Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

Browsing Category "sabır sözleri"

SABIR NEDİR?

27 Mayıs 2019 Pazartesi / 1 Comment
acı ilaç, dertler, direnmek, resimli mesajlar, sabır nedir, sıkıntılar, yara, yaradan, sabır sözleri, sabır ile ilgili sözler, sabır ayetleri, sabır hadisleri, filozoflardan sabır sözleri, düşünürlerin sabır sözleri

SABIR

Sabır, acı bir ilaçtır.
Dertlere, sıkıntılara direnmenin adıdır.
Sabır; yaranın içinde, Yaradanı görmektir.

*
Yalnız sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak ödenecektir. Zümer Suresi 10. Ayet
*
Sabır güzeldir, fakat yoksullarda olursa daha da güzel olur. Hadis-i Şerif
*
Sabır, imanın yarısıdır. Hadis-i Şerif
*
Asıl hüner ve afiyet, bollukta sabretmesini bilmektir. İmam-ı Gazali
*
Bedende baş ne ise, imanda da sabır aynıdır. Başsız beden olmayacağı gibi, sabırsız da iman olamaz. Hz. Ali (R.A)
*
Şükürle sabır birer binek hayvanı olsalardı, hangisine daha önce bineceğimi kestiremezdim. Hz. Ömer (R.A)
*
Hoşlanmadığına sabretmedikçe, hoşlandığını ele geçiremezsin. Hz.İsa (A.S)
*
İnsanlarda riyanın karışmıyacağı, hakiki tek vasıf sabırdır. Abdülaziz Bekkine
*
Sabır acıdır, ama tatlı meyvesi vardır. Sadi
*
Sabır, hiç yüzü ekşitmeden acıyı yudum yudum içine sindirmendir. Cüneyt Bağdadi
*
Sabır, kurtuluşun anahjtarıdır. Mevlana
*
Her güç sabır ile zaman birleştirilerek sağlanır. Balzac
*
Her söz için doğruluk, her doğruluk için iş, her iş için de sabır gerekir. Hatim-i Esam
*
Sabırlı bir adamın öfkesinden sakınınız. La Rochefoucauld
*
Sabrın en büyüğü, Allah’ın emir ve yasaklarına karşı sabretmektir. Ka’bül-Ahbar
*
Feraset sahiplerinin iştahları sabradır; onlar sabretmek isterler. Helva ise, çocukların isteği bir şeydir.
*
Sabretmek, canının tespihleridir. Sabret, asıl doğru tespih odur.
*
Sabır, Sırat köprüsüne benzer; cennet ise diğer tarafta.
*
Sabreden, göklerin üstüne yükselir; helva yiyense geriler, kalır!
*
Sabır ilâcı, gözlerin perdesini yakar; göğüsleri gönülleri de yarıp açar.
*
Sabır, iman yüzünden baş tacı olur. Bundan dolayıdır ki sabrı olmayanın imanı da yoktur.
*
Allah, yüz binlerce kimya yarattı; ama insan, sabır gibi bir kimya görmedi.
*
Arayan nihayet bulur. Kurtuluş, sabırdan doğar.
*
Peygamberin münkirlere sabretmesi onları Allah hâsı yapmıştır…
*
Kimde bir düzgün esvap görsen bil ki, onu sabretmek ve uğraşıp kazanmakla elde etmiştir.
*
Ehil olmayanlara sabretmek, ehil olanlara cilâdır. Nerde bir gönül varsa sabırla cilâlanır.
*
Sabır kılavuzu, sana kanat olursa canın arş ve kürsünün ta yücesine kadar çıkar.
*
Mustafa (a.s.)’ a bak, sabrı burak edindi de, bu Burak, onu göklere çekti, çıkardı.
*
Ayın gece sabretmesi, onu apaydın bir hale kor. Gülün dikene sabrı, onun güzel kokulu bir hale gelmesine sebep olur.
*
Kimi aç, çıplak görürsen bu hali de onun sabırsızlığına tanıktır.
*
Çıkacağım merdivene sabırı merdiven yaparım. MEVLANA
*
Sabrın anlamı, sırtında dağları ve insanoğullarını taşıyan toprak gibi olman demektir.SERİYY ES-SEKATİ
*
Sabırlı kuş, bütün kuşlardan daha iyi uçar. MEVLANA
*
Sabır, umut etmek sanatıdır. VAUVENARGUES
*
Sabrı olmayanlar ne kadar fakirdirler. SHAKESPEARE
*
Sabır bütün belaları gönül rahatlığıyla karşılamaktır. EBU SAİD ARABİ
*
Sabrın alameti şikayeti terk, musibet ve sıkıntıları gizlemektir. ABDULLAH ARAZ
Sevinç kapısının anahtarı sabırdır. W.JACOBS






acı ilaç, dertler, direnmek, resimli mesajlar, sabır nedir, sıkıntılar, yara, yaradan, sabır sözleri, sabır ile ilgili sözler, sabır ayetleri, sabır hadisleri, filozoflardan sabır sözleri, düşünürlerin sabır sözleri

NASİP-KISMET SÖZLERİ

6 Mart 2019 Çarşamba / No Comments
 söz harmanı, altın sözler, nasip sözleri, kısmet sözleri, nasip kısmet sözleri, nasip nedir, kısmet ne demek, sabır sözleri, resimli nasip kısmet sözleri,

Ey Gönül!

Bekle...

Ya nasip de.

Rabbine bırak...


NASİP İLE İLGİLİ SÖZLER



Ömründen nasibin, kendini sevgiliden mesut bulduğun andan ibarettir. - Mevlana

*

Kanaatten nasibi olmayanı dünya malı nasıl zengin etsin? - Feridüddin-i Attar

*

Sus gönlüm! Seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü vuku buluncaya kadar.

*

Senin nasibin sana ulaşıncaya kadar, ulaşmayanlarınsa senin nasibin olmadığını anlayana kadar sus. *

*

Nasibinde varsa alırsın karıncadan bile ders. Nasibinde yoksa bütün cihan önüne serilse sana ters. - Mevlana

*

Kuşlar bile kader'le uçar, velhasıl evvela "kısmet", Evvela "kader"...

*

İstediğin olmuyor diye üzülme. Ya daha iyisi olacağından, ya da hayırlısı bu olduğundandır. - Hz Mevlana

*

Her mahlûk kendi nasibini alır. Yürüyenler yiyeceklerini ve uçanlar da yemlerini bulurlar.

*

Müslüman; "Allah" der, Yürür. "Hayat" der, Gülümser. "Kısmet" der, her halinden razı olur.

*

"Hayırlısı..." Ne güzel kelime! Önlem alınmış, mücadele edilmiş; Gerisi en yüce makama havale edilmiş!

