Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

Browsing Category "selam"

ŞARKI SÖZLERİ / BARIŞ MANÇO

1 Haziran 2020 Pazartesi / No Comments
barış manço şarkıları, boşluk, şarkı sözleri, barış manço şarkı sözleri, ingilizce şarkı sözleri barış manço, resimli sözler, selam, şal, yaz dostum şarkı sözleri, yetim, yiğit, yoksul,
barış manço şarkı sözleri, barış manço şarkıları, boşluk, ingilizce şarkı sözleri barış manço, resimli sözler, selam, şal, şarkı sözleri, yaz dostum şarkı sözleri, yetim, yoksul, 
YAZ DOSTUM

Güzel sevmeyene adam denir mi?
Selam almayana yiğit denir mi?
Alt üstü beş metrelik bez için,
Boşa geçmiş ömre yaşam denir mi?
*
Yoksul görsen besle kaymak bal ile,
Garipleri giydir ipek şal ile,
Öksüz görsen sar kanadın kolunu,
Kimse göçmez bu dünyadan mal ile...

Barış Manço

*

ABBAS YOLCU

Denizlerde okyanuslarda
Dalgalarin koynunda
Bir ömür tükettikten sonra
Su icip bogulmak varsa

Cöllerde kizgin kumlarda
Karli buzlu daglarda
Bir ömür tükettikten sonra
Cukurda kaybolmak varsa

Korkunun ecele faydasi yok
Bu kosusma niye
Abbas yolcu soran yok
Yolculuk nereye
Kim kaldi geriye

Tas üstüne tas koya koya
Yarattigin dünyanin
Cöktügünü görmek bir yana
Birde altinda kalmak var ya

Korkunun ecele faydsi yok
Bu kosusma niye?
Abbas yolcu soran yok
Yolculuk nereye
Kim kaldi geriye

Sana uzatilan elleri
Görmek istemesen de
Bir gün o eller üstünde
Bu dünyadan göcmek var ya...

*

AĞLAMA DEĞMEZ HAYAT

Rüya gibi her hatıra her yaşantı bana
Rüya gibi her hatıra her yaşantı bana
Ne bulduysa kaybetti gönül aşktan yana
Ne bulduysa kaybetti gönül aşktan yana

Ömür çiçek kadar narin bir gün kadar kısa
Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına
Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına

Her damla yaş oyuk oyuk iz bırakır kalbimde
Her damla yaş oyuk oyuk iz bırakır kalbimde
Hayat şarap gibidir keder de var neşe de
Hayat şarap gibidir keder de var neşe de

Ömür çiçek kadar narin bir gün kadar kısa
Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına
Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına

*

ALLA BENİ PULLA BENİ

Alla beni pulla beni
Al koynuna yar
Gözüm senden baskasını görmez oldu yar
Gönlüm senden birşey ister nasıl desem yar

Senin için dağları deler
Yol açarım yar
Senin için denizleri kuruturum yar
Senin için gök kubbeyi
Yerlere çalarım yar
Canım iste canım bile sana kurban yar

Dağlar taşlar uçan kuşlar senin olsun yar
Deniz derya gökler hep yerinde dursun yar
Gönlüm senden birşey ister nasıl desem yar
Alla beni pulla beni al koynuna yar

Saçlarına yıldızlardan taç yapayım yar
Bir nefeste güneşleri söndüreyim yar
Çıra gibi uğrunda ben yanayım yar
Canım iste canım bile sana kurban yar

Yıldızlar yerinde güzel bırak dursun yar
Saçlarımı ellerinle okşa yeter yar
Gönlüm senden birşey ister nasıl desem yar

Rüzgar olup ince beline sarılayım yar
Çimen olup ayağına serileyim yar
Sürme olup gözlerine sürüleyim yar
Canım iste canım bile sana kurban yar

*

AYI

Bugün hava güzel dedim ki hanıma
Haydi kalk giyin de çıkalım biraz
Bak cıvıl cıvıl kuşlar uçuyor
Dalları basmış erikle kiraz

Çoluk çocuk cümbür cemaat
Piknik yapalım ne dersiniz ha?
Ev halkı uçtu yihhu aslan baba sen çok yaşa

Yolda düşündüm bizim çocuklar tanımıyorlar hayvanları
Bir hayli garibime gitti doğrusu bir baba olarak verdim kararı
Anında bir ters U dönüş doğru hayvanat bahçesine
Biliyoruz ayıp oldu hakim bey ama zar zor girebildik içeriye

Bak evladım buna ayı derler
Ormandan inip şehre gelirler
Ağır mağır hantaldır ama
Armudun iyisini ayılar yerler

Evet babacım ona ayı derler
Ayılar bizleri çok severler
Ağır mağır hantaldır ama
Armudun iyisini ayılar yerler

Seninde canın günün birinde
Armudun iyisini yemek isterse
Sakın ha aman manava gidip te
Armutları tek tek elleme

Adamın kafası bir atarsa
Bayramlık ağzını bir açarsa
Sana neler der biliyor musun
Mahalle duyar rezil olursun

