Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

KADİR GECESİ

29 Nisan 2021 Perşembe / No Comments
en güzel kandil mesajları 2017, kadir gecesi mesajları, kandil mesajları, bin aydan hayırlı gece, kadir gecesi, kadir gecesi ne zaman, kadir gecesi duası, resimli mesajlar, sms mesajları,
bin aydan hayırlı gece, en güzel kandil mesajları 2020, kadir gecesi, kadir gecesi duası, kadir gecesi mesajları, kadir gecesi ne zaman, kadir gecesi yapılacak ibadetler, kadir gecesinin önemi, 
bin aydan hayırlı gece, en güzel kandil mesajları 2019, kadir gecesi, kadir gecesi duası, kadir gecesi mesajları, kadir gecesi ne zaman, kadir gecesi yapılacak ibadetler, kadir gecesinin önemi, 
En Güzel Kadir Gecesi Mesajları 

* Gül sevginin tacıdır, her bahar bir gül taçlanır. O gül ki Muhammet'i hatırlatır. Onu hatırlayana gül koklatır. Gül kokulu sevgi dolu nice kandillere...

* Tövbe güvercini kalbe konsun af dalgalar saadet kervana gelip kapında dursun. Bütün Melekler sizinle,Dualarınız Kabul Kadir Geceniz Mübarek Olsun....

* Gün vardır, bin yıldan uzun gelir bize, bir yıl vardır bir günden kısa gelir bize. Bire bin yazilan bu gecede dua edelim Rabbimiz'e! Hayırlı kandiller.

* Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'nde, kainatın yaratıcısı ve alemlerin Rabbi bağışlayıcı ve acıyıcı yüce Allah tüm dualarınızı kabul etsin.

* Bu gece kulun yalvarış ve yakarışlarını Yüce Mevla'ya sunacağı ve O'nun sonsuz affından, merhametinden, iyiliğinden bol bol yararlanacağı umut, huzur ve müjde gecesidir Kadir gecesiniz hayırlı olsun !

* Borçlarımızdan, ceza ve günahlarımızdan kurtulmak için bu gece dua edelim Allah affeden ve bağışlayandır, unutmayalım Eller semaya kalkıp, yürekler bir atınca bu gece, gözler sevinç yaşlarıyla dolacak Kadir Geceniz mübarek, dualarınız kabul olsun.

* Kadir geceniz mübarek olsun! Allah sana sevdiklerinle beraber mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamayı nasip etsin. Hayırlı Kandiller..!

* Allah'ın nimet, rahmet ve mağfiretinin müminlere bol bol ihsan edildiği gece manasına gelen Kadir Gecesi'nde, yüreklerimiz ibadetle çarpsın, gönüllerimiz bir olsun Kadir gecesiniz mübarek olsun!

* Kim erdemine inanarak ve sevabını umarak Kadir Gecesini ihya ederse Allah onun bütün geçmiş günahlarını bağışlar? HADİS'İ ŞERİF?

* Kuran'ın nazil olduğu bin aydan daha hayirli bu gecenin size efradı ailenize ve bütün İslam alemine hayır bereket ve huzur getirmesini diliyor ve dua ediyorum Kadir geceniz mubarek olsun.

* Kulun Rabbine yakın olduğu gecelerin en önemlisi? Kendisine dua edenleri geri çevirmeyen, günahları bağışlayan, her şeyi bilen, gören ve duyan Yüce Allah tüm dualarımızı kabul etsin.

* Size karanfilin sadakatini, sümbülün bagliligini, meneksenin tevazusunu, lalenin gururunu, leylegin saadetini versek, bize de dua eder misiniz? Kadir Geceniz mübarek olsun.

* Talihiniz gözleriniz kadar berrak, kaderiniz bakisiniz kadar güzel, umudunuz yarin kadar yakin, yarininiz askiniz kadar mutlu, askiniz Kadir kadar mukaddes, dualariniz istediginiz gibi makbul olsun.

* Varligi ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez Dualarinizin Rabbin yüce katina iletilmisine vesile olan Kadir Geceniz mübarek olsun.

* Gecenin güzel yüzü yüregine dokunsun, seytan senden uzakta, melekler basucunda olsun, günes öyle bir geceye dogsun ki dualarin kabul Kadir Geceniz mubarek olsun!

* Bir damla umut serpilsin yüregine, bin tatli umut dolsun günlerine, hayallerin gerçekleri bulsun, bütün dualarin kabul, Kadir Gecen mubarek olsun!

* Ellerin duaya uzandigi, sinelerin dostlara açildigi, gözlerin masumiyet aradigi bu mubarek günde tum dualariniz kabul olmasi dilegiyle iyi kandiller!

* Gel ey Muhammed bahardir, dualar ardinda sakli, aminlerimiz vardir Hacdan döner gibi, Beraat'tan iner gibi gel gel Bekliyoruz yillardir Kadir Geceniz mübarek olsun!

* Yagmur yüklü bulutlar gibi gelen, etegindeki hayir cevherlerini basimiza bosaltan ve bizlere mutluluk veren kandilin, büyüsüne kapilmaniz dilegiyle Nice kandiller.

* Kalpler vardir ,sevgiyi yasatmak için,Insanlar vardir, dostlugu paylasmak için,Mubarek günler vardir, Beraberce kutlamak için Kandiliniz Mübarek Olsun.

* Kulun Rabbine yakın olduğu gecelerin en önemlisi? Kendisine dua edenleri geri çevirmeyen, günahları bağışlayan, her şeyi bilen, gören ve duyan Yüce Allah tüm dualarımızı kabul etsin.

* Gün vardir, bin yildan uzun gelir bize, bir yil vardir bir günden kisa gelir bize Bire bin yazilan bu gecede dua edelim Rabbimiz'e Hayirli kandiller!

* Bugün ellerinizi her zamankinden daha çok açın Avucunuza melekler gül koysun, yüreğiniz coşsun Kadir geceniz hayırlara vesile olsun.

* Bu gece bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi Kulun Rabbine yakın olduğu gecelerin en önemlisi? Kendisine dua edenleri geri çevirmeyen, günahları bağışlayan, her şeyi bilen, gören ve duyan Yüce Allah tüm dualarımızı kabul etsin.

* Bin damla serilsin yüreğine, bin mutluluk dolsun gönlüne, bütün hayallerin gerçek olsun, duaların Kabul olsun bu gece Kadir gecen mübarek olsun.

* Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesinde, kainatın yaratıcısı ve alemlerin Rabbi bağışlayıcı ve acıyıcı yüce Allah tüm dualarınızı kabul etsin!

* Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi kutlarım.

* O gece boyunca melekler, Rablerinin izniyle ölü canlara hayat taşımak için bölük bölük inerler; her çeşit barış, huzur, saadet ve güven taşırlar? ta şafak sökünceye dek! Bu mübarek Kadir Gecesinde Allah dualarınızı kabul etsin.

* Allah'ın nimet, rahmet ve mağfiretinin müminlere bol bol ihsan edildiği gece manasına gelen Kadir Gecesi'nde, bir yıllık yaşantımızı, ibadetlerimizi ve iyiliklerimizi iyi düşünecek ve ona göre hayatımıza çekidüzen vererek samimi bir teslimiyetle nefis muhasebesine gireceğiz Bu gece hayırlı bir gece, yüreklerimiz ibadetle çarpsın, gönüllerimiz bir olsun Kadir geceniz mübarek olsun!

* Kadir Gecesi değer gecesidir, Allah tarafından değerli kılınmış bir gecedir Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır Bu gece bir ömürden daha hayırlıdır Ellerin açıldığı, gözlerin dualarla yaşardığı, kalplerin okşandığı Kadir Gecesinde bütün insanların günahlardan uzaklaşıp tövbelerinin kabul edilmesini niyaz ederiz Allah tüm inananları iman yolundan ayırmasın.

* Mübarek Kadir Gecenizi kutlar, herşeyin gönlünüzden geçtiği gibi olmasını temenni ederim. Berat Kandiliniz mübarek olsun!

* Ümit ederiz ki bu mübarek gece, zor günler geçirdiğimiz; fakat gelecek adına umutla dolu olduğumuz şu dönemlerde yeniden bir uyanışa vesile olur. Kadir Geceniz mübarek olsun..

* Bu günlerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize, bereketi evinize, nuru ahiretimize, sıcaklığı yuvamıza dolsun. Kandiliniz mübarek olsun..

* Bu güzel gecelerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize, bereketi evinize, nuru ahiretinize, sıcaklığı yuvanıza dolsun. Kandiliniz mübarek olsun.

* Bugün ellerini semaya gönlünü Mevla'ya aç, bugün günahlardan olabildiğince kaç, bugün en gizli incilerini onun için saç. Çünkü bugün Beraat kandili, kandilin mübarek olsun.

*| Dertlerimiz kum tanesi kadar küçük, sevinçlerimiz Nisan yağmuru kadar bol olsun. Bu mübarek geceniz sevapla dolsun. Kadir Geceniz Mübarek Olsun.

* Duanız kabul, ameliniz makbul hizmetiniz daim olsun. Saadetiniz kaim olsun. Beraat Kandiliniz Mübarek Olsun.

* Gül bahçesine girenler gül olmasa da gül kokarlar, kainatın en güzel gülünün kokusu üzerinizde olsun bu gece. Kandiliniz mübarek olsun.

* Güneşin güzel yüzü, yüreğine dokunsun, kabuslar senden uzakta, melekler baş ucunda dursun. Güneş öyle bir geceye doğsun ki, duaların kabul, Kadir Geceniz Mübarek Olsun.

* Günler bize dostların güzelliği ile, geceler onların duaları ile mübarek oluyor. Umudumuz dostların hediyesi, duamız sizlerin sevgisi. Kandiliniz mübarek olsun..

* Konsun yine pervazlara güvercinler, hu hulara karışsın aminler,mübarek akşamdır, gelin ey Fatihalar, Yasinler.... Kadir Geceniz Mübarek Olsun...

* Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbi'ne kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku, Allah indinde misk kokusundan daha hoştur. Kadir Geceniz Mübarek Olsun...

* Oruçlu olan kimse, bir kimsenin aleyhinde bulunmadıkça veyahut eza ve cefa yapmadıkça, ta orucunu bozuncaya kadar ibadetdedir. Kadir Geceniz Mübarek Olsun...

* Kadir Geceniz mübarek olsun! Kalpleriniz imanla dolsun! Hayırlı İyi Kandiller...

* Bazen yenik düştük zamana, esiri oIduk anIamsız koşturmaIarın ve fakat adını yüreğimize yazdığımız dostIarımızı hiç unutmadık. KandiIiniz mübarek oIsun.

* Allah'ın rahmeti, bereketi sizinle olsun, gönül güneşiniz hiç solmasın, yüzünüz aydın olsun, kabriniz nur dolsun, makamınız Firdevs, dualarınız kabul olsun. Kandiliniz kutlu olsun..

* Sâde duyguIar yükseIsin gökIere, yüksekIerde hafakan, gözIerde yaşIar, ona susamış dudakIar kadar, açıIan eIIer var. KandiIiniz mübarek oIsun.

*| Bu gece hayırIı bir gece, yürekIerimiz ibadetIe çarpsın, gönüIIerimiz bir oIsun.. KandiIiniz mübarek oIsun!

* İsIam'ın nurlu yüzü kalbine dolsun Makamınız cennet Hz. Muhammed komşunuz olsun Günlerinize mutluluk, gönlünüze saadet dolsun Kandiliniz mübarek olsun!

* Bugün ettiğiniz bütün dualar göklere yükselip, tek tek kabul olup üzerinize sağanak gibi yağsın inşallah. Kadir Geceniz mübarek olsun.

* Binlerce çiçek var, ama gül başka. Milyonlarca insan var, ama dost başka. Milyarlarca gün var, ama bugün başka, Kadir Geceniz mübarek olsun.

*|* Bakiler sevgiler adına nice dilekler vardır. Ölümü bile ayırır saymayan gönüller vardır. Mesafeler araya set çekmişse ne çıkar, dualarda birleşen gönüller vardır. Hayırlı kandiller...

* Yüzünden gülücük, kalbinden sevgi, bedeninden sağlık, çevrende dostluk, ömründen huzur ve neşe eksik olmasın! Hayırlı Kandiller.

* Beyaz bir güvercin gönderiyorum sana, kanatlarında mutluluk, yüreğinde sevgi, tüylerinde nur var. Senin de kalbin nurla dolsun kadir gecen mübarek olsun.

* Bugün unuttuğum kişileri hatırladığım gün değil, çok sevdiğim kişileri dua ile andığım özel bir gündür. 'Ben beni seven ümmetimi almadan cennete gitmem' diyen bir Peygamberin (s.a.v) ümmeti olmanın hakkını verebilmek duası ile kandilimiz mübarek olsun.

* Irmak vadiden, sevda denizden, dua yürekten kopar gelir. Yüreğimdeki duaya ortak ettim seni. Sende dualarından mahrum etme beni. Dostun hası huzur verir, muhabbeti ömür verir, yüzündeki tebessüm cemali Resul'den gelir. Rabbim ömrüne ömür, gönlüne huzur versin. Kadir geceniz mübarek olsun.

* Rabbim dualı bir hayat yaşayan, duasını hayatına taşıyan, başkalarının duasını alan ve duası kabul olan kullarından eylesin inşallah. Hayırlı Kandiller.

* Sofranız afiyetli, paranız bereketli, kararlarınız isabetli, yuvanız muhabbetli, kalbiniz merhametli, bedeniniz sıhhatli, yüzünüz mutlu, kandiliniz kutlu olsun.

* Rüzgarın kemanını çaldığı ve yağmur damlalarının percerene vurduğu bir gecede yatağına uzanıp, keşke dediğin tüm güzelliklerin sizin olsun.

* Mübarek Kadir Gecenizi kutlar, her şeyin gönlünüzden geçtiği gibi olmasını temenni ederim. Kandiliniz mübarek olsun.

* Semanın kapılarının açılıp rahmetin sağanak, sağanak yağdığı bu günde duşen damlaların sizi ailece sırıl sıklam etmesi dileğiyle.Kandiliniz Kutlu olsun.

