Yazı Duyurusu

Menu

Browsing "Older Posts"

ESMAÜL HÜSNA (YA MUCİB)

4 Ocak 2021 Pazartesi / No Comments
dualar, esmaül hüsna anlamları ve sırları, el mucib ne demek, el mucib ile ilgili ayetler, el mucib kaç kere okunmalı, ya mucib fazileti, ya mucib esması, ya mucib ne demek

EL MUCİB; 

Duaları, istekleri, dilekleri kabul eden, ihtiyaçları karşılayan, sıkıntıları gideren, kendisine dua edenlere icabet eden ve isteklerini geri çevirmeyen manalarına gelmektedir.

"Kullarım beni soracak olursa, muhakkak ki ben (onlara) çok yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da benim çağrıma cevap versinler ve Bana ima etsinler. Umulur ki doğru yolu bulmuş olurlar." Bakara/186

Şu ayrımın bilinmesi gerekir. Cevap vermek farklı, kabul etmek farklıdır. Ayet-i kerimede, Allah tarafından her duaya cevap verileceği vaat edilir; fakat kabul edileceği vaat edilmez. Kabul edip etmemek O’nun hikmetine bağlıdır. Dilerse aynı zamanda kabul eder, dilerse daha iyisini verir, dilerse duayı ahiret için kabul eder ve neticesi dünyada görülmez. Kulun menfaatine olmayan duayı dilerse hiç kabul etmez. 

"Bana dua ediniz ki size icabet edeyim." Ğafir/60

EL MUCİB ZİKRİ VE DUASI:

Tavsiye edilen zikir şekli “Yâ Mucîb Yâ Allah” şeklindedir.

Bu ismi şerifi günde 3025 kere okumaya devam eden kimselerin duaları kabul olunur.

Her gün istekle ve ihlasla Ya Mucib ismini günde 55 kere okumaya devam eden kişilerin meşru dualarının Allah’ın izni ile kabul olacağı biliniyor. Ayrıca bir müslümanın bu zikre devam etmesi insanlar tarafından sevilmesini de sağlar.


Bu yazı; dualar, esmaül hüsna anlamları ve sırları, el mucib ne demek, el mucib ile ilgili ayetler, el mucib kaç kere okunmalı, ya mucib fazileti, ya mucib esması, ya mucib ne demek ile ilgilidir.

TÜRKÜ SÖZLERİ- A

/ No Comments
ürkülerimiz, türkü sözleri, türkü sözleri a, aldırma gönül sözleri, ayva çiçek açmış sözleri,allı turnam sözleri, acem kızı sözleri, asker yolu beklerim sözleri, ağlama yar sözleri, deli gönül sözleri, alaylar doldu mu erzurum sözleri,


ACEM KIZI

ÇIRPINIP DA ŞAN OBAYA ÇIKINCA
EĞLEN ŞAN OBADA KAL ACEM KIZI
UĞRUN UĞRUN KAŞ ALTINDAN BAKINCA
CAN TELEF EDİYOR GÜL ACEM KIZI

SENİ SEVEN OĞLAN NEYLESİN MALI
YUMDUKÇA GÖZÜNDEN DÖKER MERCANI
BURNU FINDIK AĞZI KAHVE FİNCANI
ŞEKER Mİ ŞERBET Mİ BAL ACEM KIZ

*

AĞLAMA YAR 

AĞLAMA YAR AĞLAMA ANAM
MAVİ YAZMA BAĞLAMA
MAVİ YAZMA TEZ SOLAR ANAM
YÜREĞİMİ DAĞLAMA

ELMADA AL OLAYDIN ANAM
SELCİDE DAL OLAYDIN
BANA GÖRE YAR MI YOK ANAM
İSTEDİM SEN OLAYDIN

*

AH NEYLEYİM GÖNÜL

AH NEYLEYİM GÖNÜL GÖNÜL SENİN ELİNDEN
HER ZAMAN AĞLARIM GÜLEMEM GAYRI
BEN BIKTIM USANDIM ELİN DİLİNDEN
TERK ETTİM SILAYI DÖNEMEM GAYRI

GÖNÜL BEN SIRRINA EREMEDİM Kİ
GONCA GONCA GÜLLER DEREMEDİM Kİ
ARZ EYLEDİĞİM YARI GÖREMEDİM Kİ
AYLAR YILLAR GEÇSE GÖREMEM GAYRI

*

AH BİR ATEŞ VER 

AH BİR ATAŞ VER CİGARAMİ YAKAYIM,
SEN SALLAN GEL BEN BOYUNA BAKAYIM.

UZUN OLUR GEMİLERİN DİREĞİ,
AH ÇATAL OLUR EFELERİN YÜREĞİ.

AH VUR ATASİ GAVUR SİNEM KOYANSIN,
ARKADAŞIM UYKULARDAN UYANSIN.

UZUN (bilgi yelpazesi.net) OLUR GEMİLERİN DİREĞİ,
AH YANIK OLUR ANALARIN YÜREĞİ.-AYDIN

*

ALAYLARIN DOLDU MU ERZURUM 

ERZURUM DAĞINDA KURDUM İSKELE
YAŞIM ON SEKİZDİ DE GİTTİM ASKERE
BENİ ASKER ALDIN DA ALAYLARIN DOLDU MU
BENİMLE DE BÖLÜKLERİN İKMAL OLDU MU

ERZURUM DAĞINDA DA BİNDİM KATIRA
PARAM YOK Kİ BABAM BEDEL YATIRA
BENİ ASKER ALDIN DA ALAYLARIN DOLDU MU
BENİMLE DE BÖLÜKLERİN İKMAL OLDU MU

*

ALDIRMA GÖNÜL 

BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
ALDIRMA GÖNÜL ALDIRMA
AĞLADIĞIN DUYULMASIN
ALDIRMA GÖNÜL ALDIRMA

GÖRMEZSEN BİLE DENİZİ
YUKARIYA KALDIR YÜZÜ
DENİZ GİBİDİR GÖKYÜZÜ
ALDIRMA GÖNÜL ALDIRMA

DENİZDE DELİ DALGALAR
GELİP DUVARLARI YALAR
BENİ BU SESLER OYALAR
ALDIRMA GÖNÜL ALDIRMA

KURŞUN ATA ATA BİTER
YOLLAR GİDE GİDE BİTER
MAPUS YATA YATA BİTER
ALDIRMA GÖNÜL ALDIRMA

*

ALLI TURNAM 

ALLI TURNAM BİZİM ELE VARIRSAN
ŞEKER SÖYLE KAYMAK SÖYLE BAL SÖYLE
GÜLÜM GÜLÜM KIRILDI KOLUM
TUTMUYOR ELİM TURNALAR HEY
AH GÜLÜM GÜLÜM YAR GÜLÜM GÜLÜM
KIZ GÜLÜM GÜLÜM TURNALAR HEY

EĞER BİZİ SUAL EDEN OLURSA
BOYNU BÜKÜK BENZİ SOLUK YAR SÖYLE
GÜLÜM GÜLÜM KIRILDI KOLUM
TUTMUYOR ELİM TURNALAR HEY
AH GÜLÜM GÜLÜM YAR GÜLÜM GÜLÜM
KIZ GÜLÜM GÜLÜM TURNALAR HEY

ALLI TURNAM NE GEZERSİN HAVADA
ARABAM KIRILDI KALDIM BURADA
GÜLÜM GÜLÜM KIRILDI KOLUM
TUTMUYOR ELİM TURNALAR HEY
AH GÜLÜM GÜLÜM YAR GÜLÜM GÜLÜM
KIZ GÜLÜM GÜLÜM TURNALAR HEY

NE ONMAMIŞ KULUMUŞUM DÜNYADA
AKŞAM OLDU ALLI TURNAM DÖN GERİ
GÜLÜM (bilgi yelpazesi.net) GÜLÜM KIRILDI KOLUM
TUTMUYOR ELİM TURNALAR HEY
AH GÜLÜM GÜLÜM YAR GÜLÜM GÜLÜM
KIZ GÜLÜM GÜLÜM TURNALAR HEY...KESKİN-HACI TAŞAN

*

ASKER YOLU BEKLERİM

ASKER YOLU BEKLERİM, GÜNÜ GÜNE EKLERİM. SEN
GİT YARIM TALİME DE, BEN SILAYI BEKLERİM.
PİLAV PİŞİRDİM YAVAN, ÜSTÜNE KOYDUM SOĞAN.
YATAĞINA UZANDIM DA, UYAN ASKERİM UYAN.

MENDİLİMDE TEL OYA, GÜLMEDİM DOYA DOYA.
ASKER YOLU BEKLERİM DE, GÜNLERİ SAYA SAYA.
SUCU SUCU SUYUNAN, SOĞAN ACISIYINAN.
KÜSÜDÜM DE BARIŞTIM, YARİN BACISIYINAN-YOZGAT

*

AYVA ÇİÇEK AÇMIŞ 

AYVA ÇİÇEK AÇMIŞ YAZ MI GELECEK,
GÖNÜL BU SEVDADAN VAZ Mİ GEÇECEK.
SAĞ GÖZÜM ŞEYRİYOR VAR MI GELECEK,
SAĞ GÖZÜM ŞEYRİYOR YAR Mİ GELECEK.

UYAN YARIM UYAN GEL TUT ELİMDEN,
NASIL AYRILAYIM TATLI DİLİMDEN.

EVLERİNİN ÖNÜ VİŞNE FİDANI,
DOLANI DOLANI BULDUM ODANI.
HANİ GÜZELİN KÖRPE FİDANI,

YANDIM ALLAH YANDIM AL KANIM AKAR,
AL DUVAKLI GELİN YOLUMA BAKAR.-MUZAFFER SARISÖZEN-BALIKESİR

*

 Bu yazı, türkülerimiz, türkü sözleri, türkü sözleri a, aldırma gönül sözleri, ayva çiçek açmış sözleri,allı turnam sözleri, acem kızı sözleri, asker yolu beklerim sözleri, ağlama yar sözleri, deli gönül sözleri, alaylar doldu mu erzurum sözleri, ile ilgilidir.

HZ. MUHAMMED (sav)'İN DUALARI-1

/ No Comments
DUALAR

dualar, peygamber duaları, hz muhammedin duaları, hz muhammedin ettiği dualar, en güzel dualar, kabul olunacak dualar, kabul olan dualar, resimli dualar, her derde deva dualar

dualar, peygamber duaları, hz muhammedin duaları, hz muhammedin ettiği dualar, en güzel dualar, kabul olunacak dualar, kabul olan dualar, resimli dualar, her derde deva dualar

dualar, peygamber duaları, hz muhammedin duaları, hz muhammedin ettiği dualar, en güzel dualar, kabul olunacak dualar, kabul olan dualar, resimli dualar, her derde deva dualar

dualar, peygamber duaları, hz muhammedin duaları, hz muhammedin ettiği dualar, en güzel dualar, kabul olunacak dualar, kabul olan dualar, resimli dualar, her derde deva dualar


dualar, peygamber duaları, hz muhammedin duaları, hz muhammedin ettiği dualar, en güzel dualar, kabul olunacak dualar, kabul olan dualar, resimli dualar, her derde deva dualar





dualar, peygamber duaları, hz muhammedin duaları, hz muhammedin ettiği dualar, en güzel dualar, kabul olunacak dualar, kabul olan dualar, resimli dualar, her derde deva dualar

MEKKE'NİN FETHİ

15 Aralık 2020 Salı / No Comments
1 ocak 630, hz. muhammed, islam tarihi, kâbe, mekke'nin fethi, resimli mesajlar, hudeybiye antlaşması, ebu süfyanın müslüman oluşu, putların yıkılması, hz muhammedin hayatı, siyeri nebi


MEKKE’NİN FETHİ

Hudeybiye Antlaşmasının Bozulması


Hicretin 8. yılında, Müslümanlar ile Kureyş müşrikleri arasındaki anlaşma bozuldu. Kureyş müşrikleri, Beni Bekir kabilesini, Müslümanların müttefiki olan Huzaa kabilesi üzerine saldırtmışlardı. Hz.Peygamber’in (s.a.s) sabah namazını kıldırıp, mescidde oturduğu bir sırada, saldırıya uğrayan Huzaa kabilesinden kırk kadar süvari Medine’ye gelerek, Hz.Peygamber’in (s.a.s) baş ucuna dikildiler. Olup bitenleri Hz.Peygamber’e (s.a.s) anlattılar. Hz.Peygamber (s.a.s), son derece hiddetlendi. Kureyş müşriklerine bir yazı gönderilmesini emretti.

Gönderilen yazıda şöyle deniyordu:

Bundan sonra derim ki, ya Benibekir kabilesi ile olan anlaşmanızı bozar ve aradan çekilirsiniz ya da Huzaa kabilesinden ölenlerin diyetlerini ödersiniz. Bunlardan birini yerine getirmediğiniz taktirde sizinle savaşacağımı bildiririm.

Haber, Mekke’ye ulaştığında Kureyş müşrikleri iki alternatifi de reddettiler ve savaşmayı kabul ettiklerini bildirdiler. Hz.Peygamber’in (s.a.s) elçisi Medine’ye geri döndü ve durumu Hz.Peygamber’e (s.a.s) haber verdi. Fakat çok geçmeden müşrikler verdikleri cevaptan pişman oldular. Liderleri Ebu Süfyan’ı, Anlaşmayı yenilemesi ve süresini uzatması için Hz.Peygamber (s.a.s) ile görüşmek üzere Medine’ye göndermeye karar verdiler. Ama Ebu Süfyan Mekke’ye eli boş dönecektir.