A de bakayım -A- bi de Y de -Y- şimdi bi de I -I-
Oku bakayım AYI oku bakayım AYI
Maksat çoluk çoçuk öğrensin hayatın çetin yollarını
Kaptırmasınlar kimseye kafalarını ve kollarını
Hani baba olarak vazifemiz tabi uyandırıp ikaz etmek
Uzunlar yanmıyor hakim bey kısa yoldan anlatmak gerek

Hayvan sevgisi tabiki lazım ama herşey karşılıklı
Ben seni seveyim sende beni say ki bozulmasın ağzımızın tadı
Armudun iyisini zaten o yer bir eli yağda ötekisi balda
Buramıza geldi artık hakim bey takdir sizden birazda ite kaka

A de bakayım -A- bi de Y de -Y- şimdi bi de I -I-
Oku bakayım AYI oku bakayım AYI

*

BUGÜN BAYRAM

Sen gittin gideli
İçimde öyle bir sızı var ki
Yalnız sen anlarsın
Sen şimdi uzakta
Cennette meleklerle
Bizi düşler ağlarsın

Bugün bayram
Erken kalkın çocuklar
Giyelim en güzel giysileri
Elimizde taze kır çiçekleri
Üzmeyelim bugün annemizi

Sen yaz geceleri
Yıldızlar içinden ara sıra
Bize göz kırparsın
Sen soğuk günlerde
Kalbimi ısıtan en sıcak anımsın

Bugün bayram
Erken kalkın cocuklar
Giyelim en güzel giysileri
Elimizde taze kır çiçekleri
Üzmeyelim bugün annemizi

Bugün bayram
Çabuk olun çocuklar
Annemiz bugün bizi bekler
Bayramlarda hüzünlenir melekler
Gönül alır bu güzel çiçekler

*

DÖNENCE

Dün çoktan döndü buralarda
Ve ben simsiyah bir gecenin koynunda yapayalnız bekliyorum
Duyuyorum, görüyorum bir gün gelecek dönence biliyorum

Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor
Görüyorum dönence
Kupkuru bir ağacın dalıyım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor
Biliyorum dönence
Çatlamış dudağımda ne bir ses ne bir nefes
Uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor
Duyuyorum dönence

Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor
Görüyorum dönence
Kupkuru bir ağacın dalıyım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor
Biliyorum dönence
Çatlamış dudağımda ne bir ses ne bir nefes
Uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor
Duyuyorum dönence

Duyuyorum biliyorum görüyorum dönence
Dönence gün dönende dönence
Bir gün gelecek dönence biliyorum

*

GAMZEDEYİM DEVA BULMAM

Hey heeeeeeeeeeeeeey! Heeeeeeeeeeeeeeeeeyyyy Heeeeeeey heeey hey!

Gamzedeyim deva bulmam garibim bir yuva kurmam
Gamzedeyim deva bulmam garibim bir yuva kurmam
Kaderimdir hep çektiğim inlerim hiç reva bulmam
Kaderimdir hep çektiğim inlerim hiç reva bulmam


Hey heeeeeeeeeeeeeey! Heeeeeeeeeeeeeeeeeyyyy Heeeeeeey heeey hey!

Elem beni terk etmiyor hiçte fasıla vermiyor
Nihayetsiz müteakiben doğrusu ömür yetmiyor
Elem beni terk etmiyor hiçte fasıla vermiyor
Nihayetsiz müteakiben doğrusu ömür yetmiyor

*

HALHAL

Halhal, halhal, halhal, halhal, halhal
Akşam olup gün batınca dağlara hüzün çökünce
Lale sümbül boynun eğip kurt kuzuya kem bakınca
Köye döner nazo gelin yavru ceylan gibi kaçar
Seke seke çaydan geçer nazo gelin ayağına takar halhal

Bir bakışı canlar yakar gülüşüne cihan değer
Nazo gelin ayağına takar halhal
Ayağında gümüş halhal ince nakış gümüş halhal
Yavru ceylan gibi kaçar seke seke çaydan geçer
Nazo gelin ayağına takar halhal


Bir bakışı canlar yakar gülüşüne cihan değer
Nazo gelin ayağına takar halhal
Halhal, halhal, halhal, halhal, halhal

Yedi köyün yiğitleri ağaları ve beyleri
Boş yere durmuş beklerler yaralıdır yürekleri
Gitti gelmez nazo gelin yavru ceylan gibi kaçar
Seke seke çaydan geçer nazo gelin ayağına takar halhal

Bir bakışı canlar yakar gülüşüne cihan değer
Nazo gelin ayağına takar halhal
Ayağında gümüş halhal ince nakış gümüş halhal
Yavru ceylan gibi kaçar seke seke çaydan geçer
Nazo gelin ayağına takar halhal

*

HEMŞEHRİM MEMLEKET NERE?

