Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

Browsing Category "ayetler"

ALLAH'IN SEVDİĞİ KULLAR

26 Mart 2019 Salı / No Comments
   ALLAH GÜZEL DAVRANANLARI SEVER...

allah kimleri sever, allah neyi sever, allahın sevdiği kullar, ayetler, çirkin kime denir, çirkinlik nedir, davranış şekilleri, fıtrat nedir, güzel insan, hadisler, sevgi ne demek, nasıl kul olmalıyız, adabı muaşeret,

Güzel davranmak insani bir özelliktir.
İnsan olan güzel davranır.
İnsan fıtratı üzerinedir.
Bunun için 'Herkes fıtratının gereğini sergiler' 
Biz güzellikten yana olalım. 
Çirkinlik kolay.
Sonuçta 'Güzellik kazanacak.'...Acer

*

ALLAH KİMLERİ SEVER?

İtikadı doğru olup, dinin emir ve yasaklarına riayet eden her Müslümanı Allahü teâlâ sever.

Aşağıdaki vasıflarda olan Müslümanları da, o huylarından dolayı sever. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

*Allahü teâlâ, güler yüzlü olanı sever. [Beyhekî]

*Allah muhsindir, muhsinleri [iyilik edenleri] sever. [Taberani]

*Allahü teâlâ, güzeldir, güzeli [güzel işleri] sever. Cömerttir, cömertliği sever. Temizdir, temizliği sever. [İ. Adiy]

*Allahu teâlâ, yumuşak davrananı sever.[Müslim]

*Allahü teâlâ, çok affedicidir, affetmeyi sever. [Hâkim]

*Allahü teâlâ, tektir, teke riayet edeni sever. [İbni Nasr]

*Allahü teâlâ, yaptığı işi hakkıyla [temiz, güzel] yapanı sever.) [Beyhekî]

*Allahü teâlâ, yardım isteyenin yardımına koşulmasını sever. [İ. Asakir]

*Allahü teâlâ, tevbekâr genci sever. [Ebu-ş-Şeyh]

*Allahü teâlâ, gençliğini Allah’a itaat yolunda geçiren genci sever. [Ebu Nuaym]

*Allahü teâlâ, meslek sahibi olan ve mesleğinde maharetli mümini sever.[Taberani]

*Allahü teâlâ, eski dostluğunu devam ettireni sever. [Deylemî]

*Allahü teâlâ, mazlumun ve darda kalanın yardımına koşanı sever. [Beyhekî]

*Allahü teâlâ, ısrarla dua edenleri sever. [Beyhekî]

*******
Rabbimizin bizi sevip sevmediğini, yaptığımız ibadetleri kabul edip etmediğini bilebilir miyiz?

‘Allah filan insandan razıdır.’ şeklinde kesin bir kanaat kullanmak mümkün değildir. Böyle bir bilginin vahye dayanması gerekir. Vahiy yolu da kapanmıştır. Lakin bütün zamanlar için geçerli olacak bazı işaretlere bakılarak, Allah Teâlâ’nın kulundan razı olduğu, amellerini kabul ettiği ihtimali değerlendirilebilir. Ne var ki böyle bir şey sadece ihtimal dairesi içindedir. Belki de iyi bir umuttur.

1- İstikamet üzere bir hayat yaşamak, sıkıntılar ve imtihanlar karşısında yalpalamamak, sebat göstermek,
2- Allah’ın emrettiği şeyleri yapmak, haramlarından şiddetle kaçınmak, harama düşmeyi ateşe düşmek gibi görmek,
3- Nafile düşkünü olmak, doyasıya Kur’an okumak, Kur’an’ı bir şifa kaynağı olarak görmek,
4- Bir ibadeti yapmaya muvaffak olmaya sevinmek, hataya karşı eseflenmek,
5- Hayırda yarışmak, dine hizmetten sınırsız denecek bir haz almak, Allah için her çeşidi ile cihad etmek,
6- Kâfirlere karşı izzetli ve zorlu davranmak, müminlere karşı alçak gönüllü olmak,
7- Allah yolunda iken kimsenin ayıplamasından korkmamak,
8- Güzel ahlaklı olmak,
9- Göz, kulak ve diğer organları haramlardan korumak,
10- Kadere teslimiyet; üzerine düşeni ifa ettikten sonra başa gelen musibete gönülden teslim olabilmek,
11- Allah’ın sevdiğini sevmek, sevmediğini sevmemek,
12- Peygamber aleyhisselam efendimizin izinden gitmeye gayret etmek,
13- Allah’ın salih kulları arasında sevilen birisi olmak…

Tüm bunlar Allah Teala tarafından sevilen ve amelleri kabul gören bir kul olmanın işaretlerinden sayılabilir.
Biz kul olarak Rabbimizin rızasını kazanmayı en üstün, en büyük kazanç olarak görürüz. Durum böyle olunca da O’nun rızasını elde etmek uğruna her türlü fedakârlığı yapmaya gayret eder, inancımızda samimi olmaya çalışırız. Yoksa sözde kalan, amelle desteklenmeyen veya bir görülüp bir kaybolan sevgi değerli bir sevgi değildir. Sevmekten çok seviliyor olmaya dikkat ederiz.
Yukarıda bir kısım örnekleri verilen işaretler ve diğerlerinin ana ham maddesi ‘Haşyetullah’tır. Haşyetullah, Allah korkusudur. O korkuyu sürekli hissetmektir. ‘Ben görmüyorsam da O beni görüyor ya!’ şuuruna sahip olmaktır.
Mü’minin mü’minler arasında sevilen biri olması ciddi bir göstergedir; özenle elde edilmesi ve korunması gerekir. Mü’min bir toplumdaki durumumuza bakarak Allah katındaki değerimizi de tahmin edebiliriz.

Nureddin YILDIZ






allah kimleri sever, allah neyi sever, allahın sevdiği kullar, ayetler, çirkin kime denir, davranış şekilleri, fıtrat nedir, hadisler, nasıl kul olmalıyız, adabı muaşeret,  nurettin yıldız

ALLAH KİMLERİ SEVER?

28 Şubat 2019 Perşembe / No Comments
allah kimleri sever, allahın sevdiği kulların özellikleri, allahın sevdiği kulların vasıfları, altın sözler, hadisler, ayetler, allahın sevdiği kullar kuranı kerim, özlü sözler, özgün sözler,

Güzel olan güzel davranır.
İnsana en çak güzellik ve edep yakışır.
İnsan olan güzel davranır, edepli olur.
İnsan fıtratı güzellik ve edep üzerinedir.
Bunun için 'Herkes fıtratının gereğini sergiler' 
Biz güzellikten yana olalım. 
Çirkinlik kolay.
Sonuçta 'Güzellik kazanacak.'...Acer


ALLAH KİMLERİ SEVER?

İtikadı doğru olup, dinin emir ve yasaklarına riayet eden her Müslümanı Allahü teâlâ sever.

