Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

DUALAR-29 (DEPREMDEN KORUNMA)

30 Ekim 2020 Cuma / No Comments
Bu yazı, depremden korunma duası, deprem duası, felaketlere karşı okunacak dua, depreme karşı okunacak dua, en tesirli dua, en güzel dualar, dualar, ile ilgilidir.
Bu yazı, deprem duası, depremden korunma duası, depreme karşı okunacak dua, dualar, en güzel dualar, en tesirli dua, felaketlere karşı okunacak dua, ile ilgilidir., 

DEPREMDEN KORUNMA DUASI

Deprem, sel, kasırga, fırtına gibi felaketler anında mü-minin en önemli sığınağı şüphesiz ki Allahu Tealadır. Bu sığınmayı en iyi şekilde de dualar ile ifade edebiliriz.

Bu felaketler yaşamadan önce öncelikle ve öncelikle Allahu Tealanın bize vermiş olduğu akıl ile önlemimizi almamız gerekmektedir. Daha sonrasında ise, sığınacak tek ve yegane liman olan duaya sarılmalıyız. Bu tarz felaketler şüphesiz bir sınanma ve belirli bir süre için imtihan vesilesidir.

Böyle durumlarda kazazedelere ve felakete uğrayanlara mutlak yardım eli uzatılmalıdır.

Deprem duası için aşağıdaki duayı okuyabiliriz.

Okunuşu: “Allahümmâğfezni min beyni yedeyye ve min halfi ve an yemini ve an şimâlî ve min fevkî ve eûzü biazametike en uğtâle tahtî.”

Manası: “Allahım, önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan, üstümden ve altımdan gelebilecek, afetlerden (zelzele gibi) felaketlerden azametine sığınırım.”

Açıklama: Peygamberimizin öğretmiş olduğu bu duayı okumuş olan kimseler, altı yönden (önünden, arkasından, sağından, solundan, üstünden ve altından) gelebilecek felaketlerden, bela ve kazalardan Allah’ın yüce kudret ve azametine sığınmış olur.

Kişinin dua okuması, Cenab-ı Allah’tan yardım talep etmesi demektir. Çünkü insan ancak Allah’ın koruması ile bu afetlerden, bela ve kazalardan sağ salim selamete erebilir.


Bu yazı, depremden korunma duası, deprem duası, felaketlere karşı okunacak dua, depreme karşı okunacak dua, en tesirli dua, en güzel dualar, dualar, ile ilgilidir.

ZİLZAL (DEPREM VE SARSINTI)

/ No Comments
Bu yazı, deprem, sarsıntı, zilzal suresi, zilzal suresi arapça okunuşu ve türkçe anlamı, düşmanlardan korunma, düşmanlara galip gelme için okunan, kuranı kerim, sureler, zelzele ile ilgilidir.
deprem duası, düşmanlara galip gelme için okunan, düşmanlardan korunma duası, kuranı kerim ayetler, sureler, zelzele, zilzal suresi, zilzal suresi arapça okunuşu ve türkçe anlamı, 

Zilzal Suresi
deprem duası, düşmanlara galip gelme için okunan, düşmanlardan korunma duası,  kuranı kerim ayetler, sureler, zelzele, zilzal suresi, zilzal suresi arapça okunuşu ve türkçe anlamı, 
Arapça deprem ve sarsıntı anlamına gelen Zilzal Suresi Medine döneminde inen surelerdendir ve 8 ayetten oluşur.Peygamber Efendimiz buyurmuştur ki; Hangi mümin bir gecede Zilzal Suresini okursa o mümin Kuran-ı Kerim’in yarısını okumuş kadar olur. Zilzal Suresini 41 defa okuyan kimse düşmanlarının tüm şerrinden korunur ve düşmanlarına karşı galip gelir.

Zilzal Suresini namaz içerisinde okumayı adet eden kişileri Cenab-ı Hak dünya servetini ihsan edecekmiş gibi tüm korkularından uzak ve emin kılar. Zilzal Suresini 40 kez okuyan kimse düşmanını helak eder. Cuma gecesi iki namaz kılıp, 10 Fatiha okuyan kimse 15 kez de Zilzal Suresini okursa Cenab-ı Hak onu hem kabir azabından hem de kıyametin bütün sıkıntılarından emin kılar.


Adamın biri Peygamber Efendimize gelip; ‘’Ya Muhammed! Bana kısa ama her şeyi içerisine alan bir sure öğret’’der. Peygamber Efendimiz ona dönerek ‘’Zilzal Suresini oku!’’ buyurur. Adam ; ‘Seni hak dini ile göndermiş olan Allah'a ant içerim ki, bunun dışında bir şey yapmam’’ der ve gider. Ardından Peygamber Efendimiz ‘’Adamcağız kurtuldu’’ Buyurur. 

Zilzal Suresi Arapçası

إِذَا زُلْزِلَتِ الْأَرْضُ زِلْزَالَهَا * وَأَخْرَجَتِ الْأَرْضُ أَثْقَالَهَا * وَقَالَ الْإِنْسَانُ مَا لَهَا * يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا * بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَى لَهَا * يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ أَشْتَاتًا لِيُرَوْا أَعْمَالَهُمْ * فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ * وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ


Bismillahirrahmanirrahim

1.    İza zülziletil erdu zilzaleha  
2.    Ve ahracetilerdu eskaleha  
3.    Ve kalel insanü ma leha  
4.    Yevmeizin tühaddisü ahbaraha  
5.    Bienne rabbeke evha leha  
6.    Yevmeiziy yasdürun nasü eştatel li yürav a'malehüm  
7.    Fe mey ya'mel miskale zerratin hayray yerah  
8.    Ve mey ya'mel miskale zerratin şerray yerah  

Türkçe Meali

Bismillahirrahmânirrahîm 

1, 2, 3.    Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan,                   "Ona ne oluyor?" dediği zaman,  
4.    İşte o gün, yer, kendi haberlerini anlatır.  
5.    Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir.  
6.    O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır.  
7.    Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir.  
8.    Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.


Bu yazı, deprem, sarsıntı, zilzal suresi, zilzal suresi arapça okunuşu ve türkçe anlamı, düşmanlardan korunma, düşmanlara galip gelme için okunan, kuranı kerim, sureler, ile ilgilidir.

DEPREM

/ No Comments
deprem, deprem ayetleri, deprem hadisleri, deprem neden olur dini, deprem ayeti, deprem ayet ve hadisleri, deprem günah ilişkisi, deprem duası, kuranda deprem

