Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

Browsing Category "dua"

NİÇİN DUA EDERİZ?

25 Haziran 2020 Perşembe / No Comments
allah yeter, çare, çaresizlik, dua, hz mevlana, mevlananın mesajı, resimli mesajlar, yakarış, neden dua etmeliyiz, niçin dua ederiz, duanın gücü nedir, duanın önemi, allaha neden dua ederiz

DUANIN GÜCÜ

İnsan çaresiz değil, duasızdır. Hz. Mevlana
*
NEDEN DUA ETMELİYİZ?

Dua etmenin önemi nedir, neden dua ederiz?

ALLAH’A NİÇİN DUA EDERİZ?

Allah bizlere birçok nimetler vermiştir. Bizler, verdiği bu nimetlere karşılık Allah’a şükretmeliyiz,verdiği nimetler sebebiyle onu anmalıyız.
Dua, insanın Allah katındaki değerini artırır. Ey Muhammed, de ki: Duanız olmasa Rabbim size niye değer versin. (Furkan, 77) ayeti bunu belirtmektedir.
Duaya neden ihtiyaç duyduğumuzu maddeler halinde açıklayabiliriz.
Allah’a yakın olmak, onun sevdiği ve razı olduğu bir kul olmak için dua ederiz.
Alah’ın verdiği nimetlere şükretmek için dua ederiz.
Kötülüklerden, bela ve afetlerden korunmak için dua ederiz.
İyi bir insan olmak, güzel ahlak ve davranışlara sahip olmak, doğru yoldan ayrılmamak için dua ederiz.
Dileklerimizi ve isteklerimizi gerçekleştirmesi için Allah’a dua ederiz.

Duâ, istemek demektir. Aç bir kimsenin, iştihâlı olduğu bir zamanda yiyecek istemesi gibidir. Duâ, Allahü teâlâya yalvararak murâdını istemektir. Allahü teâlâ, duâ eden Müslümanı çok sever. Duâ etmeyene gadap eder. Duâ mü’minin silâhıdır. Dînin temel direklerinden biridir. Hadis-i şerifte, “Duâ müminin silahı, dinin de direğidir.” buyuruldu.
Duâ, gelmiş olan dertleri, belâları giderir. Gelmemiş olanların da gelmelerine mâni olur.Çünkü, Peygamberimiz, “Duâ belâyı önler.” buyurmuştur.

Duâ etmek, namaz, oruç gibi ibâdettir. Allahü teâlâ, “Bana ibâdet yapmak istemiyenleri, zelîl ve hakîr yapar, Cehenneme atarım” buyurdu. Allahü teâlâ, herşeyi sebep ile yaratmakta, ni’metlerini sebeplerin arkasından göndermektedir. Zararları, dertleri def’ için ve faydalı şeyleri vermek için de, duâ etmeği sebep yapmıştır. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Duâ, ibâdetin aslı ve özüdür. Allah katında duâdan makbûl birşey yoktur. Duâ yetmiş türlü kazâyı önler. Ömrün bereketini artırır.”
“Kazâ, ancak ve yalnız duâ ile durdurulur.”
İmâm-ı Rabbânî hazretleri, “Duâ, kazâyı, belâyı defeder” buyurdu.
Duânın yapılması mukadderata bağlıdır. Takdirde duâ varsa elbette yapılır. Duânın belâyı önlemesi kazâ ve kaderdendir. Nitekim Peygamberimiz, “Kader, tedbir ile, sakınmakla değişmez. Fakat kabûl olan duâ, o belâ gelirken korur.” buyurmuştur.
Peygamber efendimiz, “Allahü teâlâya günah işlemiyen dil ile duâ edin!” buyurunca, böyle bir dilin nasıl bulunacağı soruldu. Bunun üzerine “Birbirinize duâ edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir” buyurdu.
Duanın halis niyetle yapılması gerekir. Allahü teâlâ, “Bana hâlis kalb ile duâ ediniz! Böyle duâları kabûl ederim” buyurdu.
Duâ şartlarına uygun yapılmalıdır. Peygamber Efendimiz, “Duânın kabul olması için iki şey gerekir. Duâyı ihlas ile yapmalıdır. Yediği ve giydiği helaldan olmalıdır. Müminin odasında, haramdan bir iplik varsa, bu odada yaptığı duâ kabul olmaz” buyurdu.

* Alah'ın verdiği nimetlere şükretmek için,

* Allah'ın bizi kötülüklerden, belalardan ve âfetlerden koruması için,

* Allah'ın bizden istediği gibi, güzel ahlak ve güzel davranışlara sahip bir müslüman olmak için

* Doğru yoldan (sırat-ı mustakim) ayrılmamak için,

* Allah'a daha yakın olmak, onun sevdiği bir kul olmak için,

* Allah'tan istediğimiz dilekleri gerçekleştirmesi için dua ederiz. 


allah yeter, çare, çaresizlik, dua, hz mevlana, mevlananın mesajı, resimli mesajlar, yakarış, neden dua etmeliyiz, niçin dua ederiz, duanın gücü nedir, duanın önemi, allaha neden dua ederiz

ASKERLERİMİZ İÇİN DUA...DUA...DUA...

2 Mart 2020 Pazartesi / No Comments
 birlik beraberlik için dua, dua, dualar, en güzel dualar, memleket için dua, millet için dua, vatan duası kısa, vatan için dua, vatan millet için dua, şehitler için dua, dua edelim, en güzel dua metni
birlik beraberlik için dua, dua, dualar, en güzel dua metni, en güzel dualar, memleket için dua, millet için dua, şehitler için dua, vatan duası kısa, vatan için dua, asker duası, mehmetçik  için dua, 
Geceleri  çocuklarının üstünü
kontrol eder gibi,
gece uyanıp 'memlekette 
son durum nedir' diye
kontrol ediyoruz.
Allah'ım, bu aziz vatanı
Sen bize bağışla...Amin

*
birlik beraberlik için dua, dua, dua edelim, dualar, en güzel dua metni, en güzel dualar, memleket için dua, millet için dua, şehitler için dua, vatan duası kısa, vatan için dua, vatan millet için dua, 
VATANIMIZ İÇİN DUA

Ya Rabbi!

İbadetlerimizi kabul eyle. Amellerimizi makbul eyle. Oku ile başlayan İlahi fermanı okuyarak K.Kerim’in hükmü ile amel etmeyi cümlemize nasib eyle Ya Rabbi.

----Her nefsin kendisiyle uğraştığı, her ferdin, her uzvunun kendisinden hesap sorulacağı, dünyada işlemiş olduğu her şeyin gelip karşısına dikileceği günde rahmetinden, merhametinden ve Resulü’nün şefaatinden bizleri mahrum etme Ya Rabbi.

Allah’ım! Bizi hayırlara rağbet edenlerden eyle. Bizi bağışla. Bize merhamet et. Annemize-babamıza, çoluk-çocuğumuza, kardeşlerimize, komşularımıza, dostlarımıza ve bütün inananlara hayırlar ver Ya Rabbi.

----Var eden, yaşatan, büyüten, öldüren, dirilten sensin. Halik’sın, Hay’sın, Kayyım’sın, Malik’sin, Rahman ve Rahim olan sensin. Bize ve bütün ölmüşlerimize merhametinle muamele eyle Ya Rabbi.

----Terbiye edicisin, Rab’sin, bizi azabınla değil, ihsan, ikram ve merhametinle terbiye et Ya Rabbi.

----Afuv’sun, Gafur’sun, bizi affeyle. Cümlemizin ölmüşlerine rahmet eyle. İnsanlık alemini tabii afetlerden muhafaza eyle Ya Rabbi.

Allah’ım! Müslümanlıkla yoğrulan bu yurdu müslümansız bırakma Ya Rabbi.

Ezan ile yoğrulan bu yurdu ezansız bırakma Ya Rabbi.

Kur’an ile yoğrulan bu yurdu Kur’an-sız bırakma Ya Rabbi.

Kur’an-a hizmet ve yardım edenlere sen de yardım et Ya Rabbi.

Allah’ım! İslam’a ve Müslümanlara yardım et. Dinimizi, diyanetimizi, milletimizi, memleketimizi, her türlü tehlikelerden koru. Bize dünyada ve ahirette nimetlerinin en güzellerini nasib eyle. Bizi, ana-babamızı ve bütün mü’minlerirahmetinle, merhametinle bağışla Ya Rabbi.

Ya Rabbel Alemin veya Erhamer-Rahimin! Sen mülkün sahibisin, İsmi Azam’ın hürmetine, Azameti zatın hürmetine, Hz. Muh. Mus.(s.a.v) hürmetine, şu dünyanın ahlaksızlığından, kavgalarından, gürültülerinden, nefsani ihtiraslarından uzak, manevi bir hayat yaşamamızı cümlemize nasib eyle Ya Rabbi.

Ey istediğini istediğine veren, istediği zamanda almak salahiyetinde olan ulu Allah’ım! Dinimizi, imanımızı bizden geri alma. Bizi ümmeti Muhammed olarak yarattın, ümmeti Muhammed olarak yaşamamızı, ümmeti Muhammed olarak çene kapamamızı cümlemize nasib eyle Ya Rabbi.

Ya Rabbel Alemin! İbadeti Salih olan, niyeti halis olan, ameli makbul ve mebrur olan, İslam’ı gerçekten anlayarak yaşayan, Sünneti Seniyye’ye tam bağlı kalan, Ashabı Kiram ve Selefi Salihin gibi gerçek hayatı bulan, Hakkın rızasını arayan ve hoşnutluğuna eren zümreye bizleri de ilhak eyle Ya Rabbi.

