Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

Browsing Category "resimli mesajlar"

MEKKE'NİN FETHİ

15 Aralık 2020 Salı / No Comments
1 ocak 630, hz. muhammed, islam tarihi, kâbe, mekke'nin fethi, resimli mesajlar, hudeybiye antlaşması, ebu süfyanın müslüman oluşu, putların yıkılması, hz muhammedin hayatı, siyeri nebi


MEKKE’NİN FETHİ

Hudeybiye Antlaşmasının Bozulması


Hicretin 8. yılında, Müslümanlar ile Kureyş müşrikleri arasındaki anlaşma bozuldu. Kureyş müşrikleri, Beni Bekir kabilesini, Müslümanların müttefiki olan Huzaa kabilesi üzerine saldırtmışlardı. Hz.Peygamber’in (s.a.s) sabah namazını kıldırıp, mescidde oturduğu bir sırada, saldırıya uğrayan Huzaa kabilesinden kırk kadar süvari Medine’ye gelerek, Hz.Peygamber’in (s.a.s) baş ucuna dikildiler. Olup bitenleri Hz.Peygamber’e (s.a.s) anlattılar. Hz.Peygamber (s.a.s), son derece hiddetlendi. Kureyş müşriklerine bir yazı gönderilmesini emretti.

Gönderilen yazıda şöyle deniyordu:

Bundan sonra derim ki, ya Benibekir kabilesi ile olan anlaşmanızı bozar ve aradan çekilirsiniz ya da Huzaa kabilesinden ölenlerin diyetlerini ödersiniz. Bunlardan birini yerine getirmediğiniz taktirde sizinle savaşacağımı bildiririm.

Haber, Mekke’ye ulaştığında Kureyş müşrikleri iki alternatifi de reddettiler ve savaşmayı kabul ettiklerini bildirdiler. Hz.Peygamber’in (s.a.s) elçisi Medine’ye geri döndü ve durumu Hz.Peygamber’e (s.a.s) haber verdi. Fakat çok geçmeden müşrikler verdikleri cevaptan pişman oldular. Liderleri Ebu Süfyan’ı, Anlaşmayı yenilemesi ve süresini uzatması için Hz.Peygamber (s.a.s) ile görüşmek üzere Medine’ye göndermeye karar verdiler. Ama Ebu Süfyan Mekke’ye eli boş dönecektir.

Ebu Süfyan’ın Çabaları


Ebu Süfyan yola çıktığı sırada, Hz.Peygamber (s.a.s) sahabileri ile birlikte bulunuyordu. Onlara,
- Ebu Süfyan, anlaşmayı uzatmak üzere yanımıza gelmek için yola çıkmış bulunuyor. Ama istediğini elde edemeden dönüp gidecek!
buyurdu. Ebu Süfyan, Medine’ye ulaştığında ilk önce, Hz.Peygamber’in (s.a.s) de hanımı olan kızı Ümmü Habibe’nin evine girdi. Hz.Peygamber’in (s.a.s) minderine oturmak için yönelince, Ümmü Habibe, minderi katlayıp kaldırdı ve babasının ona oturmasına engel oldu. Ebu Süfyan:
- Ey kızcağızım! Bu minderi mi benden esirgiyorsun, beni mi bu minderden esirgiyorsun, anlayamadım?
- Bu Resulallah’ın (s.a.s) minderi! Bir müşrik onun üzerine oturamaz!
- Ey kızcağızım! Vallahi, evimden ayrıldıktan sonra sana kötülük gelmiş!
- Hayır, Allah bana bir kötülük değil, İslam’ı nasip etti. Sen ise hala taştan yontulmuş putlara tapıyorsun. Babacığım! Senin gibi Kureyş’in büyüğü olan birisi nasıl olur da İslam’dan uzak kalır?
- Yazıklar olsun sana! Senden bunu da mı işitecektim? Ben, atalarımın dinini bırakıp da Muhammed’e mi tabi olacağım?

Ümmü Habibe’nin evinden çıkıp doğruca mescitte bulunan Hz.Peygamber’in (s.a.s) yanına geldi:
- Ya Muhammed! Hudeybiye barışını sağlamlaştır ve süresini de uzat! Gel aramızdaki anlaşmayı bir yazı ile yenileyelim!
- Ey Ebu Süfyan! Sen bunun için mi geldin?
- Evet!
Hz.Peygamber (s.a.s), ona hiçbir cevap vermedi. Ebu Süfyan, aracı olmaları için Hz. Ebubekir (r.a), Hz. Ömer (r.a), Hz. Osman (r.a) ve Hz. Ali’nin (r.a) yanlarına da gittiyse de onlardan hiç biri aracı olmaya yanaşmadılar. Sonunda Ebu Süfyan, Mescid’e girdi. Ayakta durarak,
- Ey insanlar! Haberiniz olsun ki, ben aramızdaki anlaşmayı yeniledim. Muhammed’in, bu anlaşmada bana vefasızlık edeceğini de hiç sanmıyorum.
diye seslendi. Ardından da Hz.Peygamber’in (s.a.s) yanına gitti:
- Ya Muhammed! Benim bu sözümü zannetmem ki reddedesin!
- Ey Ebu Süfyan! Bunu senin düşüncen!
Ebu Süfyan, Hz.Peygamber’in (s.a.s) bu sözü üzerine devesine binip Mekke’ye geri döndü.

Sefer Hazırlıkları


Hz.Peygamber (s.a.s), sefere hazırlanılması için emir verdi. Her tarafa da davetçiler gönderilerek, “Allah’a ve ahiret gününe inanan herkesin Ramazan ayında Mekke’de bulunması” bildirdi. Toplanan ordunun mevcudu 10.000 kişiyi buluyordu. Bunların 700’ünü Mekkeli Müslümanlar, 4000 kadarını Medineli Müslümanlar oluşturuyordu.

Hz.Peygamber (s.a.s), ikindi namazını kıldırdıktan sonra, ordunun başında Medine’den hareket etti. Ordunun yürüyüşü Mekke yakındaki Merruzzahran adı verilen bir vadide son buldu. Gece olunca herkese ateş yakması emredildi. Yakılan ateşlerin sayısı 10.000’i geçiyordu. Bununla Mekkeli müşriklerin korkuya kapılmalarının sağlanması istenmişti. Gerçekten de beklenen oldu; Kureyş müşrikleri, durumu araştırmak üzere Ebu Süfyan’ı göndermeye karar verdiler.

Ebu Süfyan Müslümanların Arasında


Ebu Süfyan, iki arkadaşıyla birlikte, gece vakti, Müslümanların ordugahlarının bulunduğu yere doğru yola çıktı. Fakat ordugaha yaklaşınca, nöbetçiler tarafından yakalandılar. Ebu Süfyan kendilerini Abbas’a götürmelerini istedi. Abbas (r.a), Hz.Peygamber’in (s.a.s) amcasıydı ve Ebu Süfyan ile eskiye dayanan bir dostlukları vardı. Kendisi, İslam’ı kabul etmiş ama son ana kadar Mekke’de kalmaya devam etmişti. İslam ordusu Merruzahran vadisine gelip konaklayınca, o da gelip Müslümanlara katılmıştı.

Ebu Süfyan kendisinin Abbas’a (r.a) götürülmesi için bağırıp çağırıyordu. Bu sırada Abbas (r.a) onun sesini tanıdı:
- Ebu Süfyan!
- Babam anam sana feda olsun! Burada neler oluyor? Bunlar kim?
- Yazıklar olsun sana ey Ebu Süfyan! Arkamdaki Resulullahtır (s.a.s) ve 10.000 kişilik karşı konulmaz bir ordunun başında size doğru geliyor. Vallahi, Kureyşi çok zor bir sabah bekliyor! Vay onların başına geleceklere!
- Babam, anam sana feda olsun! Buna bir çare var mı?
- Evet var.
- Ne yapmamı tavsiye edersin?
- Vallahi, Resulallah’tan (s.a.s) başkası tarafından ele geçirilirsen mutlaka öldürülürsün! Haydi katırımın arkasına bin de seni Onun yanına götüreyim. Kendisinden senin için bağışlanma dileyeyim.

Ebu Süfyan, Hz.Abbas’ın (r.a) teklifini kabul etti. O da onu nöbetçilerin elinden kurtararak Hz.Peygamber’in (s.a.s) çadırına götürdü. Geç vakitlere kadar Hz.Peygamber’in (s.a.s) yanında kaldılar. Hz.Peygamber (s.a.s), onlara İslam’ı anlattı. Ebu Süfyan’ın yanındaki iki arkadaşı hemen şehadet getirip Müslüman oldular. Ebu Süfyan ise düşünmek için zaman istedi.

Ebu Süfyan geceyi, Hz.Abbas’ın (r.a) yanında geçirdi. Sabah ezanı ile birlikte onlar da kalktılar. Müslümanlar sabah namazı için hazırlık yapıyorlardı. Müslümanların Hz.Peygamber’e (s.a.s) karşı olan tutum ve davranışlarını görünce Ebu Süfyan şaşkınlığını gizleyemedi:
- Ey Abbas! Ben şimdiye kadar ne İran kralında ne de Rumların hükümdarında hakimiyet ve saltanatın böylesini görmüş değilim!
- Bu saltanat değil, peygamberliktir! Yazıklar olsun sana! Sen de Ona iman etsene!

