Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

AİLE HUZURU İÇİN DUA (SEKİNE DUASI)

22 Ocak 2021 Cuma / No Comments
dualar, huzur duası, huzur duası türkçe, eve huzur getiren dua, eve huzur mutluluk getiren dua, aile huzuru için okunacak dua, evlilikte mutluluk duası, sekine duası,

HUZUR VE MUTLULUK DUASI (SEKİNE DUASI)

İnsanlara huzur mutluluğu sunacak olan Sekine duasının 19 kez, hiç terk etmeden okunması tavsiye edilmektedir. Sekine kelime anlamı ile, ağırbaşlılık, kalp huzuru, güven, sükûnet, dinginlik anlamları da taşımaktadır.

Bismillâhirrahmânirrahîm
Yâ Hayy Yâ Allah,Yâ Ferd Yâ Allah,Yâ Kayyum Yâ Allah,Yâ Hakem Yâ Allah,Yâ Adl  Yâ Allah, Yâ Kuddus Yâ Allah"

zikri ve duası besmele ile başlanarak 19 kez hiç terk etmeden her günün başlangıcında okunmalıdır.

İnsanlara huzur mutluluğu sunacak olan Sekine duası 19 kez, hiç terk etmeden okunur ve Allah'a istimdat edilerek, Ona sığınılır ve yardım istenir. Huzur duası, insanların sıkıntılı günlerinde rahatlamaları, huzuru bulmaları amacıyla okuyacakları duadır. Bunu sağlamak için alimler tarafından önerilmiş pek çok dua vardır. Bunlar arasında yer alan, Kuran'da geçen Allah'ın isimlerini taşıyan ve 19 kez okunması gereken Sekine duası oldukça önemlidir.
Sekine kelime anlamı ile, ağırbaşlılık, kalp huzuru, güven, sükûnet, dinginlik anlamları da taşımaktadır. Hz. Ali'ye tebliği edilmiş olan bu duada Allah'ın altı isminin yer aldığını, esrarlı, feyizli ve kuvvetli bir dua olduğunu belirtelim.

SEKİNE DUASI

Hz. Ali bu olayı;

Ben Cebrail'i gökkuşağı gibi semayı kuşatmış olarak gördüm, sesini duydum. Sayfayı aldım. Sayfada Allah'ın Hayy, Ferd, Kayyum, Hakem, Adl ve Kuddus isimlerini buldum.''  şeklinde anlatmıştır. Bu isimler İsmi Azam olarak kabul edilir.

Sekine'de bulunan Allah'ın isimlerinin anlamları;

Ferd: Allah birdir, yeganedir, tekdir, istiklal ve infirat sahibi olandır.
Hayy: Allah sonsuz, ezeli, ölümsüz olandır.
Kayyum: Allah daima olandır, her şeye hakim ve ayaktadır. Her şey onunla birlikte vardır.
Hakem: Allah hüküm sahibi olandır.
Adl: Allah adalet sahibi olarak, herkese hakkı olanı verir. Kimseye haksızlık yapmaz. Kendi adaletli olduğu için, kullarına da adaletli olmayı emreder.
Kuddus: Allah temiz ve pak olandır. Her türlü eksik sıfattan münezzehtir.

dualar, huzur duası, huzur duası türkçe, eve huzur getiren dua, hz ali duası, allahın isimleri, aile huzuru için okunacak dua, evlilikte mutluluk duası, sekine duası,

SÖZ VE EDEP

/ No Comments
altın sözler, edep nedir, en güzel sözler, resimli sözler, söz edep ilişkisi, söz harmanı, sözün erdemi, sus, sözün edebi, konuşmada edep, edepli sözler, sadi şirazi sözleri, yunus emre sözleri,

SÖZÜN EDEBİ

Ya söyleyecek sözü olmalı insanın,
ya da susacak edebi!

Ya hayır konuş ya da sus!

Söz gümüşse sukut altındır.

Söz yerinde ve zamanında söylenirse değerlidir.
Yerinde ve zamanında söylenmeyen söz ise zararlıdır.

Söz gücünü haklılığından alır.

Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı...

*

"Sözün âfeti yalandır. Bela insanın sözü üzerine gelir. O halde hayır konuşuyorsan söyle yoksa sus!" Müslim
*
"Ya hayır konuşup da sevap kazanan yahut susup da selamet bulan kişiye Allah rahmet etsin." Nesei
*
"Senden soruluncaya kadar susmak, susturuluncaya kadar söylemekten hayırlıdır." Hz. Ali
*
Şeyh Sadi Şirazi diyor ki: "Şam tarafına sefer yaptığımda orada adamın biri eşeğinin karşısına geçmiş ona bir takım işaretler yapıyor gördüm. Ona "Sen bu eşeğe ne diye bu işaretleri yapıyorsun" diye sordum. Adam: "Ben ona konuşmayı öğretiyorum" dedi. Bunun üzerine ona: "Sen ona konuşmayı bırak da ona bakarak kendine düşünmeyi öğren" dedim.
*
"İnsan, hayvandan konuşmakla üstündür. Ama doğru konuşmazsan hayvanlar senden üstün olurlar. İnsan dilini tutup konuşmadıkça, ayıbı da hüneri de gizli kalır." Şeyh Sadi Şirazi
*
"İki şey insanı çileden çıkarır; söylenecek yerde ağız açmamak, susacak yerde lâkırdı etmek. Şeyh Sadi Şirazi
*
"Para ile köle satın alamadığına üzülme; insanları tatlı dille de kendine esir edebilirsin." Hz. Ali
*
"Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı. Söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede bir söz." Yunus Emre
*
"Eğer hor eğer hürmet, Kişiye sözden gelir." Yunus Emre
*
"Bir insana söz anlatmak için yakasını, paçasını tutmanız yersizdir. Sizi dinlemek istemiyorsa, dilinizi tutun daha iyi olur."
*
"Ya susun yahut susmaktan iyi şeyler söyleyin. Kişinin konuşması onu hayvanlardan, söylediği şeyler de meleklerden ayırır."
*
"Çok kez söylediklerimiz yüzünden kazandığımız düşmanlar, yaptıklarımız yüzünden kazandığımız dostlardan daha çoktur."
*

"Ne kadar çok söylersen karşındaki o kadar az hatırlar. O halde az söyle de kazancın çok olsun."
*
"Konuşma sanatını bilen adam, düşündüklerinin hepsini söylemez; fakat söylediklerini düşünür de söyler. Sözün en güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, işitenin de yararlandığı sözdür." 


altın sözler, edep nedir, en güzel sözler, resimli sözler, söz edep ilişkisi, söz harmanı, sözün erdemi, sus, sözün edebi, konuşmada edep, edepli sözler, sadi şirazi sözleri, yunus emre sözleri, 

TÜRKİYE ŞİİRLERİ

20 Ocak 2021 Çarşamba / No Comments
anadolu şiirleri, vatan şiirleri, Türkiye şiirleri, türkiyem şarkı sözü, bedri rahmi eyüpoğlu şiirleri, ozan arif, mahzuni şerif, yavuz bülent bakiler türkiyem şiiri, abdurrahim karakoç

ANADOLU

Baş koymuşum Türkiye'min yoluna,
İnişine yokuşuna ölürüm.

*

TÜRKİYEM

Baş koymuşum Türkiyemin yoluna 
Düzlüğüne yokuşuna ölürüm 
Asırlardır kır atımı suladım 
Irmağının akışına ölürüm 

Sevdalıyım yangın yeri bu sinem 
Doksan yıldır çile çekmiş hep ninem 
Pınarlardan su doldurur Eminem 
Mavi boncuk takışına olurum 

Düğünüm, derneğim, halayım, barım, 
Toprağım, ekmeğim, namusum, arım 
Kilimlerde çizgi çizgi efkarım, 
Heybelerin nakışına ölürüm...

*

YÜRKİYEM, ANAYURDUM, SEBEBİM, ÇAREM

Ben, kağnılarla yaylılarla büyüdüm geldim
Çocuk yüreğimi yakan türküler dinleye dinleye.
Mahzun kağnılarla, nazlı yaylılarınla
Ve tozlu yollarınla sevdim seni Türkiye!

O tezek topladığım kırlar, yaylalar...
Başına oturduğum, yemek yediğim atandır.
Türkiye'm, anayurdum, sebebim, çarem...
Taşına toprağına vurgunluğum bundandır...

Akşam karanlığıyla başlardı kurbağalar
Susar gökyüzü kadar, dinlerdim biteviye.
Gecemi besteleyen cırcır böceklerinle.
Kurbağa seslerinle sevdim seni Türkiye!

Bir Peygamber sofrasıydı soframız: 
Biraz tandır ekmeği, biraz çökelik...
Yoksulluğunla da bağlandım kaldım sana
Mecnunlar gibi üstelik.

Yağmurlar başlayınca, odalarımız damlardı
Dizlerini döve döve ağlardı anam.
Şimdi kırkikindiler boyunca sırılsıklam
Küçük kerpiç evlerin çıkmaz aklımdan!

Türkiye'm! Hasretim! Kınalı türküm! ..
İçiçe güzellik, uç uca kahır
Yüreğimi bin parçaya bölseler
Her parçası yine seni çağrışır.

Yavuz Bülent Bakiler

*

UYAN TÜRKİYEM

Bu bir cinnet krizi, gerçekler yolunuyor
Gönül parkımızdaki çiçekler yolunuyor
Kuzular yolunuyor, ördekler yolunuyor
Kazlar tüyünü döktü, uyan artık Türkiye! .
Iğdır’da şafak söktü, uyan artık Türkiye! .

Üç siyasi tecavüz üç ortağın niyeti
Yapılan her yanlışta millet öder diyeti
Koru hukukumuzu, koru cumhuriyeti
Şerefimiz diz çöktü, uyan artık Türkiye! .
Rize’de şafak söktü, uyan artık Türkiye! .