* Geçmişin bugünle, ışığın gölgeyle umudun gerçekle, ışığın gölgeyle, üzüntünün neşeyle, öfkenin sevgiyle barıştığı nice kandillere.

* Allah'ın aşkıyla yan bu gece, Mevlana gibi dön bu gece, secdeye varıp huzura erince, şu fakiride an bu gece. kandiliniz kutlu olsun.

* En ışıltılı bakışların gözlerinde, en tatlı sözlerin kulaklarında, tüm mutlulukarın avuçlarında ve en sonsuz sevgilerin gönlünce yaşayacağı nice mutlu kandillere.

* Kardeşliğin daimi olduğu, sevgilerin birleştiği dostlukların hiç bitmediği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de sevgi dolu nice kandillere.

* İlahi Esintilerin kalpleri okşadığı, bir anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle, Kandilinizi Kutlarım.

*
Kadir Gecesi Duaları için lütfen tıklayın...

KADİR GECESİ

Mübarek Kadir Gecesi, Kur'ân-ı Kerim'in inmeye başladığı Ramazan ayı'nın 27. gecesidir. İslâm'da en kutsal ve faziletli gece Kadir gecesidir.

KADİR GECESİ'NİN ÖNEMİ

Diyanet resmi kaynaklarından alınan bilgiye göre; Peygamber efendimiz (s.a.v) daha önceki ümmetlerden bin sene cihad eden insanları düşünüp, benim ümmetimin ömrü kısadır, az ibadet ederler diye üzülünce, Allahü teâlâ, (Kadir gecesi senin ve ümmetinindir) buyurup Habibinin kalbini ferahlandırdı. Kadir gecesi, her Ramazan ayında gelir.

Kadir Gecesinin değeri ise Kur'an-ı Kerim'in ilk o gece indirilmeye başlanmasındandır.

Kadir Gecesi, üç ayların sonuncusu olan ramazan ayının yirmi yedinci gecesine rastlamaktadır. Kur'an-ı Kerim'de Kadir Gecesinin Önemi şu şekilde dile getirilmiştir.

'' Biz Onu (Kur'an-ı Kerim'i) Kadir Gecesinde indirdik. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sen bilirmisin? Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.O gecede,Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail a.s) her iş için iner dururlar. O gece esenlik,gün ağarıncaya kada sürer.'' (Kadir Süresi 1-5 Ayetler)Kadir gecesinin zamanı

Kadir gecesinin hangi gece olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, Ramazan'ın yirmi yedinci gününün gecesinde olma ihtimali yüksektir. İslam peygamberi Muhammed Kadir gecesinin hangi gece olduğunu kesin şekilde belirtmemiş, ancak; "Siz Kadir gecesini Ramazan'ın son on günü içerisindeki tek rakamlı gecelerde arayınız" demiştir.

KADİR GECESİ İBADETLER NELERDİR?

Ramazanın her gecesini Kadir gecesi bilerek hareket edilirse Kadir gecesine rastlanmış olur. Her gün en az şunlar yapılmalı:

1- Gece herhangi bir namaz kılarken zamm-ı sure olarak veya namaz dışında Kadir sûresini okumalı.
2- Şu duayı okumalı: (Allahümme inneke afüvvün kerîmün tühıbbül afve fa’fü annî.)
3- Birkaç sayfa Kur'an-ı kerim okumalı.
4- İlmihalden birkaç sayfa okumalı.
5- Az da olsa İslâmiyet’i doğru yayan kuruluşlara yardım yapmalı veya sadaka vermeli.
6- Gece seher vakti, iki rekât namaz kılıp, silsile-i aliyyeyi okuyarak, o âlimlerin hürmetine dua etmeli.
7- Gündüzü de gecesi gibi kıymetli olduğu için gündüzleri de değerlendirmelidir.

bin aydan hayırlı gece, en güzel kandil mesajları 2019, kadir gecesi, kadir gecesi duası, kadir gecesi mesajları, kadir gecesi ne zaman, kadir gecesi yapılacak ibadetler, kadir gecesinin önemi

KADİR GECESİ DUALARI

/ No Comments
dualar, kadir gecesi duaları, kadir gecesi yapılacak dualar, peygamberimizin kadir gecesi yaptığı dualar, kadir gecesi duası türkçe, kadir gecesi duası nihat hatipoğlu, kadir suresi,
dualar, kadir gecesi duaları, kadir gecesi duası nihat hatipoğlu, kadir gecesi duası türkçe, kadir gecesi yapılacak dualar, kadir suresi, peygamberimizin kadir gecesi yaptığı dualar, 
Peygamberimizin Kadir Gecesi Duaları

Kadir gecesinde okunacak dualar : Hazreti Muhammed Kadir Gecesine büyük önem verir ve bu gecede namazın camide cemaatle kılınmasını tavsiye ederdi. Hazreti Ayşe'nin aktardığına göre Peygamber efendimizin Kadir Gecesi şu duayı okurdu;

dualar, kadir gecesi duaları, kadir gecesi duası nihat hatipoğlu, kadir gecesi duası türkçe, kadir gecesi yapılacak dualar, kadir suresi, peygamberimizin kadir gecesi yaptığı dualar,

- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni. 

Peygamberimizin okuduğu Kadir Gecesi duasının Türkçe manası şu şekilde:
-Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.

Kadir Gecesinde edilen dua reddolunmaz : Bin geceden hayırlı olarak nitelenen Kadir Gecesi'nde edilen dualar reddolunmaz. Peygamberimizin Kadir Gecesi ile ilgili Hadisi Şerifinde bu konuda şöyle demiştir;

-"Kim Kadir Gecesi'nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır."

Kadir Suresi'ni okuyun : Kadir Gecesi'nde dua etmek kadar o gece Kadir Suresi'ni okumak da çok kıymetli. Peygamberimizin bu konudaki hadisi şöyle : "Kadir gecesinde bir defa, Kadir sûresini okumak, (başka zamanda) Kur’ân-ı kerîmi hatmetmekten daha sevâptır. Bu gece koyun sağma müddeti kadar namaz kılmak, ibâdet etmek, bir ay her geceyi ibâdetle geçirmekten daha kıymetlidir."

KADİR SURESİ
dualar, kadir gecesi duaları, kadir gecesi duası nihat hatipoğlu, kadir gecesi duası türkçe, kadir gecesi yapılacak dualar, kadir suresi, peygamberimizin kadir gecesi yaptığı dualar,

Bismillahirrahmânirrahîm.

1- İnna enzelnahü fiy leyletilkadr 2- Ve ma edrake ma leyletülkadr 3- Leyletülkadri hayrüm min elfi şehr 4- Tenezzelülmelaiketü verruhu fiyha biizni rabbihim min külli emr 5- Selamün hiye hatta matle'ılfecr

ANLAMI

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.1- Biz o (Kur'ân)nu Kadir gecesinde indirdik.2- Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin?3- Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.4- Melekler ve Ruh (Cebrail veya Ruh adındaki melek) o gece Rablerinin izniyle, her iş için inerler.5- O gece, tanyeri ağarıncaya kadar süren bir selâmettir.

Ramazan Bayramı mesajları için tıklayın...

Kadir Gecesi Türkçe dua

BİSMİLLAHİ'R-RAHMANİ'R-RAHîM

Ey talihsizlerin sığınağı, Ey âcizlerin güç kaynağı, Ey dertlilerin tabibi, Ey yolda kalmışların yol göstereni!, Ey çaresizler çaresi! ve Ey her duada bulunana icabet eden ululuk tahtının Sultanı!

İçinde bulunduğumuz bu Kadir Gecesi hürmetine bizleri affeyle Ya Rabbi!

Allahım,
Sen bizleri ufku, inancı ve davranışlarıyla tam bir ruh ve mana kahramanı eyle! Derinlik ve zenginliğimizi bilgi ve müktesebatımızla birlikte gönül zenginliği, ruh saffeti ve hakka kurbetimiz itibarıyla yap Ya Rabbi!

Allahım,
Sen bizleri, kalbi ve ruhi hayata programlı, maddi manevi bütün kirlerden uzak durmaya kararlı, cismani ve bedeni isteklere karşı her zaman teyakkuzda, Kin, nefret, hırs, hased, bencillik ve şehvet gibi hastalıklarla mücadele azmiyle gerilmiş tevazu ve mahviyet abideleri eyle Ya Rabbi!

Allahım,
Sen bizleri her zaman hakkı tutup kaldırma peşinde, mülk ve melekut alemiyle alakalı duyup hissettiklerini başkalarına duyurma iştiyakıyla yanıp tutuşan diğergamlardan eyle Ya Rabbi!

Allahım,
Sen bizleri, olabildiğine sabırlı ve temkinli, konuşup gürültü çıkarmadan daha çok, inandıklarını yaşayan, yaşadıklarıyla başkalarına da örnek olan bir iman ve aksiyon insanı eyle Ya Rabbi!

Allahım,
Sen bizleri dur-durak bilmeden sürekli koşan, Hak'ka yürüyenlere yürümenin âdâbını öğreten, iç dünyası itibarıyla her zaman ocaklar gibi cayır cayır yanan ve yanarken de asla gam izhar eylemeyen; eyleyip ağyârı âhına âgâh kılmayı düşünmeyen her zaman içten içe yanan ve kendine sığınanların ruhlarına hararet üfleyen kullarından eyle Ya Rabbi!

Allahım,
Hedefimizde hep öteler tüllenip dursun. Bizler Hak rızasına bağlanmış, sürekli ilerleyen ve sürekli mesafelerle yaka paça olan iman insanları olalım ya Rabbi! Matlûbumuza ulaşacağımız ana kadar hep bir küheylan gibi koşalım; koşarken de herhangi bir beklentiye girmeyelim Ya Rabbi!

Allahım,
Sen bizleri öylesine içten bir hakikat eri eyle ki, oturup kalkıp sürekli yeryüzünde hakkı ikame etmeyi düşünelim ve senin hatırın söz konusu olduğunda da rahatlıkla bütün arzularımızdan ve isteklerimizden vazgeçebilelim Ya Rabbi!

Allahım,
Herkese sinemizi açalım, herkesi şefkatle kucaklayalım ve toplum içinde hep bir sıyanet meleği görüntüsü sergileyelim. Ama senden başka kimseden de bir şey beklemeyelim Ya Rabbi!

Allahım,
Sen bizlere Tavırları, davranışları itibarıyla herkesle uyum içinde olmayı lutfet. Hiç kimseyle cedelleşmeyelim. Hiç kimseye karşı düşmanlık beslemeyelim. Kat'iyen başkalarıyla rekabete ve sürtüşmeye girmeyelim. Dinimize, ülkemize ve ülkümüze hizmet eden hemen herkesi sevelim. Bütün olumlu faaliyetlerinden ötürü herkesi alkışlayalım. Başkalarının anlayışlarına hem de konumlarına saygılı kalmaya alabildiğine itina gösterelim ya Rabbi!

Allahım,
Kendi gayret ve aktivitelerimizin yanında, senin tevfik ve inayetine de fevkalâde önem verelim. Her hareketimizde rızana mazhar olma yollarını araştıralım. Senin inayetine vesile sayılan birliğe-beraberliğe olağanüstü ihtimam gösterelim Ya Rabbi!

Allahım,
Sen bizleri bir Hak âşığı ve Hak rızası sevdalısı eyle. Nerede ve hangi şartlar altında olursa olsun bütün hareketlerimizi senin hoşnutluğuna bağlayalım. Seni memnun etme yolunda ölesiye bir hırs gösterelim ve böyle bir hedefe ulaşmak için de bütün varımızı feda edebilelim, dünyevî-uhrevî her şeyden vazgeçebilelim Ya Rabbi!

Allahım,
Düşünce dünyamızda "benim yapmam", "benim başarmam", "benim sonuçlandırmam" gibi merdud mülâhazalara asla yer verme Ya Rabbi! Yerine getirilmesi gerekli olan şeyleri kim yaparsa yapsın, kendimiz yapmış gibi memnun olalım, başkalarının başarılarını kendi başarılarımız sayalım, öncülük yapma şeref ve payesini de onlara bırakalım Ya Rabbi!

Allahım,
Her zaman kendimizle yaka-paça ve kendi ayıplarımızla meşgul olalım kimsenin eksiğiyle-gediğiyle uğraşmayalım. Her fırsatta iyi bir insan olma örneği sergileyelim, başkalarını daha yüksek ufuklara yönlendirip herkese bir hüsn-ü misal olalım İnsanların ayıplarına ve kusurlarına göz yumalım. Onların olumsuz tavırlarına tebessümle karşılık verelim, kötülüklerini iyilikle savalım ve elli defa rencide edilsek de, bir kerecik olsun kimseyi kırmayı düşünmeyelim Ya Rabbi!

Allahım,
Hayatımızı iman-ı kâmil yörüngeli ve ihlas donanımlı yaşamayı en birinci mesele bilelim. Duyguları, düşünceleri ve davranışları itibarıyla Hakrızasına kilitlenmiş bir hakikat eri olalım. Beraber yürüdüğümüz, aynı mefkûreyi paylaştığımız kimselerle asla rekabete girmeyelim. Onlarakarşı kat'iyen kıskançlık duymayalım; aksine, onların noksanlarını giderip, eksiklerini tamamlayalım ve onlara karşı hareketlerimizde hepbir vücudun uzuvlarından herhangi bir organmış gibi davranalım Ya Rabbi!

Allahım,
Tam bir îsar rûhuyla; makam ve mansıp, paye ve şöhret gibi maddî-manevî hemen her konuda yol arkadaşlarımızı öne çıkarıp kendimiz gerilerden gerilere çekilerek onların başarılarının tellalı gibi davranalım, kardeşlerimizin mazhariyetlerini alkışlayıp muvaffakiyetlerini de bir bayram sevinciyle karşılayalım Ya Rabbi!

