Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

ŞEHİTLER; CENNET YOLCULARI

14 Temmuz 2020 Salı / No Comments
cennet, kimler şehittir, resimli sözler, şehit sözleri, şehitler, şehidi kamil, şehitlik makamı nedir, şehitlik nedir, şehid kimdir, şehidi uhrevi kime denir, şehidi dünyevi, şehidlerle ilgili hadisler
cennet, kimler şehittir, şehid kimdir, şehidi dünyevi, şehidi kamil, şehidi uhrevi kime denir, şehidlerle ilgili hadisler, şehit sözleri, şehitler, şehitlik makamı nedir, şehitlik nedir, 
Mekanlarınız cennet olsun.
Ruhunuz şad olsun.
Hakkınızı helal ediniz.

*

1. Şehid Kime Denir?

Allah yolunda canını feda eden bir Müslümana şehid denir.

Şehidlik, İslâm'da en büyük mertebedir. Şehidlerin Allah katında kadir ve kıymetleri pek yücedir. Âhirette en büyük rütbenin peygamberlikten sonra şehidlik olduğu belirtilmiştir. Bunun içindir ki, şehidlerin bütün günah ve kusurları Allah tarafından afvedilmektedir.

Müslümanları, düşmanlarına üstün kılan en mühim esaslardan biri "Ölürsem şehidim, kalırsam gazi!.." inancıdır. Bu durum, ayette "iki güzelden biri" şeklinde ifade edilmiştir. (Tevbe, 9/52) Yani, mü´min için savaşta iki güzel neticeden biri vardır: Ya galip gelecek, ya şehit olacaktır. (İbnu Kesir, IV/102; Nesefi, II/130)

Halid b. Velid´in İran komutanına söylediği şu sözler, şehitlik kavramının Müslümanlara neler kazandırdığını gösteren güzel bir misaldir:

"Sizin, hayat ve şarabı sevdiğiniz kadar, ölümü seven bir orduyla size geldim." (Abdürabbih, s. 387)

Şüheda hayatı, ruhani bir hayat, daha doğrusu hakiki bir hayattır. (Yazır, I/547) "Şehit kendini hayatta bilir." (Nursi, Hutbe-i Şamiye, s. 122) Ölümün acısını hissetmeden, kendini daha güzel bir alemde bulur.

Hz. Peygamber (asm), Uhud´da hayatını kaybeden yetmiş şehitle ilgili olarak şunu bildirmiştir:

"Kardeşleriniz Uhud´da şehit olunca, Allah onların ruhlarını yeşil kuşların cevfine koydu. Cennetin nehirlerinden içerler, meyvelerinden yerler. Arşın gölgesinde asılı altından kandillerde yerleşirler. Yiyecek, içecek ve istirahatlerinin güzelliğini görünce,

"Keşke, derler Cennette hayatta olup, rızıklandırıldığımızı biri dünyadaki kardeşlerimize haber verse. Ta ki, cihaddan geri kalmasınlar, savaş esnasında kaçmasınlar." Cenab-ı Hak,

"Sizin bu halinizi onlara ulaştıracağım." der ve şu ayetlerle bildirir." (Ebu Davud, Cihad, 25)

"Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler, Allah´ın lütfundan kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde, Rableri katında rızıklandırılırlar. Arkalarından gelecek olanlara şunu müjdelemek isterler: Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmezler. Allah´tan bir nimeti ve lütfu ve Allah´ın mü´minlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.” (Âl-i İmran, 3/169-171)

2. Şehîd-i Kâmil Kime Denir?

Hem dünya hem de âhiret itibariyle şehid sayılan kimselere, şehîd-i kâmil denir. Bunlar muharebede öldürülenler, yahut âsiler, eşkıyalar, anarşistler veya evinde hırsızlar tarafından gadren ve zulmen öldürülen kimselerdir.

Bir Müslümanın şehîd-i kâmil sayılabilmesi için altı şart lâzımdır:

1. Müslüman olmak.
2. Akıllı olmak.
3. Bâliğ olmak.
4. Cünüp olmamak, hayız ve nifas hâlinde bulunmamak.

5. Vurulmanın akabinde hemen ölmüş olmak. Vurulduktan sonra, ölmeden önce, yeyip içer, tedavi görürse, vurulduğu yerden başka tarafa taşınırsa veya üzerinden bir namaz vakti geçecek kadar yaşarsa, kâmil şehidlik kısmından çıkar. Uhrevî şehîd olur.

6. Öldürülmüş olmasından dolayı, öldüren kimseye kısas icab etmek. Yani, kasden öldürülmüş olmak. Hatâen öldürülme durumlarında, katile kısas vâcib olmadığı için, maktûl şehîd-i kâmil kısmına girmez.

Şehîd-i kâmiller, yıkanmadan kanlı elbiseleri ile gömülürler. Hz. Ömer (ra) ile Hz. Ali (ra) de bu şartlardan biri bulunmadığı için yıkandılar; Hz. Osman (ra) ise, yıkanmadan gömüldü.

3. Şehîd-i Uhrevî Kime Denir?

Dünya itibariyle şehid sayılmayan, yani, yıkanıp kefenlenmiş olarak gömülen, fakat âhirette şehid muamelesi gören kimselere şehîd-i uhrevî denir. Şehîd-i kâmil olmanın şartlarından birini kaybeden kimseler, bu kısma girerler.

Bundan başka şu kimseler de âhiret şehîdi sayılır:

* Suda boğulanlar.
* Ateşte yananlar. (İbnu Mace, Cihad, 17)
* Enkaz altında kalanlar.
* Veba gibi bulaşıcı bir hastalıktan ölenler.
* Sıtma gibi ateşli hastalıktan ölenler.
* İlim yolunda ölenler.
* Ciğer hastalıklarından ölenler.
* Doğum sırasında veya lohusa iken ölen kadınlar.
* Baş ağrısından ölenler.
* Karın ağrısından ölenler.
* Ailesinin nafakasını helâlinden kazanmak için çalışırken iş kazasından ölenler.
* Cuma gecesi ölenler.
* Gurbet ilde vefat edenler.
* Akrep, yılan sokması gibi sebeblerle vefat edenler...

(Savaş dışındaki şehîdler hakkında hadisler için bakınız: Buhârî, Ezan, 32, Cihâd, 30; Müslim, İmâre, 164; Tirmizî, Cenâiz, 65, Fedâilu'l-Cihâd, 14; Ahmed b. Hanbel, I/22, 23, II/323, 325).

4. Şehîd-i Dünyevî Kime Denir?

Bunlar münafıklardır. Bunların kalblerinde bulunan nifak emaresini sadece Cenâb-ı Hak bildiği için, dünya itibariyle şehid muamelesi yapılır. Çünkü bunlar, dış görünüşleri itibariyle Müslümanlardırlar, fakat kalbleri itibariyle kâfir...

5. Şehidlerle İlgili Bazı Hadîs-i Şerîfler:

"Malını müdafaada öldürülen şehiddir, ırz ve nâmusunu müdafaa ederken öldürülen şehiddir, nefsini müdafaada öldürülen şehiddir..."

"Şehidleri kanları ile sarın. Zira Allah yolunda açılan bir yara kıyâmet günü mahşere geldikte, o yara, rengi kan rengi, kokusu misk kokusu olarak kanar..."

"Şehidler cennetin kapısında, nehrin parlak zinetinde, yeşil çadırdadır. Sabah - akşam rızıkları Cennetten onlara gelir."

"Ma'rûfu emr ve münkeri nehiyden dolayı katledilen şehiddir."

"Kim cuma günü vefat ederse şehiddir." 

"Kim hayvanından düşüp ölürse o kimse şehiddir."

"Suda boğulan şehiddir, ateşte yanarak ölen şehiddir, gurbette garip ölen şehiddir, zehirli hayvan sokmasından ölen şehiddir, karın ağrısından ölenler şehiddir, bina yıkılıp altında kalarak ölen şehiddir, evinin üstünden (damdan) düşerek boynu kırılıp ölen şehiddir, üzerine büyük taş düşüp ölen şehiddir..."

"Din kardeşini müdafaada katlolunan şehiddir, mâsum olan komşusunu savunurken öldürülen de şehiddir..."

"Şehidin borçtan başka bütün günahları mağfiret olunur." (Müslim)

“Bir Müslüman cuma günü veya gecesi ölürse Cenab-ı Hak onu kabir fitnesinden (sualinden ve azabından) kurtarır.”(Tirmizî, Cenâiz: 73; Müsned, II/176)

Bâzı âlimler denizde şehid olmanın, kul borcuna dahi kefaret olacağını ileri sürmüşlerdir.

"Şehid, ehl-i beytinden (aile ve akrabasından) yetmiş kişiye şefaat eder, şefaati kabûl edilir." (Ebu Davud, Cihad 26)

"Kıyâmet gününde üç sınıf şefaat edecek: Peygamberler, sonra âlimler, sonra şehidler..." (İbni Mace, Zühd 37)

Şehid olan insanların kul hakkı dışındaki bütün günahları affedilir. Şehid olmak, herkese nasib olmayan büyük bir şereftir ve mü'minler için mükemmel bir nimettir. Güzel bir şekilde yaşamak, ondan sonra Allah yolunda O'nun rızası için şehid olmak, her mü'minin hayal ettiği bir mutluluktur. İmân sahibi olan insanın böyle bir şuur ve düşünce ile yaşaması, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s) tarafından ne kadar güzel bir şekilde övülmüştür!..

"Şehid olmayı Yüce Allah'tan samimi olarak dileyen kimseyi, Allah, rahat yatağında vefat etse bile, şehidlerin derecesine eriştirir." (Müslim, İmâre, 156, 157; Ebû Davud, İstigfâr, 26; Neseî, Cihâd, 36; ibn Mâce, Cihâd, 15).