Ya Rabbi! Yaptığımız hayırlı ve yararlı işlerimizi katında kabul eyle. Bizi yalnız senin buyruklarına uyan inanan kullarından eyle. Tövbelerimizi ve dualarımızı katında kabul eyle. Müslüman kullarının arasındaki fitne ve fesatları kaldır, müslüman kullarına birlik, beraberlik ve dirlik ihsan eyle Ya Rabbi.

İnsanlığın hidayeti, huzur ve selameti için gönderdiğin, hükümleri kıyamete kadar devam edecek olan İslam nizamını hayatımıza hakim kıl Ya Rabbi.

Allah’ım! Senden faydalı ve yararlı bir ilim, bol ve geniş bir rızık, her türlü dert ve hastalık için şifa niyaz ediyorum, lutfeyle Ya Rabbi.

----Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı

Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı

Verme dünyaları aslanda bu cennet vatanı.

diyerek vatan, millet, memleket, bayrak, ezan ve mukaddes değerler için kanlarını akıtan, canlarını veren, evladım yaşasın diyerek bu vatanı, güzelim memleketimizi, bizlere armağan eden aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin de ruhlarına ayrı ayrı hediye eyledik vasıl eyle Ya Rabbi.

Bizleri şehitlerimize layık bir evlat, layık bir torun olmayı nasib eyle. Vatanımızı ve milletimizi dahili ve harici düşmanların şerrinden muhafaza eyle Ya Rabbi.

Allah’ım! Bizim hatalarımızı, bizim kusurlarımızı, bizim günahlarımızı bağışla. Bizden yaşattıklarını İslam üzere yaşat, bizden öldürdüklerini iman ve İslam üzere öldür. Bizi salihler, sıddıklar, şehitler, doğrular arasına ilhak eyle Ya Rabbi.

*

Askerlerimiz Polislerimiz ve Şehitlerimiz için Okunacak Dua

Milletimizin çektiği sıkıntıların çok olduğu bu vakitte Rabbimiz askerde vatani görevini yapmakta olan, polislik mesleğini yerine getirerek vatanın birliğini ve bütünlüğünü koruyan tüm müslüman kardeşlerimizin yardımcısı olsun. Zor zamanlardan geçiyoruz. Bu zamanlarda her zaman sığındığımız Rabbimize sığınarak gerek evlatlarımızı gerek abilerimizi ve gerekse babalarımızı yine O'na emanet ediyoruz. Asker, polis veya şehitleirimiz için çokça okunacak duaları aşağıda sizler için derledik.

Ey Kainatı yoktan var eden, her şeyi emrimize yar eden Ulu Allah!

Lutfun ile bize bahşettiğin bunca nimetlere karşı layıkıyla şükürden aciziz. Bu aczimizin ifadesi ile ellerimizi açtık, boynumuzu büktük, yalnız sana ibadete ediyor ve yalnız Sen'den yardım diliyoruz. Dualarımızı kabul eyle Ya Rabbi!

Ey bütün dertlere şifa bahşeden Rabbimiz! Hasta gönüllerimizi iyileştir, dertli kullarına deva, hasta kullarına şifalar ihsan eyle Ya Rabbi! Bütün işlerimizin akibetini hayırlı eyle. Bize dünyada ve ahirette iyilik ve güzellikler ver. Bizleri cehennem azabından koru Ya Rabbi!

Ya ilahel alemin! Korkmayan kalpten, işitilmeyen ve kabul olmayan duadan, doymayan nefisten ve fayda vermeyen ilimden sana sığınırız. Ölümün şiddetinden ve sıkıntısından, cehennem ve kabir azabından, gevşeklik ve ihtiyarlıktan, zenginliğin ve fakirliğin fitnesinden Sana sığınırız. Bütün hata ve günahlarımızı yıkayarak, arınmış bir kul olarak huzuruna çıkmayı bizlere nasip eyle Ya Rabbi!
Aç gözlülükten, dünyaya meyletmekten, uzun ömür peşinde koşmaktan bizleri muhafaza buyur Ya Rabbi!

Ya Rabbi! Şu anda huzurunda büyük bir ümitle sana el açan, vatanına, milletine hizmet için, vatanına kurban olsun diye eline kına yakılan yiğitlerin, mehmetçiklerin, annelerin, babaların, kardeşlerin, eşlerin, çocukların, akrabaların, komşuların yapmış oldukları duaları kabul eyle, kalplerindeki güzel ve halis istekleri Sen makbul eyle.

Hep birlikte, büyük bir coşkuyla askere uğurladığımız evlatlarımızı, vatanına, milletine bağlı olarak yetişmelerini ve sağ salim olarak yurtlarına dönmelerini nasip eyle...

Askerlerimizin istikballerini parlak, kıyamet gününde yüzlerini ak eyle Ya Rabbi! Halk içinde imanlarıyla itibarlı, millet ve memleketimize faydalı olmalarını müyesser eyle Ya Rabbi!

Ey Rabbimiz! Dinimizi, Kur'an'ımızı, ırzımızı, namusumuzu, iffetimizi, şerefimizi, ordumuzu, yurdumuzu muhafaza eyle. Memleketimize göz diken düşmanlara ve memleketin kötülüğüne çalışanlara fırsat verme Ya Rabbi!

Dinimize yardım edenleri iki cihanda aziz eyle, her türlü hizmetlerinde muvaffak eyle Ya Rabbi! Senin yolundan, Kur'an yolundan, İslam'ın yolundan bizleri ayırma Ya Rabbi!

Bu aziz vatanı korumak, İslam'ın sancağını dalgalandırmak için cepheden cepheye koşan ve bu uğurda canını feda eden bütün şehitlerimizin ruhunu şad eyle Ya Rabbi!...

Bugün burada, canı, gözü gibi büyüttüğü fidan gibi delikanlıları, genç yiğitleri yetiştiren ve gururla, iftiharla, dualarla başı dik, alnı açık, gururla, göğsünü gere gere askere uğurlayan annelerin, babaların, emeği geçenlerin kalplerinden geçen duaları da kabul eyle.  AMİN
*
Ziya Gökalp'in 1912 yılında gerçekleşen Balkan Savaşı sırasında Türk askerleri için yazdığı şiirdir. Şiirin ilk mısras'ı şu şekildedir;

Elimde tüfek, gönlümde iman,
Dileğim iki, Din ile vatan...
Ocağım ordu, büyüğüm Sultan,
Sultan'a imdat eyle Yarabbi!
Ömrümüzü müzdad eyle Yarabbi!

"Askerliğiniz mübarek, yolunuz açık olsun. Güle güle gidin güle güle gelin. Allah'a emanet olun."

Bunun dışında hem milletimizin birlik ve beraberliği hemde vatanımızın bütünlüğü için bolca Fetih suresi okumaya özen gösterelim.

birlik beraberlik için dua, dua, dualar, en güzel dualar, memleket için dua, millet için dua, vatan duası kısa, vatan için dua, vatan millet için dua, şehitler için dua, dua edelim, askerlerimiz için dua

İŞ BULMA DUASI

24 Şubat 2020 Pazartesi / No Comments
dualar, dua, iş bulma duası, işe girmek için dua, iş bulma duası arapça, iş bulma duası diyanet, iş bulma duası cübbeli, iş bulma duası 3 defa, iş bulmak için dua, iş bulmak için ayet, iş bulma için esma

İş Bulma Duası

Günümüzün en büyük problemlerinden biri işsizliktir. Gerçekten de toplumumuzda her işi yapmaya hazır olup da iş bulamayan sayısı oldukça fazladır. Elbette işsizlik bir kader değildir. Çünkü çalışmak ve ailenin geçimi için emek vermek bile yeri geldiğinde ibadettendir. Bu nedenle işsiz kaldığınız dönemlerde, elinizden geleni yaparken ve yaptıktan sonra bazı duaları okuyarak Rabbimizden hayırlı bir iş dileyebilirsiniz.

İş bulmak amacı ile okuyabileceğiniz bu dualar ile birlikte, iş yerlerinde tercih edilebilmeniz amacı ile kendinizi yetiştirmeli ve gerekli eğitimleri almalısınız. İş bulduğunuz zamanda kazancınızın helal olduğuna inanacak kadar emek vermeli ve işinizi adil şekilde yerine getirmelisiniz. Aynı zamanda iş bulmak amacı ile daha önce bir adak adadıysanız, işe girdiğiniz anda en kısa süre içerisinde bu adağınızı yerine getirmelisiniz. Tüm bunlar hayırlı bir iş için olmazsa olmaz, istisnasız kurallardır.

İş bulmak amacı ile şu duaları okuyabilirsiniz:

”Rabbena atina min ledünke rahmeten ve heyyi lena min emrina reşeda.”

Anlamı: “Ey Rabbimiz sen bize katından rahmet et, işimizde bizler için başarılar hazırla.”

Bu dua günde 70 kez okunursa Allah’ın yardımı ile hayırlı bir iş bulacaktır.

“Bismillahi ala nefsi ve mali ve dini. Allah ümme raddini bi-kadaike ve barik li fima kuddire li, hatta la uhibbe ta’cile ma ahhartehu ve te’hira ma acceltehu.”

Anlamı: “Allah’ım sana malımı, nefsimi ve dinimi emanet ediyorum. Allah’ım hükmüne beni razı kıl, bana mübarek etki, tehir ettiğinin acelesini, acele ettiğinin de tehirini istemeyeyim. Nefsimin isyanına engel ol, teslimini sağla.”

