Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

Browsing Category "bayrak"

MİLLET RUHU!

31 Ocak 2020 Cuma / No Comments
asırlar boyu, esaret, gelenek, millet nedir, ulus nedir, millet ve ulus arasındaki fark, millet ruhu, milliyetçilik, mülteci, şehadet, tarih, türk devletleri, türk milleti, türk tarihi, ülkücülük,
türk bayrağı, esaret, gelenek, millet nedir, millet ruhu, millet ve ulus arasındaki fark, milliyetçilik, bayrak, şehadet, tarih, türk devletleri, türk milleti, türk tarihi, ulus nedir, ülkücülük, 
MİLLET RUHU

Türk Milleti asırlar boyunca devletler kuran bir gelenekten gelmektedir.
Boyunduruk altında yaşamayı asla kabul etmemiştir.
Mülteci olmamış, hiç bir devlete sığınmamıştır.
Gerektiğinde kanını dökmekten, canını vermekten çekinmemiştir.
Tarihe altın harflerle özgürlük mücadelesini yazmıştır.
Kanı ile şehadet yazan bir milletin tarihinde esaret olmaz...

*

MİLLET-ULUS FARKI?

Bugün, bir vakitler dilde yapılan aşırı arılaştırmanın zararlarını çekiyoruz. Maddî-mânevî türlü ortaklıkların bir vatan üzerinde bir araya getirdiği büyük camiaya millet deniyor. 

Bu bir Arapça asıllı kelime. Bu kelime bir dönem Türkçe’den atılarak yerine ulus kelimesi konmak istendi. Millet Arapça asıllı. Ulus ise Moğolca. Bir büyük dil unsurunu, bir kavme millet şuurunu veren kelimeyi sırf Arapça diyerek dilinizden ihraç edip Moğolca’dan Türkçe’ye girmiş kelimeyi sun’i bir şekilde onun yerine ikame etmeye kalkışırsanız o gün olmasa bile 25 veya 50 sene sonra bile mefhumlar kargaşasına, kavramlar kavgasına yol açar buradan da sosyal ve kültürel çatışmalara gidersiniz. Çünkü müşterekler ortadan kalkar. Bir dönem bazıları birinci, diğerleri ikinci kelimeden kaçındılar, bu kelimeler, o kimseyi çözmek için şifre gibi görüldü. Şu gün sözlükler ulus ve millet kelimelerini eş anlamlı olarak veriyor. Konuşmalar da bu şekilde olmakta. Doğrusu bu değil. Ulus, bir millet içindeki alt kavimlerden her biridir. Fakat bu gerçek zaman içinde unutulmuştur. 

Türkiye’de Türk milleti vardır. Bu milletin içinde de Çerkezler, Kürtler, Boşnaklar, Araplar, Arnavutlar vs. yaşıyor. Eğer bu farkı bilmez, yeniden gündeme getirip vicdanlara kabul ettiremezseniz bazı birleştirme çabalarında zorlanırsınız. Tek bayrak, tek vatan, tek millet, tek dil.. Gündemde bu söylem var. Yanlış mı? Değil. Ama slogandan kurtarıp onu izah etmek, kabul ettirmek lazım. Sloganlar bize bir şey katmadı. Dil unsuru da tıpkı millet-ulus farkı gibi. Onun için “ulus devlet” tabiri hatalıdır. Türkiye Cumhuriyeti bir millî devlettir. Ulus dersen alt kavim durumuna düşersin. Türkçe, milletin dilidir. Ulusun dili ise çok ayrıdır. Yurdumuzdaki Çerkez, Kürt, Arap ulusları kendi aralarında kendi ana dillerini kullanmaktadırlar. Kullanabilmeleri de haklarıdır. Zaten çok şey bu hakkın yasaklanmasından doğdu. Türk milletini temsil eden bayrak bellidir. Türk milleti var ki bayrağı var. Bu bayrak sadece kendi semalarımızda değil. 

NATO’da BM’de AP’de hemen her ülkedeki elçilik ve konsolosluğumuzda dalgalanmakta. Bu milletin resmi dili Türkçe’dir. Osmanlıda da Türkçe resmi dildi. Zaten vatan tek olmazsa millet birliği kalamaz. Türkçe de vatan da bugün budanmış ağaç gibi. Türkçe konuşan Türk, dün bir imparatorluk yönetiyor, dünyaya hükmediyordu. Bugünse bir avuç Kürdü idare edemiyoruz. Üstelik onlar din kardeşimiz.

asırlar boyu, esaret, gelenek, millet nedir, ulus nedir, millet ve ulus arasındaki fark, millet ruhu, milliyetçilik, mülteci, şehadet, tarih, türk devletleri, türk milleti, türk tarihi, ülkücülük, 

VATAN SEVGİSİ

23 Ocak 2020 Perşembe / No Comments
albayrak, anadolu, atalarımız, ay yıldız, bayrak, vatan borcu, vatan sözleri, vatan nedir, vatan ile ilgili sözler, bedel ödemek, ezan, görevlerimiz, kutsal emanetler, millet, resimli mesajlar, resimli sözler,
albayrak, anadolu, atalarımız, ay yıldız, bayrak, bedel ödemek, ezan, görevlerimiz, kutsal emanetler, resimli mesajlar, resimli sözler, vatan borcu, vatan ile ilgili sözler, vatan nedir, vatan sözleri, 
VATAN İÇİN BEDEL ÖDEMEYE HAZIRIZ

Dedelerimiz nasıl bedel ödediyse, 
biz de o bedeli ödemeye hazırız.
Toprak; bedel ödendiğinde Vatan olur,
Bayrak; uğrunda can verilirse Bayrak olur...
Anadolu toprağı Vatan'dır, 
Ay Yıldızlı Al Bayrak ise gerçek Bayrak'tır.
Atalarımız ne pahasına olursa olsun;
Vatan toprağını çiğnetmemiş, 
Bayrağı indirtmemiş ve 
Ezanı dindirtmemiştir.
Emanetler ve Görev torunlarındadır.

*

Vatanla İlgili Sözler

Sizinle düşman olan birini affedebilirsiniz ama vatanınıza düşman olan birini asla affetmeyiniz.
*
Mustafa Kemal Atatürk vatan ile ilgili bir sözünde: “Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır. “demiştir.
*
Vatan öyle kutsaldır ki onun uğruna ölen sorgusuz sualsiz cennete gidecektir.
*
Bu vatan, bu vatan için kanlarını akıtanlarındır, yüzyıllar boyunca dalgalanan ay yıldızlı bayrak için canlarını verenlerindir.
**
Bugün vatan tehlikede iken rahatı için yatanların, yarın yatacak bir vatanı olmayacaktır.
*
YükseI Türk senin için yüksekIiğin hududu yoktur. İşte paroIa budur. M. Kemal Atatürk
*
Vatan sevgisi farklı görüşteki insanları bir araya getiren en büyük sevgidir.
*
BayrakIarı bayrak yapan, üstündeki kandır. Toprak, eğer uğrunda öIen varsa, vatandır. ((Mithat Cemal Kuntay))
*
Bu vatan için savaşan ve bu vatan uğruna şehit düşen, bu vatan var oldukça yaşayacaktır.
*
Benden eyerimi isteyiniz vereyim, atımı isteyiniz vereyim. Fakat vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin veremem. ((Mete Han))
*
Vatan yurdu için çalışan çalışkan ve azimli insanların çabası sayesinde yükselecektir.
*
Vatan sevgisi ilkokulda çocuklarımıza verilmelidir. Bu vatanın nasıl kazanıldığı anlatılmalıdır ki; nasıl bir toprağın üzerinde yaşadığını bilsin.
*
Vatanın taş, kaya da olsa bir karış toprağı verilmez.
*
Dedelerimizin kanları ile alınan vatan, bizlerin canını almadan verilmez.
*
Vatan onu koruyan ve üzerinde yaşayan millet oldukça vatandır.
*
Mehmet Akif Ersoy’un vatanla ilgili sözü çok manidar ve düşündürücü: “Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor; bir hilal uğruna, ya rab, ne güneşler batıyor. “
*
Vatan aşkını artırmak için en emin yoI, bir müddet yabancı bir memIekette kaImaktır.(WiIIiam Shenstone)
*
KıIıçIa aIınan vatan, para iIe satıImaz. II. AbdüIhamid
*
Vatanımızı seveIim; orası babaIarımızın da üIkesidir. SchiIIer
*
İnsanın kendi vatanı için yaIan söyIemesi, bir yurtseverIik sanatıdır; buna dipIomasi derIer. Ambrose Bierce
*
Vatan bir miIIetin evidir. Ahmet Mithat
*
Vatan için yaşamak, vatanın terakki ve teaIisine çaIışmak da vatan için öImek kadar şerefIidir. Gerigori Petrof
*
Hayatını vatan yoIunda kaybeden, hiçbir zaman öImez. G. HippeI
*
Dedem koynunda yattıkça benimsin ey güzeI toprak, neIer yapmış bu miIIet, en yakın tarihe bir sor bak. SüIeyman Nazif
*
Vatan sevgisi ahIakta iyiIiği, ahIakta iyiIik de vatan sevgisini meydana getirir. Montesquieu
*
Vatan, çaIışkan insanIarın omuzIarı üstünde yükseIir. Tevfik Fikret
*
Vatana oIan borcunu ödemeden öIen insan bedbahttır. J. FIetcher
*
O da gazi oImak istedi; fakat ona anIatmak gerekti ki şehit oImayı göze aIamayan, gazi oIamazdı. Arif Nihat Asya
*
Toprak, devIetin temeIidir, hiç kimseye veriImez. Mete Han
*
Vatan sevgisi; ruhIarı, kirden kurtaran en kuvvetIi rüzgârdır. Mustafa KemaI Atatürk
*
Vatan, bize kıIıcımızın ekmeğidir. Namık KemaI
*
Bu memIeket tarihte Türk’tü. Bugün de Türk’tür ve ebediyen Türk oIarak kaIacaktır. Atatürk
*
Vatanına sadakatIe hizmet edenin ataIara ihtiyacı yoktur. VoItaire
*
En yüksek vatan ve hayırseverIik, kanunIarı değiştirmek ve müesseseIeri ısIah etmekIe değiI; insanIarın serbestçe kendiIerini ısIah etmeIerine ve kendi kendiIerini yetiştirmeIerine, yardım etmekIe eIde ediIir. SamueI SmiIes
*
Benden eyerimi isteyiniz vereyim, atımı isteyiniz vereyim. Fakat vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin veremem. Mete Han

