Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

Browsing Category "resimli sözler"

BABA HAKKI

27 Mayıs 2022 Cuma / No Comments
baba hakkı, cuma mesajları, hayırlı cumalar, hz. ali sözleri, resimli mesajlar, resimli sözler, baba sözler, baba oğul sözleri, baba ile ilgili sözler, baba sözleri damar, ağır baba sözleri

BABA HAKKI

Şen babanın hakkına riayet edersen,
oğlunda senin hakkına riayet eder. 

Hz.Ali

*

Hayırlı Cumalar 

*

EN GÜZEL BABA SÖZLERİ

Babanın faziletleri, çocukların servetidir.
*
Adettir; babanın topladığını oğlu saçar.
*
Babanın mirasını mı istiyorsun? Bilgisini öğren.Onun parasını hemen harcayabilirsin.
*
Çocukluk çağında baba korumasından daha güçlü bir ihtiyaç düşünemiyorum.
*
Bir adam yaşlandığını anlar, çünkü babasına benzemeye başlar.
*
Babanın rolü, yüz öğretmeninkine bedeldir.
*
Babanın erdemleri çocuklarının servetidir.
*
Bir baba, kendi mutluluğundan çok, çocuklarının mutluluğu ile mutlu olur.
*
İnsan babasına borçlu olduğu saygıyı, ancak baba olunca duyar.
*
Babanın mirasını mı istiyorsun? Bilgisini öğren. Onun parasını hemen harcayabilirsin.
*
Bir babanın çocukların yapabileceği en büyük iyilik onların annelerini sevmektir.
*
Bir baba yüz evlada bakar da, yüz evlat bir babaya bakamaz.
*
Türk İslam ahlâkında, bilhassa ana-baba ve hocanın hatırı unutulmaz. Bunların unutması, âile, dostluk ve cemiyet bağlarını yok eder.
*
Babana riayet edersen, sende oğlundan hürmet ve riayet bekleyebilirsin.
*
Sensiz bir gün daha geçiriyorum ve inan bana, kendimi çok yalnız hissediyor, çok üzülüyor ve çok üşüyorum, beni üzmeden dön lütfen babacığım.. Seni seven yavrun..
*
Ana ve babalarımız tesadüfle, arkadaşlarımız seçimle kazanılır.
*
Baba, dünyanın en iyi çocuğuna sahip olmak nasıl bir duygu? Ben nerden bileyim, git babaannene sor..
*
Evlatlarını sevmeyen babalar olabilir; ama torununu çıldırasıya sevmeyen dede olamaz.
*
Baba, fâni hayatın,terbiye vereni ise,ebedî hayatın sebebidirler.
*
Baba olduktan sonra göreceksiniz ki, kendi mutluluğunuzdan çok, çocuğunuzun mutluluğu ile mutlu olabilirsiniz.
*



baba hakkı, cuma mesajları, hayırlı cumalar, hz. ali sözleri, resimli mesajlar, resimli sözler, baba sözler, baba oğul sözleri, baba ile ilgili sözler, baba sözleri damar, ağır baba sözleri

İYİ DOST ÖZELLİKLERİ

23 Mayıs 2022 Pazartesi / No Comments
ayna, dostun özellikleri, dost edinmek, hayat, iyi dost kimdir, gerçek dostun vasıfları, osman nuri topbaş, mevlana sözleri, resimli mesajlar, resimli sözler, caferi sadık sözleri, altın sözler

İYİ DOST

İyi dostu olanın aynaya ihtiyacı yoktur.
Dostlar birer aynadır.
Hayat bir aynadır.
Aynadan yansıyan kendimiziz.
İyi dost ve iyi hayat bizi iyi yansıtır.
İyi dostlar edinmeli...

*

İYİ DOST KİMDİR?

Gerçek bir dost, “yâr olur, bâr olmaz”, yani dostuna yük olmadığı gibi, aksine onun yükünü hafifletmeye gayret eder.

Gerçek bir dost, yıldızlar gibi, ancak karanlık çöktüğünde ortaya çıkar. İmkanı nispetinde dostunun kara gününü aydınlatmaya gayret eder, onun derdiyle dertlenir.

Bu bakımdan, rahatlık zamanlarının çay-kahve sohbetleri, gerçek dostluk zannedilmemelidir. Esas dostluk, zor zamanların dostluğudur.

Gerçek bir dost bulmak, son derece zor olduğu içindir ki, müʼminin vazifesi, evvela kendisi gerçek bir dost olmaya çalışarak, bu nevi dostların çoğalması yolunda canlı bir örnek olmaya çalışmaktır.

GERÇEK DOSTUN ÖZELLİKLERİ

Câfer-i Sâdık Hazretleri buyurur:

“Dostluk/arkadaşlık ancak kendi ölçüleri ile gerçekleşir. Kimde bu hasletlerden birini veya bir kısmını görürsen, bunu gerçek dostluğun alâmeti kabul et:

1- Dostluk ölçülerinin ilki, ivazsız garazsız (şahsi menfaat hesaplarından uzak) bir şekilde sana karşı samimi olmasıdır.

2- Senin zor duruma düşmeni kendi sıkıntısı olarak görmesi, senin iyilik ve güzelliğini de kendi iyiliği olarak görmesidir.

3- Mal ve makamın onu (yani mütevazı halini) değiştirmemesidir.

4- İmkânı dahilinde olan hiçbir şeyi senden kıskanmamasıdır.

5- Bu hasletlerin hepsini cem eder; o da felaketler esnasında seni terk etmemesidir.”

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Altınoluk Dergisi, 2014 – Ocak, Sayı: 335


ayna, dostun özellikleri, dost edinmek, hayat, iyi dost kimdir, gerçek dostun vasıfları, mevlana sözleri, resimli mesajlar, resimli sözler, caferi sadık sözleri, altın sözler, osman nuri topbaş

TÜRKİYE'NİN JEOPOLİTİK KONUMU

22 Mart 2022 Salı / No Comments
bayrak, devlet, millet, milliyetçilik, resimli mesajlar, resimli sözler, Türkiye, türkiyenin jeopolitik konumunun olumlu ve olumsuz yönleri, türkiyenin konumunun önemi,

Devletimize , Milletimize, Vatanımıza , Bayrağımıza 
olan sevdamız artarak devam edecektir . 
Bir olacağız , iri olacağız , diri olacağız ve hep birlikte Türkiye olacağız.

*

TÜRKİYE'NİN JEOPOLİTİK KONUMU, ÖNEMİ, ÖZELLİKLERİ 

Jeopolitik; bir devletin coğrafi, ekonomik sosyal ve siyasal şartlarının o devleti ve devletler arası politikayı ne şekilde etkilediğinin incelenmesidir. 

Bir ülkenin dünya üzerinde bulunduğu konum, yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip oluşu gibi etkenler o ülkenin dış politikada önemini gösterir. 

Türkiye büyük bir jeopolitik öneme sahiptir. 

Türkiye Asya ve Avrupa kıtaları üzerinde toprakları bulunan bir ülkedir. Türkiye'nin Asya kıtası üzerinde bulunan kısmına Anadolu yarımadası denir. Avrupa kıtası üzerinde bulunan bölümüne de Trakya yarımadası denmektedir. 

İki yarımadayı İstanbul ve Çanakkale boğazları birbirinden ayırmaktadır. Ayrıca bu iki boğaz Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan bir köprü görevi de yapmaktadır. İstanbul ve Çanakkale boğazları önemli bir su yolu olma özelliğine de sahiptir. Karadeniz'den diğer denizlere açılabilmek için bu iki boğazdan seçme zorunluluğu vardır. 

Aynı şekilde Akdeniz'den Karadeniz'e geçmek için de bu iki boğazı kullanmak gerekmektedir. İstanbul ve Çanakkale boğazlarının bu özellikleri bölgenin ve Türkiye'nin stratejik önemini arttırmaktadır. Bölgeye ayrı bir değer verilmesine neden olmaktadır. Türkiye bulunduğu bu stratejik bölgeden dolayı hassas bir denge unsuru olmaktadır. 

Ayrıca Türkiye zengin petrol yataklarına sahip Ortadoğu ve diğer Asya ülkeleriyle komşu bulunmaktadır. Türkiye zengin yer altı ve yer (bilgi yelpazesi.com) üstü kaynaklarına sahiptir. Türkiye'de geniş tarım alanları vardır. Besin maddeleri yetiştirmede kendi kendisine yeten bir ülkedir.

Türkiye geçmişte birçok uygarlığa sahne olmuştur. Bu bakımdan Türkiye tarihî eserler yönünden en zengin ülkeler arasında sayılmaktadır. Türkiye yetmiş milyon civarında bir nüfus potansiyeline sahiptir. Nüfusun yüzde doksanı okuryazardır. Her alanda teknik eleman ve bilim adamı yetiştirmiştir. Ülke sosyal, ekonomik ve diğer bakımlardan güçlü bir duruma gelmek için çaba harcamaktadır. 

Türkiye’nin menfaatleri, bulunduğu bölgedeki bazı devletlerin menfaatleri ile çatışmaktadır. İşte bu menfaat ile çatışmasından dolayı Türkiye sürekli bir tehdit karşısında bulunmaktadır. Bu durumda ülke bütünlüğünü korumak vazgeçilmez bir amaç olmalıdır. 

Dıştan gelecek tehditlere karşı da dış politikasını sürdürmek ve kuvvetli olmak zorunluluğu vardır. 

Türkiye yukarıda izah edilen nedenlerden dolayı pek çok devletin ilgi odağı hâlindedir. 

Ülkemizin jeopolitik önemini arttıran unsurlar şunlardır: 

-Türkiye; Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirlerine en çok yaklaştığı bir konumda bulunmaktadır. Bu nedenle Asya ve Avrupa arasında önemli bir köprü görevi görür. 

-Türkiye, dünyanın en büyük petrol rezervlerinin bulunduğu Orta Doğu'ya çok yakındır. Petrol halen dünyadaki en önemli enerji kaynaklarının başında gelmekte ve birçok savaş petrol yüzünden yapılmaktadır. 

-Türkiye Çanakkale ve İstanbul Boğazlarına hakimdir. Karadeniz, Akdeniz arasındaki su yolu Türkiye'nin kontrolündedir.

