Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

Browsing Category "sözler"

ALTIN SÖZLER-16 (THOMAS EDİSON'DAN)

14 Ocak 2020 Salı / No Comments
 Bu yazı, altın sözler, atarlı sözler yeni, edison kimdir kısa, thomas edison, en güzel sözler, kapak sözleri kısa, sözler, thomas edison hayatı, edisonun hayatı, edisonun sözleri, edisonun özellikleri ile ilgilidir.
altın sözler, atarlı sözler yeni, Bu yazı, edison kimdir kısa, edisonun hayatı, edisonun sözleri, en güzel sözler, ile ilgilidir., kapak sözleri kısa, sözler, thomas edison, thomas edison hayatı, 

THOMAS EDİSON KİMDİR?

Thomas Edison’un tarihte unutulmaz icatlarda bulunmuştur, teknolojinin gelişmesine yaptığı ampul icadı ile bir ışık olmuştur. 11 Şubat 1847 Amerika Ohio’da doğmuştur yedi kardeşlerdir. Yedi yaşında okulda başarısızlığı yüzünden okuldan uzaklaştırılmıştır.

Zeka geriliği yüzünden özel bir öğretmen tarafından eğitilmiştir 10 yaşına geldiği zaman fizik ve kimya ile ilgilenmeye başladı.

12 yaşında ailesine maddi yardım etmek için trenlerde gazete satardı, pazarlarda yük taşırdı. Çalıştığında aynı zamanda araştırmalarını sürdürdü sabahlara kadar odasında ışığı açık olurdu.

Kazandığı para ile birlikte Atölye kurdu kendisine burada elektrikli oy makinesini geliştirip patentini almıştır. Araştırmalarına sesli telgraf üzerinde sürdürmeye devam etti. Karbondan iletici eklemesi ile birlikte telefonun temelini atmış oldu. Kısa süre içersinde 1877’de ses kayıt cihazını geliştirmiştir.
Elektrik akımının ters orantılı olacağını ve güvenli bir yolla düşünerek ark lambası üzerinde çalışmalar yapmıştır. Yapılan 13 ay boyunca çalışma karşılığında karbon flamalı lambanın patentini alıp halka tanıttı. Evliliği boyunca 2 kere evlenip 6 tane çocuğu olmuştur. Edison 18 Ekim 1931 tarihinde New Jersey’de öldü.

ALTIN SÖZLER THOMAS EDİSON

Güçlü düşünceler geliştir ama kendi düşüncelerinin esiri olma! Kafamda bir teori kurardım ve işe yaradığı sürece onu kullanırdım. O işe yaramadığı zaman, başka bir teori bulurdum. Karşılaştığım sorunları çözmenin tek yolu buydu. Abartmıyorum, elektrik ampulünü buluncaya kadar 3000 farklı teori yarattım. O an her biri bana doğru ve mantıklı geliyordu. / Thomas Edison

Doğanın sırlarını, insanların mutluluğu için kullanan kazanır. Benim hayat felsefem çalışmaktır. Doğanın sırlarını ortaya çıkarmak ve onları insanların mutluluğu için kullanmaktır. Dünyada bulunduğumuz şu kısa süre içinde, yapabileceğimiz daha iyi bir hizmet bilmiyorum. / Thomas Edison

Medeniyetin en önemli görevi, insanlara düşünmeyi öğretmektir. Okulun temel amacı da bu olmalı. Eğitim sistemimizin temel sorunu, öğrencilere zihinsel esneklik tanımamasıdır. Çocukların beyinlerini bir kalıba sokmaya çalışıyoruz. Onların, verilenleri kabul etmeleri için ısrar ediyoruz. Eğitim sistemimiz, çocukların mantık yürütmesini veya yeni bir şey düşünmesini teşvik etmiyor. Aksine, gözlemden daha çok ezbere önem veriyor. / Thomas Edison

Elektriği o kadar ucuz yapacağız ki, bundan sonra sadece zenginler mum yakacak! / Thomas Edison

Konsantrasyon, bezginlik duymadan fiziksel ve zihinsel enerjiyi tek bir noktaya sürekli uygulama yeteneğidir. / Thomas Edison

Hayatımda bir gün bile çalışmadım. Hepsi keyiften ibaretti. / Thomas Edison

Tüm potansiyelimizi kullanacak olsaydık, şaşkına dönerdik. / Thomas Edison

En büyük zayıflığımız, bırakmakta yatar. Başarıya giden en kesin yol ise, sadece bir kez daha denemekten geçer. / Thomas Edison

Büyük bir fikir üretmek için, önce bir çok fikir üretmiş olmak gerekir. / Thomas Edison

Hayatın en büyük hataları, başarıya ne kadar yaklaştıklarını bilmeyen insanların vazgeçmelerinden dolayı olur. / Thomas Edison

Bazı yenilgilerin nedeni, insanların işi yarıda bıraktıklarında, başarıya ne kadar yakın olduklarını bilememeleridir. / Thomas Edison

Tüm İnciller insan yapımıdır. / Thomas Edison

Ben iyi bir süngerim başkalarının kullanmadığı fikirleri kullanırım. / Thomas Edison

Cesaretimi kaybetmiyorum, çünkü vazgeçilen her yanlış girişimileri doğru atılmış yeni birr adımdır. / Thomas Edison

Konsantrasyon, bezginlik duymadan fiziksel ve zihinsel enerjiyi tek bir noktaya sürekli uygulama yeteneğidir. / Thomas Edison

Bir şey sizin istediğinizi yapmıyor diye kullanışsız demek değildir. / Thomas Edison

Biz hiçbir şeyin milyonda birini bile bilmiyoruz. / Thomas Edison

Eğer yapabileceğimiz her şeyi yapsaydık kelimenin tam anlamıyla kendimize hayret ederdik. / Thomas Edison

Orası çok güzel görünüyor. Son sözleri. / Thomas Edison

Hiçbir şeyin yüzde birinin milyonda birini bile bilmiyoruz. / Thomas Edison

Ben benden öncekinin bıraktığı yerden başladım. / Thomas Edison

Düşünmeden konuşmanın cezası sonradan düşünmeye mahkum olmaktır. / Thomas Edison

Yorgunluk hoşnutsuzluk getirir. Hoşnutsuzluk gelişim için gereklidir. / Thomas Edison

Her şey için zaman vardır. / Thomas Edison


Bu yazı, altın sözler, atarlı sözler yeni, edison kimdir kısa, thomas edison, en güzel sözler, kapak sözleri kısa, sözler, thomas edison hayatı, edisonun hayatı, edisonun sözleri, edisonun özellikleri ile ilgilidir.

ALTIN SÖZLER-25 (ADALET)

29 Kasım 2019 Cuma / No Comments
Bu yazı, sözler, Hz. Ömer Sözleri, Hz. Ömer Sözleri Yeni, Hz. Ömer Sözleri Kısa, Hz. Ömer Sözleri Hazır, Hz. Ömer Sözleri Facebook, Hz. Ömer Sözleri Twitter, Hz. Ömer kimdir kısa, hz ömer sözleri adalet  ile ilgilidir.
Bu yazı, hz ömer sözleri adalet  ile ilgilidir., Hz. Hz. Ömer Sözleri Facebook, Hz. Ömer kimdir kısa, Hz. Ömer Sözleri, Hz. Ömer Sözleri Twitter, Hz. Ömer Sözleri Yeni, sözler, 
HZ. ÖMER KİMDİR?

Hz. Ömer (ra), 581 yılında Mekke’de dünyaya geldi. Babası Hattab bin Hufeyl, annesi Ebu Cehil’in kardeşi veya amcasının kızı olan Fatıma bin Haşam’dır. Hicretten kırk sene evvel kadar doğmuştur. Buna göre, Peygamber Efendimiz’den (Sav) 12 veya 13 yaş küçük olduğu anlaşılmaktadır.

MÜSLÜMAN OLUŞU:

Hz. Ömer Mekke müşriklerince Hz. Muhammed’i (Sav) öldürmek üzere görevlendirilmiş, yolda bu niyetini anlayan bir sahabe tarafından, hedef saptırmak amacıyla, gizli bir Müslüman olan kız kardeşinin evine yönlendirilmiş, önce gidip onunla ilgilenmesi söylenmiştir.

Kız kardeşinin evine geldiğinde evden gelen Kur’an sesini işiten Hz. Ömer “Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ı tesbih etmektedir…” diye başlayan Kur’an ayetlerinden (Taha ve Hadid surelerinin ilk ayetleri) etkilenerek Müslüman olmuştur. Müslüman olduktan sonra ettikten sonra müşriklere karşı çok sert davranmış ve dinini her ortamda, kimseden çekinmeden herkese meydan okuyarak savunmuştur.

Hz. Ömer (ra) yani Ömer bin Hattab Hz. Ebubekir’den sonraki ikinci halifedir. Hz. Ömer’in (ra) 10 yıl kadar süren hilafet döneminde Bizans ile yapılan Yarmuk, Halep, Ecnadin, Demirköprü, Dathin, Firaz ve Qarteen muharebeleri ile Mısır, Suriye, Lübnan ve Filistin; Sasaniler ile yapılan Köprü, Nihavend, Kadisiye muharebeleri ile de Irak’ın tamamı ve İran’ın büyük bir kısmı feth edildi.
Hz. Ömer (ra) 1 Kasım 644’te, kendisinden alınan verginin azaltılmasını isteyen, ancak talebi kabul edilmeyen İranlı Ebû Lü’lüe tarafından Medine’de sabah namazında hançerle saldırıya uğradı. Saldırgan intihar ederken Hz. Ömer (ra) 3 gün sonra vefat etti. Hz. Aişe’nin muvafakatiyle Hz. Peygamber’in (Sav) ve Hz. Ebu Bekir’in (ra) yanına defnedildi.