Kendimi bildim bileli yollarda tükettim koskoca bir ömrü
Bir uçtan bir uca gezdim şu fani dünyayı
Okumuşu, cahili, yoksulu, zengini hiç farkı yok hepsi aynı
Sonunda bende anladım hanyayı Konya'yı

Sanki insanlık pazara çıkmış ekmek aslanın ağzında
Bir sıcak çorba içermisin diyen yok
Dört duvarı ören çatısını kapatıp içten kilitlemiş kapıyı
Bir döşekte sana serelim buyur diyen yok

Tek bir soru hemşerim memleket nire?
Bu dünya benim memleket
Hayır anlamadın hemşerim esas memleket nire
Bu dünya benim memleket
Tövbe, tövbe, tövbe


Kardeşlik ve eşitlik üzerine uzun uzun nutuklar çekip
Niye senin derin benden koyu diye soran çok
Kaşının altında gözün var diye silahlanıp ölüme koşarken
Kalan dul ve yetim ne yer ne içer diye soran yok

Barış garibim bulamadı çözümü oturdu etti bunca sözü
Gelin hepberaber anlaşalım diyen yok
Zaten paramparça bölünmüş ve yaşanmaz olmuş dünyamız
Daha fazla kesip bölmeye hiç gerek yok

Tek bir soru hemşerim memleket nire?
Dedim ya yahu bu dünya benim memleket
Hayır anlamadın hemşerim esas memleket nire
Bu dünya benim memleket
Tövbe, tövbe, tövbe

*

KARA SEVDA

Nasıl anlatsam bilemiyorum içim içime sığmıyor
O deli dolu neşe dolu kişi ben değilim sanki
Dışarısı buz gibi lapa lapa kar var benim içim yanıyor
Eksi kırk derece soğuk suda bile yüzerim inan ki

Karasevda karasevda dedikleri daha ne olabilir ki
Karasevda karasevda seni benden kim ayırabilir ki
Çocukça bir aşk deyipte geçme sakın gülme halime
Nasıl oldu anlayamadım ama seviyorum seni delicesine

Nasıl anlatsam bilemiyorum gözlerim kararıyor
Tepe taklak oldu dünya sanki
Bütün aşıklar el ele kol kola cıvıl cıvıl geziyor
Bense Nuh'un gemisinde tek başıma gibi inanki

Karasevda karasevda dedikleri daha ne olabilir ki
Karasevda karasevda seni benden kim ayırabilir ki
Çocukça bir aşk deyipte geçme sakın gülme halime
Nasıl oldu anlayamadım ama seviyorum seni delicesine

*

OSMAN

Osman bir deli oğlan onyedisinde
Bir dikili taşı yoktu şu fani dünyada
Osman yoksul Osman garip Osman bir deli oğlan
Osman sahipsiz Osman bir aşık oğlan

Şerife bir güzel kız onbeşinde Şerife ay parçası
Şerife elma yarısı Şerife bey kızı Şerife ağa kızı
Osman kim Şerife kim derler
Derler de araya girerler ağalar beyler

Sana yoksul dediler Osman garip fakir dediler Osman
Ağa kızı nene gerek seni oyuna getirdiler Osman
Gel büyük sözü dinle Osman hani kan kardeştik Osman
O kızı sana yar etmezler gece vakti dellenme Osman
Bırak o silahı yerine Osman silahla mertlik olmaz Osman
Allah'ın verdiği canı almak sana mı kaldı Osman
Destur be tövbe de Osman yüzbin kere tövbe de Osman
Tetik kolay düşer ama Osman dur Osman
Dur çekme Osmaaaaaan

Osman bir deli oğlan onyedisinde
Bir dikili taşı yok derlerdi şu fani dünyada
Dinleyin ağalar dinleyin beyler
Üç günlük dünyada üç kuruşluk mala gönül verenler
Bilesiniz artık Osman'ında dikili bir taşı var
Bir avuç toprağa dikili bir taşı
Bir de ağızdan ağza yayılan yanık bir türküsü var Osman'ın

*

TWİST İN USA

Everybody twist
There twistin in Cleveland In Kansas city too
They're wailin' in Warwood In Pittsburg and St. Louis
So baby get ready I'm gonna twist with you
Eee ohh round and round and up and down we go
Ye ye yeheeee
Make it with the shake it to and so
From Boston to LA
Don't cha know that's twistin USA
They're twistin in New York and old Chicago town
In Hartford and Frisco they all go round and round
They're twistin on Bandstand
So baby don't you put me down
Ahh so now
The Shimmy in Charlotte They Shake in Baltimore
In Detroit and Dallas And down Miami shore
So baby ohh baby
Ohh what A waiting for
Eee ohh round and round and up and down we go
Eee ohh round and round and up and down we go
Ye ye yeheeee
Make it with the shake it to and so
Don't cha know that's twistin USA

*

YOU AND ARE

You and I are just like children
We are always playing games
Even though we love each other
I never said its much the same
If you left me on my own again
Leaving me with so much pain
You hurt me more and more each time

Don't know what I found in you
People ask me all the time
If they knew you like I do
They would't say I'm wasting time
And you left me on my own again
Leaving me with so much pain
You hurt me more and more each time

I don't think we'll ever grow up
As long as you are there
I don't think we'll ever grow up
As long as you are there
You know
You and I are just like children yes
You and I are just like children
Just as long as you are there...


barış manço şarkıları, boşluk, şarkı sözleri, barış manço şarkı sözleri, ingilizce şarkı sözleri barış manço, resimli sözler, selam, şal, yaz dostum şarkı sözleri, yetim, yiğit, yoksul, 

YA SABIR!