deprem, deprem ayetleri, deprem hadisleri, deprem neden olur dini, deprem ayeti, deprem ayet ve hadisleri, deprem günah ilişkisi, deprem duası, kuranda deprem
Depremler ve Kıyamet
Depremler, Güneş ve Ayın çekim etkisiyle birleştirilmeye çalışılır. Bu konuda bilimsel araştırmalar da vardır; ama henüz bir kaideye bağlandığı söylenemez. Ay ve Güneş tutulmasıyla denizde 7-8 metreye kadar yükselme olabiliyor. Karalarda vuku bulan yükselme ise 35-40 cm kadardır. Bunun depremi tetikleyici bir unsur olduğu düşünülüyor. Karadelik çekim etkisi çok daha şiddetli bir depreme yol açabilir. Örneğin 12 veya 15 şiddetinde meydana gelebilecek depremleri düşünün.
Bugüne kadar dünyada tespit edilmiş en büyük deprem 9.2 şiddetindedir. Ve bu şiddette bir depremin gerçekleştiği bölgede, çok kısa bir süre içerisinde büyük bir felaket ortaya çıkar. 12 ya da 15 şiddetindeki depremlerle ise neler yaşanacağını anlatmak kolay olmayacaktır.
Kur’an, kıyamet günü yaşanacak olaylara dikkat çeker. Dünyada o güne kadar eşi benzeri asla gerçekleşmemiş şiddetteki sarsıntılar, dehşetli olaylar silsilesi halinde anlatılır. Birer kazık gibi yerleşerek yeryüzünü şiddetli depremlere karşı koruyan dağların elbette bu sarsıntıya karşı dayanamayacağı; yerlerinden oynayarak altındaki toprakla birlikte kaymaya başlayacağı açıktır. Kur’an’da o gün dağların hareketlenişini ayetler şöyle anlatır:
“Ve dağlar (yerlerinden oynatan) bir yürüyüşle yürür.” [1]
“Dağlar yürütülmüş, artık bir serap oluvermiştir.”[2]
“Dağları yürüteceğimiz gün, yeri çırılçıplak (dümdüz olmuş) görürsün; onları bir arada toplamışız da, içlerinden hiçbirini dışarıda bırakmamışızdır.”[3]
Kur’an’da dağların kıyamet gününde alacağı şekil şöyle anlatılır:
“(Öyle) Bir gün ki, yeryüzü ve dağlar titremeye tutulur ve dağlar, göçüveren bir kum yığını olur.”[4]
“Dağlar parçalanıp da toz duman haline geldiği zaman.” [5]
Yine Kur’an’ın haberine göre, dağların parçalanarak çökmesinden sonra yeryüzü hiçbir tümseği olmayan bir düzlüğe dönüşecektir: 
“Sana dağlar hakkında soruyorlar. De ki: ‘Benim Rabbim, onları darmadağın edip savuracak. Yerlerini bomboş, çırılçıplak bırakacaktır. Orada ne bir eğrilik göreceksin, ne de bir tümsek.” [6]
Yeryüzünün büyük bir bölümü dağlarla kaplıdır ve bunların yerlerinden sökülüp devam eden şiddetli ve sert çarpışmaları, kaya ve sert kütleleri un ufak toz haline getirebilir. Yerin altının üstüne gelmesi ile organik kısmı tamamen yanan ve kül olan yeryüzünde, sarsıla sarsıla ince elenmiş hale gelen toprak yeryüzüne yayılır.
Denizler Birleşecek
Bir ateş küre üzerine oturduğumuzu hatırlayalım. Atmosferi meydana getiren gazlar yer çekimiyle arza tutunmaktadır. Suları kaynatacak, dünyaya tutunmuş olan atmosfer gazlarını çekip götürecek etkilerden birisi de karadelik çekim kuvveti olabilir. Kıyamet sürecinde denizlerin birleşeceği ve buharlaşacağı da haber verilmektedir. Ayetlerde “O, sizi çalkalamasın diye yeryüzüne büyük dağlar koydu,” [7] Yer, bütünüyle sallanıp paramparça edildiği zaman,” [8] “Denizler birleştiği (birbiri içine girdiği, kaynaştığı) zaman”[9] buyrulur.
Yeryüzü tabakasını bir arada tutmak için direk ve çivi görevi gören dağların giderek artan sayı ve şiddetli depremlerle, zelzelelerle yerinden oynaması, hareket etmesi, çökmesi, parçalanması sonucunda dağlar bu koruyuculuk görevini yapamayınca dörtte üçü sularla kaplı dünya yüzeyindeki sular yer değiştirecek, denizler birbirine karışacaktır.
Hz. Peygamber (a.s.m.), “Denizin altında ateş, ateşin altında ise deniz vardır”[10] buyurmuştur. Hadiste, “ateş” ifadesiyle yerin altındaki sıcak tabakaya, “(ikinci) deniz” ifadesiyle de kıpkırmızı ateş sıvısı halinde akmakta olan magma tabakasında işaret edilmiş olabilir. Öteden beri sıvı (mayi) maddeler su ile temsil edilmiştir.
Böylece “Yer, şiddetli sarsıntı ile sallandığı, içindekileri dışarı attığı zaman”[11] ayetinin de işaret ettiği üzere, kıyamet sürecinde değişen kuvvet dengelerinin sonucunda olabilecekleri şu şekilde açıklayabiliriz:
Yerin her tarafının çatlama, çökme ve kırılmasının sonucunda denizleri aşmaktan koruyan dağlar yer değiştirecek ve dağılması sonucu tüm denizler birleşecektir. Yer altındaki sıcak magma tabakasının denizlerle birleşmesi sonucu denizler kaynamaya, fışkırmaya başlayacaktır. Denizlerin Yanması Karadeliğin çekim etkisi dağları uçurabilir ve dağların uçmasıyla yerin altındaki ateş ve lavlar ortaya çıkabilir. Büyük depremler meydana gelebilir. Kıyamet esnasında Kur’an’ın bildirdiği gibi yer, ağırlıklarını dışa atacak.
Belgesel programlarında yerin altındaki yaklaşık 4.500 derece sıcaklığındaki lavların denizin içindeki çıkışını seyretmiş olanlar, bu kızgın maddenin deniz suyunda oluşturduğu dehşetli manzaralara şahit olmuşlardır. Oysa kıyamet günü gerçekleşecek olan görüntünün, bu manzaradan çok daha farklı, tüm yeryüzünü içine alan dehşet verici bir manzara olacağını Kur’an’ın mesajından anlayabiliriz.
Yer altıyla deniz altında bulunan petrol ve doğalgazların da açığa çıkması ve magma ateşiyle birleşmesi sonucu her tarafta kendini gösteren alev alev yangınlar içinde ısınan su, fokur fokur kaynamaya vesile olabilir. Hawaii kıyalarında sığ deniz tabanında açığa çıkan lavların suyu nasıl ısıtıp kaynattığını belgesellerden izlemekteyiz. Ayetlerde haber verildiği gibi, “yerin altının üstüne çıkması,” kıyamet sürecinin belli bir zaman diliminde, deniz tabanlarındaki çok büyük alanlardan açığa çıkacak olan o müthiş sıcaklıktaki lavların, göllerin, denizlerin, okyanusların kaynamasını ve buharlaşmasını sağlayabilir:
“Denizler kaynayıp buharlaştığı zaman.” [12] Kıyametin gerçekte nasıl vuku bulacağı, elbette o fiillerin sahibi ve bu alemi dizgini elinde olan Rabbimizin ilmindedir. Biz sadece mevcut bilgilerimiz ışığında bazı yaklaşım ve tahminlerde bulunmaktayız.
Güneşin Batıdan Doğması ve Kıyamet
Başka bir gezegen veya bir kuyrukluyıldız, dünyaya çarparak kendi ekseni etrafındaki dönme yönünü değiştirebilir mi? Batıdan doğuya doğru olan Dünya’nın dönme yönü, bu defa doğudan batıya yön değiştirebilir mi?
Böyle bir çarpışma olayı, Dünya’da büyük bir yıkıma yol açabileceği gibi ayrıca dünyanın dönme yönünü de değiştirebilir. Nitekim geçtiğimiz yıllarda Jüpiter gezegenine böyle bir kuyrukluyıldızın çarpmasıyla gezegenin dönme hızında azalma meydana geldiği tespit edildi.
Venüs gezegeni ise diğerlerinin aksine, ters yönde dönmektedir. Venüs’te Güneş, batıdan doğmaktadır. Venüs’ün atmosferindeki yoğun kaya ve tozdan oluşan tabakanın muhtemel bir çarpışma sonucu oluştuğu tahmin edilmekte ve aynı sebepten tersine dönmeye başladığı ileri sürülmektedir. Venüs gezegeninin 1 günü, 1 yılından daha fazladır. Yani Venüs, Güneş çevresinde, kendi çevresinde dönüşüne göre daha hızlı döner. Venüs her açıdan sırrını koruyan bir gezegen olmaya devam ediyor.
Risale-i Nur eserlerinin müellifi Bediüzzaman Said Nursî, kıyamet esnasında Dünya’nın ters dönmeye başlamasını ve dolayısıyla Güneş’in batıdan doğuşunu böyle bir ihtimale bağlar: “Küre-i Arz kafasının aklı hükmünde olan Kur’an, onun başından çıkmasıyla zemin divane olup izn-i İlahî ile başını başka seyyareye çarpmasıyla hareketinden geri dönüp garbdan şarka olan seyahatini, irade-i Rabbanî ile şarktan garba
tebdil etmekle Güneş garbdan tulûa başlar. Evet, arzı şems ile, ferşi arş ile kuvvetli bağlayan hablullah-il metin olan Kur’an’ın kuvve-i cazibesi kopsa; küre-i arzın ipi çözülür, başıboş serseri olup aksiyle ve intizamsız hareketinden Güneş garbdan çıkar. Hem müsademe neticesinde emr-i İlahî ile kıyamet kopar diye bir te’vili vardır.”
“Kıyametin gerçekleşme şekli ne şekilde ve nasıl olursa olsun; Kur’an’ın sürekli vurgu yaptığı gibi; ‘Eğer Dünya’nın ecel-i fıtrîsinden evvel, ezelî iradenin izni ile haricî bir maraz veya muharrib bir hadise başına gelmezse ve onun Sâni’-i Hakîm’i dahi fıtrî ecelden evvel onu bozmazsa, herhalde hatta fennî bir hesap ile bir gün gelecek ki: ‘Güneş dürülüp toplandığında, yıldızlar döküldüğünde, dağlar yürütüldüğünde’13 manaları ve sırları, Kadîr-i Ezelî’nin izni ile tezahür edip o Dünya olan büyük insan sekerata (ölüm dakikaları) başlayıp acib bir hırıltı ile ve müthiş bir ses ile fezâyı çınlatıp dolduracak, bağırıp ölecek; sonra emr-i İlahî ile dirilecektir.”[14]. 
1Tur Suresi, 10.
2 Nebe Suresi, 20.
3 Kehf Suresi, 47.
4 Müzzemmil Suresi, 14.
5 Vâkıa Suresi, 3-4.
6 Ta Ha Suresi, 105-107.
7 Nahl Suresi, 15.
8 Fecr Suresi, 21.
9 İnfitar Suresi, 3.
10 Ebu Davud, c. 11, s. 3883.
11 Zilzal Suresi, 1-2.
12. Tekvir Suresi, 6.
13 Tekvir Suresi, 1-3.
14 Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, Söz Basım Yayın, İstanbul 2008, s. 717.

Yazar:Osman Çakmak (Prof.Dr.) / www.sorularlaislamiyet.com

*

SORULARLA İSLAMİYET

Deprem ve Günah İlişkisi

Sual: Depremlerin sebebi nedir? Ölenler şehid mi? Depremden kaçmayan intihar mı etmiş olur? Toplu olarak gömmek caiz midir?

CEVAP

Ekseriya depremler ilahi bir ikazdır. Âlimler, (İki Z olunca üçüncü Z gelir) demişlerdir. Yani Zulüm ve Zina çoğalınca Zelzele olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Zina yayılınca depremler çoğalır.) [Deylemi]

(Günahlar açıktan işlenmeye başlanınca, iyi kötü herkes genel bir azaba maruz kalır.) [Taberani]

Depremler kıyamet alametlerindendir. Buhari’deki hadis-i şerifte, (Depremler çoğalmadıkça kıyamet kopmaz) buyurulmuştur. Kıyametin ne zaman kopacağı bildirilmedi.

Fakat, Peygamber Efendimiz birçok alametlerini haber verdi:
Mehdi gelecek, İsa gökten inecek, Deccal çıkacak. Yecüc Mecüc her yeri karıştıracak. Güneş batıdan doğacak. Büyük depremler olacak. Din bilgileri unutulacak. Kötülük çoğalacak. Dinsiz, ahlaksız, kimseler Emir olacak, Allahü teâlânın emirleri yaptırılmayacak. Haramlar her yerde işlenecek, Yemen’den bir ateş çıkacak. Gökler ve dağlar parçalanacak. Güneş ve Ay kararacak. Denizler birbirine karışacak ve kaynayıp kuruyacaktır.

İlahi ikazdır

İnsanların isyandan vazgeçmesi için ilahi bir ikaz olan depremden ibret alınmalıdır. Sel, deprem, kuraklık gibi, ilahi musibetlerin ara sıra zuhur edişi, Allahü teâlânın sonsuz nimetlerine, lütuf ve ihsanına karşı isyanda olanları ikaz mahiyetindedir. Hiçbir nimet ve felaket sebepsiz değildir. Düşünebilenler için nice hikmetleri vardır. Günahların affına sebep olduğu gibi başka hikmetleri de vardır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ümmetim için depremler günahlarına kefaret olur.) [Hakim]

(Allahü teâlâ, depremleri iyilere öğüt, müminlere rahmet, kâfirlere ise azap kılar.) [İ.Asakir]

Âlimler, (Tehlikelerden, gücünüz yettiği kadar sakınınız. Çünkü, güç yetmeyen, dayanılamayan şeylerden uzaklaşmak, Peygamberlerin âdetidir) buyurmaktadır.

Kapalı yerde iken deprem olursa, oradan açık bir yere kaçmak müstehaptır. (Bezzâziyye)

Deprem olunca evden çıkıp açık yere gitmelidir. Resulullah efendimiz, yolda eğri duvarın önünden koşarak geçti. (Hindiyye)

Bu fetvalardan anlaşıldığına göre, depremden kaçmayan intihar etmiş sayılmaz. Müstehabı terk etmiş olur. Depremden kaçmayan mutlaka ölür diye bir şey yoktur. Depremde ölenin imanı varsa mutlaka şehiddir.

