Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

Browsing Category "resimli mesajlar"

İYİ DOST ÖZELLİKLERİ

23 Mayıs 2022 Pazartesi / No Comments
ayna, dostun özellikleri, dost edinmek, hayat, iyi dost kimdir, gerçek dostun vasıfları, osman nuri topbaş, mevlana sözleri, resimli mesajlar, resimli sözler, caferi sadık sözleri, altın sözler

İYİ DOST

İyi dostu olanın aynaya ihtiyacı yoktur.
Dostlar birer aynadır.
Hayat bir aynadır.
Aynadan yansıyan kendimiziz.
İyi dost ve iyi hayat bizi iyi yansıtır.
İyi dostlar edinmeli...

*

İYİ DOST KİMDİR?

Gerçek bir dost, “yâr olur, bâr olmaz”, yani dostuna yük olmadığı gibi, aksine onun yükünü hafifletmeye gayret eder.

Gerçek bir dost, yıldızlar gibi, ancak karanlık çöktüğünde ortaya çıkar. İmkanı nispetinde dostunun kara gününü aydınlatmaya gayret eder, onun derdiyle dertlenir.

Bu bakımdan, rahatlık zamanlarının çay-kahve sohbetleri, gerçek dostluk zannedilmemelidir. Esas dostluk, zor zamanların dostluğudur.

Gerçek bir dost bulmak, son derece zor olduğu içindir ki, müʼminin vazifesi, evvela kendisi gerçek bir dost olmaya çalışarak, bu nevi dostların çoğalması yolunda canlı bir örnek olmaya çalışmaktır.

GERÇEK DOSTUN ÖZELLİKLERİ

Câfer-i Sâdık Hazretleri buyurur:

“Dostluk/arkadaşlık ancak kendi ölçüleri ile gerçekleşir. Kimde bu hasletlerden birini veya bir kısmını görürsen, bunu gerçek dostluğun alâmeti kabul et:

1- Dostluk ölçülerinin ilki, ivazsız garazsız (şahsi menfaat hesaplarından uzak) bir şekilde sana karşı samimi olmasıdır.

2- Senin zor duruma düşmeni kendi sıkıntısı olarak görmesi, senin iyilik ve güzelliğini de kendi iyiliği olarak görmesidir.

3- Mal ve makamın onu (yani mütevazı halini) değiştirmemesidir.

4- İmkânı dahilinde olan hiçbir şeyi senden kıskanmamasıdır.

5- Bu hasletlerin hepsini cem eder; o da felaketler esnasında seni terk etmemesidir.”

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Altınoluk Dergisi, 2014 – Ocak, Sayı: 335


ayna, dostun özellikleri, dost edinmek, hayat, iyi dost kimdir, gerçek dostun vasıfları, mevlana sözleri, resimli mesajlar, resimli sözler, caferi sadık sözleri, altın sözler, osman nuri topbaş

HAYATI NASIL YAŞAMALI?

22 Mart 2022 Salı / No Comments
ait olmak, harca, harcamayın, hayat, hayatımız, kısa, net, resimli mesajlar, harcamak, kısa ve net, hayatın anlamı, hayat şarkısı, hayat güzeldir, hayat sevince güzel

KISA VE NET

Kendinize ait olan hayatı,
başkalarını memnun etmek için harcamayın.

*


ait olmak, hayatı nasıl yaşamalı, cüneyt ülsever makaleler, hayatın önemi, hayat güzeldir, hayat sevince güzel, hayat şarkısı, hayatımız, hayatın anlamı, resimli mesajlar, 
Şu hayatı nasıl yaşamalı?

Ben hayatı bir at yarışına benzetiyorum. Ancak, insanın bu yarışta ikili rol alması gerekiyor.Hem diğer atın nefesini ensende hissedip, yarışı kazanma hırsı ile dolu bir at olacaksın, hem de o atın neden böyle koştuğunu sorgulayan, hatta “bu enayiyi de iyi kazıklamışlar” diyen at yarışı seyircisi! 

“Hayata dair” yazmaya önce “hayatta ıskaladıklarımı” yazarak başladım.

İstediğim eğitimi almadığımı, ilk aşkı tadamadığımı, nörotik yapım, endişe dolu zihnimle kendimi koyverip hemen hiç “an”ı yaşayamadığımı önceki yazılarımda dile getirdim.

Bu yazılar bir anlamda negatif yazılardı. Yaşanmayanları anlatıyordu.

Bu günden itibaren pozitif yazılar yazmaya çalışacağım.

Hayat nasıl yaşanmalı?

Bu konudaki görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum, zira sadece benim değil, çoğunluğun “kaliteli yaşam” kavramını bilmediğini düşünüyorum.
Hayat elde edilenler ile elde edilmek istenenler arasında yaşanıyor.
İnsanın daha fazlasını istememesi mümkün değil.
İnsana arzularından, ihtiraslarından, beklentilerinden kopmasını teklif etmek onu insanlığından vazgeçmeye davet etmektir. Kimsenin kimseye derviş olmayı teklif etme hakkı yoktur.
Ancak, hayatı sadece arzulara, ihtiraslara, beklentilere indirgemek de çok tehlikeli.
Zira, işte o zaman insan kendini koyverip, “an”ı yaşamaktan bizzat kendi kendisini men ediyor.

Ben hayatı bir at yarışına benzetiyorum. Ancak, insanın bu yarışta ikili rol alması gerekiyor.
Hem diğer atın nefesini ensende hissedip, yarışı kazanma hırsı ile dolu bir at olacaksın, hem de o atın neden böyle koştuğunu sorgulayan, hatta “bu enayiyi de iyi kazıklamışlar” diyen at yarışı seyircisi!
Hem koşacaksın, hem kendi koşunu seyredeceksin.
Hayatta hem hırs ve arzu dolu yarış atı, hem de onu takip eden, onunla dalgasını geçen, yarışı seyrederken keyiflenen ama yarışı içlemeyen seyirci olabilmenın hayatın lezzetine varabilmenin en doğru yöntemi olduğunu düşünüyorum.
Hayat, hem ufacık, küçücük lezzetlerden oluşuyor, hem de hayatı hedeflere ulaşmak için verilen mücadele lezzetlendiriyor.
Hem yarış atı olmak, hem de onunla dalgasını geçen seyirci!

Ancak, ufak bir uyarım var. Hayatı lezzetlendiren; hedeflere ulaşmak değil, hedeflere ulaşmak için verilen mücadeledir.
Genellikle, insan hedeflere ulaştığında şaşırır, “ay bu muydu?” diye sorgular.
Keyifli olan sonuç değil, süreçtir!
Tıpkı sevişmek gibi!
Orgazm insanın “an”a balıklama daldığı, zaman ve mekandan tamamen koptuğu, hayatın en zevkli eylemlerindendir.
Ama, hedefe varıldığı anda bütün keyif sona erer, hatta insan yatakta nefes nefese yatarken “hepsi bu muydu?”, diye sormadan edemez.
Hayat, hedefe ulaşma gayretinin hedefin kendisinden çok daha keyifli olduğu bir serüvendir.

Hedeflere kilitlenip, ufacık lezzetleri tatmamak veya sadece ufak lezzetlerin peşinden koşup Allah’ın insanoğluna bahşettiği en büyük hediye olan “aklı” hiç kullanmamak bizzat hayatın ıskalanmasıdır.
Hem hedeflere ulaşmak için gayret, emek sarf etmeli, ter dökmeli, akıl alabildiğine zorlamalı, hem de ufacık tadların keyfine varılmalı!

Hedefi olmayan, hedefi için gayret sarf etmeyen, emek vermeyen insan hayatı ıskalar ama bir yavru kedi ile hiç oynaşmadan, bir bebeğin gözünün içine bakmadan, açan çiçeklere sevinmeden, solan yaprağa hüzünlenmeden, yağmurda sırılsıklam ıslanmadan, karda yuvarlanmadan, düşene katıla katıla gülmeden, kendini serin sulara atmadan yaşanan hayat da ıskalanmış hayattır.
Haftaya “an nedir?” sorusuna cevap aramayı deneyeceğim.

Yazar: Cüneyt Ülsever
Kaynak: www. kelimelerbuyulu.blogspot.com

ait olmak, harca, harcamayın, hayat, hayatımız, kısa, net, resimli mesajlar, harcamak, kısa ve net, hayatın anlamı, hayat şarkısı, hayat güzeldir, hayat sevince güzel

TÜRKİYE'NİN JEOPOLİTİK KONUMU

/ No Comments
bayrak, devlet, millet, milliyetçilik, resimli mesajlar, resimli sözler, Türkiye, türkiyenin jeopolitik konumunun olumlu ve olumsuz yönleri, türkiyenin konumunun önemi,

Devletimize , Milletimize, Vatanımıza , Bayrağımıza 
olan sevdamız artarak devam edecektir . 
Bir olacağız , iri olacağız , diri olacağız ve hep birlikte Türkiye olacağız.

*

TÜRKİYE'NİN JEOPOLİTİK KONUMU, ÖNEMİ, ÖZELLİKLERİ 

Jeopolitik; bir devletin coğrafi, ekonomik sosyal ve siyasal şartlarının o devleti ve devletler arası politikayı ne şekilde etkilediğinin incelenmesidir. 

Bir ülkenin dünya üzerinde bulunduğu konum, yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip oluşu gibi etkenler o ülkenin dış politikada önemini gösterir. 

Türkiye büyük bir jeopolitik öneme sahiptir. 

Türkiye Asya ve Avrupa kıtaları üzerinde toprakları bulunan bir ülkedir. Türkiye'nin Asya kıtası üzerinde bulunan kısmına Anadolu yarımadası denir. Avrupa kıtası üzerinde bulunan bölümüne de Trakya yarımadası denmektedir. 

İki yarımadayı İstanbul ve Çanakkale boğazları birbirinden ayırmaktadır. Ayrıca bu iki boğaz Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan bir köprü görevi de yapmaktadır. İstanbul ve Çanakkale boğazları önemli bir su yolu olma özelliğine de sahiptir. Karadeniz'den diğer denizlere açılabilmek için bu iki boğazdan seçme zorunluluğu vardır. 

Aynı şekilde Akdeniz'den Karadeniz'e geçmek için de bu iki boğazı kullanmak gerekmektedir. İstanbul ve Çanakkale boğazlarının bu özellikleri bölgenin ve Türkiye'nin stratejik önemini arttırmaktadır. Bölgeye ayrı bir değer verilmesine neden olmaktadır. Türkiye bulunduğu bu stratejik bölgeden dolayı hassas bir denge unsuru olmaktadır. 

Ayrıca Türkiye zengin petrol yataklarına sahip Ortadoğu ve diğer Asya ülkeleriyle komşu bulunmaktadır. Türkiye zengin yer altı ve yer (bilgi yelpazesi.com) üstü kaynaklarına sahiptir. Türkiye'de geniş tarım alanları vardır. Besin maddeleri yetiştirmede kendi kendisine yeten bir ülkedir.

Türkiye geçmişte birçok uygarlığa sahne olmuştur. Bu bakımdan Türkiye tarihî eserler yönünden en zengin ülkeler arasında sayılmaktadır. Türkiye yetmiş milyon civarında bir nüfus potansiyeline sahiptir. Nüfusun yüzde doksanı okuryazardır. Her alanda teknik eleman ve bilim adamı yetiştirmiştir. Ülke sosyal, ekonomik ve diğer bakımlardan güçlü bir duruma gelmek için çaba harcamaktadır. 

Türkiye’nin menfaatleri, bulunduğu bölgedeki bazı devletlerin menfaatleri ile çatışmaktadır. İşte bu menfaat ile çatışmasından dolayı Türkiye sürekli bir tehdit karşısında bulunmaktadır. Bu durumda ülke bütünlüğünü korumak vazgeçilmez bir amaç olmalıdır. 

Dıştan gelecek tehditlere karşı da dış politikasını sürdürmek ve kuvvetli olmak zorunluluğu vardır. 

