Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

RAMAZAN BAYRAMI

20 Mayıs 2020 Çarşamba / No Comments
cuma hutbesi, anlamlı cuma mesajları, ramazan bayramı ile ilgili ayetler ve hadisler, ramazan bayramı ile ilgili sözler, ramazan bayramı önemi, ramazan bayramının fazileti, ramazan bayramının tarihi
ramazan bayramı ile ilgili ayetler ve hadisler, ramazan bayramı ile ilgili sözler, ramazan bayramı neden kutlanır, ramazan bayramı önemi, ramazan bayramının fazileti, ramazan bayramının tarihi,  Ramazan Bayramı

Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Medine'ye geldiğinde Medinelilerin iki (bayram) günleri vardı. O günlerde oynayıp eğlenirlerdi.
"Bu iki gün(ün mana ve mahiyeti) nedir?" diye sordu.
"Biz cahiliye devrinde bu günlerde eğlenirdik!" dediler. Aleyhissalatu vesselam:
"Allah, bu iki bayramınızı onlardan daha hayırlı diğer iki günle değiştirdi: Kurban bayramı, Fıtır(Ramazan) bayramı" buyurdu..."
Ebu Davud, Salat 245, (1134); Nesai, Iydeyn 1, (3, 179).
*
 Resûlullah (SAV) buyurdu;
Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, tevbe reddolmaz. Ramazan bayramının ve Kurban bayramının birinci geceleri, Berat gecesi ve Arefe gecesi. [İsfehani]
 Resûlullah (SAV) buyurdu;
Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi. [İbni Asakir]
*
Rabbimizin rızasını umarak O’nun evine koşan, Ramazan Bayramının huzur ve sevincine kavuşan Aziz Kardeşlerim!
*
Sabahınız hayırlı olsun. Bayramınız mübarek olsun. Bizleri nimetleri ile mükâfatlandırarak onbir ayın sultanına kavuşturan, bu ayın rahmet ve mağfiret ikliminden istifade ederek bu güzel bayram sabahına eriştiren Yüce Rabbimize sonsuz şükürler olsun.
*
وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَم۪يعاً وَلَا تَفَرَّقُواۖ وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ  كُنْتُمْ اَعْدَٓاءً فَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَاَصْبَحْتُمْ بِنِعْمَتِه۪ٓ اِخْوَاناًۚ وَكُنْتُمْ عَلٰى شَفَا حُفْرَةٍ مِنَ النَّارِ فَاَنْقَذَكُمْ مِنْهَاۜ   كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

"Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o, kalplerinizi birleştirmişti. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz."  (Âl-i İmrân; 103)
*
Emrine uyarak bir, beraber ve kardeşçe yaşamın mutluluğunu bahşeden Cenabı Hakk’a sonsuz hamd ü senâlar olsun. Yardımlaşmayı, dayanışmayı, gönül almayı, muhtacı sevindirmeyi, çocukları neşelendirmeyi, Ramazan bayramı ile bizlere bir kere daha yaşatan Yüce Rabbimize hamd ediyoruz.
Bayramlar neşe, sevinç ve huzur günleridir. Toplumların birlik ve beraberlik duygularının zirveye ulaştığı, dayanışma ve kaynaşmanın her zamankinden daha yoğun yaşandığı özel zaman dilimleridir.
Bununla birlikte İslam dünyası, son birkaç yüzyılı, maalesef, hep çile, sıkıntı ve kargaşa içinde geçiriyor. Birçok İslâm ülkesinde şiddet, terör ve iç savaş hala devam ediyor. Bayramın tadını ve heyecanını hissedemeyen nice anneler evlatları için gözyaşı döküyor. Bayramda ailesine kavuşamayan nice babalar, savaşın ortasında bayramın huzurunu özlüyor. Nice masum yavrular, bayrama hüzünlü ve yıkılmış hayalleriyle giriyor.

Bu durum karşısında bizler, dualarımıza kardeşlerimizi de dâhil ederek samimiyetle Rabbimize yalvarıyor ve diyoruz ki;
Ey Rabbimiz! Yürekleri yanmış, huzurları çalınmış, yarınları ellerinden alınmış kardeşlerimize aydınlık günler ve gelecekler nasip eyle! Bizlere güç, kuvvet, feraset, basiret, birlik, dirlik ve esenlik ihsan eyle!

Ramazan ayı münasebetiyle kulluk bilincimizi yeniden gözden geçirdik. Almanya’da yaşayan Müslümanlar olarak cami derneklerimizde gerçekleştirilen programlara katıldık, mülteci kardeşlerimizle iftar ve sahur yapmanın bahtiyarlığına eriştik. Ramazan ayından sonra da yükselen dindarlık bilincimizi, ibadet şuurumuzu korumaya gayret gösterelim.

Bu vesile ile mübarek ramazan bayramınızı en kalbi duygularımla tebrik ediyor, bu bayramın aynı sosyal ortamı paylaşarak beraber yaşadığımız tüm insanlık için huzur, güven ve barışa vesile olmasını Yüce Mevla’dan niyaz ediyorum.


ramazan bayramı ile ilgili ayetler ve hadisler, ramazan bayramı ile ilgili sözler, ramazan bayramı önemi, ramazan bayramının fazileti, ramazan bayramının tarihi, ramazan bayramı neden kutlanır

KADİR GECESİ DUALARI

18 Mayıs 2020 Pazartesi / No Comments
dualar, kadir gecesi duaları, kadir gecesi yapılacak dualar, peygamberimizin kadir gecesi yaptığı dualar, kadir gecesi duası türkçe, kadir gecesi duası nihat hatipoğlu, kadir suresi,
dualar, kadir gecesi duaları, kadir gecesi duası nihat hatipoğlu, kadir gecesi duası türkçe, kadir gecesi yapılacak dualar, kadir suresi, peygamberimizin kadir gecesi yaptığı dualar, 
Peygamberimizin Kadir Gecesi Duaları

Kadir gecesinde okunacak dualar : Hazreti Muhammed Kadir Gecesine büyük önem verir ve bu gecede namazın camide cemaatle kılınmasını tavsiye ederdi. Hazreti Ayşe'nin aktardığına göre Peygamber efendimizin Kadir Gecesi şu duayı okurdu;

dualar, kadir gecesi duaları, kadir gecesi duası nihat hatipoğlu, kadir gecesi duası türkçe, kadir gecesi yapılacak dualar, kadir suresi, peygamberimizin kadir gecesi yaptığı dualar,

- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni. 

Peygamberimizin okuduğu Kadir Gecesi duasının Türkçe manası şu şekilde:
-Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.

Kadir Gecesinde edilen dua reddolunmaz : Bin geceden hayırlı olarak nitelenen Kadir Gecesi'nde edilen dualar reddolunmaz. Peygamberimizin Kadir Gecesi ile ilgili Hadisi Şerifinde bu konuda şöyle demiştir;

-"Kim Kadir Gecesi'nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır."

Kadir Suresi'ni okuyun : Kadir Gecesi'nde dua etmek kadar o gece Kadir Suresi'ni okumak da çok kıymetli. Peygamberimizin bu konudaki hadisi şöyle : "Kadir gecesinde bir defa, Kadir sûresini okumak, (başka zamanda) Kur’ân-ı kerîmi hatmetmekten daha sevâptır. Bu gece koyun sağma müddeti kadar namaz kılmak, ibâdet etmek, bir ay her geceyi ibâdetle geçirmekten daha kıymetlidir."

KADİR SURESİ
dualar, kadir gecesi duaları, kadir gecesi duası nihat hatipoğlu, kadir gecesi duası türkçe, kadir gecesi yapılacak dualar, kadir suresi, peygamberimizin kadir gecesi yaptığı dualar,

Bismillahirrahmânirrahîm.

1- İnna enzelnahü fiy leyletilkadr 2- Ve ma edrake ma leyletülkadr 3- Leyletülkadri hayrüm min elfi şehr 4- Tenezzelülmelaiketü verruhu fiyha biizni rabbihim min külli emr 5- Selamün hiye hatta matle'ılfecr

ANLAMI

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.1- Biz o (Kur'ân)nu Kadir gecesinde indirdik.2- Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin?3- Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.4- Melekler ve Ruh (Cebrail veya Ruh adındaki melek) o gece Rablerinin izniyle, her iş için inerler.5- O gece, tanyeri ağarıncaya kadar süren bir selâmettir.

Ramazan Bayramı mesajları için tıklayın...

Kadir Gecesi Türkçe dua

BİSMİLLAHİ'R-RAHMANİ'R-RAHîM

Ey talihsizlerin sığınağı, Ey âcizlerin güç kaynağı, Ey dertlilerin tabibi, Ey yolda kalmışların yol göstereni!, Ey çaresizler çaresi! ve Ey her duada bulunana icabet eden ululuk tahtının Sultanı!

İçinde bulunduğumuz bu Kadir Gecesi hürmetine bizleri affeyle Ya Rabbi!

Allahım,
Sen bizleri ufku, inancı ve davranışlarıyla tam bir ruh ve mana kahramanı eyle! Derinlik ve zenginliğimizi bilgi ve müktesebatımızla birlikte gönül zenginliği, ruh saffeti ve hakka kurbetimiz itibarıyla yap Ya Rabbi!

Allahım,
Sen bizleri, kalbi ve ruhi hayata programlı, maddi manevi bütün kirlerden uzak durmaya kararlı, cismani ve bedeni isteklere karşı her zaman teyakkuzda, Kin, nefret, hırs, hased, bencillik ve şehvet gibi hastalıklarla mücadele azmiyle gerilmiş tevazu ve mahviyet abideleri eyle Ya Rabbi!

Allahım,
Sen bizleri her zaman hakkı tutup kaldırma peşinde, mülk ve melekut alemiyle alakalı duyup hissettiklerini başkalarına duyurma iştiyakıyla yanıp tutuşan diğergamlardan eyle Ya Rabbi!

Allahım,
Sen bizleri, olabildiğine sabırlı ve temkinli, konuşup gürültü çıkarmadan daha çok, inandıklarını yaşayan, yaşadıklarıyla başkalarına da örnek olan bir iman ve aksiyon insanı eyle Ya Rabbi!

Allahım,
Sen bizleri dur-durak bilmeden sürekli koşan, Hak'ka yürüyenlere yürümenin âdâbını öğreten, iç dünyası itibarıyla her zaman ocaklar gibi cayır cayır yanan ve yanarken de asla gam izhar eylemeyen; eyleyip ağyârı âhına âgâh kılmayı düşünmeyen her zaman içten içe yanan ve kendine sığınanların ruhlarına hararet üfleyen kullarından eyle Ya Rabbi!

Allahım,
Hedefimizde hep öteler tüllenip dursun. Bizler Hak rızasına bağlanmış, sürekli ilerleyen ve sürekli mesafelerle yaka paça olan iman insanları olalım ya Rabbi! Matlûbumuza ulaşacağımız ana kadar hep bir küheylan gibi koşalım; koşarken de herhangi bir beklentiye girmeyelim Ya Rabbi!

Allahım,
Sen bizleri öylesine içten bir hakikat eri eyle ki, oturup kalkıp sürekli yeryüzünde hakkı ikame etmeyi düşünelim ve senin hatırın söz konusu olduğunda da rahatlıkla bütün arzularımızdan ve isteklerimizden vazgeçebilelim Ya Rabbi!

Allahım,
Herkese sinemizi açalım, herkesi şefkatle kucaklayalım ve toplum içinde hep bir sıyanet meleği görüntüsü sergileyelim. Ama senden başka kimseden de bir şey beklemeyelim Ya Rabbi!

Allahım,
Sen bizlere Tavırları, davranışları itibarıyla herkesle uyum içinde olmayı lutfet. Hiç kimseyle cedelleşmeyelim. Hiç kimseye karşı düşmanlık beslemeyelim. Kat'iyen başkalarıyla rekabete ve sürtüşmeye girmeyelim. Dinimize, ülkemize ve ülkümüze hizmet eden hemen herkesi sevelim. Bütün olumlu faaliyetlerinden ötürü herkesi alkışlayalım. Başkalarının anlayışlarına hem de konumlarına saygılı kalmaya alabildiğine itina gösterelim ya Rabbi!

Allahım,
Kendi gayret ve aktivitelerimizin yanında, senin tevfik ve inayetine de fevkalâde önem verelim. Her hareketimizde rızana mazhar olma yollarını araştıralım. Senin inayetine vesile sayılan birliğe-beraberliğe olağanüstü ihtimam gösterelim Ya Rabbi!

Allahım,
Sen bizleri bir Hak âşığı ve Hak rızası sevdalısı eyle. Nerede ve hangi şartlar altında olursa olsun bütün hareketlerimizi senin hoşnutluğuna bağlayalım. Seni memnun etme yolunda ölesiye bir hırs gösterelim ve böyle bir hedefe ulaşmak için de bütün varımızı feda edebilelim, dünyevî-uhrevî her şeyden vazgeçebilelim Ya Rabbi!

Allahım,
Düşünce dünyamızda "benim yapmam", "benim başarmam", "benim sonuçlandırmam" gibi merdud mülâhazalara asla yer verme Ya Rabbi! Yerine getirilmesi gerekli olan şeyleri kim yaparsa yapsın, kendimiz yapmış gibi memnun olalım, başkalarının başarılarını kendi başarılarımız sayalım, öncülük yapma şeref ve payesini de onlara bırakalım Ya Rabbi!

Allahım,
Her zaman kendimizle yaka-paça ve kendi ayıplarımızla meşgul olalım kimsenin eksiğiyle-gediğiyle uğraşmayalım. Her fırsatta iyi bir insan olma örneği sergileyelim, başkalarını daha yüksek ufuklara yönlendirip herkese bir hüsn-ü misal olalım İnsanların ayıplarına ve kusurlarına göz yumalım. Onların olumsuz tavırlarına tebessümle karşılık verelim, kötülüklerini iyilikle savalım ve elli defa rencide edilsek de, bir kerecik olsun kimseyi kırmayı düşünmeyelim Ya Rabbi!

Allahım,
Hayatımızı iman-ı kâmil yörüngeli ve ihlas donanımlı yaşamayı en birinci mesele bilelim. Duyguları, düşünceleri ve davranışları itibarıyla Hakrızasına kilitlenmiş bir hakikat eri olalım. Beraber yürüdüğümüz, aynı mefkûreyi paylaştığımız kimselerle asla rekabete girmeyelim. Onlarakarşı kat'iyen kıskançlık duymayalım; aksine, onların noksanlarını giderip, eksiklerini tamamlayalım ve onlara karşı hareketlerimizde hepbir vücudun uzuvlarından herhangi bir organmış gibi davranalım Ya Rabbi!

