Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

Browsing Category "cennet"

ŞEHİTLER; CENNET YOLCULARI

2 Haziran 2020 Salı / No Comments
cennet, kimler şehittir, resimli sözler, şehit sözleri, şehitler, şehidi kamil, şehitlik makamı nedir, şehitlik nedir, şehid kimdir, şehidi uhrevi kime denir, şehidi dünyevi, şehidlerle ilgili hadisler
cennet, kimler şehittir, şehid kimdir, şehidi dünyevi, şehidi kamil, şehidi uhrevi kime denir, şehidlerle ilgili hadisler, şehit sözleri, şehitler, şehitlik makamı nedir, şehitlik nedir, 
Mekanlarınız cennet olsun.
Ruhunuz şad olsun.
Hakkınızı helal ediniz.

*

1. Şehid Kimdir?

Allah yolunda canını feda eden bir Müslümana şehid denir.

Şehidlik, İslâm'da en büyük mertebedir. Şehidlerin Allah katında kadir ve kıymetleri pek yücedir. Âhirette en büyük rütbenin peygamberlikten sonra şehidlik olduğu belirtilmiştir. Bunun içindir ki, şehidlerin bütün günah ve kusurları Allah tarafından afvedilmektedir.

Müslümanları, düşmanlarına üstün kılan en mühim esaslardan biri "Ölürsem şehidim, kalırsam gazi!.." inancıdır. Bu durum, ayette "iki güzelden biri" şeklinde ifade edilmiştir. (Tevbe, 9/52) Yani, mü´min için savaşta iki güzel neticeden biri vardır: Ya galip gelecek, ya şehit olacaktır. (İbnu Kesir, IV/102; Nesefi, II/130)

Halid b. Velid´in İran komutanına söylediği şu sözler, şehitlik kavramının Müslümanlara neler kazandırdığını gösteren güzel bir misaldir:

"Sizin, hayat ve şarabı sevdiğiniz kadar, ölümü seven bir orduyla size geldim." (Abdürabbih, s. 387)

Şüheda hayatı, ruhani bir hayat, daha doğrusu hakiki bir hayattır. (Yazır, I/547) "Şehit kendini hayatta bilir." (Nursi, Hutbe-i Şamiye, s. 122) Ölümün acısını hissetmeden, kendini daha güzel bir alemde bulur.

Hz. Peygamber (asm), Uhud´da hayatını kaybeden yetmiş şehitle ilgili olarak şunu bildirmiştir:

"Kardeşleriniz Uhud´da şehit olunca, Allah onların ruhlarını yeşil kuşların cevfine koydu. Cennetin nehirlerinden içerler, meyvelerinden yerler. Arşın gölgesinde asılı altından kandillerde yerleşirler. Yiyecek, içecek ve istirahatlerinin güzelliğini görünce,

"Keşke, derler Cennette hayatta olup, rızıklandırıldığımızı biri dünyadaki kardeşlerimize haber verse. Ta ki, cihaddan geri kalmasınlar, savaş esnasında kaçmasınlar." Cenab-ı Hak,

"Sizin bu halinizi onlara ulaştıracağım." der ve şu ayetlerle bildirir." (Ebu Davud, Cihad, 25)

"Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler, Allah´ın lütfundan kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde, Rableri katında rızıklandırılırlar. Arkalarından gelecek olanlara şunu müjdelemek isterler: Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmezler. Allah´tan bir nimeti ve lütfu ve Allah´ın mü´minlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.” (Âl-i İmran, 3/169-171)

2. Şehîd-i Kâmil Kime Denir?

Hem dünya hem de âhiret itibariyle şehid sayılan kimselere, şehîd-i kâmil denir. Bunlar muharebede öldürülenler, yahut âsiler, eşkıyalar, anarşistler veya evinde hırsızlar tarafından gadren ve zulmen öldürülen kimselerdir.

Bir Müslümanın şehîd-i kâmil sayılabilmesi için altı şart lâzımdır:

1. Müslüman olmak.
2. Akıllı olmak.
3. Bâliğ olmak.
4. Cünüp olmamak, hayız ve nifas hâlinde bulunmamak.

5. Vurulmanın akabinde hemen ölmüş olmak. Vurulduktan sonra, ölmeden önce, yeyip içer, tedavi görürse, vurulduğu yerden başka tarafa taşınırsa veya üzerinden bir namaz vakti geçecek kadar yaşarsa, kâmil şehidlik kısmından çıkar. Uhrevî şehîd olur.

6. Öldürülmüş olmasından dolayı, öldüren kimseye kısas icab etmek. Yani, kasden öldürülmüş olmak. Hatâen öldürülme durumlarında, katile kısas vâcib olmadığı için, maktûl şehîd-i kâmil kısmına girmez.

Şehîd-i kâmiller, yıkanmadan kanlı elbiseleri ile gömülürler. Hz. Ömer (ra) ile Hz. Ali (ra) de bu şartlardan biri bulunmadığı için yıkandılar; Hz. Osman (ra) ise, yıkanmadan gömüldü.

3. Şehîd-i Uhrevî Kime Denir?

Dünya itibariyle şehid sayılmayan, yani, yıkanıp kefenlenmiş olarak gömülen, fakat âhirette şehid muamelesi gören kimselere şehîd-i uhrevî denir. Şehîd-i kâmil olmanın şartlarından birini kaybeden kimseler, bu kısma girerler.

Bundan başka şu kimseler de âhiret şehîdi sayılır:

* Suda boğulanlar.
* Ateşte yananlar. (İbnu Mace, Cihad, 17)
* Enkaz altında kalanlar.
* Veba gibi bulaşıcı bir hastalıktan ölenler.
* Sıtma gibi ateşli hastalıktan ölenler.
* İlim yolunda ölenler.
* Ciğer hastalıklarından ölenler.
* Doğum sırasında veya lohusa iken ölen kadınlar.
* Baş ağrısından ölenler.
* Karın ağrısından ölenler.
* Ailesinin nafakasını helâlinden kazanmak için çalışırken iş kazasından ölenler.
* Cuma gecesi ölenler.
* Gurbet ilde vefat edenler.
* Akrep, yılan sokması gibi sebeblerle vefat edenler...

(Savaş dışındaki şehîdler hakkında hadisler için bakınız: Buhârî, Ezan, 32, Cihâd, 30; Müslim, İmâre, 164; Tirmizî, Cenâiz, 65, Fedâilu'l-Cihâd, 14; Ahmed b. Hanbel, I/22, 23, II/323, 325).

4. Şehîd-i Dünyevî Kime Denir?

Bunlar münafıklardır. Bunların kalblerinde bulunan nifak emaresini sadece Cenâb-ı Hak bildiği için, dünya itibariyle şehid muamelesi yapılır. Çünkü bunlar, dış görünüşleri itibariyle Müslümanlardırlar, fakat kalbleri itibariyle kâfir...

5. Şehidlerle İlgili Bazı Hadîs-i Şerîfler:

"Malını müdafaada öldürülen şehiddir, ırz ve nâmusunu müdafaa ederken öldürülen şehiddir, nefsini müdafaada öldürülen şehiddir..."

"Şehidleri kanları ile sarın. Zira Allah yolunda açılan bir yara kıyâmet günü mahşere geldikte, o yara, rengi kan rengi, kokusu misk kokusu olarak kanar..."

"Şehidler cennetin kapısında, nehrin parlak zinetinde, yeşil çadırdadır. Sabah - akşam rızıkları Cennetten onlara gelir."

"Ma'rûfu emr ve münkeri nehiyden dolayı katledilen şehiddir."

"Kim cuma günü vefat ederse şehiddir." 

"Kim hayvanından düşüp ölürse o kimse şehiddir."

"Suda boğulan şehiddir, ateşte yanarak ölen şehiddir, gurbette garip ölen şehiddir, zehirli hayvan sokmasından ölen şehiddir, karın ağrısından ölenler şehiddir, bina yıkılıp altında kalarak ölen şehiddir, evinin üstünden (damdan) düşerek boynu kırılıp ölen şehiddir, üzerine büyük taş düşüp ölen şehiddir..."

