Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

Browsing Category "seçme sözler"

ALTIN VE HİKMETLİ SÖZLER-3 (FARABİ)

13 Ocak 2021 Çarşamba / No Comments
farabi felsefe sözleri, farabi sözleri, farabi sözleri facebook, farabi sözleri ve anlamları, adalet sözleri, seçme sözler, altın sözler, hikmetli sözler, anlamlı sözler, özel sözler


ALTIN VE HİKMETLİ SÖZLER(FARABİ)

Sevginin kurduğu devleti adalet devam ettirir.  Farabi
*
Hiçbir beklentisi olmadan insanlara yardım etmemiş; onların acılarını, ıstıraplarını, yüklerini paylaşmamış kişilerle yola çıkma!  Farabi
*

Zamanın ters, sohbetin faydasız, her reisin bezgin olduğunu ve her başın bir ağrı taşıdığını görünce, evime kapanıp şeref ve haysiyetimi korudum ve izzet olarak bununla kanaat ettim.  Farabi
*
Kişiyi erdemli kılan Allah'tır.  Farabi
*

Devlet, en üstün hayır, en yüksek kemal ve en yüksek saadete kendisi iIe ulaşılan, kendi kendine yeten bir birliktir.  Farabi
*
Güzel söz söyleyen, kimseden kötü söz işitmez.  Farabi
*

Varmısın ki, yok olmaktan korkuyorsun.  Farabi
*
Toplum sevgi ile kaynaşır, adaletle yaşar, dürüst çalışmakla ayakta kalır.  Farabi
*

Allah seni yükselttikçe, sen gönlünü alçalt.  Farabi
*
Hiçbir şey kendiliğinden yok olmaz, böyle olsaydı var olmazdı.  Farabi
*

Önce doğruyu bilmek gerekir. Doğru bilinirse yalnış da bilinir ama önce yalnış bilinirse doğruya ulaşılamaz.  Farabi
*
İnsan bazen bir tesadüfle güzel işler yapar. Bazende bu güzel işleri isteyerek değil, herhangi bir baskı altında yapmış olur.böylece yapılan işler mutluluk getirmez. Farabi
*

Bir eylemin ahlaklı olduğunu bilip de ona uygun davranmayan kişi, o eylemin ahlaklı olduğunu bilmeden ahlaklı davranan kişiden daha üstündür.  Farabi
*
Erdemlerin en büyüğü bilimdir.  Farabi
*

Hiçbir şey kendi kendinin nedeni olamaz, çünkü nedenin kendisi oluşandan öncedir.  Farabi
*
Lafı uzatanlara ne yapmak lazım diye farabi'ye sormuşlar. O da şöyle demiş: - "uzun konuşanı kısa dinlemeli.  Farabi
*

İyi bir insan öldüğünde ona ağlamayın. Asıl onu kaybeden topluma ağlayın.  Farabi
*
Yalancı bilge kalp akçe gibidir.  Farabi
*


Bu yazı, farabi felsefe sözleri, farabi sözleri, farabi sözleri facebook, farabi sözleri ve anlamları, adalet sözleri, seçme sözler, altın sözler, hikmetli sözler, anlamlı sözler, özel sözler ile ilgilidir.

ŞEYH EDEBALİ-ALTIN SÖZLER

9 Mart 2018 Cuma / No Comments
Not: Bu yazı, seçme sözler, şeyh edebali öğüdü, şeyh edebali sözleri, islam büyüklerinin sözleri, türk büyüklerinin sözleri, büyüklerin hikmetli sözleri, büyüklerden nasihat sözleri

Seçme Sözler / Şeyh Edebali

Sen seni bil; ömrünce bu yeter sana. / Şeyh Edebali
*
Ukalayla dost olma: çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur; üzülürsün. / Şeyh Edebali
*
Aç gözlü ile dost olma: ikram bilmez, kural bilmez, doymak bilmez; üzülürsün, /Şeyh Edebali
*
Yüksekte yer tutanlar aşağıdakiler kadar emniyette değildir. / Şeyh Edebali
*
Cahil ile dost olma: ilim bilmez, irfan bilmez, söz bilmez; üzülürsün. / Şeyh Edebali
*
Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. / Şeyh Edebali
*
Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki toprağın tavda olduğunu bilebilsin. / Şeyh Edebali
*
Bey memleketten öte değildir. Bir savaş yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya dinlenmeye hakkımız yok çünkü zaman yok süre az. / Şeyh Edebali
*
Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize vaat edilenin. / Şeyh Edebali
*
Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah teala yardımcın olsun. / Şeyh Edebali
*
İkram bil, kural bil, doyum bil. / Şeyh Edebali
*
Kibirliyle dost olma: hal bilmez, ahval bilmez, gönül bilmez; üzülürsün. / Şeyh Edebali
*
Faydalı ile faydasızı ayırdedebilenler, bilgi sahibi olanlardır. / Şeyh Edebali
*
Güceniklik bize; gönül almak sana. / Şeyh Edebali
*
Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler, ancak; senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır. / Şeyh Edebali
*
Çok konuşma, boş konuşma, kem konuşma. / Şeyh Edebali
*
İlim bil, irfan bil, söz bil. / Şeyh Edebali
*
Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana. / Şeyh Edebali
*
Saygısızla dost olma: usul bilmez, adap bilmez, sınır bilmez; üzülürsün. / Şeyh Edebali
*
Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana. / Şeyh Edebali
*
Bilesin ki, atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler. / Şeyh Edebali
*
Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin. / Şeyh Edebali
*
Görgüsüzle dost olma: yol bilmez, yordam bilmez, kural bilmez; üzülürsün. / Şeyh Edebali
*
Gördün söyleme, bildin bilme. / Şeyh Edebali
*
Sabır kara bir dikeni yutmak, diken içini parçalayıp geçerken de hiç ses çıkarmamaktadır. / Şeyh Edebali
*
Yol bil, yordam bil. / Şeyh Edebali
*
Namertle dost olma: mertlik bilmez, yürek bilmez, dost bilmez; üzülürsün. / Şeyh Edebali
*
Hayvan olur semeri kalır; insan olur eseri kalır. Gidenin değil bırakmayanın ardından ağlamalı. / Şeyh Edebali
*
Bundan sonra öfke bize; uysallık sana. / Şeyh Edebali
*
Öfken ve nefsin bir olup aklını yener, daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. / Şeyh Edebali
*
Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez. / Şeyh Edebali
*
Üç kişiye acı; cahiller arasındaki alime, zenginken fakir düşene, hatırlı iken itibarını kaybedene. / Şeyh Edebali
*
Suçlamak bize; katlanmak sana. / Şeyh Edebali
*
Hal bil, ahval bil, gönül bil. / Şeyh Edebali
*
Kimsenin umudunu kırma. / Şeyh Edebali
*
Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. / Şeyh Edebali
*
Mert ol, yürekli ol. / Şeyh Edebali
*
Usul bil, adap bil, sınır bil. / Şeyh Edebali
*
Kişinin gücü günün birinde tükenir ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı kapalı gözlerden bile içeri sızar aydınlığa kavuşturur. / Şeyh Edebali
*
Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez. / Şeyh Edebali
*
Dünya bir garip han, bir hoyrat mekan, İnsan bir garip varlık kabına sığmayan. Hayat bir yudum su, bir anlık rüya, Ömür bir kısa yol tekrarı olmayan. / Şeyh Edebali
*
Kendini başkalarıyla kıyaslarsan ya mutsuz ya kibirli olursun. Çünkü her zaman senden iyi ve kötü durumda birilerini bulursun. / Şeyh Edebali
*
Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana. / Şeyh Edebali
*
Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana. / Şeyh Edebali
*
Cahil ile dost olma: ilim bilmez, irfan bilmez, söz bilmez; üzülürsün. / Şeyh Edebali
*