Türkiye yukarıda izah edilen nedenlerden dolayı pek çok devletin ilgi odağı hâlindedir. 

Ülkemizin jeopolitik önemini arttıran unsurlar şunlardır: 

-Türkiye; Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirlerine en çok yaklaştığı bir konumda bulunmaktadır. Bu nedenle Asya ve Avrupa arasında önemli bir köprü görevi görür. 

-Türkiye, dünyanın en büyük petrol rezervlerinin bulunduğu Orta Doğu'ya çok yakındır. Petrol halen dünyadaki en önemli enerji kaynaklarının başında gelmekte ve birçok savaş petrol yüzünden yapılmaktadır. 

-Türkiye Çanakkale ve İstanbul Boğazlarına hakimdir. Karadeniz, Akdeniz arasındaki su yolu Türkiye'nin kontrolündedir.

-Türkiye'nin üç tarafı denizlerle çevrili ve ılıman bir iklime sahip olması zengin tarım üretimine imkan sağlamaktadır. Ayrıca maden zenginliği bulunan bir ülkedir. Mesela geleceğin madeni olarak adlandırılan bor madeninin dünyada en büyük rezervi Türkiye'de bulunmaktadır. 

-Türkiye, dünyada savaşların eksik olmadığı Irak, Orta Doğu, Balkanlar gibi bölgelere de çok yakındır. Ayrıca stratejik maddelere sahip Orta Asya'ya da çok yakındır. Bu durum, ülkemizi dünya güç dengesinde çok önemli bir konuma getirmektedir.

Türkiye'nin jeopolitik konumunun çok önemli olması ülkemize yönelik tehditlerin de artmasına yol açmaktadır. 

Ülkemizin dış destekli terörle, bölücü unsurlarla, toplumsal kutuplaşmalarla uğraşmak zorunda bırakılmasının en önemli sebebi jeopolitik (bilgi yelpazesi.com) konumundan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle ülkemizin kendi iç sorunlarını aşmış, ülkesi ve milletiyle birlik ve beraberlik içinde ve her zaman güçlü olması gerekmektedir. Bunda en önemli görev şüphesiz gençliğimize düşmektedir.


bayrak, devlet, millet, milliyetçilik, resimli mesajlar, resimli sözler, Türkiye, türkiyenin jeopolitik konumunun olumlu ve olumsuz yönleri, türkiyenin konumunun önemi, 

İNSANIN MAYASI SEVGİDİR

1 Mart 2022 Salı / No Comments
aşk, insan, insanoğlu, maya, resimli aşk sözleri, resimli mesajlar, sevgi, insanın mayası, herşeyin mayası nedir, maya nedir, sevgi nedir, sevginin anlamı

Her şey sevgi ile yaratılmıştı.
Lakin sevmeyi beceremedi
İNSANOĞLU...

*

Her şeyin mayası insan, insanın mayası sevgidir.

*
insan,sevgi,resimli mesajlar,maya nedir,sevginin anlamı,insanın mayası,aşk,resimli aşk sözleri,herşeyin mayası nedir,sevgi nedir,hasan el benna,altın sözler,allah,bakara suresi
 
Her Şeyin Mayası İnsandır

Toplum ve birey olarak her şeyin sahtesinden, taklidinden, çakmasından ve çürüğünden şikayet ederiz. Sahte gıda ürünleri, öldüren sahte içkiler -sanki gerçeği öldürmüyormuş- gdo’lu ürünler, kiremit tozundan tutun da bağırsak ve patatese kadar kırmızı et diye sucuk, salam ve kıyma içine katılan maddeler…

Bu sahtecilikle, doğal olarak her devlet ve her birey mücadele eder veya mücadele ettiğini dillendirir. Ülkemizde salt sahte gıdalarla mücadele için bütçeler ayrılmakta, onbinlerle ifade edilen denetmen, ekipman ve laboratuvarlarla denetim, takip ve tespiti yapılmaktadır. Buna rağmen önüne geçilememekte, her gün yeni bir gıda maddesinin sahtesi ve taklidi ortaya çıkarılmaktadır.
Bozulma ve sahtecilik, salt bununla da değil, aynı zamanda sahte doktor, sahte uzman, sahte politikacı, sahte akademisyen ve yerine göre sahte din adamı…

Yıllardır insanlarımızı aldatan ve sözlerini tutmayan, ‘dün dündür, bugün bugün’ siyasetçilerden tutun da görevi dışında darbe, fişleme, toplum mühendisliğine soyunan; asker, istihbaratçı, akademisyen, bürokrat ve sözde aydınlar…

İnsanların en zayıf ve aciz olduğu hastalık döneminde rant devşirmeye çalışan ‘bu hastaları nasıl iyileştirebilirim’ den ziyade ‘bu hastadan ne kadar koparabilirim’ düşüncesine sahip kimi doktor ve hastaneler…

Kuruluş amaç ve gayesi adalet dağıtmak, zalimden hesap sormak, mazlum ve mağdura hakkını iade etmek olan mahkeme ve hakimlerin yerine; zalimle işbirliği yapan, cüzdanıyla vicdanıyla karşı karşıya geldiği zaman cüzdanından yana tavır alarak zulmü tasdik eden noterler…

Halkı bilinçlendirmek, haklarını savunmak, sağlıklı bir toplumun oluşması için yapıcı eleştiri ve öneri getirmesi gereken ve bu yolda halkın savunucusu olması gerekirken; tam tersi asparagas ve düzmece haber ve gündemlerle halkı uyutan ve manipüle eden sözde sahte yazar ve gazeteciler…
Kısacası günümüzde toplumsal bozulma, salt bir kesimle veya sanat erbabıyla sınırlı kalmamış, tüm toplumu ve katmanlarını sarmıştır. Toplumu meydana getiren insan bir bozuldu mu, bu insandan neşet eden tüm meslek ve sanat erbabı bozulur, yaptığı her türlü madde ve yetiştirdiği her türlü ekin ifsad olur. Her şeyin hammaddesi insandır. Bozuk olan hammaddeden sağlam mal üretilemez, ekşimiş, kokmuş hamurdan lezzetli ve sağlıklı ekmek yapılmaz. Hani derler ya ‘tuz koktu mu her şey kokar’ sözünden daha vahim olanı ‘insan bozuldu mu her şey bozulur’ sözüdür. AllahuTeâlâ’nın Bakara suresi 205. Ayette ifade ettiği gibi ‘O, iş başına geçti mi (ya da sırtını çevirip gitti mi) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çaba harcar…’ fermanı pratiğe geçer.

Rahmetli Hasan El Benna, Mısır’ın o günkü bürokrasisini ve toplumun düştüğü bozulma ve yozlaşmayı şöyle anlatır; Devlet kademesinde bir memur, bir makam sahibi olmak için birçok kapı çalmak, el-ayak öpmek, onur ve şerefini bir kenara bırakmak gerekir. Kaldı ki böyle bir yolla işbaşına gelen bir insandan onur, adaletli uygulamalar ve davranışlar beklenemez…

Aynen öyle; günümüzde de her şeyin mayası olan insan nesli bozulmuştur. Temeli haramla beslenmiş insanların sulbünden meydana gelen, fasit ortamlarda haramlarla beslenen, gayri İslami eğitimle yetişen bir nesilden ne beklenir? Elleri kirli olanlar etrafı temizleyemez, olsa olsa daha da kirletir. Salih bir nesil, ancak salih ailelerde ve salih ortamlarda yetişir ve bu nesilden beslenen bir toplum ancak sağlıklı bir toplum olur. Bu toplumdaki bireyler onurlu ve şerefli davranır; zulme, adaletsizliğe karşı başkaldırarak despot ve diktatörleri alaşağı edecek, toplumu düşmüş olduğu ifsaddan ve kirlenmişlikten kurtaracaktır.

Bunun içindir ki İslam dini merkeze insanı koymuştur. Tüm çaba ve gayreti toplumu ve insanı ıslah etme üzerine bina etmiştir. Belli bir sınıf, yaş, ırk ve zümreyi değil, tüm insanlığı hedefine koymuştur. Ayetlerdeki çağrı, tüm insanlığadır. Kadın erkek, çocuk yaşlı, şehirli bedevi, memur amir, işçi patron her kesime hitap etmiştir. Peygamberimiz aleyhi`s-selatu vesselam insanlarda Allah inancını, ahiret ve hesap verme düşüncesini yerleştirmiştir ve bunda da başarılı olmuştur. İnsanı ıslah edebilen bir din ancak toplumları ve halkları ıslah edebilir. Allah bizleri ıslah olan insanlardan ve toplumlardan eylesin.

aşk, insan, insanoğlu, maya, resimli aşk sözleri, resimli mesajlar, sevgi, insanın mayası, herşeyin mayası nedir, maya nedir, sevgi nedir, sevginin anlamı

HZ. MUHAMMED'İN BİR GÜNÜ

17 Şubat 2022 Perşembe / No Comments
 ahiret hayatı, cehennem, cennet, dünya hayatı, hesap, resimli mesajlar, ahiretimizi nasıl kurtarabiliriz, müslümanın bir günü, nasıl yaşamalıyız, hz muhammedin bir günü nasıl geçerdi
VAZGEÇMEK

Hiç vazgeçtin mi bir şeyden,
"Ahiretimi tehdit ediyor" diye?
*
Hz. Peygamber’in (sav) Günü Nasıl Geçerdi?

Dünyâya ansızın geldik ve uğurlanmaya hazırlanıyoruz. Sessiz veya şatafatlı günler üzerinden ömür bitiyor. Kimse yeryüzüne kazık çakmadı. Maddî îtibarlar çürüyüp gitti ve mânevî îtibarlar ölümsüzleşti. Biz de geldik geleli, giden 120 milyar insanın ardından âhirete ilerliyoruz. Yeryüzünde misafir bulunduğumuzu, sabırla ve şükürle sınandığımızı ve sonsuzluğa eğitilerek hazırlandığımızı biliyoruz.

Bu kısacık hayatı gerçek anlamda verimli ve dopdolu yaşamanın yolu nedir? Zamanı nasıl yönetebilirsek büyük zafere erişebiliriz? Bir ömrü hebâ edip karanlıklarda kaybolmaktan nasıl kurtulabiliriz?

Şüphesiz insan için gerçek zafer dünyâyı da âhireti de kazanmayı başarmaktır. İnanıyoruz ki yeryüzünde böyle bir başarıyı en zirve düzeyde ortaya koyan en büyük insan Hz. Muhammed’dir (sav). Öyleyse onun modelliğine nasıl başvurabilir, yaşantısından hangi zaman yönetimi derslerini alabiliriz?

Kimsenin günü 1440 dakikadan bir saniye uzun değil. Lâkin günün sonunda herkesin ticâreti aynı sonucu vermiyor. Kimi hebâ ediyor servetini ve kimi sonsuzluktan yeni bir saray kazanarak akşama ulaşıyor.

Hz. Muhammed (sav) bize dünyâya anne rahmi üzerinden ve elest meclisinden geldiğimizi, kabirden, kıyâmetten, dirilişten, sırattan sonsuzluğa göçeceğimizi bildirdi. Biz de misâfirliğimizin bilincinde yaşıyoruz ve aynı başarıya ulaşmayı arzuluyoruz. Öyleyse soralım; Hz. Peygamber (sav) nasıl yaşardı hayâtını ve yaşantısının bugüne izdüşümü nasıl olurdu?

Bugün aramızda olsaydı hangi olay karşısında ne yapardı? Televizyon izler miydi? İnternete girer miydi ve bunları yapacak olursa nasıl yapardı? Hangi kanal veya sitelerde niçin ve ne kadar zaman harcardı? Kahveye, bankaya uğrar mıydı? Borsayı takip eder miydi? Vâdeli ev alır mıydı? Gece evinin ışıkları geç saatlere kadar yanar mıydı? Geç saatlerde şehir sokaklarında, alışveriş merkezlerinde dolaşır mıydı? Sabah işe nasıl giderdi ve evine nasıl dönerdi?