Allahım,
Başkalarının düşünce ve hareketlerine karşı hep saygılı kalmaya çalışalım. Paylaşmaya, beraber yaşamaya açık duralım. Oturup kalkıp aynı mefkûre insanlarıyla müşterek hareket etme yollarını araştıralım, müşterek projeler geliştirelim ve "ben" yerine "biz"i ikame etme gayreti gösterelim. Dahası, başkalarının mutluluğu yolunda rahatlıkla kendi saadetimizi feda edebilelim ve bunları yaparken de kimseden herhangi bir teveccüh beklemeyelim. Hatta böyle bir beklentiye girmeyi kendi hesabımıza bir düşüş sayalım; yılandan-çıyandan kaçtığımız gibi önde görünmekten, namdan-şandan kaçalım ve unutulma murakabesine dalalım Ya Rabbi!

Allahım,
Kimsenin kılına dokunmayalım, saldırıya saldırıyla mukabelede bulunmayalım. En kritik durumlarda bile hep dengeli hareket edelim. Her zaman fenalıklara karşı iyilikle mukabelede bulunalım. Kötülükleri kötülerin işi sayıp, bir iyilik âbidesi gibi davranalım Ya Rabbi!

Allahım,
Hayatımızı Kur'ân ve Sünnet çizgisinde Hak dostluğu, takva, azimet ve ihsan şuuru çerçevesinde yaşayalım. Benlik, gurur, şöhret gibi kalbi öldüren hislere karşı sürekli tetikte bulunalım kendimize nisbet edilen güzellikleri "her şey senden" deyip sana verelim. İradeye vâbeste işlerde de her zaman "ben"den kaçıp, "biz"e sığınalım. Hiç kimseden korkmayalım. Hiç bir hâdise karşısında telâşa kapılmayalım ve doğru bildiğimiz şeylerden asla geriye durmayalım Ya Rabbi!

Allahım,
Kimseye gücenmeyelim; hele Hak'ka dilbeste olanlara kat'iyen kırılmayalım. Yol arkadaşlarımızı herhangi bir fenalık içinde gördüğümüzde onlardan uzaklaşmayalım. Perdeyi yırtıp onları utandırmayalım; utandırmak bir yana, böyle bir fenalığı gördüğümüzde büyük bir hata işlemiş gibi kendimizi kınayalım. Mü'minlerin farklı yorumlara açık tavırlarından dolayı onlar hakkında sû-i zanda bulunmaktan kaçınalım; görüp duyduğumuz şeylere iyi yorumlar getirip ve kat'iyen olumsuz mülâhazalara girmeyelim Ya Rabbi!

Allahım,
Hareket ve faaliyetlerimizi, bu dünyanın bir ücret yeri değil de, bir hizmet mahalli olduğu mülâhazasına bağlayalım. Her zaman memur bulunduğumuz sorumlulukları fevkalâde bir disiplin içinde yerine getirelim. Netice ve sonuçla meşgul olmayı da sana karşı bir saygısızlık sayalım Ya Rabbi!

Allahım,
Dine, imana ve insanlığa hizmeti, Hak rızası yolunda en büyük bir vazife bilelim. Ne kadar büyük işler başarsak da, bundan nefsimiz adına maddî-manevî herhangi bir pâye çıkarmayı hiç mi hiç düşünmeyelim Ya Rabbi!

Allahım,
Düzenimizin bozulmasından dolayı ümitsizliğe düşmeyelim. İnsanların bize karşı olmasından dolayı sarsıntı yaşamayalım. "bu dünya, darılma dünyası değil, bir dayanma âlemidir" deyip dişimizi sıkıp sabredelim, maruz kaldığımız durumlardan kurtulmak için de alternatif çıkış yolları arayalım en kritik anlarda dahi değişik stratejiler üretip
hep azm u ikdamda bulunalım Ya Rabbi!

Allahım,
İnsanî değerlerin hor görüldüğü, dînî düşüncede kırılmaların yaşandığı, her tarafta başı boşların gürültülerinin duyulduğu günümüzde, başka bir şey değil, bizleri gönül insanları eyle ya Rabbi!

dualar, kadir gecesi duaları, kadir gecesi yapılacak dualar, peygamberimizin kadir gecesi yaptığı dualar, kadir gecesi duası türkçe, kadir gecesi duası nihat hatipoğlu, kadir suresi,

BAYRAMLAŞMANIN ÖNEMİ

27 Nisan 2021 Salı / No Comments
bayramlaşmak nedir, bayramlaşmanın önemi, neden bayramlaşmalı, bayramda ne yapılır, dini bayramların önemi, osmanlıda bayramlaşma, rüyada bayramlaşma,


BAYRAMLAŞMA NEDİR?

“Müslümanların, en önemli sevinç günleri olan ve bizzat Hz. Peygamber tarafından ilân edilen ramazan ve kurban bayramlarında birbirlerini tebrik etmelerine” Arapça ve Osmanlıca’da muâyede, Türkçe’de bayramlaşma denilir. Bayramlaşmanın el sıkışmak, küçüklerin büyüklerin ellerini öpmesi, yemek ve tatlı ikram etme, hediyeleşme şeklindeki uygulamaları zaman içinde gelişerek gelenek halini almıştır. İlk dönem Müslümanlarının bayramlaşma şekli hakkında yeterli bilgi olmamakla birlikte, bayramlarda “Allah kabul etsin” şeklindeki dileklerle tebrikleştikleri, bu tebrikleşmenin Emevîler devrinde de sürdürüldüğü bilinmektedir. Abbâsîler döneminde, başta Bağdat, Kudüs, Şam gibi büyük şehirler olmak üzere çeşitli merkezlerde canlı bir şekilde yapılan bayramlaşma ve kutlamalar sırasında tatlı ikram etme uygulaması Fâtımîler’de gelenekleşmeye başlamıştır. Selçuklular zamanında da ramazan ve kurban bayramı kutlamalarına büyük önem verilir; ayrıca Nevruz ve Mihrican bayramlarında da şenlikler yapılırdı.

OSMANLI’DA BAYRAMLAŞMA

Bayramlaşma, sevgi, saygı, sıla-i rahim, ikram ve cömertlik gibi erdemlerin güzel bir tezahürü olarak en büyük itibar ve önemi Osmanlılar’da kazanmış, görkemli törenlere, geleneklerin oluşmasına vesile olmuştur. Osmanlılar’da bayramlaşma namazdan sonra başlar, küçükler büyüklerin ellerini öper, büyükler de küçüklere hediye dağıtırdı. Ayrıca bayram münasebetiyle tebrik için evleri dolaşan bekçi, çöpçü, tulumbacı, davulcu gibi hizmetlilere bahşiş verilirdi. Toplumun çeşitli kesimlerinde hiyerarşik bir düzene göre ziyaretleşme ve bayramlaşma tam bir itina ile yerine getirilen muaşeret kurallarıydı.

Gerçekten dinî bayramlar, insanlar arasında kaynaşmanın, dostlukları ve ahbaplıkları ilerletmenin bir yolu olarak belli bir öneme sahip oldukları gibi, dinî his ve şuurun toplumsal boyutta tazelenmesinin de bir vesilesidir. Kendisi çeşitli sebeplerle bayramlaşma törenlerine katılmayan insan bile bunu hisseder ve yaşar.

Bayramlaşmanın, gergin ve soğuk ilişkileri yumuşatma, kırgın, dargın ve küskünlerin barışması gibi bir fonksiyon icra ettiği de söylenir. Bununla birlikte, her zaman insanlarla iyi geçinmek, çeşitli nedenlerle meydana gelmiş olan dargınlık ve kırgınlığı kaldırmaya çalışmak daha uygun olur. İnsan bu hislerle dolu olmadıktan sonra bayram günü, bayramlaşma yoluyla sağlanan barışma töreni, bir gösteri olmaktan öte gitmeyebilir.


Bu yazı, bayramlaşmak nedir, bayramlaşmanın önemi, neden bayramlaşmalı, bayramda ne yapılır, dini bayramların önemi, osmanlıda bayramlaşma, rüyada bayramlaşma, ile ilgilidir. 

DİNİ BAYRAMLAR NEDEN KUTLANIR?

/ No Comments
barış, bayramlar, gerçek bayram, hayat, resimli mesajlar, dini bayramlar zaman, dini bayramlarımız, dini bayramlar nelerdir, dini bayramlar neden kutlanır,  zamanı doğru okumak,

BAYRAMLAR

Bayramlar gelir geçer.
Ama kiminle ve nasıl geçtiği önemlidir.
Bayramlar hayatın mola yerleridir.
Küskünler barışır, sevgililer buluşur, 
anılar canlanır, kaybedilenler hatırlanır.
Bayram sevdiklerimizin varlığı ile asıl bayram olur.
Zamanla anlıyor ki insan;
sevdikleri ile geçen her gün bayrammış.

*

Dini bayramlar nelerdir? Ne zamandır? Nasıl kutlanır?

Son zamanlarda sadece tatil olarak anlamlandırılan dini bayramlar hangileri? 
Bu konuya, ‘din ve bayram nedir’ sorusuna cevap vererek başlayalım mı?..

Din; insanları, peygamberler vasıtasıyla gönderilen kitap ve hükümlerle bildirilen gerçekleri benimsemeye ve uygulamaya çağıran Allah tarafından konulmuş bir kanundur. İnsanların yaratıcılarıyla, birbirleriyle ve diğer varlıklarla olan ilişkilerinin belirleyicisidir. İyi ve faydalı şeyler yapmaya yönlendirir, zararlı işlerden de alıkoyar.

Arapça kökenli din sözcüğünün, köken itibariyle ‘yol, hüküm, mükafat’ gibi anlamları vardır. Zaman zaman inanç sözcüğünün yerine de kullanılan farklı kültür, topluluk ve bireylerdeki din kavramı; her çağda, coğrafya ve kültür değerlerine göre yenilenmiş, gelişmiştir.

Bayram, ‘ferah ve sevinç günü’ manasına gelir. Dini bayramlar ise, yeryüzünde yaşayan çeşitli dinlere mensup toplulukların belli bir tarihte, bir veya birkaç gün sevinç gösterileriyle kutladığı günlerdir. Bu bayramlara özel ibadetler vardır.

İslam dininde Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı olmak üzere iki büyük dini bayram vardır.

Ramazan ve Kurban bayramları hicretin (Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göçü) ikinci yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır. Dini bayramlar ulusal bayramlardan farklı olarak ay takvimine göre düzenlendiğinden her yıl bir önceki yıldan 10 gün erkene gelirler. Bayramın ilk gününden önceki güne arefe denir. Ramazan Bayramı, Şevval ayının birinci günü başlar, üç gündür. Kurban Bayramı, Zilhicce ayının 10. günü başlar, dört gündür.

Ramazan Bayramı, Ramazan ayı boyunca farz olan orucun da sonunu ifade eder. Şeker Bayramı olarak da isimlendirilen Ramazan Bayramı’nın ilk günü, aynı zamanda Şevval ayının birinci günüdür.

Kurban Bayramı, Hz. İbrahim Peygamber döneminden günümüze taşınan bir ibadetin bayramıdır. Bu bayram kurban kesme ibadetinden gelir. Maddi gücü elveren Müslümanlar’ın kestirdiği kurbanın eti, düzenli olarak et yeme şansı bulamayan kişilere dağıtılır. Bu bayram, Müslümanlar arasındaki kardeşlik ve dayanışma duygularını artırır.

Bayramda neler yapılır?

Bayramların ilk sabahı Müslüman erkekler bayram namazı kılar. Bayram boyunca eş, dost, akraba ziyaretlerine gidilerek bayram kutlanır. Bayramlarda bakımlı düzenli olmak adettendir. Çocuklara ailelerin bütçesi elverdiğince yeni kıyafetler alınır.

Çocuklar gruplar halinde kapı kapı dolaşarak şekerleme toplarlar. Bazı büyükler ellerini öpen çocuklara hediye veya harçlık verirler. Evlerin mutfaklarında bayramda gelecek misafirler için çeşit çeşit ikramlıklar hazırlanır.


barış, bayramlar, gerçek bayram, hayat, resimli mesajlar, dini bayramlar zaman, dini bayramlarımız, dini bayramlar nelerdir, dini bayramlar neden kutlanır,  zamanı doğru okumak, 

DİNİ TERİMLER VE SÖZLER

/ No Comments
islami terimler sözlüğü, dini terimler ygs, dini terimler ve anlamları, din kültürü terimleri sözlüğü, din kültürü terimleri ygs, Dini Bilgiler ve Terimler, din terimleri sözlüğü


DİNİ TERİMLER VE SÖZLERİN ANLAMI

1- Abdest Nedir?

Dirsekler ile beraber ellerin, yüzün, topuklarıyla beraber ayakların temiz su ile yıkanması ve başın meshedilmesidir.

2- Adak Nedir?

Kişinin dinen yükümlü olmadığı halde, farz veya vacip türünden bir ibadet yapacağına dair Allah’a söz vermesidir.

3- Ahiret Ne Demektir?

Kıyametin kopmasından sonra başlayan ve sonsuza kadar devam edecek olan cennet ve cehennem hayatıdır.

4- Ahkam Nedir? 

Kur’an ve Sünnetin içerdiği dinî hükümlerdir.

5- Ahlâk nedir?

Bir kişinin iyi veya kötü olarak nitelenmesine sebep olan manevî değerleri, huyları ve bunların tesiri ile ortaya koyduğu davranışların bütünüdür.

6- Allah’ın Rızası Ne Demektir? 

Yapılan herhangi bir işten Allah’ın hoşnut olmasıdır.

7- Amin Ne Demektir? 

Yapılan duâ için, “Ya Rabbi Kabul buyur” demektir.

8- Arafat nedir?

Hacı adaylarının “vakfe” yapmak üzere arefe günü toplandıkları, Mekke’nin güneydoğusunda bulunan bir bölgedir.

9- Arş Nedir? 

Mecazî anlamda, ilahî hükümranlık tahtı demektir.

10- Ashâb Ne Demektir?

Hz.Peygamber’i gören ve onunla sohbet eden müslümanlardır.

11- Aşere-i Mübeşşere Nedir? Ve Kimlerdir? 

Dünyada iken Hz.Peygamber tarafından Cennetle müjdelenen on kişiye Aşere-i Mübeşşere denir.