*****
Osman beye nasihatı: 

Oğul, insanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Avun oğlum avun. Güçlüsün kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın. Ama; bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen sabah rüzgarında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup, aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler, ancak; senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır.ananı, atanı say, bereket büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açıksözlü ol. Her sözü üstüne alma. Gördün söyleme, bildin bilme. Sevildiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabettin itibar olmaz. Üç kişiye acı; cahiller arasındaki alime, zenginken fakir düşene, hatırlı iken itibarını kaybedene. Unutma ki! Yüksekte yer tutanlar aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Haklı olduğunda mücadeleden korkma. Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler. / Şeyh Edebali





başkanlık sistemi, seçme sözler, şeyh edebali öğüdü, şeyh edebali sözleri, islam büyüklerinin sözleri, türk büyüklerinin sözleri, büyüklerin hikmetli sözleri, büyüklerden nasihat sözleri, altın sözler

VEYSEL KARANİ HAZRETLERİNİN HAYATI VE NASİHATLARI

11 Ekim 2017 Çarşamba / No Comments
Veysel Karânî sözleri ve öğütleri, sahabelerden tavsiyeler, seçme sözler, seçme öğütler, islam büyüklerinden nasihatler, müslüman nasıl olmalı, veysel karani kimdir, veysel karani hayatı kısa

VEYSEL KARANÎ KİMDİR?

Tabiînin büyüklerinden. İsmi Üveys bin Âmir Karnî’dir. Yemen’in Karn köyünde doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 37 (m. 657) senesinde şehîd edildi. Peygamber efendimizin ( aleyhisselâm ) sağlığında müslüman oldu. Fakat görmediği için Sahâbî olamadı. Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) zamanında Medine’ye gelmedi. Tabiînin büyüklerinden olduğu hadîs-i şerîfte bildirildi. Hazreti Ömer’in halifeliği sırasında Medine’ye geldi. Çok alâka ve hürmet gördü. Önceleri kendi memleketi Yemen’de yaşadı. Sonra Basra’ya gitti.

Veysel Karânî, Yemen’de iken deve güder, geçimini onunla temin ederdi. Geçimi, yaşaması pek sade idi. Hasta, âmâ ve ihtiyâr annesinden başka kimsesi yoktu. Güttüğü develer için belli bir ücret istemez, ne verirlerse onu alırdı. Fakîr olanlardan hiç ücret almazdı. Aldığının yarısını sadaka olarak fakîrlere dağıtır, kalanını da kendi ihtiyâçlarına ve annesine harcardı.

Müslüman olduktan sonra bütün ömrü boyunca sevgili Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) aşkı ile yanıp tutuşmuştur. Bir an bile Rabbini unutmamıştır. Kulluğunda o dereceye ulaşmıştır ki, her hâli, her hareketi ve her sözü insanlara ibret ve nasîhat olmuştur. Kimseden incinmemiş ve kimseyi incitmemiştir. Onun en önemli vasfı, Peygamberimize ( aleyhisselâm ) aşkı, ibadete canla başla devamı ve annesine saygısıdır. Annesine çok hizmet edip, hayır duâsını almıştır. Resûlullah efendimizi ( aleyhisselâm ) görmeği çok arzu ediyordu. Defalarca Peygamber efendimizi ( aleyhisselâm ) görmek için annesinden izin istedi. Annesi, kendisine bakacak kimsesi olmadığı için izin veremedi.

Peygamberimiz ( aleyhisselâm ) “Üveys-i Karnî ihsân ve iyilikte tabiînin hayırlısıdır” buyurdu. Resûlullah ( aleyhisselâm ) zaman zaman mübârek yüzünü Yemen tarafına döndürür ve “Yemen tarafından rahmet rüzgârı estiğini duyuyorum” buyururdu. “Kıyâmette Allahü teâlâ Üveys sûretinde yetmişbin melek yaratır ve Üveys’i onların arasında Arasat’a götürürler. Cennete gider ve Allahü teâlânın dilediği (bildirdiği) nden başka mahlûk hangisinin Üveys olduğunu bilmez.” “Ümmetimden bir kimse vardır ki, Rebî’a ve Mudar kabilelerinin koyunları kıllarının adedince kişiye kıyâmette şefaat edecektir.” buyurdu. Arabistan’da bu iki kabilenin koyunları kadar kimsenin koyunu olmadığı söylenmiştir. Eshâb-ı kiram: “Yâ Resûlallah, bu kimdir?” dediler. “Allahın kullarından biri” buyurdu. Biz hepimiz kullarız, ismi nedir dediler. “Üveys” buyurdu. Nerelidir dediler. “Karn’lıdır”buyurdu. O sizi gördü mü dediler. “Baş gözü ile görmedi” buyurdu. Hayret, size bu kadar âşık olsun da, hizmet ve huzûrunuza koşup gelmesin dediler. “İki sebepden: Biri hâllerine mağlubdur. İkincisi ise benim dînime bağlılığından dolayıdır. İhtiyâr bir annesi vardır. Îmân etmiştir. Gözleri görmez, el ve ayakları hareket etmez. Üveys gündüzleri deve çobanlığı yapar, aldığı ücreti kendisinin ve annesinin nafakasına harcar” buyurdu. Biz onu görür müyüz dediler. Hazreti Ebû Bekir’e “Sen onu kendi zamanında göremezsin”, ama Hazreti Ömer ve Hazreti Ali’ye “Siz onu görürsünüz. Bedeni kıllıdır. Sol böğründe ve avucunun içinde bir gümüş miktarı beyazlık vardır. Bu baras hastalığı beyazlığı değildir. Ona varınca, benim selâmımı söyleyin ve ümmetime duâ etmesini bildirin” buyurdu.
Veysel Karâni hazretleri gece gündüz ibadet ve tâatle vakit geçirirdi. Kendini halktan gizlerdi. İlk zamanlar herkes ona divane gözü ile bakıyordu. Sonradan onun büyüklüğünü anladılar, çok ikram ve hürmet göstermeye başladılar. Bunun üzerine, annesinin vefâtından sonra Karn köyünden çıkıp Kûfe şehrine gitti.

Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) vefâtı yaklaşınca, hırkanızı kime verelim? dediler. “Üveys-i Karnîye verin” buyurdu. Resûlullahın vefâtından sonra Hazreti Ömer ile Hazreti Ali Kûfe’ye geldiklerinde, Ömer ( radıyallahü anh ), hutbe esnasında: “Ey Necdliler, kalkınız!” buyurdu. Kalktılar. Aranızda Karn’dan kimse var mıdır? buyurdu. Evet dediler ve birkaç kişiyi ona gönderdiler. Hazreti Ömer, onlardan Üveys’i sordu. Biliyoruz. O, sizin aramanızdan pek aşağı bir kimsedir. Divanedir, akılsızdır ve insanlardan kaçar bir hâli vardır, dediler. “Onu arıyorum, nerededir?” buyurdu. Arne vadisinde develerimize çobanlık yapmaktadır, biz de karşılığında ona akşam yiyeceği veririz, saçı-sakalı karışıktır, şehirlere gelmez, kimse ile sohbet etmez, insanların yediğini yemez; üzüntü ve neş’e bilmez, insanlar gülünce, o ağlar; insanlar ağlayınca o güler dediler. “Onu arıyorum” buyurdu. Sonra Hazreti Ömer’le Hazreti Ali, onun olduğu yere gittiler. Onu namaz kılarken gördüler. Allahü teâlâ, develerini gütmesi için bir melek vazîfelendirmişti. Namazı bitirip selâm verince, Hazreti Ömer, kalktı ve selâm verdi. Selâmı aldı. Hazreti Ömer “İsmin nedir?” diye sordu. “Abdullah, ya’nî Allah’ın kulu” dedi. “Hepimiz Allah’ın kullarıyız; esas ismin nedir?” diye sordu. “Üveys” dedi. “Sağ elini göster” buyurdu. Gösterdi. Hazreti Ömer; Peygamber efendimiz size selâm etti. Mübârek hırkalarını size gönderip, “Alıp giysin, ümmetime de duâ etsin” diye vasıyyet etti, dedi.

“Yâ Ömer! Ben zayıf, âciz ve günahkâr bir kulum. Dikkat buyur, bu vasıyyet başkasına âit olmasın?” deyince.
“Hayır. Yâ Üveys, aradığımız, kimse sensin. Peygamber efendimiz senin eşkâlini ve vasfını belirtti.” cevabını verdi.
Bunun üzerine, Hırka-i şerîfi hürmetle aldı, öptü, kokladı, yüzüne gözüne sürdü. Sonra: “Siz burada bekleyin” dedi. Yanlarından ayrıldı. Biraz ileride hırkayı yere bırakıp, yüzünü yere koydu. Cenâb-ı Hakka şöyle duâda bulundu:
“Yâ Rabbi, Sevgili Peygamber efendimiz, ben fakîr, âciz kuluna Hazreti Ömer ve Hazreti Ali ile Hırka-i şerîflerini göndermiş” dedi. Günahkâr olan bütün müslümanların affı için duâ etti. Bir çok günahkâr müslümanın affolduğu bildirilince Hırka-i şerîfi hürmetle giydi.

Veysel Karânî’ye hediye edilen Hırka-i şerîfin bir parçası, Van civarında İrisân beylerine kadar gelmiş ve 1618 senesinde, Osmanlı padişahlarından Sultan İkinci Osman Han’a getirilip hediye edilmiştir. Sultan Abdülmecid Han, bu Hırka-i şerîf için Fâtih civarında (Hırka-i şerîf) câmi’ini yaptırmıştır. Her sene Ramazan ayında camekân içinde halka ziyâret ettirilmektedir.
Tasavvufta büyüklerini görmedikleri hâlde onların rûhaniyetinden istifâde ederek feyz alarak, yükselenlere “Üveysi” denilir. Bu tâbir, Veysel Karânî hazretlerinin Peygamber efendimizi ( aleyhisselâm ) görmeden feyz alıp, O’na tâbi olmak sûretiyle tasavvufta yüksek derecelere kavuşmasına benzeterek söylenilmiştir. Üveysî demek mürşidi olmayan demek değildir. Görmediği halde Peygamber efendimizin ( aleyhisselâm ) ve O’nun vârisleri olan evliyânın büyüklerinden birinin rûhaniyetinden feyz alıp yükselmek demektir.

Veysel Karanî kendisine hırka verildikten sonra Yemen’den Kûfe’ye gitti. Kûfe’ye gittikten sonra çok az kimse onu görebildi. Görenlerden biri Harem bin Hayyan’dır. Harem bin Hayyan anlatır. Üveys’in şefaatinin ne derecede olduğunu bildiren hadîsi işitince, onu görmek istedim. Kûfe’ye gidip, onu aradım. Nihâyet Fırat nehri kenarında abdest alırken buldum. Daha önce hakkında malûmatım olduğundan onu tanıdım. Selâm verdim. Selâmımı aldı. Bana baktı. Müsâfeha etmek istedim, elini vermedi. “Allah sana merhamet eylesin, seni bağışlasın ey Üveys, nasılsın?” dedim. Onu o kadar sevmiştim, ona o kadar acımıştım ki ağladım. Çünkü çok zayıf idi. O da ağladı ve “Allah sana hayırlı ömür versin, ey Harem bin Hayyan? Nasılsın ey kardeşim? Beni sana kim gösterdi?” dedi. İsmimi ve babamın ismini nasıl bildin ve hiç görmeden beni nasıl tanıdın? dedim. “Herşeyi bilen ve herşeyden haberi olan bana bildirdi. Rûhum senin rûhunu tanıdı. Çünkü mü’minlerin rûhları birbirlerini tanırlar, birbirlerini görmeseler de.” dedi.