Ebu Süfyan’ın Çabaları


Ebu Süfyan yola çıktığı sırada, Hz.Peygamber (s.a.s) sahabileri ile birlikte bulunuyordu. Onlara,
- Ebu Süfyan, anlaşmayı uzatmak üzere yanımıza gelmek için yola çıkmış bulunuyor. Ama istediğini elde edemeden dönüp gidecek!
buyurdu. Ebu Süfyan, Medine’ye ulaştığında ilk önce, Hz.Peygamber’in (s.a.s) de hanımı olan kızı Ümmü Habibe’nin evine girdi. Hz.Peygamber’in (s.a.s) minderine oturmak için yönelince, Ümmü Habibe, minderi katlayıp kaldırdı ve babasının ona oturmasına engel oldu. Ebu Süfyan:
- Ey kızcağızım! Bu minderi mi benden esirgiyorsun, beni mi bu minderden esirgiyorsun, anlayamadım?
- Bu Resulallah’ın (s.a.s) minderi! Bir müşrik onun üzerine oturamaz!
- Ey kızcağızım! Vallahi, evimden ayrıldıktan sonra sana kötülük gelmiş!
- Hayır, Allah bana bir kötülük değil, İslam’ı nasip etti. Sen ise hala taştan yontulmuş putlara tapıyorsun. Babacığım! Senin gibi Kureyş’in büyüğü olan birisi nasıl olur da İslam’dan uzak kalır?
- Yazıklar olsun sana! Senden bunu da mı işitecektim? Ben, atalarımın dinini bırakıp da Muhammed’e mi tabi olacağım?

Ümmü Habibe’nin evinden çıkıp doğruca mescitte bulunan Hz.Peygamber’in (s.a.s) yanına geldi:
- Ya Muhammed! Hudeybiye barışını sağlamlaştır ve süresini de uzat! Gel aramızdaki anlaşmayı bir yazı ile yenileyelim!
- Ey Ebu Süfyan! Sen bunun için mi geldin?
- Evet!
Hz.Peygamber (s.a.s), ona hiçbir cevap vermedi. Ebu Süfyan, aracı olmaları için Hz. Ebubekir (r.a), Hz. Ömer (r.a), Hz. Osman (r.a) ve Hz. Ali’nin (r.a) yanlarına da gittiyse de onlardan hiç biri aracı olmaya yanaşmadılar. Sonunda Ebu Süfyan, Mescid’e girdi. Ayakta durarak,
- Ey insanlar! Haberiniz olsun ki, ben aramızdaki anlaşmayı yeniledim. Muhammed’in, bu anlaşmada bana vefasızlık edeceğini de hiç sanmıyorum.
diye seslendi. Ardından da Hz.Peygamber’in (s.a.s) yanına gitti:
- Ya Muhammed! Benim bu sözümü zannetmem ki reddedesin!
- Ey Ebu Süfyan! Bunu senin düşüncen!
Ebu Süfyan, Hz.Peygamber’in (s.a.s) bu sözü üzerine devesine binip Mekke’ye geri döndü.

Sefer Hazırlıkları


Hz.Peygamber (s.a.s), sefere hazırlanılması için emir verdi. Her tarafa da davetçiler gönderilerek, “Allah’a ve ahiret gününe inanan herkesin Ramazan ayında Mekke’de bulunması” bildirdi. Toplanan ordunun mevcudu 10.000 kişiyi buluyordu. Bunların 700’ünü Mekkeli Müslümanlar, 4000 kadarını Medineli Müslümanlar oluşturuyordu.

Hz.Peygamber (s.a.s), ikindi namazını kıldırdıktan sonra, ordunun başında Medine’den hareket etti. Ordunun yürüyüşü Mekke yakındaki Merruzzahran adı verilen bir vadide son buldu. Gece olunca herkese ateş yakması emredildi. Yakılan ateşlerin sayısı 10.000’i geçiyordu. Bununla Mekkeli müşriklerin korkuya kapılmalarının sağlanması istenmişti. Gerçekten de beklenen oldu; Kureyş müşrikleri, durumu araştırmak üzere Ebu Süfyan’ı göndermeye karar verdiler.

Ebu Süfyan Müslümanların Arasında


Ebu Süfyan, iki arkadaşıyla birlikte, gece vakti, Müslümanların ordugahlarının bulunduğu yere doğru yola çıktı. Fakat ordugaha yaklaşınca, nöbetçiler tarafından yakalandılar. Ebu Süfyan kendilerini Abbas’a götürmelerini istedi. Abbas (r.a), Hz.Peygamber’in (s.a.s) amcasıydı ve Ebu Süfyan ile eskiye dayanan bir dostlukları vardı. Kendisi, İslam’ı kabul etmiş ama son ana kadar Mekke’de kalmaya devam etmişti. İslam ordusu Merruzahran vadisine gelip konaklayınca, o da gelip Müslümanlara katılmıştı.

Ebu Süfyan kendisinin Abbas’a (r.a) götürülmesi için bağırıp çağırıyordu. Bu sırada Abbas (r.a) onun sesini tanıdı:
- Ebu Süfyan!
- Babam anam sana feda olsun! Burada neler oluyor? Bunlar kim?
- Yazıklar olsun sana ey Ebu Süfyan! Arkamdaki Resulullahtır (s.a.s) ve 10.000 kişilik karşı konulmaz bir ordunun başında size doğru geliyor. Vallahi, Kureyşi çok zor bir sabah bekliyor! Vay onların başına geleceklere!
- Babam, anam sana feda olsun! Buna bir çare var mı?
- Evet var.
- Ne yapmamı tavsiye edersin?
- Vallahi, Resulallah’tan (s.a.s) başkası tarafından ele geçirilirsen mutlaka öldürülürsün! Haydi katırımın arkasına bin de seni Onun yanına götüreyim. Kendisinden senin için bağışlanma dileyeyim.

Ebu Süfyan, Hz.Abbas’ın (r.a) teklifini kabul etti. O da onu nöbetçilerin elinden kurtararak Hz.Peygamber’in (s.a.s) çadırına götürdü. Geç vakitlere kadar Hz.Peygamber’in (s.a.s) yanında kaldılar. Hz.Peygamber (s.a.s), onlara İslam’ı anlattı. Ebu Süfyan’ın yanındaki iki arkadaşı hemen şehadet getirip Müslüman oldular. Ebu Süfyan ise düşünmek için zaman istedi.

Ebu Süfyan geceyi, Hz.Abbas’ın (r.a) yanında geçirdi. Sabah ezanı ile birlikte onlar da kalktılar. Müslümanlar sabah namazı için hazırlık yapıyorlardı. Müslümanların Hz.Peygamber’e (s.a.s) karşı olan tutum ve davranışlarını görünce Ebu Süfyan şaşkınlığını gizleyemedi:
- Ey Abbas! Ben şimdiye kadar ne İran kralında ne de Rumların hükümdarında hakimiyet ve saltanatın böylesini görmüş değilim!
- Bu saltanat değil, peygamberliktir! Yazıklar olsun sana! Sen de Ona iman etsene!

Namaza başlama tekbiri alındı ve Müslümanlar, Hz.Peygamber’in (s.a.s) arkasında sabah namazını kıldılar. Hz.Abbas (r.a), namazın bitiminde Ebu Süfyan’ı alarak Hz.Peygamber’in (s.a.s) yanına götürdü. Hz.Peygamber (s.a.s) onu görünce,
- Ey Ebu Süfyan! Allah’tan başka ilah bulunmadığını öğrenme zamanı daha gelmedi mi? Yazıklar olsun sana! Ben size dünyayı da, ahireti de sağlayacak bir din getirdim. Müslüman olun da kurtuluşa erin!
- Vallahi, sanırım ki Allah’tan başka tanrı olmasa gerek. Çünkü Sen Ondan yardım diledin, ben de benimkilerden yardım diledim. Ne zaman seninle karşılaştımsa, Senin bana galip geldiğini görüyorum. Benim ilahım hak olsaydı, ben Sana galip gelirdim.
- Yazıklar olsu sana ey Ebu Süfyan! Benim Allah’ın peygamberi olduğumu öğrenme zamanı daha gelmedi mi?
- Babam anam sana feda olsun! Yumuşak huylulukta, şereflilikte ve akraba haklarını gözetmekte Senden daha üstünü yoktur! Senin peygamber oluşuna gelince, bu konuda içimde hala biraz şüphe var.
Hz.Abbas (r.a) :
- Yazıklar olsun sana! Boynun vurulmadan önce Müslüman ol!
Bunun üzerine Ebu Süfyan şehadet getirdi ve Müslüman olduğunu söyledi.

Hz.Abbas (r.a):
- Ya Resulallah! (s.a.s) Ebu Süfyan, Kureyş’in ileri gelenidir. Ona övüneceği bir şey lütfetsen olmaz mı?
- Olur! Kim Ebu Süfyan’ın evine girerse güvendedir!
Ebu Süfyan:
- Benim evime mi?
- Evet!
- Benim evimin genişliği ne kadar ki?
- Kim Kabe’ye girer ve sığınırsa o da güvendedir!
- Kabenin genişliği ne kadar ki?
- Kim kapısını kapatır ve evinde oturursa o da güvendedir. Kim silahını elinden bırakırsa o da güvendedir!
- İşte bu genişliktir!
Hz.Abbas (r.a), Ebu Süfyan’ı (r.a) katırının arkasına alarak vadinin dar yerine götürdü. İslam ordusunun Mekke’ye doğru ilerleyişini beraberce seyretmeye başladılar. Kabileler, başlarında kumandanları olduğu halde bayraklarını çekerek Mekke’ye doğru ilerlemeye başladılar. Her kabilenin geçişinde Ebu Süfyan (r.a),
- Muhammed daha geçmedi mi?
diye soruyor ve geçenler hakkında bilgi alıyordu. Ardından da,
- Bunların burada ne işi var? Benim onlarla bir kavgam yok ki!
demekten kendini alamıyordu. Sonunda Hz.Peygamber’in (s.a.s) alayı uzaktan göründü. Hepsi de zırhlara bürünmüştü. Gözlerinden başka yerleri görünmüyor, atlarının ayaklarından çıkan tozlar ortalığı karartıyordu. Hz.Peygamber (s.a.s) de içlerindeydi. Ebu Süfyan (r.a), benzerini görmediği bu alayı geçerken görünce,
- Bunlar kim ey Abbas! Kapkara taşlık bir alanı andırıyorlar!
- Bu Resulullah (s.a.s)’tır. Muhacir ve Ensar arasında bulunuyor.
- Ben İran kralının ve Rum hükümdarının saltanatını gördüm. Fakat kardeşinin oğlundaki saltanatın benzerini görmedim. Bunlara hiç kimse güç yetiremez. Vallahi, kardeşinin oğlunun saltanatı pek büyük!
- Ey Ebu Süfyan! Bu saltanat değil, peygamberliktir.
- Evet, biliyorum!

Kureyş Teslim Oluyor


Kumandanlara, kendileriyle çarpışılmadığı sürece hiç kimse ile çarpışmamaları emri verildi. Ebu Süfyan (r.a) da Mekke’dekileri uyarmak üzere önden gönderildi.

Ebu Süfyan (r.a), Mekke’ye ulaştığı zaman Kabe’nin yanına gitti. Kureyşliler toplanmış, vereceği haberleri bekliyorlardı. Ebu Süfyan:
- Ey Kureyş topluluğu! Muhammed, karşısında dayanamayacağınız kadar büyük bir kuvvet ile yanınıza gelmiş bulunuyor. Müslüman olun da selamet bulun!
diye bağırmaya başladı. Kureyşliler:
- Sus! Senin gibi kötü elçilik yapanı Allah iyilikten uzaklaştırsın!
dediler. Hanımı Hind, Ebu Süfyan’ın (r.a) yanına gelerek sakalını tuttu:
- Şu hayırsız adamı, şu alçağı öldürün! Çünkü O dininden dönmüş. Allah Seni hayırdan uzak etsin! Yemin ederim ki, ya sen de Müslüman olursun ya da boynun vurulur! Hemen evine gir!
Bunun üzerine Hind, Ebu Süfyan’ın (r.a) sakalını bıraktı. Sonra müşriklere dönerek:
- Yazıklar olsun size! Bu davranışlarınızla kendinizi aldatmayın! O, karşı koyamayacağınız bir ordu ile başucunuza gelmiş bulunuyor. Ben sizin görmediklerinizi gördüm ki, onlara hiç kimsenin gücü yetmez. Kim Ebu Süfyan’ın evine girer ve sığınırsa emniyettedir. Kim Kabe’ye sığınırsa emniyettedir. Kim de kapısını kapatırsa o da emniyettedir.
Herkes evlerine dağıldı.

Hz.Peygamber’in (s.a.s) Mekke’ye Girişi

Hz.Peygamber (s.a.s), Ramazan ayının on üçünde, güneş doğmadan önce devesine bindi. Başına siyah bir sarık sarmıştı. Ayrılışından 8 yıl sonra büyük bir zafer ve ihtişamla yurduna geri dönüyordu. Fakat muzaffer bir komutan edasıyla değil büyük bir tevazu içinde... Mekke’ye yaklaştığında başını öne doğru eğdi. Hatta o derece eğilmişti ki, sakalının ucu devesinin eğerine değiyordu. Ve ağzından da şu sözler dökülüyordu:
- Ey Allah’ım! Hayat, ancak ahiret hayatıdır.
Sonunda, Müslümanlarla birlikte Kabe’ye vardı. Ziyaretin gereklerini yerine getirdikten sonra Sefa tepesine çıktı ve verdiği nimetlerden dolayı Allah’a şükür ve duada bulundu.

