Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

Browsing Category "resimli sözler"

UMUDUNU ASLA KAYBETME!

10 Mart 2020 Salı / No Comments
 umut fakirin ekmeği, hayat iksiri, inanç sistemi, resimli sözler, umut ile ilgili atasözleri, ümit ile ilgili atasözleri, umut ile ilgili atasözleri ve manaları, umutlu sözler, ümit sözleri, ümitli sözler,

UMUT

Umut; fakirin ekmeği.
Umut; hayat iksiri.
Umut; geleceğe olan inanç.
Umutla başlayan her şey,
yeterince büyüktür.
Umudunu asla kaybetme...Acer
inanç sistemi, resimli sözler, umut fakirin ekmeği, umut ile ilgili atasözleri, umut ile ilgili atasözleri ve manaları, umutlu sözler, ümit ile ilgili atasözleri, ümit sözleri, ümitli sözler, 
*

Umut etmek, umutlanmak ile ilgili atasözleri ve anlamları.
*
Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar.
*
İşi bozulan kişi umutsuzluğa düşmemeli, Tanrı’nın onu daha iyi bir işe kavuşturacağına inanmalıdır.
*
Almadığın hayvanın kuyruğunu tutma.
*
Almayacağın bir şeye alacakmışsın gibi yakın ilgi gösterme, işinde çalıştırmayacağın kimseye çalıştıracakmışsın gibi umut verme.
*
Çiftçinin karnını yarmışlar, kırk tane “gelecek yıl” çıkmış.
*
Çiftçinin ürünü her yıl bir afete uğrar, o da hep gelecek yıla umut bağlar.
*
Evimiz bezden, ne umarsın bizden.
*
Kendisi yardıma muhtaç olandan yardım beklemek boşuna umutlanmaktır.
*
Gün doğmadan neler doğar.
*
Beklenmedik bir sırada umut verici durumlarla da karşılaşma imkânı vardır.
*
Ölme eşeğim, ölme (yaza yonca bitecek)
*
Umutsuz bir bekleyişi anlatmak için söylenen bir söz.
*
Çıkmadık canda umut var.
*
Elden gitti sandığımız bir şeyle ilgimiz büsbütün kesilmemişse gereken çabayı harcayarak onun elimizde kalmasını sağlayabileceğimizi umabiliriz.
*
Çıkmadık candan umut kesilmez.
*
Elden gitti sandığımız bir şeyle ilgimiz büsbütün kesilmemişse gereken çabayı harcayarak onun elimizde kalmasını sağlayabileceğimizi umabiliriz.
*
Umut, fakirin (garibin) ekmeğidir.
*
Yoksul kişi, hep yakında bolluğa, rahata kavuşma umudu içinde yaşar.


umut fakirin ekmeği, hayat iksiri, inanç sistemi, resimli sözler, umut ile ilgili atasözleri, ümit ile ilgili atasözleri, umut ile ilgili atasözleri ve manaları, umutlu sözler, ümit sözleri, ümitli sözler, 

ULUSLARARASI SAVAŞ HUKUKU

2 Mart 2020 Pazartesi / No Comments
çocuklar ölüyor, dogu guta, doğu guta, duma, halep, imdat, insanlık ölüyor, resimli mesajlar, resimli sözler, savaş hukuku, uluslararası savaş hukuku, savaş hukuku kuralları

SAVAŞ HUKUKU

"Sizi Rabbime şikayet edeceğim." 

Suriyeli Çocuk

*
çocuklar ölüyor, dogu guta, duma, halep, idlip, keşmir, doğu türkistan, resimli sözler, rusya, savaş hukuku, savaş hukuku kuralları, suriye savaşı, uluslararası savaş hukuku, yemen, 

ULUSLARARASI SAVAŞ HUKUKU

Savaş esnasında uyulması gereken kuralların bir uluslararası sözleşme vasıtası ile ilk kez ortaya konuluşu, 22 Ağustos 1864 tarihinde 16 Avrupalı devlet arasında imzalanan “Kara Savaşlarında Yaralı ve Hasta Askerlerin Durumunun İyileştirilmesine Dair Sözleşme” ile olmuş, daha kapsamlı sözleşmeler 1899 ve 1907 yıllarında La Hey de yapılmıştır. Savaş hukukuna ilişkin en kapsamlı sözleşmeler 1949 yılında Cenevre’de imzalanmış ve günümüzde hemen bütün ülkeler sözleşmelere taraf olmuşlardır.

Bu kuralları ihlal edenlerin yargılanması için bir uluslararası mahkeme kurulması fikri ilk defa, 1864 yılındaki sözleşmenin yapılışına öncülük etmiş İsviçreli hümanist Gustav Moynier tarafından 1870’li yılların başında ortaya atılmıştır. Savaş hukuku kurallarını ihlal edenlerin kendi ulusal mahkemelerince yargılanması hukuken mümkün ve yukarıda bahsedilen sözleşmeler gereği zorunlu iken, bir uluslararası mahkemeye olan ihtiyacın her donemde hissedilmesinin temel bir gerekçesi bulunmaktaydı. Devletler savaş kurallarını ihlal eden kendi askerlerini veya üst düzey liderlerini ya hiç yargılamamakta, ya da göstermelik bir şekilde yargılamaktaydılar. Bu temel gerekçe ile, 1919 yılında Birinci Dünya Savaşı sonrasında imzalanan Versailles Antlaşması, Alman imparatoru Kaiser II. Wilhelm ve diğer Alman savaş suçlularının yargılanmasını öngörmüşse de, bu hükümler uygulamaya konulamamıştır.

İkinci Dünya Savaşı’nı takiben önemli Alman ve Japon savaş suçlularını yargılamak için geçici nitelikli de olsalar Nüremberg ve Tokyo mahkemeleri kurulmuş ve her iki ülkenin önde gelen savaş liderleri yargılanmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nı takip eden yıllarda, 9 Aralık 1948 tarihinde imzalanan Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme ile birlikte BM Genel Kurulu, Uluslararası Hukuk Komisyonu’ndan (UHK) bu türden suçları işleyenlerin yargılanması için bir uluslararası mahkeme kurulması imkânını araştırmasını istemiştir. Her ne kadar UHK bu tür bir mahkeme kurulmasını mümkün görüp 1951 ve 1953 yıllarında kurucu antlaşma taslakları hazırlamışsa da, özellikle soğuk savaş döneminin yarattığı gergin ortamda mahkemenin kurulması yeterli destek bulamayıp ertelenmiştir. Gerekçe olarak ise, “saldırı suçu” nun tanımının henüz yapılamamış olması gösterilmiştir.

Soğuk Savaş sonrası dönemde, 1990’lı yılların başlarında hem eski Yugoslavya’da hem de Ruanda’da işlenen savaş suçlarının faillerini yargılamak için BM Güvenlik Konseyi tarafından ayrı ayrı geçici iki uluslararası ceza mahkemesi kurulmuş, hem yeni dönemin hem de bu mahkemelerin yarattığı etki ile sürekli bir uluslararası ceza mahkemesi kurulması çalışmaları 1994 yılında yeniden başlatılmıştır. Çalışmalar sonucunda, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni kuran antlaşma 15 Haziran-17 Temmuz 1998 tarihleri arasında, 160 devletin katıldığı ve Roma’da yapılan devletlerarası bir konferans sonucunda 17 Temmuz 1998 tarihinde Roma da 120 devlet tarafından imzalanmıştır. Aralarında ABD, İsrail, Çin, Irak ve Katar’ın da bulunduğu 7 devlet Konferans’ta karşı oy kullanırken 21 devlet çekimser oy kullanmıştır. Mahkemenin kurucu antlaşması 1 Temmuz 2002’de yürürlüğe girmiş, yargıçları 3-7 Şubat 2003 arasında ve başsavcısı 21 Nisan 2003 tarihinde seçildikten sonra Mahkeme çalışmaya başlamıştır.