"Din kardeşini müdafaada katlolunan şehiddir, mâsum olan komşusunu savunurken öldürülen de şehiddir..."

"Şehidin borçtan başka bütün günahları mağfiret olunur." (Müslim)

“Bir Müslüman cuma günü veya gecesi ölürse Cenab-ı Hak onu kabir fitnesinden (sualinden ve azabından) kurtarır.”(Tirmizî, Cenâiz: 73; Müsned, II/176)

Bâzı âlimler denizde şehid olmanın, kul borcuna dahi kefaret olacağını ileri sürmüşlerdir.

"Şehid, ehl-i beytinden (aile ve akrabasından) yetmiş kişiye şefaat eder, şefaati kabûl edilir." (Ebu Davud, Cihad 26)

"Kıyâmet gününde üç sınıf şefaat edecek: Peygamberler, sonra âlimler, sonra şehidler..." (İbni Mace, Zühd 37)

Şehid olan insanların kul hakkı dışındaki bütün günahları affedilir. Şehid olmak, herkese nasib olmayan büyük bir şereftir ve mü'minler için mükemmel bir nimettir. Güzel bir şekilde yaşamak, ondan sonra Allah yolunda O'nun rızası için şehid olmak, her mü'minin hayal ettiği bir mutluluktur. İmân sahibi olan insanın böyle bir şuur ve düşünce ile yaşaması, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s) tarafından ne kadar güzel bir şekilde övülmüştür!..

"Şehid olmayı Yüce Allah'tan samimi olarak dileyen kimseyi, Allah, rahat yatağında vefat etse bile, şehidlerin derecesine eriştirir." (Müslim, İmâre, 156, 157; Ebû Davud, İstigfâr, 26; Neseî, Cihâd, 36; ibn Mâce, Cihâd, 15).

Kaynak: www.sorularlaislamiyet


cennet, kimler şehittir, resimli sözler, şehit sözleri, şehitler, şehidi kamil, şehitlik makamı nedir, şehitlik nedir, şehid kimdir, şehidi uhrevi kime denir, şehidi dünyevi, şehidlerle ilgili hadisler

KIYAMET İLE İLGİLİ AYETLER VE HADİSLER

11 Aralık 2019 Çarşamba / No Comments
 ahiret,cehennem, cennet, kıyamet hadisleri, hadisi şerif kıyamet, hz muhammed kıyamet sözleri, kıyamet ayetler, imam teberani, kıyamet alametleri, ahirette ne sorulur, hesap günü ne sorulacak
ahiret, ahirette ne sorulur, cehennem, cennet, hadisi şerif kıyamet, hesap günü ne sorulacak, hz muhammed kıyamet sözleri, imam teberani, kıyamet alametleri, kıyamet ayetler, kıyamet hadisleri, 
Efendimiz(sav) buyurdu ki;
Kıyamette herkes, şu dört suale cevap vermedikçe hesaptan kurtulamaz:
1- Ömrünü nerede, nasıl geçirdi?
2- İlmi ile nasıl amel etti?
Malı nerede nasıl kazandı, nerelere, nasıl harcadı?
Bedenini nerede yordu, hırpaladı?..Teberani