Şüphesiz Hz. Peygamber’in (sav) ahlâkı Kur’ân’ın ahlâkıdır. Kur’ân’da emredilen, Kur’ân’la bize bildirilen ahlâktır. Hayatını ona göre planlamış, önerilerini, öğütlerini, kişisel modelini ona göre oluşturmuştur. Şu halde, Hz. Peygamber’in (sav) yaşantısından ve sözlerinden edinebileceğimiz zaman yönetimi ilkelerinden sadece bir kaçını hatırlayalım:

Zamânı Yönetmek Ömrün Kısalığını Keşfetmekle Başlar

Zamânımızı yönetmek ve dopdolu bir hayat yaşamak istiyorsak önce zamânın/ömrün değerini idrâk etmemiz gerekir. Hayat ebedî değil, hızla tükeniyor ve her insan herhangi bir günde dünyadan ayrılabilecek yaştadır. “İnsanlar iki nîmetin değerini takdir edemiyorlar: Sağlık ve boş vakit.” (Buhari, Rikak:1) buyurmuştur.

İkinci Adım Hayâtına Bir Amaç ve Misyon Bulmaktır

Hz. Peygamber (sav) gençliğinde, çobanlıktan ticârete işler yaparak, Hılful Fudul gibi derneklerdeki rolüyle nasıl hizmete adanmışsa; fakirin, yetimin muhtâcın derdiyle ve insanlığın îmânıyla son nefesine kadar içten ve azimle ilgilenmiştir. Yüce Allâh’ın “İnsan ancak çalıştığının karşılığına erişir.” (Necm, 39.) buyruğunu düşününce, Hz. Peygamber’in bu büyük başarısının ardında ne büyük bir çaba sergilediğini daha iyi anlıyoruz.

Amaçsız insanların yönetecek ömürleri yoktur. Tek işleri ömür öldürmektir. Oysa mü’min yeryüzünde misâfir olduğunu bilir. Başında cenneti kazanmak veya kaybetmek gibi çok büyük bir dâvâ bulunduğunu unutmaz. Allah yolunda nefsiyle ve malıyla mücâdele etmesi gerektiğini aklından çıkarmaz. Bir çırpınış içerisinde hem dünyâya tutunmaya, hem âhireti kazanmaya çalışır ve hem de insanlığın kurtuluşu işin çırpınır. Bu idrâkteki mü’min, “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyâya, yarın ölecekmiş gibi âhirete çalışmanın heyecânı içerisinde koşuşturmak ister. Önünde en büyük insan Hz. Muhammed’in 23 yıla sığdırdığı, hâlâ insanlığı dönüştürmeyi sürdüren baş döndürücü bir mûcize devrim vardır. Azim, adanmışlık, fedâkârlık, kahramanlık dolu bir hayat örneği vardır.

İşi Ertelemek Ömrü Öldürmektir

“Yarın yaparım, ertesi gün yaparım” gibi düşünceler şeytanın prensibidir.” buyurur Hz. Peygamber. Her gün gibi bugünün önemli görevleri vardır. Bugünün ibâdetleri, öğrenilecekleri, bugünün âileye, sağlığa, eğitime, mesleğe karşı gerektirdiği sorumluluklar uyanır uyanmaz karşımıza çıkar. Her günün işini gününde yapmayan unutur, gelişmez, gücünü yitirir. Her günün işi o günü doldurmaya yetecek ve hatta artacak boyuttadır. Dolaysıyla erteleyiciler üretici olamazlar. Âciz düşerler, ağır bedeller öderler. Bu yüzden bir işe başlamak onun çoğunu yapmak sayılır. Yeter ki yapılacak işi görür görmez yerinden fırlasın insan.

Kapasiteyi Arttırarak İlerlemenin Yolu Kalite Bilincidir

Bunu da Hz. Peygamber’in (sav) “İki günü birbirine denk olan ziyandadır.” “Beni Allâh’a yaklaştıran ilmimin artmadığı bir gün yaşayacak olsam, o günü hayırla geçirilmeyen bir gün sayarım.” ifâdelerinden anlarız. Her gün ilmine, yeteneklerine ve hizmetine bir yenilik eklemesi gerekir insanın. Her gün yeni bir şey öğrenmeli, yeni bir şey yapmalı, yönettiği hayâtına yenilikler ve gelişmeler eklemeye çalışmalıdır. Böylece yönü yukarıya olur ve yaşadıkça yükselişini sürdürür. Aksi takdirde gelişmeye odaklanmayanın yönü aşağıyadır; sürekli kapasitesi küçüleceği için ömrü daralır ve zaman içinde anlamlı bir iş üretemeyen zavallı birisi haline dönüşür.

İnsan Hayâtını Sorumluluk Alanlarına Göre Planlamalıdır

İşinize odaklanıp da sağlığınızı yitirmek ister misiniz? Âilenize odaklanıp da âhiretinizi yitirmek ister misiniz? Hayâtımızla bağlantısı olan herkese ve her şeye karşı bir sorumluluğumuz var. Sonsuzluğu kazanmak için Rabbimize karşı görevlerimiz var. Sağlıklı yaşamak için beynimize ve bedenimize karşı sorumluyuz. Özel sığınağımızı korumak için âilemize karşı görevlerimiz var. Geçimimizi sağlamak için mesleğimize karşı görevliyiz.

Gününün bir kısmını dinlenmeye, bir kısmını ibâdete, bir kısmını âilesiyle ilgilenmeye, bir kısmını toplumun ihtiyaçlarıyla ilgilenmeye ve bir kısmını da Hak dini tebliğ etmeye ayıran dopdolu yaşamış bir peygamberin hayâtı en dengeli hayattır. Ortaya koyduğu sünnet bedeni sıhhate, âileyi huzûra, mesleği zafere, âhireti cennete dönüştüren hayattır. Zamânı yönetmek, günün akışında her görevi doğru yerde, zamanda ve biçimde yerleştirmektir.

En Verimli Gün, Etkili Dinlenme Aralıklarına Bölünen Gündür

Durmaksızın ve dinlenmeksizin veya akılsız ve dengesiz dinlenmelerle yaşayan, hızla sıfırı tüketir. Hz. Peygamber gününü namaz vakitleriyle bölümlemiştir. Gecenin yarısından sonra veya son üçte birlik kısmında teheccüd, ardından sabah ve öğle namazı, kısa öğlen uykusu, ikindi, akşam, yatsı namazlarıyla bölümlenmiş bir ömür var önümüzde… İnsan bir iş üzerinde uzun süre çalışmaya dayanamaz. Arada bir durmalı, dinlenmeli, baltasını bilemeli ve hayâtın koşuşturmalarına kaldığı yerden devam etmelidir.

“Allah geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapmıştır.” (Furkan, 47.) buyruğu çerçevesinde gece istirahat etmeli ve gündüz hareket halinde olmalıdır. Bugün bizim en büyük hatamız nerede? Sabah evden çıkıyoruz, koştura koştura, dinlenemeden, bir câmide secdede rahatlayıp gevşeyemeden, namazı bile alelacele kılarak, akşama kadar tüm enerji sistemlerimizi tüketiyoruz. Sonra da eve yorgun argın varıyor, televizyonun karşısında sızıp kalıyoruz.

Başarı Erken Yatıp Erken Kalkanın Hakkıdır

Hz. Peygamber (sav) yatsıdan sonra teheccüde kadar uyumuş ve kalan uyku ihtiyacını da öğle (kaylule) uykusuyla tamamlamıştır. Zamânında elektrik ve teknoloji olsaydı bile, Hz. Peygamberimiz televizyonla, internetle geç saatlere kadar oyalanmazdı.

Bu düzende şaşırtıcı bir enerji vardır. İnsan biyolojik ritmi güneşin ışınlarıyla ilişkili olarak düzenlenir. En dinç insan, erken yatıp erken kalkan ve kalan uyku ihtiyacını da -biyolojik ritme uygun olduğu sonradan keşfedilen- öğlen arasında uyuyarak karşılayan insandır. Geç yatıp geç kalkmak, ihtiyaçtan az veya fazla uyumak beyni de psikolojiyi de tahrîb ediyor.

“Günün başında veya sonunda uyumak, aklın azalmasına ve bereketsizliğe sebep olur.” “Allâh’ım, günün erken saatlerini ümmetime bereketli kıl.” buyuruyor Hz. Peygamber. Günümüz biliminden öğreniyoruz ki biyolojik ritmimiz gece ve öğlen uykusuna göre programlanmıştır.

Dinlenme Dışında Boş Durmak İsraftır

Hz. Peygamber (sav) yüce Allâh’ın “Bir işten boş kaldın mı diğer işe giriş.” (İnşirah, 7-8) buyruğuna uygun yaşamıştır. Boş durmamış, sürekli bir işle, hizmetle, konuyla ilgilenmiş veya ibâdet etmiştir. Günümüzü işlerimiz çerçevesinde plânlayarak düzenli çalışmazsak yavaşlarız. Çalışmaya soğuruz, üşeniriz. Sonunda türeyen tembelliğin sonu da, can sıkıntısından nefisle ilgilenmeye, kîne, kibre, şehvete kadar bir yığın olumsuzlukta boğulmaktır.

Çalışmaya başladığımızda bir ısınma devresi geçer ve sonra da alışınca kendimizi çalışmanın heyecânına kaptırarak ilerleriz. Ancak işten bir süre kopacak olursak bu bizi bir gün, bir ay, bir yıl ve belki de bir ömür amacımızdan koparır. Yapılacak bir iş varsa onu yılmadan, unutmadan, zihinden uzaklaştırmadan, ısrarla ve azimle sürdürmek gerekir ki, sonucu üretmenin ve başarının yolu budur. Hz. Peygamber (sav) bu bâbda, “Allâh’a en sevimli ve en hoş amel, az da olsa devamlı olanıdır.” buyurmuştur.

Gerekli İşlere Odaklanmak ve Gereksizleri Hayattan Ayıklamak Gerekir

Savaşlara seferlere katılan, ev ve kişisel işlerini bizzat yapan, ibâdetle, tebliğle, hizmetle gününü kuşatan Hz. Peygamber’in (sav) hayâtında hiçbir gereksizlik, yararsızlık bulamıyorsunuz. O kısa tebliğ süresine inanılmaz mesajlar, işler, ilişkiler, hikâyeler, dersler sığdırması muhteşem bir başarıdır.

“Lüzumsuz işleri terk etmesi mü’minin îmânının güzelliğindendir.” buyuruyor Hz. Peygamber. Peygamberlikten önce iki kere eğlence törenlerine merâkından katılmak ister de kader engel çıkarır, ikisinde de uyuyakalır, mahcûb olur da artık o tür etkinliklere gitmez olur. Böyle bir hayâtın herhangi bir dakikasına hangi haram diziye, yararsız maça bakmak girebilir? Hangi bilgisayarın hangi vurucu, kırıcı oyununa bir dakika ayırabilir? Hangi gereksiz dedikoduyla veya gazete haberiyle ilgilenmeyi anlamlı bulabilir?

Kıyamet çağındayız. Şeytan tarih boyunca hiç bu kadar güçlü bir donanım kazanmamıştı. Teknoloji çıkar çıkmaz önce şeytana hizmet ediyor. Şeytan kısacık yeryüzü hayâtını hiç bu kadar kandırıcı süsleyememişti. Bir yığın oyuncak üzerinden kalbimiz dünyâya bağlanıyor ve sonsuzluk yolcusu olduğumuzu unutma tehlikesine düşüyoruz.

