Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

Browsing Category "deyimler"

KÖTÜ İNSANLARLA BAŞA ÇIKMANIN YOLLARI

25 Haziran 2019 Salı / No Comments
adem, sevmediğimiz insanlara nasıl davranmalıyız, değer bilmek, değer vermek, deyimler, hiç, hiç saymak, hiçlik, kıymet bilmek, davranış şekilleri, mahkum etmek, resimli sözler, vefa,

BASİT BİR ÇÖZÜM 

Sizi 'hiç' sayanı,
siz de yok sayın.
Yokluğa mahkum edin.
Bu kadar basit.
davranış şekilleri, değer vermek, deyimler, hiç, hiçlik, kıymet bilmek, mahkum etmek, kötü insanlarla nasıl baş edilir, insanlara karşı nasıl davranılmalı, sevmediğimiz insanlara nasıl davranmalıyız, vefa, 
*

Sevmediğiniz insanlarla baş etmenin yolları

Tahmin ediyoruz ki sizi olumsuz etkileyen insanlar hayatınızdan en az bir kere geçmiştir. Bu insanlar yüzünüze kapanmakta olan kapıya doğru koşarken, asansörün içinden gözlerini size diken insanlar gibidir... Konuşmazlar; dikte ederler. Sohbet etmezler; sorguya çekerler. Korku, onların gardırobudur. Tahrik ise en sevdikleri renk.

Bir odaya girdiklerinde, içerideki iyi niyet uçar gider. Onlarla 30 saniye konuşmak, taşlık bir yolda topuklu ayakkabılarla 10 km boyunca koşmaya benzese de bu zehirli insanları nötr hale getirmenin yolları yok değil. Yapmanız gereken tek şey, ne tür bir kişilik ile uğraştığınızı saptamak ve sonrasında da aşağıdaki adımları takip etmek!

Tür 1: Kötü yetişmiş olanlar

Bu tür insanlar, genellikler ergenlik yıllarını, sosyal etkileşimlerin çekişmeli ve yıpratıcı olduğu çevrelerde (ev, okul, mahalle gibi) geçirmişlerdir. Sohbetlerde ses ayarı, yüksekten gürültüye çevrilmiştir. Sabrın ortalama yaşam süresi kısadır; nezaketin nesli tükenmiştir. Bu türün kapsamına giren kişi için yıpratıcı iletişim, bir tür alışkanlık haline gelmiş ve kökleşmiştir. Sarsıcı etkileşimler, hayat standardı haline gelmiştir. Tavırlarını ve tutumlarını yakışıksız veya çirkin olarak görmezler.

Davranışlar: Kamuya açık alanlarda bağırarak konuşmak, fikrini empoze etmek, sohbetleri bölmek, görgüsüz tavırlar sergilemek, uygunsuz yorumlar yapmak...

Yapılması gerekenler: Sıkı rehberlik. Yerleşmiş zehri etkisiz hale getirmek adına, ödün vermeyen bir akıl hocası haline düşünmeniz gerekiyor. Zehirli bir şekilde yetişmiş kişinin, adabı muaşeret kurallarından haberi yoktur. “İç ses” gibi bir kavramları yoktur; ilişkilerde diplomasi ve incelik gibi becerilere sahip değildirler. Küçük düşürmekten ziyade iyi niyetli olduğunuzu gösterirseniz eğer, kişisel gelişim fırsatı doğrultusunda hareket edeceklerdir. Anlayışla bilgilendirin. Örneğin yakınınızdaki biri yüksek sesle konuşuyor ve önemli olmadığını düşündüğü için sesini kısmayı reddediyorsa, şöyle bir karşılaştırma yapmayı deneyin: “Anlıyorum; ama sana şunu sormama izin ver: Biri yüzünde sigara söndürmeye kalksa rahatsız olur musun? Yüksek sesle konuşma da benzer bir etki yaratabilir çünkü.”

Tür 2: Suç ortağı olanlar:

Bu türde insanlar, kabul edilen davranış standartlarını bilirler. Alay etmenin ve zorbalık yapmanın kötü davranışlar olduklarının farkındadırlar ancak yine de bu davranışları sergileyebilirler. Zehirli suç ortakları, hayatta kalmak için gerekli olanı yaptıklarını düşünür ve kendilerini duyarsızlıkları konusunda nadiren eleştirirler.

Davranışlar: Dedikodu, fırsatçılık, iki yüzlülük, insanları dışlama ve sessiz kalarak göz yumma.