Medinelilerin Uyarılması


Hz.Peygamber (s.a.s), Sefa tepesinde dua ederken, Medineli Müslümanlardan bazıları aralarında konuşmaya başlamışlardı:
- Allah (c.c) , Resulüne yurdunun fethini nasip etti. Artık bizim yanımızdan ayrılır da Mekke’de oturur mu?
Bazıları da Mekke’dekilerin canlarına ve mallarına dokunulmamasından dolayı,
- Adamın kavmine karşı acıması ve yurduna karşı özlemi tuttu!
diye aralarında konuştular. Hz.Peygamber (s.a.s), duasını bitirdikten sonra onların yanına geldi:
- Ne konuşuyordunuz?
- Bir şey yok, ya Resulallah! (s.a.s)
Sorusunu birkaç kez tekrarladı ama cevap alamadı. O sırada kendisini bir hal bürüdü. Biraz sonra kafasını kaldırdı:
- Ey Ensar topluluğu! “Adamın kavmine karşı acıması ve yurduna karşı özlemi tuttu!” diye aranızda konuştunuz değil mi?
- Evet ya Resulallah! (s.a.s) Böyle söylemiştik.
- Dikkatli olun! Beni anacağınız bir ismim yokmuydu da benden “adam” diye bahsettiniz? Ben Allah’ın kulu ve peygamberi Muhammed’im. Ben Allah’a ve size hicret ettim. Benim hayatım sizin hayatınızladır. Ölümüm de sizin ölümünüzledir. Söylediklerinizden Allah’a sığınırım!
Medineliler ağlaşarak etrafına toplandılar:
- Vallahi biz, o söylediklerimizi ancak, Allah’a ve peygamberine olan bağlılığımızdan ve düşkünlüğümüzden, sana kıyamadığımızdan dolayı söylemiştik.
Şüphesiz bu sözün doğruluğunu hem Allah hem de peygamberi doğrular ve sizi mazur sayar.

1 ocak 630, ebu süfyanın müslüman oluşu, hudeybiye antlaşması, hz muhammedin hayatı, hz. muhammed, islam tarihi, kâbe, mekke'nin fethi, putların yıkılması, resimli mesajlar, siyeri nebi,

Mekke’de İlk Yemek

Hz.Peygamber’in (s.a.s) saçı ve sakalı çok tozlanmıştı. Öğle vaktine doğru, amcası Ebu Talib’in kızı Ümmühani’nin evine gitti. Yıkanarak temizlendi ve bir miktar namaz kıldı. Sonra Ümmühani’ye sordu:
- Yanında, yiyecek bir şeyler var mı?
- Kuru ekmek kırıntılarından başka bir şey yok. Onu da Size sunmaya utanırım.
- Onları suyun içine ufala! Biraz da tuz getir!
- Yanında katık yapacak bir şey varmı?
- Ya Resulullah (s.a.s)! Sirkeden başka bir şey yok!
- Onu da getir!
Getirilenleri yemeğin üzerine döküp yedikten sonra,
- Ey Ümmühani! Sirke ne güzel katıktır! İçinde sirke bulunan ev yoksul olmaz.
buyurdu.

Ebu Süfyan’ın Gerçekten Müslüman Olması


Mekke’nin eski lideri Ebu Süfyan, Kabe’nin yanında oturuyordu. Hz.Peygamber’in (s.a.s) Müslümanlardan bazılarıyla önünden geçtiğini görünce,
- Askerlerimi toplayıp da yeniden şunlarla savaşsam mı?
diye içinden düşünmeye başladı. Hz.Peygamber (s.a.s) gelip baş ucuna dikildi ve sırtına eliyle vurarak,
- O zaman da Allah seni yine hor ve düşkün eder!
buyurdu. Ebu Süfyan, Hz.Peygamber’in (s.a.s) baş ucunda dikildiğini görünce:
- Şu ana kadar Senin gerçekten peygamber olduğuna inanmamıştım. İçimden geçirdiklerimden dolayı Allah’tan af ve bağışlanma diliyorum!
diyerek pişmanlığını dile getirdi.

Fadale’nin Müslüman Olması


Benzer bir olayı da Fadale bin Umeyr anlatıyor:
Hz.Peygamber (s.a.s), Kabe’yi tavaf ederken, Fadale, öldürmek maksadıyla yaklaşıyordu ki, Hz.Peygamber (s.a.s) ona doğru geldi:
- Sen Fadale misin?
- Evet, ben Fadale’yim.
- İçinden ne geçiriyordun?
- Hiçbir şey! Sadece Allah’ı zikrediyordum.
Hz.Peygamber (s.a.s) güldü:
- Allah’tan af ve bağışlanma dile!
buyurdu. Sonra elini Fadale’nin göğsüne koydu.

Fadale diyor ki:
Vallahi, göğsümden elini kaldırdığı zaman, Allah’ın yaratıkları arasında bana Ondan daha sevimli olan yoktu!

Putların Yıkılması

Kabe’nin çevresinde, kendilerine tapılan 360 kadar put bulunuyordu. Bunlar Arap kabileleri tarafından zaman zaman ziyaret edilir ve kendileri için kurban kesilirdi. Hz.Peygamber (s.a.s) elindeki asasıyla putlara birer birer dokunmaya başladı. Bu sarada da,
- Hak geldi, batıl yok olup gitti. Yok olan, ne bir şey var edebilir ne de diriltebilir.
buyuruyor, putlar da birer birer yüz üstü ya da arka üstü düşüyorlardı. Kabe’nin çevresinde yıkılmadık put kalmadı. Bilal (r.a), Kabe’nin üzerine çıkarak öğle ezanı okudu. Namaz kılındıktan sonra, Hz.Peygamber’in (s.a.s) emri üzerine yıkılan tüm putlar bir araya toplanarak ateşe verildi.

Mekkelilere Hitap

Hz.Peygamber (s.a.s), Kabe’nin önünde durdu. Üç kere tekbir getirdikten sonra halka hitab etti:
- Bütün övgüler Allah’a (c.c) yaraşır! Ondan başka ilah yoktur! Yalnız O vardır, eşi ve ortağı yoktur!
O va’dini yerine getirdi, kuluna yardım etti. Düşmanları bozguna uğrattı.
İyi bilin ki, cahiliye çağına ait olup, övünme meselesi edilenler, kan davaları bugün, şu ayaklarımın altındadır.
...
Ey Kureyş! Muhakkak ki, Allah (c.c) cahiliyet gururunu, soy ile övünüp büyüklenmeyi sizden kaldırmıştır. Bütün insanlar Adem’den (a.s), Adem (a.s) de topraktan yaratılmıştır. İnsanlar iki sınıftır: Bir kısmı iman eder ve günahlardan kaçınır. Allah (c.c) katında değerli ve şereflidir. Diğer kısmı ise azgındır. Allah (c.c) katında da değersiz ve şerefsizdir.
Ey Kureyş! Ey Mekkeliler! Ne dersiniz? Şimdi hakkınızda ne yapacağımı düşünüyorsunuz?
- Sen kerem ve iyilik sahibi bir kardeşsin. Kerem ve iyilik sahibi bir kardeşin oğlusun. Gücün yetti, iyi davran!
- Benim halimle sizin haliniz, Yusuf (a.s)’ın kardeşlerine dediği gibi olacaktır. Onun dediği gibi ben de,
(Yûsuf da:) "Bugün size, (o yaptığınızdan dolayı) hiçbir kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir" dedi.
12/92
diyorum. Gidiniz! Serbestsiniz!

Hz.Peygamber (s.a.s) Kendisini Nasıl Tanıtıyor?
Fetih günü Hz.Peygamber’in (s.a.s) yanına bir adam geldi. Kendisiyle konuşmak istiyordu ama konuşurken heyecandan kendisini bir titreme tuttu. Bunu gören Hz.Peygamber (s.a.s):
- Sakin ol! Ben hükümdar değilim! Güneşte kurutulmuş et parçalarını yiyerek yaşayan Kureyşlilerden bir kadının oğluyum.
buyurdu.

Nereden Nereye?

Rebia bin Abbad anlatıyor:
Mekke’nin fethinden sonraki günlerde babamla birlikte Mekke’ye gitmiştik. Resulallah’ı (s.a.s) görünce hemen tanıdım. Çocukluk çağımda Onu Zülmecaz panayırında ilk defa görüşüm aklıma geldi.
- Ey İnsanlar! ‘La ilahe illallah’ deyin de kurtulun!
diyerek halkı İslam’a davet ediyor, halk ise Ondan yüz çeviriyor ve konuşmuyordu. Yalnız amcası Ebu Leheb,
- Bu dininden dönmüş bir yalancıdır! Sakın sizi atalarınızın dininden döndürmesin!
diyerek arkasından dolaşıyordu. Fakat o yinede “ ‘La ilahe illallah’ deyin de kurtulun!” demekten geri durmuyordu.

Mekke’de İslam’ın Işığı

Birkaç gün içinde Mekke halkının büyük çoğunluğu İslam’a girdi. Mekke putlardan temizlenmiş, İslam’ın ışığıyla aydınlanmaya başlamıştı. Hz.Peygamber (s.a.s), Ramazan’ın bitmesine on gün kala , Mekke’nin çevresindeki bölgelerde bulunan putları da yıkıp kaldırmak üzere her tarafa askeri birlikler gönderdi.

1 ocak 630, hz. muhammed, islam tarihi, kâbe, mekke'nin fethi, resimli mesajlar, hudeybiye antlaşması, ebu süfyanın müslüman oluşu, putların yıkılması, hz muhammedin hayatı, siyeri nebi

YILBAŞI NEDİR?

/ No Comments
yılbaşı nedir, yılbaşının dinimizdeki yeri, yılbaşı türk kültüründe var mı, noel ağacı ve noel oyuncakları satmak caiz mi, yılbaşı kutlamak günah mı, yılbaşı mesajları,

Yılbaşı size neyi ifade etmektedir, İslam'daki ve kültürümüzdeki yeri nedir? Yılbaşı münasebetiyle, Noel ağaçları, hindi, Noel baba oyuncakları, parti şapkaları, satmaları caiz midir?

Cevap 1:

Bu konuyu iyi kavrayabilmek için önce şu ayet ve hadisleri göz önüne getirmek gerekir:

1. "Iyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Allah`tan korkup sakının..." (Mâide, 5/2)

2. "Zulüm yapanlara en ufak bir meyil göstermeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah`tan başka velileriniz de yoktur, sonra yardım da göremezsiniz." (Hûd, 11/113)

3. "O (Allah) size Kitapta: 'Allah`ın ayetlerine küfredildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze geçip dalıncaya dek onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz.' diye indirdi. Doğrusu Allah münafıkların da, kâfirlerin de tümünü cehennemde toplayacaktır." (Nisâ, 4/140)

Konuyu başkalarına benzeme noktasından ele alan hadis-i şerifler vardır. Bunlardan biri şudur:

"Kim herhangi bir gruba benzeşirse o da onlardandır." (Ebu Davûd, Libas 4)

Özellikle bu hadis-i şerif çok önemli psiko-sosyal gerçeklere işaret eder. Şeklî benzeşmenin sonuçta itikadî benzeşmeye götüreceğini anlatır.

İbn Haldun da konuyla ilgili olarak önemli tarihi gerçeklere parmak başar. Mağlupların galipleri taklit etme psikolojisi yaşadıklarını anlatır. (İbn Haldun, Mukaddime, I/374-375)

Cevap 2:

İslâm Dini yepyeni bir nizamla ortaya çıkmış, önceki dinlerin hükümlerini bütünüyle yürürlükten kaldırmıştır. Bu dinin gecesi de gündüzü kadar aydınlıktır. Müslüman anasından metbu' olarak doğar, tabi' olarak değil. Yani o ilmiyle, irfanıyla, yüksek ahlâkiyle ve dindarlığı ile herkese örnek olur, herkes ona uymaya özenir. O ise kimselere özenmez. Çünkü dini ona yeterince malzeme sunmuş, ihtiyacını karşılamıştır. Tabii bu tabiiyet ve matbuiyet ilim ve teknikte, sanatta değildir. Çünkü ilim ve teknik Müslümanın yitik malıdır, onu nerede, kimin yanında bulursa almaya daha haklıdır. O halde tabiiyet ve matbuiyet ahlâk, din, adalet ve hakseverliktedir.

O halde diğer dinlerin kutsal saydığı günleri kutlamak, onların âdetlerine uymak, büyük günahlardandır.

Buna birkaç misal verelim:

a) Batı ülkelerinde olduğu gibi, yabancı kadın ve erkeklerin bir arada toplanıp dans etmeleri, çeşitli oyunlar tertiplemeleri İslâm'a göre büyük günahlardandır. Bir Müslümanın onlara özenerek bu gibi şeyleri helâl kabul etmemek şartıyla yaparsa büyük günah işlemiş olur.

b) Güzellik yarışmaları, bilindiği gibi daha çok gayri müslim ülkelerde yapılır. Bundan amaç, şehvetperestlere kadın vücuduyla ziyafetler çekmektedir. Aynı zamanda genç kızları bu gibi ahlâksızlıklara özendirmek suretiyle onları baştan çıkarmaya yöneliktir. Tabii Kur'ân'a ve sünnete göre, bir Müslüman kadının bu tür müsabakalara katılması, soyunup etini teşhir etmesi büyük bir günah ve ağır bir suçtur. Çünkü ahlâkı ifsad etmekte, kadının annelik vakarını düşürmekte, onu bayağı bir eşya gibi müzayedeye çıkarmaktır.

c) Noel Yortusunu Hristiyan alemiyle birlikte kutlamak da büyük günahlardan biridir. Müslümanların kaçınması gerekir. Kendi millî ve dinî günlerimizde tebrikleşmemizde ise sayısız yararlar vardır. Her şeyden önce dinî ve millî âdetlerimizi yaşatmış, çocuklarımıza güzel örnekler vermiş oluruz. (bk. Celal Yıldırım, İslam Fıkhı)

Cevap 3:

1. Noel Baba, Yılbaşı, Christmas bayramı gibi başka dinlerin alameti, sembolü olan günlere, o günü tazîm ve kutlama maksadıyla katılmak, aynı maksatla o günlerde tebrikleşmek ve hediyeleşmek, yine aynı maksatla hindi vb. almak, yemek, ziyafet çekmek, aynı maksatla bu tür kutlamalara katılmak, o günlerde bayram niyetiyle çocuklara elbise almak ve pişirdikleri yemekleri pişirmek caiz değildir.

2. Böyle zamanlarda, böyle zamanlara has hindi vb. şeyleri sırf gıdalaşmak için almak, ucuz postane hizmetinden yararlanmak için tebrikleşmek haram değilse de onlara benzeme, onların uygulamalarını yaygınlaştırma ve meşru gösterme anlamı taşıdığından tehlikeli ve mahzurludur. Müslümanların, hangi maksatla olursa olsun, o günlere mahsus bir şey yapmamaları gerekir.