Namaza başlama tekbiri alındı ve Müslümanlar, Hz.Peygamber’in (s.a.s) arkasında sabah namazını kıldılar. Hz.Abbas (r.a), namazın bitiminde Ebu Süfyan’ı alarak Hz.Peygamber’in (s.a.s) yanına götürdü. Hz.Peygamber (s.a.s) onu görünce,
- Ey Ebu Süfyan! Allah’tan başka ilah bulunmadığını öğrenme zamanı daha gelmedi mi? Yazıklar olsun sana! Ben size dünyayı da, ahireti de sağlayacak bir din getirdim. Müslüman olun da kurtuluşa erin!
- Vallahi, sanırım ki Allah’tan başka tanrı olmasa gerek. Çünkü Sen Ondan yardım diledin, ben de benimkilerden yardım diledim. Ne zaman seninle karşılaştımsa, Senin bana galip geldiğini görüyorum. Benim ilahım hak olsaydı, ben Sana galip gelirdim.
- Yazıklar olsu sana ey Ebu Süfyan! Benim Allah’ın peygamberi olduğumu öğrenme zamanı daha gelmedi mi?
- Babam anam sana feda olsun! Yumuşak huylulukta, şereflilikte ve akraba haklarını gözetmekte Senden daha üstünü yoktur! Senin peygamber oluşuna gelince, bu konuda içimde hala biraz şüphe var.
Hz.Abbas (r.a) :
- Yazıklar olsun sana! Boynun vurulmadan önce Müslüman ol!
Bunun üzerine Ebu Süfyan şehadet getirdi ve Müslüman olduğunu söyledi.

Hz.Abbas (r.a):
- Ya Resulallah! (s.a.s) Ebu Süfyan, Kureyş’in ileri gelenidir. Ona övüneceği bir şey lütfetsen olmaz mı?
- Olur! Kim Ebu Süfyan’ın evine girerse güvendedir!
Ebu Süfyan:
- Benim evime mi?
- Evet!
- Benim evimin genişliği ne kadar ki?
- Kim Kabe’ye girer ve sığınırsa o da güvendedir!
- Kabenin genişliği ne kadar ki?
- Kim kapısını kapatır ve evinde oturursa o da güvendedir. Kim silahını elinden bırakırsa o da güvendedir!
- İşte bu genişliktir!
Hz.Abbas (r.a), Ebu Süfyan’ı (r.a) katırının arkasına alarak vadinin dar yerine götürdü. İslam ordusunun Mekke’ye doğru ilerleyişini beraberce seyretmeye başladılar. Kabileler, başlarında kumandanları olduğu halde bayraklarını çekerek Mekke’ye doğru ilerlemeye başladılar. Her kabilenin geçişinde Ebu Süfyan (r.a),
- Muhammed daha geçmedi mi?
diye soruyor ve geçenler hakkında bilgi alıyordu. Ardından da,
- Bunların burada ne işi var? Benim onlarla bir kavgam yok ki!
demekten kendini alamıyordu. Sonunda Hz.Peygamber’in (s.a.s) alayı uzaktan göründü. Hepsi de zırhlara bürünmüştü. Gözlerinden başka yerleri görünmüyor, atlarının ayaklarından çıkan tozlar ortalığı karartıyordu. Hz.Peygamber (s.a.s) de içlerindeydi. Ebu Süfyan (r.a), benzerini görmediği bu alayı geçerken görünce,
- Bunlar kim ey Abbas! Kapkara taşlık bir alanı andırıyorlar!
- Bu Resulullah (s.a.s)’tır. Muhacir ve Ensar arasında bulunuyor.
- Ben İran kralının ve Rum hükümdarının saltanatını gördüm. Fakat kardeşinin oğlundaki saltanatın benzerini görmedim. Bunlara hiç kimse güç yetiremez. Vallahi, kardeşinin oğlunun saltanatı pek büyük!
- Ey Ebu Süfyan! Bu saltanat değil, peygamberliktir.
- Evet, biliyorum!

Kureyş Teslim Oluyor


Kumandanlara, kendileriyle çarpışılmadığı sürece hiç kimse ile çarpışmamaları emri verildi. Ebu Süfyan (r.a) da Mekke’dekileri uyarmak üzere önden gönderildi.

Ebu Süfyan (r.a), Mekke’ye ulaştığı zaman Kabe’nin yanına gitti. Kureyşliler toplanmış, vereceği haberleri bekliyorlardı. Ebu Süfyan:
- Ey Kureyş topluluğu! Muhammed, karşısında dayanamayacağınız kadar büyük bir kuvvet ile yanınıza gelmiş bulunuyor. Müslüman olun da selamet bulun!
diye bağırmaya başladı. Kureyşliler:
- Sus! Senin gibi kötü elçilik yapanı Allah iyilikten uzaklaştırsın!
dediler. Hanımı Hind, Ebu Süfyan’ın (r.a) yanına gelerek sakalını tuttu:
- Şu hayırsız adamı, şu alçağı öldürün! Çünkü O dininden dönmüş. Allah Seni hayırdan uzak etsin! Yemin ederim ki, ya sen de Müslüman olursun ya da boynun vurulur! Hemen evine gir!
Bunun üzerine Hind, Ebu Süfyan’ın (r.a) sakalını bıraktı. Sonra müşriklere dönerek:
- Yazıklar olsun size! Bu davranışlarınızla kendinizi aldatmayın! O, karşı koyamayacağınız bir ordu ile başucunuza gelmiş bulunuyor. Ben sizin görmediklerinizi gördüm ki, onlara hiç kimsenin gücü yetmez. Kim Ebu Süfyan’ın evine girer ve sığınırsa emniyettedir. Kim Kabe’ye sığınırsa emniyettedir. Kim de kapısını kapatırsa o da emniyettedir.
Herkes evlerine dağıldı.

Hz.Peygamber’in (s.a.s) Mekke’ye Girişi

Hz.Peygamber (s.a.s), Ramazan ayının on üçünde, güneş doğmadan önce devesine bindi. Başına siyah bir sarık sarmıştı. Ayrılışından 8 yıl sonra büyük bir zafer ve ihtişamla yurduna geri dönüyordu. Fakat muzaffer bir komutan edasıyla değil büyük bir tevazu içinde... Mekke’ye yaklaştığında başını öne doğru eğdi. Hatta o derece eğilmişti ki, sakalının ucu devesinin eğerine değiyordu. Ve ağzından da şu sözler dökülüyordu:
- Ey Allah’ım! Hayat, ancak ahiret hayatıdır.
Sonunda, Müslümanlarla birlikte Kabe’ye vardı. Ziyaretin gereklerini yerine getirdikten sonra Sefa tepesine çıktı ve verdiği nimetlerden dolayı Allah’a şükür ve duada bulundu.

Medinelilerin Uyarılması


Hz.Peygamber (s.a.s), Sefa tepesinde dua ederken, Medineli Müslümanlardan bazıları aralarında konuşmaya başlamışlardı:
- Allah (c.c) , Resulüne yurdunun fethini nasip etti. Artık bizim yanımızdan ayrılır da Mekke’de oturur mu?
Bazıları da Mekke’dekilerin canlarına ve mallarına dokunulmamasından dolayı,
- Adamın kavmine karşı acıması ve yurduna karşı özlemi tuttu!
diye aralarında konuştular. Hz.Peygamber (s.a.s), duasını bitirdikten sonra onların yanına geldi:
- Ne konuşuyordunuz?
- Bir şey yok, ya Resulallah! (s.a.s)
Sorusunu birkaç kez tekrarladı ama cevap alamadı. O sırada kendisini bir hal bürüdü. Biraz sonra kafasını kaldırdı:
- Ey Ensar topluluğu! “Adamın kavmine karşı acıması ve yurduna karşı özlemi tuttu!” diye aranızda konuştunuz değil mi?
- Evet ya Resulallah! (s.a.s) Böyle söylemiştik.
- Dikkatli olun! Beni anacağınız bir ismim yokmuydu da benden “adam” diye bahsettiniz? Ben Allah’ın kulu ve peygamberi Muhammed’im. Ben Allah’a ve size hicret ettim. Benim hayatım sizin hayatınızladır. Ölümüm de sizin ölümünüzledir. Söylediklerinizden Allah’a sığınırım!
Medineliler ağlaşarak etrafına toplandılar:
- Vallahi biz, o söylediklerimizi ancak, Allah’a ve peygamberine olan bağlılığımızdan ve düşkünlüğümüzden, sana kıyamadığımızdan dolayı söylemiştik.
Şüphesiz bu sözün doğruluğunu hem Allah hem de peygamberi doğrular ve sizi mazur sayar.

