Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

KURTULUŞ SAVAŞI

29 Ağustos 2021 Pazar / No Comments
resimli mesajlar, resimli sözler, tarih dersi kurtuluş savaşı, türk kurtuluş savaşı tarihi, kurtuluş savaşı cepheleri, ödev notları, ders notu, terör, terör saldırısı, türk tarihi

Tarihini kanla yazmış 
bir milletin, kan dönerek 
korkutamazsınız...

*
Türk Kurtuluş Savaşı

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgisini belirleyen Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918) ile Anadolu ve Trakya her türlü işgale açık bir duruma geliyordu. Çünkü Mondros ateşkesi hükümleri galip devletlere gerekli gördükleri her yeri işgal etme hakkı tanıyordu.

Ülke işgale uğrarken padişah için önemli olan; saltanatın, halifeliğin ve hanedanın selameti idi. Bu antlaşma çok ağır koşulları içerirken, İstanbul Hükümeti ileride yapılacak barış görüşmelerinde bu koşullarlı hafifletilebileceğini umuyordu. Mondros Ateşkes Antlaşmasının hemen ardından işgaller başladı. Bu antlaşmanın 7. maddesine göre, İtilaf devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durumu bahane ederek istedikleri bölgeleri işgal edebileceklerdi. Boğazlar İngilizlerin kontrolüne geçti. İngilizler Çanakkale, Musul, Batum, Konya, Maraş, Samsun, Bilecik, Merzifon, Urla ve Kars’ı işgal ettiler. Fransızlar ise; Dörtyol, Mersin, Adana ve Afyon istasyonunu işgal ettiler.

İngilizler tarafından işgal edilen, Güney Doğu’daki bazı iller daha sonradan Fransızlara devredilmiştir. İtalyanlar ise Antalya, Kuşadası, Bodrum, Fethiye ve Marmaris’i işgal ettiler. Konya ve Akşehir’e de asker yolladılar. Mondros Mütarekesi’nin Doğu Anadolu’da 6 vilayetin (Vilayet-i sitte) Ermenilere bırakılacağına ilişkin maddesi Ermenileri harekete geçirdi. Ermeniler kurdukları Alaylarla Doğu Anadolu’da yayılmaya ve bölgedeki Türklere zulüm ve baskı uygulamaya başladılar. Kozan, Osmaniye, Mersin ve Adana’ya Fransızlarla birlikte Ermeni çetecileri de geldi.

Yunanlılar kendilerine vaat edilen Ege Bölgesi’ni ele geçirmek üzere İngiliz, Amerika ve Fransız savaş gemilerinin koruması altında, 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgale başladılar. İzmir’in işgaline tepki olarak gazeteci Hasan Tahsin tarafından düşmana atılan ilk kurşun Kurtuluş Savaşımızın başlangıcı olmuştur. Mondros ateşkes antlaşmasından sonra işgallerin başlamasına karşılık Padişah ve Osmanlı Hükümeti işgallere karşı ses çıkarmamışlar, orduyu geliştirip güçlendirmeye yönelmemişlerdir. Sadece kendi çıkarlarını düşünmüşler, çekingen ve korkak davranmışlar, ülkeyi içinde bulunduğu durumdan kurtarmak için hiçbir önlem almamışlardır.

Kurtuluş savaşımızdan işgallere karşı ilk silahlı direniş Güneydoğu Anadolu’da Fransızlara karşı başlamışsa da, ilk Kuva-yi Milliye hareketi Batı Anadolu’da Yunanlılara karşı oluşturulmuştur. Yunan birliklerinin İzmir’i işgal etmesi ve Anadolu içlerine ilerlemesine seyirci kalan Osmanlı Hükümeti’nden artık hiçbir şey beklenemezdi. Bu durum, Kuva-yi Milliye’nin doğuşunu ve Milli Mücadele’nin başlamasını kolaylaştırmıştır. 19 Mayıs 1919’da Atatürk Samsun’a çıkmıştır. Amasya genelgesinin yayınlamıştır. Daha sonra Erzurum ve Sivas kongrelerini toplamıştır. İstanbul’un işgali edilmesi ve Meclis-i Mebusan’ın kapatılmasıyla Osmanlı yönetimi çökmüştür. Ulusu temsil eden, ulus adına karar veren yetkili organa ihtiyaç vardır. Bu da ancak yeni bir meclis kurularak mümkün olacaktır.

23 Ekim 1920’de 338 milletvekilinin katılımı ile TBMM açıldı. Fakat savaştan yenik çıkan Osmanlı Devleti ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Ermenistan, Belçika, Yunanistan, Hicaz, Polonya, Romanya, Sırp-Hırvat-Sloven ve Çekoslovakya devletleri arasında imzalanan, Türk’ün ölüm fermanı olarak bilinen Sevr Antlaşması imzalanmıştır. TBMM’nin Sevr Antlaşmasına tepkisi çok sert olup, bu antlaşmayı imzalayanları ve onaylayanları vatan haini sayma kararı vermiştir. Doğu cephesi, Güney cephesi, Batı cephesi, 1-2 İnönü savaşları ve son olarak Sakarya Meydan Muharebesi savaşları verilmiştir. Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile Anadolu’nun sonsuza kadar Türk yurdu olarak kalacağı bütün dünyaya kanıtlanmıştır. Mudanya ateşkesinin ardından Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştır. Yeni Türk Devleti tüm dünyaya kabul ettirilmiştir. Böylece Türkiye tüm sömürülen halklara ve uluslara bağımsızlıklarını kazanmak için umut ışığı olmuştur.

Trakya Cephesi

Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra; Edirne-İstanbul demiryolunu kontrol etmek üzere bir Fransız alayı Trakya’ya yerleşmiş bulunuyordu. Fransız Generali Franchet D’Esperey ile Yunanistan Başbakanı Venizelos arasında imzalanan Antlaşma ile Kuleliburgaz-Hadımköy hattı Yunan ordusunun işgaline terk edilmiştir. Bu gelişmeler karşısında, 1. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Eğilmez Paşa, Mustafa Kemal Paşa’nın 9 Ocak 1920 tarih ve 55 sayılı emrine uyarak bütün Edirne vilayetinde sıkıyönetim ve seferberlik ilan etti. Diğer taraftan Trakya-Paşaeli Müdafaa Heyet-i Osmaniye’si, 31 Mart 1920’de Lüleburgaz’da yaptığı ilk kongresinde dış tecavüzler ve iç ayaklanmalar karşısında her türlü tedbir alma yetkisinin kolordu komutanına vermeyi kararlaştırdı. San Remo Konferans’ında İtilaf Devletleri Edirne ile birlikte Doğu Trakya’yı da Yunanistan’a bırakmayı kararlaştırdı. 9 Mayıs 1920’de Edirne’de toplanan Trakya Paşaeli Müdafaa Heyet-i Osmaniye’si, 2’nci kongresinde Edirne ve Doğu Trakya’nın Yunanistan’a bırakılmasını kesinlikle reddetti ve ülke topraklarının savunulmasını kararlaştırdı. Bu amaçla, yerli halktan asker toplama ve silahlı savunma tedbirleri almayı kararlaştırdı. Ayrıca, Cemiyet programını değiştirmekle birlikte ismini de “Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” haline getirerek, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin şubesi olmuştu.

Sevr Antlaşması’nın imzalanmasını kolaylaştırmak, Osmanlı İmparatorluğu’na fiilen olduğu kadar hukukende son vermek amacı ile İtilaf Devletlerinin de teşviki ile Yunan Ordusu bir taraftan Anadolu’da bir taraftan da Trakya’da harekete geçti. 20 Temmuz 1920’de başlayan Yunan Taarruzu sonunda Edirne 24 Temmuz 1920’de düştü. Sevr Antlaşması’nın imzalanmasını takip eden günlerde Yunan hükümeti kendi meclislerinden geçirdikleri bir kanunla Doğu ve Batı Trakya’yı bir genel valilik halinde Yunanistan’a kattığını ilan etti. Yunanlılar tarafından Edirne ve Doğu Trakya’nın ilhakına rağmen, Trakya’da işgale karşı silahlı mücadele devam etmiştir. Anadolu’da kazanılan büyük zafer ve orduların Boğazları geçerek Trakya’yı kurtarmak için harekete geçmeleri kararı karşısında, Boğazlarda bulunan İtilaf Devletleri ateşkes anlayışı içinde olmuşlardır. 15 Ekim 1922’de yürürlüğe giren Mudanya Ateşkes Antlaşmasıyla Doğu Trakya, Yunan kuvvetleri tarafından boşaltıldı. 25 Kasım 1922’de Edirne Valiliğine tayin edilen Şakir Bey (Kesebir), Türk yönetimini yeniden kurmuştur. Lozan Konferansı sonucunda, Yunanlıların Anadolu’da yakıp yıktıklarına karşılık, savaş tazminatı olarak Karaağaç ve Bosnaköy Köprübaşlarının da Anavatana katılması kararlaştırılmıştır.      
 Doğu Cephesi

Ermeni Devleti, Rusya’da Çarlık sisteminin yıkılıp yerine Sosyalist bir devlet kurulması üzerine 1918’de ortaya çıktı. Taşnak Partisi tarafından idare ediliyordu. Ermeniler, sınırlarımıza saldırıyor, Müslüman halka aşırı zulüm, haksızlık ve katliam yapıyordu. Bunun üzerine, TBMM Ermenilere karşı askeri harekete geçilmesine karar verdi. Türkiye Büyük Millet Meclisi, İcra Heyeti’ne (Bakanlar Kuruluna) mütareke hükümlerine uyularak boşaltılan “Evliye-i Selase” (doğuda bulunan 3 ilimiz) Kars, Artvin ve Ardahan’ın tekrar geri alınması için gereğinin yapılması yolunda ayrıca yetki vermişti. Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa 30 Mayıs ve 4 Haziran 1920 tarihinde Doğu’daki durum hakkında hükümete rapor verdi. Bu raporda, “Ermenilerin ilk fırsatta Erzurum’u dahil ellerine geçirmek için teşebbüslerde bulunacakları, Ermeni ordusuna karşı hakim ve müsait bir vaziyet almanın sorunluluğu, Brest Litovski ve Batum Antlaşması ile Türkiye’ye bırakılan Evliye-i Selase’yi işgal etmek üzere harekete geçmenin gerekliliği” açıklanmış ve hükümetçe de bu durum uygun görülmüştür.

Taarruz için 7 Haziran’da emir verildi. Ancak, Sovyet Dışişleri Bakanı’nın Ermenistan, İran ve Türkiye sınırlarının belirlenmesinde, Rus Sovyet Hükümeti’nin arabuluculuğu ile meselenin siyasi yollardan halledilmesinin mümkün olduğunun bildirmesi üzerine, ordunun taarruzu geciktirilmiştir. Bu arada Ermenilerin, Türk topraklarına ve halkına karşı tecavüzü, Oltu’yu işgal etmeleri ve Gürcülerin de 25 Temmuz’da Artvin’i almaları üzerine, 28 Eylül 1920’de ordumuz taarruza geçti. 29 Eylül’de Sarıkamış, 30 Ekim’de Kars (15. Kolordu Kafkas Tümeni Komutanı Albay Halit Bey (Karsıalan) yönetiminde), 7 Aralık gecesi imzalandı. Osmanlı’da Ermenileri Millet-i Sadıka diye anılmıştır. Ermeni meselesi ilk kez Berlin Antlaşması’nda ortaya çıkmıştır (1878). Ermeniler amaçlarına ulaşabilmek için Taşnak ve Hınçak cemiyetlerini kurmuşlardır. Ermeniler, II. Abdülhamid’e suikast düzenlemişler, fakat başarılı olamamışlardır (1905). En son 19. yüzyıl sonlarında Van, Erzurum, Bitlis ve Sason civarında ayaklanmışlardır. 1915’te Ermeniler Van ve Sivas’ta katliam yapmışlar ve 1915’te Tehcir Kanunu ile Suriye’ye göç etmek zorunda bırakılmışlardır. General Harbord, Doğu Anadolu ile ilgili bir rapor hazırlamış, raporda Ermenilerin yaşadıkları Osmanlı topraklarında Türk nüfusundan fazla olmadığı açıklanmıştır. 24 Eylül 1920’de Ermeniler saldırıya geçmiş, Türk Ordusu Misakı Milli sınırlarına kadar ilerlemiş ve Kars Zaferi kazanılmıştır. Bu cephede Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurmak isteyen Ermeniler ile savaşılmıştı. TBMM Hükümeti 15. Kolordu komutanı Kazım Karabekir Paşa’yı Doğu Cephesi Komutanlığına atadı. 9 Haziran 1920’de harekete geçen Kazım Karabekir Paşa 30 Ekime Ermenileri kesin bir mağlubiyete uğratarak Doğu Anadolu’nun tamamını kurtardı. Ermenilerin isteği üzerine Gümrü Antlaşması imzalandı (3 Aralık 1920).