-Türkiye'nin üç tarafı denizlerle çevrili ve ılıman bir iklime sahip olması zengin tarım üretimine imkan sağlamaktadır. Ayrıca maden zenginliği bulunan bir ülkedir. Mesela geleceğin madeni olarak adlandırılan bor madeninin dünyada en büyük rezervi Türkiye'de bulunmaktadır. 

-Türkiye, dünyada savaşların eksik olmadığı Irak, Orta Doğu, Balkanlar gibi bölgelere de çok yakındır. Ayrıca stratejik maddelere sahip Orta Asya'ya da çok yakındır. Bu durum, ülkemizi dünya güç dengesinde çok önemli bir konuma getirmektedir.

Türkiye'nin jeopolitik konumunun çok önemli olması ülkemize yönelik tehditlerin de artmasına yol açmaktadır. 

Ülkemizin dış destekli terörle, bölücü unsurlarla, toplumsal kutuplaşmalarla uğraşmak zorunda bırakılmasının en önemli sebebi jeopolitik (bilgi yelpazesi.com) konumundan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle ülkemizin kendi iç sorunlarını aşmış, ülkesi ve milletiyle birlik ve beraberlik içinde ve her zaman güçlü olması gerekmektedir. Bunda en önemli görev şüphesiz gençliğimize düşmektedir.


bayrak, devlet, millet, milliyetçilik, resimli mesajlar, resimli sözler, Türkiye, türkiyenin jeopolitik konumunun olumlu ve olumsuz yönleri, türkiyenin konumunun önemi, 

SADAKA NEDİR? FAYDALARI NELERDİR?

17 Şubat 2022 Perşembe / No Comments
sadaka ile ilgili hadisler, sadaka vermenin faydaları, günah nedir, lokman hekim, lokman peygamber, resimli sözler, sadaka vermek, sadaka kimlere verilir, sadaka çeşitleri nelerdir, nelerden sadaka verilir

SADAKA 

Hz.Lokman Aleyhisselâm oğluna
şu öğüdü vermiş;
'Yavrum bir günah işlediğinde
bir parça ekmek de olsa 
sadaka ver.'

*

Sadaka nedir, sadaka çeşitleri nelerdir, İslam Dininde sadaka çeşitleri, sadaka ve zekat kavramları...

Allah’ın rızasını gözeterek Allah’ın verdiklerini ihtiyacı olana vermeye sadaka denir.Sadaka geniş kapsamlı bir kelimedir.  Sadaka farz, nâfile bütün yardımları de barındırır. Bu nedenle zekata da sadaka denilir. Fakat sadaka deyince, ilk akla gelen nâfile sadakalardır.

Zekat bu anlamda sadakaya göre daha dar ve hususi bir anlam taşır. Sadak için allah2ın verdiği tüm imkan ve nimetleri Allah’ın rızasını gözeterek harcamak olarak tarif edilirken zekatta ise bu anlam daha da sınırlıdır. Örneğin zekat mali bir ibadettir. Fakat sadaka sadece mal ile sınırlı değildir.

Sadaka çeşitlerine gelince

1-Sadaka-i câriye: Öldükten sonra da, amel defterimize sevap yazdıran sadakadır. Sadaka-i cariye, cami, çeşme, yol yapmak, ağaç dikmek, faydalı ilmi eser bırakmak gibi insanlara faydası dokunan her çeşit iyi işlerdir. Bir hadis-i şerif meali: 
(İnsan ölünce, üç şey hariç ameli kesilir: Sadaka-i cariye, faydalı ilmi eser bırakmak veya ona dua ve istiğfar edecek salih evlat.) [Müslim]
2-Fıtır sadakası: Sadaka-i fıtır,  Ramazan ayının sonuna yetişen ve aslî ihtiyaçlarından başka en az nisab miktarı bir mala sâhip bulunan her müslümanın vermesi gereken vâcib bir sadakadır. Buna yalnız fıtra da denir. Bu kelime halk arasında fitre şeklini almıştır.
3-Nafile olan sadakalar: bu da kişinin Allah rızasını gözeterek verdiği sadakadır.
4-Farz  olan sadaka: Bu kısaca zekat denir.

NELERDEN SADAKA VERİLİR?

Nelerden sadaka verileceğine dair Kuran da ve rivayetlerde şöyle buyrulmuştur: Temiz olanlardan sadaka verin. Yani temiz ve helal olan ve haram yolla elde edilmemiş mallar ve buna ek olarak da kullanımı olmayan (eski veya çalışmayan veya bozulmuş) mallardan verilmemeye çalışılmalıdır. Çünkü sadaka Allah’ın rızasını kazanmak için verilir, bir tarafı fakirler ve yoksullardır diğer tarafı ise Allah'tır. Eğer bu noktalara riayet edilmese hem Allah’a saygısızlık olur hem de yoksullar tahkir edilmiş olur.

SADAKA NASIL VERİLMEDİR?

Sadakanın derin bir ihlas ve samimiyetle verilmesi gerekir. Gerçekten hiçbir çıkar gözetmeden, iyi niyet ve temiz kalple sadakada bulunulmalıdır. Sadaka yalnızca Allah’ın rızasını gözeterek, fakire minnet etmeden ve riyadan uzak bir şekilde verilmelidir.

Yine, başa kakmak ve incitmek suretiyle sadakaları boşa çıkarmamak gerekir. Zira Cenab-ı Hak, bu çirkin davranışı kat’i surette yasaklamaktadır.

Sadaka verirken kesinlikle gösteriş ve dünyevi maksatlardan uzak durulmalıdır. Aksi taktirde maddi veya manevi olarak yapılan sadaka ibadeti hiçbir fayda sağlamayıp boşa gitmektedir.

Aynı zamanda sadakanın gizli olarak verilmesi de son derece önemlidir. Allah rızası için yapılan bu amelin gizli tutulması sadakanın faziletini artıracaktır.

Zekât veya sadaka verirken en azından malın orta hallisinden verilmelidir. Bize verildiğinde almak istemeyeceğimiz bir şeyi başkasına sadaka olarak vermemeliyiz.

SADAKA KİME VERİLMELİDİR?

Yaşlı ve zengin olan “Amr b Cumuh”, Peygamber (s.a.a.)’a şöyle sordu: Neylerden ve kimlere sadaka verelim? Ayet nazil olup şöyle buyurdu “Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Harcayacağınız her türlü mal, ana baba, yakınlar, yetimler, yoksullar ve yolda kalanlar için olmalıdır. Şüphesiz, Allah yapacağınız her iyiliği bilir."

Bu doğrultuda sadaka vermede anne ve babanın önceliği bulunmaktadır. Arkasından sadaka verirken bir diğer öncelik verilmesi gereken nokta da akrabalardan ihtiyaç sahibi olanlardır. Bunun sonrasında önem sırasına göre diğer ihtiyaç sahipleri gelmektedir.

SADAKA VERMENİN ÖNEMİNİ ANLATAN HADİSLER

-Sadakanın faydaları hakkında, hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
Hastalarınızı sadakayla tedavi edin. Sadaka, her hastalığı ve belayı defeder. Beyheki

-Sadaka olarak verilen bir parça ekmek, Allah katında Uhud dağı kadar büyür. Taberani

-Bir hurma tanesi de olsa, sadaka olarak verin; çünkü o, az da olsa açlığı dindirir ve suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları yok eder. İbni Mübarek

-Sırf Allah rızası için sadaka verene, kıyamette Allahü teâlâ, "Ey kulum, sen benim rızamı gözettin, ben de seni hakir etmem ve vücudunu Cehenneme haram kılarım. Haydi, Cennete istediğin kapıdan gir" buyurur. Deylemi

-Sadaka, kabir azabından korur. Kıyamette de himaye altına alır. Beyheki

-İyilik ömrü artırır, sadaka günahları giderir ve kötü ölümden

korur. Taberani

-Sadaka, nafile oruç tutmaktan daha faziletlidir. Beyheki

-Suyun ateşi söndürdüğü gibi, sadaka da günahları yok eder. Tirmizi

-Gizli verilen sadaka, Allah'ın gazabını söndürür.) Beyheki

-Rızkının bol olmasını isteyen sadaka versin. Deylemi

-Güne başlarken sadaka vermek, felaketleri önler. Deylemi

-Sadaka vermede acele edin; çünkü bela, sadakayı geçemez. Taberani, Beyheki

-Kıyamet günü hesabı görülünceye kadar herkes sadakasının gölgesinde olacaktır.” Sahih-i İbn-i Hibban

-“Üzüntüleri ve sıkıntıları sadakalarla telafi ediniz. Böyle yaparsanız Allah sizin sıkıntılarınızı giderir, düşmanlarınıza karşı size yardım eder, şiddet ve sıkıntı anında ayaklarınıza sabit kılar.”Feyzü’l-Kadir

-“Kişinin hayatında iken bir dirhem (az bir para) sadaka vermesi, ölümü anında(ölmek üzere iken) yüz dinar(altın lira) sadaka vermesinden hayırlıdır.”Sünen-i Ebu Davud

-“Sadaka vermekle mal eksilmez, affedenin Allahü Teala ancak şerefini artırır.Allah Rızası için mütevazi olan kimseyi muhakkak Allahü Teala yükseltir.”Sahih-i Müslim

-“Mirac gecesi cennetin bir kapısında, ‘Sadaka vermenin bire on misli sevabı, borç vermenin ise bire on sekiz(misli) sevabı vardır.’ Diye yazılmış olduğunu gördüm.” Sünen-i İbn-i Mace

SADAKA VERMENİN FAYDALARI

1- Kıyâmetin dehşetinden korur. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Sadaka, kabir azâbından korur, Kıyâmette sâhibini himâyesine alır.” Beyhekî

2- Cehennemden kurtarır, cennete kor ve derecesini yükseltir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: "Yarım hurma da olsa, sadaka vererek Cehennemden korunun.” T. Gâfilîn

3- Sevâbı artırır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Mâlını, Allah yolunda harcayanın sevâbı, 700 misline kadar artar.” Beyhekî

4- Sırâttan kolay geçirir.