*

Aşağıdaki vasıflarda olan Müslümanları da, o huylarından dolayı sever. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Allahü teâlâ, güler yüzlü olanı sever.) Beyhekî

(Allah muhsindir, muhsinleri [iyilik edenleri] sever.) Taberani

(Allahü teâlâ, güzeldir, güzeli [güzel işleri] sever. Cömerttir, cömertliği sever. Temizdir, temizliği sever.) İ. Adiy

(Allahü teâlâ, yumuşak davrananı sever.) Müslim

(Allahü teâlâ, çok affedicidir, affetmeyi sever.). Hâkim

(Allahü teâlâ, tektir, teke riayet edeni sever.) İbni Nasr

(Allahü teâlâ, yaptığı işi hakkıyla [temiz, güzel] yapanı sever.) Beyhekî

(Allahü teâlâ, yardım isteyenin yardımına koşulmasını sever.) İ. Asakir

(Allahü teâlâ, tevbekâr genci sever.) Ebu-ş-Şeyh

(Allahü teâlâ, gençliğini Allah’a itaat yolunda geçiren genci sever.) Ebu Nuaym

(Allahü teâlâ, meslek sahibi olan ve mesleğinde maharetli mümini sever.) Taberani

(Allahü teâlâ, eski dostluğunu devam ettireni sever.) Deylemî

(Allahü teâlâ, mazlumun ve darda kalanın yardımına koşanı sever.) Beyhekî

(Allahü teâlâ, ısrarla dua edenleri sever.) Beyhekî

*

KURAN’I KERİM’DEN ÖRNEKLER

1. Tevbe edenler
Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever. (Bakara; 222)
2. Takva sahipleri
Hayır, öyle değil; ahdini yerine getiren ve günahtan sakınan bilsin ki, Allah şüphesiz Takva sahiplerini sever. (Âl-i İmran; 76)
3. Sabredenler
Allah, sabredenleri sever. (Âl-i İmran; 146)
4. Muhsin (Güzel davranan, iyilik sahibi, dürüst) kişiler
Allah Muhsinleri (güzel davrananları) sever. (Âl-i İmran; 148)
Allah (güzel davrananları, iyilikte bulunanları) sever. (Maide; 13, 93)
5. Tevekkül edenler
Muhakkak ki Allah tevekkül edenleri (kendine dayanıp güvenenleri) sever. (Âl-i İmran; 159)
6. Temiz kimseler
Allah da çok temizlenenleri sever. (Tevbe; 108)
7. Adaletli olanlar
Şüphesiz ki Allah, âdil davrananları sever. (Hucurat; 9)

HADİSİ ŞERİFLERDEN BAZI ÖRNEKLER

1. İyi huylu kimseler
2. Kardeşlerini ziyaret edenler
3. Sadaka verip iyilik edenler
4. Misafirine ikram edenler
5. Dünya ve dünyalıklardan yüz çevirenler
6. Yumuşak huylu olanlar
7. İnsanlara kolaylık gösterenler


allah kimleri sever, allahın sevdiği kulların özellikleri, allahın sevdiği kulların vasıfları, altın sözler, hadisler, ayetler, allahın sevdiği kullar kuranı kerim, özlü sözler, özgün sözler,






HURMA İLE İLGİLİ AYETLER VE HADİSLER

17 Mayıs 2018 Perşembe / No Comments
hurma, hurma ağacı, hurma nedir, hurma ayeti, hurma ne demek, hurma diyeti, hurma faydaları, hurma ayetleri, hurma hadisleri, hurma ile ilgili ayetler, hurma ile ilgili hadisler

Hurma ile İlgili Ayetler

Kur'an-ı Kerim'de geçen hurma ile ilgili / içinde hurma geçen ayetlerin mealleri

Bakara Sûresinin 266 . Ayetinde

Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.

En'âm Sûresinin 99 . Ayetinde

O gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, - hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız: (Herbiri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı. Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah'ın varlığını gösteren) ibretler vardır.

En'âm Sûresinin 141 . Ayetinde

O, çardaklı, çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (herbiri) birbirine benzer ve (herbiri) birbirinden farklı biçimde yaratandır. Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

Ra'd Sûresinin 4 . Ayetinde

Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah'ın varlığını gösteren) deliller vardır.

Nahl Sûresinin 11 . Ayetinde

Allah o su ile size; ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır.

Nahl Sûresinin 67 . Ayetinde

Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır.

İsrâ Sûresinin 90,91,92,93 . Ayetinde

Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça, yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça, yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe, yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe, yahut altından bir evin olmadıkça, ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."

Kehf Sûresinin 32 . Ayetinde

Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk.

Meryem Sûresinin 23 . Ayetinde

Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. "Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!" dedi.

Meryem Sûresinin 25 . Ayetinde

" Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün."

Tâ-Hâ Sûresinin 71 . Ayetinde

Firavun, "Demek, ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ'ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış, mutlaka göreceksiniz."

Mü'minûn Sûresinin 19 . Ayetinde

Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz.

Şu'arâ Sûresinin 146,147,148. Ayetinde

"Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?"

Yâsîn Sûresinin 34,35 . Ayetinde

Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Bunları onların elleri yapmış değildir. Hâlâ şükretmeyecekler mi?2

Yâsîn Sûresinin 39 . Ayetinde

Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.

Kâf Sûresinin 9,10,11 . Ayetinde

Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir.

Kamer Sûresinin 20 . Ayetinde

İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.

Rahmân Sûresinin 11 . Ayetinde

Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır.

Rahmân Sûresinin 68 . Ayetinde

İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır.

Haşr Sûresinin 5 . Ayetinde

(Savaş gereği,) hurma ağaçlarından her neyi kestiniz, yahut (kesmeyip) kökleri üzerinde dikili bıraktınızsa hep Allah'ın izniyledir. Bu da fasıkları rezil etmesi içindir.

Hâkka Sûresinin 7 . Ayetinde

Allah onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.

Abese Sûresinin 27,28,29,30,31,32 . Ayetinde

Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

Tebbet Sûresinin 4,5 . Ayetinde

Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde sırtında odun taşıyarak karısı da (o ateşe girecektir).

*
hurma, hurma ağacı, hurma nedir, hurma ayeti, hurma ne demek, hurma diyeti, hurma faydaları, hurma ayetleri, hurma hadisleri, hurma ile ilgili ayetler, hurma ile ilgili hadisler

Hadis-i Şeriflerde Hurma

Hurmanın Önemi İle İlgili Hadis-i Şerifler

· Peygamber Efendimiz (asm) döneminde insanlar uzun zaman yiyecek bulamazlardı. Sadece hurma yerler, su içerlerdi. Ama hasta olmazlardı. Sahabi Hz. Aişe validemize "Efendimiz zamanında evinizde ne yer ne içerdiniz" diye sormuş. Hz. Aişe validemiz de şu ibretlik cevabı vermiş; "Evimizde bazen iki üç ay geçerdi de ateş yanmazdı, 'Esvedan(iki siyah)' yani hurma yiyip su içerdik."(Buhari, hibe 1; Müslim, Zühd 28) İşte Resul-u Ekrem (asm) Efendimizin hanesinde, aylarca sadece hurma yemekle hayatlarını devam ettiriyorlar.

· Bir hadis-i şeriflerinde de Peygamber Efendimiz (asm) hurmanın doyuruculuk ve kifayetini anlatmak için Hz. Aişe'ye "Ya Aişe evinde hurma olmayanlar açtırlar" (Müslim,et'ime 153; Darimi,et'ime 26) buyurmuştur. Bu sözü iki veya üç defa tekrarlamıştır. Bunu hurma tüketmeyince tüm zorunlu gıdaları almış olmak zordur şeklinde de anlayabiliriz. Hurma özellikle sütle tüketildiğinde daha etkili ve faydalıdır.

· Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm, hurma ile süte "atyabân" derdi yani "iki en güzel şey" demektir. (Hakim, el-Müstedrek 4/119)

· Resulullah (SAV), namaz kılmazdan önce birkaç taze hurma ile orucunu açardı. Eğer taze hurma yoksa kuru hurma ile açardı. Eğer kuru hurma da bulamazsa birkaç yudum su yudumlardı. (Ravi : Enes (R.A))

· Resulullah (SAV)`ı salatalıkla birlikte taze hurma yerken gördüm.(Abdullah İbnu Cafer (R.A.))

