Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

Browsing Category "göz"

İNSAN ve YAĞMUR

6 Mayıs 2022 Cuma / No Comments

Anlatsana yağmur
iyi insanların gözleri neden hep sana benzer.
Buğulu ve yaşlıdır.
Bazen tek tek akar.
Bazen sağanaktır.
Yağmur yüklü yüreklerinden, göz pınarlarına akışa geçer.
Yandıkça çözülür buzlar ve sağanağa döner.
Anlatsana yağmur...

*

YAĞMUR HAKKINDA EN GÜZEL SÖZLER

”Yağmuru sevdiğini söylüyorsun ama yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun, güneşi sevdiğini söylüyorsun ama güneş açınca gölgeye kaçıyorsun, rüzgârı sevdiğini söylüyorsun ama rüzgâr çıkınca pencereni örtüyorsun. İşte bundan korkuyorum, çünkü beni de sevdiğini söylüyorsun.” William Shakespeare
*
”Nisan yağmuru, mayıs çiçeği getirir.” Kanada Özdeyişi
*
”Bizim sohbetimiz Nisan yağmuruna benzer. Balığın ağzına düşerse inci olur, yılanın ağzına düşerse zehir olur.” Hz. Mevlana
*
”Altın yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz.”
*
”Her insan bir yağmur damlası gibidir. Kimi çamura, kimi gül yaprağına düşer.”
*
”Her yağmurda evleri başlarına yıkılan karıncalar vazgeçmezken, biz hangi deprem yüzünden vazgeçeceğiz.” Muhammet Bozdağ
*
”Yıllardır kendini bulutlarda saklayan, İllegal bir yağmurum. Bir yağsam pahalıya mal olacağım.” Didem Madak
*
”Abanın kadri yağmurda bilinir.”
*
”Yağmur olsan binlerce damla arasından bulur tutardım seni. Çünkü korkarım; toprak aldığını vermiyor geri.” Cemal Süreyya
*
”Yükle yalnızlığının bütün gri bulutlarını sırtıma. Vücudum yağmur sonrası toprak koksun.”
*
”Onmadık yılın yağmuru harman vakti yağar.”
*
”Bazı insanlar yağmuru hisseder, diğerleri ise sadece ıslanır.” Bob Dylan
*
”Yağmur namuslunun da, namussuzun da üstüne yağar. Bu yağmur hangisini daha çok ıslatır? Yanıt: namusluyu. Çünkü namussuz namuslunun şemsiyesini çalmıştır.” İlhan Selçuk
*
”Dertlerin kum tanesi kadar küçük sevinçlerin nisan yağmurları kadar bol olsun ve öylesine mutlu ol ki gözünden akan yaşlar değerini bilmeyenlere sadakan olsun..”
*
”Ölmek için doğmuştur ya insan, o yüzden her yağmur sonrası toprak kokusunu sever.” Lev Nikolayeviç Tolstoy
*
”Yağmur başladı…Gelse de ıslansak dediği biri olmalı insanın…”
*
”Bir yağmur damlası seni seviyorum anlamı taşısaydı ve sen bana seni ne kadar sevdiğimi soracak olsaydın inan ki bir tanem her gün yağmur yağardı.”
*
”Sesini değil, sözünü yükselt!. Yağmurlar dır büyüten zambakları, gök gürültüleri değil.” M. Selahattin Şimşek
*
”Hiçbir yağmurda, sensiz ıslanmaya cesaret edemedim ben, işte bundan, pencerenin ötesine geçemedi hayallerim…” Hikmet Anıl Öztekin
*
”Bir yağmur damlası seni seviyorum anlamı taşısaydı ve sen bana seni ne kadar sevdiğimi soracak olsaydın inan ki bir tanem her gün yağmur yağardı.”
*
”Mısıra “yağmur geliyor” demişler, “çapan birlik mi?” demiş.”
*
”Gökkuşağına ulaşmak istiyorsan yağmura katlanmak zorundasın.” Dolly Parton
*
”Bu sabah artık yağmuru neden bu kadar çok sevdiğimi anladım. Ağlayan bir yüreğe benzediği için.” Tezer Özlü
*
”Yolun hiç de uzak değil umut biliyorum. Sesin yağmurlarla birlikte tutkulu tel örgülerin arkasında.” Kaan İnce
*
”Yalnızca yağmur yağdığında seviyorum bu şehrin insanlarını; herkesin yüzü ıslak, başları eğik, herkes benim hep olduğum gibi.”
*
”Yağmuru sevmezse, gökkuşağı renksiz olur.”
*
”Yağmur bir kere yağmaya başladıysa sırf sen istiyorsun diye durmaz. Ne zaman duracaksa o zaman durur. ” Samantha Young
*
”Sevdanı bulutların üzerine yazmışsın. Yağmur olarak dökülüyor gözlerimden.”
*
”Yağmuru seviyorum belki benim yerime ağladığı içindir…”