albayrak, anadolu, atalarımız, ay yıldız, bayrak, vatan borcu, vatan sözleri, vatan nedir, vatan ile ilgili sözler, bedel ödemek, ezan, görevlerimiz, kutsal emanetler, millet, resimli mesajlar, resimli sözler, 

AŞKIMIZ AL BAYRAK!

/ No Comments
aşk, ay yıldız, Bağdat şarkısı, bayrak, bayrak aşkı, dünyanın en büyük aşığı, resimli mesajlar, resimli sözler, türk milleti, uğrunda ölmek, vatan, vatan aşkı,
aşk, ay yıldız, Bağdat şarkısı, bayrak, bayrak aşkı, dünyanın en büyük aşığı, resimli mesajlar, resimli sözler, türk milleti, uğrunda ölmek, vatan, vatan aşkı, 
AŞKIMIZ AL BAYRAK!
aşk, ay yıldız, Bağdat şarkısı, bayrak, bayrak aşkı, dünyanın en büyük aşığı, resimli mesajlar, resimli sözler, türk milleti, uğrunda ölmek, vatan, vatan aşkı, bağdat şarkısı
Her insanın bir aşkı vardır . 
Vurulur, tutulur, canından aziz bilir.
Biz doğuştan Ay Yıldızlı Al Bayrağa aşık olmuş bir milletiz.
*
Biz, dünyanın en büyük aşığı olabiliz . 
Biz uğrunda yüz kere bin kere ölebiliriz . 
Biz Ali'yiz , Fatma'yız , Fatih'iz , Ayşe'yiz 
Biz bu Bayrağı , haine , alçağa , soysuza çiğnetmeyiz...

şk, ay yıldız, Bağdat şarkısı, bayrak, bayrak aşkı, dünyanın en büyük aşığı, resimli mesajlar, resimli sözler, türk milleti, uğrunda ölmek, vatan, vatan aşkı, 

VATAN

7 Şubat 2019 Perşembe / No Comments
allah, aziz, bayrak, dua, düşman, hain, koru, korumak, terör, terörist, vatan, vatan borcu, vatan nedir, vatan kelime anlamı, vatan şiiri, vatan hadisler, islamda vatan, dinimizde vatan, vatansever kimdir

VATAN

1- Vatan Kelime Anlamı Nedir ?

Bir kimsenin doğup büyüdüğü; bir milletin hâkim olarak üzerinde yaşadığı, barındığı, gerekirse uğrunda canını vereceği toprak. Bir kimsenin yerleştiği yere de vatan denir. Vatan ile yurt aynı mânâdadır. Vatanın geniş mânâda târifi ise ülkedir.

Vatan, milleti meydana getiren değerlerin başında gelir. Millet dediğimiz varlık vatan denilen toprak parçası üzerinde yaşar. Vatan dar mânâda yalnızca doğup büyünen, üzerinde yaşanan toprak parçası değildir. O, bir milletin tamâmının barındığı ülke veya ülke topraklarıdır (Bkz. Ülke). Bir kimse bağlı bulunduğu ülkenin vatandaşı, yurttaşıdır. Ülke, vatan toprağının altında yatan şehitlerin hâtıralarıyla kutsaldır. Vatan, topraklarından başka deniz ve hava sahalarını da içine alır. Gemiler ve uçaklar temsil ettikleri ülkenin bayrağını çekmiş olarak dolaştıkları vakit de tek başına vatan kabul edilirler.

İnsanların daha yaratılışından içlerinde, vatan sevgisi bulunur. Vatanını seven, haysiyetli ve şahsiyetli insanların vatana bağlılıkları sebebiyle uğrunda her şeylerini seve seve fedâ edebilecekleri bâzı kutsal değerleri vardır: Din, dil, şeref, nâmus, ırz gibi değerler bunların başında gelir. Vatanı korumak; dîni, îmânı, nâmusu korumak gibidir. Bu uğurda canlar fedâ edilir. Yâni vatanı sevmek kadar korumak da önemlidir. Vatanını korumak ve saldıranlara karşı canla başla karşı koymak yüce dînimiz İslâmın emirlerindendir. Kur’ân-ı kerîmde Bakara sûresi 190. âyet-i kerîmede meâlen; “Size savaş açanlara karşı, Allah yolunda savaşın, aşırı gitmeyin. Doğrusu Allahü teâlâ aşırı gidenleri sevmez.” buyrulmaktadır. Peygamber efendimiz de; “Allahü teâlâya îmândan sonra en fazîletli ibâdet, vatan savunmasıdır.” buyurur.

Târih boyunca milletler, üzerinde yaşadıkları vatan toprağı uğrunda kan akıtmışlardır. Şâir bunu;

Toprakları toprak yapan üstündeki kandır,

Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.

sözüyle îzah etmiştir. Bütün bunlar, ancak milletin varlığıyla mümkündür. Bir milletin var olabilmesi, bir devletin varlığına; devlet de vatanın mevcudiyetine bağlıdır. Vatan olmasa millet de, devlet de olmaz. İnsanlık haysiyeti ve şerefi hiç kalmaz. Bunların muhâfazası yine vatanı sevmekle mümkündür. Vatan sevgisi, kişilerin çeşitli tesirler altında kalmasıyla zamanla artar veya eksilir. İnançlı bir kimse mutlaka vatanını sever. Peygamberimiz Muhammed alehisselâm; “Vatan sevgisi, îmândandır.” buyurmuştur.

Vatanından ayrı kalan vatanını özler. Bunun böyle olduğunu altın kafesteki bülbül misâli de anlatmaktadır: Bülbülü altın kafese koymuşlar “Ahhh! Vatanım” demiş.

Her nîmete sâhip olan, iyi iklimi, bol suyu, zengin mâden yataklarıyla dünyâda eşi bulunmayan vatanımız Türkiye, onu yükseltecek hakikî vatanseverlere muhtaçtır. Ancak bu hakikî vatanseverler; el ele vererek, birbirlerini sayarak, koruyarak, Türk ve Müslüman ismini taşıyan bozuk fikirlilerin ve vatan düşmanlarının saçma ve sapık yayınlarını, sözlerini reddederek, durmadan çalışarak, yirminci asrın fen ve teknolojisine ulaşarak ve hattâ onu da geçerek, bu kudsî vatanı lâyık olduğu dereceye ulaştırabilirler.

BİR YOLCUYA

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın

Bu toprak bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver bu sâkit yığın

Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda

Gördüğün bu tümsek Anadolu’nda

İstiklâl uğrunda, nâmus yolunda

Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele

Son vatan parçası geçerken ele

Mehmed’in düşmanı boğduğu sele

Mübârek kanını akıttığı yerdir.

Düşün ki haşrolan kan, kemik, etin

Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin

Bir harbin sonunda bütün milletin

Hürriyet zevkini tattığı yerdir...Necmeddin Halil Onan

2-)VATAN 

Bir kimsenin yerleşip yurt edindiği yer. Sığır ve koyun ağılı. Çoğulu "evtân"dır. Vatan sözcüğü "vatane" fiilinden bir isim olup, fiil anlamı; yerleşmek, ikamet etmek demektir. Aynı fiilin if'âl ve tef'îl babı ise; yurt edinmek, kendisini alıştırmak anlamına gelir. Aynı kökten yer ismi olan "mevtın" sözcüğü ise; yer, yurt, toplantı yeri, savaş sahnesi anlamlarına gelir. Çoğulu "mevâtın" dır. 