Kaynak: www.sorularlaislamiyet


cennet, kimler şehittir, resimli sözler, şehit sözleri, şehitler, şehidi kamil, şehitlik makamı nedir, şehitlik nedir, şehid kimdir, şehidi uhrevi kime denir, şehidi dünyevi, şehidlerle ilgili hadisler

ASKER VE VATAN SÖZLERİ

/ No Comments
asker sözleri, vatan sözleri, vatansever sözleri, milliyetçilik sözleri, şehitlik sözleri, şehitlere sözler, şehit sözler, askerlik sözleri, altın sözler

altın sözler, asker sözleri, askerlik sözleri, milliyetçilik sözleri, şehit sözleri, şehitlere sözler, şehitlik sözleri, vatan sözleri, vatansever sözleri, savaş sözleri, bayrak sözleri
ASKERLİK VE VATAN İÇİN SÖZLER

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği,
Şehidimin son örtüsü, ışık ışık,
Dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum,
Senin destanını yazacağım.

*

Yıllara meydan okurken aylara esir düştük ama vatan için 12 ay değil 15 sene yapılır, ne kadar da zor olsa.

*

Bir gül konmuş başucuma,
Yazık değil mi bu genç yaşıma.
Askerde bir iş gelirse başıma,
Garip asker yazın mezar taşıma.

*

Eğer bir gün şafağım için doğacak, güneş dağdaki teröristin sırtını ısıtacaksa bırakın o güneş hiç doğmasın.

*

Biz denizci değiliz ki her limanda bir sevgilimiz olsun, biz komandoyuz dağlar sağ olsun.

*

Kendim uzak hayalim yakın resmime bakıp ağlamayın sakın.
Kıymetim varsa duvara asın, kıymetim yoksa ateşe atın.

*

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim
Yeryüzünde yer beğen
Nereye dikilmek istersen
Söyle, seni oraya dikeyim.

*

Dağlarda çiçekler solduğu zaman, göklere bulutlar dolduğu zaman, yağmurlar sel olup aktığı zaman inan ki bir tanem ben ağlıyorum.

*

Öyle bir toplum var ki çığlık atsan duymayan öyle bir kalbim var ki kurşunlara doymayan.

*

İlk başlarda kaç gün kaldı yerine kaç gün geçti diye sayarsan, senin için daha kolay olacaktır. Gel teskere gel, gönlümüz seninle.

*

Ben Türk askeriyim, ülkemin dört yanında beni bulursun, başımda miğferim, ayağımda postalımdan tanırsın, adımı bilmeyen Mehmet diye çağırsın, vatan uğrunda, can verecek kurban ararsan, hepinize yeminim, ilk safta beni bulursun.

*

Yolumuz gaza, sonu şehadet,
Dinimiz ister sıdk ile hizmet,
Anamız vatan, babamız millet,
Vatanı mamur eyle Ya Rabbi.
Milleti mesrur eyle Ya Rabbi.

*

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i.
Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

*

Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı,
Yüksek yerlerde açan çiçeğim!
Senin altında doğdum, senin altında öleceğim.

*

Bize vatan delisi diyorlar, kafayı vatanla bozmuşsunuz diyorlar.
Çok şükür kafamız bozuk, kanımız değil.

*

Her şeyden kutsaldır mesleğim, elimde silahım, sınırda nöbet beklerim, silahım namusumdur, üniformam kefenim, gerekirse vatan uğrunda, canımdan vaz geçerim.

*

Tarihin dilinden düşmez bu destan, 
Nehirler gazidir, dağlar kahraman, 
Her taşı yakut olan bu vatan, 
Can verme sırrına erenlerindir.

*

Bitmez diyorlar bana senin askerliğin, varsın bitmesin.
Ben burada 12 ay değil 12 yıl yapmaya razıyım, yeter ki şehitlerimiz rahat uyusun yerinde.

*

Bu vatan toprağın kara bağrında sıradağlar gibi duranlarındır.
Bir tarih boyunca onun uğrunda kendini tarihe verenlerindir.

*

Arşa çıkar ayak sesi geçerken, ona sorar güIIer gonca açarken, tufan durur ateş söner o varken, vatanımın göz nurudur Mehmetçik.

*

Herkese nasip değil, asker olmak hudutta.
AI bayrağın rengi var, yerde, gökte, bulutta.
Heybetimiz titretir, şu karşıki dağları.
Vatanın bekçisiyiz, biz hudut kartalları…

*

Ne şehitler verdik vatan uğruna bizde bitmez Mehmetçik bu vatan uğruna.

*

Rüyamda gördüm ana kucağı uyandım baktım asker ocağı, felek ayırdı evi bucağı, ağlama anam dönerim bir gün.

*

Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar.
O, rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar.
Vurulup temiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor.

*

Şafak ne kadar zengin olursa olsun, bir gün fakirleşmeye mahkûmdur.

*

Yine sensizliğe açtım gözlerimi, yine hasretinle kavrulacak bu gönül, bir gün daha eksildi sana kavuşmam için, yine bugünde resimlere bakıp bakıp gözlerimi sileceğim askerim.

*

Ömründen gün gitmesini isteyen tek varlık askerdir paşam.

*

Sizlerden ayrıldım 20 yaşında, kendimi gördüm nöbet başında, ismimi görürsen mezar başında, üstüme kapanıp ağlama anam.

*

Dağlara çizmişler resmimi
Komando koymuşlar ismimi
Belki bir gün geri dönemem diye
Göndermişler sana resmimi.

*

Bu vatan bizimdir ferman gerekmez.
Askerin olduğu yere yabancı giremez.

*

Koyuver derdin silinsin, yol ver öfken yorulsun sonra korkma göster gönlün görünsün, hoş gör ruhun sevinsin gel bu günün hakkını ver yarını yarın düşünsün.

*

Dağların tepesine, eşkıyanın alnına, kızların kalbine ölümsüz Mehmetçik yazacağım.

*

Bu vatan ileri atılıp sellercesine
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine,
Şu kara toprağa girenlerindir.

*

Bu söyleyeceklerimi aklından çıkarmamaya çalış; ay akşamdan ışıktır.

*

Kendim uzak hayalim yakın, resmime bakıp ağlamayın sakın, kıymetim varsa duvara asın, kıymetim yoksa ateşe atın.

*
sker sözleri, vatan sözleri, vatansever sözleri, milliyetçilik sözleri, şehitlik sözleri, şehitlere sözler, şehit sözler, askerlik sözleri, altın sözler




15 TEMMUZ DESTANI

/ No Comments
15 Temmuz mesajları, darbeye direniş mesajları, milli birlik günü mesajları, resimli kahramanlık mesajları, 15 temmuz darbe girişimi, 15 temmuz darbesi, vatan mesajları, millet mesajları

*

15 Temmuz mesajları, darbeye direniş mesajları, milli birlik günü mesajları, resimli kahramanlık mesajları, 15 temmuz darbe girişimi, 15 temmuz darbesi, vatan mesajları, millet mesajları

*

15 Temmuz mesajları, darbeye direniş mesajları, milli birlik günü mesajları, resimli kahramanlık mesajları, 15 temmuz darbe girişimi, 15 temmuz darbesi, vatan mesajları, millet mesajları

*

15 Temmuz mesajları, darbeye direniş mesajları, milli birlik günü mesajları, resimli kahramanlık mesajları, 15 temmuz darbe girişimi, 15 temmuz darbesi, vatan mesajları, millet mesajları

*


*

15 temmuz darbe girişimi, 15 temmuz darbesi, 15 Temmuz mesajları, darbeye direniş mesajları, millet mesajları, milli birlik günü mesajları, resimli kahramanlık mesajları, 15 Temmuz logosu

*

15 temmuz darbe girişimi, 15 temmuz darbesi, 15 Temmuz mesajları, darbeye direniş mesajları, millet mesajları, milli birlik günü mesajları, resimli kahramanlık mesajları, 15 Temmuz logosu




15 Temmuz mesajları, darbeye direniş mesajları, milli birlik günü mesajları, resimli kahramanlık mesajları, 15 temmuz darbe girişimi, 15 temmuz darbesi, vatan mesajları, millet mesajları


GEORGE ORWELL'IN TÜRKÇE'YE ÇEVRİLEN KİTAPLARI

8 Temmuz 2020 Çarşamba / No Comments
George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

20. yüzyılın en etkileyici edebî ve politik şahsiyetlerinden biri olan George Orwell nevi şahsına münhasır bir yazardı. 47 yıllık hayatında aldığı siyasî kararlar, tercih ettikleri ve reddettikleri, tüm bunları kitaplarında başarılı bir şekilde işlemiş olması onun yeni yüzyılımızda da büyük bir yazar olarak kalmasını sağlıyor. Umumiyetle en meşhur eserleri olan Hayvan Çiftliği ve 1984 ile bilinse de aslında yazarlık yeteneğini, edebî ağırlığını görmemiz için bambaşka kitapları da var. Türkçeye çevrilen eserlerine geçmeden önce bir mini biyografi ile onu tanıtmaya çalışayım. İngiliz romancı George Orwell 1903 yılında Hindistan’ın Motihari bölgesinde dünyaya gelir. Babası o yıllarda bir İngiliz kolonisi olan Hindistan’da kamu çalışanı, annesi ise Fransız asıllı bir kadındır. Orwell çocukluk yıllarından itibaren bolca okumalar yapmaya başlar. Özellikle bilim kurgu eserlere meyleden yazar bunun yanında William Shakespeare, Edgar Allen Poe, Charles Dickens gibi yazarları okur. Bugün distopya ve edebiyat dediğimiz zaman akla ilk gelen isimlerden biri olan Orwell yazarlık hayatına üniversite yıllarında başlar. İlk yazılarını mektepteyken yayımlatmayı başarır. Asıl adı Eric Arthur Blair olan yazar bu isminden hiç vazgeçmemiş olsa da, kitapları yayımlanmaya başladıktan sonra onun bir ‘’Blair’’ olduğunu yalnızca yakınları bilirler. Yazar ‘’Orwell’’ soyadını ise İngiltere’de bir nehir olan ‘’River Orwell’’dan alır. Üniversiteden sonra, 1922 yılında Asya’daki Birmanya ülkesine gider ve burada İmparatorluk Polis Teşkilatı için çalışır. Birmanya halkının İngilizler tarafından yönetilmekten hiç de memnun olmadıklarını gören Orwell bu işten günden güne soğumaya başlar ve 1928 senesinde istifa eder. Burada yaşadıklarını 1934’te yayımlanan ‘’Burma Günleri’’ adlı ilk romanında işler. Ardından Paris’te yoksul kesimin içinde yaşamaya karar verir ve buradaki anılarını daha sonra ‘’Paris ve Londra’da Beş Parasız’’ adıyla kitaplaştırır. Siyasî görüşlerinde çeşitlilik olmasına rağmen yazarın sömürge düzeni ve emperyal zihniyetten nefret ettiğini söyleyebiliriz. Zaten Birmanya’daki işinden ayrılıp döndükten sonra çevresine kendini ‘’anarşist’’ ve ‘’sosyalist’’ olarak tanıtır. 1936’da İspanya İç Savaşı’nda da milislerle beraber Franco’ya karşı savaşan Orwell burada ağır yaralanır. 1941 – 1943 yılları arasında BBC için propagandist olarak çalıştığı bilinen Orwell 1943’te ise sol kökenli bir yayın organı olan Tribune dergisinde editörlük yapar. Kendini bir ideolojiye net bir şekilde bağlamamış olan Orwell’ın buna rağmen her zaman politik bir yazar olduğunu söyleyebiliriz. İngiliz romancı 1950’de Londra’dayken tüberküloz nedeniyle hayatını kaybeder. Bu önemli noktalardan sonra kitaplarına geçebiliriz. İşte Türkçe’ye çevrilen tüm George Orwell kitapları!

