dışındaki aile fertleri ve iman eden diğer kimseler gemiye bindirilir. Hz. Nuh ve ona inananlar kurtulurken eşi ve oğlu inanmayanlarla birlikte boğulur (Hûd 11/40-47; el-Mü’minûn 23/26-29; el-Furkān 25/37; el-Kamer 54/10-17).

Kur’ân-ı Kerîm’de ayrıca Nuh’un oğlu için dua ettiği, ancak bunun kabul edilmediği belirtilmektedir. (Hûd 11/42-43, 45-46; et-Tahrîm 66/10) Tufan sona erince, “Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte olanlara bizden selâm ve bereketle gemiden in …” denilir. (Hûd 11/48) Allah’ın adını zikrettiği peygamberler Âdem’in ve Nuh ile beraber gemide taşınanların soyundan, İbrâhim ile İsmâil’in neslindendir (Meryem 19/58); İsrâiloğulları da Nuh ile beraber gemide taşınanların soyundan gelmiştir. (el-İsrâ 17/3) Ayrıca diğer peygamberler gibi Nuh’tan da söz alındığı (el-Ahzâb 33/7), onun hidayete erdirildiği (el-En‘âm 6/84), ona verilen emirlerin Müslümanlar için de geçerli ve yürürlükte olduğu (eş-Şûrâ 42/13) bildirilmektedir.

HZ. NUH (A.S.) KAÇ YIL YAŞADI?

Kur’an’da Hz. Nuh’un (a.s.) yaşıyla ilgili olarak şu bilgi yer almaktadır: “Andolsun ki biz Nuh’u kendi kavmine gönderdik de o 950 yıl onların arasında kaldı. Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi. Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret yaptık” (el-Ankebût 29/14-15). Bu âyetten anlaşıldığına göre Hz. Nuh’un (a.s.) 950 yıl kavmiyle birlikte yaşamış ancak bu sürenin onun bütün ömrünü veya peygamberlik süresinin tamamını mı yoksa tufana kadar olan safhasını mı içine aldığına işaret edilmemiştir. Kur’an’da verilen bu rakamı Hz. Nuh’un (a.s.) bütün ömrü olarak kabul edenlere göre kırk yaşında peygamber olmuş, 890 yaşında iken tufan gerçekleşmiş, tufandan sonra altmış yıl daha yaşamıştır. Bu süreyi sadece tufan öncesi peygamberlik müddeti olarak düşünenlere göre ise Hz. Nuh’un (a.s.) yaşı bundan çok daha fazladır. Bir rivayete göre peygamberler içinde en uzun ömürlüsü Hz. Nuh’tur; kendisine 350 yaşında vahiy gelmiş, 950 yıl kavmini davetle geçirmiş, dolayısıyla 1300 yıl yaşamıştır (a.g.e., VI, 30). Hz. Nuh’un kabrinin nerede olduğu bilinmemekte, çeşitli yerlerde ona nisbet edilen makam ve kabirler bulunmaktadır. Bir rivayete göre kabri Mekke’de Mescid-i Harâm’da, Mültezem ile Makām-ı İbrâhim arasında, diğer rivayetlere göre ise Kerek, Cizre veya Necef’tedir.

HZ. NUH’UN (A.S.) ÖZELLİKLERİ

Kur’ân-ı Kerîm’e göre Nuh, çok şükreden bir kuldu (el-İsrâ 17/3); güçlükler karşısında gösterdiği sabır insanlara örnek olarak gösterilmiştir (Hûd 11/49). Onun bir başka özelliği de kâfirlere karşı çok sert davranmasıdır.

Ayrıca kavimlerine gönderilmiş emin elçilerden olduğu belirtilen Nuh’un (eş-Şuarâ 26/107) “ashâbü’n-nevâmis”ten (şeriat sahibi) sayıldığı ifade edilmiştir. Rivayete göre tufan esnasında Hz. Nuh, Ebûkubeys dağında bulunan Hz. Âdem’in naaşını alarak bir tabut içine koymuş, tufandan sonra tekrar yerine defnetmiştir. Hz. Nuh’un, Hz. İdrîs’ten sonra gelen ilk peygamber olup marangozluk yaptığı da nakledilmektedir (İbn Kuteybe, s. 19-24). Hz. Nuh’a ayrıca İslâm ve bilhassa Şiî geleneğinde “Neciyyullah” (Allah’ın kurtardığı kişi) sıfatı verilmiştir. Hz. Nuh’un ve kavminin Tufan Hadisesi’nden kurtarılmasına atıf yapan bu sıfat, Allah’ın inâyetiyle Firavun’un zulmünden kurtarılan Hz. Mûsâ için de kullanılmaktadır (Sa‘lebî, s. 166)

HZ. NUH'UN SÖZLERİ

Oğlum! Kalbinde zerre miktar kibir bulunduğu halde de kabre girme! Çünkü Kibriya ve büyüklük Yüce Allah’ın ridasıdır Ridası hakkında çekişen kimseye Allah gazap eder.

Nûh Aleyhisselam oğluna şöyle vasiyet etti:

Unutmaman için sana kısa bir vasiyette bulunacağım.
İki şey vardır ki Allâhü Teâlâ ve sâlih kulları kişiyi onlarla müjdeler.
İki şey de vardır ki onlarla kişi, Allâhü Teâlâ’ya ve onun sâlih kullarına karşı mahcup kalır.

Nûh Aleyhisselam müjdelediği iki şeyden birincisi “Lâ ilâhe illallah”dır. Çünkü gökler ve yer ve arasındakiler zırh olsa, kelime-i tevhîd onları yarar, eğer onlar bir terâzi kefesinde olsa, kelime-i tevhîd bütün hepsinden ağır gelir.

Nûh Aleyhisselam'ın müjdelediği şeylerin ikincisi ise “Sübhânellâhi ve bihamdihî” tesbîhidir. Muhakkak yaratılmışlar bu zikirler ile rızıklandırılırlar.

Nuh Aleyhisselam Allah’a şöyle dua etmiş tir: “Ey Rabbim! Bilmediğim şeyi istemekten Sana sığınırım. Eğer Sen, beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen ben hüsrana düşenlerden olurum!"

Hz Nuh Aleyhisselamın Son Nefesin’de Oğluna tavsiyesi 'Emrim, Lâilâhe illallah ile Sübhanallahi ve bihamdihi' kelimeleridir.


Bu yazı, hz nuh hayatı, hz nuh kimdir, hz nuh hayatı, hz nuh ilahi sözleri, nuh tufanı nasıl oldu, nuhun gemisi, hz nuh kaç yıl yaşadı, aşure hz nuh, hz nuhun özellikleri, nuh suresi, hz nuhun duası, ile ilgilidir.

HASTALIKLARDAN KORUNMAK İÇİN DUALAR

12 Mart 2020 Perşembe / No Comments
hastalıklardan korunmak için dualar, dualar, şifa duaları, şifa bulmak için dualar, kabul olunan dualar, peygamber duaları, hz muhammedin duaları,

Hastalıklardan Korunmak İçin Yapılacak Dualar

Peygamber Efendimiz (sas) hastalıklardan korunmak için dua ederdi. Sağlığın büyük bir nimet olduğunu hatırlamak gerekirse aldığımız her sağlıklı nefes için ne kadar şükretsek az gelir. Bu açıdan bakıldığında da Efendimiz (sas) en güzel örnekleriyle bize bunu göstermiştir.

Efendimiz’in hayatını en yakından bilenlerden biri olan validemiz, Hz. Aişe (ra) şunu anlatmıştır: “Rasulullah (sas), her gece yatacağı zaman avuçlarını bir araya getirir, sonra üç kez “Kulhuvallahu âhad”i, (İhlas Suresi)  üç kez “Kul euzü birabbi’l-felak”ı (Felak Suresi)  ve üç kez de “Kul euzü birabbi’n-nâs”ı (Nas suresi) okuyup avuçlarına üflerdi. Sonra da ellerini vücudunun uzanabildiği yerlerine sürerdi. Bunu yaparken de ellerini önce başına sonra yüzüne ve daha sonra da vücudunun ön kısmına sürerdi. Bunu üç kez tekrar ederdi.” 

Hz. Aişe (ra) aynı zamanda Efendimiz’in bunu kendisine de tavsiye buyurduğunu söylemiştir: “Hastalandığı zaman da aynı şeyi benim kendisine yapmamı söylerdi.” (Buhari)

BU DUAYI 3 KEZ OKUYANA ZARAR GELMEZ

Dua etmekle ilgili bir başka yaşanmış hadise Hz. Osman’ın (ra) oğlu Eban’ın başından geçmiştir… Hz. Osman’ın oğlu başından geçen olayı şöyle anlatmıştır: 

“Ben babamdan, Rasulullah’ın (sas) şöyle dediğini duymuştum: “Kim sabah ve akşam üç kere “Allah’ın adıyla… O’nun adı anıldığında ne yerde ne de gökte hiçbir şey zarar veremez… O işiten ve bilendir.” duasını akşamları üç kere okuyana sabaha  kadar hiçbir şey zarar veremez. Sabah üç kez okuyana da akşama kadar hiçbir şey zarar veremez.” 