Mahkemenin yargı yetkisi ulusal mahkemelerin yargı yetkisini tamamlayıcı niteliktedir. Bir başka deyişle, savaş suçu işlediğinden şüphelenilenlerin kendi ulusal mahkemelerince ya hiç yargılanmaması ya da göstermelik (eksik) yargılanmaları durumunda, bu kişilerin üzerinde mahkemenin yargı yetkisi kullanılabilmektedir.

Kısaca özetlemek gerekirse, mahkeme, soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçu (121 ve 123. maddelerdeki şartlar oluştuktan 7 yıl sonra) işlediği iddia edilenleri yargılama yetkisine sahiptir. Mahkeme yürürlüğe girdikten sonraki tarihleri kapsamak üzere, taraf devletlerin vatandaşlarının dışında veya taraf devletlerin ülkesinde veya Mahkeme ile antlaşma yapmış ülke topraklarında bu suçları işleyenleri de kapsamaktadır. 18 yargıçtan oluşan Mahkeme’nin yargıçları Mahkeme’ye taraf olan devletler tarafından seçilmektedir.

Mahkeme hakkında genel olarak bahsedilmesi gereken önemli hususlardan birisi de Mahkeme Savcılığı’nın bir kişi hakkında bir soruşturmayı nasıl başlattığıdır. Savcı soruşturmayı üç şekilde başlatabilmektedir: kişi ya da örgütün verdiği bilgiler doğrultusunda kendi elde ettiği deliller üzerine kendi inisiyatifi ile; mahkemeye taraf bir üye devletin talebi ile; BM Güvenlik Konseyi’nin talebi ile. Savcı bütün bilgileri toplar ve daha fazla araştırmaya gerek olup olmadığına karar verir. Şayet devlet söz konusu kişiyi yargılıyor ya da yargılamışsa savcı bir işlem yapmaz. Ancak bu yargılama, göstermelik ise, araştırma ve soruşturma, gerekirse de yargılama yapılır. Güvenlik Konseyi bir kişi ile ilgili 12 ay boyunca soruşturmayı engelleme yetkisine sahiptir.

Uzun bir süreç ve mücadelenin sonucunda ve bu suçları işleyenlerin cezasız kalmasını engelleme umuduyla kurulmuş Mahkeme, gerçekten de son 10 yılda beklentilere ne derece cevap verebilmiştir?

Öncelikle suçluların yargılanması adına neler yapabildiğine bakalım. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yaşanan iç savaşta suç islediği iddia edilenler arasında Kongo Yurtseverler Cephesi’nde üst düzey komutanlarından olan Germain Katanga, Ulusal Bütünlük Cephesi’nin üst düzey komutanlarından Mathieu Ngudjolo Chui ve Thomas Lubanga Dyilo hakkında savcılık tutuklama kararı çıkardı. Daha sonra, Callixte Mbarushimana, Sylvestre Mudacumura ve Bosco Ntaganda hakkında da tutuklama kararı çıkarılmıştır. Bunlardan Thomas Lubanga Dyilo, Germain Katanga, Bosco Ntaganda ve Callixte Mbarushimana yakalanmış ve yargılanmalarına başlanmıştır. Sylvestre Mudacumura ise halen yakalanamamıştır. Mahkeme, Thomas Lubanga Dyilo hakkında 14 Mart 2012 tarihinde kararını vermiş ve Dyola’yı 14 yıl hapis cezasına çarptırmıştır. Yargılananlardan Mathieu Ngudjolo Chui ise 21 Aralık 2012 tarihinde verilen kararla berat etmiş ve serbest bırakılmıştır. 16 Aralık 2011’de verdiği kararla Callixte Mbarushimana hakkındaki suçlamalar Mahkemece reddedilmiş ve serbest bırakılmıştır.

Mahkeme’nin ele aldığı bir diğer çatışma bölgesi Uganda olmuştur. Uganda’daki olaylarla ilgili olarak da dört kişi hakkında (Joseph Kony, Vincent Otti, Okot Odhiambo ve Dominic Ongwen) tutuklama kararı verilmiştir. Bu dört kişiye karşı açılan davalar 2 nolu Yargılama Öncesi Daire önünde bulunmakta. Mahkeme son zamanlarda Tanrının Direniş Ordusu”nun 5 üst düzey üyesi hakkında da tutuklama kararı çıkarmış, bunlardan birisinin öldüğü tespit edilmiş ama diğer dördü halen yakalanamamıştır.

Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki iç savaşta yaşanan ihlallerle ilgili ise Jean-Pierre Bemba Gombo hakkında tutuklama kararı verilmiş, Mahkemeye transfer edilmiş ve yargılama öncesi aşamada dava devam etmektedir.

Sudan’da Darfur’da yaşanan çatışmalardan dolayı ise hakkında tutuklama kararı çıkarılan kişiler Ahmad Harun ve Ali Kushayb tutuklanarak Mahkeme önüne çıkarılmıştır. Daha sonra, çok daha unlu bir figür, Devlet Başkanı Al Bashir hakkında da tutuklama kararı çıkarılmıştır. Ayrıca, Bahar Idriss Abu Garda, Abdallah Banda Abakaer Nourain, Saleh Mohammed Jerbo Jamus ve Abdel Raheem Muhammad Hussein hakkında da tutuklama kararları çıkarılmıştır. Bunlardan Harun, Kushayb, Al Bashir ve Hussein henüz tutuklanıp mahkeme önüne çıkarılabilmiş değildir.

Mahkeme, bezeri şekilde Kenya, Fildişi Sahilleri ve Mali’deki iç savaşlarda da suç islediği iddia edilen kişilerden bazıları hakkında tutuklama kararı çıkarmış ve bu kişilerden bazıları mahkeme önüne çıkarılmıştır.

Su ana kadar Mahkeme neredeyse tamamen Afrika’nın bazı ülkelerindeki çatışmalarda suç islediği iddia edilenlerle ilgili soruşturmalar başlatmıştır ve davalar görülmeye başlanmıştır. Yalnızca son dönemde 26 Şubat 2011’de BM Güvenlik Konseyi’nin oybirliği ile meseleyi Mahkeme’ye havale etmesi üzerine Libya”daki iç çatışmalar Mahkeme’nin gündemine girmiştir. Mahkeme 1 Haziran 2012’de, Muammer Gaddafi, oğlu Saif Gaddafi ve Abdullah Al-Senussi hakkında tutuklama kararı çıkarılmıştır. Muammer Kaddafi’nin ölümü üzerine onunla ilgili tutuklama kararı düşmüş, diğer iki kişi ise halen yakalanamamıştır.

Yine son dönemde Mahkeme Savcılığı, Afganistan, Gürcistan, Gine, Kolombiya, Honduras, Kore veNijerya’daki durumları incelemeye almıştır.

Görüldüğü gibi Mahkeme son on yılda daha ziyade Afrika ülkeleri ile meşgul olmuş gözükmektedir. Bu durumun beklentilerin geriside kaldığını belirtmek mümkündür. Zira, sürekli bir uluslararası ceza mahkemesinden beklenti, yaşanan çatışmalarda suç islemiş kişilerden cezasız kalanların yargılanmasını sağlamaktır. Dünyanın diğer birçok bölgesinde bezeri çatışmalar yaşanmış ve yaşanmakta olmasına rağmen, Mahkeme’nin bu bölgelere nüfuz edemediğini görüyoruz. Avrupa devletleri dâhil 122 ülkenin taraf olduğu Mahkeme, öyle gözüküyor ki büyük devletlerin siyasi desteğini alamayacağı çatımsa bölgelerine nüfuz edememektedir. ABD’nin Mahkemeye taraf olmaması, hatta Mahkeme’ye taraf bazı ülkelerle, ABD’nin kendi askerlerini Mahkemeye teslim etmemeleri için ikili antlaşmalar yapması Mahkeme’nin gücünü azaltan bir unsur olarak gözükmekte. Zira büyük devletlerin desteğini alamayan bir Mahkeme, hakkında yakalama kararı çıkarılmış kişilerin ele geçirilip yargılanmasını sağlayamayacaktır.