Peygamber Efendimizin işsiz kalıp, dara düşenlere okuması için tavsiye ettiği bir duadır. Herhangi bir okunma miktarı yoktur. İş görüşmesine giderken, evden çıkarken ya da kalbiniz ne zaman ihtiyaç duyuyorsa, okuyabilirsiniz.

“Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed. Kema salleyte ala İbrahime ve ala ali İbrahim. İnneke hamidün mecid. Allahümme barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammed. Kema barekte ala İbrahime ve ala ali İbrahim. İnneke hamidün mecid.”
Bu dua 9 gün boyunca kesintisiz olarak, sabah namazı kılındıktan sonra 3 kez okunmalıdır. Duanın ardından Peygamber Efendimize 3 kez salatü selam getirmelisiniz.

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed kad dakat hiyletiy edrikniy Ya Rasullullah.”

Anlamı: “Muhammed ve ehline salat eyle. Çok fazla sıkıntım var, bana destek ve yardımcı ol Ya Rasulullah.”

Bu bir Salavat-ı Şerifedir. Cuma günü okunması gerekir. Her Cuma 100 kez okunursa, hayırlı bir iş sahibi olunur. Aynı zamanda bir iş sahibiyseniz de, işinizin hayırlı şekilde sürmesi amacı ile de okuyabilirsiniz.

"Allahümme hirli vahterli."

Anlamı: “Allah’ım yapacağım her işte bana hayırlı olanı nasip et. Benim hakkımda hayırlı olanı bana seç ve en hayırlısını nasip eyle.”

Duanın belli bir okunuş sayısı yoktur. Fakat işsiz olduğunuz dönem boyunca sıklıkla okumanız tavsiye edilmektedir.

” Allahü yü’ti mülkehu men yeşa.”

Anlamı: “Allah mülkünü kendi istediği kişiye bahşeder.”

İş bulmak amacı ile 990 kez okunması tavsiye edilmektedir.

“Bismillahirrahmanirrahim ve kalelmelikü itüni bihi estahlishülinefsi felemmakellemehu kale innekel yevme ledeyna mekinün emin kalec alni ala hazainil ardi inni hafizün alim ve kezalike mekkennali yusüfe fil ardi yetebevveü minha haysü yeşaü nusibü bi rahmetina men neşaü vela nuziü ecrel muhsinin.”
Bu duanın da belli bir okunuş miktarı bulunmamaktadır. Hayırlı bir iş bulup, helal bir kazanç elde etmek isteyen kimseler, bu duayı her gün okuyarak dualarını edebilirler.

“Malikü’l mülki tü’til mülke.”

Anlamı: “Mülkün gerçek sahibi, o mülkü verendir.”

İş aradığınız süreç boyunca mümkünse her gün 1150 kez okunması gerekir. Bu duayı her gün 1150 kez okuyan kimseler, hayırlı bir iş bulabilirler.

Tüm bu duaların sayısı arttırılabilir. İş bulmak için gereken çabayı sarf ediyorsanız, zaten bu dualar kısa süre içerisinde tesir edecektir. Bu dönem içerisinde karşınıza sizlere hakkınız olmadan işe girmenize yardımcı olacak kimseler çıkarsa, bu kazancın helal olmayacağını kendinize hatırlatın ve bunun da bir sınav olduğunu unutmayın. Bir işe girmek kadar, hayırlı bir işe girip helal kazanmak çok daha önemlidir.


dualar, dua, iş bulma duası, işe girmek için dua, iş bulma duası arapça, iş bulma duası diyanet, iş bulma duası cübbeli, iş bulma duası 3 defa, iş bulmak için dua, iş bulmak için ayet, iş bulma için esma

HAYIRLI VE BEREKETLİ CUMALAR

20 Eylül 2019 Cuma / 2 Comments
bereketli, cuma, cuma mesajı, dua, hayırlı, mesaj, resimli cuma mesajları, en güzel cuma mesajları, cuma tebriği, hayırlı cumalar,
bereketli, cuma, cuma mesajı, cuma tebriği, dua, en güzel cuma mesajları, hayırlı, hayırlı cumalar, mesaj, resimli cuma mesajları, 
Ey Rabbim! Şu sonsuz merhamet ve rahmet deryasından bir damla da olsa, nasiplenmeyi hak eden kullarından eyle bizi. Amin. Hayırlı nurlu cumalar dilerim.
*
Dünyada bir olan sende bin olsun, kainatta damla olan sende okyanus olsun. El açıp dua etiğin her şey bugün kabul olsun, amin! "Hayırlı Cumalar" dilerim.
*
Ey İnsanoğlu! Gaflet uykusundan uyanın! Bekliyor bizi bu o dehşetli günler tövbe edin kardeşler Allah affeder..Hayırlı Cumalar.
*
Ben, beni seven ümmetimi almadan cennete girmem diyen Sevgilinin (S.A.V) ümmeti olmanın hakkını verebilmek duası ile "Hayırlı Cumalar" dilerim.
*
Rabbim birliğimizi, dirliğimizi ve beraberliğimizi daim eylesin. (Amin) Hayırlı Cumalar...
*
Ey nefsim! Şeytana yem olmak mı yoksa cennette gül olmak mı niyetin? Bırak yakamı secde edeyim. Sen huzura er, ben imanla öleyim. Rabbim hepimizi imanla ölen kullarından eylesin. Amin. Hayırlı nurlu cumalar.
*
Mübarek Cuma günü fazilet ve üstünlüğün ümmette ki kokusudur. Müminlerin eza, hasret ve keder dolu cumalarında, varlıkların özü, sevdaların en yücesi olan Sevgili Peygamberimiz Muhammed’imizi (s.a.v) maneviyatta cumalayanlardan olabilmemiz duasıyla. Cumamız mübarek olsun…
*
Bizi yoktan var eden, varlığından haberdar eden, yaratıp imtihan eden, imtihan edip sabır veren Allah'ın müminlerini bağışlaması dileğiyle Cumanız Mübarek olsun!
*
Bugün Cuma... Rabbim!.. Dualarınızı hayırlı kılarak kabul eylesin. Cumanız bereketli ve gönlünüzce olsun inşallah.
*
Cuma gibi günümüz var. İslam gibi dinimiz var. Muhammed gibi sahibimiz var. Allah dedim, dostum dedim, 99 ismine mühür vurdum, üstüne.
*
Bu mübarek cuma günü hürmetine evlerimizi aşsız, kalplerimizi aşksız, dillerimizi duasız bırakma… Evlatlarımızı hayırlı, bedenimizi sağlıklı, işlerimizi başarılı kıl… Fakirlere yadım et, zalimlere fırsat verme Ya Rab! Hayırlı cumalar dilerim.
*
Önce yollar uzanır hakka yürümek için, tomurcuklar güller açar onu görmek için, dua eden biri var senin için. sende dua et ALLAH için. cumanız mübarek olsun.
*
Kalbimiz iman ile gönlümüz İslam ile dilimiz Kur’an ile kulağımız ezan ile gözümüz nur ile dolsun… Evimiz huzurlu ve neşeli olsun. Hayırlı Cumalar…
*
Çıkarsa kalbinde yara, Yaradan dönüştürür bunu bir gün hayra, sen sabretmesini bilirsen; Yaradan düşürmez seni dara. Kaldır başını semaya, aç ellerini mevlaya. Sen istemesini bilirsen, mevla cevap verir duaya. Cuma günümüz mübarek olsun.
*
Ettiğin her dua derdine deva, sağlığına şifa, gözüne nur, gönlüne huzur, ailene ve sevdiklerine huzur getirsin. Hayırlı cumalar dilerim.
*
'Şüphesiz (bilsinler) ki O Allah, bizzat rızkı veren kuvvet ve kudret sahibidir. Hiç kuşkusuz o zulmedenlere de, (geçmiş) arkadaşlarının (azaptaki ) payı gibi bir pay vardır. Şimdi gelmesi için acele etmesinler. ' (Zariyat ~58,59) Cuma Gününüz Bin Mübarek Olsun. Dua eder, Dua beklerim. Selamlar.
*
Mevlana diyor ki; Dua edecek güzel bir gönlün yoksa, güzel yürekli insanlardan dua iste. Ömrüne ömür katılsın, Gönlüne meltem saçılsın. Bu mübarek günde melekler dört yanını sarsın…Derdine derman, gönlüne iman dolsun..! Hayırlı Cumalar.


bereketli, cuma, cuma mesajı, dua, hayırlı, mesaj, resimli cuma mesajları, en güzel cuma mesajları, cuma tebriği, hayırlı cumalar, 

VATAN

7 Şubat 2019 Perşembe / No Comments
allah, aziz, bayrak, dua, düşman, hain, koru, korumak, terör, terörist, vatan, vatan borcu, vatan nedir, vatan kelime anlamı, vatan şiiri, vatan hadisler, islamda vatan, dinimizde vatan, vatansever kimdir

VATAN

1- Vatan Kelime Anlamı Nedir ?

Bir kimsenin doğup büyüdüğü; bir milletin hâkim olarak üzerinde yaşadığı, barındığı, gerekirse uğrunda canını vereceği toprak. Bir kimsenin yerleştiği yere de vatan denir. Vatan ile yurt aynı mânâdadır. Vatanın geniş mânâda târifi ise ülkedir.