insan,sağanak,yanmak,yağmur,buz,buğulu gözler,yağmur,nisan yağmuru,yaz yağmuru,mayıs,bahar,altın sözler,pınar,göz,göz pınarı,gözyaşı,yağmur şiiri,



HIRS

22 Nisan 2018 Pazar / No Comments
altın sözler, dost ne demek, düşman kimdir, düşünce kulübü, göz, hırs ne demek, insan, hırs nedir, sorularla islamiyet hırs, hırsın zararları faydaları, resimli sözler, sözharmanı,

HIRS; GÖZLERİ KÖR, KULAKLARI SAĞIR EDER!

HIRS; gözleri kör, kulakları sağır eder!
Hırs, kötü düşüncelere zemin hazırlar.
Hırs, dostu düşman eder.
Hırs insanı uçuruma sürükler.
Ama insan farkına varamaz...

*

HIRS NEDİR?

Şiddetle arzu etmek, üzerine çok düşmek anlamına gelen bir İslam ahlak terimi: Eşya için kullanıldığında şiddetli arzu ve büyük rağbeti anlatan hırs, insanlara yönelik bir tutum sözkonusu olduğunda "acımak, şefkat etmek, iyiliğine çalışmak" gibi anlamları ifade ediyor.

Kur'ân-ı Kerim'de kelimenin türevinin kullanıldığı beş âyet-i kerime'nin anlamları şöyledir:

"Sen ne kadar yürekten istesen de, İnsanların çoğu inanmazlar" (Yûsuf, 12/ 103).

"Ne kadar uğraşsanız da kadınlar arasında adalete gücünüz yetmez" (en-Nisâ, 4/129).

"Onların doğru yolda olmaları için ne kadar çırpınsan yine de Allah saptırdığını doğru yola iletmez; onların yardımcıları da yoktur" (en-Nahl, 16/37).

"Ey inananlar, andolsun ki, size içinizden sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, inananlara şefkatli ve merhametli bir peygamber gelmiştir" (et-Tevbe, 9/128).

"Doğrusu, onların (Yahudilerin) hayata diğer insanlardan, hatta müşriklerden daha düşkün (daha hırslı) olduklarını görürsün. Her biri ömrünün bin yıl olmasını ister. Oysa, uzun ömürlü olması onu azaptan uzaklaştırmaz. Allah onların yaptıklarını görür" (el-Bakara, 2/9)

Görüldüğü üzere, ilk dört âyette, hırs kelimesiyle kökdeş sözcükler olumlu bir tutumu anlatmak için kullanılmış; ancak son ayette dünyaya rağbet anlamı içinde alınmıştır.

Hadis-i Şeriflere baktığımızdaysa, "Bir koyun sürüsünün üzerine salıverilen iki aç kurdun o sürüye verdiği zarar, kişinin mal ve şeref hırsının dinine olan zararından daha ağır değildir" (Tirmizî, Zühd, 30) anlamındaki Hadis'te hırs kelimesinin kullanıldığını görüyoruz. "Âdemoğlu yaşlanır, fakat ondaki iki şey gençleşir: Mal üzerine hırs, ömür üzerine hırs..." (İbn Mâce, Zühd, 27) meâlindeki Hâdis-i Şerif, Tirmizi'de aynı babta üç ayrı yerde geçer. Enes rivâyetinde metin aynidır. Ebu Hûreyre rivâyetinde ise "uzun ömür ve mal sevgisi" ifadesi vardır.

"Her ümmetin bir fitnesi vardır. Benim ümmetimin fitnesi maldadır" (Tirmîzî, Zühd, 19).