Mahkeme’nin etkinliğini artıracak unsurların neler olduğu ancak başka bir incelemenin konusu olacak kadar genişken, yargılamaların sayısının artması Mahkeme’ye olan güvenin ve desteğin artmasına katkı sağlayacaktır. Afganistan, Gürcistan, Gine, Kolombiya, Honduras, Kore ve Nijerya ile ilgili incelemelerin başlatılmış olması umut verici bir işaret olarak algılanabilir.

Yücel ACER

Kaynak:www.uiportal.net



çocuklar ölüyor, dogu guta, doğu guta, duma, halep, imdat, insanlık ölüyor, resimli mesajlar, resimli sözler, savaş hukuku, uluslararası savaş hukuku, savaş hukuku kuralları 

VATAN SEVGİSİ

23 Ocak 2020 Perşembe / No Comments
albayrak, anadolu, atalarımız, ay yıldız, bayrak, vatan borcu, vatan sözleri, vatan nedir, vatan ile ilgili sözler, bedel ödemek, ezan, görevlerimiz, kutsal emanetler, millet, resimli mesajlar, resimli sözler,
albayrak, anadolu, atalarımız, ay yıldız, bayrak, bedel ödemek, ezan, görevlerimiz, kutsal emanetler, resimli mesajlar, resimli sözler, vatan borcu, vatan ile ilgili sözler, vatan nedir, vatan sözleri, 
VATAN İÇİN BEDEL ÖDEMEYE HAZIRIZ

Dedelerimiz nasıl bedel ödediyse, 
biz de o bedeli ödemeye hazırız.
Toprak; bedel ödendiğinde Vatan olur,
Bayrak; uğrunda can verilirse Bayrak olur...
Anadolu toprağı Vatan'dır, 
Ay Yıldızlı Al Bayrak ise gerçek Bayrak'tır.
Atalarımız ne pahasına olursa olsun;
Vatan toprağını çiğnetmemiş, 
Bayrağı indirtmemiş ve 
Ezanı dindirtmemiştir.
Emanetler ve Görev torunlarındadır.

*

Vatanla İlgili Sözler

Sizinle düşman olan birini affedebilirsiniz ama vatanınıza düşman olan birini asla affetmeyiniz.
*
Mustafa Kemal Atatürk vatan ile ilgili bir sözünde: “Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır. “demiştir.
*
Vatan öyle kutsaldır ki onun uğruna ölen sorgusuz sualsiz cennete gidecektir.
*
Bu vatan, bu vatan için kanlarını akıtanlarındır, yüzyıllar boyunca dalgalanan ay yıldızlı bayrak için canlarını verenlerindir.
**
Bugün vatan tehlikede iken rahatı için yatanların, yarın yatacak bir vatanı olmayacaktır.
*
YükseI Türk senin için yüksekIiğin hududu yoktur. İşte paroIa budur. M. Kemal Atatürk
*
Vatan sevgisi farklı görüşteki insanları bir araya getiren en büyük sevgidir.
*
BayrakIarı bayrak yapan, üstündeki kandır. Toprak, eğer uğrunda öIen varsa, vatandır. ((Mithat Cemal Kuntay))
*
Bu vatan için savaşan ve bu vatan uğruna şehit düşen, bu vatan var oldukça yaşayacaktır.
*
Benden eyerimi isteyiniz vereyim, atımı isteyiniz vereyim. Fakat vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin veremem. ((Mete Han))
*
Vatan yurdu için çalışan çalışkan ve azimli insanların çabası sayesinde yükselecektir.
*
Vatan sevgisi ilkokulda çocuklarımıza verilmelidir. Bu vatanın nasıl kazanıldığı anlatılmalıdır ki; nasıl bir toprağın üzerinde yaşadığını bilsin.
*
Vatanın taş, kaya da olsa bir karış toprağı verilmez.
*
Dedelerimizin kanları ile alınan vatan, bizlerin canını almadan verilmez.
*
Vatan onu koruyan ve üzerinde yaşayan millet oldukça vatandır.
*
Mehmet Akif Ersoy’un vatanla ilgili sözü çok manidar ve düşündürücü: “Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor; bir hilal uğruna, ya rab, ne güneşler batıyor. “
*
Vatan aşkını artırmak için en emin yoI, bir müddet yabancı bir memIekette kaImaktır.(WiIIiam Shenstone)
*
KıIıçIa aIınan vatan, para iIe satıImaz. II. AbdüIhamid
*
Vatanımızı seveIim; orası babaIarımızın da üIkesidir. SchiIIer
*
İnsanın kendi vatanı için yaIan söyIemesi, bir yurtseverIik sanatıdır; buna dipIomasi derIer. Ambrose Bierce
*
Vatan bir miIIetin evidir. Ahmet Mithat
*
Vatan için yaşamak, vatanın terakki ve teaIisine çaIışmak da vatan için öImek kadar şerefIidir. Gerigori Petrof
*
Hayatını vatan yoIunda kaybeden, hiçbir zaman öImez. G. HippeI
*
Dedem koynunda yattıkça benimsin ey güzeI toprak, neIer yapmış bu miIIet, en yakın tarihe bir sor bak. SüIeyman Nazif
*
Vatan sevgisi ahIakta iyiIiği, ahIakta iyiIik de vatan sevgisini meydana getirir. Montesquieu
*
Vatan, çaIışkan insanIarın omuzIarı üstünde yükseIir. Tevfik Fikret
*
Vatana oIan borcunu ödemeden öIen insan bedbahttır. J. FIetcher
*
O da gazi oImak istedi; fakat ona anIatmak gerekti ki şehit oImayı göze aIamayan, gazi oIamazdı. Arif Nihat Asya
*
Toprak, devIetin temeIidir, hiç kimseye veriImez. Mete Han
*
Vatan sevgisi; ruhIarı, kirden kurtaran en kuvvetIi rüzgârdır. Mustafa KemaI Atatürk
*
Vatan, bize kıIıcımızın ekmeğidir. Namık KemaI
*
Bu memIeket tarihte Türk’tü. Bugün de Türk’tür ve ebediyen Türk oIarak kaIacaktır. Atatürk
*
Vatanına sadakatIe hizmet edenin ataIara ihtiyacı yoktur. VoItaire
*
En yüksek vatan ve hayırseverIik, kanunIarı değiştirmek ve müesseseIeri ısIah etmekIe değiI; insanIarın serbestçe kendiIerini ısIah etmeIerine ve kendi kendiIerini yetiştirmeIerine, yardım etmekIe eIde ediIir. SamueI SmiIes
*
Benden eyerimi isteyiniz vereyim, atımı isteyiniz vereyim. Fakat vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin veremem. Mete Han

albayrak, anadolu, atalarımız, ay yıldız, bayrak, vatan borcu, vatan sözleri, vatan nedir, vatan ile ilgili sözler, bedel ödemek, ezan, görevlerimiz, kutsal emanetler, millet, resimli mesajlar, resimli sözler, 

YOL VE YOLDAŞ SÖZLERİ

/ No Comments
aşık veysel sözleri, diken, gitmek sözleri, altın sözler, gül, hayat yolculuğu, necip fazıl kısakürek sözleri, nfk, resimli sözler,  süleyman demirel, uzun ince yol, yol sözleri, yol ile ilgili sözler, yoldaş,
altın sözler, aşık veysel sözleri, gitmek sözleri, gül, hayat yolculuğu, necip fazıl kısakürek sözleri, resimli sözler, süleyman demirel, yol ile ilgili sözler, yol sözleri, yoldaş,
YOL VE YOLDAŞ

'Uzun ince bir yoldayım, 
Gidiyorum gündüz gece,
Bilmiyorum ne haldeyim, 
Gidiyorum gündüz gece'..... Aşık Veysel

*

'Yollar seni gide gide usandım, ayağıma diken battı gül sandım'