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

1. Burma Günleri

1934 yılında, otuzlu yaşlarında yayımlanan ilk romanı Burma Günleri, Birmanya’da polis olarak görev yaptığı yılların izlenimlerini anlatır. Burada tanık olduğu sömürge düzeni, onun emperyalizm karşıtı bir fikir zemini oluşturmasına da vesile olur. Hindistan’ın hala bir İngiliz sömürgesi olduğu o yıllarda Birmanya’da polis olan Orwell, işte bu coğrafyada görüp gözlemlediği çoğu şeyi bu ilk romanında bize sunar. Bu kitap aracılığıyla, dönemin İngiliz sömürgelerinin de ne halde olduğunu, halkın yaşayış biçimlerini öğrenebiliriz. Sömürgecilik bitinceye kadar Hindistan ve Burma’da yasaklı olan bu kitabın tanıtım yazısından bir alıntı: ” ‘Bu ülkede bulunmamızın, hırsızlıktan başka bir nedeni olduğunu söyleyebilir misiniz? Bu öylesine kolay ki. İngiltere’nin memuru, Burmalı’nın kollarını tutar, tüccar da adamın ceplerini boşaltır. Britanya İmparatorluğu, İngilizlerin, daha doğrusu Yahudi ve İskoç çetelerinin ticaret tekelleri kurmalarını sağlayan bir aracıdan başka bir şey değildir.’ Bu sözler, George Orwell’in Burma’daki İngiliz sömürgeciliğine bakış açısını yansıtıyor. Kendisi de Burma’da görev yapmış olan Orwell, en başarılı yapıtı olarak tanımlanan Burma Günleri’nde, İngilizlerin bu sömürgedeki yaşamını ve yaptıklarını, yerli işbirlikçileri ve fırsatçıları, yerli halka insanca yaklaşarak İmparatorluğun tutumuna karşı çıkanları, aşk, nefret, tutku çemberinde destansı bir anlatımla ele alıyor.’’


George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

2. Paris ve Londra’da Beş Parasız

Daha önce kitaptan alıntılarla da içeriğe dönüştürdüğüm Paris ve Londra’da Beş Parasız ilk kez 1933’te yayımlanır. Burma Günleri yazarın ilk romanı olduğu gibi, bu kitap da Orwell’ın ilk kitabıdır. Yazar burada, Birmanya’daki polislik görevinden istifa edip Paris’e gittiği, oradaki yoksul kesimin arasında yaşadığı yılları anlatır. Paris’ten sonra Londra’ya uzanan bu döneminde steril olmayan yerlerde konaklar ve çalışır. Paris’te bulaşıkçılık yapar, açlığın ve parasızlığın ne olduğunu birebir deneyimler. Tanıtım bülteninden güzel bir alıntı: ” ‘Beş parasız kalmaktan o kadar çok bahsetmiştiniz ki; eh, işte beş parasız kaldınız ve hâlâ ayaktasınız.’ Paris ve Londra’da Beş Parasız, 20. yüzyılın en büyük romancılarından George Orwell’in, Avrupa’nın iki büyük şehrinde, Paris ve Londra’da yaşadığı sefaleti olanca gerçekliğiyle anlattığı, son derece önemli bir eser. Bir gün Paris’in orta yerinde meteliksiz kalan genç yazar, yoksulluk ve açlıkla mücadele etmeye başlar. Rehineciler, iş bulma kurumları, umut tacirleri, karın tokluğuna günde on yedi saat çalışılan karanlık otel mutfakları arasında sürüp giden Paris macerası, yazarın güç de olsa kendini Londra’ya atmasıyla sona erer ama Londra’da onu çok daha ağır şartlar beklemektedir.’’

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

3. Papazın Kızı

Devrin çeşitli İngiliz kesimlerini görmek için başvuracağınız romancılardan biri olan Orwell, 1935 çıkışlı bu eserinde de İngiltere’deki işçilerin, kadınların ve yersiz yurtsuzların zor dünyasını ele alıyor. 28 yaşında genç bir kız olan Dorothy, annesi onları bırakalı beri babasının ve kasabanın eli ayağı olmuştur. Babasının yemeğini ve banyosunu her daim hazırlar, hiçbir şeyini eksik etmez, hatta kilisede gerçekleşecek faaliyetlerin de hazırlıklarını yapar. Genç kız tüm bu zorluklarla beraber Tanrı’ya sarsılmaz bir derecede bağlıdır. Bağlıdır ama bu yoğun çalışma temposunun içerisinde yaşayacağı ve kendisini aniden farklı bir kesimin içinde bulacağı günler de yakındır: ‘’Taşradaki bir kilise papazının kızı olan Dorothy Hare, babasının tüm görevleri onun üstüne yıkmasıyla dükkân borçlarından mıntıka işlerine, bağış toplamaktan cemaati pohpohlamaya her şeyden sorumlu hale gelmiştir. Dorothy’nin Tanrı’ya inancı tamdır, hayatın kendisine biçtiği rolü şikâyet etmeden kabullenmiştir. Ama bir gün, o güçlü rutin aniden sarsılır ve Dorothy kendini beş parasız halde sokaklarda, tanımadığı insanlarla, ağır işçilik yaparken bulur – dahası, kim olduğunu hatırlamamaktadır. Orwell, bir gecede toplumun bir kesiminden bambaşka bir kesimine taşıdığı Dorothy vasıtasıyla 1930’ların İngiltere’sinde kadınların, işçilerin, evsizlerin haline ışık tutuyor. Deneysel sayılabilecek anlatım biçimleriyle yazarın edebiyatında özel bir yere sahip olan Papazın Kızı, inancın ve inançsızlığın, ahlakın ve düşkünlüğün, paranın ve yoksulluğun sorgulandığı eşsiz bir roman.’’

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

4. Aspidistra

Bir kara mizah eseri olan Aspidistra, yine 1930’lu yılların İngiltere’sinden gerçek bir dünyayı anlatıyor. İlk defa 1936’da yayımlanan bu roman düşük gelirlilerin sınıf atlama ve zenginler dünyasına adımlarını atma arzusunu eleştirel bir dille bize yansıtıyor. Romandan çarpıcı bir ipucu verecek olursak; adını aldığı ‘’aspidistra’’ çiçeği sınıf atlama hayali içinde olan dar gelirli insanların evlerinden asla eksik etmedikleri bir zambak türüdür ve özellikle Viktorya döneminde popülerliğine kavuşmuştur. Onlara göre aspidistra bir statü simgesi olduğu için bu çiçeğin evlerinde bulunmasına önem verirler. Romanın kahramanı Gordon Comstock paranın her şeyi ele geçirdiğini ve herkes üzerinde tahakküm uyguladığını düşünen genç bir şairdir. Yaptığı reklamcılık mesleğine daha fazla tahammül edemez ve orta sınıfın ikiyüzlü hayatından da bunalır. Hayatını günden güne paradan uzaklaşmaya çalışarak yaşayan Gordon bu açıdan bir deneyselliğe soyunur. Yalnızca şair olarak az parayla geçinmeye çalışan bu gözü kara adam gerekirse karşısına sevgilisini dahi almaya hazırdır.


George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

5. Wigan İskelesi Yolu

İlk kez 1937 yılında yayımlanan Wigan İskelesi Yolu, Orwell’ın kurgu ile otobiyografiyi bir arada sunduğu önemli bir yapıtıdır. Önceki iki eserinde de görebileceğiniz sömürge düzeni, halkın yaşama biçimi gibi temalar yazarın bu kitabında da karşımıza çıkıyor. Orwell İngiltere’deki işçi mahallelerinde yaptığı araştırma ve gözlemleri, kendine has üslubuyla başarılı bir şekilde gözler önüne seriyor. Kurgunun, gerçekliğin önüne geçmediği bu yaşanmışlıklarla dolu kitapta İngiltere’deki işçi sınıfı içeriden bir gözle ele alınıyor. Tanıtım bülteninden bir parça: ‘’Wigan İskelesi Yolu, George Orwell’in İngiltere’nin sanayi bölgelerinde bugün de fazla değişim göstermeyen ve zaman içinde siyasal etkisinden hiçbir şey yitirmemiş olan işçi sınıfı yaşamıyla ilgili deneyimlerini aktaran önemli bir inceleme. Sosyal adaletsizlik, korkunç konutlar, madenlerdeki çalışma koşulları, sefalet, açlık ve yaygın işsizlik sorunlarının müthiş bir öfke, insancıllık ve dürüstlükle aktarıldığı bu kitabı Peter Ackroyd, ‘Gerçek deha örneği… Orwell’in bütün öfkesi, hayal kırıklığı, umutsuzluğu ve acısı Wigan İskelesi Yolu’nda en anlamlı ifadesini buluyor,’ diye tanımlıyor.’’