 Gümrü Antlaşmasının Maddeleri ve Tarihi Önemi

Antlaşmayla; Kars, Sarıkamış, Iğdır, Kağızman Türk Devleti’ne verilecek. Doğu sınırı, Aras Nehri ve Çıldır Gölü’ne kadar uzanacak. Ermenistan Hükümeti, Sevr Barış Antlaşması’nı tanımayacak. Ermenistan, TBMM’nin aleyhinde çalışmayacak. Türklere saldırıda bulunan Ermeniler dışındakiler isterlerse 6 ay içinde Türkiye’ye dönebilecekler. Gümrü Barışı, TBMM Hükümeti’nin uluslararası alanda kazandığı ilk askeri ve siyasi başarıdır. Sevr Antlaşması’nın geçersizliği ilk kez uluslararası antlaşmada onaylanmıştır. Ermeni sorunu çözüme kavuşturulmuştur. Doğu Cephesi’nin kapanması ile buradaki güçlerin büyük bir kısmı Batı Cephesi’ne gönderilmiştir.

 Güney Cephesi

İtalyanlar İzmir’in Yunanistan’a verilmesi nedeniyle kırgındı, bundan dolayı Kuva-i Milliye’yi desteklemişler ve bölge halkına iyi davranmışlardır. П. İnönü Savaşı’ndan sonra işgal ettikleri yerleri boşaltmışlardır. Fransızlar ise, Mondros’tan sonra Adana, Osmaniye ve Mersin’i işgal etmişlerdi. Paris Barış Konferansı’nda Suriye, Lübnan, Antep ve Maraş Fransızlara bırakılmıştır. Aynı zamanda güney cephesi, düzenli orduların savaşmadığı tek cephedir. Bölgede Fransız ve işgalcilere ve işbirlikçi Ermenilere karşı bölgesel cemiyetlerce kahramanca mücadeleler verilmişti. 12 Şubatta Maraş, 10 Nisanda Urfa, 20 Ekimde de Adana düşman işgalinden kurtarıldı. Sakarya zaferinden sonra Fransızlarla imzalanan Ankara Antlaşmasıyla Fransızlar bölgeyi terk etmişlerdir. TBMM 1973’te aldığı kararla kahramanlıklarından dolayı Maraş’a “Kahraman”, Antep’e “Gazi” ve 1984’te Urfa’ya da “Şanlı” unvanı verilmiştir.

 Batı Cephesi

Yunan işgaline karşılık Ayvalık, Denizli ve Salihli bölgesinde Kuva-yi Milliye Cephesi oluşturulmuştur. Kuva-yi Milliye, Kurtuluş Savaşı’nın ilk savunma kuruluşudur. 

Kuva-yi Milliye'yi örgütlemek için Balıkesir ve Alaşehir Kongreleri yapılmıştır. Ali Fuat Paşa, Gediz Taarruzunda başarılı olamamış ve Yunan orduları Dumlupınar’a kadar ilerlemiştir. Çerkez Ethem’in baskıları ve Ali Fuat Paşa’nın etkisiz olması nedeniyle Ali Fuat Paşa Moskova Büyükelçiliğine atanmıştır. Batı Cephesi ikiye ayrılmıştır. Albay İsmet Bey Batı Bölümü’ne, Albay Refet Bey ise Güney Bölümü’ne atanmıştır. 

Yunan taarruzu karşısında Kuvay-i Milliye başarılı olamamıştır. Ordudan firarlar başlamış, fakat İstiklal Mahkemeleri’nin çalışmaları ile firarlar sona ermiştir. Düzenli ordunun kurulması ile Kuva-yi Milliye tamamen ortadan kaldırılmıştır (8 Ekim 1920). Düzenli orduya geçildiği sırada bazı Kuva-yi Milliyeciler isyan etmişlerdir (Çerkez Ethem ve Demirci Efe). 

Demirci Mehmet Efe isyanı 1. İnönü Savaşı’ndan önce, Çerkez Ethem İsyanı ise 1. İnönü Savaşı’ndan sonra bastırılmıştır.  Kurtuluş Savaşı yıllarında en zorlu mücadelelerin verildiği cephe Batı cephesidir. Kısaca özetlemek gerekirse, bu cephede Yunan birlikleri ile savaşılmıştır. Batı Cephesi savaşları 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir’i işgali ile başlamış ve 11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Mütarekesi’ne kadar devam etmiştir. Başlangıçta Kuva-yi Milliye birlikleri ile karşı konulduğu için istenilen sonuçlar alınamamıştır. Dağınık ve düzensiz haldeki Kuva-yi Milliye Birliklerinin kaldırılıp yerine düzenli ordunun kurulmasıyla istenilen başarı elde edilmiştir.

 1. İnönü Zaferi ve Sonuçları

1. İnönü Muharebesi, Kurtuluş Savaşı sırasında 6 Ocak 1921'de iki koldan saldırıya geçen Yunan güçleriyle İnönü mevziinde savunma halinde olan Ankara hükümeti kuvvetleri arasında gerçekleşmiş muharebelerdir.

Yunanlılar, Türk ordusunun gücü hakkında keşifte bulunarak Eskişehir’i ele geçirip, TBMM’yi dağıtmak için üs olarak kullanmak istiyordu. Bu arada Türklere karşı göstereceği başarı İtilaf devletlerinden yardım almasını kolaylaştıracaktı. Bu yolla Türk gücünü kırarak Sevr’i uygulatabileceklerdi. Üstelik; TBMM’nin Çerkez Ethem İsyanıyla uğraşıyor olması böyle bir olayı gerçekleştirmek için uygun bir ortamdı.

Yunan saldırısı İnönü mevkiinde İsmet Paşa komutasında durduruldu. Batı Cephesi’nde düzenli orduların Yunan ordularına karşı kazandığı ilk zaferdir. Bu zafer TBMM’nin iç durumunu kuvvetlendirmiş, dışarıdaki itibarını arttırmış, askere alım işlemleri hızlanmıştır. İsmet Paşa, Albaylıktan Generalliğe terfi etmiştir.

İtilaf devletlerinin hiç beklemedikleri bu yenilgi karşısında durumu görüşmek üzere Londra’da toplandılar. Sevr Antlaşmasını gözden geçirmek zorunda kaldılar. Bu zaferden sonra Çerkez Ethem İsyanı da bastırılmış ve düzenli orduya karşı yapılan bütün müdahaleler ve isyanlar bastırılmıştır. 

 Londra Konferansı ve Sonuçları (21 Şubat-12 Mart 1921)

Birinci İnönü zaferinden sonra İtilaf Devletleri tarafından toplanmıştır. Amaçları; Sevr Antlaşmasını yumuşatarak TBMM’ye kabul ettirmek. İtilaf devletleri aralarındaki anlaşmalıktan yaralanmak için İstanbul ve TBMM’yi birlikte konferansa davet etmişler, ancak Tevfik Paşa’nın TBMM’yi halkın gerçek temsilcisi olarak belirtmesi üzerine amaçlarına ulaşamamışlardır. İngilizlerin, Rusya’nın TBMM ile Moskova’daki görüşmelerinden rahatsız olmaları, Musul ve Kerkük’te direnişle karşılaşmaları ve 1. İnönü Savaşı sonucunun İtilaf Devletleri arasında görüş ayrılığına neden olması bu ülkelerin Sevr’i kabul ettirebilme umutlarını büyün ölçüde bitirmiştir. Ayrıca Fransızların Güney Doğu Anadolu’da büyük bir direnişle karşılaşması, İtalyanların işgal planlarından memnun olmaması ile bir antlaşmaya varılamadan Konferans dağılmıştır. Yeni Türk Devleti ve TBMM ilk kez İtilaf Devletleri tarafından tanınmıştır. TBMM, konferansa katılmakla barış yanlısı olduğunu bütün dünya kamuoyuna göstermiştir. Yeni Türk Devleti’nin haklı davasını bütün dünya kamuoyuna duyurmuştur. Sevr Antlaşması’nın uygulanmayacağı anlaşılmıştır.

İtilaf Devletlerinin Teklifleri:

İzmir Türk Devleti’ne iade edilecek, ancak şehirde Yunan güçleri bulunacak.
İzmir’in valisi Hıristiyan olacak ve Milletler Cemiyeti tarafından tayin edilecek.
Doğu Trakya Yunanlılara kalacak.
Doğu Anadolu’da Ermenistan kurulacak.
Ordunun sayısı arttırılacak, fakat kapitülasyonlar devam edecek.
  
 Moskova Antlaşması (16 Mart 1920)

Moskova antlaşması, kurtuluş savaşı sırasında TBMM ile Sovyet Rusya arasında 16 Mart 1921'de imzalanmıştır.

Rusya’da kurulan Bolşevik Hükümeti ile TBMM Hükümeti’nin ortak noktaları batı karşıtı olmalarıydı. Bu ortak nokta iki tarafı birbirine yaklaştırmıştır. TBMM’nin doğu, güney ve batı cephelerindeki başarıları da Sovyetlerin TBMM'ye yakınlaşmasında etkili olmuştur. Rusya, Misak-ı Milli ve yeni Türk Devleti’ni tanıyan ilk Avrupa devleti olmuştur. 

İtilaf devletlerini oldukça rahatsız eden bu yakınlaşma Moskova antlaşmasıyla perçinlenmiştir ve bu antlaşmayla Batum, Türkiye’nin liman hizmetinden yararlanması şartıyla Gürcistan’a bırakılmıştır. Bunun karşılığında ise Sovyetler, Türkiye'ye altın ve silah yardımı yapacaktır.

 Bu madde Türk Devleti’nin Misak-ı Milli’den verdiği ilk tavizdir. Ayrıca 1. İnönü Savaşı’ndan sonra 12 Mart 1921’de İstiklal Marşı kabul edilmiş, 20 Ocak 1921’de ilk Anayasa (Teşkilat-ı Esasiye) ilan edilmiştir.

 2. İnönü Zaferi ve Sonuçları (23 Mart- 1 Nisan 1921)

2. İnönü Muharebesi, Kurtuluş Savaşı sırasında kazanılmış bir zaferdir.

Londra Konferansı tekliflerinin kabul edilmemesi ve İngilizlerin Yunanlıları kışkırtması bu savaşın birinci nedenlerini oluşturur. Bunun üzerine 1. İnönü yenilgisinin esikliğinden Sevri uygulatarak kurtulmak isteyen Yunanlıların ve TBMM’nin Londra Konferansında İtilaf Devletlerinin isteklerini kabul etmemesi üzerine, 23 Mart 1921'de İngilizlerin desteğini alan yunanlılar yeniden taarruza geçmişlerdir.

Ancak düzenli Türk birlikleri karşısında daha fazla direnemeyerek bozguna uğramış ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Bu zaferden sonra İtalyanlar işgal etikleri Muğla ve Antalya’dan da çekilmeye başlamışlardır. Fransızların TBMM’ye karşı tutumları yumuşamaya başlamıştır.

Mustafa Kemal kazanılan zaferin önemini İsmet Paşa’ya çektiği telgrafta “Siz orada sadece düşmanı değil, Türk Milletinin makus talihini de yendiniz” diyerek belirtmiştir. 

 Kütahya-Eskişehir Savaşları (10-24 Temmuz 1921)

Kütahya-Eskişehir Muharebeleri, Kurtuluş Savaşı sırasında yaşanmıştır. Muharebeler 10 Temmuz 1921 ile 24 Temmuz 1921 arasında Yunanistan ile Ankara hükümeti arasında gerçekleşmiştir. Muharebeyi Ankara hükümeti kaybetmiş ve Sakarya Nehrinin doğusuna çekilmek zorunda kalmıştır. Kütahya-Eskişehir Muharebeleri, yeni kurulan düzenli ordunun Batı Cephesi’nde kaybettiği tek savaştır. 

Afyon, Eskişehir ve Kütahya Yunanlıların eline geçti. Ordunun daha fazla zayiat vermesini istemeyen Mustafa Kemal orduyu Sakarya Nehrinin doğusuna kadar çekti. Savaşın kaybedilmesi TBMM’ye olan güveni sarstı, Meclisin Kayseri’ye taşınması ve Kuva-yi Milliye’ye dönülmesi gündeme geldi. Yunan ordusu Sakarya Nehrine kadar ilerledi. Durumun ciddiyetinin ani kararlar alınmasını gerektirdiği için 5 Ağustos 1921’de “Başkomutanlık Kanunu” çıkartıldı. 