HZ. ÖMER'DEN ALTIN SÖZLER

Adalet olmadıkça; Yönetimin faydası olmaz.
Edep olmadıkça; Asaletin faydası olmaz.
Cömertlik olmadıkça; Zenginliğin faydası olmaz.
Güven olmadıkça; Sevincin faydası olmaz.
Kanaat olmadıkça; Fakirliğin faydası olmaz.
Alçak gönüIIü olmadıkça; Yükselmenin faydası olmaz.
ALLAH’ın başarıya ulaştırması olmadıkça; Çalışmanın faydası olmaz.
* Hz. Ömer: Hızla camiye koşan çocuğun kolundan tutatarak, daha küçüksün bu acelen ne dedi?Çocuk: Dün benden daha ufak birisi öldü.
*
Beni en çok şaşırtan şey, bir kimsenin, AIIah’ı bilip, O’na isyan etmesi; Şeytan’ı biIip ona itaat etmesi ve dünyayı bilip ona meyletmesidir.
*
Dicle kenarında bir kurt bir koyunu yese, AIIah adaleti gelir onu Ömer’den benden sorar.
*
İnandığınız gibi yaşamazsanız yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.
*
Tevbe’den maksat günahı bilip yapmamaktır.
*
AmeI-i saIihte bulunmaktan maksat, kendini beğenmemektir. 
*
Şükürden maksat, aczini itiraf edip kuIIuğu bilmektir.
*
Gözü haramdan korumak, en güzel şehvet perdesidir.
*
Kişiye imandan sonra verilen şeylerin en hayırlısı saliha kadındır.
*
İnsanlığın şerefi akIıyIa, asaleti diniyle; şahsiyeti ahIakıyIadır.
*
Arkadaş çokluğu, zamanın feIaketIerine karşı bir destek ve yardımdır.
*
Borcunu azaltırsan hür yaşarsın, Günahlarını azaltırsan rahat ölürsün.
*
AmeIIerin efdali, farzları yapıp haramlardan kaçınmak ve katında sâdık niyettir.
*
HeIâIin onda dokuzunu harama düşmek korkusu ile terk ederdik.
*
Bir insanın; şöhretine ve görünüşüne aldanma, namaz ve niyazına bakma, aklına ve doğruluğuna bak.
*
İnsanların en cahili, ahiretini başkasının dünyası için satandır.
*
Şiddet göstermeden güçlü ve kuvvetli; zayıflık belirtmeden yumuşak ol.
*
İnsanları düzeItebiImemiz için önce kendimizi düzetmemiz gerekir.
*
Şu ümmet için en çok korktuğum şey: dili ve sözleri ile âlim; kalbi ile cahil olan kimselerdir.
*
Tevazunun başı, bir müslüman ile yolda karşılaşırsan ilk önce selamı senin vermen, bir mecliste en geride oturmaya razı olman ve şöhretten uzak durmandır.
*
Ölümü, yattığın zaman yastığının altında, kalktığın zaman burnunun ucunda bil!
*
Tevbe edenIerIe oturun, onların kaIbIeri yumuşak olur.
*
AIIahü teâIâ başkasına acımayana acımaz, affetmeyeni affetmez, özür kabuI etmeyenin özrünü kabul etmez.
*
Ben duanın kabul edilmemesi kaygısı taşımam. İçimde dua etme isteğinin olmaması kaygısı taşırım.
*
Namaz seni yolun yarısına ulaştırır, oruç da hükümdarın kapısına ulaştırır. Sadaka ise, hükümdarın huzuruna çıkarır.
*
Âhiret işIerinde zarar etmektense, dünyaya ait işlerde zarar ediniz. Böylesi sizin için daha hayırlıdır.
*
Fazla gülmeyi terk edene heybet verilir.
*
Fazla konuşmayı terk edene hikmet verilir.
*
Fazla yemeği terk edene ibadetin lezzeti verilir.
*
Mizahı terk edene zarafet verilir. 
*
Dünya sevgisini terk edene ahiret sevgisi serilir.
*
Hakkımda hangisinin daha hayırlı olduğunu bilemediğim için darlık ve boIIuk günlerimin hiçbirine aldırış etmedim. 
*
Bana ayıplarımı, kusurlarımı söyleyen kimse AIIah-ü teâIânin merhametine kavuşsun.
*
Namaz kılan yaşlıyı severim ama namaz kılan gence aşığım.
*
Bir kimse her kimle şakalaşırsa, onun gözünde küçülür ve heybetsiz olur.
*
Mescid’de oturan kimse, AIIahü teâIâ’nin huzurunda bulunuyor demektir.
*
Oburluktan sakınınız, zira oburluk bu dünyada hamaIIık, öldükten sonra ise pis kokudur.
*
Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin. AmeIIerinizi tartılmadan önce tartınız.
*
AIIah’a itaat eden büyük zatların sözlerine dikkat edin. Çünkü onlar tarafından gerçekler teceIIi eder ve onu konuşurlar.

Bu yazı, sözler, Hz. Ömer Sözleri, Hz. Ömer Sözleri Yeni, Hz. Ömer Sözleri Kısa, Hz. Ömer Sözleri Hazır, Hz. Ömer Sözleri Facebook, Hz. Ömer Sözleri Twitter, Hz. Ömer kimdir kısa, hz ömer sözleri adalet  ile ilgilidir.

SÖZ SÖYLEME SANATI

4 Temmuz 2019 Perşembe / No Comments
ağız, ağzımızdan çıkan, gönül kırmak, gönül yarası, ölçü, ölçülü, resimli sözler, söz, söz zamanı, söz nedir, söz söyleme sanatı hakkında bilgi, sözler, sözlü, söz harmanı, altın sözler

SÖZ

Sözlerinde ölçülü ol.
Bir sözünle kırdığın gönlü, bin sözünle toplayamazsın.
*
Söz ağzımızdan çıkmadan bizim kontrolümüzde, çıktıktan sonra ise herkesin.
Ağzımızdan çıkana dikkat etmeli ve ölçülü konuşmalıyız.
Sözlerimiz ölçülü olmazsa gönülleri yaralar ve kırar.
Tek bir sözümüzle kırdığımız gönlü ise binlerce sözle toplayamayız.
*

SÖZ SÖYLEME SANATI

Düşünmek ile konuşmak arasında çok fark vardır. Hatta yazmak arasında daha da çok fark vardır. Birçok insan bunlardan sadece birinde çok başarılıdır. Ama diğerine gelince biraz çekimser kalır bir türlü derdini anlatamaz. Bazı insanların analitik düşünce yapıları vardır. Anında olayı çözer. Bazı insanlar bu düşündüklerini kaleme almada inanılmaz beceri sahibidirler. Ama gel gör ki bir türlü derdini anlatamaz. Hepsini aynı beceri ile kullanan insanlar hayatta da çok başarılı olurlar. Düşünün ki olayı anında çözüyor ve bunu çok güzel ifade ediyor. Bir de çok güzel yazıya döküyorsa bence muhteşem olur.

Hepimizin başına zaman zaman gelmiştir. Aşırı sevgimizden kaynaklanan bir hırçınlık yaşarız. Karşımızdakine sevgimizi anlatmak yerine onu hırpalarız. Onu iteriz. Çünkü düşündüklerimizi bir türlü ifade edemeyiz. Ama ona mektup yazarsak harika derdimizi anlatabiliriz. Bazen eleştiri yapmak isteriz. Amacımız karşımızdakini çok sevdiğimiz için onun zarar görmesini istememizden kaynaklanır.

Ama öylesine bir eleştiri yaparız ki karşımızdakini ne kadar üzdüğümüzü farkına bile varmayız. Türkçe öylesine güzel bir dil ki gerçekten kullanmasını bilsek hiç kırmadan her şeyi söyleyebiliriz. Hatta bazen güzel bir şey söylediğimizi sanır karşımızdaki ama aslında ona hakaret etmişizdir. Aynı kapıya çıkan bir konuyu 2 yoldan da ifade edebiliriz. Biri çok kırıcı biri de sevecen olabilir.

*

Kralın rüyasında olduğu gibi:

“Kral bir sabah uykudan uyandığında bir rüya gördüğünü hatırlamış. Hemen emir vermiş. Ülkenin en iyi rüya yorumcusunu bulun getirin demiş. Rüya yorumcusunu getirmişler. Kral rüyasını  anlatmış. Yorumcu şöyle bir yorum yapmış;
– Kralım sizin bütün sevdikleriniz en yakın zamanda ölecekler.
Kral inanılmaz sinirlenmiş ve bağırmaya başlamış:
– Atın bu adamı dışarı. Bana başka bir rüya yorumcusu bulun.
Ülkeyi aramışlar taramışlar başka bir rüya yorumcusunu bulmuşlar. Yorumcuyu kralın huzuruna çıkartmışlar. Kral rüyasını anlatmış. Rüya yorumcusu kralın rüyasını şöyle yorumlamış;
-Kralım, sizin rüyanızın yorumu şöyledir. Siz çevrenizdeki bütün insanlardan daha uzun ömürlü olacaksınız.
Kral buna çok sevinmiş. Ona bir kese altın vermiş ve uğurlamış.”

*

Bakın aynı şeyi değişik şekillerde ifade ediş biçimi. Günlük hayatın içinde bazen hepimiz çok kırıcı olabiliyoruz. Çünkü söylemek istediğimizi zamanında ve iyi şekilde ifade edemediğimiz için. Bazen de zamanında cevap veremediğimiz için de üzülürüz. Keşke şöyle deseydim diye üzülürüz.

*

Hazır cevaplık da farklı bir yetenektir. 

Buna örnek olarak da size komik bir hikaye anlatmak istiyorum:

“Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş. Profesör kaşlarını çatarak;
– Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamazlar!
Öğrenci:
– O zaman uçuyorum.
Profesör cevaba çok sinirlenmiş, sınavda öğrenciye takmış ve sınavının başarısız geçmesi için elinden geleni yapmış. Yalnız sınavda öğrenci tüm soruları mükemmel bir şekilde cevaplamış. Profesör öğrenciye sana son bir soru soracağım demiş:
– Yolda yürürken iki torba bulduğunu hayal et, birinde akıl var, diğerinde ise para var. Hangi çuvalı alırsın?
Öğrenci:
– Para olan çuvalı seçerdim.
Profesör:
– Ben akıl olan çuvalı seçerdim.
Öğrenci:
– Normal! Kimde ne eksikse onu seçer.
Profesör çok sinirlenmiş, öğrencinin not defterini alıp içine ‘Öküz’ yazmış. Öğrenci nota bakmadan odadan çıkmış. Bir dakika sonra öğrenci kapıyı aralamış;
– Sayın profesör, imzanızı atmışsınız, fakat notumu yazmayı unutmuşsunuz.


kralın rüyası, altın sözler, gönül kırmak, gönül yarası, ölçü, resimli sözler, söz, söz harmanı, söz nedir, söz söyleme sanatı hakkında bilgi, söz zamanı, sözler, sözlü, profesör öğrenci fıkrası

CEMİL MERİÇ'İN HAYATI VE SÖZLERİ

13 Haziran 2019 Perşembe / No Comments
  cemil meriç, cemil meriç hayatı, cemil meriç sözleri, cemil meriçten altın sözler, doğan güneş, güneş enerjisi, güneş tutulması, söz, söz filmi, sözler, cemil meriç kimdir, cemil meriç eserleri


CEMİL MERİÇ KİMDİR?