Vatan, milleti meydana getiren değerlerin başında gelir. Millet dediğimiz varlık vatan denilen toprak parçası üzerinde yaşar. Vatan dar mânâda yalnızca doğup büyünen, üzerinde yaşanan toprak parçası değildir. O, bir milletin tamâmının barındığı ülke veya ülke topraklarıdır (Bkz. Ülke). Bir kimse bağlı bulunduğu ülkenin vatandaşı, yurttaşıdır. Ülke, vatan toprağının altında yatan şehitlerin hâtıralarıyla kutsaldır. Vatan, topraklarından başka deniz ve hava sahalarını da içine alır. Gemiler ve uçaklar temsil ettikleri ülkenin bayrağını çekmiş olarak dolaştıkları vakit de tek başına vatan kabul edilirler.

İnsanların daha yaratılışından içlerinde, vatan sevgisi bulunur. Vatanını seven, haysiyetli ve şahsiyetli insanların vatana bağlılıkları sebebiyle uğrunda her şeylerini seve seve fedâ edebilecekleri bâzı kutsal değerleri vardır: Din, dil, şeref, nâmus, ırz gibi değerler bunların başında gelir. Vatanı korumak; dîni, îmânı, nâmusu korumak gibidir. Bu uğurda canlar fedâ edilir. Yâni vatanı sevmek kadar korumak da önemlidir. Vatanını korumak ve saldıranlara karşı canla başla karşı koymak yüce dînimiz İslâmın emirlerindendir. Kur’ân-ı kerîmde Bakara sûresi 190. âyet-i kerîmede meâlen; “Size savaş açanlara karşı, Allah yolunda savaşın, aşırı gitmeyin. Doğrusu Allahü teâlâ aşırı gidenleri sevmez.” buyrulmaktadır. Peygamber efendimiz de; “Allahü teâlâya îmândan sonra en fazîletli ibâdet, vatan savunmasıdır.” buyurur.

Târih boyunca milletler, üzerinde yaşadıkları vatan toprağı uğrunda kan akıtmışlardır. Şâir bunu;

Toprakları toprak yapan üstündeki kandır,

Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.

sözüyle îzah etmiştir. Bütün bunlar, ancak milletin varlığıyla mümkündür. Bir milletin var olabilmesi, bir devletin varlığına; devlet de vatanın mevcudiyetine bağlıdır. Vatan olmasa millet de, devlet de olmaz. İnsanlık haysiyeti ve şerefi hiç kalmaz. Bunların muhâfazası yine vatanı sevmekle mümkündür. Vatan sevgisi, kişilerin çeşitli tesirler altında kalmasıyla zamanla artar veya eksilir. İnançlı bir kimse mutlaka vatanını sever. Peygamberimiz Muhammed alehisselâm; “Vatan sevgisi, îmândandır.” buyurmuştur.

Vatanından ayrı kalan vatanını özler. Bunun böyle olduğunu altın kafesteki bülbül misâli de anlatmaktadır: Bülbülü altın kafese koymuşlar “Ahhh! Vatanım” demiş.

Her nîmete sâhip olan, iyi iklimi, bol suyu, zengin mâden yataklarıyla dünyâda eşi bulunmayan vatanımız Türkiye, onu yükseltecek hakikî vatanseverlere muhtaçtır. Ancak bu hakikî vatanseverler; el ele vererek, birbirlerini sayarak, koruyarak, Türk ve Müslüman ismini taşıyan bozuk fikirlilerin ve vatan düşmanlarının saçma ve sapık yayınlarını, sözlerini reddederek, durmadan çalışarak, yirminci asrın fen ve teknolojisine ulaşarak ve hattâ onu da geçerek, bu kudsî vatanı lâyık olduğu dereceye ulaştırabilirler.

BİR YOLCUYA

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın

Bu toprak bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver bu sâkit yığın

Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda

Gördüğün bu tümsek Anadolu’nda

İstiklâl uğrunda, nâmus yolunda

Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele

Son vatan parçası geçerken ele

Mehmed’in düşmanı boğduğu sele

Mübârek kanını akıttığı yerdir.

Düşün ki haşrolan kan, kemik, etin

Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin

Bir harbin sonunda bütün milletin

Hürriyet zevkini tattığı yerdir...Necmeddin Halil Onan

2-)VATAN 

Bir kimsenin yerleşip yurt edindiği yer. Sığır ve koyun ağılı. Çoğulu "evtân"dır. Vatan sözcüğü "vatane" fiilinden bir isim olup, fiil anlamı; yerleşmek, ikamet etmek demektir. Aynı fiilin if'âl ve tef'îl babı ise; yurt edinmek, kendisini alıştırmak anlamına gelir. Aynı kökten yer ismi olan "mevtın" sözcüğü ise; yer, yurt, toplantı yeri, savaş sahnesi anlamlarına gelir. Çoğulu "mevâtın" dır. 

Kur'ân-ı Kerîm'de yurt, vatan anlamında "ed-dâr" lafzı kullanılır. "Dünya hayatı eğlence ve oyundan başka bir şey değildir: Âhiret yurdu ise, Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız?" (el En'âm, 6/32). "Biz onlara ahiret yurdunu hatırlama özelliği verdik" (Sa'd 38/4). Vatan kelimesi Kur'ân'da geçmez, bu kökten "mevtın"in çoğunu "mevâtın" yer ve mevki anlamında bir âyette şöyle kullanılır: "Şüphesiz ki Allah size bir çok yerde ve Huneyn savaşı yapıldığı günde yardım etmişti" (et-Tevbe, 9/25). 

Hadislerde ise "vatan" ve "mevtın" sözcükleri; yer, mevki, yurt, belde ve ülke anlamlarında kullanılmıştır. Hadiste "O, benim vatanım ve yurdumdur" (Ebû Dâvud, İmâre, 36) buyurulur. Burada "vatan" ve "dâr" eş anlamlıdır. Abdullah b. Ömer'in naklettiği; "Rasûlüllah (s.a.s) yedi yerde namaz kılınmasını yasaklamıştır. Bunlar; çöplük, hayvan kesilen yerler, mezarlık, yol kenarı, hamam, deve ağılı ve Beytullah'ın üstünde namaz kılmak" (Tirmizî, Mevâkît, 141). Burada "mevâtın" (yer, yerler) anlamında çoğul kullanılmıştır. 

Günümüzde vatan sözcüğü belli bir topluluğun hakim güç olarak yaşadığı, sınırları belirli toprak parçasını ifade etmektedir. Böyle bir beldeye "ülke" veya "yurt" denildiği gibi, tebeasına da "vatandaş" veya "yurttaş" denir. 

İslâmî açıdan yurt veya vatan "dâr" sözcüğü ile ifade edilir. Bu da İslâm toplumunun yaşadığı ve hâkim olduğu yerler için "dârul-islâm" düşman elinde bulunan ülkeler için de "dârul-harp" olarak ifade edilir. İslâm fıkhında dâr; "bir Müslüman veya gayrimüslim idarecinin hâkimiyeti altında bulunan ülke" olarak tarif edilir (İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, Bulak, 1272, III, 247). 

Dünya ülkelerinin dârulislâm ve dârulharp olarak ikiye ayrılması Kur'ân ve sünnette yapılmış bir tasnif değildir. Bazı muasır Müslüman müellifler bu taksimi olaylar ve siyasî şartlar karşısında fakihlerin yapmış olduğunu belirtmişlerdir (Ahmet Özel, İslâm Hukukunda Ülke Kavramı, İstanbul,1988, 79). Muteber hadis kaynaklarında yer almayan ve daha çok Hanefîlere delil olarak kullanılan bazı hadislerde bu tabirlerin kullanıldığı görülür. Şu hadisler örnek olarak verilebilir: "Dârulharp'te hâdler uygulanmaz" (ez-Serahsî, el-Mebsût, IX,100; Zeylaî, et-Tebyîn, I, Baskı, Bulak,1313, IV, 97; İbnü'l-Hümam, Fethu'l-Kadîr, Mısır, 1319, IV,178). " Dârulharp'te Müslümanla harbî arasında faiz yoktur" (es-Serahsî, a.g.e., X, 28, XIV, 56; Zeylaî, a.g.e., IV, 97; İbnü'l-Hümâm, a.g.e., VI, 178). " Dârulislâm kendinde bulunanı saldırıdan korur darulharp de içinde bulunanı mübah kılar" (el-Mâverdî, el-Ahkâmu's-Sultâniyye, 2. baskı, Kahire, 1966, 60). Buharî (ö. 256/869), 

"Sahîh" inde başlık olarak daru'l islâm ve dârul-harp ifadelerini kullanmış ise de, bu başlık altında verilen hadislerde bu terimler yer almamıştır. Buhârî, hadislerin mefhumunu dikkate alarak bu başlıkları koymuş olmalıdır (bk. Buhârî, Sahîh, Cihad IV, 31, 33; Aynî, Umdetu'l-Kârî, Kahire 1348, XIV, 303). 

Asr-ı Saadette dârulislâm ve darulharp kavramının ortaya çıkışı şu şekilde olmuştur. Mekke döneminde mü'minlerin sayısı az olup, güç bakımından bağımsız yaşayabilecek durumda değillerdi. Çünkü Mekke yöresinde yönetim ve ekonomik güç müşriklerin el-indeydi. Zaten İslâm'ın devlet sisteminde gelmişti. 

İslâm'ın ilk zamanlarında davet ve ta'lim işleri Mekke'de Erkam b. Ebi'l Erkam'ın (ö. 13/634) evinde gizlice yürütülmüştü. İçlerinde Hz. Ömer'in (ö. 23/643) de bulunduğu bir çok kimse orada Müslüman olmuştu. Bu yüzden o eve "darûl-İslam" denilmiştir (Hâkim, el-Müstedrek, 1. Baskı, Riyad 1968, Fezâil, III, 502; Zeylaî, Nasbü'r-Râye, III, 477). Buradaki "dâr" sözcüğünün "ev, bina" anlamında kullanıldığı açıktır. 