5- Mâlın hesâbını vermeyi kolaylaştırır. Öbür hafta da inşallah, sadaka vermenin dünyadaki bazı faydalarını zikredelim.

sadaka ile ilgili hadisler, sadaka vermenin faydaları, günah nedir, lokman hekim, lokman peygamber, resimli sözler, sadaka vermek, sadaka kimlere verilir, sadaka çeşitleri nelerdir, nelerden sadaka verilir


HAYVAN SEVGİSİ

15 Şubat 2022 Salı / No Comments
hayvanlarla ilgili hadisi şerif, hz muhammed, hayvan sevgisi ile ilgili sözler, resimli mesajlar, resimli sözler, merhamet ile ilgili sözler, hayvanlarla ile güzel sözler, altın sözler, hayvan sevgisi sözleri kısa

MERHAMET EDENE, ALLAH MERHAMET EDER. 
Hadisi Şerif

*

Merhamet et!
İnsana, hayvana, bitkiye, taşa, toprağa...
ağaca, ota, çöpe, kediye, köpeğe, kuşa, kurda, böceğe...merhamet et . 
Yaratılana merhamet et ki;
Yaratan da sana merhamet etsin...

*

HAYVAN SEVGİSİ ile İLGİLİ EN GÜZEL SÖZLER

Canlı hayvana işkence, eziyet edene lanet olsun. Hz. Muhammed
*
Ben size Allah’dan korkunuz, hayvanları incitmeyiniz, rahatlarını bozmayınız demiyor muyum? Hz. Muhammed
*
Hayvana binecekseniz tatlılıkla bininiz. Yük vuracaksanız takatinin üstünde yüklemeyiniz. Kesecekseniz en az ızdırap verecek şekilde kesiniz. Hz. Muhammed
*
Balığa, denizden başkası azaptır. Mevlana
*
Kargalar ötmeye başlayınca, bülbüller susar. Mevlana
*
Köpekler centilmendir. Umarım onların cennetine giderim, insanların değil.
Mark Twain
*
Arının evini yıkan, balın tatlılığıdır. Genceli Nizami
*
Köpek düzyazıdır, kedi ise bir şiir. Jean Burden
*
Tazılar, kendileri için koşar; ama avı efendileri için yakalarlar. William Shakespeare
*
Sanatçılar kedi sever, askerler köpek. Desmond Morris
*
Hayvanı seversen o da sevildiğini bilir. Anonim
*
Bey arı olmadan, petek oğul tutmaz. Ahmet Kutsi Tecer
*
Hayvanlara karşı acımasız olan, iyi bir insan olamaz. Arthur Schopenhauer
*
Kedi, sevgilisinde muhakkak tırmık izi bırakır. Henry de Montherland
*
Atlar her zaman uysal olsalardı, ağızlarına gem vurmak kimsenin aklına gelmezdi. Voltaire
*
Kuş uçtuktan sonra, kafesin kapısını kapamak ne işe yarar. Theodor Fontane
*
Kedi evden dışarı çıkınca, fareler oyuna başlarlar. John Florian
*
Bir milletin büyüklüğü ve ahlaki gelişimi, hayvanlara olan davranış biçimi ile değerlendirilir. Mahatma Gandhi
*
Havlamasını bilmeyen köpek, sürüye kurt getirir. Türk Atasözü
*
Hayvanları öylesine güçlü bir şekilde sevmeliyiz ki onları yemeyi reddetmeliyiz. Mehmet Murat İldan
*
Hiç bir şey yavru bir kediden daha oyuncu, yaşlı bir kediden daha ciddi olamaz. Thomas Fuller
*
Her su bulunan yerde kurbağa olmaz; ama kurbağa sesinin geldiği her yerde su vardır. Wolfgang Van Goethe
*
İri bir at, gücü dolayısıyla değil, huyu dolayısıyla övülür. Confuciuf
*
Ağzında bal olan arının, kuyruğunda iğnesi de vardır. John Lyly
*
Ne kadar çok insanla tanışırsam, köpeğimi o kadar, daha çok seviyorum. Rus Atasözü
*
Her kim aç bir hayvanı beslerse, aynı zamanda ruhunu besler. Charlie Chaplin
*
Bir kedi onu ne zaman çağırırsanız yanınıza gelir; tabi eğer yapacak daha iyi bir şeyi yoksa. Bill Adler
*
İnsanlar hakkında psikolojik romanlar yazmak istiyorsanız yapacağınız en iyi şey bir çift kedi edinmektir. Aldous Huxley
*
Kediler köpeklerden daha akıllıdır. Diz boyu karda kızağı çekecek altı kedi bulamazsınız. Jeff Valdez
*
Açlıktan ölmekte olan bir köpeği alıp doyurursanız sizi ısırmaz. Bu köpekle insan arasındaki temel farktır. Anonim
*
Hayvanat bahçelerine gitmeyin! Çocuklarınızı hayvanat bahçelerine götürmeyin! Hiçbir canlı hiçbir suç olmadan tutsaklığı asla hak etmez. Mehmet Murat İldan
*
Aslanın kral olmak için tayin edilmeye ve merasime ihtiyacı yoktur, kahramanca hareketleri onu bu mevkie getirir, tabiat onu kral ilan eder. Pancatantra
*
Köpeklerin cennette olmayacağını düşünüyorsunuz! Söylüyorum size hepimizden çok daha önce orada olacaklar. Robert Louis Stevenson
*
Hayatımı tamamen hayvanlara yardım etmeye adamamın sebebi; hali hazırda onlara zarar vermeye kendini adamış bu kadar çok insanın olması. Buddy Greyhound
*
Kurtlar bir atı öldürmek için birleşince, atın ölüsü bile, en güzel parça için kurtların birbirini yemesine yol açar. Bernard Shaw
*
Bütün hayvanlar arasında yalnızca kedidir yaşamı seyreden. Var olmanın döner dolabını mesafeli bir konumdan izler. Kedide sempatik olma kaygısı yoktur. Yalnızca yaşar, uzak, dingin ve bilge. Andrew Lang
*
İnsan ruhunun bir parçası hayvan sevgisini tadana kadar uyanmaz. Anatole France
*
İnsanın insanlardan kaçışıdır, hayvan sevgisi. Aziz Nesin
*
Koyunlar çoban için değildir, çoban koyunlar içindir. Sadi Şirazi
*
İnsan yüzü kızaran hayvandır. Mark Twain
*
En iyi arkadaşlarımız hayvanlardır, ne soru sorarlar, ne de kusur, kabahat bulurlar. George Elliot
*
Hayatımda köpekler olmasaydı eğer, korkarım; sevgi duyacağım canlı olmayacaktı. Anonim
*
Hayvanlar, insanlar için ne iyi arkadaştır, ne sual sorarlar, ne de insanı tenkit ederler. George Eliot
*
Kediler, seçilmiş arkadaşlardır. Norman Corwin
*
Bir yengece, doğru yürümesini asla öğretemezsiniz. Aristophanes
*
At, sahibine göre kişner. Cervantes
*
Kuşlar doğa adlı annenin güzel çalgıcılarıdır. Gavin Douglas
*
Bağı süsleyen bülbüldür; fakat incirini kargalar yer. Genceli Nizami
*
Hayatı boyunca iyi olmaya çalıştı. Çoğu kere başarısız oldu. Ne de olsa bir insandı. Bir köpek değildi. Charles M. Schulz
*
Kurtların içinde, ceylan masumiyetiyle ömür sürülmez. Hüseyin Rahmi Gürpınar
*
Koyunun bulunduğu yerde, kurt eksik olmaz. Honore de Balzac

Hayatı boyunca iyi olmaya çalıştı. Çoğu kere başarısız oldu. Ne de olsa bir insandı. Bir köpek değildi. Charles M. Schulz
*
Beni köpekler asla ısırmaz. Sadece insanlar ısırır. Marilyn Monroe
*
Kuş, insafsız ellerin yıkacağından korksa da yine yuvasını kurar. Kalman Mikszath
*
Hayvanlara karşı acımasızlık; ne gerçek eğitim, ne de gerçek bilginlik ile bağdaşır. Alexander Von Humboldt
*
Kedileri seviyorum çünkü evimi seviyorum; yavaş yavaş evimin gözle görülür ruhu oluyorlar. Jean Cocteau
*
İnsan ruhunun bir parçası hayvan sevgisini tadana kadar uyanmaz. Anatole France
*
Hiçbir hayvan, kendi türüne işkence yapmaz. H. Veldet Velidedeoğlu
*
Kurtlar birbirine düştüğü zaman, aralarında koyun rahat eder. Sadi Şirazi
*
Hangi kabadayı fare, kedinin boynuna çıngırak takabilir.” Mihayloviç Dostoyevski
*
Biz, hem kurtların doymasını, hem de koyunların sağ kalmasını istiyoruz. Lev Tolstoy
*
Hayvanlar benim arkadaşlarımdır ve ben arkadaşlarımı yemem. George Bernard Shaw
*
Kedilerden nefret edenler bir sonraki hayatlarına fare olarak geri döneceklerdir. Faye Resnick
*
Kedinin duygusal dürüstlüğü tamdır. İnsanlar çeşitli nedenlerden duygularını saklayabilirler ama bir kedi asla. Ernest Hemingway
*
Köpeğe verilen kemik hayır işlemek değildir. Hayır, sen de köpek kadar açken köpekle paylaştığın kemiktir. Jack London
*
Yavru kediden daha cesur bir kâşif yoktur. Jules Champfleury






hayvanlarla ilgili hadisi şerif, hz muhammed, hayvan sevgisi ile ilgili sözler, resimli mesajlar, resimli sözler, merhamet ile ilgili sözler, hayvanlarla ile güzel sözler, altın sözler, hayvan sevgisi sözleri kısa


ALLAH RIZASI İÇİN SEVMEK

7 Şubat 2022 Pazartesi / No Comments
allah ne der, el, kaygı, önemli, resimli mesajlar, resimli sözler, allah rızası, allah rızası ne demek, allah rızası için sevmek, allah rızası için sevmek ne demek

"El der"
Kaygısı ile boğuşurken
"Allah ne der"
kaygısına daha erişemedik.
Önemli olan Allah'ın ne diyeceği...
*

ALLAH RIZASI İÇİN SEVMEK NE DEMEK?
 