Namuslu can derdinde, soyguncu mavi turda
Sosyete pazarında bütün eller uçkurda
Yabancı müfettişler ne halt ediyor burda? .
Yeter, uyanma vakti, uyan artık Türkiye! .
Ağrı’da şafak söktü, uyan artık Türkiye! .

Kimse senin adına borç alıp ruh satmasın
İşsiz, bunalmış gençler aklını oynatmasın
Çifte pasaportlular memleketi satmasın
Her zillet seni yaktı, uyan artık Türkiye! .
Sinop’ta şafak söktü, uyan artık Türkiye! .

Aldanma yalancının yalanına bir daha
Sarılma denenmişin yılanına bir daha
Yol verme haydutların talanına bir daha
Bayrağın boyun büktü, uyan artık Türkiye! .
İzmit’te şafak söktü, uyan artık Türkiye! .

Dünümüz yağmalandı, yarınlar ipotekli
Sevip büyüttüğümüz torunlar ipotekli
Elif’ler, Alparslan’lar, Harun’lar ipotekli
Kokla bak tuzlar koktu, uyan artık Türkiye! .
Muğla’da şafak söktü, uyan artık Türkiye! .

Avrupa sevdalısı âşıktan hayır gelmez
Ayının elindeki kaşıktan hayır gelmez
Teslim tünelindeki ışıktan hayır gelmez
Uyurken yılan soktu, uyan artık Türkiye! .
Mersin’de şafak söktü, uyan artık Türkiye! .

Kartel medya narkozu uyuşturmasın sizi
Hoyrat örselemesin, buruşturmasın sizi
Sistem birbirinizle vuruşturmasın sizi
Gök gürler-şimşek çaktı, uyan artık Türkiye! .
Hatay’da şafak söktü, uyan artık Türkiye! .

Sütü bozuk olmayan çok sever milletini
Hiç emdirmez kanını ve yedirmez etini
Kaybetmez inancını, çiğnetmez iffetini
Uykun pek fazla çekti, uyan artık Türkiye! .
Urfa’da şafak söktü, uyan artık Türkiye! .

Utansın paramızı pul yapan büyükbaşlar
Kesmesin yolumuzu küp başlar, kayık başlar
Bu sözlerim sizedir hür başlar, ayık başlar
Ahlar semaya çıktı, uyan artık Türkiye! .
Sivas’ta şafak söktü, uyan artık Türkiye! .

Doktor bizden olmalı, ilaç bizden olmalı
Başımıza giyecek her taç bizden olmalı
Ufuk bizden olmalı, miraç bizden olmalı
Dağlara sisler çöktü, uyan artık Türkiye! .
Konya’da şafak söktü, uyan artık Türkiye! .

Gel ki görkemli birlik birlikte gerçekleşsin
Gel ki Anadolu’da huzur rüzgârı essin
Gel ki leş kargaları korksun, sesini kessin
Mazlum canından bıktı, uyan artık Türkiye! .
Her yerde şafak söktü, uyan artık Türkiye! .

01/06/2002 - (Parmak İzi)

Abdurrahim Karakoç

*

DÜZELMEZ

Kör olan vicdanlar bakın da görün
Bakmayınca bu memleket düzelmez!
Şu çıban yarılıp içinden irin;
Akmayınca bu memleket düzelmez!

Kapanmalı bu milletin yarası
Ne kavganın,ne döğüşün sırası,
Evde huzur,yurtta dirlik çırası,
Yakmayınca bu memleket düzelmez!

Olmamalı Türk'ün Türk'ten şüphesi
Yol olmalı aşk dağının tepesi
Her kulağa birer sevgi küpesi
Takmayınca bu memleket düzelmez!

Beşeriyet kanununun çatlağı
Yurdu yaptı vurguncunun otlağı
Yetimin hakkını yiyen gırtlağı
Sıkmayınça bu memleket düzelmez!

Vallahi susamış arıyor vatan,
Yeni bur kumandan,yepyeni bir han;
Ben diyeyim Fatih,sen de Alparslan,
Çıkyanıca bu memleket düzelmez!

Koy desinler falan fikrin ozanı
Ozan Arif sen bırakma ezanı
Bismillah deyip de köhne düzeni
Yıkmayınca bu memleket düzelmez!

Ozan Arif

*

İTİRAF DİLEKÇESİ

Şimdi yalan çıkmanın utancını terliyorum 
Ortalık olabildiğince bir kör-duman. 
Ben kendi dumanımda boğulurken 
Beyaz ve siyah atlarını koşturmuş zaman; 
Ihlamurlar çiçek açmış 
Rüzgâr ıhlamurların türküsünü söylüyor 
Çıkıp bir yelkende oturmam mümkün değil 
Utancımın terleri kurumadan 
Zamanın dışına sarkamıyorum.

Ihlamurlar çiçek açmış, bense hâlâ burdayım 
Kavlimize göre böyle olmayacaktı, 
Muhakkak sana gelecektim bir çiçek vakti 
Yüreklerinde hasret, seslerinde hasret 
Turnalar geçiyor memleket memleket 
Bense çaresizlikten bir hurdayım 
Akbabaların döndüğü son çukurdayım 
Yaşanmamış bir gün, gün değil, 
suçu takvimlere bırakamıyorum.

Sebep bir değil, beş değil 
Ben birincisini söyleyeyim, ötesi kalsın 
Kaderin hükmü bu, temyizi olmaz 
Yaşanmış bir süreçtir sana rehin bıraktığım yaz, 
Yakamaz, yakıştıramazsın, bugün dün değil, 
vefasızlıkla ilgisi yok bunun efendim, 
Tek başıma çare üretmekten tükendim 
İş karışık, içinden çıkamıyorum.

’Gel' diyorsun sürgülüyken kapılar 
Mayın tarlasına düşmüş gibiyim 
Kasları, kanatları yanmış bir kuş gibiyim 
Geç geldi ve uzaktan geçti bu bahar 
Kaderin hükmü bu, nasıl geleyim 
Ne başım ayıktır, ne kılavuzum var 
Özüm dert evidir, düğün değil 
Senin havuzuna akamıyorum.

İki tarla arasında takım belirleyen 
Bir taş gibi oturup durdum bütün yıl 
Gelen şiir yağmurlarını da kapıdan çevirdim ben 
Bir gönül öne geçti, bir akıl 
Gel gör ki her zaman kaderin dediği oldu 
Bu işi bitirmem mümkün değil 
Şair dilim lâl şimdi 
Derdimi kolayca dökemiyorum.

Yüzüme tokat gibi yapışıyor bakışların 
Gözlerimi kapatsam da karşımda duruyorsun 
Ihlamurlar çiçek açmış salkım saçak 
Sen beni hep kendi sözümle vuruyorsun 
Ağlasam ıhlamurların dallarına kar yağacak 
Uzatsan da pasaportumun süresini 
Köprü su altında kaldı, bugün dün değil 
Kaçağım, yüzüne bakamıyorum.

Bahattin Karakoç

*

KAYBOLDULAR

Bir zamanlar at koşturan ağalar
Dizginiyle nalıyla kayboldu
Viskiyle sulanan al yeşil bağlar
Yaprağıyla dalıyla kayboldu

Çiftliğinde çift dönerdi kahyalar
Burnumuza gelmez oldu reyhanlar
Suntalar kralı telli Yahyalar
Servetiyle malıyla kayboldu

Bir hoca vardı tespih çekerdi
Yalan koymaz yeryüzüne dökerdi
Gizli şarap içer haramdır derdi
Yalanıyla falıyla kayboldu

Bölmek için gürler dururdu sesi
Vatan neyi, nedir; memleket nesi
Kurt beslerdi bizim köyün fitnesi
Aslanıyla yalıyla kayboldu

Mahzuni Şerif`im sonun bu muydu
Tarih Baba neler yıkadı yudu
Nice olanaksız günlerin umudu
Bir acayip diliyle kayboldu

Mahzuni Şerif

*

TÜRKÜLER DOLUSU

Kirazın derisinin altında kiraz
Narın içinde nar
Benim yüreğimde boylu boyunca
Memleketim var
Canıma ciğerime dek işlemiş
Canıma ciğerime
Sapına kadar.
Elma dalından uzağa düşmez
Ne yana gitsem nafile.
Memleketin hali gözümden gitmez
Binbir yerimden bağlanmışım
Bundan ötesine aklım ermez.

Yerliyim yerli olmasına
ilmik ilmik, damar damar
Yerliyim.
Bir dilim Trabzon peyniri
Bir avuç tiftik
Bir çimdik çavdar
Bir tutam şile bezi gibi
Dişimden tırnağıma kadar
Ressamım.
Yurdumun taşından toprağından şurup gelir nakışlarım
Taşıma toprağıma toz konduranın
Alnını karışlarım
Şairim şair olmasına
Canım kurban şiirin gerçeğine hasına
içerisine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum
Bıçak gibi kemiğe daya
..........
..........

Bedri Rahmi Eyüboğlu

*

AZERBAYCAN-TÜRKİYE

Bir ananın iki oğlu, 
Bir amalın iki qolu. 
O da ulu, bu da ulu 
Azə rbaycan - Türkiyə .

Dinimiz bir, dilimiz bir, 
Ayımız bir, ilimiz bir, 
Eşqimiz bir, yolumuz bir 
Azə rbaycan - Türkiyə .

Bir millə tik, iki dövlə t 
Eyni arzu, eyni niyyə t. 
Hə r ikisi cümhuriyyə t 
Azə rbaycan-Türkiyə .

Birdir bizim hə r halımız— 
Sevincimiz - mə lalımız. 
Bayraqlarda hilalımız 
Azə rbaycan - Türkiyə .

Ana yurdda - yuva qurdum, 
Ata yurda könül verdim. 
Ana yurdum, ata yurdum 
Azə rbaycan - Türkiyə .