*

KIYAMET İLE İLGİLİ AYETLER

Ve: "Eğer gerçekçiyseniz bu vaad ne zaman olacak?" diyorlar.
De ki: "Size vaad edilen öyle bir gündür ki, ondan ne bir an geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz." (SEBE/29-30)
*
Yaklaşan yaklaştı. Onu Allah'tan başka açığa çıkaracak yoktur. (NECM/57-58)
*
(Onlar): "Doğru iseniz bu tehdit ne zaman olacak?" diyorlar
De ki: "(O'na ait) bilgi, Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." (MÜLK/25-26)
*
Sana o kıyameti soruyorlar, ne zaman kopacak diye.
Sen nerde, onu anlatmak nerde?
Onun son ilmi Rabbine aittir. (NAZİ'AT/42-44)
*
İnsanlar sana kıyamet saaatini soruyorlar. De ki: "Onun ilmi ancak Allah'ın nezdindedir. Ne bilirsin belki kıyamet yakında olur." (AHZAB/63)
*
Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah'ın şanı yücedir. Kıyâmet saatinin bilgisi de yalnız onun yanındadır. Siz sadece O'na döndürüleceksiniz. (ZUHRUF/85)
*
Sana, ne zaman kopacak diye kıyamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde koparacak olan O'ndan başkası değildir. Onun ağırlığına göklerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu çok iyi biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler. (A'RAF/187)
*
Şüphesiz ki, kıyamet saatinin bilgisi Allah yanındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde ne varsa (erkek veya dişi oluşunu, renk ve özelliklerini) O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilir, her şeyden haberdardır. (LOKMAN/34)
*
Kuşkusuz o hüküm günü kararlaştırılmış bir vakit olmuştur. (NEBE/17)
*
Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah'a aittir. Kıyametin kopuşu yalnız bir göz kırpması veya daha az bir zamandan başkası değildir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir. (NAHL/77)
*
Kıyamet günü kesin bir gerçektir
Göğü, kitab dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi, katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu biz bunları yaparız. (ENBİYA/104)
*
(Ey Muhammed!) De ki: "Allah sizi diriltir. Sonra sizi o öldürür, sonra da geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde (diriltip) bir araya toplar. Fakat insanların çoğu bilmezler. (CASİYE/26)
*
Olacak vak'a olduğu zaman
Onun oluşunu yalanlayacak kimse yoktur. (VAKİ'A/1-2)
*
Herhalde size vaad olunan kesinlikle olacaktır. (MÜRSELAT/7)
*
Kıyamet saatinden kaçış yoktur
Günahkârlar ateşi görmüşler de artık ona düşeceklerini anlamışlardır. Fakat ondan kaçıp sığınacak bir yer bulamazlar. (KEHF/53)
*
Yaklaşarak gelmektedir
Bu kitabı ve ölçüyü hakla indiren Allah'tır. Ne bilirsin, belki de kıyamet saati yakındır! (ŞURA/17)
*
İnsanların hesab (görme) zamanı yaklaştı. Onlar ise hâlâ gaflet içinde, yan çizip aldırmıyorlar. (ENBİYA/1)
*
Yaklaşan yaklaştı. (NECM/57)
*
Apansız gelecektir
Onlar sadece bir tek çığlığa bakıyorlar, bir çığlık ki, onlar çekişip dururken kendilerini yakalayıverir.
O zaman bir vasiyette bile bulunamazlar. Ailelerine de dönemezler. (YASİN/49-50)
*
Doğrusu bu azap onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir. (ENBİYA/40)
*
Artık onlar, kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelivermesine mi bakıyorlar? Şüphesiz onun alametleri gelmiştir. Artık kıyamet kendilerine gelip çatınca anlamaları neye yarar? (MUHAMMED/18)
*
Onlar kendileri farkına varmadan ansızın kıyâmetin başlarına gelmesini mi bekliyorlar? (ZUHRUF/66)
*
Tek bir çığılıktan ibarettir
Çünkü O (sura üfürmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onların gözleri açılıverir. (SAFFAT/19)
*
Onlar sadece bir tek çığlığa bakıyorlar, bir çığlık ki, onlar çekişip dururken kendilerini yakalayıverir. (YASİN/49)
*
Daha önce ne tanınmış, ne görülmüştür
Sen de onlardan yüz çevir ki, o gün çağırıcı, görülmedik müthiş bir şeye çağırır. (KAMER/6)
*
Kıyamet gününün tasviri
Yer o yaman sarsıntı ile sarsıldığı,
Yer, içindeki ağırlıkları çıkarıp dışarı attığı,
Ve insan: "Ona ne oluyor?" dediği zaman.
O gün yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle haberlerini anlatacaktır. (ZİLZAL/1-5)
*
Sûr'a bir tek üfleme üflendiği,
Arz ve dağlar yerlerinden kaldırılıp şiddetle birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman,
İşte o gün olacak olur.
O gün gök yarılmış, sarkmıştır. (HAKKA/13-16)
*
O gün Sûr'a üflenir, bölük bölük gelirsiniz.
Gök de açılmış, kapı kapı olmuştur.
Dağlar yürütülmüş, serap olmuştur. (NEBE/18-20)
*
Dağlar serpildikçe serpildiği
Dağılıp toz duman haline geldiği (VAKİ'A/5-6)
*
O gün gök erimiş bir maden gibi olur.
Dağlar da atılmış renkli yün gibi olur. (MEARİC/8-9)
*
Göğü, kitab dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi, katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu biz bunları yaparız. (ENBİYA/104)
*
(Ey Muhammed!) Sana dağlar(ın kıyametteki durumunu) sorarlar, de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak."
"Böylece yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak."
"Orada ne bir çukur, ne de bir tümsek göreceksin." (TAHA/105-107)
*
Kıyamet günü insanlar kabirlerinden çıkıp toplanırlar
Biz o gün (kıyamet günü) onları bırakıvermişizdir. Dalgalar halinde birbirlerine girerler, Sûr'a da üfürülmüştür. Böylece onların hepsini bir araya toplamışızdır. (KEHF/99)
*
Sûr'a üfürülmüştür, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar. (YASİN/51)
*
Göklerde ve yerde olan herkes korkuya kapılmıştır
Sûr'a üfürüldüğü gün Allah'ın diledikleri müstesna göklerde ve yerde bulunanlar hep dehşete kapılır. Hepsi boyunları bükük olarak O'na gelirler. (NEML/87)
*
Kafirler simalarından tanınırlar
Suçlular simalarından tanınır, alınlarından ve ayaklarından tutulur. (RAHMAN/41)
*
Gözleri düşük bir halde kendilerini bir zillet kaplar. Oysa onlar sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı. (KALEM/43)
*
Sûr'a üfürüleceği gün ki biz suçluları o gün, (gözleri korkudan) göğermiş olarak mahşerde toplayacağız. (TAHA/102)
*
Kafirlerin yüzleri kapkaradır
Hem o kıyamet günü görürsün ki, Allah'a karşı yalan söyleyenlerin yüzleri kararmıştır. Kibirlenenlerin yeri cehennem değil mi? (ZÜMER/60)
*
Gözleri dehşet içindedir
Ey Peygamber! Sakın zalimlerin yaptıklarından Allah'ın gâfil olduğunu sanma! Ancak Allah, onların cezalarını, gözlerin dışa fırlayacağı güne erteler.
O gün, başlarını dikerek koşacaklar, gözleri kendilerine bile dönmeyecek ve gönülleri bomboş kalacaktır. (İBRAHİM/42-43)
*
Müminler nurlarından tanınırlar
O gün inanan erkekleri ve inanan kadınları görürsün ki nurları, önlerinde ve sağlarında koşuyor. (Kendilerine): "Bugün müjdeniz altlarından ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacağınız cennetlerdir." (denilir) İşte büyük kurtuluş budur!
O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar o iman edenlere şöyle diyeceklerdir: "Bize bakın da sizin nurunuzdan alalım?" Onlara: "Arkanıza dönün de nur arayın!" denilir. Aralarına kapılı bir sur çekilir ki, onun içinde rahmet, dışında da azap vardır. (HADİD/12-13)
*
Yüzler var ki, o gün parıl parıl,
Güler, sevinir. (ABESE/38-39)
*
Kıyamet günü Allah'ın izni olmadan kimse söz söyleyemez
O gün gelince Allah'ın izni olmadan hiç kimse konuşamaz. Onların kimi bedbaht, kimi de mutludur. (HUD/105)
*
O gün, hiçbir tarafa sapmadan o davetçiye (Sûr'a üfleyenin çağrısına) uyarlar. Öyleki, Rahmân'ın heybetinden sesler kısılmıştır. Artık bir fısıltıdan başka hiçbir şey işitemezsin. (TAHA/108)
*
Kıyamet günü sorgulanırlar
Kıyamet saatinin gelip çattığı gün suçlular, her ümidi keserler.
*
Allah'a ortak koştuklarından, kendilerine şefaat edecekler de bulunmaz. Onlar, o zaman Allah'a koştukları ortakları inkâr ederler. (RUM/12-13)
*
O gün ki, hepsini mahşere toplayacağız, sonra da o şirk koşanlara "Haydi yerlerinize! Siz de, ortak koştuklarınız da!" diyeceğiz. Artık aralarını iyice açmışız. O ortak koştukları şeyler, "Siz bize tapmıyordunuz ki." diyecekler.
"Şimdi sizinle bizim aramızda şahit olarak Allah yeter. Sizin bize ibadet ettiğinizden bizim haberimiz yoktur" (diyecekler). (YUNUS/28-29)
*
Ve hele o gün Allah onları çağırarak: "Benim ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz hani, nerede?" diyecektir. (KASAS/74)
*
Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman onları bir görsen! Rableri onlara şöyle der: "Bu, bir gerçek değil midir?". Onlar da: "Rabbimize yemin ederiz ki gerçektir" derler. Rableri de onlara: "Öyleyse inkârınız sebebiyle azabı tadın!" der. (EN'AM/30)
*
Ve o Allah'a ortak koşanlar, ortak koştuklarını (putları) gördükleri zaman: "Rabbimiz! İşte bunlar, seni bırakıp da kendilerine taptığımız ortaklarımızdır" diyecekler. Koştukları ortaklar da onlara; "Siz mutlaka yalancılarsınız" diye söz atarlar.
*
O gün Allah'a teslim bayrağını çekerler, bütün o uydurdukları şeyler kendilerini bırakıp kaybolup gitmişlerdir. (NAHL/86-87)
*
Ve o (kıyamet) günü Allah kâfirlere şöyle buyuracak: "Ortaklarım ve şefaatçılarınız diye zannettiğiniz putlarınızı çağırın." Müşrikler onları çağırırlar, fakat kendilerine cevap vermezler. Biz, kâfirlerle ilâhları arasına ateşten bir engel koymuşuzdur. (KEHF/52)
*
Ve durdurun onları, çünkü sorguya çekilecekler. (SAFFAT/24)
*
O gün hepsini mahşere toplayacağız. Sonra Allah'a ortak koşanlara: " Hani nerede o Allah'a ortak saydığınız ortaklarınız?" diyeceğiz.
Sonra, (Onlar): "Rabbimiz, Allah'a yemin ederiz ki, biz müşriklerden değildik" demekten başka bir özür bulamayacaklar.
Bak, vicdanlarına karşı nasıl yalan söylediler! O uydurdukları putlar da kendilerinden kaybolup gitti. (EN'AM/22-24)
*
O gün Allah onları çağırarak, "Benim ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz, hani nerede?" diyecektir.
(O gün) haklarında azaba itilme, hükmü gerçekleşen kimseler, "Rabbimiz! Biz nasıl azmışsak, işte bu azmışları da öylece azdırdık. (Onların suçlarından) beri olduğumuzu sana arzederiz. Zaten onlar aslında bizlere tapmıyorlardı." derler.
"(Allah'a koştuğunuz) ortaklarınızı çağırın!" denir, onlar da çağırırlar; fakat kendilerine cevap vermezler ve (karşılarında) azabı görürler. Ne olurdu (dünyada iken) doğru yola girselerdi!
O gün Allah onları çağırıp "Peygamberlere ne cevap verdiniz?" diyecektir. (KASAS/62-65)
*
Kıyamet günü herkes tek başına sorgulanır
Kıyamet günü onların herbiri Allah'ın huzuruna tek başına çıkacaktır. (MERYEM/95)
*
İnsanlar üç sınıf olacaktır
Ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman
Sağın adamları (var ya) ne mutludurlar onlar!
Solun adamları ise ne uğursuzdurlar onlar!
Önde olanlar (var ya), onlar öncüdürler.
İşte o yaklaştırılanlar, (VAKİ'A/7-11)
*
Müminlerin kitabı sağdan verilir
Kitabı sağından verilen, "alın okuyun kitabımı.."
"Çünkü ben hesabıma kavuşacağımı sezmiştim" der.
Artık o hoşnut bir hayattadır.
Yüksek bir cennettedir. (HAKA/19-22)
*
Kafir olanların kitabı soldan verilir
Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: "Keşke kitabım verilmeseydi de,
Hesabımın ne olduğunu bilmeseydim,
Ne olurdu o ölüm, iş bitirici olsaydı . (HAKKA/25-27)
*
Allah kıyamet günü Şeytanı ve dostlarını haşredecektir
Rabbine andolsun ki biz onları (öldükten sonra dirilmeyi inkâr eden kâfirleri) şeytanları ile beraber elbette ve elbette mahşerde toplayacağız. Sonra onları muhakkak cehennemin etrafında dizleri üstü hazır bulunduracağız (ki cennetlikleri görüp hasret çeksinler) (MERYEM/68)
*
Kıyamet günü hassas teraziler kurulur
Biz kıyamet günü için doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Yapılan amel, bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirir (tartıya koyarız.). Hesap görenler olarak da biz kâfiyiz. (ENBİYA/47)