Kur'ân-ı Kerîm'de yurt, vatan anlamında "ed-dâr" lafzı kullanılır. "Dünya hayatı eğlence ve oyundan başka bir şey değildir: Âhiret yurdu ise, Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız?" (el En'âm, 6/32). "Biz onlara ahiret yurdunu hatırlama özelliği verdik" (Sa'd 38/4). Vatan kelimesi Kur'ân'da geçmez, bu kökten "mevtın"in çoğunu "mevâtın" yer ve mevki anlamında bir âyette şöyle kullanılır: "Şüphesiz ki Allah size bir çok yerde ve Huneyn savaşı yapıldığı günde yardım etmişti" (et-Tevbe, 9/25). 

Hadislerde ise "vatan" ve "mevtın" sözcükleri; yer, mevki, yurt, belde ve ülke anlamlarında kullanılmıştır. Hadiste "O, benim vatanım ve yurdumdur" (Ebû Dâvud, İmâre, 36) buyurulur. Burada "vatan" ve "dâr" eş anlamlıdır. Abdullah b. Ömer'in naklettiği; "Rasûlüllah (s.a.s) yedi yerde namaz kılınmasını yasaklamıştır. Bunlar; çöplük, hayvan kesilen yerler, mezarlık, yol kenarı, hamam, deve ağılı ve Beytullah'ın üstünde namaz kılmak" (Tirmizî, Mevâkît, 141). Burada "mevâtın" (yer, yerler) anlamında çoğul kullanılmıştır. 

Günümüzde vatan sözcüğü belli bir topluluğun hakim güç olarak yaşadığı, sınırları belirli toprak parçasını ifade etmektedir. Böyle bir beldeye "ülke" veya "yurt" denildiği gibi, tebeasına da "vatandaş" veya "yurttaş" denir. 

İslâmî açıdan yurt veya vatan "dâr" sözcüğü ile ifade edilir. Bu da İslâm toplumunun yaşadığı ve hâkim olduğu yerler için "dârul-islâm" düşman elinde bulunan ülkeler için de "dârul-harp" olarak ifade edilir. İslâm fıkhında dâr; "bir Müslüman veya gayrimüslim idarecinin hâkimiyeti altında bulunan ülke" olarak tarif edilir (İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, Bulak, 1272, III, 247). 

Dünya ülkelerinin dârulislâm ve dârulharp olarak ikiye ayrılması Kur'ân ve sünnette yapılmış bir tasnif değildir. Bazı muasır Müslüman müellifler bu taksimi olaylar ve siyasî şartlar karşısında fakihlerin yapmış olduğunu belirtmişlerdir (Ahmet Özel, İslâm Hukukunda Ülke Kavramı, İstanbul,1988, 79). Muteber hadis kaynaklarında yer almayan ve daha çok Hanefîlere delil olarak kullanılan bazı hadislerde bu tabirlerin kullanıldığı görülür. Şu hadisler örnek olarak verilebilir: "Dârulharp'te hâdler uygulanmaz" (ez-Serahsî, el-Mebsût, IX,100; Zeylaî, et-Tebyîn, I, Baskı, Bulak,1313, IV, 97; İbnü'l-Hümam, Fethu'l-Kadîr, Mısır, 1319, IV,178). " Dârulharp'te Müslümanla harbî arasında faiz yoktur" (es-Serahsî, a.g.e., X, 28, XIV, 56; Zeylaî, a.g.e., IV, 97; İbnü'l-Hümâm, a.g.e., VI, 178). " Dârulislâm kendinde bulunanı saldırıdan korur darulharp de içinde bulunanı mübah kılar" (el-Mâverdî, el-Ahkâmu's-Sultâniyye, 2. baskı, Kahire, 1966, 60). Buharî (ö. 256/869), 

"Sahîh" inde başlık olarak daru'l islâm ve dârul-harp ifadelerini kullanmış ise de, bu başlık altında verilen hadislerde bu terimler yer almamıştır. Buhârî, hadislerin mefhumunu dikkate alarak bu başlıkları koymuş olmalıdır (bk. Buhârî, Sahîh, Cihad IV, 31, 33; Aynî, Umdetu'l-Kârî, Kahire 1348, XIV, 303). 

Asr-ı Saadette dârulislâm ve darulharp kavramının ortaya çıkışı şu şekilde olmuştur. Mekke döneminde mü'minlerin sayısı az olup, güç bakımından bağımsız yaşayabilecek durumda değillerdi. Çünkü Mekke yöresinde yönetim ve ekonomik güç müşriklerin el-indeydi. Zaten İslâm'ın devlet sisteminde gelmişti. 

İslâm'ın ilk zamanlarında davet ve ta'lim işleri Mekke'de Erkam b. Ebi'l Erkam'ın (ö. 13/634) evinde gizlice yürütülmüştü. İçlerinde Hz. Ömer'in (ö. 23/643) de bulunduğu bir çok kimse orada Müslüman olmuştu. Bu yüzden o eve "darûl-İslam" denilmiştir (Hâkim, el-Müstedrek, 1. Baskı, Riyad 1968, Fezâil, III, 502; Zeylaî, Nasbü'r-Râye, III, 477). Buradaki "dâr" sözcüğünün "ev, bina" anlamında kullanıldığı açıktır. 

Diğer yandan Mekke müşriklerinin baskıları artınca Hz. Peygamber, tebeasına zulüm yapmadığı bilinen bir kralın yönettiği Habeşistan'a hicret edilmesini emir buyurdu. Bu ülke için Allah elçisinin " Ârdu sıdk (doğruluk ülkesi)" deyimini kullanıldığı nakledilir. Bunun hukuk terimi olarak bir anlamı yoktur, sadece iş başında doğruluk üzere olan bir yönetimin varlığını ifade eder (bk. İbn Hişâm, es-Sîre, Mısır 1355, I, 339, 340). Mekke döneminde dârülislâm'dan söz etmek imkânı yoktur. Ancak Mekke fethedilinceye kadar bu yörenin dârulharp sayıldığında şüphe yoktur. Nitekim Mâlikî fakihlerinden İbn Kasım (ö. 191/807), dârulharp'te Müslüman olan bir kölenin, İslâm'a girmemiş olan efendisiyle mülkiyet ilişkisini incelerken Mekke için şöyle der: "... Bilal, efendisinden önce İslâm'a girdi. Ebû Bekir de onu alıp azat etti. Ülke de o zaman dârulharp idi, çünkü o sırada Mekke'de cahiliyye devri otoritesi ve hükümleri hâkimdi" (Malik, el- Müdevvene, Mısır 1323, II, 22). 

Hanefilere göre dârulharp'te Müslümanın harbîlerle mal ve para karşılığında bahse girmesi caizdir. Delil; Rum Sûresi'nin ilk âyetleri inince, Hz. Ebu Bekr'in (ö.13/634) müşriklerle girdiği bir bahse Hz. Peygamber'in izin vermesidir. Buna göre, belli bir zaman süreci içinde, ehl-i kitap olan Bizans, Müşrik olan İran'a karşı galip gelecekti. Nitekim zaman Hz. Ebû Bekr'i doğrulamış ve Bizans galip gelmîşti. es-Serahsî (ö. 490/1097), bu bahisle ilgili olarak şöyle der: "...Çünkü Ebû Bekir, Mekke'de, islâm hükümetlerinin uygulanmadığı dâruşşirk'te (şirk ülkesi) idi" (es-Serahsî, el-Mebsût, Mısır 1331, XIV, 57; İbnü'l Hümâm, Fethu'l-Kadîr, VI,178). İbn Abbas (r.anhümâ)'ın hicretten önceki dönem için Medine hakkında da dâruşşirk deyimini kullandığı görülür. O şöyle demiştir: "Allah elçisi, Ebû Bekir ve Ömer de muhâcirlerdendi, çünkü onlar da müşriklerden hicret ettiler. Ensar'dan muhacir olanlar da vardı. Çünkü Medine dâruşşirk idi, onlar da Akabe gecezi Rasûlüllah'a geldiler" (Nesâî, Sünen, Bey'a, 13; Mısır 1348/1930, VII, 145). 

Müslümanlar Medine'ye hicret edip siyasî, ekonomik ve askerî bir güç olarak kendi toplumlarını yönetecek güce kavuşunca İslâm Devlet sistemi uygulaması başlamıştı. İşte artık Medine yöresinde yahudilerle ve diğer müşrik topluluklarla İslâm toplumu arasında bir takım ikili anlaşmalar yapılıyordu. Bu konuda hazırlanan ilk islâm Anayasası'nı örnek verebiliriz (bk. Muhammed Hamidullah, İslâm Peygamberi, I,121 vd,; Salih Tuğ, İslâm Ülkelerinde Anayasa Hareketleri, İstanbul 1970, 35 vd.; Ahmet Akgündüz, Eski Anayasa Hukukumuz ve İslâm Anayasası, 38 vd). 