Allahım,
Tam bir îsar rûhuyla; makam ve mansıp, paye ve şöhret gibi maddî-manevî hemen her konuda yol arkadaşlarımızı öne çıkarıp kendimiz gerilerden gerilere çekilerek onların başarılarının tellalı gibi davranalım, kardeşlerimizin mazhariyetlerini alkışlayıp muvaffakiyetlerini de bir bayram sevinciyle karşılayalım Ya Rabbi!

Allahım,
Başkalarının düşünce ve hareketlerine karşı hep saygılı kalmaya çalışalım. Paylaşmaya, beraber yaşamaya açık duralım. Oturup kalkıp aynı mefkûre insanlarıyla müşterek hareket etme yollarını araştıralım, müşterek projeler geliştirelim ve "ben" yerine "biz"i ikame etme gayreti gösterelim. Dahası, başkalarının mutluluğu yolunda rahatlıkla kendi saadetimizi feda edebilelim ve bunları yaparken de kimseden herhangi bir teveccüh beklemeyelim. Hatta böyle bir beklentiye girmeyi kendi hesabımıza bir düşüş sayalım; yılandan-çıyandan kaçtığımız gibi önde görünmekten, namdan-şandan kaçalım ve unutulma murakabesine dalalım Ya Rabbi!

Allahım,
Kimsenin kılına dokunmayalım, saldırıya saldırıyla mukabelede bulunmayalım. En kritik durumlarda bile hep dengeli hareket edelim. Her zaman fenalıklara karşı iyilikle mukabelede bulunalım. Kötülükleri kötülerin işi sayıp, bir iyilik âbidesi gibi davranalım Ya Rabbi!

Allahım,
Hayatımızı Kur'ân ve Sünnet çizgisinde Hak dostluğu, takva, azimet ve ihsan şuuru çerçevesinde yaşayalım. Benlik, gurur, şöhret gibi kalbi öldüren hislere karşı sürekli tetikte bulunalım kendimize nisbet edilen güzellikleri "her şey senden" deyip sana verelim. İradeye vâbeste işlerde de her zaman "ben"den kaçıp, "biz"e sığınalım. Hiç kimseden korkmayalım. Hiç bir hâdise karşısında telâşa kapılmayalım ve doğru bildiğimiz şeylerden asla geriye durmayalım Ya Rabbi!

Allahım,
Kimseye gücenmeyelim; hele Hak'ka dilbeste olanlara kat'iyen kırılmayalım. Yol arkadaşlarımızı herhangi bir fenalık içinde gördüğümüzde onlardan uzaklaşmayalım. Perdeyi yırtıp onları utandırmayalım; utandırmak bir yana, böyle bir fenalığı gördüğümüzde büyük bir hata işlemiş gibi kendimizi kınayalım. Mü'minlerin farklı yorumlara açık tavırlarından dolayı onlar hakkında sû-i zanda bulunmaktan kaçınalım; görüp duyduğumuz şeylere iyi yorumlar getirip ve kat'iyen olumsuz mülâhazalara girmeyelim Ya Rabbi!

Allahım,
Hareket ve faaliyetlerimizi, bu dünyanın bir ücret yeri değil de, bir hizmet mahalli olduğu mülâhazasına bağlayalım. Her zaman memur bulunduğumuz sorumlulukları fevkalâde bir disiplin içinde yerine getirelim. Netice ve sonuçla meşgul olmayı da sana karşı bir saygısızlık sayalım Ya Rabbi!

Allahım,
Dine, imana ve insanlığa hizmeti, Hak rızası yolunda en büyük bir vazife bilelim. Ne kadar büyük işler başarsak da, bundan nefsimiz adına maddî-manevî herhangi bir pâye çıkarmayı hiç mi hiç düşünmeyelim Ya Rabbi!

Allahım,
Düzenimizin bozulmasından dolayı ümitsizliğe düşmeyelim. İnsanların bize karşı olmasından dolayı sarsıntı yaşamayalım. "bu dünya, darılma dünyası değil, bir dayanma âlemidir" deyip dişimizi sıkıp sabredelim, maruz kaldığımız durumlardan kurtulmak için de alternatif çıkış yolları arayalım en kritik anlarda dahi değişik stratejiler üretip
hep azm u ikdamda bulunalım Ya Rabbi!

Allahım,
İnsanî değerlerin hor görüldüğü, dînî düşüncede kırılmaların yaşandığı, her tarafta başı boşların gürültülerinin duyulduğu günümüzde, başka bir şey değil, bizleri gönül insanları eyle ya Rabbi!

dualar, kadir gecesi duaları, kadir gecesi yapılacak dualar, peygamberimizin kadir gecesi yaptığı dualar, kadir gecesi duası türkçe, kadir gecesi duası nihat hatipoğlu, kadir suresi,

KADİR GECESİ

/ No Comments
en güzel kandil mesajları 2017, kadir gecesi mesajları, kandil mesajları, bin aydan hayırlı gece, kadir gecesi, kadir gecesi ne zaman, kadir gecesi duası, resimli mesajlar, sms mesajları,
bin aydan hayırlı gece, en güzel kandil mesajları 2020, kadir gecesi, kadir gecesi duası, kadir gecesi mesajları, kadir gecesi ne zaman, kadir gecesi yapılacak ibadetler, kadir gecesinin önemi, 
bin aydan hayırlı gece, en güzel kandil mesajları 2019, kadir gecesi, kadir gecesi duası, kadir gecesi mesajları, kadir gecesi ne zaman, kadir gecesi yapılacak ibadetler, kadir gecesinin önemi, 
En Güzel Kadir Gecesi Mesajları 

*|*  Gül sevginin tacıdır, her bahar bir gül taçlanır. O gül ki Muhammet'i hatırlatır. Onu hatırlayana gül koklatır. Gül kokulu sevgi dolu nice kandillere...

*|*  Tövbe güvercini kalbe konsun af dalgalar saadet kervana gelip kapında dursun. Bütün Melekler sizinle,Dualarınız Kabul Kadir Geceniz Mübarek Olsun....

*|*  Gün vardır, bin yıldan uzun gelir bize, bir yıl vardır bir günden kısa gelir bize. Bire bin yazilan bu gecede dua edelim Rabbimiz'e! Hayırlı kandiller.

*|*  Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'nde, kainatın yaratıcısı ve alemlerin Rabbi bağışlayıcı ve acıyıcı yüce Allah tüm dualarınızı kabul etsin.

*|*  Bu gece kulun yalvarış ve yakarışlarını Yüce Mevla'ya sunacağı ve O'nun sonsuz affından, merhametinden, iyiliğinden bol bol yararlanacağı umut, huzur ve müjde gecesidir Kadir gecesiniz hayırlı olsun !

*|*  Borçlarımızdan, ceza ve günahlarımızdan kurtulmak için bu gece dua edelim Allah affeden ve bağışlayandır, unutmayalım Eller semaya kalkıp, yürekler bir atınca bu gece, gözler sevinç yaşlarıyla dolacak Kadir Geceniz mübarek, dualarınız kabul olsun.

*|*  Kadir geceniz mübarek olsun! Allah sana sevdiklerinle beraber mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamayı nasip etsin. Hayırlı Kandiller..!

*|*  Allah'ın nimet, rahmet ve mağfiretinin müminlere bol bol ihsan edildiği gece manasına gelen Kadir Gecesi'nde, yüreklerimiz ibadetle çarpsın, gönüllerimiz bir olsun Kadir gecesiniz mübarek olsun!

*|*  Kim erdemine inanarak ve sevabını umarak Kadir Gecesini ihya ederse Allah onun bütün geçmiş günahlarını bağışlar? HADİS'İ ŞERİF?

*|*  Kuran'ın nazil olduğu bin aydan daha hayirli bu gecenin size efradı ailenize ve bütün İslam alemine hayır bereket ve huzur getirmesini diliyor ve dua ediyorum Kadir geceniz mubarek olsun.

*|*  Kulun Rabbine yakın olduğu gecelerin en önemlisi? Kendisine dua edenleri geri çevirmeyen, günahları bağışlayan, her şeyi bilen, gören ve duyan Yüce Allah tüm dualarımızı kabul etsin.

*|*  Size karanfilin sadakatini, sümbülün bagliligini, meneksenin tevazusunu, lalenin gururunu, leylegin saadetini versek, bize de dua eder misiniz? Kadir Geceniz mübarek olsun.

*|*  Talihiniz gözleriniz kadar berrak, kaderiniz bakisiniz kadar güzel, umudunuz yarin kadar yakin, yarininiz askiniz kadar mutlu, askiniz Kadir kadar mukaddes, dualariniz istediginiz gibi makbul olsun.

*|*  Varligi ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez Dualarinizin Rabbin yüce katina iletilmisine vesile olan Kadir Geceniz mübarek olsun.

*|*  Gecenin güzel yüzü yüregine dokunsun, seytan senden uzakta, melekler basucunda olsun, günes öyle bir geceye dogsun ki dualarin kabul Kadir Geceniz mubarek olsun!

*|*  Bir damla umut serpilsin yüregine, bin tatli umut dolsun günlerine, hayallerin gerçekleri bulsun, bütün dualarin kabul, Kadir Gecen mubarek olsun!

*|*  Ellerin duaya uzandigi, sinelerin dostlara açildigi, gözlerin masumiyet aradigi bu mubarek günde tum dualariniz kabul olmasi dilegiyle iyi kandiller!

*|*  Gel ey Muhammed bahardir, dualar ardinda sakli, aminlerimiz vardir Hacdan döner gibi, Beraat'tan iner gibi gel gel Bekliyoruz yillardir Kadir Geceniz mübarek olsun!

*|*  Yagmur yüklü bulutlar gibi gelen, etegindeki hayir cevherlerini basimiza bosaltan ve bizlere mutluluk veren kandilin, büyüsüne kapilmaniz dilegiyle Nice kandiller.

*|*  Kalpler vardir ,sevgiyi yasatmak için,Insanlar vardir, dostlugu paylasmak için,Mubarek günler vardir, Beraberce kutlamak için Kandiliniz Mübarek Olsun.

*|*  Kulun Rabbine yakın olduğu gecelerin en önemlisi? Kendisine dua edenleri geri çevirmeyen, günahları bağışlayan, her şeyi bilen, gören ve duyan Yüce Allah tüm dualarımızı kabul etsin.

*|*  Gün vardir, bin yildan uzun gelir bize, bir yil vardir bir günden kisa gelir bize Bire bin yazilan bu gecede dua edelim Rabbimiz'e Hayirli kandiller!

*|*  Bugün ellerinizi her zamankinden daha çok açın Avucunuza melekler gül koysun, yüreğiniz coşsun Kadir geceniz hayırlara vesile olsun.

*|*  Bu gece bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi Kulun Rabbine yakın olduğu gecelerin en önemlisi? Kendisine dua edenleri geri çevirmeyen, günahları bağışlayan, her şeyi bilen, gören ve duyan Yüce Allah tüm dualarımızı kabul etsin.

*|*  Bin damla serilsin yüreğine, bin mutluluk dolsun gönlüne, bütün hayallerin gerçek olsun, duaların Kabul olsun bu gece Kadir gecen mübarek olsun.

*|*  Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesinde, kainatın yaratıcısı ve alemlerin Rabbi bağışlayıcı ve acıyıcı yüce Allah tüm dualarınızı kabul etsin!

*|*  Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi kutlarım.

*|*  O gece boyunca melekler, Rablerinin izniyle ölü canlara hayat taşımak için bölük bölük inerler; her çeşit barış, huzur, saadet ve güven taşırlar? ta şafak sökünceye dek! Bu mübarek Kadir Gecesinde Allah dualarınızı kabul etsin.

*|*  Allah'ın nimet, rahmet ve mağfiretinin müminlere bol bol ihsan edildiği gece manasına gelen Kadir Gecesi'nde, bir yıllık yaşantımızı, ibadetlerimizi ve iyiliklerimizi iyi düşünecek ve ona göre hayatımıza çekidüzen vererek samimi bir teslimiyetle nefis muhasebesine gireceğiz Bu gece hayırlı bir gece, yüreklerimiz ibadetle çarpsın, gönüllerimiz bir olsun Kadir geceniz mübarek olsun!

*|*  Kadir Gecesi değer gecesidir, Allah tarafından değerli kılınmış bir gecedir Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır Bu gece bir ömürden daha hayırlıdır Ellerin açıldığı, gözlerin dualarla yaşardığı, kalplerin okşandığı Kadir Gecesinde bütün insanların günahlardan uzaklaşıp tövbelerinin kabul edilmesini niyaz ederiz Allah tüm inananları iman yolundan ayırmasın.

*|* Mübarek Kadir Gecenizi kutlar, herşeyin gönlünüzden geçtiği gibi olmasını temenni ederim. Berat Kandiliniz mübarek olsun!

*|* Ümit ederiz ki bu mübarek gece, zor günler geçirdiğimiz; fakat gelecek adına umutla dolu olduğumuz şu dönemlerde yeniden bir uyanışa vesile olur. Kadir Geceniz mübarek olsun..

*|* Bu günlerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize, bereketi evinize, nuru ahiretimize, sıcaklığı yuvamıza dolsun. Kandiliniz mübarek olsun..

*|* Bu güzel gecelerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize, bereketi evinize, nuru ahiretinize, sıcaklığı yuvanıza dolsun. Kandiliniz mübarek olsun.

*|* Bugün ellerini semaya gönlünü Mevla'ya aç, bugün günahlardan olabildiğince kaç, bugün en gizli incilerini onun için saç. Çünkü bugün Beraat kandili, kandilin mübarek olsun.

*|* Dertlerimiz kum tanesi kadar küçük, sevinçlerimiz Nisan yağmuru kadar bol olsun. Bu mübarek geceniz sevapla dolsun. Kadir Geceniz Mübarek Olsun.

*|* Duanız kabul, ameliniz makbul hizmetiniz daim olsun. Saadetiniz kaim olsun. Beraat Kandiliniz Mübarek Olsun.

*|* Gül bahçesine girenler gül olmasa da gül kokarlar, kainatın en güzel gülünün kokusu üzerinizde olsun bu gece. Kandiliniz mübarek olsun.

*|* Güneşin güzel yüzü, yüreğine dokunsun, kabuslar senden uzakta, melekler baş ucunda dursun. Güneş öyle bir geceye doğsun ki, duaların kabul, Kadir Geceniz Mübarek Olsun.