3. Hindi gibi sırf o günlere mahsus şeyleri, o günlerde satmak, fasıklara "günahta yardım" anlamı taşıdığından, haram ya da tahrimen mekruhtur. Ancak alacağı para haram değildir. Haram ve günah olan o işi yapmasıdır. Bu hindilerin besmele ile kesilmiş olması halinde böyledir. Besmele ile kesilmemişse "meyte" olacaklarından satılmaları hiç bir surette caiz olmaz.

4. Yılbaşı kutlamaları için matbaa sahiplerinin davetiye, afiş, kart vb. şeyleri basmaları da aynıdır. Yani bunlar sırf yılbaşına özel olarak kullanılacaklarsa, yapılıp satılmaları aynı derecede mahzurludur: Eşantiyon eşya için de aynı şey söylenir. Ancak satıcılar bizzat yılbaşını kutlamış gibi günah almazlar. Çünkü, satılan şeylerin kötü amaçla kullanılması haramdır. Halbuki süs eşyaları satmak esasen haram olan bir iş değildir. Bu açıdan satıcıların sattığı süs eşyaları bizzat haram değildir. Bunu bir dükkanı içki imalatçısına vermeye benzetebiliriz. İmamı Azam'a göre içki satışı yapacak birisine binayı kiraya vermek haram değildir. Bu noktadan yapılan satışın kendisi haram değildir. Bunu yanlış yerde kullanacak olanların yaptıkları haramdır.

Bununla beraber, bir şeyin haram olmaması hiçbir sorumluluğunun olmadığı anlamına gelmez. Böyle bir konuda yardımcı olmak, en azından mekruhtur. Mekruh ise harama yakın derecede kişiyi sorumlu eden demektir. Bu nedenle bir mecburiyet yoksa bu işin yapılmasını tavsiye etmeyiz.

- Müslümanlar bu yılbaşını takvim başlangıcı yaparlarsa, yılbaşı gecesinde yapılan âyin veya eğlencelere iştirak ederlerse ne olur?

Yılbaşı dolayısıyla yapılan dinî âyine katılan (Hristiyanlarla beraber bu toplu ibâdeti yapan) Müslümanlar, en azından haram (büyük günah) işlemiş olurlar.

Dinî âyîne katılmadan yılbaşı dolayısıyla toplantı ve eğlence yapan Müslümanlar, bu eğlencelerde ayrıca hiçbir haram işlemeseler dahi, kökeni dinî (İslâm'dan başka ve ona göre bugün mûteber olmayan bir dîne dayalı) olan bir faâliyete katıldıkları ve başka dinden olanlara -dinle ilgili bir konuda- benzer hale geldikleri için günah işlemiş olurlar. Yukarıda kaynağını verdiğimiz, "Bir din ve kültür topluluğuna kendini benzetenler onlardan sayılır." meâlindeki hadîs bu davranışı yasaklamaktadır.

Yılbaşı, takvim, tarih, tatil, eğlence, şenlik ve bunlarla ilgili âdetler bir milletin kültürüdür. Kültür, din ve ideolojinin bedenlenmesi, ete kemiğe bürünmesidir. Bu ikisini birbirinden ayırmak mümkün değildir. Eğer birileri din ile kültürü birbirinden ayırmaya, aralarındaki bağı koparmaya kalkışırsa -zor olmakla beraber bunu yapabilirse- kültür ile beraber dîni de değiştirme yoluna girmiş olur. Bedenini parça parça kaybeden din gider (milletin hayatından çıkar) onun yerine yeni kültürün dîni veya dinsizliği gelir. Kültür ile din arasında böyle bir bağ bulunduğuna göre; kültürün değişmesi dîni yakından ilgilendirir.

İslâm'ın beş temel amacından biri dîni (Müslümanların hayatında İslâm'ı) korumaktır. İslâm'ın korunmasını olumsuz etkileyen bir davranış, bir kültür değişimi, bir kültür taklidi haramdır, bazan bununla da kalmaz dinden çıkma sonucunu doğurur.

Sevgili Peygamberimiz (asm) Medine'ye göçünce, burada öteden beri iki bayramın bulunduğunu ve bu bayramlarda kutlama yapıldığını öğrendi. Bayramlar, dînin etkilenmesi bakımından önemli kültür unsurları olduğu için bunları değiştirdi ve yerlerine Ramazan ile Kurban bayramlarını tebliğ etti. Daha pek çok hadîste, başka dinlerle ilişkisi veya sembolik değeri/fonksiyonu bulunan âdet ve uygulamaları Müslümanlara yasakladı.

- Yılbaşında Müslüman olmanın gereği nedir?

Hepimiz Müslümanız elhamdülillâh. Ama hepimiz Müslümanlığımızın icabını yaşamıyoruz maalesef...

Biz, Müslümanlığın icabını yaşama hâline “dindarlık” diyoruz. Kim inandığı gibi yaşıyorsa, ona dindar insan sıfatını takıyor, dindar adam, diye yâd ediyoruz. Bu sıfat onun hakkıdır zaten. Siz dindarlığı, zamanın kötülük ve fitnesine karşı giyilen koruyucu bir zırh olarak da kabûl edebilirsiniz.

Aslında dindarlık, sahibini sadece âhirette cennete koyan bir yaşama tarzı olmakla kalmayıp, dünyada da huzura, saadete sevkeden bir yaşama tarzıdır.

Nitekim İsa Peygamber (as)’in doğumu ile Hazret-i Muhammed (asm)’in hicretine başlangıç olan yılbaşlarında, dindar olanla olmayanın yaşayışını ibretle seyrediyorsunuz. Dindar olanlar, yılbaşı gecelerinde düşünüyorken, şuur altında bile olsa diyorlar ki:

Yılbaşı gecesinin mânası, sayılı ömür senelerinin birinin daha bitmesi, ölüm denen kesin âkıbete biraz daha yaklaşılması, gençlik günlerinin tükenip, ihtiyarlık demlerinin gelmesi,.. demektir. Nitekim her yılbaşında siyah saçlara biraz daha aklar düşüyor, akların sayısı da biraz daha çoğalıyor.

Öyle ise, böyle gecelerde daha çok sefalete, daha çok sefahete düşmek yerine; daha çok âhirete, daha fazla ebedî âleme meyili olmak lâzımdır. Zira bu hızlı gidiş, - ister ikrar et, ister inkâr - kabire, öteki dünyaya doğrudur.

İşte dindarlık böyle düşündürüp, böyle tedbirli hareket ettirdiği içindir ki, dindar insanın, geçen senelerinden pişmanlığı azdır. Ama kendisini dinî ölçülerle kayıtlı görmeyen başıboş insanlarda ise, her yılbaşında böyle bir muhakeme ve düşünceden eser yok. Tam bir şuur ve idrak mahrumiyeti içindeler... Ölüme bir sene daha yaklaşmanın delilini teşkil eden gecede, hem ahlâkından, hem mâneviyatından, hem de parasından zararlar görmekte, fireler vermekte, pişman olacağı fiilleri çoğaltarak işlemekteler. Birkaç saatlik bu eğlence ve sefahetin arkasından ömür boyu üzüntü ve pişmanlıklar gelmekte...

Onu böyle ömür boyu pişmanlıklara sevkeden şey, İslâm’ın icabını yaşamayışında, yâni, dindar olamayışındadır. Şâyet dinin emirlerine sadık kalacak bir iman kuvveti, dindarlık emâresi kazanabilse, her yılbaşı, tam aksini düşünmesine, kendisine çekidüzen verip iman ve ahlâk bakımından yükselmesine sebep olacak, geçmişinden pişmanlık duyan bir sefahet ve sefalete düşmeyecek...

Demek ki, yılbaşı gecelerinde kimilerini o hâle düşürüp, kimilerini de bu duruma çıkaran şey, dindar olup olmamaktan başka bir şey değildir.

Anlaşılan, şahsı düşündürüp, mes’ud ve bahtiyar kılan şeyin dindarlık olduğu kesindir. Ferdi muhakemesizleştirip sefalete itenin de dinde lâubalilik olduğu bir vakıadır.

Demek imtihan dünyasıdır bu. Her ikisine de yol açık. İsteyen oraya, dileyen de buraya yönelir. Kimi yılbaşında şuurunu iptal eder. Kimi de ihyâ...

Biz şükrederiz dindarlığımıza, hamd ederiz bizi böyle düşündürüp, amel ettiren Rabbimize.

- Bizim yılbaşı anlayışımız ne olmalıdır? Ölmeden önce hesaba çekilmek için ne yapmak gerekir?

Bazıları yılbaşını, 'vur patlasın çal oynasın' düşüncesizliğine dönüştürüyorlar, sanki ömürlerinden bir sene gitmemiş, aksine bir sene kazanmışlar gibi sevinç çığlıkları atarak işi sarhoşlaşmaya kadar götürüyorlar.

Herhalde kaybettikleri bir yılı düşünmemek için başvuruyorlar böylesine şuur ve muhakeme iptaline...

Harcanan vakti nakitten de kıymetli gören İslam büyükleri ise, böylesine bir şuur iptaline asla rıza göstermiyorlar, aksine kaybettiğimiz yılın sonunda tam bir nefis muhasebesine girmemizi, harcadığımız seneyi nasıl bir yaşantı içinde tükettiğimizin muhasebesini yapmayı ısrarla tavsiye ediyorlar. İsterseniz bir de onları dinleyelim de nasıl bir muhasebe ve muhakeme içinde olmamız gerekiyor, harcadığımız yılın sonunda görelim.

Hicri 334 senesinde Bağdat'ta vefat etmiş olan büyük mutasavvıf Şibli Hazretleri, Bağdat halkına yaptığı her konuşmasına şu sözlerle başlıyordu:

- Ömürlerinden bir seneyi daha tüketerek varacakları sona biraz daha yaklaşan ahiret yolcuları! Yaklaştığınız yerde hesaba çekilmeden önce burada kendinizi hesaba çekin!

Her vaazına bu cümleyle başlayan Şibli Hazretleri'ne bir hürmetkârı, bir gün şöyle bir soru sordu:

- Hep 'Ahirette hesaba çekilmeden önce kendinizi dünyada hesaba çekin!' buyuruyorsunuz. Dünyada kendimizi hesaba çekerek yaşarsak sanki ahirette hesaba çekilmeyecek miyiz?

- Evet, dedi, burada hayatını hesaba çekerek yaşayan, orada hesaba çekilmeyebilir. Efendimiz (asm) Hazretleri; "Ahirette hesaba çekilmeden önce dünyada kendinizi hesaba çekin!" buyuruyor, öyle ise burada hayatını hesaba çekerek yaşayan orada hesaba çekilmeyebilir. En azından hesabını kolay verir.

Bunun üzerine soru sahibi, kendini burada hesaba çekerek yaşamaya başlar. İbadetlerini eksiksiz yerine getirme gayretine girer. Günahlardan kaçınıp sevaplarını, hayır hasenatlarını çoğaltma titizliğine yönelir. Yani ahirette hesabını veremeyeceği işleri dünyada yapmama kararı alır. Böylece hayatını tam bir şuur içinde hesaba çekerek yaşamaya başlayan genç, bir gece rüyasında hocası Şibli Hazretleri'ni beyaz bir ata binmiş, bulutlara, yukarı uçup gidiyor halde görür. Arkasından seslenir:

- Hocam bekle ben de geleyim seninle!.. Şibli Hazretleri'nin cevabı kesin:

"Ben bu hapishaneden bir kurtuldum, bir daha bekler miyim burada?"

Bu rüyanın manasını öğrenmek için sabah ilk iş olarak üstadını ziyarete giden talebesi, hocasının kapısında cenaze hazırlığını görünce, onun dünya hapishanesinden gece kurtulup ahiret saraylarına doğru uçtuğunu anlamakta gecikmez. Ama çok üzülür bu ani gidişine de o günün akşamında Rabb'ine dua ve niyazda bulunarak üstadını rüyada görme niyetiyle yatağına uzanır, az sonra kendisini hocasının huzurunda bulur. İlk sorusu, vaazlarında tekrar ettiği cümle olur:

- Sen dünyada kendini hesaba çekerek yaşardın, orada hesaptan kurtuldun mu, durum nasıl?

İmam tebessüm ederek cevap verir. Meleklerin beni hesaba çekmek üzere karşıma geçtikleri sırada Rabb'imden hitap geldi:

- O kuluma hesap sormayınız. Çünkü o hesabını yaparak yaşadı, buraya temiz bir amel defteriyle geldi!.. Siz onun amel defterine bakın yeter, hesabını göreceksiniz orada... Şibli Hazretleri, talebesine; "Siz de" der, "kendinizi orada hesaba çekerek yaşayın.. Hesabını veremeyeceğiniz işlerle gelmeyin buraya. Size de; 'O kulum hesabını yaparak yaşadı, temiz bir amel defteriyle geldi buraya, defterine bakın yeter', denebilir!.."

Ne dersiniz? Biz de harcadığımız sene sonunda, harcayacağımız senenin de başında kendimizi bir hesaba çeksek mi? En azından hesabını veremeyeceğimiz yanlışlarımız olduysa, tövbe, istiğfarla onları terk etme kararı alsak mı? Yapamadığımız ibadetlerimizi, hizmetlerimizi yapma azmine girsek mi? Yılbaşında bari bu muhasebeyi yapsak mı? Yoksa boş mu ver? Ömrümüzden bir sene daha gittiği halde, sanki bir sene daha kazanmış gibi 'vur patlasın çal oynasın' düşüncesizliğine düşenlere biz de katılarak malum tekerlemeyi biz de mi tekrar etsek?