Bu kanunla Mustafa Kemal Paşa Başkomutan seçildi. Ayrıca Meclis tüm yetkilerini Mustafa Kemal Paşa’ya devretti. Bu kanun 1922’de süresiz olarak uzatıldı. Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhurbaşkanı seçilmesine kadar yürürlükte kaldı. Mustafa Kemal Paşa orduyu yeniden güçlendirmek amacıyla 8 Ağustos 1921’de Tekalif-i Milliye Emirleri’ni çıkardı. Bu sayede ordunun ihtiyaçlarının büyük bir kısmı halktan karşılanmaya çalışıldı.

 Sakarya Meydan Muharebesi-Savaşı (23 Ağustos-13 Eylül 1921)

Sakarya Meydan Muharebesi, Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktası kabul edilen savaştır.

Tekalif-i Milliye Emirleriyle Türk Ordusunun eksiklerinin bir kısmı büyük ölçüde tamamlanmış ve ordu savaşa hazırlanmaya çalışılmıştır. 23 Ağustos Yunanlılar taarruza başlamışlardır. Mustafa Kemal Paşa “Hattı Müdafaa yoktur, Sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır” diyerek orduyu coşturmuş ve 22 gün süren savaş sonunda Türk ordusu büyük bir zaferle Yunan ordusunu gerisin geri kaçmak zorunda bırakmıştır. 

Bu zaferle birlikte 1683 Viyana bozgunundan beri devam eden Batı karşısındaki gerileme durmuştur. Yunanlılar savunmaya, Türkler taarruza geçmişlerdir. TBMM, Mustafa Kemal Paşa’ya “Mareşallik” rütbesi ile “Gazilik” unvanı vermiştir. Fransızlar bu savaştan sonra TBMM ile Ankara Antlaşması’nı imzalamıştır. Şunu da belirtmek gerekir ki doğuda Rusya’nın kontrolünde Gürcistan ve Azerbaycan ile Kars Antlaşması imzalanmış ve bu antlaşmayla birlikte Doğu sınırlarımız kesinlik kazanmış ve bu bölgedeki birlikler kesin bir zafer için yapılması planlanan Büyük Taarruz için Batı Cephesi’ne kaydırılmıştır. 

 Fransızlarla imzalanan Ankara Antlaşması (20 Ekim 1921)

Ankara Antlaşması, 20 Ekim 1921'de Sakarya zaferinin ardından, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Fransa arasında imzalanmıştır.

Antlaşma gereğince; taraflar arasındaki savaş durumu sona erdi. Hatay dışında bugünkü Suriye sınırımız çizildi. Hatay’da özel bir yönetim kuruldu. Türkçe’nin resmi dil olması ve Türk parasının kullanılması kabul edildi. Burada yaşayan Türklere geniş haklar tanındı. Fransa ve Türk Devleti’ni resmen tanımış oldu. İtilaf Devletleri’nin Türkiye’ye karşı oluşturduğu birlik parçalanmaya başladı. Fransa Hatayla ilgili özerklik kararlarını kabul etmekle buranın Anadolu’nun bir parçası olduğunu da onaylamış oluyordu. Fransızlar Misak-ı Milli’yi tanıyan ilk İtilaf Devleti olup, İtilaf devletleriyle olan ilişkisi kesin olarak ayrılmıştır. Bu arada İtalya da Anadolu’dan tamamen çekilmiş, Güney Cephelerimiz kapanmıştır. Güneydeki birliklerin çoğu Büyük Taarruz için Batı Cephesi’ne kaydırılmıştır.

 Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi (26 Ağustos-18 Eylül 1922)
Sakarya Meydan Savaşı’nda Yunan ordusunu yenilgiye uğratan Mustafa Kemal, 26 Ağustos 1922 sabahı Büyük Taarruz’u başlattı. 30 Ağustosta Başkomutanlık Meydan Savaşıyla Dumlupınar’ın kuzeyinde düşman ordusu yok edildi. Mustafa Kemal “Ordular! İlk hedefimizi Akdeniz’dir. İleri” emrini vermesi üzerine taarruza geçen Türk ordusu önünde kaçan Yunan ordusunu İzmir’e kadar kovaladı. 9 Eylülde İzmir düşman işgalinden kurtarıldı. 18 Eylülde Batı Anadolu tamamen düşmandan temizlendi. 

 Mudanya Ateşkes Antlaşması (11 Ekim 1922)

Büyük taaruzdan sonra telaşa düşen İngilizlerin isteği üzerine Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı (11 Ekim 1922). Görüşmelere İngiltere, Fransa, İtalya ve Türkiye katılmış, Yunan temsilcileri görüşmelere katılmamıştır.

Konferansa TBMM adına İsmet Paşa katılmıştır. Mudanya Ateşkesi ile Kurtuluş savaşının askeri safhası sona ermiş, politik safhası başlamıştır. Doğu Trakya ve İstanbul savaş yapılmadan kurtarılmıştır. Meriç Nehri Yunanistan ile aramızda sınır olarak kabul edilmiştir. İstanbul’un TBMM’ye devredilmesiyle Osmanlı Devleti hukuken sona ermiştir.

Anadolu projesinde başarılı olamaması üzerine İngiltere de Lloyd George hükümeti düşmüştür. Yunanlıların Megalo idea (Büyük Yunanistan) düşüncesi tarihe gömülmüştür. Mondros Ateşkes Antlaşması geçerli bir belge olmaktan çıkmıştır.  
Kaynak: www.tarihiolaylar.com





resimli mesajlar, resimli sözler, tarih dersi kurtuluş savaşı, türk kurtuluş savaşı tarihi, kurtuluş savaşı cepheleri, ödev notları, ders notu, terör, terör saldırısı, türk tarihi, atatürkün savaşları

AŞURE GÜNÜ MESAJLARI

23 Ağustos 2021 Pazartesi / No Comments
EN GÜZEL AŞURE GÜNÜ MESAJLARI


aşure günü hadisler, aşure günü kutlama, aşure günü mesajları facebook, aşure günü resimli mesajlar, aşure günü tebrikleri, aşure günü ne yapılmalı, en güzel aşure günü mesajları,
aşure günü hadisler, aşure günü kutlama, aşure günü mesajları facebook, aşure günü resimli mesajlar, aşure günü tebrikleri, aşure günü ne yapılmalı, en güzel aşure günü mesajları, 
Aşure günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur. Hadis-i Şerif
*
Aşure günü gusleden mümin, günahlardan temizlenir. Hadis-i Şerif
*
”Aşure Gününüz kutlu olsun.”
*
”Aşure paylaşmaktır. Aşure gününüz kutlu olsun.”
*
”Allah Azze ve celle, birçok duaları Aşure günü kabul etmiştir. Dualarınız ibadet ve orucunuz kabul olsun.”
*
”Muharrem ayı ve aşure günü size ve tüm sevdiklerinize hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah'tan diliyorum.”
*
Aşure gününüz mübarek olsun dualarınız ibadet ve orucunuz kabul olsun.
*

en güzel aşure günü mesajları, aşure günü mesajları facebook, aşure günü resimli mesajlar, aşure günü tebrikleri, aşure günü kutlama, aşure günü hadisler, aşure mesajlar,
aşure günü ne yapılmalı,aşure günü tebrikleri,aşure günü hadisler,en güzel aşure günü mesajları,aşure günü mesajları facebook,aşure günü kutlama,aşure günü resimli mesajlar,aşure,muharrem ayı

Aşure gününüz mübarek olsun dualarınız kabul olsun. Allah aşure gününde tutulan oruçları kabul etsin.
*
Aşure günü tüm İslam alemine hayırlar getirmesi dileğiyle.
*
Aşure gününde sevgilerimizi de paylaşalım güzel günler ülkemizin olsun.
*
Aşure gününde yapacağımız tüm ibadetlerinizin kabul olmasını dilerim.
*
Aşure toplumu birbiriyle kucaklaştıran güzel bir gün. Aşure gününüzü kutlarım.
*
Aşure hazırlayan elleriniz dert görmesin. Güzel güzel paylaşmanızı dilerim.
*
Aşure gününüz mübarek olsun dualarınız ibadet ve orucunuz kabul olsun.
*
Aşure gününüz mübarek olsun dualarınız kabul olsun. Allah aşure gününde tutulan oruçları kabul etsin.
*

en güzel aşure günü mesajları, aşure günü mesajları facebook, aşure günü resimli mesajlar, aşure günü tebrikleri, aşure günü kutlama, aşure günü hadisler, aşure mesajlar,

”Aşurede içe atılan fındık fıstık değil, sevgilerimizdir. En tatlı günler sizin olsun.”
*
”Aşure gününüz mübarek olsun dualarınız ibadet ve orucunuz kabul olsun. Aşure Gününüz Mübarek Olsun…”
*
”Cenab-ı Allah bizleri birlikten beraberlikten iyilikten güzellikten ayırmasın. Aşure Gününüz Kutlu Olsun…
*
”Aşurede içe atılan fındık fıstık değil, sevgilerimizdir. En tatlı günler sizin olsun.”
*
”Aşure gününüz mübarek olsun dualarınız ibadet ve orucunuz kabul olsun. Aşure Gününüz Mübarek Olsun…”
*
”Cenab-ı Allah bizleri birlikten beraberlikten iyilikten güzellikten ayırmasın. Aşure Gününüz Kutlu Olsun…
*
”Aşure gününün tüm İslam alemine hayırlar getirmesini tüm kalbimle dilerim.”
*


”Muharremin onuncu gününe Aşure Günü denir. Bugüne özel bir saygı gösterilmelidir. Zira Arşın hamili bulunan melekler o günün değerini bilirler.”
*
”Aşure gününde sevgilerimizi de paylaşalım güzel günler milletimizin olsun.”
*
”Aşûre Orucu’nun önceki yılın günahlarına kefaret olacağını Allah’ın rahmetinden umarım. Dualarınız ibadet ve orucunuz kabul olsun Aşure Gününüz Mübarek Olsun…”
*


”Yükü sevgi, özü saygı, gücü barış, süsü hoşgörü olan mübarek dinimizin seçtiği her yıl Muharrem ayının 10. günü kutlanan aşure gününüz kutlu olsun.”
*
”Kalpler imanla, gönüller huzurla dolsun. Saadetler hepimizin olsun. Ne kurulan bağlar bozulsun, nede dostlar unutulsun. Aşure gününüz mübarek olsun.”
*
”Rabbim sen kalbi kırıkların sığınağı, yolda kalmışların yoldaşı, sen yalnızlığıma arkadaş olan ve tüm gönüllerin dert ortağısın. Beni benden uzağa at, senden uzağa atma. Aşure gününüz mübarek olsun.”
*

en güzel aşure günü mesajları, aşure günü mesajları facebook, aşure günü resimli mesajlar, aşure günü tebrikleri, aşure günü kutlama, aşure günü hadisler, aşure mesajlar,

”Her aydan da üç gün oruç tutmak sünnet olduğu için, kişi bu aşure gününü de vesile ederek üç gün oruç tutarsa çok efdaldir. Aşure gününüz hayırlar getirsin…”
*
”Aşure gününde yaptığınız tüm ibadetler kabul olur inşallah Cenab-ı Allah bu mübarek günde affedilmemiş günahımızı bırakmasın. Aşure Gününüz ve Geceniz Mübarek Olsun.”
*
Aşure gününüz mübarek olsun. Tuttuğunuz oruçlar ve dualarınız makbul ve kabul olsun.
*
Allah’ü Teala, birçok duaları Aşure günü kabul etmiştir. Dualarınız ibadet ve orucunuz kabul olsun.
*


Akıllı ol ey nefsim Ve bu fırsatı kaçırma. Senin bu kadar günahlarının arasında bu tür fırsatlara ihtiyacının ne kadar büyük olduğunu unutma. Tövbe et ve Yüce Allah’a dön. Aşüre günümüz mübarek olsun.
*
Muharremin Onuncu gününe Aşure Günü denir. Bugüne özel bir saygı gösterilmelidir. Çünkü Arşın hamili bulunan melekler o günün değerini bilirler. Aşure gününüz mübarek olsun.
*
Aşure Günü Oruç tutanın bir yıllık günahı affolunur (Hadis-i Şerif). Aşure gününüzü kutlarım.
*
Aşure Gününüz mübarek olsun, Allah bu gün tuttuğunuz oruçları ve namazları kabul eylesin.


aşure günü hadisler, aşure günü kutlama, aşure günü mesajları facebook, aşure günü resimli mesajlar, aşure günü tebrikleri, aşure günü ne yapılmalı, en güzel aşure günü mesajları, 

İSTEK VE DİLEK DUASI (SELAT-I TEFRİCİYE)

21 Ağustos 2021 Cumartesi / No Comments
salat-ı nariye duası, salatı nariye sınav için, salaten tefriciye duası arapça, salaten tefriciye duası anlamı, salaten tefriciye duası fazileti, salaten tefriciye nasıl bağışlanır, salavati tefriciye

Salatı Tefriciyye(Salatı Nariye)

Salatı Nariye, Salat-ı Nariye'nin bir adı da Salat-ı tefriciyyedir. Salat-ı nariye de büyük salevatlardandır. Salevat maksadıyla okunabildiği gibi sıkıntılı zamanlarda da hatmi yapılabir. Her gün Peygamber Efendimize çokça salevat okumalıdır.