*

Ben her şeyin "hayırlısını" istedim Allah'tan. Ve bana her şeyin "zor" olanı geldi. Her şeyin hayırlısı, her işin zor olanıymış...

*

Ey gönül! Madem ki aşk "kalbin kıblesi", kendini öyle bir sevene vereceksin ki, sevda'dan nasibini alasın. Yoksa 'Mecnun'un' olsan faydasız, 'Ferhat' olsan anlamsız...

*

Sen talebi terk etsen de, kısmetin seni terk etmez.

*

Kısmet, senin çalışmakla nâil olduğun bir şey değildir.

*

Rabbim nasip etmeden önce sert rüzgarlar estirirmiş. Biz ne iyisini ne de mükemmelini arıyoruz, hakkımızda hayırlısı olan kafi...

*

Sabır koynuna beklemek koymaz sayın hakimim. Ya kader, ya nasip, ya kısmet der geçeriz...

*

Nasipten öteye yol yok derler, benim de nasibimde yokmuş seninle aynı yolda el ele yürüyebilmek... Zorlayınca olmaz, nasipse olur...

*

Kapıyı kilitleyen de açan da aynı anahtar değil mi? Sabret, Tevekkül et, En hayırlısı nasip olsun...

*

Nasip diye birşey var inanacaksın. Ne lazımdır sana gezmek Semerkand'ı, Buhara'yı. Sana taksim olan kısmet bulur arayı arayı...

*

Rabbim bana öyle bir eş nasip et ki, O'nun müslümanlığının mükemmelliğine bakıp, kendi müslümanlığıma çeki düzen vereyim. Allah yüreğinize, "yüreği" ile geleni nasip etsin...

*

Hayırlısı diye bir söz var...

*

Bütün âminler, bütün inşallahlar, bütün duâlar onun içinde...

*

Nasip, kendisine gelmeyene de gider. - Hz. Ali

*

Allah'ım bana Senin sevgini kazanmış, Sana aşık, beni Senin için sevecek, beraber Senin yolunda koşturacak bir eş nasip eyle. Amin!

*

Allah'ım! Bizleri geçici heveslerle değil, Bizim için nasip ettiğin hayırlarla Sevindir. Amin!

*

Yâ Rabbî, hakkı hak olarak göster ve ona uymamızı nasip eyle.Bâtılı bâtıl olarak göster ve ondan sakınmamızı nasip eyle. Amin!

*

Rabbim! beni, bana nasip etmediğin bir şeyin peşine düşürme. Amin!

*

SABRET! Nasiptir, kısmet olur. İmtihandır, cennet olur. Ben artık yeni bir sayfa açıp, her satırına senin adını yazıp, her gün ellerimi göğe açıp SENINLE hayırlısını diliyorum...

*

Bazen olmaz. Ne çok istemişsindir. Belki de en çok, öyle çok istediğinden olmaz. Çok isteyenlerin, o çok istediği şeylerin olduğu pek az görülmüştür. O çok istediği şey gerçekleştiğinde de, gerçeğin zihnindeki kadar güzel olmadığını görüp yıkılanların hikayesi ise bir azap. Bazen geriye bir söz kalıyor sadece: Hayırlısı...




söz harmanı, altın sözler, nasip sözleri, kısmet sözleri, nasip kısmet sözleri, nasip nedir, kısmet ne demek, sabır sözleri, resimli nasip kısmet sözleri,

YA SABIR!

4 Şubat 2019 Pazartesi / No Comments
allah, kelebek, koza nedir, sabır nedir, sabrın sonu, selam, selamet, son, tırtıl, ya sabır, yol, yolun sonu, kuranda sabır, sabır ayetleri, ayetlerde sabır, sabır hadisler

Sabrın sonu selamet...
*
Tırtılın; 'yolun sonu' dediğine,
Allah; 'kelebek' demiş.
Ya Sabır...
*

SABIR NEDİR?

İslamda Sabır;

Sabır lügatta acıya, üzüntüye ve sıkıntıya katlanma, başa gelen bela ve musibetlere dayanma, nefsi kötülüklerden uzaklaştırmaya çalışma gibi manâlara gelir.

Dinimizde, sabırlı olmak, üstün bir meziyet olarak kabul ve hatta emredilir. Başa gelen her türlü musibete karşı alçak gönüllülük gösterip, Allah’a sığınmak, hemen isyan ve itaatsizlikte bulunmamak yüce Rabbimizin hoşuna gider. Bir Ayet-i Kerimede “Şüphesiz ki Allah sabredenlerle beraberdir.” buyurulmuştur.

Sabırsızlık ruhun zayıflığından, imanın güçsüzlüğünden kaynaklanır. Halbuki sabrın sonunda selamet ve saadet bulunur. Sabır her hususta övüldüğü halde, haksızlık, karşısında gösterilirse, günah olur. Çünkü Müslüman, dinine ve imanına karşı yapılan saldırılara karşı sabırsız davranacaktır. En azından bunlara kalbiyle buğzederek, eliyle ve diliyle düzeltebiliyorsa hemen düzeltecektir.

Sabır felaketin ilk anında gösterilmelidir. İlk acı ve sıkıntı gittikten sonra sabretmek o kadar önemli değildir. İnsan belaya sabrettiği gibi nimete karşı da sabır göstermeli, açgözlü olmamalıdır.

Sahabeden Hz.Talha’nın hanımı Ümmü Süleym’in hikâyesi…

Söyle anlatıyor:

“Kocam Ebû Talha evde yokken bir oğlumuz vefat etti. Onu evin bir tarafına koyup üzerini örttüm. Kocamın yemeğini hazırladım. Geldi, yemeğini yemeğe başladı ve “çocuk nasıl?” diye sordu. “Elhamdülillah, bu gece diğer gecelerinden çok daha sakin…” dedim. Kocama her zaman olduğumdan daha neşeli göründüm. Sonra ona şöyle dedim:

– Komşularımızın işine hayret etmiyor musun?

– Ne olmuş ki, dedi.

– Birilerinden emenaten bir şey almışlar. Fakat emanet sahibi onu geri isteyince üzülmüş ve buna tahammül edememişler.

– Ne kötü iş yapmışlar onlar, dedi kocam. O zaman hakikati anlattım.

– İşte oğlun, dedim. Allah’ın bir emaneti idi, Allah onu geri aldı… Bunu duyunca:

– Biz Allah’dan geldik, yine ona döndürüleceğiz mealindeki ayeti okuyup sabır gösterdi:

Sabahleyin bütün olanları Resülullaha haber vermiş. Peygamberimizde bizim için dua etmiş. Sabrımızın karşılığını göreceğimizi söylemiş.”