· Resulullah (SAV) kavunu taze hurma ile yer ve: "Bunun hararetini şunun serinliğiyle, şunun serinliğini de bunun hararetiyle kırıyoruz!" buyururdu. (Ravi : Aişe (R.A))

· Resulullah (SAV), bir miktar arpa (ekmeği) aldı. Üzerine bir hurma koydu ve: "Bu şuna katıkdır!" buyurdu. (Ravi : Yusuf İbnu Abdillah İbni Selam (R.A.))

· Resulullah (SAV), Ramazan bayramında, sayıca tek olan birkaç hurma yemedikçe namaza gitmezdi. (Ravi : Enes (R.A.))

· Resulullah (SAV) yanımıza girdi. Biz kendilerine tereyağı ve hurma ikram ettik. Aleyhissalatu vesselam yağla hurmayı severdi. (Ravi : Büsr es-Sülemi`nin iki oğlu (R.A.))

· "Bazı aylar olurdu, hiç ateş yakmazdık, yiyip içtiğimiz sadece hurma ve su olurdu. Ancak, bize bir parçacık et getirilirse o hariç." (Diğer bir rivayette: "Resulullah ölünceye kadar Muhammed ailesi buğday ekmeğini üst üste üç gün doyuncaya kadar yememiştir." denmiştir. Bir diğer rivayette: "Muhammed (as) bir günde iki sefer yedi ise, biri mutlaka hurma idi." denmiştir) (Ravi : Aişe (R.A))

· Aişe (R.A) : Annem, Resulullah (SAV)`la evleneceğim zaman beni şişmanlatmak istedi. Ancak bana hurma ile birlikte salatalık yedirinceye kadar arzu ettiği diğer şeylerden (ilaçlardan) hiçbirine icabet edemedim. O ikisinden (muntazaman yemeye devam edince) güzel bir şişmanlık kazandım.

Acve Hurması İle İlgili Hadis-i Şerifler

acve hurma · Ebu Hureyre'den rivayetle; "Acve denen hurma cennetdendir ve zehire karşı şifadır." (Tirmızi,tıb 22)

· Hz. Aişe (RA)'dan rivayetle ; "Resulullah (sav) buyurdular ki: "(Medine'nin necd cihetinde yer alan) Aliye acvesinde şifa vardır. O sabahın ilk vaktinde (yenirse) panzehirdir."

· Sa'd bin ebi Vakkas rivayet ediyor; Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdular: "Kim sabah aç karnına yedi tane acve hurması yerse o gün ona ne sihir ne de zehir tesir eder." Başka bir rivayette "zehir ve sihir zarar vermez".

· Yine başka bir rivayette "Aç karnına hurma yiyiniz zira aç karnına yenen hurma asalakları öldürür." (Buhari,et'ime43; Müslim,et'ime 154)

· Sâd İbn-i Ebî Vakkas (r.a.) hasta olduğunda Resûlûllah (s.a.v.) Efendimiz hasta zi­yaretine giderler. "Mübarek ellerini göğsüme koydu. Hatta ben mübarek elinin soğukluğunu kalbimde hissettim. Sonra -"Sen kalp hastalığına yakalanmışsın! Sakif'in kardeşi Haris İbn-i Kelede'ye git. Tedavi ol. O tabib birisidir. Medine'nin Acve hurmasından yedi tane alsın, onları çekirdekleri ile beraber dövsün (öğütsün) sonra onu süt ile yağ ile sulandırarak sana yedirsin." Sâd (r.a.) böylece bu hastalıktan kurtulmuştur.

Yaş-Taze Hurma ile İlgili Hadis-i Şerifler

· Resûlûllah (S.A.V) Efendimiz - "Kadınlarınıza loğusa döne­minde hurma yediriniz. Kim loğusalığında hurma yerse onun çocuğu AKILLI ve AĞIR­BAŞLI olur. Çünkü hurma Hz. Meryem'in loğusalığındaki yiyeceği idi. (Hz. Meryem vali­demize Allah (C.C.) kuru bir hurma ağacından onu vermişti). Şayet (loğusa için) hurmadan daha iyi bir yiyecek olsa idi Allah (C.C.) Onu Meryem'e ikram ederdi." buyurarak hurmanın önemini belirtmişlerdir.

· Resulullah (SAV), namaz kılmazdan önce birkaç taze hurma ile orucunu açardı. Eğer taze hurma yoksa kuru hurma ile açardı. Eğer kuru hurma da bulamazsa birkaç yudum su yudumlardı. (Ravi : Enes (R.A))

· Resûlûllah (S.A.V) Efendimiz "En hayırlı hurmanız 'berni' dir. Onda şifa vardır hastalığa (yol açacak bir şey) yoktur." (el-Hakim, el-müstedrek 4/226)

Yeni Doğan Çocuğa Tahnik (damağına tatlı bir şey sürme) Yapma

· Abdullah İbnu Ebi Talha`yı doğduğu zaman Resulullah (SAV)`a götürdüm. Bebek bir bez içerisinde idi. Vardığımızda Resulullah (SAV) devesine katran sürüyordu. "Beraberinde hurma da getirdin mi?" diye sordu, "Evet" dedim ve birkaç tane hurma verdim. Onları ağzında çiğnedi, sonra çocuğun ağzını açtı. Ağzına tükrüğü püskürttü. Bebek, yalamaya başladı. Bunun üzerine Resulullah (SAV) "Ensar`ın hurma sevgisine bakın (doğar doğmaz başlıyor)" diye latife etti ve çocuğu Abdullah diye isimledi. (Ravi : Enes (R.A)) (Hadisin metni; Müslim`deki metindir.)

· Mekke`de Abdullah İbnu Zübeyr (ra)`e hamile kalmıştım. Doğum yaklaşmıştı ki, Mekke`yi terkettim ve Medine`ye geldim, Kuba`ya indim. Abdullah`ı orada dünyaya getirdim. Doğunca, bebeği alıp Resulullah (SAV)`a götürdüm, kucağına bıraktım. Resulullah (SAV) bir hurma istedi, ağzında çiğneyerek ezdikten sonra, tükrüğünden çocuğun ağzına bıraktı. Abdullah`ın midesine ilk inen şey Resulullah (SAV)`ın mübarek tükrükleri idi. Sonra (yumuşattığı o) hurma ile çocuğun damağım oğdu, hakkında bereketle dua etti ve Abdullah ismini verdi. Müslüman aileden ilk doğan çocuk bu idi. (Medine`de bütün Müslümanlar) onun doğumuna çok sevindiler. Çünkü "Yahudiler size sihir yaptılar, asla doğum yapamayacaksınız" diye bir şayia çıkarılmıştı." (Ravi : Esma Bintu Ebi Bekr (R.A.))

· Bir oğlum doğmuştu. Hemen Resulullah (SAV)`a getirdim, İbrahim ismini verip bir hurma ile tahnikde bulundu. Sonra da "Mübarek olsun" diye dua buyurdu ve çocuğu bana geri verdi. Bu çocuk, Ebu Musa`nın en büyük evladı idi. (Ravi : Ebu Musa (R.A.))