*|* Günler bize dostların güzelliği ile, geceler onların duaları ile mübarek oluyor. Umudumuz dostların hediyesi, duamız sizlerin sevgisi. Kandiliniz mübarek olsun..

*|* Konsun yine pervazlara güvercinler, hu hulara karışsın aminler,mübarek akşamdır, gelin ey Fatihalar, Yasinler.... Kadir Geceniz Mübarek Olsun...

*|* Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbi'ne kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku, Allah indinde misk kokusundan daha hoştur. Kadir Geceniz Mübarek Olsun...

*|* Oruçlu olan kimse, bir kimsenin aleyhinde bulunmadıkça veyahut eza ve cefa yapmadıkça, ta orucunu bozuncaya kadar ibadetdedir. Kadir Geceniz Mübarek Olsun...

*|* Kadir Geceniz mübarek olsun! Kalpleriniz imanla dolsun! Hayırlı İyi Kandiller...

*|* Bazen yenik düştük zamana, esiri oIduk anIamsız koşturmaIarın ve fakat adını yüreğimize yazdığımız dostIarımızı hiç unutmadık. KandiIiniz mübarek oIsun.

*|* Allah'ın rahmeti, bereketi sizinle olsun, gönül güneşiniz hiç solmasın, yüzünüz aydın olsun, kabriniz nur dolsun, makamınız Firdevs, dualarınız kabul olsun. Kandiliniz kutlu olsun..

*|* Sâde duyguIar yükseIsin gökIere, yüksekIerde hafakan, gözIerde yaşIar, ona susamış dudakIar kadar, açıIan eIIer var. KandiIiniz mübarek oIsun.

*|* Bu gece hayırIı bir gece, yürekIerimiz ibadetIe çarpsın, gönüIIerimiz bir oIsun.. KandiIiniz mübarek oIsun!

*|* İsIam'ın nurlu yüzü kalbine dolsun Makamınız cennet Hz. Muhammed komşunuz olsun Günlerinize mutluluk, gönlünüze saadet dolsun Kandiliniz mübarek olsun!

*|* Bugün ettiğiniz bütün dualar göklere yükselip, tek tek kabul olup üzerinize sağanak gibi yağsın inşallah. Kadir Geceniz mübarek olsun.

*|* Binlerce çiçek var, ama gül başka. Milyonlarca insan var, ama dost başka. Milyarlarca gün var, ama bugün başka, Kadir Geceniz mübarek olsun.

*|* Bakiler sevgiler adına nice dilekler vardır. Ölümü bile ayırır saymayan gönüller vardır. Mesafeler araya set çekmişse ne çıkar, dualarda birleşen gönüller vardır. Hayırlı kandiller..

*|* Yüzünden gülücük, kalbinden sevgi, bedeninden sağlık, çevrende dostluk, ömründen huzur ve neşe eksik olmasın! Hayırlı Kandiller.

*|* Beyaz bir güvercin gönderiyorum sana, kanatlarında mutluluk, yüreğinde sevgi, tüylerinde nur var. Senin de kalbin nurla dolsun kadir gecen mübarek olsun.
*|* Bugün unuttuğum kişileri hatırladığım gün değil, çok sevdiğim kişileri dua ile andığım özel bir gündür. 'Ben beni seven ümmetimi almadan cennete gitmem' diyen bir Peygamberin (s.a.v) ümmeti olmanın hakkını verebilmek duası ile kandilimiz mübarek olsun.

*|* Irmak vadiden, sevda denizden, dua yürekten kopar gelir. Yüreğimdeki duaya ortak ettim seni. Sende dualarından mahrum etme beni. Dostun hası huzur verir, muhabbeti ömür verir, yüzündeki tebessüm cemali Resul'den gelir. Rabbim ömrüne ömür, gönlüne huzur versin. Kadir geceniz mübarek olsun.

*|* Rabbim dualı bir hayat yaşayan, duasını hayatına taşıyan, başkalarının duasını alan ve duası kabul olan kullarından eylesin inşallah. Hayırlı Kandiller.

*|* Sofranız afiyetli, paranız bereketli, kararlarınız isabetli, yuvanız muhabbetli, kalbiniz merhametli, bedeniniz sıhhatli, yüzünüz mutlu, kandiliniz kutlu olsun.

*|*  Rüzgarın kemanını çaldığı ve yağmur damlalarının percerene vurduğu bir gecede yatağına uzanıp, keşke dediğin tüm güzelliklerin sizin olsun.

*|*  Mübarek Kadir Gecenizi kutlar, her şeyin gönlünüzden geçtiği gibi olmasını temenni ederim. Kandiliniz mübarek olsun.

*|*  Semanın kapılarının açılıp rahmetin sağanak, sağanak yağdığı bu günde duşen damlaların sizi ailece sırıl sıklam etmesi dileğiyle.Kandiliniz Kutlu olsun.

*|*  Geçmişin bugünle, ışığın gölgeyle umudun gerçekle, ışığın gölgeyle, üzüntünün neşeyle, öfkenin sevgiyle barıştığı nice kandillere.

*|*  Allah'ın aşkıyla yan bu gece, Mevlana gibi dön bu gece, secdeye varıp huzura erince, şu fakiride an bu gece. kandiliniz kutlu olsun.

*|*  En ışıltılı bakışların gözlerinde, en tatlı sözlerin kulaklarında, tüm mutlulukarın avuçlarında ve en sonsuz sevgilerin gönlünce yaşayacağı nice mutlu kandillere.

*|*  Kardeşliğin daimi olduğu, sevgilerin birleştiği dostlukların hiç bitmediği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de sevgi dolu nice kandillere.

*|*  İlahi Esintilerin kalpleri okşadığı, bir anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle, Kandilinizi Kutlarım.

*
Kadir Gecesi Duaları için lütfen tıklayın...

KADİR GECESİ

Mübarek Kadir Gecesi, Kur'ân-ı Kerim'in inmeye başladığı Ramazan ayı'nın 27. gecesidir. İslâm'da en kutsal ve faziletli gece Kadir gecesidir.

KADİR GECESİ'NİN ÖNEMİ

Diyanet resmi kaynaklarından alınan bilgiye göre; Peygamber efendimiz (s.a.v) daha önceki ümmetlerden bin sene cihad eden insanları düşünüp, benim ümmetimin ömrü kısadır, az ibadet ederler diye üzülünce, Allahü teâlâ, (Kadir gecesi senin ve ümmetinindir) buyurup Habibinin kalbini ferahlandırdı. Kadir gecesi, her Ramazan ayında gelir.

Kadir Gecesinin değeri ise Kur'an-ı Kerim'in ilk o gece indirilmeye başlanmasındandır.

Kadir Gecesi, üç ayların sonuncusu olan ramazan ayının yirmi yedinci gecesine rastlamaktadır. Kur'an-ı Kerim'de Kadir Gecesinin Önemi şu şekilde dile getirilmiştir.

'' Biz Onu (Kur'an-ı Kerim'i) Kadir Gecesinde indirdik. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sen bilirmisin? Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.O gecede,Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail a.s) her iş için iner dururlar. O gece esenlik,gün ağarıncaya kada sürer.'' (Kadir Süresi 1-5 Ayetler)Kadir gecesinin zamanı

Kadir gecesinin hangi gece olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, Ramazan'ın yirmi yedinci gününün gecesinde olma ihtimali yüksektir. İslam peygamberi Muhammed Kadir gecesinin hangi gece olduğunu kesin şekilde belirtmemiş, ancak; "Siz Kadir gecesini Ramazan'ın son on günü içerisindeki tek rakamlı gecelerde arayınız" demiştir.

KADİR GECESİ İBADETLER NELERDİR?

Ramazanın her gecesini Kadir gecesi bilerek hareket edilirse Kadir gecesine rastlanmış olur. Her gün en az şunlar yapılmalı:

1- Gece herhangi bir namaz kılarken zamm-ı sure olarak veya namaz dışında Kadir sûresini okumalı.
2- Şu duayı okumalı: (Allahümme inneke afüvvün kerîmün tühıbbül afve fa’fü annî.)
3- Birkaç sayfa Kur'an-ı kerim okumalı.
4- İlmihalden birkaç sayfa okumalı.
5- Az da olsa İslâmiyet’i doğru yayan kuruluşlara yardım yapmalı veya sadaka vermeli.
6- Gece seher vakti, iki rekât namaz kılıp, silsile-i aliyyeyi okuyarak, o âlimlerin hürmetine dua etmeli.
7- Gündüzü de gecesi gibi kıymetli olduğu için gündüzleri de değerlendirmelidir.

bin aydan hayırlı gece, en güzel kandil mesajları 2019, kadir gecesi, kadir gecesi duası, kadir gecesi mesajları, kadir gecesi ne zaman, kadir gecesi yapılacak ibadetler, kadir gecesinin önemi

SOL YANIM ACIYOR ANNE

9 Mayıs 2020 Cumartesi / No Comments
sol yanım acıyor anne şiiri, anneler günü şiirleri, anneler günü sözleri, anneler günü tebriği, yetim ne demektir, yetim kız şiiri
anneler günü sözleri, anneler günü şiirleri, anneler günü tebriği, sol yanım acıyor anne şiiri, yetim kız şiiri, yetim ne demektir, ana, anne,anneler günü kutlama
SOL YANIM ACIYOR ANNE


Merhaba anne, yine ben geldim
Merak etme okuldan çiktim da geldim.
Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama,
Ali okula gitmezsem annem çok kizar merak eder, demiştide onun için söylüyorum.
Geçen hafta ögretmen sag elimde sarimsak,
sol elimde sogan dedirte dedirte
Ögretti sagimi solumu.
Ben biliyorum artik anne, sagim neresi solum neresi,
Agriyan yanimin neresi oldugunu simdi iyi biliyorum anne
Hani geçen geldigimde, suram aciyor, suram iste demistim de,
Bir türlü söyleyememistim ya aciyan yanimi anne,
Bak simdi söylüyorum.
Suram iste sol yanim çok aciyor anne,
Hem de her gün aciyor anne, her gün
Dün sabah annesi Ayse;nin saçlarini örmüstü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakasi da danteldi. Zil çalinca öptü, hadi yavrum sinifa dedi
Bende agladim Agladim iste utanmadim.
Ögretmen ne oldu dedi. Düstüm dizim çok aciyor dedim.
Yalan söyledim anne,
Dizim acimiyordu ama, sol yanim çok aciyordu anne!
Bu gün bende saçim örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadi.
Dantel yaka istedim, babam ben bilmem ki kizim dedi
Bari okula sen götür dedim.
Kizim is dedi. Bende bana ne dedim agladim.
Kizim ekmek dedi babam.
Sustum ama , okula giderken yine agladim anne.
Ha bide sol yanim yine çok acidi anne
Herkesin çoraplari bembeyaz, benimkiler gri gibi.
Zeynep annem beyazlara renkli çamasir katmadan yikiyormus dedi.
Babam hepsini birlikte yikiyor,
babam çamasir yikamasini bilmiyor mu anne?
Of babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama,
Arkadaslarim her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.
E biliyorum babam pasta yapmasini bilmez anne.
Hava karariyor, ben gideyim anne,
Babam bilmiyor kaçip kaçip sana geldigimi?
Duyarsa kizmaz ama, çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor topragini, çiçeklerini kim kopariyor!
izin verme anne, ne olur topragina el sürdürme!
Eve gidince aklima geliyor, bide bunun için agliyorum anne.
Bak kavanoz yanimda, topragindan bir avuç daha alayim.
Biliyor musun anne, her gelisimde aldigim topraklarini,
Su kavanozda biriktirdim,
üzerine de resmini yapistirip bas ucuma koydum.
Her sabah onu öpüyor, kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne, bazen de konusuyorum onunla.
Ne yapayim seni çok özlüyorum anne.
Ha unutmadan! Ögretmen yarin
anneyi anlatan bir yazi yazacaksiniz dedi.
Ben babama yazdiracagim,
ögretmen anlarsa çok kizar ama, bana ne,
Kizarsa kizsin. Ben seni hiç görmedim ki, neyi nasil anlatacagim anne,
Senin adin geçince, sol yanim aciyor anne, Hiçbir sey yutamiyorum.
Bazen de dayanamayip agliyorum. Kagida da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne, Topragini öpeyim, sende rüyama gel beni öp,
Mutlaka gel anne. Sen rüyama gelmeyince,
sol yanimin acisiyla uyaniyorum anne
Sol yanim açiyor anne. Iste tam surasi,
Sol yanimÇok aciyor anne.
Seni çok özledim, çok...anne...


anneler günü sözleri, anneler günü şiirleri, anneler günü tebriği, sol yanım acıyor anne şiiri, yetim kız şiiri, yetim ne demektir, 

ANNELER GÜNÜ NEDEN KUTLANIR?

/ No Comments
anneler günü neden kutlanır, anneler günü ne zaman, anneler günü hediyesi, anneler günü ne zaman, anneler günü mesajları resimli, cennet annelerin ayakları altındadır, gül kokusu, kutlama mesajları,
anneler günü hediyesi, anneler günü mesajları resimli, anneler günü ne zaman, anneler günü neden kutlanır, cennet annelerin ayakları altındadır, gül kokusu, kutlama mesajları, 
ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN
*
Anne en değerli varlıktır.
*
Cennet anaların ayakları altındadır.
*
Annemiz başımızın tacıdır.
*
Ayağında cennet yolu,
Anneciğim gül kokulu,
Sımsıcak sevgi dolu,
Esen yelsin anneciğim.

*

Anneler Günü Dünyanın Birçok Ülkesinde Neden Mayıs Ayının İkinci Pazar Günü Kutlanır?

Analık uygarlığın doğuşundan buyana önem arz etmektedir. Bilinen Anneler Günü ilk olarak antik yunana dayanmaktadır. Yunanlıların birçok tanrı ve tanrıçanın anası kabul edilen RHEA (Tanrıların anası) onuruna verdikleri ilkbahar festivalleri ile başlar. Antik Roma ilkbahar festivallerini Anadolu kökenli KİBELE (Ana Kraliçe) onuruna kutluyorlardı.

Bizi ilgilendiren kısım ise şu an Anneler Günü, yaklaşık 66 ülkede neden Mayıs ayının ikinci pazarı kutlanır. Bu annesini kaybetmiş, genç bir kızın gerçek hayat hikâyesine dayanır. Olay şöyle:

ABD’nin Philadelphia eyaletinde, birbirlerine çok tutkun Anna Jarvis adında bir kız ve orta yaşta bir annesi yaşıyordu. Jarvis için hayat annesinden ibaretti. Bu sevgi öyle bir hal almış ki annesiz yaşamak aklına bile gelmiyordu.