*
SABIR AYETLERİ

Kuranda sabır ile alakali tahmini 84 ayet geçiyor...

2:45 - Bir de sabırla, namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu, (Allah'a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelir.

2:153 - Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Şüphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdir.

2:155 - Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri!

2:177 - Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitabave bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır.

2:249 - Talut, ordu ile hareket edince dedi ki: "Allah sizi mutlaka bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse, benden değildir. Kim de onu tatmazsa, işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka (bu kadarına ruhsat vardır)." Derken içlerinden pek azı hariç, hepsi de varır varmaz ondan içtiler. Talut ve beraberindeki iman eden kimseler nehri geçtiklerinde. "Bizim bugün, Calut ile ordusuna karşı duracak gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarına inanıp, bilenler ise şu cevabı verdiler: "Nice az topluluklar, Allah'ın izniyle nice çok topluluklara galip gelmişlerdir. Allah, sabırlılarla beraberdir."

2:250 - Calut ve ordusuna karşı savaş meydanına çıktıkları zaman da şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerlerimize sabır dök, ayaklarımızı sabit tut ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!"

3:17 - O sabredenleri, o doğruluktan şaşmayanları, o elpençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları (görür).

3:120 - Size bir iyilik dokunsa fenalarına gider, başınıza bir kötülük gelse onunla sevinirler. Eğer sabreder ve Allah'dan gereğince korkarsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez; çünkü Allah onları kendi amelleriyle kuşatmıştır.

3:125 - Evet, sabreder ve (Allah'tan) korkarsanız, onlar ansızın üzerinize gelseler, Rabbiniz size nişanlı nişanlı beş bin melekle yardım eder.

3:142 - Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete girivereceğinizi mi sandınız?

3:146 - Nice peygamberler vardı ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostları çarpıştılar; Allah yolunda başlarına gelenlerden yılgınlık göstermediler, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.

3:186 - Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'dan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir.

3:200 - Ey iman edenler! Sabredin, düşmanlarınıza karşı sebat gösterin, nöbet bekleşin, Allah'dan gereğince korkun ki, kurtuluşa eresiniz.

4:25 - Sizden her kim hür mümin kadınları nikah edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa, ona da ellerinizin altındaki mümin cariyelerinizden efendilerinin rızası ile nikahlamak var. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. O halde sahiplerinin izni ile ve mehirlerini örfe göre vermek suretiyle cariyelerden iffetli olan, zina etmeyen, dost da edinmeyenlerle evlenin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, o vakit hür kadınlar hakkında gerekli bulunan cezanın yarısı kendilerine lazım gelir. Bu hükümler, içinizden günah işlemekten korkanlaradır. Sabretmeniz ise, sizin için daha hayırlıdır. Allah Gafûrdur, Rahimdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir).

6:34 - Senden önce de peygamberler yalanlanmıştı. Kendilerine yardımımız gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet olunmaya sabrettiler. Allah'ın sözlerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz ki sana, peygamberlerin haberlerinden bir kısmı gelmiştir.

7:126 - "Senin bize kızman da sırf Rabbimizin âyetleri gelince onlara iman etmemizden dolayıdır. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al." derler.

7:128 - Musa, kavmine dedi ki: "Allah'ın yardımını ve lütfunu isteyin ve sabır gösterin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona mirasçı kılar. Sonunda kurtuluş müttakilerindir."

7:137 - Ve o hırpalanıp ezilmekte olan kavmi de yeryüzünün, bereketle donattığımız doğusuna ve batısına mirasçı yaptık. Ve böylece Rabbinin, İsrailoğullarına olan o güzel vaadi, sabırları yüzünden gerçekleşti. Biz de Firavun ile kavminin yapageldikleri sanat eserlerini ve diktikleri binaları yerle bir ettik.

8:46 - Ayrıca Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. Ve birbirinizle didişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Sabırlı olun, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.

8:66 - Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi olursa ikiyüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi olursa Allah'ın izniyle ikibin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.

10:109 - Sana vahyolunana uy! Ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. Çünkü O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

11:11 - Ancak (her iki halde de) sabır gösterip iyi ameller işleyenler müstesnadır. İşte onlara bir mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.

11:49 - İşte bunlar gayb haberlerindendir. Bunları sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan önce bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, akıbet muhakkak muttakilerindir.

11:115 - Ve sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını yitirmez.

12:18 - Bir de gömleğinin üzerinde yalandan bir kan getirmişlerdi. Babaları dedi ki: "Hayır, nefisleriniz aldatmış da size bir iş yaptırtmış. Artık bana güzel bir sabır gerekiyor. Bu anlattıklarınıza karşılık yardımına sığınılacak olan ancak Allah'dır."

12:83 - Babaları dedi ki: "Hayır, sizi nefisleriniz altadıp bir işe sürüklemiş. Artık bana güzel güzel sabretmek düşüyor. Belki Allah hepsini birden bana geri getirir. Çünkü O, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir."

12:90 - Onlar "Yoksa sen, sahiden Yusuf musun?" dediler. O da "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim" dedi, "Doğrusu Allah, bizi, lutfuyla nimetlendirdi. Gerçekten de kim Allah'dan korkar ve sabrederse, Allah, muhakkak ki, güzel işler yapanların mükafatını zayi etmez."

13:22 - Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açıkça Allah yolunda harcarlar ve çirkinlikleri güzelliklerle yok ederler. İşte bunlar, bu hayatın akibeti kendilerinin olacak olanlardır.

13:24 - "Sabrettiğiniz için size selam olsun. Ahiret yurdu ne güzeldir!"

14:5 - And olsun ki Musa'yı âyetlerimizle gönderdik. Ona şöyle dedik: Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar, onlara Allah'ın (felaket) günlerini hatırlat. Şüphe yok ki bunda her sabredip şükreden için nice ibretler vardır.

14:12 - Bize yollarımızı göstermişken neden biz Allah'a dayanıp güvenmeyelim? Elbette bize yaptığınız eziyetlere katlanacağız. Tevekkül edenler yalnız Allah'a tevekkül etsinler."

14:21 - (Kıyamet günü) İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Ve zayıflar büyüklük taslayanlara şöyle diyecekler: "Bizler, sizlere uymuştuk. Şimdi siz, Allah'ın azabından en ufak bir şeyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da diyecekler ki: "Allah bizi hidayete erdirseydi, biz de size doğru yol gösterirdik. Artık şimdi bizler sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü kaçacak yerimiz yoktur."

16:42 - O Muhacirler, müşriklerin eziyetlerine sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.