Böylece Medine'de dârulislâm uygulaması söz konusu idi. Ancak, Mekkeli mü'minlerin hicret ederek yerleşmeleri nedeniyle önceleri Medine bir "dârulhicre" yani "hicret vatanı" durumunda idi. Mekke ise halen "dârul-küfr ve'l-harp" durumundaydı. Çünkü orada hiçbir Müslüman bir yakını veya müşriklerden birisinin himayesi olmadan namaz bile kılamıyordu. İbn Hazm bu durumu şöyle belirtir: "Rasulüllah (s.a.s)'in Medine'si dışında her yer dârulharp, düşmanla çatışma ve cihad alanıydı" (el Hazm, el-Muhallâ, VII, 353). 

Bu duruma göre hicretten önce dârulislam mevcut değildi. Hicretle birlikte Medine yöresi dârulİslam halini aldı. Daha sonra Hz. Peygamber zamanında fethedilen yerler dârul İslam'a katılırken, fetihten sonra Mekke de darulislâm'a katılmış oldu. 

İşte sınırlarla çevrili bir toprağın mü'minlere vatan oluşu bu ölçüler içinde gerçekleşmiştir. Mekke'de doğup büyüyen, mal-mülk sahibi olan ilk mü'minler mal, can, ırz güvenliği, inanç ve ibadet öğürlüğünü tehlikede görünce önce Habeşistan'a daha sonra da Medine'ye hicret ederek öz yurtlarını terketmişlerdir. Ancak bu sürekli terketmekten çok, İslâm'ı serbest yaşayıp yayabilecekleri yeni bir ortam arayışıydı. Nitekim Hz. Peygamber'in hicret için Mekke'den ayrılırken Kâbe'ye doğru bakarak; "Vallahi biliyorum ki, sen hiç şüphesiz Allah'ın yarattığı yerlerin hayırlısı ve Allah'a en sevgili olansın " dediği nakledilir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 305; Dârimî, Sünen, II,156). Yine vatanından kendi isteği dışında çıktığını şöyle belirtir: "Eğer senin halkın, beni senden çıkarmamış olsaydılar, çıkamazdım. Beni, beldelerin sana en sevgili olanında yerleştir" (Ahmed b. Hanbel, IV, 305; Beyhakî, Delâlilünnübilvve, II, 243). 

Diğer Müslümanlar da Mekkelilerin dayanılmaz işkenceleri karşısında hicret için izin isteyince Allah elçisi şöyle buyurmuştur: "Sizin hicret edeceğiniz yurt bana gösterildi. Orasının iki kara taşlık arasında, hurmalık, çorak bir yer olduğunu gördüm. Orası Yesrib (Medine)'dir. Gitmek isteyen oraya gitsin. Orası yakın bir beldedir. siz orayı biliyorsunuz Şam'a giderken ticaret kervanınızın yoludur" (Buhârî, Menâkıbu'l-Ensâr, 45, Ta'bîr, 39; ibn Sa'd Tabakât, I, 226; Abdurrazzak, el-Musannef, V, 387; Beyhakî, Sünen, IX, 9). 

Hicret emri verilince şu âyet inmiştir: "Şöyle de: Rabbim! Beni takdir ettiğin yere gönül rahatlığı ve selâmetle girdir. Oradan gönül rahatlığı ve selâmetle çıkar. Sen bana nezdinden yardımcı bir güç ver" (el-İsrâ,17/80). 

Hz. Peygamber'in yeni yurdu olan Medine'ye hicreti bütün Medîneli mü'minlerce büyük sevinç gösterilerine neden olmuştur. Mü'minler evlerinin damlarına çıkmış, gençler ve hizmetçiler yollara dökülmüş; "Ey Allah'ın Rasulü! Ey Muhammed" diye sesleniyorlardı. Çocuklar ve hizmetçiler yollarda ve damlarda; "Allah'ın elçisi geldi, Muhammed geldi. Allah'ı ekber (Allah her şeyden büyüktür)" sesleriyle ortalığı çınlatıyorlardı (bk. Müslim, Sahih, VIII, 237; Ebu Davud, Sünen, II, 579; "Hicret" maddesi). 

Hz. İbrahim, Ashab-ı Kehf, Yunus (a.s) gibi tarihte yaşadıkları vatanda hak dini tebliğ etme ve yaşama imkânı bulamayanlar da hicret etmişlerdir. Eğer bir kimse yaşadığı ülkede mal, can, ırz, dinî inanç ve dinini koruma ve yaşama hürriyetini kaybetmişse bunları koruyup, dinini yaşabileceği yöreye hicret etmesi gerekir. Nitekim dinini gizleyen bazı mü'minlerin Mekke'de kalması ve zorla sokulduklar Bedir Gazvesinde ölmesi üzerine şu âyet inmiştir: "Nefislerine yazık eden kimselere, canlarını alırken melekler: "Dünyada ne iş yaptınız?" derler. Bunlar; "Biz yeryüzünde güçsüz bırakılmış kimseler idik"diye cevap verirler. Melekler derler: "Allah'ın yeri geniş değil miydi ki, oraya göç etseydiniz". İşte onların durağı cehennemdir. Ne kötü bir gidiş yeridir orası" (Nisâ, 4/97). 

Hanefîlere göre küfür diyarından İslâm diyarına hicret etmek vaciptir. Hanbelîlere göre, bir kimse dârulharp'te dinini açığa vurup yaşıyor olsa bile, Müslümanların sayısını çoğaltmak ve cihada katılmak için bunun darûlislam'a hicreti sünnet olur. Şâfiîlerden el-Mâverdî'ye (ö. 450/1058) göre, 'bir Müslüman küfür diyarında dinini açığa vurabiliyorsa, orası bu kimse için darûlislam hükmünde olur. Onun orada kalması, hicret etmesinden daha faziletlidir. Çünkü onun yardımıyla orada İslâm'ın yayılması umulur (eş-Şevkânî, Neylü'l-Evtâr, VIII, 28, 29). 

Hicret edilecek yerle ilgili duyulabilecek iş bulamama, aç kalma, çevre edinememe gibi endişeleri şu âyet kaldırmaktadır: "Kim Allah yolunda hicret ederse yeryüzünde giderek, barınacak bir çok yerler bulur, genişlik de bulur. Kim evinden Allah ve Rasûlüne muhacir olarak çıkıp da sonra yolda ölürse, onun mükâfatı Allah'a aittir" (es-Nisâ, 4/100). 

Allah'ın elçisi hicreti teşvik etmiştir. Hadiste şöyle buyurulur: "Âllah yolunda hicret eden kimseyi, yüce Allah'ın bağışlaması hak olur" (Tirmizî, Cennet, 4; Ahmed b. Hanbel,V, 240). Muhâcir, hadislerde şöyle tarif edilmiştir: "Gerçek muhâcir, Allah'ın haram kıldığı şeyleri terk eden, yani haramları işlememek için yurdundan ayrılan kimsedir" (Buharî, İmân, I, Rikak, 26; Ebu Davud, Vitr, 2,1 l, 12, Cihad, 2; Nesaî, İmân, 9; İbn Mace, Fiten, 2; Ahmed b. Hanbel, II, 163,192,193, 205). 

İşte belli bir toprak parçası üzerinde yaşayan dil, din, tarih ve kültür birliği bulunan bir toplumun teşkil ettiği birlik ona bir millet özelliği kazandırırken, üzerinde yerleşilen toprak parçası da vatan adını alır. Sınırları belli vatan toprağı, dış saldırılardan korunmuş, içte mal, can, ırz ve namus güvenliği sağlanmış, din ve vicdan özgürlüğü tanınmış olunca mü'minin yaşayabileceği bir belde sayılır. Artık bu ülkenin bir tebeası olarak iç ve dış düşmanlara karşı bu toprakların savunulması özellikle saldırılan ülke mal, can, ırz güvenliği ve dinine sahip olmayı tehdit ediyorsa vacip olur. Çünkü mü'minin bu manevi değerlere sahip olması ve önceden elde ettiği hakları koruyabilmesi belli toprak parçası üzerinde güven içinde yaşamasına bağlıdır. Bu güveni tehdit eden güçlere karşı ülkeyi savunması bir görev olur. 

Nitekim Türkistan, Kafkasya, Kırım, Azerbaycan, Bulgaristan gibi ülkelerde uzun yıllar baskı ve tehdit altında dinî inanç ve ibadet özgürlüğü tanınmayan İslâm toplulukları buğün bu haklarını elde etme imkanına savuşabilmişlerdir. Ancak hicret etmeme yüzünden kültürünü imanını ve Müslümanlığını yitiren ve bu yüzden çok büyük acılar çeken toplumlar da vardır. 