Ancak bu hadisi rivayet eden Eban bu sırada felçliydi. Ve dinleyen kişi de kendisine kuşkulu bir ifadeyle baktı. Eban bunu görünce açıkladı: “Hadisin gerçekten sana rivayet ettiğim gibi olduğundan kuşku duyma. Fakat ben bir sabah bu duayı okumayı unutmuştum. Ve gördüğün gibi İlahi takdir yerini buldu.” dedi. (Nesai)

NAMAZ ŞİFA VERİR Mİ?

Efendimiz hasta olduğunda dahi namazlarını asla kaçırmamıştır… Bu konuyla ilgili de Ebu Hureyre (ra) şunu aktarmıştır: “Bir gün, Rasulullah (sas) namaza erken kalktı. Ben de erken kalktım ve biraz namaz kıldıktan sonra oturdum. Rasulullah (sas) bana dönüp baktı ve: “Karnın mı ağrıyor?” buyurdu. Ben: “Evet! Ey Allah’ın Rasulü” dedim. O da: “Öyleyse kalk namaz kıl, çünkü namazda şifa vardır!” buyurdu. (İbn-iMace)

DİNİMİZDE HASTALIKLARDAN KORUNMA YOLLARI

Resulullah Aleyhisselâm hastalıklardan Allah’a sığınmıştır. Hastalığa yakalanmamak için dua etmiştir. İşte Efendimiz’in (sas) o duası:

“Allahümme inni eûzü bike minel-cüzâmi ve-barası vel-cünûni ve min seyyiil-esgâmi.” Bu duanın meali ise şu anlama gelmektedir:  “Ey Allah’ım! Cüzzamdan, tembellikten, delilikten ve hastalıkların kötüsünden sana sığınırım.” Ebû Dâvud aktarmıştır.

CEBRAİL’İN ŞİFA İÇİN OKUDUĞU DUA

Bunların yanında, Cebrail (a.s.), Peygamberimiz (s.a.s.) hasta olduğunda O’na şu duâyı okumuştu:

Bu dua şu anlama gelmektedir: “Allah’ın adıyla. Sana ezâ veren bütün hastalıklara karşı, bütün kötü nefis ve hasedçilere karşı sana okuyorum. Allah sana şifa versin. Ben Allah’ın adı ile sana duâ ediyorum. “Bismillâhi erkîke min külli dâin yü’zîke ve min şerri külli nefsin ev ayni hâsidin Allahü yeşfike bismillâhi erkîke.”

hastalıklardan korunmak için dualar, dualar, şifa duaları, şifa bulmak için dualar, kabul olunan dualar, peygamber duaları, hz muhammedin duaları, esmaül hüsna

ESMA'ÜL HÜSNA (YA SETTAR)

/ No Comments
esmaül hüsna, allahın isimleri, el settar anlamı, ya settar anlamı, ya settar faziletleri, ya settar zikir sayısı, ebced hesabı ya settar, ya settar zikri, zikir yapmak el settar, ya settar zikri neden yapılır
El-Settar

Settar : Kullarının günah ve ayıplarını, hatalarını örten, gizleyen ve bağışlayan, açığa çıkarmayan.

Ya Settar İsminin Anlamı : Kainattaki çirkinlikleri, ayıp ve günahları ve utandıracak halleri devamlı örten ve varlıklara utanma duygusu veren, ayıpları çokça örten demektir.

Ya Settar esması ebced değeri ve zikir sayısı: 1061

Ya Settar Arapça Yazılışı: سَتَّارَ

İsimlerinden biri de "Settâr" olan Allah Teâlâ, kullarının kusur ve hatalarını, günahlarını örterek gizler ve diğer kulların bilmesine engel olur. Bu itibarla Cenâb-ı Hakk'ın bir sıfatı da "Settârel-Uyûb" (ayıpları örten, gizleyen)'dur.

esmaül hüsna, allahın isimleri, el settar anlamı, ya settar anlamı, ya settar faziletleri, ya settar zikir sayısı, ebced hesabı ya settar, ya settar zikri, zikir yapmak el settar, ya settar zikri neden yapılır

İSTİKLAL MARŞI

/ No Comments
bayrağımız, hakka tapan, hürriyet, istiklal marşı, istiklal marşı 10 kıta, istiklal marşı on kıta, kurtuluş savaşı, mehmet akif ersoy şiirleri, türk bayrağı, milli marş, milli marş sözleri

İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.
Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma’ bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır  rûh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!
                                                            Mehmet Akif Ersoy


bayrağımız, hakka tapan, hürriyet, istiklal marşı, istiklal marşı 10 kıta, istiklal marşı on kıta, kurtuluş savaşı, mehmet akif ersoy şiirleri, türk bayrağı, milli marş, milli marş sözleri

ayrağımız, hakka tapan, hürriyet, istiklal marşı, kurtuluş savaşı, türk bayrağı, mehmet akif ersoy şiirleri, istiklal marşı on kıta, istiklal marşı 10 kıta

MEHMET AKİF ERSOY'UN HAYATI VE ESERLERİ

/ No Comments
çanakkale şehitlerine şiiri, istiklal marşı, mehmet akif ersoy eserleri, mehmet akif ersoy hayatı, nasihatım şiiri, mehmet akif ersoy kimdir, istiklal şairi, safahat, ödev notları, ders notları

MEHMET AKİF ERSOY

Mehmet Akif Ersoy’un Hayatı ve Eserleri

Mehmet Akif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında, İstanbul’un (Fatih) Sarıgüzel semtinde doğdu. Babası, Mehmet Tahir Efendi, oğluna ebced hesabıyla doğum tarihini belirten “Ragif” adını verdi (hicri 1290) ve vefatına kadar onu bu adla çağırdı. Ancak bu isim, yaygın olmadığı ve güç söylendiği için annesi ve yakın çevresi, daha bilinen bir ad olan  “Akif”i kullandılar.

Mehmet Akif, dört yaşlarındayken, Fatih’te Emir Buhârî Mahalle Mektebi’nde başladığı ilköğrenimini Fatih’teki iptidâî Mektepte (ilkokul) tamamladı. Ortaöğrenimine Fatih Merkez Rüştiyesi’nde devam etti (1882-1887). Dil derslerine büyük ilgi duyan Mehmet Akif, rüştiyedeki (ortaokul) eğitimi sırasında, özel öğretmenlerden Arapça, Farsça ve Fransızca dersleri aldı.

Rüştiye’yi(ortaokul) bitirdikten sonra dönemin gözde okullarından Mekteb-i Mülkiye (Siyasal Bilgiler Fakültesi)’nin âli kısmında bir müddet okudu ancak babasını kaybedince Halkalı’daki Baytar Mekteb-i Âli (Veterinerlik Fakültesi)’ne parasız yatılı olarak girdi ve bu okulu birincilikle bitirdi.

1893 yılında “Ziraat Nezâreti Umur-u Baytâriye Şubesi”nde (Ziraat Bakanlığı Veterinerlik İşleri) göreve başladı. “Umur-u Baytâriye Müdür Muavini”(Veterinerlik İşleri Müdür Yardımcısı) olarak sürdürdüğü görevinden 1913 yılında istifa etti.

Baytarlığa başladığı ilk yıllarda bile, mesleğinden çok, şairliği ile tanınan Mehmet Akif, öğretmenlik hayatına 1906’da Halkalı Baytar Mektebi’ne “kitâbet-i resmîye” (resmî yazışma usulü) dersi hocalığı ile başladı. 1908’den sonra ise Edebiyat Fakültesi ile Dârülhilâfe Medresesi’nde “Osmanlı Edebiyatı” hocalığında bulundu.

Mehmet Akif, 1920’de Burdur milletvekili seçildi. 1921 yılında açılan milli marş yarışmasına, “para ödülü almamak” koşuluyla katılmayı kabul etti ve orduya ithaf ettiği şiiri, 12 Mart 1921 günü milli marş olarak kabul edildi. Ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-i Ahmer (Kızılay) bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Darü’l-Mesâi Vakfına (İş Evi) bağışladı.

1923 yılında Abbas Halim Paşa’nın daveti üzerine Mısır’a gitti. 1929 - 1936 yılları arasında Kahire’deki “Câmiü’l-Mısriyye” Üniversitesi’nde, Türkçe öğretmenliği yaptı. 17 Haziran 1936’da İstanbul’a dönmeye karar verdi. 27 Aralık 1936 tarihinde hayatını kaybetti ve Edirnekapı Mezarlığı’na defnedildi.

Eserleri

Safahat (1911): 44 şiir, 3084 mısra.

Süleymaniye Kürsüsünde (1912): Bir şiir, 1002 mısra.

Hakkın Sesleri (1913): 10 şiir, 482 mısra.