*

'Yol O'nun, varlık O'nun gerisi hep angarya' N.F.K

*

'Yollar yürümekle aşınmaz'
'Yol' için çok şeyler yazılmış, çok şeyler söylenmiş.
Ya yolun zorluğundan, yada yoldaşın hal bilmezliğinden olsa gerek.
Çıkılan yolculukta, yol da yoldaş da önemli.
Hayat bir yolculuk ise; 
Yola kiminle çıktığımız ve yolu kiminle tamamladığımıza bakmalı.
Yol da Yoldaş da vefalı ve güvenilir olmalı.
Çünkü yol uzun, zaman kısa, gönül yorgun vesselam...
*
YOL SÖZLERİ

Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişirsen; hem yolunu kaybedersin, hem dostunu.
Necip Fazıl Kısakürek
*
Yürüdüğün yolu sevmiyorsan, kendine başka bir yol çizmeye başla...Tessa Bailey
*
Küçüklüğünden beri, bir çocuğa hayatın da takip edeceği yolu iyice gösterirseniz, o büyüdükçe bu yoldan sapmaz...S.Smiles
*
Yıldızlara dokunamazsınız! Ama karanlık geceler de onlar size yol gösterir...Ahmet Şerif İzgören
*
Dağ ne kadar yüce olsa, yol onun üstünden geçer...Yunus Emre
*
Eğer daha iyiye giden bir yol varsa,bu en kötüye eksiksiz bir bakışı gerektirir...Thomas Hardy
*
En kısa yol, sarp yollardır...Heinrich İbsen
*
Aydınlık, yol gösterir, eğer göz kamaştırmazsa...Cenap Şahabettin
*
Gideceğin yoldan eminsen, engeller ‘dinlenme noktan’ olmaktan öteye gidemez...Paulo Coelho
*
Vazgeçmek;
Kaybetmek değil, yeniden başlamaktı.
Bazen aydınlığa çıkan tek yol,
Yoldan çıkmaktı...Franz Kafka
*
Yolumuz; ilim, irfan ve insanlık sevgisi üzerine kurulmuştur...Hacı Bektaşi Veli
*
Nereye gittiğini gerçekten bilen insana dünya kenara çekilip yol verir...Üstün Dökmen
*
Dünyada hiçbir yol, kalple beyin arasındaki kadar uzun değildir...Selma Lagerlöf
*
Aşka yol çizebileceğinizi düşünmeyin, çünkü aşktır size yol gösterecek olan, sizi kendine layık bulursa eğer...Halil Cibran
*
Eğer yürüdüğünüz yolda güçlük ve engel yoksa bilin ki o yol sizi bir yere ulaştırmaz...Bernard Shaw
*
En kısa yol, bilinen yoldur...Napoleon Bonaparte
*
Dünyada hiçbir yol, kalple beyin arasındaki kadar uzun değildir...Selma Lagerlöf
*
Bazı insanlar belayı kendine çekerdi. Bazı insanlar, hayat onlara çok kolay bir yol çizmiş olsa da, her şeyi berbat etmenin bir yolunu bulurdu...Harlan Coben
*
Aralarında bir seçim yapabileceğin yollar yoksa özgürlük nerede kalır?..St.Exupery
*
Yolları en iyi kaplumbağalar bilir, tavşanlara sorma…Halil Cibran
*
Sevdiğin bir varlıkla, nefret ettiğin bir varlığa yol vermek.Nefret ettiğini sevmek..İşte yol vermek budur!..Dostoyevski
*
Aynı yolu beraber yürüdüğümüzü sandığımız insanlar, aslında bize sadece gidecekleri yere kadar eşlik ediyor...Mark Twain
*
Yolcular yanılır, yollar yanılmaz...Aşık Seyrani
*
İnsanların en geç öğrendikleri şeyler, kendi haklarında olanlardır. Yolla ölçülür bazı şeyler, yaşla değil. Yol dedikleri, yalnızca çok yıl yaşamış olmakla alınacak bir şey değildir. Onca yaşa karşın, yolun yarısına bile gelemeyenlere ne demeli?..Murathan Mungan
*
Uzak dediğin, önce içinde birikir insanın; sonrası yalnızca yoldur...Murathan Mungan
*
Yol kimi zaman masallarla bezenir, tıpkı uykunun düşlerle bezendiği gibi; ama menzile ulaşıldığında gözleri açmak gerekir...Amin Maalouf
*
Hiçbir yol, aşılmayacak kadar yüksekten geçmez...Hans Christian Andersen
*
Yolun kısasını bulan herhangi bir kimse, seyahati esnasında bu yoldan geçmek suretiyle faydalanan halka iyilik etmiştir...Jonathan Swift
*
Yola çıkan insan yol üstünde evini yapmaz; göç eden kimse de eşyasını evde bırakmaz...Yusuf Has Hacib





aşık veysel sözleri, diken, gitmek sözleri, altın sözler, gül, hayat yolculuğu, necip fazıl kısakürek sözleri, nfk, resimli sözler,  süleyman demirel, uzun ince yol, yol sözleri, yol ile ilgili sözler, yoldaş, 

AŞKIMIZ AL BAYRAK!

/ No Comments
aşk, ay yıldız, Bağdat şarkısı, bayrak, bayrak aşkı, dünyanın en büyük aşığı, resimli mesajlar, resimli sözler, türk milleti, uğrunda ölmek, vatan, vatan aşkı,
aşk, ay yıldız, Bağdat şarkısı, bayrak, bayrak aşkı, dünyanın en büyük aşığı, resimli mesajlar, resimli sözler, türk milleti, uğrunda ölmek, vatan, vatan aşkı, 
AŞKIMIZ AL BAYRAK!
aşk, ay yıldız, Bağdat şarkısı, bayrak, bayrak aşkı, dünyanın en büyük aşığı, resimli mesajlar, resimli sözler, türk milleti, uğrunda ölmek, vatan, vatan aşkı, bağdat şarkısı
Her insanın bir aşkı vardır . 
Vurulur, tutulur, canından aziz bilir.
Biz doğuştan Ay Yıldızlı Al Bayrağa aşık olmuş bir milletiz.
*
Biz, dünyanın en büyük aşığı olabiliz . 
Biz uğrunda yüz kere bin kere ölebiliriz . 
Biz Ali'yiz , Fatma'yız , Fatih'iz , Ayşe'yiz 
Biz bu Bayrağı , haine , alçağa , soysuza çiğnetmeyiz...

şk, ay yıldız, Bağdat şarkısı, bayrak, bayrak aşkı, dünyanın en büyük aşığı, resimli mesajlar, resimli sözler, türk milleti, uğrunda ölmek, vatan, vatan aşkı, 

BEDEN DİLİ İLE KARAKTER ANALİZİ

21 Ocak 2020 Salı / No Comments
allah, gölgesi ağır, hissetmek, ilkeli, karekterli olmak, moral motivasyon, prensipli, resimli mesajlar, resimli sözler, beden dili, beden dili ile karakter analizi, karakter analizi, karakter nasıl yazılır, karakter ne demek

KARAKTERLİ OLMAK

Karekter sahibi iseniz, düşman sahibi de olursunuz.
Karekterli olmak, özel olmaktır.
Karekterli insan; ilkelidir, prensiplidir.
Her ortamda farkını hissettirir.
Gölgesi ağırdır. Saygı duyulur, duymak zorunda hissettirir.
Çabuk yıkılmaz, dik durur, gölge gibidir.
Moraldir, bozulur, düzelir. Allah karaktere zeval vermesin. 

*

Beden Dili İle Karakter Analizi

Gündelik yaşamımızda, gerek yüz yüze gerek sosyal ortamlar üzerinden birden fazla insanla iletişim halinde oluruz. Peki, bu gündelik hayatımızdaki insanları ne kadar tanıyor, ne kadar anlayabiliyoruz?

Bazı insanları anlayabilmek çok kolaydır. Dış görünüşüne ve tavırlarına bakınca bir tahminimiz olur, bize göre iyi bir insan olup olmadığını kolaylıkla anlayabiliriz. Peki, ya anlayıp tanıyamadığımız insanlar, onlar konusunda ne yapacağız? Bu konuda işin içine biraz beden dili biraz da fizyonomi giriyor.