Bunlar: Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talhâ, Zübeyr, Avf oğlu Abdurrahman, Sa’d, Zeyd oğlu Saîd, Ebû Ubeyde (r.a.) hazretleridir.

12- Aşûre Nedir?

Kameri takvimin birinci ayı olan Muharremin onuncu gününe verilen isimdir.

13- Ayet Nedir? 

Kur’an-ı Kerim’de durak işaretleri arasındaki cümle ya da ifadelerdir.

14- Berat nedir?

Borçtan, suç ve cezadan kurtulmaktır. Günahlardan kurtulmaya vesile olan Şaban ayının onbeşinci gecesine de Berat gecesi denir.

15- Beytullah Ne Demektir? 

Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri Kâbe’nin diğer adıdır.

16- Bid’at nedir?

Dinin aslından olmadığı halde dindenmiş gibi algılanan şeylerdir.

17- Câiz, Celle Celalühü,  Celle Şanühü Nedir? 

Câiz; Yapılması dinen yasak olmayan şeydir.

Celle Celalühü; Azameti Yüce ve Ulu demektir

Celle Şanühü: Şanı Yüce ve Ulu demektir.


18- Cami ve Mescid Nedir? 

Müslümanların toplu halde veya tek başına namaz kılıp, ibadet ettikleri umuma açık mübarek mekanlardır.

19- Cennet, Cehennem, Sırat-ı Müstekîm, Berzâh,  Ne Demektir? 

Cennet; Allah’ın emirlerine uyup yasaklarından sakınanların konulacağı ebedi mükafat yeridir.

Cehennem; kafirlerin sürekli olarak kalacakları azap yeridir.

Sırat-ı Müstakîm; Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de beyan ettiği dosdoğru yoldur.

Berzah; ölümle kıyamet arasındaki zaman dilimidir.

20-Din Nedir?

Hür iradeleriyle inanan akıl sahibi insanları, en iyiye, en doğruya, en güzele ve ebedî mutluluğa ulaştıran ilahî kanunlar bütünüdür.

21- Dört Büyük Kitabı Biliyor musunuz?

Dört büyük kitab: Tevrât, Zebûr, İncil ve Kur’an’dır.

22- Dört Büyük Meleği Biliyor musunuz? 

a) Cebrail: Allah’tan vahiy getiren melektir.

b) Mikail: Evrendeki tabiat olayları ve canlıların rızıkları ile görevli melektir.

c) İsrafil: Kıyametin kopması ve insanların kabirlerinden kalkması için “Sûr”a üflemekle görevli melektir.

d) Azrail: Canlıların ruhlarını almakla görevli melektir.

23- Duâ Nedir? 

Kulun istek ve arzularını uygun bir üslupla Allah’a arzetmesidir.

24- Ebedî ve Ezelî Ne Demektir? 

Ebedî, sonu olmayan; ezelî ise başlangıcı olmayandır.

25- Ecel Ne Demektir? 

Allah’ın takdir ettiği ömrün sona erdiği andır.

26- Ecir Nedir? 

Yapılan güzel ameller karşılığında Allah’ın kullarına verdiği mânevî mükafattır.

27- Esmâ-i Hüsnâ Nedir?

Yüce Allah’ın en güzel isimleri anlamına gelir.

28- Ezan Nedir? 

Namaz vakitlerinin girdiğini bildirmek üzere müezzin tarafından okunan ve özel sözlerden oluşan dini bir davettir.

29- Farz Nedir? 

Dinen yapılması kesin olarak istenen şeydir.

30- Fasık nedir? 

Allah’ın emir ve yasaklarına riayet etmeyen kimseye denir.

31- Fıkıh Nedir? 

Kişinin amel yönünden faydasına ve zararına olan şeyleri bilmesidir.

32- Fidye Nedir?

Meşru mazeretler sebebiyle bazı ibadetlerin yapılamaması veya ibadet sırasında eksikliklerin oluşması sebebiyle yerine getirilmesi gereken dinî yükümlülük.

33- Fitne nedir?

İyi veya kötü şeylerle deneme, manevî çöküntü, sosyal kargaşa ve kaos demektir.

34- Fitre Nedir?

Ramazan Bayramına kavuşan ve dinen zengin sayılan Müslümanların, kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler için fakirlere vermeleri gereken belli miktarda mal ya da paradır.

35- Gusül Nedir?

Ağızı, burnun içini ve bütün bedeni yıkamaktır.

36- Günah Nedir? 

Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı olan amel, söz ve davranışlardır.

37- Hadis Nedir? 

Hz.Peygamberin sözleri veya O’nun fiil ve onaylarının sözle ifadesine denir.

38- Haram Nedir? 

Dinen yapılması kesin olarak yasaklanan şeydir.

39- Haşr Nedir? 

Bütün canlıların yeniden diriltilerek mahşerde, hesap vermek üzere toplanmasıdır.

40- Hatim Nedir?

Kur’an-ı Kerim’in baştan sona kadar orijinalinden okunup bitirilmesidir.

41- Hayır Nedir?

Hayır, Yüce Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olan güzel amellerdir.

42- Helal Nedir? 

Yapılıp yapılmaması konusunda dinî bir hüküm bulunmayan şeylerdir.

43- Hicret Nedir?

Hz. Muhammed’in Miladî 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç etmesi olayıdır.

44- Hilye-i Şerif Nedir? 

Peygamber Efendimizin dış görünüşünü ve vasıflarını anlatan eserlere verilen addır. “Hilye-i Saâdet” de denir.

45- Hurâfe Nedir?

Akla ve ilme aykırı olan ve hiçbir temeli bulunmayan batıl inançlar ve uygulamalardır.

46- Hutbe Nedir? 

Cuma ve Bayram günlerinde camilere gelen müminleri, dinî konularda aydınlatmak üzere hatibin yaptığı konuşmadır.

47- İbadet Nedir?

Allah’a gönülden, isteyerek yönelmek ve karşılığında sevap vadedilen dinî görevleri ve amelleri Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla yerine getirmektir.

48- İcmâ Nedir?

Hz.Peygamber’in vefatından sonra, herhangi bir asırda, bütün İslam müçtehitlerinin, dînî bir konuda ortak hüküm vermeleridir.

49- İçtihat Nedir?

Müçtehidin herhangi bir dînî mesele hakkında bir hükme ulaşabilmek için belli tekniklere başvurarak bütün gücünü harcaması demektir.

50- İftar Nedir?

Oruç açmaktır.

51- İhram Nedir?

Hac veya umreye niyet eden bir kimsenin, diğer zamanlarda mübah olan bazı davranışları belirli bir süre boyunca kendisine yasaklamasıdır. Bu amaçla giyilen şeye de aynı ad verilir.

52- İhsan Nedir?

İnsanlara iyilik etmek, yararlı ameller işlemek ve “Allah’ı görüyormuş gibi, O’na ibadet etmek” demektir.

53- İlahi Kudret Nedir?

Yüce Allah’ın gücü ve kuvvetidir.

54- İlâhî Ne Demektir?

Tasavvuf Edebiyatında Allah ve Peygamber sevgisini dile getiren şiir türünden dizelerdir.

55- İlk Müslümanlar Kimlerdir?

İlk Müslümanlar Hz.Hatice, Hz.Ali, Zeyd b. Hârise ve Hz.Ebu Bekir’dir.

56- İlk Vahiy Peygamberimize Ne Zaman Gelmiştir?

İlk vahiy, Miladî 610 yılında, Hz. Peygamber, kırk yaşında iken, Mekke yakınındaki Nûr Dağı’nda ve Kadir Gecesi’nde gelmiştir.

57- İmam-Hatip Kimdir?

Cemaate namaz kıldıran ve hutbe okuyan kimse demektir.

58- İman Nedir? Veya İnanç Nedir?

Hz.Peygamber’in, Allah’tan getirdiği kesin olarak bilinen hükümlerin doğruluğunu kabul ve tasdik etmektir.

59- İmsak Nedir?

Oruç niyetiyle yeme, içme ve cinsel ilişki gibi orucu bozan şeylerden uzak durmaktır.

60- İrşâd Nedir?

Müslümanlara doğru yolu göstermek ve onları dinî görevleri hakkında aydınlatmaktır.

61- İslam Nedir?

Allah’ın, insanlara Peygamberi Hz.Muhammed (s.a.v.) vasıtasıyla gönderdiği son ilâhî dinin adıdir.

62- İsrâ, İstiazâe, İstiğfar Nedir?

Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in bir gece Allah tarafından Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesidir.

İstiazâe, "Korunma talep etme"

İstiğfar "Estağfurullah"

63- İtâat Nedir?

Allah’ın emirlerine uyup, yasaklarından sakınmaktır.

64. İtikad nedir?

İnanma, gönülden tasdîk etme demektir. İtikadî konular denilince, iman esasları akla gelir.

65- İzar nedir?

Hac veya Umre yapmak üzere ihrama giren erkeklerin belden aşağısını kapatmak üzere büründükleri örtüdür.

66- Kâbe nedir?

Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri Mekke’deki Mescid-i Haram’ın içinde bulunan, Hz.İbrahim ile oğlu Hz.İsmail (A.S.) tarafından inşa edilmiş olan mukaddes ma’bettir.

67- Kaç Çeşit İbadet Vardır? 

İbadetler bedenî, malî ve hem bedenî hem malî İbadetler olmak üzere üç çeşittir.

68- Kader Ne Demektir?

Yüce Allah’ın ezelden ebede kadar meydana gelecek olayları, bunların zamanını, yerini, miktarını ve niteliklerini ezelî ilmi ile bilip takdîr etmesidir.

69- Kâfir Kime Denir?

İslam dininin temel esaslarını kabul etmeyen, Hz.Peygamber’in, Yüce Allah’tan getirdiği kesin olarak bilinen hususları inkar eden kimsedir.

70- Kaza Ne Demektir?

Yüce Allah’ın ezelî ilmiyle takdîr ettiği şeylerden her birinin zamanı gelince o takdire uygun olarak yaratmasıdır.

71- Kelime-i Şehadet Nedir?

“Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ederim” anlamındaki, “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühü” ifadesidir.

72- Kelime-i Tevhit Ne Demektir?“

Allah’tan başka ilâh yoktur, Muhammed O’nun elçisidir” anlamındaki “Lailâhe illâllah, Muhammedürresûlullah” ifadesidir.

73- Kıble nedir?

Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri taraf, Kâbe cihetidir.

74- Kırâat Nedir? 

Namazda Kur’an-ı Kerim’den bir miktar okumak demektir.

75- Kıyam Nedir?

Namazda ayakta durmak demektir ve namazın farzlarından biridir.

76- Kıyamet Ne Demektir?

Yüce Allah’ın belirlediği zaman gelince kâinat düzeninin bozulup yıkılması ve dünyanın sonunun gelmesidir.

77- Kıyas Nedir?

Kur’an ve Sünnet’te hükmü açıkça belirtilmeyen bir meselenin hükmünü, aralarındaki ortak nitelik dolayısıyla, hükmü açıkça belirtilen diğer meseleye göre açıklamaktır.

78- Kirâmen Kâtibîn Nedir?

Her mükellef insanın yaptığı bütün işleri kayda geçiren yazıcı meleklerin adıdır.

79- Kul Nedir?

Allah’ın hüküm ve tasarrufu altındaki tüm insanlar demektir.

80- Kur’an-ı Kerîm’de Kaç sûre Vardır?

Kur’an-ı Kerîm’de 114 sûre vardır.

81- Kurban Nedir?

Allah’a yakın olmak ve rızasına ermek için ibadet niyetiyle kurbanlık bir hayvanı kesmektir.

82- Kürsü Nedir?

Camilerde vaizlerin va’z sırasında oturdukları yüksekçe yerdir.

83- Mahşer Ne Demektir?

Öldükten sonra dirilen insanların toplanacağı yerdir.

84- Meâl nedir?

Her yönüyle aynen aktarılması mümkün olmayan bir sözün başka bir dile yaklaşık olarak çevirisidir. Özellikle Kur’an tercümeleri için kullanılmaktadır.

85- Mekruh Nedir?

Dinen yapılmaması zannî delille istenen şeydir.

86- Melek Ne Demektir?

Allah’ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren, gözle görülmeyen nûrânî varlıklardır.

87- Mevlid Nedir?

Doğum zamanı demektir. Peygamberimizin doğumu ve bunu anlatan eser anlamında kullanılır.

88- Mi’rac Nedir?

Peygamberimizin, Kudüs’deki Mescid-i Aksa’dan, Yüce Allah’ın, manevî huzuruna yaptığı yolculuğun adıdır. Dinî literatürde, Recep ayının 27. gecesi “mîrac gecesi” olarak bilinir.

89- Mihrap Nedir? 

Cami, mescid ve namazgâhlarda kıble yönünde bulunan ve İmam-Hatibin namaz kılarken durduğu bölümdür.

90- Minber Nedir? 

Camilerde İmam-Hatiplerin cuma ve bayram hutbesi okudukları basamaklı yüksekçe yerdir.

91- Mîzan Ne Demektir?

Mahşerde hesap görüldükten sonra herkesin amellerinin tartılacağı ilahi adalet terazisidir.

92- Mucize Ne Demektir?

Peygamberlerin, peygamber olduklarını ispat için Allah’ın izni ile gösterdikleri hiçbir insanın benzerini yapamayacağı harikulade hallerdir.

93- Mukâbele Nedir?

Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, diğerlerinin de onu takip etmesidir.

94- Mukaddesât Nedir? 

Dinimizce kutsal kabul edilen değerlerdir.

95- Mushaf Ne demektir?

Kur’an-ı Kerim’in, Fatiha Sûresi ile başlayıp Nâs Sûresi ile bittiği şekliyle iki kapak arasında toplanmış haline mushaf denir.

96- Mü’min Kime Denir?

Allah’a, Hz.Peygamber’e ve O’nun haber verdiği şeylere gönülden inanıp, kabul ve tasdîk eden kimsedir.

97- Mübah Nedir?

Dînen yapılıp yapılmaması serbest bırakılan şeydir.

98- Müezzin-Kayyım Kimdir?