Fatih Kürsüsünde (1914): Bir şiir, 1692 mısra.

Hatıralar (1917): 10 şiir, 1314 mısra.

Asım (1924): Bir şiir, 2292 mısra.

Gölgeler (1933): 41 şiir, 1374 mısra.

 İstiklal Marşı Anıtı

2011 yılının “Mehmet Akif  Ersoy Yılı” ilan edilmesiyle birlikte Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Bakanlıkça genç kuşakları Kurtuluş Mücadelesi tarihiyle yakınlaştırmak ve İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’un anısını yaşatmak için “İstiklal Marşı Anıtı” yaptırılmıştır. İstiklal Marşı Anıtı, İstiklal Marşı’nın yazıldığı Tacettin Dergâhı’nın da bulunduğu Altındağ Mehmet Akif Ersoy Parkı içerisine yapılmıştır. 5 adet masif traverten kitabeden oluşan, 200 cm yüksekliğinde 150 cm genişliğinde olan anıtın her bir bloğunun üzerinde İstiklal Marşı’nın ikişer kıtası kabartma tekniğinde büyük harflerle yazılmıştır. Şair Ahmed Arif’in oğlu heykeltıraş Filinta Önal tarafından yapılan anıtın resmi açılışı ise Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından İstiklal Marşı’nın kabulünün 90. yıldönümü olan 12 Mart 2011 tarihinde gerçekleştirilmiştir.

Mehmet Âkif Ersoy Edebiyat Müze Kütüphanesi

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından Ankara’da Edebiyat Müze Kütüphanesi açılmıştır. Türkiye’nin ilk edebiyat müze kütüphanesi, Mehmet Akif Ersoy Yılı’nda Mehmet Akif Ersoy adına, İstiklal Marşı’nın kabul edildiği gün olan 12 Mart’ta açılmıştır. Mehmet Akif Ersoy, vefatının 75., İstiklal Marşı’nın kabulünün 90. yılına denk gelen 2011 Mehmet Akif Ersoy Yılı’nda, diğer etkinliklerin yanı sıra, adına kurulan Edebiyat Müze Kütüphanesi’yle de anılmaktadır.

Mehmet Akif Ersoy Edebiyat Müze Kütüphanesi de diğer kütüphaneler gibi, kütüphane hizmeti yanında edebi faaliyetlerin de yapılabileceği bir mekân olarak tasarlanmıştır. Altındağ Belediyesiyle işbirliği yapılarak oluşturulan Müze Kütüphanede elyazması eserlerin tıpkıbasımları ve Mehmet Akif Ersoy’a ait fotoğraflar ile çeşitli objeler bulunmaktadır.

Mehmet Akif Ersoy Fotoğraf, Anı ve İstiklâl Marşı Temalı Sergi

Mehmet Akif Ersoy’un bugüne kadar yayınlanmış fotoğraflarından, belgelerden ve tarihi vesikalardan oluşan bir fotoğraf sergisi tasarlanmış ve çeşitli illerimizde halkın ziyaretine açılmıştır.  Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan sergide Akif'e ait 71 fotoğraf bulunmaktadır. Koleksiyonda “Akif’in hatırası, Akif ve ailesi, Akif’ten kalanlar, İstiklal Marşı'na ait afiş ve kartpostallar, diğer eserler ve Şair Vesikalar” konu başlıklarıyla sınıflandırılan toplam 71 tablo yer almaktadır.

çanakkale şehitlerine şiiri, istiklal marşı, mehmet akif ersoy eserleri, mehmet akif ersoy hayatı, nasihatım şiiri, mehmet akif ersoy kimdir, istiklal şairi, safahat, ödev notları, ders notları

İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.


Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!


Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.


Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?


Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.


Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.


Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.


Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.


O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.


Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

*

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı! "
Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. (1)
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da, (2)
Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat îman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.

Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, (3)
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni târîhe" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istîâb.
"Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan, (4)
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvîzeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.

Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...

Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.

çanakkale şehitlerine şiiri, istiklal marşı, mehmet akif ersoy eserleri, mehmet akif ersoy hayatı, nasihatım şiiri, mehmet akif ersoy kimdir, istiklal şairi, safahat, ödev notları, ders notları

UMUDUNU ASLA KAYBETME!

10 Mart 2020 Salı / No Comments
umut fakirin ekmeği, hayat iksiri, inanç sistemi, resimli sözler, umut ile ilgili atasözleri, ümit ile ilgili atasözleri, umut ile ilgili atasözleri ve manaları, umutlu sözler, ümit sözleri, ümitli sözler,

UMUT

Umut; fakirin ekmeği.
Umut; hayat iksiri.
Umut; geleceğe olan inanç.
Umutla başlayan her şey,
yeterince büyüktür.
Umudunu asla kaybetme...Acer
inanç sistemi, resimli sözler, umut fakirin ekmeği, umut ile ilgili atasözleri, umut ile ilgili atasözleri ve manaları, umutlu sözler, ümit ile ilgili atasözleri, ümit sözleri, ümitli sözler, 
*

Umut ile ilgili atasözleri ve anlamları


Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar.
*
İşi bozulan kişi umutsuzluğa düşmemeli, Tanrı’nın onu daha iyi bir işe kavuşturacağına inanmalıdır.
*
Almadığın hayvanın kuyruğunu tutma.
*
Almayacağın bir şeye alacakmışsın gibi yakın ilgi gösterme, işinde çalıştırmayacağın kimseye çalıştıracakmışsın gibi umut verme.
*
Çiftçinin karnını yarmışlar, kırk tane “gelecek yıl” çıkmış.
*
Çiftçinin ürünü her yıl bir afete uğrar, o da hep gelecek yıla umut bağlar.
*
Evimiz bezden, ne umarsın bizden.
*
Kendisi yardıma muhtaç olandan yardım beklemek boşuna umutlanmaktır.
*
Gün doğmadan neler doğar.
*
Beklenmedik bir sırada umut verici durumlarla da karşılaşma imkânı vardır.
*
Ölme eşeğim, ölme (yaza yonca bitecek)
*
Umutsuz bir bekleyişi anlatmak için söylenen bir söz.
*
Çıkmadık canda umut var.
*
Elden gitti sandığımız bir şeyle ilgimiz büsbütün kesilmemişse gereken çabayı harcayarak onun elimizde kalmasını sağlayabileceğimizi umabiliriz.
*
Çıkmadık candan umut kesilmez.
*
Elden gitti sandığımız bir şeyle ilgimiz büsbütün kesilmemişse gereken çabayı harcayarak onun elimizde kalmasını sağlayabileceğimizi umabiliriz.
*
Umut, fakirin (garibin) ekmeğidir.
*
Yoksul kişi, hep yakında bolluğa, rahata kavuşma umudu içinde yaşar.


umut fakirin ekmeği, hayat iksiri, inanç sistemi, resimli sözler, umut ile ilgili atasözleri, ümit ile ilgili atasözleri, umut ile ilgili atasözleri ve manaları, umutlu sözler, ümit sözleri, ümitli sözler, 

HAYIRLI CUMALAR

5 Mart 2020 Perşembe / No Comments
asker, cuma namazı nasıl kılınır, cumanız mübarek olsun, hayırlı cumalar, polis, resimli mesajlar, şehit kimdir, taziye mesajı, terör, şehitlere dua, gazilere dua, şehit aileleri için dua

Bu Cuma dualarımız 
Şehitlerimiz, Gazilerimiz ve aileleri için olsun. 
askerli cuma mesajları, bayraklı cuma mesajları, gazilere dua, hayırlı cumalar, kutlama mesajları, polis, şehit aileleri için dua, şehit kimdir, şehitlere cuma dua, taziye mesajı, terör, 
*

askerli cuma mesajları, bayraklı cuma mesajları, gazilere dua, hayırlı cumalar, kutlama mesajları, polis, şehit aileleri için dua, şehit kimdir, şehitlere cuma dua, taziye mesajı, terör,

Şehitlik; en şerefli makam ve 
Cuma; en hayırlı gün. 

*

askerli cuma mesajları, bayraklı cuma mesajları, gazilere dua, hayırlı cumalar, kutlama mesajları, polis, şehit aileleri için dua, şehit kimdir, şehitlere cuma dua, taziye mesajı, terör,

Şehitlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine sabır ve milletimize metanet diliyoruz. 

*

askerli cuma mesajları, bayraklı cuma mesajları, gazilere dua, hayırlı cumalar, kutlama mesajları, polis, şehit aileleri için dua, şehit kimdir, şehitlere cuma dua, taziye mesajı, terör,

Şehitler ölmez vatan bölünmez. 

*

askerli cuma mesajları, bayraklı cuma mesajları, gazilere dua, hayırlı cumalar, kutlama mesajları, polis, şehit aileleri için dua, şehit kimdir, şehitlere cuma dua, taziye mesajı, terör,

Vatan sana canım feda. 




asker, cuma namazı nasıl kılınır, cumanız mübarek olsun, hayırlı cumalar, polis, resimli mesajlar, şehit kimdir, taziye mesajı, terör, şehitlere dua, gazilere dua, şehit aileleri için dua

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

/ No Comments
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, erkek, eş, insan, insanoğlu, kadın, kadınlar günü ne zaman kutlanır, kadınlar günü neden kutlanır, kutlama mesajı, resimli mesajlar,

KADINLAR GÜNÜ NEDEN KUTLANIR?