ٱَللّٰهُمَّ صَلِّ صَلاَةً كَامِلَةً وَسَلِّمْ سَلاَمًا تَآمًّا 
عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ٱلَّذِى تَنْحَلُّ بِهِ ٱلْعُقَدُ
 وَتَنْفَرِجُ بِهِ ٱلْكُرَابُ وَتُقْضٰى بِهِ ٱلْحَوَآئِجُ وَتُنَالُ بِهِ ٱلرَّغَآئِبُ
 وَحُسْنُ ٱلْخَوَاتِمِ وَيُسْتَسْقَى ٱلْغَمَامُ بِوَجْحِهِ ٱلْكَرِيمِ
 وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ فِى كُلِّ لَمْحَةٍ وَنَفنسٍ بِعَدَدِ كُلِّ مَعْلُومٍ لَكَ

"Allâahümme salli salâaten kâamileten ve sellim selâmen tâammen alâa seyyidinâa Muhammedini'l-lezii tenhallü bi-hil'ukadü ve tenfericü bihi'l-kürabü ve tükdaa bihi'l-havâaicü ve tünâalü bihi'r rağaaibü ve husnü'lhavâatimi ve husnü'l-havâatimi ve yüsteska'l ğamâamü bivechihi'l-keriim ve alâa âalihii ve sahbihii fîi külli lemhatin ve nefesin bi-adedi külli ma'lûmin lek."

Mânâsı:

"Allâh'ım, kendisi hürmetine düğümler çözülen, gamlar-kederler açılan, ihtiyaçlar giderilen, isteklere, hüsn-ü hâtimelere güzel âkibetlere nâil olunan, kerem (cömertlik) sahibi yüzü-suyu hürmetine bulutların sulandığı, Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.)'e ve onun âl ve ashâbına; her bakış ve her nefeste ve zâtınca mâlum olanların sayısınca, kâmil bir rahmet ve tam bir selâmet ihsan eyle."
Salatı Tefriciyye(Salatı Nariye) Okumanın Faydaları

Salatı Tefriciyye(Salatı Nariye) çok büyük bir güçtür. Her gün okunduğu taktirde, yeryüzünde hiç kimseye boyun eğmek zorunda kalmaz. Ezberden okunursa kendisine büyük güç ve bereket verecektir. Dünyanın bütün işlerinde başarılı olacaktır. Allah kendisine yardım eder. Her dünyevi mesele, sıkıntı, sorunları çözümü ve başarı için bu salavat ezberden okunur.

Sıraladığımızda ise, Bu salavatı okumadan önce 21 kere “Estağfirullahel aziym ve etübileyh” diyerek günahların affı istenir.
Hangi dilek için okunuyorsa niyet edilir.
Euzu besmele çekildikten sonra salavat okumaya başlanır.

Sabah namazından sonra 41 defa ezberden temiz bir kalp ve niyetle okunursa Allah işlerini kolaylaştırır.

Bu salavat 313 defa okunursa mucizevi bir şekilde maneviyatı yükselir. Kalp gözü açılır.
Herhangi bir hacet ve niyete ulaşmak için 4444 defa ezberden okunursa tüm iyilik kapıları ona açılır. 7 günde bitirilir.

Manevi yolda ilerlemek içinde bu salavatı 4444 defa okunması tavsiye edilir.

Yüksek rütbe, terfi ve rızık için bu salavat günlük 11 defa ezberden okunur.

Bu salavatı bin defa okunmasında çok faydalıdır istediğini alır.

Beş vakit farz namazın arkasından 11 defa okuyan zengin olur.

Hasta için bu salavatı 7 kişi paylaşıp okursa, Allah'ın izniyle şifa bulur.

Bir kişi çok önemli bir dileğinin gerçekleşmesini istiyorsa bu salavatı 4444 kere okumalıdır.

Hergün 41 kere okuyanın rızkı açılır bağlı işleri düzelir.

Hergün 21 kere okuyanın bol rızka sahip olur.

Her namazdan sonra 11 kere okuyanın rızkı artar.

Hergün 100 kere okuyan dileğine kavuşur.

Bu yazı,  salat-ı nariye duası, salatı nariye sınav için, salaten tefriciye duası arapça, salaten tefriciye duası anlamı, salaten tefriciye duası fazileti, salaten tefriciye nasıl bağışlanır, salavati tefriciye ile ilgilidir.

AMAÇ ve HEDEF SÖZLERİ

/ No Comments
altın sözler, amaç, amaç sözleri, sonuç, amaç ve hedef ile ilgili sözler, gaye sözleri, hedef sözleri, hedef filo, hedef neden önemlidir, hedef nedir, ünlülerden sözler, watsapp sözleri,


AMAÇ VE HEDEF İLE İLGİLİ SÖZLER

“Kader bir şans oyunu değil, seçim sorunudur. Beklenecek değil, elde edilecek bir şeydir.” WİLLİAM JENNİNGS BRYAN
*
“Esas işimiz uzakta bulanık duranı değil, yakında berrak duranı görmektir.” THOMAS CARLYLE
*
“Okunu hedeften öteye atan okçu, okunu hedefe ulaştıramayan okçudan daha başarılı sayılamaz.” MONTAİGNE
*
“Nereye gideceğinizi bilmiyorsanız her hangi bir yol sizi oraya götürecektir.” ANONİM
*
“Bir insan hiçbir zaman, nereye gittiğini bilmediği zamanki kadar uzun yol gidemez.” OLİVER CROMWELL
*
“En büyük zaman hırsızı kararsızlıktır.” C. FLORY
*
“Yarının bu günden daha iyi olacağı ümidiyle yetinmek yerine hemen  bugün, yarın uyandığımızda kendimizi önceki günden biraz olsun daha iyi hissetmemizi sağlayacak bir şeyler yapabiliriz.” EDWARD DE BONO
*
“İnsanı ihtiyarlatan geride bıraktığı yılların çokluğu değil, ideal yokluğudur. Yıllar cildi buruşturur, fakat idealsizlik ruhu öldürür.” G. CENERAL MACARTHUR
*
“Hayatı işe yarar bir şekilde kullanmak, onu kendisinden daha uzun ömürlü bir şey için harcamaktır.” WİLLİAM JAMES
*
“Kişi bir şeye kendini tamamen adadığına Tanrı da harekete geçer.” C. ALTA
*
“Dün öldü, bugün can veriyor, yarın ise henüz doğmadı. Zamanınızı bu açıdan görün ve faydalı iş yapın.” BİŞR-İ HAFİ
*
“Eğer bir hedefiniz yoksa o hedefe nasıl varabilirsiniz ki?” MARTİN KONE
*
“Hayatımız, yaptığımız tercihlerin toplamıdır.” DR. W. DWYER
*
“Yapamayacağın şeylerin, yapabileceklerini engellemesine izin verme.” JONH WOODEN
*
“Hayatın amacı, amaçlı bir hayattır.” DEEPAK CHOPRA
*
“Şuurlu bir şekilde kararı geciktirmek, yani karar vermeye karar vermek, karasızlık demek değildir.” NÜVİT OSMAY
*
“Zihinlerimizi onlara hakim olan ve baskı yapan belirli bir konuyla meşgul etmezsek, hayal gücünün tam tanımlanmamış alanında çılgınca bir oraya bir buraya koştururlar.” MONTAİGNE
*
“Büyük adamlar olmasa hiçbir bir büyük şey başarılamaz; insanlar da ancak karar verirlerse büyük olabilirler.” CHARLES DE GAULLE
*
“Okçu nedir ki, hedef olmadan?” DENK MİNG-DAO
*
“Alice: “Hangi yoldan gideyim?” Tavşan: “Nereye gideceğini bilmiyorsan, hangi yoldan gittiğinin hiçbir önemi yok.” LEWİS CARROL
*
“Yapacağım diye vakit geçirme, yaptım de!..” PLAUTUS
*
“Ya bir işe önceden başlama, Yahut da başladığın işi bitir, yarıda bırakma!..” ZİYA PAŞA
*
“Yönümüzü değiştirmezsek hedeflediğimiz yere varabiliriz.” ÇİN ATASÖZÜ
*
“Bazı insanlar hayatta hiçbir gayeye sahip olmadan yaşarlar. Böyle insanlar bir nehir üzerinde akıp giden saman çöplerine benzerler. Onlar gitmezler; ancak suyun akışına kapılarak akarlar.” SENECA
*
“Hayattaki gerçek mutluluk budur: yüce olduğunu kabul ettiğiniz bir amaç için var olmak, doğanın bir gücü olmak?” BERNARD SHAW
*
“Nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız başlayamazsınız.” GENERAL S. PATTON
*
“Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız vardığınız yerin önemi yoktur.” PETER F. DRUCKER
*
“Kaderiniz karar anlarınızda biçimlenir.” ANTHONY ROBBİNS
*
“Başarı için plan yapmıyorsanız, o zaman hükmen başarısızlığı planlıyorsunuz demektir.” TOWNSEND
*
“Eğer bile bile gücünüz yettiğinden daha azını olmayı planlıyorsanız; sizi uyarırım, hayatınızın geri kalan kısmında mutsuz olacaksınız. Kendi yeteneklerinizden ve olanaklarınızdan kaçıyor olacaksınız.” ABRAHAM MASLOW
*
“İnsan bir şeyi ciddi olarak istemeye görsün, hiçbir şey erişilemeyecek kadar yükseklerde değildir.” ANDERSON
*
“İnsan kendisi için karar verir! Bu yüzden eğitimin amacı karar verme yeteneğini geliştirmek olmalıdır.” VİCTOR E. FRANKL
*
“Eğer gelecek hakkında düşünmezseniz, asla bir geleceğiniz olmaz.” HENRY FORD
*
“Erişmek isteği hedefi olmayanlar çalışmaktan zevk almazlar.” EMİLE RAUX
*
“Her şeyden önce plan! Nuh  Peygamber, gemisini yapmaya başladığı zaman daha yağmur başlamamıştı.” GENERAL FEATURES CORP



altın sözler, amaç, amaç sözleri, sonuç, amaç ve hedef ile ilgili sözler, gaye sözleri, hedef sözleri, hedef filo, hedef neden önemlidir, hedef nedir, ünlülerden sözler, watsapp sözleri, 



İŞ BULMA DUASI

/ No Comments
dualar, dua, iş bulma duası, işe girmek için dua, iş bulma duası arapça, iş bulma duası diyanet, iş bulma duası cübbeli, iş bulma duası 3 defa, iş bulmak için dua, iş bulmak için ayet, iş bulma için esma

İş Bulma Duası

Günümüzün en büyük problemlerinden biri işsizliktir. Gerçekten de toplumumuzda her işi yapmaya hazır olup da iş bulamayan sayısı oldukça fazladır. Elbette işsizlik bir kader değildir. Çünkü çalışmak ve ailenin geçimi için emek vermek bile yeri geldiğinde ibadettendir. Bu nedenle işsiz kaldığınız dönemlerde, elinizden geleni yaparken ve yaptıktan sonra bazı duaları okuyarak Rabbimizden hayırlı bir iş dileyebilirsiniz.

İş bulmak amacı ile okuyabileceğiniz bu dualar ile birlikte, iş yerlerinde tercih edilebilmeniz amacı ile kendinizi yetiştirmeli ve gerekli eğitimleri almalısınız. İş bulduğunuz zamanda kazancınızın helal olduğuna inanacak kadar emek vermeli ve işinizi adil şekilde yerine getirmelisiniz. Aynı zamanda iş bulmak amacı ile daha önce bir adak adadıysanız, işe girdiğiniz anda en kısa süre içerisinde bu adağınızı yerine getirmelisiniz. Tüm bunlar hayırlı bir iş için olmazsa olmaz, istisnasız kurallardır.

İş bulmak amacı ile şu duaları okuyabilirsiniz:

”Rabbena atina min ledünke rahmeten ve heyyi lena min emrina reşeda.”

Anlamı: “Ey Rabbimiz sen bize katından rahmet et, işimizde bizler için başarılar hazırla.”