"Ayağını sıcak tut başını serin, hayatını yaşa düşünme derin!.." Fakat unutmamak gerek ki, hayatını düşünmeden yaşayanların sonunda duydukları pişmanlık çok derin oluyor; ama bu derin pişmanlığın hiçbir faydası olmuyor. Öyle ise gelin biz hayatımızı düşünerek, hesabını yaparak yaşama kararı alalım yeni yılımızda. Hesabını verebileceğimiz nice yeni yıllar dileğimle...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet...www.sorularlaislamiyet.com


yılbaşı kutlamak günah mı,yılbaşı mesajları,yılbaşının dinimizdeki yeri,yılbaşı nedir,yılbaşı türk kültüründe var mı,noel ağacı ve noel oyuncakları satmak caiz mi,corona,covid19

YENİ YIL MESAJLARI

/ No Comments
en güzel yeni yıl mesajları, resimli yeni yıl mesajları, yeni yıl mesajları, yeni yıl mesajları 2019, yeni yıl tebriği 2019, yılbaşı, yılbaşı mesajları, yılbaşı kutlama mesajları,

YENİ YIL MESAJLARI 2021

Corona virüs salgının ve tüm belaların yok olduğu, eski güzel günlerin tekrar yaşandığı mutlu ve huzurlu bir yıl diliyorum...

 2020'ye ELVEDA, 2021'e MERHABA!! Hoşgeldin Yeni Yıl...

 Mutluluk yağmurları altında şemsiyesiz kalman dileğiyle...Nice mutlu yıllara.

 Hiç hata yapmayan insan genellikle hiçbir şey yapamaz. 2021 yılında hatalarımızın az, başarılarımızın devamlı olması dileğiyle mutlu yıllar..

Rabbimiz bu yeni yılın tüm İslam âlemindeki kardeşlerimize her anını en güzel şekilde değerlendirmeyi ve her gününü razı olacağı amellerle yaşamamızı nasip etsin.

 2021 yılı öyle bir yıl olsun ki, 2020 yılının tüm olumsuzluklarını bize unutturabilsin.. İsteklerimizin gerçekleşeceği bir yıl dileğiyle..

 Nerede yaşam varsa, orada umut da vardır. Yeni yılda tüm umutlar ve başarılar seninle olsun. Mutlu Yıllar dilerim.

 İşte sonunda buldum. Neyi mi? Sana gönderebileceğim dostluğumuzun, yeni yılda da devam edeceğini anlatabilecek sıcacık bir yeni yıl mesajını; Mutlu yıllar.

Susmak, dayanılması çok güç bir yanıttır. Yeni yılda tüm sorunların yanıtları seninle olsun.. Mutlu yarınlar, mutlu yıllar...

 Geleceği oluşturacak her yeni günün bir önceki günden daha güzel, isteklerinize uygun ve sizi daha da mutlu etmesi dileğiyle. Mutlu yıllar!

Yaşamınca güzel yıllar, mutlu yarınlar, dostça dostluklar hep senin olsun. MUTLU YILLAR!

en güzel yeni yıl mesajları, resimli yeni yıl mesajları, yeni yıl mesajları, yeni yıl mesajları 2019, yeni yıl tebriği 2019, yılbaşı, yılbaşı mesajları, yılbaşı kutlama mesajları,

 İnsan, armağanını kalbi ile birlikte vermezse ne değeri vardır. Yeni yıllar Allah'ın bizlere verdiği armağandır. En mutlu günler seninle olsun.. Armağanınla yücel..

 Yeni yılını tüm yüreğimle kutlar daha nice yıllar sağlıkla başarıyla sevdiklerinle birlikte görmeni ve geçirmeni diliyorum... Dün rüya yarın hayaldir... Rüyayı mutlu, hayali umutlu yapan bugündür, gönlün neyin özlemini çekiyorsa yarınlar sana onu getirsin... Yeni yılın kutlu olsun...

 Yeni yılda tüm dargınlıkların bitmesi ve barış içinde yaşanması dileğimle...

 Mutluluk bankasının sevgi şubesinde, 2021 nolu hesabınıza, 365 gün daha yatırılmıştır. Mutlu bir şekilde harcamanız dileğiyle. Mutlu yıllar…

 Yeni yılın en güzel müjdeler, en güzel sürprizlerle kapınızı çalması ve yeni yılı tüm dünyaya ümit saçan gülücüklerle karşılamanız dileğiyle...

en güzel yeni yıl mesajları, resimli yeni yıl mesajları, yeni yıl mesajları, yeni yıl mesajları 2019, yeni yıl tebriği 2019, yılbaşı, yılbaşı kutlama mesajları, yılbaşı mesajları,

 Düşsüz büyük şeyler yapılamaz. 2021 yılında tüm düşlerinizin gerçekleşmesi dileğiyle...

En işe yaramayan günümüz hiç gülmediğimiz gündür. Yeni yılın dolu dolu ve geniş en içten gülümsemelere açılması dileğiyle mutlu yıllar...

 Bugün, yarına dünle beslenerek yol alır. Eminim 2021 yılı senin güzel yüreğinle birlikte sana mutluluk getirecektir. İyi yıllar dileğiyle ..

Coşkun ama yorgun bir yıl daha geçiyor yaşamdan. Gelecek yılın sevgilerin en güzeli, aşkların en yücesini, mutlulukların en büyüğünü getirmesi dileğiyle iyi yıllar...

 Bulutsuz gökyüzü senin olsun demiştim; ümitlerin solmasın, tükenmesin diye. Yeni yılda hiç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğiyle. İyi yıllar!

 Koskoca bir yıl daha devrildi gitti; keyifli ve gülümseme dolu bir yeni yıl dilerim...

 Dünyayı değiştirmek istersen yüreğine inan , dostlarına güven, sevgine sarıl.. Yeni yıl senin başarılarının anahtarıyla tüm kapıları açacaktır.. Mutlu Yıllar!!

 Bir yılı daha tüketmenin hüznü yerine, bir yıldan daha kurtulmuş olmanın sevincini yaşamayı tercih ediyoruz. Ne diyelim, gelen gideni aratmasın! İyi seneler.

 Getirdiği mutluluğun tüm kötülükleri unutturacağı, başarıların tüm başarısızlıkları yok edeceği güzelliklerin hayatını dolduracağı bir yıl dileğiyle.

 Yılbaşı çiçekleri gibi, Senin için diledim her şeyi, Yeni yıl ile günün hep aydın olur umarım. Mutlu Yıllar...

 Bir yıl daha geçti. Mutluluğunun ömür boyu devam etmesini, yaşantında hiç bir şeyin seni üzmemesini diler ve yeni yılını candan kutlarım.

 YENİ YILDA; Hayatı tutabilmek, Sevgiyi kaçırmamak, Keşke dememek için düşlerini ikiyle çarp bu kez... Ve onları gerçekleştirecek zamanı ayır kendine... MUTLU YILLAR!!

 Yine yeni bir yıl var kapımızda. 2021 yılına gireceğimiz şu günlerde istediğiniz her şeyin gerçekleşmesi dileğiyle. Geleceğinizi oluşturacak her yeni gün bir önceki günden daha güzel, isteklerinize uygun ve sizi mutlu edecek şekilde olsun! İyi Seneler!

 Aşkı en güzel yaşayan seneleri devirmiş ananem ve dedem. Siz hep bana en güzel örnek oldunuz. Yeni yılda da Allah size güzel ömürler versin. Yeni yılımız kutlu olsun.

 Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice yıllara!

 Kalbimi 3 yıl önce bana yeniden hissettiren bir "EVET" ile hayatımızı birleştiren o gün, yaşadığım en güzel gündü. Hayatımda olduğun için teşekkür ederim sevgilim. Yeni yılımız kutlu olsun.

 Ailenin hayattaki en önemli değer olduğunu bana siz öğrettiniz. İyi ki varsınız annecim ve babacım. Sizi çok seviyorum. Birlikte nice güzel senelere….

 En kötü günümüz hiç gülmediğimiz gündür. Yeni yılın dolu dolu ve geniş en içten gülümsemelerle dolu geçmesi dileğiyle mutlu yıllar..

 Dünya'nın en anlayışlı en tatlı en güzel kocasına… Yeni yılımız kutlu olsun sevgilim. 2021 bize, yuvamıza sağlık, mutluluk, huzur ve bol kazanç getirsin.

 Sağduyu aklın kapıcısıdır. Görevi: Kuşkulu fikirlerin içeri girmesine, ve de dışarı çıkmasına engel olmaktır. Yeni yılda hepizin mutlu, sağduyulu ve sağlıklı günler getirmesi dileğiyle..

 Seninle geçirdiğimiz her yıl ömrüme ömür katan en güzel senelerdi. Yanında zamanın durduğu karımla daha nice senelere. Yeni yılımız kutlu olsun karıcım…

en güzel yeni yıl mesajları, resimli yeni yıl mesajları, yeni yıl mesajları, yeni yıl mesajları 2019, yeni yıl tebriği 2019, yılbaşı, yılbaşı mesajları, yılbaşı kutlama mesajları,

 Barış, mutluluk ve beraberlik dolu yeni bir yıl diliyorum. Yeni yılın kutlu ve mutlu olsun.

 Yeni bir yıla girerken sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla.. Nice Yıllara!

 Aşkı seninle tatmış olmanın yıllara meydan okuyabilen bir aşkın aktörü olmanın bana verdiği mutlulukla ömür boyu yanımda ol istiyorum. Her yıl olduğu gibi bu yeni yılda da her an birlikte olmak dileği ile.

 Yeni yılda; hayatı tutabilmek, sevgiyi kaçırmamak, keşke dememek için düşlerini ikiyle çarp bu kez… Ve onları gerçekleştirecek zamanı ayır kendine… Mutlu yıllar!

 Her yıl biraz daha büyüyoruz, biraz daha eskiyor ömür, biraz daha değişiyor her şey. Sende büyüdün kocaman oldun meleğim. Ama hala daha dün gibi gözlerimin önünde ilk adımların. Seni çok seven annen. Yeni yılımız kutlu olsun güzel kızım.

 Yaşamı seviyor musun? Öyleyse zamanı harcama, çünkü yaşamın yapıldığı madde zamandır. 2021 yılının her anını dolu dolu yaşaman ve mutlu olman dileklerimle..

 İlk aşk başkadır derler, gerçekten de öyle sevgilim. Seninle açtığım gözlerimi seninle kapatabilmek dileği ile. Yeni yılımız kutlu olsun.

 Gül için dikene razı olur musunuz, yoksa dikeni de gülü de red mi edersiniz? Yeni yıllarda güllerle dolu günlerin dikenleri sizi düşmanları koruyan çitler olsun. Mutlu Yıllar!!

  Zamanı yapamayacağımızı şeyleri istemekle geçirdiğimiz söylenir. Oysa gücümüz tüm zamanları zorlar. Yeter ki kendimize ve dostlarımızın gücüne inanalım. Yeni yılda inancımızı pekiştirmemiz ve mutlu olmamız dileklerimle..

 Hayatımda tanıdığım ilk erkek ilk kahramanım sen oldun. Her anıma tanık, mutluluğuma ortak oldun. Yeni yılda da nice mutlulukları paylaşmak dileği ile. Yeni yılımız kutlu olsun babacığım.

 Hepimizin tüm ilgisi gelecek olmalıdır, çünkü yaşamımızın geri kalanını orada geçireceğiz. 2021 yılı geleceğimize atacağımız ilk adımdır. Tüm adımlarımızın sağlam olması dileğiyle nice mutlu yıllar dilerim..

 Anneciğim, sen benim hayatımda sahip olduğum en önemli değersin. En büyük aşk sende gizli. Senin karşılıksız sevgin, benim için yıllar yılı verdiğin mücadeleyi hiç unutmadım. Yeni yıl bizim olsun. Seni çok seviyorum.

 Mutlu insan sevgisine ve kendine güvenendir. Sevgi bütün kapıları açar... Yeni yılda sevgi dolu günler dilerim... Mutlu yıllar...


Her Yeni Yıl, yeni tazelenen umutların, çoğalan sevgilerin habercisidir. 2021 yılı da böyle olsun ama hep güzel olsun.. Nice Yıllara..

 Nice aşk yıllara meydan okudu nicesini silip götürdü. İnatla yıllara meydan okuduk. Bu yıla da inatla aşkımızı kazıyacağız. Seni Seviyorum sevgilim. Birlikte nice yeni yıllara.

 Sahip olduklarımızla yaşamayı öğrenmek bir süreç, bir katılım, yani yaşamımızın yoğrulmasıdır. Gelecek yıllar varlığımızı zenginleştirecek. Yeni yıl ilk adım.. Nice yıllar, mutlu yıllar..

 Yelkovan akrebe meydan okurken zaman hızla geçerken geriye unutulmamış dostluklar kalır. İyi ki dostumsun. Yeni yılın kutlu olsun.

 En büyük zaman hırsızı, yaşadığımız kararsızlıktır. 2021 yılı tüm kararlarımızın gerçekleşmesi ve mutluluğu getirmesi dileğiyle, nice mutlu yarınlara..

 Onca yıl geçti sevgilim, her yeni yıl bir şeyler getirdi bir şeyler götürdü bizden, ama yılların bana en büyük getirisi her zaman sen oldun. İyi ki varsın yeni yılımız kutlu olsun!

 Yaşamın kaynağı sevgi ise sevgi bir tutku, tutku bir amaç, amaç bir şeyleri birileriyle paylaşmaksa, paylaşmak dostluk, dostluk hatırlamaksa eğer hep aklımdasınız! Yeni yılda da dostluğumuzun daha da pekişmesi ve ebedi olması dileğimle daha nice mutlu yıllar!

 Önümüzdeki yıl arzuladığınız her şeyi ile mübarek olmasını ve hayırlı geçmesini dileyerek Yeni Yılınız Kutlu Olsun!

 Yeni Mevsim mutluluk ve sevinç ile kalp dolduran bir yeni yıl için en iyi dileklerimle Yeni Yılınız Kutlu Olsun!

Her yeni yıl bir başka güzel.. 2021 yeni yılınız sizlere hayatınız boyunca unutamayacağız güzellikler yaşatsın. Yeni yılınız kutlu olsun.