Bahtiyar Vahapzade

*

ŞÜHEDA KANIYLA YOĞRULAN BU YURT

Şüheda kanıyla yoğrulan bu yurt
Sana yan bakanlar çekmez mi bela
Sende yaşayan Türk o mert oğlu mert
Biri yüz bin olup cihana dola

Cihana dolasın buluban izzet
Senin sahibindir sâhib-nübüvvet
Bunu fehm edemez her ehl-i gaflet
Zanneder ki gelip geçen beyhuda

Türk oğlu mertlikte yektâ cihandan
Vatanıyçün geçer ser ile candan
Kahreder düşmanı çekinmez andan
Çünkü nusret veren Hazret-i Mevlâ

Dinimiz İslamdır almışız himmet
Himmet alan kılmaz kimseye minnet
Hep âlem İslamda bulur hürriyet
Kırım, Bahçesaray, Hîve, Buhara

Irak, İran, Afganistan, Suriye
Mısır diyarı, Fas gele beriye
Bu birliğe karşı düşman eriye
O zaman dünyada bak ki ne ola

Endozin, Pakistan gele yetişe 
Bütün dindaş hep el ele tutuşa
O vakit ülkemiz döner ateşe 
Kimse parmak uzatamaz alava

Alava düşenler yanar çıkamaz 
Yüz bin kedi bir arslanı yıkamaz
Ordumuza kimse hain bakamaz 
Sâdıktır hep sâdık emîr ümerâ

Celal Bayar bu milletin sultanı 
Adnan Menderes de vekiller hanı,
Refik Koraltan’ı ordu tekmanı
Umaram yaşasın dünya durdukça

Çakmak ataşlansa cihanı dağlar
Doğuya, batıya yıldırım yağar
Dostları şad olur, hep düşman ağlar
Salar cümlesini hay ile vaya

Gene bu gönlüme geldi bir efkâr
Bari saklamayam kılam âşikâr
Bizim gavsü’l-a‘zam kutb-ı zaman var
Dar günde imdada gelir evliya

Umaram bu yurda gelmesin keder
Hain bakanları ola derbeder
Cümle âşk-ı sâdık hep dua eder
Sen de niyâz eyle ey Cemâl Gedâ

Kağızmanlı Cemal Hoca



anadolu şiirleri, vatan şiirleri, Türkiye şiirleri, türkiyem şarkı sözü, bedri rahmi eyüpoğlu şiirleri, ozan arif, mahzuni şerif, yavuz bülent bakiler türkiyem şiiri, abdurrahim karakoç


MUHSİN YAZICIOĞLU

/ No Comments
Muhsin Yazıcıoğlu sözleri, Muhsin Yazıcıoğlu Sözleri,  Muhsin Yazıcıoğlu altın sözler, Muhsin Yazıcıoğlu Sözler Tumblr, Muhsin Yazıcıoğlu Sözler Facebook, altın sözler

Muhsin Yazıcıoğlu'nun Sözleri

*Bir elinde Bilgisayar, Bir elinde KUR’AN olsun.

*Güne gülümserken papatyalar, Dualar gibi yükselir ümitlerim...

*Eski hatıralarımız yeni umutlarımız olmalıdır.

*Bir saniyesine bile hakim olmadığınız bir dünya için; bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur.

*Bir kar tanesi olsam Mekke’ye düşmek isterdim.

*Bizim milliyetçiliğimiz ayırıcı değil birleştirici, çatışmacı değil barıştırıcıdır.

Muhsin Yazıcıoğlu sözleri, Muhsin Yazıcıoğlu Sözleri,  Muhsin Yazıcıoğlu altın sözler, Muhsin Yazıcıoğlu Sözler Tumblr, Muhsin Yazıcıoğlu Sözler Facebook, altın sözler

*Firavun’a karşı çıkmak yetmez, Musa’nın yanında olmak gerekir.

*Benim adım Muhsin Yazıcıoğlu ! Bana baskı sökmez ! Bizim Allah’tan başka kimseden korkumuz yok.

*Namlusunu millete çeviren tanka selam durmam.

*Demokrasilerde, demokratik kurumlar tarafından tartışılmayan hiçbir karar, milli menfaatlere uygun değildir.

*Türk gençliği Türk vatanının hem ziynetidir, hem de bekasının teminatıdır.

*Biz, Kürt’üyle, Türkmen’iyle, doğulusuyla batılısıyla, Alevi’si Sünni’siyle biriz ve beraberiz. Ortak sorunlarımız var ve onları demokrasi içinde çözeriz.

*Böldürtmeyeceğiz, soydurtmayacağız, Türkiyemize, Mirastarlarımıza her şeyiyle sahip çıkacağız. Var mısınız? Varız!

*Zulüm Azrail olsa da hep Hakk’ı tutacağım. Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir.

Muhsin Yazıcıoğlu sözleri, Muhsin Yazıcıoğlu Sözleri,  Muhsin Yazıcıoğlu altın sözler, Muhsin Yazıcıoğlu Sözler Tumblr, Muhsin Yazıcıoğlu Sözler Facebook, altın sözler

*Kan dökmeyi seven bir millet değiliz. Ancak söz konusu vatan ise; dünyanın şah damarını keseriz!

*Ben devlete millete kurşun sıkanlara değil , ben okumak istiyorum diyenlere af istiyorum !

*Evet adım Muhsin Yazıcıoğlu, bende ve arkadaşlarımda döneklik olmaz. Biz inandığımızı yaptık. İnandığımızı yapmaya devam ediyoruz.

*Nasıl ki, “halka rağmen halkçılık” fiyasko çıktıysa, milletin inançlarına ters düşecek milliyetçilik de fiyaskodur.

*Çoğunluğun istediği her şeyi yaptığı, örttüğü, Meclis’i kendi hukuk dışı ve ahlak dışı davranışlarına alet ettiği rejimin adı demokrasi değildir.

*Slogancı, kavgacı, ezberci zihniyetten geleceğimizi aydınlatacak Alperenler değil, çetelerin güdümüne girebilecek kuklalar çıkar.

*Ben Avrupa Birliği kapısında zorlanan, aşağılanan Türkiye istemiyorum. Ben kendi medeniyetimle olurum. Ben yeniden Tük-İslam medeniyetinin inşaatını istiyorum.

*Bizim milliyetçiliğimiz ete, kemiğe, kana veya ırka değil, kültüre dayanır.

*Hayat böyledir dostum geçer beklemekle, ümitlerin bittiği yerde abdest al ve sabahı bekle.

Muhsin Yazıcıoğlu sözleri, Muhsin Yazıcıoğlu Sözleri,  Muhsin Yazıcıoğlu altın sözler, Muhsin Yazıcıoğlu Sözler Tumblr, Muhsin Yazıcıoğlu Sözler Facebook, altın sözler

*Ben Türk’üm, Türk esir olmaz. Ben Türk’üm, Türk Devletsiz olmaz. Ben Türk’üm, Türk Bayraksız olmaz. Ben Türk’üm, Türk Ezansız olmaz. Ben Türk’üm, Türk Hürriyetsiz olmaz.

*Bizim siyasi projelerimizin esasını, milli, manevi, insani ve demokratik değerler üzerinde yükselecek, her halükarda kudretli ve büyük bir Türkiye ideali oluşturmaktadır.

*Eğer Anadolu’da rahat oturmak istiyorsak; o zaman Türkiye, Bosna’da olmak mecburiyetindedir, Kafkaslarda olmak, Ortadoğu’da olmak mecburiyetindedir.

*Önümüzde iki seçenek var: Ya ibret almayanlar gibi tarihin tekerrürüne seyirci kalacağız ya da bu ezberi bozacağız. Biz, ikinci yolu seçiyoruz.

*Ölüm inançsız insanlar için korkunç bir sondur ama inananlar için ne kadar zevkli bir başlangıçtır!

*Bizim çocukları kitap okumak sıkar. O yüzden fikri tartışmalarda biraz zayıf kalırlar. Ama kavga var dersen, Ayrancı’dan Kızılay’a koşa koşa gelirler!

*Er meydanı kancıklık kabul etmez!

Muhsin Yazıcıoğlu sözleri, Muhsin Yazıcıoğlu Sözleri,  Muhsin Yazıcıoğlu altın sözler, Muhsin Yazıcıoğlu Sözler Tumblr, Muhsin Yazıcıoğlu Sözler Facebook, altın sözler

*İslam hassasiyeti olmayan milliyetçiliğin içi boştur...

*Türkiye İran olmaz. Türkiye Cezayir olmayacak. Türkiye’nin Suriye olmasına da biz müsaade etmeyeceğiz.

*Haksız bir dava uğruna sultanlık yapacağıma, gerekirse haklı davada tek başıma yürüyeceğimi söylüyorum.

*Kim Allah’ın rızasına uygun hareket ediyorsa, o bizdendir. Kim Allah rızasından uzaksa bizim dışımızdadır.

*Çerkez’iz, Laz’ız, Boşnak’ız, Azeri’yiz, Terekeme’yiz, Türkmen’iz, Kürt’üz, Alevi’yiz, Sünni’yiz; ama hepimiz hep beraber büyük Türk milletiyiz. Asla ve asla etnik köken değiliz.


*...durun kapanmayın pencerelerim, güneşimi kapatmayın. Beton çok soğuk üşüyorum...

*Bizim çocukları kitap okumak sıkar. O yüzden fikri tartışmalarda biraz zayıf kalırlar. Ama kavga var dersen, Ayrancı’dan Kızılay’a koşa koşa gelirler!

*Benim adım Muhsin Yazıcıoğlu! Bana baskı sökmez! Bizim Allah’tan başka kimseden korkumuz yok!

*Biz, “alt kimlik-üst kimlik” gibi kavramları kabul etmiyoruz. Dinimizde bölücülüğe yer yoktur.