KIYAMET İLE İLGİLİ HADİSLER

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif'lerinde şöyle buyururlar:

"Kıyametin kopmasına bir gün bile kalsa, Allah-u Teâlâ o günü uzatarak benim soyumdan bir kişi gönderecektir. Adı adımın, babasının adı babamın adının aynısı olacak, zulüm ve zorbalık altında inleyen yeryüzünü huzur ve adâletle dolduracaktır." (Ebu Dâvud - Tirmizî)
*
"Mehdi, kızım Fâtıma'nın çocuklarından ve benim ehl-i beytimdendir." (Ebu Dâvud: 4284)
*
"Mehdi bendendir. Alnı geniş, burnu ince uzun ve ortası biraz yüksekçedir. Yedi sene hükmeder. Yeryüzünü zulüm ve işkence ile dolduğu gibi, onu doğruluk ve adâletle doldurur." (Ebu Dâvud: 4285)
*
"O zât insanlar içerisinde Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-in sünneti ile amel eder. İslâm yeryüzüne tam mânâsı ile yerleşir. Yeryüzünde yedi sene kalır, sonra vefat eder ve müslümanlar onun üzerine namaz kılarlar." (Ebu Dâvud: 4286)
*
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kıyametin diğer alâmetleri hakkında Hadis-i şerif'lerinde şöyle buyurmaktadır:

"Kıyamet kopmadan önce vuku bulacak alâmetlerden altı şeyi sayınız:

1. Benim ölümüm.

2. Kudüs'ün fethedilmesi.

3. Koyun vebası gibi bir hastalıkla insanların kırılması.

4. Mal çokluğu ki, birisine yüz altın verildiğinde onu az görerek öfkelenmesi, memnun olmaması.

5. İstisnasız her Arap evine girecek bir fitnenin yayılması.

6. Sizinle sarı ırk arasında bir barış antlaşmasının yapılması, onların bu barışı bozmaları ve her birinde oniki bin kişi bulunan seksen sancakla gelip size hücum etmeleri." (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 1313)
*
"İlmin azalması, bilgisizliğin çoğalması, fuhşun alana çıkması, kadınların çoğalması, elli kadına bir erkek düşecek kadar erkeklerin azalması kıyamet alâmetlerindendir." (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 72)
*
"İlmin kalkması, bilgisizliğin yerleşmesi, çeşitli içkilerin içilmesi, zinanın aleni yapılması elbet kıyamet alâmetlerindendir." (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 71)
*
"Devlet malı belirli çevrelerin menfaati yapıldığı, emanet kelepir ve zekât angarya sayıldığı, ilim dinden başka gaye için tahsil edildiği, kişi karısına itaat edip annesine asi olduğu ve dostunu kendisine yaklaştırıp babasını uzaklaştırdığı, mescidlerde gürültüler başgösterdiği, fâsık kimsenin kabilenin başına geçtiği ve aşağılık adamın milletin lideri olduğu, şerrinden korkulduğu için kişiye ikramda bulunulduğu, şarkıcı kadınlar ve çalgı âletleri türediği, şaraplar içildiği ve bu ümmetin sonunda gelenler evvel gelenleri lânetlediği zaman; işte o zaman kızıl bir rüzgâr, zelzele, yere batma, şekil değiştirme, taşlanma ve ipi kopan bir kolyenin tanelerinin birbiri ardı sıra gitmesi gibi birbirini takip eden alâmetler beklesinler." (Tirmizî)
*
"İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki gayretleri mideleri, şerefleri servetleri, kıbleleri karıları, dinleri dirhemleri ve dinarları olacak. Onlar mahlûkatın en şerlileridir ve onların Allah katında hiçbir nasipleri yoktur." (Deylemi)
*
"İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecektir ki İslâm'ın yalnız ismi, Kur'an'ın ise resmi kalacak. Mescidler dış görünüşleri ile mamur, fakat içleri hidayetten mahrum olacak.
*
Onların âlimleri gök kubbe altındakilerin en şerlileridir. Fitne onlardan çıktı ve yine onlara dönecektir." (Beyhaki)
*
"İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, fâiz yemeyen kimse kalmayacaktır. Fâizin kendisini yemese bile tozunu yutacaktır." (Ebu Dâvud)
*
"İnsanlar mescidlerle birbirine karşı övünmedikçe kıyamet kopmaz." (Nesâi)
*
"İnsanlar bina yapmakta birbirleriyle yarışmadıkça kıyamet kopmaz." (Buhârî)
*
"Her milletin başına münafıklar geçmedikçe kıyamet kopmaz." (Mecmauz-Zevaid)
*
"Bir kimse hakkında ne kadar kahraman zâttır, ne kadar zarif kişidir, o ne kadar akıllı kimsedir, diye övülür. Halbuki onun kalbinde hardal tanesi kadar iman yoktur." (Müslim)
*
"İnsanların dünyaca en bahtiyarını âdi oğlu âdiler teşkil etmedikçe kıyamet kopmaz." (Tirmizî)
*
"Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, imamınızı öldürmedikçe, kılıçlarınızı birbirinize karşı kullanmadıkça, dünyanıza şerlileriniz vâris olmadıkça kıyamet kopmaz." (Tirmizî)
*
"Hepsi de Allah'ın peygamberi olduğunu iddiâ eden otuza yakın yalancı deccaller türemedikçe kıyamet kopmaz." (Tirmizî)
*
"Şüphesiz ki kıyametin önünde yalancılar zuhur edecektir." (Müslim)
ahiret,cehennem, cennet, kıyamet hadisleri, hadisi şerif kıyamet, hz muhammed kıyamet sözleri, kıyamet ayetler, imam teberani, kıyamet alametleri, ahirette ne sorulur, hesap günü ne sorulacak

AHİR ZAMAN

7 Ekim 2019 Pazartesi / No Comments
ahirzaman alametleri nelerdir, ahirzaman ne zaman, ahirzaman nedir, altın sözler, cehennem, cennet, ahirzaman hadisler, iblis, maşaallah, resimli sözler mevlana, sureti hak, şeytan, takva, vefa,

Dikkat et!
Ahir zaman bu.
Nefsine uyup da surete aldanma.
İblisin bile maşaallah dediği kullar var.
Seveceksen sev; vefa  nedir? takva nedir bileni?
İçinde cennet saklayan kullar var... Hz. Mevlana

*
ahirzaman alametleri nelerdir, ahirzaman hadisler, ahirzaman ne zaman, ahirzaman nedir, altın sözler, cehennem, cennet, iblis, maşaallah, ödev notları, resimli sözler mevlana, şeytan, takva, vefa, 
AHİR ZAMAN NEDİR? NE ZAMANDIR? ALAMETLERİ NELERDİR?