Hadis-i şerifte, (Suda boğulan, yangında ölen, duvar ve enkaz altında kalarak ölen, şehiddir) buyuruldu. (İbni Asakir)

Zaruret olmadıkça, bir kabre, iki kişi bile gömülmez. Ancak zaruretler haramları mubah kılar. Zaruret olunca toplu halde gömülebilir.

Sual: Depremde veya buna benzer ölümlerde kelime-i şehadet getiremeden ölen şehid olur mu?
CEVAP
Evet şehid olur. Ani ölüm, müminler için rahmettir.

Sual: Deprem gibi sebeple medeniyetler yıkılıp sıfırdan mı başladı?

CEVAP

Evet. Allahü teâlâ, kullarına zulmetmez

Sual: Depremde çeşitli yaşta insanlar ölebiliyor, sakat kalabiliyor. İçlerinde suçu veya kusuru olmayanlar da olabilir. Bu adaletli midir?

CEVAP

Adalet nedir? Adalet, kelime olarak bir şeyi yerli yerine koymak demektir. Adalet, bir âmirin, ülkeyi idare için koyduğu kanunlar içinde hareket etmesidir. Zulüm ise, bu kanunun dışına çıkmaktır. Her şeyi yoktan yaratan Allahü teâlâ, hakimler hakimi, her şeyin asıl sahibi ve tek yaratıcısıdır. Üstünde bir âmiri, sahibi yoktur ki, Onu bir kanun altında bulundursun? Bundan dolayı, (Allah’ın yaptığı şu iş, adalete uymuyor) denilemez.

Adaletin bir başka tarifi ise kendi mülkünde olanı kullanmak demektir. Zulüm ise, başkasının mülküne tecavüzdür. Kâinat ve içinde bulunan her şeyin yaratıcısı Allahü teâlâ olduğuna, Ondan başka yaratıcı bulunmadığına ve hiçbir kimse, hiçbir şeye sahip olmadığına göre, Rabbimizin yaptığı işler, hiç kimsenin malına, mülküne tecavüz değildir. Onun yaptığı işler için (Adalete uymuyor) denilemez. Mülk Onundur, dilediği gibi kullanır. Kimsenin bir şey sormaya hakkı yoktur.
Korkusundan Ona kim ağız açabilir?
Teslim olmaktan başka ne yapılabilir?

Deprem dolayısıyla kimi ölmüş, kimi sakat kalmış, kimi fakirleşmiş olabilir. Mümin Allahü teâlânın kaza ve kaderine razı olur. Razı olmazsa, fakir olunca az diye itiraz eder. Zengin olursa, doymaz, daha ister. Kazandığını haramlara sarf eder. Böyle kimsenin zenginliği de, fakirliği de, dünyada ve ahirette felaketine sebep olur.

Körlük, topallık ve diğer sakatlıkların faydalı veya zararlı olması insandan insana değişir. Kimi, Allahü teâlânın takdirine razı olduğu için, sonsuz olan Cennet nimetlerine kavuşur, kimi de razı olmadığı için, sonsuz olan Cehennemde cezaya müstahak olabilir. Bir kimse kendisi için sakatlığın faydalı veya zararlı olduğunu bilemez. Bazısı illa son model bir arabasının olmasını ister. Arabayı alıp çoluk çocuğuyla bir dereye uçabilir. Lüks bir ev ister. Alır depremde çoluk çocuk beraber ölebilir. Onun için, illa bir şeyin olmasını değil, hayırlı olmasını istemelidir!

Çocuğun sakat olarak doğmasında kendi günahı yoktur. Eğer bunda ana babasının kusuru varsa, günahı onlara aittir. Görmeyen bir kimse, eğer kör olmasaydı kötü işler peşinde gezip, dünya ve ahiretini mahvedebilirdi. Kimi de kör olduğu için isyan edip, Yaratıcının takdirine razı olmaz ve ebedi felaketine sebep olur. Kör olan bir Müslüman, Cennete gider. Bir hadis-i şerif meali:
(Gözsüz kimse, sabrederse, Allahü teâlâ ona Cenneti verir.) [Buhari]

Yalnız gözü olmayan değil, diğer sakatlıkları olan da sabrederse, ölürken, kabirde ve mahşer yerinde sıkıntı çekmeden Cennete girer. Cennette ise sakatlık yoktur. İmansız olan, sağlam da, sakat da olsa, yeri sonsuz olarak Cehennemdir.

Gerek depremle gelen felaketleri, gerekse başka acılarda suçu kendimizde aramalıyız. Çünkü Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Size gelen musibet, kendi ellerinizle işlediğiniz [günahlar] yüzündendir.) [Şura 30]

(Sana gelen her iyilik, Allahü teâlânın [bir ihsanı, bir nimeti olarak] gelmekte, her kötülük de [işlediğin günahlara karşılık olarak] kendinden gelmektedir. [Hepsini yaratan, gönderen Allahü teâlâdır.]) [Nisa 79]

(Allahü teâlâ, kullarına zulmetmez, haksızlık etmez, onları azaba, acılara sürükleyen bozuk düşünceleri, çirkin işleridir. Böylece kendilerine zulüm ve işkence ediyorlar.) [Nahl 33]

Derecelerin yükselmesi gibi sebepler hariç, suçsuz kimseye bela gelmiyor. Herkes kendi cezasını çekiyor.
Hâşâ zulmetmez kuluna Hüdası,
Herkesin çektiği kendi cezası.

Belanın suçlu suçsuz herkese gelmesinin de sebepleri vardır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Bir kötülük, [gücü yetenlerce] önlenmezse, Allahü teâlâ, azabını hepsine umumi kılar.) [Hakim]
(Günahlar açıktan işlenmeye başlanınca, iyi kötü herkes genel bir azaba maruz kalır.) [Taberani]

Günah-deprem ilişkisi

Sual: İçki ile, faiz ile, zina ile deprem arasında doğrudan bir sebep sonuç ilişkisi kurmaya kalkışmak doğru mudur?

CEVAP

Hayır. Günah işlenmese de zelzele olan bölge olur. Ekseriya depremler ilahi bir ikazdır.

Deprem jeolojik bir olaydır. Ancak her olayın yaratıcısı Allahü teâlâdır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

(Zina yayılınca depremler ve fitneler çoğalır.) [Deylemi]

(Zina ve faiz yaygınlaşan toplum, Allahü teâlânın azabını hak etmiş olur.) [Hakim]

(Zekat verilmezse yağmurlar yağmaz olur.) [Beyheki]

Haksızlık ve zulüm yaygınlaşınca da aynı şeylerin olacağı hadis-i şerif ile bildirilmiştir. Aşağıdaki âyet-i kerimede bildirilen depremin kıyamete yakın olduğunu bildiren âlimler vardır:
(O günün depremi çok büyük şeydir. O gün kadınlar memedeki çocuklarını unuturlar. Hâmile kadınlar çocuklarını düşürürler. İnsanlar sarhoş olmuşlar sanılır. Onlar sarhoş değildir. Fakat, Allahü teâlânın azabı çok şiddetlidir.) [Hac 1-2]

Depremi yapan Allahü teâlâ olduğu gibi bir çocuğu yaratan da Allahü teâlâdır. Fakat ana baba olmadan çocuk vermiyor. Çocuk için ana babayı sebep kılıyor. Ana babasız da yaratabilirdi. Fakat Onun âdeti, her şeyi sebeplerle yaratmaktır. Anasız babasız yaratmak âdet dışıdır. Hazret-i Âdem’i âdet dışı yaratmıştır. Onu bile topraktan yaratmıştır. Belayı gönderen de Allahü teâlâdır.

Bela genelde umumi olarak gelir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Eski milletlerden bir kısmına deprem ile azap yapıldı. İyiler de helak oldu. Çünkü günah işlenirken susmuşlar, önlememişlerdi.) [Taberani]

(Allahü teâlâ, bir meleğe, bir beldeyi yıkmasını emreder. O melek, bu beldede hiç günah işlemeyen bir zatın da olduğunu bildirince, Cenab-ı Hak, "Belde halkı ile onu da alt üst et! Çünkü o zat, günah işleyenlere yüzünü ekşitmemiştir" buyurdu.) [Beyheki]

Peygamber efendimize, (İçinde iyilerin de bulunduğu bir ülke helak olur mu?) dendi. Cevabında, (Evet günah işlenirken, iyiler sükut ederse, hepsi helak olur) buyurdu. (Bezzar)

Derecelerin yükselmesi gibi sebepler hariç, suçsuz kimseye bela gelmiyor. Kul azınca belayı hak eder. Fakat Allahü teâlâ onu takdir etmezse yine bela gelmez.

Atalarımız demiş ki:

Bela gelmez kul azmayınca,
Kaza gelmez Hak yazmayınca.