"Siz kendinizden aşağı olanlara bakınız; sizden yukarı olanlara bakmayınız. Çünkü, böyle yapmak, Allah'ın üzerinizdeki nimetlerini küçümsememeniz için daha uygûndur" (Münzirî, Muhtasar-u Sahih Müslim, 2087 nolu Hâdis; İbni Mâce, Zühd, 9)..

"Âdemoğlunun iki vadi dolusu malı olsa, bir üçüncüsünü ister. Ademoğlunun karnını (gönlünü) topraktan başka birşey doldurmaz. Şu kadar ki, tevbe eden kişinin tevbesini Allah kabul eder" (Buhârî Muhtasarı Tecridi Sarih Tercemesi, 2025 sayılı hâdis: Tirmizi, Zühd,19; İbni Mâce, Zühd, 27).

Görüldüğü üzere, bu Hâdislerde,Türkçede hırs diye adlandırdığımız tutum anlatılmakla birlikte hırs kelimesi kullanılmamıştır. Bazan hırs kelimesi "tamah" açgözlülük, şiddetli arzu, bir şey hakkında ziyadesiyle rağbet ve meyil göstermek" anlamında kullanılmış ve adî şeylere olan hırsın kalb fakirliği, yüce şeylere karşı hırsın ise, ruhun ulviyeti olduğu kaydedilmiştir (Ö.N. Bilmen, Dini ve Felsefı Ahlâk Lügatçesi, Hırs Maddesi). Bazan da hırs ve tama' müterâdif ve yakın anlamlarda kullanılmıştır (İmam Gazzali, İhyau-Ulûmi'd Din, Terc. A. Arslan, VII, 251). Bu da hırs kelimesinin geçirdiği evrimi ve günümüzde tama' kelimesiyle özdeş bir durumda zemmedilen bir davranış biçimi haline dönüştüğünü ifade eder.

Bu gün Türkçemizde kullandığımız anlamıyla hırs ve türevleri olan diğer kelimeler, temelde, tama' kelimesinin ifade ettiği manayı taşımaktadır. Arapça'da tama' kelimesinin ifade ettiği aşırı isteğin bir ileri adımı "paylaşmağa yanaşmayıcı bir istek" anlamını taşıyan "çeşit" ve uç noktası da, hem Kur'ân-ı Kerim'de ve hem de hadis-i Şerif lerde çok yerilen "emel"dir. Hırs, gerçek anlamı içinde verilmesi gereken değil, hırs gösterilen şey açısından değerlendirilebilecek bir tutumun adı olmaktadır. Hırs'ın iyiye de kötüye de kullanımı vardır.






altın sözler, dost ne demek, düşman kimdir, düşünce kulübü, göz, hırs ne demek, insan, hırs nedir, sorularla islamiyet hırs, hırsın zararları faydaları, resimli sözler, sözharmanı, 

HİÇ OLMAK!

17 Ocak 2017 Salı / No Comments
aç, âmâ, aşk, dil, ekmek, göz, hiç olmak, hiçlik ne demek, lâl, resimli mesajlar, söz,  hiçlik felsefesi, mevlananın hiçlik felsefesi, mevlananın hayatı, mevlana öğütleri, mevlanadan özlü sözler, altın sözler,

Dilin kıymetini 'Arif' olandan,
Gözün kıymetini 'Âmâ' olandan,
Sözün kıymetini 'Lâl' olandan,
Ekmeğini kıymetini 'Aç' olandan,
Aşkın kıymetini 'Hiç' olandan öğren!...
*
MEVLANA'NIN HİÇLİK FELSEFESİ

HAYATI

Mevlânâ 30 Eylül 1207 tarihinde Horasan'ın Belh yöresinde, bugün Tacikistan sınırları içinde kalan Vahş kasabasında doğmuştur. Annesi, Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun; babaannesi, Harezmşahlar hanedanından Türk Prensesi, Melîke-i Cihan Emetullah Sultan'dır.

Babası, "alimlerin sultânı" unvanı ile tanınmış, Muhammed Bahâeddin Veled; büyükbabası, Ahmed Hatîbî oğlu Hüseyin Hatîbî'dir. Babasına Sultânü'l-Ulemâ unvanının verilmesini kaynaklar Türk gelenekleri ile açıklamaktadır. Etnik kökeni tartışmalı olup; Fars, Tacik veya Türk olduğu yönünde görüşler mevcuttur.