Hurma Ağacı ile İlgili Hadis-i Şerifler

· Hz. Peygamber (SAV) şöyle buyurmuştu: "Mü`min, yaprağını hiç dökmeyen yeşil bir ağaca benzer." Halk falanca ağaç, fişmekanca ağaç diye taliminde bulundular, (fakat isabet ettiremediler). Ben, "Bu, hurma ağacıdır" demek istedim, ancak (yaşım küçük olduğu için) utandım. Sonra Hz. Peygamber (SAV): Bu hurma ağacıdır" diye açıkladı. (Ravi : İbnu Ömer (R.A))

· Resulullah (SAV): "Allah`ın hoş bir sözü; kökü sağlam, dalları göğe doğru olan -Rabbinin izniyle her zaman meyve veren- hoş bir ağaca benzeterek nasıl misal verdiğini görmüyor musun?" (İbrahim, 24-25) ayetinde zikredilen ağaç hakkında: "O hurma ağacıdır" buyurdu. Ve müteakip ayette ifade edilen kötü ağacı da hanzale`ye (zakkum, Ebu Cehil karpuzu da denir, mercimek ağacıdır) benzetti. Ayet şöyle: "Çirkin bir söz de yerden koparılmış, hiç bir sebatı olmayan kötü bir ağaca benzer" (İbrahim, 26). (Ravi : Enes İbnu Malik (R.A.))

· Resulullah (SAV) bir hurma kütüğüne dayanarak hitapta bulun(ur)du. (Duyulan ihtiyaç üzerine) ona bir minber yaptılar, onun üzerinde hutbe vermeye başladı. Hurma kütüğü (Aleyhissalatu vesselam`ın kendisini terketmesi üzerine) bir deve inleyişi gibi inleyip ağlamaya başladı. Bunun üzerine Resulullah (SAV) minberden inip kütüğü meshedip okşadı. Kütük inlemeyi bırakıp sükunet buldu. (Ravi : Enes (R.A.)

Kaynak: www.hurma.com






hurma, hurma ağacı, hurma nedir, hurma ayeti, hurma ne demek, hurma diyeti, hurma faydaları, hurma ayetleri, hurma hadisleri, hurma ile ilgili ayetler, hurma ile ilgili hadisler, hadisler, ayetler


ALLAH'IN VARLIĞI VE BİRLİĞİ

30 Nisan 2018 Pazartesi / No Comments
allah büyüktür, allahın isimleri, allahın vasıfları, allahın yardımı, esmaül hüsna anlamaları, resimli mesajlar, ayetler, allahın varlığı ve birliği, allahın gücü, allah ile ilgili ayetler

ALLAH BÜYÜKTÜR!

Allah insana taşıyamayacağı yükü yüklemez.
Ağır gelen yükleri hafifletir.
 En zor anımızda yardım eder.
Ama sabrımızı sınar.
Gücümüzü dener.
Niyetimizi ölçer.
Velhasıl;

*

ALLAH ile İlgili Ayetler

Ondan başka İlah yoktur

Allah şehadet eyledi şu gerçeğe ki, başka tanrı yok, ancak O vardır. Bütün melekler ve ilim uluları da dosdoğru olarak buna şahittir ki, başka tanrı yok, ancak O aziz, O hakîm vardır. (ALİ-İMRAN/18)

Allah, buyurmuştur ki: İki ilâh edinmeyin. O, ancak bir ilâhdır. Onun için yalnız benden korkun. (NAHL/51)

De ki; O Allah bir tektir. (İHLAS/1)

İ şte O, Allah'tır. O'ndan başka tanrı yoktur. Önünde de, sonunda da hamd O'nundur, hüküm O'nundur. Ve ancak O'na döndürüleceksiniz. (KASAS/70)

Her halde hepinizin ilâhı, bir tek ilâhtır. Ondan başka bir ilâh yoktur. O Rahmân ve Rahîm'dir. (BAKARA/163)

Kalpler onun kontrolundedir

Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (İNSAN/30)

Yoksa onlar, senin hakkında: "Allah'a karşı yalan uydurdu." mu diyorlar? Eğer Allah dilerse senin de kalbini mühürler; batılı yok eder ve sözleriyle hakkı gerçekleştirir. Şüphesiz ki O kalplerde bulunan şeyleri hakkıyla bilir. (SURA/24)

Ve kalblerinin üzerine, Kur'ân'ı anlamalarına engel perdeler geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini Kur'ân'da bir tek olarak andığın zaman da ürkerek arkalarına döner kaçarlar. (İSRA/46)

Bunlar, o kimselerdir ki; Allah kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemiştir. Ve onlar, gafillerin ta kendileridir. (NAHL/108)

Verdikleri sözden dönmeleri, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberlerini öldürmeleri ve "kalblerimiz kılıflıdır" demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik). Doğrusu Allah, inkârları sebebiyle onların kalplerini mühürlemiştir. Pek azı hariç onlar inanmazlar. (NİSA/155)

Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azab onlaradır. (BAKARA/7)

(Ey Muhammed!) Hevâ ve hevesini kendine ilâh edinen, Allah'ın kendi ilmi dahilinde saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne perde çektiği kimseyi görüyor musun? Şimdi onu Allah'tan başka kim hidâyete erdirebilir? Hala düşünmez misiniz? (CASİYE/23)

Herşeyi evirip çevirendir

Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz. (RA'D/2)

O, gökten yere, (yukarıdan aşağıya) işleri düzenler, sonra da o işler, sizin saydıklarınızdan bin yıl kadar olan bir günde O'na yükselir. (SECDE/5)

Herşeyi yaratandır

"Halbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır." (SAFFAT/96)

Gökleri ve yeri yoktan var eden O'dur. Eşi de olmadığı halde, nasıl olur da çocuğu olur? Her şeyi yaratan O'dur. Ve O, herşeyi bilendir. (EN'AM/101)

İşte Rabbiniz Allah bu! O'ndan başka ilâh yoktur; O, her şeyin yaratanıdır. O'na kulluk edin, O her şeye vekildir. (EN'AM/102)

O öyle bir ilâhtır ki, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinindir. O hiç çocuk edinmedi, hükümranlıkta ortağı yoktur. O, her şeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyerek takdir etmiştir. (FURKAN/2)

Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: "Âdem'e secde edin" dedik; hepsi secde ettiler, yalnız İblis, secde edenlerden olmadı. (ARAF/11)

Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, kendilerinin aynı olan insanları yaratmaya da kadir olduğunu görüp bilmediler mi? Allah onlar için şüphe edilmeyen bir vâde takdir etmiştir. Fakat zalimler, inkârlarında yine de ısrar ederler. (İSRA/99)

Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır. (MÜLK/14)

O kâfir olanlar, görmediler mi ki, göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları ayırdık. Hayatı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlar mı? (ENBİYA/30)

O'ndan başka kuvvet yoktur

Yeryüzünde gezip bir bakmadılar mı, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş? Halbuki onlar, bunlardan daha kuvvetliydiler. Ne göklerde ve ne de yerde hiçbir şey Allah'ı aciz bırakamaz. Çünkü o her şeyi bilendir, her şeye kâdir olandır. (FATIR/44)

Âd kavmine gelince onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar ve: "Bizden daha kuvvetli kim vardır?" dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah'ın kendilerinden daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi bile bile inkâr ediyorlardı. (FUSSİLET/15)

Habibim, onların lafları seni üzmesin. Çünkü şan ve şeref bütünüyle Allah'ındır. O her şeyi işitiyor, hepsini görüyor. (YUNUS/65)

İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı. (BAKARA/165)

Allah: "Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz." diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galipdir. (MÜCADELE/21)

Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve ölçüyü indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın dinine ve peygamberlerine görmeden yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür. (HADİD/25)

O, şundandı: Onlara peygamberleri apaçık delillerle geliyorlardı. Ama onlar inkâr ettiler. Allah da tuttu kendilerini alıverdi. Çünkü O'nun kuvveti çok, azabı şiddetlidir. (MÜ'MİN/22)

Tüm varlıklar O'na boyun eğmiştir

Onlar, Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa hepsi, ister istemez O'na boyun eğmiştir ve O'na döndürülüp götürüleceklerdir. (AL-İ İMRAN/83)

"Ben muhakkak ki, hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a dayanmaktayım. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, idaresi ve yönetimi O'nun elinde olmasın. Benim Rabbim, hiç şüphe yok ki, doğru yoldadır." (HUD/56)

Siz onların sırtına binip üzerlerine yerleştiğiniz zaman, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz: "Bunları bizim hizmetimize veren Allah'ı tenzih ve tesbih ederiz. Yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi." (ZUHRUF/13)

Biz, dağları onun emrine vermiştik. Akşam-sabah onunla birlikte tesbih ederlerdi. (SAD/18)

Rablerinin emirlerine uyanlar için daha güzeli vardır. O'na itaat etmeyenler ise, yeryüzünde bulunan ne varsa hepsi kendilerinin olsa da onu ve bir o kadarını bütünüyle kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte onlar, hesabın kötüsü kendileri için olanlardır. Varacakları yer de cehennemdir. Orası da ne fena yataktır. (RA'D 18)

Allah O (yüce) zâttır ki, emriyle içinde gemilerin seyretmesi, sizin de O'nun lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için denizi emrinize vermiştir. (CASİYE/12)

Herşeyi sarıp kuşatandır

Şu'ayb dedi: "Ey kavmim! Benim akrabalarım size Allah'dan daha mı değerli ki, Allah'a sırt çevirip, onu unuttunuz? Muhakkak ki, Rabbim bütün yaptıklarınızı çepeçevre kuşatmıştır." (HUD/92)

İyi bilin ki onlar Rablerine kavuşmaktan bir şüphe içindedirler, yine iyi bilin ki, Allah her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. (FUSSİLET/54)

Vaktiyle sana şöyle vahyettiğimizi hatırla: "Şüphesiz Rabbin insanları kuşatmıştır." (İsrâ gecesi) sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur'ân'da lanet edilen ağacı da, yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır. Biz onları, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyor. (İSRA/60)

Allah O'dur ki yedi göğü ve yerden de onlar kadarını yarattı. Emir bunlar arasında iner ki Allah'ın her şeye kâdir olduğunu ve Allah'ın bilgisinin, her şeyi kuşattığını bilesiniz. (TALAK/12)

İşte Zülkarneyn'in kudret ve saltanatı böyleydi. Ve biz onun yanında olan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık. (KEHF/91)

Sizin ilâhınız, ancak kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'dır. Onun ilmi her şeyi kuşatmıştır. (TAHA/98)

Bunlar, insanlardan (hainliklerini) gizlerler de, Allah'tan gizlemezler. Oysa O, geceleyin istemediği şeyi kurarlarken onların yanı başlarındadır. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır. (NİSA/108)

Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Allah, her şeyi kuşatıcıdır. (NİSA/126)

Bununla beraber, doğu da Allah'ın, batı da Allah'ındır. Artık nereye dönerseniz dönün, orası Allah'a çıkar. Şüphe yok ki, Allah(ın rahmeti) geniştir, O, her şeyi bilendir. (BAKARA/115)

Kaderi belirleyendir

Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu Allah'a göre kolaydır. (HADİD/22)

Haberiniz olsun ki, biz her şeyi bir kadere göre yarattık. (KAMER/49)

Bütün işler sonunda O'na varır

O gün varılıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur. (KIYAMET/12)

Onlar sadece gözetiyorlar ki, Allah, buluttan gölgelikler içinde meleklerle birlikte geliversin de iş bitiriliversin. Halbuki bütün işler Allah'a döndürülüp götürülür. (BAKARA/210)

Oysa her kim iyilik yaparak yüzünü tertemiz Allah'a tutarsa, o gerçekten en sağlam kulpa yapışmıştır. Öyle ya bütün işlerin sonu Allah'a dayanır. (LOKMAN/22)

Sonra da gerçek Mevlâlarına döndürülürler. Dikkatli olun, hüküm ancak O'nundur ve O, hesap görenlerin en süratlisidir. (EN'AM/62)

Göklerin ve yerin gaybını bilmek yalnızca Allah'a mahsustur. Her iş O'na döndürülür. Sen yalnızca O'na ibadet et ve yalnızca O'na dayan. Rabbin yaptıklarınızın hiçbirinden gafil değildir. (HUD/123)

Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Bütün işler Allah'a döndürülür. (AL-İ İMRAN/109)

Dilediğini yapandır

Ben size öğüt vermek istemiş olsam da, eğer Allah sizi helâk etmeyi murad ediyorsa, zaten öğüt vermemin size bir faydası olmaz. Rabbiniz O'dur ve nihayet O'na döndürüleceksiniz. (HUD/34)

Onlar orada gökler ve yer durdukça duracaklar. Ancak Rabb'inin diledikleri başka. Çünkü Rabbin dilediğini yapandır. (HUD/107)

Dileyen onu düşünür. Bununla beraber Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. Koruyacak da O'dur, bağışlayacak da. (MÜDDESSİR/55-56)

Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediği kimseyi şaşırtır, dilediği kimseyi de doğru yola koyar. (EN'AM/39)

Göklerin ve yerin mülkünün Allah'a ait olduğunu, dilediğine azap edip dilediğini de bağışladığını bilmedin mi? Allah herşeye kâdirdir. (MAİDE/40)

Rabbiniz sizi çok daha iyi bilir. Dilerse tevbeniz sebebiyle size merhamet eder, dilerse azab eder. Seni de onların üzerine vekil göndermedik. (İSRA/54)

Şüphe yok ki Allah, iman edip salih amelleri işleyenleri altından ırmaklar akan cennetlere koyacak. Şüphesiz Allah dilediğini yapar. (HAC/14)

Kendi nefislerini temize çıkaranları görmüyor musun? Hayır! Ancak Allah, dilediğini temize çıkarır. Onlara kıl kadar zulmedilmez. (NİSA/49)

Herşeye gücü yetendir

Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah'a aittir. Kıyametin kopuşu yalnız bir göz kırpması veya daha az bir zamandan başkası değildir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir. (NAHL/77)

O şimşek nerdeyse gözlerini (n nûrunu) kapıverecek. Önlerini aydınlattımı ışığında yürürler, karanlık üzerlerine çöktümü de dikilip kalırlar. Allah dilemiş olsaydı işitmelerini, görmelerini de alıverirdi. Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir. (BAKARA/20)

Ümmetlerden her birinin bir yönü vardır, o ona yönelir, haydin, hep hayırlara koşun, yarışın. Her nerede olsanız Allah sizi toplar, bir araya getirir. Şüphesiz ki Allah her şeye kâdirdir. (BAKARA/148)

Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Siz içinizdekileri açığa vursanız da gizli tutsanız da Allah onunla sizi hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine de azab eder. Allah her şeye kadirdir. (BAKARA/284)

Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O'nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür. (BAKARA/255)

Eğer yeryüzündeki ağaçlar hep kalem olsa, deniz de arkasından yedi deniz daha kendisine destek olduğu halde mürekkep olsa, yine de Allah'ın kelimeleri yazmakla tükenmez. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (LOKMAN/27)