Bir gün Jarvis’in annesi hastalandı. Jarvis üzgündü. Ama annesinin iyileşeceğine tüm kalbi ile inanıyordu. Ama aklına bile getirmek istemediği olay başına geldi. Annesini 9 Mayıs 1906 Çarşamba günü vefat eder. Jarvis’in dünyası yıkıldı. Neredeyse çıldırma noktasına geldi. Kendini öldürme teşebbüsünde bile bulundu. Bir arkadaşı ona bunun doğanın bir kanunu olduğunu, buna katlanması gerektiğini ve bir gün yine annesine kavuşacağını söyler. Jarvis acısını unutmasa da buna katlanmasını öğrendi.

Aradan 1 yıl geçmişti. Bu unutulmaz acının yıl dönümünde 1907 yılının 9 Mayısında Jarvis’i yalnız bırakmak istemeyen arkadaşları ve akrabaları onun evine doluştular. Jarvis’in bakışlarından bir şeyler tasarladığı anlaşılıyordu. En sonunda bunu çevresine açtı: “Annemin ölümünden 1 yıl geçti. Bu 1 yılda şunu anladım ki, dünyada hiçbir şeyin ANNENİN yerini dolduramaz. Tanrı’dan sonra her şeyimizin odur. Hayattayken onların değerini iyi bilelim. Benim aklıma bir düşünce geldi. Hiç olmazsa her senenin 1 gününü onlara ayıralım. O günü onlarla dolduralım. Belki böyle yapmakla onlara ne kadar önemli olduklarını, şükranlarımızı bir parça olsun ödeyebiliriz.”

Anneler Günü Nasıl Ortaya Çıktı?

Çevresindekiler bundan çok etkilenir. Özellikle kız arkadaşları ona destek için 9 Mayıs’ı “Jarvis’in Annesinin Günü” olarak kutlarlar. Yıl boyunca Philadelphia eyaletinde geniş bir kampanya başlatırlar. Pek çok kurum ve kişi onlara destek olurlar. Sonuç çok çabuk kendisini gösterir. 1908 yılının mayıs ayının ikinci Pazar günü Amerika’nın birçok eyaletinde Anneler Günü olarak kutlanır. Her geçen yıl daha geniş kapsamlı kutlamalar olur.

Ancak bu günün resmi bir kimlik kazanması ilk defa Texas (Teksas) eyaleti tarafından kabul gördü. 1912 yılında Teksas valisi Anneler Günü’nü resmi tatil ilan etti. Jarvis gönüllü olarak birçok eyalete gidip konferanslar verdi. Yazışmalar yaptı. En sonunda Amerikan Senatosunda 1914 yılında Mayıs ayının ikinci pazarı tüm ülkede resmi olarak ANNELER GÜNÜ olarak kabul edildi.

Fakat Anneler Günü’nü kabul eden ilk ülke İngilteredir.  Fakat İngiltere’de Büyük Perhiz’in ( Paskalya döneminde 40 gün boyunca hayvansal gıda tüketmek kaydı ile tutulan oruç) dördüncü pazarı kutlanır.

2020 Anneler Günü Ne Zaman? Türkiye’de Anneler Günü 

Bizim kültürümüzde annenin yerini anlatmaya şu hadis yeter diye düşünüyorum. “Cennet annelerin ayakları altındadır.” Ancak bugünün resmen kabul edilmesi 1956 yılına rast gelir. 1956 yılında pulların üzerine Zübeyde Hanımın resminin basılması ile resmi olarak kabul görür.

Anneler Günü Mayıs ayının ikinci Pazar gününe rast geldiğine göre, 2020 yılında Anneler Günü Mayısın 10‘unda kutlanacak. Şimdiden hakkını hiçbir şekilde ödeyemeyeceğimiz Annelerimizin Anneler Günü kutlu olsun.





anneler günü neden kutlanır, anneler günü ne zaman, anneler günü hediyesi, anneler günü ne zaman, anneler günü mesajları resimli, cennet annelerin ayakları altındadır, gül kokusu, kutlama mesajları, 

ANNE NEFESTİR

/ No Comments
allah, ana, anne, anne nefestir, çocuk, nefes, öksüz, resimli dualar, resimli mesajlar, yetim, anne sözleri ana sözleri, en güzel anne sözleri, en duygusal anne sözleri, anne sözleri kısa

Anne nefestir.
Allah kimseyi nefessiz bırakmasın...Amin
*
allah, ana, ana sözleri, anne, anne nefestir, anne sözleri, anne sözleri kısa, en duygusal anne sözleri, en güzel anne sözleri, nefes, öksüz, resimli dualar, resimli mesajlar, yetim, 
EN GÜZEL ANNE SÖZLERİ

Anneciğim sen benim her günümde yanımda oldun seni bazen kırıyorum ama sonra çok pişman oluyorum inanki dünyada en güzel kişi sensin canım annem.
*
Canım annem benim anam bitanem bu şarkı senin için canım annem herşeyim aşkım benim annem.
*
Kim ne derse desin ne olursa olsun seni sevmekten asla vazgeçmiyeceğim annem.
*
Anne hakkı ödenmez sevmeye Ömür yetmez bütün dünya benim olsa birtane annem etmez.
*
Canım annem seni kalbimden sevgimle seviyorum herkezin annesi güzeldir ama benimkisi özeldir.
*
Senden başka hiç kimseye ihtiyacım yok anneciğim.
*
Annecim, biriciğim Sonsuz sevgini, bitmez tükenmez sabrını ancak anne olunca anlayabileceğim herhalde Seçme şansım olsaydı yine senin annem olmanı istedim SENİ ÇOOK SEVİYORUM.
*
Canım annneciğim manzara ne güzel ama sen daha güzelsin her zaman güzel ve özelsin.
*
Dünyada bütün anneler kadınlar kızlar erkekler babalar çocuklar toplansa hiçbirisi annem kadar özel ve güzel asla olamaz.
*
Bugün annemle interneten yazıştım annem bana yazmış annesinin güzeli kara gulu çiçeği çok sevindim biliyormusunuz arkadaşlar ona ne desem diye düşündüm ve dedim canım benim.
*
Annemi ve Ailemi koru Allahım.
*
İki geçinmek iki kişinin kusursuz olmasıyla,değil,birbirlerinin kuusurlarını hoş görünmesiyle olur.
*
Benim bitanecik tatlı annem, senin çocuğun öldüğüm için her zaman gurur duydum. Ellerinden öperim.
*
Canım Güzel Annem dokundun her yer parlıyor sen benim herşeyimsin hayatımın anlamı en güzel insan seni seviyorum.
*
Annemizi he sevelim birgün elerini değilde toprağını opersiniz.
*
Annem senin sevgin dünyamı ışıtan tek güneştir. Hiç ışığın eksilmeyecek biliyorum. Varlığınla mutluyum.
*
Sınırsız bir sevgi, anlatılmaz bir sevgiyle beni seven annem, sana layık olmak için yaşıyorum.
*
Anneciğim benim, hüznümü sevince dönüştüren tek insansın. Anneler günü kutlu olsun bitanem.
*
Seni seven bir böcek elbet bir gün ölecek ölsede o böcek yine seni sevecek anammm.
*
Anneciğim benim, hüznümü sevince dönüştüren tek insansın. Bitanem!!
*
Sen evimizin kraliçesi, başımızın tacisin.. en aziz varlığımız.
*
Bütün acılar üstüme yağınca sen bana açılan şemsiyesin annem.. Seni çok seviyorum.
*
Anneciğim, sen benim için, ıssız bir çöl ortasında bulduğum, kana kana içtiğim, sevgi selimsin. Seni Çok Seviyorum.





allah, ana, anne, anne nefestir, çocuk, nefes, öksüz, resimli dualar, resimli mesajlar, yetim, anne sözleri ana sözleri, en güzel anne sözleri, en duygusal anne sözleri, anne sözleri kısa

ANNELER GÜNÜ

/ No Comments
 anneler günü mesajları, resimli anneler günü mesajları, anneler günü sms mesajları, anneler günü mesajları facebook, anneler günü mesajları tweeter, anneler günü sözleri, kutlama mesajları
anneler günü mesajları, anneler günü mesajları facebook, anneler günü mesajları tweeter, anneler günü sms mesajları, kutlama mesajları, resimli anneler günü mesajları, 

Anneler günü sözleri

Her şeye değer senin sonsuz sevgin.. Annem…

*

Biz insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Annesi onu güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştır. Kur'an-ı Kerim
*
Anne kalbi, çocuğun okuludur. Henry Ford
*
Anneler her şeyi görmeseler bile, kalpleriyle duyarlar. Ahmed Rufai
*
Fırtınalar atlatmış olmaktan gururlu annem, benim üstünden geçtiğim sağlam bir köprüdür. Cahit Zarifoğlu
*
Ana babaya iyilik, ölüm sıkıntılarını giderir. Abraham Lincoln
*
Başarısızlık ve felaketlere rağmen, hayata karşı güvenlerini sonuna kadar saklayabilen iyimser insanlar, daha çok iyi bir anne tarafından büyütülmüş olanlardır. Alekseyeviç Ostrovski
*
Annelik, tıp kitaplarındaki kadar kalsaydı, bu kadar büyük olabilir miydi? Andre Maurois
*
Hiçbir süs ve tuvalet, bir kadını, analık sevgisi kadar güzelleştiremez. Carolyn M. Rogers
*
Ana, hayatın ebediliğidir. Emile Brochvogel
 *
Annem her yerde... Bir gül kokusunda, bir kaplanın gözlerinde, bir kitabın sayfalarında, yediğimiz yemekte, çölün fırtınasında, günbatımının pırıldayan cevherinde, dolunayın kristal ışığında, gün doğumunun tüllerinde...Emile Zola
 *
Annelerin çocuklarına gösterebileceği en büyük sevgi, onlarla kuracağı arkadaşlıktır. Grace Seton Thompson
*
Annelerde kırık kalpleri yapıştıran, sihirli bir tutkal vardır. İrlanda Atasözü
*
 anneler günü mesajları, resimli anneler günü mesajları, anneler günü sms mesajları, anneler günü mesajları facebook, anneler günü mesajları tweeter, anneler günü sözleri, kutlama mesajları

Bana iyi analar veriniz, size iyi vatandaşlar vereyim. Mustafa Kemal Atatürk

***

- Seni bir gün değil her canım yandığında, başım sıkıştığında seni çağırıyorum. Sesimi duyan tek insan sensin. Anneler günün kutlu olsun anneciğim.

- Annem senin sevgin dünyamı ısıtan tek güneştir. Hiç ışığın eksilmeyecek biliyorum.

- Sen evimizin kraliçesi, başımızın tacısın.. en aziz varlığımız. Anneler günün kutlu olsun annem.

- Anne senin yüreğin taş olsa dayanır mı, kuş olsa, çiçek olsa, gündüz olsa, kırılmaz mı? Acıdan bir sap menekşenin boynu bu kez dağlar doğursun beni anne. Sen de ılık bir yağmur ol durmadan yağ kanayan yerlerime. Anneler günün kutlu olsun canım annem.- Benim için herşeye katlanan, her zaman yanımda olan, değeri biçilemeyen dünyanın en güzel annesine.. Anneler günün kutlu olsun Anneciğim.

- Meğer dilimdeki ve beynimdeki en güzel kelime senin adınmış. Sana her seslenişimde ya acım dinmiyor ya da sevgim coşuyor… Anneler günün kutlu olsun.

- Eğer bana gözlerinle değil de kalbinle bakmış olsaydın, seni ne kadar sevdiğimi çok iyi anlardın…Anneler günün kutlu olsun. Dünyada kimseyi seni sevdiğim kadar sevemem, bağlanamam. Anneler günün kutlu olsun canım annem.

- Anneciğim benim, hüznümü sevince dönüştüren tek insansın. Anneler günü kutlu olsun -bitanem.

- Anne kelimesi bile yetiyor insana.Huzuru veriyor sevgiyi şevkati.Allah kimseyi annesiz koymasın.Canım annem Anneler günün kutlu olsun.

- Anneciğim, bir günümde değil her günümdesin. Annem olman dünyadaki en büyük şansım, iyi ki varsın. Anneler günün kutlu olsun.

- Senin kucağın, senin merhametin beni yaşama bağlıyor sevgili anneciğim. Anneler günün kutlu olsun..

- Kuzey rüzgarı da esse, kopsa da fırtına, sığınacağım tek liman sensin annem. Hakkını nasıl öderim.. Başımı dizlerine koymaya geldim.

- Gökyüzünden bir yıldız kayar, dilek tutarız. Annem gözlerini kapar bütün dilekleri benim içindir. Ellerinden öperim.

- Bütün acılar üstüme yağınca sen bana açılan şemsiyesin annem.. Seni çok seviyorum.
 anneler günü mesajları, resimli anneler günü mesajları, anneler günü sms mesajları, anneler günü mesajları facebook, anneler günü mesajları tweeter, anneler günü sözleri, kutlama mesajları

-Seni çok arıyorum.. Çok özledim. Anneler günün kutlu olsun biricik meleğim.

- Gözyaşlarımı dindiren, beni hayata getiren ve hayata bağlayan canım annem. Anneler günün kutlu olsun.

- Seni bir gün değil her canım yandığında, başım sıkıştığında seni çağırıyorum. Sesimi duyan tek insan sensin. Anneler günün kutlu olsun ANNECİĞİM.

- Dün sana kızdıklarımı bugün ben yapıyorum anne. Çünkü aslında senin küçük bir kopyanım. Umarım senin kadar sevgi dolu olurum Annem.






anneler günü mesajları, resimli anneler günü mesajları, anneler günü sms mesajları, anneler günü mesajları facebook, anneler günü mesajları tweeter, anneler günü sözleri, kutlama mesajları



RAMAZAN AYI DUALARI

23 Nisan 2020 Perşembe / No Comments
ramazan duaları, ramazan ayı duaları, ramazan duası çeşitleri, ramazan duası kısa, ramazanla ilgili dualar, ramazan ayı duaları, ramazanı şerif duaları, ramazan ayı duası ve faziletleri,
dualar, ramazan ayı duaları, ramazan ayı duası ve faziletleri, ramazan duaları, ramazan duası çeşitleri, ramazan duası kısa, ramazanı şerif duaları, ramazanla ilgili dualar, 

Ramazan boyunca her gün okuyabileceğiniz dualar...