1 ocak 630, ebu süfyanın müslüman oluşu, hudeybiye antlaşması, hz muhammedin hayatı, hz. muhammed, islam tarihi, kâbe, mekke'nin fethi, putların yıkılması, resimli mesajlar, siyeri nebi,

Mekke’de İlk Yemek

Hz.Peygamber’in (s.a.s) saçı ve sakalı çok tozlanmıştı. Öğle vaktine doğru, amcası Ebu Talib’in kızı Ümmühani’nin evine gitti. Yıkanarak temizlendi ve bir miktar namaz kıldı. Sonra Ümmühani’ye sordu:
- Yanında, yiyecek bir şeyler var mı?
- Kuru ekmek kırıntılarından başka bir şey yok. Onu da Size sunmaya utanırım.
- Onları suyun içine ufala! Biraz da tuz getir!
- Yanında katık yapacak bir şey varmı?
- Ya Resulullah (s.a.s)! Sirkeden başka bir şey yok!
- Onu da getir!
Getirilenleri yemeğin üzerine döküp yedikten sonra,
- Ey Ümmühani! Sirke ne güzel katıktır! İçinde sirke bulunan ev yoksul olmaz.
buyurdu.

Ebu Süfyan’ın Gerçekten Müslüman Olması


Mekke’nin eski lideri Ebu Süfyan, Kabe’nin yanında oturuyordu. Hz.Peygamber’in (s.a.s) Müslümanlardan bazılarıyla önünden geçtiğini görünce,
- Askerlerimi toplayıp da yeniden şunlarla savaşsam mı?
diye içinden düşünmeye başladı. Hz.Peygamber (s.a.s) gelip baş ucuna dikildi ve sırtına eliyle vurarak,
- O zaman da Allah seni yine hor ve düşkün eder!
buyurdu. Ebu Süfyan, Hz.Peygamber’in (s.a.s) baş ucunda dikildiğini görünce:
- Şu ana kadar Senin gerçekten peygamber olduğuna inanmamıştım. İçimden geçirdiklerimden dolayı Allah’tan af ve bağışlanma diliyorum!
diyerek pişmanlığını dile getirdi.

Fadale’nin Müslüman Olması


Benzer bir olayı da Fadale bin Umeyr anlatıyor:
Hz.Peygamber (s.a.s), Kabe’yi tavaf ederken, Fadale, öldürmek maksadıyla yaklaşıyordu ki, Hz.Peygamber (s.a.s) ona doğru geldi:
- Sen Fadale misin?
- Evet, ben Fadale’yim.
- İçinden ne geçiriyordun?
- Hiçbir şey! Sadece Allah’ı zikrediyordum.
Hz.Peygamber (s.a.s) güldü:
- Allah’tan af ve bağışlanma dile!
buyurdu. Sonra elini Fadale’nin göğsüne koydu.

Fadale diyor ki:
Vallahi, göğsümden elini kaldırdığı zaman, Allah’ın yaratıkları arasında bana Ondan daha sevimli olan yoktu!

Putların Yıkılması

Kabe’nin çevresinde, kendilerine tapılan 360 kadar put bulunuyordu. Bunlar Arap kabileleri tarafından zaman zaman ziyaret edilir ve kendileri için kurban kesilirdi. Hz.Peygamber (s.a.s) elindeki asasıyla putlara birer birer dokunmaya başladı. Bu sarada da,
- Hak geldi, batıl yok olup gitti. Yok olan, ne bir şey var edebilir ne de diriltebilir.
buyuruyor, putlar da birer birer yüz üstü ya da arka üstü düşüyorlardı. Kabe’nin çevresinde yıkılmadık put kalmadı. Bilal (r.a), Kabe’nin üzerine çıkarak öğle ezanı okudu. Namaz kılındıktan sonra, Hz.Peygamber’in (s.a.s) emri üzerine yıkılan tüm putlar bir araya toplanarak ateşe verildi.

Mekkelilere Hitap

Hz.Peygamber (s.a.s), Kabe’nin önünde durdu. Üç kere tekbir getirdikten sonra halka hitab etti:
- Bütün övgüler Allah’a (c.c) yaraşır! Ondan başka ilah yoktur! Yalnız O vardır, eşi ve ortağı yoktur!
O va’dini yerine getirdi, kuluna yardım etti. Düşmanları bozguna uğrattı.
İyi bilin ki, cahiliye çağına ait olup, övünme meselesi edilenler, kan davaları bugün, şu ayaklarımın altındadır.
...
Ey Kureyş! Muhakkak ki, Allah (c.c) cahiliyet gururunu, soy ile övünüp büyüklenmeyi sizden kaldırmıştır. Bütün insanlar Adem’den (a.s), Adem (a.s) de topraktan yaratılmıştır. İnsanlar iki sınıftır: Bir kısmı iman eder ve günahlardan kaçınır. Allah (c.c) katında değerli ve şereflidir. Diğer kısmı ise azgındır. Allah (c.c) katında da değersiz ve şerefsizdir.
Ey Kureyş! Ey Mekkeliler! Ne dersiniz? Şimdi hakkınızda ne yapacağımı düşünüyorsunuz?
- Sen kerem ve iyilik sahibi bir kardeşsin. Kerem ve iyilik sahibi bir kardeşin oğlusun. Gücün yetti, iyi davran!
- Benim halimle sizin haliniz, Yusuf (a.s)’ın kardeşlerine dediği gibi olacaktır. Onun dediği gibi ben de,
(Yûsuf da:) "Bugün size, (o yaptığınızdan dolayı) hiçbir kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir" dedi.
12/92
diyorum. Gidiniz! Serbestsiniz!

Hz.Peygamber (s.a.s) Kendisini Nasıl Tanıtıyor?
Fetih günü Hz.Peygamber’in (s.a.s) yanına bir adam geldi. Kendisiyle konuşmak istiyordu ama konuşurken heyecandan kendisini bir titreme tuttu. Bunu gören Hz.Peygamber (s.a.s):
- Sakin ol! Ben hükümdar değilim! Güneşte kurutulmuş et parçalarını yiyerek yaşayan Kureyşlilerden bir kadının oğluyum.
buyurdu.

Nereden Nereye?

Rebia bin Abbad anlatıyor:
Mekke’nin fethinden sonraki günlerde babamla birlikte Mekke’ye gitmiştik. Resulallah’ı (s.a.s) görünce hemen tanıdım. Çocukluk çağımda Onu Zülmecaz panayırında ilk defa görüşüm aklıma geldi.
- Ey İnsanlar! ‘La ilahe illallah’ deyin de kurtulun!
diyerek halkı İslam’a davet ediyor, halk ise Ondan yüz çeviriyor ve konuşmuyordu. Yalnız amcası Ebu Leheb,
- Bu dininden dönmüş bir yalancıdır! Sakın sizi atalarınızın dininden döndürmesin!
diyerek arkasından dolaşıyordu. Fakat o yinede “ ‘La ilahe illallah’ deyin de kurtulun!” demekten geri durmuyordu.

Mekke’de İslam’ın Işığı

Birkaç gün içinde Mekke halkının büyük çoğunluğu İslam’a girdi. Mekke putlardan temizlenmiş, İslam’ın ışığıyla aydınlanmaya başlamıştı. Hz.Peygamber (s.a.s), Ramazan’ın bitmesine on gün kala , Mekke’nin çevresindeki bölgelerde bulunan putları da yıkıp kaldırmak üzere her tarafa askeri birlikler gönderdi.

1 ocak 630, hz. muhammed, islam tarihi, kâbe, mekke'nin fethi, resimli mesajlar, hudeybiye antlaşması, ebu süfyanın müslüman oluşu, putların yıkılması, hz muhammedin hayatı, siyeri nebi

MEVLİD KANDİLİ MESAJI

27 Ekim 2020 Salı / No Comments
gül kokulu mesajlar, en güzel kandil mesajları, mevlit kandili, kandil kutlama, kandiliniz mübarek olsun,  mevlid kandili mesajları, resimli mesajlar, resimli kandil mesajları

MEVLİD KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN
en güzel kandil mesajları, gül kokulu mesajlar, kandil kutlama, kandiliniz mübarek olsun, mevlid kandili mesajları, mevlit kandili, resimli kandil mesajları, resimli mesajlar, 
*
MEVLİD KANDİLİ MESAJLARI

Bu gece nur inmiş kalplere bir gül verilmiş tüm sevenlere işte bu sevenlerin duası semalarda buluşmuş bu gece dualarda buluşalım. Hayırlı Kandiller.
*
Allah hepimize Efendimiz'in (sas) şefkatiyle dünyaya bakabilmeyi nasip etsin.Taşlanırken dahi merhamet etmişti. Mevlid Kandiliniz Mübarek Olsun.
*
Ne zaman ki iyiki'lerimiz keşke'lerimizden önde gider; O zaman hayatı yaşarız. Oysa çoğumuzu hayat yaşıyor. İyiki'lerle dolu bir yaşam dileğiyle iyi kandiller.
*
 Varlıgı ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez. Dualarinizin Rabbin yüce katina iletilmisine vesile olan Mevlüt kandiliniz mübarek olsun.
*
Allah'ın aşkıyla yan bu gece, Mevlana gibi dön bu gece, secdeye varıp huzura erince, şu fakiri de an bu gece. Hayırlı kandiller!
*
Allah'ın rahmeti, bereketi sizinle olsun, gönül güneşiniz hiç solmasın, yüzünüz aydın olsun, kabriniz nur dolsun, makamınız Firdevs, dualarınız kabul olsun. Kandiliniz kutlu olsun..
*
Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi kutlarım.
*
Gül sevginin tacıdır, her bahar bir gül taçlanır. O gül ki Muhammet"i hatırlatır. Onu hatırlayana gül koklatır. Gül kokulu sevgi dolu nice kandiller.
*
Güneşi yüreğinde gözleri ufuklarda muhabbet yolcuları arasında cennet hesabı yapmayan cennetlikler arasında olmanın duasıyla hayırlı kandiller.
*
Rabbimden çiçek istedik kırları verdi, ağaç istedik ormanları verdi, su istedik denizleri verdi, dost istedik bu numarayı verdi. Kandiliniz mübarek olsun.
*
Fani Dünyanın padişahı değilim. Gönül hırkalarını yamar giyerim. Dostlarla ağlar, dostlarla gülerim. Siz sevdiklerime, iyi kandiller dilerim.
*
Gecenin güzel yüzü yüreğine dokunsun, kabuslar senden uzakta, melekler başucunda olsun, güneş öyle bir gecede doğsun ki Duaların kabul, kandilin mübarek olsun.