Mevlânâ, dönemin İslâm kültür merkezlerinden Belh kentinde hocalık yapan ve Sultan-ül Ulema (Alîmlerin Sultânı) lakabıyla anılan Bahaeddin Veled'in oğludur. Mevlânâ, babası Bahaeddin Veled'in ölümünden bir yıl sonra, 1232 yılında Konya'ya gelen Seyyid Burhaneddin'in mânevi terbiyesi altına girmiş ve dokuz yıl ona hizmet etmiştir. 1273 yılında vefat etmiştir.

Mevlânâ, yazdığı Mesnevî adlı eserinde kendi adını Muhammed bin Muhammed bin Hüseyin el-Belhî şeklinde vermiştir. Burada yer alan Muhammed isimleri baba ve dedesinin ismi, Belhî ise doğduğu şehir olan Belh'e nispettir. Lakabı Celâleddin’dir. “Efendimiz” anlamındaki “Mevlânâ” unvanı onu yüceltmek maksadıyla söylenmiştir. Bir diğer lakabı olan Hudâvendigâr ise Mevlânâ'ya babası tarafından takılmıştır ve "sultan" manasına gelmektedir. Mevlânâ, doğduğu kente nispetle Belhî şeklinde anıldığı gibi hayatını sürdürdüğü Anadolu'ya nispetle kendisine Rûmî de denmektedir. Ayrıca müderrisliği nedeniyle Molla Hünkâr ve Mollâ-yı Rûm olarak da anılmaktaydı.

MEVLANA'NIN 7 ÖĞÜDÜ

1. Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol. 
2. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol. 
3. Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol. 
4. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol. 
5. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol. 
6. Hoşgörülükte deniz gibi ol. 
7. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

HİÇLİK FELSEFESİ

Hz Mevlana derki; Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken,sen hiç ol... Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı,nasıl ki çömleği ayakta tutan dışındaki biçim değil,içindeki boşluk ise,insanı ayakta tutanda benlik zannı değil hiç'lik bilincidir.

ÖZLÜ SÖZLER

Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. 
Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?

Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.

Nasıl olur da deniz, köpeğin agzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?

Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.

Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.

Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.

Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.




aç, âmâ, aşk, dil, ekmek, göz, hiç olmak, hiçlik ne demek, lâl, resimli mesajlar, söz,  hiçlik felsefesi, mevlananın hiçlik felsefesi, mevlananın hayatı, mevlana öğütleri, mevlanadan özlü sözler, altın sözler, 

NASIL SEVMELİYİZ?

6 Ocak 2017 Cuma / No Comments
altın sözler, aşk, ayrılık sözleri, gönül gözü, gönülden sevenler, göz, hz mevlana sözleri, mesafeler, mevlana sözleri, nasıl sevmeliyiz, resimli mesajlar, risalelerden, allahtan başkasını sevmek caiz mi,

Vedalar;
gözüyle sevenler içindir.
Çünkü gönülden sevenler ayrılmaz...Mevlana
*
Mesafeler sevenler için önemsizdir.
Hatta mesafeler artıkça sevgi de artar.
Aşk olur, sevda olur.
Gönülden sevenler için...

*

NASIL SEVMELİYİZ?

Allah'dan başkasını sevmek caiz midir? Leyla ile Mecnun'un yaşadıkları aşkı gören Allah, buna karşı nasıl bir tutum içinde olur?.. İnsanların kalbine bu derin aşkları koyan Allah değil mi?

Evet, insanların içine bu sevgiyi koyan Allah'tır. Ancak her duygunun nerede ve nasıl kullanılacağını da bize bildirmiştir. 

Bu duyguları asıl sahibi olan Allah'a verdikten sonra o zaman Allah adına Onun mahlukatını sevmek de ibadet olur. Bize verilen duyguları yanlış yerde kullanmak doğru değildir. Ancak bazen mahlukata aşık olanların, zamanla gerçek aşkı bulup Allah'a ulaştıkları sonra da her şeyi Allah adına sevdikleri olmuştur. 

Aşk, fart-ı muhabbet demektir. Muhabbet, bilmenin ve tanımanın veyahut mutlak kemale muttali olmanın; karşı tarafta da kemal, cemal -mecazi aşk açısından- melahet, müşakele gibi hususların bulunmasıyla bazen meydana gelen insandaki fıtri bir haldir.