Bu dua günde 70 kez okunursa Allah’ın yardımı ile hayırlı bir iş bulacaktır.

“Bismillahi ala nefsi ve mali ve dini. Allah ümme raddini bi-kadaike ve barik li fima kuddire li, hatta la uhibbe ta’cile ma ahhartehu ve te’hira ma acceltehu.”

Anlamı: “Allah’ım sana malımı, nefsimi ve dinimi emanet ediyorum. Allah’ım hükmüne beni razı kıl, bana mübarek etki, tehir ettiğinin acelesini, acele ettiğinin de tehirini istemeyeyim. Nefsimin isyanına engel ol, teslimini sağla.”

Peygamber Efendimizin işsiz kalıp, dara düşenlere okuması için tavsiye ettiği bir duadır. Herhangi bir okunma miktarı yoktur. İş görüşmesine giderken, evden çıkarken ya da kalbiniz ne zaman ihtiyaç duyuyorsa, okuyabilirsiniz.

“Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed. Kema salleyte ala İbrahime ve ala ali İbrahim. İnneke hamidün mecid. Allahümme barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammed. Kema barekte ala İbrahime ve ala ali İbrahim. İnneke hamidün mecid.”
Bu dua 9 gün boyunca kesintisiz olarak, sabah namazı kılındıktan sonra 3 kez okunmalıdır. Duanın ardından Peygamber Efendimize 3 kez salatü selam getirmelisiniz.

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed kad dakat hiyletiy edrikniy Ya Rasullullah.”

Anlamı: “Muhammed ve ehline salat eyle. Çok fazla sıkıntım var, bana destek ve yardımcı ol Ya Rasulullah.”

Bu bir Salavat-ı Şerifedir. Cuma günü okunması gerekir. Her Cuma 100 kez okunursa, hayırlı bir iş sahibi olunur. Aynı zamanda bir iş sahibiyseniz de, işinizin hayırlı şekilde sürmesi amacı ile de okuyabilirsiniz.

"Allahümme hirli vahterli."

Anlamı: “Allah’ım yapacağım her işte bana hayırlı olanı nasip et. Benim hakkımda hayırlı olanı bana seç ve en hayırlısını nasip eyle.”

Duanın belli bir okunuş sayısı yoktur. Fakat işsiz olduğunuz dönem boyunca sıklıkla okumanız tavsiye edilmektedir.

” Allahü yü’ti mülkehu men yeşa.”

Anlamı: “Allah mülkünü kendi istediği kişiye bahşeder.”

İş bulmak amacı ile 990 kez okunması tavsiye edilmektedir.

“Bismillahirrahmanirrahim ve kalelmelikü itüni bihi estahlishülinefsi felemmakellemehu kale innekel yevme ledeyna mekinün emin kalec alni ala hazainil ardi inni hafizün alim ve kezalike mekkennali yusüfe fil ardi yetebevveü minha haysü yeşaü nusibü bi rahmetina men neşaü vela nuziü ecrel muhsinin.”
Bu duanın da belli bir okunuş miktarı bulunmamaktadır. Hayırlı bir iş bulup, helal bir kazanç elde etmek isteyen kimseler, bu duayı her gün okuyarak dualarını edebilirler.

“Malikü’l mülki tü’til mülke.”

Anlamı: “Mülkün gerçek sahibi, o mülkü verendir.”

İş aradığınız süreç boyunca mümkünse her gün 1150 kez okunması gerekir. Bu duayı her gün 1150 kez okuyan kimseler, hayırlı bir iş bulabilirler.

Tüm bu duaların sayısı arttırılabilir. İş bulmak için gereken çabayı sarf ediyorsanız, zaten bu dualar kısa süre içerisinde tesir edecektir. Bu dönem içerisinde karşınıza sizlere hakkınız olmadan işe girmenize yardımcı olacak kimseler çıkarsa, bu kazancın helal olmayacağını kendinize hatırlatın ve bunun da bir sınav olduğunu unutmayın. Bir işe girmek kadar, hayırlı bir işe girip helal kazanmak çok daha önemlidir.


dualar, dua, iş bulma duası, işe girmek için dua, iş bulma duası arapça, iş bulma duası diyanet, iş bulma duası cübbeli, iş bulma duası 3 defa, iş bulmak için dua, iş bulmak için ayet, iş bulma için esma

ELİF GİBİ!

/ No Comments
elif ne demek, allah, allahın gücü, allahın kudreti, elif, elif gibi, hayat, hayata tutunmak,  yanlızlık, elif isminin anlamı, elif isminin analizi, elif isminin numerolojisi, ebced hesabı elif


Elif İsminin Anlamı:

Arap alfabesinin ilk harfi / dost tanıdık / ışık saçan güzel kız

Elif İsminin Analizi

Elif isminin analizi yapmak kişinin hangi karakteristik özelliklere sahip olduğunu öğrenmektir. Elif ismindeki her harfe karşı bir karakteristik özellik denk gelmektedir.

E: Ruhsal dünyası çok karışıktır. Üzüntü ve sevinci bir arada yaşayabilir ve bundan rahatsızlık duymaz.
L: En yetenekli kişiliktir. Sanatsal yönleri bulunmaktadır ve birçok alanda yetenek sahibidir.
İ: Kırılgan, Çok ama çok duygusaldır. Hemen incinir ve kırılır. Hassas bir bünyeye sahiptir.
F: Uysal, Güven verir. Sakin tavırlara sahiptir. Ve etrafınca karizmatik olarak düşünülür.
Elif İsminin Özellikleri
Elif isminin özellikleri aşağıdaki gibidir.

Aşk insanlarıdır. Aşk için yaşarlar. Özgürlüklerine oldukça düşkündürler. Hayatı yaşamayı çok severler. Arkadaşlarıyla dışarıda eğlenmeye bayılırlar. Olayları farklı yönleriyle görebilme ve değerlendirebilme yetenekleri vardır. Objektif düşünen insanlardır.

Çok atak insanlardır. Olayların gidiş yönüne göre karar verirler. Yaşayarak öğrenmeyi severler. Ancak bazı zamanlarda karar verme süreleri uzar ve başarısız olabilirler. Oldukça dürüst ve hoşgörülü insanlardır. İyilik yapmayı çok severler. Seyahat etmeye bayılırlar. Atak olmaları nedeniyle sakarlıkları da olabilir.

Oldukça düşünceli ve merhametli insanlardır. Sanatsal yetenekleri fazladır ve yaratıcı insanlardır. Çok iyi gözlemcidirler. İyi bir modacı, yazar olabilirler. Ancak çok fazla işle uğraşmaktan bazen sıkıntı yaşayabilirler. Maymun iştahlı olabilirler ve işlerini bitirmeden başka işlere başlamaları başarısızlıklarına neden olabilir. Dengeli ve dikkatli hareket etmelidirler.

İnsanlarla zaman geçirmeyi çok severler. Özellikle arkadaşlarını evlerinde ağırlamayı severler. Çok iyi ev sahibidirler. Kendilerini başkalarına adarlar. Diğer insanların dertlerine, sorunlarına, acılarına ortak olmayı ve onlara destek olmayı çok önemserler. Ancak bazı durumlarda diğer insanlara yardım ederken arada kalabilirler ve olayların içine istemedikleri halde çekilebilirler.

Elif İsminin Numerolojisi

Elif isminin numerolojisini isimde yer alan her bir harfin alfabedeki rakamsal karşılığına göre hesaplıyoruz.

E: 6
L: 15
İ: 12
F: 7

Elif isminin numerolojik değeri: 40

Kaynak: www.ismininanlaminiara.com


elif ne demek, allah, allahın gücü, allahın kudreti, elif, elif gibi, hayat, hayata tutunmak,  yanlızlık, elif isminin anlamı, elif isminin analizi, elif isminin numerolojisi, ebced hesabı elif

MUTLUYUM ÇÜNKÜ...

16 Ağustos 2021 Pazartesi / No Comments
hayata dair, hz.mevlana, mevlana mesajları, mevlana sözleri, misafir, mutluluk nedir, mutluluk felsefe, nasıl mutlu olunur, resimli mesajlar, resimli sözler,

Mutluyum çünkü;

Yol yakınken dönüşlerim var.
Huzuruma şaşırmayın çünkü;
Yarı yolda duranlardan,
koşar adım gitmişliğim var.
Kızmayın aşktan caymışlığıma;
Benim karşıdan tanımama gibi bir özrüm var . 
Gelsin hayat bildiği gibi , 
elinde ne varsa hayata dair, 
Ötesi hiç bir şey ya da vesair.
Gerisi misafir...

*
aristo,frued,nietzsche,mevlana sözleri,nasıl mutlu olunur,misafir,mutluluk nedir,resimli sözler,hayata dair,mutluluk felsefe,felsefi sözler,altın sözler,mutlu olmanın yolları
MUTLULUK NEDİR?

Mutluluk ; yaşamımızın temel amacıdır. Tüm çabalarımız onun içindir. Yemek yemek, gezmek, eğlenmek, para kazanmak, arkadaşlarla olmak, ibadet etmek, bir amaç için çabalamak, kendimizi geliştirmek vs. tümünün altında bize verdiği mutluluk vardır. Sadece olumlu davranışlar değil, olumsuz davranışlar ve yaşantılar da mutluluk amacına hizmet eder. Taziye  görevini yerine getirmek,hastaya bakmak, inancı ya da düşüncesi için zorluklara katlanmak vb. gibi.

Davranışlarımızdan bazıları doğrudan bazıları ise dolaylı olarak bizi mutlu eder.  Güzel bir yemek yemek direkt mutlu ederken, bir insana yardım etmek ise sorumluluk duygumuzun tatmin edilmesi nedeniyle dolaylı mutlu eder.

Mutlu olmak isterken hayatın gerçekleri acı tarafları da göz ardı edilmemeli. Sadece olumlu duyguya odaklanan kişi, hayatın yapısı gereği karşılaşacağı her olumsuz durumda kaçmayı veya yok saymayı deneyecektir. Oysa yok sayarak veya kaçarak hayatı yaşamak mümkün değildir.

Çağımızda mutluluk, görsellik ve maddiyatla çok ilişkilendirilir oldu. Çok para kazanmak, güzel yemekler, güzel arabalar, güzel ilişkiler, konforlu yaşam, her türlü imkana sahip olmak  gibi unsurlar mutluluğun kaynağı gibi görülmektedir. Oysa bunlar mutlu eden değil, bizi mutluluğa götüren araçlardır. Bunlar elbette mutlulukta etkin paya sahiptir. Ama bunlara ulaştıktan sonra hep mutlu kalacağımızın garantisi yok. Mutsuz olan birine “araban, evin, maaşın, gibi imkanların var halen neden mutsuzsun” diyemezsiniz. Bunun yanı sıra sınırlı geliri olan insanlarında mutsuz olduğu iddia edilemez.

Para mutluluk için gereklidir. Ama salatanın tek bileşeninin maydanoz olmadığı gibi,yaşamdaki tek mutluluk kaynağı da para değildir. Sadece  para, yaşamı tüm yönleriyle mutlu etmeye yetmez.

Mutluluğun parayla ilişkisi doğru orantılı değildir. Para size, mutlu olmak için imkan, güvenlik, sağlık ve konfor verir. Paranın bir noktadan sonra mutlu etmesi mümkün olmaz. istediğiniz kadar, aktivitelere katılın,  harcayın,yiyin,için,gezin. Aslında bunların tümü hayattaki mutluluğu arama çabasının denemeleridir. Oysa sizin bunlardan al(ama)dığınızı, evinde oturup çekirdek çıtlatan kişi de alabilir.

Haz ; mutluluk değil, ona götüren bir araçtır.  içsel olarak mutluysanız hazlarınız keyif verir. Aktiviteye, “beni mutlu etsin” diye anlam yükleyip mutlu olmayı  beklerseniz, bu zoraki bir mutluluk oyununa dönüşür. Günün her saatinde kendinizi meşgul edecek  şeylerle uğraşır durursunuz. Bu ise hem mümkün değil, hem de yorucu. Durduğunuz an, kendinizi kötü hisseder ,dibe vurursunuz.

Esas olan  huzurdur. Hayatınızdaki eksiklik duygusunun nedenini bulursanız ve onu çözmeye çalışırsanız huzur kapısı açılır. Aksi takdirde zamanınızı  günlük hazlar ile doldurmaya ve olumsuz  duygular yaşamamak için geçiştirmelere başvurursunuz.

Koşturmayı bırakıp, ben neyi arıyorum diyebilmeliyiz. Bunun  için de hayatımıza kısa ve uzun vadeli planlar, hedefler  koymalı aynı zamanda nasıl bir prensip içinde yaşamak istediğimizin sınırlarını çizmeliyiz.