Yapılması gerekenler: Karakterinizi gösterin. Zehirli suç ortaklarının ahlaki pusulaları vardır; bunları ceplerinde taşır ve kalabalığı takip ederler. Kutup Yıldızı olun. Onları yönlendirin. Onlara, kötü davranışların sağlayıcıları olarak meydan okuyun ve yaptıklarını, sahip olduğunuz saygıya ve yakınlığa birer tehdit olarak gösterin. Biraz zaman tanıyın ve bulunduğunuz pozisyonu açıkça ifade edin: “İnsanların üzerine basıp geçen birisi de olabilirsin, onlar için sesini yükselten birisi de. İlkindensen eğer, yanından uzaklaşacağım.”

Tür 3: Asi olanlar:

Bu türde insanların alınlarına uyarı işaretleri konmalı. Menzil içerisinde olduklarında sirenler çalmalı. Bu insanlar sevilmektense korku salmanın daha iyi olduğuna inanan, kendi seçimleri ile kavgacı olan insanlardır. Etrafındakileri kötülemek, onlar için nefes almak gibi bir şeydir; hayatta olduklarını hissetmek adına bu şekilde davranmaya ihtiyaç duyarlar. Hiç kimse, onların yanındayken kendini iyi hissetmez. Herkes onlardan uzak durmak ister. Asiler, her an gafil avlanma tehdidi altındaymışsınız gibi hissettirir. Ve tıpkı nükleer radyasyona dayanıklı olması için tasarlanmış kurşun kaplı bir oda gibi, bu kişilerin “mantıkları” da nezakete ve duyarlılığa karşı delinmez bir yapıya sahiptir.

Davranışlar: Ahkâm kesmek, tepeden bakmak, yargılamak, küfür içerikli ve uygunsuz yorumlar yapmak, insanları baltalamak ve utandırmak, diğer insanların fikirlerinin ve işlerinin sonucu olan takdiri üstlenmek, sabotaj amaçlı bilgi saklamak.

Yapılması gerekenler: Bu kişiler yakıp yıkma politikası ile hareket ederler; bu yüzden söndürerek bitirmeyi öğrenin. Ateş, oksijen olmadan yanamaz; dolayısıyla oksijen vermemek bir seçenek. Tepkileriniz ve reddedişleriniz, bu türün ateşini hayatta tutabilmek için ihtiyaç duyduğu havadır. Bu insanlar uygar bir zihin yapısı ile davranmayı öğrenene dek, herhangi bir şekilde tepki vermeyi ya da ona uyum sağlamayı kesinlikle reddedin – onları her fırsatta diğer insanlardan izole etmeye çalışmak da dahil olmak üzere... İkincisi açık olun, kararlı olun ve sonrasında azledin. Davranışlarına karşı olan itirazlarınızı, ateşe dayanıklı katılıkla açıkça belirtin ve her etkileşimi belgeleyin. Bunları en aza indirgemek amacıyla sonraki adımlarınızın ne olacağını açık bir şekilde listeleyin.







adem, sevmediğimiz insanlara nasıl davranmalıyız, değer bilmek, değer vermek, deyimler, hiç, hiç saymak, hiçlik, kıymet bilmek, davranış şekilleri, mahkum etmek, resimli sözler, vefa, 

ARKADAŞLIK / DOSTLUK SÖZLERİ

19 Şubat 2017 Pazar / No Comments
altın sözler, arkadaş kimdir, arkadaş nedir, arkadaş sözleri, arkadaşım, atasözleri, deyimler, dost, kim, kimlik, resimli mesajlar, yoldaş, arkadaşlık sözleri, dostluk sözleri

Arkadaşını söyle!
Sana kim olduğunu söyleyeyim.
*
Arkadaş aynadır.
*
Arkadaş surettir.
*
Arkadaş candır.
*
Bilmeyeni sen de bilme...acer
*
altın sözler, arkadaş kimdir, arkadaş nedir, arkadaş sözleri, arkadaşım, arkadaşlık sözleri, atasözleri, deyimler, dost, dostluk sözleri, kim, kimlik, resimli mesajlar, yoldaş, 
ARKADAŞLIK / DOSTLUK SÖZLERİ

 - Dostluk ağlamaksa, yüreğindeki acıyı paylaşmaksa, üzüldüğünde sıcak bir kucaksa ve dostluk için ateşe atılmaksa, dünya durana, can bedenden çıkana dek sevdiğimsin.