4 Şubat 2019 Pazartesi / No Comments
allah, kelebek, koza nedir, sabır nedir, sabrın sonu, selam, selamet, son, tırtıl, ya sabır, yol, yolun sonu, kuranda sabır, sabır ayetleri, ayetlerde sabır, sabır hadisler

Sabrın sonu selamet...
*
Tırtılın; 'yolun sonu' dediğine,
Allah; 'kelebek' demiş.
Ya Sabır...
*

SABIR NEDİR?

İslamda Sabır;

Sabır lügatta acıya, üzüntüye ve sıkıntıya katlanma, başa gelen bela ve musibetlere dayanma, nefsi kötülüklerden uzaklaştırmaya çalışma gibi manâlara gelir.

Dinimizde, sabırlı olmak, üstün bir meziyet olarak kabul ve hatta emredilir. Başa gelen her türlü musibete karşı alçak gönüllülük gösterip, Allah’a sığınmak, hemen isyan ve itaatsizlikte bulunmamak yüce Rabbimizin hoşuna gider. Bir Ayet-i Kerimede “Şüphesiz ki Allah sabredenlerle beraberdir.” buyurulmuştur.

Sabırsızlık ruhun zayıflığından, imanın güçsüzlüğünden kaynaklanır. Halbuki sabrın sonunda selamet ve saadet bulunur. Sabır her hususta övüldüğü halde, haksızlık, karşısında gösterilirse, günah olur. Çünkü Müslüman, dinine ve imanına karşı yapılan saldırılara karşı sabırsız davranacaktır. En azından bunlara kalbiyle buğzederek, eliyle ve diliyle düzeltebiliyorsa hemen düzeltecektir.

Sabır felaketin ilk anında gösterilmelidir. İlk acı ve sıkıntı gittikten sonra sabretmek o kadar önemli değildir. İnsan belaya sabrettiği gibi nimete karşı da sabır göstermeli, açgözlü olmamalıdır.

Sahabeden Hz.Talha’nın hanımı Ümmü Süleym’in hikâyesi…

Söyle anlatıyor:

“Kocam Ebû Talha evde yokken bir oğlumuz vefat etti. Onu evin bir tarafına koyup üzerini örttüm. Kocamın yemeğini hazırladım. Geldi, yemeğini yemeğe başladı ve “çocuk nasıl?” diye sordu. “Elhamdülillah, bu gece diğer gecelerinden çok daha sakin…” dedim. Kocama her zaman olduğumdan daha neşeli göründüm. Sonra ona şöyle dedim:

– Komşularımızın işine hayret etmiyor musun?

– Ne olmuş ki, dedi.

– Birilerinden emenaten bir şey almışlar. Fakat emanet sahibi onu geri isteyince üzülmüş ve buna tahammül edememişler.

– Ne kötü iş yapmışlar onlar, dedi kocam. O zaman hakikati anlattım.

– İşte oğlun, dedim. Allah’ın bir emaneti idi, Allah onu geri aldı… Bunu duyunca:

– Biz Allah’dan geldik, yine ona döndürüleceğiz mealindeki ayeti okuyup sabır gösterdi:

Sabahleyin bütün olanları Resülullaha haber vermiş. Peygamberimizde bizim için dua etmiş. Sabrımızın karşılığını göreceğimizi söylemiş.”

*
SABIR AYETLERİ

Kuranda sabır ile alakali tahmini 84 ayet geçiyor...

2:45 - Bir de sabırla, namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu, (Allah'a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelir.

2:153 - Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Şüphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdir.

2:155 - Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri!

2:177 - Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitabave bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır.

2:249 - Talut, ordu ile hareket edince dedi ki: "Allah sizi mutlaka bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse, benden değildir. Kim de onu tatmazsa, işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka (bu kadarına ruhsat vardır)." Derken içlerinden pek azı hariç, hepsi de varır varmaz ondan içtiler. Talut ve beraberindeki iman eden kimseler nehri geçtiklerinde. "Bizim bugün, Calut ile ordusuna karşı duracak gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarına inanıp, bilenler ise şu cevabı verdiler: "Nice az topluluklar, Allah'ın izniyle nice çok topluluklara galip gelmişlerdir. Allah, sabırlılarla beraberdir."

2:250 - Calut ve ordusuna karşı savaş meydanına çıktıkları zaman da şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerlerimize sabır dök, ayaklarımızı sabit tut ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!"

3:17 - O sabredenleri, o doğruluktan şaşmayanları, o elpençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları (görür).

3:120 - Size bir iyilik dokunsa fenalarına gider, başınıza bir kötülük gelse onunla sevinirler. Eğer sabreder ve Allah'dan gereğince korkarsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez; çünkü Allah onları kendi amelleriyle kuşatmıştır.