Modelimiz, rehberimiz ve liderimiz olan Hz. Muhammed’in (sav) hayâtı ortadadır. Eseri ortadadır ve O’nun izinden gidenlerin târihte saçtıkları ışık da ortadadır. Şeytanlar İslâm’ı, îmânı ve ahlâkı istedikleri kadar aşağılasınlar, istedikleri kadar safları kandırmaya çalışsınlar. Kimse ölümü öldüremeyecek ve son zafer, Allâh’a ve elçisine uyanların olacaktır. Basîretli mü’mine düşen o kutlu yolda yaşama azmini ısrarla diri tutmasıdır. Allah başarı lütfetsin.




ahiret hayatı, cehennem, cennet, dünya hayatı, hesap, resimli mesajlar, ahiretimizi nasıl kurtarabiliriz, müslümanın bir günü, nasıl yaşamalıyız, hz muhammedin bir günü nasıl geçerdi

VATAN SEVGİSİ

/ No Comments
bayrak, hadisi şerif, hilal, resimli mesajlar, vatan sevgisi, vatan sevgisi imandandır ne demek, vatansever, vatan sevgisi imandandır hadis, vatan sevgisi imandandır hz muhammed

Vatan sevgisi imandandır.

Vatanını sevmeyen ite, Hilalin gölgesi haram olsun!

*

'Vatan Sevgisi İmandandır' sözü Hadis midir?

İslam dini, bir bütün olarak hayatın her yönünü içine alır. Bu nedenle vatan ve devlet anlayışını belirli sınırlar içerisinde değerlendirmiştir. 

Örneğin oturduğu eve veya malına saldırıldığı zaman, onu korumak ve kendini müdafaa etmek dinimizin bir emridir. Bu yolda ölse şehit olur. Vatan ise bütün Müslümanların ortak evidir. Onu korumak ve muhafaza etmek ise Müslümanların ortak görevidir.

Peygamber Efendimiz (asm) Medine’ye hicret edince, orada bulunan Yahudilerle bir anlaşma imzalamıştır. Bu anlaşmada geçen önemli maddelerden biri de "vatanları olan Medine’ye bir saldırı olursa beraber savunma yapacakları" konusuydu. Demek ki vatanımızı korumak için gayri müslimlerle bile anlaşma yapılabilir ve vatan ne pahasına olursa olsun korunması gerekir. 

Bir Müslüman dinini, namusunu, canını ve malını vatan ve devletiyle korur. Vatanına bir Müslüman devlet bile saldırsa onu korumak Dinimizin emridir. 

Yerler ve zamanlar, içerisinde olan kimseler ve yapılan işlere göre değer kazanır. Bu açıdan bir İslam devleti olan bu memleketin, bu toprakların ve içinde yaşayanların korunması ve devam etmesi noktasından vatan, bayrak ve devletin varlığını zorunlu kılmaktadır.

Bazı alimler “Vatan sevgisi imandandır.” sözünün mevzu olduğunu söylese de manasının doğru olduğu ifade edilmiştir. 

bayrak, hadisi şerif, hilal, resimli mesajlar, vatan sevgisi, vatan sevgisi imandandır ne demek, vatansever, vatan sevgisi imandandır hadis, vatan sevgisi imandandır hz muhammed

SEVİN Kİ SEVİLESİNİZ!

14 Şubat 2022 Pazartesi / No Comments
aşk sözleri, en güzel sevgililer günü mesajı, resimli mesajlar, seni seviyorum, sevgililer günü, sevilmek için ne yapmalıyız, nasıl seviliriz, sevilmek için yapılması gerekli davranışlar

Sevmeyi ihmal, sevgiyi israf etmeyin!...
Sevgililer Günü Kutlu olsun.

*

SEVİLMEK İÇİN NE YAPMALI?

1. SORU SOR: 

Birini dinlerken o kadar kendi ne söyleyeceğiyle ilgili ki çoğu insan, karşısındakini pek duymuyor. Tek tek kelimeleri işitiyor mu, işitiyor ama bütününü anlamlandırmakta çuvallıyor. Bunun ilacı soru sormak. İnsanlar onları dinlediğinizi görmeye bayılıyor. Hele ki bir lokma daha açıklama isterseniz, kaptınız puanları! Sadece dinlemekle kalmıyor, anlattığıyla ilgilenip önemsiyorsunuz da demek bu ve gücü mucizevi... 

2. TELEFONU BİR KENARA KOY: 

Karşınızdakiyle konuşurken aynı zamanda mesaj atıyor/okuyor, arada telefonun ekranına bakıyorsunuz. Nefes almak kadar doğal geliyor ama en ifrit eden şeylerden biri bu. Konuştuğunuz şahsa odaklanırsanız halbuki bütün enerjinizle, gözüne girersiniz. Hem de zaten bir konuşma anca içine girdiğinizde ilginç hale gelir. 

3. HAKİKİ OL: 

Hakiki ve dürüst olmak, sevilmenin mutlak şartı. Kimse sahte, yapmacık, 'mış gibi yapan' birine güvenmez. Olduğu gibi olanlar sonunda hep kazanır. 

4. ÖNYARGILARDAN KAÇ: 

Sempatik bulunmak istiyorsanız açık fikirli ve önyargısız olmanız lazım. Ancak o zaman ulaşılabilir ve ilginç gelirsiniz etrafa. Kimse dediğim dedik ve de katı önyargılı biriyle uğraşmak istemez. Özellikle iş hayatındaki önemi büyük bunun: Yeni fikirlere açık, dünyaya başkasının gözlüğüyle de bakabilen, yargılamayan, insanlara kendileri olmaları için alan açan biriyseniz, bu ay da her ay da 'gönüllerin elemanı' sizsiniz. 

5. DİKKAT ÇEKMEYE ÇALIŞMA: 

Sürekli dikkat çekme peşinde olan, sahne almaya doymayan tiplere kimse bayılmaz. Hiç de öyle dışa dönük, büyük harflerle konuşan biri olmanız gerekmiyor hoşa gitmek için. İçten, nazik, düşünceli, anlayışlı olmanız kâfi insan kazanmak için. Dostane bir üslupla, kararlı ve az-öz konuşursanız, ne kadar VIP olduğuna dair ağdalı laflar edenlerden kat be kat benimsendiğinizi görürsünüz. İnsan karşısındakinin neler neler bildiğinden önce tavrına bakar. Ve de doğru tavır daima tavlar. Bir başarı kaydettiniz, spotlar üstünüzde, tebrikleri kabul ediyorsunuz öyle mi; işi beraber kotardığınız isimlere yönlendirin ilgiyi. Klişe gelebilir ama samimiyetle yaparsanız bunu, kadir kıymet bilen mütevazı biri olarak kodlanırsınız ki kalplerde rezervasyonunuz tamam demek olur bu.

6.TUTARLI OL: 

İnsan haşır neşir olduğu kişinin ne koşulda ne düşüneceğini, ne tepki vereceğini aşağı yukarı bilmek ister. Ancak tutarlı, istikrarlı olursanız güvenir. İstikrarı da güvenilirlik getirir; yumurta tavuk bir nevi. Haletiruhiyeniz değişse bile davranışlarınız çok iniş çıkışlı olmamalı, tutarlılık bunu gerektirir. 

7.VÜCUT DİLİNİ ÖNEMSE: 

Mimik, jest, ifade, ses tonu; bunların hepsinin pozitif olması, mıknatıs etkisi yaratır. İlgili bir tonda ilerlemek, gözünün içine bakmak, ona doğru eğilerek konuşmak hep duygusal zekâ emaresi. Pozitif vücut dili ciddi önem taşıyor; zira hep dendiği gibi, ne dediğinden ziyade nasıl dediğin, mühim olan... Dahası, ilk izlenim hayati değer taşıyor; insanlar sizi sevip sevmeyeceklerine tanıştıktan sonraki sekiz saniye içinde karar veriyor! Vakit dar, vücut dili de tatlı dilli olmalı! 

8. İSİMLERİYLE HİTAP ET: 

İsminiz, sizi siz yapan en temel kelime. Ve onu başka birinden duymanın muazzam bir hazzı var. (Edip Cansever'in Çağrılmayan Yakup'unu analım bu noktada.) İnsanlara her defasında adıyla hitap etmek ("Şeycim" diyenlere selam edelim bu noktada da) onlara kıymet verdiğinizin de vurgusu gibi. Simalarda iyi ama isimlerde kötüyseniz, her ismi bir şeye bağlayın ve oyuna çevirmeye çalışın bu zafiyeti. Sevileceksiniz karşılığında; kaz gelecek yerden tavuk esirgemeyin! 

9. GÜLÜMSE: 

Evet, gülümse, çok net. Hemen her kapıyı/kalbi açar. 

10. NE ZAMAN DÖKÜLECEĞİNİ VE DOKUNACAĞINI BİL: 

Şahsi sorunları hemencecik paylaşmak ters teper; hem de vıdıvıdıcı diye yaftalanırsınız. Ne zaman açılıp saçılacağını bilmek önemli; kime ne zaman ve nasıl dokunacağını bilmek de... Dokunmak oksitosini artırır, bu da mutluluk uzak değil anlamına gelir. Sarılma, kucaklaşma, omuza el atma, güçlü bir el sıkma hayati değer taşır. Unutmayın ki ilişki sadece kelimelerle kurulmuyor; doğru yerde doğru temas bazen yüzlerce cümlenin yerine geçiyor. 

Alıntı Kaynağı: Nur Çintay-Sabah


aşk sözleri, en güzel sevgililer günü mesajı, resimli mesajlar, seni seviyorum, sevgililer günü, sevilmek için ne yapmalıyız, nasıl seviliriz, sevilmek için yapılması gerekli davranışlar

İNGİLİZCE-TÜRKÇE SEVGİLİLER GÜNÜ MESAJLARI

/ No Comments
en güzel sevgililer günü mesajı ingilizce, kutlama, resimli mesajlar, seni seviyorum, sevgililer günü, sevgililer günü mesajı, sevgililer günü mesajları kısa, sevgililer günü mesajları resimli

I LOVE YOU-Seni Seviyorum...
Sevgililer Gününü tebrik ederim.



---Love can be expressed in many ways. One way I know is to send it across the distance to the person who is reading this. ♥ ♥ ♥ Happy Valentine’s Day ♥ ♥ ♥
– Aşkı ifade etmenin pek çok yolu. Onlardan birisi ise sevgini uzaklara bunu okuyan kişiye göndermek. ♥ ♥ ♥ Sevgililer Günün kutlu olsun ♥ ♥ ♥

*

---You are the reason why I can look at myself in the mirror and smile. You brought sunshine back into my life and for that I love you.
– Aynaya bakıp gülümseyebiliyorsam sensin sebebi hayatıma getirdiğin günışığından dolayı seviyorum seni.

*

---Love is missing someone whenever you’re apart, but somehow feeling warm inside because you’re close in heart. As we are, happy Valentine’s Day sweetheart.
– Aşk, uzaktayken özlesen de kalpler yakın olduğu için bir şekilde onun sıcaklığını hissetmektir. Bizimkilerin olduğu gibi, Sevgililer Günün kutlu olsun canım.

*

---No poems no fancy words I just want the world to know that I love you my princess with all my heart. Happy Valentine’s Day.
– Ne şiirler ne de afili sözler tek istediğim dünyanın seni bütün kalbimle sevdiğimi bilmesidir. Sevgililer Günün kutlu olsun prensesim.

*

---Love puts the fun in together, the sad in apart, and the joy in a heart. Happy Valentine’s Day my love.
– Eğlenceyi bir araya, hüznü uzağa ve neşeyi de bir kalbe toplar aşk. Sevgililer Günün kutlu olsun aşkım.


en güzel sevgililer günü mesajı, kutlama, resimli mesajlar, seni seviyorum, sevgililer günü, sevgililer günü mesajı ingilizce, sevgililer günü mesajları kısa, sevgililer günü mesajları resimli

ALLAH RIZASI İÇİN SEVMEK

7 Şubat 2022 Pazartesi / No Comments
allah ne der, el, kaygı, önemli, resimli mesajlar, resimli sözler, allah rızası, allah rızası ne demek, allah rızası için sevmek, allah rızası için sevmek ne demek

"El der"
Kaygısı ile boğuşurken
"Allah ne der"
kaygısına daha erişemedik.
Önemli olan Allah'ın ne diyeceği...
*

ALLAH RIZASI İÇİN SEVMEK NE DEMEK?
 