Ramazan ayı bağışlanma için tam bir fırsat. Bu ayda kendimizi gözden geçirmeli, günahlarımıza tevbe ve istiğfar etmeliyiz. Bu ay bizim için yeni bir başlangıç olmalı. Yaptığımız ibadetler sadece bu ayda kalmamalı, Ramazanı fırsat bilip kendimizi rabbimizin razı olacağı yeni alışkanlıklara hazırlamalıyız. Bunun için öncelikle günahlarımızdan tevbe etmeli, yüce Rabbimizden bağışlanma dilemeliyiz. Ramazan ayı boyunca edilmesi gereken özel duaları biliyor musunuz? İşte Her gün için okunacak dualar...

Zikir nedir? En etkili zikirler için lütfen tıklayınız...

1.Günün Duası: "Allahummec'al siyamî fîhi siyam'es-saimîn ve giyamî fîhi giyam'el-gâimîn ve nebbihnî an nevmet'il-ğâfilîn ve heb lî curmî fîhi ya ilâh'el-âlemin ve'fu annî ya âfiyen an'il-mucrimîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde tuttuğum orucu gerçek oruç tutanların orucu gibi ve ibadetimi gerçek ibadet edenlerin ibadeti gibi kıl; bu günde beni gafillerin uykusundan uyandır; suçumu bu günde bağışla; ey âlemlerin ilâhı! Affet beni, ey suçları affeden. Rabbim!

2. Günün Duası: "Allahumme garribnî fîhi ilâ merzâtike ve cennibnî fîhi min sehatike ve negimatike ve veffignî fîhi li-girâeti âyâtike bi-rahmetike ya erhem'er-râhimîn."

Anlamı: Allah’ım! Bu günde beni kendi hoşnutluğuna yakınlaştırıp, gazap ve azabından uzaklaştır. Bu günde ayetlerini okumaya beni muvaffak kıl; rahmetin hakkına ey merhametlilerin en merhametlisi.

3. Günün Duası: "Allahummerzugnî fîh'iz-zihne ve't-tenbîh ve bâidnî fîhi min'es-sefâheti ve't-temvîh vec'al lî nesîben min kulli hayrin tunzilu fîh, bi-cûdike ya ecved'el ecvedîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde bana zekâ ve uyanıklık (ibadet ve itaatten gafil olmama) hali ver; beni cahillik ve batıl işlerden uzaklaştır. Bu günde indirdiğin her hayırdan bana da bir nasip ayır; cömertliğin hakkına ey cömertlerin en cömerdi!

4. Günün Duası: "Allahumme gavvinî fîhi alâ igameti emrik ve ezignî fîhi halâvete zikrik ve evzi'nî fîhi li-edâi şukrik bi-keramik vehfeznî fîhi bi-hifzike ve sitrik, ya ebsar'an-nâzirîn."

Anlamı: Allah’ım! Bu günde emrini uygulamak için beni güçlendir; bu günde zikrinin güzel tadını bana tattır; kereminle beni bu günde şükrünü eda etmek için hazırla; bu günde hıfzın ve örtünle beni (günah ve beladan) koru; ey basiretlilerin en basiretli!

5. Günün Duası: "Allahummecalnî fîhi min'el-musteğfirîn, vec'alnî fîhi min ibâdik'es-sâlihîn'el-gânitîn, vec'alnî fîhi min evliyâik'el-mugarrabîn, bira'fetike ya erham'er-râhimîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni mağfiret dileyenlerden, sana itaat eden salih kullarından ve mukarreb velilerinden kıl; lütuf ve şefkatin hakkında ey merhametlilerin en merhametlisi!

6. Günün Duası: "Allahumme la tehzulnî fîhi li-tearruzi ma'siyetik, velâ tazribnî bi-siyâti negimetik, ve zehzihnî fîhi min mûcibâti sehatike, bi-mennike ve eyâdîke, ya muntehâ rağbet'ir-râğibîn."

Anlamı: Allah'ım! Sana karşı işlediğim günahtan ötürü bu günde beni yalnız bırakma; azap kırbacınla beni cezalandırma; bu günde gazabına vesile olacak şeylerden beni uzaklaştır; -sonsuz- lütfün ve nimetlerin hakkına, ey şevkli insanların en büyük arzusu!

7. Günün Duası: "Allahumme einnî fîhi alâ siyamihi ve giyamih, ve cennibnî fîhi min hefevatihi ve asamih, verzugnî fîhi zikreke bi-devamihi, bi-tevfigike ya hadiy'el-muzillîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde oruç tutup ibadete durmam için bana yardımcı ol; bu günün sürçme ve günahlarından beni uzaklaştır; bu günde sürekli olarak seni zikretmeği bana nasip eyle; tevfikinle ey yolunu şaşanları hidayet eden!

8. Günün Duası: "Allahummerzugnî fîhi rahmet'el-eytami ve it'am'et-taam ve ifşa'es-selâm ve suhbet'el-kiram, bi-tavlike ya melce'el-amilîn."

Anlamı: Allah’ım! Bu günde öksüzlere merhamet etmeyi, -fakirlerin- karnını doyurmayı, karşıma çıkan herkese Selâm vermeyi ve değerli insanlarla oturup kalkmayı bana nasip eyle; iyilik ve ihsanınla, ey arzu edenlerin sığınağı

9. Günün Duası: "Allahummec'al lî fîhi nasiben min rahmetik'el-vasia, vehdinî fîhi li-berahinik'es-satia, ve huz bi-nasiyetî ila merzatik'el-camia, bi-mehabbetike ya emel'el-muştagîn."

Anlamı: Allah’ım! Bu günde geniş rahmetinden beni nasipsi bırakma; açık delil ve burhanlarını bana göster ve beni alıp en kapsamlı hoşnutluğa götür; muhabbetinle ey şevkli insanların arzusu!

10. Günün Duası: "Allahummec'alnî fîhi min'el-mutevekkilîne aleyke, vec'alni fîhi min'el-faizîne ledeyke, vec'alnî fîhi min'el-mugarrabîne ileyke, bi-ihsanike ya ğayet'et-talibîn."

Anlamı: Allah’ım! Bu günde beni sana tevekkül edenlerden, sana göre saadete erişenlerden ve sana yakınlaşan kimselerden kıl; ihsanınla ey arayanların en büyük talebi!

11. Günün Duası: "Allahumme habbib ileyye fîh'il-ihsan, ve kerrih ileyye fîh'il-fusûge ve'l-isyan, ve harrim aleyye fîh'is-sehate ve'n-nîran, bi-avnike ya ğiyas'el-musteğisîn."

Anlamı: Allah’ım! Bu günde iyilik ve ihsanı bana sevdir; fısk ve günahtan beni nefret ettir; gazabını ve –cehennem- ateşini bana haram kıl; yardımınla ey imdat isteyenlerin imdadı!

12. Günün Duası: "Allahumme zeyyinnî fîhi bi's-sitri ve'l-ifaf, vesturnî fîhi bi-libas'il-gunûi ve'l-kifaf, vehmilnî fîhi ala'l-adli ve'l-insaf, ve aminnî fîhi min kulli ma ehafu bi-ismetike ya ismet'el-haifin."

Anlamı: Allah’ım! Bu günde örtü ve iffetle beni ziynetlendir; bugün kanaat ve elde olana yetinme libasını bana giydir; beni bu günde adalet ve insafa sevk et ve korktuğum her şeyden beni emniyete al; koruma ve ismetinle; ey korkanları koruyan -Rabbim-

13. Günün Duası: "Allahumme tahhirnî fîhi min'ed-denesi ve'l-egdar, ve sabbirni fîhi alâ kainat'il-egdar, ve veffignî fîhi li't-tuga ve suhbet'el-ebrar, bi-avnike ya gurrete ayn'il-mesakîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni (maddi ve manevi bütün) kir ve pisliklerden temizle; bu günde olması taktir edilen olaylara karşı beni sabırlı kıl. Bu günde takvalı olmaya ve iyi insanlarla arkadaşlık yapmaya beni muvaffak eyle; yardımınla, ey zavallı ve miskin insanların göz nuru!

14. Günün Duası: "Allahumme la tuahiznî fîhi bi'l-aserat, ve egilnî fîhi min'el-hataya ve'l-hefevat, vela tec'alnî fîhi ğarazan li'l-belaya vel-afat, bi-izzetike ya izz'el-muslimîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde ayak sürçmelerimden dolayı beni cezalandırma; hata ve yanlışlarımı bağışla. Bu günde beni bela ve afetlerin hedefi etme; izzetinle, ey Müslümanların izzeti!

15. Günün Duası: "Allahummerzugnî fîhi taat'el-haşiîn, veşreh fîhi sadrî bi-inabet'il-muhbitîn, bi-emanike ya eman'el-haifîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde bana huşu ehlinin itaatini nasip eyle; mütevazı insanlar gibi dönüş yapıp tövbe etmemle göğsümü genişlet; emanınla, ey korkanların emanı ve güveni!

16. Günün Duası: "Allahumme veffignî fîhi li-muvafeget'il-ebrar ve cennibnî fîhi murafagat'el-eşrar, ve avinî fîhi bi-rahmetike ila dar'il-garari bi-ilahiyyetike ya ilah'el-alemîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde iyi insanlarla arkadaş olmaya beni muvaffak kıl ve kötü insanların arkadaşlığından beni uzaklaştır. Rahmetinle bana ebediyet ve sükûnet yurdu olan -cennette- yer ver; ilahlığın hakkına, ey âlemlerin ilahı!

17. Günün Duası: "Allahummehdinî fîhi li-salih'il-e'mali, vegzi lî fîh'il-havaice ve'l-amal. Ya men la yehtacu ile't-tefsiri ve's-sual. Ya alimen bima fî sudur'il-âlemin, salli alâ Muhammedin ve Âlih'it-tahirin."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni salih amellere hidayet et; bu günde beni hacet ve arzularıma kavuştur. Ey açıklamaya ve sormaya ihtiyacı olmayan; ey âlemdekilerin göğsünde bulunanları (içinde geçenleri) bilen –Rabbim-! Muhammed'e ve onun tertemiz Ehlibeyti'ne rahmet et.

18. Günün Duası: "Allahumme nebbihnî fîhi li-berakati esharih, ve nevvir fîhi galbî bi-ziyai envarih, ve huz bi-kulli â'zâî ile't-tibai asarih, bi-nûrike ya munevvira gulûb'il-arifîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günün seherlerinin bereketlerinden yararlanmak için beni uyandır; nurların ışığıyla kalbimi aydınlat ve bütün uzuvlarımı bu günün eserlerinden, bereketlerinden yararlandır; nurun ile, ey ariflerin gönüllerini aydınlatan!

19. Günün Duası: "Allahumme veffir fîhi hazzî min berakatih, ve sehhil sebîlî ila hayratih, vela tehrimnî gabûle hasenatih, ya hadiyen ile'l-hagg'il-mubîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günün bereketlerinden nasibimi bol et; hayırlarına ulaşma yolumu kolaylaştır; iyi amellerinin kabulünden beni mahrum bırakma; ey apaçık hakka hidayet eden -Rabbim-!

20. Günün Duası: "Allahummefteh lî fîhi ebvab'el-cinan, ve eğlig annî fîhi ebvab'en-nîran, ve veffignî fîhi li-tilavet'il-gur'an, ya munzil'es-sekîneti fî gulûb'il-mu'minîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde cennet kapılarını (yüzüme) aç; cehennem kapılarını -yüzüme- kapat; bu günde Kur'ân okumaya beni muvaffak kıl; ey müminlerin kalplerine sükunet ve huzur indiren -Yüce Allah-!

21. Günün Duası: "Allahummec'al lî fîhi ila merzatike delîla, vela tec'al li'ş-şeytani fîhi aleyye sebîla, vec'al'il-cennete lî menzilen ve megîla, ya gaziye havaic'it-talibîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni hoşnutluğuna götürecek bir kılavuz kıl bana; bu gün Şeytan'ı bana ulaştıracak hiçbir yol bırakma; benim yerleşeceğim ve rahat edeceğim yeri cennet kıl; ey arayanların hacetlerini yerine getiren -Rabbim-!

22. Günün Duası: "Allahummefteh lî fîhi ebvabe fazlik, ve enzil aleyye fîhi berakatik, ve veffignî fîhi li-mucibati merzatik, ve eskinnî fîhi buhbûhati cennatik, ya mucîbe davet'il-muztarrîn."

Anlamı: Allah'ım! Fazl-ü rahmetinin kapılarını bugün yüzüme aç; bu günde bereketlerini üzerime indir ve beni hoşnutluğuna vesile olacak şeylere muvaffak kıl; beni cennetlerinin ortasına yerleştir; ey perişanların duasını kabul eden -Allah-!

23. Günün Duası: "Allahummeğsilnî fîhi min'ez-zunûb, ve tahhirnî fîhi min'el-uyûb, vemtehin galbî fîhi bi-tegv'el-gulûb, ya mugîle eserat'il-muznibîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni günah ve kusurlardan beni yıkayıp temizle; kalbimin imtihanında bana kalplerin takvasını ver; ey günahkârların sürçmelerini bağışlayan –Rabbim-!

24. Günün Duası: "Allahumme innî es'eluke fîhi ma yurzîk, ve eûzu bike mimma yu'zîk, ve es'eluk'et-tevfîge fîhi lien utîake vela a'siyek, ya cevad'es-sailîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde seni razı edecek şeyleri senden diliyor ve seni rahatsız edecek şeylerden sana sığınıyorum. -Allah'ım!- Bu günde sana itaat edip karşı gelmemek için senden tevfik ve yardım diliyorum; el el açıp dilenenlere cömert davranan –Rabbim-!

25. Günün Duası: "Allahummec'alnî fîhi muhibben li-evliyaik, ve muadiyen li-e'daik, mustennen bi-sunneti hatemi enbiyaik, ya asime gulûb'in-nebiyyîn."

Anlamı: Allah'ım! Beni bu günde velilerini seven, düşmanlarına düşmanlık besleyen ve peygamberlerinin sonuncusu -Muhammed Mustafa'nın (s.a.a)- sünnetine uyan kimselerden kıl; ey peygamberlerin kalplerini koruyan -Yüce Allah-!

26. Günün Duası: "Allahummec'al sa'yî fîhi meşkûran ve zenbî fîhi mağfûran ve amelî fîhi magbûlen ve aybî fîhi mestûra, ya esme'as-samiîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde çabamı mükâfatlandır; günahımı bağışla; amelimi kabul buyur ve gözümü –günahlara- kapa; ey duyanların en iyi duyanı!