Diğer yandan Mekke müşriklerinin baskıları artınca Hz. Peygamber, tebeasına zulüm yapmadığı bilinen bir kralın yönettiği Habeşistan'a hicret edilmesini emir buyurdu. Bu ülke için Allah elçisinin " Ârdu sıdk (doğruluk ülkesi)" deyimini kullanıldığı nakledilir. Bunun hukuk terimi olarak bir anlamı yoktur, sadece iş başında doğruluk üzere olan bir yönetimin varlığını ifade eder (bk. İbn Hişâm, es-Sîre, Mısır 1355, I, 339, 340). Mekke döneminde dârülislâm'dan söz etmek imkânı yoktur. Ancak Mekke fethedilinceye kadar bu yörenin dârulharp sayıldığında şüphe yoktur. Nitekim Mâlikî fakihlerinden İbn Kasım (ö. 191/807), dârulharp'te Müslüman olan bir kölenin, İslâm'a girmemiş olan efendisiyle mülkiyet ilişkisini incelerken Mekke için şöyle der: "... Bilal, efendisinden önce İslâm'a girdi. Ebû Bekir de onu alıp azat etti. Ülke de o zaman dârulharp idi, çünkü o sırada Mekke'de cahiliyye devri otoritesi ve hükümleri hâkimdi" (Malik, el- Müdevvene, Mısır 1323, II, 22). 

Hanefilere göre dârulharp'te Müslümanın harbîlerle mal ve para karşılığında bahse girmesi caizdir. Delil; Rum Sûresi'nin ilk âyetleri inince, Hz. Ebu Bekr'in (ö.13/634) müşriklerle girdiği bir bahse Hz. Peygamber'in izin vermesidir. Buna göre, belli bir zaman süreci içinde, ehl-i kitap olan Bizans, Müşrik olan İran'a karşı galip gelecekti. Nitekim zaman Hz. Ebû Bekr'i doğrulamış ve Bizans galip gelmîşti. es-Serahsî (ö. 490/1097), bu bahisle ilgili olarak şöyle der: "...Çünkü Ebû Bekir, Mekke'de, islâm hükümetlerinin uygulanmadığı dâruşşirk'te (şirk ülkesi) idi" (es-Serahsî, el-Mebsût, Mısır 1331, XIV, 57; İbnü'l Hümâm, Fethu'l-Kadîr, VI,178). İbn Abbas (r.anhümâ)'ın hicretten önceki dönem için Medine hakkında da dâruşşirk deyimini kullandığı görülür. O şöyle demiştir: "Allah elçisi, Ebû Bekir ve Ömer de muhâcirlerdendi, çünkü onlar da müşriklerden hicret ettiler. Ensar'dan muhacir olanlar da vardı. Çünkü Medine dâruşşirk idi, onlar da Akabe gecezi Rasûlüllah'a geldiler" (Nesâî, Sünen, Bey'a, 13; Mısır 1348/1930, VII, 145). 

Müslümanlar Medine'ye hicret edip siyasî, ekonomik ve askerî bir güç olarak kendi toplumlarını yönetecek güce kavuşunca İslâm Devlet sistemi uygulaması başlamıştı. İşte artık Medine yöresinde yahudilerle ve diğer müşrik topluluklarla İslâm toplumu arasında bir takım ikili anlaşmalar yapılıyordu. Bu konuda hazırlanan ilk islâm Anayasası'nı örnek verebiliriz (bk. Muhammed Hamidullah, İslâm Peygamberi, I,121 vd,; Salih Tuğ, İslâm Ülkelerinde Anayasa Hareketleri, İstanbul 1970, 35 vd.; Ahmet Akgündüz, Eski Anayasa Hukukumuz ve İslâm Anayasası, 38 vd). 

Böylece Medine'de dârulislâm uygulaması söz konusu idi. Ancak, Mekkeli mü'minlerin hicret ederek yerleşmeleri nedeniyle önceleri Medine bir "dârulhicre" yani "hicret vatanı" durumunda idi. Mekke ise halen "dârul-küfr ve'l-harp" durumundaydı. Çünkü orada hiçbir Müslüman bir yakını veya müşriklerden birisinin himayesi olmadan namaz bile kılamıyordu. İbn Hazm bu durumu şöyle belirtir: "Rasulüllah (s.a.s)'in Medine'si dışında her yer dârulharp, düşmanla çatışma ve cihad alanıydı" (el Hazm, el-Muhallâ, VII, 353). 

Bu duruma göre hicretten önce dârulislam mevcut değildi. Hicretle birlikte Medine yöresi dârulİslam halini aldı. Daha sonra Hz. Peygamber zamanında fethedilen yerler dârul İslam'a katılırken, fetihten sonra Mekke de darulislâm'a katılmış oldu. 

İşte sınırlarla çevrili bir toprağın mü'minlere vatan oluşu bu ölçüler içinde gerçekleşmiştir. Mekke'de doğup büyüyen, mal-mülk sahibi olan ilk mü'minler mal, can, ırz güvenliği, inanç ve ibadet öğürlüğünü tehlikede görünce önce Habeşistan'a daha sonra da Medine'ye hicret ederek öz yurtlarını terketmişlerdir. Ancak bu sürekli terketmekten çok, İslâm'ı serbest yaşayıp yayabilecekleri yeni bir ortam arayışıydı. Nitekim Hz. Peygamber'in hicret için Mekke'den ayrılırken Kâbe'ye doğru bakarak; "Vallahi biliyorum ki, sen hiç şüphesiz Allah'ın yarattığı yerlerin hayırlısı ve Allah'a en sevgili olansın " dediği nakledilir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 305; Dârimî, Sünen, II,156). Yine vatanından kendi isteği dışında çıktığını şöyle belirtir: "Eğer senin halkın, beni senden çıkarmamış olsaydılar, çıkamazdım. Beni, beldelerin sana en sevgili olanında yerleştir" (Ahmed b. Hanbel, IV, 305; Beyhakî, Delâlilünnübilvve, II, 243). 

Diğer Müslümanlar da Mekkelilerin dayanılmaz işkenceleri karşısında hicret için izin isteyince Allah elçisi şöyle buyurmuştur: "Sizin hicret edeceğiniz yurt bana gösterildi. Orasının iki kara taşlık arasında, hurmalık, çorak bir yer olduğunu gördüm. Orası Yesrib (Medine)'dir. Gitmek isteyen oraya gitsin. Orası yakın bir beldedir. siz orayı biliyorsunuz Şam'a giderken ticaret kervanınızın yoludur" (Buhârî, Menâkıbu'l-Ensâr, 45, Ta'bîr, 39; ibn Sa'd Tabakât, I, 226; Abdurrazzak, el-Musannef, V, 387; Beyhakî, Sünen, IX, 9). 

Hicret emri verilince şu âyet inmiştir: "Şöyle de: Rabbim! Beni takdir ettiğin yere gönül rahatlığı ve selâmetle girdir. Oradan gönül rahatlığı ve selâmetle çıkar. Sen bana nezdinden yardımcı bir güç ver" (el-İsrâ,17/80). 

Hz. Peygamber'in yeni yurdu olan Medine'ye hicreti bütün Medîneli mü'minlerce büyük sevinç gösterilerine neden olmuştur. Mü'minler evlerinin damlarına çıkmış, gençler ve hizmetçiler yollara dökülmüş; "Ey Allah'ın Rasulü! Ey Muhammed" diye sesleniyorlardı. Çocuklar ve hizmetçiler yollarda ve damlarda; "Allah'ın elçisi geldi, Muhammed geldi. Allah'ı ekber (Allah her şeyden büyüktür)" sesleriyle ortalığı çınlatıyorlardı (bk. Müslim, Sahih, VIII, 237; Ebu Davud, Sünen, II, 579; "Hicret" maddesi). 

Hz. İbrahim, Ashab-ı Kehf, Yunus (a.s) gibi tarihte yaşadıkları vatanda hak dini tebliğ etme ve yaşama imkânı bulamayanlar da hicret etmişlerdir. Eğer bir kimse yaşadığı ülkede mal, can, ırz, dinî inanç ve dinini koruma ve yaşama hürriyetini kaybetmişse bunları koruyup, dinini yaşabileceği yöreye hicret etmesi gerekir. Nitekim dinini gizleyen bazı mü'minlerin Mekke'de kalması ve zorla sokulduklar Bedir Gazvesinde ölmesi üzerine şu âyet inmiştir: "Nefislerine yazık eden kimselere, canlarını alırken melekler: "Dünyada ne iş yaptınız?" derler. Bunlar; "Biz yeryüzünde güçsüz bırakılmış kimseler idik"diye cevap verirler. Melekler derler: "Allah'ın yeri geniş değil miydi ki, oraya göç etseydiniz". İşte onların durağı cehennemdir. Ne kötü bir gidiş yeridir orası" (Nisâ, 4/97). 

Hanefîlere göre küfür diyarından İslâm diyarına hicret etmek vaciptir. Hanbelîlere göre, bir kimse dârulharp'te dinini açığa vurup yaşıyor olsa bile, Müslümanların sayısını çoğaltmak ve cihada katılmak için bunun darûlislam'a hicreti sünnet olur. Şâfiîlerden el-Mâverdî'ye (ö. 450/1058) göre, 'bir Müslüman küfür diyarında dinini açığa vurabiliyorsa, orası bu kimse için darûlislam hükmünde olur. Onun orada kalması, hicret etmesinden daha faziletlidir. Çünkü onun yardımıyla orada İslâm'ın yayılması umulur (eş-Şevkânî, Neylü'l-Evtâr, VIII, 28, 29). 