Namaz vakitleri girince ezan okuyup, cami ve cemaatle ilgili hizmetleri gören kimsedir.

99- Müfsid Ne Demektir?

Usûlüne uygun olarak başlanmış bir ibadeti bozup, geçersiz hale getiren herhangi bir davranıştır.

100- Müftü Kimdir?

Dinî konularda fetva vermeye yetkili olan kimsedir.

101- Mükellef Ne Demektir?

Dini hükümleri yerine getirmekle yükümlü olan kimse demektir.

102- Münâcât Nedir?

Allah’a sessizce duâ etmek, yalvarmak ve niyaz etmektir. Dua içerikli şiirlere de münacât denir.

103- Münafık Kime Denir?

Kalben inanmadığı halde, dili ile mümin olduğunu söyleyen kimsedir.

104- Münker Nekir Nedir?

Kabre konulan kimseye “Rabbin kim?, Peygamberin kim?, Dinin nedir?” diye soru soran meleklerin adlarıdır.

105- Müstehab veya Mendup Nedir?

Hz.Peygamber’in bazen yaptığı, bazen de yapmadığı dini içerikli işlerdir.

106- Na’t Nedir? 

Peygamber Efendimizi övmek maksadıyla yazılan şiir türüdür.

107- Nafile, Kaza Nedir?

Nafile; farz, vacib ve sünnet ibadetlerin dışında sevap kazanmak için yapılan tüm ibadetlerdir.

Kaza; vaktinde yerine getirilememiş olan farz bir ibadetin vaktinden sonra yerine getirilmesidir.

108- Nebî veya Resûl Ne Demektir?

Allah’tan vahiy yoluyla aldığı emir ve yasakları insanlara ulaştırmakla görevli olan seçkin insandır.

109- Nisap miktarı ne demektir?

Dinen zengin sayılmanın ölçüsüdür.

110- Niyâz Nedir?

Duâ etmek demektir.

111- Niyet Nedir?

İnsanın bir şeyi yapmaya kalben ve zihnen karar vermesidir.

112- Orucun Kazası Ne Demektir?

Vaktinde tutulamayan oruçların daha sonra gününe gün olarak tutulmasıdır.

113- Orucun Kefareti Nedir?

Ramazan’da mazeretsiz olarak kasten orucu bozmanın cezası olarak peş peşe tutulan altmış gün oruçtur. Buna gücü yetmeyenler altmış fakiri sabahlı akşamlı doyururlar.

114- Oruç Kimlere Farzdır?

Oruç ergenlik çağına ulaşmış, akıllı ve Müslüman olan herkese farzdır.

115- Öşür Nedir?

Tarım ürünlerinden onda bir ya da yirmide bir oranında verilen zekattır.

116- Peygamberimiz Hz.Muhammed Ne Zaman Doğmuştur?

Peygamberimiz Hz.Muhammed Miladî 571 yılında, Rebîulevvel ayının on ikinci gecesi seher vaktinde dünyaya gelmiştir.

117- Peygamberlerde Bulunan Temel Nitelikler Nelerdir?

Sözünde ve özünde doğru, her yönüyle güvenilir, günahlardan korunmuş, üstün akıl ve zeka sahibi, Allah’tan aldığı vahyi insanlara aynen ulaştırma peygamberlerin temel nitelikleridir.

118-Rab Nedir?

Yaratan, nimet veren ve terbiye eden anlamına gelir ve Yüce Allah’ın güzel isimlerindendir.

119-Rahman ve Rahîm Ne Demektir?

Allah’ın güzel isimlerinden olup çok merhamet eden, esirgeyen ve bağışlayan demektir.

120-Rahmet Nedir?

Allah’ın, yaratıklarına merhamet etmesi ve lütufta bulunmasıdır.

121- Regâib Nedir?

Rağbet olunun şey ve bol ihsan demektir. Örfümüzde Recep ayının ilk Cuma gecesi olarak bilinmektedir.

122- Rekat Nedir? 

Namazın kıyam, rükû ve secdelerinden oluşan her bir bölümüdür.

123- Rida nedir?

Hac veya umre yapmak üzere ihrama giren erkeklerin belden yukarısını kapatmak üzere büründükleri örtüdür.

124- Ru’yet-i Hilâl Ne demektir?

Kamerî ayların başlangıcını belirleyen Hilal’in görülmesidir.

125- Rükû Nedir?

Namazda eller dizlere erecek ve sırt ile baş, düz bir satıh oluşturacak biçimde öne doğru eğilmektir.

126- Sa’y nedir?

Hac ya da Umre yaparken Kâbe yakınlarında bulunan Safâ ile Merve tepeleri arasında, dört gidiş üç geliş olmak üzere yedi defa gidip gelmektir.

127- Sadaka Nedir? 

Zekat dışında ibadet niyetiyle fakirlere yapılan yardımlardır.

128- Sahur Nedir? 

İkinci tan yeri ağarmasından az önceki vakit ve bu vakitte yenen yemektir.

129- Salih Amel Nedir?

Yapılması Allah ve Peygamberi tarafından istenen, fert ve toplum için faydalı işler ve davranışlardır.

130- Secde Nedir?

Namaz kılanın, ayak parmaklarını, dizlerini, ellerini, alnını ve burnunu yere koyması ile oluşan durumdur.

131- Sehiv (Yanılma) Secdesi Ne Demektir?

Yanılma, unutma veya dalgınlık gibi haller nedeniyle namazın farzlarından birinin ertelenmesi, vaciplerinden birinin terk edilmesi veya ertelenmesi durumunda namazın sonunda yapılan secdedir.

132- Sevap Nedir?

Allah’ın emir ve yasaklarına uygun olan amel, söz ve davranışlardır.

133- Sûre Nedir?

Kur’an’ın, birbirinden besmele ile ayrılan her bir bölümüdür.

134- Sünnet Nedir?

Peygamber Efendimiz’in yaptığı ve müslümanlardan da yapılmasını istediği dini görevlerdir.

135- Şirk Ne Demektir?

Allah’a ortak koşmak demektir. Bu da Allah’tan başka ilah edinmek veya O’ndan başkasına ibadet etmek şeklinde olur.

136- Şükür Nedir?

Nimetleri Allah’ın verdiğini bilip O’na şükranda bulunmaktır.

137-Taassup Nedir?

Herhangi bir delile dayanmadan, bir fikre körü körüne bağlanmaktır.

138- Tahiyyata oturmak Ne Demektir?

Namazların ikinci ve son rekatından sonra tahiyyât duasını okuyacak kadar bir süre oturmaktır.

139- Takvâ Nedir?

Allah’ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakınmaktır.

140- Tavaf nedir?

Hacer-i Esved’den başlayarak, Kâbe’yi sola almak suretiyle, yedi defa Kâbe’nin çevresinde dönmektir.

141- Tebliğ Nedir?

Peygamberlerin getirdikleri ilahî mesajın insanlara aynen ulaştırmalarıdır.

142- Tefsir nedir?

Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak demektir.

143- Tahmid, Tehlil, Temcid ve Tesbîh Nedir?

Tahmid: "Elhamdülillah",
Tehlil, "La ilahe illallah",
Temcid "La havle vela kuvvete illa billah",
Tesbih de, “Sübhânallâh” demektir.

144- Terâvih Namazı Nedir?

Ramazan ayına mahsus olmak üzere, yatsı namazından sonra kılınan sünnet bir namazdır.

145- Tekbir, Teşrik Tekbiri Ne Demektir? 

Tekbir " "Allahü ekber",  Teşrik Tekbiri “Allâhüekber, Allâhüekber, Lâilâhe illallâhü vallâhüekber, Allâhüekber ve lillâhi’l-hamd” demektir.

Kurban Bayramının arifesinde sabah namazından başlayıp, Bayramın 4. günü ikindi namazına kadar 23 vakitte, farz namazların sonunda teşrik tekbiri getirmek vaciptir.

146- Tevbe Ne Demektir? 

Kişinin işlemiş olduğu günahlardan pişmanlık duyup Allah’a yönelmesi ve günahları terk etmesidir.

147- Tevekkül Nedir?

İnsanın, her konuda kendine düşen görevleri yerine getirdikten sonra sonucu Allah’a bırakmasıdır.

148- Tevhîd Nedir? 

Allah’ın var ve bir olduğuna inanmaktır.

149- Teyemmüm Nedir?

Abdest ya da boy abdesti almak için su bulunmadığı veya bulunup da kullanma imkanı olmadığı durumlarda, niyet edilerek temiz toprak veya toprak cinsinden bir şeye elleri sürüp yüzü ve kolları meshetmektir.

150- Vâcib Nedir?

Dinen yapılması zannî delillerle istenen hükümlerdir.

151- Vahiy Nedir?

Yüce Allah’ın dilediği şeyleri peygamberlerine, özel yolla bildirmesidir.

152- Vaiz Kimdir?

Dini konularda insanları aydınlatma görevi yapan ve bu amaçla va’z eden kimsedir.

153- Vakfe nedir?

Zilhicce Ayının 9.ncu gününde hac için ihramlı olarak Arafat’ta bulunmadır.

154- Vitir Nedir?

Yatsı namazından sonra kılınan üç rekatlık vacip namazdır.

155- Yemin Kefareti nedir?

Yeminini bozan bir kimsenin on fakiri sabah akşam doyurması ya da giydirmesi veya bunlara gücü yetmeyenin üç gün peş peşe oruç tutmasıdır.

156-Yeryüzünde İlk Mabed Neresidir?

Yeryüzünde ilk mâbed, Kâbe-i Muazzama’dır.

157- Zekat Nedir?

Dinen zengin sayılan müslümanların, belirli yerlere sarfedilmek üzere, mallarından vermekle yükümlü oldukları belli bir paydır.

Bu yazı, islami terimler sözlüğü, dini terimler ygs, dini terimler ve anlamları, din kültürü terimleri sözlüğü, din kültürü terimleri ygs, Dini Bilgiler ve Terimler, din terimleri sözlüğü ile ilgilidir.

SULTAN ALPARSLAN KİMDİR?

20 Nisan 2021 Salı / No Comments
sultan alparslan kimdir kısaca hayatı, alparslan gazi kimdir, alparslan hayatı kısa, 1071, malazgirt zaferi, türk hükümdarları alparslan, türk sultanları alparslan gazi,


SULTAN ALPARSLAN GAZİ (1030-1072)

Alp Arslan Gazi 1030 yılında dünyaya gelmiştir. Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in yeğeni olan Alparslan Gazi, Büyük Selçuklu Devleti’nin kurucularından Çağrı Bey’in oğludur. Küçük yaşta ata binip ok atmayı öğrenen Alp Arslan yiğit bir savaşçı ve hükümdar olmuştur.

Gençlik çağında arkadaşlarından oluşan kendi birliğiyle katıldığı Dandanakan Savaşı, 1044 yılında Gaznelilere karşı kazanılan zafer sayesinde tarih sahnesinde ismi ön plana çıkmaya başlamıştır. Çağrı Bey bu başarısından dolayı 1058 yılında Belh, Tirmiz, Kobadiyan, Toharistan, Vahş ve Valvalic gibi şehirleri Alparslan Gazi’ye vererek devlet yönetimi öğrenmesini istemiştir.

1060 yılında Çağrı Bey’in ölümü üzerine Alp Arslan, Horasan Selçuklu Devleti’nin başına geçmiştir. Tuğrul Bey 1063 tarihinde vefat edince Selçuklu Devleti’nde taht kavgaları çıkmaya başlamıştır. Oğul sahibi olmayan Tuğrul Bey, vasiyetinde Çağrı Bey'in oğullarından Süleyman’ın tahta geçmesini istemiştir. Dönemin veziri Amid ül-Mülk Tuğrul Bey’in vasiyetini yerine getirmek istemiş ve Rey kentinde Süleyman’ı tahta çıkartmıştır.

Alp Arslan, Arslan Yabgu’nun oğlu Kutalmış ve bazı şehzadeler ve emirler Süleyman'ın sultanlığını kabul etmemişlerdir. Selçuklu Devleti veziri Amid ül-Mülk, Kutalmış'ın Rey şehri kuşatması üzerine Alp Arslan'dan yardım istemiş, Alp Arslan adına Kazvin şehrinde hutbe okutmuş ve sultanlığı’nı kabul etmiştir. Alp Arslan ile Kutalmış arasında Dameğan yakınlarında meydana gelen savaşta Alp Arslan’ın başarılı olması neticesinde 27 Nisan 1064 tarihinde Selçuklu Devleti’nin başına Alp Arslan fiilen geçmiştir. Yapılan bu savaşta Selçuklu Devleti’nin veziri Amid ül-Mülk vefat edince yerine Nizamülmülk getirilmiştir.

Alp Arslan göreve başladığı tarihten itibaren dağınık halde olan Selçuklu beylerini disiplin altına alarak, Doğu ve Batı Selçukluları’nı tek çatı altında birleştirmeyi başarmıştır. 11 Mayıs 1064 tarihinde zamanın halifesine, kendi adına bütün camilerde hutbe okunmasını emretmiştir.
İlk seferlerini oğlu Melikşah ve veziri Nizamülmülk ile birlikte gerçekleştiren Alp Arslan, Ermenistan, Gürcistan ve Doğu Anadolu civarlarına doğru yönlendirmiştir. Daha sonra Bizans'ın elinde bulunan Kars ve Ani bölgesine doğru yönelmiş ve Bizans’ın en sağlam kalelerinden oluşan hudut şehri Ani’yi kuşatmıştır. Zorlu Ani kalesinin surlarını aşabilmek için çeşitli yollar deneyen Alp Arslan ağaçtan burçlar yaptırmış, mancınıklar ve sağlam okçularla Ani kalesini ele geçirebilmek için çok uğraşmıştır. Uzun süren bu kuşatmadan sonra 1064 yılında Ani kalesi’nin direnci kırılmış ve teslim olmak zorunda kalmıştır. Ani kalesinin fethi ile Abbasi Halifesi Kaim bi-Emrillah, Alp Arslan’a "Ebu'-Feth" (Fetihlerin babası) ismini vermiştir.