Birbirini Allah (cc) için sevmek ne anlama geliyor? Mahşer günü arşın gölgesinde korunacak 7 grup insandan biri de, birbirinden menfaat gözetmeksizin Allah için sevenlerdir. Sizler de arşın gölgesinde korunanlardan olmak istemez misiniz? Allah lütfuna mazhar olmak, kim istemez ki?

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teâlâ, yedi  insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır:

Âdil devlet başkanı,

Rabbına kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç,

Kalbi mescidlere bağlı müslüman,

Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan,

Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine “Ben Allah’tan korkarım” diye yaklaşmayan yiğit,

Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse,

Tenhâda Allah’ı anıp göz yaşı döken kişi.” (Buhâri, Ezan 36, Zekât 16, Rikak 24, Hudûd 19; Müslim, Zekât 91. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 53; Nesâî, Kudât 2)

ARŞIN GÖLGESİNDE KİMLER GÖLGELENECEK?

Önceki hadiste sevginin yani Allah için sevmenin, imanın tadına varabilmek için vazgeçilmez olduğu ortaya konulmuştu. Bu ve bundan sonraki  bir kaç hadîs-i şerîfte de sevdiğini Allah için sevmenin, insana âhirette kazandıracağı mutluluğa işaret buyurulmaktadır. Böylece müellif Nevevî, konunun hem dünyevî hem de uhrevî açıdan önemini belgelemiş olmaktadır.

Yedi mutlu kişiyi ya da yedi güzel adamı tanıtan hadîs-i şerîfte öncelikle üzerinde durulması gerekli bir iki ifâde bulunmaktadır. Bunlardan birisi “zıllullah= Allah’ın gölgesi” ifâdesidir. Allah Teâlâ’nın gölgesi olamayacağına göre, bundan maksat, ya Kâbe’ye  “beytu’llah = Allah’ın evi” denilmesi gibi bir şereflendirme  veya arşının gölgesi yahut  Allah Teâlâ’nın sağlayacağı bir güvenliktir. Nitekim hadîs-i şerîfin bazı rivâyetlerinde açıkca “Allah, onları arşının gölgesinde barındıracaktır” buyurulmuştur. Bütün bu ifâdelerle Allah Teâlâ’nın o kullarını, âhiretteki sıkıntılardan  rahmetiyle koruyacağı anlatılmaktadır.

Öte yandan Allah’ın gölgesinde barınacak  insanlar  sadece bu yedi sınıftan ibâret değildir. Zira başka hadislerde önemli niteliklere sahip bazı kişiler daha sayılmıştır (Meselâ bk. Müslim, Zühd 74, Birr 38; Tirmizî, Büyû’ 67; İbn Mâce, Sadakât 14). Bu hadiste yedi kimsenin zikredilmiş olması, diğer rivâyetlerde zikredilen bahtiyarları bu mutluluktan asla mahrum bırakmaz.

450 ve 660 numaralı hadis olarak da bu kitapta tekrarlanacak olan hadisimizdeki bu yedi sınıf insanı ayrı ayrı tanıtmadan önce bir hususa daha işâret etmemiz uygun olacaktır. Âhirette, Allah’ın himâyesine kavuşacakları bildirilen insanların vasıflarına şöyle bir göz atılınca, her birinin, büyük güçlükleri göğüslemiş, hemen hemen aynı seviyede “zor”u başarmış kimseler oldukları, hepsinin bir çok dâhilî ve hâricî mânilere rağmen, soylu bir mücâdele vermiş oldukları anlaşılmaktadır. Yani hepsinin ortak özelliği, kullukta sevgiye dayalı kahramanlıklarıdır. Ödülleri de ona göredir: Kıyametin o dehşetli ortamında  ilâhî koruma altında olmak…

Şimdi hadisimizin haber verdiği yedi güzel insanı tek tek kısaca tanıyalım:

Âdil devlet başkanı. Müslümanların yönetimini üstlenmiş kişi demektir. Müslümanlar dünyada onun himâyesinde, bir başka ifâdeyle gölgesinde bulunmuşlardır. Bu sebeple böyle bir yöneticinin âhirette göreceği karşılık da yaptığına uygun olarak ilâhî koruma altında olmaktır. Âdil devlet başkanı, diğerlerinden üstün olduğu için birinci sırada zikredilmiştir. Çünkü devlet başkanının himâyesi onların hepsini  içine alır.

Allah’a kulluk içinde serpilip büyüyen genç. Gençlik yıllarını namazlı-niyazlı dindâr bir çizgide geçiren genç, nefsini Allah’ın emirlerine muhâlefetten korumuş, hevâ ve heveslerin, şehevî duyguların, gemlenmesi güç arzuların etkisine karşı koyup kulluğa sarılmıştır. Bu, ondaki derin Allah saygısının delilidir. Zira Allah’ın emirlerine sarılıp günahlardan kaçınmak büyük bir fazilettir. Hele bu, gençlik yıllarında gerçekleştirilmişse, her türlü takdirin üstündedir.

Kalbi mescidlere sevgi ile bağlı müslüman. Kalbi sanki mescide asılmış kandil gibi, sürekli mescidle ilgili olan, mescidlere devamda kusur etmeyen, Allah’ın evi demek olan mescidleri ve oralarda bulunmayı  seven kişi, mescidlerle ilgilenmek suretiyle Rabbine olan sevgisinde devamlılığını göstermiş demektir. Bunun karşılığı olarak da âhirette arşın gölgesinde barındırılacaktır.

Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları ve ayrılmaları Allah için olan iki insan. Hadisimizin konu ile doğrudan ilgili olan kısmı burasıdır. Allah rızâsı için birbirlerini seven, başka hiçbir maksat taşımayan,  bir araya gelmeleri Allah için, şayet ayrılacaklarsa ayrılıkları yine Allah için olan yani bir arada iken de ayrı iken de Allah için duydukları sevgiyi muhâfaza eden iki insan, sanki bir anlamda yekdiğerini Allah’ın emirlerine muhâlefetten korumaktadır. Zira mü’min mü’minin aynasıdır. Onların bu birbirlerini Allah için sevmeleri ve dostluklarını bu çizgide birbirlerine yardımcı olarak geçirmeleri, âhirette her ikisinin birden ilâhî koruma altına alınmaları ile ödüllendirilecektir. O halde sevgimize ve sevdiklerimize bu açıdan iyice dikkat etmeliyiz.

Güzel ve mevki sahibi bir kadının gayr-i meşru davetine “Ben Allah’tan korkarım” diye yaklaşmayan yiğit. Böylesine bir davete içinden veya açıkça “Ben Allah’ın emrine muhâlefet etmekten, veya O’nun azabından ve gazabından korkarım” diyerek yaklaşmayan, nefsini koruyan kişi gerçekten büyük bir yiğitlik göstermiştir. “Allah’tan korkan kurtulmuştur” müjdesi gereği onun da ödülü âhiretteki sıkıntılardan kurtulmaktır. Bu husus, her türlü gayr-i meşrû kadın-erkek ilişkilerinin kitle iletişim ve haberleşme vasıtalarıyla  yaygınlaştırılmaya çalışıldığı günümüzde çok daha büyük önem arzetmektedir.

Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse. Allah için verdiği sadaka ve yaptığı iyilikleri mümkün olduğunca gizli yapan, gösteriş ve riyâdan uzak kalmaya çalışan kimse, Allah’ın rızâsını her şeyin üstünde tutmuş demektir. Bunun karşılığı da, âhirette ilâhî korumaya mazhar kılınmak suretiyle o kişinin faziletinin açığa çıkarılmasıdır. Bu,  gıbta edilecek bir durumdur.

Tenhâda Allah’ı anıp göz yaşı döken kişi. İnsanlardan ve gözlerden uzak, kimsenin bulunmadığı ortamlarda Allah’ı anarak gözlerinden sevgi yaşları dökülen kimse, çoğu insanın başaramadığı bir kulluk çizgisini yakalamış demektir. Onun bu samimi ve gizli kulluğunun karşılığı da mahşer yerinde ilâhî koruma altına alınmak suretiyle, herkesin gözü önünde ödüllendirilmesidir. Böyle bir ödüllendirmeyi kim istemez. Yüce Rabbimiz cümlemize nasip eylesin.

HADİSTEN ÖĞRENDİKLERİMİZ

Allah Teâlâ, kullarının sadece kendi rızâsına yönelik amellerinden hoşnud olur ve onları, kimseden yardım görme imkânının bulunmadığı yerde himâyesine alır.
Hadîs-i şerîfte sayılan yedi sınıf insanın vasıfları ve yaptıkları, örnek alınacak üstün nitelikli işlerdir.
Her güzel ve makbul işin temelinde, sevdiğini Allah için sevmek gibi bir üstün meziyet bulunmaktadır.
Gönülleri Allah sevgisi, Allah için sevme, Allah için buğzetme duygusuyla diri tutmak lâzımdır.
“Nerede benim rızâm için birbirlerini sevenler?  Gölgemden başka gölgenin bulunmadığı bugün onları, kendi arşımın gölgesinde gölgelendireceğim” buyurur.

Müslim, Birr 37. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 53

ALLAH (CC) KULLARINI ÇAĞIRIYOR

Allah için birbirini sevmenin âhirette kişiye kazandıracağı  mutlu sonu dile getiren hadîs-i şerîf,  aşağı yukarı aynı neticeyi haber veren  önceki hadisten üslûb olarak farklılık arzetmektedir. Burada Peygamber Efendimiz, Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretlerinin, rahmet gölgesinde barındıracağı kişileri nasıl bir iltifâta tâbi tutacağını ve onlara nasıl hitâbedeceğini bildirmektedir. Bu bir anlamda, önceki hadiste haber verilen mutlu sona nasıl bir muamele ile gidileceğini açıklamak ve  konuya  tam bir kesinlik  kazandırmak demektir.

Hz. Peygamber’in, kıyamet gününde Allah Teâlâ’nın nasıl hitabedeceğini bildirmesi, hiç şüphesiz kendisine verilen bilgi sonucudur.

“Hiçbir gölgenin olmadığı bugün” ifâdesi, mahşer günü dünyadaki gibi bir gölge  bulunmayacağını ifade eder.  “Allah’ın gölgesi” ise, bir önceki hadiste işaret edildiği gibi, ya arşının gölgesi, ya da rahmet ve himâyesi anlamındadır.

“Benim celâlim için” demek, benim rızâm için, sadece benim rızâmı kazanmak amacıyla demektir. Ancak böylesi bir maksatla birbirini sevenler, sevgilerine dünyevî ya da nefsî herhangi bir duygu karıştırmayanlar, hareketlerini ve dostluklarını böylece tanzim ve devam ettirenler, Allah’ın himâyesini kazanacaklardır.

HADİSTEN ÖĞRENDİKLERİMİZ


Gerçek anlamda Allah’a gölge izâfe etmek câiz değildir.
Kıyametin dehşetli havasından kurtulmanın yolu, sevdiğini Allah için sevmektir.
Dünyada Allah rızâsı için birbirini sevenler âhirette rızâ-ı ilâhîye kavuşmak suretiyle sevineceklerdir.

SEVDİĞİNİ ALLAH (CC) İÇİN SEVMEK


Sevgi, yaratılıştan sahip olduğumuz bir duygudur. Herkes birşeyleri sever. Bir anlamda insanın gerçek kölelik zinciri sevgisidir. Zira insana kafa, kalb ve karnından nüfûz edilebilir. Kalbi kazanılmış ya da kalbini kaptırmış insan, sevdiğinin mecnûnudur.

“Allah için sevmek” bir anlamda sevgiye, sevgiden başka karşılık tanımamaktır. İşte bu anlamdaki sevgi, imana derinlik ve zevk katmaktadır. İnsan da imanın tadını böylece tatmaktadır.