İnsan, tanımadığını ve bilmediğini sevmez; sevebileceğini tanıyıp bilirse sever. Kafirlerin Allah’ı sevmemesi ve Rasulü Ekrem (asm)’e karşı saygısız olmaları, tanımama ve bilmemeden kaynaklanmaktadır. 

Muhabbetin ifrat derecesine aşk denir. Normal muhabbette olmasa da aşkta bazen muvazenesizce tavırlar görülebilir. Bir diğer manada aşk, mahbubundaki kusurları görmemezlik, gözüne ondan başka hayalin girmemesi ve onu her şeyin ve herkesin üstünde kabul etme halidir. Mesela kişinin, güneşin güzelliğini mahbubunun güzelliği yanında sönük görmesi, “Mahbubum benim yanımda olursa cennetin hurilerini istemem” demesi veya “Cennet başkalarının olsun. Bana mahbubum yeter...” gibi iddialar, aşık mırıltıları ve mecazi aşk açısından da akıl ve mantıkla telif edilemeyecek pervasızca iddialardır. İşte bu aşktır ki, Mecnun’u sahraya salmış ve Ferhat’ı da koca dağı delme macerasına itmiştir. 

Allah’tan başkasına -ne olursa olsun- gönül vermek, onu sevmek, aşık ve müptela olmak mecazi aşktır. Mesela Mecnun’un, Ferhat’ın ve Zeliha’nın muhabbeti, birer mecazi muhabbettir. Bir de fart-ı muhabbetin fıtri garazsız, ivazsız olanı vardır ki, buna da anne ve babada bulunan şefkati misal verebiliriz. Esasen şefkat, Allah’ın Rahman ve Rahim isimlerinden gelmektedir. Allah’ın insanlara ve mahlukata karşı olan mukaddes ve münezzeh sevgisinin, değişik malul yanlarıyla insanlarda olanına şefkat denir. 

Evet, Mabud-u Mutlak’tan gayrıya gönlün kaptırılması, sevilip aşk u alaka gösterilmesi mecazi aşktır. Hakiki aşk ise gönlün Allah’a verilmesi ve Allah’ın deli gibi sevilmesidir. Burada hemen şunu da ifade etmeliyim ki, Allah’ı sevmek, bir paye meselesidir. Müminler, Rasulü Ekrem (asm)’i severlerse, müminlik mertebesinde, daha doğrusu müminlikteki muhabbet mertebesinde önemli bir noktaya ulaşmışlar demektir. Fakat bu, en kamil mertebe değildir. Mesela Rasulü Ekrem (asm)’i andığınız zaman kararınız kalmayabilir; ama bu zirvenin ötesinde bir de şahika vardır. Rasulü Ekrem (asm)’i, O’na ait hatıraları ve Ashab-ı Kiram’ı sevme mertebesi, muhabbetin ilk mertebelerindendir. Çünkü bunlar beşeri kıstaslarla anlaşılan, duyulan, takdir edilen ve ölçülen şeylerdendir. Demek ki, sizin kabınız hissedilen şeyleri ölçüp değerlendirerek size bir fikir verebiliyor. Siz bu fikirle o mahbubu gönülden seviyorsunuz. Onun halkasına tam girip ve onun gözüyle ötelere, ötelerin de ötesine bakınca, aşk u muhabbetinizde daha derin lahuti bir buuda ulaşıyorsunuz. 

Allah’ı sevmek, her türlü alakanın ötesindedir. Bu sevgiyi vicdanında biraz olsun hisseden neler neler duyar. Cenab-ı Hakk’ı sevmenin başladığı andan itibaren her sevgi dolaylılık rengine bürünür. Ayrıca Allah’ı sevdiğiniz nispette masivaya karşı aşk u alakanız yavaş yavaş küsuf tutmaya yönelir. Siz artık her şeyi O’ndan dolayı sevmeye başlarsınız. Mesela Hz. Ali (ra)’yi, damad-ı Rasulullah (asm), O’nun Haydar-ı Kerrarı, Şah-ı Merdanı, muharebe meydanlarının kükreyen aslanı olduğu için seversiniz. Allah’ı sevme zirvesine ve şahikasına yükseldiğiniz zaman Rasulü Ekrem’i Allah’ın elçisi olduğu için seversiniz. O’nun karşısında yeri, konumu ve risaletini daha iyi görüp okudukça bu derinlikten ötürü sevgi bir hayranlığa dönüşür. Bu bir zevk ve hal meselesidir. Bunu tadan bilir; tatmayan bilmez. (Eski Erzurum müftüsünün ifadesiyle “men lem tadmaz lem bilmez.” O, “Men lem yezuk lem ya’rif - Tatmayan bilmez” sözünü yarı Arapça yarı Türkçe bu şekilde ifade ederdi.) 