Resûlullahdan bana bir haber ver dedim. “Ben onu görmedim, Onun haberini başkalarından işitmişim. Hadîs yolunu kendime açmağı istemem. Muhaddis, müftü veya müzekkir olmağı istemem. Benim meşgûliyetim vardır. Bunlarla uğraşamam” dedi. Bana bir âyet okuyun. Sizden duyayım dedim. Elimi tuttu. Eûzü besmele okudu ve çok ağladı. Sonra Allahü teâlâ bir âyette: “Cinleri ve insanları beni tanımaları, ibadet etmeleri için yarattım” bir başka âyette “Gökü, yeri ve ikisi arasındakileri oyun olsun diye yaratmadım” buyuruyor. “İnnehû hüvel azîzürrahîm’e” kadar okudu. Sonra bir sayha vurdu (feryad etti). Aklının gittiğini sandım. Sonra: “Ey Hayyân’ın oğlu, sen buraya niçin geldin?” dedi. Seni tanımak, seninle sohbet etmek arzusu ile dedim. “Bir kimsenin Allahü teâlâyı tanıdıktan sonra, herhangi bir kimse ile ahbablık etmek istemesine hiçbir zaman bir ma’nâ veremem” dedi. Bana vasıyyet, nasîhat et dedim. “Yattığın zaman ölümü yastığının altında bil. Kalkınca da karşında bulundur. Günahın küçüklüğüne değil, onunla âsi olmaklığının büyüklüğüne bak! Günâhı küçük tutarsan, onu yasak eden Rabbini küçük tutmuş olursun. Onu büyük tutarsan, Rabbini büyük tutmuş olursun” dedi. Nereye yerleşmemi tavsiye edersin? dedim. “Şam’a” dedi. Orada geçim nasıldır? dedim. “Şüphenin ağır bastığı şu kalbe yazıklar olsun, nasîhat kabûl etmez” dedi. Bana bir tavsiyede daha bulun? dedim. “Ey Hayyân’ın oğlu! Baban öldü, Âdem aleyhisselâm, Dâvûd aleyhisselâm, Muhammed Resûlullah öldüler. Halifesi Hazreti Ebû Bekir öldü. Kardeşim Ömer öldü. Ah Ömer!... Ah Ömer!” dedi. Allah sana rahmet eylesin, Hazreti Ömer ölmemiştir dedim. “Allahü teâlâ, onun öldüğünü bana bildirdi” dedi ve devam etti. “Ben ve sen, ölülerdeniz. Salevât okuyup, kısa bir duâ yaptı ve: Vasıyyetim şudur ki, Allah’ın kitabını ve onda bildirilen sırat-ı müstakimi (doğru yolu) elden bırakma ve ölümü bir an unutma. Kavmine ve akrabana varınca onlara nasîhat et ve Allah’ın kullarına öğüt vermekten geri durma. Ehl-i sünnete uymaktan bir adım ayrılma ki, dinini kayıp edersin de haberin olmaz ve Cehenneme düşersin” dedi. Birkaç duâ daha etti ve sonra: “Git Harem bin Hayyan, bir daha ne sen beni gör, ne de ben seni. Beni duâ ile hatırla, ben de seni duâ ile anarım. Sen bu taraftan git, ben de şu taraftan gideyim” dedi. Bir zaman onunla gitmek istedim. Bırakmadı. Gitti, ağlıyordu. Ben de ağladım. Ardından baktım durdum. Gözden kayboluncaya, şehre girinceye kadar baktım. Hâlâ ondan bir haber alamadım.
“Benimle en çok konuşan Hazreti Ömer ve Hazreti Ali’dir (radıyallahü anhümâ)” demiştir.
Veysel Karâni Mekke’de hac yapıp, Medine’ye gidince işte Resûlullahın türbesi burasıdır diye kendisine gösterildi. Kendinden geçerek düşüp bayıldı. Ayılınca beni buradan götürün. Resûlullahın ( aleyhisselâm ) medfûn bulunduğu bir beldede benim için yaşamanın tadı olmaz, demiştir.
Rebî’ bin Haysem anlatır: Üveysi görmeğe gittim. Sabah namazında idi. Bitirdi, tesbihlerin sonuna kadar bekleyeyim dedim. Kuşluğa kadar kalkmadı. Kalktı kuşluk namazı kıldı. Öğle oldu, öğleyi kıldı. Velhasıl üç gün namazdan kalkıp, dışarı çıkmadı. Yemedi, uyumadı. Dördüncü gece O’na kulak verdim. Gözüne uyku gelmişti. Derhal münâcaâta başladı ve: “Yâ Rabbi, çok uyuyan gözden, çok yiyen karından sana sığınırım” dedi. Bana bu yeter dedim ve hâlini bozmadan kalkıp gittim.
Geceleri hiç uyumadığı bildirilir. Bir gece, “Bu gece kıyam gecesidir” der, diğer gece, “Bu gece rükû’ gecesidir” öbür gece; “Bu gece secde gecesidir” der, bir geceyi kıyam, bir geceyi rükû’, bir başka geceyi secde ile geçirdi. “Ey Üveys, bu kadar uzun geceyi bir hâlde geçirmeğe nasıl katlanıyorsun?” dediklerinde: “Secdede, sabah oluyor da, ben hâlâ bir kere Sübhâne Rabbiyel a’lâ diyemem. Halbuki üç tesbih sünnettir. Bunu yapmamın sebebi, meleklerin ibadetini yapmak istememdir” dedi.
Kendisine, namazda huşû’ nedir? dediklerinde: “Böğrüne iğne batırılsa, namazda duymamaktır” dedi. Kendisine nasılsın? dediler “Sabahleyin kalkıp, akşama sağ çıkacağını bilmeyenin hâli nasıl olur?” dedi. İş nasıldır? dediler. “Ah, yolun uzaklığından azıksızlıktan, ah!” dedi.
Veysel Karânî’ye, şuracıkta bir adam var. Otuz senedir, bir mezar kazdı, kefenini giydi, o kabrin başında oturmuş ağlar, gecesi gündüzü yok dediler. Beni oraya götürün buyurdu. Veysel Karânî’yi onun yanına götürdüler. Sararmış, zayıflamış, kurumuş, gözleri ağlamaktan çukurlaşmış halde idi.

“Ey kişi, bu kabir ve kefen, seni otuz senedir, Allah’dan alıkoydu. Sen Allah’ı düşünecek, zikr edecek yerde, hep kefeni ve kabri düşündün” buyurdu. O kişi, onun nûruyla o tehlikeyi kendinde gördü. Feryad ederek o kabre düşüp can verdi.
Bir zât, Veysel Karânî’yi ziyârete gitti. Ona hitaben: Ey Allahü teâlânın sevgili kulu. Bana bir nasîhatta bulun? dedi Veysel Karâni hazretleri: “Allahü teâlâyı bilir misin?” Evet bilirim, “Öyle ise, Allahü teâlâdan gayri şeyleri bilme. Bu yetişir.”
Yâ Üveys, bir nasîhat daha söyle! “Allahü teâlâ seni bilir mi?” Evet bilir, “Öyle ise, Allah’tan gayrisi seni bilmesin. Allahü teâlânın bilmesi senin için kâfidir.”

Veysel Karânî’yi çocuklar bazen taşa tutardı. O ise çocuklara yavrucaklar mutlaka beni taşa tutmanız gerekiyorsa, hiç olmazsa küçük taş atın da ayaklarımı kanatıp da namaz kılmakta bana zorluk olmasın derdi.

Veysel Karanî bir defasında üç gün üç gece yemek yememişti. Dördüncü gün sabahı dışarı çıktı. Yolda bir altın para gördü. Bir kimseden düşmüştür deyip, almadı. Açlığını gidermeye çalışırken baktı ki, bir koyun kendisine doğru gelir ve ağzında o bir altınla önünde durur. Bir kimsenin olabilir deyip, yüzünü çevirdi. Koyun dile gelip: “Ben de, senin kulu olduğun zâtın kuluyum. Allah’ın rızkını Allah’ın kulundan al” dedi. Altını almak için elini uzatınca onu eline bıraktı ve koyun kayboldu.