*Gençliğim dedim, “Ver” dediler. İstikbalim dedim, “Yok” dediler. Kanım dedim, “Dök” dediler. Canım dedim, “Milletin” dediler. Sevdim dedim, “Suçtur” dediler. Ve çığlıkla yarıldı karanlık; sevgimi çarmıha gerdiler.

*Biz, herkesin inandığını açıkça ifade edebileceği, ifade ettiğini serbestçe hiçbir baskıya uğramadan yaşayabileceği ve bütün mezheplerin, bütün inançların, bütün fikirlerin tartışılmaz bir şekilde yaşayabileceği bir Türkiye istiyoruz.

*Bu adama haddi bildirilmelidir. Kedisini bile vermezmiş. Kürt, bizim kardeşimiz, soydaşımız, candaşımız. Kürdün kedisi de, keçisi de, kendisi de Türk milleti için değerlidir. Barzani’den bizim isteğimiz, kedi değildir, PKK elebaşlarıdır.

Muhsin Yazıcıoğlu sözleri, Muhsin Yazıcıoğlu Sözleri,  Muhsin Yazıcıoğlu altın sözler, Muhsin Yazıcıoğlu Sözler Tumblr, Muhsin Yazıcıoğlu Sözler Facebook, altın sözler

üşüyorum şiiri,Muhsin Yazıcıoğlu ,Muhsin Yazıcıoğlu şiirleri,Muhsin Yazıcıoğlu sözleri,Muhsin Yazıcıoğlu helikopter,Muhsin Yazıcıoğlu altın sözler,muhsin yazıcıoğlu kimdir,muhsin yazıcıoğlu caddesi

Muhsin Yazıcıoğlu Biyografisi

Doğum Yeri : Sivas/ Türkiye
Doğum Tarihi : 31.12.1954 - 25.3.2009

(31 Aralık 1954, Elmalı,Şarkışla - 25 Mart 2009, Göksun), Türk siyasetçi, Ülkücü lider.

Halit ve Fidan Yazıcıoğlu çiftinin son çocuğu olarak Şarkışla'nın Elmalı köyünde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Şarkışla'da yaptıktan sonra Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'ni bitirdi.

Eşi Gülefer Yazıcıoğlu ile de burada tanışıp evlenen Muhsin Yazıcıoğlu 2 çocuk babası idi.1968 yılında Şarkışla'da Genç Ülkücüler Hareketi'ne katıldı; üniversite eğitimi için 1972'de Ankara'ya geldikten sonra da Ülkü Ocakları Genel Merkezi'nde görev yapmaya başladı.

Sırasıyla Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcılığı ve Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı'nda bulundu. 1978 yılında faaliyete geçen Ülkücü Gençlik Derneği'nin de kurucu Genel Başkanı oldu. Bu dönemde yaşanan Bahçelievler ve Kahramanmaraş katliamlarıyla suçlandı fakat yargı tarafından suçsuz bulundu ve serbest bırakıldı.

1980 sonrası yapılan yargılamalarda da beş yılı hücrede olmak üzere yedi buçuk yıl hapishanede yattı. Daha sonra suçsuz bulundu ve beraat etti.

1980 yılına kadar Milliyetçi Hareket Partisi'nde Genel Başkan Müşavirliği görevinde bulundu., 12 Eylül 1980'den sonra MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası'nda yargılandı. 5,5 yılı hücrede olmak üzere 7,5 yıl Mamak Cezaevi'nde kaldı. Burada Üşüyorum adlı bir şiir yazdı.

Cezaevinden çıktıktan sonra, cezaevindeki ülkücüler ve onların ailelerine yardım amacıyla kurulan Sosyal Güvenlik ve Eğitim Vakfı'nın başkanlığını yaptı. Yazıcıoğlu, 1987'de Milliyetçi Çalışma Partisi'ne (MÇP) girdi ve Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulundu.

20 Ekim 1991 Milletvekili Genel Seçimlerinde, Refah Partisi (RP), Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) ve Islahatçı Demokrasi Partisi'nin (IDP) oluşturduğu ittifak bünyesinde milletvekili adayı olan Muhsin Yazıcıoğlu, Sivas'tan milletvekili seçildi.

24 Aralık 1995 tarihinde yapılan erken genel seçimlerinde ANAP-BBP ittifakından 20. Dönem Sivas milletvekili olarak yeniden TBMM'ye girdi.

28 Şubat 1996 yılında ANAP'tan istifa ederek, BBP'ye döndü. 8 Ekim 2000 tarihindeki 4., 20 Temmuz 2003 tarihli 5. ve 30 Nisan 2006 tarihli 6. Olağan ve 15 Nisan 2007 tarihli 2. Olağanüstü Büyük Kurultaylarda yeniden genel başkan seçildi.22 Temmuz 2007 seçimlerinde Sivas'tan bağımsız milletvekili olarak TBMM'ye girdi ve seçimlerden önce bıraktığı BBP Genel Başkanlığına tekrar seçildi.

25 Mart 2009 tarihinde, Kahramanmaraş mitinginden Yozgat-Yerköy mitingine hareket etmek üzere içinde bulunduğu helikopter bilinmeyen bir sebepten dolayı düştü. Kazadan 48 saat sonra helikopterin enkazı ve Muhsin Yazıcıoğlu dâhil 6 kişinin naaşı arama ekipleri içerisinden 17 gönüllü civar köylüsü tarafından Sisne ve Kızılöz Köyleri arasındaki Keş Dağı Kuru Dere Kanlıçukur mevkiinde bulundu. BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekiler vefat etmişlerdir


ÜŞÜYORUM

Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi, süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum..


GÜL

Gül, gül ki gül yüzünde binlerce güller açsın
Gül bahçesi gül yüzünden sevgi topla demet demet
Sevgide güller açsın, güller sevgi dağıtsın
Sevgiyle bakıyor gül gibi görüyorsan sen bahtiyarsın...


Muhsin Yazıcıoğlu sözleri, Muhsin Yazıcıoğlu şiirleri,  Muhsin Yazıcıoğlu altın sözler, Muhsin Yazıcıoğlu Sözler Tumblr, Muhsin Yazıcıoğlu Sözler Facebook, üşüyorum şiiri

EFLATUN (PLATON) FELSEFESİ

18 Ocak 2021 Pazartesi / No Comments
balıklar, eflatun felsefesi, eflatun hayatı, eflatun kimdir, eflatun sözleri, güç nedir, karıncalar, platon kimdir, resimli mesajlar, suyun akış kuvveti, felsefeciler, ödev notları, pluton felsefesi, pluton hayatı
eflatun felsefesi, eflatun hayatı, eflatun kimdir, eflatun sözleri, felsefeciler eflatun, ödev notları, platon kimdir, pluton felsefesi, pluton hayatı, suyun akış kuvveti, 

                                Sular yükselince, balıklar karıncaları yer.
Sular çekilince de karıncalar balıkları yer.
Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmesin.
Çünkü kimin kimi yiyeceğine 'suyun akışı' karar verir... Eflatun

*

 EFLATUN'UN HAYATI VE FELSEFESİ

Yirmi yaşından itibaren ölümüne kadar yanından ayrılmadığı Sokrates'in öğrencisi ve Aristoteles'in hocası olmuştur. Atina'da Akademi'nin kurucusudur. Eflatun'un felsefi görüşlerinin üzerinde hala tartışılmaktadır. Eflatun, batı felsefesinin başlangıç noktası ve ilk önemli filozofudur. Antik çağ yunan felsefesinde, Sokrates öncesi filozoflar (ilk filozoflar veya doğa filozofları) daha ziyade materyalist (özdekçi) görüşler üretmişlerdir. Antik felsefenin maddeci öğretisi, atomcu Demokritos ile en yüksek seviyeye erişmiş, buna mukabil düşünceci (idealist) felsefe, Eflatun ile en doruk noktasına ulaşmıştır. Eflatun bir sanatçı ve özellikle edebiyatçı olarak yetiştirilmiş olmasından büyük ölçüde istifade etmiş, kurguladığı düşünsel ürünleri, çok ustaca, ve şiirsel bir anlatımla süsleyerek, asırlar boyu insanları etkilemeyi başarmıştır.

Modern filozoflardan Alfred North Whitehead'e göre Eflatun'dan sonraki bütün batı felsefesi onun eserine düşülmüş dipnotlardan başka bir şey değildir. Görüşleri İslam ve Hiristiyan felsefesine derin etkide bulunmuştur.

Eflatun, eserlerini diyaloglar biçiminde yazmıştır. Diyaloglardaki baş aktör çoğunlukla Sokrates'tir. Sokrates insanlarla görüşlerini tartışır ve onların görüşlerindeki tutarsızlıkları ortaya koyar. Eflatun çoğunlukla görüşlerini Sokrates'in ağzından açıklamıştır.

Eflatun, algıladığımız dış dünyanın esas gerçek olan idealar ya da formlar dünyasının kusurlu kopyaları olduğunu, gerçeğe ancak düşünce ve tahayyül yoluyla ulaşılabileceğini savunmuş, insan ruhunun ölümden sonra beden dışında kalıcı olan idealar dünyasına ulaşacağını söylemiştir. Görüşleri orta çağda İslam filozofları tarafından korunmuş ve İslam düşünce dünyasındaki Yeni Eflatunculuk akımına neden olmuştur. Rönesans sonrasında Batı Avrupa'da Antik Yunancadan çevirileri yapılmıştır.