Yazar ve mütercim. Asıl ismi Hüseyin Cemil'dir.12 Aralık 1916'da Hatay Reyhanlı'da doğdu. Ailesi Balkan Savaşı sırasında Yunanistan'dan göçmüştü. Fransız idaresindeki Hatay'da Fransız eğitim sistemi uygulayan Antakya Sultanisi'nde okudu. Bir süre ilkokul öğretmenliği ve nahiye müdürlüğü, Tercüme kaleminde reis muavinliği yaptı.

1940'da İstanbul Üniversitesi'ne girip Fransız Dili ve Edebiyatı öğrenimi gördü. 1941'den başlayarak İnsan, Yücel, Gün, Ayin Bibliyografyası dergilerinde yazmaya başladı. 1942 ve 1945 yılları arasında Elazığ lisesinde, 1952 ve 1954 yılları arasında ise İstanbul`da Fransızca öğretmeni olarak çalıştı. Daha sonra İstanbul üniversitesi Edebiyat fakültesinde yabancı diller okutmanlığı görevinde bulundu, Sosyoloji bölümünde dersler verdi. Mükemmel düzeyde Fransızca okuyup yazan Meriç, İngilizceyi anlıyor, Arapçayı, kendi ifadesiyle, "söküyor"du.

1955'de gözlerindeki miyobunun artması sonucu görmez oldu, ama olağan üstü çalışma ve üretme temposu düşmedi. Talebelerinin yardımıyla çalışmalarını ölümüne kadar sürdürdü. 1974 yılında İstanbul üniversitesinden emekli oldu ve yıllarının birikimini ardarda kitaplaştırmaya girişti. 1984'te, önce beyin kanaması, ardından felç geçirdi, 13 Haziran 1987'de vefat etti.

Cemil Meriç`in ilk yazısı Hatay`da Yeni Gün Gazetesi`nde çıktı (1928). Sonra Yirminci Asır, Yeni İnsan, Türk Edebiyatı, Yeni Devir, Pınar, Doğuş ve Edebiyat dergilerinde yazılar yazdı. Hisar dergisinde "Fildisi Kuleden" başlığıyla sürekli denemeler yazdı. Meriç, gençlik yıllarında Fransızcadan tercümeye başladı. Hanore de Balzac ve Victor Hugo`dan yaptığı tercümelerle kuvvetli bir mütercim olduğunu gösterdi. Batı medeniyetinin temelini araştırdı. Dil meseleleri üzerinde önemle durdu. Dilin, bir milletin özü olduğunu savundu ve sansüre, anarşik edebiyata şiddetle çattı.

Cemil Meriç-Başlıca Eserleri

İnceleme:
Hind Edebiyatı (1964),
Saint Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist (1967),
Bu Ülke (1974)
Umrândan Uygarlığa (1974),
Bir Dünyanın Eşiğinde (1976),
Işık Doğudan Gelir (1984),
Kültürden İrfana (1985)

Deneme :
Mağaradakiler (1978),
Bu Ülke (1985)

Günlük:
Jurnal (1992)
Diğer Kitapları:
Kırk Ambar (1980),
Bir Facianın Hikayesi (1981),
Sosyoloji Notları ve Konferanslar (1993)

Ödülleri
Umrandan Uygarlığa (1974) (Türkiye Millî Kültür Vakfı ödülü)
Kırk Ambar (1983) (Türkiye Millî Kültür Vakfı ödülü, Ankara Yazarlar Birliği Derneği'nin Yılın Yazarı ödülü)

CEMİL MERİÇ'TEN ALTIN SÖZLER

Jurnal'den:
Düşünce şüpheyle başlar. Düşünce, tezatlarıyla bütündür. Zıt fikirlere kulaklarımızı tıkamak, kendimizi hataya mahkûm etmek değil midir? 13 Haziran 2007

Bu Ülke'den:
Dergi hür tefekkürün kalesi.
*
Düşünceye câzip ve parlak bir biçim vermek küçültür düşünceyi. Büyük yazar içinden gelen sesi olduğu gibi haykırandır. Kelimeleri kullanırken avamın hoşuna gidip gitmeyeceğini düşünmez.
İngiliz hodgamdır.Bir millet değil de bir yığın.Yığın düşünmez, mâruz kalır. Nezleye yakalanır gibi tutulur bir fikre. Ateşi yükselince arslanlaşır, nöbet geçirince her mukaddesi unutuverir. 6 Nisan 2007
Olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekânın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek.
*
Okumak, iki ruh arasında âşıkane bir mülâkattır.
*
Kâmus bir millietin nâmusudur.
*
Her kavganın ezelî mazereti: Son kavga olmak. 23 Temmuz 2007

Deha tabiatın en tehlikeli armağanı.
*
İnsanlık daima kötü oyuncaklar peşinde koşan bir çocuk.
*
Hayat herkesin yaşadığı, kimsenin yaşamaktan hoşlanmadığı komedya.

Günün sözü 19 Aralık 2006

Hiçbir zafer umulanı getirmez, hiçbir bozgun mutlak değildir.
*
Havarilerini yaratamayan İsa'nın yeri tımarhanedir, tarih değil.
*
İzm'ler idrakimize giydirilen deli gömlekleri.
*
Tefekkür Vuzuhla başlar,kurtuluş şuurla.
*
Her büyük adam kucağında yaşadığı cemiyetin üvey evladıdır.
*
Türk aydını yangından kaçar gibi uzaklaşıyor memleketten. Hayır kirlettiği bir odadan kaçar gibi.
*
Kelime: Senin yıldızların kelimeler, söyle raksetsinler, alev saçlarıyla sonsuz bahçesinde hayallerinin.Kelime ormanda uyuyan dilber; şair uzaklardan gelen şehzade. Öyle seveceksin ki kelimeleri, sana yetecekler.Yıldızlar tanrı'ya yetmiş mi? Kelimeler benim sudaki gölgem, okşayamam onları, öpemem. Bir davet olarak güzel kelime ve muhterem. Gönülden gönüle köprü, asırdan asıra merdiven. Kelime kendimi seyrettiğim dere. Kelime sonsuz, kelime adem.
*
Sol ve sağ; çılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit.
*
Kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcu.
*
Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanıp uçmak gericilikse, her namuslu insan gericidir.
*
Kelam, bütünüyle haysiyettir.
*
Kamus, bir milletin hafızası, yani kendisi; heyecanıyla, hassasiyetiyle, şuuruyla...
*
Slogan, ilkelin ideolojisi.
*
İdeolojiler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri.
*
Kitaptan değil, kitapsızlıktan korkmalıyız.
*
Hafızaya çakıl taşı gibi saplanan bilgi kırıntılarına yeni bir ad bulduk: Kültür.
*
Kitap, istikbale yollanan mektup, smokin giyen heyecan, mumyalanan tefekkür.
*
Tarihimiz, mührü sökülmemiş bir hazine.
*
Her toplum bir kitaba dayanır: Ramayana, Neşideler Neşidesi veya Kur'an: "Senin kitabın hangisi?"
Duygunun asaleti, kuvvet ve isabetindedir.
*
Yığın düşünmez, maruz kalır.
*
Bayağı, hissetmeyendir.
*
Gerçek hükümdarlar, ebedi hükümrandırlar. Hazineleri yağma edildikçe zenginleşirler.
*
Meçhule açılan bir kapıdır kitap; meçhule, yani masala, esrara, sonsuza...
*
Mütercim, mutlak'ı arayan bir çılgın, "felsefe taşı"nı bulmaya çalışan bir simyagerdir.
*
Şiir ne bir teşrih masasıdır ne bir teşhir çarmıhı.
*
Polemik zekâların savaşıymış; zekalar birbiriyle savaşmaz. Kinlerin, peşin hükümlerin, gizli çıkarların savaşı, polemik. Eski bir inancı yok etmek isteyen yeni bir düşüncenin savaşı. Ve her mübariz kendi cephesinde muzaffer.
*
Yaşayanları yöneten ölülerdir; demek ki öldürülmesi gereken ölüler de var.
*
Gitmek, kaderin hatalarını düzeltmektir.
*
Kahramanlık, hatada ısrar etmemektir.
*
Asya'nın bütün evlatları içinde Batı'nın ilk benimsediği: Zerdüşt.
*
Aldatmayan tek sevgili var dünyada: mutlak güzel.
*
Her çağ kendi kelimelerini söyletmiş kelimeye; her demagog kendi yalanlarını.
*
İrfan, düşüncenin bütün kutuplarını kucaklayan bir kelime.
*
İrfan, kemale açılan kapı, amelle taçlanan ilim.
*
Kültür, homo ekonomikus'un kanlı fetihlerini gizlemeye çalışan birer şal.
*
Kültür, kaypaklığı, müphemiyeti ve seyyaliyetiyle Avrupa'dır. Tarif edilmeyen, edilemeyen bir kelime.
*
Batı'nın düşünce tarihi akılla naklin mücadele tarihi.
*
Din, Avrupa için bir afyondur, bütün ideolojiler gibi.
*
Avrupa tarihi, bir sınıf kavgası tarihidir.
*
Raskolnikov sarsıntı geçiren bir toplumda yapayalnızdır. Dosto gibi.
*
Şuuraltı (psikanaliz) her istediğini kolayca elde eden mutlu azınlığın imtiyazı.
*
Kendini tanımak, marifetlerin marifeti.
*
Belki de medeniyet uyuyor ve zaman zaman rüya görüyor.
*
Savaş bir irşat. Savaş, ışıkla karanlığın diyaloğu. Düşman, gözü bağlı olandır.
*
Bu çökmeye hazır medeniyet üç sutün üzerinde duruyor: süngü, açlık, fuhuş.
*
Tarihi yaratan, fertle yığın arasındaki anlaşmazlık.
*
Çatışmasız toplum beraber otlayan, beraber geviş getiren adsız bir sürü.
*
Tarihin mimarı: isyan, kadere, zamana, insana.
*
Dahi, münzevi bir yıldız; anasız doğan çocuk, anasız doğan ve zürriyetsiz ölen. Zirveden zirveye akseden şarkı.
*
Kronoloji: Aptalların tarihi

Hapishane, maskelerin çıkarıldığı yerdir.
*
Mahalle kavgaları, tefekkürün zirvelerine ulaşmamalı.
*
Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir.

cemil meriç, cemil meriç hayatı, cemil meriç sözleri, cemil meriçten altın sözler, doğan güneş, güneş enerjisi, güneş tutulması, söz, söz filmi, sözler, cemil meriç kimdir, cemil meriç eserleri

ÖNCE ADAM OL!