Müslümanların azınlığa düştüğü ve devlet yönetiminde etkili olamadığı yörelerde, Müslümanlar cemaatleşerek İslâm'a uygun eğitim, öğretim ve İslâm'ın güzelliklerini yaşamak, çevrenin de bu adet fazilet ve ahlâk değerlerinden yararlanmasını sağlamak amacıyle gerekli girişim, çalışma ve kurumlaşma yoluna gitmelidir. Bunun yolu bilimsel çalışmalardan geçer. Türkiye gibi büyük çoğunluğu Müslüman olup, beşerî kanunlarla yönetilen ülkelerde ise İslâm'ın bu yüce değerleri toplumun yararlanmasına sunulmalıdır. Çünkü zekât, vakıf yardımlaşma, karz-ı hasen gibi yaygın halk kitlelerine mutluluk getirecek ve servet dağılımında adaletli bir denge oluşturabilecek güçteki İslâmî değerlerin dışlanması veya bunların terkedilmiş durumda bırakılması topluma pahalıya mal olmaktadır. Yapılan istatistik çalışmaları ile meselâ; zenginlik ölçüleri tutan kimselere ait bütün nakit para, döviz, altın ve alıp-satmak üzere elde bulunan tüm ticaret malları, şirket ve fabrikaların döner sermaye, hammadde ve üretilmiş madde ile kesin alacakları kırkta bir zekâta tabidir. Tarım ürünleri onda bir, sulama ile tarım yapılan yerde yirmide bir, madenlerde beşte bir ve hayvanlarda cinse göre belli oranlarda zekât yükümlülüğü gerçekten yoksul kesimîn mesken problemi, yüksek öğretim gençliğinin tümüne yeterli bursu, ve yoksul ailelere geçinecek kadar yardımı ya da gelir getirecek bir iş kurmayı makul sürede sağlayabilecek güçtedir. 

Osmanlı İmparatorluğu uygulamasında önce sultan ailelerinden başlanarak varlıklı kesim özellikle İstanbul, Bursa, İzmir, Kayseri, Konya gibi şehirlerde ve ülkenin diğer yerleşim birimlerinde pek çok vakıf eserler meydana getirmişlerdir. Bununla toplumun eğitim, öğretim faaliyetlerini, sağlık işlerini, din görevlilerinin geçimini, zekât yerine yoksullara daha düzenli yardımı bu vakıflar üstlenmiştir. Günümüzde vakıflar da tarihteki bu güzel fonksiyonu üstlenecek durumdan çıkarılmıştır. Halbuki vakıfların vakıfnâmelerindeki esaslara göre idaresi ve gelirlerinin burada belirlenen yerlere verilmesi gerekirken mütevellilerin yerini alan vakıflar idaresi vakıfnâmeleri dikkate almaz olmuştur. Bu yüzden de vakıfların fonksiyonu eski önemini kaybetmiştir. Bu da toplumun zarar gördüğü önemli bir alandır. Diğer yandan gerçek vakıf hükümlerinin uygulanmaması, takipsizlik ve sorumsuzluk yüzünden vakıfların gelirleri de azalmıştır. Halbuki yetim malı, vakıf malı ve beytülmale ait mal gerektiğinde usulüne göre satılacaksa veya kiraya verilecekse "rayiç bedel" ile verilebilir. Rayiç bedelden fahiş gabin ölçüsünde düşük bedel satım veya kira akdini batıl kılar ve bu idarelerin ya bedeli tamamlatma ya da akdi feshetme hakkı doğar. Fahiş gabin ölçüsü Hanefilere göre gayri menkullerde rayiç bedelden % 20 düşük olan bedeldir. Bu oran hayvanlarda % 10 diğer menkul eşyada % 5 ve daha fazla rayiç bedelin altına inilmesidir. Mecelle'nin kanunlaştırdığı ölçüler de bunlardır (bk. İbn Nüceym el-Mısrî, el-Bahru'r-Râik, Mısır, 1334, 1330/1912, I, 247; Mecelle, mad.165; Hamdi Döndüren, İslam Hukukuna Göre Alım-Satımda Kâr Hadleri, Balıkesir, 1984, 145-147). 

Sonuç olarak vatan ve üzerinde yaşayan tebea unsuru bir bütün olarak düşünülmelidir. Bunlar birbirinin ayrılmaz parçasıdır. Biri diğerine feda edilemez. Pek çok İslâm fakihinin tarif ettiği şekliyle dârulislam; "Müslümanların idare ve hamiyetleri altındaki yerdir" (es-Serahsî, el-Mebsût, X,81, Şerhu's-Siyer, IV,1253). İmam Şâfiî dârulislâm'ı daha geniş olarak tarif etmiştir. O'na göre: a) Müslümanların meskûn bulunduğu yerler, b) Müslümanların fethedip gayri müslim halkı cizye karşılığı yerlerinde bıraktıkları topraklar, c) Önceden İslâm'ın uygulandığı, ancak daha sonra gayri Müslimlerin eline geçen topraklar (Nevevî, Ravdatilt-Tâlibîn, y.y, 1386/1966, V, 433; Ömer Nasuhî bilmen, Istilâhât-ı Fıkhıyye Kâmusu, III, 371). Bu nitelikleri taşımayan yerler de dârulharptir. 

Ancak dârulharp sayılan yerlerde de yukarıda belirttiğimiz gibi İslâm toplumu varlığını korumalı, kültürüne, ve manevî değerlerine sahip çıkmalı, üzerinde yaşanan topraklara saldırı olduğunda da, kendisine düşen görevi yapmalıdır. Çünkü sınırlarla çevrili toprağı koruma ve bakıma orada yaşayan İslâm toplumunun mal, can ve ırzını koruma, din ve vicdan özgürlüğünün devamım sağlama ile eş değerdedir. 

Vatanın Seferiliğe Etkisi: 

İslâm yolcu olanlara ibadetlerde bir takım kolaylıklar getirmiştir. Dört rekatlı farz namâzların iki rek'at olarak kılınması, mestlere mesih süresinin üç güne çıkarması, ramazan oruç günü oruç tutulmayarak daha sonra kaza edilebilmesi gibi. İşte kişinin içinde doğup büyüdüğü veya halen yaşamakta olduğu yerle yolculuk sırasında kaldığı yerler de birer vatan parçasıdır. Buna göre vatan üçe ayrılmıştır. 

a) Aslî Vatan: Bir insanın doğup büyüdüğü veya evlenip içinde yaşamak istediği ya da içinde barınmayı kasd edip, başka yeri vatan edinmek istemediği yere "aslî vatan" denir. 

b) İkamet Vatanı: Bir kimsenin doğduğu, evlendiği ve yerleşmeye karar verdiği yerden ayrılıp yalnız içinde onbeş günden fazla kalmak istediği yere "ikâmet vatanı" denir. Bu yer aslî vatana sefer mesafesi uzakta olmalıdır.

c) "Süknâ Vâtanı: Bir yolcunun kendisinde onbeş günden az oturmak istediği yerde "süknâ vatanı” adım alır. Bu sonuncuya itibar edilmez. Bununla ne aslî ve ne de ikamet vatanı değişmiş olmaz. 

Seferilik konusunda bu vatanlar kendi misli ile veya üstü ile bozulur, aşağısı ile bozulmaz. Meselâ, Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç edip yerleşen kimsenin artık aslî vatanı Türkiye'de oturduğu yer olur. Yine mesela; Kars'ın bir köyündeki mülkünü satarak İstanbul'a yerleşen bir ailenin aslî vatanı İstanbul olur (Ayrıca bk. "Daru'l-İslâm" ve "Darul-Harb" mad.)...Hamdi DÖNDÜREN

3- HADİSLER

Vatan sevgisi îmândandır. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât)

Hanefî mezhebinde üç türlü vatan vardır: Vatan-ı aslî, vatan-ı ikâmet, vatan-ı süknâ. (İbn-i Âbidîn)




allah, aziz, bayrak, dua, düşman, hain, koru, korumak, terör, terörist, vatan, vatan borcu, vatan nedir, vatan kelime anlamı, vatan şiiri, vatan hadisler, islamda vatan, dinimizde vatan, vatansever kimdir

CUMA GÜNÜ DUASI

2 Haziran 2017 Cuma / No Comments
en güzel cuma mesajları, en güzel dualar, cuma günü, cuma tebriği, cuma namazı vakti, cuma namazı nasıl kılınır, vatanım sensin, bayrak, şehit kimdir, türkiye

Cuma Gününün huzur ve bereketi ülkemizin ve milletimizin üzerine olsun. 
*
Cumanız mübarek olsun. 
*
Hayırlı Cumalar 
*
Amin... 





bayrak, cuma günü, cuma namazı nasıl kılınır, cuma namazı vakti, cuma tebriği, en güzel cuma mesajları, en güzel dualar, hayırlı cumalar, şehit kimdir, Türkiye, vatanım sensin, 

VATAN SEVGİSİ

13 Ocak 2017 Cuma / No Comments
bayrak, hadisi şerif, hilal, resimli mesajlar, vatan sevgisi, vatan sevgisi imandandır ne demek, vatansever, vatan sevgisi imandandır hadis, vatan sevgisi imandandır hz muhammed

Vatan sevgisi imandandır.