Kaynak: www.ehlisunnetbuyukleri.com

deprem, deprem ayetleri, deprem hadisleri, deprem neden olur dini, deprem ayeti, deprem ayet ve hadisleri, deprem günah ilişkisi, deprem duası, kuranda deprem

MEVLİD KANDİLİ MESAJI

27 Ekim 2020 Salı / No Comments
gül kokulu mesajlar, en güzel kandil mesajları, mevlit kandili, kandil kutlama, kandiliniz mübarek olsun,  mevlid kandili mesajları, resimli mesajlar, resimli kandil mesajları

MEVLİD KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN
en güzel kandil mesajları, gül kokulu mesajlar, kandil kutlama, kandiliniz mübarek olsun, mevlid kandili mesajları, mevlit kandili, resimli kandil mesajları, resimli mesajlar, 
*
MEVLİD KANDİLİ MESAJLARI

Bu gece nur inmiş kalplere bir gül verilmiş tüm sevenlere işte bu sevenlerin duası semalarda buluşmuş bu gece dualarda buluşalım. Hayırlı Kandiller.
*
Allah hepimize Efendimiz'in (sas) şefkatiyle dünyaya bakabilmeyi nasip etsin.Taşlanırken dahi merhamet etmişti. Mevlid Kandiliniz Mübarek Olsun.
*
Ne zaman ki iyiki'lerimiz keşke'lerimizden önde gider; O zaman hayatı yaşarız. Oysa çoğumuzu hayat yaşıyor. İyiki'lerle dolu bir yaşam dileğiyle iyi kandiller.
*
 Varlıgı ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez. Dualarinizin Rabbin yüce katina iletilmisine vesile olan Mevlüt kandiliniz mübarek olsun.
*
Allah'ın aşkıyla yan bu gece, Mevlana gibi dön bu gece, secdeye varıp huzura erince, şu fakiri de an bu gece. Hayırlı kandiller!
*
Allah'ın rahmeti, bereketi sizinle olsun, gönül güneşiniz hiç solmasın, yüzünüz aydın olsun, kabriniz nur dolsun, makamınız Firdevs, dualarınız kabul olsun. Kandiliniz kutlu olsun..
*
Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi kutlarım.
*
Gül sevginin tacıdır, her bahar bir gül taçlanır. O gül ki Muhammet"i hatırlatır. Onu hatırlayana gül koklatır. Gül kokulu sevgi dolu nice kandiller.
*
Güneşi yüreğinde gözleri ufuklarda muhabbet yolcuları arasında cennet hesabı yapmayan cennetlikler arasında olmanın duasıyla hayırlı kandiller.
*
Rabbimden çiçek istedik kırları verdi, ağaç istedik ormanları verdi, su istedik denizleri verdi, dost istedik bu numarayı verdi. Kandiliniz mübarek olsun.
*
Fani Dünyanın padişahı değilim. Gönül hırkalarını yamar giyerim. Dostlarla ağlar, dostlarla gülerim. Siz sevdiklerime, iyi kandiller dilerim.
*
Gecenin güzel yüzü yüreğine dokunsun, kabuslar senden uzakta, melekler başucunda olsun, güneş öyle bir gecede doğsun ki Duaların kabul, kandilin mübarek olsun.

en güzel kandil mesajları, gül kokulu mesajlar, kandil kutlama, kandiliniz mübarek olsun, mevlid kandili mesajları, mevlit kandili, resimli kandil mesajları, resimli mesajlar,

*
İslam'ın nurlu yüzü kalbine dolsun Makamınız cennet Hz. Muhammed komşunuz olsun Günlerinize mutluluk, gönlünüze saadet dolsun Kandiliniz mübarek olsun.
*
Bazen yenik düştük zamana, esiri olduk anlamsız koşturmaların ve fakat adını yüreğimize yazdığımız dostlarımızı hiç unutmadık. Kandiliniz mübarek olsun.
*
Kalpler vardır sevgiyi paylaşmak için, insanlar vardır dostluğu yaşatmak için kandiller vardır kutlamak ve af dilemek için. Kandiliniz mübarek olsun.
*
Her tomurcuk yeni bir gülün, her gül yeni bir baharın, her kandil yeni rahmetlerin habercisidir. Rahmet ve mağfiret dolu kandil geçirmenizi dileriz.
*
Gül bahçesine girenler gül olmasa da gül kokarlar, kainatın en güzel gülünün kokusu üzerinizde olsun. Kandiliniz mübarek olsun.
*

en güzel kandil mesajları, gül kokulu mesajlar, kandil kutlama, kandiliniz mübarek olsun, mevlid kandili mesajları, mevlit kandili, resimli kandil mesajları, resimli mesajlar,

*
Yağmurun toprağa hayat verdiği gibi dualarında hayat bulacağı bu gecede dua bahçesinde yeşeren fidan olmak dileğiyle kandiliniz mübarek olsun.
*
Semanın kapılarının sonuna kadar açılıp rahmetin sağanak sağanak yağdığı böyle bir gecede düşen damlaların seni sırılsıklam etmesi dileğiyle kandilin mübarek olsun.

gül kokulu mesajlar, en güzel kandil mesajları, mevlit kandili, kandil kutlama, kandiliniz mübarek olsun,  mevlid kandili mesajları, resimli mesajlar, resimli kandil mesajları 

MEVLİD KANDİLİNDE NE YAPILMALI?

/ No Comments
Sadece Mevlit Kandili'nde yapılması gereken özel ibadetler yoktur.
dini bilgiler, dini sözler, dualar, hangi ibadetler yapılmalı, mevlid, mevlid kandili, mevlid kandili mesajı, nasıl geçirmeli, ne yapılmalı, resimli mesajlar, 
İşte her kandil gecesinde yapılması gereken ibadetler:

dini bilgiler, dini sözler, dualar, hangi ibadetler yapılmalı, mevlid, mevlid kandili, mevlid kandili mesajı, nasıl geçirmeli, ne yapılmalı, resimli mesajlar,

1. Kur'ân–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur'ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullah'a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.

2. Peygamber Efendimiz (sas)'e salât ü selâmlar getirilmeli; O'nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.

3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.

4. Tefekkürde bulunulmalı; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah'ın benden istekleri nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.

5. Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı; ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı belirlenmeli.

6. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı.

7. Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı.

8. Mü'minlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı.
9. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli.

10. Kişi kendine ve diğer Mü'min kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli.

11. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.

12. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.

13. O gece ile ilgili âyetler, hadîsler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaaten okunmalı.

14. Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; va'z ü nasihat dinlenmeli; şiirler okunmalı; ilâhî ve ezgilerle gönüllerde ayrı bir dalgalanma oluşturmalı.

15. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı.

16. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakk'a niyazda bulunulmalı.

17. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.

18. Hayattaki manevî büyüklerimizin, üstadlarımızın, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefon, faks yahut e–mail çekerek tebrik edilmeli; duaları istenmeli.

19. Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı.
dini bilgiler, dini sözler, dualar, hangi ibadetler yapılmalı, mevlid, mevlid kandili, mevlid kandili mesajı, nasıl geçirmeli, ne yapılmalı, resimli mesajlar, 

MEVLİD KANDİLİ MESAJLARI

/ No Comments
hayırlı kandiller, kandil mesajı, kandil tebriği, mevlid, mevlid kandili, resimli mesajlar, resimli sözler, en güzel mevlid kandili mesajları 2017


MEVLİD KANDİLİNİZİ TEBRİK EDERİM
*
En Güzel Mevlid Kandili Mesajları

 Nuruyla alemimizi Şereflendiren Peygamber Efendimizin (s.a.s) Şefaatine nail olmanız dileğiyle. Mevlid Kandiliniz Mübarek Olsun.

Allah'a kulsun, zülmetler içinde parlayan nursun, senin gibi hakikatlı dostun, kandilin mübarek olsun.

Ey yüce peygamber senin hürmetine yaratıldı tüm alemler. Bizleri şefaatinden mahrum etme. Amin! Mevlid Kandiliniz Mübarek, dualarınız kabul olsun.

Bu mübarek günlerimizde mü-min kullara, özel ve vazgeçilmez dostlara ailecek dualarımızı ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Kandiliniz kutlu olsun.

Size karanfilin sadakatini, sümbülün bagliligini, meneksenin tevazusunu, lalenin gururunu, leylegin saadetini versek, bize de dua eder misiniz? Mevlit kandiliniz mübarek olsun.

Bugün kalbinize huzur, sofranıza bereket, üzerinize sıhhat serpilsin. Kandiliniz mübarek olsun.
Dua ve ibadetlerinizin kabul olması dileğiyle.. Mevlid Kandiliniz Mübarek Olsun.

Bir kucak sevgi, bir avuç dua, içten bir selam kapatır mesafeleri, birleştirir gönülleri. Eviniz huzur kalbiniz nur dolsun, mübarek kandiliniz kutlu olsun.

Bu gece peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa SAV 'in dünyaya şereflendirdiği gecedir O peygamber ki insanların sapıklıkta sınır tanımadığı, cehalette en üst seviyelere ulaştığı, küfür ve şirkin kölesi olduğu bir zamanda dünyaya şeref vermiş ve dünyaya ilahi bir nur, rahmani bir şifa olmuştur. Dularımız bu gece eksik olmasın, kalplerimiz imanla dolsun, kandiliniz mübarek olsun!

Hu diyelim dilde zikir yurekte şükür olsun. Hayy diyelim iman da aşk ihsan da vuslat olsun.. Mevlid Kandiliniz Mübarek Olsun..

Şeytan senden çok uzakta, melekler başucunda olsun, duaların kabul, kederlerin son bulsun. Kandilin mübarek olsun.

Bugün ellerini semaya gönlünü Mevlaya aç, bugün günahlardan olabildiğince kaç, bugün en gizli incilerini onun için saç çünkü bugün kandil, kandilin mübarek olsun.





hayırlı kandiller, kandil mesajı, kandil tebriği, mevlid, mevlid kandili, resimli mesajlar, resimli sözler, en güzel mevlid kandili mesajları 2017

CUMHURİYET NEDİR?

26 Ekim 2020 Pazartesi / No Comments
acer, bayrak, cumhur, cumhuriyet bayramı, cumhuriyet nedir, millet nedir, milliyetçilik, ödev notları, ilber ortaylı cumhuriyet, cumhuriyet tarihi, cumhuriyet nasıl kuruldu, cumhuriyetin ilanı, atatürk, türk bayrağı, türk milleti, türk tarihi
atatürkün çocuklara bakışı, cumhuriyet nasıl kuruldu, cumhuriyet nedir, cumhuriyet tarihi, cumhuriyetin ilanı, ilber ortaylı cumhuriyet, milliyetçilik, ödev notları, türk tarihi, 
CUMHURİYET

CUMHURİYET, TÜRK MİLLETİNİN KAREKTERİDİR.

Atatürk Cumhuriyet’i nasıl kurdu?

23 Nisan 1920'de Ankara’da Türkiye’yi işgal eden düşmanlara karşı direnişi sürdüren, Kurtuluş Savaşı’nı yürüten Mustafa Kemal önderliğinde bir meclis kuruldu. Bu meclisin adı ‘hükümet’ti. Meclis hükümetiydi. Yani 1920 Nisan’ında, ufuktaki Türkiye’nin rejimi ve saltanatın kaderi belli olmaya başlamıştı. Meclis en başta padişahı reddetmese de, cumhuriyet, fikren ortaya çıkmaya başlamıştı. Mesela bu mecliste bakanlar vardı, onları meclis seçiyordu. Meclis her şeye hakimdi. Başkomutan Mustafa Kemal de meclisin emrindeydi ama aynı zamanda meclis reisiydi.