İnsanın Allah’ı sevmesi iyi bir şeydir. Hususiyle insan, vicdan sistemiyle Allah’ı tam bilebiliyorsa O’nu delice sever. Çünkü sevginin biricik mahalli vicdandır. Vicdanın rükünlerinden biri olan zihin bildirir, latife-i Rabbaniye gösterir, irade O’nun muradına yönlendirir, akıl, sevgi esbabı üzerinde muhakeme eder, yürek ona önemli derinlikler kazandırır. 

Bir insan, bütün bütün mecazi aşkla meşbu ve aşk-ı hakikiden mahrumsa, mutlak bir şeyler yapılarak onun yüzü hakiki aşka döndürülmelidir. Bu, fani mahbubların fena ve zevalini göstermek suretiyle, onların içlerinde Baki-i Hakiki ve beka arzusu uyararak.. iman ve marifet hususunda derinleştirerek.. sözü-sohbeti hep evirip çevirip O’nunla irtibatlandırarak.. kalbin kiri-pası sayılan günahlardan, hatalardan uzak durarak Hak’la alaka kurabilir; alakasını güçlendirerek her şeyden elini eteğini çekip “La uhibbu’l-afilin - Ben, batıp gidenleri sevmem.” (En’am, 6/76) “Baki bir yar isterim” deyip O’na yönelebilir.

Hz. İbrahim (aleyhissalatu vesselam) gibi yıldız, ay, güneş hepsini tulu’, gurub ve mahiyetleriyle okur, bunların zeval bulup gitmelerini, bir doğup bir batmalarını ve batıp giden bu şeylerin kalbin alakasına değmediğini haykırır, herkese duyurur. Zaten bunlar, camid ve cansız nesnelerdir; ne insanı duyar ne dinler ne de ihtiyaçlarına cevap verebilirler. Oysaki insan, öyle birine yönelmeli ki, her zaman O’nu görsün, duysun, dinlesin ve isteklerine cevap versin. Hatırat-ı kalbimi bilsin, dualarıma icabet etsin.. dünyevi-uhrevi taleplerimi yerine getirsin.. yalnızlığımı giderip bana enis olsun.. ebed arzularıma cevab-ı savap verip gönlümü şad etsin.. benim gibi bütün dost, ahbab, yaran ve yakınlarımı da abad etsin.. Evet, bana işte böyle bir Mabud, Sevgili, Yar-ı vefadar ve her halime nigehban bir Dost lazım. Öyleyse bana aşk u alaka kurmak gerekir. 

Molla Cami, bu hususu anlatırken, “Sadece biri sev, başkaları sevmeye değmez. Çünkü görünmüyorlar. Biri iste, başkaları istemeye değmez. Çünkü derde derman olamıyorlar. Biri söyle, başkalarını söylemek fuzulidir. Çünkü senin işine yaramaz.” demek suretiyle hakiki aşkın Allah’a karşı olan aşk olduğunu, insan Allah’tan gayri neye gönlünü verirse versin, bunların içinde bir burkuntu ve üzüntü bırakıp gideceğini vurgular ki, bu, herkesin meşk edip tekrarlaması icap eden bir husustur. 

Hülasa-i kelam, fani ve zail şeyler, gelip gidişi ile kalbin alakasına değmediğini göstermekte ve hakiki mahbub arıyan gönle “Allah sevilmelidir” ihtarını yapmaktadır.
Kaynak : Sorularla İslamiyet





altın sözler, aşk, ayrılık sözleri, gönül gözü, gönülden sevenler, göz, hz mevlana sözleri, mesafeler, mevlana sözleri, nasıl sevmeliyiz, resimli mesajlar, risalelerden, allahtan başkasını sevmek caiz mi,

LAL OLMAK

4 Aralık 2016 Pazar / No Comments
gönül, göz, hz. mevlana, kalp, lal, lal olmak, mevlana mesajları, mevlana sözleri, öz, resimli mesajlar, resimli sözler, sevmek, sır, yüz,

LAL OLMAK

Biz sevdik mi LAL oluruz.
Sevmek sırdır.
Sevgi gönüllerde taşınır, ağızda değil.
Sevgi öz de olur, dil de değil.
Sevgi göz de olur, yüz de değil.
Biz sevdik mi, Lal oluruz, susarız.
Kalbimizle, gönlümüzle, özümüzle, gözümüzle konuşuruz...



bu yazı, not, gönül nedir, göz, hz. mevlana, kalp gözü, lal, lal olmak, mevlana mesajları, mevlana sözleri, öz ne demek, resimli mesajlar, resimli sözler, sevmek, sır nedir, yüz, ile ilgilidir.