Vatanını sevmeyen ite Hilalin gölgesi haram olsun!

*
'Vatan Sevgisi İmandandır' sözü Hadis midir?

İslam dini, bir bütün olarak hayatın her yönünü içine alır. Bu nedenle vatan ve devlet anlayışını belirli sınırlar içerisinde değerlendirmiştir. 

Örneğin oturduğu eve veya malına saldırıldığı zaman, onu korumak ve kendini müdafaa etmek dinimizin bir emridir. Bu yolda ölse şehit olur. Vatan ise bütün Müslümanların ortak evidir. Onu korumak ve muhafaza etmek ise Müslümanların ortak görevidir.

Peygamber Efendimiz (asm) Medine’ye hicret edince, orada bulunan Yahudilerle bir anlaşma imzalamıştır. Bu anlaşmada geçen önemli maddelerden biri de "vatanları olan Medine’ye bir saldırı olursa beraber savunma yapacakları" konusuydu. Demek ki vatanımızı korumak için gayri müslimlerle bile anlaşma yapılabilir ve vatan ne pahasına olursa olsun korunması gerekir. 

Bir Müslüman dinini, namusunu, canını ve malını vatan ve devletiyle korur. Vatanına bir Müslüman devlet bile saldırsa onu korumak Dinimizin emridir. 

Yerler ve zamanlar, içerisinde olan kimseler ve yapılan işlere göre değer kazanır. Bu açıdan bir İslam devleti olan bu memleketin, bu toprakların ve içinde yaşayanların korunması ve devam etmesi noktasından vatan, bayrak ve devletin varlığını zorunlu kılmaktadır.

Bazı alimler “Vatan sevgisi imandandır.” sözünün mevzu olduğunu söylese de manasının doğru olduğu ifade edilmiştir. (Acluni, Keşfu’l-Hafa, 1/345, no: 




bayrak, hadisi şerif, hilal, resimli mesajlar, vatan sevgisi, vatan sevgisi imandandır ne demek, vatansever, vatan sevgisi imandandır hadis, vatan sevgisi imandandır hz muhammed

GÜÇLÜ OL TÜRKİYEM!

4 Ocak 2017 Çarşamba / No Comments
bayrak, birlik ve beraberlik, düşmanlık tohumu, güçlü türkiye, hedefi, huzur, insani değerler, insanlık, kan, resimli mesajlar, tarih, terör, terörist, terörün amacı,

Terör tarih boyunca hiç kazanamadı ve kazanamayacak.
Terörün hedefi;
 İnsanlıktır, insani değerlerdir.
Huzuru bozmak, insanları korkutmak ve esir almaktır.
Ülkemizi ve milletimizi bölmek, kargaşa çıkarmak, düşmanlık tohumları ekmektir.
Ayrılığa düşmeden, birlik ve beraberlik içinde, birbirimizi severek hareket edersek;
Terör kaybedecek, akıttığı kanda boğulacak ve tarihin çöplüğünde yok olacaktır.




bayrak, birlik ve beraberlik, düşmanlık tohumu, güçlü türkiye, hedefi, huzur, insani değerler, insanlık, kan, resimli mesajlar, tarih, terör, terörist, terörün amacı,

EY ŞEHİT!

24 Aralık 2016 Cumartesi / No Comments
bayrak, devlet, millet, resimli mesajlar, resimli sözler, siz olmasaydınız, size minnettarız, şehit, vatan, şehitler, ey şehit, şehitlerle ilgili sözler

ŞEHİTLER

Siz olmasaydınız
Vatan olmazdı.
Ruhunuz şad,
mekanınız cennet olsun.
Vatan size minnettardır...





bayrak, devlet, millet, resimli mesajlar, resimli sözler, siz olmasaydınız, size minnettarız, şehit, vatan, şehitler, ey şehit, şehitlerle ilgili sözler

DUALARIMIZ ÜLKEMİZ İÇİN!

22 Aralık 2016 Perşembe / No Comments
aile, bayrak, cumanız mübarek olsun, devlet, din kardeşim, hayırlı cumalar, millet, resimli dualar, resimli mesajlar, resimli sözler, vatan duası, mllet duası, ülkemiz için dua

Ya Rabb!
Ülkemizi, milletimizi, devletimizi, bayrağımızı, din kardeşlerimizi,
sevdiklerimizi, ailemizi ve bizleri muhafaza eyle. Bizlere rahmetinle ve merhametinle muamele eyle. Bizleri affeyle.
*




aile, bayrak, cumanız mübarek olsun, devlet, din kardeşim, hayırlı cumalar, millet, resimli dualar, resimli mesajlar, resimli sözler, vatan duası, mllet duası, ülkemiz için dua 

VATAN MARŞI

20 Aralık 2016 Salı / No Comments
arap, ayrımcılık, bayrak, devlet, halep, kürt, mezhepler, millet, milliyetçi, resimli mesajlar, sağcı, solcu, suriye, tarikatlar, türk, türkmen, vatan, vatansever, vatansızlık, vatan marşı



VATAN MARŞI

Kadınlar, kızlar, çocuklar,
Koşacak kutlu ülküye.
Erler yeniden doğacak,
Doğacak Türkçü Türkiye.

Taşında gözü olanın
Yurduna mezar kazacağız
Hainin, soysuzun, döneğin
Alnına "vatan" yazacağız
Hainin, soysuzun alnına
"Yaşasın Turan" yazacağız

Biz güneşin milletiyiz
Gün doğdukça doğacağız
Kainat bizim evimiz
Her yanını saracağız

Alsın kaç can alacaksa
Kan da aksın akacaksa
Bu dünya cehennem olsa
Biz onu da yakacağız

Yetmez Türk'e dünya yetmez
Dört yön, yedi kıta yetmez
Aya çıksak aya, yetmez!
Güneşi de yakacağız

Bir Türk'ün bir damla yaşı
Yok edecek dağı taşı
Düşmanın başına arşı,
Gökyüzünü yıkacağız!

Erisin damla damla kar
Gelmek üzere ilk bahar
Hazırlansın tabutluklar
Yine girip çıkacağız

Öfkemiz sarsın her yanı,
Bozkurtlar yürüye yürüye.
Dükülsün düşmanın kanı,
Yaşasın ırkçı Türkiye.

Taşında gözü olanın
Yurduna mezar kazacağız
Hainin, soysuzun, döneğin
Alnına "vatan" yazacağız
Hainin, soysuzun alnına
"Yaşasın Turan" yazacağız

30 Ağustos 2014

Caner Kara



arap, ayrımcılık, bayrak, devlet, halep, kürt, mezhepler, millet, milliyetçi, resimli mesajlar, sağcı, solcu, suriye, tarikatlar, türk, türkmen, vatan, vatansever, vatansızlık, vatan marşı

KORKMA!

19 Aralık 2016 Pazartesi / No Comments
al sancak, bayrak, istiklal marşı, korkma, milletimin yıldızı, resimli mesajlar, resimli sözler, resimli şiirler, sönmez, şafak türküsü, cesaret sözleri, csaret ile ilgili sözler, korku sözleri, korkusuz sözler

İSTİKLÂL MARŞI 'KORKMA' DİYOR...

Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak
O benimdir o benim milletimindir ancak...M.Akif Ersoy