3:125 - Evet, sabreder ve (Allah'tan) korkarsanız, onlar ansızın üzerinize gelseler, Rabbiniz size nişanlı nişanlı beş bin melekle yardım eder.

3:142 - Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete girivereceğinizi mi sandınız?

3:146 - Nice peygamberler vardı ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostları çarpıştılar; Allah yolunda başlarına gelenlerden yılgınlık göstermediler, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.

3:186 - Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'dan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir.

3:200 - Ey iman edenler! Sabredin, düşmanlarınıza karşı sebat gösterin, nöbet bekleşin, Allah'dan gereğince korkun ki, kurtuluşa eresiniz.

4:25 - Sizden her kim hür mümin kadınları nikah edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa, ona da ellerinizin altındaki mümin cariyelerinizden efendilerinin rızası ile nikahlamak var. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. O halde sahiplerinin izni ile ve mehirlerini örfe göre vermek suretiyle cariyelerden iffetli olan, zina etmeyen, dost da edinmeyenlerle evlenin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, o vakit hür kadınlar hakkında gerekli bulunan cezanın yarısı kendilerine lazım gelir. Bu hükümler, içinizden günah işlemekten korkanlaradır. Sabretmeniz ise, sizin için daha hayırlıdır. Allah Gafûrdur, Rahimdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir).

6:34 - Senden önce de peygamberler yalanlanmıştı. Kendilerine yardımımız gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet olunmaya sabrettiler. Allah'ın sözlerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz ki sana, peygamberlerin haberlerinden bir kısmı gelmiştir.

7:126 - "Senin bize kızman da sırf Rabbimizin âyetleri gelince onlara iman etmemizden dolayıdır. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al." derler.

7:128 - Musa, kavmine dedi ki: "Allah'ın yardımını ve lütfunu isteyin ve sabır gösterin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona mirasçı kılar. Sonunda kurtuluş müttakilerindir."

7:137 - Ve o hırpalanıp ezilmekte olan kavmi de yeryüzünün, bereketle donattığımız doğusuna ve batısına mirasçı yaptık. Ve böylece Rabbinin, İsrailoğullarına olan o güzel vaadi, sabırları yüzünden gerçekleşti. Biz de Firavun ile kavminin yapageldikleri sanat eserlerini ve diktikleri binaları yerle bir ettik.

8:46 - Ayrıca Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. Ve birbirinizle didişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Sabırlı olun, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.

8:66 - Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi olursa ikiyüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi olursa Allah'ın izniyle ikibin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.

10:109 - Sana vahyolunana uy! Ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. Çünkü O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

11:11 - Ancak (her iki halde de) sabır gösterip iyi ameller işleyenler müstesnadır. İşte onlara bir mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.

11:49 - İşte bunlar gayb haberlerindendir. Bunları sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan önce bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, akıbet muhakkak muttakilerindir.

11:115 - Ve sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını yitirmez.

12:18 - Bir de gömleğinin üzerinde yalandan bir kan getirmişlerdi. Babaları dedi ki: "Hayır, nefisleriniz aldatmış da size bir iş yaptırtmış. Artık bana güzel bir sabır gerekiyor. Bu anlattıklarınıza karşılık yardımına sığınılacak olan ancak Allah'dır."

12:83 - Babaları dedi ki: "Hayır, sizi nefisleriniz altadıp bir işe sürüklemiş. Artık bana güzel güzel sabretmek düşüyor. Belki Allah hepsini birden bana geri getirir. Çünkü O, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir."

12:90 - Onlar "Yoksa sen, sahiden Yusuf musun?" dediler. O da "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim" dedi, "Doğrusu Allah, bizi, lutfuyla nimetlendirdi. Gerçekten de kim Allah'dan korkar ve sabrederse, Allah, muhakkak ki, güzel işler yapanların mükafatını zayi etmez."

13:22 - Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açıkça Allah yolunda harcarlar ve çirkinlikleri güzelliklerle yok ederler. İşte bunlar, bu hayatın akibeti kendilerinin olacak olanlardır.

13:24 - "Sabrettiğiniz için size selam olsun. Ahiret yurdu ne güzeldir!"

14:5 - And olsun ki Musa'yı âyetlerimizle gönderdik. Ona şöyle dedik: Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar, onlara Allah'ın (felaket) günlerini hatırlat. Şüphe yok ki bunda her sabredip şükreden için nice ibretler vardır.

14:12 - Bize yollarımızı göstermişken neden biz Allah'a dayanıp güvenmeyelim? Elbette bize yaptığınız eziyetlere katlanacağız. Tevekkül edenler yalnız Allah'a tevekkül etsinler."

14:21 - (Kıyamet günü) İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Ve zayıflar büyüklük taslayanlara şöyle diyecekler: "Bizler, sizlere uymuştuk. Şimdi siz, Allah'ın azabından en ufak bir şeyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da diyecekler ki: "Allah bizi hidayete erdirseydi, biz de size doğru yol gösterirdik. Artık şimdi bizler sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü kaçacak yerimiz yoktur."