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

6. Katalonya’ya Selam

İspanya İç Savaşı’nda Franco hükümetine karşı mücadele eden milislerin içinde yer alan Orwell, bu kitabında da yaşadıklarını başarılı bir şekilde gözler önüne seriyor. Gerek faşist Franco yönetimi gerekse toplumun mücadelesi savaşta ağır yaralanan Orwell tarafından aktarılıyor. Ayrıca bu mücadeleci kesim arasındaki anarşistlerle komünistler arasındaki ayrımları görmek bakımından da bilgi verici bir kitap. İlk defa 1938’de yayımlanan Katalonya’ya Selam dürüst ve samimi yazarın birinci elden tanıklıklarını içermesi bakımından önemini her daim koruyor. Kitabın tanıtımından aydınlatıcı bir alıntı: ‘’George Orwell’in 1938 yılında yayımlanan kitabı Katalonya’ya Selam, Orwell’in bir milis olarak katıldığı İspanya İç Savaşı’ndaki deneyimlerini konu alır. Orwell’in birinci elden tanıklığına dayanan bu kitap, faşizme karşı yürütülen savaşa ışık tutmanın yanı sıra İspanya’da başlayan toplumsal devrimi, cumhuriyetçiler cephesinde anarşistler ile komünistler arasındaki çatışmaları önyargılardan uzak bir yaklaşımla yansıtmaktadır. Ne var ki yayımlandığı dönemde açık ve çarpıcı içeriği sebebiyle uzunca bir dönem gözlerden uzak tutulmuş, gereken ilgiyi görmemiştir. Yazarın en ünlü kitaplarından 1984 ve Hayvan Çiftliği’nin olgusal arka planını merak edenler için Katalonya’ya Selam muhakkak okunması gereken bir kitaptır.’’

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

7. Boğulmamak İçin

Yazarın ironiyle harmanladığı eserlerinden biridir Boğulmamak İçin. Eserde, romanın başkahramanı olan George Bowling’in Dünya Savaşı’ndan önceki ve sonraki hayatı anlatılıyor. Topluca bir adam olan George Bowling kırklı yaşlarında sigortada çalışan evli bir babadır. Savaşın insanların bireysel hayatlarında yarattığı yıkım ve yabancılaşma eserin iskeletini oluşturuyor. Bowling, savaş sonrası yaşadığı bu yabancılaşmadan kurtulmak adına kendine tek bir yol buluyor: büyüdüğü yere, Binfield kasabasına gitmesi gerektiğine inanıyor. Eserin tanıtımından bir alıntı: ‘’Göbeğinin çapı giderek genişleyen ve evinin taksitlerini ödemekle uğraşan George Bowling kırk beş yaşında, evli ve çocuklu ve yeni aldığı takma dişleriyle kasvetli hayatından çaresizce kurtulmak isteyen bir sigorta pazarlamacısıdır. 1939’da patlak verecek olan savaşın gelişini; yemek kuyruklarını, askerleri, gizli polisi ve zorbalığı görerek modern zamanlardan korkmaktadır. Böylece çocukluğunun dünyasına, huzur ve sükûn dolu bir yer olarak hatırladığı köyüne sığınmaya karar verir. Fakat köyünde aradığını bulabilecek mi, orası şüphelidir.’’

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

8. Balinanın Karnında

Sosyal gerçekliği eserlerine işlemekten asla geri durmayan Orwell bu eserinde ise tek bir olayın etrafında dolanmaktan çok devrin içine düştüğü krizleri, totalitarizmi ele alıyor. Eserin oldukça aydınlatıcı tanıtım yazısı zaten size her şeyi anlatacak: ‘’Yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından George Orwell, ona haklı ününü sağlayan, totaliter rejimler kadar bu rejimleri yaratan insani hırsların da güçlü bir yergisini konu eden romanlarıyla dünya edebiyatında tartışılmaz bir yer edinmiştir. Denemelerinde net bir biçimde görülebilen politik duruşu, güçlü gözlem yeteneği ve yazarın hem hayatla hem metinlerle ilişkisini sorgulama eğilimi ise bu romanların arka planındaki güçlü hayat görüşünü gözler önüne serer. Franco faşizmine karşı İspanya’ya savaşmaya gitmekten, hapishane üzerine yazmak için sahte bir isimle kendini tutuklatmaya; evsizlerin arasına karışarak düşkünlerevinde vakit geçirme çabasından, Britanya’da İkinci Dünya Savaşı’yla birlikte yükselmekte olan antisemitizm dalgasına karşı açık yüreklilikle getirdiği eleştirilere kadar uzanan bir berraklıkla hem de. Orwell’ı bu zenginlikle anlamak adına bir araya getirdiğimiz denemelerinden ‘Balinanın Karnında’, Henry Miller’ın Yengeç Dönencesi üzerinden çağının edebiyat anlayışının dökümünü yaparken, yazarın hayatla kurduğu ilişkinin metinlerine etkisine dair güçlü bir sorgulamaya girişiyor. Tolstoy’un, Shakespeare ve eserlerini ‘şişirilmiş bir balon’ olarak niteleyerek yerdiği risalesiyle girdiği polemik ise edebiyat eleştirisinin tek yanlılığına indirilen keyifli bir darbe. Döneminin güncel konularından evrensele ulaşan çok yönlü bir okuma…’’

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

9. Hayvan Çiftliği

Gelelim yazarın en meşhur iki romanından birincisine. İlk defa 1945 yılında yayımlanan Hayvan Çiftliği fabl tarzında yazılan siyasî bir hicivdir. Eserin kahramanları domuz, kuzgun, köpek gibi hayvanlar olan romanda, Orwell’ın Stalin ve dönemini eleştirdiği herkesçe bilinen bir gerçek. Bir çiftlikte yaşayan bu hayvanlar kendilerinden arsızca istifade eden insanlara karşı başkaldırır ve çiftliğin yönetimini ele geçirir. İsyanın bu ilk aşamasındaki amaç; daha adil ve eşitlikçi bir yaşam kurmaktır. Hayvanlar arasında en akıllılar olarak görülen domuzlar isyandan sonra bir lider kadrosu oluşturur. Oluşturur ama ilk amaçtan dönen, sapanlar da yine lider olarak kendilerini tayin eden domuzlar olur. Baskıcı insan yönetimine karşı mücadele edip kazanan hayvanlar, domuzların önderliğinde bir başka totaliter düzenin içerisine girer. Çizgi film versiyonları da olan ve filme uyarlanmaya başlayan Hayvanlar Çiftliği’nin kapağından naçizane bir alıntı: ‘’Eser, alegorik açıdan zengin bir eserdir ve Sovyetler Birliği, Nazi Almanyası gibi totaliter rejimleri mizahî bir dille eleştirmektedir. Hayvan Çiftliği, özet olarak Stalinizmi yerden yere vururken Sovyetler’in kuruluşundan bu yana gerçekleşen olayları hicveder. Hayvan Çiftliği eserinde adı geçen karakterlerin büyük bir kısmı domuz, kuzgun, köpek gibi hayvanlardır ve bu hayvanlar Stalin, Lenin, Marx gibi tarihî kişilerin alegorisi niteliğindedir.’’

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

10. Kitaplar ve Sigaralar

1946’da ilk defa yayımlanan Kitaplar ve Sigaralar, Orwell’ın kitap fiyatları, okuyucu ve kitaba olan çeşitli yaklaşımlarını derlediği yazılarından oluşuyor. Bir sahafta çalıştığı yıllardan kitapla sigara arasında yaptığı mukayeseye kadar pek çok sosyal gerçekliği kitapta bulabilirsiniz. Kitaptan yazarın akıcı üslubuna bir örnek: “Sahafta çalışırken -eğer sahafta çalışmıyorsanız bu mekanı kafanızda çekici yaşlı beyefendilerin uçsuz bucaksız deri ciltli kitap sayfalarının arasında gezindiği bir tür cennet olarak canlandırmanız ne kadar da kolay beni en çok etkileyen şey gerçek kitapseverlerin az bulunurluğu olmuştu. İlk baskı züppeleri, edebiyat sevdalılarından daha fazlaydı; ucuz ders kitapları için pazarlık yapan doğulu öğrenciler onlardan da çoktu; ama en çok yeğenleri için doğum günü hediyesi arayan kafası karışık kadınlar geliyordu. Örneğin 1897’de çok hoş bir kitap okumuş olan, kendisi için o kitabın bir nüshasını bulup bulamayacağınızı soran sevgili yaşlı hanımefendi. Ne yazık ki kitabın adını ya da yazarını hatırlamıyor, tıpkı hangi konuyla ilgili olduğunu da hatırlamadığı gibi; fakat kırmızı bir kapağının olduğunu unutmamış.”

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

11. Neden Yazıyorum?

Artık sonlara doğru geliyoruz. 1946 yılında ilk defa basılan bu kitabında da Orwell’ın yazarlık sürecine ilişkin ‘’nedenleri’’ öğrenebilirsiniz. Sosyal gerçeklikten hiçbir zaman kopmamış olan yazar okuyucuyu burada da bireyci bir anlayışla karşılamıyor. Kitaba da adını veren ‘’Neden yazıyorum?’’ sorusunu pek çok unsur etrafında cevaplamaya çalışıyor. Yazarın konuşmalarından: “Tüm yazarlar kibirli, bencil ve tembeldir ve yazma dürtülerinin altında bir gizem yatar. Kitap yazmak, acıdan kıvrandıran bir hastalığın uzun süren nöbetleri gibi insanı yiyip bitiren korkunç bir mücadeledir. İnsan, karşı koyamayacağı ve anlayamayacağı bir iblis tarafından itilmese kesinlikle böyle bir işe kalkışmazdı. Biliyoruz ki bu iblis herkeste vardır ve bir bebeğin ilgi çekmek için ciyak ciyak ağlamasına yol açan içgüdünün aynısıdır. Fakat yine de sürekli kendi kişiliğini gizleme mücadelesi vermediği sürece insanın okunabilir hiçbir şey yazamayacağı da bir o kadar doğru.”