 Sevgi bestesinin tınılarını yüreğinizde hissedeceğiniz, ümitlerinizin dostluklarla pekişeceği, gülücüklerinizin hiç bitmeyeceği, sevgi, huzur ve barış dolu bir yıl dileğiyle…

 Baharda gelinciklerin en güzel başlangıçları müjdelemesi gibi yeni yılda da tüm güzellikler sizinle olsun. Mutlu ve sağlıklı yıllar!

 Yeni yılın kellere saç, hastalara ilaç, züğürde para, sıvacıya mala, işsize iş, dişsize diş, olmayana çocuk, üşüyene gocuk, kolaya buz, yemeğe tuz, nazar değmişe hoca, evde kalmışa koca, dırdırcıya akıl, onu çekene sabır vermesini dilerim. Mutlu yıllar.

 Bembeyaz yağan kar, ne yaşanmışsa yaşansın örter geçmişin hatalarını... Yeni bir gelecek sunar bize ve yeni bir başlangıç... Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk getirmesi dileğiyle yeni yılınızı kutlarım. Her şey gönlünüzce olsun!

 Değişmez kural, değişmez kuralın olmayacağıdır. Yeni yılın en mutlu değişimlerle başarı, sağlık ve bol paralar getirmesi dileğiyle.

 Herkes bir başkasına yardım etseydi, herkesin işi yapılmış olur. Yeni yıl paylaşımlarımızın yılı olsun. Mutluluk, esenlik ve sevinçler getirsin. Mutlu yıllar dilerim.

 Ho ho ho! Mutlu yıllar! Yepyeni bir yıla sevgiyle, sevenlerinle, sevdiklerinle merhaba de?

corona,covid19,yeni yıl mesajları,yılbaşı mesajları,resimli yeni yıl mesajları,yılbaşı,yılbaşı kutlama mesajları,en güzel yeni yıl mesajları,yeni yıl mesajları 2021,

MAHZUNİ ŞERİF'İN HAYATI VE TÜRKÜLERİ

14 Aralık 2020 Pazartesi / No Comments
türkü sözleri, mahzuni şerif kimdir, mahzuni şerif hayatı kısa, mahzuni şerif şiirleri, mahzuni şerif sözler, mahzuni şerif türkü sözleri, mahzuni şerif türküleri, mahzuni şerif mezarı,

MAHZUNİ ŞERİF KİMDİR?

Asıl ismiyle Şerif Cırık, mahlasıyla Âşık Mahzunî Şerif, 1940'ın başlarında Kahramanmaraş iline bağlı Afşin'in Berçenek Köyünde doğar. İleride 'Pir Sultanların' ölümsüzlüğünün en büyük kanıtlarından biri olacaktır.

1956 yılında Berçenek'e gelen ilk okuldan mezun olur. Berçenek'in okulsuz yıllarında, Elbistan'ın Alembey Köyü'nde, Lütfü Efendi Medresesinde Kur'an eğitimi almış, Eski Türkçe okumuş ve yazmıştır.

1957 yılında Mersin Astsubay Okulu'na gider. 17 yaşındayken babasının zoruyla dayısının kızı Emine ile evlenir. Bu evlilikten bir kızı olsa da Mahzuni bu evliliği bir mektupla bitirir.

1960 yılında Ankara Ordu Donatım Teknik Okulu' nu başarıyla bitirir. Başarısının gereği Kuleli Askeri Lisesi'ni aynı yıllarda hak etmesine karşılık, toplumculuğa ve halk edebiyatına gönül verdiği ve Alevi olduğu için ordudan ihraç edilir.

1961'de Ankara'da İtalyan asıllı Sovina (Suna) isimli bir kızla tanışır. Bu evlilikten Züleyha, Emrah, Ferhat adlı üç çocuğu olur. Bu yıldan itibaren, sevip gönül verdiği yoldan giderek, yüzlerce plak ve kaset yapar. Hakkında yazılan ve yazdığı kitaplar uluslararası edebi tartışmalara konu olur.

1971'de Mahzuni üçüncü eşi Fatma Hanım'ı görür beğenir sever ve evlenir. Bu evliliklerinden Derya, Ali, Şeyda ve Yetiş adlı dört çocukları olur. Aynı yıl gerçekleşen askerî darbeden sonra kurulan Nihat Erim hükümeti nin Deniz Gezmiş ve Arkadaşlarına kıymasına dayanamayıp 'Erim Erim Eriyesin' türküsünü patlatmasından dolayı hemen tutuklanıp dört ay cezaya çarptırılır. Tahliye olur ve yeniden tutuklanır.

1972'de Gaziantep'deki evi kundaklandı. Ozanmız'ın tüm ödülleri ve arşivinin yandığı söyleniyor.

1973 yılında halkı suça teşvik etmekten tutuklanır. Ankara'da Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılanır.

1962 - 1988 sürecinde defalarca saldırıya uğrar, evi yakılır, mahkemelik olur, tutuklanır, hapse atılır, dövülür, dişleri sökülür...

1989 -1991 yılları arasında 'Halk Ozanları Derneği' genel başkanlığını yapmıştır.
1997 yılının haziran ayında Almanya'da beyin kanaması geçirip, Almanya'nın Ulm Şehrinde tedavi görür.

1998 yılında, 58 kaset sahibi olan Ozanımız, dünyanın yaşayan üç büyük ozanı arasında birinci sırayı aldı.

Bir çok yabancı ülkede deyişleri değişik dillerde okunmuştur. Tüm türkülerinin yer aldığı 8 kitabı bulunan Ozanımız'ın, Bektaşı Kültürünün ve Anadolu Ezgilerinin dünyaya tanıtılmasında önemli bir rol üstlenmiştir.

2001 yılının başlarında rahatsızlanarak, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle, JFK Hospital'da yoğun bakım altına alındı. Mayıs ayında, günümüzün Pir Sultan'ı Âşık Mahzunî Şerif, bir kez daha ölümü yenmeyi başardı. Ve aynı yılın kasım ayında kendisine, ''Elhamdülüllah Kızılbaşım ve Laikim. Ben değil yedi sülalem kızılbaştır. Bir suç varsa oda dedemdedir! " dediği için, DGM tarafından dava açıldı. Duruşma 27. 12. 2001 tarihinde DGM'de yapıldı.

Halk şiirine ve türkülerine ömrünü veren Âşık Mahzuni, 62 yıllık ömrüne; 453 plak, 58 kaset ve yayınlanmış 8 kitap sığdırmıştır. Ayrıca TRT tarafından hazırlanmış iki belgeseli vardır.

2002 Mayıs ayının 17'si Mahzuni Severler için kara bir gün oldu. Evli, sekiz çocuk, dört torun sahibi olan Değerli Ozanımız 62 yaşında Almanya'nın Köln Şehrinde hayata gözlerini yumdu. Şu an son ikâmetgâhı olan Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde bulunan Hacı Bektaş Veli Külliyesi'nin yakınındaki Çilehane adı verilen bölgede huzur içinde yatıyor.

TÜRKÜ SÖZLERİ

İŞTE GİDİYORUM

İşte gidiyorum çeşmi siyahım
Önümüze dağlar sıralansa da
Sermayem derdimdir servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansa da
Haydi dolaşalım yüce dağlarda
Dost beni bıraktı ah ile zarda
Ötmek istiyorum viran bağlarda
Ayağıma cennet kiralansa da
Bağladım canımı zülfün teline
Sen beni bıraktın elin dilinde
Güldün Mahzuni'nin berbat haline
Mervan'ın elinde parelense de
*
BAYRAM GÜNÜ

Bahar kış ile barışır
Güller biter bayram günü
Küskünler hak'ka varışır
Kinler biter bayram günü
İnsanın kökü derinde
Hak'kı vardır bir yerinde
Baykuşun bozgun dilinde
Bülbül öter bayram günü
Şu bizim köyler bucaklar
Bayramda dostu kucaklar
Hak'ka bakan kör ocaklar
Yanar tüter bayram günü
Der Mahzuni ahu zarım
Ahu zarım benim kârım
Hey bana küsen dostlarım
Artık yeter bayram günü
*
SAVULSUN GİTSİN

Ambargo mambargo dinleme gardaş
Gelin Amerika kovulsun gitsin
Üsleri müsleri çıksın burdan
Kendi toprağına savulsun gitsin
Bu herifler senden alır haşhaşı
Morfin eder sana açar savaşı
Boşuna vurmadan gardaş gardaşı
Bir bayram davulu çalınsın gitsin
Elin gavurunu boşa çagırma
Evdeki dövüşü ele duyurma
Seni senden, beni benden ayırma
Böyle bir memleket öğünsün gitsin
Bu topraklar bizimdir bizim olacak
Amerika bela buldu bulacak
Mahzuni bağımsız şehit kalacak
Yeter ki Türkiye'm dev olsun gitsin.
*
BULDUĞU ZAMAN

Gökte yıldız yerde ışık görülmez
Güneş doğup gündüz olduğu zaman
İnsanoğlu ara yerde sürünmez
Baş koyacak yastık bulduğu zaman
Çalışmadan yetim hakkını yeme
O kül kafan ile bilirim deme
Dağılır ordular, kalkar mahkeme
İnsanlık kavgasız kaldığı zaman
Bak ne hale koydun garip başımı
Zehir ettin ekmek ile aşımı
Boşa süslemeyin mezar taşımı
Mahzuni Şerif' im öldüğü zaman
*
ZALİMİN ZULMÜ VARSA

Karamanın koyunu
sonra çıkar oyunu
Ben artık seyredemem
devrilesi boyunu
Zalımın zulmü varsa
mazlumun allahı var
Ahım seni kül eder
vallahi billahi yar
At ölür meydan kalır
yiğit ölür şan kalır
Kör olası dünyada
can gider zaman kalır
Mahzuni bu rıhtıma
yanaşıyor son gemi
Düşenin dostu olmaz
bunu unutma emi
*
YORGUNUM BUGÜN

Ey doktor çekil başımdan
Gönlümden yorgunum bugün
O yar bana inanmıyor
Dargınım bugün, dargınım bugün
Geçen günüm aylar gibi
Eğilmişim yaylar gibi
Coşup giden çaylar gibi
Durgunum bugün, durgunum bugün
Bu yol gider vara vara
Etrafını yara yara
Eski sevdigim dostlara
Kırgınım bugün, kırgınım bugün
Der Mahzuni bile bile
Taşa tutu beni hile
Aşık oldum azraile
Vurgunum bugün, vugunum bugün.
*
CANANIM

Bana yücelerden seyreden dilber
Siyah kirpiklerin ok mu cananım
İnsaf et yüzünü yüzüme dönder
Istırabın sonu yok mu cananım
Gönül sevdi benim günahım nedir
Yandım ateşine bunca senedir
Mecnun'un derdinden derdim fenadır
Bu derdin dermanı yok mu cananım
Bu dünya misaldir çatısız hana
Ebedi kalmadı şah'a sultan'a
Deryanın içinde bir damla bana
Bu da Mahzuni 'ye çok mu cananım.
*
AĞLAMA

Kader böyle imiş böyle yazılmış
Gidiyorum kara gözlüm ağlama
Mezarımız gurbet ele kazılmış
Gidiyorum dudu dilim ağlama
Ceylan bakışını üzme boşuna
Kurbanlar olayım gözün yaşına
Keder yakışmıyor hilal kaşına
Gidiyorum kara gözlüm ağlama
Emanet eyledim benli kuzumu
Arkalarda koyma benim gözümü
Getir ver çalayım kırık sazımı
Gidiyorum kara gözlüm ağlama
Mahzuni Şerif 'im yollar göründü
Garip başım dertten derde büründü
Fadime'm duvağın yerde süründü
Gidiyorum kara gözlüm ağlama.
*
EFENDİM (Güzel Dostum)

Güzel dostum aramızda senlik benlik olur mu
Neden gönlüm sarayını tarumar ettin böyle
Bilirsin ki viranede hanedanlık olur mu
Bir nefes alayım derken, bin zarar ettim böyle
Aman aman aman güzel efendim
İkrarım sana bağlıdır efendim
Nefsim gitti sonbahara ulaştı
Seller suskun bağlar gazel efendim
Her baharda boz bulanıp, coşup coşup çağladın
Geçemedim sellerinden yollarımı bağladın
Diyarı gurbete saldın, ardım sıra ağladın
Figanı figana katıp, ahuzar ettin böyle
Aman aman aman güzel efendim
İkrarım sana bağlıdır efendim
Nefsim gitti sonbahara ulaştı
Seller suskun bağlar gazel efendim
Hey Mahzuni sevdiğimin sözünü ferman gördüm
Kuru çöllerde dolaştım, susuz değirmen gördüm
Ayaklarına yüz sürdüm, elinden derman gördüm
Kaldırıp vurdun sineme, zülfükar ettin böyle
Aman aman aman güzel efendim
İkrarım sana bağlıdır efendim
Nefsim gitti sonbahara ulaştı
Seller suskun bağlar gazel efendi
*
BARIŞAK

Ömrümün serdar'ı gönlümün şah'ı
Sana bu günlerde noldu barışak
Gönderme ardımdan ahu imamı
Bahar geldi bayram oldu barışak
Ben giderim gönül senden gitmiyor
Kuru çöl'de mavi sümbül bitmiyor
Küsenlere mevlam yardım etmiyor
Ömür bitti çile doldu barışak
Kara zülüflerin dökmüş kaşına
Ben seni sevmedim boşu boşuna
Gücenmek günahtır mezar taşına
Farzet ki Mahzuni öldü barışak
GERİ DÖN
Düşündükçe kan ağlıyor gözlerim
Onbeşinde bahar günüm geri dön
Birbirini tutmaz oldu sözlerim
Nerdesin pirim benim geri dön
Göçüm kalkmış Acemistan hoyunda
Sülalem sulanmış Dersim soyunda
Dünyaya gelmiştik Zeynel soyunda
Hemen gitme tatlı canım geri dön
Varıp gidip Elbistana karışsam
Ben kimim ki Yaradanla yarışam
Mahzuni'yem kırdım isem barışam
Yandı Kerem Aslı Hanım geri dön
*
ÇEKER GİDERİM