Beden dili hakkında herkesin az çok bilgisi vardır ancak “Fizyonomi nedir?” diye soracak okurlarımız için ben kısa bir açıklama getireyim. Fizyonomi, yüz okuma sanatıdır. Yüzün bölümlerinin büyüklüğü, küçüklüğü ve biçiminin neye işaret ettiğini öğretir; karşınızdaki kişinin yüz biçiminden karakter analizi yapmanızı sağlar. Fizyonominin ne kadar etkili ya da ne kadar işe yaradığını kendiniz deneyerek ve araştırarak fikir sahibi olabilirsiniz.

Fizyonomiden kısaca bahsettikten sonra ben yazımın geri kalanında beden diline yer vermek istiyorum. Hadi o zaman başlayalım!

El hareketleri

Yüz yüze konuşmalardan başlayacak olursak önceliği konuşmalarda el hareketlerini çok fazla kullanan insanlara vermek istiyorum. El hareketlerinin konuşmayı kolaylaştırıcı etkisi olmasından dolayı telefonda konuşan kişiler bile karşı taraf kendilerini görmediği halde el ve kol hareketinde bulunarak kendi konuşmalarına yardımcı olmaya çalışırlar. Eller aynı zamanda kişi için en önemli savunma aracıdır.

Ellerin vücuda doğru yaklaştırılması gerginliğin, güvensizliğin ve teslimiyetin ifadesidir. Çok iyi konuşan insanlar bile ellerini bacaklarına yapıştırdıklarında ve ellerini kullanamadıklarında konuşmaları yavaşlamakta, ses tonları zayıf ve vurgusuz olmaktadır. Yani eller vücuda yapışık bir şekildeyken kişi fazla uzun konuşamaz. Eller bacaklara yapışık bir şekilde dururken kişi hem rahat konuşamamakta hem de yaratıcı bir şekilde düşünememektedir. Eğer kişinin düşünmesine ve konuşmasına engel olmak istiyorsanız kişinin ellerini bacaklarına yapıştırmasını sağlamanız yeterli olacaktır. Kişi bu duruş şeklindeyken yaratıcı düşünemediği gibi aynı zamanda da konuşamayacaktır. Eğer bu şekli alan kişi konuşmakta ise bir süre sonra konuşmasında aksaklıklar başlayacak ve kişi konuşmasını sonlandıracaktır.

Avuçların yukarı doğru olması “sana tehdit oluşturmuyorum, ellerim boş, ellerimde sana zarar verecek hiçbir şey yok, sana tehlike arz etmiyorum, bana güvenebilirsin” anlamlarına gelmektedir. Avuç içlerinin yukarı kaldırılması ise zaferin, gücün simgesidir. Kişi bir zafer kazandığında avuçları yukarı gelecek şekilde ellerini havaya kaldırır. Boks maçlarında da kazanan kişinin eli yukarıya kaldırılırken kaybeden kişinin eli aşağıda bırakılmaktadır.

beden26Avuç içlerini saklayan kişiler, bir şeyler saklıyor olabileceği gibi yalan da söylüyor olabilirler. Örneğin, çocuk vazoyu kırdığı zaman annesi “Vazoyu kim kırdı?” diye sorduğunda çocuk suç aleti olan ellerini hemen arkasına saklayarak “Ben kırmadım” der. Avuç içinin gizlenerek gösterilmemesi kişilerin bir şeyler sakladığının göstergesidir. Çünkü yukarıda da belirttiğim gibi avuç içleri doğruluğun, güvenin göstergesidir. Avuçları gizlemenin en kolay yolu ise elleri ya cebe sokmak ya da arkaya almaktır. Eğer bir konuşma esnasında karşınızdaki kişi birden ellerini saklama çabası içerisine giriyorsa ya söylediklerinde bir yalan vardır ya da size söylemediği, sizden gizlediği bir şeyler vardır. Bu kişilere “Benden ne gizliyorsun?” diye sorulduğu takdirde muhtemelen kişi kekelemeye başlayacak ve kaçamak cevaplar verecektir.

Ellerin kenetli bir şekilde göğüslerin üzerinde durması sıkıntının, gerginliğin belirtisi olmaktadır. Sıkıntı arttıkça kişinin elleri göbekten göğse doğru kayar. Yani sıkıntının, gerginliğin az olduğu durumda eller göbek üzerinde kenetlenmiş bir şekilde durur.

İki elin parmaklarının açık bir şekilde parmak uçlarının birbirine değerek çatı gibi bir şekil alması kişinin konuştuğu konuda uzman olduğunu gösterir. Eğer kişi ellerini çatı şeklinde yaparak konuşuyorsa “Ben bu konuda uzman bir kişiyim ve söylediklerime harfiyen güvenebilirsiniz” demek istemektedir.

Elleri ovuşturmak bir fırsat yakalandığının göstergesidir. Eğer kişi ellerini hızlı hızlı ovuşturuyorsa olumlu, yavaş yavaş ovuşturuyorsa olumsuz bir düşünce içerisinde olduğunu göstermektedir.
Ellerin yumruk yapılması öfkenin belirtisidir. Ancak ellerin yumruk yapılarak havaya kaldırılması mutluluğun simgesidir.

Kol hareketleri

Ellerin beden dilindeki öneminden biraz bahsettik. Şimdi ise kol hareketlerinden bahsedelim. Kol hareketlerinin de diğer organlarda olduğu gibi kendine özgü anlamları vardır. Kollar bir insanın en önemli savunma aracıdır. Bir tehlike anında ilk kullandığımız organ kollar olmaktadır. Kolların açılması, kapanması, bedene yaklaştırılması, bedenden uzaklaştırılması, kolların kavuşturulması vb. hareketler his ve düşüncelerin belirtisidir.

Kol kavuşturmak güçsüz hissedildiğinde, yalnız hissedildiğinde, üşündüğünde, karşı taraf dinlenmek istenmediğinde, karşı tarafa kendini kapatmak ve iletişimi sonlandırmak istenildiğinde yapılan bir harekettir.

Elin göğüste kavuşturulması karşı tarafla araya bir şey konulması anlamına gelmektedir. Bu hareket karşı tarafla iletişim kurulmak istenmediğini anlatan bir harekettir. Bu hareketi yapan kişi, karşısındaki kişiye “Seninle iletişim kurmak istemiyorum, senin söylediklerin benim için önemli değil” mesajı vermektedir. Kolların göğüs hizasında kavuşturulması, kişinin kalbinin önüne bir engel koymasıdır. Eğer kişi kalbinin önüne kollarıyla bir engel koyuyor, bir set çekiyorsa bu karşısındaki kişiye direnç gösterdiğini ve o kişiye kalbini kapattığını göstermektedir.

Ellerin bele konulması dirsekleri ortaya çıkarır. Dirseklerin ortaya çıkması ise saldırganlığın, şiddetin belirtisidir. Elleri bele koymak hemcinsler arasında saldırganlığın belirtisi olurken kadın erkek arasında yapıldığında kur anlamına gelmektedir.

İnsanlar özellikle stresli oldukları zaman bir destek obje aramaktadırlar. Bu obje masa, sandalye, peçete, kalem, bardak vb. olabilmektedir. Kişi gerginliğini azaltabilmek için eline bir nesne alır ve gerginlik devam ederse bu nesne ağza götürülür. Yani nesnenin ağza götürülmesi gerginliğinin arttığının bir belirtisidir. Kişi kendisi için rahatlatıcı görünen bir nesneyi araya koyarak karşısındaki kişiyle arasında bir mesafe oluşturup gerginliğini gidermeye çalışır.

Göz hareketleri

Gözler kapandıkça anlatılan bilgiye olan ilgi azalıyor demektir.

Gözler açıldıkça konuya olan ilgi de artmaktadır. Gözlerin açılması söylenilen şeyle çok ilgilenildiğini, o konuyla alakadar olunduğunu göstermektedir.