 *

- Dost dediğin çay gibi olmalı. Şekeri ne eksik ne fazla, içine bir tat bırakmalı bazen acı, bazen tatlı, ama hep ihtiyaç duymalı.

 *

- Paylaşmanın asaletini hiçbir zaman bencilliğin çirkinliğine tercih etme ve öyle bir arkadaş seç ki sen onun için ölümü düşünürken, o senin için çoktan ölmüş olsun.

*

- Affet beni hep güzeli analım, anılarda tebessüm yaşatalım, ben kırdım, ben üzdüm yaraladım. Mutluluk gölgen olsun arkadaşım.

 *

- Hakiki arkadaşlık sıhhatten farksızdır, kıymeti ancak elden gittikten sonra anlaşılır.

 *

- Semadaki yıldızlar sönünce gözlerinde gecenin yalnızlığını hissedince, muhtaç olunca bir dost sohbetine, unutma ki seni düşünen bir dost var bu şehirde.

*

- Güneşe bağlandı korkuyla önce insan. Sonra ateşe, suya. Ay battı su kurudu gün bitti. Sevgi kardeşlik dostluktu sonsuz olan. Can dostuma.

 *

- İnsanlar vardır; berrak, pırıl pırıl bir deniz. Boşa gitmez ne kadar güvenseniz. Dibini görürsünüz her şey meydanda. Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda. İçi dışı birdir çekinme ondan. Her sözü içtendir, her davranışı candan…

 *

- Gül kokusu akşamlarda dost hasreti yaşadık belki yeri geldi ayrılıklara ağladık ama kalbimizde yaşattığımız dostluğumuzu asla unutmadık.

*

- Riya ile paranın padişahı değiliz biz. Parçalanmış gönül hırkalarını yamar giyeriz biz. Arkadaşlarla ağlar arkadaşlarla güleriz biz.

 *

- Bir bağrı yanık karındaşım var, ağlar mı bilmem. Uzanıp da gözlerine akan yaşları silemem, yarın askere gidecek gitme kal diyemem, ağlama gardaş ağlama ağlayıp da yüreğimi dağlama.

 *

- Kendini mutsuz hissettiğinde kalbini dinle, çünkü sen kalbin kadar temiz ve güzellikleri hak eden birisin tüm güzellikler seninle olsun canı arkadaşım.

 *

- Hüzün bir yıldız kadar uzak, mutluluk göz bebeğinin kadar yakın olsun, umutların gerçek, gerçek mutlulukların sonsuz olsun.

*

- Gülerken herkes eşlik eder, ya ağlarken. Başarılara herkes ortak olur, ya yenilgilere. Öyle bir dost edin ki; kötü gün kapını çalınca kapıya seninle beraber baksın.

 *

- Bizim ömrümüzde ırmaklar vardır. Sularında hayallerimizi yüzdürdüğümüz. Bizim ömrümüzde dostlarımız vardır, günlerimiz ayrı geçtiğinde üzüldüğümüz.

 *

- Duygular vardır anlatılamayan, sevgiler vardır kalplere sığmayan, dostluklar vardır hiçbir şekilde yıkılmayan, bazı insanlar vardır asla unutulmayan.

 *

- Hep zamana yenik düştük esiri olduk anlamsız koşuşturmaların. Ama bir kez adını yüreğimize kazıdığımız dostlarımızı hiçbir zaman unutmadık.

 *

- Rüzgârın kemanını çaldığı, damlaların cama vurduğu bir pencerede yatağına uzanıp ta keşke dediğin tüm güzellikler gerçek olsun güzel arkadaşım.

 *

- Dost dediğin çay gibi olmalı. Şekeri ne eksik ne fazla, içine bir tat bırakmalı bazen acı, bazen tatlı, ama hep ihtiyaç duymalı.

*

- Dostluk günah olmayacak kadar masum, köle olmayacak kadar özgür, umulmayacak kadar yakın, unutulmayacak kadar derin, tek başına yaşanmayacak kadar zordur.

 *

- Dostlukların tükenmediği, sevgilerin ölmediği, gözyaşlarının akmadığı, gülücüklerin bitmediği, en güzel günler sizinle olsun sevgili dostum.

 *

- Gülerken herkes eşlik eder, ya ağlarken. Başarılara herkes ortak olur, ya yenilgilere. Öyle bir dost edin ki; kötü gün kapını çalınca kapıya seninle beraber baksın.

altın sözler, arkadaş kimdir, arkadaş nedir, arkadaş sözleri, arkadaşım, atasözleri, deyimler, dost, kim, kimlik, resimli mesajlar, yoldaş, arkadaşlık sözleri, dostluk sözleri

GAFLET NEDİR? NASIL KURTULUNUR?