Platon'un (Eflatun) Felsefesi


Eflatun'un felsefesini, beş önemli kuram içerisinde toplamak mümkündür. Bunlar, "bilgi", "idealar", "ruhun ölümsüzlüğü", "evren doğum" (Cosmogonie, Cosmogony - Evren'in oluşumunu inceleyen bilim dalı) ve "devlet" ile ilgili kuramlarıdır. Eflatun, bütün yaşamı boyunca hocası Sokrates'den edindiği ilham ile gerçek bir ahlakçı olarak kalmış, tüm bu kuramları, etik ağırlıklı görüşlerle irdeleyerek geliştirmiştir. Sokrates ve Eflatun'a göre felsefenin ana ereği, insanın mutluluğu ve yetkin yaşamının sağlanmasıdır. Yetkin bir yaşam, ancak erdemli bir hayat sürmekle elde edilebilir. Erdemin temeli "bilgi", özü "idealar kavramı", gerekçesi "evren doğum", güvencesi "ölümsüzlük", yaşamsal sığınağı "devlet"tir.

Eflatun, elli yıllık uzun bir süre boyunca bu kuramsal yapıyı düşünmüş, ilintili felsefi meselelerle didişmiş ve bu arada görüşlerini düzeltip olgunlaştırmıştır. Bu yüzden Eflatun felsefesinin incelenmesi açısından en akılcı yol, bu değişim ve gelişmeyi takip ederek, öğretinin geçirdiği evreleri anlamaya çalışmaktır.

Platon'un (Eflatun) Felsefesinin Dönemleri

Sokratesçi Dönem

"Gençlik diyalogların" veya "Sokratik diyaloglar"ın kaleme alındığı dönemdir. Bu çalışmalarda Eflatun, hocasının öğretisini, gerçeğe en uygun şekilde vermeye çalışan, katıksız bir Sokrates'çidir. Bilgi ve erdem sorunlarının irdelendiği etik içerikli bu konuşmalarda Eflatun, henüz felsefeyi ileriye götürme çabalarına girişmemiştir.

Geçiş Dönemi

Eflatun felsefesi ile ilgili olarak mümkün olan en kısa tarifi vermek istersek, onun tıpkı Sokrates öncesi "Doğa Filozofları" gibi, mutlak ve değişmez olan ile değişen arasındaki ilintilerle ilgilendiğini söyleyebiliriz. İlk filozoflar, doğada mutlak ve değişmez olanı aramışlar, Eflatun ise hem doğada, hem de ahlak ve toplum yaşamında mutlak ve değişmez olanın peşinden koşmuştur.

Geçiş dönemi çalışmalarında, hareket noktasının sofist öğreti olduğunu görüyoruz. Sofist tezleri, bazen küçümseyici, çok kere de alaycı bir dille tenkit ettiğini bildiğimiz Eflatun'un bu seçimi, öyle pek gelişi güzel değildir. Yukarıda gördüğümüz gibi, Thales'den Demokritos'a kadar tüm doğa filozoflarının felsefeye materyalist yaklaşımlarından sonra, insanı odaklayan ilk öğretiler, sofistler tarafından ortaya atılmış ve bu görüşler Eflatun'un ahlakçı ve toplumsal analizleri için müsait bir temel oluşturmuştur.

Bu aşamada Eflatun, sofistlerin hazza dayanan yaşam görüşlerini detaylı bir tartışmaya açarak, Sokrates öğretisini aşmaya karar vermiş görünmektedir. Yine de sofist disiplinin karşısına, ustasının "iyi" kavramı ile çıkar;

"İyi, doğru bir yaşamın kesin ölçütü ve amacıdır."

Eflatun, bu tezin sağlam temellere oturtulabilmesinin, içerdiği "doğru" kavramının tarif edilebilir, hiç değilse araştırılabilir bir şey olması ile mümkün olduğunu kavramıştır.

Bu zorlu meseleyi çözmeye çalışırken; "Aradığımız şey bilinen bir şeyse, bunu aramaya gerek yoktur. Bilinmeyen bir şeyse, bulduğumuz şeyin aranan şey olduğunu nereden bileceğiz ?" sorusu ile sofistler, Eflatun'u zor duruma sokmuşlardır. Filozof bu meseleyi, Orpheus ve Pythagoras'çı öğretilerden edindiği "ruhun ölmezliği" kavramı ile çözmeyi deneyerek, Sokrates disiplinini aşma yolunda ilk adımı atmıştır.

Ruh ölümsüz olduğuna göre, aranan doğru ile daha önceki yaşam dönemlerinde muhakkak karşılaşmış olmalıdır. Ölümsüz bir ruh taşıyan insanoğlu için "öğrenmek", eskiden bilinen bir şeyi hatırlamaktan (anamnesis) başka bir şey değildir. Ancak ölümsüz ruhunu eski yaşamında gördüklerinden anımsadıkları son derece muğlak bilgilerdir. Üstüne üstlük, bir de bu dünyadaki doğrudan algılamaların getirdiği zihni karmaşa, bu bilgileri daha sallantılı tasavvurlar haline dönüştürmektedir.

Eflatun bir diyalogda, Sokrates'in ağzından şunları söylemektedir; "Ben bir ebeyim. Şu farkla ki, kadınları değil, erkekleri doğurtuyorum. Benimle konuşmaya başlayan, önce bilmezmiş gibi görünür. Ama konuşma ilerledikçe açılır ve anımsamaya başlar. Bununla beraber, benden bir şey öğrenmediği bellidir. En güzel bilgileri, sadece kendi içerisinde bulur ve ortaya koyar."

Böylelikle Eflatun öğretisinin, "doğru sanı" (orthe doxa) ve "bilgi" (episteme) arasındaki karşıtlık ile ruhta bilinçsiz bir halde mevcut, "doğuştan tasavvurlar" şeklinde özetlenebilecek iki ana görüşüne varılmış olmaktadır. Doğru sanı, muğlak ve süreksizdir. Bilgi ise bir temele, bir nedene (logos'a - Herakleitos öğretisinde Evren'e egemen olan yasa, düzen ve tanrısal aklı betimlemek için kullanılan sözcük) bağlanmakla, dayatılmakla sağlam ve sürekli olur.

Olgunluk Dönemi

Sokrates'in "bilgi erdemdir" tezini daha bir derinlemesine irdeledikten sonra, iki tür bilmenin söz konusu olabileceği görüşünü öne sürer Eflatun. Doğru sanı (doğru algılama) ile bilgi, iki ayrı dünya yaratmıştır. Bir yanda meydana gelen ve yok olan, doğru sanının, rölatif gerçekliklerin dünyası, diğer yanda, sağlam ve sürekli, asıl gerçekliğin, "idealar"ın dünyası. (Le monde sensible et le monde intelligible)

Eflatun'un bilgi kuramının çıkış noktası Protogoras'çıdır. Bir şeyi bilen kişi, onu algılayan kişidir. Bu yüzden "insan her şeyin ölçüsüdür". "Algı, daima var olan bir şeydir. Bilgi olduğu için de şaşmaz" diyor Protogoras. Eflatun bu görüşe, Herakleitos'un, "var dediğimiz her şey, gerçekte oluş sürecinde olan bir nesnedir" şeklindeki "akış kuramı"nı katar. Eflatun,

- Bilgi bir algıdır; (hatta aslında bilgi, bir algılama yargısıdır.)
- İnsan her şeyin ölçüsüdür;
- Her şey akış halindedir;
- şeklinde özetlenebilecek kuramın, algılanan nesneler için doğru, gerçek bilgi açısından yanlış olduğu sonucuna varmıştır.

Ünlü idealar kuramı, işte bu bilgi (episteme) anlayışından doğmuştur. Bu kuram, hem mantık hem de metafizik içeriklidir;

İdealar dünyasından gelerek, insani beden ile birleşen ölümsüz ruhun amacı, asıl yurduna tekrar kavuşmaktır. Beden, bu isteğin gerçekleşmesine yardımcı olarak işlevini yerine getirmelidir. Bu kavuşmanın gerçekleşmesi, idealara ulaşmaya, ideaları bilmeye bağlıdır. Bu bilgi de yine bir anımsamadır. Ancak bu anımsama işleminin frekansı, ruh ve bedenlere göre değişkenlik gösterir. Eflatun'a göre ruhlardan çok büyük bir çoğunluğunun anımsadığı bulanık görüntülerdir. Ruhlardan küçük bir azınlıkta "algılama yetisi", daha az bir oranında "anlama yetisi" ve nihayet pek azında, ideaları tamamıyla hatırlayabilme, "akıl yetisi" vardır. Bu sonuncular, rölatif gerçeklerden algıladıklarına dayanarak, hangi ideaların hayalleri ile karşı karşıya olduklarını tanımlayabilirler. (Eflatun kendisini, bu kategori bireylerden saymaktadır.) Yeryüzü, idealar dünyasına benzer. Yeryüzündeki her nen, idealar dünyasından pay almıştır. Bu anımsama vetiresinin irdelenmesi Eflatun'u, "sevgi" (eros) kavramına götürmüştür. Yaşadığımız ve idealardan pay almış bu dünyayı, objektif kriterler çerçevesinde algılayabildiğimizde, gerçeklere varabilmemiz mümkündür diyor ünlü düşünür. Eflatun'a göre bunun en çarpıcı örneğini, "güzel" kavramının değerlendirilmesinde görmekteyiz. Sevgi, güzele yönelmektedir. Zira güzel kavramı, idealar dünyasındaki gerçekliğin anımsanması sonucu verilen bir hükmü içermekte ve dolayısıyla sevgiyi yaratmaktadır. Eflatun sevgiyi, (eros) bütün ölümlülerde rastlanan bir ölümsüzlük çabası olarak tanımlar. En basit hali ile eros, tüm insanlarda, kendilerini yaşatacağına inandıkları bir nesil yetiştirme iç güdüsü olarak görülmektedir. Ancak bazı insanlarda "eros" kavramı, daha üstün bir niteliğe bürünmüştür. Bu seçkin kişilerde, yani ideaları tamamıyla hatırlama yetisine (aklına) sahip bireylerde eros, bu güzelliklere ulaşmak ihtirası şeklinde tezahür eder. Bu arzuyu gerçekleştirebilecek bilgilerin eksikliğini hisseden seçkinler, bilgisizlikten kurtulmak çabası içerisinde bulurlar kendilerini. Bu kişiler eros'u, dünyaya çocuk getirmekten öte bir işlev, idealara ulaşarak erdemli işler yapmak ve yeryüzünde sürekli bir isim, sonsuz bir şeref bırakmak çabası ve aşkı olarak görürler.