16:42 - O Muhacirler, müşriklerin eziyetlerine sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.

16:96 - Sizin yanınızdaki dünya malı tükenir, Allah'ın katındakiler ise tükenmez. Muhakkak ki biz, Allah yolunda sabredenleri, yaptıkları amelin daha güzeliyle mükafatlandıracağız.

16:110 - Sonra şüphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret eden, sonra cihad eden ve sabreden kimselerin yardımcısıdır. Bunlardan sonra Rabbin elbette çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

16:126 - Eğer (bir suçtan dolayı) ceza verecek olursanız size yapılan azab ve cezanın misli ile ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır.

16:127 - (Ey Peygamber!) Sabret! Sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlardan dolayı üzülme! Kurdukları tuzaklardan telaş edip sıkıntıya düşme!

18:28 - Nefsince de, sabah akşam rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber candan sabret. Sen dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan gözlerini ayırma. Kalbini, bizi anmaktan gafil kıldığımız, nefsinin kötü arzusuna uymuş ve işi hep aşırılık olan kimseye uyma.

18:67 - (Hızır) dedi ki: "Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin.

18:68 - "İçyüzünü kavrayamadığın şeye nasıl sabredeceksin?"

18:69 - Musa: "İnşaallah beni sabırlı bulacaksın ve senin hiçbir işine karşı gelmeyeceğim" dedi.

18:72 - (Hızır:) "Sen benimle asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi.

18:75 - Hızır dedi ki: "Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin demedim mi sana?"

18:78 - Hızır dedi ki: "İşte bu, seninle benim aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana o sabredemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim."

18:82 - "Duvar ise, o şehirde iki yetim oğlana ait idi. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı. Babaları da iyi bir kimse idi. Onun için Rabbin istedi ki o iki çocuk erginlik çağlarına ersinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ve ben bunların hiçbirini kendiliğimden yapmadım. İşte senin sabredemediğin şeylerin içyüzleri budur."

20:130 - O halde, dediklerine sabret; güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir kısım vakitlerinde ve gündüzün etrafında da tesbih et ki hoşnudluğa eresin.

21:85 - İsmail, İdris ve Zülkifl'i de (hatırla). Onların hepsi de sabredenlerdendi.

22:35 - Ki Allah anıldığı vakit onların kalpleri titrer. Onlar başlarına gelene sabreden, namaz kılan kimselerdir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.

23:111 - Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muradlarına erenlerdir.

25:20 - (Resulüm!) Biz senden evvel de peygamberleri başka türlü göndermedik. Şüphesiz onlar hem yemek yiyorlar, hem çarşılarda geziyorlardı (sokaklarda yürüyorlardı). Sizin bir kısmınızı bir diğerine fitne (imtihan sebebi) kılmışızdır ki, bakalım sabredecek misiniz? Zira Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.

25:75 - İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamları ile mükafatlandırılacaklar, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır.

28:54 - İşte onlara, sabretmelerinden ötürü mükafatları iki defa verilecektir. Bunlar kötülüğü iyilikle savarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan da Allah rızası için harcarlar.

28:80 - Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, şöyle dediler: "Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlara göre Allah'ın mükafatı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir."

29:59 - Ki onlar, sabretmiş olup yalnız Rablerine güvenip dayanmaktadırlar.

30:60 - Şimdi sen sabret. Çünkü Allah'ın vaadi mutlaka haktır. Sakın imanı sağlam olmayanlar seni hafifliğe sevketmesinler.

31:17 - "Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret, çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir."

31:31 - Görmedin mi ki Allah, âyetlerinden bir kısmını size göstersin diye gemiler, Allah'ın nimetiyle denizde akıp gidiyor. Şüphesiz bunda çok sabredenler ve çok şükredenler için nice ibretler vardır.

32:24 - Onların içinden, sabrettikleri zaman bizim emrimizle doğru yola ileten önderler yetiştirmiştik. Onlar, bizim âyetlerimize kesin bir şekilde inanıyorlardı.

33:35 - Şüphe yok ki müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mümin erkeklerle mümin kadınlar, itaat eden erkeklerle itaat eden kadınlar, sadık erkeklerle sadık kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, mütevazi erkeklerle mütevazi kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkeklerle ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkeklerle Allah-'ı çok zikreden kadınlar var ya, işte onlar için Allah bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.

34:19 - Buna karşı onlar: "Ey Rabbimiz! Seferlerimizin arasını uzaklaştır" dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve tamamen didik didik dağıttık. Şüphesiz ki bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette ibretler vardır.

37:102 - Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.

38:17 - Şimdi sen onların dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davud'u hatırla. Çünkü o, zikir ve tesbih ile bize yönelmişti.

38:44 - (Bir de dedik ki): "Eline bir demet al da onunla (eşine) vur; yemininde durmamazlık etme." Doğrusu biz onu sabırlı bulduk. O ne güzel kul! O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir.