Buyurdu ki:
“Allahü teâlâyı tanıyana hiçbir şey gizli kalmaz.”
“Ey insan bu fâni hayatta Allah korkusunu kalbinden çıkarma! Kurtuluş çaresi O’na itaattedir.”
“Yüksekliği aradım, tevâzu’da buldum. Başkanlık aradım, halka nasîhatta buldum. Neseb aradım, takvâda buldum. Şeref aradım, kanaat’te buldum. Rahatlık aradım, zühdde buldum. Zenginlik aradım, tevekkülde buldum.”


1) Hilyet-ül-evliyâ, cild-2, sh. 87
2) Tabakât-ül-Kübra, cild-1, sh. 27
3) Câmi’u Kerâmât-il Evliyâ, cild-1, sh. 364
4) Tezkiret-ül-Evliyâ, sh. 12
5) El-A’lâm, cild-2, sh. 32
6) Tabakât-ı İbn-i Sa’d, cild-6, sh. 161
7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye, sh. 1081
8) Eshâb-ı Kirâm, sh. 405
9) Mektûbât-ı Rabbânî, cild-1, mek. 222, 270



Veysel Karânî sözleri ve öğütleri, sahabelerden tavsiyeler, seçme sözler, seçme öğütler, islam büyüklerinden nasihatler, müslüman nasıl olmalı, veysel karani kimdir, veysel karani hayatı kısa

ALİYA İZZETBEGOVİÇ-ALTIN SÖZLER

16 Aralık 2016 Cuma / No Comments
 seçme sözler, türk büyüklerinden seçme sözler, islam büyüklerinin sözleri, büyüklerden ibretli sözler, aliya izzetbegoviç sözler, aliya izzetbegoviç tavsiyeler, aliya izzetbegoviç son sözleri

İki şeyden nefret ediyorum;
Dindar cahilden ve
İmansız alimden. Aliya İzzetbegoviç
*
Aliya İzzetbegoviç'ten Seçme sözler