27. Günün Duası: "Allahummerzugnî fîhi fazle leylet'il-gadri ve sayyir umûrî fîhi min'el-usri ile'l-yusr, vegbel meazîrî ve hutta anni'z-zenbe ve'l-vizr, ya raûfen bi-ibadih'is-salihîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde bana kadir gecesinin sevabını lütfeyle; işlerimi zorluktan kolaylığa dönüştür; mazeretlerimi kabul buyur; günah ve vizr-ü vebalı üzerimden kaldır; ey salih kullarına şefkatli olan!

28. Günün Duası: "Allahumme veffir hazzî fîhi min'en-nevafil, ve ekrimnî fîhi bi-ihzar'il-mesail, ve garrib fîhi vesîletî ileyke min beyn'il-vesail, ya men la yeşğaluhu ilhah'ul-mulihhîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde müstehap (sünnet) amellerden nasibimi çoğalt; -dünya ve ahirette- sorumlu olduğum şeyleri hazırlayarak bana lütuf ve bağışta bulun; bugünde vesileler arasından sana vesilemi yakınlaştır bana; ey ısrarla –yalvaranların- ısrarı kendisini –başkalarıyla ilgilenmekten- alıkoymayan –Rabbim-!

29. Günün Duası: "Allahumme ğaşşinî fîhi bi'r-rahmet, verzugnî fih'it-tevfîga vel-isme, ve tahhir galbî min ğayahib'it-tuhmet, ya rahimen bi-ibadih'il-mu'minîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde rahmetinle beni kapla; bu günde bana -iyi amelleri yapmak için- tevfik ve -kötü amellerden- korunma -gücü- lütfeyle ve beni şüphe ve suç unsuru addedilebilecek şeylerin karanlığından temizle; ey mümin kullarına merhametli olan -Rabbim!-

30. Günün Duası: "Allahummec'al siyamî fîhi bi'ş-şukri ve'l-gabûli alâ ma terzahu ve yerzah'ur-resûl, muhkemeten furûuhu bi'l-usûl, bi-haggi seyyidina Muhammedin ve Âlih'it-tahirîn, ve'l-hamdulillahi rabb'il-alemîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde tuttuğum orucu kendin ve resulün beğendiği şekilde mükâfatlandırıp kabul buyur ve onun furuunu -iman ve ihlâs olan- usulüyle pekiştir; efendimiz Muhammed ve onun tertemiz Ehlibeyti hakkında -Ey Rabbim!- Ve bütün övgüler âlemlerin rabbi olan Allah'a mahsustur.

Kaynak: www.haber7.com

ramazan duaları, ramazan ayı duaları,  ramazan duası çeşitleri, ramazan duası kısa, ramazanla ilgili dualar, ramazan ayı duaları, ramazanı şerif duaları, ramazan ayı duası ve faziletleri, dualar

ORUÇ AYETLERİ

/ No Comments
orucu bozan durumlar nelerdir, orucu bozan şeyler, orucun farzları, oruç ayetleri, oruç ne zaman, oruca nasıl niyet edilir, oruç nasıl tutulur, oruç tutmamanın cezası nedir, oruç tutmayan ne yapmalı

ORUÇ İLE İLGİLİ AYETLER
oruca nasıl niyet edilir, orucu bozan durumlar, orucu bozan şeyler, orucun farzları, oruç ayetleri, oruç nasıl tutulur, oruç ne zaman, oruç tutmamanın cezası nedir, oruç tutmayan ne yapmalı, 

Bakara Sûresinin 183 . Ayetinde;
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.

Bakara Sûresinin 184 . Ayetinde;
Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir.43 Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Bakara Sûresinin 185 . Ayetinde;
(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.

Bakara Sûresinin 187 . Ayetinde;
Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı.44 Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.45 Allah (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.

Bakara Sûresinin 196 . Ayetinde;
Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin.

Nisâ Sûresinin 92 . Ayetinde;
Bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkan bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ardarda oruç tutması gerekir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Mâide Sûresinin 89 . Ayetinde;
Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkanı) bulamazsa onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.

Mâide Sûresinin 95 . Ayetinde;
Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kâ’be’ye hediye olarak varmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir..

Tevbe Sûresinin 112 . Ayetinde;
Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû’ ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele.


orucu bozan durumlar nelerdir, orucu bozan şeyler, orucun farzları, oruç ayetleri, oruç ne zaman, oruca nasıl niyet edilir, oruç nasıl tutulur, oruç tutmamanın cezası nedir, oruç tutmayan ne yapmalı

HOŞ GELDİN YA ŞEHR-İ RAMAZAN

/ No Comments
şehri ramazan, ramazan bayramı, ramazan ayı, oruç nasıl tutulur, orucun faydaları, neden oruç tutmalıyız, orucun sağlığa faydaları

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, 11 ayın sultanı, hayırlı ramazan, hoş geldin ya şehri ramazan, orucun faydaları, oruç nasıl tutulur, ramazan ayı, ramazan bayramı, şehri ramazan, 
ORUCUN FAYDALARI NELERDİR?

Orucun faydaları ve hikmetleri diğer bütün farzlarda olduğu gibi sayılmayacak kadar çoktur.

Ancak biz insanların idrak edeceği faydalarını beş ana başlık altında toplayabiliriz.

a) Oruç ahlakı güzelleştirir: iünkü bize daima Allah"ı hatırlatır ve sorumluluk duygusunu geliştirir. Oruç gözleri harama bakmaktan, dili yalan ve çirkin sözlerden, kulakları haram şeyleri dinlemekten, mideyi haram yemekten, elleri kötü iş yapmaktan, ayakları kötü yerlere götürmekten korur.

b) Oruç insanın merhamet ve yardım duygularını geliştirir: Hayatında açlık nedir bilmeyen varlıklı bir kimse, yoksulların çektiği açlık ve sıkıntıyı yeterince anlayamaz. Fakat bu kişi oruç tutarsa açlığın ne olduğunu anlar ve yoksulların neler çektiğini daha iyi anlar ve onlara karşı merhamet duyguları uyanır. Bunun sonucu olarak da yoksullara yardım elini uzatır, sıkıntılarını gidermeye çalışır.

c) Oruç insana nimetlerin kıymetini öğretir: Oruç tutmakla bir süre nimetlerden uzak kalan insanın gözünde bu nimetlerin değeri daha iyi anlaşılır. Bu anlayış insana, onları daha iyi korumasını ve nimetleri kendisine veren Allah"a daha çok şükretmesini öğretir.

d) Oruç tutmak insanı sağlıklı yapar: Bu konuda Peygamber Efedimiz şöyle buyurmuştur; „ Oruç tutunuz, sıhhat bulunuz.“ Senenin onbir ayında yorulan sindirim organları oruç sayesinde dinlenir. Ramazandan sonra daha güçlü bir şekilde görevlerini yaparlar.

e) Oruç insana sabırlı olmayı öğretir: Oruç tutmakla, belirli bir zaman kendini yememeye, içmemeye alıştıran insan, hayatta karşılaşacağı sıkıntılara karşı sabreder, kendinde acı ve sıkıntılara dayanma gücü bulur.



11 ayın sultanı, hayırlı ramazan, hoş geldin ya şehri ramazan, orucun faydaları, oruç nasıl tutulur, ramazan ayı, ramazan bayramı, şehri ramazan, neden oruç tutmalıyız, orucun sağlığa faydaları


RAMAZAN AYI VE ORUÇ HADİSLERİ

/ No Comments
oruç nedir, neden oruç tutmalıyız, oruç ile ilgili hadisler, hadisler, sahur ile ilgili hadisler, iftar ile ilgili hadisler, zekat hadisler, ramazan hadisler, oruç tutmanın faydaları, itikaf nedir,



hadisler, iftar ile ilgili hadisler, itikaf nedir, neden oruç tutmalıyız, oruç ile ilgili hadisler, oruç nedir, oruç tutmanın faydaları, ramazan hadisler, sahur, ramazan ayı ne zaman başlar







oruç nedir, neden oruç tutmalıyız, oruç ile ilgili hadisler resimli, hadisler, sahur ile ilgili hadisler resimli, iftar ile ilgili hadisler, zekat hadisler, ramazan hadisleri resimli, oruç tutmanın faydaları, 


ULUSAL EĞEMENLİK VE 23 NİSAN

/ No Comments
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, barış, çocuklar neyi sever, çocukların dünyası, atatürkün milli egemenlik sözleri, hisler dünyası, kardeşlik, ulusal egemenlik nedir, ulusal egemenlik ve atatürk,


ATATÜRK'ÜN MİLLİ EGEMENLİK HAKKINDA SÖZLERİ

*Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir. 1923 (Atatürk’ün S.D. II, S. 58)

Atatürk’ün milli egemenlik (hakimiyet) ile ilgili özdeyişleri:

*Egemenlik, hiçbir mâna, hiçbir şekil ve hiçbir renkte ve işarette ortaklık kabul etmez. 1922 (Nutuk II, S. 700)

*Toplumda en yüksek hürriyetin, en yüksek eşitlik ve adaletin devamlı şekilde sağlanması ve korunması ancak ve ancak tam ve kat’î mânasiyle millî egemenliğin kurulmuş bulunmasına bağlıdır. Bundan ötürü hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası millî egemenliktir. Toplumumuzda, devletimizde hürriyet sonsuzdur. Ancak onun hududu, onu sonsuz yapan esasın korunmasıyla mevcut ve çevrilidir. 

Bir insan, belki kendi arzusiyle şahsî hürriyetini yok etmek ister, fakat bu teşebbüs koca bir milletin hayatına ve hürriyetine zarar verecekse, muazzam ve şerefle dolu bir millet hayatı, bu yüzden sönecekse ve o milletin çocukları ve torunları bu yüzden yok olacaksa bu teşebbüsler hiçbir vakit meşru ve kabule değer olamaz. Ve hele böyle bir hareket hiçbir vakit hürriyet namına müsamaha ile telâkki edilemez. 

Hiç şüphe yok, devletimizin ebedi müddet yaşaması için, memleketimizin kuvvetlenmesi için, milletimizin refah ve mutluluğu için hayatımız, namusumuz, şerefimiz, geleceğimiz için ve bütün kutsal kavramlarımız ve nihayet her şeyimiz için mutlaka en kıskanç hislerimizle, bütün uyanıklığımızla ve bütün kuvvetimizle millî egemenliğimizi muhafaza ve müdafaa edeceğiz. 1923 (Atatürk’ün S.D. I, S. 298)

*Millî emeller, millî irade yalnız bir şahsın düşünmesinden değil bütün millet fertlerinin arzularının, emellerinin bileşkesinden ibarettir. 1923 (Atatürk’ün S.D. II, S. 95)

*Kuvvet birdir ve o milletindir. 1937 (Atatürk’ün K.A.N., S. 41)

*Millî egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmağa mahkûmdurlar. 1929 (Atatürk’ün B. N., S. 82-83)

*Bir millet, varlığı ve hukuku için bütün kuvvetiyle, bütün fikri ve maddî güçleriyle alâkadar olmazsa, bir millet kendi kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını temin etmezse şunun, bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz. Millî hayatımız, tarihimiz ve son devirde idare tarzımız, buna pek güzel delildir. Bu sebeple teşkilâtımızda millî güçlerin etken ve millî iradenin hâkim olması esası kabul edilmiştir. Bugün bütün cihanın milletleri yalnız bir egemenlik tanırlar: Millî egemenlik... 1920 (Nutuk III, S. 1185)

*Dünyanın belli başlı milletlerini esaretten kurtarmak için egemenliklerine kavuşturan büyük fikir akımları, köhne müesseselere ümit bağlayanların, çürümüş idare usullerinde kurtuluş kuvveti arayanların amansız düşmanıdır. 1923 (Atatürk’ün S.D. I, S. 309)

*Arkadaşlar! Türkiye devletinde ve Türkiye devletini kuran Türkiye halkında tacidar yoktur, diktatör yoktur! Tacidar yoktur ve olmayacaktır. Çünkü olamaz. 

*Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdani ve mevcudiyetidir. 1923 (Atatürk’ün S.D. I, S. 300)

*Egemenliğine doğrudan doğruya sahip olmanın kıymetini pek iyi anlayan ve pek iyi bilen millet, bu mukaddes egemenliğine karşı baş gösterecek her tehlikeyi kahredecektir. 1923 (Atatürk’ün S.D. II, S. 135)

*Millî egemenlik uğrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun. 1923 (Atatürk’ün S.D. II, S. 76)

*Kendilerine bir milletin tahili bırakılan adamlar, milletin kuvvet ve kudretini yalnız ve ancak yine milletin hakikî ve elde edilmesi mümkün menfaatleri yolunda kullanmakla görevli olduklarını bir an hatırlarından çıkarmamalıdırlar. Bu adamlar düşünmelidirler ki, bir memleketi zabt ve işgal etmek o memleketin sahiplerine hâkim olmak için kâfi değildir. Bir milletin ruhu zabt olunmadıkça, bir milletin azim ve iradesi kırılmadıkça, o millete hâkim olmanın imkânı yoktur. Halbuki asırların getirdiği bir millî ruha, hiçbir kuvvet mukavemet edemez. 

*Mahkûm olmak istemeyen bir milleti, esareti altında tutmağa gücü yetecek kadar kuvvetli müstebitler artık dünya yüzünde kalmamıştır. 1924 (Atatürk’ün B.N., S. 81)

*Büyük Millet Meclisi Türk milletinin asırlar süren aramalarının özeti ve onun bizzat kendisini idare etmek şuurunun canlı bir timsalidir. 

*Türk milleti mukadderatını Büyük Millet Meclisinin kifayetli ve vatanperver eline tevdi ettiği günden itibaren karanlıkları sıyırıp kaldırmış ve ümitle istikbale yönelmiştir. 

*Yeni Türkiye Hükümetinin öz cevheri millî hâkimiyettir. Milletin kayıtsız ve şartsız hâkimiyetidir. (1923)

*Gerek askerlik, gerekse siyaset hayatımın bütün devir ve safhalarını dolduran mücadelelerimde daima hareket düsturum millî iradeye dayanarak milletin, vatanın muhtaç olduğu gayelere yürümek olmuştur. (1920)
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, atatürkün milli egemenlik sözleri, çocuklar neyi sever, çocukların dünyası, hisler dünyası, ulusal egemenlik nedir, ulusal egemenlik ve atatürk, 
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, barış, çocuklar neyi sever, çocukların dünyası, atatürkün milli egemenlik sözleri, hisler dünyası, kardeşlik, ulusal egemenlik nedir, ulusal egemenlik ve atatürk,

ÇOCUK KALMALI BİR YANIMIZ

Barış için, kardeşlik için, adalet için, merhamet için çocuk kalmalı duygular. 
*
Yaş büyüse de, ömür geçse de, 
çocukluğumuza ait duygular 
hep taze kalmalı. 
*
Saf, temiz ve masumluğumuz 
hep var olmalı. 
*
Unutmayın; çocuk halimizi ne kadar korur isek, dünya ve ahiret hayatımız da o kadar güven içinde olacaktır. 
*
Dünyanın tek çocuk bayramı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun. 