Felsefi meseleleri inceleyen birçok düşünür tarafından yazılan incelemelerde, "iyi, doğru ve güzel kavramları, insanoğlunun doğuştan sahip olduğu özelliklerdir" şeklinde dile getirilen Eflatun öğretisinin altında yatan düşünsel zincir budur.

Yaşlılık Dönemi

Eflatun bu aşamada, önceleri ele aldığı birçok konuyu tekrar gündeme getirerek, bir kez daha incelemiştir. İlgisi daha çok ahlaki (etik) sorunlar ile insanoğlunun mutluluğuna yöneliktir. Yetkin (kamil) insan yerine, yetkin toplumu tarif etme çabası içerisindedir. Yetkin topluma ve dolayısıyla toplumsal mutluluğa erişmenin yolu, ideal devlet düzeni içerisinde yaşamaktır. Devlet yönetimi ile ilgili olarak en çok üzerinde durduğu konular, dostluk, hitabet ve siyaset sanatlarıdır. Eflatun'a göre sorunlar, ancak felsefe ile çözülebilir. Gerçek dostluk, hikmet sevgisi (eros) ile ruhları tutuşmuş insanların beraberliğinden başka bir şey değildir. Hitabet san'atı ise ruhun, bildiklerini sözlerle anımsatmaya çalışmasıdır. İnsanların doğal amaçları olan toplumsal mutluluğu sağlamakla görevli devlet yönetimi san'atı da felsefe olmadan yapılamaz. Nelerin toplumsal mutluluğu yaratabileceğini, felsefeden başka hiç bir şey tarif edemez.

Bu noktada önemli bir zorlukla karşılaşmaktadır filozof. "Siyaset sanatı ve ideal devlet düzeninin gerektirdiği çözümleri sadece felsefe üretebilir." Ancak Eflatun, kendisinden çok sonraları stoacı düşünür Kıbrıslı Zenon'un (İ.Ö. 336 - 264) tasarladığı gibi, sadece bilge ve erdemli kişilerden kurulu bir akıllı insanlar toplumuna ulaşmanın imkansızlığını, hemen kavramıştır. Bu görüşünü de, "yığınlar hiç bir zaman filozof olmayacaktır" özdeyişi ile vurgulamaktadır. Dolayısıyla toplumları mutluluğa ulaştırmak, yönetimin bilge kişilere teslim edilmesi ile mümkün olur. Eflatun'a göre, "başa filozoflar geçmez, ya da baştakiler felsefe yapmazlarsa, insanlığın acıları asla sona ermeyecektir."

Devleti teşkil eden bireyleri bilgiyi sevenler. Bu ayırım bir başka şekilde şöyle ifade edilebilir; halk, askerler ve koruyucular. (Siyasette söz sahibi olanlar, koruyuculardır.) Toplumu meydana getiren fertlerin tamamı, bu üç özellikten birini, diğerlerinden daha fazla arzu edecekler ve isteklerine, ideal devlet düzeni içerisinde ulaşacaklardır.

İdeal devlet kavramı içerisinde, genç nesillerin eğitimi için şiir ve musikiye verilen önem, 'güzel sevgisi'ni öne çıkartan bir anlayıştır. Eflatun, idealara estetik yolu ile erişme metodu (estetik yolu ile anımsama) olarak tarif edilebilecek bu görüşten zamanla vazgeçmiş, daha objektif sayılabilecek bir yönteme, matematiğe doğru yola çıkmıştır. Matematiği kullanarak idealara ulaşılabileceğini düşünen filozof için bu çaba, bir bakıma ruhun idealar dünyası özlemi ile bu gayeye yönelik bitmez tükenmez bir gayret anlamını da taşımaktadır. Ruh, beden içerisinde bir hapishanededir. (Sima Sema) Buradan ruh, kendisini ancak bilgi ve erdem ile kurtarabilir. O halde bilge kişi, idealar dünyasına özlem duyan bir ruh taşıdığının şuurunda olarak, kendini ölüme hazırlamış olmalıdır. (Nasıl ki Sokrates kendini ölüme hazırlamış ve yaşam karşılığı hiç bir ödün vermemişse...) Yukarda değinilmiş bulunan anımsama (anamnesis) süreci, ruhun daha evvel de var olduğunun kanıtıdır. Bu aşamadaki ölüm özlemi ise, ruhun ilerde de var olmaya devam edeceğinin göstergesidir. Ruh ölümsüz olmasa idi, böyle bir istek duymazdı. Ruh bu yüzden, öncesiz ve sonrasız diye tarif edilen idealardan biridir ve dolayısıyla kökü, idealar dünyasındadır.

Yaşlılık diyaloglarında Eflatun, doğa meselelerini de ele alarak, yeni bir dünya görüşüne varmayı denemiştir. Bu analiz hemen tamamı itibariyle Anaksagoras'ın teolojik görüşünün didik, didik edilmesi şeklindedir. Doğa'da bütün olup bitenler bir amaca (telos) yöneliktir. Her şeyin gerçek nedeni "Nous"dur. Tanrısal akıl ya da doğrudan Tanrı olarak tarif edilen "Nous" işe karışmadan önce Evren, Demokritos'un materyalist (özdekçi) öğretisi ile betimlediği mekanik bir tözdür. Eflatun'a göre, Nous tarafından biçimlendirilerek "Kaos'dan düzene" geçirilmiş, ruhu ve zekası olan bir canlıdır Evren. Büyük düzenleyici, kendisi gibi önsüz ve sonsuz bir töz bulmuş ve ona biçim vermiştir. Evren, Tanrı tarafından bilinen "dünya ideası"na uygun olarak ve benzetilerek biçimlendirilmiş bir görüntüdür.

- Küre biçimindedir. Zira, her noktası benzer olan tek şekil küredir.
- Döner. Zira, eli ayağı olmayan, küre biçimindeki bir töz için tek yetkin devinim dönmedir.
- Tektir. Zira, yetkin bir kopya olarak yapıldığından, birden çok olamaz.
- İlksiz ve sonsuzdur. Zira, aslı, ideası, ilksiz ve sonsuzdur.
- "Nous" her şeyi, her şey için iyi olana göre düzenler. En büyük ve en doğru düzenleyicidir.

Bir evrim daha geçiren Eflatunik düşüncede "güzel" kavramı, artık yerini "iyi"ye, ama "herkes ve her şey için iyi olana" bırakmıştır. Değerler skalasının en üstüne yerleşmiştir "İYİ" Böylelikle iki kavram özdeşleşmiş olmaktadır. Nous veya Tanrı, "iyi"nin ta kendisidir. Yarattığı ve biçimlendirdiği dünya da, eksiksiz ve yetkin olmalıdır. Bu eksiksiz ve yetkin dünya, idealar dünyasıdır. Duyumlar dünyası ise, tanrısal bir takım sınırlamalar nedeniyle, idealar dünyasına, ancak olabildiğince uygun olacaktır.

Değerler skalasında "iyi" kavramının altında sıralanacak çeşitli erdemlerin yerlerinin belirlenmesinde matematik, bir ayıraç olarak kullanılmalıdır. Ancak bu yolla aşağı doğru bir sıralama yapılabilir. Yukarı doğru yapılması gerekli bir sıralamada ise, dialektik kullanılacaktır. (Eflatun, tümdengelim veya tümevarımı ifade eden hiç bir sözcük kullanmamıştır eserlerinde. Buna rağmen, bu tür tariflerden adı geçen metotları en azından bir kavram olarak disipline etmiş olduğu anlaşılmaktadır.) Yukarıya doğru yapılacak analizlerde çıkış noktası olarak kullanılacak varsayımlardan (hypothesis) hareketle hedeflenen sonuç, "temel töz"e (arkhe) ulaşmak olmalıdır. Arkhe'ye bu aşamada yüklenen tanrısal nitelik, metafizik açıdan dikkate değer bir özellik meydana getirmektedir.

Eflatun felsefesindeki bu değişim çok enteresandır. İlk filozoflar veya doğa filozoflarına ait materyalist felsefenin, temel töz'e (arkhe'ye) ulaşmak yönündeki idealine, metafizik yolu ile bir dönüşümü içeren, çok geniş çaplı bir daire böylece tamamlanmaktadır.

balıklar, eflatun felsefesi, eflatun hayatı, eflatun kimdir, eflatun sözleri, güç nedir, karıncalar, platon kimdir, resimli mesajlar, suyun akış kuvveti, felsefeciler, ödev notları, pluton felsefesi, pluton hayatı

PAZARTESİ SENDROMU

/ No Comments
besmele, cahit zarifoğlu, ekmek, pazartesi sendromu nedir, resimli mesajlar, resimli sözler, resimli şiirler, sosyete, şımarık,


Pazartesi Sendromu;
sosyete şımarıklığıdır.
Ekmeğinin peşinde olanlar için,
Pazartesi Besmele'dir. 

Cahit Zarifoğlu

*

Pazartesi sendromu nedir, nasıl kurtulunur?
besmele, cahit zarifoğlu, pazartesi sendromu nedir, resimli sözler, sosyete, pazartesi sözleri, şımarıklık, pazartesi sendromundan nasıl kurtuluruz, pazartesi sendromu psikoloji, pazartesi sendromu hastalık mı
Çalışan çalışmayan tüm insanlar üstünde yadsınmaz bir etkiye sahip olan huzur bozucu ve insanlar arası iletişimi ciddi şekilde negatif yönde etkileyen bir durumdur Pazartesi Sendromu. Aslında ismi Pazartesi olarak bilinse de gerçekte durum daha farklıdır. Asıl sebep Pazar gününde saklıdır. Çünkü Pazar günü, yaklaşan haftayı müjdeler ve bazı durumlar yaklaşan günleri müjde olarak değil de aksine yoğun tempo, çalışma hayatı, stres, sinir, trafik, yorgunluk olarak akıllara getirir. Pazartesi sendromunun aslında Pazar gecesinden başlamasının sebebi de budur.