Alp Arslan 1065 yılında Üst-Yurd ve Mangışlak bölgesine doğru yönelmiş ve bölgedeki Kıpçakları ve Türkmenleri boyunduruk altına almıştır. 1067 yılında Kirman meliki olan kardeşi Kavurd'un isyan etmesi üzerine bu isyanı bastırmak için Melik Kavurd üzerine yürümüş ve Kavurd'un birliklerini paramparça etmiştir. Alparslan doğuda Tiflis’e kadar fetihler yaparken, komutanları da Anadolu’nun çeşitli yerlerinde fetihlerde bulunmuşlardır. Afşin Bey, 1067 ve 1068 tarihleri, arasında Bizans’a karşı Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde önemli başarılar elde etti. 1067 tarihinde Malatya’da Bizans ordusunu yenen Afşin Bey, Kayseri’ye kadar ilerlemiştir. Bizans’ın başında bulunan Romanus Diogenes, Selçuklu akınlarına son vermek için çok uğraşmıştır, fakat gönderdiği komutanları Afşin Bey’in çevik manevralarına karşı bozguna uğrayınca ümitleri kesilmiştir. Zamanla Türkler Anadolu’yu ele geçirmeye başlamışladır.

Alp Arslan 1067 yılında tekrar Gürcistan seferine çıkmak zorunda kalmıştır. Gürcü kralı IV. Bagrat, Alanlar ile birleşerek Müslüman devleti olan Şeddadiler topraklarını, Erran’ı istila etmeye başlamışlar ve Gence'ye kadar ilerlemişlerdir. Sultan Alp Arslan 1067 yılında bölgeyi tekrar ele geçirerek sükûneti sağlamıştır.

Alparslan'ın 1071 yılında güneye doğru yönelip yeni bir sefere hazırlandığını öğrenen Bizanslılar bunu bir fırsat zannederek General Diyogenes Romanos komutasında 200 bin kişilik bir ordu ile Alparslan’ın ordularına doğru yürümeye başlamışlardır. İki ordu Van gölünün kuzeyindeki Malazgirt ovasında karşı karşıya gelmişlerdir. Tarihin seyrini değiştirecek bu mücadeleyi Alp Arslan’ın önderliğinde hilal taktiği sayesinde Türk ordusu kazanmıştır. Türk ordusu sayıca kendisinden çok üstün olan Bizans ordusunu tarihinin en çetin ve başarılı savaşıyla Malazgirt ovasında kazanmıştır. Bu savaş ile Türk tarihinin seyri değişmiş ve Anadolu’da tamamen hüküm sürecek Türk Devletleri’nin kurulması için ortam oluşturulmuştur.

Alp Arslan Gazi 1072 yılında, esir aldığı bir Karahanlı kale komutanı ve sevdiği kız Hankon’un babası Yusuf el- Harzemi tarafından şehit edilmiştir.


Bu yazı, sultan alparslan kimdir kısaca hayatı, alparslan gazi kimdir, alparslan hayatı kısa, 1071, malazgirt zaferi, türk hükümdarları alparslan, türk sultanları alparslan gazi, ile ilgilidir. 

ALTIN SÖZLER (BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ'DEN)

/ No Comments
Bediüzzaman Said Nursi Sözleri Evet, dünyaya ait işler, kırılmaya mahkum şişeler hükmündedir. Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki, bütün vaktini ona sarfediyorsun.  Çaresi bulunan şeyde acze, çaresi bulunmayan şeyde ceza’a iltica etmemek gerektir. Evet, ümitvar olunuz; şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada, islamın sadası olacaktır.   Kur’an kalblere kuvvet ve gıdadır, ruhlara şifadır. Gıdanın tekrarı, kuvveti arttırır. Marîz bir asrın, hasta bir unsurun, alîl bir uzvun reçetesi; ittiba’-ı kur’andır. Kâinatta en yüksek gerçek imandır, imandan sonra namazdır.   İnsanda en tehlikeli damar enâniyettir. Ve en zaif damarı da odur. Onu okşamakla çok fenâ şeyleri yaptırabilirler.   Deli adama iyisin, iyisin denilse iyileşmesi, iyi adama fenasın, fenasın denilse fenalaşması nâdir değildir .  Madem dünyanız ağlıyor ve hayatınız acılaştı. O halde çalışınız ahiretiniz ağlamasın.  Zaman gösterdi ki; cennet ucuz değil, cehennem de lüzumsuz değil.   İnsanları canlandıran emeldir; öldüren ümitsizliktir.    İslamiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez! Gündüz gibidir, göz kapamakla gece olmaz! Gözünü kapayan yalnız kendine gece yapar!   Her sözün doğru olmalı; fakat her doğruyu söylemek, doğru değil.   Her şey kader ile takdir edilmiştir; kısmetine razı ol ki rahat edesin.   Bizler muhabbet fedaileriyiz, husûmete vaktimiz yoktur.   Pirenin midesini tanzim eden, manzume-i şemsiyeyi de o tanzim etmiştir.   Cenâb-i hakkı bulan, neyi kaybeder? Ve onu kaybeden, neyi kazanır. Beni dünyaya çağırma, ona geldim fenâ gördüm.   Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.   Bîçare hakikatlar, kıymetsiz ellerde kıymetsiz oIur. Haksızlığı hak zanneden adamlara karşı hak dâva etmek, hakka bir nevi haksızlıktır.   Arzı ve bütün nucum ve sumuşu tesbih taneleri gibi kaldıracak ve çevirecek kuvvetli bir ele mâlik olmayan kimse, kâinatta dava-yı hakl ve iddia-yı icad edemez. Zira herşey, herşeyle bağlıdır.   AIIah’im madem sen varsın ve bâkışın, giden gitsin, sen bana yetersin. Hazırlanınız; başka, daimi bir memlekete gideceksiniz. ÖyIe bir memleket ki; bu memIeket ona nispeten bir zindan hükmündedir.   Tertib-i mukaddematta tefviz, tembelliktir; terettub-ü neticede, tevekküldür. Sıkıntı, sefahetin muallimidir. Ye’s, dalalet i fikrin; zulmet-i kalb, ruh sıkıntısının menba’idir.  İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet! Hakiki imanı elde eden adam kâinata meydan okur.! Sivrisineğin gözünü halkeden, güneş’i dahi o halketmiştir.   En bedbaht, en muzdarib, en sıkıntılı; işsiz adamdır. Zira atalet ademin biraderzadesidir; sa’y, vücudun hayatı ve hayatın yakazasıdır. Sevdası büyük olanın imtihanı da büyük olur.  Milletimin imanını selamette görürsem, cehennem’in alevleri arasında yanmaya razıyım!

said nursi sözleri,said nursi sözleri facebook,said nursi sözleri resimli,sözler,said nursi,said nursi hayatı kısa özeti,said nursi sözleri,bediüzzaman,bediüzzamanın talebeleri kimler
Bediüzzaman Said Nursi Sözleri

Evet, dünyaya ait işler, kırılmaya mahkum şişeler hükmündedir.
Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki, bütün vaktini ona sarfediyorsun.
*
Çaresi bulunan şeyde acze, çaresi bulunmayan şeyde ceza’a iltica etmemek gerektir.
*
Evet, ümitvar olunuz; şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada, islamın sadası olacaktır.
*
Kur’an kalblere kuvvet ve gıdadır, ruhlara şifadır. Gıdanın tekrarı, kuvveti arttırır.
Marîz bir asrın, hasta bir unsurun, alîl bir uzvun reçetesi; ittiba’-ı kur’andır.
Kâinatta en yüksek gerçek imandır, imandan sonra namazdır.
*

İnsanda en tehlikeli damar enâniyettir. Ve en zaif damarı da odur. Onu okşamakla çok fenâ şeyleri yaptırabilirler.
*
Deli adama iyisin, iyisin denilse iyileşmesi, iyi adama fenasın, fenasın denilse fenalaşması nâdir değildir .
*

Madem dünyanız ağlıyor ve hayatınız acılaştı. O halde çalışınız ahiretiniz ağlamasın.
*
Zaman gösterdi ki; cennet ucuz değil, cehennem de lüzumsuz değil.
*

İnsanları canlandıran emeldir; öldüren ümitsizliktir.
*
İslamiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez! Gündüz gibidir, göz kapamakla gece olmaz! Gözünü kapayan yalnız kendine gece yapar!
*

Her sözün doğru olmalı; fakat her doğruyu söylemek, doğru değil.
*
Her şey kader ile takdir edilmiştir; kısmetine razı ol ki rahat edesin.
*

Bizler muhabbet fedaileriyiz, husûmete vaktimiz yoktur.
*
Pirenin midesini tanzim eden, manzume-i şemsiyeyi de o tanzim etmiştir.
*

Cenâb-i hakkı bulan, neyi kaybeder? Ve onu kaybeden, neyi kazanır.
Beni dünyaya çağırma, ona geldim fenâ gördüm.
*
Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.
*

Bîçare hakikatlar, kıymetsiz ellerde kıymetsiz oIur.
*
Haksızlığı hak zanneden adamlara karşı hak dâva etmek, hakka bir nevi haksızlıktır.
*

Arzı ve bütün nucum ve sumuşu tesbih taneleri gibi kaldıracak ve çevirecek kuvvetli bir ele mâlik olmayan kimse, kâinatta dava-yı hakl ve iddia-yı icad edemez. Zira herşey, herşeyle bağlıdır.
*
Allah’im madem sen varsın ve bâkışın, giden gitsin, sen bana yetersin.
Hazırlanınız; başka, daimi bir memlekete gideceksiniz. Öyle bir memleket ki; bu memleket ona nispeten bir zindan hükmündedir.
*

Tertib-i mukaddematta tefviz, tembelliktir; terettub-ü neticede, tevekküldür.
Sıkıntı, sefahetin muallimidir. Ye’s, dalalet i fikrin; zulmet-i kalb, ruh sıkıntısının menba’idir.
*
İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet! Hakiki imanı elde eden adam kâinata meydan okur.!
Sivrisineğin gözünü halkeden, güneş’i dahi o halketmiştir.
*

En bedbaht, en muzdarib, en sıkıntılı; işsiz adamdır. Zira atalet ademin biraderzadesidir; sa’y, vücudun hayatı ve hayatın yakazasıdır.
Sevdası büyük olanın imtihanı da büyük olur.
*
Milletimin imanını selamette görürsem, cehennem’in alevleri arasında yanmaya razıyım!


Bediüzzaman Said Nursi'nin Kimdir?

Said Nursi, 1873 te Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı İsparit nahiyesinin Nurs köyünde doğdu. Babasının adı Mirza, annesinin adı Nuriyedir. Ağabeyi Molla Abdullah'ın ilim tahsil etmesinin kendisine kazandırdığı itibara imrenerek 9 yaşında Tağ köyünde Muhammet Emin Efendi'nin medresesinde öğrenime başladıysa da çok geçmeden Nurs'a döndü ve haftada bir gün gelen ağabeyinden temel bilgileri öğrenmekle tahsilini devam ettirdi.

Öğreniminin en verimli safhası, 15 yaşındayken 1888'de Muhammet celalî'den ders aldığı üç aylık devredir. O zattan Molla Cami'den nihayete kadar, ortalama on yılda okutulan bütün metinleri üç ayda okuyup diploma aldı. Usûl'den Cem'ül-cevâmi, Kelâm'dan Şerhül-Mevâkıf gibi ağır metinlerden günde ortalama iki yüz sayfalık bir kısmı anlayarak okuyordu. Bu sıralarda Şirvandaki ağabeyinin yanına gittiğinde icâzet aldığını söyleyince o inanmamış, sıkı bir sınamadan sonra küçük kardeşinin kendisini geçtiğini görerek talebelerinden gizlice ondan ders almaya başlamıştı.

Molla Fethullah da imtihan sonucunda durumunu tespit etmiş, yanında bulunduğu bir hafta içinde, günde 1-2 saatlik meşguliyetle Sübkî'nin Usûl-i Fıkh'a dair Cem'ül Cevâmi eserini ezberlediğini görünce "zeka ile hafıza kuvvetinin ifrat derecede bir kimsede bir araya gelmesi nadirdir" deyip hayretini belirtti ve kitabına şu cümleyi yazdı "Cem'ul Cevâmi Kitabının tamamını bir haftada ezberlemiştir." Böylelikle ünü bu bölgelerde yayılmaya başlamıştır. Çeşitli eğitim ve haraketli dünya hayatı boyunca bir çok talebe yetiştirmiş ve Risale-i Nur isimli eseriyle beraber Bediüzzaman unvanını almıştır.

Tillo'da Kubbeyi Hasiye türbesinde inzivada Kamus'u Muhit'i ezberlerken bir gece Abdülkadir Geylâni'yi rüyasında görür. "Git Miran aşireti reisi Mustafa Paşa'yı hidâyete davet et; zulümden vazgeçip namaza, emr'i ma'rûfa başlasın der" Molla Said, derhal Miran aşiretine doğru Tillo'dan hareket eder.

1893 yılında, Miran aşiret reisi Mustafa Paşa’yı, yöre halkına yaptığı baskı ve zorbalıktan vazgeçirmek için Cizre’ye giden ve burada bir müddet kalan Said Nursi, 1894’te Mardin’e geldi. Mardin’de kaldığı süre zarfında her türlü sosyal faaliyetin içinde bulunan Bediüzzaman, burada karşılaştığı Şeyh Cemaleddin Afgani’nin bir talebesinden Afgani’nin siyasi fikirlerini tanıma fırsatı buldu.

Siyasetle ilgilenmeye de ilk defa Mardin’de başlayan Bediüzzaman, tartışmalarda fikrini açıklamaktan geri durmuyordu. Bulunduğu topluluklarda tartışmalara neden olan Said Nursi’yi, Mardin Mutasarrıfı bir tedbir olarak muhafızlarla kelepçeli olarak Bitlis Valiliğine sevk ettirir. Namaz kılmak için kelepçelerinin çözülmesini ister. Jandarmalar kabul etmeyince kelepçeleri kendisi açar. Bu hali keramet addeden jandarmalar hayretler içinde kalırlar, özür dileyip her türlü hizmete amade olduklarını söylerler. İleriki zamanlarda Said Nursi'ye "kelepçeleri nasıl açtın?" diye sorulunca "Bende bilmiyorum, olsa olsa namazın kerametidir" diye cevap vermiştir.
 