Hicret edilecek yerle ilgili duyulabilecek iş bulamama, aç kalma, çevre edinememe gibi endişeleri şu âyet kaldırmaktadır: "Kim Allah yolunda hicret ederse yeryüzünde giderek, barınacak bir çok yerler bulur, genişlik de bulur. Kim evinden Allah ve Rasûlüne muhacir olarak çıkıp da sonra yolda ölürse, onun mükâfatı Allah'a aittir" (es-Nisâ, 4/100). 

Allah'ın elçisi hicreti teşvik etmiştir. Hadiste şöyle buyurulur: "Âllah yolunda hicret eden kimseyi, yüce Allah'ın bağışlaması hak olur" (Tirmizî, Cennet, 4; Ahmed b. Hanbel,V, 240). Muhâcir, hadislerde şöyle tarif edilmiştir: "Gerçek muhâcir, Allah'ın haram kıldığı şeyleri terk eden, yani haramları işlememek için yurdundan ayrılan kimsedir" (Buharî, İmân, I, Rikak, 26; Ebu Davud, Vitr, 2,1 l, 12, Cihad, 2; Nesaî, İmân, 9; İbn Mace, Fiten, 2; Ahmed b. Hanbel, II, 163,192,193, 205). 

İşte belli bir toprak parçası üzerinde yaşayan dil, din, tarih ve kültür birliği bulunan bir toplumun teşkil ettiği birlik ona bir millet özelliği kazandırırken, üzerinde yerleşilen toprak parçası da vatan adını alır. Sınırları belli vatan toprağı, dış saldırılardan korunmuş, içte mal, can, ırz ve namus güvenliği sağlanmış, din ve vicdan özgürlüğü tanınmış olunca mü'minin yaşayabileceği bir belde sayılır. Artık bu ülkenin bir tebeası olarak iç ve dış düşmanlara karşı bu toprakların savunulması özellikle saldırılan ülke mal, can, ırz güvenliği ve dinine sahip olmayı tehdit ediyorsa vacip olur. Çünkü mü'minin bu manevi değerlere sahip olması ve önceden elde ettiği hakları koruyabilmesi belli toprak parçası üzerinde güven içinde yaşamasına bağlıdır. Bu güveni tehdit eden güçlere karşı ülkeyi savunması bir görev olur. 

Nitekim Türkistan, Kafkasya, Kırım, Azerbaycan, Bulgaristan gibi ülkelerde uzun yıllar baskı ve tehdit altında dinî inanç ve ibadet özgürlüğü tanınmayan İslâm toplulukları buğün bu haklarını elde etme imkanına savuşabilmişlerdir. Ancak hicret etmeme yüzünden kültürünü imanını ve Müslümanlığını yitiren ve bu yüzden çok büyük acılar çeken toplumlar da vardır. 

Müslümanların azınlığa düştüğü ve devlet yönetiminde etkili olamadığı yörelerde, Müslümanlar cemaatleşerek İslâm'a uygun eğitim, öğretim ve İslâm'ın güzelliklerini yaşamak, çevrenin de bu adet fazilet ve ahlâk değerlerinden yararlanmasını sağlamak amacıyle gerekli girişim, çalışma ve kurumlaşma yoluna gitmelidir. Bunun yolu bilimsel çalışmalardan geçer. Türkiye gibi büyük çoğunluğu Müslüman olup, beşerî kanunlarla yönetilen ülkelerde ise İslâm'ın bu yüce değerleri toplumun yararlanmasına sunulmalıdır. Çünkü zekât, vakıf yardımlaşma, karz-ı hasen gibi yaygın halk kitlelerine mutluluk getirecek ve servet dağılımında adaletli bir denge oluşturabilecek güçteki İslâmî değerlerin dışlanması veya bunların terkedilmiş durumda bırakılması topluma pahalıya mal olmaktadır. Yapılan istatistik çalışmaları ile meselâ; zenginlik ölçüleri tutan kimselere ait bütün nakit para, döviz, altın ve alıp-satmak üzere elde bulunan tüm ticaret malları, şirket ve fabrikaların döner sermaye, hammadde ve üretilmiş madde ile kesin alacakları kırkta bir zekâta tabidir. Tarım ürünleri onda bir, sulama ile tarım yapılan yerde yirmide bir, madenlerde beşte bir ve hayvanlarda cinse göre belli oranlarda zekât yükümlülüğü gerçekten yoksul kesimîn mesken problemi, yüksek öğretim gençliğinin tümüne yeterli bursu, ve yoksul ailelere geçinecek kadar yardımı ya da gelir getirecek bir iş kurmayı makul sürede sağlayabilecek güçtedir. 

Osmanlı İmparatorluğu uygulamasında önce sultan ailelerinden başlanarak varlıklı kesim özellikle İstanbul, Bursa, İzmir, Kayseri, Konya gibi şehirlerde ve ülkenin diğer yerleşim birimlerinde pek çok vakıf eserler meydana getirmişlerdir. Bununla toplumun eğitim, öğretim faaliyetlerini, sağlık işlerini, din görevlilerinin geçimini, zekât yerine yoksullara daha düzenli yardımı bu vakıflar üstlenmiştir. Günümüzde vakıflar da tarihteki bu güzel fonksiyonu üstlenecek durumdan çıkarılmıştır. Halbuki vakıfların vakıfnâmelerindeki esaslara göre idaresi ve gelirlerinin burada belirlenen yerlere verilmesi gerekirken mütevellilerin yerini alan vakıflar idaresi vakıfnâmeleri dikkate almaz olmuştur. Bu yüzden de vakıfların fonksiyonu eski önemini kaybetmiştir. Bu da toplumun zarar gördüğü önemli bir alandır. Diğer yandan gerçek vakıf hükümlerinin uygulanmaması, takipsizlik ve sorumsuzluk yüzünden vakıfların gelirleri de azalmıştır. Halbuki yetim malı, vakıf malı ve beytülmale ait mal gerektiğinde usulüne göre satılacaksa veya kiraya verilecekse "rayiç bedel" ile verilebilir. Rayiç bedelden fahiş gabin ölçüsünde düşük bedel satım veya kira akdini batıl kılar ve bu idarelerin ya bedeli tamamlatma ya da akdi feshetme hakkı doğar. Fahiş gabin ölçüsü Hanefilere göre gayri menkullerde rayiç bedelden % 20 düşük olan bedeldir. Bu oran hayvanlarda % 10 diğer menkul eşyada % 5 ve daha fazla rayiç bedelin altına inilmesidir. Mecelle'nin kanunlaştırdığı ölçüler de bunlardır (bk. İbn Nüceym el-Mısrî, el-Bahru'r-Râik, Mısır, 1334, 1330/1912, I, 247; Mecelle, mad.165; Hamdi Döndüren, İslam Hukukuna Göre Alım-Satımda Kâr Hadleri, Balıkesir, 1984, 145-147). 

Sonuç olarak vatan ve üzerinde yaşayan tebea unsuru bir bütün olarak düşünülmelidir. Bunlar birbirinin ayrılmaz parçasıdır. Biri diğerine feda edilemez. Pek çok İslâm fakihinin tarif ettiği şekliyle dârulislam; "Müslümanların idare ve hamiyetleri altındaki yerdir" (es-Serahsî, el-Mebsût, X,81, Şerhu's-Siyer, IV,1253). İmam Şâfiî dârulislâm'ı daha geniş olarak tarif etmiştir. O'na göre: a) Müslümanların meskûn bulunduğu yerler, b) Müslümanların fethedip gayri müslim halkı cizye karşılığı yerlerinde bıraktıkları topraklar, c) Önceden İslâm'ın uygulandığı, ancak daha sonra gayri Müslimlerin eline geçen topraklar (Nevevî, Ravdatilt-Tâlibîn, y.y, 1386/1966, V, 433; Ömer Nasuhî bilmen, Istilâhât-ı Fıkhıyye Kâmusu, III, 371). Bu nitelikleri taşımayan yerler de dârulharptir. 

Ancak dârulharp sayılan yerlerde de yukarıda belirttiğimiz gibi İslâm toplumu varlığını korumalı, kültürüne, ve manevî değerlerine sahip çıkmalı, üzerinde yaşanan topraklara saldırı olduğunda da, kendisine düşen görevi yapmalıdır. Çünkü sınırlarla çevrili toprağı koruma ve bakıma orada yaşayan İslâm toplumunun mal, can ve ırzını koruma, din ve vicdan özgürlüğünün devamım sağlama ile eş değerdedir. 

Vatanın Seferiliğe Etkisi: 

İslâm yolcu olanlara ibadetlerde bir takım kolaylıklar getirmiştir. Dört rekatlı farz namâzların iki rek'at olarak kılınması, mestlere mesih süresinin üç güne çıkarması, ramazan oruç günü oruç tutulmayarak daha sonra kaza edilebilmesi gibi. İşte kişinin içinde doğup büyüdüğü veya halen yaşamakta olduğu yerle yolculuk sırasında kaldığı yerler de birer vatan parçasıdır. Buna göre vatan üçe ayrılmıştır. 

a) Aslî Vatan: Bir insanın doğup büyüdüğü veya evlenip içinde yaşamak istediği ya da içinde barınmayı kasd edip, başka yeri vatan edinmek istemediği yere "aslî vatan" denir. 

b) İkamet Vatanı: Bir kimsenin doğduğu, evlendiği ve yerleşmeye karar verdiği yerden ayrılıp yalnız içinde onbeş günden fazla kalmak istediği yere "ikâmet vatanı" denir. Bu yer aslî vatana sefer mesafesi uzakta olmalıdır.

c) "Süknâ Vâtanı: Bir yolcunun kendisinde onbeş günden az oturmak istediği yerde "süknâ vatanı” adım alır. Bu sonuncuya itibar edilmez. Bununla ne aslî ve ne de ikamet vatanı değişmiş olmaz. 