Dünya Kadınlar Günü ya da Dünya Emekçi Kadınlar Günü her yıl 8 Mart'ta kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gündür. İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır.

8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı.

26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Internationaler Frauentag" (International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda (3. Enternasyonal Komünist Partiler Toplantısı) gerçekleşti. Adı da "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak belirlendi. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti. Birleşmiş Milletler'in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York'ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır.

Türkiye'de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı. "Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Kadınlar Günü" kutlanmaya devam ediliyor.

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ TARİHÇESİ

Her yıl 8 Mart tarihi "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak geçiyor. Uluslararası bir gün olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmıştır. Dünyada 1910’larda, Türkiye’de ise ilk kez 1921 yılında kutlanmaya başlanmıştır. Hem dünyada hem de ülkemizde kutlama olarak geçen bu özel tarihin “Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün” kökeni acı bir tarihe dayanıyor.

ABD'nin New York kentinde bir dokuma fabrikası... Çok ağır çalışma koşulları, çok uzun iş günleri ve buna karşın çok düşük ücretler. Koşulların her geçen gün daha da dayanılmaz hale gelmesi, kadın işçilerin artık tahammül sınırını zorlamaya başladı. Greve çıkma kararı alan kadınlar, taleplerini de açıkladılar: “Daha iyi koşullarda çalışmak, 10 saatlik iş günü, eşit işe, eşit ücret...” 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları talebiyle greve başladı. Bu sırada çıkan olaylar sırasında fabrika içinde şüpheli bir yangın başladı. 129 kadın, yangında hayatını kaybetti...

Takvimler 8 Mart 1857’yi gösteriyordu. İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı. . Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin , bu olayın ardından 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılmasını öneri olarak sundu ve öneri oy çoğunluğuyla kabul edildi. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 19 Mart 1911’de Almanya ve İsviçre’de anıldı. Anmaların 8 Mart olarak değiştirilmesine 1921'de Moskova'da düzenlenen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda karar verildi. ABD'de de ise 1960’lı yıllarda anılmaya başlandı. Birleşmiş Milletler, 66 yıl sonra 8 Mart'ın 'Dünya Kadınlar Günü' olarak kabul etti.

TÜRKİYE'DE 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ 

Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı. "Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Kadınlar Günü" kutlanmaya devam ediliyor.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, erkek, eş, insan, insanoğlu, kadın, kadınlar günü ne zaman kutlanır, kadınlar günü neden kutlanır, kutlama mesajı, resimli mesajlar,

8 MART KADINLAR GÜNÜ MESAJLARI

-8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde, Türk ve Dünya kadınlarına sağlık ve mutluluk dolu bir gelecek diliyorum.

-Acıyla yoğrulan, sabırla bilenen kadınlarımızın dünya kadınlar günü kutlu olsun.

-Hakkı ödenemeyecek olan kadınların 8 Mart kadınlar günü kutlu olsun.

-Bütün kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyor, eşitlik, özgürlük ve mutluluk dolu bir yaşam sürmelerini diliyorum.

-Can dostum biricik arkadaşım 8 Mart Dünya Kadınlar Günün kutlu olsun

-Analarımız, bacılarımız, hayatımızın yarısı hatta çok daha fazla değerlerimizi ifade eden kadınlarımızın Kadınlar Günü'nü kutluyorum.

-8 Mart Dünya Kadınlar Günü, saygıdeğer Türk ve Dünya kadınlarına sağlık ve mutluluk getirsin. Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun.

-Doğumdan ölüme kadar her hayatın her anında varlıklarını hissettiğimiz, bizi biz yapan değerli kadınlarımızın bu özel gününü yürekten kutlarım.

-Adam olmadan önce insan olabilmenin en temel unsurudur kadın. Çoğu zaman değil, her zaman her gözün nuru, hayatın can damarıdır. 8 Mart dünya kadınlar gününüz kutlu olsun

-Bütün dünya kadınlarına sağlık, mutluluk ve esenlik dolu günler diliyor, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum.

-Kadınlar İnsanlığın devamı için olmazsa olmazdır. En büyük dertlerin dertlisi, en büyük mutlulukların ardındaki kahramandır. Dünya Kadınlar Günü'nüz kutlu olsun.

-Analarımız, bacılarımız, hayatımızın yarısı hatta çok daha fazla değerlerimizi ifade eden kadınlarımızın Kadınlar Günü"nü kutluyorum.

-Kadın, doğası gereği zayıftır; ama acıya en çok o dayanır. Kadının direncini kıran tek şey; hayal ettiği kişinin boş çıkmasıdır. Hiçbir kadının hayali boşa çıkmasın Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun

-Tüm dünya, ülkemiz ve üyelerimiz arasında görev yapan kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

-Emek veren, acı çeken, özlem duyan, hakkını savunan tüm kadınların, 8 Mart Kadınlar Günü Kutlu Olsun

-Cumhuriyetimizin odak noktasında yer alan kadınlarımız, modern ve çağdaş günlere gelmemizde önemli görevler başarmışlardır. Kadınlar gününüz kutlu olsun.

-Her şeye değer senin sonsuz sevgin. Seni çok arıyorum. Çok özledim. Kadınlar günün kutlu olsun biricik meleğim...

-Cumhuriyet ile kazanılmış çağdaş haklar ve özgürlüklerle birlikte, yaşamın her alanında başarıyla yer almış kadınlarımızın kadınlar gününü kutluyorum.

-Kadınlar olmasaydı dünyadaki hiçbir şeyin önemi kalmazdı. En kıymetli varlık olan kadınların dünya kadınlar günü kutlu olsun.

-Senin sevgin dünyamı ısıtan tek güneştir. Hiç ışığın eksilmeyecek biliyorum. Kadınlar günün kutlu olsun sevgili anneciğim..

-8 Mart, dünyada kadınların eşitlik, kalkınma ve daha huzurlu yaşam özlemleri dile getirdikleri gündür. Kadınlarımızın bu anlamlı gününü yürekten kutluyorum.

 -Yüreğindeki sınırsız sevgi ve sabır için çok teşekkürler! Dünya Kadınlar Günün Kutlu Olsun.




8 Mart Dünya Kadınlar Günü, erkek, eş, insan, insanoğlu, kadın, kutlama mesajı, resimli mesajlar, kadınlar günü neden kutlanır, kadınlar günü ne zaman kutlanır

GAFLET

4 Mart 2020 Çarşamba / No Comments
altın sözler, Gaflet Hakkında Sözler, Gaflet İle İlgili Sözler, gaflet ne demektir, gaflet sözlük anlamı, Gaflete Düşmekle İlgili Sözler, Gafletle Alakalı Sözler,

*
altın sözler, Gaflet Hakkında Sözler, Gaflet İle İlgili Cümleler, Gaflet İle İlgili Söylenmiş Sözler, Gaflet İle İlgili Sözler, Gaflete Düşmekle İlgili Sözler, Gafletle Alakalı Sözler, 
GAFLET NE DEMEKTİR?

Sözlükte “terketmek, önemsememek” anlamında masdar ve “dalgınlık, dikkatsizlik, yanılma, ihmal” mânasında isim olan gaflet kelimesi, “bir şeyin gerekliliği ortada iken bunun idrak edilememesi”, “nefsin kendi arzusuna uyması, zamanın boş geçirilmesi”, “yeterince uyanık ve dikkatli davranılmadığı için insana ârız olan yanılgı hali” şeklinde de tarif edilmiştir.

Kur’ân-ı Kerîm’de maddî ve mânevî menfaatlerini bilen insanlara “zâkir” ve “ehl-i zikir”, bundan habersiz olanlara da “gāfil” denilmiştir. 

Gaflet “unutma ve yanılma” manasını da taşımakla birlikte aslında bu iki kavramdan farklıdır. Bir şeyi bile bile terk etmek gaflet, bilmeden terk etmek unutmaktır. 

Kur’an, hayvanlardan daha aşağı seviyede bulunan ve kalpleri mühürlü olanları gafil diye niteler (el-A‘râf 7/179) ve müminlerden gafil olmamalarını isteyerek (el-A‘râf 7/205), Allah’ın âyetlerinden gafil olanların cehennemlik olduklarını bildirir (el-A‘râf 7/146; Yûnus 10/7-8). Gaflet içinde bulunanlar âhirette pişmanlık duyacaklardır (el-Enbiyâ 21/97). Gaflet kelimesi Kur’an’da “habersiz olma” mânasında da kullanılmıştır (Yûsuf 12/3; Kāf 50/22) ve Allah’ın gafil (olup bitenlerden habersiz) olmadığı hususuna sık sık dikkat çekilmiştir (meselâ el-Bakara 2/74, 85, 140, 144, 149). Hadislerde de insanların Allah’tan, onun zikrinden ve âyetlerinden gafil olmamaları istenmiş, gafil kalple yapılan duanın kabul edilmeyeceği belirtilmiştir (Müsned, II, 177; el-Muvaṭṭaʾ, “Ṣalât”, 8; Tirmizî, “Daʿavât”, 65).