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

12. Savaş Günlükleri

İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilere karşı savaşmak için can atan ve bundan hiç çekinmeyen George Orwell bu büyük savaşın ilk dönemlerindeki atmosferi Savaş Günlükleri’nde anlatıyor. Savaşa dair tarihî bir belge olarak da görülebilecek kitapta Orwell pek çok yazar ve politik kimliğe dair görüşlerini de belirtmekten geri durmuyor: ‘’Hitler faşizminin engellenemez gibi görünen ilerleyişinin ardından Fransa’nın teslim olmasıyla değişen dengeler, Londra üzerinde aylarca süren bombardıman ve Almanya’nın Sovyetler Birliği’ne saldırması gibi pek çok kritik sürece tanıklık ederken notlar tutan Orwell, uluslararası politika kadar işgal beklentisi içindeki bir halkın psikolojisini de gözler önüne seriyor. Yurt savunması için milis kuvvetlerine katılan, ardından antifaşist propagandaya katkı sağlamak üzere BBC’de çalışmaya başlayan Orwell’ın dönemin pek çok önemli edebiyatçısı ve siyasetçisine dair izlenimlerini ve yorumlarını da içeren Savaş Günlükleri, savaşın yarattığı psikolojinin hayatın her alanını nasıl etkilediğini gösteren bir belge niteliğinde.’’

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

13. Faşizm Kehanetleri

İki dünya savaşına ve İspanya İç Savaşı’na tanıklık eden, yoksul kesimin içerisinde yaşayarak bunları kitaplaştıran, kısacası 20. yüzyılın girdiği bunalım ve krizleri birebir yaşayan Orwell’ın hiç şüphesiz dünyaya dair öngörüleri de olacaktı. Kışkırtıcı ama dobra üslubunu burada da görebileceğimiz kitabın tanıtım bülteninden bir parça: ‘’Faşizm Kehanetleri başlığıyla derlediğimiz bu metinlerde Orwell, milliyetçilik, Hitler, faşizm gibi İkinci Dünya Savaşı döneminin kaçınılmaz konularından İngiliz mutfağına, H.G. Wells’in dünya devleti görüşü ve Swift’in Gulliver’inin eleştirisinden en iyi çayın nasıl yapılacağına kadar uzanan düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor. Edebiyatla politikanın iç içe geçen ilişkisini Orwell yaşamı boyunca başlıca düsturu olan ‘doğru bildiğini söyleme’ ve yazma tavrıyla birleştiriyor. Okuru ise gerçek bir ustanın kaleminden çıkma eşsiz bir şölen bekliyor.’’


George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

14. Aslan ve Unicorn

Orwell’ın pek bilinmeyen kitaplarından biri olsa da politika hakkındaki teorik fikirlerini incelemeniz açısından önemli bir çalışma. Yirminci asrın felaketlerine yakından tanık olan bir yazar olarak siyasete dair gözlemleri, duygu ve düşüncelerini bu kitapla beraber öğrenebilirsiniz. Arka kapaktan: ‘’Orwell bir politik teorisyen değildir ama buna en fazla yaklaştığı yer ‘Aslan ve Unicorn’dur. Politika konusunda bir ‘deha’ olduğu söylenemezse de, değerlendirmelerini çözümleyici bir zeka, açık ve edebi bir anlatımla yapması gücünü arttırmaktadır.’’

George Orwell ve Türkçe’ye Çevrilen Tüm Kitapları Hakkında 15 Bilgi

15. 1984

Gelelim son ve en meşhur romanına. Distopya edebiyatın başat romanlarından biri olan 1984, Orwell’ın bitmeyen, günden güne canlılığını tekrar kazanan başyapıtıdır. Bu aralar sağda gördüğünüz yeni kapağıyla da gündemde. İlk kez 1949’da yayımlanan romanda iki dünya savaşı görmüş Orwell totaliter rejimleri, baskıcı yönetimleri ve bunların gelecekte nasıl bir dünya kuracaklarını anlatıyor. Özgür düşüncenin ve yaşam biçimlerinin yasaklandığı, 2+2’nin 5 olduğu ve her şeyi Big Brother’ın gözetlediği bir dünyada yaşamak nasıl olur? Yazarın tüm bunlara ağır bir eleştirisi olan 1984 özellikle de yayımlandığı 1949’dan bu yana dünyanın gidişatına ilişkin sayısız kere atıfta bulunulmuş bir roman. Bu büyük eserin tanıtım bülteninden karakterler, mekânlar ve olaylar hakkında önemli bir alıntı yaparak listemizi sonlandırıyorum: ‘’George Orwell 1984 kitap özeti kısaca belirtilmek gerekirse romanın dünyası üç ayrı rejimle yönetilmektedir: Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya… Sovyetler Birliği’ni andıran Okyanusya, düşünmeden itaat eden ve Büyük Birader adında birine bağlılıkları olan halkın yaşadığı devlettir. Toplumdaki tüm insanların hareketleri, düşünceleri ve davranışları izlenmektedir. Bir yeraltı örgütü olan muhalif özellikteki Kardeşlik ve bu örgütün lideri Goldstein, bu toplumun düşmanı olarak görülür. Romanın baş karakteri Winston’ın çeşitli olaylara dahil olmasıyla roman, okuyucuların akıllarında birtakım soru işareti bırakacaktır: Büyük Birader ve Goldstein gerçekten yaşıyorlar mıdır?’’

Kaynak: www.listelist.com

George Orwell kimdir,  George Orwell kitapları, George Orwell 1984, George Orwell gerçek adı, George Orwell hayvan çiftliği, George Orwell in kitep özetleri, George Orwell in kitaplarının konusu, 

GEORGE ORWELL KİMDİR?

/ No Comments
George Orwell kimdir, George Orwell hayatı, George Orwell kitapları, George Orwelleserleri, George Orwell 1984, George Orwell gerçek adı, George Orwell hayvan çiftliği

George Orwell

İngiliz bir memurun çocuğu olan George Orwell 25 Haziran 1903 tarihinde Hindistan’da doğmuştur.

George Orwell ismiyle tanıdığımız yazarın gerçek adı Eric Arthur Blair’dir. Kız kardeşinin doğumundan sonra annesi ile İngiltere’ye dönen yazar, babasını Hindistan’da bırakmıştır ve onu ara sıra ziyaret etmiştir. Babasıyla arasında pek fazla bir bağ olmamıştır ve yazar baba - oğul sevgisini tadamamıştır. Bu yüzden babasını soğuk ve muhafazakar bulmaktadır.

George Orwell, ilk edebi eserini 11 yaşlarında yerel bir gazetede yayımlamıştır. İngiltere’de yatılı bir okulda okumuştur. Daha sonra çalışmalarına devam etmek üzere iki kolejin bursunu kazanmıştır. Eğitimini Eton’da tamamlayıp 1922 yılında Hindistan İmparatorluk Polis Teşkilatı’na katılmıştır. 15 yıl görev yaptıktan sonra görevinden istifa edip yazar olmak için İngiltere’ye dönmüştür.

George Orwell, 1933 yılında ilk olarak “Paris ve Londra’da Beş Parasız” adlı kitabını yayımlamıştır. Ailesini utandırmama düşüncesiyle ismini George Orwell olarak okuyucuya tanıtmıştır. Yıllarca hastalıklar ile boğuşan yazar en son tüberküloz ile savaşmıştır.

Orwell, en çok bilinen iki distopik romanıyla tanınmaktadır: “1984” ve “Hayvan Çiftliği”... Orwell, Hayvan Çiftliği’nde Sovyetler Birliği’ni ve diğer totariter rejimleri alegorilerle eleştirmiştir.

Yazar, 1984’ü yazarken ilk distopik roman örneği olan Rus yazar Yevgeni Zamyatin’in “Biz” adlı kitabından ilham almıştır.

Hayvan Çiftliği kitabı yazara büyük beğeni ve maddi imkân sağlamıştır. Bir diğer eseri olan 1984 isimli kitabı yazar için daha büyük bir başarı getirmiştir; fakat yazar, tüberkülozun son evrelerinde olduğu için bu başarısının tadını çıkartamamıştır ve 1950 yılında hayata gözlerini yummuştur.

George Orwell kimdir, George Orwell hayatı, George Orwell kitapları, George Orwelleserleri, George Orwell 1984, George Orwell gerçek adı, George Orwell hayvan çiftliği

MARTİN LUTHER KİNG SÖZLERİ

7 Temmuz 2020 Salı / No Comments
Martin Luther King, Martin Luther King bir hayalim var, Martin Luther King sözleri, martin luther king sözleri türkçe, martin luther king sözleri ingilizce, martin luther king sözleri çöpçü, martin luther king sözleri ünlü sözleri, martin luther king sözleri ırkçılık

Martin Luther King Sözleri

-Benim bir hayalim var ! 

-İsyan, sözü dinlenmeyenlerin dilidir. 

-Sevgisiz inancın hiçbir değeri yoktur. 

-İnsanı aşağılayan her kanun adaletsizdir. 

-Zaman, doğru olanı yapmak için daima doğrudur. 

-Dünyada yapılmış olan her şey umutla yapılmıştır. 

-Beni korkutan kötülerin baskısı değil iyilerin kayıtsızlığı. 

-Bir sorunu çözmenin en iyi yolu, nedenini yok etmektir.

-Çok bilmeli, az konuşmalı, her soruya cevap vermemelidir. 

-Herhangi bir yerdeki adaletsizlik her yerdeki adalete tehdittir.

-Gerçek bir lider mutabakat aramaz, mutabakatı şekillendirir. 

-Hayatın en ısrarcı ve acil sorusu şu: Başkaları için ne yapıyorsunuz?

-Bu dünyada hiçbir şey bilinçli cehaletten ve aptallıktan daha tehlikeli değildir. 

-Ben insanları kendi ilkelerimle değil, onların kendi ilkeleriyle yargılarım 

-Sevgiye saplanıp kalmaya karar verdim. Nefret, taşımak için çok ağır bir yük. 

-Hayal kırıklığını bir yere kadar kabul edebiliriz, fakat umudu asla yitiremeyiz.

-Ya birlikte kardeş gibi yaşamayı öğreneceğiz, ya da aptallar gibi hep birlikte yok olacağız. 

-Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik, ancak kardeşçe yaşamayı unuttuk. 

-Yaşamımız, önem verdiğimiz olaylara karşı sessiz kaldığımız gün son bulmaya başlar. 

-İlk adımınızı inançla atın.