Pazartesi sendromu nedir?

Off yine trafik, yine yoğun bir hafta, yine koşuşturma…diye iç geçirip kendi motivenizi ve ruhsal sağlığınızı kendinizin daralttığı çok olmuştur. Aslında asıl sorun şudur; bol bol dinlenip iş hayatından uzak kaldığınız koca bir hafta sonu bitmiştir, bitmek üzeredir ve kişi bunun farkındadır. Pazar gecesi, Pazartesi sendromunun ilk sinyallerinin başladığı zamandır.

Hafta sonunun bitmiş olması, kişi üstünde gerginlik yaratabilir. Bir kaç saat sonra başlayacak olan Pazartesi’ye ve yeni bir haftaya direkt olarak endişeli yaklaşan insanlar, içinde bulundukları bu sendrom durumu çeşitli şekillerde deklare ederler. Kişiler arası iletişimi bozuk olan, aile içi iletişimde sorun yaşayan ve iş hayatında uyum sorunu yaşayan insanlarda daha sıklıkla görülen Pazartesi sendromu aslında tamamen bir iletişim sorununu özünde barındırmaktadır.

Kişiler arası iletişimde, aile içi iletişimde ve 5 gün geçireceği yoğun iş haftasında işi ve çalışma arkadaşlarıyla sorun yaşamayan insanlar için Pazartesi bir sendrom değil, aksine heyecan barındırır. Günlük hayatın gerçeklerini kabullenmek bu insanlara zor gelmez, bir külfet olarak adlandırmadıkları için sendrom sorunu da yaşamazlar.

Türü ve çeşidi ne olursa olsun, psikolojik sendromlar insanlar arası iletişimi ciddi derecede sekteye uğratır.

Pazartesi sendromundan nasıl kurtulabiliriz?

Kendisiyle mutlu olan insanların  Pazartesi sendromunun etkisine girmeleri de zordur. Pazartesi sendromundan kurtulmak için öncelikle kişinin kendisiyle mutlu olabilmesi esastır. Kendisiyle bir huzursuzluğu ve sorunu olmayan insanların diğer insanlarla da kolay kolay sorunu olmaz. Sakin ve gerçekçidirler.

”Oysa ki; sendrom haline sokmaktansa, kişi, kendisini pozitif yönde motive etmeyi denese oldukça başarılı olabilir” diyen İletişim Uzmanı Pınar Pişirgen, ”Yeni gelen haftaya heyecan duyun, daha başarılı olmayı hedefleyin, ”acaba kaç tane yeni insan tanıyacağım”? diye kendinize sorup kendinizi pozitif enerjiyle doldurun”

Pazartesi’nin sendrom olup olmayacağı tamamen sizin elinizdedir..Pazartesi’ye heyecan duyun!




besmele, cahit zarifoğlu, ekmek, pazartesi sendromu nedir, resimli sözler, altın sözler, sosyete, şımarık, pazartesi, haftanın günleri, iş günü,pazartesi ingilizce,monday

ARKADAN KONUŞMAK-GIYBET

/ No Comments
adam olmak, ahiret hayatı, arkadan konuşmak, gıybet nedir, gıybet etmenin zararları, iftira,  konuşmak, gıybetin sebebleri, gıybet etmek caiz mi, gıybet hangi hallerde caizdir,

ARKADAN KONUŞMAMAK!

'Adam olmak' tabiri çok kullanılıyor.
Demek ki çok aranır oldu Adam gibi Adamlar.
Adam olmak cinsiyet meselesi değil.
Adam olanları belli başlı davranışları vardır.
Mesela; insanların arkasından konuşmazlar.
Ne söyleyeceklerse yüzlerine söylerler.
Hesapsızdırlar,
Çıkarlarını fazla düşünmezler.

*

Yüzüne konuşmak iki kötülükten korur.
1-Gıybet, 
2-İftira
*
İki güzellik kazandırır.
1-Dünya, 
2- Ahiret...

*
GIYBET NEDİR? 
adam olmak, ahiret hayatı, arkadan konuşmak, gıybet etmek caiz mi, gıybet etmenin zararları, gıybet hangi hallerde caizdir, gıybet nedir, gıybetin sebebleri, iftira, yüzüne konuşmak, 
Bir kimsenin gıyabında hoşlanmayacağı bir söz söylemek, çekiştirmek; meydanda olmama, kaybolma hâli.

Gıybet, bir kimsenin arkasından hoşuna gitmeyecek şeyleri söylemek, başka bir deyimle, kendimize söylendiği zaman hoşlanmayacağımız bir şeyi, din kardeşimiz hakkında arkasından konuşmamız anlamına gelir. Halk arasında dedikodu, gıybet ile aynı anlamda kullanılır.

Gıybet, insan veya insanla ilgili birtakım şeyler üzerinde olur. Kişinin bedeni, nesebi, ahlâkı, işi, dini, dünyası, elbisesi, evi, bineği... dedikodu konusu olabilir. Gözün şaşılığı, saçların döküklüğü, uzun veya kısa boyluluk, siyah veya sarı renkte olmak... Bunlardan alaylı bir şekilde bahsedilmesi sözkonusu kişinin kalbini kırar.

Kur`an ve Sünnet, gıybeti yasaklamıştır: "Bir kısmınız diğerlerinizin gıybetini yapmasın. Sizden biriniz ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? Bundan tiksindiniz değil mi?" (el-Hucurat, 49/12); "Gıybet, kardeşini hoşuna gitmeyecek şekilde anmandır" (Tirmizî, Birr, 23; Dârimî, Rikat, 6; Mâlik, Muvatta, Kelâm,10; Ahmed b. Hanbel, II, 384, 386)

Başkalarına kardeşinin ayıplarını anlatmak onun hoşuna gitmeyecek şeyleri söylemek demek olduğundan, ancak dil ile söylemek haram olmuştur. Kaş-göz işareti yapmak, imâ, işaret ve yazı gibi gıybet anlamı ifade eden her hareket de gıybettendir. Meselâ elle birisinin uzun veya kısa boyluluğuna işaret etmek, bir şahsın ayıpları hakkında yazı yazmak gıybettir. Gıybeti tasdik etmek de gıybettir. Gıybet yapılan yerde susan kişi gıybete ortak olmuş olur. Diliyle gıybetçiye karşı duramayanın kalbiyle inkâr etmesi gerekir. (İmam Gazzâli, Zübdetü`l-İhya, Trc: Ali Özek, İstanbul 1969, 362, 363). Allah Resulu şöyle buyurur: "Bir kimse yanında hakarete maruz kalan bir mümine gücü yettiği halde yardım etmezse, Allah o kimseyi kıyâmet gününde insanların önünde rezil eder" (Tebarâni)

- "Her kim gıyabıda kardeşinin kusurlarını söyletmezse, kıyâmet gününde Allah da onun kusurlarını örtmeyi tekeffül eder" (İbn Ebi`d-Dünya)

- "Ey kalbiyle değil, sadece diliyle iman edenler topluluğu! Müslümanların gıybetini yapmayınız, ayıplarını araştırmayınız. Zira kim kardeşinin ayıp ve kusurlarını araştırırsa Allah do onun kusurlarını araştırır. Allah, kimin kusurunu araştırırsa onu evinin içinde bile olsa rezil ve rüsva eder (Ebû Dâvud, İbn Ebî Dünya)

İslam dininde kardeşlik olgusunun, "Müminler ancak kardeştir. İhtilaf ettikleri zaman, iki kardeşinizin arasını düzeltin; ve sakının ki, merhamet olunasınız" (el-Hucurat, 49/10) ilâhi buyruğu ile kurulmuş olması, İslâm toplumunu bu iman kardeşliği üzerinde yükselen güçlü bir toplum yapmaktadır. Böyle bir toplumda gıybet yoktur. Çünkü, Hz. Peygamber (s.a.s)`in buyurduğu gibi, "Mümin müminin aynasıdır. Mümin iki el gibidir, birisi diğerini temizler." Bu ölçüler, toplumu fitne ve bozgunculuktan uzak tutar.

Gıybetin sebepleri:

1. İntikam duygusunu tatmin
2. Arkadaşlara muvafakat
3. Gösteriş ve büyüklük; başkalarını küçültme, kendini büyütme
4. Kıskançlık
5. Hoşça vakit geçirmek, güldürmek için başkalarının ayıp ve kusurlarının ortaya serilmesi
6. Küçük düşürmek için alay (Gazzâlî, İhyâu Ulûmiddin, Trc: Ali Arslan, İstanbul 19`72; VI, 522 vd)

Gıybetten korunmak için kişinin öncelikle kendi kusurlarıyla uğraşması gerekir. Şuralarda gıybet câizdir:

1) Haksızlık karşısında: "Hak sahibinin söz hakkı vardır" (Buhârî, Müslim)

2) Fetva istemede: Utbe kızı Hind, Resulullah`a gelerek kocası Ebû Süfyan`ı cimriliğiyle, çok az nafaka bırakmasıyla çekiştirmiş ve kocasının malından haberi olmadan alıp alamayacağını sormuştu. Allah Resulu de "Sana ve çocuğuna yetecek miktarda, iyilikle al" buyurdu.

3) Bir kimseyi kötülükten menetmek.

4) Kişiyi meşhur olan lakabıyla anmak.