en güzel kandil mesajları, gül kokulu mesajlar, kandil kutlama, kandiliniz mübarek olsun, mevlid kandili mesajları, mevlit kandili, resimli kandil mesajları, resimli mesajlar,

*
İslam'ın nurlu yüzü kalbine dolsun Makamınız cennet Hz. Muhammed komşunuz olsun Günlerinize mutluluk, gönlünüze saadet dolsun Kandiliniz mübarek olsun.
*
Bazen yenik düştük zamana, esiri olduk anlamsız koşturmaların ve fakat adını yüreğimize yazdığımız dostlarımızı hiç unutmadık. Kandiliniz mübarek olsun.
*
Kalpler vardır sevgiyi paylaşmak için, insanlar vardır dostluğu yaşatmak için kandiller vardır kutlamak ve af dilemek için. Kandiliniz mübarek olsun.
*
Her tomurcuk yeni bir gülün, her gül yeni bir baharın, her kandil yeni rahmetlerin habercisidir. Rahmet ve mağfiret dolu kandil geçirmenizi dileriz.
*
Gül bahçesine girenler gül olmasa da gül kokarlar, kainatın en güzel gülünün kokusu üzerinizde olsun. Kandiliniz mübarek olsun.
*

en güzel kandil mesajları, gül kokulu mesajlar, kandil kutlama, kandiliniz mübarek olsun, mevlid kandili mesajları, mevlit kandili, resimli kandil mesajları, resimli mesajlar,

*
Yağmurun toprağa hayat verdiği gibi dualarında hayat bulacağı bu gecede dua bahçesinde yeşeren fidan olmak dileğiyle kandiliniz mübarek olsun.
*
Semanın kapılarının sonuna kadar açılıp rahmetin sağanak sağanak yağdığı böyle bir gecede düşen damlaların seni sırılsıklam etmesi dileğiyle kandilin mübarek olsun.

gül kokulu mesajlar, en güzel kandil mesajları, mevlit kandili, kandil kutlama, kandiliniz mübarek olsun,  mevlid kandili mesajları, resimli mesajlar, resimli kandil mesajları 

MEVLİD KANDİLİNDE NE YAPILMALI?

/ No Comments
Sadece Mevlit Kandili'nde yapılması gereken özel ibadetler yoktur.
dini bilgiler, dini sözler, dualar, hangi ibadetler yapılmalı, mevlid, mevlid kandili, mevlid kandili mesajı, nasıl geçirmeli, ne yapılmalı, resimli mesajlar, 
İşte her kandil gecesinde yapılması gereken ibadetler:

dini bilgiler, dini sözler, dualar, hangi ibadetler yapılmalı, mevlid, mevlid kandili, mevlid kandili mesajı, nasıl geçirmeli, ne yapılmalı, resimli mesajlar,

1. Kur'ân–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur'ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullah'a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.

2. Peygamber Efendimiz (sas)'e salât ü selâmlar getirilmeli; O'nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.

3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.

4. Tefekkürde bulunulmalı; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah'ın benden istekleri nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.

5. Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı; ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı belirlenmeli.

6. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı.

7. Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı.

8. Mü'minlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı.
9. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli.

10. Kişi kendine ve diğer Mü'min kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli.

11. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.

12. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.

13. O gece ile ilgili âyetler, hadîsler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaaten okunmalı.

14. Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; va'z ü nasihat dinlenmeli; şiirler okunmalı; ilâhî ve ezgilerle gönüllerde ayrı bir dalgalanma oluşturmalı.

15. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı.

16. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakk'a niyazda bulunulmalı.

17. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.

18. Hayattaki manevî büyüklerimizin, üstadlarımızın, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefon, faks yahut e–mail çekerek tebrik edilmeli; duaları istenmeli.

19. Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı.
dini bilgiler, dini sözler, dualar, hangi ibadetler yapılmalı, mevlid, mevlid kandili, mevlid kandili mesajı, nasıl geçirmeli, ne yapılmalı, resimli mesajlar, 

MEVLİD KANDİLİ MESAJLARI

/ No Comments
hayırlı kandiller, kandil mesajı, kandil tebriği, mevlid, mevlid kandili, resimli mesajlar, resimli sözler, en güzel mevlid kandili mesajları 2017


MEVLİD KANDİLİNİZİ TEBRİK EDERİM
*
En Güzel Mevlid Kandili Mesajları

 Nuruyla alemimizi Şereflendiren Peygamber Efendimizin (s.a.s) Şefaatine nail olmanız dileğiyle. Mevlid Kandiliniz Mübarek Olsun.

Allah'a kulsun, zülmetler içinde parlayan nursun, senin gibi hakikatlı dostun, kandilin mübarek olsun.

Ey yüce peygamber senin hürmetine yaratıldı tüm alemler. Bizleri şefaatinden mahrum etme. Amin! Mevlid Kandiliniz Mübarek, dualarınız kabul olsun.

Bu mübarek günlerimizde mü-min kullara, özel ve vazgeçilmez dostlara ailecek dualarımızı ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Kandiliniz kutlu olsun.

Size karanfilin sadakatini, sümbülün bagliligini, meneksenin tevazusunu, lalenin gururunu, leylegin saadetini versek, bize de dua eder misiniz? Mevlit kandiliniz mübarek olsun.

Bugün kalbinize huzur, sofranıza bereket, üzerinize sıhhat serpilsin. Kandiliniz mübarek olsun.
Dua ve ibadetlerinizin kabul olması dileğiyle.. Mevlid Kandiliniz Mübarek Olsun.

Bir kucak sevgi, bir avuç dua, içten bir selam kapatır mesafeleri, birleştirir gönülleri. Eviniz huzur kalbiniz nur dolsun, mübarek kandiliniz kutlu olsun.

Bu gece peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa SAV 'in dünyaya şereflendirdiği gecedir O peygamber ki insanların sapıklıkta sınır tanımadığı, cehalette en üst seviyelere ulaştığı, küfür ve şirkin kölesi olduğu bir zamanda dünyaya şeref vermiş ve dünyaya ilahi bir nur, rahmani bir şifa olmuştur. Dularımız bu gece eksik olmasın, kalplerimiz imanla dolsun, kandiliniz mübarek olsun!

Hu diyelim dilde zikir yurekte şükür olsun. Hayy diyelim iman da aşk ihsan da vuslat olsun.. Mevlid Kandiliniz Mübarek Olsun..

Şeytan senden çok uzakta, melekler başucunda olsun, duaların kabul, kederlerin son bulsun. Kandilin mübarek olsun.

Bugün ellerini semaya gönlünü Mevlaya aç, bugün günahlardan olabildiğince kaç, bugün en gizli incilerini onun için saç çünkü bugün kandil, kandilin mübarek olsun.





hayırlı kandiller, kandil mesajı, kandil tebriği, mevlid, mevlid kandili, resimli mesajlar, resimli sözler, en güzel mevlid kandili mesajları 2017

İFTARA NEDİR?

22 Ekim 2020 Perşembe / No Comments
gök ehli, iftara, resimli mesajlar, resimli sözler, suç ve ceza, iftira nedir, iftiranın cezası nedir, islamda iftiranın yeri, ifk hadisesi, hz aişeye iftira olayı, iftiranın dindeki yeri, en çok kimin düşmanı vardır

İFTİRA 

Kötülük etmeyen temiz bir kimseye
iftirada bulunmak;
göklerden daha ağır bir suçtur.

*

İFTİRA NEDİR?

Sual: 

Yalan ve iftiranın dindeki yeri nedir?

CEVAP:

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

'Yalan söylemek ve iftira etmek haramdır, sakınmak lazımdır. Bu iki fenalık, her dinde de haram idi. Cezaları çok ağırdır.' (C.3, m.34)

'İftira büyük günahtır ve çok fenadır. Bunda yalan söylemek de vardır ki, yalan, her dinde haramdır. İftirada bir mümini incitmek de vardır ki, bu da, başkaca haramdır. Bunlardan başka, iftira etmek, yeryüzünde fesat çıkarmaya, ortalığı karıştırmaya sebep olur ki, bu da haramdır.' (C.3, m.41)

'Müslümanlara suizan, zulüm etmek, mallarını gasp etmek gibi ve haset, iftira ve yalan söylemek ve gıybet etmek gibi haramdır.' Hadika

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: 

"Bir kimse, bir mümin hakkında olmayan bir şey söylerse, iftiraya uğrayan kimse, onu affedinceye kadar, Allahü teâlâ onu Cehenneme sokar." Ebu Davud

"Bir müminde her haslet bulunabilir. Ancak hıyanet ve yalan bulunamaz." İbni Ebi Şeybe 

"Yalan, münafıklıktan bir kapıdır." İbni Adiy

En çok düşmanı olan kimdir? 