*

Cesaret İle İlgili Sözler

Cesaret, korkuyu hissedip yine de harekete geçmektir. (Anonim)
*
İnsan ruhu, başına gelebilecek her şeyden dahagüçlüdür. (George Patton)
*
Her şeyi kazanmak istediğinde, her şeyi kaybetmeyi de göze almalısın. (Larry Csonka)
*
Cesaret, korkudan ölmektir. Ama yine de devam etmektir. (John Wayne)
*
Korkacağımız tek şey, korkunun kendisidir. (Goethe)
*
Korkak, tehlike olmadığı zamanlarda yumruğunu sallar. (Goethe)
*
Korkularınızı kendinize saklayın, ama cesaretinizi başkaları ile paylaşın.(Robert Stevenson)
*
Hiçbir şeye cesaret etmeyen, hiçbir şeyi umut etmesin. (Friedrich Schiller)
*
Cesaret korktuğun şeyi yapmaktır. Korkmadan cesaret olmaz. (Eddie Rickenbacker)
*
Başarı, hareket halinde olmakla bağlantılıdır. Başarılı insanlar hareket halinde olmaya devam ediyorlar. Hatalar yapıyorlar, ama vazgeçmiyorlar. (Conrad Hilton)
*
Cesaret, neyden kormamanız gerektiğini bilmektir. (Plato)
*
Bazıları kaçmaktan korktukları için cesur olduğunu düşünülür. (Thomas Fuller)
*
Hayat ya cesaretle yaşanılan bir macera ya da hiçbir şeydir. (Helen Keller)
*
Dünyada fiziksel cesaretin bu kadar yaygın olmasına karşın ruhun cesaretinin o kadar az olması ne kadar şaşırtıcıdır. (Mark Twain)
*
Cesaretin en büyük testi yenilgiyi kedere düşmeden kabul edebilmektir. (Robert Ingersoll)
*
Büyük başarısızlıkları göze alabilenler, büyük başarılar elde edebilirler. (Robert F. Kennedy)
*
Cesaret ileri gitmekle, korku geride durmakla gelişir. (Publilius Syrus)
*
Düşünmek kolaydır, harekete geçmek zordur ve bir insanın düşüncelerini uygulamaya geçirmesi dünyadaki en zor şeydir. (Goethe)
*
Şansı değerlendirin! Hayat sadece bir şans. En uzağa giden adam en çok şeyi yapan ve en zor cesaret edendir. ‘Her Şeyden Emin Gemisi’ kıyıdan hiçbir zaman fazla uzaklaşamaz.(Dale Carnegie)
*
Uçurtmalar rüzgarın kuvvetiyle değil, o kuvvete karşı uçtukları için yükselirler. (William Curchill)
*
Bütün zaferler başlamaya cesaret etmekle gelir. (Eugene Ware)
*
Fazla cesur davrandığımız için değil, ürkek davrandığımız için çok daha fazla başarısızlığa uğruyoruz. (David Grayson)
*
Cesaret, bütün zorluklar ile her durumda savaşmaktıri hatta olmayanı, oldurmaya çalışmaktır. (Clemaceau)
*
Küçük sendeleyişler beni korkutmaz. (Cahit Sıtkı Tarancı)
*
Çekinmeden cesaretini ortaya koyan ölümü de haklar. (Lao Tse)
*
Cesaret, bütün silahları yener. (Ovidius)
*
Cesareti olmayan adamın başarısı da olamaz. (Publius Cyrus)
*
Bazı kişiler hayatlarının ilk yarısında fırsatları kaçırırlar, geri kalan yarısında ise onu aramakla ile vakit geçirirler. (Anonim)
*
Hiçbir zaman hata yapmamış olan, hiçbir zaman yeni bir şey denememiştir. (Alberth Einstein)
*
İçimizdeki cesaretin ve azmin ne kadar olduğunu ölçemeyiz. Sadece ömrünüzde olabilecek denemeler için yeterince olduğuna güvenmemiz gerekir. (Andre Norton)
*
Hayat, insanın cesareti oranında daralır ya da genişler. (Anals Nin)
*
Gelişip gerçekten kim olduğunu bulmak cesaret ister. (Edward Cummings)
*
Cesaret olmadan düşüncenin meyvesi olmaz. (Baltasar Grucian)
*
Kendinizi geliştirmek için imkansızı deneyin. (Bette Davis)
*
Korkuyor iken yapabileceğiniz en cesur şey, cesur olduğunuza inanıp bunun doğrultusunda hareket etmektir. (Corra Haris)
*
Cesarete sahipsen, bir şeyi başarabilecek kadar peşinde kalabilirsin. Tahmin ettiğinden iki, üç ya da dört kat uzun sürdüğünü görsende. (Earl Nightingale)
*
Genelde fikrimizi korumak yerine değiştirmek daha fazla cesaret gerektirir. (Geoffret Abert)
*
Bir insanın yapabileceği en büyük keşif, yapmaktan korktuğu şeyi yapabildiğini görmektir.
(Henry Ford)
*
Şüphe içerisindeyken, cesur olanı yap. (Jan Smuts)
*
Zeki bir aptal olayları olduğundan daha büyük, karışık ve zor yapabilir. Diğer yönde hareket etmek için ise, bir dahinin dokunuşuna ve cesarete ihtiyaç vardır. (Hoshang Akhtar)
*
Pişmanlık yaptıklarımızdan duyulan acı değil, yaptıkalrımızın sonucu olarak başımıza geleceklere karşı duyulan korkudur. (La Rochefoucauld)
*
Cesaret, tehlikeyi görmemezlikten gelmek değil, onu görüp yenmektir, fethetmektir, üstesinden gelmektir. (Friedrich Richter)
*
Acı cesareti besler. Başınıza sadece güzel şeyler geldiyse cesur olmazsınız. (Tyler Moor)
*
Cesaret bir kas gibidir. Kullandıkça gelişir. (Ruth Gardon)
*
Başarısızlığı cesaretini kaybetmeden karşılamak karakterin en büyük ıspatıdır.(Somerset Maugham)
*
Ben aramam, bulurum. (Pablo Picasso)
*
Cesaret sadece azmetmek değil, aynı zamanda tekrar başlama yeteneğidir. (Scott Fitzgerald)
*
Fırsatlar kovalandıkça katlanırlar. (Sun Tzu)
*
Cesaret ölmekle değil, yaşamakla ölçülebilir. (Vittorio Alfieri)
*
Cesaret, dualarını etmiş korkudur. (Dorothy Bernard)
*
Asla, asla, asla pes etmeyin. (Winston Churchill)
*
Cesaret kaynakları çoğaltır, korkaklık azaltır. ( Chiristian Bovee)
*
Önemli olan herhangi bir anda sahip olduklarımızı, sahip olabileceklerimiz için feda etme yürekliliğini gösterebilmektir. (Anonim)
*
Korkusuz davranın. Görünmeyen güçler yardımınıza gelir. (Dororhea Brande)
*
Yürekliliğin yerini başka hiçbir şey alamaz. (Bear Bryant)
*
Cesaret sahibi adam aynı zamanda inançla doludur. (Marcus Cicero)
*
Yaşamaya cesaretiniz olsun. Herkes ölebilir. (Robert Cody)
*
Ben problemlerimden daha önemliyim. (Jose Ferrer)
*
Cesurlar sonsuza kadar yaşamazlar, ama korkalar hiç yaşamazlar. (Timothy Luce)
*
Yaptığınız işten daha büyük olun. (Orison Swett Marden)
*
Bir sefer daha ayağa kalkmaktan ziyade kendini öldürmek çok daha az cesaret gerektirir. Olduğun yerde kalmak, bulunduğun durumdan çıkmaktan daha zordur. (Judith Rossner)
*
İnsanlar kendilerini etkileyecek tehlikelerde ürkek davranırlar, ama başkaları tehlideyken ilk kurtaranlar olurlar. (Paul Richter)
*
Zorlukların baskısı cesur bir adamın zihnini etkilemez. Zihni dış şartlardan daha güçlüdür.(Seneca)
*
Cesaret, hayal edebilene inanmaktır. (Leo Rosten)
*
Cesur ve korkak, tamamen aynı korkuyu duyarken sadece cesur kokusunu karşısına alıp onu bir alev topuna çevirebilir. (Cus D’Amato)
*
Yaşam ancak problemlerimizle yüzleşmeye başlayıp bunları çözmeye başladığımızda gerçek olmaya başlar. Bu olmadan daireler çizeriz ve yaşamaktan yoruluruz. Enerjinizi boşa harcamayın. Hayatla şimdi yüzleşin. (Anonim)
*
Hayatta kayda değer yaptığım her şey başlangıçta beni korkudan öldürüyordu. (Betty Bender)
*
İnsanların başaramadıkları şeylerin yarısının sebebi, başlama cesaretini gösterememeleridir.(James Northcote)
*
Cesur olmamız için hayatımızda biraz düzensizliğe izin vermeliyiz. (Ben Weininger)
*
Bir savaşçının korkuyu tanıması gerekir. (Cus D’Amato)
*
Korku en büyük itici güçtür. (Bill Dixon)
*
Korkuyu hissedip yine de yapın. (Sussan Jeffers)
*
Dünyadaki her şeyden çok insanları yenilgiye uğratan korkudur. (Ralph Waldo Emerson)
*
Neyden korktuğumu biliyorum, ama neyin arayışı içerisinde olduğumu bilmiyorum. (Montaigne)
*
Korkunun olduğu yerde mantık barınmaz. (Lucius Lactantius)
*
Gölgelerden asla korkmayın. Bunlar yakın bir yerde bir ışık olduğu anlamına gelir.(Ruth Renkel)
*
Tehlikeden kaçamayan, onun karşısında cesaretle durmayı bilmelidir.(La Fontaine)
*
Güvenlik, insanların doğal bir ihtiyacıdır. Ama güvenlik arayışı güvensizliği getirir. Hayatta güvence yoktur sadece fırsatlar vardır. (Dauglas MacArthur)
*
Her zorluk bir lütuftur. (Robert Schuller)
*
İnsan sevdiğinden korkar, fakat korktuğunu sevemez. (Cenap Şehabeddin)
*
Başkalarını korkutan, kendisi de hep korku içinde yaşar. (Claudius)
*
Cesaret insanı zafere, korkaklık ise ölüme götürür. (Seneca)
*
Korkunun ecele faydası yoktur. (Türk Atasözü)
*
Cesur bir adam her yerde kendisine bir barınak bulur. ( Ovidius)
*
Doğru olanı görüp yapmamak cesaretsizliktir. (Confucius)
*
Hayat, ya cesaretle yaşadığınız bir macera ya da hiçbir şeydir. (Helen Keller)
*
Mal kaybeden bir şey kaybetmemiştir. Onurunu kaybeden çok şey kaybetmiştir. Cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmiştir. (Goethe)
*
Kaybetmekten korkmadığın zaman kazanabilirsin. (Rocky Aoki)
*
Zirvelerde kartallarda bulunur, yılanlar da. Ancak birisi oraya süzerek, diğeri süzünerek gelmiştir. Önemli olan nereye gelmiş olduğundan çok nereden ve nasıl geldiğidir.(Cenap Şahabettin)
*
Ya ümitsizsiniz; ya da ümit sizsiniz. Ya çaresizsiniz; ya da çare sizsiniz. (Behçet Necatgil)
*
Başarısızlık daha zekice başlama fırsatından başka bir şey değildir. (Henry Ford)
*
Başarısız olunca ümitsizliğe kapılma, her başarısızlıkta bir zafer duygusu yatar. (Germain Martin)