Kâinatın Efendisi ümmetinin geleceği ile ilgili endişeleri olmuştur. Zamanın bozulacağı, bozulan zamanda insanlığın ve de mü'minlerin bozulacağını açık bir ifade ile haber vermiştir. Kâinatın Efendisi'nin ümmetinin geleceği ile ilgili haberlerini incelediğimizde bugün bu haberlerle yüz yüze olduğumuzu görmekteyiz. Şimdi sizleri Efendimizin mübarek sözleri ile baş başa bırakıyoruz: 

Kâinatın Efendisi buyurdu ki: 

• İnsanların başına bir zaman gelecek ki, onlardan faiz yemeyen kalmayacak, yemese bile tozu onlara bulaşacaktır. 

• Birçok kişi, az bir dünyalık karşılığında dinini feda edecek. 

• Kazanç, belirli kişiler arasında dolaşacak, dar gelirliler açlık ve sıkıntıya düşecek. 

• Kabirler süslenecek ve Kur'an, kazanç getiren bir meta hâline gelecek... 

• Fitne her eve girecek ve tecrübesiz gençler başa geçecekler. 

• Kur’an’dan bir resim, İslâm'dan bir isim, Müslüman'dan bir cisim kalacak. 

• Üç şey çok kıymetlenecek; Helâl para, kendisiyle amel edilen sünnet ve candan bir dost. 

• Ecnebiler çoğalacak ve müslümanlara galebe edecekler. 

• Sonradan gelen nesiller, önceden gelenlere sövüp sayacaklar. 

• Mihnet, belâ, musibet artacak, rahat ve huzur kalmayacak, kimse eliyle bunları önleyemeyecek. 

• Bir Müslüman, koyundan daha âciz olacak, hor ve hakîr görülecek. 

• İlim azalacak, cehalet, anarşi ve cinayetler artacak, adam öldürmek, hafif bir suç sayılacak. 

• Hilesiz iş yapılamayacak, tacirler ve yazarlar artacak kalem bollaşacak. 

• Kişi, elbisesini sakındığı kadar dinini sakınmayacak ve fakirler de namaz kılmayacak. 

• Akrabalık bağlan kopacak ve selâm, sadece tanıdık olanlara verilecek. 

• Zenginler ticaret için, hafızlar riya ve gösteriş için hacca gidecekler. 

• Büyükleri merhametsiz, küçükleri hürmetsiz olacak çocukları terbiye, köpekleri terbiyeden daha zor olacak. 

• İnsanlar, kötülüklerden birbirlerini sakındırmayacaklar ve iyiliği emretmeyecekler. 

• Minareler çoğalacak, camiler süslenip ziynetlenecek (kilise ve havralar gibi) ve içlerinden yüksek sesler gelecek. 

• Hâinlere emin, emin olanlara hâin denilecek ve “şurada emin bir insan vardır” denilecek kadar emin insan sayısı azalacak. 

• Kişiye, şerrinden korkulduğu için ikramda bulunulacak. Görünüşte dost fakat esasında düşman insan sayısı artacak, sözler hep yalan ve birbirine muhalif olacak, amir ve memur çok, doğru iş yapan az olacak. 

• Yıldızlar (fal) doğrulanacak ve kader yalanlanacak. 

• Allahü Teâlâ (C.C.) apaçık inkâr edilecek. 

• Âlicenaplık, izzet-ikram ve cömertlik duyguları kaybolacak ve haklar para karşılığında satılır hâle gelecek. 

• Cemaatin inancı zayıf, ibadeti taklit olacak, hafızlar çok, ama âlim bulunmayacak. 

• Zenginlere itibar edilecek, cimrilik artacak, zekât ağır bir borç olarak kabul edilecek. 

• Âlimler, para ve dünyalık karşılığında ilim öğretecek, âhiret ameli ile dünyalık talep edecekler. 

• Dinden gayrı hususlar için öğrenim yapılacak. 

• Erkekler kendilerini kadınlara, kadınlar da erkeklere benzetecekler. 

• Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla münasebetsiz alâkalar kuracak. 

• Her tarafta şarkıcı ve çalgıcı kadınlar zuhur edecek. 

• Söz kadınlarda olacak ve zina yaygınlaşacak. 

• Kadınlar, saçları deve hörgücü gibi, sokaklarda dolaşacaklar. 

• Haram işlemeyi kolaylaştıran imkânlar artacak, gençler günah işlemeye ve kötülük yapmaya çok meyledecekler. 

• İmanı kalpte tutmak, kor ateşi elde tutmak kadar zor olacak, kişi gece mü'min yatacak, sabah kâfir olarak kalkacak veya bunun tersi olacak. 

• Dünya işlerine dalınıp âhiret unutulacak, Allah'ın kitabıyla hükmetmek, ayıp sayılacak. 

• Büyük ve gösterişli binalar yapılacak ve bunlardan dolayı sokaklar daralacak. 

• Yırtıcı hayvanların derileri tabaklanarak çeşitli giyim eşyası yapılacak. (Kürk, manto ve benzeri...) 

• Sabah giyilen elbise başka, akşam giyilen elbise başka olacak. Önünüze yemeklerden birisi gelip diğeri gidecek ve Kabe'nin örtüldüğü gibi, evlerinizin duvarları halılarla süslenecek. 

• Ümmetimin erkekleri şişmanlayacak ve semizleşecekler. 

• Dedikodu, yaygın bir hâl alacak. 

• Herkes “kazanamadığından ve geçinemediğinden” şikâyetçi olacak. 

• Yalancı şahitlik ve boşanmalar artacak, ani ölümler sık görülecek. 

• Mal çoğalıp sel gibi akacak, mal sahibi malına tapacak ve tüccarların çoğu hilekâr olacak. 

• Kişi, karısına itaat edip anasına âsi olacak ve arkadaşına yaklaşıp babasından uzaklaşacak. 

• Gönüller birbirini sevmez olacak, dinde ve dünyalık işlerde muhtelif görüşler belirecek, kardeşler bile dinde ve mezhebde ihtilâf edecekler. 

• İmar edilen şeyler harap edilecek, harap olanlar ise imar edilecek. 

• Fâsıklar başa geçecek ve konuşmasını bilmeyenler halka hitab edecekler. 

• Arap arazisinin çölleri, nehirlere ve yeşilliklere kavuşacak. 

• Köylüler şehirlere akın edecek ve ne idüğü belirsiz deve çobanları, bina yaptırmakta birbirleriyle yarışacaklar. 

• Faize alış-veriş, rüşvete hediye denecek, tefecilik artacak, helal-haram unutulacak, para gelsin de nerden gelirse gelsin denilecek. 

• Zaman kısalacak. Bir sene bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir hafta bir gün gibi geçecek, bir günün geçmesi ise bir yaprağın yanması kadar çabuklaşacak, hiçbir şeyde bereket kalmayacak. 

KAYNAKLAR: 
1- Riyâzüs-Salihîn, İmam Nevevi, Terc: Mehmed Emre. 
2- Tezkiret-ül-Kurtubî, imam Şaranî. 
3- Kıyamet Alâmetleri Râmuz el-Ehadis'ten Dersler, ist. 1983 
4- Kitab ül-Keşf, Celâleddin-i Suyutî, El yazma eser Süleymaniye Kütüphanesi. 
5- Kıyamet Alâmetleri, Muhammet! el-Hüseyni, Terc: Naim Erdoğan. 



ahirzaman alametleri nelerdir, ahirzaman hadisler, ahirzaman ne zaman, ahirzaman nedir, altın sözler, cehennem, cennet, iblis, maşaallah, resimli sözler mevlana, ödev notları, şeytan, takva, vefa, 

HZ. MUHAMMED'İN BİR GÜNÜ

14 Mart 2017 Salı / No Comments
 ahiret hayatı, cehennem, cennet, dünya hayatı, hesap, resimli mesajlar, ahiretimizi nasıl kurtarabiliriz, müslümanın bir günü, nasıl yaşamalıyız, hz muhammedin bir günü nasıl geçerdi
VAZGEÇMEK

Hiç vazgeçtin mi bir şeyden,
"Ahiretimi tehdit ediyor" diye?
*
Hz. Peygamber’in (sav) Günü Nasıl Geçerdi?