Seferilik konusunda bu vatanlar kendi misli ile veya üstü ile bozulur, aşağısı ile bozulmaz. Meselâ, Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç edip yerleşen kimsenin artık aslî vatanı Türkiye'de oturduğu yer olur. Yine mesela; Kars'ın bir köyündeki mülkünü satarak İstanbul'a yerleşen bir ailenin aslî vatanı İstanbul olur (Ayrıca bk. "Daru'l-İslâm" ve "Darul-Harb" mad.)...Hamdi DÖNDÜREN

3- HADİSLER

Vatan sevgisi îmândandır. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât)

Hanefî mezhebinde üç türlü vatan vardır: Vatan-ı aslî, vatan-ı ikâmet, vatan-ı süknâ. (İbn-i Âbidîn)




allah, aziz, bayrak, dua, düşman, hain, koru, korumak, terör, terörist, vatan, vatan borcu, vatan nedir, vatan kelime anlamı, vatan şiiri, vatan hadisler, islamda vatan, dinimizde vatan, vatansever kimdir

SABAH DUASI

12 Haziran 2017 Pazartesi / No Comments
Bu yazı, sabah duası, sabah, sabahın sesi, huzur, huzur ve dua, fısıltı, sabah fısıltısı, dua, bir yakarış, dualar ve tılsımlar, dualar ve zikirler, ile ilgilidir.

SABAH DUASI NEDİR?

Resûlullah (SAV) buyurdular ki:

"Kim sabaha erdiği zaman: 
اللَّهُمَّ مَا أصْبَحَ بِى مِنْ نِعْمَةٍ أوْ بِأحَدٍ مِنْ خَلْقِكَ فَمِنْكَ وَحْدَكَ َ شَرِيكَ لَكَ، لََكَ الْحَمْدُ، وَلَكَ الشُّكْرُ فَقَدْ أدَّى شُكْرَ يَوْمِهِ

TÜRKÇE ANLAMI

'Allahım!
Benimle veya mahlukatından herhangi biriyle hangi nimet sabaha ermişse bu sendendir. 
Sen birsin, ortağın yoktur, hamdler sanadır, şükür sanadır.' derse, o günkü şükür borcunu ödemiştir.

Kim de aynı şeyler akşama erince söylerse o da o geceki şükür borcunu eda eder".
Ebû Dâvud, Edeb 110,


Bu yazı, sabah duası, sabah, sabahın sesi, huzur, huzur ve dua, fısıltı, sabah fısıltısı, dua, bir yakarış, dualar ve tılsımlar, dualar ve zikirler, ile ilgilidir.

KABUL OLUNACAK DUALAR

11 Haziran 2017 Pazar / No Comments
 Bu yazı,dua önemi, dua,duanın önemi kısaca, duada öncelik, güzel dua nasıl edilir,dua öncesi salavat, en güzel dua,en güzel Türkçe dualar hakkında bilgi içermektedir.

NASIL DUA ETMELİ?

“Bismillah” her hayrın ve işin başıdır. Bilelim ki, bu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün yaratılmış varlıkların kendi lisanlarıyla her zaman söyledikleri sözleridir. Her bir bitki ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillah” der. Sert olan taş ve toprağı deler geçer. Allah namına, Rahman namına der, her şey ona müsahhar olur.
Bu ve bunun gibilerdendir ki; Bir padişahın kıymetli bir hediyesini sana getiren bir adama saygı gösterip, hediye sahibini tanımamak ne derece aymazlık ise, öyle de; görünen iş ve aş verenleri överek ve muhabbet edip, Mün’im-i Hakiki nimet veren olan Allah’ı unutmak; ondan bin derece daha kötüdür.
Bununla beraber, her şeyin sahibi ve her şey onun tahtı emrinde olan Allahın sonsuz güç ve kuvvetinin her şeyin üstesinden geleceğine kalben inanmayla beraber duanın kabul olacağı hususunda tam bir inanç ve ihlâs hâli içinde;

DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Duaya Allah’a "hamd" ve “sena" ile başlamak. (Hamd; "El-Hamdü lillah/Hamd, sonsuz övgü" Allah’a aittir. Senâ; yani; subhânellah / Allah her çeşit noksanlıklardan yücedir, demek.)

Resûlullah’a "salâtü selâm” getirmek, yani en kolayından, “Allahümme salli alâ Muhammedin ve 'alâ âl-i Muhammed” demek.

Duayı, "hamd”, “senâ” ve "salatü selâm” okuyarak bitirmek.

Dua yaparken son derece azimli ve duada ısrarcı olmak.

Dua sırasında düşüncemizi ve kalbimizi boş ve faydasız şeylerden uzak tutmak.

Sıkıntı ve bela dua ve yakarış vaktidir ancak, Sadece sıkıntıya düştüğümüzde değil, rahatta da şükür ile duacı olmak. Resûlullah (aleyhissalatü vesselam) buyurdular ki: "Her kim, sıkıntı ve zorluğa düşünce yapacağı duayı Allah’ın kabul etmesini arzu ediyorsa, rahatta iken bol bol dua etsin.” (Hz. Muhammed).

Dua yaparken kıbleye yönelmek ve dua esnasında elleri yukarı kaldırmak, duayı boyun bükerek  için için yani kalbi bir ürperti ile yapmak.

Duayı üç kere tekrar etmek.

Helal ve temiz olan şeylerle beslenmeyle beraber Farz ve Haramlara dikkat etmek.


Bu yazı,dua önemi, dua,duanın önemi kısaca, duada öncelik, güzel dua nasıl edilir,dua öncesi salavat, en güzel dua,en güzel Türkçe dualar hakkında bilgi içermektedir.

GÜNLERİN EN HAYIRLISI CUMA GÜNÜDÜR

17 Mart 2017 Cuma / No Comments
cuma, cuma mesajları, cuma suresi, dua, en hayırlı gün, hayır, resimli mesajlar, şer, resimli cuma mesajları, hayırlı cumalar mesajları,

HAYIRLI CUMALAR

Cuma gününün huzur ve bereketi tüm insanlığın üzerine olsun.




cuma, cuma mesajları, cuma suresi, dua, en hayırlı gün, hayır, resimli mesajlar, şer, resimli cuma mesajları, hayırlı cumalar mesajları, 

DUA ve GAYRET

28 Şubat 2017 Salı / No Comments
allah, ana, ananın ak sütü, anne sütü, aslan yavrusu, aşk, çabalamak, çocuk ağlaması, çocuk neden ağlar, çocuklar, dua, gayret, göğüs, hayaller, karıncalar, niyet, resimli mesajlar, rızık,

KADER GAYRETE AŞIKTIR

Hayallerimiz vardır.
Gerçekleşmesini beklediğimiz.
Hayal ettiğimizin büyüklüğü kadar duamız olmalı.
Çaba gösterirken, dua ile de istemeliyiz.
Rızık ise yalnızca Allah'tandır.
Kul ne rızık verebilir, ne de rızkı sonlandırabilir.
Rızık gayrete bakar.
Bazen bir çocuk ağlaması,
bazen masum bir yavru aslanın ormanda gezmesi, 
bazen de niyetimiz rızkı ayağımıza getirir.
Ağlayan çocuğa en leziz ve en doğal sütü 
anasının göğsünden akıtır ağzına.
Allah her şeyin sahibidir çünkü... 





allah, ana, ananın ak sütü, anne sütü, aslan yavrusu, aşk, çabalamak, çocuk ağlaması, çocuk neden ağlar, çocuklar, dua, gayret, göğüs, hayaller, karıncalar, niyet, resimli mesajlar, rızık, 

OL DER, OLUR!

9 Ocak 2017 Pazartesi / No Comments
allah, allah duaları nasıl kabul eder, allahın hazinesi, allahtan nasıl istenir, dua, kul, kul olmak nedir, kün fe ye kün, nasıl dua etmeliyiz, ne isteniz, ol der olur, resimli mesajlar,

KÜN FE YE KÜN!
Kul dua ile Rabbinden herşey ister, istemelidir.
Ayakkabısının bağını bile isteyebilir.
O'nun hazinesi geniştir ve boldur.
Her şey O'nundur.
Kul dua eder, ister.
Allah kuluna üç şekilde cevap verir.
1-Evet der ve istediğini verir.
2-Hayır der ve daha iyisini verir.
3-Bekle der ve en iyisini verir.




allah, allah duaları nasıl kabul eder, allahın hazinesi, allahtan nasıl istenir, dua, kul, kul olmak nedir, kün fe ye kün, nasıl dua etmeliyiz, ne isteniz, ol der olur, resimli mesajlar,

HAYIRLI CUMALAR

5 Ocak 2017 Perşembe / No Comments
cuma kutlama, cuma mesajları, dua, hayırlı cumalar, resimli dualar, resimli mesajlar, tebrik, cuma duası

Allah'ım!
Bizleri ezansız, vatansız ve 
bayraksız bırakma...
*
CUMA'NIZ MÜBAREK OLSUN




cuma kutlama, cuma mesajları, dua, hayırlı cumalar, resimli dualar, resimli mesajlar, tebrik, cuma duası

CUMA GECESİ DUASI

29 Aralık 2016 Perşembe / No Comments
cuma gecesi, dua, hayırlı cumalar, hayırlı kapılar, resimli mesajlar, resimli sözler, cuma duası, cuma gecesi duası






cuma gecesi, dua, hayırlı cumalar, hayırlı kapılar, resimli mesajlar, resimli sözler, cuma duası, cuma gecesi duası

SEN BENİM...