29 Kasım 2016 Salı / No Comments
atasözleri, deyimler, hz.mevlana, kazanmak için ne yapılmalı, mevlana mesajları, mevlana sözleri, ne ekersen onu biçersin, resimli mesajlar, resimli sözler, gaflet nedir, gafletten nasıl kurtulunur
GAFLET

Eden kendine eder.
Yapan bulur ve çeker,
Unutma ki; 
Kazanmak koca bir ömür ister,
Kaybetmek içinse;
Bir anlık gaflet yeter...
Kesin olan; Eden bulur.
*
GAFLET NEDİR?
Gaflet, ahlâk ve tasavvuf terimi olarak, dünya veya âhiret hayatı için gerekli olan bir şeyin önemini kavrayamama halidir.

Sözlükte "terketmek, önemsememek" anlamında masdar ve "dalgınlık, dikkatsizlik, yanılma, ihmal" mânasında isim olan gaflet kelimesi, "bir şeyin gerekliliği ortada iken bunun idrak edilememesi", "nefsin kendi arzusuna uyması, zamanın boş geçirilmesi" "yeterince uyanık ve dikkatli davranılmadığı için insana arız olan yanılgı hali" gibi manalara gelmektedir. (bk. et-Ta'rîfât, el-Müfredât Ğ-F-L md)

Dini bir terim olarak gaflet; en mühim vazife olan Cenab-ı Hakk'a itaat ve ibadeti terk edip, önemsiz ve kıymetsiz şeylerle uğraşmak ve nefsine ve hevesâtına tâbi olarak Allah’ı ve ahireti unutmak anlamına geliyor.

Buna göre, gerçek görevlerini unutma haline gaflet denir. Gaflet uykusuna dalanlar, ömür sermayelerini iyi değerlendiremezler. Kâinata ve onda cereyan eden olaylara gaflet ile bakanlar, gerçekleri göremezler.

Suyun buhar, sıvı ve buz halleri olması gibi, gafletin de dereceleri vardır. İnsan dünyaya daldıkça gaflet kalınlaşır, âdeta bir buz dağına dönüşür.

Dünyanın fani işlerine dalmak, gafleti artırır ve kalınlaştırır. Fikri harekete geçiren, Allah’ı, ahireti, ibadeti hatırlatan sohbetlere katılmak veya bunlardan bahseden eserleri dikkatle okumak ise gafleti dağıtır.

Kur'ân-ı Kerîm'de maddî ve manevî menfaatlerini bilen insanlara "zâkir" ve "ehl-i zikir", bundan habersiz olanlara da "gafil" denilmiştir. Gaflet "unutma ve yanılma" manasını da taşımakla birlikte, aslında bu iki kavramdan farklıdır. Bir şeyi bile bile terketmek gaflet; bilmeden terketmek ise unutmaktır.

Kur'an, hayvanlardan daha aşağı seviyede bulunan ve kalpleri mühürlü olanları gafil diye niteler (A'râf, 7/179) ve müminlerden gafil olmamalarını isteyerek (A'râf, 7/205) Allah'ın âyetlerinden gafil olanların cehennemlik olduklarını bildirir. (A'râf, 7/146; Yûnus, 10/7-8) Gaflet içinde bulunanlar âhirette pişmanlık duyacaklardır. (Enbiyâ, 21/97)

Gaflet kelimesi Kur'an'da "habersiz olma" mânasında da kullanılmıştır (Yûsuf, 12/3; Kâf, 50/22) ve Allah'ın gafil (olup bitenlerden habersiz) olmadığı hususuna sık sık dikkat çekilmiştir. (Meselâ Bakara 2/74, 85, 140, 144, 149)

Hadislerde de insanların Allah'tan, onun zikrinden ve âyetlerinden gafil olmamaları istenmiş, gafil kalple yapılan duanın tam ve mükemmel bir dua olmadığı belirtilmiştir. (Müsned, 2/177; Tirmizî, Daavat, 65)

Zâhid ve sufîler gaflet konusu üzerinde önemle durmuşlardır.

İbn Ebü'l-Havârî gafleti "en büyük musibet ve kasvet" olarak tanımlar. Ona göre en derin uyku gaflet uykusudur. Gaflet olmasaydı insan nefsinin arzularına kul olmazdı.