Bitlis’e gelen Bediüzzaman’ın ilmi vukufiyeti ve farklı kişiliği, Bitlis Valisi Ömer Paşanın dikkatini çekmiş ve Vilayet konağında kalarak çalışmalarına devam etmesi için ona bir oda tahsis etmişti. Konağın büyük kütüphanesi İslami ilimlere ait olan eserleri tamamen mütalaa ederek çalışmasına müsait zemin oluşturmuştu. Bitlis’te geçirdiği iki yıllık süre Bediüzzaman’ın İslami ilimlerde derinleşmesine vesile olmuş, ilmi üstünlüğü ulema ve nüfuzlu kimseler arasında ona, hatırı sayılır bir şöhret kazandırmıştı. Bu arada onun ulema ve halk arasındaki şöhret ve itibarından etkilenen Van Valisi Hasan Paşa, Van’a gelmesi için ısrarla davet ediyordu.
İki senelik Bitlis hayatından sonra Said Nursi, Vali Hasan Paşa’nın daveti üzerine gittiği Van’da on yıl kadar kaldı. Hasan Paşa’nın yerine tayin olunan İşkodralı Tahir Paşa da Said Nursi ile ilişkilerini devam ettirmiş ve aralarında samimi bir dostluk kurulmuştu. Bediüzzaman konağın kendisine ayrılan bölümünde uzun süre kalarak çalışmalarına devam etmişti. Çeşitli gazete ve dergilerin de zamanında bulunabildiği konağın zengin kütüphanesi, Bediüzzaman’a çeşitli konularda derinleşmesi için iyi bir imkan oluşturmuştu. Said Nursi, burada Paşa’nın kütüphanesindeki pozitif bilimlere ait kitapları da inceleyecek çalışma imkanını buldu. Bir yandan tarih, felsefe, coğrafya, matematik, kimya, jeoloji ve felsefe ile ilgilenirken, diğer yandan içinde yaşadığı toplum yapısını çok yakından inceleme ve tanıma fırsatına sahip oldu. Osmanlı cemiyetinin içinde bulunduğu sıkıntıların aşılmasında eğitime çok önemli bir rol düştüğünün farkındaydı ve medreselerde din ilimleriyle birlikte müsbet ilimlerin de okutulması gerektiği kanaatine vardı. Hatta bu yolda eğitim esasları ve yönetim şekliyle bir de üniversite projesi zihninde teşekkül etmiş, bundan sonraki hayatının en büyük iki gayesinden birini oluşturan idealindeki bu üniversite Said Nursi’nin bundan sonraki hayatını şekillendiren en önemli hareket noktalarından biri olmuştur.

Genç yaşta edindiği dini ve pozitif bilimlerdeki derin bilgisi, devrin ilim çevreleri tarafından kabul görmüş, küçük yaştan itibaren dikkati çeken keskin zekası, kuvvetli hafızası ve üstün kabiliyetleri dolayısıyla "Çağının eşsiz güzelliği" anlamına gelen "Bediüzzaman" sıfatıyla anılmaya başlanmıştır.

Tahir Paşa, bir gün ona, konağa getirilen gazetelerin birinde, İngiltere’nin Sömürgeler Bakanı Gladstone’un Avam Kamarasında yaptığı konuşmanın haberini okudu. Habere göre Gladstone elinde bir Kur’an-ı Kerim ile kürsüye gelerek: “Bu Kur’an Müslümanların elinde bulunduğu müddetçe, biz onlara hakiki hâkim olamayız. Ne yapıp edip, bu Kur’an’ı sükût ettirip ortadan kaldırmalıyız. Yahut da Müslümanları ondan soğutmalıyız” demişti. Bu söz Said Nursi’nin dünyasında fırtınalar koparmış ve hayatının belki de en önemli kararını vermesine yol açmıştı. Gladstone’un sözüne karşılık olarak, “Ben de Kur’an’ın sönmez ve söndürülemez ebedi bir güneş gibi mucize olduğunu dünyaya ilân edeceğim” diyen Bediüzzaman, hayatının diğer bir gayesi olarak “Kur’an’ın bu asra bakan manevi mucizesi”ni insanlara ispat ederek gösterme kararını verdi.

Bediüzzaman Said Nursi, Doğu'nun en acil ihtiyacı olarak gördüğü eğitim problemini çözmek için din ve eğitim bilimlerinin birlikte okutulabileceği, Medreset-üz Zehra ismini verdiği bir üniversite kurulmasını sağlamak için 1907'de İstanbul'a gelmiştir. Derin bilgisiyle buradaki ilim çevresine de kendini çok kısa süre içinde kabul ettirmiş, çeşitli gazete ve dergilerde makaleler yayınlatmış, hürriyet ve meşrutiyet tartışmalarına katılarak hükümete destek vermiştir.
23 Temmuz 1908'de II. Meşrutiyet ilan edilmiş. Bu dönemde Bediüzzaman meşrutiyet ve hürriyet kavramlarının İslamiyet'e aykırı olmadığını anlatmak için İstanbul'da çeşitli yerlerde konuşmalar yapmış, Doğu'daki aşiret reislerine Bediüzzaman imzasıyla telgraflar çekmiştir. Yayınladığı bu makaleler ve yaptığı konuşmalarda yatıştırıcı bir rol oynamasına rağmen, 1909'da 31 Mart olayına karıştığı iddia edilerek birçok hoca arasında o da tutuklanıp idam istemiyle yargılandı. Mahkeme Başkanı Hurşit Paşa'nın: "Sende Şeriat istemisşin öyle mi?" sorusuna şu cevabı verir: "Şeriatın bir hakikatına bin ruhum olsa feda etmeye hazırım. Zira Şeriat, sebeb-i saadet ve adalet-i mahz ve fazilettir. Fakt ihtilalcilerin istediği gibi değil!". Kendisine yapılan ithamlara karşı yaptığı uzun savunma ve Cesurca müdafaası neticesinde idam beklerken beraat etmiştir.

Kafkas cephesinden sonra Van tarafına geçip, Anadolu savunmasına katılır. Gönüllü Alay Komutanı olarak çoğunu talebelerinin oluşturduğu gönüllü milis kuvvetle birliğinden üç talebesiyle kalıncaya kadar çarpışır. Sonra yaralı bir vaziyette esir düşüp Sibirya'daki esir kampına gönderilmiştir. Esir kampını teftişe gelen Rus Başkumandanı Nikola Nikolaviç'in önünde herkes ayağa kalkarken o kalkmadı. Sebebi sorulunca "Ben Müslüman âlimiyim. Benim kalbimde iman vardır. Kendisinde iman olan bir şahıs, imanı olmayan şahıstan efdaldir. Ben onun karşısında kıyam etseydim mukaddesatıma hürmetsizlik etmiş olurdum. Onun için kıyam etmedim." der. İdam edilmesine karar verilir. İdam emri verilmişken Bediüzzaman iki rekat namaz kılmak ister ve namazını kılmaya başlar. Bediüzzaman'ın bu durumunun hakaret olarak değil inancından dolayı yaptığını anlayan Nikolaviç; "Beni affediniz. Sizin beni tahrik için bunu yaptığınızı zannediyordum. Hakkınızda kanuni muamele yaptım. Fakat şimdi anlıyorum ki, siz bu hareketinizi imanınızdan alıyorsunuz ve mukaddesatınızın emirlerini ifa ediyorsunuz. Hükmünüz iptal edilmiştir" diyerek idam emrini geri alır. Bediüzzaman Komünizm ihtilali ile sarsılıp bölünen Rusya'nın karmaşıklığından faydalanarak 4 yıl süren esaretten firar ile kurtulup 1334 yılında İstanbul'a dönmeye muvaffak olur.

İstanbul'daki önemli ve başarılı hizmetlerinden dolayı Ankara hükûmeti, onu Ankara'ya davet etti. "Ben tehlikeli yerde mücadele etmek istiyorum" diyerek bu teklifi kabul etmedi. Zaferden sonra 9 Kasım 1920'de davet tekrarlandı ve bu defa kabul etti. Meclis'de, resmî karşılama töreni yapılmasına karşı çıktı. Mebusların dinî yönden lâkayd olduklarını görünce 19 Ocak 1923'te üç sayfalık bir beyannname dağıtarak onları uyardı. Namaz kılanlara altmış mebus daha katıldı. Namazgâh olan küçük bir odayı, büyük bir mescid haline getirtti. İdealindeki üniversiteyi gündeme getirdi; 163 milletvekilinin oyu ile bu iş için yüzellibin banknot ödenek ayrıldı. Bediüzzaman, İslâm âleminde bir dirirliş olacağına dair kuvvetli ümidi sebebiyle Ankara'ya gelmişti. Gençliğinden bu yana tüm çabaları hep bunun içindi. Siyasî açıdan bu yöndeki son teşebbüsü, Ankara'da oldu. Fakat karşısına kuvvetli engeller çıktı. Bir gün Meclis'te, Mustafa Kemal Paşa ile iki saat kadar görüşmüş; yapılacak inkılâbın Kur'an'dan kaynaklanması gerektiğini, Avrupalıları taklit etmenin doğru olmayacağını anlatmıştı. Mustafa Kemal, Bediüzzaman'ın nüfûzundan istifade etmek için ona mebusluk, Darü'l-Hikmeti'l-İslâmiye gibi Diyanet'te azalık ve Şark Umumi Vaizliği'ni teklif eder. Fakat Bediüzzaman kabul etmez. Meclis'teki ortamı da değerlendirerek siyaset alanında yapacağı bişey kalmadığını düşünür; Van'a gidip Erek dağında bir mağarada inzivaya çekilir. Bu düşünce, aslında başka bir alandaki hareketi planlamak gayesiyle yapılan bir gerilim, koşmak için yapılan bir geri çekilmeydi. Dalâletin, ilim ve medeniyet kisvesiyle girdiği, yöneticilerin çoğunun Avrupai fikirlere meftun olduğu, dini faaliyetlerin yasaklandığı, dinî eğitim veren okulların kapatıldığı, totaliter tek parti yönetimin hâkim olduğu bir dönemde teşkilâttan mahrum olarak dinî hizmet realitede yok sayılırdı. Bediüzzaman, neticesiz kalmaya mahkum ani çıkışlara iltifat etmemiş; İslâm beldelerinden birine yerleşme, orada hizmete devam etme tekliflerini de kabul etmemiştir. O, her zaman mücadelenin kızıştığı yeri tercih etmiştir.

25 Ocak 1926’da Isparta’ya nakledilen Bediüzzaman, burada da derslerine devam etti. Ve etrafındaki insanlar çoğalmaya başladı. Bu defa da Bediüzzaman’ı, Isparta’nın daha ücra bir köyüne naklederek insanlarla irtibatını kesmek istedi. Eğirdir Gölü’ne yakın bir dere içine kurulmuş olan Barla’ya ulaşım göl üzerinden kayıkla yapılmaktaydı. Barla, Isparta’nın çok eski köylerinden biri idi ve artık nüfusunun çoğunluğunu yaşlılar oluşturuyordu. Okuma-yazma seviyesi de hayli düşük olan Barla, hükümet tarafından tecride en uygun yer olarak seçilmişti. Artık Said Nursi için sürgünler süreklilik kazanmıştı. O, bunları sürgün değil, kaderin onu vazife başına sevk etmesi olarak görüyordu.

Bir jandarma eşliğinde Eğirdir Gölü’nü kayıkla geçerek Barla’ya geldi. Bütün bu seyahatleri boyunca yanından ayırmadığı küçük sepetinde çay demliği, birkaç bardak ve bir sahan, elinde de Kur’an-ı Kerim vardı. İlk haftalarda, Muhacir Hafız Ahmed’in evinde kalan Said Nursi, daha sonra tamir edilerek köylüler tarafından kendisine tahsis edilen ve önünde büyük bir çınar ağacı olan köy odasına taşındı.
Eğirdir Gölü kenarında, dağlarda, tepelerde bahar mevsimiyle yeniden canlanan kainatı seyreden ve Rum Suresinin 50. ayetini defalarca okuyan Bediüzzaman, öldükten sonra dirilişi ispatlayan “Haşir Risalesi”ni burada yazdı. Bu eser asırlardır yerinde sayan ve son iki asırda da Batı karşısında ezik bir duruş sergileyen İslami tefekkürün yeniden dirilişinin müjdecisiydi. Bu eseri yine Kur’an-ı Kerim’i esas alan ve insanların imanını kurtarmalarına vesile olan diğer Nur Risaleleri takip etti. Sözler ve Mektubat tamamen ve Lem’alar mecmuası 26. Lem’aya kadar Barla’da yazıldı. Önünde ulu bir çınar ağacı olan ev, Nur’un ilk medresesi olmuştu.

Barla’da bir iman inkılabının temelleri atılırken, Ankara’da başka bir inkılap gerçekleşiyor, yeni rejim dinden uzak, dünyevi bir temel üzerine oturtulmaya çalışılıyordu. 3 Mart 1924’de hilafetin kaldırılmasıyla birlikte çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim tamamen dinden arındırılmış ve dini eğitimin yapıldığı medreseler kapatılmıştı. Bir biri ardına çıkarılan kanunlarla gerçekleşen inkılaplar çağdaş,“Batılı insan tipi”ni elde etmek uğruna Anadolu’da kök salmış olan İslami dokuyu tamamen değiştirmeyi hedefliyordu. 30 Kasım 1925 yılında çıkan bir kanunla tekke ve zaviyeler kapatıldı. Hemen ardından çıkarılan başka bir kanunla halk Batılılar gibi giyinmeye zorlanıyor, şapka ve kılık kıyafet inkılabı yapılıyordu.
1928 yılında gerçekleştirilen Harf İnkılabı ile, İslam harfleriyle kitap yayınlamak yasaklanmıştı. Barla’da telif edilen risalelerin, bu yüzden matbaalar yoluyla çoğaltılması mümkün değildi. İman ve Kur’an hakikatlerine ihtiyaç duyan çevre köy ve kasabaların sakinleri de Risaleleri elle yazarak çoğaltmaya başladılar. Büyük bir sabır ve azimle tam altı yüz bin nüsha olarak elle yazılan Risale-i Nurlar bütün Anadolu’ya yayılıyordu. Halktan insanlar Said Nursi’nin Nur Risalelerini okuyor, yazıyor, başkalarına ulaştırmaya çalışıyor, anladığını yaşamaya ve başkalarına anlatmaya çabalıyordu.