Ben de bir peygamber olmuş olsaydım
Birlik tohumunu eker giderdim
Önce yasaklardım kula kulluğu
İnsan Hak'tır deyip çeker giderdim
Bakmazdım zalimin gözü yaşına
Sabıra bağlamazdım boşu boşuna
İtikat etmezdim mezar taşına
Taş yerine çiçek eker giderdim
İnsan olduğu yön kıbledir bana
Ben böyle inandım çünkü insana
Çok sebeptir diye kavgaya kana
Bütün hududları söker giderdim
Cehalet insana pusudur pusu
Kolay bilinmiyor işin doğrusu
Hocam çekmeseydi ahret korkusu
Dünyaya bal gelir şeker giderdim
Mahzuni hüner yok şah'ın tacında
Aşk yanamaz cehennemin sacında
Son isim isterse dar ağacında
İnsan der boynumu büker giderdim.
*
DERMANIM MI VAR

Ben de şu dünyanın nesini sevem
Ovada savrulan harmanım mı var
Çıkıp seyran edem hangi yaylayı
He deyip kalkacak dermanım mı var
Anlamaz da garip gönlüm anlamaz
Mazlum öldürünce yiğit şanlanmaz
Ağardı saçlarım sözüm dinlenmez
Benim padişahtan fermanım mı var
Pare pare etti hakim yaramı
Şaşırdım dünyamı ak mı kara mı
Der Mahzuni neyim alır harami
Benim soyulacak kervanım mı var.
*
DOKUNMA KEYFİNE

Dokunma keyfine yalan dünya'nın
İpini eline dolamış gider
Gözlerinin yaşı bana gizlidir
Dertliyi dertsizi sulamış gider
Kimi hızlı gider uzun yol tutar
Kimi altın satar kimi pul yutar
Kimi soğan bulmaz kimi bal yutar
Kimi parmağını yalamış gider
Mahzuni bu nasıl yazı Mahzuni
Bazen Şerif olur Bazı Mahzuni
Yurdunda anasız kuzu Mahzuni
İnsanlık ardından melemiş gider
*
VEYSEL'E MEKTUP

Sen bu bahçelerden çok gelip geçtin
Dostlar seni unutur mu Veysel'im
Arılarla çiçeklerde inleştin
Dostlar seni unutur mu Veysel'im
Ne haktan incindin ne de incittin
Taş ile geleni gül ile ittin
Koyunu kurdunan güderek gittin
Dostlar seni unutur mu Veysel'im
Hak nurunu insanlarda aradın
Sabrı tarif ettin derde yaradın
Gönüllerde kaldın gözden ıradın
Dostlar seni unutur mu Veysel'im
Dopdoluydun gezdim dedin beyhuda
Bin göz vermiş sana Cenabı Hüda
Sen dostları unutmadın dünyada
Dostlar seni unutur mu Veysel'im
Kuru laf etmedin Mahzuni gibi
Gözünde berraktı deryanın dibi
Mustafa Kemal'in gerçek talibi
Dostlar seni unutur mu Veysel'im
*
VASİYETİM

Ben Ölünce sevenlerim toplansın
Ağlamayıp benim sesim çalsınlar
Dualar etsinler kendi dilimden
Gökyüzüne kızıl ışık salsınlar
Ankarada yüklesinler dengimi
Berçenekte başlatmıştım cengimi
Nevşehire taşısınlar rengimi
Hacı Bektaşı şeyhine dalsınlar
İnanarak gittim yüce Allaha
Hüseyinle düştüm ah ile vaha
Yanlış imam elin vurmasın daha
Bir seyitle namazımı kılsınlar
Üstüme 'Bir Ozan Bektaşı' yazın
Ama yazıları derince kazın
Çekem diye şu beş taşın ayazın
Ara sıra kışın beni bulsunlar
İki fidan dikin selviden olsun
Cemler yapılırken yüreğim dolsun
Bir de bostan yapın altında kalsın
At yolcular karpuz kelek alsınlar
Yakın kaldı, yakın kaldı zamanım
İşte gidiyorum kaşı kemanım
Benim sevgiydi dinim imanım
Sevenlerim beni böyle bilsinler
Can taşıyan canlı mutlaka ölür
Değişir dünyadan başka şey gelir
Benim kim olduğum yavrular bilir
Ehlibeyt dünyası sahip olsunlar
Mahzuni asalet sözüne doydum
İnsanlık adına serimi koydum
Ben Ali'yi sevdim, Ali oğluydum
Bütün sevenlerim hoşça kalsınlar.


Bu yazı, türkü sözleri, mahzuni şerif, mahzuni şerif kimdir, mahzuni şerif hayatı kısa, mahzuni şerif şiirleri, mahzuni şerif sözler, mahzuni şerif türkü sözleri, mahzuni şerif türküleri, mahzuni şerif mezarı, ile ilgilidir.

ŞEHİTLİK VE GAZİLİK

/ No Comments
şehitlik ve gazilik nedir, gaziler günü mesajları, şehitliğin faziletleri, islamda şehitlik ve gazilik, kuranda şehit ve gazi, şehitlik sözleri, gazilik sözleri, şehit ve gazi ilgili ayetler,


ŞEHİTLİK VE GAZİLİK 

AYET : BAKARA SURESİ – 154. AYET

وَلاَ تَقُولُواْ لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبيلِ اللّهِ أَمْوَاتٌ بَلْ أَحْيَاء وَلَكِن لاَّ تَشْعُرُونَ: 

MEALİ :

     “Allah yolunda öldürülenlere (şehitlere) ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler fakat siz onu anlayamazsınız.”  

     İnsan çalışarak pek çok rütbe ve unvanlar elde eder. Bu rütbelerin başında hiç şüphe yok ki, şehitlik ve gazilik gelir. Çünkü bu rütbeler hayat karşılığında elde edilmekte ve inanç sayesinde kazanılmaktadır. Hem Hak katında ve hem de halk yanında şehadet mertebesine yükselmek, büyük bir mazhariyettir.

     Şehit, Allah’ın huzurunda diri olarak hazır bulunup, rızıklandırılacağı ve cennete gireceğine şehadet olunduğu için bu adı almıştır.

     Gazi ise, Allah yolunda ve vatan uğrunda savaştığı ve şehit olmayı arzu ettiği halde ölmeyip, sağ kalan kimseye verilen addır. Gazi de şehit olmak ve bu mertebeye yükselmek için savaştığından dolayı o da şehitler derecesindedir. Hatta Peygamberimiz (s.a.v): “Bir kimse Allah yolunda şehit olmayı can-u gönülden isterse, yatağında ölse dahi Allah onu şehitler derecesine ulaştırır.” buyurmuştur.

ŞEHİTLİĞİN FAZİLETLERİ

     İnsan niçin şehit veya gazi olmayı ister? Çünkü başka bir çaba ile bu rütbelere erişemez de ondan. Bu rütbeler canı feda etme karşılığında elde edilir.

     Peygamberimiz (s.a.v)’e bir adam sordu: “Ey Allah'ın Resulü, bana, savaşa denk olan bir amel göster?” Peygamberimiz (s.a.v): “Buna denk bir amel bulamıyorum.” buyurdu. Sonra da:“ Savaşçı savaşa çıktığı zaman, camiye kapanır durmadan ve usanmadan namaz kılmaya ve ara vermeden oruç tutmaya gücünüz yeter mi?” buyurdu. Bunun üzerine adam: “Buna kimin gücü yeter, ey Allah'ın Resulü?” dedi.

     Kur’an-ı Kerim şöyle buyuruyor:

أَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَالْحَاجِّ وَعِمَارَةَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ كَمَنْ آمَنَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ

وَجَاهَدَ فِي سَبِيلِ اللّهِ لاَ يَسْتَوُونَ عِندَ اللّهِ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ: 

     “Siz, hacılara su dağıtma ve Mescid-i Haram’ı (Kâbe’yi) onarma işiyle, Allah’a ve ahiret gününe iman edip Allah yolunda savaşanların yaptığı işi bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında eşit olamazlar.”  (TEVBE SURESİ – 19. AYET)

     Bu ayet-i kerime'nin nazil olması ile ilgili “Müslim”de şu rivayet yer almaktadır:

     Numan b. Beşir (r.a) adındaki sahabi şöyle demiştir:“Ben Peygamberimiz (s.a.v)’in minberi yanında idim. Bir adam bana:“Ben Müslüman olduktan sonra hacılara sakalık etmem hariç, hiç bir emel yapmasam gam yemem.” dedi. Bir başkası da: “Ben Kâbe'yi onarsam da başka hiçbir amel yapmasam aldırış etmem.” dedi. Bir diğeri de: “Allah yolunda savaşmak, bu sizin söylediklerinizden daha faziletlidir.” dedi. Bu bir cuma günü idi. Bunları dinleyen Hz. Ömer (r.a): “Susun, Peygamber (SAV)’in minberi yanında böyle sesinizi yükseltmeyin. Ben cumayı kıldıktan sonra konuyu Peygamberimiz (s.a.v)’den sorup öğrenirim.” dedi. Allah Teâlâ da bu ayeti indirdi (ve onların sözünü ettikleri amellerden hiçbirinin Allah yolunda savaşmakla aynı olmadığını bildirdi.)”

     Özürsüz olarak evinde oturup herhangi bir ameli yapan kimseler ile Allah yolunda savaşanların Allah katındaki dereceleri itibariyle eşit olmadıklarını bildiren bir başka ayet-i kerime de şöyledir:

لاَّ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ غَيْرُ أُوْلِي الضَّرَرِ وَالْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فَضَّلَ اللّهُ الْمُجَاهِدِينَ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ عَلَى الْقَاعِدِينَ دَرَجَةً وَكُـلاًّ وَعَدَ اللّهُ الْحُسْنَى وَفَضَّلَ اللّهُ الْمُجَاهِدِينَ عَلَى الْقَاعِدِينَ أَجْراً عَظِيماً:دَرَجَاتٍ مِّنْهُ وَمَغْفِرَةًوَرَحْمَةً وَكَانَ اللّهُ غَفُوراً رَّحِيماً: 

     “Müminlerden özür sahibi olanlar dışında oturanlarla, malları ve canları ile Allah yolunda savaşanlar bir olmaz. Allah, malları ve canları ile savaşanları, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi Allah hepsine cennet va’detmiştir, ama savaşanları, oturanlardan pek büyük ecirle üstün kılmıştır.” 
(NİSA SURESİ – 95–96. AYETLER)

     Evet, insan niçin şehit olmak ister? Çünkü Allah şehâdet mertebesine yükselene cenneti va’dediyor. Kur’an-ı Kerim şöyle buyuruyor:

إِنَّ اللّهَ اشْتَرَى مِنَ الْمُؤْمِنِينَ أَنفُسَهُمْ وَأَمْوَالَهُم بِأَنَّ لَهُمُ الجَنَّةَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْداً عَلَيْهِ حَقّاً فِي التَّوْرَاةِ وَالإِنجِيلِ وَالْقُرْآنِ وَمَنْ أَوْفَى بِعَهْدِهِ مِنَ اللّهِ فَاسْتَبْشِرُواْبِبَيْعِكُمُ الَّذِي بَايَعْتُم بِهِ وَذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ: 

     “Allah müminlerden mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. (Bu),Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da Allah üzerine hak bir va’ddır. Allah’tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır? O halde O’nunla yapmış olduğunuz bu alışverişinizden dolayı sevinin. İşte bu, büyük bir kazançtır.”  
(TEVBE SURESİ – 111. AYET)

     Bir adam Peygamberimiz (SAV)’e:“Ey Allah'ın Resulü, Allah yolunda öldürülürsem yerim neresidir?” diye sordu. Peygamberimiz (s.a.v): “Cennettedir.” buyurdu. Adam, yemekte olduğu elindeki hurmaları bırakıp savaşa girdi ve sonunda şehit oldu.”

     Müslüman Türk’ü zaferden zafere koşturan ve tarih sayfalarını kahramanlık destanları ile süsleten, Allah’ın hak olan vadine ermek ve O’nun şehitler için hazırladığı mükâfata mazhar olma arzu ve isteğidir.

     İslam için ve Müslümanlar için büyük bir felaket olan Haçlı ordularını bu ruh ve heyecanla durdurmuş, 1071 tarihinden itibaren Anadolu’yu Müslüman Türk’e anavatan yapmış, 1453’de İstanbul’un fethiyle Bizans imparatorluğunu yıkarak orta çağı kapatıp yeniçağı açmış, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar Meydan Savaşını kazanarak ülkeyi düşmandan temizlemiştir. Yakın tarihte 1974’de yine bu ruh ile Mehmetçik Kıbrıs’ta savaşmış, soydaş ve kardeşlerini Yunan mezaliminden kurtarmıştır.

     İnsan niçin şehit olmak ister? Çünkü Cenab-ı Hak, şehitlerin ölü değil, diri olduklarını ve O’nun tarafından rızıklandırıldıklarını bildiriyor. İnsan, ancak ölmekle bu mertebeye yükseldiği halde Cenab-ı Hak onların ölü değil bizim anlayamayacağımız bir hayat ile diri olduklarını bildiriyor, şöyle buyuruyor:

وَلاَ تَقُولُواْ لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبيلِ اللّهِ أَمْوَاتٌ بَلْ أَحْيَاء وَلَكِن لاَّ تَشْعُرُونَ: 

     “Allah yolunda öldürülenlere (şehitlere) ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler fakat siz onu anlayamazsınız.”  (BAKARA SURESİ – 154. AYET)

     Başka bir ayette şöyle buyruluyor:

وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ أَمْوَاتاً بَلْ أَحْيَاء عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ:فَرِحِينَ بِمَا آتَاهُمُ اللّهُ مِن فَضْلِهِ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِالَّذِينَ لَمْ يَلْحَقُواْبِهِم مِّنْ خَلْفِهِمْ أَلاَّ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ:

     “Allah yolunda öldürülenleri (şehitleri) sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Allah’ın Lütuf ve kereminden kendilerine verdikleriyle sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiç bir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duyurmaktadır.”  (ALİ-İMRAN SURESİ – 169–170. AYETLER)

     Sevgili Peygamberimiz  (s.a.v),şehitliğin derecesiyle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:

     “Hiç kimse cennete girdikten sonra - bütün dünyaya sahip olsa bile tekrar dünyaya dönmek istemez. Yalnız şehitler, keramet (ve erdikleri nimetler) sebebiyle dünyaya dönüp on defa şehit olmayı arzu ederler.”