16:96 - Sizin yanınızdaki dünya malı tükenir, Allah'ın katındakiler ise tükenmez. Muhakkak ki biz, Allah yolunda sabredenleri, yaptıkları amelin daha güzeliyle mükafatlandıracağız.

16:110 - Sonra şüphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret eden, sonra cihad eden ve sabreden kimselerin yardımcısıdır. Bunlardan sonra Rabbin elbette çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

16:126 - Eğer (bir suçtan dolayı) ceza verecek olursanız size yapılan azab ve cezanın misli ile ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır.

16:127 - (Ey Peygamber!) Sabret! Sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlardan dolayı üzülme! Kurdukları tuzaklardan telaş edip sıkıntıya düşme!

18:28 - Nefsince de, sabah akşam rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber candan sabret. Sen dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan gözlerini ayırma. Kalbini, bizi anmaktan gafil kıldığımız, nefsinin kötü arzusuna uymuş ve işi hep aşırılık olan kimseye uyma.

18:67 - (Hızır) dedi ki: "Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin.

18:68 - "İçyüzünü kavrayamadığın şeye nasıl sabredeceksin?"

18:69 - Musa: "İnşaallah beni sabırlı bulacaksın ve senin hiçbir işine karşı gelmeyeceğim" dedi.

18:72 - (Hızır:) "Sen benimle asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi.

18:75 - Hızır dedi ki: "Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin demedim mi sana?"

18:78 - Hızır dedi ki: "İşte bu, seninle benim aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana o sabredemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim."

18:82 - "Duvar ise, o şehirde iki yetim oğlana ait idi. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı. Babaları da iyi bir kimse idi. Onun için Rabbin istedi ki o iki çocuk erginlik çağlarına ersinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ve ben bunların hiçbirini kendiliğimden yapmadım. İşte senin sabredemediğin şeylerin içyüzleri budur."

20:130 - O halde, dediklerine sabret; güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir kısım vakitlerinde ve gündüzün etrafında da tesbih et ki hoşnudluğa eresin.

21:85 - İsmail, İdris ve Zülkifl'i de (hatırla). Onların hepsi de sabredenlerdendi.

22:35 - Ki Allah anıldığı vakit onların kalpleri titrer. Onlar başlarına gelene sabreden, namaz kılan kimselerdir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.

23:111 - Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muradlarına erenlerdir.

25:20 - (Resulüm!) Biz senden evvel de peygamberleri başka türlü göndermedik. Şüphesiz onlar hem yemek yiyorlar, hem çarşılarda geziyorlardı (sokaklarda yürüyorlardı). Sizin bir kısmınızı bir diğerine fitne (imtihan sebebi) kılmışızdır ki, bakalım sabredecek misiniz? Zira Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.

25:75 - İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamları ile mükafatlandırılacaklar, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır.

28:54 - İşte onlara, sabretmelerinden ötürü mükafatları iki defa verilecektir. Bunlar kötülüğü iyilikle savarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan da Allah rızası için harcarlar.

28:80 - Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, şöyle dediler: "Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlara göre Allah'ın mükafatı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir."

29:59 - Ki onlar, sabretmiş olup yalnız Rablerine güvenip dayanmaktadırlar.

30:60 - Şimdi sen sabret. Çünkü Allah'ın vaadi mutlaka haktır. Sakın imanı sağlam olmayanlar seni hafifliğe sevketmesinler.

31:17 - "Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret, çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir."

31:31 - Görmedin mi ki Allah, âyetlerinden bir kısmını size göstersin diye gemiler, Allah'ın nimetiyle denizde akıp gidiyor. Şüphesiz bunda çok sabredenler ve çok şükredenler için nice ibretler vardır.

32:24 - Onların içinden, sabrettikleri zaman bizim emrimizle doğru yola ileten önderler yetiştirmiştik. Onlar, bizim âyetlerimize kesin bir şekilde inanıyorlardı.

33:35 - Şüphe yok ki müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mümin erkeklerle mümin kadınlar, itaat eden erkeklerle itaat eden kadınlar, sadık erkeklerle sadık kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, mütevazi erkeklerle mütevazi kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkeklerle ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkeklerle Allah-'ı çok zikreden kadınlar var ya, işte onlar için Allah bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.

34:19 - Buna karşı onlar: "Ey Rabbimiz! Seferlerimizin arasını uzaklaştır" dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve tamamen didik didik dağıttık. Şüphesiz ki bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette ibretler vardır.

37:102 - Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.

38:17 - Şimdi sen onların dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davud'u hatırla. Çünkü o, zikir ve tesbih ile bize yönelmişti.

38:44 - (Bir de dedik ki): "Eline bir demet al da onunla (eşine) vur; yemininde durmamazlık etme." Doğrusu biz onu sabırlı bulduk. O ne güzel kul! O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir.

39:10 - Ey Muhammed! Tarafımdan söyle: "Ey iman eden kullarım! Rabbinizden korkun. Bu dünyada güzellik yapanlara bir güzellik vardır. Allah'ın yeryüzü geniştir. Ancak sabredenlere mükafatları hesapsız ödenecektir."

40:55 - O halde sabret. Çünkü Allah'ın vaadi haktır. Hem günahından dolayı istiğfar et ve akşam sabah Rabbini hamdiyle tesbih et.

40:77 - Ey Muhammed! Sen sabret, şüphesiz Allah'ın vaadi haktır, mutlaka gerçekleşecektir. Onlara yaptığımız tehdidin bir kısmını sana göstersek de veya seni vefat ettirsek de onlar mutlaka döndürülüp bize getirileceklerdir.

41:24 - Şimdi eğer dayanabilirlerse onların yeri ateştir. Yok eğer hoşnutluğa dönmek isterlerse bile artık onlar hoşnut edileceklerden değildirler.

41:35 - Bu olgunluğa ancak sabredenler kavuşturulur, buna ancak hayırdan büyük bir pay sahibi olan kavuşturulur.

42:33 - Eğer O dilerse rüzgarı durdurur da yelkenle giden gemiler denizin üzerinde duruverirler. Şüphesiz ki bunda sabırlı olan ve çok şükreden kimseler için nice ibretler vardır.

46:35 - Ey Muhammed! Azim sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar için (azab hususunda) acele etme. Sanki onlar kendilerine vaad edilen azabı gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu bir tebliğdir. Hiç yoldan çıkan fasıklar topluluğundan başkası helak edilir mi?

47:31 - Andolsun ki, biz içinizden cihad edenlerle sabredenleri ortaya çıkarıncaya ve yaptıklarınızla ilgili haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi deneyeceğiz.

49:5 - Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Bununla beraber Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

50:39 - Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güneşin doğuşundan önce (sabah namazını) ve batışından önce de (öğle ve ikindi namazalarını kılarak) Rabbini Hamd ile tesbih et.