Batan güneş için ağlamayın. Yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin. (Dale Carnegie)
*
Hata yapmak hiçbir şeydir, eğer hatırlamaya devam etmezsen. (Confucius)
*
En büyük başarı hiçbir zaman düşmemekte değil, her düşünüzde tekrar ayağa kalkmaktır. (Confucius)
*
Birisini yürekten sevmek güç verir. Birisi tarafından yürekten sevilmek cesaret verir.(Lao-Tzu)
*
Bir sürünün üzerine atılacak kurt, onun sayısını düşünmez. (İskender)
*
Cesurun bakışı, korkağın kılıcından keskindir. (Türk Atasözü)
*
Cesareti olmayan adam, keskin kenarı olmayan bıçağa benzer. (Benjamin Franklin)
*
Korkusuz olan dünyanın kralıdır. (Edison)
*
Cesur adamlar gibi yapın zorlukları yüreklilikle karşınıza alın. (Horace)
*
Sadece korkmamaya başladığımız zaman yaşamaya başlarız. (Doroth Thompson)
*
Korku içinde yaşayan adam asla hür değildir. (Horatius)
*
Korktuğu şeyleri yaparak herkes korkuyu yenebilir. (Elenaor Roosevelt)
*
Bir şeyden korkan insan, kendi üzerinde bir güce sahip olmasına izin verir. (Fas Atasözü)
*
Eğer hayat sadece sevinçle dolu olsaydı, hiçbir zaman cesur ve sabırlı olmayı öğrenemezdik. (Helen Keller)
*
Cesaret günlük bir şeydir. Gerçekle gözgöze geldiğinizde ve farkındalığınızdan geri adım atmayı reddettiğinizde, cesur yaşıyorsunuzdur. ( Anonim)
*
Dünyanın en tehlikeli şeyi, bir uçurumu iki adımla aşmaktır. (Lord George)
*
Hiçbir şey yapmamaya cesaretimiz olmasaydı, hayat nasıl olurdu? (Vincent Van Gogh)
*
Hayatta yapabileceğin en büyük hata, bir hata yapacağından sürekli korkmaktır. (Elbert Hubbart)
*
Dünyada birçok yetenekli kişi, küçük bir cesaret sahibi olamadığı için kaybolurlar.(Sydney Smith)
*
Yeteneklerin en fazla geliştiği an insanın bütün bir dünyayı karşısına aldığı andır. (Mary Wolistonecraft)
*
Suya düşerek boğulmazsın. Orada kalarak boğulursun. (Anonim)
*
Yırtıcı aslanları sırtlanlarla korkutmak garip şeydir. (Selahattin Yusuf Han)
*
Başarısızlıktan korkanın yenilgisi keskindir. (Napoleon)
*
Korkak, tehlikeye düşünce ayaklarıyla düşünendir. (Bierce)
*
Korkaklar birçok kez ölür, cesurlar bir kez. ( William Shakespeare)
*
Cesaret en önemli erdemdir, çünkü diğer erdemlerin ortaya çıkmasını sağlar.(Winston Churchill)
*
Cesaretimizi kendi umutsuzluğumuzdan elde ederiz. (Seneca)
*
Bütün hayallerimiz gerçek olabilir, eğer peşlerinden gidecek cesaretimiz olursa.(Walt Disney)
*
Cesaret korkmaktır, ama korktuğun şeyi yine de yapmaktır. (Haris Jones)
*
Bir adamı, onun cesaretini kırabilecek engellerin büyüklüğüne bakarak değerlendirebilirsin.(Robert Savage)
*
Sadece cesareti olan yaşar. (Voltaire)
*
Uzaktan cesur olmak kolaydır. (Aesop)
*
Cesaret sevgi gibidir. Gelişmesi için umut gereklidir. (Napoleon)
*
Önünüze konulan engellerin amacı sizi durdurmak değil, cesaretinizi ortaya çıkartıp güçlendirmektir. (Anonim)
*
Hiç kimse senden iyi değildir. Ama bir şeyler yapmaya cesaret edemezsen , sen de kimseden iyi değilsin. (Donald Laird)
*
Bir adama cesur olduğunu söyleyin, öyle olmasına yardım edersiniz. (Thomas Carlyle)
*
Cesaret sadece korktuğunuzu sizin bilmenizdir. (Franklin Jones)
*
Hiç kimse kıyıdan uzaklaşmaya cesaret edemeden yeni okyanuslar keşfedemez. (Anonim)
*
Her insan aslında cesurdur, ama kendisine ihanet eder, çünkü cesareti kendinden başkalarında arar. (Ralph Waldo Emerson)
*
Bir şampiyonun yüreğini hiçbir zaman hafife almayın. (Rudy Tomjanovich)
*
Herhangi bir insanın hayatına başarı gitmeden geçici yenilgilerle ve başarısızlıklarla karşılaşması kaçınılmazdır. Bir insan başarısızlıkla karşılaştığında yapılacak en mantıklı ve kolay şey vazgeçmektir. İnsanların çoğunun tam olarak yaptığı budur. (Napoleon Hill)
*
En üzücü sözler, ‘Öyle olabilirdi.’dir (Greenleaf Whittier)
*
Rüzgar ne kadar şiddetliyse ağaçlar o kadar güçlü olur. (Williard Marriott)
*
Ne kadar az korkarsak, o kadar az tehlikedeyiz. (Titus Livitus)
*
Ürkek bir insan tehlikeden önce korkar, korkak olayların cereyan ettiği anda, cesur bir insan ise sonrasında (Paul Richter)
*
İnsan ne yoksulluktan, ne sürülmeden, ne hapisten,ne de ölümden korkmalı, yalnızca korkak olmaktan korkmalıdır. (Epictetos)
*
Huzuru elde etmenin bedeli cesarettir. (Amelia Earhart)
*
Önemli olan başınıza ne geldiği değil, bu gelenle ne yaptığınızdır. (Jim Rohn)
*
Seçenekleriniz korkularınızla sınırlıdır. (Anonim)
*
Kendinize o kadar güçlü olacağınıza söz verin ki,hiçbir şey huzurunuzu bozamasın.(Christian Larson)
*
Kaplumbağaya bakın. Sadece başını dışarı çıkarttığı zaman ilerler. (James Conant)
*
Sakin bir deniz hiçbir zaman usta bir denizci yaratmadı. (İngiliz Atasözü)
*
Geçmiş hatalarınızı unutun. Başarısızlıklarınızı unutun. Şu anda yapacağınız dışındaki her şeyi unutun ve onu yapın. (William Durant)
*



al sancak, bayrak, istiklal marşı, korkma, milletimin yıldızı, resimli mesajlar, resimli sözler, resimli şiirler, sönmez, şafak türküsü, cesaret sözleri, csaret ile ilgili sözler, korku sözleri, korkusuz sözler

BİR ÖLÜR, BİN DİRİLİRİZ !..

11 Aralık 2016 Pazar / No Comments
adriyatikten çin seddine, bayrak, bir ölür bin diriliriz, devlet, diriliş, millet, resimli mesajlar, resimli sözler, şehitler ölmez, vatan nedir, Vatan bölünmez, vatansever, şehit nedir,

Biz Türk Milletiyiz.
Tarihimiz şanla, şerefle, kanla yazılmıştır.
Tek Devlet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Millet ilkemiz.
Adriyatik'ten Çin Şeddine kadar vatan bildik.
Kimsenin vatanında gözümüz yok.
Vatanımıza göz dikenin de gözünü oyarız. 
Biz Bir ölür, Bin diriliriz!






adriyatikten çin seddine, bayrak, bir ölür bin diriliriz, devlet, diriliş, millet, resimli mesajlar, resimli sözler, şehitler ölmez, vatan nedir, Vatan bölünmez, vatansever, şehit nedir, 

TERÖRÜ LANETLİYORUZ

/ No Comments

TERÖRE LANET

Devletimize, Ülkemize, milletimize, vatanımıza, bayrağımıza, 
güvenlik güçlerimize karşı yapılan terörist saldırıları nefretle kınıyorum.