Bu, 1923'te egemenliğini halktan alan, halkın kendi kendini yönettiği cumhuriyete girişti. Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları cumhuriyeti ilan ederek bu sistemin adını koydu. Ancak, adını koymanın çok kolay olduğunu sanmayın, çocuklar. Çünkü mebuslar (milletvekilleri) içinde hala halifeyi ve padişahı isteyenler vardı. Hatta bunların bazıları Kurtuluş Savaşı komutanlarıydı, “Biz padişaha yemin etmişiz, öyle asker olmuşuz” demişlerdi.

İşte burada Atatürk faktörü devreye giriyor. Atatürk olmasaydı zaten bu kadar insanı bir araya getiremezdiniz. İkincisi, Atatürk’ün uzak görüşlülüğünün önemi… Daha en başında, Cumhuriyet kurulmadan da önce, Kurtuluş Savaşı’nın birçok komutanı bile İstanbul’a girmek, onu geri alabilmek ümidinde değildi. Anadolu’nun bir kısmını kurtarmak onlara göre o an için yeterliydi. Halbuki Atatürk bir dahi olduğu için karşı tarafın açığını görmüş ve “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” demişti. Cumhuriyet’in ilanı da böyle bir uzak görüşlülüğün eseridir.
Cumhuriyet Nedir?
‘Cumhuriyet’, bizim dilimize Arapçadan geçen bir kelimedir, çocuklar. ‘Bütün halkın idaresi’ demektir. Bu kelime ‘cumhur’dan yani halktan çıkar. Cumhuriyette egemenlik, kral, kraliçe, padişah, sultan gibi tek bir kişiye ait değil halka aittir. Halk, belirli zaman aralıklarından oy vererek, yine halktan olan yöneticilerini seçer.

“Bu kelime Arapçadan geldi” dedim ama Araplar bu kelimeyi hiçbir zaman bildiğimiz cumhuriyet anlamında kullanmadılar. Çünkü bu rejimi hiç uygulamadılar. Cumhuriyet lafını eden biz Türkleriz.

Cumhuriyet anlayışı zamanla değişmiş, gelişmiştir. Örneğin cumhuriyet rejimi Eski Yunan’daki demokrasidir; halk idaresidir; fakat orada o demokrasi çok sınırlı bir kesim bir kesim tarafından kullanılırdı. Halkın çoğunluğu yabancılardı, seçme-seçilme hakları yoktu. Bir de köleleri vardı; onların hiçbir hukuku yoktu. Zengini ve fakiriyle çok küçük bir vatandaş kitlesi oy verirdi. Bu biçimiyle buradan da Roma İmparatorluğu’na geçti ama Roma’da da yine halkla, toprak sahibi soyluların arasında bir fark vardı. Meclisleri bile ayrıydı.

Cumhuriyet kelimesi, I. Dünya Savaşı’ndan evvel her yerde antipatiyle karşılanırdı. O dönemlerde kibar bir muhitte krallar aleyhinde konuşmak, cumhuriyeti övmek sizin o toplumdan kovulmanıza dahi sebep olabilirdi.

Büyük devletler arasında bir tek Fransa cumhuriyetti. Bir de o zamanlar yükselen bir devlet konumunda olan Amerika Birleşik Devletleri bir cumhuriyetti. O da 18. yüzyıldan itibaren yeni yeni ortaya çıkıyordu. Bu iki cumhuriyet, Batı dünyasında yeni bir atılımdı. Ama artık dünya değişti. Modern Türkiye dahil, dünyada bir çok ülke cumhuriyetle yönetiliyor.

acer, bayrak, cumhur, cumhuriyet bayramı, cumhuriyet nedir, millet nedir, milliyetçilik, ödev notları, ilber ortaylı cumhuriyet, cumhuriyet tarihi, cumhuriyet nasıl kuruldu, cumhuriyetin ilanı, atatürk, türk bayrağı, türk milleti, türk tarihi

Cumhuriyet Nedir? 

(İlber Ortaylı çocuklar için anlatıyor)

29 Ekim 1923'te Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları Cumhuriyet’i ilan etti. Türkiye, büyük fedakarlıklarla kazandığı Kurtuluş Savaşı’ndan sonra yaralarını sarmaya çalışıyordu. Ülkemiz o zor dönemlerden geçerek bugünlere vardı. Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlber Ortaylı, siz çocuklara Cumhuriyet ideallerinin ne anlama geldiğini anlatıyor.

Cumhuriyet’ten önce Türkiye ne durumdaydı?

Çocuklar, 29 Ekim 1923'e, yani Cumhuriyet’in ilanına gelene kadar, ülkemizin ne koşullar altında olduğunu bilmek çok önemlidir. Türkiye, I. Dünya Savaşı’ndan sonra çok şey kaybetmişti. Dört yıllık bir savaş bütün ülkeler için çok uzundur. Hiç kimsenin bu kadar büyük, uzun savaş tecrübesi yoktu. Bu kadar tahrip edici silahlarla topyekun savaşılmamıştı. Onun için savaşın sonunda yenilenlerle kazanan arasında fark yoktu. Hepsi perişandı, sadece savaşın galiplerinin galip hukuku vardı.

Bir kere, bizim kayıplarımız en başta aydınlarımız oldu. Bildiğiniz bütün bu yüksek okulların, Tıbbiye’nin, Mühendislik Mektebi’nin sınıfları boşaltılmıştı. Gençlerin çoğu şehit düştü. Anadolu’da en iyi zanaatkarlar, tarlaları süren çiftçiler, eli ayağı tutanlar öldü. Biz birçok cephede savaştık. Bu uzun bir savaştı, bize milli bir bilinç getirdi. Ordularımıza dayanıklılık verdi, harbin içinde kaybettiğimiz cepheler de oldu ama kazandıklarımız da oldu. En başta Çanakkale, Irak’ta Kutu’l-Ama-re; fakat sonunda mağlupların arasındaydık ve ağır kayıplar vermiştik. Aynı yılın sonunda Mondros Mütarekesi’ni imzaladık, ülkemiz işgal edildi ve bu işgal üstelik galiplerin keyfine bırakıldı.

İngiltere lüzumlu gördüğü her yeri işgal ediyor, kendi işgal edemediği anda da sonadan savaşa giren taze kuvvet müttefiki Yunanistan’ı Ege’ye çıkarıyordu. İşte Türkiye burada dayanamadı. Ve Ege’de direnişler başladı. Ama mühim olan her yerdeki direnişler değildir. Her kafadan bir ses çıkarsa bir işi yapabilir misiniz? İyi iş yapmaya niyetlenseniz bile herkes kendi başına kılıç sallasa, kendi başına kahraman olsa bir şey olur mu? Şimdi siz bir bahçeyi temizlemek istiyorsunuz; herkes kimseye sormadan, danışmadan temizlemeye kalksa ne olur? Bahçe altüst olur. Yani daima bir baş lazımdır, bir merkez lazımdır. İşte Mustafa Kemal Paşa budur. O, Çanakkale’de, Bitlis’te, Filitsin cephesinde isim yapan genç bir komutandı. İyi bir kurmay subaydı. Osmanlı ordusunda kurmaylık çok önemliydi. Yani kurmay subay, harp okulundan sonra eğitime devam eden, karar mekanizmalarına oturan, savaş planlarının yapan demektir. Mustafa Kemal zeki bir insandı. Dahiydi. Öbürleri arasında öne geçmişti.

Cumhuriyet bize neler kazandırdı?

O kadar çok şey var ki… Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar, Kurtuluş Savaşı komutanları, perişan Türkiye’nin sanayi ihtiyacını, okul ve sağlık ihtiyacını gördükleri için bir sürü askerin göze alamayacağı fedakarlığı ve politika değişikliğini yaptılar: Askeri harcamaları kıstılar. Ve Türkiye kapalı köylerde yaşayan bir ülkeyken özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra dünya ticaretine girip bir birikim sağlayabildi.

Ama önemli bir soru şudur çocuklar; Bu başarıyı sağlayan elemanlarımız nereden çıktı? Okullar, imparatorluktan kalmaydı; Cumhuriyet, üstüne çok iyilerini ilave etti. Mesela Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Ziraat Enstitüsü… Buralardan yeni tip bilginler, yeni entelektüeller çıktı. Onun için Cumhuriyet bir seferberliktir.

Türkiye Batı müziğini eskiden de tanıyordu; bizim kompozitör padişahlarımız bile vardı. Ama onu halka yayan, konservatuvarlar kurup müziğimizi geliştiren Cumhuriyet’tir. Biz bir müddet bunu küçümsedik. Bugün pek çok ülkede Avrupa kentlerinde Türk sopranoları ve baritonları, tenorları görüyorsunuz. Artık müzisyenlerimiz var. Orkestra kurabiliyoruz. Bunlar yoktu…

Biz savaşlarda çok kayıp verdiğimiz için okulu bitiren herkes iş buldu. 1930'ların Avrupa’sı ve Amerika’sı işsizlikten kavruluyordu. Yani dünyada öyle büyük bir işsizlik vardı. Türkiye bunu hissetmedi. Okumuş insan hiçbir zaman işsiz kalmadı.

Köylü zaten fakirdi. Ama kim ne derse desin Türk köylüsü, Cumhuriyet’ten önceki ezikliğinden, fakirliğinden kurtuldu. Bilhassa II. Dünya Savaşı’ndan sonra…

Ve en mühimi, Cumhuriyet’in getirdiği hukuk sistemidir. Bu bize hayatı kolaylaştıran bir yaşam biçimi ve modeli sundu.

Başka alanlara da bakalım… Cumhuriyet’ten evvel, Türkiye’de kadın hareketlerinde, kadının aydınlanmasında bir atılım vardı. Ancak Cumhuriyet, bu hareketleri yönlendirmeyi, kanunlaştırmayı, sistemleştirmeyi başardı. Kadının toplum hayatındaki yerini, üstelik bir çok Batı toplumundan önce kadınlara seçme-seçilme hakkı vererek sağlamlaştırmış olması, Cumhuriyet’in en önemli kazanımlarından biridir.

acer, bayrak, cumhur, cumhuriyet bayramı, cumhuriyet nedir, millet nedir, milliyetçilik, ödev notları, ilber ortaylı cumhuriyet, cumhuriyet tarihi, cumhuriyet nasıl kuruldu, cumhuriyetin ilanı, atatürk, türk bayrağı, türk milleti, türk tarihi

29 Ekim 1923'ten sonra en hızlı hangi alanlarda ilerledik?

Özellikle de eğitim ve sağlık alanlarında başarılıydık. Cumhuriyet’in ilk yıllarında çok iyi bir öğretmen sınıfı türedi. Kendinden emin, kendine saygısı olan ve başkalarının saygı gösterdiği öğretmenlerdi bunlar… Anadolu’nun her vilayetindeki her lise, İstanbul’daki kadar iyiydi. İster İstanbul’da, Kabataş’ta veya Haydarpaşa’da ister Konya’da, Erzurum’da okuyun, iyi yetişirdiniz. Teknik lisenin sınavlarını herkes kazabilirdi. Ben örneğin 9. Cumhurbaşkanımız, rahmetli Süleyman Demirel’e “Efendim, eğer siz bugünkü aynı liselerde okusanız, Teknik Üniversite’yi, bütün zekanıza ve hafızanıza rağmen zor kazanırdınız. Ama o zaman dereceyle kazandınız” demiştim. Çünkü eğitimde bölgeler ve sınıflar arası belirgin bir eşitlik vardı. Abdülbakir Gölpınarlı gibi bir değer, Balıkesir Lisesi’nde hocaydı ve bizim büyük tarihçimiz Halil İnalcık’ı o eğitti. Yani Cumhuriyet, ilk olarak Eğitim’i getirdi.