Milletimizin Egemenliği ve Çocuklarımızın Bayramı kutlu olsun. 

*

ULUSAL EGEMENLİK VE ATATÜRK

Her yıl 23 Nisan günü, 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanan TBMM’nin kuruluşunun yıldönümü olarak kutlanmaktadır. Bu nedenle Atatürk ile Millî Egemenlik arasındaki ilgi güncel bir konudur. Bilindiği gibi, geniş bir tanım ile Atatürkçülük, Türk milletinin tam bağımsızlığa, huzur ve refaha sahip olması, devletin millet egemenliği esasına dayandırılması, aklın ve iklin rehberliğinde çağdaş uygarlık düzeyine çıkarılması, amacı ile esasları Atatürk tarafından belirtilen fikir ve ilkelerin bütünüdür. Güçlü bir devleti öngören Atatürk’e göre, Türk Devleti’nin dayandığı esaslar, tam bağımsızlık ve kayıtsız şartsız milli egemenliktir. Atatürk tam bağımsızlığı, “siyasî, malî, ekonomik, adlî, askerî, kültürel, kısaca her hususta bağımsızlık ve serbestlik” olarak tanımlamaktadır.Milli egemenlik ilkesinin oluşmasını sağlayan Amasya Tamimi’nin “Milletin azim ve kararı” ve Erzurum Kongresi’nin bir ürünü olan “Millî Kuvvetleri amil ve Millî İradeyi Egemen Kılmak” esası, Sivas Kongresi’nde millet temsilcilerinin oybirliği ile kuvvetlendirilmiş, Sivas Kongresi esnasında millî hareketin organı olarak “îradeî Milliye” gazetesi çıkarılmış, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelen Mustafa Kemal, 10 Ocak 1920’den itibaren “Hakimiyet-i Milliye”i yayınlamaya başlamıştır. 20 Ocak 1921 tarihli Anayasa ise “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, idare usulü halkın kendi kendini idare etmesi esasına dayanır” şekli ile TBMM tarafından benimsenmiştir.Fakat Atatürk’e göre tam bağımsızlığın ve millî egemenliğin gerçekleşmesi ekonomik güce de bağlıdır.Yine Atatürk’e göre, şimdiye kadar milletimizin başına gelen bütün felaketler kendi talih ve geleceklerini başka birisinin eline terk etmesinden kaynaklanmıştır. Meselâ Birinci Dünya Savaşı’na girmek milletin iradesi ile mi olmuştur?.. Muharebeye girdikten sonra da ordularımızın Romanya’da, Makedonya’da oyalandırılmasını, İran vahalarında ve Kafkas dağlarında perişan edilmesini “milletin iradesi”, uygun görüyor mu idi… Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra iyi, kötü bir ateşkes yapıldı ve bu şekilde millî onur az çok kurtarıldı sanılıyordu. Fakat sonra Kilikya düşman tarafından işgal edildi. Çanakkale ve İstanbul’a düşman girdi İzmir, Yunanlıların hücumuna uğradı. Bu nasıl oldu?.. Millet, egemenliğine sahip değildi. Ve milletin egemenliğini zorla alanlar milletin iradesini değil, kendi iradelerini uyguluyorlardı. Düşmanla beraber hareket ediyorlardı.Atatürk’e göre, “bu kadar acı tecrübeyi geçiren milletin, bundan sonra egemenliğini bir kişiye vermesi kesinlikle mümkün olmayacaktır. Milletimiz, hiç kimsenin iznine gerek görmeden ve müsaade etmeyenlere karşı isyan ederek, Milli egemenliğini almış ve öylece kullanmıştır. Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar yok olur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.”Atatürk şöyle diyor; “Kuvvetliyiz, ordularımız kuvvetlidir. Ordularımızı yaratan, ordularımızı vücuda getiren milletimiz kuvvetlidir. Bu milleti yaşatan bu vatan sonsuz doğal zenginliklere ve verimliliğe sahiptir, kuvvetlidir. Fakat efendiler, bu kuvvetlerin üstünde bir kuvvetimiz vardır ki, o da milli egemenliğimizi idrak etmiş ve onu doğrudan doğruya halkın eline vermiş, halkın elinden tutmuş ve tutabileceğimizi gerçekten ispat etmiş olmaktır.”Ağaoğlu Ahmet, 12 Mayıs 1922 tarihli Hakimiyet-i Milliye’deki makalesinde; “Menşe itibarlı dünyanın en meşru hükümeti olan Ankara, mahiyet itibarı ile gerek dinen, gerek örfen en makbulüdür.. Çünkü hakimiyet ve irade-i milliye usullerine mebnidir” diyor.Yine Atatürk’e göre; “Türk milleti yeni bir iman ve kesin bir milli azim ile yeni bir devlet kurmuştur bu devletin dayandığı esaslar “Tam bağımsızlık” ve “kayıtsız şartsız milli egemenlik”ten ibarettir. Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu milli egemenliktir. Milletin kayıtsız şartsız egemenliğidir… TBMM ve bunun hükümetinin milletten aldığı direktif tam bağımsızlık ve kayıtsız şartsız milli egemenlik ilkelerine dayanarak, memleketi bayındırlaştırmak ve milleti zengin, varlıklı ve mutlu kılmaktır. Milli egemenlik düşmanlığı, üstün bir yeri, değeri ve şerefi olan bir milletin her şeyini bir anda yok etmeyi amaçlayan suçtan başka bir şey değildir. Atatürk “Benim gayem, Türkiye’de, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nde millet egemenliğini güçlendirmek ve ebedileştirmektir” diyordu.
11 Eylül 1919’da çalışmalarını bitiren Sivas Kongresi’nin, alınan kararları yürütmek üzere, Mustafa Kemal’in başkanlığında bir Heyet-i Temsiliye seçtiğini ve Mustafa Kemal’in, Müttefik Devletlerinin donanmasının top tehditleri altında bulunan İstanbul’da Osmanlı Mebusan Meclisi’nin toplanmasına karşı çıkmasına rağmen, bu heyetin, meclisin İstanbul’da çalışması fikrini benimsediğini biliyoruz.27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelen Mustafa Kemal ve arkadaşlarının, İstanbul’daki meclisin çalışmaları ile ilgili aldıkları karara göre, meclisteki çalışmaları yürütecek “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” oluşturulacak, Meclis Başkanlığına Mustafa Kemal seçilecek, Sivas Kongresi kararları onaylanacak ve Misak-ı Milli için mecliste and içilecekti. Ne var ki, 12 Ocak 1920’de İstanbul’da toplanan son Osmanlı Meclisi, Mustafa Kemal’i Meclis Başkanlığı’na seçmediği gibi, “Müdafaa-i Hukuk Grubu” yerine “Felah-ı Vatan” adlı bir topluluk ortaya çıktı. Ankara’da söz vermişken, amacı saptıran milletvekillerine Mustafa Kemal’in, “korkaklar, imansızlar ve cahiller” sözleri ile hitap ettiğini biliyoruz.Bununla birlikte, son Meclisin Sivas Kongresi kararlarını onayladığını ve 28 Ocak 1920’de, Misak-i Millî’yi kabul ettiğini biliyoruz. Ne var ki bu gelişmeleri de hoş karşılamayan Müttefikler, 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal etmişler, 18 Mart’ta çalışmalarına ara veren Meclis, Padişah tarafından 11 Nisan 1920’de dağıtılmıştır.Türk ulusunun temsilcisiz kalamayacağına inanan Mustafa Kemal, 19 Mart 1920’de bir seçim tebliği ile bütün yurtta seçimlere gidilmesini sağlamış, yeniden seçilenlerle, İstanbul’da kaçıp kurtulanlar (115 kişi), 23 Nisan 1920’ de, bir cuma günü Ankara’da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde biraraya gelerek, Kurucu Meclis niteliğinde olağanüstü yetkilerle donatılmış bir hak, bir ihtilal ve bir “savaş meclisi” karakterini taşıyan bu meclis, başkanlığına Mustafa Kemal’i seçerek, Ankara’da çalışmalarına başlamıştır.Bu suretle İstanbul’daki Meclisin dağıtılmasından ortaya çıkan boşluk dolduruluyor ve fakat meclisin 24 Nisan’da aldığı bir kararda, “Mecliste toplanan ulusal iradeyi, vatanın geleceğini egemen kılmak esas amaçtır. TBMM’nin üstünde başka bir güç yoktur” denmek suretiyle, asıl amaç belirtiliyor ve genç Yeni Türk Devleti’nin temelleri atılmış bulunuyordu.1. TBMM’nin üye sayısı hakkında farklı rakamlar gösterilir. M. Kemal’in yakın arkadaşlarından Mazhar Müfit Kansu “Erzurum’dan ölümüne kadar Atatürk ile beraber” adlı eserinde TBMM üyelerinin ayrı ayrı adlarını sıralayarak 399 kişiden oluştuğunu yazar.Sorunlara azim ve cesaretle eğilen TBMM yönetimi, iç ayaklanmaları ve Ermeni saldırılarını boşa çıkarıp ve Batı da İnönü Savaşı’nı kazanarak, Yunan ilerlemesine karşı “dur” demek suretiyle ulusal ve uluslararası alanda süratle prestij kazanıyor, millî mücadeleyi sağlam temellere oturtuyordu. Bu sözler Mustafa Kemal’e aittir; “Millet işlerinde meşruiyet, ancak millî kararlara, milletin eğilimlerine dayanmakla elde edilir. Meclis nazariye değil, bir gerçektir. Önce Meclis, sonra ordu. Milletin azim ve kararı, yüzbinlerce insan ve milyarlarca para demek olan orduyu yaratacaktır”.Günün koşulları yönünden bir taraftan “kurucu”, diğer taraftan bir “savaş meclisi” olan bu meclis, “Kuvvetler Birliği” ilkesini benimseyerek, yasama, yürütme ve yargı güçlerini bünyesinde toplamış, 29 Nisan 1920 günü Meclisin meşruiyetine söz, yazı ve fiilen karşı koyanların, meclis üyelerinden kurulacak istiklal Mahkemelerinde yargılanmalarını hükme bağlayan 2 nolu “Hiyaneti Vataniye Kanunu”nu kabul etmekle, yargı yetkisini elinde tuttuğunu açıkça ortaya koymuştu.Bunu, 2 Mayıs 1920’de vekilleri seçmekle ilgili 3 nolu kanun izlemiş, 11 vekilden oluşan icra Vekilleri Heyeti (kabine) seçilmitir.Meclis çalışmaları II. grubun zorlu ve sert muhalefetine rağmen, Mustafa Kemal’in başkanlığında yürütülmüş, bu sonuca ulaşmada Birinci TBMM üyelerinin yurtseverlikleri kadar, Mustafa Kemal’in daima “olayların üstünde bağdaştırıcı ve uzlaştırıcı tutumu” önemli bir rol oynamıştır.“Meclis Hükümeti” olarak adlandırılan bu sistemde bir Meclis vardır ve bütün yetkiler bu Meclis’te toplanmıştır. Başbakan yoktur. Vekilleri Meclis seçer ve Vekiller Heyetinin gerçek başkanı TBMM’nin başkanı idi. Meclis başarılı olmayan bir vekilini hemen uzaklaştırıyor ve yerine yenisini getiriyordu. Bu düzen Yeni Anayasa’nın kabul tarihi olan 20 Ocak 1921’e kadar sürdü. Bu tarihte hukukî yönden mevcut olan bir boşluk doldurularak, Meclis ilk Anayasa’sına kavuştu. Bu anayasanın en önemli niteliği; “Egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Ulusuna ait” olduğunu söylemek sureti ile, Millî Hakimiyet prensibini açıkça ilk defa anayasa seviyesinde ülkemize getirmesi olmuştur.Siyasal iktidarı kullananlar başkalarına emretme ve onları bu emirlere zorlama yetkisini nereden alırlar? iktidarların kaynağı ve dayanağı nedir? Toplumda yaşayan insanlar onların karar ve emirlerine niçin itaat ederler? Gerçekten iktidarın rastgele elde edilmeyip, bir hakka dayandığı fikrinin kabul edilmesi ölçüsünde o iktidar “meşru” bir iktidar olur.