7 Şubat 2019 Perşembe / No Comments
adam, adam ne demek, adamlık nedir, akıl, akıl vermek, cinsiyet, eleştiri ne demek, erkek nedir, insanlık, kadın, koca, sözler, erkek ile adam farkı, adam ve erkek farkı

ÖNCE ADAM OL!

Erkek ol, kadın ol ama ÖNCE ADAM OL!
*
ERKEK İLE ADAM ARASINDAKİ 10 FARK

Bir erkekle bir adam arasındaki en temel 10 fark şöyle:

1. Evet her adam erkektir ama ne yazık ki her erkek adam değildir! Çünkü adam olmak erkeklik gibi cinsiyet meselesi değil, şahsiyet meselesidir. Bir adamı önce karakteri ele verir!

2. Erkek olmak için pipin olması yeter ama adam olmak için bir de yüreğin olması gerekir! Gerçek adamlar aslan yüreklidir, vicdan sahibidir, iyi niyetlidir!

3. Bir erkek ne istediğinden asla emin değildir. Sağı solunu tutmaz, maymun iştahlıdır, savaşmaz, kolay vazgeçer. Bir adam ise ne istediğini her zaman iyi bilir ve onun peşinden gitmekten korkmaz da gitmeye üşenmez de!

4. Erkek dediğin anı yaşar, geleceği düşünmez. Sadece eğlencenin peşindedir. Adam dediğinse gelecek planı yapar. İş hayatı hakkında da aile hayatı hakkında da kafasında belirlediği hedefleri vardır.

5. Bir erkek “Kalbi atsın yeter” ile “Bu kızı götürsem ne havam olur” arasında gider gelir. Bir adam ise bir kadının sadece dış görünüşüne bakmaz. Birlikte olacağı kadında güzellik dışında da özellik arar.

6. Adam dediğin zor ve rahatsız edici konulardan kaçmaz. Onlarla yüzleşir. Haksızsa özür dilemesini de bilir af dilemesini de. Erkekse mümkün olduğunca sorunları görmezden gelir ve mecbur kalmadıkça özür dilemez.

7. Bir adam ne zaman bir kadınla ciddi olacağını ve bir sonraki aşamaya geçeceğini iyi bilir. Bir erkek ise asla tam anlamıyla kendini ilişkiye vermez ve evliliğin e’sini duyarsa arkasına bakmadan kaçar.

8. Bir adam hem sosyal olup hem sorumluk sahibi olabilir. Nerede durması gerektiğini iyi bilir. Bir erkekse yarın yokmuş gibi parti yapmanın peşindedir. Kısacası bir adam ne yapılması gerekiyorsa onu yapar, bir erkekse sadece istediğini yapar!

9. Bir adam sözünün eridir. Söz ağızdan bir kez çıkar der ve arkasında durur. Bir erkeğinse sözleri havadır. İşin özeti erkek söz verir adam tutar!

10. Ve oyunlar erkek çocukları içindir adamlar için değil! Bir adam asla bir kadının kalbiyle veya aklıyla oyun oynamaz!
Uzun lafın kısası zordur adam olmak ama değer her çabaya. Çünkü günün sonunda kadınlar hayatlarına kaç erkek girdi diye saymaz, kaç adam tanıdıklarına bakarlar!




adam, adam kime denir, adam ne demek, adamlık nedir, akıl, akıl vermek, cinsiyet, eleştiri ne demek, erkek nedir, insanlık, kadın, koca, sözler, erkek ile adam farkı, adam ve erkek farkı 

DÜNYANIN İHTİYACI: KALİTELİ İNSAN

2 Mayıs 2018 Çarşamba / No Comments
breathnach, çalışmak, dünyanın ihtiyacı, düşlemek, düşlerimiz, hayallerimiz, hikmetli sözler, maşallah, resimli mesajlar, sözler, yapmak, kaliteli insan nasıl olunur, kaliteli insanın özellikleri

DÜNYANIN NEYE İHTİYACI VAR?

Dünyanın düşleyenlere de ihtiyacı var, yapanlara da.
Ama düşlediğini yapanlara daha çok ihtiyacı var...S.Breathnach

*

Kaliteli İnsanın 10 Özelliği

Kaliteli insan kime denir? Bu soruya toplumdaki herkes farklı cevaplar verebilir. Ama genel olarak bazı insanlar vardır ki, tüm toplum onu kaliteli bulur. 

Kaliteli insan olmak ve kaliteli insan olarak yaşamak bir insanın dünyaya geliş gayesidir. Kaliteli insan iyi insandır. Merhametli insandır.

Hayatta başarılı olmak, yaşam boyu mutlu olmak için kaliteli insan olmak yeterlidir.

Peki kaliteli insan nasıl olunur. İşte cevaplarımız:

Yaşantılara açık olma: yaşantılara açık olan kişiler, gerçekleri daha doğru ve daha çabuk algılayabilirler. Olanı olduğu gibi görür olmasını istediği gibi değil. Bu özellikle güçlenen insan, karşısındaki insanları, olayları, hayatı, kendini daha doğru olarak değerlendirir.

Anı yaşama: Anı yaşamak, duyguları anında hissetmek, keşfetmektir.

Kendini, başkalarını ve tabiatı kabullenme: İnsanın kendini kabullenmesi, kendini gerçekleştirmesi için güç sağlar. Kendini kabullenme, hatalardan ötürü yüksek oranda suçluluk duymamak, gereksiz korkulara kapılmamak, kendinden utanmamak demektir. Başkalarını, durumları, olayları kabullenebilmek de kendini kabullenme ile ilgilidir.

Sadelik, doğallık ve içten geldiği gibi davranma: Ruhsal açıdan sağlıklı olan insanlar, tabi, sade ve içten davranırlar. Yapmacıklıktan, riyakârlıktan, egoistlikten hoşlanmazlar

Problemlerden kaçmaz: Geniş ve evrensel bir bakış açısıyla problemlere yaklaşırlar. Sadece kendi problemleriyle değil kendi dışındaki problemlerle, özellikle de kendini etkileyebilecek problemlerle de ilgilenir.

Takdir edebilme: kendini gerçekleştirmiş olan insan, hayattaki iyilikleri, güzellikleri, bilinçle, hayranlıkla, ibretle, şükür ve coşkuyla değerlendirme gücüne sahiptir.

İletişim ve ilişkileri güçlü ve sağlamdır: Kendini gerçekleştirmiş insan, diğer insanlarla ilişkilerinde yoğun ve derindir. Çok geniş bir çevre yerine daha güçlü, derin ve yoğun bir çevreleri vardır ve bu onların tercihidir.

Dostluklarında insanları sınıflara ayırmaz: Kendini gerçekleştiren insan, ilişkilerinde sosyal sınıf, ırki dil ayrımı yapmadan karakterine uygun olan herkesle arkadaşlık ve dostluk kurabilir.

Nüktedan ve mizahçıdır: Kendini gerçekleştirmiş insanların kendine has ancak alaycılığa kaçmayan bir mizah anlayışları vardır. Bu insanlar nüktedanlığı ve mizahçılığı, düşünce yolunu açmak için kullanırlar. İncitici nükteden ve hicivden kaçınırlar.

Sıradan davranmazlar: Kendini gerçekleştiren insan, bağımsız, farklı ve bu farklılığı ortaya cesaretle koyabilen bir yapıdadır.

Ayrıca;

Yenilikçidir: Kendini gerçekleştiren insan, olumlu yenilikleri düşüncesizce reddetmez ve yeniliğin her yönden faydasını düşünür.







breathnach, çalışmak, dünyanın ihtiyacı, düşlemek, düşlerimiz, hayallerimiz, hikmetli sözler, maşallah, resimli mesajlar, sözler, yapmak, kaliteli insan nasıl olunur, kaliteli insanın özellikleri







breathnach, çalışmak, dünyanın ihtiyacı, düşlemek, düşlerimiz, hayallerimiz, hikmetli sözler, maşallah, resimli mesajlar, sözler, yapmak, 

ÖLÜM

11 Eylül 2017 Pazartesi / No Comments
ölüm nedir, ölüm nasıl olur, ruh nedir, ruh acı çeker mi, sekarat nedir, sekerat hali ne demektir, sözler, camüs sağır,sikkei tasdik, nesai, istiaze, ölüm gerçeği

Ölüm nedir ve nasıl oluyor? 
Ölüm anında iyi olsun, kötü olsun, tüm ruhlar büyük acı mı çekerler? 
Sekerât ne demektir?

İnsan ruhu, bedenle geçirdiği dünya hayatı süresince her yıl eski bedenini terk ediyor, yeni bir bedene giriyor. Fakat bu öyle sanat, hikmet, şefkat ve rahmet içinde oluyor ki, biz farkına bile varmıyoruz. Söz gelişi, bizim her nefes alıp verişimiz bir bakıma buna hizmet ediyor. Yemek yememizin, su içişimizin, terleyişimizin bir hikmeti de budur. Vücudumuzu yenilemek ve tamir etmek. Vücudumuzdaki eşsiz tahribât ve tâmirât, bizim için sıradan denebilecek bir takım davranışlarımızla gerçekleşiyor.
Ruhumuz her yıl belirli bir süreç içinde değiştirdiği bedenini, ölüm esnasında birden terk ediyor. Ölüm bundan ibarettir. Yani ölüm, ruhun bedeni birden terk etmesi halidir. Rûhun kafesinden çıkması ve artık serbest kalması halidir. Bedenden tamâmen ayrılmak ruhun bekâsına tesir etmez, ruhun varlığına zarar vermez ve ruhun mâhiyetini bozmaz. Çünkü ceset ruh ile ayakta duruyor olsa da; ruh, ceset ile ayakta duruyor değildir. Ruh binefsihî (bizzat, kendisi ile) kâim ve hâkimdir. Ceset istediği kadar dağılıp toplansa da, bundan ruhun istiklâliyeti bozulmaz. Ruh hiçbir şekilde dağılmaz, bozulmaz ve cesedin başına gelen belâlardan dolayı ruh zarar görmez. Bedîüzzaman Hazretlerine göre esâsen ceset ruhun sadece hânesi ve yuvasıdır; elbisesi değildir. Ruhun elbise mâhiyetinde, bir derece sâbit, letâfetçe ruha münâsip latîf bir gılâfı ve misâlî bir bedeni vardır. Ruh ölüm ânında dünyevî yuvasından çıkar; misâlî bedenini giyer.1

Sekerât, ruhun ölüm esnasında kendinden geçmesi halidir. Başka bir ifâdeyle, ruhun bedenden ayrılma esnasında geçirdiği bir sarsıntı halidir. Fakat bu herkes için aynı ölçüde sarsıntı verici değildir. Allah’tan güzel bir ölüm dilemeye devam etmemiz ve salih amel işlememiz kaydıyla inşallah bu sarsıcı hali en kolay şekilde geçirmeyi Rabbimizden ummamıza hiçbir engel yoktur.