Birbirini Allah (cc) için sevmek ne anlama geliyor? Mahşer günü arşın gölgesinde korunacak 7 grup insandan biri de, birbirinden menfaat gözetmeksizin Allah için sevenlerdir. Sizler de arşın gölgesinde korunanlardan olmak istemez misiniz? Allah lütfuna mazhar olmak, kim istemez ki?

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teâlâ, yedi  insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır:

Âdil devlet başkanı,

Rabbına kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç,

Kalbi mescidlere bağlı müslüman,

Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan,

Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine “Ben Allah’tan korkarım” diye yaklaşmayan yiğit,

Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse,

Tenhâda Allah’ı anıp göz yaşı döken kişi.” (Buhâri, Ezan 36, Zekât 16, Rikak 24, Hudûd 19; Müslim, Zekât 91. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 53; Nesâî, Kudât 2)

ARŞIN GÖLGESİNDE KİMLER GÖLGELENECEK?

Önceki hadiste sevginin yani Allah için sevmenin, imanın tadına varabilmek için vazgeçilmez olduğu ortaya konulmuştu. Bu ve bundan sonraki  bir kaç hadîs-i şerîfte de sevdiğini Allah için sevmenin, insana âhirette kazandıracağı mutluluğa işaret buyurulmaktadır. Böylece müellif Nevevî, konunun hem dünyevî hem de uhrevî açıdan önemini belgelemiş olmaktadır.

Yedi mutlu kişiyi ya da yedi güzel adamı tanıtan hadîs-i şerîfte öncelikle üzerinde durulması gerekli bir iki ifâde bulunmaktadır. Bunlardan birisi “zıllullah= Allah’ın gölgesi” ifâdesidir. Allah Teâlâ’nın gölgesi olamayacağına göre, bundan maksat, ya Kâbe’ye  “beytu’llah = Allah’ın evi” denilmesi gibi bir şereflendirme  veya arşının gölgesi yahut  Allah Teâlâ’nın sağlayacağı bir güvenliktir. Nitekim hadîs-i şerîfin bazı rivâyetlerinde açıkca “Allah, onları arşının gölgesinde barındıracaktır” buyurulmuştur. Bütün bu ifâdelerle Allah Teâlâ’nın o kullarını, âhiretteki sıkıntılardan  rahmetiyle koruyacağı anlatılmaktadır.

Öte yandan Allah’ın gölgesinde barınacak  insanlar  sadece bu yedi sınıftan ibâret değildir. Zira başka hadislerde önemli niteliklere sahip bazı kişiler daha sayılmıştır (Meselâ bk. Müslim, Zühd 74, Birr 38; Tirmizî, Büyû’ 67; İbn Mâce, Sadakât 14). Bu hadiste yedi kimsenin zikredilmiş olması, diğer rivâyetlerde zikredilen bahtiyarları bu mutluluktan asla mahrum bırakmaz.

450 ve 660 numaralı hadis olarak da bu kitapta tekrarlanacak olan hadisimizdeki bu yedi sınıf insanı ayrı ayrı tanıtmadan önce bir hususa daha işâret etmemiz uygun olacaktır. Âhirette, Allah’ın himâyesine kavuşacakları bildirilen insanların vasıflarına şöyle bir göz atılınca, her birinin, büyük güçlükleri göğüslemiş, hemen hemen aynı seviyede “zor”u başarmış kimseler oldukları, hepsinin bir çok dâhilî ve hâricî mânilere rağmen, soylu bir mücâdele vermiş oldukları anlaşılmaktadır. Yani hepsinin ortak özelliği, kullukta sevgiye dayalı kahramanlıklarıdır. Ödülleri de ona göredir: Kıyametin o dehşetli ortamında  ilâhî koruma altında olmak…

Şimdi hadisimizin haber verdiği yedi güzel insanı tek tek kısaca tanıyalım:

Âdil devlet başkanı. Müslümanların yönetimini üstlenmiş kişi demektir. Müslümanlar dünyada onun himâyesinde, bir başka ifâdeyle gölgesinde bulunmuşlardır. Bu sebeple böyle bir yöneticinin âhirette göreceği karşılık da yaptığına uygun olarak ilâhî koruma altında olmaktır. Âdil devlet başkanı, diğerlerinden üstün olduğu için birinci sırada zikredilmiştir. Çünkü devlet başkanının himâyesi onların hepsini  içine alır.

Allah’a kulluk içinde serpilip büyüyen genç. Gençlik yıllarını namazlı-niyazlı dindâr bir çizgide geçiren genç, nefsini Allah’ın emirlerine muhâlefetten korumuş, hevâ ve heveslerin, şehevî duyguların, gemlenmesi güç arzuların etkisine karşı koyup kulluğa sarılmıştır. Bu, ondaki derin Allah saygısının delilidir. Zira Allah’ın emirlerine sarılıp günahlardan kaçınmak büyük bir fazilettir. Hele bu, gençlik yıllarında gerçekleştirilmişse, her türlü takdirin üstündedir.

Kalbi mescidlere sevgi ile bağlı müslüman. Kalbi sanki mescide asılmış kandil gibi, sürekli mescidle ilgili olan, mescidlere devamda kusur etmeyen, Allah’ın evi demek olan mescidleri ve oralarda bulunmayı  seven kişi, mescidlerle ilgilenmek suretiyle Rabbine olan sevgisinde devamlılığını göstermiş demektir. Bunun karşılığı olarak da âhirette arşın gölgesinde barındırılacaktır.

Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları ve ayrılmaları Allah için olan iki insan. Hadisimizin konu ile doğrudan ilgili olan kısmı burasıdır. Allah rızâsı için birbirlerini seven, başka hiçbir maksat taşımayan,  bir araya gelmeleri Allah için, şayet ayrılacaklarsa ayrılıkları yine Allah için olan yani bir arada iken de ayrı iken de Allah için duydukları sevgiyi muhâfaza eden iki insan, sanki bir anlamda yekdiğerini Allah’ın emirlerine muhâlefetten korumaktadır. Zira mü’min mü’minin aynasıdır. Onların bu birbirlerini Allah için sevmeleri ve dostluklarını bu çizgide birbirlerine yardımcı olarak geçirmeleri, âhirette her ikisinin birden ilâhî koruma altına alınmaları ile ödüllendirilecektir. O halde sevgimize ve sevdiklerimize bu açıdan iyice dikkat etmeliyiz.

Güzel ve mevki sahibi bir kadının gayr-i meşru davetine “Ben Allah’tan korkarım” diye yaklaşmayan yiğit. Böylesine bir davete içinden veya açıkça “Ben Allah’ın emrine muhâlefet etmekten, veya O’nun azabından ve gazabından korkarım” diyerek yaklaşmayan, nefsini koruyan kişi gerçekten büyük bir yiğitlik göstermiştir. “Allah’tan korkan kurtulmuştur” müjdesi gereği onun da ödülü âhiretteki sıkıntılardan kurtulmaktır. Bu husus, her türlü gayr-i meşrû kadın-erkek ilişkilerinin kitle iletişim ve haberleşme vasıtalarıyla  yaygınlaştırılmaya çalışıldığı günümüzde çok daha büyük önem arzetmektedir.

Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse. Allah için verdiği sadaka ve yaptığı iyilikleri mümkün olduğunca gizli yapan, gösteriş ve riyâdan uzak kalmaya çalışan kimse, Allah’ın rızâsını her şeyin üstünde tutmuş demektir. Bunun karşılığı da, âhirette ilâhî korumaya mazhar kılınmak suretiyle o kişinin faziletinin açığa çıkarılmasıdır. Bu,  gıbta edilecek bir durumdur.

Tenhâda Allah’ı anıp göz yaşı döken kişi. İnsanlardan ve gözlerden uzak, kimsenin bulunmadığı ortamlarda Allah’ı anarak gözlerinden sevgi yaşları dökülen kimse, çoğu insanın başaramadığı bir kulluk çizgisini yakalamış demektir. Onun bu samimi ve gizli kulluğunun karşılığı da mahşer yerinde ilâhî koruma altına alınmak suretiyle, herkesin gözü önünde ödüllendirilmesidir. Böyle bir ödüllendirmeyi kim istemez. Yüce Rabbimiz cümlemize nasip eylesin.

HADİSTEN ÖĞRENDİKLERİMİZ

Allah Teâlâ, kullarının sadece kendi rızâsına yönelik amellerinden hoşnud olur ve onları, kimseden yardım görme imkânının bulunmadığı yerde himâyesine alır.
Hadîs-i şerîfte sayılan yedi sınıf insanın vasıfları ve yaptıkları, örnek alınacak üstün nitelikli işlerdir.
Her güzel ve makbul işin temelinde, sevdiğini Allah için sevmek gibi bir üstün meziyet bulunmaktadır.
Gönülleri Allah sevgisi, Allah için sevme, Allah için buğzetme duygusuyla diri tutmak lâzımdır.
“Nerede benim rızâm için birbirlerini sevenler?  Gölgemden başka gölgenin bulunmadığı bugün onları, kendi arşımın gölgesinde gölgelendireceğim” buyurur.

Müslim, Birr 37. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 53

ALLAH (CC) KULLARINI ÇAĞIRIYOR

Allah için birbirini sevmenin âhirette kişiye kazandıracağı  mutlu sonu dile getiren hadîs-i şerîf,  aşağı yukarı aynı neticeyi haber veren  önceki hadisten üslûb olarak farklılık arzetmektedir. Burada Peygamber Efendimiz, Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretlerinin, rahmet gölgesinde barındıracağı kişileri nasıl bir iltifâta tâbi tutacağını ve onlara nasıl hitâbedeceğini bildirmektedir. Bu bir anlamda, önceki hadiste haber verilen mutlu sona nasıl bir muamele ile gidileceğini açıklamak ve  konuya  tam bir kesinlik  kazandırmak demektir.

Hz. Peygamber’in, kıyamet gününde Allah Teâlâ’nın nasıl hitabedeceğini bildirmesi, hiç şüphesiz kendisine verilen bilgi sonucudur.

“Hiçbir gölgenin olmadığı bugün” ifâdesi, mahşer günü dünyadaki gibi bir gölge  bulunmayacağını ifade eder.  “Allah’ın gölgesi” ise, bir önceki hadiste işaret edildiği gibi, ya arşının gölgesi, ya da rahmet ve himâyesi anlamındadır.