52:16 - Girin oraya, ister sabredin ister etmeyin artık sizin için birdir. Siz hep yaptıklarınıza göre cezalandırılacaksınız" (denilecek).

52:48 - Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman Rabbini hamd ile tesbih et.

54:27 - Biz onlara, kendilerini imtihan etmek için dişi deveyi göndereceğiz. Onun için sen onları gözet ve sabırlı ol.

68:48 - Rabbinin hükmüne sabret, balık sahibi gibi olma. Hani o öfkeye boğulmuş da nida etmişti.

70:5 - O halde güzel bir sabır ile sabret.

73:10 - Başkalarının diyeceklerine sabret, güzellikle onlardan ayrıl.

74:7 - Rabbin için sabret.

76:12 - Sabırlarına karşılık onlara bir cennet ve ipekten elbiseler verir.

76:24 - O halde Rabbinin hüküm vermesi için sabret. Onlardan hiçbir günahkâra yahut nanköre itaat etme.

90:17 - Sonra da iman edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.

103:3 - Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır




allah, ayetlerde sabır, kelebek, koza nedir, kuranda sabır, sabır ayetleri, sabır hadisler, sabır nedir, sabrın sonu, selam, selamet, sabır sözleri, altın sözler, ya sabır 

SABRETMEYİ NASIL ÖĞRENİRİZ?

9 Nisan 2018 Pazartesi / No Comments
diken, diken yutmak, dikenler, en güzel sabır sözleri, kara diken, nasıl sabredilir, resimli sabır sözleri, sabır, sabır sözleri, sabrın aşamaları, sabretmeyi nasıl öğreniriz, sabretmek, sabrın sonu, ses,

Sabır;
kara dikeni yutmak ve
diken içini parçalayıp geçerken de
hiç sesini çıkarmamaktır.

*

NASIL SABIRLI OLUNUR?

İslam ahlakı, bilgelik, yiğitlik, iffet, adalet ve sabır sütunları üzerinde yükselir. Sabır, bilgelikle ortaya çıkar, yiğitlik ve iffet erdemleriyle gelişir, adaletle olgunlaşır, bu dört güzel duygunun kemalinde sabır erdemi de tamamlanır.

İslam ahlakına göre, bilgelikle donanmış akıl gücü, yiğitlik haline gelmiş öfke gücü ve iffete dönüşmüş kösnü (şehvet) gücü bir araya gelip, aralarında sağladıkları ölçülülük ve uyumla adalet erdemini doğurduktan sonra, sabır erdemi de kemaliyle ortaya çıkar. Sabır, bütün erdemlerin anasıdır.

Adalet erdemi, cüzi (ferdi ve kollektif / toplumsal / milli) iradenin Allahu Teala’nın Külli İradesi’ne sunulmasıdır. Sabır erdemi de, adanmışlığın verdiği olgunluk, tevekkül ve rıza halidir.   

BİLGELİKLE DOĞAN SABIR

Bilgeliğin, ilk adımında sabır da boy atar. Sabır, insana özgü bir niteliktir; insanlık sabırla başlar.

Hayvanlarda sabır yoktur. Çünkü hayvanlar, insani özellikler bakımından çok eksiktirler. Meleklerinse, sabra ihtiyaçları yoktur. Çünkü yeme içme, evlenmek gibi arzular taşımazlar. Melekler, nefisleri olmadığından sabretmeyi gerekecek bir durumla karşılaşmazlar. Sürekli ibadet ederler, hiç günah işlemezler.

İnsan, Allahu Teala’ya muhatap olup imanla bağlanınca, imandan ihsana sabırla sıçrama yapar. Bilgelik erdemi ve gerektirdiği iman, cüzi (ferdi ve kollektif / toplumsal / milli) iradeyi Külli İrade’ye sununca, sabır erdemi belirir; bu sabır erdemin temeli ve ilk aşamasıdır. 

1.İbadette ve iyilikte sabır: İlmi araştırmalar yapıp tahkiki imana ulaşmakta ve ibadetleri, iyi işleri (salih amel) yapmakta sabra ihtiyaç vardır. İlim öğrenmek ve ibâdet yapmakta bir takım sıkıntılar bulunur çünkü. İbadetlerin bir kısmı, tembellikten dolayı zor gelir; namaz kılmamak böyledir. Bir kısmı da cimrilikten zor gelir, zekât vermemek böyledir. Her iyi işin başında, ortasında ve sonunda sabra ihtiyaç vardır.

İlim, ibadet ve iyiliklerin sıkıntısına katlanıp, kullukta sabır göstermek, insanı hüsrandan ve sonsuz felâketten kurtarır, Cehennem’den korur. Kur’an-ı Kerîm’de “İkindi vaktine yemin olsun ki, bütün insanlar hüsrandadır. Ancak iman edenler, iyi amelleri (işleri) yapanlar, hakkı ve sabrı tavsiye edenler ve bunları tutanlar kurtuldu.”[1] buyrulmaktadır.

İbadetlerin nefsimize ağır gelen yönleri de sabırla hafifler. Böylece huzur içinde günde beş vakit namaz kılar, sıcak yaz günlerinde hiç bir sıkıntı duymadan oruç tutarız. Diğer ibadetler ve ahlâkî davranışlarda böyledir:  "Her kim sabreder ve suç bağışlarsa, bu hareket arzu edilen en iyi işlerdendir" (eş-Şurâ, 42/43); "İçinizden mücahitleri ve sabredenleri belirtelim diye sizleri mutlaka imtihan ederiz. Haberlerinizi de denetleriz” (Muhammed, 47/31).

Bilgelik erdemiyle ulaşılan sabrın bu birinci aşamasında, insan kendine gelir ve kulak sınırları içinde toplanmaya başlar.

YİĞİTLİK VE İFFETLE ULAŞILAN SABIR

İnsanlar, haramlardan sakınıp nefsinin kötü arzularını, isteklerini yapmazlarsa ve böylece sonu pişmanlık olan geçici lezzetlerden yüz çevirirlerse, sabır nimetinin ikinci aşamasına kavuşurlar. Sabır nimeti, insanları, hem dünya, hem de ahiret saadetine ulaştırır. Allah’a isyan etmemede erişilen sabırın ikinci aşaması, yiğitlik ve iffet erdemleriyle buluşur.

2.Günah işlememek için sabretmek: Şeytan, kötü arkadaşlar, kötü kitaplar, medyadaki kötü yayınlar ve insanın kendi nefsi, insanı günah işletmeye yönlendirebilir. Günah işleme isteğini yenip sabretmek çok sevaptır. Günahların büyüğünden de, küçüğünden de sakınmak gerekir. Hz.Peygamber (s.a.v.) “Bir zerrecik (yâni çok az) bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir.” buyurdu.