Dünyâya ansızın geldik ve uğurlanmaya hazırlanıyoruz. Sessiz veya şatafatlı günler üzerinden ömür bitiyor. Kimse yeryüzüne kazık çakmadı. Maddî îtibarlar çürüyüp gitti ve mânevî îtibarlar ölümsüzleşti. Biz de geldik geleli, giden 120 milyar insanın ardından âhirete ilerliyoruz. Yeryüzünde misafir bulunduğumuzu, sabırla ve şükürle sınandığımızı ve sonsuzluğa eğitilerek hazırlandığımızı biliyoruz.

Bu kısacık hayatı gerçek anlamda verimli ve dopdolu yaşamanın yolu nedir? Zamanı nasıl yönetebilirsek büyük zafere erişebiliriz? Bir ömrü hebâ edip karanlıklarda kaybolmaktan nasıl kurtulabiliriz?

Şüphesiz insan için gerçek zafer dünyâyı da âhireti de kazanmayı başarmaktır. İnanıyoruz ki yeryüzünde böyle bir başarıyı en zirve düzeyde ortaya koyan en büyük insan Hz. Muhammed’dir (sav). Öyleyse onun modelliğine nasıl başvurabilir, yaşantısından hangi zaman yönetimi derslerini alabiliriz?

Kimsenin günü 1440 dakikadan bir saniye uzun değil. Lâkin günün sonunda herkesin ticâreti aynı sonucu vermiyor. Kimi hebâ ediyor servetini ve kimi sonsuzluktan yeni bir saray kazanarak akşama ulaşıyor.

Hz. Muhammed (sav) bize dünyâya anne rahmi üzerinden ve elest meclisinden geldiğimizi, kabirden, kıyâmetten, dirilişten, sırattan sonsuzluğa göçeceğimizi bildirdi. Biz de misâfirliğimizin bilincinde yaşıyoruz ve aynı başarıya ulaşmayı arzuluyoruz. Öyleyse soralım; Hz. Peygamber (sav) nasıl yaşardı hayâtını ve yaşantısının bugüne izdüşümü nasıl olurdu?

Bugün aramızda olsaydı hangi olay karşısında ne yapardı? Televizyon izler miydi? İnternete girer miydi ve bunları yapacak olursa nasıl yapardı? Hangi kanal veya sitelerde niçin ve ne kadar zaman harcardı? Kahveye, bankaya uğrar mıydı? Borsayı takip eder miydi? Vâdeli ev alır mıydı? Gece evinin ışıkları geç saatlere kadar yanar mıydı? Geç saatlerde şehir sokaklarında, alışveriş merkezlerinde dolaşır mıydı? Sabah işe nasıl giderdi ve evine nasıl dönerdi?

Şüphesiz Hz. Peygamber’in (sav) ahlâkı Kur’ân’ın ahlâkıdır. Kur’ân’da emredilen, Kur’ân’la bize bildirilen ahlâktır. Hayatını ona göre planlamış, önerilerini, öğütlerini, kişisel modelini ona göre oluşturmuştur. Şu halde, Hz. Peygamber’in (sav) yaşantısından ve sözlerinden edinebileceğimiz zaman yönetimi ilkelerinden sadece bir kaçını hatırlayalım:

Zamânı Yönetmek Ömrün Kısalığını Keşfetmekle Başlar

Zamânımızı yönetmek ve dopdolu bir hayat yaşamak istiyorsak önce zamânın/ömrün değerini idrâk etmemiz gerekir. Hayat ebedî değil, hızla tükeniyor ve her insan herhangi bir günde dünyadan ayrılabilecek yaştadır. “İnsanlar iki nîmetin değerini takdir edemiyorlar: Sağlık ve boş vakit.” (Buhari, Rikak:1) buyurmuştur.

İkinci Adım Hayâtına Bir Amaç ve Misyon Bulmaktır

Hz. Peygamber (sav) gençliğinde, çobanlıktan ticârete işler yaparak, Hılful Fudul gibi derneklerdeki rolüyle nasıl hizmete adanmışsa; fakirin, yetimin muhtâcın derdiyle ve insanlığın îmânıyla son nefesine kadar içten ve azimle ilgilenmiştir. Yüce Allâh’ın “İnsan ancak çalıştığının karşılığına erişir.” (Necm, 39.) buyruğunu düşününce, Hz. Peygamber’in bu büyük başarısının ardında ne büyük bir çaba sergilediğini daha iyi anlıyoruz.

Amaçsız insanların yönetecek ömürleri yoktur. Tek işleri ömür öldürmektir. Oysa mü’min yeryüzünde misâfir olduğunu bilir. Başında cenneti kazanmak veya kaybetmek gibi çok büyük bir dâvâ bulunduğunu unutmaz. Allah yolunda nefsiyle ve malıyla mücâdele etmesi gerektiğini aklından çıkarmaz. Bir çırpınış içerisinde hem dünyâya tutunmaya, hem âhireti kazanmaya çalışır ve hem de insanlığın kurtuluşu işin çırpınır. Bu idrâkteki mü’min, “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyâya, yarın ölecekmiş gibi âhirete çalışmanın heyecânı içerisinde koşuşturmak ister. Önünde en büyük insan Hz. Muhammed’in 23 yıla sığdırdığı, hâlâ insanlığı dönüştürmeyi sürdüren baş döndürücü bir mûcize devrim vardır. Azim, adanmışlık, fedâkârlık, kahramanlık dolu bir hayat örneği vardır.

İşi Ertelemek Ömrü Öldürmektir

“Yarın yaparım, ertesi gün yaparım” gibi düşünceler şeytanın prensibidir.” buyurur Hz. Peygamber. Her gün gibi bugünün önemli görevleri vardır. Bugünün ibâdetleri, öğrenilecekleri, bugünün âileye, sağlığa, eğitime, mesleğe karşı gerektirdiği sorumluluklar uyanır uyanmaz karşımıza çıkar. Her günün işini gününde yapmayan unutur, gelişmez, gücünü yitirir. Her günün işi o günü doldurmaya yetecek ve hatta artacak boyuttadır. Dolaysıyla erteleyiciler üretici olamazlar. Âciz düşerler, ağır bedeller öderler. Bu yüzden bir işe başlamak onun çoğunu yapmak sayılır. Yeter ki yapılacak işi görür görmez yerinden fırlasın insan.

Kapasiteyi Arttırarak İlerlemenin Yolu Kalite Bilincidir

Bunu da Hz. Peygamber’in (sav) “İki günü birbirine denk olan ziyandadır.” “Beni Allâh’a yaklaştıran ilmimin artmadığı bir gün yaşayacak olsam, o günü hayırla geçirilmeyen bir gün sayarım.” ifâdelerinden anlarız. Her gün ilmine, yeteneklerine ve hizmetine bir yenilik eklemesi gerekir insanın. Her gün yeni bir şey öğrenmeli, yeni bir şey yapmalı, yönettiği hayâtına yenilikler ve gelişmeler eklemeye çalışmalıdır. Böylece yönü yukarıya olur ve yaşadıkça yükselişini sürdürür. Aksi takdirde gelişmeye odaklanmayanın yönü aşağıyadır; sürekli kapasitesi küçüleceği için ömrü daralır ve zaman içinde anlamlı bir iş üretemeyen zavallı birisi haline dönüşür.

İnsan Hayâtını Sorumluluk Alanlarına Göre Planlamalıdır

İşinize odaklanıp da sağlığınızı yitirmek ister misiniz? Âilenize odaklanıp da âhiretinizi yitirmek ister misiniz? Hayâtımızla bağlantısı olan herkese ve her şeye karşı bir sorumluluğumuz var. Sonsuzluğu kazanmak için Rabbimize karşı görevlerimiz var. Sağlıklı yaşamak için beynimize ve bedenimize karşı sorumluyuz. Özel sığınağımızı korumak için âilemize karşı görevlerimiz var. Geçimimizi sağlamak için mesleğimize karşı görevliyiz.