Ben Müslümanım ve Müslüman olarak kalmaya kararlıyım. Bu hayatımın sonuna kadar böyle devam edecek. Çünkü İslam benim için iyi ve asil olmanın en doğru ifadesidir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Sevgi ve dayanışmanın, paylaşmanın olduğu yerde ölüm değil hayat vardır. / Aliya İzzetbegoviç
*
İslam bütün Müslümanların kardeşliğini farz kıldı fakat Müslümanlar birlik değiller, hatta başkalarının hesabına aralarında savaş yapmaktadırlar. / Aliya İzzetbegoviç
*
Acılar ve ızdıraplar içinde doğan dinler ve devrimler rahat ve konfora gömülünce biter. / Aliya İzzetbegoviç
*
Masumiyet, seçim imkanına dair bilgiden yani özgürlük bilgisinden önce mevcut olan durumdur. / Aliya İzzetbegoviç
*
Bir kelimeyi hiç aklınızdan çıkarmayın: Devlet. Devletin ne kadar önemli olduğunu hepimiz idrak etmeliyiz. Devletsiz bir millet boşluğa düşer, rüzgarda savrulup gider. / Aliya İzzetbegoviç
*
Hukuk, güçlünün değil, zayıfın silahıdır. / Aliya İzzetbegoviç
*
Bela aramak, cesaret değil deliliktir. Cesaret, insanın sakınamayacağı sorunlarla makul bir şekilde yüzleşme istekliliğidir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Gençliğin çağdaş problemleri özde, çözülmemiş statüden ve anne ile ailenin toplumdaki tanınmayan rollerinden kaynaklanmaktadır. / Aliya İzzetbegoviç
*
İdare etmek değil, idare edilmek için eğitilen kuşaklar İslam'ın ilerlemesini sağlayamazlar. / Aliya İzzetbegoviç
*
Tek tek insanları sevemeyenler, insanlık (hümanizm) kavramını icat etmişlerdir; hem kullanmak hem de rahatlamak için. / Aliya İzzetbegoviç
*
İslam güzel de, Müslüman bunun neresinde? / Aliya İzzetbegoviç
**
İnsan hiçbir zaman ahlaken tarafsız değildir. Dolayısıyla o, daima ya hakikatten yahut sahte olarak ahlaklıdır veya en çok görülen her ikisidir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Adalet ispata ihtiyaç duymayan az sayıdaki şeylerden biridir. / Aliya İzzetbegoviç
*
İslam tıpkı başarılı olmaya mecbur olduğu gibi gerçekçi de olmak zorundadır. / Aliya İzzetbegoviç
*
Ben dindarlığımı annemin dindarlığına borçluyum. / Aliya İzzetbegoviç
*
İnsanlığın birliği, Allah'ın birliğinden kaynaklanır. / Aliya İzzetbegoviç
*
İslam arzuların yok edilmesi değil, kontrol edilmesini ister. / Aliya İzzetbegoviç
*
İnançtan daha derin veya daha yüce hiçbir şey yoktur; bazı inananlardan daha donuk ve daha sıkıcı bir şey de yoktur. / Aliya İzzetbegoviç
*
Balığın suda yaşaması gibi dünyanın içinde yaşadığı çevre Kur'an ve İslâm'dır. / Aliya İzzetbegoviç
*
İslami inanç ile, gayr-ı İslami yaşamak, üretmek, eğlenmek ve hüküm sürmek mümkün değildir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Müslüman olarak yaşamak ve ayakta kalmak istiyorsa eğer o, ortam, topluluk ve düzen yaratmak mecburiyetindedir. O dünyayı değiştirmek zorundadır, aksi taktirde o değişecektir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Tarih sadece sürekli değişimin değil, aynı zamanda ve devamlı olarak imkansız ve beklenmeyenlerin gerçekleşmesinin hikayesidir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Din, bizim özgürlük savaşımızın boyutunu genişletti, bizim iyiyle kötü arasındaki farkları daha iyi görmemizi sağladı. / Aliya İzzetbegoviç
*
İslam dünyasında rastladığımız her şeyin aynı zamanda İslami olduğu, daha doğrusu Kur'an-ı Kerim'in prensiplerine dayalı olduğunu düşünmekten daha büyük bir hata olamaz. / Aliya İzzetbegoviç
*
Her zaman sonuçlara karşı mücadele ederek, sebeplere vakit ayıramaz olduk ve biz her zaman geç kalmaktayız. / Aliya İzzetbegoviç
*
Belki hepimiz çiğnenecek, öleceğiz; ama, İnşallah İslam'ı çiğnetmeyeceğiz. / Aliya İzzetbegoviç
*
Allah, hayvanlardan farklı olarak bizi dik yürür şekilde yarattı. Çoğu insan bu imtiyazı kullanmaz, hayatlarının çoğunda eğilirler, hatta sürünürler. İnsan böyle mi yapmalı? Allah'ın bu büyük nimetlerini, dik yürümeyi reddetmek nankörlük değil mi? / Aliya İzzetbegoviç
*
Sanat için soyunana alkış tutanlar Allah için giyinene neden zulmeder? / Aliya İzzetbegoviç
*
Hayvan ancak aç olduğu veya bir tehditle karşı karşıya bulunduğu zaman; insan ise, tok ve güçlü olduğu zaman tehlikelidir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Kabile ve ulusun dar sınırlarından kurtulmak için kendinizi Müslüman olarak düşünmeye başlayın. / Aliya İzzetbegoviç
*
Bizler insan olmaya ve insan kalmaya çalıştık ve başarılı olduk. Ancak bunu onlardan(sırplardan) dolayı yapmadığımızın altını çizmeliyim. Kendimizden dolayı insan kalmaya çalıştık, onlardan dolayı değil. Onlara hiçbir şey borçlu değiliz. İnsan olmak ve insanlık için. / Aliya İzzetbegoviç
*
Kur'an ve İslam sadece hocalara bırakılmayacak kadar önemlidir. / Aliya İzzetbegoviç
*
İlimle din, birbirinden ayrıldığı takdirde, din insanları geri kafalılığa, ilim ise ateizme sürükler. / Aliya İzzetbegoviç
*
Biz koyun olduğumuz için onlar kurt oldular. / Aliya İzzetbegoviç
*
Ya İslamî yenilenmeye doğru hareket veya pasiflik ve gerileme. Müslüman halklar için üçüncü bir ihtimal yoktur. / Aliya İzzetbegoviç
*
Ancak bizim kendi geçmişimiz üzerine hakkımız var ve kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi ve nereye gitmemiz gerektiğini bilmemiz için ona götürecek yolu da açmak zorundayız. / Aliya İzzetbegoviç
*
İslam, asla sırf millet olmak istememiş manevi bir vazife ifa eden bir 'ümmet' olmak istemiştir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Her iktidar insanları bozar ve bu bozgunluğun yıkıcı etkisine ancak sadece Allah'a iman ve ahlaki değerlerin sürekli canlı tutulması faaliyeti karşı durabilir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Bizi, yok etmekle tehdit ediyorlar. Ama bilsinler ki Müslümanlar yok olmayacaktır. / Aliya İzzetbegoviç
*
İslami yeniden doğuş, dünyanın geniş alanında umut ve çıkışın bir adıdır. / Aliya İzzetbegoviç
*
Tarihi unutmayın, ama tarihte de yaşamayın! / Aliya İzzetbegoviç
*
Böylesine tarihi gerçekler varken İslam'ın fanatizm, cehalet ve zulüm dini olarak yaygın olan efsanesi nasıl devamlı olarak gündemde tutulabildi? / Aliya İzzetbegoviç
*
Kendilerine delilik bulaşmış insanlar mutludurlar, ben de onlardan biri olduğuma inanıyorum. / Aliya İzzetbegoviç
*
Geçmişte İslam halkları veya onların büyük çoğunluğu geri kalmış değillerdi. Bugün ise geri kalmışlık vardır. / Aliya İzzetbegoviç
*
Hukuk benim için sadece meslek değil inancım, yaşam tercihim ve hayat felsefem. / Aliya İzzetbegoviç
*
Kabile ve ulusun dar sınırlarından kurtarmak için kendinizi Müslüman olarak düşünün. / Aliya İzzetbegoviç
*
Anlayış eksikliğinden saldırganlığa sadece bir adım vardır. / Aliya İzzetbegoviç
*
Bir gün askerlerden biri gelip kendisine 'onlar bizim kadınlarımıza tecavüz ediyorlar, onlar bizim kadınlarımızı, yaşlılarımızı ve çocuklarımızı öldürüyorlar. Buna bigane kalmamalıyız' dediğinde, Aliya çok veciz bir şey söylüyor 'Sırplar bizim öğretmenimiz mi / Aliya İzzetbegoviç