En çok düşmanı olan Allahü teâlâdır! 

Bir gün Musa aleyhisselam, insanların konuşmalarından bıkmış, "Ya Rabbi, n'olur bu insanlar benim hakkımda konuşmasın" diye dua etmiş. 

Allahü teâlâ buyurmuş ki:

"Ya Musa, senin istediğin o şeyi ben, kendim için bile yapmadım. Görmüyor musun, duymuyor musun, Benim hakkımda neler konuşuyorlar."

Peygamber efendimiz Allah’ın habibi idi, âlemlere rahmet idi. İnsanları Cennete davet için, Cehennemden sakındırmak için en acı sıkıntıları çekti. Ona akla hayale gelmeyecek iftiraları yaptılar, hâşâ, sihirbaz dediler, hâşâ, mecnun dediler, hâşâ, şair dediler, hâşâ, hanımı Âişe validemize iftira ettiler, çok eziyet ettiler, yollarına dikenler döşediler. Allah’ın Habibi ile savaştılar. Halbuki O rahmet-i ilahi idi, insanlar yanmasın diye adeta çırpınıyordu. 

"Bilmiyorlar, bilselerdi yapmazlardı" buyuruyordu. 

Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: 

"Bir kimse, bir mümin hakkında olmayan bir şey söylerse, iftiraya uğrayan kimse, onu affedinceye kadar, Allahü teâlâ onu Cehennemde bırakır." Ebu Davud

Kur'an-ı kerimde de mealen buyuruluyor ki: 

"Yalan söyleyenler, iftira edenler, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlardır. İşte onlar, yalancıların tâ kendileridir." Nahl 105

İkinci binin müceddidi, hadis-i şerifle müjdelenen imam-ı Rabbani hazretlerine yaptıkları eziyet diğer iftiraların yanı sıra ne dediler biliyor musunuz, Serhend cahili dediler, bu isimle de yazılar yazıp dağıttılar. 

Resulullahın vârislerinin istisnasız hepsi de aynı eziyet ve sıkıntılarla karşılaşmışlar, çeşitli iftiralara maruz kalmışlardır. Hatta ibni Âbidin hazretleri, hocası Mevlana Halid-i Bağdadi hazretlerine yapılan iftiralara dayanamayıp, iftiracılara ve onlara inananlara bir reddiye risalesi yazdı. Bu risaleye de Sell-ül-Hüsâmü'l-Hindi li-Nusreti Mevlana Şeyh Halid Nakşibendi ismini verdi.

İmam-ı Gazali hazretleri de iftiralara maruz kalan büyüklerdendir. Felsefeciler ve bid’at ehli olanlar hâlâ bu büyük imama iftiralarına devam etmektedirler. 

Kim Muhammed aleyhisselama çok benzerse o derece, bu sıkıntılar, bu iftiralar başına gelir. Bunlar, bu yolun şanındandır. Eden kendine eder. Allahü teâlâ kimi azaba atmak isterse büyüklerin üstüne salar, yani o insanlar büyüklere dil uzatır. Yaradılışında said olanlar kesinlikle büyüklere dil uzatmazlar. Başka günahları olabilir ama büyüklere dil uzatmazlar.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: 

Şeyh-ul-islam Abdüllah-i Ensâri Hirevi, "Ya Rabbi! Dostlarını öyle yaptın ki, onları tanıyan sana kavuşuyor ve sana kavuşmayan, onları tanımıyor" buyuruyor. Bu büyüklere düşmanlık etmek, sonsuz ölüme sürükleyen bir zehirdir. Onları incitmek, sonsuz felaketlere sebep olur. Allahü teâlâ bu belaya düşmekten korusun! Şeyh-ul-islam yine buyurdu ki, "Ya Rabbi, her kimi felakete düşürmek istersen, onu bizim üzerimize atarsın." (m.106)

Peygamberlerden başka herkes günah işler. Allahü teâlâ sevdiği kullarının günahlarının cezasını ahirete bırakmaz. Çünkü günah suçtur. Karşılığı cezadır. 

Dünyada üç sıkıntı verir:

1- Hastalık verir. Sabrederse affeder. Sebeplere yapışmak ve geleni Allah’tan bilmek lazımdır. Ve ne maksatla geldiğini bilerek şükretmeli.

2- Günahların affı için ikinci yol maddi sıkıntıdır. Borçlu olmaktır. Borçlarını ödemek için çekilen sıkıntılardır. Bu da günahların affına sebeptir.

3- İnsanların yalan ve dedikodu ve iftiralarıyla haksız olarak iftiraya uğramaktır.

İftiranın Cezası:

Sual: Hazret-i Âişe validemize iftira yapılınca, âyet-i kerime inmişti. Bu âyet-i kerimeye göre iftira edenler cezalandırıldı mı?

CEVAP:

Evet, iki erkekle bir kadına kazf haddi yapıldı. Ebu Davud

Kazf haddi: Kazf, fırlatmak, atmak demektir. İslamiyet’te muhsan olan [evli olan namuslu] erkek veya kadına zina lafı atmak olup, büyük günahtır. Kazf edilen kimsenin istemesiyle, kazf edene had vurulur.

Sabır nedir? sayfamız için tıklayınız...
Yalan nedir? sayfamız için tıklayınız...

gök ehli, iftara, resimli mesajlar, resimli sözler, suç ve ceza, iftira nedir, iftiranın cezası nedir, islamda iftiranın yeri, ifk hadisesi, hz aişeye iftira olayı, iftiranın dindeki yeri, en çok kimin düşmanı vardır

ÇERKES ATASÖZLERİ

23 Eylül 2020 Çarşamba / No Comments
atasözü, çerkezler, kafkas, kafkas kartalı, resimli mesajlar, resimli sözler,  çerkez atasözleri, atasözü çerkez,
kafkas,çerkesler,resimli mesajlar,resimli sözler,kafkas kartalı,atasözü,çerkes atasözleri,atasözü çerkes,şeyh şamil,hacı murat,atasözleri
Seni evinin avlusuna kadar
uğurlamayanın, evine gitme...

*

ÇERKEZ ATASÖZLERİ


* Aklı olmayan fakirdir. 
* Akıllı kişiyi sırtında taşısan dahi yük gelmez.
* Akıl malın en kıymetlisidir. 
* Ağızdan çıkan söz namludan çıkan kurşun gibidir. 
* Atın başı geçtikten sonra kuyruğundan yakalamağa kalkma. 
* Atı kaybolanın kulağından at sesi gitmez. 
* Açlık korkağıda yiğit yapar. 
* Aslanı terbiye ederler,kaplanı uslandırırlar. 
* Atına binince düşman,inince dost gibi davran.
* Atına dostun gibi bak, düşmanın gibi bin.
* Az çoğun aracısıdır.

B

* Biçmesini bilmeyenin orağı kördür.
* Başlanmış işi olmayanın bitmiş işi olmaz.
* Bilmediğini söyleme,söylediğini inkar etme.
* Bir kere tökezleyen şaşı,iki kere tökezleyen kördür.
* Belayı arayıp takılma,sana takılmışsa korkma.
* Beşiği yapılıp mezarı kazılmayan yoktur.
* Bir kıvılcım bütün köyü yakar.
* Birlik olan sürü için kurt korkulacak şey değildir.

C

* Candan önce onur gelir.

Ç

* Çoban kötü olursa koyunları kuzgun dahi götürür.
* Çığ'ı bir küçük serçe harekete geçirir.
* Çağırana, seni öldürecek isede git.
* Çerkeslerin en fakiri dahi konuk sahibidir.

D

* Dil safradan acı,baldan tatlı,kılıçtan da keskindir.
* Delinin bey'i olmaktansa akıllının kölesi olmak daha iyidir
* Deli bile konuşuncaya kadar akıllı zannedilir.
* Deriyi yüzsende gönüldekini alamazsın.
* Düşünüp konuş, bakınıp otur.

E

* Ecel insanın koynunda yatar.
* Ecel ne acele eder, nede gecikir.
* Eceli arama. O seni bulur.
* Eski dostunla yaptığın gizli işi yeni dostuna güvenip söyleme.
* Eski yolu ve eski dostu terketme.
* Evinde kendini eğit,topluma öyle gir.
* Evinin avlu kapısına kadar seni geçirmeyenin evine gitme.
* Evsahibi misafirin hizmetkarıdır.
* Eşek köpege ot vermiş köpek eşege et ikiside aç kalmiş.

F

* Fakirin dünyası sonbahar gibidir.

G

* Gönül yaşlanmaz.
* Geçmişi olmayanın geleceği de yoktur.
* Genç geleceği ümid ederek yaşlanır,yaşlı geçmişi hayal ederek ölür.
* Gözün beğendiğini kalp de beğenir.
* Günde bir kere babasının huyu oğlunda görülür.
* Güzel söylersen güzel cevap alırsın.
* Güzel; iyi olandır.
* Güzeli güzelleştiren huyudur.