Gökleri yeri ve her ikisinde yaydığı canlıları yaratması da Allah'ın kudretinin delillerindendir. O'nun dilediği zaman onları biraraya toplamaya da gücü yeter. (ŞURA/29)

(Bedir'de düşmanı) iki katına uğrattığınız bir musibet (Uhud'da) size çarpınca mı: "Bu nereden" dediniz? De ki: "Bu başınıza gelen kendinizdendir". Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir. (AL-İ İMRAN/165)

İmtihan için dünya hayatını yaratandır

İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? (ANKEBUT/2)

Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır. (ANKEBUT/3)

Biz yeryüzündeki şeyleri kendisine süs olsun diye yarattık ki, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim. (KEHF/7)

Andolsun ki, biz içinizden cihad edenlerle sabredenleri ortaya çıkarıncaya ve yaptıklarınızla ilgili haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi deneyeceğiz. (MUHAMMED/31)

Doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu işitici, görücü yaptık. (İNSAN/2)

Kuşkusuz biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör. (İNSAN/3)

Hayrı da, şerri de yaratandır

Ve eğer Allah, sana bir zarar dokunduracak olursa, onu O'ndan başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır dilerse, o zaman da O'nun hayrını engelleyebilecek kimse yoktur. O, lütfunu dilediği kuluna nasip eder. Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir. (YUNUS/107)

Allah'ın izni olmayınca hiç bir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir. (TEĞABÜN/11)

Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz. (ENBİYA/35)

Herşeye şahit olandır

Hangi işi yaparsan yap, Kur'ân'dan ne okursan oku, ne işte çalışırsan çalış, unutmayın ki, siz ona dalıp gitmişken, biz sizin üzerinizde şahidiz. Ne yerde, ne de gökte zerre kadar hiç bir şey Rabbinin gözünden kaçmaz. Ne zerreden daha küçük, ne de ondan daha büyük! Ancak bunların hepsi apaçık bir kitaptadır. (YUNUS/61)

De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarının yaptığından haberdardır, yaptıklarını çok iyi görendir." (İSRA/96)

O kâfirler: "Sen Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber değilsin" diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter, bir de yanında kitap ilmi bulunan (yeter). " (RA'D/43)

Biz onlara hem ufuklarda ve hem kendi nefislerinde delillerimizi göstereceğiz ki, Kur'ân'ın hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Senin Rabbinin her şeye şahit olması kafi değil mi? (FUSSİLET/53)

Herşeyi işiten ve görendir

De ki: "Allah'ı bırakıp da size ne zarar, ne de fayda vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah işitendir, bilendir". (MAİDE/76)

Peygamber: "Benim Rabbim gökte ve yerde (söylenen) her sözü bilir. O, her şeyi işitir, her şeyi bilir" dedi. (ENBİYA/4)

O halde Allah yolunda çarpışın ve bilin ki Allah, her şeyi işitir ve bilir. (BAKARA/244)

Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir. (NİSA/58)

De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir." Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O ne güzel görendir! O ne mükemmel işitendir! Onların, O'ndan başka bir yardımcısı yoktur. O, kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez. (KEHF/26)

Gözler onu göremez, O ise bütün gözleri görür; O, lütuf sahibidir, her şeyden haberlidir. (EN'AM/103)

Herşeyin üzerinde gözetici ve koruyucudur

Babaları dedi ki: "Ben onu size nasıl emanet ederim? Ya bundan önce kardeşini emanet ettiğimde olan gibi olursa! En hayırlı koruyucu Allah'dır ve O, merhamet edenlerin en merhametlisidir." (YUSUF/64)

O, dedi ki; "Ben, beni sudan koruyacak bir dağa çıkacağım". Nuh da "Bu gün Allah'ın merhamet ettiğinden başkasını, Allah'ın bu emrinden koruyacak kimse yoktur." dedi. Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan oldu. (HUD/43)

Halbuki İblis'in onlar üzerinde hiçbir saltanat kudreti yoktu. Fakat biz ahirete imanı olanı belli edecek, ondan şüphe içinde bulunandan ayırt edecektik. Öyle ya Rabb'in her şeyi gözetleyendir. (SEBE/21)

Kim güzel bir işte aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir şeyde aracılık yaparsa, ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah her şeyi gözetip karşılığını verir. (NİSA/85)

Herşeyden haberi olandır

Elif-Lâm-Râ. Bu öyle bir kitaptır ki, âyetleri muhkem kılınmış, sonra da herşeyden haberdar olan hikmet sahibi Allah tarafından âyetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır. (HUD/1)

Allah'ın, üzerinizdeki nimetini ve "İşittik, itaat ettik" dediğinizde sizden aldığı ve kendisiyle sizi bağladığı ahdini hatırlayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah göğüslerin özünü çok iyi bilir. (MAİDE/7)

Göklerde ve yerde olanları, gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilir. Allah, göğüslerin özünü bilir. (TEĞABÜN/4)

Hangi işi yaparsan yap, Kur'ân'dan ne okursan oku, ne işte çalışırsan çalış, unutmayın ki, siz ona dalıp gitmişken, biz sizin üzerinizde şahidiz. Ne yerde, ne de gökte zerre kadar hiç bir şey Rabbinin gözünden kaçmaz. Ne zerreden daha küçük, ne de ondan daha büyük! Ancak bunların hepsi apaçık bir kitaptadır. (YUNUS/61)

Peygamber'in üzerine düşen sadece duyurmadır. Allah, açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir. (MAİDE/99)

Şüphesiz Allah açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir. (ENBİYA/110)

Dikkat edin! Görmüyor musunuz, onlar düşmanlıklarını gizlemek için göğüslerini çeviriyorlar. İyi bilin ki, onlar örtülerine bürünürlerken, neyi gizleyip, neyi açığa vurduklarını Allah biliyor. Muhakkak ki Allah, gönülde gizlenenleri de bilir. (HUD/5)

Sen (Allah'a ettiğin dua ve zikirle) sesini yükseltirsen (bilki Allah bundan mustağnîdir.). Çünkü O şüphesiz gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir. (TAHA/7)

Göklerde ve yerde olanları, Allah'ın bildiğini görmüyor musunuz? Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüsü mutlaka O'dur. Beş kişinin gizli konuştuğu yerde altıncısı mutlaka O'dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar mutlak O, onlarla beraberdir. Sonra kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verecektir. Doğrusu Allah, her şeyi bilendir. (MÜCADELE/7)

"Ey Rabbimiz! Sen bizim gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da şüphesiz bilirsin. Çünkü yerde ve gökte, hiçbir şey Allah'tan gizli kalmaz. (İBRAHİM/38)

Herşeyi yoktan yaratandır

Gökleri ve yeri yoktan var eden O'dur. Eşi de olmadığı halde, nasıl olur da çocuğu olur? Her şeyi yaratan O'dur. Ve O, herşeyi bilendir. (EN'AM/101)

Biz bir şeyi dilediğimiz zaman, ona sözümüz sadece "ol" dememizdir. O da hemen oluverir. (NAHL/40)

Gökleri ve yeri, yerli yerince yaratan O'dur. Bir şeye "ol" dediği gün hemen oluverir. O'nun sözü haktır. "Sûr"a üfürüldüğü gün de mülk ancak O'nundur. O, gizliyi ve açığı bilendir. O, hikmet sahibi, her şeyden haberdardır. (EN'AM/73)

O, göklerin ve yerin yoktan var edicisidir ve O, bir işin olmasını murad edince, ona yalnızca "ol!" der, o da hemen oluverir. (BAKARA/117)

(Allah şöyle buyurdu): "Ey Zekeriyya! Şüphesiz biz sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bundan önce ona hiçbir adaş yapmadık."