Gözlerin birdenbire, yani aniden açılması şaşkınlık anlamına gelmektedir. Şaşkınlık ifademizi gözlerimiz çok kolay bir şekilde karşı tarafa anlatabilmektedir. Ancak şaşkınlık saniyelik bir makro ifadedir. Eğer bu ifade otalama dört-beş saniyeden uzun sürüyorsa sahte olduğunu belirtmek gerekir.
Gözlerin hafifçe kısılması anlatılanı anlamak için zamana ihtiyaç duyulduğu anlamına gelmektedir. Gözlerini hafifçe kısan bir kişi, anlatılan şeyi anlamak için karşısındaki kişiden kendisine zaman tanımasını istemektedir.

Gözün birisinin kapatılması verilen bilgilerin eksik bulunulduğunun bir göstergesidir.

Yalan söyleyen insanlar gözlerini kaçırırlar. Eğer konuşurken karşınızdaki sizinle göz temasını keserek gözlerini sizden kaçıyorsa bu o kişinin yalan söylediğinin bir belirtisidir. Karşısındaki kişiyle göz temasını kesmenin yalan söylemek olduğunu bilen birisi ise bu sefer yalan söylerken gözlerini karşısındakinin gözlerine diker. Doğal olanın dışındaki her davranış kişinin yalan söylenildiğinin belirtisidir.

Yandan bakış, yani gözlerin sağa veya sola doğru kayarak bakması karşı tarafı etkilemek, karşıyı kendine çekmek, bir aktris/aktör edası oluşturmak için yapılmaktadır.

Konuşma esnasında başka bir yere bakmak konuşmanın önemini azaltmaktadır. Konuşan kişiye değil de başka taraflara bakılması, konuşan kişiyle ilgilenilmediği anlamına gelmektedir ki böyle bir durum karşısında konuşan kişi de bir süre sonra konuşmak istemeyecektir.
Beden dilinde oturuş biçimleri ve ayaklar

Kişi eğer koltuğun ucunda oturuyorsa yani koltuğun ucuna iyice yaklaşmışsa ve ellerini dizlerinin üzerine koymuşsa, artık görüşmeyi bitirmek istiyordur. İnsanlar bir yerden kalkacakları zaman oturdukları yerin ön tarafına gelerek ellerini dizlerinin üzerine koyup “Hadi bana müsaade” diyerek bir hamlede kalkarlar. Bundan dolayı da bu hareket, kişilerin gitmek istediklerini veya görüşmeyi bitirmek istediklerini belli eden bir hareket olmaktadır.

Bir kişinin koltuğun ucunda kalkmak üzereymiş gibi oturması bir özgüven eksikliğinin belirtisidir. Kişi eğer bu hareketi kalkmak için yapmıyorsa yani kalkmak için koltuğun uç tarafına gelmediyse ve geldiğinden beri bu şekilde sandalyenin ya da koltuğun ucunda oturuyorsa bu kişinin kendisine olan güveni eksik demektir.

Oturdukları koltukları tam dolduran insanlar özgüvenleri yüksek olan ve bulundukları yeri hak ettiklerini düşünen insanlardır.

Ayakların sandalyenin ayaklarına dolanması kenara sıkışmışlığın ve çaresizliğin göstergesi olmaktadır. Kişi ayaklarını geriye doğru çekerek sandalyenin ayaklarına dolarsa bu kişi kendisini köşeye sıkışmış ve çaresiz hissediyordur.

Sandalyeye ters oturmak asiliğin ve kurallara uymayışın bir göstergesidir. Bu şekilde oturan kişiler “Ben asi bir insanım ve bakın kurallara bile uymuyorum” demek istiyordur.

Koltuğun kenarlarına oturmak üstünlük göstergesi anlamına gelmektedir.

Oturduğumuz yer insanın kişiliği hakkında bilgi vermektedir. Kapıya yakın oturmak özgüven eksikliğinin bir göstergesi olmaktadır.

Bacak bacak üstüne atmak olumsuz bir anlam içermektedir. Ancak burada kişi uzun süre oturduğunda bir rahatlama ihtiyacından dolayı da bacak bacak üstüne atabilir.

Kişinin hareketlenmeye başlanması gerginliğin göstergesi olmaktadır. Çok hareketli olan, oturduğu yerde sürekli kıpırdanan kişi bulunduğu ortamdan dolayı gerginlik içine girmiştir.

Ayakların kilitlenmesi kişinin savunmada olduğunu gösterir.

Bir kişiyle diyalog halindeyken kişinin sizinle sohbet etmek isteyip istemediğini kişinin ayak ve gövdesinin yönünden anlamanız mümkün olmaktadır. Eğer kişi size yarı dönük bir vaziyette ya da hiç size dönmeden sadece başını çevirerek konuşuyorsa bu kişi sizinle muhabbet etmek istemiyordur.
Okuduğunuz üzere, beden dilindeki anahtar davranışlar aslında günlük hayatımızda çoğunlukla karşımıza çıkan şeyler. Ben bu yazıda sadece belirli kısımlarından bahsedebildim. Aslında beden dili çok geniş bir yelpaze gibidir. Kişinin uyuma, soyunma ve hatta konuşmadaki ses tonuna kadar karakterini ele vermesinden bahsedilebilir. Daha fazla bilgi almak, bence size bir şey kaybettirmez, aksine kazandır. Daha çok öğrenmek, insanları daha çok tanımak gerekir.

*Yararlanılan kaynaklar: Beden Dili Kursu/Derya Talas 



allah, gölgesi ağır, karekterli olmak, moral motivasyon, resimli mesajlar, resimli sözler, beden dili, beden dili ile karakter analizi, karakter analizi, karakter nasıl yazılır, karakter ne demek

DOĞRULUK SÖZLERİ

9 Ocak 2020 Perşembe / No Comments
 doğru duvar yıkılmaz, doğru insan kime denir, doğru sözler kısa, doğruluk sözleri facebook, resimli sözler, doğruluk ile ilgili sözler, doğruluk ile ilgili resimli sözler, doğruluk mesajları

DOĞRULUK

Doğruluk sonsuzluğun güneşidir.
Elbet bir gün doğar.
Doğru duvar yıkılmaz.
Sen doğru ol, eğri belasını bulur.
Sonu ölüm bile olsa doğruluktan dönme.
Doğru yaşa ki; doğru ölesin ve doğru haşrolasın...
doğru duvar yıkılmaz, doğru insan kime denir, doğru sözler kısa, doğruluk sözleri facebook, resimli sözler, doğruluk ile ilgili sözler, doğruluk ile ilgili resimli sözler, doğruluk mesajları
*