Zâhid ve sûfîler gaflet konusu üzerinde önemle durmuşlardır. İbn Ebü’l-Havârî gafleti “en büyük musibet ve kasvet” olarak tanımlar. Ona göre en derin uyku gaflet uykusudur. Gaflet olmasaydı insan nefsinin arzularına kul olmazdı. Cüneyd-i Bağdâdî, Allah’tan gafil olmanın ateşe girmekten daha zor olduğunu söyler. Ebû Ca‘fer Sinân’a göre, bir insanın işlediği günahtan tövbe etmesi gerektiğinden gafil olması o günahı işlemesinden daha kötüdür. Kalbin gaflet içinde bulunmamasını isteyen Dârânî’ye göre gafleti kalpten kovmanın tek yolu Allah korkusudur. İbn Mesrûk ise gafletle cehalet arasında bir ilgi kurarak cehaletin gaflete yol açtığını söyler. Ebû Bekir eş-Şiblî’nin gaflete düşmemek için zaman zaman vücudunu kırbaçladığı rivayet edilir. Kaynaklarda, Ebû Hafs el-Haddâd’ın Allah’ı gaflet üzere iken zikretmediği, Bâyezîd-i Bistâmî’nin ise ölürken Allah’ı hep gafletle zikrettiğini söylediği kaydedilmiştir.

Sûfîler gafleti ikiye ayırır ve bazı hallerde gafletin gerekli olduğuna inanırlar. İbn Ebü’l-Verd’e göre gafletin biri rahmet, diğeri felâket olan şekli vardır. Rahmet olan gaflet kulluğun gereğini yerine getirmeye engel olmaz. İkincisi ise günaha giren kişiyi kulluk yapmaktan alıkoyar. Sürekli olarak celâl ve cemâl tecellilerini temaşa etmeye güç yetiremeyen âşık ve sıddîkların bazan gaflete ihtiyaç duydukları da olur. Nitekim Ebû Hafs el-Haddâd âşıkların ancak gaflette sükûn bulacaklarını söylemiş, Ebû Hamza el-Bağdâdî de, “Gaflet olmasaydı Allah’ın zikrinin verdiği hazdan sıddîklar ölürlerdi” diyerek Haddâd’ı teyit etmiştir. Mutarrif b. Abdullah’a göre Allah’ın sıddîkların kalbine gaflet vermesi rahmetinin eseridir. Eğer kendisini tanıdıkları kadar onlara korku verseydi hayatlarını sürdürmeleri güç olurdu. Rebî‘ b. Abdurrahman, Allah gaflete düşürerek ölümü unutturduğu için insanların dünyayı imar edebildikleri görüşündeydi.

Zaman zaman insanların şarkı ve türkü söylemelerine, oynayıp eğlenmelerine ve dinlenmelerine imkân veren geçici gaflet halleri zâhir ulemâsınca genellikle günah sayılmamıştır. Sûfîlerin tehlikeli buldukları ibadet dışındaki gaflet değil insana ibadeti ve kulluğu unutturan veya kalp huzuruyla dinî görevleri yerine getirmesine engel olan gaflettir. Ebû Tâlib el-Mekkî ve Gazzâlî gibi mutasavvıflar gafletle Kur’an okumanın sakıncalarını geniş olarak açıklamışlardır.

Gafilleri uyarmak için Tenbîhü’l-ġāfil, Tenbîhü’l-ġāfilîn ve Îḳāẓü’l-ġāfilîn gibi adlarla çeşitli eserler kaleme alınmıştır (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 487; Îżâḥu’l-meknûn, I, 159, 326). Bunların en meşhuru Ebü’l-Leys es-Semerkandî’nin Tenbîhü’l-ġāfilîn adlı eseridir.

 Kaynak : TDV İslam Ansiklopedisi

altın sözler, Gaflet Hakkında Sözler, gaflet ne demektir, gaflet sözlük anlamı, Gaflet İle İlgili Sözler, Gaflete Düşmekle İlgili Sözler, Gafletle Alakalı Sözler, 
GAFLET İLE İLGİLİ ÖZLÜ SÖZLER

altın sözler, Gaflet Hakkında Sözler, Gaflet İle İlgili Sözler, gaflet ne demektir, gaflet sözlük anlamı, Gaflete Düşmekle İlgili Sözler, Gafletle Alakalı Sözler,

Eden kendine eder.
Yapan bulur ve çeker.
Unutma ki; kazanmak koca bir ömür ister,
kaybetmek içinse bir anlık gaflet yeter.

                                      Hz. Mevlana

*

Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalâlettir. Atatürk
*
İslâmiyeti ele alıp Türklüğü inkâr etmek ihanettir. Bunun tersi de aynı derecede gaflet ve ihanettir. Alparslan Türkeş
*
Çareyi tedbirde sanmak ne gaflet! Deveni hem bağla, hem tevekkül et. Necip Fazıl Kısakürek
*
İnsanı ateş değil, kendi gafleti yakar.Herkeste kusur görür, kendisine kör bakar.Neye nasıl bakarsan, o da sana öyle bakar. Mevlâna
*
Eden kendisine eder.. Yapan bulur ve çeker.. Unutma..Kazanmak koca bir ömür ister, kaybetmeye ise anlık gaflet yeter. Mevlana
*
Kötü huy kılavuzun oldukça mutlu olacağım sanma! Sen sabaha kadar gaflet uykusundasın, ömür ise kısadır. Korkarım ki,sen bu uykudan uyanınca gündüz olur. Mevlâna
*
Bir işi incelemekte aşırı hassasiyet göstermek ayrılığa; eleştiri, düşmanlığa; sabırsızlık, rezilliğe; sırrı ifşa etmek, alçalmaya sebep olur. Cömertlik zekanın cimrilik ise gafletin alametidir. Cafer-i Sadık
*
Öleceksin nasılsa, ne diye bunca gaflet. Ömer Hayyam
*
Gaflet uykusuna yatanlar için, sabah yoktur. Necdet Evrimer
*
Seni hakikatla doldurmayan her ortamdan uzak dur, yaklaşma.! Boş sözler seni yakacak gaflet ateşidir! Son nefeste pişmanlık fayda verir mi? Epiktetos
*
Devletleri yıkan tüm hatanın altında nice gururun gafleti yatar. Yavuz Sultan Selim
*
Dini siyasi ve maddi bir güç kaynağı olarak gördüğümüzde aslında bunu yaratıcı için değil dünyevi menfaatler için yapıyor oluyoruz ki bu da gaflettir. Grace Tugend
*
Gafil olmayın, çünkü sizden gaflet olunmaz. Hz. Osman (r.a) 
*
Kişi eğlenmeye ve gaflet göstermeye başlar, fayda vermeyen şeylerle meşgul olur. Allahu Teâla’dan dileğimiz bizi bu gafletten uyandırmasıdır. İmam Gazali
*
Şimdi sen muktedirsin, aman dostum dikkat et. Tenden aziz canların, azabını hafiflet. Zira bu güzellikler hiç kalıcı değildir; Öleceksin nasılsa, ne diye bunca gaflet. Ömer Hayyam
*
İdrak kulağından gaflet pamuğunu çıkarmalısın ki, ölülerin nasihatini duyabilesin. Şeyh Sadi Şirazi
*
Şimdi sen muktedirsin, aman dostum dikkat et.
*
Tenden aziz canların, azabını hafiflet.
*
Zira bu güzellikler hiç kalıcı değildir;
*
Gaflet, daha keskin bir düzelme için hazırlıktır.