İktidarın meşruluğu problemi çok eski zamanlardan beri tartışılan önemli bir sorundur. Meşruluk problemi modern politika biliminde de önemini korumaktadır.Siyasal iktidarın meşruluk temeli, önceleri gökyüzünde, tanrıda ve kutsal kaynaklarda aranmıştır. Kralların iktidarlarını Tanrının kutsal iradesinden aldığı yani iktidar kaynağının “ilahî” olduğu söylenmiştir, İslam devletlerinde de hükümdarların genellikle iktidarlarını din kuralları ile pekleştirme yollarına gittikleri görülür. Osmanlı İmparatorluğu’nda Padişah aynı zamanda Halifelik sıfatını da üzerinde taşıdığı sürece, hem dünyevî, hem de dinî iktidarın başı olarak çifte destekten kuvvet almıştır.Teokratik doktrinler 18. yüzyıl içinde etkinliklerini kaybetmişler, Tabiî Hukuk Mektebi ve özellikle J.J. Rousseau, iktidarın meşruluk kaynağını gökyüzünde ve tanrı iradesinde değil, fakat yeryüzünde ve toplumda aramak gerektiği görüşünü işlemiştir. Bu fikirler 1789 Fransız ihtilalini büyük ölçüde etkilemiş, “ihtilal ideolojisi”nin temel taşlarından biri olarak benimsenen Millî Egemenlik Doktrini, bir anayasa ilkesi olarak, Fransız pozitif hukukuna yerleşmiş, oradan da diğer bir çok ülkelere ve bu arada, 1921,1924,1961 ve 1982 Anayasalarımıza girmiştir.Millî Egemenlik Teorisi’ne göre, belli bir zamanda ülkede yaşayan insanların kişiliklerinden ayrı bir manevî kişiliği olan millet, egemenliğin tek ve meşru kaynağı ve sahibidir. Milli Egemenlik Teorisi, “Egemenlik” anlayışı bakımından herhangi bir yenilik getirmiş değildir. Değişen tek şey; egemenliğin sahibi ve sujesidir. Eskiden Padişah, Sultan ve Krala ait egemenlik tacı, onun başından alınarak, milletin başına oturtulmuştur.Siyasal iktidarın kaynağı konusunda, Fransız ihtilalinden sonra ortaya atılan “Demokratik” teorilerden biri de, “Millî Egemenlik” teorisinin değişik bir türü olan “Halk Egemenliği” teorisidir. Siyaset literatüründe çoğu zaman bu ikisi arasında bir ayırım yapılmadığı ve her iki deyimin aynı anlam da kullanıldığı görülür. Bu tutum bugün için doğru sayılabilir. Zira günümüzde bu teorilerin pratikte geniş ölçüde birleştiğini görüyoruz. Bunun en açık örneği, 1946 ve 1958 Fransız Anayasalarıdır. Fransız Anayasası hazırlanırken Kurucu Meclis’te Millî Egemenlik ve Halk Egemenliği teorilerinden hangisinin benimseneceği konusu uzunca tartışılmış, neticede 1946 Anayasası’na şu karma formül girmiştir; “Milli Egemenlik Fransız halkına aittir”. 1958 Fransız Anayasası da aynı ifadeyi benimsemiştir. Türkiye’de de daha çok Millî Egemenlik doktrini kabul edilmekle birlikte, Halk Egemenliği Teorisi’nin de bazı unsurları uygulanmaktadır. Oy kullanmanın bir hak olarak tanınması ve genel oy ilkesinin kabulü gibi hükümler ve ayrıca 1982 Anayasası’nın halk oyuna başvurmayı kabul etmesi Halk Egemenliği doktrininin uygulanışıdır.Doğrusu istenirse, Millî Egemenlik deyimi zamanımızda, Fransız Hukukçusu Julien Laferriere’in de dediği gibi, bir teoriyi ifade etmek için değil, ancak politik bir ideali, demokrasi idealini ifade etmek için kullanılır.Kısaca bu deyim ile ifade edilmek istenen şey, siyasal iktidarın kaynağının halkda olduğunu belirtmektedir. Yoksa 1982 Anayasası da, 1961 Anayasası gibi, sistemi ve temel yapısı bakımından, mutlak ve sınırsız bir “Millî irade” edebiyatına hiç de elverişli değildir. Kısaca, 1982 Anayasası da 1961 Anayasası’nı takiben, “Millî Egemenlik”e yer veren ve fakat “Hukukun ve Anayasa’nın Egemenliği”ni getiren modern ve demokratik bir Anayasadır.Egemenlik kavramı da, “Millî Egemenlik Teorisi” de Fransa’da doğmuş tamamen “Fransız malı”dır. Memleketimize Fransız etkisi ile girmiştir. Anglo-Saxon Demokrasisi’nde bu teori ve onun dayanağı olan (Millî irade) deyimleri hiç bir zaman yer tutmamıştır. Anayasalarda alışılmış Millî Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu formülü ile ifade edilen siyasal iktidarın halkta olduğunu belirtmektir. Anayasa, sadece “Halktan gelen, halka dayalı iktidar fikrini ve idealinin benimsendiğini açıklar. O kadar.”23 Nisanlar, 23 Nisan 1920’de Millî Egemenlik esasına göre kurulan Birinci Türkiye Millet Meclisi’nin kuruluşunun yıldönümü ve Millî Egemenlik bayramıdır. Bu neden ile önce Egemenlik, sonra da Millî Egemenlik kavramının tarih boyunca geçirdiği gelişme üzerinde, genel hatları ile de olsa kısaca durmayı yararlı buluyoruz.Bundan 300 yıldan da fazla bir süre önce ortaya çıkan “Egemennlik” kavramı, Kamu Hukuku ile Politika Bilimi’nde önemli bir yer tutmuş ve çeşitli teorilerin dayanağı olmuştur. Alman Hukukçusu George Jellinek’in deyimi ile “Egemenlik”, bir düşünürün çalışma masası başında bulduğu bir kavram değildir. “Egemenliğin kaynağını, Orta Çağ sonlarını ve Yeni Çağ başlarını kaplayan zaman içinde cereyan eden olaylarda aramak gerekir. Avrupa’da büyük güçler arasında kendini gösteren bu üstünlük mücadelesinde taraflar, bir yanda başta Fransız Krallığı olmak üzere Monarşiler, öte yanda ise Feodalite, Papalık ve Roma-Cermen İmparatorluğu’dur.
İşte bu uzun mücadele sırasında, egemenlik kavramı, Fransız Krallarınca, kendilerinden üstün bir kudret tanımadıklarını ifade eden bir hukukî formül olarak kullanılmıştır. Egemenlik deyiminin Fransızcadaki karşılığı olan “Souverainete” kökünü, Latincede “En Üstün İktidar” anlamına gelen “Superanus”den alır.Egemenlik kavramının ilk defa tanımlamasını yapan ve onu sistemleştiren ünlü Fransız hukukçusu Jean Bodin’dir. Bodin, 16. yüzyılın sonunda yayınladığı “Devletin Altı Kitabı – Les Six Livres de la Republique” adlı eserinde, egemenliği, bütün vatandaşlar ve tebaa üzerinde kanunla kısıtlanmayan en üstün iktidar” olarak tanımlıyordu. Bodin’den sonra Hobbes ve Austin’e kadar Klasik Egemenlik Teorisi’nin başlıca temsilcileri, Egemenliğin mutlak, tek bölünmez ve devredilemez niteliklerini vurgulamışlardır.Doğrusu istenirse “Egemenlik” çağdaş anlamda devletin ortaya çıkışında temel vazifesini görmüş ve Samuel P. Huntington’un belirttiği gibi, siyasal modernleşme sürecinde ileri bir adım oluşturmuştur.“Dış ve iç” diye ikiye ayrılan Egemenliğin “Dış Egemenlik” deyiminden kısaca devletin başka hiçbir devlete bağlı ve tâbi olmaması anlaşılır. Birleşmiş Milletler Andlaşması’nın hukuki eşitlik statüsünü devletlerarası ilişkilere temel yapan bu kavramı “Bağımsızlık” deyimi ile ifade etmek yerinde olur.İç Egemenlik ise, bir taraftan iktidarın en üstün olma, sınırsız ve mutlak olma gibi niteliklerini ifade eder, diğer taraftan devlet iktidarının kendisini ifade eden bir deyim olarak kullanılır.Klasik Egemenlik kavramının günümüzde artık geçerli olmadığını vurgulamalıyız. Zira mutlak ve sınırsız bir iktidar olarak Egemenlik günümüzün “Hukuk Devleti” ile bağdaşamaz. Diğer taraftan bu kavramın tek ve bölünmez olma nitelikleri ise, Federal Devlet ile Federe Devletler arasındaki iktidar bölünmesini izah edemez. Nihayet klasik egemenlik teorisi “kuvvetler ayrılığı” ilkesi ile de çelişki gösterir.Ne var ki, klasik anlamını yitirmekle beraber Egemenlik kavramı, bugün devlet kudreti veya “siyasal iktidar” kavramları ile eş anlamda kullanılmaktadır.Doğrusu istenirse, Egemenliğin modern karşılığı “Kurucu iktidar kavramı”; yani Anayasayı yapan iktidar olmak gerekir.Bugün Türkiye’de kurucu iktidar; 1982 Anayasası’nın 4. maddesinde zikredilen 1, 2, 3. maddeleri dışında diğer bütün maddelerini istediği gibi değiştirebilme yetkisine “hukuken” sahiptir.Gerçekten, 1982 Anayasası’nın 4. maddesine göre, “Anayasa’nın 1. maddesindeki Devlet’in Şeklinin Cumhuriyet olduğuna dair hüküm ile 2. maddesindeki Cumhuriyet’in nitelikleri ve 3. maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.”Bu maddelerde yer alan hükümler ise; “Atatürk Cumhuriyeti’nin temel niteliklerini ve gereklerini oluşturur. Öyle ise Atatürk Cumhuriyeti’nin nitelikleri ve ilkeleri “Kurucu İktidar”ın dahi değiştiremeyeceği hususlardır.Bu suretle 1982 Anayasası 4. maddesi ile, Atatürkçü ideolojiye, Anayasal düzenin yorumlanış ve uygulanışında takip edeceği gelişme yönünü oluşturmak görevini vermiştir. Kısaca bu Anayasa, Monarşiye, otoriter rejimlere, Marksizm-Leninizm’e, Faşizm’e, Teokrasi’ye ve bölgeciliğe kapalıdır.
Demokrasi kendiliğinden hürriyetin gerçekleşmesini sağlar mı? Başka bir deyim ile, kamu hürriyetleri olmaksızın demokrasi olabilir mi? Bu soruya cevap verebilmek için iki değişik demokrasi anlayışını vurgulamamız gerekir.J.J. Rousseau’nun nazariyeciliğini yapıp, Fransız devriminde Robespierre ve Saint Just gibi politikacıların geliştirdikleri “Çoğunlukçu Demokrasi” anlayışına göre; demokrasi halk çoğunluğunun kayıtsız ve şartsız iradesine dayanan bir rejimdir. Bir “Sayı Üstünlüğü Rejimi” olarak ortaya çıkan bu demokrasi anlayışında özellikle azınlığa yani muhalefete hak ve hürriyet tanınmaz. Bu anlayışın ilk uygulama örneği Fransa’da ihtilalden sonra Birinci Cumhuriyet Döneminde görülür. 1793-94’de Konvansiyon yönetimi kaynağını halktan alan, fakat hürriyetçi olmayan bir rejim kurmuştur, ilan edilen insan hak ve hürriyetleri kağıt üzerinde kalmış, en küçük bir muhalefete, yani azınlıkta kalanlara yer verilmemiş, çok geçmeden başlayan terör rejiminde de bu gibi kimselerin giyotin ile yok edilmelerinde bile bir sakınca görülmemiş ve bütün bunlar, Robespierre’in deyimi ile; “demokrasi prensibi adına” yapılmıştır.Komünist rejimlerin, halka dayandıkları ölçüde, bu anlamda demokrasi de uyguladıkları söylenebilir.“Çoğunlukçu demokrasi karşısında yer alan ‘Çoğulcu Demokrasi’ anlayışında da” toplumun yönetimi çoğunluğun iradesine dayanır. Ne var ki, çoğulcu demokraside, çoğunluk iradesi her istediğini yapabilen mutlak ve sınırsız bir irade değildir.Yani çoğunlukçu demokraside azınlığın hiçbir rolü olmamasına ve azınlık her zaman çoğunluğa boyun eğmek zorunda bulunmasına rağmen, Çoğulcu Demokrasi de azınlık “çoğunluk haline geçebilme” ana hakkına sahip olduğu gibi, bu ana hak muhalefetin gerektirdiği diğer bütün hakları da beraberinde getirir. Kısaca; Çoğulcu Demokrasi hürriyet düzeni ile ayrılmaz bir bütün oluşturur ve Marksist demokrasinin aksine olarak, “gelecekteki hürriyet” ütopyası için bugünkü hürriyeti feda etmez.Görülüyor ki, ancak Çoğulcu Demokrasi rejimi, kamu hürriyetlerinin gerçekleşmesini sağlayan yani “özgürlükçü” olan ideal demokratik rejimdir.Büyük Atatürk Millî Kurtuluş Savaşı’nı; demokrasinin ideali olan millî egemenlik prensibi ile açmış ve yürümüş, dış bakımdan tam bağımsız bir devlet, içeride de halka dayanan, iktidarını halktan alan bir hükümet sistemi öngörerek, istibdadın sembolü haline gelen saltanatı, daha sonra da hilafeti kaldırmıştır. 18. yüzyıl felsefesi ve Fransız İhtilal prensiplerinin temel direği olan millî egemenlik formülünü kullanan Atatürk’ün özellikle cumhuriyetin kurulmasından itibaren “Çoğunlukçu Demokrasi”den “Çoğulcu Demokrasiye yöneldiğini görmemek imkansızdır. Atatürk’ün çeşitli beyanları onun “Özgürlükçü” ve muhalefete rol ve hak tanıyan çoğulcu demokrasiye taraftar olduğunu göstermektedir. 1930’da Atatürk şöyle diyor; “TBMM’“de ve millete açık olarak millet işlerinin açıkça tartışılması ve iyi niyetli kişilerin ve partilerin görüşlerini ortaya koyarak, milletin yüksek menfaatlerini aramaları benim gençliğimden beri aşık ve taraftar olduğum bir sistemdir… Bundan dolayı büyük mecliste yeni bir partinin faaliyete geçerek millet işlerini serbestçe münakaşa etmesini cumhuriyetin esaslarından sayarım.”Diğer taraftan Atatürk’ün öteden beri hürriyete verdiği yer ve önemi biliyoruz. Bütün şu sözler Atatürk’ündür; “Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve izmihlal vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası hürriyettir”… “Biz Türkler tarihimiz boyunca hürriyet ve bağımsızlığa sembol olmuş bir milletiz”… “Hürriyetten doğan bunalımlar ne kadar büyük olursa olsun, hiçbir zaman, fazla baskının sağladığı sahte güvenlikten daha tehlikeli değildir.”… hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin ve büyük atalarının en kıymetli miraslarından olan bağımsızlık aşkı ile yaratılmış bir adamım. Bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın meydana gelebilmesi ve devam ettirebilmesi, mutlaka o milletin hürriyet ve istiklaline sahip olması ile mümkündür.”İşte bütün bu nedenlerden dolayı, Millî Mücadele Savaşını millî egemenlik prensibi ile yürüten ve Cumhuriyetin kurulmasından sonra Türkiye’de tam anlamı ile çoğulcu-özgürlükçü bir demokratik rejimin yerleşmesi için gerekli bütün atılımları yapan Atatürk’ü çağdaş çoğulcu demokrasinin bir lideri, Atatürkçülüğü ise, çağdaş ve özgürlükçü bir ideoloji olarak kabul ediyoruz.

NOT: Bu Konferans Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı adına, PROF. DR. İSMET GİRİTLİ tarafından, 10 Kasım 1995 tarihinde İstanbul Kabataş Erkek Lisesi’nde verilmiştir.



23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, barış, çocuklar neyi sever, çocukların dünyası, atatürkün milli egemenlik sözleri, hisler dünyası, kardeşlik, ulusal egemenlik nedir, ulusal egemenlik ve atatürk,