Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

Browsing Category "gül kokusu"

ANNELER GÜNÜ NEDEN KUTLANIR?

9 Mayıs 2020 Cumartesi / No Comments
anneler günü neden kutlanır, anneler günü ne zaman, anneler günü hediyesi, anneler günü ne zaman, anneler günü mesajları resimli, cennet annelerin ayakları altındadır, gül kokusu, kutlama mesajları,
anneler günü hediyesi, anneler günü mesajları resimli, anneler günü ne zaman, anneler günü neden kutlanır, cennet annelerin ayakları altındadır, gül kokusu, kutlama mesajları, 
ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN
*
Anne en değerli varlıktır.
*
Cennet anaların ayakları altındadır.
*
Annemiz başımızın tacıdır.
*
Ayağında cennet yolu,
Anneciğim gül kokulu,
Sımsıcak sevgi dolu,
Esen yelsin anneciğim.

*

Anneler Günü Dünyanın Birçok Ülkesinde Neden Mayıs Ayının İkinci Pazar Günü Kutlanır?

Analık uygarlığın doğuşundan buyana önem arz etmektedir. Bilinen Anneler Günü ilk olarak antik yunana dayanmaktadır. Yunanlıların birçok tanrı ve tanrıçanın anası kabul edilen RHEA (Tanrıların anası) onuruna verdikleri ilkbahar festivalleri ile başlar. Antik Roma ilkbahar festivallerini Anadolu kökenli KİBELE (Ana Kraliçe) onuruna kutluyorlardı.

Bizi ilgilendiren kısım ise şu an Anneler Günü, yaklaşık 66 ülkede neden Mayıs ayının ikinci pazarı kutlanır. Bu annesini kaybetmiş, genç bir kızın gerçek hayat hikâyesine dayanır. Olay şöyle:

ABD’nin Philadelphia eyaletinde, birbirlerine çok tutkun Anna Jarvis adında bir kız ve orta yaşta bir annesi yaşıyordu. Jarvis için hayat annesinden ibaretti. Bu sevgi öyle bir hal almış ki annesiz yaşamak aklına bile gelmiyordu.

Bir gün Jarvis’in annesi hastalandı. Jarvis üzgündü. Ama annesinin iyileşeceğine tüm kalbi ile inanıyordu. Ama aklına bile getirmek istemediği olay başına geldi. Annesini 9 Mayıs 1906 Çarşamba günü vefat eder. Jarvis’in dünyası yıkıldı. Neredeyse çıldırma noktasına geldi. Kendini öldürme teşebbüsünde bile bulundu. Bir arkadaşı ona bunun doğanın bir kanunu olduğunu, buna katlanması gerektiğini ve bir gün yine annesine kavuşacağını söyler. Jarvis acısını unutmasa da buna katlanmasını öğrendi.

Aradan 1 yıl geçmişti. Bu unutulmaz acının yıl dönümünde 1907 yılının 9 Mayısında Jarvis’i yalnız bırakmak istemeyen arkadaşları ve akrabaları onun evine doluştular. Jarvis’in bakışlarından bir şeyler tasarladığı anlaşılıyordu. En sonunda bunu çevresine açtı: “Annemin ölümünden 1 yıl geçti. Bu 1 yılda şunu anladım ki, dünyada hiçbir şeyin ANNENİN yerini dolduramaz. Tanrı’dan sonra her şeyimizin odur. Hayattayken onların değerini iyi bilelim. Benim aklıma bir düşünce geldi. Hiç olmazsa her senenin 1 gününü onlara ayıralım. O günü onlarla dolduralım. Belki böyle yapmakla onlara ne kadar önemli olduklarını, şükranlarımızı bir parça olsun ödeyebiliriz.”

Anneler Günü Nasıl Ortaya Çıktı?

Çevresindekiler bundan çok etkilenir. Özellikle kız arkadaşları ona destek için 9 Mayıs’ı “Jarvis’in Annesinin Günü” olarak kutlarlar. Yıl boyunca Philadelphia eyaletinde geniş bir kampanya başlatırlar. Pek çok kurum ve kişi onlara destek olurlar. Sonuç çok çabuk kendisini gösterir. 1908 yılının mayıs ayının ikinci Pazar günü Amerika’nın birçok eyaletinde Anneler Günü olarak kutlanır. Her geçen yıl daha geniş kapsamlı kutlamalar olur.

Ancak bu günün resmi bir kimlik kazanması ilk defa Texas (Teksas) eyaleti tarafından kabul gördü. 1912 yılında Teksas valisi Anneler Günü’nü resmi tatil ilan etti. Jarvis gönüllü olarak birçok eyalete gidip konferanslar verdi. Yazışmalar yaptı. En sonunda Amerikan Senatosunda 1914 yılında Mayıs ayının ikinci pazarı tüm ülkede resmi olarak ANNELER GÜNÜ olarak kabul edildi.