Gününün bir kısmını dinlenmeye, bir kısmını ibâdete, bir kısmını âilesiyle ilgilenmeye, bir kısmını toplumun ihtiyaçlarıyla ilgilenmeye ve bir kısmını da Hak dini tebliğ etmeye ayıran dopdolu yaşamış bir peygamberin hayâtı en dengeli hayattır. Ortaya koyduğu sünnet bedeni sıhhate, âileyi huzûra, mesleği zafere, âhireti cennete dönüştüren hayattır. Zamânı yönetmek, günün akışında her görevi doğru yerde, zamanda ve biçimde yerleştirmektir.

En Verimli Gün, Etkili Dinlenme Aralıklarına Bölünen Gündür

Durmaksızın ve dinlenmeksizin veya akılsız ve dengesiz dinlenmelerle yaşayan, hızla sıfırı tüketir. Hz. Peygamber gününü namaz vakitleriyle bölümlemiştir. Gecenin yarısından sonra veya son üçte birlik kısmında teheccüd, ardından sabah ve öğle namazı, kısa öğlen uykusu, ikindi, akşam, yatsı namazlarıyla bölümlenmiş bir ömür var önümüzde… İnsan bir iş üzerinde uzun süre çalışmaya dayanamaz. Arada bir durmalı, dinlenmeli, baltasını bilemeli ve hayâtın koşuşturmalarına kaldığı yerden devam etmelidir.

“Allah geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapmıştır.” (Furkan, 47.) buyruğu çerçevesinde gece istirahat etmeli ve gündüz hareket halinde olmalıdır. Bugün bizim en büyük hatamız nerede? Sabah evden çıkıyoruz, koştura koştura, dinlenemeden, bir câmide secdede rahatlayıp gevşeyemeden, namazı bile alelacele kılarak, akşama kadar tüm enerji sistemlerimizi tüketiyoruz. Sonra da eve yorgun argın varıyor, televizyonun karşısında sızıp kalıyoruz.

Başarı Erken Yatıp Erken Kalkanın Hakkıdır

Hz. Peygamber (sav) yatsıdan sonra teheccüde kadar uyumuş ve kalan uyku ihtiyacını da öğle (kaylule) uykusuyla tamamlamıştır. Zamânında elektrik ve teknoloji olsaydı bile, Hz. Peygamberimiz televizyonla, internetle geç saatlere kadar oyalanmazdı.

Bu düzende şaşırtıcı bir enerji vardır. İnsan biyolojik ritmi güneşin ışınlarıyla ilişkili olarak düzenlenir. En dinç insan, erken yatıp erken kalkan ve kalan uyku ihtiyacını da -biyolojik ritme uygun olduğu sonradan keşfedilen- öğlen arasında uyuyarak karşılayan insandır. Geç yatıp geç kalkmak, ihtiyaçtan az veya fazla uyumak beyni de psikolojiyi de tahrîb ediyor.

“Günün başında veya sonunda uyumak, aklın azalmasına ve bereketsizliğe sebep olur.” “Allâh’ım, günün erken saatlerini ümmetime bereketli kıl.” buyuruyor Hz. Peygamber. Günümüz biliminden öğreniyoruz ki biyolojik ritmimiz gece ve öğlen uykusuna göre programlanmıştır.

Dinlenme Dışında Boş Durmak İsraftır

Hz. Peygamber (sav) yüce Allâh’ın “Bir işten boş kaldın mı diğer işe giriş.” (İnşirah, 7-8) buyruğuna uygun yaşamıştır. Boş durmamış, sürekli bir işle, hizmetle, konuyla ilgilenmiş veya ibâdet etmiştir. Günümüzü işlerimiz çerçevesinde plânlayarak düzenli çalışmazsak yavaşlarız. Çalışmaya soğuruz, üşeniriz. Sonunda türeyen tembelliğin sonu da, can sıkıntısından nefisle ilgilenmeye, kîne, kibre, şehvete kadar bir yığın olumsuzlukta boğulmaktır.

Çalışmaya başladığımızda bir ısınma devresi geçer ve sonra da alışınca kendimizi çalışmanın heyecânına kaptırarak ilerleriz. Ancak işten bir süre kopacak olursak bu bizi bir gün, bir ay, bir yıl ve belki de bir ömür amacımızdan koparır. Yapılacak bir iş varsa onu yılmadan, unutmadan, zihinden uzaklaştırmadan, ısrarla ve azimle sürdürmek gerekir ki, sonucu üretmenin ve başarının yolu budur. Hz. Peygamber (sav) bu bâbda, “Allâh’a en sevimli ve en hoş amel, az da olsa devamlı olanıdır.” buyurmuştur.

Gerekli İşlere Odaklanmak ve Gereksizleri Hayattan Ayıklamak Gerekir

Savaşlara seferlere katılan, ev ve kişisel işlerini bizzat yapan, ibâdetle, tebliğle, hizmetle gününü kuşatan Hz. Peygamber’in (sav) hayâtında hiçbir gereksizlik, yararsızlık bulamıyorsunuz. O kısa tebliğ süresine inanılmaz mesajlar, işler, ilişkiler, hikâyeler, dersler sığdırması muhteşem bir başarıdır.

“Lüzumsuz işleri terk etmesi mü’minin îmânının güzelliğindendir.” buyuruyor Hz. Peygamber. Peygamberlikten önce iki kere eğlence törenlerine merâkından katılmak ister de kader engel çıkarır, ikisinde de uyuyakalır, mahcûb olur da artık o tür etkinliklere gitmez olur. Böyle bir hayâtın herhangi bir dakikasına hangi haram diziye, yararsız maça bakmak girebilir? Hangi bilgisayarın hangi vurucu, kırıcı oyununa bir dakika ayırabilir? Hangi gereksiz dedikoduyla veya gazete haberiyle ilgilenmeyi anlamlı bulabilir?

Kıyamet çağındayız. Şeytan tarih boyunca hiç bu kadar güçlü bir donanım kazanmamıştı. Teknoloji çıkar çıkmaz önce şeytana hizmet ediyor. Şeytan kısacık yeryüzü hayâtını hiç bu kadar kandırıcı süsleyememişti. Bir yığın oyuncak üzerinden kalbimiz dünyâya bağlanıyor ve sonsuzluk yolcusu olduğumuzu unutma tehlikesine düşüyoruz.

Modelimiz, rehberimiz ve liderimiz olan Hz. Muhammed’in (sav) hayâtı ortadadır. Eseri ortadadır ve O’nun izinden gidenlerin târihte saçtıkları ışık da ortadadır. Şeytanlar İslâm’ı, îmânı ve ahlâkı istedikleri kadar aşağılasınlar, istedikleri kadar safları kandırmaya çalışsınlar. Kimse ölümü öldüremeyecek ve son zafer, Allâh’a ve elçisine uyanların olacaktır. Basîretli mü’mine düşen o kutlu yolda yaşama azmini ısrarla diri tutmasıdır. Allah başarı lütfetsin.




ahiret hayatı, cehennem, cennet, dünya hayatı, hesap, resimli mesajlar, ahiretimizi nasıl kurtarabiliriz, müslümanın bir günü, nasıl yaşamalıyız, hz muhammedin bir günü nasıl geçerdi

SIRAT KÖPRÜSÜ

5 Ocak 2017 Perşembe / No Comments

Nereye gidiyorsun Ey İnsanoğlu!
Kazandığın mal, mülk dünyada kalacak.
Yanlız, tek başına mezara, ahirete göçecek ve hesap vereceksin.
Yaşadıkların, yaptıkların, yaşattıkların, günahın, sevabın yol arkadaşın olacak.
Ve sırat köprüsünden ilk ve son defa geçeceksin.
Sonra da ebedi kalacağın gerçek hayat seni bekleyecek.
Cennet Bahçesi mi? Ateş mi?
Nereye gidiyorsun Ey İnsanoğlu!
*
SIRAT KÖPRÜSÜ NEDİR?