*
Evet ben de korkuyorum ama yürümemi gerektiren sebepler, korkmamı gerektiren sebeplerden daha fazla. / Aliya İzzetbegoviç
*
Nefrete nefretle cevap vermeyin. Bosna için nefret çıkmaz sokaktır. Nefret sadece bizim ruhlarımızı zedelemiyor, Bosna'nın özünü de zedeliyor. / Aliya İzzetbegoviç
*
Tanrısız bir kainat, bana anlamdan yoksun görünmüştür her zaman. / Aliya İzzetbegoviç
*
Allah'ım dürüst ama kalbi olmayan doğru insanlardan sana sığınırım. / Aliya İzzetbegoviç
*
Benim için yeryüzünde iyi, doğru ve güzel ne varsa onun adı İSLAM'dır. / Aliya İzzetbegoviç
*
Milliyet tabii bir akrabalık bağına dayalıdır, İslam ise ruh, hukuk ve ahlaka dayalı bir bağdır. / Aliya İzzetbegoviç
*
Çok yaşadım ve çok yoruldum. Şimdi Sevgilime kavuşmak istiyorum. / Aliya İzzetbegoviç
*
Uygarlık, kadını hayranlık ve kullanım objesi yapmış; fakat takdir ve saygıya layık olan şahsiyeti ondan almıştır. / Aliya İzzetbegoviç
*
Öyle hareket et ki, davranışların herkes için geçerli olsun; ne sana göre değişsin ne de başkalarına göre. / Aliya İzzetbegoviç
*
Hatalı bilgi bilmezlikten daha tehlikelidir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Maddi bakımdan hali düzelince insan neden daha az memnun olur? Maddi standart yükselince, psikolojik standart neden düşer? / Aliya İzzetbegoviç
*
Yıkma ve tahrip etme duygusu, radikal solun hakim temayülüdür. / Aliya İzzetbegoviç
*
Bazıları dini bağlılıklarının kendilerini tefekkürden azade kıldığına inanırlar. / Aliya İzzetbegoviç
*
Hayvanlar açken tehlikeli olur. İnsanlarsa tokken tehlikeli oluyorlar. / Aliya İzzetbegoviç
*
Söylenebilecek her şeyin söylendiğine eminim. Ama hepsinin duyulduğuna emin değilim. / Aliya İzzetbegoviç
*
İslam batıl inançlara karşı çıkmış ve onu bir çırpıda o zamanki dünyanın geniş alanından temizlemiştir. O din ile batıl inanç arasında açık bir çizgi çizmiştir. Fakat batıl inanç bir çok Müslümanın ruh ve evinde rahat sığınma bulmuştur, daha sonra ise çeş / Aliya İzzetbegoviç
*
Izdıraptan sakınılamaz, ama fikirlerle tamamlanabilir. Yaşayan her şey acı çeker. Fakat sadece insanlar ızdıraba fikir giydirirler. Fark budur. / Aliya İzzetbegoviç
*
Karanlığa alışmış olan köstebekler, ışığa müsamaha gösteremezler. / Aliya İzzetbegoviç
Ümit en son ölen şeydir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Tarih baştan aşağı, küçük fakat kararlı, cesur ve akıllı insan topluluklarının, hadiselerin seyrini değiştirdiklerini anlatan bir hikayedir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Allah resulleri hiçbir zaman sadece unutulmuş kült veya ihmal edilmiş ibadetleri tesis etmek için gelmediler. / Aliya İzzetbegoviç
*
Allah'ım, İslam halklarına ve bütün dünyaya iman bağışla. / Aliya İzzetbegoviç
*
Müslümanlar, hayatta nasıl uygulanacak sorusundan kaçmak için Kur'an'ın nasıl okunması gerektiği hususunda geniş bir ilim ürettiler. / Aliya İzzetbegoviç
*
İnsanlara hayat bahşetmek, ölü ruhları diriltmek maksadıyla indirilmiş bulunan Kur'anı Kerim, ne yazık ki bu gün insanlar kolay can versinler, diye başlarında okunmaktadır. / Aliya İzzetbegoviç
*
Ben müslümanım ve müslüman olarak kalmaya kararlıyım. Bu hayatımın sonuna kadar böyle devam edecek. Çünkü islam benim için iyi ve asil olmanın en doğru ifadesir. / Aliya İzzetbegoviç
*
İyi insan olmadan iyi Müslüman olamayız. / Aliya İzzetbegoviç
*
Yıkma ve tahrip etme tutkusu, radikal solun hakim temayülüdür. / Aliya İzzetbegoviç
*
Hayvanlar ne Cennet'te yaşamışlar, ne de oradan kovulmuşlardır. Hayvanların masum olmalarının sebebi budur. / Aliya İzzetbegoviç
*
Kur'an ve İslam, sadece hocalara bırakılamayacak kadar önemlidir! / Aliya İzzetbegoviç
*
İnsan olmak için biyolojik hayatın ötesinde birşeylere sahip olmak gerekir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Olduğunuz gibi kalın. Dininizi, milliyetinizi koruyun. Kimliğinizi kaybetmenin bedeli köleliktir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Çünkü sevgi ve ölüm aynıdır. Bu kelimelerin kime ait olduğunu bilmiyorum, ama onlar hafızamın derinliklerine kazınmış. / Aliya İzzetbegoviç
*
Her şeye kadir olan Allah'a andolsun ki köle olmayacağız. / Aliya İzzetbegoviç
*
Bütün yücelik ve şükran Allah'a aittir ve insanların gerçek kalitesini ancak Allah tespit edebilir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Hedefimiz, Müslümanların İslamlaşması; Sloganımız, İnanmak ve mücadele etmek. / Aliya İzzetbegoviç
*
İnsanın ruhi tarafını tanımazsanız, insanların eşitliğinin dayandığı yegane esası kaybedersiniz. / Aliya İzzetbegoviç
*
Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır. / Aliya İzzetbegoviç
*
Malcolm X, İslam aleminde herhangi bir ırkçı duygunun bulunmayışını nükteli bir şekilde 'renk körlüğü' olarak tanımlar. Müslümanlar rengi değil, insanı görürler. / Aliya İzzetbegoviç
*
Her fani gibi ben de öleceğim. Öldüğümde Osmanlı askerleriyle, Bosna şehitleriyle yan yana yatmak istiyorum. / Aliya İzzetbegoviç
İnsan idealsiz yaşayamaz, en azından insan gibi yaşayamaz. / Aliya İzzetbegoviç
*
İktidar insanları şımartır. Bu şaşmaz kural. / Aliya İzzetbegoviç
*
İnsan türü hakkında ne istersek onu düşünebiliriz, fakat onu idealize etmezsek hakikate daha çok yaklaşırız. / Aliya İzzetbegoviç
*
Bazı İslam ülkelerinde iktidar sahibi olan çeşitli kral ve emirler veya satın alınmış siviller halkın içinde 'bir şeyin çürük' olduğunun emin bir işaretidir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Bir Şahsın Yüceltilmesi Hadisesi, geçmişte ve bugün var ama İslam'a kesinlikle yabancıdır! Çünkü bu bir çeşit putçuluktur! / Aliya İzzetbegoviç
*
Tarihin tamamı, kaderimiz olarak adlandırılan şeyin bir parçasıdır. / Aliya İzzetbegoviç
*
İnsan, tüm ilimlerin onun hakkında söylediklerinden daha fazladır. / Aliya İzzetbegoviç
*
Ey teslimiyet, senin adın İslam'dır! / Aliya İzzetbegoviç
*
Halklarımızın itaatkar olmaları için artık demir zincirlere ihtiyaç yoktur. / Aliya İzzetbegoviç
*
İslam kendi siyasetini tanımlamak zorundadır. / Aliya İzzetbegoviç
*
Ahlaklı ateist olabilir, ama, ahlaklı ateizm olamaz. / Aliya İzzetbegoviç
*
Karizması olan bir şey varsa, o da; Izdıraptır. / Aliya İzzetbegoviç
*
İslamiyet'in ilerlemesini sakin ve teslimiyetçi kimseler değil, cesur ve isyankar ruhlu kimseler gerçekleştirecektir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Hayat fenomen değil, mucizedir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Gerçek inanan bir nesil, sadece şuursuz bir dini aidiyet içinde bulunan düzinelerce nesilden çok daha fazla şey yapabilir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Din de, ihtilal de acılar ve ızdıraplar içinde doğar; ikisi de refah ve konfor içinde yok olup gider. / Aliya İzzetbegoviç
*
Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz. Kitab'a uyacağız. / Aliya İzzetbegoviç
*