39:10 - Ey Muhammed! Tarafımdan söyle: "Ey iman eden kullarım! Rabbinizden korkun. Bu dünyada güzellik yapanlara bir güzellik vardır. Allah'ın yeryüzü geniştir. Ancak sabredenlere mükafatları hesapsız ödenecektir."

40:55 - O halde sabret. Çünkü Allah'ın vaadi haktır. Hem günahından dolayı istiğfar et ve akşam sabah Rabbini hamdiyle tesbih et.

40:77 - Ey Muhammed! Sen sabret, şüphesiz Allah'ın vaadi haktır, mutlaka gerçekleşecektir. Onlara yaptığımız tehdidin bir kısmını sana göstersek de veya seni vefat ettirsek de onlar mutlaka döndürülüp bize getirileceklerdir.

41:24 - Şimdi eğer dayanabilirlerse onların yeri ateştir. Yok eğer hoşnutluğa dönmek isterlerse bile artık onlar hoşnut edileceklerden değildirler.

41:35 - Bu olgunluğa ancak sabredenler kavuşturulur, buna ancak hayırdan büyük bir pay sahibi olan kavuşturulur.

42:33 - Eğer O dilerse rüzgarı durdurur da yelkenle giden gemiler denizin üzerinde duruverirler. Şüphesiz ki bunda sabırlı olan ve çok şükreden kimseler için nice ibretler vardır.

46:35 - Ey Muhammed! Azim sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar için (azab hususunda) acele etme. Sanki onlar kendilerine vaad edilen azabı gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu bir tebliğdir. Hiç yoldan çıkan fasıklar topluluğundan başkası helak edilir mi?

47:31 - Andolsun ki, biz içinizden cihad edenlerle sabredenleri ortaya çıkarıncaya ve yaptıklarınızla ilgili haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi deneyeceğiz.

49:5 - Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Bununla beraber Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

50:39 - Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güneşin doğuşundan önce (sabah namazını) ve batışından önce de (öğle ve ikindi namazalarını kılarak) Rabbini Hamd ile tesbih et.

52:16 - Girin oraya, ister sabredin ister etmeyin artık sizin için birdir. Siz hep yaptıklarınıza göre cezalandırılacaksınız" (denilecek).

52:48 - Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman Rabbini hamd ile tesbih et.

54:27 - Biz onlara, kendilerini imtihan etmek için dişi deveyi göndereceğiz. Onun için sen onları gözet ve sabırlı ol.

68:48 - Rabbinin hükmüne sabret, balık sahibi gibi olma. Hani o öfkeye boğulmuş da nida etmişti.

70:5 - O halde güzel bir sabır ile sabret.

73:10 - Başkalarının diyeceklerine sabret, güzellikle onlardan ayrıl.

74:7 - Rabbin için sabret.

76:12 - Sabırlarına karşılık onlara bir cennet ve ipekten elbiseler verir.

76:24 - O halde Rabbinin hüküm vermesi için sabret. Onlardan hiçbir günahkâra yahut nanköre itaat etme.

90:17 - Sonra da iman edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.

103:3 - Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır




allah, ayetlerde sabır, kelebek, koza nedir, kuranda sabır, sabır ayetleri, sabır hadisler, sabır nedir, sabrın sonu, selam, selamet, sabır sözleri, altın sözler, ya sabır 

SABRIN SONU SELAMET-SABIR TAŞI

13 Aralık 2016 Salı / No Comments
resimli mesajlar, resimli sabır sözleri, resimli sözler, sabır nedir, sabır sözleri, sabrın sonu selamet, selam, selamet, sabır taşı nedir, sabır taşı öyküsü, sabır taşı, sabır ile ilgili sözler, altın sözler

SABIR

Beni soran olursa;
Sabrın sonundaki selameti bekliyor dersin.
Sabırla bekliyorum...
*
Sabır taşı

Evvel zaman içinde ihtiyar bir kadının güzel ve iyi kalpli bir kızı varmış. Ana kız, türlü türlü nakışlar yapıp satarak geçinirlermiş. Bir gün kızcağız pencere karşısında nakış işlerken uyuyakalmış. Alacakaranlıkta gagasını cama vuran bir kuşun tıkırtısıyla uyanmış. Kızla göz göze gelen kuş, birden dile gelmiş: 

“Sultanım, küçük sultan 
Bir ölü başında duracaksın 
Kırk günü bekleyeceksin 
Muradına ereceksin.” 

diyerek uçup gitmiş. 

Kızcağız kuşun sözlerine bir anlam verememiş. Kuş ertesi gün aynı vakitte yine gelmiş. Aynı sözleri söyleyip kaybolmuş. İyice korkan kız, anasına anlatmış. Üçüncü gün anasıyla beklemiş akşamüstünü. Kuş yine cama vurup söylemiş sözlerini. Ana kızın içini korku yumağı sarmış. Anası: 
- Kızım, buralardan uzaklaşalım. Bu kuş bildiğimiz kuşlardan değil, demiş. 