Çoğu zaman insan nefsine uyar; Allah Teâlâ'nın emirlerine uyup yasaklarından kaçınmak ona zor gelir, nefse hoş gelen fena arzularını tatmin etmek ister, iyilik ve faziletlerden kaçınır. Meselâ; cebindeki parasını eğlence ve zevkleri için harcamak, bir yoksula vermekten daha hoş gelir. Bir çocuk için oyun oynamak, ders çalışmaktan daha ilgi çekici görünür. Gezip tozmak, çalışıp kazanmaya tercih edilir.

İşte bu durumda, insanın, kendisine zor gelse bile, iyi olanı, faydalı olanı seçmesi, sabır ve tahammülle onu yerine getirmeye çalışması çok güzel bir davranıştır.

 Öfkeyi kontrol ederek ve kişiliği, kimliği iffetle temiz tutarak, itaat halinde, sabrın bu ikinci aşamasında, takva hayatı başlar.

TEVEKKÜLLE ERİŞİLEN SABIR

Nefsin sonu pişmanlık olan kötü isteklerini yapmamak anlamındaki sabır, aynı zamanda beklenmedik olaylar ya da içine düşülen zorluklar nedeniyle istemeyen şeylerin başa gelmesi durumunda, bunlardan tedirgin olmamak, paniğe kapılmamak ve tahammül etmek anlamında da kullanılır. Sabır, ibadetlerin özüdür ve farzdır.

3. Belalara sabırdır: Bu üçüncü aşamada sabır, acıya katlanma, sıkıntı ve meşakkatlere karşı soğukkanlılıkla mukavemet etme, aklın ve dinin gösterdiği yolda sebat etmedir. Belaların, dertlerin acılarına bağırıp çağırmadan, feryat etmeden sabretmektir. Bu sabır da sevaptır. İnsanların üzmelerine dayanmak lâzımdır. Özellikle akrabanın, dostların incitmelerine sabretmekten başka yapılacak şey yoktur. İnsan, zerafet ve nezaket gereği başkalarını incitmeyebilir, ama başkalarının incitmesine katlanmak olgunluğun doruğudur ve insanı ihsan makamına çıkarır.. Sabır, acıdır ama meyvesi tatlıdır.   

Müminler, çoğu zaman sırf inandıkları için Allah düşmanlarının zulüm ve kötülüklerine hedef olurlar; çeşitli işkencelere uğrar, onlarla savaşmak zorunda kalırlar. Allahu Teala, Hz. Peygamber’e (s.a.v.) “Peygamberlerden Ulül-ü Azm olanların sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlara azap verilmesi için duâ etmekte acele eyleme!”[2] emretmiştir. Bir başka ayette de “Yaptıkları işkencelere sabrederiz. Tevekkül ediciler, yalnız Allahü Tealaya tevekkül etmelidir.”[3] buyruluyor. Firavun eziyet etmek isteyince, Hz.Musa (a.s.) ve müminler, “Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır ve bizi Müslüman olarak öldür!” diye dua etmişlerdi. Sevgili Peygamberimiz ve ilk Müslümanların, yapılan kötülüklere nasıl sabır ve tahammül gösterdiklerini herkes bilmektedir.

Tevekküle erişilen sabrın son aşaması, Kur’an-ı Kerim’de açıkça emredilmektedir. “Müşriklerin yalanlamalarına ve ezâlarına sabret! Onları güzel bir şekilde terk edip onların cezalarını, Allahu Tealaya bırak!”[4]  Bir başka ayette de, “Doğrusu kim Allahü teâlâdan korkar ve düştüğü felâkete sabrederse, muhakkak ki Allahü teâlâ, iyilik edenlerin mükâfâtını boşa çıkarmaz.”[5] buyrulmaktadır. 

Sabır ruhun bir melekesidir, güzel bir huydur, büyük erdemlerdendir. Tahammülü zor ve nefse ağır gelen şeylere katlanmak ancak sabır ile olur. Bir hakkı müdafaa ve muhafaza etmek için gösterilen sebat, sabretmekle mümkündür. Allah'ın emirlerini yerine getirmek, aklın ve dinin hoş görmediği ve nefsin meşrû olmayan istek ve arzularına mukavemet edebilmek, hayatta elde olmadan başa gelen ve insana büyük elem ve keder veren bela ve musîbetlere karşı koyabilmek ve bunların üstesinden gelebilmek için sabırlı olmak ve sabretmeye alışmak lazımdır.

Ayrıca insanlar hayat boyunca, bolluk veya yokluk içinde kalabilir, sağlıklı iken hastalanır, sel, deprem, yangın gibi felâketlerle karşılaşabilir; bütün bu durumlarda insanın en büyük dayanağı sabırdır. Aksine davranış, insanı Allah Teâlâ'ya isyana ve nankörlüğe sürükler. Cenab-ı Hak bu konuda şöyle buyurmuştur: "Doğrusu kim Allah'tan korkar ve düştüğü felâkete sabrederse; muhakkak ki Allah iyilik edenlerin mükafatı boşa, çıkarmaz" (Yusuf, 12/90).

Bütün faziletlerin anası, hayatta muvaffak olmanın ve kemale ermenin sırrı bu güzel özelliktir. Her türlü rezaletin sebebi sabırsızlık veya gerektiği kadar sabır gösterememektir. Sabır her faziletin üstünde bir değer taşır. "Şüphesiz Allah Teâlâ sabredenlerle beraberdir"[6]

Peygamberler sabrın en büyük örnekleridir. Çünkü onlar bütün güçlükleri sabırla karşılamışlardır. Dileğimiz Allah (c.c.)'ın bizi, "belâlarına çok sabreden ve nimetlerine çok şükreden" kullarından eylemesi olmalıdır (İbrahim, 14/5).

Hz. Peygamber (s.a.v); "Sabreden başarıya ulaşır' ; "Sabır başarının anahtarıdır"; "Sabır bir ışıktır"; "Sabır cennet hazinelerinden bir hazinedir"; "Sana sıkıntı veren şeylere karşı sabretmende bir çok hayır vardır" buyurarak sabrın faziletini anlatmıştır.

Sabretmek, mahkûmiyete, meskenete ve zillete razı olmak, haksız tecavüzlere, insan haysiyetine gölge düşürecek saldırılara katlanmak ve bunlara ses çıkarmamak anlamına gelmez. Çünkü meşru olmayan şeylere karşı sabretmek caîz değildir. Bunlara karşı içten elem duymak ve bunlarla mücadele etmek gerekir. İnsanın kendi gücü ve iradesiyle üstesinden gelebileceği kötülüklere katlanması ya da karşılayabileceği ihtiyaçları karşısında gevşemesi sabır değil, acizlik ve tembelliktir. Rasulullah (s.a.s); “Ya Rabbi! Acizlikten ve tenbellikten sana sığınırım”[7] diye dua etmiştir.