-Tüm merdiveni görmek zorunda değilsiniz, yeter ki siz ilk adımı atın. 

-Karanlık karanlığı defedemez: bunu sadece ışık yapabilir.

-Nefret nefreti defedemez: bunu sadece sevgi yapabilir. 

-Şiddet, ahlak dışıdır çünkü sevgi yerine nefret üzerinde yol alır, toplumu yıkar ve kardeşliği olanaksızlaştırır. 

-Birbirlerini tanımazlar çünkü iletişim kurmazlar; iletişim kurmazlar çünkü sınıflara ayrılmışlardır.” 

-Bir insanın asıl ölçütü, rahat ve refah zamanlarında nerede durduğu değil, münakaşa ve mücadele zamanlarında nerede durduğudur.

-Sevginin gücünü keşfetmeliyiz, kurtaran sevginin gücünü. Ve biz onu keşfettiğimizde bu yaşlı dünyayı yeni bir dünya yapabileceğiz. 

-Tıpkı kontrol dışına çıkmış bir kanser gibi, nefret kişiliği çürütür ve onun yaşamsal bütünlüğünü yiyip bitirir. 

-Bilimsel gücümüz, manevi gücümüzün önüne geçti.

-Güdümlü füzelerimiz, ve güdümsüz insanlarımız var. 

-İnsanlar genellikle birbirlerinden nefret ederler çünkü birbirlerinden korkarlar; birbirlerinden korkarlar çünkü birbirlerini tanımazlar…” 

-Adına demokrasi diyebilirsin ya da adına demokratik sosyalizm diyebilirsin, fakat bolluğun paylaşımında Tanrı’nın tüm çocukları için daha iyi bir dağıtım olmalıdır. 

-Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse Micheangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’ın beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki gökteki ve yerdeki herkes durup “Burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş” desin. 

-Çok acı tecrübeler bize göstermiştir ki, özgürlük hiç bir zaman zalim tarafından gönüllü olarak verilmez; mazlum tarafından talep edilmelidir.

-Açıkçası benim katıldığım hiç bir eylem, haksız yere ayrımcılığa uğramamış olanlar tarafından yerinde ve ‘zamanında’ bulunmadı.

-Yıllardır aynı kelimeyi işitiyorum: ‘Bekle!’ Bu her siyahi insanın kulağında çınlayan kelimedir. Bu ‘bekle’ hep ‘asla’ anlamına geldi. Artık anlamalıyız ki, geç gelen adalet adalet değildir!

-Bu dünyada fakirlik olduğu sürece, bir milyar dolarım da olsa, hiçbir zaman kendimi zengin hissedemem.

-Milyonlarca insan hastalıktan ölürken, ben Mayo Kliniğinden tam sağlam raporu da almış olsam, kendimi tümüyle sağlıklı hissedemem.

-Sen olman gerekeni olamadan ben kendim olmam gerekeni gerçekleştiremem.

-Bizim dünyamız böyle yaratılmıştır. Hiç kimse ya da ulus, kendisinin tamamiyle bağımsız olduğu ile övünemez. Biz birbirimizle karşılıklı dayanışma içindeyiz.   
-Aslında hayata dair her şey birbiriyle ilintilidir.

-Tüm insanlar içinden kaçıp kurtulmanın mümkün olmadığı bir karşılıklılık ağına, kaderin tek bir esvap halinde örmüş olduğu bir ağa kaçmış bulunuyorlar.

-Birini doğrudan etkileyen herhangi bir şey geri kalanları da dolaylı olarak etkilemekte.

-Siz olmanız gereken kişi olana kadar ben olmam gereken kişi olamam ve ben olmam gerekeni olana kadar da sizin olmanız gerekeni olmanız mümkün değildir. İşte hakikatin iç içe geçmiş yapısı budur.   

Martin Luther King, Martin Luther King bir hayalim var, Martin Luther King sözleri, martin luther king sözleri türkçe, martin luther king sözleri ingilizce, martin luther king sözleri çöpçü, martin luther king sözleri ünlü sözleri, martin luther king sözleri ırkçılık

“Bugün Bir Hayalim  Var” Konuşması 

Bugün diyorum ki dostlarım, şu anın ve yarının getireceği güçlüklere ve engellemelere rağmen hala bir hayalim var benim.

Amerikan Rüyası içinde derinden yer edinmiş bir hayal.
 
Bir hayalim var: Gün gelecek bu ulus, ayağa kalkıp kendi inancını gerçek anlamıyla yaşayacak; Şunu kendinden menkul bir gerçek kabul ederiz ki, bütün insanlar eşit yaratılmıştır. 

Bir hayalim var: Gün gelecek eski kölelerin evlatlarıyla eski köle sahiplerinin evlatları, Georgia’nın kızıl tepelerinde kardeşlik sofrasına birlikte oturacaklar. 

Bir hayalim var: Gün gelecek, adaletsizliğin ve eziyetin sıcağıyla bunalıp çölleşmiş olan Missisippi Eyaleti bile, bir özgürlük ve adalet vahasına dönüşecek. 

Bir hayalim var: Gün gelecek dört küçük çocuğum, derilerinin rengine göre değil karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar.

(I have a dream that my four little children will one day live in a nation where they will not be judged by the colour of their skin, but by the content of their character) 

Bir rüyam var: Gün gelecek ahlaksız ırkçılarıyla, “müdahale etme” ve “etkisiz hale getirme” kelimelerini dilinden düşürmeyen valisiyle Alabama, işte tam orada Alabama’da, küçük siyah oğlanlar ve kızlar; küçük beyaz oğlanlar ve beyaz kızlarla el ele tutuşma şansına sahip olacaklar. 

Bugün bir hayalim var! Bir hayalim var: Gün gelecek her vadi yüceltilecek, her tepe ve her dağ alçaltılacak, engebeli alanlar engebesiz hale getirilecek ve eğri büğrü bölümler dümdüz olacak; Tanrı’nın zaferi ortaya çıkacak ve bütün bedenler bunu birlikte izleyecekler.

Martin Luther King, Martin Luther King bir hayalim var, Martin Luther King sözleri, martin luther king sözleri türkçe, martin luther king sözleri ingilizce, martin luther king sözleri çöpçü, martin luther king sözleri ünlü sözleri, martin luther king sözleri ırkçılık

MARTİN LUTHER KİNG

/ No Comments
Martin Luther King, Martin Luther King kimdir, Martin Luther King jr, Martin Luther King bir hayalim var, Martin Luther King hayatı, Martin Luther King ölümü, Martin Luther King kitap, Martin Luther King sözleri

MARTİN LUTHER KİNG KİMDİR?

Martin Luther King, 39 yaşında hayata uğradığı suikast sonucu veda etmiş ancak kısa yaşamında dünya tarihine damga vuracak kadar önemli bir isim olabilmiştir. Irkların eşitliği inancı için çabalamış, haksızlıklara karşı şiddeti öngörmeyen direnişi savunmuştur. 1964 yılında, ABD'de ırksal ön yargıyı yıkmak için şiddet içermeyen bir direniş sergilediği için, en genç yaşta Nobel Ödülü almış oldu. 1986’dan beri her yıl Ocak ayının üçüncü Pazartesi günü ABD'de King’in doğum gününde medeni haklar lideri ve yaşamı boyunca savunduğu idealler anılıyor. Bu gün Martin Luther King günü olarak kayıtlarda yerini aldı.

Martin Luther King, Jr. 15 Ocak 1929'da Atlanta, Georgia'da dünyaya geldi. 4 Nisan 1968, Memphis, Tennessee'de uğradığı suikast sonucu yaşamını yitirdi.

Morehouse Koleji Sanatlar Fakültesi, 1948 sosyoloji mezunudur. Crozer Theoloji Seminerlerinden ilahiyat lisansını 1951'de almıştır. 1955 te Boston Üniversitesi'nde felsefe doktorası yapmıştır. 1954'te, Martin Luther King, Montgomery, Alabama'daki Dexter Baptist Kilisesi'nin papazı olmuştur. Montgomery otobüs boykotlarında liderlik etmiştir. Otobüs boykotları ülkedeki ayrımcılık yüzünden çıkmıştır. Bayan Rosa Parks'ın bir beyaza kendi oturduğu yeri vermemesi üzerine çıkan gerilim sonrası boykotlar görülmüştür. Siyahların ayaklanmaları başlamıştır. Martin Luther King eylemine, ABD yönetiminin otobüslerde gerçekleşen ayrımcılığı durdurmasıyla beraber son vermiştir.

Irkların eşitliği inancı için çabalamış, haksızlıklara karşı şiddeti öngörmeyen direnişi savunmuştur. Alabama eyaletinin Montgomery kentinde ilk protesto gösterilerini düzenleyen King, Georgia eyaletinin Atlanta şehrinde barışçı eylemleriyle tanınmıştır. King, daha sonra Washington'da Ağustos 1963’te Lincoln Anıtı’nın önünde ünlü "Bir Hayalim Var" konuşmasını yapmıştır. Martin Luther King’in başlattığı barış yanlısı protesto eylemleri, 1964 Yurttaş Hakları Yasası’nın çıkmasını sağlamıştır. Yasayla Amerika Birleşik Devletleri’nde ırk ayrımcılığı yasaklanmıştır.

İnsan hakları için ve siyahların ikinci sınıf vatandaş olmaktan çıkarılması için yaptığı çalışmalarla King, 1964 Nobel Barış Ödülüne layık görülmüştür.

1986’dan beri her yıl Ocak ayının üçüncü Pazartesi günü ABD'de King’in doğum gününde medeni haklar lideri ve yaşamı boyunca savunduğu idealler anılıyor, konuşuluyor, King’in barış sevgisi dile getiriliyor.

Dünya genelinde şiddet karşıtı ve ırksal eşitlik görüşleriyle tanınmaktadır ve 1964 yılında Nobel Barış Ödülü'nü kazanmıştır. Ayrıca, 1977 yılında, ölümünden 9 yıl sonra, eski ABD başkanı Jimmy Carter tarafından Başkanlık Özgürlük Ödülü'ne layık görülmüş ve onuruna Martin Luther King Günü kutlanmaya başlanmıştır. King'in en bilinen ve etkili konuşması "Bir Hayalim Var"'dır.