Sırat, Cehennem üzerine kurulacak köprüdür.

Akaid ve kelâm kitaplarında sırat “cehennem üzerine kurulmuş olup müminlerin rahatlıkla geçebileceği, kâfirlerin ise üzerinden cehenneme düşeceği köprü.” diye açıklanır. (Sâbûnî, el-Bidâye fî usûli’d-dîn, Mâtürîdiyye Akaidi, s. 92)
Kuran-ı Kerîm’de sırat kırk altı ayette yer almakta ve genellikle “Allah’a ulaştıran doğru yol” anlamında kullanılmaktadır.

İslâm alimleri, bazı ayetlerin işareti ve çok sayıda hadis rivayetine dayanarak sıratın varlığını ittifaka yakın bir çoğunlukla kabul etmiştir.

Kadı Abdülcebbar’ın kaydettiğine göre Mutezile’den sadece Abbad b. Süleyman es-Saymerî sıratı “Allah’a itaati temsil eden iyi davranışlar ve O’na âsi olmayı temsil eden kötülükler” diye yorumlamıştır. Kadı Abdülcebbâr onun bu yorumunu isabetsiz bulmuştur. (Şerĥu’l-Uśûli’l-ħamse, s. 738)

Kuran’da;
- salih kulların cehenneme yaklaştırılmayacağı, uğultusunu bile duymayacakları (Enbiyâ 21/101-102),
-  ahirette zalimlerin ve putlarının arkadaşlarıyla birlikte toplanıp kendilerine cehennem yolunun gösterileceği (Sâffât 37/22-23)
şeklindeki beyanlar,
ayrıca;
- “İçinizden o cehenneme uğramayacak hiçbir kimse yoktur; sonra biz Allah’tan sakınanları kurtarırız” mealindeki ayetler (Meryem 19/71-72)
bu konuda delil olarak kabul edilmiştir.

Ehl-i sünnet kelamcıları sıratın varlığını kanıtlamak için daha çok bu sonuncu ayeti esas almıştır.

İmam Mâtürîdî alimlerin konuyla ilgili yorumlarını şöyle özetlemektedir: Bazıları ayetin muhtevasını yer aldığı bağlam içinde mütalaa ederek buradaki ilâhî beyanın sadece kâfirlere yönelik olduğunu söylemiş, bazıları da hem kâfir hem müminleri kapsadığı kanaatini belirtmiştir. Ancak bunlara göre ayette yer alan “vürûd” kavramı cehenneme girme (dühûl) değil yakınına gidip görme (huzûr) anlamına gelir. Üçüncü bir grup âlim ise vürûdun “cehennem üzerindeki köprüden geçmek” manasına geldiğini belirtmiştir.”

“Bu geçiş hadis rivayetlerinde de zikredildiği üzere müminler için çok kolay olacak, kâfirler ise geçiş imkânı bulamayıp cehenneme düşecektir. Müminlerin cehennemin bir kesimine uğrayacağı, fakat burasının yakıcı olmayıp azap niteliği taşımayacağı görüşünü benimseyenler de vardır. (Tevîlâtü’l-Ķurân, IX, 156-157)

Sırat kelimesi hem sözlük ve hem de terim anlamıyla hadis rivayetlerinde de yer almıştır.

Hadis metinlerinde “cehennemin üzerine kurulmuş köprü” manasında sıratın yanı sıra “cisr” ve “kantara” kelimeleri de geçmektedir.

İlgili hadislerden anlaşıldığı üzere herkes sözü edilen köprüden geçecektir. Ebû Saîd el-Hudrî yoluyla Hz. Peygamber (asm) Efendimizden rivayet edilen bir hadiste iman ve salih amel derecesine göre sırattan göz açıp kapayacak kadar bir zaman içinde veya şimşek, rüzgâr, kuş uçuşu yahut yürük at hızıyla geçilebileceği gibi köprünün kancalarına takılıp cehenneme düşecekler de vardır. (Buhârî, Eźân, 129; Tevĥîd, 24; Riķāķ, 51; Müslim, Îmân, 302, 326, 329)

Köprünün “kıldan ince, kılıçtan keskin” olduğu şeklindeki rivayetlerden biri Ebû Saîd el-Hudrî’nin Resûlullah’a nisbet etmediği bir haber mahiyetindedir (Müslim, Îmân, 302) Hz. Âişe yoluyla Resûl-i Ekrem’den nakledilen diğer rivayet ise isnad açısından zayıf bulunmuştur. (Müsned, VI, 110; bk. nşr. Şuayb el-Arnaût, XL, 302-304)

Böyle bir anlatımın kâfirlerin karşılaşacağı azabın tasvirine veya inkâr ve isyanın korkunç akıbetinin temsiline yönelik olması mümkündür.

Sıratın varlığına işaret eden ayetlerle Kütüb-i Sitte’de yer alan hadisler konunun sübûtu ve sıratın gerçek olduğu konusunda yeterli delillerdir.

İmam Mâtürîdî’nin ahiret hayatının mevcudiyetine yönelik hikmetler meyanında sıkça tekrar ettiği şu husus sıratın hikmetine de ışık tutmaktadır:

Allah, hak dini benimsemeyi veya inkar etmeyi iradesine bıraktığı insanı baskı altında tutmamak için dünya hayatında, dostu ile düşmanını birbirinden ayıracak, herkesin algılayabileceği kanıt konumunda herhangi bir alâmet koymamıştır. Ahirette ise Yâsîn suresinde (36/59), “Ayrılın bir tarafa bugün, ey suçlular!” şeklinde buyrulduğu üzere dost ile düşmanın yolları ayrılacak, insanların bir bölümü cennete, bir bölümü “çılgın alevli” cehenneme (Şûrâ 42/7) girecektir. Öyle anlaşılıyor ki sırat bu esnada bir ayırım noktası teşkil edecektir.

Bu noktanın, hadislerin beyanına göre köprü veya Mutezile kelamcılarının aklî çıkarımlarına göre yol olması sonuç açısından bir önem taşımaz.

Ayrıca, Meryem suresindeki ayete dayanılarak (19/71) herkesin cehennemi görmesi veya onun bir kısmından geçmesi de herhangi bir problem doğurmaz.

Esasen A‘râf (7/44-51) ve Hadîd (57/12-15) surelerinde cennet ehliyle cehennem ehli arasında karşılıklı konuşmaların olacağı beyan edilmektedir. Her iki tarafın dünyadaki iman ve inkâr eylemlerinin ahiret hayatındaki sonuçlarının mahiyetlerinden haberdar olması, hakla batıl arasında her yönüyle ayırım yapılmasının tabii bir sonucudur.

Kaynak: www.sorularlaislamiyet.com






ahiret hayatı, cehennem, cennet, dünya hayatı, günah nedir, hayat, hesap günü, resimli mesajlar, sırat köprüsü, sırat köprüsü hakkında bilgi, sırat köprüsü manevi mi, sorularla islamiyet sırat köprüsü, 

ANNE!

22 Aralık 2016 Perşembe / No Comments
ağlayan, ana, anne, ayakları altında, cennet, fotoğraf yarışması, gülen, hadisi şerif, hz. muhammed, istanbul şiiri, resim yarışması birincisi, resimli mesajlar, resimli sözler, sendika, toç bir sen,

ANA-ANNE

Ana başa taç imiş, dertlere ilaç imiş...
'Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar,
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar'
Cennet anaların ayakları altındadır...
(Toç Bir Sen'in düzenlediği fotoğraf yarışmasında 1. olan resimdir)





ağlayan, ana, anne, ayakları altında, cennet, fotoğraf yarışması, gülen, hadisi şerif, hz. muhammed, istanbul şiiri, resim yarışması birincisi, resimli mesajlar, resimli sözler, sendika, toç bir sen,