Sevgide ölçüyü kaçırmak, insan için aklını yitirmek kadar kötü neticeler doğurabilir. Gönlünü ağyâra kaptırmış bir kişi, düşman istilâsına uğramış ülke gibidir. Hiçbir yerinde, hiç bir köşesinde huzur yoktur. İman izzetine ters düşen bir sevgi, mümini kendi kendisini inkara götürür. Bu da imanı ortadan kaldırır. İman olmayınca onun tadından bahsetmek zaten mümkün değildir.

Kaynak: Riyazüs Salihin – Hadis-i Şerif Tercümesi, Erkam Yayınları


allah ne der, el, kaygı, önemli, resimli mesajlar, resimli sözler, allah rızası, allah rızası ne demek, allah rızası için sevmek, allah rızası için sevmek ne demek, alla rızası hadisler

ÇERKES ATASÖZLERİ

24 Ocak 2022 Pazartesi / No Comments
atasözü, çerkezler, kafkas, kafkas kartalı, resimli mesajlar, resimli sözler,  çerkez atasözleri, atasözü çerkez,
kafkas,çerkesler,resimli mesajlar,resimli sözler,kafkas kartalı,atasözü,çerkes atasözleri,atasözü çerkes,şeyh şamil,hacı murat,atasözleri
Seni evinin avlusuna kadar
uğurlamayanın, evine gitme...

*

ÇERKEZ ATASÖZLERİ


* Aklı olmayan fakirdir. 
* Akıllı kişiyi sırtında taşısan dahi yük gelmez.
* Akıl malın en kıymetlisidir. 
* Ağızdan çıkan söz namludan çıkan kurşun gibidir. 
* Atın başı geçtikten sonra kuyruğundan yakalamağa kalkma. 
* Atı kaybolanın kulağından at sesi gitmez. 
* Açlık korkağıda yiğit yapar. 
* Aslanı terbiye ederler,kaplanı uslandırırlar. 
* Atına binince düşman,inince dost gibi davran.
* Atına dostun gibi bak, düşmanın gibi bin.
* Az çoğun aracısıdır.

B

* Biçmesini bilmeyenin orağı kördür.
* Başlanmış işi olmayanın bitmiş işi olmaz.
* Bilmediğini söyleme,söylediğini inkar etme.
* Bir kere tökezleyen şaşı,iki kere tökezleyen kördür.
* Belayı arayıp takılma,sana takılmışsa korkma.
* Beşiği yapılıp mezarı kazılmayan yoktur.
* Bir kıvılcım bütün köyü yakar.
* Birlik olan sürü için kurt korkulacak şey değildir.

C

* Candan önce onur gelir.

Ç

* Çoban kötü olursa koyunları kuzgun dahi götürür.
* Çığ'ı bir küçük serçe harekete geçirir.
* Çağırana, seni öldürecek isede git.
* Çerkeslerin en fakiri dahi konuk sahibidir.

D

* Dil safradan acı,baldan tatlı,kılıçtan da keskindir.
* Delinin bey'i olmaktansa akıllının kölesi olmak daha iyidir
* Deli bile konuşuncaya kadar akıllı zannedilir.
* Deriyi yüzsende gönüldekini alamazsın.
* Düşünüp konuş, bakınıp otur.

E

* Ecel insanın koynunda yatar.
* Ecel ne acele eder, nede gecikir.
* Eceli arama. O seni bulur.
* Eski dostunla yaptığın gizli işi yeni dostuna güvenip söyleme.
* Eski yolu ve eski dostu terketme.
* Evinde kendini eğit,topluma öyle gir.
* Evinin avlu kapısına kadar seni geçirmeyenin evine gitme.
* Evsahibi misafirin hizmetkarıdır.
* Eşek köpege ot vermiş köpek eşege et ikiside aç kalmiş.

F

* Fakirin dünyası sonbahar gibidir.

G

* Gönül yaşlanmaz.
* Geçmişi olmayanın geleceği de yoktur.
* Genç geleceği ümid ederek yaşlanır,yaşlı geçmişi hayal ederek ölür.
* Gözün beğendiğini kalp de beğenir.
* Günde bir kere babasının huyu oğlunda görülür.
* Güzel söylersen güzel cevap alırsın.
* Güzel; iyi olandır.
* Güzeli güzelleştiren huyudur.

H

* Hediye değil,sevgi değerlidir.
* Hiç kimse dünyadan usanarak ölmez.

İ

* İp uzunsa,söz kısaysa makbuldür.
* İlim ile sanatın fazlası olmaz.
* İhtiyar kimse çocuk gibidir.
* İyi at iyi arkadaş gibidir.
* İyi gördüğünü söyler,kötü verdiğini.
* İyi komşu kardeş sayılır.
* İyi komşu uzaktaki akrabadan öncedir.
* İyi yaşlı olmayan yerde iyi genç olmaz.
* İyilik kötülüğü öldürür.
* İyiyi bilmiyorsan değerli olanı seç.

K

* Konuşana değil bilene bak.
* Kuşu yükselten kanat,İnsanı yükselten akıldır.
* Kitap ilmin anahtarıdır.
* Kibirlenmek deli işidir.
* Kadından utanmayanda yüz yoktur.
* Kadının el mahareti aklını gösterir.
* Kadının olduğu yerde kılıç çekilmez.
* Kafa bomboşsa ayağa yazık olur.
* Kalbinde iyilik olmayana iyilik gelmez.
* Kalp kalbe karşıdır.
* Kıskanç insan gizli düşmandır.
* Kısmet gelecek olursa yün iplik getirir,gidecek olursa demir zincir dahi tutamaz.
* Kıtlık akrabayı unutturur.
* Komşuya değer vermeyen kendini değersiz kılar.
* Kötü yoldaş kötü silah gibidir.
* Kötülük yapıp iyilik bekleme.

M

* Maharetle bilgi kardeştirler.
* Mezartaşı kaybolur, şarkı kaybolmaz.
* Misafir her şeyden önde gelir.

Ö

* Öküze iltifat et, at ile kavga...

S

* Sudaki sögüt,bedendeki kalp çürümez.
* Saadet misafir yolcudur. Gelir ve gider.
* Sevgi ateş değildir.Yandığında söndüremezsin.
* Sevgi kuvvetle alınamaz.
* Söylenmeyen şey duyulmaz.
* Su akacağı yolu kendi bulur.

Ş

* Şansı olmayanı, deve üstünde bile köpek ısırır.

U

* Utanması olanın nasibi de vardır.
* Utanması olmayandan daha kıymetsiz yoktur.

Ü

* Ümit atadan kalma mirastır.
* Ümit uzun ömürlüdür.

V

* Vakit altından daha değerlidir.
* Verene ver,vurana sende vur.
* Ver malını ellere, vur dibini yerlere...

Y

* Yanında iyilik bulunmazsa kuru güzellik bir şey ifade etmez.
* Yaşlımım sözü,gencin aklını yener.
* Yaşlısı olanın kuralları vardır.
* Yaşlısına saygısı olmayanın kendisinede saygısı yoktur.
* Yaşlıya iltifat et gence güvence ver.
* Yaz fıkaranın cennetidir.
* Yiyeceğini kötüleyen kişinin sofrasında yemek yeme.
* Yoldaşın korkaksa ayı ile boğuşma.
* Yüze karşı övgü arkadan yapılan yergi gibidir

Z

* Zora düşen, düşmanın da olsa yardım et!



atasözü, çerkezler, kafkas, kafkas kartalı, resimli mesajlar, resimli sözler,  çerkez atasözleri, atasözü çerkez, 

ALLAH'IN VARLIĞI VE BİRLİĞİ

17 Ocak 2022 Pazartesi / No Comments
allah büyüktür, allahın isimleri, allahın vasıfları, allahın yardımı, esmaül hüsna anlamaları, resimli mesajlar, ayetler, allahın varlığı ve birliği, allahın gücü, allah ile ilgili ayetler

ALLAH BÜYÜKTÜR!

Allah insana taşıyamayacağı yükü yüklemez.
Ağır gelen yükleri hafifletir.
 En zor anımızda yardım eder.
Ama sabrımızı sınar.
Gücümüzü dener.
Niyetimizi ölçer.
Velhasıl;

*

ALLAH ile İlgili Ayetler

Ondan başka İlah yoktur

Allah şehadet eyledi şu gerçeğe ki, başka tanrı yok, ancak O vardır. Bütün melekler ve ilim uluları da dosdoğru olarak buna şahittir ki, başka tanrı yok, ancak O aziz, O hakîm vardır. (ALİ-İMRAN/18)
*
Allah, buyurmuştur ki: İki ilâh edinmeyin. O, ancak bir ilâhdır. Onun için yalnız benden korkun. (NAHL/51)
*
De ki; O Allah bir tektir. (İHLAS/1)
*
İşte O, Allah'tır. O'ndan başka tanrı yoktur. Önünde de, sonunda da hamd O'nundur, hüküm O'nundur. Ve ancak O'na döndürüleceksiniz. (KASAS/70)
*
Her halde hepinizin ilâhı, bir tek ilâhtır. Ondan başka bir ilâh yoktur. O Rahmân ve Rahîm'dir. (BAKARA/163)

Kalpler onun kontrolundedir

Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (İNSAN/30)
*
Yoksa onlar, senin hakkında: "Allah'a karşı yalan uydurdu." mu diyorlar? Eğer Allah dilerse senin de kalbini mühürler; batılı yok eder ve sözleriyle hakkı gerçekleştirir. Şüphesiz ki O kalplerde bulunan şeyleri hakkıyla bilir. (SURA/24)
*
Ve kalblerinin üzerine, Kur'ân'ı anlamalarına engel perdeler geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini Kur'ân'da bir tek olarak andığın zaman da ürkerek arkalarına döner kaçarlar. (İSRA/46)
*
Bunlar, o kimselerdir ki; Allah kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemiştir. Ve onlar, gafillerin ta kendileridir. (NAHL/108)
*
Verdikleri sözden dönmeleri, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberlerini öldürmeleri ve "kalblerimiz kılıflıdır" demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik). Doğrusu Allah, inkârları sebebiyle onların kalplerini mühürlemiştir. Pek azı hariç onlar inanmazlar. (NİSA/155)
*
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azab onlaradır. (BAKARA/7)
*
(Ey Muhammed!) Hevâ ve hevesini kendine ilâh edinen, Allah'ın kendi ilmi dahilinde saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne perde çektiği kimseyi görüyor musun? Şimdi onu Allah'tan başka kim hidâyete erdirebilir? Hala düşünmez misiniz? (CASİYE/23)

Herşeyi evirip çevirendir

Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz. (RA'D/2)
*
O, gökten yere, (yukarıdan aşağıya) işleri düzenler, sonra da o işler, sizin saydıklarınızdan bin yıl kadar olan bir günde O'na yükselir. (SECDE/5)

Herşeyi yaratandır

"Halbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır." (SAFFAT/96)
*
Gökleri ve yeri yoktan var eden O'dur. Eşi de olmadığı halde, nasıl olur da çocuğu olur? Her şeyi yaratan O'dur. Ve O, herşeyi bilendir. (EN'AM/101)
*
İşte Rabbiniz Allah bu! O'ndan başka ilâh yoktur; O, her şeyin yaratanıdır. O'na kulluk edin, O her şeye vekildir. (EN'AM/102)
*
O öyle bir ilâhtır ki, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinindir. O hiç çocuk edinmedi, hükümranlıkta ortağı yoktur. O, her şeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyerek takdir etmiştir. (FURKAN/2)
*
Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: "Âdem'e secde edin" dedik; hepsi secde ettiler, yalnız İblis, secde edenlerden olmadı. (ARAF/11)
*
Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, kendilerinin aynı olan insanları yaratmaya da kadir olduğunu görüp bilmediler mi? Allah onlar için şüphe edilmeyen bir vâde takdir etmiştir. Fakat zalimler, inkârlarında yine de ısrar ederler. (İSRA/99)
*
Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır. (MÜLK/14)
*
O kâfir olanlar, görmediler mi ki, göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları ayırdık. Hayatı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlar mı? (ENBİYA/30)