Gerekli eşyalarıyla biraz yiyecek alarak yola çıkmışlar. Tepelerin yamacına, dağ yollarının dolamacına düşüp gitmişler. Bir ağacın altında gecelemişler. Gece yarısında kuş, incitmeden kızı kapıp karşıki sarayın bir odasına bırakıvermiş. Kız uyandığında kendisini, atlastan bir yatak içinde hareketsiz yatan birinin başında bulur. Önce çok korkar, sonra kuşun dedikleri aklına gelir. “Bu olanlar Allah’tandır. Alnıma yazılanlar elbette gelir başıma.” der, vaktini dualarla geçirir. 

Kızcağız, ölünün başında otuz dokuz günü ağlayarak, dualar ederek tamamlar. Odanın önündeki pencerenin önünden gemiler geçermiş. Yalnızlıktan bunalan kızcağız, gemilerin birine el sallar. Gemi yanaşınca kaptana, bir kese dolusu çil kuruş fırlatır. Can yoldaşı olacak bir cariye almak istediğini söyler. Pencereden bir ip sarkıtarak aldığı cariyeyi yanına çıkarır. Cariyeyi ölünün başında bırakarak biraz hava almak için dışarı çıkar. 

Bu sırada hareketsiz yatan genç yavaş yavaş kıpırdamaya başlar. Meğer ölü kılığında yatan delikanlı bu şehrin şehzadesiymiş. Kırk gün kırk gece ölü gibi yatarken kendisini sabırla bekleyecek kızla evlenmekmiş niyeti. Şehzade uyanır uyanmaz cariyeye “Beni sen mi bekledin kırk gün?” der. Cariye başını sallar. Kuşun getirdiği kızcağızı da yardımcı olarak tanıtır. Gezintiden dönünce gördüklerine inanamayan kızcağız çaresiz boyun eğer. Şehzade, kendisini bekleyenin cariye olduğunu sanarak onunla evlenir. 
Bir zaman böyle geçer. Kimine yıl gelir, kimine gün. Şehzade bir gün düzmece sultana Yemen’e sefere gideceğini söyler. Bir isteği olup olmadığını sorar. Sağlığını dilerim; ama bir elmas bir küpe getirirsen sevinirim, der düzmece sultan. Şehzade, istediğin elmas küpe olsun, deyip dışarı çıkar. Kapının önünde duran cariye kılığındaki zavallı kıza da “Yemen’den bir şey ister misin?” diye sorar. Zavallı kız: 
- Tez gidip sağlıcakla dönesiniz şehzadem, deyip bir sabır taşı istemiş. “Eğer unutursan geminin önünü kara dumanlar alsın, yolundan kalasın!” deyince şehzade gülüp geçmiş. 

Şehzade, Yemen’e varır. İşlerini halleder. Kızcağızın sabır taşını almayı unutarak dönüş yolculuğuna başlar. Günlük güneşlik bir havada geminin önünü kara dumanlar kaplar. Gemi gidemez. Kaptan gemidekilere teker teker sorar: 
- İçinizde beddua almış biri var mı? Varsa hemen ortaya gelsin. Yoksa bu gemi yürümez. Gemi yolculuğu başka yolculuklara benzemez. Vebal taşıyan, felaketi gemiye çeker. 

Şehzadenin aklına kızın söyledikleri gelir. Sabır taşını almadığını hatırlar. Gemiden inip sabır taşını alır. Geminin önü açılır. Memleketine döner. Hanımına küpeleri verir, kıza sabır taşını. 
Zavallı kızacağız, sabır taşına yaşadıklarını bir bir anlatır. 

Sabır taşı sabır taşı 
Şişti yüreğimin başı 
Sen olsan ne yapardın 
Söyle ey sabır taşı

Kızcağız anlattıkça sabır taşı şişer. Sonunda çat diye ortasından çatlar. Sabır timsali kızcağız: 
- Ey sabır taşı sen bile dayanamadın, benim yüreciğim nasıl dayansın, diye ağlamaya başlamış. 
Sabır taşının ne işe yaradığını merak eden şehzade de kulağı kapıda kızın anlattıklarını dinliyormuş. Şehzade duyduklarının şaşkınlığı içinde karısını çağırıp: 
- “Kırk katır mı istersin, kırk satır mı?” demiş. Düzmece sultan olanları anlamış. Kırk katır ver de bari memleketime döneyim, demiş. Düzmece sultanı kırk katırın kuyruğuna bağlayıp, katırlara kamçı vurmuşlar. Düzmece sultan cezasını bulurken şehzade, kuşun getirdiği kızla evlenmiş. Kızın yaşlı ve üzüntülü anacığını da saraya getirtmiş. Hep birlikte mutluluk içinde yaşayıp gitmişler. Onlar ermiş muradına, darısı bütün iyilerin başına.

Filiz Güner
Arkadaşım Dergisi




resimli mesajlar, resimli sabır sözleri, resimli sözler, sabır nedir, sabır sözleri, sabrın sonu selamet, selam, selamet, sabır taşı nedir, sabır taşı öyküsü, sabır taşı, sabır ile ilgili sözler, altın sözler