“Benim celâlim için” demek, benim rızâm için, sadece benim rızâmı kazanmak amacıyla demektir. Ancak böylesi bir maksatla birbirini sevenler, sevgilerine dünyevî ya da nefsî herhangi bir duygu karıştırmayanlar, hareketlerini ve dostluklarını böylece tanzim ve devam ettirenler, Allah’ın himâyesini kazanacaklardır.

HADİSTEN ÖĞRENDİKLERİMİZ


Gerçek anlamda Allah’a gölge izâfe etmek câiz değildir.
Kıyametin dehşetli havasından kurtulmanın yolu, sevdiğini Allah için sevmektir.
Dünyada Allah rızâsı için birbirini sevenler âhirette rızâ-ı ilâhîye kavuşmak suretiyle sevineceklerdir.

SEVDİĞİNİ ALLAH (CC) İÇİN SEVMEK


Sevgi, yaratılıştan sahip olduğumuz bir duygudur. Herkes birşeyleri sever. Bir anlamda insanın gerçek kölelik zinciri sevgisidir. Zira insana kafa, kalb ve karnından nüfûz edilebilir. Kalbi kazanılmış ya da kalbini kaptırmış insan, sevdiğinin mecnûnudur.

“Allah için sevmek” bir anlamda sevgiye, sevgiden başka karşılık tanımamaktır. İşte bu anlamdaki sevgi, imana derinlik ve zevk katmaktadır. İnsan da imanın tadını böylece tatmaktadır.

Sevgide ölçüyü kaçırmak, insan için aklını yitirmek kadar kötü neticeler doğurabilir. Gönlünü ağyâra kaptırmış bir kişi, düşman istilâsına uğramış ülke gibidir. Hiçbir yerinde, hiç bir köşesinde huzur yoktur. İman izzetine ters düşen bir sevgi, mümini kendi kendisini inkara götürür. Bu da imanı ortadan kaldırır. İman olmayınca onun tadından bahsetmek zaten mümkün değildir.

Kaynak: Riyazüs Salihin – Hadis-i Şerif Tercümesi, Erkam Yayınları


allah ne der, el, kaygı, önemli, resimli mesajlar, resimli sözler, allah rızası, allah rızası ne demek, allah rızası için sevmek, allah rızası için sevmek ne demek, alla rızası hadisler

ÇERKES ATASÖZLERİ

24 Ocak 2022 Pazartesi / No Comments
atasözü, çerkezler, kafkas, kafkas kartalı, resimli mesajlar, resimli sözler,  çerkez atasözleri, atasözü çerkez,
kafkas,çerkesler,resimli mesajlar,resimli sözler,kafkas kartalı,atasözü,çerkes atasözleri,atasözü çerkes,şeyh şamil,hacı murat,atasözleri
Seni evinin avlusuna kadar
uğurlamayanın, evine gitme...

*

ÇERKEZ ATASÖZLERİ


* Aklı olmayan fakirdir. 
* Akıllı kişiyi sırtında taşısan dahi yük gelmez.
* Akıl malın en kıymetlisidir. 
* Ağızdan çıkan söz namludan çıkan kurşun gibidir. 
* Atın başı geçtikten sonra kuyruğundan yakalamağa kalkma. 
* Atı kaybolanın kulağından at sesi gitmez. 
* Açlık korkağıda yiğit yapar. 
* Aslanı terbiye ederler,kaplanı uslandırırlar. 
* Atına binince düşman,inince dost gibi davran.
* Atına dostun gibi bak, düşmanın gibi bin.
* Az çoğun aracısıdır.

B

* Biçmesini bilmeyenin orağı kördür.
* Başlanmış işi olmayanın bitmiş işi olmaz.
* Bilmediğini söyleme,söylediğini inkar etme.
* Bir kere tökezleyen şaşı,iki kere tökezleyen kördür.
* Belayı arayıp takılma,sana takılmışsa korkma.
* Beşiği yapılıp mezarı kazılmayan yoktur.
* Bir kıvılcım bütün köyü yakar.
* Birlik olan sürü için kurt korkulacak şey değildir.

C

* Candan önce onur gelir.

Ç

* Çoban kötü olursa koyunları kuzgun dahi götürür.
* Çığ'ı bir küçük serçe harekete geçirir.
* Çağırana, seni öldürecek isede git.
* Çerkeslerin en fakiri dahi konuk sahibidir.

D

* Dil safradan acı,baldan tatlı,kılıçtan da keskindir.
* Delinin bey'i olmaktansa akıllının kölesi olmak daha iyidir
* Deli bile konuşuncaya kadar akıllı zannedilir.
* Deriyi yüzsende gönüldekini alamazsın.
* Düşünüp konuş, bakınıp otur.

E

* Ecel insanın koynunda yatar.
* Ecel ne acele eder, nede gecikir.
* Eceli arama. O seni bulur.
* Eski dostunla yaptığın gizli işi yeni dostuna güvenip söyleme.
* Eski yolu ve eski dostu terketme.
* Evinde kendini eğit,topluma öyle gir.
* Evinin avlu kapısına kadar seni geçirmeyenin evine gitme.
* Evsahibi misafirin hizmetkarıdır.
* Eşek köpege ot vermiş köpek eşege et ikiside aç kalmiş.

F

* Fakirin dünyası sonbahar gibidir.

G

* Gönül yaşlanmaz.
* Geçmişi olmayanın geleceği de yoktur.
* Genç geleceği ümid ederek yaşlanır,yaşlı geçmişi hayal ederek ölür.
* Gözün beğendiğini kalp de beğenir.
* Günde bir kere babasının huyu oğlunda görülür.
* Güzel söylersen güzel cevap alırsın.
* Güzel; iyi olandır.
* Güzeli güzelleştiren huyudur.

H

* Hediye değil,sevgi değerlidir.
* Hiç kimse dünyadan usanarak ölmez.

İ

* İp uzunsa,söz kısaysa makbuldür.
* İlim ile sanatın fazlası olmaz.
* İhtiyar kimse çocuk gibidir.
* İyi at iyi arkadaş gibidir.
* İyi gördüğünü söyler,kötü verdiğini.
* İyi komşu kardeş sayılır.
* İyi komşu uzaktaki akrabadan öncedir.
* İyi yaşlı olmayan yerde iyi genç olmaz.
* İyilik kötülüğü öldürür.
* İyiyi bilmiyorsan değerli olanı seç.

K

* Konuşana değil bilene bak.
* Kuşu yükselten kanat,İnsanı yükselten akıldır.
* Kitap ilmin anahtarıdır.
* Kibirlenmek deli işidir.
* Kadından utanmayanda yüz yoktur.
* Kadının el mahareti aklını gösterir.
* Kadının olduğu yerde kılıç çekilmez.
* Kafa bomboşsa ayağa yazık olur.
* Kalbinde iyilik olmayana iyilik gelmez.
* Kalp kalbe karşıdır.
* Kıskanç insan gizli düşmandır.
* Kısmet gelecek olursa yün iplik getirir,gidecek olursa demir zincir dahi tutamaz.
* Kıtlık akrabayı unutturur.
* Komşuya değer vermeyen kendini değersiz kılar.
* Kötü yoldaş kötü silah gibidir.
* Kötülük yapıp iyilik bekleme.

M

* Maharetle bilgi kardeştirler.
* Mezartaşı kaybolur, şarkı kaybolmaz.
* Misafir her şeyden önde gelir.

Ö

* Öküze iltifat et, at ile kavga...

S

* Sudaki sögüt,bedendeki kalp çürümez.
* Saadet misafir yolcudur. Gelir ve gider.
* Sevgi ateş değildir.Yandığında söndüremezsin.
* Sevgi kuvvetle alınamaz.
* Söylenmeyen şey duyulmaz.
* Su akacağı yolu kendi bulur.

Ş

* Şansı olmayanı, deve üstünde bile köpek ısırır.

U

* Utanması olanın nasibi de vardır.
* Utanması olmayandan daha kıymetsiz yoktur.

Ü

* Ümit atadan kalma mirastır.
* Ümit uzun ömürlüdür.

V

* Vakit altından daha değerlidir.
* Verene ver,vurana sende vur.
* Ver malını ellere, vur dibini yerlere...

Y

* Yanında iyilik bulunmazsa kuru güzellik bir şey ifade etmez.
* Yaşlımım sözü,gencin aklını yener.
* Yaşlısı olanın kuralları vardır.
* Yaşlısına saygısı olmayanın kendisinede saygısı yoktur.
* Yaşlıya iltifat et gence güvence ver.
* Yaz fıkaranın cennetidir.
* Yiyeceğini kötüleyen kişinin sofrasında yemek yeme.
* Yoldaşın korkaksa ayı ile boğuşma.
* Yüze karşı övgü arkadan yapılan yergi gibidir

Z

* Zora düşen, düşmanın da olsa yardım et!



atasözü, çerkezler, kafkas, kafkas kartalı, resimli mesajlar, resimli sözler,  çerkez atasözleri, atasözü çerkez, 

MEHMET AKİF ERSOY SÖZLERİ

27 Aralık 2021 Pazartesi / No Comments
adam ol, ırkına çek, mehmet akif ersoy, milli şair, nevruz, özü sağlam, resimli mesajlar, resimli sözler, mehmet akif ersoy sözleri, mehmet akiften etkileyici sözler, altın sözler, adam sözler,

Sözü sağlam,
Özü sağlam,
Adam ol.
Irkına çek! 