Martin, Atlanta, Georgia'da Marthin Luther King ve Alberta Williams King'in çocuğu olarak dünyaya geldi. Martin Luther King Jr.'ın doğum kayıtlarına göre doğduğunda ismi Michael idi. Liseden sonra Marehouse Koleji'ne devam etti. Burada rektör olan ve aynı zamanda bir yurttaş hakları lideri olan Benjamin Mays'den etkilendi. 1948 yılında Sosyoloji bölümünden mezun oldu. Daha sonra 1951 yılında Chester, Pensilvanya'daki Crozer Teoloji Fakültesinden 1. olarak mezun oldu. 1955 yılında Boston Üniversitesi'nde Sistematik Teoloji konusunda yüksek lisans yaptı.

King 1953 yılında Coretta Scott ile evlendi. King'in babası düğünü gelinin babasının evinde gerçekleştirdi. King ve Scott'ın 4 çocuğu oldu: Yolanda Denise, Martin Luther III, Dexter Scott ve Bernice Albertine. King'in 4 çocuğu da babalarının yolunda gidip birer yurttaş hakları savunucusu oldular Coretta Scott 30 Ocak 2006'da öldü.

YURTTAŞ HAKLARI EYLEMCİLİĞİ

King, 1953 yılında daha 24 yaşındayken en önemli siyah kilisesi olan Montgomery, Alabama'daki Dexter Avenue Baptist Kilisesinin pastörü oldu. 1 Aralık 1955 günü Rosa Parks, Jim Crow yasaları gereği yerini bir beyaza vermesi gerektiği halde buna karşı geldiği için tutuklandı. Bunun üzerine King, Montgomery Otobüs Boykotunu düzenledi. Boykot 382 gün sürdü ve durum o kadar gerginleşti ki King'in evi bombalandı. Bu boykot sırasında King tutuklandı. Boykot, Amerikan Yüksek Mahkemesi'nin eyaletler arası otobüslerde ve diğer ulaşım araçlarında ırk ayrımcılığını kanun dışı ilan etmesine kadar devam etti.

Bu boykottan sonra King, siyahi kiliselerin güçbirliği yapmasını ve yurttaş hakları reformu için barışçıl gösteriler yapmayı amaç edinen Güney Hristiyan Liderlik Konferansı (SCLC)'nin 1957 yılında kurulmasında önemli rol oynadı. King ölümüne kadar bu kuruluşta önemli rol oynadı. King, Mahatma Gandhi tarafından uygulanan, şiddete dayanmayan sivil itaatsizlik felsefesinin takipçisiydi ve bu felsefeyi SCLC tarafından gösterilerde uyguladı.

FBI, 1961 yılından itibaren, Yurttaş Hakları hareketine komünistlerin sızdığı korkusuyla King'i dinlemeye başladı. Fakat, böyle bir kanıta ulaşılamadı. FBI 6 sene boyunca elde ettiği kayıtları, daha sonra King'i liderlik pozisyonunu bırakması için zorlamak amacıyla kullandı.

Bir pasifist olan A.J. Muste, siyasi eylemlerinde Marthin Luther King'e danışmanlık yaptı. King, Jim Crow yasaları olarak da bilinen güneydeki ırk ayrımcısı sisteme karşı şiddete dayanmayan, iyi organize edilmiş gösteriler medyada büyük ilgi görecekti. Gerçekten de, gazetecilerin yazdıkları ve televizyonlarda yayımlanan programlar Yurttaş Hakları Hareketi'ne karşı büyük bir ilgi uyandırdı ve bu hareketi 1960'lı yıllarda Amerika'nın en önemli gündem maddesi haline getirdi.

King, siyahların oy hakkı, ayrımcılığın sona ermesi, çalışan hakları ve diğer temel haklar için gösterileri düzenledi ve organize etti. Bütün bu haklar 1964 yılında çıkan Yurttaş Hakları Kanunu (Civil Rights Act of 1964) ile 1965 yılında çıkan Oy Hakkı Kanunu (Voting Rights Act of 1965) ile Amerikan hukukunun birer parçası oldu.

WASHINGTON'A YÜRÜYÜŞ

King, belki de en çok 1963 yılında "İş ve Özgürlük İçin Washington'a Yürüyüş" sırasında Lincoln Anıtı önünde yaptığı "Bir Hayalim Var" konuşmasıyla ünlüdür.

"Bir gün, dört çocuğumun da derilerinin rengi ile değil de kişilikleri ile yargılanacağı bir ülkede yaşayacaklarına dair bir hayalim var."

SCLC'yi temsil eden King, "Büyük Altılı" denilen İş ve Özgürlük İçin Washington'a Yürüyüş isimli etkinliğin düzenlenmesinde etkili olan yurttaş hakları örgütlerinin liderleri arasındaydı. Büyük Altılıyı oluşturan diğer örgütler ve kişiler şunlardı: Ray Wilkins, NAACP; Whitney Young Jr., Urban League; Philip Randalph, Brotherhood of Sleeping Car Porters; John Lewis, SCNC; James Farmer, Congress of Racial Equality(CORE). King için bu tartışmaya neden olacak bir roldü, zira King, yürüyüşün odak noktasının değiştirilmesi konusunda John F. Kennedy'nin isteklerine razı olan kişilerden birisiydi. Kennedy başlangıçta yürüyüşe kesin olarak karşı çıktı, çünkü bu yürüyüşün yurttaş hakları hakkındaki kanunun yasalaşmasını olumsuz etkileyeceğini düşünüyordu. Fakat yürüyüşü düzenleyenler yürüyüşün devamı konusunda kararlıydılar.

Yürüyüş başlangıçta Güney'deki siyahların içler acısı halini ve yürüyüşü düzenleyenlerin istek ve şikayetlerini ülkenin başkentinde açıkça ifade etmeleri için bir fırsat olarak düşünülmüştü. Yürüyüşü düzenleyenler, federal hükumetin Güney'de yaşayan siyahların ve yurttaş hakları çalışanlarının haklarını ve güvenliğini sağlamaktaki yetersizliğini eleştirmeyi düşünüyorlardı. Fakat, grup ABD başkanının baskısına ve etkisine boyun eğdi gösteri çok daha yumuşak bir ton kullandı.

Bunun sonucu olarak, bazı yurttaş hakları eylemcileri gösterinin ırksal uyum hakkında doğru olmayan, istenmeyen kısımlardan arındırılmış bir resim sunduğunu düşündüler. Malcolm X, gösteriyi "Washington'a Saçmalık" (Farce on Washington) olarak isimlendirdi.

Fakat, yürüyüş açıkça bazı isteklerde bulunmuştu: devlet okullarında ırksal ayrıma son verilmesi, bir yurttaş hakları yasasının çıkarılması, işyerinde ırksal ayrımın yasaklanması, yurttaş hakları eylemcilerinin polis şiddetinden korunması, asgari ücretin saatlik 2 dolara çıkarılması.

Gerilimlere rağmen, yürüyüş oldukça başarılı olmuştu. Yürüyüşe farklı etnik gruplardan 250.000 kişi katılmıştı. Bu etkinlik, o zamana kadar Washington tarihindeki en kalabalık gösteri olmuştu. King'in yaptığı "Benim bir hayalim var" (I have a dream) konuşması kalabalığı daha da coşturdu. Bu konuşma, Amerikan tarihinin en iyi konuşmalarından birisi olarak sayılmaktadır.

King görevi süresince birçok defa yazı ve konuşmalar yaptı. 1963 yılında yazdığı, "Birmingham Hapishanesinden Mektup" adalet arayışının tutkulu bir göstergesidir. 1964 yılında, ABD'de ırksal ön yargıyı yıkmak için şiddet içermeyen bir direniş sergilediği için, en genç yaşta Nobel Ödülü almış oldu.

"KANLI PAZAR"

King ve SCLC, SCNC'nin de kısmi katılımıyla 25 Mart 1965 tarihinde Selma şehrinden eyalet başkenti Montgomery'e bir yürüyüş düzenlemeyi denediler. 7 Mart tarihindeki ilk deneme karşıt görüşlü kalabalığın ve polisin şiddet uygulaması nedeniyle iptal edildi. Bu gün, söz konusu tarihten itibaren "Kanlı Pazar" olarak adlandırıldı. Kanlı Pazar, Yurttaş Hakları Hareketine halk desteği sağlanması konusunda bir dönüm noktasıydı. Fakat, King gösteri sırasında mevcut değildi. Başkan Lyndon B. Johnson ile görüştükten sonra King gösteriyi 8 Marta ertelemek istedi. Fakat yürüyüş King'in iradesine aykırı olarak yerel yurttaş hakları çalışanları tarafından devam ettirildi. Göstericilere karşı polisin uyguladığı şiddet, geniş bir şekilde yayınlandı ve görüntüler toplumda büyük bir infial uyandırdı.

İkinci teşebbüs 9 Mart tarihinde yapıldı. King, bu denemede göstericileri Selma şehrinin dışındaki Edmund Petrus Köprüsünde durdurdu. King, bu hareketini önceden şehrin ileri gelenleriyle müzakere etmişti. King'in bu beklenmedik hareketi, yerel hareket arasında sürpriz bir kızgınlığa neden oldu. Yürüyüş tam olarak 25 Mart'ta devam etti ve sonuçlandı.

SUİKAST

1968 yılı Mart ayında King, siyah sağlık çalışanlarını desteklemek için Memphis'e gitti. Siyah sağlık çalışanlarını temsil eden AFSCME Local 1733, 12 Mart'tan beri grevdeydi ve daha yüksek ücretler ve daha iyi muamele talep ediyordu. Örneğin, beyaz işçilerden farklı olarak siyah işçiler kötü hava nedeniyle evlerine gönderildiğinde ücret alamıyor ve beyazlara göre daha az ücret alıyorlardı.

3 Nisan günü King, Memphis'te bir topluluğa hitaben konuştu ve "I've been to the Mountaintop" (Mountaintop'a gittim) isimli konuşmasını yaptı.