İkincisi, sağlık getirdi Cumhuriyet. Anadolu, bütün ülkeler gibi hastalıktan kırılıyordu. Sıtma, verem, başka kronik hastalıklar vardı. O milli eğitim ordusunun yanında, sağlık ordusu bunları çok önemli ölçüde halletti. 1930'larda Almanya’dan kaçan Profesör Eckhart, Sağlık Bakanı Refik Saydam’ın talimatıyla bir araştırma, bir tarama yaptı. Şaşırtıcı sonuçlar çıktı. “Beslenme ve bazı hastalıklar sandığımdan daha iyi düzeyde” dedi Eckhart. Yani Türkiye, Cumhuriyet’in daha ilk yıllarında bazı şeyleri başarabilmiştir. II. Dünya Savaşı’ndan sonraki Birleşmiş Milletler programını, okuma-yazma ve sağlık taramalarını beklemeden daha da evvel, eğitim ve sağlık gibi en önemli konuları çözmüştür.

Atatürk’ün çocuklara bakışı nasıldı?

23 Nisan’da Türkiye Büyük Millet Meclisi kuruldu. Bence bu en önemli bayramımızdır. Bu günü çocuklara bir bayram olarak hediye eden de Atatürk’ün bizzat kendisidir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin, bütün devrim yapan ülkeler gibi en büyük güvencesi, gençlik ve çocuklardır; yeni nesillerdir. Atatürk çocuklara büyük şefkat beslerdi. O zamanlar bir çok öğrenciye burs verilirdi, okutulurlardı. Bugün 5 TL’lerin üzerinde gördüğünüz Aydın Sayılı bu bursiyerlerden biridir. Başka örnekler vereyim sizlere: Yüzümüzü ağartan iki eskicağ bilimcileri, Hititolog Sedat Alp ve Ekrem Akurgal bu dönemde burslar ile yetişmişlerdir. Yine bu dönemde konservatuarlar, sanat kurumları ortaya çıktı. Tüm bunların yanında en önemli şey, hakikatten büyük harpler geçirmiş, 11 yıl savaş görmüş bir memleketteki yetimlerin konumudur. Onların eğitimi için çok hassas davranıldı; fırsatlar sağlandı. Çocuklar o dönemin yöneticileri tarafından çok önemsendi. Mesela Atatürk’ün silah arkadaşı, Kazım Karabekir Paşa da çocukların eğitimine, korunmasına karşı çok hassastır; bu uğurda çocuk eserleri, şarkılar yazmıştır. Bu, İstiklal Savaşı komutanlarının, o kadroların genel eğilimidir.

Sakın unutmayın, çocuklar. Atatürk ve arkadaşları eğitimin önemini çok iyi kavramış ve buna göre davranmıştı. Siz de böyle davranın. Cumhuriyet, eğitim alanında büyük atılımlar yapmaya çalıştı. Bu çalışmayı tamamlayabildi mi? Hayır; halen çok eksiğimiz var. Ama Cumhuriyet, bir şey için çok uğraştı: Okullar yapmakla. Çocukları okutacak öğretmenler yetiştirmekle… Size Nermin Abadan Unat Hoca’nın hatıratını okumanızı tavsiye ediyorum (Hayatını Seçen Kadın, ‘Hocaların Hocası’ Nermin Abadan Unat, Söyleşi: Sedef Kabaş, 2010, Doğan Kitap). O, Macaristan’da doğmuş; 15 yaşına dek orada yaşamıştı. Sonra buraya baba yurduna geldi. Annesi Macardı ve orada, Macaristan’da kalmasını istemişti. Abadan kitabında, “Macarsitan’da kalsam okuyamayacaktım” diyor. Türkiye Cumhuriyeti, çocuklara okuma imkanı verdi. Bunu hep aklınızda tutmanızı isterim.

İLBER ORTAYLI

cumhuriyet nedir, milliyetçilik, ödev notları, ilber ortaylı cumhuriyet, cumhuriyet tarihi, cumhuriyet nasıl kuruldu, cumhuriyetin ilanı, atatürkün çocuklara bakışı,  türk tarihi

TÜRK BAYRAĞI

/ No Comments
ödev notları, ders notu, anadolu, ay, ayyıldız, bağımsızlık, bayrak nedir, kan, renkler, sembol, şehit kimdir, türk bayrağı çizimi, türk bayrağı ebatları, türk bayrağının ölçüleri, Türkiye, vatan, yıldız,

BAYRAK NEDİR?

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır
Toprak eğer üstünde ölen varsa vatandır
Bayrak bağımsızlığımızın sembolüdür.
Rengini şehitlerimizin kanından almıştır.
Anadolu semalarında ilelebet dalgalanacaktır.
Şehitler ölmez Vatan bölünmez.
bayrak nedir, bayrakların anlamı, ders notu, ödev notları, türk bayrağı çizimi, türk bayrağı ebatları, türk bayrağının ölçüleri, türk dünyası, türk dünyası bayraklarının anlamları, 
*

ödev notları, ders notu, anadolu, ay, ayyıldız, bağımsızlık, bayrak nedir, kan, renkler, sembol, şehit kimdir, türk bayrağı çizimi, türk bayrağı ebatları, türk bayrağının ölçüleri, Türkiye, vatan, yıldız,

TÜRK DÜNYASI BAYRAKLARININ ANLAMLARI

Osmanlı zamanları ve kurtuluş savasında söylenen, şehitlerimizin kanlarının üzerine gökyüzündeki ay ve yıldız vurunca böyle oldu anlatımların yanında söyle de bir kaç konu var;

Orta Asya’daki ve İslam’dan önceki Türklerin dini olan Şamanizm deki en büyük tanrı gök tanrı idi ve bunun yansımaları olarak da ay yıldız ve güneş kabul ediliyordu. bu üç öğe ile ilgili olarak Türk tarihi,mitolojileri ve resmi olmayan tarihlerinde bazı olaylara da rastlanmaktadır... oğuz hanin ilk doğan üç çocuğa bu isimleri verdiği, Osman bey’in rüyasında hilal seklinde ay gördüğü, bunu önemli ve bir işaret kabul edip Osman oğullarının bu hilal’i kullanmasına karar kıldığı vs..

Ayrıca 10.yüzyıl civarlarında Türklerin İslamiyet’e gecesi sonrasında da , hilal’in İslam dinince çok kabul görmüş bir simge olması da etkili olmuştur..

Güneş sembolünün ise bazı Osmanlı dönemlerinde sancak ve bayrak içerisinde kullanılmış olduğunu da hatırlamakta fayda var..

Kırmızı’nın ise, tarihi boyunca savaşan Türklerin şehitlerinin kanından alındığını düşünmekteyim..

Şu andaki bir çok Türk devletinin, kırmızıyı belki olmasa da ay ve yıldızı kullandığı malumdur..

Son iki cümleyi tamamlayan bir iddia belki de, Türkler ana yönleri belirlemek için renkleri kullanırlarmış;

kuzey=siyah, güney=beyaz, doğu=gök mavisi, bati=kırmızı seklinde..

Belki de en batıdaki Türk uygarlığı biz olduğumuz için zemin kırmızı olmuştur. kim bilir..

Azerbaycan

3 şeritten meydana gelir. en üstte mavi, ortada kırmızı, en altta da yeşil vardır. kırmızı şeritte bir ay ve 8 uçlu bir yıldız yer alır. mavi Türk milletinin ulusal rengidir, yeşil İslamcın rengidir. 8 uçlu yıldız 8 Türk boyunu simgeler: Azeriler, Osmanlılar, Çağataylar, Tatarlar, Kıpçaklar, Türkmenler ve Selçuklular. ilk defa 1918 yılında kullanılmıştır. Türkiye bayrağına benzer.

KKTC 

Ortadaki ay yıldız Türklüğü, üstteki bar Türkiye yi, alttaki bar KKTC yi simgeler. ayrıca iki ülkenin görünüşte ayrı ama özde aynı olduğunu belirtmek için Türk bayrağının aynı renkleri zemin ve obje renkleri değiştirilerek kullanılmıştır.