Fakat Anneler Günü’nü kabul eden ilk ülke İngilteredir.  Fakat İngiltere’de Büyük Perhiz’in ( Paskalya döneminde 40 gün boyunca hayvansal gıda tüketmek kaydı ile tutulan oruç) dördüncü pazarı kutlanır.

2020 Anneler Günü Ne Zaman? Türkiye’de Anneler Günü 

Bizim kültürümüzde annenin yerini anlatmaya şu hadis yeter diye düşünüyorum. “Cennet annelerin ayakları altındadır.” Ancak bugünün resmen kabul edilmesi 1956 yılına rast gelir. 1956 yılında pulların üzerine Zübeyde Hanımın resminin basılması ile resmi olarak kabul görür.

Anneler Günü Mayıs ayının ikinci Pazar gününe rast geldiğine göre, 2020 yılında Anneler Günü Mayısın 10‘unda kutlanacak. Şimdiden hakkını hiçbir şekilde ödeyemeyeceğimiz Annelerimizin Anneler Günü kutlu olsun.





anneler günü neden kutlanır, anneler günü ne zaman, anneler günü hediyesi, anneler günü ne zaman, anneler günü mesajları resimli, cennet annelerin ayakları altındadır, gül kokusu, kutlama mesajları, 

BÜLBÜLÜN GÜLE AŞKI

22 Şubat 2018 Perşembe / No Comments
aşk, aşk hikayesi, bülbül, diken, dillere destan, gül, gül kokusu, gül kolanyası, gül kurusu, gül lokumu, renkli güller, resimli sözler, bülbülün güle aşkı, gül ile bülbül hikayesi, tomurcuk gül, yas tutmak,

GÜL KURURSA, BÜLBÜLÜN YASI BAŞLAR

Gül kurursa, Bülbüllerin yası başlar.
Bülbül güle aşkını ilan etmiş.
Hayatı güle aşkını anlatmakla geçmiş.
Bıkmadan, usanmadan asırlarca anlatmış, durmuş.
Gül de karşılık vermiş bu aşka.
Gökkuşağının renklerine bürünmüş, boy vermiş.
Güzel kokular yaymış etrafına.
Dikenleri ile kendini korumuş asırlarca.
Bülbülün güle olan aşkı dillere destandır.
Gül'ün de bülbüle.
Ne zaman hazan mevsimi gelmiş.
Gül solmuş, kurumuş, boynu bükülmüş.
Bülbül de yas tutmuş aylarca.
Gül yeniden açana kadar...
İşte bu bir aşk hikayesi, sonsuza kadar sürecek olan...

*

Gül ile Bülbülün hikayesi

Yüreği doğa sevgisiyle dolu olan bülbül her gün semaya kanat çırpar, ufkun sonsuzluğuna doğru uzanan manzarayı seyrederdi. Gördüklerinden, işittiklerinden, kokladıklarından aldığı ilhamla şarkılar besteler, yüksekçe bir yere konarak içindeki doğa sevgisini şakırdı.

Yine bir gün havada süzülürken gül bahçesine konup bir birinden güzel gülleri seyretmek istedi. Değişik renk ve ebattaki güllerin arasında kırmızı renkli bir gül takıldı. Gözleri kırmızı gülü görür görmez kilitlendi. Ne başka tarafa bakabiliyor ne de uçup gidebiliyordu.

Bülbül kırmızı güle tutulmuştu. Bir türlü anlayamıyordu o gülün diğerlerinden farkını yada neden hayran olduğunu. Ama o güle tutulmuştu bir kere.

Aslında bülbül sevmek istemezdi gülleri. Solardı çünkü güller, terk ederdi bir süre sonra. Ha! Bir de dikenleri vardı güllerin. Batırırlardı dikenlerini sevenlerine hiç acımadan.

Bu nedenle kapılıp gitmemeliydi o güle, hemen ayrılmalıydı oradan. Bakışlarını kaçırmıştı gülden ama kalbine hükmedemiyordu. İçinde bulunduğu duruma anlam veremiyordu. Onca gülün arasından neden o gülü seçmişti ? Mutlaka bir sebebi olmalıydı. Aşk bu muydu? Gün boyunca gülü düşünmekten kendini alamadı.

Hasreti gece uyutmamıştı bülbülü. Bir daha gülü görememe korkusu büyüdü içinde. Sevmemesi gerektiğini biliyordu o gülü ama yine de görmeliydi, hiç olmazsa bir kez daha. Ertesi gün çiğ taneleri yapraklardan düşmemişken o bahçenin kenarında uzaktan uzağa seyretti gülünü doyasıya. Evet, onun gülüydü o artık. Bir başkasının olmasına tahammülü yoktu.