Aslında sekerâttan daha zor geçitler ve badireler vardır. Meselâ, îmânda elde etmemiz gereken tahkîkî dereceler, bu derecelerde ölüme kadar hiç olmazsa sebat etmek, dünyada uymamız gereken hak-adâlet dengesi (âdil olma yükümlülüğümüz), salih amel yapma yükümlülüğümüz, günahlarımıza karşı sürekli tövbe yükümlülüğümüz, Allah’ın celâl ve izzetinden Allah’a sürekli sığınma ve Allah’ın rahmet ve şefkatini sürekli umma hâli ve bunda sebat etme yükümlülüğümüz… Ve mahşerde, Allah’ın huzurunda, yaşadığımız dünya hayatı ile ilgili vereceğimiz hesap!

Bu yokuşlar ve bâdireler ölüm sekerâtından çok daha zor bâdirelerdir. Ölüm sekerâtı bunların yanında çok hafif kalır. Nitekim Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor ki: “Kul ile Cennet arasında yedi sarp yokuş vardır. Bunların en kolay geçileni, ölümdür. En zor olanı ise, mazlumun kendi yakasından yapıştığı mahşer gününde zalim olarak hesap vermek için Allah’ın huzurunda dikilmektir.”2

Kötü ölüm vardır şüphesiz ve biz kötü ölümden Allah’a sığınmalıyız. Ölümü bizim için bir mutlu yolculuk kılan da, bir zor dönemecin başı kılan da aslında kendi amelimizdir. Fakat Peygamber Efendimiz’in (asm) bu konudaki uyarılarına kulak verirsek kötü ölümden korkmamıza inşallah gerek kalmaz.

Peygamber Efendimiz’den (asm) birkaç hadisi buraya alalım:

“Günahlarını azalt ki, ölüm sana kolay gelsin. Borcunu azalt ki, hür yaşayasın.”3

“Müslüman kişinin verdiği sadaka ömrünü uzatır, kötü ölümü önler. Allah onunla övünme ve kibir duygusunu giderir.”4

“İyilik yapmak kötü ölümlerden korur.”5

“Yoksula yardım etmek kişiyi kötü ölümden korur.”6

“Mü’min, kulluk elbisesi günahlarla yıprandığında onu tövbeyle yamayandır. Bahtiyar, tövbesi üzere ölendir.”7

Sekerât esnasında şeytanın vesvese vermesi de ölüm sekerâtıyla gelen gizli bir tehlikedir ve Bediüzzaman Hazretleri bu tehlikenin iman-ı tahkikiyi elde etmekle ancak kolaylıkla bertaraf edilebileceğini söylüyor. Sekerat anında şeytanın, vesvesesiyle ancak akla şüpheler vererek tereddüte düşürebileciğini söyleyen Bediüzzaman, iman-ı tahkiki elde edildiğinde ise bu imanın aklın dışında kalp, ruh ve sır gibi bir çok duygulara da işleyerek kökleştiğini ve neticede imanın tehlikeden korunduğunu ifade ediyor.8

Peygamber Efendimiz (asm) bu sekerât anında da Allah’a sığınarak, bize Allah’a sığınma yolunu göstermiştir:

“Allah’ım! Ölüm anında şeytanın sırtımı yere getirmesinden Sana sığınıyorum.”9

Dipnotlar:
1- Sözler, s. 478
2- Câmiü’s-Sağîr, 2/801
3- Câmiü’s-Sağîr,1/369
4- Câmiü’s-Sağîr,3/1121
5- Câmiü’s-Sağîr, 3/1252
6- Câmiü’s-Sağîr, 4/1606
7- Câmiü’s-Sağîr, 4/1610
8- Sikke-i Tasdik-i Gaybî, s. 29
9- Nesâî, İstiâze, 56


Bu yazı, ölüm nedir, ölüm nasıl olur, ruh nedir, ruh acı çeker mi, sekarat nedir, sekerat hali ne demektir, sözler, camüs sağır,sikkei tasdik, nesai, istiaze, ile ilgilidir.

NAZAR NEDİR?

2 Ağustos 2017 Çarşamba / No Comments
sözler, nazar nedir, nazar var mı nasıl anlaşılır, nazardan nasıl kurtulunur, nazar ayeti, nazardan korunma, nazar belirtileri, nazar değmesi için dua, peygamber efendimizin nazar duas


NAZAR NEDİR? NAZAR VAR MIDIR?

Nazarın gerçek olduğu âyet ve hadis ile sabittir. Yüce Allah şöyle buyurur:
وَاِنْ يَكَادُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِاَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ اِنَّهُ لَمَجْنُونٌۢ
"Şüphesiz inkar edenler Zikr'i (Kur'-an'ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) "Hiç şüphe yok o bir delidir" diyorlar."  (Kalem; 51)
وَمَا هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَ
"Halbuki o (Kur'an), âlemler için ancak bir öğüttür."  (Kalem; 52)
Ayetin iniş sebebi hakkında iki farklı rivayet vardır;
Kâfirler Resûlullah’a (aleyhissalatü vesselam) göz değdirip nazara uğratmak istediklerinde bu âyet indi. Kureyş'ten bir grup Ona bakıp şöyle dediler: “Bunun gibi birini ve gösterdiği delillerin bir benzerini hiç görmedik.”
Arap biri vardı. İki veya üç gün bir şey yemeden beklerdi. Sonra çadırının kenarından geçen sürüye bakıp şöyle derdi: “Bugün bunlardan daha güzel bir sürü yayılmamıştır.” Aradan az bir zaman geçmeden o    sürüden bir grup koyun ve deve yere yığılır kalırdı. Araplar bu adamdan, bunun aynısını Resûlullah’a yapıp, O’nu yere yıkmasını istediler. Allah Teâlâ Resulünü korudu ve bu âyet-i kerimeyi indirdi.

NAZARIN GÜCÜ NEDİR?

 Çok verimli ve göz alıcı bir bağa sahip olduğu hâlde, Allah’a şükretmeyip bağa her girişinde "maşaallah" demediği için malı helak olan adama bir mü’minin nasihat ederken söylediği söz Kur'an’da şöyle geçer:
وَلَوْلَٓا اِذْ دَخَلْتَ جَنَّتَكَ قُلْتَ مَا شَٓاءَ اللّٰهُۙ لَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِۚ اِنْ تَرَنِ اَنَا۬ اَقَلَّ مِنْكَ مَالاً وَوَلَداًۚ
"Bağına girdiğinde ‘Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır' deseydin ya!.. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan, belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir.""  (Kehf; 39-40)

NAZARLA İLGİLİ HADİSLER

Abdullah b. Abbas’tan (RA) gelen rivayette;
Resûlullah (SAV) şöyle buyurdular:
“Nazar/göz değmesi gerçektir. Kaderin önüne geçebilecek bir şey olsa o da nazar olurdu. (Tedavi için) Yıkanmanız istenirse, yıkanın.”
(Müslim, Selam, 42; Tirmizî, Tıbb, 19).
Hazret-i Aişe (Allah Ondan razı olsun) şöyle anlattı: “Gözü değene (nazar yapana) abdest alması emredilir, abdest suyu alınır ve nazarına uğrayan o su ile yıkanırdı."
(Ebû Dâvud, Tıbb, 15).
Resülullah, yüzünde sarılık gördüğü bir kişi için, "Buna dua okuyun, çünkü kendisinde nazar var.” (Buharı, Tıbb, 34) buyurdular.
*
Nazardan çocuklar da fazlasıyla etkilenebilirler. Çünkü onlar çocuk olmaları hasebiyle ne dua bilirler, ne de Allah’ın Kur’an’da haber verdiği muavezatı / Allah’ a sığınmak için okunacak sûreleri bilirler.
Çocuklar, ya çok güzel oldukları için, yahut sevimli olmaları sebebiyle, ya da küçük yaşta insanları hayrete düşürecek hareketleri yapmaları, zeki olmaları, kısaca akranlarına göre bazı üstünlüklere sahip oldukları için nazara uğrayabiliyorlar.
Hazret-i Câbir'den (Allah O’ndan razı olsun) gelen rivayette Resûlullah (SAV) şöyle buyurdular: “Nazar, insanı mezara, deveyi de tencereye kor.’’(El-Elbanî, Camiu’s-Sahih, 4144).
*
Bu hadis-i şeriften, nazarın ne kadar etkili bir şey olduğunu anlıyoruz. Fakat, Allah’ın takdiri, dilemesi olmadan hiçbir şey meydana gelmez, o takdirin dışında hiçbir şey gerçekleşmez. Her şey Allah’ın takdiri iledir.
Nazardan korunmak için Resûlullah'ın öğrettiği ve tavsiye ettiği dualar kadar, nazara uğraması muhtemel şeylerin mümkün olduğu kadar gözlerden gizlenmesi de çarelerdendir.
Nitekim Hazret-i Yâkub (aleyhisselam) çocuklarını Mısır'a gönderirken, onlara “şehre aynı kapıdan değil de değişik kapılardan girin” şeklinde öğütlemesinin nazardan korunmaları için olduğunu söyleyenler vardır.

Bu yazı, sözler, nazar nedir, nazar var mı nasıl anlaşılır, nazardan nasıl kurtulunur, nazar ayeti, nazardan korunma, nazar belirtileri, nazar değmesi için dua, peygamber efendimizin nazar duası ile ilgilidir.

ACİL DUYURU!

30 Haziran 2017 Cuma / No Comments
risalei nur kısa sözler, hayatı ebediye, dünya hayatı, sözler, altın sözler, risale menkıbeler, said nuri, bediüzzaman, mektubat, şualar, risalei nurdan sözler, altın öğütler,

Bütün sevdiklerinize acil duyuru! 