Zekeriyya: "Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?" dedi.

(Allah yahut Cebrail ona şöyle) dedi: "Dediğin gibidir, (fakat) Rabbin buyurdu ki, bu işi yapmak bana kolaydır. Nitekim bundan önce seni yarattım. Halbuki sen hiçbir şey değildin." (MERYEM/7-9)

Gaybı bilendir

Gaybın anahtarları O'nun katındadır, onları O'ndan başkası bilmez, karada ve denizde olanları O bilir ve bir yaprak düşmez ki, onu O bilmesin; ne toprağın karanlıklarında bir tane, ne de kuru ve yaş hiçbir şey yoktur ki, o herşeyi açıklayan Kitap'ta bulunmasın. (EN'AM/59)

De ki: Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler. (NEML/65)

Şüphesiz ki, kıyamet saatinin bilgisi Allah yanındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde ne varsa (erkek veya dişi oluşunu, renk ve özelliklerini) O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilir, her şeyden haberdardır. (LOKMAN/34)

Ve Allah demişti ki: "Ey Meryemoğlu İsa, sen mi insanlara: 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki tanrı edinin' dedin?". "Hâşâ, dedi, sen yücesin, benim için gerçek olmayan birşeyi söylemem bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gaybları bilen yalnız sensin, sen!" . (MAİDE/116)

Sana, ne zaman kopacak diye kıyamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde koparacak olan O'ndan başkası değildir. Onun ağırlığına göklerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu çok iyi biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler. (A'RAF/187)

Hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır

Kitaptan ilmi olan kimse ise, "Gözünü açıp kapamadan, ben onu sana getiririm" dedi. (Süleyman) onu (Melike'nin tahtını) yanıbaşına yerleşivermiş görünce, "Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, o bilsin ki Rabbim müstağnidir, çok kerem sahibidir." (NEML/40)

Cihad eden ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, âlemlerden müstağnidir. (ANKEBUT/6)

Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız. Allah ise zengin ve her hamde lâyıktır. (FATIR/15)

Bir tatlı dil ve kusurları bağışlamak, arkasından eza ve gönül bulantısı gelecek bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, halimdir, yumuşak davranır. (BAKARA/263)

İşte sizler Allah yolunda harcamaya çağrılan kimselersiniz. İçinizden kiminiz cimrilik ediyor. Ama cimrilik eden ancak kendi zararına cimrilik eder. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer siz Hakk'tan yüz çevirirseniz Allah yerinize başka bir kavim getirir. Sonra onlar sizin gibi olmazlar. (MUHAMMED/38)

Musa dedi ki: Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz, iyi biliniz ki Allah hepinizden zengindir, hamdedilmeye layıktır. (İBRAHİM/8)

Her varlığın muhtaç olduğudur

Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız. Allah ise zengin ve her hamde lâyıktır. (FATIR/15)

Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O'na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir (İHLAS/2)

Bütün eksikliklerden uzaktır

Oraya geldiğinde şöyle seslenilmişti: "Ateşin bulunduğu yerdeki ve çevresindekiler mübarek kılınmıştır! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!" (NEML/8)

Allah, O'dur ki, sizi yarattı, sonra da size rızık verdi, sonra sizi öldürür, sonra sizi diriltir. Hiç sizin ortak koştuklarınızdan, bunlardan birini yapacak olan var mı? Allah, onların ortak koştuklarından münezzeh ve yücedir. (RUM/40)

Onlar gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmakla yorulmayan Allah'ın ölüleri diriltmeye de kadir olduğunu görmüyorlar mı? Evet şüphesiz ki, O'nun herşeye gücü yeter. (AHKAF/33)

Doğurmamış ve doğurulmamıştır

Doğurmadı ve doğurulmadı (İHLAS/3)

Dediler ki: "Allah, kendine çocuk edindi". O, böyle şeylerden münezzehtir. O, müstağnidir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Bu hususta elinizde hiç bir delil yoktur. Allah'a karşı bilmediğiniz bir şeyi neden söylüyorsunuz? (YUNUS/68)

Çocuk edinmek asla Allah'ın şanına yakışmaz. O bundan münezzehtir. O, bir şeyin olmasını dilerse, ona sadece "ol" der, o da oluverir. (MERYEM/35)

Mülkün tek sahibidir

Bilmez misin ki, hakikaten göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır, hepsi O'nundur. Size de Allah'dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. (BAKARA/107)

Göklerin ve yerin kilitleri O'na aittir. O dilediğine rızkı genişletir ve daraltır. Şüphesiz ki O, her şeyi hakkıyla bilir. (ŞURA/12)

Her şeyin hazineleri yalnız bizim yanımızdadır. Fakat biz, onu ancak ihtiyaca göre, belli ölçülerde veririz. (HİCR/21)

Bütün göklerde olanlar, bütün yerdekiler, bu ikisinin arasında ve toprağın altıda bulunanlar O'nundur. (TAHA/6)

O Allah'ın (yolu) ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Şiddetli bir azabdan dolayı vay kâfirlerin haline! (İBRAHİM/2)

Göklerin, yerin ve bunlarda bulunan herşeyin mülkü Allah'ındır. O herşeye kâdirdir. (MAİDE/120)

Her şeyin varisidir

Elbette biz diriltiriz ve biz öldürürüz! Ve hepsinin varisleri de biziz. (HİCR/23)

Şüphesiz biz bütün yeryüzüne ve üzerindekilere varis olacağız. Ve onlar da mutlaka bize döndürüleceklerdir. (MERYEM/40)

Biz, maişetleriyle şımarmış nice memleketi helak etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmiştir. Onlara biz varis olmuşuzdur. (KASAS/58)

Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin sahibidir

O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, bütün doğuların da Rabbidir. (SAFFAT/5)

Açın gözünüzü! Göklerde kim var, yerde kim varsa hep Allah'ındır. Allah'dan başkasına tapanlar dahi, Allah'a ortak koştuklarına uymuş olmuyorlar, ancak zanna uymuş oluyorlar. Ve yalandan başka bir şey söylemiyorlar. (YUNUS/66)

O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir. O halde, O'na ibadet et ve O'na ibadet etmekte sabırlı ol. Hiç sen Allah'ın ismini taşıyan başka birini bilir misin? (MERYEM/65)

Her şeyi ölçüyle yaratandır

Göğü yükseltti ve mizanı koydu. (RAHMAN/7)

Bilsin diye ki, onlar Rablerinin elçiliklerini yerine getirmişlerdir. Allah onlarda bulunan her şeyi kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır. (CİN/28)

Bu kitabı ve ölçüyü hakla indiren Allah'tır. Ne bilirsin, belki de kıyamet saati yakındır! (ŞURA/17)

Biz ise herşeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz. (NEBE/29)

And olsun ki Allah onların hepsini kuşatmış, kendilerini ve yaptıklarını bir bir saymıştır. (MERYEM/94)

Her dişinin neye gebe olduğunu Allah bilir. Ve rahimler ne eksiltir, ne arttırır, onu da bilir. O'nun katında her şeyin bir ölçüsü vardır. (RA'D/8)