Artık her gün o bahçeye gidiyor, geceleri ise gülünü hayal ediyordu. Elbette bir gün sevdiğini söyleyecekti gülüne,  gülü  de onu sevecekti. Birlikte mutlu olacaklardı. Her gece ant içiyordu gülü zarar verebilecek her şeyden koruyacağına. Küçücük vücudunu siper edecekti gülüne.

Bülbül artık kendini güle adamıştı, gülün susuz kalmaması için yağmur bulutu getiren rüzgarlara, gıdasız kalmaması için toprağa şarkılar söylüyordu her gün. Rüzgarla toprak yardım ettiler güle ellerinden geldiğince. Onlar da hayrandı çünkü bülbülün  sesine. Bülbülün elinden gelen buydu; güle yardım edebilecek herkese şarkılar söylüyordu gülü için.

Zaman geçtikçe bülbül güle daha fazla bağlanıyor gülünden bir an olsun ayrı kalamıyordu. Hasret acısı, bülbülün küçük yüreğini kavurmaya başlamıştı. Artık uzaktan sevmek bülbülün yüreğini serinletmeye yetmiyordu. Sarılmalıydı gülüne, en  güzel şarkılarını şakımalıydı ona.

 İçindeki kuşkularda büyümeye başlamıştı bülbülün. Acaba sevgisine karşılık bulabilecek miydi ? Ortada bir gerçek vardı: Bülbül güle aşık olsa da bülbülün aşkından gülün haberi yoktu…

Cesaretini toplayan bülbül gülün yanı başına kondu, dikenlere aldırmadan. Artık konuşmalıydı gülüyle, içindeki yangın kendisini kül etmeden yüreğinin sesini güle fısıldamalıydı.

Olanca gücüyle nefes alarak sözlerine başladı o güzel sesiyle. Şakıyarak aşkını  itiraf etti en güzel sözlerle. Sesi o kadar güzeldi ki, güllerin en güzeli kayıtsız kalamadı bülbülün aşkına. Bülbülün yanık sesi gülün de onu ölesiye sevmesini sağladı. Artık her gün buluşuyorlardı. Bülbül, zamanının tümünü gülüyle geçirmeye başlamıştı.

 Sonunda hayalleri gerçek olmuştu bülbülün.

Ama bu duruma üzülenler de vardı, öfkelenenler de. Bülbül zamanını gül ve dostlarıyla geçirdiği için bülbülün güzel sesine hasret kalanlar üzülüyor, hatta kızıyorlardı bülbüle ihmal edildikleri için.

Gül bahçesinin gülleri “kırmızı gül”ü kıskanmaya başlamıştı. Çünkü kendilerine her gün serenat yapan güzel sesli bülbüller yoktu. Aşk şarkıları yalnızca kırmızı gül için söyleniyordu.

 Sonunda bütün dünya bu aşka karşı ittifak etti. Gül ile bülbül hizaya gelmeliydi. Yağmur bulutu taşıyan rüzgarı uyardılar, gülü baba şefkatiyle besleyen toprağı da. Artık herkes gül ile bülbüle sırtını dönecekti.

Bülbül ise olanlardan habersizdi. Gözü gülünden başkasını görmediğinden dost bildiklerinin kendisinden yüz çevirdiğini fark edemiyordu. O kadar kördü ki ne gülünün ihtiyaçları olduğunu ne de güllerin ömrünün kısa olduğunu göremiyordu.

Susuz ve besinsiz kalan gül günler geçtikçe gül solmaya başladı. Fakat bülbül buna bir türlü anlam veremiyordu. Gülü gözlerinin önünde solmasına rağmen bülbülün elinden bir şey gelmiyordu. Unutmuştu güllerin solduğunu. Bu acıya hazırlamamıştı kendisini. Gülleri sevmemesinin nedenini unutmuştu. Aşkın gücü bunu unutmasını sağlamıştı.

Kısa süre sonra gül solup gitti . Güle aşkı ona sevgiliyi sadece güzelliğiyle değil dikenleriyle de sevmesi gerektiğini öğretmişti. Gözü yaşlı bülbül dikene rağmen sevip kucakladı gülünü. Doyasıya sarıldı gülüne son bir kez, bırakmamacasına sıkı sıkı.

Bülbül gülünü görene kadar dikenleri olduğu için gülleri sevmemiş, sevememişti. Ama şimdi ıstırap içindeki bülbül hiçbir şeyi düşünmeyerek sarılıyordu gülüne. Onu bir daha bırakmamacasına, tek vücut olurcasına. Gülün dikenleri bülbülün minik yüreğine saplanıyor, aşk sarhoşu olan bülbül acıya ve kanının boşalmasına aldırış etmeden daha sıkı sarılıyordu.