DOĞRULUK İLE İLGİLİ SÖZLER

”Rabbinin sözü, doğruluk ve adaletle tamamlandı. O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur.” (Enam Sûresî, 115. Âyet)
*
”Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru yaşayanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” (Ahkaf Sûresî, 13. Âyet)
*
”Doğruluğa yapışın, zira doğruluk iyiliğe götürür, iyilik de cennete iletir. Yalandan kaçının, zira yalan kötülüğe götürür, kötülük de cehenneme iletir. Doğru ve emniyetli tüccar, kıyamet gününde peygamberle, doğrularla ve şehitlerle beraberdir. Dosdoğru ol, ahlâkın güzelleşsin.” (Hz. Muhammed sav.)
*
”Doğru sözü nereden gelirse gelsin alınız, söyleyene değil söylenen söze bakınız.” (Hz. Ali r.a.)
*
”Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.” (Hz.Ali)
*
”Doğruluktan ölüm de olsa yine ayrılma, sadık ol.” (Hz. Ömer r.a.)
*
”Doğruluk, dost kapısıdır.” (Hacı Bektaş-ı Veli)
*
”Yeryüzünde senin ayrıca dost aramana lüzum yok, doğruluk senin dostun ve yardımcındır.”(Firdevsi)
*
”Kötülük edebilmek ellerinde iken, bütün ömrünü doğrulukla geçirmek çok güç ve övgüye değer bir şeydir.” (Eflatun)
*
Önce doğruyu bilmek gerekir, doğru bulunursa yanlış da bilinir;ama önce yanlış bilinirse doğruya ulaşılamaz. (Farabi)
*
”İnsanlar için saadet ümidi; ancak doğrulukta vardır.” (Euripides)
*
”Doğruluğun en güzel meyvesi, ruh sükûnudur.” (Epicuros)
*
”Doğruluk, her türlü şartlar altında meyve verir.” (Friedrich Schiller)
*
”Doğruyu konuşmak için iki kişi ister: Doğru söyleyen, doğru dinleyen.” (Henry David Thoreau)
*
”Cümleler doğrudur sen doğru isen, Doğruluk bulunmaz sen eğri isen.” (Yunus Emre)
*
”Doğruyu söylemek değil, anlatmak güçtür.” (Cenap Şehabeddin)
*
”Zihninde doğruluk yer etsin, kendini faziletli olmaya alıştır. Bilgi, iyi kalplilik ve enerji, insanı hayata bağlayan şeylerdir. Vakar, gönül zenginliği, samimiyet, ciddiyet ve şefkat mükemmel fazileti oluşturur.” (Confucius)
*
”Sadık kimse, kendisine zarar getirecek bile olsa, doğruyu söyleyendir.” (Cüneyd-i Bağdadi)
*
”Güzel düşün, iyi hisset, yanılma, aldanma, Ne varsa doğrudadır, doğruluk şaşar sanma.” (Tevfik Fikret)
*
”Bana güç veren, doğru olanı yaptığımı bilmektir.” (Desmond Tutu)
*
”Kimin düşündüğü ile söylediği bir olursa, işte doğru insan odur.” (Yusuf Has Hacib)
*
”Doğru yapmak isteyebilirsiniz hatta bunu doğru nedenlerle de isteyebilirsiniz; ancak doğru ilkeleri uygulamazsanız, kafanızı yine de duvara toslayabilirsiniz.” (Stephen R. Covey)
*
”Hakikati ancak parça parça öğrenebiliriz, insan hakkındaki bilgimiz de onun için parça parçadır.” (Alexis Carrel)
*
”Doğru söyleyen, çok söylemeye hiç muhtaç değildir.” (Demokritos)
*
”Doğru ve namuslu insan, hakkını görevi ile ölçen insandır.” (La Cordaire)
*
”Yanlış sonsuz şekillere girebilir, doğru ise yalnız bir türlü olabilir.” (Jean J. Rousseau)
*
”Doğru peşinde koşmak, bir savaşa razı olmak anlamındadır.” (Yalçın Küçük)
*
”Doğru işlemeyen akıl keskinmiş neye yarar? Saatin iyiliği koşmasında değil, doğru gitmesindedir.” (Vouvenargues)
*
”Altın akçe gibi, doğru sözün de milliyeti yoktur.” (Agah İzzet Yazgaç)
*
”Birisi size. “Dürüst insan diye bir şey yoktur” derse, o kimsenin bir düzenbaz olduğuna inanın.” (George Berkeley)
*
”Onay ile red arasındaki fark, iyi ile kötü arasındaki fark; toplumun ve zamanın modasına göre değil, gerçek doğruya göre anlaşılmalıdır.” (Lao Tzu)
*
”Doğruluk; prensibin, karakterin ve bağımsızlık düşüncesinin ruhunu teşkil eder.” (Samuel Smiles)
*
”Doğru olan, haklı olandır.” (Alexander Pope)
*
”Doğruluk diye bir anayasa var, hiçbir temel de bunun kadar sarsılmış değildir.”(Voltaire)
*
”Her zaman doğruyu söyle, ne dediğini hatırlamak zorunda kalmazsın.”(Mark Twain)
*
”Bütün bu dünyada, doğru yaşamaktan ayrılabilecek, gerçek bir erdem yoktur.” (David Star Jordan)
*
”İnsanların doğruluğu, yaptıkları işle değil davranışlarıyla ölçülür.” (Julius Caesar)
*
”Ben senin dostunum; fakat doğru yoldan ayrılmamaya çalış, bütün hareketlerinde olduğu kadar, bütün düşüncelerinde de seni tasvip ettiğim sürece bana güvenebilirsin, fakat, benim erdemin yolu olarak gördüğüm yoldan ayrılacak olursan, seni ilk olarak ben terk ederim.” (Alain)
*
”Doğru söyleyene delidir, derler. Kimi deli, kimi velidir, derler.” (Sümmanî)
*
”Her doğrunun iki yüzü vardır: Birini kabullenmeden önce iki taraftan da bakmış olmak her zaman daha iyidir.”
(A. Claudius)
*
”Doğru olan şeyi görmek, fakat bunu yapmamak cesaretsizliktir.” (Konfiçyus)
*
”Doğru işi yapmak, işleri doğru yapmaktan daha önemlidir.” (Peter F. Drucker)
*
”Şurada burada güçlü adımlarla dolaşmaktansa, doğru yolda sekerek yürümek iyidir.” (Saint Augustinus)
*
”Hiçbir miras, doğruluk kadar zengin değildir.” (William Shakespeare)
*
”Saadete yükselmek için doğruluk lazımdır, insanlık doğruluğun adıdır.” (Yusuf Has Hacib)
*
”Yalanın dostu, gerçeğin de düşmanı çoktur.” (Emile De Girardin)
*
”Onlara doğruyu söyleyin, birincisi yapılacak en doğru şey bu olduğu için, ikincisi nasıl olsa doğruyu öğrenecekleri için.” (Paul Galvin)
*
”İnsanlar için saadet ümidi ancak doğrulukta vardır.” (Euripides)
*
”Doğru yoldan gidenler, şaşırmazlar.” (Wolfgang Van Goethe)
*
”Doğruluk sonsuzluğun güneşidir; nasıl olsa doğar.” (Wendell Phillips)
*
”Hiçbir şey bizi doğruyu aramanın düz yolundan, incelemelerimizi bu genel gayeye doğru değil de özel gayeleie doğru yöneltmek kadar uzaklaştıramaz.” (Rene Descartes)
*
”Doğru yol uğrunda kendimi ateşe atabilirim; ama elden gelirse başkalarını yanmaktan korurum.” (Montaigne)

doğru duvar yıkılmaz, doğru insan kime denir, doğru sözler kısa, doğruluk sözleri facebook, resimli sözler, doğruluk ile ilgili sözler, doğruluk ile ilgili resimli sözler, doğruluk mesajları


"BEKLEMEK" ŞİİRLERİ

20 Aralık 2019 Cuma / No Comments
 beklenen şiirleri, büyük doğu, özdemir asaf şiirleri, atilla ilhan şiirleri, necip fazıl kısakürek şiirleri, ölüm, beklemek şiirleri, aşka inandıran şiirleri, resimli sözler, can yücel şiirleri, aşk şiirleri,

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti  istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar? 

..N.F.K
aşk şiirleri, aşka inandıran şiirleri, atilla ilhan şiirleri, beklemek şiirleri, beklenen şiirleri, can yücel şiirleri, necip fazıl şiirleri, ölüm, özdemir asaf şiirleri, resimli sözler, 
*

Seni Beklemek......

Seni bekliyorum. 
Sabırla, inançla. 
En karanlık anda bile aydınlanıyor dünyam bir gün gelecek olmanla. 
Bunca meşgalenin arasında aklımın bir köşesindesin hep. 
Gün batımının kızıllığında yudum yudum içiyorum sana özlemimi. 
En güzeli bu belki de. Seni özlemek. 
O buruk ama bir o kadar haz dolu içkinin tadına varmak yani.

Seni bekliyorum. 
Sana yakışan bir özlemle
Usanmasız, tatlı bir bahar akşamı dinginliğinde. 
Ufuklara yakıştırıyorum en çok aramızdaki mesafeyi.
Ne kadar uzakta olursa olsun görürsün ya hani. 
Hani uzansan tutacakmışsın gibi. 
Hani uzansam eline değecekmişim gibi. 
Dokunmaya kıyamayıp biraz daha seyrine dalar gibi.

Seni bekliyorum. 
Sardunyam her açtığında, 
Radyoda sevdiğim şarkı çaldığında, 
Yağmur sonrası havaya karışan toprak kokusunda müjdeleniyorsun biliyorum.