GÖZ

20 Kasım 2016 Pazar / No Comments
allah, allah'ın kudreti, allahın sanatı, allahu teala, bakmak, gece, görmek, göz, göz kapağı, kudret, kusurları örtmek, resimli mesajlar, resimli sözler, sanat, şadi şirazi, temaşa etmek,

GÖZ

Göz neyi görmeli? Neye bakmalı?
Göz Allah'ın kudretini ve sanatını görmeli, temaşa etmelidir.
Eşin, dostun ayıp ve kusurlarını ise görmemeli hatta gece gibi örtmelidir.
Göz görür, Gönül katlanır.
Gözün üstüne göz kapağı konmuştur.
Göz kapağının bir vazifesi de görmemesi gerekenler karşısında gözü kapatmasıdır.
Ayıpları, kusurları konuşmak ya da görmek yerine konuşmama ve görmeme ilke haline gelmelidir.





allah, allah'ın kudreti, allahın sanatı, allahu teala, bakmak, gece, görmek, göz, göz kapağı, kudret, kusurları örtmek, resimli mesajlar, resimli sözler, sanat, şadi şirazi, temaşa etmek, 

GÖZ, GÖNLÜN KAPISIDIR!

6 Kasım 2016 Pazar / No Comments
gönül, göz, gözden düşen, gözden düşmek, gözü gören, gözüm, kapı, kapısı, kör, yer, göz gönül ilişkisi, gönül gözü ile bakmak, gönül gözü nedir,

GÖZ-GÖNÜL İLİŞKİSİ

'Güzel bakan güzel görür güzel gören hayatından lezzet alır' ne de güzel ifade etmiş mevlana...
Yüce kudret her insana görmesi için göz vermiş.ınsanın aklına göz olduktan sonra herkesin kolaylıkla görebileceği geliyor.Evet göz olduktan sonra herkes görebilir elbette.Fakat görmek için sadece bakmak yetmez.Herkes herşeyi göremeyebilir.Herkesin gözünde perde vardır ancak kimileri de var ki öyle güzel şeyler görürler ki hayretler içinde kalırsınız.Görmek için bakmaya gerek yok.Gönül gözü dediğimiz şey bu noktada cümlemizin taa içine kadar gelip oturuyor başköşeye.

Peki gönül gözü nasıl oluyor?

Adamın biri ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın dolaşırken yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan kız çocuğuna;ben buraların yabancısıyım demiş.Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum yakınlarda olduğunu söylediler demiş.Küçük kız arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:
-Ben de buraya ilk defa geliyorum demiş...
Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.Adam küçük kızın da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.Kız ıhlamur çiçeklerinin kokusunu almıyor musunuz?diye gülümsemiş.Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.
-ıyi ama demiş adam.Bunların tek bir ağaçtan değil de parktan gelmediği ne malum demiş.
-Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez diye atılmış kız.Hem biraz derin nefes alırsanız fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunuda alacaksınız.
Adam gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra cebinden bir kağıt para çıkartıp teşekkür ederken farketmiş kızın aslında kör olduğunu.Küçük kız ise konuşurken sözlerini bir anda yarıda kesmesinden anlamış adamın kendisini farkettiğini.Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken
-Geçen yıl bir kaza geçirdim görmeyi o kadar çok özledim ki demiş.Sizinkiler sağlam öyle değil mi?
Adam küçük kızın tarif ettiği fırına doğru yönelirken:
-Artık emin değilim demiş.Emin olduğum birşey var.O da benden iyi gördüğündür...Alıntı




gönül, göz, gözden düşen, gözden düşmek, gözü gören, gözüm, kapı, kapısı, kör, yer, göz gönül ilişkisi, gönül gözü ile bakmak, gönül gözü nedir,