King, 4 Nisan günü öğleden sonra saat 6'da Memphis'teki Lorraine Motel'in balkonunda uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Motel odasındaki arkadaşları silah seslerini duyunca balkona koştu ve King'i boğazından vurulmuş şekilde buldular. Saat 7:04'te St. Joseph's Hastanesinde öldü. Suikast, 60'tan fazla şehirde isyanların çıkmasına neden oldu. 5 gün sonra, ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, yas ilan etti. Aynı gün 300,000 kişilik bir kalabalık cenazesine katıldı. Başkan yardımcısı Hubert Humphrey, Başkanı temsilen cenazeye katıldı.

King'in öldürülmesinden 2 ay sonra, kaçak mahkum James Earl Ray İngiltere Heathrow Havalimanında sahte pasaportla İngiltereyi terk etmek isterken yakalandı. Ray kısa süre içinde ABD'ye iade edildi. Ray, King'in öldürülmesiyle suçlandı ve suikastı 10 Mart 1969 tarihinde itiraf etti. (Ray 3 gün sonra bu itiraftan geri döndü.) Ray, 99 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Avukatı Parcy Foreman'in önerisi üzerine Ray suçu itiraf edip böylece mahkeme tarafından verilecek bir mahkumiyeti dolayısıyla da idam cezası alma riskinden kurtulmak istedi. Fakat bu 99 yıl hapis cezası almasına engel olmadı.

Biyografi yazarı Taylor Branch'e göre, King'in otopsisinden çıkan sonuca göre, King öldüğünde 39 yaşında olmasına rağmen 60 yaşında bir insanın kalbine sahipti. Bunun nedeni 13 yıllık yurttaş hakları eylemciliği sırasında yaşadığı stres dolu yaşamdı. Buna göre, King yaşamının son 13 yılında 34 yıl yani normal bir hayat yaşayan bir insana göre 2,5 kat daha hızlı yaşlanmıştı.

Martin Luther King, Martin Luther King kimdir, Martin Luther King jr, Martin Luther King bir hayalim var, Martin Luther King hayatı, Martin Luther King ölümü, Martin Luther King kitap, Martin Luther King sözleri

ALTIN ÖĞÜTLER (İMAM ŞAFİİ)

1 Temmuz 2020 Çarşamba / No Comments
altın öğütler, altın sözler, imam şafi kimdir, imam şafi nasıl öldü, imam şafinin hayatı, imam şafinin öğrencileri, imam şafi sözleri, imam şafi öğütler
altın öğütler, altın sözler, imam şafi kimdir, imam şafi nasıl öldü, imam şafi öğütler, imam şafi sözleri, imam şafinin hayatı, imam şafinin öğrencileri, 

İMAM ŞAFİ KİMDİR?

Asıl adı Muhammed bin İdris bin Abbas'tır. Dedesinin dedesi Şâfiî, Kureyş kabiIesinden ve sahabe'den oIduğu iςin, Şâfiî adı iIe meşhur oImuştur. Hicri 150 (MS.767) senesinde Gazze'de doğup, hicri 204 (MS.820)'de Кahire'de 54 yaşında vefat etti. Кabri, Kurafe kabristanIığında büyük bir türbe iςindedir. Doğumundan kısa bir süre sonra babası vefat etmiştir. Annesi onu iki yaşında, asıI memIeketIeri olan Mekke'ye götürmüş ve orada büyütmüştür.

Yedi yaşına geIince Kur'an'ı ezberIedi. Küçük yaşIardan itibaren Mekke'de buIunan tanınmış âIimIerin dersIerine ve sohbetIerine devam etmiştir. Kendisi bu günleri iςin: "Kur'an ezberIedikten sonra devamIı Mescid-i Harama gidip, fıkıh ve hadis âIimIerinden pek çok istifade ettim. Fakat çok fakir idik, bir yaρrak kâğıt aImaya biIe gücümüz yoktu. DersIerimi ve öğrendiğim meseIeIeri yazmakta çok sıkıntı çekerdim." demiştir.

Şafii daha sonra Araρçanın incelikIerini ve edebiyatını öğrenmek iςin, HüzeyI kabiIesine gitti. Bu hususta: "Ben Mekke'den çıktım. ÇöIde HüzeyI kabiIesinin yaşayışını ve diIini öğrendim. sozkimin.com Bu kabiIe, AraρIarın diI bakımından en fasihi idi. OnIarIa birIikte gezdim, doIaştım, ok atmayı öğrendim. Mekke'ye döndüğüm zaman, birçok rivayet ve edebiyat bilgiIerine sahip oImuştum." demiştir. İmam Şâfiî HüzeyI kabiIesinin şiirIerinde ihtisas sahibi oImuştur. CahiIiye dönemi ve iIk İsIâm döneminin sanat ve edebiyatı konusunda yazıIar yazan EI-Asmaî HüzeyI kabiIesi şiirIerinin İmam Şâfiî tarafından doğru bir şekiIde kayıt ediIdiğinden bahsetmiştir.

GençIiğinin iIk yıIIarında kendini öğrenime, Mekke'deki Süfyan bin Uyeyne, Müslim bin HaIid ez-Zenci gibi İsIam hukuku biIgini) ve muhaddisIerden biIgi öğrendi. Hadis, fıkıh, Iügât ve edebiyatta yükseIdi.

TahsiIinde en önemIi böIüm, İmam-ı MaIik'e taIebe oImasıyIa başlamıştır. İmam-ı MaIik'in yanına geIdiği zaman, yirmi yaşIarında buIunuyordu. İmam-ı MaIik onu himayesine aIıp, dokuz yıI müddetIe hadis öğretti.

İmam-ı Şafii Mekke'ye dönünce, oraya gelen Yemen vaIisi, onu Yemen'e götürüp kadıIık vazifesi verdi. Beş yıI kadar bu görevi yaρtıktan sonra, Bağdat'a giderek Ebu Hanife'nin taIebesi oIan İmam Muhammed'den ders aImaya başIadı.Aynı zamanda üvey babası oIan İmam-ı Muhammed yazmış oIduğu kitaρIarını okutmak suretiyIe, Irak'ta tedvin ediIen fıkıh ilmini ve rivayetIeri Şafiiye öğretti.

İmam Şafii Mekkeye dönerek burada bir müddet inceIeme ve araştırmaIar yaρıp, taIebeIerine dersIer verdi. ÖzeIIikIe hac mevsiminde çeşitIi İsIam beIdeIerinden geIen iIim adamIarı ondan iIim öğrenirlerdi. Mekke'deki bu ikameti dokuz yıI kadar sürdü. Sonra tekrar Bağdat'a döndü. Bu sırada Bağdat İsIam âIeminin önemIi bir ilim merkezi idi. Burada buIunan âIimIer, İmam-ı Şafii'den ders aImışIardır. Daha önce Mekke'de İmam-ı Şafii iIe görüşen ve ondan hadis dinIeyen Ahmed bin HanbeI taIebesi oImuştur. Yine İmam-ı Şafii iIe emsaI oIan İshak bin Raheveyh ve benzerleri ondan iIim tahsiI etmiştir. Ders ve fetva vermekte uyguIadığı usuI, geniş oIarak açıkIadığı istinbat (kaynakIardan hüküm çıkarma) usuIü oIan, usuI-i fıkıh iImi idi. İmam-ı Şafii Bağdat'ta buIunduğu sırada "eI-Kitab-üI Bağdadiyye" adını verdiği eserini yazdı. İmam-ı Şafiinin rivayet ettiği hadisIer, Sahih-i MüsIim'de, Sünen-i Ebu Davud, Sünen-i Tirmizi, Sünen-i Nesai, Sünen-i İbn Mace ve Sahih-i Buhari'nin ta'Iikatında1 yer almıştır. İmam-ı Şafii, ikinci defa Bağdat'a gidişinden sonra, Bağdat'taki siyasi ve fikri kargaşaIar sebebiyIe Mısır'a gidip, ömrünün sonuna kadar orada kaImıştır. MüsIümanIarın ibadetIerinde ve işIerinde uyacakIarı bir yoI göstermiştir. Onun kendi usuIüne göre şer'i deIiIIerden çıkardığı hükümIere, yani gösterdiği bu yoIa Şafii Mezhebi deniIdi. EhI-i sünnet itikadında oIan müsIümanIardan, ameIIerini yani ibadet ve işIerini, bu mezhebin hükümIerine uyarak yaρanIara Şafii denir.

Кahire'de eI-Mukattam dağının eteğinde Benû Abdülhakem türbesine defnediImiştir. Eyyûbi suItanIarından El-Melik EI-Kâmil kabri üzerine, 1211 yıIında kubbeIi bir türbe yaρtırmıştır. SeIahaddin-i Eyyubi tarafından da, türbenin yanına büyük bir medrese yaρtırıImıştır.

İMAMI ŞAFİİ'DEN MÜTHİŞ BİR DERS

İmamı Şafii talebelerinden biri olan Yunus ile müzakere yaptığı bir meselede ihtilafa düşer. 
Öyle ki talebesi öfkesinden dolayı dersi terk eder ve evine gider.
Akşam olunca Yunus kapısının çalındığını fark eder. ‘Kim o?’ der.
Kapıdaki kişi, ‘İmamı Şafii’ der.
Yunus, kapıyı açar ve İmam Şafii’nin kapıda beklemekte olduğunu görür ve hocasının ayağına kadar gelmesine şaşırır.


İmam Şafii kapıyı açan talebesi Yunusa şunları söylemiştir:


1-Ey Yunus, bizi birleştiren yüzlerce mesele dururken bir mesele mi bizi ayıracak?
2-Ey Yunus, yaptığın ve üzerinden geçtiğin köprüleri yıkma! Bir gün o köprüden geri dönmen gerekebilir!
3-Ey Yunus, hatadan nefret et ama hataya düşenden nefret etme.
4-Bütün kalbinle günaha öfkelen ama günahkara acı, ona merhamet göster.
5-Ey Yunus, sözü eleştir ama sözü söyleyene saygı göster.
6-Ey Yunus Görevimiz, hastalığı tedavi etmektir, hastayı yok etmek değil.



 altın öğütler, altın sözler, imam şafi kimdir, imam şafi nasıl öldü, imam şafinin hayatı, imam şafinin öğrencileri, imam şafi sözleri, imam şafi öğütler