Seni beklemek,
Tabiattan ayrı düşmemek demek. 
Cama konan kuşa, 
Ansızın çıkan rüzgara, 
Misket oynayan çocuklara, 
Peşine takılan sokak köpeklerine selamınla durmak demek.

Seni beklemek, 
Tüm dünyayla barışmak demek. 
Gürültücü komşuya, 
Israrlı pazarlamacıya, 
inatçı arkadaşa, 
Geç gelen ustaya, 
Pazar sabahı çalan telefona tebessüm etmek demek.

Seni beklemek,
Tüm tatların tadına varmak demek. 
Her yudumunda çayın, 
Her kaşığında çorbanın, 
Her tanesinde üzümün,
Her diliminde ekmeğin tadına varmak demek.

Seni beklemek,
Sabırla büyümek demek.
Yaz gelene kadar kışın,
Yemiş verene kadar dalın,
Pişene kadar aşın,
Ağrısı geçene kadar başın
Nazını çekebilmek demek.

Seni beklemek,
Hayatı iki kişilik yaşamak demek. 
En güzel film sahnelerini, 
En güzel roman satırlarını, 
En güzel dizeleri iki kişilik yaşamak demek.

Seni beklemek,
Bunca beklemenin sana değdiğini bilmek demek.

Seni bekliyorum. 
Geleceksin bir gün biliyorum.
Seni en özlediğim anda çıkacaksın karşıma. 
Ve ben seni gördüğüm anda anlayacağım beklenen olduğunu…

(Mart 2010)

Oya Erişmiş

*

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri---Cemal Süreyya

*

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım

Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından

Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından

Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar

Şu aranıp duran korkak ellerimi tut

Bu evleri atla bu evleri de bunları da

Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım

İnecek var deriz otobüs durur ineriz

Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya

Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum

Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun

Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam

Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım

Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda

Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım

Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum

Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi

Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor

Seni aldım bu sunturlu yere getirdim

Sayısız penceren vardı bir bir kapattım

Bana dönesin diye bir bir kapattım

Şimdi otobüs gelir biner gideriz

Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç

Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin

Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat

Durma kendini hatırlat

Durma göğe bakalım---Turgut UYAR

*

Merhaba Nalan... bu sen misin,
Yoksa sen mi sandım;
Biri çimdiklesin beni...
Şöyle ışığa gel de göreyim,
Beni dümdüz eden,
O yalandan da yalan gözlerini

Merhaba Nalan...
Amortiden mi çıktın güzelim?
Bak yine şapşal ettin bizi...
Oysa ne güzel unutmuştuk
Ve ne güzel sona ermişti,
O gerzek pembe dizi!..

Hani, son bölümde sen yamuk yapıp
Fabrikatör Nubar Bey'in
Tarabya köşküne gitmiştin...
Hani, arkadaşım Halit Akçatepe'nin yanında
Beni acayip refüze etmiştin...
Ve işte o an gözümde,
Eskicinin bile almadığı
Bir eski eşya gibi, bitmiştin!..

Merhaba Nalan..
Pişmanlıklar denizinin biletsiz yolcusu...
Merhaba, artist olma hayallerinin
İkinci sınıf karakter oyuncusu!..

Vay anasını sayın seyirciler,
Vay anasını be... vay anasını!..
Bak, şimdi ağlarım ha,
Tez kapatsın biri,
Gözlerimin bozuk vanasını!..

Oysa, o zehir kusan fabrika yolunda
Beraber ıslanmıştık biz, nice yağmurda.
Ve o gün, Nubar Bey'in çarpıp kaçtığı
Bir hayvancağızdı inleyen,
Yol kenarı çamurunda.

Ve hep kendine ayırdığın
O bencil yüreğin,
Bir de o gariban köpeğe sızlamıştı.
Ve ben, ilk defa seni böyle bilmiştim,
Ve damarlarım ilk defa böyle cızlamıştı!..

Merhaba Nalan... merhaba!
Yoksul mahallemizin en havalı kızı.
Merhaba, yanlış ağlara takılmış
Muhteşem deniz yıldızı!..

Ben sana bakınca, dolardım bulut gibi
Dolardım da bir türlü yağamazdım...
Sen bana bakınca,
Bir ağlamak düğümlenir boğazımda,
Gurur yapar, ağlamazdım...

Ne düşkündüm sana be!
Hani hayvanlar yavrusunu nasıl yalarmış,
Aynen öyle...
Ne tutkuydu bizimkisi be!
Hani Ferhat dağları nasıl delermiş,
Aynen öyle...
Ve o nasıl gidişti be!
Hani bir tren gelir de üzerinden geçermiş,
Aynen öyle...

Of Nalan of!..
Sen benim neler çektiğimi bilsen,
Bunu bilmekten ölürdün...
Şu kadarını söyleyeyim:
Hani taş olsan,
Yani taş olsan;
Ortadan ikiye bölünürdün...

Gitme Nalan, dur!
Tekrar gitme ne olur!..
Aldırış etme saçma sapan sözlerime.
Yoo... hayır, ağlamıyorum,
Galiba cıgaranın dumanı kaçtı gözlerime.

Belki de sen haklıydın,
Bu mahallede ne bahtın açılır,
Ne de boyun uzardı.
Üstelik annen ölmüştü
Ve sokağınız,
Acını kaldıramayacak kadar dardı...

Terso gidiyordu herşey...
Milllet işi-gücü bırakmış,
Aklını bize takıyordu.
Altımızda çul yoktu,
Üstümüzde dam akıyordu.
Arap kızı camdan bakıyordu...

Sen gittikten sonra ben,
Hiç sorma...
El attığım her işi, çok geçmedi batırdım.
Çünkü seni unutmanın tek yoluydu;
Bütün kazancımı şaraba yatırdım.

Ama gelinliğin duruyor.
Baba yadigarı cumbalı evi de satmadım.
Yalanım varsa kalkmayayım şuradan:
Ben seni bir tek gün,
Bir tek gün bile unutmadım!..

Merhaba Nalan,
Merhaba üzgün melek.
Merhaba kadersizim, talihsizim.
Merhaba titreyen elim, sancıyan belim,
Ağrıyan dizim, vazgeçilmezim!..

Ama Necdet Tosun öldü Nalan,
Artık yemekleri sen,
Salatayı da ben yapacağım.
Sami Hazinses kadar olmasa da
Bahçeyi sevdiğin çiçeklerle donatacağım.

Kemal Sunal da öldü Nalan,
İyi kalpli amcaları birer-birer uğurladık.
Ve dünya kirlendi,
Filmler bozuldu
O masum sevdalar yaşanmıyor artık...

Sen varsın, ben varım.
Bir de, acımasız bir dünya var dışarıda...
Esas film şimdi başlıyor,
Ve bütün koltuklar bomboş bu sinemada!..

Merhaba Nalan, merhaba!..
Sen ortada sıçan, ben şaşkın körebe...
Ulan seviyorum seni be!..
Ulan, nereden inceldiyse,
Oradan kopsun be!..Yusuf HAYALOĞLU

*

“Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?

Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?

”Seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?

Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek…

Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?

Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?

Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana… Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek… Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?

Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak… Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?

Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?

Nereden bileceksin?

Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi… Isırmazdım dilimin ucunu… Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.

Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda… Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.

Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize… Ve her kulaçta haykırırdım seni..

Ama sen hiç benimle olmadın ki…
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN…”---Can YÜCEL

*

Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al
Günün en güzel saatleri bunlar
Yanımda kal

Sana gitme demeyeceğim
Gene de sen bilirsin
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
İncinirsin

Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme Lavinia
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme Lavinia---Özdemir ASAF

*

gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım

ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım

akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım---Atilla İLHAN

beklenen şiirleri, büyük doğu, özdemir asaf şiirleri, atilla ilhan şiirleri, necip fazıl kısakürek şiirleri, ölüm, beklemek şiirleri, aşka inandıran şiirleri, resimli sözler, can yücel şiirleri, aşk şiirleri,