Cüneyd-i Bağdadî, Allah'tan gafil olmanın ateşe girmekten daha zor olduğunu söyler.

Ebû Ca'fer Sinan'a göre bir insanın işlediği günahtan tövbe etmesi gerektiğinden gafil olması, o günahı işlemesinden daha kötüdür.

Kalbin gaflet içinde bulunmamasını isteyen Dârânî'ye göre gafleti kalpten kovmanın tek yolu Allah korkusudur.

İbn Mesrûk ise gafletle cehalet arasında bir ilgi kurarak cehaletin gaflete yol açtığını söyler.

Sûfîlerin tehlikeli buldukları gaflet, insana ibadeti ve kulluğu unutturan veya kalp huzuruyla dinî görevleri yerine getirmesine engel olan gaflettir.

Gafletin çok mertebe ve dereceleri vardır. Küfür bir gaflet-i mutlaka olduğu gibi ibadetlerdeki eksiklikler de bir gaflettir. Bu yüzden gaflet sadece küfür ve fısk ile sınırlı bir kavram değildir. Marifetin zirvesinde olan asfiyalar bile gafletten şikayet edip, o hallerine tövbe etmişler. İmanın yoğunluğunda bile gafletler bulunabilir. Hatta manevi terakki yolunda bir alt makam bir üst makama nispetle gaflet telakki edilmiştir.

Küfür, gafletin en koyu ve en kesif halidir. Bütün kainat Allah’a ve ahirete güneş gibi parlak birer delil de olsalar -nitekim öyledir- küfrün kesif ve koyu girdabında sönükleşip kaybolurlar. Küfür gafletinin bu koyu ve kesif halini ancak ve ancak hidayet ve iman ışığı yırtabilir ki, burada yine iş, insanın irade ve isteğine bakıyor. Yani insan, iradesini hidayet ve imandan yana sarf etmedikçe, gaflet sarmalından kendini kurtaramaz.

Gaflet öyle sinsi bir hastalıktır ki, hidayet ve iman sahasında da varlığını devam ettiriyor. İman etmiş birisi imanın yoğunluğunu ve aktifliğini her daim hissedip yaşayamıyor. İman etmiş ama imanın tadını, kokusunu alamıyor. Bunun yegane sebebi gaflettir.

Evet, gaflet imanın tesirini kırıp, imanı kalbin derinliğine hapseden zehirli ve fark edilmeyen sinsi bir düşmandır. Bu düşman uzun vadeli hesaplar yapar, hedefi, imanı kalpten atmaktır. Günahlar gafletin sivri başlarıdır. Nasıl ciğerdeki sinsi bir hastalık deride çıban şeklinde tezahür ediyor ise, gaflet de günah ve fısk şeklinde tezahür ediyor. Günahlar gafletin sinsi ve tehlikeli meyveleridir. Gaflet tövbe ve tefekkür ile imha edilmez ise, neticesi Allah korusun çok tehlikeli olabilir.

Gafleti besleyip büyüten; ülfet, ünsiyet, dünyevi meşgale, iman zayıflığı gibi şeylerdir. Bunlar kökten tedavi edilmedikçe, gaflet kanseri de tedavi edilemez.

Gafletin en büyük ilacı ve zıddı ise, huşu ve huzurdur. Huşu ve huzur Allah’ın huzurunda olduğunu idrak edip ona göre hareket etmek anlamındadır.

Allah’ın huzurunda olduğunu sürekli akılda ve zinde tutmanın tek yolu, her şeyde ona açılan marifet pencerelerini görebilmek ve okuyabilmek ile mümkündür. Yani bir çiçeğe, bir böceğe, bir yıldıza baktığımız zaman, Allah’ın isim ve sıfatlarını o şeylerde görebiliyor isek, o zaman her şey bize onu hatırlatır ve onu gösterir.

İşte bu manaya huzuru İlahide meleke kesbetme deniyor. Yani sürekli onun huzurunda olduğumuzu akılda ve zinde tutmamız demektir. Işık nasıl karanlığın düşmanı ise, huşu ve huzur da gafletin düşmanıdır.

Böyle bir huzur ve meleke ancak sağlam ve tahkiki bir iman ile kazanılır.





atasözleri, deyimler, ödev notları, kazanmak için ne yapılmalı, mevlana mesajları, mevlana sözleri, ne ekersen onu biçersin, resimli mesajlar, resimli sözler, gaflet nedir, gafletten nasıl kurtulunur