Said Nursi’nin Nur Risalelerini, önlerindeki en büyük engel olarak gören çevreler, onu sürgünle durduramadıklarını anlayınca bu defa imha yollarını denemeye karar vermişlerdi. Hükümet daha yakından kontrol edebilmek amacıyla Bediüzzaman’ın 1934 yılının yaz aylarında Isparta’nın merkezine getirilmesini istedi. Bediüzzaman, burada da iman hizmetinden geri durmadı. Isparta polisi, 20 Nisan 1935’de Said Nursi’nin oturduğu evde arama yaptı ve onun bütün kitaplarına el koydu. Bediüzzaman’ı da emniyete götürerek sorgulayan polis suç unsuru herhangi bir şeye rastlamayınca serbest bırakmak zorunda kaldı. Ancak birkaç gün sonra, yeni tutuklamalarla birlikte Said Nursi ve Risale-i Nurlar hakkında soruşturma başlatıldı. Bediüzzaman’ın masumiyetine inanan insanların infiale kapılmamaları için İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın “sıradan bir zabıta vakasıdır” diye beyanat vermesine rağmen Bediüzzaman ve 120 Nur talebesi askeri araçlara bindirilerek Eskişehir hapishanesine gönderildiler.

Tedbirli bir tarzda, civardan hizmete gelenler vasıtasıyla eserlerini yayıyor, Isparta ve diğer yerlerle irtibatı devam ediyordu. Kastamonu'da sekiz yıl kaldıktan sonra, bu hizmetin durdurulamayıp daha da yayıldığı görülünce 1943'de 126 talebesiyle Denizli Ağır Ceza Makhemesi'ne sevkedildi. Prof Necati Lügal, Prof Y.Z.Yörükkan ve Türk Tarih Kurumu'nunda incelemesi neticesinde: "Bediüzzaman'ın siyasî faaliyeti yoktur. Eserleri ilmî, îmânîdir. Kur'ân'ın tefsiri mahiyetindedir. Onun mesleğinde cemiyetçilik ve tarîkatçılık yoktur." dedi. Mahkemece 130 parçalık külliyatın hepsine 15 Haziran 1944 günü beraat kararı verilip bu karar temyizce de tasdik edildi. Denizli mahkemesinde kendiside tarihi bir müdafada bulunmuştu. Müdafasının bir yerinde şöyle demişti: "Evet, biz bir cemiyetiz ve öyle bir cemiyetimiz var ki; her asırda üçyüzelli milyon mensupları var. Ve her gün beş defa namazla, o mukaddes cemiyetin prensiplerine kemâl-i hürmetle alâkalarını ve hürmetlerini gösteriyorlar. İşte biz, bu mukaddes ve muazzam cemiyetin efrâdındanız ve hususi vazifemiz de Kur'ânın imanî hakikatlarını tahkiki bir suretle ehl-i imana bildirip, onları ve kendimizi kurtarmaktır. Eğer laik cumhuriyeti soruyorsanız, ben biliyorum ki laik manası, bitaraf kalmak, yani hürriyet-i vicdan düsturuyla dinsizlere ve sefahatçilere ilişmediği gibi, dindarlara ve takvacılara da ilişmez bir hükümet telakki ederim. Yirmi senedir ki hayat-ı siyasiye ve içtimaiyeden çekilmişim. Hükümet-i cumhuriye ne hal kesbettiğini bilmiyorum. El-iyazu billah, eğer dinsizlik hesabına, imanına ve ahiretine çalışanları mes'ul edecek kanunları yapan bir dehşetli şekle girmiş ise, bunu size bilâ-pervâ ilan ve ihtar ederim ki bin canım olsa, imâna ve âhirete feda etmeye hazırım..." Denizli hapishanesinden çıktıktan sonra hükümet, o'nu Emirdağı'nda ikamete gönderdi. Fakat hizmeti ilerledikçe hakkındaki kanunsuz şiddet uygulaması artıyordu. Kendisi: "Denizli hapishanesindeki bir aylık sıkıntıyı, Emirdağ ikametinde bir günde çekiyordum..." demiştir. Bir süre sonra kaymakamlık, camiye çıkmasını menetti. Prensip olarak, sadece hizmetle ilgili olanlarla zaruret miktarı görüşürdü. Halk ile temas etme fırsatını, yaptığı gezintilerde bulurdu. Rastladığı insanlara kısa dersler verir, irşad ve nasihatte bulunurdu. Derken 1948 ocak ayında, ülkenin çeşitli yerlerinden toplanmış ellidört talebesiyle Afyon da tutuklandı.

Afyon'un soğuk kışında yetmiş beş yaşındaki ihtiyar birinin yirmi ay hücre hapishanesinde tutuklu kalması, ölüme terk edilmesi demekti. Şahsına verilen sıkıntıların fazlalığını, bütün cemaate duyulan hiddeti teskin vasıtası saymakla memnun olmuştu. Hapishanede onunla gizlice görüşmeye çalışan talebeleri falakaya yatırılıyordu. Her şeye rağmen diğer hapishaneler gibi Afyon hapishanesi de "Medresey-î Yusufiye"ye dönüştü.Caniler ıslah-ı hal ettiler. Hatta ceza süresini tamamlayan bazı mahkumlar: "Kendimizi suçlu göstermek suretiyle onlarla beraber kalacağız dediler. Burada hapishane müdürüne yazıp dedi ki: "Rusya da bolşevizm fıtınası ve fransız ihtilali önce hapishanede başladı. Fakat Risale-i Nur şakirdleri Eskişehir, Denizli, Afyon da hapishaneleri ıslah etti... Mahkeme kendisini yirmi ay mahkum etme kararı aldı. Yargıtay'ın bu kararı bozmasına rağmen kanunsuz oylamalar ile tekrar aynı karara mahkum edildi. Mahkeme devam ederken demokrat parti iktidara gelip genel af ilan etti. Tahliye edildiler. Mahkeme ancak 11 eylül 1956 da beraat verdi. Tahliyeden sonra Emirdağ da ikamet etti. Afyon hapishanesinden sonra mektepliler ve memurlar, hissedilir derecede onun halkasına dahil oldular. Bazı üniversiteli gençlerin yayınladığı Gençlik Rehberi adlı kitabı dava konusu olunca mahkeme için 1952 de İstanbul a geldi.

Abdurrahman Şeref Laç ve Mihri Helav gibi değerli avukatlar savunmada yer aldılar. Mahkeme beraatla neticelendi. Halk,özellikle gençlik, kendisine büyük ilgi gösterdi. Uzun bir ayrılıktan sonra istanbul'a, sılaya gelir gibi gelmişti. 1953'te Isparta da ikamete başladı. Demokrat parti iktidarının, ezanı asli şekliyle okunmasına imkan vermesi sebebiyle tebrik edip vatan ve millet hizmetinde muvaffakiyet temennisinde bulundu. Ayrıca Risale-i Nur'u serbest bırakıp, Ayasofya'yıda cami haline irca eden bir mesaj gönderdi. 1953'te üç ay İstanbul da kalıp, fethin 500. yıl dönümü kutlamalrına katıldı. 1956'da eserleri, talebelerinden bir kaç heyetçe yeni türk harfleriyle yayınlanmaya başladı. 1960 başlarında Ankara ve Konya'ya gitmesi siyasi çevreleri telaşa verince Hükümet, radyodan bildiri yayınlayarak Emirdağ'da ikamet etmesini istedi. 18 Mart 1960'da Emirdağ'dan Isparta'ya oradan da gizlice Urfa'ya gitti (21 Mart). Bakanlığın acele Urfa'yı terketme emrine, Urfa'lı siyasiler ve halk karşı koydu. Emri tebliğ eden Emniyet Müdürü'ne: "Ağır hastayım. Dönecek takatim yok. Zaten buraya ölmeye geldim" dedi. 23 Mart sabaha karşı Kadir Gecesi vefat etti.


Bu yazı; sözler, said nursi, said nursi sözleri, said nursi hayatı kısa özeti,said nursi sözleri resimli, said nursi sözleri kısa, said nursi sözleri facebook,  said nursi sözleri indir ile ilgilidir.

İNSAN ÖZEL BİR VARLIK MIDIR?

/ No Comments
ben yoruldum hayat, bencil, beni seviyorum, duvar yazıları, elhamdulillah, ene, I Love You, seni seviyorum, mükerrem bir varlık insan, insan özel bir varlık mıdır, insanın özellikleri, kuranda insan
kuranda insan,elhamdulillah,ben yoruldum hayat,bencil,bir varlık insan,insanın özellikleri,seviyorum,duvar yazıları,insan özel bir varlık mıdır,ene,seni seviyorum,I Love You,dini yazılar,insan hadisler
Ben; Beni seviyorum.
Tekim,
Özelim.
Daha ne olsun? Elhamdulillah...

*

Mükerrem Bir Varlık Olarak İnsan 

Yüce Rabbimiz, Kerim Kitabımızda şöyle buyuruyor: “Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.” 1 Bu âyeti kerime, insanın mükerrem, yani onurlu bir varlık olduğunu ne de güzel ifade ediyor. Fahr-i kâinat Efendimiz de “Mümin onurlu ve kerem sahibidir…” 2 sözüyle bu hakikati dile getiriyor.

Onur, Rabbimizin bize yaratılıştan lütfettiği büyük bir nimettir. İnancımızda insan, hem bedeniyle hem de ruhuyla onurlu bir varlıktır. İnsanın mükerrem oluşu, yaratan ve yaratılanlarla ilişkisinde mükemmel olmayı gaye edinmesidir. Mükerrem insan, her daim Rahmân’ın nazargâhı olan bir gönül taşıdığının bilincinde olandır. Dolayısıyla o, bütün varlıklara rahmet nazarıyla bakar. Onun tutum ve davranışları bu rahmetin izlerini taşır. Mükerrem insanın gönlünde herkese yer vardır. O, yaratılanı yaratandan ötürü sever, sevgisine karşılık beklemez. Mükerrem insan olmak güçlü-zayıf, alim-câhil, zengin-fakir, büyük-küçük demeden herkesi saygın, onurlu ve değerli görebilmektir. Onurlu insan olmak, kırık ve mahzun gönüllerin yaralarını sarmaktır. Onlara sahip çıkmaktır, zedelenen onurlarını onarmak için el uzatmaktır, gönül açmaktır. Mükerrem ve onurlu olmak, güzel ahlaka, fazilet ve erdeme kanat çırpmaktır. Hayatı paylaşırken insanlara karşı hoşgörülü olmaktır, hüsnü zan beslemektir.

Mükerrem olmak ırk, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin bütün insanlarla iyi geçinmektir, herkese güzel söz söylemektir. Sevgi ve kardeşlik duygularıyla insanlarla kaynaşmak, kırgınlık, dargınlık ve düşmanlıkları sona erdirmektir. Onurlu olmak, yerine göre kardeşlerimizin olumsuz tutum ve davranışları karşısında sabırlı olabilmektir. Onurlu insan, diğer insanların onurunu da kendi onuru gibi kabul edendir. O, başkalarının onurunu yücelttiğinde kendi onurunun yüceleceğini, zedelediğinde ise kendi onurunun zedeleneceğini bilir. İman ve sevgiden beslenen insan onurunu koruma anlayışı, bütün soğuklukları ısıtacak, karanlıkları ışıtacak, uzakları yakın edecek bir güçtür. Bu meziyet, sözleri anlamlı kılacak, varlık âlemindeki her canlı ve cansıza şefkat ve ibret nazarıyla bakmayı sağlayacak ulvi bir değerdir. Bu değere ise, ancak Kur’an’a ve sünnete sarılarak, Kutlu Nebi’nin ahlakıyla bezenerek ulaşabiliriz.

Gönülleri aydınlatan hiç şüphesiz Allah ve Resûlü’dür. Allah’ın kelâmı ile Resûlü’nün bizâtihi nûr olan yolu ve sözü, gönül dünyamızı nurlandırmış ve bizleri onurlandırmıştır. Efendimizin nûruyla onurlanan ecdadımız, onurları zedelenmiş ve gönülleri yıkılmış nice kimseleri ihyâ için muhteşem bir medeniyet inşa etmişlerdir. Yoksullar için aşevi; hastalar için şifahane; kimsesiz çocuklar için yurtlar yapmışlardır. Yuva kurmak isteyen yoksul genç kızlara çeyiz temini ve ihtiyaç sahipleri için yardım sandıkları, fakirler için ise sadaka taşları oluşturmuşlardır. O medeniyette yaşlılar, “Kendilerine öf bile denmeyen”, duâsı istenen, eli öpülesi saygın kişilerdir. İşte bütün bunlar gönül merkezli medeniyetin insan onuruna sunduğu güzelliklerdir. Bizler de ecdadımızdan miras kalan bu güzellikleri hayatımıza hakim kılma ve sonraki nesillere aktarma azim ve gayretimizi asla yitirmemeliyiz.

14-20 Nisan tarihleri arasında kutlanacak olan Kutlu Doğum Haftasının, toplumumuzda Peygamber Efendimize duyulan sevgi ve bağlılığın perçinleşmesine, insan onurunun gönüllerde ve hayatımızda hak ettiği yere ulaşmasına vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz.

1 el-İsrâ, 17/70.
2 Ebû Dâvûd, Edeb,5

Prof. Dr. H. Kâmil YILMAZ




ben yoruldum hayat, bencil, beni seviyorum, duvar yazıları, elhamdulillah, ene, I Love You, seni seviyorum, mükerrem bir varlık insan, insan özel bir varlık mıdır, insanın özellikleri, kuranda insan