Din ahlaktır; onu hayata geçirmek ise terbiyedir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Din hurafeleri yok etmezse, hurafeler dini yok eder. / Aliya İzzetbegoviç
*
Vicdan özgürlüğü ve hoşgörü meselesi ahlaki bir sorundur ve her insan, bu iki zıt hükümden hangisinin taraftarı olduğunun cevabını kendi ruhu içinde aramak zorundadır. / Aliya İzzetbegoviç
*
Tarihsel olarak baktığımızda, devrim eğilimlerinin çıktığı her yerde, onlar insanın adalete olan arzusunun neticesi idi, adalet ise üretilmiş veya sosyal değil, dini bir kategoridir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Uygarlık, kadını hayranlık veya kullanım objesi yapmış; fakat takdir ve saygıya layık tek şey olan şahsiyeti ondan almıştır. / Aliya İzzetbegoviç
*
Eğer din batıl inancı yok edemezse batıl inanç dini yok edecektir. / Aliya İzzetbegoviç
*
İslam bütün Müslümanların kardeşliğini farz kıldı fakat Müslümanlar birlik değiller, hatta başkalarının hesabına aralarında savaş yapmaktadırlar. / Aliya İzzetbegoviç
*
İslam halifeyi yarattı ve o krallardan da üstün olan bir krala dönüştü. / Aliya İzzetbegoviç
*
Tarih sadece sürekli değişimin değil, aynı zamanda ve devamlı olarak imkansız ve beklenmeyenlerin gerçekleşmesinin hikayesidir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Dinle kanun, terbiyeyle güç birleşti. İslam, düzen oldu. / Aliya İzzetbegoviç
*
İsyan tipik insani bir tutumdur. / Aliya İzzetbegoviç
*
Biz kin gütmeyeceğiz ama asla bu yapılanları unutmayacağız. / Aliya İzzetbegoviç
*
Çoğunlukla aşırı bir şekilde övülen 'ölümü küçümseme' hasleti, hayata (veya insana) saygı eksikliğinin bir neticesi olabilir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Akıllı adam nasıl konuşulacağını bilir. Hikmetli adam ise nasıl suskun kalınacağını da bilir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Biz ölüyoruz ama onlar da kazanmıyorlar. / Aliya İzzetbegoviç
*
O artık yalnızca atalarımdan devraldığım bir din değildi; yeni baştan edinilmiş bir inançtı. Ve onu bir daha hiç yitirmedim. / Aliya İzzetbegoviç
*
Milliyet tabii bir akrabalık bağına dayalıdır, İslam ise ruh, hukuk ve ahlaka dayalı bir bağdır. / Aliya İzzetbegoviç
*
Mehdi bizim tembelliğimizin adıdır. / Aliya İzzetbegoviç
*
Özgürlük verilmez, alınır. / Aliya İzzetbegoviç
*
Müslüman halkları idare eden kimselerin İslam içinde terbiye görmüş ve İslam düşüncesinden esinlenmiş kişilerden olmalarından daha tabii ne olabilir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Düşmanına benzediğin zaman, savaşmanın anlamı kalmaz. / Aliya İzzetbegoviç
*
Aşk ve nefret ile şiir yazabilirsiniz, tarih değil! / Aliya İzzetbegoviç
*
Fakat Müslümanlar İslam'ı takip etmemektedirler. İlki için şahit olarak tarihi, ikincisi için kendimi, sizi ve hepimizi alıyorum. / Aliya İzzetbegoviç
*
En kötü kombinasyon, boş bir ruh ile dolu bir midededir. / Aliya İzzetbegoviç
*
İnanılan ve onun için çaba sarf edilen ütopya, ütopya olmaktan çıkar. / Aliya İzzetbegoviç
*
Geleceğimizi geçmişimizde aramayacağız. Kin ve intikam peşinde koşmayacağız. / Aliya İzzetbegoviç
*
İnsan, semanın çocuğu, yeryüzünün kurdudur. / Aliya İzzetbegoviç
*
Din de devrim de acılar ve ızdıraplar içinde doğar. İkisi de refah ve konfor içinde yok olup gider. Gerçekten de devam eden sırf onların gerçekleşme çabasıdır. / Aliya İzzetbegoviç
*
Bu adil bir barış olmayabilir; fakat süren bir savaştan daha iyidir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Söylenebilecek her şeyin söylendiğine eminim, ama hepsinin duyulduğuna emin değilim. / Aliya İzzetbegoviç
*
Sorunlarımız için düşmanın felaket planlarını değil kendimizi suçladığımız zaman sorunların azaldığını ve olgunlaştığımızı görürüz. / Aliya İzzetbegoviç
*
Çünkü şans sadece cesurları takip eder ve yalnızca iyi ve sağlıklı halklar iyi hükümet sahibi olma 'şansına' sahiptir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Hiç kimse intikam peşinde koşmasın. Sadece adaleti arayın. / Aliya İzzetbegoviç
*
İslam en iyi ama biz, en iyiler değiliz. / Aliya İzzetbegoviç
*
Yugoslavya'yı seviyorum ama özgürlüğü daha çok seviyorum. / Aliya İzzetbegoviç
*
Etrafımızdaki her şeyde mucizeler var; ama insan hala alemdeki en büyük mucizedir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Sadece iki ulus vardır: Cellatlar ve masum kurbanlar, üçüncü ulus yoktur. Bütün cellatlar aynı türe aittir, bütün masum kurbanlar da başka türe aittir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Allah'ın iradesine teslimiyet, insanların iradelerine karşı bağımsızlık demektir. / Aliya İzzetbegoviç
*
İnsanlar ve kültürler arasında aşılamayacak hiçbir farklılık olduğuna inanmıyorum. / Aliya İzzetbegoviç
*
Yalnızca ilim adamları sayesinde hayatı anlamak mümkün değildir, çünkü hayat fenomen olduğu kadar mucizedir de. / Aliya İzzetbegoviç
*
Malcolm X, İslam aleminde herhangi bir ırkçı duygunun bulunmayışını nükteli bir şekilde 'renk körlüğü' olarak tanımlar. Müslümanlar rengi değil, insanı görürler. / Aliya İzzetbegoviç
*
Bütün canlılar acı çeker fakat insan ızdıraba fikir giydirir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Sloganımız şu: Kendinden olanı sev, ötekine saygı göster. / Aliya İzzetbegoviç
*
Çünkü, zekat, kasalarla beraber gönüller de açılsın ister. / Aliya İzzetbegoviç
*
Güç ve kanun sadece adaletin vasıtalarıdır. Adaletin kendisi insanların kalplerinde mevcuttur, aksi durumda adalet yoktur. / Aliya İzzetbegoviç
*
Savaş, ölünce değil düşmana benzeyince kaybedilir. / Aliya İzzetbegoviç 
*
Bazıları dini bağlılıklarının kendilerini tefekkürden azade kıldığına inanırlar. / Aliya İzzetbegoviç
*
Din ahlaktır; onu hayata geçirmek ise terbiyedir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz. Kitaba uyacağız. / Aliya İzzetbegoviç
*
Bizim düşmanımıza karşı tek bir borcumuz var, o da adaletli olmak! / Aliya İzzetbegoviç
*
Sloganımız şu: kendinden olanı sev, ötekine saygı göster. / Aliya İzzetbegoviç
*
İyilik gibi kötülük de insanın içindedir. Ve insan herhangi bir dış tesirle, şartların değişmesiyle, zorla alıştırmayla, kanunlarla, kaba kuvvetle ıslah edilemez. Sadece davranışı değişebilir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Yolumuz iktidarı ele geçirmekten değil, insanları kazanmaktan başlar. / Aliya İzzetbegoviç
*
Hayvan ancak aç olduğu veya bir tehditle karşı karşıya bulunduğu zaman; insan ise, tok ve güçlü olduğu zaman tehlikelidir. / Aliya İzzetbegoviç
*
Demokrasiyi çoğunluğun iktidarı olarak görmeyen kimselerdenim. Benim için demokrasi, azınlık bütün haklara sahip olduğunda demokrasidir. / Aliya İzzetbegoviç



seçme sözler, türk büyüklerinden seçme sözler, islam büyüklerinin sözleri, büyüklerden ibretli sözler, aliya izzetbegoviç sözler, aliya izzetbegoviç tavsiyeler, aliya izzetbegoviç son sözleri 





aliya izzetbegoviç, bilge kral, bosna, dindar cahil, imansız alim, nefret, aliya izzetbegoviç sözleri,