Küçücük vücudundan sızan kanların ne önemi vardı ki artık sevdiği yanında yokken. Ölüm korkutmuyordu onu. Canı vücudundan neredeyse tamamen çekilmişti artık. Son bir hamleyle gülünün toprağa serilmiş cansız vücudunun yanına  uzandı, yavaş yavaş kapandı gözleri.

Son nefesini veren bülbül en ufak bir pişmanlık dahi duymuyordu. Gül ile bülbül yerde yatan iki cansız küçük bedenden ibaretti artık. Ama aşkları dilden dile dolaştı, gülün güzelliği, bülbülün sesi efsaneleşti.





aşk, aşk hikayesi, bülbül, diken, dillere destan, gül, gül kokusu, gül kurusu, gül lokumu, renkli güller, resimli sözler, bülbülün güle aşkı, gül ile bülbül hikayesi, tomurcuk gül, yas tutmak, 

GÜL KOKULU MEŞALELER : ŞEHİTLER

14 Aralık 2016 Çarşamba / No Comments
allah yolunda öldürülenler, ayet, gül kokusu, meşale, necip fazıl kısakürek, resimli mesajlar, resimli sözler, sakarya şiiri, şehit sözleri, şehitler ölmez vatan bölünmez,

Şehitler ölmez, Vatan bölünmez
"Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. 
Onlar diridirler. Ama siz bilemezsiniz."
*
"Ey Şehit oğlu Şehit, isteme benden makber
Sana ağuşunu açmış, duruyor Peygamber




allah yolunda öldürülenler, ayet, gül kokusu, meşale, necip fazıl kısakürek, resimli mesajlar, resimli sözler, sakarya şiiri, şehit sözleri, şehitler ölmez vatan bölünmez, 

GÜL KOKUSU

6 Kasım 2016 Pazar / No Comments
el, gül, gül kokusu, gül kokusu nedir, gül kokusu yapımı, gül neyi ifade eder, gül neyin sembolüdür, gül sembolü, hz. muhammed, kalmak, koku, son peygamber, altın sözler, gül kokulu sözler

GÜL KOKUSU

Gül Kokusu

Gül Kokusu, Kendine has çok güzel bir kokusu olan gül en çok Isparta'da yetişir. Isparta da her çeşit gül yetiştirilmektedir. Kırmızı gül, sarı gül, beyaz gül ve pembe gül yetiştirilmektetir. En çok pembe gül yetiştirilmektedir. Gülü her yerde kullanırlar. Reçelini yaparlar, kozmetik ürünü olarak kullanırlar. Çok hoş ve güzel bir kokusu olduğu için sabun ve mumda da kullanılır. Gül katıldığı her şeye çok güzel koku verir. Bu koku insanı rahatlatır ve ferahlatır.

Kendine has çok güzel kokusu olan gülün, gül suyu ve de gül yağı da üretilir. Çok güzel bir kokusu oluyor gül suyunun. Oldukça ferahlatıcı ve rahatlatıcı bir özelliği var. Kokusunun yanında güzel bir özelliği daha var. Gül suyu çok güzel bir cilt temizleyici, cildi nemlendirir ve daha canlı görülmesini sağlar. Gülü bu kadar özel ve güzel yapan bir diğer özelliği ise Peygamber Efendimizi simgelemesidir. Gül Peygamber Efedimizi simgeleme sebebi gülün sevgiyi sembol etmesidir. İnsanlar için de en çok sevilen Peygamber Efendimizdir.

Bunun için gül denildiği zaman aklımıza Peygamberimiz gelir. Bir de rivayetlere göre Peygamber Efendimiz terlediği zaman çok güzel kokarmış. Tıpkı bir gül gibi etrafına çok güzel kokular yayılırmış. Kokuların en güzeli gül olduğu için Peygamberimizi simgelemektedir. Evet gül suyundan ve gülden biraz bahsettik. Şimdi bu güzel kokunun evde nasıl yapıldığını öğrenelim.

Gül kokusu yapımı

Gül kokusunu yapmak için ilk önce iki su bardağı suyu kaynatalım sonra cam bir kavanozun içine alalım. Sıcak suyun üzerine 5, 6 tane gül yapraklarını kopararak atalım. Ardından kavanozun ağzını sıkı bir şekilde kapatıp karanlık bir yerde iki gün bekletelim. İki günün sonunda gül suyunun ağzını açıp süzelim, mis gibi kokuyor olacak. Süzdükten sonra püskürtmeli cam bir şişenin içine koyalım. Hazırladığımız gül kokusunu buzdolabında saklayalım. Bu gül suyunu ister cilt bakımında isterseniz de koku olarak kullanabilirsiniz.



el, gül, gül kokusu, gül kokusu nedir, gül kokusu yapımı, gül neyi ifade eder, gül neyin sembolüdür, gül sembolü, hz. muhammed, kalmak, koku, son peygamber, altın sözler, gül kokulu sözler