H

* Hediye değil,sevgi değerlidir.
* Hiç kimse dünyadan usanarak ölmez.

İ

* İp uzunsa,söz kısaysa makbuldür.
* İlim ile sanatın fazlası olmaz.
* İhtiyar kimse çocuk gibidir.
* İyi at iyi arkadaş gibidir.
* İyi gördüğünü söyler,kötü verdiğini.
* İyi komşu kardeş sayılır.
* İyi komşu uzaktaki akrabadan öncedir.
* İyi yaşlı olmayan yerde iyi genç olmaz.
* İyilik kötülüğü öldürür.
* İyiyi bilmiyorsan değerli olanı seç.

K

* Konuşana değil bilene bak.
* Kuşu yükselten kanat,İnsanı yükselten akıldır.
* Kitap ilmin anahtarıdır.
* Kibirlenmek deli işidir.
* Kadından utanmayanda yüz yoktur.
* Kadının el mahareti aklını gösterir.
* Kadının olduğu yerde kılıç çekilmez.
* Kafa bomboşsa ayağa yazık olur.
* Kalbinde iyilik olmayana iyilik gelmez.
* Kalp kalbe karşıdır.
* Kıskanç insan gizli düşmandır.
* Kısmet gelecek olursa yün iplik getirir,gidecek olursa demir zincir dahi tutamaz.
* Kıtlık akrabayı unutturur.
* Komşuya değer vermeyen kendini değersiz kılar.
* Kötü yoldaş kötü silah gibidir.
* Kötülük yapıp iyilik bekleme.

M

* Maharetle bilgi kardeştirler.
* Mezartaşı kaybolur, şarkı kaybolmaz.
* Misafir her şeyden önde gelir.

Ö

* Öküze iltifat et, at ile kavga...

S

* Sudaki sögüt,bedendeki kalp çürümez.
* Saadet misafir yolcudur. Gelir ve gider.
* Sevgi ateş değildir.Yandığında söndüremezsin.
* Sevgi kuvvetle alınamaz.
* Söylenmeyen şey duyulmaz.
* Su akacağı yolu kendi bulur.

Ş

* Şansı olmayanı, deve üstünde bile köpek ısırır.

U

* Utanması olanın nasibi de vardır.
* Utanması olmayandan daha kıymetsiz yoktur.

Ü

* Ümit atadan kalma mirastır.
* Ümit uzun ömürlüdür.

V

* Vakit altından daha değerlidir.
* Verene ver,vurana sende vur.
* Ver malını ellere, vur dibini yerlere...

Y

* Yanında iyilik bulunmazsa kuru güzellik bir şey ifade etmez.
* Yaşlımım sözü,gencin aklını yener.
* Yaşlısı olanın kuralları vardır.
* Yaşlısına saygısı olmayanın kendisinede saygısı yoktur.
* Yaşlıya iltifat et gence güvence ver.
* Yaz fıkaranın cennetidir.
* Yiyeceğini kötüleyen kişinin sofrasında yemek yeme.
* Yoldaşın korkaksa ayı ile boğuşma.
* Yüze karşı övgü arkadan yapılan yergi gibidir

Z

* Zora düşen, düşmanın da olsa yardım et!



atasözü, çerkezler, kafkas, kafkas kartalı, resimli mesajlar, resimli sözler,  çerkez atasözleri, atasözü çerkez, 

ANNE NEFESTİR

10 Eylül 2020 Perşembe / No Comments
allah, ana, anne, anne nefestir, çocuk, nefes, öksüz, resimli dualar, resimli mesajlar, yetim, anne sözleri ana sözleri, en güzel anne sözleri, en duygusal anne sözleri, anne sözleri kısa

Anne nefestir.
Allah kimseyi nefessiz bırakmasın...Amin

*
allah, ana, ana sözleri, anne, anne nefestir, anne sözleri, anne sözleri kısa, en duygusal anne sözleri, en güzel anne sözleri, nefes, öksüz, resimli dualar, resimli mesajlar, yetim, 
EN GÜZEL ANNE SÖZLERİ

Annesinin gönlünü kıran büyük günah işlemiş olur. Hz. Muhammed (s.a.v.)
*
Bazen anneliğin gücü doğa kanunlarını bile aşar. (Barbara Kingsolver)
*
En harika ses anne sesidir. (Johann Wolfgang Goethe)
*
Ana, hayatın ebediliğidir. (Emile Zola)
*
Anne kalbi, çocuğun okuludur. (Henry Ford)
*
Beni benden çok sevdiğine inandığım tek insan annem.
*
Anne olmak demek çocuğu uyuduktan sonra uymak demektir.
*
Paha biçilemeyen tek şey anne sevgisidir.
*
Kadına saygılı ol. Çünkü O insanoğlunun anasıdır.
*
Anne ile evladı arasında kopan tek bağ göbek bağıdır.
*
En yüce ve en derin sevgi anne sevgisidir.
*
Anneler belki her şeyi göremezler ama kalpleriyle duyalar.
*
Ana gibi yar olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz.
*
Bana dünyayı kucakla deseler, ben gidip anneme sarılırım.
*
Anneler birdir, herkes değerini bilmelidir.
*
Anneciğim sen benim her günümde yanımda oldun seni bazen kırıyorum ama sonra çok pişman oluyorum inanki dünyada en güzel kişi sensin canım annem.
*
Canım annem benim anam bitanem bu şarkı senin için canım annem herşeyim aşkım benim annem.
*
Kim ne derse desin ne olursa olsun seni sevmekten asla vazgeçmiyeceğim annem.
*
Anne hakkı ödenmez sevmeye Ömür yetmez bütün dünya benim olsa birtane annem etmez.
*
Canım annem seni kalbimden sevgimle seviyorum herkezin annesi güzeldir ama benimkisi özeldir.
*
Senden başka hiç kimseye ihtiyacım yok anneciğim.
*
Annecim, biriciğim Sonsuz sevgini, bitmez tükenmez sabrını ancak anne olunca anlayabileceğim herhalde Seçme şansım olsaydı yine senin annem olmanı istedim SENİ ÇOOK SEVİYORUM.
*
Canım annneciğim manzara ne güzel ama sen daha güzelsin her zaman güzel ve özelsin.
*
Dünyada bütün anneler kadınlar kızlar erkekler babalar çocuklar toplansa hiçbirisi annem kadar özel ve güzel asla olamaz.
*
Bugün annemle interneten yazıştım annem bana yazmış annesinin güzeli kara gulu çiçeği çok sevindim biliyormusunuz arkadaşlar ona ne desem diye düşündüm ve dedim canım benim.
*
Annemi ve Ailemi koru Allahım.
*
İki geçinmek iki kişinin kusursuz olmasıyla,değil,birbirlerinin kuusurlarını hoş görünmesiyle olur.
*
Benim bitanecik tatlı annem, senin çocuğun öldüğüm için her zaman gurur duydum. Ellerinden öperim.
*
Canım Güzel Annem dokundun her yer parlıyor sen benim herşeyimsin hayatımın anlamı en güzel insan seni seviyorum.
*
Annemizi he sevelim birgün elerini değilde toprağını opersiniz.
*
Annem senin sevgin dünyamı ışıtan tek güneştir. Hiç ışığın eksilmeyecek biliyorum. Varlığınla mutluyum.
*
Sınırsız bir sevgi, anlatılmaz bir sevgiyle beni seven annem, sana layık olmak için yaşıyorum.
*
Anneciğim benim, hüznümü sevince dönüştüren tek insansın. Anneler günü kutlu olsun bitanem.
*
Seni seven bir böcek elbet bir gün ölecek ölsede o böcek yine seni sevecek anammm.
*
Anneciğim benim, hüznümü sevince dönüştüren tek insansın. Bitanem!!!
*
Sen evimizin kraliçesi, başımızın tacisin.. en aziz varlığımız.
*
Bütün acılar üstüme yağınca sen bana açılan şemsiyesin annem.. Seni çok seviyorum.
*
Anneciğim, sen benim için, ıssız bir çöl ortasında bulduğum, kana kana içtiğim, sevgi selimsin. Seni Çok Seviyorum.


allah, ana, anne, anne nefestir, çocuk, nefes, öksüz, resimli dualar, resimli mesajlar, yetim, anne sözleri ana sözleri, en güzel anne sözleri, en duygusal anne sözleri, anne sözleri kısa

DUA KAPIYI ÇALMAKTIR

7 Eylül 2020 Pazartesi / No Comments
altın kase, anahtar, arz, arz etmek, arzuhal, binek, buluşmak, dil, dua, haddi aşmak, hali, ilanı aşk, kapıyı çalmak, mektup, niyaz, resimli mesajlar, umut, vav, yanık uçlu mektup, yanmak, dua nedir

DUA KAPIYI ÇALMAKTIR.

Dua kapı çalmaktır. Gerisi haddi aşmaktır.
Dua; olmazları olduran niyazdır.
Dua; açılmazları açtıran anahtardır.
Dua; aşılmazları aştıran binektir.
Dua; halin arz edilmesidir.
Dua; için dışa yansımasıdır.
Dua; kulun Rabb'ine arzuhalidir.
Dua; yanık uçlu mektuptur.
Dua; ilanı aşktır.
Dua; aşkın vav halidir.
Dua; kalpten geçenin altın kasede sunumudur.
Dua; umuttur, yanmaktır, haldir, dildir, aşktır, Yar ile buluşmadır... 