 Aristo’ya göre “Mutluluk, insan yaşamının biricik amacıdır. Hayatımız boyunca harcadığımız tüm çabalar mutlu olmak içindir ve mutluluk, ancak erdeme ve kusursuz bir karaktere ulaşarak yakalanabilir.  Kişi ancak hayatının bütününü soylu bir biçimde yaşarsa mutlu olabilir.”

Epikür göre : Mutlu olmak için insanın üç şeye ihtiyacı vardır: “Dostluk, Özgürlük ve Düşünmek.”

Descartes, mutluluğu  “bir ruh memnunluğu ve iç hoşnutluğu” olarak tanımlar. Descartes'a göre mutluluk erdeme, erdem de aklın iyi kullanılmasına bağlıdır.

Nörolog Nancy Etcoff beynimizin evrimsel olarak mutluluk ve acıyı azaltmaya odaklı olduğunu söyler.  Şekerli şeylerin tadını doğuştan sevmemiz ve acı olanları da reddetmemiz, mutluluk arayışının içgüdüsel olduğu görüşünü destekler niteliktedir.

Mutluluk,  var olan yaşamınızı öncelikle kabullenebilmekle başlar. Yani gerçekçi olmakla başlar. Bu kabullenmek, pes etmek değil, gerçeği görmektir.Yok saymak  ya da yakınmak, değiştirme gücünüzü elinizden alır. Sizi kaderciliğe sürükler.

Uçurumları sevenin kanatları olmalı (nietzsche).

Mutluluk öğrenilir. Çünkü insanlar, mutluluğu da mutsuzluğu da yaşadığı doğup büyüdüğü aile ve toplum içinde öğrenir.  Ailede hep yakınan, şikayetçi, mutsuz, hayattan zevk almayan birinin olması, ayrıca bunun  ebeveyn olması halinde bu ailenin çocukları, mutsuzluğu bir hayat şekli ve  hayatın kendisi sanırlar. Ailenin liderleri olan anne-baba, çocukların ruhsal durumlarının da kaptanlarıdır. Çocuklardaki ruhsal ve davranışsal tepkiler ise ailenin termometresidir.

Mutluluk, bir duygudur. Bir duygunun oluşumu ise düşünce şeklimizdir. Çünkü insan, nasıl düşünürse öyle hisseder.

Mutluluk, düşünce şeklidir. Düşünen için düşündüğü gibi yaşamak, düşünmeyen için yaşadığı gibi düşünmektir. Hayatımıza nasıl mutluluk katacağımızı zihnimizde çizdiğimiz harita ile belirleriz. Yani hedeflerimiz, amaçlarımız, yaşamı anlamlandırma şeklimiz düşünce olup bizi harekete geçiren güçtür. “Ben artık şöyle yaşayacağım, bundan sonra bu şekilde davranacağım” gibi kararlar zihinsel süreçlerin ürünüdür.  Sonuçta insan, inandığı bir şeyi sürekli şekilde yaşar. Yani inandığımız gibi yaşarız.

Mutluluk, zihinde başlar. Hayattaki olumlu ve pozitif noktaları görebilmektir. Klasik yarı dolu yarı boş bardak örneğinde olduğu gibi gerçekliklerdeki olumlu noktaları görmek gerekir.

Mutluluk, bağımlı kalmadan ama bağlı kalmaktır.

Mutluluk yetinmektir,  var olanın kıymetini bilmektir. Olması gerekene değil, olana odaklanmaktır. Sahip olduğunuz şeylerle çok mutlu olacak  o kadar çok insan var ki.

Mutluluk,  bakış açısı sonucudur. Var olan yaşam içindeki olumlu yönleri görmek, fark etmek ve onları bir artı olarak kabul etmektir.

Mutluluk, kimseye muhtaç olmamak için çabalamaktır. Eğer hayatınızı kimseye muhtaç olmamak  için  çabalıyorsanız hem süreçte hem de sonuçta mutlu sizsiniz.

Mutluluk, sağlıklı olmaktır. Aslında herşey kazanılır, acısı geçer veya azalır ama sağlık kaçan tren gibidir.  Sağlıklı iseniz, siz inanmasanız bile mutlusunuz.

Mutluluk, hayatın farkında olmaktır. Yaşamın her saniyesi mutlu hissetmek için vardır.

Mutluluk çalışmak ve sevmektir (Freud).  

Hem çalışır hem de sevgi dolu iseniz sizi kimse yıkamaz.  Çalışmak, belirli saatlerde belirli bir işi para kazanmak için yapmak anlamında olan çalışmak değil, kendine ve insanlığa bir şeyler katmak ,kazandırmak anlamında bir çalışmadır ve severek yapılması sonucunda insanı mutluluğa götüren bir aktiviteye dönüşür. Sevmek duygusu evrende mutlak bir güçtür ve” insanda her şeyle baş edebilirim” duygusu uyandırır. Severek yapılan iş, severek yürütülen ilişki vs. durumlar kişilere mutluluk kapılarını açar.

Mutluluk; realist bakıp, pozitif görmektir. Yaşamın gerçeklerini göz ardı etmeden içinde bulunduğumuz durumun olumlu ve öğretici taraflarını yakalamak bizi olgunlaştıracak ve mutlu edecektir.

Mutluluk, üretmektir. Yaşamı üretmeden, kendini geliştirmeden yaşamak mutsuzluğa neden olur. Sonbaharda dökülen yapraklar üretkenliğin bitişi gibi düşünüldüğünde doğada ve insanlarda bir hüzün meydana gelir,oysa ilkbaharla yeşeren doğa üretkenliği simgeler ve insanlarda neşe ve yaşama duygusu ortaya çıkarır. O halde üretmek ve bunu paylaşmak mutluluk sebebidir. (emeklilerin depresyonu ve mutsuzlukları da artık üretmeyecekleri ve işe yaramayacakları hissinden kaynaklanır.)

Mutluluk, aidiyettir. Kendini bir yere ait hissedebilmektir.

Mutluluk, kendin olabilmektir. Maskesiz ve rolsüz.

Mutluluk, sevebilmek ve karşılığında sevilmektir.

Mutluluk, ibadettir. İnandığın değerler için bir şey yapmaktır.

Mutluluk, güvendir. 




hayata dair, hz.mevlana, mevlana mesajları, mevlana sözleri, misafir, mutluluk nedir, mutluluk felsefe, nasıl mutlu olunur, resimli mesajlar, resimli sözler, 

SEVMEKTEN KORKMA!

/ No Comments
sevgi nedir, sevginin anlamı, sevmek, sözharmanı, korkmamak, sevgi türleri, Allah sevgisi, ana sevgisi, cinsel sevgi, öz sevgi, sevgi çeşitleri, altın sözler, özlü sözler, resimli sözler

Allah sevgisi,sevmek,sevgi çeşitleri,sözharmanı,anne sevgisi,sevgi türleri,öz sevgi,sevginin anlamı,resimli sözler,altın sözler,cinsel sevgi,sevgi nedir,özlü sözler,cinsellik,aşk
Sevgi Ne Demektir?

İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu
(Genel olarak) Hoşa giden bir şeye eğilim; tutkuya dek varabilen bir ruh durumu. Türlü biçimleri: a. Karşı cinse karşı duyulan sevgi. b. Çocuğa karşı duyulansevgi. c. Bir nedene dayandırılamayan duygudaşlık (sympathie), d. Uzun süre içinde oluşup gelişen kişisel gönül dostluğu, e. Doğaya vb.'lerine duyulan sevgi.
Bir şeye veya bir kimseye karşı duyulan sevme duygusu.
Sevme hissi, aşk muhabbet.

Sevgi Türleri

Kardeşçe Sevgi

Bu, sevginin en temel türüdür. Diğer bütün türlerin içinde yer alır. Sorumluluk, saygı ve başka insanları düşünme gibi davranışlar bu türdedir.

Ana Sevgisi

Annenin çocuğuna duyduğu koşulsuz sevgidir. Anaç sevginin en belirgin özelliği, koruyuculuk davranışıdır. Kardeşçe sevgideki gibi sorumluluk ve başka insanları önemseme davranışı burada da görülür. Ancak aradaki fark, sevginin, annenin çocuğuna zaten bağlı olduğu için bir karşılık ya da koşul sorgulamadan gerçekleşmesidir. Bu bağ determinist değil, annenin kendiyle bütün bir şeyi sevmekte olduğu için dönüşlüdür ve böylece öz sevgi içerir. Anne karşılık sorgulamaz, çünkü çocuğu sevmekle zaten kendini sevmektedir. Elbette sevginin bu türü anne-çocuk arasında sınırlı kalmaz. Bu biyolojik bağın olmadığı yerde de insan ilişkilerinde anaç sevgi görülebilir.

Cinsel Sevgi

Karşılıklı koruyuculuk, onaylama davranışlarını içerir. Diğer türlerden en belirgin farkı, cinsel sevgide eşitlik anlayışının olmamasıdır. Söz gelimi baba sevgisi bütün çocuklara eşittir. Kardeşini seven de bütün kardeşlerini sever. Ancak cinsel sevgide tek bir kişi seçilir ve cinsellik davranışı o kişiyle sınırlandırılır. Özellikle erkek canlı türleri çok eşlilik davranışı gösterse de, bu hormonlardan kaynaklanmaktadır. Erkek bireyler etkin biçimde fazla sperm salgıladıkları için, bu spermleri olabildiğince fazla sayıda dişi bireye aktarmayı isterler. Dişi bireylerde ise çok eşlilik yaygın görülmez, çünkü onlar yumurtalarına çok önem verir ve bu yüzden eş konusunda seçicidirler.

Tek eşlilik, iyi eş seçimiyle verimli bireylerin doğması bakımından, biyolojik olarak önemli ve gereklidir. Çok eşlilik davranışı biyolojik olarak verimsizdir. Sevgi kuramı, erkek bireylere bir oto kontrol önerir. Çünkü sevmenin bir sanat olması bakımından sevgi, olgunluk ve çaba gerektirir.

Öz Sevgi

Öz sevgi, diğer bütün sevgi türlerin ön koşuludur. Sevgi kuramına göre, kendini sevmeyen başkasını sevemez. Öz sevginin egoizme, bencilliğe eşdeğer görülmesi bir halk inancıdır; çünkü herhangi bir sevgi türünde öz sevgi olmaması biyolojik olarak imkansızdır. Mantıksal açıdan da, başka insanları sevmek etik olansa, kişinin de kendi bir insan olduğu için kendini sevmesi etiktir ve bu yalnızca bir dönüşlülük olarak gereklidir. Bencillik ise diğer kişileri görmezden gelerek, onların varlıklarını önemsemeyerek, her şeyi kendi için isteyip gerekirse bunun uğruna diğer kişilere zarar vermektir. Kendini sevmeden başkasını sevme deneyimi, gelişmemiş ve olgunlaşmamış bir kişiliğin yansımasıdır ve dolayısıyla sevgi değil, aciz bir bağlılık duygusudur.

Allah Sevgisi

Sevme ihtiyacının temeli, felsefi düzeyde varlıktan izolasyondan, psikolojik düzeyde dış dünyadan ayrı kalmaktan uzaklaşma deneyiminden kurtulma isteğidir. Tanrı burada, en üst basamakta durarak bütün izolasyonu ve ayrılığı birleştiren bir simgedir.

Bu tanrı simgesi tarih boyunca erkek ya da dişi merkezli cinsiyetle nitelendirilmiştir. Örneğin Hristiyan tanrısı, inananlar tarafından “father” olarak ifade edilir ve erkektir. Erkek merkezli tanrı inanışı daha çok düzenleyiciliğe, yasa koymaya odaklıdır. Erkek tanrı, seküler ötesi, metafizik ya da irrasyonel anlamda her şeyi birleştiren bir simgedir.

Dişi merkezli tanrı inanışı ise, tanrıça adıyla, daha çok doğa düzeyinde ortaya çıkar. Bu tanrıçalar, daha çok doğaya ve seküler anlamda dünyaya odaklıdır. Türk mitolojisinde Toprak Ana ya da diğer mitolojilerde Mother Earth olarak ortaya çıkan tanrıça ise, doğanın spiritüel bir yorumuna dayanan dişidir, tanrıçadır. Burada tapınmaktaki amaç, doğayla ve seküler düzeyde insanlarla bütünleşmedir.