Kırgızistan

Kırmızı bir zemin üzerinde 40 kollu sarı bir güneş sembolünün içindeki geleneksel Kırgız Yörük çadırı simgesinden oluşur Bayraktaki güneşin 40 kolu Manas destanındaki 40 Türk boyunu simgeler kımızı renk cesareti, sarı güneş ise barış ile zenginliği ifade eder

Kazakistan

Mavi kumaş Türkülüğü simgeler Ayrıca Kazakların haklı olduğunun simgesidir Altın renkli şerit eski Altın ordasınız, ayrıca Kazakistan’a özgü olan kültürü simgeler Güneş Kazaklar’ın varlığını ve 32 güneş ışını da geleceği ve Kazak boylarını simgeler Şahin Kazak özgürlüğünü ve bağımsızlık simgeler

Türkmenistan 

Bayrağın sol tarafında kalın bir şerit olarak uzanan "Türkmen halısı" motifi yer almaktadır Türkmen halısı ve yeşil zemin Türkmen tarihini simgelemektedir Çapraz olarak dizayn edilen yarım ay geleceği, beş yıldız ise Türkmen vilayetlerini simgelemektedir Halı motifleri ise Türkmen boylarını simgelemektedir Ay ve yıldız motiflerine Türk halklarının kullandığı bayraklarda sıklıkla rastlanılmaktadır

Özbekistan

Özbekistan’ın resmî bayrağıdır Bayrak ölçüsü 1:2’dir

Özbekistan bayrağının sembolik anlamı için pek çok teori ileri sürülmüştür

Bunlardan bir tanesine göre, 12 yıldız Özbek vilayetlerini; mavi zemin Türklüğü, beyaz zemin adaleti, yeşil zemin ise konukseverliği temsil etmektedir İki ince kırmızı çizgi ise "güçlü olmaktı anlatmaktadır Yarım ay ise, "yenilenmeyi anlatmaktadır

Başka bir görüşe göre 12 yıldız; 12 takvim ayını ye da burcu anlatmaktadır Yarım ay İslamcı simgelemektedir Beyaz zemin ve renkler pamuğu, yani ülkenin ana sembolünü anlatmaktadır

Başka bir görüşe göre, mavi suyu, beyaz barışı, yeşil ise doğayı simgeyi temsil etmektedir Kırmızı şeritler ise bu özellikleri birleştiren yaşam gücünü temsil etmektedir

GAGAUZ(GÖKOĞUZ)

Karadeniz’in kuzeyine yüzyıllar önce göç eden, Oğuz boyundan gelen soydaşlarımız Gagavuz (Gök Oğuz) Türkleri, bugün Türklüğü hiçbir yerde görülmeyen bir bağlılıkla yaşamaya çalışıyorlar. Yoğun çabalarıyla, güçlüklere ve baskılara rağmen kurdukları özerk yönetimle Moldova da kendi bayrakları altında yaşamak için çabalıyorlar. Ata yurtlarından ayrılmak, Slav etkisi altına girmek ve çok defa çeşitli baskılarla oyunlara maruz kalmak, onların öz değerlerine sıkı sıkıya bağlı kalmalarını sağlamış. Böylece, diğer Oğuz boylulardan ayrılalı yüzlerce yıl geççesine rağmen, hâlâ Oğuz Ata’nın boyuna layık olabilmek için, çevredeki çaşıtların inadına Türk bilincini yaşıyor, yaşatıyorlar.TURKUAZ yani Gök mavi bütün Türklüğü simgelemektedir.Ayın ortasında Türklüğün simgesi Bozkurt vardır

DOĞU TÜRKİSTAN

Türkiye Bayrağı’na şekil olarak çok benzeyen, ama kırmızı yerine mavi arka plana sahip Türk bayrağıdır. Gök Bayrak da denir.

Kırım

Kırım Tatarlarının milli bayrağı; Türklüğü temsil eden gök mavisi zemin üzerinde yer alan ve binlerce yıllardan beri çeşitli Türk boylarında da kullanıla gelen üç dişli ve altın sarısı rengindeki Tarak Tamgadan oluşmaktadır. Tarak Tamga’daki üç dişin, Kırım Hanlığındaki bu üç gücü gösterdiği; tarağın orta dişini Han’ın, sağ dişini Kalgay’ın, sol dişini ise Nureddin’in temsil ettiği rivayet edilmektedir. Bir başka rivayette ise, Tarak Tamga’nın terazi şekli ile adaleti temsil ederek, Kırım Hanlığının adil olduğu anlatılmaktadır.

BOSNA-HERSEK

Mavi ve beyaz renkler klasik Slav renklerindendir Sarı üçgen, kral Stepken Tvrtho ’nun savaş armasından alınmıştır

Moğolistan

Solda ateşi temsil eden Moğollardın ulusal amblemi olan "Soyombo" bulunur

Adige

Üç siyah ok eski ve vatana hizmetiyle temayüz etmiş üç asil aileyi(Zanko,Aytekyiko,Bolotoko) 12 yıldız ise Şapsığ,Natuhay,Abadzah,Abhaz,Ubıh,Bjeduğ,Kemurgoy,Hatukoy,Mahoş,Besni-Kabartay,Braki,Karaçay eyaletlerini temsil ediyordu.XIX.asır ortalarında bu bölgenin şehir ve kalelerinde dalgalanan ve 12 birleşmiş eyaletin birlik ve kardeşliğinin timsali olan ipek bayrak

Kumuk

Bu bayrak "Tenglik" Hareketinindir(*), millî bayrak değildir. Salav Aliyev’e(**) göre anlamı şöyledir: Üç renk, üç etnik sembolden ibarettir. Mavi renk Türklüğü simgeler, kızıl rengi milliliğimiz (kızıl elma) benliğimiz, yeşil İslâm dinimizdir. At, at uygarlığının sembolü; onun üstündeki kadın, Umay Ana sembolü; altındaki börü (Bozkurt) sembolü. Ay yıldız da Kumuk’ların Türkiye ile kopmaz bağlarıdır. Ve bu sembollerin bütünlüğü, Kumukların Türk millî varlığının tükenmeyecek ebedîliğidir.(*) Tenglik Hareketi: Kumuk Türklerinin 1989’da kurulan siyasî birliği. Bu hareket hakkında daha fazla bilgi için Kumuk Türkleri bağlantısını tıklayın; açılan sayfanın son bölümünde yer alan "Kumuk Türklerinin halk hareketi: Tenglik" başlığına bakın.(**) Salav Aliyev: Profesör, Kumuk Türk Edebiyatı ve Tarihi uzmanı; Tenglik Hareketinin kurucusu.

Abhazya

7 eşit parçaya ayrılır. 4 yeşil, 3 beyaz bulunur. en üst kısım yeşil renk ile başlar. üst solda kırmızı zeminli dikdötgen bulunur. bu dikdörtgen ise boyun %38 i kadar ve 3 çizgiyi aşmayacak büyüklüktedir. dikdörtgen bölümün içinde sağ el ayası bize bakacak şekilde ve üstünde yarım ay şeklinde 5 uçlu yedi yıldız yer alır. elin anlamı dosta hoşgeldin, düşmana geçit yok anlamına gelir. 7 yıldız abhazya’nın eski çağlardaki 7 dini merkezi simgeler. bu 7 dini merkez daha sonra sohum, gudauta, gagra, afon, gal, oçamçira ve tkvarçal dan oluşan 7 şehre dönüşmüştür.

Kaynak: www.turansam.org

ödev notları, ders notu, ayyıldız, bayrak nedir, türk dünyası, türk dünyası bayraklarının anlamları, türk bayrağı çizimi, türk bayrağı ebatları, türk bayrağının ölçüleri, Türkiye, bayrakların anlamı

İBNİ HALDUN SÖZLERİ

/ No Comments
altın sözler, dini felsefe sözleri, ibni haldun özlü sözleri, ibni haldun sözleri, islam alimlerinin sözleri, islam filozofları sözleri, müslüman bilim adamları sözleri, şairler ve yazarlar,


Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer. 
*

Tarih hâlihazır durumun sebebi mesabesindedir. 
*
Merhamet, masum olduğu için her kalbe misafir olmaz. 
*

Adaletsizlik medeniyeti mahveder. 
*
Halifelik: Dini korumak ve dünya siyasetine uygun olarak idare etmek hususunda şeriat sahibine naiplik etmek demektir. 
*
Gayri memnunlar, medeniyet kuramazlar. 
*

İnsanların bir arada toplanmaları sırf geçinmelerini sağlamak ve nefislerini korumak içindir. 
*
Her akıl, gücünün yetmediği ve idrak edemediği şeyleri inkar eder. 
*

Her şeyin en önce ortaya çıkan kısmına bedavet ve bedevi dendiği gibi, insan topluluklarının ilk ortaya çıkan iptidai biçimlerine de bedavet ve bedevilik denir. 
*
Aklın bir çok mertebeleri var. önce dış dünyanın idraki taakkul. Taakkul demek tasavvur demektir, buna akl-ı temyizi de derler. İnsan bu meleke ile faydalıyı za­rarlıdan ayırır. 
*

Bil ki kötü ve yerilmiş ahlaktan uzaklaşıp, üstün bir ahlaka ve kişiliğe sahip olmak, ancak kişinin kendisinde bir kemal ve yeterlilik vehmetmesiyle ve insanların kendisinin ilim ve sanatına muhtaç olduğunu hissetmesiyle gerçekleşir. 
*
Çünkü insanların, başkalarının mükemmelliğini ve kendilerinden üstün olduklarını kabullenmeleri çok az görülecek bir durumdur. 
*

Mağluplar galipleri taklit ederler. 
*
İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur. 
*

”Devletler de tıpkı insanlar gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölürler.” 
*
”Zulüm, umranın harap oluşunun habercisidir.” 
*

”Zulüm, devletin ve hakimiyetin yok oluşunun habercisidir.” 
*
”Şehirlerin de bir ruhu vardır. Bir şehirde yaşayan insanlar zamanla yaşadığı şehrin ruhuyla karakteristik açıdan özdeşleşirler.” 
*

”Akletmek Müslümanlar tarafından terk edildi ve bu yüzden zelil bir hale düştüler.” 
*
”Coğrafya kederdir.” 
*

”Aklın bir çok mertebeleri var. önce dış dünyanın id­rakı: taakkul. Taakkul demek tasavvur demektir, buna akl-ı temyizi de derler. İnsan bu meleke ile faydalıyı za­rarlıdan ayırır.” 
*
”Bil ki mantık ilminde esas, ispat etmektir.” 
*

”Barbarlar savaşla yenip fetheder, medeniyetse sulhla fethedeni fetheder.” 
*
”Bil ki kötü ve yerilmiş ahlaktan uzaklaşıp, üstün bir ahlaka ve kişiliğe sahip olmak, ancak kişinin kendisinde bir kemal ve yeterlilik vehmetmesiyle ve insanların kendisinin ilim ve sanatına muhtaç olduğunu hissetmesiyle gerçekleşir.” 
*
”İnsanların, başkalarının mükemmelliğini ve kendilerinden üstün olduklarını kabullenmeleri çok az görülecek bir durumdur.” 
*
İnsanların bir arada toplanmaları sırf geçinmelerini sağlamak ve nefislerini korumak içindir. 
*

altın sözler, dini felsefe sözleri, ibni haldun özlü sözleri, ibni haldun sözleri, islam alimlerinin sözleri, islam filozofları sözleri, müslüman bilim adamları sözleri, şairler ve yazarlar,

Her akıl, gücünün yetmediği ve idrak edemediği şeyleri inkar eder. 
*
Her şeyin en önce ortaya çıkan kısmına bedavet ve bedevi dendiği gibi, insan topluluklarının ilk ortaya çıkan iptidai biçimlerine de bedavet ve bedevilik denir. 
*