Durum ciddi! 
Dünya madem fanidir. 
Hem madem ömür kısadır. 
Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur.
Hem madem hayat-ı ebediyen burada kazanılacaktır. 
Hem madem dünya sahipsiz değil. 
Hem madem şu misafiri dünyeviyenin gayet Hakim ve Kerim bir müdebbiri vardır.
Hem madem ne iyilik ne de kötülük cezasız kalmayacaktır. 
Hem madem 'Allah kimseye gücünden fazlasını yüklemez' sırrınca teklifi malayutak yoktur. 
Hem madem zararsız yol, zararlı yola mürehcahtır. 
Hem madem dünyevi dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır. 
Elbette en bahtiyar odur ki, dünya için ahireti unutmasın, ahiretini dünyaya tercih etmesin. 
Hayatı ebediyesini, hayatı dünyeviyesi  için bozmasın. 
Malayani için şeylerle ömrünü telef etmesin.
Kendini misafir kabul edip, misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin. 
Selametle kabir kapısını açıp saadeti ebediyeye girsin. 





risalei nur kısa sözler, hayatı ebediye, dünya hayatı, sözler, altın sözler, risale menkıbeler, said nuri, bediüzzaman, mektubat, şualar, risalei nurdan sözler, altın öğütler,  




ALTIN VE HİKMETLİ SÖZLER-2

16 Haziran 2017 Cuma / No Comments
anlamlı kısa sözler, sözler, en anlamlı kısa sözler, altın sözler, gold sözler instagram, efsane güzel sözler, efsane kapak sözler, kapak sözler, süper kapak laflar, anlamlı kapak sozler


ALTIN VE HİKMETLİ  SÖZLER

“Hayattaki en büyük zafer hiçbir zaman düşmemekte değil, her düştüğünde ayağa kalkmakta yatar.” - Nelson Mandela
*
“Her insan, yapmadığı tüm iyiliklerden suçludur.” - Voltaire 
*
“Mutlu olmayı yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer ve bilirsin, o nehir asla durmaz.” - Grange
*
“Kadınlar sözleriyle değil, gözleriyle konuşur aslında. Bu yüzden onları anlamak için dinlemek yetmez, izlemek gerek yalnızca.” - Grange
*
"Birinin uykusundan önce ettiği duada yer almak, hayatta olabileceğin en güzel yerlerdendir. (iyi gecelere yaz bunu İnsanların, senin hakkında ne düşündüklerini önemsemeyerek, ömrünü uzatabilirsin mesela." - Bukowski 
*
"Tembelliğin tadını bir kez aldınız mı ne kadar uğraşırsanız uğraşın sonsuza dek bırakamazsınız." - A. Kubin
*
"Güzeli güzel yapan edeptir, edep ise güzeli sevmeye sebeptir!" - Mevlana

"Her alışkanlık elimizi daha becerikli, aklımızı ise daha beceriksiz hale sokar." - Nietzsche

"Edepli edebinden susar, edepsiz de ben susturdum zanneder." - Mevlana 
*
"Her seven isimsiz bir kahramandır ve insan, sevebildiği kadar insandır! Unutma; Her gelen sevmez.. Ve hiçbir seven gitmez." - Nazım Hikmet 
*
"Affetmek geçmişi değiştirmez ama geleceğin önünü açar." - Paul Boese
*
"İnsan en çok kaçtığı şeyden asla kurtulamıyor.” -Marcel Proust 
*
"İnsanlar değişmez değişen tek şey şartlar ve çıkarlar."  - Grange
*
"Bazen gerçek, duymaya ihtiyacımız olan son şeydir. "- Marcel Proust
*
"Her elini sıkanla dost, her canını sıkanla düşman olma." - Nietzsche

"Savaşı zenginler çıkarır, yoksullar ölür." - Sartre 
*
"Kuşkusuz en büyük ön yargı, etrafımızdaki herkezi “insan” sanmamızdır.." - Bukowski 
*
"Bir şeyi kaybedeceğinizi anladığınız zaman çok seversiniz.." -The Grifters 
*
"Yaşadığın yeri cennet yapamadığın sürece kaçtığın her yer cehennemdir." - Nietzsche 
*
"Bu dünyadaki tek servet ailendir. Paradan ve kudretten daha önemlidir." - Godfather

"İnsanlara güvenip yola çıkanlar yarı yolda kalırlar." -Godfather 
*
"Hayatta hep mutlu olursam, hayalini kuracak neyim kalır?" - The Grifters
*
"Bir kadının aklındakini yapmasını; Sadece geciktirebilirsin, Engelleyemezsin..!" - The Grifters 
"Fazla büyütme kendini, en fazla sevebildiğim kadarsın; dahası yok…" - Marcel Proust 
*
"Yarının Şimdileri, Bu Ânın Şimdisi Kadar Muhakkak Değildir." - Peyami Safa 
*
"Emek, Değerdir; Ama En Yüce Değil." - Gürbüz Azak 
*
"Nice Ömürler Vardır Ki; Zamanı Uzun, Değeri Kısa, Nice Ömürler Vardır Ki; Zamanı Kısa, Değeri Çoktur." - Ataullah İskenderî
*
"Hepimizde, Başkalarının Dertlerine Katlanacak Güç Vardır." - La Rochefoncauld 
*
"Saatinizin Değerini Ölçebilirsiniz, Ama Zamanınızın Değerini Asla." - Selim Gündüzalp

"Siyaset İnsanın Karakterini Mahveder." - Bismark
*
"Hakikate Eriş Akılıların İşdir, Ama Akıl İşi Değişdir." - M Selehaddin Şimşek 
*
"Sürat Bacaklarda Olsaydı, En Hızlı Koşanlar Kırkayaklar Olurdu." - M. Selehaddin Şimşek
*
"Allah’ın Affı Her An Yürürlüktedir." - Mehmed Garip
*
"Ve bir gün gelir tüm dualar kabul olur, yeter ki inanmaktan vazgeçmeyin. Kişi kim olduğunu bilmek isterse, kimleri sevdiğine baksın…" - Mevlana. 
*
"Paranla şeref kazanma, şerefinle para kazan ki; paran bittiğinde, şerefin de bi tmesin." - Nicanor Parra
*
"Para ve insan arasındaki karşılıklı ilişki şöyledir: İnsan paranın sahtesini yapar, para da insanın."- Benjamin Franklin 
*
"Hayatta daima gerçekleri savun! Takdir eden olmasa bile, vicdanına hesap vermekten kurtulursun." - Che Guevara 


Bu yazı; anlamlı kısa sözler, sözler, en anlamlı kısa sözler, altın sözler, gold sözler instagram, efsane güzel sözler, efsane kapak sözler, kapak sözler, süper kapak laflar, anlamlı kapak sozler ile ilgilidir.

SELAM VE SELAMLAŞMA

15 Haziran 2017 Perşembe / No Comments
sözler, selamlaşma ile ilgili ayetler, selamlaşma ile ilgili sözler, selam ile ilgili ayetler arapça, selam ile ilgili mesajlar, kuranda selam ayeti, selam ile ilgili güzel sözler,  selam nedir


SELAM VE SELAMLAŞMA İLE İLGİLİ AYETLER

وَاِذَا حُيّ۪يتُمْ بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا بِاَحْسَنَ مِنْهَٓا اَوْ رُدُّوهَاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ حَس۪يباً

"Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır."  (Nisâ; 86)
*
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا ضَرَبْتُمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ فَتَبَيَّنُوا وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ اَلْقٰٓى اِلَيْكُمُ السَّلَامَ لَسْتَ مُؤْمِناًۚ تَبْتَغُونَ عَرَضَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۘ فَعِنْدَ اللّٰهِ مَغَانِمُ كَث۪يرَةٌۜ كَذٰلِكَ كُنْتُمْ مِنْ قَبْلُ فَمَنَّ اللّٰهُ عَلَيْكُمْ فَتَبَيَّنُواۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يراً

"Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selâm veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek, "Sen mü'min değilsin" demeyin. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). Onun için iyice araştırın. Çünkü Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır."  (Nisâ; 94)
*
وَاِذَا جَٓاءَكَ الَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِاٰيَاتِنَا فَقُلْ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلٰى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَۙ اَنَّهُ مَنْ عَمِلَ مِنْكُمْ سُٓوءاً بِجَهَالَةٍ ثُمَّ تَابَ مِنْ بَعْدِه۪ وَاَصْلَحَ فَاَنَّهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

"Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman de ki: "Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (En'âm; 54)
*
وَبَيْنَـهُمَا حِجَابٌۚ وَعَلَى الْاَعْرَافِ رِجَالٌ يَعْرِفُونَ كُلاًّ بِس۪يمٰيهُمْۚ وَنَادَوْا اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اَنْ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ لَمْ يَدْخُلُوهَا وَهُمْ يَطْمَعُونَ

"İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur A'râf  üzerinde de bir takım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. Cennetliklere, "Selam olsun size!" diye seslenirler. Onlar henüz cennete girmemişlerdir, ama bunu ummaktadırlar."  (A'râf; 46)
*
دَعْوٰيهُمْ ف۪يهَا سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ ف۪يهَا سَلَامٌۚ وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۟

"Bunların oradaki duaları, "Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım!", aralarındaki esenlik dilekleri, "selâm"; dualarının sonu ise, "Hamd âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur" sözleridir."  (Yûnus; 10)
*
ق۪يلَ يَا نُوحُ اهْبِطْ بِسَلَامٍ مِنَّا وَبَرَكَاتٍ عَلَيْكَ وَعَلٰٓى اُمَمٍ مِمَّنْ مَعَكَۜ وَاُمَمٌ سَنُمَتِّعُهُمْ ثُمَّ يَمَسُّهُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَل۪يمٌ

"Ona denildi ki: "Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha bir takım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak.""  (Hûd; 48)
*
وَلَقَدْ جَٓاءَتْ رُسُلُنَٓا اِبْرٰه۪يمَ بِالْبُشْرٰى قَالُوا سَلَاماًۜ قَالَ سَلَامٌۚ فَمَا لَبِثَ اَنْ جَٓاءَ بِعِجْلٍ حَن۪يذٍ

"Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim'e müjde getirip "Selâm sana!" dediler. O, "Size de selâm" dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi."  (Hûd; 69)
*
سَلَامٌ عَلَيْكُمْ بِمَا صَبَرْتُمْ فَنِعْمَ عُقْبَى الدَّارِۜ

""Sabretmenize karşılık selam sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!""  (Ra'd; 24)
*
وَاُدْخِلَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْۜ تَحِيَّتُهُمْ ف۪يهَا سَلَامٌ

"İnanan ve salih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle, ebedi kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Oradaki esenlik dilekleri "selam" dır."  (İbrâhîm; 23)
*
اِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَاماًۜ قَالَ اِنَّا مِنْكُمْ وَجِلُونَ