Mehmet Akif Ersoy

*

MEHMET AKİF ERSOY’UN ETKİLEYİCİ SÖZLERİ

Zulmü alkışlayamam, 
Zalimi asla sevemem 
Gelenin keyfi için, 
Geçmişe kalkıp sövemem.
*
İnmemiştir Kur’an, bunu hakkıyla bilin, 
Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için.
*
Geçmişten adam hisse kaparmış… Ne masal şey! Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi.
*
Nasihatim sana: herzeyle iştigali bırak; adamlığın yolu nerdense, bul da girmeye bak.
*
Adam mısın: ebediyen cihanda hürsün, gez; yular takıp seni bir kimsecikler sürükleyemez. Adam değil misin, oğlum: Gönüllüsün semere; küfür savurma boyun kestiğim semercilere.
*
Sade bir sözdür fakat hikmetlerin en mücmeli: bir halas imkânı var: ahlakımız yükselmeli, yoksa pek korkunç olur katmerleşip hüsranımız… Çünkü hem dünya gider, hem din, eğer yapmazsanız.
*
Ne Araplık ne Türklük kalacak aç gözünü, dinle peygamberi zişanın ilahi sözünü. Ayrılık hissi nasıl girdi sizin beyninize? Fikri kavmiyeti şeytan mı soktu zihninize?
*
Ey âdemoğlu bu devir ve Devran’da içinizde hakkı ve hukuku bilen çoktur. Yaptığınız işte hile çok İslamiyet’i sorup da arayan ve yaşayan yoktur.
*
Azıcık kurcala toprakları, seyret ne çıkar: dipçik altında ezilmiş, parçalanmış kafalar!
*
Tek hakikat var, evet, bellediğim dünyadan, elli, altmış sene gezdimse de, şaşkın şaşkın: hepimiz kendimizin, bağrı yanık, aşıkıyız; sade, i’lanı çekilmez bu acaib aşkın!
*
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
*
Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır. Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.
*
Bize çağ dışı diyorlar doğrudur; çağlar açtık, çağlar kapattık. Çağlar bizden geri.
*
İki üç balta ayırmaz bizi mazimizden. Ağacın kökü mademki derindir cidden, dalı kopmuş, ne olur gövdesi gitmiş, ne zarar o, bakarsın, yine üstündeki edvarı yarar, yükselir, fışkırıp, afak-ı perişanımıza; yine bir vaha serer kavrulan imanımıza.
*
Biri ecdadıma saldırdı mı hatta boğarım, boğamazsam hiç olmazsa kovarım.
*
Adamın biri Akif’e yaklaşarak sorar: Affedersiniz, sizin için baytar diyorlar. Akif hiç istifini bozmadan cevap verir: Evet, yoksa bir yeriniz mi ağrıyordu.
*
Eski dünya, yenidünya, bütün akvam-ı beşer kaynıyor kum gibi, tufan gibi, mahşer mahşer yedi iklimi cihanın duruyor karşısında, Ostralya ile beraber bakıyorsun: Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; sade bir hadise var ortada: vahşetler denk.
*
Bir dost meclisinde Mehmet Akif gayet hararetli bir şeyler anlatmaktadır. Sonradan görme zenginin biri bu meclise gelir selam verir ancak herkes Akif’i dinlediğinden kimse duymaz selamı ve almazlar dolayısıyla. Adam Akif’e sataşmak için: O üstat ne sallıyorsun yine der. Akif istifini bozmadan: Senin ne kadar iyi bir insan olduğunu sallıyorum.
*
İslam’ı öyle yaşa ki akıllar dursun. Sen ona buna değil Allah’a kulsun. 
*
Cehennem de olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz, bu yol ki hak yoludur dönmek bilmez yürürüz.
*
Medeniyet dediğin açmaksa bedeninin her yerini… Desene hayvanlar senden daha medeni.
*
Artık ikiyüzlüleri sevmeye başladım. Çünkü yaşadıkça yirmi yüzlü insanlar görmeye başladım.
*
Ne ibrettir kızarmak bilmeyen çehren, bırak kardeşim tahsili; git önce edep, hayâ öğren.
*
Budur cihanda en beğendiğim meslek; sözün ödün olsun hakikat olsun tek.
*
Aslını gizleyemez insan, giydiği kaftanlarla. Bilmez ama kendini kandırır, söylediği yalanlarla! 
*
Ya rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabahı, mahşerde mi biçarelerin, yoksa felahı.
*
Yumuşak huylu isem kim demiş uysal koyunum; kesilir belki ama çekmeye gelmez boynum.
*
Zannetme ki ecdadın asırlarca uyudu, nereden bulacaktın o zaman eldeki yurdu!
*
Ağlarım, ağlatamam, hissederim, söyleyemem. Dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım.
*
Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak, alçak bir ölüm varsa, eminim, budur ancak.
*
Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz. Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz.
*
Gamsız insanlara eğlence gelirmiş yaşamak; yüreğin hisli mi işkencedesin, talihe bak.
*
Hatırlar mısın doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi âlem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem…
*
Şehamet dini, gayret dini, ancak Müslümanlıktır. Hakiki Müslümanlık en büyük kahramanlıktır.
*
Aslını gizleyemez insan, giydiği kaftanlarla. Bilmez ama kendini kandırır, söylediği yalanlarla!
*
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, bir hilâl uğruna yâ rab, ne güneşler batıyor.
*
İz bırakanlarla senin aranda basit bir fark var sadece. Onlar ömür boyu gayret ediyorlar; sen ömür boyu hayret ediyorsun.
*
Irzımızdır çiğnenen, evlâdımızdır doğranan. Hey sıkılmaz, ağlamazsan bâri gülmekten utan. 
*
Konuşmak bir mana ise susmak bin bir mana. Herkes konuşmasına konuşur lakin sükut yürekli olana.
*
Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim, inan ki, her ne demişsem görüp de söylemişim.
*
Mehmet Akif’e sormuşlar. Bu ülke ne zaman gelişir diye” o’da cevap vermiş; “Cuma namazına gelen cemaat, sabah namazına da geldiği zaman.
*
İki insan çeşidi vardır: zaman geçtikçe hatalarıyla yüzleşen, zaman geçtikçe yüzsüzleşen.
*
Ağlarım, ağlatamam, hissederim, söyleyemem. Dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım.
*
Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.
*
Şarka bakmaz, garbi bilmez, edepten yok payesi bir kızarmaz yüz, bir yaşarmaz göz bütün sermayesi.
*
Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.
*
Bekayı hak tanıyan, sa’yi bir vazife bilir, çalış, çalış ki beka sa’y olursa hak edilir.
*
Bacımın örtüsü batmakta rezilin gözüne acırım tükürüğe billahi tükürsem yüzüne.
*
Tarih’i ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar; hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi.
*
Sahipsiz vatanın batması haktır, sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır.


adam ol, ırkına çek, mehmet akif ersoy, milli şair, nevruz, özü sağlam, resimli mesajlar, resimli sözler, mehmet akif ersoy sözleri, mehmet akiften etkileyici sözler, altın sözler, adam sözler, 

NAZAR NEDİR?

29 Kasım 2021 Pazartesi / No Comments
allah nazardan korusun, haset, kem göz, kıskançlık, kötü niyet, nazar nedir, nazar boncuğu, nazar duası, nazardan korunmanın yolları, nazarlık, nazar tedavisi, resimli sözler,

NAZAR 

Nazar vardır.
Nazardan korunmak gerekir.
Bakarken kötü niyetle ve kem gözle bakmamalıdır. 
Haset ve kıskançlık nazara sebep olabilir . 
Allah nazardan korusun. 

*

NAZAR NEDİR? NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Göz, bakma, bakış, fikir, düşünme, mülahaza, niyet, dikkat, iltifat, teveccüh. Arapça asıllı olan bu kelime, Türkçe'ye geçerken manâ değişikliğine uğramış ve "ayn göz" kelimesi karşılığında kullanılmaya başlanmıştır. Nitekim Araplar, göz değmesi için "isabetül-ayn" tabirini kullanırlar (İbn Manzûr, "Lisânül-Arab", Na.za.ra madd.).

Nazar kelimesi Türkçe'de kem göz manasına gelmekte ve daha ziyade "gelme", "uğrama", "değme" ve "etme" fiilleriyle birlikte; "nazara gelme", "nazara uğrama", "nazar değme" ve "nazar etme" şeklinde kullanılmaktadır.

"Nazarcılık" deyimi; nazarın zarar verebileceğini kabul eden düşüncenin adıdır.

Nazar, bugün için henüz pozitif ilimlerin ilgi alanına girmemiştir. Girip girmeyeceği ya da ne zaman gireceği belli değildir. Zira pozitif diye tanınan bilimlerin kendilerine mahsus bir takım metodları ve bazı kuralları vardır. Olayları bu metodlarla inceler ve bir sonuca varmaya çalışırlar. Nazar ise şu aşamada, fizik ya da kimya laboratuarında incelenip deneye tabi tutulacak durumda değildir. Aksine bugün, bu ilimlerle uğraşanların ekseriyeti -bilhassa doktorlar- nazarın fizik etkisini kabul etmemektedirler.

Buna rağmen, gerek folklor olarak gerekse dînî bir inanç olarak, dünyanın hemen her yerinde milyonlarca insan nazarı tanımakta ve ona inanmaktadır. Nazarla ilgili olayları anlatan haberler de tevâtür derecesine ulaşmaktadır. Nazarın mahiyetinin bilinmemesi, onu inkâr etmeyi gerektirmez. Nazar, mahiyeti henüz anlaşılmamış nice olaylar vardır. "Tabiî hayatta veya zihin hayatında bugünkü ilmî metodlarımızla açıklanması mümkün olmayan olaylara metapsişik veya parapsikoloji denir" (Osman Pazarlı, Din Psikolojisi, İstanbul 198, s. 202).

Her ne olursa olsun bilhassa halk arasında bazı kimselerin sebebi bilinmeyen olağanüstü nazar (göz değmesi) güçleri olduğuna inanılır. Bu güce sahip bir kimsenin, bir insana, bir hayvana ve özellikle bir çocuğa bakmakla durup dururken hastalık, sakatlık, ölüm gibi bir olayın meydana gelmesine yol açacağı sanılır. Her hangi bir olay böyle bir sebebe bağlandığı zaman "nazar değdi", nazara geldi", "nazara uğradı" denilir. "Kem göz" tâbiri de, nazarı değen kimseler için kullanılır.