Gaflet İle İlgili Sözler, Gaflet Hakkında Sözler, Gaflet İle İlgili Söylenmiş Sözler, Gaflete Düşmekle İlgili Sözler, Gafletle Alakalı Sözler, Gaflet İle İlgili Cümleler, altın sözler, 

ERBAKAN'IN HAYATI VE SÖZLERİ

/ No Comments
erbakan facebook sözleri, erbakan kimdir, erbakan resimli mesajlar, erbakan sözleri kısa, erbakan sözleri tweet, milli görüş nedir, necmettin erbakan sözleri yeni, necmettin erbakanın hayatı,

ERBAKAN'IN HAYATI

Necmettin Erbakan, 29 Ekim 1926’da Sinop’ta dünyaya geldi. Sinop Kadı Vekili Mehmet Sabri Bey ve Kamer hanımın 4 çocuğunun en büyüğü olan Necmettin Erbakan’ın, (Kendi ifadesiyle) anne tarafı Çerkez, baba tarafı ise Kozanoğlu Beyliği’ne dayanır. İlkokula Kayseri’de başlayan Necmettin Erbakan, babasının tayini sebebiyle tahsilini Trabzon’da sürdürmüştür. Orta tahsiline İstanbul Erkek Lisesi’nde 1937’de başlayan Erbakan, 1943’te birincilikle bitirmiştir. Başarısı sebebiyle üniversiteye sınavsız girme hakkı kazanmasına rağmen bu hakkını kullanmayarak girdiği sınavdan yüksek başarıyla geçmiştir.

erbakan facebook sözleri, erbakan resimli mesajlar, erbakan sözleri tweet, milli görüş nedir, necmettin erbakan sözleri yeni, erbakan kimdir, necmettin erbakanın hayatı, erbakan sözleri kısa



EĞİTİM HAYATI

İstanbul Teknik Üniversitesi’ne kendisinden 1 sene evvelki öğrencilerle birlikte başlayan Necmettin Erbakan’ın dönem arkadaşları arasında Türk siyasetinin önemli isimleri Süleyman Demirel ve Turgut Özal da vardı. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’nden 1948’de mezun olan Necmettin Erbakan, aynı yıl asistan olarak aynı fakültenin Motorlar Kürsüsü’nde ders verdi. (Sadece profesör ve doçent unvanı olanların icra ettiği bu görev, Erbakan’ın başarısının ödülü niteliğindedir.)

erbakan facebook sözleri, erbakan resimli mesajlar, erbakan sözleri tweet, milli görüş nedir, necmettin erbakan sözleri yeni, erbakan kimdir, necmettin erbakanın hayatı, erbakan sözleri kısa

*

ALMANYA’DAKİ İLK TÜRK BİLİM ADAMI NECMETTİN ERBAKAN

Üniversite tarafından 1951 yılında gönderildiği Almanya’daki Aachen Teknik Üniversitesi’nde doktorasını yapan Erbakan, motorların daha az yakıt sarf etmeleri konusunda araştırmalar ışığında bir rapor hazırladı. Söz konusu raporla birlikte doçentlik tezini de vererek İstanbul Teknik Üniversitesi’nde 27 yaşındayken doçent oldu. Dizel motorlarda püskürtülen yakıtın nasıl tutuştuğunu matematiksel olarak izah eden bu tez, Alman bilim çevrelerinde büyük yankı buldu. Tezin neşredilmesi üzerine o tarihte Almanya’nın en büyük motor fabrikası olan Deutz Motor Fabrikaları’nın genel müdürü tarafından Almanların meşhur Leopard tanklarının motorlarıyla ilgili araştırmalar yapmak üzere Almanya’ya davet edildi. Alman Ekonomi Bakanlığı’nın araştırma yapmak için görevlendirdiği heyette kendisinin de yer almasını istemesi üzerine, Almanya’daki ağır sanayi fabrikalarını gezip inceleme fırsatı buldu. Mayıs 1954 ile Ekim 1955 arasındaki askerlik görevinin akabinde yeniden üniversiteye döndü. 1956-1963 arasında 200 ortaklı ilk yerli motoru üretecek olan Gümüş Motor’u kurarak motor üretimini gerçekleştiren isim oldu. Profesörlük unvanını 1965’te aldı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Sekreterliği’ne 1967’de seçildi. Aynı yıl, Nermin Saatçioğlu ile evlendi. Bu evliliğinden üç çocuğu oldu. (Zeynep-1968, Elif-1974 ve Fatih-1978) TOBB Genel Sekreterliği görevi sırasında, büyük sanayici ve tüccarlara karşı Anadolu’daki tüccar ve küçük sanayicileri savunmasıyla dikkati çeken Necmettin Erbakan, 25 Mayıs 1969’da TOBB Genel Başkanı olarak seçildi. Ancak, Adalet Partisi’nin seçimleri iptal etmesi sebebiyle 8 Ağustos 1969’da başkanlık görevinden ayrılmak zorunda kaldı.

erbakan facebook sözleri, erbakan kimdir, erbakan resimli mesajlar, erbakan sözleri kısa, erbakan sözleri tweet, milli görüş nedir, necmettin erbakan sözleri yeni, necmettin erbakanın hayatı,

MİLLİ NİZAM PARTİSİ

Adalet Partisi’nin 1969’da milletvekili aday adaylığı Süleyman Demirel tarafından veto edildiği için Konya’dan bağımsız aday olarak gerdiği seçimi 2 milletvekili seçtirecek oy alarak milletvekili oldu. Milli Nizam Partisi (MNP)’ni 17 Ocak 1970’te, 17 arkadaşıyla birlikte kurdu. Bu parti 12 Mart askeri müdahalesi sonrası “Laikliğe aykırı çalışmalar yürüttüğü” iddiasıyla açılan davayla 20 Mayıs 1971’de kapatıldı.

MSP-CHP KOALİSYONU

MNP kadrolarıyla 11 Ekim 1972’de Milli Selamet Partisi (MSP)’ni kuran Necmettin Erbakan, 14 Ekim 1973 seçimlerinde yüzde 12 oy oranıyla 48 milletvekilliği kazanarak Meclis’e girdi. Seçimlerin hemen akabinde CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit’le CHP-MSP koalisyonunu kurdu. Koalisyon hükümeti sırasında Kıbrıs’taki soydaşlarımızın yaşadığı zulme sessiz kalmayan Necmettin Erbakan, Kıbrıs Barış Harekâtının yapılmasında etkin rol oynadı. Harekât sırasında Kıbrıs’ın tamamının alınması gerektiğini savunan Necmettin Erbakan’a, Bülent Ecevit karşı çıkmış ve harekât yarıda bırakılarak, bugünkü sınırlarda kalınmıştı. Koalisyondaki bu sürtüşme daha sonra ortaklığı bitiren en büyük etken oldu.

12 EYLÜL 1980 DARBESİ VE YASAKLI GÜNLER

Mart 1975’te kurulan Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti (Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhuriyetçi Güven Partisi)’inde devlet bakanı ve başbakan yardımcısı olan Necmettin Erbakan’ın MSP’si, 1977 Genel Seçimlerinden 24 milletvekili çıkardı. Temmuz 1977’de AP, MSP ve MHP koalisyonuyla kurulan İkinci Milliyetçi Cephe’de Necmettin Erbakan yine devlet bakanı ve başbakan yardımcısı görevini üstlendi. Adalet Partisi’nin Kasım 1979’da kurduğu hükümete dışarıdan destek veren Milli Selamet Partisi, Konya’da 6 Eylül 1980’de yapılan Kudüs Mitingi’yle büyük ses getirdi. 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası Milli Selamet Partisi kapatılırken, Kudüs Mitingi kapatılma sebebi olarak gösterildi. Hatta darbenin sebeplerinden biri olduğu iddiası bile dile getirildi. Askeri darbe sırasında bir süre İzmir Uzunada’da gözaltında tutulan Necmettin Erbakan, 21 MSP yöneticisiyle birlikte yargılandı. Hakkında verilen hüküm 1983 senesinde Askeri Yargıtay tarafından bozularak beraat etti. Bu arada kendisine 10 yıl siyaset yapma yasağı getirildi. 6 Eylül 1987’deki halk oylamasıyla tekrar siyasete dönen Necmettin Erbakan, 11 Ekim 1987’de Refah Partisi’nin genel başkanı seçildi. Erbakan, Refah Partisi’nin Milliyetçi Çalışma Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi’yle ittifak yaptığı 1991 seçimlerinde yeniden Konya Milletvekili oldu.


erbakan facebook sözleri, erbakan kimdir, erbakan resimli mesajlar, erbakan sözleri kısa, erbakan sözleri tweet, milli görüş nedir, necmettin erbakan sözleri yeni, necmettin erbakanın hayatı,

REFAHYOL HÜKÜMETİ’NİN BAŞARISI, ŞER GÜÇLERİ RAHATSIZ ETTİ

Milli Görüş Hareketi’nin büyük bir zafer kazandığı 1995 seçimlerinde Refah Partisi yüzde 21,37 oy oranı ve 158 milletvekiliyle birinci parti oldu. O seçimlerin ardından Doğru Yol Partisi ve Anavatan Partisi arasında kurulan koalisyon hükümeti kısa ömürlü olmuştu. Akabinde Refah Partisi-Doğru Yol Partisi koalisyonu kuruldu. Kurulan Refahyol hükümetinde Başbakan olan Necmettin Erbakan, 28 Haziran 1996’da başlayan Refahyol hükümetiyle yaklaşık 1 yıl iktidarda bulundu. Bu kısa zamanda Türkiye ekonomisi yüzde 7,5 oranında büyürken, Gayri Safi Milli Hâsıla da Dünya toplamının binde 11,96’sından binde 12,37’ye yükselmiştir. Refahyol döneminde yapılan reformlar arasında, kamu kuruluşları arasında havuz sisteminin kurulması, memur, emekli ve işçiye yapılan rekor zamlar ile gelişmekte olan halkın çoğunluğu Müslüman ülkelerden 8 tanesini bir araya getiren D-8 oluşumu gösterilir. Laiklik ve Atatürkçülük tartışmaları ve ardından gelen 28 Şubat post-modern darbesinde istifaya zorlanan Necmettin Erbakan, bu teşebbüse neredeyse tek başına karşı koyan isim oldu. 30 Haziran 1997’de koalisyon ortağı Doğru Yol Partisi’nin protokol gereği başbakanlık koltuğunu alması için istifasını sunan Necmettin Erbakan yine Süleyman Demirel vetosuyla karşılaştı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, teamüllerin aksi bir tutum sergileyerek, hükümeti kurma görevini DYP Genel Başkanı Tansu Çiller yerine, Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a verdi. Böylece 55. Hükümet, Anavatan Partisi, Demokratik Sol Parti ve Demokrat Türkiye Partisi koalisyonuyla kurulmuş oldu.