     Bizzat Peygamberimiz (s.a.v), bir defa değil birkaç defa şehit olmayı istemiş ve şöyle buyurmuştur:

     “Ruhumu kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp öldürülmemi, sonra tekrar dirilip savaşarak tekrar öldürülmemi, yine dirilip savaşta öldürülmemi arzu ederim.”

     Şehitlik olmadan vatan olmaz. Evet, vatan bir toprak parçasıdır, ama her toprak parçası vatan değildir. Vatan, uğruna şehitlerin kan akıttıkları toprak parçasıdır. “Toprak, eğer uğruna ölen varsa vatandır.” sözü, ne güzel bir sözdür.

     Bugün sahip olduğumuz bu cennet vatan kahraman atalarımızın her karışını kanları ile sulayarak bize emanet ettikleri topraklardır. Şair güzel söylemiş:

     “Ecdadını zannetme asırlarca uyurdu,

      Nerden bulacaktın o zaman eldeki yurdu.”

     Vatan, bir Müslüman’ın her şeyidir. Çünkü din, namus, şeref ve bağımsızlık gibi kutsal değerler ancak vatan sayesinde korunabilir. Bunun için atalarımız vatanımız için her fedakârlıkta bulunmuşlar, kanlarını akıtarak onu düşmana teslim etmemişlerdir.

     Allah'a ve O’nun Peygamberi (SAV)’e imandan sonra, insanı en çok Allah’a yaklaştıran amel, hiç şüphe yok ki Allah yolunda savaşmaktır.

     Ebû Zerr (r.a) diyor ki: “Peygamberimiz (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Resulü, hangi amel daha faziletlidir?” diye sordum. Peygamberimiz (s.a.v): “Allah’a iman etmek ve O’nun yolunda savaşmaktır.” buyurdu.

ŞEHİTLER ÜÇ KISIMDIR

     “Şehit” denilince, Allah yolunda ve vatan uğrunda canını feda eden kimse akla gelir. Esasen şehit, genelde bu anlamda kullanılır. Bununla beraber başka şekillerde ölenlerden şehit olanlar da vardır. Ayrıca bazı şehitler vardır ki, onlara uygulanan hükümler diğer şehitlere uygulanmaz. Bunun için İslâm âlimleri şehitleri, kendilerine uygulanan dünya hükümleri ve Allah katındaki durumları itibariyle üç kısma ayırmışlardır.

     1-) HEM DÜNYA VE HEM DE AHİRET BAKIMINDAN ŞEHİT OLANLAR

     Bunlar;

a-) Savaşta gayr-ı Müslimlerle veya eşkıya ve yol kesicilerle yapılan çatışma sonunda öldürülmüş olanlar,

b-) Savaş alanında, üzerlerinde öldürülmüş olduklarına dair belirti olduğu halde ölü bulunanlar (üzerlerindeki öldürülme alameti, bunların savaşta öldürülmüş olduğunu gösterir.)

c-) Kendisine haksız yere yapıldığı bilinen bir saldırı sonunda öldürülmüş olan ve bundan dolayı da varislerine diyet olarak bir mal verilmesi gerekmeyen herhangi bir Müslüman,

d-) Malını, canını ve ırzını korurken haksız yere öldürülmüş bulunan kimse. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v):

     “Malını koruma uğrunda öldürülen şehittir. Canını koruma uğrunda öldürülen şehittir. Dinini koruma uğrunda öldürülen şehittir.” buyurmuştur.

     İşte bunlar, hem dünya hükümleri itibariyle hem de ahiret bakımından şehittirler.

     Bu durumdaki şehitler yıkanmaz, üzerlerindeki elbiseler çıkarılmaz, öylece namazları kılınarak gömülürler.

     Şehidin kefeni, üzerindeki elbisesidir. Ancak üzerinde bulunan ve kefen cinsinden olmayan palto ve ayakkabı gibi şeyler çıkarılır. Üzerindeki elbisesi, örtülmesi gereken yerlere eksik gelirse, tamamlanır.

     2-) AHİRET ŞEHİDİ

     “Ahiret Şehidi” kime diyoruz ve bu adı niçin veriyoruz? Ahiret şehidi, düşmanla veya Devlete başkaldıran ve yol kesenlerle yani eşkıya ile savaşırken yaralandıktan sonra hemen ölmeyip; tedavi olan yemek yiyen, su içen veya bir süre uyuyan veyahut savaş alanında ölmeyip başka bir yere nakledildikten sonra ölenlerdir.

     Bunlar, Allah katında şehittir ve şehit mükâfatı alacaklardır. Ancak bunlara dünya hükümleri uygulanmaz. Bunlar, diğer ölüler gibi yıkanır, kefenlenir ve namazları kılınarak defnedilirler.

     Bir hata sonucu öldürülen Müslüman da ahiret şehididir.

     Ayrıca boğularak, yanarak, bir yıkıntı altında kalarak ölenler ile aile ve çocuklarının geçimini sağlamak için helâl yoldan çalışıp kazanırken ölen kimseler ve ilim yolunda ölenler de ahiret şehidi sayılır. Nitekim Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

     “Şehitler beştir: Vebadan ishalden ölenler, suda boğulanlar, duvar ve toprak altında kalıp ölenler ve Allah yolunda şehit düşenler.”

     3-) DÜNYA ŞEHİDİ

     Bu, inanmadığı halde Müslüman görünen ve Müslümanların yanında savaşırken öldürülen kimsedir. Bu da şehit sayılır, yıkanmadan namazı kılınarak elbisesiyle gömülür. Ancak, inancı olmadığı ve yalnız dünya ile ilgili amaçlar için savaşarak öldürüldüğünden -dünya hükümleri bakımından şehit sayılır ise de- Allah katında şehit değildir.

     Burada önemli olan iki hususa işaret etmekte yarar vardır.

BİRİNCİSİ: Yapılan işler kişinin niyetine bağlı olarak değerlendirilir. Nitekim Peygamberimiz Efendimiz  (s.a.v),bu konuda şöyle buyurmuştur:

     “Ameller ancak niyetlere göre değerlenir. Herkese ancak niyet ettiği şey vardır.”

İKİNCİSİ: Hiç kimsenin iç dünyası bilinemeyeceği için bu şehidin durumu kendisiyle Allah arasında olan bir husustur. Çünkü bir kimsenin içinde neyi sakladığı ve ne amaçla savaştığını ancak Allah ile kendisi bilir. Bu itibarla, bir kimsenin bazı davranışlarına bakarak o kimse hakkında -içinde sakladığı ile ilgili- kesin bir şey söylemek doğru değildir. Aksi takdirde insan yanılır ve bu yüzden günaha girmiş olur.

     Bu noktada şu Hadis-i Şerifi hatırlamakta yarar vardır.

     Ebû Musa (r.a) diyor ki: “Bir Bedevî Peygamberimiz (s.a.v)’e gelerek: “Ey Allah’ın Resulü, adam var ki, ganimet elde etmek için savaşır, adam var ki şöhret için savaşır. Bunların hangisi Allah yolunda savaşmış olur?” diye sordu. Peygamberimiz (s.a.v): “Allah’ın sözü ve dini üstün olsun diye savaşan kimse Allah yolunda savaşmış olur.” buyurdu.

     İşte şehitlerimiz kanlarını akıtarak bu cennet vatanı bize emanet etmişlerdir. Bize düşen de bu toprakları imar etmek, korumak ve bizden sonraki nesillere devretmektir. Bunu yapmadığımız takdirde hem vatanımıza ve hem de şehitlerimize karışı görevlerimizi yapmamış ve onların ruhlarını incitmiş oluruz.

     Kur’an- Kerim ayet-i kerimeleriyle konumuzu bitirelim. Bu ayet-i kerimelerde, Allah şöyle buyuruyor:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَى تِجَارَةٍ تُنجِيكُم مِّنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ:تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ:يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فِي جَنَّاتِ عَدْنٍ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ:

     “Ey İman edenler, sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi? Allah’a ve Resulüne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda savaşırsınız. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. İşte bu takdirde O, sizin günahlarınızı bağışlar, sizi altından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur.”  (SAFF SURESİ – 10–12. AYETLER)

     Allah şehitlerimize rahmet eylesin, cennetiyle cemaliyle onları şereflendirsin, bizlere de onların yolundan yürümeyi nasip eylesin. Ülkemizi her türlü felâket ve musibetlerden muhafaza buyursun. Aziz milletimize kötü ve karanlık günler göstermesin. Âmin.

ŞEHİT VE GAZİLERLE İLGİLİ MESAJLAR

Gazilik, Türk vatanseverliğinin, Türk kahramanlığının, Türk fedakârlığının yaşayan destanıdır. Gazi ise bu kahramanı yazan destanın adıdır. Gaziler gününüz kutlu ve mübarek olsun
*
Gazi oldum arkadaşlar, Bedel lazımdı ey dostlar, Kutsalları hep korudlura, Bizden önceki gazi ordular...
*
Gazilerimize saygı duyalım, Ölenlerini rahmetle analım, Hayatlarından ibret alalım, Değerlerini anlayalım, Allah için savaştılar, Varlıklarını ortaya koydular, Bu günleri görseydiler, Acaba bize ne derdiler...
*
Her büyük meydan muhare-besinden, her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir âlem (dünya) doğmalıdır, doğar. Yoksa başlı başına bir zafer, boşa gitmiş bir gayret olur.
*
Şehit nurlanmış, Gazi onurlanmış askerdir.
*
Gazi, vatan sevgisinin sembolüdür. Şehit ve Gazi, toprağı vatan; insanı ulus yapan değerlerdir.
*
Vatan için yaşayıp öldünüz; Siz toprağa değil, kalplere gömüldünüz.
*
”Hain pusularla söndürülen yaşamlara her geçen gün yenileri ekleniyor.Acımadan namertçe arkadan uzanıyor katillerin eli gencecik bedenlere.Kıydıkları canların hesabı bu dünyada sorulmasa bile, mahşer de yakalarına yapışacak koskoca bir millet var bu topraklar üzerinde.”
*
Türk Milleti bunun en güzel örneğini Atatürk’ün önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşında yaşamıştır. "Ya istiklal, ya ölüm!" demiştir. Türk tarihi böylesine kahramanlık günleri ile doludur. Gaziler gününüz kutlu olsun.
*
Vatanı uğruna ölümü göze almış kahraman Türk Ordusu, daha sonra dünya barışını korumak için görev almıştır. Gaziler gününüz kutlu olsun.
*
Gazilik, Türk vatanseverliğinin, Türk kahramanlığının, Türk fedakârlığının yaşayan destanıdır. Gazi ise bu kahramanı yazan destanın adıdır. Gaziler gününüz kutlu ve mübarek olsun
*
Gazi oldum arkadaşlar, Bedel lazımdı ey dostlar, Kutsalları hep korudlura, Bizden önceki gazi ordular...
*
Gazilerimize saygı duyalım, Ölenlerini rahmetle analım, Hayatlarından ibret alalım, Değerlerini anlayalım, Allah için savaştılar, Varlıklarını ortaya koydular, Bu günleri görseydiler, Acaba bize ne derdiler...
*
Her büyük meydan muhare-besinden, her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir âlem (dünya) doğmalıdır, doğar. Yoksa başlı başına bir zafer, boşa gitmiş bir gayret olur.
*
Şehit nurlanmış, Gazi onurlanmış askerdir.
*
Gazi, vatan sevgisinin sembolüdür. Şehit ve Gazi, toprağı vatan; insanı ulus yapan değerlerdir.
*
Destanlar yaratan şehit ve gaziler tek tek birer onur abidemizdir. Kahramanlık günlerini şehit ve gazilerimize borçluyuz.
*
Gazi, vatan sevgisinin sembolüdür. Şehit ve Gazi, toprağı vatan; insanı ulus yapan değerlerdir.
*
Gazilik nesiller boyu taşınacak onurdur.
*
Bu ülke için; siz toprağa değil, o güzel kalplere gömüldünüz.
*
Dağda 3-5 koyun sürüsü. Tutturmuş bir kürdistan türküsü. Eline almış bayrak diye bir masa örtüsü. Satsan beş para etmez ne dirisi ne ölüsü. Sen soyu soysuz toprak senin neyine. İte itlik yapıp kafa tutma beyine. Anlasa dediğimi sokaktaki köpek ağῘar haline !
*
Gaziler şanlı tarihimizin ebedi kahramanlarıdır.
*
Gazilik, Türk vatanseverliğinin, Türk kahramanlığının, Türk fedakarlığının yaşayan destanıdır. Gazi ise bu kahramanı yazan destanın adıdır.

Gaziler destansı tarihimizin yaşayan abideleridir.
*
”Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak, eğer uğruna ölen varsa vatandır!”
*
Vatanın bazğımsızlığı bölünmez bütünlüğünü borçlu olduğumuz Gaziler gününe özel hazırladığımız mesajlardan ayrınıtıları takip edebilirsiniz. 19 Eylül Pazartesi günü Gaziler Günü. Siz de yazımızdan en beğenilen resmli mesajları ve sözleri bularak yakın çevrenizde bulunan kahraman gazilere bir kısa mesaj gönderebilirsiniz.


Bu yazı, şehitlik ve gazilik nedir, gaziler günü mesajları, şehitliğin faziletleri, islamda şehitlik ve gazilik, kuranda şehit ve gazi, şehitlik sözleri, gazilik sözleri, şehit ve gazi ilgili ayetler, ile ilgilidir.