"Hani misafirler İbrahim'in yanına girmiş ve "Selam" demişlerdi. O da, "Gerçekten biz sizden korkuyoruz" demişti."  (Hicr; 52)
*
اَلَّذ۪ينَ تَتَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ طَيِّب۪ينَۙ يَقُولُونَ سَلَامٌ عَلَيْكُمُۙ ادْخُلُوا الْجَنَّةَ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

"Melekler onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, "Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete" derler."  (Nahl; 32)
*
وَسَلَامٌ عَلَيْهِ يَوْمَ وُلِدَ وَيَوْمَ يَمُوتُ وَيَوْمَ يُبْعَثُ حَياًّ۟

"Doğduğu gün, öleceği gün ve diriltileceği gün ona selam olsun!"  (Meryem; 15)
*
وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدْتُ وَيَوْمَ اَمُوتُ وَيَوْمَ اُبْعَثُ حَياًّ

""Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir).""  (Meryem; 33)
*
قَالَ سَلَامٌ عَلَيْكَۚ سَاَسْتَغْفِرُ لَكَ رَبّ۪يۜ اِنَّهُ  كَانَ ب۪ي حَفِياًّ

"İbrahim şöyle dedi: "Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. Şüphesiz O, beni nimetleriyle kuşatmıştır.""  (Meryem; 47)
*
لَا يَسْمَعُونَ ف۪يهَا لَغْواً اِلَّا سَلَاماًۜ وَلَهُمْ رِزْقُهُمْ ف۪يهَا بُكْرَةً وَعَشِياًّ

"Orada boş söz işitmezler. Yalnızca (meleklerin) "selam!" (deyişini) işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da vardır."  (Meryem; 62)
*
فَأْتِيَاهُ فَقُولَٓا اِنَّا رَسُولَا رَبِّكَ فَاَرْسِلْ مَعَنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ وَلَا تُعَذِّبْهُمْۜ قَدْ جِئْنَاكَ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكَۜ وَالسَّلَامُ عَلٰى مَنِ اتَّـبَعَ الْهُدٰى

""Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selam, doğru yola uyanlara olsun.' " (Tâhâ; 47)
*




Bu yazı, sözler, selamlaşma ile ilgili ayetler, selamlaşma ile ilgili sözler, selam ile ilgili ayetler arapça, selam ile ilgili mesajlar, kuranda selam ayeti, selam ile ilgili güzel sözler,  selam nedir ile ilgilidir.

ALTIN SÖZLER-27 (CESARET)

13 Haziran 2017 Salı / No Comments


ALTIN VE HİKMETLİ SÖZLER

"Seni hayallerine ulaştıracak en önemli şey, cesaretindir." - Cedric

"Hiç özlemiyor gibi davranmak, dünyanın en zor şeyi." - Cedric

"Umudunu yitirme, Şu hayatta bir şeyin bitişi, her zaman başka bir şeyin başlamasına sebep olmuştur.. "- Cedric

"Herkes bir yaşam seçer ve seçtiği yaşamın bedelini öder…" - Sartre

"Güzeli güzel yapan edeptir, edep ise güzeli sevmeye sebeptir!" - Mevlana

"Her alışkanlık elimizi daha becerikli, aklımızı ise daha beceriksiz hale sokar." - Nietzsche

"Edepli edebinden susar, edepsiz de ben susturdum zanneder." - Mevlana

"Ve bir gün gelir tüm dualar kabul olur, yeter ki inanmaktan vazgeçmeyin. Kişi kim olduğunu bilmek isterse, kimleri sevdiğine baksın…" - Mevlana.

"Paranla şeref kazanma, şerefinle para kazan ki; paran bittiğinde, şerefin de bitmesin." - Nicanor Parra

"Para ve insan arasındaki karşılıklı ilişki şöyledir: İnsan paranın sahtesini yapar, para da insanın."- Benjamin Franklin

"Hayatta daima gerçekleri savun! Takdir eden olmasa bile, vicdanına hesap vermekten kurtulursun." - Che Guevara

“Hayattaki en büyük zafer hiçbir zaman düşmemekte değil, her düştüğünde ayağa kalkmakta yatar.” - Nelson Mandela

“Her insan, yapmadığı tüm iyiliklerden suçludur.” - Voltaire

“Mutlu olmayı yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer ve bilirsin, o nehir asla durmaz.” - Grange

“Kadınlar sözleriyle değil, gözleriyle konuşur aslında. Bu yüzden onları anlamak için dinlemek yetmez, izlemek gerek yalnızca.” - Grange

"Birinin uykusundan önce ettiği duada yer almak, hayatta olabileceğin en güzel yerlerdendir. (iyi gecelere yaz bunu İnsanların, senin hakkında ne düşündüklerini önemsemeyerek, ömrünü uzatabilirsin mesela." - Bukowski

"Tembelliğin tadını bir kez aldınız mı ne kadar uğraşırsanız uğraşın sonsuza dek bırakamazsınız." - A. Kubin,

"Her seven isimsiz bir kahramandır ve insan, sevebildiği kadar insandır! Unutma; Her gelen sevmez.. Ve hiçbir seven gitmez." - Nazım Hikmet

"Affetmek geçmişi değiştirmez ama geleceğin önünü açar." - Paul Boese

"İnsan en çok kaçtığı şeyden asla kurtulamıyor.” -Marcel Proust

"İnsanlar değişmez değişen tek şey şartlar ve çıkarlar."  - Grange

"Bazen gerçek, duymaya ihtiyacımız olan son şeydir. "- Marcel Proust

"Her elini sıkanla dost, her canını sıkanla düşman olma." - Nietzsche

"Savaşı zenginler çıkarır, yoksullar ölür." - Sartre

"Kuşkusuz en büyük ön yargı, etrafımızdaki herkezi “insan” sanmamızdır.." - Bukowski

"Bir şeyi kaybedeceğinizi anladığınız zaman çok seversiniz.." -The Grifters

"Yaşadığın yeri cennet yapamadığın sürece kaçtığın her yer cehennemdir." - Nietzsche

"Bu dünyadaki tek servet ailendir. Paradan ve kudretten daha önemlidir." - Godfather


"İnsanlara güvenip yola çıkanlar yarı yolda kalırlar." -Godfather

"Hayatta hep mutlu olursam, hayalini kuracak neyim kalır?" - The Grifters

"Bir kadının aklındakini yapmasını; Sadece geciktirebilirsin, Engelleyemezsin..!" - The Grifters

"Fazla büyütme kendini, en fazla sevebildiğim kadarsın; dahası yok…" - Marcel Proust

"En anlamlı bakış, bir çift ıslak gözde saklıdır." - Nietzsche

Hayal kurmazsan hayal kırıklığı da olmaz. Üzülmezsin işte. - Nietzsche

"Çocuklarınıza zengin olmayı değil, mutlu olmayı öğretin. Böylece, hayatları boyunca sahip oldukları şeylerin fiyatını değil, kıymetini bilirler." - Nietzsche

"Mükemmel kişiyi aramaktan vazgeç. Tek ihtiyacın olan, sana sahip olduğu için şanslı olduğunu düşünen biridir." - Marcel Proust

"Hayat, bir fotoğraf makinesi objektifi değil. Ne yazık ki; her karesinde gülemiyorsun…"- Nietzsche



Bu yazı, hikmetli sözler, anlamlı kısa sözler, en etkileyici sözler yeni, etkileyici aşk sözler, felsefi özlü sözler, gece sözleri, özlü sözler, sözler, anlamlı sözler yeni, en güzel anlamlı sözler ile ilgilidir.

ALTIN SÖZLER-9 (SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN HZ.)

8 Haziran 2017 Perşembe / No Comments
Bu yazı, sözler, süleyman hilmi tunahan sözleri, süleyman hilmi tunahan sözleri facebook ile ilgilidir., süleyman hilmi tunahan sözleri indir, süleyman hilmi tunahan sözleri kısa,


SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN KİMDİR?


Osmanlı Devleti egemenliği döneminde Silistre olarak bilinen, bugünkü adıyla Bulgaristan'ın Silistre şehrinin bir köyü olan Ferhatlar'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Silistre'de yaptıktan sonra 1907'de medrese tahsili için İstanbul'a geldi. Nakşibendiye Silsile-i saadat büyüklerinden olup otuzüçüncü ve son halkası olarak sevenleri tarafından kabul edilir.

HAYATI:

Süleyman Hilmi Tunahan, 1924 ile 1959 arası Kur'an-ı Kerîm okutmak için İstanbul'da Osmanlı sisteminde Medrese adı verilen özel okulunda kendi geliştirdiği eğitim sistemi ile çok sayıda öğrenci okuttu. Bu medreseler mevcut Cumhuriyet dönemi yasalarına aykırı olduğu için eğitim faaliyetleri gizlilik içinde yürütüldü. Süleyman Hilmi Tunahan, Süleymancılık akımını kesin bir dille reddetmiştir. Süleyman Efendi, 1959 yılında devletin bir memuru olarak vefatından sonra da uzun bir dönem bu eğitim faaliyetleri gizli kalmıştır.
Tunahan, 1924 yılında Tevhidi Tedrisat Kanununun çıkması üzerine merkezi İstanbul'da bulunan Müderrisiin Cemiyeti'ne mensup 500 civarında din adamını acilen toplantıya çağırdı.Kendisi o tarihte bu cemiyetin idare heyeti azası ve Katib-i Umumisi ( Genel Sekreter) idi. Tunahan burada yaptığı tarihi konuşmasında,dinin devamının kendi ellerinde olduğunu, her birinin 2 öğrenci yetiştirmesi halinde 2 nesil daha dinin unutulmayacağını anlattı.
Aynı toplantı sonunda resmi makamlara gönderdiği bir telgrafta "Biz aşağıda isim ve imzaları bulunan dersiamlar hiçbir ücret talep etmeden Müslüman çocuklarından arzu edenlere din dersi vermeye hazırız" diyerek izin istedi, ancak resmi makamların "Memlekette Tevhid-i Tedrisat Kanunu yürürlüktedir. Hilafına hareket şiddetle ceza-i müstelzimdir" cevabı üzerine kendisi ve birkaç dersiam dışında din adamlarının tamamı geri adım attılar.
Okutmaya talebe bulamayıp kendi kızlarını okutarak başlamış, daha sonra birer ikişer talebeleri artmıştır. Kur'an-ı Kerîm dersleri gizlilik içinde, izbe ve soğuk mekânlarda şehir içi taksi yolculuklarında, tren kompartımanlarında yürütülmüştür.
İç ve dış siyaset ile yakından ilgilenen Tunahan 2.Dünya Savaşında Almanya'yı destekledi.Hitler ordularındaki müslüman birliklerin kumandanlarından Özbek asıllı Nureddin Namangani ( d. 1905 - Serdaba, ö. 2001 - Tarsus ) savaş sonrası Türkiye'ye gelmiş ve Tunahan'ın talebeleri arasına katılmıştı.(Kaynak mustafa Özdamar...hadimül kuran üstaz süleyman hilmi tunahan isimli kitap..sahife 52)

Daha 30 yaşındayken profesör unvanı alan Süleyman Hilmi Tunahan, aynı zamanda hukuk fakültesini yüksek dereceyle bitirmiştir. Çok sayıda Kur’an kursu hocası, vaiz ve müftü yetiştirmiştir. Tunahan’ın en önemli eseri Kur'an-ı Kerîm okumayı kısa zamanda öğreten “Elif Cüzü”dür.