Rabbim dualarımızı dergahı izzetinde kabul ve makbul eylesin...Amin

altın kase, anahtar, arz, arz etmek, arzuhal, binek, buluşmak, dil, dua, haddi aşmak, hali, ilanı aşk, kapıyı çalmak, mektup, niyaz, resimli mesajlar, umut, vav, yanık uçlu mektup, yanmak, dua nedir

NİÇİN DUA EDERİZ?

25 Haziran 2020 Perşembe / No Comments
allah yeter, çare, çaresizlik, dua, hz mevlana, mevlananın mesajı, resimli mesajlar, yakarış, neden dua etmeliyiz, niçin dua ederiz, duanın gücü nedir, duanın önemi, allaha neden dua ederiz

DUANIN GÜCÜ

İnsan çaresiz değil, duasızdır. Hz. Mevlana

*

Dua etmenin önemi nedir, neden dua ederiz?

ALLAH’A NİÇİN DUA EDERİZ?

Allah bizlere birçok nimetler vermiştir. Bizler, verdiği bu nimetlere karşılık Allah’a şükretmeliyiz,verdiği nimetler sebebiyle onu anmalıyız.

Dua, insanın Allah katındaki değerini artırır. Ey Muhammed, de ki: Duanız olmasa Rabbim size niye değer versin. (Furkan, 77) ayeti bunu belirtmektedir.

Duaya neden ihtiyaç duyduğumuzu maddeler halinde açıklayabiliriz.

Allah’a yakın olmak, onun sevdiği ve razı olduğu bir kul olmak için dua ederiz.
Alah’ın verdiği nimetlere şükretmek için dua ederiz.
Kötülüklerden, bela ve afetlerden korunmak için dua ederiz.
İyi bir insan olmak, güzel ahlak ve davranışlara sahip olmak, doğru yoldan ayrılmamak için dua ederiz.
Dileklerimizi ve isteklerimizi gerçekleştirmesi için Allah’a dua ederiz.

Dua, istemek demektir. Aç bir kimsenin, iştihâlı olduğu bir zamanda yiyecek istemesi gibidir. Dua, Allahü teâlâya yalvararak murâdını istemektir. Allahu Teâlâ, dua eden Müslümanı çok sever. Dua etmeyene gadap eder. Dua mü’minin silâhıdır. Dinin temel direklerinden biridir. Hadis-i şerifte, “Dua müminin silahı, dinin de direğidir.” buyuruldu.

Dua, gelmiş olan dertleri, belâları giderir. Gelmemiş olanların da gelmelerine mâni olur.Çünkü, Peygamberimiz, “Dua belâyı önler.” buyurmuştur.

Duâ etmek, namaz, oruç gibi ibâdettir. Allahü teâlâ, “Bana ibâdet yapmak istemiyenleri, zelîl ve hakîr yapar, Cehenneme atarım” buyurdu. 

Allahü teâlâ, herşeyi sebep ile yaratmakta, ni’metlerini sebeplerin arkasından göndermektedir. 

Zararları, dertleri def için ve faydalı şeyleri vermek için de, dua etmeyi sebep yapmıştır. 

Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

“Dua, ibâdetin aslı ve özüdür. Allah katında duadan makbûl birşey yoktur. Dua yetmiş türlü kazayı önler. Ömrün bereketini artırır.”
“Kaza, ancak ve yalnız dua ile durdurulur.”

İmâm-ı Rabbânî hazretleri, “Dua, kazayı, belayı defeder” buyurdu.

Duanın yapılması mukadderata bağlıdır. Takdirde dua varsa elbette yapılır. Duanın belayı önlemesi kaza ve kaderdendir. 

Nitekim Peygamberimiz, “Kader, tedbir ile, sakınmakla değişmez. Fakat kabûl olan duâ, o belâ gelirken korur.” buyurmuştur.

Peygamber efendimiz, “Allaha Teâlâya günah işlemeyen dil ile dua edin!” buyurunca, böyle bir dilin nasıl bulunacağı soruldu. Bunun üzerine “Birbirinize dua edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir” buyurdu.
Duanın halis niyetle yapılması gerekir. Allahü Teâlâ, “Bana hâlis kalb ile dua ediniz! Böyle duaları kabûl ederim” buyurdu.

Dua şartlarına uygun yapılmalıdır. Peygamber Efendimiz, “Duanın kabul olması için iki şey gerekir. Duayı ihlas ile yapmalıdır. Yediği ve giydiği helaldan olmalıdır. Müminin odasında, haramdan bir iplik varsa, bu odada yaptığı dua kabul olmaz” buyurdu.

* Alah'ın verdiği nimetlere şükretmek için,

* Allah'ın bizi kötülüklerden, belalardan ve âfetlerden koruması için,

* Allah'ın bizden istediği gibi, güzel ahlak ve güzel davranışlara sahip bir müslüman olmak için

* Doğru yoldan (sırat-ı mustakim) ayrılmamak için,

* Allah'a daha yakın olmak, onun sevdiği bir kul olmak için,

* Allah'tan istediğimiz dilekleri gerçekleştirmesi için dua ederiz. 


allah yeter, çare, çaresizlik, dua, hz mevlana, mevlananın mesajı, resimli mesajlar, yakarış, neden dua etmeliyiz, niçin dua ederiz, duanın gücü nedir, duanın önemi, allaha neden dua ederiz

AFFETMEK, KONUŞMAK VE DEĞİŞİM

7 Haziran 2020 Pazar / No Comments
affetmek, beklemek, değiştirmek, imkanlarımız, kızgınlık, konuşmak, resimli mesajlar, susma sustukça sıra sana gelecek, susmak, nasıl davranmalı, nasıl olmalı,nne yapmalıyım,

NASIL OLMALI?

Kızgın olsanız da affedin.
Konuşma imkanınız varken susmayın.
Bir şeyi değiştirme imkanınız varsa beklemeyin.

*
affetmek, konuşmak, insan nasıl davranmalı, nasıl olmalı, ne yapmalıyım, resimli mesajlar, susma sustukça sıra sana gelecek,  ilham verici hikayeler, Martin Luther King, Papa John Paul II
Affetmek Üzerine 5 İlham Verici 

Affetmemek sağlıklı bir şey değildir. Bir başkasının size karşı hakaret veya hatasının yol açtığı acı ve öfkeden kendinizi uzaklaştırmak kolay olmaz. Ama bunu aşmalı ve ilerleyebilmek için affetmeyi öğrenmelisiniz. Affetmemek ve kin tutmak, gerginliğinizi artırır, strese yol açar ve ilişkilerinizi kötüleştirir.

Çoğu durumda, küçük meseleler nedeniyle büyük problemler ortaya çıkar ve birçoğu, iletişim problemlerinden kaynaklanır. Başka zamanlarda ise sorun çok daha ciddi olabilir. Her halükarda, diğer insan pişman olsa da olmasa da affetmek, kendiniz için yapabileceğiniz en iyi şeydir.

Affetmek özgürleştirir

Affetmek çok güçlü bir araçtır ama çoğu insan başkalarını affetmenin ne kadar özgürleştirici olduğunu bilemez. Affetmek, üzerinizden bir yük alır ve öfkenin ya da intikam arzusunun merhametine kalmanıza izin vermez. Böylece zihniniz özgürleşir ve daha düşünceli kesin kararlar verebilirsiniz.

Unutmak sayesinde durumun kontrolünü ele geçirebilirsiniz. Bu sayede güçsüz bir konumda değil gerçek anlamda güçlü bir konumda olursunuz: kendiniz üzerinde güç sahibi olursunuz.


Başkalarını affetmek için size ilham verecek düşünceler

Yine de kimi zaman affetmek için kendimizi zorlamamız gerekir. Güç durumlarda başkalarının sözlerine başvurmak faydalı olabilir.

Olan olmuştur artık

Geçmişi düşünüp durmayın. Olan olmuştur. Artık düzeltilemez,ne kadar uğraşırsanız uğraşın geçmişi değiştiremezsiniz. Kötü bir şey yapıldığında, hayatınızda ilerleyebilmek ve elinizden gelenleri onarabilmek için yapılacak tek şey affetmektir.

“Günahlar, düzeltilemez, yalnızca affedilebilir.” Ígor Stravinski

*

Bağışlayın ve bağışlanın

Yalnızca bizim başkalarını bağışlamamız gerektiğini düşünme hatasına düşmemeliyiz. Biz mükemmel değiliz, er ya da geç biz de başka birini kıracağız, yanlış bir şey yapacağız ya da başkalarının canını yakacağız. Başkasını affedemiyorsak, kendimizin bağışlanmasını bekleyemeyiz.