Bazı sıkıntılar vardır ki, kulun irade ve gücünü aşar. Böyle felaketler başa geldiği zaman heyecana kapılmadan ve şikayet etmeden takdir-i ilâhiye razı olup sabretmek müminlerin özelliklerindendir.

Kur'ân-ı Kerim'in yetmişten fazla ayetinde zikredilen sabır, insan tabiatına aykırı olan zorunlu hallere uymak ve güçlüklere karşı koymak demektir. Sabrın gayesi, beklenmedik olaylar, içine düşülen güçlükler karşısında tedirgin olmamak, paniğe kapılmamak ve tahammül göstermektir. Allah Teâlâ sabredenlere mükâfatını hesapsızca vereceğini müjdelemiş ve onları övmüştür.

Sabrın sonu selâmettir. Sabır, iman ve ibadetin, ilim ve hikmetin, kısaca bütün faziletlerin başıdır. Sabırlı insan iyi insandır. İyi işler yapıp birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin kurtuluşa ereceklerini Allah Teâlâ haber vermiştir. Sabır zafere giden yoldur. Sabır ve tahammül gösteren kimseyi, Cenâb-ı Hak sabırlı kılar. Sabırdan daha hayırlı ve geniş bir nimet, hiçbir kimseye verilmemiştir. Hoşlanmadığın şeye sabretmekte, büyük fayda vardır.

[1] Asr Suresi.

[2] Ahkaf Suresi, Ayet: 35.

[3] İbrahim Suresi, Ayet: 12.

[4] Müzemmil Sûresi, Ayet: 10

[5] Yûsuf Sûresi, Ayet:: 90.

[6] Bakara Suresi, Ayet:153, 155.

[7] Buhari, Cihad, 25.

Mustafa Yürekli - Haber 7






diken, diken yutmak, dikenler, en güzel sabır sözleri, kara diken, nasıl sabredilir, resimli sabır sözleri, sabır, sabır sözleri, sabrın aşamaları, sabretmeyi nasıl öğreniriz, sabretmek, sabrın sonu, ses, 

SABRIN SONU SELAMET-SABIR TAŞI

13 Aralık 2016 Salı / No Comments
resimli mesajlar, resimli sabır sözleri, resimli sözler, sabır nedir, sabır sözleri, sabrın sonu selamet, selam, selamet, sabır taşı nedir, sabır taşı öyküsü, sabır taşı, sabır ile ilgili sözler, altın sözler

SABIR

Beni soran olursa;
Sabrın sonundaki selameti bekliyor dersin.
Sabırla bekliyorum...
*
Sabır taşı

Evvel zaman içinde ihtiyar bir kadının güzel ve iyi kalpli bir kızı varmış. Ana kız, türlü türlü nakışlar yapıp satarak geçinirlermiş. Bir gün kızcağız pencere karşısında nakış işlerken uyuyakalmış. Alacakaranlıkta gagasını cama vuran bir kuşun tıkırtısıyla uyanmış. Kızla göz göze gelen kuş, birden dile gelmiş: 

“Sultanım, küçük sultan 
Bir ölü başında duracaksın 
Kırk günü bekleyeceksin 
Muradına ereceksin.” 

diyerek uçup gitmiş. 

Kızcağız kuşun sözlerine bir anlam verememiş. Kuş ertesi gün aynı vakitte yine gelmiş. Aynı sözleri söyleyip kaybolmuş. İyice korkan kız, anasına anlatmış. Üçüncü gün anasıyla beklemiş akşamüstünü. Kuş yine cama vurup söylemiş sözlerini. Ana kızın içini korku yumağı sarmış. Anası: 
- Kızım, buralardan uzaklaşalım. Bu kuş bildiğimiz kuşlardan değil, demiş. 

Gerekli eşyalarıyla biraz yiyecek alarak yola çıkmışlar. Tepelerin yamacına, dağ yollarının dolamacına düşüp gitmişler. Bir ağacın altında gecelemişler. Gece yarısında kuş, incitmeden kızı kapıp karşıki sarayın bir odasına bırakıvermiş. Kız uyandığında kendisini, atlastan bir yatak içinde hareketsiz yatan birinin başında bulur. Önce çok korkar, sonra kuşun dedikleri aklına gelir. “Bu olanlar Allah’tandır. Alnıma yazılanlar elbette gelir başıma.” der, vaktini dualarla geçirir. 

Kızcağız, ölünün başında otuz dokuz günü ağlayarak, dualar ederek tamamlar. Odanın önündeki pencerenin önünden gemiler geçermiş. Yalnızlıktan bunalan kızcağız, gemilerin birine el sallar. Gemi yanaşınca kaptana, bir kese dolusu çil kuruş fırlatır. Can yoldaşı olacak bir cariye almak istediğini söyler. Pencereden bir ip sarkıtarak aldığı cariyeyi yanına çıkarır. Cariyeyi ölünün başında bırakarak biraz hava almak için dışarı çıkar. 

Bu sırada hareketsiz yatan genç yavaş yavaş kıpırdamaya başlar. Meğer ölü kılığında yatan delikanlı bu şehrin şehzadesiymiş. Kırk gün kırk gece ölü gibi yatarken kendisini sabırla bekleyecek kızla evlenmekmiş niyeti. Şehzade uyanır uyanmaz cariyeye “Beni sen mi bekledin kırk gün?” der. Cariye başını sallar. Kuşun getirdiği kızcağızı da yardımcı olarak tanıtır. Gezintiden dönünce gördüklerine inanamayan kızcağız çaresiz boyun eğer. Şehzade, kendisini bekleyenin cariye olduğunu sanarak onunla evlenir. 
Bir zaman böyle geçer. Kimine yıl gelir, kimine gün. Şehzade bir gün düzmece sultana Yemen’e sefere gideceğini söyler. Bir isteği olup olmadığını sorar. Sağlığını dilerim; ama bir elmas bir küpe getirirsen sevinirim, der düzmece sultan. Şehzade, istediğin elmas küpe olsun, deyip dışarı çıkar. Kapının önünde duran cariye kılığındaki zavallı kıza da “Yemen’den bir şey ister misin?” diye sorar. Zavallı kız: 
- Tez gidip sağlıcakla dönesiniz şehzadem, deyip bir sabır taşı istemiş. “Eğer unutursan geminin önünü kara dumanlar alsın, yolundan kalasın!” deyince şehzade gülüp geçmiş. 