Halk arasında açık, çiğ mâvi (gök) gözlerde nazar gücü olduğuna inanılır. Bu inanca dayanılarak mâvi gözlülerin kötü niyetli, kıskanç, başkalarına zarar vermekten hoşlanan kimseler olduğu söylenir. Ancak, bu anlayışın doğruluğunu kanıtlayıcı hiç bir kesin delil yoktur. Bazı yörelerde kıskançlık duygusunun nazara yol açtığı inancı da yaygındır. İşte isâbet-i ayn yani bu kötü bakışın, kötü gözün değmemesi için çocukların elbiselerine dikilen mâvi camdan küçücük tesbih tanesi şeklinde, bâzan göz şeklinde olan, ortaları delikli cam yuvarlarlara nazar boncuğu denilir. Bunların beş parmak şeklinde olanları da vardır. Bazı yörelerde -şimdi bile- çocuklara, atlara ve nazar korkulan diğer hayvan ve eşyaya da nazar boncuğu takanlara rastlanır. Nazar boncuğunun dâima mâvi olduğu söylenir. Buna göz boncuğu da denir. Böyle mâvi boncuk, muska, çörek otu, mâşallah gibi bir kaç nazarlığın bir arada olup bir takım teşkil edenlerine de "nazar takımı" denir. Şüphesiz nazar boncuğu, göz değmesine karşı bir tedbir olsun diye takılır. Bunun yanında çeşitli nazarlıkların kullanıldığı da bilinmektedir. Halk arasında nazara karşı başvurulan en yaygın tedbirler ise, kurşun dökmek, tuz çevirmek, üzerlik yakmak veya herhangi bir hocaya okutmak vs.'dir. Peygamberimiz (s.a.s) de nazarlık kullanmayı hoş karşılamamış, bu gibi şeyleri üzerlerine asan kimselerin bey'atlerini kabul etmemiştir (Nesâî, Zinet,17; İbn Mâce Tıb, 39). Diğer taraftan Resulullah (s.a.s); "Göz değmesi gerçektir" (Buhârî, Tıb, 36; Müslim, Selâm, 41) buyurmak suretiyle bir mânevî faktöre işaret etmişlerdir. Şu halde İslâmda göz değmesi (nazar) vardır. Ancak, nazar boncuğu takmak vs. bâtıl inançlardan sayılmıştır.

Öyle anlaşılıyor ki göz değmesinin temelinde yatan esas sebep kişinin kıskançlık duygusudur. Ve bu duygunun, baktığı kimseye yansıması ve onu te'sir altında bırakmasıdır. Nazar boncuğu takmakla bu kıskançlık dolu bakışların tesirinin azaltılması veya başka yönlere yansıtılması amaçlanmaktadır.

Müfessirlerin ekseriyeti; Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkâr edenler, zikri (Kur'an-ı) işittikleri vakit nerdeyse gözleri ile seni yıkıp devireceklerdi. Bir de durmuşlar, o herhalde bir delidir, diyorlardı" (el-Kalem, 68/50, 51) âyetinde geçen gözleriyle seni yıkıp devireceklerdi" sözünü "nazar" ile tefsir etmişlerdir (Elmalılı M.Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, VIII, 5305; İbn Kesîr, "Tefsirul Kur'an'il-Azîm", VIII, 227).

Alûsî (1270/1854)'nin el-Kelbî'den yaptığı bir rivayete göre; Arap asıllı bir kişi, yemek yemeden iki veya üç gün çadırına çekilir, daha sonra oradan gelip geçen koyun ve deve sürüsüne bakar ve "gördüğüm bu koyun ve deve sütünden daha güzelini görmedim" derdi. Bunun üzerine o sürü hastalanır veya yere düşerek helâk olurdu. İşte nazar etmede maharetli olan bu kişiye, Peygamberimizi çekemeyen Mekkeli müşrikler, Hz. Peygâmbere nazar etmesini teklif etmişler, o da bu teklifi kabul etmişti. Allahu Teâlâ da bu ayetleri (el Kalem, 51, 52) ile Resulünü korumuştu (Alûsî, Rûhul-Meânî, 29/38).

Yusuf suresinin altmış yedinci ayetinde ise, Hz. Yakub (a.s)'m oğullarına şöyle dediği anlatılmaktadır:

Ey oğullarım! Bir kapıdan (Mısır'a) girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama ben Allahdan hiçbir şeyi sizin için savamam. Çünkü hüküm Allah'dan başkasının değildir. Onun için ben yalnız O'na tevekkül ettim. Tevekkül edenler yalnız O'na tevekkül etsinler" ( Yusuf 12/67).

Elmalılı Hamdi Yazır, âyetin yorumunda: "Bu tavsiyenin sebebi, toplu bir surette göze çarpmalarından ve bir hased ve gamze uğramalarından sakınmak idi" demektedir (Elmalılı, a.g.e., IV, 2890).

Nazar ile kıskançlık arasında yakın bir münasebet vardır. Elmalılı Hamdi Yazır, bu münasebeti şöyle ifade ediyor: "Kıskançlıklarından az daha Hz. Peygamber'i nazara uğratacaklar, aç ve kötü gözlerinin şerriyle ellerinden gelse onu helâk edeceklerdi. Demek ki, öfkenin bedende bir hükmü bulunduğu gibi, gözlerin de karşılarındakine bakışlarına göre iyi veya kötü bir hükmü vardır. Kimi elektrik gibi dokunur çarpar; mıknatıslar ve manyetize eder. Kimi de aldığı teessürle hasedinden bir gayze düşer, türlü türlü su-i kasde ve hilelere kalkışır ki, maddî veya manevî hangisi olursa olsun hedefine vardığı zaman, isabet-i ayn değmesi veya nazar tabir olunur. Bunun hakkında uzun uzadıya sözler söylenmiş, inkâr edenler, ispat edenler olmuştur. Keyfiyeti ne olursa olsun isabet-i ayn vardır" (Elmalılı, a.g.e., VIII, 5305).

Kur'an-ı Kerim nazardan söz ederken açık ve kesin bir hüküm bildirmemekte, buna karşı hadisler, kesin bir ifadeyle nazarın gerçek olduğunu bildirmekteler. Hz. Âişe (r.a)'den rivayet olunduğuna göre Resulullah (s.a.s) şöyle buyurmuşlardır: "Nazardan Allah'a sığınınız. Çünkü göz (değmesi) gerçektir" (İbn Mace, Tıb, 32; Buhari, Tıb, 36; Müslim, Selâm, 41).

Esma bint Umeys (r.a)'den rivayet edildiğine göre kendisi: "Ya Resulullah! Cafer'in oğullarına cidden nazar değiyor, ben onlar için şifa dileğiyle okutturayım mı?" demiş. Resulu Ekrem (s.a.s) de: "Evet, lakin kader ile yarışan bir şey olsaydı nazar değme işi onu geçerdi" buyurmuştur (İbn Mace, Tıb, 33; Muvatta, Ayn, 3).

Nazarın gerçek olduğunu kabul edince, ondan korunma yollarını da öğrenmek gerekir. Bunun için de, dinimizin bize müsaade ettiği yollara baş vurmak, sakındırdığı yollardan da kaçınmak durumundayız. Bu konudaki rehberimiz yine Allah'ın Resulu'dür. Ebû Said el-Hudrî (r.a)'den rivayet olunduğuna göre: "Resulullah (s.a.s), "Cinlerin ve insanların nazarından Allah'a sığınırım"gibi dualarla cinlerin ve insanların nazarından Allah'a sığınırdı. Sonra Muavvezatân nazil olunca bu sureleri okumaya başladı diğer duaları terketti" (İbn Mace, Tıb, 34).

Hz. Peygamberin kötülüklerden ve kötü kimselerin şerrinden emin olabilmek için sık sık okumuş olduğu duâ ve surelerden bazıları şunlardır: Enes b. Mâlik'ten rivayete göre Resulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Evinden çıkarken şu duâyı okuyan kişiye bu duâ kâfidir. O adam muhafaza altına alınır, şeytan da o adamdan uzaklaşıp bir kenara çekilir: Bismillâhi tevekkeltü alellâhi lâ havle velâ kuvvete illâ billâh ". Manası: "Allah Teâlâ'nın ism-i şerifini zikrederek evimden çıkarım. Ben Allah'a tevekkül ettim, güç ve kuvvet sadece Allah'ın lütuf ve ihsânıyladır" (Tirmizî, Deavât, 34). Ümmü Seleme'nin rivayetine göre Resulullah (s.a.s) evinden çıkarken şöyle derdi: "Allah'ın ismini zikrederek çıkarım. Ben Allah'a tevekkül ettim. Allah'ım hata yapmaktan, yolumu şaşırmaktan, zulmetmekten, zulme uğramaktan, cahillikle başkasına bela olmaktan ve başkasının cahilce davranışıyla karşılaşmaktan sana sığınırım" (Tirmizî, Deavat, 35): Osman b. Affan'ın rivayetine göre Resulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir kul her günün sabahında, her gecenin akşamında üç defa şu şekilde duâ ederse, o kişiye hiç bir şey zarar veremez. Bu: Bismillâhi lâ yedurru me'asmihi şey'in fıl'ardı vela fı'ssemâi ve huve's-semiul-alîm"duâsıdır.

Anlamı: "İsmiyle beraber bulundukça yerde ve gökte hiç bir şeyin zarar veremeyeceği Allah'ın ismiyle (sabaha erdim, akşamladım). O her şeyi işiten ve bilendir" (İbni Mace, Duâ, 14).

Hz. Âişe (r.a) da Resulullah (s.a.s)'ın yatağına girdiğinde iki eline üfleyip muavvizât (İhlâs, Felâk ve Nâs) surelerini okuduğu ve vücuduna sürdüğünü rivayet etmiştir (Buhârî, Deavât, 12).

Bütün bu nasslara göre nazardan korunmak için, "nazarlık" denilen; mavi boncuk, sarımsak, at nalı, minyatür süpürge vb. nesnelerle, içinde ne yazılı olduğu bilinmeyen ya da acaip bir takım şifrelerle yazılmış bulunan muskaları, -nereye olursa olsun- takmak doğru değildir. 

İmam Ahmed, Ukbe b. Nâfi'den merfû' olarak şu hadisi nakleder: "Kim temîme (mavi boncuk) takarsa Allah onun işini tamamlamasın. Kim bir ved'a (katır boncuğu) takarsa Allah onu korumasın" (Ahmed İbn Hanbel, IV, 154, 156).