24 Aralık 2016 Cumartesi / No Comments
allah, avuç içi, dua, his, kabul etmek, merhamet, resimli mesajlar, resimli sözler, sadakat, sonsuz, şefkat, şükür, yaradan, yaratılanı severim, sen benim,

Sen benim; Yaradandan ötürü yaradılanı sevişim,
Bir adım gelene on adım gidişimsin.
Ve herkesi olduğu gibi kabullenişimsin,
Sen benim; bugünüme şükür, yarınıma dua edişimsin.
Azla yetinişim, çoğa göz dikişimsin.
Ve kapanmayan avuç içimsin.
Sen benim; sonsuz sadakatim,
Merhametim, hissiyatım, şefkatimsin.
Ve aman dileyene yüz çevirmeyişimsin...






allah, avuç içi, dua, his, kabul etmek, merhamet, resimli mesajlar, resimli sözler, sadakat, sonsuz, şefkat, şükür, yaradan, yaratılanı severim, sen benim,

KAPI

/ No Comments
allah, bilmek, dua, hz. mevlana sözleri, kapı, kapıda durmak, kapının tokmağı, kapıyı çalmak, vurmak, zaman, kapı ile ilgili sözler, stephen king sözleri, halil cibran sözleri, montaigne sözleri, dostoyevski sözleri

Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil!
Ne zaman? Bilemem!
Yeter ki o kapıda durmayı bil! Hz. Mevlana
*
Para her kapıyı açar diyenlerin para için çalmayacakları kapı yoktur.
George Saville
*
Çoğu zaman hangi hayatları ve ne zaman etkileyeceğimizi bilemeyiz. En azından gelecek kapımızı çalıncaya dek. O zaman da her şey için çok geçtir.
Stephen King
*
Dua; kapı çalmaktır. Sonrasına karışmak haddi aşmaktır.
Mevlana
*
Hiçbir zaman çıktığın kapıyı hızla çarpma, geri dönmek isteyebilirsin.
Don Herold
*
İnsanın içinde bütün dünya vardır ve eğer nasıl bakman ve öğrenmen gerektiğini bilirsen, kapı orada ve anahtar elindedir. Yeryüzünde senden başka hiç kimse ne sana o anahtarı verebilir ne de o kapıyı açabilir.
Jiddu Krishnamurti
*
Giden sizin için çok değerli de olsa, kapıyı örtün ki; İçeride kalanlar üşümesin.
Paulo Coelho
*
Bir kapının kapalı olduğunu anlamak için, o kapıyı itmek gerektir.
Montaigné
*
Şerefsizliğe açılan kapı, sefaletten çıkmak için kötü bir kapı olmalıydı.
Victor Hugo

Her zerrenin gönlünde bir saray var, fa*kat kapısını açmadıkça sana kapalı kalır.
Mevlâna
*
Problem, anahtarı sende olmayan bir kapı gibidir.
A.Guillermo Roemmers
*
Çoğu kez mutluluğun yolunu bilmediğimizden yanlış kapıyı açarız.
G.Puccini
*
Güvenin düşlere, zira onlarda gizlidir ebediyete açılan kapı.
Halil Cibran
*
Açık kapıya yüklenme yoksa burnunu kırarsın.
S.J.Lec
*
Her ayna anahtarını kaybetmiş bir kapıdır.Olur da fazla bakarsan aynaya aralanıverir kapı, kaybolursun sonsuzlukta.
Elif Şafak
*
İsteyin size verilecektir, arayın bulacaksınız, kapıyı çalın size açılacaktır.
A.Şinasi Hisar
*
Her açılan kapının ardında başka bir kapı olmasa, kapıları açmanın ne anlamı olurdu?
Sinan Yağmur
*
Bazı insanlar ev köpekleri gibi yamandıkları kapıdan ayrılmazlar.
Dostoyevski
*
Çalınan her kapı hemen açılsaydı, azmin, sabrın ve ümidin derecesi anlaşılmazdı.
Mevlana
*
Küçük kapılardan girmeye kendini mecbur bilenler eğilirler.
Cenap Şehabettin
*
Kahpe içerden olunca kapı kilit tutmazmış oğul!
Dede Korkut
*
Bazı kapıların bize kapalı görünmesi, önünde değil arkasında bulunduğumuz içindir.
Leo Buscaglia
*
Görünen her şeyin gerisinde daha engin bir şey vardır; Her şey, kendinden başka bir şeye açılan bir yol, bir kapı, bir pencereden başka bir şey değildir.
Antoine De Saint-Exupéry
*
Bir insan, kilitli olmayan ama içeriye doğru açılan bir kapıyı itiyor ve çekmek aklına gelmiyorsa orada hapistir.
Alphonse Daudet
*
Kapalı kapı yoktur.Yanlış anahtar vardır.
Zata





allah, bilmek, dua, hz. mevlana sözleri, kapı, kapıda durmak, kapının tokmağı, kapıyı çalmak, vurmak, zaman, kapı ile ilgili sözler, stephen king sözleri, halil cibran sözleri, montaigne sözleri, dostoyevski sözleri

GÜNÜN DUASI

6 Aralık 2016 Salı / No Comments

GÜNÜN DUASI 

Ya Rab!
Sen affedicisin,
affetmeyi seversin,
bizleri de affeyle...Amin

DUA KAPIYI ÇALMAKTIR

27 Kasım 2016 Pazar / No Comments
altın kase, anahtar, arz, arz etmek, arzuhal, binek, buluşmak, dil, dua, haddi aşmak, hali, ilanı aşk, kapıyı çalmak, mektup, niyaz, resimli mesajlar, umut, vav, yanık uçlu mektup, yanmak, dua nedir

DUA KAPIYI ÇALMAKTIR.

Dua kapı çalmaktır. Gerisi haddi aşmaktır.
Dua; olmazları olduran niyazdır.
Dua; açılmazları açtıran anahtardır.
Dua; aşılmazları aştıran binektir.
Dua; halin arz edilmesidir.
Dua; için dışa yansımasıdır.
Dua; kulun Rabb'ine arzuhalidir.
Dua; yanık uçlu mektuptur.
Dua; ilanı aşktır.
Dua; aşkın vav halidir.
Dua; kalpten geçenin altın kasede sunumudur.
Dua; umuttur, yanmaktır, haldir, dildir, aşktır, Yar ile buluşmadır... 







altın kase, anahtar, arz, arz etmek, arzuhal, binek, buluşmak, dil, dua, haddi aşmak, hali, ilanı aşk, kapıyı çalmak, mektup, niyaz, resimli mesajlar, umut, vav, yanık uçlu mektup, yanmak, dua nedir

HAYAL ETMEK VE NASİP

11 Kasım 2016 Cuma / No Comments
allah, çaba, dua, dua etmek, gayret, hayal, hayal etmek, ihmal, mülk, nasip nedir, yalvarmak, allah nasip etmeyeceği şeyi hayal ettirmez sözü kime aittir, nasıl hayal ederiz, hayal nedir,

Herşey Allah'ındır.
Mülk O(c.c)'nundur.
Hayal edebilmek bile Allah'ın izniyledir.
Allah nasip edeceği şeyleri dua ile istedir ve hayal ettirir.
O halde hayal etmeliyiz ve dua ile istemeliyiz.
Ancak çaba ve gayret göstermeyi de ihmal etmemeliyiz.

*
'Allah(c.c) nasip etmeyeceği şeyi hayal ettirmez' sözü kime aitir?

Bu sözün Hazreti Osman’a (r.a) ait olup olmadığını bilemiyoruz. Söylendiği maksadın ne olduğunu bilmediğimiz için manasına dair bir yorum da yapamıyoruz. Ancak hayallerle alakalı şunu söyleyebiliriz: Bir insan isteyerek iyi veya kötü bir hayal kurduğunda ona er veya geç ulaşıyor. Mesela Allah korusun bir günahı hayal eden insan, eninde sonunda onu yapma fırsatı bulur. İyi bir şey hayal eden de ona mutlaka ulaşır. Çünkü hayaller aynı zamanda bir duadır. Duada ısrar edenin duası kabul olduğu gibi hayallerini ısrarla sürdüren kimse de o hayallere ulaşır. 
Yukarıdaki sözde bahsedilen hayal, bir an insanın hayaline gelen şeyler olmasa gerek. Kastedilen mana, üzerinde ısrarla durulan hayallerdir. 
Bir de işin şu tarafı vardır: Bir insanın her duası kabul olmadığı gibi hayalleri de her zaman gerçekleşmez. Hayal kurup da ona ulaşamayan dünya kadar insan vardır. Fakat iyi hayal kuran insan ona ulaşamasa da niyetinin sevabını alır. Niyetler amellerden üstündür.





allah, çaba, dua, dua etmek, gayret, hayal, hayal etmek, ihmal, mülk, nasip nedir, yalvarmak, allah nasip etmeyeceği şeyi hayal ettirmez sözü kime aittir, nasıl hayal ederiz, hayal nedir,