O'ndan başka kuvvet yoktur

Yeryüzünde gezip bir bakmadılar mı, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş? Halbuki onlar, bunlardan daha kuvvetliydiler. Ne göklerde ve ne de yerde hiçbir şey Allah'ı aciz bırakamaz. Çünkü o her şeyi bilendir, her şeye kâdir olandır. (FATIR/44)
*
Âd kavmine gelince onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar ve: "Bizden daha kuvvetli kim vardır?" dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah'ın kendilerinden daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi bile bile inkâr ediyorlardı. (FUSSİLET/15)
*
Habibim, onların lafları seni üzmesin. Çünkü şan ve şeref bütünüyle Allah'ındır. O her şeyi işitiyor, hepsini görüyor. (YUNUS/65)
*
İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı. (BAKARA/165)
*
Allah: "Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz." diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galipdir. (MÜCADELE/21)
*
Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve ölçüyü indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın dinine ve peygamberlerine görmeden yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür. (HADİD/25)
*
O, şundandı: Onlara peygamberleri apaçık delillerle geliyorlardı. Ama onlar inkâr ettiler. Allah da tuttu kendilerini alıverdi. Çünkü O'nun kuvveti çok, azabı şiddetlidir. (MÜ'MİN/22)

Tüm varlıklar O'na boyun eğmiştir

Onlar, Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa hepsi, ister istemez O'na boyun eğmiştir ve O'na döndürülüp götürüleceklerdir. (AL-İ İMRAN/83)
*
"Ben muhakkak ki, hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a dayanmaktayım. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, idaresi ve yönetimi O'nun elinde olmasın. Benim Rabbim, hiç şüphe yok ki, doğru yoldadır." (HUD/56)
*
Siz onların sırtına binip üzerlerine yerleştiğiniz zaman, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz: "Bunları bizim hizmetimize veren Allah'ı tenzih ve tesbih ederiz. Yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi." (ZUHRUF/13)
*
Biz, dağları onun emrine vermiştik. Akşam-sabah onunla birlikte tesbih ederlerdi. (SAD/18)
*
Rablerinin emirlerine uyanlar için daha güzeli vardır. O'na itaat etmeyenler ise, yeryüzünde bulunan ne varsa hepsi kendilerinin olsa da onu ve bir o kadarını bütünüyle kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte onlar, hesabın kötüsü kendileri için olanlardır. Varacakları yer de cehennemdir. Orası da ne fena yataktır. (RA'D 18)
*
Allah O (yüce) zâttır ki, emriyle içinde gemilerin seyretmesi, sizin de O'nun lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için denizi emrinize vermiştir. (CASİYE/12)

Herşeyi sarıp kuşatandır

Şu'ayb dedi: "Ey kavmim! Benim akrabalarım size Allah'dan daha mı değerli ki, Allah'a sırt çevirip, onu unuttunuz? Muhakkak ki, Rabbim bütün yaptıklarınızı çepeçevre kuşatmıştır." (HUD/92)
*
İyi bilin ki onlar Rablerine kavuşmaktan bir şüphe içindedirler, yine iyi bilin ki, Allah her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. (FUSSİLET/54)
*
Vaktiyle sana şöyle vahyettiğimizi hatırla: "Şüphesiz Rabbin insanları kuşatmıştır." (İsrâ gecesi) sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur'ân'da lanet edilen ağacı da, yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır. Biz onları, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyor. (İSRA/60)
*
Allah O'dur ki yedi göğü ve yerden de onlar kadarını yarattı. Emir bunlar arasında iner ki Allah'ın her şeye kâdir olduğunu ve Allah'ın bilgisinin, her şeyi kuşattığını bilesiniz. (TALAK/12)
*
İşte Zülkarneyn'in kudret ve saltanatı böyleydi. Ve biz onun yanında olan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık. (KEHF/91)
*
Sizin ilâhınız, ancak kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'dır. Onun ilmi her şeyi kuşatmıştır. (TAHA/98)
*
Bunlar, insanlardan (hainliklerini) gizlerler de, Allah'tan gizlemezler. Oysa O, geceleyin istemediği şeyi kurarlarken onların yanı başlarındadır. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır. (NİSA/108)
*
Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Allah, her şeyi kuşatıcıdır. (NİSA/126)
*
Bununla beraber, doğu da Allah'ın, batı da Allah'ındır. Artık nereye dönerseniz dönün, orası Allah'a çıkar. Şüphe yok ki, Allah(ın rahmeti) geniştir, O, her şeyi bilendir. (BAKARA/115)

Kaderi belirleyendir

Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu Allah'a göre kolaydır. (HADİD/22)
*
Haberiniz olsun ki, biz her şeyi bir kadere göre yarattık. (KAMER/49)

Bütün işler sonunda O'na varır

O gün varılıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur. (KIYAMET/12)
*
Onlar sadece gözetiyorlar ki, Allah, buluttan gölgelikler içinde meleklerle birlikte geliversin de iş bitiriliversin. Halbuki bütün işler Allah'a döndürülüp götürülür. (BAKARA/210)
*
Oysa her kim iyilik yaparak yüzünü tertemiz Allah'a tutarsa, o gerçekten en sağlam kulpa yapışmıştır. Öyle ya bütün işlerin sonu Allah'a dayanır. (LOKMAN/22)
*
Sonra da gerçek Mevlâlarına döndürülürler. Dikkatli olun, hüküm ancak O'nundur ve O, hesap görenlerin en süratlisidir. (EN'AM/62)
*
Göklerin ve yerin gaybını bilmek yalnızca Allah'a mahsustur. Her iş O'na döndürülür. Sen yalnızca O'na ibadet et ve yalnızca O'na dayan. Rabbin yaptıklarınızın hiçbirinden gafil değildir. (HUD/123)
*
Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Bütün işler Allah'a döndürülür. (AL-İ İMRAN/109)

Dilediğini yapandır

Ben size öğüt vermek istemiş olsam da, eğer Allah sizi helâk etmeyi murad ediyorsa, zaten öğüt vermemin size bir faydası olmaz. Rabbiniz O'dur ve nihayet O'na döndürüleceksiniz. (HUD/34)
*
Onlar orada gökler ve yer durdukça duracaklar. Ancak Rabb'inin diledikleri başka. Çünkü Rabbin dilediğini yapandır. (HUD/107)
*
Dileyen onu düşünür. Bununla beraber Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. Koruyacak da O'dur, bağışlayacak da. (MÜDDESSİR/55-56)
*
Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediği kimseyi şaşırtır, dilediği kimseyi de doğru yola koyar. (EN'AM/39)
*
Göklerin ve yerin mülkünün Allah'a ait olduğunu, dilediğine azap edip dilediğini de bağışladığını bilmedin mi? Allah herşeye kâdirdir. (MAİDE/40)
*
Rabbiniz sizi çok daha iyi bilir. Dilerse tevbeniz sebebiyle size merhamet eder, dilerse azab eder. Seni de onların üzerine vekil göndermedik. (İSRA/54)
*
Şüphe yok ki Allah, iman edip salih amelleri işleyenleri altından ırmaklar akan cennetlere koyacak. Şüphesiz Allah dilediğini yapar. (HAC/14)
*
Kendi nefislerini temize çıkaranları görmüyor musun? Hayır! Ancak Allah, dilediğini temize çıkarır. Onlara kıl kadar zulmedilmez. (NİSA/49)

Herşeye gücü yetendir

Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah'a aittir. Kıyametin kopuşu yalnız bir göz kırpması veya daha az bir zamandan başkası değildir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir. (NAHL/77)
*
O şimşek nerdeyse gözlerini (n nûrunu) kapıverecek. Önlerini aydınlattımı ışığında yürürler, karanlık üzerlerine çöktümü de dikilip kalırlar. Allah dilemiş olsaydı işitmelerini, görmelerini de alıverirdi. Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir. (BAKARA/20)
*
Ümmetlerden her birinin bir yönü vardır, o ona yönelir, haydin, hep hayırlara koşun, yarışın. Her nerede olsanız Allah sizi toplar, bir araya getirir. Şüphesiz ki Allah her şeye kâdirdir. (BAKARA/148)
*
Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Siz içinizdekileri açığa vursanız da gizli tutsanız da Allah onunla sizi hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine de azab eder. Allah her şeye kadirdir. (BAKARA/284)
*
Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O'nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür. (BAKARA/255)
*
Eğer yeryüzündeki ağaçlar hep kalem olsa, deniz de arkasından yedi deniz daha kendisine destek olduğu halde mürekkep olsa, yine de Allah'ın kelimeleri yazmakla tükenmez. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (LOKMAN/27)
*
Gökleri yeri ve her ikisinde yaydığı canlıları yaratması da Allah'ın kudretinin delillerindendir. O'nun dilediği zaman onları biraraya toplamaya da gücü yeter. (ŞURA/29)
*
(Bedir'de düşmanı) iki katına uğrattığınız bir musibet (Uhud'da) size çarpınca mı: "Bu nereden" dediniz? De ki: "Bu başınıza gelen kendinizdendir". Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir. (AL-İ İMRAN/165)

İmtihan için dünya hayatını yaratandır

İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? (ANKEBUT/2)
*
Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır. (ANKEBUT/3)
*
Biz yeryüzündeki şeyleri kendisine süs olsun diye yarattık ki, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim. (KEHF/7)
*
Andolsun ki, biz içinizden cihad edenlerle sabredenleri ortaya çıkarıncaya ve yaptıklarınızla ilgili haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi deneyeceğiz. (MUHAMMED/31)
*
Doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu işitici, görücü yaptık. (İNSAN/2)
*
Kuşkusuz biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör. (İNSAN/3)

Hayrı da, şerri de yaratandır

Ve eğer Allah, sana bir zarar dokunduracak olursa, onu O'ndan başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır dilerse, o zaman da O'nun hayrını engelleyebilecek kimse yoktur. O, lütfunu dilediği kuluna nasip eder. Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir. (YUNUS/107)
*
Allah'ın izni olmayınca hiç bir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir. (TEĞABÜN/11)
*
Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz. (ENBİYA/35)

Herşeye şahit olandır

Hangi işi yaparsan yap, Kur'ân'dan ne okursan oku, ne işte çalışırsan çalış, unutmayın ki, siz ona dalıp gitmişken, biz sizin üzerinizde şahidiz. Ne yerde, ne de gökte zerre kadar hiç bir şey Rabbinin gözünden kaçmaz. Ne zerreden daha küçük, ne de ondan daha büyük! Ancak bunların hepsi apaçık bir kitaptadır. (YUNUS/61)
*
De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarının yaptığından haberdardır, yaptıklarını çok iyi görendir." (İSRA/96)
*
O kâfirler: "Sen Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber değilsin" diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter, bir de yanında kitap ilmi bulunan (yeter). " (RA'D/43)
*
Biz onlara hem ufuklarda ve hem kendi nefislerinde delillerimizi göstereceğiz ki, Kur'ân'ın hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Senin Rabbinin her şeye şahit olması kafi değil mi? (FUSSİLET/53)

Herşeyi işiten ve görendir

De ki: "Allah'ı bırakıp da size ne zarar, ne de fayda vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah işitendir, bilendir". (MAİDE/76)
*
Peygamber: "Benim Rabbim gökte ve yerde (söylenen) her sözü bilir. O, her şeyi işitir, her şeyi bilir" dedi. (ENBİYA/4)
*
O halde Allah yolunda çarpışın ve bilin ki Allah, her şeyi işitir ve bilir. (BAKARA/244)
*
Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir. (NİSA/58)
*
De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir." Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O ne güzel görendir! O ne mükemmel işitendir! Onların, O'ndan başka bir yardımcısı yoktur. O, kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez. (KEHF/26)
*
Gözler onu göremez, O ise bütün gözleri görür; O, lütuf sahibidir, her şeyden haberlidir. (EN'AM/103)