Nazar kavramının batıdaki ifadesi, psikokinezidir. Nazar olayında iyi niyet ve yoğuşmaya göre alıcı ile verici uçlardan geçen bir "ark" oluşmaktadır. Gıbta, övünme, imrenme gibi dostça duygular, hatta ebeveynlerin; çocuklarına sevgisi, nazarın küçük dozda uğratma sebebidir. Nazara uğrayan kişi, çok sık esner ve sıkılır. Asıl uğursuz nazar, "haset" duygusundan gelişir. Bu duyguda, düşmanlık, kin ve intikam mevcuttur. Nazarın dozajında bu haset duygusunun şiddeti çok önemlidir. Haset duygusu ne kadar şiddetli olursa, nazarın gücü de o kadar şiddetli olur (Nazarın Bilimsel Yönü, Yankı Dergisi, 5-30 Haziran 1983, sayı 635, s. 52).

Gözlerin elektromanyetik ışınlar yolladığı konusu, Sovyetler Birliğinde yoğun bir şekilde araştırılmaktaydı. Yayının dalga boyu yaklaşık yüzde sekiz mm.dir. Yani radyo dalgalarıyla enfraruj (kızılötesi) dalgalar arasındadır (H. Egemen Sarıkaya, S. Birgil, C. Cümbüşel, Telepati, İstanbul 1978 s.15. Nazann bilimsel açıklaması için bak. Din ve İlim Açısından Nazar, Yrd. Doç. Celal Kırca, Diyanet Dergisi, XXII. sayı: 1, 1986).

Halid ERBOĞA / Ahmed GÜÇ

NAZARIN MAHİYETİ, TEDAVİSİ VE NAZARLIK TAKMANIN HÜKMÜ

İnsanın tesir altına alan, hasta eden bazı vak’alar vardır ki, tıp ilmi bunlar için kesin teşhise varamamıştır. Gerçek sebebi hakkında da açık bir bilgi verememektedir. İşte bunlardan birisi de “nazar etme,” “göz değme”dir. Nazarın gerçek olduğu, nazar edilen kimsenin hastalanmasına, hatta ölümüne sebep olduğu da bilinen ve kabul edilen bir hakikattir.

Nazarın gerçek olduğunu ve insanın kaderiyle yakından alâkasının bulunduğunu ifade eden Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

“Nazar haktır, kader ile yarışan bir şey olsaydı, nazar değme işi yarışıp onu geçerdi (kaderi değiştirirdi).”1

Nazarın kaderle her ne kadar alâkası varsa da onun tesirini yaratan yine Cenab-ı Haktır. Yoksa bizzat nazar eden kişi o hadiseyi meydana getirmiş değildir. Nazarı keskin olan kimse birşeye baktığı anda Cenab-ı Hak o şeyde zararı yaratmaktadır. Çünkü iyiliği de kötülüğü de yaratan Allah’tır. Allah’ın iradesi dışında hiçbir şey meydana gelmez.

Nazar etmenin, ölümü, kişinin helâk olmasını netice veren cihetini Peygamberimizden öğreniyoruz. Câbir bin Abdullah’ın rivayet ettiği hadiste şöyle buyurulmaktadır:

“Göz değmesi haktır. Deveyi kazana, insanı da kabre girdirir.”

Böylece, nazara uğrayan deve nasıl ki ölüp, eti tencereye konuyorsa, aynı şekilde nazar edilen kişi de hayatından olup mezara girebilmektedir. Hadis-i şeriften nazarın tesirinin yalnız insana bağlı kalmadığı, bütün canlılara, hattâ insanı dikkatini çeken her türlü şeye de zarar verebildiği anlaşılmaktadır.

Asr-ı Saadette geçen, nazarla ilgili bir hadiseden, mü’minin beğendiği birşey karşısında nasıl davranması, neler söylemesi gerektiği, nazar etmenin din kardeşini öldürme sayılacağı, nazara uğrayan ve nazar eden kimsenin neler yapması gerektiği hususunda geniş bilgiler çıkarmak mümkündür.

Sahabîlerden Amr bin Rebia, Sehl bin Huneyf’i yıkanırken görür,nazar eder. Sehl çarpılmış gibi yere yıkılır. Alıp Peygamberimizin bulunduğu yere götürürler. Durumu öğrenen Peygamberimiz “Kimden şüphe ediyorsunuz?” diye sorar. Sahabîler, Amr bin Rebia’nın ismini verirler. Bunun üzerine Peygamberimiz Amr’ı azarlayarak, “Sizden biriniz neden din kardeşini öldürüyor? Biriniz kardeşinde beğendiği, hoşuna gittiği bir şey gördüğü zaman ona mübarek olması için dua etsin (Mâşallah, Bârekallah gibi sözler söylesin)” buyurur.

Daha sonra Peygamberimiz bir miktar su ister ve nazar eden Amr’ın abdest almasını emreder.3

Bir nevi abdest olan bu tatbikatı fıkıh âlimlerimiz şöyle tarif ederler. Bir kabın içine su konur. Nazar eden kimse bir avuç alır, ağzını çalkar, suyu kabın içine püskürtür. Sonra aynı sudan alarak yüzünü yıkar, sonra sol eliyle su alarak sağ elini yıkar, sağ eliyle de alarak sol elini bileklere kadar yıkar. Daha sonra sağ ve sol dirseklerini yıkar. Sonra dirseğini ve omuzu arasını yıkar. Sonra ayaklarını, sağ ve sol dizini yıkar. Elini ve ayaklarını yıkarken, kolunu ve dizinden aşağısını yıkamaz. Daha sonra sağ böğrünü aşağı doğru yıkar. Bütün bu organlarını yıkadıktan sonra su aynı kapta biriktirilir. Nazar eden kişi bu işi tamamladıktan sonra su kabını alarak nazar ettiği şahsın arkasında durup başına döker.4 Kullanılan bu su pis sayılmamaktadır. Bunu Peygamberimizin bizzat kendi tatbikatından anlamaktayız.

Peygamberimizin kısaca tarif ettiği ve âlimler tarafından da genişçe izah edilen bu yıkamanın bilinmeyen pek çok hikmeti, şüphesiz, vardır. En azından nazar şüphesini gidermek için bu sünneti yapmak gerekir. Bu yıkama ve dökme işi Sahabîler tarafından da zaman zaman tatbik edilmiştir.

Bu iş yapıldıktan sonra nazar eden kimse bereket duasında bulunarak, “Mâşallah, Lâ kuvvete illâ billah” derse, meydana gelebilecek zararı Allah’ın gidereceği bildirilmektedir. Zaten bu yıkama işinin yapılması bir nevi fiilî duadır. Tesir ve şifa ise Allah’tan beklenmelidir.

Nazardan ve ondan gelebilecek şerden Allah’a sığınmalıdır. Hz. Âişe’den öğrendiğimize göre, Peygamberimiz ona göz değmesine karşı rukye yapmasını (dua okumasını) emretmiştir.5

Başka bir hadiste “Nazardan Allah’a sığınınız”6 buyurularak, şifayı Allah’tan istememiz tavsiye edilmektedir.
Peygamberimizin göz değmesi karşısında ondan korunmak için hangi duaları okuduğunu ve neler yaptığını Ebû Said el-Hudrî (r.a.) şöyle anlatmaktadır:

“Resulullah (a.s.m.) (Cinlerin ve insanların nazarından Allah’a sığınırım, gibi dualarla) cinlerin nazarından, sonra da insanların nazarından Allah’a iltica ederdi. Sonra Muavvizetân (Felâk ve Nâs Sûreleri) inince bu sûrelere devam etti. Diğer duaları terk etti.”7

Şu halde, nazar eden ve zarar verenleryalnız insanlar değildir. Aynı zamanda cinler de nazar edip, insana zarar vermektedir. “Cinlerin nazarı oktan daha sür’atli geçer” diyen bazı âlimler göz değmesini, cinlerin çarpması ve nazar etmesi mânâsında da anlamaktadırlar.

Peygamberimizin tatbik ve tavsiye ettiği mânevî ilaçlardan başka yollara başvurup şifa aramak mü’mine yakışmaz. Cahiliye devrinde Araplar bazı hastalıklardan dolayı boyunlarına ve kollarına çeşitli âlet ve boncuklar takarlardı. Deva ve şifayı da o taktıkları şeylerden beklerlerdi. Şirk kokan, inancına uymayan bu nevi işleri şiddetle yasaklayan Peygamberimiz, “Kim bir şey takarsa bütün işleri o taktığı şeye teslim edilir”8 buyurmuştur. Böylece takılan o şeyin bir fayda vermeyeceği, ayrıca kişinin bütün ümidini bizzat ona bağlamasıyla da inancına zarar geleceği anlaşılmış oluyor.
Nazardan korunmak için mânâsı bilinmeyen bazı muskalar yazıp kullanmak veya “nazar boncukları” takmak İslâm inancına uymayan bâtıl âdetlerdir. Bu gibi şeyleri insanın takınması caiz olmadığı gibi, bir hayvana veya bir eşya üzerine takmak da aynı şekilde meşru değildir. Peygamberimizin haram saydığı bazı şeyler arasında nazarlık takınmak da sayılmaktadır.9

Bu işlere benzeyen ve halk arasında mum eritmek, kurşun dökmek veya ot yakıp hastanın başının üzerinde gezdirmek gibi hiçbir mânâsı olmayan tatbikatlara tevessül etmemek lâzımdır. Çünkü Cenab-ı Hak her türlü derdi verirken meşru olarak dermanını da yaratmıştır. Mü’min ölçü olarak sünneti almalı, o çizgiden çıkmamaya çalışmalıdır. İstikamet ancak bu yolla mümkündür.

1. Müslim, Selâm: 42; İbni Mâce, Tıb: 3.
2. Keşfü’l-Hafâ, 2: 76 (Ebû Naim’dennaklen).
3. İbni Mâce, Tıb: 32, Müsned, 3: 447.
4. Neyevi, Şerh-u Sahih-i Müslim, 14 % 172-173.
5. İbni Mâce, Tıb: 34.
6. A.g.e., Tıb: 32.
7. A.g.e., Tıb: 34.
8. Tirmizi, Tıb: 24.
9. Neseî, Zînet: 17.

Mehmed Paksu 



allah nazardan korusun, haset, kem göz, kıskançlık, kötü niyet, nazar nedir, nazar boncuğu, nazar duası, nazardan korunmanın yolları, nazarlık, nazar tedavisi, resimli sözler,