5) Kişinin fısk-u fücûrunu alenen yapması, yaptıklarından dolayı gurur duyması, yaptıklarının söylenmesinden dolayı üzüntü duymamasıdır. Yaptıklarıyla övünmesi yüzünden onları anmak gıybet sayılmaz.

Gıybetçinin günâhtan kurtulması için pişmanlık duyması, tövbe etmesi, gıybetini yaptığı kimse ile helâlleşmesi gerekir. Gıybeti yapılan da merhametli davranır, affeder. Düstur: "affa yapış(mak), iyiyi emret(mek), cahillerden uzak ol(maktır) (el-A`râf, 7/ 199)
adam olmak, ahiret hayatı, arkadan konuşmak, gıybet nedir, gıybet etmenin zararları, iftira,  konuşmak, gıybetin sebebleri, gıybet etmek caiz mi, gıybet hangi hallerde caizdir,

ALTIN VE HİKMETLİ SÖZLER-3 (FARABİ)

13 Ocak 2021 Çarşamba / No Comments
farabi felsefe sözleri, farabi sözleri, farabi sözleri facebook, farabi sözleri ve anlamları, adalet sözleri, seçme sözler, altın sözler, hikmetli sözler, anlamlı sözler, özel sözler


ALTIN VE HİKMETLİ SÖZLER(FARABİ)

Sevginin kurduğu devleti adalet devam ettirir.  Farabi
*
Hiçbir beklentisi olmadan insanlara yardım etmemiş; onların acılarını, ıstıraplarını, yüklerini paylaşmamış kişilerle yola çıkma!  Farabi
*

Zamanın ters, sohbetin faydasız, her reisin bezgin olduğunu ve her başın bir ağrı taşıdığını görünce, evime kapanıp şeref ve haysiyetimi korudum ve izzet olarak bununla kanaat ettim.  Farabi
*
Kişiyi erdemli kılan Allah'tır.  Farabi
*

Devlet, en üstün hayır, en yüksek kemal ve en yüksek saadete kendisi iIe ulaşılan, kendi kendine yeten bir birliktir.  Farabi
*
Güzel söz söyleyen, kimseden kötü söz işitmez.  Farabi
*

Varmısın ki, yok olmaktan korkuyorsun.  Farabi
*
Toplum sevgi ile kaynaşır, adaletle yaşar, dürüst çalışmakla ayakta kalır.  Farabi
*

Allah seni yükselttikçe, sen gönlünü alçalt.  Farabi
*
Hiçbir şey kendiliğinden yok olmaz, böyle olsaydı var olmazdı.  Farabi
*

Önce doğruyu bilmek gerekir. Doğru bilinirse yalnış da bilinir ama önce yalnış bilinirse doğruya ulaşılamaz.  Farabi
*
İnsan bazen bir tesadüfle güzel işler yapar. Bazende bu güzel işleri isteyerek değil, herhangi bir baskı altında yapmış olur.böylece yapılan işler mutluluk getirmez. Farabi
*

Bir eylemin ahlaklı olduğunu bilip de ona uygun davranmayan kişi, o eylemin ahlaklı olduğunu bilmeden ahlaklı davranan kişiden daha üstündür.  Farabi
*
Erdemlerin en büyüğü bilimdir.  Farabi
*

Hiçbir şey kendi kendinin nedeni olamaz, çünkü nedenin kendisi oluşandan öncedir.  Farabi
*
Lafı uzatanlara ne yapmak lazım diye farabi'ye sormuşlar. O da şöyle demiş: - "uzun konuşanı kısa dinlemeli.  Farabi
*

İyi bir insan öldüğünde ona ağlamayın. Asıl onu kaybeden topluma ağlayın.  Farabi
*
Yalancı bilge kalp akçe gibidir.  Farabi
*


Bu yazı, farabi felsefe sözleri, farabi sözleri, farabi sözleri facebook, farabi sözleri ve anlamları, adalet sözleri, seçme sözler, altın sözler, hikmetli sözler, anlamlı sözler, özel sözler ile ilgilidir.

FARABİ'NİN HAYATI VE SÖZLERİ

/ No Comments
En Güzel Farabi Sözleri Kısa, farabi hayatı kısa, farabi sözleri, farabi sözleri facebook, Farabi Sözleri instagram, Farabi Sözleri Kısa, Farabi Sözleri Twitter, Farabi Sözleri Whatsapp,

FARABİ KİMDİR?

Farabi; 873(H.259) senesinde Türkistan’ın Farab şehrinde doğdu.

İlk tahsilini Farab’da gördü. Arapça, Farsça, Grekçe ve Latince’yi çok iyi öğrenerek, Aristo ve Eflatun’un eserlerini defalarca okudu. Ebu Bekr Serrac’dan gramer ve mantık okudu. Daha sonra kendini tamamen felsefeye verdi ve Yuhanna bin Haylan’la birlikte çalıştı.

Vaktini felsefi düşüncelerini kaleme almakla geçirdi. Kitaplarını Arapça yazdı. Bir musiki üstadıydı. Kanun adındaki çalgı aletini o buldu. Ayrıca rübab denilen çalgıyı da o geliştirip, bu günkü şekle soktu. Bir çok bestesi vardır. Matematikle de uğraştı.

Farabi, ilimleri sınıflandırdı. Ona gelinceye kadar ilimler trivium(üçüzlü) ve huatrivium(dördüzlü) diye iki kısımda toplanıyordu. Nahiv, mantık, beyan üçüzlü ilimlere; matematik, geometri, musiki ve astronomi ise dördüzlü ilimler kısmına dahildi.

Farabi ise, ilimleri; fizik, matematik ve metafizik ilimler diye üçe ayırdı. Onun bu metodu, Avrupalı bilginler tarafından ancak on üçüncü asırda kabul edildi.

Hava titreşimlerinden ibaret olan ses olayının ilk mantıki izahını Farabi yaptı. O, titreşimlerin dalga uzunluğuna göre azalıp çoğaldığını, deneyler yaparak tespit etti. Bu keşfiyle musiki aletlerinin yapımında gerekli olan kaideleri de buldu.

Aynı zamanda tıp alanında çalışmalar yapan Farabi, bu konuda çeşitli ilaçlarla ilgili eser yazdı. Aristo’dan sonra gelen bir felsefeci olarak kabul edildi. Eskiyi yeni felsefeye ustalıkla aktardı. Montesgieu, Spinoza gibi batılı filozoflar, Farabi’nin eserlerinin tesirinde kaldılar.

FARABİ'NİN SÖZLERİ

Yalancı bilge, kalp akçe gibidir.
*
Erdemlerin en büyüğü bilimdir.
*
Hiçbir şey kendi kendinin nedeni olamaz, çünkü nedenin kendisi oluşandan öncedir.
*
Lafı uzatanlara ne yapmak lazım diye Farabi’ye sormuşlar. O da şöyle demiş: – “uzun konuşanı kısa dinlemeli.
*
İyi bir insan öldüğünde ona ağlamayın. Asıl onu kaybeden topluma ağlayın.
*
Sevginin kurduğu devleti adalet devam ettirir.
*
Hiçbir şey kendiliğinden yok olmaz, böyle olsaydı var olmazdı.
*
Önce doğruyu bilmek gerekir. Doğru bilinirse yalnış da bilinir ama önce yalnış bilinirse doğruya ulaşılamaz.
*
İnsan bazen bir tesadüfle güzel işler yapar. Bazende bu güzel işleri isteyerek değil, herhangi bir baskı altında yapmış olur.böylece yapılan işler mutluluk getirmez.
*
Bir eylemin ahlaklı olduğunu bilip de ona uygun davranmayan kişi, o eylemin ahlaklı olduğunu bilmeden ahlaklı davranan kişiden daha üstündür.
*
Uzun konuşanı kısa dinlemek lazım.
*
Düşünmek ruhun kendi kendisiyle konuşmasıdır.
*
Hiçbir şey kendi kendinin nedeni olamaz, çünkü nedenin kendisi oluşandan öncedir.
*
Sevginin kurduğu devleti adalet devam ettirir.
*
Önce doğruyu bilmek gerekir. Doğru bilinirse yanlış da bilinir ama önce yanlış bilinirse doğruya ulaşılamaz.
*
Hiçbir şey kendiliğinden yok olmaz, böyle olsaydı var olmazdı.
*
Bir eylemin ahlaklı olduğunu bilip de ona uygun davranmayan kişi, o eylemin ahlaklı olduğunu bilmeden ahlaklı davranan kişiden daha üstündür.
*
Önce doğruyu bilmek gerekir. Doğru bilinirse yanlış da bilinir ama önce yanlış bilinirse doğruya uIaşılamaz.
*
Bir eylemin ahlaklı olduğunu bilip de ona uygun davranmayan kişi, o eylemin ahlaklı olduğunu bilmeden ahlaklı davranan kişiden daha üstündür.
*
Önce doğruyu bilmek gerekir, doğru bilinirse yanlış da bilinir. Önce yanlış bilinirse doğruya ulaşılamaz.
*
İnsan bazen bir tesadüfle güzel işler yapar. Bazen de bu güzel işleri isteyerek değil, herhangi bir baskı altında yapmış olur. Böylece yapılan işler mutluluk getirmez.
*
İyi bir insan öldüğünde ona ağlamayın. Asıl onu kaybeden topluma ağlayın.
*
İnsan, bazen bir tesadüfle güzel işler yapar. Bazen de bu güzel işleri isteyerek değil, herhangi bir baskı aItında yapmış olur. Böyle yapılan işler, mutluluk getirmez.

Biruni'nin Sözleri ve Hayatı için lütfen tıklayın...

Bu yazı, Farabi Sözleri, Farabi Sözleri Kısa, Farabi Sözleri Facebook, Farabi Sözleri Twitter, Farabi Sözleri Whatsapp, Farabi Sözleri instagram, En Güzel Farabi Sözleri Kısa, farabi hayatı kısa, ile ilgilidir.