“Kendimizin de affedilmeye ihtiyacımız olduğunu hatırlayarak daima affetmeliyiz. Affetmemiz gerekenden çok daha fazla kez affedilmemiz gerekir çünkü.” Papa John Paul II

*

Ne olacak bilemezsiniz

Yukarıdaki alıntıya uygun olarak bu başlık meseleyi bir adım öteye götürür. Mesele yalnızca affedilmek için affetmekten ibaret değildir, başkalarıyla ilişkilerinizi kolaylaştırmak için de affetmek gerekir. Çünkü yolunuz üzerinde onlarla ne zaman karşılaşacağınızı veya onlara ne zaman ihtiyaç duyacağınızı bilemezsiniz.

“Hollywood’da düşmanlarınızı daima affetmeniz gerektiği söylenir çünkü onlarla ne zaman çalışmak zorunda kalacağınızı bilemezsiniz.” Lana Turner

*

Aşk ve affetme yan yanadır

Gerçek aşk affetmeyi bayrağı olarak kullanır. Tabiatı ne olursa olsun, ilişkiler kolay değildir. İlişki ne kadar yakınlık içeriyorsa, o kişiyi bağışlamanız o kadar kolaylaşır. Affetme yoksa, o ilişki son bulmaya mahkumdur. Seviyorsanız, affedersiniz.

“Affedemeyen kişi sevemez.” Martin Luther King

*

Affetmek kendinizi sevmektir

Affetmek kendinizi sevmek demektir. Öfke ve intikam arzusunun acısını, kin ve pişmanlıkla birlikte içinde taşıyan sizsiniz. Ama affettiğinizde bütün bu kötü duygular yok olur.

“Bize yanlış davrandığını düşündüğümüz bir kişiyi affetmeliyiz. Bunu hak ettikleri için değil, bu haksızlıklara karşılık vermeye devam etmeyecek kadar kendimizi sevdiğimiz için.” Miguel Ruiz

*

Unutmaksızın affetmek, affetmek değil boş vermektir

Çoğu kişi, “Affederim ama unutmam” der. Ama bu affetmek değildir, birlikte yaşamayı sağlamak için boş vermektir. Oysa affetmenin özü, size yapılan hatayı unutmaktır. Unutmazsanız, er ya da geç gücenme ve güvensizliğin hayaletleri tarafından saldırıya uğrarsınız.

Bunun tekrar yaşanmasını istemiyorsanız, ilişkinizde veya yaşamınızda değişiklikler yapın. Ama size karşı hata yapıldığında nefret ve kini aynı odaya kilitlemeyin, çünkü bunlar hiç ummadığınız anda odadan kaçabilirler.

Kaynak : aklinizikesfedin.com

affetmek, beklemek, değiştirmek, imkanlarımız, kızgınlık, konuşmak, resimli mesajlar, susma sustukça sıra sana gelecek, susmak, nasıl davranmalı, nasıl olmalı,nne yapmalıyım, 

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

5 Mart 2020 Perşembe / No Comments
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, erkek, eş, insan, insanoğlu, kadın, kadınlar günü ne zaman kutlanır, kadınlar günü neden kutlanır, kutlama mesajı, resimli mesajlar,

KADINLAR GÜNÜ NEDEN KUTLANIR?

Dünya Kadınlar Günü ya da Dünya Emekçi Kadınlar Günü her yıl 8 Mart'ta kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gündür. İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır.

8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı.

26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Internationaler Frauentag" (International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda (3. Enternasyonal Komünist Partiler Toplantısı) gerçekleşti. Adı da "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak belirlendi. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti. Birleşmiş Milletler'in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York'ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır.

Türkiye'de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı. "Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Kadınlar Günü" kutlanmaya devam ediliyor.

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ TARİHÇESİ

Her yıl 8 Mart tarihi "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak geçiyor. Uluslararası bir gün olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmıştır. Dünyada 1910’larda, Türkiye’de ise ilk kez 1921 yılında kutlanmaya başlanmıştır. Hem dünyada hem de ülkemizde kutlama olarak geçen bu özel tarihin “Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün” kökeni acı bir tarihe dayanıyor.

ABD'nin New York kentinde bir dokuma fabrikası... Çok ağır çalışma koşulları, çok uzun iş günleri ve buna karşın çok düşük ücretler. Koşulların her geçen gün daha da dayanılmaz hale gelmesi, kadın işçilerin artık tahammül sınırını zorlamaya başladı. Greve çıkma kararı alan kadınlar, taleplerini de açıkladılar: “Daha iyi koşullarda çalışmak, 10 saatlik iş günü, eşit işe, eşit ücret...” 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları talebiyle greve başladı. Bu sırada çıkan olaylar sırasında fabrika içinde şüpheli bir yangın başladı. 129 kadın, yangında hayatını kaybetti...

Takvimler 8 Mart 1857’yi gösteriyordu. İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı. . Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin , bu olayın ardından 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılmasını öneri olarak sundu ve öneri oy çoğunluğuyla kabul edildi. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 19 Mart 1911’de Almanya ve İsviçre’de anıldı. Anmaların 8 Mart olarak değiştirilmesine 1921'de Moskova'da düzenlenen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda karar verildi. ABD'de de ise 1960’lı yıllarda anılmaya başlandı. Birleşmiş Milletler, 66 yıl sonra 8 Mart'ın 'Dünya Kadınlar Günü' olarak kabul etti.

TÜRKİYE'DE 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ 

Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı. "Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Kadınlar Günü" kutlanmaya devam ediliyor.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, erkek, eş, insan, insanoğlu, kadın, kadınlar günü ne zaman kutlanır, kadınlar günü neden kutlanır, kutlama mesajı, resimli mesajlar,

8 MART KADINLAR GÜNÜ MESAJLARI

-8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde, Türk ve Dünya kadınlarına sağlık ve mutluluk dolu bir gelecek diliyorum.

-Acıyla yoğrulan, sabırla bilenen kadınlarımızın dünya kadınlar günü kutlu olsun.

-Hakkı ödenemeyecek olan kadınların 8 Mart kadınlar günü kutlu olsun.

-Bütün kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyor, eşitlik, özgürlük ve mutluluk dolu bir yaşam sürmelerini diliyorum.

-Can dostum biricik arkadaşım 8 Mart Dünya Kadınlar Günün kutlu olsun

-Analarımız, bacılarımız, hayatımızın yarısı hatta çok daha fazla değerlerimizi ifade eden kadınlarımızın Kadınlar Günü'nü kutluyorum.

-8 Mart Dünya Kadınlar Günü, saygıdeğer Türk ve Dünya kadınlarına sağlık ve mutluluk getirsin. Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun.

-Doğumdan ölüme kadar her hayatın her anında varlıklarını hissettiğimiz, bizi biz yapan değerli kadınlarımızın bu özel gününü yürekten kutlarım.

-Adam olmadan önce insan olabilmenin en temel unsurudur kadın. Çoğu zaman değil, her zaman her gözün nuru, hayatın can damarıdır. 8 Mart dünya kadınlar gününüz kutlu olsun

-Bütün dünya kadınlarına sağlık, mutluluk ve esenlik dolu günler diliyor, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum.

-Kadınlar İnsanlığın devamı için olmazsa olmazdır. En büyük dertlerin dertlisi, en büyük mutlulukların ardındaki kahramandır. Dünya Kadınlar Günü'nüz kutlu olsun.

-Analarımız, bacılarımız, hayatımızın yarısı hatta çok daha fazla değerlerimizi ifade eden kadınlarımızın Kadınlar Günü"nü kutluyorum.

-Kadın, doğası gereği zayıftır; ama acıya en çok o dayanır. Kadının direncini kıran tek şey; hayal ettiği kişinin boş çıkmasıdır. Hiçbir kadının hayali boşa çıkmasın Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun

-Tüm dünya, ülkemiz ve üyelerimiz arasında görev yapan kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

-Emek veren, acı çeken, özlem duyan, hakkını savunan tüm kadınların, 8 Mart Kadınlar Günü Kutlu Olsun

-Cumhuriyetimizin odak noktasında yer alan kadınlarımız, modern ve çağdaş günlere gelmemizde önemli görevler başarmışlardır. Kadınlar gününüz kutlu olsun.

-Her şeye değer senin sonsuz sevgin. Seni çok arıyorum. Çok özledim. Kadınlar günün kutlu olsun biricik meleğim...

-Cumhuriyet ile kazanılmış çağdaş haklar ve özgürlüklerle birlikte, yaşamın her alanında başarıyla yer almış kadınlarımızın kadınlar gününü kutluyorum.

-Kadınlar olmasaydı dünyadaki hiçbir şeyin önemi kalmazdı. En kıymetli varlık olan kadınların dünya kadınlar günü kutlu olsun.

-Senin sevgin dünyamı ısıtan tek güneştir. Hiç ışığın eksilmeyecek biliyorum. Kadınlar günün kutlu olsun sevgili anneciğim..

-8 Mart, dünyada kadınların eşitlik, kalkınma ve daha huzurlu yaşam özlemleri dile getirdikleri gündür. Kadınlarımızın bu anlamlı gününü yürekten kutluyorum.

 -Yüreğindeki sınırsız sevgi ve sabır için çok teşekkürler! Dünya Kadınlar Günün Kutlu Olsun.




8 Mart Dünya Kadınlar Günü, erkek, eş, insan, insanoğlu, kadın, kutlama mesajı, resimli mesajlar, kadınlar günü neden kutlanır, kadınlar günü ne zaman kutlanır