Eğer Allah rızkı kullarına bol bol verseydi, mutlaka yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Fakat O dilediğini belli bir ölçüye göre indiriyor. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, onları hakkıyla görür. (ŞURA/27)

Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur. (TALAK/3)




allah büyüktür, allahın isimleri, allahın vasıfları, allahın yardımı, esmaül hüsna anlamaları, resimli mesajlar, ayetler, allahın varlığı ve birliği, allahın gücü, allah ile ilgili ayetler

ALTIN SÖZLER-2

6 Haziran 2017 Salı / No Comments
altın sözler, en güzel sözler, hikmetli sözler, özlü sözler, atasözleri, ayetler, hadisler, allahı sevmek, alçakgönüllülük, adalet, ana baba hakkı, arkadaş, ahlak

ALLAH'I SEVMEK

Ey kişi, kalbinde Allah sevgisinden başka bir şey olmadığı zaman bil ki çok zenginsin. (İbni Vefa)

Bir kimse Allah'ı seviyor, O'na itaat ediyorsa sen de onu sevmek zorundasın. Çünkü iyi kimseyi seven Allah'ı sevmiş olur. (Ebû Said Hasan Basri)

ALLAH İÇİN SEVMEK

Ömrüm boyunca oruç tutsam, hiç uyumadan geceleri ibadetle geçirsem, malımı parça parça Allah yolunda infak etsem, fakat gönlümde Allah'a itaat edenlere karşı bir sevgi, isyan edenlere karşı bir nefret duymasam, bütün bu yaptıklarımdan bir fayda göremem. (Abdullah bin Ömer)

ALLAH KORKUSU

Allah korkusuyla dökülen gözyaşları, ariflerin ibadetleridir. (Hz. Ali)

Vezir, padişahtan korktuğu kadar Allah'tan korksaydı melek olurdu. (Sâdi)
Kıyamet günü her göz ağlayacaktır. Ancak Allah Teâlâ'nın haram kıldıklarına bakmayan, Allah için uykusuz kalan, Allah korkusundan ağlayan gözler, ağlamayacaktır. (Safvan bin Süleyman)

ALLAH KATINDA İYİ OLMAK

Alla Teâlâ'nın senin hakkındaki bilgisi, insanların senin hakkındaki bilgisinden daha iyi olmalı. Bunun için yalnız olduğun zaman hal ve hareketine, insan içinde olduğundan daha çok dikkat etmelisin. (Hamdun Kassar)

ANA-BABAYA HÜRMET

Sen, babanın hakkına riayet edersen, oğlun da senin hakkına riayet eder. (Hz. Ali)

ARKADAŞ

En büyük belalardan biri, anlaşamadığın halde ayrılma imkanın olmayan arkadaştır. (Muhammed er-Rasibi)

Komşusu, akrabası ve arkadaşı tarafından iyi denen kimse gerçekten iyidir. (Hz. Ömer)

Aralarında yaşayabileceğin samimi arkadaşlar edin; çünkü onlar iyi günlerde gönül şenliği, kötü günlerde yardımcıdırlar. (Hz. Ömer)

Dünyada arsız kimseyle arkadaş olmak, ahirette insanı mahcub eder. (İmam Şafii)

Ufak bir yanlış hareketinle üzülecek, darılacak kimseye çok güvenme. (İmam Şafii)

AHLÂK

Güzel ahlâk, suyun kiri yok ettiği gibi kusuru yok eder. (Hz. Ali)

AHMAK-AHMAKLIK

Aptallığın en büyüğü, övmede ve yermede aşırılığa kaçmaktır.

İki şey ahmaklığa dalâlet eder: Hiç bir sebep yokken gülmek; sormadan haber vermek. (Malik bin Dinar)

Ahmağı tanımakta en kesin ölçü, onun Allah'a inanıp inanmadığıdır. Böylelerinin deneysel bilgileri, marifetleri hiçbir değer ifade etmez. (İmam Rabbani)

İlim cehaleti kaldırır, fakat ahmaklığa birşey yapamaz. (A.Arvasi)

AKIL

Bir adamın aklının derecesini soru sormasından anlarım. (Hz. Ömer)

Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edeb gibi miraz, ilim gibi şeref olmaz. (Hz. Ali)

Akıl kemal bulunca boş sözler zeval bulur (yok olur.) (Hz. Ali)

En büyük servet akıldır. (Hz. Ali)

Dünyalığı artınca sevinenler, hergün eksilmekte olan ömrüne üzülmeyenler arasında aklı noksan olmayan yoktur. (Ebû'd-Derda)

Akıllı olan üç kimseyi hafife almaz; Alimleri, hükümdarları, dostları. Alimleri hafife alanın ahireti gider, sultanları hafife alanın dünyası gider, dostlarına mürüvveti olmayanın dostluğu gider. (Abdullah b. Mübarek)

Akıl yeryüzünden kalksa bile hiç kimse akılsız olduğuna inanmaz. (Sâdi Şîrâzî)

İki şey akıl hafifliğini gösterir: Konuşacak yerde susmak, susacak yerde konuşmak. (Sâdi Şîrâzî)

ALAY ETMEK

Şirkten sonra en büyük günah, insanlarla eğlenip alay etmektir. (Vehb ibni Münebbih)

ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK (TEVÂZU)

İbâdetlerin en faziletlisi tevazudur. (Hz. Aişe)

Her kim kendisini kıymetli bilirse onun tevâzûdan nasibi yoktur. (Mâlik b. Dinar)

Tevâzu yaptığın güzel işlere bakıp kendini beğenmemen ve şımarmamandır. (Ebû Süleyman Dârânî)

Tevâzu kimden olursa olsun hakkı (doğruyu, gerçeği) kabul etmendir. (Fudayl b. İyad)

İnsanoğlu topraktan yaratılmıştır, eğer toprak gibi alçakgönüllü olmazsa insan değildir. (Sâdî)

Tevâzu ne dünyada ne de ahirette hiç kimseyi kendine muhtaç görmemendir. (Hamdun Kassar)

Her türlü iyilik bir evde toplanmış ve onun anahtarı tevâzu olmuştur. Her türlü kötülük bir evde toplanmış ve onun anahtarı kibir olmuştur. (Yusun bin Hüseyin)

ADALET

Kılıcın yapamadığını adalet yapar. (Kanuni Sultan Süleyman)

adalet, ahlak, alçakgönüllülük, allahı sevmek, altın sözler, ana baba hakkı, arkadaş, atasözleri, ayetler, en güzel sözler, hadisler, hikmetli sözler, özlü sözler, 

YA RASULLALLAH

19 Mayıs 2017 Cuma / No Comments
Hz. Muhammedin hayatı, son peygamber, peygamberler tarihi, mekke, medine, Suudi Arabistan, araplar, hadisler, sahabeler, Mescid-i Nebevi, Mescid-i Aksa, ayetler

Ne kadar da sana muhtaçız Ya Rasullallah! 
*
Alemlerin Efendisi, İki Cihan Serveri, 
Gül Muhammed, Son Peygamber... 
*
Olmasaydın olmazdık. 
*
İlk yaratılan insan Hz. Muhammed(sav)  
*
Alemler O'nun hürmetine yaratıldı. 
*
Yetimlerin babası. 
*
Ahmedi Mahmudu Muhammed Mustafa(sav)  




altın sözler, araplar, ayetler, hadisler, Hz. Muhammedin hayatı, medine, mekke, Mescid-i Aksa, Mescid-i Nebevi, peygamberler tarihi, peygamberlerin hayatı, sahabeler, son peygamber, Suudi Arabistan,