Aklın bir çok mertebeleri var. önce dış dünyanın idraki taakkul. Taakkul demek tasavvur demektir, buna akl-ı temyizi de derler. İnsan bu meleke ile faydalıyı za­rarlıdan ayırır. 
*
Bil ki kötü ve yerilmiş ahlaktan uzaklaşıp, üstün bir ahlaka ve kişiliğe sahip olmak, ancak kişinin kendisinde bir kemal ve yeterlilik vehmetmesiyle ve insanların kendisinin ilim ve sanatına muhtaç olduğunu hissetmesiyle gerçekleşir. 
*

Çünkü insanların, başkalarının mükemmelliğini ve kendilerinden üstün olduklarını kabullenmeleri çok az görülecek bir durumdur. 







altın sözler, dini felsefe sözleri, ibni haldun özlü sözleri, ibni haldun sözleri, islam alimlerinin sözleri, islam filozofları sözleri, müslüman bilim adamları sözleri, şairler ve yazarlar, 

ESMA-ÜL HÜSNA-3 (YA ADİL)

/ No Comments
Bu yazı, esmaül hüsna, esmaül hüsna anlamları, esmaül hüsna arapça, ya adl, ya adil, adalet nedir, adalet, adil, zulüm,zulüm ile ilgili hadisler, zulüm ile ilgili ayetler, ile ilgilidir.
adalet, adalet nedir, adil, Bu yazı, esmaül hüsna, esmaül hüsna anlamları, esmaül hüsna arapça, ile ilgilidir., ya adil, ya adl, zulüm, zulüm ile ilgili ayetler, zulüm ile ilgili hadisler, 
ESMAÜL HÜSNA; YAA ADL

EL-ADL;Adil, insaflı, her şeyi yerli yerinde yapan, her şeyi hak doğru olan.

Adalet, zulmün zıddıdır. Zulüm kelimesinde; incitme can yakma manası vardır. Zulmetmeyerek herkese hakkını vermek ve her şeyi akıl ve mantığa, hikmet ve maslahata uygun olarak yapmak da ADALET demektir. Allah Adildir. Zalimleri sevmez. Zalimlerle düşüp kalkanları ve hatta sadece uzaktan onlara imrenenleri ve sevenleri de sevmez.

وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ صِدْقاً وَعَدْلاًۜ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِه۪ۚ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ

"Rabbinin kelimesi (Kur'an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir."  (En'âm; 115)

EL- ADL DUASI VE ZİKRİ

Tavsiye edilen zikir, "Ya Adl Ya Allah" şeklindedir.

EL- ADL zikri günde 104 kere okuyan eğer yönetici ise adalet üzere yaşamayı öğrenir.

Gece yarısından sonra daha ziyade teheccüd namazına kalkıldığı sürede 104 kere EL ADL ismi tekrarlanarak bir kişiye beddua edilirse, duası muhakkak kabul olunur.

Bu yazı, esmaül hüsna, esmaül hüsna anlamları, esmaül hüsna arapça, ya adl, ya adil, adalet nedir, adalet, adil, zulüm,zulüm ile ilgili hadisler, zulüm ile ilgili ayetler, ile ilgilidir.

İFTARA NEDİR?

22 Ekim 2020 Perşembe / No Comments
gök ehli, iftara, resimli mesajlar, resimli sözler, suç ve ceza, iftira nedir, iftiranın cezası nedir, islamda iftiranın yeri, ifk hadisesi, hz aişeye iftira olayı, iftiranın dindeki yeri, en çok kimin düşmanı vardır

İFTİRA 

Kötülük etmeyen temiz bir kimseye
iftirada bulunmak;
göklerden daha ağır bir suçtur.

*

İFTİRA NEDİR?

Sual: 

Yalan ve iftiranın dindeki yeri nedir?

CEVAP:

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

'Yalan söylemek ve iftira etmek haramdır, sakınmak lazımdır. Bu iki fenalık, her dinde de haram idi. Cezaları çok ağırdır.' (C.3, m.34)

'İftira büyük günahtır ve çok fenadır. Bunda yalan söylemek de vardır ki, yalan, her dinde haramdır. İftirada bir mümini incitmek de vardır ki, bu da, başkaca haramdır. Bunlardan başka, iftira etmek, yeryüzünde fesat çıkarmaya, ortalığı karıştırmaya sebep olur ki, bu da haramdır.' (C.3, m.41)

'Müslümanlara suizan, zulüm etmek, mallarını gasp etmek gibi ve haset, iftira ve yalan söylemek ve gıybet etmek gibi haramdır.' Hadika

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: 

"Bir kimse, bir mümin hakkında olmayan bir şey söylerse, iftiraya uğrayan kimse, onu affedinceye kadar, Allahü teâlâ onu Cehenneme sokar." Ebu Davud

"Bir müminde her haslet bulunabilir. Ancak hıyanet ve yalan bulunamaz." İbni Ebi Şeybe 

"Yalan, münafıklıktan bir kapıdır." İbni Adiy

En çok düşmanı olan kimdir? 

En çok düşmanı olan Allahü teâlâdır! 

Bir gün Musa aleyhisselam, insanların konuşmalarından bıkmış, "Ya Rabbi, n'olur bu insanlar benim hakkımda konuşmasın" diye dua etmiş. 

Allahü teâlâ buyurmuş ki:

"Ya Musa, senin istediğin o şeyi ben, kendim için bile yapmadım. Görmüyor musun, duymuyor musun, Benim hakkımda neler konuşuyorlar."

Peygamber efendimiz Allah’ın habibi idi, âlemlere rahmet idi. İnsanları Cennete davet için, Cehennemden sakındırmak için en acı sıkıntıları çekti. Ona akla hayale gelmeyecek iftiraları yaptılar, hâşâ, sihirbaz dediler, hâşâ, mecnun dediler, hâşâ, şair dediler, hâşâ, hanımı Âişe validemize iftira ettiler, çok eziyet ettiler, yollarına dikenler döşediler. Allah’ın Habibi ile savaştılar. Halbuki O rahmet-i ilahi idi, insanlar yanmasın diye adeta çırpınıyordu. 

"Bilmiyorlar, bilselerdi yapmazlardı" buyuruyordu. 

Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: 

"Bir kimse, bir mümin hakkında olmayan bir şey söylerse, iftiraya uğrayan kimse, onu affedinceye kadar, Allahü teâlâ onu Cehennemde bırakır." Ebu Davud

Kur'an-ı kerimde de mealen buyuruluyor ki: 

"Yalan söyleyenler, iftira edenler, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlardır. İşte onlar, yalancıların tâ kendileridir." Nahl 105

İkinci binin müceddidi, hadis-i şerifle müjdelenen imam-ı Rabbani hazretlerine yaptıkları eziyet diğer iftiraların yanı sıra ne dediler biliyor musunuz, Serhend cahili dediler, bu isimle de yazılar yazıp dağıttılar. 

Resulullahın vârislerinin istisnasız hepsi de aynı eziyet ve sıkıntılarla karşılaşmışlar, çeşitli iftiralara maruz kalmışlardır. Hatta ibni Âbidin hazretleri, hocası Mevlana Halid-i Bağdadi hazretlerine yapılan iftiralara dayanamayıp, iftiracılara ve onlara inananlara bir reddiye risalesi yazdı. Bu risaleye de Sell-ül-Hüsâmü'l-Hindi li-Nusreti Mevlana Şeyh Halid Nakşibendi ismini verdi.

İmam-ı Gazali hazretleri de iftiralara maruz kalan büyüklerdendir. Felsefeciler ve bid’at ehli olanlar hâlâ bu büyük imama iftiralarına devam etmektedirler. 

Kim Muhammed aleyhisselama çok benzerse o derece, bu sıkıntılar, bu iftiralar başına gelir. Bunlar, bu yolun şanındandır. Eden kendine eder. Allahü teâlâ kimi azaba atmak isterse büyüklerin üstüne salar, yani o insanlar büyüklere dil uzatır. Yaradılışında said olanlar kesinlikle büyüklere dil uzatmazlar. Başka günahları olabilir ama büyüklere dil uzatmazlar.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: 

Şeyh-ul-islam Abdüllah-i Ensâri Hirevi, "Ya Rabbi! Dostlarını öyle yaptın ki, onları tanıyan sana kavuşuyor ve sana kavuşmayan, onları tanımıyor" buyuruyor. Bu büyüklere düşmanlık etmek, sonsuz ölüme sürükleyen bir zehirdir. Onları incitmek, sonsuz felaketlere sebep olur. Allahü teâlâ bu belaya düşmekten korusun! Şeyh-ul-islam yine buyurdu ki, "Ya Rabbi, her kimi felakete düşürmek istersen, onu bizim üzerimize atarsın." (m.106)

Peygamberlerden başka herkes günah işler. Allahü teâlâ sevdiği kullarının günahlarının cezasını ahirete bırakmaz. Çünkü günah suçtur. Karşılığı cezadır. 

Dünyada üç sıkıntı verir:

1- Hastalık verir. Sabrederse affeder. Sebeplere yapışmak ve geleni Allah’tan bilmek lazımdır. Ve ne maksatla geldiğini bilerek şükretmeli.

2- Günahların affı için ikinci yol maddi sıkıntıdır. Borçlu olmaktır. Borçlarını ödemek için çekilen sıkıntılardır. Bu da günahların affına sebeptir.

3- İnsanların yalan ve dedikodu ve iftiralarıyla haksız olarak iftiraya uğramaktır.

İftiranın Cezası:

Sual: Hazret-i Âişe validemize iftira yapılınca, âyet-i kerime inmişti. Bu âyet-i kerimeye göre iftira edenler cezalandırıldı mı?

CEVAP:

Evet, iki erkekle bir kadına kazf haddi yapıldı. Ebu Davud

Kazf haddi: Kazf, fırlatmak, atmak demektir. İslamiyet’te muhsan olan [evli olan namuslu] erkek veya kadına zina lafı atmak olup, büyük günahtır. Kazf edilen kimsenin istemesiyle, kazf edene had vurulur.

Sabır nedir? sayfamız için tıklayınız...
Yalan nedir? sayfamız için tıklayınız...

gök ehli, iftara, resimli mesajlar, resimli sözler, suç ve ceza, iftira nedir, iftiranın cezası nedir, islamda iftiranın yeri, ifk hadisesi, hz aişeye iftira olayı, iftiranın dindeki yeri, en çok kimin düşmanı vardır