İslam dininde tanrı sevgisi, bir ibadet ve şart olarak ortaya çıktığı için, İslam tanrısının düzenleyici ve yasa koyucu nitelikte olduğu söylenebilir. Bunun dışında tanrı sevgisi, tasavvufta bütün insanların bir olması düşüncesine dayanan tasavvufta da ortaya çıkar. Tanrı simgesi yine birleştirme amacı taşır.


sevgi nedir, sevginin anlamı, sevmek, sözharmanı, korkmamak, sevgi türleri, Allah sevgisi, ana sevgisi, cinsel sevgi, öz sevgi, sevgi çeşitleri, altın sözler, özlü sözler, resimli sözler 

HİKMETLİ SÖZLER - İMAM GAZALİ

/ No Comments
imamı gazali sözleri, imamı gazali sözleri facebook, gazali felsefi sözleri, gazalinin felsefesi sözleri, imam el gazali sözleri, imam el gazali sözleri kısa

İmam El Gazali'den Hikmetli Sözler

Uzun mesafelere ulaşmak, yakın mesafeleri aşmakla mümkündür.  İmam El Gazali
*
Şüphe duymayan hakikati bulamaz.  İmam El Gazali
*
Çocuktaki utanma hali ondaki akıl nurunun alametidir.  İmam El Gazali
*
Ey nefsim, sonra tevbe ederim ve iyi şeyler yaparım, diyorsan, ölüm daha önce gelebilir, pişman olup kalırsın. Yarın tevbe etmeyi bugün tevbe etmekten kolay sanıyorsan, aldanıyorsun.  İmam El Gazali
*
İlim adamları olmasaydı, insanlar hayvanlar gibi olurdu. Çünkü alimlar insanları, öğretim vasıtasıyla barbarlıktan çıkarıp insanlık seviyesine yükseltirler.  İmam El Gazali
*
Bir kimsenin, arkadaşlarıyla veya diğer insanlarla iyi geçinebilmesi için onlara külfet vermemesi, yük olmaması lazımdır. Mümkün olduğu kadar kendi işini kendi halletmelidir. Mecbur kalmadıkça, hiç kimseden mal, para, gibi şeyler istememelidir. Herhangi bir makama geçmek içinde başkalarından yardım istememelidir.  İmam El Gazali
*
Allahü teâlânin verdiği nimeti, onun sevdiği yerde harcamak şükür; sevmediği yerde kullanmak ise küfran-ı nımettir (nimeti inkâr etmektir).  İmam El Gazali
*
İlmi ile amel etmeyen alım; başkalarını giydirdiği halde kendisi çıplak olan iğne gibidir.  İmam El Gazali
*
Her hâdisin hudûsu (sonradan var olanın var olması) için bir sebebe ihtiyaç vardır.  İmam El Gazali
*
Tamahkar, aç gözlü olma, kalbin katı ve kara olur. Çok mal artırmak için hasıslık yapma.  İmam El Gazali
*
Bil ki, kalble giybet etmek, dille etmek gibi haramdır. Bir kimsenin noksanını, kusurunu başkasına söylemek doğru olmadığı gibi, kendi kendine söylemek de caiz değildir.  İmam El Gazali

*
Ne kadar kibirli dursa da bardağın önünde eğilir çaydanlık. Öyleyse bu büyüklenme niye? Bu kibir, bu gurur niçin? İmam El Gazali
*
Bir sözü söyleyeceğin zaman düşün! Eğer o sözü söylemediğin zaman mesul olacaksan şöyle. Yoksa sus.  İmam El Gazali
*
Bedenine değil kendine değer ver, ve gönlünü olgunlaştır ! Çünkü kişi; bedeni kadar değil, ruhu kadar insandır.  İmam El Gazali
*
Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen cevizin hepsini kabuk zanneder.  İmam El Gazali
Sabır insana mahsustur. Hayvanlarda sabır yoktur. Meleklerin ise sabra ihtiyacı yoktur.  İmam El Gazali
*
Dargın ve küskün olanları barıştır ki yarın kıyamet gününde sevinenlerden olasın.  İmam El Gazali
*
Belaya şükretmek lazımdır. Çünkü küfür ve günahlardan başka bela yoktur ki, içinde senin bilmediğin bir iyilik olmasın! Allah, senin iyiliğini senden iyi bilir.  İmam El Gazali
*
Aklı olan kimse nefsine demelidir ki: benim sermayem, yalnız ömrümdür. Başka bir şeyim yoktur. Bu sermaye, o kadar kıymetlidir ki, her çıkan nefes hiçbir şeyle tekrar ele geçmez ve nefesler sayılıdır, azalmaktadır. O halde bu günü elden kaçırmamak bunu saadete kavuşmak için kullanmamaktan daha büyük ziyan olur mu? Yarın ölecekmiş gibi bütün azalarını haramdan koru.  İmam El Gazali
*
Allah-u teâlânin, her yaptığımızı her düşündüğümüzü bildiğini unutmamalıyız. İnsanlar birbirinin dişini görür. Allahü teâlâ işe, hem dişini, hem içini görür. Bunu bilen bir kimsenin işleri ve düşünceleri edepli olur.  İmam El Gazali
*
O hâlde evrenin de var olması için bir sebebe ihtiyaç vardır. O sebep de tanrı'dır.  İmam El Gazali
*
Ölüm allah'ın sevgili kullarına, bir bardak tatlı soğuk suyu içmek kadar kolay gelir.  İmam El Gazali
*



Bu yazı, imamı gazali sözleri, imamı gazali sözleri facebook, gazali felsefi sözleri, gazalinin felsefesi sözleri, imam el gazali sözleri, imam el gazali sözleri kısa ile ilgilidir.

OLGUN İNSANIN ÖZELLİKLERİ

/ No Comments
dostoyevski, insan nasıl olgunlaşır, olgun insan kimdir, olgun insan nedir, olgun insanın özellikleri, olgun insanın vasıfları, Olgunlaşmak nedir, resimli mesajlar, suç ve ceza,

Olgunlaşmak;
Hiç bir şeye şaşırmamaktır. 

Dostoyevski

*
dostoyevski, insan nasıl olgunlaşır, olgun insan kimdir, olgun insan nedir, olgun insanın özellikleri, olgun insanın vasıfları, Olgunlaşmak nedir, resimli mesajlar, suç ve ceza, altın sözler
OLGUN İNSANIN ÖZELLİKLERİ

Toplumlar olgun insanların sayısı oranında daha medeni ve müreffeh olur. İşte Olgun İnsanların Ortak Özellikleri:

1-Hayatın her yönünü severler, şikayet etmekle ya da olayların daha değişik olmasını istemekle vakit kaybetmezler.

2-Bağımsızlıklarına çok düşkündürler.

3-Sevgi anlayıştan, sevdiklerine hiçbir şeyi zorla kabul ettirmemeyi gerektirir.

4-Onay arama ihtiyaçları yoktur, övgü ve ödül talep etmezler.

5-Çok net ve dürüst konuşurlar, çünkü vermek istedikleri mesajları başkalarını memnun etmek için dikkatli kelimeler arkasına gizlemezler.

6-Gülmeyi ve yeri gelince başkalarını güldürmeyi iyi bilirler.

7-Kendilerini ve hayatı şikayet etmeden kabullenirler. Maddi ve manevi benliklerini sahteliklerle gizlemezler.

8-Fıtri ve tabidirler, başkalarına eğlenceli gelmeyen şeylerden zevk alma yetenekleri vardır. Gün batımını izlemek ya da kırlarda küçük bir gezinti yapabilmek, yaralı bir kediyi veterinere götürmek onlar için mükemmel bir-şeydir.

9-Başkalarını çok iyi anlarlar, şaşırıp şok olmazlar.

10-Gereksiz kavgalarda asla taraf olmazlar.

11-Hastalık hastası değildirler.

12-Dürüsttürler; yalan söylemezler, olayları çarpıtmazlar.

13-İnsanlar hakkında konuşmaz, insanlarla konuşurlar.

14-Titizlik ya da düzenlilik gibi dertleri yoktur, verimli yaşamaya bakarlar. Organizasyon nevrozundan bağımsız olduklarından kâşiftirler aynı zamanda…

15-Bu insanların müthiş enerjileri vardır, enerjileri hayatı ve hayattaki faaliyetleri sevmelerinin sonucudur.

16-Şiddetli bir merak duygusuna sahiptirler. Hep araştırır, hayatlarının her anım kavramak isterler. Her insan, varlık ve olay daha çok öğrenmek için bir fırsattır.

17-Başarısız olmaktan korkmazlar, hatta onu sevinçle kabul ederler. Bu insanlar kendilerine zarar verecek duygulan yok etme ve kendilerine verdikleri değeri artıracak olanları doya doya yaşama yeteneğine sahiptirler.

18-Asla kendilerini savunma ihtiyaçları duymazlar. Basitçe “Her şey yolunda, biz yalnızca farklıyız. Anlaşmak zorunda değiliz!” derler. Bir tartışmayı kazanma ve muhatabı yanlışlığına ikna etme ihtiyacı duymadan hemen orada keserler.

19-Değerleri dar değildir; bu yüzden insan kazanmaya çalışırlar, kaybetmeye değil.

20-Kimseyi putlaştırmazlar. Herkesi insan olarak görür, hiç kimseyi insanüstü konuma getirmezler.

21-Başkalarının yeteneksizliği sebebiyle kazanmak yerine, zaferi kendi gayretleriyle elde etmeyi yeğlerler.

22-Onun bunun hatalarıyla ilgilenmezler, kendi değerlerini yaşayıp yaşatmaya çalışırlar.

23-Tökezleyip düştüklerinde tekrar ayağa kalkar ve sızlanmadan yaşamaya devam ederler.

24-Mutluluğu kovalamazlar, sadece yaşarlar ve mutluluk onları bulur. Cidden nadir bulunan insanlardır, onlar için her gün mükemmeldir.

dostoyevski, insan nasıl olgunlaşır, Olgunlaşmak nedir, resimli mesajlar, suç ve ceza, olgun insan nedir, olgun insan kimdir, olgun insanın özellikleri, olgun insanın vasıfları

POZİTİF HAYAT

13 Ağustos 2021 Cuma / No Comments
hayatı güzelleştirmek, negatif düşünce, negatif zihin, olumsuzluklar, pozitif düşünce, resimli mesajlar, zen metodu nedir, pozitif düşüncenin yararları, mutlu yaşam, mutlu yaşamanın yolları

POZİTİF OLMAK

Negatif bir zihinle,
pozitif bir hayat yaşayamayız.
Hayat olumsuzlukları düşünerek zorlaşır.
Bardağın sürekli boş tarafına bakılmamalı.
Yaşadıklarımıza olumlu yönden bakabilmeliyiz.
Hayatımızı güzelleştirmek için;
Güzel bakmalı, güzel düşünmeli ve
Hayatımızdan lezzet almalıyız.

*
hayatı güzelleştirmek, mutlu yaşam, mutlu yaşamanın yolları, negatif düşünce, negatif zihin, olumsuzluklar, pozitif düşünce, pozitif düşüncenin yararları, resimli mesajlar, zen metodu nedir, 
POZİTİF DÜŞÜNCE VE YARARLARI

Bilinçaltınızı olumlu bir yapıya kavuşturmanın en etkili yolu, önce konuşmalarınızın içinde bulunan ve zararsız gibi görünen olumsuzluk taşıyan çok küçük ifadeleri çıkarıp atmaktır. Sonra da düşüncelerinizi kontrol altına alıp en küçük olumsuzluk düşüncesinden başlayarak büyük olumsuzluk düşüncesine doğru onların önce bilincine varıp vücuttaki ve yüzümüzdeki meydana getirdiği kasılmaları gevşetmek ve onları kaslarımız sayesinde vücudumuzdan akıp gitmesini sağlamaktır. Konuşmalarımızdaki kullandığımız olumsuz sözcükler ve bu sırada aklımızdan geçen olumsuz düşünceler tek başlarına zararsız bile görünseler, bir zaman sonra bilinçaltımızda son derece zararlı etkilere yol açarlar. Bilinçaltımız böylece olumsuz bir tutum alır. Kendi kendine devamlı olumlu sözler söyleyip telkinde bulunan insan zamanla bilinçaltının o yönde çalışmasını sağlar. Bu aynı jimnastik alıştırmaları gibidir. En kötü bir olayı dahi anlatırken ama iyi olacak deyip sonrada o kötü olayın nasıl iyi yanları.

ve etkileri olabileceğini düşünüp söyleyin. Hatta onları bir kağıda yazıp devamlı okuyun. Umut dolu, daima olumlu ve yapıcı eleştiri yapan, ileriye neşe ve ümitle bakan insanlarla ilişki kurun ve sizde öyle bir insan olun. Devamlı üzülen, olumsuz insanların bu huylarını değiştirmeye uğraşın. Bir insan nasıl düşünürse öyle yaşar. Üzüntü, sağlıksız ve yıkıcı bir zihinsel alışkanlık, bir hastalıktır. Üzüntü parça parça yok edilir. Bunun için önce küçük şeylere üzülmeyi bırakınız. Konuşmalarınızdan üzüntü ve korku belirten kelimeleri çıkarınız. “Ben yapamam” cümlesi bir hastalık belirtisidir. Daima ben başarırım, ben yaparım deyin. Günde 20 kez ben yaparım, ben başarırım diye tekrarlayın. İleride otomatik olarak böyle düşünmeye başlayacaksınız. “Ben yapamam’ı değiştirmenin bir başka yolu da kendinize ait bir teknik arayıp bulmanızdır. Eğer yokları düşünürseniz varlara ulaşamazsınız. Eğer gerçekçiyim diye övünüyorsanız ve gerçekçiliğiniz sizi karamsar yapıyorsa siz gerçekçi değil karamsarsınız. İyimser olan insanda beyin endorfin denilen bir hormon salgılar. Bu hormon insanin kendini daha iyi ve mutlu hissetmesini sağlar. Coşkulu yaşayın coşkuyu bulun ve coşku için dua edin kendinize”

MUTLU YAŞAM

Dünya ve kendinizle barışık olmak. Bu görkemli anda hiç bir şey canınızı sıkmaz ne insanlar ne dünya nede KENDİNİZ.