DÖRDÜNCÜ PARTİSİ FAZİLET

28 Şubat darbesindeki Refah Partisi’ni kapatma davası Anayasa Mahkemesi tarafından 16 Ocak 1998’de sonuca bağlandı. Refah Partisi’nin kapatılmasına ve aralarında Necmettin Erbakan’ın da bulunduğu 6 kişiye 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirilmesine karar verildi. Kapatma davasının açılmış olması sebebiyle daha önce İsmail Alptekin başkanlığında kurulan Milli Görüş Hareketi’nin dördüncü partisi olan Fazilet Partisi’nin yeni genel başkanı Recai Kutan oldu. Milli Görüş Haraketi’ni parti kapatmalarla bitiremeyeceğini anlayan şer güçler, bu kez de Fazilet Partisi’nin içini oymaya çalıştı. Partinin birinci kongresinde parti yönetimine muhalif bir kanat ortaya çıktı. İstenilen sonuç kongrede alınamazken, Anayasa Mahkemesi’nin Haziran 2001’deki kapatma kararı bölünmeyi de beraberinde getirdi.

erbakan facebook sözleri, erbakan kimdir, erbakan resimli mesajlar, erbakan sözleri kısa, erbakan sözleri tweet, milli görüş nedir, necmettin erbakan sözleri yeni, necmettin erbakanın hayatı,

MÜCADELESİNİ SON NEFESİNE KADAR SÜRDÜRDÜ

Necmettin Erbakan’ın 5 yıllık siyaset yasağı Şubat 2003’te sona ermiş, Mayıs 2003’te de Saadet Partisi Genel Başkanlığı günleri başlamıştı. Erbakan, açılan bir dava sonucunda 30 Ocak 2004’te Saadet Partisi Genel Başkanlığı görevinden ayrılmak zorunda bırakıldı. 17 Ekim 2010’da tekrar Saadet Partisi’nin genel başkanlığına seçilen Necmettin Erbakan’ın o yaşına rağmen ülkeyi baştanbaşa dolaşarak, davasını anlatmaya devam etmesi büyük takdir topluyordu. Sağlık durumu giderek kötüleştiği halde vefat ettiği güne kadar parti ve ülke meseleleri hakkındaki çalışmalarına ara vermeyen Necmettin Erbakan, ayağında nükseden damar iltihabı rahatsızlığı sebebiyle 19 Ocak 2011’de hastanede tedavi altına alındı. Daha sonra taburcu edilen Erbakan, kısa süre sonra solunum ve kalp yetmezliği sebebiyle kaldırıldığı hastanede yoğun bakıma alındı. Yapılan tüm tedavilere rağmen solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle 27 Şubat 2011’de Hakk’ın rahmetine kavuştu.

MİLYONLAR UĞURLADI

Vasiyeti sebebiyle kendisi için devlet töreni düzenlenmemiş, 1 Mart 2011 Salı günü önce Ankara Hacı Bayram Camii’nde daha sonra da İstanbul’da Fatih Camii’nde cenaze namazı kılınmıştır. Cenaze namazına, cumhurbaşkanı, meclis başkanı, başbakan, bakanlar, siyasi parti genel başkanları, milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, büyükelçiler, belediye başkanları ve toplumun her kesiminden insanların yanı sıra 60 ülkeden cemaat ve hareket lider veya temsilcileri katılmıştır. Necmettin Erbakan’ın aile kabristanına götürüldüğü korteje 2 milyon insan katılmıştır. Necmettin Erbakan’ın kabrine, sevenleri tarafından Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden, Kudüs, KKTC ve Boşnak lider Aliya İzzetbegoviç’in mezarından toprak getirilmiştir.

Kaynak: www.milligazete.com.tr

erbakan facebook sözleri, erbakan kimdir, erbakan resimli mesajlar, erbakan sözleri kısa, erbakan sözleri tweet, milli görüş nedir, necmettin erbakan sözleri yeni, necmettin erbakanın hayatı, 

erbakan facebook sözleri, erbakan kimdir, erbakan resimli mesajlar, erbakan sözleri kısa, erbakan sözleri tweet, milli görüş nedir, necmettin erbakan sözleri yeni, necmettin erbakanın hayatı,