Herşeyin üzerinde gözetici ve koruyucudur

Babaları dedi ki: "Ben onu size nasıl emanet ederim? Ya bundan önce kardeşini emanet ettiğimde olan gibi olursa! En hayırlı koruyucu Allah'dır ve O, merhamet edenlerin en merhametlisidir." (YUSUF/64)
*
O, dedi ki; "Ben, beni sudan koruyacak bir dağa çıkacağım". Nuh da "Bu gün Allah'ın merhamet ettiğinden başkasını, Allah'ın bu emrinden koruyacak kimse yoktur." dedi. Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan oldu. (HUD/43)
*
Halbuki İblis'in onlar üzerinde hiçbir saltanat kudreti yoktu. Fakat biz ahirete imanı olanı belli edecek, ondan şüphe içinde bulunandan ayırt edecektik. Öyle ya Rabb'in her şeyi gözetleyendir. (SEBE/21)
*
Kim güzel bir işte aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir şeyde aracılık yaparsa, ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah her şeyi gözetip karşılığını verir. (NİSA/85)

Herşeyden haberi olandır

Elif-Lâm-Râ. Bu öyle bir kitaptır ki, âyetleri muhkem kılınmış, sonra da herşeyden haberdar olan hikmet sahibi Allah tarafından âyetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır. (HUD/1)
*
Allah'ın, üzerinizdeki nimetini ve "İşittik, itaat ettik" dediğinizde sizden aldığı ve kendisiyle sizi bağladığı ahdini hatırlayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah göğüslerin özünü çok iyi bilir. (MAİDE/7)
*
Göklerde ve yerde olanları, gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilir. Allah, göğüslerin özünü bilir. (TEĞABÜN/4)
*
Hangi işi yaparsan yap, Kur'ân'dan ne okursan oku, ne işte çalışırsan çalış, unutmayın ki, siz ona dalıp gitmişken, biz sizin üzerinizde şahidiz. Ne yerde, ne de gökte zerre kadar hiç bir şey Rabbinin gözünden kaçmaz. Ne zerreden daha küçük, ne de ondan daha büyük! Ancak bunların hepsi apaçık bir kitaptadır. (YUNUS/61)
*
Peygamber'in üzerine düşen sadece duyurmadır. Allah, açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir. (MAİDE/99)
*
Şüphesiz Allah açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir. (ENBİYA/110)
*
Dikkat edin! Görmüyor musunuz, onlar düşmanlıklarını gizlemek için göğüslerini çeviriyorlar. İyi bilin ki, onlar örtülerine bürünürlerken, neyi gizleyip, neyi açığa vurduklarını Allah biliyor. Muhakkak ki Allah, gönülde gizlenenleri de bilir. (HUD/5)
*
Sen (Allah'a ettiğin dua ve zikirle) sesini yükseltirsen (bilki Allah bundan mustağnîdir.). Çünkü O şüphesiz gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir. (TAHA/7)
*
Göklerde ve yerde olanları, Allah'ın bildiğini görmüyor musunuz? Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüsü mutlaka O'dur. Beş kişinin gizli konuştuğu yerde altıncısı mutlaka O'dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar mutlak O, onlarla beraberdir. Sonra kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verecektir. Doğrusu Allah, her şeyi bilendir. (MÜCADELE/7)
*
"Ey Rabbimiz! Sen bizim gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da şüphesiz bilirsin. Çünkü yerde ve gökte, hiçbir şey Allah'tan gizli kalmaz. (İBRAHİM/38)

Herşeyi yoktan yaratandır

Gökleri ve yeri yoktan var eden O'dur. Eşi de olmadığı halde, nasıl olur da çocuğu olur? Her şeyi yaratan O'dur. Ve O, herşeyi bilendir. (EN'AM/101)
*
Biz bir şeyi dilediğimiz zaman, ona sözümüz sadece "ol" dememizdir. O da hemen oluverir. (NAHL/40)
*
Gökleri ve yeri, yerli yerince yaratan O'dur. Bir şeye "ol" dediği gün hemen oluverir. O'nun sözü haktır. "Sûr"a üfürüldüğü gün de mülk ancak O'nundur. O, gizliyi ve açığı bilendir. O, hikmet sahibi, her şeyden haberdardır. (EN'AM/73)
*
O, göklerin ve yerin yoktan var edicisidir ve O, bir işin olmasını murad edince, ona yalnızca "ol!" der, o da hemen oluverir. (BAKARA/117)
*
(Allah şöyle buyurdu): "Ey Zekeriyya! Şüphesiz biz sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bundan önce ona hiçbir adaş yapmadık."
*
Zekeriyya: "Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?" dedi.
*
(Allah yahut Cebrail ona şöyle) dedi: "Dediğin gibidir, (fakat) Rabbin buyurdu ki, bu işi yapmak bana kolaydır. Nitekim bundan önce seni yarattım. Halbuki sen hiçbir şey değildin." (MERYEM/7-9)

Gaybı bilendir

Gaybın anahtarları O'nun katındadır, onları O'ndan başkası bilmez, karada ve denizde olanları O bilir ve bir yaprak düşmez ki, onu O bilmesin; ne toprağın karanlıklarında bir tane, ne de kuru ve yaş hiçbir şey yoktur ki, o herşeyi açıklayan Kitap'ta bulunmasın. (EN'AM/59)
*
De ki: Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler. (NEML/65)
*
Şüphesiz ki, kıyamet saatinin bilgisi Allah yanındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde ne varsa (erkek veya dişi oluşunu, renk ve özelliklerini) O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilir, her şeyden haberdardır. (LOKMAN/34)
*
Ve Allah demişti ki: "Ey Meryemoğlu İsa, sen mi insanlara: 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki tanrı edinin' dedin?". "Hâşâ, dedi, sen yücesin, benim için gerçek olmayan birşeyi söylemem bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gaybları bilen yalnız sensin, sen!" . (MAİDE/116)
*
Sana, ne zaman kopacak diye kıyamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde koparacak olan O'ndan başkası değildir. Onun ağırlığına göklerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu çok iyi biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler. (A'RAF/187)

Hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır

Kitaptan ilmi olan kimse ise, "Gözünü açıp kapamadan, ben onu sana getiririm" dedi. (Süleyman) onu (Melike'nin tahtını) yanıbaşına yerleşivermiş görünce, "Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, o bilsin ki Rabbim müstağnidir, çok kerem sahibidir." (NEML/40)
*
Cihad eden ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, âlemlerden müstağnidir. (ANKEBUT/6)
*
Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız. Allah ise zengin ve her hamde lâyıktır. (FATIR/15)
*
Bir tatlı dil ve kusurları bağışlamak, arkasından eza ve gönül bulantısı gelecek bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, halimdir, yumuşak davranır. (BAKARA/263)
*
İşte sizler Allah yolunda harcamaya çağrılan kimselersiniz. İçinizden kiminiz cimrilik ediyor. Ama cimrilik eden ancak kendi zararına cimrilik eder. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer siz Hakk'tan yüz çevirirseniz Allah yerinize başka bir kavim getirir. Sonra onlar sizin gibi olmazlar. (MUHAMMED/38)
*
Musa dedi ki: Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz, iyi biliniz ki Allah hepinizden zengindir, hamdedilmeye layıktır. (İBRAHİM/8)

Her varlığın muhtaç olduğudur

Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız. Allah ise zengin ve her hamde lâyıktır. (FATIR/15)
*
Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O'na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir (İHLAS/2)

Bütün eksikliklerden uzaktır

Oraya geldiğinde şöyle seslenilmişti: "Ateşin bulunduğu yerdeki ve çevresindekiler mübarek kılınmıştır! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!" (NEML/8)
*
Allah, O'dur ki, sizi yarattı, sonra da size rızık verdi, sonra sizi öldürür, sonra sizi diriltir. Hiç sizin ortak koştuklarınızdan, bunlardan birini yapacak olan var mı? Allah, onların ortak koştuklarından münezzeh ve yücedir. (RUM/40)
*
Onlar gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmakla yorulmayan Allah'ın ölüleri diriltmeye de kadir olduğunu görmüyorlar mı? Evet şüphesiz ki, O'nun herşeye gücü yeter. (AHKAF/33)

Doğurmamış ve doğurulmamıştır

Doğurmadı ve doğurulmadı (İHLAS/3)
*
Dediler ki: "Allah, kendine çocuk edindi". O, böyle şeylerden münezzehtir. O, müstağnidir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Bu hususta elinizde hiç bir delil yoktur. Allah'a karşı bilmediğiniz bir şeyi neden söylüyorsunuz? (YUNUS/68)
*
Çocuk edinmek asla Allah'ın şanına yakışmaz. O bundan münezzehtir. O, bir şeyin olmasını dilerse, ona sadece "ol" der, o da oluverir. (MERYEM/35)

Mülkün tek sahibidir

Bilmez misin ki, hakikaten göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır, hepsi O'nundur. Size de Allah'dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. (BAKARA/107)
*
Göklerin ve yerin kilitleri O'na aittir. O dilediğine rızkı genişletir ve daraltır. Şüphesiz ki O, her şeyi hakkıyla bilir. (ŞURA/12)
*
Her şeyin hazineleri yalnız bizim yanımızdadır. Fakat biz, onu ancak ihtiyaca göre, belli ölçülerde veririz. (HİCR/21)
*
Bütün göklerde olanlar, bütün yerdekiler, bu ikisinin arasında ve toprağın altıda bulunanlar O'nundur. (TAHA/6)
*
O Allah'ın (yolu) ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Şiddetli bir azabdan dolayı vay kâfirlerin haline! (İBRAHİM/2)
*
Göklerin, yerin ve bunlarda bulunan herşeyin mülkü Allah'ındır. O herşeye kâdirdir. (MAİDE/120)

Her şeyin varisidir

Elbette biz diriltiriz ve biz öldürürüz! Ve hepsinin varisleri de biziz. (HİCR/23)
*
Şüphesiz biz bütün yeryüzüne ve üzerindekilere varis olacağız. Ve onlar da mutlaka bize döndürüleceklerdir. (MERYEM/40)
*
Biz, maişetleriyle şımarmış nice memleketi helak etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmiştir. Onlara biz varis olmuşuzdur. (KASAS/58)

Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin sahibidir

O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, bütün doğuların da Rabbidir. (SAFFAT/5)
*
Açın gözünüzü! Göklerde kim var, yerde kim varsa hep Allah'ındır. Allah'dan başkasına tapanlar dahi, Allah'a ortak koştuklarına uymuş olmuyorlar, ancak zanna uymuş oluyorlar. Ve yalandan başka bir şey söylemiyorlar. (YUNUS/66)
*
O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir. O halde, O'na ibadet et ve O'na ibadet etmekte sabırlı ol. Hiç sen Allah'ın ismini taşıyan başka birini bilir misin? (MERYEM/65)

Her şeyi ölçüyle yaratandır

Göğü yükseltti ve mizanı koydu. (RAHMAN/7)
*
Bilsin diye ki, onlar Rablerinin elçiliklerini yerine getirmişlerdir. Allah onlarda bulunan her şeyi kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır. (CİN/28)
*
Bu kitabı ve ölçüyü hakla indiren Allah'tır. Ne bilirsin, belki de kıyamet saati yakındır! (ŞURA/17)
*
Biz ise herşeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz. (NEBE/29)
*
And olsun ki Allah onların hepsini kuşatmış, kendilerini ve yaptıklarını bir bir saymıştır. (MERYEM/94)
*
Her dişinin neye gebe olduğunu Allah bilir. Ve rahimler ne eksiltir, ne arttırır, onu da bilir. O'nun katında her şeyin bir ölçüsü vardır. (RA'D/8)
*
Eğer Allah rızkı kullarına bol bol verseydi, mutlaka yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Fakat O dilediğini belli bir ölçüye göre indiriyor. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, onları hakkıyla görür. (ŞURA/27)
*
Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur. (TALAK/3)


allah büyüktür, allahın isimleri, allahın vasıfları, allahın yardımı, esmaül hüsna anlamaları, resimli mesajlar, ayetler, allahın varlığı ve birliği, allahın gücü, allah ile ilgili ayetler