MUTLU YAŞAMIN YOLU

Sırasıyla yapılacaklar:

kendiyle birlikte olmaya boyun eğme
hedef ve istek
inanç
anahtar sözcük
Büyük ben’inize boyun eğin İsteyin hedefinizi gerçekten isteyin. Hedefinizi istemeyi sevin Bilinçaltınıza isteğinize hedefinize hiç kuşkunuz kalmayacak şekilde inanın. Ve uygun anahtarı seçip elektrik düğmesi gibi çalıştırın.

ZEN METODU

Bu yolla yapılacak meditasyonda sırayla şunlar yapılmalı:

"Dizinizi bükerek veya sandalyenin üzerinde dik olarak oturunuz
En azından 15 dakika boyunca içinizdeki nehire konsantre olunuz. Bütün kötü olumsuz duyguları korkuları içinizdeki nehire atıp akıp gitmesini sağlayınız. Bedensel olarak duyduğunuz duyumlar (karnınveya gögsünüzde) nehirden akıp gitsin. Düşüncelerin gelip yanınızdan adeta bir tren gibi geçmesine yardımcı olun. Mümkünse hiç bir şey düşünmeyin. Hiçbir şeye karşı koymayın. Bütün kötü düşünceler sizi yalayıp gitsin. Akan suya baraj olmayın. Yollayın gitsin, aksın gönlünce. Duran su kokar, hastalık yapar. Bentleri kaldırın..."

Bunu günün her anı yapmaya gayret ediniz. Kendinize karşı durmayın. Bunları yaparken uyuklamayın vücudunuzu bilinçli şekilde hissedin.
Vücudunuz sizin mutlu ve huzurlu yaşadığınız evinizdir.

Zen durumunda yakaladığınız uyumu SİZ dahil kimsenin bozmasına izin vermeyin. O UYUMU savunun.

Başka bir yol:

Rahat ve gevşemiş durumda sandalyeye oturun. Vücudunuzun her öğesinin varlığının bilincine varın. Ayak parmaklarınızdan kaslarınıza kadar vücudunuzun her parçasını gevşetin. Bunu yaparken “ayak parmaklarım gevşiyor, ayak bileklerim gevşiyor” diyerek her öğenin bilincine vararak her yerinizi gevşettin.
Zihninizi dalgalı bir su gibi düşünerek yavaş yavaş dalgaları dindirin. Dalgalar gittikçe azalsın, küçülsün ve suyun yüzeyi dümdüz olsun.
Sakinlik ve huzur veren kelimeleri söylemeye başlayın. Huzur, sakinlik, sessizlik, uyum, billur, hoş duygu, gibi bunları yaptığınızda ALFA durumuna geçmiş oldunuz.

Bilinçli bilginiz; bildiğiniz, sözcüklerle anlatabildiğiniz her şeydir. Bilinç altı bilginiz ise sonsuzdur. Bilinçaltı bilginizin çok az bir kısmını hatırlayabilirsiniz, sadece yüksek sesle ifade edebileceğiniz bölümünü. 

HAYATI KENDİNİZE ZEHİR ZİNDAN EDEN YİNE SİZSİNİZ

Acıyı kederi korkuyu kısacası BÖLÜNMEYİ nerede hissediyorsanız vücudunuzda, oradan özür dileyin. Özür diliyorum deyin; özür dileyin kendinizden. Ta ki acı ve kötü duygular kaybolana kadar. Ruhun aynı senin bebeğin gibidir; ona sevgi şefkat göstermeli, onu kollarına alıp korumalısın. Her deneyim belleğinizde depolanmıştır. Bunu bir deneyim fabrikası olarak adlandırabiliriz. Bu fabrikadaki makinelerin çoğu çalışmaz durumdadır. Fakat bu makinalar kullanılmaya kullanılmaya ihmal yüzünden paslanmış körlenmiş zor veya hiç çalışmaz durumdadır. Makineleri eski durumuna getirmek için bir çok deneme, zaman, inanç ve güven gerekecektir. Bu bellek fabrikanızı çalıştırma düğmesi BİRLİKTE kelimesidir. Ona yaptığı bütün işler için yirmi dört saat mesai yaptığı için teşekkür edin. Kendi kendinize cahilim, aptalım, şişmanım derken BEN kelimesini kullanın biz kelimesini kullanmayın GİZLİ BENİNİZİN olanaksızı gerçekleştirme deneyimine güvenin. Korkunun sebebi telaştır. KENDİNİZLE BİRLİKTE OLMADIĞINIZI kabul etmek zorundasınız. Bunu kabul edin ve ben kendimle birlikte değilim değin. Bilinçaltım DUYGULARIMI İRADEMİ ve BİLİNÇSİZ DÜŞÜNCEMİ yönetir. Onu çalıştır ona çalışmadan önce ve çalıştırdıktan sonra gözü kapalı İNANINIZ.

Dıştan gelen ve sizi yıpratan etkenler BÖLÜNMEYE sebep verir. Ama en zararlı bölünme kendi kendimize yarattığımız bölünmedir. Bölünmemek için kötüyü görme, duyma, konuşma. Bölünmenin sebepleri; acılar, kaygılar, korkular, aşırı duyarlılık, öfke, tartışma, tiksinme, tembellik, sorumluluktan kaçma, can sıkıntısı, pişmanlık, kararsızlık, unutkanlık, bir şeyi zamanında yapmamak.

Bir anda kendinizi cesaretli, kendine güvenir, kaygısız, hissettiğiniz anlar olmuştur. Sevinçli ve mutlusunuzdur. Sonra önemsiz, can sıkan bir olayı yada kişiyi düşünür yine canınızı sıkarsınız O güzelim duygular bir anda kaybolurlar. KIM dir sizi mutsuz eden? yine SİZ. Kendi kendinize yine BÖLÜNDÜNÜZ. Bir şeyi yapacağımızı söylüyorsak kendimizden BİZ diye bahsetmeliyiz. Ben diye bahsedersek sadece bilincimizden bahsetmiş oluruz. BEN bir şeyi yapacağım dersiniz. Eğer ben kullanırsanız sadece bilincinizi kastetmiş olursunuz. Aslında ESAS YAPICI BİLİNÇ ALTINIZDIR Bilinciniz değil. Bir şey yapmak isterseniz bilinç altınızdan yardım isteyin. Bilincinizle düşünebilirsiniz hissedebilirsiniz ama bilinçaltınızla isteyebilirsiniz. KENDİME SAYGILIM. KENDİME SAYGI DUYUYORUM.

Bilinçaltına sizden başka sı ulaşamaz onu duyamaz. Bilinçaltı kendini dünyada sizden başka sına anlatamaz. BİLİNÇALTIMLA DAYANIŞMA İÇİNDEYİM. GİDİP GELİN anahtar sözcüğü ile bilinçaltınızı düşünün. Bu sözcük size en iyi dostunuzu kazandıracaktır. Böylece bilinçaltınızla bilinciniz birbirine gidip gelecek ilk dostunuzu böyle kazanacaksınız. Bu sözcük dost kazanmada çok önemlidir. 28 kere birlikte şarkısını söyleyin. Ruhunuzu koşullandırın. Bilinçaltınıza TEŞEKKÜR EDİN. Anahtar sözcüklerle gizli fabrikanızın makinelerini çalıştırabilirsiniz. Bilinçli bir çaba veya yardım olmaksızın bilinç altınız

istediğiniz sonuçları GÖRÜNMEZ ve BİLİNMEZ yollardan elde etmenizi sağlayacaktır.

Akşam yatarken de SİZDEN VE SİZE YAPTIĞIM HATALAR İÇİN ÖZÜR DİLİYORUM BAĞIŞLAYINIZ BENİ YALVARIYORUM deyin.

Bilinçaltınıza şu soruları sorun

Tam olarak ne istiyorum?
Benim için en iyi şey nedir?
Nasıl istiyorum?

Yalnızca bilinçaltımızı kullanarak yaptığımız şeylerde bir mükemmellik ve mükemmelliğe giden bir hal vardır. Bilincimiz ise devamlı bizi eleştirir. Korumaya çalışır. İkaz eder. Bilinç devamlı bilinçaltının işine karışır ve sessiz bilinçaltı devamlı bilinçten azar işitir. Bilincin bilinçaltına bu hareketlerini kontrole aldığımız zaman, bilinçaltını kendi haline bırakıp mükemmellik yaratacağı bir ortam hazırlamış oluruz. Sonuç olarak bilincinizin bilinçaltını olumsuz yönde etkileyecek telkinlerde bulunmasını önlemeli, olumlu telkinleri bilinçaltına göndermeliyiz. Bu durumun farkında olursak, günün her ani bunu uygulayabiliriz. Kendimize bir şeyi mükemmel yaparken birden ama diye başlayarak o mükemmelliği bozmamız tamamen bilincin suçudur. Kendinizi bilinçaltına teslim edin. Olumlu kontrolü elden bırakmayın.
Bilinçaltınıza ne kadar güvenirseniz kendine güven de o kadar artar. Kendine güven için korkuları ve içimizdeki suçluluk duygusunu atmalı bu yönde çaba göstermeliyiz. Bunun için kendimizden yardım isteyin. Bir şeyi iyi yapamadığınızda veya yapmadığınızda suçluluk duymayın. Her gün değişik bir gündür. Bugün belki canınız istemez, iradeniz kuvvetsizdir ama belki bir saat sonra belki yarın ruhsal gücünüz daha fazla olacak ve o işi daha iyi yapacaksınız. Unutmayın bulutlar ne kadar siyah ve sık olursa olsun o bulutların arkasında mutlaka bir parlak güneş vardır. Öyle değil mi? BİRLİKTE ve MUTLU olmak için

Kalbini kin ve nefretten arındır. 
Kendinden niye nefret ediyorsun?
Kafanı üzüntü, korku ve suçluluk duygularından arındır.
Basit bir hayat yaşa
Başkalarından çok az şey bekle, umma, beklentin az olsun. Kendin için iyi olan yaptığın şeyler için kendinden de bir karşılık bekleme. Senin kendin için iyi olana inan ve yap onu ama sonucunda kendinden bir karşılık bekleme.
Başkalarına çok ama çok şey ver. Sakin ama sakın bencil olma. Başkalarına verirsen onların kendilerini değerli hissetmelerini sağlarsın. Kendini sizin tarafınızdan değerli hisseden insan sizi sever size değer verir. Dolayısıyla sizin kendinize değer vermeniz sağlanmış olur.
Ruhsal gücünü hesaba katarak mümkün olduğu kadar çok ama çok çalış
Yaşamını SEVGİYLE doldur. Verebileceğin en küçük sevgiyi hisset ve ver. Onu alınganlık, küçük hesaplar ve karşılık bekleyerek söndürme.
Başkaları tarafından aranan sevilen bir insan ol. Hepimizin içinde bize devamlı sinyaller gönderen bir aygıt vardır. Bu sinyalleri dikkate alırsak bu sinyaller bizim nasıl mutlu olacağımızı söyler. Bu sinyalleri duymak için kendimize devamlı sorular sormalı, kendimizin ve vücudumuzun iyi bir dinleyicisi olmalıyız. Bu aygıt sağduyumuzdur. Sağduyu bilinçaltının bilinçlendirilmiş bölümüdür.
hayatı güzelleştirmek, negatif düşünce, negatif zihin, olumsuzluklar, pozitif düşünce, resimli mesajlar, zen metodu nedir, pozitif düşüncenin yararları, mutlu yaşam, mutlu yaşamanın yolları