Kendisi kitap yazmaktan çok kitapları yaşayacak ayaklı kitap yetiştirmeyi uygun görmüştür. 1970 yılında dönemin hükümeti tarafından öğrencilerinin oluşturduğu grupların çalışmaları serbest bırakılarak okulları resmen tanındı.
İstanbul'da Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı olarak Selatin camileri adıyla bilinen, aralarında Sirkeci'de bulunan Yeni Camii, Fatih semtine bağlı olan Şehzade Camii gibi dini mekanlarda görev yaptı. Vefatından önce Sultan Ahmet Camii'nde görevliydi.

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN'DAN ALTIN SÖZLER

Süleyman aleyhisselâm, „Yalnız başına bir orduyu mağlup etmek ne kadar zor ise, nefs-i emmâreyi mağlup etmek ondan daha zordur“ buyurdular.

Sahâbi: Resülullah (s.a.v)’in daire-i imkan ve daire-i emkine-i külliyenin tamamını kendi letaifinden nazar ederek, seyr-i sülûkunu bir anda itmâm ettiği kişi demektir.
Sihir, insanın nefsindeki habâseti, başka bir habâsete bağlayarak, bir başkasına havâle etmektir.

Rütbesi yüce olan kimselerin, kendilerinde cemal sıfatı galip olduğundan kafir ve asilere helak değil, hidayet diler. Ehl-i küfrün kâffeten helak olup cehenneme gitmesinde fayda yoktur. Enbiya-yı mürselîn insanların hidayeti için gönderildiler, helakı için değil.

Maşayı ateşe koyup çekmekle ısınmaz, beklerse ateş gibi olur, dersler de böyledir. Az okumaktan istifade o kadar olur.
Meyve veren ağaca kuru denilmediği gibi, eseri devam eden zevata da ölü denmez.

Râbıtaya ehil olmayanlara ilim öğretmek harâminin eline kılıç vermek gibidir. Fuyûzât-ı ilâhiden mahrum olduklarından öğrendikleri ilmi dünya menfaatine âlet ederler.

Kâinatı saran karanlığı kaldırma zamanı gelip de, ezelî hüküm icâbı ins ü cinnin nebîsi, Habîbü Rabbi’l-Âlemin Kur’ân-ı Kerim’le gönderilip âleme safâ verdiği gibi o Resûlullâh’ın hususî yaratılmış vârisleri de, ilâ yevmi’l-kıyam devam edecek olan dîn-i mübîni, binlerce belâya katlanarak yılmadan yürütecekler.
Kalemsiz talebe, kurşunsuz avcıya benzer.

İnsanlarla iyi geçininiz. Kimseyi darıltmayınız. Günün birinde araba kaldırmaya olsun, yarar.
İttika; iman ile küfürden, ibadet ile isyandan, füyüzat-ı ilahi ve rabıta ile de gafletten muhafaza etmek manasınadır.

İmansız ve zındıklaşmış din düşmanlarının aleyhinde konuşmak, gayret-i diniyyeden olduğu için gıybet değildir.
İnsan bilmediğinin düşmanıdır. Nurdan haberi olmayan, ondan zevk almayan insan, nurun düşmanı olur.

İnsan gibi, ilminde anâsırı erbaası vardır; ağızdan öğrenmek ve anlatmak, gözünden görmek, kulağından işitmek, eliyle yazmakla beraber, kalbiyle de feyz-i ilâhiyi çekecek.

İlim vukuata tabidir. Vukuat ilme tabi değildir. Ve herkesin işi kendi efal-i ihtiyarisine bağlıdır.
İlmin farz-ı ayın olduğu bu günde, sekiz saatten aşağı ders okumak kâfî gelmeyecek.

İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârûkî es-Serhendî hazretleri, „Ben nefsin ne kadar büyük bir düşman olduğunu, ancak onyedi senede öğrenebildim“ buyurmuşlardır.

Hulûs-i kalble tahsil olunan ilim, ayn-ı ibâdettir.
İlim, muhabbet, kâmil itikad ve havf isyâna mânidir.
İlim, nûr-ı ilâhidir. İnsan ise kovan. Kirli bir kovanda arının durmadığı gibi, isyan ve zulmetle kirlenmiş vücud ve kalbde de ilim durmaz.

Her yerde birlik ve beraberlik lazımdır. Muvaffak olmak için her hususta ittifak etmeli ve dayanışmayı asla elden bırakmamalıdır. Çünkü Allah’ın nusreti, maddi ve manevi yardımı cemaat ile beraberdir. Toplu çalışanlar bunun semeresini kısa zamanda elde ederler.
Hizmet muvaffak olsun da, varsın bizim yerimiz caminin pabuçluğu olsun.

Edep, akıl ve şeriata muvâfık hâl ve harekete denir.
Ey İslâm Cemaatı! Biz hayatta olduğumuz müddetçe, Resûlullâh’ın eshâbına yalan isnadında ve iftirada bulunulabileceğini mi zannediyorsunuz? Böyle bir zanna kapılmayınız, çünkü biz hayattayız.

Göz ve kan verip almakta mahzur yoktur. Zira aza-yı ârıziye olup, aza-yı asliyyeye tabidir. Yani, kötüye kullanılırsa mesuliyeti alan kimseye aittir.

Bu dünyanın cefâsından sefâsına sıra gelmez, gâfil olmayın, ilme çalışın, geçen günler geri gelmez.
Ders okuturken takıldığınız bir yer olursa, orada fazla durmayın. Nasıl ki etrafı kazılan bir ağaç kolayca devrilirse, evveli ve âhiri anlaşılan kitabın da ortasını anlamak kolaylaşır.

Dışımız halk ile, içimiz Hak ile…

Din asıl, dünya ve siyaset fer’idir. Dünya ve siyaset dinin inkişâfına alet olabilir. Fakat din, dünya menfaat ve siyasetine âlet olamaz. Âlet edenlere lanet vardır.
Dinamitle su içinde ölen balıklar haramdır. Gayr-i merzuk olanları da mahvettiğinden bu işte hayır yoktur, hadiseler zuhur eder.

Biz, terakkî anlarında çürükleri terkederiz. Asker de harekât ânında hastaları bırakır. Bununla beraber, nâdim olup dönenler, kabul olunur.
Bize gelinceye kadar bütün piran, bu alemden giderken, kendilerinden sonra, kendileri gibi yetiştirdikleri birisini vazifelendirerek bu alemden gitmişlerdir. Yalnız bana mahsus olmak üzere ben bu alemden gittikten sonra benim tasarrufum daha 40 yıl devam edecektir.

Yâ Rabbî! Dünyayı kalbime koyma, elimden de alma.
Benim evlatlarıma Tarih öğrenmek farzdır.
Benim evlatlarım, bildiğinin âlimi, bilmediklerinin tâlibidirler.
Benim evlatlarımın her biri bir Süleyman’dır. Ben daha yüz sene yaşayacağım.

Biz akla ve zekâya kıymet vermeyiz. Salıverdin mi evinin yolunu bulabilecek kadar aklı olsun kâfidir.
Biz Cenab-ı Hakk’ın ahirette bize vereceği selahiyetle, mahşer halkına şöyle dürbünle bakacak, kimin bize bir merhabası, ilgisi, sevgisi, alakası, Allah yolunda bir hizmeti varsa hepsine şefaat edecegiz.

Ben şu denî dünyayı, evlâtlarımın kirli tırnağına değişmem.
Bir meşaiyyun var, bir de işrakiyyun var. İşrakiyyun: Önce inanıyor, sonra hikmetini araştırıyor. Meşaiyyun bunun zıddıdır. Kainatı inceler Allah’ı bulur. Bizim sûfî mezhebimiz işrakiyyun üzerine kurulmuştur. Zahirilerle farkımız; biz cevizin içini, onlar kabuğunu yerler.

Benim evlatlarım, Yusuf (a.s.) güzelliğindedir.
Ben size “eceztü” dediğim zaman sizler alim olmadınız, ilmin anahtarlarını almış oldunuz. Bu aldığınız anahtarla Anadolu’ya gidecek, büyük büyük kitapları açacaksınız ve onun içindeki hakikatleri Ümmet-i Muhammed’in evladına anlatacaksınız.

Allah kerimdir amma kuyusu da derindir. İp ve kova olmayınca su çıkmadığı gibi, nur ve feyz de çıkmaz.
Atom’un arz üzerinde müddet-i te’siri elle sene olduğu gibi, decâcilenin bu ümmet üzerinde müddet-i fesâdı dahi elli senedir.

Varis-i Muhammedî ve sahib-i zamanın sonuncusu, sâdât-ı kiramdan olup bu devlet Türkiye’ye ihsan olunmuştur. İmam-ı Rabbanî (k.s.) Hindistan’da, Hz. Şah-ı Nakşibend ve Mevlana Siracüddin Buhara’da, son sahib-i zaman da Türkiye’de zuhur etmiştir. Cümlesi sâdâttan (altun silsileden) olup bu tarik-i âlinin yüceliğine şehadet eder. Irk ve milliyet gözetmeden Hindistan, Pakistan ve Buhara’dan emanet-i kübra, ilahi irade icabı Türkiye’ye intikal etmiştir.

Tarîk-i Nakşî; rabıta yolu, enbiya ve mürselîn yolu, ârifler, kâmiller, sıddîklar yoludur. Tarîk-i müşahede ve tarîk-i şühuddur.
Tırnağını şu dünyaya değişmediğimiz bir evlâdımız için, küre-i arzın altı üstüne gelse, bir şey lâzım gelmez.


Bu yazı, sözler, süleyman hilmi tunahan sözleri, süleyman hilmi tunahan sözleri indir, süleyman hilmi tunahan sözleri kısa, süleyman hilmi tunahan sözleri facebook ile ilgilidir.