Şehzade, Yemen’e varır. İşlerini halleder. Kızcağızın sabır taşını almayı unutarak dönüş yolculuğuna başlar. Günlük güneşlik bir havada geminin önünü kara dumanlar kaplar. Gemi gidemez. Kaptan gemidekilere teker teker sorar: 
- İçinizde beddua almış biri var mı? Varsa hemen ortaya gelsin. Yoksa bu gemi yürümez. Gemi yolculuğu başka yolculuklara benzemez. Vebal taşıyan, felaketi gemiye çeker. 

Şehzadenin aklına kızın söyledikleri gelir. Sabır taşını almadığını hatırlar. Gemiden inip sabır taşını alır. Geminin önü açılır. Memleketine döner. Hanımına küpeleri verir, kıza sabır taşını. 
Zavallı kızacağız, sabır taşına yaşadıklarını bir bir anlatır. 

Sabır taşı sabır taşı 
Şişti yüreğimin başı 
Sen olsan ne yapardın 
Söyle ey sabır taşı

Kızcağız anlattıkça sabır taşı şişer. Sonunda çat diye ortasından çatlar. Sabır timsali kızcağız: 
- Ey sabır taşı sen bile dayanamadın, benim yüreciğim nasıl dayansın, diye ağlamaya başlamış. 
Sabır taşının ne işe yaradığını merak eden şehzade de kulağı kapıda kızın anlattıklarını dinliyormuş. Şehzade duyduklarının şaşkınlığı içinde karısını çağırıp: 
- “Kırk katır mı istersin, kırk satır mı?” demiş. Düzmece sultan olanları anlamış. Kırk katır ver de bari memleketime döneyim, demiş. Düzmece sultanı kırk katırın kuyruğuna bağlayıp, katırlara kamçı vurmuşlar. Düzmece sultan cezasını bulurken şehzade, kuşun getirdiği kızla evlenmiş. Kızın yaşlı ve üzüntülü anacığını da saraya getirtmiş. Hep birlikte mutluluk içinde yaşayıp gitmişler. Onlar ermiş muradına, darısı bütün iyilerin başına.

Filiz Güner
Arkadaşım Dergisi




resimli mesajlar, resimli sabır sözleri, resimli sözler, sabır nedir, sabır sözleri, sabrın sonu selamet, selam, selamet, sabır taşı nedir, sabır taşı öyküsü, sabır taşı, sabır ile ilgili sözler, altın sözler

SABIR NEDİR? SABIR ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

6 Kasım 2016 Pazar / No Comments
boyun eğmek, gül kokusu, gülistan, istemek nedir, mücadele, sabırlı olmak, sabretmek, savaş barış, sabır sözleri, altın sözler, sabır nedir, sabır ne demektir,sabır ayetleri, sabır çeşitleri nelerdir

Yeter ki iste!
Sabır; boyun eğmek değil, 
mücadele etmektir...
*
SABIR NEDİR? SABIR ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

Acıya her türlü meşakkat ve sıkıntıya katlanma, bunlara  karşı mukavemet etme, aklın ve dinin gösterdiği yolda sebat etme, yasaklarına karşı da direnme anlamı taşır.

Sabır kavramını sadece bir yönlü düşünmek yanlıştır. Sabır sadece bela ve musibet anında lazım olan bir şey değildir. Hastalıklarda, ibadette devam ve kararlılık, günahlara ve masiyetlere karşı direnme anlamlarını ifade eder.

Sabır ruhun bir melekesidir, güzel bir huydur. Bu meleke olayın ve hadisenin ilk anında kendini tepki olarak ortaya çıkarır. Yoksa düşünerek zorlamayla ortaya çıkmaz. Tahammülü zor ve nefse ağır gelen şeylere katlanmak ancak sabır ile olur. Bir hakkı müdafaa ve muhafaza etmek için gösterilen sebat, sabretmekle mümkündür. Allah'ın emirlerini yerine getirmek, aklın ve dinin hoş görmediği ve nefsin meşrû olmayan istek ve arzularına mukavemet edebilmek, hayatta elde olmadan başa gelen ve insana büyük elem ve keder veren bela ve musîbetlere karşı koyabilmek ve bunların üstesinden gelebilmek için sabırlı olmak ve sabretmeye alışmak lazımdır.

Bütün faziletlerin anası, hayatta muvaffak olmanın ve kemale ermenin sırrı bu güzel özelliktir. Her türlü rezaletin sebebi sabırsızlık veya gerektiği kadar sabır gösterememektir. Sabır her faziletin üstünde bir değer taşır. "Şüphesiz Allah Teâlâ sabredenlerle beraberdir" (el-Bakara, 2/153, 155).

Sabrın çeşitleri nelerdir

Sabır üçtür

"Biri: Masiyetten kendini çekip, sabretmektir. Şu sabır takvadır;  اِنَّ اللهَ مَعَ الْمُتَّقِينَ “Allah sabredenlerle beraberdir” sırrına mazhar eder.

"İkincisi: Musibetlere karşı sabırdır ki, tevekkül ve teslimdir.

اِنَّ اللهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ - وَاللهُ يُحِبُّ الصَّابِرِينَ

Allah tevekkül edenleri sever - Allah sabredenleri sever -

şerefine mazhar ediyor.Ve sabırsızlık ise Allah’tan şikâyeti tazammun eder. Ve ef’âlini tenkit ve rahmetini ittiham ve hikmetini beğenmemek çıkar."

"Evet, musibetin darbesine karşı şekvâ suretiyle elbette âciz ve zayıf insan ağlar. Fakat şekvâ Ona olmalı; Ondan olmamalı. Hazret-i Yakup Aleyhisselâmın  اِنَّمَاۤ اَشْكُوا بَثِّى وَحُزْنِى اِلَى اللهِ  demesi gibi olmalı. Yani, musibeti Allah’a şekvâ etmeli; yoksa Allah’ı insanlara şekvâ eder gibi “Eyvah! Of!” deyip “Ben ne ettim ki bu başıma geldi?” diyerek âciz insanların rikkatini tahrik etmek zarardır, mânâsızdır."

"Üçüncü sabır: İbadet üzerine sabırdır ki, şu sabır onu makam-ı mahbubiyete kadar çıkarıyor, en büyük makam olan ubûdiyet-i kâmile cânibine sevk ediyor."(23. mektub)



boyun eğmek, gül kokusu, gülistan, istemek nedir, mücadele, sabırlı olmak, sabretmek, savaş barış, sabır sözleri, altın sözler, sabır nedir, sabır ne demektir,sabır ayetleri, sabır çeşitleri nelerdir