ERBAKAN SÖZLERİ

Eğer Türk ile Kürt’ü ayırırsanız, ne Türk kalır ne de Kürt. Eğer Çanakkale misali birleştirirseniz, ne İngiliz kalır ne de Fransız…
*
Fırtınalara yön veren kelebeklerin kanat çırpışıdır.
*
Aynı milletin çocukları arasında görüş farklılıkları, fikir farklılıkları olabilir, fakat bu hiçbir zaman suçlamanın, ayrımcılığın, bölücülüğün sebebi olmamalıdır.
*
Namaz dinin direği cihad ise zirvesidir. Biz siyaset değil cihad yapıyoruz.
*
Asıl faydalı olan 70 milyon milletimize ve bütün insanlığa hizmet edebilmektir.
Bütün insanlığın saadet ve mutluluğu için çalışmaktır. Bu dünya imtihanını, ‘Canıyla malıyla cihat etmiş bir Müslüman olarak tamamlamaktır.
Çünkü hayat, iman ve cihattır.
*
Müslüman hakkin hakimiyeti için motor, şerrin yok olması için fren olma görevlisidir.
*
Hakk’ı üstün tutmak her zaman saadet getirir.
*
Milli Görüş; Bu milletin inancıdır, tarihidir, kimliğidir, ruh köküdür.
*
Biz mantar zihniyetli değiliz, biz çınar ağacıyız.
*
İman varsa imkanda vardır, milli görüşçü asla vazgeçmez.
*
Şimdi gidin süpermarketlere bakın. Başkent Ankara’daki markette Yunan mısırından yapılmış cipsler satılıyor. Bütün raflar Amerika’dan, Fransa’dan, İtalya’dan ithal edilmiş ıvır zıvır ile dolu. ÇÜNKÜ ONLAR ORTAK, BİZ PAZARIZ. Hem de daha Avrupa Birliği’ne girmeden böyle.
*
Bir çiçekle bahar olmaz ama, her bahar bir çiçekle başlar.
*
Bizim inancımızda kimse kendi için yaşamaz, kardeşi için yaşar.Menfaatciliği öldürmenin yolu budur.
*
Irak’ta ölen bir tek çocuğun vebalinni yedi sülaleniz alnını secdeden nhiç kaldırmasada ödeyemeyecektir.
*
Siyonizm bir timsaha benzer. Bu timsahın üst çenesi Amerika ise alt çenesi Avrupa Birliği’dir. Beyni İsrail, gövdesi ise işbirlikçilerdir
*
Kelime-i şehadet getirip iman etmekle her işimiz bitmiyor, tam aksine, kulluk imtihanımız yeni başlıyor. Yani kelime-i şehadet, bir nev’i, Kur’an programıyla yapılan kulluk imtihanına, giriş belgesidir.
*
Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.
*
İslâmi tebligatta muhatabımız istisnasız bütün insanlardır. Öyle ise görüşü ve görüntüsü ne olursa olsun, davamız herkese anlatılmalı, davet her kesime yapılmalıdır. Tebliğ ve davet bizden, hidayet Allah (C.C)’tandır.
*
Çünkü hayat, iman ve cihattır.
*
Aşk, azim ve Millî Görüş tekeden bile süt çıkarır.
*
Avrupa kültürü ile er yada geç hesaplaşacağız. Bundan kurtuluş yok. Biz kararımızı bu hesaplaşmaya göre vermek durumundayız. Biz batılı değiliz. Biz avrupalı değiliz. O zaman hesabımızı ve çalışmalarımızı bu farklılık üzerine yoğunlaştırmak durumundayız.
*
Insanların, kendi anane ve örflerine göre yaşaması en tabii insan hakkıdır.Ana dilini konuşur, ona göre çocuğuna öğretir.Bunları önlerseniz zalim olursunuz.Peki biz bu konuda ne diyoruz: “Arkadaş, sen Kürtçe konuşmak istiyorsun öyle mi?
-Evet.
“Peki söyle bakalım ne konuşacaksın?”
“Efendim ateistlik konuşacağım, Türkiye’yi böleceğim.”
O zaman sen Türkçe de konuşsan, Kürtçe de konuşsan zararlısın.
“Ne konuşacaksın?”
“İslam kardeşliğini, birlik ve beraberliğimizi konuşacağım.”
O zaman sen istersen Ugandaca konuş, ben seni alnından öperim.
*
Yeryüzünün en ideal insanlar, en aydın en ilerici insanlar şüphesiz müslümanlardır. Müslüman olmak zaten bu dünyadaki en büyük ayrıcalıktır.
*
CİHAD: Kur’an nizamını kurmak ve yürütmek için var gücümüzle çalışmaktır.
*
“Bugün ilkokul birinci sınıfta alfabe, “Kaya uyu, uyu, yat uyu.” diye başlıyor. Bizim kuracağımız yeni maarif de çocuklara her şeyden evvel kainatın Yaratıcı’sı tanıtılacak ve ondan sonra “Kaya uyu, uyu, yat uyu.” yerine “Mehmet kalk, uyan, çalış!” denilecek.”
*
İster batı, ister doğu, yani ister kapitalizm ister komünizm; hangi sistem olursa olsun artık ahir ömürlerini yaşamaktadırlar.
*
Biz seçimler için değil, gelecek nesiller için çalışıyoruz. Biz mantar zihniyetli değiliz, biz çınar ağacıyız..
*
Bizim meşhur misalimizle heryerde söylediğimiz gibi ne yaparsa yapsınlar; hangi oyunları oynarlarsa oynasınlar hepsi yok olup gideceklerdir. Ve Allah nurunu onlar istesede istemesede tamamlayacaklardır.
*
…Türkiye’de 05 Haziran 1977 ‘de seçimlerin yapılacağına CİA ve BM karar vermişlerdi…(14Şubat 1977)…!
*
Ben kesinlikle inanıyorum ki önümüzdeki yıllarda bütün dünyada en gür sada hakkın ve hakka inananların olacaktır.
*
Allah’ına kul olmayan davasına er olamaz..
*
Bugün İslam’ın evrenselliğini ve herkes için saadet nizamı olduğu hemen hemen bilmeyen kalmamış gibidir.
*
..Evren’in zihniyetine kalsaydı Kıbrıs çoktan elden çıkardı…
*
Hak’kın tesisi için çalışmamakla Batıl’ın hakimiyeti için çalışmak arasında fark yoktur. “Dönmelikten hayır gelir mi be AHMAK.”
*
İslam en yücedir ve ondan yüce hiçbir şey yoktur. Bu geçek peygamber hadisiyle ve Allahın kitabıyla hükümleşmiştir.
*
Montajcı zihniyet, Gümüş Motor’dan, Türkiye’nin yerli ve milli motor üretmesinden rahatsız olmuştu. İthalatçı firmaların hemen tamamı AZINLIKLARA mensup mümessillerdi.
*
Akıl, bir işin sonunu düşünmektir. Yani kârını, zararını çok iyi hesap ederek bir işe girişmektir. Çünkü son pişmanlık para etmeyecektir. Ve “ah keşke” sözleri, akılsızlığın neticesidir.
*
Bazen bize soruyorlar: ”Bütün okulları birincilikle bitirmişsiniz.Deha seviyesinde bir beyne sahipsiniz.Bilim dünyasında büyük buluşlara imza atmışsınız.Bir bilim adamı olarak kalıp, ilmi buluşlara imza atsaydınız, insanlığa böylece hizmet etseydiniz daha iyi olmaz mıydı?” diyorlar.
Bizim cevabımız şudur: Bir Üniversitede profesör olabilirsiniz, Nobel ödülleri de alabilirsiniz ama ülkenizin insanı bugün olduğu gibi açsa, sefalet ve zorluklar içerisindeyse, dünyada 300 bin çocuk yoksulluk içinde açlıktan ölüyorsa, sizin Nobel ödülleriniz ne işe yarar?
*
Biri, kendilerine İslami tebliğin ulaşmadığı insanlar, diğeri ise İslam’ın yüceliğini bildikleri halde ona dil uzatan ve onu bilerek gericilikle eş gören kalpleri mühürlü insanlar.
*
Adam kalkıyor: ”Efendim! Avrupa bizi, Avrupa Topluluğu’na layık gördü.” diyor.Bu söz ve yaklaşımlar, bütün ecdadımızın kemiklerini sızlatan ifadelerdir.Ne demek bu! Kimmiş Avrupa? Nereye girmemize layık görmüyormuş! Biz tarihin en şerefli milletiyiz.Biz Avrupa’yı bir şeye layık görürüz veya görmeyiz.
*
Akıl; imanın ve İslam’ın emrinde en büyük nimet, nefsin ve şeytanın elinde ise, sebebi felâkettir.
*
Bir çiçekle bahar olmaz ama her bahar bir çiçekle başlar.
*
İslam beş temel üzerine bina edilmiş bir hakikat sarayıdır ve hayat programıdır. Yoksa, sadece bu beş şeyden ibaret zannedilmesi hatadır. Zira, sadece bir kısmına inanmak ve yaşamak İslam değildir.
*
Türkiye’nin ekonomik olarak batıya bağımlılığının kültürel bağımlılığı da beraberinde getireceğini söylerdi.
*
Müslümanca düşünmenin üç temel esası vardır:
1-) Dünya hayatı, çok önemli bir imtihandır. Ahiret ise, dünya hayatının hesabı ve imtihandaki artı ve eksi puanların karşılığıdır. Nefeslerimiz sayılıdır, bunlar Allah yolunda harcanmalıdır. Çünkü ölüm bize, çok yakındır.
2-) İslâm Dini, Allah yapısıdır. Bunun için mükemmeldir ve tastamamdır. Haşa, zerre kadar noksanı, fazlası ve hatası bulunmamaktadır.
3-) İslâm Dini, bir bütündür. Ona bir şey katılamaz ve ondan bir şey çıkarılamaz. Baştan sona Hak’tır, hayırdır ve hepsi, herkes için ve her yerde lazımdır. Çünkü İslâm, dünya ve ahiret saadetinin tek ilacıdır.
*
Mesele aslında standart meselesi değildi. Türkiye’nin şeftali yerine motor üretmek istemesiydi.
*
Dünyadan Ay’a gönderilen bir füze nasıl ki hedef açısından bir milimlik bir sapma bile gösterirse, bu açı giderek büyüyecek ve neticede o füze Ay’a değil başka bir gezegene çarpıp parçalanacaktır.
*
İnsanlığın saadete erebilmesi için; yeryüzünde yan­lışın değil doğrunun, çirkinin değil güzelin, kötülüğün değil iyiliğin, zararlının değil faydalının, zulmün değil adaletin hâkim olması için bütün gücümüzle ve teşki­latlı olarak çalışmak mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde, sömürücü sermayenin ve rantiyecilerin her ay millete hizmet için toplanan vergileri, fakir fukaranın hakkı­nı alıp götürmelerine seyirci kalmış oluruz. Yapılan zulme ve sömürüye farkında olmadan imkân vermiş, dolaylı olarak desteklemiş oluruz. Bu yüzden diyo­ruz ki: “Hakk’ın hâkimiyeti için çalışmamakla, bâtılın hâkimiyeti için çalışmak arasında fark yoktur.”
*
Aynen bunun gibi, imani ve itikadi konularda başlayacak çok az bir şüphe ve sapma bile, insanı giderek İslam’dan uzaklaştıracak ve bu sapıklık, sonunda sahibini cennete değil, cehenneme taşıyacaktır.”
*
Ayrıca asıl marifet, yük altında ve hizmet esnasında sadık ve sağlam kalabilmektir. Yoksa çay sohbetlerinde ve edebiyat kürsülerinde kahramanlık satmak kolaydır.
*
İslam’ı, “ırkçılık” gibi batıl ve bozuk şeylerle karıştırmak esasına dayanan sentezcilik düşüncesi de, itikadi bir sapıklıktır.
*
Sen namazda 40 defa “Ya Rabbi beni sakın Yahudilerin ve Hristiyanların yoluna saptırma” diyeceksin, ardından selam verdikten sonra gidip “Ben Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne sokacağım” diyeceksin. Abd ve İsrail ile stratejik ortak olacaksın.
*
Mezheplerin birleştirilmesi fikri de, ırkçılık gibi, bir siyonist şeytan şırıngasıdır ve insanlarımızı ibadet disiplininden ve takva dairesinden koparmayı amaçlamaktadır.
*
Sanayileşmede asıl mühim olan 50 tane makarna fabrikasına sahip olmak değil,o makarna fabrikasını yapacak fabrikaya sahip olmaktır


erbakan facebook sözleri, erbakan resimli mesajlar, erbakan sözleri tweet, milli görüş nedir, necmettin erbakan sözleri yeni, erbakan kimdir, necmettin erbakanın hayatı, erbakan sözleri kısa